<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 12:50:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslamiyetle alay eden Deniz Göktaş adlı soytarı havalimanında yakalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/islamiyetle-alay-eden-deniz-goktas-adli-soytari-havalimaninda-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/islamiyetle-alay-eden-deniz-goktas-adli-soytari-havalimaninda-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim ve İslami değerlerle alay ettiği "Ölü Deniz" isimli sözde stand-up gösterisiyle gündeme gelen Deniz Göktaş, yurtdışından Türkiye’ye döndüğü esnada havalimanında gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Göktaş, yurtdışı seyahatinden Türkiye’ye döndü. Göktaş, havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu operasyon, akıllara daha önce mukaddesata hakaret edip elini kolunu sallayarak gezen diğer isimleri getirdi. Bu, kutsal değerlere saldıran kaçıncı stand-upçının alçaklığı ve rezilliği? Bu tür gözaltıların İslam’a yapılan saldırılara karşı yükselen haklı öfkeyi dindirmek ve Müslümanların gazını almak için yapılan göstermelik birer hamle olduğu görülüyor.</p>

<p>Daha önceki örneklerde olduğu gibi, mukaddesata dil uzatanların ışık hızıyla serbest bırakılması, hiçbir caydırıcı ceza ve yaptırımla karşılaşmaması bu inancı güçlendiriyor. Hakiki bir cezalandırma sistemi işletilmediği müddetçe, bu tür gözaltıların sistemi aklamaya yönelik birer tiyatrodan ibaret kalacağı da su götürmez bir gerçek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/islamiyetle-alay-eden-deniz-goktas-adli-soytari-havalimaninda-yakalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/goktas-2.jpeg" type="image/jpeg" length="77222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zekâ biyolojik savaş riskini yeni bir boyuta taşıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-biyolojik-savas-riskini-yeni-bir-boyuta-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-biyolojik-savas-riskini-yeni-bir-boyuta-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stratejist Abdullah Çiftçi, YouTube kanalında yayımladığı son değerlendirmesinde biyolojik savaşın geçmişten günümüze geçirdiği dönüşümü ele alırken, yapay zekâ ve genetik mühendisliğindeki gelişmelerin gelecekte yeni güvenlik riskleri doğurabileceğini öne sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Stratejist Abdullah Çiftçi, YouTube kanalında yayımladığı son değerlendirmesinde biyolojik savaşın tarih boyunca devletlerin başvurduğu en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirtirken, günümüzde yapay zekâ ve genetik mühendisliğindeki gelişmelerin bu tehdidi yeni bir safhaya taşıyabileceğini savundu. Çiftçi, biyolojik güvenliğin artık sadece sağlık meselesi değil, doğrudan millî güvenlik konusu olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/FZqOI-bNhvM?rel=0" style="position:absolute;top:0;left:0;width:100%;height:100%" width="640"></iframe></div>

<h2><strong>Biyolojik savaş artık yeni teknolojilerle şekilleniyor</strong></h2>

<p>Konuşmasının ana eksenini biyolojik savaşın geçmişten bugüne dönüşümü üzerine kuran Çiftçi, özellikle yapay zekâ destekli biyoteknoloji çalışmalarının dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Günümüzde gen düzenleme teknolojilerinin çok daha erişilebilir hâle geldiğini belirten Çiftçi, geçmişte yalnızca yüksek güvenlikli laboratuvarlarda yürütülebilen bazı çalışmaların artık gelişen teknoloji sayesinde daha farklı boyutlara taşındığını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekânın biyolojik araştırmalarda kullanılmasının hem tıp hem de bilim açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Çiftçi, aynı teknolojilerin kötü niyetli kişi veya yapılar tarafından kullanılmasının ciddi güvenlik riskleri oluşturabileceğini öne sürdü.</p>

<h2><strong>"Genetik özellikleri hedef alan biyolojik silahlar teorik olarak mümkün"</strong></h2>

<p>Genetik mühendisliğindeki ilerlemelere dikkat çeken Abdullah Çiftçi, CRISPR başta olmak üzere gen düzenleme teknolojilerinin son yıllarda büyük gelişme gösterdiğini söyledi. Yapay zekâ ile genetik teknolojilerinin birleşmesinin yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Çiftçi, teorik olarak belirli genetik özellikleri hedef alabilecek biyolojik ajanların geliştirilebilme ihtimalinin bilim dünyasında tartışıldığını ifade etti.</p>

<p>Bu nedenle biyoteknoloji alanındaki gelişmelerin yalnızca bilimsel ilerleme olarak değil, güvenlik perspektifiyle de değerlendirilmesi gerektiğini savunan Çiftçi, devletlerin biyogüvenlik politikalarını güncellemek zorunda kalacağını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Tarihte biyolojik savaşların izleri</strong></h2>

<p>Çiftçi, biyolojik savaşın yeni bir kavram olmadığını, tarihte birçok savaşın ve büyük kırılmanın salgın hastalıklarla şekillendiğini söyledi. Orta Çağ'da vebalı cesetlerin kuşatma altındaki şehirlere fırlatılması, Avrupa'yı derinden etkileyen Kara Veba, İspanyol Gribi, II. Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın 731. Birimi'nin yürüttüğü deneyler ve Soğuk Savaş dönemindeki biyolojik silah programlarını örnek gösteren Çiftçi, mikroorganizmaların zaman zaman ordulardan daha büyük sonuçlar doğurduğunu ifade etti.</p>

<p>Salgınların yalnızca milyonlarca insanın ölümüne yol açmadığını belirten Çiftçi, aynı zamanda devletlerin yıkılmasına, ekonomik düzenlerin değişmesine ve dünya tarihinin yeniden şekillenmesine neden olduğunu savundu.</p>

<h2><strong>Günümüzde biyolojik tehditler artıyor</strong></h2>

<p>Konuşmasında güncel salgınlara da değinen Çiftçi, kuş gribi, Ebola ve benzeri hastalıkların farklı coğrafyalarda görülmeye devam ettiğini hatırlattı. Küreselleşen dünyada bulaşıcı hastalıkların çok daha kısa sürede kıtalar arasında yayılabileceğini belirten Çiftçi, biyolojik tehditlerin klasik askerî tehditlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.</p>

<p>ABD'de daha önce gündeme gelen yasa dışı laboratuvar baskınları ile biyolojik materyal ele geçirilen bazı vakaları da hatırlatan Çiftçi, bu tür olayların biyogüvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Yapay zekâ biyoteknolojiyi hızlandırıyor</strong></h2>

<p>Çiftçi'ye göre yapay zekâ yalnızca yazılım alanında değil, biyoloji ve genetik araştırmalarında da devrim niteliğinde gelişmelere yol açıyor. Gen analizleri, protein tasarımları ve biyolojik modellemelerin artık çok daha kısa sürede yapılabildiğini belirten Çiftçi, teknolojinin sağladığı bu hızın aynı zamanda kötü niyetli kullanımları da kolaylaştırabileceğini ileri sürdü.</p>

<p>Bu nedenle biyoteknoloji alanındaki uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunan Çiftçi, gelecekte devletlerin en önemli rekabet alanlarından birinin biyoteknoloji olacağını söyledi.</p>

<h2><strong>Türkiye hazır olmalı</strong></h2>

<p>Konuşmasının sonunda Türkiye açısından değerlendirmelerde bulunan Abdullah Çiftçi, biyolojik güvenliğin millî güvenlik stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesi gerektiğini ifade etti. Salgın hastalıklara karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, biyogüvenlik laboratuvarlarının geliştirilmesi, kritik sağlık altyapısının korunması ve bu alandaki bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini dile getiren Çiftçi, gelecekte biyolojik tehditlerin devletlerin güvenlik gündeminde daha fazla yer tutacağını savundu.</p>

<p>Çiftçi, biyolojik savaş ihtimalinin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, teknolojik gelişmelerin ortaya çıkarabileceği risklere karşı ülkelerin bilimsel kapasitesini ve hazırlık seviyesini artırmasının önem taşıdığını ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-biyolojik-savas-riskini-yeni-bir-boyuta-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/yapay-zekaasd.webp" type="image/jpeg" length="41749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında 17 Yıl sonra kararlılık mesajı: Ucu nereye dokunursa dokunsun üstüne gideceğiz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasinda-17-yil-sonra-kararlilik-mesaji-ucu-nereye-dokunursa-dokunsun-ustune-gidecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasinda-17-yil-sonra-kararlilik-mesaji-ucu-nereye-dokunursa-dokunsun-ustune-gidecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin şehit olduğu helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada çok net ve kararlı bir açıklama yaptı. Olayın üzerinden geçen 17 yılın ardından dosyanın en baştan itibaren tamamen sıfır bir gözle inceleneceği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, soruşturmanın titizlikle ve hiçbir açık nokta bırakılmayacak şekilde yürütüleceği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>"Bu işin arkasında kim varsa ortaya çıkaracağız. Karşımıza kim çıkarsa çıksın makamına, mevkisine bakılmaksızın gereğini yapacağız. Olaya sıfır bir gözle, en başından itibaren daha önce hiç soruşturma yapılmamış gibi detaylı ve titiz soruşturma yürüteceğiz. Her ihtimali ayrı ayrı değerlendireceğiz. Ucu nereye dokunursa dokunsun üstüne gideceğiz."</p>
</blockquote>

<h2><strong>Ne olmuştu?</strong></h2>

<p>Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişi, 25 Mart 2009 tarihinde yaşanan helikopter kazasıyla şehit oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili açılan davada üç üst düzey kamu görevlisi "görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 2'şer ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Ancak 2021 yılında verilen kararın ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na giden dava dosyası 12 yıllık zaman aşımına takıldı ve sanıkların aldığı cezalar dosyanın zaman aşımına uğramasıyla düştü.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasinda-17-yil-sonra-kararlilik-mesaji-ucu-nereye-dokunursa-dokunsun-ustune-gidecegiz</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/muhsin-yazicioglu-trt-1486678.jpg" type="image/jpeg" length="44022"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bu Avrupa ile ne ittifak olur ne birlik!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bu-avrupa-ile-ne-ittifak-olur-ne-birlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bu-avrupa-ile-ne-ittifak-olur-ne-birlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’yi ve Vatikan’ı da sayarsanız, Avrupa’da 50 ülke var; bunların 27’si Avrupa Birliği, 30’u NATO üyesi. (NATO’nun 1955’te katılan Almanya dahil 13 Avrupalı üyesi vardı; 1999 sonrası genişleme programı çerçevesinde eski Varşova Paktı ülkeleri ile sayı 30’a çıktı. Hızlı genişleme programı, Ukrayna ve Gürcistan’ı da içine alacaktı., Ukrayna’nın başına gelenleri biliyorsunuz!)</p>

<p>Türkiye NATO’ya girmek için 2 yıl bekledi. Avrupa Birliği’ne (AB) girmek için, 14 Nisan 1987’de başvurduğumuza göre, 39 yıl, 2 ay ve 18 gün olmuş olacak. Önceleri ekonomik uyumsuzluk dediler; Türkiye’de çok kamu kurumu varmış! Büyük çapta özelleştirmeler yapıldı; iyi de oldu bizim için. Ama AB başka mazeretler buldu: İnsan hakları, ifade özgürlüğü, (tam öyle söyleyemediler ama “Kürtlerin hakkı hukuku”) ve her biri gerçekten ihtiyacımız olan reformlarla çözüldü; maddeler azaldı azaldı ve Gümrük Birliği, Tam Üyelik derken, Avrupa Parlamentosu, “Şu 37 maddeyi de halletmeden. Türkiye üye olamaz!” diye kapıları kapattı.</p>

<p>Türkiye’nin AB ile görüşmeleri, öyle anlaşılıyor ki, şu anda aşamalı vize sisteminde iyileştirmeler yapılarak Schengen bölgesine daha kolay erişim arayışı çerçevesinde bulunuyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçtiğimiz Salı günü AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ile bu konuyu görüştüklerini söyledi. Kos, AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas, İçişleri ve Göç Komiseri Magnus Brunner’in de yer aldığı üst düzey bir AB heyeti ile Ankara’ya geldi. Heyet, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi; daha sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile de görüşmeler yaptı.</p>

<p>Haberlerde, bu görüşmeler, “hayati” ve “tarihi” gibi sıfatlarla aktarıldı. Ancak daha hayati ve gerçekten tarihi olanı, haftaya yapılacak NATO’nun Ankara zirvesi! ABD Başkanı, bu zirvede iç siyasal ve genel ekonomik sebeplerle, ülkesinin dünya jandarmalığından istifasını verecek diyenler var; buna ihtimal vermeyenler var. Trump, geçen hafta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile zirvenin planlaması için yaptığı görüşmede, “Türkiye’ye çok, çok sevindirecek bir haberim var” demesi ve bu haberin de Milli Muharip Uçak (Kaan) projemizde seri üretim için 80 adet jet motoru olacağına dair açıklamalar nedeniyle, dikkatlerimiz asıl NATO’nun Trump’ı sevindirme projesine dönemedi. Oysa, Trump’ın NATO’nun Stratejik Planında esaslı bir değişiklik yaparak, ABD’nin NATO’daki liderlik rolünden çekileceği, mesela “ittifakın bölge dışı operasyonları tarihe gömeceği” haberlerine karşı, Rutte NATO’nun artık Amerika’ya yük olmadan, 30 Avrupa ülkesinin savunma bütçelerini arttıracağı vaadinde bulundu. Rutte’nin Putin’e “Vladimir, kork bizden!” diye hitabı dikkatleri çekti; ama sunduğu tablolardaki rakamlara çok bakılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha sonra yapılan analizler, Rusya’ya meydan okumayı gerektiren bir tablo bulunmadığını gösteriyor. Özellikle Fransız medyasında yer alan yazılarda, NATO’nun ev sahibi Türkiye’yi de “üzmeden”, zirvenin “short and sweet” (kısa ve tatlı) geçmesi için, genel görüşmenin bir oturumla sınırlanması için çaba gösterdikleri belirtiliyordu.</p>

<p>Avrupalılar, meselelerin özüne inmeden, (İran’la savaşında Amerika’ya, Rusya ile savaşında Ukrayna’ya yeterli desteği vermedikleri için) G7 toplantısında Trump’ın sert çıkışına hiç yanıt vermeden, sadece savunma bütçelerini artırarak, “Amerika paradan anlar!” yaklaşımı, ABD gerçekten de NATO’nun patronluğunu bırakırsa, ne NATO’nun işlevlerini sürdürmesini, ne de AB’nin anlamlı bir birlik olarak devamını sağlayabilirler.</p>

<p>NATO’nun mevcut konseptine göre, caydırma, kriz önleme, ve işbirliğine dayalı güvenlik görevleri var. Ama bu, Türkiye’yi ambargolarla dışlayarak, AB üyeliğine akla mantığa uygun bir tek siyasal sebep göstermeden engel olan Avrupalılarla sağlanamaz.</p>

<p>Avrupa, Trump’ın yüzüne para destelerini sallayarak sonuç alacaklarına inanıyorlarsa, ittifak da birlik de tehlikede demektir.</p>

<p><i>Hakkı Öcal, Milliyet</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bu-avrupa-ile-ne-ittifak-olur-ne-birlik</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/avrupa-birligi-bayrak.jpg" type="image/jpeg" length="95761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransız casusu, eşcinsel Pierre Loti'nin ismi hala neden yaşatılıyor?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/fransiz-casusu-escinsel-pierre-lotinin-ismi-hala-neden-yasatiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/fransiz-casusu-escinsel-pierre-lotinin-ismi-hala-neden-yasatiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un maneviyat merkezi, Osmanlı’nın kalbi Eyüp Sultan’da bugün bir garabet yaşanıyor. Şehrin en mübarek, en yüce tepelerinden birine asılan isim, bir Türk dostunun değil, bu toprakların tarihini ve irfanını bir "koleksiyon" malzemesi olarak gören bir casusun ismidir. Asıl adı Louis Marie-Julien Viaud olan, ancak "Pierre Loti" maskesiyle bu millete kendini "dost" olarak pazarlayan bu Fransız subayı, bugün hâlâ bir onur abidesi gibi o tepede yaşatılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pierre Loti, Fransız donanmasında görevli bir subaydı. Onu "yazar" ve "gezgin" olarak pazarlayanlara inat, tarih belgeleri bize başka bir resim sunuyor. Bu şahıs, 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de Türk askerine karşı Fransa ordusunda yer almış, "Osmanlı’yı öldürmek istiyorum" diyecek kadar kinini açık etmiş biridir. Üstelik, kendi iç dünyasındaki sapkınlıkları, yaşam tarzı ve eşcinsel eğilimleriyle, Eyüp Sultan gibi Müslüman-Osmanlı kimliğinin merkezine zıt düşen bir figürdür.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (4)" class="detail-photo img-fluid" height="449" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-4.jpg" width="695" /></p>

<p>Bu şahıs, İstanbul’a dair yazdığı satırlarda "aşktan" bahsederken, şehrin hafızasını nasıl söküp evine taşıdığının da hesabını vermemiştir.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (3)" class="detail-photo img-fluid" height="552" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-3.jpg" width="854" />Pierre Loti’nin "İstanbul sevgisi", aslında bir "koleksiyonculuk" ve medeniyet hırsızlığıdır. Onun İstanbul’u çok sevdiğini söylediler. Öyle çok sevmiş ki, giderken sevgisini yanında götürmekten eksik olmamış(!) ve adeta şehrin estetiğini kendi evinde bir "müze" gibi teşhir etmiştir.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (2)" class="detail-photo img-fluid" height="757" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-2.jpg" width="1170" />Kendi evinde İstanbul'dan çalıp getirdiği paha biçilemez eserler, bu casusun Osmanlı'nın mahremine nasıl el uzattığının kanıtıdır. Kendi ülkesindeki evini, İstanbul’dan söküp getirdiği çinilerle, mihraplarla, mezar taşlarıyla bir "Osmanlı mezarlığı"na çeviren bu şahıs, aslında şehri sevmemiş, onu parça parça Fransa’ya taşımıştır. Bu, bir sanatseverin değil, bir "tarih yağmacısı"nın profilidir.</p>

<p><img alt="İstanbul’u Çok Sevdiğini Söylediler…Öyle Çok Sevmiş Ki, Giderken Sevgisini Yanında Götürmekle Ye (1)" class="detail-photo img-fluid" height="552" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/istanbulu-cok-sevdigini-soyledileroyle-cok-sevmis-ki-giderken-sevgisini-yaninda-goturmekle-ye-1.jpg" width="854" /></p>

<p>Eyüp Sultan gibi mübarek bir tepenin adı, asırlarca bu topraklara irfanıyla damga vuran büyük alim İdrisi Bitlisi'ye atfedilmişti. Peki, ne oldu da bu toprakların hafızası silindi ve 1934'te bu tepeye bir Fransız casusunun ismi verildi?</p>

<p><img alt="295957" class="detail-photo img-fluid" height="1747" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/295957.jpg" width="3000" />Bir tarafta Osmanlı’nın irfanını temsil eden İdrisi Bitlisi, diğer tarafta casusluk faaliyetleri, Türk düşmanlığı ve sapkın yaşam tarzıyla tescilli bir Fransız subayı. Bu ismin bugün hâlâ orada asılı olması, bu milletin kendi tarihine atılmış bir düğümdür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir şehri sevmek, onu talan edip kendi evinde ganimet olarak sergilemek değil; o şehrin ruhuna, inancına ve izzetine saygı duymaktır. Pierre Loti, bu toprakların dostu değil, en sinsi düşmanlarından biridir. İstanbul'un silüetinde, bir casusun isminin yer alması, şehrin izzetine vurulmuş bir hançerdir.</p>

<p>Vakit, bu garabete son verme vaktidir. O tepenin adı, o tepenin gerçek sahibine, yani İdrisi Bitlisi'ye iade edilmelidir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/fransiz-casusu-escinsel-pierre-lotinin-ismi-hala-neden-yasatiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-111143.jpeg" type="image/jpeg" length="75163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üzerinden 33 yıl geçti! Madımak’ta neler oldu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/uzerinden-33-yil-gecti-madimakta-neler-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/uzerinden-33-yil-gecti-madimakta-neler-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aziz Nesin ve Alevi-sol kesimlerin tahrikleriyle başlayıp 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan Madımak Otel’deki yangının üzerinden 33 yıl geçti. Uydurma deliller, asılsız fişlemeler ve bürokrasi-yargı oyunlarıyla nice masum Müslüman ve aileler suçlu gösterildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aziz Nesin ve arkadaşlarının İslâm'a ve Müslümanlara yönelik hakaretamiz ifadeleri, kışkırtma ve tahrikleri neticesinde gelişen hadiselerin suçu Müslüman halka yüklendi. Ayrıca bütün Türkiye Aziz Nesin’in söylemlerinden tahrik olurken Sivas’ın tahrik olmaması düşünülemezdi. Uydurma deliller ve asılsız fişlemeler Aziz Nesin’in tahrikleri sonucu Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 37 kişinin öldüğü Sivas katliamında failler ve failleri bu hadiseye sürükleyen provokasyoncular hiçbir şekilde bulunmadı, aranmadı. Çünkü dönemin hâkim ve savcıları Aziz Nesin’in kesimindendi ve bunu yapanları aramaya gerek bile yoktu. Olan, slogan attığı gerekçesiyle mahkûm edilen masum Müslümanlara oldu. Hiçbir kamera kaydı, hiçbir delil ve şahitler olmaksızın diledikleri kişileri tutup cezaevine attılar.</p>

<p>Otelde Arif Sağ'ın kurşunlarıyla şehid edilen otel görevlileri Ahmet Alan ve Ahmet Öztürk ise söz konusu dahi edilmedi. Şehid edilen Ahmet Öztürk’ün vefat sebebi raporlara gaz zehirlenmesi olarak geçti. Alevi propagandasının yanısıra şunu da belirtmek gerekir ki, Madımak Oteli’nde yaşanan ölümlerin tamamı, kitlesel gösteri sonucu çıkan yangında dumandan zehirlenme neticesinde yaşanmıştır. Yani doğrudan öldürmeye yönelik kasıt da yoktur.</p>

<h2><strong>Kasıtlı İdam Cezası!</strong></h2>

<p>Sivas Davası’nda suçlama en fazla “faili belli olmayan adam öldürme” olabilirdi. Zira ilk mahkemede karar böyleydi ve ağır tahrik olduğu da ifade ediliyordu. Bu çerçevede mahkeme sanıklara 15 yıl hapis cezası verdi; fakat Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın girişimiyle karar bozuldu. Mahkeme heyetini dağıtan Adalet Bakanı Seyfi Oktay HSYK vasıtası ile yeni bir heyet atadı. Yeni oluşturulan mahkeme heyetince masum Müslümanlar idam cezasına çarptırıldı. Hem de "Sivas'ta 33 can verdik, 33 kişiye idam cezası verilmeli" diyen intikam ifadesine birebir denk denk şekilde, göstere göstere 33 Müslüman’a idam cezası verildi. 33 sanığı idam cezasına mahkûm ederken, 4 sanığı 20'şer yıl, 1 sanığı 15 yıl, 27 sanığı 7 yıl 6'şar ay, 2 sanığı 5'er yıl ağır, 1 sanığı ise 2 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sivas davasında idam da dâhil ceza alan toplam 68 kişidir.</p>

<p>Kemalist rejimin döktüğü Müslüman kanına kitlesel destek veren tek kesim olan Aleviler, Kemalistler tarafından Dersim gibi katliama da uğrasalar da onlarla birlik olmaktan hiçbir zaman geri kalmadılar. Din-i Mübin-i İslâm’a ağza gelmeyecek hakaretler ettiler. Madımak hadisesinin hemen öncesinde de bu hakaretler ayyuka çıkmış, Müslümanlar açıkça tahrik edilmişti. Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay'ın adliyede kadrolaşması neticesinde birçok Alevi hâkim atadığı ve bu Alevi hakimlerin Müslümanlara adaletsiz ve zalimce cezalar verdikleri de mâlum bir gerçek. Sivas davası da bunun bir ispatıdır. İBDA-C davalarında da bu zulüm görülmüştür. Kemalistler ve Aleviler, Allahsızlık ve dinsizlik temelinde solcularla her zaman birleşmiş ve Türkiye'nin önünü tıkamışlardır. Sivas sanıkları mağdurdur ve sırf Alevilerin kini için cezalandırılmıştır.</p>

<h2><strong>23 Mağdur Tahliye Bekliyor</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 28 Şubat davası hükümlüsü eski generaller Çevik Bir, Çetin Doğan, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Cevat Temel Özkaynak ve Aydan Erol'un kalan cezalarını affetmesi, yıllardır cezaevinde bulunan Madımak mağdurlarını akıllara getirdi. Darbeci generaller, "sürekli hastalık ve kocama hali" kapsamında affedilmişlerdi. Benzer sağlık sorunları bulunan Madımak davası sanıkları ise içeride yaşlandı.</p>

<p><img alt="Mdmkj" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/mdmkj.webp" width="1000" /></p>

<p>Sivas davasında şu an cezaevinde 23 hükümlü var. Bunlar:</p>

<ul>
 <li>İbrahim Duran</li>
 <li>Muhsin Erbaş</li>
 <li>Cafer Tayyar Soykan</li>
 <li>Harun Gülbaş</li>
 <li>Yunis Karataş</li>
 <li>Harun Yıldız</li>
 <li>Faruk Ceylan</li>
 <li>Adem Kozu</li>
 <li>Bekir Çınar</li>
 <li>Ahmet Oflaz</li>
 <li>Zafer Yelok</li>
 <li>Erol Sarıkaya</li>
 <li>Faruk Sarıkaya</li>
 <li>Ekrem Kurt</li>
 <li>Erkan Çetinkaya</li>
 <li>Faruk Belkavli</li>
 <li>Bülent Düvenci</li>
 <li>Mevlüt Atalay</li>
 <li>Ali Kurt</li>
 <li>Kenan Kale</li>
 <li>Uğur Yaraş</li>
 <li>Halil İbrahim Düzbiçen</li>
</ul>

<p>7’si Sivas E Tipi Cezaevi’nde, diğerleri ise Tokat T Tipi Cezaevi’nde kalıyor.</p>

<h2><strong>33 Yıl Oldu</strong></h2>

<p>Bülent Düvenci, Cafer Tayyar Soykök, Muhsin Erbaş ve Faruk Ceylan 1993 yılından bu yana 33 yıldır cezaevindeler. 59 yaşındaki Ceylan, adeta içeride yaşlandı. Ceylan cezaevine girdiğinde daha 28 yaşında, hayatının baharındaydı. Şu an 60 yaşında olan Erbaş ile 70 yaşındaki Soykök de öyle. Onların da hayatları cezaevinde geçti. Bülent Düvenci ise cezaevinde 80 yaşını tamamladı. 49 yaşındayken içeri alınan Düvenci’de demans başlangıcı var, kalp kapakçığı da yüzde 46 oranında çalışıyor.</p>

<p>28 Şubat davalarıyla yakından ilgilenen Av. Selçuk Kar ve Av. Kaya Kartal, darbeci generallere uygulanan “sürekli hastalık ve kocama hali kapsamındaki affın” Madımak sanıkları için de uygulanması gerektiğini ifade etti. Av. Kar, “Bu insanlar 33 yıldır cezaevinde. Çoğunun yaşı 70-80'i geçti, hastalıkları da var. Onlarla ilgili de af mekanizmasının işletilmesi gerekiyor. Kaldı ki Madımak’ta birçok provokatör vardı ve onların eylemi 28 Şubat darbecilerinkinden ağır değildi” dedi.</p>

<h2><strong>Madımak’ta Sırf Slogandan Dolayı Müebbet Aldılar!</strong></h2>

<p>Sivas davası mağdurlarından Bülent Düğenci yeniden yargılama için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş ve ret cevabı almıştı. Bülent Düğenci ve eşi Buket Düğenci yıllardır kendilerine uygulanan bu hukuksuzluk için mücadele veriyor. 33 yıldır Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi'nde olan eşi adına konuşan Buket Düğenci şunları söyledi:</p>

<p>“Madımak davasında olayda dahi olmayan mazlumlar olarak insan öldürmekten ve yakmaktan değil uydurulmuş bir slogandan müebbet aldık. ‘Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak.’ Biz tahliye, af istemiyoruz sadece dosyalarımızın açılıp hakkıyla incelenmesini istiyoruz. Adil şekilde yargılanıp özgürlüğümüze kavuşmak istiyoruz. Bu vebalden ancak bu şekilde kurtulabilirler. Eşim Madımak Oteli yakıldığında şehir dışındaydı. Eşim o gün saat 17’ye kadar işteydi. İşten çıktıktan sonra saat 19’dan sonra Sivas’tan İstanbul’a doğru otobüs şoförü olarak sefere çıktı. Bunun birçok şahidi var. Bunu belgeleriyle ispatlamamıza rağmen bunlar mahkemede dikkate bile alınmadı.<br />
Eşimin yakalanması ile ilgili gazeteler ve televizyonlarda sansasyonel haberler yapıldı. Bu kadar gündeme geldiği için de mahkeme onu bırakmadı ve ceza verdi. Eşimin ceza almasını sağlayan polislerden birisi eşimi kolundan tanıdığını ifade ediyor. Biz o polis memuruna ulaştık, kendisi vicdan azabı çektiğini söyledi. Kendilerine isim listeleri verildiğini ve o isim listeleri doğrultusunda kişileri teşhis ettiklerini söyledi. Eşimi tanımadığını ve kendisine verilen listede ismi olduğu için onun üzerine ifade verdiğini anlattı. Biz bunu mahkemeye sunduk. Mahkeme bunu kabul etmedi ve ilk ifadenin geçerli olacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>Biz eşimle beraber ceza alan diğer kişilerin yeniden yargılanmasını ve bununla beraber dosyaların hakkıyla incelenmesini istiyoruz. Üstün körü bir şekilde incelenmesini istemiyoruz. Eşimin orada bulunduğuna dair resmi bir delil göstersinler, beni de çocuklarımla beraber bizi cezaevine atsınlar. Madımak’ta 33 kişi öldü, ondan sonra 33 kişiye de ceza verildi. Onlar orada ölen 33 kişiye karşı 33 kişiye ceza vererek kısas yaptılar. Dava 111 kişiyle başladı. Ayrıca Madımak’ta 33 kişinin yanarak öldüğünü söylüyorlar, bu da doğru değil. Orada ölenlerden 12-13 kişi kurşunla öldü. Otelin içinde Arif Sağ’ın kullandığı silahtan çıkan kurşunlarla bu kişilerin öldüğü belirtildi. Ama Arif Sağ’ın kullandığı o silah kayboldu. Biz bunları da belgeledik, ama bunlar da örtbas edildi. Dosya Yargıtay’da üç defa delil yetersizliğinden bozulmasına rağmen mahkeme cezada ısrar etti. O dönemde Hükümette SHP vardı. Yargılama döneminde onlar vardı. Yargıya onlar baskı yaptı.</p>

<p>Başbağlar’da yaşanan katliamın da gündeme gelmesini istiyoruz. 2 Temmuz’da Madımak’ta ölenler nasıl hatırlanıyorsa 5 Temmuz’da Başbağlar’da katledilenler de hatırlansın. Sadece Madımak’ın hatırlanıp Başbağlar’ın hatırlanmaması bizi üzüyor. Başbağlar’da ölenler insan değil miydi? Onlarda ana-baba kuzusu değil miydi?”</p>
</blockquote>

<p><img alt="Wew" class="detail-photo img-fluid" height="660" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/wew.webp" width="1000" /></p>

<p>Kimi hapiste öldü kimi çıktıktan sonra. Yazar Arzu Erdoğral, “Madımak’ta slogandan müebbet aldılar!” başlıklı yazısında Sivas davası mazlumları için şunları dile getiriyor: “Sivas olayları davasında aldığı idam cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen ve 27 yıl suçsuz yere cezaevinde yatan Ahmet Turan Kılıç ise hasta ve yatalak olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı affıyla cezaevinden çıkarılmıştı. Sivas Davası mağduru Ahmet Turan Kılıç, 2021 yılında ömrünü cezaevinde geçirdikten sonra vefat etti. Yıllar önce oğlu ile görüştüğümde olaydan 5 gün sonra babasının evden alındığını belirten Necdet Kılıç, Sivas Emniyeti'nde tutulduğu sırada, mesleği televizyon tamirciliği olduğundan, çalışmayan bir videoyu çalıştırması için üst kata götürüldüğünü ve ekranda Müslümanlara küfreden Aziz Nesin'i gördüğünde “Bu kim?” diye sorduğunu ifade etmişti. Orada bulunan bir komiserin; “33 kişiyi yaktınız.” demesi üzerine babasının komisere “Ben mi yaktım? Git yakana söyle.” şeklinde çıkıştığını anlatan Necdet Kılıç, tartışma sonrası babasının tutuklandığını ve o komiserin ayarladığı 7 polisin de yalancı şahitlik yaparak; “Bu adam Madımak'ta en ön saftaydı, gördük.” dediklerini anlatmıştı."</p>

<h2><strong>Sivas Dâvâsı Yeniden Görülsün!</strong></h2>

<p>Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av. Mustafa Kuran 2022’de yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Sivas Davası’nda verilen müebbet kararlarının çok ağır olduğunu herkes kabul ediyor. Delillerin bu cezayı gerektirecek ölçüde olmadığını maşeri vicdan kabul etmiştir. Davanın yeniden görülmesinde fayda vardır. Adaletin tecellisinde cezaevinde olanların mağduriyetlerinin izalesi zımnında mutlak manada yeniden görülmesi, yeni deliller karşısında mahkemenin bunu değerlendirmesi gerekir. Siyasilerin de bu mevzuda kararlı olmalarında fayda mülahaza ediyorum. Mahkemede tek taraflı olarak kararının verildiği açık ve nettir. Bu davada kararın olayın hemen evvelinde değil, 28 Şubat sürecinde verilmiş olması da manidardır. Menfi havanın tesiri altında verilmiş Sivas Davası kararlarının düzeltilmesi adına hukuken, vicdanları rahatlatmak için yerinde olacaktır. Davanın yeniden görülmesi için yeni delillerin bulunması karşısında mahkemenin yeniden dosyayı yeniden gündeme alması ve duruşma yapması zaruridir. Burada yeni belge, yeni deliller fazlasıyla vardır.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Buna Karşılık Başbağlar Katliamı Yapıldı!</strong></h2>

<p>Madımak hadisesinden üç gün sonra Erzincan Başbağlar'da PKK kisvesiyle Alevi militanlar tarafından 33 Müslüman Madımak’ın intikamı olarak öldürülmüştür. Bu olay doğrudan kasıtla işlenmiş ve faillerin yakalanmış olmasına rağmen o zamanın CHP idaresi sayesinde şüpheliler adliyenin bir kapısından girip öbür kapısından çıktılar. Ama Sivas davası zanlıları hâlâ sürünmektedir. Müslümanlar haklarını aramakta sessiz kalırken (Başbağlar gibi) İslâm düşmanları Madımak üzerinden yaygara koparmaya devam etmektedir. Bugün bu konu konuşulmuyor, çoluk çocuk katledilmişti. Başbağlar Katliamı’nın üzerinden tam 31 yıl geçti! Adalet hala sağlanmadı! Madımak Otel'de ölenlerin intikamı olarak 5 Temmuz 1993'te PKK tarafından gerçekleştirilen Başbağlar Katliamı'nda 33 kişi katledildi ve köy yakıldı. Katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen adalet sağlanmadı. Sağ kurtulanlar olayın dehşetini unutamazken, bu katliam Türkiye'nin karanlık geçmişinin bir simgesi olarak hafızalarda yer edinmiş durumda.</p>

<p><img alt="Başbağlar" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/basbaglar.gif" width="1200" /></p>

<p>5 Temmuz 1993’de Türkiye'de tarihin en karanlık günlerinden biri olan Başbağlar Katliamı, tarihi olarak Müslüman Anadolu insanına karşı gerçekleşmiş en büyük katliamlardan biridir. 5 Temmuz Pazartesi akşamı 20.00'de başlayan katliam saat 22.00'ye kadar sürdü. Köyün giriş çıkışları tutuldu, telefonlar kesildi. Gece 01.00 sularında Başpınar Jandarma Karakolu'na haber verildiği halde ihbara itibar edilmedi. Sabah 05.00 sıralarında komşu köye sığınan bir vatandaşın, İstanbul'daki oğlunu, oğlunun da Kemaliye Kaymakamını aramasıyla devlet olaydan haberdar oldu.</p>

<h2><strong>Erkekleri Kurşuna Dizdiler</strong></h2>

<p>Ezanın okunduğu sırada camiye giren PKK’lılar cemaati zorla dışarı çıkardı. 1,5 saat örgüt propagandası yaptıktan sonra tüm erkekler kurşuna dizildi, burada 29 kişi şehadete erişti. Daha sonra köy ateşe verildi ve 214 ev, köy okulu, köy camii, halkevi yakıldı. Yakılan evlerde saklanan 1'i kadın 4 kişi de yanarak şehid oldu. Köylülerin kendi imkânları ile yaptırdığı okul, cami, köy odaları, imam evi, mahalle odaları, öğretmen lojmanı, yüzlerce hayvan; lav silahları, el bombaları, dinamit ve yanıcı kimyasallarla yakıldı.</p>

<p>33 kişinin şehadetiyle sonuçlanan Başbağlar katliamını yapan zihniyet belliydi ve 2 Temmuz'da Madımak'a misillemede bulunulduğu son derece aşikârdı. Çünkü köylüleri meydanda toplayıp 1,5 saat propaganda yapan ve halkı kurşuna dizen katiller, "Sivas'ın intikamı alındı." diyorlardı. İsa kod adlı teröristin yönettiği 100 kişilik bir grup, Başbağlar köyüne baskın düzenledi. Saldırganlar ilk olarak köyün telefon ve elektrik hatlarını keserek iletişimi kesti. Akşam ezanını yarım bıraktıran PKK’lılar, köyün erkeklerini meydanda toplayarak acımasızca kurşuna dizdi. Ardından köyü ateşe veren PKK'lılar, 33 kişinin ölümüne, 3 kişinin de yaralanmasına sebep oldu. Saldırıda çok sayıda ev ve iş yeri de yakılarak kullanılamaz hale getirildi.</p>

<p><img alt="Başbalar" class="detail-photo img-fluid" height="561" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/basbalar.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Madımak Kadar Konuşulmadı</strong></h2>

<p>Madımak üzerinden yıllardır koparılan yaygaranın çeyreği, kundaktaki bebeklerin ve savunmasız köylülerin kurşuna dizildiği Başbağlar Katliamı için yapılmadı. İslâm düşmanları ve sol ittifakı 2 Temmuz’u dillerinden düşürmezken, 5 Temmuz’da yaşanan vahşeti perdelemek, unutturmak istedi. Müslüman Anadolu insanının kanı akıtıldığında sus-pus olan rejim ve medya, Başbağlar’ın feryadını sümen altı ederek adaletin yerini bulmasını engelledi; ancak bu çifte standart maşerî vicdanda asla kabul görmedi.</p>

<h2><strong>“Burada bir soykırım yaşandı”</strong></h2>

<p>Yaşanan katliamdan yaralı kurtulan Başbağlar köyü eski muhtarı Ali Akarpınar şunları ifade etti:</p>

<blockquote>
<p>"Burada bir soykırım yaşandı. Katliamdan ben de yaralı kurtuldum. 28 sivilin yanı sıra burada evleri, hatta evlerin içindeki 5 köylümüzü yakarak katledenler vahşetin adını Başbağlar koydular"</p>
</blockquote>

<p>Başbağlar Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya ise süreci şöyle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>“5 Temmuz akşam saat 20.00’da başlayan PKK’lıların eylemleri saat 22.00’ye kadar devam etti. Tabi teröristler dört koldan köyü basmışlar, telefonları kesmişler, giriş-çıkışları tutmuşlar, evleri talan edip ne var ne yok ziynet eşyalarına varana kadar hepsini almışlar götürmüşler. Aralarında kadınların da olduğu 5 kişi de sığındıkları evlerin ateşe verilmesiyle yakılarak öldürülmüştü. Köydeki evlerin büyük bölümü, köy okulu, köy camisi ve halkevi de ateşe verilmişti. Saldırı sırasında, köyün telefon ve elektrik hatları kesilmişti.”</p>
</blockquote>

<h2><strong>Bu İnsanlık Suçunun Hesabı Sorulmadı!</strong></h2>

<p>Aradan uzun zaman geçmesine rağmen katliam, failleri noktasında hukuki olarak aydınlatılamamış, katiller hak ettikleri cezaya çarptırılmamış, katliamın acısı kalplerde yara olarak kalmıştır. Katliamın aydınlatılması, sadece gerçeklerin ortaya çıkması için değil, toplumsal barış ve adaletin tesis edilmesi için de gereklidir.</p>

<p>Katliamdan sağ kurtulanlar, olayın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen acılarının hala taze olduğunu belirtiyor. Olay sırasında 11 yaşında olan İsa Parto, "Babaannemle evdeyken teröristler geldi ve bizi dışarı çıkardı. Köyü ateşe verdiler. Dereye gittiğimizde babamı, dedemi ve akrabalarımı ölmüş buldum" diyerek yaşadığı dehşet dolu anları anlattı. Bir diğer mağdur Hafize Çelik Parto ise "Bize 'Allah'ınız varsa gelsin sizi kurtarsın' dediler. Arkadaşına 'Şaban ölmedi, birkaç tane daha sık' diye bağırdı. Sonra da evimizi yaktılar" sözleriyle katliamın vahşetini gözler önüne serdi.</p>

<p>Başbağlar katliamı, Türkiye'nin tarihinde kara bir leke olarak duruyor. Katliamda yakınlarını kaybedenler olayın tam olarak aydınlatılmasını ve sorumluların cezalandırılmasıyla acılarının bir nebze olsun hafiflemesini umuyor! Azmettiriciler ve gerçek faillerin ortaya çıkması için çalışılmadıkça, Başbağlar katliamı davası akim kalmaya mahkûm olacaktır. Haksız yere 31 yıldır içeride olan Sivas Davası'nın mağdurları adalet bekliyor! Aziz Nesin ve Alevi-sol kesimlerin tahrikleriyle başlayıp 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan Madımak Otel’deki yangının faturası, Sivas Davası’nın mağdurlarına kesildi. Uydurma deliller, asılsız fişlemeler ve bürokrasi-yargı oyunlarıyla nice masum Müslüman ve aileleri suçlu gösterildi.</p>

<p><strong>Kaynak</strong>: Baran Dergisi arşivi ve haber ajansları</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/uzerinden-33-yil-gecti-madimakta-neler-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/madimakk.webp" type="image/jpeg" length="57271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zeka şirketleri İsrail'in emrinde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-sirketleri-israilin-emrinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-sirketleri-israilin-emrinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD merkezli veri analizi ve yazılım şirketi Palantir'in kurucu ortaklarından Alex Karp, kendisinin İsrail'e en açık şekilde destek veren CEO olduğunu belirtti. İsrail'in Gazze'deki ve Lübnan'da saldırılarında Palantir'in yazılımlarını kullandığı ortaya çıkmıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karp, CNBC kanalında yayımlanan Squawk Box programında, İsrail yanlısı açıklamalarını yineledi.</p>

<p>Programda, yeni yapay zeka modellerini de ele alan Karp, "İsrail'e en açık şekilde destek veren CEO benim. Bence İsrail iyiliğin tarafında." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İSRAİL'İ DESTEKLEMEKTEN GURUR DUYUYOR</strong></h2>

<p>Karp, İsrail'e ve diğer tüm ülkelere yönelik pek çok "haklı eleştirilerin" olduğunu belirterek "ABD ile İsrail arasında her zaman bir uyuşmazlık olacak, tam bir uyum asla sağlanmayacak ve bunda hiçbir sorun yok. Benim görüşüm, onların çok önemli bir ortak olduğu ve onları desteklemekten gurur duyduğumuz." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kamuoyu önünde İsrail'e ilişkin konuların ele alınmasının "kolay olmadığını" savunan Karp, "İsrail’e yönelik meşru eleştiriler var. İsrail’i eleştirenlerin yarısı, İsrail’in var olması gerektiğine inanmıyor bile ve bu bir gerçek. Bu yüzden, özelde söylediğim şeyleri burada dile getirerek onların ekmeğine yağ sürmek istemiyorum." diye konuştu.</p>

<p>Karp, 2024'te New York Times gazetesine verdiği röportajda, ABD hükümeti ile Ukrayna ve İsrail dahil çeşitli ülkelere sağlanan destekler konusunda geri adım atmayacaklarını söylemişti.</p>

<p>Mart 2024'te CNBC'ye verdiği röportajda da Karp, şirketin İsrail'deki faaliyetlerine değinerek, 7 Ekim 2023'ün ardından kısa süre içinde sahada yer aldıklarını ve operasyonel açıdan kritik görevlerde rol üstlendiklerini savunmuştu.</p>

<p>Nisan 2025'te "Hill and Valley Forum" etkinliğinde bir protestocunun, Palantir'in yapay zeka teknolojilerinin Gazze'de Filistinlileri öldürmekte kullanıldığı yönündeki eleştirisine Karp, "Evet bu doğru, çoğunlukla teröristleri." yanıtını vermişti.</p>

<p>Karp, All-in-Summit 2025'teki konuşmasında İsrail'in Gazze'deki "terörist-sivil öldürme oranının" kendi yazılımlarını kullanmaları sayesinde "insanlık tarihindeki en iyi oran" olduğunu iddia etmişti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zeka-sirketleri-israilin-emrinde</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/sirket-yapay-zeka.webp" type="image/jpeg" length="20416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Bölgenin güvenliği, ABD'nin çekilmesiyle sağlanabilir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-bolgenin-guvenligi-abdnin-cekilmesiyle-saglanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-bolgenin-guvenligi-abdnin-cekilmesiyle-saglanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, CENTCOM’un Bahreyn’de düzenlediği bölgesel güvenlik toplantısına tepki göstererek, bölge güvenliğinin ABD’nin çekilmesi ve ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesiyle sağlanabileceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bölge güvenliğinin ABD'nin çekilmesi ve ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesiyle sağlanabileceğini belirtti.</p>

<p>Garibabadi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlediği askeri toplantıya tepki gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahreyn'de düzenlenen askeri bir toplantının Basra Körfezi için hukuki ve güvenlik düzeni oluşturamayacağını savunan Garibabadi, 'Bölgenin güvenliği, dış müdahalelerin sona ermesi, ABD'nin bölgeden çekilmesi, ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve yeni jeopolitik gerçekliklerin kabul edilmesiyle sağlanabilir, Amerika'nın askeri şemsiyesi altında değil.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Garibabadi, Hürmüz Boğazı'nın CENTCOM'un değil, Tahran yönetiminin belirlediği çerçevede tanımlanabileceğini kaydetti.</p>

<p>CENTCOM, dün, Bahreyn Savunma Kuvvetleri'nin ev sahipliğinde Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Yemen'den üst düzey askeri yetkililerin katılımıyla bölgesel güvenlik toplantısı düzenlediğini açıklamıştı.</p>

<p>Toplantıda bölgedeki mevcut güvenlik ortamı, savunma alanındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişinin sürdürülmesine yönelik adımların ele alındığı duyurulmuştu.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-bolgenin-guvenligi-abdnin-cekilmesiyle-saglanabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/1782968973414-1781152986165-abd-iran-2454862-1024-x-576.jpg" type="image/jpeg" length="34863"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşa kazınan Kur’an: Kaya yazıtları neyi ispatlıyor?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tasa-kazinan-kuran-kaya-yazitlari-neyi-ispatliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tasa-kazinan-kuran-kaya-yazitlari-neyi-ispatliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazıtlarda yer alan bütün ayetlerin hicri birinci yüzyıla, Allah Resulü ve Hz. Ebubekir dönemlerine tarihlenen mushaflarla birebir aynı olması; spekülatif çevrelerin inşa ettiği temel tezlerin arkeolojik verilerle çökmesine sebep oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suudi Arabistan Kültür Mirası Komisyonu geçtiğimiz haftalarda Medine kırsalındaki el-Mehd bölgesinde tespit edilen erken dönem İslami kaya yazıtlarına dair fotoğraf ve videoları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye'de Anadolu Ajansı üzerinden servis edilen haber, sanki bu yazıtlar ilk kez bulunmuş gibi bir izlenim yarattı. Oysa mesele bundan ibaret değil. Suudi hükûmetinin yaptığı, onlarca yıldır akademik camianın bildiği bir alanı turizm ve prestij amacıyla dünyaya duyurmaktan ibaret. Bu yanlış algı, kimi çevrelerde temkinli bir kuşkuya, kimilerinde ise doğrudan saldırganlığa varan tepkilere yol açtı. Meseleyi hem bilimsel hem de teolojik boyutuyla ele almak gerekirse aslında tablo şöyle: Kuşkular büyük oranda temelsiz; zira söz konusu yazıtlar otuz yılı aşkın süredir, dünyanın dört bir yanından akademisyenin yürüttüğü kurumsal projeler eşliğinde belgeleniyor. Eleştiri getiren ilk cenah, Suudi yönetimine duyulan genel bir güvensizlik sebebiyle keşiflere suizanla yaklaşıyor.</p>

<p>İkinci ve çok daha sistematik bir itiraz dalgası ise Kur'an metninin tarihsel süreçte değiştiğini, dönemsel olarak manipüle edildiğini veya bazı ayetlerin metne sonradan eklendiğini iddia eden yerli ve yabancı spekülatif çevrelerden geliyor. Bu çevreler, söz konusu kaya yazıtlarını bilimsel değerden yoksun "rastgele çizikler" olarak niteleyerek bulguları önemsizleştirmeye çalışıyor. Ancak bu yaklaşımın arkasında ideolojik bir sıkışmışlık var: Erken dönem İslami yazıtların bir kısmı, tam da bu spekülatif teorilerin "sonradan ekleme" olduğunu iddia ettiği Kur'an ayetlerini (örneğin Tevbe Suresi'nin son iki ayetini) hicri ilk asırda taşa nakşedilmiş hâlde gün yüzüne çıkarıyor. Dolayısıyla ortaya konan somut arkeolojik veriler, bu çevrelerin üzerine inşa ettikleri temel tezleri doğrudan ve bilimsel olarak çürütmüş durumda.</p>

<p>Şimdi asıl soruya gelelim: Bu yazıtlar gerçekten bilimsel bir zeminde mi inceleniyor? Cevap kesin biçimde evet. 1994 yılında Michael Macdonald ve Leila Nehmé öncülüğünde kurulan, Ohio State Üniversitesi bünyesindeki OCIANA (Online Corpus of the Inscriptions of Ancient North Arabia) projesi, bölgedeki binlerce yazıtı dijital bir havuzda topluyor. CNRS, Arc'Orient ve Huma-Num gibi Fransız araştırma kurumlarının yürüttüğü Antik Arabya atlas projesi, Yemen'den Suriye'ye uzanan geniş bir coğrafyadaki arkeolojik çalışma alanlarını haritalandırıyor. DASI (Dijital Arşiv-İslam Öncesi Arap Yazıları) projesi de aynı şekilde sahayı sistemli biçimde kayıt altına alıyor. Bu yapılar, sokaktan geçen birinin taşa bir şeyler kazıyıp fotoğraf çekmesiyle karıştırılacak gelişigüzel girişimler değil; kurumsal, hakemli ve uluslararası bir bilim alanıdır.</p>

<p>Konunun akademik kökleri de eskiye dayanıyor. 2008'de NBC News'te Jennifer Viegas imzasıyla yayımlanan bir haber, St. Andrews Üniversitesinden Prof. Robert Hoyland'ın incelediği bir kaya yazıtının, Kur'an metninin erken dönemde noktasız yazılma sebebine ışık tutabileceğini duyurmuştu. Bugün ise alanın en üretken isimleri Ahmed Al-Jallad ve Hythem Sidky; ikilinin "ketebe", "karae" ve "semi'a" kalıplarının yazıtlarda nasıl geçtiğine dair çalışması, Uluslararası Kur'an Araştırmaları Birliği (IQSA) bünyesinde yayımlandı. Japon arkeologların Tebük bölgesindeki yazıtlar üzerine hakemli çalışması, Kuveyt Üniversitesinden araştırmacıların Hz. Ebubekir'e atfedilen bir yazıt üzerine yaptığı paleografik analiz, Jimmy Mahardika'nın Hicaz'daki erken İslami yazıtların Dan Gibson'ın tartışmalı Petra tezini çürüttüğünü gösteren makalesi -bunların hepsi sahadaki onlarca akademik yayından yalnızca birkaçı.</p>

<p>Peki tarihlendirme nasıl yapılıyor? Üç temel veri kullanılıyor: yazı stili (paleografya), gramer özellikleri -Kur'an dönemi Arapçasıyla sonradan sistematikleşen klasik gramer arasındaki farklar- ve mineral/taş analizleri. Bunlara bir de yazıtlardaki imzalar eklenmeli. Ka’b bin Malik (ö. 50H), Zeyd bin Sabit, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Fadl bin Abbas (ö. 13H) gibi sahabe isimlerinin yazıtlarda geçmesi hem metnin tarihini hem de bu şahsiyetlerin tarihsel gerçekliğini bağımsız biçimde teyit ediyor. Hz. Osman'ın hicri 36'daki katlini anan bir yazıt, İslam tarihinin bir vakıasını taşın diliyle doğruluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçerik açısından da dikkat çekici bir örüntü var: yazıtların neredeyse tamamı ya doğrudan Kur'an ayeti ya bir dua ya da Resulullah'a salavat formülünden oluşuyor. Mücadele 21, Taha 14, Enam 67, Bakara 285-286, Maide 44, Al-i İmran 200, Sad 26, Nisa 87, Vakıa 28-40 ve İhlas suresinin tamamı gibi pek çok ayet, hicri birinci ve ikinci asırlara tarihlenen yazıtlarda harfiyen yer alıyor. Bu metinler, bugün elimizdeki mushaftan herhangi bir farklılık göstermiyor. Bu da Kur'an'ın Emeviler ya da Abbasiler döneminde yazıldığına, Süryaniceden devşirildiğine veya İslam'ın ilk merkezinin Mekke değil Petra olduğuna dair Batı kaynaklı revizyonist tezleri taşın diliyle çürütüyor.</p>

<p><strong>Önümüzdeki tablo net: </strong></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Yazıtlarda yer alan bütün ayetler hicri 1. yüzyıla, hem de Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir dönemlerine tarihlenen mushaflarla birebir aynıdır. Dolayısıyla bu arkeolojik kanıt, Kur’an’ın “önceleri Süryanice olduğu”, “Hz. Osman döneminde yakılıp yeni bir Kur’an yazıldığı”, “Hz. Muhammed’in yaşamadığı ve İslam tarihinin tümüyle kurgulandığı”, “Abbasilerce yazıldığı”, “Mekke’nin değil Petra’nın Hacc merkezi olduğu”, “Tevbe 128-129, Felak, Nas ve Fatiha ayetlerinin Kur’an’dan olmadığı, sonradan eklendiği”, “Resulullah döneminde Kur’an’ın toplanmadığı/ Kur’an adında bir kitap hâlinde olmadığı”, “Hz. Muhammed’in aslında Kur’an’ı gelecek nesillere bırakmak gibi bir niyetinin olmadığı” gibi tüm iddiaları çöpe atmaktadır. Siyer arkeolojisi; Hz. Muhammed'in hayatı ve sahabe dönemine dair isimlerin ve olayların kayalarda yer alması, "karanlık dönem" iddialarını ortadan kaldırarak tarihsel gerçekliği pekiştirmektedir.</li>
 <li>Elimizdeki ayetlerin sure içlerindeki sıralamalarının da aynı olduğunu, besmelenin de sure başlarında ayet şeklinde aynı düzenle yazıldığını görüyoruz.</li>
 <li>Yazıtlar, İslam’ın ilk döneminde ilah edinilmedikçe/dinî bir anlam yüklenmedikçe dünyevi olarak insan ve hayvan resimleri çizilebildiğini de kanıtlamaktadır.</li>
 <li>Yazıtlarda, sahabe ve çocuklarının dinî kültürünün Kur’an merkezli olduğunu, edilen duaların da ayetlerden mülhem yazıldığını okuyoruz.</li>
 <li>Bu kadar geniş ve sarp bir coğrafyaya yazılan ve pre-historik dönemden geç dönemlere kadar yüzlerce arkeolojik bulgunun sahtecilik eseri olamayacağı, uluslararası bilim dünyasının denetiminde ve üzerinde çalıştığı bir havuzdan bahsettiğimiz de başka bir gerçek.</li>
 <li>Sahtecilik kuşkusu elbette hep akılda tutulmalı ancak bu kuşkuyu bilimsel kanıtlarla delillendirmeli. Aksi hâlde keşiflere gözlerini kamaştırdığı için ışığa düşmanlık etmekten başka bir anlamı yoktur.</li>
 <li>Arkeolojik bulguları değerlendirdiğimiz detaylı analizde (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lNqiS6QRzOo" rel="nofollow" target="_blank" title="(opens in a new window)">https://www.youtube.com/watch?v=lNqiS6QRzOo</a> ) de gösterdiğimiz üzere somut arkeolojik veriler, İslami ilimlerle iştigal eden tahkik ehli için de yeni pencereler açmaktadır.</li>
 <li>Hz. Muhammed ve sonrası dönemde özellikle bir sefere (bu bazen savaş, bazen hac, umre ya da ticaret) çıkan insanlar, o yoldan geçen insanlar ve gelecek nesiller okusunlar diye tebliğ ve dua içerikli ayetler yazmışlardır.</li>
 <li>Yazıtların doğruluğu için şu işlemler eşit oranda yapılmaktadır:</li>
</ol>

<p>A-Mineral ve Kaya Analizi: Kazıma yüzeyindeki mineral birikimi ve erozyon seviyelerinin ölçülmesi.</p>

<p>B-Paleo-Arapça İncelemeleri: Harf stillerinin (Hicaz, Kufi vb.) tarihsel evrimle uyumu.</p>

<p>C-Filolojik Analiz: Erken dönem Arapça grameri ile sonraki yüzyıllarda sistematikleşen gramer arasındaki farkların tespiti.</p>

<p>D-Tarihsel İmzalar: Yazıtlarda ismi geçen şahısların (sahabe ve tabiin) ve olayların (fetihler, hapis tarihleri) tarihsel kronolojiyle eşleşmesi.</p>

<p>E-"Yabancı uzmanların sürece dâhil edilmediği" iddiası yanlıştır. Projelerde Fransız, Amerikalı, İngiliz ve Japon arkeologlar aktif olarak yer almaktadır (Örneğin; Robert Hoyland, Ahmed Al-Jallad, Hythem Sidky).</p>

<ol start="10" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Mezhepler Üstü Kimlik: Erken dönem yazıtlarında hurafe, bidat veya sonraki dönemlerdeki Şii-Sünni çatışmasının izlerine rastlanmamakta; sade, Kur'an merkezli ve itidal sahibi bir dindarlık gözlemlenmektedir.</li>
</ol>

<p>Burada asıl mesele yöntem. Şüphe üreten taraf, iddiasının kanıtını sunmak zorundadır. Elinizde sahteciliği gösteren bir kayıt, bir itiraf, bir laboratuvar bulgusu yoksa, bilimsel olarak tescillenmiş bir bulguya karşı sırf rahatsız edici olduğu için kuşku üretmek entelektüel bir tutarsızlıktır. Tıpkı on dokuzuncu yüzyılda dinozor fosillerini "şeytanın bir oyunu" sayan bazı çevrelerin ya da Galile'yi susturmaya çalışan Kilise'nin yaptığı gibi. Galile'nin mahkeme çıkışında söylediği söylenen söz hâlâ geçerlidir: delil, inancın değil; inanç delilin önünde eğilir.</p>

<p>Bu yazıtlar bize yalnızca metinsel bir teyit değil, sahabe ve tabiinin kültürel dünyasına dair bir pencere de açıyor. Dağa taşa nakşedilenler hiçbir zaman hurafe ya da bidat değil; sade, Kur'an merkezli, ahiret eksenli dua ve tebliğ cümleleridir. Bu durum, Türkiye'deki ilahiyat fakülteleri ve arkeoloji ekiplerinin Suudi kurumlarıyla daha sıkı iş birliğine girmesini gerektiriyor. Kur'an arkeolojisinin bir alt dalı olarak gelişmeye aday bu alan, sanıldığının aksine karanlıkta değil; otuz yılı aşkın, kurumsal ve uluslararası bir bilimsel mirasın üzerinde yükseliyor.</p>

<p>Bülent Şahin Erdeğer/fokusplus</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tasa-kazinan-kuran-kaya-yazitlari-neyi-ispatliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/qqq-7.png" type="image/jpeg" length="92185"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan’ı sarsan eş zamanlı suikast girişimleri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yunanistani-sarsan-es-zamanli-suikast-girisimleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yunanistani-sarsan-es-zamanli-suikast-girisimleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'ın Selanik kenti, iktidardaki Yeni Demokrasi (ND) Partisi yöneticilerini hedef alan organize patlamalarla sarsıldı. ND Partisi yöneticisi Afroditi Nestora'nın ikamet ettiği binaya kamp tüpüyle hazırlanan el yapımı bir patlayıcı yerleştirildi. Sabahın erken saatlerinde infilak eden düzenek, Nestora'nın annesinin ölümüne ve aralarında siyasetçinin de bulunduğu beş kişinin yaralanmasına sebep oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Eş zamanlı patlamalar ve büyük hasar</strong></h2>

<p>Şiddetli patlama, açık otoparktaki araçları ve motosikletleri tamamen hurdaya çevirdi; ardından çıkan yangın binanın birinci katındaki dairede büyük hasara sebep oldu. Aynı saatlerde Selanik'in farklı noktalarında, Yeni Demokrasi Partisi mensubu iki farklı siyasetçinin evinin girişinde de benzer patlayıcı düzenekler infilak etti. Yetkililer, bu iki olaydaki şahısların saldırıdan sağ kurtulduğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hastanede öldü</strong></h2>

<p>Patlamanın merkezinde yer alan ve ağır yaralı olarak Hipokratio Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırılan 70 yaşındaki anne, doktorların tüm müdahalelerine karşın kurtarılamadı. Saldırının hedefindeki isim Afroditi Nestora, önceliğinin ailesinin sağlığı olduğunu belirterek, bu tür eylemler karşısında cesaretini daima koruyacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>Miçotakis: Failler adalete teslim edilecek</strong></h2>

<p>Olayın duyulmasının ardından Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Hipokratio Hastanesi'nde tedavi gören yaralıları ziyaret etti. Miçotakis, bu eylemi "alçakça ve doğrudan can almaya yönelik bir girişim" sözleriyle tanımladı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yunanistani-sarsan-es-zamanli-suikast-girisimleri</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/yunanpatlama.webp" type="image/jpeg" length="88754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' davasının 60. duruşması sona erdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinin-60-durusmasi-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinin-60-durusmasi-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü'ne ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşmasında, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunması alındı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada, dün başladığı savunmasına devam eden tutuklu sanık Ongun, firari sanıklardan Emrah Bağdatlı'yı 20 yıldır tanıdığını, çok sevdiğini ve arkadaşı olduğunu söyledi.</p>

<p>Ongun, 'Emrah, İletişim Koordinatörlüğüne haftanın bir ya da iki günü gelir, bazen gelmezdi. Geldiğinde de zaten en fazla 1-2 saat kalırdı. Benim odama gelirdi, benim yanıma otururdu. Emrah Bağdatlı'nın medya, prodüksiyon, film ve etkinlik alanında 15 yıllık ortağıyla beraber şirketleri var, bir tecrübesi var. Doğal olarak benim de tanıdığım, bildiğim insanlardan bu alanların en sağlıklı şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına yürütülmesi için fikir danıştığım, fikrini aldığım pek çok insan vardır. Onlardan bir tanesi de benim yakın arkadaşım Emrah Bağdatlı'dır.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Emrah Bağdatlı'nın danışmanı olmadığını, kendisinin danışmanlık görevi olduğunu söyleyen Ongun, danışmanın danışmanı olamayacağını savundu.</p>

<p>Sanık Ongun, üzerine atılı suçlamaları reddederek, savunmasını tamamladı.</p>

<p>Cumhuriyet savcısının, 'İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker yargılama aşamasındaki savunmasında, Emrah Bağdatlı'yı sizin danışmanınız olarak bildiğini, bu durumu da kendisine sizin söylediğinizi ifade etti. Neler diyeceksiniz?' sorusuna sanık Ongun, şu yanıtı verdi:</p>

<p>'Emrah Bağdatlı benim danışmanım olsa ben burada 'Emrah Bağdatlı benim danışmanım.' derim. İletişim koordinatörlüğünde, kültürel etkinliklerde birkaç fikrini sormuşumdur. Bunlar gerçektir. Bunlar da bir nevi insanın bildiği alanla ilgili fikrine başvurmak, danışmaktır. Adam benim arkadaşım, işi de biliyor. Niye danışmayayım? Ama derseniz ki 'Emrah Bağdatlı sizin danışmanınız mı?', o zaman benim size evrak sunmam icap eder. Öyle bir evrak yok değerli savcım.'</p>

<p>Sanık Ongun, Cumhuriyet savcısının, 'Tutuklanmadan önce aylık geliriniz nasıldı? Medya AŞ ve başkan danışmanlığı süreciyle ilgili aldığınız maaş var mıydı? Maaş haricinde bir geliriniz oldu mu?' sorusunu da şöyle yanıtladı:</p>

<p>'Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı olarak bir maaş alıyorum. Son aldığım maaş, başkan danışmanı olarak 82 bin lira gibi bir paradır. Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı olarak huzur hakkı alıyorum, 110 bin lira gibi bir huzur hakkım var. Keza ülkemizin ekonomik sorunları nedeniyle faiz oranları çok yüksek olduğu için aylık repoda param vardır, bankada şu an el konulmuş. Onun da geliri var. Poliste verdiğim ifade bu üç gelirin toplamıdır. Beylikdüzü'nde evim var, onun kirası var.'</p>

<p>Cumhuriyet savcısı, 'Bazı beyanlarda hakkınızda, 'haksız zenginleşme' gibi iddialar var. Beykoz'da bir siteye taşınmışsınız. Kira ödeme süreçleriyle ilgili, nasıl bir süreç yürüdü? Kirayı siz mi ödediniz, belediye mi ödedi?' sorusunu sordu.</p>

<p>Sanık Ongun bu soruyu ise 'Bu konunun bana yönelik suçlamalarla bir ilgisi yok. Ben ev kirası konusunda zaten gerekli açıklamayı yine bir basın mensubuna yapmıştım. Ev benim değil, kiracıyım. Böyle bir suçlama da iddianamede şahsıma yöneltilmediği için savcılık sorgumda da emniyet sorgumda da mahkeme sorgumda da böyle bir soruyla muhatap olmadığım için bu soruya yanıt vermemeyi tercih ediyorum.' şeklinde cevapladı.</p>

<p>Çapraz sorgunun tamamlanmasının ardından sanık Ongun'un avukatları savunma yaptı.</p>

<p>Bu arada İçişleri Bakanlığı avukatı söz alarak, suçtan zarar görme ihtimallerine binaen davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, katılma taleplerini ara kararda değerlendireceklerini belirtti.</p>

<p>Duruşma, sanık Ongun'un avukatının savunmasının alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/imamoglu-cikar-amacli-suc-orgutu-davasinin-60-durusmasi-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/imamogluh.webp" type="image/jpeg" length="43942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslâm düşmanı siyonistlerin ezan korkusu!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/islam-dusmani-siyonistlerin-ezan-korkusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/islam-dusmani-siyonistlerin-ezan-korkusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail, işgal altında tuttuğu tarihî Filistin topraklarında ve Doğu Kudüs'te ezanı tamamen susturmayı hedefleyen alçakça bir yasa tasarısını meclisinden geçirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'in azılı İslâm düşmanı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in güdümündeki Yahudi Gücü Partisi vekillerinden Zvika Fogel tarafından sunulan bu küstah tasarı, meclisteki ilk oylamada 36 oya karşılık 50 oyla onaylanarak büyük bir öfkeye sebep oldu.</p>

<p>Utanç verici yasa tasarısının fiilen yürürlüğe girmesi için komisyon görüşmelerinin tamamlanması ve ardından terörist İsrail meclisinde yapılacak üç ayrı oylamadan daha geçmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ezan sesini susturmayı amaçlayan bu düzenlemeyle birlikte, camilerde hoparlör kullanımı doğrudan terörist İsrail'in sözde Çevre Bakanlığı'nın vereceği icazete bağlanıyor. Tasarı, terörist İsrail'in işgalci polislerine camilere diledikleri gibi girme, baskın yapma ve uydurma kısıtlamaları bahane ederek Müslümanlara ağır para cezaları kesme yetkisi tanıyor.</p>

<p>Terörist İsrail'in Çevre Bakanlığı'nın ezan okunmasına hangi kriterlere dayanarak onay vereceği ise metinde tamamen muallakta bırakıldı. Tasarıda gürültü şiddeti, caminin konumu ve yerleşim yerlerine yakınlığı gibi sudan bahaneler sıralanırken, kararın tamamen işgalci bakanlığın keyfi inisiyatifine terk edildiği açıkça görülüyor.</p>

<p>Terörist İsrail'in elebaşı Netanyahu'nun koalisyon ortağı olan Haredi Şas Partisi'nin dini bir kimliğe sahip olmasına rağmen bu tasarıya tam destek vermesi, işgalcilerin İslâm düşmanlığında nasıl tek vücut olduğunu gözler önüne serdi. Tasarıya sert tepki gösteren Birleşik Arap Listesi (RAAM), bu adımı ırkçı ve açıkça din düşmanı bir faşizm olarak nitelendirdi.</p>

<p>Ezan düşmanı tasarıyı meclise taşıyan küstah milletvekili Zvika Fogel ise tüm bu zorba eylemlerin kılıfını hazırlayarak, konunun siyasi bir meseleden ziyade sözde bir halk sağlığı meselesi olduğu yönündeki ahmakça iddiasını savundu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/islam-dusmani-siyonistlerin-ezan-korkusu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/israilmeclis-3.webp" type="image/jpeg" length="24226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rum-Fransız ortaklığı Kıbrıs’ı işgal karakoluna dönüştürüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rum-fransiz-ortakligi-kibrisi-isgal-karakoluna-donusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rum-fransiz-ortakligi-kibrisi-isgal-karakoluna-donusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Fransa ile imzaladığı Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi (SOFA), Doğu Akdeniz’de büyük bir kriz dalgasına sebep oldu. Resmi söylemlerde insani yardım ve savunma işbirliği maskesiyle sunulan anlaşma, Fransız ordusunun adadaki askeri varlığını tamamen meşru ve hukuki bir zemine taşıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İmza altına alınan stratejik belge, Fransız askerlerine ada genelinde geniş yargı muafiyetleri ve operasyonel serbestlik sağlıyor. Fransa, bu hukuki zırhı kullanarak Mari Deniz Üssü ile Baf Hava Üssü’nü kendi küresel çıkarları doğrultusunda süratle modernize etmeye başlıyor. Ağır nakliye uçakları, savaş helikopterleri ve deniz filoları için kapasitesi artırılan bu üsler, Kıbrıs’ı bütünüyle Batı ittifakının askeri lojistik merkezine dönüştürüyor. ABD’nin Rum kesimine yönelik silah ambargosunu kaldırma kararları ve adadaki İngiliz egemen üslerinin hareketliliği de bu kuşatma planını açıkça destekliyor.</p>

<p>Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, atılan bu imzalar 1960 Garanti Antlaşması’nı açıkça ihlal ediyor. Rum idaresi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve haklarını çiğneyerek tek taraflı adımlar atmayı sürdürüyor. Bu yoğun askeri yığınağın temel gerekçesini Doğu Akdeniz’deki zengin hidrokarbon ve doğalgaz sahaları oluşturuyor. Batılı emperyalist güçler, bölgedeki enerji kaynakları üzerinde tam hakimiyet kurmak ve İsrail’in güvenliğini pekiştirmek amacıyla Kıbrıs’ı Ortadoğu ve Levant hattına her an müdahale edebilecekleri çok uluslu bir savaş platformuna dönüştürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rum-fransiz-ortakligi-kibrisi-isgal-karakoluna-donusturuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/rumfransa.webp" type="image/jpeg" length="53797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siyonist yağmaya Amerikan imzası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/siyonist-yagmaya-amerikan-imzasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/siyonist-yagmaya-amerikan-imzasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail ile emperyalist ABD arasındaki kirli ittifak, Kudüs’te yeni bir gasp hamlesiyle somutlaştı. Batı Kudüs’te yer alan ve 1948 öncesinde Filistinli ailelere ait olduğu resmi arşiv belgeleriyle sabit olan bir arazi, uluslararası hukuku açıkça çiğneyerek 1 dolar karşılığında 99 yıllığına ABD Büyükelçiliği’ne kiralandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Siyonist rejim ve ABD arasında "Gasp" protokolü</strong></h2>

<p>İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Siyonist rejimin Dışişleri Bakanı Gideon Saar ile ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Kudüs'teki kalıcı elçilik binasının inşası amacıyla bu arazi tahsis sözleşmesine imza attı.</p>

<p>İmza töreninde konuşan Saar, bu adımı sıradan bir gayrimenkul işlemi olarak görmek yerine iki ülke arasındaki stratejik ittifakın en net sembolü şeklinde tanımladı. Saar, İsrail’in ABD için Orta Doğu bölgesindeki en kritik stratejik varlık olduğunu iddia ederek iki rejimin birbirine olan ideolojik ve askeri bağımlılığını itiraf etti. Yapılan ortak açıklamada, bu adımın Trump’ın 2017 yılında Kudüs’ü işgalci yönetimin sözde başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliği taşıma yönündeki tek taraflı kararının bir devamı olduğu açıkça belirtildi.</p>

<h2><strong>Siyonist mitlerle meşrulaştırılan yağma</strong></h2>

<p>ABD Büyükelçisi Mike Huckabee ise bu hukuksuz adımı dini ve ideolojik argümanlarla savunma gayretine girişti. Sözleşmenin ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü arifesinde imzalanmasını anlamlı bulan Huckabee, Amerika'nın kurucu ilkelerinin Yahudi-Hristiyan değerlerine dayandığını ve bu değerlerin kökeninin Kudüs toprakları olduğunu öne sürdü. Kudüs’ü "İsrail’in ebedi başkenti" olarak nitelendiren büyükelçi, sembolik bir bedel olan 1 dolar karşılığında 99 yıllık bu mülk devrini büyük bir övgüyle ilan etti. </p>

<h2><strong>"Gaip Mülkleri Kanunu" ile hukuki kılıf</strong></h2>

<p>İsrail'deki "Adalah" (Adalet) Hukuk Merkezi’nin 2022 yılındaki arşiv çalışmalarına göre, söz konusu arazi 1950 tarihli  "Gaip Mülkleri Kanunu" bahane edilerek Filistinlilerden zorla alındı. Tarihi belgeler, bu mülklerin 1948 yılından önce Filistinli Müslüman ailelere ait olduğunu ve o dönem İngiliz Mandası’na kiralandığını ispatlıyor.</p>

<p>Döneminde büyük bir infiale yol açan Trump'ın elçilik kararı, dünya genelinde  protestolara ve  diplomatik krizlere sebep oldu. Geçici büyükelçilik binası Mayıs 2018'de faaliyete geçmişken, kalıcı kompleksin bu gasbedilen toprak üzerinde yükselmesi küresel zorbalığın yeni bir vesikası olarak gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Uluslararası hukuk nezdinde tamamen geçersiz</strong></h2>

<p>Hukukçular, özel mülkiyetin müsadere edilmesini kesin bir dille yasaklayan Lahey Sözleşmesi’nin 46. maddesini hatırlatarak bu işlemi uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak tescilledi. Birleşmiş Milletler normlarına göre Doğu Kudüs, 1967 yılından beri işgal altında tutulan Filistin topraklarının bir parçası Şehrin hukuki statüsünü ve demografik yapısını değiştirmeye matuf her türlü girişim uluslararası hukuk nezdinde tamamen geçersiz.</p>

<p>Kudüs’te elçilik açarak bu suça ortak olan ülkelerin sayısı; ABD, Guatemala, Honduras, Kosova, Paraguay, Papua Yeni Gine ve Fiji'nin ardından, yakın zamanda (15 Haziran 2026) korsan rejimi tanıyan Somaliland'in de illegal temsilcilik açmasıyla sekize yükseldi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/siyonist-yagmaya-amerikan-imzasi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/abdisrailbayrak.webp" type="image/jpeg" length="23026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump'tan İran mesajı: Görüşmeler çok iyi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trumptan-iran-mesaji-gorusmeler-cok-iyi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trumptan-iran-mesaji-gorusmeler-cok-iyi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, İran ile yürütülen temaslarda önemli ilerleme sağlandığını belirterek Katar'daki son görüşmelerin olumlu geçtiğini söyledi. Tahran yönetimi ise nihai anlaşmaya yönelik resmi müzakerelerin henüz başlamadığını açıkladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, ABD ile İran arasında yürütülen görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran ile ilişkilerin olumlu yönde ilerlediğini belirten Trump, Katar'da gerçekleştirilen son temasların verimli geçtiğini ifade etti.</p>

<p>Trump ayrıca İran’ın nükleer silahlardan arındırılmasının da iyi ilerlediğini belirtti. Trump, "Çok iyi görüşmeler yaptılar, göreceğiz" ifadesini kullandı.</p>

<h2><strong>İran: Müzakereler henüz başlamadı</strong></h2>

<p>Öte yandan, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD ile nihai anlaşmaya yönelik müzakere gruplarının oluşturulduğunu fakat bu mekanizmalar çerçevesinde henüz herhangi bir müzakerenin başlamadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çalışma grupları kapsamındaki görüşmelerin zaman ve yerinin belirlenmesine ilişkin istişarelerin arabulucular üzerinden devam ettiğini dile getiren Garibabadi, gerekli koşulların oluşması halinde söz konusu çalışma grupları çerçevesindeki müzakerelerin başlayacağını kaydetti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trumptan-iran-mesaji-gorusmeler-cok-iyi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/abdiran-8.webp" type="image/jpeg" length="51562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi 53. sayı çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknoloji, insanın hizmetindeki bir araç olmaktan çıkıp onu biçimlendiren bir güce dönüşmektedir. Asıl tehlike, makinenin güçlenmesi değil; insanın iradesini ve muhakemesini ona teslim etmesidir. Bizler de 53. sayıda, "Teknolojik Köleliğin Sonu: Homongolos İnsan" dosyasıyla bu meseleyi ele aldık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsan, tarih boyunca hayatını kolaylaştırmak için araçlar geliştirdi. Bugün ise ilk defa, geliştirdiği araçların kendisini biçimlendirdiği bir çağın içindeyiz. Mesele artık makinelerin ne kadar akıllandığı değil; insanın ne kadar yapaylaştığıdır.</p>

<hr />
<h2 style="text-align:center">SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ</h2>

<hr />
<p>Bu sayımızın dosya konusu olan “Teknolojik Köleliğin Sonu: Homongolos İnsan”, yapay zekâdan dijital bağımlılığa, algoritmalardan biyoteknolojiye uzanan süreçte insanın iradesini, dikkatini ve muhakemesini nasıl dış sistemlere devretmeye başladığını ele alıyor. Konfor ve hız vaadiyle hayatımıza giren teknoloji, fark ettirmeden düşünme biçimimizi ve hakikatle kurduğumuz ilişkiyi de yeniden şekillendiriyor.</p>

<p>Sorun teknoloji değil; insanın teknolojiye hâkim özne olmaktan çıkıp onun yönlendirdiği bir nesneye dönüşmesidir. Asıl tehlike, makinenin güçlenmesi değil, insanın kendi özünü makinenin mantığına göre yeniden kurmaya başlamasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Önümüzdeki dönemin en büyük mücadelesi, insanın insan olarak kalabilme mücadelesi olacaktır. Bu dosya, teknolojiyi reddetmeyi değil; onu insanın emrinde tutacak fikrî ve ahlâkî zemini yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>

<h2><strong>İÇİNDEKİLER</strong></h2>

<p>Makine Bilmecesi - Ömer Emre Akcebe</p>

<p>Hayatın Ritmini Kaçırırken - Betül Deniz</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun 28 Ocak 1989'da Ankara ESAV'da Yaptığı İlk Kez Yayınlanan Konuşması</p>

<p>Nevzat Şipleme: Teknolojiyi Hangi Hakikat Telakkisine ve Hangi Hayat Nizamına Bağlayacağız?</p>

<p>Yapay Zekâ ve "Bağlantısallık Çağı" - Yavuz Arslan</p>

<p>Kapanan Kapılar Çağı - Taha İnci</p>

<p>Büyük Doğu Penceresinden Teşkilât ve Aksiyon - Dr. Kâzım Albayrak</p>

<p>"İman ve İslâm Atlası" Çerçevesinde Şekil ve Ruhun Mizacı - Oğuzhan Kulaksız</p>

<p>İngiliz... - İbrahim Tatlı</p>

<p>Ezanın Yasaklı Yıllarında Şeyh Nazım'ın Mücadelesi - Handan Özduygu</p>

<p>Türkçe Ezan Zulmü - Murat Akdemir</p>

<p>Şeyh Ali Yakub Cenkçiler ile Görüşme -</p>

<p>Akademinin ve Sosyal Medyanın Reformist/Palyaço İttifakı - Yavuz Arslan</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu'nun Büyük Muztaribler -4- Eserine Dair (III) - Mehmet Sami Pınar</p>

<p>Sanatın Ruhunu Kim Çaldı? - Eda Topar</p>

<p>In Time (Zamana Karşı) Filmi Üzerine - Muzaffer Ayvalıoğlu</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dergi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-53-sayi-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/aylik-baran-53-sayi-cikti-homongolos-insan.webp" type="image/jpeg" length="91973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sudan ordusu son iki haftada HDK'nin 224 savaş aracını imha etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sudan-ordusu-son-iki-haftada-hdknin-224-savas-aracini-imha-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sudan-ordusu-son-iki-haftada-hdknin-224-savas-aracini-imha-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sudan ordusu, son iki haftada düzenlenen operasyonlarda HDK’ye ait 224 savaş aracının imha edildiğini, stratejik bir İHA’nın da düşürüldüğünü açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sudan ordusu, son iki haftada ülkenin farklı bölgelerinde düzenlenen operasyonlarda Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait 224 savaş aracının imha edildiğini bildirdi.</p>

<p>Ordudan yapılan yazılı açıklamada, 15-30 Haziran tarihlerinde düzenlenen operasyonlarda HDK'ye karşı önemli başarılar elde edildiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, operasyonlarda HDK'ye ait 224 savaş aracının imha edildiği, 36 savaş aracının da ele geçirildiği kaydedildi.</p>

<p>Operasyonlarda iki tank, silah ve yakıt yüklü 10 kamyon, iki mühimmat deposu ile iki yakıt depolama tesisinin imha edildiği aktarılan açıklamada, stratejik bir insansız hava aracının (İHA) da düşürüldüğü bilgisi yer aldı.</p>

<p>Açıklamada, Darfur bölgesinde ordu ve müttefik güçlerin düzenlediği operasyonda stratejik bir İHA'nın vurulduğu ifade edilerek, Batı Darfur'un Kulbus bölgesinde HDK unsurlarının geri çekilmek zorunda kaldığı, çok sayıda savaş aracının imha edildiği ve örgüte kayıplar verdirildiği aktarıldı.</p>

<p>Kuzey ve Güney Kurdufan eyaletlerinde operasyonların sürdüğü aktarılan açıklamada, bir ikmal kamyonunun imha edildiği ve çok sayıda HDK mensubunun etkisiz hale getirildiği ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Mavi Nil eyaletindeki Sarkam ve Magqa bölgelerinin çatışmaların ardından ordu kontrolüne geçtiği belirtilerek, burada da HDK unsurlarına ait savaş araçlarının imha edildiği ve kayıplar verdirildiği öne sürüldü.</p>

<p>HDK, Kuzey Darfur'un bir bölümü dışında Darfur bölgesindeki beş eyaletin büyük kısmını kontrol ederken, Sudan ordusu başkent Hartum'un da aralarında bulunduğu, ülkenin diğer 13 eyaletinin çoğunda hakimiyetini sürdürüyor.</p>

<p>Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana ordu ile HDK arasında devam eden çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sudan-ordusu-son-iki-haftada-hdknin-224-savas-aracini-imha-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/1782910439246-thumbs-b-c-d26d24559c1fb9c81a72cd068c2c9b8620260701140727.webp" type="image/jpeg" length="92219"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'nin mukaddesata saldırıları]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/chpnin-mukaddesata-saldirilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/chpnin-mukaddesata-saldirilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<ul>
 <li>Sene 1940. (İzmir Maarif Müdürü) bazı evlerde Kur’an dersi verildiğini haber alınca, derhal polis müdüriyetine bir tezkere yazmış, bunlar hakkında takibat yapılmasını emretmişti.</li>
 <li>Yine sene 1940. Hafız yetiştirmek üzere Konya’da tesis edilmiş olan Darülhuffaz (Hafızlar mektebi), Maarif Vekâletinin (Millî Eğitim Bakanlığı’nın) emriyle seddolunması (kapatılması) üzerine, hafızların câmi-i şerifte hıfz-ı Kur’an (Kur’an ezberleme) dersine başladıklarını haber alan Maarif Müfettişi, ders esnasında câmie baskın yaparak hıfz-ı Kur’an’a çalışanları “cürm-i meşhud” hâlinde yakaladığını mübeyyin (belirten) bir rapor kaleme alarak Maarif Vekâletine vermişti.</li>
 <li>Keza Maraş’ta hıfz-ı Kur’an’a çalışan iki âmâ hakkında aynı muamele yapılmıştı.</li>
 <li>Kanunlarda hiç bir madde, hattâ bir kelime olmadığı hâlde hıfz-ı Kur’an taliminde bulunan dinî müesseseler seddedilmişti.</li>
 <li>Eski Bâb-ı Meşihat (Şeyhülislâmlık kurumunun) yerinde inşa olunan Kız Lisesinde tertip olunan müsamerelerde İslâm şeairiyle istihfaf ve istihza edilmişti.</li>
 <li>Halkçıların (CHP) emriyle Evkaf (Vakıflar) idaresi “şart-ı vakıf”ları (vakıf şartlarını) ayaklar altına alarak Ankara’da dans salonları yaptırmıştı.</li>
</ul>

<p>Muhterem üstad Mustafa Barçın naklediyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni yazı çıktığı sıralarda idi. İstanbul’da saray, köşk, yalı, türbe, çeşme, köprü, elhasıl resmî ve hususî bütün binaların ve evlerin dış kısmında binalara asılmış, yazı san’atı bakımından da çok yüksek kıymetli, büyük yazı levhaları vardı. Ne hak, ne mesken hürriyeti düşünülmeden, verilen emir üzerine bekçiler, omuzlarında uzun merdiven, uzun sırık, yanlarında çöp arabaları olduğu hâlde sokak sokak dolaşarak o canım levhaları düşürdüler, parçaladılar. Yazılarında “yâ mâlik-el mülk” gibi kıymetli yazıları, tuğraları kırıp çöp arabalarına doldurdular.</p>

<ul>
 <li>Evleri de arayacaklarmış, meskenlerdeki levhalar da indirilecekmiş yolunda haberler yaydılar. Korku ve endişe içinde kalan Müslüman halk, odalarındaki âyet-i kerime yazılı levhaları indirdiler tavan aralarına sakladılar.</li>
 <li>1935’de Keşan’da bulunmuştum. Buraya Tekirdağ mahkeme âzasından bir zât hâkim vekili olarak geldi, bir sohbetimizde şunları anlattı:</li>
 <li>Mevlid, Kur’an gibi kitaplarda “Abdülhamid” adı olduğundan toplatılması emredilmiş, jandarmalar köylere çıkıp gelişigüzel evlerde, câmilerde arama yapıp kitapları toplamaya başladılar. Bu kara haber üzerine çok kıymetli basma, el yazısı kitaplar toplandı ve sahipleri tarafından toprağa gömüldü. Ben de mahkeme âzâsı olmama rağmen, ecdad yadigârı Kur’an ve kitapları sandıklayıp gözyaşlarımla bahçeye gömdüm.</li>
 <li>Kadirşinas bir zât, değerli tarihçimiz ve yazarlarımızdan üstad Konyalı İbrahim Hakkı ile görüşmek istemiş, bu günlerde çalışmakta olduğu Vakıflara ait Yazma Kur’anlar Tetkik mahallinde bulunmuş. Halkçılar tarafından Fatih Sultan Mehmed ve sonraki devir hattatlarından Kur’anlarının toplatılıp üst üste yığıldığını, çürütüldüğünü, tetkik edenlerin, teaffünden (çürümüşlükten) ağızlarını, burunlarını sararak çalıştıklarını görmüş, hüngür hüngür ağlamıştır. (Mustafa Barçın)</li>
</ul>

<p><i>Kara Kitap: Milleti Nasıl Aldattılar? Mukaddesatına nasıl saldırdılar?, Eşref Edib, s. 108-110</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/chpnin-mukaddesata-saldirilari</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/i-m-g-20260701-w-a5387.jpg" type="image/jpeg" length="73988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[11 yaşındaki Alper Yusuf Polat için adalet çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/11-yasindaki-alper-yusuf-polat-icin-adalet-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/11-yasindaki-alper-yusuf-polat-icin-adalet-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde bisikletiyle bakkala giderken minibüsün çarpması sonucu vefat eden 11 yaşındaki Alper Yusuf Polat'ın ölümü, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kazanın ardından tutuklanan sürücüyle ilgili soruşturma sürerken, aile hem sürücünün beyanlarına hem de olayın gerçekleştiği yolun güvenlik durumuna ilişkin ciddi ihmal ifadelerinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Olay, Fatih Mahallesi Kanal Yolu Caddesi'nde meydana geldi. İmam Hatip Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Alper Yusuf Polat, bisikletiyle evinden yaklaşık 300 metre uzaklıktaki bakkala giderken Fatih Oral'ın kullandığı minibüsün çarpması sonucu ağır yaralandı. Güvenlik kamerasına da yansıyan kazanın ardından hastaneye kaldırılan 11 yaşındaki Alper Yusuf, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Olayın ardından gözaltına alınan sürücü Fatih Oral, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği mahkemece tutuklandı.</p>

<h2><strong>Baba: "Bu dosyanın üstü örtülmesin"</strong></h2>

<p>Oğlunun vefatının ardından açıklama yapan baba Abdulkadir Polat, olayın sıradan bir trafik kazası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Sürücünün ifadesinde yaklaşık 50 kilometre hızla ilerlediğini söylediğini belirten Polat, güvenlik kamerası görüntülerinin ise bunun çok üzerinde bir hıza işaret ettiğini öne sürdü.</p>

<p>Polat ayrıca sürücünün ilk müdahaleyi yaptığı yönündeki beyanına da itiraz ederek, görgü tanıklarının ifadelerine göre sürücünün kazanın ardından yaralı çocuğa müdahale etmek yerine telefon görüşmeleri yaptığını iddia etti. Oğlunun kusurlu gösterilmeye çalışıldığını ileri süren baba Polat, "Alper Yusuf Polat'a adalet" çağrısıyla dosyanın kamuoyu tarafından takip edilmesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Sola manevra yapsaydı bu kaza olmazdı"</strong></h2>

<p>Alper Yusuf Polat'ın akrabası Ömer Alkan da kazaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Alkan, sürücünün dikkatinin dağılmış olabileceğini öne sürerek, "Sürücü telefonla ilgileniyordu ya da başka bir şey yapıyordu. Gördüğü an frene basmış, vurduktan sonra da duramamış. Önceden fark etse ve sola manevra yapsa bu kaza olmazdı." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>"Bu yolda her yıl benzer kazalar yaşanıyor"</strong></h2>

<p>Ailenin bir diğer yakını Bekir Medet ise kazanın meydana geldiği Kanal Yolu Caddesi'nde uzun süredir güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğunu dile getirdi. Medet, bölgede hız kesici ve uyarı levhalarının bulunmadığını belirterek, "Oraya hız kesici ya da uyarı işaretleri konulsaydı böyle kazalar olmazdı. Burada her sene benzer kazalar oluyor." dedi.</p>

<p>Ailenin iddiaları doğrultusunda hem kazanın oluş şekli hem de yol güvenliğine ilişkin ihmal iddialarının soruşturma kapsamında nasıl değerlendirileceği merak konusu olmaya devam ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/11-yasindaki-alper-yusuf-polat-icin-adalet-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/yusuf-polat.webp" type="image/jpeg" length="82291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist Yahudi, Filistinli gence yaptığı işkencenin resmini paylaştı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-yahudi-filistinli-gence-yaptigi-iskencenin-resmini-paylasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-yahudi-filistinli-gence-yaptigi-iskencenin-resmini-paylasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çapulcu Yahudi ordusuna bağlı Netzah Yehuda adlı terör taburu, Gazze’de alıkoyduğu bir Filistinliyi gözleri bağlı, elleri kelepçeli ve yarı çıplak halde teşhir ederek bu vahşet görüntüsünü bizzat medyaya servis etti. Aşağılık Yahudiler, bu görüntüyü bir "zafer" edasıyla paylaşırken ne bir utanç duyuyor ne de bir hukuk endişesi taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 01 At 09.45.38" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-01-at-094538.jpeg" width="419" /></p>

<p>Terörist İsrail, Gazze’de adeta bütün insanlığın onurunu teşhir ediyor. Yahudi çapulcuların bu cüreti, "Biz yaparız, dünya sadece izler" diyebilecek kadar kudurmuş bir zihniyetten gelmektedir.</p>

<p>Hukuk, insan hakları, uluslararası vicdan... Bunların hepsi, Yahudi'nin namlusunun ucunda birer kağıt parçasına dönüşüyor. </p>

<p>Bu vahşet, sadece Filistinlilere değil, bu dünyanın vicdanına da meydan okuyor. Tarih elbet bu rezaleti unutmayacak fakat daha mühimi bizim bu zilletten çıkmak için ne kadar gayret edeceğimizdir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-yahudi-filistinli-gence-yaptigi-iskencenin-resmini-paylasti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-01-at-09.jpg" type="image/jpeg" length="48810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="28982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="41055"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="91463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="20084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="18893"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="44141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="91057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="10421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="52951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="31894"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="84859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="68142"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="15611"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="43050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="39443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="33029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="49193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="11005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="13493"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="56396"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
