<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 22:31:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pentagon, İran savaşı bitince Körfez'deki gücünü azaltmayı değerlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pentagon-iran-savasi-bitince-korfezdeki-gucunu-azaltmayi-degerlendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pentagon-iran-savasi-bitince-korfezdeki-gucunu-azaltmayi-degerlendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), İran'la savaşın sona ermesinin ardından Körfez'deki ABD askeri varlığını azaltmayı değerlendirdiği iddia edildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong> </strong>Washington Post (WP) gazetesinin konuyla ilgili yetkililer ve diğer uzmanlar dahil 8 kaynağa dayandırdığı haberine göre, Pentagon, Körfez'deki askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor.</p>

<p>Pentagon'un politika ofisi, henüz resmi inceleme düzeyinde olmayan analizinde, İran'la savaşın sona ermesinin ardından farklı Körfez ülkelerine yayılmış olan askeri varlığın azaltılmasına yönelik projeksiyonları inceliyor.</p>

<p>Söz konusu incelemeyi Genelkurmay Başkanlığı ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da yakından takip ediyor ve CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper süreci bizzat izliyor.</p>

<p>Bir ABD'li yetkili, görüşmelere katılan Cooper'ın, ABD birliklerinin Basra Körfezi'nden batıya kaydırılması olasılığı konusundaki tartışmaları desteklediğini söyledi.</p>

<p>Söz konusu analizin, Pentagon'un politikası haline gelebilmesi için öncelikle üst makamlardan onay alması gerektiğini belirten ABD'li yetkililer, şu aşamada bu analizin erken bir inceleme seviyesinde olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Basra Körfezi'ndeki askeri varlığın azaltılması değerlendiriliyor</strong></h2>

<p>Haberde, Pentagon'un değerlendirdiği kilit konulardan birinin, aylar süren İran saldırıları nedeniyle ABD'nin denizaşırı askeri üslerinin ağır hasar gördüğü Basra Körfezi'nden askerlerin çekilip çekilmeyeceği olduğu belirtildi.</p>

<p>Bir diğer önemli başlığın ise bölgede hasar gören ABD üslerinin yeniden inşa edilip edilmeyeceği konusu olduğu aktarıldı.</p>

<p>Orta Doğu'daki ABD askeri operasyonlarını yürüten CENTCOM komutasında, Ürdün'den Umman'a kadar uzanan bölgede yer alan yaklaşık 20 üssünde 40 bin ABD askeri görev yapıyor.</p>

<p>Bahreyn, ABD Beşinci Filo'nun karargahına ev sahipliği yaparken, Kuveyt gibi diğer ülkeler de Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri varlıklarını barındırıyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pentagon-iran-savasi-bitince-korfezdeki-gucunu-azaltmayi-degerlendiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/pentagon-8.webp" type="image/jpeg" length="16095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'in Suriye saldırısına Ankara'dan tepki]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-suriye-saldirisina-ankaradan-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-suriye-saldirisina-ankaradan-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bölgeyi kana bulamaktan ve kriz üretmekten beslenen terörist İsrail, bu defa Suriye'nin İdlib kentinde yer alan Ebu Zuhur Hava Üssü'nü hedef aldı. İşgal rejiminin pervasız haydutluğuna Ankara'dan sert tepki gelirken, saldırganlığın bölge huzuruna açık bir suikast mahiyeti taşıdığı vurgulandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece yarısı saat 03.00 sularında Suriye hava sahasını ihlal eden terörist İsrail'e ait savaş uçakları, İdlib'in doğusunda bulunan ve metruk vaziyetteki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne 8 ayrı hava saldırısı gerçekleştirdi. Bölgedeki sivil ve askerî altyapıyı harabeye çevirerek kaos oluşturmayı hedefleyen korsan rejim, şer cephesinin desteğiyle yeni bir provokasyona imza attı.</p>

<h2><strong>Uluslararası topluma hesap sorma çağrısı</strong></h2>

<p>Söz konusu alçakça saldırıya Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı çok sert bir açıklamayla mukabele etti. Terörist İsrail'in hava saldırılarını telin eden Dışişleri, korsan yönetimin Suriye'nin altyapısını çökertmeyi ve toprak bütünlüğünü çiğnemeyi mutat bir terör siyaseti hâline getirdiğine dikkat çekti.</p>

<p>Açıklamada, uluslararası hukuku hiçe sayan terör şebekesinin dizginlenmesi gerektiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İsrail’in Suriye’ye yönelik her geçen gün yeni bir boyut kazanan saldırganlığına son verilmesini teminen daha kararlı bir tutum sergilenmesi ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz.”</p>

<h2><strong>Bölge barışını hedef alan sorumsuz saldırganlık</strong></h2>

<p>İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada terör rejiminin haydutluğunu lanetledi. Terörist İsrail'in sergilediği kanunsuzluğun Suriye'nin egemenliğini çiğnediğini ve bölgedeki yangının büyümesine sebebiyet verdiğini kaydeden Duran, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye; bölgemizde barış ve istikrarı tehdit eden her türlü girişimin karşısında durmaya devam edecektir.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-suriye-saldirisina-ankaradan-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/disisleri-5.webp" type="image/jpeg" length="35461"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Filistinli esirler için infaz tesisi kuruyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-filistinli-esirler-icin-infaz-tesisi-kuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-filistinli-esirler-icin-infaz-tesisi-kuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistinli esirlerin kanını dökmeye doymayan terörist İsrail rejimi, sözde meclisten geçirdiği idam yasasının ardından infazlar için hususi koğuş ve tesis inşasına başladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyonist çetenin sözde Milli Güvenlik Bakanı ırkçı Itamar Ben-Gvir, inşa edilecek vahşet merkezinde infazların canlı seyredileceği hususi localar bulunacağını ilan etti. Vaşington destekli işgal rejiminin adımı, Filistinli mazlumlara karşı yürütülen organize devlet terörünün yeni bir safhaya geçtiğini açıkça gösteriyor.</p>

<h2><strong>Siyonist rejimin kanlı infaz planı</strong></h2>

<p>İşgalci terörist İsrail, esir aldığı Filistinlilerin katledilmesine zemin hazırlayan sözde kanunun kabul edilmesinin ardından infazlar için hususi bir zindan koğuşu ve tesisi kurmaya girişti.</p>

<p>Siyonist İ24 televizyonunun aktardığı bilgilere göre, terörist İsrail’in sözde Milli Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, işgal altındaki topraklarda idam mahkûmlarına özel ilk koğuşun kurulması planını kamuoyuna açıkladı. Ben-Gvir, hükümetin Filistinli esirlerin zindan şartlarını ağırlaştırma taahhüdünü yerine getirdiğini ve infazların tatbiki için fiilî adımların atıldığını belirterek işgal rejiminin sözde "tarih yazdığını" iddia etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Cinayetleri canlı izleme locaları kurulacak</strong></h2>

<p>Filistinli esirlerin katledilmesini ve ilgili tesisin inşasını hedefleyen kanlı proje, Ben-Gvir elebaşılığındaki Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) partisi tarafından yürütülüyor.</p>

<p>Projenin basına sızan teferruatına göre inşa edilecek tesiste, çatışmalarda ölen işgalcilerin ailelerinin infaz ânını doğrudan izlemelerine imkân tanıyacak hususi gözlem salonları yer alacak. Terörist İsrail parlamentosu, Filistinlileri hedef alan idam cezasının tatbikine dair kanun tasarısını geçtiğimiz mart ayında onaylamıştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-filistinli-esirler-icin-infaz-tesisi-kuruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinesirler-1.webp" type="image/jpeg" length="14762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’den ‘Ortak Heyet’e görev çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzeden-ortak-heyete-gorev-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzeden-ortak-heyete-gorev-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’deki Filistin hükümeti, siyonist ablukanın ağır şartları altında halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak ve kamu düzenini sürdürmek üzere teşkil edilen idari heyete sahada fiilen görev alma çağrısında bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Abluka ve aralıksız saldırılar altında varoluş mücadelesi veren Gazze Şeridi’nde, kamu hizmetlerinin idaresi ve halkın hayati ihtiyaçlarının karşılanması adına mühim bir adım atıldı. Gazze’deki Filistin hükümeti, geçiş süreci doğrultusunda teşkil edilen yönetim heyetine çağrıda bulunarak saha sorumluluklarını gecikmeksizin üstlenmesini talep etti.</p>

<p>Hükümet Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, siyonist işgal idaresinin Gazze’de insani yardımları engelleme, temel gıda ve su ikmal hatlarını tahrip etme gayretlerine dikkat çekildi. Sağlık, belediye hizmetleri, yardım dağıtımı ve sivil emniyetin aksamadan yürütülmesi için oluşturulan heyetin derhal fiiliyata geçmesinin elzem olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İşgalci dayatmalara karşı iç cephe tahkimi</strong></h2>

<p>Siyonist rejim, Gazze’de silahlı operasyonların yanı sıra sivil hayatı felç ederek halkı tehcire zorlamayı hedefliyor. Filistin hükümetinin yaptığı bu çağrı, işgalcinin oluşturmak istediği idarî boşluğu engellemek ve iç cephedeki dayanışmayı diri tutmak gayesini taşıyor. Teşkil edilen yapının görevi devralmasıyla birlikte; yıkılan su, elektrik ve kanalizasyon altyapısının acilen tamir edilmesi, yardım kuruluşlarıyla koordinasyonun tek elden yürütülmesi ve çadır kentlerdeki yüz binlerce mazlumun barınma ile gıda emniyetinin temin edilmesi amaçlanıyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzeden-ortak-heyete-gorev-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazzecagri.webp" type="image/jpeg" length="14636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Plajdaki p*çlerden tesettür düşmanlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/plajdaki-pclerden-tesettur-dusmanligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/plajdaki-pclerden-tesettur-dusmanligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Belek sahilinde tesettürlü kadınları gizlice kayda alarak alçakça küfürler savuran iki p*ç, ciğerlerlerindeki İslâm düşmanlığını sergiledi. Kendi öz yurdunda Müslümanlara tahammül edemeyen bu şuursuz provokatörler hakkında adlî makamların derhâl işlem başlatması bekleniyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Röntgencilikten beslenen kokuşmuş zihniyet</strong></h2>

<p>Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek sahilinde kaydedilen görüntüler, bu topraklara ve milletin mukaddesatına yabancılaşmış tiplerin ulaştığı çirkefliği bir kere daha ortaya çıkardı. Adının Emre Bozkurt olduğu öğrenilen şahıs ve yanındaki arkadaşı, plajda ailesiyle vakit geçiren tesettürlü kadınları gizlice videoya çekerek hakaretler yağdırdı. Kadınların giyinişine ve inancına saldıran hadsiz, kendi sefil ve pespaye zevklerini meşru bir hak gibi pazarlamaya kalkıştı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletin değerlerinden bihaber olan şahıs, videoda "Suriye mi burası, Arabistan mı? Gidin evinizde namaz kılın, burası CHP belediyesi" diyerek hem cehaletini hem de sığındığı lümpen faşizmi ele verdi. Kamuya açık bir sahili kendi tapulu mülkü, milleti de oradan kovabileceği bir yabancı zanneden bu sığıntı ruh hali; Müslüman kadının varlığına dahi tahammül edemeyen müzmin bir İslâm düşmanlığının tezahürüdür. Kendi memleketinde milletin inancına sınır çizmeye kalkan bu zihniyet, Kemalist-Batı taklitçiliğinin getirdiği şuursuzluğun tipik bir numunesi olarak kayıtlara geçti.</p>

<h2><strong>Bu terbiyesizliğin hesabı sorulmalı</strong></h2>

<p>Hem gizlice görüntü çekerek kişilerin mahremiyet hakkını çiğneyen hem de halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek açıkça hakaret eden bu şahısların küstahlığı tepkilere sebep oldu. Milletin  mukaddesatına fütursuzca saldıran bu kişiler hakkında savcılıkların derhâl harekete geçerek gereken kanunî cezayı vermesi bekleniyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/plajdaki-pclerden-tesettur-dusmanligi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/antalyaplaj.webp" type="image/jpeg" length="49349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane futbolcu Roberto Carlos İslâm’la şereflendi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/efsane-futbolcu-roberto-carlos-islamla-sereflendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/efsane-futbolcu-roberto-carlos-islamla-sereflendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya futbolunun unutulmaz isimlerinden Roberto Carlos, hakikati bularak kelime-i şehadet getirdi ve İslâm ile şereflendi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fas asıllı Müslüman iş kadını Süheyla Tahiri ile evlenen efsane sol bek, hem aile hayatında hem de manevî dünyasında yeni bir sayfa açtı. </p>

<h2><strong>Kelime-i şehadet getirerek hakikate erdi</strong></h2>

<p>Real Madrid ve Brezilya Millî Takımı'nın unutulmaz yıldızı, bir dönem Türkiye'de Fenerbahçe formasını da terleten Roberto Carlos, İslâmiyet'i seçti. Efsanevi futbolcunun hidayete erdiği müjdesini, Brezilya'da temaslarda bulunan AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin kamuoyuna duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>São Paulo şehrinde İslâm dünyasının mühim isimlerinden Sheikh Jihad Hammadeh ve Brezilya İslâmî Hayırsever Gençlik Birliği temsilcileriyle bir araya gelen Şahin, Carlos'un hidayet sürecine dair detayları aktardı. Sheikh Jihad Hammadeh ile uzun süredir irtibat hâlinde olan Brezilyalı eski futbolcunun, dört hafta önce kendisini bizzat ziyaret ederek kelime-i şehadet getirdiği ve Müslüman olduğu bildirildi.</p>

<h2><strong>Müslüman temsilciler bir araya geldi</strong></h2>

<p>São Paulo'da gerçekleşen toplantıda Brezilya İslâm cemiyetinin önde gelen isimleri hazır bulundu. Görüşmeye Brezilya İslâm Hukukçuları Birliği Başkan Vekili ve Dinî Danışmanı Sheikh Jihad Hammadeh'in yanı sıra, Brezilya İslâmî Hayırsever Gençlik Birliği Başkanı Charif Neto, Pari Cami Vakfı Başkanı Omar Aref, Brezilya İslâm Okulu Yönetim Kurulu Başkanı Youssef Abbas ve Beş Şart İnsani Yardım Vakfı Yöneticisi Nadia Hussein iştirak etti. Toplantıda ayrıca cemiyet yöneticileri ve hayırsever iş insanları Aref Abdul Latif, Mostafa Adham, Aref Tarek, Meher Hamad, Mohamad Mouallem, Imad El Hassan, Mohamad Osman ile Dra. Hamdi Abu Arabi de yer aldı.</p>

<h2><strong>Fas asıllı Süheyla Tahiri ile evlendi</strong></h2>

<p>Manevî hayatında köklü bir inkılap yaşayan Roberto Carlos, aynı zamanda Fas asıllı İspanyol iş kadını Süheyla Tahiri ile dünyaevine girdi. Uluslararası spor yönetimi sahasında faaliyet gösteren ve dünya yıldızlarının idaresini üstlenen Tahiri ile Carlos'un iş vesilesiyle başlayan tanışıklığı evliliğe dönüştü. 2026 senesinin başlarında aile arasında akdedilen nikâh, 25 Temmuz 2026 tarihinde geniş katılımlı bir merasimle nihayete erdirildi. Tahiri'nin, geçtiğimiz aylarda kalp rahatsızlığı geçirerek acil ameliyata alınan Carlos'un nekahet devresinde refakat ettiği ve bu zorlu günlerde yanında durduğu öğrenildi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/efsane-futbolcu-roberto-carlos-islamla-sereflendi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/robertocarlosmuslumanwebpqqq.png" type="image/jpeg" length="88189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Ankara ESAV’da 1989 tarihli yayınlanmamış konuşması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mutefekkir-salih-mirzabeyoglunun-ankara-esavda-1989-tarihli-yayinlanmamis-konusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mutefekkir-salih-mirzabeyoglunun-ankara-esavda-1989-tarihli-yayinlanmamis-konusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:center"><i>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 28 Ocak 1989 tarihinde, Ankara’da Kitap Fuarı vesilesiyle eserlerini imzaladığı, bilâhare Yalçın Turgut Balaban’ın karikatür sergisinin açılışını yaptığı günün akşamında ESAV (Ekonomik ve sosyal araştırmalar Vakfı)’ın Kızılay’daki merkezinde kalabalık bir dinleyici topluluğuna karşı yaptığı başta “İslâmî bilgi diyalektiği” olmak üzere, hayatın meselelerine dair geniş kapsamlı konuşmasını ilk defa yayınlayarak ilgilerinize sunuyoruz. Halen önemini koruyan bu konuşmayı o zaman kayda alıp, yazıya deşifre eden Yahya Düzenli’ye teşekkür ederiz.</i></p>

<hr />
<p>Takdir edersiniz ki kitaplık çapta ortaya konulmuş hadiseleri bir sohbetin konuşması içinde kısacık şeye sığdıramazsınız. Zaten konferansın şöyle bir şeyi vardır. Konferans adeta bir ağaçtaki tam olgunlaşmamış meyve gibidir. Meyve tam olgunlaştığı zaman dibine düşer. Bu çerçevede aldığınız zaman kitaplık çap, işi kemaliyle bağlamıştır. İş kemaliyle bağlandıktan sonra sohbetin sıkıntısı içinde veya sohbetin darlığı içinde veyahut da alıcı-verici arasındaki uyumsuzluğun olumsuzluğu içinde birtakım şeylerin gürültüye gitmesine mâni olunmuş olur, eser ortaya konulduğu zaman...</p>

<p>Ben buraya gelirken Ankaralı arkadaşlarımız arasındaki birtakım meselelere temas etmek istiyordum. Çok değişik, renkli bir grupla karşılaştım. Bunun için, bilinenleri yeniden benimsetme bâbında ana ilkeleriyle tekrar etme durumundayım.</p>

<p>Ortaya öyle bir şey koymalıyım ki sorulacak olan soruların hepsini ihata edici manâda dursun. Her şey ona nisbetle ele alınıcı olsun. Aranızda hukukçular var mı bilmiyorum. Hukukta "nısfet", "nesafet" diye bir tabir var. Bu, denkleştirme prensibi, adalet prensibi, kanun dairesine girmeyen birtakım yerlerde fıtrî adalet hissiyle hareket etme prensibidir, nısfet. Bizim İbda Diyalektiği’ni örgüleştirici ağırlığa baktığınız zaman misal, mesil, eş, benzer, nazir gibi kavramlarla nısfet kavramı aynı manâya gelir. Ve manâlarından biri de "yarı yarıya" demektir. Yarı yarıya... İnsan vicdanını yarı yarıya tabir etmek isterseniz, tahlil etmek isterseniz; vicdan, akıl ve ruh kutuplarının muvazenesinde tecelli ettiği için bunu nasıl ve niçin tarzında bölebilirsiniz, vicdanı... Nasıl ve niçin? Burada güzel bir espri geliyor aklıma.</p>

<p>Arabistan'daki kâhinlerden ikisi, birbirleriyle olan büyük denkliklerinden dolayı Şık ve Satih diye isimleri anılan iki kâhin motif, sembol olarak yarım insan hâlinde tasvir edilir. Yani tek göz, kafanın yarısı, tek kol, tek bacak tarzında</p>

<p>Yuvarlak konuşmayı seviyoruz. Siyasî itiş kakışları seviyoruz. Çünkü bunlar beleş, ucuz. Halbuki size şunu söyleyeyim: Siyasî davranışlar veya siyasî kararlar insan vücudundaki reflekslerden farklı değildir. Bir adam benim suratıma yumruk atarsa ben tabii olarak kendimi geri çekerim yahut da buna mukabelede bulunma durumuna giderim. Bu benim kendi organizmamı korumamın gereği olarak yapılması gereken bir hareket... Fikrin siyasete olan nisbeti budur...</p>

<p>Bu çerçevede aldığınız zaman, oturuyoruz kuru kuru birtakım hadiselerin nasıl olacağından, nasıl biteceğinden bahsederken, özellikle kendi bulunduğumuz yerde birtakım hikmetleri devşirebilmenin usulünü bilmiyoruz... Yani şöyle söyleyeyim: Bugün belli başlı bir İslâmî diyalektikle hareket edildiği takdirde mevcut bütün üniversiteler, liseler, ortaokullar vs. hepsi dahil, bizim dışımızdaki insanların, bizim ruhumuzu yamultmak üzere kurdukları müesseseler olmalarına rağmen adeta "zehri şifaya tahvil edici" bir diyalektikle, İslâmî bir diyalektikle biz buradan fayda temin edebiliriz.</p>

<p>Nısfet misalini verdim size... Nısfet misalini ortaya koyduğunuz andan itibaren, böyle bir mücerret bahis etrafında bir hukukçu arkadaş İslâmî anayasaya kadar uzanıcı birtakım verimler ortaya koyabildiği gibi, bu merkez etrafında büyük kâinat muhasebesini de gerçekleştirici olabilir. Halbuki şöyle oluyor. Hukukçu arkadaş, filân yerde açılmış olan bir sergi var. O serginin etrafında bir alâka var. O sergiyi açan arkadaşın birtakım havası var. O bu havayı çekememe hissi içinde orada gülünç hale geliyor. Kendisi kendi alanına davet edildiği zaman kendi alanında çıkarabileceği hiçbir şey olmamasından dolayı da sürekli olarak kendi alanından kaçıyor.</p>

<p>Burada söz konusu olan hayatın hangi sahasında olursa ve kim olursa olsun İslâmî diyalektiği kullanacak bir erginliğe ermeden konuştuğu her şey havada kalıcıdır. Burada herkes "başkası olmadan kendisi olamayacağı"na göre kendi mevzuu üzerine eğilmek ve kendi mevzuunda derinleşmek durumundadır. Aynı şuna benzer: Hadislerden derinliğine doğru bir tekini hakikatiyle yaşayan bir insan düşünün, o zaman üstüne sıçrar. Ama bir milyon tane hadis bilir, hava civadır o... Şimdi burada (özellikle genç arkadaşlara söylüyorum) zor olan hadise şudur: Birtakım bilgiler ezbere tarafından öğrenilir. Fakat öğrenilemeyen hadise "ilham"dır. İlham nedir? İlham, bir nevi deveyi hamuduyla yutmak gibi, bir anda insanın yutuverdiği hakikattir. Ve ilham bu hakikate yaklaştığı nisbette de verici rolünde bir anda benimsetivericidir. İşte bu benimsemeden sonradır ki işin içine tekrar tahlil, teşhis girer ve burada da fikir yürür. Şöyle söyleyeyim... Bizde olmayan hadise, eksiklik olarak genç arkadaşlara söylüyorum. Bilgi öğretilebilir ama ilham öğretilemez. İlham öğretilemez de ilhama dair istidadı olan insanların buna hazır duruma gelebilmeleri için birtakım ölçülendirmeler verebilir. Zaten benim özellikle yapmak istediğim hadise de odur. Üstadımın doğrudan doğruya tatbik ettiği dava da budur. Ruhumuzun titreşim noktasını yakalayabilmek, ruhumuzun titreşim noktasına birtakım şeyler aktararak kendi "hâl izahı"mıza doğru adımlar atabilmek...</p>

<p>Sancılar şuradan doğuyor: Meselâ ben nısfet, nesafet diye bir mevzu koydum ortaya. Hayat o kadar geniş, mevzular o kadar zenginken herkes mevzunun oturduğu ve asorti hale geldiği yerde hemen onun etrafında toplanıyor. Misal olarak söylüyorum. Diyelim ben "Hikemiyat" çerçevesinde birtakım meseleler koymuşum. Hukukçu olan arkadaş derhal, ben sanki mevzunun en güzelini seçmişim gibi hep benim yanımda eveleme, geveleme, bunun yanında birtakım parsa kapmaya çalışma, veyahut da bundan kaçma gibi durumlara geliyor. Halbuki aslolan şudur: Şuradaki diyalektiği kendi mevzuunda yürütebiliyor musun? Ve burada da (misal olarak söylüyorum) şöyle komik durumlar çıkıyor… Bugün İslâmî ilimlerden hayata doğru yeterince fayda temin edilemiyor. Çünkü ezbere tarafından öğreniliyor.</p>

<p>Meselâ nesafet dedim, böyle bir mevzu koydum ortaya. Ben bu mevzuda İslâmî anayasayı yapıcı ilkelerden tutun, hukuku tutun, dünyadaki hukuk karşılaştırmalarından tutun yani işin hem pratik hem teorik yönüyle sonsuz zenginlikte bir olay. Niye kimse buraya girmiyor? Buralara girmemek dediğim tarzda o hakikati bir anda emici, yakalayıcı bünyenin, ruh halinin olmamasından dolayıdır.</p>

<p>Bu mevzuya dikkati çektikten sonra özellikle birtakım siyasî meselelere de temas ediyorum. Bunların netameli tarafları var. Asıl konuşmak istemediğim meselelerden biri de odur. Bunu da söyleyeyim. Sahte kahramanlık rolüne bürünmek istemem. Ben burada söyleyeceğimi söylüyorum ve çıkar giderim. Ama beni buraya dâvet eden insanlar birtakım korkuya, endişeye kapılırsa bu bakımdan üzmek istemem. Zaten özellikle konuşmanın mahrem olmasını isteyiş sebeplerinden biri de oydu. Ama madem ki bu kadar insan beni konuşmacı olarak bekledi o zaman biraz mazurum.</p>

<p>Şöyle bir şey söyleyeyim. Mevzuyu, hayatı, parseller halinde ayırdığınız zaman insanlar gerek mevzu gerek mizaç hususiyetleri olarak, gerekse potansiyelleri olarak ayrı ayrı yapıdadırlar. İş o ki bütün bu değişik potansiyeldeki, değişik mevzulardaki insanların tekini bile israf etmeden enerjilerini faydaya inkılâb ettirici bir biçimde değerlendirebilmek. Bunun için de en güzel hadise olarak size söylüyorum. Misalimi soldan vereceğim için endişelenecek bir şey de yok. Şu kadarını söyleyeyim size... Meselâ demokratik meslek örgütlenmelerini düşünün. Yahut da biz teşvik edici değiliz ama aynı zamanda 'yapma' demek mecburiyetinde de değiliz... Diyelim ki illegal örgütlenme. İfade edebildim mi? Bu şekilde olduğu zaman ister siyasî, ister legal, ister illegal, ister meslekî örgütlenme, ister ilmî çalışma, ister sinema çalışması tarzında hayatın ne kadar çok şubesi varsa ve bu şubelerde ne kadar çok arkadaş varsa ve kim kendi kapasitesiyle ne yapabiliyorsa, kim kimle iyi anlaşabiliyor ise... Bunu defalarca söyledim... Meselâ bir siyasî partinin seçim vasatında, kendine taraftar toplamasından daha tabii bir şey olamaz. Buna mukabil şunu da söyleyeyim. Örgütlü olan yüz tane insanın yapmış olduğu işi, göstermiş olduğu enerjiyi, uyumu (teşkilat olmaktan dolayı), temin ettiği faydayı üç milyon rey almış bir siyasî parti sağlayamaz.</p>

<p>Burada mesele şu oluyor. İşi adeta bir davayı şöyle alırsanız; bir kat astar çekiliyor, bir kat boya çekiliyor, üstüne bir kat daha boya çekiliyor gibi düşünürseniz, burada o siyasî partinin hareketine mâni olmak gibi bir durum yok. O ayrı bir faydadır. İllegal yani Komünistler hakkında söylüyorum ya, o da ayrı bir faydadır. Dava şuraya geliyor. Kitle halinde hareket etmek ayrı bir hadisedir, insanların hücreler halinde hareket etmesi ayrı hadisedir. Ben bir organizma bütünlüğü içindeyim, buna mukabil benim elimle gözüm tabii olarak bir değil. Ve ortaya şöyle bir hadise çıkıyor. Eğer bir dünya görüşü bütünlüğü olmadığı takdirde, bu dünya görüşü bütünlüğünden hareketle kendi halini izaha kavuşturacak olan arkadaşların tabii olarak kendilerini izaha kavuşturmaları mümkün değil...</p>

<p>Demin genç arkadaşlara söylediğim mevzuyla alâkalı olarak hatırlatayım. Aslolan asılı elde edebilmektir. Asılı elde ettikten sonra teferruat, tabii olarak asıla bağlıdır. Misal olarak söylüyorum: Bir hadisenin nabzını yakaladığınız zaman bunu mıknatısa benzetirseniz şayet bu mıknatısın etrafında ister üç tane, isterse üç bin tane toplu iğne olsun fark etmez. Neticede o asıl teferruatı kendine bağlar. Şunu demek istiyorum. Malumatfuruşlukla, hadiselerin nabzını tutmak arasında böyle bir fark vardır. Ve eğer tatbik edilecek olan diyalektik böyle bir hayatiyete malik olmadığı takdirde teferruatın sonsuzluğunda gevelemenin hiçbir faydası yoktur. Yani şöyle söyleyeyim size: İzafiliğin sonsuzluğu da izafidir, izafilik de bir sonsuzluk belirtir. Bunun gibi teferruatın sonsuzluğunda hiçbir faydaya inkılâp etmez. İş aslı yakalayabilmektir. Bu asıl çerçevesinde de söz konusu olan deminki nesafet çerçevesinde bahsettiğim gibi o “nasıl”la “niçin” arasındaki muvazene noktasını herkes kendi mevzuunda tecelli ettirebilmenin şartlarına ermek zorunda.</p>

<p>Mizaç hususiyetlerine göre ayrılıklardan bahsettim. Misal olarak söylüyorum. Burada ESAV diye bir şey kurulmuş. Birtakım mizaç hususiyetlerini, birtakım iş durumları birbirine uygun olan insanlar toplanıyorlar. Böyle bir şey. Orada bir kitabevi, öbür tarafta bir sergi, öbür tarafta bir sanatçılar grubu... Böyle gruplar halinde gidiyor. Bunun güzel tarafı şuradadır. Bunlar, birbiriyle geçinemeyen insanların birbirleriyle kavga sebeplerini ortadan kaldırıcı. Kim kimle geçinemiyor ise, kim kimle daha rahat anlaşabiliyor ise, kim kendisi önünde engel teşkil ettiğini görüyor ise hiç kavga etmesine de lüzum yok, fakat burada da hayatın garip bir tarafı var. Şöyle bir durum oluyor. Düşmanı ortadan kalktığı zaman kendinin hapı yutacağının şuurunda değil insanlar. Ve bir nokta geliyor, adeta düşmanı hapı yutacağı anda düşmanını yaşatmak gibi gizliden gizliye bir his duyuyor içinde. Ben bunu mevzuya tatbik ederek şöyle dedim: Sen kimle geçinemiyorsun? Şununla. Söylediğim bahis yalnız aynı fikir etrafındaki insanlar içindir. Dikkat ediyorsunuz değil mi? Kimle geçinemiyorsun? Şununla. Onu öldü farzet. Ve sen ne yapıyorsun, onu söyle bana? Biraz özel oldu ama anlatabildim mi?</p>

<p>Biri geliyor, eli cebinde. "Burada bir şey yok". Ben kimseye böyle bir görev verdiğimi hatırlamıyorum. Yani "filan yere git de ne olduğuna bak" diye bir görev verdiğimi hatırlamıyorum. Sen kimin ne yapıp yapmadığını değil, geldiğin zaman kendinin ne yaptığını, ne yapmak istediğini söyle? Bunu umumileştirebiliriz. Bu çerçevede herkes kendi yaptığını ve kendi yapabileceğini, izah durumundadır. Böyle bir nevi genel dedikodular manâsına değil. Burada da bir nevi sürü güdüsü var. İnsanları iş bölümüne doğru ittiğiniz zaman, iş bölümünde kendi yetersizliğini hissettiği andan itibaren herkes ortaya doğru toplanmaya başlıyor. Madem ortaya toplandınız düzgün, nizamlı durun diyorsunuz, kimse düzgün durmuyor. Adeta yerim dar, yenim dar hadisesi gibi. İzah edebiliyor muyum?..</p>

<p>Buraya güzel bir sergiden geldik. Yalçın Turgut arkadaşımızın İslâmî estetik idrakini pırıldatan bir sergi. O sergi doğrudan doğruya İbda Diyalektiği’nin çizgi halinde uygulanmasıdır. Bunu istiyorum işte. Anlaşılmayacak bir şey yok değil mi? Netice de zaten budur. Ruhun pıhtılaşması halinde zahir olan her şey estetik ifadesi içindedir. İster ses tarzında, ister hareket tarzında, ister çizgi, ister film tarzında olsun, estetik ifadesi içindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kendi ruhunuzu tecelli ettirici bir erginliğe ermediğiniz andan itibaren de sizin böyle genelliğe kalkmanız komik olur. Umumi olarak söylüyorum. Ve bugün büyük sıkıntılardan biri; bu sıkıntı bir hayatiyet alametidir, onu da söyleyeyim. Bir cesette hareket olmaz, ateş olmaz, hastalık da olmaz. O ölmüştür zaten. Doğrudan doğruya varoluş sıkıntısından gelen sıhhat alâmeti olarak mütalâa edilebilecek olan bir hâldir. Yalnız bu hâlde kendini tecelli ettirmek yerine başkasının tecellisinin sırtından geçinmeye çalışmak gibi birtakım komiklikler olmaz. Herkes kendisi tek tek tecelli ettirmek durumundadır kendisini. Ve orada şöyle bir hadise çıkıyor ortaya.</p>

<p>Sol, Türkiye'de fevkalâde iki defa şart yakaladı. 12 Eylül'de onların şartları çok güzeldi. 12 Mart'ta da çok güzeldi. Fakat onlar adeta vasıtayla gayenin birbirine karışması gibi bir yerde, dediğim sıçramayı yapabilecek kabiliyeti belirtmedikleri için en güzel şartları çok rahatça harcayabildiler. Bunun da sebebi şu: (Deminki söylediğim bahislerle irtibat halindedir bu söylediğim hadise.) Gayemiz ne? Buradan İstanbul'a gitmek istiyoruz. Ne yapmak lâzım? Akşam yola çıkacağız. Akşama kadar boş duracak değiliz. Biraz yemek yememiz lâzım. Yemek yiyebilmek için ne yapmak lâzım? Ekmek almak lâzım. Ekmek almak için ne yapmak lâzım? Birkaç kuruş para kazanmak lâzım. Birkaç kuruş para kazanmak için ne yapmak lâzım? Bakkal dükkânı açmak lâzım. Bakkal dükkânı açtığınız zaman oraya malı nasıl getirmek lâzım? Bir araba lâzım derken asla giden yol üzerindeki teferruat, vasıta, kendini gayeleştiriyor ve bir nokta geliyor ki insanlar bu kadar teşkilâtın niçin kurulduğunu unutur oluyorlar. Sözüme dikkat ediyor musunuz? Sizden aldığım işaretlere nisbetle konuşacağım.</p>

<p>Evvelki sene burada askerî tıp talebelerinden birkaç arkadaşınızla tanışmıştık. Ben bu misali verirken kendilerinden bir misal verdi. Dedi ki, ordu 20 km. öteye hareket edecek. Bu dediğiniz tarzda o tür bir yerleşiklik oluyor ki o ordunun kalkıp buradan oraya gitmesine imkân yok. İş işi doğuruyor gibi. Dikkat edin çok ince bir noktaya temas ediyorum.</p>

<p>Aynı şey dünya görüşü için de söz konusudur. Ve küfür karşısında sizin en uyanık olmanız gereken hadiselerden biri de budur. Birtakım yerlerde idraki lâtifleşmiş insanların (menfide de olsa) bayıldığı bir ölçü söyleyeceğim, bayılmanız için de teşvik ediyorum.</p>

<p>Batı’da insan tekamülündeki hız yavaşladığı anda sistem oluşuyor. Dikkat ediyor musunuz? Yani bir nevi soğuk bir arazide suyun aktığını düşünün... Su akarken, akarken, akarken... artık akamaz hale geliyor ve pıhtılaşıyor, buz oluyor, akmıyor artık. Oldu sistem. Bu dediğim hadise bütün dünya görüşleri için geçerli olan bir hastalık halinde önümüzde duruyor. Vasıta, kendi gayelerini işaretlerken, neticede ana gayeyi unutturuyor. Bunu şunun için söylüyorum. Birbiriyle didişen insanların birtakım hareketlerine baktığınız zaman bunlarda üst dil, üst diyalektiğe sıçrama, manâların çelmesini aşırmak, tekerlemeye dönen hadiseyi atlamak diye bir sancılarının olmadığını görüyorum. Böyle olduğu zaman birtakım olumsuzluklar olmaz. O zaman da şöyle bir şey çıkıyor. Bizim en büyük zaaflarımızdan biri bu. Olması gerekene dair bir imaj olsa adeta "insan aradığının ne olduğunu bilmeden bulduğunun da ne olduğunu bilmez" tarzında o imaja uygun olan her şeyi rahatça tanıyabiliriz. Ve o imaja uygun biçimde kendi estetiğimizi dışlaştırabiliriz... Estetik ifadesi tam manâsına kavuşmuş olur.</p>

<p>Son bir söz söylüyorum. Bugün 12 Eylül ve 12 Mart'ta bu şansı kaçırdılar diye... Sebebi de şu: Dört adam bir araya geliyor. Ne yapalım? Yapacakları şey bellidir. Banka soyacak, bilmem ne yapacak filân... Bu adama desen ki "Sen banka falan soyma. Al şu parayı, ne yapacaksın?" yapacak hiçbir şeyi yok, bunun gibi. Sendikayı kuruyor, milyonlarca insanı denetimi altına alıyor. Meslek teşekkülleri kuruyor, birtakım güç merkezlerine sirayet ediyor. Tam armut olmuş düşmek üzere fakat orada hadisenin nabzını yakalayıcı ve ne yapılması gerektiğine dair en ufak bir imaj olmadığı için orada bitiyor. Ve neticede şöyle bir sahteliği doğuyor: Hareketin önündeki liderler gayeyi ortadan kaybetmeyerek sürekli olarak yürümeleri lazım gelirken, mesele yürürken, liderde çapsızlık başlayınca, lider kalabalığın arkasına kaçmaya başlıyor. Halbuki tam kendisini göstereceği yer. Bir nevi törende ben yürüyorum, asker gibi cakamı yapıyorum. Harp zamanında "...aziz milletim hadi..." falan gibi gülünçlüğe düşüyorum. Bu umumî zaaf olarak bütün ideolojik hareketlerde var. Bunu size söyleyeyim. Bu manâda olmak üzere de söyleyeyim:</p>

<p>Bugün bizim fikrimizin siyasî parti halinde teşkilâtlanmasında bir fayda mütalâa etmiyorum. Çünkü dediğim tarzda bir diyalektiğin olduğu yerde teşkilâtın olup olmaması tabelâ asmaktan ibaret bir basitliktir, bu mühim değildir. Teşkilât olmaz, teşkilâtlı faaliyet olur. Eğer hakikatiyle ararsanız teşkilâtın ne demek olduğunu? Teşkilât orada lider mevkiindedir. Lider mevkiindeki insanlar da devamlı olarak yol gösterebilmek durumundadır. Fakat dediğim tarzda gaye ve ortada gidilecek yol hakkında belirli bir imaj olmadığı takdirde sürekli olarak teferruat etrafında sahte hedefler gösteriliyor. Bu da bir insanın ömrünü rahatça doldurur. Yani biz buradan İstanbul'a gitmek üzere hareket etmişken (İstanbul'da son kozumuzu oynayacağız ya) bizim ömrümüz nasıl olsa doluyor. Oraya gidemeyeceğiz. Ve yalancıktan da çekmediğimiz çilenin parsasını bekler gibi bir noktada gönül huzuru içindeyiz de...</p>

<p>Konuşmama son veriyorum...</p>

<p>Allah bizi imanlı olduğumuzun sahte tesellilerinden korusun. Sürekli imtihan içinde olduğumuzu da unutmayalım. Ve burada bir söz söyleyeyim size: İman sahibi bir insan adeta mayınlı bir arazide yürümektedir. Hani "inandık demekle kurtulacağınızı mı zannediyorsunuz". İnananları türlü tehlike beklemektedir, mayınlı arazide yürümekte. İnsan herkesi kandırabilir ama kendisini kandıramaz. Bu çerçevede de hüsnüniyet ve samimiyet bakımından meseleyi mütalâa ettiğimiz zaman birtakım hadiselerde gerçekten o hadisedeki müsbet yönler mi sizi rahatsız ediyor? Yoksa gerçekten ideolojik mi? Onda nefs muhasebesini yapmanızı isterim. Bunu İbda çerçevesindeki arkadaşlar için özellikle söylüyorum...</p>

<p>Onun dışındakiler hakkında söyleyeceğim tek hadise şudur: Tarih muhasebesi belirtmeyen, belirli bir dünya görüşüne varmamış olan, eşya ve hadiseler karşısında “nasıl” ve “niçin” tavrını takınamayan hiçbir insanın getireceği hiçbir şey yoktur.</p>

<p>Konuşmam bundan ibaret...</p>

<p>Aylık Baran Dergisi 53. Sayı Temmuz 2026</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mutefekkir-salih-mirzabeyoglunun-ankara-esavda-1989-tarihli-yayinlanmamis-konusmasi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ankara-esavda-1989-tarihli-yayinlanmamis-konusmasi-salih-mirzabeyoglunun.png" type="image/jpeg" length="54956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslâm’ı sansürleyip Müslümanlara kin kusan Yeşilçam]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/islami-sansurleyip-muslumanlara-kin-kusan-yesilcam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/islami-sansurleyip-muslumanlara-kin-kusan-yesilcam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeşilçam, yıllar boyunca Müslümanları cahil, düzenbaz, sahtekâr ve ahlâksız karakterlerle özdeşleştirirken, Batıcı ve Kemalist tipleri eğitimli, aydın, dürüst ve itibarlı insanlar olarak seyirciye sundu. Muhammed Kadıoğlu’nun aktardığı sansür kayıtları ise namazdan Kur’an-ı Kerim’e, imamdan “Allah” lafzına kadar İslâmî unsurların doğrudan sansür makasına takıldığını ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk sinemasının uzun yıllar boyunca kullandığı karakter kalıpları, milletin inancını ve Müslüman kimliğini aşağılayan açık bir kültür mühendisliğine dönüştü. Dolandırıcı, üçkâğıtçı, namussuz yahut ahlâksız olarak kurgulanan karakterlerin evlerine Kur’an ayetleri asıldı; bu kişiler “selamün aleyküm” diyen, “maşallah” ifadesini kullanan ve İslâmî çevrelerle irtibatlandırılan tipler olarak gösterildi.</p>

<p>Hollywood nasıl Amerikan hayat tarzını, dünya görüşünü ve siyasî hedeflerini küresel ölçekte taşıyan bir propaganda mekanizması olarak işliyorsa, Yeşilçam da uzun yıllar bu ülkenin ruh kökleriyle kavga eden bir kültürel yıkım aracına dönüştü.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.barandergisi.net/vidyome/embed/77440" webkitallowfullscreen=""></iframe></p>

<p>Örneğin bir Yeşilçam sahnesinde, sahtekâr olarak sunulan Yakup karakterinin evinde Arapça “El-mülkü lillah” levhası bulunuyor. Aynı karakter Milli Gazete okuyor ve çevresindekilere selam veriyor. Buna karşılık takım elbiseli, temiz ve itibarlı şekilde sunulan bir başka karakter Cumhuriyet gazetesi alıyor. Böylece seyircinin zihnine hangi karakterin “iyi”, hangisinin “kötü” olduğu dinî ve siyasî semboller üzerinden özellikle yerleştiriliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım yalnızca karakter tercihlerinde kalmadı. Türk sinemasındaki resmî sansür kararları doğrudan ibadeti ve İslâmî değerleri hedef aldı. 1973 tarihli “Ezo Gelin” filmindeki imam nikâhı sahnelerinin çıkarılması, “Tövbekâr” ve “Yazık Oldu Ali’ye” filmlerinde imamın görüldüğü bölümlerin kesilmesi, cephede namaz kılma sahnelerinin yasaklanması bunun açık örnekleri arasında yer aldı.</p>

<p>Sansürün geçmişi daha da eskiye uzanıyor. Çöl Kızı Cemile (1938) filmindeki ezan ve namaz bölümleri kesilirken, Canavar (1948) filminde iki ayrı ezan sahnesinin çıkarılması istendi. Boş Beşik (1952) filminde çocuğa ezan okunarak isim verilmesi ve şükür namazı sahneleri budandı; Haram Lokma (1963) filminde ise bir öğretmenin ibrikten su dökerek abdest aldığı görüntünün filme alınmaması talep edildi.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.barandergisi.net/vidyome/embed/77444" webkitallowfullscreen=""></iframe></p>

<p>1958 yapımı “Zafer Yıldızı” filminde Kuvâ-yi Milliyecilerin cepheye giderken kırda kıldıkları namaz da sansüre uğradı. Namaz ve kamet bölümleri çıkarıldı; sahnenin ancak dua edildiği görüntülerle gösterilmesine izin verildi. Böylece milletin İstiklâl Harbi içindeki dinî hayatı dahi sinema perdesinden temizlenmeye çalışıldı.</p>

<p>1974 yapımı “100 Liraya Evlenilmez” filminde ise Adile Naşit’in Kur’an-ı Kerim’i öpüp başına koyduğu sahne sansür konusu oldu. Kadıoğlu’nun aktardığı kayıtlara göre Genelkurmay Başkanlığı temsilcisi, söz konusu görüntü ile filmde tekrarlanan “Allah” sözünün çıkarılması şartıyla filme onay verilmesi yönünde görüş bildirdi.</p>

<p>Benzer şekilde Bombacı Emine (1966) filminde askerlerin ezan okuyup namaz kıldıkları sahneler çıkarıldı. Vurun Kahpeye (1964) filminde şehitler için okunan ilahiler ile Kuvâ-yi Milliyecilerin tekbir getirdiği bölümler sansüre uğradı. Hicran Yarası (1958) filminde Eyüp Camii’ndeki tekbir sesleri tamamen kaldırılırken, Zamane Çocukları (1962) senaryosundaki namaz, tesbih ve mevlüt sahneleri de kesildi.</p>

<p>Sansür kimi zaman dinî bir kelime yahut kıyafete kadar uzandı. İbo Krallar Kralı (1963) senaryosundan “hafız” kelimesinin çıkarılması istendi. Leyla’nın Dolmayan Çilesi (1962) filminde çarşaflı kadınların manto giymesi talep edilirken, Dağlar Şahini Yürük Efe (1959) filminde dinî yazıların yakın planda göründüğü bölümün kaldırılması istendi.</p>

<h2><strong>Müslümanlar aşağılandı, Batıcı tip yüceltildi</strong></h2>

<p>Yeşilçam’ın yıllarca tekrarladığı şablonda Müslüman karakter kaba, cahil, yobaz, sahtekâr, düzenbaz yahut ahlâksız gösterildi. Batıcı ve seküler karakter ise takım elbiseli, eğitimli, şehirli, kültürlü ve güvenilir insan olarak pazarlandı. Sinema aracılığıyla milletin kendi değerlerine karşı mesafe üretildi.</p>

<p>Özellikle köy filmlerinde bu kalıp tekrar tekrar işletildi. Köy imamı bakımsız, menfaatçi, hurafeci ve halkı sömüren bir tip olarak çizilirken; şehir görmüş öğretmen aydınlığın, ilerlemenin ve modernleşmenin temsilcisi yapıldı. İmamın muska yazdığı, para karşılığı dua ettiği yahut insanların zaaflarından faydalandığı sahneler Yeşilçam’ın alışılmış karakter şablonlarından biri hâline getirildi.</p>

<p>Kibar Feyzo gibi filmlerde din adamı büyü ve çıkar ilişkileriyle yan yana getirilirken, “Şaban” ve “Ramazan” gibi İslâm kültüründe karşılığı bulunan isimlerin saf, komik yahut beceriksiz karakterlerle özdeşleştirilmesi de aynı kültürel dilin bir başka örneği oldu. Böylece dinî çağrışımı bulunan isimler dahi yıllarca alay ve mizahın malzemesi hâline getirildi.</p>

<p>İmam, namaz, Kur’an, selam, tesettür ve diğer İslâmî şiarlar kimi filmlerde alay konusu edildi, kimi yapımlarda kötü karakterlerin üzerine yapıştırıldı, kimi zaman da doğrudan sansürlendi. İslâmiyet, bu topraklarda asırlar boyunca hayatı şekillendiren bir medeniyet nizamı olarak değil, geçmişte kalmış ve modern dünyaya yabancı bir “Arap dini” görüntüsü içerisinde sunulmaya çalışıldı.</p>

<p>Aynı Yeşilçam düzeni ibadet sahnelerini keserken, özellikle belli dönemlerde müstehcenlik ve sapkınlığı sinemanın merkezine taşıdı. Kadın bedeninin istismar edildiği sahneler, gayrimeşru ilişkiler ve ahlâk dışı hayat tarzları beyazperdede yaygınlaştırılırken; Kur’an’ı öpen bir kadın, namaz kılan asker veya imam görüntüsü sansür kurullarının hedefi oldu.</p>

<p>Batıcı-Kemalist kültür anlayışı yıllarca beyazperdeyi milletin İslâmî kimliğini aşındırmanın vasıtalarından biri olarak kullandı. Müslümanlık gerilik ve sahtekârlıkla yan yana getirilirken, Batılılaşmış hayat biçimi ilerlemenin ve medeniyetin ölçüsü gibi sunuldu.</p>

<p>Bu örnekler, Yeşilçam’da yıllarca sürdürülen bu zihniyetin küçük bir bölümünü gösteriyor. Milletin mukaddesatına ait görüntüler sansürlenirken, Müslüman kimliği kötü karakterlerin üzerine geçirilerek aşağılandı; buna karşılık ahlâkî çözülmeyi besleyen sahnelere sinema perdesinde geniş yer açıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Kaynaklar: Baran Dergisi, Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/islami-sansurleyip-muslumanlara-kin-kusan-yesilcam</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yesilcam-gaveru.webp" type="image/jpeg" length="58602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyazıt Meydanı'nda binlerce kişi Filistin için yürüdü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/beyazit-meydaninda-binlerce-kisi-filistin-icin-yurudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/beyazit-meydaninda-binlerce-kisi-filistin-icin-yurudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da Filistin gönüllüleri Gazze’de devam eden saldırılara karşı Filistin’e destek için Beyazıt’tan Eminönü’ne yürüdü. Filistin bayraklarıyla Tarihî Yarımada’yı dolduran vatandaşlar, attıkları sloganlarla Gazze’deki soykırıma dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihî Yarımada boyunca devam eden yürüyüş Eminönü Meydanı’nda son buldu. Binlerce kişinin katıldığı buluşmada Filistin halkıyla dayanışma mesajı verilirken, Gazze’nin gündemden düşürülmemesi çağrısı öne çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul’daki yürüyüş, Gazze’de yaşananlara karşı Türkiye kamuoyundaki hassasiyetin meydanlarda devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Katılımcılar, Filistin halkına yönelik saldırılar sona erene kadar dayanışmanın sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/beyazit-meydaninda-binlerce-kisi-filistin-icin-yurudu</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/eylemfilistinnn.webp" type="image/jpeg" length="95397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’nin 2030’a kadar yapay zekâ yol haritası Resmî Gazete’de]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiyenin-2030a-kadar-yapay-zeka-yol-haritasi-resmi-gazetede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiyenin-2030a-kadar-yapay-zeka-yol-haritasi-resmi-gazetede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin 2026-2030 dönemindeki yapay zekâ politikalarını belirleyen Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlandı. Plan kapsamında 5 milyon kişiye yapay zekâ eğitimi verilmesi, 10 bin ileri düzey uzman yetiştirilmesi, en az 2 bin kamu veri setinin kullanıma açılması ve yapay zekâ altyapılarına 10 milyar dolarlık kaynak harekete geçirilmesi hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030), 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girdi. Plan, 2021-2025 dönemini kapsayan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nin ardından Türkiye’nin önümüzdeki dört yıllık yeni yol haritasını oluşturuyor.</p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda kamu kurumları, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının iştirakiyle hazırlanan planın merkezinde “insan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma” ilkeleri bulunuyor. Genelgede yapay zekâ alanındaki yetkinliğin ülkelerin rekabet gücü ve teknolojik bağımsızlığını doğrudan etkileyen bir unsur hâline geldiğine dikkat çekildi.</p>

<h2><strong>Dört temel eksen: Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet</strong></h2>

<p>Eylem Planı, “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” başlıklarından oluşan dört ana eksen üzerine kuruldu. Bu kapsamda yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılmasından yerli büyük dil modellerine, veri merkezlerinden kamu hizmetlerinin dönüşümüne, yeni yatırım fonlarından Türk dünyasının ortak dil modeline kadar geniş bir program öngörülüyor.</p>

<p>“Fark Et” başlığı altında Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı hayata geçirilecek. Türkiye’nin 81 ilinde kurulacak atölyeler aracılığıyla iki yıl içerisinde 5 milyon kişiye eğitim verilmesi, ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.</p>

<h2><strong>2 bin kamu veri seti kullanıma açılacak</strong></h2>

<p>Veri altyapısının geliştirilmesi de planın temel unsurları arasında bulunuyor. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden araştırmacıların, girişimcilerin ve vatandaşların kullanımına sunulması planlanıyor. Bunun yanında yapay zekâ kullanımına ilişkin, kullanıcı hakları ile mahremiyeti koruyan ve yatırımcı açısından öngörülebilirlik sağlayan risk temelli bir düzenleyici çerçeve hazırlanacak.</p>

<h2><strong>Veri merkezi kapasitesi 1 gigavata çıkarılacak</strong></h2>

<p>“İstifade Et” ekseninde yapay zekânın kamu, sanayi, eğitim, sağlık, tarım ve güvenlik gibi sahalarda yaygınlaştırılması öngörülüyor. Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücünün 2030'a kadar en az 1 gigavata çıkarılması hedeflenirken, e-Devlet'in yapay zekâ destekli kamu hizmetlerinin vatandaş tarafından doğrudan kullanılabileceği başlıca alanlardan biri hâline getirilmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamu yatırımlarında da yapay zekâya özel pay ayrılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın haziran ayında açıkladığı hedef doğrultusunda kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayrılması öngörülüyor. Kamu kurumlarının başarılı yerli yapay zekâ ürünlerinin ilk müşterilerinden olması hedeflenirken sağlık, enerji ve akıllı üretim gibi alanlarda KOBİ'ler “yapay zekâ kuponları” ile desteklenecek.</p>

<h2><strong>Yerli yapay zekâ modellerine destek</strong></h2>

<p>Planın “Üret” ayağında Türkiye’nin kendi yapay zekâ teknolojilerini geliştirmesi öne çıkıyor. Enerji ve teknik altyapısı hazırlanmış yapay zekâ büyüme bölgelerinin kurulması, araştırmacılar ile KOBİ'lerin yüksek hesaplama kapasitesine erişiminin kolaylaştırılması öngörülüyor.</p>

<p>Ayrıca Ulusal Yapay Zekâ Araştırma Fonu ile akademik ve teknolojik çalışmalar, Yapay Zekâ Büyüme Fonu ile girişimlerin büyümesi desteklenecek. Türkçe büyük dil modeli çalışmalarının geliştirilmesi de dijital egemenlik politikalarının önemli başlıklarından biri olacak. TÜBİTAK'ın geliştirdiği “Bilge” ile T3 Vakfı-Baykar ve HAVELSAN tarafından yürütülen büyük dil modeli çalışmaları bu kapsamda öne çıkan projeler arasında gösteriliyor.</p>

<h2><strong>10 milyar dolarlık yatırım hedefi</strong></h2>

<p>Planın en dikkat çekici ekonomik hedeflerinden biri ise yapay zekâ altyapısına yapılacak yatırımlar. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık kaynağın harekete geçirilmesi amaçlanıyor. Yabancı yatırımcılara yönelik süreçlerde de tek pencere sistemi kurulması ve yatırım yol haritasının en fazla 30 iş gününde sunulması hedefleniyor.</p>

<p>İstanbul'un ise Türkiye'nin yapay zekâ alanındaki uluslararası vitrini ve “yatırım diplomasisi şehri” olarak konumlandırılması planlanıyor. Terminal İstanbul'un yerli girişimler ile uluslararası yatırımcıların buluşma merkezlerinden biri hâline getirilmesi öngörülüyor.</p>

<h2><strong>Türk dünyasına ortak yapay zekâ modeli</strong></h2>

<p>Eylem Planı'nın uluslararası boyutunda Türk dünyasına yönelik dikkat çekici bir hedef de bulunuyor. Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde Oğuz, Kıpçak ve Karluk dil gruplarını kapsayan ortak bir Türk dilleri büyük dil modeli geliştirmeyi hedefliyor. Böylece Türk dillerinin küresel yapay zekâ ekosistemindeki temsilinin ve teknolojik kapasitesinin artırılması amaçlanıyor.</p>

<p>En az beş öncelikli sektörde ise yeni yapay zekâ uygulamalarının kontrollü biçimde denenebileceği düzenleyici deney alanları kurulacak. Planın genel yönetişimini Ulusal Yapay Zekâ Kurulu üstlenecek; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da ilgili kurumlarla birlikte uygulamaların takibini gerçekleştirecek.</p>

<h2><strong>1 trilyon liranın üzerinde katma değer bekleniyor</strong></h2>

<p>Eylem Planı kapsamında harekete geçirilecek kaynakların ekonomide 1 trilyon lirayı aşan katma değer üretmesi bekleniyor. Böylece Türkiye'nin yapay zekâyı kullanan bir pazar olmanın ötesine geçerek kendi teknolojisini geliştiren, üreten, ihraç eden ve yöneten ülkeler arasında yer alması hedefleniyor.</p>

<p>Resmî Gazete’de yayımlanan genelgeyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarına plan kapsamındaki görevlerini yerine getirme ve uygulama sürecinde ihtiyaç duyulan desteği sağlama yükümlülüğü getirildi. Böylece haziran ayında kamuoyuna açıklanan yapay zekâ yol haritası, 18 Ağustos itibarıyla resmî uygulama çerçevesine kavuşmuş oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiyenin-2030a-kadar-yapay-zeka-yol-haritasi-resmi-gazetede</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ai-eylem.jpg" type="image/jpeg" length="45262"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milli Dayanışma Yasası yürürlüğe girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/milli-dayanisma-yasasi-yururluge-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/milli-dayanisma-yasasi-yururluge-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Dayanışma Yasası, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bildirim sonrası sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlara vesile olsun" ifadelerini kullandı. Sürecin, başta şehit yakınları ve gaziler olmak üzere, milletin tamamının hassasiyetlerini dikkate alan bir yaklaşımla yürütüldüğünü vurgulayan Erdoğan, "Aynı samimiyet ve titizlikle yönetmeye devam edeceğiz." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Dayanışma Yasası, TBMM Genel Kurulu'nda 467 oyla kabul edilmesinin ardından Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan Yasanın yürürlüğe girmesine ilişkin paylaşımda bulundu</p>

<p>Sürecin yürütülmesinde emeği geçen devlet görevlilerini tebrik eden Erdoğan,</p>

<p>"Sürecin bugünlere kazasız belasız gelmesinde katkısı bulunan devletimizin kurumlarını ve görevlilerini tebrik ediyorum" dedi.</p>

<p>Yasayla çizilen yeni yol haritasının titizlikle takip edileceğini vurgulayan Erdoğan,</p>

<p>"Başta şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz olmak üzere, milletimizin tamamının hassasiyetlerini dikkate alan bir yaklaşımla yürüttüğümüz süreci, Kanun'un belirlediği zeminde, ilgili kurum ve kurullarımızın riyasetinde aynı samimiyet ve titizlikle yönetmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Terörsüz Türkiye Yasası nedir?</strong></h2>

<p>Terörsüz Türkiye yasası olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle birlikte PKK/KCK'nın silah bırakması ve fiili varlığının sona erdiğinin resmi olarak teyit edilmesinin ardından soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazında 5 ve 10 yıllık erteleme süreleri uygulanabilecek.</p>

<p>Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/milli-dayanisma-yasasi-yururluge-girdi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yasa-yururluk.webp" type="image/jpeg" length="85362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Batı Trakyalı Müslüman Türklerin bir asırlık kimlik direnişi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bati-trakyali-musluman-turklerin-bir-asirlik-kimlik-direnisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bati-trakyali-musluman-turklerin-bir-asirlik-kimlik-direnisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lozan Barış Antlaşması’nın üzerinden bir asır geçmesine rağmen Yunanistan, Batı Trakya’daki 150 bin Müslüman Türk’ün milli kimliğini, dini teşkilatını ve mekteplerini hedef almayı sürdürüyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Atina yönetiminin Türk varlığını inkar eden baskıcı siyaseti ve AİHM kararlarını hiçe sayan tavrı, bölgedeki asimilasyon niyetini açıkça ortaya koyuyor. Haklarından zerre taviz vermeyen soydaşlarımız ise müftülükten vakıflara, maariften vatandaşlık haklarına kadar her sahada meşru ve kararlı bir varoluş mücadelesi veriyor.</p>

<h2><strong>Kimlik inkarı ve mahkeme kararlarının çiğnenmesi</strong></h2>

<p>Batı Trakya Müslüman Türklerinin hukuki statüsü 1923 Lozan Barış Antlaşması ile teminat altına alınmış olmasına rağmen, Yunan devleti azınlığın "Türk" kimliğini resmen tanımayı reddediyor. Resmi makamlar topluluğu sadece "Müslüman azınlık" olarak adlandırarak Türk kimliğini kamusal alandan silmek istiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu inkar siyasetinin en somut neticesi derneklerin kapatılması oldu. İsmi içinde "Türk" ibaresi yer alan İskeçe Türk Birliği, Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği’nin tabelaları 1980’li yıllarda indirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2007 ve 2008 yıllarında verdiği kararlarla Yunanistan’ın teşkilatlanma hürriyetini ihlal ettiğine hükmetti. Buna rağmen Atina yönetimi, aradan geçen 18 yılı aşkın süreye rağmen AİHM kararlarını uygulamaktan kaçındı. Hatta son olarak 2024 yılında Batı Trakya Fenerbahçeliler Derneği dahi isminde "Batı Trakya" geçtiği gerekçesiyle kapatıldı.</p>

<h2><strong>Müftülük makamına müdahale ve vakıf gaspları</strong></h2>

<p>Bölgedeki en köklü meselelerden biri de dini önderlik makamı olan müftülüklerin durumudur. 1913 Atina ve 1923 Lozan antlaşmaları azınlığın kendi müftüsünü seçmesini amir kılmasına rağmen, Yunan devleti 1985 yılından itibaren tayinli memur mantığıyla kukla müftüler atamaya başladı. Batı Trakya Türk halkı ise kendi iradesini çiğnetmeyerek sandığa gitti; Gümülcine ve İskeçe’de kendi müftülerini seçti.</p>

<p>Seçilmiş müftüler İbrahim Şerif ve Mustafa Trampa’nın meşru liderliğini tanımayan Yunan makamları, Türk vakıflarının idare heyetlerine de el koyarak gayrimenkulleri atıl hale getirdi veya satışa çıkardı. 2024 yılında İskeçe'deki Çınar Camisi'ne tayinli müftünün girmesine mani olan Türk cemaat mensupları hakkında davalar açılması, dini hürriyete yönelik baskıların 2026 yılında da hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca cami duvarlarına haç çizilmesi ve Horozlu köyündeki tarihi Müslüman mezarlığının tahrip edilerek yerine park yapılmak istenmesi, Osmanlı-Türk mirasını yok etme gayretinin birer parçası olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>Şanlı 29 Ocak direnişi ve Dr. Sadık Ahmet</strong></h2>

<p>Yunan mahkemelerinin "Batı Trakya'da Türk yoktur" hezeyanına karşı 29 Ocak 1988'de Gümülcine'de 10 bini aşkın soydaşımızın katılımıyla gerçekleşen yürüyüş, "Milli Direniş Günü" olarak tarihe geçti. İki yıl sonra, 29 Ocak 1990'da ırkçı Yunan çeteleri Türklere ait 300'e yakın dükkanı yağmalayıp soydaşlarımıza saldırdı; fakat bu terör havası Türklerin iradesini kıramadı.</p>

<p>Bu davanın bayraktarlığını yapan hekim ve siyasetçi Dr. Sadık Ahmet, "Türk olmak suçsa, Türk'üm ve öyle kalacağım" haykırışıyla zindanlara atıldı. Batı Trakya Türklerinin ilk siyasi teşkilatı olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi’ni kurarak mücadeleyi teşkilatlandıran Dr. Sadık Ahmet, 24 Temmuz 1995'te Lozan'ın yıl dönümünde tertiplenen şüpheli bir trafik kazasında şehit oldu. Onun açtığı bayrak, kızı avukat Funda Sadıkahmet ve davanın neferleri tarafından bugün de taşınıyor.</p>

<h2><strong>Mekteplerin kapatılması ve asimilasyon siyaseti</strong></h2>

<p>Müslüman Türk azınlığın geleceğine vurulan en büyük darbelerden biri maarif sahasında yaşanıyor. 1930'lu yıllarda 305 olan Türk ilkokulu sayısı, Yunan idaresinin sistematik kapatma kararlarıyla bugün 83'e kadar düşürüldü. "Öğrenci sayısı yetersiz" bahanesiyle her yıl yeni okulların kapısına kilit vuruluyor; iki dilli anaokulu talepleri ise tamamen görmezden geliniyor.</p>

<p>Türkiye'deki eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmenlerin azınlık okullarında istihdam edilmesi engellenirken, derslerin içeriği zamanla Yunancaya kaydırılarak yeni nesiller ana dillerinden koparılmak isteniyor. Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve seçilmiş din adamları, dilin ve mekteplerin muhafaza edilmemesi durumunda azınlığın varlığının doğrudan tehlikeye gireceği ikazında bulunuyor.</p>

<h2><strong>Ege adalarındaki sessiz kıyım ve vatandaşlık gasbı</strong></h2>

<p>Yunanistan'ın hak ihlalleri sadece Batı Trakya ile sınırlı kalmıyor. Rodos ve İstanköy’de yaşayan yaklaşık 4 bin Türk, Lozan döneminde Oniki Ada İtalyan işgalinde olduğu için resmi azınlık statüsünden dahi mahrum bırakıldı. Adalardaki Türk vakıf malları "Katalipsis" kanunuyla haksız şekilde elden çıkarılıyor; cami ve türbeler barındıran Murat Reis Külliyesi gibi manevi merkezlere el konularak müzik fakültesine dönüştürülüyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra, Yunan Vatandaşlık Yasası'nın ırkçı 19. maddesi sebebiyle geçmişte yaklaşık 60 bin Batı Trakya Türkü keyfi kararlarla vatandaşlıktan atıldı. Yasa daha sonra yürürlükten kaldırılsa da gasp edilen vatandaşlık hakları hak sahiplerine iade edilmedi.</p>

<h2><strong>Haklarımızdan geri adım yok</strong></h2>

<p>Bütün bu sindirme politikalarına, artan işsizlik sebebiyle hızlanan göçe ve gündelik hayatta Türkçe konuşulmasına yönelik tahammülsüzlüklere rağmen Batı Trakya Türkleri kimliğine sahip çıkıyor. DEB Partisi'nin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Rodop ve İskeçe'de sandıktan birinci parti çıkması, halkın iradesini açıkça teyit ediyor. Ramazan aylarında kurulan binlerce kişilik iftar sofraları ise bu birliğin çimentosu vazifesini görüyor.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti devleti de her seviyede soydaşlarının haklı davasına sahip çıkarak mütekabiliyet esasına dikkat çekiyor. Batı Trakya Müslüman Türkleri, Atina’nın suni engellerine ve asimilasyon baskılarına boyun eğmeden, uluslararası antlaşmalarla tescillenmiş haklarının eksiksiz iadesini talep etmeye devam ediyor.</p>

<p>kaynak: aa</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bati-trakyali-musluman-turklerin-bir-asirlik-kimlik-direnisi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/batitrakya-1.webp" type="image/jpeg" length="63854"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump, Hürmüz Boğazı üzerinden Umman Yönetimini hedef aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-hurmuz-bogazi-uzerinden-umman-yonetimini-hedef-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-hurmuz-bogazi-uzerinden-umman-yonetimini-hedef-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, Hürmüz Boğazı görüşmelerinde engel olması halinde Umman'ı vuracakları tehdidinde bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Donald Trump, katıldığı bir televizyon programında Orta Doğu'da tırmanan gerilime ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı'nın denetimi konusunda İran ile temas yürüten Umman'ı açıkça hedef alan Trump, Maskat yönetiminin sürece müdahale etmesi durumunda askeri güç kullanacaklarını belirtti. Tahran yönetiminin teslim olması gerektiğini savunan ABD Başkanı, diplomatik görüşmelerde herhangi bir zaman kısıtlamasına bağlı kalmadığını vurguladı.  </p>

<p>Trump, bir Amerikan haber kanalına verdiği röportajda, Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın denetimi ve yeniden açılması konusunda yürütülen görüşmelere değinen Trump, Maskat yönetimini hedef alarak, “Eğer Umman yolumuza çıkarsa, onları ağır şekilde bombalarız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İran'ın mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, Tahran yönetiminin teslimiyet anlamına gelen 'beyaz bayrağı' çekmesi gerektiğini ifade etti. Herhangi bir zaman kısıtlaması altında olmadığını belirten Trump, “Bir zaman takvimim yok, acelem de yok. Ara seçimlerin benim düşüncelerimle bir ilgisi bulunmuyor” dedi.</p>

<p>Trump, İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileriyle doğrudan bir arka kapı diplomasisi kanalı kurulduğunu doğrulayarak, “İyi iskambil oynuyorlar ama tükeniyorlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>İsrail'de yaklaşan seçimlere de değinen Trump, herhangi bir adayı destekleyip desteklemeyeceğine ilişkin soru üzerine, “İsrail seçimlerinin dışında kalmamın en doğrusu olduğunu düşünüyorum ama birini destekleyebilirim de” diye konuştu.</p>

<p> </p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-hurmuz-bogazi-uzerinden-umman-yonetimini-hedef-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/trumpumman.webp" type="image/jpeg" length="48698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakan Fidan, Arakçi ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hakan-fidan-arakci-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hakan-fidan-arakci-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Hürmüz Boğazı’nın açılması ve ateşkesin devamına ilişkin müzakerelerdeki son durum ele alındı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bugün telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ateşkesin devamına yönelik sürdürülen müzakerelerdeki son durum ele alındı. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Hakan Fidan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani ile telefon görüşmeleri yaptı. Görüşmelerde, bölgede yaşanan son gelişmeler ele alındı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hakan-fidan-arakci-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/fidanarakci.jpg" type="image/jpeg" length="42089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas'tan garantörlere İsrail'i durdurma çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamastan-garantorlere-israili-durdurma-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamastan-garantorlere-israili-durdurma-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas, arabulucular tarafından sunulan ikinci merhale yol haritasını Filistin halkının menfaatleri doğrultusunda kabul ettiğini duyurdu. İşgalci çetenin ilk merhaledeki bütün taahhütleri çiğneyerek katliamlarına devam ettiğini vurgulayan Hamas, garantör güçleri Siyonist rejime fiilî baskı kurmaya çağırdı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alınan karar; terörist ordunun Gazze'den bütünüyle çekilmesini, kesintisiz insani yardımı ve yeniden imar sürecini güvence altına almayı hedefliyor.</p>

<h2><strong>Filistin halkının menfaatleri için kalıcı ateşkes hedefi</strong></h2>

<p>Mısır'ın himayesinde Kahire'de arabulucular ve garantör ülke temsilcileriyle bir araya gelen Halil Hayya başkanlığındaki Hamas heyeti, Nikolay Mladenov ile müzakerecilerin sunduğu planın ikinci aşama yol haritasını kabul ettiklerini teyit etti. Şehab haber ajansı tarafından paylaşılan resmî açıklamada; kararın kalıcı bir ateşkese ulaşılması, terörist İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi ve acil yardım akışının temini maksadıyla alındığı bildirildi. Mutabakatın ayrıca İdare Komitesinin derhal vazifeye başlamasını ve Gazze'nin yeniden imarını garanti altına almayı amaçladığı kaydedildi.</p>

<h2><strong>İşgalci çete taahhütleri çiğnedi, direniş sözünü tuttu</strong></h2>

<p>Şarm el-Şeyh'te varılan mutabakatın birinci merhalesinde yer alan esir takası ve askeri hareketliliğin durdurulması taahhütlerine Hamas ve direniş güçlerinin eksiksiz riayet ettiği hatırlatıldı. Buna mukabil terörist İsrail'in sahada vahşeti tırmandırarak yeni insani felaketlere sebebiyet verdiği, Müslüman Filistin halkına yönelik cinayetlerini sürdürdüğü ve yol haritasını açıkça çiğnediği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Garantörlere terörist İsrail'i durdurma çağrısı</strong></h2>

<p>Hamas, sergilediği kararlılık çerçevesinde arabuluculara ve Barış Konseyine mesuliyetlerini yerine getirme çağrısında bulundu. İşgalci rejimin birinci aşamadaki mükellefiyetlerine uymaya, karadan ilerleme teşebbüslerini sonlandırmaya ve ikinci aşamanın tatbik takvimini kabul etmeye mecbur bırakılması talep edildi. Vaşington yönetiminin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuk rolüne de değinen heyet, Filistin halkının acılarının dindirilmesi ve bölgede sükûnetin tesisi adına terörist İsrail'in dizginlenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamastan-garantorlere-israili-durdurma-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 21:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/hamasaciklama-5.png" type="image/jpeg" length="49461"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya ordusunu büyütüyor: Asker sayısı 13 yılın zirvesinde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/almanya-ordusunu-buyutuyor-asker-sayisi-13-yilin-zirvesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/almanya-ordusunu-buyutuyor-asker-sayisi-13-yilin-zirvesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'da tırmanan militarizm ve emperyalist blokların silahlanma yarışı hız kazanırken, Almanya Silahlı Kuvvetleri asker mevcudunu 186 bin 700'e ulaştırarak son 13 yılın en yüksek seviyesine çıkardı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Berlin hükümetinin gönüllülük esasına dayalı yeni tertiple hedeflediği ordu genişletme adımları, kıtada yeniden alevlenen harp hazırlıklarının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>Hedef 2035'te 270 bin asker</strong></h2>

<p>Almanya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan resmî açıklamada, ordudaki mevcut asker sayısının 2026 yılı için tayin edilen 186 bin ilâ 190 bin hedefiyle uyumlu biçimde 186 bin 700'e yükseldiği bildirildi. Bu artışla birlikte Alman ordusundaki asker sayısı, son 13 senenin en yüksek seviyesine ulaşmış oldu.</p>

<h2><strong>Gönüllü müracaatlarında belirgin artış</strong></h2>

<p>Ülke genelinde askerliğe müracaat edenlerin ve orduya yeni katılan fertlerin sayısında da dikkat çekici bir hareketlilik yaşandı. Yalnızca temmuz ayı zarfında yaklaşık 47 bin 300 fert askerlik için müracaatta bulunurken, bu kişilerden 15 bin 400'ü ordu saflarına dahil edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026 yılı başında yürürlüğe konan yeni askerlik düzenlemesiyle orduya katılım gönüllülük esasına göre sürdürülüyor. Berlin idaresi, başlattığı bu teşkilatlanma programı neticesinde 2035 senesine kadar toplam asker sayısını 255 bin ilâ 270 bin seviyesine çıkarmayı hedefliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/almanya-ordusunu-buyutuyor-asker-sayisi-13-yilin-zirvesinde</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/almanyaorduasker.webp" type="image/jpeg" length="52456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alihan Kuriş'in emniyet ifadesi ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/alihan-kurisin-emniyet-ifadesi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/alihan-kurisin-emniyet-ifadesi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak" ve mal varlığı aklamak ithamlarıyla tutuklanan Alihan Kuriş'in emniyet sorgusundaki beyanları ortaya çıktı. Kendi adına kayıtlı bir telefon hattı dahi bulunmadığını iddia eden Kuriş, MASAK raporlarına yansıyan devasa para hareketlerinin mesuliyetini muhasebe çalışanlarına yıktı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İfadesinde dedesi Süleyman Hilmi Tunahan’ın ismini kalkan olarak kullanan şüphelinin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmayı reddetmesi dikkat çekti.</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen tahkikat çerçevesinde; "suç örgütü kurmak ve yönetmek", "kara para aklamak", "kamu kurumları zararına dolandırıcılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlamalarıyla cezaevine gönderilen Alihan Kuriş'in emniyetteki ifadesi paylaşıldı. Sorgusunda aylık gelirinin 380 bin lira civarında olduğunu belirten Kuriş, etkin pişmanlık maddelerinden istifade etmek istemediğini beyan etti.</p>

<h2><strong>Kendi adına telefon hattı yok</strong></h2>

<p>Mesleğini mimar olarak kaydeden Kuriş, üzerine kayıtlı hiçbir GSM hattı bulunmadığını öne sürdü. İletişimini genellikle ofis telefonu ve aile fertlerinin hatları üzerinden temin ettiğini ileri süren şüpheli, sürekli kullandığı ofis numarasını ise hatırlamadığını iddia etti. Mal varlığına dair beyanında babasından intikal eden gayrimenkullerin dışında Sakarya Erenler'de ofis hissesi, Çamlıca'da üç katlı bir mülk ve Kısıklı'da ailesiyle hisseli 450 metrekarelik bir arsasının bulunduğunu kaydetti.</p>

<h2><strong>Şirketler ve ticarî ortaklıklar</strong></h2>

<p>Kuriş, 2005 senesinde kardeşiyle kurduğu Altun Mimarlık bünyesinde yüzde 51 hisse ile faaliyet yürüttüğünü, geçmişte ise ELF Yapı ve Arden Gıda şirketlerinde ortaklıklarının bulunduğunu aktardı. Soruşturma dosyasına giren muhtelif şirketlerle olan irtibatı sorulduğunda ise akrabalarına ait işletmelerle herhangi bir resmî veya ticarî bağının olmadığını savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Milyarlarca liralık hesap hareketlerine muhasebe kılıfı</strong></h2>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında yer alan astronomik para hareketleri ve şirketler arasındaki nakit akışı da sorguda Kuriş'in önüne konuldu. Arden Gıda bünyesindeki muazzam ciro artışı, POS cihazı transferleri ve şirketler üzerinden yönlendirilen milyarlarca liralık para trafiği sorulduğunda Kuriş, bütün malî ve bankacılık muamelelerinin muhasebe personeli tarafından yürütüldüğünü savunarak mesuliyetten kaçtı.</p>

<p>Tanık beyanlarında geçen, cemaat mensuplarına ve yurt idarecilerine "mutlak itaat" baskısı uyguladığı yönündeki tespitleri iftira olarak nitelendiren Kuriş, aleyhindeki iddiaları reddetti. Kendisini Süleyman Hilmi Tunahan’ın varisi ve temsilcisi olarak takdim eden Kuriş, yürüttüğü faaliyetlerin Kur'an-ı Kerim hizmeti olduğunu ileri sürerek hiç kimseye kanun dışı emir veya talimat vermediğini iddia etti. Suçlamaların şahsına yönelik bir itibar suikastı teşkil ettiğini savunan Kuriş, isnat edilen fiillerin hiçbirini kabul etmedi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/alihan-kurisin-emniyet-ifadesi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/alihankuris.webp" type="image/jpeg" length="40303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mekke Anlaşması sahaya indi: Türkiye ve Pakistan'dan askerî sevkiyat]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-sahaya-indi-turkiye-ve-pakistandan-askeri-sevkiyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-sahaya-indi-turkiye-ve-pakistandan-askeri-sevkiyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mekke Savunma Anlaşması ile temelleri atılan üçlü ittifak, fiilen harekete geçti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>İlk sevkiyat Tekirdağ'dan havalandı</strong></h2>

<p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması'nın akabinde sahadaki askerî hareketlilik hız kazandı. Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Airbus A400M ağır nakliye uçağının Tekirdağ’dan havalanarak Suudi Arabistan’a askerî teçhizat ve mühimmat naklettiği bildirildi. Eş zamanlı olarak Pakistan ordusunun da Riyad idaresine askerî tahkimat sağlamaya başladığı kaydedildi. İmzalanan paktın hemen akabinde icra edilen bu intikal, bölgedeki çatışma zeminini dizginlemeyi hedefleyen somut adımların ilk safhası olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>Kral Faysal Hava Üssü'ne F-16 konuşlanması gündemde</strong></h2>

<p>Savunma ittifakının ilerleyen merhalelerinde Suudi Arabistan topraklarında müşterek askerî üslerin tesis edileceği belirtiliyor. Gündeme gelen en kritik teferruat ise Türkiye’nin F-16 harp uçakları ile gelişmiş hava savunma sistemlerini Tebük şehrinde bulunan Kral Faysal Hava Üssü’ne intikal ettireceği iddiası oldu. Bu üssün terörist İsrail sınırına takriben 200 kilometre mesafede yer alması, bölgedeki bütün askerî dengelerin yeniden tanzim edilmesine sebebiyet veriyor.</p>

<h2><strong>Müşterek askerî üsler kuruluyor</strong></h2>

<p>İttifakın yalnızca hava sahası ile mahdut kalmayacağı, üç ülkenin doğrudan istifade edeceği müşterek üslerin faaliyete geçirileceği aktarılıyor. Türkiye ve Pakistan menşeli bu doğrudan destek, Suudi Arabistan’ın müdafaa hattını tahkim ederken bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen dış mihrakların planlarını akamete uğratacak bir zemin oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mekke'de kurulan müşterek savunma hattı, İsrail cephesinde endişeye sebep oluyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-sahaya-indi-turkiye-ve-pakistandan-askeri-sevkiyat</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/2026-08-17-17-55-09.webp" type="image/jpeg" length="56581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Irak geçit vermedi: Filistin Konvoyu Türkiye’ye döndü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irak-gecit-vermedi-filistin-konvoyu-turkiyeye-dondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irak-gecit-vermedi-filistin-konvoyu-turkiyeye-dondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden Filistin’e ulaşmak üzere yola çıkan ve 20 ülkeden yüzlerce aktivistin yer aldığı Uluslararası Filistin Konvoyu’nun yolculuğu Irak sınırında durduruldu. Irak merkezi hükümetinin ülkeye giriş izni vermemesi üzerine konvoy, sınır hattındaki 7 günlük bekleyişin ardından Türkiye’ye geri döndü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin halkıyla dayanışmak ve Gazze’de devam eden soykırıma dikkat çekmek amacıyla organize edilen Uluslararası Filistin Konvoyu, 25 Temmuz’da Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden hareket etti. Avrupa’dan Türkiye’ye ulaşan konvoy, Türkiye’de birçok şehirden geçerek 11 Ağustos’ta Habur Sınır Kapısı’na ulaştı. Konvoyda 20 ülkeden yüzlerce aktivist yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Irak hükümeti geçişe izin vermedi</strong></h2>

<p>Habur’dan geçen konvoy, Irak tarafındaki İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda durduruldu. Aktivistlerin Irak üzerinden Filistin istikametinde yolculuklarını sürdürmeleri için beklenen izin, Irak merkezi hükümeti tarafından verilmedi. Konvoy heyeti ve aktivistler bunun üzerine tampon bölgede beklemeye başladı.</p>

<p>Bekleyiş sırasında aktivistler sınır hattında çadırlar kurarak eylemlerini sürdürdü. Konvoy mensuplarının geçiş izni talebiyle çeşitli protestolar gerçekleştirdiği, bir grup aktivistin ise açlık grevine başladığı bildirildi.</p>

<h2><strong>7 günlük bekleyiş sonuç vermedi</strong></h2>

<p>İbrahim Halil Sınır Kapısı’ndaki bekleyiş yedi güne ulaştı. Irak makamlarından geçiş izni çıkmaması üzerine Uluslararası Filistin Konvoyu, tampon bölgedeki eylemlerini sona erdirme ve Türkiye’ye dönme kararı aldı. Konvoy 17 Ağustos itibarıyla yeniden Türkiye’ye giriş yaptı.</p>

<p>Srebrenitsa’dan Filistin’e uzanması planlanan yolculuk böylece Irak yönetiminin engeline takıldı. Filistin’le dayanışma maksadıyla binlerce kilometre yol kat eden aktivistler, bir hafta boyunca sınırda beklemelerine rağmen Irak topraklarına alınmadı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irak-gecit-vermedi-filistin-konvoyu-turkiyeye-dondu</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/konvoy.webp" type="image/jpeg" length="84048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[UFC dövüşçüsü Evloev: Müslümanlar katlediliyor, İslam suçlanıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ufc-dovuscusu-evloev-muslumanlar-katlediliyor-islam-suclaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ufc-dovuscusu-evloev-muslumanlar-katlediliyor-islam-suclaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusyalı UFC dövüşçüsü Movsar Evloev, dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanlara yönelik katliamlara dikkat çekerek, İslam’ın “terör dini” olarak gösterilmesine tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Evloev, Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik zulmünü hatırlatırken, Keşmir ve Myanmar’da Müslümanların hedef alındığını, terörist İsrail’in ise Filistinli Müslümanları katlettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Sonra İslam’a terör dini diyorlar”</strong></h2>

<p>Müslümanların dünyanın birçok bölgesinde zulüm ve katliamların hedefi olduğunu ifade eden Evloev, buna rağmen İslam’ın şiddet ve terörle yan yana gösterilmesine tepki göstererek, “Çinliler her gün Uygur Türklerini öldürüyor. Hindistan ile Myanmar ise Keşmir ve Rohingya’daki Müslümanları katlediyor. İsrail, Filistinli Müslümanları öldürüyor. Sonra İslam için terör dini diyorlar. Saçmalık!” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Evloev’in sözleri, İslam’ı terörle özdeşleştiren söylemlere karşı Müslümanların dünyanın farklı coğrafyalarında maruz kaldığı zulmü yeniden gündeme taşıdı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ufc-dovuscusu-evloev-muslumanlar-katlediliyor-islam-suclaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/evolev.jpeg" type="image/jpeg" length="66512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="60789"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="65290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="80141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="58695"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="26215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="14666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="39589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="70978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="81700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="32798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="62367"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="18031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="74172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="94109"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="62451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="22102"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="43710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="48261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="69470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="77431"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
