<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 00:27:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD ile İran arasında 9 maddelik 'anlaşma' iddiası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-ile-iran-arasinda-9-maddelik-anlasma-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-ile-iran-arasinda-9-maddelik-anlasma-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya televizyonu, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında imzalanması beklenen geniş kapsamlı bir anlaşmanın taslak metnini kamuoyuyla paylaştı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yıllardır süregelen siyasi çekişmeler bölgede büyük çaplı krizlere sebep oldu; yayımlanan bu yeni taslağın resmiyet kazanması ise Ortadoğu'da tamamen yeni bir diplomatik dönemin kapısını aralayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taslak metin, bölgedeki tansiyonu kalıcı olarak düşürmeyi amaçlayan çok kritik adımları barındırıyor. Sızdırılan belgedeki ayrıntılar, her iki devletin de askeri ve ekonomik sahadaki yıpratıcı faaliyetlere son verme niyetinde olduğunu gösteriyor. Taraflar, silahlı operasyonların yanı sıra kışkırtıcı medya savaşlarını da bütünüyle sonlandırmayı taahhüt ediyor. Küresel ticaretin can damarlarından olan enerji koridorlarına dair de özel maddeler içeren belge, Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'ndeki ticari ve askeri seyrüsefer güvenliğinin uluslararası bir güvenceye kavuşmasını sağlayacak.</p>

<p>İddiaya göre Vaşington ve Tahran hatlarında kalıcı uzlaşmayı tesis etmeyi hedefleyen 9 maddelik taslak metnin ayrıntıları şu şekilde sıralanıyor:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Kara, deniz ve hava dahil olmak üzere tüm cephelerde derhal ve koşulsuz bir biçimde ateşkesin sağlanması.</li>
 <li>Her iki tarafın da birbirine ait askeri, sivil ve ekonomik tesislerin güvenliğini ve dokunulmazlığını kesin olarak garanti altına alması.</li>
 <li>Tüm askeri operasyonların, sahadaki faaliyetlerin ve kışkırtıcı medya kampanyalarının bütünüyle sonlandırılması.</li>
 <li>Ülkelerin egemenlik hakları ile toprak bütünlüklerine mutlak saygı duyulması ve iç işlerinin tam bağımsızlığının tanınması.</li>
 <li>Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi hatlarında seyrüsefer serbestisinin kesin güvenceye alınması.</li>
 <li>Alınan kararların sahadaki uygulamasını denetlemek ve ortaya çıkabilecek pürüzleri diplomatik yollarla gidermek amacıyla ortak bir komisyonun kurulması.</li>
 <li>Masada bekleyen diğer diplomatik başlıklar için en geç 7 gün zarfında müzakerelerin başlatılması.</li>
 <li>Tahran yönetiminin anlaşma şartlarına bütünüyle uymasına karşılık olarak, ABD'nin uyguladığı yaptırımların aşamalı biçimde kaldırılması.</li>
 <li>Sürecin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı'na uygun yürütüldüğünün her iki tarafça teyit edilmesi.</li>
</ol>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-ile-iran-arasinda-9-maddelik-anlasma-iddiasi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 23:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/abdiran-6.webp" type="image/jpeg" length="44243"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD'nin MQ-9 Reaper filosu çökertildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdnin-mq-9-reaper-filosu-cokertildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdnin-mq-9-reaper-filosu-cokertildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Savaşın başladığı günden bu yana İran, ABD ordusuna ait MQ-9 Reaper tipi insansız hava araçlarına ağır kayıplar verdirdi. Gelen son verilere göre, imha edilen İHA sayısı 20'yi aşarken, Pentagon'un toplam maddi kaybı 1 milyar dolar seviyesine ulaştı. Toplam zayiatın 30 araca kadar çıkabileceği tahmin ediliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bloomberg tarafından servis edilen bilgilere göre, ABD ordusunun savaş öncesi envanterinde yer alan bu sistemlerin yaklaşık yüzde 20'si kaybedildi. Kaynaklar, saldırı dronlarının büyük bir bölümünün İran ateşiyle havada vurularak düşürüldüğünü; kalan kısmının ise füze saldırıları ve çeşitli kazalar sonucunda yerde infilak ettiğini aktarıyor.</p>

<p>Tanesi yaklaşık 30 milyon dolar değerinde olan ve Amerikan kuvvetleri için üretimi tamamen sona eren MQ-9 Reaper'lar, yüksek donanımlı yapılarıyla biliniyor. Bu araçlar, gelişmiş sensörler ile kameralar taşıyor; aynı zamanda Hellfire füzeleri ve Joint Direct Attack Munition (Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı) güdümlü bombalarını hedefe yollama kapasitesini bünyesinde barındırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bloomberg’e konuşan bir başka yetkili, ABD güçlerinin şu ana kadar en az 24 Reaper insansız hava aracını kesin olarak kaybettiğini doğruladı. Çatışmalarda alınan ağır hasar, bazı sistemlerin tamamen hurda statüsüne geçişine sebep oldu. Bu araçların da hesaba katılmasıyla kayıp sayısının 30'a ulaşacağı vurgulanıyor. Ortaya çıkan bu veriler, önceki tahminlerin çok daha üstünde bir tabloya işaret ediyor. Nitekim Kongre Araştırma Servisi tarafından bu ay yayımlanan güncel rapor da 24 adet Reaper'ın elden çıktığını teyit ediyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdnin-mq-9-reaper-filosu-cokertildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 22:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/abdiha-2.webp" type="image/jpeg" length="96208"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haliç Üniversitesi’nde "Necip Fazıl ve Gençlik" programı düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/halic-universitesinde-necip-fazil-ve-genclik-programi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/halic-universitesinde-necip-fazil-ve-genclik-programi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haliç Üniversitesi İslâmî Araştırmalar Öğrenci Topluluğu tarafından organize edilen "Necip Fazıl ve Gençlik" başlıklı söyleşi programı, 21 Mayıs Perşembe günü üniversitenin Etkinlik Salonu'nda gerçekleştirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyasının, Büyük Doğu idealinin ve gençlik tasavvurunun ele alındığı seminere üniversiteli gençler yoğun ilgi gösterdi. Program, Üstad’ın çileli hayatını ve davasını özetleyen kapsamlı bir sinevizyon gösterimi ile başladı. Sinevizyonun ardından, her biri Üstad Necip Fazıl ile bizzat mülaki olmuş, onun rahle-i tedrisinden ve sohbetinden geçmiş kıymetli isimler; Prof. Dr. Sami Şener, Dr. Kâzım Albayrak ve Muzaffer Doğan birer konuşma gerçekleştirdi.</p>

<p>Etkinlik kapsamında katılımcı öğrencilere Üstad Necip Fazıl Kısakürek ve Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun eserleri ile Aylık Baran Dergisi’nin Mayıs sayısı hediye edildi. Program sonunda öğrencilere yemek fişi temin edilerek yemek ikramı yapıldı.</p>

<p>Okuyucularımız için programın tam metnini paylaşıyoruz:</p>

<h2><strong>Açılış Konuşması</strong></h2>

<p><i>"Selamünaleyküm değerli hocalarımız ve kıymetli arkadaşlar.</i></p>

<p><i>Bugün burada fikir, edebiyat ve dava şuuru dendiğinde akla gelen en önemli isimlerden biri olan Necip Fazıl Kısakürek'i anlamak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. İslâmî Araştırmalar Topluluğu olarak düzenlediğimiz Necip Fazıl ve Gençlik programına hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.</i></p>

<p><i>Programımız kapsamında Necip Fazıl'ın gençlik anlayışını, fikir dünyasını, Büyük Doğu düşüncesini ve aksiyon yönünü kıymetli hocalarımızın değerlendirmesiyle dinleme fırsatı bulacağız. Bugün bizlerle birlikte Öğrenci İşleri Dekanımız, sosyolog ve yazar Prof. Dr. Sami Şener hocamız, araştırmacı yazar Dr. Kâzım Albayrak hocamız ve araştırmacı yazar Muzaffer Doğan hocamız bulunuyor. Kıymetli hocalarımızın teşriflerinden dolayı teşekkür ediyoruz.</i></p>

<p><i>Programımız kısa bir sinevizyon gösterimiyle başlayacaktır. Ardından Prof. Dr. Sami Şener hocamızın konuşmasıyla devam edecek, Üstad Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi'ni kendi sesinden hep birlikte dinleyeceğiz. Devamında Dr. Kâzım Albayrak ve Muzaffer Doğan hocamızın konuşmalarıyla programımız sürecektir. Şimdi programımızın başlangıcı olan sinevizyon gösterimine geçiyoruz."</i></p>

<h2><strong>Sinevizyon Gösterimi</strong></h2>

<p>Üstad Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1904 yılında Abdülhamid Han devri ricalinden Mehmed Hilmi Efendi'nin torunu ve Abdülbaki Fazıl Bey'in oğlu olarak İstanbul Çemberlitaş'ta doğdu. İlk dinî terbiyesini dedesinden aldı. Üstad, Bahriye Mektebi'ndeki öğrencilik döneminde şiirle meşgul olmuş, ardından 1925 yılında <i>Örümcek Ağı</i>, 1928 yılında <i>Kaldırımlar</i>, 1932 yılında ise <i>Ben ve Ötesi</i> isimli şiir kitaplarıyla meydana çıkmıştır. Bu süreçte sürekli bir arayış içerisinde bulunmuştur:</p>

<p>“Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.”</p>

<p>Genç şair diye ünlenmesine rağmen şöhret onun ruhunu doyurmamış, derin bir arayış içerisine girmiş ve 1934 yılında Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile tanışarak büyük bir dönüşüm ve değişim yaşamıştır.</p>

<p>Üstad böylece destansı bir nefis muhasebesine girmiş, nur yoluna erdirici bir hâlle İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin ocağında pişmiş, İmam-ı Gazali Hazretleri'nin otağında yer edinmiş, İslâm tasavvufu önünde Batı tefekkürünü hesaba çekmiş ve Batı tefekkürünün arayıcı ve tarayıcı yolda bulduklarını asli yerine oturtmuştur. Cumhuriyet rejiminin batılılaşma harekâtına karşılık fikirleriyle büyük bir meydan savaşı vermiş, öncü rolüyle çağdaş İslâmî tefekkürün kurucusu ve İslâmî hareketin doğurucusu olmuştur. Öyle ki, Üstad'ın doğduğu ve savaşını verdiği dönemler; tepeden inme zorlama inkılapların getirdiği yabancı havayla gittikçe yavanlaşan, kuraklaşan, ruhsuzlaşan, dünyevileşen, geçmişle bağları koparılan bir sosyal ve siyasi hayatın içine itilmiş bir dönemdir. Necip Fazıl böyle bir iklimde zuhur etmiş, küfür dağlarını böyle bir dönemde eritmiştir.</p>

<p>Üstad Necip Fazıl, felsefenin şemsiyesi gölgesinde yer alan ilim dallarının hususi olarak son iki asırdır kendi alanlarında adeta istiklalini ilan ederek tezahür ettiği, bin bir kola ayrılarak uzmanlaşma adı altında bütünlük şuurunu kaybettiği, gerçek ilmi yok etme noktasına getirdiği bir durumda Ehl-i Sünnet ve Cemaat ölçülerine sımsıkı perçinli olarak bir fikir sistemi kurmuş ve bütünlük şuurunun yeniden tesis edileceği vasıta sistemini örgüleştirmiştir. Örgüleştirdiği sistem olan Büyük Doğu İdeolocyasıyla bozulmanın tarihî köklerine kadar gitmiş, beş asırlık tarih muhasebesini yapmış, Batı'yı kritik etmiş, yine bu ideolocya ile yeni bir toplum projesi hâlinde dünya görüşünü kurmuştur. Bu bakımdan Büyük Doğu davası, şeriattan zerre tavizsiz bir şekilde onu eşyaya ve hâdiselere hâkim kılmanın dünya görüşü olmuştur.</p>

<p>Mütefekkir Necip Fazıl, bir gençlik yetiştirmek için büyük gayret göstermiş, Anadolu'yu bir ağ gibi örmüş, 300'e yakın konferans vermiş ve bu dünya görüşünü Müslümanların şuuruna nakşetmiştir.</p>

<p>"Bu eser benim bütün varlığım, vücut hikmetim, her şeyim. Ben arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi bu eseri örgüleştirmek için yaratıldım. Şiirlerim de, piyeslerim de, hikâyelerim de, ilim ve fikir yazılarım da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım müştemilattan ibarettir. İşte ezel kadar eski ve ebed kadar yeni, topyekûn insanlık çapındaki davanın bu eserini tamamlarken onu gıdasını Büyük Doğu ekmeğine borçlu bildiğim Anadolu gençliğine ithaf ederim." dediği <i>İdeolocya Örgüsü</i>, Üstad'ın şaheseridir.</p>

<p>“Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan, Kime ne, aşılmaz duvar bendedir; Süslenmiş gemiler geçsin açıktan, Sanırım gittiği diyar bendedir. Yaram var, havanlar dövemez merhem; Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem. Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem; Yollar ki Allah'a çıkar, bendedir.”</p>

<p><i>İdeolocya Örgüsü</i>'nde "İslâm yenilenmez, anlayış yenilenir." diyerek getirdiği anlayışı her ayrıntısına kadar işlemiş, toplumun tüm meselelerine sirayet ettirmiş, ortaya koyduğu fikir ameliyesinin idrak edilmesi ve bunun bir hayat tarzı hâline getirilmesi için çabalamıştır. Necip Fazıl, kimi çevrelerce sadece şair olarak anılmış ve fikriyatı sümen altı edilmiştir. Hâlbuki o, fikir ağırlıklı, yüz ciltlik bir külliyatı bizlere bırakmıştır. Necip Fazıl'ın Anadolu'ya ve İslâm âlemine teklif ettiği kurtarıcı fikir, ademe mahkûm edilmek istenmiştir.</p>

<p>Fikir, sanat ve aksiyon adamı olan Necip Fazıl'ın şairliğinden ziyade şiirini niçin kullandığı es geçilmiş; İslâm'ı eşyaya ve hâdiselere tatbik fikri olduğu kadar, asırlardır gerçekliğinden uzaklaştırılmak istenen İslâmî ruh ve anlayışı yeniden aslına bağlamanın adı olan büyük sistemi sürekli vurgulanmıştır. Mücadele hayatının ve gençlikten beklentisinin manifestosu <i>İman ve Aksiyon</i>, tefekkür sancısının ve büyük çilenin şiir kalıbında billurlaşmış hâli <i>Çile</i>, o fikirden süzülmüş en saf ıstırabın ve varlık muhasebesinin ana gayesi, kalplerin şifası olan ve Allah Sevgilisi'nin hayatını doyulmaz bir vecd diliyle anlattığı <i>Çöle İnen Nur</i>...</p>

<p>Çilekeş Necip Fazıl, mücadele hayatı boyunca çok sayıda hapis cezası almış, defalarca cezaevinde kalmıştır. 1942'de askerken yazdığı bir yazı sebebiyle mahkûm oldu ve ilk hapsini yattı. 1946'da <i>Başımıza Kulak İstiyoruz</i> yazısı sebebiyle Büyük Doğu dergisi kapatıldı. 1947'de Rıza Tevfik'e ait <i>Abdülhamid'in Ruhaniyetinden İstimdat</i> başlıklı şiirin neşri sebebiyle Büyük Doğu mahkeme kararıyla tekrar kapatıldı, Üstad tutuklanarak hapse atıldı. 1950'de bir yazı bahanesiyle tutuklandı ve hapse atıldı. 1952'de Malatya Cezaevi'nde bir yıl yattı. 1957'de çeşitli davalardan gecikmiş cezaları sebebiyle 8 ay 4 gün daha hapis yattı. 1960 askerî darbesinden sonra tutuklandı ve 19 ay hapiste tutuldu. 1964'de Adnan Menderes için kaleme aldığı <i>Zeybeğin Ölümü</i> şiirinden dolayı takibata uğradı. 1968'de <i>Vatan Dostu Sultan Vahidüddin</i> isimli eserinden dolayı takibata uğradı ve kitapları toplatıldı, mahkeme beraat kararı verdi. 1976'da aynı eserin üçüncü baskısından sonra tekrar takibata uğradı ve 1,5 yıl hapis cezası aldı. 1981’de Atatürk’ün manevi şahsına hakaretten hüküm giydi. Önüne sunulan dünyalıkları elinin tersiyle itmiş, dergi ve gazeteleriyle agoraya çıkmış olan Üstad Necip Fazıl, çileli geçen ömrü boyunca davasından tavizsizce yürümüştür.</p>

<p>Nesillere de yeni bir ruh üfleyerek, üzerinde bir buçuk senelik mahkûmiyet varken 25 Mayıs 1983'te ebedî âleme göçmüştür. Necip Fazıl fani olduğunu biliyor ve bu ebedî davanın yaşatılmasını istiyordu: <i>"Tohum saç, bitmezse toprak utansın! / Hedefe varmayan mızrak utansın! / Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen! / Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!"</i> Dava ve mücadele hayatını sürdürürken <i>"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik / Zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik"</i> mısraında özlem ve iştiyakını dile getirmiş ve aradığı genci, <i>Müjdelerin Müjdesi</i> ve <i>Işık</i> makalelerinde ifade ettiği üzere kurmuştur. O genç, Üstad'ın çile yolundan geçmiş, ortaya koyduğu 70 cilde varan eserle tezahür etmiş, davayı sürdürerek yeni gençliğe intikal ettirmiştir. Necip Fazıl, dergi/kitap formatında çıkardığı <i>Raporlar</i>da "Necip Fazıl ve Yeni Dostları" imzasıyla Salih Mirzabeyoğlu'na davayı emanet etmiştir. Mukaddes dava yere düşürülmedi; sürüyor ve sürecek.</p>

<p>“Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta! Baba katiliyle baban bir safta! Bir de, geri adam, boynunda yafta... Halimi düşünüp yanma Mehmed'im! Kavuşmak mı… Belki… Daha ölmedim!”</p>

<p>Mehmedim sevinin başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de! Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!</p>

<h2><strong>Fikrî Uyanış: Prof. Dr. Sami Şener</strong></h2>

<p><img alt="1Q" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/1q.jpeg" width="2000" /></p>

<p><i>Şimdi "Necip Fazıl, Gençlik, Fikrî Uyanış" konulu konuşmalarını gerçekleştirmek üzere Öğrenci İşleri Dekanımız Prof. Dr. Sami Şener hocamızı kürsüye davet ediyoruz.</i></p>

<p><strong>Prof. Dr. Sami Şener:</strong></p>

<p>"Değerli hocalarım, sevgili öğrenciler. Bugün, kendisini yaşadığı dönemde tanıdığım, birçok sefer beraber olduğum ve eserlerinden istifade ettiğim çok önemli bir insan hakkında konuşmaya çalışacağım. Necip Fazıl, Türkiye'de 50-60 senelik bir etkiye sahip olan bir ufuk insanı. Onu öncelikle bir fikir adamı olarak anlamamız icap ediyor. Fikir adamı dediğimiz zaman, toplumu anlamaya çalışan, toplumsal problemleri tahlil eden ve onları çözüme kavuşturan bir insandan bahsetmiş oluyoruz.</p>

<p>Necip Fazıl, belli bir dönemden sonra şahsi hayatını bir kenara bırakmış; bütün çabalarını ve çalışmalarını toplumu, medeniyetini anlatmak ve yaşatmak üzere yoğunlaştırmıştır. Biliyorsunuz, 1930'lardan sonra Türkiye, İstiklal Harbi'ni yaptıktan sonra yeni bir döneme geçiyor. Bu dönemde Batılı uzmanların ve birtakım anlayışların hâkimiyet kurduğunu görüyoruz. İstiklal Savaşı'nı yapan toplumun dünya görüşünün dışında, yeni bir dünya görüşünün Türkiye'de etkili hâle getirildiğini müşahede ediyoruz. Edebiyatta, fikirde, siyasette, estetikte tamamen Batılı bir dünyanın topluma empoze edildiği açıktır.</p>

<p>Bu empoze, toplumun inancını ve idrakini hiçe sayarak bir sistemin dayatılması manasını taşır. Psikolojik ve sosyolojik açıdan böyle bir zoraki değişimin toplumda yaşama ve kendisini sürdürebilme imkânı imkânsızdır. İktisadi ve siyasi yapı Batı'nın kurallarıyla oluşturulduğunda, 650 yıllık muazzam bir Osmanlı dönemi, Selçuklu ve diğer İslâm-Türk medeniyetlerini hesaba kattığımızda, İngiliz medeniyet tarihçisi Toynbee'nin medeniyetlerin ömrüne biçtiği 300 yıllık süreye karşılık bizim köklerimizin tek başına asırlarca hayatta kaldığını görüyoruz. Hâl böyleyken, Batı'nın cebren adapte edilmesine neyin sebep olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Eğitim, pozitivist bir mantıkla yürütülmeye çalışılıyor. Amerika'dan gelen uzmanların direktifleriyle büyük ölçüde maddi alana yönelen bir sistem hâkim kılınıyor. Sosyal psikolog Prof. Dr. Mümtaz Turhan, <i>Kültür Değişmeleri</i> kitabında bir topluma zoraki olarak bir kültürün empoze edilemeyeceğini net biçimde ortaya koyar. O döneme baktığımızda, bir azınlığın Batı'yı olduğu gibi benimsemesine karşılık, büyük çoğunluğun bu kültürle zoraki bir dönüşüme maruz bırakıldığını görüyoruz.</p>

<p>Necip Fazıl'ın iki dönemi var: 1934 öncesi ve 1934 sonrası. Gençliğinde arayış sancıları çeken bir deha kendisi. Şiirleriyle, yazılarıyla birçok kimseyi tesir altında bırakan ve alaka ile izlenen bir insan. Fakat 1934'te Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile tanıştıktan sonra hayatını bambaşka bir yörüngeye yöneltiyor. O andan itibaren Necip Fazıl, eski itibarını belli kesimlerde kaybetmeye başlıyor. Yusuf İslam'ın söylediği bir söz vardır; İngiltere'de çok meşhurken, Müslüman olduktan sonra çevresindeki bütün medya ilgisi, şatafatlı ışıklar elini eteğini çekiyor. Bir insan inancını aslına rücu ettirdiğinde yaşanan bu rahatsızlık, o insanların inanç ve düşünceye tahammülsüzlüğünü gösterir.</p>

<p>Necip Fazıl, Türkiye'de millî ve ahlâkî değerlerin terk edilmesinin sancısını derinden hisseden ve kendi medeniyetimize dönüş hareketinin başlaması gerektiğine inanan mütefekkirdir. Burada Batı-Doğu mukayesesi yapıyor. Batı o dönemde bir moda; Batılı elbiseler, Batılı müzik, Batılı yaşama şekli... Bunun getireceği sonuçlar ihmal ediliyor. Necip Fazıl, "Aslında bir kurgu ile karşı karşıyayız; bu kurgu, Batı'nın Doğu'dan daha üstün olduğu kurgusudur." diyor. Hâlbuki Çin, Hint ve İslâm medeniyetlerinin Batı'dan çok daha önce gerek sosyal alanda gerek teknolojik alanda devasa buluşlar yaptığını tarih kaydediyor. Batılı bilim adamlarının bulgularının, İslâm dünyasında en az 800 yıl önce dile getirildiğini kaynaklardan okuyoruz. Dolayısıyla Üstad, bu aşağılık kompleksinin üzerimizden atılması gerektiğini haykırıyor.</p>

<p>Cumhuriyet inkılaplarının, toplumun ruh ve sosyal gerçeklerine aykırı bulunduğunu söylerken, biraz daha geriye gittiğimizde Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi inkılaplarının da tamamen toplumun köklerinden kopuk oluştuğunu ispatlıyor. Felsefe eğitimini Fransa'da alıyor, meseleyi bir akademik kariyer meselesi olarak değil; bilgiyi, toplumun problemlerini çözmek ve toplumsal dirilişi sağlamak için bir silah olarak görüyor. Batı felsefesini, ideolojilerini, bizzat Batı'nın kendi iç dinamizmi içerisinde Rönesans'a kadar inceliyor. Rönesans'ın bile asıl kaynağına inilmediğini, tamamen dinî ve ahlâkî değerlerden uzak bir sapma hareketi olduğunu bize gösteriyor. Merhum Cemil Meriç'in yanındayken bizzat dinlediğim bir tespiti vardır. Cemil Meriç; "Biz hepimiz dürüstlükten saptık, gerçekleri haykırma konusunda geri durduk ama bu konularda tek haykıran, tek cesur ses Necip Fazıl'dı!" demişti. Gerçekten Necip Fazıl, tek başına bir nesli, bir kültürü dinamik hâle getirebilmek için devasa bir çaba sarf etmiştir.</p>

<p>Lise çağlarında <i>Büyük Doğu</i> dergisini alır, okula giderdim. Arkadaşlarım benden isterdi, hepimiz o dergiyi okurduk. Biz o dönemlerde Necip Fazıl'ı tanıdık; Erenköy'de oturduğum yıllarda Erenköy Kıraathanesi'ne geldiği vakitlerde yanında bulunduk. Bizim için kelimenin tam manasıyla yaşayan bir mücadele adamıydı. O sadece bir şair değildi; kelimeleri bu kadar ustaca kullanan, <i>Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu</i> eseriyle felsefi meseleleri bu denli derinlikli izah eden nadir bir dehadır. Batı felsefesini o kadar öz, o kadar rafine bir şekilde az hacimli bir esere sığdırabilmek herkesin harcı olan bir işi aşıyor.</p>

<p>Necip Fazıl bir nesil inşa etti. Mehmed Âkif'in "Asım'ın Nesli" dediği gibi, o da bir gençlik tasavvur etti ve bu gençliğe bir emanet bıraktı. Bu emanet; kendi kimliğini bilmek, Batı'yı gerçekleriyle kavramak, kendini korumak ve kendi değerlerini ortaya koymak noktasında tavizsizce dik durmaktır. Bu dik duruşu sebebiyle hakkında sayısız dava açıldı. Necip Fazıl'a tarihi açıdan, felsefi açıdan, edebî açıdan büyük borcumuz var. O, yaşadıkça yaşayacak bir ulu çınardır. Allah'tan rahmet diliyorum, teşekkür ederim."</p>

<h2><strong>Gençliğe Hitabe</strong></h2>

<p><i>Şimdi ise Üstad'ın kendi sesinden "Gençliğe Hitabesi"ni dinleyeceğiz.</i></p>

<p>"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... Zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik... Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk iki buçuk asrını aşk, fütuhât ve hakkaniyetle süslü, üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetli, son bir asrını Allah'ın Kur'ân'ında 'belhüm adâl' dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı, en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde planında kurtardıktan sonra ruh planında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... ve şimdi, evet şimdi beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik! Gökleri çökertecek ve yeni kurbağaca diliyle bütün dikeyleri yatay hâle getirecek bir nida kopararak mukaddes emaneti ne yaptınız? diye meydana çıkacağı günü kollayan bir gençlik... Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik! Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında 'Hâkimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik! Emekçiye: 'Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen, dâvanı hak gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın!' Kapitaliste ise: 'Allah buyruğunu ve Resûl ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!' ihtarını edecek bir gençlik... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik... Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan, bunalımdan kurtulamayan batı adamının bulamadığını, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep ortasında ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin İslâm'da olduğunu gösterecek ve bu mazlumlar yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik... Kim var! diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert 'ben varım!' cevabını verici, her ferdi benim olmadığım yerde kimse yoktur! duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik... Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik... Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar keskin gözlü bir gençlik... Bugün komünist Moskova Üniversitesi, Oxford Profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şeyhi, muzahrafat kanalı sokağı, fuhuş gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hâsılı güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli kusmuğu üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve tenvirine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin savaşını kazanabilecek bir gençlik... Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillere: 'Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız, bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!' diyecek ve gerçek Müslümanlığın ne idüğünü ve nasılını gösterecek bir gençlik... Tek cümleyle, Allah'ın kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin âlem baha eteğine tutunacak, ondan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve onun düşmanlarını kuburluk farelerine denk muameleye lâyık görecektir... Gençlik! Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, hevenk hevenk iplik çektiği, kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah'a hamd etme makamındayım! Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını da gediğine koymandır! Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes, Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!.."</p>

<p><i>Necip Fazıl Gençliğe Hitabesi'nde gençliği yalnızca bir yaş dönemi olarak değil; fikir, inanç ve sorumluluk şuuru taşıyan bir nesil olarak ele alır. İdeal gençliğin mücadelelerden kaçmayan, davasına sahip çıkan ve değerlerini koruyan bir ruh taşımasını öğütler.</i></p>

<h2><strong>Aksiyon Adamı Necip Fazıl: Dr. Kâzım Albayrak</strong></h2>

<p><img alt="2Q" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/2q.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Şimdi ise "Necip Fazıl Nasıl Bir Aksiyon Adamıydı?" konulu konuşmalarını gerçekleştirmek üzere Dr. Kâzım Albayrak hocamızı kürsüye davet ediyoruz.</p>

<p><strong>Dr. Kâzım Albayrak:</strong></p>

<p>"Kıymetli hocalarım, sevgili gençler. Gençliğe Hitabe'nin peşinden Necip Fazıl'ın aksiyonunu anlatacağım. Güzel bir tevafuk oldu. Necip Fazıl bize çok mühim bir çerçeve çizdi, bu hitabe aynı zamanda bir vasiyettir. Ben de bu merkez etrafında ilerleyeceğim. Vefatının 43. seneidevriyesinde Üstad Necip Fazıl'ı rahmetle yâd ediyorum. Bu programı organize eden İslâmî Araştırmalar Topluluğu'na da teşekkürlerimi sunuyorum.</p>

<p>Konuşmamın çerçevesini çizeyim: Önce aksiyon ve aksiyon programıyla Necip Fazıl'ın nasıl bütünleştiğini izah edeceğim. Ardından Büyük Doğu çizgisinin takibini ve devamını anlatıp kısa bir değerlendirmeyle neticelendireceğim.</p>

<p>Necip Fazıl kimdir? Onu tanımlayacak asli ifademiz şu olmalıdır: "Fikir, sanat ve aksiyon adamı." Bir kişiyi kendi kaynağından tanımamız elzemdir. Rivayetlerle, söylentilerle, medyada duyulanlarla hüküm verilmesi hatadır. Kendi kaynağında kendini, fikriyatını nasıl ifade ettiğine bakmak zorundayız. Eserlerini okuyup derinlemesine bir kanaat sahibi olmak icap eder. Allah'a şükür eserleri ana dilimizdedir ve Üstad, Türkçenin bir şahikasıdır.</p>

<p>Necip Fazıl, "aksiyon" kavramını çok sever ve bu kavramı derinleştiren isimdir. Bu kavramın tam karşılığının "amel" kelimesi olduğunu belirtir. Amel kelimesi, İslâm'ın en temel mefhumlarından biridir. Üstad, alelâde işlere "aksiyon" denemeyeceğini söyler. Bir hareket vardır fakat gayesiz iş amel mertebesine erişemez. Amel, gayeli işlemektir. Necip Fazıl'ın aksiyon tanımı şudur: "Büyük fikir ve onun büyük iş hâline inkılabı." Arkasında gayeli bir fikir bulunacak ve o fikir iş hâlinde tecelli edecek. Aksiyon budur! Ve bu aksiyonun arkasındaki fikir, Büyük Doğu sistemidir.</p>

<p>Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teâlâ, "İman edin ve amel-i salih işleyin" buyurur. Dikkat ederseniz amel kelimesi imanın peşinden gelir. Üstad'ın sistemleştirdiği hususlar, İslâmî kaynaklardan süzülme hakikatlerdir. Sosyologların, tarihçilerin, İslâmî ilimler tahsil edenlerin ondan öğreneceği devasa bir birikim mevcuttur. Cumhuriyet devrimleriyle beraber yaşanan tarihî ve ruhî kopukluğu giderici bir fikir sistemi, bir ideolocya ortaya koymuştur. O, kurucu bir roldedir. Onu sadece bir şair olarak anmak, meseleyi saptırmaktan ibarettir. "Sultanu'ş-Şuara"dır, sanatı harika kullanır fakat asıl amacına, neye hizmet ettiğine ve ardında ne bıraktığına bakmak zorundayız.</p>

<p>Bir mısraı bir millete şeref vermeye yetecek bir adam... El üstünde tutulacak, ayakları altına kırmızı halılar serilecekken, her türlü imkânı elinin tersiyle itiyor ve zindanı tercih ediyor. Akıl kârı mı şimdi bu? Elbette aklı aşıyor! Bu bütünüyle aşkın, imanın ve davanın tecellisidir. Akıl davası yürüten rasyonalistlere de buradan bir eleştiri sunmuş oluyoruz. <i>Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu</i> eserinde eski Yunan'dan Roma'ya bütün Batı felsefesini harmanlayıp kritiğini yapıyor ve karşısına İslâm tasavvufunu bir abide gibi dikiyor. Akıl var elbet fakat o aklı ruhla ve imanla şaha kaldırıyor.</p>

<p>Fildişi kulede, rahat köşesinde, risksiz bir biçimde sadece sanat için sanat yapma kolaylığına sapabilirdi. Fakat o, fildişi kulesini terk edip topluma atılıyor. Ne değişikliğe sebep oluyor onda bu durum? 1934 yılında Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile tanışması, ruhunda o büyük inkılaba, o muazzam dönüşüme sebep oluyor. Ardından Büyük Doğu dergilerini çıkararak rejime, zamana ve mekâna meydan okuyor: "Ne yaptınız mukaddes emaneti!" diye gürlüyor. Mukaddes emanet yere düşürülmez. Bedel ödenecekse ödenir.</p>

<p>Ne diyor muhasebesinde: <i>"Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah'a çıkar bendedir."</i> Bu muhasebeyi her birimizin idrak etmesi elzemdir. Bedenimiz için, sadece maddiyat için yaşamak insan vasfına erişebilir mi? İnsan mücerretleri toplayan bir varlıktır. Sıkıntısız, pürüzsüz bir hayat isteyen daha büyük açmazlara düşer. Varoluş ıstırabını çekmemiz, çileyi göğüslememiz şarttır. Kaçmak çözümsüzlüktür.</p>

<p><i>İman ve Aksiyon</i> konferansı, onun davasını en net anlattığı metinlerden biridir. Necip Fazıl'ı ifade edecek en güçlü kelime bana göre "Vecd"dir. Vecd derler. Vecd, imanın iç şartı; o bir vecd adamı, dava adamı, ahlâk adamıdır. Üstad, Allah'ın mutlak faal ve aksiyon sahibi olduğunu anlattıktan sonra, Peygamber Efendimize gelen <i>"Ey örtülere bürünen Nebi, kalk ve uyar!"</i> hitabının sarsıcı bir aksiyon emri olduğunu belirtir. Veda Hutbesi'ni "İslâm'ın bilançosu" olarak tanımlar. O, hikmet ve irfan adamıydı. İrfan, daima ilmin üstündedir.</p>

<p>Üstad'ın sahabe tanımını aynen nakletmek istiyorum: <i>"Sahabe, nurunu Ondan, Nur Merkezinden alan fert. Her yerde, her vesileyle ve her şart altında, daima nârî ve beyaz ateş hâlinde etrafına kıvılcım yağdırıcı bir aşk, hararet, hareket ve hamle kaynağıdır."</i> Bakın, bu tanım bütünüyle aksiyonun merkezidir. Üstad'ın en çok atıf yaptığı âyetlerden biri, insanın yeryüzünde eşyaya ve hâdiselere tasarruf etmesi için halife olarak yaratıldığını bildiren âyettir. En çok kullandığı hadis-i şeriflerden biri <i>"İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır"</i> ikazıdır. Tekâmül durursa tereddi başlar. Bir diğer değişmez ölçüsü ise <i>"Allah'a isyan olan yerde mahluka itaat yoktur."</i> ilkesidir.</p>

<p>Necip Fazıl bir dava ve ideal adamıydı. Gaye ile idealin farkını şöyle billurlaştırır: <i>"Her ideal bir gayedir fakat her gaye idealden farklıdır. Gayeler aşağılara düşerler, idealler daima yüksekte kalır. Bir subayın mareşal, bir tüccarın milyoner olma emeli gaye olabilir. Fakat o subayın hayalinde bir altın ordu nizamı ve o tüccarın emelinde içtimai bir davanın harcına sarf edilecek bir servet fikri varsa, işte onlar ideal sahibidir."</i> İdealsiz insan kuru, yaban ve ölüdür. Gençlikten beklediği; İslâm inkılabı ve Büyük Doğu'nun zuhurudur. Kendi başeseri <i>İdeolocya Örgüsü</i>, dünyaya yepyeni bir düzen teklifidir.</p>

<p>Gençlik dönemimizde bir yol, bir istikamet arıyorduk. O dönem MTTB var, Akıncılar var. Biz millî ve manevi ölçülerimizle Akıncılar'a yakın hissediyorduk kendimizi. Akıncılar'ın fikir ve mana babası Salih Mirzabeyoğlu, <i>Gölge</i> ve <i>Akıncı Güç</i> dergilerini çıkarıyor. Biz Üstad'ın kahramanlıklarına, şiirlerine hayranken, Salih Mirzabeyoğlu İdeolocya Örgüsü'nü merkeze aldı. Bize eşya ve hâdiseler karşısında pusulamızın o eser olduğunu gösterdi. <i>"İslâm ruhunun eşya ve hâdiseler karşısında nasıl tavır takınacağını temsil eden Büyük Doğu gövdesine mukabil, İBDA onun taşıyıcı kanatlarıdır."</i> diyerek aksiyon cephesini tesis etti. Üstad'ın Salih Mirzabeyoğlu'na bıraktığı vasiyet de fikirle aksiyonu mezcetmek üzerine kuruludur.</p>

<p>Hülasa olarak; bu millete yapılan en yıkıcı tahribat, İslâm gömleğini çıkartıp ona batıl gömleğini giydirme çabasıdır. Kurtuluşumuzun yolu da İslâm gömleğini tekrar kuşanmamızdır. Büyük Doğu İdeolocyası, çağımızda giyeceğimiz o hakikat gömleğidir. Aksiyonumuzu yitirdiğimiz için her şeyimizi kaybettik; aksiyonumuzu kazandığımızda her şeyimize yeniden kavuşacağız. Hepinizi Büyük Doğu idealinin fikir ve aksiyon gençliği olarak muhabbetle selamlıyorum."</p>

<h2><strong>Büyük Doğu Düşüncesi: Muzaffer Doğan</strong></h2>

<p><img alt="3Q" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/3q.jpeg" width="2000" /></p>

<p><i>Şimdi Büyük Doğu düşüncesi konulu konuşmalarını gerçekleştirmek üzere Muzaffer Doğan hocamızı kürsüye davet ediyoruz.</i></p>

<p><strong>Muzaffer Doğan:</strong></p>

<p>"Öncelikle hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Ben uzun zaman öğretmenlik yaptım, siyasetle iştigal ettim, belediye başkanlığı görevlerinde bulundum. 73 yaşının içindeyim. Hazret-i Ömer'le ilgili bir kitap kaleme aldım ve oraya onun şu muazzam sözünü bilhassa koydum: <i>"En büyük şeref kaynağımız Müslümanlığımızdır!"</i></p>

<p>Nevşehir'den çıkıp büyükşehre göç ettik. 1970'li yıllarda öğrenci hareketlerinin ortasında bulduk kendimizi. Paris'ten, Londra'dan sıçrayan bu hadiselerin tam göbeğinde, o fırtınalı gençlik yıllarında Üstad'ı tanıdım ve onun davasına bağlandım. Onun 100 ciltlik devasa bir eseri var.</p>

<p>1980 darbesi yapıldığında ben İstanbul Sefaköy Lisesi'nde öğretmendim. Sıkıyönetim var. Üstad'ın vefat haberi geldi. Müdürden izin istedim, sıkıyönetimi gerekçe göstererek izin vermedi. "Öğretmenlikten vazgeçiyorum, cezaysa ceza, ben o cenazeye gidiyorum!" diyerek yola koyuldum. Gidiş o gidiş. Cenazede çıkan hadiseler sonucunda tutuklandık, 50 kişi günlerce hücrelerde Gayrettepe'de tutulduk. Sonra Selimiye Kışlası'na gönderildik. 8. gün askerî savcı dosyamızı inceliyordu. Ne bende ne de yanımdaki dostlarda zerre kadar korku vardı; herkes cesaret içindeydi. "Ölünceye kadar yatsak değer, bize hakkı, doğruyu, adaleti öğreten bir büyük insanın cenazesine katılmışız" diyorduk. O Üstad ki, hepimize hitaben <i>"Zindandan Mehmed'e Mektup"</i> şiirini kaleme almıştı.</p>

<p>Sevgili gençler, biz Üstad'dan aldığımız vecdle, heyecanla hep o ruhu sınıflarda, liselerde gençlere aşılamanın derdini taşıdık. İnsan yalnızca bedeniyle var olmaz; asıl idealleriyle, aşklarıyla, davasıyla insandır. Hamdolsun, bizlere bu idraki öğreten Necip Fazıl'dır.</p>

<p>Şiiri, edebiyatı iyi bilen bir edebiyat hocası sıfatıyla iddia ediyorum: O, Türk şiirinin mutlak zirvesidir. <i>Çile</i> eseri, bu zirvenin beratıdır. İçinde Allah, insan, ölüm, şehir, tecrit, kahramanlar gibi derin mefhumlar işlenir. Üstad'ın kahramanları başkadır; Yunus'tur, Seyyid Abdülhakim Arvasi'dir ve elbette en büyük kahraman Kâinatın Efendisi (s.a.v.)'dir.</p>

<p>Necip Fazıl, sanatını sadece sanat için icra etmiyordu. Kendisi de <i>"Şiirlerim ve Şairliğim"</i> başlıklı manifestosunda "Biz şiiri iman için bilmişiz" der. Kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı O yüce Peygamberin davasında, şiiri o <i>"mukaddes eşiğin süpürgesi"</i> olarak vasıflandırır. Şiire hakir bakmaktan ziyade, onu en üstün makama, Peygamber eşiğine hizmetkâr ederek şereflendirmektir bu. "Şair de boynundaki süpürücülük borcuyla insanoğlunun en yüksek rütbelilerinden birisidir." diyerek kendi makamını tevazu ile çizer.</p>

<p>Üstad'ın başeseri <i>İdeolocya Örgüsü</i>'dür. Şairliğinin zirvede olduğunun farkında olduğu kadar, tefekkürde de mutlak zirvede yer aldığını bilir. 50 yılımı verdim ben bu kitaplara. Hazret-i Ömer Efendimizin vurguladığı gibi en büyük şerefim Müslümanlığımdır; bütün efradını câmi, ağyarını mâni bir şekilde Müslümanım. Bununla birlikte en büyük bahtiyarlıklarımdan biri de Necip Fazıl gibi ufuk bir insanı tanımak ve onun davasına raptolmaktır.</p>

<p><i>İdeolocya Örgüsü</i>'nün yanı sıra <i>Çöle İnen Nur</i> eseri; Peygamber Efendimizin hayatını eşsiz bir vecd ve aşkla kelimelere döker. Onu okuduğunuzda kalbinizde uyanan yangını tarif etmek muhaldir. Her Ramazan ayında mutlaka o eseri sahurda hatmederim. Meselelere bakışımızı, Mevlana'nın pergel metaforundaki gibi şekillendirmeliyiz: <i>"Hemçü pergarem, der pây-ı şeriat üstüvâr, / Pây-ı diger seyr-i heftâd ü dü millet mîkünem."</i> (Ben bir pergelim; bir ayağımla şeriata sımsıkı sabitlendim, diğer ayağımla dünyadaki yetmiş iki milleti gezerim.)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kâzım Albayrak hocamız, Necip Fazıl'ın hadis ilmine vukufiyetini çok güzel bir eserde topladı. Hâlbuki Üstad, bildiğimiz manada klasik İslâmî ilimler tahsili görmemişti. O, Fransa'da Sorbonne'da felsefe tahsil etmişti. Paris'in bohem hayatına kapıldığı o yıllarda dünyaca ünlü filozof Henri Bergson, dersine gelmeyen Üstad'ı sorduğunda dehasını nasıl fark ettiğini anlatır. Allahu Teâlâ o adamı alıp Beyoğlu Ağa Camii'nde büyük bir Allah dostunun önüne diz çöktürüyor. O diz çöküş, Türkiye'de yüz binlerce gencin istikametini bulmasına sebep oluyor.</p>

<p>Üstad <i>"Ver cüceye onun olsun şairlik / Şimdi gözüm büyük sanatkârlıkta"</i> der. Büyük sanatkârlık, bu mukaddes davayı inşa etmektir. Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin muhasebesini yaparken, dayatılan sahte kahramanları ve o üç çığırın tarihî gerçeklerini gözler önüne serer. Kendi eseri için <i>"Ben bu eseri yazmak için yaratıldım"</i> diye haykırır. Diğer bütün muazzam şiir ve tiyatro kitaplarını, bu ana eserin etrafındaki "müştemilat" olarak nitelendirir.</p>

<p>Büyük Doğu, sadece dışarıya doğru atılan bir adım değil, evvela kendi içimize, <i>"Rüzgârdan hafif topuklarla hakikate doğru yürümek"</i> eylemidir. Fiziki varlığımız toprağa girecek ancak ruh dünyamızı ana kaynaklarla sağlam beslememiz elzemdir.</p>

<p>Osmanlı tarihi uzmanı Prof. Dr. Osman Turan'ın aktardığı bir hadiseyle sözlerimi tamamlamak istiyorum. Üstad, Ankara'ya gittiğinde Osman Turan'ın misafiri olur. Turan'ın evindeki devasa kütüphaneyi görünce, <i>"Ah Osman"</i> der, <i>"Ben de hayatım boyunca kütüphaneler dolusu kitap biriktirdim ama zindanlara gire çıka kitaplarım müsadere edildi, polisler alıp götürdü."</i> Osman Turan'ın cevabı ise muazzamdır: <i>"Üstadım, sizin kütüphaneden müstağnisiniz! Sizin bizzat kafanız bir kütüphane."</i> Kafası kütüphane olan o deha, işte böyle devasa eserler yazdı ve muhteşem bir nesil yetiştirdi.</p>

<p>Sözlerimi, Üstad'ın <i>Destan</i> şiirindeki o yakıcı mısralarıyla ve bir dua niyetine noktalıyorum. Dinleme lütfunda bulunduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.</p>

<p>Bıçak soksan gölgeme, Sıcacık kanım damlar. Gir de bir bak ülkeme: Başsız başsız adamlar...</p>

<p>Ağlayın, su yükselsin! Belki kurtulur gemi. Anne, seccaden gelsin; Bize dua et, e mi?"</p>

<p><i>Bugün bizlerle birlikte olan kıymetli hocalarımıza ve programımıza iştirak eden tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Necip Fazıl'ın şu meşhur sözüyle programımızı nihayete erdirmek istiyoruz: "Kim var denildiğinde, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ben varım diyebilen bir gençlik!" Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyor, Allah'ın rahmetini ve mağfiretini diliyoruz.</i></p>

<p><img alt="5Q" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/5q.jpeg" width="2000" /></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/halic-universitesinde-necip-fazil-ve-genclik-programi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/4q.jpeg" type="image/jpeg" length="90641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan açıklaması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kilicdaroglundan-mutlak-butlan-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kilicdaroglundan-mutlak-butlan-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'de mutlak butlan kararının çıkmasının ardından Kemal Kılıçdaroğlu'ndan açıklama geldi. 19.20'de tweet atan Kılıçdaroğlu, şu ifadeyi kullandı: Süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023’teki kurultayın iptali talebiyle açılan davada ‘mutlak butlan’ kararı çıktı.</p>

<p>Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verildi.</p>

<p>TGRT Haber'e konuşan Kılıçdaroğlu, "Mutlak butlan kararı Türkiye'ye ve CHP'ye hayırlı olsun. Bütün partililer sükunetle karşılamalı, partimiz çok büyük bir partidir, kendi sorunlarını kendi içinde çözecektir" dedi.</p>

<p>Kılıçdaroğlu, 19.20'de sosyal medyadan şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>- Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir. Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.</p>

<p>- 38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.</p>

<p>- Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir. Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.</p>

<p>- Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız. Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.</p>

<p>- Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz. Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum. Biz bir aradayız!</p>

<p>CHP'nin resmi hesabı takipten çıktı</p>

<p>Açıklama sonrası CHP'nin resmi sosyal medya hesabı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu takipten çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kilicdaroglundan-mutlak-butlan-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kilicdar-1.webp" type="image/jpeg" length="31819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küresel Sumud eylemcileri Türkiye'ye geliyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kuresel-sumud-eylemcileri-turkiyeye-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kuresel-sumud-eylemcileri-turkiyeye-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail’in uluslararası sularda hukuk dışı şekilde alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu aktivistlerini Türkiye’ye getiren THY uçakları havalanmaya başladı. Özel uçak seferleriyle 85'i Türk vatandaşı olmak üzere 422 filo katılımcısı getiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Negev Çölü'ndeki Ketziot Hapishanesi'nden çıkarılan Küresel Sumud Filosu aktivistleri İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'na getirildi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, sınır dışı işlemlerinin tamamlanmasının ardından 85'i Türk olmak üzere 422'aktivist, Ramon Havalimanı'na gelen 3 ayrı THY uçağına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın koordinasyonuyla yapılan işlemlerin ardından Sumud Filosu aktivistlerini taşıyan ilk uçak, Ramon Havalimanı'ndan havalanarak İstanbul'a doğru yola çıktı.</p>

<p>Aktivistleri taşıyan uçakların akşam saatlerinde İstanbul'a ulaşması bekleniyor.</p>

<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün düzenlenecek özel uçak seferiyle, Küresel Sumud Filosu'ndaki Türk vatandaşları ve üçüncü ülkelerden katılımcıların Türkiye'ye getirilmesinin planlandığını açıklamıştı.</p>

<p>İsrail ordusu, 44 ülkeden 428 aktivistin yer aldığı toplamda 50 tekneden oluşan filoya, 18 Mayıs'ta Gazze'ye doğru uluslararası sularda seyir halindeyken yeni bir saldırı düzenlemiş ve aktivistleri hukuka aykırı şekilde alıkoymuştu. Aralarında 78 Türk katılımcının da yer aldığı aktivistler, dün İsrail'in güneyindeki Usdud (Aşdod) Limanı'na getirilmiş, gece saatlerinde de Negev Çölü'ndeki Ketziot Hapishanesi'ne götürülmüşlerdi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kuresel-sumud-eylemcileri-turkiyeye-geliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kureselsumud-1.webp" type="image/jpeg" length="40913"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP için mutlak butlan kararı: Kılıçdaroğlu'nun görevi devralmasına karar verildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/chp-icin-mutlak-butlan-karari-kilicdaroglunun-gorevi-devralmasina-karar-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/chp-icin-mutlak-butlan-karari-kilicdaroglunun-gorevi-devralmasina-karar-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023’teki kurultayın iptali talebiyle açılan davada ‘mutlak butlan’ kararı çıktı. Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin kurultay davasına yönelik mutlak butlan kararı çıktı. Kararın tedbirli olarak alındığı belirtildi.</p>

<p>CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da ‘mutlak butlan’ kararı verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.</p>

<h3>İŞTE MUTLAK BUTLAN KARARI</h3>

<p><img alt="Image" src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/1a30aff6-196a-465d-a8d3-2312e5fc140b.jpeg" /></p>

<p><img alt="Image" src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/bd1a9d8a-24a4-4f7d-9b4c-d38557ac6f19.jpeg" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/chp-icin-mutlak-butlan-karari-kilicdaroglunun-gorevi-devralmasina-karar-verildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kilicdaroglunun-aciklamalarinin-ardindan-chpde-81-il-baskanindan-ozgur-ozele-destek-mesaji-i1sd-cover.webp" type="image/jpeg" length="48303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savaşın gölgesinde İngiltere ve Körfez’den 5 milyar dolarlık serbest ticaret anlaşması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/savasin-golgesinde-ingiltere-ve-korfezden-5-milyar-dolarlik-serbest-ticaret-anlasmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/savasin-golgesinde-ingiltere-ve-korfezden-5-milyar-dolarlik-serbest-ticaret-anlasmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) arasında sağlanan 5 milyar dolarlık serbest ticaret anlaşması, Orta Doğu’da tırmanan bölgesel gerilimlerin gölgesinde salt bir ticari başarıdan ziyade, Londra ve Körfez başkentlerinin derinleşen "ekonomik güvenlik" hamlesi olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Birleşik Krallık’ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile uzun vadede yıllık yaklaşık 3,7 milyar sterlin (4,96 milyar dolar) değerinde bir serbest ticaret anlaşmasına (STA) vardığını açıklaması, küresel piyasalarla birlikte uluslararası güvenlik analistlerinin de gündeminde yer buldu.</p>

<p>İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın "İngiliz işletmeleri için büyük bir kazanım" olarak nitelediği anlaşmaya ilişkin İngiltere Ticaret Bakanı Peter Kyle'ın "artan istikrarsızlığın yaşandığı bir dönemde bugünkü açıklama, açık bir güven mesajı veriyor" ifadesi, bölgedeki askeri ve siyasi hareketliliğin gölgesinde stratejik bir mesaj olarak yorumlanıyor.</p>

<p>Resmi müzakereleri Haziran 2022'de başlayan ve 20 Mayıs 2026 Çarşamba günü Londra'da Birleşik Krallık Ticaret Politikalarından Sorumlu Devlet Bakanı Sir Chris Bryant ile KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi tarafından imzalanan bu anlaşma, KİK'in bir G7 üyesiyle imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşması olma özelliğini taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Sektörel Kazanımlar ve Dijital Entegrasyon</strong></h3>

<p>Anlaşma, KİK üyesi altı ülkenin (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn) İngiliz mallarına uyguladığı gümrük vergilerinin yüzde 93'ünü kademeli olarak kaldıracak. Bu adımla, anlaşmanın onuncu yılında İngiliz ihracatçısının üzerinden yıllık yaklaşık 580 milyon sterlinlik bir vergi yükü kalkacak ve bu miktarın 360 milyon sterlinlik kısmı anlaşmanın yürürlüğe girdiği ilk gün sıfırlanacak.</p>

<p>İngiliz hükümeti; otomotiv, havacılık, ileri imalat, gıda ve içecek (tahıl, çedar peyniri, tereyağı, çikolata) ile ilaç sektörlerinin bu muafiyetten en yüksek payı alacağını öngörüyor. Hizmetler alanında ise İngiliz hukuk, finans ve danışmanlık firmalarının Körfez pazarındaki mevcut varlığı yasal güvence altına alınırken, vize süreçlerinde şeffaflık sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Anlaşmanın en dikkate değer yönlerinden biri de KİK tarihinde bir ilk olan "finansal verilerin sınır ötesi serbest dolaşımı" maddesi oldu. Dijital ticareti kolaylaştıran bu hüküm, şirketlerin finansal verilerini bölge dışında güvenli bir şekilde depolayıp işlemesine imkan tanıyarak siber ve finansal entegrasyonu derinleştiriyor. Ayrıca standart ürünlerin gümrük işlemlerinin en geç 48 saat, bozulabilir tarım/gıda ürünlerinin ise 6 saat içinde tamamlanması taahhüt ediliyor.</p>

<h3><strong>Bölgesel Gerilimin Gölgesinde "Güvenlik Duvarı"</strong></h3>

<p>Uluslararası ilişkiler uzmanları ve düşünce kuruluşları, anlaşmanın zamanlamasını salt ekonomik parametrelerle açıklamıyor. Bölgede süregelen İran merkezli gerilimler ile ABD ve İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonlar, Körfez ülkelerini fiziki ve ekonomik olarak ciddi bir kırılganlıkla karşı karşıya bırakmış durumda.</p>

<p>Londra merkezli analistlere göre, <strong>İngiltere’nin KİK ile böyle kapsamlı bir anlaşmayı hayata geçiren ilk G7 ülkesi olması,</strong> Körfez’e yönelik dolaylı bir "jeopolitik taahhüt" niteliği taşıyor. Londra yönetimi, İran'ın Körfez’deki ticari ve lojistik altyapılara yönelik tehditlerini uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlarken, bu anlaşmayla Körfez ortaklarının ekonomik sürdürülebilirliğinin arkasında durduğunun mesajını veriyor.</p>

<h3><strong>ABD ve İsrail’in Çizgisine Karşı İngiltere’nin "Dengeleyici" Pozisyonu</strong></h3>

<p>Uzmanlar, Körfez başkentlerinin bu hamleyle risk dağıtımına gittiğini vurguluyor. Washington ve Tel Aviv’in askeri odaklı, doğrudan hedef almaya yönelik ve bölgeyi geniş çaplı bir istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli taşıyan ofansif politikaları, Körfez ülkelerinde temkinli bir yaklaşıma yol açıyor.</p>

<p>İngiltere ise bu süreçte müttefiki ABD'den nüanslarla ayrışıyor. Londra'nın, bölgedeki askeri varlığını "saldırı amaçlı" operasyonlardan ziyade, "savunma, lojistik hatların ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğinin korunması" (hava savunma sistemleri ve deniz güvenliği) odaklı konumlandırması, Körfez için İngiltere’yi "öngörülebilir ve rasyonel bir Batılı liman" haline getiriyor. KİK ülkeleri, İngiltere ile bağlarını kalıcı anlaşmalarla tahkim ederek, güvenlik ve ekonomik refah ortaklıklarını tek bir aktöre bağımlı kılmama stratejisini uyguluyor.</p>

<h3><strong>Çin'in Ticari Hacmine Karşı İngiltere'nin Yapısal Bağları</strong></h3>

<p>Çin, son yıllarda bölgede büyük altyapı projeleri, enerji anlaşmaları ve arabuluculuk rolleriyle ağırlığını artırsa da analistler İngiltere’nin bölgedeki varlığının tarihsel ve yapısal olarak farklı bir DNA'ya sahip olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Çin'in Körfez ile ilişkileri büyük oranda petrol alımı ve fiziksel altyapı inşası gibi "işlemsel" düzlemde ilerlerken; Körfez ülkelerinin askeri doktrinleri, istihbarat ağları, finansal ve hukuki sistemleri tarihsel olarak İngiliz sistemiyle derin bağlar barındırıyor. İngiltere, ticaret hacminde Çin ile yarışmak yerine, "finansal veri akışı, siber güvenlik, yüksek teknoloji ve nitelikli hizmet sektörü" gibi Çin’in kolayca ikame edemeyeceği alanlara odaklanarak yapısal ortaklığını pekiştiriyor.</p>

<p>Hürmüz Boğazı üzerindeki fiziki tehditlerin sürdüğü bir dönemde, dijital ve finansal altyapının bu anlaşmayla Batı sistemine entegre edilmesi, Körfez ekonomilerinin küresel finansal sistemdeki "vazgeçilmezlik" konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Sonuç olarak, 20 Mayıs 2026 itibarıyla resmiyet kazanan bu ticaret hamlesi, Orta Doğu jeopolitiği yeniden şekillenirken, İngiltere ve Körfez ülkelerinin yükselen bölgesel risklere karşı ekonomik entegrasyon yoluyla inşa ettiği stratejik bir savunma bariyeri olarak değerlendiriliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/savasin-golgesinde-ingiltere-ve-korfezden-5-milyar-dolarlik-serbest-ticaret-anlasmasi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/korfez-uk.webp" type="image/jpeg" length="14020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalnızlaşma aileyi zorluyor: Doğurganlık düşüşünde ilişki ağlarının çözülmesi öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yalnizlasma-aileyi-zorluyor-dogurganlik-dususunde-iliski-aglarinin-cozulmesi-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yalnizlasma-aileyi-zorluyor-dogurganlik-dususunde-iliski-aglarinin-cozulmesi-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada doğurganlık oranlarındaki düşüş yalnızca ekonomik şartlarla değil, gençlerin ilişki kurmakta zorlanması, yüz yüze sosyalleşmenin azalması ve mahalle, cemaat, dayanışma gibi sosyal ağların zayıflamasıyla da açıklanıyor. Türkiye’de de aile kurumuna ilişkin tartışmalarda ahlaki çöküşten çok sosyal altyapının çözülmesine dikkat çekiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyada birçok ülkede doğurganlık oranlarının nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,1’in altına düşmesi, aile kurumuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Son analizlerde, düşüşün yalnızca çiftlerin daha az çocuk istemesinden değil, daha az insanın çift olabilmesinden kaynaklandığı vurgulanıyor.</p>

<p>Financial Times’ta yayımlanan değerlendirmeye atıfla aktarılan verilere göre, 195 ülkenin üçte ikisinden fazlasında doğurganlık oranı yenilenme seviyesinin altında bulunuyor. Bazı ülkelerde kadın başına düşen çocuk sayısı bire yaklaşırken, kimi toplumlarda en yaygın çocuk sayısının sıfır olduğu belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Sorun sadece çocuk istememek değil, ilişki kurmamak</strong></h3>

<p>Analizlerde öne çıkan temel tespit, doğurganlık krizinin yalnızca ekonomik baskılarla açıklanamayacağı yönünde. Buna göre çocuk sahibi olan kadınların çocuk sayısı büyük ölçüde sabit kalırken, hiç çocuk sahibi olmayan kadınların oranı artıyor.</p>

<p>Bu durum, meselenin “çocuk istememe”den ziyade “ilişki kuramama” sorunu haline geldiğine işaret ediyor. Evlilik ve birlikte yaşama oranlarındaki gerileme, doğurganlık düşüşünün başlıca sebeplerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Akıllı telefon ve sosyal medya etkisi</strong></h3>

<p>Gençlerin daha az yüz yüze sosyalleşmesi de aile kurma süreçlerini etkileyen başlıca faktörler arasında gösteriliyor. Akıllı telefonların ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte genç doğum oranlarında birçok ülkede belirgin düşüşler yaşandığı ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1030" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/akilli-telefon.png" width="541" /></p>

<p>Sosyal medya, insanlara daha fazla kişiye ulaşma imkanı sağlasa da gerçek yakınlık kurmayı her zaman kolaylaştırmıyor. Uzmanlara göre dijital platformlarda oluşan filtreli kimlikler, beklentileri yükseltiyor; yüz yüze temas, tanışma ve güven ilişkisini ise zayıflatıyor.</p>

<h3><strong>Türkiye’de sosyal altyapı çözülüyor</strong></h3>

<p>Türkiye’de de aile kurumuna ilişkin sorunların yalnızca ahlaki çöküş başlığı altında ele alınmasının eksik kaldığı belirtiliyor. Kentleşme, geleneksel mahalle bağlarının zayıflaması, cemaat ve dayanışma ağlarının eski işlevini kaybetmesi, gençlerin ilişki kurabileceği sosyal ortamları daraltıyor.</p>

<p>Geleneksel aile yapısının çekirdek aileye dönüşmesi, mahalle ve hemşeri dayanışmasının zayıflaması, dini ve toplumsal aidiyet kanallarının çözülmesiyle gençlerin sosyal çevresi büyük ölçüde aile, yakın arkadaş grubu ve dijital ekranlarla sınırlanıyor.</p>

<h3><strong>Aile tartışmasında yeni soru</strong></h3>

<p>Bu tablo, aile kurumuna ilişkin tartışmalarda odağın değişmesi gerektiğini gösteriyor. Güncel mesele, yalnızca bireylerin yaşam tarzı tercihleri değil; insanların birbirine ulaşmasını, tanışmasını, güven ilişkisi kurmasını ve aile oluşturmasını mümkün kılan sosyal zeminin zayıflaması.</p>

<p>Bu nedenle aile kurumuna yönelik tehdit, yalnızca kültürel ya da ahlaki başlıklarla değil; yalnızlaşma, ilişkisizlik, kent hayatı, dijitalleşme ve sosyal dayanışma ağlarının çözülmesi üzerinden de değerlendiriliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yalnizlasma-aileyi-zorluyor-dogurganlik-dususunde-iliski-aglarinin-cozulmesi-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/aile-4.webp" type="image/jpeg" length="83330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Çin, Rusya'nın Ukrayna'da başarısız olduğunun farkında"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cin-rusyanin-ukraynada-basarisiz-oldugunun-farkinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cin-rusyanin-ukraynada-basarisiz-oldugunun-farkinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin eski Orta Doğu Özel Temsilcisi Brett McGurk, Rusya’nın Ukrayna savaşında "stratejik bir yenilgiyle" karşı karşıya olduğunu ve Çin’in de bu durumu yakından analiz ettiğini ileri sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’nin eski Orta Doğu Özel Temsilcisi ve deneyimli diplomat Brett McGurk, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sahadaki gidişatına ve küresel aktörlerin bu sürece yönelik yaklaşımlarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde uluslararası basında yer alan, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede "Rusya lideri Vladimir Putin’in Ukrayna savaşı kararı nedeniyle pişmanlık duyacağını" söylediği yönündeki iddiaları değerlendiren McGurk, bu iddialar taraflarca yalanlansa da sahadaki verilerin Rusya'nın aleyhine işlediğini savundu.</p>

<p><strong>"Rusya Stratejik Yenilgiyle Karşı Karşıya"</strong></p>

<p>McGurk, Rusya’nın askeri açıdan hedeflediği kazanımlara ulaşamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Savaşların sonucu haritadaki çizgilerle değil, başlatılma amaçlarına ulaşıp ulaşılmadığıyla ölçülür. Rus güçlerinin, Putin’in ilk hedefi olan Kiev’i ele geçirme şansı tamamen ortadan kalkmıştır. Savaşın odağı Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesine sıkışmıştır. Rusya, insan gücü üstünlüğüyle cephe hatlarını yararak Doğu Ukrayna'da kalıcı üstünlük kurmayı umuyordu ancak bu gerçekleşmedi."</p>

<p>Rusya'nın askeri kayıplarının sürdürülemez boyutlara ulaştığını öne süren McGurk, batılı istihbarat tahminlerine göre Rus ordusunun aylık kaybının (ölü ve yaralı) 30 ila 40 bin civarında olduğunu, savaşın başından bu yana toplam kaybın ise 1 milyonu aştığını kaydetti. McGurk, bu durumun Rusya'nın kendini askeri açıdan yenileme kapasitesini zorladığını ve Rus ekonomisinin uzun vadeli bir savaşı süresiz taşıyamayacağını ifade etti.</p>

<p><strong>Çin’in Gözlem Süreci ve Tayvan Dengesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin lideri Şi Cinping’in sahadaki bu eğilimleri çok yakından incelediğini belirten McGurk, Pekin’in tutumunun sadece Rusya ile ilişkileri değil, aynı zamanda Tayvan’a yönelik planlarını da şekillendireceğini yazdı.</p>

<p>Pekin yönetiminin Rusya’nın askeri ve ekonomik zorluklarını analiz ederek risk değerlendirmesi yaptığını aktaran McGurk, Çin’in Rusya’dan ucuz enerji tedarik etmeye devam ederken, savaşa doğrudan dahil olmaktan kaçınmasının arkasında bu "stratejik yenilgi" öngörüsünün yattığını vurguladı.</p>

<p><strong>"Müzakerelerde Rusya’nın Kırılganlığı Kullanılmalı"</strong></p>

<p>Donald Trump’ın Ukrayna savaşını diplomatik yollarla çözme arayışında olduğunu hatırlatan McGurk, tarafların askeri güçlerine olan inancı nedeniyle diplomasinin şu an için çıkmazda olduğunu belirtti.</p>

<p>Müzakerelerde ilerleme sağlanabilmesi için Washington’a strateji değişikliği öneren McGurk, "En doğru yol, Ukrayna’nın zayıf olduğu varsayımı üzerinden hareket etmek değil, Rusya’nın artan kırılganlığını kabul etmektir. Ukrayna için kabul edilebilir şartlarda bir anlaşmaya varmak adına şu an bir diplomatik kaldıraç mevcuttur ve Washington bu kozu kullanmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cin-rusyanin-ukraynada-basarisiz-oldugunun-farkinda</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/xi-putin.webp" type="image/jpeg" length="74710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Somali’de anayasa değişikliği eyaletler arası bağları kopardı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/somalide-anayasa-degisikligi-eyaletler-arasi-baglari-kopardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/somalide-anayasa-degisikligi-eyaletler-arasi-baglari-kopardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Somali'de seçimlerin ertelenmesiyle başlayan kriz, eyaletlerin merkezi yönetimle ilişkilerini kesmesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Bazı eyaletlerin ayrılıkçı adımlarının, ülkenin toprak bütünlüğünü ve bölgesel dengeleri riske attığı belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doğu Afrika’nın stratejik noktalarından Somali’de, seçim sisteminin değiştirilmesi ve görev sürelerinin uzatılmasına yönelik anayasal adımlar, merkezi hükümet ile federal eyaletler arasında ciddi bir siyasi krize yol açtı.</p>

<p><strong>Görev Sürelerinin Uzatılması ve Doğrudan Seçim Hedefi</strong></p>

<p>Somali’de Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un yasal görev süresi 15 Mayıs 2026 itibarıyla sona ererken, parlamentonun yasama yetkisi de nisan ayı ortasında tamamlandı. Ancak Somali Parlamentosu, Mart 2026’da kabul ettiği anayasa değişiklikleriyle görev sürelerini 4 yıldan 5 yıla çıkardı ve genel seçimleri 2027 yılına erteledi.</p>

<p>Söz konusu değişikliğin temel gerekçesi, ülkede uzun süredir uygulanan ve kabile esasına dayanan "4,5 klan sistemi" yerine, vatandaşların doğrudan sandığa giderek oy kullanacağı "tek kişi, tek oy" modeline geçiş altyapısının hazırlanması olarak gösteriliyor. Hükümet, demokratik bir seçim sistemi kurabilmek ve seçmen kaydı işlemlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmek için bu ek süreye ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Eyaletlerin Tepkisi ve Ayrılık Girişimleri</strong></p>

<p>Merkezi yönetimin görev süresini uzatma kararı, muhalefet grupları ve bazı federal eyaletler tarafından sert tepkiyle karşılandı. Ülke genelinde protestolar düzenlenirken, özellikle Puntland ve Jubaland eyalet yönetimleri Mogadişu’daki merkezi hükümetle tüm ilişkilerini askıya aldı.</p>

<p>Puntland Başkanı Said Abdullahi Deni’nin, merkezi yönetimin yetki paylaşımını eleştirerek Somaliland benzeri tek taraflı bağımsızlık veya ayrılık yönünde adımlar atabileceği belirtiliyor. Benzer şekilde, Jubaland Başkanı Ahmed Madobe’nin de Puntland ile paralel bir tutum sergilediği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Dış Aktörlerin Rolü ve Bölgesel Dengeler</strong></p>

<p>Krizin derinleşmesinde bölgesel ve küresel aktörlerin etkili olduğu değerlendiriliyor. Ayrılık eğilimi gösteren Puntland ve Jubaland eyaletlerinin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yakın ticari, askeri ve siyasi ilişkiler yürüttüğü, bölgedeki modernizasyon ve kalkınma projelerinin önemli bir kısmının BAE tarafından finanse edildiği biliniyor. Söz konusu eyaletlerin, uluslararası alanda tanınma arayışında olan Somaliland gibi İsrail ile de temas halinde olduğu öne sürülüyor. Somaliland yönetiminin yakın zamanda Kudüs'te temsilcilik açma yönündeki beyanları da bu diplomatik hareketliliğin bir parçası olarak görülüyor.</p>

<p>Siyasi analistler, Somali’nin eyaletler bazında parçalanma sürecine girmesinin, Türkiye’nin Doğu Afrika’daki en önemli askeri, diplomatik ve ekonomik ortaklarından biri olan Mogadişu yönetimiyle geliştirdiği stratejik ilişkileri doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin Somali’deki yüksek itibarı ve askeri eğitim misyonunun oluşturduğu denge unsurunun, ülkenin toprak bütünlüğünün zayıflaması halinde bölgesel olarak sınırlandırılmaya çalışılabileceği kaydediliyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud yönetiminin, tırmanan iç siyasi gerilimi ve eyaletlerin ayrılıkçı eğilimlerini nasıl yöneteceği, Somali’nin gelecekteki siyasi birliği ve bölgedeki güvenlik mimarisi açısından kritik önem taşıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/somalide-anayasa-degisikligi-eyaletler-arasi-baglari-kopardi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/somali-4.jpg" type="image/jpeg" length="93495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yakıt krizi kıtaları aştı: Bolivya ve Kenya'da hükümetleri sarsan protestolar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yakit-krizi-kitalari-asti-bolivya-ve-kenyada-hukumetleri-sarsan-protestolar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yakit-krizi-kitalari-asti-bolivya-ve-kenyada-hukumetleri-sarsan-protestolar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel enerji darboğazı ve akaryakıt sorunları, Latin Amerika ülkesi Bolivya ile Doğu Afrika ülkesi Kenya’yı benzer bir kaosun eşiğine getirdi. Her iki ülkede de ulaştırma sektörünün tetiklediği ve geniş halk kitlelerinin katıldığı protestolar, hükümetleri derin siyasi ve ekonomik krizlerle karşı karşıya bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel piyasalardaki enerji istikrarsızlığı, yüksek enflasyon ve tedarik zinciri aksamaları, dünyanın farklı bölgelerindeki kırılgan ekonomilerde toplumsal patlamalara yol açıyor. Güney Yarımküre’nin iki farklı ucunda yer alan Bolivya ve Kenya, akaryakıt fiyatları, yakıt kalitesi ve hayat pahalılığı ekseninde başlayan kitlesel protestolarla sarsılıyor. Taşımacılık sektörünün lokomotif rolü üstlendiği eylemler, her iki ülkede de hayatı durma noktasına getirirken siyasi iktidarların meşruiyetini tartışmaya açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Bolivya’da "Kalitesiz Benzin" ve Neoliberal Reform Öfkesi</h3>

<p>Latin Amerika ülkesi Bolivya'da, Hıristiyan Demokrat Partili Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz liderliğindeki hükümet, göreve gelmesinin üzerinden henüz altı ay geçmeden tarihin en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Bolivya İşçi Merkezi (COB), köylü sendikaları ve madencilerin öncülük ettiği iki haftalık yol kapatma eylemleri, anayasal başkent La Paz’ı adeta kuşatma altına aldı.</p>

<p>Ülkedeki protestoların çıkış noktasını hükümetin kaldırdığı yakıt sübvansiyonları ve ardından ithal edilen "düşük kaliteli benzin" oluşturdu. Kalitesiz yakıtın araçlarına zarar verdiğini belirten ulaştırma işçilerinin başlattığı grevler, kısa sürede genel bir hükümet karşıtlığına dönüştü. Çiftçiler ve madencilerin de katılımıyla genişleyen barikatlar, La Paz’da gıda ve tıbbi malzeme sıkıntısına yol açarken Katolik Kilisesi şimdiden 3 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.</p>

<p>Eski Cumhurbaşkanı Evo Morales destekçilerinin de (Evistalar) katıldığı eylemlerde protestocular, Paz hükümetinin neoliberal dönüşüm programının geri çekilmesini ve Cumhurbaşkanı’nın istifasını talep ediyor. Bölünmüş bir meclis ve yardımcısı Edman Lara ile açık bir çekişme içinde olan Paz ise protestoları "demokrasiyi yok etmeye çalışan karanlık güçlerin işi" olarak nitelendiriyor.</p>

<h3>Kenya’da Zam Dalgası Hayatı Felç Etti</h3>

<p>Benzer bir enerji odaklı kriz Doğu Afrika’nın en büyük ekonomilerinden Kenya’da yaşanıyor. Orta Doğu'da yaşanan gerilimler ve Hürmüz Boğazı'ndaki tedarik sıkıntılarının küresel petrol fiyatlarını artırması üzerine Kenya hükümetinin dizel yakıta yüzde 23,5 oranında zam yapması bardağı taşıran son damla oldu.</p>

<p>Ülke genelinde "matatu" adı verilen özel minibüs işletmecileri, kargo firmaları ve taksi şoförleri iş bırakarak yolları barikatlarla kapattı. Başkent Nairobi ve liman kenti Mombasa'da hayat tamamen dururken, güvenlik güçlerinin protestoculara müdahalesi sert oldu. Kenya İçişleri Bakanlığı, çıkan çatışmalarda en az 4 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin gözaltına alındığını doğruladı.</p>

<p>Hükümetin geri adım atarak taşımacılık sektörüyle masaya oturması üzerine eylemler müzakereler için geçici olarak askıya alınsa da sendikalar, akaryakıt fiyatlarında kalıcı indirim yapılmaması halinde grevlerin daha şiddetli şekilde geri döneceğini ilan etti.</p>

<h3><strong>Jeopolitik Cepheleşme ve Bölgesel Endişeler</strong></h3>

<p>İki ülkede yaşanan iç krizler, küresel güçlerin ve bölgesel aktörlerin de dahil olduğu birer dış politika krizine dönüşmüş durumda.</p>

<p>Bolivya'da sağcı Paz hükümetine ABD ve Arjantin açık destek verirken, lityum anlaşmaları ve ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesinin (DEA) ülkeye geri dönüşü sol muhalefetin tepkisini çekiyor. Eski lider Morales, ABD destekli bir askeri operasyonla hedef alınacağını iddia ederek, bölgede sol muhalifleri tasfiye etmeyi amaçlayan yeni bir "Kondor Operasyonu" (Kondor Planı 2026) uyarısında bulunuyor. Buna karşılık Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Bolivya halkına yönelik olası bir askeri baskının "katliama" dönüşebileceği uyarısını yapıyor.</p>

<p>Gerek Bolivya’da gerekse Kenya’da yaşanan gelişmeler, küresel enerji krizlerinin yerel sosyo-ekonomik dinamiklerle birleştiğinde ne denli hızlı bir şekilde ulusal güvenlik ve istikrar sorununa dönüşebileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yakit-krizi-kitalari-asti-bolivya-ve-kenyada-hukumetleri-sarsan-protestolar</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/yk-1.png" type="image/jpeg" length="15395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'den dünyanın gözü önünde canlı işkence]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-dunyanin-gozu-onunde-canli-iskence</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-dunyanin-gozu-onunde-canli-iskence" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail, uluslararası sularda kaçırdığı 78’i Türk vatandaşı 428 aktiviste işkence yapıp sosyal medyada yayınladı. Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir, Aşdod Limanı’nda elleri kelepçeli diz çöktürülen aktivistlere hakaret etti ve onları tartaklayan askerleri tebrik etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görüntüler tüm dünyada infiale yol açtı. Ben Gvir’in “İsrail’e hoş geldiniz” mesajıyla övünerek paylaştığı görüntülerde Küresel Sumud Filosu aktivistlerinin, İsrail bayrakları asılmış çadırda elleri arkadan kelepçeli şekilde ve çömelir vaziyette oturduğu görülüyor. Hoparlörden İbranice şarkı çalarken aktivistler itilip kakılıyor ya da tartaklanıyor. Bu sırada Ben Gvir geçerken “Özgür Filistin” diye bağıran bir kadın yere yatırılıp darbediliyor. Ben Gvir ise “İşte böyle yapmak gerekiyor” diyerek askeri kutluyor. Kısa sürede yayılan bu görüntüler dünyada infiale yol açtı. Zor durumda kalan İsrail yönetimi bile Ben Gvir’e tepki gösterdi.</p>

<p>Siyonist İsrail, uluslararası sularda alıkoyup Aşdod Limanı'na getirdiği Küresel Sumud Filosu aktivistlerine insanlık dışı muamele uygulamaya devam ediyor. Terör devletinin, Gazze'ye yardım ulaştırmak için yola çıkan ve uluslararası sularda hukuk dışı biçimde alıkoyduğu 78’i Türk 428 aktivist Aşdod Limanı'na getirildi. Limana çıkarılan çok sayıda aktivist, İsrail bayrakları asılmış bir çadır içinde elleri arkadan kelepçeli, yüz üstü yerde çömelir pozisyonda tutuluyor. Burada itilip kakılan ve darbedilen aktivistlere hoparlörle de İbranice şarkı dinlettirilip işkence uygulanıyor.</p>

<h2><strong>AKTİVİSTLERE İNSANLIK DIŞI MUAMELE</strong></h2>

<p>İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından Aşdod Limanı'na gittiği ve İsrail güvenlik güçlerinin aktivistlere kötü muamelede bulunduğu görüntüyü paylaştı. Görüntülerde, Ben-Gvir'in geçişi sırasında bir kadın aktivistin "Özgür Filistin" diye bağırdığı, İsrail polisinin ise kadına sert müdahalede bulunarak yere yatırdığı kameraya yansıyor. Bu sırada aşırı sağcı Ben-Gvir'in "İşte böyle yapmak gerekiyor" dediği duyuluyor. Ben-Gvir'in aktivistlerin bulunduğu yerde İsrail bayrağı salladığı, "Çok yaşa İsrail" diye bağırarak onları tahrik etmeye çalıştığı görülüyor. Ben-Gvir'in "İsrail'e hoş geldiniz" mesajıyla paylaştığı görüntülerde, aktivistler limanda elleri kelepçeli şekilde diz çöktürülerek bir yerde toplu halde tutuluyor.</p>

<h2><strong>Siyonist İsrail'e küresel tepki</strong></h2>

<p>Sumud Filosu'na müdahale ve Aşdod Limanı’nda aktivistlere yönelik kötü muamele, uluslararası toplumun sert tepkisine yol açtı. Olay sonrası Gazze'deki İsrail soykırımının en büyük destekçisi konumundaki Avrupa ülkeleri bile tepki göstermek zorunda kaldı.</p>

<h2><strong>Elçiler çağrıldı</strong></h2>

<p>Fransa: Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İsrail’in Paris Büyükelçisi’ni bakanlığa çağırdı.</p>

<p>İspanya: Özür bekleyerek İsrail'in Madrid Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırdı. Başbakan Sanchez, AB'den Ben-Gvir'in AB ülkeleri topraklarına seyahatinin yasaklanmasını istedi.</p>

<p>İtalya: Başbakan Giorgia Meloni, İsrail'den, özür talep ederek, İsrail Büyükelçisini çağıracaklarını duyurdu.</p>

<p>Hollanda: Başbakan Jetten, 'kabul edilemez muamele' sonrası büyükelçiyi Dışişleri Bakanlığına çağıracaklarını duyurdu.</p>

<p>Kanada: Dışişleri Bakanı Anand, 'rahatsız edici' görüntüler sonrası büyükelçinin bakanlığa çağırılacağını söyledi.</p>

<p>Finlandiya: Dışişleri, Helsinki Büyükelçisinden açıklama talep edeceğini bildirdi.</p>

<p>Güney Kore: Devlet Başkanı Lee Jae Myung, Netanyahu’nun ülkeye girmesi halinde tutuklanmasının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Avusturya: Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Viyana Büyükelçisi'ne tepkilerini ilettiklerini bildirdi.</p>

<p>Polonya: Dışişleri Bakanı Sikorski: Vatandaşlarımız için adalet, sizin içinse ceza talep ediyoruz.</p>

<p>İrlanda: Bakan Helen McEntee, vatandaşlarının derhal serbest bırakılmasını talep etti.</p>

<p>Birleşmiş Milletler derhal serbest bırakılma çağrısı yaparken, Avrupa Parlamentosu'nda İsrail protesto edildi.</p>

<h2><strong>Filistinlilerin çığlıklarını duydum</strong></h2>

<p>Siyonist İsrail'in Küresel Sumud Filosu’nun 2026 Bahar Misyonu'na 29 Nisan akşamı Yunanistan’ın Girit Adası’nın batısındaki uluslararası sulardaki saldırısında filodan alıkoyarak İsrail’e götürdüğü Brezilyalı aktivist Thiago Avila, İstanbul’a geldi. Yeni Şafak’a konuşan aktivist Avila, alıkonulduğu 10 günde İsrail askerleri tarafından ağır işkencesine maruz bırakıldığını anlattı. Kendisi ve Filistinli aktivist Seyf Ebu Keşk’in özellikle hedef alındığını belirten Avila, “179 kişiyi Girit’te bıraktılar ama beni ve Saif’i işgal altındaki Filistin’e, Aşkelon’a götürdüler. Teknede ağır fiziksel saldırıya uğradık. Dayak nedeniyle iki kez bayıldım” diye konuştu.</p>

<h2><strong>İSRAİL HAYDUT BİR DEVLET</strong></h2>

<p>Daha sonra İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet'in (Şabak) tesisine götürüldüklerini burada sistematik işkence sesleri duyduklarını ifade eden Avila, “Her gün Filistinlilerin işkence seslerini duyuyorduk. Gardiyanlar onların çığlıklarına ‘Şarkı söylüyorlar’ diyordu. Ve sıranın bana geleceğini, bunu yasal olarak yapabileceklerini ifade ediyorlardı. İsrail haydut bir devlettir. Korsan bir devlettir. Filistinlilere yaptıkları düşünüldüğünde onlara ‘terör devleti’ demekten daha doğru bir tanım yoktur” şeklinde konuştu. Avila, Türkiye’nin Filistin dayanışmasındaki rolüne özel vurgu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>12 Türk sağlık çalışanı esir</strong></h2>

<p>Doctors for Gaza Türkiye Sorumlusu ve Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, Siyonist askerlerin esir aldığı 78 Türk’ten 12’sinin sağlık çalışanı olduğu bilgisini verdi. Sağlık çalışanlarının hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Akkoyunlu, “Sağlık çalışanları ve doktorlar herhangi bir siyasi oluşumun parçası değildir. Amaçları, oradaki sivil insanların, özellikle çocukların ve kadınların sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak ve ölüm riski altındaki insanlara yardım etmektir” diye konuştu. Akkoyunlu, “Arkadaşlarımızın bir kısmının Aşdod Limanı’na götürüldüğünü öğrendik. Onlar oradayken, işgal güçlerince kötü muameleye maruz kaldıkları süreçte çok ciddi bir vicdan azabı hissediyoruz. Onların yanında olamamamız, onlarla birlikte olamamak gerçekten içimizi yakan bir tablo oluşturuyor” şeklinde konuştu.</p>

<h2><strong>Tüm insanlık değerlerine düşmanlar</strong></h2>

<p>AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Siyonist İsrail güçlerinin Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesine ve aktivistlere uygulanan şiddete sert tepki gösterdi. Sumud Filosu’nun insanlık haysiyetini temsil ettiğini belirten Çelik, "Başında Netanyahu’nun olduğu soykırım örgütü ise tüm insanlık değerlerine düşmandır. Soykırım örgütü üyesi bir bakanın, Sumud Filosu katılımcılarına uyguladığı sözlü ve fiziki şiddeti lanetliyoruz. İnsanlık, bu soykırım şebekesini hukuk önünde eninde sonunda mahkum edecektir" diye konuştu. Çelik, "Sumud Filosu’nun tüm asil katılımcılarını selamlıyoruz. Sumud Filosu’nu desteklemek insanlığı desteklemektir" dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı da aktivistlere yönelik şiddeti lanetledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-dunyanin-gozu-onunde-canli-iskence</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/bengvir-3.webp" type="image/jpeg" length="59578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğu Türkistanlılardan BM’ye başvuru: Çin ilk kez ‘sömürgeci güç’ olarak şikayet edildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dogu-turkistanlilardan-bmye-basvuru-cin-ilk-kez-somurgeci-guc-olarak-sikayet-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dogu-turkistanlilardan-bmye-basvuru-cin-ilk-kez-somurgeci-guc-olarak-sikayet-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti (DTSH), Birleşmiş Milletler’e sunduğu 25 sayfalık tarihi dilekçeyle Çin’in bölgedeki varlığının "sömürgeci bir işgal" olarak tanınmasını resmen talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doğu Türkistanlılar, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti (DTSH) ve Doğu Türkistan Milli Hareketi (DTMH) aracılığıyla 5 Mayıs Salı günü Birleşmiş Milletler Dekolonizasyon Özel Komitesi'ne (C-24) tarihi bir dilekçe sundu. Başvuru, Doğu Türkistan'ın resmen "Kendi Kendini Yönetemeyen Bölge" (Non-Self-Governing Territory) olarak kaydedilmesini talep ediyor.</p>

<h2><strong>BM’den işgalci güç tanımı talep edildi</strong></h2>

<p>Çin'in sömürgeci bir isim olan ve "Yeni Toprak" anlamına gelen "Sincan Uygur Özerk Bölgesi" olarak adlandırdığı Doğu Türkistan, 1949'daki Çin Halk Cumhuriyeti işgaline kadar egemen bir devletti (en son bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti olarak varlığını sürdürdü). Dilekçede; Çin kontrolünü meşrulaştıran herhangi bir devir anlaşmasının, halk oylamasının veya halkın özgür iradesini yansıtan bir belgenin hiçbir zaman var olmadığı vurgulanıyor. 76 yıllık işgal süresince, yerli Türk nüfusunun oranı %90’dan yaklaşık %55'e gerilerken, Çinli sömürgeci nüfusun oranı %5'in altından %42'nin üzerine çıkmıştır.</p>

<h2><strong>‘Bağımsızlık varlığımızın tek garantisidir</strong></h2>

<p>DTSH Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: "80'den fazla ulus, BM dekolonizasyon (sömürgecilikten kurtulma) çerçevesi aracılığıyla bağımsızlığını kazandı. Doğu Türkistan halkı artık aynı hakkı resmen talep ediyor. Mücadelemiz sadece bir insan hakları meselesi değil; uluslararası bir bağımsızlık mücadelesidir.”</p>

<p>"Bu tarihi başvuru; Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk halklarına yönelik 13. yılına giren soykırımı durdurmakta mevcut insan hakları mekanizmalarının yetersiz kalması üzerine yapıldı. BM’nin 2022 raporundaki 'insanlığa karşı suç' tespitlerine, ABD, İngiltere, Hollanda ve Kanada başta olmak üzere Avrupa'daki birçok ülke parlamentosunun 'soykırım' kararlarına rağmen; kitlesel toplama kampları ve zorla çalıştırma uygulamaları kesintisiz devam etmektedir. Son olarak Ocak 2026’da BM Özel Raportörleri, devlet eliyle yürütülen zorla çalıştırma transferlerinin uluslararası hukuka göre 'insanlığa karşı suç kapsamında köleleştirme’ teşkil edebileceği uyarısında bulunmuştur.”</p>

<p>DTMH Başkanı ve DTSH Dışişleri Bakanı Salih Hudayar ise şu ifadeleri kullandı:"Bu soykırımın kökeninde Çin'in Doğu Türkistan'daki sömürgeci işgali yatmaktadır. Dekolonizasyon (sömürgecilikten kurtulma) ve bağımsızlık, insan haklarımızın ve varlığımızın tek garantisidir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>25 sayfalık dosyada, Çin'in 2026 yılında yürürlüğe giren “Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası”nın, etnik ve kültürel yok etme aracı olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor. Dilekçe ile BM Genel Kurulu’ndan şu taleplerde bulunuluyor:</p>

<ul>
 <li>ÇHC'nin, Doğu Türkistan üzerinde resmen bir "işgalci güç" olarak tanımlanması.</li>
 <li>Doğu Türkistan'ın devredilemez kendi kaderini tayin ve bağımsızlık hakkının teyit edilmesi.</li>
 <li>Tüm devletlerin ve BM kuruluşlarının, Doğu Türkistan halkının haklı bağımsızlık mücadelesine maddi ve manevi yardımda bulunması.</li>
</ul></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dogu-turkistanlilardan-bmye-basvuru-cin-ilk-kez-somurgeci-guc-olarak-sikayet-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/doguturkistann.png" type="image/jpeg" length="80167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak'tan seminer: "Necip Fazıl Bugüne Ne Söyler?"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dr-kazim-albayraktan-seminer-necip-fazil-bugune-ne-soyler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dr-kazim-albayraktan-seminer-necip-fazil-bugune-ne-soyler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dergimizin Yayın Kurulu üyesi ve yazarı Dr. Kâzım Albayrak, Hüdayi Vakfı, İLÂM Akademi ve İLÂM Lise tarafından tertiplenen programda “Necip Fazıl Bugüne Ne Söyler” başlıklı bir seminer verdi. Eski Akıncılar Teşkilatı mensuplarından Hüseyin Gök'ün de iştirak ettiği program, katılımcılar tarafından yoğun bir ilgiyle takip edildi. Konuşmadan önce Kur’ân-ı Kerîm tilaveti yapıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Program sonunda Dr. Kâzım Albayrak, Üstad Necip Fazıl'ın <i>Bizim Şarkımız</i> adlı şiirini marş formunda coşkuyla seslendirirken; seminere katılan öğrenciler Üstad'ın şiirlerinden seçkiler okudu. Konuşmanın hitamında Büyük Doğu fikriyatı üzerine ufuk açıcı bir soru-cevap bölümü gerçekleştirildi. Programın sonunda İLÂM yönetimi tarafından Dr. Kâzım Albayrak'a günün hâtırasına binaen Kelime-i Tevhid tablosu hediye edildi.</p>

<p><img alt="1-12" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/1-12.jpeg" width="1131" /></p>

<p>Okuyucularımız için Dr. Kâzım Albayrak’ın konuşma metnini eksiksiz olarak istifadelerinize sunuyoruz:</p>

<p>“Selâmünaleyküm arkadaşlar. Hepiniz hoş geldiniz. Necip Fazıl'ın 43. vefat yıldönümünü idrak ediyoruz. Bu vesileyle Necip Fazıl'a rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Konumuz Necip Fazıl ve Gençlik. Necip Fazıl kimdir? Hayatımızın neresindedir? Bizim için değeri nedir? Ona nasıl bakmalıyız? Ondan nasıl faydalanmalıyız? Bunları size anlatacağım. Necip Fazıl, gençlik demek; bir ideal mefkûresi olan, bir fikir, bir arayış içerisinde olan, yolunu arayan bir kişi demektir. Dolayısıyla Necip Fazıl'la yollarımız kesişiyor. Benim de gençlik dönemimde Necip Fazıl'la yollarım kesişti. Allah'a şükür bugüne kadar da beraberliğimiz devam ediyor. Bunların nasıl ve niçinini anlatacağım inşallah. Şimdi bu semineri organize eden Hüdayi Vakfı, İLÂM Akademi ve İLÂM Liseye de teşekkür ederim.</p>

<p>Şimdi Necip Fazıl kimdir? Böyle kısaca hemen söyleyeyim; mütefekkir, sanatçı ve aksiyoner biridir. Bu üç kelimeyi bilmemiz lâzım. Fikir, sanat ve aksiyon adamıdır. Bunu bir cümleyle söylemek gerekirse; Necip Fazıl, şeriattan kıl taviz vermeden onu eşya ve hâdiselere hâkim kılmanın dünya görüşünü örgüleştirmiş adamdır. Burada birkaç husus öne çıkıyor: Şeriattan kıl taviz vermemesi, eşya ve hâdiselere hâkim kılacak bir İdeoloji Örgüsü olması... Böyle bir dünya görüşü örgüleştirmesi.</p>

<p>Şimdi Büyük Doğu ekolünü kurmuş Necip Fazıl. Büyük Doğu fikriyatını... Necip Fazıl deyince aklımıza gelecek olan Büyük Doğu'dur. Büyük Doğu dergileriyle 35 yıl, 40 yıl mücadele vermiş. Mücadele tarihimizde, geçmişimizde, yani çağımızdaki İslâmcı mücadelenin temelleri, dinamikleri Necip Fazıl'dır. Öncü, kurucu bir kişidir. İlktir. Her şeyin şerefi ilklere aittir ya... Vazgeçilmezdir bu açıdan. Bunları bilmemiz lâzım. Neden bilmemiz lâzım? Nereden geldiğimizi bilmemiz lâzım ki nereye gideceğimizi bilelim.</p>

<p><img alt="4-8" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/4-8.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Şimdi Necip Fazıl devrini etkilediği gibi günümüzü de etkilemiştir. Ve sonrasını da etkileyecek bir kişidir. Bunları, devrini etkilediğini, olaylardan bunu biliyoruz zaten. Yaşayanlar da var. Siz belki o devri yaşamadınız ama o devrin içerisindesiniz. O devirden kopuk değiliz, ayrı değiliz.</p>

<p>Şimdi Büyük Doğu ne demek? Büyük Doğu, Doğu'nun doğuşu demek. Kelime anlamı olarak Doğu'nun doğuşu. Buradaki doğudan kastedilen, arkadaşlar, İslâm âlemi. Bir coğrafi bölgeden ziyade İslâm âlemi. Bunu Büyük Doğu'yu bu kelime anlamını verdikten sonra ıstılâhî anlamını da söyleyeyim. Büyük Doğu, Necip Fazıl'ın tanımlaması: "Büyük Doğu, İslâmiyet'in emir subaylığı. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne yeni bir içtihat kapısı... Sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet'e yol açma geçidi. Ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hâdiselere tatbik etme işi... Galiba işlerin de en değerli ve pahalısı" diyor Necip Fazıl. Yani işlerin en değerli ve pahalısı. Neden en değerli ve pahalısı olduğunu, bize neden bir pusula hüviyetinde olduğunu izah edeceğim.</p>

<p><img alt="7-5" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/7-5.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Şimdi seminerin plânını kısaca vereyim. Bu kısa bir girişten sonra, yedi umdede Büyük Doğu'yu anlatacağım arkadaşlar. Kısa kısa, Büyük Doğu nedir, yedi umdede anlatacağım. Ondan sonra dört maddede Necip Fazıl'ın ve Büyük Doğu ideolojisinin vazgeçilmez oluşunu, fonksiyonunu bize hâlâ zaruret olarak, bize hâlâ arz etmiş olmasını da dört maddede anlatacağım. Sonra iki maddede Necip Fazıl'ın hayatına yön veren, hayatında çok önemli bir değişikliğe yol açan (sebep olan) hâdise nedir, onu anlatacağım. Ondan sonra Necip Fazıl'ın gençlerden beklediği, onlara öğüt olarak neler söylediğinden üç tanesini söyleyeceğim ancak. Daha fazla var da üç tanesini belli başlı... İlk sıradaki üç tanesini. Sonra Necip Fazıl'la tanışmamı, müşahedelerimi anlatacağım. Ve netice olarak da birkaç şeyle, tavsiyeyle semineri bitireceğim inşallah. Sonunda da kısaca bir soru cevap bölümü de olacak inşallah. Ben şimdi bu arada gaye ve vasıta nedir, gaye ve ideal nedir, bunu da anlatmaya çalışacağım. Unutursam hatırlatırsınız inşallah. Çünkü genç olarak bir idealiniz, hedefiniz var… Bir şey yapmak istiyorsunuz. Hedefimiz, plânımız ne olmalı, gayemiz ne olmalı, bir de idealimiz ne olmalı? Onun arasındaki farkı da söyleyeceğim arkadaşlar. Her şey ideal olmuyor. İdeal nedir, onu söyleyeceğim.</p>

<p>Şimdi hemen ben Büyük Doğu'yu... Yedi umdede Büyük Doğu'nun ne olduğunu hemen söyleyeyim.</p>

<p>Arkadaşlar, birincisi: Şeriattan zerre taviz vermemesi. Ehl-i Sünnet ve Cemaat anlayışına, itikadî ölçülerine tam bağlı olarak bir dünya görüşü ortaya koyuyor. Necip Fazıl'ın bu yönü çok dikkate değerdir. Bu hususta Necip Fazıl her türlü çileyi göze almıştır. Hapishaneye girmiştir, çok çile çekmiştir. Bu fikriyatında şeriata muhalif tek bir kelime gösterilemez. Bundan dolayı bu hususta âdeta kılı kırk yarmıştır. Kendisi ilim ehline danışmıştır. Başta mürşidi Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri olmak üzere Ömer Nasuhi Bilmen, Hacı Cemal Öğüt gibi ulemaya da danışmıştır. Büyük Doğu'nun her kelimesinde bu dikkati göstermiştir. Bunları misallendirebilirim ama çok uzatmak istemiyorum. Bunun altını çizip geçiyorum arkadaşlar. Bunları böyle nokta atışı olarak söylüyorum.</p>

<p>İkincisi: Necip Fazıl bir tarih muhasebesi yapmıştır. Düzmece bir tarih bize öğretilmek istendi. Yani bizim köklerimiz inkâr edildi. Osmanlı çizildi üzerine, çarpı atılmak istendi. Uyduruk böyle bir geçmişe, köklere bağlanmak istendi. İnsan çünkü kökünü, nereden geldiğini bilmek isteyen bir varlık. "Nereden geldik, nereye gideceğiz?" Bu soruyu sorar insan. Ben kimim? Nereden geldim, nereye gideceğim? Bu sorunun cevabı “Mutlak Fikrin Gerekliliği” meselesidir. Kur'ân ölçülerinin gerekliliği, zarureti öne çıkarılmış. Başka türlü hakikat bulunamaz. İnsan kendi başına bulamaz. Ondan sonra bir sürü felsefeler çıkıyor. Şimdi Necip Fazıl burada ne dedi? Tarih muhasebesinden geldik buraya. Tarih muhasebesini söyleyeyim: Ulu Hakan Abdülhamid Han. Yani bozulmanın köklerine gidiyor Necip Fazıl, oradan tarih muhasebesi yapıyor ve “Yiğit düştüğü yerden kalkar.” denmiş arkadaşlar. Düştüğümüz yerden, ki Tanzimat'tan bu yana yaşadıklarımız bunlar, bu acılar bunlar, "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.” demiş Necip Fazıl. Buraya gidiyor ve <i>Ulu Hakan Abdülhamid Han</i> eserini ortaya koyuyor anahtar şahsiyet diye. <i>Sultan Vahdeddin</i> eserini ortaya koyuyor. Ve Necip Fazıl'daki tarih muhasebesi çok dikkat çekicidir. Tarihçilerin yapamayacağı bir muhasebeyi yapıyor. Neden? Mütefekkir olduğu için. Neden? Hikmet sahibi olduğu için. İrfan ve hikmet ilmin üstündedir. Bunu Necip Fazıl'da da görüyoruz arkadaşlar. Bunların teferruatına girmiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü olarak arkadaşlar: Necip Fazıl'ın bir dünya görüşü ortaya koyması. Yani sadece bunları söylemekle kalmıyor, kendi fikirlerini bütün olarak, sistemli olarak ortaya koyuyor. Her örgüsü tezatsız bir şekilde ortaya koyuyor. Mütefekkir vasfı bunu gerektiriyor. Bu hususta da onun başeseri <i>İdeolocya Örgüsü</i>. <i>İdeolocya Örgüsü</i> okunmadan Necip Fazıl anlaşılamaz. Şimdi Necip Fazıl'ın hayat hikâyesini <i>O ve Ben</i> eserinden çok güzel okursunuz, mürşidiyle tanışması, hayatındaki değişim ve dönüşüm... Fikriyatının hülâsası <i>İdeolocya Örgüsü</i>'dür. <i>İdeolocya Örgüsü</i> çağda, bu çağımızda fikrî akımlarla... Ne bileyim kapitalizm, faşizm, komünizm şu bu, içten gelen cereyanlar, reformizm benzeri cereyanlar, doğru yoldan sapan yollar, Ehl-i Sünnet'ten haricî yollar, Ehl-i Bid'at yolları, bunların da tanımlanmasını çağımızda, bunların da tarihselcilik falan, bunlara da güzel cevaplar var Ehl-i Sünnet zâviyesinden. Bunlarla da karşılaşıyoruz arkadaşlar. Yani bu çağımızda olan akımlar bunlar. Bunlara da muhatap oluyoruz, doğrusunu bilmemiz gerekiyor. Demek ki çağımızda İslâmî bir dünya görüşünün sistemli olarak ortaya konması gerekir ki bunu da Necip Fazıl yapmıştır.</p>

<p>Dördüncüsü: İdeolojisinin temeli Hazreti Peygamber'e dayanıyor. Yani Hakikat-i Muhammediye, Muhammedî Nur bu kavramlara dayanıyor Necip Fazıl. Bu eserlerinde bu çok belirgin: En evvel, en üstündür diyor. Ki varlık o yüzdendir diyor. <i>Çöle İnen Nur</i> kitabı meşhurdur, Hazreti Peygamber'in hayatını destansı bir tarzda anlatıyor. Onun ilk ismi <i>O Ki O Yüzden Varız'dı</i>r. O olmasaydı varlık olmayacaktı. Varlık, Hazreti Peygamber'le tecelli ediyor. Necip Fazıl da düşüncesini, fikriyatını buraya dayandırıyor. Bu şu açıdan da çok önemli, çağımızda da görüyoruz; peygambersiz İslâm anlayışına karşı toptan, temelden bir reddiye özelliği taşıyor. Böyle akımlar da var meselâ. Buna karşı da bir mütefekkir olarak çok önemli. Necip Fazıl'ın sistemini böyle kurması. "Gaye İnsan Ufuk Peygamber" diyor meselâ Hazreti Peygamber için.</p>

<p>Beşincisi: Dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi. Baş muhabbet ve baş nefret kutbu. Arkadaşlar yani çağımızda dostumuz kim, düşmanımız kim? Bunu kişi, kurum ve kuruluşuyla bilmemiz gerekiyor. Çünkü bazı kişi ve kurumlar İslâm düşmanlığını kendine ölçü edinmiş, kendine rehber edinmiş. Biz ise Kur'ân ve Sünnet ve icma ve fıkıh geleneğine tâbiyiz. Dolayısıyla çağımızda dostumuzu düşmanımızı bilmemiz lâzım. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu… Hem bu mevzuda hem bu mekânı da vesile olanları da anmış oluyoruz. Meselâ Osman Nuri Topbaş Efendi ile mülâkat yapmıştı Necip Fazıl üzerine. Kendisi Necip Fazıl'ı çocukluğundan beri tanıyan biri. Onun bir sözü o mülâkatı <i>Aylık Baran</i> dergisinde (benim yayın kurulunda olduğum <i>Aylık Baran</i> dergisinin Kasım sayısında yayınlandı) meselâ orada Topbaş Efendinin şu sözünü manşet yapmıştık. Şöyle diyor: "Üstad lâyıkına muhabbet, müstehakına nefret nedir, ömrü boyunca bunu açıkladı" diyor. Yani bu önemli, dostumuzu düşmanımızı kimi seveceğiz kimi sevmeyeceğiz bilmemiz lâzım. Sevmenin de ölçüleri: Kur'ân, Sünnet, icma, kıyas... Bu Ehl-i Sünnet ölçüleri. Bu geleneğe bağlı bu şekilde, Hazreti Peygamber'in vârisleri bu yolu sürdüren, istikamet üzere olan, tavizsiz sürdüren olur. Bu hususta daha fazla bir söze ihtiyaç duymuyorum. Sevgi ve nefretimizi de Allah için sevgi, Allah için nefret temeline oturtursak rahat ederiz. Çok hayal kırıklığına uğramayız. Allah için severiz. Dolayısıyla ölçülerimiz bu. Hayal kırıklığına uğramayız. Ölçüler üzerinden dostluğumuzu devam ettiririz. Ahbap çavuşluk, yandaşlık yapmayız böylece. Bu bir ahlâkî ilkedir, dik duruştur. Arkasından da bunlar geliyor.</p>

<p><img alt="Kazımalbayrakk" class="detail-photo img-fluid" height="1110" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazimalbayrakk.jpg" width="1600" /></p>

<p>Altıncısı arkadaşlar: Üstad yeni bir usul, yeni bir tarz getirmiştir. O geleneğe bağlı ancak onu yeni bir ideolojiyle ve yeni bir tarzda sunmuştur. Onun yenileyiciliği hikmet, estetik ve toplum yararı olarak görülmektedir. Burada geleneğe bağlı fakat geleneği kuru kuruya tekrar etmiyor, bunu estetik bir dille, hikmet diliyle, belli bir diyalektikle sunuyor. O da onun orijinalliği. Ve bunu sistem bütünlüğü içerisinde sunuyor. Bu açıdan da dikkate değer.</p>

<p>Yedincisi ise: Necip Fazıl, İslâm inkılâbı diye çokça altını çizdiği ve Büyük Zuhur diye işaretlediği aksiyon alanıdır. Büyük Doğu'nun önemli bir özelliği... Yani onun Başyücelik devlet ve idare mefkûresi cemiyete İslâm'ın nakşı için çizilmiş, tasarlanmış bir proje, bir Müslüman için devlet ve idare mefkûresidir. Bu İdeoloji Örgüsü eserinin kalbi mesabesindedir. Necip Fazıl'ın bu teklifi. Bu ne demektir? Bu şu demektir: Aynı zamanda Necip Fazıl bugünümüze bunları söylüyor. Evet yani bizim teklifimiz bu. Biz gayr-i İslâmî bir rejim, model, düşünce sistemini kabul edemeyiz. Kendi inancımıza göre yaşamak istiyoruz ve inancımızın bayrağı altında hürriyetimizi idrak edebiliriz ancak.</p>

<p>Necip Fazıl bu uğurda bedeller ödemiştir ve bir gençlik yoğurmuştur. Şöyle diyor Üstad: "Dünya bir inkılâp bekliyor, dünyanın beklediği bu inkılâp üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye." diyor. Üstad "Cihanı kaldıracak manivelanın dayanak noktasını Türkiye kabul etmek lâzım." diyor. Bu şuurla çalışmalarımızı yaparsak, ideallerimizi bu şuurla yerleştirirsek biz de İslâm’a hizmet etmiş oluruz.</p>

<p>İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenmemiz, başta ülkemiz olmak üzere İslâm âlemine faydamız ancak bu şekilde olur. İslâm âleminin durumunu da görüyoruz arkadaşlar.</p>

<p>Yani başta Filistin Gazze olmak üzere görüyoruz ve onların da beklentisi Türkiye üzerinde. Necip Fazıl bunu yıllar önce işaretlemiş, onun için mücadele vermiş. Zaten başka bir çözüm yolu yok. İslâm âleminin dediğim gibi gözü de bizim üzerimizde.</p>

<p>Şimdi arkadaşlar ikinci bir konuya geçiyorum. Büyük Doğu ideolojisinin günümüzde fonksiyonu ve zarureti. Daha önceki sözlerimde de bunlar var fakat burada yine maddeler hâlinde dört maddede söyleyeyim. İslâmî değerlerin cemiyetten kovulup Batı'nın değerlerinin ikame edilmek istendiği bir dönemde gelmiş Necip Fazıl ve Büyük Doğu dergileri, eserleri ve mücadelesiyle tavizsiz olmuş, nesiller arası kopukluğu gidererek köprü rolü olmuştur. Böylece o Ehl-i Sünnet çizginin fikirde sürekliliğini göstermiştir. Çünkü tamamen nesiller koparılmak istenmiştir. Necip Fazıl burada kilit bir rolde ve köprü rolündedir. Bunun için de idrak edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Asrın muhtaç olduğu bir sistem olarak zuhur etmiştir. Bunu daha önce kısaca söyledim. Müslüman aydın tabakanın oluşması zeminini de hazırlamıştır. İleriye ve geriye gidişte bize pusula değeri taşımaktadır Büyük Doğu. Sadece şeklî ibadetlerle, sadece ilim öğrenmekle kalmayıp bunu bir cemiyet modeli olarak, içtimaî ve siyasî bir rejim olarak Büyük Doğu'nun sunulması gerekiyor. Büyük Doğu bu boşluğu doldurmuştur.</p>

<p><img alt="5-6" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/5-6.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Necip Fazıl'ın devriyle günümüz devri arasında benzerlikler vardır. Bazı yumuşamalar olsa bile aynı devirde yaşıyoruz. Çünkü rejim ve anayasal yapı aynı şekilde devam etmektedir. Necip Fazıl'ın tespit ve tahlillerinin geçerliliğini bu noktada anlamamız gerekiyor.</p>

<p>Demek ki hem geçmiş muhasebesi, hem hâl muhasebesi, hem istikbale dair söyledikleri açısından bakarsak Necip Fazıl bizim ümit ve aksiyon alanımız olmaktadır. Dördüncüsü Büyük Doğu bir ideal vermektedir. Çünkü irfan ve hikmet davasıdır. O aksiyona geçmiş ve aşk ve vecd ile ahlâkî temele oturmuştur. İdeali olmayan insan ölü insan demektir. "Ne yapmalı, nasıl yapmalı?" sorularını eğer kendimize soruyorsak, bunun karşılıkları Büyük Doğu'da vardır. Batıcılık girdabında öz değerlerimizi kaybetmemek için Büyük Doğu idealini kuşanmalı ve onun ateşiyle yanmalıyız.</p>

<p>Burada ideal ve gaye farkından bahsedecektim, hemen bunu söyleyeyim arkadaşlar. Necip Fazıl diyor ki; "Her ideal bir gayedir. Fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşemez." Şöyle misal veriyor; "Bir subayın mareşal, bir tüccarın milyoner olmak ihtiras ve gayesi ideal değildir. Fakat o subayın hayalinde bir "Altun Ordu" nizamı yaşıyor ve o tüccarın emelinde içtimaî bir davanın harcına sarf edilecek bir servet fikri hüküm sürüyorsa, bu tiplerden ikisi de ideal sahibidir." Demek ki ilmimizi de bir ideal uğruna yapmamız lâzım. Yani mevki makam, unvan, ben etiket sahibi olayım, tanınayım falan diye değil. Muhakkak ideali bulmamız lâzım.</p>

<p>Şimdi Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli olay mürşidi Esseyyid Abdülhakîm Arvâsî ile tanışması. "30 yıl saatim çalışmış ben durmuşum" diyor, tam 30 yıl diyor, Abdülhakîm Arvâsî ile tanışınca, mihrakını, yörüngesini buluyor ve bir mücadele hayatına atılıyor, Büyük Doğu dergisini çıkarıyor. Yani ondan aksiyon ruhu alıyor. Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri tekkesinde oturan bir postnişin değildi. Birinci Cihan Harbi'ne katılmış, en yakın müridini göndermiş, şehit olmuş o. Birinci Cihan Harbi'nde sürgün, hicret etmiş. Sonra İstanbul'a gelmiş dolaşarak Musul'dan, 150 kişilik aile efradının çoğunu yollarda kaybetmiş. Ve en sonunda gençliği İslâmî planda isyana teşvik etmek suçlamasıyla İstanbul valisinin şikâyetiyle İzmir'e sürgün ediliyor 1943 yılında. Orada sürgün cezasını Ankara'ya zorunlu ikametle kaldırıyorlar, Ankara'da vefat ediyor.</p>

<p>Şimdi hayatında çok büyük değişiklik yapıyor Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri. Üç kitabı özellikle tavsiye ederim: <i>O ve Ben</i>, <i>İman ve Aksiyon</i> ve <i>İdeolocya Örgüsü</i>...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl'ın gençliğe tavsiyesi nedir diye sorulabilir. Necip Fazıl'ın üç önemli tavsiyesi var. Birincisi aşk. Şöyle diyor Necip Fazıl; "Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm." Ve devam ediyor; "Kâinatın protoplazması aşktır." diyor Necip Fazıl. İkincisi üstün akıl ve sır idraki. "Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek" diyor Necip Fazıl. Aklın sınırı var, yeri var. Sır idraki olmayınca her şeyi akılla izah etmeye kalkarsak tökezleriz. Akıl üstü meseleler var, Necip Fazıl buna sır idraki diyor. İkincisi bu. Üçüncüsü ise nefs muhasebesi. "Atacağını dibinden söküp atma ve tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası" diyor.</p>

<p>İmanın böylesine tahkikî iman deniyor. Önce taklidî imanla başlıyoruz arkadaşlar fakat bunu tahkik etmemiz gerekiyor. Necip Fazıl'ın İslâmî ilimlere katkısı nedir? Necip Fazıl'ın İslâmî ilimlere katkısı önemlidir. Meselâ fıkıh ilmi ile ilgili <i>İman ve İslâm Atlası</i>. İlmihâl tarzında fakat fıkıhla tasavvufu mezcedici bir eser.</p>

<p>Kelâm ilmi ile ilgili <i>Doğru Yolun Sapık Kolları</i> eseri çok önemli. Kelâm tarihine, kelâm ilmine ve mezhepler tarihine, usulüne bağlı olarak hazırlanmış, ilmî usulde hazırlanmış tefekkürî bir eser. Meselâ bu da çok önemli. Hadis ilmi ile ilgili, hadis usulü ile ilgili geleneğe bağlı fakat bunları güzel edebî bir dille sunmuştur. <i>Nur Harmanı</i> eseri bu hususta önemlidir. <i>Çöle İnen Nur</i>'da da bununla ilgili bahisler vardır. <i>Hadislerle Dünya Nizamı</i> vardır…</p>

<p>Siyer ile ilgili <i>Çöle İnen Nur</i>. <i>Peygamber Halkası</i> eseri zikredilebilir. <i>Hazreti Ali</i> eseri zikredilebilir. <i>Hazreti Ali</i> eserini kelâmla ilgili de zikretmemiz gerekiyor. <i>Gönül Nimetleri</i> eserlerini sadeleştirmiştir İmam Kastallani'nin meşhur siyer eserini. Mektubat’tan seçtiği, yaptığı seçmelerle İmam Rabbanî mektubatında, bu da tasavvufa dair önemli bir eser. <i>Tasavvuf Bahçeleri</i> ve <i>Rabıta-i Şerife</i> eserini mürşidinden seçmiştir. Kendisi <i>Başbuğ Velilerden 33</i> ve <i>Veliler Ordusundan 333</i> eseri önemlidir. <i>Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu</i> eseri hem fikrî hem tasavvufî bir eserdir.</p>

<p>Necip Fazıl’ın fikriyatı hem dikey olmuş hem yatay olmuştur aslında. Hem nefs tezkiyesi yani ahlâk davası, hem de cemiyet mücadelesi söz konusu. Yani iç oluş ve dış oluş birlikte çalışan bir sistemdir Büyük Doğu. Necip Fazıl okumaları muhakkak yapılmalı. "Onun en az yirmi otuz okumadan mezun olmayın." diyorum arkadaşlar. Necip Fazıl ne diyor? "Tasavvuf ki ruh ve kafa çilemin yüzde yüzünü temsil eder." diyor. "Ben bazı şer'î meseleler üzerinde etütler yaptığım zaman, bulduğum ölçüler içinde aldığım hazzı, hissettiğim konforu dünyada hiçbir şiirden almıyorum." diyor. Dolayısıyla Necip Fazıl’ı şair diye anmak eksik bir anma, indirgemeci bir anlayış olur. Hayır! Necip Fazıl’ın fikir yönü şiir yönünden baskındır. Necip Fazıl mütefekkirdir önce. Ve bunun yanında cemiyet ve aksiyon adamı dememiz lâzım. Aksiyon adamıdır Necip Fazıl. Aksiyon nedir? Büyük fikir ve bunun büyük iş hâline inkılâbıdır. Bakın arkadaşlar. Fikir ve iş bir arada… Aksiyon budur! Necip Fazıl bunun adamıdır aslında. Büyük fikir ve büyük iş… Kurucu, öncü mütefekkir. Geriye ve ileriye gidişte bize lâzım, kopukluğu gidermiş bir halkadır. Bu halkayı kurmuştur. Mütefekkir ve hikmet sahibi bir adam. Geleneği kuru kuruya tekrar etmiyor, fikri yaşatıyor ve bir cemiyet modeli, bir aksiyon alanı sunuyor. Devlet ve idare mefkûremiz bu olmalıdır diyor. Gayr-i İslâmî rejimler değil; İslâmî bir rejim. Asr-ı Saadet'i örnek aldığı için. Bunları başka zaman detaylandırırız inşallah.</p>

<p>Necip Fazıl'la tanışmama kısaca temas etmek istiyorum arkadaşlar. Gençlik dönemimizde bir yol arıyoruz kendimize ve bize en yakın olan Akıncılar ve MTTB teşkilatına katılıyoruz, kendimizi ifade ediyoruz. Cemiyette biz de varız diyoruz. Bu noktada ilk Üstad’ı görüyoruz. Üstad’la tanışmam da şöyle oldu, o zaman <i>Gölge</i> ve <i>Akıncı Güç</i> dergileri çıkıyor, önce <i>Gölge</i> sonra <i>Akıncı Güç</i>. Salih Mirzabeyoğlu çıkarıyor bunları. Gençlik teşkilatı içerisinde kendisi var, kurucu rolde. Akıncıların isim ve mana babası. <i>Akıncı Güç</i> dergisinde Büyük Doğu, <i>İdeolocya Örgüsü</i> temel olarak ortaya konuluyor.</p>

<p>Şunu itiraf edeyim, biz Necip Fazıl'ın kahramanlığını, hitabetini, cedelciliğini, şiirlerini biliyoruz ve konferanslarına gidiyoruz. Fakat Büyük Doğu'nun hakikatini tam bilmiyoruz. Salih Mirzabeyoğlu <i>Akıncı Güç</i> dergisinde <i>İdeolocya Örgüsü</i>'nü temel alıp bunu tafsil edince biz tekrar onu okumaya başlıyoruz. Ve Necip Fazıl'a ulaştırılıyor bu <i>Akıncı Güç</i> dergisi. Necip Fazıl bağrına basıyor ve çağırıyor. Ve Salih Mirzabeyoğlu riyasetinde Üstad’ın davetine icabet ediyoruz Erenköy'deki köşke. Orada bize akşam yemeği veriyor. Ve bir sohbet oluyor. Orada gördüm, Necip Fazıl 75'lik bir delikanlı. Eşya ve hâdiselere pençesini geçirici ve her şeyi böyle tahakküm etmek isteyici, İslâmî bir açıdan, tefekkür açısından. Hem teoride hem pratikte. Aksiyon alan bir adam. Orada görüyoruz. Yani ruh adaleleri şişkin biri. 75 yaşında ama genç. Öyle biri görüyoruz. Zaten vefatında da üzerinde <i>Sultan Vahidüddin</i> eserinden dolayı 18 ay hapis cezası varken vefat ediyor. Allah rahmet etsin. Cenazesini de gençlik bırakmıyor zaten. Askerî idareye rağmen, jandarma barikatlarına kadar Demirkapı’ya kadar omuzlarda…</p>

<p>Şimdi, sorulara da bir bölüm bırakmak istiyorum. Notlarımı da gözden geçiriyorum.</p>

<p>Şimdi meselâ <i>Mürşid</i> şiiri… “Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum / Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum” Bu, mürşidiyle tanışmasını tasvir ediyor…</p>

<p>Necip Fazıl’ın dervişliği nasıl olmuştur diye sorulabilir. O tekkede oturup zikir çekmemiş, sadece bununla yetinmemiş, cemiyet meydanında çile çekmiştir. Dikey oluşla yatay oluşun beraber olduğunu söylemiştim ya… “Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız / Ruhuma büyük temel çivisini çaktınız”</p>

<p>Tasavvuf-şeriat ilişkileriyle ilgili çok güzel tespitleri var. İnşallah okursunuz.</p>

<p>Şimdi ben hülâsa olarak şunu söylemek istiyorum:</p>

<p><img alt="3-8" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/3-8.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Necip Fazıl, şeriata sımsıkı bağlı bir dünya görüşü kurmuş öncü ve merkezî bir mütefekkirdir. İçtimaî, siyasî ve hukukî bir nizam olan Başyücelik Devlet ideali ve mefkûresini ortaya koymuştur. Dikey ve yatay oluşu aynı anda çalıştıran, zihnimizi ve kalbimizi dolduran Büyük Doğu sistemini ortaya koymuştur. O, entelektüel çilesi sonunda “Verin cüceye onun olsun şairlik!” demiştir. Demek ki önce mütefekkir ve aksiyon yönü geliyor. Necip Fazıl, “Biz sussak mezarımız konuşacak.” demişti, bu ise <i>İstikbâl İslâm’ındır</i> demektir. Nitekim Üstad, bu isimde bir kitabını da Salih Mirzabeyoğlu’na hazırlatmıştır. Demek ki ümit ve aksiyonumuzdur Necip Fazıl. Sizi İstikbâl İslâm’ındır şuuruyla bunu bugün de hakkını veren gönüldaşlar, kardeşlerim olarak selamlamak istiyorum. Allah’ın selamı üzerinize olsun. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dr-kazim-albayraktan-seminer-necip-fazil-bugune-ne-soyler</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 23:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kapakseminerqqwebp.webp" type="image/jpeg" length="82593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: 'ABD ile görüşmeler Pakistan arabuluculuğunda devam ediyor']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-abd-ile-gorusmeler-pakistan-arabuluculugunda-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-abd-ile-gorusmeler-pakistan-arabuluculugunda-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin Pakistan arabuluculuğunda devam ettiğini, tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi, bloke edilmiş varlıkların serbest bırakılması ve İran gemilerine yönelik eylemlerin sonlandırılmasını istediklerini belirtti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, Pakistan arabuluculuğunda devam eden İran-ABD müzakerelerini değerlendirdi.</p>

<p>Bekayi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin Pakistan arabuluculuğunda devam ettiğini belirterek, Tahran'ın 'savaşı sona erdirmeye ve İran'ın açık taleplerini' yerine getirmeye odaklandığını söyledi.</p>

<p>İran'ın 14 maddelik ilk teklif metni çerçevesinde mesaj alışverişinin gerçekleştiğini aktaran Bekayi, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin İran'ı ziyaret etmesinin amacının da temasları kolaylaştırmak ve taraflar arasında gönderilen metinlerin açıklığa kavuşmasını sağlamak olduğunu belirtti.</p>

<p>Bekayi, 'Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi, bloke edilmiş varlıkların serbest bırakılması ve İran gemilerine yönelik taciz eylemlerinin ve deniz korsanlığının durdurulması konuları Tahran'ın odaklandığı meselelerdir.' dedi.</p>

<p>ABD tarafının son bir buçuk yıldaki 'olumsuz siciline' rağmen, İran'ın müzakereleri 'ciddiyetle ve iyi niyetle' sürdürdüğünü söyleyen Bekayi, ancak ABD'nin performansına dair 'güçlü ve makul şüpheleri' olduğu değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bekayi, ABD'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik tutumunu, 'ateşkes ve uluslararası hukukun açık bir ihlali' şeklinde nitelendirerek, bunun uluslararası ticaret, enerji, yakıt ve emtia tedarik zincirini sekteye uğrattığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran'a karşı ültimatom ve süre dilinin kullanılmasının 'saçma' olduğunu ve bu tür baskıların asla işe yaramayacağını söyleyen Bekayi, 'Tehditkar davranışlara ve her türlü siyasi ve askeri baskıya rağmen, İran ulusal çıkarlarını güvence altına almak ve meşru haklarını savunmak için ciddi bir şekilde yoluna devam etmektedir.' İfadelerini kullandı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-abd-ile-gorusmeler-pakistan-arabuluculugunda-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/iranqq-2.webp" type="image/jpeg" length="84304"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere'den İsrail'e Sumud Filosu tepkisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiltereden-israile-sumud-filosu-tepkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiltereden-israile-sumud-filosu-tepkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, terörist İsrail'in uluslararası sularda hukuka aykırı şekilde alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu aktivistlerine kötü muamelede bulunmasıyla ilgili, 'Bu durum, insanlara nasıl davranılması gerektiğine ilişkin en temel saygı ve onur standartlarını ihlal etmektedir.' diyerek tepki gösterdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cooper, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in aktivistlerin tutulduğu Aşdod Limanı'na götürülmesi ve İsrail güvenlik güçlerinin aktivistlere kötü muamelede bulunmasına ilişkin paylaştığı görüntüye tepki gösterdi.</p>

<p>Ben-Gvir'in Küresel Sumud Filosu'nda yer alan kişilerle alay ettiği videoyu görünce dehşete düştüğünü kaydeden Cooper, 'Bu durum, insanlara nasıl davranılması gerektiğine ilişkin en temel saygı ve onur standartlarını ihlal etmektedir. Konsolosluk desteği sağlamak amacıyla, olayda yer alan bazı İngiliz vatandaşlarının aileleriyle iletişim halindeyiz.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cooper, İsrail makamlarından açıklama talep ettiklerini vurgulayarak, 'Vatandaşlarımızın yanı sıra olaya dahil olan herkesin haklarını koruma yükümlülüklerini açıkça hatırlattık.' dedi.</p>

<p>Ben-Gvir, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, aktivistlerin tutulduğu Aşdod Limanı'na gittiği ve İsrail güvenlik güçlerinin aktivistlere kötü muamelede bulunduğu görüntüyü paylaşmıştı.</p>

<p>Görüntülerde, Ben-Gvir'in geçişi sırasında bir kadın aktivistin 'Özgür Filistin' diye bağırdığı, İsrail polisinin ise kadına sert müdahalede bulunarak yere yatırdığı kameraya yansımıştı.</p>

<p>Bu sırada aşırı sağcı Ben-Gvir'in 'İşte böyle yapmak gerekiyor.' dediği duyulmuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiltereden-israile-sumud-filosu-tepkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/ing-1.webp" type="image/jpeg" length="76010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esirler Cemiyeti: Siyonist terör sistematik bir uygulamadır!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/esirler-cemiyeti-siyonist-teror-sistematik-bir-uygulamadir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/esirler-cemiyeti-siyonist-teror-sistematik-bir-uygulamadir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin Esirler Cemiyeti, İsrail'in 'Özgürlük Filosu' ve 'Küresel Sumud Filosu'na katılan eylemcileri alıkoymasını, dünyayı 'sindirmeyi' amaçlayan sistematik bir politika şeklinde niteledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cemiyetten yapılan yazılı açıklamada, İsrail makamlarının Filistin'e destek veren sesleri bastırmak ve dünya genelindeki dayanışma gösteren aktivistleri korkutmak amacıyla uluslararası aktivistlerin 'kaçırılmasını' organize bir uygulamaya dönüştürdüğü belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, İsrail'in bu politikayla 'Filistin halkıyla dayanışmayı düşünen herkesin gözaltı, kötü muamele, tutuklama ve işkenceyle karşı karşıya kalacağı' mesajını vermeyi hedeflediği vurgulandı.</p>

<p>İsrail makamlarının son dönemde yüzlerce uluslararası aktiviste yönelik benzer uygulamalarda bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, 'Küresel Sumud Filosu' ve 'Özgürlük Filosu'ndaki aktivistlerin kuşatılarak alıkonulduğu ve zorla Aşdod Limanı'na götürüldüğü hatırlatıldı.</p>

<p>Açıklamada, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in de katıldığı belirtilen kötü muamele, işkence ve aşağılamaların, İsrail hapishanelerindeki Filistinli ve Arap tutukluların günlük yaşamından bir kesiti yansıttığı ifade edildi.</p>

<p>İsrail hapishanelerinin, Filistinlilere karşı sistematik yok etme politikalarının en belirgin alanlarından biri haline geldiği aktarılan açıklamada, tutuklu ve hükümlülere yönelik 'örgütlü suçlarda benzeri görülmemiş bir artış' yaşandığına işaret edildi.</p>

<h2><strong>Eylemcilere 'Filistin davasının yanında duran özgür sesler' nitelemesi</strong></h2>

<p>Alıkonulan aktivistlerin 'Filistin davasının yanında duran özgür sesler' şeklinde nitelendirildiği açıklamada, 'Gazze'ye yönelik soykırımın durdurulması, ablukanın kırılması ve aç bırakma politikasına son verilmesi' için uluslararası dayanışmanın sürdürülmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p>Cemiyetin açıklamasında ayrıca uluslararası toplum ve insan hakları kuruluşlarından, gözaltındaki aktivistlerin derhal serbest bırakılması ve akıbetlerinin açıklanması için İsrail'e baskı yapmaları istendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, İsrail'e yönelik 'cezasızlık politikasını pekiştiren uluslararası acziyetin' sona erdirilmesi ve 'işgalle sistematik şekilde sürdürülen işbirliğinin' durdurulması çağrısı yapıldı.</p>

<p>İsrailli Bakan Ben-Gvir, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, aktivistlerin tutulduğu Aşdod Limanı'na gittiği ve İsrail güvenlik güçlerinin aktivistlere kötü muamelede bulunduğu görüntüyü paylaştı.</p>

<p>Görüntülerde, Ben-Gvir'in geçişi sırasında bir kadın aktivistin 'Özgür Filistin' diye bağırdığı, İsrail polisinin ise kadına sert müdahalede bulunarak yere yatırdığı kameraya yansıyor. Bu sırada aşırı sağcı Ben-Gvir'in 'İşte böyle yapmak gerekiyor.' dediği duyuluyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/esirler-cemiyeti-siyonist-teror-sistematik-bir-uygulamadir</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 19:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/sumudsaldiri.webp" type="image/jpeg" length="69781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya ve Çin'den 'Yeni Nizam' manifestosu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusya-ve-cinden-yeni-nizam-manifestosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusya-ve-cinden-yeni-nizam-manifestosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Batı merkezli tek kutuplu dünya tahakkümüne karşı, çok kutuplu yeni bir uluslararası nizamın inşasını hedefleyen ortak bir bildiriye imza attı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin lideri Şi’nin Moskova ziyareti kapsamında şekillenen ve Kremlin Sarayı tarafından kamuoyuna duyurulan metinde; Rusya ve Çin’in çok kutuplu dünyanın temel güç merkezleri sıfatıyla, küresel güç dengesinin muhafazasında ve uluslararası ilişkiler ağının adil bir zemine oturtulmasında üstlendikleri yapıcı role dikkat çekildi.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan mevcut dünya nizamındaki çatırdamalara ve güç dengelerindeki hızlı değişime temas edilen bildiride, küresel çaptaki buhranın giderek ağırlaştığı gerçeği vurgulandı.</p>

<p>Çok kutuplu ve adil bir dünya nizamı talebinin altı bilhassa çizilen metinde şu esaslar sıralandı:</p>

<p>"Her iki devlet, küresel çapta karşılıklı fayda üreten bir işbirliği zemini için; bölünmez ve eşit güvenlik haklarına, uluslararası ilişkilerin demokratik bir yapıya kavuşturulmasına, küresel yönetişim aygıtlarının ıslah edilmesine, medeniyet ve değerler çeşitliliğine riayet edilmesini taahhüt eder. Uluslararası toplumu da bu asli ilkelere bağlı kalmaya davet ediyoruz. Taraflar, çok kutuplu dünya ve daha adil yeni bir uluslararası nizamın tesisi için ortak vizyonunu derinleştirmeyi kesintisiz sürdürecektir."</p>

<p>Ülkelerin egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması lüzumu ifade edilirken, şeffaf bir küresel ekonomi ile demokratikleşmiş uluslararası siyasetin bütün insanlığın menfaatine olduğu belirtildi.</p>

<p>Bildiride, tek taraflı dayatmalar, hegemonyacı hevesler ve her türlü baskıcı politika kesin bir dille reddedildi.</p>

<p>Bölünmez ve eşit güvenlik prensibine atıf yapılarak, "Devletlerin güvenliği, diğer devletlerle tam bir eşgüdüm ve karşılıklı saygı çerçevesinde temin edilmelidir. Bütün egemen devletler tam bir güvenlik içinde yaşama hakkını elinde bulundurur. Anlaşmazlıkların temel sebepleri kurutularak barışçıl çözüm yolları işletilmelidir. Egemen devletlerin tarafsızlık haklarına mutlak surette saygı gösterilmesi şarttır." tespiti yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası ilişkilerin demokratikleştirilmesi ve küresel yönetişim sisteminin ıslah edilmesi lüzumu vurgulanırken, devletlerin kendi uluslararası etkileşim modellerini ve ortaklarını seçme hürriyetine bütünüyle sahip olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Bildiride şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Küresel tahakküm gayrimeşrudur ve bütünüyle tarihe karışmalıdır. Uluslararası ilişkiler, bütün ülkelerin hür iradesiyle şekillenmeli; ülkelerin mukadderatı ve kalkınma hamleleri tam bağımsızlık zemininde yürütülmelidir. Küresel yönetişim ve düzenleme sistemi, bütün devletlerin siyasi karar alma süreçlerine eşit iştirakini temin edecek şekilde güncellenmelidir."</p>

<p>Birleşmiş Milletler'in (BM) asli gücünün ve etkinliğinin muhafaza edilmesi ve yapısının ıslah edilmesi gerektiği hatırlatılırken, uluslararası kurumların istisnasız bütün ülkelerin menfaatine hizmet etmesi lüzumu şart koşuldu.</p>

<p>Bildiride, "BM Şartı, uluslararası diplomasinin asli kaidesidir ve bu ilkelere riayet edilmesi elzemdir. Genel kabul görmüş evrensel uluslararası hukuk kuralları, dar bir zümrenin dikte ettiği kurallara karşı daima üstün tutulmalıdır. Büyük güçler, taşıdıkları mesuliyetin idrakinde olmalı ve konumlarını adalet terazisinde şeffaf bir şekilde kullanmakla mükelleftir." ifadeleri yer buldu.</p>

<p>Bütün medeniyetlerin kendi içinde eşsiz ve kıymet itibarıyla eşit seviyede bulunduğu kaydedilen bildiride; ülkelerin bu gerçeğe uygun hareket etmesi, halklar arası diyaloğun tesis edilmesi ve kültürel çeşitliliğin özenle korunması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Metin, şu mühim tespitlerle nihayete erdi:</p>

<p>"İnsan hakları mefhumunun, devletlerin iç işlerine müdahale aracı olarak kullanılması ve bu kavramın siyasallaştırılması eylemleri şiddetle reddedilmektedir. Din kurumu, insan kültürünü yansıtan asli bir mecra olarak halklar arasında bağ kurmada hayati bir misyon üstlenmektedir. Bütün devletler, dinler arası diyalog ve müspet etkileşim için gerekli vasatı acilen tesis etmelidir."</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusya-ve-cinden-yeni-nizam-manifestosu</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/cinrusya-1.webp" type="image/jpeg" length="56329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bizim üniversitelerimiz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bizim-universitelerimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bizim-universitelerimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Köksüzleşmiş eğitim ve öğretimin sonucunda ailesine, vatanına, dinine, mukaddesatına yabancılaşan gençlerin sayısı gün geçtikçe artarken, hangi gün unvanlı, anlı şanlı akademisyenler dönüp işlenilen ruh cinayetini fark edecek? Zihinlerini hangi vakit Batı kültür emperyalizminin sonucu olan hayat tarzı ve yanlış kabullerden kurtaracaklar? Böyle bir umudumuz kalmamıştır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yazan: Alper Kaan Aykut</strong></p>

<p>Âlemde cereyan eden her hadiseyi, her oluş ve kuruluşu bir bütünlük içinde idrak eden insan şuuru için el atılacak her mevzu, parça-bütün ilişkisi içerisindedir. İktisattan sanata, siyasetten sosyolojiye kadar bu böyledir. Genel anlamda insanlığın, özel olarak da milletimizin kurtuluşu ancak bütünlüklü bir dünya görüşüne nispetle kurulacak sistemle, unsurların birbiriyle ahenginden doğan nizam ve düzenle mümkündür. Dertler ve devalar, eleştiriler ve çözümler, sistemin tutarlılığı ve uygulanabilirliği oranında kıymetli ve yol göstericidir. Gerisi tutarsızlık ve hamasettir.</p>

<p>Böyle bir izahtan sonra ve bu izaha bağlı kalarak üniversitelerimizden bahsetmek, aslında insandan, âlemden, Türkiye’den ve bu çatı altına giren bütün insanî meselelerden bahsetmek demek olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle baş davamız gençliktir ki Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle genç: “Genç, ideal mevcelerini kapan bir cihaz… inanmaya en müsait bünye… bütün dehalar gençliklerinde pırıldadılar ve bütün davalar gençler elinde yürüdü…” (İman ve Aksiyon Konferansı). Genç; varlığın niçinini, oluşun nasılını soran, idealini arayan ruhtur. Hayat niçin ve nasıl yaşanmalı, kim olunmalı, ne yapılmalıdır? İşte gencin ıstıraplı ruh dünyasını çatışmalı hâle getiren varoluşsal sorular bunlardır.</p>

<p>Ve bir millet, gençlerine yaşanmaya değer hayatın hesabını veremez. Yerken, içerken, uyurken, çalışırken, düşünürken “bütün bunlar niçin?” diye soran genci aşkın davasına iletemezse, o hayat kaynağı, hayallerin, merakların, cesaret ve atılganlığın maliki genç, yapıcı, kurucu, ihya edici hüviyetini tam aksi yönde gerçekleştirir ve dinamizmin verdiği kuvvetle bütün bir medeniyeti, tarihi, kültürü ayaklar altına alır.</p>

<p>Demek oluyor ki bizim zaviyemizde eğitim ve öğretim müessesesinin zirvesini temsil eden üniversitenin rolü, pekâlâ genci zihniyle birlikte ruhunu da beslemek, onu öz milletinin önünde yürüyen, ilimde, teknikte, sanatta fatihler kılmaktır.</p>

<p>Üzülerek belirtiyorum ki Türkiye’de üniversitelerimizin manzarası bu idealden pek uzaktır. Tanzimat Fermanı’yla başlayan Batı taklitçiliği, Kemalist devrimlerle geri dönülemez bir yıkıma sebep olmuş, milletimiz kültüründen, dilinden, zevk ve irfanından tamamen koparılmıştır. Tabiri caizse varlık sebebimizi, ideallerimizi kaybetmiş ve tarihî sürekliliğimizi yitirmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Bugün üniversitelerimiz postmodern bir anlayışa teslim olmuş, hakikat kavramını yitirmiştir. Öğrencisine tarihi, siyaseti, sosyolojiyi Batı literatürü ve bakış açısı üzerinden okutan akademisyenler, Batılı gözlükleriyle kendi kültür ve dinlerine adeta oryantalistler gibi bakmaktadırlar. Okutulan ve referans gösterilen kaynaklar tercüme eserlerdir ve yapılan çalışmaların meşruiyeti ancak Batı menşeine bağlanmaktadır. Bu gidiş, akademiyi milletinin ruh kökünden her gün daha da uzaklaştırmaktadır.</p>

<p>Bugün akademik dünya, 1200 yıllık Türk-İslâm kültür ve medeniyetine yabancılaşmış durumdadır. “Bir ilmin doğruluğu müntehasında belli olur.” hikmetinden hareketle esefle belirtiyorum ki, kendi milletine olan yabancılığı, üniversitelerimizi işlevsiz hâle getirmiş durumdadır.</p>

<p>Siyasî, içtimaî ve iktisadî krizler içinde zevk, tahassüs ve irfan kaynağını arayan milletimize söyleyecek hiçbir sözü bulunmamaktadır. Talebe, sadece diploma almak gayesi ve istihdam edilmek kaygısıyla günübirlik gayretler sarf ederken; mezun öğrenciler elleri boş bir şekilde üniversitelerden ayrılmaktadır.</p>

<p>Köksüzleşmiş eğitim ve öğretimin sonucunda ailesine, vatanına, dinine, mukaddesatına yabancılaşan gençlerin sayısı gün geçtikçe artarken, hangi gün unvanlı, anlı şanlı akademisyenler dönüp işlenilen ruh cinayetini fark edecek? Zihinlerini hangi vakit Batı kültür emperyalizminin sonucu olan hayat tarzı ve yanlış kabullerden kurtaracaklar? Böyle bir umudumuz kalmamıştır.</p>

<p>Fakat Müslüman Anadolu’nun aziz evlatlarının bütün menfî tesirlere rağmen kendilerini yetiştirecekleri, verilen zehri şifaya tahvil edecekleri, Batı’nın ve Doğu dünyasının bütün fazilet ve zaaflarını tespit ettikten sonra, bütün insanlığa “niçin”leri ve “nasıl”larıyla varlık, oluş, ilim, teknik, fert ve toplum ve daha nice insanî meselelerin hakikatini İslâm’da göstereceği şanlı günlere umudumuzla inancımız sımsıkı bağlıdır. Ve her ne yapıyorsak bu gaye için, bu gaye etrafında yapıyoruz.</p>

<p>Bahsi geçen dejenerasyonun ürettiği hovarda şen sıpa tipinin karşısında iftarlarda, çeşitli protesto ve basın açıklamalarında gördüğümüz Müslüman öğrenci profili yani bu gençlik, gelişimi ve tekamülü oranında Üstad’ın ifadesiyle Anadolu kıtası büyüklüğünde dava taşını gediğine koymaya namzet olan nesildir. Bu davanın liyakat ölçüsü pazarlıksız Allah’ın kitabına ve Resul’ünün sünnetine teslim olmak sahabî kadrosunun temsil ettiği topluluk hakikati keyfiyetini 21. asırda tüttürmektir. “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” Hadis-i Şerif’te böyle buyuruluyor. Bugünün İslâmcı gençliği de onlardan başka örnek, model tanımamalıdır.</p>

<p>İslâm aleminin içinde bulunduğu malum durumu izah etmeye lüzum görmeden ve bütün İslâm beldelerine birbirine bağlı halkalar halinde bir zincir olarak tasvir edersek bugün Türkiye’deki İslâmcı gençliğin ve onların aslî faaliyet alanı olan üniversitelerin önemini belirtmiş oluruz. Ve Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun meşhur Aydınlık Savaşçıları şiirinde dediği gibi;</p>

<p><i>Sen oradan kıracaksın zinciri<br />
Ben buradan<br />
Bir gün mutlaka kavuşacak ellerimiz<br />
Her şey aydınlığa çıkmak için<br />
Her şey </i><br />
“<i>Mutlak bir için.</i>”</p>

<p>Durumun tasviri açısından şahsî bir misal göstereceğim ve bu vesileyle cevap vermek niyetindeyim: İnancımız ve kavgamızdan haberdar olan bir akademisyen (kendisi verdiği derslerde insanlığın eriştiği ideal yönetim tarzının liberal demokrasiler olduğunu her dersinde yineler ve hâkim köhnemiş düzeni güzellerken), bana bir e-posta attı ve dedi ki: “Sen çok başarılı ve zeki bir öğrencisin. Senin akademisyen olmanı çok isterdim fakat sen bu mesleği yapabilecek geniş perspektife ve sağduyuya sahip değilsin. Radikal düşüncelerinden vazgeçmeni öneririm.”</p>

<p>Şimdi cevaben söylüyorum: Sizin ideal düzen ilan ettiğiniz başıboşluk rejiminde dünyada her gün çocuklar öldürülüyor, kadınların ırzlarına geçiliyor. Epstein skandalıyla ifşa olduğu gibi, aydınlarınız da bürokratlarınız da pedofili sapkınlıklarla anılıyor ve insanlık inim inim inliyor. Bize “radikal” diyenler, sessiz kalıp boyun eğenler, bütün bu karanlığın suç ortakları, işbirlikçileridir.</p>

<p>Ve bizim üniversitelerimiz, illa ki aslî sahiplerinin eline geçecek, insanlığa yol gösteren şahsiyetli aydınların yatağı olacaktır. Yeter ki bu toprakların evlatları, ruh kökleri olan İslâm’a pazarlıksız sarılsınlar, üzerlerindeki ataletten ve küçüklük ukdesinden kurtulsunlar.</p>

<p>Her şeyin aslına ve esasına rücu edeceği günlerin arifesinde yaşayan bizler için, kendi öz nefsimizden başlayarak evimiz, ocağımız, üniversitemiz, çarşımız, pazarımız, atölyemiz, fabrikamız ve meydan yerleri kavganın verileceği cephelerdir. Her yer ve her şey, Müslüman Anadolu evlatlarının gayretiyle, Allah’ın tevfikiyle İslâm olacaktır.</p>

<p>Sözlerimi bitirirken mücadelemizin farklı cephelerinde görevini ifa eden kardeşlerime Fransız ihtilalinin büyük önderlerinden Danto’nun şu sözlerini hatırlatmak istiyorum; “Cüret cüret ve daha fazla cüret’’ </p>

<p>Bütün imtiyazlar hamle ve taarruz sahiplerinindir.</p>

<p>Aylık Baran Dergisi 50. Sayı Nisan 2026</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bizim-universitelerimiz</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/bizim-universitelerimiz.webp" type="image/jpeg" length="31155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD-İsrail’in İran planı suya düştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-israilin-iran-plani-suya-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-israilin-iran-plani-suya-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşın ilk günlerinde Tahran yönetimini “içeriden bir isimle” değiştirmeyi planladığı iddia edildi. Mahmud Ahmadinejad’ın da adı geçen senaryo, İsrail saldırısı sonrası çöktü; eski İran liderinin akıbeti ise belirsizliğini koruyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ve İsrail’in savaşın ilk günlerinde devreye aldığı iddia edilen 'içeriden isim' planı, Tahran’da dengeleri kökten sarsabilecek bir senaryo olarak gündeme oturdu. Ancak yarım kalan hesaplar ve kaybolan izler, sürecin perde arkasına dair soru işaretlerini büyüttü.</p>

<p>ABD ile İsrail’in, İran’a yönelik savaşın ilk günlerinde Tahran’daki yönetimi devirmeye yönelik çok aşamalı ve son derece tartışmalı bir plan üzerinde çalıştığı ortaya çıktı.</p>

<h2><strong>‘İÇERİDEN İSİM’ PLANI</strong></h2>

<p>ABD basınından New York Times’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre, 28 Şubat’ta başlayan saldırıların ilk saatlerinde İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü hava saldırılarının hemen ardından, ülke yönetiminin “içeriden bir isimle” değiştirilmesi fikri masaya geldi.</p>

<p>Söz konusu planın İsrail tarafından hazırlandığı, ABD yönetiminin de bu sürece onay verdiği ileri sürülürken, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın başında yaptığı “ülkeyi en iyi içeriden biri yönetir” yönündeki çıkışının da bu stratejiyle örtüştüğü aktarıldı.</p>

<p>Planın en dikkat çeken detayı ise İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmadinejad oldu. Ahmadinejad’ın, İsrail’i “haritadan silmek” gibi açıklamalarıyla bilindiği ve İran’ın nükleer programının en güçlü savunucularından biri olduğu hatırlatılırken, böyle bir ismin olası “yeni yönetim” için değerlendirilmesi şaşkınlık oluşturdu.</p>

<h2><strong>‘DAHA GENİŞ SALDIRININ PARÇASI’</strong></h2>

<p>New York Times’a konuşan kaynaklar, Ahmadinejad’ın bu sürece nasıl dahil edildiğinin net olmadığını belirtirken, planın İsrail’in İran’daki yönetimi devirmeyi hedefleyen daha geniş bir saldırının parçası olduğu ifade edildi.</p>

<h2><strong>‘HESAPLARI ALTÜST ETTİ’</strong></h2>

<p>Ancak plan kısa sürede kontrolden çıktı. Habere göre Ahmadinejad, savaşın ilk gününde Tahran’daki evine düzenlenen İsrail hava saldırısında yaralandı. Bu saldırının, onun ev hapsinden çıkarılması amacıyla planlandığı öne sürülürken, başarısız olması hem planı hem de hesapları altüst etti.</p>

<p>Saldırının ardından Ahmadinejad’ın hem kendisinin hem de sürece dahil olan bazı ABD’li yetkililerin rejim değişikliği planına mesafe koyduğu aktarıldı.</p>

<h2><strong>‘NEREDE OLDUĞUNA DAİR BİLGİ YOK’</strong></h2>

<p>New York Times, eski İran liderinin saldırıdan sağ kurtulduğunu ancak o günden bu yana kamuoyuna hiç görünmediğini, ABD’nin ise onun nerede olduğu ya da sağlık durumuna ilişkin hiçbir bilgiye sahip olmadığını yazdı.</p>

<h2><strong>‘NETANYAHU VE TRUMP’IN YANLIŞI’</strong></h2>

<p>Haberde ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın gidişatını ve hedeflere ulaşma süresini yanlış hesapladığına dair değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p>Beyaz Saray ise iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “Destansı Öfke Operasyonu” olarak anılan süreçte İran’ın balistik füze kapasitesinin yok edilmesi, üretim tesislerinin vurulması, donanmasının zayıflatılması ve vekil güçlerinin etkisiz hale getirilmesinin hedeflendiğini, bu amaçların büyük ölçüde gerçekleştirildiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada ayrıca ABD’nin nihai hedefinin İran’ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldıracak bir anlaşma zemini kurmak olduğu belirtildi.</p>

<h2><strong>‘İRAN’DA SENARYO ÇÖKTÜ’</strong></h2>

<p>Haberde dikkat çeken bir diğer nokta ise ABD’nin kısa süre önce Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanması ve yerine Washington’la uyumlu bir geçici yönetim kurulmasını “başarılı bir model” olarak gördüğü, ancak İran’da bu senaryonun çöktüğü oldu.</p>

<p>New York Times, tüm bu gelişmelerin ardından İran’daki olası rejim değişikliği planına dair birçok sorunun hala yanıt beklediğini ve özellikle Ahmadinejad’ın akıbetinin tamamen belirsizliğini koruduğunu vurguladı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-israilin-iran-plani-suya-dustu</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/abdiranqq-1.webp" type="image/jpeg" length="74641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="54842"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="78771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="37056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="11869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="18527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="82949"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="73958"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="96940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="17264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="90924"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="40162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="85746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="74518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="50986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="76940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="91042"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="37747"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="79289"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="73292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="76693"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
