<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 19:43:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaş sınırından algoritmaya: Çocuk güvenliğinde sırada yapay zeka var]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yas-sinirindan-algoritmaya-cocuk-guvenliginde-sirada-yapay-zeka-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yas-sinirindan-algoritmaya-cocuk-guvenliginde-sirada-yapay-zeka-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka çağında sistem çocukla doğrudan konuşuyor ve doğrudan cevap veriyor. Üstelik çocuk çoğu zaman farklı kaynaklara gitmeden, karşılaştırmadan ve arama sürecinden geçmeden cevabı tek bir sistemden, tek bir çerçeve içinde alabiliyor. Yapay zeka bir anlamda çocuğa her şeyi doğrudan veriyor. Kolaylık tam da burada riske dönüşebiliyor: Bilgiye ulaşma süresi kısalırken kaynağı arama, karşılaştırma, şüphe etme ve kendi muhakemesini kurma süreci de kısalabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[

<p>Çocukları sosyal medyanın zararlarından korumaya yönelik düzenlemelerde önce erişim ve yaş sınırı öne çıktı. Ardından tartışma, çocuk platforma girdikten sonra karşısına ne çıkacağını ve orada ne kadar tutulacağını belirleyen algoritmalar ile platform mimarisine genişledi. Şimdi üçüncü eşikte bizi yapay zeka sohbet uygulamaları ve asistanları karşılıyor: Çocukla doğrudan konuşan, onu hatırlayan, tavsiye veren, kararlarını etkileyebilen ve kimi zaman sırdaş gibi kullanılan sistemler. Esasında Türkiye'nin çocukları koruma yaklaşımının bundan sonraki aşamada algoritmaları, platform mimarisini ve nihayetinde yapay zekayı da kapsayacak biçimde genişletilmesi gerekiyor.</p>

<p>Open AI'nin 18 Ağustos 2026'da Gençler için ChatGPT'yi kullanıma sunması da tartışmanın geldiği noktayı gösteriyor. Şirket, 13-17 yaş grubu için daha güçlü güvenlik korumaları, sağlıklı kullanımı teşvik eden özellikler ve ebeveyn kontrolleri geliştirdiğini açıkladı. Türkiye'de 1 Mayıs 2026'da yayımlanan 7578 sayılı Kanun'un 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek hükümleri ise sosyal ağ sağlayıcılarına 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmama ve yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getiriyor. Ancak çocuk güvenliği tartışmasını yalnız yaş sınırına indirgemek artık yeterli değil.</p>

<h2><strong>Yaş sınırı kapıyı koruyor, algoritma içeride çalışıyor</strong></h2>

<p>Çocuk hangi yaşta sosyal medyaya girebilir? Elbette bu soru önemli. Fakat çocuk yaşını farklı beyan ettiğinde veya başka birinin hesabını kullandığında yaş sınırı nasıl uygulanacak? Daha güçlü kimlik ve yaş doğrulama yöntemleri kullanıldığında ise çocuğun mahremiyetinin nasıl korunacağı sorusu ortaya çıkıyor. Daha önemlisi mesele yalnız çocuğun platforma girip girmemesi değil. Çocuk hiç aramadığı içeriklere de platformun dağıtım mimarisi nedeniyle maruz kalabiliyor. Öneri sistemleri davranış sinyallerini, tıklamaları, izleme süresini ve etkileşimi değerlendiriyor; yüksek etkileşim üreten içerikler yeniden çocuğun karşısına çıkabiliyor. Bu nedenle çocuk güvenliği sadece zararlı içeriği kaldırma meselesi değildir. İçeriği kimin sıraladığı, hangi içeriklerin öne çıkarıldığı, hangilerinin çocuğun önüne tekrar tekrar taşındığı ve çocuğun platformda ne kadar tutulduğu da önemlidir. Avrupa Komisyonunun Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki rehberi de öneri sistemlerini ve aşırı kullanımı teşvik eden tasarım özelliklerini çocuk güvenliğinin parçası olarak ele alıyor. Bu tablo, algoritmik çocukluk olarak adlandırabileceğimiz yeni bir deneyim alanı oluşturuyor. Çocuğun dikkati, zamanı ve karşısına çıkan seçenekler kapalı öneri sistemleri tarafından giderek daha fazla biçimlendiriliyor. Bu nedenle yaş sınırı önemli fakat tek başına yeterli değil. Çocuklara değil, algoritmalara da sınır koymak gerekir. Çocukları korumaya yönelik düzenlemeler yaş sınırıyla birlikte algoritmayı ve platform mimarisini de kapsamalıdır.</p>

<h2><strong>Üretken yapay zeka ise daha ileri bir eşik oluşturuyor:</strong></h2>

<p>Sosyal medya çağında algoritma çocuğa içerik öneriyordu. Yapay zeka çağında sistem çocukla doğrudan konuşuyor ve doğrudan cevap veriyor. Üstelik çocuk çoğu zaman farklı kaynaklara gitmeden, karşılaştırmadan ve arama sürecinden geçmeden cevabı tek bir sistemden, tek bir çerçeve içinde alabiliyor. Yapay zeka bir anlamda çocuğa her şeyi doğrudan veriyor. Kolaylık tam da burada riske dönüşebiliyor: Bilgiye ulaşma süresi kısalırken kaynağı arama, karşılaştırma, şüphe etme ve kendi muhakemesini kurma süreci de kısalabiliyor.</p>

<h2><strong>Risk artık varsayım değil</strong></h2>

<p><i>Journal of Adolescence</i> dergisinde Mayıs 2026'da yayımlanan ve ABD'deki 13-17 yaş grubundan 3 bin 466 genci kapsayan araştırmada yapay zeka sohbet uygulamalarını kullanan gençlerin yüzde 32,3'ü rahatsız edici kişisel bilgilerin istendiğini, yüzde 23,1'i manipüle edildiğini veya baskı altında hissettiğini, yüzde 18,7'si etik dışı ya da yasa dışı davranışlara teşvik edildiğini, yüzde 15,2'si ise riskli davranışlara yönlendiren mesajlarla karşılaştığını bildirdi. Yüzde 14,7'si kendine zarar verme, yüzde 13'ü ise intiharla ilgili mesajlara maruz kaldığını söyledi. Gençlerin yüzde 47,1'i incelenen risk veya zarar türlerinden en az biriyle karşılaştığını bildirdi. Elbette bu araştırma yapay zekanın bütün çocuklarda aynı psikolojik sonucu doğurduğunu kanıtlamıyor. Fakat önemli bir şeyi ortaya koyuyor: Risk artık teorik değil. Kafamızda kurduğumuz bir ihtimal ya da gelecek tasavvuru değil. Çocuklar zararlı yapay zeka etkileşimleriyle bugün doğrudan karşılaşıyor.</p>

<h2><strong>Araçtan sırdaşa, sırdaştan otoriteye</strong></h2>

<p>Avustralya Çevrim İçi Güvenlik Komiserliğinin 10-17 yaş grubundaki 1.950 çocukla yaptığı araştırmada çocukların yüzde 78'i yapay zeka asistanı kullandığını belirtti. Kullanıcıların yüzde 54'ü sistemlere kişisel veya sosyal amaçlarla da başvurdu. Yüzde 33 ne yapması gerektiğini sordu, yüzde 22 duygularını veya yaşadığı güçlükleri anlattı, yüzde 20 ise ruh sağlığı konusunda tavsiye istedi. Bir sistem ödev yapmak veya bilgi vermek için geliştirilmiş olabilir. Ancak hafıza, kişiselleştirme ve insan benzeri konuşma devreye girdiğinde aynı sistem çocuk tarafından danışman, sırdaş veya arkadaş gibi kullanılabiliyor. Çocuk artık yalnız bu sorunun cevabı nedir diye sormuyor. Ne yapmalıyım, ben haklı mıyım, ailemle nasıl konuşmalıyım diye de soruyor.Başka bir ifadeyle çocuk, yapay zekayı zaman zaman arkadaşın, ebeveynin, danışmanın, hatta ruh sağlığı uzmanının bazı işlevlerini üstlenebilecek bir otorite gibi konumlandırabiliyor. Yapay zeka böylece bilgi kaynağından muhakeme ve onay kaynağına dönüşebiliyor. Kullanım sürekli hale geldiğinde muhakeme otoritesinin zamanla çocuktan sisteme doğru kayması riski ortaya çıkıyor. Gerçek insan ilişkisi itiraz, sınır ve sorumluluk içerir. Yapay zeka ise sürekli ulaşılabilir ve cevap vermeye hazırdır. Bu fark, çocuğun kendi muhakemesini kullanma biçimini değiştirebilir. Çocuğun anında cevaba ulaşmaya alışması da burada ayrı bir risk oluşturuyor. Bunun uzun vadeli bilişsel sonuçları konusunda kesin hüküm vermek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Fakat çocuk araştırmayı, karşılaştırmayı, şüphe etmeyi ve problem çözmeyi giderek sisteme bırakırsa kendi zihinsel yeteneklerini kullanma pratiği de zayıflayabilir.</p>

<p>Asıl mesele, akletme ve düşünme istidadını makineye devretme tehlikesidir.</p>

<p>Yapay zeka çocuğa yardım eden bir araç olmaktan çıkıp çocuğun yerine araştıran, karşılaştıran, karar veren ve düşünen ana aktöre dönüşürse teknolojik kolaylık zamanla bilişsel tembelliğe ve yapay zekaya aşırı bağımlılığa dönüşebilir.</p>

<h2><strong>Yeni güvenlik alanı: İlişki ve hafıza</strong></h2>

<p>UNICEF'in Haziran 2026'da yayımladığı <i>Yapay zeka arkadaş olduğunda</i> başlıklı politika belgesi, çocukların yapay zeka sistemlerini bilgi ve öğrenmenin yanı sıra tavsiye, destek ve kimi zaman ilişki amacıyla kullandığına dikkat çekiyor. Bir sistemin makine olduğunu bilmek ile onunla konuşurken onu makine olarak deneyimlemek aynı şey olmayabilir. Sistem çocuğu hatırlıyor, onun diliyle konuşuyor ve geçmiş konuşmalarına göre kişiselleşiyorsa düzenleme yalnız zararlı cevapların engellenmesiyle sınırlı kalamaz. Sistemin çocukla hangi tür ilişki kurmasına izin verileceği de çocuk güvenliğinin konusu olmalıdır.</p>

<p>Çin'de 15 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren düzenleme, reşit olmayanlara sanal partner ve sanal akraba gibi sanal yakın ilişki hizmetlerini yasaklıyor. On dört yaşından küçüklerin diğer insan benzeri etkileşim hizmetlerinden yararlanması veli onayına bağlanırken hassas kişisel bilgileri içeren etkileşim verilerinin model eğitiminde kullanılması da kural olarak ayrı rızaya tabi tutuluyor. ABD Federal Ticaret Komisyonu da yapay zeka arkadaşları sunan şirketlerden çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerin yanı sıra kullanıcı etkileşimini nasıl paraya çevirdiklerini ve konuşmalardan elde edilen kişisel bilgileri nasıl kullandıklarını açıklamalarını istedi.</p>

<p>Buradaki soru çok önemli: Bir yapay zeka sisteminin iş modeli çocuğun daha uzun konuşmasını, daha fazla kendini açmasını ve sistemle daha güçlü bağ kurmasını ödüllendiriyor mu? Çocuğun konuşmaları model geliştirme amacıyla kullanılıyor mu? Bu noktada hafıza güvenliği de çocuk haklarının bir parçası olmalı. Çocuğun yapay zekaya anlattığı aile sorunları, korkuları, sağlık kaygıları veya mahrem bilgileri ne kadar süre saklanacak? Model geliştirmek, kişiselleştirme veya ticari amaçlarla kullanılacak mı? Kimlerle paylaşılabilecek?</p>

<p>Sosyal medya çocuğun davranışlarını kaydediyordu. Yapay zeka sohbet uygulaması ise çocuğun gönüllü olarak anlattığı duygusal ve mahrem hayatın içine girebiliyor.</p>

<h2><strong>Türkiye'nin önündeki üçüncü eşik</strong></h2>

<p>Türkiye'nin çocuk güvenliğini artık üç katmanda düşünmesi gerekiyor. Erişim güvenliği, çocuğun hangi yaşta hangi hizmete erişebileceğini belirlemeli. Algoritmik ve tasarım güvenliği, çocuk sisteme girdikten sonra karşısına ne çıkarıldığını ve dikkatinin nasıl yönetildiğini belirlemeli.Yapay zeka ve ilişki güvenliği ise çocukla konuşan sistemin hangi sınırlar içinde hareket edebileceğini belirlemeli.Türkiye'nin sosyal medya için geliştirdiği çocuk koruma yaklaşımının bir sonraki aşamada algoritmaları, platform mimarisini ve yapay zeka sistemlerini birlikte kapsaması gerekiyor. Bu, yapay zekanın bütünüyle yasaklanması anlamına gelmez. Esas ihtiyaç teknolojiye değil, riske göre düzenleme yapmaktır. Yaş sınırı tabiri caizse kapıyı korur. Algoritma düzenlemesi, çocuk kapıdan girdikten sonra neyle karşılaşacağını düzenler. Yapay zeka düzenlemesi ise çocukla konuşan sistemin sınırlarını belirlemelidir. Sosyal medya çağında algoritmalar büyük ölçüde çocuğun dikkatini yönetiyordu. Yapay zeka çağında buna çocuğun muhakemesini, duygularını ve güvenini etkileme kapasitesi de ekleniyor. Çünkü artık temel soru yalnız çocuğun ne gördüğü değil. Çocukla kim konuşuyor, çocuğa kim tavsiye veriyor, çocuk adına kim düşünüyor ve çocuk kime güveniyor? Çocukla kimin konuştuğu kadar, o konuşmanın hangi bilgi evreninden üretildiği de çocuk güvenliğinin parçasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle buna bir soru daha eklemek gerekiyor: Yapay zeka bu cevapları hangi kaynaklara dayanarak, hangi bilgi hiyerarşisi içinde ve hangi çerçeveden üretiyor? Çocuğun Filistin'i, Gazze'yi, tarihi, dini, kimliği, cinsiyet, aile veya toplumsal meseleleri sorduğunda aldığı cevap hangi kaynakların süzgecinden geçiyor? İsrail'in, başka bir devletin veya küresel teknoloji şirketlerinin ürettiği ve öne çıkardığı çerçeveler mi cevabın sınırlarını belirliyor; yoksa farklı kaynaklar arasında gerçekten çoğulcu ve şeffaf bir bilgi düzeni mi kuruluyor?</p>

<p>Bu artık yalnız soyut bir ihtimal de değil. <i>The Guardian</i>'ın 26 Ağustos 2026'da yayımladığı incelemeye göre İsrail hükümetince finanse edilen ve bağımsız bir düşünce kuruluşu görünümü verilen bir yapı, dokuz günde 560 binden fazla kelimelik içerik yayımlayarak yapay zeka sohbet sistemlerinin İsrail hakkında üreteceği cevapları etkilemeyi hedefledi. Bu örnek, etki operasyonlarının artık yalnız insanların önüne propaganda çıkarmaya değil, yapay zekanın okuyacağı interneti üretmeye ve gelecekte vereceği cevapları etkilemeye yöneldiğini gösteriyor. Dolayısıyla mesele yalnız modelin yanlış bilgi verip vermediği değildir. Hangi kaynakları güvenilir kabul ettiği, hangi kaynakları görünür kıldığı, hangi tarihsel bağlamları öne çıkardığı veya dışarıda bıraktığı da önemlidir. Yapay zeka çağında egemenlik yalnız sınırı, toprağı ve iletişim altyapısını korumakla sınırlı kalmayacak. Çocuğun zihnine ulaşan bilginin kaynağını, çerçevesini ve yönünü de bilmek zorundayız. Bu nedenle çocuk güvenliği aynı zamanda bilişsel güvenlik, veri egemenliği, dijital vatan ve milli güvenlik meselesidir.</p>

<p>Dr. Muhammed Ersin Toy / Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yas-sinirindan-algoritmaya-cocuk-guvenliginde-sirada-yapay-zeka-var</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/chatgpt-image-19-eyl-2026-15-44-17.png" type="image/jpeg" length="88814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİT ve Emniyet 15 ilde düğmeye bastı! FETÖ operasyonunda 15 tutuklama]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mit-ve-emniyet-15-ilde-dugmeye-basti-feto-operasyonunda-15-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mit-ve-emniyet-15-ilde-dugmeye-basti-feto-operasyonunda-15-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FETÖ/PDY'nin, kamu mahrem izdivaç yapılanmasına yönelik Ankara merkezli 15 ilde, MİT ile Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan 26 şüpheliden 15'i tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinin tespiti ve deşifresine yönelik çalışmalar kapsamında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, örgütün kamu kurumlarındaki mahrem yapılanması içerisinde faaliyet gösteren mensuplarının evliliklerinin örgütsel bir sistem içerisinde organize edildiğine ilişkin bilgi ve belgeler incelendi. 'ByLock' kullandığı tespit edilen bir kadın örgüt mensubunun hesabıyla ilgili tespit ve değerlendirme tutanağında yapılan incelemelerde, örgütün izdivaç görüşmelerine dair yeni tespitler elde edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmalar çerçevesinde, örgüt üyelerinin evlilik süreçlerini sözde 'abi-ablalar'ın takip ettiği, kadın örgüt mensuplarının kişisel ve fiziksel özellikleri ile örgütteki öneminin yerine dair bilgilerin kaydedildiği belirlendi.</p>

<p>Bu bilgiler doğrultusunda oluşturulan aday havuzundan, özellikle kamu kurumlarının mahrem yapılanmalarında faaliyet gösteren örgüt mensuplarına uygun kişilerin belirlendiği ve tarafların örgüt sorumlularının kontrolünde görüştürüldüğü tespit edildi.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mit-ve-emniyet-15-ilde-dugmeye-basti-feto-operasyonunda-15-tutuklama</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/tem-polis.webp" type="image/jpeg" length="19603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsan ve ahlâk]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/insan-ve-ahlak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/insan-ve-ahlak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahlak, insan hayatının en önemli konularından biridir. Düşünen her insan, ister istemez bu konuya da girmeye mecburdur. Ahlak, bir problem olarak, sadece insan için vardır. Bitkilerin ve hayvanların hayatında düzen, dayanışma, birbirini tüketme ve hatta istismar bulunmasına rağmen ahlaktan bahsedilemez. Eğer, insan, fert ve toplum olarak, şuurdan yoksun olsa idi, insan için de öyle bir problem olmayacaktı. O halde, ahlâk konusu, şuur konusu ile çok yakın bir ilgi içindedir.</p>

<p>Ahlak problemi üzerinde düşünülürken şuur problemi asla ihmal edilemez. Şuur konusu, ahlak problemi incelenirken irade ve sorumluluktan daha önemlidir. Çünkü; şuurdur ki, bizde irade ve sorumluluk fikrini doğurur. Şuurun yokluğu halinde irade ve sorumluluk da yoktur. Ahlak problemini inceleyenlerin bu hususu önemle göz önünde bulundurmaları icabeder. Yalnız duyulara, reflekslere, mekanik etki tepkilere, içgüdülere ve ilcalara dayanan bir hayatta ahlak aranamayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biz, şuuru, idrakin idraki olarak tarif etmiştik. Bir psikolojik vakıa ve özellik olarak insan, kendinin de dahil bulunduğu varlık dünyasını bütün yönleri ile idrak etmekle kalmayıp, bu idrâkini de idrak edebilmektedir. Yani, bizim idrâkimiz, diğer canlılardan farklı olarak, varlık üzerine iki def'a katlanmaktadır. Bu, bizde mevcut, doğuştan bir mevcudiyettir. Bizde organizmanın yetersizliğine, duyumlarımızın ve idrakimizin eksikliğine ait bir duygu vardır. Biz, kendimizi ve idrakimizi yeterli bulamayız. Bütün canlılara sahip olabilecek bir güce sahip olmakla beraber, kendimizi ve idrakimizi cılız ve güçsüz hissederiz. Bu yüzden, bütün insanlarda mükemmelleşmek arzusu köklü ve derindir.</p>

<p>İnsandan başka hiçbir canlı, gözünün mükemmel görüp görmediğinden, kulaklarının ve diğer organlarının yeterli olup olmadığından şüphe edememiş ve gerçekten de eksiklerini keşfedememiştir. Biz, beş veya daha fazla duyu organımızla âleme açılan organizmamızın sınırlı, fâni, âciz, esir ve parçacıklar dünyasında çırpınan bir durumda olduğunu görürüz. Edindiğimiz bilgilerin yarımlık, eksiklik ve izafilik ifade ettiğini acı acı idrak ederiz. Yaşamak için başkalarına muhtaç olduğumuzu ve hatta başka varlıkları öldürerek ayakta durduğumuzu dehşetle görürüz. Etrafımızdaki varlıkları idrak etmekle kalmayıp onların da en az bizim kadar âciz ve zavallı bir durumda olduklarını görürüz. Güneşler ve yıldızlar bile sınırlı ve esir birer parçacık durumundadırlar. İşin garibi, insandan başkası da bu sınırlılığın, esirliliğin, fâniliğin, eksikliğin farkında da değil.</p>

<p>Pırıl pırıl yanan güneş bile, insan şuurundaki bu aydınlıktan mahrumdur. Ancak, insandır ki, sonsuzluğun, hürriyetin, ebedîyetin, mükemmelliğin özlemini en kavurucu bir susuzluk halinde yaşamaktadır. Bütün bu susuzluğun sebebi şuurumuzdur; bunları bize o, telkin ediyor. Sonsuzluğu, hürriyeti, ebedîliği, mükemmelliği arıyoruz. Kendi aczimizden, esaretimizden, sınırlılığımızdan, eksikliğimizden âdeta utanıyoruz. Bunlardan kurtulmak zorunluluğunu duyuyoruz: İşte sorumluluk. Âciz olduğumuz hâlde güçlü, esir olduğumuz halde hür, sınırlı olduğumuz hâlde sonsuz, eksik olduğumuz hâlde mükemmel olmak ihtiyacını duyuyoruz.</p>

<p>Bunları duyup da, bunlara sırt çevirmemiz bize azap veriyor, bunları duyup da inkâr etmek bizi karamsar yapıyor, insan olmak ümidini kaybediyoruz, kendimizi suçlamaktan kurtulamıyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, şuurumuzdan kurtulamadıkça, sorumluluktan da kurtulamayacağız.</p>

<p>İnsan, insan olmakla sorumluluğu yüklenmiş bulunuyor. O, mükemmelleşmek mecburiyetindedir. Mükemmelleşmek ihtiyacı, insanın iradesi haline gelmiştir. Şuur sahibi bir insan mükemmelleşmek iradesini de beraber getirir.</p>

<p>İşte ahlaki davranış, şuurlu ve zaruri olan bir mükemmelleşme iradesidir. İnsan, bilgisi ile davranışı ile mükemmelleşmek arzu ve iradesi içinde bulur kendini. İrade, bizdeki bu mükemmelleşme ihtiyacıdır. Bu istek ve ihtiyacın, toplumdan bize sirayet ettiği hususu iddia edilse de tatmin edici olamaz. Toplum insanın tabii çevresidir. Ferdi, toplumun dışında tutmaya çalışmak, bitkiyi topraktan ayırmak gibidir.</p>

<p>Biz, sosyeteyi, bazı farklar göstermesine rağmen, tabiattan tamamen ayrı görenlerin kanaatlarını paylaşmıyoruz. Sosyete, hiç olmazsa tabiatın dışında olamaz. Mükemmelleşme iradesi ferdin şuurundan doğmaktadır. Fertte şuur olmasa idi, bu iradeyi tabiat ve sosyete ona dışarıdan veremezdi.</p>

<p>Nitekim, tabiat ve sosyete geri zekâlı bir insana sorumluluk duygusu veremez. Kovandaki toplu hayat, arı ferdine şuur kazandıramamaktadır. Ancak, toplumun, insan şuur ve idrâki için besleyici etkilerde bulunacağı inkâr edilemez.</p>

<p>İnsan ferdi, kendi iradesinin yaratıcısı da değildir, biz onu, kendi şuurlu varlığımızda hazır buluruz. Peygamberler, veliler ve büyük ahlak kahramanları, insanlardaki bu mükemmelleşme iradesini ve şuurunu kamçılamak ve parlatmak isteği içinde faaliyet göstermişlerdir. Peygamberler <i>"Ahlakı tamamlamak üzere"</i> gönderilmişlerdir.</p>

<p>İnsanda, mükemmelleşme iradesi, bir iç özlem ve hareket olarak şuura bağlıdır ve zaruridir. Şuura hâkim sonsuzluk, hürriyet, ebedîyet gibi hedeflere doğru bir çaba ifade eder.</p>

<p>İnsanlar, duyuları ile çokluğun, esaretin, sınırlılığın, fâniliğin ve eksikliğin dünyasına bağlı olduğu halde, şuura hâkim Allah'a ait ışık huzmeleri, onu bu bataklıktan kurtarmaya çalışır. Mutlak irade, insanın iradesini çepeçevre kuşatarak mükemmelleşmeye doğru sürüklemektedir.</p>

<p>Cansızdan hayata doğru gelişen hilkat hamlesi, insanın hayatında ve şuurunda bir mükemmelleşme hamlesi hâlin de ifadesini bulmaktadır. İnsan, mükemmelleşmenin şuurunu duymak ve bu şuura göre davranmak zorundadır. Şuur, sorumluluk ve mükemmelleşme iradesini içerir.</p>

<p>Şuurunu, uyuşturmak sureti ile, sorumluluk duygusunu ve mükemmelleşme iradesini ortadan kaldırmaya çalışmak, insanı hayvandan daha aşağı bir seviyeye indirir. Hayvanı, duyumları tatmine ulaştırabildiği hâlde, insan duyularını aşma cehdini ihmal edemez. İnsan, insan olmanın sorumluluk ve mükemmelleşme iradesinden kaçarak kendini mutlu kılamaz. Halbuki, insan insan olmanın sorumluluğunu duymalı ve gerçekten mükemmelleşme iradesini amacına ulaştırmanın çilesini yüklenmeli idi.</p>

<p>Bu çileyi yüklenmede bütün insanlar aynı çabayı sarfedememektedirler. Bazılarına bu çaba çok zahmetli görünür, kendilerini duyumlarına bırakırlar; bazıları duyuların esaretini kırmak hususundaki çabasını bir türlü başarıya ulaştıramamanın ıstırabı ile yalpalayıp durur; bazıları da duyuların dünyasına acı bir tebessümle bakarak mutluluğu onları aşmış olmada bulur...</p>

<p>Seyyid Ahmet Arvasî, İnsan ve İnsan Ötesi, s.91-94</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/insan-ve-ahlak</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/insan-ve-ahlak.png" type="image/jpeg" length="13305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD'de Müslümanlara baskı, Yahudi anlatısına açık kapı: Texas’ta İsrail tarihi zorunlu ders oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdde-muslumanlara-baski-yahudi-anlatisina-acik-kapi-texasta-israil-tarihi-zorunlu-ders-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdde-muslumanlara-baski-yahudi-anlatisina-acik-kapi-texasta-israil-tarihi-zorunlu-ders-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin Texas eyaleti, devlet okullarında Müslüman öğrencilerin dini ve insani haklarını görmezden gelen, İslami sembol ve değerleri eğitim alanından ayıklamaya çalışan politikalarına bir yenisini ekledi. Eyalet Eğitim Kurulu, devlet okullarında İsrail tarihinin öğretilmesini zorunlu kılan yeni müfredatı resmen kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yahudi lobilerinin ve Hristiyan çevrelerin baskısıyla alınan karara göre, Texas genelindeki devlet okullarında eğitim gören öğrencilere İsrail’in kuruluş süreci ve tarihi "zorunlu ders" olarak okutulacak. Karar, ABD genelinde Müslüman ve Filistin yanlısı seslerin, İslami öğretilerin ve Filistin'deki kıyımı dile getiren akademisyen ve öğrencilerin susturulmaya çalışıldığı bir dönemde yürürlüğe girdi.</p>

<h2><strong>Çifte Standart ve Yahudi Dayatması</strong></h2>

<p>ABD yönetimi ve eyalet bürokrasisi, bir yandan okul müfredatlarından ve kamusal alandan İslami kavramların ve Filistin hakikatinin anlatılmasını "aşırılık" ve "antisemitizm" kılıfıyla yasaklayıp sansürlerken; diğer yandan İsrail rejiminin resmi tezlerini Amerikan eğitim sisteminin merkezine yerleştiriyor.</p>

<p>Özellikle Filistin’de devam eden katliamlara karşı Amerikan üniversitelerinde yükselen tepkileri baskı ve tutuklamalarla bastırmaya çalışan ABD, ortaöğretim seviyesindeki çocuklara İsrail'in tarihini ders olarak koyarak genç nesilleri Yahudi anlatısıyla manipüle etmeyi hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hristiyan-Yahudi İttifakının Eğitimdeki Yansıması</strong></h2>

<p>Texas Eğitim Kurulu'nda kabul edilen bu müfredat değişikliği, ABD iç politikasına yön veren evangelist ve Yahudi yapıların okullardaki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Karar doğrultusunda hazırlanacak ders kitaplarında, Filistin coğrafyasının tarihi gerçekleri ile uygulanan tehcir ve katliamlar tamamen yok sayılarak, doğrudan İsrail propagandası işlenecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdde-muslumanlara-baski-yahudi-anlatisina-acik-kapi-texasta-israil-tarihi-zorunlu-ders-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/abd-uyahudi.jpg" type="image/jpeg" length="96584"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zeka kontrolden çıktı: Üç şirketi otonom olarak hackledi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-kontrolden-cikti-uc-sirketi-otonom-olarak-hackledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-kontrolden-cikti-uc-sirketi-otonom-olarak-hackledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Google’ın yapay zekâ modeli Gemini, siber güvenlik testi sırasında test ortamının dışına çıkarak üç gerçek şirketin sistemlerine izinsiz erişti. Olay, yapay zekâ tarafından gerçekleştirilen bilinen ilk otonom gerçek dünya siber ihlali olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="auto">Gemini’nin kapalı bir ortamda kurgusal şirketlere yönelik siber saldırı kabiliyetinin ölçülmesi amaçlanıyordu. Ancak test ortamında yanlışlıkla internet erişiminin açık bırakılması üzerine yapay zekâ gerçek sistemlere yöneldi. Bir şirkette şifreleri tahmin ederek sisteme girmeyi başaran Gemini, diğer iki vakada internette açık biçimde bulunan giriş bilgilerini tespit ederek korumalı sistemlere erişti.</p>

<p dir="auto">Google, Gemini’nin gerçek şirketlere eriştiğini fark ettikten sonra saldırıları kendiliğinden durdurduğunu ve etkilenen şirketlerin bilgilendirildiğini açıkladı. Irregular ise test sistemindeki açığın giderildiğini ve ek güvenlik önlemlerinin devreye alındığını bildirdi. Hadise, internete ve bilgisayar sistemlerine doğrudan erişebilen otonom yapay zekâ modellerinin kontrolü ve güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="auto">Kaynak: The Guardian, Reuters</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-kontrolden-cikti-uc-sirketi-otonom-olarak-hackledi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/gemini-hsck.webp" type="image/jpeg" length="66423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD'den Rusya'ya yeni yaptırım dalgası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdden-rusyaya-yeni-yaptirim-dalgasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdden-rusyaya-yeni-yaptirim-dalgasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Rus hükümetine, devlet şirketlerine yaptırım uygulanmasını ve Rusya'dan enerji ithal eden ülkelere tarifeler getirilmesini öngören yasa tasarısını imzaladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Temsilciler Meclisinde kabul edilmesinin ardından Trump'ın onayına sunulan "Lindsey O. Graham 2026 Rusya ve İran Yaptırımları Yasası" adlı tasarıya ilişkin bilgi verildi.</p>

<p color="dimmed">Açıklamada, Trump'ın tasarıyı imzalayarak yasalaştırdığı belirtildi.</p>

<p>Yasa, Rus hükümetinin üst düzey isimler, oligarklar ve devlet şirketlerine yaptırımların yanı sıra Rus ham petrolü ve doğal gazını en çok satın alan ülkelere gümrük tarifesi uygulanmasını öngörüyor.</p>

<p color="dimmed">Yasa uyarınca İran'a yönelik mevcut yaptırımların kapsamı da genişletiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">ABD'de Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörler, İsrail'e verdiği destekle tanınan ve 11 Temmuz'da ani şekilde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın hazırlanmasına öncülük ettiği tasarı etrafında birleşmişti.</p>

<p color="dimmed">Söz konusu yasa tasarısı 7 Ağustos'ta Senatoda onaylanmış, ardından 17 Eylül'de de Temsilciler Meclisinden geçerek Başkan Trump'ın masasına gönderilmişti.</p>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdden-rusyaya-yeni-yaptirim-dalgasi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/rusyaptirim.webp" type="image/jpeg" length="42405"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım’a ev hapsi: FETÖ'cü savcılar tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kozinoglu-sorusturmasinda-hasan-atilla-ugur-ve-hasan-ataman-yildirima-ev-hapsi-fetocu-savcilar-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kozinoglu-sorusturmasinda-hasan-atilla-ugur-ve-hasan-ataman-yildirima-ev-hapsi-fetocu-savcilar-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında ölen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken diğer 2 şüpheli Necip Doğan ve Ali İşgören ise sevk edildikleri mahkemece tutuklandılar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşına yönelik İstanbul ve Ankara’da, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nca eş zamanlı operasyon düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Operasyonda, Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, soruşturma hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar veren ve daha sonra</p>

<p>FETÖ kapsamında meslekten ihraç edilen dönemin başsavcısı Ali İşgöre</p>

<p>ile olay tarihinde cezaevi savcısı olarak görev yapan, olay yeri incelemesine katılan ve</p>

<p>daha sonra FETÖ kapsamında meslekten ihraç edilen eski Cumhuriyet savcısı Necip Doğan gözaltına alındı.</p>

<h2><strong>UĞUR, HAVALİMANINDA GÖZALTINA ALINDI</strong></h2>

<p>Hasan Atilla Uğur, KKTC Ercan Havalimanı'ndan kalkan uçakla dün saat 23.30 sıralarında İstanbul Havalimanı'na geldi. Uğur, havalimanında gözaltına alınırken, Silivri adliyesine sevk edildi.</p>

<p>Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kozinoglu-sorusturmasinda-hasan-atilla-ugur-ve-hasan-ataman-yildirima-ev-hapsi-fetocu-savcilar-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/kozinovv.webp" type="image/jpeg" length="58241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Grönland'ı ele geçirdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-gronlandi-ele-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-gronlandi-ele-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka ve Grönland ile tarihi bir anlaşma sağladıklarını ve Grönland Adası'nın kontrolünün kalıcı olarak ABD'ye geçtiğini duyurdu. Trump, anlaşmanın ABD'ye hiçbir maliyetinin olmayacağını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Truth platformundaki sosyal medya hesabından yaptığı resmi paylaşımda, ülkesinin Danimarka Krallığı ve Grönland ile tarihi bir anlaşmaya vardığını duyurdu. Trump, Grönland Adası'nın güvenlik ve diğer tüm ihtiyaçları üzerindeki kalıcı kontrol resmen Amerika Birleşik Devletleri'ne geçtiğini ilan etti.</p>

<h2><strong>TRUMP: DANİMARKA VE GRÖNLAND İLE ANLAŞTIK, ABD ADADA ARTIK TAM YETKİYE SAHİP</strong></h2>

<p>Anlaşmanın detaylarını paylaşan Trump, bu anlaşmayla ABD'nin uzun süredir devam eden endişelerini tamamen ortadan kalktığını vurgulayarak, "ABD'ye hiçbir maliyeti olmayacak. Benim talimatımla, ABD'nin Grönland'ın ve Amerika Birleşik Devletleri'nin güvenliğini sağlamak ve savunmak için Grönland'da gerekli olanı yapma konusunda sonsuza dek tam yetkiye sahip olmasını garanti altına almak üzere Danimarka ve Grönland temsilcileriyle çalıştık." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Adanın stratejik önemine dikkat çeken ABD Başkanı, bundan böyle hiçbir Amerikan düşmanının ABD'nin açık yazılı onayı olmadan Grönland'da üs kuramayacağını, askeri varlık gösteremeyeceğini veya hassas yatırımlar yapamayacağını bildirdi.</p>

<h2><strong>GRÖNLAND ADASI'NDA ABD ASKERLERİ KONUŞLANACAK</strong></h2>

<p>Yüzyılı aşkın süredir önceki ABD başkanlarının adanın stratejik öneminin farkında olduğunu ancak hiçbirinin bu konuda adım atamadığını savunan Trump, "Bu çok önemli durumu kalıcı ve kesin olarak çözen başkan olmaktan gurur duyuyorum. Bu 'Sonsuz Ömürlü' bir anlaşmadır, sonu yoktur" değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anlaşmanın ardından bölgedeki askeri planlamalara hız verileceğini aktaran Trump, Grönland'ın uygun bölgelerinde büyük bir askeri varlık geliştirme sürecine derhal başlayacaklarını açıkladı. Bu inşa ve geliştirme sürecinde Grönland halkıyla birlikte çalışacaklarını belirten Trump, söz konusu gelişmeyi ABD için tarihi, özel ve gerçeğe dönüşen bir rüya olarak nitelendirdi.</p>

<p>Kaynak: Haber7</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-gronlandi-ele-gecirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/gronland-1.jpg" type="image/jpeg" length="46870"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail ordusu çöküşte!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-cokuste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-cokuste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), 3 yıldır süregelen çatışmalar nedeniyle ciddi bir teçhizat, bütçe ve personel yetersizliğiyle karşı karşıya kaldı. Ordunun asker izinlerini askıya almaya hazırlandığı belirtilirken, bütçe krizinden dolayı ABD'den yapılması planlanan 12 adet Apache helikopteri alımının iptal edildiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p color="dimmed">İsrail’in önde gelen yayın organlarından Maariv ve Kanal 12, IDF'nin durumuna ilişkin iddiaları gündeme taşıdı.</p>

<p color="dimmed">Maariv gazetesi, 3 yıl süren savaşın askeri araç stoklarını ciddi şekilde yıprattığına ve yüzlerce tank ile zırhlı personel taşıyıcının hasar gördüğüne dikkat çekti.</p>

<p color="dimmed">Elindeki asker ve araç sayısında kritik düşüş yaşanan ordunun, tüm personel izinlerini askıya almaya hazırlandığı aktarıldı.</p>

<p color="dimmed">Haberde, yaşanan bu büyük krize karşın Ekim 2023’te Gazze Tümeni’nde istihbarat subayı olarak görev yapan Yarbay A.’nın "komuta sorumluluğu" gerekçesiyle görevden alınması da eleştirildi.</p>

<p color="dimmed">Siyasi kanadın orduya yaklaşımının sert bir dille eleştirildiği haberde, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in bütçeyi kestiği, muhalefetin ise iç çekişmelerle vakit kaybettiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>Bütçe Çıkmazı: 12 Apache Saldırı Helikopterinin Alımı İptal Edildi</strong></h2>

<p color="dimmed">İsrail’in Kanal 12 televizyonunun aktardığı bilgilere göre ise ordu, tedarik bütçesindeki yetersizlik nedeniyle ABD'li Boeing firmasından satın almayı planladığı 12 adet Apache saldırı helikopterinin alımını iptal etmek zorunda kaldı.</p>

<p color="dimmed">İptal kararının, Başbakan Binyamin Netanyahu ile muhalefet lideri Yair Lapid arasında askeri bütçenin artırılmasına yönelik yapılan görüşmenin başarısızlıkla sonuçlanmasının hemen ardından gelmesi dikkat çekti.</p>

<p color="dimmed">Yetkililer, talep edilen ek bütçenin acilen onaylanmaması durumunda savaşta hasar gören tank ve zırhlı araçların onarım çalışmalarının tamamen duracağını ve mühimmat üretim hatlarının sekteye uğrayacağını bildiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-cokuste</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/israil-ordu-cokus.webp" type="image/jpeg" length="34545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'daki Müslümanlardan cami saldırılarına karşı hamle]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hollandadaki-muslumanlardan-cami-saldirilarina-karsi-hamle</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hollandadaki-muslumanlardan-cami-saldirilarina-karsi-hamle" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı'da giderek tırmanan İslâm düşmanlığı ve resmî makamların vurdumduymazlığı, Müslümanları kendi müdafaa tedbirlerini almaya sevk ediyor. Hollanda'da camilere ve İslâmî müesseselere yönelen saldırıları kayıt altına almak gayesiyle kurulan merkez, hükümet üzerinde baskı  oluşturmayı hedefliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Saldırılar artık cezasız kalmayacak</strong></h2>

<p>Hollanda'da Müslümanların çatı teşkilatı hüviyetindeki Devlet ve Müslümanlar Arası İletişim Organı (CMO), camilere ve İslâmî müesseselere yönelen saldırı, tehdit ve tahribat hadiselerini takip etmek maksadıyla ülke çapında bir bildirim merkezi kurdu. Faaliyete geçen merkez vasıtasıyla ülkedeki bütün camiler ve İslâmî heyetler, maruz kaldıkları saldırıları doğrudan çevrim içi ağ üzerinden teşkilata aktarabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMO Başkanı Muhsin Köktaş, resmî mercilerin ihmalkarlığına dikkat çekerek, bugüne kadar kullanılan kanallara kafi derecede müracaat yapılmadığını ve şikayetlerin akıbetinden ekseriyetle haberdar olunmadığını belirtti. Yeni sistemin Müslüman taban için hadiseleri bildirmede daha erişilebilir bir zemin oluşturduğunu ifade eden Köktaş, mağdur edilen camilerle irtibata geçilip tahkikat dosyalarının eksiksiz tanzim edileceğini ve adli takiplerin bizzat yürütüleceğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Hükümete karşı fiilî takip ve tazyik</strong></h2>

<p>Hollanda polisinin de İslâm karşıtı saldırıların resmi kayıtlara geçmemesinden dert yandığını hatırlatan Köktaş, hükümet yetkilileriyle ve Adalet Bakanlığı ile yapılacak müzakerelerde bu merkezin hazırlayacağı raporların masaya konulacağını dile getirdi. Köktaş, tutulan dökümlerin hükümetten koruma tedbirleri talep ederken ellerini güçlendireceğini ve müeyyide getiren kanunlar çıkarılması noktasında mecburi bir zemin tesis edeceğini vurguladı.</p>

<p>Bildirim merkezine iletilen her vakanın teşkilat bünyesindeki idarecilerce teyit edilerek delilleriyle birlikte polise sevk edileceğini kaydeden Köktaş, platformun tam bir güvenilirlik esasıyla çalışacağını aktardı.</p>

<h2><strong>Ayrımcılık günlük hayatı kuşatıyor</strong></h2>

<p>Hollanda polisinin resmi verilerine göre, yalnızca 2025 senesinde 414 İslâm düşmanlığı hadisesi kayıtlara geçti ve bu fiillerin 20'si doğrudan camileri hedef aldı. Ülke genelinde eda edilen cuma namazlarında da meselenin vahametine temas edildiğini belirten Köktaş, İslâm düşmanlığının kaba tehditlerin ötesinde iş mülakatlarından günlük muamelelere kadar müslümanların hayatını her sahada sinsi bir surette kuşattığını ifade etti. Köktaş, bu gayrimeşru muamelenin cemiyet içinde kanıksanmasının büyük bir felakete sebebiyet vereceğini belirterek, ayrımcılığın normalleşmesine hiçbir surette geçit verilmemesi gerektiğini kaydetti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hollandadaki-muslumanlardan-cami-saldirilarina-karsi-hamle</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/hollandacamii.webp" type="image/jpeg" length="64320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pentagon'un yalanı kendi basınında ifşa oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pentagonun-yalani-kendi-basininda-ifsa-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pentagonun-yalani-kendi-basininda-ifsa-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İran ile yaşadığı çatışmalarda verdiği kayıpları gizleme gayreti, kendi basınına sızan bilgilerle akamete uğradı. Amerikan ordusunun bölgede en az 22 askerinin öldüğü gerçeği, Vaşington yönetiminin sahadaki hezimetini ve içine düştüğü çaresizliği açıkça ortaya koyuyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerikan Vaşington Post gazetesi, konuya vakıf altı ABD yetkilisine dayandırdığı özel haberinde, işgalci Amerikan ordusunun İran ile yaşanan çatışmalarda verdiği zayiatın gizlendiğini ortaya çıkardı. Habere göre, bölgedeki muhtelif üslerde vazifeli en az 22 ABD askeri çatışmalarda öldü. Bu rakam, Pentagon'un dünya kamuoyuna ilan ettiği 18 kişilik resmî kayıp bülteninin gerçeği yansıtmadığını ve ölü sayısının saklandığını ispatlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vaşington Post'a konuşan yetkililer, gerçek zayiatın kamuoyundan kaçırılmasının Amerikan ordu kademelerinde ciddi bir rahatsızlık ve infial oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<h2><strong>Gerçek zayiat saklanıyor</strong></h2>

<p>Yetkililerden biri, gizlenen ölümlerin bir kısmının doğrudan cephe hattında değil; çatışmalar esnasında Ortadoğu'da bulunan Amerikan ordusuna bağlı sözleşmeli unsurlar arasında gerçekleştiğini aktardı.</p>

<p>Pentagon'un 18 Eylül itibarıyla güncellediği veri tabanında çatışmaların başından bu yana yalnızca 18 askerin öldüğü iddia edilse de sızan bilgiler, Vaşington yönetiminin hezimet tablosunu hafifletmek gayesiyle rakamlarla oynadığını ve sahadaki gerçeğin çok daha ağır olduğunu gösteriyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pentagonun-yalani-kendi-basininda-ifsa-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/abdtabut-1.webp" type="image/jpeg" length="39915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uyuşturucu ve fuhuş operasyonunda 3 tutuklama talebi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/uyusturucu-ve-fuhus-operasyonunda-3-tutuklama-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/uyusturucu-ve-fuhus-operasyonunda-3-tutuklama-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumun önüne rol model diye sürülen şöhret dünyasının kokuşmuşluğu ve içine battığı ahlâkî çürüme, yapılan operasyonla adliye koridorlarına taşındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu ve fuhuşa aracılık soruşturmasında gözaltına alınan 21 şüpheliden 3'ü tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Gözaltına alınan isimler ve tutuklama talepleri</strong></h2>

<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen tahkikatta, kamuoyunda oyuncu, şarkıcı ve sanal medya fenomeni sıfatıyla boy gösteren şahısların uyuşturucu madde kullandıkları, temin ettikleri ve kullanımına zemin hazırladıkları tespit edildi. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen baskınlar neticesinde gözaltına alınan 21 fert, Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Adli Tıp Kurumu'ndaki tetkiklerinin tamamlanmasının ardından Bakırköy Adliyesi'ne getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savcılık sorgusu tamamlanan şüphelilerden Sayat Zurnacı, Aytaç Kart ve Muhammet Kahyaoğlu tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. Oyuncu Nilperi Şahinkaya ile eski futbolcu Hasan Şaş hakkında ise adlî kontrol tatbik edilmesi talep edildi.</p>

<h2><strong>Şantaj ve fuhuş ağına uzanan soruşturma</strong></h2>

<p>Soruşturmanın diğer safhasında ise meselenin sadece zehir maddeleriyle sınırlı kalmadığı; mahremiyet ihlali, şantaj ve fuhuşa aracılık cürümlerinin de zincirleme şekilde işlendiği görüldü. İki ayrı dosya kapsamında tahkikatı derinleştiren savcılık, bu fiillere sebebiyet veren şebekenin çözülmesi maksadıyla Volkan Akçıray, Zeynep Akçıray, Eda Güzelcik, Sezer Çakır, Hazal Filiz Küçükköse ve Yeliz Tuba Yasa'nın gözaltı müddetini uzattı.</p>

<p>Aralarında Aras Bulut İynemli, Seyfullah Sağır (Sefo), Melis Sezen, Melisa Şenolsun, Hande Demir, Melis İşiten, Yeşim Yeşilçimen, Anıl Durmuş, Yağız Sabuncuoğlu ve Aydan Osmanoğlu'nun yer aldığı şüpheliler ise savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/uyusturucu-ve-fuhus-operasyonunda-3-tutuklama-talebi</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 21:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/unl.webp" type="image/jpeg" length="80011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FETÖ'nün güncel hücrelerine operasyon: 7 tutuklama]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/fetonun-guncel-hucrelerine-operasyon-7-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/fetonun-guncel-hucrelerine-operasyon-7-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ'nün "gaybubet" adı verilen gizli hücrelerinde barınan ve örgüte nakit desteği sağlayan şebekeye operasyon düzenlendi. MİT ve emniyetin ortak takibi neticesinde yakalanan 7 şüpheli sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Hücre evlerine nakit desteği sağlayanlar yakalandı</strong></h2>

<p>Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü saha ve istihbarat çalışmaları, örgütün yeniden toparlanma arayışlarını deşifre etti.</p>

<p>Soruşturma çerçevesinde, örgüt mensuplarının gizlenmek maksadıyla barındığı ve "gaybubet evi" olarak tesmiye edilen hücrelerde saklanan zanlılar ile buralara düzenli para aktarımı yaparak lojistik zemin hazırlayan 8 şüpheli tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Firari şüphelinin takibi sürüyor</strong></h2>

<p>Haklarında gözaltı kararı verilen şahıslara yönelik düzenlenen eş zamanlı baskınlarda 7 şüpheli yakalanarak emniyete götürüldü. Emniyetteki sorgu ve işlemleri tamamlanan zanlılar Ankara Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine çıkarılan 7 kişi, kararın ardından cezaevine gönderildi.</p>

<p>Hücre yapılanması içerisinde yer aldığı belirlenen ve halen firarda olan diğer şahsın yakalanması için güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonlar devam ediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/fetonun-guncel-hucrelerine-operasyon-7-tutuklama</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/feto-7.webp" type="image/jpeg" length="50692"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail Lübnan'da devlet hastanesini ateşe verdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-lubnanda-devlet-hastanesini-atese-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-lubnanda-devlet-hastanesini-atese-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ateşkes ve mutabakat dinlemeyen terörist İsrail, Güney Lübnan’da işgal altında tuttuğu topraklarda sivil altyapıyı hedef alarak barbarlığını sürdürüyor. Meys el-Cebel Devlet Hastanesini kundaklayan siyonistler, hiçbir hukuk tanımayan terör siyasetini pervasızca sürdürdüğünü bir defa daha gösterdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vaşington himayesindeki diplomatik temasların ve sözde ateşkes kararlarının siyonist vahşeti durdurmaya yetmediği bu son saldırıyla açıkça tescillendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lübnan'ın güney sınır hattında işgalini sürdüren terörist İsrail ordusu, yürürlükteki ateşkese rağmen Meys el-Cebel Devlet Hastanesini ateşe verdi. Lübnan resmî ajansı NNA'nın geçtiği bilgilere göre, terörist İsrail askerleri doğrudan hastane binasında yangın çıkartarak sağlık merkezini hedef aldı. Kundaklanan hastane, sınır hattında işgal altında tutulan Meys el-Cebel beldesinde yer alıyor.</p>

<h2><strong>İşgal altındaki beldede dumanlar yükseliyor</strong></h2>

<p>Sınır hattında terörist İsrail işgali altında bulunan beldedeki hastaneden yükselen yoğun dumanlar, paylaşılan görüntülerle kayıt altına alındı. Şifahaneyi ateşe veren işgalciler, bölgedeki sivil hayatı tamamen yok etmeyi hedefleyen tahribat politikasını sürdürdü.</p>

<h2><strong>Lübnan'a dönük saldırılar ve katliam bilançosu</strong></h2>

<p>Terörist İsrail ordusu, Lübnan topraklarına 2 Mart tarihinde başlattığı yoğun hava saldırılarıyla güneydeki onlarca beldeyi işgal etmişti. Saldırılar neticesinde 1 milyonu aşkın Lübnanlı yerinden edilerek göç etmek mecburiyetinde kaldı.</p>

<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, terörist İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği vahşi saldırılarda en az 4 bin 386 kişinin şehit olduğunu duyurdu.</p>

<h2><strong>Vaşington güdümlü sözde müzakere süreci</strong></h2>

<p>Lübnan ile terörist İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve sonrasında birkaç defa uzatılan ateşkese rağmen saldırılar durmadı. Vaşington'da yürütülen doğrudan müzakerelerin beşinci turu neticesinde 26 Haziran tarihinde taraflar arasında bir çerçeve mutabakatı imzalanmış olmasına rağmen, terörist İsrail sahada ateşkese aykırı adımlar atarak yeni yıkımlara sebebiyet verdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-lubnanda-devlet-hastanesini-atese-verdi</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/israillubnanq.webp" type="image/jpeg" length="16165"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pakistan'da cami yakınında patlama: 21 ölü, 80'den fazla yaralı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pakistanda-cami-yakininda-patlama-21-olu-80den-fazla-yarali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pakistanda-cami-yakininda-patlama-21-olu-80den-fazla-yarali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan'ın kuzeybatısındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde cuma namazı sırasında bir caminin yakınında meydana gelen patlamada en az 21 kişinin öldüğü, 80'den fazla kişinin de yaralandığı bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pakistan basınındaki haberlere göre, Hayber Pahtunhva Emniyet Genel Müdürü Zülfikar Hamid, Kohat bölgesindeki Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinin girişinde bir cami yakınında patlayıcı yüklü bir aracın infilak ettiğini belirtti.</p>

<p>Hamid, saldırının ardından çatışma çıktığını ve çatışma esnasında yerleşke içerisinde ikinci bir bombalı saldırının gerçekleştiğini kaydetti.</p>

<p>Çatışmada aralarında bir keskin nişancı ve intihar eylemcisinin de bulunduğu 6 kişinin etkisiz hale getirildiğini bildiren yetkililer, 15'i polis olmak üzere 21 kişinin öldüğünü, yaralanan 80'den fazla kişinin tedavisinin sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Emniyet yetkilileri şiddetli patlamanın caminin dış kısmında çukur oluşturduğunu, dış bölümünün ağır hasar gördüğünü ve bir duvarının çöktüğünü aktardı.</p>

<p>Olayın ardından patlamanın meydana geldiği Kohat-Hangu yolu araç trafiğine kapatılırken Kohat İlçe Merkez Hastanesi'nde acil durum ilan edildi.</p>

<p>Bölgeye ek güvenlik güçleri sevk edilirken, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>Saldırıyı, Pakistan Talibanı (TTP) ile bağlantılı Hafız Gül Bahadır grubu üstlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pakistanda-cami-yakininda-patlama-21-olu-80den-fazla-yarali</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/pakistans.webp" type="image/jpeg" length="58093"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emniyette kapsamlı tasfiye: 39 İlin Emniyet Müdürü değişti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/emniyette-kapsamli-tasfiye-39-ilin-emniyet-muduru-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/emniyette-kapsamli-tasfiye-39-ilin-emniyet-muduru-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle emniyet teşkilatında 39 ilin emniyet müdürü değişirken, 24 müdür doğrudan merkeze çekildi, tepe yönetimine ise 4 yeni genel müdür yardımcısı tayin edildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 18 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/316 sayılı kararname, iç güvenlik bürokrasisinde son dönemin en dikkat çekici kadro tasarrufunu hayata geçirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun süredir kulislerde konuşulan Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile taşra teşkilatının yarıya yakını yenilendi. </p>

<h2><strong>24 Müdür merkeze, 4 yeni Genel Müdür yardımcısı</strong></h2>

<p>Yayımlanan kararın ayrıntılarına göre:</p>

<p>- 39 ilin emniyet müdürü görevden alınarak yerlerine yeni isimler getirildi.</p>

<p>- Görevden el çektirilen emniyet müdürlerinden 24’ü, Emniyet Genel Müdürlüğü emrine alınarak kızağa çekildi.</p>

<p>- 15 il emniyet müdürü farklı vilayetlerde vazifelendirilirken; teşkilatın merkez omurgasını takviye etmek maksadıyla boşta bulunan 4 Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı kadrosuna doğrudan atama yapıldı.</p>

<h2><strong> </strong></h2></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/emniyette-kapsamli-tasfiye-39-ilin-emniyet-muduru-degisti</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/emniyetmudur.webp" type="image/jpeg" length="65098"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sermaye piyasalarında 830 milyarlık tasfiye depremi: Görünürdeki gölgelerin esas sahipleri kim?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sermaye-piyasalarinda-830-milyarlik-tasfiye-depremi-gorunurdeki-golgelerin-esas-sahipleri-kim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sermaye-piyasalarinda-830-milyarlik-tasfiye-depremi-gorunurdeki-golgelerin-esas-sahipleri-kim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yedi portföy yönetim şirketine ait 130 yatırım fonunu kapatarak tasfiye süreci başlatması, 515 bin yatırımcının varlıklarını ve 830 milyar TL’lik devasa bir büyüklüğü merkeze taşırken, finans dünyasının kapalı kapıları ardında asıl büyük sorunun sesini yükseltiyor: Bu devasa para kimin elinde bulunuyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kağıt üstündeki 830 milyar liralık portföy büyüklüğünün önemli bir kısmını, fiktif olarak şişirilmiş, mevcut piyasa koşullarında alıcısı bulunmayan spekülatif hisseler oluşturuyor. Ancak uzmanların ve piyasa gözlemcilerinin dikkat çektiği asıl karanlık nokta, sistemin içinden buharlaşan ve köpüğü sıyrıldığında net bir şekilde ortaya çıkan 5 ila 10 milyar dolar arasındaki kayıp nakit servet. Fonların içindeki gerçek paranın nereye gittiği sorumuz, Türkiye finans tarihinin en büyük organize operasyonlarından birinin izini sürüyor.</p>

<p>İşin en çarpıcı boyutu ise bu fonların başında görünen, imza yetkisini elinde bulunduran ve tasfiye sürecinin muhatabı olan kişilerin profillerinde yatıyor. Söz konusu fon sahiplerinin özgeçmişleri, mal varlıkları, ticarî geçmişleri incelendiğinde ve karşısına bahse konu paranın büyüklüğü konulduğunda bu işin münferit bir dolandırıcılık hadisesi olmadığı açıkça görülüyor. Bu durum, piyasa aktörlerini ve soruşturma makamlarını kaçınılmaz olarak aynı kritik soruya yöneltiyor: Bu insanlar kimin adına ve hangi imtiyazla bu perdeyi açtılar?</p>

<p>Ne var ki, ana akım finans basını ve piyasa yorumcuları olayın bu derin ve karanlık yüzüne dokunmaktan özenle kaçınıyor. Haberler genellikle SPK bültenlerinin sınırları içinde kalarak kaç kişinin mağdur olduğu, hangi hisselerin düştüğü veya tabela yöneticilerinin yaptığı usulsüzlükler gibi sathî ve teknik detaylara boğuluyor. 5 ila 10 milyar dolarlık nakit kaybının arkasındaki sistem ortaklıklarını, bürokratik gözetim eksikliklerini, sermayedeki aktörleri ve küresel ağ analizlerini sorgulamak yerine olayı münferit bir dolandırıcılık vakası gibi sunmak, asıl patronları ve gölge odakları görünmez kılan konforlu bir kalkan fonksiyonu görüyor.</p>

<p>Görünen yüzlerin sadece birer kurye veya imza kuklası olduğu gerçeği, paranın arkasındaki gerçek odakların büyük sermaye odakları, siyasî ve bürokratik himaye ağları ve uluslararası kara para aklama şebekeleri tarafından yönlendirildiğini açıkça işaret ediyor. Fiktif ticaret kanalları, ilişkili şirketler arası hortumlamalar ve offshore hesaplara aktarılan dövizler, bu devasa sermayenin yerli finans sisteminden hangi yollarla kaçırıldığının net izlerini taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SPK ve adlî makamların yürüttüğü tasfiye sürecinin sadece tabeladaki yöneticilerle sınırlı kalması, asıl suçluların elini kolunu sallayarak gezmesine kapı aralayabilir. Gerçek adaletin yerini bulması ve kayıp milyarlarca doların izinin sürülmesi için soruşturmanın fon sahiplerinden öteye geçerek, son yıllarda bu varlıkların tapularına, şirket ortaklıklarına ve offshore hesaplarına ulaştığı nihai lehtarlara, yani gölge patronlara odaklanması şart.</p>

<p>Özelleştirmeler, kamu ihaleleri, Yap-İşlet-Devret projeleri, imar rantları, kamu bankası kredileri, Kur Korumalı Mevduat, tasfiye edilen fonlar ve adını henüz koymadığımız yarının finansal kılıfları… Türkiye’de siyasetçiler bile değişiyor ama görüyoruz ki sermaye bir türlü el değiştirmiyor. Kullanılan aletler, maskeler ve yöntemler ne kadar çeşitlenirse çeşitlensin, bu coğrafyada servet her defasında aynı imtiyazlı odakların havuzunda toplanmaya devam ediyor; geriye ise bu fiktif balonların faturasını omuzlayan milyonlarca mağdur ile ağzına çalınan bala teşne enayiler kalıyor. Bu soruşturmanın nereye kadar ilerleyeceğini, nerede duracağını merakla izliyoruz.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sermaye-piyasalarinda-830-milyarlik-tasfiye-depremi-gorunurdeki-golgelerin-esas-sahipleri-kim</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/eko.jpg" type="image/jpeg" length="59674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail bağlantılı dolandırıcılık ağına operasyon]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-baglantili-dolandiricilik-agina-operasyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-baglantili-dolandiricilik-agina-operasyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul ve Muğla’da İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu tespit edilen uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik geniş çaplı operasyon düzenlendi. 28 şirkete ait 42 çağrı merkezinin hedef alındığı operasyonda 175 şüpheli yakalandı. Şebekenin iki yılda yaklaşık 13 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştığı belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2026 yılı içerisinde yürütülen dört ayrı soruşturma kapsamında, çağrı merkezi görüntüsü altında faaliyet gösteren şirketlerin yabancı ülke vatandaşlarını forex ve kripto para yatırımı vaadiyle dolandırdığına ilişkin bulgulara ulaşıldı. Soruşturma, MİT, Emniyet ve MASAK’ın çalışmaları ile Interpol üzerinden temin edilen yüzlerce mağdur başvurusunun incelenmesiyle genişletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Şirketlerde İsrail bağlantısı</strong></h2>

<p>Yapılan incelemelerde şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu tespit edildi. Yapılanmanın Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika başta olmak üzere farklı ülkelerdeki kişileri hedef aldığı belirlendi.</p>

<p>Şebekenin farklı dilleri konuşan müşteri temsilcileri aracılığıyla mağdurlara ulaştığı, yüksek kazanç vaadiyle kişileri yatırım sistemlerine çektiği tespit edildi. Şüphelilerin kontrolündeki platformlarda gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturularak mağdurların daha fazla para yatırmaya yönlendirildiği bildirildi. Parasını çekmek isteyenlerden ise “hesap blokesi” ve “vergi” gibi gerekçelerle yeniden para talep edildi. Toplanan paraların yurt dışındaki banka hesaplarına ve kripto para cüzdanlarına aktarıldığı belirlendi.</p>

<h2><strong>İki yılda 13 milyar TL’lik hacim</strong></h2>

<p>Mali incelemelerde yapılanmanın son iki yılda yalnızca ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerinin dahi yaklaşık 13 milyar TL’lik hacme ulaştığı ortaya çıktı.</p>

<p>Tespitlerin ardından 28 şirkete ait 42 çağrı merkezi ve 239 şüpheli hakkında operasyon kararı verildi. İstanbul ve Muğla’da toplam 286 adrese saat 05.00’te eş zamanlı baskın düzenlendi. Interpol birimlerinin de katıldığı operasyonda saat 10.00 itibarıyla 175 şüpheli yakalandı. Firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-baglantili-dolandiricilik-agina-operasyon</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/israil-ag-operasyon.png" type="image/jpeg" length="92400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belene: Türk’ün adını silme teşebbüsü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/belene-turkun-adini-silme-tesebbusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/belene-turkun-adini-silme-tesebbusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bulgaristan’da 1984-1989 yılları arasında yürütülen zorla Bulgarlaştırma siyaseti, yüz binlerce Türkün adını, dilini, dinini ve hafızasını hedef aldı. Direnenler Belene’ye kapatıldı, işkence gördü, sürgüne gönderildi; yüz binlercesi ise yurtlarını terk etmek zorunda bırakıldı. Belene, Bulgaristan Türklerine karşı yürütülen bu sistemli kimlik tasfiyesinin en karanlık sembolü olarak hafızalara kazındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="auto">Bulgaristan Türklerinin yakın tarihinde Belene, bir hapishaneden çok daha fazlasını ifade ediyor. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında başlayan nüfus tasfiyesi, göç ve baskı dalgaları, komünist rejim döneminde sistemli bir Bulgarlaştırma siyasetine dönüştü. Todor Jivkov yönetiminin 1984’te başlattığı “Yeniden Doğuş/Soya Dönüş” kampanyasıyla yüz binlerce Türkün adı zorla değiştirildi, Türkçe ve İslâmî hayat kamusal alandan silinmek istendi, direnenler öldürüldü, hapsedildi, sürüldü. Tuna üzerindeki Belene Adası ise bu politikanın en karanlık sembollerinden biri oldu.</p>

<p dir="auto">Bulgaristan’daki Türklerin yaşadığı büyük kırılmayı yalnızca 1984-1989 yıllarına sıkıştırmak, Belene’nin nasıl ortaya çıktığını anlamayı güçleştiriyor. Meselenin tarihî arka planı 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’ne ve savaşın ardından kurulan yeni Bulgar siyasi düzenine kadar uzanıyor. 1878 Berlin Antlaşması’nın 4. maddesi, Türklerin ve diğer toplulukların hak ve menfaatlerinin gözetilmesini, 5. maddesi ise din ayrımı yapılmaksızın medeni ve siyasi hakların korunmasını ve ibadet özgürlüğünü açık biçimde öngörüyordu. Buna rağmen savaş ve sonrasındaki siyasi dönüşüm, bölgedeki Müslüman ve Türk nüfus açısından kitlesel yerinden edilmelerle neticelendi.</p>

<p dir="auto">1877-1878 savaşı sırasında ve hemen sonrasında Rus birlikleri, Kazak unsurları ve Bulgar silahlı gruplarının saldırıları, yağmalar, salgınlar, açlık ve kış şartları yüzünden çok sayıda Müslüman hayatını kaybetti veya Osmanlı topraklarına sığındı. Türk tarih yazımında bu dönem büyük bir muhacirlik ve tasfiye devri olarak hatırlanırken Bulgar tarih yazımında aynı savaş ağırlıklı biçimde “kurtuluş” anlatısı üzerinden okunuyor. Modern akademik çalışmalar da iki toplumun aynı hadiseyi bütünüyle farklı hafıza dünyaları içinde yaşattığına dikkat çekiyor.</p>

<p dir="auto">Böylece Bulgaristan Türkleri açısından sonraki bir asra yayılacak temel mesele şekillendi: Topraklarında kalabilmek, Türk kimliğini sürdürebilmek, dinini yaşayabilmek ve dönem dönem yeniden Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmamak.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Göç, baskının sürekli neticesi hâline geldi</strong></h2>

<p dir="auto">1878 sonrasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç kesintisiz biçimde devam etti. Balkan savaşları, iki dünya savaşı arasındaki siyasi şartlar ve daha sonra komünist rejim dönemindeki uygulamalar yeni muhacir dalgalarını beraberinde getirdi. Özellikle 1944’te komünist rejimin kurulmasıyla Türk toplumunun eğitim, din, mülkiyet, kültür ve göç hakkı üzerindeki devlet kontrolü giderek ağırlaştı.</p>

<p dir="auto">1950-1951 göçü bunun en çarpıcı safhalarından biriydi. Bulgar yönetimi 10 Ağustos 1950’de Türkiye’ye verdiği notayla 250 bin Türkün kısa süre içerisinde kabul edilmesini istedi. Sonuçta 1950-1951 döneminde 154 bin 393 Türk Türkiye’ye geldi. Ardında parçalanmış aileler bırakan bu göç dalgası, 1968’de imzalanan “Yakın Akraba Göçü Anlaşması”na giden süreci doğurdu. 1969-1978 yıllarında yaklaşık 130 bin kişi daha Türkiye’ye göç etti.</p>

<p dir="auto">Komünist rejimin Türk politikasında başlangıçta farklı bir görünüm de vardı. Rejim ilk yıllarında Türkçe eğitim, Türkçe yayıncılık ve bazı kültürel faaliyetlere kısmen imkân verdi. Fakat bu alan giderek daraltıldı. Türkçe eğitim tasfiye edildi, yayınlar kapatıldı, Türkçe kamusal hayattan çekildi ve 1970’lerden itibaren Bulgarlaştırma siyaseti belirgin biçimde yoğunlaştı. Bulgaristan devlet haber ajansı BTA'nın bugün kendi arşivlerine dayanarak aktardığına göre komünist yönetim 1950'lerden itibaren Müslüman toplumlara yönelik isim değiştirme kampanyalarını farklı aşamalarda yürüttü.</p>

<p dir="auto">Bu sürecin son ve en sert safhası 1984 sonunda başladı.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Bir gecede insanın adı elinden alındı</strong></h2>

<p dir="auto">Bulgar Komünist Partisi yönetiminin resmî tezine göre Bulgaristan’daki Türklerin önemli bir kısmı gerçekte Osmanlı devrinde İslamlaştırılmış ve Türkleştirilmiş Bulgarlardı. Dolayısıyla rejim kendi anlatısında Türklerin Bulgarlaştırılmasını “asimilasyon” şeklinde sunmuyor, onları sözde “asıl köklerine döndüren” bir “Vazroditelen protses”, yani “Yeniden Doğuş/Soya Dönüş Süreci” olarak propaganda ediyordu. Akademik çalışmalar bunun zor kullanılarak gerçekleştirilen bir asimilasyon programı olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p dir="auto">Hazırlıkların 1984'ten önce başladığını gösteren Bulgar arşiv belgeleri mevcut. Temmuz 1984'te parti yönetiminin üst düzey isimleri isim değiştirme kampanyasının kapsamını tartıştı. 24 Ekim 1984'teki Merkez Komitesi toplantısında işlemin sistematik yürütülmesi için Bulgar isimleri kataloglarının hazırlanması gündeme geldi. Aralık ayında İçişleri Bakanlığı güvenlik tedbirlerini artırdı ve operasyon başladı.</p>

<p dir="auto">Türk köyleri tek tek kuşatıldı. Parti yöneticileri, polis, Devlet Güvenliği mensupları ve güvenlik kuvvetlerinden oluşan ekipler yerleşim yerlerine gönderildi. Köyler arasındaki haberleşmenin kesildiği, operasyonun başlangıç döneminde sıkı bir bilgi karartması uygulandığı Bulgar ve uluslararası araştırmalarda belgeleniyor. İnsanlara hazırlanan listelerden Bulgar isimleri seçmeleri söyleniyor, reddedenlere isim atanıyor, yeni kimlik belgeleri zorla düzenleniyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 dir="auto"><strong>Türkçe konuşmak dahi cezaya dönüştü</strong></h2>

<p dir="auto">Soya Dönüş kampanyası isimlerle sınırlı kalmadı. Amaç Türk kimliğinin gündelik hayatta görünür olmasını ortadan kaldırmaktı.</p>

<p dir="auto">Haziran 1984'ten itibaren Müslüman din görevlilerinin faaliyetleri sınırlandırıldı, yeni cami yapımı durduruldu. Türkçenin kamusal alanda konuşulması yasaklandı. Bulgaristan Bilimler Akademisi'nden Yelis Erolova'nın arşiv belgelerine dayanan yakın tarihli çalışmasına göre yasağı ihlal edenlere bir aylık ücrete denk gelebilecek para cezaları verilebiliyordu.</p>

<p dir="auto">ABD Dışişleri Bakanlığı'nın döneme ait insan hakları raporları da Türkçenin kamusal kullanımının yasaklandığını, İslâmî uygulamaların engellendiğini ve Türklerin sistematik ayrımcılığa maruz bırakıldığını kayda geçirdi. 1988 raporu, geleneksel Türk kıyafetleri ile Türkçe konuşmanın yasaklanmasını, kültürel kimliği yok etmeye yönelik sistematik uygulamalar arasında sayıyordu.</p>

<p dir="auto">Türkçe radyo yayınları sona erdi. Türkçe gazeteler ve kitaplar ortadan kaldırıldı. İngiliz Parlamentosu'nda 1989'da yapılan görüşmelerde, Türk toplumuna ait okulların daha önce Bulgar okullarıyla birleştirildiği, Türkçenin 1974 itibarıyla seçmeli ders statüsünden de çıkarıldığı, 1985'te Türkçe radyo ve yayıncılığın kalan unsurlarının tasfiye edildiği aktarıldı.</p>

<p dir="auto">Posta dahi kimlik siyasetinin parçasına dönüştü. Türkçe adlara gönderilmiş mektupların sahiplerine ulaştırılmadığı, Türkiye ile telefon bağlantılarının sınırlandırıldığı ve Türkçe yazışmaların denetlendiğine ilişkin kayıtlar bulunuyor.</p>

<p dir="auto">Bu baskı evin kapısından içeri de girdi. Hacettepe Üniversitesi'nde yayımlanan ve Belene mağdurlarıyla yapılan sözlü tarih çalışmalarına dayanan araştırmada, Türkçenin aile içinde kullanılmasının dahi cezalandırılabildiği, her Türkçe kelime için para cezası uygulandığına dair tanıklıklar yer alıyor.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Dinî hayat da hedefteydi</strong></h2>

<p dir="auto">İslâmî hayat Türk kimliğinin ana taşıyıcılarından biri görüldüğü için rejim İslâmî ibadetleri de sistematik biçimde sınırladı.</p>

<p dir="auto">Sünnet yaptırmak yasaklandı. ABD'nin 1987 insan hakları raporunda erkek çocukların sünnet edilip edilmediğinin kontrol edildiği, sünnet ettiren ailelerin para veya hapis cezalarıyla karşılaşabildiği bildirildi. Müslüman bayramları engellendi, çok sayıda Müslüman mezarlığının tahrip edildiği rapor edildi, cenazelerin İslâmî usullere göre kaldırılmasına müdahale edildi ve vaazların Bulgarca yapılması istendi.</p>

<p dir="auto">Araştırmalar düğün, cenaze, kurban, sünnet ve geleneksel kıyafet gibi kültürel ve dinî unsurların da yasak kapsamına girdiğini gösteriyor. Alvanlar/Yablanovo üzerine yapılmış akademik çalışma Türk müziği dinlemekten kurban kesmeye, sünnetten düğün ve cenaze merasimlerine kadar çok geniş bir alanın baskı altına alındığını kaydediyor.</p>

<p dir="auto">Mezar taşlarının üzerindeki Türkçe ve Müslüman isimleri de hedef alındı. Bazı mezar taşları kırıldı veya isimler kazındı. Çeşme, yerleşim yeri ve kamusal mekânlardaki Türkçe isimlerin silinmesi, kişinin yalnız yaşayan kimliğini değil, geçmiş nesillerin hafızasını da ortadan kaldırmaya yönelen bir kültür politikası meydana getirdi.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Türkan bebeğin öldürülmesi</strong></h2>

<p dir="auto">Zorla isim değiştirme operasyonu başladığında Türk köylerinde direnişler de başladı.</p>

<p dir="auto">Kırcaali bölgesinde Mogilyane köyü çevresinde 24-26 Aralık 1984 tarihlerinde binlerce kişi isimlerinin değiştirilmesini protesto etti. 26 Aralık'ta güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açması sonucunda üç kişi öldü. Ölenlerden biri annesinin yanındaki 17 aylık Türkan Feyzullah idi. Türkan bebeğin ölümü yıllar içinde Bulgaristan Türklerinin hafızasında Soya Dönüş zulmünün sembollerinden biri hâline geldi. Bulgaristan devlet radyosu BNR de bugün olayda güvenlik güçlerinin barışçıl gösteriye ateş açtığını ve üç kişinin öldüğünü açık biçimde kaydediyor.</p>

<p dir="auto">Ocak 1985'te bu kez Yablanovo, Türkçe adıyla Alvanlar, büyük bir direnişe sahne oldu. Köylüler isim değiştirmek üzere gelen devlet görevlilerini köye sokmadı. Direniş üç gün sürdü. Akademik çalışmalara göre rejim, köye ancak Sliven'deki büyük zırhlı birliklerin desteğini aldıktan sonra girebildi. Tanklarla çevrilen bir Türk köyünün devletin isim değiştirme operasyonuna karşı koyması, dönemin baskısının hangi ölçekte askerîleştirildiğini göstermesi açısından dikkat çekiciydi.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Belene: Mahkeme olmadan gönderilenlerin adası</strong></h2>

<p dir="auto">Direnen Türklerin önündeki en korkulan adreslerden biri Tuna Nehri üzerindeki Persin Adası, daha yaygın adıyla Belene idi.</p>

<p dir="auto">1984 sonunda Türklerin isim değiştirme uygulamasına direnişi başlayınca Belene yeniden başka bir işlev kazandı. İlk tutuklanan yaklaşık 200-300 Türk Aralık 1984 ile 1985'in ilk aylarında Belene Cezaevi'ne gönderildi. Eski kamp sahasındaki özel toplama kampı ise Nisan 1985 sonunda yeniden faaliyete geçirildi.</p>

<p dir="auto">Buraya gönderilenlerin ortak vasfı, büyük ölçüde Türk kimliklerinden vazgeçmeyi reddetmeleriydi.</p>

<p dir="auto">Belene Adası Vakfı'nın Bulgar kaynaklarına dayanan tarihçesinde 1985 yılında 500'den fazla Bulgaristan Türkünün, zorla isim değiştirmeye direnmeleri sebebiyle adadaki eski kamp sahasına kapatıldığı belirtiliyor. Tutukluların önemli bir kısmı hakkında mahkeme kararı bulunmuyordu.</p>

<p dir="auto">Bulgaristan'ın 1990 tarihli resmî gazetesinde Belene'de tutulmuş 517 kişinin adı yayımlandı. Vildane Özkan'ın Belene mağdurlarıyla yaptığı geniş sözlü tarih araştırmasında ise tanıklar mahkûm sayısının 800-1000 arasında olduğunu ileri sürdü. Aynı çalışma, resmî 517 kişilik listede adı bulunmayan ve Belene'de tutulduğunu Bulgaristan İçişleri Bakanlığı belgesiyle kanıtlayan mağdurlar tespit edildiğini belirtiyor. Dolayısıyla 517 rakamının bütün tutukluları kapsamadığına ilişkin kuvvetli deliller mevcut.</p>

<p dir="auto">Tutukluların yaşları araştırmada 18 ile 70 arasında değişiyor. İnsanlar kimi zaman aktif direnişte bulundukları için, kimi zaman direniş çıkarabileceklerinden şüphelenildiği için, kimi zaman bir parti görevlisiyle şahsi anlaşmazlık yaşadıkları için, hatta kimi zaman tamamen yanlış değerlendirmeler sonucunda kampa gönderilmişti. Araştırmada bir köy çobanının düdük çalmasının “asker geldi, direnin” işareti zannedilerek tutuklanması buna örnek olarak aktarılıyor.</p>

<p dir="auto">Mahkeme kararı olmadan bir insanı evinden koparıp Tuna üzerindeki adaya götürmek başlı başına bir korkutma yöntemiydi. Belene'nin asıl işlevlerinden biri de buydu: Toplumun geri kalanına direnmenin bedelini göstermek.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Açlık, soğuk, dayak ve kimliği inkâr ettirme</strong></h2>

<p dir="auto">Belene mağdurlarının tanıklıkları, kamptaki hayatın yalnız hürriyetten mahrum bırakılmaktan ibaret olmadığını gösteriyor.</p>

<p dir="auto">İlk dönemlerde mahkûmların ciddi açlık çektiği, donmuş ve bozuk yiyeceklerle beslendiği anlatılıyor. Tanıklardan biri ekmeklerin donmuş olduğunu, içlerinden kurt ayıkladıklarını, çorbaların ise son derece kötü koşullarda hazırlandığını aktarıyor.</p>

<p dir="auto">Soğuk başlı başına bir cezalandırma aracına dönüşüyordu. Mahkûmlar çalışmadan geldikten sonra çevreden topladıkları odunlarla koğuşlarını ısıtmaya çalışıyor, aşırı yorgunluk sebebiyle zaman zaman bunu dahi yapamadan soğukta uyuyordu. İlk tutukluluk dönemlerine ilişkin anlatımlarda tuvalet kullanımının ağır biçimde kısıtlandığı da yer alıyor.</p>

<p dir="auto">Fizikî şiddet özellikle kimlik dayatmasıyla iç içeydi. Tanık ifadelerinde sorgulamalar sırasında kişiye “Bulgar kökenli olduğunu kabul ediyor musun?” sorusunun yöneltildiği, reddedenlerin dövüldüğü anlatılıyor. Mahkûmlar birbirlerine Türk isimleriyle hitap ettiklerinde veya kendilerine zorla verilmiş Bulgar ismini benimsemediklerinde tokat, tekme ve diğer kötü muamelelerle karşılaşabildiklerini aktarıyor.</p>

<p dir="auto">Kampta Türkçe konuşmak, başka bir mahkûma Türk ismiyle seslenmek, kâğıt-kalem bulundurmak ve dış dünyayla serbest ilişki kurmak yasak kapsamındaydı. Bu tablo Belene'nin rejim açısından yalnız mahkûmu hapsetmek için kullanılmadığını, onun Türk kimliğini kampın duvarları içinde de kırmaya yönelik bir disiplin mekânı olduğunu gösteriyor.</p>

<p dir="auto">Mahkûmlar ağır işlerde de çalıştırıldı. Tanıklarda Belene çevresindeki çeşitli işlere ve nükleer santral inşaatıyla bağlantılı çalışmalara götürülenler anlatılıyor. Genel olarak Belene'nin daha eski dönemlerinde de mahkûmların ağır üretim kotaları altında zorla çalıştırıldığı, açlığın kamp hayatının en ağır unsurlarından biri olduğu Belene Adası Vakfı'nın tarihçesinde yer alıyor.</p>

<p dir="auto">1986 baharında Belene'deki Türk mahkûmlar açlık grevine başladı. Belene Adası Vakfı, grevin yaklaşık 30 gün sürdüğünü, Mayıs 1986'da tutukluların önemli bir bölümünün serbest bırakıldığını ancak doğrudan evlerine dönmelerine izin verilmeyerek Bulgaristan'ın başka bölgelerine sürgün edildiklerini belirtiyor. Geri kalanlar da daha sonraki dönemde tahliye edildi.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Kampın ardından sürgün</strong></h2>

<p dir="auto">Kamptan çıkanların bir kısmı Bobov Dol gibi başka kamplara, bir kısmı Türk nüfusunun bulunmadığı Bulgar yerleşimlerine gönderildi. Bazıları ev hapsinde ve polis gözetiminde yaşamaya zorlandı. Görüştükleri kişiler takip edildi, düğünlere gitmeleri dahi engellenebildi.</p>

<p dir="auto">Baskı yalnız mahkûma uygulanmadı. Kamp tutuklularının eşleri iş yerlerinde, çocukları okullarda ayrımcılıkla karşı karşıya kalabildi. İşten çıkarma, işe almama, öğrencinin notunu düşürme, sınıfta bırakma, arkadaşları önünde aşağılanma ve fizikî şiddet gibi uygulamalar sözlü tarih kayıtlarında yer alıyor.</p>

<p dir="auto">Bu yöntem rejimin asıl hedefini açık biçimde gösteriyor: Direnen tek bir kişiyi cezalandırmakla yetinmeyip ailesini ve çevresini de baskı altına almak, böylece bütün Türk toplumuna korku yaymak.</p>

<h2 dir="auto"><strong>1989: Baskı bu kez kitlesel sürgüne dönüştü</strong></h2>

<p dir="auto">1988 sonu ve 1989 başında uluslararası ortam değişiyor, Sovyet blokunun çözülmesi hızlanıyor, Bulgaristan içindeki Türk direnişi ise giderek örgütleniyordu. Mayıs 1989'da Kuzeydoğu Bulgaristan başta olmak üzere Türklerin yoğun olduğu bölgelerde büyük protestolar ve açlık grevleri başladı. Göstericiler isimlerinin geri verilmesini, Türkçe üzerindeki yasakların kaldırılmasını, din ve seyahat hürriyetinin tanınmasını istiyordu.</p>

<p dir="auto">Human Rights Watch'ın dönem raporuna göre on binlerce Türk gösterilere katıldı ve güvenlik güçleri bazı gösterileri şiddetle bastırdı. Ölümler ve çok sayıda yaralanma bildirildi.</p>

<p dir="auto">Jivkov yönetimi kısa süre sonra pasaport rejimini değiştirerek Türklerin ülkeyi terk etmesine imkân verdi ve kamuoyuna Türkiye'nin sınırlarını açması çağrısında bulundu. Fakat ortaya çıkan durum serbest göçten çok kitlesel bir çıkarma operasyonuna dönüştü. İnsanlara kısa süre içerisinde ülkeyi terk etmeleri bildiriliyor, evler, hayvanlar, araziler ve yıllarca kurulmuş hayatlar geride kalıyordu.</p>

<p dir="auto">Haziran-Ağustos 1989 arasında kaç kişinin Bulgaristan'dan çıktığı kaynaklara göre yaklaşık 320 bin ile 360 binin üzerinde değişiyor. Bulgaristan devlet haber ajansı 3 Haziran-21 Ağustos arasında 322 bine kadar kişinin Türkiye'ye geçtiğini bildiriyor. Akademik çalışmalar 350 binin üzerinde kişiden söz ediyor. Bulgaristan Parlamentosu'nun 2012 tarihli tutumunu aktaran Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise 360 binden fazla Bulgaristan Türkünün sınır dışı edilmesini “etnik temizlik biçimi” olarak nitelendiren parlamenter deklarasyona dikkat çekiyor.</p>

<h2 dir="auto"><strong>Rejim çöktü, isimler geri döndü</strong></h2>

<p dir="auto">10 Kasım 1989'da Todor Jivkov iktidardan uzaklaştırıldı. Yaklaşık bir buçuk ay sonra, 29 Aralık 1989'da, Bulgar Komünist Partisi yeni yönetimi Soya Dönüş politikasını resmen mahkûm etti. Zorla isim değişikliğinin vatandaşların anayasal haklarının ihlali olduğu kabul edildi ve eski isimlerin iadesinin yolu açıldı.</p>

<p dir="auto">Mart 1990'da yasal düzenlemeler yapıldı. Bir yıl içinde yaklaşık 600 bin kişi eski ismini yeniden aldı. Türkçenin okullarda seçmeli ana dili dersi olarak okutulması 1991'in sonlarına doğru yeniden mümkün hâle geldi.</p>

<p dir="auto">Türkiye'ye göç edenlerin bir kısmı Jivkov rejiminin yıkılmasının ardından Bulgaristan'a döndü. RFE/RL'nin araştırmasına göre 1991 sonuna kadar geri dönenlerin sayısı 200 bine kadar ulaştı.</p>

<p dir="auto">Fakat hukuki hesaplaşma aynı hızla gerçekleşmedi.</p>

<p dir="auto">Todor Jivkov, eski Başbakan Georgi Atanasov, eski İçişleri Bakanı Dimitar Stoyanov ve diğer bazı üst düzey yöneticiler hakkında Soya Dönüş sürecindeki uygulamalar nedeniyle soruşturmalar açıldı. Yargılamalar yıllarca sürdü, dosyalar savcılık ile mahkemeler arasında gidip geldi. Jivkov 1998'de öldü. Diğer sanıkların da zaman içerisinde hayatlarını kaybetmeleriyle bu dosyalarda kesin bir mahkûmiyet hükmüne ulaşılamadı. Bulgaristan devlet ajansı BTA'nın 2025 tarihli değerlendirmesi, yargılanan beş üst düzey isimden hiçbirinin bu dosya kapsamında mahkûm edilmediğini belirtiyor.</p>

<p dir="auto">Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de 2012'de Belene'ye keyfî şekilde gönderilmiş Türk mağdurların hâlâ tazminat aradığını ve meselelerin önemli kısmının çözülmediğini kayda geçirmişti.</p>

<p dir="auto"><strong>Kaynaklar:</strong></p>

<p dir="auto">Bulgaristan Devlet Haber Ajansı (BTA)<br />
Bulgaristan Ulusal Radyosu (BNR)<br />
Human Rights Watch<br />
Amnesty International<br />
Avrupa Konseyi<br />
ABD Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Raporları<br />
Belene Adası Vakfı<br />
DergiPark’ta yayımlanan akademik çalışmalar<br />
Belene mağdurlarıyla yapılan sözlü tarih mülakatları</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/belene-turkun-adini-silme-tesebbusu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/belene.png" type="image/jpeg" length="48546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okullarda canavar yetişiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/okullarda-canavar-yetisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/okullarda-canavar-yetisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maneviyattan ve merhametten uzaklaştırılan, materyalist çarklar arasında ruhsuzlaştırılan yeni nesil dehşet saçmaya devam ediyor. Arnavutköy’de 12 yaşındaki epilepsi hastası bir çocuğun maruz kaldığı şiddet, eğitim sisteminin ve modern kültürün çocukları sürüklediği manevi uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arnavutköy’de okul çıkışında 3 çocuk tarafından çayırlık bir alana götürülen 12 yaşındaki A.H., dakikalarca darbedildi. Epilepsi hastası olduğunu söyleyerek “Yapmayın, hastayım” diye yalvaran küçük çocuğun feryatlarına aldırış etmeyen gözü dönmüş saldırganlar, sergiledikleri acımasızlığı utanmadan bir de cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Yüzünde ve vücudunda ağır darp izleri oluşan A.H. hastaneye kaldırılırken olayın ardından 3 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.barandergisi.net/vidyome/embed/78728" webkitallowfullscreen=""></iframe></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hadisenin vahametini artıran nokta, şiddetin artık yalnızca öfke patlaması şeklinde ortaya çıkmaması. Karşısındaki çocuğun acısını seyreden, yalvarışını duyan ve buna rağmen darbeyi sürdüren bir ruh hâliyle karşı karşıyayız. Üstelik saldırının kayda alınması, yaşanan zulmün teşhir edilecek bir “başarı”, paylaşılacak bir “içerik” gibi görülmeye başlandığını gösteriyor. Merhametin yerini gösterişin, utanmanın yerini arsızlığın aldığı bir çocuk dünyası inşa ediliyor.</p>

<h2><strong>Materyalist eğitimin ve dijital afyonun ürünleri</strong></h2>

<p>Yaşanan bu vahşet, münferit bir “çocuk kavgası” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ağır bir toplumsal çürümeye işaret ediyor. Çocuklara hayatı yalnızca başarı, sınav, meslek, para ve rekabet üzerinden öğreten, ruhu ve ahlakı eğitimden dışlayan seküler-materyalist anlayışın nasıl bir insan tipi ürettiği her geçen gün daha sert biçimde karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Bugün çocuk okulda formül öğreniyor, yabancı dil öğreniyor, test çözüyor. Fakat öfkesini nasıl yeneceği, zayıfa nasıl davranacağı, kul hakkının ne olduğu, merhametin neden insan olmanın temeli sayıldığı, bir başkasının canının ve haysiyetinin neden dokunulmaz olduğu aynı kuvvetle öğretilmiyor. Bilgi büyüyor, teknik imkânlar çoğalıyor, fakat insanın iç dünyasını terbiye edecek ölçüler giderek zayıflıyor.</p>

<p>Bu boşluğu ise telefon ekranları dolduruyor. Televizyon dizilerinden dijital oyunlara, sosyal medya videolarından kısa içeriklere kadar çocukların karşısına sürekli kavga, aşağılama, teşhir, güç gösterisi ve acımasızlık çıkarılıyor. Şiddetin seyirlik malzemeye dönüştüğü, başkasının mahremiyetinin birkaç saniyelik görüntü uğruna hiçe sayıldığı bir dijital iklim çocukların davranış kalıplarını da şekillendiriyor.</p>

<p>Kendi akranının acı çekişini durdurmak yerine telefonunu çıkarıp kayda alan çocuk tipi, çağımızın en ürkütücü manzaralarından biri hâline geliyor. Genç nesillerde aşkasının acısına karşı hissizleşme, kötülüğü seyretme, onu kaydetme ve bundan sosyal bir değer üretme arzusu görülüyor. Dijital afyon, vicdanı uyuştururken şiddeti de sıradanlaştırıyor.</p>

<h2><strong>Pedagoji ne âlemde, sorumlular nerede?</strong></h2>

<p>Bu noktada eğitim bürokrasisinin, rehberlik servislerinin, pedagogların ve ailelerin de kendilerini sorgulaması gerekiyor. Bir çocuk arkadaşını çayırlık alana götürüp grup hâlinde dövecek noktaya nasıl geliyor? Bu çocukların davranışlarındaki sertlik, saldırganlık ve zorbalık daha önce hiç mi fark edilmiyor? Okullardaki rehberlik mekanizmaları öğrencinin ruhuna gerçekten temas edebiliyor mu, yoksa evrak dolduran ve problem çıktıktan sonra devreye giren bir bürokratik birime mi dönüşmüş durumda?</p>

<p>Bugün “akran zorbalığı” adı altında tartışılan birçok hadisenin arkasında daha büyük bir terbiye ve medeniyet krizi bulunuyor. Çocuk, küçük yaşta neye hürmet edeceğini, kimden haya edeceğini, nerede duracağını ve hangi davranışın zulüm olduğunu öğrenemezse karşısındaki insanı da kendi arzusunun önündeki bir nesne gibi görmeye başlıyor.</p>

<p>Arnavutköy’deki hadise bu yüzden yalnızca üç çocuğun işlediği bir şiddet vakası olarak okunamaz. Karşımızda eğitimden aileye, dijital kültürden sokak hayatına kadar uzanan daha büyük bir yozlaşmanın fotoğrafı var. Çocuklarımızın ellerine teknoloji verilirken kalplerine ölçü, vicdanlarına merhamet, zihinlerine hak ve batıl şuuru yerleştirilmediğinde ortaya çıkan boşluğu ekranlar, oyunlar ve hoyrat kültür dolduruyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/okullarda-canavar-yetisiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/okul-kavga.jpeg" type="image/jpeg" length="43867"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="39503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="37984"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="58433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="57532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="50082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="63519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="55793"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="91214"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="40913"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="89697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="87970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="24677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="13150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="96962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="76232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="14102"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="92470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="92918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="47899"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
