Ölüm Odası B-Yedi: Tarihçi Emin (Rehber-i İttihad Mektebi) - (395)

Salih Mirzabeyoğlu’nun dergimizde tefrika edilen, dünya ve kâinat plânını farklı bir veçheden ve farklı bir üslupla ele alan eseri Ölüm Odası B-Yedi’nin 395. bölümünün alt başlığı “Tarihçi Emin (Rehber-i İttihad Mektebi)”...

Ölüm Odası B-Yedi: Tarihçi Emin (Rehber-i İttihad Mektebi) - (395)

LEVHA: 8 Şubat 1987… Bir yerdeyiz… Nevzad Bey, ben ve Harun Yüksel… Saleb istiyoruz… Adam, “Şimdi getiririm!” dedi ama, hâlâ getirecek… Ben, onun içine atılacak beyaz macunumsu ve yufka benzeri maddeden alıyorum… Tarçın niyetine!.. Biraz fazla aldım… Vapurda gibiyiz… Salebçi’ye, “Tamam, getiriyoruz dedin, hâlâ gelmedi; neredeyse kıyıya yanaştık!” diyorum… Sonra, kendimiz salebi almak üzere çay ocağına yaklaşıyoruz… Karada bir yer… Eskişehir’deki boks Hocam Emin ağabey gibi biri, oranın sahibiymiş… Orayı kapatmış!.. Hani saleb getirecekti?.. Kızıyorum ve üzeri iple örtülmüş iki küpten Şam fıstığı avuçluyorum, aşırıyorum… Bu sırada Emin ağabeyin küçük çocukları benim aşırdığımı görüyorlar… Ben, onları aşırılmış görmediğimin hâl beyanı ile yürüyorum!..
*
Tilki Günlüğü’nde, UFUK: Rehber-i İttihad Mektebi… PEYAMÎ SAFA da orada, “Mubassır” dedikleri bir talebe güdücüsü… Onu da o Mekteb’teki hâliyle hiç canlandıramıyorum… Onunla da, 15 yıl sonra arkadaşlığımız kurulunca: “Demek Mekteb’te pastalarımı yerdin, öyle mi?” diye şaka etmiştim!
*
YEVMİYE: 12 Mayıs 1982… Üstadım, “Karşısındakini Habtetme” dediği, onu kendi mantığı içinde kelepçeleyip habsetmeye misâl veriyor: Bir “Meserret Kahvesi” vardı, sonra Pastahâne… Birgün Tarihçi Emin diye biri, Nazıma (Madde mânâ mevzuu konuşulurken, “Öyleyse sana 5 kuruş vereyim, ……” diye) bir şey söyledi… Nazım kalakaldı. Ne de olsa, içinde yaşadığı toplumun ahlâk ukdesi var. Ama nefs muhasebesi filân arama… Birşey söylersin, “Benim şahsiyetim bozuluyor!” der, kaçar gider!
*
MUŞT-Avuç. Yumruk: 740: MÜTEFEKKİR. (Rahman Sûresi, 19. âyet: 1145: Allâme-Mütefekkir)… TE’SİR-Kıymet ve değer koyma. Ateşi yakıp alevlendirme: 740: TEMSİR-Bir yeri şehir hâline getirme. (Sad harfi, Allah’ın “Mümit-Ölümü Yaratan” ismi, Toprak mertebesi, Kamer menzillerinden Belde… Portekiz dilinde, Matar-Öldürmek. Bilmeceyi çözmek: 3642: Derviş Muhammed-332 mührü. “En büyük ebcedle”… Mate-Öldü: 441: Tevellüd-Doğma. Doğurma… Mükâşif-Keşifte bulunan: 1440= 441: Tahattüm-Hatem, yüzük takınmak. Ariflerin gönlüne Allah’ın koyduğu işaret… Miat-Yüzler. Yüz sayıları: 1440= 441: Teslis-Üçleme. “Üçışık”… Necib Fazıl Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu)… NUSRET-Yardım. Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı: 740: ZEYL-Ek, ilâve. Etek. (Lâtince, Superaddo-Eklemek: 284: Yed Sırrî-Arabça, Gizli El)
*
TARİHÇİ EMİN: 1326: TAKRİZ-Bir kimseyi hayatında methetmek. Bir kitabın beğenildiğini belirten, tanınmış birinin elinden çıkmış yazı. Takrizler; takdimler. (Üstadım’ın “O ve Ben” isimli eserinden: Efendi Hazretleri’nin nurlarıyla cilâlanan fikir ve san’atımın ilk verimlerinden bir örnek olarak, bundan otuzbeş yıl kadar evvel, bugün baş düşmanım, o gün ve bugün memleketin baş kibirlisi ve baş küfürlüsü, Solculuk karargâhı bir gazetede çıkan makalemi okumuştum, şadırvan başında, kendilerine… Dikkatle dinlediler. Yazı bitince Şâkir’den kalem istediler ve yazıyı çekip üstüne şöyle yazdılar: “Altunla yazılacak yazı…”. Türk cemiyetinin Kanunî devrine kadar sürmüş aşk ve muvazene çığırında, bu mes’ut ruh kıvamının nelere bağlı olduğunu gösteren yazı; güneş, toprak ve ağaç hâlinde, iman, cemiyet ve ferdin nasıl hamurlaşmak borcunda olduğunu gösteriyordu. Üzerinde Efendim’in el yazısını taşıyan gazete parçasını, azîz emanetleri arasında saklıyorum. Hüccetim, senedim ve dayanağım o… Bütün fikirlerimin kontrol mührü!)… Arabça, EL-MUAHHİR EMİN-Tarihçi Emin: 793: TUFARKO-Süryanice, “Reis. Kaptan. Kumandan”… Süryanice, QUŞTİNOYO-Gerçek: 1792: RONUYUTO OF RCOQO-İdeolocya ve İhtilâl. (Habt: Şiddetle vurmak; tesir. Bir bahiste karşısındakini cevab veremez duruma düşürmek, susturmak. Hakketmek)… Arabça, MUAHHİR EMİN-Emin Tarihçi: 4741: DERVİŞ MUHAMMED-442 mührü. “En büyük ebcedle”… MİKRAT-Su mecrası. Her taraftan gelen yağmur suyu orada toplanır, büyük havuz. Büyük çanak. “Delv: Kova”. (Levha: 3 Mayıs 1985… Üstadım’ın yanında, rahmetli Muhib Işıklar… Üstadım’ın dizine dokunarak, “Nuru kalbinden kovayla çek!” diyor… Muhib Işıklar: 1692: İhsa’-İğdiş eden. Habteden): 741: TABOLLAALUS-Lâtince, “Haberci”… Süryanice, MALYO GANTO B’SAV KUSOYO-Dolmabahçe içinde gizli: 2741: ELKITTATÜ ELLEZİ TERKUSU-Danseden, oynayan kedi. “Hatırda; denizin diz boyu yerinde elinde bir yüzükle danseden muzib kedi rüyâsı”… Arnavutça, METAL İ PAPUNUAR-Maden kütlesi: 1740: MUHAMMES-Beş. Beş katlı. (Metalun-Süryanice, “Madenler”: 3525= 528: Seyyid Taha Cizro + Seyyid Fehim Arvasî + Esseyid Abdülhakîm Arvasî “Üçışık” + Necib Fazıl Kısakürek + Salih Mirzabeyoğlu)… Süryanice, TAFENKOYO-Maden: 634: LO MATHALSONO-Süryanice, “Emin”… Yakut dilinde, UĞURUOTU-Sebze. Yeşillik. “Uğurlu Ot”; Berzah. (Rüya-Yerden biten ot: 217: Rüyâ-Uykuda görülen suretler): 1634: TAVARİYA-Süryanice, “Fikir”…
*
Portekiz dilinde, HISTORIADOR SEGURE-Tarihçi Emin. (Bir rüyâ’da gelen mânâ; Emin, Üstadım): 2182= 184: ABDÜLHAKÎM-Varlığın hakikatini muttasıf ve her şeyi yerli yerince eden.
*
MUBASSIR PEYAMÎ SAFA. (Mubassır: Dersi tekrar ettiren olgun talebe… Peyamî: Haberci… Safa: Gönül şenliği… Fikir ve sanat adamı Peyamî Safa hakkında Üstadım’ın hükmü, her büyük senteze yanaşmamış için söylediği “yanık kafa”dır; ve, sahtelikleri, çalıntıları yakalamakta müthiş bir iz sürücü, “arşiv faresi” olduğu!): 557: PESTSADA-Hafif ses. (Pastalar: 695: Hafiye-Gizli şeyler. Saklı. Örtülü. Gizli şeyleri araştıran)… REHBER-İ İTTİHAD MEKTEBİ: 1293: MEZMUR-İlâhî ve münacaat. Davud Aleyhisselâm’a inen sûrelerin herbiri. (Davud-Kendisinde “Vücudî Hikmet” ve Kâmil Hilâfet sırrı tecelli eden Peygamber: 1015: Hud-Kendisinde “Ehadiyet” sırrı tecelli eden Peygamber… Cebhe-Yüz. Alın; harb sahası. Kamer menzillerinden birinin ismi ki, Aslan suretine benzetilmiştir; dört yıldızlıdır. Bir kavmin ve cemaatin seyyidi: 15: BD-İBDA… Zeus-Büyük akıl sahibi: 78: Hakîm-İbda; varlığın hakikatiyle muttasıf ve her şeyi yerli yerince eden, beşer zekâsının sekreteri)
 
YANSITMA
(TARİH VE TARİH ÖNCESİ)
 
LEVHA: 3 Ekim 1986… Ayak başparmaklarımın içinden çıkan gelin teli gibi altun teller… Makasla önce bir kısmını kesiyorum, sonra diğer kısımlarını çekip çıkarıyorum… Ne kadar da uzunmuş; her parmağımdan 30-35 santim tel çıkıyor… Ve bununla birlikte cerahat ve irin çıkıyor… Demek ki ayağımdaki ağrı bu yüzdenmiş. (…) Sağ ayak başparmağımdaki teli azıcık çekince, ince tel kendi kendine uzayıp çıkıyor… Parmağımdaki tırnak, dolamadan kalkmış düşecek gibi… Çıkan telde salkımsaçak ceviz büyüklüğünde irin… Belki 2 metre kadar ve lüle lüle tel çıkarken, ayağımdan ağrının boşandığını duyuyorum!
*
LEVHA: … Temmuz 1983… Sahilde denize girenler… Dalgalı denizin diz boyu yerinde, arka ayakları üzerinde su üstünde yürüyen, danseder gibi hareketler yapan bir kedi… Şımarık ve muzib bir hâli var… Suyun içinden kıymetli bir yüzük çıkarıp, nisbet yapar gibi bana gösteriyor!..
*
BELLİ El ve Kol Hareketlerine Yerleştirilen Sayı İşaretleri: Ben, büyücülerin kitablarında sık sık gülünç el-kol hareketlerini okudum. Onların işlerinde ve harika tecrübelerinde de bunlar vardı; ama bunlar bana gülünç geliyor, bunların şeytanlarla yapılmış bir takım gizli bağlantılar olduğunu düşünüyordum. Bu yüzden onları tuhaf buldum. Gelgelim meseleyi daha ciddi inceleyince, ortada şeytanlarla yapılan bir gizli anlaşma olmadığını, bu hareketlerde sayılar olduğunu kesinlikle anladım. Eskiler, bu hareketlerde ellerini ve parmaklarını ileri-geri bükerek, sayıları temsil ediyorlardı. Büyücü, parmaklarını oynatarak, sesli şekilde bilinmeyen kelimeleri, sessizce gösteriyordu. Onlar, büyük güç tesiri olan sayıları parmaklarıyla gösterdiler, ara sıra bunları değiştirdiler. Dünya’yı yöneten Tanrılara, gizli bir yolla, sessizlikle taptılar. Martinaus da, Aritmetik’inde, bu törenleri anarken şöyle der: “Bakire, parmaklarını türlü türlü hareket ettiriyordu; o bükülen parmaklarıyla, 777 sayısıyla, Jüpiter’i çağırdı!”. (Alman, Agrippa von Nettesheim-“Gizli İlimler” isimli eserin sahibi, Alman İmparatoru 5. Charles’in Danışmanı, Miras Hukuku Hakimi: 1258: Mirza)
*
JÜPİTER-“Yay: Yakınlık, Kusto” Burcu ve Balık Burcu’nda görünen bir yıldız. (Müşteri-Jüpiter: 1950: Doğum Tarihim… Yay Burcu, unsuru Ateş, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Uyluk-Kalçalar, “Çanak”, cinsiyeti erkek, simya’da İbda-İcâd safhası… Balık Burcu, unsuru Su, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, cinsiyeti “Dişi”, simya’da Yansıtma safhası… Erkek-Dişi: Müessir ve kabul edici mukabil… Sırr: Şiddetli sıcak ve su… Müşteri yıldızının sembolü, Gri renk, Seyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin sevdiği renktir; siyah, Mevlânâ Celaleddin-i Rumî Hazretleri’nin, “Benim yıldızım zuhal, haşereleri helak eder” dediği yıldızın sembolü ve Allah’ın “Kayyum” ismi nuruna işaret eder. Beyaz renk, Zühre yıldızının sembolüdür ve Allah’ın ism-i cami olan “Hu” zamirinin nuruna işaret eder!): 1776= 777: TASARRUF… MANZUR-U Nazar-ı Piran-ı Kiram: 2777: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ. “Büyük ebcedle”… Lâtince, JUPPITER-Jüpiter. Iuppiter. “Müşteri”: 4631: DERVİŞ MUHAMMED-332 mührü. “En büyük ebcedle”… Noktalı harflerle, RAHMAN Sûresi 19. âyet: 635: HÂLİD-Sonsuzluk. İri ve boylu boslu vücud. Ebedî. Daimi… HULLE-Dostluk. (Hulle-Ağır, pahalı. İki parçadan ibaret elbise; renk, sıfat, suret: 43: Ceyl-Ceylân. “Tos vuran hayvan”; ruhun mukabili beden, nefs… Hemze, Allah’ın “Mübdi’-Güzel Yaradan” ismi, İlk Kalem Mertebesi, Kamer menzillerinden “Nath-Tos vuran, başvuran”… Natih: Şiddetli emir. Mukabil… Natıh: Keder, sıkıntı, elem. Çile… Mihnet; aslı Allah ve Resûlü’ne karşı… Canlıyı yaratan, yaşatan ve ölümü yaratan Allah): 635: SALİH Erdiş. (Allah Kulu’ndan bir Noktalama, Rütbe: Düşünün, ben ne büyük rütbeye tutkuluyum / Çünkü O’nun kulunun kölesinin, kuluyum!)… Lâtince, IUPPITER-Jüpiter. Romalılar’ın en büyük Tanrısı. Alt yapısı, tahrib olmuş Musa Aleyhisselâm dini olan Yunan mitolojisi’nin baş Tanrısı, Zeus. (Allah’tan başka İlâh olmadığını bildiren Kelime-i Tevhid’ten sonra, inanılan ve rol verilen Zeus’un Mitoloji’deki rolü’nün, Yaratıcı değil, aslı Allah’ın İbda’ isminin, Hakk’ın Hak üzerine kaimliği cihetiyle kul yönü tasarrufu olduğunu belirtelim. Yaratıcı değil de, “Murakabe ve kontrol edici, denetleyici bir güç”… Mutlak hakikatinin İslâm’da olduğunu söyledik; sapkınlığını da… O, bir çaldırma; Mutlak ölçüleri olmayan… Zeus: Ze-Us… Ze-Zu: Sahib… Us: Büyük kadeh. “Akıl”… Zeus: İçgüdü’den, insiyaktan gelenleri alan, murakabe eden, denetleyen… Batı’nın, “Biz onu, güzellik gözüyle görüyoruz, akıl yoluyla değil!” dediği Mitoloji’nin, malûm hakikatle iptali: “Sadece güzel, aldatıcı da olabilir!”… Doğru’nun olmadığı yerde, güzel de yoktur; Zeus’un kendi kendinden ibaret murakabe edici bir Müz oluşu belli… Put, nefsin kendi reyini, Allah ve Resûlü’nün reyine tercih ettiği yerde başlar; o, ameliyle doğrulayıcı olacak, onun rengine, sıfatına bürünmeye memur… Hakikatler, Allah’ın muradıdır, mahlûkudur. Böyle anlaşılmak üzere, İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin sözü: “Şübheli bir Hadîs’i bile, akla üstün görerek teslim olunmasını isterim!”… Şübheli Hadîs, Hadîs İlmi içinde bir mevzu; zayıf olup olmaması. Yâni oturup da mesnedsiz, “Hadîs” diye uydurulanlar değil): 7626: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ-332 mührü. “En büyük ebcedle”.
*
ULUM-U HAFİYE-Gizli İlimler. (Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, “Cin-Gizli varlıklar, gizliler, gizlilikler” mertebesi, Kamer menzillerinden “Mukaddem min-ed delâl”e işaret eder; öne alınmış delile, Takdime… (Ulguze-Bilmece. Bulmaca: 1049: İbham-Baş parmak. Mübhem, kapalı bırakmak, varlığı belirsiz olmak. Muayyen olmayan. Sözün, kolayca anlaşılamayacak şekilde kapalı olması, vâzıh olmayışı… Lâtince, Chrysus-Altun: 347: Portekiz dilinde, Algarismo-Sayı, rakam… Mubassır-Dersi tekrar ettiren talebe: 332: Cerahat-Yara içinde toplanan kan ve irin… Kaptan Kusto: 332: Isram-Derviş… Aynı ebcedle, Mirzabeyoğlu… İbranice, Nehbal-Yaralamak: 92: Suvoho-Süryanice, “Acı”… Dolama-Tırnak çevresinde çıkan ağrılı iltihab; rüyâ’da, ayak başparmağımdan çıkan uzun altun tel. “Kelm: Yara”: 92: Muhammed-Tekrar tekrar övülmüş mânâsında, Allah Sevgilisi’nin has ismi… Süryanice, Gufo-Balık Ağı. “Şebeke: Hüviyet Cüzdanı”: 92: Seal-İngilizce, “Mühür”… Portekiz dilinde, Matar-Bilmeceyi çözmek. Öldürmek; zamanın maksatlılığına ermek: 92: Matar-Portekiz dilinde, “Yağmur”; rahmet… Arabça, Hafiye El-Ulum-İlimlerin Hafiyesi: 1272: Cronica-Portekiz dilinde, “Tarih”; sabır, basiret, feraset): 841: ZEVK-İ DİL. (Asgaran: Kalb ve dil… Logos: Lûgat. Kâinat nizâmı… Süryanice, Thudoyuto-Teklik: 841: Rabono Frişo Uhdono-Süryanice, Başyücelik Devleti)
*
Portekiz dilinde, PRE HISTORIA-Tarih Öncesi. “Esatir ve Mitoloji”: 1112: SALİH İzzet Erdiş… Portekiz dilinde, PRE HISTORIA + CRONICA-Tarih Öncesi + Tarih. (Arnavutça, Datoj-Tarih Koymak: 1417: Necib Fazıl Kısakürek): 1385= 386: DERVİŞ MUHAMMED-332. “En küçük ebcedle”.
*
Süryanice, ŞEMSO-Güneş: 647: BAŞPARMAK… ALTUN TEL: 912: EŞYAH-Şeyhler. Pîrler… HELYOSTAT-Güneş ışınlarını yansıtmaya yarayan bir ayna: 912: MÜBDİ’-Kârı tamamen kendisine kalmak üzere sermaye veren. (Pazar Yeri: 3435: Büyük Doğu. “En büyük ebcedle”… Süryanice, Thoyo-Mucize: 1435: Yacito-Süryanice, “Ot”… Fransızca, Cousteau-Kusto, deniz ilâç hammaddelerinden: 478: Kaptan Kusto Müslüman… Müjdelerin Müjdesi: 1477: İzzet)
 
MEŞAKKAT
(ŞATRANC-I UREFA’DAN)
 
Şatranc-ı Urefa’nın 14. Kabı, MEŞAKKAT-Zahmet. Sıkıntı. Güçlük. Zorluk: 840: ZEVK-İ DİL-Gönül zevki, dil zevki. (İbrahim Kassar Hazretleri; İnsanın kıymeti, himmeti kadardır. Himmeti, meyli, muhabbeti dünya olana, kıymet vermek reva değildir; himmeti Hakk’ın rızası olanı da kıymetlendirmek mümkün değildir… Himmet-1445: Tahem-Süryanice, “Sabit kılmak. Sabit oluş”… Portekiz dilinde, Merecer-Hak etmek: 446: Mto-Süryanice, “Vasıl Olmak”… Arabça yazılışı ile, Li Küllî Emrin Fehim-Külli işlerin anlayışı için: 1446: Tğilo-Süryanice, “Emin. Güvenilir”… Li Küllî Emrin Fehim: 486: Derviş Muhammed-442 mührü, küçük ebcedle)… Süryanice, ŞQOL TACNO-Zahmet: 956: İFRAT HÂLDE TECRİD-Derinleştikçe derinleşme… Süryanice, CSOSO-Zahmet: 135: FELKE-Dolunay. (Ashab-ı Bedr: 309: Huş-Kalb)… Süryanice, CUMLUTO-Zahmet: 489: FETTAH-En iyi, en çok fetheden. Darlıktan kurtaran. Her şeyi en iyi cihetten açan. (Fettah, Allah’ın 99 güzel isminden biri ve “Fütuhî hikmet”, Salih Aleyhisselâm’da tecelli eden)… Süryanice, ŞAĞUŞO-Zahmetli: 1613: DERVİŞ MUHAMMED… Süryanice, QETRO-Zahmet: 7616: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ-332 mührü. “En büyük ebcedle”.


Not: Tefrika edilen yazının tamamı yahut bir kısmı, Baran Dergisi'nin izni olmadan iktibas edilemez
 
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
 
Baran Dergisi 595. Sayı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.