<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2026 02:46:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: Ayasofya Camii ibadete açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-ayasofya-camii-ibadete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-ayasofya-camii-ibadete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[86 yıl süren Kemalist dayatmanın ardından 24 Temmuz 2020’de yeniden ibadete açılan Ayasofya Camii, fethin ruhunu, milletin inancını ve ümmetin şuurunu temsil eden asli hüviyetine kavuşalı altı yıl oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Fethin sembolüydü</strong></h2>

<p>İstanbul’un kalbinde yükselen Ayasofya, yalnızca mimarî bir yapı değil, İslam medeniyetinin Anadolu’daki hâkimiyetinin, fethin ve müminlerin vakarının tarihî nişanesidir. Müslümanlar açısından Ayasofya; bir cami, bir vakıf, bir remiz, bir şuur ve aynı zamanda bir ideolojik çizgidir. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) “İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, o ordu ne güzel ordudur” hadisinin ete kemiğe bürünmüş tecellisidir. Bu hadisin muhatabı olan Fatih Sultan Mehmed Han, 29 Mayıs 1453 günü İstanbul'u fethederek Ayasofya’ya girmiş ve burayı ilk cuma namazını kılmak suretiyle camiye çevirmiştir. Bu olay, sadece bir yapı değişikliği değil; bâtılın yıkılıp hakkın hâkimiyetinin ilanıdır.</p>

<p><img alt="2020 07 Ayasofya 1857" class="detail-photo img-fluid" height="646" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/2020-07-ayasofya-1857.webp" width="1000" /></p>

<p>Ayasofya, M.S. 537 yılında Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından inşa ettirilmiş ve inşa edildiği dönemde Hristiyan dünyasının en büyük mabedi olarak kabul edilmiştir. Daha önce aynı yerde inşa edilen iki kilisenin yıkılmasından sonra, dönemin siyasî ve teolojik gücünü göstermek üzere inşa edilen bu yapı, Roma-Bizans mimarisinin zirvesini temsil eder. İnşasında binlerce işçi çalıştırılmış, dönemin en yetkin mimarları olan Anthemios ve İsidoros görevlendirilmiştir. Kubbesinin çapı 31 metreyi aşan Ayasofya, asırlar boyunca hem mimarî ihtişamı hem de siyasî temsil kabiliyeti nedeniyle bir “imparatorluk mabedi” olarak görülmüştür. Yapı, Bizans döneminde yalnızca bir ibadethane değil, aynı zamanda siyasî meşruiyetin, imparatorluk ideolojisinin ve kilise otoritesinin simgesiydi. Ne var ki, bu görkem, 1453'te İslam’ın kudreti karşısında hükmünü yitirmiştir.</p>

<p>Fetihle birlikte, Ayasofya İslam mülküne geçmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han, bu mabedi kılıç hakkı olarak almış, ilk olarak burada namaz kılmış, ardından burayı cami olarak vakfetmiştir. Ayasofya’nın cami statüsü, sıradan bir idarî karar değil, vakıf hukukuna dayanan, şer’î kayıtlara bağlanmış, hukukî ve manevî sorumluluğu olan bir tasarruftur. Fatih, Ayasofya için hazırlattığı vakfiyede “Bu camiyi kim maksadının dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin ve bütün müminlerin lâneti üzerine olsun” ifadesini bizzat yazdırmıştır. Bu vakfiye, bugün hâlâ Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde saklanmakta ve geçerliliğini muhafaza etmektedir.</p>

<p><img alt="Fatih Sultan Mehmet" class="detail-photo img-fluid" height="576" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/fatih-sultan-mehmet.jpg" width="1000" /></p>

<p>Ayasofya’nın camiye çevrilmesiyle birlikte, çevresine medrese, kütüphane, imaret, şifahane ve muvakkithane gibi birçok ilim ve hizmet kurumu da inşa edilmiştir. Osmanlı, Ayasofya’yı yalnızca bir mabet olarak değil, bir irfan merkezi, bir cemiyet çekirdeği olarak yeniden şekillendirmiştir. Fetihten sonra yapılan ilk cuma hutbesini Akşemseddin okumuş, bu da yapıya manevî bir temel kazandırmıştır. Ayasofya, Osmanlı’nın her döneminde devletin ve ümmetin merkezi yapılarından biri olmuş, önemli hadiseler ve hutbeler burada okunmuştur. Ayasofya’da görev yapan imam, hatip ve müezzinler devlet protokolüne dahil edilmiştir. Ayrıca Osmanlı sultanları her cuma namazını farklı camilerde kılarken, Ayasofya’da kılınan namazlar daima siyasî mesaj içermiştir.</p>

<h2><strong>Cumhuriyet döneminde kapatıldı, müzeye çevrildi</strong></h2>

<p>Ancak bu tarihî yapı, 20. yüzyılın başında Batı’ya gösterilen bir sadakat gösterisinin kurbanı hâline getirildi.</p>

<p>1931 senesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Bizans Enstitüsü namına, Thomas Whittemore, caminin mozaiklerini temizlemek ve tamir etmek bahanesiyle Türkiye’den müsaade ister. O dönem Cumhuriyet ilân edilmiş, Kemalistler İslâm’ın Anadolu’dan kazınması için elinden gelen gayreti sergilemektedir. Amerikalıların teklifi reddedilmez. Ayasofya Camii, 1931 senesinde restorasyon bahanesiyle kapatılır.</p>

<p>3 Şubat 1932’de (Kadir Gecesi’nde) Müslümanlar Ayasofya’ya akın eder; fakat caminin etrafı polis-jandarma doludur ve on binden fazla Müslüman sükût-u hayâle uğrar. Caminin üst katlarında, balkonlarında; kafalarında silindir şapkaları ellerinde ise purolarıyla elçi, memur ve hatta papazlardan müteşekkil gâvurlar, Müslüman cemaati seyretmektedir. Adeta artık Müslümanların bu ülkenin sahibi olmadığının mesajı verilmiştir.</p>

<p><img alt="Ayasıfya Kapalı" class="detail-photo img-fluid" height="669" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/ayasifya-kapali.webp" width="1000" /></p>

<p>1934 ortalarında Maarif Vekaletine getirilen Abidin Özmen, Ayasofya’nın müze haline getirilmesi için çalışmalara başlar. Buna mukabil halkın tepkisinden çekinerek “Tamirat dolayısıyla ibadet mekânı geçici olarak ibadete kapatılmıştır.” denilir. Maarif Vekâleti, kendi binalarını ve Fatih Medresesini yıkar. Ocak 1935'te bahçe, dehlizler, caminin etrafı açılır. 1 Şubat 1935’te ise Ayasofya Müzesi namıyla bina halka sunulur. İbadet mahalli ise ilk etapta kapalı tutulur.</p>

<p>Müslümanların nefretini körükleyecek hâdiseler bu kadarla sınırlı kalmaz. Ezân vakti geldiğinde Ayasofya’nın minarelerinden şu ses yükselir: “Tanrı uludur, Tanrı uludur!” Ezanın ardından Kur’ân-ı Kerim de Türkçe okunur. İlk Türkçe ezan Ayasofya’da Müslümanların hayreti, kâfirlerin sevinç içindeki seyirleriyle okunur. Bu da yetmezmiş gibi, ertesi gün yayınlanan tüm gazetelerde yaşananlardan Müslümanlar çok memnun olmuşçasına bahsedilir ve “Türkçe Kur’anı halk misalsiz bir huşu içinde dinledi” manşetleri atılır.</p>

<p>İslâm’a savaş açanların Ayasofya’yı müzeye dönüştürmekten maksatları, İslâm’ı hâkir görmek, onu çağ dışı, ancak müzede sergilenmeye lâyık bir inanış şeklinde ele almaları dolayısıylaydı. Onların niyetleri her ne olursa olsun, Ayasofya ile müzeye kaldırılan İslâm değil, son beş asırlık zaman diliminde aşk ve vecd ateşini harlayamamış, İslâm anlayışını yenileyememiş, zamanın ruhunu elinden kaçırmış ve bunun neticesi olarak da uzun yıllar süren savaşlardan sonra Anadolu’ya kendisini dar atmış, harab, bitab “Müslüman”dı.</p>

<p>Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi, sadece mimari bir karar değil, Cumhuriyet rejiminin İslam’a karşı yürüttüğü ideolojik operasyonun en açık sembollerinden biri oldu. Bu kararla beraber yalnızca bir mâbedin değil, milletin ruhunun da üzerine bir zincir vuruldu.</p>

<h2><strong>Müslüman Anadolu unutmadı</strong></h2>

<p>Ayasofya'nın müzeye çevrilmesiyle birlikte başlayan sessiz mücadele, yıllar içinde farklı formlarda sürmeye devam etti. Bu mücadeleyi en istikrarlı şekilde yürüten yapı ise İBDA hareketi oldu. 1980’li ve 1990’lı yıllarda medyada sıkça “İbdacılar Ayasofya kavgasını tırmandırıyor” başlıklarıyla karşılaşıldı. Bu hareketin mensupları, çeşitli dönemlerde Ayasofya’nın kapısına dayanarak, içeride namaz kılarak, afiş asarak ve bildiriler dağıtarak dikkat çekmeye çalıştı. Bu eylemler çoğu kez gözaltı ve baskı ile bastırıldı. Ancak mücadele, yılmadan sürdü.</p>

<p>Ayasofya’nın tekrar cami olması gerektiği, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in de başat meselelerinden biri olmuştu. “Ayasofya açılacak!.. Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün mânâlar zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!..” diyerek, bu mabedin sadece kapılarının değil, hakikatlerin de açılacağını vurgulamıştı.</p>

<h2><strong>2019’da eylemler yeniden yükseldi</strong></h2>

<p>2019 yılına gelindiğinde, Ayasofya davası tekrar halk nezdinde büyük bir destek buldu. 1 Şubat ve 16 Mart tarihlerinde Ayasofya’nın yeniden cami olması için binlerce kişinin katıldığı eylemler düzenlendi. İbdacıların öncülüğünde gerçekleştirilen bu eylemler, medya ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. O güne dek bu meseleyi gündeme taşımayan siyasi iktidar, eylemlerin ardından ilk kez açık sinyal verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Mart 2019’da yaptığı açıklamada “Ayasofya’yı cami olarak açabiliriz. CHP zihniyetinin attığı bu adımı değiştiririz” dedi.</p>

<p><img alt="Manset Ayasofya Eylemi 16 Mart-1" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/manset-ayasofya-eylemi-16-mart-1.webp" width="1000" /></p>

<h2><strong>2020’de zincirler kırıldı</strong></h2>

<p>Bu açıklamadan bir yıl sonra, 10 Temmuz 2020’de Danıştay 10. Dairesi tarihi bir karara imza attı. 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı iptal edildi. Kararda Ayasofya’nın cami olarak vakfedildiği, tapu kayıtlarının hâlâ bu statüyü gösterdiği ve devletin bu şartları değiştirme yetkisine sahip olmadığı belirtildi. Bu karar, vakıf hukukunun ve tarihî gerçekliğin gereğiydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’nın Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildiğini ve cami olarak yeniden ibadete açıldığını ilan etti. Ardından 24 Temmuz 2020 Cuma günü, 86 yıl sonra Ayasofya’da ilk cuma namazı kılındı. Ayasofya Meydanı mahşer yerine döndü. Tekbirler, salâlar ve gözyaşlarıyla tarihe geçecek bir gün yaşandı. Ulusal ve uluslararası basın, bu ânı canlı yayınlarla tüm dünyaya duyurdu.</p>

<h2><strong>Beş yılda 40 milyon ziyaretçi</strong></h2>

<p>Ayasofya Camii, ibadete açıldığı günden bu yana geçen beş yıl içinde yaklaşık 40 milyon ziyaretçiyi ağırladı. Günlük ortalama 50 bin kişinin ziyaret ettiği cami, hem bir ibadethane hem de bir inanç merkezi hâline geldi. Caminin içinde İstanbul Müftülüğü tarafından düzenlenen Sahih-i Buhari dersleri, irşat programları, kandil gecesi etkinlikleri ve haftalık ilmî faaliyetlerle büyük bir hareketlilik yaşanıyor.</p>

<p><img alt="Ayasıfya Açıldı" class="detail-photo img-fluid" height="562" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/ayasifya-acildi.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Ayrıca camide her yıl iki kez hafızlık icazet programı düzenleniyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak yürütülen hafızlık projesiyle yetişen gençler burada icazet alıyor. Her gün ortalama bir veya iki kişi Müslüman oluyor. Yabancı ziyaretçilere rehberlik eden görevliler, İslam’ı tanıtıyor, Ayasofya’nın tarihini anlatıyor ve sorulara cevap veriyor.</p>

<p>Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılması, yalnızca tarihî bir yapının işlevinin değişmesi değildir. Bu adım, Kemalist rejimin ideolojik dayanaklarına doğrudan meydan okumadır. Ayasofya açıldıysa, bu millet hâlâ yaşıyor demektir. Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle, Ayasofya’nın açılması “Türk’ün öz ruhunun müzeden çıkarılmasıdır.”</p>

<p>Bugün Ayasofya’nın içindeki namaz, dışındaki kalabalık, içindeki mânâ ve dışındaki umut; hepsi, milletin hâlâ diriliğini koruduğunun işaretidir. Fakat bu süreç burada bitmemektedir. Ayasofya açılmıştır; şimdi sırada onun temsil ettiği mânâları hayatın her alanına taşımak vardır. Zincirleri kırılan Ayasofya, aynı zamanda zincirlenmiş idraklerin de çözülmesini beklemektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-ayasofya-camii-ibadete-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/2026-07-24-00-01-16.webp" type="image/jpeg" length="67827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Türkiye’ye karşı savaş hazırlığı yaparken]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-turkiyeye-karsi-savas-hazirligi-yaparken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-turkiyeye-karsi-savas-hazirligi-yaparken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli geçtiğimiz günlerde “Türkiye ile savaşa hazır olmalıyız. Denizde Türk ordusuyla bir temas (çatışma) olabilir. Bu imkânsız bir senaryo değil. Yarın bile olabilir.” açıklamasında bulundu. Chikli daha önce de Türkiye ile savaşabileceklerini söylemişti...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrailli eski Tuğgeneral Amir Avivi de sonraki büyük savaşın Türkiye ile denizde olacağını söylemişti. İsrail’in Türkiye’ye genel bakışına bakarsak Türkiye ile savaşı kaçınılmaz gördüklerini anlayabiliriz.</p>

<p>İsrailliler öyle bir hâletiruhiye içindeler ki artık bunu ima etme gereği bile duymayıp direkt savaşmaktan bahsediyorlar. Hatırlanırsa önce düşman ilan ettiler. Sonra neden Türkiye’nin düşman olduğuna dair argümanlar geliştirdiler ve geliştirmeye devam ediyorlar. An itibarıyla Türkiye’nin bölgede yayılmacı bir politika izlediğini, Kıbrıs’ı işgal ettiğini ve Hamas için yeni merkez olduğunu öne sürüyorlar. Arada bir de Türkiye’nin İsrail’i yok etmek istediğini öne sürdüler. Bilhassa İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin bir günlüğüne de olsa Kudüs valisi olmayı hayal ettiğini söylemesini çok dillendirdiler.</p>

<p>Tüm bu söylemler, düşmanlaştırdıkları Türkiye’ye saldırırlarsa meşruiyet kazanmak ve ABD'yi ikna etmek için yapılıyor. Diyorlar ki: “Gazze’de soykırım yaptığımı söylüyorsun ama sen önce kendi Ermeni soykırımına (!) bak. Bana işgalcisin diyorsun ama Kıbrıs’ı işgal eden sensin.” Bu iddialarını çürütecek karşı iddialar çok. Örneğin “Ermeni soykırımını Paşinyan bile kabul etmezken senin ne dediğinin hükmü yok!” denilebilir. “Kıbrıs’ta Türkler zulümden kurtulsun diye müdahale edildi. Sonraki yıllarda masadan kaçan Rumlardı.” denilerek Kıbrıs tezleri de çürütülebilir. Hatta “Türkiye Kıbrıs’tan çıkarsa sen de Filistin’den çıkar mısın?” diye bir soru ile köşeye de sıkıştırılabilir. Öte yandan Bakan Çiftçi’nin hayallerine gösterdikleri tepkiye tepki olarak “Sen millet olarak 3000 yıllık hayal kurabiliyorsun da senin olmayan Kudüs için bir Türk bakan hayal kuramaz mı?” denilebilir.</p>

<p>Ancak denilirse kulaklarını tıkayacaklardır çünkü muhatapları Türkler değil; amaçları, Türklerle sorunu olan Yunan, Rum, Ermeni gibi milletleri provoke etmektir. Bu yüzden yukarıda zikredilen iddiaları Yunan gazetelerinde yazıyorlar ve hatta Yunanca paylaşımlar yapıyorlar. Görünen o ki Ermeni tezi ellerinde patladı çünkü Ermeniler amacın Ermenileri desteklemek değil, Türkiye’ye zarar vermek olduğunu açıkça söylediler.</p>

<p>Tekraren; tüm bu Türkiye karşıtlığı, savaşa zemin hazırlamak için yapılıyor. Onlar güçlü bir Türkiye istemiyorlar. İran bir şekilde pasifize edildi diye düşünüyorlar. En azından İran ile yaptıkları savaşı ABD’ye büyük bir ustalıkla devredip sonraki hedef olan Türkiye’ye yöneldiler. Yönelmeyi savaşmak olarak da anlayabiliriz.</p>

<p>İsraillilerde şöyle bir mantalite var: “Türkiye gittikçe güçleniyor. Kara ordusu daha iyi. Donanması da daha iyi. Elde bir tek hava üstünlüğü kalıyor. O zaman havada da bizim seviyemize erişmeden, düşmanı güçlenmeden yenmemiz lazım. Düşman yok olamazsa bile askeriyesini felç edelim ki bir daha karşımıza çıkmaya cesaret edemesin. Böylelikle bölgede hem rakip kalmaz hem de tüm bölgeye hükmederiz.”</p>

<p>Söz konusu mantalite, İsrail medyasındaki yorumlardan ortaya çıkan sonuçtur. Bunun bir kelimeler savaşı olduğunu iddia eden de olabilir. Hatta Türkiye ve İsrail danışıklı dövüşüyor gibi akla zarar fikirleri olan da olabilir. Fakat İsrail’i yakından takip eden biri olarak savaşın eşiğinde olduğumuzu söyleyebilirim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı uzmanlar “Söylem, zihinde geçenlerin dışa yansımasıdır.” derler. Bazıları da söylemin olmayan bir düşmanlığı körüklediğini söyler. Türkiye-İsrail düşmanlığında söylem, İsrail’in Türkiye ile savaşma isteğinin bariz yansımasıdır. Tersi durum yani içi boş tehditler savrulduğu iddiası doğru değildir.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye-İsrail bağlamında nereden bakarsanız bakın bir savaş hâli var. Doğrusu Türkiye’nin İsrail ile savaşmak gibi bir niyeti yok. Sadece İsrail’e olan nefretini dile getiriyor ama İsrail için durum farklı. Onlardaki kibir, nefreti ve eleştirel söylemi de savaş sebebi olarak görebiliyor. Türkiye’nin sıradan bir güç olmadığı göz önünde bulundurulursa, Türkiye’nin söylemini daha ciddiye aldıkları tasavvur edilebilir. Özetle, İsrail’in kibri ve öz güveni, kendisini eleştiren güçlü Türkiye’ye tahammül edemiyor. Düşman güçlü olunca korku da devreye giriyor ve düşmanı yok etme güdüsü harekete geçiyor. Bu yüzden içlerinden geçeni tutamayıp “Savaşabiliriz!” diyorlar.</p>

<p>Şayet “Savaşabiliriz!” diyen İsrail ise ciddiye almak gerekir. İsrail savaşmak istiyorsa savaşacaktır. Barışçıl bir duruş, savaşı engellemeyecek olup tam tersi korkaklık olarak algılanacak ve İsrail’e daha çok cesaret verecektir. Bu yüzden savaş pozisyonu almak tek çaredir.</p>

<p>İsrailli bakanın dediği gibi denizde bir çatışma olabilir. Belki bir Türk gemisini vururlar. Belki bir uçağı düşürmeye çalışırlar. Veyahut bir sözü bahane edip “Kill first” (Önce sen öldür) doktrinini uygulamaya koyup topyekûn saldırıya geçerler. Tüm bunlar abartı olarak gelmemeli. İran da öyle zannetti ve dinî lider Hamaney dâhil çok sayıda tepe yöneticisini kaybetti.</p>

<p>Türkiye tetikte olmalı. Denizde çatışma olabilir diyorlarsa denizde hazır olmalı. Kıbrıs’ta veya Suriye’de tehdit ediyorlarsa oralarda hazır olmalı. Savunma sanayi şirketinizde yangın çıkıp aynı gün o şirkete ait bir helikopter düşüyorsa bir komplo olacağı akla gelmeli. Ayrıca ülke içinde kim ne yaptı ne yapıyor bakmak gerek. Ülkeye giren her ürünün ne kadar temiz olduğu incelenmeli. Amerikan vatandaşı gibi gelen birinin İsrail ajanı olup olmadığı tetkik edilmeli. Bunun gibi nice alınması gereken tedbirler alınmalı.</p>

<p>Özellikle istihbarata dikkat etmeli. Artık belli ki düşmanın en büyük gücü aslında istihbaratıdır. İstihbarat sayesinde felç edici bir darbe vuruyor ve gerisini kolayca hallediyor. Hatta gerisi için kendisi de uğraşmayıp başkasına havale ediyor. Türkiye büyük bir ülke olduğu için içerideki ajan ve muhbirlerin saklanması ve eylem yapması kolaydır. Bu yüzden onları yakalamak için ek çaba harcamalı.</p>

<p>Sonuç olarak Türkiye’nin adı konmamış, panikletmeyecek bir savaş pozisyonu alması hayatidir.</p>

<p>İbrahim Karataş/Fokusplus</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-turkiyeye-karsi-savas-hazirligi-yaparken</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 23:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/i-s-t-r-q-q-q-q.png" type="image/jpeg" length="89720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dijital işgal altındaki evlerimiz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dijital-isgal-altindaki-evlerimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dijital-isgal-altindaki-evlerimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçmişte ailenin toplanma merkezi olan salonlar ve akşam sofraları, bugün yerini ekranların aydınlattığı izole odalara bırakıyor. Metropol hayatının getirdiği yorgunluk ve içtimai çözülme, eve dönen ebeveyni dinlenmeye iterken; çocuk kendi dijital alemine sığınıyor. Ekran bağımlılığı ve değişen yaşayış biçimleri ev içindeki sükûneti bozarken, aynı çatı altında birbirine yabancılaşan aile fertleri giderek derinleşen bir iletişimsizlik krizinin içine düşüyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geçmişte ailenin toplanma merkezi olan salonlar ve akşam sofraları, bugün yerini ekranların aydınlattığı izole odalara bırakıyor. Metropol hayatının getirdiği yorgunluk ve içtimai çözülme, eve dönen ebeveyni dinlenmeye iterken; çocuk kendi dijital alemine sığınıyor. Bedenen aynı evin içindeki fertler, zihnî olarak binlerce kilometre uzaktaki ağlarda dolaşıyor.</p>

<h2><strong>Ev içi yabancılaşmanın içtimai temelleri</strong></h2>

<p>Meseleye içtimai açıdan bakıldığında, ailenin yapı taşı olan "ortak hafıza" üretiminin durduğu görülüyor. Eskiden aile büyüklerinden dinlenen hikayeler, masallar ve ortak yaşanan tecrübeler nesilleri birbirine bağlayan bir harç vazifesi görüyordu. Bugün ise aile fertlerinin her biri farklı bir ekran üzerinden, tamamen farklı hikayelere ve gündemlere maruz kalıyor.</p>

<p>Son dönemde yapılan saha araştırmaları, aynı evde yaşayan fertlerin birbirleriyle nitelikli temas kurduğu sürenin günde yirmi dakikanın altına düştüğünü ortaya koyuyor. Örneğin bir anne mutfakta akşam yemeği telaşı yaşarken, içerideki çocuğu milletlerarası bir çevrimiçi oyunun içinde tamamen farklı bir kültür koduyla meşgul oluyor. Ebeveynin sofra çağrısı, çocuğun o anki dünyasında haksız bir müdahale ve baskı olarak algılanıyor. Aile bağlarının gücünü sınayan bu basit günlük hadise bile, nesiller arası frekans uyuşmazlığının içtimai boyutunu ortaya çıkartıyor.</p>

<h2><strong>Ruhî buhran ve sanal dünyadaki savunmasızlık</strong></h2>

<p>İşin ruhiyat tarafında ise koruma içgüdüsünün ekran karşısındaki çaresizliği yatıyor. Günümüz anne babaları, çocuklarını dış dünyanın fiziki tehlikelerinden uzak tutmak için onları adeta bir fanus içinde büyütüyor. Okula servisle gönderilen, sokakta oynamasına kısıtlı izin verilen çocuk, evin korunaklı duvarları ardında güvende zannediliyor. Oysa aynı çocuk, elindeki cihaz vasıtasıyla internetin en karanlık ve denetimsiz dehlizlerinde tek başına dolaşıyor.</p>

<p>Ebeveyn, çocuğun bedenen attığı her adımı kontrol ederken, dijital dünyada kimlerle konuştuğunu, nasıl bir akran zorbalığına maruz kaldığını veya hangi çarpık fikirlere muhatap olduğunu hiç bilmiyor. Aşırı korumacı tavır, sanal sınırların yokluğuyla birleştiğinde ailenin otoritesini temelden sarsıyor. Dopamin bağımlısı haline gelen çocuk; on beş saniyelik kısa videolarla anlık hazlara alışıyor. Zihni bu hıza programlanan bir gence, uzun cümlelerle nasihat vermek veya eski günlere dair kıyaslamalar yapmak ekseriyetle hüsranla neticeleniyor.</p>

<h2><strong>Varlık ve zaman algısında felsefî kopuş</strong></h2>

<p>Meselenin felsefî kökenlerine inildiğinde, "zaman" ve "mekân" algısındaki derin yarılma karşımıza çıkıyor. Ananevi hayat, sabrı, beklemeyi, tabiatın ritmini ve emeği temel alır. Ancak dijital dünyanın vadedettiği hayat; hız, anındalık ve tüketim üzerine kuruludur. İki nesil arasındaki çatışma, aslında iki farklı varlık tasavvurunun çarpışmasına sebep oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fiziken aynı odada bulunan ama ruhen orada olmayan bir nesil yetişiyor. Çocuğun bedeni ebeveyninin yanında dururken, şahsiyeti ve zihni bir sosyal medya platformunda, başka bir kimlikle varlık gösteriyor. Felsefî manada "orada olma" hali ortadan kalkıyor. Hal böyle olunca, ev içindeki diyalog sadece "Dersini çalıştın mı?", "Odanı topla", "Telefonu bırak" gibi sığ ve talimat içeren cümlelere iniyor. Fikrî derinliğini kaybeden bu dil, aile fertleri arasında soğuk rüzgarlar esmesine sebep oluyor.</p>

<h2><strong>Aile içi köprüleri yeniden inşa etme yolları</strong></h2>

<p>Ev içindeki bu sessizleşmeyi aşmak ve yitirilen ortak dili geri kazanmak, anne babaların öncülük edeceği ciddi bir şuurlanma hamlesini zorunlu kılıyor. Bu minvalde atılabilecek adımlar ise uzmanlar tarafından şu şekilde sıralanıyor:</p>

<p><strong>Sınırların bütün aileye tatbik edilmesi:</strong></p>

<p>Sadece çocuklara ekran kısıtlaması getirmek yerine, akşam belli bir saatten sonra bütün ailenin telefon ve tabletleri kapatıp ortak alanda buluşması... Kendi koyduğu kaideleri kendi hayatında uygulayan anne babalar, çocuklarına doğal bir emsal teşkil ediyor.</p>

<p><strong>Dijital alemi anlamak ve refakat etmek:</strong></p>

<p>Aile büyüklerinin, çocuklarının oynadığı oyunları veya takip ettiği mecraları tamamen reddetmek yerine, o dünyanın içine girip neyle meşgul olduklarını idrak etmeye çalışması karşılıklı itimat telkin ediyor. Çocuğun uğraşlarına hürmet göstermek, aradaki savunma duvarlarını yıkıyor.</p>

<p><strong>Ortak hatıra biriktirme kültürü:</strong></p>

<p>Hafta sonları tüketim merkezlerinin suni ortamları yerine, tabiatla iç içe vakit geçirmek, toprakla temas etmek veya basit bir ev işini müşterek yapmak ekranlardan kopuşu sağlıyor. Birlikte emek verilen anlar, aradaki yabancılaşmayı bitiriyor.</p>

<p><strong>Yargılamadan dinleme ahlakı:</strong></p>

<p>Gençlerin fikirlerini ve kaygılarını ön yargıyla savuşturmak iletişimi anında kesiyor. Nasihat vermeden önce çocuğun iç dünyasını can kulağıyla dinlemek ve ona hür bir fert olarak kıymet vermek, kalpten kalbe giden köprüyü yeniden kuruyor.</p>

<p>Aileyi kurtarmak, geleceğin cemiyetini güvence altına almanın yegâne yolu olarak önümüzde duruyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dijital-isgal-altindaki-evlerimiz</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 22:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/dijitalisgal.png" type="image/jpeg" length="86544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Malezya’nın füze ihtiyacına Türkiye çözümü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/malezyanin-fuze-ihtiyacina-turkiye-cozumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/malezyanin-fuze-ihtiyacina-turkiye-cozumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Norveç’in Malezya ile yaptığı gemisavar füzesi anlaşmasını tek taraflı feshetmesi, küresel savunma dengelerinde kartların yeniden dağıtılmasına sebep oldu. Donanmasını güçlendirme hedefindeki Kuala Lumpur yönetimi, Batı’nın güvenilmez tutumu karşısında alternatif arayışına girdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin stok yetersizliği sebebiyle talebi karşılamakta zorlandığı süreçte, gözler Türkiye’ye ve yerli füze ATMACA’ya çevrildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel sistemde Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’da tırmanan çatışmalar, savunma sanayii sözleşmelerinin geçerliliğini doğrudan etkiledi. Oslo yönetimi, yıllar önce Malezya ile imzaladığı NSM gemisavar füze satışını ilk teslimat aşamasında durdurdu. Güvenlik konseptlerinin değiştiğini beyan eden Norveç makamları, gelişmiş teknolojileri yalnızca yakın müttefiklerine ve NATO üyelerine sunacağını açıkladı.</p>

<p>Finansal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren Malezya cephesi, bu karara sert tepki gösterdi. Malezya Savunma Bakanı, sözleşme şartlarına uyulmasına rağmen alınan bu tavrın, Batı ülkelerinin uluslararası taahhütlerindeki güvenilirlik zafiyetini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Amerika Birleşik Devletleri’nin stok sıkıntısı</strong></h2>

<p>Savaş gemilerini donatma planı sekteye uğrayan Kuala Lumpur yönetimi, çözüm arayışıyla Vaşington’un kapısını çaldı. Trump yönetiminden muadil sistemler konusunda destek talep eden Malezya, burada da engelle karşılaştı.</p>

<p>Bölgesel çatışmalarda stoklarının büyük kısmını tüketen Amerika Birleşik Devletleri, füze üretim kapasitesinde kritik seviyelere geriledi. Mevcut üretim kapasitesinin Malezya’nın talebini karşılama potansiyeli oldukça sınırlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Türkiye en güçlü alternatif</strong></h2>

<p>Oluşan bu stratejik boşlukta, Türk mühendislerinin eseri olan ATMACA gemisavar füzesi öne çıkıyor. Savunma ve Denizcilik Uzmanı Kozan Selçuk Erkan’ın değerlendirmelerine göre, Norveç üretimi NSM füzeleri temel olarak hava platformları için tasarlanmış, ardından deniz kuvvetlerine uyarlandı.</p>

<p>ATMACA ise menzil açısından NSM ile eşdeğer bir performansa sahip. Mevcut radarlı arayıcı başlık yapısına kızılötesi arayıcı başlık entegrasyonu çalışmalarının tamamlanmasıyla ATMACA, dünya pazarında Norveç füzesinin en güçlü rakibi durumuna geliyor.</p>

<p>Türkiye’nin sahadaki ihtiyaçlara göre ürünlerini hızla güncelleyebilen esnek ve dinamik yapısı, Malezya’nın içinde bulunduğu sıkıntıya doğrudan çözüm sunuyor. Kuala Lumpur yönetiminin kısa süre içinde Ankara ile temas kurarak bu doğrultuda adım atması bekleniyor.    </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/malezyanin-fuze-ihtiyacina-turkiye-cozumu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 21:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/atmaca.webp" type="image/jpeg" length="63574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başörtüsü istismarcısı tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sizofrenik-istismarci-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sizofrenik-istismarci-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya üzerinden İslâm'ın mukaddes nişanesi başörtüsünü pespaye emellerine alet edip müstehcen yayınlara aracılık eden şizofrenik istismarcı Fatma Soydaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, sosyal medya mecralarında İslâm'ın mukaddes nişanesi başörtüsünü istismar eden Fatma Soydaş hakkında yürütülen soruşturmada beklenen gelişme yaşandı. Hatırlanacağı üzere, "fffatmaase_" kullanıcı adıyla TikTok ve Instagram üzerinden sergilediği rezilliklerin haklı bir infiale sebep olması üzerine şüpheli hakkında "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıyla işlem başlatılmıştı. Yapılan incelemeler neticesinde İstanbul'da bulunduğu tespit edilen şahıs, gözaltına alınarak Ankara'ya getirilmiş, ardından Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla bu ucubenin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmişti.</p>

<p>Sürecin devamında emniyetteki işlemleri tamamlanan şizofrenik istismarcı, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Mahkeme, İslâm’ın izzetini temsil eden bir şiarı kendi pespaye emellerine alet eden bu şahsın tutuklanmasına, "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" suçunu gerekçe gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu şahsın demir parmaklıklar ardına gönderilmesi kamuoyu vicdanında karşılığı olan bir gelişmedir. Ancak bu tiplerin türemesinde ve mukaddes değerlerin içinin boşaltılmasında iktidar tarafından kültürel sahada verilen ağır tavizlerin payı daima akıllarda tutulmalıdır. Başörtüsünü bir aksesuara indirgeyen yozlaşmış politikaların sebep olduğu bu zehirli iklimin kurutulması için tavizsiz bir ahlakî şuurun tesisi elzemdir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sizofrenik-istismarci-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/fs.webp" type="image/jpeg" length="29357"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Betonlaşma şehir insanının ruh sağlığını bozuyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/betonlasma-sehir-insaninin-ruh-sagligini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/betonlasma-sehir-insaninin-ruh-sagligini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Metropollerde yükselen devasa beton yapılar, insanı topraktan ve bitki örtüsünden uzaklaştırarak yalıtılmış bir yaşam biçimine zorluyor. Şehirleşme istatistikleri ve çevre araştırmaları, megakentlerde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının uluslararası sağlık standartlarının oldukça altında kaldığını gösteriyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul özelinde resmi veriler aktif yeşil alan oranını kısıtlı seviyelerde tutarken, Dünya Sağlık Örgütü tavsiyeleri birey başına en az 9 metrekarelik açık yeşil alan varlığını şart koşuyor. Mimaride hakim olan aşırı betonlaşma, şehir insanının ruh dünyasında derin tahribatlara ve kronik gerginliklere sebep oluyor. İnsanın yaratılışında yer alan toprağa aidiyet hissi, yerini gri duvarların soğukluğuna bırakıyor. Bu vaziyet, ferdin kendi öz benliğiyle kurduğu bağı da günden güne zayıflatıyor.</p>

<h2><strong>Psikolojik fatura</strong></h2>

<p>Topraktan kopuşun psikolojik faturası ve biyolojik tepkiler çevre psikolojisi alanında "Doğa Yoksunluğu Sendromu" şeklinde tanımlanan hâl; dikkat süresinin kısalması, yüksek kaygı seviyesi, kronik yorgunluk ve genel tükenmişlik haliyle kendini gösteriyor. Ulm Üniversitesi ile Colorado Üniversitesinin ortaklaşa gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalar, çocukluk dönemini kırsal alanda ve tabii çevre içinde geçiren fertlerin stres anlarında güçlü bir biyolojik direnç sergilediğini ortaya koyuyor. Sadece yüksek binalar ve asfalt yollar arasında büyüyen nesiller ise zamana karşı yarışırken veya yoğun iş temposu altındayken aşırı stres hormonu salgılıyor. Ağaçların varlığı, toprağın nemi ve gökyüzünün kesintisiz görünümü, insanın biyolojik yapısının doğrudan ihtiyacı oluyor. Bu tabii ihtiyaçtan uzak yaşamak, içtimaî ilişkilerde tahammül eşiğinin düşmesine, sebepsiz öfke patlamalarına ve kalıcı huzursuzluk hallerine sebep oluyor. Açık havada geçirilen vakit, zihnin kendini onarma sürecini hızlandırarak sinir sistemini yatıştırıyor.</p>

<p>Modern kentin yapay ritmi, yitirilen iç huzur ve dijital sığınaklar şehirlerin kesintisiz gürültüsü, yapay ışıklandırmaları ve motorlu araç trafiği, zihnin kendi kendini yenileme kapasitesini aşındırıyor. Sanayi sonrası kurgulanan kent mimarisi, insanı sadece üretim ile tüketim döngüsünü sürdüren bir aktör olarak konumlandırıyor. Toprakla teması kesilen fert, iç dengesini korumakta zorlanıyor ve tabiatın evrensel ahenginden (âhenk-i kevnî) uzaklaşıyor. Yeşil bir yaprağın rüzgardaki salınımı, suyun akış sesi ve toprağın kokusu, zihni sakinleştiren tabii şifa unsurları oluyor. Fertler bu tabii sığınaklar yerine mobil cihazların ve dijital ekranların parlak ışığına yöneliyor.</p>

<h2><strong>Çözüm yolları</strong></h2>

<p>Ferdî ve içtimaî iyileşme için yapısal çözüm yolları olarak, şehir imar düzenlemelerinde beton yoğunluğunu kıracak mahalle koruları, cep parkları, dikey bahçeler ve yeşil çatılar öne çıkıyor. Kişi başına düşen yeşil alan oranını yasal alt sınırlarla güvenceye almak, kentsel dönüşüm süreçlerinde tabiatı merkeze alan tasarımları zorunlu kılmak gerekiyor.</p>

<p>Okul müfredatlarında ders saatlerinin bir bölümünün doğrudan açık alanlara taşınması öğrenme kapasitesini artırıyor. Orman okulları modeliyle biyoloji, resim ve beden eğitimi gibi dersler tabii ortamlara çekilince çocukların çevreyle kurduğu bağ güçleniyor. Erken yaşta toprakla temas eden çocuk, tabiatın ritmini ve canlıların döngüsünü içselleştiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni konut ve iş yeri projelerinde iç bahçeler, ahşap malzeme kullanımı, geniş pencereler ve doğal ışığı maksimum seviyede içeri alan mimarî tasarımlar ön plana geçiyor. Binaların hava akımına izin verecek şekilde konumlandırılması, mekânın ruhanî havasını iyileştiriyor.</p>

<p>Fertlerin günlük hayat rutinlerine düzenli doğa yürüyüşü saatleri eklemesi zihinî rahatlama getiriyor. Hafta sonlarında şehir çeperindeki ormanlık alanlarda vakit geçirmek, ağaçların gölgesinde zaman geçirip tabiatın ritmine katılmak biriken zihinî yorgunluğu hafifletiyor.</p>

<p>Şehir sakinlerinin ortaklaşa bitki ve sebze yetiştirebileceği topluluk bahçeleri sosyal bir terapi alanı oluşturuyor. Toprakla bizzat temas ederek üretim yapmak, tohumun yeşermesine şahitlik etmek hem stresi azaltıyor hem de zayıflayan komşuluk bağlarını ihya ediyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/betonlasma-sehir-insaninin-ruh-sagligini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/b-e-t.png" type="image/jpeg" length="34559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NATO 2027-2031 bütçesini onayladı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nato-2027-2031-butcesini-onayladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nato-2027-2031-butcesini-onayladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NATO, 2027-2031 dönemini kapsayan Ortak Finansman Kaynak Planı ile 27 milyar avroluk yakıt altyapı paketini onayladı. "Savunma" söylemiyle hareket eden ittifak, doğu sınırlarında yeni bir altyapı kuruyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Atlantik Konseyi, 2027-2031 Ortak Finansman Kaynak Planı ile NATO Yakıt Tedarik Zinciri Kabiliyet Programı Planı’nı resmen yürürlüğe koydu. Açıklanan kararlarla İttifakın ortak bütçesi önümüzdeki beş yıllık süreçte 6,5 milyar avro seviyesine yükseltildi.</p>

<p>Onaylanan paket dâhilinde en dikkat çekici kalemi 27 milyar avroluk yakıt altyapı yatırımı oluşturuyor. İttifakın doğu ve güneydoğu hatlarında yeni boru hatları ile depolama tesisleri inşa edilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni bütçe planı, Ukrayna’ya yönelik askeri sevkiyat ve eğitim faaliyetlerinin finansmanını da kapsıyor. NATO-Ukrayna Güvenlik Yardımı ve Eğitim Girişimi (NSATU) ile Ortak Analiz, Eğitim ve Öğretim Merkezi (JATEC) doğrudan bu fondan beslenecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nato-2027-2031-butcesini-onayladi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/n-a-t-o.webp" type="image/jpeg" length="88550"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Merkez Bankası faizi yüzde 37’de sabit tuttu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/merkez-bankasi-faizi-yuzde-37de-sabit-tuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/merkez-bankasi-faizi-yuzde-37de-sabit-tuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Piyasaların odağındaki faiz kararı açıklandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, haftalık repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit bırakma kararı aldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Açıklanan karara göre gecelik borç verme faiz oranı yüzde 40, gecelik borçlanma faiz oranı ise yüzde 35,5 seviyesinde tutuldu.</p>

<p>Kurul tarafından yapılan açıklamada, enflasyonun ana eğiliminde haziran ayında sınırlı bir gerileme görüldüğü kaydedildi. Öncü verilerin temmuz ayında geçici bir artışa işaret ettiği belirtilirken, jeopolitik risklerin enerji maliyetlerinde yükselişe sebep olduğu vurgulandı. Verilerin, iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini gösterdiği ifade edildi.</p>

<p>Fiyat istikrarı hedefine ulaşılana kadar sıkı para politikası yaklaşımının devam edeceği bildirildi. Enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulma tespit edilmesi durumunda para politikası duruşunun daha da sıkılaştırılacağı duyuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Orta vadeli yüzde 5 enflasyon hedefine bağlı kalındığı vurgulanırken; kredi, mevduat ve likidite koşullarına yönelik gerek duyulması halinde ek makroihtiyati tedbirlerin uygulanacağı açıklandı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/merkez-bankasi-faizi-yuzde-37de-sabit-tuttu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/tcmbfaiz-1.webp" type="image/jpeg" length="41174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 bin 300’ü aşkın işgalci Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/2-bin-300u-askin-isgalci-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/2-bin-300u-askin-isgalci-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgal altındaki Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonlar yeni bir safhaya taşındı. Sabah saatlerinden itibaren İsrail polisinin yoğun koruması altında 2 bin 300’ü aşkın Yahudi işgalci, Mescid-i Aksa’nın avlularına baskın düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kudüs Valiliği, yaşananların münferit provokasyonlar olmaktan çıktığını, doğrudan doğruya Mescid-i Aksa’nın tarihî ve hukukî statüsünü değiştirmeye yönelik sistematik bir planın parçası hâline geldiğini açıkladı. Valilik, aşırı sağcı Yahudi Kutsal Heykel (Tapınak) örgütlerinin sözde “Tapınağın yıkılışı” günü bahanesiyle bu yıl 5 bin kişiyi aynı gün içinde Aksa’ya sokmayı hedeflediğini, bunun da "mekânsal bölünme" dayatmasının yeni aşaması olduğunu vurguladı.</p>

<p>İşgalci grupların talebi bununla da sınırlı kalmadı. İsrail polisinden gece baskınlarına izin verilmesi de istenirken, Mescid-i Aksa içerisinde Yahudi ibadetlerinin daha görünür ve sürekli hâle getirilmesi hedefleniyor. Son aylarda Talmud ayinlerinin alenen icra edilmesi ve dua metinlerinin içeri sokulmasına izin verilmesi, statükonun fiilen aşındırıldığı yönündeki endişeleri daha da artırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Mekânsal bölünme" planı adım adım ilerliyor</strong></h2>

<p>Kudüs Valiliği açıklamasında, Mescid-i Aksa’da belirli alanların ve zaman dilimlerinin işgalci Yahudi gruplara tahsis edilmesini amaçlayan "mekânsal ve zamansal bölünme" planının adım adım uygulamaya konulduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, Kudüs’teki statükonun köklerinin Osmanlı Devleti dönemine uzandığı, 1856 Paris Konferansı sonrasında da uluslararası düzeyde kabul gördüğü hatırlatılarak, kutsal mekânların statüsünün tek taraflı biçimde değiştirilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Valiliğe göre son yıllarda baskınlara katılan işgalci sayısı sürekli yükseldi. Aynı gün içerisinde Aksa’ya giren işgalci sayısı 2022 ve 2023 yıllarında yaklaşık 2 bin 200 iken, 2024’te 3 bine, 2025’te ise 4 bine ulaştı. Bu yıl ise hedef açıkça 5 bin olarak ilan edildi.</p>

<h2><strong>Müslümanların girişine engel, işgalcilere tam koruma</strong></h2>

<p>Baskınlar sürerken terörist İsrail polisi Mescid-i Aksa kapılarında sıkı güvenlik tedbirleri uygulayarak Filistinli Müslümanların girişini büyük ölçüde engelledi. Buna karşılık işgalciler kalabalık gruplar hâlinde avlulara alınırken, Talmud ayinleri ve çeşitli ritüeller polis koruması altında gerçekleştirildi. Kudüs Valiliği, bazı grupların yaklaşık 150 kişilik kafileler hâlinde içeri alındığını ve gün boyu baskınların sürdüğünü duyurdu.</p>

<h2><strong>"Mescid-i Aksa bütünüyle Müslümanlara aittir"</strong></h2>

<p>Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa’nın tamamının yalnızca Müslümanlara ait olduğunu, bölünemeyeceğini ve paylaşılmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini bildirdi.</p>

<p>Bakanlık, işgal yönetiminin yeni fiilî durumlar oluşturarak Mescid-i Aksa’nın kimliğini değiştirmeye çalıştığını belirterek, Filistin halkına ve Aksa’ya ulaşabilen herkese camide bulunma çağrısı yaptı. Ayrıca İslam ülkeleri ile uluslararası topluma da işgalci yönetimin kutsal mekânlara yönelik ihlallerini durduracak somut adımlar atma çağrısında bulunuldu.</p>

<div id="gtx-trans" style="left:204px; position:absolute; top:705.359px">
<div class="gtx-trans-icon"></div>
</div></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/2-bin-300u-askin-isgalci-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/aksas-baskin.webp" type="image/jpeg" length="17367"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sevmeyi bilen anlamayı sever]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sevmeyi-bilen-anlamayi-sever</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sevmeyi-bilen-anlamayi-sever" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hiçbir insan bir diğerinin aynı değildir; sadece dış görünüşüyle değil, sadece karakteri, davranışlarıyla da değil, dünyayı görme, anlama, anlamlandırma bakımından da her insan bir diğerinden farklıdır. Birbirimizi anlayamıyor oluşumuzun başta gelen sebebi, bu gerçeği çoğumuzun görmezden geliyor oluşumuzdur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p color="dimmed">“Seni gerçekten hiç anlayamıyorum!” dedi kalabalık caddede yavaş adımlarla yürümekte olan iki kişiden biri. “Bu aslında insanların kendilerini doğru anlayabilmek için hatırında tutması gereken en önemli şey!” dedi diğeri.</p>

<p color="dimmed">Bir bütünün parçalardan oluştuğunu unutmamak gerekir; parçaların tek tek kendi gerçeklikleri içinde var kılındığını kabul etmeden, o bütün hakkında söylenen her şey tek kişilik bir gerçeklikte takılı kalmaya mahkûm eder insanı.</p>

<p color="dimmed">Luigi Pirandello, ‘Biri Hiçbiri Binlercesi’ isimli kitabında bu gerçeğin altını ustalıkla çiziyor: “Size bakarken, gözlerinizde sizin gördüklerinizi görmeyecektir, tıpkı sizin onun gözlerine bakarken onun gördüklerini görmediğiniz gibi; dünyanın, yaşamın, nesnelerin onlara dokunduğunuzda sizin için gerçekliği; onunkiyle aynı değildir; onun aynı nesnelerde, sizde, kendi içinde görüp dokunduğu başka bir gerçekliktir…”</p>

<p color="dimmed">Bir filmin senaryosu o filmin gerçekliği üzerinde çok belirleyicidir. Filmlerin izleyicisine gerçeklik duygusu verip veremediğine, karakterlere ve olaylara ne kadar yakından baktığına, bu ikisini birbirine hangi zengin ayrıntılarla bağladığına, insanı ve hayatı ne kadar doğru gözleyerek filmin hikayesine aktardığına bakarak karar veririz. Bu anlama mesaisi film hakkında yüksek ihtimalle isabetli varış noktalarına götürür bizi. Bir şeyi doğru yere doğru şekilde bakarak anlayabiliriz. Bu önemli bir hassas noktadır. Ancak kendimize, diğer insanlara, hayata, bütün bunların birbirine bağlantılarına, ilişkileri ören ayrıntılara, yani yaşadıklarımıza ve içinden akmakta olduğumuz o büyük hikâyeye bakarken bu hassasiyeti göstermeyiz. Hayat bizi bize her gün ve her an anlatır durur. Ama biz hayatın bize söylediklerine kulak vermeyiz. Her şeyi kendi gerçekliği içinde en doğru şekilde anlayıp anlamadığımızı kendimize neredeyse hiç sormayız. Bir filmin gerçekliğini inceden inceye sorgularken, bunu kendi hayatımız için hiç yapmayız. Her şeyi hak ettiği şekilde anlayıp anlamadığımızı hiç sorgulamayız.</p>

<p color="dimmed">Bazen bir şey yapıyor, hemen ardından ‘Bu yaptığımın anlamı nedir?’ diye düşünmeye başlıyorum. O şeyin anlamını düşünürken yaptığım acemiliklerden de bunu aslında ne kadar az yaptığımı farkedip halime şaşırıyorum!”</p>

<p color="dimmed">Başkalarını anlayabilmek adına gösterebileceğimiz her yakınlık, her ince yaklaşım; bizim dünyamızı da genişlik ve derinlik katacaktır. Deneyen herkes bunu çok kısa bir zamanda rahatlıkla müşahede edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Anlama çabası sevgi toprağında açan bir çiçektir. Bir şeyi ancak seversek anlamaya çalışırız. Birbirine kör ve sağır yaşamayı alışkanlık edinmiş yeni dünya öz sevgisini yitirdiği için bu haldedir.</p>

<p color="dimmed">“Ondan önce bir karanlığa gömülmüş, uyuyor gibiydim; ama o gelip beni uyandırdı, kaldırıp ışığa götürdü, çevremdeki her şeyi, bitmez tükenmez iplerle renk renk bir dantel gibi işledi; bana en yakın, kendisini en iyi anladığım, benim için en değerli insan o oldu, onun dünyaya duyduğu karşılıksız sevgi, zorluklarla dolu hayata karşı içimi güçle doldurarak beni zenginleştirdi” diye yazmış Maksim Gorki, ‘Çocukluğum’ isimli meşhur kitabında.</p>

<p color="dimmed">Daha zengin olmak için daha çok para biriktiriyorsun! Daha çok insan olabilmek için de daha çok insan biriktir!</p>

<p color="dimmed">“Bir ben vardır amma” dedi meczup, “nice de sen vardır bende benden içeru!”</p>

<p color="dimmed">Gökhan Özcan, Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sevmeyi-bilen-anlamayi-sever</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/sevmeyi-bilen.webp" type="image/jpeg" length="87689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Narsist hayranlık"ta zirvedeyiz! Toplumu "ben" merkezli anlayış kuşatıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/narsist-hayranlikta-zirvedeyiz-toplumu-ben-merkezli-anlayis-kusatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/narsist-hayranlikta-zirvedeyiz-toplumu-ben-merkezli-anlayis-kusatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[53 ülkeden 45 bini aşkın kişinin katıldığı uluslararası araştırmada Türkiye, “narsist hayranlık” düzeyinin en yüksek olduğu beş ülke arasında yer aldı. Sürekli takdir edilme, görünür olma ve kendisini başkalarından üstün gösterme arzusunu ifade eden bu tablo; eğitimden dijital medyaya, aile hayatından çalışma düzenine kadar her alanda insana bencilliğin aşılandığı mevcut düzenin nasıl bir toplum meydana getirdiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Michigan State Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası bir araştırmada, 53 ülkeden 45 bini aşkın katılımcının narsistik eğilimleri incelendi. Araştırmada Türkiye, “narsist hayranlık” düzeyinin en yüksek olduğu beş ülke arasında yer aldı. Söz konusu kavram; kişinin kendisini özel ve üstün görmesi, dikkatleri üzerinde toplamak istemesi, sürekli takdir beklemesi ve çevresine hayranlık uyandırmaya çalışması şeklinde açıklanıyor.</p>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de uzun zamandır yaşanan ahlâkî ve toplumsal çözülmenin psikolojik sahadaki karşılığını da gösteriyor. İnsan, artık bir aileye, mahalleye, millete ve müşterek kıymetlere bağlı bir fert olarak yetiştirilmiyor. Kendisini hayatın merkezine koyması, her arzusunu hak kabul etmesi, hiçbir fedakârlığa yanaşmaması ve devamlı alkış beklemesi telkin ediliyor.</p>

<h2><strong>PSİKOLOJİ DİLİYLE BENCİLLİK MEŞRULAŞTIRILIYOR</strong></h2>

<p>Bugün popüler psikoloji adı altında fertlere verilen tavsiyelerin mühim bir kısmı, insanı nefsine karşı terbiye etmek yerine nefsinin bütün taleplerini haklı çıkarmaya dayanıyor. “Önce kendini düşün”, “Seni rahatsız eden herkesi hayatından çıkar”, “Kimse için fedakârlık yapmak zorunda değilsin”, “Sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun” şeklindeki telkinler, özgüven kazandırma iddiasıyla bencilliği normalleştiriyor.</p>

<p>İnsanın kendisine değer vermesiyle kendisini dünyanın merkezi sayması arasındaki sınır ortadan kaldırılıyor. Sabır zaaf, fedakârlık eziklik, bağlılık bağımlılık, nasihat müdahale, aile sorumluluğu ise kişisel özgürlüğe karşı bir tehdit gibi sunuluyor. Böylece hatasını kabul etmeyen, eleştiriye tahammül göstermeyen ve her çatışmada karşısındakini suçlayan bir insan tipi yetişiyor.</p>

<p>Bu anlayış, kişiye huzur vermediği gibi onu sürekli daha fazla ilgi, övgü ve onay arayan bir hâle sürüklüyor. Herkes kendisini eşsiz, vazgeçilmez ve ayrıcalıklı görürken kimse bir başkasının yükünü taşımaya yanaşmıyor.</p>

<h2><strong>DİJİTAL MEDYA HER FERDE KENDİ VİTRİNİNİ KURDURDU</strong></h2>

<p>Sosyal medya, narsist hayranlık kültürünün en büyük üretim ve dağıtım sahasına dönüşmüş vaziyette. İnsanların yediği yemekten gittiği mekâna, aile hayatından yardım faaliyetlerine kadar hemen her şeyi teşhir etmesi teşvik ediliyor. Yapılan işin kıymeti, hakikati ve faydası yerine kaç kişi tarafından görüldüğü ve ne kadar beğeni aldığı önem kazanıyor.</p>

<p>Her kullanıcı kendi hayatının reklamcısı, kendi şahsının pazarlamacısı hâline getiriliyor. Beğeni sayıları itibar, takipçi sayısı değer, görünürlük ise başarı ölçüsü sayılıyor. Böyle bir ortamda insanlar yaşamak yerine yaşadıklarını sergilemeye; iyilik yapmak yerine iyilik görüntüsü vermeye; bilgi sahibi olmak yerine bilgili görünmeye yöneliyor.</p>

<p>Araştırmalar da narsisizm ile yoğun ve problemli sosyal medya kullanımı arasında ilişki bulunduğuna işaret ediyor. Özellikle kendini sunma, fotoğraf paylaşma, durum güncelleme ve sosyal çevreden onay toplama davranışlarının narsistik eğilimlerle bağlantılı olduğu görülüyor. Bununla beraber sosyal medyanın tek başına narsisizmin sebebi olduğunu söylemek mümkün değil. Dijital mecralar, mevcut bencillik ve teşhir arzusunu besleyen devasa bir sahne vazifesi görüyor.</p>

<h2><strong>EĞİTİM ŞAHSİYET YERİNE KARİYERİ MERKEZE ALIYOR</strong></h2>

<p>Eğitim sistemi de çocuğa cemiyet karşısındaki vazifelerini öğretmekten uzaklaşıyor. Başarı; güzel ahlâk, dürüstlük, çalışma disiplini, hizmet ve mesuliyet üzerinden tanımlanmak yerine diploma, makam, maaş ve kişisel itibar üzerinden ölçülüyor.</p>

<p>Çocuklara “topluma nasıl faydalı olabilirim?” sorusu yerine “diğerlerinden nasıl öne geçebilirim?” anlayışı aşılanıyor. Yarışma, sıralama ve bireysel başarı üzerine kurulan eğitim düzeni, insanları birbirini tamamlayan fertler olarak yetiştirmiyor; herkesi diğerinin önüne geçmesi gereken bir rakip hâline getiriyor.</p>

<p>Aileler de çocuklarını edepli, sabırlı ve sorumluluk sahibi yetiştirmekten ziyade her ortamda öne çıkan, kaybetmeye tahammülü bulunmayan ve sürekli takdir bekleyen kişiler hâline getirebiliyor. Çocuğun her isteğinin yerine getirilmesi sevgi, hiçbir sınırla karşılaşmaması özgürlük, her davranışının övülmesi ise özgüven zannediliyor. Neticede yetişkin olduğunda dünyanın da kendisine ailesi gibi davranmasını isteyen, aksi hâlde öfkeye kapılan bir insan ortaya çıkıyor.</p>

<h2><strong>NEFSANÎ İHTİRASLAR EKONOMİNİN YAKITI HÂLİNE GETİRİLDİ</strong></h2>

<p>Kapitalist tüketim düzeni, kanaatkâr ve ölçülü insan istemiyor. Sürekli daha fazlasını arzulayan, kendisini başkalarıyla mukayese eden, sahip olduklarıyla yetinmeyen ve görünüşünü bir kimlik meselesi hâline getiren fertlere ihtiyaç duyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reklamlar insana bir ihtiyacı karşılamayı değil, başkalarından daha üstün görünmeyi vaat ediyor. Daha pahalı telefon, daha gösterişli otomobil, daha itibarlı mekân ve daha dikkat çekici bir hayat, şahsiyetin yerini alıyor. İnsan ne olduğu ile değil, neye sahip bulunduğu ve dışarıdan nasıl göründüğüyle değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu düzen, nefsanî ihtirasları törpülemek yerine kışkırtıyor. Haset, gösteriş, üstünlük yarışı ve sınırsız tüketim ekonomik hareketliliğin temel unsurlarına çevriliyor. Tatmin olmayan insan daha fazla tüketiyor; daha fazla tükettikçe daha büyük bir boşluğa düşüyor.</p>

<h2><strong>AİLE AYAKTA KALAMIYOR</strong></h2>

<p>Narsist hayranlık kültürünün en ağır tahribatı ailede görülüyor. Aile; sabır, sadakat, merhamet, sorumluluk ve gerektiğinde kendi arzusundan vazgeçebilme iradesiyle ayakta durur. Buna karşılık günümüz insanına sürekli kendi mutluluğunu, kişisel alanını, beklentilerini ve hazlarını merkeze alması öğretiliyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>ÇARE NEFSİ ALKIŞLAMAKTA DEĞİL, TERBİYE ETMEKTE</strong></h2>

<p>Ortaya çıkan tabloya karşı çözüm, insana daha fazla kendisini sevmesini telkin etmekte aranamaz. İnsanın ihtiyacı, nefsinin her arzusunu haklı gören yeni sloganlar değil; ölçü, edep, mesuliyet ve irade terbiyesidir.</p>

<p>Eğitim, çocuğa başkalarını geçmeyi öğrettiği kadar kendisini aşmayı da öğretmelidir. Aile, çocuğun bütün taleplerini yerine getiren bir hizmet müessesesi olmaktan çıkarak sınır, vazife ve fedakârlık şuurunun kazanıldığı ilk mektep hâline gelmelidir. Medya, teşhiri ve gösterişi teşvik eden dili terk etmeli; hakiki başarıyı fayda, emek, ahlâk ve hizmet üzerinden anlatmalıdır.</p>

<p>İnsan, her istediğini yaptığı ölçüde hür olmaz. Arzularını kontrol edebildiği, kendi menfaatinden vazgeçebildiği ve başkasının hakkını nefsinin önüne koyabildiği ölçüde şahsiyet kazanır.</p>

<p>Türkiye’nin “narsist hayranlık” sıralamasında ilk beş ülke arasında yer alması, tek başına bütün toplumsal meselelerin açıklaması sayılamaz. Ancak bu sonuç; yıllardır yüceltilen bireycilik, teşhir, rekabet ve sınırsız arzu kültürünün nasıl bir insan tipi meydana getirdiğini sorgulamak için ciddi bir ikazdır.</p>

<p>“Ben” putunun büyüdüğü yerde aile küçülür, dostluk zayıflar, dayanışma ortadan kalkar. Herkesin kendisini merkeze koyduğu bir cemiyette ortak bir merkez, müşterek bir istikamet ve gerçek bir toplum inşa edilemez.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/narsist-hayranlikta-zirvedeyiz-toplumu-ben-merkezli-anlayis-kusatiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/benmerkez.webp" type="image/jpeg" length="52615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geleceği borçlanmak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gelecegi-borclanmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gelecegi-borclanmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rezerv para basamayan ekonomiler, Amerikan faizindeki her artışı kendi bütçelerinde hissediyor. Sermaye güvenli limanlara döndükçe yerel paralar değer kaybediyor; enerji ithalatını finanse etmek, dış borcu çevirmek ve büyümeyi korumak aynı anda zorlaşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya, tarihinin en büyük borç yükünü taşıyor. Küresel borç stoku 2026'nın ilk çeyreğinde 353 trilyon dolara ulaştı. Dünya ekonomisinin ürettiği gelirin üç katından fazla. Böylesine büyük rakamlar çoğu zaman insanın muhakemesini uyuşturuyor. Oysa mesele borcun hacmi değil. Hangi yatırımı beslediği... Hangi gelire yaslandığı... Daha doğrusu, henüz kazanılmamış hangi paranın bugünden harcandığı.</p>

<p>Uzun yıllar borçla üretim arasında görece de olsa bir denge vardı. Kredi alınır, fabrika kurulurdu. Liman büyür, demiryolu uzar, enerji santrali yükselirdi. Üretim arttıkça borç çevrilir, borç çevrildikçe ekonomi büyürdü. Bugün aynı ilişki giderek zayıflıyor. Borç, üretilmiş değeri büyütmekten çok gelecekte elde edilmesi umulan değeri finanse ediyor.</p>

<p>Elbette, finansın güç kazanması yeni değil; son kırk yıldır değişen, finansın üretimle kurduğu bağ. Kredi giderek fabrikaya değil, varlık fiyatlarına ve gelecekte oluşacağı varsayılan kazançlara akıyor. Bilançolar şişiyor, finansal servet büyüyor; reel ekonomi aynı hızla ilerlemiyor. Geleceğin geliri, bugünün muhasebesine yazılıyor.</p>

<p>Söz gelimi yapay zekâ yarışı bunun en görünür örneği. Teknoloji devleri yüz milyarlarca dolarlık veri merkezleri kuruyor, enerji şirketlerine ortak oluyor, yeni nesil işlemciler için devasa siparişler veriyor. Çünkü yapay zekâ yalnızca yazılımdan ibaret değil; elektriğin, bakırın, suyun ve çipin üzerinde yükselen ağır bir yatırım. Fakat asıl dikkat çekici olan teknoloji değil, onu finanse etme biçimi. On beş yıllık kredilerle kurulan veri merkezlerinin içindeki işlemciler birkaç yıl sonra eskiyor. Bugünkü borç, henüz doğmamış kullanıcıların ve henüz gerçekleşmemiş kârların üzerine inşa ediliyor. Finans, üretimi değil beklentiyi satın alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tabi beklenti gerçekle buluştuğu sürece sistem işler. Aradaki mesafe açıldığında ise geriye yalnızca çevrilmesi gereken borç kalır. Son yıllarda teknoloji şirketlerinin piyasa değerleriyle gelirleri arasındaki makasın büyümesi de bunun işareti. Her yeni yatırım daha fazla kredi, her yeni kredi daha fazla faiz yükü doğuruyor. Borç, üretimin sonucu olmaktan çıkıp üretimin ön şartına dönüşüyor.</p>

<p>Döngünün en ağır faturası da gelişmekte olan ülkelere çıkıyor. Rezerv para basamayan ekonomiler, Amerikan faizindeki her artışı kendi bütçelerinde hissediyor. Sermaye güvenli limanlara döndükçe yerel paralar değer kaybediyor; enerji ithalatını finanse etmek, dış borcu çevirmek ve büyümeyi korumak aynı anda zorlaşıyor.</p>

<p>Mesele yalnızca gelişmekte olan ekonomilerle mi sınırlı? Elbette değil. Gelişmiş ülkeler rezerv para ayrıcalığı sayesinde borçlanmayı sürdürüyor; fakat onlar da farklı bir çıkmazın içinde. Sanayinin dönüşüm sorunu başa bela, finansal balon şiştikçe şişiyor. Varlık fiyatları yükselirken reel üretim aynı tempoyu yakalayamıyor. Refah, geleceğin bilançosundan avans çekilerek korunmaya çalışılıyor.</p>

<p>Çağımızın çelişkisi de burada düğümleniyor. İnsanlık, tarihin en gelişmiş teknolojilerini üretiyor; aynı zamanda tarihin en büyük borç yükünü sırtında taşıyor. Yapay zekâ yeni bir çağ vaat ediyor ama o çağın veri merkezleri de, enerjisi de, finansmanı da borçla ayakta duruyor.</p>

<p>İktisat tarihinde hiçbir borç döngüsü sonsuza kadar sürmedi. Ödeme günü geldiğinde asıl mesele borcun büyüklüğü değil, onun hangi değeri üretebildiği olur. Borç üretime dönüşmediğinde temerrüt yalnızca mali bir sorun olmaktan çıkar; ekonomik tercihleri, siyasi kararları ve devletlerin hareket alanını da daraltır. Dünya ekonomisinin önündeki gerçek sınav işte budur.</p>

<p>Hasan Hüseyin Öz, Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gelecegi-borclanmak</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/borc-ulke.jpeg" type="image/jpeg" length="86721"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vatandaş boykotta kararlı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/vatandas-boykotta-kararli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/vatandas-boykotta-kararli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sultangazi’de vatandaşlar tarafından protesto edilen boykot restoran zinciri, Belediye tarafından henüz faaliyete geçmeden “hatalı havalandırma sistemi kullanması” sebebiyle mühürlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’un Sultangazi ilçesinde açılması planlanan Burger King şubesi, mahalle sakinlerinin günlerdir sürdürdüğü protestoların ardından faaliyete geçemeden mühürlendi. İsrail’e verdiği destek sebebiyle boykot edilen restoran zincirinin şubesi önünde bir araya gelen vatandaşlar, işletmenin mahallede açılmasına karşı çıkarak tepkilerini dile getirmişti. Sultangazi Belediyesi ise iş yerini “hatalı havalandırma sistemi kullanması” sebebiyle mühürledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>VATANDAŞIN TEPKİSİ SONUÇ VERDİ</strong></h2>

<p>Şube henüz hizmete girmeden başlayan protestolarda Filistin’e destek sloganları atan vatandaşlar, Gazze’deki soykırıma destek veren markaların mahallelerinde faaliyet göstermesini istemediklerini ifade etti. Tepkilerin sürdüğü işletmenin belediye ekiplerince mühürlenmesi, boykotun yalnızca alışveriş tercihiyle sınırlı kalmadığını; mahalle ölçeğinde toplumsal bir tavra dönüştüğünü bir kez daha gösterdi.</p>

<p>İşletmenin mühürlenme gerekçesi teknik bir eksiklik olarak açıklansa da şubenin açılmasına karşı ortaya konulan kararlı duruş, Sultangazi’de boykot hassasiyetinin canlılığını ortaya koydu. Mahalle sakinlerinin protestoları, sosyal medyada da geniş yankı buldu.</p>

<h2><strong>ÜSKÜDAR’DA BOYKOT NÖBETİ AYLARDIR SÜRÜYOR</strong></h2>

<p>Benzer bir boykot nöbeti Üsküdar’ın Çengelköy semtindeki Bahçelievler Mahallesi’nde de devam ediyor. McDonald’s şubesine karşı Ekim 2025’te başlayan protestolar, şubenin açılmasının ardından da sona ermedi. Mahalle sakinleri her gün akşam ve yatsı namazları arasında işletmenin yakınında toplanarak boykot çağrılarını sürdürüyor.</p>

<p>Kadınların ve çocukların yoğun katılım gösterdiği eylemlerde Kur’ân-ı Kerim okunuyor, dualar ediliyor ve “Mahallemizde McDonald’s istemiyoruz” çağrısı yapılıyor.</p>

<h2><strong>BOYKOT ALIŞVERİŞTEN MAHALLEYE TAŞINDI</strong></h2>

<p>Sultangazi ve Üsküdar’da ortaya konulan tavır, vatandaşların boykot konusunda geri adım atmadığını gösteriyor. İsrail ordusuna ücretsiz yemek dağıtması sebebiyle dünya çapında boykot edilen McDonald’s, boykotların satışlarına zarar verdiğini daha önce kabul etmiş; şirketin küresel satışları 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 1, ABD satışları ise yüzde 3,6 gerilemişti.</p>

<p>Gazze’de katliam sürerken boykot markalarını mahallelerine sokmak istemeyen vatandaşlar, alışveriş tercihinin ötesine geçen bir mücadele ortaya koyuyor. Sultangazi’deki mühürleme ve Üsküdar’da aylardır devam eden nöbet, boykotun unutulmadığını ve toplumsal hafızanın diri tutulduğunu açıkça gösteriyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/vatandas-boykotta-kararli</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/boykot-vatandas.jpg" type="image/jpeg" length="75915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin'in tasmalı muhabiri, Doğu Türkistan'daki zulmü yok saydı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cinin-tasmali-muhabiri-dogu-turkistandaki-zulmu-yok-saydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cinin-tasmali-muhabiri-dogu-turkistandaki-zulmu-yok-saydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın davetiyle Çin’e giden İsmail Saymaz, Pekin yönetiminin kendisine gösterdiği kontrollü manzarayı hakikat gibi sunarak Doğu Türkistan’daki zulmü perdelemeye çalıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci sıfatıyla milletin karşısına çıkan Saymaz, 12-19 Temmuz tarihleri arasında Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın organize ettiği gezi kapsamında Çin’i ziyaret etti. Program dâhilinde Ürümçi, Kaşgar ve Yenihisar’a da giden Saymaz, dönüşünde yaptığı paylaşımda Pekin yönetiminin yıllardır dünyaya pazarlamaya çalıştığı propaganda tablosunu aynen tekrarladı.</p>

<p>Saymaz, kendisine gösterilen birkaç camiden, fabrikadan, şehir merkezinden ve seçilmiş kişilerden hareketle “Camiler açık, ibadetler engellenmiyor” ifadelerini kullandı. Çin’in önceden hazırladığı güzergâhı sorgulamak, gösterilmeyenleri araştırmak ve mağdurların sesine kulak vermek yerine, önüne konulan manzarayı haber diye servis etti.</p>

<h2><strong>Çin'in tasmalısı Saymaz</strong></h2>

<p>Devşireceği fayda için giremeyeceği kılık ve savunamayacağı zalim kalmamış iki yüzlü şarlatanlar, gazeteci diye pazarlanıp sanki bir kanaat önderiymiş gibi milletin karşısına çıkarılıyor. Yıllardır Çin katliamının gölgesinde yaşayan Doğu Türkistan, dünyada kendisine uzanacak bir yardım eli ararken, bunun en büyük adayı olması gereken Türkiye'de sözde gazeteciler, işgalci Pekin rejiminin propaganda aygıtına dönüşüyor.</p>

<p>Bunun benzerleri, zulüm devam ederken Suriye’ye gidip Esed’in bulunduğu bölgedeki gece kulüplerinden “Burada savaş yok” diye yayın yaptıklarında da görülmüştü. Zulmün yaşandığı topraklarda kendilerine hazırlanan birkaç vitrin görüntüsünü hakikat diye sunan bu şarlatanlar, zalimin cümlelerini tekrar ederek yaşananları yok saymaya ve milleti manipüle etmeye çalışıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köpekliklerini yaptıkları sahiplerine gayet iyi yaranan bu sahipliler, Çin’in kendilerine gösterdiği birkaç sokak, birkaç bina ve birkaç açık cami üzerinden yıllardır devam eden zulmü perdelemeye kalkışıp gazetecilikten ziyade açık bir propaganda memurluğuna soyunuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cinin-tasmali-muhabiri-dogu-turkistandaki-zulmu-yok-saydi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/cinsaymaz.webp" type="image/jpeg" length="19679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas lideri El-Hayya’dan Türkiye’ye teşekkür]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamas-lideri-el-hayyadan-turkiyeye-tesekkur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamas-lideri-el-hayyadan-turkiyeye-tesekkur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu'da barış ve müzakere süreçlerinde Türkiye'nin üstlendiği kritik rol öne çıkıyor. Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayya, Gazze Şeridi'ndeki İsrail saldırılarını bitirme gayretlerinde Türkiye'nin sergilediği hayati duruşa dikkat çekti. Göreve gelmesinin ardından ilk resmi değerlendirmesini paylaşan El-Hayya, bölgede sağlanan ateşkes adımlarına işaret etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamas lideri El-Hayya, Gazze Şeridi'nde akan kanı durdurmak amacıyla yoğun çaba harcayan Mısır, Katar ve Türkiye yönetimine şükranlarını sundu. Müzakere sürecine güç veren ülkelere seslenen El-Hayya, üzerinde uzlaşı sağlanan maddelerin hayata geçirilmesi adına İsrail yönetimi üzerinde somut ve gerçek bir baskı kurulmasını talep etti.</p>

<p>Bölgesel dengelerin sağlam temellere oturmasının tamamen Filistin halkının huzuruna ve emniyetine bağlı olduğunu vurgulayan El-Hayya, yaşanan gelişmelerin bu hakikati teyit ettiğini bildirdi. Uluslararası topluma doğrudan çağrıda bulunan Hamas lideri, Gazze halkını koruma sorumluluğunun küresel adalet anlayışının temeli olduğunu belirterek, bu emniyetin sarsılması durumunda küresel adalet mekanizmasının tamamen çökeceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamas-lideri-el-hayyadan-turkiyeye-tesekkur</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/hamastr-1.webp" type="image/jpeg" length="79719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 Temmuz 2014: Salih Mirzabeyoğlu tahliye edildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/22-temmuz-2014-salih-mirzabeyoglu-tahliye-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/22-temmuz-2014-salih-mirzabeyoglu-tahliye-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun, cezaevinden tahliye edilişinin bugün 12. yıl dönümü. 16 yıllık mahkumiyetinin ardından serbest bırakılan Salih Mirzabeyoğlu, hapishanedeki günlerini "Sahici fikir üretmekle geçirdim'' diyerek özetlemiş, "16 yıl hayatımın ziyan edilmiş bir safhası değil. Fikri damıtarak geçirdim. Zehri bala çevirdim" ifadelerini kullanmıştı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde önemli bir yer tutan mütefekkir <strong>Salih Mirzabeyoğlu</strong>’nun, Bolu F Tipi Cezaevi'nden tahliye edilişinin bugün 11. yıl dönümü.</p>

<p>Mirzabeyoğlu, "Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek" suçlamasıyla o dönemki Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) yargılanmış ve idam cezasına çarptırılmıştı. Türkiye'de idam cezasının kaldırılmasının ardından cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen Mirzabeyoğlu, 16 yılı aşkın süre cezaevinde kaldı.</p>

<p>Cümlenin anlatım bozukluğu, özellikle “tahliyesine hükmetti” ifadesiyle “kararın infazı” arasında geçen kısımda zamanlama ve anlam akışı bakımından zayıf bir bağdan kaynaklanmaktadır. Düzenlenmiş hâli şu şekildedir:</p>

<p>22 Temmuz 2014’te İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatlarının yeniden yargılama talebini; “delillerin toplanmasındaki usulsüzlükler” ve “uzun tutukluluk süresinin doğurduğu telafisi imkânsız mağduriyet” gerekçeleriyle kabul ederek, tahliyesine karar verdi. Aynı gün akşam saatlerinde kararın infazıyla birlikte Mirzabeyoğlu, Bolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye edildi.</p>

<h2><strong>“Hayatımı heba olmuş veya boşa geçmiş görmüyorum”</strong></h2>

<p>Salih Mirzabeyoğlu, cezaevinde geçirdiği yıllar boyunca, "Telegram" adını verdiği bir yöntemle elektromanyetik saldırılara ve zihin kontrolü işkencesine maruz kaldı. Bunu da eserlerinde en ince ayrıntısına kadar anlattı. Mirzabeyoğlu, yaşadığı sürecin sadece fiziki bir hapis değil, aynı zamanda iradesine yönelik sistemli bir saldırı olduğunu söyledi.</p>

<p>Cezaevinde işkencelere maruz kalırken eser vermeye de devam etti.</p>

<p>Cezaevinde geçirdiği 16 yıl için “Hayatımı heba olmuş veya boşa geçmiş görmüyorum” diyen Mirzabeyoğlu şunları söyledi:</p>

<p>“Ben hayatımın bir kayıp devresi olarak görmüyorum 15 seneyi. Benim hayatımın kaybolmuş bir devresi olarak görmüyorum. Bana zehir yedirdiler, ben onu bala çevirdim. Bundan dolayı yaşamayı fikir, fikri yaşamak diye bilen bir insan olarak bu devreyi de bu şekilde verimli geçirdim. Bu yönden kayıp olarak görmüyorum. Bizi uçurumdan attılar biz yere sağlam indik. Paraşütü icat etmiş olarak indik.”</p>

<h2><strong>Fikir dünyası</strong></h2>

<p>Fikir dünyasının temelini, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "Büyük Doğu" ideali üzerine inşa eden Mirzabeyoğlu, bu mirası İbda adını verdiği kendi düşünce sistemiyle yeniden yorumladı. Eserlerinde, hukuktan ekonomiye, sanattan siyasete kadar hayatın bütün alanlarını kapsayan, "Başyücelik Devleti" adını verdiği bütüncül bir devlet ve toplum modeli önerdi.</p>

<p>Mirzabeyoğlu'nun düşüncesi, "Bütün Fikrin Gerekliliği" ilkesi etrafında şekillenerek, Batı merkezli düşünce sistemlerine karşı alternatif bir dünya görüşü sunmayı hedefliyordu. Tutukluluğu sırasında da yazmayı sürdüren Mirzabeyoğlu, aralarında “Kültür Davamız”, “İslama muhatap Anlayış”, “Hikemiyat”, “Büyük Muztaribler”, “Şiir ve Sanat Hikemiyatı”, “İktisat ve Ahlak” gibi eserlerin de bulunduğu 70’e yakın eser kaleme aldı. Bu eserler, onun düşünce sisteminin ana hatlarını ve farklı disiplinlere yaklaşımını ortaya koydu.</p>

<p>Mütefekkir Mirzabeyoğlu'nun etkisi sadece teorik alanda kalmadı. 1975’te çıkardığı Gölge Dergisi’yle kitleleri harekete geçirdi ve İslami bir şuur vermeye çalıştı.</p>

<p>Mirzabeyoğlu'nun fikirleri, özellikle genç kuşaklar arasında, sistemli düşünce arayışları ve ideolojik çözüm teklifleri bağlamında referans alınmaktadır. Devlet, cemiyet, fert, sanat ve iktisat gibi alanlarda sunduğu çerçeve; parçacı yaklaşımların dışında, bütünlük arayan çevrelerde alaka görmeye devam etmektedir.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu, tahliyesinden yaklaşık dört yıl sonra, 4 Mayıs 2018 Cuma günü, Telegramcıların yaptığı kan basıncı müdahalesi sonucu beyin kanaması geçirdi. Yalova Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ardından 7 Mayıs 2018 tarihinde beyin ölümü gerçekleştiği açıklandı. 16 Mayıs 2018 Çarşamba günü, Salih Mirzabeyoğlu, Telegram suikastı neticesinde şehadet şerbetini içti. 18 Mayıs 2018 Cuma günü, İstanbul Eyüp Sultan’da, Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüp Mezarlığı’na defnedildi. Vasiyeti gereği, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in mezarının ayak ucuna defnedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/22-temmuz-2014-salih-mirzabeyoglu-tahliye-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 23:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ktahliye.webp" type="image/jpeg" length="76995"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD gizli servisinde panik: "Tehdit seviyesi tarihi zirvede!"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-gizli-servisi-panikte-tehdit-seviyesi-tarihi-zirvede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-gizli-servisi-panikte-tehdit-seviyesi-tarihi-zirvede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gizli Servisi, koruma altındaki devlet yetkililerine yönelik tehditlerde "benzeri görülmemiş artış" olduğunu gerekçe göstererek, mevcut güvenlik ortamını "son derece değişken" olarak tanımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gizli Servis Direktörü Sean Curran, düzenlediği basın toplantısında, ABD içinde oluşabilecek tehditlerle ilgili yükselen risk seviyesinin hem üst düzey federal yetkilileri hem de ülke genelindeki yerel yetkilileri etkilediğini belirtti.</p>

<p>Curran, söz konusu tehdit algısıyla ilgili, "24 yıllık kariyerimde daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim, kelimenin tam anlamıyla rekor seviyede." ifadesini kullanırken, tehditlerdeki benzeri görülmemiş artışı gerekçe göstererek mevcut güvenlik ortamının "son derece değişken" olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kurumun, ABD Başkanı'nın bulunduğu yerlere gelişmiş tespit ve önleme sistemlerini de taşıdığını aktaran Curran, bu teknolojilerin bazılarının ülke topraklarında ilk kez kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Basın toplantısında konuşan Gizli Servis Direktör Yardımcısı Matthew Quinn de İran'ın, ABD Başkanı Donald Trump'ı hedef alma niyetini açıkça dile getirmesinin bir "sır olmadığını" belirtti.</p>

<h2><strong>"ABD'de de İHA taktiklerinin kullanılması an meselesi"</strong></h2>

<p>Quinn, geçmiş dönemde "eski bir başkanın potansiyel olarak alması gereken finansmanı alamadığını" kabul ederek, kurumun artık kaynak tahsisindeki sorunları bu dönemde düzelttiğini ifade etti.</p>

<p>İnsansız Hava Aracı Sistemlerini (İHA) acil ve en yüksek öncelikli tehdit olarak tanımlayan Quinn, istihbarat verilerine ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi çatışmalardan elde edilen gözlemlere dayanarak, ABD'de de İHA taktiklerinin kullanılmasının "an meselesi" olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ulusal Tehdit Değerlendirme Merkezi (NTAC) Başkanı Lina Alathari ise son 25 yılda yapılan araştırmaların, potansiyel saldırganlar için "tek bir belirli profil" bulunmadığını gösterdiğini dile getirdi.</p>

<p>Alathari, en yaygın motivasyonun bir bireye, fikre veya ideolojiye yöneltilmiş bir "hoşnutsuzluk" veya "şikayet" olduğunu kaydetti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-gizli-servisi-panikte-tehdit-seviyesi-tarihi-zirvede</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/2026-07-22-23-54-06.webp" type="image/jpeg" length="52908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karadeniz'de Türk gemisine İHA saldırısı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/karadenizde-turk-gemisine-iha-saldirisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/karadenizde-turk-gemisine-iha-saldirisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz’de seyir halindeyken insansız hava aracı saldırısına uğrayan "Mv Reyhan Sarı" isimli ticaret gemisindeki son duruma ilişkin şirket ve yetkili makamlardan açıklama yapıldı. Saldırı sonrası Samsun açıklarına ulaşan gemideki yaralı personelin hava yoluyla hastanelere sevk edildiği belirtilirken, önceliğin mürettebat güvenliği ve olayın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması olduğu vurgulandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya’nın Taman Limanı’ndan aldığı kömür yükünü Trabzon’a ulaştırmak üzere yola çıkan İstanbul liman kütüğüne kayıtlı ve 9543342 IMO numaralı "Mv Reyhan Sarı" kuru yük gemisi, Novorossiyk açıklarında dron saldırısının hedefi oldu. Saldırı sonucu geminin makine dairesindeki 1 Türk mürettebat hayatını kaybederken, yaralanan 3 kişi ise ilk müdahalelerinin ardından en yakın sağlık kuruluşlarına sevk edildi.</p>

<p>Yaşanan saldırının ardından, yetkili makamlardan olaya ve personelin sağlık durumuna ilişkin yapılan resmi açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Şirketimize ait Türk bayraklı REYHAN SARI isimli ticaret gemisi, 22 Temmuz 2026 tarihinde Karadeniz’de seyrini sürdürdüğü sırada meydana gelen insansız hava aracı saldırısı neticesinde hasar almıştır.</p>

<p>Gemimiz, meydana gelen hasara rağmen kendi imkanlarıyla seyrine devam etmiş olup, hâlihazırda Samsun açıklarına güvenli şekilde ulaşmıştır.</p>

<p>Saldırı sonucunda geminin haberleşme sistemleri zarar görmüş, bu durum olayın hemen ardından gemi ile kesintisiz iletişim kurulmasını ve gemideki durumun tüm yönleriyle teyit edilmesini güçleştirmiştir.</p>

<p>İlgili kamu kurumları ve yetkili makamlarla kurulan koordinasyon neticesinde, yaralı olduğu belirlenen iki mürettebatımız helikopterler aracılığıyla gemiden tahliye edilerek Samsun’daki sağlık kuruluşlarına sevk edilmiştir. Yaralı personelimizin tedavi süreçleri yakından takip edilmekte olup, kendilerine acil şifalar diliyoruz.</p>

<p>Mürettebatımızın durumuna ilişkin bilgi toplama ve doğrulama çalışmaları ise titizlikle devam etmektedir. Tarafımıza ulaşan bilgiler doğrultusunda bir gemi personeline ulaşılamadığı, gece saatlerinde gerçekleşen saldırının etkisi ile ilgili mürettebatın kamarasına girilemediği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, kesinleşmemiş bilgiler hakkında açıklama yapılmasının doğru olmayacağı kanaatindeyiz.</p>

<p>Şirketimiz açısından öncelik; mürettebatımızın güvenliği, ihtiyaç duyulan her türlü tıbbi ve insani desteğin sağlanması ve olayın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasıdır. Bu çerçevede ilgili ulusal ve uluslararası makamlar ile sigortacılarımız ve diğer ilgili kuruluşlarla tam iş birliği içerisinde hareket edilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, doğrulanmış bilgiler elde edildikçe gerekli açıklamalar paylaşılmaya devam edilecektir. Yaşanan olaydan etkilenen tüm mürettebatımıza ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, tedavisi devam eden personelimize acil şifalar diliyoruz."</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/karadenizde-turk-gemisine-iha-saldirisi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/karadenizdoron.webp" type="image/jpeg" length="47158"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’nin mahkeme tiyatrosu: Maduro 3. kez hâkim karşısında]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdnin-mahkeme-tiyatrosu-maduro-3-kez-hakim-karsisinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdnin-mahkeme-tiyatrosu-maduro-3-kez-hakim-karsisinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Caracas'taki resmi konutundan ABD askerlerince alıkonulan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Nevyork’taki federal mahkemede üçüncü kez hâkim karşısına çıkıyor. Yargılamada savunmanın mahkemenin yetkisizliği yönündeki itirazı ve 1922 tarihli anlaşmadaki zorunlu tahkim maddesi öne çıkıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sömürgeci operasyonun yargı sahnesi</strong></p>

<p>3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’nın başkenti Caracas’taki devlet konutundan Amerikan ordusuna bağlı güçlerce alıkonulan Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in yargılama sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Çift, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde üçüncü kez hâkim karşısında bulunuyor. Duruşmada dava takvimi ve savunma ekibinin hukuki itirazları karara bağlanacak.</p>

<p>Nevyork Güney Bölgesi Savcılığı, davanın asıl yargılama sürecinin Haziran 2027’de başlamasını talep etti. Savcılık, delil paylaşımının duruşma öncesinde tamamlanmasını hedefliyor. Savunmaya ise 2027 yılının başına kadar ek başvurularda bulunma imkânı tanınıyor. Yargılamayı yürüten federal yargıç Alvin Hellerstein’in 92 yaşında bulunması, sürecin uzunluğu sebebiyle davaya uygunluğu hususunda ciddi tartışmalara sebep olmaktadır. Altı aydan uzun süredir Brooklyn’deki federal cezaevinde tutulan Maduro ve Flores, haklarındaki tüm iddiaları reddederek masumiyetlerini koruyor.</p>

<h2><strong>Gaspın ardındaki kirli hesap </strong></h2>

<p>Trump, alıkoyma operasyonunun hemen ardından Venezuela yönetimini ABD’nin üstleneceğini ve ülke petrolünün Amerikan şirketlerince işletileceğini duyurmuştu. Bu açıklama, Vaşington'un esas hedefini açıkça ortaya koydu. Dünya üzerinde yaklaşık 303 milyar varil ile en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip Venezuela, uzun süredir Vaşington'un iştahını kabartıyordu.</p>

<p>Operasyon öncesinde Vaşington'un niyetini belirten bir diğer isim ABD Güney Komutanlığı eski Komutanı General Laura J. Richardson oldu. Richardson, 25 Kasım 2025 tarihindeki konuşmasında Latin Amerika’daki temel meselenin petrol, altın, lityum ve nadir toprak elementleri olduğunu açıkça belirtmişti. Vaşington yönetimi olayı bir "kolluk kuvveti operasyonu" şeklinde sunsa da, Maduro aylardır "savaş esiri" sıfatıyla zorla alıkonulduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>Savunmanın ana kozu: Askeri haydutluk ve 1922 tahkim anlaşması</strong></p>

<p>Maduro'nun avukatları Barry Pollack ve Mark Donnelly, duruşmada alıkoyma yönteminin hukuksuzluğunu mahkemeye sunacak. Savunma ekibi, Caracas'taki askeri operasyonun uluslararası hukuku çiğnediğini belirterek davanın derhal düşürülmesini istiyor.</p>

<p>Amerikan basınında yer alan analizler, davaya ilişkin ciddi bir hukuki kilitlenmeye işaret ediyor. ABD ile Venezuela arasında 1922 yılında imzalanan Suçluların İadesi Anlaşması, taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkların bağımsız tahkim yoluyla çözülmesini zorunlu kılıyor. Venezuela hükümetinin anlaşmanın ihlal edildiği yönündeki başvurusu doğrultusunda, federal mahkemenin davayı sürdürmek yerine uyuşmazlığı uluslararası tahkim kuruluna havale etme yükümlülüğü bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası hukuk uzmanları David Sloss ve Steven Ratner, 1922 tarihli anlaşmadaki tahkim hükmünün bağlayıcı güce sahip olduğunu ifade ediyor. Tahkim heyetinin askeri operasyonu anlaşmaya aykırı bulması durumunda, ABD’nin Maduro’yu serbest bırakma mecburiyeti doğacak.</p>

<h2><strong>Uluslararası hukukun çöküşü </strong></h2>

<p>İlk duruşmada İspanyolca konuşarak masum olduğunu ve ülkesinin seçilmiş devlet başkanı sıfatını taşıdığını belirtmiş olan Maduro, cezaevinden ilettiği mesajlarda durumunu savaş esirliği olarak tanımlıyor. Uzmanlar, uyuşturucu iddialarının bir kılıf olduğunu, operasyonun Venezuela petrolünü gasp etme ve bölgedeki Çin-Rusya nüfuzunu kırma amacı taşıdığını belirtiyor.</p>

<p>Birleşik Devletler'in egemen bir ülkenin devlet başkanını askeri güç kullanarak kaçırması, Birleşmiş Milletler prensiplerinin, diplomatik dokunulmazlığın ve devlet egemenliğinin açık ihlali manasına geliyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdnin-mahkeme-tiyatrosu-maduro-3-kez-hakim-karsisinda</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/maduromahkeme-2.png" type="image/jpeg" length="46154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epstein’in "model avcısı" evinde ölü bulundu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/epsteinin-model-avcisi-evinde-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/epsteinin-model-avcisi-evinde-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'li sapkın milyarder Jeffrey Epstein'in fuhuş ve cinsel istismar ağıyla bağlantılı isimlerden biri olarak gösterilen ve "model avcısı" olarak bilinen Daniel Siad, Fransa'daki evinde ölü bulundu. Epstein dosyalarında adı 2 binden fazla kez geçen ve genç kadınlara ulaşılmasında aracı olduğu öne sürülen 69 yaşındaki Siad'ın ölüm sebebi henüz açıklanmazken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein'in "model avcısı" olarak bilinen Daniel Siad'ın evinde ölü bulunduğu bildirildi. Fransız basınında yer alan haberlere göre, ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı Epstein dosyalarında 2 binden fazla kez adı geçen ve Epstein'in işlediği suçlara ortak olduğu düşünülen Daniel Siad ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Epstein ile bağlantılı suçların yanı sıra cinsel şiddet suçlamalarıyla da soruşturma altında olan 69 yaşındaki İsveç vatandaşı Siad, Paris yakınlarındaki Hauts-de-Seine vilayetine bağlı Colombes'daki evinde 20 Temmuz'da ölü bulundu. Siad'ın ölüm nedenine ilişkin henüz bir açıklama yapılmazken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>

<h2><strong>Epstein dosyalarında adı geçiyor</strong></h2>

<p>Epstein dosyaları, cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlarından hüküm giymiş ABD'li sapkın milyarderin yoğun şekilde Daniel Siad ile temasta olduğunu ve genç kadınlara ulaşmak için Siad'ı aracı olarak kullandığını ortaya koymuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazışmalarda Siad'ın Epstein'e modellik yapmaya hazır olan reşit olmayan kızlardan bahsettiği görülmüştü. Epstein dosyalarında 2 bin 90 kez adı geçen Siad'ın Fransız model ajansı yöneticisi Jean-Luc Brunel ile çalıştığı biliniyordu. Brunel de çocuklara ve modellere yönelik cinsel saldırıda bulunmaktan suçlanmış ve Fransa'da kaldığı hapishanede 2022'de ölü bulunmuştu.</p>

<h2><strong>Epstein hadisesi</strong></h2>

<p>En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu Nevyork'taki Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu. Açıklanan Epstein dava dosyalarında eski Prens Andrew, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/epsteinin-model-avcisi-evinde-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/eps-7.webp" type="image/jpeg" length="37714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="87427"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="73562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="51070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="72661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10627"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="57965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="35083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="17005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="76037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="34106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="52784"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="42543"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="88476"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="29900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="59907"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="91143"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="88009"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="13593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="58898"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="95806"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
