<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 26 Oct 2026 12:02:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tecessüs zehirdir, zehirlidir!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tecessus-zehirdir-zehirlidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tecessus-zehirdir-zehirlidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maneviyatımız için çok önemli olduğu halde neredeyse unuttuğumuz ve yeni kuşaklara ne yazık ki mahiyetini, hassasiyetini yeterince aktaramadığımız bazı kavramlarımız var. Aslına bakarsanız, bir Müslümanın hayatında bu kavramların yaşayan karşılıkları bulunmadan, bu kavramları yaşatan bir şuura sahip...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Maneviyatımız için çok önemli olduğu halde neredeyse unuttuğumuz ve yeni kuşaklara ne yazık ki mahiyetini, hassasiyetini yeterince aktaramadığımız bazı kavramlarımız var. Aslına bakarsanız, bir Müslümanın hayatında bu kavramların yaşayan karşılıkları bulunmadan, bu kavramları yaşatan bir şuura sahip olmadan hayat sürüyor olması kabul edilemez. Hem yüce kitabımızda hem Efendimizin (sav) hepimize örnek hayatlarında çok vurgulanmış, altı çok çizilmiş sahih kavramlar bunlar. Mesela tevekkül, mesela izzet, mesela ismet… Bunlar faziletleri hayatlarımıza çağıracak mukaddes kavramlar…</p>

<p color="dimmed">Bunun karşısında, bir de hayatımızdan çıkarmamız gereken fenalıklara işaret eden kavramlar var. Tecessüs o kavramlardan biri… Güzel istisnalar dışında insanlarımızın, özellikle de gençlerimizin, bırakın mahiyetini bilmeyi, bu kavramın lafzını dahi duymuş olabileceklerinden emin olamıyorum. Oysa ayetler ve hadislerle Müslüman’ın men edildiği bir hale işaret ediyor tecessüs kavramı…</p>

<p color="dimmed">Madem sözü buraya kadar getirdik, ne demek tecessüs onu da kısaca not edelim: “Tecessüs, bir kişinin kendisini ilgilendirmeyen bir durumu, konuyu veya başkalarının gizli hallerini, ayıplarını ve kusurlarını öğrenmek amacıyla gizlice araştırması, meraka kapılıp kurcalaması” demek… İlgili ayet ve hadislere ulaşmak bugünün imkanlarıyla hiç zor değil, o kadarcık zahmete giriverelim lütfen. Böyle ‘zahmet’ler rahmete vesiledir hem.</p>

<p color="dimmed">Tecessüsün sözlükteki tarifine bakıp da sosyal medyayı hatırına getirmeyen var mıdır, bilmiyorum! Her aklıselim insan herhalde sosyal medyayı işleten yakıtın ve sürümü sağlayan malzemenin büyük oranda tecessüsten imal edildiğini görebilir. Başlangıçta böyle değilse bile bugün böyle!</p>

<p color="dimmed">Neredeyse herkes herkesin hayatının, insanlığının, kulluğunun, namusunun, ahlakının casusu, savcısı, hafiyesi, teşrifatçısı, muhbiri olmuş durumda. Vahy-i İlahi ve Sünnet-i Resul ile men edilmiş bir ifşa hareketi o sosyal mecralarda çoğu zaman ilgi görüyor, takip ediliyor, reyting getiriyor diye çarşaf çarşaf ortaya seriliyor. Bir başkasının örtülmesi, perdelenmesi, sakınılması gereken halleri çoğu zaman karşılıklı olarak ve adeta haz alınarak aşikâr ediliyor. Müslüman olma iddiası taşıyan ve o mecralara intibak gayretindeki kişilerin çoğu zaman böylesi ifşa ve yargılama hareketlerinden kendilerini beri tutacak iradeyi gösteremiyor ve hatta zamanla bu hassasiyeti tamamen kaybediyor oluşları burada asıl üstünde durmamız gereken şey olmalı.</p>

<p color="dimmed">“Müslüman, ayıp açmak ve onu teşhir edip âleme rüsva etmek için midir; yoksa Settâr-ı uyûb (ayıpları, kusurları örten) olan Hazreti Allah’ın (cc), ayıplarımızı her an örttüğü gibi bizim de ayıpları örtmemiz lazım gelmez mi?” buyurmuş Mehmet Zahit Kotku (ks) hazretleri, ‘Tevhid’ kitabında.</p>

<p color="dimmed">Baş döndürücü değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir zamanda ayağımızı hakikat toprağına basmamız zarureti var. Vazgeçtiğimiz, gözden çıkardığımız, taviz olarak verdiğimiz her değer bizi hakikatten koparıyor. Kötüyle, kötülükle iştigal alışkanlık haline geldiğinde bu meşguliyetin bizi adım adım ele geçirmemesine imkân yok. Allah’ın (cc) ve Resulünün (sav) gösterdiği dosdoğru istikametin tam tersine yürümek demek bu, varacağı yer de belli!</p>

<p color="dimmed">Nasıl, vaaz gibi oldu değil mi bu yazı! Evet, bana da öyle geldi. Yaşamak için emrolunduğumuz hayatın kadim kaideleri kulağımıza vaaz ifadeleri gibi geliyor artık. Neyse ki hiç seküler değiliz biz; söylenen hiçbir söz bize söylenmiyor ve günahlar da hep başkalarının günahları!</p>

<p color="dimmed"><i>Gökhan Özcan, Yeni Şafak</i></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tecessus-zehirdir-zehirlidir</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/tecessus-zehirdir-golgelerdeki-goz-1.jpg" type="image/jpeg" length="22070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada yapay zekâ kaynaklı ekonomik çöküş tehlikesi: Trilyonlarca dolarlık balon patlayabilir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dunyada-yapay-zeka-kaynakli-ekonomik-cokus-tehlikesi-trilyonlarca-dolarlik-balon-patlayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dunyada-yapay-zeka-kaynakli-ekonomik-cokus-tehlikesi-trilyonlarca-dolarlik-balon-patlayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya ekonomisi, giderek büyüyen yeni bir finansal kriz tehlikesiyle karşı karşıya. Yapay zekâya yapılan trilyonlarca dolarlık yatırımların beklenen kazancı sağlayamaması, teknoloji şirketlerinin borçlarını ödeyememesi ve devletlerin artan borç yükü, küresel piyasalarda büyük bir çöküş ihtimalini gündeme taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük teknoloji şirketleri, yapay zekâ yarışında öne geçmek için devasa veri merkezleri kuruyor, gelişmiş işlemciler satın alıyor ve milyarlarca dolar harcıyor. Ancak yapılan yatırımlar henüz beklenen kazancı sağlamıyor. Şirketler daha fazla borçlanırken bu borçların nasıl ödeneceği sorusu büyüyor.</p>

<p>2026 yılında yapay zekâ yatırımları için sağlanan borç finansmanının 570 milyar dolara ulaşabileceği hesaplanıyor. Alphabet, Amazon, Microsoft ve Meta'nın yalnızca bu yıl yapacağı yatırımların toplamının 700 milyar doları bulması, teknoloji devlerinin yıllık harcamalarının ise 2027'de 1 trilyon doları aşması bekleniyor.</p>

<h2><strong>Teknoloji devlerinin görünmeyen borçları</strong></h2>

<p>Amazon, Microsoft, Alphabet, Oracle, Meta ve SpaceX'in 2025-2030 dönemindeki yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarının 7 trilyon doları aşabileceği öngörülüyor. Üstelik bu harcamaların bir kısmı, şirketlerin bilançolarında doğrudan görünmeyen borçlanma anlaşmalarıyla karşılanıyor.</p>

<p>Tehlike de burada büyüyor. Şirketler bekledikleri parayı kazanamaz ve borçlarını ödeyemezse, onlara kredi veren bankalar ve yatırım fonları da zarar görebilir. Böylece teknoloji sektöründe başlayan sıkıntı bütün finans sistemine yayılabilir.</p>

<h2><strong>Devletler de borç batağında</strong></h2>

<p>ABD ve Avrupa ülkelerinde kamu borçları büyürken devletlerin borçlanmak için ödediği faizler de yükseliyor. Devletler bütçelerinden daha fazla parayı faiz ödemelerine ayırmak zorunda kalıyor. Bu durum hem kamu harcamalarını hem de şirketlerin yatırım imkânlarını daraltıyor.</p>

<p>Yapay zekâ sektöründe yaşanabilecek bir çöküşün, zaten ağır borç yükü altında bulunan devletleri ve bankaları da sarsmasından endişe ediliyor. Böyle bir krizin etkileri işsizlik, hayat pahalılığı ve ekonomik durgunluk olarak halka yansıyabilir.</p>

<h2><strong>20 trilyon dolarlık kayıp tehlikesi</strong></h2>

<p>Yapay zekâ yatırımlarındaki balonun patlaması durumunda dünya borsalarında yaklaşık 20 trilyon dolarlık değer kaybı yaşanabileceği hesaplanıyor. Yapay zekâ bağlantılı borçlardan doğabilecek zararların ise 125 ila 190 milyar dolara ulaşabileceği değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>2008 krizinden daha büyük bir sarsıntı mı geliyor?</strong></h2>

<p>Yapay zekânın 2027 veya 2028'de patlayabileceği ve 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en ağır piyasa sarsıntılarından birinin yaşanabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Ortaya çıkan durum, dünya ekonomisinin giderek daha fazla borç ve henüz gerçekleşmemiş kazanç beklentileri üzerine kurulduğunu gösteriyor. Teknoloji şirketleri gelecekte kazanmayı umdukları paraları bugünden harcarken devletler de büyüyen borçlarını çevirmeye çalışıyor. Bu beklentilerin boşa çıkması hâlinde faturanın yalnızca şirketlere ve yatırımcılara değil, işini kaybeden, geçim sıkıntısı yaşayan ve ekonomik krizin yükünü taşıyan milyonlarca insana kesilmesi tehlikesi büyüyor.</p>

<h3><strong>Kaynaklar</strong></h3>

<p>1. Abdullah Çiftçi (23 Ekim 2026): Ne Geliyor? İngiltere Halka Acil Durum Çağrısı Yaptı! — Video.</p>

<p>2. IMF (13 Ekim 2026): Küresel Finansal İstikrar Raporu — Yapay zekâ ve borç krizi uyarıları.</p>

<p>3. Reuters / S&amp;P Global (19 Ekim 2026): Teknoloji devlerinin yapay zekâ yatırımları ve borçları — 7 trilyon dolarlık yatırım riski.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dunyada-yapay-zeka-kaynakli-ekonomik-cokus-tehlikesi-trilyonlarca-dolarlik-balon-patlayabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/yapay-zeka-cokus.jpeg" type="image/jpeg" length="96240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda sapkınlık aklama merkezi kuruluyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/istanbul-barosunda-sapkinlik-aklama-merkezi-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/istanbul-barosunda-sapkinlik-aklama-merkezi-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda, toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunu ve ahlaki değerleri hedef alan bir karara imza atıldı. Genel Kurul’da sunulan önergenin oy çokluğuyla kabul edilmesiyle birlikte “LGBT Hakları Merkezi” kurulması kararlaştırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hukukun ve adaletin temsili iddiasındaki bir kurumun, toplumun dini ve milli değerleriyle bağdaşmayan vesapkın anlayışlara resmi bir zırh kazandırma çabası kamuoyunda tepkiyle karşılandı.</p>

<h2><strong>Hukuk bu mudur?</strong></h2>

<p>Adaletin tesisi ve toplum huzurunun sağlanması için var olması gereken hukuk kurumu, bugün ne idüğü belirsiz dayatmaların meşrulaştırılma alanına dönüştürülmek isteniyor. Aleyhindeki tüm itirazlara rağmen kabul edilen bu kararla birlikte soruyoruz: Hukuk bu mudur? Barolar, toplumun ahlak surlarında gedik açan anlayışların, sapkınlıkların savunulduğu ve "hak" adı altında normalleştirildiği mecralar mıdır?</p>

<p>Tüm avukatların ve nihayetinde milletin imkânlarıyla ayakta duran bir kamu kurumu niteliğindeki baronun, bütçesini ve imkânlarını toplum yapısını bozan faaliyetlere tahsis ediliyor. Vatandaşın ödediği vergiler ve avukatların aidatları, sapkınlıkların propaganda edilmesine ve bunların davalarına harcanacak.</p>

<h2><strong>Ahlaktan yoksun bir hukuk olabilir mi?</strong></h2>

<p>Köklerini toplumun vicdanından, ahlakından ve kadim değerlerinden alan hukuk, ahlaktan yalıtılmış, toplumun manevi değerlerine savaş açmış bir adalet anlayışına dönüştürülüyor. Hukukun içinde ahlak bulunmayacaksa buna nasıl hukuk denilebiliyor? Hukuk, başlı başına ahlakın ve faziletin muhafazasını esas almıyor mu? Şahsi ve marjinal ajandalar uğruna açıkça ahlaksızlığın savunulması, hukuk kavramının içini boşaltıyor ve adalete ağır bir darbe indiriyor.</p>

<p>Baran Dergisi</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/istanbul-barosunda-sapkinlik-aklama-merkezi-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/lgbt-baro.jpeg" type="image/jpeg" length="71708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eğer bir tarzınız yoksa ideal bir norm da oluşturamazsınız]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/eger-bir-tarziniz-yoksa-ideal-bir-norm-da-olusturamazsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/eger-bir-tarziniz-yoksa-ideal-bir-norm-da-olusturamazsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Allah güzeldir, güzeli sever.” ölçüsünden telmihen söylersek, hayatı estetiğin içinden yaşamanın ve bir şeyi güzelleştirmenin tek yolu onu sevmektir. Gerçekten sevebilmek için de yüce olanı tanımanız, güzelle hemhâl olmanız gerekir. Bu da bir eğitim, şuur ve kültür meselesidir… Hayatın tüm alanlarıyla estetik bir bağ kurmayı, üslup sahibi olmayı, anlamayı gerektirir… Güçlü üslup güçlü ifadedir, eğiticidir. Eğer bir tarzınız yoksa, ideal bir norm da oluşturamazsınız...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mevlüt Koç: “Allah güzeldir, güzeli sever.” ölçüsünden telmihen söylersek, hayatı estetiğin içinden yaşamanın ve bir şeyi güzelleştirmenin tek yolu onu sevmektir. Gerçekten sevebilmek için de yüce olanı tanımanız, güzelle hemhâl olmanız gerekir. Bu da bir eğitim, şuur ve kültür meselesidir… Hayatın tüm alanlarıyla estetik bir bağ kurmayı, üslup sahibi olmayı, anlamayı gerektirir… Güçlü üslup güçlü ifadedir, eğiticidir. Eğer bir tarzınız yoksa, ideal bir norm da oluşturamazsınız; formdan, düşünceye ve tutkuya yürüyemezsiniz. Anlamak ise başlı başına bütünlüklü ve derin bir “okuma”, muradı kestirme, hâl dilinden anlama meselesidir, öncelikle de bilgi ve hakikat mefhumlarıyla alâkalıdır. Bilgi her zaman hem bir tecrübe hem de bir zihnî dönüşümdür. Hakikat ise cüz’î değil, Küllî Akıl’ın emrindedir. Dolayısıyla hakikatleri bulundukları hâl üzere bilme becerimiz, Küllî Akıl’a ait melekelere ünsiyet kesb edebildiğimiz kadardır. Aksi taktirde, eşyadaki sır sonsuza kadar saklı kalacak, eşyada bizi ikaz eden işareti görmek gibi bir şansımız olmayacaktır.</p>

<p>Yazının tamamı için <strong><a href="https://www.barandergisi.net/insandan-murad-gercek-insandir"><span style="color:#c0392b">TIKLAYINIZ</span></a></strong></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/eger-bir-tarziniz-yoksa-ideal-bir-norm-da-olusturamazsiniz</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/estetik-norm-form.png" type="image/jpeg" length="99987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Necip Fazıl, tarihi kurtaran adamdır]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/necip-fazil-tarihi-kurtaran-adamdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-tarihi-kurtaran-adamdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek, resmî tarih anlayışının çarpıttığı ve unutturmaya çalıştığı tarihî şahsiyetleri, hadiseleri ve milletin manevî mirasını müdafaa etti. Şiirleri, eserleri ve Büyük Doğu mücadelesiyle nesillerin tarih ve inanç şuurunu yeniden kazanmasında öncü rol oynadı. Sosyolog Ergün Yıldırım’ın 3 Haziran 2023’te kaleme aldığı bu yazıyı, önemine binaen iktibas ediyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vefatının üzerinde kırk yıl geçti. Türkiye'nin büyük şairi ve büyük mücadele adamı. Renkli, hareketli, kabına sığmayan, hep yazan ve yayınlayan, mücadele adamı bir şahsiyet. Türkiye'nin neredeyse yüzyılını Necip Fazıl Kısakürek üzerinden okumak mümkün. Şiir, piyes, modernleşme, darbe, yasak, din, aydın, komünizm, milliyetçilik, İslamcılık, dernekler, dergiler, kitaplar, partiler... Bütün bunlar Necip Fazılın hayatında çeşitli veçheleriyle yansır. Kısakürek, yakın düşünce ve mücadele tarihimizi üzerinde taşıyan bir aydındır, şairdir.</p>

<p></p>

<p>Necip Fazıl Kısakürek aydın, şair ve mücadele kimliğiyle öne çıkan bir şahsiyet. Kaldırımlar şairidir, Sakarya Türküsünün şairidir. Şiir, onun için insanı ayağa kaldıran ve mücadeleye koşturan bir dil ve ruh. Sakarya Türküsü şiirinde Sakarya, bir nehrin çok ötesinde. Tarihtir, inançtır, hayattır, coşkunluktur, ayağa kalkmaktır. Neden ayağa kalmaktır? Kime karşı? Kendi millet, tarih ve inanç varlığını inkâra kalkışan zihniyete karşı. İslam'ın tarih ve düşüncesine beton döken pratiklere karşı. Şiiri de bunun ruhunu veren ve millet bilincinin tarihiyle yeniden buluşmasını kolaylaştıran dildir.</p>

<p></p>

<p>Kısakürek, şair ruhuyla reddedilen mirasa yeniden nefes verir. Reşahat, Altın Silsile, İbrahim Ethem gibi çalışmalar bunu anlatır. İnkâr edilen kültürün, mirasın ve inancın kapısını tasavvuf ve şiir üzerinden açar. Batıcılıkla bilinci körleştirilen insanı, milletin kolektif hafızasıyla buluşturur.</p>

<p></p>

<p>Necip Fazıl, tarihi kurtaran adamdır! Burada bahsettiğimiz konu nesnel tarih değildir. Zaten meslekten bir tarihçi şahsiyet ve uzman olarak da kendisini sunmaz. Böyle bir iddiası yoktur. Arşive girip belgelerle çalışmaz. Fakat tarihle kurduğumuz sakat tutuma ve resmi tarih anlayışına karşı özgürleştirici bir tutum geliştirir. Müslümanların ve Türklerin çarpıtılan ve inkâr edilen tarihini savunmayı göze alır. "Vahidüddin: Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin", "Cenneti mekân Sultan Abdülhamit Han", "Son Devrin Din Mazlumları" bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Vahdettin'i "hain", Abdülhamit Han'ı "kızıl sultan" diye damgalayan bir tarih bilincini ters yüz eder. Bunun yerine onları "vatan dostu" ve "cennet mekân" olarak imgeler. Egemenlerin imgeleriyle savaşır. Şeyh Said'den İskilipli Atıf Efendiye, Seyit Rıza'dan Erbilli Esat Efendiye kadar tek parti CHP rejiminin gadrine uğrayan şahsiyetlere "mazlumlar" adını verir. Onlara yapılan zulümleri ifşa eder.</p>

<p></p>

<p>Piyesler yazar. Bir Adam Yaratmak piyesi, önemli bir felsefi düşünceyi edebiyat ile anlatır. Tek parti modernleşmesinin pozitivizmi ve materyalizmi din diye pazarladığı zamanlarda haykıran bir derin sessizliktir. İnsanı ve dünyayı aşan, ama insan ve dünyayı derinden etkileyen metafiziğin kudretine dikkat çeker. Sosyolojik ve tarihsel kaderin üzerinde yer alan mutlak kaderin işleyen ruhunu anlatır.</p>

<p></p>

<p>Dergiler, yazılar ve yayınlarla geçen uzun ömürdür Necip Fazıl. Büyük Doğu Dergisi'ni 1943'ten 1978'e kadar yayınlar. Tam 512 sayı. Bu kadar uzun süreli bir dergi yayınlamak kolay değildir. Onu bu "devamlılık" içinde tutan düşünce ve mücadelesine olan inancıdır. Kapatmalar, sürgünler, hapisler onu yolundan vazgeçirmez. Yapıştırılan damga etkileyicidir: "Padişahlık Propagandası yapmak ve Türklüğe Hakaret". Türkleri, yeniden kolektif hafızalarıyla barıştırmaya ve buluşturmaya kendisini adayan bir aydın, "Türklüğe hakaret" diye damgalanıyor. Fakat Kısakürek, kudretli bir öznedir. Ne hapisler, ne sürgünler, ne de damgalamalar onu yıldırır. Edebiyatçılığını, münevverliğini ve mücadelesini azimle sürdürür. Gençliğe Hitabe'sinde haykırdığı özne kendisidir:</p>

<p></p>

<p>""kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik..."</p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/necip-fazil-tarihi-kurtaran-adamdir</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/necip-fazil-5.webp" type="image/jpeg" length="42701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Topkapı Sarayı’nda 10 bin 500 tarihî eser ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/topkapi-sarayinda-10-bin-500-tarihi-eser-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/topkapi-sarayinda-10-bin-500-tarihi-eser-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Topkapı Sarayı’nda restorasyonu tamamlanan Darphane-i Amire Külliyesi, 10 bin 500 tarihî eserle ziyarete açıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Osmanlı mirasının yağmalandığını, nadide el yazmalarının yabancılara satıldığını, tarihî camilerin ambar ve ahıra çevrildiğini hatırlatarak milletin tarihî ve manevî değerlerini hedef alan kimliksizleştirme siyasetine dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda bulunan Darphane-i Amire Külliyesi, kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ziyarete açıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törende, 17 bin metrekarelik alanda yer alan 7 yapı ve 46 salonun 5 ayrı müzeye dönüştürüldüğü açıklandı. Sarayın diğer bölümlerinde sergilenen 7 bin 500 eserle birlikte ziyaretçilere sunulan toplam eser sayısı 18 bine ulaştı.</p>

<p></p>

<p>Yeni açılan müzelerde Osmanlı'nın ilmî, kültürel ve askerî mirasına ait kıymetli koleksiyonlar yer alıyor. Hüsn-i Hat Eserleri Müzesi’nde, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman ve Ahmet Karahisari gibi büyük hattatların eserleriyle birlikte daha önce depolarda muhafaza edilen 2 binden fazla hat eseri ilk kez sergileniyor. Harita Müzesi’nde yaklaşık 200 tarihî harita, Esliha-i Hümayun Müzesi’nde Fatih Sultan Mehmed’in kılıcı ve zırhlı gömleği dâhil 2 bin 500'den fazla askerî eser bulunuyor. Darphane ve Endüstri Araçları Müzesi ile Saray Porselenleri Müzesi de ziyaretçilere açılırken 800 binden fazla yazılı ve görsel kaynağı barındıran Millî Saraylar Araştırma Merkezi araştırmacıların hizmetine sunuldu.</p>

<p></p>

<p>Açılışta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı mirasının geçmişte maruz kaldığı tahribata dikkat çekti. Yıldız Sarayı’nın bir dönem gazino ve kumarhane olarak kullanıldığını, nadide el yazmalarının yabancılara satıldığını ve tarihî camilerin ambar ve ahıra çevrildiğini hatırlatan Erdoğan, bu uygulamaları milletin tarihî ve manevî değerlerinden koparılmasına yönelik bir kimliksizleştirme siyaseti olarak değerlendirdi. Erdoğan ayrıca restorasyonu süren Edirne Sarayı’nın 2027 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini açıkladı.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/topkapi-sarayinda-10-bin-500-tarihi-eser-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/2026-10-25-11-43-21.webp" type="image/jpeg" length="67977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehadetinin yıl dönümünde Sultan Alparslan'ı rahmetle yad ediyoruz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sehadetinin-yil-donumunde-sultan-alparslani-rahmetle-yad-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sehadetinin-yil-donumunde-sultan-alparslani-rahmetle-yad-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sehadetinin-yil-donumunde-sultan-alparslani-rahmetle-yad-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/alparslan-1.png" type="image/jpeg" length="80422"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Niçin, niçin, niçin?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nicin-nicin-nicin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nicin-nicin-nicin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir memleketin hakikî sahiplerini, kendi öz ruh kökünden utandırmaya ve bu ruh kökünün hükümleri üstünde söz söylemeyi suç saymaya kadar giden bir ölçü, eğer o memlekete dışarıdan musallat bir işgal rejimine ait değilse, hangi idare şekline bağlanabilir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslâm ve Şeriat mefhumlarından niçin korkuyorsunuz? Siz, küfür rahipleri! İslâm ve Şeriat mefhumlarını, niçin tarafımızdan karşılığı olan bir fikir meselesi olarak değil de, çocukların, izahsız ve cevapsız umacı ruhiyatı içinde görüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p>Bizim bu mevzuda söyleyeceğimiz ve dünya çapında izahına girişeceğimiz sözümüz var da, sizin verebileceğiniz cevap niçin yok? Yoksa bu iki mefhum, sizce, ananızı ve babanızı öldürmüş ve ocağınıza incir dikmiş iki kaatilin ismi midir?</p>

<p></p>

<p>Bu halinize sebep, İslâm ve Şeriat mefhumlarını, bir zamanlar, bizzat İslâm ve Şeriate zıt anlayışla temsil edenlerin sebep oldukları felâketler ve kötü misallerse, sizden evvel dinin mahkûm ettiği ve edeceği o sakîm zihniyeti suçlu bulacağınıza, niçin İslâm ve Şeriati suçlu buluyorsunuz?</p>

<p></p>

<p>Bütün kanunlarınız ve ölçüleriniz hakkında isteyen, kendi şahsî mide gurultusunu bile esas tutarak bir kıymet hükmü koyabilirken, niçin sadece İslâm ve Şeriat böyle bir hak ve selâhiyetten memnû tutuluyor?</p>

<p></p>

<p>Sâf ve hakikî kanun anlayışında; İslâmı medhetmekle, temel devlet nizamlarının onunla değiştirilmesini istemek arasında, eve girmesi yasak edilmiş bir kadının “içeriye girsin” demeksizin güzelliğini ve doğruluğunu övmek gibi, biri fiille teşvik ve öbürü sadece tefekkür ve tasavvur plânında tecelli gibi muazzam bir fark varken bu mevzuda “gık!” diyenin 163 numaralı torpile çarptırılışındaki facia nedir? Yasak olan, fiilî teşvik veya fiile teşvik halinde Müslümanlık mıdır? Eğer Müslümanlık yasak değilse; bir mü’minin kendi dâvasını “kanunlarınızı buna uydurun!” demeden savunmasından daha tabiî ne olabilir?</p>

<p></p>

<p>Bu toprağın sahipleri, üzerinde dolaşan 33 milyon insanı mı, onu idare eden 3300 kişi mi, yoksa altında yatan 3 milyar 300 milyon Türk mü?</p>

<p></p>

<p>Bir memleketin hakikî sahiplerini, kendi öz ruh kökünden utandırmaya ve bu ruh kökünün hükümleri üstünde söz söylemeyi suç saymaya kadar giden bir ölçü, eğer o memlekete dışarıdan musallat bir işgal rejimine ait değilse, hangi idare şekline bağlanabilir? Hele demokrasya iddiası güdülen bir âlemde, Firavunlar asrının bile tanımadığı bu hürriyetsizlik havası; ve söz, tebliğ ve telkin hürriyetini tahdit edici şekiller, ne demektir? Şapkasının biçiminden potininin bağına kadar taklit ettiğiniz Amerika’da Protestanlığın ağzına böyle bir gem vurulsa, yahut vurulacağı ihtimalinden bahsedilse, yahut da böyle bir mevzu açılıp açılamıyacağı sorulsa, acaba ne olur?</p>

<p></p>

<p>Sizin, ey ilericiler, kanunlarınız ve ölçülerinizle cihan demokrasyasında vaziyetiniz, hiçbir fikir hakkını kanun dışı saymayan bu âlemde doğrudan doğruya kanun dışı sayılmanız olabilir!</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Biz, sağ, sol, bu tâbirlerden hiçbir şey anlamayız. Biz sade ve elhamdülillâh Müslümanız. Bu defa da küfür adına çalışan ruhundaki erimez nasır bakımından, asıl takibi gereken yobaz sizsiniz! Siz, dini anlamamak ve nefsine uydurmak bakımından isimlendirdiğimiz dünün yobazı karşılık, onun tersi ve aksülâmeli olan, halis ve mükemmel küfür yobazlarısınız! Ve elinizde demokrasya, iğneli fıçıda oturttuğunuz milletin, “Egemenlik Ulusundur” levhası altında, içinden kan ağlama ve dışarıya karşı gülümseme ve mutlu görünme işkencesinden başka bir şey olmamıştır.</p>

<p>Necip Fazıl, İdeolocya Örgüsü</p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nicin-nicin-nicin</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/01/necip-fzilin-hikayeciligi.webp" type="image/jpeg" length="42492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Sigorta'dan Diyanet Vakfı’na fon dosyası: 114 tutuklu, açıklanmayan rakamlar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiye-sigortadan-diyanet-vakfina-fon-dosyasi-114-tutuklu-aciklanmayan-rakamlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiye-sigortadan-diyanet-vakfina-fon-dosyasi-114-tutuklu-aciklanmayan-rakamlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[114 kişinin tutuklandığı fon soruşturmasında Türkiye Sigorta’nın eski Genel Müdürü Taha Çakmak da rüşvet suçlamasıyla tutuklandı. Diyanet Vakfı’nın da bir katılım fonuna yatırım yaptığı ortaya çıktı. Ancak kamu kaynaklarından fonlara aktarılan paranın miktarı hâlâ açıklanmadı. Milyarlarca liranın söz konusu olduğu dosyada asıl soru şu: Kim, ne kadar parayı, kimin menfaatine kullandı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 114'e çıktı. Soruşturmada 351 gerçek ve 102 tüzel kişinin hesapları donduruldu, mal varlıklarına tedbir konuldu. Tablo büyük, ama dosyanın kamuoyuna anlatılan hali hâlâ eksik.  </p>

<p></p>

<p>Soruşturmanın merkezinde Tera grubu var. SPK 17 Eylül'de yedi portföy şirketinin 131 fonunu tasfiyeye aldı. Kurul, Tera ve Pusula yönetimindeki 48 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. MASAK raporuna göre Tera Fon, TEFAS'a açılmadan önce yalnızca 11 yatırımcıya sahipti ve payın yüzde 99,38'i iki Tera şirketindeydi. Yani fon, halka açılmadan önce fiilen grubun kendi havuzuydu. Diyanet Vakfı'nın da parasını bir katılım fonuna yatırdığı ortaya çıktı. </p>

<p></p>

<p>Kamu kaynağı açısından en kritik isim, 24 Ekim'de tutuklanan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'in eski Genel Müdürü Taha Çakmak. Başsavcılığın bilgi notuna göre kendisine, Türkiye Sigorta mevduatlarını yüksek hacimle Tera fonlarına aktararak kâr elde etmek, Tera hisselerinde kişisel alım yapmak ve fona yatırım karşılığı 1 milyon dolar elden almak suçlamaları yöneltiliyor. Dolar iddiası, 21 Ekim'de alınan beyanlara dayanıyor. </p>

<p></p>

<p>Savcılık bir rakamı açıkladı, ama diğerini açıklamadı. Bilgi notunda Tera'ya aktarılan mevduatın toplamı yok. Çakmak'ın adı soruşturmada ilk kez Tera fonlarındaki 100 milyon liralık yatırımla geçmişti. Bu tutar, yatırılan paranın tamamı mı, yoksa fonlarda kalan kısmı mı? Türkiye Sigorta'nın fonlardaki varlığı 30 Haziran itibarıyla yaklaşık 35 milyar lira. Bunun ne kadarının Tera'ya gittiği belli değil. "Yüksek hacim" ifadesi bir rakam yerine geçmiyor.  </p>

<p></p>

<p>Rüşvet iddiasının ağırlığı bu rakama bağlı. Mevduat tutarı açıklanmadan 1 milyon doların neye karşılık geldiği de tartışılamıyor. Yeni Şafak'ın haberine göre Çakmak'ın bir miktar parayı TMSF'nin gönüllü iade hesabına yatırdığı bilgisi de dosyanın ilerleyen aşamalarında netleşmesi gereken başlıklardan biri.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiye-sigortadan-diyanet-vakfina-fon-dosyasi-114-tutuklu-aciklanmayan-rakamlar</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/1000386205.png" type="image/jpeg" length="50320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'den Filistinli esirlere elektroşok silahlı işkence]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-filistinli-esirlere-elektrosok-silahli-iskence</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-filistinli-esirlere-elektrosok-silahli-iskence" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in gözaltında tuttuğu Filistinlilere işkence yapmak amacıyla ABD merkezli 'Axon Enterprise' şirketinin ürettiği elektroşok silahlarını kullandığı ortaya kondu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiliz "The Guardian" gazetesi ile "Arap Araştırmacı Gazeteciler Birliği (ARIJ)" tarafından yürütülen ortak araştırmada, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilerin ABD yapımı "Taser" marka elektroşok silahlarıyla işkenceye maruz kaldığına ilişkin tanıklıklara ve bulgulara yer verildi.</p>

<p>Araştırmada, Filistinli esirlere yönelik işkencede kullanıldığına ilişkin bulgulara rağmen ABD'li Axon Enterprise şirketinin İsrail'e elektroşok silahları ve bunların parçalarını tedarik etmeyi sürdürdüğü belirtildi.</p>

<p>Gazeteye konuşan ve İsrail'in evine düzenlediği füze saldırısının ardından ayakları kesilen 43 yaşındaki Filistinli Essa, İsrail askerleri tarafından gözaltında tutulduğu sırada darbedildiğini ve elektroşok silahıyla işkence gördüğünü anlattı.</p>

<p>Essa, Ocak 2024'te Cibaliya Mülteci Kampı'nda gözaltına alındı.</p>

<p>İsrail'in Ofer Hapishanesi'nde tutulan Essa, Ekim 2025'te serbest bırakıldı.</p>

<p>Essa'nın vücudunda elektroşok nedeniyle oluştuğu değerlendirilen izlerin halen görülebildiği belirtildi.</p>

<p>Uluslararası İşkence Mağdurları Rehabilitasyon Konseyi, vücudundaki izlerin birbirine yakın olmasının, Essa'nın sıkıca bağlanmış halde tekrar tekrar elektrik şokuna maruz bırakıldığına işaret ettiğini bildirdi.</p>

<p>Araştırma kapsamında görüşülen ve serbest bırakılan 3 Filistinli daha, 2024-2025 döneminde İsrail'in gözaltı merkezlerinde Axon Enterprise tarafından üretilen elektroşok silahlarıyla işkence gördüklerini anlattı.</p>

<p>Filistinli esirlerden biri, gözaltında tutulduğu sırada üzerine su döküldükten sonra elektroşok silahıyla işkence gördüğünü belirterek, halen ciddi görme bozukluğu, kasılmalar ve tekrarlayan bayılma nöbetleri yaşadığını ifade etti.</p>

<h2><strong>İSRAİL HAPİSHANELERİNDE ELEKTROŞOK SİLAHLARI KULLANILDIĞINA İLİŞKİN BULGULAR</strong></h2>

<p>Gazetenin araştırmasında, İsrail Cezaevi İdaresinin son bir yılda yayımladığı iki videoda, Axon Enterprise tarafından üretilen Taser marka elektroşok silahlarına benzeyen cihazların görüldüğü ortaya kondu.</p>

<p>Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komitesi'nin Kasım 2025'te İsrail'in gözaltı merkezlerinde elektrik şoku kullanımı dahil işkence ve kötü muameleye ilişkin suçlamaları ele aldığı hatırlatıldı.</p>

<p>Komitenin, 7 Ekim 2023'ten bu yana Filistinli esirlere yönelik işkence ve kötü muamelenin ciddi şekilde arttığına dikkati çektiği aktarıldı.</p>

<p>Filistin Esirler Cemiyeti yetkilisi Amani Al-Sarhanah da Filistinli esirlere yönelik elektroşok uygulamasının kullanılan çok sayıda işkence yönteminden yalnızca biri olabileceğini belirtti.</p>

<p>Londra merkezli Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) ise elektroşok silahlarının insan hakları açısından taşıdığı risklere dikkati çekerek bu tür ekipmanların uluslararası ticaretinin daha sıkı denetlenmesi çağrısında bulundu.</p>

<h2><strong>ABD'Lİ ŞİRKETİN İSRAİL'E SİLAH TEDARİKİNİ SÜRDÜRDÜĞÜ BELİRTİLDİ</strong></h2>

<p>Araştırmada, ayrıca insan hakları ihlallerine ilişkin endişelere rağmen Axon Enterprise şirketinin İsrailli kuruluşlarla elektroşok silahları veya bunların aksesuarlarının tedarikine yönelik sözleşmeler yapmayı sürdürdüğüne işaret edildi.</p>

<p>Axon'un Haziran 2025'te İsrail'de düzenlenen bir konferansta elektroşok silahlarının yeni modellerini İsrailli güvenlik kurumlarına tanıttığı belirtildi.</p>

<p>İsrail ordusu sözcüsü ise The Guardian'a yaptığı açıklamada, gözaltındaki kişilere kötü muamelenin kesinlikle yasak olduğunu savundu.</p>

<p>The Guardian, konuya ilişkin görüş almak üzere Axon Enterprise ile İsrail Cezaevi İdaresine başvurdu.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-filistinli-esirlere-elektrosok-silahli-iskence</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/israil-cezaevi.webp" type="image/jpeg" length="43252"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mukaddesata alenen saygısızlık: Sahabe kabirlerinin dibinde piyango ve tuvalet]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mukaddesata-alenen-saygisizlik-sahabe-kabirlerinin-dibinde-piyango-ve-tuvalet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mukaddesata-alenen-saygisizlik-sahabe-kabirlerinin-dibinde-piyango-ve-tuvalet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da Sahabe kabirlerinin yanı başında sergilenen bu rezalet, yetkililerin duyarsızlığını ve şuuraltı çürümeyi bir kez daha gözler önüne seriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sahabe Efendilerimizin kabir ve türbelerinin bulunduğu mukaddes mekânlar, ciddi bir hürmetsizlik ve idari aymazlıkla karşı karşıya.</p>

<p>Şehrin manevi tapusu hükmündeki beldelerin hemen yanı başında, bir yanda haram kazancın kapısı olan piyango bayii, diğer yanda ise son olarak açılan umumi tuvalet yer alıyor. Mevcut rezalet, sadece bir çevre düzenlemesi fiyaskosu değil; köksüzlüğün ve şuur kaybının somut bir tezahürüdür.</p>

<h2><strong>Belediyeler ve Valilik Bu Aymazlığa Ne Zaman Dur Diyecek?</strong></h2>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve İstanbul Valiliği bu rezaleti görmüyor mu? Şehrin tarihi ve manevi kimliğini korumakla mükellef olan makamlar hangi uykuda?</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mukaddesata-alenen-saygisizlik-sahabe-kabirlerinin-dibinde-piyango-ve-tuvalet</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/sahabe-kabir.jpg" type="image/jpeg" length="61598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: 1945’te “barış” vaadiyle kurulan Domuzlar Diktatöryası 81 yaşında!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-1945te-baris-vaadiyle-kurulan-domuzlar-diktatoryasi-81-yasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-1945te-baris-vaadiyle-kurulan-domuzlar-diktatoryasi-81-yasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[24 Ekim 1945’te dünya barışını korumak ve savaşları önlemek iddiasıyla kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 81 yıldır büyük güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir düzenin merkezinde yer alıyor. Salih Mirzabeyoğlu’nun “Domuzlar Diktatöryası” olarak nitelendirdiği bu yapı, beş daimi üyenin veto imtiyazıyla dünya milletlerinin iradesini hiçe sayarken Bosna’dan Irak’a, Afganistan’dan Gazze’ye kadar yaşanan katliamlarda emperyalist güçlerin çıkarlarını ve imtiyazlarını koruyan bir mekanizma olarak işledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>İkinci Dünya Savaşı'nın galipleri kendi düzenlerini kurdu</strong></h2>

<p>Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 24 Ekim 1945'te resmen kuruldu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan Milletler Cemiyeti'nin yeni bir dünya savaşını engelleyememesi üzerine ABD, İngiltere, Sovyetler Birliği ve Çin öncülüğünde yeni bir uluslararası teşkilatın temelleri atıldı. 25 Nisan-26 Haziran 1945 tarihleri arasında San Francisco'da yapılan konferansta 50 ülkenin temsilcileri bir araya geldi. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu devletler BM Şartı'nı imzaladı. Teşkilat, barışı korumak, savaşları önlemek, insan haklarını savunmak ve devletler arasında adaleti sağlamak gibi vaatlerle dünya sahnesine çıktı. Ancak kuruluşunda esas alınan düzen, İkinci Dünya Savaşı'nın galibi olan büyük devletlere ayrıcalıklı bir konum tanıdı.</p>

<h2><strong>Beş devletin çıkarları dünya milletlerinin iradesinin üzerinde tutuldu</strong></h2>

<p>BM'nin kuruluşuyla birlikte ABD, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği ve Çin'e Güvenlik Konseyi'nde daimi üyelik ve veto hakkı verildi. Sovyetler Birliği'nin yerini daha sonra Rusya aldı. Böylece dünya milletlerinin kaderini ilgilendiren bağlayıcı kararlar, beş büyük devletin siyasi tercihlerine bağlı hâle getirildi. Bugün 193 ülkenin üye olduğu BM'de, Güvenlik Konseyi'nin esaslı kararları bu beş devletten yalnızca birinin vetosuyla engellenebiliyor.</p>

<p>Bu sistem, sömürgeci devletlerin İkinci Dünya Savaşı sonrasında elde ettikleri üstünlüğü uluslararası hukuk zemininde sürdürmelerine hizmet eden bir mekanizma olarak öne çıkıyor. Kendi çıkarları söz konusu olduğunda uluslararası hukuku ve insan haklarını hatırlatan emperyalist güçler, müttefiklerinin işgalleri ve saldırıları gündeme geldiğinde veto haklarını kullanarak hesap sorulmasını engelleyebiliyor. Barış ve eşitlik vaatleriyle kurulan teşkilatın en temel çelişkisi de burada ortaya çıkıyor.</p>

<h2><strong>Bosna'da Müslümanlar BM'nin güvenli bölgesinde katledildi</strong></h2>

<p>BM'nin gerçek işleyişini ortaya koyan en ağır hadiselerden biri Bosna'da yaşandı. 1993 yılında Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan eden BM, bölgeyi koruma sorumluluğunu üstlenmesine rağmen Temmuz 1995'te 8 binden fazla Boşnak Müslümanın Sırp güçleri tarafından katledilmesine mâni olacak tedbirleri almadı. BM askerlerinin bulunduğu bölgede gerçekleşen soykırım, teşkilatın verdiği güvenlik teminatlarının ne kadar içi boş ve karşılıksız kalabildiğini gösterdi.</p>

<h2><strong>Afganistan ve Irak işgallerinde emperyalist güçler korundu</strong></h2>

<p>2001 yılında ABD öncülüğünde Afganistan'a başlatılan işgal süreci, yıllarca sürecek bir işgale dönüştü. Ardından 2003 yılında ABD ve İngiltere, BM Güvenlik Konseyi'nden işgale açık yetki veren yeni bir karar almadan Irak'a saldırdı. Irak'ta yüz binlerce insanın katledildiği, şehirlerin yıkıldığı ve ülkenin siyasi düzeninin altüst edildiği işgal sürecinde BM, ABD'ye karşı etkili bir yaptırım mekanizması işletemedi. Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan dahi Irak işgalinin BM Şartı'na aykırı olduğunu açıklamasına rağmen Washington'un işgal siyaseti karşısında bağlayıcı bir hesap sorma süreci işletilemedi.</p>

<p>2011 yılında Libya'da ise bambaşka bir uygulama görüldü. BM Güvenlik Konseyi'nin 1973 sayılı kararıyla sivilleri koruma gerekçesi üzerinden askerî müdahaleye izin verildi. NATO'nun saldırıları Muammer Kaddafi yönetiminin devrilmesine uzanan süreci hızlandırdı. İngiltere Parlamentosu Dışişleri Komisyonu'nun 2016 tarihli raporu da sivilleri koruma amacıyla başlayan müdahalenin rejim değiştirme siyasetine dönüştüğünü ortaya koydu.</p>

<h2><strong>Suriye'de büyük güçlerin hesaplaşması belirleyici oldu</strong></h2>

<p>Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş, BM Güvenlik Konseyi'ndeki büyük güç rekabetinin bir başka örneğini oluşturdu. Rusya ve Çin'in vetoları, Suriye yönetimine karşı hazırlanmış çok sayıda kararın kabul edilmesini engelledi. ABD ve Rusya başta olmak üzere yabancı devletlerin askerî müdahaleleriyle Suriye, uluslararası güç mücadelesinin sahasına dönüştü. Milyonlarca insanın yerinden edildiği, yüz binlercesinin öldüğü savaşta BM'nin siyasi karar mekanizması, büyük devletlerin birbirine karşı kullandığı veto ve diplomatik pazarlıkların sınırları içerisinde kaldı.</p>

<h2><strong>Gazze'deki soykırım BM'nin gerçek mahiyetini ortaya serdi</strong></h2>

<p>BM düzeninin sömürgeci güçler lehine nasıl işlediği, terörist İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği soykırım sırasında bir kez daha görüldü. On binlerce Filistinlinin şehit olduğu, hastanelerin, okulların, camilerin ve yerleşim alanlarının hedef alındığı saldırılar boyunca ABD, İsrail'e askerî ve diplomatik desteğini sürdürdü. Washington, Güvenlik Konseyi'nde ateşkes ve insani yardım taleplerini içeren karar tasarılarını defalarca veto etti.</p>

<p>18 Eylül 2025'te yapılan Güvenlik Konseyi toplantısında Gazze'de derhâl ve kalıcı ateşkes sağlanmasını öngören tasarı, 15 üyeden 14'ünün desteğini aldı. Ancak ABD'nin tek başına kullandığı veto, kararın kabul edilmesini engelledi. Böylece dünyanın farklı bölgelerini temsil eden 14 devletin iradesi, işgalci İsrail'in en büyük destekçisi ABD tarafından geçersiz kılındı.</p>

<p>Bu hadise, BM'nin siyasi yapısının hangi menfaatler doğrultusunda işlediğini bütün açıklığıyla gösterdi. Filistinli çocukların, kadınların ve sivillerin katledildiği bir dönemde Güvenlik Konseyi'ndeki veto düzeni, İsrail'in uluslararası baskılardan korunmasına hizmet etti. Dünyanın gözü önünde yaşanan soykırım, barış ve adalet vaatleriyle kurulan teşkilatın büyük devletlerin çıkarları karşısında nasıl etkisizleştirildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Bosna'da Müslümanların katledilmesi, Afganistan ve Irak'ın işgali, Suriye'nin yabancı güçlerin müdahalelerine sahne olması ve Gazze'deki soykırım, BM'nin 81 yıllık geçmişinde büyük devletlerin çıkarları ile mazlum milletlerin hakları arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor.</p>

<p>24 Ekim 1945'te barışı koruma vaadiyle kurulan BM, 81 yıl sonra da sömürgeci devletlerin imtiyazlarını muhafaza eden siyasi yapısını sürdürüyor. Gazze'de yaşananlar ise birkaç büyük devletin iradesini bütün dünya milletlerinin üzerinde tutan bu düzenin kimin çıkarlarına hizmet ettiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-1945te-baris-vaadiyle-kurulan-domuzlar-diktatoryasi-81-yasinda</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/bmkurulus.webp" type="image/jpeg" length="23777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mısır: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile bölgesel gelişmelerde aynı çizgideyiz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/misir-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-ile-bolgesel-gelismelerde-ayni-cizgideyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/misir-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-ile-bolgesel-gelismelerde-ayni-cizgideyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır Dışişleri Bakanlığı, Orta Doğu'daki istikrarsızlıktan duyulan endişeyi dile getirerek Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile bölgesel gelişmelerde ortak bir çizgide olduklarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, Orta Doğu'da artan istikrarsızlıktan duyduğu endişeyi dile getirerek diplomatik istişarelerin genişletilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Kahire, cuma günü İstanbul'da yapılması planlanan toplantıya Avrupa ülkelerinin de katılacağını ve ABD ile İran'ın mutabakat zaptına geri dönmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Mısır, Orta Doğu'da artan gerilim, deniz güvenliği ve bölgesel çatışmaların önlenmesi amacıyla diplomatik koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, perşembe günü Al Arabiya'ya yaptığı açıklamada, bölgedeki istikrarsızlığın giderek daha fazla endişe kaynağı haline geldiğini ifade etti. Kahire yönetimi, özellikle Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliğini ulusal güvenlik ve ekonomik çıkarları açısından kritik görüyor.</p>

<p>Uluslararası deniz taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip olan bu iki su yolu, küresel ticaret güzergahlarının önemli bağlantı noktaları arasında yer alıyor. Mısır, bölgedeki güvenlik risklerinin artmasının deniz ticareti ve ülkenin ekonomik çıkarları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>Mısır ile İran arasında "Yemen" ayrılığı</strong></h2>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire'nin Yemen'deki gelişmeler karşısında kendi tutumuna ilişkin İran'ın değerlendirmelerine katılmadığını da bildirdi. Bu görüş ayrılığı, bölgesel güvenlik ve Yemen'deki çatışmanın geleceği konusunda taraflar arasındaki diplomatik farklılıkları ortaya koyuyor.</p>

<p>Bakanlık ayrıca cuma günü İstanbul'da yapılması planlanan toplantıda istişarelerin Avrupa ülkelerinin katılımıyla genişletileceğini açıkladı.</p>

<p>Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın bölgesel gelişmeler konusunda benzer bir tutum benimsediğini belirtti. Açıklamada, dört ülkenin hangi başlıklarda ortak hareket ettiği konusunda ayrıntı verilmedi.</p>

<h2><strong>ABD ve İran'a mutabakat çağrısı</strong></h2>

<p>Kahire yönetimi, ABD ve İran'a mevcut mutabakat zaptına geri dönmeleri ve bu çerçeveyi daha da geliştirmeleri çağrısında bulundu.</p>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki çatışmaların artış gösterdiğine işaret ederek, “Bölgedeki çatışmalar artıyor. Bu durum, istişarelerin genişletilmesini gerektiriyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açıklama, Orta Doğu'daki gerilimlerin deniz güvenliği ve uluslararası ticaret üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelerin sürdüğü bir dönemde geldi.</p>

<p>Kahire, bölgesel istikrarın korunması için daha geniş kapsamlı diplomatik temasların önemini vurguluyor.</p>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/misir-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-ile-bolgesel-gelismelerde-ayni-cizgideyiz</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/misir-turkiye.jpg" type="image/jpeg" length="54314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan, Ege'de İsrail'den aldığı füzeleri ateşledi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yunanistan-egede-israilden-aldigi-fuzeleri-atesledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yunanistan-egede-israilden-aldigi-fuzeleri-atesledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan ve İsrail deniz kuvvetlerinin, Atina hükümetinin İsrail'den satın aldığı SPIKE NLOS tipi güdümlü füzeler ile eğitim tatbikatı yaptığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan Genelkurmay Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Yunanistan ve İsrail Deniz Kuvvetleri hafta ortasında ortak eğitim tatbikatı gerçekleştirdi.</p>

<p>Girit'in kuzey açıklarında, Yunanistan Genelkurmay Başkanı Dimitrios Hupis ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Eyal Harel'in katılımıyla SPIKE NLOS ve ER tipi güdümlü füzelerle atış talimi yapıldı.</p>

<p>Atışlara, Yunanistan'dan fırkateynler, denizaltılar, hücumbotlar, deniz kuvvetlerine ait helikopterler ve hava kuvvetleri araçları ile İsrail Deniz Kuvvetlerinin güdümlü füzeleri taşıyan iki gemisi katıldı.</p>

<p>Hedef olarak hizmet dışı bırakılmış bir Yunan fırkateyni kullanıldı ve tatbikatın ardından fırkateyn batırıldı.</p>

<p>Tatbikat kapsamında Hupis ve Harel ikili görüşme de gerçekleştirdi. Görüşmede, ikili ilişkiler, denizlerde seyrüsefer serbestisi ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ele alındı. İki taraf, deniz operasyonları, inovasyon ve yeni teknolojiler alanında işbirliğini artırma kararı aldı.</p>

<p>Kaynak: AA</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yunanistan-egede-israilden-aldigi-fuzeleri-atesledi</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/yunan-ege.jpeg" type="image/jpeg" length="75636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[R4 Bakanlar toplantısı sonrası ortak bildiri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/r4-bakanlar-toplantisi-sonrasi-ortak-bildiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/r4-bakanlar-toplantisi-sonrasi-ortak-bildiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin adaletsizlik hissi oluşturduğunu bildirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan (R4 Grubu) dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı.</p>

<p>Bildiride, Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilke ve amaçları doğrultusunda, bölge ve ötesinde barış ve istikrarı teşvik etmeye yönelik ortak çıkar anlayışı çerçevesinde diplomatik çabalara katkıda bulunma taahhüdünde birleşen bakanların, ortak ilgi alanına giren bölgesel konuları ele almak üzere İstanbul'da bir araya geldiği belirtildi.</p>

<p>Ortak bildiride, şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Bakanlar, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin bir adaletsizlik hissi yarattığını vurgulamışlardır. İki devletli çözümün ilgili BM kararları uyarınca bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunmuşlardır."</p>

<p>Orta Doğu'da kapsamlı barışın sağlanması amacıyla Filistin halkının meşru haklarına, kendi kaderini tayin etme ile 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, yaşanabilir ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin Devleti kurma yönündeki devredilemez hakkı da dahil olmak üzere verilen desteğin yinelendiği kaydedildi.</p>

<p>Bildiride bakanlar, "devam eden İsrail şiddeti ile Kudüs'ün hukuki ve tarihi statüsünü değiştirme girişimlerine acilen son verilmesi ve Filistin'deki yıkım ile insani felaketin durdurulması" çağrısında bulundu.</p>

<p>Batı Şeria ve Kudüs'teki geçmiş ve mevcut tüm yerleşim faaliyetlerinin ve Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetinin kınandığı bildiride, Gazze'ye kesintisiz insani yardım akışının sağlanması ve Gazze'nin yeniden imarı yönündeki acil ihtiyacın altı çizildi.</p>

<h2><strong>Yemen  </strong></h2>

<p>Bildiride, "Yemen konusuna ilişkin bakanlar, insani acıları derinleştiren Husi milislerinin yol açtığı kabul edilemez tırmanmayı, Suudi Arabistan'a yönelik, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan, süregelen saldırılarını ve Kızıldeniz ile Babulmendeb'de ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıları en güçlü şekilde kınamışlardır." denildi.</p>

<p>Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduklarını ifade eden bakanlar, İran destekli Husileri tüm askeri eylemlerini, tehditlerini ve saldırılarını derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırdı.</p>

<h2><strong>"Diyalog ve diplomasi" çağrısı</strong></h2>

<p>Bildiride, ABD, İsrail ile İran arasında ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan askeri çatışmanın yalnızca diyalog ve diplomasi yoluyla ele alınması, gemilerin, sivillerin ve sivil altyapıların hedef alınmasının önlenmesi yönündeki acil ihtiyaç vurgulandı.</p>

<p>Bakanların, İslamabad Mutabakat Zaptı'na olan desteklerinin ifade edildiği bildiride, gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemeye yönelik sürdürülen diplomatik çabaların memnuniyetle karşılandığı ve müzakere yoluyla varılacak kalıcı bir çözüme olan bağlılıklarının yeniden teyit edildiği aktarıldı.</p>

<p>Bildiride, seyrüsefer serbestisinin, kalıcı deniz emniyeti ve güvenliği ile seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin korunmasının hayati önemi vurgulandı.</p>

<p>Deniz hatlarının kesintiye uğramasının küresel tedarik zincirlerini, enerji, gübre ve gıda akışını engelleyerek bölge ve ötesindeki kırılgan durumdaki kesimleri olumsuz etkilediği ve herkesin güvenliğini ve refahını tehdit ettiği kaydedilen bildiride, söz konusu zorlukların aşılması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Bildiride, hukuka uygun seyrüseferi engelleyen her türlü tedbir veya kısıtlamanın reddedildiği, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli, emniyetli ve engelsiz geçişin hızlı ve eksiksiz şekilde yeniden başlatılması çağrısı yapıldı.</p>

<p>Ortak bildiride, bakanların belirtilen bu hususlarda yakın istişare ve işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldığı kaydedildi.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/r4-bakanlar-toplantisi-sonrasi-ortak-bildiri</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/r4.webp" type="image/jpeg" length="53122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransa’da "Sarı Yelekliler" alarmı: 70 bin polis sahada]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/fransada-sari-yelekliler-alarmi-70-bin-polis-sahada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/fransada-sari-yelekliler-alarmi-70-bin-polis-sahada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’da 17 Ekim’de patlak veren eylemlerin ardından hükümet, güvenlik tedbirlerini en üst seviyeye çıkardı. Getirilen gösteri yasaklarına karşın Sarı Yeleklilerin 24 Ekim’de yeniden sokağa çıkacağını duyurması üzerine, ülke genelinde 70 bin polis ve jandarma konuşlandırıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Laurent Nunez, kamu düzenini muhafaza etmek amacıyla kolluk kuvvetlerinin topyekûn seferber edileceğini açıkladı. Valiliklerin geçen haftaki olayları mercek altına aldığını belirten Nunez; karadan yürütülecek operasyonlara havadan helikopterler ve dron filolarıyla destek verileceğini bildirdi.</p>

<p><img alt="Fransapolis-1" class="detail-photo img-fluid" height="722" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/fransapolis-1.webp" width="1165" /></p>

<h2><strong>Mahallî kısıtlamalar ve gece yasağı</strong></h2>

<p>Eylemlerin merkez üslerinden Gard Valiliği, Nimes ve Ales şehirlerinde planlanan tüm gösterileri menetti. Valilik ayrıca güvenlik tedbirleri kapsamında 22.00 ile 05.00 saatleri arasında 18 yaş altındaki kişilere sokağa çıkma kısıtlaması getirdi. Başta başkent Paris olmak üzere Lille, Lyon, Nice ve Marsilya gibi büyük şehirlerde de kısmi sokağa çıkma kısıtlamaları yürürlükte tutuluyor.</p>

<h2><strong>3 bin iş yeri tahrip edildi</strong></h2>

<p>Öğrenci gruplarının da katılımıyla 17 Ekim’de genişleyen gösteriler, ülke genelinde ciddi bir tahribata sebep oldu. Çıkan olaylarda yaklaşık 3 bin iş yeri hasar görürken veya yağmalanırken, olaylar esnafın hükümete sert tepki göstermesine sebep oldu. Şiddetli çatışmalar esnasında 1000’den fazla polis, jandarma ve itfaiye personeli yaralandı; güvenlik güçleri 2 bin 700 civarında göstericiyi gözaltına aldı.</p>

<p>Yaşanan krizin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sendika organizasyonu haricinde kalan tüm kitlesel gösterilerin yasaklanacağını duyurarak sokak hareketlerine karşı tavrını netleştirdi. Hükümetin sertleşen tedbirlerine rağmen eylemcilerin 24 Ekim için yaptıkları çağrılar, güvenlik güçleri ile protestocular arasındaki gerilimi tırmandırıyor.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/fransada-sari-yelekliler-alarmi-70-bin-polis-sahada</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/f-r-a-n-s-a-s-a-r-i-y-e-l-e-k.webp" type="image/jpeg" length="48816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'in 'soykırım davası' İstanbul'da başladı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-soykirim-davasi-istanbulda-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-soykirim-davasi-istanbulda-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail’in Gazze'ye insani yardım götüren sivil filolara yönelik saldırıları, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görülmeye başlandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Evrensel yargı yetkisi kapsamındaki davada, aralarında Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanık soykırım ve insanlığa karşı suçlardan yargılanıyor. Adliye önünde açıklama yapan avukatlar, gerçekleştirilen hukuki mücadelenin mazlumların hakkını savunmak adına tarihi bir eşik oluşturduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>"Evrensel yargı" yetkisiyle açılan tarihi dava</strong></h2>

<p>Terörist İsrail’in insanlık dışı ablukasını kırmak ve Gazze'ye yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan sivil filolara düzenlenen saldırıların hesabı mahkemede soruluyor. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşması sabah saatlerinde başladı. Yeryüzü Avukatları Derneği Başkanı Avukat Enes Kafadar, açılan davanın evrensel yargı yetkisi prensibine dayandığını vurguladı. Kafadar, Gazze'de yaşananların doğrudan soykırım ve insanlığa karşı suçlar olduğunu ifade ederek, sivil mağdurların heyet huzurunda yaşadıkları eziyetleri tüm detaylarıyla anlattığını aktardı.</p>

<h2><strong>Hukuki kuşatma genişliyor</strong></h2>

<p>Global Sumud Filosu Hukuk Danışmanı Avukat Hüseyin Dişli, saldırılara ilişkin 20 farklı ülkede hukuki süreçlerin aktif olarak devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin bu süreçlerin en başında yer aldığını kaydeden Dişli, Vaşington ve batılı güçlerin desteğiyle şımartılan işgal rejimine karşı uluslararası mahkemelerde önemli sonuçlar alacaklarına inandıklarını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Gazze bir soykırım kampıdır</strong></h2>

<p>Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür, Gazze için kullanılan "açık hava hapishanesi" tanımının gerçeği yansıtmadığını, bölgenin bilfiil bir soykırım kampına dönüştürüldüğünü söyledi. Siyonist rejimin gıda, temiz su ve ilaç geçişine asla müsaade etmediğini vurgulayan Songür, insanlık onurunun ayaklar altına alındığını kaydetti. MAZLUMDER Başkanı Avukat Kaya Kartal ise katil İsrail’in cezasızlık psikolojisinden beslendiğini hatırlatarak davanın sonuna kadar takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-soykirim-davasi-istanbulda-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/israilmahkeme-2.webp" type="image/jpeg" length="49300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Güler: "Mekke İttifakı'nda Husilerle çatışmayacağız"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bakan-guler-mekke-ittifakinda-husilerle-catismayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bakan-guler-mekke-ittifakinda-husilerle-catismayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Mekke İttifakıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Bakan Güler Suudi Arabistan'a verilebilecek askeri destek kapsamında, "Husilerle çatışmaya girilmeyecek" dedi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, gündeme dair sorularını yanıtlayarak bölgesel güvenlik mimarisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında tesis edilen "Mekke Anlaşması" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onay sürecindeyken konuşan Güler, Ankara’nın Husi tehdidine karşı sahaya nasıl bir vizyonla ineceğine açıklık getirdi.</p>

<h2><strong>Türk askeri Husilerle karşı karşıya gelmeyecek</strong></h2>

<p>TBMM’nin onay vermesinin ardından Riyad’ın talepleri doğrultusunda askeri desteğin sınırlarının çizileceğini vurgulayan Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sıcak çatışmanın tarafı olmayacağının altını çizdi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Katar’da hayata geçirdiğimiz modelde olduğu gibi, Suudi Arabistan’a yönelik muhtemel askeri desteğimizin ana gayesi yalnızca caydırıcılığı pekiştirmektir. Husilerle herhangi bir sıcak çatışmaya girilmesi kesinlikle gündemimizde yok. Temel önceliğimiz yeni kriz dalgalarının önüne geçmek, bölgenin güvenliğine ve istikrarına doğrudan katkı sunmaktır."</i></p>
</blockquote>

<h2><strong>Kahire’ye 15 bin kilometrekarelik Deniz Yetki Alanı çağrısı</strong></h2>

<p>Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının ardından Doğu Akdeniz dengelerini etkileyecek yeni bir hamleyi duyuran Güler, Mısır’a resmi iş birliği çağrısında bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"Mısır ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dönük bir anlaşmaya imza atmaya hazırız. Teklifimiz son derece açık: Kahire yönetimi Türkiye ile masaya oturursa, Yunanistan ile varabileceği muhtemel bir mutabakata kıyasla yaklaşık 15 bin kilometrekare daha geniş bir deniz yetki alanına kavuşacaktır."</i></p>
</blockquote>

<h2><strong>Bedir Mutabakatı</strong></h2>

<p>Bakan Güler ayrıca Katar, Endonezya ve Pakistan ortaklığıyla hayata geçirilen "Bedir Mutabakat Zaptı"na da değindi. Çok taraflı savunma iş birliklerinin Türkiye’nin stratejik derinliğini artırdığını ifade eden Güler; karşılıklı güven zemininde yükselen bu paktın, üye ülkelerin askeri kabiliyet ve imkânlarını tek çatı altında birleştirerek savunma sanayii ilişkilerini çok daha ileri bir boyuta taşıyacağını kaydetti.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bakan-guler-mekke-ittifakinda-husilerle-catismayacagiz</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/msbguler-1.webp" type="image/jpeg" length="41285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Hürmüz derhal açılmalı, Libya’da tek ordu kurulmalı"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuz-derhal-acilmali-libyada-tek-ordu-kurulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuz-derhal-acilmali-libyada-tek-ordu-kurulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da gerçekleştirilen R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ve E3 (İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya) Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan; Orta Doğu, Körfez, Karadeniz ve Kuzey Afrika hattındaki sıcak gelişmelere dair Ankara'nın tutumunu aktardı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>İsrail'deki seçim söylemlerine tepki</strong></h2>

<p>İsrail'deki seçim atmosferinde Türkiye'nin iç politika malzemesi yapılmasına sert tepki gösteren Bakan Fidan, Türk diplomasisinin bu tür retorikleri kategorik olarak reddettiğini vurguladı. Bazı siyasi grupların oy toplama arzusuyla Türkiye'yi hedef aldığını kaydeden Fidan, bu hamleleri siyasi ucuzluk ve hükümsüz girişimler olarak nitelendirdi.</p>

<h2><strong>Hürmüz Boğazı ve küresel ticaret hatları</strong></h2>

<p>Bölgesel çatışmalar sebebiyle deniz ulaşımında yaşanan aksaklıkların altını çizen Fidan; Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının, Babülmendep ve Karadeniz’deki seyrüsefer riskleriyle birleşerek dünya genelinde gıda ve enerji tedarikini sıkıştırdığını aktardı. Bu tablonun Avrupa piyasalarında enerji maliyetlerinin fırlamasına sebep olduğunu hatırlatan Bakan, Hürmüz Boğazı'nın ivedilikle uluslararası ulaşıma açılması gerektiğini ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların barışçıl adımlarla durdurulması hususunun toplantıda ele alındığını belirtti.</p>

<h2><strong>ABD-İran hattında diplomatik seçenekler</strong></h2>

<p>ABD ile İran arasındaki gerilimin küresel aktörlerin tutumuna bağlı olarak şekilleneceğini ifade eden Fidan, mevcut krizde hem savaşa hem de diplomasiye geniş bir alan bulunduğuna dikkat çekti. Tarafların masada kalmasının şart olduğunu belirten Bakan, yürütülecek diyaloğun ülkelerin meşru egemenlik haklarını koruma esasıyla ilerlemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Karadeniz ve Körfez krizlerinin küresel yansıması</strong></h2>

<p>R4 ve E3 ülkelerinin bir araya gelmesiyle Doğu ve Batı arasındaki sorunlara esnek çözümler arandığını aktaran Fidan, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz tahıl koridorunu tıkamasının Orta Doğu ve Afrika’da ciddi gıda sıkıntılarına sebep olduğunu, Hürmüz’deki krizin ise Batı’nın enerji güvenliğini sarstığını, dolayısıyla iki kriz merkezinin birbirine doğrudan tesir ettiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>Libya: Deniz yetki alanları ve birleşik ordu</strong></h2>

<p>Libya ile 2019 senesinde akdedilen deniz yetki sınırlandırması mutabakatının hukuken geçerliliğini muhafaza ettiğini belirten Fidan, Mısır ve İtalya ile yürütülebilecek üçlü temasların pürüzleri giderebileceğini söyledi. Libya içindeki bölünmüşlüğün aşılması adına askeri yapıların tek bir milli çatı altında toplanmasının zorunluluk olduğunu ifade eden Bakan, ülkenin doğu ve batı güçlerinin birleşmesi hususunda uluslararası paydaşlarla yürütülen çalışmalardan kısa süre içinde müspet sonuçlar duyurulabileceğini bildirdi.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuz-derhal-acilmali-libyada-tek-ordu-kurulmali</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/r4-disisleri-bakanlari.jpg" type="image/jpeg" length="15515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğan Dünya-Gelen Vade]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dogan-dunya-gelen-vade</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dogan-dunya-gelen-vade" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Sigrid Hunke’nin Avrupa'nın Üzerine Doğan İslâm Güneşi isimli eseri, Batı medeniyetinin fikrî ve ilmî temellerini doğrudan İslâm mirasına dayandırarak yerli Batıcı aydın profilinin güdüklüğünü teşhir ederken; Salih Mirzabeyoğlu’nun İstikbâl İslâmındır eserinde ortaya koyduğu üzere, Batı’nın takdirine sığınmak yerine "Allah ve Resûlü'nün hükümlerini hâkim kılma" mesuliyetini kuşanarak İslâm’ın kendi nizamını ikame etmenin imânî bir mecburiyet olduğunu hatırlatmaktadır]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Dr. Sigrid Hunke ve Eseri </strong></h2>

<p>Alman felsefeci ve dinler tarihçisi Dr. Sigrid Hunke (1913–1999), özellikle Doğu ve Batı kültür havzaları arasındaki tarihî münasebetleri araştıran çalışmalar yapmıştır. 1960 senesinde Almanya’da neşredilen <i>Allahs Sonne über dem Abendland: Unser arabisches Erbe</i> başlıklı çalışması, Türkçeye <i>Avrupa'nın Üzerine Doğan İslâm Güneşi</i> adıyla kazandırılmıştır.</p>

<p><img alt="Drsigrid" class="detail-photo img-fluid" height="300" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/drsigrid.jpg" width="213" /></p>

<p>Hunke, bu eserinde Avrupa merkezci tarih yazımını doğrudan sarsan vesikalar ortaya koyar. Batı medeniyetinin karanlık çağdan uyanışına, Rönesans’ın teşekkülüne ve modern müspet ilimlerin doğuşuna bizzat İslâm medeniyetinin sebep olduğunu akademik delillerle ispatlar. Tıptan matematiğe, astronomiden felsefeye kadar uzanan sahada İbn Sînâ, el-Hârizmî, İbnü'l-Heysem ve İmâm-ı Gazzâlî gibi İslâm âlimlerinin Avrupa düşünce dünyasını inşa eden asıl kurucu mihver olduğunu teslim eder.</p>

<p><img alt="Islamg" class="detail-photo img-fluid" height="802" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/islamg.png" width="539" /></p>

<p>İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, <i>İstikbâl İslâmındır -Denenmemiş Tek Nizâm-</i> adlı eserinde Dr. Sigrid Hunke’nin tespitlerini ele almakta; <i>“</i> Doğan Dünya-Gelen Vade” başlığı altındak iki sayfa boyunca kesintisiz devam eden bu bahiste, yerli taklitçileri ve sistemi istismar eden tipleri tahlil ederek davanın asıl hedefini şu satırlarla kaydetmektedir:</p>

<p>"Avrupa'nın Üzerine Doğan İslâm Güneşi" isimli eserine, "bugünkü dünya, yalnız Avrupa'dan ibaret olmadığı gibi, Avrupa tarihi de yalnız başına bir dünya tarihi değildir" diye başlayan ve bugün Avrupa'yı Avrupa yapan bütün fikrî ve ilim temellerini İslâm'a bağlayan doktor Sigrid Hunke'nin eseri, bu mevzuda başlı başına bir kaynak olan şaheser... Bizdeki Batıcılar bu müslümanın eserine bakarlar mı?.. Ve, "Rönesans'tan bugüne kadar yetişmiş hiçbir Avrupalı filozof yoktur ki, İmâm-ı Gazâlî'den ışık almış olmasın!" hakikatini bilebilecek kadar Batı'yı tanıyorlar mı?.. Meyhaneci ve kerhâneci mizacıyla Batı'ya sulanan beyinsiz aydın (!) takımı, keşke gerçekten Batı'yı biliyor olsalardı!..</p>

<p>●</p>

<p>Bir meseleye dikkat çekmek istiyoruz: Her şeye sahtesi musallat olduğu gibi, müslüman olmuş Batılılar veya onların İslâm'ı takdir etmeleri hususu da, İslâmî mücadelenin haklılığına dair ve şevk verici bir unsur olmak yerine, bazı pasifist hainler tarafından bizzat İslâm aksiyonunu baltalayıcı bir niyetle kullanılıyor. Bu çevreler, kendi güçsüzlüğünü İslâm’ın tavrı gibi göstermeye yeltenen kıskanç "teyze adam" tipleri, İslâm'ı mevcut rejim içinde tatlı ticaret metaı olarak değerlendiren mamacılar ve içinde yaşanılan memleket ve idaresi altında bulunan hükümet hangi ölçü ve kanuna bağlıysa İslâmiyet'in de onlara baş eğeceğini iddiaya kadar giden çeşitli pis çevrelerdir. Dikkat edilmesi gereken başlıca mesele, bir takım gelişmelere alkış tutma değil, İslâm'ı yaşamanın başlıca yönü olan "Allah ve Resûlü'nün hükümlerini hâkim kılma" mecburiyetinde olduğumuzdur; yani rejim plânına geçmek, bunun için mevcudu yıkmak, müslümanlar için bir imân zorunluluğudur!</p>

<p>●</p>

<p>Hülâsa: Fikirde ve aksiyonda asır yenileyicisini gözleyen, onu Türkiye'den bekleyen, vatanımızı evvelâ içinden fethedici, sonra İslâm âlemini birleştirici, daha sonra da topyekûn insanlığa arzedici destanlık role çağıran bugün... Mesuliyetimizi müdrikiz!”</p>

<p>Ruh ölçümüz, zaman ölçümüz, iş ölçümüz, tarih muhasebemiz, insan ve toplum meselelerini bütün bütüne örgüleştiren ideolocyamız; tek kelimeyle ve dünyada tek örnek hâlinde, bütün bunların yekûnu "İslâm'a muhatap anlayışımız"la geliyoruz!..</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu, <i>İstikbâl İslâmındır -Denenmemiş Tek Nizâm-</i>, İbda Yayınları, İstanbul. 1995, S.101-102.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Külliyat</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dogan-dunya-gelen-vade</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/dogandunyqqq.png" type="image/jpeg" length="73217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Sami Şener: Necip Fazıl, Türkiye’deki sosyal uyanışın öncüsüdür]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/prof-dr-sami-sener-necip-fazil-turkiyedeki-sosyal-uyanisin-oncusudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/prof-dr-sami-sener-necip-fazil-turkiyedeki-sosyal-uyanisin-oncusudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Öğrenci Kulübü tarafından 21 Ekim 2026, Çarşamba günü saat 13.00'te düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyası, gençlik ideali ve toplum üzerindeki tesirleri ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Sami Şener, konuşmasında Necip Fazıl Kısakürek’in Türkiye’deki sosyal uyanışın öncüsü olduğunu vurguladı. Üstad’ın toplumun fikrî ve manevi hayatına yaptığı katkılara dikkat çeken Şener, Necip Fazıl’ın gençliğe rehberlik etme noktasındaki çalışmalarından bahsetti. Büyük Doğu fikriyatı çerçevesinde ortaya koyduğu gençlik idealinin önemine değindi.</p>

<h3><strong>Sami Şener'in konuşmasının tamamı:</strong></h3>

<blockquote>
<p>Evet, kıymetli hocalarım, sevgili öğrenciler, Öncelikle bir zamanlar yuvam olarak bildiğim bölüme tekrar gelmiş olmaktan dolayı mutluluğumu ifade etmek istiyorum. Ve Sosyoloji Topluluğu'na da böyle bir programı hazırlayıp bizi davet etme nezaketinde bulunduğu için teşekkür ediyorum.</p>

<p>Evet, bugün aslında yaşanan bir hikâyeden bahsedeceğiz. Necip Fazıl; evet, bizim gençlik dönemimizde bize yol gösteren, bizim kendimizi fark etmemizi sağlayan ve toplumumuzun geçirmiş olduğu hikâyeyi bize anlatan, o hikâyenin doğru yönlerini bize aksettiren ve bizim dünyamızda, bizim ruhumuzda bir meşale yakan önemli, öncü fikir adamlarımızdan ve hareket adamlarımızdan birisidir.</p>

<p>Çünkü insan gerçekten içinde yaşadığı dünyayı her zaman tam olarak anlayamıyor. O dünyanın nasıl kurulduğunu, hangi etkiler altında şekillendiğini, hangi dinamikler tarafından belirlendiğini bilemiyor. Mutlaka hadisenin bir bölümünü yaşayan, bu olayları daha yakından gören birilerinin bilgisine ihtiyaç duyuyor, yönlendirmesine ihtiyaç duyuyor. Ve biz bu hikâyede hakikaten kendi tarihini, kendi kültürünü, kendi geçmişini tam olarak bilemeyen bir nesil olarak dünyaya geldik. Yani biz doğmadan önce Türkiye'de birçok olaylar, birçok değişimler meydana gelmiş ve toplum orada edilgen bir durumda kalmış. Yani toplum belirleyici olamamış, rol oynayamamış; küçük bir azınlık bir toplumun kaderini belirlemiş. Dolayısıyla normal bir durum değil.</p>

<p>Ben yakın zamanda hayatımı da içine alan bir kitap yayınladım; <i>"Türkiye'de Varoluş Mücadelesi"</i> ismini koydum. Burada aslında söylemek istediğim şey şuydu: Biz varoluşumuzu; yani hedeflerimizi, düşüncelerimizi, yapmak istediklerimizi ancak bir mücadele vererek gerçekleştirme durumuyla karşı karşıya kaldık. Yani imkânları hazır bulamadık veya bulduğumuz imkânlar bizim beklentilerimize, bizim ruh dünyamıza, bizim kültürel dünyamıza uygun değildi. Yani yabancılaşmış bir toplum, bir kurumlar silsilesi içerisinde yetiştik ve kendimizi bulabilmemiz bir zaman aldı. Bir insan kendini bulmadan kendinde oluşan birtakım özellikleri nasıl geliştirebilir? Yani önce kendisini tanımalı. Bu kültürel coğrafyada yerimiz neydi? Bu düşünceler sisteminde bizim alanımız neydi? Hani biz neler yaptık? Yani kendimizi yeniden tanımak ve anlamak gibi bir durumla karşı karşıyaydık.</p>

<p>İşte böyle bir dönemde yüksek bir ses duyduk. Öğrenci derneklerinde bulunduk ve bu öğrenci derneklerimiz hakikaten bizim kendi tarihimizi, kendi kültürümüzü canlandırmak üzere birtakım organizasyonlar yapıyordu. Yani sizin bu yaptığınızı daha geniş bir ortamda, platformda gerçekleştirmeye çalışıyordu. Onun için ben burada Millî Türk Talebe Birliği isimli gençlik kuruluşunun gerçekten benim ve benim gibi birçok insanın hayatında çok önemli bir rol oynadığını, bizi yeniden eğittiğini ve iki farklı üniversitede okumama rağmen asıl üniversitemin orası olduğunu burada gururla belirtmek istiyorum.</p>

<p>Yani biz orada bir konuyu sadece dinlemedik. bir konuyu hem yaşadık hem yaşatmaya çalıştık. Ve Millî Türk Talebe Birliği'nde de tanıdığımız evet, birçok insan vardı; şu anda çoğu yaşamıyor. Onlardan çok faydalandık. Ama onlar içerisinde müstesna birisi vardı: Necip Fazıl Kısakürek.</p>

<p>Necip Fazıl Kısakürek bize tarihimizde meydana gelen olayların değişik veçhelerini veya birtakım kültür ve ahlak dünyamızın asıl temel konularını anlatırken diğerlerinden farklı olarak bir mücadele içerisinde bunları bize sundu. Yani Necip Fazıl, biraz önce Mustafa Hoca'nın da söylediği gibi, öncelikle şair, sonra hareket adamı ve bir düşünce adamı olarak karşımıza çıktı. Yani birtakım olaylarda bazı insanlardan bilgi alabilirsiniz, bazı insanların ahlaki, manevi rehberliğine ihtiyaç duyabilirsiniz. Ama tabii ki bütün bu düşünceleri, duyguları bir hareket planına aktaramazsanız o toplumda bir dönüşüm ve değişimi gerçekleştiremezsiniz.</p>

<p>Zaten aslında bizim de mesleğimiz olan sosyoloji de bu değil midir? Yani sosyolojiyi sadece teorik bilgiler etrafında oluşturmaya çalıştığımızda toplumda, entelektüellerde beklenen hareketi ve bir anlamda dirilişi sağlayabilir miyiz? Sağlayamayız.</p>

<p>Zaten bir bilgi davranış planına geçmeden kendi varlığını tam olarak gösteremez. Yani insan hareket hâlinde de bir bilgiyi, bir kültürü yeniden anlama ve yeniden kavrama imkânına kavuşuyor. Kendini daha iyi anlayabiliyor, çevresini daha iyi anlayabiliyor ve toplumun beklentilerini daha derinden kavrama imkânı buluyor, çünkü toplumun içinde yaşıyor.</p>

<p>Şimdi tabii biz geçmiş tarihimizde bu şekilde topluma yön veren çok önemli insanlar gördük ama özellikle cumhuriyetten sonra, yani Tanzimat'la başlayan bu değişim dönemi ve onu takip eden cumhuriyet döneminde bu tür insanları çok az gördük.</p>

<p>Cemil Meriç'i bilirsiniz; gerçekten düşünce adamlarımızdan birisi. Bir gün evindeyiz rahmetli Sedat Yenigün'le beraber. Konu nereden geldiyse Necip Fazıl'a geldi. Cemil Meriç dedi ki: <i>"Biz o dönemde hepimiz” -</i>affedersiniz-<i> “namussuzduk"</i> dedi. Tabii bu namus kelimesi ahlaki bir şey olarak değil, bir davranış tipi olarak; <i>"Yani biz sustuk"</i> dedi, <i>"Ama bir tek bağıran, konuşan Necip Fazıl'dı"</i> dedi. Bakın, yani bu çok önemli bir bilgidir.</p>

<p>Biz o dönemi bilmiyorduk. O dönemin şartlarını, evet, daha sonraki yıllarda bazı şartlarını yaşadık ama öyle bir dönem ki Necip Fazıl'ın da söylediği gibi "Allah" demenin bile yasak olduğu bir dönemde Necip Fazıl bu mücadeleyi yapmaya başlıyor.</p>

<p>Yani bir öncü ve bir meşale tutuyor. Dolayısıyla Necip Fazıl'ı, tabii ki insanları şartları içerisinde, dönemleri içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Yani Necip Fazıl bizim bugün sahip olduğumuz imkânlara sahip değildi; o, kendi imkânları içerisinde bir meşale yaktı ve bu meşalede de gençlik onun hedefiydi.</p>

<p>Yani Necip Fazıl belli bir dünya görüşünü, belli bir anlayışı, belli bir kültürü bir neslin üzerine emanet etti: Gençlik. Ve her şeyde bu gençliği biz görüyoruz. Yani bir beklentiyi, bir arayışı, bir sorumluluğu, bir dinamizmi gençlikten bekledi. Çünkü gençlik gelecektir, yani bir toplumun geleceği gençliktir ve Necip Fazıl gençliğe bunu şey yaptı.</p>

<p>Şimdi diyor ki; ona göre ideal gençlik, bir defa bir dünya görüşüne sahip olmak. Şimdi dünya görüşü aslında bir yaşama felsefesi. Biz sosyolojide de anlatıyoruz, toplumların yaşama felsefeleri vardır. Eğer yaşama felsefeleri yoksa toplum niçin, neden, nereye gideceğini bilmez. O zaman bu yaşama felsefesini oluşturması lazım, gençliğin bulması lazım ve kendine bir hayat planı oluşturması lazım. Bu felsefe olmadan hayat planı olmaz. Sosyal bilimlerde de bir amacınız varsa ona uygun bir metodunuz olması lazım ve metodunuz sizi amacınıza götürmesi gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla bu dünya görüşü veya bir dava fikriyle hareket ediyor. Yani <i>"Benim bir problemim var ama bu problem sadece benim kişisel problemim değil, aslında toplumun problemi ve bu toplumun problemini ben kendi problemim olarak görüyorum"</i> bunu demek istiyor. Tabii bu önemli bir sorumluluk.</p>

<p>Erenköy'de, İstanbul Erenköy'de bir süre oturdum. Necip Fazıl Erenköy'de oturuyordu. Ve Erenköy'de istasyonun hemen dibinde bir çay bahçesi vardı, oraya gelirdi. Ben de Necip Fazıl oraya geliyor diye oraya giderdim. Necip Fazıl'ın yakın mesafesinde bir beraberliğimiz oldu, evine de gittik. Millî Türk Talebe Birliği zaten Necip Fazıl'ın sık sık uğradığı bir yerdi. Necip Fazıl'ı çoğu zaman karşılardım, çoğu zaman yanında otururdum; böyle bir şeyimiz oldu. Ve diyordum ki: <i>"Eğer Necip Fazıl İngiltere'de, Amerika'da olsaydı devlet ona özel bir villa tahsis ederdi, özel hizmetçiler tahsis ederdi; 'Gel sen bilginle, fikirlerinle, sanatınla bu topluma hizmet et' derdi"</i> diye düşünürdüm o zamanlar.</p>

<p>Necip Fazıl'a tabii yine sahip çıkıldı, Millî Türk Talebe Birliği ve onun çevresindeki... Ama Necip Fazıl'ın cumhuriyet döneminden itibaren sürekli kovuşturulmaya uğradığını biliyoruz. Yazılarından dolayı, konuşmalarından dolayı emniyete çağrıldığını ve hatta hapis hayatı yaşadığını biliyoruz. Ve Necip Fazıl aslında kendi mücadelesi için öyle bir hayat yaşadı ki aslında onun yaşadığı hayat bizim için önemli bir rehber oldu.</p>

<p>Şimdi diyor ki: <i>"Bir dünya görüşüne sahip olmak."</i> Bir dünya görüşü tabii belli bir inançla oluyor, belli bir sorumlulukla oluyor. Ve daha sonra bu sadece inanç olarak kalmayacak, aynı zamanda davranışa da dönüşecek. Bunun için ahlaki bir karakter olması gerektiğini düşünüyor. Ve tabii ki bir süreklilik var toplumlarda; toplumların tarihi geçmişine vakıf olmamız lazım.</p>

<p>Necip Fazıl bu konuda gerçekten önemli bir uyanışa vesile oldu. Tarihi yeniden ama genel hatlarıyla... O bir tarihçi değildi ama Necip Fazıl o kadar yalnızdı ki her konuyu halletmek mecburiyetinde kaldı.</p>

<p>Şiir yazdı, tiyatro yazdı, tarihçilik yaptı, konferanslar verdi, tasavvuf ve felsefe konularına girdi. Dolayısıyla biz Necip Fazıl'ı sanki yangın halindeki bir binayı kurtarmaya çalışan bir kişinin öyle çaresizce ama yılmadan bir o eşyayı kurtaran, bir o eşyayı kurtaran, yangını söndürmeye çalışan bir insan durumunda görüyoruz.</p>

<p>Yani Necip Fazıl bu toplumun kaderini, geleceğini belirlemeye çalışan bir konumda kendisini gördü. Çünkü insanlar susuyordu, insanlar korkuyordu, insanlar nasıl hareket edeceğini bilemiyorlardı. Bu dönemlerde Necip Fazıl artık kendini feda edercesine bir mücadelenin içine girdi.</p>

<p>İşte <i>Sahte Kahramanlar</i> konusunu ele aldı, <i>Para</i> kitabında ekonomiye el attı, diğer fikir alanlarına, tasavvufa, fikre, felsefeye temas etti. Yani biz Necip Fazıl'ı... Hani eski ilim adamlarının özelliği şöyleydi: Çok farklı ilim dallarıyla meşgul oluyorlardı; bir alanda derinleşen bir insan değildiler ama çok disiplinli bir çalışmanın içindeydiler. Aslında bugün de bilim dalları ve önemli üniversiteler bu alana doğru kayıyorlar. Biz Necip Fazıl'ı da her çiçekten bir çiçek tozu alıp bal üreten bir insan durumunda görüyoruz. Evet, belki çok büyük araştırmalar yapmadı, çok uzun akademik makaleler yazmadı ama her konuya hemen hemen temas etti.</p>

<p>Ve burada da gençlere söylediği şey şu: <i>"Evet, düşünceniz olacak ama bu düşünceyi harekete geçireceksiniz."</i> Yani düşünce zihinlerde kalmayacak, kitaplarda kalmayacak, bir nesil bunu üstlenecek.</p>

<p>Eğitim konusunda problemlerimiz var, bir tarih belli bir noktada kesilmiş, bilgi birikimi unutturulmuş. Dolayısıyla yeniden bu bilgi birikimini gündeme taşımak, tekrar üzerinde durmak... Ben Necip Fazıl'ın mesela Batı felsefesiyle ilgili <i>Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu</i> isimli kitabında çok enteresan tespitlerine şahit oldum. Geçen yıldı, bunu tekrar okudum.</p>

<p>Bugün Necip Fazıl'ı konuşuyoruz, elbette ki bizim kıymetli birçok insanımız var. Benim de çok faydalandığım insanlar var, ülkemizde yetişmiş insanlar var. Fakat Necip Fazıl bir öncü insan olarak karşımıza çıkıyor ve herkesin sustuğu bir anda: <i>"Bir yangın var!"</i> diyor.</p>

<p><i>"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!</i><br />
<i>Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:</i><br />
<i>Durun, bir dünya iniyor tepenizden</i><br />
<i>Ve çatırdılar geliyor karanlık gökkubbenizden."</i></p>

<p>Bakın, bu topluma bir mesajdır. Dolayısıyla Necip Fazıl bir çöküşün seslerini duyuyor ve bize bunu aktarıyor. Tabii devrin siyasi durumu veya işte Batılı ideolojinin bütün kurumlarda kendisini göstermesi, ifade etmesi ve dediği gibi "Allah" demenin yasak olduğu bir dönem...</p>

<p>Rahmetli babamdan bir şey anlatayım: Biz elifba okumak için bir evde toplanırdık. Bir arkadaşımız evin damına çıkardı ve bakardı acaba jandarma geliyor mu gelmiyor mu diye. Uzaktan geleceğini görünce hemen elifbalar saklanır ve başka bir etkinliğe girilirdi. Böyle bir dönemden bahsediyoruz.</p>

<p>Tabii buna yönelik başka araştırmacılarımızın bilgileri, değerlendirmeleri var ama burada önemli olan hareket, davranış ve tutum. Demin de dediğim gibi bir düşünceyi eğer hareketle besleyemezseniz ne kendiniz ondan bir fayda sağlarsınız ne de başkaları üzerinde etkili olabilirsiniz. Biz Necip Fazıl'da bunu gördük. Başka büyük liderlerimizde de bu tür özellikleri gördük.</p>

<p>Türkiye'nin sancılı günleri... Necip Fazıl bir defa gençliği hedef alıyor. Niye gençliği hedef alıyor? Çünkü gelecek dünyayı onlar kuracak ve onu anlayabilecek insanlar gençlik olacak.</p>

<p>Necip Fazıl'ın Millî Türk Talebe Birliği'nde en az 8-10 tane konferansını dinlemişimdir. Necip Fazıl bize çok uzun hikâyeler anlatmadı, ana, temel konulardan bahsetti.</p>

<p>Mesela Türkiye'de bir 27 Mayıs İnkılabı oldu. 27 Mayıs İnkılabı askerler tarafından yapıldı ve Demokrat Parti, yani halkın seçtiği hükümet görevden ihtilalle alındı. Genç arkadaşlarım 2000 yılına gelinceye kadar Türkiye'de her 10 yılda bir askeri ihtilaller yapıldığını acaba duydular mı veya okudular mı bilmiyorum. Böyle bir ülkede yaşıyoruz, canı sıkılan askerî şey hemen hükümeti görevden alıyor, sıkıyönetim ilan ediyor ve sıkıyönetim tabii kısıtlıyor. Belli düşünceleri, belli hareketleri, belli çalışmaları kısıtlıyor.</p>

<p>Ben 1974 yıllarında hatırlıyorum, evimize baskın yapılarak belli kitaplarımızdan dolayı bizi emniyete çekip hatta bir iki gün belki orada misafir edileceğimizi de her an bekliyorduk. Bir kitap okumanın yasak olduğu bir dönemden bugünlere geldik. O zaman kitap okumaya demek ki yeni neslin daha fazla ihtiyacı var, daha bir sorumluluğu var; çünkü eski nesil bu imkânları fazla bulamadı. Böyle toplantıları biz yapamadık, belli tarihlerden sonra yapabildik.</p>

<p>Şimdi tabii gençliğin sorumluluğu konusunda çok güzel şeyleri var: <i>"Zamanın sorumluluğunu taşımak"</i> diyor. Bu ne demek? Her dönemin belli özellikleri var, belli ihtiyaçları var ve sosyologlar olarak bu tamamen sizin alanınız. Zamanın sorumluluğu...</p>

<p>Bu, kendisini saygıyla andığım Suriyeli bir âlimin, Said Havva isimli bir âlimin "zamanın fıkhı" diye bir tabiri var. Ben ilk defa Necip Fazıl'da bu kavramı şey yaptım bu son günlerdeki bir araştırmamda. Gerçekten çok önemli bir şey, yani zamana göre konuşmak, zamanın ihtiyacına göre konuşmak.</p>

<p>İki: Manevi mirası korumak. Miras; evet eserlerimiz var. Camilerimiz, medreselerimiz, çeşmelerimiz, surlarımız var; ama manevi mirasın korunması...</p>

<p>Şimdi gençliğe birtakım miraslar kalıyor. Bu sadece annemizin babamızın mirası değil, bu, kültürümüzün mirası. Ve kültürümüzün mirasını biz korumak zorundayız. Birileri tarihi, vakaları, geçmiş dönemleri şöyle bir kalemde çiziyor. Çiziyor ama bizim bunu ortaya çıkarmamız lazım: Gerçekten onlar çizilecek şeyler mi yoksa onların üzerinde düşünmemiz mi gerekiyor?</p>

<p>Dönemimizin bu ızdırabından dolayı ben Profesör Cahit Tanyol'dan <i>"Osmanlı Devlet Yapısında Değişme"</i> diye doktora tezi aldım. En azından ben kendi tarihimi bileyim; benim tarihim nerede kırılmaya uğradı ve burada hangi etmenler rol oynadı? Yani "Osmanlı şöyleydi, Osmanlı böyleydi", bitti mi yani bu iş? Hayır, bu kadar basit değil. Kuruluştan Tanzimat'a kadar Osmanlı'da bu bozulma nerede başladı? Ben de onu araştırdım. İyi ki de araştırmışım, birçok toplumsal olayların da nereden kaynaklandığını öğrenmiş oldum.</p>

<p>Çünkü sosyologlar; tarih bizim laboratuvarımız. Ben de bir sosyolog olarak bunu kendime de söylüyorum. İyi ki tarih üzerine, sosyal tarih üzerinde çalışmışım. Çünkü birtakım basit ve toptancı araştırmaları artık rahatlıkla açıklama imkânına kavuşabiliyoruz. Eksiğimiz nerede, bunu da biliyoruz. Birilerinin tezlerine karşı çıkmak için değil, kendi tezimizi doğrulamak için kendi tarihimizi bilmek zorundayız. Ben kendi tarihime önce ben inanmalıyım. Başkaları benim tarihimi kötülüyor diye ben onun savunmasıyla meşgul olmamalıyım, önce kendim yüzleşmeliyim. Çok şükür yüzleştik; nerede aksaklıklar olduğunu, nerede yanlışlar, yalanlar olduğunu da öğrenme imkânı bulduk.</p>

<p>Dolayısıyla manevi miras o yüzden önemli. Doktora tezi yaparken ben bu konuya eğildiğim zaman Cahit Tanyol tarihe çok meraklıydı ama sosyalist düşünceler de taşıyordu; yani yerli bir sosyalistti hocamız. Bana diyordu ki: <i>"Sami, Necmettin Erbakan çok ileri gidiyor, Batı'ya çok karşı çıkıyor, 'sanayi hamlesi' falan diyor; bak onu yiyecekler"</i> diyordu bana beni muhatap alarak. Tabii hoca her şeye rağmen dürüst bir insandı, onu da rahmetle anabiliriz.</p>

<p>Şimdi taklitçilikten uzaklaşmak ve en önemlisi geleceği inşa etmek... O zaman gençliğin sorumluluğu çok önemli bir konu hâlinde karşımıza çıkıyor: Geleceği inşa etmek. Çünkü Hz. Ali'nin de bir sözü var: <i>"İnsanları yaşadıkları döneme göre eğitiniz"</i> diyor. Sadece geçmişin bilgileriyle değil, geleceğin problemleriyle de ilgili bir şekilde yetiştirin diyor. Ve Necip Fazıl da bize bunu söylüyor: <i>"Geleceği inşa etmek gençliğin görevidir"</i> diyor. O zaman gençliğin çok önemli konular üzerinde durması lazım, yani geleceğin rolünü üstlenmeleri lazım.</p>

<p>Arkadaşlar, ben gençlik kuruluşları içinde yetiştim, o dönemin ağabeylerinin, hocalarının çok büyük rolü var. Ve ben Sosyoloji programına "Gençlik Sosyolojisi" dersini koymuştum; o dersi de bu bölümde vermiştik. Çünkü herkes diyor ki: <i>"Gençlik geleceğimiz, şu, bu..."</i> Peki, tamam da bu gençliğe rol veriyor musunuz? Hayır, vermiyorsunuz.</p>

<p>Türkiye'de bir Gençlik Bakanlığı var, Spor Bakanlığı olarak çalışıyor. Açın bakın, gençlikle ilgili ciddi bir şey yok, kamplar yapıyor, kamplar da tatil beldesi şeklinde çalışıyor.</p>

<p>Ben <i>Gençlik</i> kitabımı yazdığımda -<i>Türkiye'de Gençlik</i> olarak basıldı- Devlet Planlama Teşkilatı'nın gençlikle ilgili politikasının olmadığını gördüm arkadaşlar. İnceledim; bir gençlik politikası yok. Gençlik ne yapar, hangi işleri yürütür, hangi dönemlerde hangi çalışmaları, eğitimleri alır şeklinde bir şey görmedim. Gençlik; adı var, kendi yok bir kitle ve gençliğe sorumluluk vermiyoruz.</p>

<p>Ben Sakarya Sosyoloji'de birinci sınıflarda ders yaparken onlara soru sorardım. Çocuklar bana derdi ki: <i>"Hocam, biz bir şey bilmiyoruz ki; bize niye soruyorsun, bize anlatın."</i> <i>"Hayır"</i> diyordum, <i>"siz biliyorsunuz"</i> diyordum ve onlardan çok güzel cevaplar alıyordum. Çünkü sosyal hayatın içindeler. Ama biz hâlâ gençlere önemli bir statü veremedik.</p>

<p>Necip Fazıl gençlerin önemini gördü ve gençliğin yetişmesinde eğitim ve düşüncenin çok önemli bir rol oynadığını söyledi. Ve diyor ki: <i>"Bilgi, hayat anlayışıyla ilişkilendirilmelidir."</i> Biz de bunu söylüyoruz sosyolojide. Bilginin hayatı kavrayabilmesi, anlayabilmesi, hayata yeni bir şekil, yeni bir renk katabilmesi gerekiyor; yoksa bilgi hafızamızda fonksiyonsuz bir şekilde kalmamalı.</p>

<p><i>"Eğitim, karakter ve ahlak gelişimini de kapsamalıdır"</i> diyor; hâlâ bunu yapamadık. Millî eğitimde sadece bilgi üretiyoruz, o bilgi de niçin üretiliyor, onun felsefesi de yok. Daha dün derslerimde anlattım; ailenin dışında insanı eğitme imkânımız yok. İlkokula başladığı, bitirdiği zaman mükemmel kabul ediyoruz ve ondan sonra da mesleğe hazırlıyoruz. Mesleğe hazırlıyoruz da hani sorumluluk nerede? Görev anlayışı nerede? Takım çalışması yapma yeteneği nerede? İnsanlarla birlikte grup çalışması yapma özelliği nerede? Biz bunları ahlakla, kültürle anlatmamız lazım ama anlatamıyoruz ve anlatmıyoruz. Ondan sonra da <i>"Gençlik niye böyle?"</i> diyoruz. Ben gençliğin bugünkü bu hâline doğrusu kızamıyorum, bir şey de söyleyemiyorum; <i>"Siz haklısınız, sizi biz yetiştiremedik"</i> diyorum.</p>

<p>Şimdi tabii Necip Fazıl'ın diğer ilim, fikir ve kültür adamlarından farkı; bir defa düşüncesini bir dünya görüşü hâline getirmiş olmasıdır. Evet, çok güzel araştırmacılarımız var ama bir düşünceyi bir dünya görüşü, bir yaşama tarzı hâline getiren <i>İdeolocya Örgüsü</i> isimli enteresan bir kitabı var. O dönemde böyle bir kitabın yazılmış olması bile Necip Fazıl'ın ufkunun büyüklüğünü, yüceliğini gösteriyor; yani bir devlet sistemi, bir toplum sistemi kuruyor. Tabii kendine göre birtakım kavramlar oluşturuyor, o günün dünyasında o kavramlarla başka türlü konuşamıyorsunuz.</p>

<p>Ben de Sosyoloji Bölümü'nü ilk kurduğumda -hocalarımız bilir- dedim ki: <i>"Arkadaşlar, biz yerli bir sosyoloji bölümü olacağız, yerli bir sosyoloji anlayışı."</i> Çünkü sosyoloji, bütün sosyal bilimler hep Batı'dan gelen bilgilerle oluşmuş durumda. Metot olarak da biz İstanbul Sosyoloji mezunuyuz; teorik yönü güçlü bir bölüm ama uygulamalı yönü yok. Ankara'nın teorik yönü zayıf fakat uygulamalı yönü kuvvetli. <i>"Biz Sakarya'da İstanbul Sosyolojisi'nin teorik yönüyle Ankara Sosyoloji'nin uygulamalı yönünü birleştireceğiz"</i> dedik ve ben kendim istatistik dersi almadığım hâlde Sosyal İstatistik dersi koydurdum bölüme. Sorumluluğumuz bunu gerektiriyordu;,sorumluluğumuz sosyolojiye yeni bir kapı açmaktı. Çok şükür, bölümümüz bu misyonunu yerine getirdi ve aynı misyonla da devam ediyor.</p>

<p>Necip Fazıl, nesil inşası içerisinde olmamızı söylüyor; bir nesil inşa etmemiz lazım. Bizi bir üretim mekanizmasının bir çıktısı olarak görerek derdi ki: <i>"Sizler yanlış imalat eserisiniz."</i> Yani toplum, sistem tek tip bir insan inşa ediyor, kendisine ne verilirse kabul eden, sürekli tekrarlayan ama üzerinde düşünmeyen bir insan. <i>"Ama sizler hatalı imalatsınız; siz artık düşünüyorsunuz, araştırma yapıyorsunuz, alternatifler üzerinde fikir yürütüyorsunuz"</i> derdi. Evet, biz maalesef kendi ülkemizde mahkûm durumdayız; bilgi, fikir ve kültür mahrumiyetindeyiz. Dolayısıyla bu hareketi başlatma görevini bizlere ve bizden sonrakilere verdi. Biz de bu mirası devam ettirmek istiyoruz.</p>

<p>Ben gençliğin üzerinde çok fazla durulması gerektiğini, gençlere mikrofondan hitap etmenin yetersiz olduğunu, gençlerin yanında bulunmamız ve gençlerin dertleriyle dertlenmemiz gerektiğini hep söylemeye çalıştım. Bunun için de Sosyologlar Derneği'ni biz burada kurduk, şu anda 13. yılını doldurdu ve hâlâ bu dernekle meşgul olmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Tekrar kıymetli hocalarımın ve Sosyoloji Topluluğu'nun daveti için, bize bu imkânı verdiği için kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Hepinize başarılar diliyorum.</p>
</blockquote>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/prof-dr-sami-sener-necip-fazil-turkiyedeki-sosyal-uyanisin-oncusudur</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/GAKV1dAV6_w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52146"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kâzım Albayrak: Necip Fazıl ve kendimizle hesaplaşma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/kazim-albayrak-necip-fazil-ve-kendimizle-hesaplasma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/kazim-albayrak-necip-fazil-ve-kendimizle-hesaplasma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Öğrenci Kulübü tarafından 21 Ekim 2026, Çarşamba günü saat 13.00'te düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyası, gençlik ideali ve toplum üzerindeki tesirleri ele alındı.

Araştırmacı-yazar Dr. Kâzım Albayrak “Necip F...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Öğrenci Kulübü tarafından 21 Ekim 2026, Çarşamba günü saat 13.00'te düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyası, gençlik ideali ve toplum üzerindeki tesirleri ele alındı.</p>

<p>Araştırmacı-yazar Dr. Kâzım Albayrak “Necip Fazıl ve Kendimizle Hesaplaşma” başlığı altında yaptığı konuşmada, Üstad’ın her şeyden önce kendi nefsiyle ve varlığıyla derin bir muhasebeye giriştiğini ifade etti. Necip Fazıl’ın nefs ve varlık muhasebesinin onun fikir ve sanat hayatının temelinde yer aldığını belirten Albayrak, Üstad’ın bu yönüyle insanın kendisini sorgulaması ve hakikati araması bakımından örnek teşkil ettiğini vurguladı.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/kazim-albayrak-necip-fazil-ve-kendimizle-hesaplasma</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/VCkXuDYCk1M/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80724"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kassam Tugayları'ndan Yahya Sinvar için ezgi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/yahya-sinvar-4.jpg" type="image/jpeg" length="88243"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yıldır yaptığı bastonları Allah rızası için dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir büyük bir emekle ürettiği bastonları hiçbir ücret talep etmeden insanlara hediye ediyor. Hayatını iyilik yapmaya adayan Mehmet Amca, “Para lazım değil, bana Allah razı olsun lazım.” sözleriyle takdir topluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir baston ustalığı yapıyor. Yıllardır el emeğiyle hazırladığı bastonların hiçbirini parayla satmayan Mehmet Amca, ürettiği bastonları Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine ve çevresindeki insanlara hediye ediyor.</p>

<p>Allah Resulü'nün hediyeleşmeye verdiği önemi hatırlatan Mehmet Amca, yaptığı işi bir kazanç kapısı olarak görmüyor. Onun için en büyük kazanç, hediye ettiği bastonları kullanan insanların hayır duasını almak.</p>

<p>Kendisiyle yapılan röportajda bugüne kadar ürettiği bastonlardan hiç para alıp almadığı sorulan Mehmet Amca, şu sözlerle cevap veriyor:</p>

<p>“Hiç kimseye parayla satmadım. Sen yapsan bana, bu bastonu bana versen, 'Allah razı olsun şu adamdan, şu bastonu bana verdi' dedim. Her gün... Onun için ben bu bastonları bedava veriyorum. 'Allah razı olsun' diyen olur belki. Bana o lazım. Para lazım değil. Bugün öleceğim, yarın öleceğim; bana 'Allah razı olsun' lazım.”</p>

<p>Ömrünün büyük bir bölümünü baston yaparak geçiren Mehmet Amca, karşılık beklemeden iyilik yapmanın ve hayır duası kazanmanın güzel bir örneğini sergiliyor.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/usta-ve-ciragin-ahsap-hikayesi.webp" type="image/jpeg" length="81878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edirnekapı'da yüz binlerce Suriyelinin katili Nasrallah'ın posteri yansıtıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un tarihi Edirnekapı surları, Suriye’de yüz binlerce Müslümanı şehit eden, milyonlarca insanın yurdunu terk etmesine yol açan ve elleri masumların kanıyla bulanmış olan Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posterinin yansıtıldığı açık bir provokasyona sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_f2d671d3903c916a-162">Ecdad yadigârı bu kadim surların, katliamların ve zulümlerin simgesi haline gelmiş bir şahsın propagandalık alanına çevrilmesi, içimizdeki Şia fitnesinin cüretinin ve gafletinin hangi boyutlara ulaştığını bize hatırlattı. Mazlumların ahını, Suriyeli yetimlerin gözyaşlarını ve Suriye zindanlarında zulüm çekenlerin feryatlarını hiçe sayarak gerçekleştirilen bu eylem, apaçık bir meydan okumadır.</p>

<h3><strong>Hasan Nasrallah'ın Müslümanlara yaptığı zulüm</strong></h3>

<p>Hasan Nasrallah, Suriye’de iç savaşın fitili ateşlendiği günden itibaren Esed rejiminin en sadık, en gaddar ve en kanlı vurucu gücü olarak sahaya sürülmüştür. Halep’ten Humus’a, Kusayr’dan Şam kırsalına kadar binlerce masum Suriyeli Müslümanın katledilmesinde, evlerinden barklarından sürülmesinde doğrudan imzası ve emri vardır. İran’ın emperyalist yayılmacılığının bölgedeki mezhepçi ayağı olarak en büyük taşeronluğunu yapan Nasrallah, Müslüman kanı akıtılması söz konusu olduğunda en zalim rejimlerle kol kola girmekten bir an olsun geri durmamıştır.</p>

<p>Daha da vahimi, bu eli kanlı çetelerin Suriye halkına uyguladığı sistematik şiddet sadece can almakla kalmamış; rejim unsurlarıyla birlikte hareket eden bu yapının mensupları, Suriyeli Müslüman kadınların iffetine ve namusuna uzanan alçaklıklarıyla tarihin en kara lekelerine imza atmıştır. Savaş hukukunu, insanlığı ve ahlaki tüm sınırları ayaklar altına alan bu aşağılık cürümlerin baş sorumlusu olan Nasrallah, dünyada işlediği bu kadar günah ve mazlum ahı ile birlikte cehenneme kavuşup gitmiştir. Şimdi kalkıp bu melun adamın posterini İstanbul’un surlarına yansıtmak, o katliamları ve namussuzlukları meşrulaştırmaya çalışmaktır.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/nasrusseytann.png" type="image/jpeg" length="19671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="12288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="68967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="98310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="73240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="89714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="41295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="89105"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="55619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="33450"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laikl...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="79506"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="22904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="29961"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.

Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı....]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="41083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="87656"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="77584"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
