<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 13 Sep 2026 09:22:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mansoor Adayfi: Beni Guantanamo’ya gönderdiklerinde 18 yaşındaydım]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mansoor-adayfi-beni-guantanamoya-gonderdiklerinde-18-yasindaydim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mansoor-adayfi-beni-guantanamoya-gonderdiklerinde-18-yasindaydim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[11 Eylül’ü bahane eden ABD’nin Guantanamo’da inşa ettiği işkence çarkı, yüzlerce masum Müslümanın hayatını kararttı. Henüz 18 yaşında bir öğrenciyken kaçırılıp CIA’e satılan ve hiçbir suçlama olmaksızın yıllarca kafeslerde tutulan Yemenli bir gencin gözünden; dayak, tecrit ve inanç aşağılamalarıyla örülü Guantanamo vahşetinden kan donduran bir kesit.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yemen’de bir çocuk olarak büyürken, günün birinde hikayemi küresel bir izleyici kitlesiyle paylaşacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.</p>

<p></p>

<p>Ancak 11 Eylül saldırılarının hemen ardından başlatılan "terörle mücadele" operasyonlarının şiddet dolu hedef tahtasına oturacağımı neredeyse hiç bilmiyordum.</p>

<p></p>

<p>11 Eylül 2001 öncesinde hayatımda olağanüstü hiçbir şey yoktu.</p>

<p></p>

<p>Mütevazı bir ailede büyüdüm ve ancak ergenlik çağına geldiğimde ülkemden ayrılmayı düşünmeye başladım.</p>

<p><img alt="Mansoor Adayfi Former Guantanamo Bay Detainee Provided.jpg" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/09/mansoor-adayfi-former-guantanamo-bay-detainee-providedjpg.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p></p>

<p>18 yaşıma geldiğimde radikal bir adım atarak, yurt dışında bilgisayar bilimi okuma hayaliyle okulu bitirmek üzere köyümden ayrıldım.</p>

<p></p>

<p>Yaklaşık bir yıl boyunca, eğitim gördüğüm ve çalıştığım enstitünün müdüründen bir referans mektubu istedim. Bana hep "Daha sonra" derdi.</p>

<p></p>

<p>USS Cole gemisine Yemen’de düzenlenen saldırıdan sonra enstitü müdüründen El-Kaide ve Taliban hakkında bir kitap yazması istendi. Araştırma yapması için Afganistan’da Sovyetlere karşı savaşmış eski bir öğrencisini gönderdi ve bana da ona eşlik etmemi söyledi.</p>

<p></p>

<p>"Bu geziden dön," diye söz verdi, "sana mektubunu vereceğim."</p>

<p></p>

<p>Önce Dubai’ye, ardından Pakistan’da uçtuk ve karayoluyla Afganistan’a geçtik. Sonunda araştırmamızda bize yardımcı olan bir STK’nın bulunduğu Kabil’e ulaştık.</p>

<p></p>

<p>New York City’deki kuleler yıkıldığında hâlâ oradaydım.</p>

<p></p>

<p>Saldırıları ancak üç gün sonra bir restorandaki radyodan öğrendik.</p>

<p></p>

<p>Kısa süre sonra, ülkeden kaçmadan önce STK’nın malzemelerini taşımasına yardım ederken, silahlı adamlar arabamızı durdurdu ve bizi kaçırdı.</p>

<p></p>

<p>Sonunda kendimizi, serbest kalmamız karşılığında 100.000 dolar talep eden bir savaş ağasının elinde bulduk. O sıralarda Amerikan uçaklarının Afganistan genelinde El-Kaide ve Taliban şüphelileri için ödül vaat eden ilanlar dağıttığından haberim yoktu.</p>

<p></p>

<p>İki hafta sonra savaş ağasının adamları benim için geldi.</p>

<p><img alt="Guantanamo Bay Detainee Prays Cage 14 Feb 2002 Afp" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/09/guantanamo-bay-detainee-prays-cage-14-feb-2002-afp.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p></p>

<p>Başıma kukuleta geçirilmiş ve kelepçelenmiştim; sonrasında yaşananlardan şiddet, bir kamyon, bir helikopter, bir uçak ve nihayetinde yeraltındaki bir oda dışında çok az şey hatırlıyorum.</p>

<p></p>

<p>Beni başımda kukuletayla tavana astılar. Kukuletayı çıkardıklarında üzerime doğrultulmuş beş tüfek vardı ve kırmızı noktalar göğsüme kilitlenmişti.</p>

<p></p>

<p>Bir mütercim, beni Mısırlı bir generaller karıştırarak, "Merhaba Bay Adel," dedi. "Kim olduğumuzu ve neden burada olduğumuzu biliyor musun?"</p>

<p></p>

<p>Tabii ki hiçbir fikrim yoktu.</p>

<p></p>

<p>Haftalar önce Afganistan’da araştırma yürütüyordum ve yıl sonunda üniversiteye başlamayı bekliyordum. Şimdi ise Afgan savaş ağaları tarafından kaçırılıp CIA’e teslim edilmiş bir El-Kaide lideri olmakla suçlanıyordum.</p>

<p></p>

<h3><strong>Çilemin Başlangıcı</strong></h3>

<p>Kandahar’daki bir hava üssünde hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulurken, derme çatma sahadan kalkıp inen ABD Hava Kuvvetleri uçaklarını görebiliyordum.</p>

<p></p>

<p>Bir Hava Kuvvetleri kargo uçağı indiğinde, bir grup mahkumun yok olacağını anlardık.</p>

<p></p>

<p>2001 Aralık ayı sonunda, yaklaşık yüz kişi üç metre yüksekliğinde dikenli tellerle çevrili ahşap çadırlarda tutuluyorduk.</p>

<p></p>

<p>Çadırlardan, ABD Hava Kuvvetleri uçaklarının o sahadan kalkış ve inişlerini izleyebiliyordum.</p>

<p></p>

<p>Bir öğleden sonra, Kandahar’daki askerlerden farklı üniformalar giyen bir grup asker tutukluları numaralarıyla çağırmaya başladı.</p>

<p></p>

<p>CIA’in gizli gözaltı merkezinde ("black site") aylarca süren işkencelerin ardından yürüyemez hale gelen bir grup adamla aynı çadırdaydım.</p>

<p></p>

<p>Dün gibi hatırlıyorum. Askerler numaramı okudu ve yere yatmamı emretti.</p>

<p></p>

<p>Önce üzerime bir köpek saldılar, ardından sırtıma atlayıp beni etkisiz hale getirdiler ve bir çadıra sürüklediler.</p>

<p><img alt="Guantanamo Bay Detainees Hold Fence 26 Aug 2004 Afp" height="507" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/09/guantanamo-bay-detainees-hold-fence-26-aug-2004-afp.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p></p>

<p>Oraya işleme istasyonu diyorlardı. Beni yukarı astılar ve çırılçıplak soydular. Kadın ve erkek askerler bizi soydu, vücudumuzu tıraş etti, saçsız bıraktı, mahrem yerlerimizle dalga geçti ve bizi tekmeledi.</p>

<p></p>

<p>Ağlayan genç bir çocuğu izledim. Askerlere tükürdüm ve çocuğa korkmamasını söyledim. Dikkatlerini bana çevirip ağzıma sertçe vurdular, dudağım patladı.</p>

<p></p>

<p>Orada saatlerce çıplak halde asılı kaldım. Sonra bir asker turuncu bir tulum, turuncu ayakkabılar, turuncu çoraplar ve turuncu bir şapkayla geldi — her yer turuncuydu.</p>

<p></p>

<p>Yeni "dostum" olan turuncu renkle ilk tanışmamdı.</p>

<p></p>

<p>Daha önce hiç giydiğimi hatırlamıyorum.</p>

<p></p>

<p>O an rengin kendisi hakkında pek bir şey düşünmedim. Ayrıca daha önce hiç görmediğim zincirler ve prangalar, koruyucu gözlükler, kulaklıklar, bir maske ve üzerinde "BENİ DÖVÜN" yazan bir tabela vardı.</p>

<p></p>

<p>Beni giydirdiler, zincirlediler, tabelayı boynuma astılar, gözlerimi ve kulaklarımı kapattılar ve yere oturmaya zorladılar.</p>

<p></p>

<p>Namaz vakti geldiğinde seslendim ve namaz kılmak için ayağa kalkmaya çalıştım. Dayak yedim, yere fırlatıldım, koli bandıyla ağzım kapatıldı ve bir sedyeye bağlandım.</p>

<p></p>

<p>Hava Kuvvetleri motorlarının kükremesini duyabiliyordum. Saatlerce öylece bekledik, sonra teker teker uçağa bindirildik. Yere dairesel bir şekilde zincirlendik.</p>

<p></p>

<p>Bizi nereye götürdükleri ya da ne olacağı hakkında en ufak bir fikrim yoktu.</p>

<p></p>

<h3><strong>Yolculuk</strong></h3>

<p>Uçakta askerler bizi dayak ve aşağılamalarla karşıladı, üzerimize oturup fotoğraf çektirdiler.</p>

<p></p>

<p>Boynumdaki tabelanın talimat verdiği gibi her 10-15 dakikada bir dövüldüm.</p>

<p></p>

<p>Yüksek sesli müzik, gürültülü motorlar, acı ve duyusal yoksunluk. Nefes almak zordu. Ellerimdeki ve bacaklarımdaki prangalar o kadar sıkıydı ki acısının beynime sıçradığını hissedebiliyordum.</p>

<p></p>

<p>Yolculuğun uzun sürmemesi için dua ettim.</p>

<p><img alt="Guantanamo Detainees Camp 6 Photo Taken 8 Apr 2014 Afp" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/09/guantanamo-detainees-camp-6-photo-taken-8-apr-2014-afp.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p>Saatler geçti ve acı daha da şiddetlendi. Ellerimdeki ve ayaklarımdaki hissi kaybettim. Kulaklığın çerçevesi kafama batıyordu; kanıyordum ama dayak hiç durmadı.</p>

<p></p>

<p>Uçak indiğinde yolculuk bitti diye bir rahatlama hissettim. Ama bu uzun sürmedi.</p>

<p></p>

<p>Başka bir uçağa sürüklendik ve yolculuk devam etti. Ölüyordum, nefes almakta zorlanıyordum, artık vücudumu dik tutamıyordum.</p>

<p></p>

<p>Öleceğimi sandım. Allah’a beni bağışlaması ve kabul etmesi için dua ettim.</p>

<p></p>

<p>Birinin namaza çağırdığını duydum: "Allahu Akbar. Allahu Akbar." Askerler onu hemen susturdu. Ondan sonra, ne zaman namaz vaktinin geldiğini hissetsek, haberi iletmek için dirseklerimizle birbirimize vururduk ve şartlar elverdiğince namazımızı kılardık.</p>

<p></p>

<p>Yolculuğun bir sonraki ayağı birincisinden daha uzundu. Bizi nereye götürüyorlardı? Ne zaman bitecekti?</p>

<p></p>

<p>Hepimize kolaylık vermesi için Allah’a dua etmeye devam ettim. Biri üzerime yığılmıştı bile. En azından bir destek olabildiğim için mutluydum.</p>

<p></p>

<p>Sonunda uçak indi.</p>

<p></p>

<p>Tüm acılara rağmen rahatlamıştım: Elhamdülillah.</p>

<p></p>

<p>Askerler bizi tek tek dışarı çekmeye başladı. Yürüyemiyordum. Sürükleniyor ve bir kişiden diğerine aktarılıyordum. Kahkahalar duyabiliyordum.</p>

<p><i>"Sadece korkaklar zincirlenmiş ve prangalanmış adımları döver ve onlara tacizde bulunur. Sadece korkaklar böyle davranır."</i></p>

<p>Tekrar zincirlendim ve bir tercüman Arapça tekrarlarken biri İngilizce yüksek sesle bağırdı: "Birleşik Devletler Deniz Piyadelerinin kontrolü altındasınız. Bir şey denerseniz sizi yok ederiz."</p>

<p></p>

<p>Adam küfretmeye ve bizi aşağılamaya devam etti; tercüman da kendi hakaretlerini ekledi.</p>

<p></p>

<p>Kim olduğu umurumda değildi. Bana göre onlar sadece bir grup korkaktı. Sadece korkaklar zincirlenmiş ve prangalanmış adımları döver ve onlara tacizde bulunur. Sadece korkaklar böyle davranır.</p>

<p></p>

<p>Otobüs kısa bir mesafe gitti, sonra durdu ve suyun — bir denizin — üzerinde hareket ettiğimizi hissettim.</p>

<p></p>

<p>Denizde bir nevi rahatlama hissettim. <i>Hoş geldin dostum</i>, diye düşündüm. Deniz duyusal yoksunluğu kırdı.</p>

<p></p>

<p>İlk ipucum buydu: Deniz yakındı.</p>

<p></p>

<p>Tekne 20-30 dakika seyretti, sonra otobüs tekrar 30-45 dakika daha gitti. Deniz Piyadeleri bütün zamanı bizi döverek geçirdi. Bir asker kafamın önden ve arkadan aynı anda vurup duruyordu. Her defasında şimşekler çaktığını görüyordum.</p>

<p></p>

<p>Otobüs sonunda durdu. Deniz Piyadeleri bizi tek tek dışarı çıkardı ve keskin çakılların üzerinde diz çökmeye zorladı. Saatler böyle geçti. Vücudum tepki vermeyi reddetti ve dayak devam etti.</p>

<p></p>

<p>Bir köpek yine yüksek sesle havladı ve vücudumu kokladı. Bilincimi kaybetmek üzereydim. Bundan sonra ne olacağı umurumda değildi.</p>

<p></p>

<p>Çok önceleri, durumun daha da kötü olduğu CIA gizli gözaltı merkezindeyken endişelenmeyi bırakmıştım.</p>

<p></p>

<p>Gelecek olanla ilgili hiçbir hissim kalmamıştı.</p>

<p></p>

<p><i>Allah’ım, senin ellerindeyim. Lütfen kontrolü onlara verme.</i></p>

<p></p>

<p>Yolculuğumuz karadan, gökyüzünden, denizden ve tekrar karadan geçmişti. Bir daha asla havaya yükselmek istemiyordum.</p>

<p></p>

<h4>Gitmo’ya Varış</h4>

<p>Saatlerce bekledikten ve adamların acı içinde çığlık atmasını dinledikten sonra askerler geldi, bedenimi sürükleyip betona fırlattı; turuncu üniformamı üzerimden kesip beni tekrar çırılçıplak soydular.</p>

<p></p>

<p>Kukuletayı, kulaklıkları, koruyucu gözlükleri, koli bandını, ellerimdeki ve bacaklarımdaki kelepçeleri çıkarmalarını istiyordum.</p>

<p></p>

<p>Tüm hissimi kaybetmiştim.</p>

<p></p>

<p>Ama çıkarmadılar.</p>

<p></p>

<p>Bedenimde güçlü bir su basıncı hissettim, ardından sıvı sabun gibi bir şey ve cildimi kazıyan büyük, sert bir fırça. Duş olduğunu iddia ediyorlardı ama bu aşağılama ve daha fazla dayaktı.</p>

<p></p>

<p>Tekrar daha fazla aşağılanmaya, vücut boşluğu aramasına ("cavity search") sürüklendim, defalarca. Güldüler ve "Üsame bin Ladin nerede? Hoş geldiniz Bay Komutan" dediler.</p>

<p></p>

<p>Fotoğrafım çekildi. Hiçbir şey göremiyordum. Parmak izi ve diğer prosedürler takip etti ama çoğunu ayırt edemedim.</p>

<p></p>

<p>Sonra sol bileğime kırmızı bir bilezik takıldı.</p>

<p></p>

<p>İşleme istasyonu, parmak izi, fotoğraf, boy ölçümü ve aramalar için birinden diğerine aktarıldığımız bir grup çadırdan ibaretti. Zamanın çoğunda ne olduğunu göremiyordum.</p>

<p></p>

<p>İşleme istasyonundan sonra doğrudan, takım takım insanların soru sormaya geldiği bir sorgu odasına götürüldüm.</p>

<p></p>

<p>Bazıları konuşabilmem için koli bandını çıkarmayı veya iş birliği yaparsam prangalarımı gevşetip bana kıyafet vermeyi teklif etti.</p>

<p></p>

<p>Bedenim kendini kapattı ve bilincimi kaybettim.</p>

<p></p>

<p>Bayıldım.</p>

<p></p>

<p>Askerler daha sonra bedenimi bir kafese sürükleyip fırlattılar. Bir asker üzerime diz çöktü, bir kalkan tutarak zincirleri, kelepçeleri, kulaklıkları, gözlükleri ve koli bandını çıkarmaya başladı.</p>

<p></p>

<p>Tekrar nefes alabiliyormuşum gibi hissettim.</p>

<p></p>

<p>Anlamadığım bir şeyler bağırıyorlardı.</p>

<p><i>"Kafesin içinde birkaç şey vardı: plastik bir mat, bir battaniye, bir su kabı ve iki küçük kova — biri su için, diğeri tuvalet olarak kullanılmak üzere."</i></p>

<p>Ellerim ve bacaklarım şişmiş, uyuşmuş ve morarmıştı. Neredeyse hiç göremiyordum; yüzüm ve gözlerim şişmişti, dudaklarım patlamıştı. Sadece tek gözümden görebiliyordum, o da bulanıktı.</p>

<p></p>

<p>İstediğim ilk şey vücudumu örtmek ve turuncu tulumu giymekti. Sonra namaz kılmak, sonra da uyumak istedim.</p>

<p></p>

<p>İki gündür yemek yememiş ve su içmemiştim ve o zamana kadar canım da istemiyordu.</p>

<p></p>

<p>Geceydi. Namazı vaktinde kılıp kılamadığımdan emin değilim. Şartlar dahilinde elimden gelenin en iyisini yaptım.</p>

<p></p>

<p>Etrafıma baktım. Etraftaki kafeslerde tıpkı benim gibi turuncu renkli siluetler görebiliyordum. Her blok, çelik borulara vidalanmış örgü tellerden yapılmış, birbirine bağlı yaklaşık 10 kafesten oluşuyordu. Parlak ışıklar, tepede dikenli teller.</p>

<p></p>

<p>Bir köpek yüksek sesle havladı. Askerler tutuklulara bağırdı, numaraları okudu ve emirler yağdırdı:</p>

<p></p>

<p>"Kapa çeneni."</p>

<p></p>

<p>"Konuşma."</p>

<p></p>

<p>"Aşağı bak."</p>

<p></p>

<p>"Bana bakma."</p>

<p></p>

<p>"Kıpırdama."</p>

<p></p>

<p>Kafesin içinde birkaç şey vardı: plastik bir mat, bir battaniye, bir su kabı ve iki küçük kova — biri su için, diğeri tuvalet olarak kullanılmak üzere.</p>

<p></p>

<p>Gerçek bir tuvalet yoktu ve hava koşullarından korunma imkanı yoktu.</p>

<p></p>

<p>Turuncu tulumu giymeyi başardım, kovaya doğru emekledim ve abdest aldım.</p>

<p></p>

<p>Şimdi, namaz kılmak için hangi yöne döneceğimi bilmem gerekiyordu; Mekke ne taraftaydı?</p>

<p></p>

<p>Komşuma sordum, oldukça solgun, mavi gözlü, Avrupalı görünen bir adamdı.</p>

<p></p>

<p>"Esselamü aleyküm kardeşim."</p>

<p></p>

<p>"Ve aleyküm selam," diye cevap verdi, sonra konuşmamam için işaret etti.</p>

<p></p>

<p>Fısıldayarak Mekke’nin nerede olduğunu tekrar sordum.</p>

<p></p>

<p>"Bilmeyiz," dedi. "Nöbet kulübesine doğru kılabilirsin. Yıldızları görebilseydim sana söyleyebilirdim."</p>

<p></p>

<p>Yine de kalktım ve namaza başladım.</p>

<p></p>

<p>Askerler kafes numaramı söyleyerek geldiler ve oturmam için bağırdılar. Ayakta zor duruyordum. Çite yaslanıyordum.</p>

<p></p>

<p>Bağırmaya devam ettiler, sonra kafesimi bastılar, beni yere fırlattılar, dövdüler, ellerimi ve bacaklarımı kelepçelediler ve beni yüzüstü yatar halde bıraktılar.</p>

<p></p>

<p>Konuşmamıza, ayağa kalkmamıza veya muhafızlara bakmamıza izin verilmiyordu.</p>

<p></p>

<p>Komşum benim için endişelendi.</p>

<p></p>

<p>"Lütfen kardeşim, emirlerine uy. Seni evcilleştirmek istiyorlar. Onlara seni dövmeleri için bir sebep verme," dedi.</p>

<p></p>

<p>"Vallahi beni asla evcilleştiremezler. Ben evcilleştirilecek bir tavuk değilim," diye yanıtladım.</p>

<p></p>

<p>Elimden geldiğince namaz kıldım ve sonunda uykuya daha fazla direnemedim.</p>

<p></p>

<h3><strong>Turuncu Bir Deniz</strong></h3>

<p>Daha sonra askerler kelepçelerimi çıkardılar ve biraz yemek getirdiler: ABD askeri MRE’si (Hazır Yemek) — üzerinde elinde silah tutan bir asker fotoğrafı olan kahverengi bir torba, Kandahar’da bize verilen yemeğin aynısı.</p>

<p></p>

<p>Yemekleri kafesin açıklığından içeri attılar, kafes numaralarımızı okudular.</p>

<p></p>

<p>Kafeslerde turuncu figürlerden oluşan bir okyanus görebiliyordum; her blok 10 kafese bölünmüştü, iki sıra, sıra başına üç blok.</p>

<p></p>

<p>Sadece kafesler: Tavan yok, tuvalet yok, mahremiyet yok, içi tıraş edilmiş adamlar ve çocuklarla dolu örgü teller.</p>

<p></p>

<p>Bileğimdeki bileziğe baktım. Üzerinde bir fotoğraf vardı ve neye baktığımı anlayamıyordum; bir yüz mü yoksa tamamen başka bir şey mi.</p>

<p></p>

<p>Diğer tutuklulara baktığımda, yüzlerinin benimkinden farkı yoktu: Şekli bozulmuş, yüz olarak tanınmaz halde, morarmış, mor, patlamış dudaklar, kırık dişler, kanayan yaralar, şişmiş eller ve bacaklar.</p>

<p></p>

<p>Özellikle yaşlı adamların ve çocukların bu kadar kötü dövüldüğünü görmek çok acı vericiydi.</p>

<p></p>

<p>O sahneyi unutamıyorum.</p>

<p></p>

<p>Bu kardeşleri ilk böyle tanıdım. Zihnimin onlar hakkında kaydettiği ilk hafıza buydu: Hepimiz o kafeslerde, dövülmüş, turuncu tulumlar içinde.</p>

<p></p>

<p>Tüm bunların ötesinde fark ettiğim ilk şey sıcaktı.</p>

<p></p>

<p>Afganistan’ın soğuğundan sonra, bu yeni yer Ocak ayının sonu olmasına rağmen garip, sıcak gelmişti.</p>

<p></p>

<p>Hava ağır ve nemliydi ve güçlü bir rüzgar deniz kokusunu taşıyordu. Denizden gelen, bizi karşılayan, hâlâ hayatta olduğumuzu garantileyen bir mesaj gibiydi.</p>

<p></p>

<p>Deniz kokusu bir şekilde rahatlatıcıydı, nazikti; sanki deniz bize, bize ne yaparlarsa yapsınlar hâlâ özgür olabileceğimizi söylüyor gibiydi.</p>

<p></p>

<p>Yeni yerin ilk kokusu buydu ve iki gün boyunca başımız kapalı ve ağzımız tıkalı kaldıktan sonra, kırık bedenlerimize bir yaşam nefesi gibi gelmişti.</p>

<p></p>

<p>Hâlâ kontrol edemedikleri bir şey vardı.</p>

<p></p>

<p>Bu sadece bir koku değildi. Bir tür güç ve umuttu, içine çekmemizi engelleyemedikleri bir şey.</p>

<p></p>

<p>O zamandan beri denizi hep sevmişimdir.</p>

<p></p>

<p>Yakında gibiydi; dinliyor, izliyor, üzerimizde nöbet tutuyordu.</p>

<p></p>

<p>Kahvaltıdan sonra, ilk kez garip bir şey gördüm, belki başkaları için de öyleydi: O an bana garip bir kostüm gibi gelen şeyler giymiş altı muhafız.</p>

<p></p>

<p>Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.</p>

<p></p>

<p>Hollywood filmleri ve televizyonla büyümüş biri değildim. Sadece basit bir aşiret adamıydım.</p>

<p></p>

<p>Sıra halinde yürüyorlar, bir köpekle blokların arasında ilerliyorlardı. Öndeki muhafız bir kalkan taşıyordu. Neye baktığımı anlamak istedim.</p>

<p></p>

<p>Koyu renkli kasklar başlarını ve yüzlerini kapatıyordu; vücut zırhı onları tepeden tırnağa kaplıyordu. Zincirler çakılların üzerinde sürükleniyordu. Bir köpek yola öncülük ediyordu.</p>

<p></p>

<p>Bizi korkutmak istiyorlardı, kendilerine bakan herkese bağırıyorlardı: "Aşağı bak, bana bakma."</p>

<p></p>

<p>Herkesin verdiği en iyi yanıt şuydu: "No English" (İngilizce yok).</p>

<p></p>

<p><i>25. yılında 11 Eylül: Trump, Amerika’nın bitmeyen terörle mücadelesi için yeni hedefler buluyor — Devamını Oku »</i></p>

<p></p>

<p>Kendi gözlerini ve ardından yeri işaret ederek emri tekrarlayıp durdular.</p>

<p></p>

<p>Tabii ki size bakacağız, aptallar.</p>

<p></p>

<p>Bu yeni bir şeydi. Merak etmiştim. Bu neydi?</p>

<p></p>

<p>Aynı sıra halinde kafesime doğru yürüdüler, bağırarak: "Tutuklu ISN 441, hemen dizlerinin üzerine çök!"</p>

<p></p>

<p>Ne dedikleri hakkında en ufak bir fikrim yoktu. İngilizceleri bana İngilizce gibi bile gelmiyordu.</p>

<p></p>

<p>"No English," dedim.</p>

<p></p>

<p>Neden giydiklerini anlamaya çalışarak garip zırhlarını incelemekle çok meşguldüm.</p>

<p></p>

<p>Danimarkalı komşum Arapça fısıldadı: "Dizlerinin üzerine çökmeni istiyorlar. Onlara dönme. Seni alacaklar. Lütfen kardeşim, sadece yap."</p>

<p></p>

<p>"Neden böyle giyinmişler?" diye sordum.</p>

<p></p>

<p>"Sonra açıklarım," dedi.</p>

<p></p>

<p>Zaten ayakta duramazdım.</p>

<p></p>

<p>Aniden kapıyı açtılar ve köpeği üzerime saldılar. Köpeği kafasından yakaladım; bir kalkan bana sertçe çarptı ve sonra hepsi üzerime çullandı, anlayamadığım bir şeyler bağırdılar.</p>

<p></p>

<p>Köpek yüzümün yakınında havladı, bir diz boynuma bastırdı ve ellerimi arkamdan zincirlediler.</p>

<p></p>

<p>Yürümemi istediler.</p>

<p></p>

<p>Reddettim, ama zaten yapamazdım da.</p>

<p></p>

<p>Bedenimi çakılların üzerinden tekrar sorgu odasına sürüklediler.</p>

<p></p>

<p>Bir başka vücut boşluğu araması daha, bu kez sağlık görevlisi gibi görünen biri tarafından. Tıbbi bir şeyden ziyade aşağılama gibi hissettirdi.</p>

<p></p>

<p>Kapılardan sorgu odasına geçirilirken radyodan numaram olan ISN 441’in defalarca tekrarlandığını duyabiliyordum.</p>

<p></p>

<p>Sorgucular bunu tekrarlayıp durdu. Beni geri götürdüklerinde tekrar duydum ve sonrasında yine.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kandahar’da sahip olduğumdan farklı olan bu numaranın yeni numaram olduğunu henüz anlamamıştım.</p>

<p></p>

<p>CIA’in gizli gözaltı merkezlerinde bir numaram bile yoktu.</p>

<p></p>

<p>Orada sadece bir hayalettim.</p>

<p></p>

<p>Bazı Amerikalıların kendi efsaneleriyle dolu olduğunu düşündüm. Çok fazla film ve şov izliyorlar ve dünyanın geri kalanının Hollywood’un gördüğü gibi görmesini bekliyorlar. Kendilerine bu şekilde davranılmasını da istiyorlar.</p>

<p></p>

<p>O zamanlar İngilizce bilmiyordum ama yine de onları anlamamı bekliyorlardı.</p>

<p></p>

<p>Sorgu neredeyse bütün gün sürdü: Mola yok, yemek yok, su yok, tuvalet yok.</p>

<p></p>

<p>Yere ve bir sandalyeye zincirlenmiştim. Sorgucuların çoğu sivil kıyafetliydi; mütercimler farklı uyruklardan Arapça konuşan kişilerdi.</p>

<p></p>

<p>Aynı sorular tekrar tekrar geldi.</p>

<p></p>

<p>Bu sefer fotoğraflarla dolu bir dosya getirdiler ve adamlardan herhangi birini tanıyıp tanımadığımı sordular. Bir kadın fotoğrafları tek tek çevirdi, yüzlerce fotoğraf.</p>

<p></p>

<p>Tek bir tanesini bile tanımadım.</p>

<p></p>

<p>Bağırdı ve kafamı dosyaya doğru itti.</p>

<p></p>

<p>"Sen lanet bir yalancısın."</p>

<p></p>

<p>Hele hepsi öfke gösterisi yapıyordu ve o zamana kadar ben de gerçekten öfkelenmiştim.</p>

<p></p>

<p>Bir fotoğrafı yüzüme doğru tuttu ve tekrar itti.</p>

<p></p>

<p>"Bu adamı tanıyor musun?"</p>

<p></p>

<p>Onun yerine fotoğrafla konuştum: "Sen kendini tanıyor musun? Onlara söyle."</p>

<p></p>

<p>Kafama ve yüzüme tokat attılar.</p>

<p></p>

<p>O fotoğraflara bakmak şok edici derecede üzücüydü: Her yüz fena halde dövülmüş, morarmış, şişmiş, gözler morarmış, bazıları kanıyor, dudaklar patlamış.</p>

<p></p>

<p>Onların arasında kendi fotoğrafımı bile tanımadım, ki görünüşe göre bu yüzden sinirlenmişlerdi ve bu yüzden daha fazla tokatlandım ve dövüldüm.</p>

<p></p>

<p>Kafesime geri götürüldüm.</p>

<p></p>

<p>Tuvaleti kullanmam gerektiğinde, kimse beni görmesin diye üzerimi bir battaniyeyle örtmeye çalıştım. Bir muhafız geldi, bağırarak çite vurdu.</p>

<p></p>

<p>Kelimeleri anlamadım ama üzerimi örtmemi istemediğini anladım.</p>

<p></p>

<p>Umurumda değildi.</p>

<p></p>

<p>İşim bittiğinde bir grup muhafız kafesimi bastı ve sahip olduğum her şeyi aldı.</p>

<p></p>

<p>Ne olduğunu ve neden olduğunu düşünmek, işlemek için bir an bulmaya çalışarak çimento zemine oturdum.</p>

<p></p>

<p>Guantanamo’daki ilk günümdü.</p>

<p></p>

<p>Muhafızlar akşam yemeği için diğer tutuklulara MRE servis ettiler ama bana ve birkaç kişiye vermediler.</p>

<p></p>

<p>Komşularımdan ikisi, Danimarkalı bir adam ve 14 yaşında bir çocuk, yiyeceklerinin bir kısmını bana vermeye çalıştı.</p>

<p></p>

<p>Nezaketleri için minnettar olarak önce reddettim ama Danimarkalı kardeş ısrar etti, ben de fıstık ezmeli bir bisküvi parçası aldım.</p>

<p></p>

<p>Muhafızlardan birini çağırmayı denedim. Suyu ihtiyacım vardı; plastik su kabını almışlardı.</p>

<p></p>

<p>Arapça seslendim: "Asker, asker, buraya gel."</p>

<p></p>

<p>Ben Arapça konuşmaya devam ederken İngilizce kapa çenemi diye bağırdılar.</p>

<p></p>

<p>Danimarkalı kardeş ne istediğimi tercüme etti.</p>

<p></p>

<p>Önce hayır dediler.</p>

<p></p>

<p>Bir saat sonra tekrar çağırdım. Telsizlerinden kendi aralarında konuştular, sonra bir hortumla geri geldiler, yüzüme tuttular ve bana gülerek "İç, iç" diye bağırdılar.</p>

<p></p>

<p>Orada durup onlara baktım, kendime sordum: Bunlar nasıl insanlar?</p>

<p></p>

<h3><strong>Gitmo’daki İlk Gecem</strong></h3>

<p>O gece uyuma vakti geldiğinde battaniyem yoktu, matım yoktu.</p>

<p></p>

<p>Çıplak çimentonun üzerine uzandım.</p>

<p></p>

<p>Gökyüzüne baktığımda, kafeslerimizin üzerinden yakın uçan büyük beyaz kuşlar gördüm, ilk kez böyle bir kuşu yakından görüyordum: Uzun boyun, uzun bacaklar.</p>

<p></p>

<p><i>Merhaba orada</i>, diye düşündüm.</p>

<p></p>

<p><i>Seninle uçabilir miyim? Beni de yanına alabilir misin?</i></p>

<p></p>

<p><i>Oradan yukarıdan neleri görebildiğini merak ediyorum.</i></p>

<p></p>

<p>Ben uyurken muhafızlar gelip çite vurmaya başladılar.</p>

<p></p>

<p>"Tutuklu 441, uyan, kafes araması."</p>

<p></p>

<p>Boş bir kafesi ararlarken ben zincirlenmiş ve prangalanmış haldeydim, sonra eşyalarımı geri verdiler.</p>

<p></p>

<p>Üzerine uzanacak ve örtünecek bir şeyim olduğu için tekrar rahatladım.</p>

<p></p>

<p>Bir sonraki kafese geçtiler.</p>

<p></p>

<p>Aç ve yorgundum, tekrar uykuya daldım.</p>

<p></p>

<p>Çite sert bir vuruş ve "Tutuklu 441" çığlığı beni tekrar uyandırdı.</p>

<p></p>

<p>Oturup kaldım.</p>

<p></p>

<p>Muhafızlar ellerinde bir kağıt tutuyorlardı ve eşyalarımı belirli bir sıraya göre düzenlememi istiyorlardı, sırayla her bir öğeyi işaret ediyorlardı: Terlikler, sonra su kabı, su kovası, atık kovası.</p>

<p></p>

<p>İstedikleri gibi düzenledim.</p>

<p></p>

<p>Devam ettiler.</p>

<p></p>

<p>30 dakika sonra farklı bir sırayla geri geldiler.</p>

<p></p>

<p>Tekrar yaptım.</p>

<p><img alt="Guantanamo Detainee Taken Back Cell 6 Dec 2006 Afp" height="506" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/09/guantanamo-detainee-taken-back-cell-6-dec-2006-afp.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p></p>

<p>30 dakika sonra onları görmezden geldim ve reddettim.</p>

<p></p>

<p>Danimarkalı kardeş, "Kardeşim, seni dövmeleri için bir sebep verme," dedi.</p>

<p></p>

<p>"Umrumda değil ve zaten onların eşyalarına ihtiyacım yok," diye cevapladım.</p>

<p></p>

<p>Tam teçhizatlı bir muhafız ekibi kafesimi bastı, her şeyi çıkardı, ellerimi ve bacaklarımı arkamdan kelepçeledi ve beni saatlerce yüzüstü yatar halde bıraktı.</p>

<p></p>

<p>Yine de uyudum.</p>

<p></p>

<p>Bedenim ve zihnim basitçe kendini kapattı.</p>

<p></p>

<p>Ertesi gün kahvaltıdan sonra tıbbi bir ekip bir kutu hapla geldi ve her birimizin yaklaşık 10 tane almasını emretti.</p>

<p></p>

<p>Bazılarımız reddetti.</p>

<p></p>

<p>Bu insanlara güvenmiyorduk ve bize ne verildiği hakkında hiçbir fikrimiz yoktu.</p>

<p></p>

<p>Çevik kuvvet ekibi çağrıldı.</p>

<p></p>

<p>Kafesimi bastılar, beni haç gibi çite zincirlediler, bacaklarımı da zincirlediler ve tıbbi ekip ağzıma hap ve su zorla sokmaya ve yutmamı sağlamaya çalışırken kafamı tuttular.</p>

<p></p>

<p>Reddettim.</p>

<p></p>

<p>Kaç kez denerlerse denesinler ağzımı kapalı tuttum.</p>

<p></p>

<p>Sağlık ekibi ilacı zorla içirmeye çalışarak zaten şişmiş olan yüzüme tokat attı.</p>

<p></p>

<p>Beni saatlerce orada zincirlenmiş bıraktılar, bu da sadece kurallarını çiğneme azmimi artırdı.</p>

<p></p>

<p>Muhafızların isimlerini çağırdım, herkesle konuştum.</p>

<p></p>

<p>Bana "Kapa çeneni" diye bağırmaya devam ettiler.</p>

<p></p>

<p>Ben de tam olarak geri bağırdım.</p>

<p></p>

<p>Birbirimize fısıldayarak isimleri, uyrukları, hikayeleri sorduk.</p>

<p></p>

<p>Her birimizin anlatacak farklı bir hikayesi vardı.</p>

<p></p>

<p>Guantanamo’dan önce birbirimizi tanımıyorduk; Guantanamo’dan önce ortak bir hayatımız yoktu.</p>

<p></p>

<p>Ve ciddi bir sorunla karşılaştık: Dil engeli.</p>

<p></p>

<p>Afrika’dan genç bir çocuğa bazı beyaz muhafızlar tarafından ırkçı hakaretler edildi.</p>

<p></p>

<p>Ten rengine dayalı ırkçılığın ne anlama geldiğini ilk kez orada anladım.</p>

<p></p>

<p>Afgan bir adam muhafızlara sesleniyor, onlarla konuşmaya çalışıyordu.</p>

<p></p>

<p>Başka bir Afgan onun için tercüme etti ve duyduğum şey beni iliklerime kadar sarstı: Adamın kundaktaki bebeği kendisiyle birlikte Amerikalılara teslim edilmişti, yaralıydı ve oğlunun hâlâ hayatta olup olmadığını öğrenmek için yalvarıyordu.</p>

<p></p>

<p>Amerikalılar görünüşe göre bebeğin bir şekilde Üsame bin Ladin ile bağlantılı olduğuna inanıyordu.</p>

<p></p>

<p>Başka bir tutuklu bacağındaki yaradan dolayı acıyla inliyordu; sağlık personeli tedaviyi reddederse bacağını keseceklerini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Acıdan ağlayarak uyuyamıyordu.</p>

<p></p>

<p>Başka bir Afgan adam gece gündüz "Number One" (Bir Numara) diye bağırıyordu.</p>

<p></p>

<p>Kendi kendini çırılçıplak soymuş, yere pislemişti ama bu iki kelimeyi bağırmayı asla bırakmadı.</p>

<p></p>

<p>Muhafızlar yine de onu cezalandırdı; sorgucular onu sorgulamaya devam etti.</p>

<p></p>

<p>"Number One" onun kimliği haline gelmişti.</p>

<p></p>

<p>Daha Guantanamo’ya ulaşmadan önce aklını kaybetmişti.</p>

<p></p>

<p>Söyleyebildiği tek şey, hatırlayabildiği tek şey, avazı çıktığı kadar bağırdığı "Number One" idi.</p>

<p></p>

<h4>Neden Buradaydık?</h4>

<p>Her yüzde bin tane soru görebilirdiniz.</p>

<p></p>

<p>Hepimiz aynı şeyleri sorduk. Neden buradaydık? Ne zamana kadar ve bize ne olacaktı?</p>

<p></p>

<p>Ve neredeydik?</p>

<p></p>

<p>Aşırı spekülasyonlara, hava durumuna ilişkin tahminlere ve diğer ipuçlarına dayanan farklı teoriler vardı.</p>

<p></p>

<p>Bazıları iklim ve uçuş sürelerine dayanarak Umman veya Bahreyn dedi.</p>

<p></p>

<p>Diğerleri boruların üzerine basılmış yazılar nedeniyle Hindistan dedi: "Made in India".</p>

<p></p>

<p>Bu tahminlere dayanarak farklı gruplar namaz kılarken farklı yönlere döndüler.</p>

<p></p>

<p>Net bir cevap yoktu.</p>

<p></p>

<p>Bize ne olacaktı?</p>

<p></p>

<p>Bazıları sorgucuların hepsinin idam edileceğini söylediğini belirtti. Diğerleri sadece idam mahkumlarının turuncu giydiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Danimarkalı komşum hayır dedi, bizi öylece öldüremezlerdi; yasalar vardı.</p>

<p></p>

<p>"Ama ben onları görmüyorum," dedim ona.</p>

<p></p>

<p>Artık ne düşüneceğimi bilmiyordum.</p>

<p></p>

<p>Çok fazla şey çok hızlı oluyordu; zihnim yaşadığım her şeyi işleyemiyordu.</p>

<p></p>

<p>Her şey benim için yeniydi.</p>

<p></p>

<p>Sorgulama gece gündüz hiç durmadı.</p>

<p></p>

<p>Muhafızlar tutukluları sürekli sorgu odalarına götürüp getirdiler.</p>

<p></p>

<p>Sadece fısıldayarak veya el işaretleriyle iletişim kurabiliyorduk.</p>

<p></p>

<p>Hepimiz her türlü bilgi kırıntısını, yeni bir şeyi arıyorduk.</p>

<p></p>

<p>Tuvalete ihtiyacımız olduğunda üzerimizi örtmek ve blok boyunca muhafızların yürüyüş düzenini izlemek zorundaydık, kullanmadan önce birinin geçmesini bekliyorduk.</p>

<p></p>

<p>Diğer tutuklular bir muhafız yaklaştığında birbirlerini uyarırlardı.</p>

<p></p>

<p>Yakalanmak ceza demekti.</p>

<p></p>

<p>Üçüncü gün, öğle yemeği vaktinde, yemeğimi yerken kısa bir mesafeden güzel gözlerle birinin beni izlediğini fark ettim.</p>

<p></p>

<p>"Esselamü aleyküm," dedim ve yemeğimi paylaşmayı teklif ettim.</p>

<p></p>

<p>Kafesime doğru yaklaştı, zarifti ve ilk yemeğimizi birlikte yedik.</p>

<p></p>

<p>Onu daha önce hiç görmemiştim.</p>

<p></p>

<p>Ona Prenses adını verdim.</p>

<p></p>

<p>Ne zaman yürüse, muhafızların onun için kenara çekildiğini fark ettik; hiçbiri ona dokunmaya cesaret edemiyordu.</p>

<p></p>

<p>İstediği yere gidebilirdi.</p>

<p></p>

<p>Muhafızlar ona iguan derdi.</p>

<p></p>

<p>Ben ona Prenses derdim.</p>

<p></p>

<p>Yemeğimi paylaşmak için kafesime gelmeye devam etti ve diğer tutuklular onu kıskanmaya başladı.</p>

<p></p>

<p>Üçüncü günün sonunda muhafızlar tek bir yöne bakarak oturmamızı emretti, hareket yok, konuşma yok, etrafa bakmak yok.</p>

<p></p>

<p>Kampın üzerinde yakınlarda dolaşan bir helikopter duydum, sonra askerler ilk geldiğimizdeki gibi bağırmaya başladılar, zincirler şıngırdıyordu.</p>

<p></p>

<p>Bir köpek havladı.</p>

<p></p>

<p>Yeni bir tutuklu grubu getirdiklerini biliyorduk.</p>

<p></p>

<p>Gece olana kadar saatler geçti.</p>

<p></p>

<p>O gece akşam yemeği yok, uyku yok, dinlenme yok.</p>

<p></p>

<p>Yeni gelenlerin neler yaşamak üzere olduğunu biliyorduk.</p>

<p></p>

<p>Allah’a onlara kolaylık vermesi, onları koruması için dua ettim.</p>

<p></p>

<p>Gündüzleri güneş, sığınacak hiçbir yer olmadan üzerimize çökerdi.</p>

<p></p>

<p>Havlularla başımızı örtmemize veya kendimizi korumak için plastik matları kullanmamıza izin verilmiyordu.</p>

<p></p>

<p>Beşinci gün, bir grup erkek ve kadın muhafız bloğumuza geldi ve duş almak üzere çırılçıplak soyunmamızı emretti.</p>

<p></p>

<p>Ben reddettim, başkaları da öyle.</p>

<p></p>

<p><i>Vallahi hayatıma mal olsa bile kıyafetlerimi çıkarmayacağım.</i></p>

<p></p>

<p>Bunu yapamazdım.</p>

<p></p>

<p>Onlara dedim ki: Ya bana örtünecek bir şey verin ya da kıyafetlerimle duş alayım.</p>

<p></p>

<p>Bazı tutuklular bunu yapmaktan çekinmiyordu; reddederlerse dövülür ve sürüklenirlerdi.</p>

<p></p>

<blockquote>
<p><i>"Muhafızların dualarımıza veya Kur’an’a hiçbir saygısı yoktu. Kafesi aramaya her geldiklerinde onu tekmeler, fırlatır ve saygısızlık ederlerdi."</i></p>
</blockquote>

<p>Bir subay geldi ve kendini Müslüman bir din görevlisi ("chaplain") olarak tanıttı, yanında Kur’an-ı Kerim nüshaları getirdi ki bu en büyük sorunlardan biri haline geldi.</p>

<p></p>

<p>Muhafızların dualarımıza veya Kur’an’a hiçbir saygısı yoktu. Kafesi aramaya her geldiklerinde onu tekmeler, fırlatır ve saygısızlık ederlerdi.</p>

<p></p>

<p>Protesto ettik ve bunu yapmamalarını istedik, bu da işleri daha da kötüleştirdi. Onu kovaların içine attılar.</p>

<p></p>

<p>Bizi insan olarak görmüyorlardı.</p>

<p></p>

<p>Bize insan gibi davranılması gerektiğine inanmıyorlardı.</p>

<p></p>

<p>Bu insanları ve durumumuzu öğrenmeye başladık.</p>

<p></p>

<p>Avrupa vatandaşı olan veya Avrupa’da yaşamış bazı tutuklular bize bizi sonsuza kadar tutamayacaklarını söyledi; altı aya kadar sürebilir, sonra serbest bırakılırdık.</p>

<p></p>

<p>Onlara inanmak istedim.</p>

<p></p>

<p>İnandığımı sanıyordum.</p>

<p></p>

<p>Danimarkalı kardeş bana gerçekten kim olduğumuzu anladıklarında bizi serbest bırakacaklarını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Bir parçam ona inanmak istiyordu ama zaten yaşamadığım her şey — CIA gizli gözaltı merkezlerinden Kandahar gözaltısına ve şimdi de buraya kadar olan yolculuk — aksini söylüyordu.</p>

<p></p>

<p>Dış dünyayla hiçbir temasımız yoktu.</p>

<p></p>

<p>Avukat yok.</p>

<p></p>

<p>Aile yok.</p>

<p></p>

<p>Bu çitlerin ötesindeki dünyayla bile temas yok.</p>

<p></p>

<p>Guantanamo’daki günler aylara, yıllara, on yıllara yayıldı.</p>

<p></p>

<p>Guantanamo’nun kendisi büyüdü, gelişti ve değişti.</p>

<p></p>

<p>Arapça, Peştuca, Darice, Urduca, Uygurca, Rusça, Fransızca, Boşnakça ve daha pek çok dili konuşan, onlarca farklı uyrukdan yaklaşık 800 Müslüman erkek ve çocuk buradan geçti.</p>

<p></p>

<p>Birçoğu, ABD şüpheli düşmanlar için ödül vaat ederken müttefik kuvvetler tarafından yakalandı veya ABD ordusuna teslim edildi.</p>

<p></p>

<p>Her biri "en kötünün de kötüsü", bir terörist olarak etiketlendi.</p>

<p></p>

<blockquote>
<p>ABD ordusu için bir laboratuvar, bir işkence odası, bir taslak haline geldi.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>Hapishane açık kalırken, CIA dünya genelindeki hükümetlerin suç ortaklığıyla paralel bir gizli alanlar ("black sites") ağı işletti.</p>

<p></p>

<p>Obama’nın başkanlığının son yıllarında, tutukluların vakalarını incelemek için yasal ve teknik bir süreç olan Periyodik İnceleme Kurullarını (Periodic Review Boards) kurdu.</p>

<p></p>

<p>2015 yılında Periyodik İnceleme Kurulu, hapishaneden transfer edilmemi onayladı.</p>

<p></p>

<p>Kritik olarak, Periyodik İnceleme Kurulu süreci, Guantanamo’da tutulan diğer adamların çoğu gibi benim de hiçbir zaman bir suçla itham edilmediğim ve hiçbir zaman yargılanmadığım gerçeğini gizlemek için başka bir önlemdi.</p>

<p></p>

<p>Yıllarca serbest bırakılamayacak kadar tehlikeli olduğum söylendi.</p>

<p></p>

<p>Hatta "sonsuza kadar mahkum" ("forever prisoner") olarak sınıflandırıldım.</p>

<p></p>

<p>Sonra, yeni bir kanıt olmaksızın, ayrılabileceğim söylendi.</p>

<p></p>

<p>Özellikle, bu onayla bile, dokuz ay daha Guantanamo’da tutuklu kaldım.</p>

<p></p>

<p>Sonunda, hayatımın neredeyse yarısını ABD kara deliklerinde geçirdikten sonra, zorla serbest bırakıldım ve 11 Temmuz 2016’da Guantanamo’dan çıkan bir uçağa bindirildim.</p>

<p></p>

<p>Yemen bir savaşın ortasında olduğu ve Kongre tutukluların Yemen’e transferini kısıtladığı için, eve gönderilmek yerine, hiçbir bağlantım olmayan bir ülkeye, Sırbistan’a gönderildim: Aile yok, dil yok, orada geçmişim yok.</p>

<p></p>

<p>Sırbistan ile hiçbir bağlantımın olmaması ve Sırbistan’a gitmeyi reddetmiş olmama rağmen, bu ABD hükümetinin umurunda değildi.</p>

<p></p>

<p>ABD sadece hayatlarımızı bertaraf etmekle ve yaşadığımız hikayeleri ve şiddeti halının altına süpürmekle ilgileniyordu.</p>

<p></p>

<h4><strong>Yirmi Beş Yıl Sonra</strong></h4>

<p>ABD ve ana akım medya bu yıl 11 Eylül’ü "Asla Unutma, Asla Affetme" sloganıyla anarken, dünyaya gerçek kurbanların kim olduğunu hatırlatmak istiyorum.</p>

<p></p>

<p>Dünya Afganistan, Irak, Pakistan, Yemen ve Somali’de öldürülen milyonlarca masum Müslümanı unutmamalıdır.</p>

<p></p>

<p>İşgalleri, işkence programlarını, mahkumları unutmamalıyız.</p>

<p></p>

<p>ABD’nin 11 Eylül’ün yıldönümünü anmasıyla birlikte, insanlar Washington’ın adalet peşinde olmadığını bilmelidir; Müslümanlara karşı nefret dolu ve intikamcıdır.</p>

<p>Middle East Eye</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tercüme</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mansoor-adayfi-beni-guantanamoya-gonderdiklerinde-18-yasindaydim</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/guantanamo-bay-shackled-detainee-27-apr-2009-afp.jpg" type="image/jpeg" length="78259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Faili meçhuller açığa çıkıyor! Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/faili-mechuller-aciga-cikiyor-eski-mit-gorevlisi-kasif-kozinoglunun-mezari-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/faili-mechuller-aciga-cikiyor-eski-mit-gorevlisi-kasif-kozinoglunun-mezari-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında mezarı açıldı. İşlemlerin tamamlanmasının ardından mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı. Alınan bulgular cenaze aracıyla adli tıpa götürüldü. Fethi kabir işlemi ekiplerin yaklaşık 3 saatlik çalışması sonucunda sona erdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 2011 yılında ölen eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan feth-i kabir kararı kapsamında 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyet, Ümraniye'deki mezarlığa gelerek mezarın açılması için çalışma başlattı.</p>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/09/12/42448003.jpg" /></p>

<p>Heyetin çalışmasıyla açılan mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı.</p>

<p>Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi.</p>

<p>Alınan örnekler, ceza infaz kurumuna ait kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirilecek.</p>

<p>İncelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeni ile ölümünde üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığına ilişkin mütalaa hazırlanacak.</p>

<h2><strong>9 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ</strong></h2>

<p>Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen 2. dalga operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheli adliyeye sevk edildi.</p>

<p>Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 2. bir operasyon gerçekleştirilmiş, operasyonda 9 şüpheli gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sona erdi. Şüpheliler, Silivri Adliyesine sevk edildi.</p>

<h2><strong>NE OLMUŞTU?</strong></h2>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.</p>

<p>Eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında ölmüş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğinin altını çizerek, şunları kaydetmişti:</p>

<p>"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."</p>

<p>Gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 1'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.</p>

<p>Devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir kararı alınmıştı.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/faili-mechuller-aciga-cikiyor-eski-mit-gorevlisi-kasif-kozinoglunun-mezari-acildi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/faili-mechul.webp" type="image/jpeg" length="83677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli açıkladı: İmralı'da Öcalan için ev yapıldı, henüz taşınmadı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceli-acikladi-imralida-ocalan-icin-ev-yapildi-henuz-tasinmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceli-acikladi-imralida-ocalan-icin-ev-yapildi-henuz-tasinmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, feshedilme kararı alan Abdullah Öcalan için İmralı Adası'nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Ancak Öcalan'ın henüz bu eve geçmeyi reddettiğini belirten Bahçeli, nedenini "Çünkü statü istiyor" diye açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşen gazeteci Nagehan Alçı, Bahçeli'nin süreçle ilgili açıklamalarını paylaştı.</p>

<p>MHP lideriyle partisinin Genel Merkezi'nde yaptığı görüşmeyi kendi YouTube kanalında anlatan Alçı, "Bahçeli, Abdullah Öcalan'a İmralı Adası'nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer. Evin içinde normal hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceğini söyledi. Ancak Öcalan'ın henüz bu eve geçmeyi reddettiğini belirtti. 'Neden?' diye sordum. 'Çünkü statü istiyor' dedi" açıklaması yaptı.</p>

<h4>Alçı'nın, Bahçeli'nin süreçle ve Öcalan'la ilgili açıklamalarını aktardığı bölüm şöyle:</h4>

<p>"Gazetecilik açısından, on the record (kayıt altı) olarak Sayın Devlet Bahçeli ile görüşme imkanım oldu. Açıkçası benim tahminimden daha uzun bir görüşmeydi. Sağ olsun geniş bir vakit ayırdı ve hakikaten geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Ben Sayın Bahçeli'yi, 'Terörsüz Türkiye' olarak başlayan bu barış sürecinde nerede durduğu ve nereden geldiğiyle ilgili çok net gördüm. Öncelikle kamuoyu açısından çok çarpıcı bir bilgiyi, bir haberi burada sizinle paylaşmak istiyorum. Ondan sonra birtakım gözlemlerimi de aktaracağım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sayın Bahçeli'yle bu süreç ve Abdullah Öcalan'ın durumuyla ilgili konuşurken, İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan'a bir ev inşa edildiğine dair birtakım iddialar ortaya atılıyordu. Bizim kulağımıza da gelen şeyler vardı ama henüz teyitli bir bilgi yoktu. Ben Devlet Bey'e bunu sorduğumda bana çok net bir yanıt verdi. Dedi ki: 'Abdullah Öcalan'a İmralı Adası'nda bir ev inşa edildi. Bu ev, önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan bir yapı. Benim bilgim bu yönde. O evin içinde, yani normal hayatın akışına uygun bir şekilde yaşayabilir. Bir ev konforuna sahip bir yer inşa edildi. Fakat kendisi henüz bu eve girmeyi reddediyor.'</p>

<h2><strong>"Kurullarda görev yapmaya başladıktan sonra eve geçmek istiyor"</strong></h2>

<p>Peki, 'Neden reddediyor?' diye sordum. 'Çünkü statü istiyor.' dedi. 'Peki ama Abdullah Öcalan'ın o çerçeve yasayla belirlenen kurullarda görev alacağı zaten netleşti.' dedim. 'Evet, ama onun hayata geçmesini bekliyor. Kurullar oluşturulup çalışmaya başladıktan ve kendisi de o kurullarda görev yapmaya başladıktan sonra o eve geçmek istiyor.' dedi.</p>

<p>Açıkçası bu çok çarpıcı bir bilgi. Bunun Sayın Bahçeli'ye kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılamayacağını, on the record konuşup konuşmadığımızı sordum. O da 'Takdir sizindir, benim açımdan bir sakınca yoktur, paylaşabilirsiniz.' dediği için burada paylaşmakta açıkçası bir beis görmüyorum. Aksine, çok da önemli bir gelişme olarak değerlendiriyorum bu paylaşımı.</p>

<p>Sayın Bahçeli'nin bahsettiği ev; evet, önünde bir bahçe alanı olan, cezaevinin içindeki bir yapıda. Ama burası önemli: Etrafı duvarlarla çevrili bir alanın içinde bir bahçe var ve bahçenin de etrafı öğrendiğim kadarıyla duvarlarla kaplı. Bahçenin bir kısmı toprak, bir kısmı beton. Toprak kısım ekim dikim yapmak isterse diye, beton kısım da belki spor yapmak isterse diye düşünülmüş anladığım kadarıyla. İçeride iki katlı bir yapı var: Alt kat çalışma alanı, çalışma odası, ofis gibi; üst kat ise yaşam alanı gibi tasarlanmış."</p>

<p>Kaynak: memurlar.net</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceli-acikladi-imralida-ocalan-icin-ev-yapildi-henuz-tasinmadi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bahceli-5.jpg" type="image/jpeg" length="19847"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'den “Türkpol” teklifi! 4 ülke kabul etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiyeden-turkpol-teklifi-4-ulke-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiyeden-turkpol-teklifi-4-ulke-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kazakistan ziyaretinde, güvenlik alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli konuların ele alındığını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Devletleri arasında “Türkpol” teşkilatının kurulmasını teklif ettiğini dile getiren Çiftçi, “Nasıl Interpol var, Europol var, onun bir benzeri teşkilat olan Türkpol teşkilatının kurulmasıyla ilgili bu konuyu da ben teklif olarak dile getirdim. Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan içişleri bakanları bu öneriye olumlu yaklaştı.” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çiftçi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) İçişleri Bakanları 3. Toplantısı kapsamında Kazakistan'ın başkenti Astana'da gerçekleştirdiği temaslarını gazetecilere değerlendirdi.</p>

<p>Astana'da Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından kabul edildiklerini belirten Çiftçi, ardından TDT üyesi ülkelerin içişleri bakanlarıyla toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>

<p>Çiftçi, toplantıda sınır aşan suçlar, yeni nesil suç örgütleri, terör ve uyuşturucu şebekeleri, düzensiz göç, yasa dışı bahis ve kumarla mücadele konularının değerlendirildiğini, bu alanlardaki işbirliği imkanlarının ele alındığını ifade etti.</p>

<h2><strong>"TÜRKPOL'ÜN KURULMASINI TEKLİF ETTİM"</strong></h2>

<p>Toplantının verimli ve başarılı geçtiğini aktaran Çiftçi, geçen yıl kasım ayında oluşturulan Türk Devletleri Teşkilatı Polis Akademileri Platformu'nun da gündeme geldiğini ve mekanizmanın yürürlüğe girdiğini bildirdi.</p>

<p>Çiftçi, toplantıda ayrıca Suçla Mücadele Konseyi'nin oluşturulmasının ele alındığını belirterek, konseyin yeni nesil suç örgütleri, uyuşturucu ve terör suçları, düzensiz göç, yasa dışı bahis ve kumarla mücadele gibi önemli alanları kapsayacağını kaydetti.</p>

<p>Bu mekanizmanın bir sonraki aşamasında Türk Devletleri arasında "Türkpol" teşkilatının kurulmasını teklif ettiğini dile getiren Çiftçi, "Nasıl Interpol var, Europol var, onun bir benzeri teşkilat olan Türkpol teşkilatının kurulmasıyla ilgili bu konuyu da ben teklif olarak dile getirdim." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çiftçi, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan içişleri bakanlarının bu öneriye olumlu yaklaştığını, Türkpol'ün kurulması halinde sınır aşan suçlar ve suçlularla mücadelede işbirliğinin daha da güçleneceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>TÜRK DEVLETLERİ VATANDAŞLARI İÇİN ORTAK PASAPORT KONTROL NOKTASI</strong></h2>

<p>Güvenlik konularının yanı sıra Türk Devletleri vatandaşlarının seyahatlerini kolaylaştırmaya yönelik konuların da toplantıda ele alındığını belirten Çiftçi, havaalanlarında Türk Devletleri vatandaşları için ortak pasaport kontrol noktası oluşturulması yönünde çalışmaların sürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Çiftçi, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan benzer bir sistemin Türk Devletleri arasında da hayata geçirilmesinin değerlendirildiği bilgisini verdi.</p>

<p>Türk Devletleri arasında kimlikle seyahat imkanının getirilmesinin de gündemde olduğunu aktaran Çiftçi, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye ile Azerbaycan arasında uygulanan benzer mekanizmaların diğer Türk Devletleri arasında da hayata geçirilmesinin faydalı olacağını kaydetti.</p>

<p>Kazakistan ziyaretinin, güvenlik alanındaki işbirliğinin yanı sıra Türk Devletleri arasındaki ortak anlayış ve dayanışmanın güçlendirilmesi açısından da önem taşıdığını belirten Çiftçi, "Bundan bin üç yüz yıl evvel dikilen Kül Tegin anıtında gece uyumadım, gündüz oturmadım diyen kutlu anlayışın bugünkü mirasçıları olmak için gayret ediyoruz, uğraşıyoruz." dedi.</p>

<p>Çiftçi, içişleri bakanları olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını, TDT ülkeleri arasındaki işbirliğinin gelecek dönemde daha da güçleneceğini belirtti.</p>

<p>Gelecek ay Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde TDT Liderler Zirvesi'nin gerçekleştirileceğini hatırlatan Çiftçi, Astana'daki toplantının söz konusu zirvenin hazırlık aşamalarından birini oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Çiftçi, toplantıda ele alınan konuların liderler düzeyinde de değerlendirileceğini belirterek, "Türk Devletleri arasında işbirliğinin ileriki dönemlerde daha da artacağına, daha da işbirliğimizin güçleneceğine canı gönülden inanıyorum." diye konuştu.</p>

<p>Çiftçi, kabulü dolayısıyla Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'e, toplantıya ev sahipliği yapan Kazakistan İçişleri Bakanı'na ve toplantıya katılan diğer TDT ülkelerinin içişleri bakanlarına teşekkür etti.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiyeden-turkpol-teklifi-4-ulke-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/turkpol.webp" type="image/jpeg" length="56595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da okullara güvenlik ağı: Nerede ahlak bilinci?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/istanbulda-okullara-guvenlik-agi-nerede-ahlak-bilinci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/istanbulda-okullara-guvenlik-agi-nerede-ahlak-bilinci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okul ve çevrelerinde güvenlik tedbirleri artırıldı. Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin dersbaşı yapacağı kentte polis, jandarma, trafik ekipleri ve okul görevlileri sahada olacak. Okullarda bu yıl ayrıca dedektörler de kullanılabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği, 14 Eylül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılı öncesinde geniş güvenlik tedbirleri açıkladı. Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin dersbaşı yapacağı kentte polis, jandarma, mobil okul timleri, trafik ekipleri ve binlerce görevli okul çevrelerinde görev yapacak. Okullarda ayrıca valilik tarafından temin edilen dedektörler bulundurulacak.</p>

<h2><strong>Okullar güvenlik çemberine alınıyor</strong></h2>

<p>Okul çevrelerinde narkotik, asayiş ve trafik denetimleri artırılacak, servis araçları kontrol edilecek, uyuşturucu, alkol ve açık sigara satışına yönelik uygulamalar sıklaştırılacak. 3 bin 13 bahçe görevlisi ile 8 bin 500 temizlik personeli de yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte göreve başlayacak.</p>

<p>Bütün bu tedbirler, çocukların karşı karşıya kaldığı güvenlik ve ahlâk krizinin ulaştığı seviyeyi de gözler önüne seriyor. Okul kapılarına polis dikmek, bahçelere görevli koymak ve çocukları dedektörlerden geçirmek, ortaya çıkan tablonun sebebine dokunmadığı müddetçe geçici bir güvenlik tedbiri olmaktan öteye geçemiyor.</p>

<h2><strong>Tedbir artıyor, mesele büyüyor</strong></h2>

<p>Çocuğa ahlâk, edep, merhamet, inanç, mesuliyet ve millî-manevî şuur kazandıramayan bir eğitim düzeni, yetiştiremediği nesli daha sonra polisiye tedbirlerle kontrol etmeye çalışıyor. Şiddet, uyuşturucu, akran zorbalığı, aileden kopuş ve dijital yozlaşma yayılırken çözümün yalnızca daha fazla kamera, daha fazla güvenlik görevlisi ve daha fazla denetimde aranması temel problemi perdelemekten başka bir netice doğurmuyor.</p>

<p>Türkiye’de uzun yıllardır sürdürülen Batıcı-Kemalist eğitim modeli, insanı büyük ölçüde dünyevî başarı, diploma ve meslek ekseninde ele alan maddeci anlayışını koruyor. Maneviyatı, ahlâkı ve medeniyet şuurunu eğitim hayatının merkezinden uzaklaştıran bu yapı değişmedikçe, bugün tedbir alınmasına sebep olan hadiselerin farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkması kaçınılmaz hale geliyor.</p>

<p>Bir nesle hangi dünya görüşünün, hangi ahlâkın ve hangi medeniyet tasavvurunun verileceği konuşulmadan eğitim meselesinin çözülebileceğini düşünmek mümkün görünmüyor. Kendi tarihine, inancına ve milletine yabancılaşmış fertler yetiştiren bir sistemin sonunda daha fazla güvenlik tedbirine ihtiyaç duyması şaşırtıcı değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asıl ihtiyaç, okulu bir güvenlik noktasına çevirmekten önce eğitimin istikametini değiştirmek. Çocuğun zihnini bilgiyle doldururken ruhunu boş bırakan maddeci eğitim anlayışından vazgeçilmedikçe dedektörler çoğalacak, polis sayısı artacak, fakat tedbir alınmasına sebep olan hadiseler yaşanmaya devam edecektir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/istanbulda-okullara-guvenlik-agi-nerede-ahlak-bilinci</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/egitimguvenlik.webp" type="image/jpeg" length="87051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: 12 Eylül 1980 Darbesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-12-eylul-1980-darbesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-12-eylul-1980-darbesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Eylül 1980 Darbesi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği dördüncü askeri müdahaledir. Bu darbe sonucunda hükümet görevden alındı, Meclis lağvedildi, 1961 Anayasası kaldırıldı ve derneklerin faaliyetleri durduruldu. Parti liderleri gözetim altına alındı ve yargılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Darbe, aynı zamanda ağır insan hakları ihlalleri, işkenceler ve idamlarla anılan karanlık bir dönem olarak tarihe geçmiştir.</p>

<p>1982 Anayasası bu darbe sonrasında hazırlanmış ve büyük eleştirilere konu olmuştur. Bu darbe ayrıca, İslâmcı camiada eylemci bir çizginin güç kazanmasına yol açan ve komünizm ile ülkücülük arasında sıkışmış mukaddesatçı gençliği "Akıncı" adıyla örgütleyen Salih Mirzabeyoğlu'nun önderliğindeki Akıncı Güç hareketini de hedef almıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akıncı Güç, 1979'da büyük bir patlama yaparak yurt çapında eylemler gerçekleştirmiş ve İslâmcı gelişmenin temel kaynaklarından biri haline gelmişti. Darbenin ardından Akıncı Güç mensupları, işkenceye maruz kalmış ve özellikle Samandıra Askerî Kışlası'nda ağır sorgulardan geçirilmiştir. Bu süreçte, darbeciler dini kontrol altında tutma amacıyla din derslerini zorunlu hale getirmiş, ancak İslâmcı hareketin güçlenmesine karşı bir tehdit olarak görmüşlerdir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-12-eylul-1980-darbesi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/12-eyll.jpg" type="image/jpeg" length="64902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnfaz sisteminde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/infaz-sisteminde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/infaz-sisteminde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanlığı  ceza infaz sistemindeki işleyişi baştan tanımlayan kapsamlı bir yasa teklifi hazırlıyor. Meclis gündemindeki 9. Yargı Paketi haricinde, müstakil bir kanun olarak ele alınan düzenleme; cezaevinde kalış sürelerini sadeleştirmeyi ve tahliye şartlarını doğrudan liyakate bağlamayı amaçlıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Taslak, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek geniş katılımlı toplantıda son şeklini alacak.</p>

<h2><strong>Suç tiplerinde iki kademeli yeni model</strong></h2>

<p>Mevcut uygulamadaki içtihat farklılıklarına sebep olan karmaşık infaz hesaplamaları yerine, suçun ağırlığını esas alan iki kategorili bir sistem kuruluyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Genel ve Hafif Suçlar (1/2 Oranı):</strong></p>

<p>Basit kasten yaralama, belirli hırsızlık türleri ve bazı mali suçları kapsıyor. Bu gruptaki hükümlüler, aldıkları cezanın yarısını infaz kurumlarında tamamlayarak koşullu salıverilme hakkı kazanabilecek.</p>

<p><strong>Ağır Suçlar (2/3 Oranı):</strong></p>

<p>Çocuğa cinsel istismar, kadına yönelik şiddet, kasten öldürme ve terör suçları bu grupta toplanıyor. Toplumda infial uyandıran bu fiillerde koşullu salıverilme oranı 2/3 seviyesinde katı bir biçimde uygulanacak; infaz esneklikleri sınırlandırılacak.</p>

<h2><strong>Tahliye kararında üç aşamalı kurul incelemesi</strong></h2>

<p>Hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken takvim süresini tamamlaması, tahliye için tek başına yeterli kabul edilen bir ölçüt olmaktan çıkarılıyor. İdare ve Gözlem Kurulları; psikolog, sosyolog ve hukukçuların katılımıyla bir değerlendirme mercii gibi görev yapacak. Kurulların tahliye kararı vermesi şu üç temel şarta bağlı tutulacak:</p>

<p><strong>- </strong>Mahkûmun tahliye sonrasında sosyal hayata entegre olabilme ve yasal bir çalışma hayatı kurabilme kabiliyeti incelenecek.</p>

<p><strong>- </strong>Yaptırımın amacına ulaştığı, sergilenen samimi pişmanlık ve kurum içindeki rehabilitasyon programlarına fiili katılım esas alınacak.</p>

<p>- Kişinin mağdura, mağdurun çevresine veya kamuya yönelik bir tehdit oluşturma ihtimali tespit edilecek; risk grubundaki hükümlülerin salıverilme hakları ileri bir tarihe ertelenecek.</p>

<p> </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/infaz-sisteminde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/boluftip.webp" type="image/jpeg" length="74486"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Saldırı sonrası Suudi boru hattı kapatıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/saldiri-sonrasi-suudi-boru-hatti-kapatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/saldiri-sonrasi-suudi-boru-hatti-kapatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, (Yemen’de İran destekli Husilerden gelen) saldırıların ardından Doğu-Batı boru hattının tedbir amaçlı kapatıldığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Konuya ilişkin açıklama, Suudi Arabistan Enerji Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapıldı.</p>

<p>Enerji Bakanlığındaki bir kaynağa dayandırılan açıklamada, Riyad-Medine bölgesindeki Doğu-Batı boru hattının 10 Eylül'de bir dizi saldırıya uğradığı belirtildi.</p>

<p>Saldırılar sonucu yaralanmalar olduğu kaydedilen açıklamada, boru hattının tedbir amaçlı kapatıldığı bilgisi paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acil durum ve uzman teknik ekiplerin, saldırıların ardından hattın güvenliğini sağlamak için gerekli çalışmaları başlattığı aktarıldı.</p>

<p>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, daha önce yaptığı açıklamada, bölgedeki Suudi Arabistan gemilerine karşı <i>"ablukaya ablukayla, saldırıya saldırıyla" </i>karşılık vereceklerini, Suudi Arabistan'a ait 32 savaş uçağını hedef aldıklarını ve bunlardan 9'unu düşürdüklerini iddia etmişti.</p>

<h2><strong>Bakan Fidan Suudi mevkidaşıyla görüştü</strong></h2>

<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Suudi Arabistan'ı hedef alan son saldırıları ele aldı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/saldiri-sonrasi-suudi-boru-hatti-kapatildi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/suudboru-hatti.webp" type="image/jpeg" length="47523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suudi petrol tesislerine İHA saldırısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suudi-petrol-tesislerine-iha-saldirisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suudi-petrol-tesislerine-iha-saldirisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan enerji iletim altyapısının omurgasını oluşturan Doğu-Batı boru hattı pompa istasyonlarının hava saldırısıyla hedef alındığı bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerikan CNN televizyonuna açıklamalarda bulunan iki ABD’li yetkili, petrol akış sistemine bağlı kritik noktaların çeşitli mühimmatlarla vurulduğunu aktardı. Yetkililerin ilk tespitlerine göre saldırıda kullanılan insansız hava araçlarının (İHA) Irak sahasından havalandığı ihtimali üzerinde duruluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Failler ve hasar boyutu belirsizliğini koruyor</strong></h2>

<p>Pompa istasyonlarına yönelik gerçekleşen eylemi organize eden güçlerin kimliği gizemini korurken, ana boru hattındaki fiziki yıpranmanın seviyesi ve teknik onarımın ne kadar vakit alacağı hususundaki belirsizlik devam ediyor. Olayın sahadaki yansımaları ve sevkiyata etkisi çok yönlü olarak inceleniyor.</p>

<h2><strong>Uydu Görüntüleri alevleri doğruladı</strong></h2>

<p>Bölge üzerinden geçen uyduların kaydettiği anlık veriler, tesislerdeki harareti ortaya çıkardı. Sentinel-3 uydusunun aktardığı görsel kayıtlarda, Medine ile Mehd ez-Zeheb arasındaki çöl arazisinde, boru hattı güzergahı üzerinde yükselen devasa bir siyah duman tabakası tespit edildi.</p>

<p>Yangın izleme mekanizmalarının sağladığı detaylara göre pompa istasyonlarının birinde patlak veren alevler, çevresinde geniş çaplı tahribata sebep oldu.Bir diğer istasyonda ise yoğun siyah duman çıkaran yerel odaklı yangınlar görüntülendi. ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) Yangın Bilgilendirme ve Kaynak Yönetimi Sistemi (FIRMS), Doğu-Batı boru hattı koordinatlarında peş peşe kümelenen yüksek termal anomaliler kayda geçirdi.</p>

<p>Bölgedeki termal hareketlilik ve duman yoğunluğu, enerji sevkiyat hattındaki fiziki hasarın varlığını somut verilerle teyit ediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suudi-petrol-tesislerine-iha-saldirisi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 22:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/suudsaldiri.webp" type="image/jpeg" length="95558"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'da DEAŞ operasyonu: 7 kişi tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sanliurfada-deas-operasyonu-7-kisi-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sanliurfada-deas-operasyonu-7-kisi-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa'da  DEAŞ'a yönelik operasyonda gözaltına alınanlardan 7'si tutuklandı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, tabanca, 50 mermi, 6 kilo 500 gram altın, 432 bin lira ve 132 bin dolar ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde DEAŞ'ın faaliyetlerinin önlenmesine yönelik çalışmalar sürüyor.</p>

<p>Bu kapsamda MASAK raporu ve HTS incelemelerinde mal varlığı dondurulan şüphelilere para aktardıkları ve örgüte 16 milyon 500 bin liralık işlem hacmi ile fon sağladıkları tespit edilen 8 şüpheli gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, tabanca, 50 mermi, 6 kilo 500 gram altın, 432 bin lira ve 132 bin dolar ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.</p>

<p>Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 1 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sanliurfada-deas-operasyonu-7-kisi-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 20:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/urfadaes.webp" type="image/jpeg" length="37491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'de 'toplu mezar' vahşeti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyede-toplu-mezar-vahseti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyede-toplu-mezar-vahseti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'nin başkenti Şam'da devrik Esad rejiminin askeri karargahında toplu mezar bulunduğu belirtildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye Ulusal Kayıp Heyeti, Şam kırsalındaki Katna bölgesinde devrik rejim unsurlarınca askeri karargah olarak kullanılmış bir sahada yer alan su kuyusunun içinde insan kalıntılarına ulaşıldığını bildirdi.</p>

<p>Açıklamada, kuyudan çıkarılan ve çok sayıda şahsa ait olduğu saptanan kalıntıların koruma altına alındığı belirtildi. Heyet, kurbanların kimliklerini tespit etmek ve kayıpların akıbetini aydınlatmak maksadıyla bulguların adli tıp prosedürlerine uygun şekilde kayıtlandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşar Esad rejiminin Aralık 2024 tarihindeki çöküşünün ardından başta başkent Şam olmak üzere Halep, Humus ve Hama gibi merkezlerde sivillere ait pek çok toplu mezar ve cenaze kalıntısı gün yüzüne çıkarıldı. İlgili heyetler, kayıp yakınlarının başvuruları doğrultusunda eski askeri ve istihbari alanlardaki arama ve belgeleme çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyede-toplu-mezar-vahseti</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/suriyetoplumezar.webp" type="image/jpeg" length="48991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Modern cahiliyenin organize zehri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/modern-cahiliyenin-organize-zehri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/modern-cahiliyenin-organize-zehri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kapitalist sömürü çarklarının ve modern cahiliyenin "özgürlük" maskesiyle pazarladığı içki illeti, hem fertlerin aklını örtüyor hem de cemiyeti içten içe dinamitliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bütün dünyada her sene milyonlarca insanın can vermesine sebebiyet veren bu organize zehir ticareti, cinayetlerden trafik terörüne ve dağılan yuvalara kadar sayısız melanetin baş amilidir.</p>

<p>Aklı, ahlâkı ve nesilleri hedef alan bu büyük felakete karşı tavizsiz ve topyekûn bir taarruz başlatılmadıkça insanlığın iflah olması mümkün görünmüyor.</p>

<h2><strong>Rakamların ifşa ettiği cinayet</strong></h2>

<p>Batı merkezli modern nizamın insanlığa "medeni bir alışkanlık" ve sahte bir "zevk" olarak yutturmaya çalıştığı içki, hakikatte organize bir kitle imha silahı vazifesi görüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün en güncel resmî verileri, bu vahşetin boyutlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Yeryüzünde her sene 2 milyon 600 bin insan doğrudan doğruya alkol tüketimine bağlı sebeplerle ölüyor. Alkolün sebep olduğu tahribat neticesinde dünya çapında 400 milyon kişi alkol kullanım bozukluğu çekerken, 209 milyo nkişi ise iradesini bu şişelere teslim etmiş vaziyette, ağır bir bağımlılık batağında kıvranıyor.</p>

<p>Ölüm bilançoları tetkik edildiğinde, meselenin sadece fizikî bir iflasla sınırlı kalmadığı açıkça anlaşılıyor. Alkol; karaciğer sirozu, kanser ve kalp-damar hastalıkları sebebiyle 1 milyon 600 bin insanın ölümüne sebebiyet verirken; cinayet, darp, intihar ve trafik kazaları gibi doğrudan şiddet vakaları neticesinde ise 724 bin insanın canına mal oldu. Üstelik bu zehrin en ağır faturası gençliğe kesiliyor.</p>

<p>20 ila 39 yaş arasındaki genç nüfusun ölümlerinin yüzde 13'ünün arkasında alkol bulunuyor. Kapitalizm güdümlü tüketim çarklarının genç dimağları hedef alarak piyasaya sürdüğü bu zehir, insanlığın istikbalini daha filizlenme çağında kurutuyor.</p>

<p>İçki tüketiminin yoğunlaştığı dar kesimde meydana gelen yıkım, doğrudan doğruya cemiyet huzuruna yönelmiş bir tehdittir. Resmî kayıtlar, memleketteki trafik kazalarına bağlı ölümlerin yüzde 6’sına bizzat alkolün sebebiyet verdiğini gösteriyor. Sadece geçtiğimiz sene 256 binden fazla kişi, alkollü şekilde direksiyon başına geçerek insanların canını hiçe saydığı için yakalandı ve haklarında adlî muamele yapıldı. Trafik cinayetlerinde can veren yüzlerce  insan, alkolün sebep olduğu sorumsuzluğun ve şuur kaybının kurbanı oldu. Gençlerde ilk alkol kullanım yaşının ortalama 19,4'e inmesi ve içkiye başlama gerekçeleri arasında arkadaş çevresinin yüzde 48,8 ile ilk sırada yer alması, sinsi bir ifsat tezgâhının devrede olduğunu haber veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Aklı örten ve yuvaları yıkan melanet</strong></h2>

<p>İslâm mizanında içki, basit bir alışkanlık yahut ferdî bir tercih sayılamaz; zira açıkça ihtar buyurulduğu üzere "içki bütün kötülüklerin anasıdır". Alkol, insanın en kıymetli hazinesi olan aklı örterek muhakeme kabiliyetini sıfırlar, hayvani dürtüleri harekete geçirir ve vicdan perdesini yırtıp atar. Aklı başından alınan bir fert, cinnet eşiğinde en vahşi fiilleri işleyecek bir canavara dönüşebilir. Bugün adliyelerin ceza mahkemelerini dolduran dosyalar incelendiğinde; aile içi şiddet, kadına ve çocuklara yönelen saldırılar, kasten adam öldürme ve gasp vakalarının ardında hemen daima alkolün zehirli izi görülmektedir.</p>

<p>Yuvaların dağılması, evlatların sefil kalması ve cemiyet bağlarının parçalanması içki illetinin doğrudan sebep olduğu başlıca felaketlerdir. Batı’nın kokuşmuş hayat tarzını "çağdaşlık" diye pazarlayanlar, barlarda ve meyhanelerde akıtılan içkinin ardında ağlayan çaresizleri ve kararan ocakları kasıtlı olarak gizliyor.</p>

<p>Zehri süslü kadehlerde sunan bu organize kötülük şebekesine karşı hem kanunî müeyyidelerin tavizsiz tatbiki hem de fikirde ve amelde tavizsiz bir teyakkuz zaruridir!</p>

<p><strong>Kaynaklar</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Küresel Alkol ve Sağlık Durum Raporu</p>

<p>Türkiye Yeşilay Cemiyeti Türkiye Alkol Araştırması Raporu</p>

<p>Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı Resmî İstatistikleri</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/modern-cahiliyenin-organize-zehri</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/ickisise.webp" type="image/jpeg" length="95454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aksa Tufanı'nın mimarlarından Kassam komutanına suikast]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/aksa-tufaninin-mimarlarindan-kassam-komutanina-suikast</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/aksa-tufaninin-mimarlarindan-kassam-komutanina-suikast" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail, Han Yunus'ta tertiplediği  suikastla Aksa Tufanı'nın öncülerinden Kassam Tugayları Han Yunus Komutanı Muhammed Abdüsselam el-Yazuri'yi ve beraberindeki iki Filistinliyi şehit etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamas'ın askerî kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, terörist İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentine düzenlediği hava saldırısında Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed Abdüsselam el-Yazuri'nin şehadete erdiğini duyurdu.</p>

<p>Direniş saflarında "Ebu Heysem" adıyla maruf olan el-Yazuri'nin, Kassam Tugayları Genel Askerî Konseyi üyesi olduğu ve Han Yunus Tugayı Komutanlığı vazifesini yürüttüğü kaydedildi. Şanlı bir mücadele geçmişine sahip olan şehit komutanın, daha önce Han Yunus Tugayı İstihbarat Birimi başkanlığı yaptığı ve siyonist işgale ağır darbeler vuran Aksa Tufanı harekâtının planlanmasında mühim roller üstlendiği bildirildi.</p>

<h2><strong>Mevasi bölgesinde sivil topluluğa saldırı</strong></h2>

<p>Bölgedeki sağlık kaynakları, terörist İsrail ordusunun Han Yunus'un batısındaki Mevasi bölgesinde bir araya gelen Filistinli sivilleri kalleşçe hedef aldığını bildirdi. Bombardıman neticesinde el-Yazuri ile birlikte 3 Filistinli şehit olurken, 5 kişi de yaralandı. Katil sürüsü ise yaptığı açıklamada, Gazze'nin güneyindeki saldırıda Yazuri ile birlikte iki Filistinlinin katledildiğini itiraf etti.</p>

<h2><strong>Siyonist çete ateşkesi ihlal ediyor</strong></h2>

<p>Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının ilk safhası 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girmişti. Esir değişimi ve insanî yardımların engelsiz geçişini şart koşan mutabakata rağmen terörist İsrail, sivil katliamlarına ve Gazze halkını açlığa mahkûm eden kısıtlamalarına  devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ateşkesin ilan edildiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana terörist İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saldırılar, 1359 Filistinlinin şehit olmasına ve 4 bin 571 kişinin yaralanmasına sebep oldu.  </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/aksa-tufaninin-mimarlarindan-kassam-komutanina-suikast</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/kassamkomutan-1.png" type="image/jpeg" length="78997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’ye indirilen dev yumruk: 11 Eylül]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdye-indirilen-dev-yumruk-11-eylul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdye-indirilen-dev-yumruk-11-eylul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Usame bin Ladin liderliğindeki El-Kaide New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ni ve Washington D.C.’deki Pentagon’u vurduğunda insanların kafasında yer edinen ABD olgusu bir değişime uğradı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Soğuk Savaş’ın ardından dünyada hâkimiyeti ele geçirdiği ve artık gücü kimseyle paylaşmak zorunda olmadığı iddiasında olan ABD’nin, bu noktaya gelene kadar yaptığı en iyi şey ise her şeyi yapmaya gücünün yetebileceği fikrini insanların zihnine zerk edebilme kabiliyetini haiz propaganda gücüydü.</p>

<p>Bu başarılı illüzyon, 11 Eylül 2001’de uçaklarla hedef alınan İkiz Kuleler ve Pentagon’la birlikte çöktü. Hedef alınamaz olmasının sağladığı avantajla sermayenin merkez üssü hâline gelen, daha sonra askerî ve siyasî olarak dünya düzeninin kurucusu olan ABD, yıllarca emek vererek oluşturduğu imajın yıkılması sonrasında kudurmuş köpek misali İslâm dünyasının üzerine fiilen atılmaya teşebbüs etti.</p>

<p>ABD’nin Afganistan ve Irak işgallerinde eline aldığı işi yapmaktan aciz stratejik körlüğü ortaya çıkınca önüne gelenin ABD’ye kafa tutma cesaretini kendinde bulduğu bir dünya ortaya çıktı. İşin müntehasından bakıldığında, ABD’nin Afganistan’da aldığı mağlubiyet ise, 11 Eylül’ün, aradan geçen 20 yıllık süredeki tesirleriyle birlikte ne kadar ehemmiyetli bir hadise olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><u><strong><a href="https://www.barandergisi.net/11-eylul-abdye-indirilen-dev-yumruk"><span style="color:#e74c3c">YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLA</span></a></strong></u></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdye-indirilen-dev-yumruk-11-eylul</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/11-elul.webp" type="image/jpeg" length="43574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Köklerinden kopan toplum başka kültürlere teslim oluyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/koklerinden-kopan-toplum-baska-kulturlere-teslim-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/koklerinden-kopan-toplum-baska-kulturlere-teslim-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendi medeniyetine yabancılaşan fertler, derin bir kimliksizleşme krizi yaşıyor ve başka ülkelerin kültürlerine son derece kolay bir şekilde teslim oluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kendi kültürüne yabancılaşan toplum, zamanla köklerinden tamamen kopuyor ve hızla kimliksizleşme girdabına sürükleniyor. Geçmişin birikimi, manevi dinamikler ve asırlık değerler sistemli bir şekilde törpüleniyor, geriye savunmasız bir insan yığını kalıyor. Bu tablo, fertlerin kendi öz aidiyetlerini unutup boşlukta kalmasına yol açıyor ve onları her türlü dış rüzgara açık hale getiriyor.</p>

<p>Medya ve dijital platformlar üzerinden pompalanan içerikler, bu büyük kopuşu hızlandırıyor. Ekranlarda sergilenen yabancı yaşam tarzları, şiddet sarmalları ve yapay ilişkiler, insan zihnini kendi öz değerlerine yabancılaştırıyor. Toplum, kendi hikâyesinden ve ruh kökünden uzaklaşıyor; sunulan her türlü yabancı kurguyu olağan karşılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kimliğini kaybeden ve öz benliğini yitiren fertler, başka ülkelerin kültürlerine son derece kolay bir şekilde adapte oluyor. Kendi medeniyetinin estetiğinden ve ahlakından mahrum kalan kitleler, öteki coğrafyaların sunduğu cazibeli ama yıkıcı kalıpları seve seve benimsiyor. Bu kolay adapte olma hali, güçlü bir aidiyet bilincinin yokluğunu ve derin bir zihinsel teslimiyeti gözler önüne seriyor.</p>

<p>Dünyada örnekleri görüldüğü üzere, Güney Kore veya Japonya gibi ülkeler kendi millî kültürlerini koruyarak küresel bir etki üretiyor, bizim coğrafyamızda ise bambaşka bir asimilasyon süreci işletiliyor. Televizyon dizileri ve sinema yapımları, yerli değerleri yüceltmek yerine Batı’nın ferdi ve kaotik kodlarını taklit ediyor. Bu durum, kültürel ihracat kisvesi altında kimliğin ve özgün karakterin erimesine hizmet ediyor.</p>

<p>Tehlikeli gidişata dur demek ve kimliksizleşme illetinden kurtulmak, ancak köklere yeniden dönüşle mümkün hale gelir. Medya dilinden sanat anlayışına kadar her alanda bu toprağın ruhunu yansıtan sahici üretimler hayata geçirilmeli. İnsanımızın kendi medeniyetine olan bağını yeniden tesis eden zihniyet inşası, başka kültürlerin boyunduruğundan kurtulmanın tek çaresidir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/koklerinden-kopan-toplum-baska-kulturlere-teslim-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/jultur.png" type="image/jpeg" length="48119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul merkezli FETÖ operasyonu: 20 kişi gözaltında]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/istanbul-merkezli-feto-operasyonu-20-kisi-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/istanbul-merkezli-feto-operasyonu-20-kisi-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda 20 şüpheli yakalandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ/PDY’nin Emniyet mahrem yapılanmasına yönelik çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında, Garson (K) mahlaslı gizli tanıktan elde edilen SD kart içerisinde yer alan Emniyet Mahrem Analiz Raporu veri kayıtları ile örgütün mahrem yapılanması içerisinde bulunan şahıslarla irtibatları olduğu değerlendirilen kişiler tespit edildi. Yapılan çalışmalarda ayrıca şüpheliler hakkında Bank Asya hesap artışı veya hesap kaydı, ardışık aranma ve örgütün Emniyet mahrem yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüklerine ilişkin tespitler bulunduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 color="dimmed"><strong>20 kişi yakalandı</strong></h2>

<p color="dimmed">Bu kapsamda 5’i aktif kamu görevlisi, 3’ü ihraç kamu görevlisi ve 12’si özel sektör çalışanı olmak üzere toplam 20 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. İstanbul merkezli 6 ilde toplam 21 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 20 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin işlemlerine devam edildii öğrenildi.</p>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/istanbul-merkezli-feto-operasyonu-20-kisi-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/fetoperasyon.webp" type="image/jpeg" length="23420"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsanın bitmeyen bunalımı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/insanin-bitmeyen-bunalimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/insanin-bitmeyen-bunalimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüzyılımızın insanını "bunalımlı insan" olarak tasvir etmek isteyenler pek çoktur. Sokaklara dökülen, diyar diyar dolaşan, etrafa saldıran, yakıp yıkan bir sürü garip giyinişli, görünüşlü, uyuşturucu madde düşkünü genç adam hep "bunalım"dan şikâyet etmektedir. Birçok sözde kitap, dergi ve fikir adamı da bunların duygu, düşünce, istek ve özlemlerini dile getirdiğini söylemekte. Birçokları ise, bu işi ticari ve politik bir istismar konusu hâlinde ele almaktadırlar. Bazıları da bunalımı sanki sadece bu yüzyıla mahsus bir durummuş gibi ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Halbuki, bunalım, tarih boyunca ve insanla beraber varlığını sürdürmektedir. Geçmiş insanların, bizden daha az bunalımlı olduğunu iddia etmek bize pek kolay gelmemektedir. Galiba fertler gibi, aynı yüzyılda yaşayan insanlar da, nesiller de egosantrik oluyorlar. Yani yaşayan her nesil, geçmiş ve gelecek nesillere nazaran daha çok ıstırap çektiğini sanmakta ve böylece kendine önem atfetmeye çalışmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki bunalım, insanın tabiatı hâlinde, tarih boyunca, fert fert her insanda vardır. Bunalım, yüksek bir idrak seviyesine sahip bir canlı olan insanın psikolojik hayatında önemli bir yer tutar. Bunalım, bizim kullanageldiğimiz anlamı ile yalnız insan için vardır, çeşitli zaman ve mekânda, çeşitli tezahürler içinde ortaya çıkmasına rağmen asla yeni bir şey değildir.</p>

<p>Bu bunalımın sebebi nedir? Psikanalistler, özellikle Dr. S. Freud, bu konuda üst-ben (süperego) adını verdiği vicdani, ahlaki ve dinî değerleri âmil olarak gösterir. Bu vicdani değerler, altben (id) denilen hayvani ve içgüdüsel varlığımızın kendini serbestçe ifadesine fırsat vermez ve onu sansüre tâbi tutarak hapseder. Bunalımın sebebini bilhassa hapsedilmiş cinsel iştihalara bağlar. Diğer psikanalistler de bu kabil bir izah tarzına yaklaşık olarak bunalımı yorumlarlar. Kısacası bunlarca bunalımın sebebi insanın tabiatının engellenmesi ve kendini ifade imkânı bulamayışıdır. Hiç şüphesiz bu açıklamalarda haklı taraflar vardır, hele yüzyılımızın, geçen yüzyıllara nazaran çok hızlanan hayatı içinde beliren intibak güçlükleri de bunlara eklenince durum biraz daha anlaşılır hâle gelmekte ise de bunalımın gerçek mahiyetini yine de açıklamış sayılmaz.</p>

<p>Bir defa, bu görüşlerin en sakat tarafı şurasıdır ki, bunlar bunalımı daha çok yüzyılımıza has bir problem sanmakla kalmayıp bunalımı, anormal bir durum saymakta ve onu ortadan kaldırmanın çarelerini araştırmaktadırlar. Bazılarınca, tabiatımızı, yani iştihalarımızı ve içgüdülerimizi baskı altına alan vicdani, ahlaki, dinî ve sosyal değerleri ortadan kaldırmakla rahatlayabiliriz. Yâni id, süperego'nun baskısından kurtulursa bunalım da ortadan kalkar, gibi, fiilî bir iddia ile karşılaşıyoruz. Bu anarşizmin başka bir savunmasıdır.</p>

<p>İnsan kendini vicdanının kontrolünden kurtarabilir mi? Önce, bu, mümkün mü? Bu, bize pek mümkün gözükmemektedir. Sonra bir sonuç elde edilse bile bu durum insanı mutlu kılabilir mi? Biz zannetmiyoruz. Bunalımlarından kurtulan insan, acaba artık insan mıdır? Bizce hayır, çünkü bunalım, Geothe, Tolstoy, Nietzsche, Fuzulî gibi dehaları ve hatta insanlık tarihine şekil veren her türlü kahramanı doğuran, yoğuran ve aksiyona sevkeden itici kuvvetin tâ kendisidir. Bunalım, insanlığın iç zenginliğinin ve enerji biriktirebilişinin bir ifadesi olarak gözükmektedir. İnsan, içgüdülerini ve iştihalarını hiçbir engelle karşılaşmaksızın ifade edebilse idi bu kadar devleşebilir miydi? Bunalım, bize, bir fert ve toplum kavgasının ifadesi olmaktan fazla mana taşıyor gibi geliyor. Bizce, insanın idrakinde bunalımı hazırlayan başka sebepler vardır.</p>

<p></p>

<p>Öyle anlaşılıyor ki bunalım (angoise), insanın tabiatı durumundadır. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöylece tespit edilir:</p>

<p>"Biz, insanı, muhakkak bir sıkıntı içinde yarattık."<sup>⁽Beled süresi ayet 4⁾</sup></p>

<p>Önce şu noktayı önemle ve tekrar olarak belirtelim ki, bunalım insanın psikolojik bir özelliği olup normal bir oluşumdur. İnsanın aleyhine değil, bilakis lehine olan ve insanı güçlü ve dinamik yapan bir enerji biriktirme olayıdır. İnsanın iç dünyasında beliren bir sıkışma ve kaynama olayıdır. Hayvanlarda ve bitkilerde böyle bir durum görülmemektedir. Onlar iştahlarını ve fizyolojik gerilimlerini hiçbir engelle karşılaşmaksızın ifade ederler. Onlar, önüne baraj kurulmayan nehirler gibi okyanuslara boşalarak kaybolurlar. Fakat insan için bu, kabil olmuyor. İnsan yaratılışı icabı, başıboş akamıyor. Bu hususu yüce ve mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim şu muhteşem ayetle özetler:</p>

<p>"İnsan kendisini başıboş bırakılacak mı zanneder?"<sup>(Kıyamet Suresi, ayet 36)</sup></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yine tamamen, bir iç ihtiyaç hâlinde kendini barajlayarak ve âdeta isteyerek bunaltıyor. Her ne kadar bu bunalımdan şikâyetçi ise de bundan bir türlü kendini kurtaramıyor. Hayvan, altında ateş yanan ve fakat üstü açık bir kazan gibi iç enerjisini buharlaştırıp havaya savururken, insan, kapalı bir buhar kazanı gibi kendini bir iç tazyike sokulmuş buluyor. İnsan ancak, bu iç tazyikle kendini büyük problem ve ülkelere verebiliyor. İnsan başıboş kalamaz. Bu onu boğar ve bunaltır. İnsan, boş duramaz. Kendini ilim, sanat, din ve dünya işleri ile yormalıdır. Kendini büyük ülkü ve hedeflere tevcih etmelidir. Bu konuda mukaddes ve yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:</p>

<p>"O halde boş kaldın mı hemen yorul!"<sup>(El-İnşirah Suresi, ayet 7.)</sup></p>

<p>İyice, kızgın buharla sıkışmış bir kazan, açılacak bir delikle, ıslık çalarak, boşalabilir. Fakat, insan, bu tazyikli boşalışın önüne bir çark koyup ondan faydalanmaktadır. İnsan, ancak bunalımları ile yaratıcı hamlesini gerçekleştirme imkânını bulabilir. İnsanlar da, hayvanlar gibi, içgüdüsel gerilimlerini ham bir tarzda boşaltabilse idi, insan olmak haysiyetini kaybederdi. İnsan, bunalımlarını oyun, spor ve danslarla boşaltabilir, fakat, bu konuda en faydalıyı bulmak gereklidir. Önemli olan, her ne suretle olursa olsun bunalımı doğuran gerilimlerden kurtulmak değildir; bu bunalımlardan ferdin ve insanlığın yararına olacak sonuçlar istihsal etmektir. İlim, sanat, ahlak ve din, bunalımlarımızın bizi yükseltebileceği üstüste duran hedef ve ülkülerdir. İnsan, ister istemez bunalacaktır. Bu bunalım, onun normal hayatıdır; bu, iç enerjiyi biriktirerek işe yarar hale getirme olgusudur. Anormal olan, insanın bunalımlarını yüceltemeyişi, yahut insanın bunalımsız hâle getirilme çabasıdır, insanın iç ener-jisini, hayvanlar gibi boşuna harcama isteğidir.</p>

<p>Kaldı ki, bunalımın kaynağını ve sebebini de isabetle tayin etmek lazımdır. Bizce, bunalım, ferd ve cemiyet çarpışması ile, yahut id ve süperego gibi terimlerle kâfi derecede açıklanamaz. Bunalımın, sadece insana mahsus olduğu üzerinde düşünürsek ipuçları yakalayabiliriz. Önce, insan, geri zekâlı bir canlı olsa idi, bu bunalımı duymayacaktı. İn-sanın bunalımı, insanın yüksek bir idrak seviyesine sahip oluşu ile açıklanabilir. Geri zekâlı bir insanda, cemiyet hayatı süperego'yu teşekkül ettiremez. Cemiyet hayatı, bir çevreden ibarettir; önemli olan bu ortamda doğan yüksek idrake sahip fertlerin bulunuşudur. Biz, bunalımı meydana getiren çatışmaların kaynağını insan idrakinde arayacağız.</p>

<p>Kitabımızın başından beri savunageldiğimiz üzere tekrar ifade edelim ki, organizmamız ve duyularımız sınırlılığı, esirliği, fâniliği, izafiliği telkin ettiği halde; iç idrakimizi teşkil eden şuurumuzda, bunların zıddı özlemler buluyoruz. Şuurumuz, sınırlı, fâni, esir ve izafî bir organizmanın içine hapsedilmiş ebedîlik, sonsuzluk, hürriyet ve mutlaklık gibi durmaktadır. Bizim organizmamızda sanki sonsuzluk sınırlılığa, hürriyet esarete, ebediyet fâniliğe, mutlaklık izafiliğe teslim edilmiş gibidir. Bizi bunaltan, bu durumu idrak etmektir. İdrakimiz bu çelişik durumdan kurtulamamanın çırpınışları içindedir. Daracık bir kazan gibi duran organizmamın bu duyularımın sınırlarını zorlayan, onu yetersiz bulan ve onu aşmaya çalışan, şuurumuzu istilâ eden bir iç haykırışı inkâr etmek kabil değildir. Sanki, sonsuzluk, ebedîyet ve mutlaklık bizim gönlümüze oturmuş, organizmamızın ve duyularımızın sınırlılığını, güçsüzlüğünü ve yetersizliğini işaret edip durmaktadır. Bir Hadis-i kudside "Yeryüzüne ve göğe sığmam; fakat inanan kulumun gönlüne sığarım." diye buyurulur. Sonsuz olan, sınırlı olanın "kalbinde" taht kurarsa ne olur? Sınırlı olan aczinden çırpınır durur. Böylece idrâkimiz duyuların sınırlarını zorlayıp ebediyete, hürriyete, sonsuzluğa ve Allah'a doğru bir çıkış ve yükseliş yolu aramaktadır.</p>

<p>Görülüyor ki, bunalım, şuurun duyuları aşma cehdini, ruhun organizmanın güçsüzlüğünü görmesini ifade eder. Bunalım bizi ebedîyetlere doğru Allah'a doğru fırlatan bir iç iticidir. İnsan yüksek idrak seviyesini iptal etmedikçe bundan kurtulamaz. Bunalım içinde boğulduklarını söyleyen nesillerin uyuşturucu maddelere düşkünlüğü ne kadar mânidardır. Kendi gerçeğini görmemek için gözlerini yummak gibi, içindeki çığlığı duymamak için şuurunu uyuşturmak veya içgözünü kapamak insana gerçekten hüzün veriyor.</p>

<p>Seyyit Ahmet Arvasi, İnsan ve İnsan Ötesi, s.65-70</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/insanin-bitmeyen-bunalimi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/insanin-bunalimi.png" type="image/jpeg" length="31406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail gardiyanlarının mesajları ortaya çıktı: Döverek öldürdük, çok komik!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gardiyanlarinin-mesajlari-ortaya-cikti-doverek-oldurduk-cok-komik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gardiyanlarinin-mesajlari-ortaya-cikti-doverek-oldurduk-cok-komik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Ketziot Zindanı’nda görevli gardiyanların aralarındaki yazışmalar, Filistinli tutsaklara yönelik işkence ve cinayet ayinlerini deşifre etti. Kasım 2023’te sırf "Ateşkes var mı?" diye sorduğu için 11 katilin linç ederek şehit ettiği 38 yaşındaki Thaer Ebu Asab’ın ardından kadın gardiyanın sevgilisine "Aşkım az önce öldü, çok tatmin oldum" mesajı attığı ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Yahudi Teröristlerin İşkence Zindanları</strong></h2>

<p>Filistin coğrafyasında 3 yılı aşkın süredir soykırım sürdüren, Batı Şeria’da gasplarına devam eden terörist İsrail’in zindanlarında uyguladığı barbarlık, kendi iç soruşturmalarına yansıyan belgelerle bir kez daha ifşa oldu. Necef Çölü’nde bulunan Ketziot Hapishanesi’nde görevli Yahudi gardiyanların WhatsApp gruplarında yaptığı yazışmalar, katliam, işkence ve sadizmden nasıl keyif aldıklarını gözler önüne serdi.</p>

<p>Kasım 2023’te dövülerek katledilen Filistinli tutsak Thaer Ebu Asab’ın can çekiştiği anları ve ölüm haberini birbirlerine kahkahalarla duyuran katiller, Yahudilerin insanlık dışı karakterini kanıtladı.</p>

<h2><strong>"Aşkım Az Önce Öldü"</strong></h2>

<p>Ebu Asab’ın şehit edildiği gece görevde olan kadın gardiyan Oshrit Eliga, kendisi gibi gardiyan olan sevgilisine attığı mesajlarda sadist duygularını gizleme gereği bile duymadı. Kanlı eylemini gururla anlatan katil kadın, “Benimle ve vardiyamla gurur duyacaksın. Şu an klinikte kalp masajı yapıyorlar aşkım! Aşkım son durum: Az önce öldü” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aynı mesajlarda "çok mutlu ve tatmin olduğunu", "oluk oluk kan aktığını" ve "mahkûmları kırdıklarını" sevinçle aktaran kadın gardiyan, Yahudi rejiminin insanlıktan çıkardığı mahlukların somut bir örneği oldu. Gruptaki bir diğer sadist ise “Dövdüğümüz için kalp masajı yapıyorlar. Öldü. Dinle bak, her şeyin bir anda olması çok komik. Bom sayım, bom ölü mahkûm” diyerek atılan dayağın ve cinayetin kendileri için bir eğlence aracı olduğunu açıkça itiraf etti.<code> </code></p>

<h2><strong>Sadece "Ateşkes Var mı?"  Dediği İçin Linç Edildi</strong></h2>

<p>18 Kasım öğleden sonra bir gardiyana “Savaşta ateşkes var mı?” sorusunu yönelten Ebu Asab, Vardiya Komutanı Walid Hatib’in talimatıyla hedef alındı. Komutanın "Ateşkes olmadığını onlara gösterin" emri üzerine gece vakti hücreye giren 11 cani gardiyan, Ebu Asab ve hücresindeki 8 Filistinliyi cop, yumruk ve tekmelerle komalık edene kadar dövdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaburgaları kırılan, kalp duvarı yırtılan ve yüzü tanınmaz hale getirilen Ebu Asab, kaldırıldığı hastanede şehit oldu. Olaya tanıklık eden diğer Filistinli esirler, "Ateşkes yok!" bağırışları arasında üzerlerine köpeklerin salındığını ve Ebu Asab'ın bilincini kaybedene kadar bilhassa hedef alınarak dövüldüğünü aktardı.</p>

<h2><strong>"Böbreğini Patlatmadan Koğuşa Sokmuyoruz"</strong></h2>

<p>Deşifre olan yazışmalar, Ketziot Zindanı’ndaki barbarlığın Ebu Asab’ın şehadetiyle sınırlı kalmadığını, rutin bir devlet politikası haline geldiğini gösteriyor. Yahudi terörist Eliga’nın Aralık 2023 tarihli mesajlarında “Bu rutin. İçeri giren hangi grup olursa olsun, böbreği patlamadan koğuşa sokmuyorum” sözleri, yeni getirilen tutsaklara uygulanan kasten yaralama ve işkenceyi itiraf ediyor.</p>

<p><i>Baran Dergisi<br />
Kaynak: Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gardiyanlarinin-mesajlari-ortaya-cikti-doverek-oldurduk-cok-komik</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/israil-hapishane-3.webp" type="image/jpeg" length="92170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’de İslam düşmanı ders müfredatı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdde-islam-dusmani-ders-mufredati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdde-islam-dusmani-ders-mufredati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllardır Müslümanların kanını emen, en ufak çıkar gördüğü bölgeyi istila eden ve zulüm, istila ve katliamlarda eşi görülmemiş örnekleri sergileyen ABD Müslümanları kendi halkına “acımasız” olarak göstermeye çalışıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sözde "özgürlük" çığırtkanlığı yapan ABD, İslam düşmanlığını bu kez doğrudan eğitim müfredatına entegre ediyor. ABD’nin Teksas eyaletinde Eğitim Kurulu, lise öğrencilerine İslam’ı “radikal” ve “acımasız” bir din olarak öğretmeyi hedefleyen sosyal bilgiler müfredatını kabul etti.</p>

<p>Yaklaşık 5 milyon öğrenciyi kapsayacak ve 2030-2031 eğitim dönemiyle birlikte uygulanacak olan bu kararla ABD, nesillere doğrudan devlet eliyle İslam nefreti enjekte etme projesini hayata geçirdi.</p>

<h2><strong>Kendi Kanlı Tarihlerini Gizleme İkiyüzlülüğü</strong></h2>

<p>Yeni müfredat çerçevesinde İncil pasajları zorunlu okuma metni haline getirilirken, Hristiyanlık tarihi aklanıp yüceltiliyor. Buna karşılık İslam tarihi ise "şiddet", "kölelik" ve "kadın esareti" parantezine sıkıştırılarak barbarca sunulmak isteniyor.</p>

<p>Irak’ta petrol hırsıyla 1 milyondan fazla masum Müslüman’ı katleden, Afganistan’ı 20 yıl boyunca bombalayarak yüz binlerce Müslümanı şehit eden, Suriye’den Libya’ya kadar tüm İslam coğrafyasını sömürgeci emelleri uğruna kan gölüne çeviren ABD, kendi kanlı tarihlerini gizleme ikiyüzlülüğü sergiliyor.</p>

<p>Dünyanın dört bir yanında milyonlarca masumun kanını döken, Kızılderili soykırımı ve kölelik ticareti üzerine devlet kuran Batı zihniyeti; kendi tarihi katliamlarını gizlerken İslam’ın adalet ve hürriyet anlayışını karalamaya cüret ediyor. Dünyayı kan gölüne çeviren haydut ABD, kendi barbarlığını gizlemek için İslam'ı ve Müslümanları hedef gösteriyor. </p>

<h2><strong>Devlet Eliyle Kurumsallaşan Müslüman Düşmanlığı</strong></h2>

<p>Teksas’ta alınan bu karar, bölgedeki İslam karşıtı politikaların münferit bir olay olmadığını gösteriyor. Eyaletin Cumhuriyetçi Valisi Greg Abbott ve Senatör Ted Cruz gibi figürlerin başını çektiği hat; Dallas-Fort Worth Havalimanı’ndaki abdest alma alanlarının iptalinden Doğu Plano’daki Müslüman konut projesinin hedef gösterilmesine kadar açık bir cadı avı yürütüyor. Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) gibi kurumların ve Müslümanların mülk edinme haklarının kısıtlanmak istenmesi, düşmanlığın sistemli bir yapıya dönüştüğünü ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sömürgeci Zihniyetin Çaresizliği</strong></h2>

<p>Teksas Meclisi’nin Müslüman üyeleri ve CAIR gibi sivil toplum kuruluşları karara sert tepki göstererek, devlet okullarının bir dini hedef alma veya aşağılama yetkisinin olmadığını vurguladı. Ancak ABD Anayasası’nın "laiklik" söylemlerinin arkasına sığınan rejimin, iş İslam’a geldiğinde nasıl küstahça çifte standart uyguladığı bir kez daha ayyuka çıktı.</p>

<p>Kendi toplumsal çürümesini engelleyemeyen Amerika, yeni nesillerin zihnini uydurma İslam düşmanlığıyla zehirleyerek çöküşünü geciktirmeye çalışıyor.</p>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdde-islam-dusmani-ders-mufredati</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/abd-egitim.jpg" type="image/jpeg" length="73321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başıboş Kemalist Filistin destekçilerine saldırdı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/basibos-kemalist-filistin-destekcilerine-saldirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/basibos-kemalist-filistin-destekcilerine-saldirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'e bedava yemek taşıyan McDonald's önünde boykot nöbeti tutan Müslümanlara sataşan Mikail isimli Kemalist ergen, cehaleti ile rezil oldu. Uydurma tarih hurafeleriyle zihni iğdiş edilmiş, Kelime-i Tevhid'e "DAEŞ bayrağı" diyecek kadar İslam'a yabancılaşmış bu gürûh, Batıcı rejimin tornasının topluma nasıl bir vicdansız garabet ürettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze'de çoluk çocuk demeden soykırım yapan terörist İsrail ordusuna açıkça bedava yemek hizmeti sağlayan ve kanlı işgalin finansörleri arasında yer alan McDonald's firmasına karşı halkın meşru ve vicdani boykotu devam ediyor. Ancak, Batıcı Kemalist rejimin zombileştirdiği, vicdanı ve basireti bağlanmış maddeci-materyalist neslin temsilcileri, insanlığın ve vicdanın yanında durmak yerine Yahudilerin piyonluğuna soyunuyor.</p>

<p>Son olarak Mikail isimli Kemalist bir ergen, McDonald’s önünde Gazze’deki katliama dur demek için toplanan soykırım karşıtı Filistin destekçisi vatandaşlara sataştı. İnsanlıktan nasibini alamamış bu şahıs, İsrail’in vahşetine gözlerini kapatıp haysiyetsizce boykot alanını provoke etmeye çalıştı.</p>

<h2><strong>Uydurma Tarihle Zehirlenmiş Zihinler</strong></h2>

<p>Gittiği boykot alanında "Bu bayrakların burada işi yok!" diyerek bağıran ve Kelime-i Tevhid bayrağının DAEŞ’i temsil ettiğini ileri süren bu genç, uydurma tarih dogmalarıyla İslam’a ve Müslümanlara saldırdı. Filistinlilerin "Osmanlı’ya ihanet ettiği" yalanına sarılarak bir milletin maruz kaldığı çoluk çocuk katliamını meşrulaştırmaya çalışan bu ergen, cehaletiyle de alay konusu oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milli Mücadele döneminde Kelime-i Tevhid bayrağının bulunmadığını iddia eden şahıs, bahsettiği İstiklal Harbi sancaklarının ve Türk bayraklarının üzerindeki nakışlarda, işlemlerde Kelime-i Tevhid ibaresinin bizzat yer aldığından bihaber bir şekilde cehaletini sergiledi.</p>

<h2><strong>Sosyal Medya Çöplüğünde Sistematik Provokasyon</strong></h2>

<p>Mikail isimli şahsın hezeyanları sadece sokaktaki provokasyonla da sınırlı kalmıyor. Şahsın Instagram hesabı incelendiğinde; İslam’a, Müslümanlara ve mukaddesata karşı kışkırtıcı, aşağılayıcı videolar çektiği tespit edildi. Şahsi hesaplarını adeta bir İslam düşmanlığı propaganda aygıtına dönüştüren bu şahıs, Batıcı-materyalist eğitim sisteminin toplumun bünyesine saldığı zehrin somut bir örneğidir.</p>

<h2><strong>Devlet "Başıboş Kemalist" Sorununa Ne Zaman Dur Diyecek?</strong></h2>

<p>Uydurma tarihle yetiştirilen, milli ve manevi değerlere düşman edilen, vicdanı kurutulup zombileştirilen bu kontrolsüz gürûh, toplumun huzurunu ve kamu düzenini açıkça tehdit etmektedir. Soykırımcı İsrail’in yanında saf tutacak kadar insanlığını kaybetmiş, Kelime-i Tevhid’e ve İslam’ın sembollerine fütursuzca saldıran bu şahıslar karşısında yetkililerin sessiz kalması kabul edilemez.</p>

<p>Kamuoyu haklı olarak soruyor: Devlet, sokakları ve dijital mecraları terörize eden bu "başıboş Kemalist" sorunuyla ne zaman ilgilenecek? İslam'a ve Müslümanların kutsallarına saldırmayı özgürlük sanan bu zehirli zihniyete karşı ne zaman cezai ve hukuki adımlar atılacak?</p>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/basibos-kemalist-filistin-destekcilerine-saldirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/basbos-1.png" type="image/jpeg" length="31863"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="96035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="53935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="68283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="68797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="12021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="28324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="39296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="31823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="45377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="86460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="55993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="38573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="94916"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="24163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="81470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="17943"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="97354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="95443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="57129"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
