<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 06 Aug 2026 20:58:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şam'da patlama: Ölü ve yaralılar var]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/samda-patlama-olu-ve-yaralilar-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/samda-patlama-olu-ve-yaralilar-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’nin başkenti Şam’ın Ceramana Mahallesi’nde meydana gelen şiddetli patlamada ölü ve yaralılar olduğu bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye resmi haber ajansı SANA'da yer alan haberde, başkent Şam'ın Ceramana Mahallesi'nde bir minibüse tuzaklanan el yapımı patlayıcının infilak ettiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Suriye devlet televizyonu El-İhbariye de Ceramana Mahallesi'nde bir yolcu otobüsüne tuzaklanan el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu ölü ve yaralıların olduğunu aktardı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/samda-patlama-olu-ve-yaralilar-var</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/samdapatlama-1.webp" type="image/jpeg" length="14216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MGK bildirisi açıklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mgk-bildirisi-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mgk-bildirisi-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MGK toplantısında Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeler ele alındı. MGK bildirisinde "Ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahının teminat altına alınması istikametinde tarihi bir merhaleyi teşkil eden çalışmaların müteakip aşamalarına ilişkin istişarelerde bulunulmuştur" denildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında, toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen toplantı 2 saat 15 dakika sürdü.</p>

<p>Toplantının ardından İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yayımlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Toplantıda; PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulmuştur.</i></p>

<p><i>Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeler ele alınmış; ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahının teminat altına alınması istikametinde tarihî bir merhaleyi teşkil eden çalışmaların müteakip aşamalarına ilişkin istişarelerde bulunulmuştur.</i></p>

<p><i>15 Temmuz hain darbe girişimine karşı gösterilen millî direnişin onuncu yıl dönümünde, FETÖ ile mücadelede gelinen son durum değerlendirilmiş; ihanet şebekesinin tamamen bertaraf edilmesine matuf tedbirlerin hassasiyetle sürdürüleceği kaydedilmiştir.</i></p>

<p><i>Ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ittifakın geleceği açısından kritik bir eşik olduğu belirtilmiş; Türkiye’nin geliştirdiği ileri imkân ve kabiliyetleri müttefikleriyle paylaşma hususundaki yapıcı tutumu teyit edilmiştir.</i></p>

<p><i>İran ve ABD arasında tekrar yaşanan çatışmaların bölge ülkelerine ve küresel ticaret güzergâhlarına sıçramasının oluşturduğu risk ve tehditlere işaret edilmiş; tüm taraflara, güç kullanmaktan kaçınma ve kalıcı barışın tesisine matuf müzakerelere geri dönme çağrısında bulunulmuştur.</i></p>

<p><i>Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki stratejik sıkışmanın, Karadeniz ve Hazar Denizi başta olmak üzere mücavir bölgelerin de çatışma sahası hâline getirilmesiyle aşılamayacağı vurgulanmış; savaşan taraflar, bölgede artan gerilimi düşürmeye ve barışın tesisi için somut adımlar atmaya davet edilmiştir.</i></p>

<p><i>Komşularımız Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin, bölgemizin güvenliği, huzuru ve refahı bakımından büyük önem arz ettiğinin altı çizilmiş; Türkiye’nin, bölgesel dayanışmayı pekiştirmeye yönelik süreçlere azami katkı sunmayı sürdüreceği ifade edilmiştir.</i></p>

<p><i>Gazze Barış Planı çerçevesinde son günlerde kaydedilen ilerlemelere rağmen ateşkes ihlallerine devam eden İsrail Yönetimi’nin, Filistin topraklarındaki yerleşimci terörünü tırmandırması ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik kışkırtıcı saldırılarını sürdürmesi karşısında, uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerektiği vurgulanmıştır."</i></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mgk-bildirisi-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/mgkteror.webp" type="image/jpeg" length="24035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gabar'da günlük petrol üretimi 83 bin varili aştı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gabarda-tarihi-rekor-gunluk-petrol-uretimi-83-bin-varili-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gabarda-tarihi-rekor-gunluk-petrol-uretimi-83-bin-varili-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar'da petrol üretiminin günlük 83 bin 300 varile ulaşarak rekor kırdığını açıkladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, bir dönem adı terörle anılan Gabar, bölgenin terörden arındırılmasının ardından rotasını üretime çevirdi.</p>

<p>Bölgede tesis edilen güven ve huzur ortamı, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) bölgede rahatça sismik araştırmalar ve sondaj çalışmaları yapmasının önünü açtı.</p>

<p>Bu çalışmaların bir sonucu olarak 2021'de Şırnak'ın Gabar bölgesinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfi gerçekleştirildi. Üretime alınan kuyuya, şehit Astsubay Üstçavuş Esma Çevik'in adı verildi.</p>

<p>Türkiye Petrolleri, Cudi-Gabar bölgesinde 2021'de Şehit Esma Çevik ile başladığı üretimi, 2022'de Şehit Teğmen Akdeniz, 2023'te Şehit Aybüke Yalçın, 2024'te Mehmet İrfan Güler, Bulmuşlar ve Bülent Sadioğlu ile 2025'te Ağaçyurdu sahalarıyla büyüttü.</p>

<p>Üretimin her geçen gün arttığı Gabar'daki sahalar aracılığıyla 2021'den bugüne kadar toplam 50 milyon varilin üzerinde ham petrol üretildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Bayraktar, Gabar'da eskiden kan, gözyaşı ve umutsuzluk olduğunu belirtti.</p>

<p>Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte Gabar'ın, üretimin, istihdamın ve umudun adresi olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Terörsüz Türkiye'nin ülkemize neler katabileceğinin küçük bir kesitini Gabar'da gözler önüne serdik. Bunu tüm Türkiye'ye ve tüm bölgeye yaydığımızda, inşallah Türkiye'nin ve bütün bölgenin geleceği, insanlarımızın, milletimizin geleceği çok daha aydınlık olacak." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yeni sondajlarla ve keşiflerle üretimi artırmaya devam ettiklerinin altını çizen Bayraktar, "Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yasa teklifinin TBMM'de görüşüldüğü bugünlerde, bölgeden güzel haberler de gelmeye devam ediyor. Gabar'da gerçekleştirilen petrol üretimimiz günlük 83 bin 300 varile ulaşarak rekor kırdı. Durmaksızın çalışarak üretimi artıracağız ve vatandaşlarımızın geleceğine umut olmayı sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gabarda-tarihi-rekor-gunluk-petrol-uretimi-83-bin-varili-asti</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gabarpetrol.webp" type="image/jpeg" length="68766"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilginin Doğu’dan Batı’ya yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bilginin-dogudan-batiya-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bilginin-dogudan-batiya-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Çağ Batı Avrupa’sı, Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü izleyen yüzyıllarda Antik Çağ’ın entelektüel ve felsefî mirasıyla olan bağlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Bilginin muhafazası ve aktarımı manastır kütüphanelerinin dar koridorlarına çekilmiş; özgür araştırma arzusu, kilisenin şekillendirdiği skolastik kalıplar içerisinde durağanlaşmıştır. Aynı tarihî kesitte İslâm coğrafyası ise Bağdat’tan Kurtuba’ya kadar uzanan geniş bir hat üzerinde tarihinin en parlak dönemlerinden birindeydi..]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>8. ve 13. yüzyıllar arasında gerçekleşen bu atılım, sadece eski metinlerin korunmasıyla sınırlı kalmamış; Antik Yunan, Hint, Pers ve Süryani birikimlerinin eleştirel bir süzgeçten geçirilerek yeniden üretilmesini sağlamıştır. 12. ve 13. yüzyıllarda Akdeniz havzasında ivme kazanan İkinci Çeviri Hareketi ise, İslâm dünyasında olgunlaşan bu devasa külliyatı Latinceye taşıyarak Avrupa fikir dünyasını kökten sarsmış ve Rönesansa giden yolu döşemiştir.</p>

<h2><strong>Hikmet Evi (Beytü’l-Hikme) ve Bağdat’taki Büyük Çeviri Seferberliği</strong></h2>

<p>Abbasiler döneminde, özellikle Halife el-Mansur ve Harun el-Reşid’in kütüphane kurma girişimleriyle temelleri atılan fikrî altyapı, Halife el-Me’mun döneminde (813–833) bir akademiye dönüşen Beytü’l-Hikme (Hikmet Evi) ile zirveye ulaşmıştır. Bağdat, sadece siyasî bir başkent değil, farklı din, etnisite ve kültürlerden bilim insanlarının aynı çatı altında buluştuğu dünya çapında bir akademi haline gelmiştir.</p>

<p>Bu devasa çeviri ve araştırma sürecinin arkasında yatan entelektüel motivasyona dair anlatılan meşhur bir tarihî anekdot, dönemin akla verdiği değeri simgelemektedir. Tarihçi İbnü’n-Nedîm’in aktardığına göre Halife el-Me’mun rüyasında Aristoteles’i görür. Halife, antik filozofa "İyi nedir?" diye sorduğunda, Aristoteles "Aklın iyi gördüğüdür" yanıtını verir. Vahiy ile akıl arasında “özsel bir çelişki” bulunmadığına dair bu fikrî meşruiyet üzerine el-Me’mun, Bizans İmparatoru Theophilus’a elçiler göndererek Bizans kütüphanelerinde muhafaza edilen antik yazmaların Bağdat’a getirilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Beytü’l-Hikme’nin yöneticiliğine getirilen Nasturi Hristiyan hekim Hunayn ibn İshak, Grekçe tıp, mantık ve felsefe metinlerini Arapça ve Süryaniceye kazandırma hususunda öncü bir rol oynamıştır. Hunayn İbn İshak, sadece kelime kelime çeviri yapmak yerine, aynı eserin farklı Grekçe nüshalarını toplayarak karşılaştırmalı metin tenkidi (farklı el yazmalarını karşılaştırarak en doğru metni inşa etme) yöntemini geliştirmiştir. Halife el-Me’mun’un, çevrilen her bir kitabın ağırlığınca altın ödeme yapmasıyla ünlü bu dönemde Hunayn; Galen, Hipokrat, Aristoteles ve Öklid’in temel eserlerini Arapçaya kazandırarak Arapçanın uluslararası bir bilim ve felsefe dili haline gelmesini sağlamıştır.</p>

<h2><strong>İslâm Coğrafyasında Bilginin Yeniden İnşası </strong></h2>

<p>Doğu dünyasında yürütülen çalışmalar pasif bir aktarım süreci olmamış; Doğu mütefekkirleri metinleri şerh etmiş, hatalarını düzeltmiş ve tecrübî gözlemlerle genişletmiştir. Aristotelesçi Peripatetik felsefe ile İslâm hikemiyatı arasında kurulan köprüler, epistemolojik bir dönüşüm başlatmıştır.</p>

<p>Bu zorlu fikrî çabayı resmeden en çarpıcı tarihî anekdotlardan biri İbn Sina’nın (Avicenna) otobiyografisinde yer almaktadır. İbn Sina, gençlik yıllarında Aristoteles’in Metafizik eserini kırk kez okuduğunu, metni tamamen ezberlediği halde yazarın temel amacını ve iç yapısını bir türlü kavrayamadığını ifade eder. Ümitsizlik içinde pazarda dolaşırken bir sahafın kendisine üç dirheme zorla sattığı el-Farabi’nin el-İbane 'an Garazi Ma Ba'd et-Tabi'a (Metafiziğin Amaçları) adlı risalesini okuduğunda, Aristoteles’in gayesini anlar ve büyük bir sevinçle yoksullara sadaka dağıtır. Farabi’nin bu kılavuzluğu olmasaydı, İbn Sina felsefesi ve onun varlık-öz (varoluş ile mahiyet) ayrımına dayanan soyut metafizik altyapısı şekillenemeyecekti.</p>

<p>Tıp alanında ise ampirik (deneye dayalı) yöntem doğrudan kurumsallaşmıştır. Klinik gözlemin öncüsü sayılan Ebû Bekir er-Râzî (Rhazes), Bağdat’ta inşa edilecek el-Adudî Hastanesi’nin yerini belirlerken doğrudan “bilimsel bir deney” tasarlamıştır. Şehrin farklı bölgelerine taze et parçaları astıran Râzî, etin en geç bozulduğu ve havadaki organik çürümenin en yavaş gerçekleştiği noktayı tespit ederek hastanenin buraya kurulmasını sağlamıştır. Bu yaklaşım, tıbbı mitolojik varsayımlardan arındırarak çevre hijyeni ve klinik ampirizm zeminine oturtmuştur.</p>

<h2><strong>Akdeniz Bilgi Köprüleri: Toledo ve Sicilya’da Çeviri Hareketi</strong></h2>

<p>12.yüzyıla gelindiğinde tefekkür durağanlığını aşmak isteyen Batı Avrupa, aradığı bilimsel canlılığı Akdeniz’deki İslâm coğrafyasında bulmuştur. İspanya’da Reconquista süreciyle Hristiyan yönetimine geçen Toledo (Tuleytula) şehri ve Sicilya Krallığı, Doğu birikiminin Batı’ya sızdığı ana kanallar haline gelmiştir.</p>

<p>Toledo Başpiskoposu Raymond’un hamiliğinde teşekkül eden çeviri çevreleri; Müslüman, Yahudi ve Hristiyan mütercimleri aynı masa etrafında buluşturan kolektif çalışma ortamları oluşturmuştur. Bu merkezlerde uygulanan tercüme yöntemi dönemin lisan yönündeki sınırlarını aşmak adına oldukça özgündür. Çoğu zaman Yahudi veya Müslüman bir mütercim (örneğin Avendauth / İbn Davud), Arapça metni okuyup yerel Romance diline (İspanyolca/Kastilya diyalekti) sözlü olarak çevirmekte; Hristiyan bir kâtip (örneğin Dominicus Gundissalinus) ise bu sözlü aktarımı anında Latinceye tercüme ederek kaleme almaktaydı.</p>

<p>İtalya’dan Toledo’ya yalnızca Batlamyus’un Almagest adlı astronomi eserini bulmak amacıyla gelen Gérard de Cremona, şehirdeki Arapça kütüphanelerin zenginliği karşısında büyülenerek ömrünü çeviriye adamıştır. Gérard de Cremona, Galippus adlı Müsta'reb (Arapça konuşan Hristiyan) çalışma arkadaşıyla birlikte İbn Sina’nın el-Kanun fi’t-Tıbb’ı, Râzî’nin el-Hâvî’si ve Hârizmî’nin cebir metinleri dâhil 80’den fazla dev eseri Arapçadan Latinceye kazandırmıştır.</p>

<p>Bu çeviri faaliyetlerinin merkezinde yer alan kilit aktörler, farklı uzmanlık disiplinlerinde geliştirdikleri çalışma metotlarıyla öne çıkmıştır. Doğudaki öncül çeviri sürecinin başında gelen Hunayn ibn İshak, Bağdat'taki Beytü'l-Hikme bünyesinde Grekçe el yazmalarını karşılaştırarak uyguladığı metin tenkidi yöntemiyle tıp, mantık ve doğa felsefesi alanlarında Galen, Hipokrat, Aristoteles ve Öklid külliyatını Arapçaya kazandırmıştır. Toledo merkezli yürütülen İkinci Çeviri Hareketi'nde ise Gérard de Cremona, yardımcısı Galippus ile birlikte Arapça metnin yüksek sesle okunması ve Latinceye aktarılması tekniğini kullanarak astronomi, tıp ve matematik alanlarında Batlamyus'un Almagest’ini, İbn Sina’nın el-Kanun fi’t-Tıbb’ını ve Hârizmî’nin cebir eserlerini Latinceye çevirmiştir.</p>

<p>Yine Toledo'da faaliyet gösteren Avendauth ve Dominicus Gundissalinus ikilisi, Arapçadan mahallî Romance diyalektine ve ardından Latinceye uzanan iki kademeli aktarım yöntemiyle metafizik, psikoloji ve mantık alanlarında İbn Sina’nın eş-Şifâ (De Anima) ve Gazali’nin Makâsıd adlı eserlerini Latince literatüre kazandırmışlardır. Toledo ve Sicilya ekseninde çalışmalarını sürdüren Michael Scotus ise İbn Rüşd’ün Aristoteles şerhlerini ve Aristoteles’in De Caelo eserini doğrudan Latinceye tercüme ederek fizik, kozmoloji ve tabiat felsefesi alanlarında Batı'daki üniversite müfredatını derinlemesine etkilemiştir.</p>

<h2><strong>Skolastik Düşüncenin Kırılması</strong></h2>

<p>Arapça metinlerin Latinceye çevrilmesi, Avrupa eğitim kurumlarında felsefî bir dönüşüm başlattı. Aristoteles mantığı ve tabiat felsefesi, Batı’ya doğrudan değil, İbn Rüşd’ün (Averroës) rasyonel şerhleri üzerinden ulaştı. İbn Rüşd’ün "akıl ile inancın hakikatte çelişmeyeceği" ve tabiatın kendi iç yasalarıyla incelenmesi gerektiği yönündeki tezleri, Paris ve Oxford gibi yeni kurulan üniversitelerde radikal tartışmalara sebep oldu.</p>

<p>Paris Üniversitesi Sanat Fakültesi’nde Brabant’lı Siger’in öncülük ettiği "Latin İbn Rüşdçülüğü" (Latin Averroism) akımı, felsefenin ilahiyattan bağımsız bir disiplin olarak yürütülmesini savundu. Bu rasyonel damar Katolik Kilisesi’nin tepkisini çekti. Paris Piskoposu Étienne Tempier, 1270 ve 1277 yıllarında yayımladığı fermanlarla İbn Rüşdçü tezlerin radikal unsurlarını (evrenin ezelliği, tek akıl kuramı vb.) sert bir şekilde lanetledi ve yasakladı.</p>

<p>Ancak bu yasaklar bilginin yayılmasını durduramadı. Albertus Magnus ve onun öğrencisi Thomas Aquinas, İbn Rüşd’ün aktardığı Aristotelesçi mantık örgüsünü Hristiyan ilahiyatı ile bütünleştirmeye çalıştılar. Bu çaba, dogmatik kilise öğretisinin mutlak egemenliğini zayıflatarak bilginin ampirik gözlem ve mantıkî sorgulama süzgecinden geçirilmesi gerektiği fikrine zemin hazırladı.</p>

<h2><strong>Tıp, Matematik ve Doğa Bilimlerinde İnkılâp</strong></h2>

<p>Çeviri Hareketi’nin en somut sonuçları tıp ve matematik alanında metodolojik uygulamalara dönüşmüştür:</p>

<p><strong>Tıpta Sistemleşme ve Ampirizm:</strong> İbn Sina’nın tıp külliyatı el-Kanun fi’t-Tıbb (Liber Canonis) Latinceye çevrildikten sonra Montpellier, Bologna ve Padua üniversitelerinde 17. yüzyılın sonlarına kadar temel ders kitabı olarak okutuldu. Râzî’nin klinik gözlemlere dayanan eserleri ise tıbbı büyü ve mistik varsayımlardan arındırarak tecrübî bir nazar disiplini haline getirdi.</p>

<p><strong>Sıfır:</strong> Hârizmî’nin eserlerinin Latinceye çevrilmesi, Sıfır (0) kavramının ve Hint-Arap rakam sisteminin Avrupa’ya girmesini sağladı. İtalyan matematikçi Fibonacci’nin (Leonardo da Pisa) 1202 tarihli Liber Abaci eseri aracılığıyla bu sistemi tüccarlara ve akademisyenlere tanıtması, ticarî hesaplamalarla birlikte soyut matematik düşüncenin önünü açtı.</p>

<p>Doğu'dan yapılan bu metin transferi, Avrupa'daki bilimsel disiplinlerin temel parametrelerini kökten bir dönüşüme uğratmıştır. Tıp ve anatomi alanında, teolojik metinlere ve mistik yorumlara dayalı ananevî teşhis yöntemleri terk edilmiş; İbn Sina ve Râzî odaklı klinik gözlem, vaka analizi ve ampirik tıp anlayışına geçilmiştir. Matematik ve hesaplama disiplinlerinde, Roma rakamları ile sınırlı, hantal ve soyutlamaya kapalı sayısal yapı yerini Sıfır (0) rakamına, basamaklı Hint-Arap sistemine ve Hârizmî'nin geliştirdiği cebir yöntemlerine bırakmıştır. Tabiat felsefesi kulvarında, kilise dogmalarına tabi statik algısı kırılarak, Aristoteles ve İbn Rüşd çizgisinde aklı ve tabiatın kendi iç sebepliliği esas alan rasyoya dayalı bir bakış açısı egemen kılınmıştır. Son olarak epistemoloji alanında, gelenekçi otoriteye (auctoritas) dayalı koşulsuz kabulleniş modelinin yerini; mantıkî kanıtlama (burhan), ampirik veri toplama ve tenkidî sorgulama usulü almıştır.</p>

<h2><strong>Sonuç: Bilginin Sürekliliği ve Rönesans</strong></h2>

<p>Doğu’dan yapılan bu devasa metin transferi, Batı dünyasında fikrî bir özgüven patlamasına yol açmıştır. Antik metinlerin Arapça yorumları ve İslâm dünyasında üretilen orijinal ilmî katkılar üzerinden yeniden keşfedilmesi, doğrudan doğruya Rönesans hümanizmasını ve Aydınlanma Çağı’nı hazırlayan bilginin yayılma sürecini başlatmıştır.</p>

<p>Doğu coğrafyasındaki medreseler ve kütüphaneler zamanla siyasî çalkantılar, işgaller ve içe kapanma sebebiyle üretim güçlerini yitirirken; bu birikimi devralan Batı dünyası, kurduğu üniversiteler, matbaanın icadı ve ampirik metot ile kendi yolunu çizdi. Dolayısıyla Rönesans, Batı’nın sıfırdan ortaya çıkarttığı yalıtılmış bir mucize değil; Doğu coğrafyasında korunan, eleştirilen ve geliştirilen Antik Çağ mirasının Avrupa toprağında yeniden filizlenmesiyle elde edilen cihanşümul bir sonuçtur.</p>

<p><strong>Kaynakça:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bertolacci, Amos.</strong> Avicenna’s Metaphysics in the Latin West: The First Phase of Translations, Leuven: Leuven University Press, 2002.</p>

<p><strong>D'Alverny, Marie-Thérèse.</strong> "Translations and Translators." Renaissance and Renewal in the Twelfth Century, haz. Robert L. Benson ve Giles Constable, 421-462. Cambridge: Harvard University Press, 1982.</p>

<p><strong>Ebû Bekir er-Râzî.</strong> el-Hâvî fi't-Tıbb ve Bağdat Hastanesi Kurulum Çalışmaları (Klinik gözlem ve et deneyi anlatıları).</p>

<p><strong>Gutas, Dimitri.</strong> Greek Thought, Arabic Culture: The Graeco-Arabic Translation Movement in Baghdad and Early 'Abbāsid Society. London &amp; New York: Routledge, 1998.</p>

<p><strong>Haskins, Charles Homer.</strong> The Renaissance of the Twelfth Century. Cambridge: Harvard University Press, 1927.</p>

<p><strong>Hasse, Dag Nikolaus &amp; Büttner, Andreas.</strong> Notes on Anonymous Twelfth-Century Translations of Philosophical Texts from Arabic into Latin on the Iberian Peninsula, Würzburg, 2018.</p>

<p><strong>İbn Sina.</strong> Kitâbü’ş-Şifâ ve Otobiyografi (Farabi’nin Metafizik şerhine dair anlatı ve varlık felsefesi).</p>

<p><strong>İbnü’n-Nedîm.</strong> el-Fihrist (Halife el-Me’mun’un rüyası ve Beytü'l-Hikme çeviri hareketi anlatısı).</p>

<p><strong>Lindberg, David C.</strong> The Beginnings of Western Science: The European Scientific Tradition in Philosophical, Religious, and Institutional Context, Prehistory to A.D. 1450. Chicago: University of Chicago Press, 2007.</p>

<p><strong>Montgomery, Scott L.</strong> Science in Translation: Movements of Knowledge Through Cultures and Time. Chicago: University of Chicago Press, 2000.</p>

<p><strong>Saliba, George.</strong> Islamic Science and the Making of the European Renaissance. Cambridge, MA: MIT Press, 2007.</p>

<p><strong>Stanford Encyclopedia of Philosophy.</strong> "Ibn Sina's Metaphysics" &amp; "Aristotelianism in Islamic Philosophy".</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bilginin-dogudan-batiya-yolculugu</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bilginin.png" type="image/jpeg" length="25122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosna-Hersek'ten yola çıkan 'Filistin Konvoyu' Kahramanmaraş'a ulaştı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bosna-hersekten-yola-cikan-filistin-konvoyu-kahramanmarasa-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bosna-hersekten-yola-cikan-filistin-konvoyu-kahramanmarasa-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinden yola çıkan 'Filistin Konvoyu', Kahramanmaraş'ta düzenlenen programla karşılandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Otobüs ve otomobillerden oluşan, 20'den fazla ülkeden yaklaşık 300 aktivistin yer aldığı konvoy için Kahramanmaraş-Adana kara yolunda karşılama programı düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kahramanmaraş Platformu üyeleri ile vatandaşların Türk ve Filistin bayraklarıyla karşıladığı konvoy, şehir turunun ardından Abdulhamid Han Camisi'ne geldi.</p>

<p>'Gazze'ye selam direnişe devam', 'Nehirden denize özgür Filistin' ve 'Sessiz kalma, zulme ortak olma' sloganları eşliğinde karşılanan konvoy üyeleri, öğle namazını bu camide kıldı.</p>

<p>Namazın ardından İl Müftüsü Hasan Hüseyin Güler, Filistin'de ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşamını yitirenler için dua etti.</p>

<p>ÖNDER Kahramanmaraş İmam Hatipliler Derneği Başkanı Ali Sarıkaya, yaptığı konuşmada, kilometrelerce yol katederek Filistin halkının sesini duyurmayı amaçlayan konvoyu kentte ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti.</p>

<p>Sarıkaya, Gazze'de yaşananların tüm insanlığın vicdanını ilgilendirdiğini, konvoyun adalet ve dayanışma çağrısını temsil ettiğini söyledi.</p>

<p>Filistin Konvoyu Koordinatörü Cengiz Aslan da İsrail'in saldırıları altındaki Filistin'e destek vermek amacıyla yola çıktıklarını, amaçlarının Gazze'de yaşanan insani dramı ve Filistin halkının yaşadığı zorlukları uluslararası kamuoyunun gündeminde tutmak olduğunu ifade etti.</p>

<p>Konvoyun Filistin'de son bulmasının hedeflendiğini aktaran Aslan, bölgede kalıcı barışın sağlanmasını ve insanların normal yaşamlarına dönebilmesini temenni ettiklerini kaydetti.</p>

<p>Konuşmaların ardından konvoy, Gaziantep'e hareket etti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bosna-hersekten-yola-cikan-filistin-konvoyu-kahramanmarasa-ulasti</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/marasfilistin.webp" type="image/jpeg" length="94188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa'da doğal gaz krizi! 2011'den bu yana en düşük seviye görüldü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/avrupada-dogal-gaz-krizi-2011den-bu-yana-en-dusuk-seviye-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/avrupada-dogal-gaz-krizi-2011den-bu-yana-en-dusuk-seviye-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'daki doğal gaz depolarının doluluk oranı 5 Ağustos itibarıyla yüzde 57'ye gerileyerek 2011'den bu yana aynı tarihteki en düşük seviyesine indi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Savaşı sonrası sıkılaşan LNG piyasası ve Katar'daki arz kesintileri nedeniyle Avrupa'nın kış öncesi yüzde 80 doluluk hedefini kaçırma riski bulunurken, uzmanlar olası soğuk bir kışta gaz fiyatlarında sert yükseliş yaşanabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Gas Infrastructure Europe (GIE) verilerine göre, geçen yıl aynı dönemde depoların doluluk oranı yaklaşık yüzde 70'ti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2025/26 kış sezonunun ardından depolardaki düşük seviyeler, önceki yıllarda olduğu gibi yaz aylarında hızla toparlanamadı. Bunun temel nedeni, İran Savaşı sonrasında küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasasının ciddi şekilde sıkılaşması, fiyatların hızla yükselmesi ve Orta Doğu dışında kalan spot sıvılaştırılmış LNG kargoları için Asyalı alıcıların Avrupa'dan daha yüksek fiyat vermesi oldu.</p>

<p>Bu nedenle Avrupa'nın, depolarının aralık başında yüzde 80 doluluk seviyesine ulaşmasını öngören hedefini yakalayamama riski bulunuyor.</p>

<p>Analistler, depolardaki düşük seviyenin özellikle soğuk bir kış yaşanması halinde kasım-mart döneminde doğal gaz fiyatlarında sert yükselişlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Katar'dan LNG arzındaki kesintiler nedeniyle piyasada yakın vadeli kontrat fiyatlarının uzun vadeli kontratlardan daha yüksek olduğu ters piyasa yapısı oluştu. Bu durum, şirketleri depolama yapmaya teşvik etmezken, Avrupa'yı kış koşullarına ve Orta Doğu'dan LNG akışının ne zaman normale döneceğine ilişkin belirsizliğe karşı daha kırılgan hale getirdiği ifade ediliyor.</p>

<p>Ayrıca, Merkezi İskoçya'da bulunan araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie'nin yayımladığı basın açıklamasında, Avrupa'nın tarihsel olarak düşük doğal gaz depolama seviyelerinin 2026/27 kışında arz güvenliğini riske attığını belirtti.</p>

<p><i>Kaynak: STAR Haber</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/avrupada-dogal-gaz-krizi-2011den-bu-yana-en-dusuk-seviye-goruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/avrupa-dogal-gazz.jpg" type="image/jpeg" length="47814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşa kürek çekmek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bosa-kurek-cekmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bosa-kurek-cekmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zamanı hayat cinsinden biriktirmek artık pek çok kişiye gerçek anlamda nasip olmuyor. Pek çoğumuz eskilerin meşhur söyleyişiyle elimizdeki zaman sermayesini bozuk para gibi harcıyoruz. Yine pek çoğumuz bu gerçek bir şekilde yüzümüze vurulduğunda da muhtemelen kabullenmek istemiyoruz. Bunun sağlamasını yapmak pek de zor değil oysa! Yaşadıklarımızdan elimizde ne kaldığına, zihnimizde ve kalbimizde ne biriktiğine samimiyetle bakalım; orada bu kahredici gerçeği gözlerini üstümüze dikmiş bize bakarken göreceğiz!</p>

<p color="dimmed">“Kısıtlı bir zamanımız yok, sadece çoğunu boşa harcıyoruz. Yaşam yeterince uzun ve tamamı iyi düzenlenirse, en büyük işlerin başarılmasına fazlasıyla yetecek kadar bahşedilmiştir, buna karşılık yaşam herhangi bir iyi şeye adanmadığında, lüks ve umursamazlık yüzünden tükenir ve kaçınılmaz son baskısıyla, bizden uzaklaştığını anlamadığımız yaşamın çoktan geçip gittiğini kavrarız” diyor Seneca, ‘Mutlu Yaşam Üzerine-Yaşamın Kısalığı Üzerine’ kitabında.</p>

<p color="dimmed">Bugün yaşayanların hemen tamamı dünyada mutluluğu yakalayabilmek için canhıraş bir mücadele içinde… Buna karşılık mutluluğun çıtası çok yukarılarda bir yere konuyor ve sürekli yer değiştiriyor. Bu devirde erişilmesi hep çok zor bir yerde konumlandırıyor kendini mutluluk. Ona erişmek için yapılması gereken o kadar çok şey, aşılması gereken o kadar büyük engeller var ki, yaşayanların ömrü onu yakalamaya yetmiyor. Bütün bu mücadelenin neticesinde mutluluğa erişememenin mutsuzluğu hemen herkesin yegâne kederli hayat hikayesi oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Boşa kürek çekmek ilginç bir deyim… Üç kelimeyle o kadar çok şey anlatıyor ki, dilin bu azdan çok çıkarma maharetine hayran kalmamak elde değil. Görünen şu; boşa kürek çekmek için iki şeyden birinin gerçekleşmesi gerekiyor. Ya üstünde ilerlenecek bir su (göl, deniz, nehir) olmaması ya da küreklerin suyla hiç temas etmiyor olması lazım… Tabii bu bir mecaz, esasen bu deyim bizim hayatımıza ilişkin bir şey söylüyor ki, bizim işin asıl burasını düşünmemiz gerekiyor. Kürek çekmekten kasıt yaşamaksa; içinde nefes alıp verdiğimiz ve bir yerlere varmak için büyük çabalar gösterdiğimiz halde aslında bir hayatımızın, anlamlı bir hikayemizin olmadığı ifade edilmek istenmiş olmalı. Bu birinci ihtimal! İkinci ihtimali de şöyle düşünebiliriz; bir hayat var, ancak bizim bütün yapıp ettiklerimize rağmen onunla gerçek anlamda bir temasımız yok. İki ihtimal de çok dramatik! Peki bir ihtimal daha yok mu? Kürekleri elden bırakıp denizi aramaya niyet edenler için elbette var.</p>

<p color="dimmed">Oraya buraya koşuşturan kalabalığın üstüne gökyüzünden göktaşı büyüklüğünde bir kelime düştü: Niçin? Korkuyla kaçışıp bulabildiği deliklere saklanıverdi o koca kalabalık!</p>

<p color="dimmed">Bir ömür başkalarının gösterdikleri hedeflere koşanlar, sadece kendilerinden uzağa doğru gitmiş olurlar.</p>

<p color="dimmed">Seneca, aynı kitabında ömürlerin yeterince uzun olmasına karşılık, var olan herkesin o ömrü o uzunlukta yaşamadığına işaret ediyor: “Birisinin beyaz saçlarına ve kırışıklarına bakıp uzun yaşadığını düşünmenin âlemi yok, o uzun yaşamadı, sadece uzun süre var oldu. Güçlü bir fırtınanın limandan koparıp oradan oraya sürüklediği veya farklı yönlerden esen çılgın rüzgârların etkisiyle aynı yerde dönüp duran bir adamın, uzun bir deniz yolculuğu yaptığını düşünmenin ne anlamı var?”</p>

<p color="dimmed">“Ne çok kelime var lisanımızda” diye geçirdi içinden beyaz saçlı adam, “ve aslında yaşarken ne kadar azı gerçekten dokunuyor bize!”</p>

<p color="dimmed"><i>Gökhan Özcan, Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bosa-kurek-cekmek</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bosa-kurek-cekmek.webp" type="image/jpeg" length="72129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyanet’ten soykırımcı Çin'e övgü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/diyanetten-soykirimci-cine-ovgu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/diyanetten-soykirimci-cine-ovgu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan, Doğu Türkistan ziyaretinde yaptığı açıklamalarla katil Çin yönetiminin propagandasına ortak olarak Müslümanların uğradığı soykırımı görmezden geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgedeki Türk ve İslam soykırımını örtbas eden ifadeler kullanan Kaan, gelen tepkiler üzerine "diplomatik üslup kullandığını" ve Çin'e "örtülü mesaj verdiğini" iddia ederek kendini savundu.</p>

<p>"Farklı inançların birlikte yaşaması" gibi küreselci ve sahte kavramlarla mazlum coğrafyadaki zulmü perdelemeye çalışan Kaan, pişkince sözlerini tevil ederek adeta milletin aklıyla alay etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Soykırımcıyla diplomatik yakınlaşma</strong></h2>

<p>Doğu Türkistan'da Müslümanların maruz kaldığı soykırıma tek kelime edemeyen; gazetecisiyle, Diyanet görevlisiyle, yazarıyla Çin'e her gidişinde zalimi övüp mazlumun feryadına kulak tıkayan bu şahsiyetsizler nasıl hâlâ görevde tutuluyor?</p>

<p>Çin'in Doğu Türkistan'daki zulmünü "birlikte yaşam" masallarıyla meşrulaştırmaya çalışan, buna utanmadan maslahat kılıfı uyduran bu kişiler, gerçekte Pekin rejiminin himayesine sığınıyor. Koltuklarını kaybetme korkusuyla üç maymunu oynamayı tercih edenler, hakikati eğip bükerek Çin'in propagandasına ortak oluyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/diyanetten-soykirimci-cine-ovgu</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/enver-osman-kaan.webp" type="image/jpeg" length="73168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sebte kumpası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sebte-kumpasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sebte-kumpasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İspanya’nın başkenti Madrid’deki tek sinagogda, 31 Mart 1992 günü yaklaşık iki saat süren bir merasim vardı. İspanya Kralı Juan Carlos, eşi Kraliçe Sofia, İsrail Cumhurbaşkanı Hayim Herzog, İspanya Yahudi Cemaati Başkanı Samuel Toledano ve kalabalık bir davetli topluluğunun katıldığı merasim, Yahudilerin İspanya’dan sürgün edildiği meşhur “Elhamra Bildirgesi”nin resmen iptali münasebetiyle düzenleniyordu. 31 Mart 1492’de Kral Ferdinand ve Kraliçe İsabella’nın Müslümanların elinden aldıktan hemen sonra Gırnâta’daki (bugün İspanya’nın Granada şehri) Elhamra Sarayı’nın Elçiler Salonu’nda deklare ettikleri fermanla İspanya Yahudileri (Sefaradlar) dünyanın dört bir tarafına sürgün edilmişti. Tam 500 yıl sonra, bir başka İspanya kral ve kraliçesi, ülkelerinin başkentinde Yahudileri ağırlıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Yahudi misafirlerine jest olsun diye kafasına beyaz bir kippa takan Kral Juan Carlos, yaptığı konuşmada “Umuyorum ki nefret ve tahammülsüzlük, hiçbir zaman böyle bir sürgünü tahrik etmesin. Hep birlikte, karşılıklı saygı içinde zengin ve müreffeh İspanya’yı inşa edelim. Benim tutkulu dileğim ve duam bu. ‘Yahudiler kendilerini evlerinde gibi hissetsin’ demiyorum çünkü zaten evinizdesiniz. Herkes için barış olsun. Şalom!” ifadelerini kullanırken, İsrail Cumhurbaşkanı Hayim Herzog -bugünkü mevcut Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog’un babası- şöyle konuştu: “Bugün benim ziyaretimle, halkımızın tarihindeki en acı dolu süreçlerden biri resmen sona eriyor. Bugün, bir dönem kapanıyor.”</p>

<p color="dimmed">1869’a kadar herhangi bir Yahudi’nin yaşamasının veya sosyal hayatta görünürlük kazanmasının resmen yasak olduğu İspanya’da, sonraki süreçte Yahudiler yavaş yavaş geri dönmeye başladı. İsrail’in kuruluşuyla birlikte, 1950’lerin ortalarından itibaren geniş kitleler halindeki Sefaradlar, “köklerini aramak üzere” İspanya’nın farklı şehirlerine yerleştiler. Yukarıda sözünü ettiğim merasimin düzenlendiği sırada, İspanya’da 15 bin dolayında Yahudi yaşıyordu. Bu rakam sonraki yıllarda astronomik biçimde arttı, çünkü:</p>

<p color="dimmed">İspanya hükümeti 2015 yılında aldığı bir kararla, 1492’de ülkeden sürgün edilen Sefarad Yahudilerinin torunlarına vatandaşlık verileceğini duyurdu. Başvurular 2019’un ekimine kadar devam etti. Yaklaşık dört yıllık süre içinde 130 binden fazla Yahudi’nin İspanya vatandaşlığına geçtiği biliniyor. Üstelik bu yeni Yahudi İspanyolların ülkede yaşama veya ikamet şartı da bulunmuyor.</p>

<p color="dimmed">İsrail hükümeti ve onun arkasındaki Siyonist Hareket, uzun yıllardır sürdürdüğü yoğun diplomatik telkinlerin -hatta baskıların- neticesinde, Holokost sonrası Almanya’yı esir aldığı çapta olmasa da İspanya’yı da mazisi üzerinden mahkûm etmeyi başardı böylece.</p>

<p color="dimmed">Derken, bir sosyalist Başbakan -Pedro Sanchez- çıktı, İsrail’in Filistinlilere on yıllardır reva gördüğü baskı ve zulümleri dünya çapında ses getirecek biçimde reddetmeye başladı. Aslında bu, İspanya’nın İsrail’in kendisini içine sıkıştırdığı kafesten çıkış teşebbüsüydü. İsrail’in işgal faaliyetlerini eleştirmeyi Yahudi düşmanlığıyla eşitleyen, böylece ülkeleri geçmişlerine hapsetmeyi adet haline getiren Siyonistler, İspanya’nın gösterdiği direniş karşısında hem şaşırdılar hem de paniğe kapıldılar.</p>

<p color="dimmed">Geçtiğimiz hafta “İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı” Sebte’de (Ceuta) yaşanan “mülteci akını”nı bu arka plan eşliğinde okuyunuz. Fas Krallığı’yla İsrail arasındaki yakınlığın “stratejik ortaklık” düzeyinde olduğu da malum. Hadisenin diğer küçük detayları, bu büyük resim karşısında anlamsız. İspanya’ya Sebte üzerinden kurulan bir kumpası izledik.</p>

<p color="dimmed">Fakat… Bir Müslüman olarak ben bu manzarayı seyrederken iki noktaya bilhassa takıldım:</p>

<p color="dimmed">Benim gencecik çocuklarım nerden kaçıp, nereye koşuyordu? Arkalarında neyi bırakıp, hangi hedefe doğru kucaklarını ve kalplerini açıyordu? Doğrusu, cevapları içimi acıtan sorular bunlar.</p>

<p color="dimmed">İkinci olarak da Sebte niçin “İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı”? İspanya Başbakanı’nı İsrail işgaline karşı sergilediği yürekli tavır için alkışlarken, kendi ülkesinin vahşi sömürgecilik mirasıyla da yüzleşmesini beklemek hakkımız. Ama, sosyalist kimliğine rağmen, parçası olduğu ve taşıdığı “Avrupalı zihin yapısı” buna müsaade eder mi, bilinmez.</p>

<p color="dimmed"><i>Taha Kılınç, Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sebte-kumpasi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/sebte-kumpasi.webp" type="image/jpeg" length="97491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GKRY, Filistin’in suyunu gasp eden İsrailli Mekorot’la masaya oturdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gkry-filistinin-suyunu-gasp-eden-israilli-mekorotla-masaya-oturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gkry-filistinin-suyunu-gasp-eden-israilli-mekorotla-masaya-oturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GKRY, su yönetimi alanında işgal altındaki Filistin topraklarında su kaynaklarının denetimi ve Filistinlilere yönelik su kısıtlamalarında başrol oynayan İsrailli Mekorot şirketiyle iş birliği protokolü imzaladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GKRY'de faaliyet gösteren sözde Lefkoşa Bölgesel Yerel Yönetim Kuruluşu, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve su kayıplarının azaltılması amacıyla İsrailli su şirketi "Mekorot" ile iş birliği protokolü imzaladı.</p>

<p>GKRY basınında yer alan haberlere göre protokol, sözde Lefkoşa Bölgesel Yerel Yönetim Kuruluşu Başkanı Konstantinos Yiorkacis ile Mekorot İcra Kurulu Başkanı Barak Graber tarafından imzalandı. İmza törenine GKRY'nin İsrail Büyükelçisi Oren Anolik ile Rum yönetimi yetkilileri de katıldı.</p>

<p>İmza töreninde konuşan Yiorkacis, iki kurumun da su kıtlığıyla mücadele eden bölgelerde faaliyet gösterdiğini belirterek, iklim değişikliğinin ortak çözümler gerektiren bölgesel bir sorun olduğunu söyledi. Mekorot'un deniz suyunun arıtılması, atık suların yeniden kullanımı ve akıllı su şebekeleri konusundaki deneyiminden yararlanacaklarını ifade eden Yiorkacis, modern altyapı, dijital dönüşüm ve inovasyona yatırım yapmayı sürdüreceklerini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Graber ise İsrail ile Kıbrıs'ın benzer iklim şartlarına sahip olduğunu belirterek, iki halkın da su kaynaklarının verimli yönetimi konusunda ortak sorumluluk taşıdığını söyledi.</p>

<p>Anolik ise suyun yalnızca çevresel değil aynı zamanda stratejik bir unsur olduğunu belirterek, İsrail'in su yönetimi alanındaki birikiminin bu ortaklıkla GKRY'nin hizmetine sunulacağını savundu. Anolik, Mekorot'un daha önce Larnaka ve Limasol'daki su arıtma projelerinde de görev aldığını hatırlatarak, yeni protokolün mevcut iş birliğini daha da ileri taşıyacağını savundu.</p>

<h2><strong>ANLAŞMA RUM KAMUOYUNDA TEPKİLERE NEDEN OLDU</strong></h2>

<p>Protokolün imzalanmasının ardından Rum kamuoyunda ve bazı siyasi çevrelerde anlaşmaya yönelik eleştiriler yükseldi. Tepki gösteren kesimler, Mekorot'un işgal altındaki Batı Şeria'daki su kaynaklarını kontrol eden ve Filistinlilerin suya erişimini kısıtlayan politikaların uygulanmasında rol oynadığını belirtti.</p>

<p>Yapılan açıklamalarda, Filistinlilerin kendi su kaynaklarını kullanmalarına yönelik kısıtlamalar getirildiği, Mekorot'un "su apartheidı" olarak nitelendirilen uygulamaların bir parçası olduğu kaydedildi.</p>

<p>Anlaşmayı eleştiren Rum çevreleri, uluslararası hukuka aykırı uygulamalarla suçlanan bir şirketle GKRY kurumlarının iş birliği yapmasının kabul edilemez olduğunu belirtirken, su yönetimi alanındaki bu ortaklığın etik ve hukuki açıdan yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Kaynak: STAR Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gkry-filistinin-suyunu-gasp-eden-israilli-mekorotla-masaya-oturdu</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gkry-sirail.webp" type="image/jpeg" length="23987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Sanal Kuşatma ve Medya Krizi" raporu yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sanal-kusatma-ve-medya-krizi-raporu-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sanal-kusatma-ve-medya-krizi-raporu-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TYB İstanbul Şubesi, Tekden Film ve Uluslararası Sinema Derneğinin ortak katkılarıyla hazırlanan "Sanal Kuşatma ve Medya Krizi: Dijital Tehditler, Ekranın Kurtuluşu ve Çözüm Yolları" başlıklı rapor yayımlandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Maarif Platformu, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi, Tekden Film ve Uluslararası Sinema Derneğinin ortak katkılarıyla hazırlanan "Sanal Kuşatma ve Medya Krizi: Dijital Tehditler, Ekranın Kurtuluşu ve Çözüm Yolları" başlıklı rapor yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TYB İstanbul Şubesi'nin merkezi Kızlarağa Medresesi'nde gerçekleştirilen toplantıda raporun içeriği kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Akademisyen, yönetmen, sanatçı ve medya uzmanlarından oluşan geniş bir katkı kurulunun hazırladığı rapor, dijital medyanın toplum üzerindeki çok yönlü etkilerini, aile kurumu, doğal yaşam biçimleri, üretim kültürü ve çocukların oyun/şiddet örüntüleri üzerinden ele alıyor.</p>

<p>Toplantıda konuşan Maarif Platformu Başkanı Osman Çakmak, raporun yalnızca dijital bağımlılık veya medya şiddeti tartışmalarıyla sınırlı olmadığını, eğitim, aile, din, sanat, medya ve hukuk gibi farklı disiplinleri aynı çatı altında buluşturan çok yönlü bir çalışma niteliği taşıdığını söyledi.</p>

<p>Çakmak, meselenin ekranı kapatıp açmaktan çok, ekranın arkasındaki niyet ve içerik üretimiyle ilgili olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>"Zihin inşa etme meselesi, günümüzün temel meselesi"</strong></h2>

<p>TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı ise bugün herkesin dijital kuşatma altında olduğunu belirterek, "Bütün dünya bu kuşatmanın içerisinde. Zihin inşa etme meselesi, günümüzün temel meselesi." dedi.</p>

<p>Bıyıklı, dijital çağda çocukların zihin dünyasının giderek algoritmalar tarafından şekillendirildiğine dikkati çekerek, çözümün yasaklarla değil, daha güçlü ve yerli hikayeler üretmekte ilgili olduğu görüşünü paylaştı.</p>

<p>Bir milletin ortak ruh, ortak ideal ve ortak kültür etrafında oluştuğunun altını çizen Bıyıklı, "Hem medeniyet inşa eden hem de medeniyet üreten bir milletten, bugün fikir, yol ve yön arayışı yaşayan bir topluma dönüştük. Ortak milli ve yerli kültür ile İslam medeniyetine yeniden yönelişin yol haritasına ilişkin önemli tespitler bu raporda yer alıyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Toplantıda ayrıca İstanbul Stratejik Düşünce Eğitim Sağlık ve Araştırmalar Vakfı (İSDAV) Başkanı Mustafa Şatıroğlu ve Uluslararası Sinema Derneği Başkanı Nazif Tunç da konuşma yaptı.</p>

<p>"Sanal Kuşatma ve Medya Krizi: Dijital Tehditler, Ekranın Kurtuluşu ve Çözüm Yolları" başlıklı raporda, medya içeriklerinde bireysel özgürlük ve kişisel mutluluk temalarının öne çıkmasının aile, dayanışma ve ortak sorumluluk kavramlarını geri plana ittiği, bu eğilimin boşanma oranlarındaki artış, doğurganlık hızındaki düşüş ve evlilik yaşının yükselmesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği aktarılıyor.</p>

<p>Raporda, köyden kente ve üretimden tüketime yönelen dönüşümün, bireyin toprağına ve emeğine yabancılaşmasını hızlandırdığı belirtilirken, çocuklarda ekran içeriklerinde normalleşen şiddetin oyunlara yansıdığı ve geleneksel oyunların yerini şiddet içerikli taklit davranışlarına bırakmaya başladığı tespitine de yer veriliyor.</p>

<p>aa</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sanal-kusatma-ve-medya-krizi-raporu-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 23:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/dijitalisgal-1.webp" type="image/jpeg" length="86883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Atina'nın Türk sınırı planı çöktü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/atinanin-turk-siniri-plani-coktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/atinanin-turk-siniri-plani-coktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Trakya'daki Türk varlığını yok sayan Yunanistan'ın Türk sınırına Rum nüfus taşıma projesi tam anlamıyla fiyaskoyla neticelendi. Fert başına 10 bin euro hibe teklif edilmesine rağmen 600 başvurudan sadece 2'sinin geçerli sayılması, Atina hükümetinin çaresizliğini ortaya koydu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bütün baskılara rağmen Batı Trakya'daki Türk varlığı, Atina'nın yapay müdahalelerini boşa çıkarmayı sürdürüyor.</p>

<h2><strong>10 bin euro teşvik de işe yaramadı</strong></h2>

<p>Batı Trakya'da yaşayan Türklerin millî ve dinî kimliğini sistemli biçimde inkâr eden Yunan devleti, Türk sınırına yakın bölgelerde başlattığı nüfus mühendisliği projesinde ağır bir darbe aldı. Sınır hatlarındaki Rum nüfusun hızla eritilmesi üzerine harekete geçen Atina yönetimi, bölgeye yerleşecek her bir kişiye 10'ar bin euro hibe desteği vereceğini ilan etmişti. Fakat sunulan para vaadine rağmen Rum halkı projeye ilgi göstermedi.</p>

<p>Yunanistan genelinden yapılan toplam 600 müracaatın neredeyse tamamı sahte ve eksik beyanlarla dolup taştı. Yunan makamları, yapılan incelemeler neticesinde bu başvuruların yalnızca 2 tanesini kabul edebildi. Müracaatların %90'ından fazlasının usulsüz çıkması, projenin daha ilk günden ne kadar çürük olduğunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Göçü engelleyemeyen Atina panikte</strong></h2>

<p>Yunan basını başarısızlığı açıkça yazarken, pes etmek istemeyen Yunan hükümeti teşvikin sahasını genişletip başvuru şartlarını kolaylaştırmayı planlıyor. Atina'nın bu ısrarının arkasında ise Türkiye sınırında yaşanan ciddi nüfus krizi sebep gösteriliyor. Bölgedeki Yunanlılar, işsizlik ve geçim sıkıntısı sebebiyle Atina gibi büyük şehirlere göç etmeyi sürdürüyor.</p>

<p>Diğer taraftan Yunanistan, Batı Trakya'daki soydaşlarımızın Türk kimliğini inkâr etmeye devam ediyor. Lozan Antlaşması'nın arkasına saklanarak bölgede Türkler yerine "Müslüman azınlıkların" yaşadığını öne süren Yunan yönetimi, suni hamlelerle bölgenin yapısını değiştirmeye çalışsa da hedefine ulaşamıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/atinanin-turk-siniri-plani-coktu</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 23:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/turkyunan.webp" type="image/jpeg" length="22746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tahran'dan Hürmüz Boğazı'nda yeni hamle]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tahrandan-hurmuz-bogazinda-yeni-hamle</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tahrandan-hurmuz-bogazinda-yeni-hamle" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, Hürmüz Boğazı'nda kontrolü elinde tutan adımlarına bir yenisini ekleyerek Umman ile yeni bir geçiş güzergâhı hususunda anlaşmaya vardı. Vaşington yönetiminin bölgedeki dayatmalarına ve asılsız iddialarına itibar etmeyen Tahran, boğaz üzerindeki egemenlik hakkını kendi stratejik dengeleri doğrultusunda şekillendiriyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Müstakil müzakere ve Vaşington'a kapalı kapılar</strong></h2>

<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş düzenine dair yürütülen temasların yalnızca İran ve Umman arasında gerçekleştiğini bildirdi. Vaşington yetkililerinin iddialarının aksine ABD ile hiçbir temas kurulmadığını dile getiren Garibabadi, iki kıyı devletinin ortak kararıyla hareket edildiğini kaydetti. Süreç boyunca başka hiçbir devlete söz hakkı tanınmadığı belirtilirken, boğazın tamamen açılması hamlesinin ABD'nin takınacağı tutuma bağlı olduğu ifade edildi.</p>

<h2><strong>Hürmüz'de yeni seyrüsefer modeli</strong></h2>

<p>Yeni güzergâhın 2 ila 4 ay veya daha uzun süre yürürlükte kalacağını açıklayan Garibabadi, bu düzenlemenin boğazın bütünüyle trafiğe açılması manasına gelmediğini aktardı. Lark Adası yakınlarındaki kuzey rotası ile Umman iç sularındaki güney koridorunun kapatılacağını duyuran İranlı yetkili, yeni modelin seyrüsefer emniyetini üst seviyeye çıkaracağını dile getirdi. Karasularının kullanımına dair esasların millî güvenlik kaygıları ve stratejik menfaatler çerçevesinde biçimlendirildiği bildirildi.</p>

<h2><strong>Boğazda fiilî egemenlik ve ABD mesajları</strong></h2>

<p>Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda fiilî bir hâkimiyet kurduğunu hatırlatan Garibabadi, seyrüsefer kanallarının İran karasularından geçmesinin bu egemenliği daha da pekiştirdiğini aktardı. ABD tarafından İslamabad Mutabakatı'ndaki taahhütlere dönülmeye hazır olunduğuna ilişkin mesajlar aldıklarını belirten bakan yardımcısı, mutabakatın ikinci aşamasına geçiş hususunda henüz nihaî bir karar verilmediğini, durumun etraflıca değerlendirildiğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tahrandan-hurmuz-bogazinda-yeni-hamle</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/tahranhurmuz.webp" type="image/jpeg" length="35971"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 yıl sonra yakalanan FETÖ'cü suikastçı itirafçı oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/10-yil-sonra-yakalanan-fetocu-suikastci-itirafci-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/10-yil-sonra-yakalanan-fetocu-suikastci-itirafci-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[15 Temmuz hain darbe gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişiminde bulunan firari terörist Burkay Karatepe, 10 yıl sonra yakalanarak itirafçı oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emniyette 69 sayfa ifade veren FETÖ mensubu, örgütün askeri yapısını ve  Bahçelievler toplantısını itiraf etti. </p>

<h2><strong>Afyonkarahisar'da yakalanan terörist Muğla'ya getirildi</strong></h2>

<p>Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonla Afyonkarahisar'da gizlendiği adreste kıskıvrak yakalanan firari FETÖ üyesi Burkay Karatepe'nin sorgusu tamamlandı. Dört gün süren ifade işlemleri sırasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen terörist, 69 sayfalık geniş bir beyanda bulundu. İşlediği suçların detaylarını anlatan Karatepe, adliyeye sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Örgütle ortaokulda başlayan temas ve gizli Bahçelievler toplantısı</strong></h2>

<p>FETÖ ile irtibatının 1998 yılında Eskişehir'deki ortaokul yıllarında başladığını belirten Karatepe, arkadaşları vasıtasıyla örgüt evlerine götürüldüğünü söyledi. Askeri liseye giriş sürecinden itibaren fert bazında örgüt abilerinin yönlendirmesiyle hareket ettiğini anlatan firari suikastçı, darbe öncesindeki kritik adımları aktardı.</p>

<p>9 veya 10 Temmuz 2016 tarihinde İstanbul Bahçelievler'deki bir evde düzenlenen gizli toplantıya çağrıldığını belirten terörist, Özel Kuvvetler bünyesindeki birçok ismin örgüt mensubu olduğunu orada öğrendiğini ifade etti. Toplantıda cep telefonlarının toplanması ve eşler dâhil hiç kimseye bilgi verilmemesi yönünde kesin talimat verildiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>Cumhurbaşkanını hedef alan talimat Çiğli'de verildi</strong></h2>

<p>Darbe girişimi günü Harp Akademisi'ndeki hareketliliği anlatan Karatepe, Kurmay Albay Ahmet Zeki Gerehan'ın öğrencileri toplayarak emirlere uyulması gerektiğini söylediğini beyan etti. Kantinde yapılan görüşmelerin ardından sivil kıyafetlerini giyerek harekete geçtiğini aktaran terörist, helikopterle Çiğli Askeri Hava Üssü'ne nakledildiklerini kaydetti. Çiğli'de MAK ve SAT timleriyle birleştiklerini belirten Karatepe, hedefin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu ilk kez burada öğrendiğini itiraf etti.</p>

<p>Marmaris'teki saldırı sırasında koruma polisi Mehmet Çetin ile polis memuru Nedip Cengiz Eker şehit oldu. Saldırının ardından ormanlık alana kaçan suikast timi üyeleri 17 gün süren takipler sonucu yakalanırken, Karatepe 10 yıl boyunca kaçmayı başarmıştı. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, suikast girişimini yöneten eski tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ve eski binbaşı Şükrü Seymen'in de aralarında bulunduğu 31 sanığa 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/10-yil-sonra-yakalanan-fetocu-suikastci-itirafci-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/fet.webp" type="image/jpeg" length="44132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çerçeve yasaya ilişkin değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cumhurbaskani-erdogandan-cerceve-yasaya-iliskin-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cumhurbaskani-erdogandan-cerceve-yasaya-iliskin-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, milli birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:</p>

<p>"Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclis'imizin takdirine sunuldu.</p>

<p>Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, milli birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>Gerek kanun teklifinin tekemmül ettirilmesine gerekse sürecin başarıya ulaşmasına katkı veren başta Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere siyasi parti gruplarımıza ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cumhurbaskani-erdogandan-cerceve-yasaya-iliskin-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cumerd.webp" type="image/jpeg" length="95704"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['İsrail'in hedefi iki devletli çözümü ortadan kaldırmak!']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-hedefi-iki-devletli-cozumu-ortadan-kaldirmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-hedefi-iki-devletli-cozumu-ortadan-kaldirmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin Dışişleri ve Gurbetçilerden Sorumlu Devlet Bakanı Farsin Ağabekian Şahin, İsrail'in hedefinin iki devletli çözümü ortadan kaldırmak ve Filistin davasını sona erdirmek olduğunu söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şahin, Ürdün'ün başkenti Amman'da düzenlenen Kudüs ve Kutsal Mekanları Destekleme Bakanlar Toplantısının ardından Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil Fehmi'nin katılımıyla düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p>

<p>Kudüs'ün bölgenin güvenliği, istikrarı ve barışı açısından temel mesele olmaya devam ettiğini ifade eden Şahin, toplantının, Filistin'in genel olarak, Kudüs'ün ise özel olarak içinden geçtiği 'en zor dönemde' yapıldığını ifade etti.</p>

<p>Toplantının Kudüs'ün merkezi önemini yeniden teyit ettiğini belirten Şahin, kınama ve protesto açıklamalarıyla yetinilmeyip, Kudüslülerin kendi topraklarında kalmalarını sağlayacak somut adımların atılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Şahin, görüşmelerin İsrail'in ihlallerini dünyaya duyurmak ve bu ihlallerin Filistin halkı ve geleceği üzerindeki etkilerini ortaya koymak, Kudüslülerin direncini güçlendirmek ve Kudüs'ün korunması için gerekli uluslararası girişimleri desteklemek olmak üzere üç temel eksene odaklandığını belirtti.</p>

<p>İsrail'in işlediği suçların 'bugün tüm çıplaklığıyla ortada olduğunu' ifade eden Şahin, buna rağmen İsrail'in ihlallerini ortaya çıkarmaya ve bunların Filistin halkı ile geleceği üzerindeki sonuçlarını anlatmaya devam edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Şahin, 'İsrail'in hedefi iki devletli çözümü ortadan kaldırmak, Filistin davasını sona erdirmek, Filistinlileri zorla göç ettirmek ve yalnızca Kudüs'te değil, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve ötesinde de İsrail işgalini sürdürmek.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli Bakan, 'Büyük İsrail hayali' olarak nitelendirilen hedefe ulaşmaya yönelik girişimlerle karşı karşıya olduklarını, Kudüs halkının direnebilmesi için gerekli imkanlar ve desteğin sağlanmasının hayati önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p>Şahin, Arap ve İslam ülkelerine Kudüs'teki Filistin halkının ihtiyaçlarını desteklemeyi sürdürmeleri ve Kudüslülerin direncini güçlendirmek amacıyla ortak çalışmalar yürütmeleri çağrısında bulundu.</p>

<p>Koordinasyon ve ortak çalışmanın sürdürülmesinin önemine dikkat çeken Şahin, Arap ve İslam dünyasını kapsayan, uluslararası etkiyi artırmayı, Kudüs ile kutsal mekanlarını daha etkin şekilde korumayı amaçlayan ortak bir diplomatik hareketin şekillenmeye başladığını ifade etti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-hedefi-iki-devletli-cozumu-ortadan-kaldirmak</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kud.webp" type="image/jpeg" length="27508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çerçeve Kanun teklifi Mecliste]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cerceve-kanun-teklifi-mecliste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cerceve-kanun-teklifi-mecliste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Başkanlığına sunulan yeni kanun teklifi, PKK’nın tamamen tasfiye edildiğinin ve silah teslim ettiğinin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesini esas alıyor. Kasten öldürme gibi ağır suçları kapsam dışında bırakan düzenleme, diğer terör suçlarında soruşturma ve cezaların infazını 5 ila 10 yıl müddetle askıya almayı hedefliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>MGK teyidi ve 6 aylık başvuru mühleti</strong></h2>

<p>Hazırlanan teklife göre sürecin işlemesi için öncelikle PKK/KCK'nın fiilî varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik birimlerince tespiti gerekiyor. Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilip Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde başvuru yapan kişiler düzenlemeden faydalanabilecek. Başvurular Cumhuriyet başsavcılıklarına veya görevli kuruma yazılı olarak iletilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Cezaların infazına erteleme ve istisnalar</strong></h2>

<p>Teklifle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ağırlaştırılmış müebbet gerektiren fiiller erteleme kapsamı dışında tutuldu. Bunların dışındaki suçlarda, üst sınırı 15 yıl veya daha az ceza gerektiren soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla ceza gerektirenler ise 10 yıl süreyle ertelenecek. Hüküm giymiş fertler için de benzer şekilde 5 ve 10 yıllık infaz ertelemesi uygulanacak. Erteleme müddetince dava ve ceza zamanaşımı işlemeyecek. Fertlerin hak yoksunluklarının kaldırılması için ise erteleme süresine göre 2 veya 3 yıllık bekleme süresi şart koşuluyor.</p>

<h2><strong>Sürecin denetimi ve silahların teslimi</strong></h2>

<p>Uygulamanın takibi Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreterinden müteşekkil bir kurul tarafından yürütülecek. TBMM bünyesinde de süreci takip etmek maksadıyla bir İzleme Komisyonu kurulacak. Örgüt mensuplarının getirdiği yahut beyan ettiği her türlü silah, mühimmat ve patlayıcı madde kayıt altına alınacak. Erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde ise erteleme kararları kaldırılarak cezaların infazına kalınan yerden devam edilecek.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cerceve-kanun-teklifi-mecliste</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/tebmmkanunteklifi.webp" type="image/jpeg" length="73012"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslamiyet ekranlarda aşağılanıyor, RTÜK seyrediyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/islamiyet-ekranlarda-asagilaniyor-rtuk-seyrediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/islamiyet-ekranlarda-asagilaniyor-rtuk-seyrediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“En Mutlu Günümde” adıyla hazırlanan filmde çarşaflı ve cübbeli Müslümanların dinî baskının sembolü olarak gösterildi. Yıllardır değişmeyen senaryo bir kez daha sahneleniyor: İslâmî hayat gericilikle, Müslüman aile baskıyla, tesettür ve dinî kıyafetler ise korku ve tahakkümle özdeşleştiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Senaryosu ve yönetmenliği Erkan Tunç’a ait olan, Aybüke Pusat’ın yapımcılığını ve başrolünü yer aldığı “En Mutlu Günümde”, “inanç, itaat ve sessizlik” kavramlarını, baskı ve ihanet ekseninde işleyerek İslâmî cemaat hayatını şüphe, korku ve tahakkümle özdeşleştiriyor. Öncelikle uluslararası festivallere gönderilmesi planlanan film, İslâmî hayatı hedef alan bildik sinema dilinin yeni bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Türkiye’de sinema ve dizi sektörü, yıllardır aynı ideolojik ezberi farklı hikâyeler üzerinden yeniden üretiyor. Müslümanlar ya baskıcı, ya cahil, ya da hayatı karartan insanlar olarak resmediliyor; İslâmî kıyafetler ve dinî hassasiyetler ise özellikle olumsuz karakterlerin üzerine giydiriliyor. “En Mutlu Günümde” filmi de bu köhnemiş propaganda dilinin yeni örneklerinden biri olmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Her geçen gün İslâmî değerler farklı dizi ve filmler üzerinden aşağılanırken soruyoruz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nerede Müslüman sivil toplum kuruluşları? Nerede Müslüman medya sahipleri? Nerede Müslüman olduğunu söyleyen avukatlar, doktorlar, milletvekilleri, kaymakamlar ve valiler? Her ay yeni bir filmde veya dizide İslâm’a, tesettüre, din adamlarına ve Müslüman aile hayatına hakaret ediliyor. Dinimize ve mukaddesatımıza yönelen bu sistemli saldırılar görülmüyor mu?</p>

<p>Yeşilçam’da ve 28 Şubat döneminde yapılan neyse, bugün dizi ve filmler üzerinden o yapılmaya çalışılıyor. Bir zamanlar başörtülü kadınları, hocaları ve dindar aileleri aşağılayan zihniyet, şimdi aynı propagandayı daha cilalı senaryolarla yeniden üretiyor. İslâmî değerler adeta bir deneme tahtasına çevrilmiş durumda.</p>

<p>Ne RTÜK ne de hukuk mekanizması Müslümanların değerlerini koruyor. Başka kesimlere yöneltilmesi hâlinde büyük infial doğuracak hakaretler, söz konusu İslâm olduğunda ifade ve sanat hürriyeti adı altında meşrulaştırılıyor. Yaptırım uygulanmadıkça bu çevreler istedikleri gibi at koşturuyor; hakaretin, tahkirin ve kültürel saldırının hedefinde yine Müslümanlar yer alıyor.</p>

<p>Bu pespaye sahneler, kendi içlerinde taşıdıkları İslâm düşmanlığının dışa vurumudur. Anlaşılan o ki Müslümanlar, kendi ülkelerinde hâlâ parya muamelesi görüyor; İslâmî değerler rahatlıkla aşağılanabiliyor, buna karşı çıkanlar ise susturulmak isteniyor. Yaşananlar, açık biçimde yürütülen kültürel bir 28 Şubat sürecini hatırlatıyor.</p>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/islamiyet-ekranlarda-asagilaniyor-rtuk-seyrediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/film-haber.webp" type="image/jpeg" length="95151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz sömürgeciliğinin Hindistan'daki mirası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingilterenin-hindistanda-biraktigi-miras-somuru-ve-kitlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingilterenin-hindistanda-biraktigi-miras-somuru-ve-kitlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere, Doğu Hindistan Şirketi'yle başlayan süreçte Hindistan'ın zenginliklerini sistemli biçimde kendi ekonomisine aktardı. Yerli sanayi çökertildi, milyonlarca insan ağır vergilere ve kıtlıklara mahkûm edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1903 yılına ait olan ve Hintlilerin İngiliz sömürge mensubunu taşıdıkları fotoğraf, sömürge düzeninin insan onurunu nasıl ayaklar altına aldığını gösteren sembollerden biri olarak hafızalara kazındı. Tarihin kayıt altına alabildiği sahneler bunlardan ibaret değildir. Belgelenmeyen, fotoğraflanmayan veya üzeri örtülen daha nice zulmün yaşandığı muhakkak. Sömürge imparatorluklarının ardında bıraktığı izlerin tamamını bugün dahi ortaya koyabilmek mümkün değildir.</p>

<p>İngiltere'nin Hindistan üzerindeki hâkimiyetinin temelinde "medeniyet götürme" iddiası değil, ekonomik çıkarlar yatıyordu. Doğu Hindistan Şirketi eliyle başlayan süreçte Hindistan'ın pamuğu, çayı, baharatı, kömürü ve diğer yer altı ile yer üstü zenginlikleri İngiliz ekonomisinin hizmetine sunuldu. Yerli sanayi bilinçli şekilde çökertildi, milyonlarca insan ağır vergilere mahkûm edildi. Bengal başta olmak üzere yaşanan büyük kıtlıklarda milyonlarca insan hayatını kaybederken, sömürge yönetimi kendi çıkarlarını korumayı sürdürdü.</p>

<p>Bu tablo yalnızca Hindistan'a mahsus değildi. Petrol için savaş çıkaran, madenler uğruna ülkeleri parçalayıp halkları yerinden eden, yer altı zenginliklerini ele geçirmek adına insan hayatını, onurunu, namusunu ve haysiyetini hiçe sayan sömürgeci Batı anlayışı, farklı coğrafyalarda aynı yöntemleri uyguladı. Dün doğrudan işgal edenler, bugün ekonomik ve askerî baskılarla aynı düzeni sürdürmeye çalışıyor.</p>

<h2><strong>Tacir Kılığında Gelen Sömürge Devleti</strong></h2>

<p>İngiltere’nin Hindistan üzerindeki hâkimiyeti doğrudan bir ordu çıkarmasıyla başlamadı. Sürecin öncü kuvveti, 31 Aralık 1600 tarihinde Kraliçe I. Elizabeth tarafından verilen imtiyazla kurulan İngiliz Doğu Hindistan Şirketi oldu. Başlangıçta baharat ve Asya ticaretinden pay almak isteyen bir tüccar teşkilâtı görünümündeki şirket, zamanla ticaret merkezleri, limanlar, kaleler ve silahlı birlikler kurdu. Yerel hükümdarlarla yaptığı anlaşmaları, borç ilişkilerini, saray mücadelelerini ve askerî müdahaleleri kullanarak bir ticaret kuruluşundan fiilî bir devlete dönüştü.</p>

<p>Şirketin Hindistan’daki yükselişinin dönüm noktası 1757’deki Plassey Savaşı oldu. Bengal Nevvabı Siracüddevle’nin ordusu, şirket kuvvetleri ve İngilizlerle anlaşan yerli unsurlar karşısında mağlup edildi. Bu zafer, İngilizlere Bengal’in siyasetine doğrudan müdahale etme ve kendi menfaatlerine uygun yöneticileri iktidara taşıma imkânı verdi. 1764’teki Buxar Savaşı’nın ardından şirketin askerî üstünlüğü daha da pekişti. 1765’te Babür hükümdarı Şah Âlem’den Bengal, Bihar ve Orissa’nın vergi ve gümrük gelirlerini toplama hakkı alındı. Böylece özel bir ticaret şirketi, Hindistan’ın en zengin bölgelerinden birinin hazinesine el koydu.</p>

<p>Bu tarihten sonra Doğu Hindistan Şirketi’nin Hindistan’dan mal satın almak için İngiltere’den altın ve gümüş getirmesine büyük ölçüde ihtiyaç kalmadı. Şirket, Hint halkından topladığı vergilerle Hint ürünlerini satın alıyor, aynı ürünleri Avrupa’da satarak kâr elde ediyor, elde ettiği gelirle yeni ordular kuruyor ve Hindistan’ın diğer bölgelerine karşı savaş açıyordu. Bir başka ifadeyle Hintlilerden alınan para, yine Hintlilerin ülkelerini işgal etmek için kullanılıyordu. Bengal’in vergi gelirleri şirketin savaşlarını ve idarî masraflarını finanse eden temel kaynaklardan birine dönüştü.</p>

<p>Şirket kendi ordusunu, mahkemelerini, hapishanelerini, vergi sistemini, istihbarat ağını ve bürokrasisini kurdu. 19. yüzyılın başlarında emrindeki asker sayısı 200 bini aşmış, İngiliz devlet ordusundan daha büyük bir özel askerî kuvvet ortaya çıkmıştı. Bu ordu büyük ölçüde Hintli askerlerden meydana geliyor, fakat İngiliz subayların kumandasında İngiliz çıkarları için kullanılıyordu. Şirket bir taraftan padişahlarla antlaşma yapan, diğer taraftan savaş ilan eden; vergi toplayan, toprak ilhak eden ve milyonlarca insan üzerinde hüküm süren bir sömürge devleti hâline geldi.</p>

<h2><strong>Sömürge Yolculuğu</strong></h2>

<p>Hindistan’ın pamuğu İngiliz dokuma fabrikalarına, çayı Avrupa pazarlarına, afyonu Çin’e, jütü İngiliz sanayisine, indigoyu tekstil üretimine, tahılı ise imparatorluğun ticaret ağına sevk edildi. Kömür, madenler ve tarım ürünleri sömürge ekonomisinin ihtiyaçlarına göre işletildi. Yerli halkın ihtiyacı, bölgesel gıda güvenliği veya Hint üreticisinin geçimi ikincil meseleler hâline getirildi.</p>

<p>İngiltere’nin Hindistan’dan sağladığı kazanç doğrudan mal ihracatıyla sınırlı kalmadı. İngiliz memurlarının maaşları, emekli aylıkları, şirket hissedarlarına ödenen temettüler, Londra’daki idarî giderler, İngiliz ordusunun harcamaları ve imparatorluğun başka bölgelerinde yürüttüğü savaşların masrafları da Hindistan bütçesine yükleniyordu. Hint milliyetçi iktisatçıların daha sonra “servet tahliyesi” veya “servet akışı” adını verecekleri düzen bu şekilde kuruldu.</p>

<p>Şirket yöneticileri ve İngiliz memurlar, Hindistan’da kısa sürede büyük servetler biriktirerek ülkelerine dönüyordu. “Nabob” adı verilen bu zenginleşmiş görevliler, İngiltere’de malikâneler satın alıyor, siyasete giriyor ve Hindistan’dan taşıdıkları servetle İngiliz seçkinleri arasına katılıyordu. Plassey’den sonra ele geçirilen altın, mücevher ve diğer servetlerin askerler ve şirket görevlileri arasında paylaştırılması, sömürgeciliğin kişisel zenginleşme vasıtası hâline geldiğini de gösteriyordu.</p>

<p>Sömürge devrinde Hindistan’dan İngiltere’ye aktarılan toplam servetin bugünkü karşılığı konusunda farklı hesaplamalar bulunuyor. Bu hesapların yöntemleri tartışmalı olsa da kaynakların, vergilerin ve ticaret fazlasının İngiltere lehine sistemli biçimde aktarıldığı hususunda geniş bir tarihî literatür mevcut. Rakamlar üzerinde ihtilaf bulunması, yağma düzeninin varlığını ortadan kaldırmıyor.</p>

<h2><strong>Bengal: Açlık Coğrafyası</strong></h2>

<p>Bengal, İngiliz hâkimiyetinden önce Hint alt kıtasının en zengin ve üretken bölgelerinden biriydi. Verimli tarım arazileri, gelişmiş sulama imkânları, dokuma sanayisi ve kalabalık şehirleriyle dünya ticaretinde önemli bir yere sahipti. İngiliz şirketi bu zenginliği geliştirmek yerine, mümkün olan en yüksek geliri en kısa zamanda elde etmeye yöneldi.</p>

<p>Vergi toplama hakkını ele geçiren şirket, köylünün ürün durumunu, kuraklığı veya yerel ihtiyaçları dikkate almayan ağır bir tahsilat düzeni kurdu. Vergi toplama hakkı çoğu zaman aracılara devredildi. Bu aracılar, şirkete taahhüt ettikleri meblağı tamamlayabilmek için köylü üzerinde büyük baskı oluşturdu. Borcunu veya vergisini ödeyemeyen çiftçi toprağını kaybetti; geçimlik tarım yapan köylüler, ihracata yönelik ürünler yetiştirmeye zorlandı.</p>

<p>1769-1773 yılları arasında Bengal’de yaşanan büyük kıtlıkta milyonlarca insan öldü. Kıtlığın başlangıcında kuraklık tesirli olsa da felaketin kitlesel ölüme dönüşmesinde şirketin vergi politikaları, gıda ticareti üzerindeki baskısı ve yetersiz yardım uygulamaları belirleyici oldu. Açlığa rağmen vergi toplama gayretinin sürdürülmesi, sömürge yönetiminin insan hayatından ziyade gelirleri korumaya öncelik verdiğini gösterdi.</p>

<p>19. yüzyılda da kıtlıklar birbirini takip etti. 1876-1878 Büyük Kıtlığı, 1896-1897 ve 1899-1900 kıtlıkları milyonlarca insanın ölümüne yol açtı. Araştırmalara göre 1850 ile 1899 arasında Hindistan’da 24 büyük kıtlık yaşandı. Bu sayı, kayıt altına alınmış başka herhangi bir elli yıllık dönemden daha yüksekti.</p>

<p>İngiliz idaresi kıtlık dönemlerinde serbest piyasa anlayışını ve bütçe disiplinini insan hayatının önünde tuttu. Gıda maddelerinin fiyatı yükselirken yoksul halk satın alma kudretini kaybetti. Tahıl bulunan bölgelerden dahi açlık haberleri geldi. İngiliz makamlarının yardımı “piyasanın işleyişini bozmama” düşüncesiyle sınırlaması, felaketin boyutunu büyüttü. Kıtlıkların tamamen tabii afet şeklinde anlatılması, sömürge yönetiminin mesuliyetini gizleyen eksik bir açıklamadır. Kuraklık mahsulü azaltmış, fakat yanlış vergi, ticaret ve yardım politikaları kıtlığı kitlesel ölüme çevirmiştir.</p>

<p>Bu tablonun son büyük halkalarından biri 1943 Bengal Kıtlığı oldu. Savaş şartları, fiyat artışları, stokçuluk, nakliye sorunları ve İngiliz yönetiminin aldığı kararlar bir araya gelerek büyük bir felaket meydana getirdi. Ölü sayısına ilişkin tahminler farklılık gösterse de yaklaşık üç milyon insanın açlık, hastalık ve yetersiz beslenme sebebiyle hayatını kaybettiği kabul ediliyor.</p>

<h2><strong>İngiltere Sanayileşirken Hindistan Sanayisizleştirildi</strong></h2>

<p>İngiliz hâkimiyetinden önce Hindistan, dünyanın en önemli tekstil ve dokuma üretim merkezlerinden biriydi. Bengal’in muslinleri, pamuklu ve ipekli kumaşları Avrupa’dan Osmanlı coğrafyasına kadar geniş bir alanda tanınıyordu. Hint dokumaları yüksek kalitesi, ince işçiliği ve uygun fiyatı sebebiyle İngiliz imalatçıları açısından güçlü bir rakipti.</p>

<p>İngiliz devleti önce kendi üreticilerini koruyan gümrük ve ithalat politikaları uyguladı. Hint kumaşlarının İngiltere pazarına girişine sınırlamalar getirilirken İngiliz sanayisi koruma altında büyütüldü. Sanayi Devrimi’nin ardından makinelerle ve daha düşük maliyetle üretilen Manchester kumaşları Hindistan pazarına sokuldu. Hindistan’dan ham pamuk alınırken, işlenmiş İngiliz kumaşları aynı ülkeye satıldı.</p>

<p>Bu düzen, Hintli dokumacıların iki taraftan kuşatılmasına yol açtı. Yerli üretici hem İngiliz mamulleriyle rekabet etmek zorunda kaldı hem de sömürge idaresinin vergi ve ticaret politikalarına maruz bırakıldı. Neticede yüz binlerce zanaatkâr geçim kaynaklarını kaybetti. Hindistan, yüksek katma değerli mamul mal ihraç eden bir ülke konumundan ham madde satan ve İngiliz ürünlerini tüketen bağımlı bir pazara dönüştürüldü.</p>

<p>İktisat tarihçileri Hindistan’ın sanayisizleşmesinde İngiliz teknolojik üstünlüğü, düşen taşıma maliyetleri, dünya tekstil fiyatları ve sömürge ticaret politikalarının farklı ağırlıklara sahip olduğunu tartışıyor. Bununla birlikte Hindistan’ın 18. yüzyıl başlarında dünya tekstil ihracatında büyük bir güç olduğu, 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde bu üstünlüğünü kaybettiği hususunda geniş bir mutabakat bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla “İngiltere sanayileşirken Hindistan neden sanayisizleşti?” sorusunun cevabı yalnız makinenin icadında aranamaz. İngiltere kendi sanayisini devlet gücüyle korurken Hindistan’ın pazarını zorla açtı; Hint üreticisini aynı siyasî ve hukukî korumadan mahrum bıraktı. Rekabet iki eşit ülke arasında değil, yönetme ve vergi koyma yetkisini elinde bulunduran sömürgeci güç ile onun idaresindeki halk arasında cereyan etti.</p>

<h2><strong>1857: İngiliz Hâkimiyetine Başkaldırı</strong></h2>

<p>İngiliz tarih yazımında uzun müddet “Sipahi İsyanı” şeklinde anılan 1857 mücadelesi, askerî bir başkaldırının çok ötesine geçti. İsyanın ilk kıvılcımı şirket ordusundaki Hintli askerler arasında çakılmış olsa da kısa sürede köylüler, eski yöneticiler, din adamları, şehir halkı ve İngiliz hâkimiyetinden zarar gören farklı kesimler mücadeleye katıldı.</p>

<p>Ayaklanmanın sebepleri arasında askerlerin dinî hassasiyetlerinin çiğnenmesi, düşük ücretler, ırkçı muamele, yerel hanedanların topraklarına el konulması, ağır vergiler, misyonerlik faaliyetleri ve geleneksel toplumsal düzenin sarsılması bulunuyordu. İngilizlerin dinî hayata müdahale edeceği ve halkı Hristiyanlaştıracağı endişesi hem Müslümanlar hem de Hindular arasında yayılmıştı.</p>

<p>Delhi’de Babür hükümdarı Bahadır Şah Zafar sembolik lider olarak kabul edildi. Delhi, Kanpur ve Lucknow başta olmak üzere birçok merkezde büyük çatışmalar yaşandı. Mücadele, İngilizlerin takviye kuvvet göndermesi ve yerel ittifaklardan faydalanmasıyla bastırıldı. İngilizlerin karşılığı toplu cezalandırmalar, infazlar, köylerin yakılması ve sürgünler oldu. Delhi’nin geri alınmasının ardından Müslüman mahalleler büyük bir yıkıma uğradı; âlimler, askerler ve siviller hedef alındı.</p>

<p>1857’in ardından İngiliz yönetimi, Doğu Hindistan Şirketi’nin Hindistan’daki idarî hâkimiyetine son verdi. 1858’den itibaren ülke doğrudan İngiliz Kraliyeti’ne bağlandı. Şirketin hukukî varlığı ise 1873’te tamamen sona erdi. Yönetimin şirketten kraliyete geçmesi sömürgeciliği bitirmedi; onu daha merkezî, düzenli ve bürokratik bir yapıya kavuşturdu.</p>

<h2><strong>1857’den Sonra Müslümanlara Yönelen Tasfiye</strong></h2>

<p>İngiliz yönetimi 1857 mücadelesinin merkezinde Babür hanedanını ve Müslüman seçkinleri gördü. Bu sebeple ayaklanmanın bastırılmasından sonra Müslümanlar ağır bir siyasî, ekonomik ve kültürel baskıyla karşılaştı. Babür Devleti’nin son izleri ortadan kaldırıldı; Bahadır Şah Zafar sürgüne gönderildi. Müslüman ailelerin mülklerine el konuldu, idarî kadrolardaki etkileri azaltıldı ve birçok eğitim kurumu güç kaybetti.</p>

<p>Farsça, yüzyıllar boyunca Hint alt kıtasındaki idarî ve kültürel hayatın başlıca dillerinden biri olmuştu. İngiliz idaresinin dil politikalarıyla Farsça resmî sahadan çıkarıldı; İngilizce yönetim ve yüksek eğitim dili hâline getirildi. Urducanın mevkii de sonraki yıllarda siyasî tartışmaların merkezine yerleşti. Dil meselesi, dinî ve toplumsal kimliklerin birbirinden uzaklaştırılmasında kullanılan araçlardan biri oldu. İngiliz yönetiminin bazı dönemlerde Hindu ve Müslüman topluluklardan birini diğerine karşı destekleyen siyasetleri, müşterek hayatı zehirledi.</p>

<h2><strong>Eğitim Yoluyla Zihnin İşgali</strong></h2>

<p>İngiliz idaresi için eğitim, sömürge bürokrasisinde görev yapacak yerli bir ara sınıf yetiştirme vasıtasıydı. Thomas Babington Macaulay’ın 1835 tarihli eğitim metni, İngilizce öğretimin ve Avrupa bilgisinin yerli ilmî gelenekler karşısında üstün tutulmasını savunuyordu. Maksat, İngiliz yönetimiyle milyonlarca Hintli arasında tercümanlık ve memurluk yapacak, görünüşte Hintli fakat zihniyet itibarıyla İngiliz değerlerine bağlanmış bir zümre meydana getirmekti.</p>

<p>Bu siyaset neticesinde İngilizce, idarî yükselmenin ve modern eğitimin başlıca kapısı hâline geldi. Geleneksel medreseler, mahallî mektepler, Farsça ve diğer yerli ilim dilleri geri plana itildi. İngiliz tarih anlayışı, sömürge idaresini düzen, ilerleme ve medeniyetin taşıyıcısı olarak gösterirken Hindistan’ın geçmişini durağanlık, ihtilaf ve geri kalmışlık üzerinden tarif etti.</p>

<h2><strong>Irkçı Hiyerarşi Gündelik Hayata Yerleştirildi</strong></h2>

<p>İngiliz idaresi kendisini yalnız siyasî bakımdan hâkim bir güç olarak görmüyor, ırkî bakımdan da Hint halkının üzerinde kabul ediyordu. Bu anlayış devlet dairelerinden askeriyeye, sosyal kulüplerden trenlere kadar gündelik hayatın birçok sahasına yayıldı.</p>

<p>İngilizlere ve diğer Avrupalılara mahsus kulüpler, oteller, yerleşim alanları ve sosyal mekânlar kuruldu. Hintliler, eğitimli ve varlıklı olsalar dahi birçok kulübe kabul edilmiyordu. Bu kurumlar, İngilizlerin kendi millî ve emperyal kimliklerini korudukları, yerli halktan tecrit edilmiş küçük sömürge adalarıydı.</p>

<p>İdarî kadrolarda aynı işi yapan İngiliz ve Hintli görevliler arasında ücret, yetki ve yükselme bakımından ayrımlar bulunuyordu. Üst düzey makamlar büyük ölçüde İngilizlere ayrılırken Hintliler alt kademelerde istihdam edildi. Hukuk düzeninde de Avrupalıların yargılanması meselesi uzun yıllar ayrıcalıklı bir alan olarak kaldı. Bir İngiliz’in Hintli hâkim tarafından yargılanabilmesi düşüncesi dahi sömürge çevrelerinde büyük itirazlara yol açıyordu.</p>

<p>İngilizler, Hint halkını yönetilmesi gereken “ırklar”, “kabileler”, “kastlar” ve “tipler” şeklinde tasnif etti. 19. yüzyılda gerçekleştirilen nüfus sayımları, etnografik araştırmalar ve fotoğraf projeleri, insanları ferdî şahsiyetlerinden kopararak sömürge yönetiminin kategorilerine yerleştirdi. Fotoğraflarda kişilerin isimleri yerine meslekleri, kastları veya etnik grupları yazılıyor; halk, idarî bakımdan tanınması ve kontrol edilmesi gereken nesneler şeklinde görülüyordu.</p>

<p>İnsanların Avrupalıları sırtlarında veya taşıma araçlarında taşımaları da bu geniş emek ve hiyerarşi düzeninin parçasıydı. Dağlık bölgelerde yük ve insan taşıyan hamallar bulunmakla beraber sömürge şartlarında Avrupalı ile yerli arasındaki ekonomik ve siyasî eşitsizlik, bu sahneleri sıradan bir hizmet ilişkisinin ötesine taşıyordu. Bir tarafta hareket, para ve emir verme imkânına sahip sömürge mensubu; diğer tarafta geçinebilmek için bedenini yük hayvanı gibi kullanmak zorunda bırakılan yerli bulunuyordu.</p>

<h2><strong>İngilizler Gitti, Kurdukları Düzen Kaldı</strong></h2>

<p>İngiliz hâkimiyeti Hindistan’dan çekilirken geride yalnız yoksullaştırılmış bir ülke bırakmadı. Asırlar boyunca işleyen yerli üretim düzeni parçalandı, eğitim kurumları zayıflatıldı, dil ve kültür sahası İngiliz ölçülerine göre yeniden şekillendirildi. Toplum, din, kast ve bölge esasına göre idarî kategorilere ayrıldı, bölge insanının birçoğu İngiliz'in sadık kulu haline getirildi ve mevcut farklılıklar sömürge idaresinin devamını sağlayacak siyasî fay hatlarına dönüştürüldü.</p>

<p><i>KAYNAKÇA: </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>National Army Museum: Doğu Hindistan Şirketi, Plassey Savaşı ve şirket orduları.</i></p>

<p><i>William Dalrymple, The Anarchy: Şirketin ticaret kuruluşundan sömürge devletine dönüşmesi.</i></p>

<p><i>Dadabhai Naoroji, Poverty and Un-British Rule in India: Hindistan’dan İngiltere’ye servet aktarımı.</i></p>

<p><i>Thomas Macaulay, Minute on Indian Education (1835): İngiliz eğitim ve dil politikası.</i></p>

<p><i>İbrahim Kalın, Barbar, Modern, Medeni: Doğu Hindistan Şirketi, sömürgecilik, oryantalizm ve Müslümanların zayıflatılması.</i></p>

<p><i>Encyclopaedia Britannica: Bengal kıtlıkları, 1857 Ayaklanması ve Bahadır Şah Zafar.</i></p>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingilterenin-hindistanda-biraktigi-miras-somuru-ve-kitlik</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bati-somuru.webp" type="image/jpeg" length="64135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Gazze’deki vahşeti örtmek için ABD’de yüz milyonlarca dolar harcıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-gazzedeki-vahseti-ortmek-icin-abdde-yuz-milyonlarca-dolar-harciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-gazzedeki-vahseti-ortmek-icin-abdde-yuz-milyonlarca-dolar-harciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail, Gazze'deki katliamları sebebiyle ABD kamuoyunda eriyen desteği durdurmak için 1 milyar doları aşan bir propaganda bütçesi devreye soktu. Geleneksel lobcilikten yapay zeka verilerini manipüle etmeye kadar uzanan bu devasa "Hasbara" hamlesi, özellikle gençleri ve yapay zeka botlarını hedef alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail, Gazze’de Filistinlilere yönelik yürüttüğü askeri operasyonlar ve soykırım sürecinde uluslararası alanda kaybettiği kamuoyu desteğini geri kazanmak amacıyla 7 Ekim 2023’ten bu yana propaganda faaliyetlerine 1 milyar dolardan fazla bütçe ayırdı.</p>

<p>Responsible Statecraft (RS) tarafından yayımlanan araştırma, söz konusu meblağın İsrail’in özellikle en büyük müttefiki konumundaki ABD’de yürütüldüğü küresel “Hasbara” (halkla ilişkiler ve propaganda) çalışmalarında çarpıcı bir artışa karşılık geldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Geniş çaplı propaganda hamlesi, İsrail’in yaklaşık üç yıldır Gazze’de sürdürdüğü ve ağır yıkıma yol açan eylemleri karşısında Amerikan toplumunun tutumunda meydana gelen belirgin değişimi hedef alıyor.</p>

<p><strong>ABD kamuoyundaki destek çöktü</strong></p>

<p>Gallup tarafından Temmuz 2025’te düzenlenen araştırmanın sonuçları, Amerikan halkının yüzde 60’ının İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtlarını onaylamadığını gösterdi. İsrail ordusunun saldırıları Gazze’de çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 73 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açarken, bölge genelinde devasa bir fiziksel tahribat yarattı.</p>

<p>Kamuoyundaki bu olumsuz algıyı kırmaya çalışan İsrail, çeşitli iletişim stratejilerini devreye soktu. Bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale tarafından yürütülen ve “Allies for Peace” (Barış İçin Müttefikler) gibi sivil toplum kuruluşu görünümü verilen yapılar üzerinden toplu mesaj kampanyaları finanse edildi.</p>

<p><strong>Lobi kuruluşlarından doğrudan şirket sözleşmelerine</strong></p>

<p>İsrail, ABD’deki etkinlik alanını uzun yıllardır Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) ve İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar (CUFI) gibi İsrail yanlısı lobi grupları vasıtasıyla koruyordu. Finansmanını ve insan kaynağını ağırlıklı olarak ABD vatandaşlarından sağlayan bu kuruluşlar, Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası (FARA) kapsamında yabancı bir devlet adına hareket eden yapılar olarak kaydolmak zorunda kalmıyordu.</p>

<p>Ancak Tel Aviv yönetimi son dönemde yöntem değişikliğine gitti. RS araştırması, İsrail’in FARA kapsamında beyanda bulunan şirket ve şahısları doğrudan istihdam etmek suretiyle ABD’de lobi, halkla ilişkiler ve siyasi iletişim hatlarına 100 milyon dolardan fazla doğrudan kaynak aktardığını belgeledi.</p>

<p>FARA kaydı ilgili kurumların casusluk faaliyeti yürüttüğü anlamına gelmiyor; yasa gereği yabancı hükümetler adına ABD kamuoyunu ve siyasetçilerini etkilemeye çalışan yapıların aldıkları ödemeleri ve faaliyetlerini şeffaf biçimde açıklamalarını zorunlu kılıyor. Doğrudan sözleşmeler, İsrail hükümetine propaganda içeriğini tam denetim altına alma, belirli toplumsal grupları hedefleme ve operasyonel hızı artırma imkânı sunuyor.</p>

<p>Responsible Statecraft, incelemesini FARA resmi kayıtları, İsrail hükümetinin ihale ile satın alma belgeleri ve çok sayıda kaynakla yürütülen mülakatlara dayandırdı.</p>

<p><strong>Evanjelikler, muhafazakârlar ve gençler hedefte</strong></p>

<p>Propaganda mekanizmasının önemli bir bölümünü Fransız iletişim devi Havas Media yönetiyor. Şirket, İsrail’in desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu gruplara ulaşmak amacıyla ABD merkezli halkla ilişkiler firmalarıyla alt sözleşmeler imzalıyor.</p>

<p>Hedef kitlenin ana gövdesini Evanjelik Hristiyanlar, muhafazakâr çevreler ve genç nüfus oluşturuyor. Tel Aviv bu ağ üzerinden sosyal medya içerik üreticilerine ödeme yapıyor, kitlesel mesajlaşma ağlarını fonluyor ve internet kullanıcılarının arama motorları ile yapay zeka sistemlerinde karşılaştığı yanıtları biçimlendirmeye çalışıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yapay zeka yanıtlarını yönlendirme girişimi</strong></p>

<p>İsrail hükümetinin doğrudan fonladığı bir diğer alan ise bilişim sektöründe “LLM poisoning” (Büyük Dil Modellerinin Zehirlenmesi) olarak tanımlanan ve yapay zeka veri tabanlarını manipüle etmeyi amaçlayan teknik müdahaleler oldu.</p>

<p>Bu sistemde özel olarak kurulan İsrail yanlısı dijital mecralar üzerinden içerik üretiliyor; Claude, ChatGPT ve Grok gibi yapay zeka sohbet robotlarının kullanıcı sorularına yanıt verirken bu hazırlanan siteleri kaynak alması hedefleniyor. RS’nin tespitlerine göre amaç, kullanıcıların doğrulanabilir somut olaylar hakkındaki sorgulamalarına verilen yanıtları İsrail lehine değiştirmek.</p>

<p>Araştırmada bu duruma örnek olarak İsrail askeri unsurlarının Gazze’de beş yaşındaki Filistinli çocuk Hind Receb’i ve ailesini öldürmesi vakası gösterildi. Yapay zeka sistemlerinin olayın olgusal çıplaklığını aktarmak yerine, tarafların iddialarını eşitleyen bir dil kullandığı ve İsrail ordusunun küçük bir çocuğa ateş açmak için ileri sürdüğü gerekçeleri ön plana çıkardığı kaydedildi.</p>

<p><strong>Mali ilişkilerini açıklamayan şirketler var</strong></p>

<p>İsrail adına kamuoyu oluşturma faaliyeti yürüten bazı halkla ilişkiler firmaları ile sosyal medya figürlerinin, FARA bünyesindeki yasal şeffaflık zorunluluğuna rağmen İsrail hükümetiyle girdikleri parasal ilişkileri bildirmekten kaçındıkları saptandı.</p>

<p>Responsible Statecraft araştırmasını şu tespitle tamamladı: “İsrail’in yeni yöntemleri Amerika’daki nüfuz ortamını dönüştürüyor. Ancak bu yöntemler, İsrail’in kamuoyunda derin tepki çeken politikalarının yol açtığı destek kaybını durdurmakta şimdiye kadar yetersiz kaldı.”</p>

<p>Kaynak: Harici</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-gazzedeki-vahseti-ortmek-icin-abdde-yuz-milyonlarca-dolar-harciyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-yapay-zeka-1.jpg" type="image/jpeg" length="17320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="94960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="87610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="45335"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="63728"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="47173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="37468"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="64421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="57690"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="82814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="23840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="59302"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="50588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="31305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="34752"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="22051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="62798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="50902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="57862"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="18189"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
