<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 11:39:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz sömürgeciliğinin Hindistan'daki mirası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingilterenin-hindistanda-biraktigi-miras-somuru-ve-kitlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingilterenin-hindistanda-biraktigi-miras-somuru-ve-kitlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere, Doğu Hindistan Şirketi'yle başlayan süreçte Hindistan'ın zenginliklerini sistemli biçimde kendi ekonomisine aktardı. Yerli sanayi çökertildi, milyonlarca insan ağır vergilere ve kıtlıklara mahkûm edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1903 yılına ait olan ve Hintlilerin İngiliz sömürge mensubunu taşıdıkları fotoğraf, sömürge düzeninin insan onurunu nasıl ayaklar altına aldığını gösteren sembollerden biri olarak hafızalara kazındı. Tarihin kayıt altına alabildiği sahneler bunlardan ibaret değildir. Belgelenmeyen, fotoğraflanmayan veya üzeri örtülen daha nice zulmün yaşandığı muhakkak. Sömürge imparatorluklarının ardında bıraktığı izlerin tamamını bugün dahi ortaya koyabilmek mümkün değildir.</p>

<p>İngiltere'nin Hindistan üzerindeki hâkimiyetinin temelinde "medeniyet götürme" iddiası değil, ekonomik çıkarlar yatıyordu. Doğu Hindistan Şirketi eliyle başlayan süreçte Hindistan'ın pamuğu, çayı, baharatı, kömürü ve diğer yer altı ile yer üstü zenginlikleri İngiliz ekonomisinin hizmetine sunuldu. Yerli sanayi bilinçli şekilde çökertildi, milyonlarca insan ağır vergilere mahkûm edildi. Bengal başta olmak üzere yaşanan büyük kıtlıklarda milyonlarca insan hayatını kaybederken, sömürge yönetimi kendi çıkarlarını korumayı sürdürdü.</p>

<p>Bu tablo yalnızca Hindistan'a mahsus değildi. Petrol için savaş çıkaran, madenler uğruna ülkeleri parçalayıp halkları yerinden eden, yer altı zenginliklerini ele geçirmek adına insan hayatını, onurunu, namusunu ve haysiyetini hiçe sayan sömürgeci Batı anlayışı, farklı coğrafyalarda aynı yöntemleri uyguladı. Dün doğrudan işgal edenler, bugün ekonomik ve askerî baskılarla aynı düzeni sürdürmeye çalışıyor.</p>

<h2><strong>Tacir Kılığında Gelen Sömürge Devleti</strong></h2>

<p>İngiltere’nin Hindistan üzerindeki hâkimiyeti doğrudan bir ordu çıkarmasıyla başlamadı. Sürecin öncü kuvveti, 31 Aralık 1600 tarihinde Kraliçe I. Elizabeth tarafından verilen imtiyazla kurulan İngiliz Doğu Hindistan Şirketi oldu. Başlangıçta baharat ve Asya ticaretinden pay almak isteyen bir tüccar teşkilâtı görünümündeki şirket, zamanla ticaret merkezleri, limanlar, kaleler ve silahlı birlikler kurdu. Yerel hükümdarlarla yaptığı anlaşmaları, borç ilişkilerini, saray mücadelelerini ve askerî müdahaleleri kullanarak bir ticaret kuruluşundan fiilî bir devlete dönüştü.</p>

<p>Şirketin Hindistan’daki yükselişinin dönüm noktası 1757’deki Plassey Savaşı oldu. Bengal Nevvabı Siracüddevle’nin ordusu, şirket kuvvetleri ve İngilizlerle anlaşan yerli unsurlar karşısında mağlup edildi. Bu zafer, İngilizlere Bengal’in siyasetine doğrudan müdahale etme ve kendi menfaatlerine uygun yöneticileri iktidara taşıma imkânı verdi. 1764’teki Buxar Savaşı’nın ardından şirketin askerî üstünlüğü daha da pekişti. 1765’te Babür hükümdarı Şah Âlem’den Bengal, Bihar ve Orissa’nın vergi ve gümrük gelirlerini toplama hakkı alındı. Böylece özel bir ticaret şirketi, Hindistan’ın en zengin bölgelerinden birinin hazinesine el koydu.</p>

<p>Bu tarihten sonra Doğu Hindistan Şirketi’nin Hindistan’dan mal satın almak için İngiltere’den altın ve gümüş getirmesine büyük ölçüde ihtiyaç kalmadı. Şirket, Hint halkından topladığı vergilerle Hint ürünlerini satın alıyor, aynı ürünleri Avrupa’da satarak kâr elde ediyor, elde ettiği gelirle yeni ordular kuruyor ve Hindistan’ın diğer bölgelerine karşı savaş açıyordu. Bir başka ifadeyle Hintlilerden alınan para, yine Hintlilerin ülkelerini işgal etmek için kullanılıyordu. Bengal’in vergi gelirleri şirketin savaşlarını ve idarî masraflarını finanse eden temel kaynaklardan birine dönüştü.</p>

<p>Şirket kendi ordusunu, mahkemelerini, hapishanelerini, vergi sistemini, istihbarat ağını ve bürokrasisini kurdu. 19. yüzyılın başlarında emrindeki asker sayısı 200 bini aşmış, İngiliz devlet ordusundan daha büyük bir özel askerî kuvvet ortaya çıkmıştı. Bu ordu büyük ölçüde Hintli askerlerden meydana geliyor, fakat İngiliz subayların kumandasında İngiliz çıkarları için kullanılıyordu. Şirket bir taraftan padişahlarla antlaşma yapan, diğer taraftan savaş ilan eden; vergi toplayan, toprak ilhak eden ve milyonlarca insan üzerinde hüküm süren bir sömürge devleti hâline geldi.</p>

<h2><strong>Sömürge Yolculuğu</strong></h2>

<p>Hindistan’ın pamuğu İngiliz dokuma fabrikalarına, çayı Avrupa pazarlarına, afyonu Çin’e, jütü İngiliz sanayisine, indigoyu tekstil üretimine, tahılı ise imparatorluğun ticaret ağına sevk edildi. Kömür, madenler ve tarım ürünleri sömürge ekonomisinin ihtiyaçlarına göre işletildi. Yerli halkın ihtiyacı, bölgesel gıda güvenliği veya Hint üreticisinin geçimi ikincil meseleler hâline getirildi.</p>

<p>İngiltere’nin Hindistan’dan sağladığı kazanç doğrudan mal ihracatıyla sınırlı kalmadı. İngiliz memurlarının maaşları, emekli aylıkları, şirket hissedarlarına ödenen temettüler, Londra’daki idarî giderler, İngiliz ordusunun harcamaları ve imparatorluğun başka bölgelerinde yürüttüğü savaşların masrafları da Hindistan bütçesine yükleniyordu. Hint milliyetçi iktisatçıların daha sonra “servet tahliyesi” veya “servet akışı” adını verecekleri düzen bu şekilde kuruldu.</p>

<p>Şirket yöneticileri ve İngiliz memurlar, Hindistan’da kısa sürede büyük servetler biriktirerek ülkelerine dönüyordu. “Nabob” adı verilen bu zenginleşmiş görevliler, İngiltere’de malikâneler satın alıyor, siyasete giriyor ve Hindistan’dan taşıdıkları servetle İngiliz seçkinleri arasına katılıyordu. Plassey’den sonra ele geçirilen altın, mücevher ve diğer servetlerin askerler ve şirket görevlileri arasında paylaştırılması, sömürgeciliğin kişisel zenginleşme vasıtası hâline geldiğini de gösteriyordu.</p>

<p>Sömürge devrinde Hindistan’dan İngiltere’ye aktarılan toplam servetin bugünkü karşılığı konusunda farklı hesaplamalar bulunuyor. Bu hesapların yöntemleri tartışmalı olsa da kaynakların, vergilerin ve ticaret fazlasının İngiltere lehine sistemli biçimde aktarıldığı hususunda geniş bir tarihî literatür mevcut. Rakamlar üzerinde ihtilaf bulunması, yağma düzeninin varlığını ortadan kaldırmıyor.</p>

<h2><strong>Bengal: Açlık Coğrafyası</strong></h2>

<p>Bengal, İngiliz hâkimiyetinden önce Hint alt kıtasının en zengin ve üretken bölgelerinden biriydi. Verimli tarım arazileri, gelişmiş sulama imkânları, dokuma sanayisi ve kalabalık şehirleriyle dünya ticaretinde önemli bir yere sahipti. İngiliz şirketi bu zenginliği geliştirmek yerine, mümkün olan en yüksek geliri en kısa zamanda elde etmeye yöneldi.</p>

<p>Vergi toplama hakkını ele geçiren şirket, köylünün ürün durumunu, kuraklığı veya yerel ihtiyaçları dikkate almayan ağır bir tahsilat düzeni kurdu. Vergi toplama hakkı çoğu zaman aracılara devredildi. Bu aracılar, şirkete taahhüt ettikleri meblağı tamamlayabilmek için köylü üzerinde büyük baskı oluşturdu. Borcunu veya vergisini ödeyemeyen çiftçi toprağını kaybetti; geçimlik tarım yapan köylüler, ihracata yönelik ürünler yetiştirmeye zorlandı.</p>

<p>1769-1773 yılları arasında Bengal’de yaşanan büyük kıtlıkta milyonlarca insan öldü. Kıtlığın başlangıcında kuraklık tesirli olsa da felaketin kitlesel ölüme dönüşmesinde şirketin vergi politikaları, gıda ticareti üzerindeki baskısı ve yetersiz yardım uygulamaları belirleyici oldu. Açlığa rağmen vergi toplama gayretinin sürdürülmesi, sömürge yönetiminin insan hayatından ziyade gelirleri korumaya öncelik verdiğini gösterdi.</p>

<p>19. yüzyılda da kıtlıklar birbirini takip etti. 1876-1878 Büyük Kıtlığı, 1896-1897 ve 1899-1900 kıtlıkları milyonlarca insanın ölümüne yol açtı. Araştırmalara göre 1850 ile 1899 arasında Hindistan’da 24 büyük kıtlık yaşandı. Bu sayı, kayıt altına alınmış başka herhangi bir elli yıllık dönemden daha yüksekti.</p>

<p>İngiliz idaresi kıtlık dönemlerinde serbest piyasa anlayışını ve bütçe disiplinini insan hayatının önünde tuttu. Gıda maddelerinin fiyatı yükselirken yoksul halk satın alma kudretini kaybetti. Tahıl bulunan bölgelerden dahi açlık haberleri geldi. İngiliz makamlarının yardımı “piyasanın işleyişini bozmama” düşüncesiyle sınırlaması, felaketin boyutunu büyüttü. Kıtlıkların tamamen tabii afet şeklinde anlatılması, sömürge yönetiminin mesuliyetini gizleyen eksik bir açıklamadır. Kuraklık mahsulü azaltmış, fakat yanlış vergi, ticaret ve yardım politikaları kıtlığı kitlesel ölüme çevirmiştir.</p>

<p>Bu tablonun son büyük halkalarından biri 1943 Bengal Kıtlığı oldu. Savaş şartları, fiyat artışları, stokçuluk, nakliye sorunları ve İngiliz yönetiminin aldığı kararlar bir araya gelerek büyük bir felaket meydana getirdi. Ölü sayısına ilişkin tahminler farklılık gösterse de yaklaşık üç milyon insanın açlık, hastalık ve yetersiz beslenme sebebiyle hayatını kaybettiği kabul ediliyor.</p>

<h2><strong>İngiltere Sanayileşirken Hindistan Sanayisizleştirildi</strong></h2>

<p>İngiliz hâkimiyetinden önce Hindistan, dünyanın en önemli tekstil ve dokuma üretim merkezlerinden biriydi. Bengal’in muslinleri, pamuklu ve ipekli kumaşları Avrupa’dan Osmanlı coğrafyasına kadar geniş bir alanda tanınıyordu. Hint dokumaları yüksek kalitesi, ince işçiliği ve uygun fiyatı sebebiyle İngiliz imalatçıları açısından güçlü bir rakipti.</p>

<p>İngiliz devleti önce kendi üreticilerini koruyan gümrük ve ithalat politikaları uyguladı. Hint kumaşlarının İngiltere pazarına girişine sınırlamalar getirilirken İngiliz sanayisi koruma altında büyütüldü. Sanayi Devrimi’nin ardından makinelerle ve daha düşük maliyetle üretilen Manchester kumaşları Hindistan pazarına sokuldu. Hindistan’dan ham pamuk alınırken, işlenmiş İngiliz kumaşları aynı ülkeye satıldı.</p>

<p>Bu düzen, Hintli dokumacıların iki taraftan kuşatılmasına yol açtı. Yerli üretici hem İngiliz mamulleriyle rekabet etmek zorunda kaldı hem de sömürge idaresinin vergi ve ticaret politikalarına maruz bırakıldı. Neticede yüz binlerce zanaatkâr geçim kaynaklarını kaybetti. Hindistan, yüksek katma değerli mamul mal ihraç eden bir ülke konumundan ham madde satan ve İngiliz ürünlerini tüketen bağımlı bir pazara dönüştürüldü.</p>

<p>İktisat tarihçileri Hindistan’ın sanayisizleşmesinde İngiliz teknolojik üstünlüğü, düşen taşıma maliyetleri, dünya tekstil fiyatları ve sömürge ticaret politikalarının farklı ağırlıklara sahip olduğunu tartışıyor. Bununla birlikte Hindistan’ın 18. yüzyıl başlarında dünya tekstil ihracatında büyük bir güç olduğu, 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde bu üstünlüğünü kaybettiği hususunda geniş bir mutabakat bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla “İngiltere sanayileşirken Hindistan neden sanayisizleşti?” sorusunun cevabı yalnız makinenin icadında aranamaz. İngiltere kendi sanayisini devlet gücüyle korurken Hindistan’ın pazarını zorla açtı; Hint üreticisini aynı siyasî ve hukukî korumadan mahrum bıraktı. Rekabet iki eşit ülke arasında değil, yönetme ve vergi koyma yetkisini elinde bulunduran sömürgeci güç ile onun idaresindeki halk arasında cereyan etti.</p>

<h2><strong>1857: İngiliz Hâkimiyetine Başkaldırı</strong></h2>

<p>İngiliz tarih yazımında uzun müddet “Sipahi İsyanı” şeklinde anılan 1857 mücadelesi, askerî bir başkaldırının çok ötesine geçti. İsyanın ilk kıvılcımı şirket ordusundaki Hintli askerler arasında çakılmış olsa da kısa sürede köylüler, eski yöneticiler, din adamları, şehir halkı ve İngiliz hâkimiyetinden zarar gören farklı kesimler mücadeleye katıldı.</p>

<p>Ayaklanmanın sebepleri arasında askerlerin dinî hassasiyetlerinin çiğnenmesi, düşük ücretler, ırkçı muamele, yerel hanedanların topraklarına el konulması, ağır vergiler, misyonerlik faaliyetleri ve geleneksel toplumsal düzenin sarsılması bulunuyordu. İngilizlerin dinî hayata müdahale edeceği ve halkı Hristiyanlaştıracağı endişesi hem Müslümanlar hem de Hindular arasında yayılmıştı.</p>

<p>Delhi’de Babür hükümdarı Bahadır Şah Zafar sembolik lider olarak kabul edildi. Delhi, Kanpur ve Lucknow başta olmak üzere birçok merkezde büyük çatışmalar yaşandı. Mücadele, İngilizlerin takviye kuvvet göndermesi ve yerel ittifaklardan faydalanmasıyla bastırıldı. İngilizlerin karşılığı toplu cezalandırmalar, infazlar, köylerin yakılması ve sürgünler oldu. Delhi’nin geri alınmasının ardından Müslüman mahalleler büyük bir yıkıma uğradı; âlimler, askerler ve siviller hedef alındı.</p>

<p>1857’in ardından İngiliz yönetimi, Doğu Hindistan Şirketi’nin Hindistan’daki idarî hâkimiyetine son verdi. 1858’den itibaren ülke doğrudan İngiliz Kraliyeti’ne bağlandı. Şirketin hukukî varlığı ise 1873’te tamamen sona erdi. Yönetimin şirketten kraliyete geçmesi sömürgeciliği bitirmedi; onu daha merkezî, düzenli ve bürokratik bir yapıya kavuşturdu.</p>

<h2><strong>1857’den Sonra Müslümanlara Yönelen Tasfiye</strong></h2>

<p>İngiliz yönetimi 1857 mücadelesinin merkezinde Babür hanedanını ve Müslüman seçkinleri gördü. Bu sebeple ayaklanmanın bastırılmasından sonra Müslümanlar ağır bir siyasî, ekonomik ve kültürel baskıyla karşılaştı. Babür Devleti’nin son izleri ortadan kaldırıldı; Bahadır Şah Zafar sürgüne gönderildi. Müslüman ailelerin mülklerine el konuldu, idarî kadrolardaki etkileri azaltıldı ve birçok eğitim kurumu güç kaybetti.</p>

<p>Farsça, yüzyıllar boyunca Hint alt kıtasındaki idarî ve kültürel hayatın başlıca dillerinden biri olmuştu. İngiliz idaresinin dil politikalarıyla Farsça resmî sahadan çıkarıldı; İngilizce yönetim ve yüksek eğitim dili hâline getirildi. Urducanın mevkii de sonraki yıllarda siyasî tartışmaların merkezine yerleşti. Dil meselesi, dinî ve toplumsal kimliklerin birbirinden uzaklaştırılmasında kullanılan araçlardan biri oldu. İngiliz yönetiminin bazı dönemlerde Hindu ve Müslüman topluluklardan birini diğerine karşı destekleyen siyasetleri, müşterek hayatı zehirledi.</p>

<h2><strong>Eğitim Yoluyla Zihnin İşgali</strong></h2>

<p>İngiliz idaresi için eğitim, sömürge bürokrasisinde görev yapacak yerli bir ara sınıf yetiştirme vasıtasıydı. Thomas Babington Macaulay’ın 1835 tarihli eğitim metni, İngilizce öğretimin ve Avrupa bilgisinin yerli ilmî gelenekler karşısında üstün tutulmasını savunuyordu. Maksat, İngiliz yönetimiyle milyonlarca Hintli arasında tercümanlık ve memurluk yapacak, görünüşte Hintli fakat zihniyet itibarıyla İngiliz değerlerine bağlanmış bir zümre meydana getirmekti.</p>

<p>Bu siyaset neticesinde İngilizce, idarî yükselmenin ve modern eğitimin başlıca kapısı hâline geldi. Geleneksel medreseler, mahallî mektepler, Farsça ve diğer yerli ilim dilleri geri plana itildi. İngiliz tarih anlayışı, sömürge idaresini düzen, ilerleme ve medeniyetin taşıyıcısı olarak gösterirken Hindistan’ın geçmişini durağanlık, ihtilaf ve geri kalmışlık üzerinden tarif etti.</p>

<h2><strong>Irkçı Hiyerarşi Gündelik Hayata Yerleştirildi</strong></h2>

<p>İngiliz idaresi kendisini yalnız siyasî bakımdan hâkim bir güç olarak görmüyor, ırkî bakımdan da Hint halkının üzerinde kabul ediyordu. Bu anlayış devlet dairelerinden askeriyeye, sosyal kulüplerden trenlere kadar gündelik hayatın birçok sahasına yayıldı.</p>

<p>İngilizlere ve diğer Avrupalılara mahsus kulüpler, oteller, yerleşim alanları ve sosyal mekânlar kuruldu. Hintliler, eğitimli ve varlıklı olsalar dahi birçok kulübe kabul edilmiyordu. Bu kurumlar, İngilizlerin kendi millî ve emperyal kimliklerini korudukları, yerli halktan tecrit edilmiş küçük sömürge adalarıydı.</p>

<p>İdarî kadrolarda aynı işi yapan İngiliz ve Hintli görevliler arasında ücret, yetki ve yükselme bakımından ayrımlar bulunuyordu. Üst düzey makamlar büyük ölçüde İngilizlere ayrılırken Hintliler alt kademelerde istihdam edildi. Hukuk düzeninde de Avrupalıların yargılanması meselesi uzun yıllar ayrıcalıklı bir alan olarak kaldı. Bir İngiliz’in Hintli hâkim tarafından yargılanabilmesi düşüncesi dahi sömürge çevrelerinde büyük itirazlara yol açıyordu.</p>

<p>İngilizler, Hint halkını yönetilmesi gereken “ırklar”, “kabileler”, “kastlar” ve “tipler” şeklinde tasnif etti. 19. yüzyılda gerçekleştirilen nüfus sayımları, etnografik araştırmalar ve fotoğraf projeleri, insanları ferdî şahsiyetlerinden kopararak sömürge yönetiminin kategorilerine yerleştirdi. Fotoğraflarda kişilerin isimleri yerine meslekleri, kastları veya etnik grupları yazılıyor; halk, idarî bakımdan tanınması ve kontrol edilmesi gereken nesneler şeklinde görülüyordu.</p>

<p>İnsanların Avrupalıları sırtlarında veya taşıma araçlarında taşımaları da bu geniş emek ve hiyerarşi düzeninin parçasıydı. Dağlık bölgelerde yük ve insan taşıyan hamallar bulunmakla beraber sömürge şartlarında Avrupalı ile yerli arasındaki ekonomik ve siyasî eşitsizlik, bu sahneleri sıradan bir hizmet ilişkisinin ötesine taşıyordu. Bir tarafta hareket, para ve emir verme imkânına sahip sömürge mensubu; diğer tarafta geçinebilmek için bedenini yük hayvanı gibi kullanmak zorunda bırakılan yerli bulunuyordu.</p>

<h2><strong>İngilizler Gitti, Kurdukları Düzen Kaldı</strong></h2>

<p>İngiliz hâkimiyeti Hindistan’dan çekilirken geride yalnız yoksullaştırılmış bir ülke bırakmadı. Asırlar boyunca işleyen yerli üretim düzeni parçalandı, eğitim kurumları zayıflatıldı, dil ve kültür sahası İngiliz ölçülerine göre yeniden şekillendirildi. Toplum, din, kast ve bölge esasına göre idarî kategorilere ayrıldı, bölge insanının birçoğu İngiliz'in sadık kulu haline getirildi ve mevcut farklılıklar sömürge idaresinin devamını sağlayacak siyasî fay hatlarına dönüştürüldü.</p>

<p><i>KAYNAKÇA: </i></p>

<p><i>National Army Museum: Doğu Hindistan Şirketi, Plassey Savaşı ve şirket orduları.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>William Dalrymple, The Anarchy: Şirketin ticaret kuruluşundan sömürge devletine dönüşmesi.</i></p>

<p><i>Dadabhai Naoroji, Poverty and Un-British Rule in India: Hindistan’dan İngiltere’ye servet aktarımı.</i></p>

<p><i>Thomas Macaulay, Minute on Indian Education (1835): İngiliz eğitim ve dil politikası.</i></p>

<p><i>İbrahim Kalın, Barbar, Modern, Medeni: Doğu Hindistan Şirketi, sömürgecilik, oryantalizm ve Müslümanların zayıflatılması.</i></p>

<p><i>Encyclopaedia Britannica: Bengal kıtlıkları, 1857 Ayaklanması ve Bahadır Şah Zafar.</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingilterenin-hindistanda-biraktigi-miras-somuru-ve-kitlik</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bati-somuru.webp" type="image/jpeg" length="21195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Gazze’deki vahşeti örtmek için ABD’de yüz milyonlarca dolar harcıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-gazzedeki-vahseti-ortmek-icin-abdde-yuz-milyonlarca-dolar-harciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-gazzedeki-vahseti-ortmek-icin-abdde-yuz-milyonlarca-dolar-harciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail, Gazze'deki katliamları sebebiyle ABD kamuoyunda eriyen desteği durdurmak için 1 milyar doları aşan bir propaganda bütçesi devreye soktu. Geleneksel lobcilikten yapay zeka verilerini manipüle etmeye kadar uzanan bu devasa "Hasbara" hamlesi, özellikle gençleri ve yapay zeka botlarını hedef alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail, Gazze’de Filistinlilere yönelik yürüttüğü askeri operasyonlar ve soykırım sürecinde uluslararası alanda kaybettiği kamuoyu desteğini geri kazanmak amacıyla 7 Ekim 2023’ten bu yana propaganda faaliyetlerine 1 milyar dolardan fazla bütçe ayırdı.</p>

<p>Responsible Statecraft (RS) tarafından yayımlanan araştırma, söz konusu meblağın İsrail’in özellikle en büyük müttefiki konumundaki ABD’de yürütüldüğü küresel “Hasbara” (halkla ilişkiler ve propaganda) çalışmalarında çarpıcı bir artışa karşılık geldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Geniş çaplı propaganda hamlesi, İsrail’in yaklaşık üç yıldır Gazze’de sürdürdüğü ve ağır yıkıma yol açan eylemleri karşısında Amerikan toplumunun tutumunda meydana gelen belirgin değişimi hedef alıyor.</p>

<p><strong>ABD kamuoyundaki destek çöktü</strong></p>

<p>Gallup tarafından Temmuz 2025’te düzenlenen araştırmanın sonuçları, Amerikan halkının yüzde 60’ının İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtlarını onaylamadığını gösterdi. İsrail ordusunun saldırıları Gazze’de çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 73 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açarken, bölge genelinde devasa bir fiziksel tahribat yarattı.</p>

<p>Kamuoyundaki bu olumsuz algıyı kırmaya çalışan İsrail, çeşitli iletişim stratejilerini devreye soktu. Bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale tarafından yürütülen ve “Allies for Peace” (Barış İçin Müttefikler) gibi sivil toplum kuruluşu görünümü verilen yapılar üzerinden toplu mesaj kampanyaları finanse edildi.</p>

<p><strong>Lobi kuruluşlarından doğrudan şirket sözleşmelerine</strong></p>

<p>İsrail, ABD’deki etkinlik alanını uzun yıllardır Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) ve İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar (CUFI) gibi İsrail yanlısı lobi grupları vasıtasıyla koruyordu. Finansmanını ve insan kaynağını ağırlıklı olarak ABD vatandaşlarından sağlayan bu kuruluşlar, Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası (FARA) kapsamında yabancı bir devlet adına hareket eden yapılar olarak kaydolmak zorunda kalmıyordu.</p>

<p>Ancak Tel Aviv yönetimi son dönemde yöntem değişikliğine gitti. RS araştırması, İsrail’in FARA kapsamında beyanda bulunan şirket ve şahısları doğrudan istihdam etmek suretiyle ABD’de lobi, halkla ilişkiler ve siyasi iletişim hatlarına 100 milyon dolardan fazla doğrudan kaynak aktardığını belgeledi.</p>

<p>FARA kaydı ilgili kurumların casusluk faaliyeti yürüttüğü anlamına gelmiyor; yasa gereği yabancı hükümetler adına ABD kamuoyunu ve siyasetçilerini etkilemeye çalışan yapıların aldıkları ödemeleri ve faaliyetlerini şeffaf biçimde açıklamalarını zorunlu kılıyor. Doğrudan sözleşmeler, İsrail hükümetine propaganda içeriğini tam denetim altına alma, belirli toplumsal grupları hedefleme ve operasyonel hızı artırma imkânı sunuyor.</p>

<p>Responsible Statecraft, incelemesini FARA resmi kayıtları, İsrail hükümetinin ihale ile satın alma belgeleri ve çok sayıda kaynakla yürütülen mülakatlara dayandırdı.</p>

<p><strong>Evanjelikler, muhafazakârlar ve gençler hedefte</strong></p>

<p>Propaganda mekanizmasının önemli bir bölümünü Fransız iletişim devi Havas Media yönetiyor. Şirket, İsrail’in desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu gruplara ulaşmak amacıyla ABD merkezli halkla ilişkiler firmalarıyla alt sözleşmeler imzalıyor.</p>

<p>Hedef kitlenin ana gövdesini Evanjelik Hristiyanlar, muhafazakâr çevreler ve genç nüfus oluşturuyor. Tel Aviv bu ağ üzerinden sosyal medya içerik üreticilerine ödeme yapıyor, kitlesel mesajlaşma ağlarını fonluyor ve internet kullanıcılarının arama motorları ile yapay zeka sistemlerinde karşılaştığı yanıtları biçimlendirmeye çalışıyor.</p>

<p><strong>Yapay zeka yanıtlarını yönlendirme girişimi</strong></p>

<p>İsrail hükümetinin doğrudan fonladığı bir diğer alan ise bilişim sektöründe “LLM poisoning” (Büyük Dil Modellerinin Zehirlenmesi) olarak tanımlanan ve yapay zeka veri tabanlarını manipüle etmeyi amaçlayan teknik müdahaleler oldu.</p>

<p>Bu sistemde özel olarak kurulan İsrail yanlısı dijital mecralar üzerinden içerik üretiliyor; Claude, ChatGPT ve Grok gibi yapay zeka sohbet robotlarının kullanıcı sorularına yanıt verirken bu hazırlanan siteleri kaynak alması hedefleniyor. RS’nin tespitlerine göre amaç, kullanıcıların doğrulanabilir somut olaylar hakkındaki sorgulamalarına verilen yanıtları İsrail lehine değiştirmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada bu duruma örnek olarak İsrail askeri unsurlarının Gazze’de beş yaşındaki Filistinli çocuk Hind Receb’i ve ailesini öldürmesi vakası gösterildi. Yapay zeka sistemlerinin olayın olgusal çıplaklığını aktarmak yerine, tarafların iddialarını eşitleyen bir dil kullandığı ve İsrail ordusunun küçük bir çocuğa ateş açmak için ileri sürdüğü gerekçeleri ön plana çıkardığı kaydedildi.</p>

<p><strong>Mali ilişkilerini açıklamayan şirketler var</strong></p>

<p>İsrail adına kamuoyu oluşturma faaliyeti yürüten bazı halkla ilişkiler firmaları ile sosyal medya figürlerinin, FARA bünyesindeki yasal şeffaflık zorunluluğuna rağmen İsrail hükümetiyle girdikleri parasal ilişkileri bildirmekten kaçındıkları saptandı.</p>

<p>Responsible Statecraft araştırmasını şu tespitle tamamladı: “İsrail’in yeni yöntemleri Amerika’daki nüfuz ortamını dönüştürüyor. Ancak bu yöntemler, İsrail’in kamuoyunda derin tepki çeken politikalarının yol açtığı destek kaybını durdurmakta şimdiye kadar yetersiz kaldı.”</p>

<p>Kaynak: Harici</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-gazzedeki-vahseti-ortmek-icin-abdde-yuz-milyonlarca-dolar-harciyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-yapay-zeka-1.jpg" type="image/jpeg" length="83673"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail ateşkese rağmen saldırıyor: Gazze'de iki aileden 112 cenaze çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-ateskese-ragmen-saldiriyor-gazzede-iki-aileden-112-cenaze-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-ateskese-ragmen-saldiriyor-gazzede-iki-aileden-112-cenaze-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusunun, Kasım 2023’te Gazze’nin Sabra Mahallesi’nde üç binaya düzenlediği saldırıda Ebu Şeria ve El-Hasayine ailelerine ait yaklaşık 300 kişi şehit oldu. 3 yıl sonra 112’sinin naaşı enkazdan çıkarıldı. Filistin bayraklarına sarılan ve üzeri çiçeklerle süslenen cenazeler yıkılmış binalar arasında kılınan namazın ardından toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p color="dimmed">Gazze’de işgalci İsrail ordusunun 7 Ekim 2023’ten itibaren işlediği soykırımın eserleri her geçen gün daha görünür hale geliyor. İsrail ordusunun Kasım 2023’te Gazze kent merkezindeki Sabra Mahallesi’nde düzenlediği 5 bombardımanda ölen Ebu Şeria ve El-Hasayine ailelerine mensup 112 kişinin naaşlarının çıkarılması için çalışmalar tamamlandı. Aylardır İsrail ordusunun ihlalleri nedeniyle ağır aksak ilerleyen çalışmaların tamamlanmasının ardından naaşlar bir araya getirildi. Üzerleri Filistin bayraklarıyla örtülen naaşlar dün toprağa verilmeye başlandı.</p>

<h2><strong>40 ÇOCUK 38 KADIN</strong></h2>

<p color="dimmed">Terörist İsrail ordusunun 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkese rağmen Gazze’ye insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle ağır aksak süren enkaz altından ceset çıkarma çalışmaları kapsamında Sabra Mahallesi’nde yürütülen çalışmalar 1 Ağustos’ta 112 naaşa ulaşılmasıyla sonuçlanmıştı. Gazze'deki Sivil Savunma Müdürlüğü, 1 Ağustos'ta ekiplerin, yaklaşık iki hafta süren 136 saatlik zorlu arama çalışmaları sonucunda 40'ı çocuk, 38'i kadın ve 7'si engelli 112 Filistinlinin naaşının ve kalıntılarının çıkarıldığını aktardı. Enkazdan birkaç gün önce çıkarılan 112 Filistinlinin naaşı, cenaze töreni öncesinde Gazze kentindeki yıkılmış binaların arasında bulunan bir alana yan yana dizildi. Yakınları, Filistin bayraklarına sarılan naaşların üzerini çiçeklerle süsledi.</p>

<h2><strong>BİR ARAYA TOPLAYIP VURDULAR</strong></h2>

<p color="dimmed">Arama çalışmalarına katılanlardan biri olan Ebu Şeria ailesinin hayatta kalan fertlerinden Yusuf Ebu Şeria, naaşların başında katliama dair bilgi verdi. Katliamın İsrail ordusu tarafından ailelerin oturduğu üç binaya düzenlendiğini ifade eden Ebu Şeria, “Birinci binayı vurunca aile diğer binadaki akrabalarının yanına sığındı. Kısa süre sonra ikinci bina da vuruldu ve aileler üçüncü binada bir araya toplandı. Üçüncü bombardıman ise bir ateş kuşağı şeklinde oldu. Ağır bombardımanın etkisiyle binalarda oturan tüm aile üyeleri enkaz altında kaldı” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BAZILARINDAN ESER YOK</strong></h2>

<p color="dimmed">Bombardıman sonrası ortadan kaybolan bu kişilerden bugüne kadar sadece 112’sinin naaşına ulaşılabildi. Arama çalışmalarını yapan Ekip sorumlusu Muhammed Ebu Dan, enkaz altında kaybolan 157 kişinin naaşına ulaşılamadığını, bu kişilerin akıbetine ilişkin herhangi bir ize rastlanmadığını ifade etti. Ebu Şeria ailesi fertlerinden Yusuf Ebu Şeria ise bombardımana maruz kalan aile üyelerinin bazılarının tamamen paramparça olduğunu ve onlardan geriye bir eser kalmadığını aktardı.</p>

<h2><strong>2026’NIN EN KANLI AYI</strong></h2>

<p color="dimmed">Öte yandan, işgalci İsrail ordusuna bağlı kuvvetler, 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkese ve Hamas’ın geçtiğimiz hafta silahsızlanmayı kabul eden anlaşmayı onaylamasına rağmen temmuz ayında saldırılarını yoğunlaştırdı. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze’de temmuz ayı boyunca İsrail saldırılarında 150’den fazla kişinin şehit olduğunu, bunun yıl başından bu yana "en yüksek aylık ölüm sayısı" olduğunu belirtti. OCHA tarafından yayınlanan açıklamada, temmuz ayındaki saldırıların çoğunun 2,1 milyon Filistinlinin toplandığı kampların bulunduğu Gazze’nin güney ve batı kesimlerinde yapıldığına işaret etti.</p>

<p color="dimmed">İsrail ordusunun temmuzun son haftasında daha da artan saldırılarında 25 kişinin şehit olduğu kaydedildi.</p>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-ateskese-ragmen-saldiriyor-gazzede-iki-aileden-112-cenaze-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-cenaze.webp" type="image/jpeg" length="64957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mecliste "Terörsüz Türkiye" için imzalar atılıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mecliste-terorsuz-turkiye-icin-imzalar-atiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mecliste-terorsuz-turkiye-icin-imzalar-atiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[PKK’nın tasfiyesini sağlamayı hedefleyen çerçeve düzenleme, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” adıyla Meclis gündemine geliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Teklife İYİ Parti dışındaki tüm parti gruplarının imzasını almak amacıyla AK Partili yöneticilerin muhalefetle temasları son ana kadar devam etti. Sadece “münfesih (dağılmış)” haliyle PKK’yı ve onun çatı sözleşmesi KCK’yı kapsayan teklif, genel-özel af olasılığına veya kişiye özgü statüye olanak tanımıyor. Silah bırakan PKK üyeleri için öngörülen adımlar, örgütün dağıldığına ve Türkiye Cumhriyeti Devleti için artık tehdit oluşturmadığına dair Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra atılacak.</p>

<h2><strong>CUMHUR İTTİFAKI TAM KADRO</strong></h2>

<p>AK Parti’nin Meclis grubunda imzaya açılan yasa teklifini dün akşam saatlerine kadar AK Parti milletvekillerinin tamamına yakını imzaladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle birlikte MHP milletvekilleri de teklifi imzaladı. Bahçeli’nin imzaladığı metni Grup Başkanvekili Erkan Akçay AK Parti Grup Bürosu’na giderek teslim etti. AK Parti yönetimi, teklifi, partili 276 milletvekilinin tamamının imzasıyla bugün Meclis Başkanlığı’na sunmayı planlıyor.</p>

<p>İYİ Parti dışındaki muhalefet gruplarının teklife imza vermeseler bile engelleyici tavır almaması bekleniyor.</p>

<h2><strong>SÜRECİN TEMEL HEDEFİ</strong></h2>

<p>Alınan bilgiye göre teklifin gerekçesinde şunlar kaydedildi:</p>

<blockquote>
<p>Terörsüz Türkiye hedefi, milletimizin huzurunu, devletimizin güvenliğini ve ortak geleceğini esas alan stratejik bir devlet politikasıdır. Sürecin temel şartı, terörün tamamen sona ermesi ve silahların geri dönülmeyecek şekilde bırakılmasıdır. Amaç iç cepheyi güçlendirmek, milletimizin birlik ve beraberliğini pekiştirmek ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine terör yükünden arınmış güçlü bir Türkiye ile yürümektir. Terörsüz Türkiye vizyonu, sadece ulusal güvenlik değil, aynı zamanda bölgesel barış ve istikrar perspektifi de taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Kaynak: Habertürk</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mecliste-terorsuz-turkiye-icin-imzalar-atiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bahceli-teror-turkiye.webp" type="image/jpeg" length="55554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ateşkes meselesi ve İsrail]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ateskes-meselesi-ve-israil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ateskes-meselesi-ve-israil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail'in bugüne kadar imzaladığı hemen her ateşkes anlaşmasının artık iyice alışıldık bir rutini, anlaşmaların standart bir formatı gibi: Anlaşma imzalanır, uluslararası kamuoyu rahat bir nefes alır, arabulucular diplomatik başarılarını ilan eder, ardından İsrail çok geçmeden, hatta anlaşma imzalandığı esnada anlaşmanın ruhunu da hükümlerini de ihlal etmeye başlar. Çünkü İsrail açısından ateşkes hiçbir zaman barışa giden yol olmamıştır. Ateşkes, uluslararası baskıyı geçici olarak hafifleten, ordusunu yeniden organize eden, yeni askerî hedeflerini belirleyen ve bir sonraki saldırı dalgasına hazırlık yapan taktik bir ara dönemden ibarettir.</p>

<p>Gazze’de bugün yaşananlar da bunun yeni bir örneğidir.</p>

<p>Hamas’ın ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanması konusunda arabulucular ve ABD yönetimi dâhil ilgili taraflarla ileri düzeyde mutabakatlara varıldığını açıklamasının hemen ardından İsrail’in saldırıları belirgin biçimde yoğunlaştırması bu rutinin bir parçası olarak devreye giriyor. Bu, İsrail’in yıllardır tekrar ettiği ve aslında ABD’nin sınırsız desteği ve yine Arap-İslam dünyasının haddinden fazla sınırsız sabrı ve suskunluğu sayesinde takip ettiği siyasetin yeni bir halkasıdır: Masada müzakere ederken sahada yeni fiilî durumlar üretmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistin Diplomasi Merkezi’nin 30 Temmuz-2 Ağustos dönemine ilişkin saha raporu bu gerçeği rakamlarla ortaya koyuyor. Dört gün içerisinde 34 Filistinli öldürüldü, 121 kişi yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında çocuklar, kadınlar ve yaşlılar bulunuyor. Ateşkes sonrasında öldürülen Filistinlilerin sayısı 1.248’e, yaralı sayısı ise 4.111’e ulaşmış durumda. Aynı dört gün içinde 87 ayrı ateşkes ihlali kaydedildi; bunların 52’si hava ve topçu bombardımanı, 29’u doğrudan ateş açma vakasıydı. 2 Ağustos günü tek başına 20 bombardıman gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu tabloya hala ateşkes denilmektedir. Tabi bu ateşkese işin başında ABD-İsrail’in çok daha hevesli ve istekli olduğunu hatırladığımızda Hamas’ın ve Filistin halkının çatışmalardan ziyade ateşkes esnasında asıl büyük savaşlarını verdiklerini görmemek mümkün değil. İsrail açısından ateşkes, sadece bombardımanın yoğunluğunu kendi askerî hesaplarına göre ayarladığı esnek bir operasyon sürecidir.</p>

<p>Tabi İsrail’in ihlalleri sadece bombalarla sınırlı değildir. Açlık da bugün savaşın en etkili silahlarından biri. Ateşkes hükümlerine göre dört gün içinde Gazze’ye 2.400 yardım ve ticaret tırının girmesi gerekirken yalnızca 506 tırın girişine izin verilmiştir. Bu, anlaşmanın öngördüğü miktarın yalnızca yüzde 21’ine tekabül etmektedir. 1 Ağustos günü ise Gazze’ye tek bir yardım tırı bile girememiştir.</p>

<p>Tabii ki bu yardımların gecikmesinden kaynaklanmıyor, aksine açlığın sistematik biçimde askerî stratejinin bir parçası hâline getirilmesinin sonucu. Bombardımanla öldürülemeyen toplum aç bırakılarak teslim alınmak istenmektedir.</p>

<p>Diğer yandan Gazze’ye bakarken İsrail’in aynı günlerde Batı Şeria’da yürüttüğü barbarca saldırıları gözden kaçırmamak gerekir. Esasen Batı Şeria’da yaşanan işgal ve ihlaller Gazze’deki direnişi anlamayı kolaylaştırıyor, aynı zamanda işgal ve soykırımın bütün cepheleriyle bir bütün olduğunu da gösteriyor.</p>

<p>Gazze’de ateşkes görüşmeleri devam ederken Batı Şeria’da askerî baskınlar veya gaspçı terör aralıksız sürüyor. Yerleşim birimleri gasp edilen Filistin topraklarında genişletiliyor. Filistin köylerine yönelik yerleşimci-gaspçı saldırıları artıyor. Evler yıkılıyor, tarım arazilerine el konuluyor, binlerce Filistinli idari gözaltı uygulamalarıyla özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla Gazze’de bombardımanla yürütülen politika, Batı Şeria’da düşük yoğunluklu ama sürekli bir ilhak siyasetiyle tamamlanmaktadır. İsrail'in stratejisi iki cephede farklı araçlarla aynı hedefe yönelmiştir. Gazze yaşanamaz hâle getiriliyor. Batı Şeria ise yaşanabilir olmaktan çıkarılarak adım adım ilhak ediliyor.</p>

<p>Bir tarafta zorla yerinden etme, aç bırakma ve kitlesel yıkım; diğer tarafta gaspçı-yerleşimlerin genişletilmesi, demografik dönüşüm ve fiilî egemenlik... Yöntemler farklı, hedef aynıdır.</p>

<p>Bu yüzden bugün Gazze’deki ateşkes ihlallerini yalnızca insani hukuk bağlamında değerlendirmek eksik kalmaktadır. Burada ihlal edilen sadece ateşkes değildir. İhlal edilen uluslararası hukukun en temel ilkeleri, işgal hukukunun sınırları ve Filistin halkının kendi toprağında yaşama hakkıdır.</p>

<p>Bugün artık “İsrail’in ateşkesi neden ihlal ediyor?” olduğuyla vakit kaybetmenin bir anlamı yok aslında. Bunun cevabı yıllardır değişmedi. Esas soru uluslararası toplumun, İsrail’in hiçbir anlaşmayı bağlayıcı görmediğini onlarca kez tecrübe ettiği hâlde neden hâlâ aynı diplomatik yöntemlerle farklı sonuçlar beklemekte olduğudur.</p>

<p>İsrail açısından anlaşmalar hiçbir zaman nihai hedef değildir. Anlaşmalar, yayılmacı politikalara zaman kazandıran araçlardır. Ateşkesler, soykırımı durdurmanın değil, onu yeniden organize etmenin fırsatları olarak görülmektedir. Dünya ise her defasında aynı diplomatik yanılsamaya kapılarak İsrail’e ihtiyaç duyduğu zamanı kazandırmaktadır.</p>

<p>Hep söylediğimiz şeydir ve bundan zerre kadar kuşkumuz yok: İsrail istediği kadar zaman ve istediği kadar toprak veya askeri üstünlük kazansın. Onun sonunu bizzat bu saldırganlığı ve elde ettiğini zannettiği kazanımları getirecektir.</p>

<p>Ancak bunu söylerken zihnimizin bir tarafında bu kadar zulme, bu kadar tecavüze, bu kadar saldırganlığa razı olmayacak bir direniş cephesinin kaçınılmaz olarak ortaya çıkacağıdır. Bu uluslararası toplum değilse, işgalci saldırganın saldırdıkları olacaktır. Bundan hala bir kuşkumuz yok, ama bu ihlaller devam ettikçe insan sormadan edemiyor: Kim ve ne zaman?</p>

<p>İsrail’in saldırganlığına karşı, nasılsa sonunu getirecek olan bir hamle diyerek oturup beklemek mi lazım? Bu azgınlığın son sınırlarına dayandığı yerde biz nerede olacağız? Türkiyemiz, İslam dünyamız nerede olacak? Buna dair stratejik bir hazırlığımız var mı gerçekten? Yoksa biz de İsrail’in uluslararası toplumun normal aktörleri arasından bir aktör, bir ülke olarak normalleşeceği günü bekleyip o güne mi yatırım yapıyoruz?</p>

<p>Asıl sormamız gereken soru bu. Gün gelip çattığında biz nerede olacağız?</p>

<p><i>Yasin Aktay, Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ateskes-meselesi-ve-israil</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ateskes-israil.webp" type="image/jpeg" length="60028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel hakkında 'rüşvet alma' suçundan fezleke]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ozgur-ozel-hakkinda-rusvet-alma-sucundan-fezleke</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ozgur-ozel-hakkinda-rusvet-alma-sucundan-fezleke" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Genel Başkanı, Manisa Milletvekili Özgür Özel ile Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında "zincirleme şekilde rüşvet almak" suçlamasıyla yürütülen soruşturmaların tamamlandığını açıkladı. Başsavcılık, her iki milletvekili hakkında da dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle fezleke düzenlenerek Adalet Bakanlığı'na gönderildiğini duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başsavcılığın açıklamasına göre, Cumhuriyet Başsavcılığı Memur ve Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada, 28. Dönem Manisa Milletvekili ve Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in "zincirleme şekilde rüşvet almak" suçunu işlediği iddiasıyla fezleke hazırlandı.</p>

<p>Açıklamada, Özel'in sahip olduğu nüfuz ve yetkiyi kötüye kullanarak 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'nde Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına aday gösterilebilmesini sağlamak amacıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'ten değişik tarihlerde doğrudan veya Malatya Milletvekili Veli Ağbaba aracılığıyla tek suç işleme iradesi kapsamında menfaat temin ettiği vurgulandı. Başsavcılık ayrıca, Özel'in 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen CHP Kurultayı'nda kullanılmak üzere Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'dan da değişik tarihlerde maddi menfaat temin ettiğini belirtti.</p>

<h2><strong>Özel hakkında "zincirleme şekilde rüşvet almak" suçlaması</strong></h2>

<p>Soruşturma kapsamında Özgür Özel'in, Türk Ceza Kanunu'nun 252/2 delaletiyle 252/1, 43/1 ve 53/1-2-3 maddeleri kapsamında "zincirleme şekilde rüşvet almak" suçunu işlediğinin değerlendirildiği belirtilirken, Anayasa'nın 83. maddesi uyarınca dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezlekenin Adalet Bakanlığı'na gönderildiği bildirildi. Veli Ağbaba hakkında da fezleke hazırlandı</p>

<p>Cumhuriyet Başsavcılığı Memur ve Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ise 28. Dönem Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında da "zincirleme şekilde rüşvet almak" suçundan fezleke düzenlendi.</p>

<p>Başsavcılık açıklamasında, Ağbaba'nın Özgür Özel'in talimatıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in oğlu Mustafa Gökhan Böcek'ten, Muhittin Böcek'in belediye başkan adaylığı için farklı tutarlarda menfaat temin ettiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p> </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ozgur-ozel-hakkinda-rusvet-alma-sucundan-fezleke</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 23:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ozgurozel-1.webp" type="image/jpeg" length="23871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜYEK binlerce kıymetli yazma eseri dijital ortama aktardı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tuyek-binlerce-kiymetli-yazma-eseri-dijital-ortama-aktardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tuyek-binlerce-kiymetli-yazma-eseri-dijital-ortama-aktardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, satın alma yoluyla bünyesine kattığı 6 bin 388 yazma eseri kapsayan "Yeni Yazmalar Koleksiyonu"nu portal üzerinden araştırmacıların erişimine açtı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam ilimleri başta olmak üzere medeniyet tarihimize ışık tutan bu eşsiz eserler, muhtemel felaketlere karşı koruma altına alınırken araştırmalara da büyük kolaylık sağlayacak.</p>

<p>TÜYEK, "portal.yek.gov.tr" adresi üzerinden erişime sunduğu yeni koleksiyonla Osmanlı ilim, kültür ve edebiyat tarihinin temel kaynaklarını araştırmacılarla buluşturuyor. Kurumun çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜYEK Başkanı Coşkun Yılmaz, 485 bin eseri ihtiva eden portalın kesintisiz erişim imkânı verdiğini belirtti. Yazma eserlerin dijitalleştirilmesinin tarihi hafızayı korumak adına hayati bir adım olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu sayede fiziksel yıpranmaların önüne geçildiğini ve muhtevanın emniyet altına alındığını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Koleksiyonun büyük kısmını İslamî ilimler oluşturuyor</strong></h2>

<p>Satın alma yoluyla kuruma kazandırılan 20 bine yakın yazmanın ilk 6 bin 388 adedi için hem kataloglama hem de dijitalleştirme süreçleri tamamlandı. Zengin içeriğiyle dikkat çeken koleksiyondaki eserlerin yüzde 57'si Arapça, yüzde 38'i Türkçe ve yüzde 4,5'i Farsça kaleme alınmış metinlerden meydana geliyor. Konu dağılımında ise İslamî ilimler yüzde 59'luk oranla ilk sırada yer alıyor. Hanefi fıkhından kelama, tefsirden hadise kadar geniş bir sahayı kapsayan koleksiyonda; mantık, felsefe, tıp ve astronomi alanında yazılmış telif ve tercüme metinler de yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hicri 702 tarihli en eski nüsha ve müellif hatları</strong></h2>

<p>Koleksiyon içerisinde tarihi tespit edilebilen en eski vesika, Hicri 702 yılına ait "Haşiye ala Şerhi'l-Varakat" isimli çalışma olarak öne çıkıyor. Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerini kapsayan geniş bir zaman dilimine ait olan yazmalar; İstanbul, Şam, Mekke, Kahire ve Kırım gibi coğrafyamızın farklı ilim merkezlerinde istinsah edildi. Metin tenkidi açısından büyük değer taşıyan 10'dan fazla müellif hattı nüsha, 30'dan fazla icazetname ve Yunus Emre ile Pir Sultan Abdal gibi halk şairlerinin şiirlerini barındıran cönkler de araştırmacıların istifadesine sunulmuş durumda.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tuyek-binlerce-kiymetli-yazma-eseri-dijital-ortama-aktardi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/dijitalkitap.webp" type="image/jpeg" length="87338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Hürmüz için anlaşma belgesi hazırlanıyor’]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuz-icin-anlasma-belgesi-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuz-icin-anlasma-belgesi-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan hükümeti kaynakları, arabulucuların Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için bir belge hazırladığını bildirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Açıklamalarda bulunan Pakistan hükümeti kaynakları, ABD ve İran arasındaki müzakerelere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Arabulucuların Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için bir belge hazırladığında olduğunu belirten kaynaklar, Pakistanlı ve Katarlı yetkililerin arabuluculuğundaki ABD ve İran arasındaki dolaylı görüşmelerin bu belgeyi nihai haline kavuşturmak için "son aşamada" olduğunu aktardı.</p>

<p>Kaynaklar, "Pakistan ve Katar’ın, Vaşington, Tahran ve diğer bazı bölgesel ortaklarla diplomatik temaslarını yoğunlaştırmasıyla birlikte İslamabad Mutabakat Anlaşması kapsamında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin önemli bir gelişmenin bu hafta yaşanması bekleniyor." dedi.</p>

<p>Umman'ın da son görüşmelerde önemli bir rol üstlendiğine değinen kaynaklar, söz konusu tek sayfalık belgenin sadece Hürmüz Boğazı ile ilgili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kaynaklara göre, belgede İran'ın nükleer programından bahsedilmezken, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması buna karşılık ABD'nin de ablukayı kaldırması öngörülüyor.</p>

<p>Kaynaklar belge üzerinde anlaşılmayan konuların başında Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücretinin geldiğine işaret ederek, "ABD tarafı, Hürmüz Boğazı'nın savaşın başlamasından önceki gibi ticari gemiler için tamamen ücretsiz olması gerektiği konusunda ısrar ediyor. Öte yandan Tahran, çevre ve güvenlik maliyetlerini karşılamak üzere bir 'hizmet ücreti' talep ediyor." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Bu konuya "orta yol" bulunması için görüşmelerin devam ettiğini bildiren yetkili, Tahran'ın boğazda farklı gemicilik koridorları fikrine karşı çıktığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuz-icin-anlasma-belgesi-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hrmz-2.webp" type="image/jpeg" length="15097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya sokaklarında terörist İsrail'e lanet konvoyu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/konya-sokaklarinda-terorist-israile-lanet-konvoyu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/konya-sokaklarinda-terorist-israile-lanet-konvoyu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fillistin’e destek amacıyla Konya’da düzenlenen konvoy öncesinde yüzlerce araç Türk Yıldızları Parkı’nda toplandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin’e destek amacıyla gerçekleştirilen konvoy için Konya’da yüzlerce araç Türk Yıldızları Parkı’nda bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu alanda hazırlıkların tamamlanmasının ardından konvoyun kısa süre içerisinde hareket etmesi bekleniyor. Alaaddin Bulvarı güzergâhını takip edecek araçlar, daha sonra Mevlâna Kültür Merkezi’ne ulaşacak.</p>

<p><img alt="Konyaflst" class="detail-photo img-fluid" height="764" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/konyaflst.webp" width="1429" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/konya-sokaklarinda-terorist-israile-lanet-konvoyu</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/konyakonvoy.webp" type="image/jpeg" length="46516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyaz Saray'da 'İran' çatlağı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/beyaz-sarayda-iran-catlagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/beyaz-sarayda-iran-catlagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD yönetimi İran politikası konusunda kendi içinde şiddetli bir ayrışma yaşarken, terörist İsrail ile olan kirli iş birliğinde de ciddi çatırdamalar baş gösteriyor. Siyonist çete lideri Netanyahu'nun baskılarına maruz kalan Vaşington'daki güç odakları, diplomasi ile askerî maceracılık arasında bocalıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong> </strong> Siyonist yönetimin şantajları ve sızdırılan istihbarat raporları, Amerikan yönetimindeki güç mücadelesini daha da karmaşık bir hâle getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Beyaz Saray ekibinde İran kavgası</strong></h2>

<p>Donald Trump'ın İran'a yönelik izlediği tutum, Beyaz Saray dâhilinde son dönemin en şiddetli tartışmalarına sebebiyet verdi. İngiliz The Independent gazetesinin aktardığı bilgilere göre Trump, geçtiğimiz hafta güvenlik ekibindeki bazı üst düzey isimlerle İran hususunda sert fikir ayrılıkları yaşadı. ABD Başkanı'nın özellikle İran savaşının idaresi ve terörist İsrail ile yürütülen koordinasyona dair değerlendirmeler sebebiyle büyük bir öfke krizine girdiği belirtiliyor. Beyaz Saray sözcüleri bu iddiaları yalanlamaya çalışsa da yönetim içerisindeki bir kanat diplomatik temasların sürdürülmesini savunurken, diğer kanat İran üzerindeki baskının artırılmasını talep ediyor. Trump ise net bir duruş sergileyemeyerek danışmanlarının farklı telkinleri arasında bocalıyor.</p>

<h2><strong>İsrail ile ilişkilerde çatlak derinleşiyor</strong></h2>

<p>İran meselesi sadece Beyaz Saray içindeki dengeleri sarsmakla kalmıyor, Vaşington ile terörist İsrail arasındaki ilişkileri de doğrudan etkiliyor. Reuters'ın haberine göre Trump ile siyonist çete başı Binyamin Netanyahu arasında gerçekleşen son görüşmede İran'a karşı atılabilecek adımlar ele alındı. Netanyahu'nun diplomatik çözümlere tamamen kapıyı kapatarak iktisadi ve askerî baskının sürdürülmesini savunduğu bildirildi. Trump ise muhtemel bir çatışmanın dünya enerji piyasalarında oluşturacağı yıkıcı etkilerden çekindiği için daha temkinli davranmaya çalışıyor. Ayrıca Trump'ın, İran'ın yeraltı nükleer tesislerine dair sızdırılan istihbarat haberlerinden ötürü İsrail yönetimine karşı duyduğu rahatsızlığın arttığı vurgulanıyor.</p>

<h2><strong>Vaşington hattında savaş lobisinin baskısı</strong></h2>

<p>Savaş yanlısı açıklamalarıyla öne çıkan Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran konusunda askerî güç kullanmaktan çekinilmeyeceğini belirterek gerilimi tırmandıran isimlerin başında geliyor. Hegseth'in İsrail ziyaretini ertelemesi de Vaşington'ın İran politikasındaki belirsizliklerin açık bir göstergesi olarak yorumlanıyor. ABD yönetimi bir yandan İran'ın nükleer hamlelerine karşı diplomatik kanalları tamamen kapatmamaya çalışırken, diğer yandan terörist İsrail'in işgalci kaygılarını tatmin etmek zorunda kalıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/beyaz-sarayda-iran-catlagi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/beyazsarayiran.webp" type="image/jpeg" length="30434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye ordusu Irak sınırında teyakkuza geçti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriye-ordusu-irak-sinirinda-teyakkuza-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriye-ordusu-irak-sinirinda-teyakkuza-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye ordusu, Irak sınırındaki hareketlilik ve bölgedeki gerilimin ülke topraklarına sıçrama ihtimaline karşı izinli askerleri göreve çağırarak hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkardı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şam yönetimi sınır güvenliğini tahkim etmeye çalışıyor. Terör çetelerinin ve kaçakçılık şebekelerinin sınır hattını kullanmasını engellemek amacıyla atılan adım, bölgedeki dengeler açısından kritik bir eşiğe işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sınır hattında tırmanan tehlike</strong></h2>

<p>Suriye ordusunun Irak sınırında tam seferberlik ilan ettiği ve tüm askeri birliklerin hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkarmasını istediği bildirildi. Şam yönetiminden henüz kapsayıcı resmî bir açıklama gelmese de kararın arkasında Irak sınırında tırmanan güvenlik tehdidi yatıyor.</p>

<p>Suriye açısından Irak sınırındaki en kritik hususlardan biri, Irak topraklarında faaliyet gösteren grupların hareketliliği ve sınır hattındaki illegal sevkiyatlar. Suriye İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda Irak sınırında Hizbullah’a gönderilmek üzere hazırlandığı belirtilen uzun menzilli füzeler, tanksavar füzeleri ve insansız hava araçlarının bulunduğu bir silah sevkiyatının ele geçirildiğini duyurmuştu. Irak tarafı da sınır hattındaki mühimmat geçişlerini önlemek adına denetimlerini artırıyor.</p>

<h2><strong>ABD’nin geri çekilmesi ve yeni riskler</strong></h2>

<p>Şam yönetiminin Irak sınırındaki askeri varlığını pekiştirmesinin temel gerekçelerinden biri, sınır hattının yeni bir çatışma alanına dönüşmesini önlemek. Suriye ordusu daha önce de ülkenin doğusundaki güvenlik boşluklarını kapatmak ve sınır bölgelerinin silahlı gruplar tarafından kullanılmasını engellemek amacıyla askeri konuşlanmasını artırmıştı.</p>

<p>Bu süreç, ABD güçlerinin Suriye’deki varlığını azaltmaya başlamasıyla daha da kritik bir boyut kazandı. ABD güçlerinin kuzeydoğu Suriye’deki en büyük üslerinden biri olan Kasrak’tan ve Irak sınırındaki Tanf üssünden çekilmeye başlaması, bölgede birtakım güvenlik zafiyetlerine sebebiyet verdi.</p>

<p>Suriye yönetimi açısından asıl endişe kaynağı, doğrudan Irak’la bir çatışmaya girmekten ziyade, Irak’taki unsurların faaliyetlerinin Suriye topraklarına taşınması. Sınır hattında yaşanabilecek İHA ve roket saldırıları ile illegal geçişler, Şam’ın güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Bu sebeple izinli askerlerin geri çağrılması, Şam’ın sınırdaki tehdidi önceki dönemlere göre çok daha ciddi gördüğünü gösteriyor.</p>

<h2><strong>Bölge dengeleri ve Türkiye</strong></h2>

<p>Suriye’nin Irak sınırında yaşanabilecek yeni bir gerilim, Türkiye açısından da yakından takip ediliyor. Suriye’nin doğusunda meydana gelebilecek herhangi bir güvenlik krizi, ülkenin genel istikrarını ve Türkiye-Suriye sınırındaki güvenlik ortamını doğrudan etkileme potansiyeline sahip.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriye-ordusu-irak-sinirinda-teyakkuza-gecti</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/iraksinirisuriye.webp" type="image/jpeg" length="21946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YAŞ kararları açıklandı: Hava Kuvvetleri Komutanı değişti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yas-kararlari-aciklandi-hava-kuvvetleri-komutani-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yas-kararlari-aciklandi-hava-kuvvetleri-komutani-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında, 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki YAŞ toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) görevli general/amiral ve albaylardan bir üst rütbeye yükseltilecekler, görev süresi uzatılacaklar, emekliye sevk edileceklerin durumları görüşüldü.</p>

<p>YAŞ'ta alınan kararlara ilişkin liste, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından yayımlandı.</p>

<p>Buna göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla alınan kararlar doğrultusunda, 30 Ağustos'tan geçerli olarak, 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi.</p>

<p>24 generalin görev süreleri bir yıl, 530 albayın görev süreleri ise iki yıl süreyle uzatıldı. 2 general yaş haddi nedeniyle 1 Eylül tarihinden, 61 general ve amiral kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos tarihinden itibaren geçerli olarak emekliye sevk edildi.</p>

<p>Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılmasına karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Dalkıran oldu</strong></h2>

<p>Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğinden, Hava Kuvvetleri Komutanlığına, Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı.</p>

<p>Halen 328 olan general ve amiral sayısı, 30 Ağustos tarihi itibarıyla 334'e yükseldi.</p>

<p>30 Ağustos tarihinden geçerli olmak üzere, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Korgeneral Erdoğan Gür Orgeneralliğe, Kara Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneraller Burhan Aktaş, Ertan İnaltekin ve Alparslan Kılınç Korgeneralliğe, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tümamiraller Ramazan Özoğul ve Erhan Aydın Koramiralliğe, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tümgeneral Kemal Turan Korgeneralliğe terfi ettirildi.</p>

<p>Kara Kuvvetleri Komutanlığından Tuğgeneraller Şükrü Bilir, Mustafa Büyükköroğlu, İsmail Özcan, Şener Kopal, Ahmet Aşık, Bülent Tanrıverdi, Mehmet Açık, Mustafa Yeter, Coşkun Çelik, Ömer Şahin Selvi, Yüksel Kolcu, İsmail Analı ve Hakan Durmazpınar Tümgeneralliğe, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tuğamiraller Erhan Akbayrak, Yücel Darcan, Eren Günay ve Kenan Kaan Türkkan Tümamiralliğe, Hava Kuvvetleri Komutanlığından Tuğgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik Tümgeneralliğe terfi etti.</p>

<p>İletişim Başkanlığının paylaşımında ayrıca, "Bir üst rütbeye yükselen, görev süreleri uzatılan general, amiral ve albayların yeni rütbe ve görevlerinin Milletimize, Devletimize, Silahlı Kuvvetlerimize ve ailelerine hayırlı olmasını dileriz. Büyük bir özveri ve onurla görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak olan general, amiral ve albaylara hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, hayatlarının yeni dönemlerinde, kendilerine ve ailelerine mutluluk ve esenlikler temenni ederiz." ifadeleri kullanıldı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yas-kararlari-aciklandi-hava-kuvvetleri-komutani-degisti</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/sura.webp" type="image/jpeg" length="93034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'da gözler Pezeşkiyan'da: İstifa iddiaları gündemde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iranda-gozler-pezeskiyanda-istifa-iddialari-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iranda-gozler-pezeskiyanda-istifa-iddialari-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran'da savaşın, ekonomik darboğazın ve ABD ile yürütülen tartışmalı müzakere sürecinin oluşturduğu baskı devam ederken, iktidarın zirvesinde ciddi görüş ayrılıkları yaşandığı iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in ailesiyle evlilik yoluyla akrabalığı bulunan din adamı Muhammed Bakır Harazi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın göreve gelmesinden bu yana 28 kez istifa ettiğini veya istifa tehdidinde bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p>Harazi’ye göre dini lider, hükümet yetkililerine iletilmek üzere gönderdiği mesajda, “Pezeşkiyan bir kez daha istifa ederse bu defa kabul edeceğiz” diyerek cumhurbaşkanına son bir uyarıda bulundu. İran makamlarının henüz doğrulamadığı bu açıklamalar, Tahran’daki güç mücadelesini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<h2><strong>“Bir Daha İstifa Ederse Kabul Edeceğiz”</strong></h2>

<p>Harazi, dini liderin uyarısının resmî olarak hükümet yetkililerine ulaştırıldığını, bunun üzerine Pezeşkiyan ve istifa seçeneğini gündeme getiren bazı üst düzey isimlerin geri adım attığını savundu. Hamaney’den aktardığı mesajın, “Pezeşkiyan yeniden istifa ederse istifasını kabul edeceğiz” şeklinde olduğunu belirten Harazi, bu sözlerin hükümet içerisindeki istifa tartışmasını sona erdirdiğini söyledi. Harazi’ye göre cumhurbaşkanı ve beraberindeki yetkililer bu mesajdan sonra tutumlarını yumuşattı, sert açıklamalarını azalttı ve istifa tehdidinde bulunmaktan vazgeçti.</p>

<p>Pezeşkiyan’ın görevinden ayrılmak istediğine ilişkin iddialar daha önce de İran kamuoyunun gündemine gelmişti. Mayıs ayı sonunda yayımlanan bir haberde, cumhurbaşkanının kritik kararların Devrim Muhafızları komutanlarının kontrolüne geçtiğini ve seçilmiş hükümetin savaşın başlamasından itibaren karar mekanizmalarının dışında bırakıldığını belirterek dini liderlik makamına resmî bir istifa mektubu gönderdiği ileri sürülmüştü. Ancak bu haber İran yönetimi tarafından doğrulanmadı; hükümete yakın çevreler Pezeşkiyan’ın görevini sürdürdüğünü bildirdi.</p>

<h2><strong>Güvenlik Konseyinde Yeni Hesap</strong></h2>

<p>Harazi’nin ortaya attığı iddialar yalnızca Pezeşkiyan’ın istifa girişimleriyle sınırlı kalmadı. İran’daki güvenlik ve dış politika karar merkezlerinin yeniden düzenleneceğini savunan din adamı, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir’in görevden alınmasının planlandığını ileri sürdü. Harazi’ye göre Zülkadir’in yerine dini liderin askerî danışmanı ve Devrim Muhafızları’nın eski başkomutanı Muhsin Rızai getirilecek. Zülkadir, eski Konsey Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldürülmesinin ardından Mart 2026’da bu göreve atanmıştı.</p>

<p>Devrim Muhafızları kökenli olan Zülkadir’in güvenlik konseyinin başına getirilmesi, İran’daki savaş koşullarının sivil siyasetçiler aleyhine, askerî ve güvenlikçi kadrolar lehine yeni bir denge oluşturduğu şeklinde yorumlanmıştı. Arapça analizlerde, Laricani’nin ardından Zülkadir’in seçilmesinin konsey içindeki sivil arabuluculuk alanını daralttığı ve devletin sert çekirdeğinin etkisini artırdığı belirtilmişti. Harazi’nin şimdi Zülkadir’in yerine yine Devrim Muhafızları geçmişi bulunan Muhsin Rızai’nin getirileceğini söylemesi, değişikliğin bir sivilleşmeden çok güvenlik bürokrasisi içerisindeki yeni bir güç paylaşımı olabileceği değerlendirmelerine yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Arakçi Müzakere Masasının Dışına mı İtiliyor?</strong></h2>

<p>Harazi’nin en dikkat çekici iddialarından biri de Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bundan sonraki müzakere süreçlerine müdahil olmayacağı yönündeydi. İran’ın nükleer dosyası ve ABD ile temaslarında öne çıkan Arakçi’nin müzakere masasından uzaklaştırılması, dış politikanın Dışişleri Bakanlığı yerine doğrudan güvenlik kurumları ve dini liderlik makamı tarafından yönetilmesi anlamına gelebilir. Ancak Arakçi’nin görevden alınacağına veya müzakerelerden çıkarıldığına ilişkin İran yönetiminden resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle Harazi’nin sözleri şimdilik doğrulanmamış bir siyasi iddia niteliği taşıyor.</p>

<p>İran yönetimi içerisinde Arakçi’nin rolüne ilişkin tartışmaların da yeni olmadığı biliniyor. Nisan ayında yayımlanan İngilizce haberlerde, Pezeşkiyan ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın, Arakçi’nin hükümeti bilgilendirmeden güvenlik çevreleriyle koordineli hareket ettiğini düşündüğü ve dışişleri bakanını görevden uzaklaştırmayı değerlendirdiği öne sürülmüştü. Söz konusu haberlerde Pezeşkiyan’ın, Arakçi’nin hükümetin bakanı gibi değil, Devrim Muhafızları komutanlarının temsilcisi gibi davrandığından şikâyet ettiği iddia edilmişti.</p>

<h2><strong>Zeydabadi’den “Resmî Açıklama Yapın” Çağrısı</strong></h2>

<p>Harazi’nin açıklamaları İran’daki siyasi ve medya çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Gazeteci ve siyasi aktivist Ahmed Zeydabadi, ilgili devlet kurumlarının iddiaların doğru olup olmadığını açıkça ortaya koyması gerektiğini söyledi. İran’ın savaş, ekonomik kriz ve dış politika baskılarıyla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde böylesine ağır iddiaların kamuoyuna taşınmasının siyasi gerilimi artırmaktan başka sonuç doğurmayacağını belirten Zeydabadi, yetkililerin sessiz kalmasının söylentilerin büyümesine ve yeni bir siyasi krizin ortaya çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Zeydabadi ayrıca Harazi’nin geçmişteki tartışmalı açıklamalarını hatırlatarak, reformcuların yönetimde olduğu dönemde muhalif siyasi aktivistleri yatak odalarına girip ağızlarına bomba atmakla tehdit ettiğini söyledi. Böyle bir sicile sahip bir ismin siyasi yeterliliğinin ayrıca tarif edilmeye ihtiyaç bırakmadığını belirten Zeydabadi, buna rağmen açıklamalarda geçen isimlerin ve kurumların kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Ona göre İran yönetiminin iddiaları açık biçimde doğrulaması ya da yalanlaması, söylentilerin devlet içerisindeki güven krizini daha fazla derinleştirmesini önlemek açısından zorunlu hâle geldi.</p>

<h2><strong>Cumhurbaşkanı Var, Yetkisi Tartışmalı</strong></h2>

<p>Tahran’da şimdilik Pezeşkiyan’ın 28 kez istifaya kalkıştığı, Zülkadir’in görevden alınacağı veya Arakçi’nin müzakere masasından çıkarıldığı resmen doğrulanmış değil. Ancak bu iddiaların dini liderin ailesine yakınlığıyla bilinen bir isim tarafından dile getirilmesi, İran’daki iç çekişmenin artık kapalı kapılar ardında tutulamadığı yorumlarını güçlendirdi. Seçilmiş cumhurbaşkanının karar süreçlerinde ne kadar etkili olduğu uzun süredir tartışılırken, “Bir daha istifa edersen kabul ederiz” mesajı Pezeşkiyan’a yalnızca görevde kalmasının değil, görevden ayrılmasının da kendisine bağlı olmadığını hatırlatıyor. İran siyasetinin ironisi de burada ortaya çıkıyor: Cumhurbaşkanı 28 kez gitmek istiyor, ancak Tahran’da istifa etmek için bile en üst makamdan izin almak gerekiyor.</p>

<p>Kaynak Habertürk</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iranda-gozler-pezeskiyanda-istifa-iddialari-gundemde</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/pezeskiyan.jpg" type="image/jpeg" length="22431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zekâ uğruna kitap kıyımı: Sahaflardan toplanan milyonlarca eser parçalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-ugruna-kitap-kiyimi-sahaflardan-toplanan-milyonlarca-eser-parcalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-ugruna-kitap-kiyimi-sahaflardan-toplanan-milyonlarca-eser-parcalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ şirketlerinin model eğitiminde kullanmak üzere sahaflardan ve ikinci el kitapçılardan milyonlarca kitabı topladığı, eserleri taradıktan sonra fizikî nüshalarını imha ettiği ortaya çıktı. Sahaflar, sürecin kültürel mirası tehdit eden büyük bir tasfiyeye dönüştüğünü belirtiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnternetteki insan üretimi verinin azalması, yapay zekâ şirketlerini basılı eserlere yöneltti. Avrupa’daki sahaflar ve ikinci el kitapçılar, eski ve baskısı tükenmiş eserlerin toplu siparişlerle satın alındığını, tarandıktan sonra fizikî nüshalarının imha edildiğini bildiriyor.</p>

<h2><strong>Milyonlarca kitap parçalanarak tarandı</strong></h2>

<p>Mahkeme kayıtlarına göre Anthropic, milyonlarca kitabın ciltlerini kestirip sayfalarını endüstriyel tarayıcılardan geçirdi. “Project Panama” adı verilen çalışmada, kitapların yıkıcı yöntemle dijitalleştirilmesi ve sürecin kamuoyundan gizli tutulması hedeflendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya, Hollanda, İsviçre ve İspanya’daki sahaflar; akademik, teknik ve dijital nüshası bulunmayan eserler için yüzlerce kitabı kapsayan siparişler aldıklarını aktardı. Kitapların aracılar üzerinden Kuzey Amerika’daki tarama merkezlerine gönderildiği belirtiliyor.</p>

<blockquote>
<p>Uzmanlar, kitabın metinden ibaret olmadığını; cilt, kâğıt, baskı tekniği, kenar notları ve tarihî izlerin de kültürel mirasın parçası olduğunu vurguluyor. Bu sebeple bazı sahaflar toplu alımları reddetmeye başladı.</p>
</blockquote></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-ugruna-kitap-kiyimi-sahaflardan-toplanan-milyonlarca-eser-parcalandi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yapay-zeka-kitapss.jpeg" type="image/jpeg" length="90613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD şişirilmiş bir balon]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-sisirilmis-bir-balon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-sisirilmis-bir-balon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı’nın parlatılmış vitrini, bu kez yıllardır Amerika hayranlığı üreten sosyal medya çevrelerinin gözlemleriyle çatladı. ABD gezisine çıkan influencerlar; New York’un evsizlik, güvensizlik, uyuşturucu, saldırganlık ve şehir hayatındaki çürüme sebebiyle kendilerinde büyük bir hayal kırıklığı meydana getirdiğini anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sinema, dizi, reklam ve sosyal medya eliyle yıllardır “özgürlükler ve fırsatlar ülkesi” olarak pazarlanan Amerika’nın cilalı görüntüsü, ülkeyi ziyaret eden influencerların açıklamalarıyla bir kez daha ifşalandı. New York gezilerinin ardından değerlendirmelerde bulunan sosyal medya kullanıcıları, karşılaştıkları manzaranın kendilerine anlatılan Amerika’dan tamamen farklı olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amerika’nın “şişirilmiş bir balon” olduğunu söyleyen influencerlar, New York’u İstanbul ve Avrupa şehirleriyle karşılaştırarak, “En büyük, en övülen ve en fazla reklamı yapılan şehir bile düşündüğümüzden çok kötüydü. Amerika’ya verilen 10 yıllık vizenin sebebini anladık; insan bir defa gidiyor, ardından bir daha gelmek istemiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>New York’tan ayrılırken bir daha bu şehre dönmek zorunda kalmamayı temenni ettiğini belirten gezginler, Los Angeles ve Miami gibi diğer Amerikan şehirlerini de görmek istemediklerini söyledi. Şehirde kendilerini sürekli tehlike altında hissettiklerini aktaran influencerlar, bilhassa hava karardıktan sonra sokaklardaki atmosferin tamamen değiştiğini dile getirdi.</p>

<p>Açıklamalarda, evsizlerin sayısının yüksekliği kadar saldırgan tavırları da dikkat çekti. Avrupa şehirlerinde de evsizlerle karşılaştıklarını belirten sosyal medya kullanıcıları, New York’taki tablonun çok daha ürkütücü olduğunu, sokaklarda ruh sağlığını kaybetmiş ve uyuşturucu tesiri altında bulunan çok sayıda insanın dolaştığını ifade etti.</p>

<p>Amerikan kültürünü dünyaya pazarlayan dizilerdeki ihtişamlı New York görüntülerinin gerçeği yansıtmadığını söyleyen influencerlar, “Amerika vizesine başvurup vize alamayanlar hiç üzülmesin. Dünyada görülmesi gereken çok daha güzel ve huzurlu yerler var” sözleriyle değerlendirmelerini tamamladı.</p>

<p>Kendi memleketini küçümseyip Batı’nın reklamla parlatılmış hayatına özenenler için bu açıklamalar, çürümüş, her türlü pislik ve cürufun kol gezdiği bölgenin hakiki yüzünü gösteren yeni bir itiraf niteliği taşıdı. Dünyaya refah, güvenlik ve gelişmişlik dersi veren Amerika’nın büyük şehirlerindeki sefalet, korku ve çürüme, vitrinin arkasındaki pisliği bir kez daha gözler önüne serdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-sisirilmis-bir-balon</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/abdevdsizlik.webp" type="image/jpeg" length="55972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler lobi için para döküyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yahudiler-lobi-icin-para-dokuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yahudiler-lobi-icin-para-dokuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim 2023’ten sonra ABD’de mevzi kaybeden İsrail lobisi, gücünü koruyabilmek için kesenin ağzını açtı. Lobi, son olarak Michigan eyaletinde Demokrat Parti’nin Kongre ön seçimlerini Haley Stevens’ın kazanması için 60 milyon dolardan fazla bütçe ayırdı. Bunun 6,5 milyon doları kara parayla anılan bir kuruluştan geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p color="dimmed">ABD'nin Michigan eyaletinde Demokrat Parti'nin Kongre ön seçimi, adayların politikalarından çok İsrail yanlısı lobi kuruluşu AIPAC'ın (American Israel Public Affairs Committee) seçimlere müdahalesi etrafında şekilleniyor. Siyasi gözlemcilere göre yarış, yalnızca Michigan'daki koltuğun sahibini belirlemeyecek, Demokrat Parti'nin İsrail politikalarının geleceğini de etkileyebilecek bir sınav niteliği taşıyor. Demokrat Parti içerisindeki Filistin yanlısı İlerici Kanat'ın adayı eski halk sağlığı yetkilisi Abdul El-Sayed ile dört dönemdir Temsilciler Meclisi üyesi olan Haley Stevens arasında geçen yarışta, seçim kampanyasının merkezine AIPAC'ın harcamaları oturdu. Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtlarına göre AIPAC ve ona bağlı siyasi eylem komiteleri (PAC), Stevens'ı desteklemek ve El-Sayed'e karşı yürütülen kampanyalar için 54 milyon doların üzerinde harcama yaptı. Yerel basına göre "Center for Democratic Priorities" adlı karanlık para (dark money) grubu da Stevens lehine yaklaşık 6,5 milyon dolarlık reklam finanse etti. Böylece seçimde harcanan toplam tutar 60 milyon doları aştı.</p>

<h2><strong>TEK KALEMDE 30 MİLYON DOLAR</strong></h2>

<p color="dimmed">AIPAC'ın seçim kolu olan United Democracy Project (UDP) tek başına 30,6 milyon dolarlık harcamayla kendi tarihindeki en yüksek seçim bütçesine ulaştı. Kuruluş, son yıllarda özellikle İsrail'e koşulsuz askeri yardımı eleştiren adayların seçilmesini engellemek amacıyla büyük bütçeli kampanyalar yürütüyor. UDP'nin finansmanının önemli bölümü AIPAC tarafından sağlanırken, fonun geri kalan kısmı İsrail yanlısı milyarder bağışçılardan geliyor. Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump'ın destekçilerinden hedge fon yöneticisi Paul Singer, New England Patriots'un sahibi Robert Kraft'ın şirketi Kraft Group, yatırım şirketi yöneticisi Marc Rowan, yatırım bankacısı Blair Frank, eğlence sektörünün önde gelen isimlerinden Haim Saban ve emlak yatırımcısı David Cordish en büyük bağışçılar arasında yer alıyor.</p>

<h2><strong>KARANLIK BİR FİNANS AĞI</strong></h2>

<p color="dimmed">Seçimde AIPAC dışındaki siyasi eylem komiteleri de milyonlarca dolarlık reklam kampanyaları yürütüyor. Bunların önemli bir kısmı bağışçılarını açıklamak zorunda olmayan "kara para" kuruluşları aracılığıyla finanse ediliyor. Uzmanlar, PAC'lerin başka PAC'ler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar üzerinden fonlanmasını, gerçek bağışçıların kimliğini gizleyen iç içe geçmiş bir finansman ağı olarak tanımlıyor. AIPAC dışındaki en büyük harcamayı ise 17 milyon doların üzerinde bütçeyle yeni kurulan "A Stronger Michigan (Daha Güçlü Michigan)" adlı komite gerçekleştirdi. Bu oluşumun finansmanının büyük kısmı, iki partili siyaseti teşvik ettiğini söyleyen Center Forward adlı kâr amacı gütmeyen kuruluştan geliyor. Ayrıca "Michigan Forward 2026" isimli başka bir PAC de bu komiteye kaynak aktardı. Söz konusu PAC ise iş insanı Daniel Lubetzky tarafından finanse edildi.</p>

<h2><strong>YARIŞ ULUSAL REFERANDUMA DÖNÜŞTÜ</strong></h2>

<p color="dimmed">Siyasi analistler, Michigan'daki yarışın artık yalnızca El-Sayed ile Stevens arasındaki bir ön seçim olmaktan çıktığını, İsrail lobisinin Amerikan siyasetindeki etkisi, seçim finansmanında "karanlık para" kullanımı ve Demokrat Parti'nin Ortadoğu politikası üzerine ulusal ölçekte bir referanduma dönüştüğünü değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yahudiler-lobi-icin-para-dokuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/lobi-yahudi.webp" type="image/jpeg" length="28908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Etimesgut Belediyesi'nde yolsuzluk operasyonu: Erdal Beşikcioğlu tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/chpli-etimesgut-belediyesinde-yolsuzluk-operasyonu-erdal-besikcioglu-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/chpli-etimesgut-belediyesinde-yolsuzluk-operasyonu-erdal-besikcioglu-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Etimesgut Belediyesi'nde yürütülen ihale fesadı ve rüşvet soruşturmasında Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu dâhil 40 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan Beşikçioğlu ve suç ortaklarının karıştığı iddialar, mahallî yönetimlerdeki çürümüşlüğü bir kez daha ortaya çıkardı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Dokuz ilde eş zamanlı baskın düzenlendi</strong></h2>

<p>Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, 9 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve belediye iştiraki Etimkent A.Ş. yöneticilerinin de aralarında yer aldığı 55 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüphelilerden, Erdal Beşikcioğlu dâhil 40 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. İçişleri Bakanlığı ise tutuklanan Beşikcioğlu'nun geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Arama yapılan adreslerde çok sayıda evraka el konuldu</strong></h2>

<p>Soruşturma kapsamında belediye görevlileri ile iş ilişkisi bulunan çeşitli firmaların yetkilileri hakkında adlî işlem yapıldı. Polis ekipleri tarafından şüphelilere ait 56 ikamet, 15 iş yeri ve 41 araçta arama ve el koyma işlemleri icra edildi. Dosyada; belediyenin bazı ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı, sahte belgeler tanzim edildiği, otopark kiralama ve imar-ruhsat süreçlerinde haksız kazanç sağlandığı iddiaları yer aldı.</p>

<h2><strong>Suçlamaları reddeden Beşikcioğlu tutuklandı</strong></h2>

<p>Emniyetteki sorgusunda hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Erdal Beşikcioğlu, ihale süreçlerinde herhangi bir görev ve yetkisinin bulunmadığını savundu. Adı geçen şirketlerle doğrudan bir temasının olmadığını belirten Beşikçioğlu, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Etimesgut Belediyesi bünyesinde geçtiğimiz Mart ayında da zimmet iddiasıyla ayrı bir soruşturma başlatılmış, Beşikçioğlu söz konusu şikayetin belediye tarafından yapıldığını ifade etmişti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/chpli-etimesgut-belediyesinde-yolsuzluk-operasyonu-erdal-besikcioglu-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ebesik.webp" type="image/jpeg" length="53284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere’de 100 binden fazla polisin verileri hacklendi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingilterede-100-binden-fazla-polisin-verileri-hacklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingilterede-100-binden-fazla-polisin-verileri-hacklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de devlet kurumlarını hedef alan büyük siber saldırı, emniyet teşkilatında tam anlamıyla bir güvenlik krizine sebep oldu. Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yanı sıra ulusal ajanlarının sistemlerine sızan siber korsanlar, 100 binden fazla emniyet mensubunun gizli verilerini karanlık ağda paylaştı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Kritik kurumlar hedef alındı</strong></h2>

<p>İngiliz basınında yer alan gelişmelere göre; siber saldırganlar Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ulusal Suç Ajansı (NCA) ve Kraliyet Savcılık Hizmetlerine (CPS) ait sistemlere erişim sağladı. Ele geçirilen veri tabanları üzerinden 100 binden fazla polisin adı, iletişim bilgileri ve görev yerleri forumlara aktarıldı.</p>

<h2><strong>Hukuki veri tabanı ele geçirildi</strong></h2>

<p>Hackerlar, İngiltere ve Galler'de polisin hukuki destek maksadıyla kullandığı Ulusal Polis Hukuk Veri Tabanı'na (PNLD) da erişim sağladı. Emniyet mensuplarının görev yaptığı yerleri detaylarıyla sızdıran saldırganların "ExfilSquad" isimli siber suç grubu olduğu tahmin ediliyor.</p>

<h2><strong>Sızan veri sayısı yüz binleri buldu</strong></h2>

<p>Ülkede siber güvenlik zafiyeti sadece emniyet birimleriyle sınırlı kalmadı. Geçtiğimiz günlerde Eğitim Bakanlığına yönelik gerçekleşen benzer bir saldırıda, fert ve kurumlara ait 607 bin civarında telefon numarası ile e-posta adresi sızdırılmıştı. Son olayla birlikte İngiliz hükümetinin veri güvenliğini sağlama noktasında ciddi bir acziyet içinde olduğu belgelenmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingilterede-100-binden-fazla-polisin-verileri-hacklendi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 23:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/inghack.webp" type="image/jpeg" length="93912"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİT Başkanı Kalın, Hamas Siyasi Büro Başkanı Hayye ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mit-baskani-kalin-hamas-siyasi-buro-baskani-hayye-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mit-baskani-kalin-hamas-siyasi-buro-baskani-hayye-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, İstanbul'da Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye ve beraberindeki heyetle bir araya geldi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alınan bilgiye göre görüşmede, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçiş için hazırlanan yol haritasına değinildi, Hamas'ın bu yol haritasına olumlu yaklaşımının altı çizildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail'in yol haritasına cevap vermek yerine Gazze'ye saldırılarını artırmasından duyulan endişenin de dile getirildiği görüşmede, İsrail'in saldırganlığının bir an önce durdurulması için uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Bununla birlikte, İsrail Gazze'deki saldırılarını sürdürürken, Batı Şeria ve Kudüs'te de Filistin halkının haklarını çiğnemeye devam ettiği görüşülen konular arasında yer aldı.</p>

<p>Kalın ile Hamas heyetinin yaptığı görüşmede, İsrail'in bu bölgede yeni illegal yerleşim faaliyetlerinin devam etmesi ve yerleşimci şiddetinin son derece artmış olmasına da dikkat çekildi.</p>

<p>Görüşmede, Gazze'deki insani durum üzerinde de duruldu. Türkiye'nin hem siyasi süreç hem de insani yardımların iyileştirilmesi konusunda Gazze'nin yanında olduğu bir kez daha ifade edildi.</p>

<p>Öte yandan, Türkiye'nin, İsrail'in Gazze'deki katliamlarını sonlandırması, Batı Şeria ve Kudüs'te Filistin halkının haklarını çiğnemesinin engellenmesi ve insani yardımların artırılması için uluslararası toplumları harekete geçirmek için gösterdiği çabanın altı çizildi.</p>

<p>Görüşmede, Gazze'de barışın sağlanması için Türkiye, Katar ve Mısır'ın ortak çabasına da bir kez daha vurgu yapıldı.</p>

<p>Ayrıca Hamas heyeti, Türkiye'nin Gazze'de barışın sağlanması için bugüne kadar gösterdiği çabalar dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkürlerini iletti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mit-baskani-kalin-hamas-siyasi-buro-baskani-hayye-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hayyekalin.webp" type="image/jpeg" length="13557"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[The Economist'ten 'İç Denge' analizi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/the-economistten-ic-denge-analizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/the-economistten-ic-denge-analizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz The Economist dergisi, Türkiye'deki siyasi dengeleri ve muhalefetin iç dinamiklerini mercek altına aldığı analizinde küresel sermaye medyasının Türkiye üzerindeki oryantalist okumasını bir kez daha sergiledi. Türkiye'nin bölgesel denklemdeki bağımsız hamlelerinden rahatsız olan Batı basını, iç siyasetteki kırılmaları manipüle etme çabasını sürdürüyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Londra merkezli yayın organından iç siyaset okuması</strong></h2>

<p>İngiltere merkezli The Economist dergisi yayımladığı son haber-analizde, Özgür Özel liderliğindeki CHP ve muhalefet bloku içerisindeki gelişmeleri değerlendirerek "Türkiye siyasetinde dengelerin değişmekte olduğu" iddia edildi. Analizde, yargı süreçleri, seçim anketleri ve parti içi dengeler üzerinden Türkiye'nin iç siyasi aritmetiğine dair Batılı perspektiften senaryolar üretildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Küresel sermaye medyasının 'muhalefet mühendisliği'</strong></h2>

<p>Batılı yayın organlarının Türkiye'nin dış politikada bağımsızlaşma adımları attığı, küresel vesayet odaklarına karşı tavır aldığı dönemlerde iç siyasete dönük analizlerini yoğunlaştırması dikkat çekiyor. Siyonist ve anglo-sakson sermayenin yayın organı niteliğindeki mecraların, Türk siyasetindeki aktörleri kendi stratejik çıkarları doğrultusunda konumlandırma gayreti, Batı'nın eski "siyasi mühendislik" alışkanlıklarından vazgeçmediğini gösteriyor.</p>

<p>Türkiye'nin iç siyaseti ve istikbal çizgisi; İngiliz dergilerinin veya küresel tahrifat odaklarının çizdiği parantezlerle değil, bu milletin kendi kökleri, fikrî iradesi ve bağımsızlık şuuruyla tayin olunacaktır.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/the-economistten-ic-denge-analizi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 22:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/theeconomistt.png" type="image/jpeg" length="39282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="36264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="79446"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="33266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="25578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84335"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="18610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="48677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="72485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="31132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="96612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="35155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="31798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="53629"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="69168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="94416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="29834"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="97145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="64888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="47219"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="17491"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
