Fransa’ya Fransız Kalmamak (1)


Osman Temiz

Osman Temiz

25 Aralık 2018, 16:05

Yukarıdaki başlık, “Yürüyen Büyük Doğu: İBDA” Çağına Fransız Kalmak şeklinde de okunabilir. Bilindiği üzere, Fransa’nın millî sembolü horozdur. Bunun bir “hint” horozu olmadığı çok açık. Her ne kadar Denizli horozunu andırıyor ise de, Denizli horozu olmadığı da çok açık. Galya horozu olarak bilinen horoz daha ziyade, Yahudilerin günahlarını yüklemek üzere başlarının üzerlerinde dolandırıp mezbahaya gönderdikleri beyaz horoza benziyor.

Mânâda aydınlığın habercisi olarak temayüz eden horoz, esas itibariyle, Rönesans- Yeniden Doğuş Hareketi ile birlikte Fransa’nın millî sembolü hâline getirilmiştir. Evveliyatı, Fransa’nın kurucuları olan Galyalılara, daha evveliyatı ise Fokıalılara (Foçalılar) kadar gider.(1) Avrupa’nın Ortaçağ Karanlığına damgasını vuran ve engizisyon kültür ocağı olarak da bilinen Katolik Kilisesinin cenderesinde uzun bir zaman can çekişen Fransa, Rönesans sonrası ayağa kalkan, daha doğrusu Kilisenin akıl almaz uygulamalarına karşı isyan edip “dik duran” bir ülke olarak karşımıza çıkar. Vakti zamanında Fransızların krallık armasında ve paralarının üzerinde kullanılan horoz sembolü, meşhur 1789 Fransız İhtilâli ile birlikte daha bir millîleştirilir. Ancak, Fransız İhtilâli’nin hemen ardından Napolyon, Cumhuriyeti imparatorluğa dönüştürdüğünde, “Horozun bir gücü yok ki, Fransa gibi bir imparatorluğun sembolü olsun!” diyerek, horozu kartalla değiştirir.(2)  Ama Napolyon’un İmparatorluğundan çok kısa bir zaman sonra horoz, tekrardan Fransa’nın millî sembolü hâline gelir veya getirilir.

Büyük Doğu-İBDA külliyatında, Napolyon hakkında, (meâlen), “o bir teorisyen değildi, ama yaptıkları teorinin ta kendisiydi” sözlerine yer verilir. Yani Napolyon’un büyük kumandanlık vasfı takdir edilir. Güce olan tutkusu yüzünden Napolyon’un horozu küçümsediği, kartalı ise yücelttiği düşünülebilir. Ancak, semboller dünyasında horoz, sadece maddî gücün değil, manevî gücün de sembolüdür. Hadîs ile sabit olduğu üzere, “Horoza sövmeyiniz. Çünkü o namaz için uyandırır.”(3)

Önce kısa bir hatırlatma:

Felsefe dünyasında ise horoz, ışık veya güneş, dolayısıyla da aydınlanmanın sembolüdür. Güneş doğarken ötmek suretiyle, güneşin (Baba) gelişini müjdeleyen horoz, güneşin (Baba) sembolüdür; tabiî olarak erildir, yine tabiî olarak ışığın ve aydınlanmanın habercisidir. (Dolayısıyla da aklın sembolüdür). Diğer taraftan, meselâ Orta Çağ’dan çok daha önceleri horoz, Hermes (eski Yunan), Thot (eski Mısır) ve Merkür (eski Roma), dolayısıyla da Hazret-i İdris Âleyhisselâm’a adanmış bir kuş (İbibik, Dağ horozu veya Yaban horozu) olarak bilinir. Hepsinin de görevi aynıdır. Bilgiyi taşır. Yani, ışığı!(4) Fransız Bacon üzerinden mottolaştırılan “Bilgi güçtür” sözünü hatırlamanın tam yeri! Hazret-i Süleyman’ın dünya hâkimiyetinde en büyük yardımcısının Hüdhüd kuşu (yaban horozu(5) veya “dağ horozu”) olduğu düşünülürse ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır. Anadolu’da yapılan bir kazı çalışmasında, horoz sembolünün yer aldığı bir hegzagram (Mühr-ü Süleyman –altı köşeli yıldız– Davut yıldızı) bulunmuştur. Hegzagram, ucu aşağı dönük olan üçgen yukarıdan aşağı inişe; tersi olan da yükselişe işaret eder. Yer-Gök hierogamosunun (kutsal birleşmesi) kesişme kümesine horozu yerleştirmek bizi nerelere götürür, kim bilir?(6) Evet; “Kim” bilir!

Kısacası, horoz sembolü sadece maddî güce ram olmuş kumandanların anlayabileceği türden bir sembol değildir. Maddî ve mânevî gücün izzet ve şerefine ram olmuş mütefekkir kumandanların anlayabileceği türden bir semboldür. “Teorinin kendisi” mânâsını da mündemiç olarak, “suret mânânın aynıdır” hakikatini şahsında billurlaştıran İBDA Mimarı Mütefekkir Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun, Hazret-i Halid Bin Velid (Mahzumoğulları) nesebi üzerinden “Ebu Süleyman: Horoz” terkibine niçin bu kadar çok vurgu yaptığını bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Horozun kavgada ölene kadar sebat ettiğini de hatırlatmak isteriz. Ayrıca, TRT-1’de yayımlanan Payitaht 2. Abdülhamid dizisinde Cennet Mekân 2. Abdülhamid Han Hazretleri’ne söylettirilen, “Müslüman Türk’ün iki özelliği vardır; birincisi, meydan okununca meydana çıkar; ikincisi ise, meydana çıkınca ölene kadar meydandan kaçmaz!” sözlerini de… Bu, hiç şüphesiz ki, “horoz mizacı”dır. Buradan mevzumuzla ilintili olarak ince bir iplik çekersek, “fikirse fikir, kavgaysa kavga” esprisi üzerinden ilim ve fikir dünyasının horozunun Anadolu’da olduğunu gösteren bir mânâ ile karşı karşıya kalırız ki, tam da bu noktada, Büyük Doğu Mimarı Üstad Necip Fazıl’ın “Müjde” isimli şiirinde geçen, “Bir akıl gelecek ki akıllar delirecek” mısraı ile yüzleşiriz. Bunu horoz bahsiyle ilişkilendirdiğimizde, meselâ aklın erilliği üzerinden horozun akıl mânâsına geldiği durumlarda, “bir horoz gelecek ki akıllar delirecek”, veya, “bir akıl gelecek ki bütün horozlar susacak”, şeklinde okumak mümkün hâle gelir. Ki; bu, Hazret-i Mehdi Aleyhisselâm’ın zuhurundan sonra kısırlık başlayacaktır hakikatini de mündemiçtir. “Kısırlık” ifadesi, her iş ve eserin kendisine nisbetle ele alınacağı bir ruh ve fikir sisteminin varlığına bir işaret olarak kabul edilebilir. Diğer bir ifadeyle de bütün yalanları yutan “Karayılan”a bir işaret!.. Görene; köre ne!

Not: “Kısırlık” mevzuu üzerinden şunu da hatırlatmakta fayda vardır. Meselâ Yahudilerin tasfiyesinden sonra, “dinler arası diyalog” kenefinde soluyanların aksine, tüm semavî dinlerin birliğinin sağlanması ve var olan tüm mezheplerin ortadan kaldırılması… Meselâ “Örnek Ümmet Modeli” olarak “Asr-ı Saadet Dönemi”nin referans alınması ve akabinde, Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat yolunun vazettiği bir çerçevede, “Fıkhın kaynaklarını ve bunlardan hüküm çıkarma yöntemlerini inceleyen” bir ilim dalı olarak beliren “Usûl-ü Fıkıh”ın, diğer bir ifadeyle de bizzat İslâm Şeriatı veya Hukukunun eşya ve hadiselere sistematik bir şekilde tatbik edilmesi… Meselâ “Yürüyen Büyük Doğu: İBDA”nın tasarrufunda, insan ve toplum meselelerinin halli noktasında Üstad Necip Fazıl’ın “İdeolocya Örgüsü”nde teklif edilen “Başyücelik Devleti”nin içtimaî hayatının şekillendirilmesi ve yine Üstad Necip Fazıl’ın “İman ve İslâm Atlası” isimli eserinin referans alınması, vs.

“Yürüyen Büyük Doğu: İBDA” Çağına Fransız Kalmak veya Fransa’ya Fransız kalmamak... “Fransız kalmak” tabiri, argoda meşhur bir deyimdir. “Anlatılan bir konuyu anlayamamak”, “herhangi bir konudan uzak kalmak”, “bilgisiz kimse”, “ilgisiz, ilgi göstermeyen” ve “bir konuya yabancı kalmak, intikal edememek” gibi mânâları mündemiçtir. Deyimin “mevzua yabancı” mânâsı dikkate alındığında, çok yalın bir şekilde “yabancı” kelimesi ile karşı karşıya kalırız ki, “yabancı” kelimesinin “yaban” veya “yabanî” kelimeleriyle olan mânâ ilişkisi dikkate alındığında, “yabancı” kelimesinin aslında, aslın görünüşe çıkması için araz keyfiyetini haiz kâfir veya nefs ile de ilişkili olduğu pekâlâ düşünülebilir. Büyük Doğu Mimarı Üstad Necip Fazıl’ın “Düşmanıma” isimli beyti:

“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..”

Fransa… Galyalılar… Gallia… Gallus… Gallium (Galyum)(7) … Agresif bir metal olarak bilinen Galyum’un kimya ilminde, elementlerin sınıflandırıldığı periyodik tabloda kısaltılmış hâli Ga, atom numarası 31, kütle numarası ise 69’dur. Galyumu ilk kez keşfeden isim Fransız Paul-Emile Lecog de Boisbaudran’dır. 1875 yılında galyumu bulduğunda direkt kendi ismini vermek yerine bir kelime oyunuyla dolaylı yoldan ismine atıf yapmıştır. Şöyle ki; Fransa’nın Latince ismi olan “Gallia”ya atfen “galyum” ismini kullanmıştır. Ancak soyadı olan “Lecog”un Latincesi “horoz” anlamındaki “gallus”tur. Yani galyumda bir şekilde kâşifinin ismine atıf vardır. Fransa’nın antik bir haritasının arka planında da gümüşî metalik renkte bir horoz simgesi bulunur.(8) Aslen horoz anlamına gelen “le coq”, (cock / coq)(9) Fransa yerine de kullanılmaktadır.

Daha evvel söylendiği üzere, Yahudi Sigmund Freud ve onun Freudian mektebinin tahtında oturan Phallos (erkek tenasül uzvu) ideolojisi, “horoz” metaforu üzerinden yeni bir okumaya tabi tutulmalı ve bu mevzu, her alanda olduğu gibi, bu tür mevzularda da aslına rücu’ ettirilmelidir.

Galyum… Ga: Atom numarası 31, kütle numarası ise 69… 31 (3+1)= 4… Tedaisi, “varlık sayısı”… 69 (6+9)= 15… 69, argoda çiftleşme ile ilgilidir… Çiftleşme, kadın-erkek üzerinden “bütünleşmek” veya “tamamlanmışlık” mânâsınadır… Kadın ve erkek; Adem ve Havva… Adem (45) ve Havva (15) kelimelerinin ebced toplamı 60’dır ve bu, “Sin: İki kişi demektir” terkibine de yol verir… Tedaisi, “Mevcud olmak: 15: BD-İBDA”(10) … Tedainin tedaisi, “DAVUD-Kendisinde “Vücudî” hikmet “Kâmil Hilâfet” sırrı tecelli eden Peygamberin ismi. Demiri ilk eriten ve kalkanla zırh yapan O’dur: 15: BD-İBDA”(11) …  Büyük Doğu-İBDA: İnsan!.. 69+ 31= 100… Kaf harfinin ebced karşılığı olan 100’ü yüz, yüzü ise “ruh” olarak okumaktan yanayım, çünkü; ruhun yüze yansımasından mütevellid, “sûretten sîrete yol vardır.”

Davut yıldızı veya “Mühr-ü Süleyman”… Bu mevzuda, İBDA Mimarı’nın “Ölüm Odası”nda yer verdiği, “Davut Yıldızı Hakkında Bir Not: Bir İslâm simgesi” isimli alıntı yazıya bakılmasını hassaten salık veririz.(12)

Fransa… Galya… Arapça yazılışının (الغال) ebced değeri, 1062’dir… İBDA Mimarı’nın “Furkan -Lûgat-ı Salihûn-“ isimli eserinden:

“Mütefekkir Mirzabeyoğlu: 740+322= 1062.
“Mehdî: 62.
“Beyin: 62.”(13)
“Mehdî”nin tedaisi, “mehd, beşik, döşek” mânâsı üzerinden “yeryüzüne yayılıp döşenmek”, “beyin”in tedaisi ise, “Beşer zekâsının sekreteri İBDA”!

Dipnotlar 
1-http://www.felsefetasi.org/horozun-sembolik-gorevi/
2-http://www.felsefetasi.org/horozun-sembolik-gorevi/
3-Ebû Dâvûd, Edeb 115. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 115; V, 193
4-http://www.felsefetasi.org/horozun-sembolik-gorevi/
5-Hüdhüd, Talmud’da “yaban horozu” olarak adlandırılmakta (EJd., VIII, 970), Tevrat’ta eti yenilmeyecek kuşlar arasında sayılmaktadır (Levililer, 11/19; Tesniye, 14/18). (http://www.yeniasya.com.tr/ali-fersadoglu/bence-en-zeki-kus-karga-degil-hudhud-kusu_467253)
6-http://www.felsefetasi.org/horozun-sembolik-gorevi/
7-Galyum, elinize aldığınızda eriyerek cıva gibi oluyor. Metallere saldırma özelliği olan galyum, geleceğin ileri teknoloji metallerinden… Galyum; cıva, kalay ve gümüş gibi metallere benzeyen, ilginç özellikleri olan bor grubu elementlerinden biri… Bir galyum parçasını elinize aldığınızda hemen erir ve cıva gibi olur. Zehirsiz olduğu için cıva ile yapılamayan şakalar için rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yutmadığınız sürece insan vücuduna zararı olmayan galyum, birçok metalle adeta savaşıyor. Alüminyum başta olmak üzere bazı metalleri kırılganlaştıran özelliğiyle dikkat çekiyor. İnternet dünyasında meşhur “alüminyum eritme” videolarının baş aktörü olan galyum, sihirbazların eğip büktüğü materyallerin de hammaddesi aynı zamanda.
8-https://www.makaleler.com/galyum-nedir-ozellikleri-kullanimi
9-(1500’lerden itibaren daha çok) hemen hemen tüm Latin dillerinde “cock/coq” argo haliyle penis ve kalkmak/dikilmek/diklenmek anlamlarına kullanılmaya başlanmıştır (bizde de horozlanmak terimi vardır).
10-http://www.barandergisi.net/olum-odasi-b-yedi/olum-odasi-b-yedi-altun-boynuza-365-h2888.html
11-http://www.barandergisi.net/olum-odasi-b-yedi/olum-odasi-b-yedi-filistin-buyuk-dogu-muhuru-396-h3906.html
12-http://www.barandergisi.net/olum-odasi-b-yedi/olum-odasi-b-yedi-ramazan-mujdesi-371-h2869.html
13-Salih Mirzabeyoğlu, Furkan “Lûgat-ı Salihûn”, İBDA Yayınları, İstanbul, 2012, sh. 95.


Baran Dergisi 623. Sayı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.