<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 00:33:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['MOSSAD, Ahmedinejad'ı İran'ın başına geçirmek istedi']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mossad-ahmedinejadi-iranin-basina-gecirmek-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mossad-ahmedinejadi-iranin-basina-gecirmek-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD medyasında yer alan iddialara göre, İsrail gizli servisinin İran'da rejim değişikliği yapmak amacıyla eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile gizli bir ortaklık kurmaya çalıştığı ortaya çıktı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>New York Times gazetesinin özel haberine göre, Mossad'ın Ahmedinejad'ı kendi yanına çekerek İran'ın yeni lideri yapmayı hedefleyen gizli planı Tahran sokaklarında hüsranla sonuçlandı.</p>

<h2><strong>Budapeşte’deki akademik etkinlik paravan olarak kullanıldı</strong></h2>

<p>Amerikan ve İranlı yetkililerin verdiği bilgilere dayanan haberde, operasyonun ilk adımlarının Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de atıldığı belirtiliyor. Dönemin Mossad Başkanı David Barnea, 2024 yılında Ahmedinejad ile doğrudan temas kurmak üzere bizzat Budapeşte'ye gitti. Bu  buluşmayı gizlemek amacıyla Budapeşte'deki Ludovika Kamu Hizmetleri Üniversitesi bünyesinde yapay bir iklim değişikliği konferansı organize edildi.</p>

<p>Üniversite Rektörü Gergely Deli'ye hükümet kanadından gelen özel talimatla düzenlenen bu etkinlik, tarafların bir araya gelmesini kolaylaştıran bir paravan vazifesi gördü. Ahmedinejad, seyahat ve konaklama giderlerinin tamamı karşılanarak 2024 ve 2025 yıllarında bu şehri ziyaret etti. Korumalarının ifadesine göre eski lider, konferans esnasında refakatçilerinin yanından uzun süreliğine ayrılarak gizli görüşmeler gerçekleştirdi. Mossad, elde ettiği bu kazanımları hemen CIA ile paylaştı.</p>

<h2><strong>Tahliye operasyonundaki karmaşa planı bitirdi</strong></h2>

<p>Planın en hareketli safhası, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri hamleler yaptığı dönemin ilk günlerinde, Şubat 2026'da gerçekleşti. Sıkı bir gözetim altında tutulan Ahmedinejad'ı Tahran'dan kaçırmak isteyen Mossad unsurları, 28 Şubat'taki bir hava saldırısının sebep olduğu kargaşadan faydalandı. Bombardımanın hemen ardından bölgeye ulaşan siyah bir Peugeot marka araç, eski lideri alarak İsrail kontrolündeki güvenli bir eve transfer etti.</p>

<p>Ancak tahliye sürecinde yaşanan karmaşa ve İsrail'in sunduğu yeni yönetim modelinin Ahmedinejad cephesinde ortaya çıkarttığı memnuniyetsizlik, operasyonun tamamen durmasına sebep oldu. Güvenli konuttan ayrılan Ahmedinejad, bu tarihten sonra yalnızca eski dini lider Ali Hamaney'in cenaze merasiminde halkın karşısına çıktı. İsrail'in, Kürt grupları silahlandırarak İran topraklarına sokma girişimi de dahil olmak üzere planladığı diğer rejim değişikliği yöntemleri de benzer şekilde yarım kaldı.</p>

<h2><strong>Eski lider ev hapsinde</strong></h2>

<p>Geçmişte İsrail karşıtı söylemleriyle tanınan ve Holokost'u yalanlayan Ahmedinejad'ın bu ani yön değişimi, eski çalışma arkadaşlarının beyanatlarıyla açıklığa kavuştu. Yakın çevresi, Ahmedinejad'ın iktidarı yeniden kazanmanın tek yolunun dış güçlerin desteğinden geçtiğine inandığını belirtiyor. Eski bir yardımcısı, Ahmedinejad'ın bu oyuna maddi beklentilerden ziyade tamamen güç arayışı sebebiyle giriştiğini ifade etti. Bir diğer yetkili ise onun, yeniden koltuğa oturması durumunda İbrahim Anlaşmaları modelini benimseyerek İsrail ile ilişkileri normalleştirme vaadinde bulunduğunu aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu temasların İran istihbaratı tarafından deşifre edilmesinden sonra, eski cumhurbaşkanının Devrim Muhafızları gözetiminde ev hapsine alındığı belirtildi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mossad-ahmedinejadi-iranin-basina-gecirmek-istedi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ahmedi.webp" type="image/jpeg" length="56831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD-İran çatışması sınırları aşıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-iran-catismasi-sinirlari-asiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-iran-catismasi-sinirlari-asiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hürmüz Boğazı üzerinde yükselen ABD-İran gerilimi, tarafların askeri hamleleri ve egemenlik iddialarıyla bölgesel savaşa dönüşüm riski barındırıyor. Enerji hatlarının merkezindeki bölge, karşılıklı saldırıların hedefi durumunda]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü Vaşington'un üstleneceğini belirterek yeni bir dönem başlattı. Stratejik su yolunun "güvenliğini" sağlamak amacıyla, boğazdan geçen tüm ticari yüklerden yüzde 20 oranında bir "güvenlik bedeli" tahsil edileceğini duyurdu. Bu adım, uluslararası deniz ticaretinde büyük bir maliyet artışını beraberinde getirecek potansiyeli barındırıyor.</p>

<p>Tahran yönetimi ise bu açıklamalara sert tepki gösterdi. İran, ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerindeki her türlü müdahale girişimine askeri güçle karşı duracağını bildirdi. Körfez ülkelerine de açık bir uyarıda bulunan Tahran, Vaşington ile işbirliği yapacak ülkelerin bu adımını doğrudan bir "savaş ilanı" sayacağını ilan etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Karşılıklı bombardıman ve askeri hareketlilik</strong></h2>

<p>Sözlü salvolar, sahada çok hızlı biçimde askeri çatışmaya dönüştü. ABD ordusu, İran’ın hava savunma sistemleri, kıyı radarları, füze rampaları, insansız hava aracı tesisleri ve deniz kuvvetlerine ait unsurları yoğun bombardımana tuttuğunu açıkladı. Bu harekat kapsamında İran’ın güneybatısındaki petrol üretim sahaları da vuruldu; yerel kaynaklar bu saldırıların iki kişinin ölümüne, üç kişinin ise yaralanmasına sebep olduğunu bildirdi.</p>

<p>Aynı saatlerde, Bender Abbas ve Çabahar kentleri yakınlarında şiddetli patlama sesleri duyuldu. İran ise Hürmüz Boğazı'ndan geçmek isteyen ve geçiş kurallarına aykırı hareket eden iki gemiyi durdurmak amacıyla uyarı ateşi açtığını duyurdu. Devrim Muhafızları, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt ve Umman sınırları içindeki bazı askeri tesislere yönelik saldırılar gerçekleştirdiklerini ileri sürdü.</p>

<h2><strong>Petrol 80 doları zorluyor</strong></h2>

<p>Çatışmaların küresel piyasalardaki etkisi de anında hissedildi. Boğazdaki geçiş güvenliğinin tehlikeye girişi, Brent petrolün varil fiyatını gün içinde yüzde 5’lik bir artışla 80 dolar barajının üzerine fırlattı. Piyasadaki sakinliğin ardından fiyat 78 dolar seviyesinde dengelendi.</p>

<h2><strong>Yemen ve Suudi Arabistan</strong></h2>

<p>Körfez'deki çatışma, Yemen üzerinden Suudi Arabistan topraklarına da sıçradı. Sana Havalimanı’na düzenlenen hava saldırısının hemen ardından, İran destekli Husi milisleri Suudi Arabistan’ın Abha Uluslararası Havalimanı’nı balistik füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Suudi destekli Yemen hükümeti, Sana Havalimanı’na yönelik operasyonun, İran’dan kalkıp bölgeye iniş girişiminde bulunan şüpheli bir uçağı engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini duyurdu. Suudi öncülüğündeki koalisyon ise Husi füzelerinin hava savunma sistemleri tarafından havada vurularak engellendiğini açıkladı.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-iran-catismasi-sinirlari-asiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/suudiran.webp" type="image/jpeg" length="26299"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 Avrupa ülkesinden anti-balistik füze koalisyonu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/10-avrupa-ulkesinden-anti-balistik-fuze-koalisyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/10-avrupa-ulkesinden-anti-balistik-fuze-koalisyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa ve Ukrayna'nın da aralarında bulunduğu 10 Avrupa ülkesi, balistik füzelerin oluşturduğu artan tehdide karşı Anti-Balistik Füze Koalisyonu kurduklarını bildirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fransa'nın başkenti Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ev sahipliğinde Anti-Balistik Füze Koalisyonu toplantısı düzenlendi.</p>

<p>Toplantının ardından Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, Ukrayna ve İngiltere liderleri ortak yazılı açıklama yaptı.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu ülkelerin liderlerinin balistik füzelerin oluşturduğu tehdidin ve Avrupa kıtası için savunma kapasitesinin artan öneminin farkında olduğu belirtildi.</p>

<p>Balistik füzelere karşı yalnızca savunma amaçlı bir koalisyonun kuruluşunun duyurusu yapılan açıklamada, '(Koalisyonun) Anti-balistik kapasite geliştirmek için yılmadan çalışmayı hedefleyen başat projesine desteğimizi bildiriyoruz.' ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Açıklamada, Avrupa'nın korunması için kapsamlı ve entegre bir anti-balistik füze savunmasının gerektiği vurgulanırken, bu kapsamda gelecekteki olası füze tehditlerinin caydırıcı olmasının hedeflendiği kaydedildi.</p>

<p>Bu 'anti-balistik çözümün' balistik füzelere karşı halihazırda Avrupa'da var olan savunma sistemlerini tamamlayacağına dikkat çekilen açıklamada, ülkelerin savunma endüstrileri, araştırma kapasiteleri ve operasyonel tecrübelerini ortaya koyarak balistik füzelere karşı ortak bir Avrupa kapasitesi inşa etmeyi amaçladıkları vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, koalisyonun uluslararası yükümlülüklerine ve yasal çerçeveye uygun olarak ilk operasyonel kapasitesi için yol haritası oluşturulacağı taahhüt edildi.</p>

<p>Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, Ukrayna ve İngiltere'nin koalisyonun kurucu ülkeleri olduğu bildirilen açıklamada, bununla birlikte koalisyonun, aynı hedefleri taşıyan ülkelerin katılımına açık olduğu ifade edildi.</p>

<p><br />
 </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/10-avrupa-ulkesinden-anti-balistik-fuze-koalisyonu</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 21:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/antibalistik.webp" type="image/jpeg" length="96282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[15 Temmuz darbecilerine yeni dava: 27'şer yıl hapis istemi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/15-temmuz-darbecilerine-yeni-dava-27ser-yil-hapis-istemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/15-temmuz-darbecilerine-yeni-dava-27ser-yil-hapis-istemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbe girişiminin İstanbul ayağını organize eden 21 askeri sorumlu hakkında yeni bir iddianame hazırladı. Aralarında firarilerin ve halihazırda cezaevinde hükümlü bulunanların yer aldığı şüpheliler hakkında, darbe gecesi yaralanan 649 gaziye yönelik eylemleri sebebiyle ceza talep edildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Savcılık, sanıkların "terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten öldürmeye teşebbüse azmettirme" suçundan ayrı ayrı 27 yıla kadar hapsini istedi.</p>

<p>Hazırlanan yeni iddianamede, darbe girişiminde yaralanan 649 gazi "mağdur" sıfatıyla yer alırken; 8'i firari, 13'ü ise cezaevinde hükümlü olan toplam 21 kişi "şüpheli" olarak kaydedildi. İddianamede isimleri yer alan şüpheliler; Ahmet Gümüş, Ahmet Zeki Gerehan, Engin Durmaz, Eyyüp Gürler, Fatih Karakaya, Fethi Alpay, İrfan Arat, Mehmet Kapan, Mehmet Murat Çelebioğlu, Mehmet Nail Yiğit, Murat Yanık, Muzaffer Düzenli, Müslüm Kaya, Nebi Gazneli, Onur Özden, Ömer Faruk Özköse, Özkan Aydoğdu, Rıfkı Keser, Sadık Cebeci, Şakir Çınar ve Uzay Şahin oldu. Bu isimlerin, darbe girişiminin İstanbul'daki tüm askeri organizasyonunu yönettiği ve komuta ettiği belirtildi.</p>

<p>Darbe girişiminin planlama ve icra safhalarının detaylandırıldığı iddianamede, ihanet girişiminin halkın ve vatansever güvenlik güçlerinin direnişiyle akamete uğratıldığı vurgulandı. İstanbul'da daha önce karara bağlanan İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Bayrampaşa Çevik Kuvvet işgali gibi davalarda sanıklara verilen cezaların kesinleştiği hatırlatıldı. Söz konusu 21 şüphelinin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ana davada da tüm bu olayların azmettiricisi olduklarının kesin hükme bağlandığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şüphelilerin rütbeleri, konumları ve eylemin organizasyonundaki rolleri sebebiyle, İstanbul genelinde meydana gelen yaralama olaylarından doğrudan sorumlu oldukları tespiti yapıldı. Savcılık, bu doğrultuda her bir sanık için 15 yıldan 27 yıla kadar hapis cezası talep etti. Ağır ceza mahkemesine gönderilen iddianame, mahkemenin inceleme aşamasında bulunuyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/15-temmuz-darbecilerine-yeni-dava-27ser-yil-hapis-istemi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/15temmuz.webp" type="image/jpeg" length="60281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Eski nizam yoğun bakımda, yeni sistem doğum sancısında"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/eski-nizam-yogun-bakimda-yeni-sistem-dogum-sancisinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/eski-nizam-yogun-bakimda-yeni-sistem-dogum-sancisinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabine toplantısından sonra açıklamalarda bulunan Erdoğan, küresel sistemin büyük bir değişim sancısı çektiğini söyleyerek, "NATO'da yeni dönem Ankara zirvesiyle birlikte somut bir hal almıştır." ifadesinde bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanarak iç ve dış politikadaki başlıkları değerlendirdi. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin başarıyla tamamlandığını söyleyerek ekonomi ve dış politikaya dair  açıklamalarda bulundu.</p>

<h2><strong>"Küresel diplomasinin kalbi Külliye'de atıyor"</strong></h2>

<p>Konuşmasına Srebrenitsa Soykırımı'nda katliama uğrayanları yâd ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılı ülkelerin geçmişte yaşanan etnik temizlik girişimini sadece uzaktan izlemekle yetindiğini ifade etti. Eski Katar Emiri Şeyh Hamed bin Halife Al Sani'nin ölümü sebebiyle de taziye dileklerini ileten Erdoğan, ardından 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen tarihi NATO Zirvesi'ne değindi.</p>

<p>Zirvenin her açıdan büyük bir başarıyla neticelendiğini belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump dahil olmak üzere tüm liderlerin davete icabet ettiğini bildirdi. Güvenlik, ulaşım ve kamu düzeni arasındaki hassas dengenin kusursuz bir şekilde korunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, zirve sürecinde fedakarlık gösteren Ankara halkına teşekkür etti. ABD Başkanı Trump'ın ziyaretinin son derece anlamlı olduğunu belirterek, Türkiye'ye yönelik övgü dolu mesajları memnuniyetle karşıladıklarını aktardı. Küresel sistemin büyük bir değişim sancısı çektiğini ifade eden Erdoğan, "Küresel diplomasinin kalbi Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde atmaktadır. NATO'da yeni dönem Ankara zirvesiyle birlikte somut bir hal almıştır." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Milli meseleler siyaset üstü tutulmalıdır"</strong></h2>

<p>İç siyasete yönelik değerlendirmelerde de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin başarılarından rahatsızlık duyan kesimlerin varlığına dikkat çekti. Kısa süreli görüşmeler yapabilmek adına diplomatik muhataplarına yalvaran kişilerin gündeme gelme çabalarını eleştiren Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşların ortak devleti olduğunu hatırlattı. Her türlü siyasi görüşün ötesinde birlik olunması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı, milli meselelerin ideolojik kavgalara ve siyasi polemiklere malzeme edilmesinin kesinlikle karşısında durduklarını ifade etti.</p>

<p><strong> </strong></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/eski-nizam-yogun-bakimda-yeni-sistem-dogum-sancisinda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/erdnatokabine.webp" type="image/jpeg" length="45985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı'nda ABD ablukası yeniden başlıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuz-bogazinda-abd-ablukasi-yeniden-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuz-bogazinda-abd-ablukasi-yeniden-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, İran ile imzalanan ancak karşı tarafın bozduğunu savunduğu anlaşmayı gerekçe göstererek Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü devralacaklarını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, bölgedeki tanker trafiğinden yüzde 20 oranında "güvenlik ücreti" tahsil edeceklerini belirtirken, İran, bölge ülkelerinin ABD ile iş birliği yapması durumunda bunun savaş sebebi sayılacağını açıkladı.</p>

<h2><strong>"Güvenliği biz sağlayacağız"</strong></h2>

<p>Trump, Fox News ekranlarında katıldığı programda, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün ABD'ye geçeceğini ifade etti. Boğazın "koruyucusu" olacaklarını belirten ABD Başkanı, sosyal medya hesabı üzerinden ablukayı yeniden başlatacaklarını ilan etti. Trump, bu görevin bir bedeli olması gerektiğini savunarak, bölgeden geçen tüm yükler için yüzde 20 oranında bir ücret talep edeceklerini bildirdi. Trump, daha önce varılan anlaşmanın İran tarafından bozulduğunu öne sürerek, bugünkü hamlelerine sebep olan temel motivasyonun bu ihlal olduğunu savundu.</p>

<h2><strong>İran'dan açıklama</strong></h2>

<p>İran Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme planına karşı anında tavır aldı. Yapılan resmi açıklamada, ABD'nin bölge yönetimine müdahil olmasına kesinlikle izin verilmeyeceği vurgulandı. Tahran, bölgedeki komşu ülkeleri uyararak, ABD ile iş birliği yapacak her devletin İran'a savaş açmış sayılacağını belirtti. Açıklamada, "Çatışma bölgedeki tüm ülkelere yayılacak. Bunun sorumluluğu ABD ve müttefiklerine aittir" ifadelerine yer verildi. İran Devrim Muhafızları ise Hürmüz üzerindeki kontrollerinin sürdüğünü yineledi.</p>

<h2><strong>Tanker trafiğinde sert düşüş</strong></h2>

<p>İki ülke arasındaki gerilimin yeniden tırmanması ve bölgedeki ticari gemilere yönelik saldırılar, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik trafiği olumsuz etkiledi. Tanker trafiği son bir günde sert bir düşüş yaşayarak 25 Mayıs'tan bu yana en düşük seviyesine geriledi. Mevcut veriler, deniz ticaretinin son iki ayın en düşük noktasında olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), pazar günü İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgası düzenlediklerini duyurdu. Komutanlık, farklı bölgelerdeki onlarca hedefin hassas mühimmatlarla vurulduğunu açıkladı. Sahadaki hareketlilik, boğazdaki ticari faaliyetlerin azalmasına sebep oldu. Trump, boğazın ticari trafiğe açık olduğunu savunsa da, İran tarafı daha önce onaylanmayan bir rotada ilerleyen bir geminin vurulmasının ardından boğazı kapattıklarını duyurmuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuz-bogazinda-abd-ablukasi-yeniden-basliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/abdhurmuz-1.webp" type="image/jpeg" length="91625"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Husiler: Suudi Arabistan, Uluslararası Sana Havalimanı'nı hedef aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/husiler-suudi-arabistan-uluslararasi-sana-havalimanini-hedef-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/husiler-suudi-arabistan-uluslararasi-sana-havalimanini-hedef-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Husiler, Suudi Arabistan güçlerinin Sana Uluslararası Havalimanı'nı vurduğunu açıkladı. Yemen ordusu ise saldırının İran'a ait bir uçağın inişini engellemek amacıyla düzenlendiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan güçlerinin başkent Sana'daki Uluslararası Sana Havalimanı'nı hedef aldığını duyurdu.</p>

<p>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan güçlerinin Uluslararası Sana Havalimanı'na hava saldırısı düzenlediğini söyledi.</p>

<p>Seri, söz konusu hava saldırısının bölgedeki gerilimi azaltma sürecini sonlandırdığını iddia etti.</p>

<p>Saldırının karşılıksız kalmayacağını savunan Seri, Suudi Arabistan'ın bu eylemin sonuçlarına katlanması gerektiğini öne sürdü.</p>

<h3><strong>Yemen ordusu açıklama yaptı</strong></h3>

<p>Öte yandan Yemen ordusu, başkent Sana'daki Uluslararası Sana Havalimanı'nın pistini, İran'a ait bir uçağın Yemen'e inişini engellemek amacıyla hedef aldığını açıkladı.</p>

<p>Açıklamada, Husilerin, Yemen ulusal hava yollarına ait uçakların Uluslararası Sana Havalimanı'na inmesini engellediği ve İran uçaklarının Yemen hava sahasını ihlal ettiği belirtildi.</p>

<p>Yemen Savunma Bakanı Tahir el-Ukayli, kısa süre önce yaptığı açıklamada, İran uçaklarının ülke hava sahasını ihlal ettiğini belirterek, bu ihlallere askeri karşılık vereceklerini söylemişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani de Husilerin Uluslararası Kızılhaç Komitesine (ICRC) ait bir uçağı Sana Havalimanı'nda alıkoyduğunu, uçağın havalimanından ayrılmasına izin vermediğini ve pilot ile yardımcı pilotu alıkoyduğunu açıklamıştı.</p>

<p>Yemen'de Eylül 2014'ten bu yana İran destekli Husiler, başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.</p>

<p>Suudi Arabistan öncülüğündeki Koalisyon Güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Aden merkezli uluslararası toplum tarafından kabul edilen Yemen hükümetine askeri destek sağlıyor.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/husiler-suudi-arabistan-uluslararasi-sana-havalimanini-hedef-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/sana-havlimani.jpg" type="image/jpeg" length="68175"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katliamcı HDK, Faşir'deki hapishanelerde 6 bin kişiyi alıkoyuyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/katliamci-hdk-fasirdeki-hapishanelerde-6-bin-kisiyi-alikoyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/katliamci-hdk-fasirdeki-hapishanelerde-6-bin-kisiyi-alikoyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sudan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) Faşir'deki hapishanelerinde yaklaşık 6 bin kişinin alıkonulduğunu açıkladı. Raporda, savaşın yol açtığı ağır insani kriz, yaygın hak ihlalleri ve sivil altyapıya yönelik saldırılar da belgelendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sudan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) Kuzey Darfur eyaletinin merkezi Faşir'de kontrolü altında tuttuğu hapishanelerde yaklaşık 6 bin kişinin alıkonulduğunu belgelediğini açıkladı.</p>

<p>Sudan resmi ajansının (SUNA) haberine göre, Komisyonun ülkedeki insan hakları durumuna ilişkin hazırladığı rapor, düzenlenen bir çalıştayda kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Raporu hazırlayan komite başkanı Kemaleddin ed-Dendravi, Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana devam eden savaşın 'dünyanın en büyük insani felaketini' ortaya çıkardığını belirtti.</p>

<p>Ed-Dendravi, yaklaşık 14 milyon kişinin mülteci ya da ülke içinde yerinden edildiğini kaydederek, 25 milyon kişinin ise gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Raporda, HDK tarafından işlendiği belirtilen ağır insan hakları ihlallerinin belgelendiğini ifade eden Dendravi, Faşir'de örgütün kontrolündeki hapishanelerde yaklaşık 6 bin kişinin alıkonulduğunun tespit edildiğini kaydetti.</p>

<p>Ed-Dendravi, çatışmalar nedeniyle Sudan'daki sağlık kuruluşlarının yaklaşık yüzde 80'inin hizmet dışı kaldığını belirterek, insani durumun giderek ağırlaştığını ifade etti.</p>

<p>Öte yandan raporda cezasızlık, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, eğitim ve sağlık hakkı ihlalleri ile sivillerin seyahat ve yerleşme özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin bulgulara da yer verildi.</p>

<p>HDK'nin sivil altyapıyı hedef aldığı, Sudan Merkez Bankası ile 20 ticari bankayı yağmaladığı, 8 havalimanını tahrip ettiği aktarılan raporda, bombardımanlarda 50 uçağa zarar verdiği, ayrıca büyükelçilikler, Birleşmiş Milletler (BM) misyonları, camiler ve kiliselere saldırılar düzenlediği öne sürüldü.</p>

<p>Sudanlı sağlık ve insan hakları kuruluşları da daha önce HDK'yi Güney Darfur'daki Dagrees ve Kober hapishaneleri ile Darfur bölgesindeki diğer gözaltı merkezlerinde 19 binden fazla kişiyi alıkoymakla suçlamıştı.</p>

<p>Yerel ve uluslararası kuruluşlara göre, HDK'nin 26 Ekim 2025'te Faşir'i ele geçirmesinin ardından kentte sivillere yönelik ağır insan hakları ihlalleri ve katliam iddiaları gündeme gelmiş, gelişmenin Sudan'daki fiili bölünmeyi daha da derinleştirebileceği yönünde uyarılar yapılmıştı.</p>

<p>Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana ordu ile HDK arasında devam eden çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi yaşamını yitirdi, milyonlarca kişi yerinden edildi.</p>

<p>BM verilerine göre, ülkede milyonlarca kişi de açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/katliamci-hdk-fasirdeki-hapishanelerde-6-bin-kisiyi-alikoyuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/sudanda-siyasi-ve-insani-kriz-derinlesiyor-hdknin-hapishanelerinde-6-bin-kisi-iskence-goruyor-h1783940928-971183.webp" type="image/jpeg" length="46579"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere'de yaşayan iki kadının İslam'a uzanan yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingilterede-yasayan-iki-kadinin-islama-uzanan-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingilterede-yasayan-iki-kadinin-islama-uzanan-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de yaşayan Amanda Sutton ve Tiara Kelly, Hristiyanlıktan İslam'a uzanan yolculuklarını anlattı. İki kadın, inanç arayışları sırasında yaşadıkları zorluklara rağmen İslam'da huzur bulduklarını ve Solace UK'nin kendilerine önemli destek sağladığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere'de yaşayan Amanda Sutton ve Tiara Kelly, Hristiyan olarak yetişmelerinin ardından İslam'a uzanan süreçte yaşadıkları arayışı, aile ve sosyal çevrelerinde karşılaştıkları zorlukları ve Müslüman olan kadınlara destek veren İngiltere merkezli yardım kuruluşu Solace UK'nin bu süreçteki rolünü anlattı.</p>

<p>AA muhabirine konuşan Manchester'da yaşayan 50 yaşındaki İngiliz Amanda Sutton, dindar Hristiyan bir ailede büyüdüğünü ve kilise hayatının çocukluğundan itibaren yaşamının önemli parçası olduğunu söyledi.</p>

<p>Sutton, İngiltere'de doğup büyüdüğünü, çok dindar Hristiyan bir ailede yetiştiğini ve özellikle annesinin inançlı bir hayat sürdüğünü belirtti. Çocukluğundan itibaren kiliseyle iç içe olduğunu anlatan Sutton, Tanrı'ya ibadet etmeyi sevdiğini ve inancın hayatında merkezi bir yere sahip olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Yirmi yıllık evliliğinin sona ermesinin kendisi için büyük bir kırılma olduğunu anlatan Sutton, bu sürecin ardından ailesinin yanında olmak için Manchester'a döndüğünü ve burada dört yıldan fazla süre bir kiliseye devam ettiğini aktardı. Sutton, bu süre boyunca kilisede kimsenin kendisiyle konuşmamasının, özellikle çocuklarıyla yalnız kalan bir anne olarak kendisini derinden etkilediğini ifade etti.</p>

<p>Bu deneyimin ardından inancını daha fazla sorgulamaya başladığını belirten Sutton, şöyle devam etti:</p>

<p>'Hristiyanlığın öğretilerini araştırdıkça bazı şeyler bana anlamlı gelmemeye başladı. Kilisenin ileri gelenlerine birçok soru sordum ama cevap veremediler. Aklımdaki en büyük soru şuydu: 'Biz neden buradayız, hayatımın amacı ne ve Tanrı kim?' Tek Tanrı inancını, ahlaki ilkeleri ve hayat için rehberlik sunan bir inanç arıyordum.'</p>

<h3><strong>"Kur'an'ı okuyunca her şey anlamlı geldi"</strong></h3>

<p>Sutton, İslam'ı araştırmaya başladığında içinde derin bir huzur hissettiğini belirterek, 'İslam'ı araştırmaya başladığımda sanki eve dönmüş gibi hissettim. Ruhum huzur buldu. Her şey anlamlıydı, açıktı ve güzeldi. Kur'an'ı okuduğumda inancın temel ilkeleri bana tamamen anlamlı geldi.' diye konuştu.</p>

<p>Ramazan ayında tanıştığı başörtülü Müslüman bir kadının da İslam'a yönelişinde etkili olduğunu söyleyen Sutton, bu kadının iftar vaktinde hurma paylaşmasının, zemzemden bahsetmesinin ve İslam'ı anlatmasının kendisinde güçlü bir iz bıraktığını kaydetti.</p>

<p>İnternette nasıl Müslüman olunacağını araştırdığını aktaran Sutton, 'Hiç Müslüman tanımıyordum. İnternetten nasıl Müslüman olunacağını araştırdım ve kelime-i şehadeti öğrendim. Temmuz 2023'te YouTube'dan kelime-i şehadeti açtım. Allah'ı şahit tutarak şehadet getirdim. O an sadece ben ve Allah vardı.' dedi.</p>

<h3><strong>Ailenin duruma bakışı</strong></h3>

<p>Müslüman olduktan sonra en büyük sınavının ailesiyle ilişkileri olduğunu, özellikle kendisini Hristiyan olarak yetiştiren annesinin bu durumu kabullenmediğini aktaran Sutton, 'Müslüman olduğum için asla pişman değilim ancak ailemin Müslüman olmama verdiği tepki nedeniyle hayatımın en zor üç yılını geçirdim.' dedi.</p>

<p>Müslüman olan kadınlara destek veren İngiltere merkezli yardım kuruluşu Solace UK ile sosyal medyada gördüğü bir ilan aracılığıyla tanıştığını belirten Sutton, kurumun desteğini 'can simidi' olarak nitelendirdi.</p>

<p>Sutton, iki haftada bir çevrimiçi ya da telefonla görüştüğü destek görevlisinin hem inancı hem de sonradan Müslüman olan bir kadının yaşadığı zorlukları anladığını belirterek, 'Telefonun diğer ucunda elinizi tutan, sizinle dua eden ve inanç yolunda devam etmenize yardımcı olan biri var. Bu yolculukta kendinizi o kadar yalnız hissetmiyorsunuz.' diye konuştu.</p>

<h3><strong>Tiara Kelly'nin hikayesi</strong></h3>

<p>Londra'da yaşayan 30 yaşındaki Jamaika kökenli Tiara Kelly ise Hristiyan olarak yetişmesine rağmen küçük yaşlardan itibaren din ve inanç konusunda bazı sorular taşıdığını ifade etti. Müslüman yakın arkadaşları bulunmasına rağmen büyürken onlara İslam hakkında fazla soru yöneltmediğini belirten Kelly, 2023 Ramazan ayında yaptığı bir konuşmanın İslam'ı daha yakından tanımasına vesile olduğunu aktardı.</p>

<p>Bu dönemde din ve maneviyat üzerine daha fazla düşünmeye başladığını dile getiren Kelly, Müslüman arkadaşlarının teşvikiyle Kur'an okumaya karar verdiğini belirterek, 'Daha en başından itibaren ufuk açıcıydı, bilmem gereken her şey var gibiydi.' dedi.</p>

<p>Kur'an'ı okumaya karar verdiğinde daha ilk sayfalardan itibaren aradığı cevaplarla karşılaştığını anlatan Kelly, 'Fatiha Suresi ve giriş bölümü, Müslüman olmak istememe neden oldu. Hayatımda eksik olan şeyin Tanrı'yla daha yakın bir bağ ve tek Tanrı anlayışı olduğunu fark ettim.' diye konuştu.</p>

<p>Ramazanın son haftasında Müslüman arkadaşlarının teşvikiyle oruç tutmayı denediğini anlatan Kelly, ilk oruç gününün sonunda kendisini manevi olarak daha önce hiç olmadığı kadar Tanrı'ya yakın hissettiğini söyledi.</p>

<p>Buna rağmen hemen Müslüman olmadığını dile getiren Kelly, sonradan Müslüman olan birçok kişi gibi kelime-i şehadet getirmeden önce her şeyi bilmesi ve hayatındaki değişiklikleri tamamlaması gerektiğini düşündüğünü dile getiren Kelly, Ekim 2023'te evde kelime-i şehadet getirerek Müslüman olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kelly, Müslüman olduğunu ailesine ve arkadaşlarına söylemekten çekindiğini ancak sürecin beklediğinden kolay ilerlediğini kaydetti.</p>

<p>Babasının güçlü bir Hristiyan olduğunu ve onunla konuşmanın daha zor olacağını düşündüğünü ifade eden Kelly, zamanla bu konuşmaların kolaylaştığını, başörtüsü takmanın ise dışarıdan Müslüman olarak görünür hale gelmek anlamına geldiği için beklediğinden daha zor olduğunu söyledi.</p>

<p>Müslüman olduktan sonra bazı arkadaşlarını kaybettiğini ancak bunun kendisi için olumlu bir dönüşüme de kapı araladığını anlatan Kelly, 'Zaman içinde birkaç arkadaşımı kaybettim ama kim olduğumla ve olmaya çalıştığım kişiyle daha uyumlu birçok kadınla tanıştım.' dedi.</p>

<p>Solace UK'den çevresindeki Müslüman kadınlar aracılığıyla haberdar olduğunu belirten Kelly, kurumdan maddi destek ve danışmanlık aldığını söyledi. Evliliğinin sona ermesinin ardından zor bir dönemden geçtiğini aktaran Kelly, Solace UK'den aldığı desteğin zihinsel, duygusal ve maddi açıdan toparlanmasına yardımcı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kelly, 'Beni bir danışmanla eşleştirdiler ve zor zamanlarımı aşmamda bana yardımcı oldu. Hala onunla görüşüyorum. Katıldığım kurslardan biri de iş kurma eğitimiydi. İnşallah yakında küçük bir iş kadını olmayı deneyeceğim.' diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingilterede-yasayan-iki-kadinin-islama-uzanan-yolculugu</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/iki-kadin.png" type="image/jpeg" length="95920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1923-1938 arasında yasaklanan dinî kitaplar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/1923-1938-arasinda-yasaklanan-dini-kitaplar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/1923-1938-arasinda-yasaklanan-dini-kitaplar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tek parti devrinde dinî hayatı kuşatma altına alan yasaklar, kitaplar üzerinden de yürütüldü. Tasavvuf, tarikat âdâbı, İslâm ahlâkı ve itikadı üzerine kaleme alınan eserler peş peşe toplatılırken, yasak zinciri En’âm-ı Şerîf neşrine kadar uzandı. 1937 ve 1938 yıllarında alınan kararlar, dönemin laiklik anlayışının dinî mirasa karşı nasıl bir tasfiye zulmüne dönüştüğünü ve Kur’ân neşrinin dahi devletin müdahale alanına girdiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin erken yılları, devr-i istibdadın hiç tereddütsüz en kavi olduğu zamanlardır. Bu dönem, Mustafa Kemal’e ve Kemalizmin prensiplerine, bunların icrasına yönelik her tür tenkit ve muhalefetin bir şekilde engellendiği bir aralıktır. Engeli aşıp muhalefetini sürdürenler ise ya sansüre maruz kalıyor ya da daha hazin ceza ve akıbetlere düçar oluyorlardı. Devrin yakıcı atmosferini teneffüs eden pek çok isim ise ya kendi kendilerini sansürlüyor ya bildiklerini hiç kimseye anlatmamayı tercih ediyor ya da hatıralarını kaydetmiyorlardı. Dolayısıyla bu dönemi şeffaf bir şekilde bilmek, eldeki vesikalara müdahale olmasa dahi artık ne yazık ki olası değildir.</p>

<p>5816’nın aslında kanundan kabulünden evvel nasıl tedavülde olduğunu daha evvel izah etmeye gayret etmiştik. Bunun yanında bu dönemde başkaca sahalarda da sansür faaliyetleri yaşanmıştır. Söz konusu sansür ve yasakların başını, Kemalist inkılaplara yönelik muhalefet oluşturabilecek yayınlara yönelik uygulamalar çekmektedir. Hilafetin ilga edilmesi, tekke ve zaviyelerin kapatılması, medresenin lağvedilmesi, kılık kıyafete müdahale türünden dinî hayatla doğrudan ilişkili birçok inkılap elbette tepkisiz kalmadı. Fakat bu tepkiler her daim ciddi engellere takıldı. Yaşanan engellemelerin arasında pek tabi dinî neşriyatın “muzır” addedilerek memnû kılınması, en popüler engellerdendir.</p>

<p>Meselâ, 1 Mart 1927 tarihinde alınan bir kararla, eski basım <i>Mevlid</i> kitapları yasaklanmıştır. Bu kararın gerekçesi, artık Cumhuriyeti ilan etmiş bir devlette “sultanlara dua” kısmı bulunan neşriyatın zararlı görülmesidir. Hz. Peygamber’in doğumunu edebî bir dille ifade eden ve nebisinin tevellüdünden mesrur olan müminlerin hissiyatını sunar muhtevadan başka bir içeriğe sahip olmayan bu eserler, cumhuriyet ilanından evvel basılırken başında yahud sonunda devrin sultanına dua kısmı taşıdığı için devr-i cumhuriyette gadre uğrayabilmiştir. İnsan bu yasağı duyunca, şükür ki yazma eserlere ayıracak geniş bir vakit bulamamışlar diye şükretmeden duramıyor. Çünkü bu kafanın, bundan yüzlerce yıl evvel kaleme alınan eserlerin girişinde, içinde sultanlara yönelik dua ve taltifleri görüp bunların onlarca hatta yüzlerce yıl evvel yazıldığına aldırış etmeden hemen tüm yazma eserleri imha etmesi işten bile değildir. Yoksa... neyse, bu imha ve talan konusu uzun gider.</p>

<p>Sultan Hamid’in hal’ gerekçesi olarak fetvada yer alan “dinî eserleri yaktığı” satırları, tarihçi Osman Turan’ın (ö. 1978) “tarihte bu kadar cesûrâne bir yalan da nadirdir” dediği şaşırtıcı bir mahiyet arz etse de Cumhuriyet döneminde dinî kitaplara yönelik yasak ve imhalar maalesef cesûrâne bir yalan değildir. Eğer mütereddit iseniz, buyurun bakalım...</p>

<p>Millî Mücadele’nin destekçisi, Birinci Meclis’in çalışmalarına mebus olarak iştirak eden ve fakat buradaki dinî tesahül ve hatta aleni din aleyhtarlığından rahatsız olarak Ankara’dan ayrılan Bediüzzaman Said-i Nursî’nin (ö. 1960) bazı eserleri de bahsi geçen Cumhuriyet istibdadının mağdurlarındandır. Isparta’nın Eğridir ilçesine bağlı Barla köyündeki sürgün yıllarında (1929) kaleme aldığı <i>Sırr-ı İnnâ A’tayna</i> risâlesi bizzat Said Nursî tarafından “mahrem” ilan edilmiş ve uzun yıllar <i>Risâle-i Nûr</i> külliyatının içerisinde neşredilmemiştir. Nursî, bu metni yalnızca yakın şakirtlerinin okumasını tavsiye etmiştir. Yani müellif –şartlar gereği– kendi kendisine sansür uygulamak zorunda kalmıştır.</p>

<p>Hâlbuki <i>Sırr-ı İnnâ A’tayna</i> risâlesi, oldukça erken dönem Kemalizm eleştirileri arasında yer aldığı için tarihî kıymeti haiz bir metindir. Eserin girişinde yer alan paragraflardan biri şöyledir: “Siz bize mürteci diyorsunuz; biz de size mürtedler adını veriyoruz. Sizler kâfirlerin en habisi ve vahşi hayvanlardan da vahşisisiniz. İsmine layık olmayan reisiniz, deccal ve süfyandır; zındıkanın reisidir; vahşi eşeklerden daha eşektir; Yahudilerin en adilerindendir; zâlimlerin en zâlimidir.” Osmanlı’nın son döneminde, her buhranlı dönemde yükselişe geçtiği gibi, Mehdi beklentisi yükselişe geçmişti. Fakat Bediüzzaman’ın tespitiyle “beklenen Mehdi”ydi ama gelen Deccal” oldu.</p>

<p>Risâle boyunca tekrar eden bu tenkitlerin her birinin zemini ve gerekçesi kısa da olsa izah edilmiş, öte yandan ebced hesabıyla, Kemalizmin menfî geleceğine dair bazı tevafukî müjdeler ifade edilmiştir. El atından gezen ve umumla paylaşılmayan bu tenkit metninin muhtevası dilden dile intikal ederek nihayet yargının konusu hâline geldiğinde Said Nursî’nin mahkumiyetine işbu sözler sebebiyle hükmedilmiştir:</p>

<p>“Bütün ömrünü Türk vatanının dâhilî ve hâricî türlü tecavüzlerden kurtulmasına hasr-ı vakfeden, Türkiye Cumhuriyeti’nin bânisi ve Türk istikbal ve istiklâlinin sâdık ve fedakâr hâdimi olan Atatürk’ü Süfyan ve İslâm Deccali, tağut, dalalet zındıka komitesinin firavunmeşreb reisi, ehl-i dalaletin dehşetli şahsiyeti diye vasıflandırmak ve bu suretle her Türk’ün kalbinde kökleşen Atatürk’ün sevgisini gölünden sarsarak ve ona âlet olan has adamlarına münafık, mülhid demesi büyük bir suçtur diye mahkum ediyoruz.”</p>

<p>“Her Türk’ün kalbinde kökleşen Atatürk sevgisini” böyle asılsız birkaç iddia yahud el altında dolaşan tenkit satırları nasıl sarsacak? Bu kök nasıl bir kök? İşin orasını anlamak zor. Fakat netice itibariyle yaşanan vaka ortada: 5816’nın adı yokken kendisinin varlığını gösteren bir delil.</p>

<p>Bu ayarda olmasa da ikinci bir misal daha zikretmek hoş olur. Çünkü bu daha popüler bir metinde gerçekleşen bir sansür hamlesi. Diyanet İşleri Riyaseti’nin teklifi doğrultusunda, Meclis’te belli bir bütçe ayrılması kararı alınarak hayata geçen dinî metinlerin Türkçeleştirilmesi adımlarının ilk ayağı üç kitap ile başlamıştır. Bunlardan ilki Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe meâlinin hazırlanmasıdır. İş bilindiği üzere Mehmed Âkif’e (ö. 1936) tevdi edilmiştir. İkincisi, <i>Sahîh-i Buhârî</i>’nin en muteber ve meşhur ihtisarlarından <i>et-Tecrîdü’s-Sarîh li-ehâdîsi’l-Câmii’s-Sahîh</i>’in Türkçe’ye şerh edilerek tercüme edilmesi vazifesidir. Bu iş ise Babanzâde Ahmed Naîm’e (ö. 1934) tevdi edilmiş, ömrünün vefa etmemesi hasebiyle tamamlanamayan kısmın tercüme ve şerhi Kâmil Miras (ö. 1957) tarafından ikmal edilmiştir. Son olarak talep edilense Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın Türkçe bir tefsirinin hazırlanmasıdır. Bu iş ise Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a (ö. 1942) sipariş edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aslında bu üç çalışmanın da ayrı ve yer yer hazinleşen birer hikâyesi vardır. Âkif Türkçe ibadette resmî metin olarak kullanılacağı endişenden ötürü hazırladığı meâli Diyanet’e göndermekten geri durmuş, yakılması vasiyetiyle bazı eş dostuna emanet etmiştir. Akamete uğrayan meâl işini de üzerine yüklenen Elmalılı Hamdi merhum hazırladığı <i>Hak Dini Kur’ân Dili</i> isimli tefsirinin bu projeye âlet edilmesi endişesini aynıyla yaşamaktadır. Bunu önlemek için o da kendince bazı tedbirler almıştır. Meselâ, âyet meâllerini tercüme etmekten ziyade mümkün mertebe kırık mânâlar ve tefsirdeki edebî gücüne muhalif olarak secisiz bir üslup ile takdir etmiştir. Öte yandan tefsirinin mukaddimesine yazdığı satırlarda “Türkçe Kur’ân” düşüncesini tenkit etmiş ve bunun asla mümkün olamayacağını belirterek metninin böyle bir garabete hizmetini önlemek istemiştir. Neticede Kemalist sansür varlığını tefsir metninde dahi yine hissettirmiş ve gerçekleşen yahud devam eden inkılaplara yönelik yarı örtülü bir tekidin yahud önlemin ortalıkta gözükmesi bu yolla önlenmiştir.</p>

<p>Elmalılı’nın hassasiyetleri ilk baskıda büyük oranda perdelenmiştir. Çünkü orijinalinde “Hâşâ Türkçe Kur’ân” diye başlayan mukaddimesinden bu ifade çıkarılır. Yine mukaddimede yer alan “Türkçe Kur’ân mı var behey şaşkın/ Oynamaktır bu, dîn ü îmanla” mısralarından ikinci satır baskıdan evvel metinden çıkarılır.⁵⁵ Öte yandan bu eser neşredilir neşredilmesine ama 1950’ye değin bir depoda mahpus hayatı yaşar. Zaten 1932-1933 yıllarında Türkçe ezan, hutbe, ibadet tartışmaları iyice alevlenmiştir. Bazı münferit teşebbüslerle Türkçe ibadet örnekleri de görülmektedir. Aslen Mustafa Fehmi Gerçeker’e (ö. 1950) ait olan bu manzumenin sebeb-i telifi de aynı tartışmalara dayanır.</p>

<p>Şimdiye kadar zikrettiğimiz iki misal yine bir derece masumdur. Çünkü eserler öyle veya böyle ortadadır. Fakat bir de “yasaklı metinler” meselesi var. Yurda girişi yahud basımı ve dağıtımı yasaklı metinler sansürlü de olsa okuyucuya intikal edemez. Söz konusu yasaklı metinlerin önemli bir kısmı dinî muhtevadadır. Din kitaplarının yasaklanması laikliğin gereği midir, bunu bilmiyoruz. Fakat dönemde “muzır” ve “yasaklı” unvanı alan bir kısım dinî kitapların olduğu sabittir. O kitaplardan bazılarını tanıyalım:</p>

<p>18.02.1933 tarihinde alınan bir kararla, Halep’te basılan <i>Namazda Miktar-ı Kıraat</i> isimli eserin yurda girişi “muhteviyatı muzır olduğu” gerekçesiyle yasaklanmıştır. Muhtevasını muzır kılan şey, namazda Kur’ân’ın aslî hurufatı ile okunmadığı takdirde namazın fasit olacağı yönündeki vurgulardır. Bu, Türkçe ibadet hazırlıklarının olanca hararetiyle sürdürüldüğü bir vetirede gerçekten oldukça muzır bir ifadedir. Dolayısıyla Kemalistlere göre bu din kitabının devlet eliyle yasaklanması gerekmektedir.</p>

<p>Aynı mücadele içeride de sürer. Yine Bediüzzaman Said-i Nursî’nin kaleminden çıkan iki “mahrem” risale <i>Rumuzât-ı Semâniye</i> ile <i>Mâ’idet’ül-Kur’ân</i>, Türkçe meâl ile Kur’ân kıraati vazifesinin eda edilemeyeceğini işler. Bu eserler matbaada neşredilmez ama tıpkı bir matbaa gibi çalışan <i>Risâle-i Nûr</i> şakirtlerinin kalemleriyle çoğaltılarak yayılır. Bu dönemde Said Nursî mühim bir teşebbüste daha bulunur. Kur’ân’ın hurufunun mucizevî olduğu savını müşahhas hâle getirerek, tercüme teşebbüsünün i’câzü’l-Kur’ân’ı öldüreceği iddiasını görünür kılmak ister. Bunun için “Tevafuklu Kur’ân” denilen, Allah ve Rab lafızlarının muhtelif sayfa ve satırlarda alt alta üst üste gelişi yahud karşılıklı sayfalarda simetrik yer alışı, öte yandan yine muhtelif cüzlerde daima eşit âyet dağılımında olduğunu ilana yönelik bir adım atar. Has talebelerinden bu konuya ihtimam göstermelerini talep eder. Dolayısıyla tevafuklu Kur’ân meselesi, yalnızca modern dönem i’câz arayışlarından biri değil, aynı zamanda Türkçe Kur’ân tercümesi ile anadilde ibadet mevzularına karşı oldukça özgün bir cevaptır.</p>

<p>1934 yılı es geçilmez. O yıl alınan bir kararla bu defa da Fethiyeli Ali Ulvi Efendi (ö. ?) tarafından kaleme alınmış olan <i>Doğru Yol</i> isimli eser “rejimi kötülediği” gerekçesi ile yasaklanır. Gerekçe metni, “205 sahifelik kitap dikkatle okunacak olursa, göze her şeyden evvel çarpan şey kitap müellifinin kalemini idarede gösterdiği harikulade maharettir. Bir iki noktası müstesna olarak kitabın içinde Cumhuriyet hükümetinin aleyhine yazılmış ibareye tesadüf edilmez” şeklinde başlasa da nihayetinde derin bir niyet okumayla eserin satır aralarında ve arka planında, okuyucusunu “sinsice zehirleyen” büyük bir rejim düşmanlığı olduğuna kanaat getirilir.</p>

<p>Aslında eser bir din kitabıdır. Fakat okuyucularına tarih şuuru kazandırmak isteyen sözler de yer alır. Kader ve kazadan, namaz, oruç ve zekâttan, Kur’ân ve sünnetten, camilerden, mevlitten bahseden bölümleri İslâm ahkâm ve itikâdının beyanından ibarettir. Fakat bu beyanlar inkılaplarla tearuza düştüğü için, inkılapların İslâm’a mugayir olduğunu söylemek yerine İslâmî ölçüleri hatırlatan bu eserin inkılaplara ve rejime muhalif olduğu ifade edilmiştir. Anlaşılan o ki, inkılaplardan sonra artık İslâm’ın aslî ölçülerinden bahsedilmesi doğal bir suç olarak görülecektir.</p>

<p>Şunu da belirtmek gerekir ki eserde yer yer keskinleşen bir İslâm yorumu öne çıkartılır. Sinema ve tiyatronun İslâm’da yeri olmadığından başlayıp giden bazı ifadeler birer İslâm yorumu tartışmasıdır ve Müslümanların kendi iç meselesidir. Dolayısıyla bu yorumların yanlış olduğuna kâni olmak dahi eseri yasaklatmayı mazur kılmaz. Böylesi bir anlayış arızasını izale etmenin yolu, hakikati mukni delillerle ortaya koymaktan ibarettir.</p>

<p>İlk bakışta anlaşılmaz ama eserin yasaklanmasında eserin isminin de bir tesiri olabilir. Kemalist ideolojinin ayağını bastığı fikirlerin babalarından Ziya Gökalp’in (ö. 1924) eserlerinden birisinin ismi <i>Doğru Yol</i>’dur. Bu eser Dokuz Umde’nin özlü bir şerhidir. İnkılapların ve icraatların altına ideolojik bir zemin, devamına da ideal rotalar çizilir. İşte Ali Ulvi’nin <i>Doğru Yol</i>’u üstü kapalı bir şekilde bu metne cevap olmakta ve asıl doğru yolun İslâm anlayışı olduğunu tesmiyesiyle hissettirmektedir. Fikir babalarına yönelik üstü kapalı da olsa yapılan bu tarizin söz konusu yasakta hissesi olması ihtimali pek uzak değildir.</p>

<p>Muharrem Zeki Korgunal (ö. 1973) tarafından kaleme alınan din büyüklerinin terceme-i hâlleri, menâkıbnâmesi, dinî kıssa ve anlatı eserleri de 30.01.1935 ve 26.02.1935 tarihlerinde çıkartılan kararlarla toplatılır. Şükrü Kaya’nın (ö. 1959) izahatı, söz konusu türden eserlerin neden toplatıldığına dair masum bir açıklama sunar. Fakat diğer taraftan da ideolojik sansürün ifşasını sunar:</p>

<p>“Bu kitaplarda kullanılan dil, üslûp ve resimler gayet berbattır. Mevzu bakımından hemen hepsi eski ve bayat bir zihniyetin tekrarı ve yaratmak istediğimiz insan idealine aykırı bir ideolojinin ve an’anenin mahsulüdür. Bu eserlerin hepsinde, halka hizmet zihniyeti değil, halkın okumak ihtiyacından faydalanmak zihniyeti hâkimdir. Bugün okunan bu halk kitapları külliyatı arasında, hurafelerle dolu ve irticaı telkin edici kitaplar da yer almıştır. Meselâ: Kerbelâ Şehidleri, Ham bin Nuh’un Sarayı, Muhyiddîn-i Arabî Tâbirnâmesi, Hazret-i Hamza ve Amr b. Abdud Cengi, Hazret-i Ali Cengi, Ebû Müslîm Horosanî, Veysel Karanî, Hüccetü’l-İslâm, Vasiyetnâme, [Muhammed İbnü’l-] Hanefî Cengi, Hayber Kalesi, Tarih-i Enbiya ve saire...”</p>

<p>Sabık Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin hicret yurdu Mısır’da <i>Kavli fi’l-Mer’e ve Mukarana bi Akval Mukallideti’l-Garb</i> ismiyle kaleme aldığı eser, 14.08.1935 tarihinde yasaklanmış ve yurda girişi engellenmiştir. Söz konusu eser ilk defa ancak 1994 tarihinde <i>Kadınla İlgili Görüşüm ve Bu Görüşün Batı Taklitçisi Sözlerle Karşılaştırılması</i> adıyla dilimize kazandırılmıştır. Bu metinde de rahatsız olunan şey aslında, kadınlar üzerinden gerçekleştirilen inkılap hareketlerinin din-i İslâm’a uygun olup olmadığı noktasında bir yayının bu adımları sekteye uğratabileceği endişesidir.</p>

<p>02.11.1935 tarihinde bir yasak kararı daha alınır. Bu kararla Tonyalı Ahmed Efendi’ye (ö. 1918) ait <i>Risâle-i Ahval-i Âhir Zaman</i> isimli mesnevînin toplatılması ve satışının yasaklanması noktasındaki irade hayata geçirilir. Hayatı hakkında geniş bilgiden mahrum olduğumuz Ahmed Efendi’nin şair ve mutasavvıf olduğunu biliyoruz. Risâle ilk olarak 1907 yılında İstanbul’da taşbaskı olarak Mahmutbey Matbaası’nda neşredilmiştir. Ardından birkaç baskı daha yaptığı bilinen risale basım tarihinden de anlaşılacağı üzere ne Mustafa Kemal ne de Kemalizmle ilişkilidir. Risale büyük oranda âhir zaman yani modernizm tenkidine, Osmanlı’nın son döneminde görülen iktisadî ve ahlâkî buhrana, tüm bunların doğurduğu iman zafiyetine ve teslimiyet anlayışının zedelenişine yönelik eleştirilerle doludur:</p>

<p><i>Ey azizler bildiniz mi bu zaman âhir zaman</i> <i>Bundan evvel geldi geçti nice bin dürlü zaman</i> <i>Güzel iken işbu insan güzel idi her zaman</i> <i>Şimdi insan fitne oldu n’eylesin âhir zaman</i></p>

<p>Risâlenin genelinde, manzumenin başında yer alan bu dörtlüğün havası tüter. Bu metnin neden yasaklandığının anlaşılması diğer eserlerden daha zordur. Normalde siyasî içeriği yoktur, tarihen pek öncedir. Fakat büyük ihtimalle yazarın terceme-i hâli hakkındaki bilgi boşluğu, onun yasak döneminde hayatta olduğunu düşündürmüş ve eserin muhtelif baskılarının olmasını da örtülü bir inkılap mücadelesi olarak nitelemiş olmalılar.</p>

<p><i>Gitdi insândan mahabbet merhamet edeb hayâ</i> <i>Her biri dir müslimânım dilde söylerler gûyâ</i> <i>Hem helâlile harâmı seçmez oldı eşkıyâ</i> <i>Hâin oldı nice insân nerde kaldı etkıyâ</i></p>

<p>Anlaşılan o ki, mesnevînin şu gibi bazı mısralarını kendi üzerlerine alınarak yani açıkçası havadan nem kaparak bu risâleyi de yasaklamışlardır.</p>

<p>Tarih akmaya, günler geçmeye ve dolayısıyla yasaklar gelmeye devam ediyordu. 15.07.1936 tarihinde yeni bir karar daha: Halep’te basılan <i>İslâmiyet’te Tesettürü Nisvan</i> isimli eserin yurda girişi yasaklanmıştır. Çekince, Mustafa Sabri’nin <i>Kavli fi’l-Mer’e</i> eserindekiyle aynı: İnkılaplara muhalif içerik sunması. Garip bir akıl tutulmasıdır ki tenakuzlar birbirini kovalar. Bir taraftar ülkenin laikliği arzu edilip din ve devlet ilişkilerine mesafe getirilmekte, diğer taraftan İslâm’ın kadının örtünmesi konusundaki buyruklarının Müslüman kadınlara erişimi engellenmektedir.</p>

<p>Bir bakıma coğrafya yahud kültür eseri olarak da anılabilecek olan fakat odaklandığı coğrafya İslâmî merkezler olduğundan bir resimli kitap 12.11.1936 tarihli İcra Vekilleri Heyeti kararıyla yasaklanır. Mahmud Mazhar tarafından Ankara’da basılan eser yalnızca Mekke ve Medine resimlerini ihtiva etmektedir. Fakat “Mekke ve Medine resimleri yurt için zararlı görüldüğünden” eserin satışının yasak edilmesi ve toplatılması yönünde bir karar alınmıştır. Mekke ve Medine resimlerinin yurt için ne gibi bir zararı olacağını anlamak hiç kolay değildir. Zaten bu gibi kararlara mantıkî birer gerekçe aramak da beyhude bir iştir. Çünkü dönemin Matbuat Umum Müdürü Vedat Nedim Tör’ün (ö. 1985) 17.05.1934 tarihli bir belgede açıkça beyan ettiği üzere, resmî makamların “her ne şekil ve surette olursa olsun memleket dahilinde dinî neşriyat yapılarak dinî bir atmosfer yaratılmasına ve gençlik için dinî bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar” olmadığı ilan edilmiştir. Dolayısıyla bir eserin dinî olması, onun yasaklanması için zaten yeter sebeptir ve her biri için ayrı ayrı gerekçe aramaya lüzum yoktur.</p>

<p>Dönemin siyasî simalarından biri de olan Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi (ö. 1954) aynı zamanda Kâdirî tarikatına intisaplı bir sufidir. Onun 1925 tarihinde İstanbul’da basılan <i>Din Muallimi</i> isimli eseri 28.01.1937 tarihinde alınan bir kararla yasaklanmıştır. Yeşilzâde’nin talebesi olan Şemseddin Yeşil’in (ö. 1968) <i>Derslerim: İslâmiyet’in Ruhu, Ahlâkı, İtikâdı</i> isimli eseri de 23.12.1937 tarihinde alınan bir kararla yasaklanır.</p>

<p>1938 yılı. Yakın tarihin en büyük mutasavvıflarından Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin (ö. 1827) <i>Terceme-i Âdâb-ı Tarîkat-ı Aliye-i Nakşibediyye-i Hâlidiyye ve Evrâdı</i> isimli risalesinin yasaklandığı yıl. Gerekçesini merak edenler olabilir: Eser hem kaldırılan harflerle yazılmış hem de kapatılan tarikatların büyüklerinden, tarihinden ve usulünden bahsediyor. Bunlar yetmez mi?</p>

<p>Şimdiye kadar ki yasaklardan daha garibini ve daha üst segmentini 22.02.1938 tarihinde buluyoruz. İlgili tarihte T. C. Başvekalet Kararlar Dairesi Müdürlüğü’nde alınan ve Mustafa Kemal’in de imzası bulunan kararla “İstanbul’da Ahmet Kâmil matbaasında basılmış olan (Enam) adlı kitabın satışının yasak edilmesi; Dahiliye Vekilliğinin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyeti’nce onanmıştır.” Evet, yasaklanan kitap En’âm-ı Şerîf!</p>

<p>Sûre-i En’âm’ın müstakil neşri neden yasaklanır bunu anlamak diğerlerinden çok daha zor. Eserin hilyeli ve tılsımlı bazı sayfalara sahip olduğu için yasaklanmış olması ihtimali, elde bir karine olmasa da şimdilik en makul seçenek. Çünkü yasak döneminde böyle de bir furya vardır. Muhyiddîn İbn Arabî’nin <i>Tabirnâme</i>’si, ayrıca <i>Kenzü’l-Esrâr</i>, <i>Yıldıznâme</i> ve <i>Kenzü’l-Havas</i> kitabı, hurafe ihtiva ettikleri gerekçesiyle yine o dönemde yasaklanmışlardır. Bu gerekçeyi duyunca “tılsımı hurafeden addederek söz konusu hurafenin yayılmasına engel olmak istenmiş ve hayırlı bir iş yapılmış” diye düşünülebilir. Fakat artık “laik” sıfatı almış bir devlet, hele de 1938 gibi bir tarihte, velev ki hurafeye inansın, hurafeye inanan bir insanı inancında neden özgür bırakmaz ki?</p>

<p>Peki bu yasağı acaba bir de şöyle yorumlamak mümkün olabilir mi? Hurafe kabul ettiği her tür neşriyatı yasaklama iradesi gösteren devlet organlarının evvela tılsımlı En’âm sûresi neşrini yasaklamaları ile başlayan bu adımı, eğer şartlar elverseydi Kur’ân’ın yasaklanmasına doğru gidecekti. Çünkü hiç tereddüt yoktur ki, kurucu kadronun birçok mensubu için Kur’ân zaten bir hurafeler yığınıdır ve Arap oğlunun yavelerinden ibarettir. Dolayısıyla aynı mazeret onun da yasaklanması için bir basamak kılınabilir miydi? Bu yorumu mümkün ve makul addetmek için pek çok karine olsa da elde kat’î bir delil yok. Dolayısıyla meçhule atılan oltandan herhangi bir kazanç olmayacağı için sözü daha fazla uzatmayalım...</p>

<p><i>Melikşah Sezen, Mayınlı Arazide Gece Yürüyüşü, s.44-56</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/1923-1938-arasinda-yasaklanan-dini-kitaplar</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/yasaklanan-dini-kitaplar.webp" type="image/jpeg" length="32591"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu'nun suikastına ilişkin soruşturmada 25 kişi yakalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglunun-suikastina-iliskin-sorusturmada-25-kisi-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglunun-suikastina-iliskin-sorusturmada-25-kisi-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada 10 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 25 şüphelinin yakalandığını, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması kapsamında 10 ildeki 30 adrese yapılan operasyonda 25 şüphelinin yakalandığını, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirdi.</p>

<p>Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009'da meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmanın milletin vicdanında derin yer edindiğini, yıllardır aydınlatılması beklenen dosyaların başında geldiğini ifade etti.</p>

<p>Bu dosyanın tüm yönleriyle aydınlatılması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için yargı makamları ile kolluk kuvvetlerinin, güçlü bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Gürlek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'12 Haziran 2026'da, Kahramanmaraş'tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilen soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar neticesinde bu sabah harekete geçilmiştir. Soruşturma kapsamında, silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten adam öldürme suçlarını işledikleri değerlendirilen 29 şüpheli tespit edilmiş, Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar'da bulunan 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiştir. Operasyon kapsamında 25 şüpheli yakalanmış, 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin yurt dışında bulunduğu belirlenmiş olup firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.'</p>

<p>Gürlek, soruşturmanın geldiği bu önemli aşamada titiz çalışmaları dolayısıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ve operasyonda görev alan tüm emniyet mensuplarına teşekkür ettiğini belirtti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tevdi ettiği görev ve sorumluluk çerçevesinde, milletin adalet beklentisine yanıt vermenin kendileri için en büyük sorumluluk olduğunun altını çizen Gürlek, 'Aradan kaç yıl geçerse geçsin, hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına ve hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına müsaade edilmeyecektir. Başta merhum Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, bu elim olayda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, ailelerinin ve aziz milletimizin yüreğinde yer eden bu acının tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takip edileceğini kamuoyunun bilgisine sunuyorum.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglunun-suikastina-iliskin-sorusturmada-25-kisi-yakalandi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/t25-muhsin-cioglu-sorusturmas-373.webp" type="image/jpeg" length="20133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Londra'daki Tower Bridge'de esir doktor Ebu Safiyye'nin pankartı asıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/londradaki-tower-bridgede-esir-doktor-ebu-safiyyenin-pankarti-asildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/londradaki-tower-bridgede-esir-doktor-ebu-safiyyenin-pankarti-asildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'nin başkenti Londra'da Filistin destekçileri, İsrail tarafından alıkonulan Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Husam Ebu Safiyye'nin serbest bırakılması talebiyle Tower Bridge'e Filistin bayrağı ve pankart astı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'in 2024'te alıkoyduğu ve o tarihten bu yana hapiste bulunan Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Husam Ebu Safiyye'nin serbest bırakılması çağrısıyla İngiltere'nin başkenti Londra'daki Tower Bridge'e Filistin bayrağı asıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Londra'nın ünlü köprüsü Tower Bridge, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Aralık 2024'te alıkoyduğu Ebu Safiyye'ye destek eylemine sahne oldu.</p>

<p>Filistin destekçisi bir grup, köprüye Filistin bayrağı ve 'Doktor Husam'ı hemen serbest bırakın' yazılı pankart astı. City of London polisi, eylem nedeniyle köprüyü iki yönlü olarak trafiğe kapattı.</p>

<p>Eylemciler Londra'daki Waterloo tren istasyonunda da benzeri bir eylem yaptı. İstasyonun ikinci katına bayrak ve pankart asan eylemciler, Filistin'e ve Ebu Safiyye'ye destek sloganları attı. Bazı yolcular da eylemcilere destek verdi.</p>

<p>Aralık 2024'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yer alan Kemal Advan Hastanesinin Hamas tarafından komuta merkezi olarak kullanıldığını iddia ederek buraya baskın düzenleyen ve Ebu Safiyye'yi alıkoyan İsrail ordusu, onun Hamas üyesi olduğundan şüphelenildiğini iddia etmişti.</p>

<p>Terörist İsrail Berşeva Bölge Mahkemesi, 28 Nisan'da Ebu Safiyye'nin 'Yasa Dışı Muharipler Yasası' kapsamında, kendisine herhangi bir suçlama yöneltilmeksizin tutukluluk süresinin uzatılmasına karar vermişti.</p>

<p>Doktor Ebu Safiyye'nin avukatı Nasır Ebu Avde, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müvekkilinin hapishanede zorlu koşullarda yaşadığını ve tıbbi ihmale maruz kaldığını ifade etmişti.</p>

<p>Ebu Avde, çeşitli kronik hastalıklardan muzdarip olan müvekkilinin, İsrail makamları tarafından 3 Haziran'dan itibaren güneydeki Nefha Hapishanesi'nde tek kişilik hücrede tecrit ettiğini belirtmişti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/londradaki-tower-bridgede-esir-doktor-ebu-safiyyenin-pankarti-asildi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ebu-safiyye.webp" type="image/jpeg" length="86844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail Bakanı Katz: Lübnan'ın güneyini Gazze'ye çevirdik]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-bakani-katz-lubnanin-guneyini-gazzeye-cevirdik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-bakani-katz-lubnanin-guneyini-gazzeye-cevirdik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Güney Lübnan'da Gazze'deki "Refah modeli"ni uyguladıklarını belirterek sınırdaki köylerin büyük bölümünü sistematik şekilde yıktıklarını ve bölgeyi askeri kontrol altında tutmaya devam edeceklerini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail’de bir medya platformunda yayınlanan görüntülü röportajda Katz, İsrail’in Güney Lübnan’da “Refah modeli” olarak nitelendirdiği uygulamayı hayata geçirdiğini belirterek, “Güney Lübnan’ın Gazze’ye dönüşeceğini ve oradaki her şeyi yerle bir edeceğimizi söylemiştim; tam da bunu yaptık” dedi.</p>

<p>Terörist İsrail Savunma Bakanı, ordunun Hizbullah’ın askeri üs olarak kullandığını iddia ettiği 24 sınır köyündeki altyapıyı ve evleri yıktığını vurguladı ve bu köylerin buldozerler ve patlayıcılar kullanılarak “sistematik bir şekilde yerle bir edildiğini” belirtti.</p>

<p>Yıkım operasyonlarının 15 bin ile 20 bin arasında evi kapsadığını ekleyen Bakan, hedef alınan köylerdeki binaların yaklaşık %90’ının yıkıldığını ve sınır boyunca uzanan bölgenin, kendi ifadesiyle, sivil nüfustan arındırıldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katz, işgal ordusunun şu anda Lübnan’ın güneyinde yaklaşık 700 kilometrekarelik bir alanı kontrol altında tuttuğunu ve bu alanın Gazze Şeridi’nin yaklaşık iki katı büyüklüğünde olduğunu söyledi. Ayrıca,  İsrail güçlerinin geçici askeri operasyonlar yerine işgal, etnik temizlik ve kontrol üzerine kurulu bir politikayı uygulamaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>7 Ekim 2023’ten bu yana terörist İsrail, Gazze Şeridi’ne yıkıcı bir savaş başlattı; bu savaş, BM tahminlerine göre altyapı ve konutların %80’inden fazlasını etkileyen geniş çaplı bir yıkıma yol açtı. Askeri operasyonlar ayrıca Gazze Şeridi’ndeki nüfusun büyük çoğunluğunun evlerinden sürülmesine neden oldu, işgal güçleri, bölgenin geniş alanları üzerinde kontrolünü sağlamlaştırdı; bu durum, yüz binlerce Filistinliyi, en temel yaşam gereksinimleri ve temel hizmetlerden yoksun, aşırı kalabalık mülteci kamplarında, son derece dar bir coğrafi alanda ve son derece zorlu insani koşullar altında yaşamaya zorladı.</p>

<p>Savaşın sonuçlarına ilişkin konuşmasında Katz, İsrail’in yaklaşık 9.000 Hizbullah savaşçısını öldürdüğünü, bunların yaklaşık 3.500’ünün “Aslanın Kükremesi” operasyonu sırasında öldürüldüğünü iddia etti ve ordunun Lübnan’ın güneyinde İran’ın desteği ve finansmanı ile kurulduğunu söylediği geniş bir tünel ağını ortaya çıkardığını iddia etti.</p>

<p>Ayrıca, işgal hükümetinin terörist İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sabit askeri üsler inşa edilmesi yönünde emirler verdiğini vurguladı ve gelecekteki herhangi bir uzlaşmanın, sadece ülkenin güneyinde değil, tüm Lübnan topraklarında Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını içermesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Katz’ın açıklamaları, Lübnan ve İsrail’in 26 Haziran 2026 tarihinde ABD’nin arabuluculuğunda, aralarındaki çatışmayı sona erdirme ve kök nedenlerini ele alma kararlılığını öngören bir “çerçeve anlaşması” imzalamış olmalarına rağmen, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki ihlallerine devam ettiği bir dönemde geldi.</p>

<p>Terörist İsrail, geçtiğimiz 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a saldırılar düzenlemektedir. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın son istatistiklerine göre, bu saldırılar sonucunda 4.322 kişi katledilmiş, 12.203 kişi yaralanmış ve bir milyondan fazla kişi yerinden edilmiştir.</p>

<p><i>Haber Nida</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-bakani-katz-lubnanin-guneyini-gazzeye-cevirdik</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/h-n-co-q-w-p-w-q-a-a2-w-l4.jpg" type="image/jpeg" length="64384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğu Türkistan'daki zulmü haberleştiren Gülçehre Hoca'nın ailesi baskı altında]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dogu-turkistandaki-zulmu-haberlestiren-gulcehre-hocanin-ailesi-baski-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dogu-turkistandaki-zulmu-haberlestiren-gulcehre-hocanin-ailesi-baski-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uygur gazeteci Gülçehre Hoca, DW’ye verdiği röportajda Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini haberleştirdiği için ailesinin Çinli yetkililerin baskılarına maruz kaldığını belirtti. Hoca, tüm baskılara rağmen gazetecilik faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DW’nin Çince servisinde yayımlanan röportajda Hoca, Uygur bölgesindeki insan hakları ihlallerine ilişkin haberlerin dünya kamuoyuna ulaşmasında bağımsız gazeteciliğin kritik rol oynadığını vurguladı. Hoca’ya göre Çin’de devletin resmi anlatısına aykırı bilgi üretmek yalnızca gazeteciler için değil, onların aileleri için de ciddi sonuçlar doğuruyor.</p>

<h3><strong>“Gerçeği yazmak bedel ödetiyor”</strong></h3>

<p>DW’ye konuşan Hoca, Çin’den ayrılarak ABD’de sürgün hayatı yaşamaya başladıktan sonra, Uygurların yaşadığı baskıları haberleştirmeye devam ettiğini belirtti. Ancak bu süreçte ailesinin de hedef alındığını söyledi. Hoca’nın aktardığına göre, çok sayıda akrabası güvenlik güçleri tarafından sorgulandı, gözaltına alındı veya çeşitli baskılara maruz bırakıldı.</p>

<p>Uluslararası insan hakları kuruluşları da Hoca’nın ailesine yönelik baskılara dikkat çekmişti. İnsan Hakları Vakfı’nın (Human Rights Foundation) yayımladığı raporlarda, Çinli yetkililerin Hoca’nın yakınlarını kamuoyu önünde gazeteciyi eleştirmeye zorladığı ve ailesinin seyahat özgürlüğünü kısıtladığı belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarını dünyaya duyuran bir isim</strong></h3>

<p>Gülçehre Hoca, ABD merkezli Radio Free Asia’nın (RFA) Uygurca servisinde uzun yıllardır görev yapıyor. RFA’nın Uygurca yayınları, Doğu Türkistan’daki toplama kampları ve gözaltı merkezlerine ilişkin ilk kapsamlı haberlerin uluslararası kamuoyuna ulaşmasında önemli rol oynadı.</p>

<p>Basın özgürlüğü örgütleri, RFA’nın Uygurca servisinin bölgedeki bağımsız bilgi akışının en önemli kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Hoca ve çalışma arkadaşlarının “yoğun tehditlere rağmen Çin yönetiminin uygulamalarını ortaya çıkaran haberler yaptığını” ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Çin’in bahaneleri</strong></h3>

<p>Pekin yönetimi ise Doğu Türkistan’daki politikalarını “terörle mücadele” ve “aşırılıkla mücadele” kapsamında savunuyor. Çinli yetkililer, bölgede kurulan merkezlerin mesleki eğitim amaçlı olduğunu öne sürerken, uluslararası insan hakları kuruluşları bu tesisleri kitlesel gözaltı ve yeniden eğitim kampları olarak nitelendiriyor.</p>

<p>DW’nin röportajında Hoca, Çin’in resmi söylemi ile sahadaki gerçekler arasında büyük bir uçurum bulunduğunu söyledi. Uygur gazeteciye göre, bölgeden bağımsız haber akışının engellenmesi, yaşananların görünmez hale getirilmesi açısından Pekin için stratejik önem taşıyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler uzmanları, insan hakları örgütleri ve birçok Batılı ülke, Doğu Türkistan’daki uygulamalar nedeniyle Çin’e yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Uygur diasporası ise bölgedeki gözaltılar, zorla çalıştırma iddiaları, dini ve kültürel kısıtlamalar konusunda daha fazla uluslararası baskı yapılmasını talep ediyor.</p>

<p>DW’ye göre Hoca, gazetecilik faaliyetlerini sürdürmenin kişisel olarak ağır sonuçları olduğunu kabul ediyor; ancak buna rağmen haber yapmaya devam edeceğini söylüyor. Röportajın en dikkat çekici mesajı ise şu cümlede özetleniyor: Gerçekleri ortaya koymak, otoriter yönetimlerin gözünde gazetecileri “devletin düşmanı” haline getirebiliyor.</p>

<p>Kaynak: Deutsche Welle (DW) röportajı ve ilgili uluslararası insan hakları raporları.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dogu-turkistandaki-zulmu-haberlestiren-gulcehre-hocanin-ailesi-baski-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-13-tem-2026-10-36-59.png" type="image/jpeg" length="14321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bizi WhatsApp'tan takip edin]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bizi-whatsapptan-takip-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bizi-whatsapptan-takip-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fikir, siyaset, iktisat, toplum ve sanata dair birçok içeriğimize Baran Dergisi WhatsApp kanalımızdan da ulaşabilirsiniz.</p>

<p>Kanalımıza <strong><a href="https://whatsapp.com/channel/0029VaSPZX36RGJOx0zdWY47" rel="nofollow"><span style="color:#e74c3c">buradan</span></a></strong> katlabilirsiniz!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>WhatsApp kanallarına nasıl üye olunur?</p>

<p>WhatsApp ana ekranında 'Güncellemeler' sekmesine tıklayın. Sağ üst köşede yer alan '+' simgesine dokunun. 'Kanal Ara' seçeneğini seçin. Açılan sayfada, katılmak istediğiniz kanalları görebilir ve arama yapabilirsiniz.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Bayilerimiz ve Abonelik</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bizi-whatsapptan-takip-edin</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/barandergiswp.jpg" type="image/jpeg" length="97844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 ülkeden Pekin'in Güney Çin Denizi'ndeki hak iddiasına ortak bildiri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/14-ulkeden-pekinin-guney-cin-denizindeki-hak-iddiasina-ortak-bildiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/14-ulkeden-pekinin-guney-cin-denizindeki-hak-iddiasina-ortak-bildiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, İngiltere, Japonya ve Avustralya'nın da aralarında bulunduğu 14 ülke, Güney Çin Denizi'ne ilişkin 2016 tahkim kararının 10. yılında Çin'e uluslararası hukuka uyma çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin'in, Güney Çin Denizi'nin yaklaşık yüzde 90'ını kapsayan “tarihi hak” iddiasıyla geniş bir deniz alanı üzerinde egemenlik talep etmesi üzerine Filipinler'in başvurusu sonucunda Uluslararası Adalet Divanı'na bağlı Daimi Tahkim Mahkemesi (PCA), 2016 yılında Pekin'in bu iddialarının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Kararın 10'uncu yıl dönümünde aralarında ABD, İngiltere, Japonya, Avustralya ile Avrupa ülkelerinin de bulunduğu toplam 14 ülke ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki geniş kapsamlı deniz yetki iddialarının uluslararası hukukta bir dayanağı bulunmadığı vurgulanırken, Pekin yönetimine mahkeme kararına uyma çağrısı yapıldı.</p>

<p>Açıklamada, mahkemenin Çin'in "tarihi haklar" gerekçesiyle Güney Çin Denizi'nin büyük bölümünde ileri sürdüğü deniz yetki iddialarının hukuki bir temele dayanmadığı yönündeki kararının geçerliliğini koruduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamaya imza atan ülkeler, Çin'in Güney Çin Denizi'nde uyguladığı baskıcı faaliyetlerden duydukları endişeyi dile getirerek, kıyı güvenlik unsurlarıyla deniz milislerinin diğer ülkelerin yasal faaliyetlerini engellemek amacıyla kullanılmasına karşı çıkıldı. Ortak bildiride, "Tahkim Mahkemesi'nin Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki geniş kapsamlı deniz yetki iddialarının, özellikle 'tarihi haklara' dayandırılan taleplerinin hukuki temelinin bulunmadığı yönündeki kararını yeniden teyit ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca tüm taraflara, anlaşmazlıkları güç kullanımı ya da tehdit yerine uluslararası hukuk çerçevesinde barışçıl yollarla çözme çağrısı yapıldı.</p>

<p>Çin ise, 2016 yılında verilen tahkim kararını ilk günden bu yana tanımıyor. Pekin yönetimi, mahkemenin yetkisini kabul etmediğini ve kararın geçersiz olduğunu savunurken, Güney Çin Denizi üzerindeki egemenlik ve deniz yetki haklarından vazgeçmeyeceğini belirtiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/14-ulkeden-pekinin-guney-cin-denizindeki-hak-iddiasina-ortak-bildiri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/guney-cin-denizi.png" type="image/jpeg" length="44476"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan ABD üslerine saldırı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irandan-abd-uslerine-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irandan-abd-uslerine-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin saldırı başlattığını açıklamasının ardından İran'ın Bender Abbas, Sirik ve Cask kentleri ile Keşm Adası'nda yeni patlama seslerinin duyulduğu bildirildi. İran ordusunun, devam eden ABD saldırılarına karşılık olarak bölgedeki 'düşman üslerine' geniş çaplı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları başlattığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CENTCOM, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, İran'a yönelik yeni başlatılan saldırılara ilişkin bilgileri paylaştı.</p>

<p>Açıklamada," CENTCOM kuvvetleri, bugün (ABD) doğu yakası yerel saatiyle 17.00'de, Hürmüz Boğazı'ndan serbestçe geçiş yapan sivil denizcilere ve ticari gemilere saldırma kapasitesini zayıflatmayı sürdürmek amacıyla, İran'a yönelik yeni saldırılar başlattı." ifadelerine yer verildi.</p>

<p>CENTCOM'un açıklamasında, bu saldırıların gerçekleştirilmesi talimatının, İran güçlerinden hesap sorulması amacıyla ABD Başkanı Donald Trump tarafından verildiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>İRAN BASINI: BENDER ABBAS, SİRİK VE CASK KENTLERİ İLE KEŞM ADASI'NDA YENİ PATLAMA SESLERİ DUYULDU</strong></h2>

<p>İran basınına yansıyan haberlere göre, ülkenin güney bölgelerinde patlama sesleri işitildi. Sirik ve Bender Abbas'ta 10 patlamanın meydana geldiği belirtildi. Öte yandan yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Buşehr eyaletinde de patlamaların duyulduğunu açıkladı. Hürmüzgan Valiliği ise şu ana kadar düzenlenen saldırılarda herhangi bir can kaybının olmadığını bildirdi.</p>

<h2><strong>İRAN BASINI: İRAN ORDUSU BÖLGEDEKİ "DÜŞMAN ÜSLERİNE" GENİŞ ÇAPLI SALDIRILAR BAŞLATTI</strong></h2>

<p>İran basınına göre, İran ordusu, bölgedeki "düşman üslerine" füze ve İHA'larla geniş çaplı misilleme saldırıları gerçekleştirdi.</p>

<p>İran Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Bahreyn'deki Şeyh İsa Üssü'nde bulunan ABD ordusuna ait helikopter bakım ve onarım merkezleri, P-8 elektronik harp uçağının hangarı ve insansız hava araçları komuta ve kontrol merkezi ile Ürdün'deki Prens Hasan Hava Üssü'nde bulunan büyük füze depoları ve yakıt tesisleri füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Ayrıca Kuveyt'in Ali Al-Salem kentindeki ABD üssünde bulunan yakıt depoları ve Patriot hava savunma sistemi ile Ahmed el-Ceber Üssü'ndeki stratejik FPS radar sistemi de misilleme saldırılarının hedefi oldu."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Devrim Muhafızları, karşı saldırıların devam edeceği ve Hürmüz Boğazı'nın İran'a ait olduğu uyarısında bulundu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irandan-abd-uslerine-saldiri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/iran-abd-2.webp" type="image/jpeg" length="67023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sudan'da HDK lideri Dagalu ve 15 kişiye 'gıyabi idam' kararı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sudanda-hdk-lideri-dagalu-ve-15-kisiye-giyabi-idam-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sudanda-hdk-lideri-dagalu-ve-15-kisiye-giyabi-idam-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sudan'da mahkeme, eski Batı Darfur Valisi Hamis Abdullah Abbeker'in katledilmesi davasında HDK lideri Muhammed Hamdan Dagalu ile 15 kişi hakkında savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlardan gıyabi idam cezası verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sudan'da mahkeme, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalu ve 15 kişi hakkında, eski Batı Darfur Valisi Hamis Abdullah Abbeker'in katledilmesi ve eyaletin merkezi Cuneyne'de yaşanan olaylarla ilgili davada 'gıyabi idam' cezası verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sudan'ın kuzeydoğusundaki Port Sudan kentinde bulunan Terörle Mücadele ve Devlete Karşı İşlenen Suçlar Mahkemesi, HDK lideri Dagalu, yardımcısı ve kardeşi Abdurrahim Hamdan Dagalu ile diğer sanıkları, eski Batı Darfur Valisi Abbeker'in katledilmesi davasında suçlu buldu.</p>

<p>Mahkeme, sanıkları savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım ve kişilere ve mülklere karşı suçlar kapsamında gıyaben idama mahkum etti.</p>

<p>Mahkeme, Dagalu'yu söz konusu suçların planlanması ve uygulanmasından, yardımcısı Abdurrahim Dagalu'yu ise suçların planlanması ve işlenmesine katılmaktan sorumlu tuttu.</p>

<p>Sanıklar arasında Dagalu'nun diğer kardeşi Elkuni Hamdan Dagalu, HDK'nin Batı Darfur sorumlusu Abdurrahman Cuma ve Batı Darfur'daki kabile liderlerinden Ticani et-Tahir Kerşum da yer aldı.</p>

<p>Bu karar, 15 Nisan 2023'te Sudan ordusu ile HDK arasında başlayan çatışmalardan bu yana HDK lideri Dagalu hakkında verilen ilk mahkeme kararı oldu.</p>

<p>Batı Darfur Eyaleti Valisi Hamis Abdullah Abbeker, 14 Haziran 2023'te konutundan kaçırılıp infaz edilmişti.</p>

<p>Sudan hükümeti, HDK'yi Abbeker'i öldürmek ve cenazesine zarar vermekle suçlamış, HDK ise suçlamaları reddetmişti.</p>

<p>Sudan hükümeti ve uluslararası kuruluşlar, HDK'yi Cuneyne kentinde geniş çaplı suç ve ihlallerde bulunmak, yüzlerce kişiyi öldürmek ve Mesalit kabilesinden binlerce kişiyi yerinden etmekle suçluyor.</p>

<p>Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana ordu ile HDK arasında devam eden çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi yaşamını yitirdi, milyonlarca kişi yerinden edildi.</p>

<p>BM verilerine göre, ülkede milyonlarca kişi de açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sudanda-hdk-lideri-dagalu-ve-15-kisiye-giyabi-idam-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/p4mz8-e-k-x.jpg" type="image/jpeg" length="76372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deprem istismarcısı hırsızlar kaçarken yakalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/deprem-istismarcisi-hirsizlar-kacarken-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/deprem-istismarcisi-hirsizlar-kacarken-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Depremzedelerin yaralarını sarmak için toplanan milyonlarca liralık bağışı şahsi hesaplarına aktararak bahiste harcadıkları ve usulsüz gayrimenkul devirleriyle 60 milyon dolarlık vurgun yaptıkları iddia edilen, aralarında Haluk Levent'in de bulunduğu Ahbap Derneği yöneticisi ve üyesi 17 şüpheli, yurt dışına kaçma hazırlığı yaparken düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan açıklama</strong></h2>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yazılı açıklamasında, "Ahbap Derneği adına bazı şüphelilerin hesaplarına yüksek miktarlı para transferleri yapıldığı" iddiasına ilişkin soruşturma yürütüldüğü belirtildi.</p>

<p>Soruşturmanın, "deprem bağışlarının yurt dışına kaçırıldığı ve amacı dışında kullanıldığı" iddiaları üzerine derinleştirildiği kaydedilen açıklamada, derneğin kurucusu Haluk Levent'in, çok sayıda şüphelinin hesabını kullandığı, bu hesaplardan birinin asistanı Yeliz Kaya adına kayıtlı olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, şüpheli Kaya'nın şahsi hesabı olan ve Levent tarafından kullanılan hesaplara Ahbap Derneğinden yaklaşık 120 milyon lira para akışının tespit edildiği, yine şüpheli Levent tarafından kullanılan ve dernek kurucularından şüpheli Alper Çelik'in hesaplarından 2020-2026 yıllarında 990 milyon lira yasal bahis oynandığı ve yaklaşık 390 milyon lira kaybedildiği bilgisi verildi.</p>

<h2><strong>"Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa, sayende yiyen yiyene götüren götürene"</strong></h2>

<p>Seküler ve Kemalist çevreler, sadece Müslüman vakıf ve cemiyetlere duydukları hastalıklı düşmanlıktan ötürü, bu adamı ve "Ahbap"ı hâşâ "ilah" gibi yükselttiler. Müslüman’ın yardım eline tahammül edemeyenler, rakip olarak kurdukları bu "Ahbap" çetesinin, ne denli melem bir dolandırıcılık şebekesi olduğunu görmek zorunda! İmamoğlu’ndan Haluk Levent’e kadar, bu zihniyetin "yücelttiği" her figürün altından ya hırsızlık çıkıyor ya da bir haysiyetsizlik çarkı.</p>

<p>Bu hırsızlık, kemalist zihniyetle mukaddesattan koparılan, ahlâkı bir "değer" değil, işine gelince kullanılan bir maske olarak gören o çürümüş zihniyetin fıtratı!</p>

<p>Kendi elleriyle parlattıkları, televizyonlarda baş tacı ettikleri, her cümlesini kutsadıkları adamların gerçek yüzü; bu tayfanın ne kadar acınası, ne kadar basiretsiz ve ne kadar sefih bir durumda olduğunun ispatıdır. Şimdi o "ilah" ilan ettikleri adamın bahis masasında yediği milyonları, garibanın bağışını nasıl iç ettiğini izlerken, kendi yarattıkları sahte cennetin cehenneme dönüşmesini seyreylesinler!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/deprem-istismarcisi-hirsizlar-kacarken-yakalandi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/dwperem-1.webp" type="image/jpeg" length="62560"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'de devrik Esed rejiminden beri ilk Halk Meclisi oturumu yapıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyede-devrik-esed-rejiminden-beri-ilk-halk-meclisi-oturumu-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyede-devrik-esed-rejiminden-beri-ilk-halk-meclisi-oturumu-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye Halk Meclisi ilk oturumunu gerçekleştirirken, uzun yıllar Türkiye'de akademisyenlik yapan hukukçu Abdülhamit Avvak meclis başkanlığına seçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meclisin seçilen üyeleri ile Cumhurbaşkanı Şara tarafından atanan 70 üyenin katılımıyla gerçekleşen oturum yaklaşık bir haftalık ertelemenin ardından yapıldı.</p>

<p>Oturuma Şara, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İçişleri Bakanı Enes Hattab ile Adalet Bakanı Mazhar el-Veyis de katıldı.</p>

<p>Tören niteliğindeki ilk oturumda milletvekilleri yemin etti.</p>

<p>Oturuma çok sayıda yabancı ülkenin büyükelçilik temsilcileri de onur konuğu olarak iştirak etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Şara'nın kararıyla atanan 70 üyenin göreve başlamasıyla meclisin toplam üye sayısı 140’ten 210'a yükseldi. Hayatını kaybeden İdlib milletvekili ile Mecliste Süveyda iline ayrılan 3 sandalye ise halen boş durumda.</p>

<h2><strong>"Yeni bir sayfa çağrısı"</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, mecliste yaptığı konuşmada, Suriye’nin “Bugün kendi medeniyetini, değerlerini ve mirasını ifade eden yeni bir tarih yazdığını belirterek, modern Suriye’yi inşa etme yolunda hep birlikte yeni bir sayfa açılması” çağrısında bulundu.</p>

<p>“Herkesin büyük bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu” vurgulayan Şara, “istibdat, savaş ve yıkım yıllarının insanda, şehirlerde ve ekonomide bıraktığı tahribatın, vatanın çıkarlarını her şeyin üstünde tutmayı ve tek bir takım ruhuyla çalışmayı gerektirdiğini” ifade etti.</p>

<p>"Vatanın kurtuluşu ve özgürlüğün geri kazanılmasının ardından, şimdi hep birlikte devleti kökleştirme ve kurumlarını sorumluluk ile liyakat esasları üzerine inşa etme aşamasına geçtiklerini” belirten Şara, devletin, onurun korunduğu ve iradeye saygı duyulduğu bir devlet olacağını vurguladı.</p>

<p>Şara, ekonominin yeniden inşası, hizmet kalitesinin artırılması, yatırım ortamının hazırlanması, istihdam fırsatlarının sağlanması ve üretimin artırılmasının, başta Halk Meclisi olmak üzere tüm devlet kurumlarının ortaklaşa üstlendiği milli bir sorumluluk olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>Meclisi Başkanlığına Abdülhamit Avvak </strong></h2>

<p>Suriye'de Esed rejiminin devrilmesinin ardından oluşturulan Halk Meclisi'nin başkanlığına, uzun yıllar Türkiye'de akademisyen olarak görev yapan hukukçu Abdülhamit Avvak seçildi.</p>

<p>Suriye’nin devrik rejimi sonrası seçilen ilk halk meclis başkanı Türkiye’de akademisyenlik yapan bir isim oldu.</p>

<p>Avvak'ın da aralarında bulunduğu, Türkiye'de uluslararası hukuk ve anayasa hukuku alanlarında akademik çalışmalar yürüten birçok Suriyeli isim, yeni dönemde Suriye'nin üst düzey yönetim kadrolarında yer alıyor.</p>

<p>Bu isimlerden biri de devrim sonrası dönemde seçilen ilk Halk Meclisi Başkanı olan hukukçu Abdülhamit Avvak oldu. Yapılan oylamada Avvak 99 oy alırken, Müeyyed Kabalavi 75, Muhammed Korej ise 31 oyda kaldı.</p>

<p>Suriye'nin geçiş dönemi yönetimi kapsamında oluşturulan Halk Meclisi'nin görev süresinin 30 ay olarak belirlendiği bildirildi.</p>

<p>Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ilinin Guveyran semtinde doğan Avvak, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra Halep Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.</p>

<p>Hukuk ve idare alanında çalışan Avvak, kariyerine yargı mensubu olarak devam etti.</p>

<p>Suriye'den ayrılmasının ardından Türkiye'ye yerleşen Avvak, 2016 yılından itibaren Mardin Artuklu Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını ağırlıklı olarak Suriye'nin anayasal yapısı ve geçiş süreci üzerine yoğunlaştıran Avvak, muhalefeti temsilen Anayasa Komisyonu üyelerine eğitimler verdi ve çeşitli siyasi metinlerin hazırlanmasına katkıda bulundu.</p>

<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla da çalışmalar yürüten Avvak, yerel toplumların gelecekteki Suriye anayasası ve toplumsal sözleşmesine ilişkin görüşlerini içeren çeşitli yayınlarda görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Suriye'de yaşanan siyasi dönüşümün ardından Şam'da öne çıkan isimlerden biri olan Avvak, yeni yönetim tarafından kurulan Geçici Anayasa Bildirgesi Hazırlama Komitesi'nin başkanlığı ve sözcülüğüne getirildi.</p>

<p>Bu görev kapsamında geçiş döneminin anayasal ilkelerinin belirlenmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve kuvvetler ayrılığı prensibinin oluşturulmasına yönelik çalışmaları yürüttü.</p>

<p>Avvak'ın Halk Meclisi Başkanlığına seçilmesi, Suriye'deki yeni siyasi yapılanma ve yasama organının şekillenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyede-devrik-esed-rejiminden-beri-ilk-halk-meclisi-oturumu-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/shara-1.jpg" type="image/jpeg" length="55246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="94042"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="57569"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="92628"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="56704"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="62843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="81110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="91600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="77049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="95968"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="87300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="69347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="76946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="37250"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="83463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="83398"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="69514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="92594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="49888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="15896"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
