<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2026 01:26:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'de YPG/SDG feshedildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyede-ypgsdg-feshedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyede-ypgsdg-feshedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'de YPG/SDG'nin feshedildiği duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye yönetimiyle 29 Ocak’ta entegrasyon mutabakatına varan YPG/SDG’de önemli gelişme yaşandı; örgütün yetkisinin sonlandırıldığı açıklandı.</p>

<p>Suriye yönetimi, daha önce mutabakat kapsamında YPG/SDG’ye bağlı askeri, güvenlik ve idari yapıların devlet kurumlarına entegrasyonu için süreç başlatmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, Suriye'nin başkenti Şam'da Cumhurbaşkanlığına ait Halk Sarayı'nda basın mensuplarına açıklama yaptı.</p>

<p>Şahin, "Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yapılan anlaşmanın ardından güçlerimizin Suriye ordusunun tugayları bünyesine entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, bugün büyük bir sorumlulukla bağımsız bir askeri güç olarak kendimizi feshettiğimizi ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Suriye yönetimi ile YPG arasında 29 Ocak'ta ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören yeni bir mutabakata varılmıştı.</p>

<p>Şubat ayında da anlaşmanın uygulanması amacıyla Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi görevlendirilmişti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyede-ypgsdg-feshedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ypg-aa-1593234-2.jpg" type="image/jpeg" length="38697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir ömür Filistin’i resmetti: Süleyman Mansur vefat etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bir-omur-filistini-resmetti-suleyman-mansur-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bir-omur-filistini-resmetti-suleyman-mansur-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin’in toprağını, Kudüs’ü ve işgal karşısındaki direnişi yarım asrı aşkın süre sanatına taşıyan Süleyman Mansur, 79 yaşında vefat etti. İşgal yönetiminin sergilerini kapattığı, Filistin bayrağının renklerini dahi yasaklamaya kalktığı yıllarda fırçasını bırakmayan Mansur, Birinci İntifada sırasında İsrail’den gelen sanat malzemelerini boykot ederek Filistin toprağını eserlerinin malzemesine dönüştürmüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin çağdaş sanatının öncü isimlerinden ressam, heykeltıraş, karikatürist ve yazar Süleyman Mansur (Sliman Mansour), 24 Ağustos Pazartesi günü, bir süredir tedavi gördüğü işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Makasıd Hastanesi’nde 79 yaşında vefat etti. Ailesi, Mansur’un vefatını pazartesi akşamı duyurdu. Filistin Kültür Bakanlığı ise onu çağdaş Filistin sanatının en önemli sütunlarından ve Filistin’in millî hafızasını taşıyan sanatçılardan biri olarak andı.</p>

<p>1947 yılında, Nekbe’den bir yıl önce Ramallah’ın kuzeyindeki Birzeit’te dünyaya gelen Mansur’un sanat hayatı, Filistin’in son seksen yıllık tarihinden ayrı düşünülemeyecek şekilde gelişti. Çocukluğunu Birzeit ve Beytüllahim çevresinde geçiren Mansur, 1967’de Kudüs’te sanat tahsiline devam ettiği sırada Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün İsrail tarafından işgaline şahit oldu. Sonraki eserlerinin merkezinde toprak, sürgün, köy, Kudüs, zeytin ağacı, geleneksel Filistin nakışları ve vatanı temsil eden kadın figürleri yer aldı.</p>

<h2><strong>Kudüs’ü sırtında taşıyan adam</strong></h2>

<p>Mansur’un 1973’te henüz 26 yaşındayken yaptığı <strong>“Jamal al-Mahamel”</strong>, Filistin sanat tarihinin en tanınan eserlerinden biri hâline geldi. Tabloda yalınayak, yaşlı ve yorgun bir Filistinli, sırtına yüklenmiş Kudüs’ü taşır.</p>

<p><img alt="Mansur Resiö" class="detail-photo img-fluid" height="588" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/mansur-resio.jpg" width="400" /></p>

<p>Yükün merkezinde Kubbetü’s-Sahra yükselirken adamın bedeni ağırlığın altında eğilir; fakat yürüyüşünü sürdürür. Mansur’un çizdiği bu ihtiyar, zamanla işgale, sürgüne ve kayıplara rağmen vatanını hafızasında taşıyan Filistinlinin sembolüne dönüştü. Eser 1975’ten itibaren poster olarak çoğaltıldı; Batı Şeria ve Gazze’de evlere, dükkânlara ve kamusal mekânlara kadar yayıldı.</p>

<p>Mansur’un görsel dili, Filistin’in yakın tarihini sembollerle kayda geçirdi. Portakal ağacı 1948 Nekbesi’nde kaybedilen toprakları, zeytin ağacı 1967’den sonra toprağa tutunmayı, nakışlı elbiseler Filistin kültürünün devamlılığını, Kudüs ve Kubbetü’s-Sahra ise vatan ve dönüş idealini temsil etti. Ressam böylece işgalin coğrafyayı parçalamanın yanında Filistinlilerin geçmişini ve kimliğini hafızadan silme teşebbüsüne karşı sanatı bir kayıt ve mukavemet sahasına çevirdi.</p>

<p><img alt="Süleyman Mansur Resimleri" class=" detail-photo img-fluid" height="490" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleyman-mansur-resimleri.jpeg" width="400" /></p>

<h2><strong>Terörist İsrail renkleri dahi yasakladı</strong></h2>

<p>Mansur’un sanatı doğrudan İsrail işgal yönetiminin sansürüne de uğradı. 1980’de Ramallah’taki Gallery 79’da açılan sergi İsrail askerleri tarafından kapatıldı, eserler toplatıldı ve sanatçılar sorguya çekildi. Mansur’un yıllar sonra anlattığına göre işgal görevlileri, Filistin bayrağını hatırlatan kırmızı, yeşil, siyah ve beyaz renklerin bir arada kullanılmasını dahi yasaklamak istedi. Sanatçılardan biri bu renklerle bir çiçek çizilse ne olacağını sorunca görevlinin, “Karpuz çizseniz bile müsadere ederiz” cevabını verdiği aktarıldı. Filistin bayrağının renklerini taşıyan karpuzun direniş sembolü hâline gelmesinin hafızasında bu hadise de yer aldı.</p>

<p>Birinci İntifada yıllarında Mansur, Nabil Anani, Teysir Berekat ve Vera Tamari ile birlikte “New Visions/Yeni Vizyonlar” hareketinin kurucuları arasında yer aldı. İsrail ekonomisine bağımlılığı reddeden sanatçılar, İsrail’den alınan boya ve sanat malzemelerini kullanmama kararı aldı. Mansur, eserlerini Filistin toprağından aldığı çamur, saman ve yerel malzemelerle üretmeye başladı; diğer sanatçılar kına, kahve, ahşap ve doğal boyalara yöneldi. Mansur’un ifadesiyle mesele açıktı: “İsrail dükkânlarından boya satın alıp sonra o boyayla onlara karşı nasıl resim yapabiliriz?”</p>

<p>Mansur, 1973’te Filistinli Sanatçılar Birliği’nin kuruluşunda yer aldı; 1994’te Kudüs’te El-Vasiti Sanat Merkezi’nin kurucularından oldu, Filistin’de çeşitli üniversite ve sanat kurumlarında ders verdi. Eserleri Paris’ten New York’a, Londra’dan Şarja’ya kadar birçok şehirde sergilendi. 1998’de Filistin Görsel Sanatlar Ödülü’nü, ilerleyen yıllarda Kahire Bienali ödüllerinden birini ve 2019’da UNESCO-Şarja Arap Kültürü Ödülü’nü aldı.</p>

<p><img alt="Süleyman Mansur Resimleri2" class="detail-photo img-fluid" height="492" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleyman-mansur-resimleri2.jpeg" width="404" /></p>

<p>Süleyman Mansur’un ardından geriye yüzlerce eserle beraber Filistin’in işgal altında tutulmuş yarım asrının görsel kaydı kaldı. İşgal kuvvetleri sergileri kapattı, resimleri topladı, Filistin’in renklerini yasaklamaya kalktı; Mansur ise kimi zaman boya yerine Filistin’in kendi toprağını kullanarak üretmeye devam etti. 1973’te çizdiği ihtiyar da bugün hâlâ yürümeyi sürdürüyor.</p>

<p><img alt="Mansur Resimleri" class="detail-photo img-fluid" height="501" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/mansur-resimleri.jpeg" width="399" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Suleymanmansurresimlerrr" class="detail-photo img-fluid" height="495" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleymanmansurresimlerrr.jpeg" width="404" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bir-omur-filistini-resmetti-suleyman-mansur-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/suleymanmansur.webp" type="image/jpeg" length="53150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Disney ve Netflix dünyayı zehirliyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disney ve Netflix, çocuklardan yetişkinlere uzanan yayın politikaları, sapkın temayülleri merkeze alan yapımları ve izleyiciyi yönlendiren algoritmalarıyla küresel bir kültür müdahalesi yürütüyor. Hollywood’un yıllarca Müslümanı “terörist”, Amerikan askerini “kahraman” göstererek kurduğu algı düzeni, bugün aileyi, kültürü ve dinî ölçüleri hedef alan içeriklerle sürdürülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Netflix’in 190’dan fazla ülkede 300 milyonu aşan ücretli üyeliği bulunuyor. Disney+ ise yaklaşık 132 milyon aboneye ulaşıyor. Bu iki şirketin belirlediği yayın politikası yüz milyonlarca eve, çocuğa ve gence doğrudan temas ediyor. Eğlence adı altında sunulan yapımlar, aileden cinselliğe, dinden ahlâka kadar birçok kavramı yeniden biçimlendiriyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong><a href="https://www.barandergisi.net/hollywoodun-isgalleri-mesrulastirmasi-ya-da-yarim-asirlik-yalan"><span style="color:#c0392b">Hollywood’un işgalleri meşrulaştırması ya da yarım asırlık yalan</span></a></strong></p>
 </li>
</ul>

<p>RTÜK’ün 13 Ağustos 2026’da verdiği cezalar, platformların Türkiye’ye sunduğu içeriklerin ulaştığı noktayı da gösteriyor. Netflix’in gençleri hedefleyen “Heartstopper: Sonsuza Dek” yapımında eşcinsel ilişki; müzik, kurgu ve görsel efektlerle sevimlileştirilerek sunuldu. Yapım katalogdan çıkarıldı, Netflix’e yüzde 3 idari para cezası verildi. Disney+ kataloğundaki “A Teacher” ise yetişkin bir öğretmenin reşit olmayan öğrencisine yönelik istismarını romantik ve erotik bir ilişki gibi gösterdi. Disney+ yüzde 5 cezaya çarptırıldı, yapım katalogdan çıkarıldı.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 5" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>LGBT propagandası şirket politikasına dönüştü</strong></h2>

<p>Netflix’in finanse ettiği USC Annenberg araştırmasına göre incelenen 2023 yapımı Netflix dizilerinin yüzde 52,4’ünde düzenli oyuncu kadrosunun en az yüzde 10’u LGBT karakterlerden meydana geldi. Bu oran 2018’de yüzde 19’du. Dizilerin ana ve düzenli oyuncu kadrosundaki LGBT karakter oranı da aynı dönemde yüzde 4,6’dan yüzde 13,4’e yükseldi. Rakamlar, eşcinselliğin yapımlara yerleştirilmesinin giderek genişleyen kurumsal bir yayın politikasına dönüştüğünü gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 1" height="540" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>Disney, çocukluk yıllarından itibaren aynı çizgiyi takip ediyor. “The Proud Family: Louder and Prouder” dizisinde evli iki erkek, çocuk sahibi bir aile olarak sunuldu. Disney, diziye üç yeni LGBT karakter eklendiğini kurumsal sayfasından duyurdu. “The Owl House”ta 14 yaşındaki Luz Noceda çift cinsiyetli bir karakter olarak işlendi. “Lightyear” filmine eşcinsel öpüşme sahnesi yerleştirildi. “Strange World”da eşcinsel bir ergen, “Love, Victor”da ise "cinsel yönelim" arayışındaki genç bir karakter merkeze alındı.</p>

<p>Şirketin 2022’deki CEO’su Bob Chapek, Disney yönetiminin LGBT çalışanların, ailelerinin ve çevrelerinin arkasında durduğunu açıkladı. Chapek, daha “kapsayıcı” bir dünya meydana getirme yolundaki en büyük tesirin Disney’in ürettiği içeriklerden geleceğini söyledi. Şirket, Florida’da küçük sınıflarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eğitiminin sınırlandırılmasına da açıkça karşı çıktı.</p>

<p>Disney yapımcısı Latoya Raveneau’nun 2022’de sızdırılan şirket içi toplantıdaki sözleri, yayın politikasının mahiyetini daha açık biçimde gösterdi. Raveneau, “hiç de gizli olmayan eşcinsel gündeminden” söz ederek yönettiği yapımlara mümkün olan her yerde eşcinsellik unsurları yerleştirdiğini anlattı. Çocuklara ulaşan çizgi filmler, böylece yapımcıların kültürel müdahale sahasına dönüştürüldü.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 2" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>H</strong><strong>er abone için ayrı bir menü hazırlıyor</strong></h2>

<p>Netflix’in tesiri, yapımların içeriğiyle sınırlı kalmıyor. Platform; izleme geçmişi, verilen puanlar, benzer kullanıcıların tercihleri, seyredilen saat, kullanılan cihaz, içerik türü ve izleme süresi üzerinden her abone için ayrı bir menü hazırlıyor. Son dönemde izlenen içerikler yeni tavsiyelerde daha fazla ağırlık kazanıyor.</p>

<p>Netflix mühendislerinin yayımladığı araştırmaya göre platformda seyredilen saatlerin yaklaşık yüzde 80’inde tavsiye sisteminin etkisi bulunuyor. Böylece bir defa izlenen konu, farklı film ve dizilerin arasına yerleştirilerek tekrar tekrar seyircinin önüne çıkarılıyor. Cinsellik, eşcinsellik, cinsiyet değiştirme, nikâhsız ilişkiler ve aile dışı hayat biçimleri farklı hikâyeler içinde sürekli görünür hâle getiriliyor.</p>

<p>Bu sistem, içerikleri sıralayan teknik bir araçtan çok izleyicinin neyi göreceğini belirleyen görünmez bir editör gibi çalışıyor. Sürekli tekrar edilen ilişki biçimleri zamanla sıradanlaşıyor. İslâm’ın haram saydığı fiiller “özgürlük”, “kendini keşfetme” ve “cesaret” kavramlarıyla paketleniyor. Aile, namus ve dinî sınırlar ise karakterlerin kurtulması gereken baskılar şeklinde işleniyor.</p>

<p>2026’da yayımlanan ve Netflix ile Disney+’ın Türkiye yapımı dizilerini inceleyen akademik çalışma da platformların kendilerine mahsus değer kalıpları oluşturduğunu tespit etti. Araştırmada Netflix yapımlarında bireysel özerklik, toplumsal normların reddi ve aileden kopuş, Disney+ içeriklerinde ise “seçilmiş aile” ve aidiyetin yeniden tanımlanması öne çıktı.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 3" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>Sinema insanı ve toplumu değiştiriyor</strong></h2>

<p>“Netflix ahlâkımızı mı bozacak?” şeklindeki alaycı söylem, sinemanın insan üzerindeki tesirini gizliyor. Cambridge University Press’te yayımlanan, 77 deney ile 377 ayrı bulguyu bir araya getiren meta-analiz; eğlence amaçlı hikâyelerin insanların tutumlarını, inançlarını, davranış niyetlerini ve tercihlerini değiştirebildiğini ortaya koydu.</p>

<p>RAND araştırmacılarının 12–17 yaşlarındaki 1.792 genç üzerinde yürüttüğü çalışmada, televizyonda yoğun cinsel içeriğe maruz kalan gençlerin bir yıl içinde cinsel ilişkiye başlama oranı, daha az maruz kalanların yaklaşık iki katına çıktı. Ekrandaki cinsel içerikle gençlerin davranışları arasındaki bağ bilimsel verilerle kayda geçti.</p>

<p>Kurmaca karakterlerle kurulan “parasosyal bağ” da seyircinin düşüncelerini dönüştürüyor. On hafta boyunca eşcinsel karakterlerin yer aldığı bir diziyi takip eden katılımcılar üzerinde yapılan araştırmada, karakterlerle kurulan bağ güçlendikçe eşcinselliğe yönelik toplumsal kabulün arttığı belirlendi. Şirketlerin “temsil” adıyla sunduğu içerikler, izleyicinin ahlâk ve normal anlayışını doğrudan etkiliyor.</p>

<p><img alt="Disney Ve Netflix Dünyayı Zehirliyor! 4" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor-4.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<h2><strong>Netflix’in yol açtığı facialar</strong></h2>

<p>Netflix, “Cuties” isimli filmde 11 yaşındaki kız çocuklarını cinselleştirilmiş danslar ve teşhir görüntüleriyle ekrana taşıdı. Çocukların bedenlerini seyir malzemesine dönüştüren yapım, “çocukların cinselleştirilmesini eleştirme” kılıfıyla yayımlandı. RTÜK, filmin çocuk istismarı ve sömürüsü meydana getirdiğine hükmederek yapımı 2020’de oy birliğiyle katalogdan çıkardı.</p>

<p>“13 Reasons Why” dizisinin yayımlanmasının ardından ABD’de 10–17 yaş grubundaki intihar oranı yüzde 28,9 arttı. Dizinin gösterime girdiği Nisan 2017, beş yıllık dönem içindeki en yüksek aylık çocuk ve genç intiharı oranının kaydedildiği ay oldu. Netflix, gençlerin ruh dünyasını sarsan yapımdaki tartışmalı intihar sahnesini iki yıl sonra kaldırdı.</p>

<p>Seri katil Jeffrey Dahmer’ın cinayetlerini konu alan Netflix dizisi de kurbanların acısını seyirlik malzemeye çevirdi. Kurban yakınları, kendilerine danışılmadan ailelerinin isimlerinin ve yaşadıkları faciaların kullanıldığını, yapımın acılarını yeniden canlandırdığını açıkladı. Netflix ise kanlı cinayetleri uzun süre dünya listelerinin zirvesinde tuttu.</p>

<h2><strong>Amerikan kahraman, Müslüman terörist</strong></h2>

<p>Hollywood’un kültürleri dönüştürme faaliyeti uzun bir geçmişe dayanıyor. ABD Savunma Bakanlığı yaklaşık bir asırdır film, dizi ve video oyunu yapımcılarıyla çalışıyor. Askerî araç, personel ve mekân desteği isteyen yapımcılar senaryolarını Pentagon’un incelemesine sunuyor. Bakanlığın 2013 tarihli müfettişlik raporunda, desteklenen projelerin ABD’nin menfaatlerine, ordunun kamuoyundaki görüntüsüne ve asker teminine katkı sağlaması şartı açıkça yer alıyor. Yapımlar gösterimden önce inceleniyor, gerekli görülen değişiklikler senaryoya işleniyor.</p>

<p><img alt="Decision" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/decision.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>CIA da senarist ve yapımcılarla çalışıyor. Görüşme, çekim, arşiv görüntüsü ve danışmanlık imkânı sağlıyor. Böylece Amerikan askeri ve istihbaratı kahramanlaştırılırken ABD’nin işgal ettiği ülkelerde kendisini savunan Müslüman, “terörist” kalıbına yerleştiriliyor. Amerikan askeri birini vurduğunda senaryo ona haklı bir gerekçe hazırlıyor. Müslüman kendi toprağını koruduğunda tehlikeli, bağnaz ve kan dökücü olarak sunuluyor.</p>

<p><img alt="Müslümanı Terörist Gösteren Film True Lies" height="507" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/muslumani-terorist-gosteren-film-true-lies.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>USC Annenberg Inclusion Initiative, 2017–2019 yılları arasındaki 200 popüler filmde yaklaşık 8 bin 500 konuşan karakteri inceledi. Karakterlerin yüzde 2’sinden azı Müslümandı. Filmlerin yüzde 90,5’inde konuşan tek bir Müslüman karakter bulunmuyordu. Ekrana getirilen Müslüman karakterlerin yaklaşık üçte biri şiddet faili olarak gösterildi.</p>

<p>Türkiye’de yapılan akademik araştırmalar da 1970 sonrasında Hollywood’un Müslüman karakterleri ağırlıklı olarak “terörist” kalıbında sunduğunu, 11 Eylül’ün ardından İslâm’ın terörün kaynağı gibi işlendiğini belirledi. Netflix yapımı “Kalifat” dizisi üzerine yapılan incelemede ise Müslüman karakterlerin aşırı seküler kimliklerle gösterildiği tespit edildi.</p>

<p>Hollywood’un yıllarca siyasî sahada kullandığı yöntem bugün ahlâk ve aile üzerinde uygulanıyor. Müslümanı düşmanlaştıran, Amerikan askerini kurtarıcı yapan hikâye düzeni; eşcinselliği, cinsiyet değişimini, nikâhsız ilişkileri ve dinsizliği “ilerleme” olarak sunuyor. İtiraz eden aileyi, dini ve toplumu ise baskıcı ve geri kalmış gösteriyor.</p>

<p>Şirket açıklamaları, içerik raporları, algoritmalar, çocuk yapımları ve akademik araştırmalar aynı tabloyu ortaya koyuyor: Disney ve Netflix, sinemayı küresel bir kültür dönüştürme vasıtası hâline getirdi. İfsat artık tek bir film veya sahne üzerinden ilerlemiyor, çocuk profilinden yetişkin dizisine, yerli yapımdan çizgi filme kadar bütün kataloğa yayılan sistemli bir yayın siyaseti olarak yürütülüyor.</p>

<p><strong>Yerli kaynaklar</strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/aktuel/rtukten-4-dijital-platforma-ust-sinirdan-ceza/1832142" rel="nofollow">https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/aktuel/rtukten-4-dijital-platforma-ust-sinirdan-ceza/1832142</a></li>
 <li><a href="https://www.rtuk.gov.tr/UstKurulKarar/Detay/14406" rel="nofollow">https://www.rtuk.gov.tr/UstKurulKarar/Detay/14406</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/kulturveiletisim/article/1813425" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/tr/pub/kulturveiletisim/article/1813425</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/412390" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/412390</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/1011477" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/1011477</a></li>
</ol>

<p><strong>Yabancı kaynaklar</strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><a href="https://assets.ctfassets.net/4cd45et68cgf/7rSxqu6XoruPI1tZzZIh5e/fc4185ab9ed470130e589c0c9e231a1b/-FINAL-_Netflix_Full_Report_2018-23.pdf" rel="nofollow">https://assets.ctfassets.net/4cd45et68cgf/7rSxqu6XoruPI1tZzZIh5e/fc4185ab9ed470130e589c0c9e231a1b/-FINAL-_Netflix_Full_Report_2018-23.pdf</a></li>
 <li><a href="https://thewaltdisneycompany.com/news/how-the-proud-family-louder-and-prouder-turns-specific-experiences-into-universal-stories/" rel="nofollow">https://thewaltdisneycompany.com/news/how-the-proud-family-louder-and-prouder-turns-specific-experiences-into-universal-stories/</a></li>
 <li><a href="https://www.reuters.com/business/media-telecom/disney-ceo-responding-to-lgbtq-employees-says-companys-stories-promote-inclusion-2022-03-07/" rel="nofollow">https://www.reuters.com/business/media-telecom/disney-ceo-responding-lgbtq-employees-says-companys-stories-promote-inclusion-2022-03-07/</a></li>
 <li><a href="https://help.netflix.com/en/node/100639" rel="nofollow">https://help.netflix.com/en/node/100639</a></li>
 <li><a href="https://dl.acm.org/doi/10.1145/2843948" rel="nofollow">https://dl.acm.org/doi/10.1145/2843948</a></li>
 <li><a href="https://www.cambridge.org/core/journals/behavioural-public-policy/article/persuasive-effects-of-narrative-entertainment-a-metaanalysis-of-recent-experiments/07CABFC5ABA0D3A6A369FCDDB21F8F76" rel="nofollow">https://www.cambridge.org/core/journals/behavioural-public-policy/article/persuasive-effects-of-narrative-entertainment-a-metaanalysis-of-recent-experiments/07CABFC5ABA0D3A6A369FCDDB21F8F76</a></li>
 <li><a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15342887/" rel="nofollow">https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15342887/</a></li>
 <li><a href="https://www.nimh.nih.gov/news/science-updates/2019/release-of-13-reasons-why-associated-with-increase-in-youth-suicide-rates" rel="nofollow">https://www.nimh.nih.gov/news/science-updates/2019/release-of-13-reasons-why-associated-with-increase-in-youth-suicide-rates</a></li>
 <li><a href="https://media.defense.gov/2013/Jun/14/2001712842/-1/-1/1/DODIG-2013-092.pdf" rel="nofollow">https://media.defense.gov/2013/Jun/14/2001712842/-1/-1/1/DODIG-2013-092.pdf</a></li>
 <li><a href="https://annenberg.usc.edu/news/research-and-impact/new-study-annenberg-inclusion-initiative-reveals-erasure-and-demeaning" rel="nofollow">https://annenberg.usc.edu/news/research-and-impact/new-study-annenberg-inclusion-initiative-reveals-erasure-and-demeaning</a></li>
</ol>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir, Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/disney-ve-netflix-dunyayi-zehirliyor.png" type="image/jpeg" length="51511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türke revâ görülen kültürel soykırım]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teoman Duralı, yazısında Türk varlığını taşıyan dil, din ve devlet şuurunun Cumhuriyet devrimleriyle nasıl hedef alındığını anlatıyor. Yazıdan kıyafete, hukuktan eğitime uzanan müdahalelerin milleti “anne mâzi”ye bağlayan göbek bağını kestiğini belirten Duralı, bu köksüzleştirme hareketini “topyekûn reddimiras” ve kültürel soykırım olarak hükme bağlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1- “Peki, kimdir şu Türkler? Bidâyette önemli bir etmen olan itikatları icâbı dışevlilik yaparak tarihlerinin her döneminde gerek hâkimiyetlerine aldıkları gerekse komşuları olan halklarla soyca karışmış, yaşamortaklığı hâlinde yaşayagelmiş bir ulus olup değişmemiş tek nirengi noktaları dilleri Türkçedir. Filvâkî Sâmî ile Hint-Avrupa dil öbeklerine mensûp tarihin en esâslı kültür dillerinin kol gezdiği diyarlarda bu dillerle hiçbir şekil ve sûrette ünsiyeti bulunmayan Türkçenin tekmil olumsuzluklara rağmen varlığını kanıtlaması mucize kabîlinden sayılmalıdır.”<sup>(1) </sup>Türklüğü çağlar boyu taşıyagelmiş dil, yânî Türkçe etmenine dini, demekki Müslümanlık ile devletleşme sâikini de eklememiz lâzım gelir. Şu durumda Türklük, varoluşunu dil (Türkçe), din (Müslümanlık) ve devletleşme etmenlerine borçludur.</p>

<p>Kuzey Doğu Asyadan kaynaklanan Türk tarihi, akışı boyunca onlarca devletin kurulup yıkıldığı bir dev ırmağı andırır. Menderes misâli dolana dolana İç, Orta, Güney ile Batı Asyalardan, Afrika ile Güney Doğu Avrupadan nihâyet Akdeniz, Adalardenizi ile Karadeniz üçlüsüne kavuşur.<sup>(2)</sup> Bin yılda mezkûr muazzam vâsî sahada Türk, devlet kurmakla birlikte, kendi kalarak yurtlanamamıştır. Bunu Osmanlı Devletinin gölgesinde nihâyet Anadolu ile Balkanlarda becerdi becerecekti ki, yine olmadı. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde mezkûr devlet son soluğunu verirken, Trakyanın doğusu dışında, Balkanlar da elden çıktı. Kala kala Asyanın en batı ucu, Yunanlının vaktiyle Küçükasya dediği Anadolu elde kalmıştır. Türk tarihinde, uzun bir aralıktan, Göktürk ile Uygur devletlerinden sonra vatanı yurtlandıran, vatan ile yurdu örtüştüren Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Uluğ Asyanın Anadolusu ile Avrupanın güney doğu ucundaki Doğu Trakyada Türk devletinin artık asla kaybolmayacak, yitirilmeyecek yurt-vatan toprağı ola! Bu, bir ölüm kalım meselesinden de öte, şeref sorunudur. Sadakat ile vefâ, şereftir. Devleti ile vatanına sâdık kalan, geçmişi ile yurduna vefâ gösteren ulus haysiyetlidir. Ne mutlu şerefli, haysiyetli ulusun evlâdıyım diyebilene!</p>

<p>2- 1910ların sonlarına ulaştığımızda, yalnızca altı yüz küsur yıllık bir uluğ çınarın, Osmanlı Devletinin son buluşuna tanık olmuyoruz. Onunla birlikte İslâm medeniyetinin tarih sahnesinden resmen çekildiğini de görüyoruz. Bir üçüncü husus, Osmanlının, bir ölçüde, içleştirdiği Türkün iki bin üç yüz yıl gerisin geriye izleyebileceğimiz tarihinin akamete uğramasıdır. M.Ö. Üçüncü yüzyıldan M.S. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğine değin, yaşadığı muazzam başkalaşmalara rağmen, Türk tarihini içten içe kateden ve çıplak gözle görülmez gizli bir hattın varlığından bahsolunabilir. İşte 1920ler ile 1930larda toplumun bütün köşe bucağıyla manen baştan aşağı kökten değiştiren bir dizi —devlet adı ile nızâmı, sıyâset, idârî taksimât, hukuk, askeriye ile mülkiye, yazı—dil—imlâ—telâffuz, musıkî, edebiyat, eğitim—terbiye, öğrenim — öğretim, giyilen başlık [serpuş], kılık kıyafet, giyim kuşam, evlilik, eviçi döşeme, vakıt—saat, tarihlendirme...— devrim, mezkûr hattı, demekki hâli, ‘anne mâzî’ye bağlayan ‘göbekbağı’nı kesmiştir: Öksüz ulus özsüzdür. Filvâkî bir taşla birkaç kuş ürkütülmüş, kaçırılmıştır. Neydi bahsi geçen taş ile hedefteki ‘kuş’lar?: İslâm medeniyeti resmen sonlandırılmıştır. Böylece İngiliz-Yahudi çağdaş medeniyet, rakipsiz, tek başına kalmış, keyfince har vurup harman savurur hâle gelmiştir.</p>

<p>3- Asırdîde yüce imparatorluk lağvedilmiştir. Yerini alması murad olunmuş ulus devletse, yüze göze bulaştırılmış, sonuçta gerektiği gibi kurulamamıştır. Gereklerin başında, Eleftherios <i>Venizelos</i>’un dehâsına borçlu olduğumuz, Lozan antlaşmasınca da öngörülmüş Yunanistanla gerçekleştirilen nüfus mübâdelesinin benzeri, 1920lerde, İngiliz idâresindeki Irak ve Fransız yönetimindeki Suriyeyle akdolunamazmıydı? Bir ulus devletin bekâsına yöneltilebilecek en kesif tehdit gayrımütecânis nüfus dokusudur. Söz konusu etmen, devletin temeline koyulmuş saatlı bomba gibidir.</p>

<p>4- Felsefe-bilim kafa yapısından yoksun olmaklığımızın sonucu nevzuhur devlete uygun bir sıyâsî ile iktisadî nızâm oluşturulamamıştır. Evet, Osmanlının meşrutî hükümdarlığına mukâbil cumhuriyet unvânıyla dört duvar ile çatıdan müteşekkil bir binâ inşâ olunmuş, lâkin içi boş bırakılmıştır. Dince Müslümanlık ile İslâm medeniyetinin boşalttığı yerleri doldurması icâb eden, çağdaş Avrupanın başat özelliklerinden, ideoloji, anlaşılmamıştır. İdeoloji bilinmiyor, anlaşılmıyorsa, ona bağlı, öyleki ondan türeme sıyâsî ile iktisadî nızâmları uygun mahallere ekemiyor; bir kere yalapşap dikince de tutarlıca uygulayamıyor, sonuçta hasadı derleyemiyorsunuz. Nitekim, 1920lerin başlarından bugüne sözü edilen sorun çözülememiştir. Sâdece 1920 ile 1940 arasında toplumculuk – devletçilik (1923 – 1927) ile sermâyecilik – serbest piyasa iktisadı (1928 – 1936) ve hattâ millî toplumculuğa (1936 – 1943) kayan sıyâsî – iktisadî sahadaki bocalamalar, deneme–sınamalarla zaman yitirilmiştir. 1943ten sonra toplumcumsu devletci sıyâsî hat izlemeğe koyulunmuştur. 1950den itibârense, on yılda bir askerî darbelerle kesintiye uğratılan ‘güdümlü halkerki’ (Fr <i>démocratie dirigée</i>) ile karma iktisat denilen bir ucube sahneye konmuştur. Ancak 1980lerin son demlerinde halkerkine yakın bir sıyâset ile serbest iktisat uygulanır olmuştur. Hâlbuki doğup büyüdüğümüz dinimiz Müslümanlığa ve İslâm medeniyetine,<sup>(3) </sup>demekki alışkanlıklarımıza en uygun düşen, devletin başını çektiği, önderlik ettiği millî görüşün, anlayışımızın icâbı dayanışmacı–toplumcu nızâm (Fr <i>régime</i>) olmalıydı.</p>

<p>Yeğlenip dayatılan ne oldu? Haddızâtında kesinlikle yabancısı olduğumuz Yeniçağ Avrupasına mahsûs ve münhasır mülkî (Fr <i>civil</i>) kentsoylu toplum sınıfına yaslanan ve huyumuza suyumuza en aykırı düşen, seçilebilecek en olumsuz nızâm, bireycilik ile çıkarcılığı, kayırmacılık, soygunculuk ile sömürücülüğü, emekdışı geliri öngören sermâyecilik tercih edildi. Serbest iktisadî rekâbete dayalı olup tarihî bağlamdaysa tesviye edilmiş hazır bir zemine oturtulmamış mezkûr nızâmla haksızlık ile dev boyutta gelir farkları, alabildiğine kafa karışıklığı ile düzensizlik başat kılınmış, ister istemez (imperyalist) ecnebi güce veya güçlere dayanılmıştır. Hulâsa: Topyekûn reddimiras, insafsız inkâr.</p>

<p>1920lerden bu yana becerilen devrimlerin veya daha suya sabuna dokunmaz bir işleme benzer ‘ıslahatlar’ın, iyiniyetle gerçekleştirilmiş bulundukları su götürür.</p>

<p>Filhakıka, tarihte resmen<sup>(4)</sup> tatbik safhasına koyulup da kurumsallaştırılmış iki —felsefî arkalıklı— soykırımdan bahsolunabilir. Bunlardan biri İbrânî kavme uygulanmış dirimsel, öbürüyse Türke revâ görülen kültürel soykırımdır.</p>

<p>5- Sonuc itibarıyla aceleye getirilmemesi gereken zorunlu ihtiyâç, köklere dek inen derin bir sorgulama ile eleştirme sürecinin âkiladamlar ile bilirkişiler tarafından yürürlüğe konulup yürütülmesidir.</p>

<p></p>

<p><strong>Kaynak</strong></p>

<p>1-) <i>Pierre Chuvin: “D'où viennent les Turcs”, 9. s.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2-) <i>Bkz: Elmar Holenstein: “Türken”, 284. s.; “Philosophie-Atlas”da.</i></p>

<p>3-) <i>Bkz: EK 6.</i></p>

<p>4-) <i>Resmen ilânen tebliğ olunmamış dirimsel soykırımlardan bahsolunabilir: Cengiz Han hükümdarlığındaki Moğolların Tatarlara; Rusların Çerkeslere; İngilizlerin Güney Afrikada Felemenklere (Boer), Kuzey Amerikada Kızılderililere, Tasmanya yerlilerine v.b. uyguladıkları kırımlar.</i></p>

<p></p>

<p>Teoman Duralı, Sorun Nedir? -Felsefe-Bilim Düşünüşü- Dergah Yayınları, 2021, s. 399-401</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/turke-reva-gorulen-kulturel-soykirim.png" type="image/jpeg" length="28662"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arakan'da zulüm: Müslümanlar kuşatma altında]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/arakanda-zulum-muslumanlar-kusatma-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/arakanda-zulum-muslumanlar-kusatma-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüzyıllardır Arakan’da yaşayan Müslüman halk, önce kimliğinden ve vatandaşlığından mahrum bırakıldı; ardından seyahatinden evliliğine, çocuk sahibi olmasından eğitim ve sağlık hakkına kadar hayatının her sahası kuşatıldı. Köylerin yakılması, toplu katliamlar ve 2017’deki büyük sürgünle zirveye çıkan zulüm bugün başka bir safhada devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myanmar ordusunun zulmünden kaçan Rohingyalar şimdi de Arakan Ordusu’nun baskılarıyla karşı karşıya. Bangladeş’teki kamplarda yaşayanların sayısı ise 1,2 milyona ulaştı.</p>

<p>Arakanlı Müslümanların yaşadığı facia, birkaç yıl önce patlak vermiş bir “mülteci krizi” olarak okunamayacak kadar eski ve köklü. Akademik çalışmalar, Arakan sahillerindeki Müslüman varlığını yüzyıllar öncesine, bazı araştırmalar ise 8. yüzyılda bölgeye ulaşan Arap Müslüman tacirlere kadar götürüyor. Arakan’ın Bengal ile Güneydoğu Asya arasındaki konumu, bölgede asırlar boyunca Müslüman toplulukların teşekkül etmesine zemin hazırladı. “Rohingya” adı modern siyasî literatürde 1950’lerin sonlarında yaygınlaşırken, 1961’de Burma hükümeti Maungdaw, Buthidaung ve Batı Rathedaung’u içine alan Mayu Sınır İdaresi’ni kurmuştu. Bugün Myanmar makamlarının “bunlar sonradan gelen Bengalliler” şeklindeki resmî söylemine karşı bu tarihî kayıtlar, Müslümanların Arakan’daki varlığının çok daha eski bir geçmişe dayandığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>Önce isimleri ve vatandaşlıkları silindi</strong></h2>

<p>1962’de General Ne Win’in askerî darbeyle iktidarı ele geçirmesinden sonra Arakanlı Müslümanlara yönelik siyasî ve idarî baskılar ağırlaştı. 1978’de gerçekleştirilen “Naga Min” askerî harekâtında evlere baskınlar düzenlendi, köyler yakıldı, insanlar öldürüldü ve 200 binden fazla Rohingya Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldı. 1991-1992’de benzer bir askerî dalga tekrarlandı; yaklaşık 250 bin Müslüman daha Arakan’dan sürüldü. Böylece sınırın iki tarafında onlarca yıl sürecek büyük bir sürgün nüfusu oluştu.</p>

<p>Asıl kırılma 1982 Vatandaşlık Kanunu ile yaşandı. Myanmar devleti vatandaşlığı etnik kökene bağlayan bir sistem kurdu ve Rohingyaları vatandaşlık hakkı tanınan toplulukların dışında bıraktı. Ailelerinden 1823 öncesinde Burma’da yaşadıklarını belgelemeleri istendi; belge ve nüfus kayıtlarının son derece sınırlı olduğu bir coğrafyada bu şart, yüz binlerce insan açısından aşılması imkânsız bir duvara dönüştü. Kimlik kartları ellerinden alınan Rohingyalar zamanla dünyanın en büyük vatansız topluluklarından biri hâline getirildi. Vatandaşlığı elinden alınan insanın mülkü, seyahati, eğitimi ve siyasî varlığı da devlet memurunun insafına bırakıldı.</p>

<p>Baskı bununla da kalmadı. Maungdaw ve Buthidaung bölgelerinde Rohingya çiftler evlenebilmek için devlet makamlarından izin almak zorunda bırakıldı; izinler yıllarca geciktirildi, rüşvet istendi ve kadınların hamilelik testlerine tâbi tutulduğu vakalar kayda geçti. 2005’te uygulamaya konulan düzenlemeyle Rohingya ailelerine <strong>iki çocuk sınırı</strong> getirildi. Kuralı aşan aileler para veya hapis cezasıyla karşı karşıya kalırken kayıt dışı doğan çocuklar eğitim, seyahat ve mülk edinme gibi temel haklardan tamamen mahrum kaldı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, uygulamanın bazı kadınları tehlikeli yollarla gebeliklerini sonlandırmaya sürüklediğini de belgeledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tel örgüler arasında bir Müslüman hayatı</strong></h2>

<p>2012’de Budist grupların Müslümanlara yönelik saldırıları Arakan’daki tasfiye siyasetini yeni bir safhaya taşıdı. Evler, camiler ve iş yerleri yakıldı; on binlerce Müslüman şehirlerinden sürüldü. Eyalet merkezi Sittwe’de Rohingyalar tel örgüler ve polis kontrol noktalarıyla çevrilmiş bölgelere sıkıştırıldı. Şehirler ve kasabalar arasında seyahat özel izne bağlandı; bazı yerlerde Rohingya çocukları karma devlet okullarından çıkarıldı, yükseköğretime erişim neredeyse tamamen kapandı. Hastaneye gitmek isteyen bir Müslümanın dahi seyahat izni alması gerektiği, kabul edilenlerin ise ayrı “Müslüman koğuşlarında” tutulduğu raporlara geçti. Amnesty International bu düzeni daha sonra apartheid sistemi olarak nitelendirdi.</p>

<p>25 Ağustos 2017’de Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun güvenlik noktalarına yönelik saldırıları Myanmar ordusuna beklediği bahaneyi verdi. Başlatılan sözde “temizleme operasyonlarında” Rohingya köyleri sistematik biçimde ateşe verildi; siviller öldürüldü, kadınlara yönelik toplu cinsel saldırılar gerçekleştirildi ve 700 binden fazla Müslüman birkaç ay içerisinde Bangladeş sınırına yığıldı. BM araştırma heyeti askerî operasyonlarda soykırım kastına işaret eden unsurlar bulunduğu sonucuna ulaştı. 2017’de kaçanların ifadelerinde askerlerin camileri ateşe verdiği, Kur’an-ı Kerim nüshalarını parçalayıp yaktığı ve Müslümanlara dinleri üzerinden hakaret ettiği vakalar da kayda geçirildi.</p>

<p>Katliamların başındaki isimlerden dönemin Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing, 2021’de darbeyle ülke yönetimini de ele geçirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı Kasım 2024’te Hlaing hakkında, Rohingyaların sürülmesi ve zulme uğratılmasıyla bağlantılı insanlığa karşı suçlardan tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulundu. Başvuru Ağustos 2026 itibarıyla Ön Yargılama Dairesi’nin önünde bulunuyor. Gambiya’nın Myanmar’a karşı açtığı soykırım davasında ise Uluslararası Adalet Divanı, 12-29 Ocak 2026 tarihleri arasında davanın esasına ilişkin kapsamlı duruşmalar gerçekleştirdi. Aradan dokuz yıl geçmesine rağmen 2017’nin hesabı henüz kesilmiş değil.</p>

<h2><strong>Myanmar ordusundan kaçtılar, Arakan Ordusu karşılarına çıktı</strong></h2>

<p>Arakanlı Müslümanların dramı Myanmar ordusunun bölgedeki hâkimiyetini kaybetmesiyle de sona ermedi. Kasım 2023’ten itibaren Myanmar ordusuyla yeniden savaşa giren Budist Rakhine milliyetçisi Arakan Ordusu, eyaletin büyük bölümünde kontrolü ele geçirdi. Rohingyalar bu defa iki silahlı güç arasında sıkıştı. Myanmar ordusu, yıllarca vatandaş olarak tanımadığı Rohingyaları 2024’te zorla askere almaya girişirken Arakan Ordusu hakkında da Müslüman köylerini yakma, keyfî tutuklama, yağma, zorla çalıştırma, işkence ve hareket serbestisini kısıtlama suçlamaları belgelenmeye başladı.</p>

<p>En ağır örneklerden biri 2 Mayıs 2024’te Buthidaung yakınındaki Hoyyar Siri köyünde yaşandı. Human Rights Watch’un 2026’da yayımladığı 56 sayfalık araştırmaya göre Arakan Ordusu mensupları güvenli bölgeye kaçmaya çalışan silahsız Rohingya sivillerin üzerine ateş açtı; yüzlerce insan öldürüldü veya yaralandı ve köy tamamen yakıldı. Araştırmacıların uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar ve tanıklarla doğruladığı hadisede daha sonra bölgeye dönenlerin insan iskeletleri ve kafataslarıyla karşılaştığı bildirildi. Hayatta kalanlar ise zorla çalıştırma, elektrikle işkence, kadınların kaçırılması ve gıda ile sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılma vakalarını anlattı.</p>

<p>2025 ve 2026 boyunca kuzey Arakan’daki tablo daha da ağırlaştı. Arakan Ordusu’nun kontrol ettiği bölgelerde Rohingyaların tarım arazilerine ve geçim imkânlarına erişiminin sınırlandırıldığı, zorla çalıştırıldıkları ve keyfî biçimde gözaltına alındıkları bildiriliyor. Myanmar ordusunun yardım girişlerini engellemesi ve savaşın iktisadî hayatı çökertmesi de gıda krizini büyütüyor. 2023 sonundan bu yana <strong>en az 150 bin Rohingyanın daha Bangladeş’e kaçtığı</strong>, Arakan ve Güney Chin’deki savaşın ise toplamda 400 binden fazla kişiyi yerinden ettiği belirtiliyor. 25 Ağustos 2026’da yayımlanan son insan hakları değerlendirmeleri de Rohingyalara karşı öldürme, işkence, zorla çalıştırma, keyfî gözaltı ve toprak gaspının sürdüğünü ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>1,2 milyon insan kamplarda bir ömür tüketiyor</strong></h2>

<p>Myanmar’dan kurtulabilenler için Bangladeş ise dokuz yıldır sonu görünmeyen bir bekleme yerine dönüşmüş durumda. Bangladeş hükümeti ve UNHCR’nin 30 Haziran 2026 verilerine göre ülkede 1 milyon 200 bin 171 Rohingya bulunuyor. Bunların 1 milyon 166 binden fazlası Cox’s Bazar’daki aşırı kalabalık kamplarda, yaklaşık 34 bini ise Bhasan Char adasında yaşıyor. 2023 sonrası gelen ve biyometrik olarak kaydedilen yeni Rohingyaların sayısı da 153 bini aşmış durumda. Kamplardaki nüfusun büyük bölümü gıda, barınma, temiz su ve sağlık hizmetleri bakımından dış yardıma bağımlı. 2026 insani yardım planı asgarî ihtiyaçlar için dahi 710,5 milyon dolarlık kaynak talep ediyor.</p>

<p>Umudunu kamplarda kaybeden binlerce Müslüman, Malezya ve Endonezya’ya ulaşabilmek için insan kaçakçılarının teknelerine binerek Bengal Körfezi ve Andaman Denizi’ne açılıyor. Yalnızca 2025’in ilk 11 ayında yaklaşık 5 bin 600 Rohingya deniz yoluyla kaçmaya çalıştı; 820’den fazlası öldü veya kayboldu. Böylece Arakan’da kurşundan kurtulan insanlar, sürgünde açlıkla; kamptan kaçanlar ise denizde ölümle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>Myanmar yönetimi Ağustos 2026’da Bangladeş’in sunduğu 828 bin 824 kişilik listeden 308 bin 797 Rohingyanın Arakan’ın eski sakinleri olduğunu kabul etti. Fakat dönüşleri yine “güvenlik şartlarının düzelmesi” gibi ucu açık bir tarihe bağladı. Aynı devletin yıllarca “Bengalli kaçak göçmen” diye yaftaladığı yüz binlerce insanı bugün Arakan’ın eski sakinleri olarak teyit etmek zorunda kalması başlı başına dikkat çekici. Buna rağmen vatandaşlık, serbest dolaşım, mülkiyet ve güvenlik teminatları sağlanmadan kitlesel dönüş ihtimali hâlâ ufukta görünmüyor.</p>

<p>BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 25 Ağustos’taki uluslararası topluma yönelik çağrısı da bu tablonun yıldönümünde geldi. Fakat Arakan meselesi artık yeni bildirilerle tarif edilmeye ihtiyaç duyan bir hadise olmaktan çoktan çıktı. Bir halkın önce vatandaşlığı silindi, sonra seyahati, evliliği ve çocukları kontrol altına alındı; şehirlerinden çıkarıldı, kamplara kapatıldı, köyleri yakıldı ve yüz binlercesi sınır dışına sürüldü. Dokuz yıl sonra değişen yalnızca zulmü uygulayan güçlerin adı oldu. Arakanlı Müslümanların önündeki esas mesele, kendi topraklarında kimlikleriyle ve emniyet içinde yaşayabilecekleri bir düzenin kurulması ve on yıllardır süren bu tasfiye siyasetinin hesabının sorulmasıdır.</p>

<section dir="auto"><strong>Kaynaklar</strong></section>

<section dir="auto">
<ul>
 <li>Human Rights Watch — Arakan/Rohingya raporları, 2013–2026</li>
 <li>Amnesty International — <i>Caged Without a Roof</i>, 2017</li>
 <li>UNHCR — Rohingya nüfus ve kamp verileri, 2026</li>
 <li>BM Myanmar Bağımsız Araştırma Heyeti — 2017 katliamları</li>
 <li>Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) — Myanmar/Bangladeş dosyası</li>
 <li>Reuters — Rohingyaların geri dönüş süreci, Ağustos 2026</li>
</ul>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/arakanda-zulum-muslumanlar-kusatma-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/arakan-muslumanlar.webp" type="image/jpeg" length="55223"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli: Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşünün nice cihan devletinin kuruluşuna, nice fethin destanlaşan kudretine, nice zaferlerin nesillerce gururla taşınan ve geleceğe ışık tutan hatıralara şahit olduğunu belirtti.</p>

<p>Her zaferin kendi zamanının şartları içinde bir varlık mücadelesini şan ve şerefle taçlanan birer neticeye bağladığını, her fethin Türk'ün devlet kurma iradesine yeni bir saha kazandırdığını ifade eden Bahçeli, şehit ve gazilerin kahramanlıklarının Türk milletine şerefli bir miras bıraktığını kaydetti.</p>

<p>Bahçeli, şöyle devam etti:</p>

<blockquote>"Bunların arasında öyle tarih durakları vardır ki meydana geldikleri günün hudutlarını aşarak asırların yönünü tayin etmiş, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın adını, kaderini ve siyasi mahiyetini değiştirmiştir. 26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt Zaferi, işte böylece tarihin seyrini yeniden biçimlendiren, coğrafyaların istikametine yeniden yön tayin eden kutlu bir kader anıdır. Malazgirt'e varan yol bir günde açılmamıştır. Türk'ün bayrağını, İslam'ın sancaktarlığını yapan Türk beyleri, önce 1040 Dandanakan Zaferi'yle Horasan'da siyasi kudretini ilan etmiş, Çağrı Bey'in Anadolu'ya uzanan keşif seferleri bu yeni ufkun öncü adımlarını teşkil etmiş, 1048 Pasinler Zaferi'yle küffara ilk ağır darbelerden biri indirilmiş, Tuğrul Bey ile süreç hız kazanmış, Sultan Alparslan'ın 1064'te Ani'yi fethetmesiyle daha ileri bir safhaya taşınmıştır."</blockquote>

<p>Afşin Bey ve diğer Türk kumandanlarının Anadolu içlerine uzanan akınlarıyla Bizans'ın Doğu'daki tahakkümünün adım adım kırıldığını, Türk atlılarının bastığı her toprağın yaklaşan büyük fethin ve Türk hakimiyetinin habercisi olduğunu anlatan Bahçeli, şunları kaydetti:</p>

<blockquote>"26 Ağustos 1071 Cuma günü gelip çattığında Sultan Alparslan, ordusunun saf düzenini gözden geçirmiş, beylerine son emirlerini vermiş, cuma namazını eda etmiş, ardından beyaz şehadet libasını kuşanarak Malazgirt Ovası'na revan olmuştur. Malazgirt'e kefeniyle çıkan Sultan Alparslan'ın önünde zafer, gönlünde uğruna can verilecek Türk milletinin cihanşümul devlet ülküsü ve aklında Tammetül Kübra'ya dek Türk milletine yurt olacak Anadolu vardır. Hakanının ölümü göze aldığı yerde neferin tereddüdüne, korkunun saflara sirayetine, inkar edenlerin ise iman dolu yüreklerin önüne geçmesine imkan yoktur. Malazgirt Ovası'nda Turan taktiğiyle çemberi daraltan Türk süvarisi, Sultan Alparslan'ın mahir sevk ve idaresi altında Roma'nın doğudaki mirasını taşıyan Bizans'ı güneşle beraber batıya sürmüş, Malazgirt ufkunda haçın gölgesi sönerken hilalin hükmü Anadolu semalarında yükselmiştir."</blockquote>

<p>Bahçeli, Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'ya yayılan Türkmen varlığının, kurulan beylikler ile yürütülen iskan ve imar hamleleri sayesinde bu coğrafyada kök saldığını belirterek Selçuklu'dan Söğüt'e, Edirne'den İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya uzanan kesintisiz tarih hattında değişen tek unsurun başkentler olduğunu, Türk milletinin Anadolu'ya sahip olma, devletini yaşatma ve kendi mukadderatına hükmetme iradesinin ise değişmediğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Horasan'dan kopup Pasinler'de kuvvet bulan ve Malazgirt'te büyük bir zaferle Anadolu'nun bağrına yürüyen Türk iradesinin hükmünün silinmeyeceğinin altını çizen Bahçeli, "Bu toprakların üzerinde yükselen ezan, dalgalanan ay yıldızlı al bayrak ve yaşayan Türk devleti, o kutlu günün çağlar ötesindeki şahidi olmaya devam edecektir. Sultan Alparslan'ı, onunla aynı safta şehadeti göze alan aziz neferlerini, Anadolu'yu fetihle açıp iskanla kökleştiren, imarla mamur eden, adaletle yaşatan ve Devlet-i ebed müddet şiarıyla yurda dönüştüren muhterem ecdadımızı rahmet, minnet ve hürmetle yad ediyorum. Malazgirt mazimizdir, Anadolu namusumuzdur, Türkiye istikbalimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bahtımızdır. Türk milletinin bahtı daima açık olsun." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceli-malazgirt-mazimizdir-anadolu-namusumuzdur-turkiye-istikbalimizdir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/10/devlet-bahceli.jpg" type="image/jpeg" length="50887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haçlı cinneti kendi çocuklarını yuttu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın, yaşlı ve çocuk karşısında hiçbir ahlâk hududu tanımayan Haçlı-Batı zihniyeti, 1099’da Kudüs’ü, 1204’te İstanbul’u kana buladı. 1212’de kendi çocuklarını “kutsal topraklar” vaadiyle açlığa, ölüme ve köle pazarlarına sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haçlı saldırılarının fitilini Papa II. Urbanus’un 1095’te Clermont Konsili’nde yaptığı çağrı ateşledi. Dinî söylem altında başlayan siyasî ve askerî istilâ, 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ün işgaliyle vahşete dönüştü. Haçlılar evlerde, camilerde ve sokaklarda buldukları Müslümanları kadın ve çocuk ayırmadan öldürdü. Aynı zihniyet 13 Nisan 1204’te İstanbul’u yağmalarken kadın, yaşlı ve çocukların üzerine at sürdü. Rahibeleri dahi tecavüzden korumadı.</p>

<p>Selahaddin Eyyûbî’nin 2 Ekim 1187’de Kudüs’teki 88 yıllık Haçlı hâkimiyetini bitirmesi, Avrupa’daki saldırı propagandasını durdurmadı. Papalık ve kilise vaizleri, “kutsal toprakları kurtarma” çağrılarıyla halkı yeniden doğuya yöneltti. Yıllarca sürdürülen bu kışkırtma 1212’de çocuklara kadar ulaştı. Papalık, ortaya çıkan yürüyüşe resmî tasdik vermedi fakat çocukları yola döken fikrî ve dinî iklimi bizzat Haçlı propagandası meydana getirdi.</p>

<p>Fransa’daki hareketin başında, Vendôme yakınlarındaki Cloyes köyünden çoban Étienne bulunuyordu. Étienne, Haziran 1212’de Hz. İsa’nın fakir bir hacı suretinde kendisine göründüğünü ve Kral II. Philippe’e ulaştırması için bir mektup verdiğini söyledi. Laon Kroniği, Saint-Denis’ye yürüyen çocuk ve gençlerin sayısını 30 bin olarak kaydetti. Kralın dağılma emrine rağmen Haçlı heyecanı şehir ve köylere yayıldı. Sancak ve haçlarla yürüyen kafileler güneye yöneldi.</p>

<p>Alman topraklarındaki kafileyi ise Kölnlü Nicholas sürükledi. Ren havzasından çıkan çocuklar, gençler, kadınlar ve yoksul köylüler Alpleri aşarak 25 Temmuz’da Speyer’e, 20-21 Ağustos’ta Piacenza’ya ulaştı. 25 Ağustos 1212’de Cenova’ya varan kafilenin 7 binden fazla kişiden oluştuğu kaydedildi. Denizin önlerinde açılacağına inanan kalabalık bekledi. Beklenen hadise yaşanmayınca kafile dağıldı. Açlık, susuzluk, soğuk ve yağma binlerce insanı yollarda tüketti.</p>

<p>Alberic de Trois-Fontaines’in kroniğine göre Marsilya’ya ulaşan çocuklara Hugo Ferreus ile William Porcus adlı iki tacir, Kudüs’e ücretsiz götürme vaadinde bulundu. Çocuklar yedi gemiye dolduruldu. Gemilerden ikisi battı ve içindekiler boğuldu. Kalan beş gemi Cezayir’deki Bicâye ile İskenderiye’ye ulaştı. Kudüs’e götürüleceğini zanneden çocuklar burada köle olarak satıldı. Yerli tarih kaynakları da Marsilya, Cenova ve Brindisi limanlarına ulaşan çocukların bindikleri gemilerin battığını, kaybolduğunu ve bir kısmının köleleştirildiğini kaydediyor.</p>

<p>Papalık bu büyük faciadan ibret çıkarmadı. Papa III. Innocentius yeni saldırı hazırlıklarını sürdürdü. 1215 Lateran Konsili’nde katılacaklara imtiyaz ve günahlarının bağışlanması vaat edildi. Haçlılar 1219’da Dimyat’ı ele geçirdiklerinde şehir halkını köle olarak sattı, küçük çocukları zorla vaftiz ederek kilise hizmetine verdi. Kadın, yaşlı ve çocuğu ganimet düzeninin önünde engel saymayan Haçlı-Batı ruhu, kendi çocuklarına da merhamet göstermedi. Onları bir saldırı fikri uğruna açlığa, denize ve köle pazarlarına attı.</p>

<p>Kaynaklar:</p>

<ol>
 <li>
 <p>Altan, Ebru. “Çocukların Haçlı Seferi (1212).” <i>Popüler Tarih</i>, S. 40, 2003, ss. 38-41.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Demirkent, Işın. “Haçlılar.” <i>TDV İslâm Ansiklopedisi</i>, C. 14, 1996.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Raedts, Peter. “The Children’s Crusade of 1212.” <i>Journal of Medieval History</i>, 3/4, 1977, ss. 279-323. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Alberic de Trois-Fontaines. <i>Chronica Albrici Monachi Trium Fontium</i>. Ed. Paulus Scheffer-Boichorst, <i>MGH Scriptores</i>, C. 23, Hannover, 1874.</p>
 </li>
</ol>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hacli-cinneti-kendi-cocuklarini-yuttu.png" type="image/jpeg" length="54309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kendinize has bir mânâ anlayışınız yoksa...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kendinize has bir mânâ anlayışınız yoksa inandırıcılığınızı yitirir, boşluğa düşersiniz. Benzer şekilde fikri metabolizmanız düşükse, temasa geçtiğiniz kültür sizi zehirleyebilir ya da aldığınız yabancı maddelerin çokluğu sebebiyle kültürel hazımsızlık çeker; kendi kültürünüzle çatışma içine girersiniz. Tıpkı, cumhuriyet sonrası nesillerde hakikat ve hakikat hissinin yitimini gösteren sanat ve edebiyata dair eserlerinde olduğu gibi… Kimi ideolojisini yitirmiş bir topluma ağıt yakmakta, kimi de zevksizliği teksir etmekle meşgul.</p>

<p>Sanat Hakk’ı arama metodudur. Her sanat biçimi belirli bir zihniyet ya da ruha ifade imkânı sunar ve her durumda belirli bir kişilik ve kültür tipiyle ayrılmaz bir biçimde ilişkilidir. Kültür gibi kişiliklerde hâkim kültür modelinin hasrı içindedir. Duyumcul sanat, daha çok duyumcul niteliğe sahip bir kültürde ve bu kültürün şekillendirdiği şahsiyetlerden müteşekkil bir toplumda ortaya çıkar; idealistik sanat daha çok bütüncül bir kültür ve toplumda vb… Bir kültür- medeniyet, hâkim kültür tipinden bir başkasına intikâl ettiğinde sanatı da benzer bir değişim geçirir. Fikir ve sanat tarihin seyrine paralel olarak gelişir. Bunalım dönemleri kendi sanatını doğurduğu gibi, hâkimiyet dönemleri de uyumlu, klâsik ve kendi kıymet ölçüsünü tayin etmiş bir sanat doğurur. Sanat etle tırnak gibi, onu doğuran toplum, kültür ve bu kültürün şekillendirdiği kişilik tipinden bağımsız olarak kendiliğinden var olup değişemez. Bunlarla birlikte doğar, gelişir, değişir ve çöker.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslâmi kesim, “muhafazakârlığı müslümanlıkla özdeşleştiren, bizim olmayan bir sınıflama içinde olduğunu” görmeli ve “nasıl yapılacağını bilmekle ne yapılacağını bilme"nin farklılığının şuurunda olarak, görüneceği mihrakı bulmalı. Zira, demokratik siyasetin dönüşümü gereği, din toplumda kimlik kazandırıcı bir kültüre irca edilirken, inancın özü (iman) zayıflatılıyor; şekilcilik ve buna bağlı hayat tarzı özellikle empoze edilip özendiriliyor. Temel hedef, “ben”in bu dünyada her türlü idealini yitirmiş bir kimliğe indirgenmesidir. İnsanı özgür iradesiyle istediğini seçmekte serbest bırakırken, itiraf edilmemiş olsa da asıl gayret, ferdin itildiği yönde din dışı bir yasa seçmesidir. İdeali olmayan bir toplumda her türlü âlemşümul ve fetihçi anlayış anlamını yitirir. Demokratik siyasetin ve dış görünüme odaklı çoğulculuğun istediği şey de tam budur.</p>

<p>Mevlüt Koç'un 2012 yılında Aylık Dergisi'nin 93. sayısındaki <a href="https://www.barandergisi.net/mechule-hurmet-tavri"><span style="color:#c0392b"><strong>yazısından</strong></span></a> alıntı</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kendinize-has-bir-mana-anlayisiniz-yoksa.png" type="image/jpeg" length="68599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şapkanın serencâmı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sapkanin-serencami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sapkanin-serencami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet’in ilk yıllarında Batılılaşmanın sembollerinden biri hâline getirilen şapka, 1925’te kanunla topluma dayatıldı. “Medenileşme” adına yürütülen kıyafet inkılabı, kısa sürede İstiklâl Mahkemeleri, hapis ve idam kararlarıyla anılan bir sürece dönüştü. Dönemin kaynakları, Avrupa şapka tüccarlarının kazancından memurlara şapka alabilmeleri için verilen borçlara kadar Kemalist inkılabın içyüzünü ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mustafa Kemal, 23 Ağustos 1925’te başladığı Kastamonu gezisinde şapka ve kıyafet değişikliğinin işaretlerini verdi. İnebolu’da yaptığı konuşmalarda Batılı kıyafeti “medenî ve beynelmilel” hayatın bir gereği olarak takdim etti. Ardından 25 Kasım 1925’te 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun Meclis’ten geçirildi. Kanun 28 Kasım’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Devlet memurlarına şapka mecburiyeti getiriliyor, halkın da “umumi serpuşu”nun şapka olduğu hükme bağlanıyordu.</p>

<ul>
 <li>
 <h3><i><a href="https://www.barandergisi.net/istiklal-mahkemeleri-sapka-devrimi-harf-devrimi-ve-lozan"><span style="color:#e74c3c">İstiklal Mahkemeleri, Şapka Devrimi, Harf Devrimi ve Lozan</span></a></i></h3>
 </li>
</ul>

<h2><strong>İnkılaba itirazın karşılığı İstiklâl Mahkemeleri oldu</strong></h2>

<p>Şapkaya karşı başlayan protestolar üzerine İstiklâl Mahkemeleri Anadolu’ya gönderildi. TDV İslâm Ansiklopedisi kayıtlarına göre Sivas’ta bir kişi idama mahkûm edildi; Rize’de sekiz kişiye, Giresun’da iki kişiye idam cezası verildi. Maraş’tan getirilen sanıklardan beşi de idama mahkûm edildi. Çok sayıda kişi hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldı. Üstelik Şapka Kanunu’nun kabul edildiği gün İstiklâl Mahkemelerine Meclis tasdiki olmaksızın idam kararlarını infaz etme yetkisi de verildi.</p>

<p>Dönemi anlatan <i>Tarih Şuuruna Doğru</i> isimli eserde Falih Rıfkı Atay’a atfen, şapka inkılabına karşı çıktıkları gerekçesiyle 57 kişinin idam edildiği aktarılıyor. Bu rakam farklı tarih çalışmalarında farklı biçimlerde ele alınsa da İstiklâl Mahkemelerinin şapka karşıtı hadiseler sebebiyle çok sayıda idam ve hapis hükmü verdiği resmî ve akademik kaynaklarda açıkça yer alıyor.</p>

<h2><strong>Avrupa’nın şapka tüccarları “altın günler” yaşadı</strong></h2>

<p>Aynı eserde İngiliz yazar George Paneth’in <i>Turkey at the Cross-roads</i> kitabından aktarılan bilgiler ise inkılabın başka bir yüzünü gösteriyor. Paneth, Avrupa’daki şapka imalatçılarının Türkiye’deki değişiklik üzerine “altın günler” yaşadığını; İstanbul’a fötr, panama ve kasket yüklü gemilerin gönderildiğini anlatıyor. İtalyan Borsalino kardeşlerin şapka yüklü gemisinin İstanbul Limanı’nda bulunduğu ve yükün hızla gümrükten geçirilmesiyle büyük kazanç sağladıkları da aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kanundan önce yazılan eser idam dosyasına girdi</strong></h2>

<p>Baskının en çarpıcı örneklerinden biri İskilipli Atıf Hoca oldu. Atıf Hoca’nın 1924’te, yani Şapka Kanunu çıkarılmadan önce kaleme aldığı <i>Frenk Mukallitliği ve Şapka</i> isimli risale daha sonra aleyhindeki davanın temel delillerinden biri hâline getirildi. Ankara İstiklâl Mahkemesi 3 Şubat 1926’da Atıf Hoca hakkında idam kararı verdi. Mahkemenin gerekçeli kararında risalenin inkılap karşıtı hadiseleri teşvik ettiği ileri sürüldü.</p>

<p>Bir milletin asırlardır taşıdığı kıyafet ve semboller, birkaç ay içerisinde “medeniyet” ölçüsüne vurularak tasfiye edildi. Şapka meselesi böylece basit bir kıyafet değişikliğinin ötesine geçti; Batılılaşmanın devlet gücüyle topluma kabul ettirilmesinin ve itirazın ağır cezalarla bastırılmasının sembollerinden biri olarak Cumhuriyet tarihine geçti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sapkanin-serencami</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/sapkaa.png" type="image/jpeg" length="97865"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin’e yardım etti, ABD peşine düştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistine-yardim-etti-abd-pesine-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistine-yardim-etti-abd-pesine-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin en zengin ailelerinden Cox hanedanının varislerinden James “Fergie” Chambers, Gazze’ye yaklaşık 1 milyon dolarlık insani yardım aktarmasının ardından Washington’un talebiyle İspanya’da tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>41 yaşındaki Chambers, 10 Temmuz’da ailesiyle birlikte bulunduğu İbiza’da İspanyol polisi tarafından gözaltına alındı. ABD tarafından çıkarılan uluslararası yakalama kararında Chambers hakkında kara para aklama, isyan ve isyana iştirak gibi suçlamalar yer alırken, dosyada Gazze’de faaliyet gösteren ve Hamas’la bağlantılı olduğu öne sürülen kuruluşlara mali destek sağladığı iddiasına da yer verildi. ABD’de suçlu bulunması hâlinde toplamda 30 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi.</p>

<h2><strong>Gazze’ye yaklaşık 1 milyon dolar yardım</strong></h2>

<p>Chambers’ın avukatlarının açıkladığı bilgilere göre Filistin’e gönderilen paralar; gıda, ilaç, sağlık malzemesi, yaralı çocukların tedavisi, psikolojik destek ve Gazze’deki küçük işletmelerin ayakta tutulması gibi insani faaliyetlere aktarıldı. Chambers’ın yüz binlerce dolarlık yardımlarının çeşitli Filistin yardım kuruluşları üzerinden Gazze’ye ulaştırıldığı belirtiliyor.</p>

<p>ABD makamları ise bu para trafiğinin bir bölümünü “Hamas'a maddi destek” şüphesi altında soruşturuyor. Chambers’ın ailesi ve avukatları suçlamaları reddederek sürecin Filistin’e verdiği destek sebebiyle yürütülen siyasî bir kovuşturma olduğunu savunuyor. İspanya’dan ABD’ye iadesi için yürütülen hukuki süreç devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Filistin’e desteğe tahammül yok</strong></h2>

<p>İsrail’in tasmasını elinde tuttuğu Washington düzeninde Filistin bayrağı taşımak, Gazze için ses çıkarmak ve mazlumlara para göndermek giderek cezalandırılabilir bir fiile dönüştürülüyor. Chambers dosyası da meselenin yalnızca bir milyarderin yargılanması olmadığını; Filistin’le dayanışmanın bütün dünyaya ibret olacak biçimde sindirilmek istendiğini ortaya koyuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistine-yardim-etti-abd-pesine-dustu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistin-destek-1.webp" type="image/jpeg" length="39888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin bayrağı açtılar, Singapur’a girişleri yasaklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistin-bayragi-actilar-singapura-girisleri-yasaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistin-bayragi-actilar-singapura-girisleri-yasaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz müzik grubu Massive Attack’ın iki üyesi, Singapur’daki konserlerinde Filistin bayrağı açıp “Özgür Filistin” sloganına eşlik etmelerinin ardından ülkeye yeniden girişten men edildi. Singapur yönetimi ayrıca grubun ülkede yeniden konser vermesine izin verilmeyeceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiliz müzik grubu Massive Attack, 29 Temmuz’da Singapur’daki Star Theatre’da verdiği konseri Filistin’e destek gösterisiyle tamamladı. Grubun iki üyesi sahnede Filistin bayrağı açarken, üyelerden biri “Free Palestine” (Özgür Filistin) sloganı attı. Salondaki dinleyiciler de Filistin’e destek sloganlarına katıldı.</p>

<p>Singapur polisi, konserin ardından iki grup üyesi hakkında “siyasi bir davaya destek vermek” ve izin almadan yabancı bir ülkenin bayrağını sergilemek gerekçesiyle soruşturma başlattı. Soruşturma sonunda iki sanatçıya resmî uyarı verildi ve Singapur’a yeniden girişleri yasaklandı. Ülkedeki medya otoritesi IMDA da giriş yasağı sebebiyle Massive Attack’ın bundan sonraki konser başvurularının kabul edilmeyeceğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Filistin dayanışmasına cezalandırma</strong></h2>

<p>Grup daha sonra yaptığı açıklamada konser sonrasında üyelerinin polis tarafından alıkonulduğunu, ayrı ayrı sorgulandığını, bazı üyelerin otel odalarının arandığını ve pasaportlarına geçici olarak el konulduğunu açıkladı. Massive Attack, bütün bunlara rağmen Filistin halkıyla dayanışma göstermiş olmaktan gurur duyduklarını ifade etti.</p>

<p>Gazze’de yaşananlar karşısında dünyanın birçok ülkesinde sanatçılar, öğrenciler ve halk kitleleri Filistin’e destek gösterilerini sürdürürken, Singapur yönetiminin bir Filistin bayrağını ve “Özgür Filistin” sloganını cezalandırması, Filistin dayanışmasına yönelik baskının ulaştığı noktayı bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistin-bayragi-actilar-singapura-girisleri-yasaklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ma-atak.jpeg" type="image/jpeg" length="44102"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Batıcı-Kemalist düzenin yetiştirdiği cani nesil]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/batici-kemalist-duzenin-yetistirdigi-cani-nesil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/batici-kemalist-duzenin-yetistirdigi-cani-nesil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir asırdır milleti imanından, ahlâkından ve merhamet ölçüsünden koparıp nefsinin peşinde koşturan Batıcı-Kemalist düzenin yetiştirdiği insan tiplerinden biri daha kameraya yansıdı. Bir kadın, kendisine hiçbir zararı dokunmayan kaplumbağayı botuyla defalarca ezerek öldürdü, ardından yaptığı vahşetten zevk aldığını söyleyip başka hayvanları da öldürmek istediğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada yayılan görüntülerde kadın, yerdeki kaplumbağanın üzerine botuyla tekrar tekrar basıyor. Yanındaki kişinin “Nasıl hissediyorsun?” sorusuna, “Çok mutluyum, sonunda seri katile dönüştüm. Güzel bir histi, başka hayvanları da öldürmek isterdim” cevabını veriyor. Bir mahlûk gözlerinin önünde can verirken kameranın arkasından yükselen kahkahalar ise işlenen vahşetin hangi ruh sefaletinin içinde gerçekleştirildiğini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah’ın yarattığı dilsiz bir mahlûku, kendisine hiçbir zararı olmadığı hâlde, sırf nefsine birkaç saniyelik haz versin diye işkenceyle öldürebilecek hâle gelen aşağılık bir yığının hangi mektepte, hangi eğitim ve anlayışla yetiştiğine bakmak gerekiyor. Bir asır boyunca mukaddesatı gericilik, haya ve iffeti çağdışılık, Allah korkusunu hayatın dışına atılması gereken bir yük olarak gören Batıcı-Kemalist terbiye; sonunda ölçüsünü nefsinden alan, merhameti kaybetmiş ve kötülüğü eğlence malzemesine çevirmiş bir nesil meydana getirdi. Dün aileyi, ahlâkı ve mukaddesatı hedef alan bu zihniyetin bugün önümüze çıkardığı manzara budur.</p>

<section dir="auto">
<p>Başka bir canlının acısından zevk çıkaracak kadar insanlığından uzaklaşıp canavarlaşmış, zevk ve ihtirasının kölesi olmuş bu sapkınlara hâlihazırda hak ettikleri cezayı verecek, soluğunuzu kesecek bir hukuk iradesinin bulunmaması da ne kadar rezil bir vaziyette olduğumuzu tekrar tekrar hatırlatıyor. Vahşetin alenen sergilenip kahkahalarla kayda alınabildiği, failin de bundan övünç duyabildiği bir yerde çürüme artık ferdî olmaktan çıkmış, toplumsal bir hastalığa dönüşmüş demektir.</p>
</section>

<p>Bir de her sokak köpeği meselesinde ortalığı birbirine katan köpekperest lobiler var. Günlerce ekran kaplayanlar, insanlara saldıran köpekler için bile memleketi ayağa kaldıranlar, kaplumbağayı ayağının altında eze eze öldüren bu kadın karşısında nerede? Bakalım “hayvan sevgisi” nutukları kaplumbağaya da yetişecek mi; yoksa bütün hassasiyetleri yine köpek üzerinden yürüttükleri ideolojik gösteriden mi ibaret kalacak?</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/batici-kemalist-duzenin-yetistirdigi-cani-nesil</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kaplumbaga-video-haberu.webp" type="image/jpeg" length="19825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze'de ateşkes yalanı altında işgal ve katliam sürüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-ateskes-yalani-altinda-isgal-ve-katliam-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-ateskes-yalani-altinda-isgal-ve-katliam-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik saldırıları ateşkese rağmen sürüyor. 23 Ağustos’ta Gazze’nin orta kesimindeki ez-Zevayda’ya düzenlenen saldırıda biri çocuk iki Filistinli şehit oldu, yedi kişi yaralandı. Han Yunus’un batısındaki El-Albani Camii yakınında sivillerin bulunduğu bölgenin hedef alınması sonucu da yedi Filistinli yaralandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Uçurtma bahanesiyle Gazze’ye yeni tehdit</strong></h2>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze’den uçurulan “balon ve uçurtmaları” gerekçe göstererek suikastları artırmak ve bazı bölgelerdeki Filistinlileri yeniden yerlerinden etmekle tehdit etti. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise bu açıklamaların, Gazze’de özellikle çocukların hedef alınmasını meşrulaştırmak için yeni bir bahane üretme çabası olduğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Batı Şeria’da toplu baskın: 13 Filistinli gözaltına alındı</strong></h2>

<p>Terörist İsrail güçleri işgal altındaki Batı Şeria’da düzenlediği baskınlarda biri çocuk 13 Filistinliyi gözaltına aldı. Kalkilya’da altı, Tulkerim’de beş Filistinli ev baskınları sırasında alıkonulurken Beytüllahim’de de iki kişi gözaltına alındı. Ramallah yakınlarındaki el-Muğayyir köyünün tek açık girişinin kapatılmasıyla halkın giriş çıkışı engellendi; Filistinliler yol üzerinde sorgulandı ve araçlara göz yaşartıcı gaz sıkıldı.</p>

<h2><strong>Terörist Yahudiler evleri, araçları ve zeytinlikleri hedef aldı</strong></h2>

<p>Batı Şeria’daki askerî baskınlarla eş zamanlı olarak terörist Yahudilerin saldırıları da sürdü. Nablus’un güneyindeki Osarin’de bir Filistinliye ait oda ve araç ateşe verildi, bölgeye ırkçı sloganlar yazıldı. Beytüllahim’de sulama boruları parçalandı, Filistinlilere ait zeytin ve üzüm ağaçları söküldü. Ramallah’ın doğusundaki Burka’da ise bir çiftçiye ait çadır, ekipman ve hayvan yemleri yakıldı.</p>

<h2><strong>Batı Şeria’daki gasp 592 yerleşim ve karakola ulaştı</strong></h2>

<p>Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimleri ve ileri karakolların toplam sayısının 592’ye ulaştığını açıkladı. Komisyona göre terörist İsrail hâlihazırda Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 42’si üzerinde kontrol sağlıyor. Yerleşimlerin genişletilmesi, Filistin köylerinin çevresinin kuşatılması ve yeni karakollar kurulması, toprakların fiilî ilhakını hızlandıran başlıca araçlardan biri hâline gelmiş durumda.</p>

<h2><strong>Terörist Yahudi saldırılarında 2026’nın bilançosu ağırlaşıyor</strong></h2>

<p>Filistinli yetkililerin kayıtlarına göre 2026 yılı başından 21 Ağustos’a kadar Batı Şeria’da terörist Yahudilerin saldırılarında en az 25 Filistinli şehit edildi. Bu sayı, kayıtların tutulmaya başlandığı 2019’dan bu yana ulaşılan en yüksek yıllık rakam oldu. 2019’dan bu yana bu saldırılarda şehit edilen 87 Filistinlinin 61’i, 7 Ekim 2023 sonrasındaki dönemde şehit oldu. Şehitler arasında 18 yaşından küçük 12 çocuk da bulunuyor.</p>

<h2><strong>Ürdün Vadisi’nde su kaynaklarına sistematik saldırı</strong></h2>

<p>Terörist İsrail güçleri Ürdün Vadisi’nin kuzeyinde Filistinlilere ait kuyuları, su borularını ve sulama şebekelerini hedef aldı. Atuf köyünde bir çiftçiye ait kuyu son beş yılda üçüncü kez doldurularak kullanılamaz hâle getirildi. Terörist Yahudilerin zarar verdiği ana su hattının kalan bölümleri de İsrail buldozerleri tarafından söküldü. Yaklaşık 30 hayvancılık yapan ailenin suya erişimi kesilirken 8 bin dönüm civarındaki tarım arazisi de doğrudan etkilendi. Bölgede üç artezyen kuyusunun daha kapatıldığı bildirildi.</p>

<h2><strong>Netanyahu: Filistin devletine izin vermeyeceğim</strong></h2>

<p>Binyamin Netanyahu, iktidarda kaldığı müddetçe Gazze’de veya işgal altındaki Batı Şeria’da bir Filistin devletinin kurulmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Netanyahu’nun sözleri, Yahudi işgalinin genişletildiği ve Batı Şeria’daki Filistin topraklarının giderek daha fazla parçalandığı bir dönemde geldi. Açıklama aynı zamanda 27 Ekim’de yapılması planlanan İsrail seçimleri öncesinde yayımlanan anketlerde Netanyahu bloğunun Meclis çoğunluğunun gerisine düşmesiyle aynı zamana rastladı.</p>

<h2><strong>Kalp krizi geçiren Filistinli doktorun tutukluluğu uzatıldı</strong></h2>

<p>Terörist İsrail’in askerî mahkemesi, 55 yaşındaki Filistinli doktor Dima Amin’in tutukluluğunu beş gün daha uzattı. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Amin, tutukluluğu sırasında ağır kalp krizi geçirdi ve kalp kateterizasyonu uygulanmak zorunda kaldı. Buna rağmen serbest bırakılmadı.</p>

<h3><strong>İsrail hapishanelerinde 9 bin 400 Filistinli</strong></h3>

<p>Damon Hapishanesi önünde yapılan protestolarda Filistinli kadın tutukluların maruz kaldığı kötü muamele yeniden gündeme geldi. Filistin Tutuklular İşleri Komisyonu, kadın tutuklulardan birinin sorgu sırasında cinsel tacize, aile üyelerine yönelik tehditlere ve ağır baskıya maruz kaldığını bildirdi. Temmuz 2026 verilerine göre terörist İsrail hapishanelerinde yaklaşık 9 bin 400 Filistinli bulunuyor. Bunların 94’ü kadın, 350’den fazlası çocuk ve 3 bin 244’ü herhangi bir mahkûmiyet kararı olmadan “idari tutuklu” statüsünde tutuluyor.</p>

<p><i>Kaynak: Middle East Monitor</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-ateskes-yalani-altinda-isgal-ve-katliam-suruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-ateskes-3.webp" type="image/jpeg" length="25782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere'den Rusya'ya baskı çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiltereden-rusyaya-baski-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiltereden-rusyaya-baski-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Rusya üzerindeki ekonomik ve siyasi baskının artırılması çağrısında bulundu. Burnham, Moskova'nın finansman imkanlarının kısıtlanması için 'tam zamanı' olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna'nın bağımsızlığının 35. yıl dönümü dolayısıyla Kiev'de düzenlenen anma törenlerine katılmak üzere ilk yurt dışı ziyaretini bu ülkeye gerçekleştirdi.</p>

<p>Kiev'deki Aziz Sofya Katedrali önünde yaptığı konuşmada Burnham, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı direnişini İngiltere'nin Nazi Almanyası'na karşı verdiği mücadeleye benzetti.</p>

<p>Burnham, kış öncesi Kiev'in hava savunmasını güçlendirmesine yardım etme sözü vererek, "Rusya'nın ülkemize yönelik çirkin tehditlerine rağmen Ukrayna'ya desteğimizi sürdüreceğiz." dedi.</p>

<p>Başbakan Burnham, Rusya üzerindeki baskıyı sürdürmenin ve bu ülkenin finansman kabiliyetini kısıtlamanın da tam zamanı olduğu değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>"UKRAYNA AVRUPA'YI GÜVENDE TUTMANIN ÖN CEPHESİDİR"</strong></h2>

<p>Rusya karşısında Ukrayna halkının gücünü hayranlık uyandırıcı olarak niteleyen Burnham, "Ukrayna, Avrupa'nın koruyucusu olmuştur; güvenliğimiz için bir yük değil, Avrupa'yı güvende tutmanın ön cephesidir. Ukrayna halkı sadece sürekli desteğimizi değil, şükranımızı ve saygımızı da hak ediyor." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de İngiltere'nin ülkesine süregelen desteği dolayısıyla Ukrayna halkının minnettarlığını göstermek amacıyla Burnham'a onur nişanı takdim etti.</p>

<h2><strong>"GÖNÜLLÜLER KOALİSYONU" TOPLANTISINA DA EŞBAŞKANLIK YAPACAK</strong></h2>

<p>Başbakanlık Ofisi 10 Numara'dan ziyarete ilişkin yapılan yazılı açıklamada da Burnham'ın, Kiev'de İngiltere'nin Ukrayna'nın bağımsızlığını tam anlamıyla desteklediğini ve Rusya'nın tehditlerinin ülkesinin kararlılığını daha da güçlendirdiğini söyleyeceği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, Burnham'ın, göreve gelmesinden bu yana gerçekleştireceği ilk yurt dışı gezisi kapsamında, Kiev'in uzun menzilli füzelerin yerli üretimini artırmasına yönelik İngiliz desteğini de açıklayacağı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>

<blockquote>"Ukrayna'ya taahhüdün gücünü vurgulamak amacıyla, Başbakan, Ukrayna ve Fransa'nın Ukrayna'da yerel montaj hatları kurmayı planladıkları bir ortamda, hükümetin savunma şirketi MBDA'nın uzun menzilli SCALP füzesinin İngiltere menşeli bileşenlerine ilişkin gizli bilgileri açıklayabileceğini kabul ettiğini duyurmaya hazırlanıyor. Bu füze, İngiltere'nin Storm Shadow füzesinin Fransa'da üretilen versiyonudur. Her ikisi de ortak Fransız ve İngiliz teknolojisini kullanmaktadır."</blockquote>

<p>Ayrıca, açıklamada, Başbakan Burnham'ın, Kiev'de düzenlenecek Ukrayna konulu "Gönüllüler Koalisyonu" toplantısına da eşbaşkanlık yapacağı duyuruldu.</p>

<p><i>Kaynak: Star Haber</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiltereden-rusyaya-baski-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ingiltere-rusya-haber.webp" type="image/jpeg" length="21310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye ile İsrail Ürdün’de masaya oturdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriye-ile-israil-urdunde-masaya-oturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriye-ile-israil-urdunde-masaya-oturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye yönetimi, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani başkanlığındaki üst düzey heyetin Ürdün’de İsrailli yetkililerle görüştüğünü doğruladı. ABD arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmede İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulması, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na dönüş ve güvenlik müzakerelerinin yeniden başlatılması ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">Suriye ile İsrail, artan gerilimin ardından 23 Ağustos’ta Ürdün’de ABD arabuluculuğunda görüştü. Suriye heyetine Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail heyetine ise Mossad Başkanı Roman Gofman başkanlık etti.</section>

<section dir="auto">
<h2><strong>Şam: İsrail saldırıları durmalı</strong></h2>

<p>Görüşmede İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının sona erdirilmesi, İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesi ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden uygulanması ele alındı. Şam, İsrail’in önceki mutabakatlara bağlılığı konusunda tereddütlerini de dile getirdi.</p>

<h2><strong>Türkiye de gündemdeydi</strong></h2>

<p>İsrail’in, Türkiye’nin Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasındaki rolünden ve Suriye’deki askerî tesislerden faydalanma ihtimalinden rahatsız olduğu bildirildi. Şam ise egemen bir devlet olarak ordusunu geliştirme ve ittifaklarını kendi millî çıkarlarına göre belirleme hakkına sahip olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Golan vurgusu</strong></h2>

<p>Suriye, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri üzerindeki egemenlik iddiasını korurken, mevcut temaslarda önceliğin gerilimi azaltmak ve güvenlik düzenlemelerine ulaşmak olduğu belirtildi. Tarafların müzakereleri sürdürmesi bekleniyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriye-ile-israil-urdunde-masaya-oturdu</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/sureiye-israil.jpg" type="image/jpeg" length="52714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esed’in fetvacısına müebbet]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/esedin-fetvacisina-muebbet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/esedin-fetvacisina-muebbet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Esed rejiminin Suriye halkına karşı işlediği katliamlara verdiği fetvalarla meşruiyet sağlayan eski Suriye Başmüftüsü Ahmed Bedreddin Hassun, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2005-2021 yılları arasında Suriye Başmüftülüğü yapan Hassun, Esed rejiminin halka karşı yürüttüğü kanlı politikalara açık destek vermiş, rejimin saldırılarını ve öldürmelerini sözde dinî söylemlerle meşrulaştırmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Suriye’de Esed rejiminin devrilmesinin ardından eski rejimin suçlarına karışan isimlere yönelik başlayan yargılamalarda verilen müebbet kararı, yıllarca zulüm gören Suriye halkı için önemli bir hesaplaşma oluyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/esedin-fetvacisina-muebbet</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hassun.jpg" type="image/jpeg" length="34736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Tek Parti rejiminin İslâm düşmanı ve kafatasçısı: Afet İnan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-tek-parti-rejiminin-islam-dusmani-ve-kafatascisi-afet-inan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-tek-parti-rejiminin-islam-dusmani-ve-kafatascisi-afet-inan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tek parti idaresi, Türk milletini İslâm medeniyetinden ve bağından koparan yeni bir tarih ve kimlik anlayışı kurmaya çalıştı. Ölçü cetveli, kumpas, yüz açısı ve kafatası endeksi bu sığ anlayışın ilmî delilleri olarak kullanıldı. Türk milletinin tarihî kıymeti “beyaz”, “Ari” ve “brakisefal” ırk tasniflerine bağlandı.</p>

<p>Afet İnan bu ırkçı tarih siyasetinin merkezinde yer aldı. Türk Tarih Tezi’ni kongre kürsülerinde savundu, devlet destekli antropometri çalışmasını doktora tezine çevirdi, Türk Tarihi Araştırma Cemiyeti yöneticisi sıfatıyla mezar kazısına katıldı ve Kemalist rejimin yurttaşlık kitabını düzenleyerek talebelere okuttu. Kongre zabıtları, ders kitapları, mezar kazıları ve yabancı akademik çalışmalar onun rolünü açık biçimde belgeliyor.</p>

<p><a href="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan.jpg" rel="nofollow" title="Afet Inan"><img alt="Afet Inan" height="469" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan.jpg" width="750" /></a></p>

<p><strong>Batı’nın ırk cetveli devlet doktrinine dönüştü</strong></p>

<p>Afet İnan, 1928’de okuduğu Fransızca coğrafya kitabında Türklerin “sarı ırka” mensup ve Avrupalı zihniyetine göre güya ikinci sınıf bir insan tipi sayıldığını gördü. Kitabı Mustafa Kemal’e götürdü. Tek parti yönetimi bu aşağılamayı resmî tarih siyasetinin başlangıç noktalarından biri hâline getirdi ve Türkleri “beyaz ırk” hanesine yerleştirecek geniş bir antropoloji programı kurdu.</p>

<p>Afet İnan, Cenevre’de antropolog Eugène Pittard’ın öğrencisi olarak çalıştı. Araştırmalarını Türklerin beyaz ırkın Avrupalı koluna mensup bulunduğu tezi üzerine kurdu. Nazan Maksudyan’ın <i>History of the Human Sciences</i> dergisinde yayımlanan çalışması, devletin paleoantropoloji, antropometri ve kraniyometriyi Türkleri Avrupalı bir ırk ve Anadolu’nun ezelî yerlileri olarak göstermek gayesiyle seferber ettiğini kaydediyor. Kemalist antropologlar, Avrupa sömürgeciliğinin ürettiği ırk şemalarını milliyetçi devlet programına aktardı.</p>

<p>Bu siyaset, Batı merkezli ırk hiyerarşisine zihnî teslimiyetin mahsulüydü. Avrupa’nın insanları kafatasına ve ten rengine göre derecelendiren tasnifi kabul edildi. Türk milletine bu tasnif içinde “üstün” bir mevki kazandırmak devletin ilmî ve siyasî hedeflerinden biri hâline geldi. İslâm medeniyetinin zengin mirasını çöpe atan rejim, gerçek iftihar vesilelerini tasfiye edip ırkçı safsatalara sarılarak kendisini rezil ediyordu.</p>

<p><strong>Kongreden mezarlara uzanan kafatasçılık</strong></p>

<p>2-11 Temmuz 1932’de Ankara’da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi, ırkçı tarih tezinin resmî kürsüsü oldu. Afet İnan, “Tarihten Evvel ve Tarihin Fecrinde” başlıklı tebliğinde Orta Asya’nın ilk ve tek yerli ırkını Türk olarak tanımladı. Bu topluluğu beyaz ve brakisefal diye tarif etti. Türklerin “on binlerce yıllık, Ari, medenî, yüksek bir ırk”tan geldiğini savundu. Kongre salonu bu sözleri alkışlarla karşıladı.</p>

<p>Kongrede sunulan resmî tarih anlatısı Hitit, Sümer, Elam, Mısır, Akdeniz ve Roma medeniyetlerinin temeline Türkleri yerleştirdi. İnsanlık tarihinin büyük medeniyetleri ırkçı bir soy cetveline bağlandı. Arkeolojik bulgular, heykeller, kafatasları ve beden ölçüleri bu hükümlere delil olarak sunuldu.</p>

<p>Antropolog Şevket Aziz Kansu aynı kongrede masaya dört kafatası koydu. Kafataslarının bir kısmını Maarif ve Dahiliye vekâletlerinin yardımıyla Anadolu’daki metruk mezarlıklardan temin ettiğini açıkladı. Laboratuvarında “iki bine yakın” tasnif edilmiş kafa bulunduğunu söyledi. Ankara’nın Bağlum köyünden getirilen Abdullah, eşi ve çocukları da salonda “Alp adamı, Türk adamı” örneği olarak teşhir edildi. Kemalist rejim, insan bedenini resmî tarih tezinin sergi malzemesine çevirdi.</p>

<p>Kafatasçı faaliyet 1 Ağustos 1935’te Mimar Sinan’ın kabrine ulaştı. Türk Tarihi Araştırma Cemiyeti Başkanı Hasan Cemil Çambel, cemiyet üyesi Şevket Aziz Kansu ve cemiyetin asbaşkanı Afet İnan, Süleymaniye’deki mezarı kazdırdı. Heyet, Osmanlı medeniyetinin büyük mimarının “antropolojik bakımdan da Türk” olduğunu ispatlamayı hedefliyordu.</p>

<p><a href="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan-ve-manevi-babasi-ataturk-trabzonbarosu-jpg.webp" rel="nofollow" title="Afet Inan Ve Manevi Babasi Ataturk Trabzonbarosu Jpg"><img alt="Afet Inan Ve Manevi Babasi Ataturk Trabzonbarosu Jpg" height="543" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan-ve-manevi-babasi-ataturk-trabzonbarosu-jpg.webp" width="750" /></a></p>

<p>Kansu, mezar başındaki ölçümün 89-90 endeksle “hiperbrakisefal” özellik gösterdiğini açıkladı. Mimar Sinan’ın ırk kimliği, kafasının en ve boy oranı üzerinden tasdik edildi. Kafatasının kurulması planlanan antropoloji müzesine konacağı duyuruldu. Kafatası mezardan uzaklaştırıldı. Müze projesi gerçekleşmedi ve kafatasının akıbeti karanlıkta kaldı. Belleten’de yayımlanan araştırma, ertesi yıl kafatası ölçülerine göre bir Sinan portresi hazırlandığını da kaydediyor.</p>

<p>Karacaahmet ve Yediler mezarlıklarında yürütülen çalışmalar, devletin mezarlara uzanan sistemli ırk arayışını gösteriyor. Antropoloji Tetkikat Merkezi, ilk yıllarında Karacaahmet’ten toplanan kemikler üzerinde çalıştı. Haziran 1935’te Ankara’daki Selçuklu Yediler Mezarlığı’ndan on iskelet çıkarıldı. Belleten’in aktardığı sayımda, 1939’a kadar enstitüde Anadolu’dan 372 ve İstanbul’dan 1.040 kafatası birikti. Selçuklu-Osmanlı koleksiyonu toplam 1.412 kafatasına ulaştı.</p>

<p><strong>64 bin insanın bedeni ölçüldü</strong></p>

<p>1937 antropometri anketi 64 bin kadın ve erkeğin vücut ölçülerini kayda geçirdi. On ekip, 19 Haziran ile 31 Aralık 1937 arasında ülke çapında çalıştı. Sivil ve asker doktorlar, sağlık görevlileri ve beden eğitimi öğretmenleri araştırmada vazife aldı. Ölçümler Afet İnan’ın 1939’da Cenevre’de savunduğu doktora tezinin temelini oluşturdu.</p>

<p>Araştırma baş uzunluğunu, baş genişliğini, yüzü, burnu, boyu ve beden oranlarını kayıt altına aldı. Veriler, Türk halkını “brakisefal”, “Alpin” ve Avrupalı beyaz ırka mensup gösteren teze bağlandı. Devlet, önceden tayin ettiği tarih hükmüne insan bedeni üzerinden delil üretti. Antropometri böylece ilmî araştırma görüntüsü altında işleyen bir kimlik mühendisliğine dönüştü.</p>

<p>Bugünün biyolojik antropolojisi, insanlığın biyolojik olarak ayrı ve saf ırk kümelerine ayrıldığı fikrini reddediyor. Amerikan Biyolojik Antropologlar Birliği, hiçbir insan topluluğunun biyolojik bakımdan homojen yahut “saf” olmadığını bildiriyor. İnsan bedenindeki farklılıklar, kafatası endeksinden hareketle kurulmuş üstün ve aşağı ırk sınıflarına ilmî temel sağlamıyor. Afet İnan’ın akademik çalışmalarına temel yaptığı kafatası ölçümleri ve ırk tasnifleri, bilim görünümü verilmiş ırkçı kabullere dayanıyordu.</p>

<p><a href="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan-ataturk-inonu.jpg" rel="nofollow" title="Afet Inan Atatürk Inönü"><img alt="Afet Inan Atatürk Inönü" height="572" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan-ataturk-inonu.jpg" width="750" /></a></p>

<p><strong>İslâm medeniyetinden arındırılan Türk kimliği</strong></p>

<p>Kafatasçılık ile din düşmanlığı aynı kimlik siyasetinin parçalarıydı. Türk milletinin kuruluş hikâyesi İslâm öncesi çağlara ve hayalî ırk göçlerine bağlandı. İslâm medeniyeti bu yeni tarih kurgusunda kurucu mevkiini kaybetti. Ümmet şuuru milliyetçi devlet projesinin karşısına yerleştirildi.</p>

<p>Arkeolog Çiğdem Atakuman, <i>Journal of Social Archaeology</i>’de yayımlanan çalışmasında antropoloji ve arkeolojinin Türkleri İslâmî geçmişlerinden koparmak amacıyla kullanıldığını belirtiyor. Atakuman, tarih öncesi Türklük tezinin Türk milliyetçiliğini İslâmî muhtevasından arındırmayı ve Türkleri Batı’nın “medenî milletleri” arasına yerleştirmeyi hedeflediğini kaydediyor.</p>

<p>Mustafa Kemal için “asrımızın peygamberi, hatta Allah’ı” diyen Afet İnan’ın adıyla basılan <i>Vatandaş İçin Medeni Bilgiler</i>, bu anlayışı doğrudan eğitim sistemine taşıdı. Maarif Vekâleti kitabı 1931’de 40 bin adet bastı. Eser, 1930-1939 arasında ortaokullardaki yurttaşlık öğretiminin temel kitabı olarak okutuldu. Mustafa Kemal metni el yazısıyla hazırladı; Afet İnan notları düzenledi, kitabı kendi adıyla yayımladı ve derslerinde okuttu.</p>

<p><a href="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/vatandas-icin-medeni-bilgiler-afet-inan-mustafa-kemalpng.png" rel="nofollow" title="Vatandaş İçin Medeni Bilgiler Afet Inan Mustafa Kemal.png"><img alt="Vatandaş İçin Medeni Bilgiler Afet Inan Mustafa Kemal.png" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/vatandas-icin-medeni-bilgiler-afet-inan-mustafa-kemalpng.png" width="900" /></a></p>

<p>Kitapta İslâm için “Arapların dini” ve “Muhammed’in kurduğu din” ifadeleri kullanılıyor. Ümmet fikri, “bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyaseti” olarak gösteriliyor. İslâm’ın Türk milletinin “millî rabıtalarını gevşettiği, millî hislerini, millî heyecanını uyuşturduğu” ileri sürülüyor.</p>

<p>Yine kitapta Türk milletinin Kur’an ezberlemekten “beyni sulanmış hafızlara” döndüğü ileri sürülüyor, hilâfet alâmeti sayılan hırka “yalan bir palaspare” diye aşağılanıyor, dinin Türk milletini “gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttuğu” yazılıyor.</p>

<p>İslâm’ın Türk milletine topraklarını, menfaatlerini ve benliğini unutturduğu; onu “derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttuğu” ve “millî duyguyu boğduğu” yazıyor. Ahiret inancı, sefalet ve felaket karşısında milleti uyuşturan bir vasıta olarak gösteriliyor. Din hissinin Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktığı ve “Türk düşmanları olan Arap çöllerine” gittiği ileri sürülüyor. Ardından millî his dinî histen ayrılarak yeni kimlik siyasetinin istikameti tamamlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Afet İnan, bu satırları düzenledi, kendi adıyla yayımladı ve gençlere ders olarak okuttu.</p>

<p><strong>Kaynaklar</strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><a href="https://belleten.gov.tr/tam-metin/1686/tur" rel="nofollow">Türk Tarih Kurumu/Belleten, “Türk Tarih Kurumu’nun 50. Kuruluş Yıldönümü”</a></li>
 <li><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/63534" rel="nofollow">Emine Erden Kaya, “Erken Cumhuriyet Dönemi Ulus İnşa Sürecinde Irk ve Irkçılık (1923-1938)”</a></li>
 <li><a href="https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/09526951221096252" rel="nofollow">Nazan Maksudyan, “Racial anthropology in Turkey and transnational entanglements in the making of scientific knowledge”, <i>History of the Human Sciences</i> (2023)</a></li>
 <li><a href="https://belleten.gov.tr/tam-metin/333/tur" rel="nofollow">Selçuk Mülayim, “Mimar Sinan’ın Mezarında Teşhis-i Meyyit”, <i>Belleten</i> 82/294 (2018)</a></li>
 <li><a href="https://www.academia.edu/648473/Cradle_or_Crucible_2008_Journal_of_Social_Archaeology_8_214_35" rel="nofollow">Çiğdem Atakuman, “Cradle or Crucible: Anatolia and Archaeology in the Early Years of the Turkish Republic”, <i>Journal of Social Archaeology</i> 8/2 (2008)</a></li>
 <li><a href="https://dokumen.pub/medeni-bilgiler-ve-m-kemal-atatrkn-el-yazlar.html" rel="nofollow">A. Âfet İnan, <i>Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları</i>, tam metin nüshası</a></li>
 <li><a href="https://www.gaziakademikbakis.com/gab/article/view/112/98" rel="nofollow">Fatma Gürses, “Kemalizm’in Model Ders Kitabı: Vatandaş İçin Medeni Bilgiler”, <i>Gazi Akademik Bakış</i> 4/7 (2010)</a></li>
 <li><a href="https://bioanth.org/about/aaba-statement-on-race-racism/" rel="nofollow">American Association of Biological Anthropologists, “AABA Statement on Race &amp; Racism” (2019)</a></li>
 <li><a href="https://www.haber7.com/medya/haber/14601-ataturku-kim-ilahlastirdi" rel="nofollow">Haber7, “Atatürk’ü kim ilahlaştırdı?”; <i>Tempo</i> dergisindeki Sermet Sami Uysal röportajından aktarım (23 Eylül 2004)</a></li>
 <li><a href="https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/hasan-karakaya/afet-inan-hem-kafatasci-hem-din-dusmani-21.html" rel="nofollow">Hasan Karakaya, “Afet İnan... Hem kafatasçı, hem din düşmanı!”, Yeni Akit (26 Ocak 2013)</a></li>
 <li><a href="https://belleten.gov.tr/tam-metin/2973/tur" rel="nofollow">Şevket Aziz Kansu, “Eugène Pittard 1867-1962”, <i>Belleten</i> 27/105 (1963)</a></li>
 <li><a href="https://atam.gov.tr/kitaplar/medeni-bilgiler-ve-m-kemal-ataturkun-el-yazilari/" rel="nofollow">Atatürk Araştırma Merkezi, <i>Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları</i> yayın kaydı</a></li>
</ol>

<p>Murat Akdemir-Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-tek-parti-rejiminin-islam-dusmani-ve-kafatascisi-afet-inan</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/afet-inan.jpg" type="image/jpeg" length="17352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'dan Eurovision'da İsrail boykotu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hollandadan-eurovisionda-israil-boykotu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hollandadan-eurovisionda-israil-boykotu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda kamu yayıncısı AVROTROS, Gazze'deki soykırım nedeniyle gelecek yıl düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmayacağını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 yılındaki organizasyonu 131 milyon kişinin izlediği ve İsrail'in katılımı nedeniyle beş ülkenin boykot etmesi sonucu izleyici sayısının bir önceki yıla göre 35 milyon azaldığı Eurovision Şarkı Yarışması'nda kriz derinleşiyor.</p>

<h2><strong>Hollanda yarışmadan çekildiğini açıkladı</strong></h2>

<p color="dimmed">Hollanda, Gazze'deki soykırımın Eurovision Şarkı Yarışması'nın tarafsızlığına zarar verdiğini belirterek 2027 Eurovision'a katılmayacağını açıkladı.</p>

<p color="dimmed">AVROTROS Genel Müdürü Taco Zimmerman, yarışmanın tarafsız karakterinin yeniden tesis edildiğine dair yeterli güven oluşmadığını söyledi. Bu açıklama, İsrail'in Eurovision'a katılımı nedeniyle Avrupa'da yükselen boykot çağrılarının ardından geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">İsrail, 2025 ve 2026'daki yarışmalarda birinciliğe oldukça yaklaşmasına rağmen her iki yıl da ikinci olmuştu. İsrail'in katılımını protesto eden Hollanda, İzlanda, İspanya, İrlanda ve Slovenya ise 2026 yarışmasından çekilmişti. İspanya, İrlanda ve Slovenya ayrıca yarışmayı televizyondan yayınlamama kararı almıştı.</p>

<p color="dimmed">Kaynak: Gzt</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hollandadan-eurovisionda-israil-boykotu</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hollanda-eurovision.webp" type="image/jpeg" length="11947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ani’de tarihî keşif: “Hz. Muhammed” yazılı Selçuklu taşı bulundu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/anide-tarihi-kesif-hz-muhammed-yazili-selcuklu-tasi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/anide-tarihi-kesif-hz-muhammed-yazili-selcuklu-tasi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Ani Ören Yeri'ndeki Selçuklu Mezarlığı kazılarında, üzerinde kufi hatla 'Hz. Muhammed' isminin altı kez tekrarlandığı ve bir kümbet parçası olduğu değerlendirilen bezemeli bir taş bulunduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Ani Ören Yeri'ndeki arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan eseri duyurdu.</p>

<p>Paylaşımında Ersoy, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>Mevlid Kandili'nin manevi iklimini yaşadığımız bu mübarek gecede, Sultan Alparslan'ın 1064'teki fethiyle Anadolu'daki Türk-İslam tarihinin kapısını aralayan Ani'de eşsiz bir eseri gün yüzüne çıkardık. 2021'den bu yana kazı çalışmalarını sürdürdüğümüz Selçuklu Mezarlığı'nda, üzerinde kufi hatla 'Hz. Muhammed' isminin altı kez tekrarlandığı bezemeli bir taş bulduk.</p>

<p>Merkezindeki sekiz köşeli yıldız biçimindeki bir motifin etrafındaki yazı kuşağında 'Hz. Muhammed' ismi üç kez görülüyor. Bir Selçuklu kümbetine ait olduğu değerlendirilen bu eser, ecdadımızın Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'e duyduğu derin muhabbetin asırlardır taşta yaşayan nişanesidir. Bu vesileyle aziz milletimizin ve İslam aleminin Mevlid Kandili'ni tebrik ediyor, bu mübarek gecenin tüm insanlığa barış, huzur ve rahmet getirmesini diliyorum.</p>
</blockquote>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/08/24/hqedmjsxkaavvb6-24082026fddbcc04.jpg" /></p>

<h2><strong>ESER, ANİ'NİN TÜRK-İSLAM KİMLİĞİNİ YANSITIYOR</strong></h2>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, arkeolojik kazılarda bulunan bezemeli taş, 51'e 21 santimetre ölçülerinde.</p>

<p>Kabartma tekniğiyle hazırlanan taşta, sekiz köşeli yıldızın çevresinde kufi hatla 'Hz. Muhammed' ismi altı kez tekrarlanıyor. Eserin yalnızca yarısının günümüze ulaşması nedeniyle bugün bu isimlerden üçü görülebiliyor.</p>

<p>Mezarlıktaki Selçuklu kümbetlerinden birine ait mimari parça olduğu değerlendirilen eser, Ani'nin Türk-İslam kimliğini, dönemin inanç dünyasını ve mezarlık kültürünü somut biçimde yansıtan önemli bir arkeolojik belge niteliği taşıyor.</p>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/08/24/hqedna6wyaafnuk-24082026ca40b500.jpg" /></p>

<h2><strong>ANADOLU'DAKİ İLK TÜRK-İSLAM MEZARLIĞI</strong></h2>

<p>Sultan Alparslan'ın 1064 yılındaki fethiyle Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı olan Ani, Anadolu'daki Türk-İslam tarihinin başlangıç noktaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Kazılarda elde edilen veriler, Ani'deki Selçuklu Mezarlığı'nın Anadolu'nun ilk Türk-İslam mezarlığı ve ilk Türk şehitliği olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Ani, ilk fetih camisi, ilk cami ve ilk mescit gibi eserleriyle de Anadolu Türk-İslam medeniyeti açısından ayrı bir önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benzer süsleme düzenleri Tercan'daki 1191 tarihli Mama Hatun Kümbeti, 1224 tarihli Malatya Ulu Camii, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii ile Konya'daki Tahir ile Zühre Mescidi'nde de görülüyor.</p>

<p>Kaynak: STAR Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/anide-tarihi-kesif-hz-muhammed-yazili-selcuklu-tasi-bulundu</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/anit.webp" type="image/jpeg" length="21753"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van’da İsrail’e karşı boykot nöbeti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/vanda-israile-karsi-boykot-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/vanda-israile-karsi-boykot-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Boykot Ekibi, Gazze’de saldırıların ve ablukanın sürdüğünü belirterek “ateşkes” söyleminin sahadaki katliamı örten bir görüntü oluşturduğunu açıkladı. Boykot nöbetinin 140’ıncı gününde düzenlenen programda Filistin Konvoyu’na katılan Vanlı aktivistler yaşadıklarını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda Yunus Köseoğlu, Salih Merdivan, Nihat Tay, H.M. Sıddık Maral ve Mehmet Maşuk Ölmez, Filistin Konvoyu sürecinde yaşadıklarını aktardı. Programda Gazze’ye not bırakma ve çocukların yüzlerini Filistin renkleriyle boyama etkinlikleri de yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Vannöbet" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/vannobet.jpeg" width="1000" /></p>

<h2><strong>“Silah susmadıysa ateşkes yoktur”</strong></h2>

<p>Eyyüp Yürek tarafından okunan basın açıklamasında, 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkese rağmen İsrail’in 4 binin üzerinde ihlal gerçekleştirdiği, Gazze’de saldırıların ve ablukanın sürdüğü belirtildi. “Silahların susmadığı, hava saldırılarının durmadığı ve ablukanın esnetilmediği hiçbir masayı veya diplomatik makyajı kabul etmiyoruz” denildi.</p>

<p><img alt="Vannobet-1" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/vannobet-1.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Van Boykot Ekibi, İslâm ülkelerine kınama açıklamalarıyla yetinmeyip somut adımlar atma çağrısı yaparken, Kudüs ve Filistin meselesi için eğitimden medyaya uzanan bir bilinç seferberliği gerektiğini vurguladı. Açıklama, “Gazze bir aynadır, Kudüs bir imtihandır, Filistin bir medeniyet ölçüsüdür” sözleriyle tamamlandı.</p>

<p><img class="" height="1600" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/van-eylem-2.jpg" width="1200" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/vanda-israile-karsi-boykot-nobeti</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/van-eylem.jpg" type="image/jpeg" length="28311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="14177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="96899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="56062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="72652"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="31760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="38490"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="12573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="15540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37206"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="47240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="54325"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="36536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="41540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="73589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="49661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="22554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="51409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="82353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="34887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="49485"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
