<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 10 Oct 2026 22:34:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin'de seçime gidiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistinde-secime-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistinde-secime-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail'in sahada oluşturduğu engeller ve yürütülen ulusal istişareler doğrultusunda önceki seçim takvimini iptal ederek; Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ni kapsayacak şekilde devlet başkanlığı ve genel seçimlerin 11 Eylül 2027'de eş zamanlı olarak yapılmasına ilişkin yeni bir kararname yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre Abbas, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesinin kararı doğrultusunda, 28 Kasım 2026'da yapılması planlanan yasama seçimlerine ilişkin önceki kararnameyi iptal etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Abbas, devlet başkanlığı ve genel seçimlerin 11 Eylül 2027'de eş zamanlı düzenlenmesine karar verdi.</p>

<p>Yeni kararnameyle Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki Filistinliler, devlet başkanını ve Filistin Yasama Konseyi üyelerini belirlemek üzere özgür ve doğrudan seçimlere çağrıldı.</p>

<p>Haberde, kararın Filistinli siyasi grup ve güçlerle yürütülen ulusal istişareler sonucunda alındığı belirtildi.</p>

<p>İsrail'in uygulamalarının önceki seçim takviminin uygulanmasını engellediği, özgür, adil ve kapsayıcı seçimlerin yapılabilmesi için uygun siyasi, güvenlik ve saha koşullarının oluşturulması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistinde-secime-gidiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/filistin-16.jpg" type="image/jpeg" length="12352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail, Suriye'nin güneyinde bir ayda 280 baskın düzenledi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-suriyenin-guneyinde-bir-ayda-280-baskin-duzenledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-suriyenin-guneyinde-bir-ayda-280-baskin-duzenledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün ofisi, İsrail'in eylülde Suriye'nin güneyine 280 silahlı baskın düzenlediğini ve 49 Suriyelinin İsrail'in elinde bulunduğuna ilişkin bilgi alındığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail'in eylül ayında Suriye'nin güneyine 280 silahlı baskın düzenlediğini ve 49 Suriyelinin İsrail tarafından alıkonulduğunu bildirdi.</p>

<p>BM, serbest bırakılan bazı kişilerin işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını anlattığını belirterek İsrail'e operasyonları durdurma çağrısı yaptı.</p>

<p>Volker Türk'ün ofisinden cuma günü yapılan açıklamada, açık kaynaklardan elde edilen verilerin eylül ayında İsrail'in Suriye'ye yönelik silahlı baskınlarının yılın en yüksek aylık seviyesine ulaştığını gösterdiği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamaya göre baskınlar, evlere yönelik operasyonlar, hareket özgürlüğünün kısıtlanması, sivillerin taciz edilmesi ve korkutulması, keyfi gözaltılar ile geçim kaynaklarının tahrip edilmesi gibi uygulamaları kapsıyor.</p>

<p>BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İsrail tarafından serbest bırakılan bazı Suriyelilerin dayak, uzun süre ayakta tutulmaya zorlanma ve ailelerine yönelik tehditler dahil olmak üzere işkence ve kötü muamele iddialarını aktardığını bildirdi.</p>

<p>Açıklamada, İsrail'in elinde 49 Suriyelinin bulunduğuna ilişkin bilgi alındığı, ancak bu sayının BM tarafından bağımsız biçimde doğrulanamadığı belirtildi.</p>

<p>Volker Türk'ün ofisi, İsrail makamlarına Suriye köylerinde sivilleri taciz eden veya korkutan uygulamalara son verme çağrısında bulundu. Açıklamada, evlere baskınlar, hareket özgürlüğünün kısıtlanması, gözaltılar ve ekili alanların tahrip edilmesi gibi eylemlerin durdurulması istendi.</p>

<h3><strong>Suriye, İsrail'in askeri tahkimatına tepki gösteriyor</strong></h3>

<p>BM'nin açıklaması, Suriye yönetiminin İsrail'i işgal altındaki Golan Tepeleri boyunca Suriye topraklarında kapsamlı askeri tahkimatlar inşa etmekle suçladığı bir dönemde geldi.</p>

<p>Suriye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in "Sufa 53 Hattı" olarak adlandırılan askeri tahkimat hattını tamamlamak için çalışmalar yürüttüğünü ve bunun önceki anlaşmaları ihlal ettiğini savunmuştu.</p>

<p>Golan Tepeleri çevresindeki bölgelerde İsrail ordusunun sınır ötesi operasyonları bu yıl artış gösterdi. İsrail güçleri, Beşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Suriye'nin güneyine ve Şam'ın batısındaki bölgelere girmiş, bu alanların bazı kısımlarında kontrol sağlamıştı.</p>

<p>Suriye'nin mevcut Devlet Başkanı Ahmed Şara liderliğindeki güçlerin Esed rejimini devirmesinden sonra İsrail'in bölgedeki askeri faaliyetleri, iki ülke arasındaki güvenlik geriliminin başlıca başlıklarından biri haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ABD arabuluculuğunda görüşmeler sürüyor</strong></h2>

<p>ABD, İsrail ile Suriye arasında bir anlaşmaya varılması amacıyla iki ülkenin yetkilileri arasında çeşitli görüşmelere aracılık etti.</p>

<p>Görüşmelerde İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının durdurulması ve İsrail güçlerinin Golan Tepeleri yakınındaki 1974 tarihli ateşkes hattına geri çekilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>BM'nin son açıklaması, diplomatik temaslara rağmen Suriye'nin güneyindeki askeri hareketlilik ve sivillere yönelik ihlal iddialarının gündemde kalmayı sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-suriyenin-guneyinde-bir-ayda-280-baskin-duzenledi</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/suriye-280.webp" type="image/jpeg" length="99873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Krallık ve saltanatın yeri ve Raşit Halifelikle mukayesesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/krallik-ve-saltanatin-yeri-ve-rasit-halifelikle-mukayesesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/krallik-ve-saltanatin-yeri-ve-rasit-halifelikle-mukayesesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi-Yazar İbrahim Tatlı, YouTube kanalımızda yayınlanan bu bölümde krallık ve saltanat sistemlerinin tarihî kökenlerini, ortaya çıkış şartlarını ve devlet idaresindeki yerini ele alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Konuşmasında, krallığın toplumların güvenlik, düzen ve güçlü bir lider ihtiyacından doğduğunu belirten Tatlı, Avrupa hanedanlarının kuruluşundan Osmanlı saltanatına uzanan tarihî süreci inceliyor. Büyük Petro ve Fatih Sultan Mehmed örnekleri üzerinden güçlü hükümdarların devletlerin kuruluşu, merkezî otoritenin sağlanması ve devamlılığındaki rollerini anlatıyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/SXpy8UR-5H8?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p>İslâm tarihinde Raşit Halifelikten saltanata geçiş sürecine de değinen Tatlı, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerindeki hilafet usullerini değerlendiriyor. Hz. Muaviye ile başlayan saltanat döneminin ortaya çıkış şartlarını açıklarken, İngilizlerin Osmanlı hilafetini ve saltanatını hedef alan fikrî faaliyetlerine dikkat çekiyor.</p>

<p>Tatlı, modern cumhuriyet ve demokrasi sistemlerini de ele alarak seçimle işbaşına gelen yönetimlerin karşılaştığı meseleleri, bürokratik vesayeti ve devlet idaresinde ehliyet sahibi kadroların önemini değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasının son bölümünde Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Raşit Halifelik modelinden hareketle ortaya koyduğu Başyücelik Devleti fikrini açıklayan Tatlı, bu sistemin temelinde fazilet, liyakat ve istişare ehli insanların bulunduğunu ifade ediyor. Bir devlet nizamının devamlılığının onu taşıyacak kadroların yetişmesine bağlı olduğunu vurgulayarak Başyücelik Devleti'nin günümüz dünyasında nasıl bir alternatif teşkil edebileceğini değerlendiriyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/krallik-ve-saltanatin-yeri-ve-rasit-halifelikle-mukayesesi</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/krallik-video-manset.png" type="image/jpeg" length="49565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üstad Necip Fazıl'ın kaleminden Hz. Hüseyin ve Kerbela]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazilin-kaleminden-hz-huseyin-ve-kerbela</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazilin-kaleminden-hz-huseyin-ve-kerbela" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 Ekim 680 tarihinde Hz. Hüseyin, beraberindeki 72 yakınıyla birlikte Kerbela’da şehit edildi. Bu vesileyle, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in kaleminden Kerbela hadisesini anlatan satırları okuyucularımıza aktarıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hazret-i Hüseyn Kûfe'ye gitmek için sefer hazırlığını tamamlamakla meşgul…</p>

<p>Tam yola çıkacağı sırada, evvelâ Ömer Bin Abdürrahman, sonra ibn-i Abbas, karşısına çıktılar ve yalvardılar:</p>

<p>- Kûfe'ye gitme! Oranın halkı dönektir. Sen Arabın efendisi bulunuyorsun! Hicaz halkı senin peşindedir. Mekke'de kal ve biy'at imkânını burada hazırla! Eğer Iraklılar vaadlerinde sadıksa, ne diye seni çağırıyorlar; yığınlar halinde buraya gelsinler!.. Eğer mutlaka Hicaz'dan ayrılman gerekse Küfe gibi netameli bir yere gideceğine, hiç olmazsa Yemen'in kaleleri kuvvetli, arazisi dağlık ve her türlü korunmaya müsait, halkı da senin baba dostların… Gitme, yâ Hüseyn, Kûfe'ye gitme!</p>

<p>Hazret-i Hüseyn mukabelede bulundu:</p>

<p>– Öğütleriniz babaca, ilginiz de kardeşçe… Ama benim buradan çıkmam ve Küfe yolunu tutmam, artık bir oldu-bitti hükmündedir. Bana selâmet dilemekten başka size vazife kalmamıştır.</p>

<p>Tekrar yalvardılar:</p>

<p>– Hiç olmazsa ev halkını ve yakınlarını beraber götürme!</p>

<p>Hazret-i Hüseyn bu tavsiyeyi de dinlemedi. Kader o türlü hükmünü yerine getirdi ki, Peygamber torununa hiç bir mantık tesir edemedi. Çoluğunu çocuğunu, bütün yakınlarını topladı ve Irak istikametinde Mekke'den yola çıktı. Biraz ileride şair Ferzedak'a rastladı ve sordu:</p>

<p>– Halk ne düşünüyor, halleri nasıl?</p>

<p>Büyük şair ve hikmet adamı, şu cevabı verdi:</p>

<p>– Halkın kalbi seninle ama kılıçları senin düşmanlarınla… Kaza ve kader gökten iner ve Allah dilediğini işler.</p>

<p>O sırada Abdullah Bin Cafer'in oğullan yetişti. Babalarının bir mektubunu Hazret-i İmama verdiler.</p>

<p>Mektup, kendisi yetişinceye kadar ileriye gitmemelerini rica ediyordu. Hazret-i Hüseyn yoluna devam etti. Kûfe'deki hâdiselerden habersiz olduğu için, yola çıktığını ve yakında Kûfe'ye ulaşacağını bildiren bir mektup yazıp yakınlarından biriyle oraya gönderdi. Mektubu götüren Kadisiye'de yakalandı. Küfe Valisi Ubeydullah'a gönderildi ve onun emriyle öldürüldü.</p>

<p>Hazret-i Hüseyn hep yoluna devamda… Yolda bazı kimseler kendisine katıldı. Yol almaya devam ettiler. Sa'lebiye mevkiinde Müslim Bin Akîl'in öldürüldüğü haberini aldılar.</p>

<p>Bütün kafile gözyaşları içinde kaldı. Bazı dostları tekrar rica ettiler:</p>

<p>– Dön, geriye dön, yâ İmam!</p>

<p>Müslim'in kardeşleri atıldılar:</p>

<p>– Ya kardeşimizin intikamını alırız, yahut biz de onun gibi şehitlik şerbetini içeriz! Başka türlüsü olamaz!</p>

<p>Hazret-i Hüseyn bu dileği doğru buldu ve yine yola devam emrini verdi. Birkaç konak sonra, Müslim'in arkasından gönderdiği süt kardeşi Abdullah'ın da Ubeydullah tarafından şehit edildiği haberi geldi. Kafilede teessür ve ıstırap büsbütün arttı. Yine yola devam…</p>

<p>Şeraf Nehri geçildikten sonra, karşıdan görünen bir alay süvari…</p>

<p>Bunu görünce sağ tarafta bir dağa saptılar. Atlılar da onları takip etti ve karşılarına kondu. Atlıların başında Hür Bin Yezîd isimli bir adam… Namaz vakti gelince Hazret-i Hüseyn'in müezzini ezan okudu. Hazret-i İmam'ın arkasında cemaatle namaz kılındı. Hür Bin Yezid de askerleriyle birlikte Hazret-i Hüseyn'e uydu ve namazı edâ etti. Namaz bitince Hazret-i İmam bir hutbe okudu ve dedi.</p>

<p>– Biy'at için Kûfeliler tarafından edilen davet üzerine geldim!</p>

<p>Hür cevap verdi:</p>

<p>– Biz seni davet edenlerden değiliz! Biz, seni bulup Kûfe'ye kadar senden ayrılmamaya memuruz!</p>

<p>Bunun üzerinedir ki, Hazret-i Hüseyn, ilk defa olarak, maiyetindekilere, atlarına binip geri dönmeleri için emir verdi.</p>

<p>Fakat Hür bu emre mâni oldu:</p>

<p>– Ne Medine'ye gidebilirsiniz, ne de Kûfe'den başka bir yere!</p>

<p>Tutuklanmış bulunuyorlardı. Atlarına bindiler ve sol tarafa doğru yol aldılar. Hür ve atlıları, peşlerinde…</p>

<p>Biraz ilerleyince, karşılarına Küfe ve civarından bir kaç kişi çıktı. Hür, bunları Hazret-i Hüseyn ile görüştürmemek istedi. Fakat Hazret-i Hüseyn'in sert ısrarına karşı duramadı ve görüşmelerine razı oldu. Gelenler, Kûfelilerin hâlini ve Müslim ile öbürlerinin nasıl gaddarca şehit edildiklerini anlattılar. İçlerinden biri şöyle dedi:</p>

<p>– Senin dostun az, düşmanın da çok… Gel bizim oymağımızın bulunduğu dağa çekilelim! O dağda, düşman üzerimize derya misali asker gönderse yine bir şey yapamaz! On gün geçmeden civar kabileler de imdadımıza gelir. Efendileri olduğum yirmi bin Tâi'nin, hemen emriniz altında toplanmasını taahhüt ediyorum.</p>

<p>Hazret-i Hüseyn:</p>

<p>– Allah sana iyi akıbet ihsan etsin. Fakat şimdilik bizim yolumuzu değiştirmemiz güçtür!</p>

<p>Dedi, gelenlerden ayrıldı ve Muharrem'in ikinci günü Kerbelâ sahrasına kondu.</p>

<p>Kerbelâya inişin ertesi günü, karşılarında, 4000 kişilik bir kuvvet… Kumandanları Ömer Bin Saad…</p>

<p>Ubeydullah'ın adamı Ömer, derhal Hazret-i Hüseyn'e bir elçi gönderdi ve sordu:</p>

<p>– Niçin geldiniz?</p>

<p>– Kûfeliler istedi, ben de geldim. İsteklerinden caydılarsa ben de döner giderim.</p>

<p>Ömer bu cevabı dörtnala, Ubeydullah'a bildirdi. Gelen emir:</p>

<p>– Evvelâ Yezîd'e biy'at teklif et! Kabul ederse ne âlâ!.. Etmezse sularını kes ve Hüseyin'i, diri veya ölü, ele geçir!..</p>

<p>Teklif edildi:</p>

<p>– Yezîd'e biy'at et yâ Hüseyn!</p>

<p>– Asla!..</p>

<p>Bunun üzerine Ömer, su ile Hüseyn'in arasına girmek üzere beş yüz atlı gönderdi. Atlılar suyu tuttu ve Hazret-i Hüseyn, cephesi ve cenahından kuşatılmış, çöl ortasında susuz ve yardımsız, kala kaldı.</p>

<p>Suyu tutanlardan bir lânetli, Hüseyn'e şöyle haykırdı:</p>

<p>– Bir damlasını tadamadan, suya baka baka öleceksin!</p>

<p>Peygamber torunu dua etti:</p>

<p>– Yârabbi, sen bu adamı susuzlukla helak et!</p>

<p>O adam birdenbire hastalanacak, hastalığı suya doyamamak olacak ve kırbalarla su içtiği halde susuzluktan kıvrana kıvrana can verecektir.</p>

<p>Hazret-i Hüseyn o gece Ömer'le tenhada, görüştü:</p>

<p>– Bırakın beni, ya Medine'ye döneyim, yahut kâfirlerle çarpışmak üzere Türkistan taraflarına gideyim! Yahut doğru Şam'a yollanayım!</p>

<p>Ömer bu teklifleri beğendi ve hemen Ubeydullah'a yazdı. Ubeydullah da mektubu okuyunca hoşlandı ve:</p>

<p>– Ne güzel teklifleri!.. Kabul ettim! Birinden birini seçelim!</p>

<p>Dedi. Fakat, huzurunda bulunan Şemir isimli korkunç nasipsiz, hemen Ubeydullah'ı önledi:</p>

<p>– Sen ne yapıyorsun? Hazır eline düşmüşken fırsatı nasıl kaçırıyorsun? Bilmiyor musun ki, bu adam, nereye gitse taraftar toplar, kuvvetlenir ve senin başına belâ kesilir? Hususîyle, gece, Ömer'i bir kenara çekip yalnızca konuşmuş… Şüpheli durum!… Sen Ömer'e yaz, etrafındakilerle beraber buraya gelmesini Hüseyn'e teklif etsin!.. Gelecek olursa hakkında kararı sen verirsin. Dilersen cezalandırır, dilersen affedersin!..</p>

<p>Ubeydullah bu zehirli telkinlerin ağına düştü ve Ömer'e emir yazdı:</p>

<p>– Hüseyn'e, yanındakilerle beraber bana gelmelerini teklif et! Kabul ederse, hepsini al, getir! Kabul etmezse onunla cenkleş, hepsini yere ser ve atlara çiğnet!</p>

<p>Emri de, Şemir'e verdi:</p>

<p>– Şayet Ömer emrime karşı koyacak olursa başını kes ve bana gönder! Sana yetki veriyorum!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece kumandayı eline almaya kadar muvaffak olan hain, cebinde mektup ve yetki kâğıdı, yola çıktı ve Muharremin dokuzuncu günü Kerbelâ'ya vardı. Ömer, getirdiği nâmeleri gözden geçirdikten sonra Şemir'in karanlık suratına baktı ve nefretinden bu surata tüküreceği geldi. Ağzına gelen suçlandıncı lâfları etti; fakat hilekâr Şemir'in telkinlerine kapılmakta o da gecikmedi. Kendisini yüksek rütbelerin cazibesiyle avlayan Şemir'in emrine baş eğdi ve akşama doğru askerine Hüseyn'i her yandan kuşatma emrini verdi.</p>

<p>Hazret-i Hüseyn, böyle geç vakit yapılan kuşatma hareketinin sebebini sormak için kardeşi Abbas'ı gönderdi. Abbas, artık karşı tarafla cenk halinde bulundukları cevabını aldı. Hazret-i Hüseyn, Abbas'ı tekrar göndererek şu istekte bulundu:</p>

<p>– Cengi yarın sabaha kadar erteleyelim…</p>

<p>Ömer bu dileğe müsbet cevap verdi. Peygamber torununun maksadı kendi ev halkına ve yakınlarına gereken öğütleri vermek ve o geceyi ibâdet ve istiğfarla geçirmekti.</p>

<p>Etrafındaki leri topladı ve söze başladı:</p>

<p>"- Allahım; sana hamdederim ki, bize nübüvvetle ikram ettin. Bizde, hakkı işitir kulaklar, hakkı görür gözler, hakkı benimser kalbler yarattın. Bize Kuranı bildirdin ve din ilmini öğrettin. Bizi, sana şükredici kullarından eyle! Bundan sonrası şu ki, ben, yakınlarımdan daha vefalı ve hayırlı dost, ev halkımdan da daha şefkatli ve bağlı görmedim. Allah hepinize, benden ötürü, hayırlı ihsanlarda bulunsun… Ancak, sanırım ki şu karşımızdaki düşmanla hesaplaşmanın vâdesi bu akşam dolmaktadır. Son meydan yarındır. Bu bakımdan hepinize izin veriyorum; üzerinizde bana ait bir borç kalmamış olarak, yâni serbestçe ve rahatça bu gece gidebilirsiniz! Bu geceyi deve diye kullanınız, fırsatı kaçırmayınız ve gecenin karanlığına bürünüp uzaklaşınız! Her biriniz ev halkımızın birinin elinden tutup gitsin. Hepiniz Allah'ın lûtuflarına eriniz! Köylere, kasabalara yayılın ki, Allah üzerinizden mihnet ve meşakkati kaldırsın. Düşmanlar, benimle boğuşmak, beni altetmek azminde… Beni elde ederlerse başka bir şey istemezler."</p>

<p>Hazret-i Hüseyn'in oğulları, kardeşleri ve kardeşlerinin oğulları, hep beraber atıldılar:</p>

<p>– Seni bırakarak gitmeyi ve senden sonra yaşamayı Allah bize göstermesin!</p>

<p>Cevap aldılar:</p>

<p>– Oğullarım, kardeşlerim, yeğenlerim! Müslim'in şehit düşmesi yeter! Size ben izin veriyorum; gidiniz!..</p>

<p>– Ya halka ne diyelim! Büyüğümüzü, efendimizi, babamızı, kardeşimizi, en hayırlı amcamızı, ok atmadan, tek yara almadan bıraktık mı diyelim? Vallahi bu durumu ebedî olarak kabul etmeyiz!.. Hepimiz, nefslerimizi, mallarımızı, yakınlarımızı sana feda eder, ölünceye dek senin yanında dövüşürüz!</p>

<p>Müslim Bin Avsece-tül Esedî ayağa kalkıp haykırdı:</p>

<p>– Seni yalnız mı bırakmak?.. Öyleyse senin hakkını korumak bahsinde Allah'a hangi mazereti gösterelim? Vallahi mızrağımı düşman göğsünde kırıncaya ve kılıcımı kabzasına kadar parçalayıncaya dek senden ayrılmam! Silâhım olmasa bile senin uğrunda ölünceye kadar taşlarla döğüşürüm!</p>

<p>Daha birçok sadakat ve bağlılık sözü…</p>

<p>Hazret-i Hüseyn hepsine dua etti.</p>

<p>Ebû Zer-ül Gıfâri'nin kölesi kılıcını silerken öyle dokunaklı mısralar okudu ki, onları işiten Hazret-i Hüseyn'in kızkardeşi Zeynep, çığlık kopararak bayıldı.</p>

<p>Zeynep ayılınca başucunda Hazret-i Hüseyn'i buldu:</p>

<p>– Kardeşim; Allah'a sığın! Bil ki, bütün dünya ehli ölür, sema ehli de baki kalmaz. Allah'ın zatından başka her şey helâktedir. Annem, babam ve kardeşim benden daha hayırlıydılar. Öldüler.</p>

<p>Bundan sonra Hazret-i Hüseyn sabaha kadar ibadet ve istiğfarla meşgul oldu.</p>

<p>Şafak vakti… Kerbelâ çölü, gerine gerine uyanmakta… Tek saniye uyamamış olan Hazret-i Hüseyn yakınlarını sabah namazını kıldırıyor. Yanan kalblerin kandilinde pırıldayan Allah ismi… Ufukta gittikçe koyulaşan kızıllıklar…</p>

<p>Hazret-i Hüseyn atlı ve yaya, 70 – 80 kişilik maiyetini safa dizdi. Sağ ve sol yanlarına, maiyetindekilerden en güvendiklerini koydu, bayrağı da bir eminine verdi ve kendisi merkeze geçti.</p>

<p>Binlerce askere karşı yalnız 70 – 80 insan…</p>

<p>İlerledi ve karşısında, Müslümanlık iddiasındaki askerlere haykırdı:</p>

<p>"- Ey insanlar! Sözüme kulak verin! Aceleye kapılmayın! Ben size vacip olan şeyi söyleyeyim:</p>

<p>Gelişimden ötürü özrümü bildiriyorum! Özrümü kabul ve sözümü doğrularsanız, saadet kazananlardan olursunuz! Özürümü kabul etmez ve lâfımı dinlemezseniz, istediğinizi yapmakta hürsünüz!"</p>

<p>Hazret-i Hüseyn bu noktada durdu. Zira kız kardeşleri iç paralayıcı şekilde ağlamaya başlamıştı.</p>

<p>Hazret-i Hüseyn onlara döndü ve kendilerini sükûnete getirinceye kadar uğraştı. Sonra tekrar askerlere hitap etti:</p>

<p>"- Ey insanlar!.. Beni herkese nispet edin ve düşünün; ben kimim? Vicdanınıza baş vurun, nefslerinizi suçlandırın; bakalım benim kanım size helâl midir, öldürülmem caiz midir? Ben Peygamberimizin kızıyla amca oğlunun çocuğu değil miyim? Şehitlerin Efendisi Hamza, babamın amcası, Cennette uçan Cafer benim amcam değil midir? Allah'ın Resulü, kardeşimle benim için, siz cennet gençlerinin efendileri ve sünnet ehlinin göz bebeklerisiniz, dememiş midir? Şüphe yok ki, bu dediğim şeyde beni doğrularsınız. Eğer yalanlıyorsanız, içinizde Câbir Bin Abdullah'a yahut Ebû Said veya Sehl Bin Saad'a, yahut da Zeyd Bin Erkam'a veya Enes'e sorun! Haber verirler! Yok mu, içinizde bir yasaklayıcı ki, benim kanımın akıtılmasına engel olsun?"</p>

<p>Bu arada Şemir dilini uzatmak ve Hazret-i Hüseyn'in sözünü kesmek istedi. Habib Bin Mutahhar onu paylayıp susturdu. Hazret-i İmam devam etti:</p>

<p>"- Eğer söylediklerimde bir şüpheniz varsa yahut Peygamberimizin torunu olduğum üzerinde tereddüt geçiriyorsanız, biliniz ki, bugün Doğudan Batıya kadar Allah Resulü'nün benden başka torunu yoktur! Söyleyin, öldürdüğüm bir mazlumun kanını mı, üstüne oturduğum bir malın ziyanını mı, yoksa bir yaralamanın kısasını mı istiyorsunuz benden? Ne istiyorsunuz? Ey Şit Bin Reb'â, Ey Haccâr Bin Ebcer, Ey Kays Bin Eşi'at ve Ey Yezûl Bin Hars, Kûfe'ye gelmem için bana mektup yazmadınız mı?"</p>

<p>Hazret-i Hüseyn bir ân durup cevap bekledi. İsimlerini saydığı adamlar:</p>

<p>– Hayır, biz böyle bir şey yapmadık! Diye bağırdılar.</p>

<p>Hazret-i İmam cevap verdi:</p>

<p>– Yaptınız! Fakat şimdi inkâr ediyorsunuz! Madem ki artık beni istemiyorsunuz, bırakın, dönüp gideyim yerime!</p>

<p>Düşman safından Kays Bin Eşi'at atılıp bağırdı:</p>

<p>– Yâ Hüseyn, Ubeydullah'ın hükmüne baş eğip biy'ati kabul etmiyor musun?</p>

<p>Hazret-i Hüseyn cevap verdi:</p>

<p>– İşte bu dediğin, hiç bir zaman olamaz! Ve atından indi.</p>

<p>Züheyr isimli biri atını sürüp ortaya geçti ve iki tarafa birden kan dökmemelerine dair en dokunaklı sözleri söylediyse de tesiri olmadı.</p>

<p>Şemir haini ok attı. Züheyr geri çekildi. Ve o anda, sahnelerin en ulvîsi meydana geldi; Hazret-i Hüseyn'i ilk kuşatan atlıların kumandanı Hür, Peygamber Torununun tarafına geçti. Atını Hüseyn'e doğru sürdü, önünde durdu ve nida etti:</p>

<p>– Senin tarafına geçiyorum! Şu ana kadar işlediğim suçları affet!..</p>

<p>Hür'ün cenkten kaçınma öğütlerine de okla cevap verdiler.</p>

<p>Sonradan gelen kumandan Ömer Bin Saad ilerliyerek okunu attı ve haykırdı:</p>

<p>– İşte cengi açıyorum! Davranın!</p>

<p>Ok yağmuru…</p>

<p>Ziyad'ın kölesi Yesar ile Ubeydullah'ın kölesi Salim, meydana çıktılar ve er dilediler. Hazret-i Hüseyn tarafından Abdullah Bin Umeyr-ül-Kelbî çıkıp ikisini, kılıcını iki kere kaldırıp indirmekle yere seriverdi. Boğuşma da bütün dehşetiyle başladı. Hazret-i Hüseyn'in yetmiş iki kişiden ibaret yakınları, binlerce asker, kılıç, mızrak, balta ve gürz altında, doğrandılar, delindiler, kırıldılar ve ezildiler.</p>

<p>Hazret-i Hüseyn'in iki oğlu, altı kardeşi, Hazret-i Hasan'dan iki yeğeni, daha nice yakını, dostu ve akrabası…</p>

<p>Bütün bu şehit olanlar, iki günden beri dudaklarını ıslatmaya bile tek damla su bulamamış insanlar.</p>

<p>Nihayet ortada Hazret-i Hüseyn kaldı. Kim ve ne olduğunu anlatan mısralar okuyarak atını düşman saflarına sürdü. Bir anda, etrafına üşüşen üşüşene… Su yerine üzerine ok fışkırırken, kılıçlar ve mızraklar da başında ve göğsünde işledi ve iki Cihan Efendisi'nin, sırtında taşıdığı torunu, atından düştü. Kâinata ve topyekûn varlığa kıymak isteyecek kadar hain bir el uzandı ve o kutsî başı bedeninden ayırdı.</p>

<p>Geride kalan kadın ve çocukları da esir ettiler. Esirler arasında zevcesi Errübâb, kız kardeşleri Zeynep ve Ümm-ü Kelsûm, kızları Sekine ve Fâtıma, bir de, oğlu Ali Zeynelâbidin…</p>

<p>Hazret-i Hüseyn'in vücudunda yetmiş iki kılıç ve mızrak yarası…</p>

<p>Bütün gerçek Müslümanlar dövündü. Yüzlerce, binlerce şair, kezzap gibi kalbleri eriten mersiyeler söylediler ve gök kubbe altında bir peygamber torununa, dünya yaratıldı yaratılalı vâki olmayan, olmasına da imkân bulunmayan bu zülüm karşısında vicdanları şahlandırdılar.</p>

<p>Cinlerin bile yakıcı mersiyeler okuyarak dövündüklerini duyanlar oldu.</p>

<p>Tarihte en büyük şehitlerden birinin kesik başını Kûfe'ye götüren müfreze, bir konak ileride mola verirken, dibinde oturdukları duvardan bir el çıktı ve Hüseyn'i öldürenlerin, yarın Hesap Günü, ne cevap vereceklerini soran iki mısra aynı duvara kanla yazdı. Bu askerî birlikten kaçanlar, silâhını atıp bir adım gitmeyeceğini haykıranlar, çıldıranlar oldu.</p>

<p>Mansur Bin Ammar, bu iki mısranın, Nübüvvetten 300 yıl önce bir taşa yazılı olarak Rum illerinde bulunmuş olduğunu rivayet eder.</p>

<p>Hüseyn'in şehit olduğu gün, insanların yüzüne değil, tabiate bakmak lâzımdır.</p>

<p>Gündüz vakti ortalık kapkara kesildi. Hattâ bir aralık yıldızlar bile göründü. Peşinden korkunç bir kızıllık çöktü. O gün kanlı yağmur yağdığını ve Kerbelâ'da hangi taş kaldırıldıysa altında kan sızıntısı görüldüğünü söylemeye kadar gidenler olmuştur.</p>

<p>Hüseyn'in başını gövdesinden ayırmış olan Sinan adlı insanlık yüz karası, mübarek kafayı bir de fahriye okuyarak Ubeydullah'ın önüne koyunca, Küfe Valisi, destanlık cinayetin bizzat tertipçisi olduğu halde, dayanamadı ve Sinan'ın başını vurdurdu. Kerbelâ hâdisesine karışanlardan hepsi, şu veya bu türlü belâlarını buldular. Bir zaman sonra Muhtar Bin Ubeyd askeriyle Kûfe'ye girdi ve Kerbelâ işine katılanlardan altı bin kişiyi öldürdü. Ubeydullah, Şemir ve Ömer Bin Saad de bu arada cezalarını buldular ve en büyük ceza âlemine geçtiler.</p>

<p>Kerbelâ'ya katılanlardan herbirinin belâsını bulduğuna dair en güzel nakil, Yakup Bin Süfyan'ınkidir:- Bir gece oturmuş, Kerbelâ faciasından bahsediyorduk. Mecliste bulunanlardan biri, bu vak'aya katılanlardan belâsını bulmadık hiç kimse kalmadığını ileriye sürdü.</p>

<center style="text-align: left;">Yine mecliste bulunanlardan bir ihtiyar, kendisini öne attı ve Kerbelâ'ya katılanlardan ve Hüseyn'in öldürülmesine yardım edenlerden olduğu halde o güne kadar hiç bir belâya uğramadığını söyledi. O ân odada yanan kandillerden biri sönecek hale geldi. İhtiyar kandili alıp fitili düzeltmek isterken sıçrayan bir kıvılcımla sakalı tutuştu.</center>

<p>Meclistekiler ihtiyarı söndürmeye davrandılarsa da başaramadılar. Sakalını bastırdığı entarisi ve bütün vücudu alevler içinde kaldı. İhtiyar, koşarak kendisini, kenarında bulunduğumuz Fırat'a attı ve yana yana boğularak öldü.</p>

<p>Necip Fazıl Kısakürek, Peygamber Halkası, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazilin-kaleminden-hz-huseyin-ve-kerbela</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/kerbela-olayi.png" type="image/jpeg" length="80806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sosyal medyada 15 yaş sınırı getirildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sosyal-medyada-15-yas-siniri-getirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sosyal-medyada-15-yas-siniri-getirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenleme Resmî Gazete'de yayımlandı. 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya hesabı açması yasaklanırken, 15 yaşını dolduran çocuklar için de çeşitli kısıtlamalar getirildi. Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden yapılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından hazırlanan "Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik" Resmî Gazete'de yayımlandı. Düzenlemeyle çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yeni kurallar belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>15 yaşından küçükler hesap açamayacak</strong></h2>

<p>Yönetmeliğe göre sosyal medya platformları, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. Hesap açmak isteyen kullanıcıların yaşları e-Devlet Kapısı üzerinden doğrulanacak. 15 yaşından küçük olduğu tespit edilenlerin hesap açmasına izin verilmeyecek.</p>

<p>Yaş doğrulama işlemlerinde kişisel verilerin korunması esas alınacak. Kullanıcının kimliğini açıklamadan yaş sınırını karşılayıp karşılamadığını belirleyen sistemler kullanılacak.</p>

<h2><strong>Çocuk hesaplarına sıkı denetim</strong></h2>

<p>15 yaşını dolduran çocuklar için sosyal medya platformlarında özel güvenlik tedbirleri uygulanacak. Bu kapsamda çocuk hesapları varsayılan olarak gizli olacak.</p>

<p>Çocukların canlı yayın açmasına ve kendilerine kişiselleştirilmiş reklam gösterilmesine izin verilmeyecek. Yalnızca takip ettikleri hesaplardan mesaj alabilecekler. Takipçi ve takip edilen listeleri de diğer kullanıcılara kapatılacak.</p>

<h2><strong>Ebeveynlere kontrol yetkisi</strong></h2>

<p>Yeni düzenlemeyle sosyal medya platformlarına ebeveyn denetim araçları sunma zorunluluğu getirildi. Ebeveynler, çocuklarının hesap ayarlarını yönetebilecek, günlük kullanım sürelerini sınırlandırabilecek ve ücretli işlemleri kontrol edebilecek.</p>

<h2><strong>1 Kasım'da yürürlüğe girecek</strong></h2>

<p>Yönetmelik 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek. Mevcut sosyal medya hesaplarının yaş doğrulama işlemleri ise 31 Mart 2027'ye kadar tamamlanacak.</p>

<p>Yapılacak kontrollerde 15 yaşından küçük kullanıcılara ait olduğu belirlenen mevcut hesaplar kapatılacak.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sosyal-medyada-15-yas-siniri-getirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/sosyal-medya-yas.webp" type="image/jpeg" length="10180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail, Gazze'de 3 yılda 22 bin çocuğu öldürdü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gazzede-3-yilda-22-bin-cocugu-oldurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gazzede-3-yilda-22-bin-cocugu-oldurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in Gazze Şeridi'nde 3 yıldır sürdürdüğü soykırımda 21 bin 976'sı çocuk, 74 bin 237 Filistinlinin şehit olduğu, 175 bin 267 kişinin yaralandığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığının hazırladığı "Soykırım Savaşının 3 Yılı" başlıklı raporda, saldırıların yol açtığı can kayıpları, çocukların durumu ve sağlık sistemindeki yıkıma ilişkin veriler paylaşıldı.</p>

<p>Rapora göre şehit olanların 21 bin 976'sını çocuklar, 11 bin 301'ini kadınlar, 5 bin 405'ini yaşlılar ve 35 bin 555'ini erkekler oluşturuyor. Çocukların toplam can kaybı içindeki payı ise yüzde 29,6.</p>

<p>Yaralananlar arasında 45 bin 569 çocuk, 24 bin 537 kadın ve 12 bin 269 yaşlı yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SAVAŞ SIRASINDA DOĞAN 612 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ</strong></h2>

<p>Raporda, şehit olan çocukların 1125'inin bir yaşından küçük olduğu, 5 yaşından küçük çocuklarda can kaybının 5 bin 444'e ulaştığı belirtildi.</p>

<p>Savaş sırasında dünyaya gelen 612 çocuğun öldürüldüğü, çocuklarda 1134 uzuv kaybı vakasının kaydedildiği aktarıldı.</p>

<p>Gazze'de 71 bin 846 çocuk yetim kalırken, 914 bin 102 çocuk eğitimden, 1 milyon 204 bin 102 çocuk ise gıda güvenliğinden mahrum kaldı.</p>

<p>5 yaş altı çocuklarda ölüm hızının 2022'de her 1000 canlı doğumda 13,6 iken, 2025'te 33,4'e yükseldiği kaydedildi.</p>

<h2><strong>- YETERSİZ BESLENME NEDENİYLE 466 KİŞİ ÖLDÜ</strong></h2>

<p>İzleme döneminin başlangıcından bu yana yetersiz beslenme nedeniyle 157'si çocuk, 466 kişinin şehit olduğu belirtildi.</p>

<p>5 yaşından küçük çocuklarda 2024'te 40 bin 32, 2025'te 94 bin 86 ve 2026'nın ocak-ağustos döneminde 23 bin 883 akut yetersiz beslenme vakası kaydedildi.</p>

<p>Bu vakaların 2024'te 7 bin 619'unun, 2025'te 17 bin 949'unun, 2026'nın ilk 8 ayında ise 3 bin 148'inin ağır akut yetersiz beslenme olduğu aktarıldı.</p>

<p><strong>- GAZZE'DEKİ 38 HASTANENİN TAMAMI HEDEF ALINDI</strong></p>

<p>Rapora göre Gazze'deki 38 hastanenin tamamı hedef alındı. Hastanelerin 19'u hizmet dışı kalırken, diğer 19'u kısmen faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Bölgede ayrıca 12 sahra hastanesi hizmet veriyor.</p>

<p>Birinci derece sağlık hizmeti sunan 158 merkezin tamamının hedef alındığı, bunların 64'ünün hizmet dışı kaldığı, 94'ünün ise kısmen çalıştığı belirtildi.</p>

<p>Sağlık çalışanlarından 1723 kişinin öldüğü, 362'sinin gözaltına alındığı aktarıldı. Sağlık tesislerinin 825 kez, ambulansların ise 216 kez hedef alındığı kaydedildi.</p>

<p><strong>- TEMEL İLAÇLARIN YÜZDE 44'ÜNDE STOK TÜKENDİ</strong></p>

<p>Raporda, temel ilaç kalemlerinin yüzde 44'ünün, tıbbi sarf malzemesi kalemlerinin ise yüzde 54'ünün stoklarının tükendiği belirtildi.</p>

<p>Laboratuvar test malzemelerinde eksiklik oranının yüzde 83'e, laboratuvar sarf malzemelerinde ise yüzde 71'e ulaştığı aktarıldı.</p>

<p>2026'da kalp ameliyatlarında kullanılan ilaçlarda ortalama yetersizlik oranı yüzde 96, göz cerrahisi ilaçlarında yüzde 85, kanser ve kan hastalıklarına yönelik ilaçlarda yüzde 59 olarak kayıtlara geçti.</p>

<h2><strong>YURT DIŞINDA TEDAVİ BEKLEYEN 2 BİN 27 HASTA ŞEHİT OLDU</strong></h2>

<p>Gazze'de kayıtlı 21 bin hastanın yurt dışında tedavi için beklediği, bunların 5 bin 803'ünün çocuk, 4 bin 800'ünde ise tümör vakası bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Tedavi bekleyenler arasında hayat kurtarıcı müdahaleye ihtiyaç duyan 160 hasta ile 2 bin 220 acil vaka bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Gazze dışında tedavi olmayı beklerken ölen hasta sayısının 2 bin 27'ye ulaştığı, bunların 264'ünün çocuk olduğu aktarıldı.</p>

<p>Şubat 2026'dan raporun hazırlandığı tarihe kadar 2 bin 853 hastanın Gazze dışına tedavi amaçlı tahliye edildiği bilgisi verildi.</p>

<h2><strong>RAPORDA GENÇLERİN RUH SAĞLIĞINA İLİŞKİN ARAŞTIRMAYA DA YER VERİLDİ</strong></h2>

<p>Raporda 2024 tarihli araştırmaya da işaret edilerek bu çalışmaya katılan gençlerin yüzde 98'inin yaşamları için sürekli kaygı duyduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>Aynı araştırmaya göre gençlerin yüzde 61'i orta veya ağır düzeyde kaygı, yüzde 57'si ise orta veya ağır düzeyde depresyonla mücadele ediyor.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gazzede-3-yilda-22-bin-cocugu-oldurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/gazze-saldiri-9.webp" type="image/jpeg" length="93081"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yemen ordusu: Husiler son 24 saatte 2 bin 750'den fazla saldırıyla hedef alındı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yemen-ordusu-husiler-son-24-saatte-2-bin-750den-fazla-saldiriyla-hedef-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yemen-ordusu-husiler-son-24-saatte-2-bin-750den-fazla-saldiriyla-hedef-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemen ordusu, son 24 saatte İran destekli Husilere ait noktaları 2 bin 750'den fazla saldırıyla hedef aldıklarını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nezili, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Husilere yönelik saldırılarla ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Hükümet güçlerinin son 24 saatte ülkenin çeşitli vilayetlerindeki cephelerde Husilere yönelik 2 bin 750'den fazla saldırı düzenlediğini aktaran Nezili, bu saldırılarda Husilere ait savunma mevzileri, ileri gözetleme ve keşif noktaları, topçu mevzileri, silah ve mühimmat depoları, ikmal noktaları ile askeri takviye birliklerinin hedef alındığını ifade etti.</p>

<p>Saldırılarda Husilerden 1400'den fazla kişinin öldüğünü öne süren Nezili, ayrıca Husilere ait 250'den fazla askeri araç ve ekipmanın imha edildiğine dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nezili, Husilere yönelik devam eden operasyonlar kapsamında yeni bazı yerlerin de kontrol edildiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Sana'ya yönelik hava saldırıları</strong></h2>

<p>Husilere bağlı El-Mesire televizyonunun haberinde ise Suudi Arabistan'ın, başkent Sana ve bazı bölgelere hava saldırıları düzenlediği ifade edildi.</p>

<p>Husilerin kontrolünde bulunan Sana Uluslararası Havalimanı'nın hedef alındığı öne sürülen haberde, hava saldırıları sonucu Sana Havalimanı'nda 2 kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı aktarıldı.</p>

<p>Suudi Arabistan savaş uçaklarının dün gece başkent Sana'nın birkaç bölgesini bombaladığı aktarılan haberde, söz konusu saldırılar sonucu çıkan yangınların söndürüldüğü belirtildi.</p>

<p>aa</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yemen-ordusu-husiler-son-24-saatte-2-bin-750den-fazla-saldiriyla-hedef-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 23:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/ymn.jpg" type="image/jpeg" length="81451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump ve Putin’den "Küresel Dizel Mutabakatı"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-ve-putinden-kuresel-dizel-mutabakati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-ve-putinden-kuresel-dizel-mutabakati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Putin ile yapıcı ve başarılı bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Trump, geniş kapsamlı bir dizel tedarik paketi üzerinde uzlaştıklarını açıkladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>İlk etapta 300 bin ton sevkiyat</strong></h2>

<p>Mutabakatın takvimine göre Rusya, Amerikan ve dünya pazarlarına derhal 300 bin tonu aşkın motorin gönderecek. Sevkiyat miktarı kademeli biçimde artış gösterecek. Kasım ayı boyunca 500 bin tonluk hacme ulaşacak olan teslimat, ardından 1 milyon tona çıkacak. Rafinerilerin teknik kapasitesine bağlı olarak kısa sürede 3 milyon tonluk ilave yakıt aktarımı sağlanacak.</p>

<h2><strong>Öncelik çiftçiler ve lojistik sektörü</strong></h2>

<p>Hürmüz Boğazı’nın tam kontrol altına alınması ve Rus enerji akışının devreye girmesiyle piyasaların hızlı bir rahatlama evresine gireceğini söyleyen Trump, adımların doğrudan fiyatlara yansıyacağını belirtti. </p>

<p>Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verileri, ABD’de motorinin ortalama galon fiyatının 22 Eylül tarihinde 6,53 dolar seviyesine çıkarak tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştığını gösteriyor. Fiyat seviyesi 9 Ekim itibarıyla 6,28 dolar düzeyinde kaydedildi.</p>

<p>Piyasalardaki harareti düşürmek isteyen Beyaz Saray, 5 Ekim tarihinde tarım ve inşaat gibi kara yolu dışı sahalarda kullanılan kırmızı boyalı dizelin kara yolu taşıtlarında geçici tüketimine onay veren genelgeyi yürürlüğe koymuştu. Bu kararla birlikte yakıttaki federal tüketim vergisinin tahsili yıl sonuna kadar ertelenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küresel tarafta ise G7 ülkeleri, 2 Ekim tarihinde Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonuyla toplam 100 milyon varillik dizel ve petrol rezervini 4 ay içinde serbest bırakma kararı alarak piyasaya müdahale etmişti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-ve-putinden-kuresel-dizel-mutabakati</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 22:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/trumpputin-2.webp" type="image/jpeg" length="90850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fidan, Hamas heyetiyle Ankara'da görüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/fidan-hamas-heyetiyle-ankarada-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/fidan-hamas-heyetiyle-ankarada-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Hamas Siyasi Büro Şefi Halil Hayye ve beraberindeki Hamas heyetini kabul etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Hamas Siyasi Büro Şefi Halil Hayye ve beraberindeki Hamas heyetini kabul etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüşmede Filistin meselesinin yanı sıra diğer bölgesel gelişmeler de ele alındı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/fidan-hamas-heyetiyle-ankarada-gorustu</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/hamashakanfidan.webp" type="image/jpeg" length="17859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya solunda İsrail hizalanması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/almanya-solunda-israil-hizalanmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/almanya-solunda-israil-hizalanmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin’de koalisyon pazarlığı yürüten sol partiler, terörist İsrail’in barbarlığına kalkan olmak için kendi içlerindeki Filistin destekçilerini tasfiye etmeye girişti. Bir zamanlar emperyalizm karşıtlığı taslayan sahte sol, terörist İsrail’in varlığını dokunulmaz kılan sekiz maddelik bir anlaşma imzalayarak Siyonizmin bekçiliğine soyundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Sol maskeli siyonist engizisyonu</strong></h2>

<p>Berlin eyalet seçimlerinin akabinde hükümet kurma telaşına düşen Sol Parti (Die Linke), Yeşiller ve Sosyal Demokrat Parti (SPD), terörist İsrail’e kalkan vazifesi gören sekiz maddelik bir metin üzerinde uzlaştı. Kâğıt üzerinde "antisemitizmle mücadele" yalanına sarılan bu partiler, hakikatte Filistin davasına omuz veren isimleri kapı dışarı etmek için bir engizisyon mekanizması kuruyor. Üç partinin tayin edeceği üç kişilik bir sözde uzman heyeti, terörist İsrail’i tenkit eden kişileri fişleyip partiden ihraç edilmelerine zemin hazırlayacak. Anlaşma; siyonist çetenin sözde var olma hakkını tartışılamaz ilan ederken, siyonizm karşıtı her türlü sesi susturmak adına Alman polisini ve istihbaratını devreye sokmayı taahhüt ediyor.</p>

<h2><strong>Filistin’i savunan vekiller hedef tahtasında</strong></h2>

<p>Alman basınından Junge Welt’in aktardığına göre, bu tezgahın ilk hedefi Filistin ile dayanışma sergileyen Federal Milletvekili Ferat Koçak oldu. Anlaşmadaki muğlak maddeleri bahane eden SPD Berlin Teşkilâtı Başkanı Steffen Krach, Koçak’ın derhal meclis grubundan atılmasını istedi. Hedefteki tek isim Koçak da değil; Neukölln bölgesinde halkın yüzde 46,2 oyunu alarak seçilen Vanessa Emde de siyonist kuşatmanın kıskacında. Emde’nin Filistin ve işgal altındaki topraklarda "eşit haklara dayalı demokratik tek devlet" istemesi dahi suç sayılarak ihraç gerekçesi yapılıyor.</p>

<p>Tablo, Avrupa solunun terörist İsrail ve emperyalist efendisi Vaşington karşısında nasıl teslim bayrağı çektiğini açıkça belgeliyor. Die Linke eyalet lideri Tobias Schulze gibi isimler, terörist İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımı sahiplenerek, siyonist rejimi sorgulayan herkesi partiden kovmakla tehdit ediyor. Almanya’da kendini güya solcu diye pazarlayan bu kuklalar, kendi içlerindeki hür sesleri bastırmak uğruna devletin polis ve istihbarat mekanizmalarını devreye sokarak siyonist vahşetin Berlin şubesi hâline geldiklerini tescilliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/almanya-solunda-israil-hizalanmasi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/almisr.webp" type="image/jpeg" length="92828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nobel Barış Ödülü terörist İsrail'in soykırımını belgeleyen Pillay'a verildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nobel-baris-odulu-terorist-israilin-soykirimini-belgeleyen-pillaya-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nobel-baris-odulu-terorist-israilin-soykirimini-belgeleyen-pillaya-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'de on binlerce Müslümanı şehit eden terörist İsrail'in suç dosyasını Birleşmiş Milletler nezdinde kayda geçiren Navi Pillay, 2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karar, siyonist çeteyi ve onun Vaşington merkezli hamilerini çileden çıkarırken, sahadaki soykırım gerçeğinin artık hiçbir uluslararası kurum tarafından örtbas edilemeyeceğini bir kez daha tescilledi. </p>

<h2><strong>Gazze'deki soykırımı raporlamıştı</strong></h2>

<p>Norveç Nobel Komitesi, ödülü Güney Afrikalı kıdemli hukukçu Navanethem "Navi" Pillay'a verdiğini duyururken; kararın gerekçesini adalet ve uluslararası hukuk mücadelesi olarak açıkladı. 85 yaşındaki Pillay, bilhassa terörist İsrail'in Gazze'deki barbarlığını soruşturan Birleşmiş Milletler komisyonunun başkanı sıfatıyla yürüttüğü tahkikatla küresel vicdanın sesi olmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pillay riyasetindeki heyet, 16 Eylül 2025 tarihinde neşrettiği raporda, siyonist çetenin Filistinlilere karşı açık ve kasıtlı bir soykırım yürüttüğünü kesin delillerle ortaya koymuştu. Raporda, terörist İsrail'in 1948 Soykırım Sözleşmesi'nde yer alan beş ana fiilden dördünü bizzat işlediği; Gazze halkını kasten öldürdüğü, insanlara ağır fiziki ve ruhi zararlar verdiği, hayati şartları yok ederek toplu imhayı hedeflediği ve doğumları engelleyici vahşi tedbirler uyguladığı tespit edilmişti.</p>

<p>Pillay, hazırlanan dosyanın ilan edildiği gün, "Komisyon, İsrail'in Gazze'de soykırım cürmünden mesul olduğu neticesine varmıştır. Gazze'deki Filistinlileri topyekûn yok etme kastının mevcudiyeti her türlü şüpheden uzaktır" ifadelerini kullanmıştı. Raporda ayrıca terörist elebaşları Isaac Herzog, Binyamin Netanyahu ve Yoav Gallant'ın bu kitlesel kıyımı doğrudan kışkırttığı açıkça kayda geçirilmişti.</p>

<p><strong>Ömrünü ırkçı rejimlere karşı mücadeleye adadı</strong></p>

<p>1941 yılında Güney Afrika'nın Durban şehrinde dünyaya gelen Pillay, hukuk hayatına ülkesindeki ırkçı apartheid nizamına karşı bayrak açarak başladı. Genç bir avukatken Nelson Mandela ve ırk ayrımcılığına direnen diğer isimlerin müdafaasını üstlendi; beyaz sömürgeci tahakkümün insanlar üzerinde oluşturduğu baskı mekanizmalarını hukuki sahada yıprattı.</p>

<p>Irkçı rejimin çöküşünün ardından Güney Afrika Yüksek Mahkemesi'nde hâkimlik yapan Pillay, 1995 yılında Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi heyetine girdi ve daha sonra bu mahkemenin reisliğini yürüttü. 2003'te Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurucu hâkimleri arasına katıldı; 2008-2014 senelerinde ise BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği vazifesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Myanmar'daki Müslümanların davasını da takip ediyor</strong></h2>

<p>Tecrübeli hukukçu, son olarak Myanmar idaresinin Rohingya Müslümanlarına karşı tatbik ettiği soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı davasında da hâkim olarak görev icra ediyor. Norveç Nobel Komitesi, Pillay'ın hiçbir baskıya boyun eğmeyen tavrının ve ceza mahkemelerindeki dirayetli duruşunun, savaş tüccarlarının ve zorbaların sebep olduğu katliamları engellemede hayatî bir zemin oluşturduğunu beyan etti.</p>

<h2><strong>Siyonist çete kararla birlikte adeta kudurdu</strong></h2>

<p>Filistin'de döktüğü kanda boğulan terörist İsrail'in sözde Başbakanlık Ofisi ise kararın ardından hezeyan dolu bir açıklama yaparak ödülü hedef aldı. Komitenin "ahlaki pusulasını kaybettiğini" öne süren işgalci merkez, Pillay'ın şahsına ve Gazze raporuna hakaretler yağdırdı. Soykırım suçlularının bu öfkesi, hakikat karşısında içine düştükleri çaresizliğin ve uluslararası sahada tamamen tecrit edildiklerinin en sarih numunesi oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nobel-baris-odulu-terorist-israilin-soykirimini-belgeleyen-pillaya-verildi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/nobelbaris.webp" type="image/jpeg" length="39329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail’in iğrenç silahı: 'Kokarca Suyu!']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-igrenc-silahi-kokarca-suyu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-igrenc-silahi-kokarca-suyu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze ve Batı Şeria’yı adeta birer silah laboratuvarına dönüştüren terörist İsrail, "kokarca suyu" adını verdiği iğrenç kimyasal karışımla Filistinli müslümanları hedef alıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım üçüncü yılına girerken, şehit olan Filistinlilerin sayısı 75 bine dayandı. Bu tablonun gölgesinde, işgal altındaki Filistin toprakları aynı zamanda siyonistlerin yeni silahlarını test ettiği bir deneme sahasına dönüştü. Siyonist güçler, dünya genelindeki devletlere satmayı hedeflediği birçok silahı önce Filistinliler üzerinde deniyor. Hatta bir dönem, silah şirketlerinin internet sitelerinde bu saldırıların görüntüleri, "silahların etkililiğinin kanıtı" olarak utanmazca sergileniyordu. Bu aşağılık ticaretin en iğrenç araçlarından biri de uzun yıllardır kullanılan "kokarca suyu" adlı kimyasal karışım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçtiğimiz Eylül ayının sonlarında, Gazze şehrinde gece boyunca yayılan ve insanı nefessiz bırakan ağır, keskin bir koku bölge sakinlerini dehşete düşürdü. İlk başta ne olduğunu anlamayan, kokunun çöpten ya da kanalizasyondan geldiğini düşünen halk, kısa süre sonra gerçeği fark etti. Terörist İsrail’e ait insansız hava araçları, sivil yerleşim bölgelerine bu iğrenç kokulu maddeden yüzlerce paket bırakmıştı. Görgü tanıkları, sabah uyandıklarında çürümüş bir cesedi andıran bu korkunç kokunun her yeri kapladığını, işgalcilerin havayı bile kirletmek için bu pisliği üzerlerine püskürttüğünü belirtti.</p>

<h2><strong>"Öldürücü olmayan" yalanıyla pazarlanan işkence</strong></h2>

<p>Terörist güçlerin yaklaşık yirmi yıldır kullandığı bu iğrenç madde, 2004 yılında İsrail polisi ve bir siyonist şirket ortaklığıyla geliştirildi. "Koku temelli öldürücü olmayan silah" maskesiyle dünya kamuoyuna sunulan bu kimyasal karışım, ilk kez 2008 yılında Nilin köyündeki gösterilerde Filistinlilere karşı kullanıldı. Tazyikli su araçlarından fışkırtılan ya da insansız hava araçlarıyla havadan bırakılan bu sıvı, kısa sürede Batı Şeria’nın tamamına yayıldı.</p>

<p>Siyonistler, bu maddeyi sadece göstericileri dağıtmak için değil, Filistinlilerin hayat alanlarını yaşanmaz kılmak için bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıyor. Bilin, Kafr Kaddum ve Nabi Salih gibi köylerde, topraklarını ve su kaynaklarını savunan silahsız sivillere, hatta şehit cenazelerine katılan kalabalıklara bu kimyasal sıvıyla saldırılar düzenlendi. 2014 yılında Doğu Kudüs’teki Filistin mahallelerinde evler, sokaklar ve okullar bu pislikle kaplandı; sadece Et-Tur mahallesinde binlerce öğrenci yayılan ağır koku sebebiyle günlerce okula gidemedi. Siyonist yöneticiler, "zararsız" olduğunu iddia ettikleri bu sıvıyı uluslararası pazarda satabilmek için reklam malzemesi haline getirdi.</p>

<h2><strong>Zulüm pazarının vitrini: Filistin</strong></h2>

<p>Terörist rejimin Filistinlileri birer denek gibi kullanarak geliştirdiği bu kimyasal silah, kısa sürede uluslararası güvenlik pazarına ihraç edilmeye başlandı. Terörist İsrail, işgal altındaki topraklardaki baskı ve kontrol tecrübesini bir "başarı" gibi pazarlayarak diğer ülkelerin kolluk kuvvetlerine bu iğrenç sıvıyı sattı. 2007 yılında Güney Afrika’ya tedarik edilen bu ekipmanlar, yıllar sonra oradaki öğrenci protestolarında kullanıldı. 2017 yılında ise Hindistan güçleri, Cammu ve Keşmir’de halkı bastırmak amacıyla bu maddeyi test etti.</p>

<p>Bu ticaretin en büyük ortaklarından biri de terörist İsrail'in hamisi olan ABD oldu. Vaşington yönetimi ve çeşitli Amerikan eyaletlerindeki polis teşkilatları, özellikle toplumsal olayları bastırmak amacıyla bu kimyasalı ithal etti. 2014 yılındaki Ferguson protestolarının ardından, St. Louis de dahil olmak üzere birçok Amerikan polis departmanı bu maddeyi satın alarak kendi vatandaşlarına karşı kullanmak üzere envanterine kattı.</p>

<p> </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-igrenc-silahi-kokarca-suyu</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/ksilah.webp" type="image/jpeg" length="91037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hindistan'da Müslümanlar zulüm altında: Camiler yıkılıyor, ibadet alanları daraltılıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hindistanda-muslumanlar-zulum-altinda-camiler-yikiliyor-ibadet-alanlari-daraltiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hindistanda-muslumanlar-zulum-altinda-camiler-yikiliyor-ibadet-alanlari-daraltiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hindistan’da Müslümanlara yönelik baskı son yıllarda sokak şiddetinin ötesine taşarak hukuk, vatandaşlık, mülkiyet, eğitim ve ibadet alanlarına kadar yayıldı. Camiler ve medreseler sözde “kaçak yapı” gerekçesiyle yıkılırken Müslüman mahallelerinde “buldozer adaleti” olarak anılan toplu yıkımlar gerçekleştiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Müslümanlara yönelik saldırılar büyüyor</strong></h2>

<p>India Hate Lab'in Ocak 2026'da yayımladığı rapora göre Hindistan'da 2025 yılı boyunca dinî azınlıklara yönelik 1.318 nefret söylemi vakası kaydedildi. Bunların 1.289'unda Müslümanlar hedef alındı. Vakaların yüzde 88'i, Başbakan Narendra Modi'nin partisi BJP'nin yönettiği veya koalisyon ortağı olduğu bölgelerde gerçekleşti.</p>

<p>Hindu milliyetçisi örgütler, Müslümanları ülkenin dinî ve demografik yapısına tehdit olarak gösteren kampanyalar yürütüyor. Sığır eti tükettiği iddiasıyla Müslümanların linç edilmesi, iş yerlerinin hedef alınması ve dinî faaliyetlerinin engellenmesi, insan hakları raporlarına yansıyan hadiseler arasında bulunuyor.</p>

<h2><strong>Binlerce Müslümanın evi yıkıldı</strong></h2>

<p>Assam eyaletinde 2025 yılında birkaç hafta içerisinde yaklaşık 3.400 ev buldozerlerle yıkıldı. Binlerce Bengalce konuşan Müslüman yerinden edildi. Eyalet yönetimi yıkımları kaçak yapılaşmayla mücadele olarak savunurken insan hakları kuruluşları uygulamaların Müslümanları hedef aldığını belirtti.</p>

<p>Amnesty International'ın araştırmasında beş eyalette gerçekleştirilen 128 yıkımdan en az 617 kişinin etkilendiği tespit edildi. Müslümanların evlerinin ve dükkânlarının özellikle toplumsal olayların ardından yıkılması, ülkede “buldozer adaleti” olarak adlandırılıyor.</p>

<h2><strong>Tarihî camiler birer birer yıkılıyor</strong></h2>

<p>Ocak 2024'te Delhi'deki tarihî Akhoondji Camii, medresesiyle birlikte yıkıldı. Şubat 2024'te Haldwani'de bir cami ve medresenin yıkılmasının ardından çıkan olaylarda altı kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>Kasım 2024'te Sambhal'daki yaklaşık 500 yıllık Şahi Cuma Camii'nin altında Hindu tapınağı bulunduğu iddiasıyla araştırma başlatıldı. Protestolarda dört kişi öldü.</p>

<p>2026 yılında Rajasthan ve Uttar Pradesh'te en az 14 cami ve türbenin yıkıldığı bildirildi. Eylül ayında Ujjain'deki tarihî Şahi Mescid'in bir bölümü yol genişletme çalışmaları gerekçesiyle söküldü. Polis, yıkımı protesto eden Müslümanlara müdahale etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mayıs 2026'da ise Madhya Pradesh Yüksek Mahkemesi, tarihî Bhojshala-Kamal Maula Camii kompleksinin Hindu tapınağı olduğuna hükmetti. Kararın ardından Müslümanların camide cuma namazı kılması sona erdi ve mesele üst mahkemeye taşındı.</p>

<h2><strong>Namaz, başörtüsü ve medreselere kısıtlamalar</strong></h2>

<p>Haryana'nın Gurugram kentinde Hindu milliyetçisi grupların protestoları sonucunda Müslümanların cuma namazı kıldığı bazı açık alanların izinleri iptal edildi. Uttar Pradesh'te 2026 yılında kamusal alanlarda toplu bayram namazına kısıtlamalar getirildi.</p>

<p>Keşmir'deki tarihî Srinagar Jamia Masjid de defalarca cuma ve bayram namazlarına kapatıldı.</p>

<p>Karnataka'da 2022 yılında başörtüsü yasağı nedeniyle çok sayıda Müslüman kız öğrenci derslere alınmadı. Uttar Pradesh'te 2024 yılında yaklaşık 25 bin medreseyi etkileyebilecek kapatma kararı ise Hindistan Yüksek Mahkemesi tarafından bozuldu.</p>

<h2><strong>İslami vakıflar ve dinî faaliyetler hedefte</strong></h2>

<p>Nisan 2025'te kabul edilen Vakıf Değişiklik Yasası, Müslümanlara ait cami, medrese, mezarlık ve vakıf arazilerinin geleceğine ilişkin endişeleri artırdı. Yeni düzenleme devletin vakıf mülkleri üzerindeki denetimini genişletti.</p>

<p>Bazı eyaletlerde yürürlüğe giren din değiştirme karşıtı yasalar da Müslümanların evlilikleri ve dinî faaliyetleri üzerinde baskı oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Uttar Pradesh'te helal sertifikalı ürünlerin satışına getirilen yasak da Müslüman kuruluşların tepkisini çekti.</p>

<p>2025 yılında “I Love Muhammad” yazılı bir pankart nedeniyle başlayan tartışmaların ardından çok sayıda Müslüman hakkında işlem yapıldı. Bareilly'de çıkan olaylar sonrasında gözaltılar ve yıkımlar gerçekleştirildi.</p>

<h2><strong>Kaynaklar</strong></h2>

<ol>
 <li>
 <p>Just Security – Hindistan'da Müslümanlara yönelik sistematik insan hakları ihlalleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Human Rights Watch – Hindistan 2026 İnsan Hakları Raporu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Amnesty International – Müslümanların evlerinin ve mülklerinin yıkılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Al Jazeera – Hindistan'da tarihî caminin tapınak ilan edilmesi</p>
 </li>
</ol></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hindistanda-muslumanlar-zulum-altinda-camiler-yikiliyor-ibadet-alanlari-daraltiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/hindistan-cmai.webp" type="image/jpeg" length="89855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Azerbaycan’da 28 Şubat yaşanıyor: Başörtüsü yasağı öğretmenlere de uzandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/azerbaycanda-28-subat-yasaniyor-basortusu-yasagi-ogretmenlere-de-uzandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/azerbaycanda-28-subat-yasaniyor-basortusu-yasagi-ogretmenlere-de-uzandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına yönelik tepkiler sürerken, yasak öğretmenlere de uzandı. Laiklik gerekçesiyle getirilen yeni kıyafet düzenlemesinin ardından bazı okullarda başörtülü öğretmenlerin başlarını açmaya veya istifaya zorlandığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik kısıtlamalar genişliyor. Bakanlar Kurulu'nun 21 Eylül'de öğrencilere yönelik kabul ettiği kıyafet düzenlemesinin ardından, 6 Ekim'de öğretmenleri de kapsayan yeni bir karar alındı. Her iki düzenlemede de kıyafetlerin laiklik ilkesine uygun olması şartı getirildi.</p>

<h2><strong>Başörtülü öğretmenlere istifa baskısı</strong></h2>

<p>Azerbaycan merkezli Toplum TV'nin haberine göre, Bakü ve Sumgayıt'taki bazı okullarda başörtülü öğretmenlerden başlarını açmaları veya istifa etmeleri istendi. Öğretmenler, talimatın Eğitim ve Bilim Bakanlığı tarafından okul yönetimlerine iletildiğini öne sürdü. Bakanlık ise iddialara ilişkin açıklama yapmadı.</p>

<h2><strong>Başörtülü öğrenciler okul kapısından çevrildi</strong></h2>

<p>Eylül ayında başlayan uygulamalarda Sumgayıt başta olmak üzere çeşitli bölgelerde başörtülü kız öğrencilerin okullara alınmadığı bildirildi. Ağlayarak okuldan ayrılan öğrencilerin görüntüleri tepki toplarken, Karabağ Savaşı'nda kolunu kaybeden bir gazi de kızının başörtüsü sebebiyle eğitimden mahrum bırakıldığını belirterek Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e seslendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yasağa karşı çıkan ilahiyatçı tutuklandı</strong></h2>

<p>Başörtüsü yasağına karşı açıklamalarda bulunan ilahiyatçı Abgül Süleymanov, eylül ayında 30 gün idari hapis cezasına çarptırıldı. Ailesi, tutuklanmasını başörtüsü yasağına yönelik eleştirileriyle ilişkilendirdi. Ancak kararın gerekçesi resmen açıklanmadı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/azerbaycanda-28-subat-yasaniyor-basortusu-yasagi-ogretmenlere-de-uzandi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/azerbaycan-basortu.jpg" type="image/jpeg" length="48731"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kendini tahrip hürriyeti olabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kendini-tahrip-hurriyeti-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kendini-tahrip-hurriyeti-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kötülüklere hürriyet tanınamayacağına göre, kendini tahrip hürriyeti de olamaz. Kötüye hoşgörülü davranmak veya onun geçeceği yolları açık tutmak da aynı kapıya çıkar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Nefsî Hürriyet ve Ruhî Hürriyet</strong></p>

<p>Hürriyetin sırf kendisi için olduğu yerde nefse esaret ve bunun yanında zulme esaret doğar. Bundan dolayı hürriyet gaye değil, vasıtadır.</p>

<p>Hürriyetler öyle düzenlenmeli ki kişiyi de kendinden, nefsinin kötülüklerinden korusun, ruhun özgürlüğü yolunda ilerlemesine yol açsın. Gerçek özgürlükten bahseden bir anlayış nefsin prangalarını da kırmak istemelidir ki kişiyi hakikî hürriyete yüceltsin. Öyle ki birey cemiyete zararlı değil, faydalı olsun. Kamu hürriyeti bahsini de ilgilendiren, ancak ihmal edilen husus, “Beni benden koruyacak yasa nerede?” anlayışıdır. Hürriyet, “Ne kendisine ne de başkasına zarar vermemek şartıyla dilediğini yapmaktır.” demek en doğru yoldur.</p>

<p>Kapitalist sistemlerde âdeta birbirinin gözünü çıkarırcasına acımasız hür rekabet vardır. Batı’nın insan tipi, çıkarını düşünen birey olarak “homo-economicus-ekonomik birey” noktasına varmıştır. Sonu gelmez bu hırs, sömürme- sömürgeleştirme anlayışını doğurmuştur.</p>

<p>İnsan iki zıt kutupta yaratılmıştır, nefs ve ruh. Ve birinden birini gerçekleştirme ile kendi değerini bulur. İki zıt kutbun mahalli ise kalptir. İnsanın içindeki bu zıtlığa iyi-kötü savaşı da denir. Bu aynı zamanda, “Fazilete göre mi, hazza göre mi yaşamalı?” problemidir. Freud’un haz anlayışı ve ekonomik çıkar temelli yaklaşımlar nefsanî hürriyetleri tetiklemiştir. Vaktiyle Rus milleti sakal bırakmayı hürriyet addettiği gibi hürriyeti tamamen şeklî görenler de vardır. Kimileri de hürriyetten sadece maddî-bedenî hazları ve keyfine geleni anlamış ve hürriyet kavramı gayesinden uzaklaştırılmıştır. Hürriyetin, insanın hakikat arayışı ve ruhî alanda derinleşmesi gibi vasıta rolü ihmal edilmiştir. Aslında insan kendi içine dönerek, sadakatini ve ihanetini gördüğü zaman hürriyetini de fark eder. Kısaca, nefsinin esiri olan insan gerçek hür değildir.</p>

<p>Meseleye hak kavramından şöyle bakabiliriz. Hakkın zıttı bâtıldır. Bu anlamda ruhun istekleri (iyilik) hak olduğu gibi, nefsin istekleri (kötülük) bâtıldır. Dolayısıyla kanunlar bu hakkı bize verse de nefsin isteklerini hak olarak göremeyiz. Mesela içki, uyuşturucu, zina vs.nin kanunen serbest olması vicdanlarda bir hak doğurmaz. “Nefsim-bedenim bana aittir, dilediğimi yaparım!” anlayışı da bencilliği ve hedonizmi temsil eder ve ahlâkî mânada hürriyet olarak görülemez.</p>

<blockquote>
<p>Dıştan gelen baskıları hemen hissediyor ve fırsat buldukça hemen protesto ediyoruz. Ancak, “Ya içten gelen kötülükler ne olmalı?” suali de karşımıza çıkar. İçten gelen kötülüklere de aynı şekilde ehemmiyet verilmelidir. Hatta eğitimde tebliğci dilden ziyade içe hitap eden telkinci dil kullanılmalıdır.</p>
</blockquote>

<p>“Hürriyet, hürriyet” deniyor ve genelde nefs hürriyeti empoze ediliyor, bu ise ruh ve vicdan hürriyetinin baskılanmasına yol açıyor. Ahlâk, vicdan, dürüstlük, sağduyu gibi kavramlar hürriyet ile birlikte düşünülmelidir. Hürriyetin olmadığı yerde bu kavramlardan, onlara sahip olunmadığında da hakiki anlamda hürriyetten bahsedilemez.</p>

<p>Bu mevzuyu maddî hürriyet ve manevî hürriyet başlığı ile de ele alabilirdik. Zira zihnen hür olmadıktan sonra maddî hürlük bir anlam ifade etmez.</p>

<p><strong>Fert Hürriyeti ve Cemiyet Hürriyeti</strong></p>

<p>Kapitalist rejimlerle komünist rejimlerin kapışma nedeni “Fert hürriyeti mi, cemiyet hürriyeti mi?” meselesidir. Liberalizme dayanan kapitalist sistem, mutlak fert özgürlüğünü ve sınırsız sermaye ve mülkiyeti savunurken, kolektivizm denen komünist sistem ise mutlak fert özgürlüğüne ve mülkiyete karşıdır. Kolektivizm, toplumu ve komünist partiyi öncelerken fertleri tek tipleştirir, üretim araçlarını devletin kontrolüne verir. Komünist rejim, zengin-fakir ayrımını kaldırırken zenginleşen oligarşik bir zümre doğurur. Liberalizmin sınırsız fert ve sermaye hürriyeti ise vahşi kapitalizme yolu araladığı, ekonomik adaletsizlikler doğurduğu için eleştiri konusudur.</p>

<p>İslâm rejiminde ise fert hürriyeti esas alınırken, cemiyet hakkı söz konusu olduğu zaman sınırlama getirilmektedir. Özel mülkiyete hak tanınır. Ancak kapitalist toplumlarda olduğu gibi gelir dağılımında uçurum olmaz, sermaye urlaşmasına müsaade edilmez. Zekât şartı ve faiz yasağı ile adalet ve denge gözetilir. İslâm rejimlerinde acımasız rekabet yoktur, dayanışma ve yardımlaşma ruhu esastır ve buna göre müesseseler (vakıf vb.) kurulur.</p>

<p><i>Kâzım Albayrak, Necip Fazıl'ın Hürriyet Anlayışı ve Başyücelik Devleti, Ketebe, 2026, s. 50-52</i></p>

<p><strong>Kendini Tahrip Hürriyeti Olabilir mi?</strong></p>

<p>(...) İnsanın kendini sefahate vermesi, kötü alışkanlıklarda kronik hâle gelmesi ve hatta intiharı tercih etmesi, onun hürriyeti olabilir mi? Hiçbir aklı başında insan buna evet diyemez, hiçbir rejim bu kötülükleri savunamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hürriyet davasında, daha ziyade dıştan gelen saldırı veya kısıtlamalara karşı hürriyet alanımızın savunmasını yapıyor, içten gelen saldırı veya kısıtları ise ihmal ediyoruz. Bu meseleyi, “Kendimizi tahrip etme hürriyetimiz olur mu?” veya “Kendimi kendimden koruyacak kanun nerede?” diye ifade edebiliriz. Mesela filan kanun beni hırsızdan, cinayetten vs. koruyabilir, ancak beni benden koruyacak olan müeyyide nedir? Bana asıl faydası olan kanun bu olabilir. Benim içki, faiz gibi kötü yollara düşmememi sağlayacak, İslâm’ın haram gördüğü şeyleri yapmamı engelleyecek şey nedir? Şimdiki yasalar buna yetmiyor, üstelik buna “özgürlük alanı” deniyor. Hâlbuki yasal olan, ahlâkî olanın önüne geçtiği zaman asıl problem başlıyor. “Yasal, ancak günah” şeklinde bir paradoks baş gösteriyor ki bunun yıkıcı tesirleri oluyor. Kanun denilen şey beni vicdanımdan bağlamanın temeli olmuyor, bu alana hizmet etmiyor ve beni benden korumuyorsa, toplumu nizamlayıcı olamaz. Böyle yasalar sadece suçlu üretir ve suçluların peşinden koşar.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hürriyet anlayışı ise hakikate tam teslimiyetten sonra başlar ve ahlâkî bir temele oturur. Ferdin insan olma memuriyetine karşı hem içten (kendi) hem dıştan (toplum) gelecek tehlikelere karşı onu bütüncül olarak korur. Çünkü fertlerin ahlâkını önemsemeyen bir yapı toplumu da koruyamaz. “İstediğimi yaparım; istediğimi yapmam! Bedenim bana ait, zararı kendime!” şeklinde bir hürriyet algısı ise Batı kaynaklıdır.</p>

<p>Bu meyanda Necip Fazıl’ın Amme Hakkı başlıklı makalesinde, “Hiç kimse çocuğunu ‘babası ben değil miyim?’ diye öldüremez. Hiç kimse evini, ‘mal benim değil mi?’ diye yakamaz.” şeklinde başlayarak bu şahsî aidiyetler ve mülkiyetler içinde, Allah’a verilecek hesapla birlikte cemiyete verilecek olanı olduğunu söylediğini belirtelim. Nitekim o, “zâhirde kanun gözüyle suç değilmiş gibi duran nice iş vardır ki hakikatte adam öldürmekten ve yangın çıkarmaktan büyük cürümdür” der ve “cemiyet kâtilleri”ne<sup>(1)</sup> işaret eder.</p>

<blockquote>
<p>İnsan günah işleyebilir, ancak onun günah işleme özgürlüğü vardır, denemez. Mesela, “Ben uyuşturucu kullanacağım, zararı kendime!” denemez. İslâm’ın hürriyet anlayışında kendini tahrip etme hürriyeti yoktur, bu kabul edilemez. Burada “zararı bana ait” diyecek bir şey yoktur. Fert cemiyetten ayrı değil ki, onun ailesi var, çevresi var. Ayrıca bedenimizin hakikî sahibi de biz değiliz. Mesela uzuvlarımızı biz imal etmedik. Bütün uzuvlarımızı veren Allah’tır. Topluma karşı vazifelerimizden önce Allah’a karşı şükür borcumuz vardır.</p>
</blockquote>

<p>Batı’da Aydınlanma çağından beri insanın kendi değerlerini kendi üretme anlayışı yaygınlaştı. “İnsanın kendi değerlerini kendi üretme hakkı vardır” denildi ve bu özgürlükle ilişkilendirildi. Ancak bunun özgürlüklerle alâkası yoktur. Zira burada herkese göre değişen bir değer ve hürriyet anlayışı ortaya çıktı. Hâlbuki insan hiçbir zaman kendi değerini kendi üretmedi. İslâm’da değerler, Kur’an ve Sünnet’le verildi. Aslında modern veya post modern dediğimiz felsefede de değerler üretilmeye çalışıldı. Ancak mutlak olan dışındakiler sonsuza kadar geçerli olmak üzere değeri bulamaz ve veremez. Burada karar verilecek nokta şudur: Allah’ın ve Resulü’nün verdiği değeri mi kabul ediyorsun, yoksa filan filozof veya düşünürlerin ürettiği değeri mi kabul ediyorsun?</p>

<p>Değer koymada aklı yegâne ölçü almak çıkmaz sokaktır, zira sınırlı akıl sınırsızı (Mutlak’ı) kuşatamaz. Bugün doğru görülenin 100-200 sene sonra ne olacağını insan olarak keşfedemeyiz; tüm uzantılarıyla kuşatamayız! Onun için akıl yetmiyor, iman gerekiyor; Mutlak Fikir/Mutlak Hakikat gerekiyor.</p>

<p>Günümüzde “medenî yasalar” dediğimiz kararlarda belirleyici olan anlayış, kişinin mâruz kaldığı fiillerdir, ahlâkî hususlar değildir. Kanunlar sadece dıştan kelepçeleme üzerine kuruluyor. Öyle ki mâruz kalmaktan kurtulacağı zaman kişiyi bağlayıcı hiçbir şey olmuyor. Mesela, polis ortada yok, bir şey buldun kapıp eve mi götüreceksin? Kanunlar suç saymasa da böyle bir şey ne kadar ahlâkî davranış?</p>

<p>Batı insanının bu kadar kanunlara uyar hâle gelmesi veya getirilmesinin sebebi, onlardaki ahlâkî davranıştan ziyade kanunların icbar ettiği bu mâruz kalma durumudur. Batı insanı mâruz kalacağı şeyleri göze alamaz, korkar. Mesela Batı’da kanunlara göre çocuğunu belli bir şekilde yetiştirmeyenin elinden alma yetkisi vardır. Onlar da çocuklarını kanunlara göre yetiştiriyorlar. Dışardan bakınca da ne kadar terbiyeli ve iyi yetiştiriyorlar diye görülüyor. Ancak bunlar idealize edilecek şeyler değil. Zira devlet, anne babanın elinden kolaylıkla çocuğu alabiliyor. Hâlbuki işin ahlâkî ve psikolojik boyutu var. Aile yuvasının verdiği şefkati hangi kanun verebilir? Kanun bunları ihmal ediyor.</p>

<blockquote>
<p>Corona salgınında İspanya’da Yaşlılar Yurdu’nda çalışan genç personel, “Ben daha çalışmak istemiyorum!” diye, o ihtiyarları hâllerine terk ettiler. Yaşlıların hepsi yataklarında, koridorlarda, merdivenlerde can çekişerek öldüler. İspanya hükümeti askerden yardım istedi ve bir açıklama ile olayı kınadı. Ancak kanunen yapacak fazla bir şeyleri yoktu.</p>
</blockquote>

<p>Fertlerin sadece kanundan korkması ve hiçbir ahlâkî kayıt tanımaması, onların iç dünyasında bir problem olduğu gibi bu husus toplum için de çöküş alâmetidir. Bu meyanda hukukun ahlâka göre düzenlenmesi gerektiğini ve ferdin iç dünyası dahil cemiyette kötülüklere hürriyet tanınamayacağını ifade edelim. Bu doğrultuda Allah Resulü’nün şu hadisini nakledelim: “İlk peygamberden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır. Utanmadıktan sonra dilediğini yap!”<sup>(2)</sup></p>

<p>Öte yandan kötülüğe giden yollar da kötüdür. Bu noktada Tolstoy’un şu minvaldeki haklı itirazı aklımıza gelir: “Eğer bir hipnotizmacı, bir insanı hipnotize ederek cinayet işletirse, bu suç sayılıyorsa, kötü müzik yaparak insanlara tesir edenler niçin suçlu sayılmıyor?”<sup>(3)</sup></p>

<p>Sefahatin yasaklanmasını hürriyetleri daraltıcı olarak görenler ya kötü alışkanlıklara esir olan yahut kendini ve toplumu düşünmeyenlerdir. Aslında bu meselenin yasakçılık veya hürriyetlerin tahdidi şeklinde görülmesi fevkalâde yanlıştır. Zira Necip Fazıl’ın tesbitiyle söylersek, “Mikroba merhamet hastaya merhametsizliğe varır.”<sup>(4)</sup></p>

<p>Devletin vazifesi kötü alışkanlıklardan toplumu korumaktır. Hiçbir akıl ve sağduyu sahibi kötü alışkanlıklara hürriyet tanıyıp yayılmasını istemez. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” demek çözüm değildir ve yayılan kötülüklerin kimin kapısını çalacağı belli olmaz. Kötünün tanımı dünya görüşlerine göre değişebilir, fakat uyuşturucu, cinayet, tecavüz gibi genel kabuller vardır. Kötülüklere hürriyet tanınamayacağına göre, kendini tahrip hürriyeti de olamaz. Kötüye hoşgörülü davranmak veya onun geçeceği yolları açık tutmak da aynı kapıya çıkar. Kötünün tesbitinde bazı fikir ayrılıkları olsa bile, bedahet ifade eden kötülüklere bile demokrasi veya hürriyet bağlamında ses çıkarmamak, zararı bütün topluma sirayet edici bir felaket demektir.</p>

<p><strong>Kaynak</strong></p>

<p>1- Necip Fazıl Kısakürek, Çerçeve 5, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2010, s. 37-38.</p>

<p>2- Buhârî, “Enbiyâ”, 54, “Edeb”, 78.</p>

<p>3- L. N. Tolstoy, Kroyçer Sonat, çeviren Nihal Yalaza Taluy, Varlık Yayınları, Ankara, 1954, s. 81-82.</p>

<p>4- Necip Fazıl Kısakürek, Benim Gözümde Menderes, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2013, s. 430.</p>

<p><i>Kâzım Albayrak, Necip Fazıl'ın Hürriyet Anlayışı ve Başyücelik Devleti, Ketebe, 2026, s. 62-65</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kendini-tahrip-hurriyeti-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/kendini-tahrip-hurriyeti-olabilir-mi.png" type="image/jpeg" length="19923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda’da ayrımcılık raporu: Türk ve Araplara iş yok]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hollandada-ayrimcilik-raporu-turk-ve-araplara-is-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hollandada-ayrimcilik-raporu-turk-ve-araplara-is-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DENK Partisi Milletvekili Doğukan Ergin, Hollanda'da Türk ve Arap soyadına sahip adayların istihdamda yüzde 60 oranında dışlandığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hollanda’da Türk ve göçmen kökenli vatandaşların kurduğu DENK Partisi Milletvekili Doğukan Ergin, ülkedeki iş gücü piyasasında Türk ve Arap soyadına sahip kişilerin istihdam şansının yüzde 60 oranında azaldığını belirtti. Anadolu Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan Ergin, ayrımcılığın adayın eğitimi veya mesleki donanımıyla değil, doğrudan taşıdığı isim ve etnik kökenle ilişkili olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müslüman ve göçmen toplumların yıllardır dile getirdiği dışlanma şikayetlerinin artık resmî raporlarla da belgelendiğini ifade eden Ergin, Hollanda Hükümeti Ayrımcılık ve Irkçılıkla Mücadele Komisyonu tarafından geçtiğimiz haziran ayında yayımlanan “Ayrımcılığı Kırmak” başlıklı rapora dikkat çekti. Raporda vergi dairesinin göçmen kökenlileri hedef alan fişleme skandalları, belediyelerin camilere yönelik gizli soruşturmaları ve özellikle başörtülü kadınların sokakta hissettiği güvenlik kaygısı gibi somut verilerin yer aldığı aktarıldı.</p>

<h3><strong>Soyadı bariyeri: “Eğitiminiz tam olsa da eleniyorsunuz”</strong></h3>

<p>Ergin, gençlerin emek vererek iyi okullardan mezun olduğunu ve nitelikli tecrübe kazandığını ancak iş başvurusu aşamasında sadece kimlikleri nedeniyle engellendiklerini dile getirdi:</p>

<ul>
 <li><strong>Yüzde 60’lık kayıp:</strong> Türk veya Arap soyadı taşıyan adayların mülakata çağrılma ya da işe kabul edilme ihtimali yerli adaylara kıyasla yüzde 60 daha düşük kalıyor.</li>
</ul>

<ul>
 <li><strong>Yasa teklifi yolda:</strong> DENK Partisi’nin, işverenlerin işe alım süreçlerini şeffaf ve denetlenebilir kılmayı zorunlu tutan, ayrımcılık yapılmadığının kanıtlanmasını şart koşan bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı bildirildi.</li>
</ul>

<ul>
 <li><strong>Aşırı sağın etkisi:</strong> Ayrımcılıktaki artışın ülkede yükselen aşırı sağ dalgayla doğrudan bağlantılı olduğuna işaret eden Ergin, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığının günlük yaşamın her alanında hissedilir hale geldiğini söyledi.</li>
</ul>

<h3><strong>Eğitimde ibadet engeli ve iş gücü ihtiyacı</strong></h3>

<p>Ergin, din ve vicdan özgürlüğü söylemlerine rağmen yüzlerce okulda Müslüman öğrencilerin namaz kılmasının yasaklandığını hatırlattı.</p>

<p>Hollanda ekonomisinin ciddi bir iş gücü açığıyla karşı karşıya olduğunu ve genç göçmen nüfusun bu boşluğu doldurabilecek en dinamik kitleyi oluşturduğunu belirten Ergin, “İslam ve Müslümanlar bu ülkenin ayrılmaz bir parçasıdır. Biz buradayız ve er ya da geç bu varlığa alışmak zorundalar. Irkçılık yükselse de burası bizim vatanımız; kimliğimize, inancımıza ve haklarımıza sahip çıkmayı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hollandada-ayrimcilik-raporu-turk-ve-araplara-is-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/hollanda-kalabalik.webp" type="image/jpeg" length="68324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müfredatta kavram değişikliği manevi şuur için yeterli mi?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mufredatta-kavram-degisikligi-manevi-suur-icin-yeterli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mufredatta-kavram-degisikligi-manevi-suur-icin-yeterli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geleceğimizi ve nesillerimizi teminat altına almanın biricik yolu; kendi kadim kültürümüzden, adab-ı muaşeretten ve köklü irfanımızdan beslenen hakiki bir ahlak ve şahsiyet eğitimi inşa etmektir. Kuru bir milliyetçilik yahut teknik bir müfredat güncellemesi, gençliğin kalbindeki mana boşluğunu dolduramaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde öğretim programlarında yer alan birçok kavramı milli hafıza ve güncel bilimsel gelişmeler doğrultusunda yeniden yapılandırdı. Yapılan düzenlemelerle birlikte, müfredat genelinde "öğrenme hedefi" ve "kazanım" ifadelerinin yerini "öğrenme çıktısı" alırken; tarih, coğrafya, edebiyat, felsefe ve fen bilimleri gibi derslerde yerli ve milli bir terminolojiye geçilmesi hedeflendi.</p>

<p>Tarih ve coğrafya derslerinde yapılan değişiklikler doğrultusunda "Orta Asya" yerine "Türkistan", "Coğrafi Keşifler" yerine "Sömürgecilik Politikaları", "Tehcir Kanunu" yerine "Sevk ve İskân Kanunu", "Haçlı Seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları" ve "Bizans" yerine "Doğu Roma" kavramları kullanılacak. Ayrıca "Ege Denizi" için "Adalar Denizi" tanımı getirilirken; vatan kavramı deniz, hava ve orman varlıklarını kapsayacak şekilde "Mavi Vatan", "Gök Vatan" ve "Yeşil Vatan" vurgularıyla ders işleyişlerine dahil edildi.</p>

<p>Felsefe, sosyoloji ve fen bilimleri alanlarında ise müfredat güncel ve pratik konularla genişletildi. Felsefede kronolojik tarih akışı yerine çevre etiği, teknoloji ve hakkaniyet gibi problemler öne çıkarılırken; mantık dersine informel mantık ve safsata türleri eklendi. Sosyolojide oryantalizm, merkez-çevre kuramı ve İslam karşıtlığı gibi başlıklar işlenirken; fen bilimlerinde yeşil hidrojen ve nanoteknoloji, sağlık bilgisinde ise siber zorbalık ve gıda güvenliği gibi çağdaş konular ders içeriğine girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Bu Değişiklikler Manevi Şuur İçin Yeterli mi?</strong></h2>

<p>Müfredat metinlerinde ve ders kitaplarındaki haritalarda yapılan isim değişiklikleri, şüphesiz milli bir hisse hizmet etme iddiası taşımaktadır. Ancak içi boşaltılmış kelimelerin, ruhsuz kalıpların ve tabelalardaki rötuşların tek başına bir nesli ayağa kaldırmaya yetmeyeceği aşikâr. Bize sadece tabelası değiştirilmiş bir terminoloji değil, o terminolojiye can verecek bir mana, ahlak ve şuur lazım. İskeleti ne kadar milli kavramlarla donatırsanız donatın, içine İslam ahlakının ruhunu üflemediğiniz sürece o bünye ölü kalmaya mahkûmdur.</p>

<p>Günümüzde ahlaki çöküntünün ve her türlü rezilliğin sirayet etme yaşı maalesef 11-12 seviyelerine kadar inmiş durumda. Çocuklarımız, Batı merkezli küresel kültür sanayisinin ve kontrolsüz sosyal medya mecralarının harabedici tazyiki altında. Sokakta, ekranda ve ne yazık ki okul koridorlarında aynı yabancılaştırıcı atmosferle yüz yüze gelen bir genci, sadece "Orta Asya" yerine "Türkistan" dedirterek koruyamazsınız. Ruhları imar edilmemiş, kalpleri İslam ahlakıyla teçhiz edilmemiş bir nesil, kavram düzeyindeki bu yenilikleri ancak sınav kağıdında ezberden ibaret birer şık olarak görmeye devam edecektir.</p>

<p>Geleceğimizi ve nesillerimizi teminat altına almanın biricik yolu; kendi kadim kültürümüzden, adab-ı muaşeretten ve köklü irfanımızdan beslenen hakiki bir ahlak ve şahsiyet eğitimi inşa etmektir. Kuru bir milliyetçilik yahut teknik bir müfredat güncellemesi, gençliğin kalbindeki mana boşluğunu dolduramaz. Kalpler itikadla, ameller ahlakla, zihinler ise kendi medeniyet nizamımızla imar edilmediği müddetçe, ne Mavi Vatan’ı koruyacak bir şuur oluşturulabilir ne de köklerine bağlı bir nesil yetiştirilebilir. Bize gereken, şekli tamamlayan değil, ruhu dirilten bir maarif davasıdır.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mufredatta-kavram-degisikligi-manevi-suur-icin-yeterli-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/milli-egitim-bakanligi-aa-1959313-1.jpg" type="image/jpeg" length="33910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD, Nidal Hasan'ı idam edecek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-nidal-hasani-idam-edecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-nidal-hasani-idam-edecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ordusu Nidal Malik Hasan'ın idam tarihini ve yerini belirledi. Kara Kuvvetleri Bakan Vekili Adam Telle, "Nidal Hasan'ın idam mangası tarafından infazı 3 Aralık 2026 Perşembe günü saat 13.00'te Teksas'taki Fort Hood'da gerçekleştirilecek" açıklamasını yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nidal Hasan'ın saldırıyı gerçekleştirdiği yerde idam edilmesi bekleniyor.</p>

<p>Telle'nin X üzerinden paylaştığı bir memorandumda, Başkan Donald Trump'ın 2 Ekim'de infaz emrini onayladığı belirtildi.</p>

<p>Memorandumda, "İnfaz görevlisi, ABD Disiplin Kışlası Komutanı olacaktır" denildi.</p>

<p>Pentagon Baş Sözcüsü Sean Parnell, infaz emrini ilk olarak pazartesi günü duyurarak, "Savaş Bakanı Pete Hegseth tavsiye etti ve Başkan Donald J. Trump onayladı: 2009'da Fort Hood'da silahsız Amerikan askerlerine ateş açan hükümlü terörist Nidal Malik Hasan, ABD Kara Kuvvetleri idam mangası tarafından idam edilecek" dedi.</p>

<p>İnfaz belirtilen tarih ve yöntemle gerçekleştirilirse bu, ordu açısından 31 Ocak 1945'ten bu yana ilk kez bu şekilde gerçekleştirilen bir infaz olacak. O tarihte Er Eddie D. Slovik, İkinci Dünya Savaşı sırasında firar suçundan Fransa'da ABD Kara Kuvvetleri idam mangası tarafından kurşuna dizilmişti.</p>

<h2><strong>Nidal Hasan ve Fort Hood saldırısı</strong></h2>

<p>5 Kasım 2009 tarihinde ABD, tarihinin en büyük saldırılarından biriyle karşı karşıya kaldı. Dünyanın en büyük askeri üslerinden biri olarak anılan Fort Hood, olayın ardından sadece bu saldırıyla akıllara gelecekti.</p>

<p>Saldırıya ve saldırıyı gerçekleştiren ABD askeri Nidal Malik Hasan'a dair çeşitli iddialar ortaya atılsa da, en sonunda Hasan'ın Enver el Evlaki ile bağlantılı olduğunda karar kılındı. 13 kişinin öldürüldüğü olay, yakın tarihte küresel çatışma sahnesinde en çok hatırlanan olayları arasında yerini aldı.</p>

<h2><strong>Nidal Malik Hasan kimdir?</strong></h2>

<p>8 Eylül 1970 tarihinde, ABD'nin Virginia eyaletinde doğan Nidal Hasan'ın ailesi, Filistin'den ABD'ye göç eden bir aileydi. Hasan 1988 yılında liseden mezun olarak orduya kaydoldu ve bir yandan da üniversite eğitimine devam etti.</p>

<p>1997 yılında Virginia Politeknik Enstitüsü ve Devlet Üniversitesi'nden biyokimya diplomasıyla mezun oldu. Ardından resmi göreve ilişkin bir sağlık üniversitesi olan Uniformed Services University of the Health Sciences'a girdi. Buradan da 2003 yılında mezun olarak ordu içerisindeki görevine, tıp alanındaki ihtisasıyla birlikte devam etti. Psikiyatr olarak birçok farklı noktada bulundu.</p>

<h2><strong>Saldırıya giden süreç</strong></h2>

<p>1998 yılında babasının, 2001 yılında da annesinin vefatı Nidal Hasan'ın daha dindar bir hayat yaşamasına önayak oldu. Hiç evlenmeyen Hasan, 2000'li yılların başında yaşadığı bölgedeki camilerde tanınan bir isim oldu. Bu camiler arasında, Enver el Evlaki'nin de bir süre imamlığını yaptığı Darul Hicre camisi de vardı. Nidal Hasan'ın ilerleyen yıllarda Evlaki ile bağlantısını koruduğu ve iletişimi artırdığı anlaşıldı. Bu yıllarda, 11 Eylül saldırılarının faillerinden ikisiyle aynı camide aynı dönemde bulundukları ve iletişim içinde oldukları ifade edildi.</p>

<p>11 Eylül sonrasında ABD'nin başlattığı Afganistan ve Irak işgalleri de, psikiyatrist olarak hizmet veren Hasan'ı etkileyen bir başka etmen oldu. İş arkadaşları Nidal Hasan'ın dini görüşlerine bağlı olduğunu ve sıklıkla bunları açıkladığını ifade ediyor. Buna göre Hasan, İslam konusundaki "radikal" olarak nitelendirilen düşüncelerini dahi paylaşmaktan çekinmiyordu.</p>

<h2><strong>"Bardağı taşıran son damla"</strong></h2>

<p>Afganistan ve Irak'tan dönen ABD'li askerlerden bazıları travma sonrası stres bozuklukları nedeniyle tedavi görmekteydi. Nidal Hasan da bu doğrultuda çok sayıda askere psikolojik danışmanlık yaptı. Hasan'ın bu askerlerden Afganistan ve Irak'ta işlenen savaş suçlarına dair duyduklarının da süreçte büyük etkisi olduğu ifade ediliyor. Bu süreç içerisinde Nidal Hasan'ın ABD Savunma Bakanlığı'nın Müslüman askerlere "vicdani ret" hakkı tanımasının, ters tepen olayları engelleyeceğini savunduğu belirtilmekte. Hasan, ters tepen olayları "askere gitmeyi reddetme, düşman için casusluk yapma ve hatta silah arkadaşlarını katletme" olarak özetlemiş.</p>

<p>Nidal Hasan zamanla ABD ordusu içerisinde bir Müslüman olarak varlığının meşruiyetini daha da sorgular hale geldi. Bu süreçte Evlaki ile sık sık maille iletişim kurdu. Nidal Hasan açısından Afganistan'a gönderileceğini öğrenmek "bardağı taşıran son damla" oldu. Saldırı öncesinde Hasan, dini görüşleri nedeniyle ayrımcılığa ve bazı saldırılara da maruz kalmıştı.</p>

<h2><strong>13 askeri öldürdü</strong></h2>

<p>5 Kasım 2009 tarihinde, Texas'ın Killeen şehrindeki Fort Hood üssüne giden Nidal Malik Hasan, yarı otomatik tabancasıyla ABD askerlerinin üzerine ateş açtı. Ateş açarken "Allahu ekber" diyerek bağırdığı öne sürüldü. Hasan'ın açtığı ateş sonucu 13 asker ölürken en az 40'ı da yaralandı. Saldırıdan sonra, Nidal Hasan'ın saldırı sabahı evindeki mobilyaları bağışladığı ve Kuran dağıttığı öğrenildi. Saldırı günü Hasan ile namaz kılan bir silah arkadaşı, Nidal Hasan'ın oldukça sakin olduğunu, sinirli yahut problemli görünmediğini anlattı.</p>

<p>Çıkan çatışma sonrası yaralı olarak yakalanan Nidal Hasan'ın, aldığı kurşun yaraları sonrası belden aşağısı felç oldu. Yoğun bakıma alınan Hasan, daha sonra tutuklanarak 13 kişinin ölümü ve en az 40 kişinin yaralanmasından dolayı mahkum edildi. Hasan'a 28 Ağustos 2013 tarihinde idam cezası verildi. Nidal'in yargılanması süreci ABD'ye en az 5 milyon dolara mal oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nidal Hasan halen Kansas'ta ABD ordu mensuplarına özel bir üste hapis hayatını sürdürüyor. Cihat yanlısı görüşleri devam ettiği bilinen Hasan, 2021 yılında cezaevinden yayınladığı mesajda Afganistan İslam Emirliği'ni ABD'ye karşı kazandığı zafer sebebiyle tebrik etmişti.</p>

<p>Nidal Malik Hasan ile aynı üste, 23 Mart 2003 tarihinde Kuveyt'te Irak işgaline katılacak asker arkadaşlarına ateş açan Hasan Kerim Ekber de bulunuyor. "Terör bağlantılı bir motivasyonla" bu saldırıyı gerçekleştirmekle suçlanan Ekber de idamını bekliyor.</p>

<p>Fort Hood saldırısı, ABD'nin yaşadığı en travmatik saldırılardan biri olarak tarihe geçti.</p>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-nidal-hasani-idam-edecek</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Oct 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/nidal-hasan-1.png" type="image/jpeg" length="90039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mekke Savunma Anlaşması TBMM yolunda]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mekke-savunma-anlasmasi-tbmm-yolunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mekke-savunma-anlasmasi-tbmm-yolunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detaylarını paylaştı. Ankara'da Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orbán ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, söz konusu iş birliğinin tamamen savunma odaklı bir yapı taşıdığını söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin askeri gücünü yalnızca ortak müdafaa amacıyla kullanacağını belirten Fidan, mutabakatın tamamen barışçıl sınırları koruma esasına dayandığının altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üç ülkenin askeri ve diplomatik bağlarını kurumsallaştıran anlaşma kısa süre içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a aktarılan yasal hazırlıklar tamamlanma aşamasına ulaştı. Pratik adımların hızla atıldığını belirten Fidan; ortak askeri karargâhın yapısı, sekretaryanın işleyişi ve yeni atamalar gibi kurumsal süreçlerde kesin kararlar alındığını duyurdu.</p>

<p>Görüşmelerin bir diğer önemli gündem maddesi Yemen'deki askeri hareketlilik oldu. Türkiye'nin bölgede özellikle hava savunması ve elektronik harp alanlarında sunabileceği teknik katkılar askeri komiteler tarafından aktif olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın halihazırda güçlü bir askeri teçhizat altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Fidan, iş birliğinde teknik planlama ve müşterek analiz süreçlerinin ön plana çıktığını ifade etti. Bölgesel sorunların diplomasi yoluyla çözüme kavuşabileceğini hatırlatan Fidan, taraflar arası diyaloğun ve barışçıl adımların kalıcı istikrara zemin hazırladığını sözlerine ekledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mekke-savunma-anlasmasi-tbmm-yolunda</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/2026-10-08-23-27-36.webp" type="image/jpeg" length="54285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'in soykırım suçları dijital arşivde toplandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-soykirim-suclari-dijital-arsivde-toplandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-soykirim-suclari-dijital-arsivde-toplandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail'in Gazze'de işlediği insanlık dışı katliamlar ve savaş suçları, "Archive Genocide" isimli dijital platform vasıtasıyla bütün dünyanın dikkatine sunuluyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği hak ihlalleri, sivil yıkımlar ve savaş suçları artık gizlenemeyecek boyutlara ulaştı. Sahadan elde edilen yüz elli binden fazla belge, fotoğraf ve video, kurulan "Archive Genocide" (archivegenocide.com) isimli dijital arşiv platformuyla kamuoyunun erişimine açıldı.</p>

<h2><strong>Vahşetin inkar edilemez delilleri</strong></h2>

<p>Platform bünyesinde şu ana kadar doğrulanmış ve tasnif edilmiş altmış dört binden fazla video ile on yedi binden fazla fotoğraf bulunuyor. Sistemi kullananlar, gelişmiş arama motoru ve indeksleme altyapısı sayesinde bütün arşivi indirmek mecburiyetinde kalmadan doğrudan istedikleri belgelere ulaşıp bu dosyaları cihazlarına kaydedebiliyor. Veriler, aralarında şehit olanların da bulunduğu üç yüzden fazla kahraman gazeteci ve yerel kaynağın sahadan aktardığı kayıtların derlenmesiyle meydana getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Şehitlerin isimleri</strong></h2>

<p>Sitede, şehit olan Filistinlilerin isimleri, yaşları ve meslekleri gibi tafsilatlı bilgileri içeren özel listeler yer alıyor. Terörist İsrail'in kanlı saldırılarında katledilen aileler soyağacı şeklinde kayıt altına alınırken, şehitlerin fotoğrafları ve şahsi hikayeleri de bu platformda muhafaza ediliyor. Terörist İsrail'in  saldırılarının anbean yayımlandığı sitede; hava bombardımanlarının yapıldığı tam koordinatlar, hedef alınan sivil yerleşim yerleri, hastaneler ve eğitim kurumlarındaki yıkımın bütün teferruatı yer alıyor.</p>

<p>Sisteme yüklenen her bir kayıt; tarih, hadise türü ve uydu görüntüleriyle destekleniyor. Böylece araştırmacılar için önemli bir delil havuzu oluşturuluyor. Platformun yöneticileri, siyonist çetenin dijital sansür ve verileri yok etme ihtimaline karşı bütün arşivin torrent ağları üzerinden merkeziyetsiz bir şekilde saklandığını ilan ederek sahadan gelen yeni kayıtların ve delillerin sisteme aralıksız olarak eklenmeye devam edeceğini belirtiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-soykirim-suclari-dijital-arsivde-toplandi</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/gazzearsiv.webp" type="image/jpeg" length="42314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yıldır yaptığı bastonları Allah rızası için dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir büyük bir emekle ürettiği bastonları hiçbir ücret talep etmeden insanlara hediye ediyor. Hayatını iyilik yapmaya adayan Mehmet Amca, “Para lazım değil, bana Allah razı olsun lazım.” sözleriyle takdir topluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir baston ustalığı yapıyor. Yıllardır el emeğiyle hazırladığı bastonların hiçbirini parayla satmayan Mehmet Amca, ürettiği bastonları Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine ve çevresindeki insanlara hediye ediyor.</p>

<p>Allah Resulü'nün hediyeleşmeye verdiği önemi hatırlatan Mehmet Amca, yaptığı işi bir kazanç kapısı olarak görmüyor. Onun için en büyük kazanç, hediye ettiği bastonları kullanan insanların hayır duasını almak.</p>

<p>Kendisiyle yapılan röportajda bugüne kadar ürettiği bastonlardan hiç para alıp almadığı sorulan Mehmet Amca, şu sözlerle cevap veriyor:</p>

<p>“Hiç kimseye parayla satmadım. Sen yapsan bana, bu bastonu bana versen, 'Allah razı olsun şu adamdan, şu bastonu bana verdi' dedim. Her gün... Onun için ben bu bastonları bedava veriyorum. 'Allah razı olsun' diyen olur belki. Bana o lazım. Para lazım değil. Bugün öleceğim, yarın öleceğim; bana 'Allah razı olsun' lazım.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ömrünün büyük bir bölümünü baston yaparak geçiren Mehmet Amca, karşılık beklemeden iyilik yapmanın ve hayır duası kazanmanın güzel bir örneğini sergiliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/usta-ve-ciragin-ahsap-hikayesi.webp" type="image/jpeg" length="41925"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edirnekapı'da yüz binlerce Suriyelinin katili Nasrallah'ın posteri yansıtıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un tarihi Edirnekapı surları, Suriye’de yüz binlerce Müslümanı şehit eden, milyonlarca insanın yurdunu terk etmesine yol açan ve elleri masumların kanıyla bulanmış olan Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posterinin yansıtıldığı açık bir provokasyona sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_f2d671d3903c916a-162">Ecdad yadigârı bu kadim surların, katliamların ve zulümlerin simgesi haline gelmiş bir şahsın propagandalık alanına çevrilmesi, içimizdeki Şia fitnesinin cüretinin ve gafletinin hangi boyutlara ulaştığını bize hatırlattı. Mazlumların ahını, Suriyeli yetimlerin gözyaşlarını ve Suriye zindanlarında zulüm çekenlerin feryatlarını hiçe sayarak gerçekleştirilen bu eylem, apaçık bir meydan okumadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Hasan Nasrallah'ın Müslümanlara yaptığı zulüm</strong></h3>

<p>Hasan Nasrallah, Suriye’de iç savaşın fitili ateşlendiği günden itibaren Esed rejiminin en sadık, en gaddar ve en kanlı vurucu gücü olarak sahaya sürülmüştür. Halep’ten Humus’a, Kusayr’dan Şam kırsalına kadar binlerce masum Suriyeli Müslümanın katledilmesinde, evlerinden barklarından sürülmesinde doğrudan imzası ve emri vardır. İran’ın emperyalist yayılmacılığının bölgedeki mezhepçi ayağı olarak en büyük taşeronluğunu yapan Nasrallah, Müslüman kanı akıtılması söz konusu olduğunda en zalim rejimlerle kol kola girmekten bir an olsun geri durmamıştır.</p>

<p>Daha da vahimi, bu eli kanlı çetelerin Suriye halkına uyguladığı sistematik şiddet sadece can almakla kalmamış; rejim unsurlarıyla birlikte hareket eden bu yapının mensupları, Suriyeli Müslüman kadınların iffetine ve namusuna uzanan alçaklıklarıyla tarihin en kara lekelerine imza atmıştır. Savaş hukukunu, insanlığı ve ahlaki tüm sınırları ayaklar altına alan bu aşağılık cürümlerin baş sorumlusu olan Nasrallah, dünyada işlediği bu kadar günah ve mazlum ahı ile birlikte cehenneme kavuşup gitmiştir. Şimdi kalkıp bu melun adamın posterini İstanbul’un surlarına yansıtmak, o katliamları ve namussuzlukları meşrulaştırmaya çalışmaktır.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/nasrusseytann.png" type="image/jpeg" length="13005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="29230"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="50532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="54180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="60294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="34197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="64404"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="23455"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu
                                


 Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!
 Müslüman Anadolu, sapkın LGBT...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="21696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="13127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="40292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="46002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="18283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laikl...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="33075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="85186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="95472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.

Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı....]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="62573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="51758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="73452"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
