<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2026 21:43:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Savunma Bakanı Türkiye’yi tehdit etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-savunma-bakani-turkiyeyi-tehdit-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-savunma-bakani-turkiyeyi-tehdit-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail işgali altında bulunan bölgeye giderek Suriye yönetimine ve Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'ya meydan okuyan Katz, Türkiye'nin bölgedeki varlığını da İsrail'in çıkarlarına tehdit olarak nitelendirerek işgal ettikleri topraklardan çekilmeyeceklerini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ordusunun Suriye sınırındaki işgal pozisyonunu meşrulaştırmaya çalışan Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgede yaptığı açıklamalarda doğrudan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'yı ve Türkiye'yi hedef aldı.</p>

<p>İsrail devletine yönelik tehditlerin devam ettiğini öne süren Katz, bu güvenlik endişeleri sürdüğü müddetçe Hermon Dağı'nı ve işgal altında tuttukları diğer alanları kesinlikle terk etmeyeceklerini savundu. Katz, Cumhurbaşkanı Şara'ya seslenerek, Şam'daki sarayında sabah uyandığında Hermon Dağı'na bakıp İsrail ordusunu gördüğünde, sınırlarını korumak için orada olduklarını bileceğini ifade ederek açık bir provokasyonda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN AÇIKLAMALAR</strong></h2>

<p>Katz'ın açıklamalarındaki tek hedef Şam yönetimi değildi. Türkiye'nin Suriye topraklarındaki faaliyetlerini ve varlık kurma girişimlerini de gündemine alan İsrailli Bakan, tehditvâri ifadelere yer verdi. Türkiye'nin bölgedeki adımlarının İsrail'in ulusal güvenlik çıkarlarını riske attığını iddia eden Katz, bu duruma karşı kayıtsız kalmayacaklarını ve mevcut askeri pozisyonlarını ne pahasına olursa olsun korumaya devam edeceklerini ileri sürdü.</p>

<h2><strong>İDLİB SALDIRISI</strong></h2>

<p>İsrail savaş uçakları, 18 Ağustos tarihinde Suriye'nin İdlib ilinde bulunan ve atıl durumda olan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne şiddetli bir hava saldırısı düzenlemişti. Bu hamle sonrası Suriye Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı gerekçesiz ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirerek sert bir dille kınamıştı. Uluslararası toplumdan da İsrail'in tutumuna tepkiler gecikmemiş, Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Claudio Cordone olaya müdahil olarak Ebu Zuhur saldırısına tepki göstermiş ve İsrail'e Suriye'nin toprak bütünlüğüne ivedilikle saygı göstermesi çağrısında bulunmuştu.</p>

<p><i>Kaynak: SonDakika.com</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-savunma-bakani-turkiyeyi-tehdit-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/katz-turksiye-tehdit.jpg" type="image/jpeg" length="11628"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye, AB ticaretinde ilk 5’te]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiye-ab-ticaretinde-ilk-5te</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiye-ab-ticaretinde-ilk-5te" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Avrupa Birliği’nin en büyük ticaret ortakları arasındaki yerini korudu. 2026’nın ikinci çeyreğinde AB’nin Türkiye’den ithalatı 25,5 milyar avroya, Türkiye’ye ihracatı ise 27,3 milyar avroya ulaştı. Türkiye her iki sıralamada da 5’inci sırada yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 2026’nın ikinci çeyreğine ilişkin verilerine göre AB, Birlik dışındaki ülkelerden toplam 701,8 milyar avroluk mal ithal etti. Aynı dönemde Birlik dışına yapılan ihracat 680 milyar avro olarak gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AB’nin en fazla ithalat yaptığı ülke 153,6 milyar avroyla Çin oldu. Çin’i ABD, Birleşik Krallık ve İsviçre izledi. Türkiye’den yapılan ithalat ise 25,5 milyar avroya ulaşarak Türkiye’yi listenin 5’inci sırasına taşıdı.</p>

<p>İhracatta da Türkiye ilk 5’te yer aldı. AB’nin Türkiye’ye yaptığı ihracat ikinci çeyrekte 27,3 milyar avro olarak kaydedildi. Böylece Türkiye, AB’nin en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında ABD, Birleşik Krallık, İsviçre ve Çin’in ardından 5’inci oldu.</p>

<p>Türkiye ile AB arasındaki toplam mal ticareti üç aylık dönemde 52,8 milyar avroya ulaştı. Veriler, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki önemli ticaret ortaklarından biri olmayı sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiye-ab-ticaretinde-ilk-5te</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/turkiyeabb.jpg" type="image/jpeg" length="33215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere dünyayı sömürürken hazinelerini de Londra’ya taşıdı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiltere-dunyayi-somururken-hazinelerini-de-londraya-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiltere-dunyayi-somururken-hazinelerini-de-londraya-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıldız Sarayı’nın yağmalanmasından hanedanın sürgünde haraç mezat elden çıkardığı servete, Rosetta Taşı’ndan Benin bronzlarına, Tipu Sultan’ın hazinesinden Maqdala ve Kumasi ganimetlerine kadar uzanan tablo aynı hakikati gösteriyor: Osmanlı’nın kıymetleri dağıtılırken İngiltere, sömürdüğü milletlerin servetini ve tarihî hafızasını müzelerine taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin ardından Yıldız Sarayı’nda başlayan yağma ve tasfiye, Osmanlı hanedanının 1924’te sürgüne gönderilmesiyle daha büyük bir kayba dönüştü. Saray eşyaları, mücevherler, mobilyalar ve aile yadigârları kısa sürede elden çıkarıldı, İttihatçı- Kemalist çete eliyle binlerce liralık mallar birkaç yüz liraya satıldı. Aynı dönemin büyük sömürge gücü İngiltere ise Afrika’dan Hindistan’a kadar işgal ettiği ülkelerin saraylarını, hazinelerini ve tarihî eserlerini sistemli biçimde İngiltere’ye taşıdı. Bugün British Museum, Victoria and Albert Museum ve diğer İngiliz müzelerinin kendi kayıtları, çok sayıda eserin savaş, işgal ve yağma yoluyla elde edildiğini açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>1909’da Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra Yıldız Sarayı’nın kontrolü el değiştirdi. Sarayda bulunan para, mücevher, silah, tablo, porselen, kitap ve diğer kıymetli eşyaların tespiti için komisyonlar kuruldu. Arşiv belgelerini ve dönemin basınını inceleyen akademik araştırmalarda Yıldız’da 584 parça mücevher, 14 murassa nişan ve hanedan mensuplarına ait 25 ayrı mücevher grubunun kayıt altına alındığı belirtiliyor. Saraydaki diğer eşya arasında kıymetli silahlar, kılıçlar, hançerler, vazolar, tablolar, çiniler, kitaplar, madalyonlar, mühürler ve çeşitli sanat eserleri bulunuyordu.</p>

<h2><strong>Yıldız Sarayı’ndaki yağma</strong></h2>

<p>Yıldız Sarayı’nın ele geçirilmesinden sonra meydana gelen yağma ve hırsızlık vakaları yalnız hatıratlarda kalan iddialardan ibaret değildi. Bazı vakalar doğrudan mahkeme kayıtlarına girdi. Mülazım-ı Sani Osman Efendi’nin saraydan biri altın, diğeri gümüş işlemeli iki tüfek aldığı tespit edildi. 1909’da yargılanan Osman Efendi ordudan ihraç edildi ve bir yıl kalebentlik cezasına çarptırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mütareke döneminde Yıldız Sarayı’nın yağmalanması daha kapsamlı biçimde soruşturuldu. I. Divân-ı Harb-i Örfî’de çeşitli askerî ve siyasî isimler “yağmagerlik” suçlamasıyla yargılandı. Bazı sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verildi. Dönemin gazetelerinde ise saraydan mücevher, silah, mobilya ve kıymetli eşya kaybolduğu yönünde çok daha geniş haberler yayımlandı.</p>

<p>Yıldız Sarayı sıradan bir hükümdar konutu da değildi. II. Abdülhamid döneminde devlet idaresinin merkezlerinden biri hâline gelen sarayda büyük bir kütüphane, arşiv, fotoğraf koleksiyonu, sanat eserleri, saray hediyeleri, değerli silahlar ve Yıldız Çini Fabrikası’nın ürünleri bulunuyordu. Bu nedenle 1909’dan sonraki tasfiye yalnız şahsî servetin el değiştirmesi anlamına gelmedi; Osmanlı’nın son dönemine ait önemli bir tarihî birikim de dağıldı.</p>

<p><img alt="Ingılızsomurgemuze2" class="detail-photo img-fluid" height="952" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/ingilizsomurgemuze2.jpeg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Abdülhamid’in 419 parça mücevheri Paris’te satıldı</strong></h2>

<p>Yıldız’daki tasfiyeden iki yıl sonra Osmanlı saray hazinesinin önemli parçaları Avrupa müzayede piyasasına çıktı. Christie’s arşivinde bulunan “Les Bijoux de S.M. le Sultan Abd-Ul-Hamid II” adlı katalog, II. Abdülhamid’e ait 419 lot mücevherin 27-29 Kasım ve 4-11 Aralık 1911 tarihlerinde Paris’te satışa çıkarıldığını gösteriyor.</p>

<p>Satışa sunulanlar arasında elmaslar, inciler, yakutlar, zümrütler, broşlar, taç parçaları, kolyeler ve çeşitli saray mücevherleri bulunuyordu. Satış sonunda sarayın yüzyıllar içinde meydana gelen mücevher birikiminin önemli bir kısmı farklı koleksiyonerlere dağıldı. Bazı parçalar sonraki yıllarda tekrar el değiştirdi; bazı mücevherlerin taşları sökülerek yeniden kullanıldı. Böylece Osmanlı sarayına ait bütünlüklü bir hazine, Avrupa sanat ve mücevher piyasasının parçası hâline getirildi.</p>

<h2><strong>1924: Hanedan sürüldü, mallar tasfiyeye açıldı</strong></h2>

<p>3 Mart 1924 tarihli 431 sayılı kanun, Osmanlı Hanedanı’nın Türkiye dışına çıkarılmasını düzenlerken hanedanın mal varlığı hakkında da doğrudan hükümler getirdi. Hanedan mensuplarının Türkiye’deki taşınmazlarını belirlenen süre içinde tasfiye etmeleri istendi. Padişahlık yapmış kişilerin tapulu gayrimenkulleri millete intikal ettirildi. Eski padişahlık saray ve kasırlarındaki mefruşat, takımlar, tablolar, güzel sanat eserleri ve diğer taşınabilir mallar da aynı şekilde devlete geçirildi.</p>

<p>Hanedan mensuplarının ülkeden ayrılması ise çok kısa süre içinde gerçekleşti. Dönemin gazetelerine dayanan akademik araştırmalarda erkek hanedan mensuplarına yaklaşık bir gün, kadınlara ise birkaç gün içinde ülkeden ayrılmalarının bildirildiği aktarılıyor. Bu durum, şahsî eşya ve malların gerçek değerleri üzerinden satılmasını fiilen imkânsız hâle getirdi.</p>

<p>İstanbul’daki hanedan saraylarının ve konaklarının önleri alıcılarla doldu. İkdam ve Vatan gazetelerinde sarayların önünün adeta çarşı yerine döndüğü belirtiliyordu. Karyolalar, piyanolar, halılar, oda takımları, otomobiller, gardıroplar, şahsî eşyalar ve aile yadigârları kısa süre içinde satışa çıkarıldı.</p>

<h2><strong>4 bin liralık otomobil 500 liraya satıldı</strong></h2>

<p>Sürgünün yol açtığı tasfiyenin çapını dönemin satış rakamları açık biçimde gösteriyor. Şehzade Abdülkadir Efendi’ye ait kıymetli bir halı 100 liraya satıldı. Aynı halıyı alan kişiye birkaç saat sonra 500 lira teklif edilmesine rağmen yeni sahibi satışı kabul etmedi. Şehzadenin Avrupa’dan 4 bin liraya getirttiği otomobil ise 500 liraya elden çıkarıldı.</p>

<p>Gerçek değerinin 4-5 bin lira civarında olduğu belirtilen bir yatak odası takımı 200 liraya satıldı. Dört araba dolusu eşyanın 700 liraya verildiği aktarılıyor. Bazı mücevherlerin de gerçek değerlerinin çok altında, yaklaşık onda biri seviyesinde fiyatlarla el değiştirdiği dönemin kayıtlarında yer aldı.</p>

<p>Bu satışlar ekonomik tercih sonucu yapılmış normal müzayedeler değildi. Ülkeden kısa süre içinde çıkarılan bir hanedanın, yanına alamayacağı mallarını süratle satmak zorunda kaldığı bir tasfiye ortamında gerçekleşti. Bu yüzden saray ve konaklardaki kıymetli eşyalar tüccar ve koleksiyoncular için büyük bir fırsata dönüştü. Eşyaların bir bölümü İstanbul’da el değiştirdi, bir bölümü yurt dışına çıktı, birçok parçanın sonraki akıbeti ise takip edilemedi.</p>

<h2><strong>Son padişahın cenazesine dahi haciz konuldu</strong></h2>

<p>Hanedan sürgününün ardından bazı aile mensupları ağır maddî sıkıntıya düştü. Son Osmanlı padişahı VI. Mehmed Vahdeddin’in 1926’da San Remo’da ölümü bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde yer alan kayıtlara göre Vahdeddin öldüğünde ciddi miktarda borcu bulunuyordu. Alacaklıların başvurusu üzerine eşyalarına haciz uygulandı ve borçlar çözülmeden cenazesinin kaldırılması dahi mümkün olmadı. Gerekli para temin edildikten sonra naaşı Şam’a gönderilerek Sultan Selim Camii haziresine defnedildi.</p>

<p>Osmanlı hanedanının birkaç yıl içerisinde yaşadığı bu mal kaybı, siyasî iktidarın kaybedilmesinin ardından tarihî servetin ne kadar süratle dağıldığını gösterdi. Yıldız Sarayı’ndaki yağmadan Paris müzayedelerine, 1924’teki haraç mezat satışlardan sürgündeki maddî sıkıntılara kadar uzanan bu dönem, Osmanlı tarihî mirasının ciddi bir bölümünün gasp edildiği yıllar oldu.</p>

<h2><strong>İngiltere dünyayı sömürürken hazinelerini de Londra’ya taşıdı</strong></h2>

<p>Osmanlı hanedanının kıymetleri dağılırken İngiltere dünyanın en geniş sömürge imparatorluğunu yönetiyordu. İngiliz sömürgeciliği işgal edilen ülkelerin yalnız siyasî idaresine müdahale etmekle sınırlı kalmadı. Yer altı kaynakları, tarım ürünleri, ticaret yolları, limanlar ve insan emeğinin yanında tarihî ve kültürel servet de İngiltere’ye taşındı.</p>

<p>İngiliz ordusunun Osmanlı dahil olmak üzere diğer işgal ettiği birçok ülkede saraylar ve hükümdarlık merkezleri doğrudan hedef alındı. Kraliyet hazineleri, dinî eserler, altınlar, heykeller, bronzlar ve el yazmaları askerî ganimet olarak toplandı. Bazı seferlerde ganimetin toplanması ve satılması için resmî görevliler tayin edildi. Elde edilen para askerler arasında paylaştırıldı veya savaş masraflarında kullanıldı. Bu eserlerin önemli bir kısmı daha sonra British Museum, Victoria and Albert Museum, Pitt Rivers Museum, Royal Collection ve diğer İngiliz koleksiyonlarına girdi.</p>

<p><img alt="Ingılızsomurgemuze3" class="detail-photo img-fluid" height="1711" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/ingilizsomurgemuze3.jpeg" width="1200" /></p>

<p>İngiliz müzelerinin bugün yürüttüğü provenans araştırmaları bu sürecin birçok örneğini açıkça ortaya koyuyor. Müze kayıtlarında “looted”, “spoils of war”, “prize” ve “forcibly removed” gibi ifadelerin kullanılması, söz konusu eserlerin nasıl ele geçirildiğini doğrudan belgeliyor.</p>

<h2><strong>British Museum’un kuruluşunda sömürge serveti</strong></h2>

<p>British Museum’un temel koleksiyonunu oluşturan Sir Hans Sloane’un yaklaşık 71 bin parça eseri, müzenin kuruluşunda belirleyici rol oynadı. British Museum’un kendi tarihçesinde Sloane’un Jamaika’da bulunduğu, köleleştirilmiş Afrikalıların çalıştırıldığı şeker plantasyonlarıyla bağlantı kurduğu ve daha sonra bu plantasyonlardan gelir elde eden bir aileyle evlendiği açıkça anlatılıyor.</p>

<p>Müzenin kendi araştırmalarına göre plantasyonlardan gelen gelir, Sloane’un büyük koleksiyonunu genişletebilmesini sağlayan maddî kaynaklardan biriydi. Bu yönüyle British Museum’un kurucu koleksiyonunun servet kaynaklarından biri doğrudan sömürge ekonomisi ve köleleştirilmiş insanların emeğiydi.</p>

<p>British Museum ayrıca sonraki koleksiyonların oluşumunda Britanya İmparatorluğu’nun askerleri, diplomatları, sömürge yöneticileri, tüccarları ve Doğu Hindistan Şirketi mensuplarının büyük rol oynadığını kabul ediyor. İngiliz sömürge hâkimiyeti genişledikçe Londra’ya taşınan eserlerin coğrafyası da genişledi.</p>

<p><img alt="Ingılızsomurgemuze4" class="detail-photo img-fluid" height="799" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/ingilizsomurgemuze4.jpg" width="700" /></p>

<h2><strong>Rosetta Taşı: Mısır’da bulundu, İngilizler savaş sonunda el koydu</strong></h2>

<p>Mısır’ın tarihinin çözülmesinde temel rol oynayan Rosetta Taşı da bugün British Museum’un en tanınmış eserlerinden biri. Taş 1799’da Napolyon’un Mısır işgali sırasında Fransız askerleri tarafından Reşit civarında bulundu. Üzerindeki Yunanca, Demotik ve hiyeroglif metinler daha sonra eski Mısır yazısının çözülmesini mümkün kıldı.</p>

<p>Fransız kuvvetleri Mısır’da mağlup olunca, topladıkları eserler de İngilizlerin eline geçti. British Museum’un kendi kayıtlarına göre Rosetta Taşı 1801’deki Fransız tesliminin ardından İngiliz mülkiyetine geçti ve 1802’de British Museum’a getirildi.</p>

<p>Taşın hikâyesi sömürge çağındaki kültür yağmasını açık biçimde ortaya koyuyor. Mısır’a ait bir tarihî eser önce Fransız işgal kuvvetlerinin eline geçti, ardından savaşı kazanan İngilizler tarafından alınıp Londra’ya götürüldü. Mısır medeniyetinin yazısının çözülmesinde anahtar olan eser iki asrı aşkın süredir Mısır’da değil, İngiltere’de tutuluyor.</p>

<h2><strong>Osmanlı topraklarındaki dev anıtlar İngiliz donanmasıyla taşındı</strong></h2>

<p>British Museum’un Türkiye koleksiyonunda bulunan birçok önemli antik eser de Osmanlı Devleti döneminde çalındı. Bunların en büyüklerinden biri Xanthos’taki Nereidler Anıtı’dır.</p>

<p>İngiliz araştırmacı Charles Fellows 19. yüzyılda Osmanlı makamlarından aldığı izinle Likya bölgesinde kazılar yürüttü. British Museum’un kendi kayıtlarına göre kazılar müze tarafından finanse edildi. Büyük mermer blokların ve heykellerin taşınmasına İngiliz Kraliyet Donanması mensupları yardım etti. Eserler Xanthos Nehri üzerinden taşındı ve İngiliz savaş gemilerine yüklenerek ülke dışına çıkarıldı.</p>

<p>Bugün Nereidler Anıtı’nın büyük bölümü British Museum’un 17 numaralı salonunda sergileniyor.</p>

<p>Bodrum’daki Halikarnas Mozolesi’ne ait dev heykeller ve frizler de İngiltere’ye götürüldü. Knidos Aslanı 1858’de Charles Newton tarafından bulundu, HMS Supply gemisine yüklenerek İngiltere’ye taşındı ve bugün British Museum’da bulunuyor.</p>

<p>Bu eserler Osmanlı sanatına ait olmamakla birlikte Osmanlı toprağından çıkarılmış Anadolu eserleridir. İngiliz arkeoloji faaliyetlerinin arkasında müze finansmanı, diplomatik nüfuz ve doğrudan Kraliyet Donanması’nın bulunması, dönemin kültür yağmasının hangi güç şartları altında gerçekleştiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Osmanlı eserleri de İngiliz koleksiyonlarına girdi</strong></h2>

<p>British Museum ve Victoria and Albert Museum koleksiyonlarında doğrudan Osmanlı dönemine ait çok sayıda eser de bulunuyor. İznik çinileri ve seramikleri, cami kandilleri, işlemeli tekstiller, metal eserler, silahlar, yazmalar, halılar ve saray sanatına ait parçalar İngiliz müzelerinde sergileniyor.</p>

<p>British Museum’un koleksiyonunda 1549 tarihli, Kudüs’teki Kubbetü’s-Sahra için hazırlanmış son derece kıymetli bir İznik kandili bulunuyor. Eserin üzerinde hadis yer alıyor ve İznikli Musli tarafından hazırlandığı kaydediliyor.</p>

<p>V&amp;A ise Osmanlı tekstili, İznik seramikleri, halılar, metal eserler ve çeşitli İslâm sanatları bakımından dünyanın en büyük koleksiyonlarından birine sahip. Bugün İngiltere’deki müzelerde bulunan Osmanlı ve Anadolu eserlerinin tamamının edinilme şekli aynı değil; ancak bu koleksiyonların büyüdüğü dönem İngiliz siyasî ve ekonomik nüfuzunun Osmanlı coğrafyasında arttığı dönemle örtüşüyor.</p>

<h2><strong>Benin Sarayı İngilizler tarafından yağmalandı</strong></h2>

<p>1897’de İngiliz ordusu bugünkü Nijerya’da bulunan Benin Krallığı’na saldırdı. Benin City ele geçirildi, Oba’nın sarayı yağmalandı ve şehirde büyük tahribat meydana geldi. Sarayda yüzlerce yıldır biriktirilen bronz levhalar, kraliyet başları, fildişleri, heykeller, törensel eşyalar ve dinî objeler İngiliz askerleri tarafından yağmalandı.</p>

<p>British Museum’un kendi kayıtları, bu eserlerin önemli bir bölümünün İngiltere’ye savaş ganimeti olarak getirildiğini açık biçimde belirtiyor. 1897’de Londra’ya getirilen yüzlerce Benin bronzu kısa sürede British Museum ve diğer Avrupa müzelerine dağıldı. Bir bölümü özel koleksiyonerlere satıldı.</p>

<p>Bugün British Museum’da yüzlerce Benin eseri bulunuyor. Pitt Rivers Museum ve Horniman Museum da aynı saldırıdan elde edilen eserleri koleksiyonlarına kattı.</p>

<p>Horniman Museum 2022’de elindeki 72 Benin eserinin mülkiyetini Nijerya’ya devrederken bu parçaların 1897 İngiliz askerî saldırısı sırasında “zorla alındığını” resmen kabul etti. Bu karar, Benin eserlerinin İngiltere’ye gelişinin askerî yağmayla bağlantısını doğrudan İngiliz müze yönetimi tarafından teyit etmiş oldu.</p>

<h2><strong>İngiliz müzeleri sömürge imparatorluğunun kültürel deposuna dönüştü</strong></h2>

<p>İngiliz sömürgeciliği işgal ettiği ülkelerin yalnız maddî kaynaklarını sömürmedi. O ülkelerin hükümdarlık sembollerini, dinî eserlerini, saray hazinelerini ve tarihî hafızasını da merkezine taşıdı. 19. yüzyılda savaş ganimeti olarak Londra’ya getirilen eserler, sonraki yıllarda “dünya medeniyetleri koleksiyonu” adı altında sergilenmeye başlandı.</p>

<p><img alt="Ingılızsomurgemuze6" class=" detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/ingilizsomurgemuze6.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Eski sömürgeler bugün kendi eserlerini geri istiyor</strong></h2>

<p>İngiliz müzelerindeki sömürge eserleri meselesi bugün geniş bir iade tartışmasına dönüşmüş durumda. Nijerya Benin bronzlarının geri verilmesini istiyor. Etiyopya Maqdala seferinde götürülen dinî ve kraliyet eşyalarının iadesini talep ediyor. Gana Asante hazinesinden alınan eserleri geri almaya çalışıyor. Hindistan Koh-i Noor ve başka tarihî eserlerin mülkiyetini gündeme getiriyor.</p>

<p>Horniman Museum’un Benin eserlerinin mülkiyetini Nijerya’ya devretmesi, tartışmanın ulaştığı noktayı gösteriyor. British Museum ve V&amp;A ise bazı Asante eserlerini Gana’ya uzun süreli ödünç verme yoluna gitti.</p>

<p>19. yüzyılda İngiliz askerlerinin saraylardan çaldığı eserler bugün kendi ülkelerine ancak İngiliz müzelerinin izniyle ve çoğu zaman “ödünç” statüsünde dönebiliyor.</p>

<h2><strong>Yıldız Sarayı’ndan British Museum’a uzanan tablo</strong></h2>

<p>Osmanlı Devleti yıkılırken Yıldız Sarayı’nın serveti dağıldı, mücevherler Avrupa müzayedelerine çıktı, hanedan sürgün edilirken şahsî mallar gerçek değerlerinin çok altında satıldı ve önemli bir tarihî servetin izi kayboldu.</p>

<p>İngiltere ise aynı dönemde askerî ve siyasî üstünlüğünü kullanarak işgal ettiği ülkelerin servetini kendi merkezine taşıdı. Benin Sarayı’nın bronzları, Maqdala’nın kilise hazineleri, Kumasi’nin altınları, Tipu Sultan’ın saray eşyaları, Koh-i Noor, Rosetta Taşı ve Anadolu’dan çalınan büyük anıt parçaları bugün bu tarihin somut delilleri olarak İngiliz koleksiyonlarında duruyor.</p>

<p>British Museum ve diğer büyük İngiliz müzeleri bu bakımdan yalnız sanat ve arkeoloji kurumları olarak okunamaz. Koleksiyonlarının önemli bir bölümü İngiliz İmparatorluğu’nun askerî, siyasî ve iktisadî genişleme döneminde oluşturuldu. İngiliz ordusunun, sömürge şirketlerinin, donanmanın ve sömürge yöneticilerinin topladığı eserler Londra’daki müze zenginliğinin temel kaynaklarından biri hâline geldi.</p>

<p>İngiltere’nin dünyanın dört bir tarafında kurduğu sömürge düzeni yalnız toprak ve hammadde üzerinde işlemedi. İşgal edilen ülkelerin altını, hükümdarlık hazinesi, dinî eşyası, sanat eseri ve tarihî hafızası da aynı düzen içinde İngiltere’ye aktarıldı. Bugün eski sömürgelerin kendi eserlerini geri istemesi, İngiliz müzelerinin vitrinlerinde sergilenen bu büyük tarihî yağmanın hâlâ kapanmamış bir mesele olduğunu gösteriyor.</p>

<h3><strong>Kaynaklar</strong></h3>

<ul>
 <li>Hasan Ali Polat – Osman Akandere, “Yıldız Sarayı’nın Yağmalandığı İddiası, Mütareke Dönemindeki Yağma Davası ve Neticesi”, <i>Vakanüvis</i>, 2020.</li>
 <li>Neval Milanlıoğlu, <i>Emine Naciye Sultan’ın Hayatı (1896-1957)</i>, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, 2011.</li>
 <li>431 sayılı <i>Hilâfetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmanî’nin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun</i>, TBMM.</li>
 <li>Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “Mehmed VI” ve “Yıldız Sarayı Kütüphanesi” maddeleri.</li>
 <li>Christie’s, <i>Les Bijoux de S.M. le Sultan Abd-Ul-Hamid II</i>, Paris, 1911 müzayede kayıtları.</li>
 <li>Nina Burleigh, <i>Mirage: Napoleon’s Scientists and the Unveiling of Egypt</i>, Harper Perennial, 2008.</li>
 <li>British Museum, <i>Collecting and Empire</i>, Sir Hans Sloane, Rosetta Stone, Benin Bronzes ve Anadolu koleksiyonu kayıtları.</li>
 <li>Victoria and Albert Museum, <i>Ethiopian Collections at the V&amp;A</i>, <i>A History of Asante Gold</i>, Tipu Sultan ve Hindistan koleksiyonu araştırmaları.</li>
 <li>Pitt Rivers Museum, Benin koleksiyon tarihçesi.</li>
 <li>Horniman Museum and Gardens, Benin eserlerinin Nijerya’ya iadesine ilişkin provenans ve mülkiyet kayıtları.</li>
 <li>Historic Royal Palaces, Koh-i Noor ve Crown Jewels tarihçesi.</li>
</ul>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiltere-dunyayi-somururken-hazinelerini-de-londraya-tasidi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ingiltere-somurge-haberii.webp" type="image/jpeg" length="80396"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail yapay zekâyı propaganda aracına çevirdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-yapay-zekayi-propaganda-aracina-cevirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-yapay-zekayi-propaganda-aracina-cevirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail, Gazze’de işlediği suçları örtbas etmek ve geleceğin dijital hafızasını kendi anlatısıyla şekillendirmek için yapay zekâ sistemlerini hedef alan yeni bir propaganda ağı kurdu. ABD’deki resmî FARA kayıtları, İsrail hükümeti adına çalışan şirketlerin interneti yapay zekâların kaynak olarak kullanabileceği içeriklerle doldurduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail Hükümeti Reklam Ajansı adına çalışan Piro adlı şirketin bağlantılı olduğu Hanover Institute for Public Policy, ABD merkezli bir düşünce kuruluşu görüntüsü altında kısa sürede 100’ü aşkın sözde akademik rapor yayımladı. Raporda dipnot, istatistik ve kaynakçalar kullanılırken metinlerin altında gerçek araştırmacı isimleri yer almıyor.</p>

<p>Piro ise kendi sitesinde, yapay zekâ modellerinin hangi kaynakları güvenilir gördüğünü analiz ettiğini ve içerikleri buna göre hazırladığını açıkça anlatıyor. Yapılan incelemelerde ChatGPT ve Perplexity gibi sistemlerin Hanover tarafından yayımlanan bazı içerikleri İsrail ve Gazze hakkındaki cevaplarında kaynak olarak kullandığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benzer bir İsrail bağlantılı kampanyada, 6 yaşındaki Hind Receb’in öldürülmesine ilişkin bulguları sorgulayan içerikler de üretildi. Receb’in bulunduğu araca yaklaşık 335 mermi ateşlendiği daha önce yapılan incelemelerde ortaya konmuştu. Terörist İsrail böylece sahada işlediği suçları örtbas etmek için propaganda faaliyetini dijital dünyaya taşıyor; bugün internete yerleştirilen bu içerikler, yarının yapay zekâlarının “kaynağı” hâline getirilmeye çalışılıyor.</p>

<p>Kaynak: GZT</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-yapay-zekayi-propaganda-aracina-cevirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-yapay-zeka-2.jpg" type="image/jpeg" length="66170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin cephesinden Siyonizm dosyasına: Yeryüzünün Hakiki Canileri: İsrail]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistin-cephesinden-siyonizm-dosyasina-yeryuzunun-hakiki-canileri-israil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistin-cephesinden-siyonizm-dosyasina-yeryuzunun-hakiki-canileri-israil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin Cephesi’nde Osmanlı subayı olarak vazife yapan ve hayatının büyük bölümünü Siyonizm üzerine çalışmalara ayıran Cevat Rıfat Atılhan’ın 1965 tarihli Dünya İhtilalcileri İsrail eseri, Yeryüzünün Hakiki Canileri: İsrail adıyla yeniden yayımlandı. NİLİ casusluk teşkilatından dünya savaşlarına, Filistin’den ABD ve İsrail’in nükleer faaliyetlerine uzanan eser, yaklaşık 60 yıl sonra yeniden okuyucuyla buluştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin Cephesi’nde Osmanlı subayı olarak vazife yapan ve hayatının büyük bölümünü Siyonizm üzerine çalışmalara ayıran Cevat Rıfat Atılhan’ın 1965 tarihli <i>Dünya İhtilalcileri İsrail</i> eseri, <i>Yeryüzünün Hakiki Canileri: İsrail</i> adıyla yeniden yayımlandı. NİLİ casusluk teşkilatından dünya savaşlarına, Filistin’den ABD ve İsrail’in nükleer faaliyetlerine uzanan eser, yaklaşık 60 yıl sonra yeniden okuyucuyla buluştu.</p>

<p>İslâmbol Yayınları tarafından neşredilen kitabın yeni baskısının künyesinde İstanbul 2025/1447 tarihi bulunuyor. Eser ilk olarak 1965 yılında Aykurt Neşriyatı tarafından <i>Dünya İhtilalcileri İsrail</i> adıyla yayımlanmıştı. Atılhan kitabını, uzun yıllar boyunca sürdürdüğü Siyonizm araştırmalarının ve Filistin’de bizzat yaşadığı hadiselerin bir muhassalası olarak kaleme aldı.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><u><strong><a href="https://www.kureselkitap.com/urun/566898/kitap/islambol-yayinlari/cevat-rifat-atilhan/yeryuzunun-hakiki-canileri-israil/" rel="nofollow"><span style="color:#e74c3c">SATIN ALMAK İÇİN TIKLA</span></a></strong></u></h3>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Filistin cephesinde başlayan mücadele</strong></h2>

<p>1892’de İstanbul’da doğan Cevat Rıfat Atılhan, Kuleli Askerî Lisesi ve Harp Okulu’nda tahsil gördü. Balkan Harbi’nde yaralanıp esir düştü; Birinci Dünya Harbi’nde Filistin-Suriye Cephesi’nde görev yaptı. Burada Osmanlı ordusuna ilişkin askerî bilgileri İngiliz istihbaratına aktaran <strong>NİLİ casusluk teşkilatının</strong> faaliyetleriyle karşılaştı. Atılhan, sonraki yıllarda bu casusluk ağının ortaya çıkarılmasına dair hatıralarını da kaleme aldı.</p>

<p>Filistin’de yaşadıkları, Atılhan’ın sonraki fikrî mücadelesinin istikametini tayin etti. <i>Filistin Cephesinde Yahudi Casuslar</i>, <i>İslâmı Saran Tehlike ve Siyonizm</i>, <i>Dünya Nazarında Yahudilik ve Masonluk</i> ve <i>Yahudiler Dünyayı Nasıl İstila Ediyorlar?</i> gibi çok sayıda eser yazdı. 1948’de Filistin’de savaş sürerken Türkiye’den gönüllülerden meydana gelecek bir birlik oluşturmak için de teşebbüste bulundu.</p>

<h2><strong>“Hayat pahasına elde edilmiş tecrübenin özü”</strong></h2>

<p>Nisâ Suresi’nin 95 ve 96. ayetleriyle başlayan eserde Atılhan, kitabın uzun tetkiklerinin yanında “hayat pahasına elde edilmiş tecrübenin” de mahsulü olduğunu söylüyor. Siyonizmle mücadelesi sebebiyle evinin, ticaretinin ve mesleğinin zarar gördüğünü, zindanlarda kaldığını anlatıyor; buna rağmen mücadelesini sürdürerek 62 eser meydana getirdiğini ifade ediyor. Kitabını bütün Müslüman milletlere ve Filistin’de beraber savaştığı silah arkadaşlarının hatırasına ithaf ediyor.</p>

<p>Atılhan, eserde meseleyi Filistin’den çıkararak 20. yüzyıl dünya siyasetine taşıyor. Birinci ve İkinci Dünya harpleri, Bolşevik İhtilâli, uluslararası sermaye, basın, kültür, ABD siyaseti, John F. Kennedy suikastı ve İsrail’in kuruluş sürecini Siyonizm merkezli bir çerçevede ele alıyor. Radyo, sinema, televizyon ve matbuatın kitlelerin düşüncelerini şekillendiren büyük kuvvetler hâline geldiğini belirterek siyasî hâkimiyet ile kültürel hâkimiyet arasındaki münasebete geniş yer ayırıyor.</p>

<h2><strong>İsrail’in nükleer gücüne kadar uzanan dosya</strong></h2>

<p>Kitabın bölümleri eserin genişliğini ortaya koyuyor. “Dünya İhtilâlcileri ve Yeryüzünün Hakiki Canileri: İsrail”, “Dünyanın En Eski Irkçıları”, “Üç Devreli Dünya Hâkimiyeti”, “Hakiki Harp Suçluları”, “İkinci Dünya Harbinin Perde Arkası” ve “Amerika ve Yahudilik” gibi başlıkların ardından Atılhan, İsrail’in nükleer faaliyetlerini “Yahudiler Atom Bombasına Nasıl Sahip Oldular?” başlığı altında inceliyor. Eser; Nürnberg, savaş sonrası iktisadî ve kültürel düzen, Birleşmiş Milletler ve “Gizli Kuvvetler” bölümleriyle devam ederek “Netice!” başlığıyla sona eriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4 Şubat 1967’de İstanbul’da vefat eden Atılhan’ın en hacimli çalışmalarından biri olan eser, yaklaşık 60 yıl sonra yeniden neşredildi. Filistin Cephesi’ndeki casusluk faaliyetlerinden 1948 Filistin savaşına, dünya harplerinden Amerika ve İsrail’in nükleer çalışmalarına kadar uzanan kitap, Atılhan’ın Siyonizm üzerine onlarca yıl boyunca sürdürdüğü mücadelenin toplu dosyalarından biri olarak yeniden okuyucunun karşısına çıktı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Kitap</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistin-cephesinden-siyonizm-dosyasina-yeryuzunun-hakiki-canileri-israil</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/y-e-r-y-u-z-u-n-u-n.jpg" type="image/jpeg" length="12738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: Malazgirt Zaferi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-malazgirt-zaferi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-malazgirt-zaferi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[955 yıl önce bugün, 26 Ağustos 1071 Cuma günü Sultan Muhammed Alparslan’ın kumandasındaki Büyük Selçuklu ordusu, Malazgirt Ovası’nda Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in ordusunu bozguna uğrattı. Anadolu’nun Türkler tarafından vatanlaştırılmasının önündeki en büyük askerî engeli parçalayan zafer, İslâm dünyasının batıya doğru yürüyüşünde yeni bir devri başlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>26 Ağustos 1071, Türk ve İslâm tarihinin büyük dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. Malazgirt Ovası’nda karşı karşıya gelen Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’in orduları arasındaki muharebe, Selçukluların kesin zaferiyle sonuçlandı. Kaynaklarda “Anadolu’nun kapılarını Türklere açan” muharebe olarak anılan Malazgirt’in ardından Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi büyük bir ivme kazandı.</p>

<p>Ancak Anadolu’daki Türk hareketliliğinin tarihi 1071 sabahında başlamıyordu. Çağrı Bey’in 1018’de gerçekleştirdiği batı seferinden itibaren Selçuklu ve Türkmen kuvvetleri Doğu Anadolu’yu yakından tanımış, Van havzasına kadar ulaşmış ve sonraki yıllarda akınlarını derinleştirmişti. 1040 Dandanakan Zaferi’yle Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunun ardından batıya yöneliş daha sistemli bir fetih siyasetine dönüştü. 1071’e gelindiğinde Malazgirt, yaklaşık yarım asırlık askerî ve siyasî hareketliliğin büyük hesaplaşması hâline geldi.</p>

<h2><strong>Bizans, Selçuklu meselesini kökünden çözmek istedi</strong></h2>

<p>Bizans tahtına 1068’de çıkan asker kökenli Romen Diyojen’in başlıca hedeflerinden biri, Anadolu’da gittikçe artan Müslüman Türk nüfuzunu kırmaktı. 1068 ve 1069’daki seferleri kesin netice vermeyince imparator, bu defa imparatorluğun imkânlarını seferber ederek çok daha büyük bir doğu harekâtına girişti. 13 Mart 1071’de Konstantinopolis’ten yola çıkan ordu; Bizans birliklerinin yanı sıra Frank, Norman, Slav, Bulgar, Ermeni, Gürcü, Peçenek ve Uz unsurlarını da barındırıyordu. Ordu mevcudu konusunda Orta Çağ kaynaklarının verdiği rakamlar büyük farklılık gösterse de Bizans kuvvetlerinin Selçuklu ordusundan belirgin biçimde kalabalık ve ağır teçhizatlı olduğu hususunda kaynaklar birleşiyor.</p>

<p>Romen Diyojen’in maksadı Malazgirt ve çevresini geri almakla sınırlı kalmıyordu. Selçuklu merkezlerine kadar ilerleyerek doğudaki Türk baskısını kökünden kaldırmayı hesaplıyordu. Bizans ordusunun beraberinde ağır kuşatma araçları ve büyük miktarda erzak taşıması da seferin çapını gösteriyordu. Dönemin Bizanslı tarihçisi Michael Attaleiates’in anlatısında ordunun kuşatma araçlarının yüzlerce araba ile taşındığı aktarılır.</p>

<p>Sultan Alparslan ise o sırada bambaşka bir cephedeydi. Suriye üzerinden Fâtımî hâkimiyetine karşı Mısır istikametinde ilerliyordu. Bizans ordusunun doğuya yürüdüğünü öğrenince Mısır seferini yarıda bıraktı ve süratle Doğu Anadolu’ya yöneldi. Urfa, Diyarbekir, Bitlis hattından ilerleyen Sultan, Ahlat çevresine ulaştığında Bizans’ın öncü kuvvetleri Selçuklu birlikleri tarafından peş peşe mağlup edilmişti. Malazgirt öncesinde psikolojik üstünlük yavaş yavaş Selçukluların eline geçiyordu.</p>

<h2><strong>İslâm dünyası Malazgirt için duadaydı</strong></h2>

<p>Alparslan 24 Ağustos’ta Ahlat ile Malazgirt arasındaki Rahve Ovası’nda karargâhını kurdu. Sayıca üstün Bizans ordusuyla büyük bir meydan savaşına girmeden önce Romen Diyojen’e bir elçilik heyeti gönderildi. Teklif Bizans imparatoru tarafından reddedildi. Diyojen, Sultan’ın barış teşebbüsünü zayıflık emaresi sayıyor ve kalabalık ordusuna güveniyordu.</p>

<p>Malazgirt artık Selçuklu Devleti’ni aşan bir meseleye dönüşmüştü. Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh, Alparslan’ın zaferi için özel bir dua metni hazırlattı ve İslâm beldelerindeki minberlerden cuma günü okunmasını istedi. Böylece 26 Ağustos 1071’de Malazgirt Ovası’nda hazırlanan Selçuklu ordusuna, İslâm coğrafyasındaki camilerden yükselen dualar eşlik ediyordu.</p>

<p>26 Ağustos Cuma günü Sultan, ordusuyla cuma namazını kıldı. Ardından kefen niyetiyle beyaz bir elbise giydi, atının kuyruğunu bağladı ve askerlerinin önüne çıktı. Kaynaklarda aktarılan hitabında, “Bugün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var” diyerek kendisini ordusunun önüne koydu. Zafer hâlinde maksada ulaşılacağını, mağlubiyet hâlinde şehitliğin bulunduğunu söyleyerek hücum için hazırlığını tamamladı.</p>

<p>Alparslan’ın bu tavrı, muharebenin mahiyetini de gösteriyordu. Karşısındaki ordu maddî imkân, sayı ve ağır teçhizat bakımından üstünken Selçuklu kuvvetleri hareket kabiliyetine, atlı okçuluğa, müşterek hedefe ve komuta bütünlüğüne dayanıyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi de Selçuklu başarısının temel unsurları arasında yüksek maneviyatı ve taktik üstünlüğü gösteriyor.</p>

<h2><strong>Hilâl kapandı, Bizans ordusu dağıldı</strong></h2>

<p>Muharebenin ilk safhasında Selçuklu süvarileri Bizans hatlarını ok yağmuruna tuttu. Ardından Alparslan’ın bizzat yönettiği sahte ricat başladı. Selçuklu merkez kuvvetlerinin çekildiğini gören Romen Diyojen, karşısındaki ordunun çözüldüğünü zannederek ilerleme emri verdi. Ağır zırhlı Bizans birlikleri, hızlı hareket eden Selçuklu süvarilerini takip ettikçe kendi ana hatlarından uzaklaştı.</p>

<p>Selçuklu ordusunun bozkır savaş geleneğinde kullandığı hilâl yahut Turan taktiği tam bu noktada netice verdi. Geri çekilen birlikler yeniden hücuma kalkarken pusuda bekleyen atlılar da Bizans ordusunun yanlarına yöneldi. İlerleyen Bizans kuvvetleri kuşatma içerisinde kaldı. Türk asıllı bazı birliklerin Selçuklu tarafına geçmesi, ardından ihtiyat ve diğer bazı kuvvetlerin savaş alanını terk etmesiyle Bizans safları çözüldü. Muharebe akşama kadar devam etti.</p>

<p>İmparator Romen Diyojen yaralı halde esir düştü. Böylece birkaç saat önce Selçuklu ordusunun ortadan kaldırılacağına inanan Bizans hükümdarı, akşam olduğunda Sultan Alparslan’ın huzuruna çıkarılmıştı.</p>

<h2><strong>Esir imparatora hükümdar muamelesi</strong></h2>

<p>Zaferden sonraki hadise de Malazgirt’in hafızalarda kalan sahnelerinden biri oldu. İslâm, Bizans, Ermeni ve Süryânî kaynaklarının aktardığına göre Alparslan, mağlup imparatoru aşağılatmak yerine kendisine hükümdar muamelesi yaptı ve yanına oturttu. İki hükümdar arasındaki görüşmelerin ardından bir anlaşmaya varıldı. Buna göre Bizans’ın tazminat ve yıllık vergi ödemesi, elindeki Müslüman esirleri serbest bırakması ve bazı şehirleri Selçuklulara bırakması kararlaştırıldı.</p>

<p>Alparslan daha sonra Romen Diyojen’i maiyetine verdiği askerlerle Konstantinopolis’e gönderdi. Fakat Bizans’taki iktidar mücadelesi çoktan başlamıştı. Yenilgi haberi üzerine Romen Diyojen tahttan indirildi ve VII. Mihail Dukas imparator ilân edildi. Diyojen daha sonra rakiplerine yenildi, gözlerine mil çekildi ve Kınalıada’ya gönderildi; kısa süre sonra hayatını kaybetti. Böylece Malazgirt mağlubiyeti Bizans ordusunu sahada dağıtırken imparatorluğun iç siyasî düzenini de büyük bir krize sürükledi.</p>

<h2><strong>Anadolu artık fetih ve yurt edinme sahasıydı</strong></h2>

<p>Malazgirt’in asıl tarihî neticesi muharebe meydanının ötesinde ortaya çıktı. Bizans’ın doğudaki büyük askerî gücünün parçalanmasıyla Anadolu içlerine uzanan sahada Türk ilerleyişini durdurabilecek merkezî mukavemet ciddi şekilde zayıfladı. Türkmen kitleleri, daha önce akın düzenledikleri topraklara bu defa kalıcı şekilde yerleşmeye başladı. Malazgirt böylece geçici askerî seferlerle kalıcı yurt edinme arasındaki büyük eşiğe dönüştü.</p>

<p>Saltuklular Erzurum ve çevresinde, Mengücüklüler Erzincan-Kemah-Divriği hattında, Dânişmendliler Sivas, Tokat, Amasya ve Kayseri çevresinde; Artuklular ise Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Mezopotamya sahasında hâkimiyet kurdu. Bu siyasî teşekküller, Anadolu’nun yalnız askerî bakımdan ele geçirilmesini değil; şehirlerin, yolların, medreselerin, camilerin, vakıfların ve yeni bir sosyal düzenin kurulmasını sağlayacak uzun tarihî sürecin önünü açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anadolu’ya gelen Oğuz ve Türkmen toplulukları beraberlerinde dillerini, örflerini, idare anlayışlarını ve İslâm kültürünü taşıdı. Böylece Malazgirt sonrasında Anadolu’nun siyasî haritasıyla beraber kültürel ve dinî çehresi de asırlar boyunca devam edecek büyük bir dönüşüme girdi. Akademik çalışmalar bu süreci Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasının en önemli kırılma safhalarından biri olarak değerlendiriyor.</p>

<h2><strong>Bir günlük zaferden asırlık bir vatana</strong></h2>

<p>Malazgirt, Türklerin Anadolu’daki ilk görünüşünün tarihi olmaktan ziyade, daha önce başlayan hareketin geri çevrilmesi güç bir vatanlaşma sürecine dönüştüğü büyük eşikti. Çağrı Bey’in keşif seferlerinden Alparslan’ın meydan zaferine, ardından Saltuklu, Mengücüklü, Dânişmendli, Artuklu ve Türkiye Selçuklu hâkimiyetlerine uzanan süreç; Anadolu’nun siyasî ve medenî istikametini değiştirdi.</p>

<p>26 Ağustos 1071’de cuma namazının ardından kefen niyetine beyaz elbisesini giyen Sultan Alparslan’ın öncülüğünde kazanılan zafer, 955 yıl sonra da Anadolu tarihinin ana dönemeçlerinden biri olarak duruyor. O gün Malazgirt Ovası’nda dağılan Bizans ordusunun ardından açılan yol; Türklerin bu topraklarda devlet, şehir ve medeniyet kuracağı, Haçlı saldırılarına karşı mücadele edeceği ve asırlar sonra Osmanlı’nın yükselişiyle çok daha geniş bir coğrafyaya uzanacak uzun tarihî yürüyüşün en büyük dönüm noktalarından birini teşkil etti.</p>

<h3><strong>Kaynaklar</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p>TDV İslâm Ansiklopedisi, Ali Sevim, “Malazgirt Muharebesi”.</p>
 </li>
 <li>
 <p>TDV İslâm Ansiklopedisi, “Alparslan”.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlhan Aslan, “Matteos Urhayetsi’nin ‘Yıllık’ Adlı Eserinde Malazgirt Savaşı’na Dair Kayıtlar”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2026.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İşın Demirkent, “1071 Malazgirt Savaşı’na Kadar Bizans’ın Askerî ve Siyasî Durumu”, Tarih Dergisi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cambridge University Press, Rewriting the First Crusade, Bizans’ın 1095’teki yardım çağrısı ve Birinci Haçlı Seferi’nin doğu bağlamı.</p>
 </li>
</ul></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-malazgirt-zaferi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/malazgirtzaferi.webp" type="image/jpeg" length="46453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tedavi imkânsız hâle geldi: Gazze’de sağlık sistemi çöktü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tedavi-imkansiz-hale-geldi-gazzede-saglik-sistemi-coktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tedavi-imkansiz-hale-geldi-gazzede-saglik-sistemi-coktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden saldırılar sağlık sistemini çökme noktasına getirdi. Hastanelerin büyük bölümü yıkıldı veya kısmen çalışıyor, kliniklerin çoğu kapandı, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı derinleşti. Yerinden edilen yüz binlerce Filistinli için doktora ulaşmak, ilaç temin etmek veya hastaneye gidebilmek artık temel bir hak olmaktan çıkıp maddi imkâna bağlı bir ayrıcalığa dönüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze’de sağlık krizinin en ağır yüzü, yerinden edilen Filistinlilerin yaşadığı çadır kamplarında görülüyor. Yıkılmış okulların avlularında, harabe binaların arasında ve derme çatma çadırlarda yaşamaya zorlanan aileler; temiz su, hijyen, ilaç ve düzenli sağlık hizmetlerinden mahrum durumda. Aşırı sıcak, kirli su ve kalabalık yaşam şartları bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırıyor.</p>

<p>Gazze Şehri’nin Nasr Mahallesi’nde, 2024 yılında bombalanarak büyük ölçüde tahrip edilen Hasan Salama Okulu’nun kalıntıları üzerinde kurulan kampta yüzlerce kişi yaşıyor. Kampta düzenli sağlık hizmeti bulunmazken, gönüllü bir sağlık ekibinin gerçekleştirdiği tek günlük muayenede en az 150 hasta kontrol edildi. Yüksek tansiyon, diyabet, böbrek rahatsızlıkları, hepatit ve uyuzun yanı sıra çocuklarda suçiçeği, ishal, mide-bağırsak ve solunum yolu enfeksiyonlarına sıkça rastlandı.</p>

<p><img alt="Gazahospital" class=" detail-photo img-fluid" height="486" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazahospital.webp" width="864" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hastaneye gitmenin bedeli bile ağır</strong></h2>

<p>Yerinden edilen Filistinlilerin önemli bölümü için hastaneye ulaşmak başlı başına bir mesele haline gelmiş durumda. Ulaşım ücretleri, uzun mesafeler, yolların tahrip edilmiş olması ve ağır yaşam şartları yüzünden birçok hasta tedavisini ertelemek zorunda kalıyor. Günlük yiyeceğini dahi temin etmekte zorlanan aileler, muayeneye veya ilaç almaya ulaşmak için gereken birkaç doları bulamayabiliyor.</p>

<p>Ayağında şarapnel yarası bulunan ve koltuk değnekleriyle hareket eden 46 yaşındaki bir Filistinlinin, yüksek tansiyon tedavisi için uygun bir sağlık merkezine ulaşmasının en az 8 dolara mal olduğu aktarılıyor. Bu rakam Gazze dışından bakıldığında düşük görünse de kamplarda yaşayan, düzenli geliri bulunmayan ve temel gıdaya dahi erişemeyen aileler için tedaviyi erişilmez hale getirebiliyor.</p>

<p><img alt="Gazzehastanehaberi," class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazzehastanehaberi.jpg" width="864" /></p>

<p>Gazze’de savaş öncesinde UNRWA tarafından işletilen 22 sağlık kliniğinin bugün yalnızca altısı çalışıyor. Bölgede bulunan 34 hastanenin ise 19’u kısmen faaliyet gösterebiliyor. “Kısmen faal” durumdaki bu hastanelerin pek çok servisinde saldırıların yol açtığı yıkım, ekipman eksikliği ve personel kaybı nedeniyle hizmet verilemiyor.</p>

<h2><strong>İki milyon insana 2 bin 200 yatak</strong></h2>

<p>Gazze Şeridi’nin tamamında yaklaşık 2 milyon kişiye hizmet verebilecek yalnızca 2 bin 200 hastane yatağı kaldığı belirtiliyor. Savaş öncesinde yalnızca El Şifa Hastanesi’nin 700 yatak kapasitesine sahip olması, sağlık altyapısındaki yıkımın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.</p>

<p>Laboratuvar testleri, ameliyatlar ve çeşitli tedaviler; ilaç, tıbbi malzeme ve cihazların bulunamaması nedeniyle gerçekleştirilemiyor. Sağlık çalışanlarının öldürülmesi, yaralanması veya görev yapamaz hale gelmesi de sistemi daha fazla felce uğratıyor. Bu şartlarda zamanında müdahale edilmesi mümkün olan hastalıklar dahi ağırlaşabiliyor ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>Gazze’de yaşanan sağlık felaketi artık yalnızca hastane binalarının yıkılmasıyla sınırlı bir tablo oluşturmuyor. Evlerinden sürülen insanların sağlıksız kamplarda yaşamaya zorlanması, temiz suya erişememesi, yeterli beslenememesi ve hastaneye ulaşacak parayı dahi bulamaması, sağlık hakkını fiilen ortadan kaldırıyor. Bugün Gazze’de tedaviye ulaşabilmek, kişinin yaşadığı yere, maddi imkânına ve hastaneye kadar gidebilecek fizikî gücü bulunup bulunmadığına bağlı hale gelmiş durumda.</p>

<p>Kaynak: El Cezire</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tedavi-imkansiz-hale-geldi-gazzede-saglik-sistemi-coktu</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hastane-4.jpg" type="image/jpeg" length="10364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arakanlı Müslümanlar vatanlarından siliniyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/arakanli-muslumanlar-vatanlarindan-siliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/arakanli-muslumanlar-vatanlarindan-siliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Myanmar ordusunun 2017’de başlattığı sürgün ve katliam dalgasının üzerinden dokuz yıl geçti. Arakanlı Müslümanların maruz kaldığı zulüm ise sona ermedi. Bölgede güç kazanan Arakan Ordusu’nun da katliam, zorla çalıştırma, zorla askere alma, gözaltı ve toprak gaspıyla Rohingyaları yurtlarından çıkarmaya devam ettiği bildiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myanmar ordusunun 2017’de Arakanlı Müslümanlara karşı yürüttüğü saldırılarda köyler yakıldı, aileler katledildi, kadınlar ve kız çocukları sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldı. 700 binden fazla Rohingya canını kurtarmak için Bangladeş’e sığındı. Bugün yaklaşık 1,2 milyon Arakanlı Müslüman, Bangladeş’teki mülteci kamplarında ağır şartlar altında yaşamını sürdürüyor.</p>

<h2><strong>Failler değişti, sürgün devam ediyor</strong></h2>

<p>Son iki yılda Rakhine eyaletindeki güç dengesi büyük ölçüde değişti. Eyaletin önemli bir bölümünü ve Rohingyaların yaşadığı kuzey bölgelerini kontrol altına alan Arakan Ordusu’nun, Müslümanlara yönelik baskı ve saldırıları sürdürdüğü belirtiliyor. Kitlesel saldırıların yanı sıra zorla askere alma, zorla çalıştırma, keyfî gözaltı, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve cinsel şiddet vakaları rapor ediliyor.</p>

<p>Arakanlı Müslümanların köylerinden sürüldüğü, geride bıraktıkları topraklara el konulduğu ve bu alanlarda yeni yerleşimlerin kurulduğu aktarılıyor. Böylece Rohingyaların yalnızca bugünkü varlığı hedef alınmıyor; gelecekte kendi topraklarına dönme imkânları da ortadan kaldırılıyor. 2023 yılının sonlarından bu yana 150 binden fazla Rohingyanın daha Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldığı bildiriliyor.</p>

<p>Bangladeş’teki kamplarda da şartlar ağırlaşıyor. Uluslararası yardım fonlarındaki kesintiler nedeniyle eğitim merkezleri kapanırken temel hizmetlerde ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Kamplarda doğan binlerce çocuk, Arakan’daki vatanlarını hiç görmeden büyüyor. Myanmar’da kalanlar ise zulüm ve sürgün tehdidiyle, kamplardakiler açlık, yoksulluk ve güvensizlikle karşı karşıya.</p>

<p>Kaçış yolları da ölümle neticelenebiliyor. Temmuz ayında Rakhine’den ayrılan ve aralarında çocukların da bulunduğu 500’den fazla Rohingyayı taşıyan iki teknenin batması, Müslümanların içine sürüklendiği çaresizliği bir kez daha ortaya koydu. Bölgede kalmak ölüm tehdidi taşırken, deniz yoluyla kaçmak da yüzlerce insanın hayatına mal oluyor.</p>

<h2><strong>Dokuz yıldır cezasızlık sürüyor</strong></h2>

<p>Myanmar ordusunun 2017’deki katliamlarından sorumlu isimlerin yıllardır ciddi bir yaptırımla karşılaşmaması, zulmün devam etmesinin başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Arjantin’de evrensel yargı yetkisi kapsamında yürütülen dava sonucunda, aralarında Myanmar askeri yönetiminin önde gelen isimlerinin de bulunduğu 22 askeri yetkili ve üç sivil hakkında soykırım ve insanlığa karşı suçlardan uluslararası tutuklama emirleri çıkarıldı.</p>

<p>Gambiya’nın Myanmar aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasında da önümüzdeki aylarda karar çıkması bekleniyor. Ancak hukuk alanındaki gelişmeler sürerken Arakanlı Müslümanlar kendi vatanlarından her geçen gün biraz daha uzaklaştırılıyor.</p>

<p>Arakan meselesinde asıl adalet; Rohingyaların vatandaşlıklarının ve gasp edilen haklarının iade edilmesi, kendi köylerine ve topraklarına güvenli biçimde dönebilmeleri ve Myanmar’da eşit haklarla yaşayabilmeleriyle mümkün olacak. Aksi halde yıllar sonra verilecek mahkeme kararları, Arakan’da yaşayacak Rohingya kalmadığında gecikmiş bir hükümden öteye geçemeyecek.</p>

<p>Myanmar ordusunun 2017’de Arakanlı Müslümanlara karşı yürüttüğü saldırılarda köyler yakıldı, aileler katledildi, kadınlar ve kız çocukları sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldı. 700 binden fazla Rohingya canını kurtarmak için Bangladeş’e sığındı. Bugün yaklaşık 1,2 milyon Arakanlı Müslüman, Bangladeş’teki mülteci kamplarında ağır şartlar altında yaşamını sürdürüyor.</p>

<h2><strong>Failler değişti, sürgün devam ediyor</strong></h2>

<p>Son iki yılda Rakhine eyaletindeki güç dengesi büyük ölçüde değişti. Eyaletin önemli bir bölümünü ve Rohingyaların yaşadığı kuzey bölgelerini kontrol altına alan Arakan Ordusu’nun, Müslümanlara yönelik baskı ve saldırıları sürdürdüğü belirtiliyor. Kitlesel saldırıların yanı sıra zorla askere alma, zorla çalıştırma, keyfî gözaltı, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve cinsel şiddet vakaları rapor ediliyor.</p>

<p>Arakanlı Müslümanların köylerinden sürüldüğü, geride bıraktıkları topraklara el konulduğu ve bu alanlarda yeni yerleşimlerin kurulduğu aktarılıyor. Böylece Rohingyaların yalnızca bugünkü varlığı hedef alınmıyor; gelecekte kendi topraklarına dönme imkânları da ortadan kaldırılıyor. 2023 yılının sonlarından bu yana 150 binden fazla Rohingyanın daha Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldığı bildiriliyor.</p>

<p>Bangladeş’teki kamplarda da şartlar ağırlaşıyor. Uluslararası yardım fonlarındaki kesintiler nedeniyle eğitim merkezleri kapanırken temel hizmetlerde ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Kamplarda doğan binlerce çocuk, Arakan’daki vatanlarını hiç görmeden büyüyor. Myanmar’da kalanlar ise zulüm ve sürgün tehdidiyle, kamplardakiler açlık, yoksulluk ve güvensizlikle karşı karşıya.</p>

<p>Kaçış yolları da ölümle neticelenebiliyor. Temmuz ayında Rakhine’den ayrılan ve aralarında çocukların da bulunduğu 500’den fazla Rohingyayı taşıyan iki teknenin batması, Müslümanların içine sürüklendiği çaresizliği bir kez daha ortaya koydu. Bölgede kalmak ölüm tehdidi taşırken, deniz yoluyla kaçmak da yüzlerce insanın hayatına mal oluyor.</p>

<h2><strong>Dokuz yıldır cezasızlık sürüyor</strong></h2>

<p>Myanmar ordusunun 2017’deki katliamlarından sorumlu isimlerin yıllardır ciddi bir yaptırımla karşılaşmaması, zulmün devam etmesinin başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Arjantin’de evrensel yargı yetkisi kapsamında yürütülen dava sonucunda, aralarında Myanmar askeri yönetiminin önde gelen isimlerinin de bulunduğu 22 askeri yetkili ve üç sivil hakkında soykırım ve insanlığa karşı suçlardan uluslararası tutuklama emirleri çıkarıldı.</p>

<p>Gambiya’nın Myanmar aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasında da önümüzdeki aylarda karar çıkması bekleniyor. Ancak hukuk alanındaki gelişmeler sürerken Arakanlı Müslümanlar kendi vatanlarından her geçen gün biraz daha uzaklaştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: El Cezire</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/arakanli-muslumanlar-vatanlarindan-siliniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/arakanmuslumanlar.jpg" type="image/jpeg" length="26488"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'de YPG/SDG feshedildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyede-ypgsdg-feshedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyede-ypgsdg-feshedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'de YPG/SDG'nin feshedildiği duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye yönetimiyle 29 Ocak’ta entegrasyon mutabakatına varan YPG/SDG’de önemli gelişme yaşandı; örgütün yetkisinin sonlandırıldığı açıklandı.</p>

<p>Suriye yönetimi, daha önce mutabakat kapsamında YPG/SDG’ye bağlı askeri, güvenlik ve idari yapıların devlet kurumlarına entegrasyonu için süreç başlatmıştı.</p>

<p>Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, Suriye'nin başkenti Şam'da Cumhurbaşkanlığına ait Halk Sarayı'nda basın mensuplarına açıklama yaptı.</p>

<p>Şahin, "Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yapılan anlaşmanın ardından güçlerimizin Suriye ordusunun tugayları bünyesine entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, bugün büyük bir sorumlulukla bağımsız bir askeri güç olarak kendimizi feshettiğimizi ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Suriye yönetimi ile YPG arasında 29 Ocak'ta ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören yeni bir mutabakata varılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şubat ayında da anlaşmanın uygulanması amacıyla Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi görevlendirilmişti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyede-ypgsdg-feshedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ypg-aa-1593234-2.jpg" type="image/jpeg" length="20552"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir ömür Filistin’i resmetti: Süleyman Mansur vefat etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bir-omur-filistini-resmetti-suleyman-mansur-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bir-omur-filistini-resmetti-suleyman-mansur-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin’in toprağını, Kudüs’ü ve işgal karşısındaki direnişi yarım asrı aşkın süre sanatına taşıyan Süleyman Mansur, 79 yaşında vefat etti. İşgal yönetiminin sergilerini kapattığı, Filistin bayrağının renklerini dahi yasaklamaya kalktığı yıllarda fırçasını bırakmayan Mansur, Birinci İntifada sırasında İsrail’den gelen sanat malzemelerini boykot ederek Filistin toprağını eserlerinin malzemesine dönüştürmüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin çağdaş sanatının öncü isimlerinden ressam, heykeltıraş, karikatürist ve yazar Süleyman Mansur (Sliman Mansour), 24 Ağustos Pazartesi günü, bir süredir tedavi gördüğü işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Makasıd Hastanesi’nde 79 yaşında vefat etti. Ailesi, Mansur’un vefatını pazartesi akşamı duyurdu. Filistin Kültür Bakanlığı ise onu çağdaş Filistin sanatının en önemli sütunlarından ve Filistin’in millî hafızasını taşıyan sanatçılardan biri olarak andı.</p>

<p>1947 yılında, Nekbe’den bir yıl önce Ramallah’ın kuzeyindeki Birzeit’te dünyaya gelen Mansur’un sanat hayatı, Filistin’in son seksen yıllık tarihinden ayrı düşünülemeyecek şekilde gelişti. Çocukluğunu Birzeit ve Beytüllahim çevresinde geçiren Mansur, 1967’de Kudüs’te sanat tahsiline devam ettiği sırada Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün İsrail tarafından işgaline şahit oldu. Sonraki eserlerinin merkezinde toprak, sürgün, köy, Kudüs, zeytin ağacı, geleneksel Filistin nakışları ve vatanı temsil eden kadın figürleri yer aldı.</p>

<h2><strong>Kudüs’ü sırtında taşıyan adam</strong></h2>

<p>Mansur’un 1973’te henüz 26 yaşındayken yaptığı <strong>“Jamal al-Mahamel”</strong>, Filistin sanat tarihinin en tanınan eserlerinden biri hâline geldi. Tabloda yalınayak, yaşlı ve yorgun bir Filistinli, sırtına yüklenmiş Kudüs’ü taşır.</p>

<p><img alt="Mansur Resiö" class="detail-photo img-fluid" height="588" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/mansur-resio.jpg" width="400" /></p>

<p>Yükün merkezinde Kubbetü’s-Sahra yükselirken adamın bedeni ağırlığın altında eğilir; fakat yürüyüşünü sürdürür. Mansur’un çizdiği bu ihtiyar, zamanla işgale, sürgüne ve kayıplara rağmen vatanını hafızasında taşıyan Filistinlinin sembolüne dönüştü. Eser 1975’ten itibaren poster olarak çoğaltıldı; Batı Şeria ve Gazze’de evlere, dükkânlara ve kamusal mekânlara kadar yayıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mansur’un görsel dili, Filistin’in yakın tarihini sembollerle kayda geçirdi. Portakal ağacı 1948 Nekbesi’nde kaybedilen toprakları, zeytin ağacı 1967’den sonra toprağa tutunmayı, nakışlı elbiseler Filistin kültürünün devamlılığını, Kudüs ve Kubbetü’s-Sahra ise vatan ve dönüş idealini temsil etti. Ressam böylece işgalin coğrafyayı parçalamanın yanında Filistinlilerin geçmişini ve kimliğini hafızadan silme teşebbüsüne karşı sanatı bir kayıt ve mukavemet sahasına çevirdi.</p>

<p><img alt="Süleyman Mansur Resimleri" class=" detail-photo img-fluid" height="490" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleyman-mansur-resimleri.jpeg" width="400" /></p>

<h2><strong>Terörist İsrail renkleri dahi yasakladı</strong></h2>

<p>Mansur’un sanatı doğrudan İsrail işgal yönetiminin sansürüne de uğradı. 1980’de Ramallah’taki Gallery 79’da açılan sergi İsrail askerleri tarafından kapatıldı, eserler toplatıldı ve sanatçılar sorguya çekildi. Mansur’un yıllar sonra anlattığına göre işgal görevlileri, Filistin bayrağını hatırlatan kırmızı, yeşil, siyah ve beyaz renklerin bir arada kullanılmasını dahi yasaklamak istedi. Sanatçılardan biri bu renklerle bir çiçek çizilse ne olacağını sorunca görevlinin, “Karpuz çizseniz bile müsadere ederiz” cevabını verdiği aktarıldı. Filistin bayrağının renklerini taşıyan karpuzun direniş sembolü hâline gelmesinin hafızasında bu hadise de yer aldı.</p>

<p>Birinci İntifada yıllarında Mansur, Nabil Anani, Teysir Berekat ve Vera Tamari ile birlikte “New Visions/Yeni Vizyonlar” hareketinin kurucuları arasında yer aldı. İsrail ekonomisine bağımlılığı reddeden sanatçılar, İsrail’den alınan boya ve sanat malzemelerini kullanmama kararı aldı. Mansur, eserlerini Filistin toprağından aldığı çamur, saman ve yerel malzemelerle üretmeye başladı; diğer sanatçılar kına, kahve, ahşap ve doğal boyalara yöneldi. Mansur’un ifadesiyle mesele açıktı: “İsrail dükkânlarından boya satın alıp sonra o boyayla onlara karşı nasıl resim yapabiliriz?”</p>

<p>Mansur, 1973’te Filistinli Sanatçılar Birliği’nin kuruluşunda yer aldı; 1994’te Kudüs’te El-Vasiti Sanat Merkezi’nin kurucularından oldu, Filistin’de çeşitli üniversite ve sanat kurumlarında ders verdi. Eserleri Paris’ten New York’a, Londra’dan Şarja’ya kadar birçok şehirde sergilendi. 1998’de Filistin Görsel Sanatlar Ödülü’nü, ilerleyen yıllarda Kahire Bienali ödüllerinden birini ve 2019’da UNESCO-Şarja Arap Kültürü Ödülü’nü aldı.</p>

<p><img alt="Süleyman Mansur Resimleri2" class="detail-photo img-fluid" height="492" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleyman-mansur-resimleri2.jpeg" width="404" /></p>

<p>Süleyman Mansur’un ardından geriye yüzlerce eserle beraber Filistin’in işgal altında tutulmuş yarım asrının görsel kaydı kaldı. İşgal kuvvetleri sergileri kapattı, resimleri topladı, Filistin’in renklerini yasaklamaya kalktı; Mansur ise kimi zaman boya yerine Filistin’in kendi toprağını kullanarak üretmeye devam etti. 1973’te çizdiği ihtiyar da bugün hâlâ yürümeyi sürdürüyor.</p>

<p><img alt="Mansur Resimleri" class="detail-photo img-fluid" height="501" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/mansur-resimleri.jpeg" width="399" /></p>

<p><img alt="Suleymanmansurresimlerrr" class="detail-photo img-fluid" height="495" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleymanmansurresimlerrr.jpeg" width="404" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bir-omur-filistini-resmetti-suleyman-mansur-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleymanmansur.webp" type="image/jpeg" length="92732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disney ve Netflix dünyayı zehirliyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disney ve Netflix, çocuklardan yetişkinlere uzanan yayın politikaları, sapkın temayülleri merkeze alan yapımları ve izleyiciyi yönlendiren algoritmalarıyla küresel bir kültür müdahalesi yürütüyor. Hollywood’un yıllarca Müslümanı “terörist”, Amerikan askerini “kahraman” göstererek kurduğu algı düzeni, bugün aileyi, kültürü ve dinî ölçüleri hedef alan içeriklerle sürdürülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Netflix’in 190’dan fazla ülkede 300 milyonu aşan ücretli üyeliği bulunuyor. Disney+ ise yaklaşık 132 milyon aboneye ulaşıyor. Bu iki şirketin belirlediği yayın politikası yüz milyonlarca eve, çocuğa ve gence doğrudan temas ediyor. Eğlence adı altında sunulan yapımlar, aileden cinselliğe, dinden ahlâka kadar birçok kavramı yeniden biçimlendiriyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong><a href="https://www.barandergisi.net/hollywoodun-isgalleri-mesrulastirmasi-ya-da-yarim-asirlik-yalan"><span style="color:#c0392b">Hollywood’un işgalleri meşrulaştırması ya da yarım asırlık yalan</span></a></strong></p>
 </li>
</ul>

<p>RTÜK’ün 13 Ağustos 2026’da verdiği cezalar, platformların Türkiye’ye sunduğu içeriklerin ulaştığı noktayı da gösteriyor. Netflix’in gençleri hedefleyen “Heartstopper: Sonsuza Dek” yapımında eşcinsel ilişki; müzik, kurgu ve görsel efektlerle sevimlileştirilerek sunuldu. Yapım katalogdan çıkarıldı, Netflix’e yüzde 3 idari para cezası verildi. Disney+ kataloğundaki “A Teacher” ise yetişkin bir öğretmenin reşit olmayan öğrencisine yönelik istismarını romantik ve erotik bir ilişki gibi gösterdi. Disney+ yüzde 5 cezaya çarptırıldı, yapım katalogdan çıkarıldı.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 5" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>LGBT propagandası şirket politikasına dönüştü</strong></h2>

<p>Netflix’in finanse ettiği USC Annenberg araştırmasına göre incelenen 2023 yapımı Netflix dizilerinin yüzde 52,4’ünde düzenli oyuncu kadrosunun en az yüzde 10’u LGBT karakterlerden meydana geldi. Bu oran 2018’de yüzde 19’du. Dizilerin ana ve düzenli oyuncu kadrosundaki LGBT karakter oranı da aynı dönemde yüzde 4,6’dan yüzde 13,4’e yükseldi. Rakamlar, eşcinselliğin yapımlara yerleştirilmesinin giderek genişleyen kurumsal bir yayın politikasına dönüştüğünü gösteriyor.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 1" height="540" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>Disney, çocukluk yıllarından itibaren aynı çizgiyi takip ediyor. “The Proud Family: Louder and Prouder” dizisinde evli iki erkek, çocuk sahibi bir aile olarak sunuldu. Disney, diziye üç yeni LGBT karakter eklendiğini kurumsal sayfasından duyurdu. “The Owl House”ta 14 yaşındaki Luz Noceda çift cinsiyetli bir karakter olarak işlendi. “Lightyear” filmine eşcinsel öpüşme sahnesi yerleştirildi. “Strange World”da eşcinsel bir ergen, “Love, Victor”da ise "cinsel yönelim" arayışındaki genç bir karakter merkeze alındı.</p>

<p>Şirketin 2022’deki CEO’su Bob Chapek, Disney yönetiminin LGBT çalışanların, ailelerinin ve çevrelerinin arkasında durduğunu açıkladı. Chapek, daha “kapsayıcı” bir dünya meydana getirme yolundaki en büyük tesirin Disney’in ürettiği içeriklerden geleceğini söyledi. Şirket, Florida’da küçük sınıflarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eğitiminin sınırlandırılmasına da açıkça karşı çıktı.</p>

<p>Disney yapımcısı Latoya Raveneau’nun 2022’de sızdırılan şirket içi toplantıdaki sözleri, yayın politikasının mahiyetini daha açık biçimde gösterdi. Raveneau, “hiç de gizli olmayan eşcinsel gündeminden” söz ederek yönettiği yapımlara mümkün olan her yerde eşcinsellik unsurları yerleştirdiğini anlattı. Çocuklara ulaşan çizgi filmler, böylece yapımcıların kültürel müdahale sahasına dönüştürüldü.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 2" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>H</strong><strong>er abone için ayrı bir menü hazırlıyor</strong></h2>

<p>Netflix’in tesiri, yapımların içeriğiyle sınırlı kalmıyor. Platform; izleme geçmişi, verilen puanlar, benzer kullanıcıların tercihleri, seyredilen saat, kullanılan cihaz, içerik türü ve izleme süresi üzerinden her abone için ayrı bir menü hazırlıyor. Son dönemde izlenen içerikler yeni tavsiyelerde daha fazla ağırlık kazanıyor.</p>

<p>Netflix mühendislerinin yayımladığı araştırmaya göre platformda seyredilen saatlerin yaklaşık yüzde 80’inde tavsiye sisteminin etkisi bulunuyor. Böylece bir defa izlenen konu, farklı film ve dizilerin arasına yerleştirilerek tekrar tekrar seyircinin önüne çıkarılıyor. Cinsellik, eşcinsellik, cinsiyet değiştirme, nikâhsız ilişkiler ve aile dışı hayat biçimleri farklı hikâyeler içinde sürekli görünür hâle getiriliyor.</p>

<p>Bu sistem, içerikleri sıralayan teknik bir araçtan çok izleyicinin neyi göreceğini belirleyen görünmez bir editör gibi çalışıyor. Sürekli tekrar edilen ilişki biçimleri zamanla sıradanlaşıyor. İslâm’ın haram saydığı fiiller “özgürlük”, “kendini keşfetme” ve “cesaret” kavramlarıyla paketleniyor. Aile, namus ve dinî sınırlar ise karakterlerin kurtulması gereken baskılar şeklinde işleniyor.</p>

<p>2026’da yayımlanan ve Netflix ile Disney+’ın Türkiye yapımı dizilerini inceleyen akademik çalışma da platformların kendilerine mahsus değer kalıpları oluşturduğunu tespit etti. Araştırmada Netflix yapımlarında bireysel özerklik, toplumsal normların reddi ve aileden kopuş, Disney+ içeriklerinde ise “seçilmiş aile” ve aidiyetin yeniden tanımlanması öne çıktı.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 3" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>Sinema insanı ve toplumu değiştiriyor</strong></h2>

<p>“Netflix ahlâkımızı mı bozacak?” şeklindeki alaycı söylem, sinemanın insan üzerindeki tesirini gizliyor. Cambridge University Press’te yayımlanan, 77 deney ile 377 ayrı bulguyu bir araya getiren meta-analiz; eğlence amaçlı hikâyelerin insanların tutumlarını, inançlarını, davranış niyetlerini ve tercihlerini değiştirebildiğini ortaya koydu.</p>

<p>RAND araştırmacılarının 12–17 yaşlarındaki 1.792 genç üzerinde yürüttüğü çalışmada, televizyonda yoğun cinsel içeriğe maruz kalan gençlerin bir yıl içinde cinsel ilişkiye başlama oranı, daha az maruz kalanların yaklaşık iki katına çıktı. Ekrandaki cinsel içerikle gençlerin davranışları arasındaki bağ bilimsel verilerle kayda geçti.</p>

<p>Kurmaca karakterlerle kurulan “parasosyal bağ” da seyircinin düşüncelerini dönüştürüyor. On hafta boyunca eşcinsel karakterlerin yer aldığı bir diziyi takip eden katılımcılar üzerinde yapılan araştırmada, karakterlerle kurulan bağ güçlendikçe eşcinselliğe yönelik toplumsal kabulün arttığı belirlendi. Şirketlerin “temsil” adıyla sunduğu içerikler, izleyicinin ahlâk ve normal anlayışını doğrudan etkiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 4" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-4.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>Netflix’in yol açtığı facialar</strong></h2>

<p>Netflix, “Cuties” isimli filmde 11 yaşındaki kız çocuklarını cinselleştirilmiş danslar ve teşhir görüntüleriyle ekrana taşıdı. Çocukların bedenlerini seyir malzemesine dönüştüren yapım, “çocukların cinselleştirilmesini eleştirme” kılıfıyla yayımlandı. RTÜK, filmin çocuk istismarı ve sömürüsü meydana getirdiğine hükmederek yapımı 2020’de oy birliğiyle katalogdan çıkardı.</p>

<p>“13 Reasons Why” dizisinin yayımlanmasının ardından ABD’de 10–17 yaş grubundaki intihar oranı yüzde 28,9 arttı. Dizinin gösterime girdiği Nisan 2017, beş yıllık dönem içindeki en yüksek aylık çocuk ve genç intiharı oranının kaydedildiği ay oldu. Netflix, gençlerin ruh dünyasını sarsan yapımdaki tartışmalı intihar sahnesini iki yıl sonra kaldırdı.</p>

<p>Seri katil Jeffrey Dahmer’ın cinayetlerini konu alan Netflix dizisi de kurbanların acısını seyirlik malzemeye çevirdi. Kurban yakınları, kendilerine danışılmadan ailelerinin isimlerinin ve yaşadıkları faciaların kullanıldığını, yapımın acılarını yeniden canlandırdığını açıkladı. Netflix ise kanlı cinayetleri uzun süre dünya listelerinin zirvesinde tuttu.</p>

<h2><strong>Amerikan kahraman, Müslüman terörist</strong></h2>

<p>Hollywood’un kültürleri dönüştürme faaliyeti uzun bir geçmişe dayanıyor. ABD Savunma Bakanlığı yaklaşık bir asırdır film, dizi ve video oyunu yapımcılarıyla çalışıyor. Askerî araç, personel ve mekân desteği isteyen yapımcılar senaryolarını Pentagon’un incelemesine sunuyor. Bakanlığın 2013 tarihli müfettişlik raporunda, desteklenen projelerin ABD’nin menfaatlerine, ordunun kamuoyundaki görüntüsüne ve asker teminine katkı sağlaması şartı açıkça yer alıyor. Yapımlar gösterimden önce inceleniyor, gerekli görülen değişiklikler senaryoya işleniyor.</p>

<p><img alt="Decision" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/decision.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>CIA da senarist ve yapımcılarla çalışıyor. Görüşme, çekim, arşiv görüntüsü ve danışmanlık imkânı sağlıyor. Böylece Amerikan askeri ve istihbaratı kahramanlaştırılırken ABD’nin işgal ettiği ülkelerde kendisini savunan Müslüman, “terörist” kalıbına yerleştiriliyor. Amerikan askeri birini vurduğunda senaryo ona haklı bir gerekçe hazırlıyor. Müslüman kendi toprağını koruduğunda tehlikeli, bağnaz ve kan dökücü olarak sunuluyor.</p>

<p><img alt="Müslümanı Terörist Gösteren Film True Lies" height="507" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/muslumani-terorist-gosteren-film-true-lies.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>USC Annenberg Inclusion Initiative, 2017–2019 yılları arasındaki 200 popüler filmde yaklaşık 8 bin 500 konuşan karakteri inceledi. Karakterlerin yüzde 2’sinden azı Müslümandı. Filmlerin yüzde 90,5’inde konuşan tek bir Müslüman karakter bulunmuyordu. Ekrana getirilen Müslüman karakterlerin yaklaşık üçte biri şiddet faili olarak gösterildi.</p>

<p>Türkiye’de yapılan akademik araştırmalar da 1970 sonrasında Hollywood’un Müslüman karakterleri ağırlıklı olarak “terörist” kalıbında sunduğunu, 11 Eylül’ün ardından İslâm’ın terörün kaynağı gibi işlendiğini belirledi. Netflix yapımı “Kalifat” dizisi üzerine yapılan incelemede ise Müslüman karakterlerin aşırı seküler kimliklerle gösterildiği tespit edildi.</p>

<p>Hollywood’un yıllarca siyasî sahada kullandığı yöntem bugün ahlâk ve aile üzerinde uygulanıyor. Müslümanı düşmanlaştıran, Amerikan askerini kurtarıcı yapan hikâye düzeni; eşcinselliği, cinsiyet değişimini, nikâhsız ilişkileri ve dinsizliği “ilerleme” olarak sunuyor. İtiraz eden aileyi, dini ve toplumu ise baskıcı ve geri kalmış gösteriyor.</p>

<p>Şirket açıklamaları, içerik raporları, algoritmalar, çocuk yapımları ve akademik araştırmalar aynı tabloyu ortaya koyuyor: Disney ve Netflix, sinemayı küresel bir kültür dönüştürme vasıtası hâline getirdi. İfsat artık tek bir film veya sahne üzerinden ilerlemiyor, çocuk profilinden yetişkin dizisine, yerli yapımdan çizgi filme kadar bütün kataloğa yayılan sistemli bir yayın siyaseti olarak yürütülüyor.</p>

<p><strong>Yerli kaynaklar</strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/aktuel/rtukten-4-dijital-platforma-ust-sinirdan-ceza/1832142" rel="nofollow">https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/aktuel/rtukten-4-dijital-platforma-ust-sinirdan-ceza/1832142</a></li>
 <li><a href="https://www.rtuk.gov.tr/UstKurulKarar/Detay/14406" rel="nofollow">https://www.rtuk.gov.tr/UstKurulKarar/Detay/14406</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/kulturveiletisim/article/1813425" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/tr/pub/kulturveiletisim/article/1813425</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/412390" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/412390</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/1011477" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/1011477</a></li>
</ol>

<p><strong>Yabancı kaynaklar</strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><a href="https://assets.ctfassets.net/4cd45et68cgf/7rSxqu6XoruPI1tZzZIh5e/fc4185ab9ed470130e589c0c9e231a1b/-FINAL-_Netflix_Full_Report_2018-23.pdf" rel="nofollow">https://assets.ctfassets.net/4cd45et68cgf/7rSxqu6XoruPI1tZzZIh5e/fc4185ab9ed470130e589c0c9e231a1b/-FINAL-_Netflix_Full_Report_2018-23.pdf</a></li>
 <li><a href="https://thewaltdisneycompany.com/news/how-the-proud-family-louder-and-prouder-turns-specific-experiences-into-universal-stories/" rel="nofollow">https://thewaltdisneycompany.com/news/how-the-proud-family-louder-and-prouder-turns-specific-experiences-into-universal-stories/</a></li>
 <li><a href="https://www.reuters.com/business/media-telecom/disney-ceo-responding-to-lgbtq-employees-says-companys-stories-promote-inclusion-2022-03-07/" rel="nofollow">https://www.reuters.com/business/media-telecom/disney-ceo-responding-lgbtq-employees-says-companys-stories-promote-inclusion-2022-03-07/</a></li>
 <li><a href="https://help.netflix.com/en/node/100639" rel="nofollow">https://help.netflix.com/en/node/100639</a></li>
 <li><a href="https://dl.acm.org/doi/10.1145/2843948" rel="nofollow">https://dl.acm.org/doi/10.1145/2843948</a></li>
 <li><a href="https://www.cambridge.org/core/journals/behavioural-public-policy/article/persuasive-effects-of-narrative-entertainment-a-metaanalysis-of-recent-experiments/07CABFC5ABA0D3A6A369FCDDB21F8F76" rel="nofollow">https://www.cambridge.org/core/journals/behavioural-public-policy/article/persuasive-effects-of-narrative-entertainment-a-metaanalysis-of-recent-experiments/07CABFC5ABA0D3A6A369FCDDB21F8F76</a></li>
 <li><a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15342887/" rel="nofollow">https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15342887/</a></li>
 <li><a href="https://www.nimh.nih.gov/news/science-updates/2019/release-of-13-reasons-why-associated-with-increase-in-youth-suicide-rates" rel="nofollow">https://www.nimh.nih.gov/news/science-updates/2019/release-of-13-reasons-why-associated-with-increase-in-youth-suicide-rates</a></li>
 <li><a href="https://media.defense.gov/2013/Jun/14/2001712842/-1/-1/1/DODIG-2013-092.pdf" rel="nofollow">https://media.defense.gov/2013/Jun/14/2001712842/-1/-1/1/DODIG-2013-092.pdf</a></li>
 <li><a href="https://annenberg.usc.edu/news/research-and-impact/new-study-annenberg-inclusion-initiative-reveals-erasure-and-demeaning" rel="nofollow">https://annenberg.usc.edu/news/research-and-impact/new-study-annenberg-inclusion-initiative-reveals-erasure-and-demeaning</a></li>
</ol>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir, Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor.png" type="image/jpeg" length="65892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türke revâ görülen kültürel soykırım]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teoman Duralı, yazısında Türk varlığını taşıyan dil, din ve devlet şuurunun Cumhuriyet devrimleriyle nasıl hedef alındığını anlatıyor. Yazıdan kıyafete, hukuktan eğitime uzanan müdahalelerin milleti “anne mâzi”ye bağlayan göbek bağını kestiğini belirten Duralı, bu köksüzleştirme hareketini “topyekûn reddimiras” ve kültürel soykırım olarak hükme bağlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1- “Peki, kimdir şu Türkler? Bidâyette önemli bir etmen olan itikatları icâbı dışevlilik yaparak tarihlerinin her döneminde gerek hâkimiyetlerine aldıkları gerekse komşuları olan halklarla soyca karışmış, yaşamortaklığı hâlinde yaşayagelmiş bir ulus olup değişmemiş tek nirengi noktaları dilleri Türkçedir. Filvâkî Sâmî ile Hint-Avrupa dil öbeklerine mensûp tarihin en esâslı kültür dillerinin kol gezdiği diyarlarda bu dillerle hiçbir şekil ve sûrette ünsiyeti bulunmayan Türkçenin tekmil olumsuzluklara rağmen varlığını kanıtlaması mucize kabîlinden sayılmalıdır.”<sup>(1) </sup>Türklüğü çağlar boyu taşıyagelmiş dil, yânî Türkçe etmenine dini, demekki Müslümanlık ile devletleşme sâikini de eklememiz lâzım gelir. Şu durumda Türklük, varoluşunu dil (Türkçe), din (Müslümanlık) ve devletleşme etmenlerine borçludur.</p>

<p>Kuzey Doğu Asyadan kaynaklanan Türk tarihi, akışı boyunca onlarca devletin kurulup yıkıldığı bir dev ırmağı andırır. Menderes misâli dolana dolana İç, Orta, Güney ile Batı Asyalardan, Afrika ile Güney Doğu Avrupadan nihâyet Akdeniz, Adalardenizi ile Karadeniz üçlüsüne kavuşur.<sup>(2)</sup> Bin yılda mezkûr muazzam vâsî sahada Türk, devlet kurmakla birlikte, kendi kalarak yurtlanamamıştır. Bunu Osmanlı Devletinin gölgesinde nihâyet Anadolu ile Balkanlarda becerdi becerecekti ki, yine olmadı. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde mezkûr devlet son soluğunu verirken, Trakyanın doğusu dışında, Balkanlar da elden çıktı. Kala kala Asyanın en batı ucu, Yunanlının vaktiyle Küçükasya dediği Anadolu elde kalmıştır. Türk tarihinde, uzun bir aralıktan, Göktürk ile Uygur devletlerinden sonra vatanı yurtlandıran, vatan ile yurdu örtüştüren Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Uluğ Asyanın Anadolusu ile Avrupanın güney doğu ucundaki Doğu Trakyada Türk devletinin artık asla kaybolmayacak, yitirilmeyecek yurt-vatan toprağı ola! Bu, bir ölüm kalım meselesinden de öte, şeref sorunudur. Sadakat ile vefâ, şereftir. Devleti ile vatanına sâdık kalan, geçmişi ile yurduna vefâ gösteren ulus haysiyetlidir. Ne mutlu şerefli, haysiyetli ulusun evlâdıyım diyebilene!</p>

<p>2- 1910ların sonlarına ulaştığımızda, yalnızca altı yüz küsur yıllık bir uluğ çınarın, Osmanlı Devletinin son buluşuna tanık olmuyoruz. Onunla birlikte İslâm medeniyetinin tarih sahnesinden resmen çekildiğini de görüyoruz. Bir üçüncü husus, Osmanlının, bir ölçüde, içleştirdiği Türkün iki bin üç yüz yıl gerisin geriye izleyebileceğimiz tarihinin akamete uğramasıdır. M.Ö. Üçüncü yüzyıldan M.S. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğine değin, yaşadığı muazzam başkalaşmalara rağmen, Türk tarihini içten içe kateden ve çıplak gözle görülmez gizli bir hattın varlığından bahsolunabilir. İşte 1920ler ile 1930larda toplumun bütün köşe bucağıyla manen baştan aşağı kökten değiştiren bir dizi —devlet adı ile nızâmı, sıyâset, idârî taksimât, hukuk, askeriye ile mülkiye, yazı—dil—imlâ—telâffuz, musıkî, edebiyat, eğitim—terbiye, öğrenim — öğretim, giyilen başlık [serpuş], kılık kıyafet, giyim kuşam, evlilik, eviçi döşeme, vakıt—saat, tarihlendirme...— devrim, mezkûr hattı, demekki hâli, ‘anne mâzî’ye bağlayan ‘göbekbağı’nı kesmiştir: Öksüz ulus özsüzdür. Filvâkî bir taşla birkaç kuş ürkütülmüş, kaçırılmıştır. Neydi bahsi geçen taş ile hedefteki ‘kuş’lar?: İslâm medeniyeti resmen sonlandırılmıştır. Böylece İngiliz-Yahudi çağdaş medeniyet, rakipsiz, tek başına kalmış, keyfince har vurup harman savurur hâle gelmiştir.</p>

<p>3- Asırdîde yüce imparatorluk lağvedilmiştir. Yerini alması murad olunmuş ulus devletse, yüze göze bulaştırılmış, sonuçta gerektiği gibi kurulamamıştır. Gereklerin başında, Eleftherios <i>Venizelos</i>’un dehâsına borçlu olduğumuz, Lozan antlaşmasınca da öngörülmüş Yunanistanla gerçekleştirilen nüfus mübâdelesinin benzeri, 1920lerde, İngiliz idâresindeki Irak ve Fransız yönetimindeki Suriyeyle akdolunamazmıydı? Bir ulus devletin bekâsına yöneltilebilecek en kesif tehdit gayrımütecânis nüfus dokusudur. Söz konusu etmen, devletin temeline koyulmuş saatlı bomba gibidir.</p>

<p>4- Felsefe-bilim kafa yapısından yoksun olmaklığımızın sonucu nevzuhur devlete uygun bir sıyâsî ile iktisadî nızâm oluşturulamamıştır. Evet, Osmanlının meşrutî hükümdarlığına mukâbil cumhuriyet unvânıyla dört duvar ile çatıdan müteşekkil bir binâ inşâ olunmuş, lâkin içi boş bırakılmıştır. Dince Müslümanlık ile İslâm medeniyetinin boşalttığı yerleri doldurması icâb eden, çağdaş Avrupanın başat özelliklerinden, ideoloji, anlaşılmamıştır. İdeoloji bilinmiyor, anlaşılmıyorsa, ona bağlı, öyleki ondan türeme sıyâsî ile iktisadî nızâmları uygun mahallere ekemiyor; bir kere yalapşap dikince de tutarlıca uygulayamıyor, sonuçta hasadı derleyemiyorsunuz. Nitekim, 1920lerin başlarından bugüne sözü edilen sorun çözülememiştir. Sâdece 1920 ile 1940 arasında toplumculuk – devletçilik (1923 – 1927) ile sermâyecilik – serbest piyasa iktisadı (1928 – 1936) ve hattâ millî toplumculuğa (1936 – 1943) kayan sıyâsî – iktisadî sahadaki bocalamalar, deneme–sınamalarla zaman yitirilmiştir. 1943ten sonra toplumcumsu devletci sıyâsî hat izlemeğe koyulunmuştur. 1950den itibârense, on yılda bir askerî darbelerle kesintiye uğratılan ‘güdümlü halkerki’ (Fr <i>démocratie dirigée</i>) ile karma iktisat denilen bir ucube sahneye konmuştur. Ancak 1980lerin son demlerinde halkerkine yakın bir sıyâset ile serbest iktisat uygulanır olmuştur. Hâlbuki doğup büyüdüğümüz dinimiz Müslümanlığa ve İslâm medeniyetine,<sup>(3) </sup>demekki alışkanlıklarımıza en uygun düşen, devletin başını çektiği, önderlik ettiği millî görüşün, anlayışımızın icâbı dayanışmacı–toplumcu nızâm (Fr <i>régime</i>) olmalıydı.</p>

<p>Yeğlenip dayatılan ne oldu? Haddızâtında kesinlikle yabancısı olduğumuz Yeniçağ Avrupasına mahsûs ve münhasır mülkî (Fr <i>civil</i>) kentsoylu toplum sınıfına yaslanan ve huyumuza suyumuza en aykırı düşen, seçilebilecek en olumsuz nızâm, bireycilik ile çıkarcılığı, kayırmacılık, soygunculuk ile sömürücülüğü, emekdışı geliri öngören sermâyecilik tercih edildi. Serbest iktisadî rekâbete dayalı olup tarihî bağlamdaysa tesviye edilmiş hazır bir zemine oturtulmamış mezkûr nızâmla haksızlık ile dev boyutta gelir farkları, alabildiğine kafa karışıklığı ile düzensizlik başat kılınmış, ister istemez (imperyalist) ecnebi güce veya güçlere dayanılmıştır. Hulâsa: Topyekûn reddimiras, insafsız inkâr.</p>

<p>1920lerden bu yana becerilen devrimlerin veya daha suya sabuna dokunmaz bir işleme benzer ‘ıslahatlar’ın, iyiniyetle gerçekleştirilmiş bulundukları su götürür.</p>

<p>Filhakıka, tarihte resmen<sup>(4)</sup> tatbik safhasına koyulup da kurumsallaştırılmış iki —felsefî arkalıklı— soykırımdan bahsolunabilir. Bunlardan biri İbrânî kavme uygulanmış dirimsel, öbürüyse Türke revâ görülen kültürel soykırımdır.</p>

<p>5- Sonuc itibarıyla aceleye getirilmemesi gereken zorunlu ihtiyâç, köklere dek inen derin bir sorgulama ile eleştirme sürecinin âkiladamlar ile bilirkişiler tarafından yürürlüğe konulup yürütülmesidir.</p>

<p></p>

<p><strong>Kaynak</strong></p>

<p>1-) <i>Pierre Chuvin: “D'où viennent les Turcs”, 9. s.</i></p>

<p>2-) <i>Bkz: Elmar Holenstein: “Türken”, 284. s.; “Philosophie-Atlas”da.</i></p>

<p>3-) <i>Bkz: EK 6.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4-) <i>Resmen ilânen tebliğ olunmamış dirimsel soykırımlardan bahsolunabilir: Cengiz Han hükümdarlığındaki Moğolların Tatarlara; Rusların Çerkeslere; İngilizlerin Güney Afrikada Felemenklere (Boer), Kuzey Amerikada Kızılderililere, Tasmanya yerlilerine v.b. uyguladıkları kırımlar.</i></p>

<p></p>

<p>Teoman Duralı, Sorun Nedir? -Felsefe-Bilim Düşünüşü- Dergah Yayınları, 2021, s. 399-401</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim.png" type="image/jpeg" length="19264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arakan'da zulüm: Müslümanlar kuşatma altında]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/arakanda-zulum-muslumanlar-kusatma-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/arakanda-zulum-muslumanlar-kusatma-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüzyıllardır Arakan’da yaşayan Müslüman halk, önce kimliğinden ve vatandaşlığından mahrum bırakıldı; ardından seyahatinden evliliğine, çocuk sahibi olmasından eğitim ve sağlık hakkına kadar hayatının her sahası kuşatıldı. Köylerin yakılması, toplu katliamlar ve 2017’deki büyük sürgünle zirveye çıkan zulüm bugün başka bir safhada devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myanmar ordusunun zulmünden kaçan Rohingyalar şimdi de Arakan Ordusu’nun baskılarıyla karşı karşıya. Bangladeş’teki kamplarda yaşayanların sayısı ise 1,2 milyona ulaştı.</p>

<p>Arakanlı Müslümanların yaşadığı facia, birkaç yıl önce patlak vermiş bir “mülteci krizi” olarak okunamayacak kadar eski ve köklü. Akademik çalışmalar, Arakan sahillerindeki Müslüman varlığını yüzyıllar öncesine, bazı araştırmalar ise 8. yüzyılda bölgeye ulaşan Arap Müslüman tacirlere kadar götürüyor. Arakan’ın Bengal ile Güneydoğu Asya arasındaki konumu, bölgede asırlar boyunca Müslüman toplulukların teşekkül etmesine zemin hazırladı. “Rohingya” adı modern siyasî literatürde 1950’lerin sonlarında yaygınlaşırken, 1961’de Burma hükümeti Maungdaw, Buthidaung ve Batı Rathedaung’u içine alan Mayu Sınır İdaresi’ni kurmuştu. Bugün Myanmar makamlarının “bunlar sonradan gelen Bengalliler” şeklindeki resmî söylemine karşı bu tarihî kayıtlar, Müslümanların Arakan’daki varlığının çok daha eski bir geçmişe dayandığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>Önce isimleri ve vatandaşlıkları silindi</strong></h2>

<p>1962’de General Ne Win’in askerî darbeyle iktidarı ele geçirmesinden sonra Arakanlı Müslümanlara yönelik siyasî ve idarî baskılar ağırlaştı. 1978’de gerçekleştirilen “Naga Min” askerî harekâtında evlere baskınlar düzenlendi, köyler yakıldı, insanlar öldürüldü ve 200 binden fazla Rohingya Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldı. 1991-1992’de benzer bir askerî dalga tekrarlandı; yaklaşık 250 bin Müslüman daha Arakan’dan sürüldü. Böylece sınırın iki tarafında onlarca yıl sürecek büyük bir sürgün nüfusu oluştu.</p>

<p>Asıl kırılma 1982 Vatandaşlık Kanunu ile yaşandı. Myanmar devleti vatandaşlığı etnik kökene bağlayan bir sistem kurdu ve Rohingyaları vatandaşlık hakkı tanınan toplulukların dışında bıraktı. Ailelerinden 1823 öncesinde Burma’da yaşadıklarını belgelemeleri istendi; belge ve nüfus kayıtlarının son derece sınırlı olduğu bir coğrafyada bu şart, yüz binlerce insan açısından aşılması imkânsız bir duvara dönüştü. Kimlik kartları ellerinden alınan Rohingyalar zamanla dünyanın en büyük vatansız topluluklarından biri hâline getirildi. Vatandaşlığı elinden alınan insanın mülkü, seyahati, eğitimi ve siyasî varlığı da devlet memurunun insafına bırakıldı.</p>

<p>Baskı bununla da kalmadı. Maungdaw ve Buthidaung bölgelerinde Rohingya çiftler evlenebilmek için devlet makamlarından izin almak zorunda bırakıldı; izinler yıllarca geciktirildi, rüşvet istendi ve kadınların hamilelik testlerine tâbi tutulduğu vakalar kayda geçti. 2005’te uygulamaya konulan düzenlemeyle Rohingya ailelerine <strong>iki çocuk sınırı</strong> getirildi. Kuralı aşan aileler para veya hapis cezasıyla karşı karşıya kalırken kayıt dışı doğan çocuklar eğitim, seyahat ve mülk edinme gibi temel haklardan tamamen mahrum kaldı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, uygulamanın bazı kadınları tehlikeli yollarla gebeliklerini sonlandırmaya sürüklediğini de belgeledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tel örgüler arasında bir Müslüman hayatı</strong></h2>

<p>2012’de Budist grupların Müslümanlara yönelik saldırıları Arakan’daki tasfiye siyasetini yeni bir safhaya taşıdı. Evler, camiler ve iş yerleri yakıldı; on binlerce Müslüman şehirlerinden sürüldü. Eyalet merkezi Sittwe’de Rohingyalar tel örgüler ve polis kontrol noktalarıyla çevrilmiş bölgelere sıkıştırıldı. Şehirler ve kasabalar arasında seyahat özel izne bağlandı; bazı yerlerde Rohingya çocukları karma devlet okullarından çıkarıldı, yükseköğretime erişim neredeyse tamamen kapandı. Hastaneye gitmek isteyen bir Müslümanın dahi seyahat izni alması gerektiği, kabul edilenlerin ise ayrı “Müslüman koğuşlarında” tutulduğu raporlara geçti. Amnesty International bu düzeni daha sonra apartheid sistemi olarak nitelendirdi.</p>

<p>25 Ağustos 2017’de Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun güvenlik noktalarına yönelik saldırıları Myanmar ordusuna beklediği bahaneyi verdi. Başlatılan sözde “temizleme operasyonlarında” Rohingya köyleri sistematik biçimde ateşe verildi; siviller öldürüldü, kadınlara yönelik toplu cinsel saldırılar gerçekleştirildi ve 700 binden fazla Müslüman birkaç ay içerisinde Bangladeş sınırına yığıldı. BM araştırma heyeti askerî operasyonlarda soykırım kastına işaret eden unsurlar bulunduğu sonucuna ulaştı. 2017’de kaçanların ifadelerinde askerlerin camileri ateşe verdiği, Kur’an-ı Kerim nüshalarını parçalayıp yaktığı ve Müslümanlara dinleri üzerinden hakaret ettiği vakalar da kayda geçirildi.</p>

<p>Katliamların başındaki isimlerden dönemin Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing, 2021’de darbeyle ülke yönetimini de ele geçirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı Kasım 2024’te Hlaing hakkında, Rohingyaların sürülmesi ve zulme uğratılmasıyla bağlantılı insanlığa karşı suçlardan tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulundu. Başvuru Ağustos 2026 itibarıyla Ön Yargılama Dairesi’nin önünde bulunuyor. Gambiya’nın Myanmar’a karşı açtığı soykırım davasında ise Uluslararası Adalet Divanı, 12-29 Ocak 2026 tarihleri arasında davanın esasına ilişkin kapsamlı duruşmalar gerçekleştirdi. Aradan dokuz yıl geçmesine rağmen 2017’nin hesabı henüz kesilmiş değil.</p>

<h2><strong>Myanmar ordusundan kaçtılar, Arakan Ordusu karşılarına çıktı</strong></h2>

<p>Arakanlı Müslümanların dramı Myanmar ordusunun bölgedeki hâkimiyetini kaybetmesiyle de sona ermedi. Kasım 2023’ten itibaren Myanmar ordusuyla yeniden savaşa giren Budist Rakhine milliyetçisi Arakan Ordusu, eyaletin büyük bölümünde kontrolü ele geçirdi. Rohingyalar bu defa iki silahlı güç arasında sıkıştı. Myanmar ordusu, yıllarca vatandaş olarak tanımadığı Rohingyaları 2024’te zorla askere almaya girişirken Arakan Ordusu hakkında da Müslüman köylerini yakma, keyfî tutuklama, yağma, zorla çalıştırma, işkence ve hareket serbestisini kısıtlama suçlamaları belgelenmeye başladı.</p>

<p>En ağır örneklerden biri 2 Mayıs 2024’te Buthidaung yakınındaki Hoyyar Siri köyünde yaşandı. Human Rights Watch’un 2026’da yayımladığı 56 sayfalık araştırmaya göre Arakan Ordusu mensupları güvenli bölgeye kaçmaya çalışan silahsız Rohingya sivillerin üzerine ateş açtı; yüzlerce insan öldürüldü veya yaralandı ve köy tamamen yakıldı. Araştırmacıların uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar ve tanıklarla doğruladığı hadisede daha sonra bölgeye dönenlerin insan iskeletleri ve kafataslarıyla karşılaştığı bildirildi. Hayatta kalanlar ise zorla çalıştırma, elektrikle işkence, kadınların kaçırılması ve gıda ile sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılma vakalarını anlattı.</p>

<p>2025 ve 2026 boyunca kuzey Arakan’daki tablo daha da ağırlaştı. Arakan Ordusu’nun kontrol ettiği bölgelerde Rohingyaların tarım arazilerine ve geçim imkânlarına erişiminin sınırlandırıldığı, zorla çalıştırıldıkları ve keyfî biçimde gözaltına alındıkları bildiriliyor. Myanmar ordusunun yardım girişlerini engellemesi ve savaşın iktisadî hayatı çökertmesi de gıda krizini büyütüyor. 2023 sonundan bu yana <strong>en az 150 bin Rohingyanın daha Bangladeş’e kaçtığı</strong>, Arakan ve Güney Chin’deki savaşın ise toplamda 400 binden fazla kişiyi yerinden ettiği belirtiliyor. 25 Ağustos 2026’da yayımlanan son insan hakları değerlendirmeleri de Rohingyalara karşı öldürme, işkence, zorla çalıştırma, keyfî gözaltı ve toprak gaspının sürdüğünü ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>1,2 milyon insan kamplarda bir ömür tüketiyor</strong></h2>

<p>Myanmar’dan kurtulabilenler için Bangladeş ise dokuz yıldır sonu görünmeyen bir bekleme yerine dönüşmüş durumda. Bangladeş hükümeti ve UNHCR’nin 30 Haziran 2026 verilerine göre ülkede 1 milyon 200 bin 171 Rohingya bulunuyor. Bunların 1 milyon 166 binden fazlası Cox’s Bazar’daki aşırı kalabalık kamplarda, yaklaşık 34 bini ise Bhasan Char adasında yaşıyor. 2023 sonrası gelen ve biyometrik olarak kaydedilen yeni Rohingyaların sayısı da 153 bini aşmış durumda. Kamplardaki nüfusun büyük bölümü gıda, barınma, temiz su ve sağlık hizmetleri bakımından dış yardıma bağımlı. 2026 insani yardım planı asgarî ihtiyaçlar için dahi 710,5 milyon dolarlık kaynak talep ediyor.</p>

<p>Umudunu kamplarda kaybeden binlerce Müslüman, Malezya ve Endonezya’ya ulaşabilmek için insan kaçakçılarının teknelerine binerek Bengal Körfezi ve Andaman Denizi’ne açılıyor. Yalnızca 2025’in ilk 11 ayında yaklaşık 5 bin 600 Rohingya deniz yoluyla kaçmaya çalıştı; 820’den fazlası öldü veya kayboldu. Böylece Arakan’da kurşundan kurtulan insanlar, sürgünde açlıkla; kamptan kaçanlar ise denizde ölümle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>Myanmar yönetimi Ağustos 2026’da Bangladeş’in sunduğu 828 bin 824 kişilik listeden 308 bin 797 Rohingyanın Arakan’ın eski sakinleri olduğunu kabul etti. Fakat dönüşleri yine “güvenlik şartlarının düzelmesi” gibi ucu açık bir tarihe bağladı. Aynı devletin yıllarca “Bengalli kaçak göçmen” diye yaftaladığı yüz binlerce insanı bugün Arakan’ın eski sakinleri olarak teyit etmek zorunda kalması başlı başına dikkat çekici. Buna rağmen vatandaşlık, serbest dolaşım, mülkiyet ve güvenlik teminatları sağlanmadan kitlesel dönüş ihtimali hâlâ ufukta görünmüyor.</p>

<p>BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 25 Ağustos’taki uluslararası topluma yönelik çağrısı da bu tablonun yıldönümünde geldi. Fakat Arakan meselesi artık yeni bildirilerle tarif edilmeye ihtiyaç duyan bir hadise olmaktan çoktan çıktı. Bir halkın önce vatandaşlığı silindi, sonra seyahati, evliliği ve çocukları kontrol altına alındı; şehirlerinden çıkarıldı, kamplara kapatıldı, köyleri yakıldı ve yüz binlercesi sınır dışına sürüldü. Dokuz yıl sonra değişen yalnızca zulmü uygulayan güçlerin adı oldu. Arakanlı Müslümanların önündeki esas mesele, kendi topraklarında kimlikleriyle ve emniyet içinde yaşayabilecekleri bir düzenin kurulması ve on yıllardır süren bu tasfiye siyasetinin hesabının sorulmasıdır.</p>

<section dir="auto"><strong>Kaynaklar</strong></section>

<section dir="auto">
<ul>
 <li>Human Rights Watch — Arakan/Rohingya raporları, 2013–2026</li>
 <li>Amnesty International — <i>Caged Without a Roof</i>, 2017</li>
 <li>UNHCR — Rohingya nüfus ve kamp verileri, 2026</li>
 <li>BM Myanmar Bağımsız Araştırma Heyeti — 2017 katliamları</li>
 <li>Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) — Myanmar/Bangladeş dosyası</li>
 <li>Reuters — Rohingyaların geri dönüş süreci, Ağustos 2026</li>
</ul>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/arakanda-zulum-muslumanlar-kusatma-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/arakan-muslumanlar.webp" type="image/jpeg" length="27706"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli: Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşünün nice cihan devletinin kuruluşuna, nice fethin destanlaşan kudretine, nice zaferlerin nesillerce gururla taşınan ve geleceğe ışık tutan hatıralara şahit olduğunu belirtti.</p>

<p>Her zaferin kendi zamanının şartları içinde bir varlık mücadelesini şan ve şerefle taçlanan birer neticeye bağladığını, her fethin Türk'ün devlet kurma iradesine yeni bir saha kazandırdığını ifade eden Bahçeli, şehit ve gazilerin kahramanlıklarının Türk milletine şerefli bir miras bıraktığını kaydetti.</p>

<p>Bahçeli, şöyle devam etti:</p>

<blockquote>"Bunların arasında öyle tarih durakları vardır ki meydana geldikleri günün hudutlarını aşarak asırların yönünü tayin etmiş, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın adını, kaderini ve siyasi mahiyetini değiştirmiştir. 26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt Zaferi, işte böylece tarihin seyrini yeniden biçimlendiren, coğrafyaların istikametine yeniden yön tayin eden kutlu bir kader anıdır. Malazgirt'e varan yol bir günde açılmamıştır. Türk'ün bayrağını, İslam'ın sancaktarlığını yapan Türk beyleri, önce 1040 Dandanakan Zaferi'yle Horasan'da siyasi kudretini ilan etmiş, Çağrı Bey'in Anadolu'ya uzanan keşif seferleri bu yeni ufkun öncü adımlarını teşkil etmiş, 1048 Pasinler Zaferi'yle küffara ilk ağır darbelerden biri indirilmiş, Tuğrul Bey ile süreç hız kazanmış, Sultan Alparslan'ın 1064'te Ani'yi fethetmesiyle daha ileri bir safhaya taşınmıştır."</blockquote>

<p>Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine uzanan akınlarıyla Bizans'ın Doğu'daki tahakkümünün adım adım kırıldığını, Türk atlılarının bastığı her toprağın yaklaşan büyük fethin ve Türk hakimiyetinin habercisi olduğunu anlatan Bahçeli, şunları kaydetti:</p>

<blockquote>"26 Ağustos 1071 Cuma günü gelip çattığında Sultan Alparslan, ordusunun saf düzenini gözden geçirmiş, beylerine son emirlerini vermiş, cuma namazını eda etmiş, ardından beyaz şehadet libasını kuşanarak Malazgirt Ovası'na revan olmuştur. Malazgirt'e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan'ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra'ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır. Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkar edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkan yoktur. Malazgirt Ovası'nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan'ın mahir sevk ve idaresi altında Roma'nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans'ı güneşle beraber batıya sürmüş, Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir."</blockquote>

<p>Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'ya yayılan Türkmen varlığının, kurulan beylikler ile yürütülen iskan ve imar hamleleri sayesinde bu coğrafyada kök saldığını belirterek Selçuklu'dan Söğüt'e, Edirne'den İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya uzanan kesintisiz tarih hattında değişen tek unsurun başkentler olduğunu, Türk milletinin Anadolu'ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesinin ise değişmediğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Horasan'dan kopup Pasinler'de kuvvet bulan ve Malazgirt'te büyük bir zaferle Anadolu'nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmünün silinmeyeceğinin altını çizen Bahçeli, "Bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir. Sultan Alparslan'ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini, Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/10/devlet-bahceli.jpg" type="image/jpeg" length="96548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haçlı cinneti kendi çocuklarını yuttu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın, yaşlı ve çocuk karşısında hiçbir ahlâk hududu tanımayan Haçlı-Batı zihniyeti, 1099’da Kudüs’ü, 1204’te İstanbul’u kana buladı. 1212’de kendi çocuklarını “kutsal topraklar” vaadiyle açlığa, ölüme ve köle pazarlarına sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haçlı saldırılarının fitilini Papa II. Urbanus’un 1095’te Clermont Konsili’nde yaptığı çağrı ateşledi. Dinî söylem altında başlayan siyasî ve askerî istilâ, 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ün işgaliyle vahşete dönüştü. Haçlılar evlerde, camilerde ve sokaklarda buldukları Müslümanları kadın ve çocuk ayırmadan öldürdü. Aynı zihniyet 13 Nisan 1204’te İstanbul’u yağmalarken kadın, yaşlı ve çocukların üzerine at sürdü. Rahibeleri dahi tecavüzden korumadı.</p>

<p>Selahaddin Eyyûbî’nin 2 Ekim 1187’de Kudüs’teki 88 yıllık Haçlı hâkimiyetini bitirmesi, Avrupa’daki saldırı propagandasını durdurmadı. Papalık ve kilise vaizleri, “kutsal toprakları kurtarma” çağrılarıyla halkı yeniden doğuya yöneltti. Yıllarca sürdürülen bu kışkırtma 1212’de çocuklara kadar ulaştı. Papalık, ortaya çıkan yürüyüşe resmî tasdik vermedi fakat çocukları yola döken fikrî ve dinî iklimi bizzat Haçlı propagandası meydana getirdi.</p>

<p>Fransa’daki hareketin başında, Vendôme yakınlarındaki Cloyes köyünden çoban Étienne bulunuyordu. Étienne, Haziran 1212’de Hz. İsa’nın fakir bir hacı suretinde kendisine göründüğünü ve Kral II. Philippe’e ulaştırması için bir mektup verdiğini söyledi. Laon Kroniği, Saint-Denis’ye yürüyen çocuk ve gençlerin sayısını 30 bin olarak kaydetti. Kralın dağılma emrine rağmen Haçlı heyecanı şehir ve köylere yayıldı. Sancak ve haçlarla yürüyen kafileler güneye yöneldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alman topraklarındaki kafileyi ise Kölnlü Nicholas sürükledi. Ren havzasından çıkan çocuklar, gençler, kadınlar ve yoksul köylüler Alpleri aşarak 25 Temmuz’da Speyer’e, 20-21 Ağustos’ta Piacenza’ya ulaştı. 25 Ağustos 1212’de Cenova’ya varan kafilenin 7 binden fazla kişiden oluştuğu kaydedildi. Denizin önlerinde açılacağına inanan kalabalık bekledi. Beklenen hadise yaşanmayınca kafile dağıldı. Açlık, susuzluk, soğuk ve yağma binlerce insanı yollarda tüketti.</p>

<p>Alberic de Trois-Fontaines’in kroniğine göre Marsilya’ya ulaşan çocuklara Hugo Ferreus ile William Porcus adlı iki tacir, Kudüs’e ücretsiz götürme vaadinde bulundu. Çocuklar yedi gemiye dolduruldu. Gemilerden ikisi battı ve içindekiler boğuldu. Kalan beş gemi Cezayir’deki Bicâye ile İskenderiye’ye ulaştı. Kudüs’e götürüleceğini zanneden çocuklar burada köle olarak satıldı. Yerli tarih kaynakları da Marsilya, Cenova ve Brindisi limanlarına ulaşan çocukların bindikleri gemilerin battığını, kaybolduğunu ve bir kısmının köleleştirildiğini kaydediyor.</p>

<p>Papalık bu büyük faciadan ibret çıkarmadı. Papa III. Innocentius yeni saldırı hazırlıklarını sürdürdü. 1215 Lateran Konsili’nde katılacaklara imtiyaz ve günahlarının bağışlanması vaat edildi. Haçlılar 1219’da Dimyat’ı ele geçirdiklerinde şehir halkını köle olarak sattı, küçük çocukları zorla vaftiz ederek kilise hizmetine verdi. Kadın, yaşlı ve çocuğu ganimet düzeninin önünde engel saymayan Haçlı-Batı ruhu, kendi çocuklarına da merhamet göstermedi. Onları bir saldırı fikri uğruna açlığa, denize ve köle pazarlarına attı.</p>

<p>Kaynaklar:</p>

<ol>
 <li>
 <p>Altan, Ebru. “Çocukların Haçlı Seferi (1212).” <i>Popüler Tarih</i>, S. 40, 2003, ss. 38-41.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Demirkent, Işın. “Haçlılar.” <i>TDV İslâm Ansiklopedisi</i>, C. 14, 1996.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Raedts, Peter. “The Children’s Crusade of 1212.” <i>Journal of Medieval History</i>, 3/4, 1977, ss. 279-323. </p>
 </li>
 <li>
 <p>Alberic de Trois-Fontaines. <i>Chronica Albrici Monachi Trium Fontium</i>. Ed. Paulus Scheffer-Boichorst, <i>MGH Scriptores</i>, C. 23, Hannover, 1874.</p>
 </li>
</ol>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu.png" type="image/jpeg" length="80811"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kendinize has bir mânâ anlayışınız yoksa...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kendinize has bir mânâ anlayışınız yoksa inandırıcılığınızı yitirir, boşluğa düşersiniz. Benzer şekilde fikri metabolizmanız düşükse, temasa geçtiğiniz kültür sizi zehirleyebilir ya da aldığınız yabancı maddelerin çokluğu sebebiyle kültürel hazımsızlık çeker; kendi kültürünüzle çatışma içine girersiniz. Tıpkı, cumhuriyet sonrası nesillerde hakikat ve hakikat hissinin yitimini gösteren sanat ve edebiyata dair eserlerinde olduğu gibi… Kimi ideolojisini yitirmiş bir topluma ağıt yakmakta, kimi de zevksizliği teksir etmekle meşgul.</p>

<p>Sanat Hakk’ı arama metodudur. Her sanat biçimi belirli bir zihniyet ya da ruha ifade imkânı sunar ve her durumda belirli bir kişilik ve kültür tipiyle ayrılmaz bir biçimde ilişkilidir. Kültür gibi kişiliklerde hâkim kültür modelinin hasrı içindedir. Duyumcul sanat, daha çok duyumcul niteliğe sahip bir kültürde ve bu kültürün şekillendirdiği şahsiyetlerden müteşekkil bir toplumda ortaya çıkar; idealistik sanat daha çok bütüncül bir kültür ve toplumda vb… Bir kültür- medeniyet, hâkim kültür tipinden bir başkasına intikâl ettiğinde sanatı da benzer bir değişim geçirir. Fikir ve sanat tarihin seyrine paralel olarak gelişir. Bunalım dönemleri kendi sanatını doğurduğu gibi, hâkimiyet dönemleri de uyumlu, klâsik ve kendi kıymet ölçüsünü tayin etmiş bir sanat doğurur. Sanat etle tırnak gibi, onu doğuran toplum, kültür ve bu kültürün şekillendirdiği kişilik tipinden bağımsız olarak kendiliğinden var olup değişemez. Bunlarla birlikte doğar, gelişir, değişir ve çöker.</p>

<p>İslâmi kesim, “muhafazakârlığı müslümanlıkla özdeşleştiren, bizim olmayan bir sınıflama içinde olduğunu” görmeli ve “nasıl yapılacağını bilmekle ne yapılacağını bilme"nin farklılığının şuurunda olarak, görüneceği mihrakı bulmalı. Zira, demokratik siyasetin dönüşümü gereği, din toplumda kimlik kazandırıcı bir kültüre irca edilirken, inancın özü (iman) zayıflatılıyor; şekilcilik ve buna bağlı hayat tarzı özellikle empoze edilip özendiriliyor. Temel hedef, “ben”in bu dünyada her türlü idealini yitirmiş bir kimliğe indirgenmesidir. İnsanı özgür iradesiyle istediğini seçmekte serbest bırakırken, itiraf edilmemiş olsa da asıl gayret, ferdin itildiği yönde din dışı bir yasa seçmesidir. İdeali olmayan bir toplumda her türlü âlemşümul ve fetihçi anlayış anlamını yitirir. Demokratik siyasetin ve dış görünüme odaklı çoğulculuğun istediği şey de tam budur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevlüt Koç'un 2012 yılında Aylık Dergisi'nin 93. sayısındaki <a href="https://www.barandergisi.net/mechule-hurmet-tavri"><span style="color:#c0392b"><strong>yazısından</strong></span></a> alıntı</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa.png" type="image/jpeg" length="22660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şapkanın serencâmı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sapkanin-serencami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sapkanin-serencami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet’in ilk yıllarında Batılılaşmanın sembollerinden biri hâline getirilen şapka, 1925’te kanunla topluma dayatıldı. “Medenileşme” adına yürütülen kıyafet inkılabı, kısa sürede İstiklâl Mahkemeleri, hapis ve idam kararlarıyla anılan bir sürece dönüştü. Dönemin kaynakları, Avrupa şapka tüccarlarının kazancından memurlara şapka alabilmeleri için verilen borçlara kadar Kemalist inkılabın içyüzünü ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mustafa Kemal, 23 Ağustos 1925’te başladığı Kastamonu gezisinde şapka ve kıyafet değişikliğinin işaretlerini verdi. İnebolu’da yaptığı konuşmalarda Batılı kıyafeti “medenî ve beynelmilel” hayatın bir gereği olarak takdim etti. Ardından 25 Kasım 1925’te 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun Meclis’ten geçirildi. Kanun 28 Kasım’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Devlet memurlarına şapka mecburiyeti getiriliyor, halkın da “umumi serpuşu”nun şapka olduğu hükme bağlanıyordu.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><i><a href="https://www.barandergisi.net/istiklal-mahkemeleri-sapka-devrimi-harf-devrimi-ve-lozan"><span style="color:#e74c3c">İstiklal Mahkemeleri, Şapka Devrimi, Harf Devrimi ve Lozan</span></a></i></h3>
 </li>
</ul>

<h2><strong>İnkılaba itirazın karşılığı İstiklâl Mahkemeleri oldu</strong></h2>

<p>Şapkaya karşı başlayan protestolar üzerine İstiklâl Mahkemeleri Anadolu’ya gönderildi. TDV İslâm Ansiklopedisi kayıtlarına göre Sivas’ta bir kişi idama mahkûm edildi; Rize’de sekiz kişiye, Giresun’da iki kişiye idam cezası verildi. Maraş’tan getirilen sanıklardan beşi de idama mahkûm edildi. Çok sayıda kişi hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldı. Üstelik Şapka Kanunu’nun kabul edildiği gün İstiklâl Mahkemelerine Meclis tasdiki olmaksızın idam kararlarını infaz etme yetkisi de verildi.</p>

<p>Dönemi anlatan <i>Tarih Şuuruna Doğru</i> isimli eserde Falih Rıfkı Atay’a atfen, şapka inkılabına karşı çıktıkları gerekçesiyle 57 kişinin idam edildiği aktarılıyor. Bu rakam farklı tarih çalışmalarında farklı biçimlerde ele alınsa da İstiklâl Mahkemelerinin şapka karşıtı hadiseler sebebiyle çok sayıda idam ve hapis hükmü verdiği resmî ve akademik kaynaklarda açıkça yer alıyor.</p>

<h2><strong>Avrupa’nın şapka tüccarları “altın günler” yaşadı</strong></h2>

<p>Aynı eserde İngiliz yazar George Paneth’in <i>Turkey at the Cross-roads</i> kitabından aktarılan bilgiler ise inkılabın başka bir yüzünü gösteriyor. Paneth, Avrupa’daki şapka imalatçılarının Türkiye’deki değişiklik üzerine “altın günler” yaşadığını; İstanbul’a fötr, panama ve kasket yüklü gemilerin gönderildiğini anlatıyor. İtalyan Borsalino kardeşlerin şapka yüklü gemisinin İstanbul Limanı’nda bulunduğu ve yükün hızla gümrükten geçirilmesiyle büyük kazanç sağladıkları da aktarılıyor.</p>

<h2><strong>Kanundan önce yazılan eser idam dosyasına girdi</strong></h2>

<p>Baskının en çarpıcı örneklerinden biri İskilipli Atıf Hoca oldu. Atıf Hoca’nın 1924’te, yani Şapka Kanunu çıkarılmadan önce kaleme aldığı <i>Frenk Mukallitliği ve Şapka</i> isimli risale daha sonra aleyhindeki davanın temel delillerinden biri hâline getirildi. Ankara İstiklâl Mahkemesi 3 Şubat 1926’da Atıf Hoca hakkında idam kararı verdi. Mahkemenin gerekçeli kararında risalenin inkılap karşıtı hadiseleri teşvik ettiği ileri sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir milletin asırlardır taşıdığı kıyafet ve semboller, birkaç ay içerisinde “medeniyet” ölçüsüne vurularak tasfiye edildi. Şapka meselesi böylece basit bir kıyafet değişikliğinin ötesine geçti; Batılılaşmanın devlet gücüyle topluma kabul ettirilmesinin ve itirazın ağır cezalarla bastırılmasının sembollerinden biri olarak Cumhuriyet tarihine geçti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sapkanin-serencami</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/sapkaa.png" type="image/jpeg" length="44685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin’e yardım etti, ABD peşine düştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistine-yardim-etti-abd-pesine-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistine-yardim-etti-abd-pesine-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin en zengin ailelerinden Cox hanedanının varislerinden James “Fergie” Chambers, Gazze’ye yaklaşık 1 milyon dolarlık insani yardım aktarmasının ardından Washington’un talebiyle İspanya’da tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>41 yaşındaki Chambers, 10 Temmuz’da ailesiyle birlikte bulunduğu İbiza’da İspanyol polisi tarafından gözaltına alındı. ABD tarafından çıkarılan uluslararası yakalama kararında Chambers hakkında kara para aklama, isyan ve isyana iştirak gibi suçlamalar yer alırken, dosyada Gazze’de faaliyet gösteren ve Hamas’la bağlantılı olduğu öne sürülen kuruluşlara mali destek sağladığı iddiasına da yer verildi. ABD’de suçlu bulunması hâlinde toplamda 30 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Gazze’ye yaklaşık 1 milyon dolar yardım</strong></h2>

<p>Chambers’ın avukatlarının açıkladığı bilgilere göre Filistin’e gönderilen paralar; gıda, ilaç, sağlık malzemesi, yaralı çocukların tedavisi, psikolojik destek ve Gazze’deki küçük işletmelerin ayakta tutulması gibi insani faaliyetlere aktarıldı. Chambers’ın yüz binlerce dolarlık yardımlarının çeşitli Filistin yardım kuruluşları üzerinden Gazze’ye ulaştırıldığı belirtiliyor.</p>

<p>ABD makamları ise bu para trafiğinin bir bölümünü “Hamas'a maddi destek” şüphesi altında soruşturuyor. Chambers’ın ailesi ve avukatları suçlamaları reddederek sürecin Filistin’e verdiği destek sebebiyle yürütülen siyasî bir kovuşturma olduğunu savunuyor. İspanya’dan ABD’ye iadesi için yürütülen hukuki süreç devam ediyor.</p>

<h2><strong>Filistin’e desteğe tahammül yok</strong></h2>

<p>İsrail’in tasmasını elinde tuttuğu Washington düzeninde Filistin bayrağı taşımak, Gazze için ses çıkarmak ve mazlumlara para göndermek giderek cezalandırılabilir bir fiile dönüştürülüyor. Chambers dosyası da meselenin yalnızca bir milyarderin yargılanması olmadığını; Filistin’le dayanışmanın bütün dünyaya ibret olacak biçimde sindirilmek istendiğini ortaya koyuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistine-yardim-etti-abd-pesine-dustu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistin-destek-1.webp" type="image/jpeg" length="31778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin bayrağı açtılar, Singapur’a girişleri yasaklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistin-bayragi-actilar-singapura-girisleri-yasaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistin-bayragi-actilar-singapura-girisleri-yasaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz müzik grubu Massive Attack’ın iki üyesi, Singapur’daki konserlerinde Filistin bayrağı açıp “Özgür Filistin” sloganına eşlik etmelerinin ardından ülkeye yeniden girişten men edildi. Singapur yönetimi ayrıca grubun ülkede yeniden konser vermesine izin verilmeyeceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiliz müzik grubu Massive Attack, 29 Temmuz’da Singapur’daki Star Theatre’da verdiği konseri Filistin’e destek gösterisiyle tamamladı. Grubun iki üyesi sahnede Filistin bayrağı açarken, üyelerden biri “Free Palestine” (Özgür Filistin) sloganı attı. Salondaki dinleyiciler de Filistin’e destek sloganlarına katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Singapur polisi, konserin ardından iki grup üyesi hakkında “siyasi bir davaya destek vermek” ve izin almadan yabancı bir ülkenin bayrağını sergilemek gerekçesiyle soruşturma başlattı. Soruşturma sonunda iki sanatçıya resmî uyarı verildi ve Singapur’a yeniden girişleri yasaklandı. Ülkedeki medya otoritesi IMDA da giriş yasağı sebebiyle Massive Attack’ın bundan sonraki konser başvurularının kabul edilmeyeceğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Filistin dayanışmasına cezalandırma</strong></h2>

<p>Grup daha sonra yaptığı açıklamada konser sonrasında üyelerinin polis tarafından alıkonulduğunu, ayrı ayrı sorgulandığını, bazı üyelerin otel odalarının arandığını ve pasaportlarına geçici olarak el konulduğunu açıkladı. Massive Attack, bütün bunlara rağmen Filistin halkıyla dayanışma göstermiş olmaktan gurur duyduklarını ifade etti.</p>

<p>Gazze’de yaşananlar karşısında dünyanın birçok ülkesinde sanatçılar, öğrenciler ve halk kitleleri Filistin’e destek gösterilerini sürdürürken, Singapur yönetiminin bir Filistin bayrağını ve “Özgür Filistin” sloganını cezalandırması, Filistin dayanışmasına yönelik baskının ulaştığı noktayı bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistin-bayragi-actilar-singapura-girisleri-yasaklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ma-atak.jpeg" type="image/jpeg" length="87031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Batıcı-Kemalist düzenin yetiştirdiği cani nesil]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/batici-kemalist-duzenin-yetistirdigi-cani-nesil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/batici-kemalist-duzenin-yetistirdigi-cani-nesil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir asırdır milleti imanından, ahlâkından ve merhamet ölçüsünden koparıp nefsinin peşinde koşturan Batıcı-Kemalist düzenin yetiştirdiği insan tiplerinden biri daha kameraya yansıdı. Bir kadın, kendisine hiçbir zararı dokunmayan kaplumbağayı botuyla defalarca ezerek öldürdü, ardından yaptığı vahşetten zevk aldığını söyleyip başka hayvanları da öldürmek istediğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada yayılan görüntülerde kadın, yerdeki kaplumbağanın üzerine botuyla tekrar tekrar basıyor. Yanındaki kişinin “Nasıl hissediyorsun?” sorusuna, “Çok mutluyum, sonunda seri katile dönüştüm. Güzel bir histi, başka hayvanları da öldürmek isterdim” cevabını veriyor. Bir mahlûk gözlerinin önünde can verirken kameranın arkasından yükselen kahkahalar ise işlenen vahşetin hangi ruh sefaletinin içinde gerçekleştirildiğini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah’ın yarattığı dilsiz bir mahlûku, kendisine hiçbir zararı olmadığı hâlde, sırf nefsine birkaç saniyelik haz versin diye işkenceyle öldürebilecek hâle gelen aşağılık bir yığının hangi mektepte, hangi eğitim ve anlayışla yetiştiğine bakmak gerekiyor. Bir asır boyunca mukaddesatı gericilik, haya ve iffeti çağdışılık, Allah korkusunu hayatın dışına atılması gereken bir yük olarak gören Batıcı-Kemalist terbiye; sonunda ölçüsünü nefsinden alan, merhameti kaybetmiş ve kötülüğü eğlence malzemesine çevirmiş bir nesil meydana getirdi. Dün aileyi, ahlâkı ve mukaddesatı hedef alan bu zihniyetin bugün önümüze çıkardığı manzara budur.</p>

<section dir="auto">
<p>Başka bir canlının acısından zevk çıkaracak kadar insanlığından uzaklaşıp canavarlaşmış, zevk ve ihtirasının kölesi olmuş bu sapkınlara hâlihazırda hak ettikleri cezayı verecek, soluğunuzu kesecek bir hukuk iradesinin bulunmaması da ne kadar rezil bir vaziyette olduğumuzu tekrar tekrar hatırlatıyor. Vahşetin alenen sergilenip kahkahalarla kayda alınabildiği, failin de bundan övünç duyabildiği bir yerde çürüme artık ferdî olmaktan çıkmış, toplumsal bir hastalığa dönüşmüş demektir.</p>
</section>

<p>Bir de her sokak köpeği meselesinde ortalığı birbirine katan köpekperest lobiler var. Günlerce ekran kaplayanlar, insanlara saldıran köpekler için bile memleketi ayağa kaldıranlar, kaplumbağayı ayağının altında eze eze öldüren bu kadın karşısında nerede? Bakalım “hayvan sevgisi” nutukları kaplumbağaya da yetişecek mi; yoksa bütün hassasiyetleri yine köpek üzerinden yürüttükleri ideolojik gösteriden mi ibaret kalacak?</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/batici-kemalist-duzenin-yetistirdigi-cani-nesil</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kaplumbaga-video-haberu.webp" type="image/jpeg" length="22950"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="29430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="57836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="31798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="72182"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="50283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="73181"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="26583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="20272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="20314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="33202"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="44778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="67715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="69814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="32021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="78418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="59962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="94170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="41403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="77945"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
