<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 14:39:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan'a İsrail Kalkanı! 3,5 milyar dolarlık hava savunma anlaşması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yunanistana-israil-kalkani-35-milyar-dolarlik-hava-savunma-anlasmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yunanistana-israil-kalkani-35-milyar-dolarlik-hava-savunma-anlasmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan, İsrail ile 3 milyar avroluk dev bir hava savunma anlaşması imzalıyor. "Aşil Kalkanı" projesiyle hava sahasını modernize etmeyi hedefleyen Atina, Türkiye'nin SİHA ve füze üstünlüğüne karşı teknolojik bir bariyer kuruyor. Doğu Akdeniz’de İsrail ve Kıbrıs ile stratejik bağlarını kuvvetlendiren bu hamle, bölgedeki askeri dengeleri ve güç mücadelesini yeni bir boyuta taşıyacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan, Türkiye’nin özellikle İHA/SİHA ve füze teknolojilerindeki bölgesel üstünlüğünü dengelemek amacıyla İsrail ile 3 milyar euro değerinde devasa bir hava savunma anlaşmasına imza atıyor. "Aşil Kalkanı" olarak adlandırılan bu çok katmanlı savunma stratejisi, Atina’nın envanterindeki eskiyen Rus menşeli S-300 sistemlerini devre dışı bırakarak yerine NATO uyumlu ve İsrail’in savaş meydanlarında test edilmiş (Demir Kubbe, Davud Sapanı gibi) ileri teknolojik sistemlerini koymayı hedefliyor. Atina yönetimi, 2036 yılına kadar planladığı 28 milyar euroluk modernizasyon hamlesiyle hava sahasını korumayı ve Ege üzerindeki psikolojik ve askeri caydırıcılığı yeniden kendi lehine çevirmeyi amaçlıyor.</p>

<p><img height="2947" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-yunanistan-imza.jpg" width="2947" /></p>

<p>İsrail’in bu denklemde yer alması, ekonomik bir savunma satışı ile birlikte Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı stratejik bir "savunma ekseni" kurma arayışıdır. Tel Aviv, bölgedeki enerji kaynaklarının güvenliği ve bölgesel izolasyon riskine karşı Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile olan "üçlü ittifakını" askeri iş birliğiyle perçinliyor. Kıbrıs ile bağların kuvvetlendirilmesi, İsrail için stratejik bir derinlik sağlarken, Yunanistan’daki ortak eğitim merkezleri ve tatbikatlar, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını kalıcı hale getiriyor. Bu durum, Atina-Tel Aviv-Lefkoşa hattında Türkiye’yi dışarıda bırakan ve Ankara’nın bölgedeki manevra alanını kısıtlamayı hedefleyen bir güvenlik mimarisi oluşturuyor.</p>

<p>Türkiye açısından bu tablo, "Mavi Vatan" doktrinine ve Ege’deki operasyonel serbestisine karşı ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor. Yunanistan’ın İsrail menşeli anti-İHA sistemlerini ve uzun menzilli füzeleri devreye alması, Türk SİHA’larının bölgedeki mutlak üstünlüğünü teknolojik bir bariyerle sınırlayabilir ve hava sahası ihlali iddiaları üzerinden yaşanan gerilimleri daha riskli bir boyuta taşıyabilir. Ayrıca, bu çapta bir silahlanma hamlesi bölgede yeni bir savunma yarışını tetikleme potansiyeline sahipken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji haklarını savunma noktasında karşısında daha organize ve teknolojik olarak donatılmış bir "blok" bulmasına neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yunanistana-israil-kalkani-35-milyar-dolarlik-hava-savunma-anlasmasi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yunanistan-israil.jpg" type="image/jpeg" length="89498"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turizm Bakanı 1 milyar izleyiciyle övünüyor! Kültür ihracatı mı, kültür suikastı mı?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turizm-bakani-1-milyar-izleyiciyle-ovunuyor-kultur-ihracati-mi-kultur-suikasti-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turizm-bakani-1-milyar-izleyiciyle-ovunuyor-kultur-ihracati-mi-kultur-suikasti-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk dizilerinin 170’ten fazla ülkede 1 milyar kişiye ulaştığını bir "başarı hikayesi" gibi sundu. Ancak madalyonun öteki yüzü çok başka: İhrac edilen bu yapımlar Türk-İslam kültürünü mü tanıtıyor, yoksa aile yapısını, dini değerleri ve toplumsal ahlakı yerle bir eden bir yozlaşmayı mı pazarlıyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un geçtiğimiz günlerde yaptığı "Türk dizileri dünyada bir marka haline geldi, 1 milyar kişi tarafından izleniyor. Türk dizilerinin Afrika'dan Orta Doğu'ya, Güney Amerika'dan Balkanlara uzanan geniş bir uluslararası dolaşım ağı oluşturdu. dedi.</p>

<p>Rakamlar ekonomik bir başarıyı işaret etse de, bu dizilerin içerikleri "Kültür Bakanlığı"nın korumakla yükümlü olduğu milli ve manevi değerlerle tamamen zıt bir tablo çiziyor.</p>

<h2><strong>Bu rezilliklerle mi övünüyorsunuz?</strong></h2>

<p>Gayriahlaki ilişkilerin, dini değerlere saldırının, aile içi şiddetin, namussuzluğun, aldatmaların ve sadakatsizliğin "normalleştirildiği" bu yapımların dünyaya yayılması bir başarı mıdır, yoksa kültürel bir intihar mı?</p>

<p>Bakanlığın görevi sadece "döviz girdisini" hesaplamak mıdır, yoksa Müslüman Türk milletinin bin yıllık kültürel mirasını ve aile yapısını korumak mıdır? 170 ülkeye ihraç edilen "yıkım" projeleriyle Türk-İslam kimliği ahlaksızlık, ikiyüzlülük ve entrika sarmalında gösterilirken, dijital platformlarda açıkça sergilenen ahlak dışı yaşam tarzları "modernlik" maskesiyle pazarlanıyor.</p>

<h2><strong>İşte Bakanlığın "gurur tablosu"(!) olarak sunduğu, o sorunlu yapımlar:</strong></h2>

<p>Bu yapımlarda Müslüman karakterler ve dini kurumlar şiddet, cehalet ve ikiyüzlülükle özdeşleştirilerek sunuluyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Kızıl Goncalar:</strong> Tarikat, Kur’an kursu ve Müslüman aile yapısı çocuk evliliği ve istismar odağında işleniyor.</li>
 <li><strong>Kızılcık Şerbeti:</strong> Müslüman aileler baskı ve gerilik üzerinden temsil ediliyor.</li>
 <li><strong>Bir Başkadır:</strong> Başörtülü ve Müslüman çevreler sınıfsal gerilik ve psikolojik bastırılmışlık çerçevesine hapsediliyor.</li>
 <li><strong>Ömer:</strong> Bir imamın ailesi üzerinden yasak aşk, ikiyüzlülük ve aile içi çatışmalar normalize ediliyor.</li>
 <li><strong>Kübra:</strong> Dini inanç ve vahiy kavramı, bir şiddet hareketine ve sapmaya dönüştürülüyor.</li>
 <li><strong>Muhteşem Yüzyıl:</strong> Osmanlı sarayı ve tarihi sadece harem entrikaları, cinsellik ve cinayetler üzerinden karikatürize ediliyor.</li>
</ul>

<h2><strong>Aldatmayı, Namussuzluğu Meşrulaştıranlar</strong></h2>

<p>"Aşk" adı altında ihanet, zina ve aile bağlarının kopması sıradanlaştırılıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Yalı Çapkını / Yasak Elma / Sadakatsiz:</strong> Aldatma, metres hayatı ve çıkar evlilikleri üzerine kurulu senaryolarla aile kurumu değersizleştiriliyor.</li>
 <li><strong>Aşk-ı Memnu:</strong> Evli bir kadının kocasının yeğeniyle olan ilişkisi, Türk dizi tarihine bir "ihanet klasiği" olarak kazındı.</li>
 <li><strong>Bahar / Aldatmak / Camdaki Kız:</strong> Psikolojik şiddet, gizli aileler ve sadakatsizlik ana tema olarak işleniyor.</li>
 <li><strong>Yaprak Dökümü:</strong> Modernleşme sancıları adı altında aile otoritesinin ve kardeşlik bağlarının çözülüşü sergileniyor.</li>
 <li><strong>Kıskanmak / Güller ve Günahlar:</strong> RTÜK tarafından "aile kurumuna aykırılık" gerekçesiyle cezalandırılan, ihaneti ve sapkın ilişkileri odağına alan yapımlar.</li>
</ul>

<h2><strong>Aile İçi Kavga, Şiddet ve Nefret Ağırlıklı Olanlar</strong></h2>

<p>Aileyi bir sevgi bağı değil, bir suç ve çatışma odağı olarak gösterenler:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Aile / Deha:</strong> Ailelerin birer suç örgütüne dönüştüğü, baba-oğul düşmanlığının kutsandığı yapımlar.</li>
 <li><strong>Yabani / Sahipsizler:</strong> Çocuk kaçırma, istismar ve bitmek bilmeyen şiddet sarmalı.</li>
 <li><strong>Masumlar Apartmanı:</strong> Aile hayatını sadece ağır psikolojik travmalar ve hastalıklı bağımlılıklar üzerinden sunan tasvirler.</li>
 <li><strong>İnci Taneleri:</strong> Pavyon hayatının estetize edilmesi ve parçalanmış ailelerin dramından "magazin" devşirilmesi.</li>
 <li><strong>Uzak Şehir</strong>: Dul bir kadının çocuğuyla beraber kocasının ailesinin tahakkümü altına alınması, memleketine dönmesinin engellenmesi, zoraki evlilik, töre baskısı, silahlı aile çatışmaları ve kardeşler arasındaki aşk düğümü işleniyor.</li>
</ul>

<h2><strong>Dijital Platformlardaki Ahlaksız Yapımlar</strong></h2>

<p>RTÜK denetiminin zayıf olduğu alanlarda ahlaki sınırlar tamamen zorlanıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Jasmine:</strong> Eskortluk ve üvey kardeş saplantısı gibi konular nedeniyle RTÜK tarafından katalogdan çıkarılma cezası aldı.</li>
 <li><strong>Ru:</strong> 38 yaşındaki evli bir kadın ile 18 yaşındaki bir gencin ilişkisini konu alarak toplumsal ahlakı hiçe sayıyor.</li>
 <li><strong>Fi / Çıplak:</strong> Açık cinsellik, uyuşturucu ve saplantılı ilişkileri "modern yaşam" olarak sunuyor.</li>
 <li><strong>Kimler Geldi Kimler Geçti / Aşk 101:</strong> Geçici birliktelikleri, alkol kullanımını ve aile otoritesine başkaldırıyı gençlere rol model olarak sunuyor.</li>
</ul>

<p>Bakan Ersoy’un övündüğü 1 milyar izleyici, aslında Türk toplumunun temellerini sarsan bu "kültürel erozyonun" muhatabı oluyor. Kültür Bakanlığı’nın önceliği döviz mi, yoksa yok edilen milli kimliğimiz mi olmalıdır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turizm-bakani-1-milyar-izleyiciyle-ovunuyor-kultur-ihracati-mi-kultur-suikasti-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/turizm-bakani-1-milyar-izleyiciyle-ovunuyor-kultur-ihracati-mi-kultur-suikasti-mi.png" type="image/jpeg" length="16152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail, Holokost silahıyla Almanya’yı avucunun içine almış durumda]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-holokost-silahiyla-almanyayi-avucunun-icine-almis-durumda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-holokost-silahiyla-almanyayi-avucunun-icine-almis-durumda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail, Holokost üzerinden Almanya'yı kendisinden başka bir seçenek göremez hale getirerek sürekli silah ve mühimmat desteği alıyor. Ayrıca son paylaşılan görüntülerde Almanya Şansölyesi Merz, "İsrail, tüm Orta Doğu'daki tek demokrasidir. İsrail Devleti'nin varlığı bizim için tartışılmazdır." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail, Holokost üzerinden Almanya’yı adeta avucunun içine almış durumda. 200 bini geçmemesine rağmen "6 milyon Yahudi öldürüldü" yalanıyla Holokost silahını bir baskı aracı olarak kullanan İsrail, Almanya’yı kendisinden başka bir seçenek göremez hale getirerek sürekli silah ve mühimmat desteği alıyor. Ayrıca "6 milyon" yalanını da tüm dünyaya yutturdular.</p>

<p><strong>"İsrail Devleti'nin varlığı bizim için tartışılmazdır"</strong></p>

<p>Son paylaşılan görüntülerde Almanya Şansölyesi Merz, "İsrail, tüm Orta Doğu'daki tek demokrasidir. İsrail Devleti'nin varlığı bizim için tartışılmazdır." dedi.</p>

<p>Moderatörün, "Sizi İsrail'e silah göndermeye devam etme konusunda motive eden nedir?" sorusuna Merz, "İsrail, tüm Orta Doğu bölgesindeki tek demokrasidir. Varlığı, başta İran ve İran'ın finanse ettiği terör grupları olmak üzere, bir dizi komşu devlet tarafından tehdit edilen bir ülkedir. Ve bu nedenle, Federal Almanya Cumhuriyeti var olduğundan beri İsrail'i varoluş mücadelesinde destekledik. İsrail Devleti'nin varlığı bizim için, Federal Almanya Cumhuriyeti için tartışılamazdır (pazarlık konusu değildir). Geçen yılın ağustos ayında, çok eleştirilen bir karar aldığımı itiraf ediyorum: İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki sivil halka karşı yoğun bir şekilde harekete geçtiği bir dönemde, ordunun bu kısmına artık mühimmat tedarik etmeme kararı aldım. Yani İsrail'e koşulsuz bir sevkiyat söz konusu değil; ancak İsrail Devleti'nin varlığını ve var olma hakkını, en azından ben siyasi sorumluluk taşıdığım sürece, her zaman askeri olarak da destekleyeceğiz. Çünkü aksi takdirde bu devlet bugün artık var olmazdı." diye cevap verdi.</p>

<p><strong>Berlin'in esareti</strong></p>

<p>Alman siyasetçilerin İsrail’i Orta Doğu’nun tek demokrasisi olarak pazarlamaya çalışması ve bu ülkenin varlığını tartışmaya kapalı ilan etmesi, Berlin'in ulaştığı esaretin boyutlarını gözler önüne seriyor. Almanya adeta İsrail’e esir düşmüş bir dış politika yürütürken, kendi halkının kaynaklarını ve askeri gücünü İsrail’in saldırgan politikalarına feda ediyor.</p>

<p><strong>Son on yılda verilen destek!</strong></p>

<p>Bu bağımlılığın rakamsal boyutları da durumun vahametini kanıtlıyor. Son on yılın verilerine bakıldığında Almanya'nın İsrail'e olan askeri desteğinin sistematik bir şekilde sürdüğü görülüyor.</p>

<p>2014 yılında yaklaşık 185 milyon euro olan silah ihracat onayı, 2015'te 150 milyon, 2016'da 230 milyon ve 2017'de 200 milyon euro seviyelerinde seyretti.</p>

<p>2018 yılında ise büyük bir sıçrama ile 412 milyon euroya kadar tırmandı. Takip eden yıllarda, 2019’da 140 milyon, 2020’de 190 milyon ve 2021’de 123 milyon euroluk sevkiyat onayları verildi.</p>

<p>2022 yılında 32 milyon euro seviyesinde kalan ihracat rakamları, 2023 yılına gelindiğinde ise adeta patlama yaparak tam on kat artışla 326,5 milyon euroya fırladı.</p>

<p>Özellikle Gazze'deki katliamların başladığı süreçte yapılan bu devasa artış, Almanya’nın İsrail’in mühimmat ihtiyacını karşılamak için tüm etik değerleri bir kenara bıraktığını belgeliyor.</p>

<p>Terörist İsrail'in toplam silah ithalatının yaklaşık yüzde otuzunu tek başına karşılayan Almanya, bu istatistiklerle Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra İsrail’in dünyadaki en büyük ikinci lojistik ve askeri destekçisi olmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Almanya’yı İsrail karşısında bu kadar savunmasız bırakan etkenler</strong></p>

<p>Peki, Almanya’yı İsrail karşısında bu kadar savunmasız bırakan ve adeta "esir" alan bu sürecin arkasında ne yatıyor?</p>

<p>Bu derin bağımlılığın temelinde, Nazi Almanyası döneminde işlenen Holokost'un getirdiği devasa bir tarihi yük bulunuyor. Alman devleti, kendisini bu suçtan arınma çabası üzerine inşa ettiği için İsrail’i desteklemeyi bir dış politika tercihinden öte, bir "kefaret borcu" olarak görüyor. Eski Başbakan Angela Merkel’in 2008 yılında İsrail meclisinde ilan ettiği "İsrail'in güvenliği Almanya'nın devlet varlık sebebidir" doktrini, bugün Berlin’deki tüm hükümetler için değiştirilemez bir anayasa hükmü gibi uygulanıyor. Bu durum, Alman siyasetçilerin İsrail’in en sert saldırılarını bile savunmak zorunda kalmasına yol açıyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra, Almanya içerisinde İsrail’e yönelik her türlü eleştirinin "antisemitizm" suçlamasıyla susturulması, siyasetçiler ve medya üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor. İsrail’i eleştirmek Berlin’de bir "siyasi intihar" olarak görüldüğü için, en insani tepkiler bile "tarihi sorumluluk" ambalajı altında bastırılıyor.</p>

<p>Bu baskının yanında, iki ülke arasındaki büyük istihbarat ve savunma sanayii iş birliği de Berlin’i Tel Aviv’e daha da mahkum ediyor. Almanya, İsrail’e denizaltı ve mühimmat sağlarken, karşılığında askeri teknoloji ve Orta Doğu’da stratejik bir müttefik kazanıyor. Ancak gelinen noktada bu ilişki, Almanya’nın kendi bağımsız iradesini ve uluslararası hukuk ilkelerini İsrail’in taleplerine feda ettiği bir esaret tablosuna dönüşmüş durumda.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-holokost-silahiyla-almanyayi-avucunun-icine-almis-durumda</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/merz-netanyahu.jpg" type="image/jpeg" length="17898"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mladiç öldü, zihniyeti yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mladic-oldu-zihniyeti-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mladic-oldu-zihniyeti-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>O gün tertip edilen miting Balkan tarihi için önemli kırılmalardan birini teşkil ediyordu. Miloseviç'in Kosova Ovası'nda düzenlediği miting alanına 1 milyon Sırp toplanmıştı.</p>

<p>Mitingin teması ise daha sonra yaşanacak soykırıma işaret ediyordu. Üstelik bizi de yakından ilgilendiriyordu. Tarih 28 Haziran 1989'du. Yani Kosova Savaşı'nın 600. Yıldönümü. Mitingde bizzat Sırp Başkan Miloseviç tarafından toplanmış Sırplar intikam yeminleri ediyor, özellikle de Müslüman Boşnak ve Arnavutlara nefret kusuyordu.</p>

<p>Tabii nefretten payını alanlardan biri de Türk milletiydi. Boşnaklar ve Arnavutlar önemli oranda Türklüğün uzantısı olarak görüldükleri için de nefretin hedefi oluyorlardı.</p>

<p>Sokakta karşılaşacağınız herhangi bir Türk'ün bile zor hatırlayacağı 1. Kosova Savaşı'ndaki hezimeti ulusal kimliklerinin ve hafızalarının temel direği olarak gören bunu da bir nefret vesilesine dönüştüren radikal Sırp zihniyeti böyle oluşmuştu. Radikal Yunan, Ermeni, Bulgar veya İsrailli zihniyetlerini de hatırlatan bir düşmanlıktı bu.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde, elinde binlerce Bosnalı kardeşimizin kanı bulunan, Bosna kasabı Mladiç'in ölümü ve sonrasında yaşananları görünce bu zihniyetin hâlâ ne kadar canlı olduğu yine anlaşıldı. Bosna Kasabı olarak bilinen ve Lahey'de yargılanıp ceza alan Mladiç'in ölümü sonrası Sırplar "General" sıfatı ile Mladiç'i bir kahraman gibi anmaya, resmini öpmeye, Sırbistan Devleti de katili resmen sahiplenmeye başladı. Soykırım vahşetini, uluslararası hukukun ve camianın tutumuna rağmen bu derecede sahiplenmeleri işte tam da o Türk ve İslam düşmanı zihniyetin devamını tekrar gösteriyor.</p>

<p>"Türklerden intikam alacağız" sloganıyla Srebrenitsa başta olmak üzere Bosnalı kardeşlerimizi katleden bu zihniyeti bir ân olsun unutmak gibi bir lüksümüz bulunmuyor. Çünkü başka milletler bizim gibi hafızasız değiller.</p>

<p>Her ne kadar 100 yıl önce çizilmiş sınırların dışında kalmış olsa bile Türklüğün hâlâ devamı ve manevi parçası olan topraklar, halklar var. Kafkaslar'dan Balkanlar'a ve Ortadoğu'ya kadar böyle birçok yerden ve halktan bahsedebiliriz. Türk düşmanları tarafından da bu durum böyle okunuyor ve Türkiye'nin uzantısı görülen kardeş halklara da fırsat bulundukça açıkça Türk nefreti ile saldırılıyor. Hocalı Soykırımı'nın talimatını verenler de bunu saklamıyordu Srebrenitsa Soykırımı'nı başlatanlar da...</p>

<p>Türkiye'nin Balkanlar'daki manevi uzantısı, kardeş ülkemiz, vatan toprağı Bosna'da son günlerde yaşananlar can sıkıcı bir seviyeye ulaşmış durumda. Çünkü savaştan itibaren iyi kötü bir barışı koruyabilmiş Bosna'da tekrar bölünme ve iç savaş tartışmaları başlamış durumda. Sırpların nefret gösterileri de bunu artırmış durumda.</p>

<p>Aslında Bosna'da tam olarak bir istikrar oluşup oluşmadığı hep tartışmalıydı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1990'larda yaşanan savaşın, katliam ve soykırımın neticesinde ortaya çıkan Dayton Anlaşması'nın üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçti.</p>

<p>Bu yıllar boyunca Bosna'da kan durdu ancak ortaya çıkan 3 başkanlı, federatif bölgelerden ve kantonlardan oluşan karmaşık devlet yapısı istikrarsız ve eklektik bir yapı olarak süregeldi.</p>

<p>Zaten Bosna'nın hem Sırpların hem de Hırvatların çoğunlukta olduğu farklı yerlerine gittiğimizde Bosna bayrağı neredeyse görünmez oluyor ve ya Sırp ya da Hırvat bayrakları ile ve dev haçlarla donatılmış durumda karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Maalesef Türkiye'nin ayağının tökezlemesini bekleyen, Bosnalı kardeşlerimize karşı tekrar düşmanlık yapmak için gün sayan unsurlar da hâlâ bulunuyor. Sırplar tarafından Mladiç'e gösterilen bu sevgi de bunu gösteriyor.</p>

<p>Ama şunu söylemek gerekiyor ki ne Türkiye eski zayıf Türkiye ne de Bosnalı kardeşlerimiz sahipsiz...</p>

<p>Oğuzhan Bilgin, Akşam</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mladic-oldu-zihniyeti-yasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bosna-kasabi-mladic.webp" type="image/jpeg" length="78547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Batı dünyasında ‘İnsanat bahçeleri’ gerçeği]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bati-dunyasinda-insanat-bahceleri-gercegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bati-dunyasinda-insanat-bahceleri-gercegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1969 yılı olmalı. Sisli bir İstanbul günü. Rahmetli babam elimden tutup Topkapı Sarayı’nı gezdirmişti. Ardından sarayın alt kısmına düşen Gülhane Parkı’nda hayvanat bahçesini ziyaret etmiştik. Gülhane Parkı’nda neden bir hayvanat bahçesi bulunduğunu uzun süre çözemedim.</p>

<p>Ne zaman ki burasının sarayın gülhanesi yani çiçek bahçesi olduğunu ve burada yalnız sarayın ihtiyacı olan çiçeklerin üretilmekle kalmadığını, tavus kuşu gibi sarayın süs hayvanlarının barınağı olduğunu öğrendim, kafamdaki düğüm de çözüldü. Gülhane’deki hayvanlar (en azından çekirdeği) hayvanat bahçesine öncülük etmişti.</p>

<p>Lakin Batı’da hayvanat bahçeleri gibi 'insanat bahçeleri' de vardı.</p>

<p>Hem de modern zamanlara, 1960’lara kadar devam etti.</p>

<p>İnsanat bahçelerinde çekilmiş siyah beyaz fotoğraflara bakıyor ve ister istemez isyan ediyorsunuz:</p>

<p>Şu adilikleri planlayan ve pazarlayanlar insan olamaz!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haklısınız, insan olamaz da hayvan olabilir mi peki?</p>

<p>Bir zamanlar Avrupa'nın ışıltılı başkentlerinde Avrupalı barbarların gönlünü eğlendirmek ve Beyaz Adam'ın egosunu tatmin ve sözde üstünlüğünü teşhir etmek maksadıyla İnsanat Bahçeleri kurulduğu fotoğraflarla da tespit edilebilen taş gibi bir gerçek.</p>

<p>Gelin görün ki bizde kafaları ütüledikleri için Batılı medenidir, Afrikalı ise yamyam.</p>

<p>İnterneti karıştırdığınızda 1905 yılında New York’un Coney adasında kurulmuş İnsanat Bahçesinin fotoğrafı çıkar karşınıza.</p>

<p>Beyaz Amerikalılar Filipinli yeni yürümeye başlamış masum bir çocuğu ve annesini kaçmasın diye ellerinden direğe bağlamış, teşhir ediyorlar müşterilere. Ve zavallı küçüğü ve bedbaht anasını görmek, daha doğrusu ‘keşfetmek’ için bilet almış Amerikalılar gariban kıza maymun muamelesi yapıp fıstık atmış, yani kendilerince iyilik etmişler!</p>

<p>Yıl: 1905. Paris'te bir İnsanat Bahçesi açıldı.</p>

<p>Hem Asyalı kabile mensupları, hem Amerika'nın yerli halkları, hem de Afrikalı “ilkeller” sergilendi bu lanetli bahçede.</p>

<p>Belçika'nın Brüksel şehrindeki son İnsanat Bahçesi ben doğmadan üç yıl önce kurulmuş (1958). Basından gelen tepkiler üzerine nasılsa utanmış sömürgeci Belçikalılar ve insan teşhir bahçesi bir daha düzenlenmemiş. (Devamı aşağıda, Erhan Bener’in anlattıklarında.)</p>

<h2>Ota Benga’nın hazin hikâyesi</h2>

<p>Darwinizmin türler arasında bir ‘ara geçiş formu’ arayışına delil üretmek için hayvan gibi zincirlenip kafese konulan ve birçok ‘insanat bahçesi’nde şempanze ve orangutan gibi maymun türleriyle birlikte teşhir edilen Ota Benga’nın hazin hikâyesi can yakıcıdır:</p>

<p>O zamanlar Belçika’nın sömürgesi olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti topraklarında yaşayan bir “pigme” iken yakalanıp köle tüccarlarına satıldı Benga. Ardından yeni sahibi tarafından ABD’ye götürülüp St. Louis Dünya Fuarı’nda diğer Afrikalılarla birlikte teşhir edildi.</p>

<p>1906 yılında New York’taki Bronx Hayvanat Bahçesi’nde bir orangutanla birlikte sergilenmiş mazlum Ota. Tabelasında “Eylül ayı boyunca her öğleden sonra sergilenir” diye yazıyormuş. Günlük on binlerce ziyaretçi çekmiş ve ancak Afrika kökenli din adamlarının protestosu sayesinde paçayı kurtarabilmiş.</p>

<p>Sonra tütün fabrikasında çalışıp Afrika’ya dönmek için para biriktirmiş Ota Benga. Birinci Dünya Savaşı sırasında Afrika’ya gemi seferleri durdurulduğunu öğrenince tabancasını kalbine sıkarak intihar etmiş. Canından bezdiği o anda sadece 32 yaşındadır.</p>

<p>Ota Benga’nın hikâyesi 20. yüzyıl başındaki sömürgecilik, ırkçılık, “insanat bahçeleri” ve sözde bilimsel ırk teorilerinin somut örneği kabul edilir.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/08/27/6a9027bbc6cf6487__w530xh377.jpg?w=800" width="800" /></p>

<h2>Yamyamlara ressamlık öğrettik!</h2>

<p>Aşağıdaki iki paragraf bir Türk yazarın gezi notlarından:</p>

<p>“Dışarı çıktık. Karşımıza Belçika’nın o tarihte hâlâ sömürgesi durumunda olan Kongo ve Ruanda-Urundi pavyonları çıktı. Pavyonların arkasında Afrika bitkileriyle süslü kocaman bir bahçe vardı. Büyük bir olasılıkla bu bahçe, Fuar’ın açılmasından önce de vardı. Bu bahçeye Kongolu yerlilerin kulübeleri yerleştirilmişti. Bir kamış perdenin arkasındaki bu kulübelerde, çoluklu çocuklu zenci aileleri, kabile reisleri oturuyor, gelip geçenler sirk hayvanlarını ya da hayvanat bahçesindeki acayip hayvanları seyreder gibi bu kara derili insanları merakla inceliyorlardı.”</p>

<p>“Arabamız vardı ya, daha sonraki günlerde de sık sık fuara gidip serginin tadını çıkardık. Bu arada, ilk gidişimizde canımızı çok sıkmış olan Afrika pavyonlarının önünden rastlantıyla tekrar geçmiştik. Herhalde basında çıkan sert eleştiriler üzerine, kulübeler boşaltılmıştı. Tam buna seviniyorduk ki, daha acı bir görünümle karşılaştık. Büyük Kongo pavyonunun içine, çevresi camlı bir odacık koymuşlardı. Bu cam kafesin içinde üç zenci ressam, tuvallerinin başına geçmiş, birbirinden güzel resimler yapmaktaydılar. Kafesin en göze görünür yerine bir tabela yerleştirilmişti. Tabelada, İngilizce, Fransızca ve Flamanca olarak, “Eski yamyamlara resim yapmasını öğretiyoruz!” yazılıydı. Cam odacığın dört yanında insanlar toplanmış, resim yapan bu tuhaf yaratıkları seyrediyorlardı. Ressamların başları önlerine eğik, gözleri hüzünlüydü. Burası, İkinci Dünya Savaşı sırasında ırkçı Almanların işgâline uğramış olan Belçika’nın sömürgesiydi. Ancak, Batılı için insan demek, Batılı insan demekti.” (Erhan Bener, Arabalarım, Remzi: 2003, s. 40-41.)</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/08/27/6a9027bf6d3b5528__w1200xh799.jpg?w=800" width="800" /></p>

<h2>“Bir köpeğe yahut maymuna yem verir gibi”</h2>

<p>Şu satırlar da İbrahim Kalın’ın Barbar, Modern, Medeni: Medeniyet Üzerine Notlar adlı ufuk açıcı kitabından (İnsan: 2018, s. 82-83):</p>

<p>“Hayvanat bahçesinde kafesin arkasındaki vahşi ve ehlileştirilmiş hayvanları izleyen ziyaretçiler, insanat bahçelerindeki yabanileri izlerken de muhtemelen aynı hislere kapılıyorlardı: acıma, üstencilik, lütufkârlık, hatta gizli bir hayranlık. Zira modern, şehirli, zarif, kırılgan Batılılara göre bu yarı-hayvani varlıkların bir dizi olağanüstü özelliklere sahip oldukları ve bu yüzden vahşi tabiatta hayatta kalabildikleri düşünülüyordu. Bir köpeğe yahut maymuna yem verir gibi tedirgin bir şekilde bu insanlara bir bariyerin üstünden yiyecek-içecek uzatmaları da bu ziyaretçilerde farklı bir tatmin ve âlicenaplık duygusu yaratıyor olmalıydı. Ne de olsa ayaklarına kadar gelen yabanileri doyurmak da modern medeniliğin bir gereğiydi.”</p>

<p>“İnsanat bahçeleri, 19. yüzyıl Avrupa’sında dört ana unsuru bir araya getirmekteydi: sömürgecilik, bilim, ırkçılık ve kamuoyu. Avrupalı ülkeler sergilere, sömürgeleştirdikleri ülkelerin insanlarını getiriyordu. Bu, sömürgeciliğin faziletlerine yönelik propaganda çalışmalarının bir parçasıydı. Etnoloji, antropoloji ve biyoloji gibi bilim dalları bu geri ırklar hakkında gözlemler yapma imkânına kavuşuyor ve beyaz ırkın üstünlüğünü kanıtlamak için hummalı bir çalışma yapıyordu. Irkçılık, biyolojik ve kültürel anlamda çağın ruhunu belirleyen ana akımdı.”</p>

<p>*</p>

<p>Kimse kusura bakmasın, insanlığın ne olduğunu Batı’dan öğrenecek kadar hafızamızı yitirmedik çok şükür.</p>

<p>Mustafa Armağan, En Son Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bati-dunyasinda-insanat-bahceleri-gercegi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/oto-benga.jpg" type="image/jpeg" length="50286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler adım adım gasp ediyor! 37 dönümden fazla araziye el konulacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yahudiler-adim-adim-gasp-ediyor-37-donumden-fazla-araziye-el-konulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yahudiler-adim-adim-gasp-ediyor-37-donumden-fazla-araziye-el-konulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist Yahudiler, Filistin topraklarına el koymayı sürdürüyor. Beytunya’daki 37,5 dönümlük yeni gasp kararı, Batı Şeria’yı Gazze’deki baskı, kuşatma ve tasfiye düzenine doğru sürüklüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi, İsrail ordusunun Beytunya’daki 37,5 dönüm Filistin arazisine el koyma kararı çıkardığını açıkladı. Arazi, yasa dışı Beyt Horun yerleşiminin yakınında bulunuyor.</p>

<p>İşgalci Yahudiler, askerî bölgeyi genişletmek için hazırladığı kararla araziler üzerindeki “mutlak tasarruf” yetkisini 60 gün sonra İsrail Savunma Bakanlığına devredecek. Filistinli hak sahiplerine ise yedi günlük göstermelik bir itiraz süresi tanındı.</p>

<p>Yahudiler, mülkiyeti kâğıt üzerinde Filistinlilere bırakırken arazinin kullanım ve tasarruf hakkını doğrudan ordusuna geçiriyor. Böylece kendi çıkardığı kararları hukuk yerine koyarak yasa dışı Yahudi yerleşimlerini koruyan askerî altyapıyı genişletiyor.</p>

<p>İşgal yönetimi temmuz ayında 31 askerî emirle 831 dönüm Filistin toprağını hedef aldı. Aynı dönemde 80 yıkım gerçekleştirildi, 80’i mesken olmak üzere 165 yapı tahrip edildi. Ayrıca 1172 dönümlük arazi üzerine 1128 yasa dışı konut inşa edilmesi için 26 plan hazırlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te toprak gasbı, baskınlar, saldırılar ve keyfî tutuklamalar giderek artıyor. Hiçbir hukuk tanımayan terörist Yahudi, Filistinlileri topraklarından kopararak Batı Şeria’yı adım adım Gazze’ye dönüştürüyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yahudiler-adim-adim-gasp-ediyor-37-donumden-fazla-araziye-el-konulacak</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bati-seria-zeytin-agaci-adim-adim-isgale-gidiyoraa-2456482.jpg" type="image/jpeg" length="62781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mekke Anlaşması kapsamında kurulan komite ilk kez İstanbul'da toplanacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-kapsaminda-kurulan-komite-ilk-kez-istanbulda-toplanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-kapsaminda-kurulan-komite-ilk-kez-istanbulda-toplanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından ilk stratejik toplantısını İstanbul’da yapacak. Dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılacağı toplantıda ortak caydırıcılık, askerî entegrasyon, savunma sanayisi ve terörle mücadele alanlarında atılacak adımlar belirlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında savunma iş birliğinde yeni bir adım atılıyor.</p>

<p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk kez İstanbul’da toplanacak.</p>

<ul>
 <li>
 <p><u><strong><a href="https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-kagit-ustunden-fiili-duruma-gecis-mecburiyeti"><span style="color:#d35400">Mekke Anlaşması: Kâğıt üstünden fiilî duruma geçiş mecburiyeti</span></a></strong></u></p>
 </li>
</ul>

<p>Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Pakistan Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili'nin katılması öngörülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yol haritası belirlenecek</h2>

<p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yürütülecek faaliyetlere stratejik yön vermek amacıyla kurulması öngörülen, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin ilk toplantısı, yarın Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenecek.</p>

<p>Toplantıda, uluslararası güvenlik konularının gündemde yer alması, ayrıca savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, bu bağlamda üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin artırılmasının teşvik edilmesi, ortak üretim ile araştırma ve geliştirme dahil savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesi ve terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi gibi başlıkların değerlendirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Ayrıca, toplantıda Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin belirleyeceği ortak faaliyet alanlarındaki çalışmaları yönlendirecek Sekretarya ile diğer ilgili mekanizmaların çerçevesinin çizilmesi ve ilerleyen dönemde atılacak adımlara ilişkin yol haritasının belirlenmesi öngörülüyor.</p>

<p>Toplantının, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgede güvenlik, barış ve istikrarın pekiştirilmesini hedefleyen, meselelere işbirliğine dayalı güvenlik anlayışıyla yaklaşan ve çatışma yerine huzur ve refahı önceliklendiren tüm ülkelere önemli fırsatlar sunduğunun bir kez daha vurgulanmasına imkan tanıması bekleniyor.</p>

<h2>Mekke Ortak Savunma Anlaşması</h2>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos'ta Mekke'de "Ortak Savunma Anlaşması"na imza atmıştı.</p>

<p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın, bölgelerinde ve uluslararası alanda artan istikrarsızlıklar karşısında ortak sorumluluk ve bölgesel sahiplenme anlayışıyla imzaladıkları Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgede ve küresel ölçekte güvenlik, barış, istikrar ve refahın teşvik edilmesini ve ortak caydırıcılığın arttırılmasını hedefliyor.</p>

<p>Söz konusu anlaşma, taraf devletlerden herhangi birine gerçekleştirilecek bir saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmediyor.</p>

<p>Bölgede yeni iş birliği kültürünün geliştirilmesini hedefleyen anlaşma, uluslararası hukuka saygı duyan ve barışçı iş birliği vizyonunu paylaşan tüm aktörlerin katılımını mümkün kılıyor.</p>

<p>AA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-kapsaminda-kurulan-komite-ilk-kez-istanbulda-toplanacak</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/mekke-anlasmasi-kapsaminda-kurulan-komite-ilk-kez-istanbulda-toplanacak5.jpg" type="image/jpeg" length="62808"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Mugayyir'i ablukaya aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-mugayyiri-ablukaya-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-mugayyiri-ablukaya-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail askerleri ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinin kuzeydoğusundaki Mugayyir köyüne yönelik tırmandırdığı gerilim konusunda uyararak, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, İsrail'in yaklaşık 20 gündür Mugayyir köyü girişlerindeki kapıların açılıp kapanmasını kontrol ederek köye "boğucu bir kuşatma" uyguladığı, köy sakinlerinin giriş ve çıkışına günde yalnızca 2 saat izin verildiği belirtildi.</p>

<p>İsrail güçlerinin cuma akşamından bu yana köyün girişlerini tamamen kapatmaya devam ettiği ve ambulansların köye girişini engellediği aktarılan açıklamada, bunun yanı sıra "Filistinlilerin rastgele hedef alındığı" ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu uygulamaların köyü izole etmeyi, sakinlerini askeri ve ekonomik açıdan kuşatma altına almayı ve yerlerinden etmeyi amaçladığını kaydetti.</p>

<p>Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria'daki saldırıları ve İsrail güçlerinin ihlallerinin artması konusunda uyarıda bulunulan açıklamada, bunların "öldürme, terör ve zorla yerinden etme ortamı oluşturmayı" ve sahadaki dengeleri değiştirmeyi amaçlayan politikanın parçası olduğu aktarıldı.</p>

<p>Bakanlık, "Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere koruma, silah, siyasi ve hukuki destek sağlanmasının" sürdürülmesi halinde sonuçlarının kontrol edilmesi zorlaşacak bir sürece yol açabileceğine işaret ederek, bunun durdurulması için acilen uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Açıklamada, ayrıca uluslararası topluma ve tüm ülkelere "sözlü kınama döngüsünden" çıkarak caydırıcı siyasi, hukuki ve ekonomik adımlar atmaları; Filistin halkına uluslararası koruma sağlamaları çağrısı yapıldı.</p>

<p>Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinde düzenledikleri saldırılarda 2'si yaşlı kadın olmak üzere 3 Filistinli yaralanmıştı.</p>

<p><strong>TEMMUZ AYINDA 2 BİN 256 SALDIRI</strong></p>

<p>Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyine göre, İsrail askerleri ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, temmuz ayında Filistinlilere, topraklarına ve mülklerine karşı 2 bin 256 saldırı düzenlediler.</p>

<p>Bu saldırıların 1.458'i İsrail ordusu, 798'i ise Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-mugayyiri-ablukaya-aldi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bati-seria-baskin-aa-2483235.jpg" type="image/jpeg" length="17108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’li öğrencilerin yüzde 74’ü İsrail’in soykırım yaptığını söylüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdli-ogrencilerin-yuzde-74u-israilin-soykirim-yaptigini-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdli-ogrencilerin-yuzde-74u-israilin-soykirim-yaptigini-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'deki üniversite öğrencilerinin yüzde 74'ünün, İsrail'in Filistin halkına karşı soykırım yaptığı görüşüne katıldığı belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Brandeis Üniversitesine bağlı Maurice and Marilyn Cohen Modern Yahudi Araştırmaları Merkezinin Ağustos 2026 tarihli raporunda, ABD'deki üniversite öğrencilerinin, Filistin ve İsrail'e ilişkin tutumları incelendi.</p>

<p>Araştırma, 2025-2026 akademik yılında ABD genelindeki 303 üniversiteden 3 bin 989 lisans öğrencisinin katılımıyla çevrim içi gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 77'si Filistin halkı hakkında olumlu görüşlere sahipken, İsrail halkına olumlu bakanların oranı yüzde 52 oldu.</p>

<p>Siyasi aktörlere yönelik olumlu görüşlerin ise daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>Öğrencilerin yüzde 41'i Filistin yönetimine olumlu bakarken bu oran İsrail hükümeti için yüzde 15'te kaldı.</p>

<p>Ankete katılan öğrencilerin yüzde 46'sı İsrail hükümeti hakkında "çok olumsuz" görüş, yüzde 39'u "olumsuz" görüş bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÖĞRENCİLERİN ÇOĞUNLUĞU İSRAİL'İN SOYKIRIM YAPTIĞI GÖRÜŞÜNE KATILIYOR</strong></p>

<p>Araştırmada, öğrencilerin yüzde 74'ü İsrail'in Filistin halkına karşı soykırım yaptığı görüşüne katılırken, yüzde 25'lik kısım buna katılmadığını belirtti.</p>

<p>Öğrencilere, "Filistinlilerin bir Filistin devletinde kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olduğu" görüşüne katılıp katılmadıkları soruldu. Katılımcıların yüzde 82'si bu görüşü desteklerken, yüzde 18'i karşı çıktı.</p>

<p>AA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdli-ogrencilerin-yuzde-74u-israilin-soykirim-yaptigini-soyluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/abdli-ogrencilerin-yuzde-74u-israilin-soykirim-yaptigini-soyluyor.jpg" type="image/jpeg" length="33037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afrika'nın bağrında Osmanlı mirası! Türkiye'yi ''ata toprağı'' biliyorlar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/afrikanin-bagrinda-osmanli-mirasi-turkiyeyi-ata-topragi-biliyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/afrikanin-bagrinda-osmanli-mirasi-turkiyeyi-ata-topragi-biliyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etiyopya'nın tarihi Harar kentinde Osmanlı döneminde bölgeye gelen Türklerin torunları, aile büyüklerinden dinledikleri hikayelerle kökenlerini kuşaktan kuşağa aktarırken, Türkiye ile bağlarını da koruyor. Çevrelerinde 'Osmanlı torunları' olarak tanınan aileler, geçmişlerini aile büyüklerinden dinledikleri anlatılarla öğrenirken, Türkiye'yi de atalarının geldiği topraklar olarak kabul ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüzyıllar boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Harar'da yaşayan Türk kökenli aileler, bugün kentin sosyal hayatının bir parçası olarak günlük yaşamlarına devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çevrelerinde "Osmanlı torunları" olarak tanınan aileler, geçmişlerini aile büyüklerinden dinledikleri anlatılarla öğrenirken, Türkiye'yi de atalarının geldiği topraklar olarak kabul ediyor.</p>

<p>Bazıları Türkiye'yi yalnızca ailelerinden kalan hatıralar ve anlatılardan tanırken, bazıları ise yıllar sonra ülkeyi ziyaret ederek geçmişleriyle bağ kurma imkanı buldu.</p>

<p>Harar'da kız kardeşi Fethiye Muhammed ile yaşayan ve hakimlik yapan 52 yaşındaki Kevser Muhammed de Türk kökenlerine ilişkin aile hikayesini annesi Bedriye Muhammed Şami'den dinleyerek büyüdü.</p>

<p>Muhammed, AA muhabirine, Türk olan annesinin, ailesinin geçmişte Harar'a göç ettiğini anlattı.</p>

<p>Türkiye'den 2014-2015 yıllarında kendilerini ziyarete gelenler olduğunu aktaran Muhammed, onların sayesinde Türkiye'ye gelip gezdiklerini söyledi.</p>

<p>Türkiye ziyaretine annesinin de katıldığını belirten Muhammed, "Annemin orada kalmasını istediler ama kalmak istemedi. Zaten buraya geldikten sonra hastalandı. İkinci defa gitme fırsatı bulduğunda gitmedi çünkü çok hastaydı. Sonra vefat etti. Annem oraya gittiğinde oradaki akrabalarını tanıdı." dedi.</p>

<p>Muhammed, Türkiye'deki izlenimlerini, "Çok temizdi. Mimari olarak çok iyiler. Çok güzel yerleri gezdik. Çok güzel camileri gördük. Güzel evleri gördük. Yemekleri çok güzeldi. Gençleri namazlarında, niyazlarında disiplinliler. Orada çok güzel zaman geçirdik." şeklinde ifade etti.</p>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/08/29/42333007.jpg" /></p>

<h3>"HASAN MUSTAFA YERLİ BİRİYLE EVLENDİ, İKİ ÇOCUĞU OLDU"</h3>

<p>Müzisyenlik yapan 50 yaşındaki Abuberker Hassen Semod ise eşi Rabia Nagash ile birlikte Harar'da yaşadığını ve Türk kanı taşıdığını söyledi.</p>

<p>Dedesinin Harar'a İstanbul'dan geldiğini ifade eden Semod, "İstanbul'dan abi, kardeş Ahmet Mustafa ve Hasan Mustafa geldi. Ahmet Mustafa İstanbul'a geri döndü, Hasan Mustafa burada kaldı. Hasan Mustafa yerli biriyle evlendi, iki çocuğu oldu. İki çocuğundan biri Ayşe, diğeri Abdi. Abdi Mustafa'nın torunları ve çocukları var. Dedemiz, babamızın babası." diye konuştu.</p>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/08/29/42333011.jpg" /></p>

<p>İstanbul'u gördüğü için çok mutlu olduğunu dile getiren Semod, şöyle devam etti:</p>

<p>"İstanbul tarihi bir yer çünkü lisedeyken coğrafya ve tarihe çok meraklıydım, onun üzerinde çalışıyordum. Radyodan da dinliyordum. Takip ettiğim için İstanbul'un tarihi bir şehir olduğunu biliyordum ama gözle görmek ile bilgi olarak bilmek çok ayrı bir şey. Gidip de gördüğüm için çok mutlu oldum. İstanbul çok güzel, tertemiz bir yerdi. Sadece İstanbul'da yaklaşık 70'e yakın müze var ve her müzeye her gün giderim desem 70 gün kalmam gerekir. 3 bine yakın cami var. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur, onun sarayını gördük. Camiler arasında da Sultanahmet'e gittik ve orada cuma namazını kıldık. Panorama Müzesi'ne de gittik 1453'teki İstanbul'un fethini anlatan."</p>

<p>Semod, kendisini en çok etkileyen yerin Panorama Müzesi olduğunu kaydederek, sanatçıların İstanbul'u ve savaşları anlatma biçimlerini çok beğendiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/afrikanin-bagrinda-osmanli-mirasi-turkiyeyi-ata-topragi-biliyorlar</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/etiyopyaosmanli.png" type="image/jpeg" length="20485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 Ağustos kimin zaferi?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/30-agustos-kimin-zaferi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/30-agustos-kimin-zaferi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Taarruz, Yunan işgalinin Anadolu’dan sökülüp atılmasını sağlayan askerî zaferin zirvesiydi. Kongreler, Birinci Meclis, Sultan Vahdettin’in konumu, ulema ve meşayihin desteği birlikte ele alındığında zaferin, geniş bir Osmanlı ve Anadolu seferberliğinin neticesi olduğu görülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>30 Ağustos 1922’de elde edilen askerî zafer, Anadolu’daki Yunan işgalinin sona erdirilmesini sağlayan sürecin belirleyici aşamasıydı. Büyük Taarruz öncesinde Doğu, Güney, Karadeniz ve Batı cephelerinde yürütülen askerî ve siyasî mücadele, Ankara’nın düzenli ordusunun giderek güçlenmesini sağladı. Yaklaşık 200 bin kişilik kuvvetin Büyük Taarruz’la ulaştığı başarı, Yunan ordusunun Anadolu’dan çıkarılmasıyla sonuçlandı.</p>

<p>Millî Mücadele’nin tarihî seyri ise 1919’dan itibaren Cumhuriyet’in kuruluşunu hedefleyen doğrusal bir hareket şeklinde gelişmedi. Dönemin kongre kararları, meclis yapısı ve İstanbul-Ankara ilişkileri, mücadelenin ilk safhasında Osmanlı vatanının ve mevcut siyasî düzenin devamının esas alındığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>Anadolu’da 31 ayrı kongre toplandı</strong></h2>

<p>Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu’nun farklı bölgelerinde direniş teşkilatları kurulmaya başladı. Prof. Dr. Ali Satan’ın tespitine göre 1918-1920 yılları arasında 31 ayrı kongre toplandı. Bu kongrelerin hemen tamamında mücadele kararı alınırken, karar metinlerinde Osmanlı vatanı fikri korunuyordu. Kongreler yalnızca kendi bölgelerini müdafaa etmeyi hedeflemiyor, ülkenin bütünü için bağımsız bir siyasî yapının yeniden kurulmasını amaçlıyordu.</p>

<p>Kongrelerden gelen temsilcilerin ve Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarının oluşturduğu siyasî birikim daha sonra Birinci Meclis’e taşındı. Bu dönemde İstanbul’daki Osmanlı idaresine karşı yeni bir rejim kurma fikri açık bir siyasî hedef olarak ortaya konulmuş değildi.</p>

<h2><strong>Birinci Meclis Osmanlı siyasî düzeninin devamıydı</strong></h2>

<p>Anadolu’daki Müdafaa-i Hukuk hareketi bir yandan işgale karşı teşkilatlanırken diğer yandan 1876 Anayasası çerçevesinde seçim yapılmasını savundu. İstanbul ile Ankara arasında yapılan Amasya Mutabakatı sonrasında 1919 seçimleri gerçekleştirildi ve Osmanlı Mebusan Meclisi İstanbul’da toplandı.</p>

<p>İstanbul’un işgal edilmesi ve Mebusan Meclisi’nin çalışamaz hâle gelmesinden sonra mebusların bir bölümü Ankara’ya geçti. Ankara’da açılan meclis, İstanbul’daki Osmanlı Meclisi’nin hukukunu ve iç tüzüğünü kullanmaya devam etti. Hatta İstanbul Meclisi’nde yarım kalan gündem Ankara’da sürdürüldü.</p>

<p>Birinci Meclis açıldığında Sultan Vahdettin’e bağlılık telgrafları gönderildi. Bu sebeple dönemin Ankara Meclisi için “Üçüncü Meşrutiyet” nitelemesi de kullanıldı. Meclis anayasal bakımdan Osmanlı hukukuna bağlıydı ve başlangıçta İstanbul’dan kesin bir rejim kopuşu söz konusu değildi.</p>

<p>Bu tablo, Millî Mücadele’nin ilk safhasında temel hedefin rejim değişikliği değil, işgal altındaki vatanın kurtarılması olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>Sultan Vahdettin’in rolü</strong></h2>

<p>Cumhuriyet dönemi Kemalist tarih anlatısının en fazla tartışılan başlıklarından biri Sultan Vahdettin’in Millî Mücadele karşısındaki tutumu oldu. Uzun yıllar doğrudan “hain” olarak sunulan son Osmanlı padişahının Anadolu hareketinin başlamasındaki rolüne ilişkin farklı belge, hatırat ve değerlendirmeler bulunuyor.</p>

<p>Sultan Vahdettin, Anadolu’daki direnişi örgütleyebilecek askerî kadronun belirlenmesi için Mareşal Fevzi Çakmak’tan isimler istedi. Mustafa Kemal bu kadronun isimleri arasında yer aldı. Necip Fazıl Kısakürek de Fevzi Çakmak’tan aktardığı bilgilere dayanarak Vahdettin’in Millî Mücadele’nin teşkilatlanmasında rol oynadığını ifade ediyor.</p>

<p>Necip Fazıl, <i>Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin</i> isimli eserinde Vahdettin’in Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderdiğini, Anadolu’daki hareketi desteklediğini ve Millî Mücadele’nin başlamasında belirleyici rol oynadığını belirtiyor. Ayrıca Necip Fazıl Kısakürek’e bu görüşleri sebebiyle hakkında dava açıldı ve ceza aldı.</p>

<h2><strong>Ulema ve meşayih de Anadolu hareketini destekledi</strong></h2>

<p>Millî Mücadele’nin toplumsal tabanı askerî kadrolarla sınırlı değildi. Ulema ve meşayihin önemli bir bölümü de işgale karşı yürütülen mücadeleyi destekledi.</p>

<p>Seyyid Abdülhakîm Arvasî’nin aktardığı hatıratta, İstanbul’daki imam ve vaizlerin saraya çağrıldığı, kendilerine Sultan’ın selâmının iletildiği ve Kuva-yı Milliye’nin başarısı için dua etmeleri istendiği anlatılıyor. Aynı toplantıda Anadolu’daki mücadele için para toplanması ve eli silah tutanların cepheye katılmaya teşvik edilmesi talep ediliyor. Arvasî de bu çağrı üzerine Anadolu’ya insan ve yardım gönderilmesine destek verdiğini ifade ediyor.</p>

<p>Bu bilgiler, Millî Mücadele’nin din adamları ile Anadolu hareketi arasında mutlak bir karşıtlık bulunduğu şeklindeki yalandan müteşekkil resmî tarih kalıbıyla uyuşmuyor.</p>

<h2><strong>Batı’da sonuç almak zordu</strong></h2>

<p>Millî Mücadele çoğu zaman yalnızca Yunan ordusuna karşı yürütülen Batı Cephesi üzerinden anlatılıyor. Oysa savaşın askerî tablosu çok daha genişti.</p>

<p>Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir Paşa’nın yürüttüğü harekâtın başarıya ulaşması, Batı Cephesi’ne kuvvet aktarılmasını kolaylaştırdı. Doğu Cephesi’nde sonuç alınamaması hâlinde Batı’daki askerî başarının aynı ölçüde gerçekleşmesi epey güç olacaktı.</p>

<p>Karadeniz bölgesinde Rum Pontus hareketine karşı Sakallı Nurettin Paşa kumandasında Merkez Ordusu oluşturuldu ve yaklaşık bir yıl boyunca mücadele yürütüldü. Güneyde ise Fransız kuvvetlerine karşı düzenli ordu teşkilatlanmasından önce şehir merkezli direnişler başladı.</p>

<p>Bu cephelerin kontrol altına alınması, Batı Cephesi’nde daha güçlü bir askerî yığınak yapılmasının önünü açtı.</p>

<p><strong>Yunanistan’ın arkasında İngiltere vardı</strong></p>

<p>Batı Anadolu ve Trakya’daki Yunan işgali de yalnızca Atina’nın siyasî tercihi değildi. Birinci Dünya Harbi’nden sonra İngiliz kamuoyunun yeni ve büyük bir savaşa sıcak bakmaması üzerine Yunanistan Anadolu’da desteklenen güç hâline getirildi.</p>

<p>İngiliz yıllık raporlarında, Londra yönetiminin resmî olarak tarafsız olduğunu açıklamasına rağmen Yunanistan’ı desteklemeye devam ettiği yönünde ifadeler yer alıyor.</p>

<p>Sakarya’dan sonra Fransızlar ve İtalyanlarla uzlaşmaya gidilmesi, İtilaf devletleri arasındaki görüş ayrılıklarının değerlendirilmesi ve İngiliz-Fransız ihtilafından yararlanılması da savaşın diplomatik boyutunu oluşturdu. Aynı diplomatik yöntemin farklı dönemlerde hem İstanbul hem Ankara tarafından kullanıldığı belirtiliyor.</p>

<h2><strong>İngiltere’nin hedefi bütün Anadolu değildi</strong></h2>

<p>Birinci Dünya Harbi öncesinde Osmanlı Devleti, Balkanlardan Basra Körfezi’ne ve Ortadoğu’nun büyük bölümüne uzanan geniş bir coğrafyaya sahipti. Savaş sonrasında Irak, Filistin ve Ürdün başta olmak üzere stratejik bölgeler Osmanlı hâkimiyetinden çıktı.</p>

<p>İngiltere’nin temel önceliklerinden biri petrol bölgeleri ve Ortadoğu’daki stratejik güzergâhların kontrolüydü. Anadolu’nun tamamını elde tutmak için yeni ve uzun süreli bir savaşa girmek ise Londra açısından aynı ölçüde öncelikli değildi.</p>

<p>Buna rağmen Yunan ordusunun mağlup edilmemesi durumunda Anadolu’nun çok daha dar bir siyasî coğrafyaya sıkıştırılması ihtimali bulunuyordu. Büyük Taarruz’un askerî önemi de burada ortaya çıktı. Yunan işgalinin sona erdirilmesi, Ankara’nın masaya çok daha güçlü oturmasını sağladı.</p>

<h2><strong>Büyük Taarruz Ankara’nın gücünü zirveye taşıdı</strong></h2>

<p>Büyük Taarruz sırasında Ankara’nın askerî gücü yaklaşık 200 bin kişilik bir seviyeye ulaşmıştı. Yunan ordusunun Anadolu’dan çıkarılmasıyla Ankara hem askerî hem siyasî bakımdan en güçlü konumuna geldi.</p>

<p>Bu gelişme İstanbul-Ankara ilişkilerinde de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Zafer sonrasında elde edilen siyasî gücün İstanbul ile paylaşılması gündemden çıktı.</p>

<p>Büyük Taarruz’un ardından Refet Paşa İstanbul’a gönderildi ve Sultan Vahdettin’le görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler sırasında siyasî yetkinin Ankara’da kalması, İstanbul’un ise hilafet merkezi olarak devam etmesi şeklinde bir formülün tartışıldı. Refet Paşa’nın görüşmeler sırasında Vahdettin’e padişah yerine halife sıfatıyla hitap ettiği anlatılıyor.</p>

<h2><strong>Birinci ve İkinci Meclis arasında önemli fark vardı</strong></h2>

<p>Zaferden sonra siyasî yapı süratle değişmeye başladı.</p>

<p>Birinci Meclis farklı siyasî görüşlerin ve yerel temsilcilerin bir arada bulunduğu bir yapıydı. Parti sistemi henüz belirleyici değildi ve mebuslar büyük ölçüde kendi bölgelerindeki siyasî ağırlıklarıyla Ankara’ya gelmişti.</p>

<p>İkinci Meclis’te ise aday belirleme süreci Ankara merkezli hâle geldi. Mustafa Kemal Paşa’nın aday listeleri üzerindeki etkisi arttı ve Birinci Meclis’te güçlü olan muhalif grupların önemli bölümü yeni mecliste yer almadı.</p>

<p>Ardından saltanat kaldırıldı, 1923’te Cumhuriyet ilan edildi ve 1924’te hilafet ilga edildi. Böylece Millî Mücadele’nin başlangıcındaki Osmanlı siyasî yapısıyla zafer sonrasında ortaya çıkan Kemalist rejim arasında açık bir kırılma meydana geldi.</p>

<h2><strong>Hilafet konusunda iki yıl içinde farklı tezler savunuldu</strong></h2>

<p>Saltanatın kaldırılması sırasında hilafet makamının korunabileceği görüşü savunuluyordu. İsmet Paşa’nın, meclisin arkasında bulunduğu bir halifenin varlığının devam edebileceğine dair yaklaşımı bu dönemin tartışmaları arasında yer aldı.</p>

<p>1924’e gelindiğinde ise hilafetle devlet başkanlığının ayrılamayacağı, Ankara’da zaten bir devlet başkanlığı bulunduğu ve ayrıca bir hilafet makamına ihtiyaç olmadığı görüşü öne çıkarıldı.</p>

<p>Dolayısıyla 1922’de gündemde bulunan “saltanatsız hilafet” formülü iki yıl sonra tamamen terk edildi.</p>

<h2><strong>30 Ağustos Lozan masasındaki askerî gücü oluşturdu</strong></h2>

<p>Büyük Taarruz’un doğrudan siyasî neticelerinden biri Lozan görüşmeleri oldu. Ankara hükümeti masaya, Yunan ordusunu mağlup etmiş düzenli bir ordunun siyasî gücüyle oturdu.</p>

<p>Sevr’le kıyaslandığında Lozan önemli bir toprak ve egemenlik kazanımı sağladı. Buna karşılık Misak-ı Millî’nin tamamı gerçekleştirilemedi. 30 Ağustos’ta kazanılan askerî gücün sınırları, Lozan’daki müzakerelerin de hareket alanını belirledi.</p>

<p>Lozan’ın sonraki yıllarda değiştirilen hükümleri de anlaşmanın nihai ve değişmez bir metin olmadığını gösterdi. Hatay’ın Türkiye’ye katılması ve Boğazlar rejiminin daha sonra yeniden düzenlenmesi bunun iki önemli örneği.</p>

<h2><strong>Zafer ile Kemalist anlatı birbirinden ayrılmalı</strong></h2>

<p>30 Ağustos 1922 tarihinde Cumhuriyet henüz ilan edilmemişti. Saltanat devam ediyor, hilafet makamı varlığını koruyor ve Osmanlı hanedanı İstanbul’daydı. Birinci Meclis’in hukukî ve siyasî kökleri de Osmanlı meşrutiyet sistemine dayanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle Büyük Taarruz’un askerî başarısı ile 1923 sonrasındaki siyasî ve kültürel yıkımın aynı tarihî hadise olarak değerlendirilmesi kronolojik açıdan sorunlu bir yaklaşım oluşturuyor.</p>

<p>Millî Mücadele boyunca Osmanlı vatanı, bağımsızlık, hilafet, işgalin sona erdirilmesi ve ülkenin siyasî varlığının korunması ortak hedefler arasında yer aldı. Zaferin ardından ise yeni devletin rejimi ve yönelimi etrafında farklı bir siyasî cebir süreci başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yakın dönem tarihindeki birçok meselede arşivlerin sınırlı erişime açık olması da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Özellikle Dışişleri Bakanlığı ve askerî arşivlerdeki belgelerin tamamının araştırmacılara açılmasının Lozan, hilafet ve Millî Mücadele dönemindeki diplomatik ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu sebeple 30 Ağustos’un tarihî çerçevesi yalnızca Cumhuriyet döneminde oluşturulan resmî anlatıyla sınırlı tutulmadan, Osmanlı arşivleri, hatıratlar, meclis zabıtları, yabancı diplomatik belgeler ve dönemin siyasî yazışmaları birlikte değerlendirilerek ele alınmayı gerektiriyor.</p>

<h2><strong>30 Ağustos geniş bir seferberliğin sonucuydu</strong></h2>

<p>30 Ağustos’un tek bir şahıs veya dar bir siyasî kadroyla açıklanamayacağını gösteriyor. Zaferin arkasında Anadolu’da toplanan kongreler, Müdafaa-i Hukuk teşkilatları, Osmanlı ordusundan gelen askerî kadrolar, Doğu ve Güney cephelerinde verilen mücadele, Karadeniz’deki askerî harekât, ulema ve meşayihin desteği, halkın maddî katkısı ve Batı Cephesi’ndeki düzenli ordu bulunuyordu.</p>

<p>Millî Mücadele’nin başlangıcındaki siyasî hedef ile zaferden sonra şekillenen Kemalist rejim arasında da belirgin bir ayrım bulunuyor.</p>

<ul>
 <li><strong>Prof. Dr. Ali Satan – “Arşivler açıldığında her şeyi yeniden konuşmamız gerekecek”</strong>, Aylık Dergisi/Baran, Aylık Dergisi 192. Sayı, Eylül 2020.</li>
 <li><strong>Baran Dergisi – “Millî Mücadele’yi Sultan Vahdettin başlattı”</strong>,</li>
 <li><strong>Dr. Kâzım Albay – “Sultan Vahdettin, Millî Mücadele ve Mustafa Kemal Paşa”</strong>, Baran Dergisi 602. Sayı, 27 Temmuz 2018.</li>
 <li><strong>Dr. Kâzım Albay – “Millî Mücadele-Lozan-Cumhuriyet ve Tek Parti İktidarı -III-”</strong>, Baran Dergisi 596. Sayı, 21 Haziran 2018.</li>
 <li><strong>Salih Mirzabeyoğlu, <i>Ölüm Odası B-Yedi (354)</i></strong>, Baran Dergisi, Sayı 529, 2017, s. 18.</li>
 <li><strong>Fuâd Âsım Arvâs – Şaban Er, <i>Silsile-i Aliyye’nin Son Altun Halkası Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî</i></strong>, Kutupyıldızı Yayınları, İstanbul, 2018, s. 1226-1227.</li>
 <li><strong>Salih Mirzabeyoğlu, <i>İBDA Diyalektiği</i></strong>, İBDA Yayınları, İstanbul, 2004, s. 49.</li>
 <li><strong>Mete Tunçay, <i>Bilineceği Bilmek</i></strong>, Alan Yayıncılık, İstanbul, 1983, s. 105-106.</li>
 <li><strong>Necip Fazıl Kısakürek, <i>Vatan Dostu Sultan Vahidüddin</i></strong>, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2012, s. 162 ve 203.</li>
 <li><strong>Mahir İz, <i>Yılların İzi</i></strong>, İrfan Yayınları, İstanbul, 1975, s. 87-88.</li>
 <li><strong>Osman Öndeş, <i>Vahidüddin’in Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor</i></strong>, Timaş Yayınları, İstanbul, 2012, s. 346-347 ve 355.</li>
 <li><strong>Tarık Zafer Tunaya, <i>Türkiye’de Siyasal Partiler</i></strong>, Hürriyet Vakfı Yayınları, İstanbul, 1989, s. 574-582.</li>
 <li><strong>Kâzım Karabekir, <i>İstiklâl Harbimizin Esasları</i></strong>, Emre Yayınları, İstanbul, 1995, s. 41-42.</li>
 <li><strong>Şevket Süreyya Aydemir, <i>Tek Adam</i>, Cilt 1</strong>, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1991, s. 367-368.</li>
 <li><strong>Mehmet Akif Aydın, <i>İslâm ve Osmanlı Hukuku Araştırmaları</i></strong>, İz Yayınları, İstanbul, 1996, s. 310.</li>
 <li><strong>Mustafa Armağan, <i>Cumhuriyet Efsaneleri</i></strong>, Timaş Yayınları, İstanbul, 2014, s. 146.</li>
 <li><strong>İbrahim Arvas, <i>Tarihî Hakikatler</i></strong>, Biyografi Net İletişim Yayınları, İstanbul, 2007.</li>
 <li><strong>Şerafettin Turan, <i>Türk Devrimleri Tarihi</i>, Cilt II</strong>, Bilgi Yayınları, Ankara, 1996, s. 289.</li>
 <li><strong>M. Akif Aydın, “Batılılaşma” maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi</strong>, Cilt 5, Ankara, 1992, s. 166.</li>
 <li><strong>Necip Fazıl Kısakürek, <i>İdeolocya Örgüsü</i></strong>, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1997, s. 145-157.</li>
 <li><strong>Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Dergisi</strong>, 6 Ekim 1950, s. 3.</li>
 <li><strong>Uğur Mumcu, <i>Kâzım Karabekir Anlatıyor</i></strong>, Tekin Yayınları, İstanbul, 1994, s. 94-96.</li>
 <li><strong>Price, <i>Extra-Special Correspondent / Çok Özel Yazışmalar</i></strong>, çev. Cemal Köprülü, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1991, s. 98.</li>
 <li><strong>Kâzım Karabekir, <i>Paşaların Kavgası–İnkılap Hareketlerimiz</i></strong>, Emre Yayınları, İstanbul, 2000, s. 165.</li>
 <li><strong>Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, <i>Hilafet ve Kemalizm</i></strong>, haz. Sadık Albayrak, Araştırma Yayınları, İstanbul, 1992, s. 86</li>
</ul></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/30-agustos-kimin-zaferi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/zaferr.png" type="image/jpeg" length="44180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayseri’de 900 yıllık medrese gün yüzüne çıkarılıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kayseride-900-yillik-medrese-gun-yuzune-cikariliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kayseride-900-yillik-medrese-gun-yuzune-cikariliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri’de Cami Kebir çevresinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında ortaya çıkan yapı kalıntılarının, Danişmentliler dönemine ait yaklaşık 900 yıllık bir medresenin izleri olduğu belirlendi. 12. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenen yapının ortaya çıkarılması için arkeolojik kazılar başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kayseri’nin tarihî merkezinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları, yüzyıllardır toprak altında kalan önemli bir yapının izlerini ortaya çıkardı. Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sırasında rastlanan duvar kalıntılarının, tarihî kayıtlarda Cami Kebir’in yanında bulunduğu bilinen medreseye ait olduğu tespit edildi. Bunun üzerine Kayseri Müze Müdürlüğü denetiminde ve Kayseri Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle bölgede arkeolojik kazı çalışmaları başlatıldı.</p>

<p color="dimmed">Araştırmalar, medresenin Danişment hükümdarı Melik Mehmed Gazi döneminde, Cami Kebir ile birlikte inşa edilen yapı topluluğunun bir parçası olabileceğini gösteriyor. Kazı sahası ve elde edilen bulgular yapının 12. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlendirilebileceğine işaret ederken, medresenin yalnız başına değil daha geniş bir külliye düzeni içerisinde değerlendirilmesi gerektiği düşünülüyor.</p>

<p color="dimmed">Kazılarda yapının özgün zemin seviyesine de ulaşıldı. Bu seviyenin günümüzde Cami Kebir’de kullanılan zeminden yaklaşık 60 santimetre daha aşağıda olduğu tespit edildi. Alanda yer yer yaklaşık 3 metre yüksekliğinde duvar kalıntıları ortaya çıkarılırken, medresenin camiye bitiştiği noktaya kadar kazıların sürdürülmesi planlanıyor.</p>

<p color="dimmed">Tarihî kayıtlara göre medrese bölümünde 20. yüzyılın başlarına kadar eğitim faaliyetleri devam etti. Kazıların ilerlemesiyle Kayseri’nin şehir hafızasında izleri büyük ölçüde kaybolmuş olan bu yaklaşık dokuz asırlık eğitim yapısının mimari düzeninin ve Cami Kebir çevresindeki tarihî külliyenin bütününün daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Kaynak: GZT</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kayseride-900-yillik-medrese-gun-yuzune-cikariliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kayseri-medrese.webp" type="image/jpeg" length="67710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güney Kıbrıs’ta Yahudi yerleşimi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/guney-kibrista-yahudi-yerlesimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/guney-kibrista-yahudi-yerlesimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsraillilerin Güney Kıbrıs’a göçü hızlanırken, gayrimenkulden teknolojiye uzanan yatırımlar ve kalıcı yerleşime dönük altyapı dikkat çekiyor. İsrail Büyükelçiliği, 15 ila 20 bin İsraillinin artık Rum kesimini “evi” olarak gördüğünü açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki Büyükelçiliği, adanın güneyinde yaşayan İsrailli nüfusunun son yıllarda ciddi biçimde arttığını açıkladı. Büyükelçiliğin Philenews’e verdiği bilgiye göre yaklaşık 15 ila 20 bin Yahudi, bugün Güney Kıbrıs’ı kalıcı ikamet yeri olarak görüyor. Üstelik AB pasaportu taşıyan İsrailliler sebebiyle gerçek rakamın resmî kayıtlardan daha yüksek olabileceği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Sermayenin ardından nüfus geliyor</strong></h2>

<p>İsrailli şirketlerin Güney Kıbrıs’taki faaliyetleri de nüfus artışına paralel biçimde genişliyor. Gayrimenkul, teknoloji, enerji, turizm, tarım ve su teknolojileri öne çıkan alanlar arasında bulunuyor. Larnaka, Limasol ve Baf başta olmak üzere çeşitli bölgelerde terörist Yahudilere ait konutlar, işletmeler, okullar ve dinî merkezlerin yaygınlaşması Rum kamuoyunda “kalıcı yerleşim” tartışmasını büyütüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail’in ada üzerindeki ağırlığı turizm rakamlarında da açık biçimde görülüyor. Güney Kıbrıs’ın resmî istatistiklerine göre 2025 yılında adaya gelen turistlerin yüzde 13’ünü Yahudiler oluşturdu. Böylece İsrail, İngiltere’nin ardından Güney Kıbrıs’ın en büyük ikinci turizm pazarı haline geldi. Yaklaşık 590 bin Yahudi'nin bir yıl içerisinde adayı ziyaret ettiği hesaplandı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/guney-kibrista-yahudi-yerlesimi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gkry-israil.webp" type="image/jpeg" length="62816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’den Lübnan’a terörist İsrail saldırıları]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzeden-lubnana-terorist-israil-saldirilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzeden-lubnana-terorist-israil-saldirilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail, ateşkes anlaşmalarına rağmen Gazze ve Lübnan’da saldırılarını sürdürüyor. Han Yunus’ta aynı aileden üç Filistinli evlerinin önünde şehit edildi, Gazze kentinde bir Filistinli daha şehit oldu. Lübnan’ın güneyinde ise yerleşim bölgeleri topçu ve ağır silahlarla vuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde sivilleri hedef almaya devam etti. Han Yunus’un kuzeyindeki El-Karara beldesinde bir İsrail İHA’sının saldırısında Abidin ailesinden iki kardeş ile kuzenleri, evlerinin önünde bulundukları sırada şehit edildi. Üç Filistinlinin naaşları Nasır Hastanesi’ne getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Evlerinin önünde şehit edildiler</strong></h2>

<p>Gazze kentinin güneybatısındaki Es-Sabra Mahallesi’nde bir bisikleti hedef alan İsrail ordusu, bir Filistinliyi daha şehit etti. Deyr el-Belah’ın doğusunda İsrail askeri araçlarının açtığı ateş sonucu bir Filistinli yaralandı. Han Yunus’un güneyinde askeri araçlardan yoğun ateş açılırken İsrail savaş gemileri de kıyı bölgelerini hedef aldı.</p>

<p>Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında 1.303 Filistinli şehit oldu, 4 bin 336 kişi yaralandı. Enkaz altından 814 şehidin naaşı çıkarıldı. Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de şehit edilenlerin sayısı 73 bin 438’e, yaralıların sayısı 174 bin 447’ye yükseldi.</p>

<h2><strong>Lübnan da ateş altında</strong></h2>

<p>İsrail’in saldırıları Lübnan’ın güneyinde de sürdü. Kefr Rumman, Debşe, El-Mansuri, Hula ve Selugi bölgeleri topçu ve ağır silahlarla hedef alındı. Kefer Tebnit ile Talusa’da bazı evler patlatıldı, bazı evler ise ateşe verildi.</p>

<p>Lübnan Sağlık Bakanlığının verilerine göre 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında 4 bin 350 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 318 kişi yaralandı. İsrail’in saldırıları sebebiyle ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı da 1 milyonu aştı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzeden-lubnana-terorist-israil-saldirilari</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-gazzesaldiris.webp" type="image/jpeg" length="38561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan ve İsrail safları sıklaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yunanistan-ve-israil-saflari-siklastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yunanistan-ve-israil-saflari-siklastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan, 'Aşil Kalkanı' adını verdiği hava savunma sistemi için İsrail'den 3.1 milyar Euro'luk silah alıyor. Anlaşma, pazartesi günü Tel Aviv'de imzalanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz ve Ege'de Türkiye'nin savunma sanayii hamleleri karşısında denge arayışına giren Atina, Nisan 2026'da İsrail ile imzaladığı 750 milyon dolarlık çok namlulu roketatar (ÇNRA) anlaşmasının ardından, bu kez 'Aşil Kalkanı' için el sıkışacak.</p>

<p>Pazartesi günü Tel Aviv'de imzalanacak 3,1 milyar euroluk 'Aşil Kalkanı' sözleşmesiyle Yunanistan, hava savunmasını tamamen İsrail teknolojisine emanet edecek.</p>

<p>Spyder, Barak MX ve David's Sling sistemlerini kapsayan çok katmanlı ağ, yapay zeka entegrasyonuyla tehditleri maliyet odaklı imha edecek. Anlaşmanın imzalanmasının ardından projenin 35 ay içerisinde tamamlanması planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yunanistan-ve-israil-saflari-siklastiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yunanisrail-1.webp" type="image/jpeg" length="78663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Netanyahu'dan Türkiye itirafı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/netanyahudan-turkiye-itirafi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/netanyahudan-turkiye-itirafi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bölgeyi kan gölüne çeviren terörist İsrail’in elebaşı Netanyahu, televizyon ekranlarında Türkiye ile doğrudan çatışma peşinde olmadığını iddia ederken Suriye üzerindeki sinsi emellerini gizleyemedi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara’nın Suriye sahasında güneye inmesinden duyduğu derin endişeyi dile getiren siyonist başı, bölgedeki varlıklarını tahkim etmek adına her türlü zorbalığa başvuracaklarının işaretini verdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Terörist İsrail’in sözde başbakanı Binyamin Netanyahu, katil rejimin televizyonuna verdiği mülakatta Türkiye ile muhtemel bir çatışma ihtimalinden Suriye’deki işgal hamlelerine kadar pek çok mevzuda konuştu. Türkiye ile doğrudan bir çatışma arayışında olmadığını iddia eden siyonist elebaşı, buna mukabil terör çetesinin askerî gücünü sürekli artırması gerektiğini savundu. Bölgedeki dengelerin değiştiğini ileri süren Netanyahu, zayıf olanın hedef alındığını ve ancak güç karşısında boyun eğildiğini belirterek bölgede tek hâkim güç olma hezeyanlarını sıraladı.</p>

<h2><strong>Türkiye'nin ilerleyişinden duyulan korku</strong></h2>

<p>Suriye sahasındaki gelişmelere temas eden terörist İsrail'in elebaşı, bu topraklarda sözde bir "güvenlik bölgesi" tesis etme kararı aldıklarını açıkça ifade etti. Suriye'nin kuzeyinde Türk ordusunun bulunmasından duyduğu rahatsızlığı gizleyemeyen Netanyahu, "Türkiye'nin güneye geldiğini görmek istemiyorum" diyerek haddini aşan ifadeler kullandı. Siyonist Netanyahu; Türk askerinin sahadaki konuşlanmasına dair tehditkâr mesajlarını Vaşington yönetimi vasıtasıyla, gayriresmî kanallardan ve doğrudan Şam idaresine ilettiklerini bildirdi.</p>

<h2><strong>Saldırganlığı "kinetik mesaj" diyerek savundu</strong></h2>

<p>Suriye’deki askerî havaalanına düzenledikleri hava korsanlığına da değinen Netanyahu, gerçekleştirdikleri saldırılara kılıf bulmaya çalıştı. Mesajlarının muhataplarca dikkate alınmadığını öne süren Netanyahu, "Bizim tabirimizle kinetik yollarla mesaj vermek zorunda kaldık" sözleriyle İdlib doğusundaki Ebu Zuhur Askerî Havaalanı'na düzenlenen hava akınlarını meşrulaştırmaya çabaladı. Bölgedeki otorite boşluğunu fırsat bilerek Suriye topraklarına yönelik saldırılarını artıran terörist İsrail ordusunun bombardımanları, işgalci zihniyetin bölgede yeni bir kaos zemini oluşturma gayretini açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/netanyahudan-turkiye-itirafi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/netanyahu-14.webp" type="image/jpeg" length="78694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da satanist ayin maskeli konsere iptal çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/istanbulda-satanist-ayin-maskeli-konsere-iptal-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/istanbulda-satanist-ayin-maskeli-konsere-iptal-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da düzenlenmek istenen Anyma konseri, sanat maskesi ardına saklanan açık bir satanist ayin ve ifsat tertibidir. Şehrin maneviyatına ve gençliğe kasteden bu kepazelik karşısında mülkî idare derhal harekete geçmeli, bu rezaleti derhal yasaklamalıdır]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>12 Eylül'de İstanbul'da sahnelenmesi planlanan Anyma konseri, sanat kisvesi altında yürütülen ahlâkî ve manevî tahribat sebebiyle kamuoyunda büyük tepkiye sebep oldu. HÜDA PAR İstanbul İl Teşkilatı ve gazeteciler tarafından yükselen sesler, gençliği hedef alan bu neviden ritüellerin derhal yasaklanması gerektiğini ortaya koydu. İstanbul'un tarihî ve manevî hüviyetine kasteden organizasyona karşı yetkili merciler acilen müdahaleye çağrıldı.</p>

<p>12 Eylül tarihinde İstanbul'da yapılması planlanan Anyma ve Aeden performansları, cemiyetin manevî dinamiklerine ve genç nesillere yönelik açık bir ifsat teşebbüsü olarak değerlendirildi. Konserin sahne arkasında bir "ritüel ayin" mahiyeti taşıdığına dikkat çeken HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Eşin ve Gazeteci Özlem Doğan, yetkililere seslenerek organizasyonun gecikmeksizin iptal edilmesini talep etti. Gazeteci Doğan, icra edilen performansların ve sembollerin arka planının titizlikle tetkik edilmesi gerektiğini belirterek bu sapkınlığa izin verilmemesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Manevî kimliğe açık saldırı</strong></h2>

<p>HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Eşin, organizasyonun masum bir kültür faaliyeti olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Satanistler, 12 Eylül’de İstanbul’da konser adı altında ritüel ayin yapacak! Şehit kanlarıyla sulanmış İstanbulumuzda bu sapkınlığın yeri yoktur! Sanat ve eğlence adı altında gençliğimizi ifsat edecek bu projeye izin verilmemelidir."</p>

<p>Gazeteci Yusuf Kaplan da tertiplenen faaliyeti "satanist ve sapkın bir konser" olarak tavsif etti. Kaplan, böylesi teşebbüslerin İstanbul’un manevî dokusuna ağır bir saldırı manasına geleceğini ifade ederek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Valiliğini harekete geçmeye çağırdı.</p>

<h2><strong>Tepkiler çığ gibi büyüyor</strong></h2>

<p>Konserin iptaline matuf çağrılar sosyal medyada da geniş bir yankı buldu. Çok sayıda kişi, sanat adı altına gizlenen ahlâkî tahribatın önüne geçilmesi ve bu neviden ifsat projelerinin engellenmesi için mülkî idarecilerin vazifesini yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi. Kamuoyu, şehitler yadigârı şehirde icra edilmek istenen sapkın gösterinin derhal durdurulmasını bekliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/istanbulda-satanist-ayin-maskeli-konsere-iptal-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/anyma.webp" type="image/jpeg" length="94705"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Sinvar'ın korumasına suikast]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sehit-sinvarin-korumasina-suikast</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sehit-sinvarin-korumasina-suikast" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail ordusu, Gazze'deki soykırım ve işgalini sürdürürken Şehit Yahya Sinvar’ın muhafız birliğinde vazife yapan Kassam komutanı Rızk Süheyl Ebu Şahme’yi düzenlediği alçak hava saldırısıyla şehit etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşan parlamento seçimleri öncesinde Filistin kanı üzerinden siyasî ikbal devşirmeye çalışan işgalci çete, direnişin öncü kadrolarına yönelik suikast tertiplerini hızlandırdı. Kassam Tugayları ile Kudüs Tugayları ise siyonist tuzağa ve istihbarat takibine karşı sahadaki bütün mücahidleri teyakkuza geçirdi.</p>

<h2><strong>Şehit Sinvar’ın Nuhbe tercihi</strong></h2>

<p>Terörist İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan Han Yunus’ta gerçekleştirdiği hava saldırısında Şehit Yahya Sinvar’ın yakın korumalarından, İzzeddin el-Kassam Tugayları bünyesindeki Nuhbe birliğinin bölük komutanı Rızk Süheyl Ebu Şahme’yi hedef aldı. İşgalci rejim, 7 Ekim Aksa Tufanı harekâtı sırasında Re’im askerî üssüne yönelik taarruzda yer alan Ebu Şahme’nin şehit edildiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşgalci çete, saldırının sözde tehditleri bertaraf etmek gayesiyle yapıldığını öne sürerken, Ebu Şahme’nin Kassam Tugayları saflarında direniş cephesini tahkim ettiği ve siyonist unsurlara karşı yeni harekât planları oluşturduğu iddia edildi.</p>

<p>Hamas saha kaynakları, Ebu Şahme’nin Han Yunus’un El-Mehaskar mıntıkasında ikamet ettiğini ve Şehit Sinvar’ın emniyetinden sorumlu özel birlik komutanı olduğunu teyit etti. Şehit lider Yahya Sinvar, diğer yetkililerin aksine kendi muhafazasını genel güvenlik birimlerine değil, Nuhbe mensubu seçkin mücahidlere ve yakın akrabalarına emanet ediyordu. Ekim 2024’te Refah’ın Tel es-Sultan Mahallesi’nde son mermisine kadar çarpışarak şehadete eren Yahya Sinvar’ın yanında bulunan yeğeni İbrahim Muhammed Sinvar da dahil olmak üzere pek çok koruması daha evvelki çatışmalarda şehit düşmüştü.</p>

<h2><strong>Siyonist çetenin seçim hırsı ve suikast planları</strong></h2>

<p>Katil işgal güçleri Han Yunus’ta bir çadırı hedef alarak Hamas mensubu İzzam el-Abadile’yi de şehit etti; Gazze merkezindeki Şati Mülteci Kampı’na yapılan bir diğer hava saldırısı ise ağır yaralanmalara sebebiyet verdi. İşgal ordusunun sözde genelkurmay başkanı Eyal Zamir’in Gazze’deki suikastları yoğunlaştırma talimatının ardından Kassam Tugayları ve İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları geniş çaplı bir güvenlik alarmı verdi.</p>

<p>Direniş cephesi, yaklaşan Knesset seçimleri öncesinde Binyamin Netanyahu hükümetinin Filistinlilerin kanını dökerek oy devşirme hesabına giriştiğine dikkat çekti. Saha kadrolarına ve komutanlara; bulundukları mevzileri ivedilikle değiştirmeleri, teknik takip ihtimaline karşı her türlü muhabere ve haberleşme vasıtasını tamamen terk etmeleri, yakın çevreleriyle dahi temas kurmayarak azamî gizlilik tedbirleri almaları yönünde kesin talimatlar iletildi.</p>

<p>Hamas yetkilileri, siyonist çetenin iktidarda kalabilmek adına Gazze ve Batı Şeria’da akıtılan kandan beslendiğini, seçim neticesinde hükümetin başına kim geçerse geçsin terörist İsrail’in vahşi tabiatının ve ihlallerinin değişmeyeceğini, Filistin toprakları bütünüyle hürriyetine kavuşana dek direnişin tavizsiz devam edeceğini kaydetti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sehit-sinvarin-korumasina-suikast</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 22:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahyasinvarkoruma.webp" type="image/jpeg" length="16564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: Belgrad'ın fethiyle Orta Avrupa kapısı açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-belgradin-fethiyle-orta-avrupa-kapisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-belgradin-fethiyle-orta-avrupa-kapisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanunî Sultan Süleyman Han'ın 28 Ağustos 1521'de fethettiği Belgrad Kalesi, Hristiyan Batı ittifakının en muhkem kalkanını parçalayarak İslâm ordularına Tuna boylarının yolunu açtı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fatih devrinden tevarüs eden tarihî hesabı kapatan bu büyük zafer, Avrupa'nın içlerine uzanan fütuhatın en mühim hareket üssünü tesis etti. Kudretli cihan devletinin adalet ve gaza nizamı, şehre vurulan Türk mührüyle kıtaya kök saldı.</p>

<h2><strong>Kanlı kaftanla gelen sefer kararı</strong></h2>

<p>Fatih Sultan Mehmed Han'ın 1456 senesinde kuşatıp alamadığı Belgrad Kalesi, Macar Krallığı'nın İslâm ordularına karşı kurduğu en güçlü setti. Kanunî tahta oturduğunda, devlet ananesine uyarak cülusunu tebliğ etmek ve sulhun devamı için haracı istemek üzere Behram Çavuş'u Buda sarayına gönderdi. Kibrine mağlup olan Macar Kralı II. Layoş, elçilik heyetini hunharca katletti; Behram Çavuş'un kesik başı saraya gönderildiğinde genç Padişah gözyaşları içinde intikam ve gaza yemini etti. İslâm nizamının şerefine uzanan bu alçakça cürüm, cihan ordusunun sefer rotasını doğrudan Tuna boylarına çevirmesine sebep oldu.</p>

<h2><strong>Pîrî Mehmed Paşa'nın çelik stratejisi</strong></h2>

<p>Divan-ı Hümâyun'da bazı paşalar doğrudan Budin üzerine yürümeyi teklif ederken, tecrübeli Veziriazam Pîrî Mehmed Paşa'nın basireti planın omurgasını kurdu. Paşa, "Tuna'nın kilidi olan Belgrad ve Sava boyundaki Şabaç düşürülmeden Macaristan içlerine yürümek orduyu tuzağa çekmektir" diyerek Padişah'ı ikna etti.</p>

<p>Osmanlı ordusu kaleyi doğrudan cepheden vurmak yerine ikmal kordonunu kesti. Tuna üzerinden sevk edilen ince donanma leventleri, Macar nehir filosunu tamamen imha ederek kalenin su yoluyla yardım alma ihtimalini sıfırladı. Şabaç ve Zemun kaleleri süratle düşürülerek Belgrad çepeçevre muhasara altına alındı. Macar garnizon kumandanı Kont Balthasar Batthyány'nin Buda'dan beklediği yüz bin kişilik Haçlı ordusu ise hiçbir zaman gelmedi; saray eğlenceleriyle vakit geçiren kral, kaledeki askerlerini kaderine terk etti.</p>

<h2><strong>Yer altından yürüyen gaziler ve teslim bayrağı</strong></h2>

<p>Kuşatmanın en hararetli safhasında surlar gece gündüz muhasara toplarıyla dövülürken, Osmanlı ordugâhının mahir lağımcıları yerin altından nehir seviyesinin dahi altına inerek dehlizler kazdı. Nebojşa ve Burç kulelerinin altına tonlarca barut yerleştirildi.</p>

<p>28 Ağustos 1521 Cuma sabahı verilen işaretle yer altındaki lağımlar müthiş bir gürültüyle patlatıldı; asırlık taş kuleler havaya uçtu ve kalede devasa yarıklar açıldı. Açılan gediklerden tekbirlerle kaleye hücum eden yeniçeriler karşısında daha fazla dayanamayacağını anlayan kale muhafızları, teslim bayrağını çekerek aman diledi. Çatışmalarda yüzlerce asker şehit olurken kale garnizonu tamamen tesirsiz hâle getirildi. Kanunî Sultan Süleyman Han, ertesi gün maiyetiyle şehre girdi; şehrin en büyük katedrali olan Meryem Ana Kilisesi derhal Fethiye Camii'ne tahvil edildi ve ilk cuma namazı eda edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tuna boyundan İstanbul'a taşınan izler</strong></h2>

<p>Fethin ardından şehirde nizam tesis edildi; teslim olan ahalinin canına ve malına dokunulmadı. Sultan Süleyman Han, şehrin su kemerlerini, bentlerini ve su yollarını tamir eden mahir Hristiyan ustaları aileleriyle birlikte İstanbul'a nakletti. Başkentin su ihtiyacını karşılayan ormanlık bölgeye iskân edilen bu topluluğun hatırası, bugün İstanbul'daki Belgrad Ormanı ve sur kapılarından biri olan Belgradkapı ismiyle yaşamaktadır.</p>

<p>Belgrad'ın fethi, Papalık ve Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'nda büyük bir infial ve korku oluşturdu. Beş yıl sonra gerçekleşecek Mohaç Meydan Muharebesi'nin askerî zeminini hazırlayan bu zafer, Belgrad'ın asırlar boyu "Dârü'l-Cihad" olarak anılmasına sebebiyet verdi.</p>

<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>

<p>- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Cilt II, Türk Tarih Kurumu Yayınları.</p>

<p>- Feridun Ahmed Bey, Münşeâtü's-Selâtîn, Cilt I.</p>

<p>- Peçevî İbrahim Efendi, Târîh-i Peçevî, Cilt I.</p>

<p>- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Belgrad" ve "Kanunî Sultan Süleyman" maddeleri.</p>

<p>-Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Cilt II.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-belgradin-fethiyle-orta-avrupa-kapisi-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/belgrad.webp" type="image/jpeg" length="76168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'in ilaç tekeli Teva'ya soruşturma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-ilac-tekeli-tevaya-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-ilac-tekeli-tevaya-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'de soykırım yürüten siyonist sermayenin Türkiye'deki uzantılarından Teva ilaç şirketi hakkında haksız rekabet ve piyasayı tekelleştirme gerekçesiyle soruşturma başlatıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rekabet Kurumu, merkezi işgal altındaki topraklarda yer alan terörist İsrail menşeli ilaç şirketi Teva Pharmaceutical Industries Ltd. ve Türkiye'deki iştiraki hakkında piyasadaki hâkim vaziyetini kötüye kullandığı gerekçesiyle soruşturma açtı. Kurul tarafından alınan kararla; şirketin patent süreleri dolmasına rağmen muadil ilaçların piyasaya sürülmesine mâni olduğu ve sağlık otoriteleri nezdinde yanıltıcı bir algı oluşturduğu tespit edildi.</p>

<h2><strong>Patent oyunlarıyla haksız tekel</strong></h2>

<p>Yürütülen tahkikat, Teva'nın temel molekül patent koruma süresinin bitmesinin ardından devreye soktuğu usul ve dozaj oyunlarına odaklanıyor. Şirketin bölünmüş patent müracaatlarını kötüye kullanarak ve ardından geri çekme taktiklerine başvurarak yerli ve muadil ilaç üreticilerinin önünü kestiği, bu yolla haksız bir tekel oluşturduğu belirlendi. İnceleme doğrudan bir cezaî yaptırım neticesi doğurmasa da siyonist sermayenin Türkiye'deki tezgâhını deşifre etti.</p>

<h2><strong>Siyonist sermaye Türkiye'de varlığını sürdürüyor</strong></h2>

<p>Terörist İsrail'in Türkiye'de faaliyet yürüten az sayıdaki kuruluşundan biri olan Teva'nın yanı sıra, farklı sahalarda varlığını koruyan başka siyonist işletmeler de bulunuyor. Eski adıyla Israel Chemicals olarak bilinen ICL, kimyevi temizlik maddeleri ve kalsiyum fosfat pazarlamayı sürdürürken; mülkiyetinin bir kısmı işgal altındaki Hatzerim kibbutzuna ait olan sulama şirketi Netafim de ziraat pazarında yer alıyor. Düzce'de tekstil tesisi işleten terörist İsrail menşeli Delta Galil (Delta Alfa) gibi firmaların mevcudiyeti, katil siyonizme karşı sergilenen tavrın iktisadi sahada da tam manasıyla tatbik edilmesini hatırlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-ilac-tekeli-tevaya-sorusturma</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 21:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/teva.webp" type="image/jpeg" length="85577"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="44979"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="65217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="15530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="62375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="59587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="44954"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="88515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="42016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="40953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33865"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="87412"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="33571"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="59196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="95124"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="64032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="59995"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="91435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="51187"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="61660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="80200"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
