<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss/fikir" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 18:19:00 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss/fikir"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiliz... İbrahim Tatlı anlatıyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiliz-ibrahim-tatli-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiliz-ibrahim-tatli-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiliz-ibrahim-tatli-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 01:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="65098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sizlere ömür Batı uygarlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sizlere-omur-bati-uygarligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sizlere-omur-bati-uygarligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde, Batı ülkelerine bakıp da: “onlar zengin; bir avro şu kadar, bir dolar bu kadar lira ediyor, demek ki onlar bizden 50 kat zengin” diyen, düşünme özürlüdür, beyni yerine gözlerini kullanmaktadır. Cebindeki paraya değil, insanın kendisine bakıldığında görülen şudur: Batı Avrupa ülkelerinde insanla hayvan arasındaki fark, azalmağa devâm etmektedir: Batı’da, babası bilinmeden dünyaya gelen, gayrı meşru çocuk oranı, gittikçe artmaktadır.</p>

<p>Kendi istatistiklerine göre, durum şöyledir: (Children born out of wedlock)</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td width="85">
   <p><u>Ülke</u></p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% Evlilik dışı doğan (piç) çocuk oranı</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p><u>Yıl</u></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>İngiltere</p>
   </td>
   <td width="242">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td width="65">
      <p>% 47.6</p>
      </td>
      <td width="122"></td>
      <td width="40">
      <p></p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2024</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Fransa</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% 58.5</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Norveç</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% 61.2</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Almanya</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% 33.1</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Portekiz</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% 59.5</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>ABD</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% 40</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>İsveç</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%57.4</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Danimarka</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%54.7</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2021</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Belçika</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%52.4</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2018</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>İspanya</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%50</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Hollanda</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%42.1</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>İtalya</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%40.5</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Avusturya</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%40</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Israil</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>%8.6</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="85">
   <p>Türkiye</p>
   </td>
   <td width="242">
   <p>% 3.1</p>
   </td>
   <td width="40">
   <p>2023</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>Demek ki, İslâm’ın olmadığı ülkelerde, bu iş, “hayvanlar kadar, hayvanlar gibi, hayvanca özgürlük” <i>anlayışıyla</i> buralara kadar gelmiş. Ülkemiz, İslâm adına feth edilmiş olan, toprağı şehîd kanlarıyla sulanmış olan vatanımız, Türkiyemiz de Rahmetli Üçüncü Selîm’in karar verdiği, <i>çağdaşlık, “her şeyimizle ve her bakımdan” Avrupa’lı olmak akımı yüzünden ve 10 nesildir devam eden resmî tutumla</i> bu duruma gelmiş! Doğan 100 çocuktan 3 ü, babası belirsiz olarak hayata gözlerini açıyor!!!</p>

<p>Malezya’da bulunduğum sırada (1991-95) çok yüksek tirajlı <i>New Straits Times</i> adlı gazetede okumuştum: Bir Amerikalı, soyunu, kimliğini araştırır, annesinin telefon numarasını bulur. Haber göndererek görüşmek istediğini belirtir. Yanıt, annesinin avukatından gelir: “Anneniz, kocası tarafından, sizin varlığınızın bilinmesini istemiyor.” Dolayısıyla, görüşmeyi kabûl etmiyor.</p>

<p>Annesinin, kendisiyle görüşmeyi kabul etmediği o adam için, Amerika’nın Ay’a, Mars’a füze göndermesinin, vatandaşı olduğu ülkenin askerî, siyâsî gücünün, maddî refah seviyesinin ne anlamı vardır? Almanya’da “babamı arıyorum” ilânlarının sürekli çıktığı bildiriliyor. Amerika’da ve Batı Avrupa ülkelerindeki, böyle dünyaya gelmiş, bu durumda olanların oranı gün geçtikçe daha da arttığına göre, üzerinde yaşadığımız bu yerküreyi NE bekliyor dersiniz?</p>

<p>Görünen, kaskatı, çarpıcı gerçek, vâkıa şudur:</p>

<p>İslâm değerlerinin, yâni fıtratın hâkim olmadığı, düzenlemediği insan toplulukları, maddî olarak ne kadar ilerlemiş olurlarsa olsunlar, insanı “insan” yapan değerlere uygun olarak yaşadıkları bir medeniyet seviyesine ulaşmamışlarsa, yaşayışları hayvanlarınkine benzeme yolunda ise, tuttukları yol, çıkmaz sokaktır, sonu hüsrandır. Sömürülmüş, maddeten geri bırakılmış ülkeler, Batı hegemonyasından kurtulmağa çalışıyorlar. Afrika’daki bir ülkede, eski sömürgeci bir Avrupa ülkesine karşı gösteri yapanların ellerinde Türk bayrakları görülüyor. Binlerce kilometre uzaktan gelip ülkelerini yaşanmaz hâle getiren sözde medenî ülkelerin perîşân ettiği zavallılar, Avrupa’nın kapılarından biri olan Yunanistan’a sığınmak isterken, bindikleri lastik botları Yunanlı resmî görevliler -milletlerarası hukuka göre SUÇ olmasına rağmen- mızrakla delerek onları ölüme terk ediyorlar. Avrupa Birliğinin Başkanı da bu korkunç olayı, hiç olmazsa kınayacağı yerde, bu faciaya destek çıkıyor, “Yunanistan’ın, kendisini korumağa hakkı vardır” diyebiliyor! Sanki, o zavallılar, Yunanistan’ı işgal için gitmişler gibi! Bu olay, münferid, rastgele bir olay değildir; Batı’nın, Avrupa’nın zihin kesitini gösteren bir röntgen durumudur.</p>

<p>Kısacası: Batı uygarlığı, Avrupa Medeniyeti, ölmüştür de ağlayanı yoktur.</p>

<p>Bir de Osmanlı’nın seviyesine bakalım: (Batı, medeniyet ve “insana saygı” konusunda Osmanlı’nın topuğuna bile erişemez, yerlerde sürünür.)</p>

<p>Son büyük devletimiz Osmanlı, feth ettiği yerleri vatan yaptı, sömürge yapmadı. Belgrad, Atina, Sofya; Bursa, Konya, Sivas, Erzurum gibi idi, aralarında hiçbir fark yoktu. Yıldırım Bâyezîd Hân, Ankara Savaşı’nda tutsak düşünce, şehzâdeler arasında 1402-1413 yılları arasında, aralıklarla süren iktidâr mücâdelesi oldu. Avrupa’da Yıldırım’ın, Hristiyanlardan yeni feth ettiği ülkelerde Osmanlı’dan kurtulmak için hiçbir hareket olmadı; “istemiyoruz” demeleri kâfi idi, şehzâdeler, birbirleriyle uğraşıyorlardı, Hristiyan ahaliyle uğraşacak hâlleri yoktu. Balkanlar’da Osmanlı’ya karşı ayaklanma olmadığı gibi, akıncılar, arada, Almanya’daki Mötting’e kadar uzanan akınlar yapıyordu.</p>

<p>Sebep ne ola?</p>

<p>Çünkü, Osmanlı emperyalist değildi, Avrupalıların gâvurca inatla iddia ettiği gibi, imparatorluk değildi, kanuna, inandığı Şeriata bağlı olarak iş görüyordu. Feth ettiği yerlerdeki Hristiyan halktan, onları zimmetine aldığı, koruduğu, âsâyişi sağladığı için, çıkardığı üründen vergi (haraç) ve genç erkeklerden de, askerlik görevi yapmadıkları için, “bir nevi karşılık” demek olan, cizye denilen vergiyi alıyor, dillerine karışmıyor, insanca yaşamalarını sağlıyordu. Osmanlı’dan önce başlarındaki Hristiyan liderlere haftada 2 gün (yılda 52 hafta: 104 gün) ücretsiz olarak çalışırlarken (angarya), Osmanlı idâresinde, bağlı oldukları Tımar sâhibi için yılda sâdece 3 gün ücretsiz çalışırlardı. Osmanlı’dan önce, halktan bir kız evlendiğinde, zavallı, ilk gecesini, kocası ile değil, feodal lord’la geçirirdi, bu, kanundu, latincesi: jus primae noctis. (ilk gece kanunu). Osmanlı idâresinde ise, böyle bir rezâlet şöyle dursun, o bölgenin hâkimi Tımarlı Sipâhi, halkın, hangi dîn ve kavimden olursa olsun, can, mal ve nâmûs güvenliğinden sorumlu idi, halkın canını, malını ve nâmûsunu korumakla görevli idi.</p>

<p>Bu arada, not etmeden geçmeyelim:</p>

<p>Ukrayna’nın Nato üyeliği girişimiyle patlak veren Rusya ile arasındaki savaş, çok mühim gerçekleri gözler önüne serdi. Eski parçası Ukrayna’nın Nato üyeliği, Rusya için kolayca kabûl edilecek bir durum değildi; Nato güçleri, sınırının dibine kadar yerleşmiş olacaktı, ister istemez Ukrayna’ya savaş açtı. Açtı ama, Rusya’nın Ukrayna’yı kısa zamanda ezivereceği zannedilirken, gelişmeler hiç de öyle olmadı. Batı’nın Ukrayna’ya silâh yardımı vb. olaylar bir yana, şu yadsınamaz gerçekler ortaya çıktı:</p>

<p>*Rusya, sanıldığı kadar güçlü değildir.</p>

<p>*Rus gençlerine, bir savaşta güvenilemez.</p>

<p>Bu, son derece mühim bir noktadır. Savaş başlayınca, ülke dışına çıkan Rus gençleri görüldü. (Bu durum, Batı Avrupa’da da görüldü: Almanya’daki gurbetçilerimizin çocukları, arabalara doluşup, Putin’e meydan okuyan sloganlar atarak dolaşırlarken, bir Alman kadın önlerine çıktı ve: “benim torunum, askere alınmamak için tâ Avustralya’ya kaçtı, siz burada böyle gösteri yapıyorsunuz” diye takdîrlerini bildirdi.)</p>

<p>Rusya, Kuzey Kore’den asker getirtti. Bu, ne demek? “kendi askerim yetmiyor” demek değil mi?</p>

<p>Dahası: Çeşitli Afrika ülkelerinden, “öğrenim için” diye öğrenciler getirip, bunlar gelince, ellerinden pasaportlarını alarak, askerlik hizmetine sevk etmeleri, katmerli fâcia: kendi askerinin yetmezliği yanında, “devlet ciddiyeti”, “güvenilirlik” de sıfır oluyor!</p>

<p>Bunlara bakarak: “biz, Türkler iyiyiz!” diye de kendimizi aldatmayalım. Mayamızın bozulma yolunda olduğunu gösteren çarpıcı bir misâli esefle anmak zorundayım: 1997 yılında ordumuzun Irak içine 30 km kadar girmesi gerekmişti. Yüksek öğrenim görmüş iki genç, kısa dönem askerlik yapmaktadır.</p>

<p>Birisi, Türkiye’nin gözde üniversitelerinden birinden mezun olmuştur, diğeri de İlâhiyât Fakültesi mezunudur. O, gözde bir üniversite mezunu olan genç, arkadaşına sorar: “bizi de harekâta dâhil ederler mi?” İlâhiyât mezunu da: “bizden önceki devreyi bile bu işe katabilirler” deyince: “kimin için ölecekmişim, bir uçağa atlar, yurt dışına giderim. Yabancı dilim de var, başımın çaresine bakarım” der. İlâhiyât mezunu ise: “ben, yurt dışında olsam bile, uçağa atlar gelirim” der. Gözde üniversite mezunu: “Ahmak! Zenginler para veriyor, bedelli oluyor” der.</p>

<p>1997 yılında, kısa dönem yedek subaylık yapan iki gencimiz arasında geçen konuşma aynen böyledir.</p>

<p>Düşündürücü değil mi?</p>

<p>İslâm’a bîgâne kalmış, “laik” denilen eğitim ürünü yüksek tahsilli bir gencimiz, savaş çıkınca yurt dışına kaçmayı düşünüyor. İsteyene, o iki kişiden birinin telefon numarasını verebilirim.</p>

<p>***</p>

<p>Afrika’da, eski sömürücüsü Avrupalı ülkeye karşı gösteri yürüyüşü yapanlardan bazılarının ellerindeki Türk bayraklarına ne demeli?</p>

<p>Makedonyalı esnaf, dükkânının üst kısmına astığı Türk bayrağını göstererek ve Türkçe olarak: “sanmayın ki bu bayrak yalnız Türklerin bayrağıdır; bu bayrak, hepimizin bayrağıdır. Türkiye için ölecek çok adam vardır. Ben Türk değilim ha! ama, Türkiye için ölürüm!” demektedir.</p>

<p>Tarihî birikim, yaşanmışlıklar, kısacası; durum, manzara budur:</p>

<p>Türk, Türkiye, beklenendir.</p>

<p>Ancak, biz, ne kadar hazırız?</p>

<p>Kendimizin, potansiyelimizin ve sorumluluğumuzun farkında mıyız?</p>

<p>Mehmet Maksudoğlu</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sizlere-omur-bati-uygarligi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/bati-medeniyeti-fd.webp" type="image/jpeg" length="82376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kâinat insan için, insan Allah için...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kainat-insan-icin-insan-allah-icin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kainat-insan-icin-insan-allah-icin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan bazen gökyüzüne bakar da yıldızların niçin parladığını düşünür. Gecenin koynunda sessizce akan samanyolunun, sabah vakti ufku kızıllığa boyayan güneşin, dağların heybetinin, denizlerin derinliğinin, baharın çiçeklere işlediği renklerin ve kuşların kanatlarına nakşedilmiş estetiğin sırrını anlamaya çalışır. Oysa bütün bu muhteşem manzara, yalnızca gözleri kamaştıran bir güzellik değil; aynı zamanda insanı kendisine çağıran büyük bir ilahî davetin satırlarıdır. Kâinat, sessiz görünen fakat her zerresiyle konuşan bir kitaptır. Bu kitabın her sayfasında Allah’ın kudreti, rahmeti, hikmeti ve cemali yazılıdır.</p>

<p>Yeryüzüne serilmiş ovalar, göklere yükseltilmiş dağlar, geceyi süsleyen yıldızlar, yağmurun toprağa düşerken çıkardığı o huzur veren ses, denizlerin dalgalarla kıyılara yazdığı sonsuz şiirler... Bunların hiçbiri anlamsız değildir. Çünkü Allah Teâlâ bu muazzam âlemi insanın hizmetine vermiştir. Güneş onun için doğar, yağmur onun için yağar, toprak onun için ürün verir. Kâinatın sayısız nimeti, insanın önüne serilmiş ilahî bir sofradır. Fakat insan çoğu zaman sofraya bakarken sofrayı kuranı unutmaktadır. Nimetin güzelliğine hayran olurken nimetin sahibini ihmal etmektedir. Oysa her nimet, sahibine götüren bir işarettir; her güzellik, Mutlak Güzel’e açılan bir penceredir.</p>

<p>Ne var ki insanın değeri yalnızca kâinatın kendisine hizmet etmesinden kaynaklanmaz. İnsan, bütün bu yaratılmışlar arasında farklı bir sır taşımaktadır. Çünkü Allah onu yalnızca topraktan yaratmamış, ona ruhundan üflemiş, akıl vermiş, irade vermiş, kalp vermiştir. Meleklerin secde ettiği Hz. Âdem’den itibaren insan, ilahî hitabın muhatabı olmuştur. Gökyüzü geniştir ama sorumlu değildir. Denizler derindir ama hesap vermeyecektir. Dağlar heybetlidir ama kullukla yükümlü değildir. İnsan ise küçücük bedenine rağmen bütün bu âlemlerden daha büyük bir emanet taşımaktadır. Çünkü onun kalbi, Allah’ın marifetine açılan bir kapıdır.</p>

<p>İşte bu yüzden insanın yaratılışı yalnızca dünyayı imar etmekten ibaret değildir. İnsan, Allah’ı tanımak, O’na yönelmek, O’nu sevmek ve O’na kul olmak için yaratılmıştır. Dünyanın bütün güzellikleri aslında insanı Allah’a ulaştıran bir köprüden başka bir şey değildir. Servetler, makamlar, şehirler, medeniyetler ve asırlar geçip gider; fakat insanın Rabbi ile kurduğu bağ sonsuza kadar devam eder. Bir gün yıldızlar sönecek, dağlar yürütülecek, denizler taşacak ve kâinatın bütün düzeni sona erecektir. Fakat Allah için yaşayan bir kalbin sevgisi sona ermeyecektir. Çünkü insanın gerçek vatanı dünya değil, Allah’ın rızasıdır.Bugün modern insanın yaşadığı en büyük yalnızlık da burada başlamaktadır. O, kâinatın sırlarını keşfetmekte fakat kendi yaratılış sırrını unutmaktadır. Uzak galaksilerin fotoğraflarını çekebilmekte fakat kendi kalbinin derinliklerine inememektedir. Teknolojiyle göklere yükselmekte fakat ruhunu yükseltememektedir. Bu yüzden bütün maddî ilerlemelere rağmen iç dünyasında derin boşluklar yaşamaktadır. Çünkü ruh, ancak kendisini yaratan Allah’ın zikriyle huzur bulur. Kalp, ancak O’na yöneldiğinde gerçek anlamda dinlenir. İnsan, Rabbinden uzaklaştıkça çoğalttığı imkânlarla değil, kaybettiği manayla fakirleşir.</p>

<p>Tasavvuf büyüklerinin dediği gibi insan, aslında Allah’a doğru yapılan uzun bir yolculuğun yolcusudur. Doğumla başlayan bu yolculuk ölümle bitmez; aksine ölüm, hakikate açılan kapının adıdır. Dünya ise bu uzun seferde kurulmuş geçici bir konaktır. İnsan burada ne kadar kalacağını bilmez. Fakat bildiği bir şey vardır ki, bir gün kendisini yoktan var eden Rabbin huzuruna çıkacaktır. İşte o gün ne servetlerin ne makamların ne de alkışların bir değeri kalacaktır. Değerli olan tek şey, Allah için atmış olduğu adımlar, Allah için döktüğü gözyaşları ve Allah için taşıdığı temiz kalp olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öyleyse gökyüzüne baktığımızda yalnız yıldızları görmeyelim. Bir çiçeği kokladığımızda yalnız kokusunu hissetmeyelim. Bir yağmur damlası düştüğünde yalnız suyu görmeyelim. Her şeyin arkasındaki ilahî hikmeti okumaya çalışalım. Çünkü kâinat insan için yaratılmıştır; insan ise Allah için yaratılmıştır. Kâinatın bütün yolları insana çıkarken, insanın bütün yolları da Allah’a çıkmaktadır. Ve insan, bu büyük hakikati anladığı gün hem kendisini hem de içinde yaşadığı âlemi yeniden keşfedecektir.</p>

<p>O zaman yıldızlar yalnız gökte parlayan ışıklar olmaktan çıkacak, Allah’ın kudretini anlatan kandillere dönüşecektir. Denizler yalnız su kütlesi değil, ilahî azametin aynası olacaktır. İnsan ise yalnızca et ve kemikten ibaret bir varlık değil, Rabbini tanımak için yaratılmış mukaddes bir emanet olduğunu anlayacaktır. İşte gerçek huzur da gerçek saadet de gerçek kurtuluş da bu idrakin içinde saklıdır. Çünkü insan Allah’tan geldiğini, Allah için yaşadığını ve sonunda yine Allah’a döneceğini kavradığı anda varoluşun en büyük sırrına ulaşmış olur.</p>

<p><strong>Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Dursun İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi</strong></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kainat-insan-icin-insan-allah-icin</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/insan-ve-kainat.webp" type="image/jpeg" length="65747"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Paslı tellerden vitrin ışıklarına: Zamansız bir Metallica diskografisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pasli-tellerden-vitrin-isiklarina-zamansiz-bir-metallica-diskografisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pasli-tellerden-vitrin-isiklarina-zamansiz-bir-metallica-diskografisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pasli-tellerden-vitrin-isiklarina-zamansiz-bir-metallica-diskografisi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/metallicaa.jpeg" type="image/jpeg" length="99552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dairenin büyüsünden köşelerin keskinliğine: Sofralarımızdan neyi kaybettik?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik-1</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik.webp" type="image/jpeg" length="68636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kılavuz ve haydut]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kilavuz-ve-haydut-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kilavuz-ve-haydut-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kilavuz-ve-haydut-1</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/kilavuzhaydur.png" type="image/jpeg" length="93401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çöle İnen Nur ve diğer siyer kitapları]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cole-inen-nur-ve-diger-siyer-kitaplari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cole-inen-nur-ve-diger-siyer-kitaplari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cole-inen-nur-ve-diger-siyer-kitaplari-1</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ustad-necip-fazil-e1653428505283.jpg" type="image/jpeg" length="65229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Dairenin büyüsünden köşelerin keskinliğine: Sofralarımızdan neyi kaybettik?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/dairenin-buyusunden-koselerin-keskinligine-sofralarimizdan-neyi-kaybettik.webp" type="image/jpeg" length="88156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bizim üniversitelerimiz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bizim-universitelerimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bizim-universitelerimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Köksüzleşmiş eğitim ve öğretimin sonucunda ailesine, vatanına, dinine, mukaddesatına yabancılaşan gençlerin sayısı gün geçtikçe artarken, hangi gün unvanlı, anlı şanlı akademisyenler dönüp işlenilen ruh cinayetini fark edecek? Zihinlerini hangi vakit Batı kültür emperyalizminin sonucu olan hayat tarzı ve yanlış kabullerden kurtaracaklar? Böyle bir umudumuz kalmamıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazan: Alper Kaan Aykut</strong></p>

<p>Âlemde cereyan eden her hadiseyi, her oluş ve kuruluşu bir bütünlük içinde idrak eden insan şuuru için el atılacak her mevzu, parça-bütün ilişkisi içerisindedir. İktisattan sanata, siyasetten sosyolojiye kadar bu böyledir. Genel anlamda insanlığın, özel olarak da milletimizin kurtuluşu ancak bütünlüklü bir dünya görüşüne nispetle kurulacak sistemle, unsurların birbiriyle ahenginden doğan nizam ve düzenle mümkündür. Dertler ve devalar, eleştiriler ve çözümler, sistemin tutarlılığı ve uygulanabilirliği oranında kıymetli ve yol göstericidir. Gerisi tutarsızlık ve hamasettir.</p>

<p>Böyle bir izahtan sonra ve bu izaha bağlı kalarak üniversitelerimizden bahsetmek, aslında insandan, âlemden, Türkiye’den ve bu çatı altına giren bütün insanî meselelerden bahsetmek demek olacaktır.</p>

<p>Öncelikle baş davamız gençliktir ki Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle genç: “Genç, ideal mevcelerini kapan bir cihaz… inanmaya en müsait bünye… bütün dehalar gençliklerinde pırıldadılar ve bütün davalar gençler elinde yürüdü…” (İman ve Aksiyon Konferansı). Genç; varlığın niçinini, oluşun nasılını soran, idealini arayan ruhtur. Hayat niçin ve nasıl yaşanmalı, kim olunmalı, ne yapılmalıdır? İşte gencin ıstıraplı ruh dünyasını çatışmalı hâle getiren varoluşsal sorular bunlardır.</p>

<p>Ve bir millet, gençlerine yaşanmaya değer hayatın hesabını veremez. Yerken, içerken, uyurken, çalışırken, düşünürken “bütün bunlar niçin?” diye soran genci aşkın davasına iletemezse, o hayat kaynağı, hayallerin, merakların, cesaret ve atılganlığın maliki genç, yapıcı, kurucu, ihya edici hüviyetini tam aksi yönde gerçekleştirir ve dinamizmin verdiği kuvvetle bütün bir medeniyeti, tarihi, kültürü ayaklar altına alır.</p>

<p>Demek oluyor ki bizim zaviyemizde eğitim ve öğretim müessesesinin zirvesini temsil eden üniversitenin rolü, pekâlâ genci zihniyle birlikte ruhunu da beslemek, onu öz milletinin önünde yürüyen, ilimde, teknikte, sanatta fatihler kılmaktır.</p>

<p>Üzülerek belirtiyorum ki Türkiye’de üniversitelerimizin manzarası bu idealden pek uzaktır. Tanzimat Fermanı’yla başlayan Batı taklitçiliği, Kemalist devrimlerle geri dönülemez bir yıkıma sebep olmuş, milletimiz kültüründen, dilinden, zevk ve irfanından tamamen koparılmıştır. Tabiri caizse varlık sebebimizi, ideallerimizi kaybetmiş ve tarihî sürekliliğimizi yitirmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Bugün üniversitelerimiz postmodern bir anlayışa teslim olmuş, hakikat kavramını yitirmiştir. Öğrencisine tarihi, siyaseti, sosyolojiyi Batı literatürü ve bakış açısı üzerinden okutan akademisyenler, Batılı gözlükleriyle kendi kültür ve dinlerine adeta oryantalistler gibi bakmaktadırlar. Okutulan ve referans gösterilen kaynaklar tercüme eserlerdir ve yapılan çalışmaların meşruiyeti ancak Batı menşeine bağlanmaktadır. Bu gidiş, akademiyi milletinin ruh kökünden her gün daha da uzaklaştırmaktadır.</p>

<p>Bugün akademik dünya, 1200 yıllık Türk-İslâm kültür ve medeniyetine yabancılaşmış durumdadır. “Bir ilmin doğruluğu müntehasında belli olur.” hikmetinden hareketle esefle belirtiyorum ki, kendi milletine olan yabancılığı, üniversitelerimizi işlevsiz hâle getirmiş durumdadır.</p>

<p>Siyasî, içtimaî ve iktisadî krizler içinde zevk, tahassüs ve irfan kaynağını arayan milletimize söyleyecek hiçbir sözü bulunmamaktadır. Talebe, sadece diploma almak gayesi ve istihdam edilmek kaygısıyla günübirlik gayretler sarf ederken; mezun öğrenciler elleri boş bir şekilde üniversitelerden ayrılmaktadır.</p>

<p>Köksüzleşmiş eğitim ve öğretimin sonucunda ailesine, vatanına, dinine, mukaddesatına yabancılaşan gençlerin sayısı gün geçtikçe artarken, hangi gün unvanlı, anlı şanlı akademisyenler dönüp işlenilen ruh cinayetini fark edecek? Zihinlerini hangi vakit Batı kültür emperyalizminin sonucu olan hayat tarzı ve yanlış kabullerden kurtaracaklar? Böyle bir umudumuz kalmamıştır.</p>

<p>Fakat Müslüman Anadolu’nun aziz evlatlarının bütün menfî tesirlere rağmen kendilerini yetiştirecekleri, verilen zehri şifaya tahvil edecekleri, Batı’nın ve Doğu dünyasının bütün fazilet ve zaaflarını tespit ettikten sonra, bütün insanlığa “niçin”leri ve “nasıl”larıyla varlık, oluş, ilim, teknik, fert ve toplum ve daha nice insanî meselelerin hakikatini İslâm’da göstereceği şanlı günlere umudumuzla inancımız sımsıkı bağlıdır. Ve her ne yapıyorsak bu gaye için, bu gaye etrafında yapıyoruz.</p>

<p>Bahsi geçen dejenerasyonun ürettiği hovarda şen sıpa tipinin karşısında iftarlarda, çeşitli protesto ve basın açıklamalarında gördüğümüz Müslüman öğrenci profili yani bu gençlik, gelişimi ve tekamülü oranında Üstad’ın ifadesiyle Anadolu kıtası büyüklüğünde dava taşını gediğine koymaya namzet olan nesildir. Bu davanın liyakat ölçüsü pazarlıksız Allah’ın kitabına ve Resul’ünün sünnetine teslim olmak sahabî kadrosunun temsil ettiği topluluk hakikati keyfiyetini 21. asırda tüttürmektir. “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” Hadis-i Şerif’te böyle buyuruluyor. Bugünün İslâmcı gençliği de onlardan başka örnek, model tanımamalıdır.</p>

<p>İslâm aleminin içinde bulunduğu malum durumu izah etmeye lüzum görmeden ve bütün İslâm beldelerine birbirine bağlı halkalar halinde bir zincir olarak tasvir edersek bugün Türkiye’deki İslâmcı gençliğin ve onların aslî faaliyet alanı olan üniversitelerin önemini belirtmiş oluruz. Ve Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun meşhur Aydınlık Savaşçıları şiirinde dediği gibi;</p>

<p><i>Sen oradan kıracaksın zinciri<br />
Ben buradan<br />
Bir gün mutlaka kavuşacak ellerimiz<br />
Her şey aydınlığa çıkmak için<br />
Her şey </i><br />
“<i>Mutlak bir için.</i>”</p>

<p>Durumun tasviri açısından şahsî bir misal göstereceğim ve bu vesileyle cevap vermek niyetindeyim: İnancımız ve kavgamızdan haberdar olan bir akademisyen (kendisi verdiği derslerde insanlığın eriştiği ideal yönetim tarzının liberal demokrasiler olduğunu her dersinde yineler ve hâkim köhnemiş düzeni güzellerken), bana bir e-posta attı ve dedi ki: “Sen çok başarılı ve zeki bir öğrencisin. Senin akademisyen olmanı çok isterdim fakat sen bu mesleği yapabilecek geniş perspektife ve sağduyuya sahip değilsin. Radikal düşüncelerinden vazgeçmeni öneririm.”</p>

<p>Şimdi cevaben söylüyorum: Sizin ideal düzen ilan ettiğiniz başıboşluk rejiminde dünyada her gün çocuklar öldürülüyor, kadınların ırzlarına geçiliyor. Epstein skandalıyla ifşa olduğu gibi, aydınlarınız da bürokratlarınız da pedofili sapkınlıklarla anılıyor ve insanlık inim inim inliyor. Bize “radikal” diyenler, sessiz kalıp boyun eğenler, bütün bu karanlığın suç ortakları, işbirlikçileridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ve bizim üniversitelerimiz, illa ki aslî sahiplerinin eline geçecek, insanlığa yol gösteren şahsiyetli aydınların yatağı olacaktır. Yeter ki bu toprakların evlatları, ruh kökleri olan İslâm’a pazarlıksız sarılsınlar, üzerlerindeki ataletten ve küçüklük ukdesinden kurtulsunlar.</p>

<p>Her şeyin aslına ve esasına rücu edeceği günlerin arifesinde yaşayan bizler için, kendi öz nefsimizden başlayarak evimiz, ocağımız, üniversitemiz, çarşımız, pazarımız, atölyemiz, fabrikamız ve meydan yerleri kavganın verileceği cephelerdir. Her yer ve her şey, Müslüman Anadolu evlatlarının gayretiyle, Allah’ın tevfikiyle İslâm olacaktır.</p>

<p>Sözlerimi bitirirken mücadelemizin farklı cephelerinde görevini ifa eden kardeşlerime Fransız ihtilalinin büyük önderlerinden Danto’nun şu sözlerini hatırlatmak istiyorum; “Cüret cüret ve daha fazla cüret’’ </p>

<p>Bütün imtiyazlar hamle ve taarruz sahiplerinindir.</p>

<p>Aylık Baran Dergisi 50. Sayı Nisan 2026</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bizim-universitelerimiz</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/bizim-universitelerimiz.webp" type="image/jpeg" length="10277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Siyasetin kaybolan ruhunu yeniden kuşanmak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-siyasetin-kaybolan-ruhunu-yeniden-kusanmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-siyasetin-kaybolan-ruhunu-yeniden-kusanmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-siyasetin-kaybolan-ruhunu-yeniden-kusanmak</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/siyas-1.webp" type="image/jpeg" length="46569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Mukaddesatından koparılan nesillerin intikamı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-mukaddesatindan-koparilan-nesillerin-intikami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-mukaddesatindan-koparilan-nesillerin-intikami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-mukaddesatindan-koparilan-nesillerin-intikami</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/e-e.png" type="image/jpeg" length="31939"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Bekleyen ihtimallerin ötesinde: Yönelmek, tanımak ve inşa etmek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-bekleyen-ihtimallerin-otesinde-yonelmek-tanimak-ve-insa-etmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-bekleyen-ihtimallerin-otesinde-yonelmek-tanimak-ve-insa-etmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-bekleyen-ihtimallerin-otesinde-yonelmek-tanimak-ve-insa-etmek</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kadin-erkek-barand-ergisi-s.webp" type="image/jpeg" length="90638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Üniversitenin krizi: Diploma, kadro ve kaybolan hakikat]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-universitenin-krizi-diploma-kadro-ve-kaybolan-hakikat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-universitenin-krizi-diploma-kadro-ve-kaybolan-hakikat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-universitenin-krizi-diploma-kadro-ve-kaybolan-hakikat</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/universitenin-krizi-diploma-kadro-ve-kaybolan-hakikat-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="99638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bosch’un ikiyüzlü reklam politikası ve Türkiye'de aile yapısına yönelik sinsi 'köpek anneliği' operasyonu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/boschun-ikiyuzlu-reklam-politikasi-ve-turkiyede-aile-yapisina-yonelik-sinsi-kopek-anneligi-operasyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/boschun-ikiyuzlu-reklam-politikasi-ve-turkiyede-aile-yapisina-yonelik-sinsi-kopek-anneligi-operasyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milletimize bir modernizm veya "çağdaşlık" maskesi altında zorla empoze edilmeye çalışılan bu "hayvan anneliği" hastalığı, kültürel kodlarımızı ve aile yapımızı imha etmeye yönelik alçakça bir operasyondan başka hiçbir şey değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel markaların Türkiye'nin toplumsal dinamiklerine ve aile yapısına yönelik sinsi müdahaleleri, Anneler Günü gibi mukaddes ve köklü bir kavram üzerinden bir kez daha gün yüzüne çıktı. Bilindiği üzere, beyaz eşya devi Bosch’un Türkiye için özel olarak hazırlattığı Anneler Günü reklam filminde, bir evladın anneye olan sevgisi yerine "köpek annesi" teması işlendi.</p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Bosch’un ikiyüzlü reklam politikası ve Türkiye'de aile yapısına yönelik sinsi 'köpek anneliği' operasyonu!<a href="https://t.co/KnVqI2jbv5" rel="nofollow">https://t.co/KnVqI2jbv5</a> <a href="https://t.co/I3GZyEOA6C" rel="nofollow">pic.twitter.com/I3GZyEOA6C</a></p>
— Baran Dergisi (@barandergisix) <a href="https://twitter.com/barandergisix/status/2051247460933079512?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">May 4, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p>Annelik gibi kutsal, nesli devam ettiren ve toplumu ayakta tutan yüce bir makamın, bir evcil hayvan bakıcılığı seviyesine indirgenmesi, sıradan bir pazarlama stratejisinden ziyade, Müslüman Türk aile yapısını hedef alan bilinçli ve hastalıklı bir operasyonun parçası olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p><img height="667" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-04-at-132544.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Bu durumun en çarpıcı ve mide bulandırıcı tarafı ise Bosch’un Avrupa'daki reklam politikalarıyla Türkiye'deki uygulamaları arasındaki korkunç uçurum. Bosch, Almanya’da ve diğer Avrupa ülkelerinde yayınladığı reklamlarda çocuk temasını işleyip, geleneksel aile olmanın ve çocuk yetiştirmenin güzelliklerini kendi toplumuna özendirirken; Türkiye'de köpeği merkeze alan bir yaklaşım sergilemesi kesinlikle "iyi niyetle" veya "hayvan sevgisiyle" açıklanamaz. İşin arka planında ise bu reklam kampanyasının, İstanbul Sefarad Yahudisi olan Jeff Medina'nın sahibi olduğu Medina Turgul DDB adlı reklam ajansı tarafından hazırlanmış olması gerçeği yatıyor. Yani Çıfıt Yahudi yine irinini akıtmaya devam ediyor.</p>

<blockquote>
<p>Bu detay, meselenin masum bir tesadüf olmadığını, özellikle son yıllarda küresel çapta yürütülen aile ve nüfus politikalarının, Türkiye üzerinde nasıl kasıtlı bir projeye dönüştürüldüğünü net bir şekilde ifşa ediyor.</p>
</blockquote>

<p>Bugün Türkiye'de, özellikle küreselci medya ve İngiltere menşeli uluslararası haber ajanslarının Türkçe ve Arapça servisleri eliyle, annelik ve çocuk sahibi olmak adeta bir "problem", büyük ve katlanılmaz bir "yük" olarak kitlelere telakki ediliyor. Topluma zerk edilen bu zehirli algı yönetimiyle, ailenin temeline açıktan dinamit konuluyor.</p>

<p>Batı, kendi nüfusunu artırmak ve gençleştirmek için her türlü teşviki yaparken, bizim coğrafyamıza yönelik yayınlarında çocuk yapmayı ve aile kurmayı bir gerilik, bir pranga gibi sunarak küresel bir nüfus mühendisliği yürütüyor. Bunu Müge Anlı ve Esra Erol gibi kullanışlı aparatlar eliyle de bizzat iktidara yakın kanallarda zihinlere zerk ediyor.</p>

<p>Özellikle 'Beyaz Türkler' olarak adlandırılan beyaz yakalı ve laik kesim, bu algı operasyonlarının gönüllü esiri olmuş durumda. Çocuğun bir nesil, bir toplum demek olduğunu, bir mefkûreye dayanarak, ülkesine, milletine ve tüm dünyaya faydalı bir insan yetiştirme ideali taşıdığını idrak edememektedirler. Çocuk meselesini sadece "doğurmak ve bakmak" gibi mekanik ve eziyetli bir iş olarak gören bu çürümüş zihniyet, yüce ideallerden ve aile hayatından tamamen koparak, lüks evlerinde sadece bir kedi veya köpek bakmayı kendilerine uygun bir hayat tarzı olarak benimsiyor. İşin en tehlikeli ve yozlaştırıcı boyutu ise, sadece aile içinde ve insanlara has olan o mukaddes kavramların köpeklere atfedilerek adeta piç edilmesidir. İnsanlık onuruna, ebeveynliğe ve aile kurumuna ait değerler, "köpek anneliği/babalığı" gibi ucube tamlamalarla aşındırılıyor ve kavramların içi tamamen boşaltılıyor.</p>

<blockquote>
<p>Milletimize bir modernizm veya "çağdaşlık" maskesi altında zorla empoze edilmeye çalışılan bu "hayvan anneliği" hastalığı, kültürel kodlarımızı ve aile yapımızı imha etmeye yönelik alçakça bir operasyondan başka hiçbir şey değildir.</p>
</blockquote>

<p>Milli ve manevi değerlerimizi bozmaya, toplumsal mayamızı zehirlemeye yönelik bu çok uluslu imha projelerine karşı devletin ilgili kurumları derhal uykusundan uyanmalıdır.</p>

<p>Toplumun temel taşı olan aileyi korumakla mükellef Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere; isminde "kültür" kelimesi geçmesine rağmen turizmden ve otelcilikten başka hiçbir alanda dişe dokunur bir fayda sağlamayan Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yozlaşmaya karşı silkelenip acilen harekete geçmesi, milli bekamızı korumak adına artık ertelenemez bir elzemdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/boschun-ikiyuzlu-reklam-politikasi-ve-turkiyede-aile-yapisina-yonelik-sinsi-kopek-anneligi-operasyonu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kopekbosch.jpeg" type="image/jpeg" length="58226"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Fıtratın aşınması ve modern ilişkilerin psikolojisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-fitratin-asinmasi-ve-modern-iliskilerin-psikolojisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-fitratin-asinmasi-ve-modern-iliskilerin-psikolojisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-fitratin-asinmasi-ve-modern-iliskilerin-psikolojisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/ff787616-ac86-40f4-aede-e4313a8e0475.jpg" type="image/jpeg" length="52078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Aksiyonun zarafeti sanat!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-aksiyonun-zarafeti-sanat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-aksiyonun-zarafeti-sanat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-aksiyonun-zarafeti-sanat</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/mirzabeyoglu-muzik-s.webp" type="image/jpeg" length="90923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullardaki Amerikanvari dehşetin perde arkası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/okullardaki-amerikanvari-dehsetin-perde-arkasi-tek-suclu-bati-taklitcisi-kemalizm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/okullardaki-amerikanvari-dehsetin-perde-arkasi-tek-suclu-bati-taklitcisi-kemalizm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batılı normlarla bu millete biçilmiş rollerin dikiş tutmadığı, yabancı kültürel kodlarla hazırlanan müfredatların sahada hiçbir kalıcı fayda sağlamadığı artık açıkça görülmelidir. İslam ahlakının temel kavramları olan merhamet, adalet ve sorumluluk bilinci, Kemalist müfredatın içerisinde "örtük bir temenni" olmaktan çıkarılmadığı sürece, dijital mecraların ve yabancı kültürlerin kölesi olan nesilleri korumak imkânsızdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde okullarda artış gösteren ve adeta "Amerikanvari" bir cinnet halini andıran şiddet sarmalı, toplumun geleceğini tehdit eder boyuta ulaştı. Ellerine silah alan çocukların okul koridorlarında dehşet saçması, meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir sistem krizi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu noktada teşhisi doğru koymak ve sorumluyu uzakta aramamak gerekiyor: Bugün evlatlarımızı birer suç makinesine dönüştüren manevi boşluğun ve toplumsal yozlaşmanın tek sorumlusu, on yıllardır bu millete dayatılan köksüz, ruhsuz ve Batıcı Kemalizm ideolojisidir.</p>

<p>Mevcut eğitim sistemi, insanı merkeze alan bir terbiye yerine, Batı’nın akılcılık ve faydacılık temelinde yükselen "mekanik bilgi" aktarımına odaklanmış durumdadır. Gençlerin ruhî ve kültürel dünyasını ihmal eden, onları yalnızca piyasa için birer "mamul" haline getirmeyi hedefleyen bu Kemalist eğitim modeli, içtimaî yozlaşmayı büyütmektedir. Ruhun, maneviyatın ve ilim-irfan şuurunun dışlandığı sınıflarda kendi tarihinden ve köklerinden koparılan nesiller, Batı’nın şiddet kültürüne karşı savunmasız bırakılmakta, neticede "daha dün bir bugün iki" dedirten bu korkunç tablolar kaçınılmaz hale gelmektedir.</p>

<p>Eğitimdeki bu çöküş, yalnızca ahlaki bir erozyonla sınırlı kalmayıp, gençleri büyük bir kimlik ve gelecek krizine de sürüklemektedir. Üretim ve meslek kazandırma işlevinden kopuk, sadece sınav odaklı ve "diplomalı işsizler" üreten Kemalist politikalar gençleri masa başı hayallerle oyalarken, onları sahada karşılığı olmayan bir birikime mahkûm etmiştir. Sanayide usta, toplumda şahsiyetli bir fert olma imkânı elinden alınan, yetenekleri köreltilen gençler içine düştükleri bu amaçsızlık ve stres sarmalı içerisinde şiddeti bir çıkış yolu veya bir ifade biçimi olarak görmeye başlamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meseleyi çözmek adına ortaya konulan "değerler eğitimi" çalışmaları ise UNICEF gibi Batılı kuruluşların çizdiği çerçeveye sadık kalındığı müddetçe ölü doğmaya mahkûmdur.</p>

<p>Batılı normlarla bu millete biçilmiş rollerin dikiş tutmadığı, yabancı kültürel kodlarla hazırlanan müfredatların sahada hiçbir kalıcı fayda sağlamadığı artık açıkça görülmelidir. İslam ahlakının temel kavramları olan merhamet, adalet ve sorumluluk bilinci, Kemalist müfredatın içerisinde "örtük bir temenni" olmaktan çıkarılmadığı sürece, dijital mecraların ve yabancı kültürlerin kölesi olan nesilleri korumak imkânsızdır.</p>

<p>Bu şiddet dalgası ancak eğitim sisteminin ahlaki ve İslamî temellerle yeniden inşasıyla durdurulabilir. Suçluyu başka yerde aramaya gerek yok; Kemalizm’in bu millete giydirdiği dar ve ruhsuz elbiseden sıyrılıp, İslam ahlakını merkeze alan bir maarif nizamına dönmek artık bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/okullardaki-amerikanvari-dehsetin-perde-arkasi-tek-suclu-bati-taklitcisi-kemalizm</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/kmlzm.png" type="image/jpeg" length="20772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Batı’nın “insan hakları” söylemi sömürünün meşruiyet aracına dönüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/irak-katliami.webp" type="image/jpeg" length="44324"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Marmaray’daki intiharlar neyin habercisi?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Marmaray’da 10 gün içinde dört ayrı vakanın yaşanması, münferit bir hadise ile karşı karşıya olmadığımızı açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Böyle vakalar arttıkça, meseleye birkaç resmî açıklama ve kısa haber diliyle yaklaşmak daha büyük bir körlüğe yol açıyor. Yani bugün medyanın yaptığı tam olarak bu.</p>

<p>Fakat ortada sıradan bir hadise yok. Bu yüzden mesele, bütün yönleriyle ele alınmalıdır. Sosyologlar toplum yapısındaki çözülmeyi, psikologlar gençliğin içine itildiği yalnızlaşmayı, eğitimciler okulun insan yetiştirme vasfını kaybedişini, ilahiyatçılar ve hocalar ise manevî boşluğun derinleşmesini konuşmalıdır.</p>

<p>Aile kurumunun zayıflaması, gençlerin aidiyet duygusunu kaybetmesi, başarı ve haz merkezli hayat telkinleri, insanı büyük bir anlamsızlığa sürüklüyor. İnsanın neden yaşadığına dair sağlam bir fikri kalmayınca, karşısına çıkan ilk buhran onu yutabiliyor.</p>

<p>Bir başka ağır mesele de intihar ve suç hadiselerinin medya ve sosyal mecralarda işleniş biçimi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DEVAMINI OKUMAK İÇİN <a href="https://www.barandergisi.net/marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/marmaray-da-bir-kisi-intihar-etti.jpg" type="image/jpeg" length="84791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Modern umutsuzluğu aşmak: Yeniden ruhu hatırlamak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-modern-umutsuzlugu-asmak-yeniden-ruhu-hatirlamak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-modern-umutsuzlugu-asmak-yeniden-ruhu-hatirlamak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-modern-umutsuzlugu-asmak-yeniden-ruhu-hatirlamak</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/eda-topar-modern-zamanlar.webp" type="image/jpeg" length="15797"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
