<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 19:39:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Moro İslami Kurtuluş Cephesi Lideri Ankara'da]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/moro-islami-kurtulus-cephesi-lideri-ankarada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/moro-islami-kurtulus-cephesi-lideri-ankarada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Filipinler'deki Moro İslami Kurtuluş Cephesi Lideri Hacı Murad İbrahim'i Ankara'da kabul etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığının Nsosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Fidan, İbrahim ile Ankara'da görüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Moro2" class="detail-photo img-fluid" height="578" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/moro2.webp" width="1027" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/moro-islami-kurtulus-cephesi-lideri-ankarada</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/moro1.webp" type="image/jpeg" length="86739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şam'da patlama: Çok sayıda ölü ve yaralı var]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/samda-patlama-cok-sayida-olu-ve-yarali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/samda-patlama-cok-sayida-olu-ve-yarali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'nin başkenti Şam'da bir kafede patlama meydana geldi. Çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı olayın bir bombanın patlaması sonucunda gerçekleştiği açıklandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye'nin başkenti Şam'da bulunan bir kafede patlama meydana geldi. Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre patlama Şam'ın Hicaz bölgesinde yaşandı.</p>

<p>İlk belirlemelerde 4 kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Devlet televizyonu ise olayın bir bombanın patlaması sonucunda gerçekleştiğini duyurdu.</p>

<p>Al Jazeera'nin Suriye Sağlık Bakanlığı'na dayandırdığı haberine göre patlamada en az 16 kişi yaralandı. Yetkililer patlamanın sebebine ilişkin soruşturma başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Kafe, başkentin hareketli ticaret merkezinde, Hicaz tren istasyonuna ve El-Marjah Meydanı'na yakın konumda bulunan Adalet Sarayı'nın yanında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Patlamanın kafe içinde hasara yol açtığı ve güvenlik güçlerinin olay yerinin etrafında bir kordon oluşturduğu belirtiliyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/samda-patlama-cok-sayida-olu-ve-yarali-var</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/samdapatlama.webp" type="image/jpeg" length="38017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze'de şehit sayısı 73 bin 74'e çıktı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-sehit-sayisi-73-bin-74e-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-sehit-sayisi-73-bin-74e-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği Ekim 2025'ten bu yana terörist İsrail'in saldırılarında şehit sayısı 1059'a yükseldi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail’inEkim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehit olanların sayısı 73 bin 74'e ulaştı.</p>

<p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında şehitlere ilişkin son veriler paylaşıldı.</p>

<p>Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 2'si enkazdan çıkarılan olmak üzere 4 kişinin cenazesi ile 12 yaralının getirildiği kaydedildi.</p>

<p>Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 1059 kişinin şehit olduğu, 3 bin 429 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 788 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığı ifade edildi.</p>

<p>İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam şehit sayısının 73 bin 74'e, yaralı sayısının 173 bin 537'ye yükseldiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-sehit-sayisi-73-bin-74e-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/gazzesehit-7.png" type="image/jpeg" length="86783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapkınların provokasyonuna karşı Müslüman gençler aksiyon aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sapkinlarin-provokasyonuna-karsi-musluman-gencler-aksiyon-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sapkinlarin-provokasyonuna-karsi-musluman-gencler-aksiyon-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Partili vekillerin Haliç Köprüsü’ne astığı sapkınlık paçavrası, Müslüman gençler tarafından sökülüp yerini "Müslüman Anadolu topraklarında LGBT sapıklarına geçit yok" yazılı pankarta bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimlerine "Onur" dedikleri, ama uzaktan yakından bu kelimenin yanından geçemeyecek tıynetteki sapıkların hezeyan haftasında, fıtrat düşmanı güruh bir kez daha provokasyona yeltendi. Sapkınlığı bir "hak" sanan, ahlaki sefaletlerini bir bayrak gibi Haliç Köprüsü’ne asmaya kalkan zihniyetin başını ise DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Özgül Saki ve Kezban Konukçu çekti.</p>

<p><img alt="H M Hh Y33 W0 A E Yk T B" class="detail-photo img-fluid" height="582" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/h-m-hh-y33-w0-a-e-yk-t-b.jpg" width="803" /></p>

<p>Haliç Köprüsü’nde sapkınlığın simgelerini göstermeye çalışanlara, bu kez Müslüman Anadolu’nun yiğit evlatları dur dedi. Sapkınlar, etrafındakilerin sessizliklerinden aldıkları cesareti, karşılarında Müslüman Anadolu'nun yiğit gençlerini görünce sönüp gitti. Müslüman gençler, rezalet bezini sökerek yerine sapıkların kafasına kazıması gereken şu pankartı astı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Müslüman Anadolu topraklarında LGBT sapıklarına geçit yok!"</strong></p>

<p></p>

<p><img alt="H M N B Z4 I X E A A T7 Gh" class="detail-photo img-fluid" height="1871" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/h-m-n-b-z4-i-x-e-a-a-t7-gh.jpg" width="1500" /></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sapkinlarin-provokasyonuna-karsi-musluman-gencler-aksiyon-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-02-182212.png" type="image/jpeg" length="34056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalova'da çocuklar işkence ve travmaya uğradıktan "sonra" gelen soruşturma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yalovada-cocuklar-iskence-ve-travmaya-ugradiktan-sonra-gelen-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yalovada-cocuklar-iskence-ve-travmaya-ugradiktan-sonra-gelen-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova'da Müslüman bir anneye ve çocuklarına reva görülen gaddarca zulüm karşısında sessizliğe gömülen Bakanlıklar, ancak bir milletvekilinin görüşmesi sonrası soruşturma başlattığı öğrenildi. Zulüm mekanizması tıkır tıkır işlerken, kurumların bu pervasız sessizliği ve yaşanan ağır tahribat sonrası gelen "gecikmiş soruşturmalar", sistemin içine sızmış İslam düşmanı tortuların tasfiyesinin hayati bir zorunluluk olduğunu bir kez daha gösteriyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yalova’da, Adnan Menderes Mahallesi’nde ikamet eden Özbekistanlı N.K.’nin çocukları, bir komşunun asılsız "darp" iftirası sonrası polis baskınıyla kurs ortamından koparılarak devlet yurduna kapatıldı. Bu süreçte anne N.K. çocuklarından koparıldı; çocukların yurtta fiziksel şiddete maruz kaldığı, kol kırılmaları yaşadığı, namaz kılmalarının engellendiği ve psikolojik baskıyla yalan beyana zorlandığı bir zulüm silsilesi yaşandı. HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç’in görüşmesiyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın soruşturma başlattığı aktarıldı. Ancak bu "soruşturma" haberi bile bizzat Bakanlık tarafından değil, bir milletvekilinin açıklamasıyla kamuoyuna yansıdı.</p>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-ensar-nutku-atarken-annelerinden-koparilan-cocuklar-iskence-altinda">Bakan Çiftçi "Ensar" nutku atarken annelerinden koparılan çocuklar işkence altında!</a></strong></li>
</ul>

<h3><strong>İş işten geçtikten sonra soruşturma</strong></h3>

<p>Meseleyi daha da vahim kılan husus, Bakanlığın veya ilgili kurumların bu rezalete dair tek bir resmi açıklama yapmaktan bile aciz kalmasıdır. Bir milletvekilinin ağzından soruşturma başlatıldığını öğreniyoruz; zira devletin ilgili kurumları, işledikleri veya göz yumdukları bu zulmü "bir mesele" bile görmeyecek kadar lakayıt, insanları yatıştırma gereği duymayacak kadar yüzsüz bir kibir içinde değiller mi? Bakanlıklar, bu gaddar yapıyı ancak bir siyasi aktör "feveran" edince mi, -o da zoraki bir şekilde- fark ediyor? Bu lakayıtlık, kurumların sadece bürokratik bir atalet içinde olmadığını, aynı zamanda milletin vicdanıyla aralarına nasıl aşılmaz duvarlar ördüklerinin de kanıtıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="" height="532" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/image-44.png" width="585" /></p>

<p>Çocuklar zaten travmaya uğratılmış, vücutlarında kalıcı hasarlar bırakılmış, bir anne evladından koparılmışken, "soruşturma başlattık" demek, yaranın üstünü örtme çabasından başka nedir? Devlet kurumları, sadece bir milletvekili "burada ne oluyor?" diye sorduğunda mı harekete geçmek zorundadır?</p>

<p>Bu, kurumun içindeki İslam düşmanı, Kemalist tortuların, bir "aymazlık ve atalet" zırhını nasıl kullandığının en somut delilidir. Bakanlıklar, bu gaddar yapıyı, bir siyasi aktör "feveran" etmeden önce fark edemiyorsa, burada bürokratik bir eksiklikten değil, sistemik bir "umursamazlıktan" ve Müslümanlara karşı sergilenen o bildik "zulüm alışkanlığından" bahsediyoruz demektir.</p>

<h3><strong>Devlet kurumlarındaki İslam düşmanı sorumsuz yapılanmanın kökleri kazınmalı</strong></h3>

<p>Göç İdaresi’nden Aile Bakanlığı’na kadar devletin kılcal damarlarına sinmiş o zihniyet; mazlumun çığlığına ancak kamuoyu baskısı oluştuğunda kulak veriyor. Biz, bu tip "hadiseleri" daha kaç kez izlemek zorundayız?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Göç İdaresi ve Aile Bakanlığı bünyesindeki bu gaddar yapılanmaların kökü kazınmadan, yapılan her soruşturma günü kurtarmaya yönelik bir "oyalama taktiği"dir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>"Soruşturma" değil, "toplu temizlik" şarttır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu yapılanma, devletin gücünü arkasına alıp mazluma kalkan tokada dönüşmüştür ve buna tahammülümüz kalmamıştır.</p>
 </li>
</ul>

<p>Milletin vergisiyle maaş alan, ancak Müslüman’a kin kusan o "zihniyet" tasfiye edilmedikçe, yarın başka bir yurtta, başka bir çocuğun çığlığını duymamak mümkün değildir. Sistemin gaddar "gövdesini" kökten değiştirmek, ertelenemez bir mecburiyettir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yalovada-cocuklar-iskence-ve-travmaya-ugradiktan-sonra-gelen-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-02-165809.png" type="image/jpeg" length="57496"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[En yaşlı çifte vatandaş siyonist katil Avram Yanar ifşa edildi!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/en-yasli-cifte-vatandas-siyonist-katil-avram-yanar-ifsa-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/en-yasli-cifte-vatandas-siyonist-katil-avram-yanar-ifsa-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 1939 doğumlu Avram (İsmail İsrail) Yanar’ın terörist İsrail ordusunda görevli bir katil olduğu deşifre edildi. Müslüman kanı döken işgalci rejimle göbekten bağlı olan bu şahıs, bir yandan bu ülkenin pasaportunu taşıyıp bu memlekette elini kolunu sallayarak gezerken, diğer yandan 1967 yılından bu yana İsrail ordusu bünyesinde katliam faaliyetlerine iştirak ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avram Yanar’ın Türkiye ile ilişkisi 1961 yılında İstanbul Trafik Bürosu’ndan aldığı "Bisiklet Ehliyetnamesi" ile tescilli. Ancak bu şahsın gerçek kimliği, söz konusu ehliyetin çok ötesinde: Yanar, terörist İsrail rejiminin 1967 Altı Gün Savaşı’ndaki saldırılarında fiilen rol almış, bugün dahi İsrail ordusunun üniformasını gururla giyen bir lejyoner. İsrail ordusuna ait madalyaları ve görev evrakları, bu şahsın işgalci kimliğini belgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMKxtlXXwAA01DW?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p>Terörist İsrail üniformasıyla poz vermekten, işgalci rejimin operasyonlarına destek açıklamaları yapmaktan çekinmeyen Yanar, Türkiye’ye geldiğinde hiçbir engelle karşılaşmadan Edirne Büyük Sinagogu başta olmak üzere birçok noktada faaliyet gösteriyor.</p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMKxtlUWIAAQT0Q?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti pasaportu, Müslüman kanı döken bir Siyonist lejyonerin "güvenlik kalkanı" haline getirilmiştir. Bu şahsın Türkiye’de serbestçe dolaşması, bu devletin sınır kapılarının işgalciler için bir "tatil köyü" gibi kullanıldığının ispatıdır.</p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMKxtlYXkAERfGH?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p>Vatandaşlık Kanunu’nun "yabancı bir devletin ordusunda hizmet edenlerin vatandaşlığının askıya alınması" yönündeki hükümleri, böylesi bir "katil" için neden uygulanmamaktadır? Devletin makamları, elinde Müslüman kanı olan bir işgalcinin bu memlekette "vatandaş" sıfatıyla gezmesine daha ne kadar müsaade edecektir?</p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMK0YxbWIAE68xO?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMK0YxUWYAA-tXh?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMK0YxTXUAA2FhL?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HMKxtleWUAAef69?format=jpg&amp;name=4096x4096" /></p>

<p>Bu şahıs derhal yakalanmalı, vatandaşlığı iptal edilmeli, mal varlığına el konulmalı ve işlediği suçlardan dolayı yargı önüne çıkarılmalıdır. Bu katilin Türkiye’de geçirdiği her dakika, bu milletin şerefine vurulmuş bir tokattır.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/en-yasli-cifte-vatandas-siyonist-katil-avram-yanar-ifsa-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-2-tem-2026-15-39-26.png" type="image/jpeg" length="12501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MSB, Ay Yıldız Müşterek Karargah Projesi'ni duyurdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/msb-ay-yildiz-musterek-karargah-projesini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/msb-ay-yildiz-musterek-karargah-projesini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MSB, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesini tek çatı altında toplayacak Ay Yıldız Müşterek Karargâh Projesi’nin; ileri teknoloji altyapısı, yüksek güvenlik sistemleri ve müşterek harekât kabiliyetiyle dünyanın örnek askerî merkezlerinden biri olacağını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Ay Yıldız Müşterek Karargahı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.</p>

<p>Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesini tek bir çatı altında toplayacak Ay Yıldız Müşterek Karargah Projesi hakkında bilgilendirme yaptı.</p>

<p>Projesi ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının aynı yerleşkede bir araya getirilerek müşterek harekât anlayışının daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirten Aktürk, şunları aktardı:</p>

<p><i>"Ay yıldızlı al bayrağımızdan ilham alınarak tasarlanan bu yerleşke; özgün mimarisi, akıllı bina konsepti çevre dostu yapısı ve ileri teknoloji altyapısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bugün ve gelecekteki ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılayacak şekilde inşa edilmektedir. Siber güvenlikten balistik korumaya, KBRN tehditlerine karşı alınan tedbirlerden ileri mühendislik çözümlerine kadar en gelişmiş teknolojilerle donatılan proje, Çelik Kubbe anlayışıyla desteklenen güvenlik tedbirleri sayesinde dünyanın örnek askerî karargâhlarından biri olacaktır. Böylece Ay Yıldız Karargâhı; Bakanlığımızın kurumsal bütünleşmesini güçlendiren, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin müşterek harekât kabiliyetini ileri seviyeye taşıyan ve Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda savunma alanındaki vizyonumuzu somutlaştıran stratejik bir merkez niteliği kazanacaktır."</i></p>

<h3><strong>NATO zirvesine dair</strong></h3>

<p>Ay Yıldız Müşterek Karargahı'nın dünyanın sayılı büyüklükteki karargahlarından biri olduğunu aktaran Aktürk, karargahta 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, konuk Savunma Bakanları ve NATO üst düzey temsilcilerine resepsiyon verileceğini belirtti.</p>

<p>Aktürk, NATO Zirvesi'nin; İttifakın kolektif savunmaya olan sarsılmaz bağlılığını teyit edeceği, değişen güvenlik ortamına uyumunu ve ortak caydırıcılık anlayışını güçlendireceği, geleceğe dönük stratejik yönelimine yön vereceği önemli bir platform olmasının yanı sıra Türkiye'nin uluslararası güvenlik mimarisindeki konumunu ve İttifak içerisindeki stratejik rolünü bir kez daha ortaya koyacağını söyledi.</p>

<p>Zirveyi; NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama iradesinin somut şekilde ortaya konulacağı ve İttifakın geleceğine ilişkin ortak yaklaşımın şekillendirileceği önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdiklerini belirten Aktürk, "Zirve kapsamında düzenlenecek 'Savunma Sanayii Forumu'nun ise savunma yatırımlarının artırılması, transatlantik savunma sanayi<a href="https://www.trthaber.com/etiket/savunma-sanayii/" rel="nofollow" target="_blank">i</a> iş birliğinin geliştirilmesi ve bu suretle İttifakın savunma ile caydırıcılık kapasitesinin daha da güçlendirilmesine katkı sağlamasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetlerinin uluslararası görevler ve iş birlikleriyle bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sunmayı sürdürdüğünü belirten Tuğamiral Aktürk, TSK'nın uluslararası faaliyetlerine ilişkin şu bilgilendirmeleri yaptı:</p>

<p><i>"Ülkemiz tarafından NATO Müttefik Mukabele Kuvveti (ARF) kapsamında 1 yıl süreyle (1 Temmuz 2025-30 Haziran 2026) başarıyla icra edilen NATO Amfibi Görev Kuvveti (CATF) ve Çıkarma Kuvveti (CLF) Komutanlık görevi 30 Haziran itibarıyla Hollanda’ya ve Hava Unsur Komutanlığı (JFAC) görevi ise Fransa’ya devredilmiştir. </i></p>

<p><i>Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler Uygulama Planı kapsamında; 30 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında, Aksaz Deniz Üs Komutanımız tarafından Yunanistan Suda Deniz Üs Komutanı, 1-2 Temmuz’da 4’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanımız tarafından Yunanistan 31’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı ziyaret edilmekte, 7-9 Temmuz tarihleri arasında Donanma Komutanımız tarafından Yunanistan Donanma Komutanı’na ziyaret gerçekleştirilmesi planlanmaktadır."</i></p>

<h3><strong>"İsrail'in 1915 olaylarıyla ilgili kabul ettiği siyasi karar suçlarını örtme çabasından başka bir şey değildir"</strong></h3>

<p>Aktürk, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi önündeki en büyük engel olan terörist İsrail'in Lübnan ile varılan mutabakata rağmen bölgedeki saldırılarını sürdürmeye, ayrıca Kuneytra ve Dera’da Suriye’nin egemenliği ile halkının can ve mal güvenliğini hiçe sayan saldırılar gerçekleştirmeye devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım işlemek suçundan yargılanmakta olan İsrail Hükûmeti ile Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından haklarında tutuklama emri verilmiş olan liderlerinin, 1915 olaylarıyla ilgili kabul ettikleri siyasi kararın, suçlarını örtme çabasından başka bir şey olmadığını vurgulayan Aktürk, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><i>"Bu çerçevede İsrail’in, bölgedeki bu yayılmacı, istikrarsızlaştırıcı ve kışkırtıcı politikalarının son bulması için uluslararası toplumun İsrail’in politikalarına karşı daha kararlı bir tutum sergilemesi ve somut adımlar atması gerektiğini vurguluyor, ayrıca, ABD ile İran arasında sürdürülen müzakerelerde ilgili tarafların sağduyulu ve sorumlu bir tutum sergilemesinin, bölgede kalıcı barış ve istikrara ulaşılması yolunda önemini bir kez daha yineliyoruz."</i></p>

<h3><strong>"İsrail'in Suriye’ye saldırıları Suriye’nin toprak bütünlüğüne zarar vermektedir"</strong></h3>

<p>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>

<p>Aktürk, İsrail'in Suriye'ye saldırıları hakkında sorulan soru üzerine şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><i>"İsrail tarafından Suriye’ye gerçekleştirilen saldırılar Suriye’nin toprak bütünlüğüne, istikrar ve güvenliğine zarar vermektedir. İsrail’in bölgede mevcut gerilimi tırmandırmaya yönelik saldırılarına derhal son vermesi gerektiğini belirtiyoruz. Öte yandan görev süresi 29 Haziran 2026 itibarıyla 6 ay süreyle uzatılan UNDOF’u (İsrail-Suriye sınırında konuşlu Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Misyonu) İsrail’in hukuk kurallarını ihlal eden bu saldırıları karşısında görevini yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz."</i></p>

<p>Askeri hastaneler hakkındaki soru üzerine ise Aktürk, "Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği direktifler doğrultusunda, askeri sağlık sisteminin güncellenerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir." açıklamasını yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>TRT Haber</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/msb-ay-yildiz-musterek-karargah-projesini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/bdcd514a-msb-ay-yildiz-musterek-karargahi-dunyanin-ornek-merkezlerinden-biri-olacak.webp" type="image/jpeg" length="19777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze'de 1000 günlük İsrail soykırımı 80 milyar dolarlık maddi yıkım açtı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-1000-gunluk-israil-soykirimi-80-milyar-dolarlik-maddi-yikim-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-1000-gunluk-israil-soykirimi-80-milyar-dolarlik-maddi-yikim-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de terörist İsrail’in 1000 gündür sürdürdüğü saldırıların, konut başta olmak üzere 15 hayati sektörde yaklaşık 80 milyar dolarlık doğrudan maddi yıkıma yol açtığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik yürüttüğü soykırımın başlangıcının 1000. gününde, bölgedeki '15 hayati sektörde' meydana gelen doğrudan maddi zararın toplamda 80 milyar dolara ulaştığı bildirildi.</p>

<p>Gazze'deki Hükümetin Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, soykırım ve ateşkes süreçlerinde devam eden saldırıların bölgedeki altyapı, ekonomi, sağlık ve eğitim gibi temel alanlarda yol açtığı yıkımın boyutları paylaşıldı.</p>

<p>Açıklamada, İsrail'in saldırıları sonucu 1000 günde 15 hayati sektörde yaşanan doğrudan maddi kayıpların belirlemelere göre toplamda 80 milyar dolar olduğu belirtildi.</p>

<p>Sektör bazındaki zararların detaylandırıldığı açıklamada, en büyük hasarın konut sektöründe yaşandığı ve bu alandaki maddi kaybın yaklaşık 34 milyar doları bulduğu kaydedildi.</p>

<p>Sağlık alanında yaklaşık 6 milyar dolar, hizmet ve belediyeler sektörünün ise yine yaklaşık 6 milyar dolar düzeyinde doğrudan zarara uğradığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, ticari faaliyetlerde yaklaşık 5 milyar dolar, ev eşyaları ve içeriklerini kapsayan alanda yaklaşık 5 milyar dolar, sanayi sektörünün yaklaşık 4 milyar dolar, tarım sektörünün yaklaşık 4 milyar dolar ve eğitim alanında yaklaşık 4 milyar dolar maddi kayıp yaşadığı aktarıldı.</p>

<p>Bölgedeki diğer stratejik alanlara da değinilen açıklamada, iletişim ve internet altyapısı ile ulaştırma ve taşımacılık sektörlerinin her birinin yaklaşık 3'er milyar dolar zarara uğradığı bildirildi.</p>

<p>Elektrik sektörü ile eğlence ve otelcilik sektörlerinde yaklaşık 2'şer milyar dolarlık hasar tespit edilirken, dini alanda ve medya sektöründe de yaklaşık 1'er milyar dolar doğrudan maddi kayıp olduğu bilgisine yer verildi.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-1000-gunluk-israil-soykirimi-80-milyar-dolarlik-maddi-yikim-acti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/gazze1018.jpg" type="image/jpeg" length="10838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siyonist katiller kollanıyor, protestocu Müslümanlar evlerinde tehdit ediliyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/siyonist-katiller-kollaniyor-protestocu-muslumanlar-evlerinde-tehdit-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/siyonist-katiller-kollaniyor-protestocu-muslumanlar-evlerinde-tehdit-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Katil siyonist askerin Türkiye’de elini kolunu sallayarak gezdiği, işgale "dur" diyen Müslümanların ise devlet eliyle gözaltına alınıp siyonist maşalarca tehdit edildiği bir rezalet tablosuyla karşı karşıyayız. Çifte vatandaş teröristleri protesto etmeye giden Müslümanlara gelen tehdit telefonları, evlerinin önünde cirit atan plakasız keşif motorları ve kapılarına kadar dayanan alçak tacizcilere ise emniyetten çıt yok!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail ordusunda askerlik yapan, Gazze’de Müslüman kanı döken çifte vatandaş Armağan Bayraktaroğlu (Maton Baron), elini kolunu sallayarak Antalya’da tatil yaparken, bu siyonist katile "burada ne işin var?" diyecek tek bir yetkili çıkmıyor ama bu toprakların onurlu Müslümanları, katile tepki göstermeye gittiklerinde derhal "bomba ihbarı" yalanıyla gözaltına alınıyor.</p>

<h3><strong>Devlet siyonist katilleri koruyor, Müslümanları gözaltına alıyor</strong></h3>

<p>Gaziantep'ten yola çıkan bir grup Müslüman, yanlarında en ufak bir şiddet aleti dahi taşımadan, sadece terörist bir İsrail askerinin varlığını protesto etmek istediler. Ancak karşılarında çifte vatandaş teröristin konforunu düşünen bir mekanizma buldular. Antalya İl Emniyeti, protestocu Müslümanları "bomba ihbarı" bahanesiyle gözaltına aldı. Araçlarda hiçbir şey çıkmadı, herkes suçsuzdu. Peki, bu asılsız ihbarı kim yaptı? Devletin polisi, siyonist katili korumak için niçin bu kadar hevesli?</p>

<h3><strong>Müslümanların evlerine ve dükkanlarına kadar tehditler ulaştı</strong></h3>

<p>Müslümanlar serbest bırakıldıktan sonra rezaletin ikinci perdesi, daha karanlık ve organize bir şekilde açıldı. Siyonist odaklar, Müslümanları açıkça hedef tahtasına oturttu. Yabancı numaralardan telefonlar açılarak Müslümanların can güvenliğine yönelik tehditler savruldu, konum bilgileri istendi. Protestonun mesuliyetini üstlenen Emin Demirbaş'ın sade bir yerde bulunan dükkanının önünde plakasız motorlar ile yaklaşık 13-14 tur atılarak, "Sizi izliyoruz, sizi biliyoruz" mesajı veren tacizler gerçekleştirildi.</p>

<p>İşin vahameti bununla da sınırlı kalmadı; Emin Demirbaş’ın evine kadar giden siyonist maşalar, kapıyı çalarak "Emin Demirbaş burada mı?" diye soracak kadar cüretkârlaştı. Kendi evinde, ailesinin yanında bir vatandaşı tehdit etme cüreti, bu ajanların Türkiye içinde nasıl bir istihbarat ağı kurduklarının ve devleti hiçe saydıklarının en somut kanıtıdır. Bu, sadece bir tehdit değil, aynı zamanda devletin güvenlik zafiyetinin ilanıdır. Kendi vatandaşını tehdit eden Siyonist ajanlar, bu topraklarda nasıl bu kadar cüretkâr olabiliyor?</p>

<h3><strong>Siyonist katilleri kollayan emniyetin Müslümanlara çifte standardı</strong></h3>

<p>Devlet, Gazze’de bebek katleden bir teröristin tatil konforunu mu korumalıdır, yoksa bu vatanın asıl sahibi Müslümanların can güvenliğini mi?</p>

<p>Siyonist katilleri korumak için "bomba ihbarı" tiyatrosu oynayan emniyet, kendi evinde tehdit edilen, kapısına kadar gelen siyonist aparatlar tarafından taciz edilen Müslümanlara kılını kıpırdatmıyor mu?</p>

<p>Eğer bir devlet, kendi vatandaşı olan Müslümanı değil de, dışarıdan gelen bir siyonist katili korumayı vazife biliyorsa, orada büyük bir ihanet var demektir. Ya bu işgalci siyonist aparatlar bu topraklardan süpürülür ya da tarih bu utancı, en zelil şekilde omuzlarınızda bir yük olarak taşır! Müslümanların bu hoyrat siyonist tehdide tahammül edecek 1 gram sabrı yoktur, olmayacaktır!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/siyonist-katiller-kollaniyor-protestocu-muslumanlar-evlerinde-tehdit-ediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-125736.jpeg" type="image/jpeg" length="70746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslamiyetle alay eden Deniz Göktaş adlı soytarı havalimanında yakalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/islamiyetle-alay-eden-deniz-goktas-adli-soytari-havalimaninda-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/islamiyetle-alay-eden-deniz-goktas-adli-soytari-havalimaninda-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim ve İslami değerlerle alay ettiği "Ölü Deniz" isimli sözde stand-up gösterisiyle gündeme gelen Deniz Göktaş, yurtdışından Türkiye’ye döndüğü esnada havalimanında gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Göktaş, yurtdışı seyahatinden Türkiye’ye döndü. Göktaş, havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı.</p>

<p>Ancak bu operasyon, akıllara daha önce mukaddesata hakaret edip elini kolunu sallayarak gezen diğer isimleri getirdi. Bu, kutsal değerlere saldıran kaçıncı stand-upçının alçaklığı ve rezilliği? Bu tür gözaltıların İslam’a yapılan saldırılara karşı yükselen haklı öfkeyi dindirmek ve Müslümanların gazını almak için yapılan göstermelik birer hamle olduğu görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önceki örneklerde olduğu gibi, mukaddesata dil uzatanların ışık hızıyla serbest bırakılması, hiçbir caydırıcı ceza ve yaptırımla karşılaşmaması bu inancı güçlendiriyor. Hakiki bir cezalandırma sistemi işletilmediği müddetçe, bu tür gözaltıların sistemi aklamaya yönelik birer tiyatrodan ibaret kalacağı da su götürmez bir gerçek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/islamiyetle-alay-eden-deniz-goktas-adli-soytari-havalimaninda-yakalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/goktas-2.jpeg" type="image/jpeg" length="95600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi 53. sayı çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknoloji, insanın hizmetindeki bir araç olmaktan çıkıp onu biçimlendiren bir güce dönüşmektedir. Asıl tehlike, makinenin güçlenmesi değil; insanın iradesini ve muhakemesini ona teslim etmesidir. Bizler de 53. sayıda, "Teknolojik Köleliğin Sonu: Homongolos İnsan" dosyasıyla bu meseleyi ele aldık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsan, tarih boyunca hayatını kolaylaştırmak için araçlar geliştirdi. Bugün ise ilk defa, geliştirdiği araçların kendisini biçimlendirdiği bir çağın içindeyiz. Mesele artık makinelerin ne kadar akıllandığı değil; insanın ne kadar yapaylaştığıdır.</p>

<hr />
<h2 style="text-align:center"><a href="https://www.aylikbaran.com/product-page/ayl%C4%B1k-baran-dergisi-53-say%C4%B1-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1" rel="nofollow">SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></h2>

<hr />
<p>Bu sayımızın dosya konusu olan “Teknolojik Köleliğin Sonu: Homongolos İnsan”, yapay zekâdan dijital bağımlılığa, algoritmalardan biyoteknolojiye uzanan süreçte insanın iradesini, dikkatini ve muhakemesini nasıl dış sistemlere devretmeye başladığını ele alıyor. Konfor ve hız vaadiyle hayatımıza giren teknoloji, fark ettirmeden düşünme biçimimizi ve hakikatle kurduğumuz ilişkiyi de yeniden şekillendiriyor.</p>

<p>Sorun teknoloji değil; insanın teknolojiye hâkim özne olmaktan çıkıp onun yönlendirdiği bir nesneye dönüşmesidir. Asıl tehlike, makinenin güçlenmesi değil, insanın kendi özünü makinenin mantığına göre yeniden kurmaya başlamasıdır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemin en büyük mücadelesi, insanın insan olarak kalabilme mücadelesi olacaktır. Bu dosya, teknolojiyi reddetmeyi değil; onu insanın emrinde tutacak fikrî ve ahlâkî zemini yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>

<h2><strong>İÇİNDEKİLER</strong></h2>

<p>Makine Bilmecesi - Ömer Emre Akcebe</p>

<p>Hayatın Ritmini Kaçırırken - Betül Deniz</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun 28 Ocak 1989'da Ankara ESAV'da Yaptığı İlk Kez Yayınlanan Konuşması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nevzat Şipleme: Teknolojiyi Hangi Hakikat Telakkisine ve Hangi Hayat Nizamına Bağlayacağız?</p>

<p>Yapay Zekâ ve "Bağlantısallık Çağı" - Yavuz Arslan</p>

<p>Kapanan Kapılar Çağı - Taha İnci</p>

<p>Büyük Doğu Penceresinden Teşkilât ve Aksiyon - Dr. Kâzım Albayrak</p>

<p>"İman ve İslâm Atlası" Çerçevesinde Şekil ve Ruhun Mizacı - Oğuzhan Kulaksız</p>

<p>İngiliz... - İbrahim Tatlı</p>

<p>Ezanın Yasaklı Yıllarında Şeyh Nazım'ın Mücadelesi - Handan Özduygu</p>

<p>Türkçe Ezan Zulmü - Murat Akdemir</p>

<p>Şeyh Ali Yakub Cenkçiler ile Görüşme -</p>

<p>Akademinin ve Sosyal Medyanın Reformist/Palyaço İttifakı - Yavuz Arslan</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu'nun Büyük Muztaribler -4- Eserine Dair (III) - Mehmet Sami Pınar</p>

<p>Sanatın Ruhunu Kim Çaldı? - Eda Topar</p>

<p>In Time (Zamana Karşı) Filmi Üzerine - Muzaffer Ayvalıoğlu</p>

<p><img alt="Aylık Baran Dergisi 53. Sayı Çikti" height="1415" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dergi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/aylik-baran-53-sayi-cikti-homongolos-insan.webp" type="image/jpeg" length="92504"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zekâ biyolojik savaş riskini yeni bir boyuta taşıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-biyolojik-savas-riskini-yeni-bir-boyuta-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-biyolojik-savas-riskini-yeni-bir-boyuta-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stratejist Abdullah Çiftçi, YouTube kanalında yayımladığı son değerlendirmesinde biyolojik savaşın geçmişten günümüze geçirdiği dönüşümü ele alırken, yapay zekâ ve genetik mühendisliğindeki gelişmelerin gelecekte yeni güvenlik riskleri doğurabileceğini öne sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Stratejist Abdullah Çiftçi, YouTube kanalında yayımladığı son değerlendirmesinde biyolojik savaşın tarih boyunca devletlerin başvurduğu en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirtirken, günümüzde yapay zekâ ve genetik mühendisliğindeki gelişmelerin bu tehdidi yeni bir safhaya taşıyabileceğini savundu. Çiftçi, biyolojik güvenliğin artık sadece sağlık meselesi değil, doğrudan millî güvenlik konusu olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/FZqOI-bNhvM?rel=0" style="position:absolute;top:0;left:0;width:100%;height:100%" width="640"></iframe></div>

<h2><strong>Biyolojik savaş artık yeni teknolojilerle şekilleniyor</strong></h2>

<p>Konuşmasının ana eksenini biyolojik savaşın geçmişten bugüne dönüşümü üzerine kuran Çiftçi, özellikle yapay zekâ destekli biyoteknoloji çalışmalarının dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Günümüzde gen düzenleme teknolojilerinin çok daha erişilebilir hâle geldiğini belirten Çiftçi, geçmişte yalnızca yüksek güvenlikli laboratuvarlarda yürütülebilen bazı çalışmaların artık gelişen teknoloji sayesinde daha farklı boyutlara taşındığını dile getirdi.</p>

<p>Yapay zekânın biyolojik araştırmalarda kullanılmasının hem tıp hem de bilim açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Çiftçi, aynı teknolojilerin kötü niyetli kişi veya yapılar tarafından kullanılmasının ciddi güvenlik riskleri oluşturabileceğini öne sürdü.</p>

<h2><strong>"Genetik özellikleri hedef alan biyolojik silahlar teorik olarak mümkün"</strong></h2>

<p>Genetik mühendisliğindeki ilerlemelere dikkat çeken Abdullah Çiftçi, CRISPR başta olmak üzere gen düzenleme teknolojilerinin son yıllarda büyük gelişme gösterdiğini söyledi. Yapay zekâ ile genetik teknolojilerinin birleşmesinin yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Çiftçi, teorik olarak belirli genetik özellikleri hedef alabilecek biyolojik ajanların geliştirilebilme ihtimalinin bilim dünyasında tartışıldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle biyoteknoloji alanındaki gelişmelerin yalnızca bilimsel ilerleme olarak değil, güvenlik perspektifiyle de değerlendirilmesi gerektiğini savunan Çiftçi, devletlerin biyogüvenlik politikalarını güncellemek zorunda kalacağını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Tarihte biyolojik savaşların izleri</strong></h2>

<p>Çiftçi, biyolojik savaşın yeni bir kavram olmadığını, tarihte birçok savaşın ve büyük kırılmanın salgın hastalıklarla şekillendiğini söyledi. Orta Çağ'da vebalı cesetlerin kuşatma altındaki şehirlere fırlatılması, Avrupa'yı derinden etkileyen Kara Veba, İspanyol Gribi, II. Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın 731. Birimi'nin yürüttüğü deneyler ve Soğuk Savaş dönemindeki biyolojik silah programlarını örnek gösteren Çiftçi, mikroorganizmaların zaman zaman ordulardan daha büyük sonuçlar doğurduğunu ifade etti.</p>

<p>Salgınların yalnızca milyonlarca insanın ölümüne yol açmadığını belirten Çiftçi, aynı zamanda devletlerin yıkılmasına, ekonomik düzenlerin değişmesine ve dünya tarihinin yeniden şekillenmesine neden olduğunu savundu.</p>

<h2><strong>Günümüzde biyolojik tehditler artıyor</strong></h2>

<p>Konuşmasında güncel salgınlara da değinen Çiftçi, kuş gribi, Ebola ve benzeri hastalıkların farklı coğrafyalarda görülmeye devam ettiğini hatırlattı. Küreselleşen dünyada bulaşıcı hastalıkların çok daha kısa sürede kıtalar arasında yayılabileceğini belirten Çiftçi, biyolojik tehditlerin klasik askerî tehditlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.</p>

<p>ABD'de daha önce gündeme gelen yasa dışı laboratuvar baskınları ile biyolojik materyal ele geçirilen bazı vakaları da hatırlatan Çiftçi, bu tür olayların biyogüvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Yapay zekâ biyoteknolojiyi hızlandırıyor</strong></h2>

<p>Çiftçi'ye göre yapay zekâ yalnızca yazılım alanında değil, biyoloji ve genetik araştırmalarında da devrim niteliğinde gelişmelere yol açıyor. Gen analizleri, protein tasarımları ve biyolojik modellemelerin artık çok daha kısa sürede yapılabildiğini belirten Çiftçi, teknolojinin sağladığı bu hızın aynı zamanda kötü niyetli kullanımları da kolaylaştırabileceğini ileri sürdü.</p>

<p>Bu nedenle biyoteknoloji alanındaki uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunan Çiftçi, gelecekte devletlerin en önemli rekabet alanlarından birinin biyoteknoloji olacağını söyledi.</p>

<h2><strong>Türkiye hazır olmalı</strong></h2>

<p>Konuşmasının sonunda Türkiye açısından değerlendirmelerde bulunan Abdullah Çiftçi, biyolojik güvenliğin millî güvenlik stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesi gerektiğini ifade etti. Salgın hastalıklara karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, biyogüvenlik laboratuvarlarının geliştirilmesi, kritik sağlık altyapısının korunması ve bu alandaki bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini dile getiren Çiftçi, gelecekte biyolojik tehditlerin devletlerin güvenlik gündeminde daha fazla yer tutacağını savundu.</p>

<p>Çiftçi, biyolojik savaş ihtimalinin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, teknolojik gelişmelerin ortaya çıkarabileceği risklere karşı ülkelerin bilimsel kapasitesini ve hazırlık seviyesini artırmasının önem taşıdığını ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-biyolojik-savas-riskini-yeni-bir-boyuta-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/yapay-zekaasd.webp" type="image/jpeg" length="82193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında 17 Yıl sonra kararlılık mesajı: Ucu nereye dokunursa dokunsun üstüne gideceğiz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasinda-17-yil-sonra-kararlilik-mesaji-ucu-nereye-dokunursa-dokunsun-ustune-gidecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasinda-17-yil-sonra-kararlilik-mesaji-ucu-nereye-dokunursa-dokunsun-ustune-gidecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin şehit olduğu helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada çok net ve kararlı bir açıklama yaptı. Olayın üzerinden geçen 17 yılın ardından dosyanın en baştan itibaren tamamen sıfır bir gözle inceleneceği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, soruşturmanın titizlikle ve hiçbir açık nokta bırakılmayacak şekilde yürütüleceği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>"Bu işin arkasında kim varsa ortaya çıkaracağız. Karşımıza kim çıkarsa çıksın makamına, mevkisine bakılmaksızın gereğini yapacağız. Olaya sıfır bir gözle, en başından itibaren daha önce hiç soruşturma yapılmamış gibi detaylı ve titiz soruşturma yürüteceğiz. Her ihtimali ayrı ayrı değerlendireceğiz. Ucu nereye dokunursa dokunsun üstüne gideceğiz."</p>
</blockquote>

<h2><strong>Ne olmuştu?</strong></h2>

<p>Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişi, 25 Mart 2009 tarihinde yaşanan helikopter kazasıyla şehit oldu.</p>

<p>Kazayla ilgili açılan davada üç üst düzey kamu görevlisi "görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 2'şer ay hapis cezasına çarptırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak 2021 yılında verilen kararın ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na giden dava dosyası 12 yıllık zaman aşımına takıldı ve sanıkların aldığı cezalar dosyanın zaman aşımına uğramasıyla düştü.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasinda-17-yil-sonra-kararlilik-mesaji-ucu-nereye-dokunursa-dokunsun-ustune-gidecegiz</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/muhsin-yazicioglu-trt-1486678.jpg" type="image/jpeg" length="60919"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bu Avrupa ile ne ittifak olur ne birlik!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bu-avrupa-ile-ne-ittifak-olur-ne-birlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bu-avrupa-ile-ne-ittifak-olur-ne-birlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’yi ve Vatikan’ı da sayarsanız, Avrupa’da 50 ülke var; bunların 27’si Avrupa Birliği, 30’u NATO üyesi. (NATO’nun 1955’te katılan Almanya dahil 13 Avrupalı üyesi vardı; 1999 sonrası genişleme programı çerçevesinde eski Varşova Paktı ülkeleri ile sayı 30’a çıktı. Hızlı genişleme programı, Ukrayna ve Gürcistan’ı da içine alacaktı., Ukrayna’nın başına gelenleri biliyorsunuz!)</p>

<p>Türkiye NATO’ya girmek için 2 yıl bekledi. Avrupa Birliği’ne (AB) girmek için, 14 Nisan 1987’de başvurduğumuza göre, 39 yıl, 2 ay ve 18 gün olmuş olacak. Önceleri ekonomik uyumsuzluk dediler; Türkiye’de çok kamu kurumu varmış! Büyük çapta özelleştirmeler yapıldı; iyi de oldu bizim için. Ama AB başka mazeretler buldu: İnsan hakları, ifade özgürlüğü, (tam öyle söyleyemediler ama “Kürtlerin hakkı hukuku”) ve her biri gerçekten ihtiyacımız olan reformlarla çözüldü; maddeler azaldı azaldı ve Gümrük Birliği, Tam Üyelik derken, Avrupa Parlamentosu, “Şu 37 maddeyi de halletmeden. Türkiye üye olamaz!” diye kapıları kapattı.</p>

<p>Türkiye’nin AB ile görüşmeleri, öyle anlaşılıyor ki, şu anda aşamalı vize sisteminde iyileştirmeler yapılarak Schengen bölgesine daha kolay erişim arayışı çerçevesinde bulunuyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçtiğimiz Salı günü AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ile bu konuyu görüştüklerini söyledi. Kos, AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas, İçişleri ve Göç Komiseri Magnus Brunner’in de yer aldığı üst düzey bir AB heyeti ile Ankara’ya geldi. Heyet, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi; daha sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile de görüşmeler yaptı.</p>

<p>Haberlerde, bu görüşmeler, “hayati” ve “tarihi” gibi sıfatlarla aktarıldı. Ancak daha hayati ve gerçekten tarihi olanı, haftaya yapılacak NATO’nun Ankara zirvesi! ABD Başkanı, bu zirvede iç siyasal ve genel ekonomik sebeplerle, ülkesinin dünya jandarmalığından istifasını verecek diyenler var; buna ihtimal vermeyenler var. Trump, geçen hafta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile zirvenin planlaması için yaptığı görüşmede, “Türkiye’ye çok, çok sevindirecek bir haberim var” demesi ve bu haberin de Milli Muharip Uçak (Kaan) projemizde seri üretim için 80 adet jet motoru olacağına dair açıklamalar nedeniyle, dikkatlerimiz asıl NATO’nun Trump’ı sevindirme projesine dönemedi. Oysa, Trump’ın NATO’nun Stratejik Planında esaslı bir değişiklik yaparak, ABD’nin NATO’daki liderlik rolünden çekileceği, mesela “ittifakın bölge dışı operasyonları tarihe gömeceği” haberlerine karşı, Rutte NATO’nun artık Amerika’ya yük olmadan, 30 Avrupa ülkesinin savunma bütçelerini arttıracağı vaadinde bulundu. Rutte’nin Putin’e “Vladimir, kork bizden!” diye hitabı dikkatleri çekti; ama sunduğu tablolardaki rakamlara çok bakılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha sonra yapılan analizler, Rusya’ya meydan okumayı gerektiren bir tablo bulunmadığını gösteriyor. Özellikle Fransız medyasında yer alan yazılarda, NATO’nun ev sahibi Türkiye’yi de “üzmeden”, zirvenin “short and sweet” (kısa ve tatlı) geçmesi için, genel görüşmenin bir oturumla sınırlanması için çaba gösterdikleri belirtiliyordu.</p>

<p>Avrupalılar, meselelerin özüne inmeden, (İran’la savaşında Amerika’ya, Rusya ile savaşında Ukrayna’ya yeterli desteği vermedikleri için) G7 toplantısında Trump’ın sert çıkışına hiç yanıt vermeden, sadece savunma bütçelerini artırarak, “Amerika paradan anlar!” yaklaşımı, ABD gerçekten de NATO’nun patronluğunu bırakırsa, ne NATO’nun işlevlerini sürdürmesini, ne de AB’nin anlamlı bir birlik olarak devamını sağlayabilirler.</p>

<p>NATO’nun mevcut konseptine göre, caydırma, kriz önleme, ve işbirliğine dayalı güvenlik görevleri var. Ama bu, Türkiye’yi ambargolarla dışlayarak, AB üyeliğine akla mantığa uygun bir tek siyasal sebep göstermeden engel olan Avrupalılarla sağlanamaz.</p>

<p>Avrupa, Trump’ın yüzüne para destelerini sallayarak sonuç alacaklarına inanıyorlarsa, ittifak da birlik de tehlikede demektir.</p>

<p><i>Hakkı Öcal, Milliyet</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bu-avrupa-ile-ne-ittifak-olur-ne-birlik</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/avrupa-birligi-bayrak.jpg" type="image/jpeg" length="42662"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransız casusu, eşcinsel Pierre Loti'nin ismi hala neden yaşatılıyor?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/fransiz-casusu-escinsel-pierre-lotinin-ismi-hala-neden-yasatiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/fransiz-casusu-escinsel-pierre-lotinin-ismi-hala-neden-yasatiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un maneviyat merkezi, Osmanlı’nın kalbi Eyüp Sultan’da bugün bir garabet yaşanıyor. Şehrin en mübarek, en yüce tepelerinden birine asılan isim, bir Türk dostunun değil, bu toprakların tarihini ve irfanını bir "koleksiyon" malzemesi olarak gören bir casusun ismidir. Asıl adı Louis Marie-Julien Viaud olan, ancak "Pierre Loti" maskesiyle bu millete kendini "dost" olarak pazarlayan bu Fransız subayı, bugün hâlâ bir onur abidesi gibi o tepede yaşatılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pierre Loti, Fransız donanmasında görevli bir subaydı. Onu "yazar" ve "gezgin" olarak pazarlayanlara inat, tarih belgeleri bize başka bir resim sunuyor. Bu şahıs, 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de Türk askerine karşı Fransa ordusunda yer almış, "Osmanlı’yı öldürmek istiyorum" diyecek kadar kinini açık etmiş biridir. Üstelik, kendi iç dünyasındaki sapkınlıkları, yaşam tarzı ve eşcinsel eğilimleriyle, Eyüp Sultan gibi Müslüman-Osmanlı kimliğinin merkezine zıt düşen bir figürdür.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (4)" class="detail-photo img-fluid" height="449" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-4.jpg" width="695" /></p>

<p>Bu şahıs, İstanbul’a dair yazdığı satırlarda "aşktan" bahsederken, şehrin hafızasını nasıl söküp evine taşıdığının da hesabını vermemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (3)" class="detail-photo img-fluid" height="552" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-3.jpg" width="854" />Pierre Loti’nin "İstanbul sevgisi", aslında bir "koleksiyonculuk" ve medeniyet hırsızlığıdır. Onun İstanbul’u çok sevdiğini söylediler. Öyle çok sevmiş ki, giderken sevgisini yanında götürmekten eksik olmamış(!) ve adeta şehrin estetiğini kendi evinde bir "müze" gibi teşhir etmiştir.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (2)" class="detail-photo img-fluid" height="757" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-2.jpg" width="1170" />Kendi evinde İstanbul'dan çalıp getirdiği paha biçilemez eserler, bu casusun Osmanlı'nın mahremine nasıl el uzattığının kanıtıdır. Kendi ülkesindeki evini, İstanbul’dan söküp getirdiği çinilerle, mihraplarla, mezar taşlarıyla bir "Osmanlı mezarlığı"na çeviren bu şahıs, aslında şehri sevmemiş, onu parça parça Fransa’ya taşımıştır. Bu, bir sanatseverin değil, bir "tarih yağmacısı"nın profilidir.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (1)" class="detail-photo img-fluid" height="552" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-1.jpg" width="854" /></p>

<p>Eyüp Sultan gibi mübarek bir tepenin adı, asırlarca bu topraklara irfanıyla damga vuran büyük alim İdrisi Bitlisi'ye atfedilmişti. Peki, ne oldu da bu toprakların hafızası silindi ve 1934'te bu tepeye bir Fransız casusunun ismi verildi?</p>

<p><img alt="295957" class="detail-photo img-fluid" height="1747" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/295957.jpg" width="3000" />Bir tarafta Osmanlı’nın irfanını temsil eden İdrisi Bitlisi, diğer tarafta casusluk faaliyetleri, Türk düşmanlığı ve sapkın yaşam tarzıyla tescilli bir Fransız subayı. Bu ismin bugün hâlâ orada asılı olması, bu milletin kendi tarihine atılmış bir düğümdür.</p>

<p>Bir şehri sevmek, onu talan edip kendi evinde ganimet olarak sergilemek değil; o şehrin ruhuna, inancına ve izzetine saygı duymaktır. Pierre Loti, bu toprakların dostu değil, en sinsi düşmanlarından biridir. İstanbul'un silüetinde, bir casusun isminin yer alması, şehrin izzetine vurulmuş bir hançerdir.</p>

<p>Vakit, bu garabete son verme vaktidir. O tepenin adı, o tepenin gerçek sahibine, yani İdrisi Bitlisi'ye iade edilmelidir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/fransiz-casusu-escinsel-pierre-lotinin-ismi-hala-neden-yasatiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-111143.jpeg" type="image/jpeg" length="42938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üzerinden 33 yıl geçti! Madımak’ta neler oldu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/uzerinden-33-yil-gecti-madimakta-neler-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/uzerinden-33-yil-gecti-madimakta-neler-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aziz Nesin ve Alevi-sol kesimlerin tahrikleriyle başlayıp 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan Madımak Otel’deki yangının üzerinden 33 yıl geçti. Uydurma deliller, asılsız fişlemeler ve bürokrasi-yargı oyunlarıyla nice masum Müslüman ve aileler suçlu gösterildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aziz Nesin ve arkadaşlarının İslâm'a ve Müslümanlara yönelik hakaretamiz ifadeleri, kışkırtma ve tahrikleri neticesinde gelişen hadiselerin suçu Müslüman halka yüklendi. Ayrıca bütün Türkiye Aziz Nesin’in söylemlerinden tahrik olurken Sivas’ın tahrik olmaması düşünülemezdi. Uydurma deliller ve asılsız fişlemeler Aziz Nesin’in tahrikleri sonucu Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 37 kişinin öldüğü Sivas katliamında failler ve failleri bu hadiseye sürükleyen provokasyoncular hiçbir şekilde bulunmadı, aranmadı. Çünkü dönemin hâkim ve savcıları Aziz Nesin’in kesimindendi ve bunu yapanları aramaya gerek bile yoktu. Olan, slogan attığı gerekçesiyle mahkûm edilen masum Müslümanlara oldu. Hiçbir kamera kaydı, hiçbir delil ve şahitler olmaksızın diledikleri kişileri tutup cezaevine attılar.</p>

<p>Otelde Arif Sağ'ın kurşunlarıyla şehid edilen otel görevlileri Ahmet Alan ve Ahmet Öztürk ise söz konusu dahi edilmedi. Şehid edilen Ahmet Öztürk’ün vefat sebebi raporlara gaz zehirlenmesi olarak geçti. Alevi propagandasının yanısıra şunu da belirtmek gerekir ki, Madımak Oteli’nde yaşanan ölümlerin tamamı, kitlesel gösteri sonucu çıkan yangında dumandan zehirlenme neticesinde yaşanmıştır. Yani doğrudan öldürmeye yönelik kasıt da yoktur.</p>

<h2><strong>Kasıtlı İdam Cezası!</strong></h2>

<p>Sivas Davası’nda suçlama en fazla “faili belli olmayan adam öldürme” olabilirdi. Zira ilk mahkemede karar böyleydi ve ağır tahrik olduğu da ifade ediliyordu. Bu çerçevede mahkeme sanıklara 15 yıl hapis cezası verdi; fakat Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın girişimiyle karar bozuldu. Mahkeme heyetini dağıtan Adalet Bakanı Seyfi Oktay HSYK vasıtası ile yeni bir heyet atadı. Yeni oluşturulan mahkeme heyetince masum Müslümanlar idam cezasına çarptırıldı. Hem de "Sivas'ta 33 can verdik, 33 kişiye idam cezası verilmeli" diyen intikam ifadesine birebir denk denk şekilde, göstere göstere 33 Müslüman’a idam cezası verildi. 33 sanığı idam cezasına mahkûm ederken, 4 sanığı 20'şer yıl, 1 sanığı 15 yıl, 27 sanığı 7 yıl 6'şar ay, 2 sanığı 5'er yıl ağır, 1 sanığı ise 2 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sivas davasında idam da dâhil ceza alan toplam 68 kişidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemalist rejimin döktüğü Müslüman kanına kitlesel destek veren tek kesim olan Aleviler, Kemalistler tarafından Dersim gibi katliama da uğrasalar da onlarla birlik olmaktan hiçbir zaman geri kalmadılar. Din-i Mübin-i İslâm’a ağza gelmeyecek hakaretler ettiler. Madımak hadisesinin hemen öncesinde de bu hakaretler ayyuka çıkmış, Müslümanlar açıkça tahrik edilmişti. Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay'ın adliyede kadrolaşması neticesinde birçok Alevi hâkim atadığı ve bu Alevi hakimlerin Müslümanlara adaletsiz ve zalimce cezalar verdikleri de mâlum bir gerçek. Sivas davası da bunun bir ispatıdır. İBDA-C davalarında da bu zulüm görülmüştür. Kemalistler ve Aleviler, Allahsızlık ve dinsizlik temelinde solcularla her zaman birleşmiş ve Türkiye'nin önünü tıkamışlardır. Sivas sanıkları mağdurdur ve sırf Alevilerin kini için cezalandırılmıştır.</p>

<h2><strong>23 Mağdur Tahliye Bekliyor</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 28 Şubat davası hükümlüsü eski generaller Çevik Bir, Çetin Doğan, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Cevat Temel Özkaynak ve Aydan Erol'un kalan cezalarını affetmesi, yıllardır cezaevinde bulunan Madımak mağdurlarını akıllara getirdi. Darbeci generaller, "sürekli hastalık ve kocama hali" kapsamında affedilmişlerdi. Benzer sağlık sorunları bulunan Madımak davası sanıkları ise içeride yaşlandı.</p>

<p><img alt="Mdmkj" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/mdmkj.webp" width="1000" /></p>

<p>Sivas davasında şu an cezaevinde 23 hükümlü var. Bunlar:</p>

<ul>
 <li>İbrahim Duran</li>
 <li>Muhsin Erbaş</li>
 <li>Cafer Tayyar Soykan</li>
 <li>Harun Gülbaş</li>
 <li>Yunis Karataş</li>
 <li>Harun Yıldız</li>
 <li>Faruk Ceylan</li>
 <li>Adem Kozu</li>
 <li>Bekir Çınar</li>
 <li>Ahmet Oflaz</li>
 <li>Zafer Yelok</li>
 <li>Erol Sarıkaya</li>
 <li>Faruk Sarıkaya</li>
 <li>Ekrem Kurt</li>
 <li>Erkan Çetinkaya</li>
 <li>Faruk Belkavli</li>
 <li>Bülent Düvenci</li>
 <li>Mevlüt Atalay</li>
 <li>Ali Kurt</li>
 <li>Kenan Kale</li>
 <li>Uğur Yaraş</li>
 <li>Halil İbrahim Düzbiçen</li>
</ul>

<p>7’si Sivas E Tipi Cezaevi’nde, diğerleri ise Tokat T Tipi Cezaevi’nde kalıyor.</p>

<h2><strong>33 Yıl Oldu</strong></h2>

<p>Bülent Düvenci, Cafer Tayyar Soykök, Muhsin Erbaş ve Faruk Ceylan 1993 yılından bu yana 33 yıldır cezaevindeler. 59 yaşındaki Ceylan, adeta içeride yaşlandı. Ceylan cezaevine girdiğinde daha 28 yaşında, hayatının baharındaydı. Şu an 60 yaşında olan Erbaş ile 70 yaşındaki Soykök de öyle. Onların da hayatları cezaevinde geçti. Bülent Düvenci ise cezaevinde 80 yaşını tamamladı. 49 yaşındayken içeri alınan Düvenci’de demans başlangıcı var, kalp kapakçığı da yüzde 46 oranında çalışıyor.</p>

<p>28 Şubat davalarıyla yakından ilgilenen Av. Selçuk Kar ve Av. Kaya Kartal, darbeci generallere uygulanan “sürekli hastalık ve kocama hali kapsamındaki affın” Madımak sanıkları için de uygulanması gerektiğini ifade etti. Av. Kar, “Bu insanlar 33 yıldır cezaevinde. Çoğunun yaşı 70-80'i geçti, hastalıkları da var. Onlarla ilgili de af mekanizmasının işletilmesi gerekiyor. Kaldı ki Madımak’ta birçok provokatör vardı ve onların eylemi 28 Şubat darbecilerinkinden ağır değildi” dedi.</p>

<h2><strong>Madımak’ta Sırf Slogandan Dolayı Müebbet Aldılar!</strong></h2>

<p>Sivas davası mağdurlarından Bülent Düğenci yeniden yargılama için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş ve ret cevabı almıştı. Bülent Düğenci ve eşi Buket Düğenci yıllardır kendilerine uygulanan bu hukuksuzluk için mücadele veriyor. 33 yıldır Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi'nde olan eşi adına konuşan Buket Düğenci şunları söyledi:</p>

<p>“Madımak davasında olayda dahi olmayan mazlumlar olarak insan öldürmekten ve yakmaktan değil uydurulmuş bir slogandan müebbet aldık. ‘Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak.’ Biz tahliye, af istemiyoruz sadece dosyalarımızın açılıp hakkıyla incelenmesini istiyoruz. Adil şekilde yargılanıp özgürlüğümüze kavuşmak istiyoruz. Bu vebalden ancak bu şekilde kurtulabilirler. Eşim Madımak Oteli yakıldığında şehir dışındaydı. Eşim o gün saat 17’ye kadar işteydi. İşten çıktıktan sonra saat 19’dan sonra Sivas’tan İstanbul’a doğru otobüs şoförü olarak sefere çıktı. Bunun birçok şahidi var. Bunu belgeleriyle ispatlamamıza rağmen bunlar mahkemede dikkate bile alınmadı.<br />
Eşimin yakalanması ile ilgili gazeteler ve televizyonlarda sansasyonel haberler yapıldı. Bu kadar gündeme geldiği için de mahkeme onu bırakmadı ve ceza verdi. Eşimin ceza almasını sağlayan polislerden birisi eşimi kolundan tanıdığını ifade ediyor. Biz o polis memuruna ulaştık, kendisi vicdan azabı çektiğini söyledi. Kendilerine isim listeleri verildiğini ve o isim listeleri doğrultusunda kişileri teşhis ettiklerini söyledi. Eşimi tanımadığını ve kendisine verilen listede ismi olduğu için onun üzerine ifade verdiğini anlattı. Biz bunu mahkemeye sunduk. Mahkeme bunu kabul etmedi ve ilk ifadenin geçerli olacağını söyledi.</p>

<blockquote>
<p>Biz eşimle beraber ceza alan diğer kişilerin yeniden yargılanmasını ve bununla beraber dosyaların hakkıyla incelenmesini istiyoruz. Üstün körü bir şekilde incelenmesini istemiyoruz. Eşimin orada bulunduğuna dair resmi bir delil göstersinler, beni de çocuklarımla beraber bizi cezaevine atsınlar. Madımak’ta 33 kişi öldü, ondan sonra 33 kişiye de ceza verildi. Onlar orada ölen 33 kişiye karşı 33 kişiye ceza vererek kısas yaptılar. Dava 111 kişiyle başladı. Ayrıca Madımak’ta 33 kişinin yanarak öldüğünü söylüyorlar, bu da doğru değil. Orada ölenlerden 12-13 kişi kurşunla öldü. Otelin içinde Arif Sağ’ın kullandığı silahtan çıkan kurşunlarla bu kişilerin öldüğü belirtildi. Ama Arif Sağ’ın kullandığı o silah kayboldu. Biz bunları da belgeledik, ama bunlar da örtbas edildi. Dosya Yargıtay’da üç defa delil yetersizliğinden bozulmasına rağmen mahkeme cezada ısrar etti. O dönemde Hükümette SHP vardı. Yargılama döneminde onlar vardı. Yargıya onlar baskı yaptı.</p>

<p>Başbağlar’da yaşanan katliamın da gündeme gelmesini istiyoruz. 2 Temmuz’da Madımak’ta ölenler nasıl hatırlanıyorsa 5 Temmuz’da Başbağlar’da katledilenler de hatırlansın. Sadece Madımak’ın hatırlanıp Başbağlar’ın hatırlanmaması bizi üzüyor. Başbağlar’da ölenler insan değil miydi? Onlarda ana-baba kuzusu değil miydi?”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Wew" class="detail-photo img-fluid" height="660" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/wew.webp" width="1000" /></p>

<p>Kimi hapiste öldü kimi çıktıktan sonra. Yazar Arzu Erdoğral, “Madımak’ta slogandan müebbet aldılar!” başlıklı yazısında Sivas davası mazlumları için şunları dile getiriyor: “Sivas olayları davasında aldığı idam cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen ve 27 yıl suçsuz yere cezaevinde yatan Ahmet Turan Kılıç ise hasta ve yatalak olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı affıyla cezaevinden çıkarılmıştı. Sivas Davası mağduru Ahmet Turan Kılıç, 2021 yılında ömrünü cezaevinde geçirdikten sonra vefat etti. Yıllar önce oğlu ile görüştüğümde olaydan 5 gün sonra babasının evden alındığını belirten Necdet Kılıç, Sivas Emniyeti'nde tutulduğu sırada, mesleği televizyon tamirciliği olduğundan, çalışmayan bir videoyu çalıştırması için üst kata götürüldüğünü ve ekranda Müslümanlara küfreden Aziz Nesin'i gördüğünde “Bu kim?” diye sorduğunu ifade etmişti. Orada bulunan bir komiserin; “33 kişiyi yaktınız.” demesi üzerine babasının komisere “Ben mi yaktım? Git yakana söyle.” şeklinde çıkıştığını anlatan Necdet Kılıç, tartışma sonrası babasının tutuklandığını ve o komiserin ayarladığı 7 polisin de yalancı şahitlik yaparak; “Bu adam Madımak'ta en ön saftaydı, gördük.” dediklerini anlatmıştı."</p>

<h2><strong>Sivas Dâvâsı Yeniden Görülsün!</strong></h2>

<p>Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av. Mustafa Kuran 2022’de yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Sivas Davası’nda verilen müebbet kararlarının çok ağır olduğunu herkes kabul ediyor. Delillerin bu cezayı gerektirecek ölçüde olmadığını maşeri vicdan kabul etmiştir. Davanın yeniden görülmesinde fayda vardır. Adaletin tecellisinde cezaevinde olanların mağduriyetlerinin izalesi zımnında mutlak manada yeniden görülmesi, yeni deliller karşısında mahkemenin bunu değerlendirmesi gerekir. Siyasilerin de bu mevzuda kararlı olmalarında fayda mülahaza ediyorum. Mahkemede tek taraflı olarak kararının verildiği açık ve nettir. Bu davada kararın olayın hemen evvelinde değil, 28 Şubat sürecinde verilmiş olması da manidardır. Menfi havanın tesiri altında verilmiş Sivas Davası kararlarının düzeltilmesi adına hukuken, vicdanları rahatlatmak için yerinde olacaktır. Davanın yeniden görülmesi için yeni delillerin bulunması karşısında mahkemenin yeniden dosyayı yeniden gündeme alması ve duruşma yapması zaruridir. Burada yeni belge, yeni deliller fazlasıyla vardır.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Buna Karşılık Başbağlar Katliamı Yapıldı!</strong></h2>

<p>Madımak hadisesinden üç gün sonra Erzincan Başbağlar'da PKK kisvesiyle Alevi militanlar tarafından 33 Müslüman Madımak’ın intikamı olarak öldürülmüştür. Bu olay doğrudan kasıtla işlenmiş ve faillerin yakalanmış olmasına rağmen o zamanın CHP idaresi sayesinde şüpheliler adliyenin bir kapısından girip öbür kapısından çıktılar. Ama Sivas davası zanlıları hâlâ sürünmektedir. Müslümanlar haklarını aramakta sessiz kalırken (Başbağlar gibi) İslâm düşmanları Madımak üzerinden yaygara koparmaya devam etmektedir. Bugün bu konu konuşulmuyor, çoluk çocuk katledilmişti. Başbağlar Katliamı’nın üzerinden tam 31 yıl geçti! Adalet hala sağlanmadı! Madımak Otel'de ölenlerin intikamı olarak 5 Temmuz 1993'te PKK tarafından gerçekleştirilen Başbağlar Katliamı'nda 33 kişi katledildi ve köy yakıldı. Katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen adalet sağlanmadı. Sağ kurtulanlar olayın dehşetini unutamazken, bu katliam Türkiye'nin karanlık geçmişinin bir simgesi olarak hafızalarda yer edinmiş durumda.</p>

<p><img alt="Başbağlar" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/basbaglar.gif" width="1200" /></p>

<p>5 Temmuz 1993’de Türkiye'de tarihin en karanlık günlerinden biri olan Başbağlar Katliamı, tarihi olarak Müslüman Anadolu insanına karşı gerçekleşmiş en büyük katliamlardan biridir. 5 Temmuz Pazartesi akşamı 20.00'de başlayan katliam saat 22.00'ye kadar sürdü. Köyün giriş çıkışları tutuldu, telefonlar kesildi. Gece 01.00 sularında Başpınar Jandarma Karakolu'na haber verildiği halde ihbara itibar edilmedi. Sabah 05.00 sıralarında komşu köye sığınan bir vatandaşın, İstanbul'daki oğlunu, oğlunun da Kemaliye Kaymakamını aramasıyla devlet olaydan haberdar oldu.</p>

<h2><strong>Erkekleri Kurşuna Dizdiler</strong></h2>

<p>Ezanın okunduğu sırada camiye giren PKK’lılar cemaati zorla dışarı çıkardı. 1,5 saat örgüt propagandası yaptıktan sonra tüm erkekler kurşuna dizildi, burada 29 kişi şehadete erişti. Daha sonra köy ateşe verildi ve 214 ev, köy okulu, köy camii, halkevi yakıldı. Yakılan evlerde saklanan 1'i kadın 4 kişi de yanarak şehid oldu. Köylülerin kendi imkânları ile yaptırdığı okul, cami, köy odaları, imam evi, mahalle odaları, öğretmen lojmanı, yüzlerce hayvan; lav silahları, el bombaları, dinamit ve yanıcı kimyasallarla yakıldı.</p>

<p>33 kişinin şehadetiyle sonuçlanan Başbağlar katliamını yapan zihniyet belliydi ve 2 Temmuz'da Madımak'a misillemede bulunulduğu son derece aşikârdı. Çünkü köylüleri meydanda toplayıp 1,5 saat propaganda yapan ve halkı kurşuna dizen katiller, "Sivas'ın intikamı alındı." diyorlardı. İsa kod adlı teröristin yönettiği 100 kişilik bir grup, Başbağlar köyüne baskın düzenledi. Saldırganlar ilk olarak köyün telefon ve elektrik hatlarını keserek iletişimi kesti. Akşam ezanını yarım bıraktıran PKK’lılar, köyün erkeklerini meydanda toplayarak acımasızca kurşuna dizdi. Ardından köyü ateşe veren PKK'lılar, 33 kişinin ölümüne, 3 kişinin de yaralanmasına sebep oldu. Saldırıda çok sayıda ev ve iş yeri de yakılarak kullanılamaz hale getirildi.</p>

<p><img alt="Başbalar" class="detail-photo img-fluid" height="561" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/basbalar.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Madımak Kadar Konuşulmadı</strong></h2>

<p>Madımak üzerinden yıllardır koparılan yaygaranın çeyreği, kundaktaki bebeklerin ve savunmasız köylülerin kurşuna dizildiği Başbağlar Katliamı için yapılmadı. İslâm düşmanları ve sol ittifakı 2 Temmuz’u dillerinden düşürmezken, 5 Temmuz’da yaşanan vahşeti perdelemek, unutturmak istedi. Müslüman Anadolu insanının kanı akıtıldığında sus-pus olan rejim ve medya, Başbağlar’ın feryadını sümen altı ederek adaletin yerini bulmasını engelledi; ancak bu çifte standart maşerî vicdanda asla kabul görmedi.</p>

<h2><strong>“Burada bir soykırım yaşandı”</strong></h2>

<p>Yaşanan katliamdan yaralı kurtulan Başbağlar köyü eski muhtarı Ali Akarpınar şunları ifade etti:</p>

<blockquote>
<p>"Burada bir soykırım yaşandı. Katliamdan ben de yaralı kurtuldum. 28 sivilin yanı sıra burada evleri, hatta evlerin içindeki 5 köylümüzü yakarak katledenler vahşetin adını Başbağlar koydular"</p>
</blockquote>

<p>Başbağlar Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya ise süreci şöyle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>“5 Temmuz akşam saat 20.00’da başlayan PKK’lıların eylemleri saat 22.00’ye kadar devam etti. Tabi teröristler dört koldan köyü basmışlar, telefonları kesmişler, giriş-çıkışları tutmuşlar, evleri talan edip ne var ne yok ziynet eşyalarına varana kadar hepsini almışlar götürmüşler. Aralarında kadınların da olduğu 5 kişi de sığındıkları evlerin ateşe verilmesiyle yakılarak öldürülmüştü. Köydeki evlerin büyük bölümü, köy okulu, köy camisi ve halkevi de ateşe verilmişti. Saldırı sırasında, köyün telefon ve elektrik hatları kesilmişti.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Bu İnsanlık Suçunun Hesabı Sorulmadı!</strong></h2>

<p>Aradan uzun zaman geçmesine rağmen katliam, failleri noktasında hukuki olarak aydınlatılamamış, katiller hak ettikleri cezaya çarptırılmamış, katliamın acısı kalplerde yara olarak kalmıştır. Katliamın aydınlatılması, sadece gerçeklerin ortaya çıkması için değil, toplumsal barış ve adaletin tesis edilmesi için de gereklidir.</p>

<p>Katliamdan sağ kurtulanlar, olayın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen acılarının hala taze olduğunu belirtiyor. Olay sırasında 11 yaşında olan İsa Parto, "Babaannemle evdeyken teröristler geldi ve bizi dışarı çıkardı. Köyü ateşe verdiler. Dereye gittiğimizde babamı, dedemi ve akrabalarımı ölmüş buldum" diyerek yaşadığı dehşet dolu anları anlattı. Bir diğer mağdur Hafize Çelik Parto ise "Bize 'Allah'ınız varsa gelsin sizi kurtarsın' dediler. Arkadaşına 'Şaban ölmedi, birkaç tane daha sık' diye bağırdı. Sonra da evimizi yaktılar" sözleriyle katliamın vahşetini gözler önüne serdi.</p>

<p>Başbağlar katliamı, Türkiye'nin tarihinde kara bir leke olarak duruyor. Katliamda yakınlarını kaybedenler olayın tam olarak aydınlatılmasını ve sorumluların cezalandırılmasıyla acılarının bir nebze olsun hafiflemesini umuyor! Azmettiriciler ve gerçek faillerin ortaya çıkması için çalışılmadıkça, Başbağlar katliamı davası akim kalmaya mahkûm olacaktır. Haksız yere 31 yıldır içeride olan Sivas Davası'nın mağdurları adalet bekliyor! Aziz Nesin ve Alevi-sol kesimlerin tahrikleriyle başlayıp 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan Madımak Otel’deki yangının faturası, Sivas Davası’nın mağdurlarına kesildi. Uydurma deliller, asılsız fişlemeler ve bürokrasi-yargı oyunlarıyla nice masum Müslüman ve aileleri suçlu gösterildi.</p>

<p><strong>Kaynak</strong>: Baran Dergisi arşivi ve haber ajansları</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/uzerinden-33-yil-gecti-madimakta-neler-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/madimakk.webp" type="image/jpeg" length="66308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zeka şirketleri İsrail'in emrinde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-sirketleri-israilin-emrinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-sirketleri-israilin-emrinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD merkezli veri analizi ve yazılım şirketi Palantir'in kurucu ortaklarından Alex Karp, kendisinin İsrail'e en açık şekilde destek veren CEO olduğunu belirtti. İsrail'in Gazze'deki ve Lübnan'da saldırılarında Palantir'in yazılımlarını kullandığı ortaya çıkmıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karp, CNBC kanalında yayımlanan Squawk Box programında, İsrail yanlısı açıklamalarını yineledi.</p>

<p>Programda, yeni yapay zeka modellerini de ele alan Karp, "İsrail'e en açık şekilde destek veren CEO benim. Bence İsrail iyiliğin tarafında." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>İSRAİL'İ DESTEKLEMEKTEN GURUR DUYUYOR</strong></h2>

<p>Karp, İsrail'e ve diğer tüm ülkelere yönelik pek çok "haklı eleştirilerin" olduğunu belirterek "ABD ile İsrail arasında her zaman bir uyuşmazlık olacak, tam bir uyum asla sağlanmayacak ve bunda hiçbir sorun yok. Benim görüşüm, onların çok önemli bir ortak olduğu ve onları desteklemekten gurur duyduğumuz." değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamuoyu önünde İsrail'e ilişkin konuların ele alınmasının "kolay olmadığını" savunan Karp, "İsrail’e yönelik meşru eleştiriler var. İsrail’i eleştirenlerin yarısı, İsrail’in var olması gerektiğine inanmıyor bile ve bu bir gerçek. Bu yüzden, özelde söylediğim şeyleri burada dile getirerek onların ekmeğine yağ sürmek istemiyorum." diye konuştu.</p>

<p>Karp, 2024'te New York Times gazetesine verdiği röportajda, ABD hükümeti ile Ukrayna ve İsrail dahil çeşitli ülkelere sağlanan destekler konusunda geri adım atmayacaklarını söylemişti.</p>

<p>Mart 2024'te CNBC'ye verdiği röportajda da Karp, şirketin İsrail'deki faaliyetlerine değinerek, 7 Ekim 2023'ün ardından kısa süre içinde sahada yer aldıklarını ve operasyonel açıdan kritik görevlerde rol üstlendiklerini savunmuştu.</p>

<p>Nisan 2025'te "Hill and Valley Forum" etkinliğinde bir protestocunun, Palantir'in yapay zeka teknolojilerinin Gazze'de Filistinlileri öldürmekte kullanıldığı yönündeki eleştirisine Karp, "Evet bu doğru, çoğunlukla teröristleri." yanıtını vermişti.</p>

<p>Karp, All-in-Summit 2025'teki konuşmasında İsrail'in Gazze'deki "terörist-sivil öldürme oranının" kendi yazılımlarını kullanmaları sayesinde "insanlık tarihindeki en iyi oran" olduğunu iddia etmişti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-sirketleri-israilin-emrinde</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/sirket-yapay-zeka.webp" type="image/jpeg" length="71808"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Bölgenin güvenliği, ABD'nin çekilmesiyle sağlanabilir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-bolgenin-guvenligi-abdnin-cekilmesiyle-saglanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-bolgenin-guvenligi-abdnin-cekilmesiyle-saglanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, CENTCOM’un Bahreyn’de düzenlediği bölgesel güvenlik toplantısına tepki göstererek, bölge güvenliğinin ABD’nin çekilmesi ve ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesiyle sağlanabileceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bölge güvenliğinin ABD'nin çekilmesi ve ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesiyle sağlanabileceğini belirtti.</p>

<p>Garibabadi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlediği askeri toplantıya tepki gösterdi.</p>

<p>Bahreyn'de düzenlenen askeri bir toplantının Basra Körfezi için hukuki ve güvenlik düzeni oluşturamayacağını savunan Garibabadi, 'Bölgenin güvenliği, dış müdahalelerin sona ermesi, ABD'nin bölgeden çekilmesi, ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve yeni jeopolitik gerçekliklerin kabul edilmesiyle sağlanabilir, Amerika'nın askeri şemsiyesi altında değil.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Garibabadi, Hürmüz Boğazı'nın CENTCOM'un değil, Tahran yönetiminin belirlediği çerçevede tanımlanabileceğini kaydetti.</p>

<p>CENTCOM, dün, Bahreyn Savunma Kuvvetleri'nin ev sahipliğinde Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Yemen'den üst düzey askeri yetkililerin katılımıyla bölgesel güvenlik toplantısı düzenlediğini açıklamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıda bölgedeki mevcut güvenlik ortamı, savunma alanındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişinin sürdürülmesine yönelik adımların ele alındığı duyurulmuştu.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-bolgenin-guvenligi-abdnin-cekilmesiyle-saglanabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/1782968973414-1781152986165-abd-iran-2454862-1024-x-576.jpg" type="image/jpeg" length="62717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşa kazınan Kur’an: Kaya yazıtları neyi ispatlıyor?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tasa-kazinan-kuran-kaya-yazitlari-neyi-ispatliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tasa-kazinan-kuran-kaya-yazitlari-neyi-ispatliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazıtlarda yer alan bütün ayetlerin hicri birinci yüzyıla, Allah Resulü ve Hz. Ebubekir dönemlerine tarihlenen mushaflarla birebir aynı olması; spekülatif çevrelerin inşa ettiği temel tezlerin arkeolojik verilerle çökmesine sebep oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suudi Arabistan Kültür Mirası Komisyonu geçtiğimiz haftalarda Medine kırsalındaki el-Mehd bölgesinde tespit edilen erken dönem İslami kaya yazıtlarına dair fotoğraf ve videoları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye'de Anadolu Ajansı üzerinden servis edilen haber, sanki bu yazıtlar ilk kez bulunmuş gibi bir izlenim yarattı. Oysa mesele bundan ibaret değil. Suudi hükûmetinin yaptığı, onlarca yıldır akademik camianın bildiği bir alanı turizm ve prestij amacıyla dünyaya duyurmaktan ibaret. Bu yanlış algı, kimi çevrelerde temkinli bir kuşkuya, kimilerinde ise doğrudan saldırganlığa varan tepkilere yol açtı. Meseleyi hem bilimsel hem de teolojik boyutuyla ele almak gerekirse aslında tablo şöyle: Kuşkular büyük oranda temelsiz; zira söz konusu yazıtlar otuz yılı aşkın süredir, dünyanın dört bir yanından akademisyenin yürüttüğü kurumsal projeler eşliğinde belgeleniyor. Eleştiri getiren ilk cenah, Suudi yönetimine duyulan genel bir güvensizlik sebebiyle keşiflere suizanla yaklaşıyor.</p>

<p>İkinci ve çok daha sistematik bir itiraz dalgası ise Kur'an metninin tarihsel süreçte değiştiğini, dönemsel olarak manipüle edildiğini veya bazı ayetlerin metne sonradan eklendiğini iddia eden yerli ve yabancı spekülatif çevrelerden geliyor. Bu çevreler, söz konusu kaya yazıtlarını bilimsel değerden yoksun "rastgele çizikler" olarak niteleyerek bulguları önemsizleştirmeye çalışıyor. Ancak bu yaklaşımın arkasında ideolojik bir sıkışmışlık var: Erken dönem İslami yazıtların bir kısmı, tam da bu spekülatif teorilerin "sonradan ekleme" olduğunu iddia ettiği Kur'an ayetlerini (örneğin Tevbe Suresi'nin son iki ayetini) hicri ilk asırda taşa nakşedilmiş hâlde gün yüzüne çıkarıyor. Dolayısıyla ortaya konan somut arkeolojik veriler, bu çevrelerin üzerine inşa ettikleri temel tezleri doğrudan ve bilimsel olarak çürütmüş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi asıl soruya gelelim: Bu yazıtlar gerçekten bilimsel bir zeminde mi inceleniyor? Cevap kesin biçimde evet. 1994 yılında Michael Macdonald ve Leila Nehmé öncülüğünde kurulan, Ohio State Üniversitesi bünyesindeki OCIANA (Online Corpus of the Inscriptions of Ancient North Arabia) projesi, bölgedeki binlerce yazıtı dijital bir havuzda topluyor. CNRS, Arc'Orient ve Huma-Num gibi Fransız araştırma kurumlarının yürüttüğü Antik Arabya atlas projesi, Yemen'den Suriye'ye uzanan geniş bir coğrafyadaki arkeolojik çalışma alanlarını haritalandırıyor. DASI (Dijital Arşiv-İslam Öncesi Arap Yazıları) projesi de aynı şekilde sahayı sistemli biçimde kayıt altına alıyor. Bu yapılar, sokaktan geçen birinin taşa bir şeyler kazıyıp fotoğraf çekmesiyle karıştırılacak gelişigüzel girişimler değil; kurumsal, hakemli ve uluslararası bir bilim alanıdır.</p>

<p>Konunun akademik kökleri de eskiye dayanıyor. 2008'de NBC News'te Jennifer Viegas imzasıyla yayımlanan bir haber, St. Andrews Üniversitesinden Prof. Robert Hoyland'ın incelediği bir kaya yazıtının, Kur'an metninin erken dönemde noktasız yazılma sebebine ışık tutabileceğini duyurmuştu. Bugün ise alanın en üretken isimleri Ahmed Al-Jallad ve Hythem Sidky; ikilinin "ketebe", "karae" ve "semi'a" kalıplarının yazıtlarda nasıl geçtiğine dair çalışması, Uluslararası Kur'an Araştırmaları Birliği (IQSA) bünyesinde yayımlandı. Japon arkeologların Tebük bölgesindeki yazıtlar üzerine hakemli çalışması, Kuveyt Üniversitesinden araştırmacıların Hz. Ebubekir'e atfedilen bir yazıt üzerine yaptığı paleografik analiz, Jimmy Mahardika'nın Hicaz'daki erken İslami yazıtların Dan Gibson'ın tartışmalı Petra tezini çürüttüğünü gösteren makalesi -bunların hepsi sahadaki onlarca akademik yayından yalnızca birkaçı.</p>

<p>Peki tarihlendirme nasıl yapılıyor? Üç temel veri kullanılıyor: yazı stili (paleografya), gramer özellikleri -Kur'an dönemi Arapçasıyla sonradan sistematikleşen klasik gramer arasındaki farklar- ve mineral/taş analizleri. Bunlara bir de yazıtlardaki imzalar eklenmeli. Ka’b bin Malik (ö. 50H), Zeyd bin Sabit, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Fadl bin Abbas (ö. 13H) gibi sahabe isimlerinin yazıtlarda geçmesi hem metnin tarihini hem de bu şahsiyetlerin tarihsel gerçekliğini bağımsız biçimde teyit ediyor. Hz. Osman'ın hicri 36'daki katlini anan bir yazıt, İslam tarihinin bir vakıasını taşın diliyle doğruluyor.</p>

<p>İçerik açısından da dikkat çekici bir örüntü var: yazıtların neredeyse tamamı ya doğrudan Kur'an ayeti ya bir dua ya da Resulullah'a salavat formülünden oluşuyor. Mücadele 21, Taha 14, Enam 67, Bakara 285-286, Maide 44, Al-i İmran 200, Sad 26, Nisa 87, Vakıa 28-40 ve İhlas suresinin tamamı gibi pek çok ayet, hicri birinci ve ikinci asırlara tarihlenen yazıtlarda harfiyen yer alıyor. Bu metinler, bugün elimizdeki mushaftan herhangi bir farklılık göstermiyor. Bu da Kur'an'ın Emeviler ya da Abbasiler döneminde yazıldığına, Süryaniceden devşirildiğine veya İslam'ın ilk merkezinin Mekke değil Petra olduğuna dair Batı kaynaklı revizyonist tezleri taşın diliyle çürütüyor.</p>

<p><strong>Önümüzdeki tablo net: </strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Yazıtlarda yer alan bütün ayetler hicri 1. yüzyıla, hem de Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir dönemlerine tarihlenen mushaflarla birebir aynıdır. Dolayısıyla bu arkeolojik kanıt, Kur’an’ın “önceleri Süryanice olduğu”, “Hz. Osman döneminde yakılıp yeni bir Kur’an yazıldığı”, “Hz. Muhammed’in yaşamadığı ve İslam tarihinin tümüyle kurgulandığı”, “Abbasilerce yazıldığı”, “Mekke’nin değil Petra’nın Hacc merkezi olduğu”, “Tevbe 128-129, Felak, Nas ve Fatiha ayetlerinin Kur’an’dan olmadığı, sonradan eklendiği”, “Resulullah döneminde Kur’an’ın toplanmadığı/ Kur’an adında bir kitap hâlinde olmadığı”, “Hz. Muhammed’in aslında Kur’an’ı gelecek nesillere bırakmak gibi bir niyetinin olmadığı” gibi tüm iddiaları çöpe atmaktadır. Siyer arkeolojisi; Hz. Muhammed'in hayatı ve sahabe dönemine dair isimlerin ve olayların kayalarda yer alması, "karanlık dönem" iddialarını ortadan kaldırarak tarihsel gerçekliği pekiştirmektedir.</li>
 <li>Elimizdeki ayetlerin sure içlerindeki sıralamalarının da aynı olduğunu, besmelenin de sure başlarında ayet şeklinde aynı düzenle yazıldığını görüyoruz.</li>
 <li>Yazıtlar, İslam’ın ilk döneminde ilah edinilmedikçe/dinî bir anlam yüklenmedikçe dünyevi olarak insan ve hayvan resimleri çizilebildiğini de kanıtlamaktadır.</li>
 <li>Yazıtlarda, sahabe ve çocuklarının dinî kültürünün Kur’an merkezli olduğunu, edilen duaların da ayetlerden mülhem yazıldığını okuyoruz.</li>
 <li>Bu kadar geniş ve sarp bir coğrafyaya yazılan ve pre-historik dönemden geç dönemlere kadar yüzlerce arkeolojik bulgunun sahtecilik eseri olamayacağı, uluslararası bilim dünyasının denetiminde ve üzerinde çalıştığı bir havuzdan bahsettiğimiz de başka bir gerçek.</li>
 <li>Sahtecilik kuşkusu elbette hep akılda tutulmalı ancak bu kuşkuyu bilimsel kanıtlarla delillendirmeli. Aksi hâlde keşiflere gözlerini kamaştırdığı için ışığa düşmanlık etmekten başka bir anlamı yoktur.</li>
 <li>Arkeolojik bulguları değerlendirdiğimiz detaylı analizde (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lNqiS6QRzOo" rel="nofollow" target="_blank" title="(opens in a new window)">https://www.youtube.com/watch?v=lNqiS6QRzOo</a> ) de gösterdiğimiz üzere somut arkeolojik veriler, İslami ilimlerle iştigal eden tahkik ehli için de yeni pencereler açmaktadır.</li>
 <li>Hz. Muhammed ve sonrası dönemde özellikle bir sefere (bu bazen savaş, bazen hac, umre ya da ticaret) çıkan insanlar, o yoldan geçen insanlar ve gelecek nesiller okusunlar diye tebliğ ve dua içerikli ayetler yazmışlardır.</li>
 <li>Yazıtların doğruluğu için şu işlemler eşit oranda yapılmaktadır:</li>
</ol>

<p>A-Mineral ve Kaya Analizi: Kazıma yüzeyindeki mineral birikimi ve erozyon seviyelerinin ölçülmesi.</p>

<p>B-Paleo-Arapça İncelemeleri: Harf stillerinin (Hicaz, Kufi vb.) tarihsel evrimle uyumu.</p>

<p>C-Filolojik Analiz: Erken dönem Arapça grameri ile sonraki yüzyıllarda sistematikleşen gramer arasındaki farkların tespiti.</p>

<p>D-Tarihsel İmzalar: Yazıtlarda ismi geçen şahısların (sahabe ve tabiin) ve olayların (fetihler, hapis tarihleri) tarihsel kronolojiyle eşleşmesi.</p>

<p>E-"Yabancı uzmanların sürece dâhil edilmediği" iddiası yanlıştır. Projelerde Fransız, Amerikalı, İngiliz ve Japon arkeologlar aktif olarak yer almaktadır (Örneğin; Robert Hoyland, Ahmed Al-Jallad, Hythem Sidky).</p>

<ol start="10" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Mezhepler Üstü Kimlik: Erken dönem yazıtlarında hurafe, bidat veya sonraki dönemlerdeki Şii-Sünni çatışmasının izlerine rastlanmamakta; sade, Kur'an merkezli ve itidal sahibi bir dindarlık gözlemlenmektedir.</li>
</ol>

<p>Burada asıl mesele yöntem. Şüphe üreten taraf, iddiasının kanıtını sunmak zorundadır. Elinizde sahteciliği gösteren bir kayıt, bir itiraf, bir laboratuvar bulgusu yoksa, bilimsel olarak tescillenmiş bir bulguya karşı sırf rahatsız edici olduğu için kuşku üretmek entelektüel bir tutarsızlıktır. Tıpkı on dokuzuncu yüzyılda dinozor fosillerini "şeytanın bir oyunu" sayan bazı çevrelerin ya da Galile'yi susturmaya çalışan Kilise'nin yaptığı gibi. Galile'nin mahkeme çıkışında söylediği söylenen söz hâlâ geçerlidir: delil, inancın değil; inanç delilin önünde eğilir.</p>

<p>Bu yazıtlar bize yalnızca metinsel bir teyit değil, sahabe ve tabiinin kültürel dünyasına dair bir pencere de açıyor. Dağa taşa nakşedilenler hiçbir zaman hurafe ya da bidat değil; sade, Kur'an merkezli, ahiret eksenli dua ve tebliğ cümleleridir. Bu durum, Türkiye'deki ilahiyat fakülteleri ve arkeoloji ekiplerinin Suudi kurumlarıyla daha sıkı iş birliğine girmesini gerektiriyor. Kur'an arkeolojisinin bir alt dalı olarak gelişmeye aday bu alan, sanıldığının aksine karanlıkta değil; otuz yılı aşkın, kurumsal ve uluslararası bir bilimsel mirasın üzerinde yükseliyor.</p>

<p>Bülent Şahin Erdeğer/fokusplus</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tasa-kazinan-kuran-kaya-yazitlari-neyi-ispatliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/qqq-7.png" type="image/jpeg" length="26594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan’ı sarsan eş zamanlı suikast girişimleri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yunanistani-sarsan-es-zamanli-suikast-girisimleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yunanistani-sarsan-es-zamanli-suikast-girisimleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'ın Selanik kenti, iktidardaki Yeni Demokrasi (ND) Partisi yöneticilerini hedef alan organize patlamalarla sarsıldı. ND Partisi yöneticisi Afroditi Nestora'nın ikamet ettiği binaya kamp tüpüyle hazırlanan el yapımı bir patlayıcı yerleştirildi. Sabahın erken saatlerinde infilak eden düzenek, Nestora'nın annesinin ölümüne ve aralarında siyasetçinin de bulunduğu beş kişinin yaralanmasına sebep oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Eş zamanlı patlamalar ve büyük hasar</strong></h2>

<p>Şiddetli patlama, açık otoparktaki araçları ve motosikletleri tamamen hurdaya çevirdi; ardından çıkan yangın binanın birinci katındaki dairede büyük hasara sebep oldu. Aynı saatlerde Selanik'in farklı noktalarında, Yeni Demokrasi Partisi mensubu iki farklı siyasetçinin evinin girişinde de benzer patlayıcı düzenekler infilak etti. Yetkililer, bu iki olaydaki şahısların saldırıdan sağ kurtulduğunu bildirdi.</p>

<h2><strong>Hastanede öldü</strong></h2>

<p>Patlamanın merkezinde yer alan ve ağır yaralı olarak Hipokratio Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırılan 70 yaşındaki anne, doktorların tüm müdahalelerine karşın kurtarılamadı. Saldırının hedefindeki isim Afroditi Nestora, önceliğinin ailesinin sağlığı olduğunu belirterek, bu tür eylemler karşısında cesaretini daima koruyacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>Miçotakis: Failler adalete teslim edilecek</strong></h2>

<p>Olayın duyulmasının ardından Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Hipokratio Hastanesi'nde tedavi gören yaralıları ziyaret etti. Miçotakis, bu eylemi "alçakça ve doğrudan can almaya yönelik bir girişim" sözleriyle tanımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yunanistani-sarsan-es-zamanli-suikast-girisimleri</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/yunanpatlama.webp" type="image/jpeg" length="78508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="18650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="57641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="28908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="99392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="97694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="66994"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="76778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="15596"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="32710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="59573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="40096"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="35645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="94960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="73787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="84204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="49303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="45759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="22510"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="62655"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
