<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 26 May 2026 16:30:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD ve İsrail'den Mescid-i Aksa'yı işgal planı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-ve-israilden-mescid-i-aksayi-isgal-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-ve-israilden-mescid-i-aksayi-isgal-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İsrail’in, Kudüs’teki Mescid-i Aksa üzerindeki Ürdün vesayetini sona erdirmek amacıyla yeni bir plan üzerinde çalıştığı iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Middle East Eye’a (MEE) konuşan çok sayıda kaynak, plan kapsamında kutsal mekanın yönetiminin İsrail’in çıkarlarıyla daha uyumlu hale getirileceğini öne sürdü.</p>

<p>ABD, Ürdün ve Filistinli yetkililerin yanı sıra Batılı ve Körfezli kaynaklara göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee tarafından desteklenen plan doğrultusunda, Ürdün destekli İslami Vakıflar İdaresi’nin (Waqf) yetkileri sona erdirilecek. Bunun yerine İsrail hükümeti tarafından oluşturulacak yeni bir yapının Mescid-i Aksa’yı “çok dinli bir merkez” olarak tanımlayacağı belirtildi.</p>

<p>Habere göre yeni düzenleme kapsamında Yahudilere kutsal alanda “eşit erişim” hakkı tanınması ve toplu Yahudi ibadetine resmî izin verilmesi öngörülüyor. Ayrıca İsrail’in imamlar, vaizler ve üst düzey cami görevlilerinin atanmasında söz sahibi olacağı, cuma hutbelerinin içeriğine de müdahil olacağı ileri sürüldü.</p>

<p>MEE’ye konuşan iki ABD’li yetkili, Washington yönetiminin Mescid-i Aksa’nın geleceğine ilişkin bir taslak belge hazırladığını söyledi. Yetkililer, Trump yönetiminin bölgenin yalnızca Müslüman kimliğinden çıkarılarak üç semavi dine açık bir turizm merkezine dönüştürülmesini istediğini ifade etti.</p>

<p>Batılı bir yetkili ile Ürdün hükümeti hakkında bilgi sahibi bir kaynak ise bazı Arap ülkelerine Mescid-i Aksa üzerinde “dönüşümlü gözetim” yetkisi verilmesinin gündemde olduğunu aktardı. Kaynaklar, Bahreyn, Mısır, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ABD’nin önerisi hakkında bilgilendirildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Körfez kaynaklarına göre Suudi Arabistan’ın ise söz konusu plana karşı çıktığı kaydedildi. Haberde, İsrail’in bu fikri ilk olarak yaklaşık 10 yıl önce Trump yönetimine sunduğu, Mike Huckabee’nin büyükelçi olarak göreve başlamasının ardından ise planın uygulanması için Washington’a tekrar çağrıda bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Ürdünlü yetkililer, Haşimi vesayetinin uluslararası anlaşmalarla tanındığını ve Kudüs’teki kutsal mekânların tarihi statüsünün korunmasının Ürdün için temel bir mesele olduğunu vurguladı. 1994 Ürdün-İsrail barış anlaşmasının 9. maddesinin Amman yönetiminin Kudüs’teki İslami kutsal mekânlar üzerindeki özel rolünü tanıdığı hatırlatıldı.</p>

<p>Haberde ayrıca, Mescid-i Aksa’daki mevcut statükonun zamanla aşındığı yönündeki Filistinli ve Ürdünlü endişelere de yer verildi. İsrail polis baskınları, aşırı sağcı Yahudi grupların bölgeye düzenlediği ziyaretler ve Yahudi ibadet hakkı yönündeki çağrıların statükoyu değiştirme girişimi olarak görüldüğü belirtildi.</p>

<p>MEE’nin haberine göre Ürdün yönetimi, olası ABD-İsrail planına karşı bölgesel destek arayışında. Körfez kaynakları, Riyad yönetiminin Haşimi vesayetini “bölgesel istikrarın temel unsurlarından biri” olarak gördüğünü ifade etti.</p>

<p>Haberde, içeriğin yayınlanmasının ardından bir ABD’li yetkilinin Beyaz Saray’ın Ürdün’ün vesayetini kaldırmak için aktif çalışma yürüttüğü iddiasını yalanladığı ve haberi “tamamen yanlış” olarak nitelendirdiği aktarıldı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-ve-israilden-mescid-i-aksayi-isgal-plani</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/aksaa-1.jpg" type="image/jpeg" length="73411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı arefesinde mühim bir vecibe: Teşrik tekbiri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kurban-bayrami-arefesinde-muhim-bir-vecibe-tesrik-tekbiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kurban-bayrami-arefesinde-muhim-bir-vecibe-tesrik-tekbiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün Kurban Bayramı arefesi. Müslümanlar için bu kıymetli zaman diliminde, yerine getirilmesi vacip olan ehemmiyetli bir ibadet başlıyor: Teşrik Tekbiri]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Teşrik tekbiri, arefe gününün sabah namazından başlayarak Zilhicce ayının 9. gününden 13. gününe kadar devam eden beş günlük bir süreyi kapsıyor. Bayramın dördüncü gününün ikindi namazı dâhil olmak üzere, her farz namazın peşinden getirilmesi şer'i bir gereklilik, yani vacip konumunda bulunuyor.</p>

<p>Müminlerin arefe günü sabah namazı farzının ardından başlayıp bayramın son günü ikindi namazı farzının ardından tamamlayacağı bu tekbirler, toplamda yirmi üç farz namazın sonuna ekleniyor. Üstad Necip Fazıl Kısakürek İman ve İslam Atlası eserinde, söz konusu ibadeti "Teşrik Tekbirinin 5 günlük müddet ve 23 defa bir namaz içinde eda veya kaza şekliyle getirilmesi vaciptir" cümlesiyle açıkça izah ediyor. İlave olarak, hutbede hatibin cemaatle beraber getirdiği uzunca tekbirin de cemaatçe tekrarlandığı ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okurlarımıza bu mühim vecibeyi hatırlatırken, Kurban Bayramı arefesi sabah namazıyla birlikte farz namazların ardından teşrik tekbirlerini hassasiyetle okumalarını tavsiye ediyoruz. Namazların edası veya kaza edilmesi durumlarında bu yirmi üç vakitlik süreçte tekbirlerin bütünüyle tamamlanması, bayramın ruhuna ve şer'i ölçülere uygun hareket etmenin temelini oluşturuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kurban-bayrami-arefesinde-muhim-bir-vecibe-tesrik-tekbiri</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/arefeeee.webp" type="image/jpeg" length="50598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güzelbahçe Belediyesi'ne operasyon: Eski ve yeni başkan gözaltında]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/guzelbahce-belediyesine-operasyon-eski-ve-yeni-baskan-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/guzelbahce-belediyesine-operasyon-eski-ve-yeni-baskan-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda Güzelbahçe Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyonda, mevcut Belediye Başkanı Mustafa Günay ve önceki dönem Belediye Başkanı Mustafa İnce'nin de aralarında bulunduğu en az 5 kişi gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Güzelbahçe Belediyesi'ne yönelik operasyon gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Güzelbahçe Belediyesi önceki dönem Belediye Başkanı Mustafa İnce ve belediyenin imar müdürünün de aralarında yer aldığı 5 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Gözaltına alınan şüpheliler, hastanede yapılan sağlık kontrollerinin ardından sorgulanmak üzere İzmir İl Jandarma Komutanlığı'na sevk edildi. Operasyon kapsamında jandarma ekiplerinin Güzelbahçe Belediyesi binasına girerek başlattığı evrak ve dijital materyal arama çalışmalarının ise halen devam ettiği öğrenildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/guzelbahce-belediyesine-operasyon-eski-ve-yeni-baskan-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/chpoperasyon.webp" type="image/jpeg" length="94647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Hüseyin Dursun: Üniversitenin aslî vazifesi kökleriyle irtibatını koparmamış şahsiyetler inşa etmektir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dr-huseyin-dursun-universitenin-asli-vazifesi-kokleriyle-irtibatini-koparmamis-sahsiyetler-insa-etmektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dr-huseyin-dursun-universitenin-asli-vazifesi-kokleriyle-irtibatini-koparmamis-sahsiyetler-insa-etmektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dr-huseyin-dursun-universitenin-asli-vazifesi-kokleriyle-irtibatini-koparmamis-sahsiyetler-insa-etmektir</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/katip-celebi-huseyin-dursun.webp" type="image/jpeg" length="28307"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üstad Necip Fazıl’ın eserlerinden seçki]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazilin-eserlerinden-secki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazilin-eserlerinden-secki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ruh dünyasını ve fikir çilesini yansıtan en temel eserlerini sizler için bir araya getirdik. Üstad’ın kaleminden çıkan bu kıymetli mirasın fikir ve gönül dünyamızdaki büyük önemine binaen, bu özel seçkiyi siz değerli okurlarımız için hazırladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>CİNNET MUSTATİLİ</strong></h2>

<p>Bir ansiklopediye geçmiş ifadeyle, “hapisleri üniversite yıllarından çok olan” Necip Fazıl, 1943'den başlayarak 1947-1950-1951-1952-1957-1959 ve 1960 senelerinde cezaevine girdi. Son mahkûmiyet kararı ise vefatı sebebiyle infaz edilemedi. 1955'de “Yılanlı Kuyudan” ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, “büyük sanatkâr”a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür.</p>

<h2><strong>BİR ADAM YARATMAK</strong></h2>

<p>Geçirdiği büyük ruh çilesinin sahne destanı... İstanbul Şehir Tiyatrosunun 1937-38 sezonunda Muhsin Ertuğrul tarafından sahnelenip temsil edilen eser, ilk temsil gecesinden itibaren çok büyük yankı uyandırmış ve 1977 yılında sinemaya da aktarılmıştır.</p>

<h2><strong>KAFA KAĞIDI</strong></h2>

<p>Hayat hikâyesini bazı eserlerinde gereğince yazmış olduğunu, ancak asıl ruh hayatını, ruhunun kafa kâğıdını resimlendirmek istediğini dile getirirken, bu eseriyle geçmiş, özellikle çocukluk günlerinin perdesini bir daha aralar. Kafa Kâğıdı, olayların dış tezahür çizgilerinden ziyade, onları doğuran ruhî oluşları tesbite yönelik bir otobiyografidir. Yarım kalmışlığı ile ayrı bir «hususiyet» kazanan eser, Ocak 1984'de Milliyet gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra kitaplaşmıştır.</p>

<h2><strong>O VE BEN</strong></h2>

<p>Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri'ni ‘Tanıyıncaya Kadar’ ve ‘Tanıdıktan Sonra’ diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hadiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri ‘O Ve Ben’i 1975'de şöyle takdim etmiştir: «Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O'nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim bir buçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.»</p>

<h2><strong>YUNUS EMRE</strong></h2>

<p>Mezarlığı olmayan köyü bulmak için yola çıkan ve ilk bilgi olarak, ölümsüzlüğe giden yolun insanın kendi içinden geçtiğini öğrenen Derviş Yunus'un hikayesi...</p>

<h2><strong>PARA</strong></h2>

<p>Piyesin baş aktörü, «hayata hâkim küçük tedbirlerin, miskin hesapların adamı bir Banka Patronudur. Para kazanmak uğruna her şeyi meşru görür, ama asla, ahlâksızlığının üstünü örterek namuslu görünmek gibi riyakâr bir tavır içine girmez. Hasılı, ahlâksızlığında samimi bir adamdır. Ayrıca, aile fertlerinden başlayarak, yanında çalıştırdığı ve toplumun çeşitli kademelerinde ilişkide bulunduğu namuslu ve dürüst görünen insanların çoğunluğunun samimi olmadığının da farkındadır. Piyes'te gelişen hadiselerin merkezinde para, öyle bir ölçüdür ki, insanların bütün içyüzünü olduğu gibi ortaya çıkarmaktadır...</p>

<h2><strong>SAHTE KAHRAMANLAR</strong></h2>

<p>Sahte Kahramanlar, İslâm ve Öbürleri... Necip Fazıl Kısakürek'in iki ayrı konferansı...</p>

<p>Her konferans, farklı tarih ve şehirlerde çeşitli defalar binlerce dinleyiciye hitaben verilmiş olup büyük ilgi doğurmuştur. 1949'da Büyük Doğu Cemiyetinin kuruluşundan itibaren Anadolu'yu bir uçtan öbür uca sarsan Necip Fazıl için, mevzu ne olursa olsun verdiği her konferans, «Tanzimattan beri gelen sahte inkılapların çürüttüğü ruh kökümüzü kurtarma, kâinat çapında hesaba vurma, Türkün ruh ve madde dünyasını Batının da hayran olacağı ve içinde her derde deva bulacağı bir ideolocya planında kurma ideali»ne bağlıdır.</p>

<h2><strong>TANRI KULUNDAN DİNLEDİKLERİM</strong></h2>

<p>Eserin içeriğini oluşturan yazılar, 1943 ve 1945 Büyük Doğu dergilerinde «Tanrı Kulundan Dinlediklerim» başlığı altında kaleme alınmıştır. Başlıktaki nisbetlendirmenin de ifadelendirdiği gibi eser, Necip Fazıl’ın Efendisinden aldığı feyzin bereketiyle, tarih, fikir, sanat, şiir, roman, hikâye, tiyatro; hâsılı el attığı her mevzuda, «O kapıya bağlı kıymetlendirme ölçülerini» billurlaştırdığı bir eserdir.</p>

<h2><strong>MOSKOF</strong></h2>

<p>Toplumlar ve milletler arasındaki zıtlığa, buzdağı ve yanardağ derecesinde en keskin örnek olarak, Moskofla Türkün gösterilebileceğini söyleyen Necip Fazıl, bu eserinde tarihî bir perspektif içinde Türk- Rus münasebetlerinin tahlilini yapar. Bu tahlilin içinde «Moskof» sözcüğünün ifade ettiği mânâ kadar Altun Ordu'dan başlayarak Cumhuriyet devrine kadarki Türk tarihinin kritik dönemlerinin teşhis ve mânalandırılması da vardır. Üç ana bölüm halindeki eserin, kitap boyunca ispatına girişilen temel tezi ise, 1917 ihtilalinden sonra bütün dünyanın başına belâ kesilen Rusya'nın dünya sahnesine çıkmasında iki Müslüman ve asılları Türk başbuğun, 14. Asır sonlarında Timurlenk'in ve 18. Asır başlarında Baltacı Mehmet Paşa'nın sorumlu olduğudur.</p>

<h2><strong>TOHUM</strong></h2>

<p>Muhsin Ertuğrul, bir yemekte; «Niçin bir piyes yazmıyorsun?» sualiyle, tiyatroyu, «hayatın (kantite) gibi değersiz ve geçici yüzünü değil, (kalite) gibi derin ve sonsuz şahsiyetini zapteden ve onu molozlarından ayıklayarak tasfiye eden, tıpkısını, fakat başka türlüsünü gösteren mistik bir ayna olarak gören Necip Fazıl'ın yıllardır içinde gömülü bir hasrete dokunur. O anda, Şehir tiyatrosuna bir eser teslim etmek için sadece 20 günlük bir süre kalmıştır. Hemen kararını verir ve 7 gün içinde «Tohum»u bitirir. 1935 senesinde Muhsin Ertuğrul tarafından sahnelenen «Tohum» piyesinde olay, Anadolu'nun işgal edilmiş bir köşesinde, Maraş'ta cereyan eder. Vatan sadece bir toprak parçasından ibaret değildir. Dolayısıyla vatanı müdafaanın gizlediği bir aksiyon; aksiyonun gizlediği bir fikir; ve fikrin gizlediği mahrem bir benlik olmak gerekir. Tohum, milli mücadeleyi, Anadolu halkının öz benliğinde mevcut ruhun bir fışkırışı olarak gösterir.</p>

<h2><strong>REİS BEY</strong></h2>

<p>1948'den 1960 yılına kadar geçen sürede tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey. Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş kalpli bir kanun tatbikçisi... Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve «cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır.» Günün birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey'in buz gibi iç dünyası müthiş bir sarsıntıyla yerle bir olacaktır.</p>

<h2><strong>BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLÂM TASAVVUFU</strong></h2>

<p>Bu eser, 1962 yılının Ramazan ayında üç gece teravihten sahur vaktine kadar konferans şeklinde verildikten 20 sene kadar sonra bizzat Necip Fazıl tarafından kitaplaştırılmış ve İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak en başa alınması gereken verimlerinden biri olarak gösterilmiştir. İki ana bölümden oluşan kitapta, «Batı Tefekkürü«başlığı altında İlkçağ felsefecilerinden başlayarak günümüze kadar ulaşan Batı düşünce çizgisi kısa ve kalın hatlarıyla ele alınmış ve hükme bağlanmıştır. İkinci bölümde ise İslam tasavvufu, en ince ve mahrem çizgileriyle anlatılmıştır. Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu yayınlandığı 1982 senesinde Türkiye Yazarlar Birliği'nin fikir ödülünü kazanmıştır.</p>

<h2><strong>PEYGAMBER HALKASI</strong></h2>

<p>Sahabiyi, «Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini peşin olarak O'na bağlayan ve sonra bu bağlanış etrafındaki hakikat dairesi üstünde dilediği gibi akıl atını koşturan ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük insan örneği olarak tarif eden Necip Fazıl, bu eserinde, «Sahabi keyfiyetinden bir pırıltı verebilmek gayesini» gütmüş ve alınlarında Sahabîlik nurunu taşıyan ebediyyet kahramanlarından bir kısmını örnekleştirmiştir.</p>

<h2><strong>HESAPLAŞMA</strong></h2>

<p>Hesaplaşma, Tarihte Yobaz ve Yobazlık, Türkiye ve Komünizm... Necip Fazıl, mücadele tarihinin bilançosunu kalabalıklar önünde «Hesaplaşma» konferansı ile çıkarırken, «Tarihte Yobaz ve Yobazlık» isimli konferansında, en ulvî hakikatleri kendi basit anlayışı içinde hapseden, donduran ve «ahmakça inanışla aptalca reddediş» arasında gezen Yobazın ruhi portresini çizer, vasıfları üzerinde durur ve tarihi örneklerini verir. «Türkiye ve Komünizm» ise, bir antitez olarak gördüğü Marksizmin fikri tahlili yanında, komünizmin Türkiye macerasına dikkatleri çeker.</p>

<h2><strong>ESSELÂM</strong></h2>

<p>«Bu eser, bir mevlid mi?.. Hayır! Sadece O’na olan eritici aşkımın ve gevşemez bağlılığımın vecd destanı.» «Kıyamete kadar gelecek mukaddesatçı Türk gençliğine ithaf» edilmiş olan ve sonuna «Vasiyet» bölümü de eklenmiş bulunan, Peygamberler Peygamberinin mukaddes hayatının 63 Levhada manzum olarak anlatıldığı eser, 1960-61 hapsinde yazılmaya başlanmış, son şekline ise 1972 Ramazanında kavuşmuştur.</p>

<h2><strong>DÜNYA BİR İNKILÂP BEKLİYOR</strong></h2>

<p>Dünya Bir İnkılap Bekliyor, Yolumuz Halimiz Çaremiz, Ruh Muvazenesi, Her Cephesiyle Komünizm... «Evet, İslâm, 16. Asır sonlarına doğru temsil kadrosunda zaafa uğramıştır. Ama daha sözünü söylemiş değil. Son sözünü temsil kadrosunda ve yeni telakkiler önünde henüz söylememiştir. Bu son sözü söyletecek nesli yoğurmaya çalışıyoruz.» Her konferans, bu çabanın eseri halinde, konu başlığının işaret ettiği meselelerde sosyal bir şuur zemini oluşturma teşebbüsüdür.</p>

<h2><strong>TARİH BOYUNCA BÜYÜK MAZLUMLAR</strong></h2>

<p>Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar, her dinde, her inanışta ve her milletten mazlumun, zulmediciye nisbetle ele alındığı bir eserdir. Büyük Yunan Filozofu Sokrates’ten başlayarak, İsa dininin mazlumları, İslâm’ın ilk kurbanları, Peygamber torunu iki şehit Hazreti Hasan ve Hüseyin, Haccac’ın zulümleri, İmam-ı Azam ve diğer mezhep imamları, Mansur, Jan Dark, Cem Sultan, San Bartelomi Kurbanları, Genç Osman, Jan Kalas, Büyük Fransız İhtilali kurbanları, Dreyfus ve İttihat Terakki cinayetlerine kadar tarih boyunca zulme uğramış birçok şahsiyet bir araya getirilir. Eser, tarihî zulüm ve mazlumluk davasına bir giriş mahiyetinde sunulur.</p>

<h2><strong>TÜRKİYENİN MANZARASI</strong></h2>

<p>İlk defa 1973’te, Cumhuriyetin 50. Yılı münasebetiyle yayınlanan kitap, müthiş bir bakış açısı genişliği ve vizyon derinliğiyle adeta günümüz için yazılmıştır. 1839 Tanzimat hareketiyle başlayan Türkü ruh kökünden koparma hamleleri ve Batılılaşma gayretlerinin ekonomik, sosyal, siyasî, ilmî, ahlâkî ve dinî yönlerden ülkeyi ne hale getirdiğinin kuşbakışı resmi ve acı tahlili...</p>

<h2><strong>NUR HARMANI</strong></h2>

<p>Binlerce Hadîs içinden bir demet halinde, Peygamberler Peygamberinin topyekûn eşya ve hâdiseleri aydınlatan mübarek sözleri... «Hakikat» ve «Ahlâk» ana başlıkları altında 254’er Hadîs’in derlendiği kitabın son bölümünde «Manzum 101 Hadîs» yer almaktadır.</p>

<h2><strong>İMAN VE İSLÂM ATLASI</strong></h2>

<p>İman ve İslâm Atlası, alışılmış din kitaplarının dışında bir anlayışla, şekille ruhu ve amelle hikmeti birbirine emdirmek gayesi etrafında, en emin ilmihâlle en şaşmaz tefekkürü birleştirme iddiasındaki bir eserdir. 1960-61 hapsinde yazılmaya başlanmış, uzun yıllar bir rüşeym halinde taşındıktan sonra 1981’de yeniden ele alınarak kalıba dökülmüştür. Müellif, bütün sanat, fikir, vecd ve imân melekelerini birleştirerek eseri yepyeni bir hâdise olarak ortaya koyma gayesini dile getirir. Eser, doğrudan doğruya kaynağa yönelme, tarife yerine gayeyi özüyle ruhlara sindirme, reçete yerine mânâda ilacın kendisini tattırma çabasıyla şekillenir. İskelet üzerine vücudu yerleştirmek ve peteği en halis balla doldurmak benzetmeleriyle ifade edilen bu cehd, müellifin bütün eserlerini tamamlayıcı bir mahiyet taşır ve neticesini yeni iman ve İslâm nesline bırakır.</p>

<h2><strong>VELİLER ORDUSUNDAN 333</strong></h2>

<p>Evliyâ menkıbeleri... Ebu Hâşim Sofi’den başlayarak, herhangi bir silsile ve tarih endişesine kapılmadan, kol kol, karmakarışık ve umumî şekilde yüzbinlerce namsız ve nişansız velî arasından 333’ünün; «aklın patladığı ve hesabın kül olduğu sınırdan ilerideki âlemde meclis kuranlar»ın hikayesi... Kitabın son bölümünde, «Kadın Erenler»den bir kısmı şu ölçü altında levhalaştırılmakta: «Kadın, velîlik şartlarına büründüğü zaman, fazl bakımından erkeği geçer.» 1945 Büyük Doğu dergilerinde tefrika edilen ve «Halkadan Pırıltılar» ismi altında defalarca basılan, fakat bir türlü layıkiyle bütünleştirilemeyen eser, nihayet 1976 yılında bizzat kendisi tarafından son şekline kavuşturulmuştur.</p>

<h2><strong>İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ</strong></h2>

<p>«Bu eser, benim bütün varlığım, vücut hikmetim, her şeyim... Ben, arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi, bu eseri örgüleştirmek için yaratıldım. Şiirlerim de, piyeslerim de, hikâyelerim de, ilim ve fikir yazılarım da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım «müştemilât»dan başka bir şey değil... Güzelim Türkçenin «katık» tâbiri ne kadar yerinde. Gerçek gıda «nân-ı aziz» dediğimiz ekmektedir ve gerisi, ona katılmaktan kinaye «katık»tan ibaret... İçinde yüzde elliden fazla (hidro-karbone) cevher bulunduran ekmek, pastaların üstündeki her türlü krema ve (fantezi) oyunlarına sırt çevirmiş, kuru ve yavan, fakat besleyici ve kurtarıcı fikre ne güzel remz!.. İşte, ezel kadar eski ve ebed kadar yeni, topyekûn insanlık çapındaki dâvanın bu eserini tamamlarken, onu, gıdasını Büyük Doğu ekmeğine borçlu bildiğim Anadolu gençliğine ithaf ederim.»</p>

<h2><strong>ÇÖLE İNEN NUR</strong></h2>

<p>Çöle İnen Nur, Üstad’ın hayatına yön veren ve kendisine biricik yolu gösteren Esseyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri’nin ruhaniyetine ithaf ettiği bir eserdir. Allah Resulü’nün mübarek hayatını konu alan eser, ilk olarak 1950’de kaleme alınmış, farklı başlıklarla çeşitli dönemlerde tefrika edilmiş, yarım kalan teşebbüslerin ardından 1969’da nihai şekline kavuşmuştur. Eser, siyer kitaplarının alışılmış anlatımından farklı olarak, en emin kaynaklardan devşirilmiş olmakla birlikte, aklî ispat ve teftiş gayesi gütmeyen; iman sahiplerine hitap eden, mutlak doğru üzerine hissî ve teessürî bir çatı kuran bir deneme mahiyetindedir. Bu yönüyle bir ilim çalışmasından ziyade, inanmış ve teslim olmuş bir sanat tavrıyla kaleme alınmış eser olarak takdim edilir.</p>

<h2><strong>SON DEVRİN DİN MAZLUMLARI</strong></h2>

<p>«Bu eser, 'Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor. İmân ve ideal uğrunda umumi mazlumluk davasının çok yakından, öz hayatımızdan, yakın tarihimizden ele alınması ve hususi planda gösterilmesi... Bu yakın tarih ve hususi plân, İttihad ve Terakki ile başlayan, Cumhuriyetle yerleştiğini gördüğümüz İslâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin üzerinde en kuduz zulüm kılıcıyla düşürülen mazlum başların hikâyelerini anlatır.»</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ULU HAKAN</strong></h2>

<p>Ulu Hakan, Necip Fazıl’ın toplum dâvasında Türk tarihi ve sahte inkılâplar bilmecesinin anahtar şahsiyeti olarak gördüğü Abdülhamid Han’ın hayatını, bir tez ve dava çerçevesi içinde ele aldığı bir eserdir. Üstad, bu çalışmada Abdülhamid’i kuru bir biyografi konusu olmaktan çıkararak, tarihî bir hesaplaşmanın merkezine yerleştirir. Eserde, Abdülhamid hakkında kursaktan doğma uydurmalar yerine, onun şahsiyeti etrafında bir sentez kurma gayesi öne çıkarılır. Necip Fazıl, Abdülhamid’in tarihî büyüklüğüne dikkat çekerken, onun hakkında üretilen ve uzun yıllar devam eden sahte tarih anlayışına karşı açık bir reddiye ortaya koyar.</p>

<h2><strong>BAŞBUĞ VELÎLERDEN 33</strong></h2>

<p>Velîler Ordusu kitabında hayatı anlatılan 333 Velînin içine, «Bir» sayısını Allah Resulüne verdikten sonra mukaddes emaneti O'ndan alıp günümüze kadar getiren, O'nunla beraber 33 büyük velî, esere bilhassa alınmamıştı. İşte, Necip Fazıl'ın kaleminden oraya alınmayan ve hususî bir kolu, «Silsile-i Zeheb-Altun Halka»yı oluşturan 33 mâna kahramanının kelâma bürünebildiği kadarıyla mukaddes hayatları...</p>

<h2><strong>İMAN VE AKSİYON</strong></h2>

<p>İman ve Aksiyon, Özlediğimiz Nesil... Necip Fazıl Kısakürek’in iki ayrı konferansı... Her konferans, farklı tarih ve şehirlerde çeşitli defalar binlerce dinleyiciye hitaben verilmiş olup büyük ilgi doğurmuştur. 1949’da Büyük Doğu Cemiyetinin kuruluşundan itibaren Anadolu’yu bir uçtan öbür uca sarsan Necip Fazıl için, mevzuu ne olursa olsun verdiği her konferans, «Tanzimattan beri gelen sahte inkılapların çürüttüğü ruh kökümüzü kurtarma, kainât çapında hesaba vurma, Türkün ruh ve madde dünyasını Batının da hayran olacağı ve içinde her derde deva bulacağı bir ideolocya planında kurma ideali»ne bağlıdır.</p>

<h2><strong>DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI</strong></h2>

<p>Doğru Yolun Sapık Kolları, Allah Resulü’nün ümmetinin fırkalara ayrılacağına dair haberinden hareketle, Hazreti Osman devrinden itibaren ortaya çıkan sapık itikad ve davranışları ele alır. Eserde, bütün ihtilâfların kuru akıl ve şeytanî hayalde birleştiği vurgulanırken, sahabînin temsil ettiği vecd ve teslimiyetin zamanla zayıflamasıyla ayrılıkların ve itikadî sapmaların doğduğu ifade edilir. Kitapta, «Sünnet ve Cemaat Ehli» dışında kalan batıl kollar, ilk örneklerinden itibaren tarihî bir geliş içinde incelenir ve günümüze bağlanır. Gaye, İslâm’ı olduğu gibi bulmak, dinin ulvî ve mücerred hakikatini ortaya çıkarmak; onu uydurmalara ve şahsî vehimlere feda etmemektir.</p>

<h2><strong>TASAVVUF BAHÇELERİ</strong></h2>

<p>«İrşad edicim, Kurtarıcım ve Efendim Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ne ait, dışından öğretici mahiyette bu son asrın en büyük din eserini, en titiz sadakat, en derin dikkat ve en keskin haşyetle sadeleştirirken, kendimden ekleyeceğim biricik ölçü, Büyük Veli’nin muazzez ruhaniyetine sığınmak ve affını dilemektir.» Kitapta, tarifinden başlayarak, tasavvufun gayesi, konusu ve terimleri; Nakşî yolunun hususiyetleri ve ayrıca sufî, mutasavvıf, melamî ve fakir gibi tabirler izah edilmektedir.</p>

<h2><strong>SİYAH PELERİNLİ ADAM</strong></h2>

<p>Siyah Pelerinli Adam, Kumandan... Necip Fazıl, oynanmasından ziyade okunması için kaleme aldığı bu eserini, «tek perdede bir hikâye» şeklinde takdim eder. Eser ilk defa 1943 Büyük Doğu’larında tefrika edilmiştir.</p>

<h2><strong>AHŞAP KONAK</strong></h2>

<p>Necip Fazıl’ın 1960 İhtilalinden sonra girdiği hapishanede yazdığı ikinci piyes olan Ahşap Konak, giderek yozlaşan ve ahlâkî değerlerinden uzaklaşan bir toplumu, çekirdeğinden gösteren bir temsildir. Ahşap Konak, üç neslin bir arada fakat ayrı katlarda ve aralarındaki korkunç anlayış ve yaşayış uçurumu içinde yaşadığı bir mekânı temsil ederken, zaman boyutunda, 1950 sonrası Türk cemiyetinin tezatlar içindeki içler acısı halini sembolize etmektedir.</p>

<h2><strong>YENİÇERİ</strong></h2>

<p>Yeniçeri'yi dünyanın ilk teşkilatlı ve meslekî ordusu olarak gören ve gösteren Necip Fazıl'a göre, Yeniçeri, kuruluşundan sonraki ilk iki asır içinde ideal askerdir ve devletinin gayesine ve ahlâkına bağlıdır. Tanzimata kadar sürecek olan sonraki üç asır içindeyse bizzat devlet suikastçısı bir âsidir. Yeniçerinin bu çöküşü, ruhî ve sosyal bir müessire, iman vecd ve aşkının gönüllerden uçup gitmesine bağlıdır ve Yeniçeri, bu korkunç ve hazin tecelliyi göstermekte sadece bir vesiledir. Bu eser, müellifinin bizzat belirttiği gibi, tarihî rezalet ve fecaatlerin bir hikâyesi olarak kaleme alınmış olmaktan ziyade, Yeniçerinin işe nereden başlayıp, işi nerede bitirdiğini göstermek ve bunun ruhî ve sosyal müessirlerini çerçevelemek gayesiyle yazılmıştır.</p>

<h2><strong>GÖNÜL NİMETLERİ</strong></h2>

<p>İmam Kastalanî’nin, Allah Resulü’nün hayatını anlatan «El-Mevahibü’l Ledüniyye» eserini, Gönül Nimetleri ismiyle, şair Bâki çevirisinden kendi üslubuna dökerek günümüz diline aktaran Necip Fazıl, kitaba yazdığı takdimde, dikkatleri şu noktaya çekmektedir: «Okuyucuların Kâinatın Efendisine ait bu eseri, benzerleri arasında en eminlerden biri tanımalarını diler ve bu mukaddes mevzu karşısında haşyetle susmaktan ve eseri tatmaya çalışmak tavsiyesinden başka söz olmadığını bildiririz...»</p>

<h2><strong>VATAN DOSTU SULTAN VAHİDÜDDİN</strong></h2>

<p>Eser, ismi vatan hainliğine çıkarılan Sultan Vahidüddin’i savunmak ve Milli Kurtuluş Hareketi’nin ilk defa onun tarafından düşünüldüğünü ve Mustafa Kemal’in bu maksatla Anadoluya gönderildiğini tespit gayesiyle yazılmıştır. “Sultan Vahidüddin” kitabı, günlük bir gazetede (1968-1968) tefrika edildikten sonra 1968, 1975 ve 1976 tarihlerinde yayınlanmış ve bu üç basımın 1. ve 3’üncüsü hakkında, Mustafa Kemal’e hakaret içerdiği iddiasıyla dava açılmıştır. Eserin ilk basımıyla ilgili açılan ceza davası, dosya Yargıtay incelemesindeyken çıkan basın affı sebebiyle muameleden kaldırılmış; 3. basım sebebiyle açılan ceza davası ise, kitapta öne sürülen fikirler, Nutuk isimli esere aykırı olduğu için, kitabın toplatılmasına ve Necip Fazıl’ın 1,5 yıl hapse mahkumiyetine karar verilmiştir. Kesinleşen mahkumiyet kararı, Necip Fazıl’ın 25 Mayıs 1983 tarihinde vefatı sebebiyle infaz edilememiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazilin-eserlerinden-secki</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/ustadsecki.jpg" type="image/jpeg" length="20162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump’tan İran anlaşmasına İsrail şartı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trumptan-iran-anlasmasina-israil-sarti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trumptan-iran-anlasmasina-israil-sarti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün gibi ülkelerin İsrail’le normalleşmeyi öngören İbrahim Anlaşmaları’na katılmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen anlaşma sürecini İsrail’in bölgesel meşruiyetini genişletecek yeni bir diplomatik hamleye bağladı. Trump, İran’la imzalanacak muhtemel anlaşmanın yanında, bölgede etkili Müslüman ülkelerin de İsrail ile normalleşme sürecine dahil edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Trump, açıklamasında Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün gibi ülkeleri işaret ederek bu ülkelerin İbrahim Anlaşmaları’na katılmasının “zorunlu” olması gerektiğini savundu. ABD Başkanı, özellikle Suudi Arabistan ve Katar’ın sürece öncülük etmesi gerektiğini, ardından diğer ülkelerin de aynı çizgiye gelmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>İran anlaşması İsrail normalleşmesine bağlanıyor</strong></h2>

<p>Trump’ın çıkışı, Washington’un İran dosyasını yalnızca nükleer müzakere veya güvenlik başlığı olarak ele almadığını gösteriyor. ABD yönetimi, İran’la yapılacak muhtemel anlaşmayı İsrail’in bölgedeki konumunu güçlendirecek bir pazarlık zeminine çevirmek istiyor.</p>

<p>İbrahim Anlaşmaları, Trump’ın ilk başkanlık döneminde Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in İsrail’le normalleşmesiyle gündeme gelmişti. Daha sonra farklı ülkelerle genişletilen bu süreç, ABD açısından İsrail’in Arap ve Müslüman dünyasında kabulünü artıracak stratejik bir araç olarak görülüyor.</p>

<h2><strong>Türkiye ve Pakistan’ın adı dikkat çekti</strong></h2>

<p>Trump’ın açıklamasında Türkiye ve Pakistan’ın da zikredilmesi dikkat çekti. Türkiye’nin İsrail’le diplomatik ilişkileri geçmişten bu yana var olsa da Gazze'deki soykırım sürerken ilişkiler büyük gerilim yaşamıştı. Pakistan ise İsrail’i tanımayan ülkeler arasında yer alıyor. Bu sebeple Trump’ın Pakistan’ı da İbrahim Anlaşmaları kapsamına dahil etmek istemesi, İslam dünyasında ciddi tartışmalara yol açabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Reuters’ın aktardığına göre Pakistan tarafı, İbrahim Anlaşmaları ile İran görüşmelerinin ayrı başlıklar olduğunu belirterek bu yaklaşımı reddetti. Suudi Arabistan cephesinde ise İsrail’le normalleşme meselesi, Filistin devletine giden geri dönülmez bir sürecin başlaması şartına bağlanıyor.</p>

<h2><strong>Gazze'deki soykırım gölgesinde normalleşme baskısı</strong></h2>

<p>Trump’ın çıkışı, Gazze’de İsrail’in saldırıları devam ederken geldiği için bölge ülkeleri açısından daha ağır bir diplomatik baskı anlamı taşıyor. Washington, İran’la anlaşma masasını geniş bir İsrail normalleşmesi projesine çevirmeye çalışırken, bölgedeki kamuoylarında İsrail’e yönelik tepki halen yüksek seviyede bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tablo, ABD’nin bölge siyasetinde temel önceliğinin yine İsrail’in güvenliği ve diplomatik kuşatmasının kırılması olduğunu ortaya koyuyor. İran anlaşması üzerinden kurulan yeni denklemde Washington, Tahran’ı sınırlamayı, İsrail’i tahkim etmeyi ve Müslüman ülkeleri aynı masa etrafında İsrail’le normalleşmeye zorlamayı hedefliyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trumptan-iran-anlasmasina-israil-sarti</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/adsiz-tasarim-5.png" type="image/jpeg" length="59833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Camide bayram temizliği yapan imama yumruklu saldırı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/camide-ayram-temizligi-yapan-imama-camide-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/camide-ayram-temizligi-yapan-imama-camide-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahçelievler'de camide temizlik yaptığı sırada bir şüphelinin saldırısına uğrayan imam yaralanırken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyavuşpaşa Merkez Cami İmam Hatibi Selami Beyaztaş, camide bayram temizliği yaptığı sırada kimliği belirsiz bir kişi tarafından saldırıya uğrayarak darbedildi.</p>

<p>Beyaztaş, saldırganın elinden kurtularak cemaate haber verirken, şüpheli olay yerinden kaçtı.</p>

<p>Cami cemaatinin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Yaralanan Beyaztaş, sağlık görevlilerinin müdahalesinin ardından hastaneye götürüldü.</p>

<p>Daha sonra polis merkezine giden Beyaztaş, saldırgandan şikayetçi oldu.</p>

<p>Beyaztaş polis merkezinde verdiği ifadesinde, saat 11.00 sıralarında cami içerisinde temizlik yaparken, bir şüphelinin süpürgenin fişini çekmesini istediğini ve namaz kılacağını söylediğini belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Ben de 'İki saf kaldı, onun akabinde çekeceğim zaten.' dedim. Şahıs hiçbir şey demeden gidip süpürgenin fişini çekti. Ben tekrar fişi taktım. O da minberin sağ tarafına geçti. Ben minberin sol tarafındaydım ve onu görmüyordum. Takribi 10-15 saniye sonra şahıs minberin diğer tarafından yanıma bir anda geldi ve ağız bölgeme arka arkaya yumruklar atmaya başladı. Ben hemen çevreden yardım istemek için cami avlusuna koştum. Beni cami avlusunda tekrar yakaladı ve yine yüzüme bir yumruk daha attı. Benden özür diletti. Daha sonrasından camiden kaçarak uzaklaştı.'</p>

<p>Vatandaşların ihbarı üzerine gelen ambulansla hastaneye gittiğini, tedavi olduğunu aktaran Beyaztaş, 'Burnumun kıkırdağının kırıldığını, üst dudağımın derin bir şekilde patladığını ve sağ gözümün altının ileri derecede zedelendiğini öğrendim. Ben bu saldırgan şahsı tanımam. Daha önceden cemaat içerisinde görmedim. Bana saldıran şahıstan davacı ve şikayetçiyim.' beyanında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Caminin güvenlik kamera görüntülerini izleyen polis ekiplerinin şüphelinin yakalanması için başlattığı çalışmalar sürüyor.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/camide-ayram-temizligi-yapan-imama-camide-saldiri</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/camiyumruk.webp" type="image/jpeg" length="62266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya'dan ABD'ye "Kiev'i boşaltın" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusyadan-abdye-kievi-bosaltin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusyadan-abdye-kievi-bosaltin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'li mevkidaşı Marco Rubio'ya diplomatik misyon çalışanlarını Ukrayna'nın başkenti Kiev'den tahliye etmesi için uyarıda bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Lavrov ile Rubio telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p>

<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatı üzerine Lavrov, 'Kiev yönetiminin, Rus topraklarındaki sivil halka ve unsurlara yönelik terör saldırılarına karşı, Rus ordusunun Kiev'deki askeri unsurlara yönelik sistematik saldırılar başlatacağı bilgisini' Amerikan tarafına iletti.</p>

<p>Görüşmede, diğer ülkelerle birlikte ABD'ye diplomatik misyon personelini ve diğer vatandaşlarını Kiev'den tahliye etmesi tavsiye edildi.</p>

<p>Rusya ile ABD arasında geçen yıl Alaska Zirvesi'nde, Ukrayna krizine ilişkin uzlaşıların sağlandığını anımsatan Lavrov, 'Avrupalı elitler ile Kiev yönetiminin, söz konusu uzlaşıları baltaladığını ve bunun üzüntü verici olduğunu' vurguladı.</p>

<p>İki bakan görüşmede, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin çözümüne yönelik diplomatik girişimler ve Küba'yla ilgili durum hakkında görüş alışverişinde de bulundu.</p>

<p>Lavrov ile Rubio, 'görüş ayrılıklarına rağmen Rus ve ABD diplomatik misyon temsilciliklerinin çalışma sürecinin iyileştirilmesine yönelik girişimleri yoğunlaştırma konusunda kararlı olduklarını' kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusyadan-abdye-kievi-bosaltin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 22:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/rusyaabd.webp" type="image/jpeg" length="52748"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail ordusunda bir asker daha intihar etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-ordusunda-bir-asker-daha-intihar-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-ordusunda-bir-asker-daha-intihar-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İntihar vakalarının son yıllarda ciddi oranda arttığı terörist İsrail ordusunda bir askerin daha intihar ettiği bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haaretz gazetesinin askeri kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail askerinin intiharına ilişkin askeri savcılığın geniş çaplı soruşturma başlattığı kaydedildi.</p>

<p>Hem muvazzaf hem de terhis olan yedek İsrail askerleri arasında intihar vakalarının giderek arttığına işaret eden haberde, ölen askerin ülkenin güneyindeki bir askeri üste görevli olduğu ve ailesine bilgi verildiği aktarıldı.</p>

<p>İsrail'in Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten itibaren düzenlediği soykırım saldırılarında görev alan bir İsrail askerinin de ABD'nin Miami kentinde intihar ettiği basına yansımıştı.</p>

<p>İsrail'deki resmi verilere göre, Ocak 2024 ile Temmuz 2025 arasındaki 18 aylık sürede, 36 İsrail askeri intihar etti, 279 asker ise intihar girişiminde bulundu.</p>

<p>Gazze'ye yönelik saldırılara katılan İsrail askerlerinin, ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını belirten İsrail basınına göre, yalnızca 2025'te 22 asker intihar ederek cehenneme postalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-ordusunda-bir-asker-daha-intihar-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/israilaskerintihar.webp" type="image/jpeg" length="25920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump’tan “İbrahim Anlaşmaları” dayatması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trumptan-ibrahim-anlasmalari-dayatmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trumptan-ibrahim-anlasmalari-dayatmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump, İran ile yürütülen anlaşma sürecini fırsata çevirerek bölge ülkelerine terörist İsrail ile normalleşmeyi öngören İbrahim Anlaşmaları'nı dayatmaya kalkıştı. Orta Doğu'yu tamamen ABD-İsrail eksenine hapsetmeyi hedefleyen bu adım, bölge liderlerine yönelik açık bir boyun eğdirme girişimi olarak öne çıkıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ve İran arasında olası bir anlaşmaya dair belirsizlik sürerken, Trump sosyal medya platformu Truth üzerinden kapsamlı bir açıklama yayımladı. İran ile yürütülen müzakerelerin iyi bir seyir izlediğini belirten Trump, sürecin ya herkes için harika bir netice vereceğini ya da tamamen masadan kalkacağını ifade etti. Savaş ihtimaline karşı hazırlıklı olduklarını belirten Trump, yine de kimsenin böyle bir çatışmayı arzu etmediğini dile getirdi.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta sonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle yaptığı görüşmelere değinen Trump, asıl niyetini açıkşaldı. Bu ülkelerin liderlerine eş zamanlı olarak İbrahim Anlaşmaları'nı imzalamaları gerektiğini söyleyen Trump, söz konusu adımın Orta Doğu'ya beş bin yıldır ilk kez "gerçek güç, kuvvet ve barış" getireceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürecin Suudi Arabistan ve Katar'ın derhal anlaşmayı imzalamasıyla başlaması gerektiğini ve diğer ülkelerin de bu yolu izlemesini dikte eden Trump, imza atmayanların "kötü niyetli" sayılarak bu düzenden dışlanacağını söyledi.</p>

<p>Trump, görüştüğü liderlerin, anlaşma sağlandığı takdirde İran'ın da İbrahim Anlaşmaları'na dâhil olmasından onur duyacaklarını kendisine ilettiğini öne sürdü. Açıklamasında, İran'ın kendisiyle bir anlaşma imzalaması halinde, Tahran yönetiminin de bu küresel koalisyonun bir parçası olmasından memnuniyet duyacağını belirten Trump, tahayyülündeki yeni Orta Doğu düzenini özetledi. Mesajının sonunda ise temsilcilerine, adı geçen ülkelerin söz konusu metne imza atması için "süreci derhal başlatma talimatı" verdiğini duyurdu.</p>

<h2><strong>İbrahim Anlaşmaları nedir?</strong></h2>

<p>Trump’ın ilk başkanlık döneminde devreye sokulan İbrahim Anlaşmaları; Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas’ın Siyonist İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesiyle 2020 yılında hayata geçirildi. Sözde "bölgesel iş birliği" ve "dinler arası hoşgörü" gibi süslü ifadelerle pazarlanan bu mutabakat, gerçekte bölge ülkelerinin Filistin davasına sırt çevirerek işgalci rejimle bütünleşmesine sebep oldu.  </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trumptan-ibrahim-anlasmalari-dayatmasi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/trumpibr.webp" type="image/jpeg" length="14066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail, Lübnan’ın güneyine hava saldırısı başlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-lubnanin-guneyine-hava-saldirisi-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-lubnanin-guneyine-hava-saldirisi-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki Sur kenti ve çevresine hava saldırıları başlattığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.</p>

<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan'da işgal ettiği alanlar dışında kalan Sur kenti ile çevresinin hava saldırılarıyla hedef alındığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu saldırıların Hizbullah altyapısına yönelik olduğu ileri sürüldü.</p>

<p>İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, bir süre önce İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Sur kenti ve çevresindeki mülteci kampları ile Reşidiye bölgesini saldırılar düzenleyeceği tehdidinde bulunmuştu.</p>

<p>Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre de İsrail savaş uçakları Sur kentinde bir dizi hava saldırısı düzenledi.</p>

<p>İsrail uçakları, Sur'daki sanayi bölgesinde yer alan el-Bas-Maaraka Kavşağı'nı hedef alırken, kentteki 'Mesekim Şaabiyye' bölgesinde daha önce tehdit edilen bir binaya da hava saldırısı gerçekleştirdi.</p>

<p>Öte yandan İsrail savaş uçakları, Sur çevresindeki Maşuk beldesinde de ikinci kez şiddetli hava saldırısı düzenledi.</p>

<h2><strong>İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkes</strong></h2>

<p>İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.</p>

<p>Lübnan hükümeti bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.</p>

<p>Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.</p>

<p>ABD ara buluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmeler sonucunda 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması ve haziran ayı başında dördüncü tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 185 kişinin öldüğü bildirmişti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-lubnanin-guneyine-hava-saldirisi-baslatti</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/israillubnan-14.webp" type="image/jpeg" length="41533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Caminin yanında çıplak bikini reklamı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/caminin-yaninda-ciplak-bikini-reklami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/caminin-yaninda-ciplak-bikini-reklami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadıköy'de bulunan Söğütlüçeşme Camii'nin hemen yakınında çıplak bikini resimli teşhirci bilboard reklamı asıldığını gören bir Müslüman bu rezalete tepki göstererek reklamın kaldırılmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kadıköy, Söğütlüçeşme Caddesi üzerinde camiye gideceği esnada çıplak-teşhirci bir bikini reklamı gören bir Müslüman, bu rezaleti kayda alarak tepki gösterdi.</p>

<p>Kurban Bayramı gelmek üzereyken böylesine bir kepazeliğin caminin yanında sergilenmesine nasıl müsaade edilir? Sadece namaza giden, ibadetini yapmak için camiye koyulan insanların böyle bir rezaletle karşılaşması şöyle dursun, yoldan geçen küçük çocukların ve her vatandaşın zihnini ve gözlerini bu ahlaksız, çirkin görüntülerle bulandırma hakkı kimden alınıyor?</p>

<p>Çıplaklığın, teşhirciliğin, ahlaksızlığın bu kadar vurdumduymazca sergilenebildiği bir memlekette artık bu hayasızlık iyice cozutmaya ve cami yanlarını taciz etmeye başladı. Böylesine küstahlaşan bu azgın teşhirci güruhun memleketi ahlaksız iğrenç görüntülere boğmasına izin mi verilecek?</p>

<p>Bu rezalete imza atan ve müsaade eden hangi yetkili varsa derhal bu iğrenç ve hadsiz adımdan geri dönüp reklamı kaldırmalıdır. Müslüman Anadolu mukaddesatını savunacak teşhircilere geçit vermeyecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/caminin-yaninda-ciplak-bikini-reklami</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/reklamcamiciglak.png" type="image/jpeg" length="83784"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İranlı hackerlar İsrail askerlerinin başına ödül koydu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iranli-hackerlar-israil-askerlerinin-basina-odul-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iranli-hackerlar-israil-askerlerinin-basina-odul-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran bağlantılı 'Hanzala' adlı hacker grubu, Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunan 69 İsrail askerinin şahsi bilgilerini yayımladı. Hanzala, kimlik bilgilerini paylaştığı İsrail donanması mensubu askerlerin her biri için 100 bin dolar ödül koyduğunu belirtti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>'Hanzala', ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, 'Şayetet 13 Deniz Komando Birliği'ne mensup 69 İsrail askerinin şahsi bilgilerini paylaştı.</p>

<p>İsrail kurumları ve askeri personeline yönelik siber saldırılarla sık sık gündeme gelen İran bağlantılı hacker grubundan yapılan açıklamada, Gazze'ye yardım götürmek için yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na saldıran İsrail ordusu 'denizde bozgunculuk çıkaranlar' ifadeleriyle nitelendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hanzala, kimlik bilgilerini paylaştığı İsrail donanması mensubu askerlerin her biri için 100 bin dolar ödül koyduğunu belirtti.</p>

<p>İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Tel Aviv hükümetine seslenen İran bağlantılı hacker grubu, her bir kabine üyesinin sanal ve fiziki takip altında olduğunu iddia etti.</p>

<p>İsrail askerlerine ait olduğu belirtilen ve kamuoyuyla paylaşılan bilgilerin doğru olup olmadığına ilişkin Tel Aviv yönetiminden resmi bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Hanzala 9 Nisan'da eski İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin elektronik cihazlarına sızarak ele geçirdiği gizli fotoğraf ve videolarını yayımlamıştı.</p>

<p>İran bağlantılı hacker grubu daha önce de eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, eski Adalet Bakanı Ayelet Shaked ve Netanyahu'nun Başdanışmanı Tzachi Braverman'ın telefonlarını hacklediğini duyurmuştu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iranli-hackerlar-israil-askerlerinin-basina-odul-koydu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/iranhanzala.webp" type="image/jpeg" length="20082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kazım Albayrak’tan Büyük Doğu Akıncıları Ankara İl Başkanlığında seminer]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dr-kazim-albayraktan-buyuk-dogu-akincilari-ankara-il-baskanliginda-seminer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dr-kazim-albayraktan-buyuk-dogu-akincilari-ankara-il-baskanliginda-seminer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kazım Albayrak, Büyük Doğu Akıncıları Ankara İl Başkanlığında “Büyük Doğu penceresinden teşkilat ve aksiyon” başlıklı seminer verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<section dir="auto">
<p>Büyük Doğu Akıncıları Ankara İl Başkanlığında, Dr. Kazım Albayrak’ın katılımıyla “Büyük Doğu penceresinden teşkilat ve aksiyon” başlıklı seminer düzenlendi. Alaka ile takip edilen programda Albayrak, teşkilat fikri, aksiyon şuuru ve Büyük Doğu’nun mücadele çizgisi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Seminerin ardından katılımcıların soruları cevaplandırılırken, program sonunda Kazım Albayrak kitaplarını imzaladı. Etkinlikte ayrıca Aylık Baran Dergisi’nin sayıları da katılımcılara dağıtıldı.</p>

<section dir="auto">
<p>Albayrak’ın seminerde yaptığı konuşmanın tamamı şöyle:</p>

<h2><strong>Büyük Doğu Penceresinden Teşkilât ve Aksiyon</strong></h2>

<p data-path-to-node="1">Sevgili Gönüldaşlar! Evvelâ Üstad'ın vefatının 43. sene-i devriyesinde ona rahmet diler ve Büyük Doğu Akıncıları Ankara şubesine teşekkür ederek konuşma başlığımı belirtmek istiyorum.</p>

<p>Söyleşimiz kısa bir giriş, İdeolocya, İhtilâl-İnkılâp ve Teşkilatlanma, Büyük İslam Stratejisi ve Cephe Davası ve Netice bahislerinden ibarettir.</p>

<h2><strong>Giriş</strong></h2>

<p data-path-to-node="3">Necip Fazıl'ın ortaya koyduğu Büyük Doğu İdeolocyası, paradigmayı kökten reddeden inkılâpçı bir harekettir. Zaten Üstad "baş eserim, vücut hikmetim" dediği İdeolocya Örgüsü eserinde kendi dünya görüşünü "İslâm inkılâbı" (1) olarak nitelemekte ve devlet ve idare şeklini de Başyücelik (2) diye isimlendirmektedir. Nitekim Başyücelik modelini; Başyüce, Yüceler Kurultayı, Halk Divanı vb. bütün müesseseleriyle anlatmaktadır. Söz konusu eser 12 bölümden ibaret olup altıncı bölüm Beklediğimiz İnkılâp, yedinci bölüm Beklediğimiz İnkılâbın Yönleri başlığını taşımaktadır. On ikinci ve son bölüm ise Ek başlığını taşımakta olup Üstad bu bölümü Akıncı Güç kadrosuna ithaf ederek, "İslâmî anlayışı yenileyecek neslin son ve som, hepçi ve bütüncü tepki halinde zuhur etmekle mükellef" (3) olduğunu söylemektedir.</p>

<p data-path-to-node="4">Necip Fazıl, İslâm inkılâbının merkezini Anadolu olarak işaretleyerek şöyle demektedir: "Dünyanın beklediği bu inkılâp, üç daire halinde... Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye... Asıl Türkiye... Merkez Türkiye..." (4) Necip Fazıl bir başka eserinde de şöyle der: "Cihanı kaldıracak manivelanın dayanak noktası olarak Türkiye'yi kabul etmek" (5)</p>

<p data-path-to-node="5">Bu ana stratejik tespitler, Büyük Doğu davasını sırtlanan Salih Mirzabeyoğlu'nun aksiyonunun gerekçe metnini oluşturmaktadır. Zira "hareketi hedeflendirmek için temellendirmek gerekir" (6) diyen Mirzabeyoğlu, Büyük Doğu davasının aksiyon cephesini örgütleştirmiş ve bu dava için harekete geçmiştir. Gölge'den Akıncı Güç'e, cepheleşmeden Körfez Savaşı'nda ABD'yi yurt çapında protesto gösterilerine, 1 Şubat 1991'de tutuklanıp 2,5 ay yattıktan sonra tahliyeye, 29 Aralık 1998'de tekrar tutuklanmaktan, Metris isyanları ve çoğu hücrede olmak üzere 16 yıl zindan hayatına kadar. 2014'te yeniden yargılanmak üzere tahliye olunca meşhur Adalet Mutlak'a konferansı. Bu çileli döneminde sanattan siyasete, iktisattan ahlaka, fikirden aksiyona 68 cilt eser vermiştir. Tahliye olduktan dört sene sonra 16 Mayıs 2018'de vefat etmiş ve Üstadının Eyüp Sultan'daki kabrinin ayak ucuna defnedilmiştir. Onu da rahmetle analım.</p>

<p data-path-to-node="5"><img height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazimabibbdaa.jpg" width="1600" /></p>

<p>İdeolocyadan kastımız "Büyük Doğu-İbda dünya görüşü"dür. İhtilâl-inkılâp ise Üstad'ın, "Büyük fikir ve onun büyük iş haline inkılâbı; aksiyon budur!" (7) tanımında olduğu üzere, sadece devirmek değil, toplumun kendi nizamını yıkıp yeni bir nizam kurması manasındadır. İhtilâl-inkılâp, büyük toplumsal değişimdir. Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl eserinin takdiminde ideolocyanın fikir, ihtilâlin ise onun eşya ve hadiselere nakşı yani aksiyon olduğunu ve bunun da "varlık hikmetim olan bir dâva" (8) olduğunu ifade eder. Nitekim bu eserin alt başlığında görüldüğü üzere "Kavganın İçinden" olarak kaleme alınarak, "Büyük Doğu davasının aksiyon cephesini örgütleştirme yolunda ilk ve tek" (9) olduğunun altını çizer.</p>

<p data-path-to-node="3">Büyük Doğu Mimarı Necip Fazıl, "baş eserim, vücut hikmetim" (10) dediği İdeolocya Örgüsü'nü 25 senede çile içinde tamamlamıştır. Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu bu yönleri açısından, fikir ve aksiyon olarak birbirini tamamlayan iki kanat gibi olmuştur.</p>

<p data-path-to-node="4">Aksiyon alanımızın rehberi olan ideolojinin zaruri oluşu noktasında şunu ifade edelim ki; Düşüncede kurulu bir sistem, bir proje olmadan (tatbik fikri), tatbike dair yapılan hareketler bir mana ifade etmez. Böyle bir hal, ne yapacağını bilmeden yıkmaya benzer ki herhangi bir şey inşa edemez.</p>

<p data-path-to-node="5">İdeoloji şartı anlaşıldıktan sonra "Fikir mi, eylem mi tercih edilmeli?" sorusu da cevabını bulur: BD-İBDA'da işaretlenen fikir için eylemdir. Eylemsiz fikir kabul edilmediği gibi "eylem için eylem" de reddedilmektedir. (11)</p>

<p data-path-to-node="6">Eğer bir ideolojiden hareketle "hareket sistemi" kurulmazsa, söylemde bir İslamcılıkla karşılaşırız. Yani Şeriat'ı istiyor ama bunun için nasıl bir mücadele yöntemi izleneceği ve iktidara gelirse nasıl bir model uygulayacağı muallaktadır. Halbuki BD-İBDA'nın hareket sisteminde, amaç-araç, vasıta-hedef ilişkileri belirlenmiş, kanunî ve kanun dışı yolların yeri değerlendirilmiş, değişimin yolu belirlenmiş, iktidara gelme ile ele geçirme farkına dikkat çekilerek teşkilat ve kadronun muhtevası tayin edilmiştir. Bütün bunları gerçekleştirecek "ihtilâlci şuur"a (12) da ayrıca dikkat çekilmiştir.</p>

<p data-path-to-node="7">Hareket’i temellendiren Mirzabeyoğlu, çağımızda mücadelenin topyekun oluşu, bu meyanda gaye olan ideolojinin vasıta rolünde oluşuna da dikkat çekerek, "her türlü vasıtayla mücadele" (13) ilkesini getirmiş, her şart ve imkanın kullanılacağına ve böylece hareketin tabii gidişatı içinde güçlerin inşa edileceğine ve fikrin bulduğu vasıtayı kullanabilme yeteneğine ve fevkalade açıkgöz bir diyalektiğe sahip olunmasına işaret etmiştir.</p>

<p data-path-to-node="8">Büyük Doğu idealinin, İslâm'ın cemiyete hâkim kılma mücadelesinin sonucu değil, o mücadelenin doğurucusu (14) olduğu şeklindeki Mirzabeyoğlu'nun tespiti yanında, ihtilâl-inkılâp "hadisenin her an yeniliği içinde, kitaptan öğrenilmesi ve şablonla gerçekleştirilmesi mümkün olmadığını hatırlatalım. Bu nokta Mısır'dan, İhvan teşkilatından tercüme eserlerle burada ithal İslamcılık ve ithal devrimcilik yapılamayacağını gösterir.</p>

<p>Mücadele araçlarının geniş tutulması, her türlü bahane ve pasifliği de reddedici ve her kişiye bir aksiyon alanı açıcıdır. Hiçbir kimsenin emeğini israf etmeden genele bir heyecan ve coşku verme görevi için de zengin imkanlar sunmaktadır. Ancak bu dava bağlıları kendi heyecan ve coşkusunu yenilemeli, tekerleme ve söylem İbdacılığından kurtulmalı, aklı evvellik değil, fikrin izzetini bilerek telkinci bir dil ve diyalektiğe başvurmalıdır. Siyasi itiş kakışların dedikodusunu yapmak ve yuvarlak konuşmalarla vakit geçirmek İbdacılık faaliyet değildir. Genellemeci tavırlarla oturduğu yerden ahkam kesmekle yol alınamaz. Herkesin kendi alanında ilerlemesi gerekirken, genel takılmanın rahatlığıyla vakit geçirilmesi İbdacılık değildir. Öte yandan, İbda ilkelerini tekrarlayarak, onları eveleyip geveleyerek, bundan prestij peşinde koşarak ne kendi oluşuna ne de İbda'ya bir katkı sunulamaz. İşin esasında bunlar cephe faaliyeti de değildir.</p>

<p></p>

<h2><strong>1.1. Teşkilatın Yapısı</strong></h2>

<p>Teşkilatlanmanın zaruretini aklıselim sahibi herkes kabul eder. Zira örgütlü yüz tane insanın yapmış olduğu işi, ortaya çıkardığı enerjiyi, üç milyon rey almış bir siyasi parti sağlayamaz. Teşkilat ve cemaatleşmek, birbirini görmeyen insanların birbirinin gücüyle iş yapmasıdır ki bu güç, tribün veya sinema seyircisinde olamaz.</p>

<p>Teşkilatlanmada her türlü vasıtanın kullanılabileceğini yukarıda söylemiştik. Teşkilat şuuru, hadiselere fikrin damgasını vurma, mıknatıs gibi hadiselerin nabzını yakalamaktır. Yani teferruatı kendine bağlayan asıldır. Malumatfuruşluk değildir.</p>

<p>Öte yandan vasıtayı gaye edinmemeliyiz. Dernekçilik, dergicilik vs. oynamamalı, İslamcılığı meta haline getirmemeliyiz. Ayrıca bir güzel iş yapılır yapılmaz hemen bir diğerine geçmeli, her an bir meşgale olmalı ve böylece birbiriyle didişme de ortadan kalkmalıdır. Böylece ataletin ve nefsine düşmenin de önüne geçilmelidir. İş ve meşguliyet ruhlara bir gençlik verir, tazelik sağlar. Zira "kişi bulunduğu işin zamanı içindedir."</p>

<p></p>

<p><img height="1536" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/bda-sohbet.jpeg" width="2048" />Demek ki teşkilatların faaliyet alanı hayatın her sahası olup teşkilat her türlü vasıtayı amacı için kullanır. Popülistliğe veya ahbap çavuş ilişkilerine girmez, davasının soylu tavrını her türlü zorlukta su üstünde tutar. Mevzisini hiçbir zaman terketmez ve iğneyle kuyu kazar, kanaviçe işler gibi sabırlı olur. Ayrıca "Savaşı kuvvetli asker değil, dayanıklı asker kazanır" ilkesini unutmadan, hedefini, ümit ve aksiyonunu tazeler. Şunu bilir ki aksiyon, ümit etme sanatıdır.</p>

<p>Bu doğrultuda branşında derinleşirken fikriyatının güzelliklerini her dem ortaya çıkarmalı ve her dem yeni keşfinin zevkini yaşamalı. Böylece teşkilatını ve çevresini de motive etmeyi bilmelidir.</p>

<p>Üç unsur olmadan İslam inkılabı olmaz. Bu üç unsuru yerine getiremezsek ne kendimize ne İslam alemine faydamız olur. Kısaca sürünmeye devam ederiz. Bu üç unsur; kadro, teşkilat ve metottur. Kadroyu, branşlaşma ve branşında söz sahibi gönüldaşların köşe başlarını tutması olarak anlayabiliriz. Teşkilatı ise birbiriyle kenetlenmiş ve hareket kabiliyeti kazanmış bir yapılanmanın hadiselere damgasını vurması olarak algılayabiliriz. Metodu ise "hareket sistemi" şuuruyla, hedef-vasıta ilişkilerini çözmek, gerektiğinde yer altına inebilmek şeklinde ifade edebiliriz. Bu noktada "iş içinde eğitim" prensibi de ihmal edilmemelidir ve teşkilatın kadro yetiştirme vasfı gerçekleşmelidir.</p>

<p>Bu bahiste, İbda'nın "gerektiği yerde gerekeni yapma" ilkesini de zikretmeliyiz. Bu aynı zamanda örgütün kapsamlı çalışması ve ideolojik şuur ile her türlü şartta inisiyatif alması demektir. Şabloncu kafa değil, "yönlendirici ilke"nin şuuruyla zihnî bir berraklık ve harekete geçme (aksiyon) olmalıdır. Devler gibi eserler verebilmek için karıncalar gibi çalışmalıdır.</p>

<h2 data-path-to-node="1"><strong>1.2. Değişim Biçimleri ve Tercih Edilen Yol</strong></h2>

<p data-path-to-node="2">Malum olduğu üzere iktidara gelme yöntemleri üçtür: 1. Askerî Darbe. 2. Hukukî yoldan gelme ve darbe yapma. 3. Halk ihtilâli... İdeolocya ve İhtilâl eserinde üçüncü şık işaretlenmiş olup bu hususun zorluğu yanında sağlamlığı ve büyük inkılâbı ifade eder. Üstad'ın "İslam İnkılâbı" ve "Büyük Zuhur" tespitleriyle de bu şıkkın işaretlenmesi örtüşür. Ancak şartlar ve imkânlar fırsat verirse değerlendirilebilir, herhangi bir şıkka taassupla bağlı kalınmaz. Zaten Mirzabeyoğlu bu mevzuyu incelemiş olup "biz 'aksiyon' mevzuunu, ikinci ve üçüncü durumu göz önüne alarak izliyoruz." demektedir.</p>

<p data-path-to-node="3">İktidarı koruma kuvvete dayandığı gibi onları bertaraf edip iktidarı ele geçirecek zamanki bunu kuvvetsiz yapamayacağını söyler. Ayrıca silahlı mücadele bu aşamada "hazırlayıcı-koruyucu-yıkıcı" rolleriyle devreye girer. "Hareket için hareket" olmayacağı gibi silahlı mücadele, teşkilatın ve metodun niteliği, kendi hedefleri ve karşıt güçlerin durumuyla alakalı olduğunu söyler.</p>

<p data-path-to-node="3"><img height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/bda-kazim-abi.jpg" width="1600" /></p>

<p data-path-to-node="4">Çağımızda iktidarı kuvvetli yapan teknolojik sebep ihtilâl-inkılâpçı güçlerin, "oluş tekniği" diye bir metodu benimsemesini ve ihtilâlin yapılış şeklinde değişikliğe gitmesine yol açmıştır. İktidarların çağımızdaki teknik gücü ve "silahların malum terakkisi karşısında silahlı kuvvetlerin karşı olduğu hiçbir hareket başarılamaz" şeklinde Üstad'ın tespiti "oluş tekniği" diye müstakil bir mevzu doğurmuştur. Üstad'ın bu tespitini ele alan ondaki manayı tashih ve tasarruf hakkına sahip olan İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu ise değişim yollarından halk ihtilâli ve bunun muvacehesinde siyasi yolu kullanma tercihinden vazgeçmeyerek, orduya nüfuz ve etkilemenin de ancak gençlik kanalıyla olabileceği şeklinde şerhetmiştir. Zaten en güçlü orduların bile kararlı toplum ve gençlik hareketi karşısında çaresiz kaldığını çağımızda gözlemlemekteyiz.</p>

<h2 data-path-to-node="5"><strong>1.3. Literatür</strong></h2>

<p data-path-to-node="6">Üstad'ın İhtilâl isimli eserinin Sentez bölümü, Lider ve Kadro, Nizam ve Disiplin, Teknik ve Usül, Gelecekte İhtilâl vb. bahisleriyle, ideolocya ve ihtilâl mevzularıyla ilgilidir. Onun Dünya Bir İnkılâp Bekliyor eseri de bu mevzuyla alakalıdır. Üstad'ın Büyük Doğu Cemiyeti eseri de onun inkılâpçı bir teşkilatlanmasına misaldir.</p>

<p data-path-to-node="7">Salih Mirzabeyoğlu'nun İdeolocya ve İhtilâl eseri bu mevzuun örgüleştirilmesinin şahikasıdır. Ayrıca onun Bütün Fikrin Gerekliliği eserinin 1. Kısmı ve bilhassa IV. Levha (bölüm) olan Değişim Biçimleri zikredilmelidir. Yine onun Kavgam I eserinde 2. Levha olan İBDA Kadrosu, Üç Işık eserinde Üç Işık konferansı, Adımlar kitabında İbda'nın cephe esprisi vs., Tarihten Bir Yaprak eserinde ise 4. Levha olan Sentez'de ve Tilki Günlüğü eserinin bazı ciltlerinde ideolocya ve ihtilâl bahisleri bulunmaktadır.</p>

<h2><strong>2. Büyük İslam Stratejisi ve Cephe Davası</strong></h2>

<p data-path-to-node="1">Büyük İslam stratejisinin ana ilkesi "cephe davası"dır. Bu bahis İbda'nın temel eseri İbda Diyalektiği'nde "Büyük İslam Stratejisi" başlığında incelenir. Bu strateji aynı zamanda kendinden zuhur ve branşlaşma demektir. Birbiriyle doğrudan organik bağı olmasa da faaliyetlerin birbirini desteklemesi ve aynı havuzda erimesidir. Büyük İslam stratejisinden kastedilen, çağımızda İslami gaye ve kadrolara hâkim kılmanın önemli ilkesidir. Bu yılların kendisinden yürüdüğü ve kendisini de yürüteceği temel ise Necip Fazıl'ın hayatının sebebi olan "İslam inkılâbı"dır diyelim. Bu idealin tahkimci ve tamamlayıcısı olan Salih Mirzabeyoğlu ise "büyük İslam stratejisinin ana ilkesi cephe davası" der. Mirzabeyoğlu, "cephe davası"nı gerekçelendirirken, nice kendi kendinden ibaret faaliyetlerin bir dava etrafında bütünleşmesi ve Müslümanların enerjisinin bir havuzda toplanıp güç birliği ile zafere ulaşması için bu yolu öngördüğünü söyler. Günümüzde emperyalist güçlerin taarruzlarından ve Müslümanların birlik olamamasından şikayet ediyoruz. Şikayet değil, çözüm olarak bu strateji önerilmektedir.</p>

<p data-path-to-node="1"><img height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazimabiimza1.jpg" width="1600" /></p>

<p data-path-to-node="2">Kurtarıcı İslam stratejisinin merkezi Türkiye olarak işaretlenmiş olup bu da İslam'ın iktidarını kurma vazifesi demektir. Ancak ondan sonra İslam alemine şifa olabileceğimiz de kastedilir. Zira içeride İslamî temelli bir rejim kurmadan dışarıya katkımız çok sınırlı olur. Bu ana stratejiye göre cephe davasını idrak edip Anadolu'da İslam inkılâbı ateşini yakmak zorundayız. Önce bu ateşi içimizde yakalım ki etrafımızı aydınlatalım. Zira kendimiz olmadan etrafımızı, dünyayı arındıramayız.</p>

<h2 data-path-to-node="3"><strong>Netice</strong></h2>

<p data-path-to-node="4">Aramızdaki sohbetlerin ideolojik gidişat çerçevesinde bir aksiyonun tohumu olması, irtibatsız, faydasız konuşmalar şeklinde gevezelik olmaması gerekir. Mirzabeyoğlu Marifetname eserinde şöyle diyor: "Fikir denen şey bir aksiyonun tohumu olmadıkça neye yarar?"</p>

<p data-path-to-node="5">Ahbap-çavuşluk ilişkisi ideolojik faaliyet olmadığı gibi hizipçilik de cephe faaliyeti değildir. Yandaşlık yapmak, gönüldaşlık değildir. Kötü ve yanlış kim olursa olsun, ister yakın arkadaşın olsun "gönüldaşlık hakka boyun eğmektir" deyip eleştireceksin, "Allah için sevip, Allah için buğz" ölçüsünü bütün ilişkilerimize yerleştirmeliyiz.</p>

<p data-path-to-node="6">Kendi oluşumumuzu temin edeceğimiz ve branşlaşmamıza katkı sunacak ortamlarda, kutlu hareketlerde bulunmalıyız. Dedikodulardan ve sözüm ona İbdacılardan uzak duralım. Kendi gelişimimize odaklanmalıyız.</p>

<p data-path-to-node="7">Müzmin muhalefet ve her şeyi eleştirerek varlık bulmak yanlış bir yoldur. Bizde muhalefet ancak fikir içindir. Hakkı teslim etmekten de gocunmamalı. Birbirimize karşı da kıskançlığın doğurduğu muhalefeti yapmamalıyız. Birbirimizi sevmeliyiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-path-to-node="8">Büyük Doğu-İbda hem dikey (tasavvufî-iç oluş) hem yatayda (dış oluş - fikir ve aksiyon) aynı anda çalışan bir sistemdir. Onda tasavvuf ve fıkıh birlikte yürür. BD-İBDA, fert ve cemiyet inşaında gerekli fikir manzumesi demek olan ideolojinin berrak temsilidir.</p>

<p data-path-to-node="8"><img height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/kitapuimza-kazim-albayrak.jpeg" width="1600" /></p>

<p data-path-to-node="9">Herkesin bir branşı olmalı ve onda ilerlemeli. Branşlaşmada önce 4-5 yıl, sonra +5 yıl daha, toplam 15 yıl şart. Ondan sonra bir meleke oluşur ve meyveleri toplamaya başlarsın. Bu süre kimseye uzun gelmesin. Zira Efendi Hazretleri buyuruyor: "Meşgale nimettir. Yoksa şeytan musallat olur."</p>

<p data-path-to-node="9">Hepinizi, iş ve aksiyonuyla İBDA'nın cemiyetini inşa edecek, bir tuğla koyacak gönüldaşlar olarak saygıyla selamlarım.</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, İstanbul: Büyük Doğu, 2017, s. 119, 175 ve 207.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, s. 285-386.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, s. 567.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, Dünya Bir İnkılâp Bekliyor, İstanbul: Büyük Doğu, 2014, s. 10.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, Rapor 3/4, İstanbul: Büyük Doğu, 2009, s. 54.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, İstanbul: İbda, 2017, s. 155.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İman ve Aksiyon, İstanbul: Büyük Doğu, 2008, s. 11.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 7.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 17 ve 27.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, s. 568.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 36.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 128.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, Necip Fazıl’la Başbaşa, İstanbul: İbda, 2119, s. 32.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 149.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, s. 119, 175 ve 207.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, Rapor 5/6, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2015, s. 67.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, Bütün Fikrî Gerçekliliği, İbda Yayınları, İstanbul, 2017, s. 115.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Necip Fazıl Kısakürek, İhtilâl, İstanbul: Büyük Doğu, 2017, s. 382.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 105.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, İbda Diyalektiği, İstanbul: İbda, 2018, s. 229.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><i>Salih Mirzabeyoğlu, Marifetname, İstanbul: İbda, 2019, s. 25.</i></p>
 </li>
</ol>
</section>
</section>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dr-kazim-albayraktan-buyuk-dogu-akincilari-ankara-il-baskanliginda-seminer</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazimalbayrak-bda.jpg" type="image/jpeg" length="64785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail ordusunda intihar hat safhada]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-ordusunda-intihar-hat-safhada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-ordusunda-intihar-hat-safhada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in Gazze Şeridi'nde soykırım saldırılarında görev alan bir İsrail askerinin, ABD'nin Miami kentinde intihar ettiği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail'in Haaretz gazetesi, intihar eden Alex Miller'in 23 yaşında olduğunu ve Haziran 2025'te bir arkadaşının Gazze'de tanksavar ateşiyle ölmesinden çok etkilendiğini yazdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberde, Ekim 2022'de işgal altındaki Batı Şeria'da yaralandıktan sonra rehabilitasyon sürecinin ardından tekrar orduya dönen ve Gazze Şeridi'nde Filistinlilere yönelik soykırım saldırılarına katılan Miller'in geçen hafta Florida'nın Miami kentinde intihar ederek öldüğü ifade edildi.</p>

<p>Miller'in geçen haftalarda Miami'ye taşındığı belirtilen haberde, intihar eden askerin Haziran 2025'te Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentinde soykırım saldırılarına katılan bir başka arkadaşının ölmesinden çok etkilendiği ve travma yaşadığı kaydedildi.</p>

<p>Haberde, İsrail ordusunun 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılara başlamasının ardından geçen iki buçuk yılda onlarca İsrail askerinin intihar ederek öldüğü, buna karşın terhislerinin ardından intihar etmeleri nedeniyle İsrail ordusunun savaş nedeniyle öldüklerini kabul etmediği belirtildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-ordusunda-intihar-hat-safhada</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/tihar.webp" type="image/jpeg" length="92607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üstad Necip Fazıl'ı vefatının 43. yıl dönümünde rahmetle yad ediyoruz!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazili-vefatinin-43-yil-donumunde-rahmetle-yad-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazili-vefatinin-43-yil-donumunde-rahmetle-yad-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük Doğu mimarı, fikir, sanat ve aksiyon adamı Üstad Necip Fazıl’ı, vefatının 43. yıldönümünde minnet ve rahmetle yad ediyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Hayatı</strong></h2>

<p>Üstad Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1904 tarihinde Abdülhamid Han devri adliye ricalinden Mehmed Hilmi Efendi'nin torunu ve Abdülbâki Fazıl Bey'in oğlu olarak İstanbul Çemberlitaş'ta doğdu. İlk dini terbiyesini dedesinden aldı.</p>

<p>Üstad, Bahriye Mektebindeki talebelik devresinde şiirle meşgul olmuş; ardından 1925 yılında Örümcek Ağı, 1928 yılında Kaldırımlar, 1932 yılındaysa Ben ve Ötesi isimli şiir kitaplarıyla meydanda tebarüz etmiş, bu müddet zarfında sürekli bir arayış içerisinde olmuştur.</p>

<p>Genç şair diye ünlenmesine rağmen şöhret onun ruhunu doyurmamış, bir arayış içerisine girmiş ve 1934 yılında Esseyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışarak büyük bir dönüşüm ve inkılap yaşamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üstad böylece destansı bir nefis muhasebesine girmiş; Nur Yolu'na erici bir hâlle İmam-ı Rabbani Hazretlerinin ocağında pişmiş, İmam-ı Gazali Hazretlerinin otağında yer edinmiş, İslam tasavvufu önünde Batı tefekkürünü hesaba çekmiş ve Batı tefekkürünün arayıcı ve tarayıcı yolda bulduklarını asıl yerine oturtmuştur. Cumhuriyet rejiminin Batılılaşma harekatına karşılık olarak fikirleriyle büyük bir meydan savaşı vermiş, bu mânâda İslamcı hareketin fikirde ve fiilde başlatıcısı olmuştur. Öyle ki Üstad'ın doğduğu ve savaşını verdiği devirler; tepeden inme, zorlama inkılâpların getirdiği yabancı havayla gittikçe yavanlaşan, kuraklaşan, ruhsuzlaşan, dünyevileşen, geçmişle bağları koparılan bir içtimaî ve siyasî hayatın içine itilmiş bir devirdir.</p>

<p>Necip Fazıl böyle bir iklimde zuhur etmiş, küfür dağlarını böyle bir devirde eritmiştir. Üstad Necip Fazıl; felsefenin şemsiyesi gölgesinde yer alan ilim dallarının hususi olarak son iki asırdır kendi sahalarında âdeta istiklâlini ilân ederek tezahür ettiği ve binbir kola ayrılarak ihtisaslaşma adı altında bütünlük şuurunu kaybettiği, gerçek ilmi yok etme noktasına geldiği bir durumda Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat ölçülerine sımsıkı perçinli olarak bir fikir sistemi kurmuş ve bütünlük şuurunun yeniden tesis edileceği vasıta sistemini örgülemiştir. Örgüleştirdiği sistem olan Büyük Doğu İdeolocya'sıyla bozulmanın tarihi köklerine kadar gitmiş, beş asırlık tarih muhasebesini yapmış, Batı'yı kritik etmiş, yine bu ideolocya ile yeni bir cemiyet tasavvuru hâlinde dünya görüşünü kurmuştur. Bu bakımdan Büyük Doğu davası, şeriattan zerre taviz vermeden onu eşya ve hadiselere hâkim kılmanın dünya görüşü olmuştur.</p>

<p>Mütefekkir Necip Fazıl, bir gençlik yetiştirmek için büyük gayret göstermiş, Anadolu'yu bir ağ gibi örmüş, 300'e yakın konferans vermiş ve bu dünya görüşünü Müslümanların şuuruna nakşetmiştir. "Bu eser benim bütün varlığım, vücut hikmetim, her şeyim. Ben arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi bu eseri örgülendirmek için yaratıldım. Şiirlerim de, piyeslerim de, hikâyelerim de, ilim ve fikir yazılarım da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında birtakım müştemilattan başka bir şey değil. İşte ezel kadar eski ve ebed kadar yeni, topyekûn insanlık çapındaki davanın bu eserini tamamlarken onu, gıdasını Büyük Doğu ekmeğine borçlu bildiğim Anadolu gençliğine ithaf ederim." dediği İdeolocya Örgüsü, Üstad'ın şaheseridir.</p>

<p>İdeolocya Örgüsü'nde "İslâm yenilenmez, anlayış yenilenir." diyerek getirdiği anlayışı her ayrıntısına kadar işlemiş, cemiyetin tüm meselelerine sirayet etmiş, ortaya koyduğu fikir hamlesinin idrak edilmesi ve bunun bir hayat tarzı hâline getirilmesi için çabalamıştır.</p>

<p>Necip Fazıl, kimi çevrelerce sadece şair olarak anılmış ve fikriyatı görmezden gelinmiştir. Necip Fazıl'ın şairliğinden ziyade teklif ettiği kurtarıcı fikir, ademe mahkûm edilmek istenmiştir. Fikir, sanat ve aksiyon adamı olan Necip Fazıl'ın şairliğinden ziyade şiirini ne için kullandığına bakılmamış ve İslâm'ı eşya ve hadiselere tatbik fikri olduğu kadar, asırlardır gerçekliğinden koparılmaya, kaybettirilmeye çalışılan İslâmî ruh ve anlayışı yeniden aslına bağlamanın da sistemi olan Büyük Doğu sistemi gözden kaçırılmıştır.</p>

<p>Mücadele hayatının ve gençlikten beklentisinin beyannamesi ise İman ve Aksiyon'dur. Tefekkür sancısının ve büyük çilenin şiir kalıbında billurlaşmış hâli ise Çile... O, fikirden süzülmüş en saf histir. Ve tüm bu arayışın, aşkın ve ruh muhasebesinin ana gayesi, kalplerin şifası olan ve Allah Sevgilisi'nin hayatını doyulmaz bir vecd diliyle anlattığı Çöle İnen Nur'dur.</p>

<p>Çilekeş Necip Fazıl, mücadele hayatı boyunca çok sayıda hapis cezası almış, defalarca hapishanede kalmıştır. 1942'de askerken yazdığı bir yazı sebebiyle mahkûm oldu ve ilk hapsini yattı. 1946'da "Başımıza Kulak İstiyoruz" yazısı sebebiyle Büyük Doğu dergisi kapatıldı. Yine aynı yıl içinde Büyük Doğu dergisinde tefrika edilmeye başlanmış olan Sır isimli piyesi sebebiyle milleti kanlı ihtilâle teşvik suçlamasından dolayı mahkemeye çıkarıldı. 1947'de "Abdülhamid'in Ruhâniyetinden İstimdat" başlıklı Rıza Tevfik'e ait bir şiirin neşri sebebiyle Büyük Doğu mahkeme kararıyla tekrar kapatıldı. Üstad da tutuklanarak hapse atıldı. 1950'de bir yazı bahanesiyle tutuklandı ve bir süre sonra hapse atıldı. 1957'de çeşitli davalardan gecikmiş cezaları sebebiyle sekiz ay dört gün daha hapis yattı. 1964'te Adnan Menderes için kaleme aldığı "Zeybeğin Ölümü" şiirinden dolayı takibata uğradı. 1968'de Vatan Dostu Sultan Vahideddin isimli eserinden dolayı takibata uğradı ve kitapları toplatıldı. Mahkeme ise beraat kararı verdi. 1976'da aynı eserin üçüncü baskısından sonra tekrar takibata uğradı ve bir buçuk yıl hapis cezası aldı. 1981'de Atatürk'ün mânevi şahsına hakaret suçundan hüküm giydi.</p>

<p>Önüne sunulan dünyalıkları elinin tersiyle itmiş, dergi ve gazeteleriyle agoraya çıkmış olan Üstad Necip Fazıl; çileli geçen ömrü hayatında davasından en ufak taviz vermemiş, nesillere de yeni bir ruh üfleyerek 25 Mayıs 1983 tarihinde vefat etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazili-vefatinin-43-yil-donumunde-rahmetle-yad-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/mfka.webp" type="image/jpeg" length="37708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kassam Tugayları, İzzeddin el Haddad’ın son mesajını yayınladı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kassam-tugaylari-izzeddin-el-haddadin-son-mesajini-yayinladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kassam-tugaylari-izzeddin-el-haddadin-son-mesajini-yayinladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kassam Tugayları’nın Telegram hesabından yayımlanan mesajda Haddad, Gazze halkının iki yılı aşkın süredir maruz kaldığı savaş, kuşatma ve açlık karşısında İslam dünyası ile uluslararası çevrelerin doğrudan harekete geçmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kassam Tugayları, İsrail saldırısında şehit olan İzzeddin el Haddad'ın daha önce yazdığı bir mesajı kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>Kassam Tugayları’nın Telegram hesabından yayımlanan mesajda Haddad, Gazze halkının iki yılı aşkın süredir maruz kaldığı savaş, kuşatma ve açlık karşısında İslam dünyası ile uluslararası çevrelerin doğrudan harekete geçmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.</p>

<p>Haddad mesajında, yaşananların 7 Ekim 2023’te başlayan “Aksa Tufanı” operasyonunun büyüklüğüne ve Gazze’deki yıkıma denk ölçüde bir karşılık üretmediğini belirtti.</p>

<p>İsrail saldırısında şehit olan Hamas komutanı buna rağmen mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Tüm bu yalnız bırakılmışlığa rağmen umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Çalışmayı sürdürecek ve tüm kapıları çalmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hamas, 16 Mayıs’ta yaptığı açıklamada Haddad’ın Gazze kentinde düzenlenen bir İsrail hava saldırısında şehit olduğunu duyurmuştu.</p>

<p>Açıklamada Haddad’ın eşi, kızı ve çok sayıda sivil ile birlikte öldürüldüğü belirtilmiş, kendisinin uzun yıllar boyunca Hamas’ın askeri yapılanmasında önemli görevler üstlendiği ifade edilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1987 yılında Hamas’ın kuruluşundan itibaren yapının bünyesinde yer aldığı belirtilen Haddad, zaman içerisinde üst düzey askeri liderlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Haddad’ın ayrıca Kassam Tugayları’na bağlı “El Mecd” isimli güvenlik biriminin geliştirilmesinde rol oynadığı aktarılıyor. Söz konusu yapı, Gazze’de İsrail adına çalıştığı iddia edilen kişileri takip etmekle görevliydi.</p>

<p>İsrail’in geçmiş yıllarda Haddad’a yönelik birçok suikast girişiminde bulunduğu, ancak Hamas komutanının bu saldırılardan kurtulduğu belirtiliyordu.</p>

<p><strong>Haddad'ın 2026 yılı Şubat ayında kaleme aldığı mesajı şu şekilde:</strong></p>

<p><i>“İslam dünyasında ve küresel ölçekte Gazze halkına doğrudan destek verilmesi konusunda gördüğümüz çekingenlik beni derinden üzüyor. İki yıl boyunca süren soykırım, aç bırakma politikası ve Gazze’nin damar damar katledilmesi karşısında ortaya konulanlar, ne 7 Ekim’deki büyük geçişin seviyesine ulaşabildi ne de Gazze’de yeşili kuruyu birlikte yok eden katliamın büyüklüğüne denk düşebildi.</i></p>

<p><i>Bütün bu yalnız bırakılmışlığa rağmen biz umutsuzluğa kapılmayacağız. Çalışmayı sürdürecek, tüm kapıları çalmaya devam edeceğiz. Belki Allah kulların ve mücahitlerin kalplerini bize açar.</i></p>

<p><i>Biz kesin olarak inanıyoruz ki ‘Aksa Tufanı’ mutlaka Ortadoğu’nun çehresini değiştirecektir. Hatta etkileri -ki şimdiden başlamıştır- tüm dünyaya yayılacaktır. Böylece zalimlere karşı sessiz kalanlar ve mazlumları yalnız bırakanlar bunun bedelini ödeyecektir.</i></p>

<p><i>Gazze’nin mübarek toprağını sulayan bu kan selleri Allah katında asla kaybolmayacaktır. Zulümle öldürülen bu canlar boşa gitmeyecektir. Yıkılan evler, çiğnenen kutsallar, yok edilen ekinler ve nesiller cezasız kalmayacaktır. Çünkü Allah bozgunculuğu sevmez.</i></p>

<p><i>Masumların ve mazlumların intikamını alma emaneti, Allah bize fetih nasip edinceye ya da O’na şehitler olarak kavuşuncaya kadar hepimizin boynunda bir borçtur.”</i></p>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kassam-tugaylari-izzeddin-el-haddadin-son-mesajini-yayinladi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/haddad.jpg" type="image/jpeg" length="91559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Devlet CHP’ye girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/devlet-chpye-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/devlet-chpye-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkeme kararıyla CHP’de yönetim değişti. Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve dönmesinin ardından polis CHP Genel Merkezi’ne girdi. Parti içindeki kriz, devlet müdahalesiyle yeni bir boyuta taşındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’de 2023 kurultayının mahkeme kararıyla geçersiz sayılması, Özgür Özel yönetiminin düşürülmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa iade edilmesiyle başlayan kriz, polis müdahalesiyle yeni bir safhaya taşındı. Ankara’daki CHP Genel Merkezi’ne giren çevik kuvvet, binada direnen partililere biber gazı ve plastik mermiyle müdahale etti.</p>

<h2><strong>Mahkeme kararı CHP’de yönetim krizini başlattı</strong></h2>

<p>CHP’de uzun süredir devam eden kurultay tartışması, mahkemenin 2023’te Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayı geçersiz saymasıyla fiilî bir yönetim krizine dönüştü. Kararla birlikte Özel yönetiminin hukuken düşürüldüğü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise yeniden genel başkanlık makamına iade edildiği bildirildi.</p>

<p>Söz konusu karar, CHP içinde iki ayrı meşruiyet iddiasını karşı karşıya getirdi. Özgür Özel ve ekibi, delegelerin iradesinin yargı kararıyla bertaraf edildiğini savunurken, Kılıçdaroğlu cephesi mahkeme kararının uygulanması gerektiği görüşünü öne çıkardı. Böylece parti içi tartışma, siyasi rekabet sınırını aşarak devlet gücüyle yürütülen bir tahliye ve teslim alma sürecine dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Genel merkezde abluka</strong></h2>

<p>Gelişmelerin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı aracılığıyla CHP Genel Merkezi’nin teslimine yönelik başvuru yapıldığı aktarıldı. Ankara’daki Söğütözü Genel Merkezi çevresinde polis yoğunluğu artırılırken, çok sayıda CHP milletvekili, Parti Meclisi üyesi, il ve ilçe yöneticisi binada toplandı.</p>

<p>Genel merkez önünde ve bina içinde bekleyen partililer, mahkeme kararının parti iradesini yok saydığını belirterek binayı terk etmeyeceklerini açıkladı. Özgür Özel de “buradan çıkmayacağız” mesajı verirken, CHP yönetimi gelişmeyi “yargı eliyle partiye müdahale” olarak nitelendirdi.</p>

<h2><strong>Polis kapıları kırarak içeri girdi</strong></h2>

<p>24 Mayıs Pazar günü kriz sert müdahaleye dönüştü. Çevik kuvvet ekipleri CHP Genel Merkezi’ne girdi. Görgü tanıkları ve haber ajanslarının aktardığı görüntülere göre polis, binaya giriş sırasında kapıları kırdı, içeride kurulan barikatları dağıttı ve biber gazı kullandı. Bazı haber ajansları plastik mermi kullanıldığını da bildirdi.</p>

<p>Müdahale sırasında binada bulunan partililer, milletvekilleri ve gazeteciler gazdan etkilendi. Genel merkez içinde sandalyeler, koltuklar ve çeşitli eşyalarla barikat kurulduğu, polis ekiplerinin bu engelleri aşarak binanın giriş ve zemin katını kontrol altına aldığı belirtildi.</p>

<h2><strong>Özel ekibiyle Meclis’e yürüdü</strong></h2>

<p>Polis müdahalesinin ardından Özgür Özel ve beraberindeki partililer genel merkezden ayrılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüdü. Özel, burada yaptığı açıklamalarda mücadeleyi sürdüreceklerini, CHP grubunun yeni merkez gibi hareket edeceğini söyledi. Reuters’ın aktardığına göre CHP milletvekilleri de mahkeme kararına rağmen Özel’i grup başkanı olarak yeniden seçti.</p>

<p>Bu hamle, Özel cephesinin “parti binası alınsa da siyasi temsil devam ediyor” mesajı olarak yorumlandı. Buna karşılık mahkeme kararının uygulanmasını savunan Kılıçdaroğlu cephesi, parti merkezinin hukuken kendilerine teslim edilmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<h2><strong>Krizin merkezinde kurultay ve meşruiyet tartışması var</strong></h2>

<p>CHP’deki krizin temelinde 2023 kurultayına ilişkin usulsüzlük iddiaları bulunuyor. Mahkeme, söz konusu kurultayda yaşandığı ileri sürülen usulsüzlükler sebebiyle Özgür Özel’in genel başkan seçildiği süreci geçersiz saydı. Bu karar, ana muhalefet partisinde seçilmiş yönetimin yargı kararıyla görevden uzaklaştırılması sonucunu doğurdu.</p>

<p>Özel cephesi kararı “siyasi müdahale” ve “yargı darbesi” olarak nitelerken, hükümet kanadı yargının bağımsız işlediğini savunuyor. Uluslararası ajanslar ise gelişmeyi Türkiye’de muhalefet üzerindeki baskının yeni bir aşaması olarak değerlendiren yorumlara yer verdi.</p>

<h2><strong>Parti içi kavga devlet müdahalesine dönüştü</strong></h2>

<p>Hadisenin en kritik boyutu, CHP içindeki liderlik tartışmasının artık parti içi bir mesele olmaktan çıkmasıdır. Genel başkanlık kavgası, mahkeme kararı, polis gücü, bina tahliyesi ve fiilî teslim süreciyle birlikte devletin doğrudan müdahil olduğu bir tabloya dönüştü.</p>

<p>“Devlet CHP’ye girdi” başlığı, bu açıdan sadece polisin binaya girmesini değil, ana muhalefet partisinin iç işleyişinin yargı ve güvenlik bürokrasisi üzerinden yeniden tanzim edilmesini ifade ediyor. Cumhuriyet tarihi boyunca devletle iç içe geçmiş bir siyasi geleneğe sahip olan CHP, bu kez devlet gücünün kendi içindeki iktidar mücadelesini belirleyen unsur hâline gelmesiyle karşı karşıya kaldı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/devlet-chpye-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/dvcho.webp" type="image/jpeg" length="41414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi devreye girdi: Uygur Türkü kadının sınır dışı işlemi durduruldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-devreye-girdi-uygur-turku-kadinin-sinir-disi-islemi-durduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-devreye-girdi-uygur-turku-kadinin-sinir-disi-islemi-durduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin’e gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Uygur Türkü Mıhrıgül Tayurak için Müslüman kamuoyundan yükselen tepki ve çağrılar karşılık buldu. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin devreye girmesiyle sınır dışı işlemi durduruldu. Olayın ardından Göç İdaresi Başkanı görevden alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Bakan Çiftçi devreye girdi</strong></h2>

<p>İstanbul’da ikamet uzatma başvurusu reddedildikten sonra Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilen iki çocuk annesi Uygur Türkü Mıhrıgül Tayurak hakkında yürütülen sınır dışı süreci durduruldu.</p>

<p>Çin’e geri gönderilme ihtimalinin gündeme gelmesi üzerine Müslüman kamuoyundan yükselen tepki ve çağrılar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından dikkate alındı. Bakan Çiftçi’nin talimatıyla Tayurak hakkında yürütülen geri gönderme işlemi durduruldu.</p>

<h2><strong>Müslüman kamuoyunun çağrısı karşılık buldu</strong></h2>

<p>Uygur Türklerinin Çin’e teslim edilmemesi gerektiğini vurgulayan çok sayıda çağrı, kısa sürede kamuoyunda karşılık buldu. Mazlum Uygur Türklerinin Çin’de karşı karşıya kaldığı baskı, zulüm ve asimilasyon politikaları sebebiyle Tayurak’ın geri gönderilmesi büyük tepki çekti.</p>

<p>Başta Müslümanlar olmak üzere çeşitli çevrelerden yapılan çağrılarda, Türkiye’nin Uygur Türkleri için güvenli bir sığınak olması gerektiği ifade edildi. Bakan Çiftçi’nin sürece müdahil olmasıyla bu çağrılar netice verdi.</p>

<h2><strong>Sınır dışı işlemi durduruldu</strong></h2>

<p>Bakan Çiftçi’nin talimatının ardından Mıhrıgül Tayurak’ın Çin’e gönderilmesine yönelik işlem durduruldu. Tayurak’ın serbest bırakıldığı ve Türkiye’de kalmasına imkân sağlayacak sürecin uluslararası koruma başvurusu üzerinden yürütüleceği bildirildi.</p>

<p>Bu gelişme, Uygur Türkleri meselesinde kamuoyu hassasiyetinin ve Müslümanların mazlumlara sahip çıkma iradesinin idari süreçlerde etkili olabileceğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Göç İdaresi’nde görev değişikliği</strong></h2>

<p>Olayın ardından Göç İdaresi Başkanlığı’nda da dikkat çeken bir görev değişikliği yaşandı. Göç İdaresi Başkanı görevden alınırken, kurumun yönetim kademesinde yeni atamalar yapıldı.</p>

<p>Yaşanan gelişme, geri gönderme merkezlerinde yürütülen işlemlerin daha dikkatli, hassas ve vicdanî bir zeminde ele alınması gerektiğini yeniden gündeme taşıdı. Uygur Türkleri gibi zulüm tehdidi altındaki topluluklar söz konusu olduğunda, bürokratik kararların sıradan idari işlem olarak görülemeyeceği bir kez daha ortaya çıktı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-devreye-girdi-uygur-turku-kadinin-sinir-disi-islemi-durduruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/cftci.webp" type="image/jpeg" length="26518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi yeniden açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bilgi-universitesi-yeniden-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bilgi-universitesi-yeniden-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izninin iptaline ilişkin karar, Resmi Gazete'de yayımlanan kararla yürürlükten kaldırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre, kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izninin kaldırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararının yürürlükten kaldırılmasına karar verildi.</p>

<p>Karar, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yazısı üzerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11'inci maddesi gereğince alındı.</p>

<h2><strong>YÖK BAŞKANI ÖZVAR'DAN PAYLAŞIM</strong></h2>

<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdirleriyle İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz şekilde devam edeceğini bildirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, öğrencilerin eğitim hayatının aksamaması, ailelerinin huzurunun korunması ve üniversite çalışanlarının haklarının gözetilmesi yönündeki süreci hassasiyetle yeniden değerlendirdiğini kaydeden Özvar, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması yönündeki güçlü irade doğrultusunda karar güncellenmiştir. İlk karar, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken zorunlu bir hukuki işlemdi. Ancak sonrasında sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir. Alınan kararın öğrencilerimiz, ailelerimiz ve yükseköğretim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum."</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bilgi-universitesi-yeniden-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/bilsgi.webp" type="image/jpeg" length="29536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="69891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="97178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="49144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="61640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="30684"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="58857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="14873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="36802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="20675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="22672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="29017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="22607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="53606"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="76653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="54462"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="93294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="57219"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="52286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="50717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="43195"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
