<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 18:56:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul saldırısındaki ölü sayısı 9'a yükseldi!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/okul-saldirisindaki-olu-sayisi-9a-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/okul-saldirisindaki-olu-sayisi-9a-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde Ayşel Çalık Ortaokulu'ndaki iki ayrı sınıfta gerçekleşen silahlı saldırıda ölü sayısı 9'a yükseldi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahramanmaraş'ta açıklamada bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, gerçekleştirilen saldırıda 9 ölü, 13 yaralı olduğunu söyledi.</p>

<p>Yaralılardan 6'sının durumu ağır, ölenlerin biri öğretmen 3'ü de öğrenci.</p>

<p>Saldırgan aynı okulda eğitim gören 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli.</p>

<p><img alt="Isa" class="detail-photo img-fluid" height="1352" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/isa.png" width="999" /></p>

<p>Saldırıda intihar eden saldırganın eski emniyetçi babası Uğur Mersinli gözaltına alındı.</p>

<p>8. sınıf öğrencisi, 14 yaşında olan saldırganın intihar ettiği ortaya çıktı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, okulun 8'incisi sınıf öğrencisi olduğu belirlenen İ.A.M., saat 13.45 sıralarında babasının silahlarını alarak okula geldi.</p>

<p>5'inci sınıfa giren zanlı, rastgele ateş açtı. İ.A.M.'nin babasının, eski bir emniyet müfettişi olduğu öğrenildi.</p>

<h2><strong>Bakan Gürlek'ten açıklama</strong></h2>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Kahramanmaraş'ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin olarak Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl soruşturma başlatılmış, 3 cumhuriyet başsavcıvekili ile 4 cumhuriyet savcısı görevlendirilmiştir." açıklamasında bulundu.</p>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bir ortaokulda düzenlenen saldırı üzerine Kahramanmaraş'a gidiyor.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir ortaokulda düzenlenen silahlı saldırı üzerine Kahramanmaraş'a gidiyor.</p>

<h2><strong>Siverek'teki saldırı</strong></h2>

<p>Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede dün silahlı saldırı düzenlenmişti. Elindeki av tüfeği ile okula giren saldırgan, 16 kişiyi yaralayıp intihar etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/okul-saldirisindaki-olu-sayisi-9a-yukseldi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 18:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/marasokul.webp" type="image/jpeg" length="64237"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okullardaki Amerikanvari dehşetin perde arkası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/okullardaki-amerikanvari-dehsetin-perde-arkasi-tek-suclu-bati-taklitcisi-kemalizm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/okullardaki-amerikanvari-dehsetin-perde-arkasi-tek-suclu-bati-taklitcisi-kemalizm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batılı normlarla bu millete biçilmiş rollerin dikiş tutmadığı, yabancı kültürel kodlarla hazırlanan müfredatların sahada hiçbir kalıcı fayda sağlamadığı artık açıkça görülmelidir. İslam ahlakının temel kavramları olan merhamet, adalet ve sorumluluk bilinci, Kemalist müfredatın içerisinde "örtük bir temenni" olmaktan çıkarılmadığı sürece, dijital mecraların ve yabancı kültürlerin kölesi olan nesilleri korumak imkânsızdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son dönemde okullarda artış gösteren ve adeta "Amerikanvari" bir cinnet halini andıran şiddet sarmalı, toplumun geleceğini tehdit eder boyuta ulaştı. Ellerine silah alan çocukların okul koridorlarında dehşet saçması, meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir sistem krizi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu noktada teşhisi doğru koymak ve sorumluyu uzakta aramamak gerekiyor: Bugün evlatlarımızı birer suç makinesine dönüştüren manevi boşluğun ve toplumsal yozlaşmanın tek sorumlusu, on yıllardır bu millete dayatılan köksüz, ruhsuz ve Batıcı Kemalizm ideolojisidir.</p>

<p>Mevcut eğitim sistemi, insanı merkeze alan bir terbiye yerine, Batı’nın akılcılık ve faydacılık temelinde yükselen "mekanik bilgi" aktarımına odaklanmış durumdadır. Gençlerin ruhî ve kültürel dünyasını ihmal eden, onları yalnızca piyasa için birer "mamul" haline getirmeyi hedefleyen bu Kemalist eğitim modeli, içtimaî yozlaşmayı büyütmektedir. Ruhun, maneviyatın ve ilim-irfan şuurunun dışlandığı sınıflarda kendi tarihinden ve köklerinden koparılan nesiller, Batı’nın şiddet kültürüne karşı savunmasız bırakılmakta, neticede "daha dün bir bugün iki" dedirten bu korkunç tablolar kaçınılmaz hale gelmektedir.</p>

<p>Eğitimdeki bu çöküş, yalnızca ahlaki bir erozyonla sınırlı kalmayıp, gençleri büyük bir kimlik ve gelecek krizine de sürüklemektedir. Üretim ve meslek kazandırma işlevinden kopuk, sadece sınav odaklı ve "diplomalı işsizler" üreten Kemalist politikalar gençleri masa başı hayallerle oyalarken, onları sahada karşılığı olmayan bir birikime mahkûm etmiştir. Sanayide usta, toplumda şahsiyetli bir fert olma imkânı elinden alınan, yetenekleri köreltilen gençler içine düştükleri bu amaçsızlık ve stres sarmalı içerisinde şiddeti bir çıkış yolu veya bir ifade biçimi olarak görmeye başlamıştır.</p>

<p>Meseleyi çözmek adına ortaya konulan "değerler eğitimi" çalışmaları ise UNICEF gibi Batılı kuruluşların çizdiği çerçeveye sadık kalındığı müddetçe ölü doğmaya mahkûmdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batılı normlarla bu millete biçilmiş rollerin dikiş tutmadığı, yabancı kültürel kodlarla hazırlanan müfredatların sahada hiçbir kalıcı fayda sağlamadığı artık açıkça görülmelidir. İslam ahlakının temel kavramları olan merhamet, adalet ve sorumluluk bilinci, Kemalist müfredatın içerisinde "örtük bir temenni" olmaktan çıkarılmadığı sürece, dijital mecraların ve yabancı kültürlerin kölesi olan nesilleri korumak imkânsızdır.</p>

<p>Bu şiddet dalgası ancak eğitim sisteminin ahlaki ve İslamî temellerle yeniden inşasıyla durdurulabilir. Suçluyu başka yerde aramaya gerek yok; Kemalizm’in bu millete giydirdiği dar ve ruhsuz elbiseden sıyrılıp, İslam ahlakını merkeze alan bir maarif nizamına dönmek artık bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/okullardaki-amerikanvari-dehsetin-perde-arkasi-tek-suclu-bati-taklitcisi-kemalizm</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/kmlzm.png" type="image/jpeg" length="11570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suçluyu orada-burada aramayın: TEK SUÇLU KEMALİZM!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sucluyu-orda-burda-aramayin-tek-suclu-kemalizm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sucluyu-orda-burda-aramayin-tek-suclu-kemalizm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta 8. sınıf öğrencisi bir çocuğun okula getirdiği silahlarla 1 öğretmen ve 3 arkadaşını katledip 20 kişiyi yaraladığı vahşet; nesilleri manevi değerlerinden kopararak pozitivist bir kalıba sokan Kemalist eğitim tornasının, Amerikan tipi okul saldırılarını Anadolu'nun göbeğine taşıyarak kestiği en acı fatura oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda, 8. sınıf bir öğrenci babasına ait silahlarla sınıflara girerek ateş açtı.</p>

<p>Saldırıda 1 öğretmen ve 3 öğrenci hayatını kaybederken, 20 kişi yaralandı. Eski bir emniyet mensubu olan babasının silahlarını çanta içinde okula sokan saldırganın eylemi sonrası bölgeye çok sayıda sağlık ve güvenlik ekibi sevk edildi.</p>

<p>Olayın ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi incelemelerde bulunmak üzere kente hareket etti. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırıyla ilgili 7 savcı görevlendirerek geniş kapsamlı bir adli soruşturma başlattı. RTÜK ise soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla olayla ilgili yayın yasağı getirildiğini duyurdu.</p>

<hr />
<h3 style="text-align:center"><i style="text-align:center">İlgili haber</i><i style="text-align:center"><strong>: <a href="https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset">Yerli ve milli terör: Okulda dehşet</a></strong></i></h3>

<hr />
<p>Hastaneye kaldırılan yaralıların tedavileri sürerken, saldırganın silahlara erişim süreci soruşturmanın ana odağını oluşturdu. Eğitim güvenliğini ve bireysel silahlanmayı tekrar gündeme taşıyan olay sonrası, yetkililerin ihmal ihtimalleri üzerine yürüttüğü teknik ve hukuki incelemeler devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, şöyle konuştu:</p>

<p>"8. sınıf öğrencisi bir çocuk, sırt çantasında getirdiği silahlarla hedef gözetmeksizin öğrencilerin olduğu 2 sınıfa girerek ateş etmek suretiyle ölüm ve yaralanmalara neden olmuş. Maalesef 4 vefatımız var. Bunlardan biri öğretmen, 3'ü öğrenci. 20 de yaralımız var. Bunlardan 4'ü ameliyatta şu an, ağır yaralı olduğunu düşünüyoruz. Çalışmalarımız devam ediyoruz. Ümit ediyoruz ki yaralı kardeşlerimiz bir an önce sağlığına kavuşur. Başka bir okulda herhangi bir olumsuzluk yok. Sosyal medyada bu yönde haberler dolaşıyor. Ama doğru değil."</p>

<h2><strong>Kemalizm'in insanımızı soktuğu vaziyet</strong></h2>

<p>Yaşanan bu facia, Kemalist eğitimin ve manevi değerlerden kopuk laik sistemin kanlı bir meyvesi olarak karşımızda duruyor.</p>

<p>Okullarda verilen tamamen Batıcı ve dinden uzaklaştıran eğitim anlayışı, öğrencileri manevi bir boşluğa sürüklerken; evlerde maruz kalınan televizyon, internet ve oyun platformları bu dinsizlik aşılamasını derinleştiriyor.</p>

<p>Maneviyatın ve dini değerlerin yer almadığı bu sistemde yetişen çocukların geldiği nokta, laik düzen değişmediği ve nesiller İslam ahlakıyla donatılmadığı müddetçe bu tür acı facialar olmaya devam edecek.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sucluyu-orda-burda-aramayin-tek-suclu-kemalizm</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/maras-okul-silahli-saldiri-4-olu.webp" type="image/jpeg" length="41868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hürmüz krizi Türkiye merkezli yeni enerji koridorlarını yeniden gündeme taşıdı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuz-krizi-turkiye-merkezli-yeni-enerji-koridorlarini-yeniden-gundeme-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuz-krizi-turkiye-merkezli-yeni-enerji-koridorlarini-yeniden-gundeme-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran kaynaklı Hürmüz geriliminin enerji piyasalarında yol açtığı sarsıntı, Türkiye’nin Irak, Suriye, Körfez ve Hazar havzasını Avrupa’ya bağlayan yeni hatlar üzerinden bölgesel enerji merkezi olma hedefini yeniden öne çıkardı; uzmanlar bazı projelerde önemli engeller bulunduğunu belirtse de Ankara’nın bu dönemi doğru değerlendirememesi halinde stratejik bir fırsatın kaçabileceği görüşü öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortadoğu’da son dönemde derinleşen güvenlik krizi, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel enerji akışını da doğrudan etkileyen yeni bir kırılma üretti. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde oluşan riskler, petrol ve doğalgaz sevkiyatında deniz taşımacılığına dayalı mevcut modelin ne kadar kırılgan olduğunu yeniden ortaya koydu. Bu tablo, başta Körfez olmak üzere bölgedeki üretici ülkeleri, enerji ithalatçısı Avrupa’yı ve transit ülke olmayı hedefleyen aktörleri alternatif güzergâhlara yöneltti.</p>

<p>Bu yeni denklemde Türkiye, yalnızca coğrafi konumu nedeniyle değil, mevcut boru hatları, liman altyapısı, Avrupa pazarına erişimi ve çok yönlü bölgesel bağlantı kurabilme kapasitesi nedeniyle öne çıkıyor. Ankara’nın son dönemde gündeme taşıdığı projeler, tek tek ele alındığında farklı zorluk seviyelerine sahip olsa da birlikte okunduğunda aynı stratejik hedefe işaret ediyor: Hürmüz’e bağımlılığı azaltan, kara ve boru hattı temelli yeni bir enerji koridorunun merkezine Türkiye’yi yerleştirmek.</p>

<p>Bu çerçevede tartışılan başlıkların başında Irak’ın güneyindeki Basra havzasını Türkiye’ye bağlayacak yeni petrol hattı geliyor. Hâlihazırda Kerkük-Ceyhan hattı üzerinden işleyen fakat uzun süredir kapasitesinin altında kullanılan sistemin güneye doğru genişletilmesi, Irak petrolüne Hürmüz dışında yeni bir çıkış imkânı sağlayabilir. Böyle bir hat, yalnızca Irak’ın ihracat esnekliğini artırmakla kalmaz; Türkiye’nin Ceyhan merkezli enerji terminali rolünü de ciddi biçimde güçlendirir. Ancak bu seçeneğin önünde Irak iç siyasetindeki uzlaşı eksikliği, yatırım ihtiyacı ve hattın geçeceği güzergâhlardaki güvenlik riskleri bulunuyor.</p>

<p><img height="1760" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/gazhatti.jpg" width="2390" /></p>

<p>Benzer şekilde Suriye sahası da son dönemde yeniden enerji haritasının parçası olarak tartışılıyor. Suriye’nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının Türkiye-Irak boru hattı ağına eklemlenmesi ihtimali, teknik olarak bazı diğer projelere kıyasla daha uygulanabilir görülüyor. Bununla birlikte üretim kapasitesinin sınırlı oluşu, sahaların denetimine ilişkin belirsizlikler ve güvenlik sorunları bu başlığı ihtiyatla değerlendirmeyi gerektiriyor. Yine de savaş sonrası Suriye’nin ekonomik toparlanmasında enerji altyapısı belirleyici unsurlardan biri olacağı için, Ankara ile Şam arasında oluşabilecek yeni temas zemini enerji geçişleri üzerinden daha somut bir içerik kazanabilir.</p>

<p>Türkiye’nin önünde duran bir diğer seçenek ise Hazar havzası. Uzun süredir gündemde olan Trans-Hazar Doğalgaz Boru Hattı, Türkmenistan gazının Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan’a, oradan da Türkiye vasıtasıyla Avrupa’ya ulaştırılmasını öngörüyor. Bu proje yeni değil; ancak Avrupa’nın Rusya dışı kaynak arayışı, Orta Koridor tartışmaları ve bölgesel krizlerin deniz taşımacılığı üzerindeki baskısı, bu hattı geçmişe kıyasla daha güncel hale getirmiş durumda. Buna rağmen deniz altı hattının yüksek maliyeti, hukuki prosedürler, ilave altyapı ihtiyacı ve uzun vadeli ticari alım garantilerinin belirsizliği bu güzergâhın önündeki başlıca sınamalar olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Körfez ayağında ise en çok konuşulan başlıklardan biri Katar gazının Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye taşınması fikri. Bu senaryo, stratejik bakımdan dikkat çekici olsa da ekonomik ve siyasi açıdan en kırılgan başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Uzun mesafeli, çok ülkeli ve yüksek güvenlik riski taşıyan bir hattın inşası yalnızca teknik mesele değil; aynı zamanda uzun vadeli bölgesel uzlaşma gerektiriyor. Üstelik Katar’ın sıvılaştırılmış doğalgaz temelli ihracat modelinin sunduğu esneklik, boru hattı seçeneğinin cazibesini sınırlıyor. Bu nedenle söz konusu proje kısa vadeli bir gerçeklikten ziyade, daha çok kriz anlarında yeniden hatırlanan stratejik bir ihtimal niteliği taşıyor.</p>

<p>Bütün bu projeler bir arada değerlendirildiğinde, bölgede son dönemde yeniden konuşulan “dört deniz” yaklaşımının arka planı daha net görülüyor. Basra Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz arasında yeni bir bağlantı ağı kurma fikri, Türkiye ile Suriye’yi enerji ve ticaret geçişlerinin ana omurgası haline getirmeyi amaçlayan geniş bir stratejik vizyona dayanıyor. Bu vizyon, yalnızca boru hattı inşa etmekten ibaret değil; limanlar, demiryolları, kara taşımacılığı, depolama merkezleri, elektrik enterkonneksiyonları ve tedarik zinciri bütünleşmesi gibi unsurları da kapsıyor. Yani mesele bir hattın nereden geçeceği kadar, yeni bir bölgesel dolaşım mimarisinin kurulup kurulamayacağıyla ilgili.</p>

<h3><strong>Türkiye’nin önündeki stratejik imkân</strong></h3>

<p>Türkiye açısından burada dikkat çekici olan husus, son krizle birlikte ilk kez birden fazla hattın aynı anda Ankara lehine tartışılmaya başlamasıdır. Irak petrolü için kuzey çıkışı, Suriye üzerinden yeni bağlantılar, Türkmenistan gazı için Anadolu güzergâhı ve Körfez’den Avrupa’ya uzanan alternatif enerji koridorları, farklı yoğunluklarda da olsa Türkiye’yi ortak geçiş merkezi olarak işaret ediyor. Bu durum, Ankara’ya sadece transit gelir sağlayacak teknik bir avantaj sunmuyor; aynı zamanda enerji diplomasisinde daha yüksek pazarlık gücü, Avrupa nezdinde stratejik önem artışı ve bölgesel siyasi temaslarda yeni araçlar da kazandırabilir.</p>

<p>Ceyhan’ın daha güçlü bir enerji terminaline dönüşmesi, Türkiye’nin yalnızca tüketici ve transit ülke kimliğini değil, fiyatlama, depolama, işleme ve yeniden sevkiyat kapasitesini de genişletebilir. Benzer biçimde elektrik bağlantıları, doğalgaz enterkonneksiyonları ve petrol akışlarının çeşitlenmesi, Türkiye’nin enerji güvenliğini de tek kaynak ve tek güzergâha bağımlı olmaktan çıkarabilir. Bu yönüyle mesele yalnızca dış ticaret ya da dış politika değil; doğrudan milli enerji güvenliği ve orta vadeli ekonomik dayanıklılık meselesidir.</p>

<h3><strong>Fırsat kadar sınama da büyük</strong></h3>

<p>Ancak mevcut tabloyu abartılı iyimserlikle okumak da isabetli görünmüyor. Çünkü masadaki projelerin tamamı aynı derecede olgunlaşmış değil. Bazıları siyasi niyet düzeyinde, bazıları uzun süredir konuşulan ama finansman bulamayan başlıklar, bazıları ise ancak bölgesel normalleşme hızlanırsa anlam kazanabilecek projeler niteliğinde. Bu nedenle Türkiye’nin önünde bulunan fırsat, kendiliğinden sonuca dönüşecek bir tarihî akıştan ziyade, dikkatli ve çok katmanlı bir strateji gerektiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle güvenlik başlığı belirleyici önem taşıyor. Irak ve Suriye hattındaki sahaların kontrolü, milis tehditleri, sabotaj riski ve devlet otoritesinin parçalı görünümü, özellikle kara temelli enerji hatlarında temel sorun alanı olmaya devam ediyor. İkinci olarak finansman ihtiyacı oldukça yüksek. Milyarlarca dolarlık yatırım gerektiren boru hattı ve tamamlayıcı altyapı projeleri, yalnızca siyasi iradeyle değil; kredi, yatırımcı güveni, uzun vadeli alım sözleşmeleri ve uluslararası hukuki zeminle ilerleyebilir. Üçüncü olarak da bölgesel uzlaşı eksikliği sürüyor. Çok ülkeli projelerin başarıya ulaşması için yalnızca teknik mutabakat değil, istikrarlı siyasi eşgüdüm gerekiyor.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut kriz, tüm bu zorluklara rağmen Türkiye lehine yeni bir zaman penceresi açmış görünüyor. Zira normal şartlarda yıllarca teorik düzeyde kalan bazı hatlar, Hürmüz’de yaşanan belirsizlik nedeniyle artık daha somut biçimde tartışılıyor. Bu da Ankara’ya, “erken hazırlanan ve diplomatik zemini önceden kuran ülke” olma imkânı sunuyor.</p>

<p>Türkiye’nin burada yapması gereken, bütün projeleri aynı anda nihai ve kesin yatırım başlığına dönüştürmeye çalışmak değil; önce uygulanabilir olanları önceliklendiren kademeli bir strateji izlemektir. Irak-Türkiye hattının kapasitesinin etkin kullanımı, Ceyhan merkezli enerji altyapısının güçlendirilmesi, Suriye sahasında kontrollü ve gerçekçi bir enerji diplomasisi kurulması ve Trans-Hazar için Azerbaycan-Türkmenistan hattında siyasi destek üretilmesi, daha rasyonel bir ilk aşama olarak öne çıkıyor. Buna karşılık Katar-Türkiye hattı gibi daha büyük ve daha kırılgan projeler, kısa vadeli bir sonuçtan ziyade uzun vadeli stratejik ihtimal olarak ele alınmalı.</p>

<p>Sonuç olarak Hürmüz krizi, Ortadoğu’da enerji yollarının yeniden düşünülmesine yol açarken Türkiye’yi bu yeni denklemin merkez adaylarından biri haline getirmiş durumda. Bu tablo, Ankara için otomatik bir kazanım anlamına gelmiyor; fakat doğru okunursa ciddi bir stratejik fırsat sunuyor. Türkiye bu dönemi yalnızca günübirlik kriz yönetimiyle geçirirse, önünden geçen hatların sonunda başka merkezlerde toparlandığı bir tabloyla karşılaşabilir. Buna karşılık diplomasi, güvenlik, finansman ve altyapı başlıklarını eş zamanlı yürütebilirse, yıllardır teorik düzeyde konuşulan enerji merkezi hedefi ilk kez daha somut bir zemine kavuşabilir. Buradaki asıl mesele, fırsatın büyüklüğünden çok, bu fırsatın devlet aklıyla zamanında tutulup tutulamayacağıdır.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuz-krizi-turkiye-merkezli-yeni-enerji-koridorlarini-yeniden-gundeme-tasidi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/2014-02-19-t120000-z-1933589452-g-m1-e-a2-k0-a-a801-r-t-r-m-a-d-p-3-t-u-r-k-e-yjpg.webp" type="image/jpeg" length="43031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Norveç, Suriye devlet tahvillerine yatırım yasağını kaldırmaya hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/norvec-suriye-devlet-tahvillerine-yatirim-yasagini-kaldirmaya-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/norvec-suriye-devlet-tahvillerine-yatirim-yasagini-kaldirmaya-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Norveç, 2,2 trilyon dolarlık varlık fonunun Suriye devlet tahvillerine yatırım yapmasına yönelik yasağı kaldırmaya hazırlanıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Norveç</strong> hükümeti, 2,2 trilyon dolarlık varlık fonunun Suriye devlet tahvillerine yatırım yapmasını engelleyen yasağı kaldırmaya hazırlanıyor. Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından alınan bu karar, ülkenin uluslararası finans sistemine yeniden entegre olması yolunda atılan en somut adımlardan biri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Karar, <strong>Norveç</strong>'in yeni kurulan Suriye yönetimine duyduğu siyasi güvenin bir işareti olarak görülüyor. Uzmanlar, fonun hemen büyük yatırımlar yapması beklenmese de, bu hamlenin küresel piyasalar için bir "yeşil ışık" niteliği taşıdığını ve diğer uluslararası yatırımcıları da teşvik edebileceğini belirtiyor.</p>

<h3>YILLARDIR FİNANSAL KISITLAMA VARDI</h3>

<p>Bu yasak, Norveç Hükümet Emeklilik Fonu’nun etik yatırım kriterleri çerçevesinde uyguladığı ve "Suriye devlet tahvillerinin satın alınmasını tamamen engelleyen" finansal bir kısıtlamaydı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Esad rejimi döneminde yaşanan ağır insan hakları ihlalleri, iç savaş ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle yürürlüğe konulan bu kural, fonun Suriye hükümetine borç vermesini veya bu tahviller üzerinden ülkeye sermaye aktarmasını yasal olarak imkansız kılıyordu.</p>

<p>Norveç Maliye Bakanlığı tarafından yönetilen bu "kara liste" uygulaması, sadece finansal riskleri değil, aynı zamanda fonun demokratik değerlere aykırı yönetimleri desteklemesini önleyen ahlaki bir baraj görevi görüyordu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/norvec-suriye-devlet-tahvillerine-yatirim-yasagini-kaldirmaya-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/ghq8v-jx-w4-a-a-d-gje.jpg" type="image/jpeg" length="70573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in medya kontrolü ve propaganda]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-medya-kontrolu-ve-propaganda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-medya-kontrolu-ve-propaganda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) bünyesinde faaliyet gösteren Sözcülük Birimi’nin, kamuoyunu yönlendirmek adına yürüttüğü sistematik dezenformasyon, psikolojik operasyonlar ve medya üzerindeki baskıcı kontrolü gün yüzüne çıktı. Eski askerlerin ve aktif görev yapan gazetecilerin tanıklıklarına dayanan raporlar, ordunun sadece bir bilgi kaynağı değil, sofistike bir "algı mühendisliği merkezi" olarak çalıştığını belgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturmanın en dikkat çekici unsurlarından biri, ordunun uluslararası kamuoyunu etkilemek için kullandığı "hayalet" medya ağları. Ekim 2023'ten bu yana faaliyet gösteren "Fact Check" gibi bağımsız görünümlü YouTube ve Instagram hesaplarının aslında bizzat IDF Sözcülük Birimi tarafından yönetildiği anlaşıldı.</p>

<p>Bu platformlar üzerinden, tarafsız haber kuruluşu süsü verilerek İsrail’in askeri politikalarını meşrulaştıran içerikler milyonlarca kişiye ulaştırıldı. "Seferler birimi" adı verilen gizli departman aracılığıyla yürütülen bu faaliyetler, sivil görünümlü yapılar üzerinden küresel anlatıyı İsrail lehine bükmeyi hedefliyor.</p>

<p>Ordu ile yerel basın arasındaki ilişki, haberde tam bir "bağımlılık ve ceza" döngüsü olarak tanımlanıyor. IDF, kendisine yakın duran ve eleştirel sorular sormayan 16 seçkin gazeteciden oluşan bir "muhabirler hücresi" kurmuş durumda.</p>

<p> Bu hücreye üye gazetecilere özel brifingler, seçici sızıntılar ve "özel erişim" hakları tanınarak mesleki rekabette öne geçmeleri sağlanıyor.</p>

<p>Orduyu eleştiren veya operasyonlardaki etik ihlalleri sorgulayan muhabirler ise bilgi akışından mahrum bırakılıyor, toplantılara alınmıyor ve sistematik olarak boykot ediliyor.</p>

<p>Haberde yer alan asker tanıklıkları, ordunun kendi halkına karşı da bir "gerçeği saklama" stratejisi izlediğini gösteriyor. Savaşın başında kuzey cephesindeki zafiyetlerin gizlendiği, füze savunma sistemlerinin başarısı hakkında abartılı veriler paylaşıldığı ve halkta sahte bir güvenlik algısı oluşturulduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Üst düzey bir askeri muhabirin aktardığına göre, "IDF Sözcüsü yalan söylüyor" algısı toplumda giderek yayılıyor. Halkın orduya olan güveni, sahadaki gerçekler ile ekranlara yansıtılan "ezici güç" anlatısı arasındaki uçurum nedeniyle giderek azalıyor.</p>

<p>IDF Sözcülük Birimi, sansür, psikolojik harp ve medya manipülasyonu kullanarak modern savaşın en kritik cephesini, yani zihinleri kontrol etmeyi hedefleyen bir güç mekanizması olarak tanımlanıyor.</p>

<p><strong>Artık Holıvıd propagandası da tutmuyor</strong></p>

<p>Gazze’deki katliamın başlangıcından bu yana İsrail, dijital dünyayı adeta bir dezenformasyon kalkanına dönüştürdü. Sosyal medya mecralarında uygulanan sistematik sansürle sahadaki gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışılırken, farklı ülkelerden devşirilen ücretli figürler aracılığıyla tek taraflı bir anlatı pazarlanıyor. Ancak milyarlarca dolarlık bu propaganda bütçesine ve Hollywood’un yıllardır süregelen aklama çabalarına rağmen, küresel vicdanda devasa bir kırılma yaşandı.</p>

<p>Artık dünyanın dört bir yanında Yahudilerin terörist olduğu, katil olduğu, soykırımcı olduğu gerçeğini kapatamıyor. Artık hiçbir parlatılmış prodüksiyon, bu gerçeği örtemiyor.</p>

<p>Eski dünya düzenindeki o "dokunulmazlık" imajı yerle bir olurken, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, gerçeğin saklanamadığı yeni bir dönemden geçiyoruz.</p>

<p>Kaynak: <a href="https://www.972mag.com/inside-israeli-army-propaganda-wing/" rel="nofollow">+972 Magazine</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-medya-kontrolu-ve-propaganda</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-medya.webp" type="image/jpeg" length="69458"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Petro-Dolar mutasyon mu geçiriyor?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/petro-dolar-mutasyon-mu-geciriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/petro-dolar-mutasyon-mu-geciriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1974'te kurulan düzen son on yılda defalarca ölüm ilanıyla karşılaştı. Her ilan erken çıktı. Ama bu sefer bir şeyler gerçekten değişiyor; sadece beklenenin tam tersi yönde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1974'te kurulan o meşhur petrodolar düzeninin son on yılda defalarca ölüm ilanı yazıldı. Ne var ki bu ilanların hepsi erken çıkmıştı. Ancak bu kez durum farklı; bir şeyler gerçekten değişiyor, üstelik tam da beklenenin aksi yönde.</p>

<p>Petrodolar sistemi üzerine yazılan analizlerin çoğunda temel bir hata var: Sistemi ya abartılı bir biçimde yıkılmaz gösteriyorlar ya da yarın çökecekmiş gibi sabırsızca bir son ilan ediyorlar. Aslında ikisi de doğru değil. Şu an tanık olduğumuz şey ne bir statüko ne de bir çöküş. Yaşanan şey tam anlamıyla bir <strong>dönüşüm</strong>. Ve bu dönüşümün bizi nereye götürdüğünü anlamak için önce neyin kurulduğunu, sonra neyin kırıldığını ve bugün yerine neyin filizlendiğini doğru okumamız gerekiyor.</p>

<h3><strong>1974: O Meşhur Anlaşmanın Perde Arkası</strong></h3>

<p>Hepimizin bildiği resmi hikaye şudur: Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, 1974'te Suudi Arabistan ile tarihi bir anlaşma yaptı. Riyad, petrolünü sadece dolar karşılığında satacak; buna karşılık Washington da Suudilerin güvenliğini garanti altına alıp rejimi ayakta tutacaktı.</p>

<p>Bu hikaye yanlış değil ama eksik. Asıl çarklar çok daha derinde dönüyordu. Sistem şöyle tasarlandı: Suudi Arabistan devasa petrol gelirlerini ABD Hazine bonolarına park edecek, bu para Wall Street üzerinden tekrar küresel finans sistemine akacaktı. Nixon'ın 1971'de altın standardını terk etmesiyle dolarda oluşan o büyük boşluk, "petrole bağlı dolar" ile doldurulmuş oldu. Altın tahtından inmiş, yerini petrol almıştı.</p>

<p>Bu, basit bir ticaret anlaşmasının çok ötesindeydi. Küresel dolar talebini yapay ama kusursuz bir şekilde canlı tutan bir mühendislik harikasıydı. Dünyanın petrol almak için dolara ihtiyacı vardı. Dolar bulabilmek için de ABD ile iyi geçinmek zorundaydı. ABD ise tüm dünyanın yarattığı bu talep sayesinde kendi borcunu çok düşük maliyetlerle finanse edebiliyordu. Ortada tıkır tıkır işleyen üçlü bir denge vardı: Petrol, dolar ve güvenlik.</p>

<p>Yani petrodolar sadece bir para birimi anlaşması değildi; dünyanın jeoekonomik işletim sistemiydi. Ve her işletim sistemi gibi, donanım eskidikçe o da yavaş yavaş uyumsuzluk sorunları yaşamaya başladı.</p>

<p>Durumu rakamlarla özetlemek gerekirse; "dolar çöküyor" söylemlerine rağmen doların küresel döviz rezervlerindeki payı hala <strong>%58</strong> seviyesinde (2000'lerde bu oran %71'di). Buna karşılık, alternatif olarak sunulan Çin Yuanı'nın payı sadece <strong>%4,7</strong>. Asıl çarpıcı olan ise Suudi Arabistan’ın yönettiği döviz rezervi ve Kamu Yatırım Fonu'nun büyüklüğünün <strong>1,1 trilyon dolara</strong> ulaşmış olması. Bu paranın nerede tutulduğu, aslında bize tüm hikayeyi anlatıyor.</p>

<h3><strong>Kırılma Noktası: Neden 2022?</strong></h3>

<p>Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Batı'nın attığı bir adım, finans tarihinin en cesur ve sonuçları en uzun süre tartışılacak hamlelerinden biriydi: Rusya'nın yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervi tek kalemde donduruldu.</p>

<p>Bu hamle Moskova'yı sarsarken, dünyaya da çok net bir mesaj verdi: Batı, isterse egemen bir devletin merkez bankasındaki parasına el koyabilir. Dolar sisteminin içindeki para, artık her zaman güvende değildir.</p>

<p>Bu mesajı en dikkatli okuyan başkentlerin başında elbette Riyad geliyordu. Zaten 2022'de Suudi Arabistan ile ABD ilişkileri, Kaşıkçı cinayeti sonrası Biden yönetiminin aldığı tavır ve OPEC+ kesintileri nedeniyle iyice gerilmişti. Suudi liderliği için yıllardır teorik bir tartışma olan "Ya bir gün ABD ile ipler koparsa?" sorusu, Rusya örneğiyle bir anda somut bir gerçeğe dönüştü. Riyad'ın alternatif arayışlarını hızlandırması için bundan daha güçlü bir motivasyon olamazdı.</p>

<h3><strong>Yuan Paradoksu: Para Geldiği Yere Döner</strong></h3>

<p>2023'ün başlarında Suudilerin Çin ile petrol ticaretini Yuan üzerinden yapmak için masaya oturduğu haberleri düştüğünde, küresel basında "Petrodoların Sonu" manşetleri atıldı. Ancak kimse şu basit soruyu sormadı: Suudiler o Yuan'ı ne yapacak?</p>

<p>Dolar yerine Yuan kazanan bir ülkenin önünde temelde üç seçenek vardır: Çin'den mal almak, Çin varlıklarına yatırım yapmak ya da o Yuan'ı başka bir paraya çevirmek (ki o zaman Yuan kullanmanın bir esprisi kalmaz). Suudiler zaten Çin'den bolca ithalat yapıyor ama bu, devasa petrol gelirlerinin yanında devede kulak kalıyor. Geriye Çin varlıklarına yatırım yapmak kalıyor ki asıl düğüm burada çözülüyor.</p>

<p>Çin'in sermaye piyasaları dışa tam açık değil, Yuan da tam anlamıyla konvertibl (kolayca çevrilebilir) bir para birimi değil. Suudiler Yuan cinsi büyük varlıklar tutmak istese bile, karşılarında ABD piyasaları kadar derin ve likit bir yapı yok.</p>

<p>Buradaki acı gerçek şu: Bir para birimi, ancak onu harcayabileceğiniz birileri varsa değerlidir. Suudiler Yuan aldığında, o parayı yine büyük ölçüde Çin'de harcamak zorunda kalacaklar. Bu bir "özgürleşme" hikayesi değil, sadece ticari bir eksen kaymasıdır. Suudi Arabistan dolar bağımlılığından kurtulayım derken, çok daha kuralsız ve kapalı olan Çin finans sistemine bağımlı hale gelme riskiyle flört ediyor.</p>

<h3><strong>Yeni Döngü: Para Artık Nereye Akıyor?</strong></h3>

<p>Eskiden denklem basitti: Suudiler petrolü satar, doları alır, bunu Wall Street'e ve ABD tahvillerine yatırır, karşılığında silah ve güvenlik garantisi alırdı.</p>

<p>Bugün ise bu döngü çok katmanlı bir yapıya dönüştü. Petrol gelirlerinin önemli bir kısmı artık doğrudan Suudi Kamu Yatırım Fonu'na (PIF) akıyor. PIF bu parayla gidip küresel teknoloji şirketlerini, dev spor kulüplerini, gayrimenkulleri ve altyapı projelerini satın alıyor. Bir kısmı Çin'le ticarete, bir kısmı ise Hindistan ve Brezilya gibi "Küresel Güney" ülkeleriyle kurulan yeni ağlara kayıyor.</p>

<p>Ancak vitrindeki bu değişime rağmen dükkanın arka tarafında değişmeyen dev bir gerçek var: Petrol hala dolarla fiyatlanıyor. Riyad'ın rezervlerinin büyük çoğunluğu hala dolar. Sadece döngünün merkezindeki kurallar esnedi, ama merkez hala yerinde duruyor.</p>

<h3><strong>Suudilerin Asıl Oyunu: Kopuş Değil, Masada El Yükseltme</strong></h3>

<p>Riyad'ın Yuan flörtünü bir "eksen kayması" veya "Batı'dan kopuş" olarak okumak, Körfez siyasetini hiç anlamamak demektir. Suudi Arabistan, aslında çok köklü bir "küçük devlet" stratejisi izliyor: Birden fazla büyük güçle aynı anda masaya oturup, onları birbirine karşı kullanarak pazarlık gücünü maksimize etmek.</p>

<p>Suudiler Çin ile yakınlaşarak Washington'a şu mesajı veriyor: "Seçeneksiz değiliz, bizi cepte bilmeyin." Aynı anda Çin'e de şunu fısıldıyorlar: "Güvenlik garantiniz yok, piyasanız şeffaf değil. Sizinle iş yaparız ama Batı'yı asla tamamen terk etmeyiz."</p>

<p>Öte yandan Çin'in de kendi hesapları var. Pekin'in Yuan ile petrol alma hevesinin arkasında ekonomi değil, Tayvan üzerinden çıkabilecek olası bir krizde ABD'nin kendi enerji ithalatını dondurması korkusu yatıyor. Ancak Çin, hem parası küresel bir rezerv olsun istiyor hem de sermaye kontrolünü elden bırakmak istemiyor. Bu yaman çelişki, Yuan'ın petrodolara gerçek bir rakip olmasının önündeki en büyük engel.</p>

<h3><strong>Peki Türkiye Bu Tablonun Neresinde?</strong></h3>

<p>Petrodoların merkezsizleşerek bu şekilde parçalanması, Türkiye gibi yüksek enerji ithalatına bağımlı bölgesel aktörler için hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındırıyor.</p>

<p>Öncelikle, ödeme sistemlerinin çeşitlenmesi Türkiye'ye dolar dışında yeni nefes alanları (Rusya ile ruble, Çin ile yuan veya Körfez'le ikili anlaşmalar gibi) açıyor. Buna ek olarak, Körfez fonlarının (PIF gibi) küresel varlık alımlarını hızlandırması, Türk altyapısı ve şirketleri için taze bir finansman kanalı yaratıyor.</p>

<p>Fakat madalyonun karanlık bir yüzü var: Petrodolar sisteminin zayıfladığı bir dünyada, petrol fiyatları çok daha oynak (volatil) hale gelecektir. Tek para biriminin getirdiği o eski "fiyat istikrarı" ortadan kalktığında, enerji maliyetlerini öngörmek zorlaşacak. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ekonomiler için bu fiyat dalgalanmaları, kur şoklarına karşı ekstra bir yapısal kırılganlık anlamına geliyor.</p>

<h3><strong>Sonuç: Gözümüzün Önünde Değişen Bir Dünya</strong></h3>

<p>1974'teki o meşhur Kissinger anlaşmasının bir son kullanma tarihi yoktu. Ancak 50 yıl sonra, dünya dijitalleşmişken, iklim krizleri petrolün geleceğini sorgulatırken ve Çin sahneye böylesine güçlü çıkmışken, aynı düzenin aynı kurallarla devam edeceğini düşünmek hayalcilik olur.</p>

<p>Petrodolar sistemi ölmüyor ama eskisi gibi de çalışmıyor. Kenarlarından yavaş yavaş aşınıyor. Çevresinde alternatifler filizleniyor ama hiçbiri henüz bu devasa yapıyı tek başına devralacak güçte değil. Suudi Arabistan; dolarla, Yuan'la ve kendi devasa yatırım fonuyla aynı anda oynuyor çünkü tek bir ata oynamak artık çok riskli.</p>

<p>Bugünlerde insanlık tarihinin en büyük ekonomik mimarilerinden birinin gözlerimizin önünde yeniden şekillenmesini izliyoruz. Belki de bu sürecin en güzel özeti şu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>Petrodoların sonu, takvimde işaretli kesin bir tarihle gelmiyor. Sinsi bir erozyonla geliyor. Ve erozyonun en tehlikeli özelliği, kimse ne zaman başladığını tam olarak anlayamazken bir bakmışsınız her şeyin bitmiş olmasıdır.</p>
</blockquote>

<hr />
<p><strong>İleri Okuma ve Kaynaklar:</strong><br />
BIS Quarterly Review (2023), IMF Küresel Rezerv Verileri (2024), Council on Foreign Relations — "The End of Petrodollar?" (2023), Rana Foroohar — "Homecoming: The Path to Thriving in a Post-Global World" (2022), David Spiro — "The Hidden Hand of American Hegemony" (1999), Bruce Riedel — "Kings and Presidents: Saudi Arabia and the United States Since FDR" (2017).</p>

<p>(Bu yazı, <a href="https://petrolandeco.blogspot.com/2026/04/petro-dolarlar-mutasyon-mu-geciriyor.html" rel="nofollow">Petrolandeco Jeopolitik Ekonomi</a> serisinin bir parçasıdır.)</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/petro-dolar-mutasyon-mu-geciriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/petrodolar.jpg" type="image/jpeg" length="36125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Courtney Bonneau: Amerikalılar, vergileriniz kadınları ve çocukları öldürmek için kullanılıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/courtney-bonneau-amerikalilar-vergileriniz-kadinlari-ve-cocuklari-oldurmek-icin-kullaniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/courtney-bonneau-amerikalilar-vergileriniz-kadinlari-ve-cocuklari-oldurmek-icin-kullaniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Courtney Bonneau, Lübnan’dan bildiriyor: Amerikalılar, vergileriniz silahsız erkekleri, kadınları ve çocukları öldürmek için kullanılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Courtney Bonneau, Lübnan’dan yaptığı canlı yayında ''İki gün önce İsrail ordusunun bir tıp merkezini hava saldırısıyla hedef aldığı ve 12 tıp çalışanını öldürdüğü Burj Kalaway kasabasından size bildiriyorum. Son günlerde İsrail ordusu; Güney'de, Beyrut'ta ve Bekaa'da halkı terörize etmeyi amaçlayan bir dizi bariz savaş suçunda 20 tıp personeli ve ilk müdahale ekibini öldürdü.</p>

<p>Amerikalılar, tüm bunlar sizin paranızla oluyor. Vergi paralarınız; silahsız erkeklerin, kadınların ve çocukların katledilmesi için kullanılıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre 2 Mart'tan bu yana 826 kişi öldürüldü, bunların 106'sı çocuktu. Binlercesi de yaralandı.'' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ABD'den İsrail'e sağlanan devasa silah yardımı</strong></h2>

<p>ABD yönetimi, son üç yıl içerisinde İsrail’e yönelik askeri yardımlarını tarihin en yüksek seviyelerine taşıyarak, bölgedeki çatışmaların ana finansörü konumuna geldi. 2016 yılında imzalanan 10 yıllık mutabakat zaptı uyarınca her yıl sağlanan 3,8 milyar dolarlık rutin yardım, 2023 yılının sonundan itibaren onaylanan ek paketlerle birlikte devasa bir bütçeye dönüştü. 2023 ile 2026 yılları arasındaki bu kritik süreçte, sadece doğrudan askeri finansman ve acil mühimmat transferleri için Amerikan vergi mükelleflerinin cebinden 22 milyar doları aşkın bir kaynak aktarıldı. Biden yönetiminin 2024 yılında onayladığı 20 milyar dolarlık F-15 savaş uçağı ve ağır mühimmat satış paketi de eklendiğinde, ABD'nin İsrail savunma harcamalarının %70’inden fazlasını tek başına üstlendiği sarsıcı bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Maddi desteğin ötesinde, sahadaki yıkımın boyutunu belirleyen devasa bir mühimmat köprüsü kurularak İsrail’e binlerce tonluk silah sevkiyatı gerçekleştirildi. Son üç yıllık süreçte, yüzlerce nakliye uçağı ve kargo gemisiyle 50.000 tonu aşkın askeri ekipman bölgeye ulaştırılırken; bu sevkiyatların içinde 15.000’den fazla yüksek kapasiteli bomba, 57.000 adet top mermisi ve binlerce hassas güdümlü JDAM kiti yer aldı. Özellikle Lübnan ve Gazze’deki sivil yerleşimlerinde ağır tahribata yol açan 2.000 poundluk "sığınak delici" bombaların kesintisiz tedariki, ABD içerisinde "vergi dolarlarının katliam finansmanına dönüştüğü" yönündeki toplumsal tepkileri zirveye taşıdı. Kızıldeniz ve çevresindeki operasyonel maliyetlerle birlikte toplam harcama 33 milyar doları aştı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/courtney-bonneau-amerikalilar-vergileriniz-kadinlari-ve-cocuklari-oldurmek-icin-kullaniliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/gazeteci-courtney-bonneau.jpg" type="image/jpeg" length="66913"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden geliyor bu sapıkların Hz. Muaviye düşmanlığı?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nereden-geliyor-bu-sapiklarin-hz-muaviye-dusmanligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nereden-geliyor-bu-sapiklarin-hz-muaviye-dusmanligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mirat Haber isimli internet platformunda Hazreti Muaviye’ye yönelik yayınlanan yazılar, Ehl-i Sünnet akidesinin temel taşlarından biri olan "Sahabe sevgisi ve hukuku"nun açıkça hedef alındığını ortaya koyuyor. Özellikle Hazreti Muaviye’nin şahsına yönelik yürütülen sistematik karalama kampanyası, ilmi gerçeklerden ziyade Şii kaynaklı uydurma rivayetlere ve saplantılara dayanıyor. Sitenin yazarları, Hazreti Muaviye’yi övüyormuş gibi göründükleri anlarda bile iğneleyici bir dil kullanarak sahabeye yönelik ağır ithamlarda bulunuyor.</p>

<p>İşte o yazarlar ve sahabe hukukunu hiçe sayan yaklaşımları:</p>

<p><strong>Ali Bulaç: Sahabeye "Cürüm" İsnat Etme Hadsizliği</strong></p>

<p>Yazar Ali Bulaç, yayınladığı son makalesinde Hazreti Muaviye’yi doğrudan hedef aldı. Tarihî vakaları ilmi bir vakarla analiz etmek yerine, bir savcı edasıyla "cürümler" listesi hazırlayan Bulaç, 15 maddelik bu listede sahabeye yönelik ağır hakaretler ve asılsız iddialar sıraladı. Ehl-i Sünnet inancına göre sahabenin kendi arasındaki ihtilaflar birer "içtihat" meselesi olarak görülürken, FETÖ'cü geçmişine bakmadan Bulaç bu meseleleri şahsî bir hesaplaşmaya döktü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ali Rıza Demircan: Zayıf Rivayetlerle Gölge Düşürme Çabası</strong></p>

<p>Ali Rıza Demircan, metinlerinde Hazreti Muaviye’yi doğrudan hedef almasa da, Amr b. Âs’ın hayatının son dönemine dair uydurma bir "pişmanlık" anlatısı kurgulayarak dolaylı bir saldırı yürütüyor. Amr b. Âs’a atfedilen "Muaviye’nin dünyası için ahiretimi batırdım" sözünü, hiçbir sahih ve sağlam isnada dayanmadığı halde kesin bir hakikat gibi sunan Demircan, rivayet disiplinini hiçe sayıyor. Bu tutum, sahabe hakkında ihtiyatlı olunması gereken yerde, sabit olmayan iddialar üzerinden Hazreti Muaviye’ye gölge düşürme amacı taşıyor.</p>

<p><strong>Celal Kırca, Musab Seyithan ve Adil Kalender: "İhtiras" Parantezinde Tarih Okuması</strong></p>

<p>Haber sitesinin diğer yazarlarından Celal Kırca, Sıffin, Kerbelâ ve Harre gibi birbirinden farklı mahiyetteki olayları aynı çizgiye yerleştirerek, bu süreçlerin arkasında "bireysel çıkar" bulunduğunu ima etme cüretini gösteriyor.</p>

<p>Öte yandan Musab Seyithan, "İnsan hatasıyla insandır, mükemmellik sadece Allah'a mahsustur" gibi genel geçer doğruların arkasına sığınarak sahabeyi eleştiri masasına yatırmayı kendine hak görüyor. Seyithan, Hazreti Muaviye’nin Sıffin Savaşı’ndaki tutumunu "içtihat hatası" değil "ihtiras hatası" olarak tanımlayarak, bir sahabenin kalbindeki niyeti sorgulayacak kadar ileri gidiyor. Bu yaklaşım, "eleştiri" adı altında bir sahabenin meze edilmesi ve sahabe üzerinde hata bulma yarışına girilmesinden başka bir şey değildir.</p>

<p>Adil Kalender, Hazreti Muaviye’yi "dünyacı" olarak niteleyerek sahabe vakarına gölge düşürüyor. Bu hadsiz, bir sahabiyi dünyalık üzerinden tartmaya kalkışıyor.</p>

<p><strong>Ümit Aktaş ve Ali Nalbantoğlu: Kutsalcı Hanedanlık ve İstismar Suçlaması</strong></p>

<p>Ümit Aktaş, Hazreti Muaviye’yi "Bizans-Sasani mutlakçılığını esas alan kutsalcı bir hanedan düzeninin kurucusu" olarak niteleyerek, onu İslam siyasetinden uzaklaşmanın temsilcisi gibi gösteriyor. Ali Nalbantoğlu ise "Allah ile aldatanlar" temasını işlerken Hazreti Muaviye’yi "Kur’an ayetlerini mızraklara asıp istismar eden" bir figür olarak sunarak ağır bir yaftalamada bulunuyor.</p>

<p><strong>Bu Düşmanlığın Kaynağı: Şii Propagandası ve Mezhepsizlerin Sahabe Tasfiyesi</strong></p>

<p>Mirat Haber yazarlarının sergilediği bu sistemli sahabe karşıtı tutum, aslında Türkiye’de son yıllarda dozu artırılan Şii propagandasının ve modernist-reformist hezeyanların bir dışavurumudur. Ehl-i Sünnet kalesini içeriden sarsmaya çalışan bu yaklaşım, tarihî gerçeklikten ziyade Şii tarihçilerin ideolojik kuruntularına ve asılsız iddialarına dayanıyor. Hazreti Muaviye’ye yönelik bu kin ve nefret dili, kendi mezhebi ajandalarını "tarihî analiz" adı altında pazarlayan bu odakların elinde adeta bir silaha dönüştürülüyor.</p>

<p>Bu düşmanlık ağının beslendiği ana damarlar, İslam dünyasında "reformist" maskesiyle ortaya çıkan ancak sahabe hukukunu tahrif eden Cemaleddin Afgani, Mevdudi ve Muhammed Gazali gibi figürlere dayanıyor. Kendi projelerine zemin hazırlamak amacıyla İslam tarihini bir "güç savaşı" olarak kodlayan bu ekol, sahabeyi hırslı, dünyacı ve kural tanımaz göstererek asr-ı saadet ruhunu zedelemeye çalışıyor.</p>

<p>Daha da vahimi, Türkiye’de Mustafa İslamoğlu gibi "mezhepsiz" figürler eliyle bu hadsizlik meşrulaştırılıyor. Sahabenin dilediği gibi eleştirilebileceğini, hatta "cürüm" ve "hata" adı altında itibarsızlaştırılabileceğini iddia eden bu sapıklar, İslam’ın intikal zincirini koparmayı hedefliyor. Sahabeyi sıradan birer siyasi figür seviyesine indirgeyerek eleştiri nesnesi haline getiren bu modernist yaklaşım, Müslüman zihnini bulandırmayı amaçlayan kirli bir operasyonun parçasıdır.</p>

<h2><strong>Büyük Doğu-İbda Ölçüsüyle Sahabe Hassasiyeti</strong></h2>

<p>Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat yolunun en sarsılmaz kalesi olan sahabe sevgisi, günümüzde Büyük Doğu ve İbda külliyatı ile en saf ve en sağlam ifadesini bulmuştur. Sahabeye nasıl davranılması gerektiğinin en güzel vesikası olan bu fikriyat, bize o ince çizgiyi ve hassas ölçüyü sunar.</p>

<p>Üstad Necip Fazıl’ın "Peygamber Halkası" ile çizdiği muazzam tabloyu, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu "Sahabîlerin Rolü ve Mânâsı" adlı eseriyle derinleştirmiş, ashabın sadece tarihî birer figür değil, İslam binasının temel taşları olduğunu göstermiştir.</p>

<p>Mirzabeyoğlu’na göre sahabeyi layıkıyla tanımamak, Allah Resulü’nü (SAV) eksik tanımaktır. Zira "sahabesiz din olmaz" ölçüsü, Müslüman’ın ashabı bir bütün olarak, "Topluluk Hakikati" içinde idrak etmesini şart koşar.</p>

<p>Sahabe ahlakının temel taşı, Kâinatın Efendisi’ne olan sarsılmaz sadakat ve O’nun seçilmiş arkadaş topluluğuna yönelik kalbi bir hürmettir. Ehl-i Sünnet itikadına göre ashabı sevmek, doğrudan Resulullah’ı sevmekle eşdeğerdir. Zira onlar, Allah tarafından O’na yardımcı ve akraba olarak seçilmiş mümtaz bir nesildir. Bu ahlakın gereği olarak Müslüman, sahabeyi her şeyden üstün görmeli, onların varlığı olmadan dinin tadının ve sıhhatinin kalmayacağını idrak etmelidir. Onlara yönelik her türlü buğz veya kötü söz, aslında o nur halkasına ve dolayısıyla İslam’ın intikal zincirine yapılmış bir saldırıdır. Dolayısıyla gerçek bir mümin için sahabe ahlakı, dillerini onların gıybetinden, kalplerini ise onlara karşı beslenecek kinden muhafaza etmektir.</p>

<p>Ashab arasındaki içtihat farklılıklarından doğan ihtilaflara karşı takınılacak tavır ise, tam bir edep ve "hadlere riayet" imtihanıdır. Hazreti Ali ile Hazreti Muaviye arasında yaşananlar gibi tarihî vakalar, dünyevî hırslar veya asılsız iftiralar üzerinden değil, müçtehitlik makamının bir gereği olan içtihat farkı olarak okunmalıdır. Biri mutlaka haklı olsa bile, diğerinin haksız sayılamayacağı bu hassas denge, sahabe hukukunun "perdesidir." Bu perdeyi aralayarak sahabenin bir kısmına "zorba" veya "cürüm sahibi" yaftası yapıştırmak, Şii hezeyanlarının ve mezhepsiz modernistlerin bir tuzağından başka bir şey değildir. Sahabe ahlakı, zanlardan kaçınmayı, fitne zamanlarında susmayı ve ashabın arasını düzeltmeyi amaçlayan o büyük sulh ruhuna sadık kalmayı gerektirir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nereden-geliyor-bu-sapiklarin-hz-muaviye-dusmanligi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/muaviye-dusmanlari-sapiklar.webp" type="image/jpeg" length="80915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vaşington’da Lübnan-İsrail pazarlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/vasingtonda-lubnan-israil-pazarligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/vasingtonda-lubnan-israil-pazarligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun arabuluculuğunda Vaşington’da buluşan İsrail ve Lübnan heyetleri, 1993’ten bu yana ilk kez doğrudan müzakere yürütme kararı aldı. İşgalin şiddetlendiği bir dönemde kurulan masa, "barış" umudundan ziyade Trump yönetiminin bölgeye yönelik yeni dizayn çabalarını yansıtıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Otuz yıl sonra kurulan kritik masa</strong></h2>

<p>Terörist İsrail’in Hizbullah’ı bahane ederek Lübnan topraklarına girmesiyle tırmanan çatışmalar, Vaşington’da diplomatik bir zemine taşındı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ev sahipliğinde bir araya gelen İsrail’in Vaşington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad, doğrudan görüşmelerin başlatılması hususunda mutabık kaldı. Bu temas, taraflar arasında son onlarca yılın en üst düzey buluşması olarak kayıtlara geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tarafların ajandası ve çatışan talepler</strong></h2>

<p>Müzakerelerin ana gündemini ateşkesin sağlanması, sınır güvenliğinin tesisi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması oluşturuyor. Ancak masadaki tarafların öncelikleri arasında derin uçurumlar mevcut. Lübnan kanadı, insani yıkımın durması adına acil bir ateşkes beklerken; İsrail tarafı, operasyonların devamını ve Hizbullah’ın tamamen tasfiyesini barışın ön şartı olarak sunuyor. Trump yönetiminin yoğun baskısı sonucu kurulan bu masanın, sahadaki askeri hareketliliği ne derece etkileyeceği belirsizliğini koruyor.</p>

<h2><strong>Sahadaki tablo ve diplomatik engeller</strong></h2>

<p>Siyasi kulislerde bu görüşme tarihi bir kırılma noktası şeklinde nitelense de sahadaki gerçekler barış umutlarını zorlaştırıyor. İsrail’in hava ve kara saldırıları, Mart ayından bu yana 2 binden fazla insanın ölümüne ve 1 milyon kişinin evini terk etmesine sebep oldu. Hizbullah ise Vaşington’daki bu süreci reddettiğini ve Lübnan hükümetinin direnişe odaklanması gerektiğini bildirerek masadan çıkacak kararları tanımadığını açıkladı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/vasingtonda-lubnan-israil-pazarligi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 23:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israillubnan-12.webp" type="image/jpeg" length="93580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Bir Adam Yaratmak" yönetmeninden gençlere çağrı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bir-adam-yaratmak-yonetmeninden-genclere-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bir-adam-yaratmak-yonetmeninden-genclere-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yönetmen Murat Çeri, Necip Fazıl’ın şaheserini beyaz perdeye taşıyarak gençliği modern dünyanın uyutucu çarklarından kurtulmaya ve kendi hakikatini sorgulamaya davet ediyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Türk fikir hayatında derin izler bırakan eseri <i>Bir Adam Yaratmak</i>, yönetmen Murat Çeri’nin rejisiyle sinema izleyicisiyle buluşuyor. Modern insanın içine düştüğü iç çatışmaları ve varoluş sancısını merkezine alan film, izleyiciyi alışılmışın dışında bir derinliğe çağırıyor.</p>

<p>Filmin hazırlık sürecinde Türk sinemasındaki felsefi derinlik eksikliğinin zorluklara sebep olduğunu belirten yönetmen Murat Çeri, mevcut piyasa ezberlerini bozmayı hedefliyor. Felsefi ağırlığı bulunan eserlerin halk tarafından idrak edilemeyeceği yönündeki yaygın kanaatin hatalı olduğunu ifade eden Çeri, eser üzerinde uygulanan sadeleştirme baskılarını reddettiklerini vurguladı. Necip Fazıl’ın meşhur “musiki lisanına” ve fikri derinliğine sadık kalmayı tercih ettiklerini belirten yönetmen, insanları bulundukları sığ noktadan daha yüce bir zemine davet ettiklerini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Modern çağın uyutucu etkisine karşı bir çağrı</strong></h2>

<p>Günümüz insanının kendine zarar verecek düzeyde iç çatışmalar yaşadığını, ancak bunları tefekkür edecek vakitten mahrum kaldığını hatırlatan Çeri, şu tespitlerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"İnsanımız cep telefonu, sosyal medya ve televizyon gibi araçlarla vaktini öldürmeyi seçiyor. Bizim niyetimiz ise insanı bir yere durup 'gelin burada bunlar var' diyerek çağırmaktır. Bu sebeple sosyolojik ve felsefi çatışmaların yoğunluğu, filmimiz için kıymet arz etmektedir."</p>

<h2><strong>Gençliğe davet: “Zoru talep edin”</strong></h2>

<p>Murat Çeri, özellikle genç kuşağın bu eseri izlemesi gerektiğini ifade ederek; geleceğin şairlerine, bürokratlarına ve liderlerine seslendi. Kendi lise yıllarında bu eserle tanışmanın ruh dünyasında açtığı kapıları anlatan Çeri, filmin hazır cevaplar yerine derin sorular sunduğunu belirtti. Zamanın hızlı akışının fikir derinliğini kuruttuğunu savunan yönetmen, büyük çilelerin ürünü olan bu tarz eserlerin yeniden hayat bulmasının bir zaruret olduğunu kaydetti.</p>

<h2><strong>Gala takvimi</strong></h2>

<p>Büyük bir merakla beklenen filmin Ankara Galası, 15 Nisan tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşecek. İstanbul izleyicisiyle ise 28 Nisan Salı günü Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) buluşacak olan yapım, 1 Mayıs itibarıyla 300 salonda vizyona girerek tüm Türkiye’de seyircisini selamlayacak.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bir-adam-yaratmak-yonetmeninden-genclere-cagri</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 23:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/biradamyaratmakyonetmen.webp" type="image/jpeg" length="89341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu davasının 21. duruşması sona erdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/imamoglu-davasinin-21-durusmasi-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/imamoglu-davasinin-21-durusmasi-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü'ne ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 21. duruşması tamamlandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık KİPTAŞ AŞ Genel Müdürü Ali Kurt savunma yaptı.</p>

<p>Savunmasında harita mühendisi olduğunu belirten Kurt, tutuklanmadan önceki aylık gelirinin 400 bin TL olduğunu beyan etti.</p>

<p>Kurt, 2019 yılında seçimleri Ekrem İmamoğlu kazanınca bir vesileyle KİPTAŞ Genel Müdürü olarak atandığını anlatarak, 'KİPTAŞ'ı devraldığımızda ciddi sıkıntılar yaşadık, piyasaya yüklü miktarda borcu vardı. Finansman planı yaptık, borçları yapılandırdık. 1 yılda kurumu yürür hale getirdik sonra borçları sıfırladık.' savunmasını yaptı.</p>

<p>Memur olmamasına rağmen 'irtikap' ile suçlandığını dile getiren Kurt, '2006 yılında askere gitmeden önce dahi arabam vardı. Hayatımın son 13 yılında üst düzey yöneticilik yapıyorum. Huzur hakkı alıyorum, standartların üzerinde bir gelirim var diye mal varlığım hakkında spekülatif beyanlarda bulunuyorlar. Ne telefonumda ne bilgisayarımda bir tane suç unsuru bulunamadı, MASAK raporu yok ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlığıma el konuldu.' beyanında bulundu.</p>

<p>Kurt, İETT'nin Vadi İstanbul olarak anılan arazisi için ihale açtığını, KİPTAŞ olarak en yüksek teklifi verip ihaleyi kazandıklarını, akabinde kendilerinin açtığı alt ihaleyi müşteki Bahattin Uçar'ın sahibi olduğu İnvest firmasının kazandığını söyledi.</p>

<p>Yüklenici firma sahibi Uçar'a 50 dairenin İBB personeline SPK değerinin altında satılması için baskı yaptığının iddia edildiğini ifade eden Kurt, 'Uçar, bunu kabul etmediği için de bir ay boyunca satış onayı vermemişim, hak ediş ve satış onaylarını geciktirmişim. Satışa konu edilen dairelerin parası KİPTAŞ'a değil İETT'ye yatıyor. İnvest bizden ister, biz İETT'den isteriz ama aramızdaki sözleşmeye göre bizden isteme usul ve esasları var. Bahattin Bey bize yazdığı yazıları bir ay geciktirdiğimizi söylüyor. 250 bin metrekarelik bir inşaattan bahsediyoruz. Her dairenin ilk satış onayı önemlidir. Ne kadar arsa payı var, şerefiyesi nedir? Bunlar bir puantajdır. Böyle büyük bir işte yazının 1 ayda gelmesi fazla mı?' savunmasını yaptı.</p>

<p>Kurt, Başakşehir'de Sular Vadisi'ndeki arazinin son kiracısı Necmeddin Şimşek'i alanı amacı dışında kullandığı için çıkarmaya çalıştıklarını, açtıkları davanın 5 yıl sürdüğünü ve icra yoluyla tahliye yoluna gittiklerini öne sürerek, bu kişinin mülkteki kullanımını devam ettirmek için araya birini koymaya çalıştığını iddia etti.</p>

<p>Şimşek'in bu nedenle para verdiği kişi tarafından dolandırıldığını öne süren Kurt, 'Dolandırılınca da koştur koştur gidip İBB dosyasında suç duyurusunda bulunuyor. Kurum yöneticisi olarak devletin işgal edilen arazisini tahliye ettirmişimdir. Aracı olarak para verdiğini iddia ettiği Turan Aydoğan ile arasındaki ilişki beni ilgilendirmez.' beyanında bulundu.</p>

<p>Sanık Kurt, duruşma savcısının 'Müşteki Bahattin Uçar, sanıklar Ekrem İmamoğlu ve Ertan Yıldız ile Vadi İstanbul projesiyle ilgili bir toplantı yaptınız mı? Yaptıysanız konusu neydi?' sorusunu, 'Böyle bir toplantı yapıldı ve gizli değildi. Bahattin Bey projesini Ekrem başkana anlatmak istedi. Hatta konutlarla ilgili İBB personeline kampanya yapalım mı diye düşündük ama Bahattin Bey bunu kabul etmedi.' şeklinde yanıtladı.</p>

<p>Sanık Kurt, Ekrem İmamoğlu'nun '6 yıl boyunca herhangi bir kişi için herhangi bir projede özel bir indirim yapılmasını istedim mi?' sorusuna ise 'Kesinlikle böyle bir şey olmadı.' yanıtını verdi.</p>

<p>Bu cevap üzerine İmamoğlu, 'Personel ya da çalışan arkadaşlarımızla ilgili hep arayışımız oldu. Sosyal konut yapabilir miyiz, hatta Anadolu'nun bir yerinde yazlık site bile çalışabilir mi diye. Nitelikli yöneticilerin yazın gidip oraya da katkı sunabileceği bir proje çalışabilir miyiz diye çok yönlü bazı fikirlerimizi sizinle paylaşmışımdır. Her ne kadar geliştirememiş olsak da.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kurt daha sonra çapraz sorgusunda sanıkların ve sanık avukatlarının sorularını yanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan mahkeme başkanı Kurt'un bir avukatının beyanları sırasında kendisine yönelik sarf ettiği 'Bizim için kıdem önemli değil.' sözleri üzerine, 'Kıdemim yanlış biliniyor. Hakimlikte 12 yıl, avukatlıkta 8 yılım var.' dedi.</p>

<p>Duruşma yarın tutuklu sanıkların savunmasının alınmasıyla devam edecek.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/imamoglu-davasinin-21-durusmasi-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/imamoglu21.webp" type="image/jpeg" length="61690"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail zindanlarındaki Filistinli tutuklu sayısı 9 bin 600'ü geçti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-zindanlarindaki-filistinli-tutuklu-sayisi-9-bin-600u-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-zindanlarindaki-filistinli-tutuklu-sayisi-9-bin-600u-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklu sayısının 86'sı kadın, 352'si çocuk olmak üzere 9 bin 600'ü aştığı belirtildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin Esirler Cemiyeti, Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti ile Zamir Esirleri Koruma Kurumu tarafından 17 Nisan Filistin Esirler Günü yaklaşırken ortak açıklama yapıldı.</p>

<p>Gözaltılar ve kötüleşen hapishane koşullarının gölgesinde Nisan 2026 itibarıyla İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin sayısının 9 bin 600'ü aştığı belirtilen açıklamada, kadın esirlerin sayısının 25'i idari olmak üzere 86'ya ulaştığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, Ofer ve Megiddo hapishanelerinde yaklaşık 350 çocuğun ve Damon hapishanesinde iki kız çocuğunun tutulduğu aktarıldı.</p>

<p>İdari tutuklu çocuk sayısının 2025 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 180'e ulaştığı belirtilen açıklamada, toplam idari tutuklu sayısının ise kadınlar ve çocuklar dahil 3 bin 532'yi aştığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, İsrail'in 'yasa dışı savaşçılar' olarak sınıflandırdığı tutukluların sayısının, cezaevi idaresi verilerine göre 1251 olduğu ancak askeri kamplarda tutulanların bu sayıya dahil edilmediği vurgulanan açıklamada, hasta mahkumların durumunun ciddi şekilde kötüleştiği konusunda uyarıda bulunuldu.</p>

<p>Açıklamada, 1967 yılından itibaren hayatını kaybeden esirlerin sayısının 326'ya ulaştığı, bunlardan 89'unun 2023 yılında Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların başlamasından bu yana yaşamını yitirdiğine dikkat çekilerek, 97 esirin cenazesinin ise hala alıkonulduğu, Gazze'den ise onlarca tutuklunun zorla kaybedildiği belirtildi.</p>

<p>Filistin Kurtuluş Örgütü'ne bağlı Filistin Ulusal Konseyi, 1974'te 17 Nisan'ı 'Filistin Esirler Günü' olarak ilan etmişti. Filistinliler, her yıl bu tarihte çeşitli etkinlikler, eylemler ve sempozyumlar düzenleyerek tutuklular meselesini dünya gündemine getirmeye çalışıyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-zindanlarindaki-filistinli-tutuklu-sayisi-9-bin-600u-gecti</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 21:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israilhapis-8.webp" type="image/jpeg" length="17184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas: "İsrail'in hedefi Gazze'de güvenlik sistemini çökertmek"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamas-israilin-hedefi-gazzede-guvenlik-sistemini-cokertmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamas-israilin-hedefi-gazzede-guvenlik-sistemini-cokertmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas, terörist İsrail'e ait savaş uçaklarının Gazze şehrindeki Tünel Caddesi'nde bir polis aracını hedef alması sonucunda aralarında bir çocuğun da bulunduğu dört kişinin şehit edilmesinin, Gazze'deki Filistin halkına karşı devam eden suçların ısrarla işlendiğini gösterdiğini belirtti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamas tarafından yapılan resmi açıklamada, sivil polislerin ve sivillerin hedef alınmasının Filistin halkına yönelik sistematik suçların ısrarlı bir devamı olduğu vurgulandı. Hareket, Netanyahu liderliğindeki hükümetin bu saldırılarla ateşkes anlaşmasının uygulanması yönündeki diplomatik çabaları kasten sabote ettiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Kaos planına karşı direniş mesajı</strong></h2>

<p>Saldırının sadece bir askeri operasyon olmadığını belirten Hamas, sivil emniyet birimlerinin hedef seçilmesinin Gazze içerisinde toplumsal bir kaos oluşturma gayretinin parçası olduğunu aktardı. Açıklamada, işgal güçlerinin güvenlik mekanizmalarını zayıflatarak karanlık gündemlere sahip milis gruplara zemin hazırlamaya çalıştığı, ancak halkın ve direniş güçlerinin bu planlara karşı kararlı duracağı hatırlatıldı.</p>

<h2><strong>Uluslararası topluma ve arabuluculara çağrı</strong></h2>

<p>Hamas, ateşkes sürecinin garantörlüğünü üstlenen ABD yönetimine ve arabulucu ülkelere sorumluluklarını hatırlattı. Terörist İsrail'in anlaşma şartlarına uymaya zorlanması ve süregelen ihlallerin durdurulması için somut adımlar atılması gerektiğini savundu. Aynı zamanda uluslararası camiadan, işlenen bu suçların kınanması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması için İsrail'in siyasi olarak izole edilmesi talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze Şeridi İçişleri Bakanlığı'ndan alınan son bilgilere göre, Tufah ve Derac Polis Merkezi'ne bağlı araca düzenlenen saldırıda 9 kişi de yaralandı. Yaralı polis ve yayaların bir kısmının durumunun kritik olduğu bildirildi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamas-israilin-hedefi-gazzede-guvenlik-sistemini-cokertmek</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/01/hamasbayrakq-1.jpg" type="image/jpeg" length="34927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD ve İran heyetleri İslamabad'da yeniden buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-ve-iran-heyetleri-islamabadda-yeniden-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-ve-iran-heyetleri-islamabadda-yeniden-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İran arasında barış müzakeleri için iki ülke heyeti yeniden İslamabad'da buluşacak. Trump, görüşmelerin önümüzdeki iki gün içerisinde gerçekleşebileceğini söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'nin Hürmüz Boğazı'na uygulamaya başladığı abluka devam ediyor. Abluka öncesinde gerilim tırmansa da beraberinde ortaya çıkan yeni tur müzakere olasılığı piyasalarca olumlu karşılandı ve varil petrol fiyatı 100 doların altına indi.<br />
<br />
Trump, İslamabad'ki yeni görüşmelerin önümüzdeki iki gün içerisinde gerçekleşebileceğini belirterek, “<a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/iran" rel="nofollow" target="_blank">İran</a> görüşmeleri için <a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/pakistan" rel="nofollow" target="_blank">Pakistan</a>'a gitmek daha muhtemel görünüyor” dedi.</p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in ABD-İran arasında arabuluculuk çabaları kapsamında Suudi Arabistan ve Türkiye'ye ziyarette bulunacağı açıklandı.</p>

<p>Reuters'a konuşan 4 kaynak da ABD ve İran'ın müzakere heyetlerinin barış görüşmeleri için bu hafta yeniden İslamabad'da görüşeceğini öne sürmüştü. Amerikan basını ayrıca Türkiye ve Mısır'ın Washington ve Tahran arasında müzakere için tekrar bir köprü kurmaya çalıştığını <a href="https://www.ntv.com.tr/dunya/abd-basinindan-muzakere-iddiasi-turkiyeyle-misir-abd-ve-irani-yine-gorusturme-cabasinda-1719979" rel="nofollow" target="_blank">yazmıştı</a> .</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran'ın Pakistan Büyükelçilği'ndeki bir yetkili de ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerinin bu hafta ya da gelecek hafta gerçekleşebileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>İRAN LİMANLARINDAN ÇIKAN GEMİLER HÜRMÜZ'DEN GEÇTİ</strong></h2>

<p>AFP haber ajansı deniz taşımacılığı takip sistemlerinin, İran limanlarından çıkan 2 geminin Hürmüz Boğazı'nı ABD ablukasına rağmen geçtğini gösterdiğini söyledi. ABD, abluka kapsamında İran limanlarından çıkan ya da bu limanlara gidecek olan gemilerin engelleneceğini belirtmişti.</p>

<h2><strong>PEZEŞKİYAN: TERCİHE EDİLEN YOL DİPLOMASİ</strong></h2>

<p>İran haber ajansı IRNA, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a İslamabad'daki görüşmelerde ABD'nin iyi niyet eksikliği ve maksimalist pozisyonunun sonuç almaya engel olduğunu söylediğini aktardı. Pezeşkiyan Macron'a, “Avrupa, ABD'yi uluslararası hukuka uymaya teşvik etmekte yapıcı bir rol oynayabilir. Tehditler, baskı ve askeri hareketler ABD'nin bölgedeki kendi yarattığı sorunları daha kötüleştirecek.” ifadelerini kullandı. Pezeşkiyan'ın ayrıca anlaşmazlıkları çözmek için tercih edilne yolun diplomasi olduğunu söylediği belirtildi.</p>

<p>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da X üzerinden yaptığı açıklamada, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü açıkladı. Macron, Washington ile Tahran arasında görüşmelerin yeniden başlatılması ve olası herhangi bir gerginliğin önlenmesi çağrısında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Fransa Cumhurbaşkanı, Hürmüz Boğazı'nın en kısa sürede koşulsuz olarak yeniden açılması gerektiğini de ifade etti.</p>

<h2><strong>ABLUKADAN ÇİNLİ GEMİ SORUNSUZ GEÇTİ</strong></h2>

<p>ABD Merkez Komutanlığı CENTCOM, ablukanın tarafsız gemileri engellemeyeceğini ancak İran limanlarına yönelik giriş-çıkışların tarafsız bir şekilde denetleneceğini açıklarken, Çinli "Rich Starry" tankeri abluka başlangıcından bu yana boğazdan geçen ilk gemi oldu.</p>

<h2><strong>ABD'DEN NÜKLEER SİLAHA İZİN YOK</strong></h2>

<p>Siyasi ve diplomatik cephede gerginlik tırmanırken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ın anlaşma istediğini ancak nükleer silah geliştirilmesine izin veren hiçbir şartı onaylamayacağını vurguladı. İslamabad'daki hafta sonu görüşmelerinin ardından Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın bazı tavizler verdiğini fakat beklentileri tam karşılamadığını ifade ederek müzakerelerde "çok fazla ilerleme" kaydedildiğini belirtti.</p>

<p>Trump, olası bir askeri temasta İran’ın hızlı saldırı botlarının "hızlı ve acımasız" bir şekilde imha edileceği uyarısında bulunurken, Tahran yönetimi ABD’nin kısıtlamalarını "korsanlık" olarak nitelendirerek Körfez’deki komşu limanlara misilleme yapabileceğini duyurdu.</p>

<h2><strong>İRAN TAZMİNAT İSTİYOR</strong></h2>

<p>İran, komşu Körfez ülkelerini topraklarını ABD-<a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/israil" rel="nofollow" target="_blank">İsrail</a> saldırılarına açmakla suçlayarak Birleşmiş Milletler üzerinden tazminat talep etti. İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad ise savaşın tesislerdeki operasyonları durduramadığını, Hark Adası üzerinden ihracatın kesintisiz sürdüğünü ve artan petrol gelirlerinin savaş hasarlarının onarımı için kullanılacağını bildirdi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-ve-iran-heyetleri-islamabadda-yeniden-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 18:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/iranabd-4.webp" type="image/jpeg" length="13847"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayasofya’da bir garip Bizans rüyası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ayasofyada-bir-garip-bizans-ruyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ayasofyada-bir-garip-bizans-ruyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde montlarının içine sakladıkları Bizans bayrağını açarak "Ya Ortodoks ol ya da öl" sloganıyla provokasyon yapan iki Yunan turist, güvenlik güçleri tarafından yakalanarak tutuklandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üst araması yapılan kafile, buradan kontrollü kapıdan camiye girdi.</p>

<p>Bir süre sonra, turistlerden biri, üst kattaki ziyaretçilere açık bölümünde cebinden çift başlı kartal figürlü Bizans bayrağını çıkarttı.</p>

<p>Fotoğraf çekildiğinden emin olduktan sonra şüpheli, bayrağı yanındaki arkadaşına verdi. O şüpheli de fotoğraf çekildikten sona güvenlik güçleri müdahale etti.</p>

<p>Bayrak üzerinde "Ya Ortodoks ol ya da öl" sözlerinin yazılı olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis, 35 yaşındaki Mazis Michael ve 42 yaşındaki Kostantina Mazi'yi gözaltına aldı.</p>

<p>İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilen turistler, "Halkın Bir Kesimini Aşağılama Suçundan" tutuklandı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ayasofyada-bir-garip-bizans-ruyasi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/ayasofyabizans-1.webp" type="image/jpeg" length="70337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HÜDA PAR milletvekili Şehzade Demir: Boğazlar, İsrail unsurlarının geçişine kapatılsın]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/huda-par-milletvekili-sehzade-demir-bogazlar-israil-unsurlarinin-gecisine-kapatilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/huda-par-milletvekili-sehzade-demir-bogazlar-israil-unsurlarinin-gecisine-kapatilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HÜDA PAR milletvekili Şahzade Demir, Türkiye’nin hava sahası ve boğaz geçişlerini İsrail ve bağlantılı unsurlara kapatması çağrısı yaptı; bu adımın “etkin bir baskı unsuru” olacağını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, Türkiye'nin hava sahası ile boğazdan geçişlerini İsrail'e ve İsrail ile bağlantılı tüm geçişlere kapatması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demir, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyadaki ülkelerin siyonist saldırganlığın hedefinde olduğunu belirtti.</p>

<p>Yaşanan gelişmelerin İsrail'e karşı somut adımlar atılmasını zaruri bir noktaya taşıdığını ifade eden Demir, Türkiye'nin diğer ülkelere öncülük etmesini istedi.</p>

<p>Demir, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Türkiye'ye yönelik sözlerine tepki gösterdi.</p>

<p>İstanbul ve Çanakkale boğazlarının deniz ticareti açısından Türkiye'ye önemli avantajlar sağladığını ifade eden Demir, 'Türkiye hem boğaz geçişlerini hem de hava sahasını siyonist İsrail menşeili ve bağlantılı tüm geçişlere kapatmalıdır. Türkiye'de boğazların ve hava sahasının siyonist menşeili geçişlere kapatılması önemli bir adım ve etkin baskı unsuru olacaktır.' diye konuştu.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/huda-par-milletvekili-sehzade-demir-bogazlar-israil-unsurlarinin-gecisine-kapatilsin</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/c3958d85-a1c5-4e8a-859b-716c18b1e32b.webp" type="image/jpeg" length="20339"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollywood'un gömdüğü çığlık: 2 milyon Alman kadınına tecavüz etmişler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hollywoodun-gomdugu-ciglik-2-milyon-alman-kadinina-tecavuz-etmisler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hollywoodun-gomdugu-ciglik-2-milyon-alman-kadinina-tecavuz-etmisler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün dünyada insan, kadın, çocuk hakları vaazları verenlerin, İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’da gerçekleştirdiği kitlesel tecavüz ve katliamlar, tarihin en büyük örtbas operasyonlarından biridir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı bittiğinde, "özgürlük" getirdiği iddia edilen Müttefik orduları, teslim olmuş bir coğrafyayı devasa bir tecavüz kampına çevirdi. İstatistikler korkunç: 2 milyondan fazla Alman kadını sistemli bir şekilde tecavüze uğradı, infaz edildi ve cesetleri sokaklara saçıldı. Bugün "evrensel değerler" pazarlayanlar, dün Avrupa'nın göbeğinde en vahşi barbarlığın failiydiler.</p>

<h3><strong>Hollywood’un sustuğu, tarihin haykırdığı gerçek</strong></h3>

<p>Nazilerin cinayetleri binlerce abartıcı filmlerle hafızalara kazınırken; Berlin sokaklarında, sığınaklarda ve evlerde Müttefik askerleri tarafından katledilen kadınların çığlıkları sinema perdelerine hiç yansımadı. Çünkü fail "demokrasi" maskeli müttefik güçlerdi. 1950’lerin ortalarına gelindiğinde, Almanya'da babasız, sadece annelerinin adıyla tescil edilen 37 bin çocuk, bu büyük "medeniyet" saldırısının canlı şahitleri olarak kayıtlara geçti.</p>

<h3><strong>Kan donduran istatistikler</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Sovyet Rusya:</strong> 1 milyondan fazla sistematik tecavüz vakası. (Özellikle Berlin'in düşüşü sırasında "ganimet" anlayışıyla yürütülen saldırılar).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>ABD:</strong> "Özgürlükçü" Amerikan askerlerinin 190 bin tecavüz suçu.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İngiltere:</strong> 45 bin vaka.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Fransa:</strong> 50 bin vaka. (Özellikle Fransız sömürge birliklerinin Freudenstadt ve Stuttgart bölgelerindeki dehşet verici eylemleri).</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu bir kısmını verdiğimiz rakamlar sadece buzdağının görünen kısmıdır. İtiraz eden, onurunu korumaya çalışan her kadın, "insan hakları şampiyonları" tarafından anında infaz edildi.</p>

<p>1945'te Almanya'da Alman kadınlarına tecavüz eden zihniyet ile bugün Gazze'de hamile kadınları vuran, çocukları açlığa mahkum eden siyonist zihniyet aynı kaynaktan beslenmektedir. İsrail, Batı'nın kendi konfor ve mesaisini rahatlatmak için Filistin halkının göğsüne sapladığı paslı bir hançerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Müttefiklerin Almanya'da kadınların bedenini bir savaş meydanına çevirmesi gibi, İsrail de bugün Filistinli kadınları ve çocukları sistemli bir şekilde hedef almaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tıpkı savaştan sonra Alman kadınlarının yaşadığı dehşetin "politik doğruculuk" adına sansürlenmesi gibi, bugün de Batı medyası Filistinli kadınların yaşadığı trajediye karşı sağırdır.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Avrupa'nın bitmeyen yetimleri: İrlanda’dan Bosna’ya</strong></h3>

<p>Avrupa sadece Alman kadınlarının değil; yüzyıllardır kendi evlatlarının da celladı olmuştur:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>İngiliz Zulmü:</strong> İskoç ve İrlandalıların maruz kaldığı kıtlıklar ve kültürel soykırım.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Engizisyon Ateşi:</strong> Kastilyalı Isabelle’in Endülüs'te katlettiği yüz binlerce Müslüman.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Srebrenitsa ve Ötesi:</strong> Modern dünyanın ve BM'nin gözü önünde, Sırp kasaplarının tecavüz kamplarına terk edilen Boşnaklar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Unutulan Romanlar:</strong> Balkanlar ve Avrupa genelinde sistematik olarak dışlanan ve soykırıma uğrayan Roman toplulukları.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bugün Türkiye’ye nizam vermeye kalkan, kadın hakları üzerinden operasyon çekenlerin genetik kodlarında bu barbarlık yatmaktadır. Kendi kadınlarına bile bu dehşeti reva gören bir zihniyetin, Gazze'de adalet dağıtmasını beklemek ahmaklıktır. Batı bir değerler manzumesi değil, bir "çıkarlar ve cinayetler" şebekesidir. Kendi tarihlerindeki bu devasa lekeyi örtmek için her şeyi "Nazizm" parantezine hapsedenler, aslında bugün "Siyonizm" maskesiyle aynı barbarlığı sürdürmektedir.</p>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hollywoodun-gomdugu-ciglik-2-milyon-alman-kadinina-tecavuz-etmisler</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-14-172932.png" type="image/jpeg" length="71635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni tehlike: Kedi-köpek anneliği]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yeni-tehlike-kedi-kopek-anneligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yeni-tehlike-kedi-kopek-anneligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milletimizin en mühim değerlerinden aile kalesine yönelik yeni ve sinsi bir taarruz başlatıldı. "Kedi-köpek anneliği" adı altında pazarlanan sahte şefkat kültürü, fıtratı tahrif eden, anneliği "tuzak" gibi gösteren küresel bir 5. kol faaliyetidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Garp dünyasının seküler dayatmaları, bugün sofistike yöntemlerle evlerimizin içine, genç kızlarımızın zihinlerine kadar sızmış durumda. Sosyal medya mecralarında bir "özgürlük" ve "modern yaşam" formu olarak sunulan çocuk sahibi olmama propagandası, son yıllarda daha tehlikeli bir kavramla perçinleniyor: Hayvanlar üzerinden ikame edilen sahte ebeveynlik.</p>

<h3><strong>Anneliği karalamaya kalkan zihniyet</strong></h3>

<p>Küresel şer odakları, kendi hinterlandlarında (İsrail, Avrupa, ABD, vs.) doğumu teşvik eden devlet politikaları uygularken; Türkiye ve diğer Müslüman coğrafyalara anneliği "beden kusuru", "ekonomik pranga" ve "travmatik bir süreç" olarak servis ediyor. BBC gibi operasyonel yayın organlarının Türkçe servislerinde "annelik bir tuzaktır" temalı içerikler boy gösterirken, aynı odakların kendi stratejik nüfus planlamalarında çocuk artış hızını kutsaması bir "tesadüf" değildir.</p>

<p>Bu noktada yazar Zeynep Merdan’ın da dikkat çektiği üzere, özellikle son 11 yılda Türkiye’de çocuk artış hızının kesintisiz şekilde düşmesi, bu sinsi propagandanın sahada sonuç verdiğini gösteriyor. Genç dimağlara, gerçek bir evlat yetiştirmenin meşakkati "korkunç bir yük" gibi sunulurken, kedi-köpek sahiplenmenin "sorumsuz ve steril sevgisi" annelik makamıyla eşdeğer tutuluyor.</p>

<h3><strong>Kedi-köpek anneliği: Fıtrattan kaçışın maskesi</strong></h3>

<p>Hayvan sevgisi, merhamet medeniyetimizin bir parçasıdır; ancak "hayvan anneliği" kavramı tamamen operasyonel bir kurgudur. İnsanı eşref-i mahlukat kılan "nesil yetiştirme" vazifesi, bir "evcil hayvan" bakıcılığına indirgenerek değersizleştiriliyor. Güzellik ve kusursuzluk putuna tapan modern gençlik, "bedenim bozulmasın", "özgürlüğüm kısıtlanmasın" saikleriyle annelikten kaçarken, bu boşluğu küresel sistemin sunduğu sahte şefkat nesneleriyle dolduruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durum, "insanı fıtratından koparma" projesinin en güncel aşamasıdır. İnsan, kendi türünün devamlılığını sağlamak ve bir dava ahlakıyla nesil yetiştirmek yerine, sadece kendi egosunu tatmin eden, sorumluluğunu hiçe sayan bir yaşam tarzına mahkum edilmektedir.</p>

<h3><strong>Kimlik suikastı</strong></h3>

<p>Mesele topyekun bir kimlik suikastıdır. Anadolu irfanını "alay" konusu yapan, medeniyet değerlerimizi "yobazlık" olarak niteleyen bu seküler dalga, gençliği bir "kimlik krizi"ne sürüklemiştir. Çocuk sahibi olmayı "modernlikten ödün vermek" sanan bir nesil, aslında kendi geleceğini ve toplumsal varlığını küresel efendilere kurban etmektedir.</p>

<p>Merdan’ın vurguladığı gibi; "kendini inşa edemeyen", kökleriyle yüzleşemeyen gençlik, sosyal medyanın sunduğu o "parıltılı ama boş" hayatlara maruz kalarak kendi gerçekliğinden kopmaktadır. Türkiye, tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı bir sekülerleşme ve bunun neticesinde gelen "nüfus erimesi" tehdidiyle karşı karşıyadır.</p>

<h3><strong>Nesil kalesi düşürülmemeli!</strong></h3>

<p>Siyonist merkezin ve Batılı ajansların "kedi-köpek anneliği" üzerinden yürüttüğü bu sessiz propaganda, aslında bir imha operasyonudur. Anadolu’nun çocuk seslerine, annelerin varlığına ve fıtratın sesine ihtiyacı vardır. Küresel sistemin Müslüman coğrafyalara reva gördüğü "hayvan anneliği" tuzağına karşı, hakiki anneliği ve babalığı; bir medeniyet inşası, bir ruh davası olarak yeniden ayağa kaldırmak mecburiyetindeyiz. Bize sunulan o "steril ve çocuksuz" hayat, aslında milletimizin sonunu hazırlayan bir tabuttur.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yeni-tehlike-kedi-kopek-anneligi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/kedi-kopek.jpg" type="image/jpeg" length="21793"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerli ve milli terör: Okulda dehşet]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin eğitim yuvaları, ekranlardan fışkıran şiddet dizileri ve denetimsiz toplum yapısı yüzünden adeta birer infaz koridoruna dönüştü. Şanlıurfa Siverek’te yaşanan son dehşet, "Yeni Türkiye" illüzyonunun altında yatan ahlaki enkazın en acı vesikası oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu mesleki ve teknik Anadolu lisesinde öğrenci olduğu belirtilen 19 yaşındaki Ömer Ket isimli öğrenci pompalı tüfekle okulda dehşet saçtı. Saldırgan etkisiz hale getirilirken, yaralı sayısı 16'ya yükseldi. Yaralıların 12'sinin öğrenci, 2'sinin öğretmen, 2'sinin ise sivil olduğu öğrenildi. Olay anının görüntüsü ortaya çıktı!</p>

<h3><strong>Reyting Uğruna Feda Edilen Bir Nesil</strong></h3>

<p>Bu olayın faili sadece o tetiği çeken 19 yaşındaki çocuk mu?</p>

<p>Asıl fail; her akşam televizyon ekranlarından evlerimize sızan, ellerinde silahlarla birbirini infaz eden sözde "kahramanların" boy gösterdiği aşk ve racon dizileri değil mi?</p>

<p>Türkiye’de onlarca dizi, şiddeti bir yaşam biçimi, adam öldürmeyi bir meziyet gibi pazarlıyor. Senaryolar sanki toplumu suça teşvik etmek için kaleme alınmış!</p>

<p>Sokaklardaki bu "Vahşi Batı" atmosferine özenen gençler, bugün kendi arkadaşlarını, kendi öğretmenlerini hedef alıyor. Bu kadar zehir içinde Meksika’ya, Brezilya’ya dönüşen bir toplum halini alıyor memleket!</p>

<h3><strong>Turizm Bakanı Bu Dizilerle Övünüyor!</strong></h3>

<p>Turizm Bakanı çıkmış, "700 binin üzerinde Türk dizimiz dışarıya ihraç ediliyor" diye göğsünü kabartarak övünüyor. Neyle övünüyoruz Bakan Ersoy?</p>

<p>Toplumu çürüten, ahlakı yerle yeksan eden, şiddeti normalleştiren bu "kültürel erozyon" paketlerini dünyaya satmakla mı?</p>

<p>Bu nasıl bir garabettir? Kendi evlatlarını okulda koruyamayan, zihinlerini ekran başındaki zehirle bulandıran bir devlet yapısı, hangi başarının reklamını yapıyor?</p>

<h3><strong>Hal-i Pürmelalimiz: Ahlaki İflas!</strong></h3>

<p>Bir yanda yerli ve milli silahlarla, Kızılelma projeleriyle dünyada devleşen bir vizyona sahipken, diğer yanda ahlakı bozulmuş, maneviyatı çökmüş, kendi içinde çürüyen bir millet.</p>

<p>Devletin bu hızla artan yozlaşmaya seyirci kalması, insanımızın ise artık bu fecaatleri kanıksayıp tepkisizleşmesi facianın asıl boyutu değil midir?</p>

<p>Neresinden tutsak elimizde kalıyor! Teknolojiyle göklere çıkmaya çalışırken, toplumun en temel yapı taşı olan ahlak ve güvenlik yerin dibine girmiş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayırlı olsun; artık bizim de "Yerli ve Milli Terörümüz" var! Okullarda pompalı tüfek sesleri, hastanelerde yaralı öğrenci feryatları...</p>

<p>"Yeni Türkiye"nin hali pürmelali işte budur! Bezdik artık bu vizyonsuzluktan, bu denetimsizlikten ve bu sahte övünç tablolarından!</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/urfa-da-liseye-silahli-saldiri-1.webp" type="image/jpeg" length="40266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Batı’nın “insan hakları” söylemi sömürünün meşruiyet aracına dönüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/irak-katliami.webp" type="image/jpeg" length="47371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="46905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="97724"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="91234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="79035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="17141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="15355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="88249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="81675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Holokost ve gaz odaları yalanı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/holokost-ve-gaz-odalari-yalani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/holokost-ve-gaz-odalari-yalani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist propogandanın en büyük dayanağı olan "6 milyon Yahudi'nin öldürüldüğü" Holokost yalanı ve sözde gaz odaları efsanesi, Ernst Zündel’in teknik ifşaları ve delilleriyle açığa çıkarılıyor. Batı’nın kutsal saydığı Holokost anlatısının bir "mağduriyet endüstrisi" olduğunu belgeleriyle ortaya koyan Zündel, küresel nizamın kurduğu tarihi illüzyonu tüm çıplaklığıyla deşifre ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne, Batı dünyasının üzerinde yükseldiği en büyük ideolojik duvarlardan birisi hiç şüphesiz "Holokost" anlatısıdır. Kelime manasıyla "tamamen yanmış" anlamına gelen bu terim, Siyonist propaganda makinesi tarafından "6 milyon Yahudi’nin gaz odalarında sistemli şekilde yok edilmesi" şeklinde dünyaya dikte edilmiştir. Ancak bu efsane, savaşın galipleri tarafından kurulan yeni nizamın dokunulamaz "kutsalı" haline getirilmiştir.</p>

<h3><strong>Efsanenin perde arkası: Toplama kampları ve gaz odaları</strong></h3>

<p>Siyonist propogandayla dikte edilmiş resmî tarihin iddiasına göre, Nasyonal Sosyalist Almanya, işgal ettiği topraklarda Yahudileri imha etmek amacıyla Auschwitz, Treblinka ve Dachau gibi "ölüm kampları" kurmuştur. Bu kamplarda insanların Zyklon-B gazı basılan odalarda topluca katledildiği ve ardından krematoryumlarda yakıldığı öne sürülür.</p>

<p>Ancak meselenin teknik ve tarihî gerçekliği bambaşka bir tablo çizmektedir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Toplama kamplarının mahiyeti:</strong> Zündel'e göre bu kamplar, savaş döneminde düşman unsurların bir arada tutulduğu çalışma ve lojistik merkezleridir. Salgın hastalıkların (özellikle tifüs) yayılmasını önlemek amacıyla kıyafetlerin dezenfekte edilmesi için kullanılan fırınlar ve gazlar, bugün "insan yakma ve öldürme" düzenekleri olarak pazarlanmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gaz odası paradoksu:</strong> Kimyagerler ve yapı uzmanları, iddia edilen "gaz odalarının" sızdırmazlık ve havalandırma açısından teknik olarak kitle imhasına uygun olmadığını defalarca ispat etmiştir. Bugün Auschwitz’de turistlere gezdirilen odaların, savaş sonrası Sovyetler tarafından "mizansen" amacıyla inşa edildiği bizzat müze yetkilileri tarafından dahi (Dr. Piper örneğinde olduğu gibi) kısmen itiraf edilmiştir.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Küresel propagandanın sinir uçlarına dokunan yayıncı</strong></h3>

<p>Ernst Zündel, tam da bu noktada devreye girerek "kral çıplak" diyen isimlerin başında gelir. 1939 doğumlu Alman yayıncı, 1958'de gittiği Kanada'da Samisdat Yayınevi'ni kurarak Siyonist ezberleri sarsan gerçekleri dile getirmiştir:</p>

<p>Zündel, 6 milyon rakamının matematiksel bir imkansızlık olduğunu, kamplardaki toplam kaybın 20 bini geçmediğini söyler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamplardaki ölümlerin çoğunun iddia edilen gazlardan değil, savaşın son dönemindeki kıtlık, bombalamalar sonucu kesilen ikmal hatları ve tifüs salgınlarından kaynaklandığını belgeleriyle ortaya koyar.</p>

<h3><strong>Gerçeklerin bedeli: Hapis ve sürgün</strong></h3>

<p>Siyonist "mağduriyet endüstrisi" için ciddi tehditlerden biri, Zündel’in bu teknik ve tarihî ifşalarıydı. Bu yüzden Zündel; Kanada’da "yalan haber yaymak" suçlamasıyla taciz edilmiş, 2005’te Almanya’ya iade edilerek 5 yıl zindana atılmıştır. 2017'deki vefatına kadar da "Holokost inkârcısı" yaftasıyla küresel bir lince tabi tutulmuştur.</p>

<p>Netice itibariyle; Ernst Zündel’in ifadeleri, Batı’nın "ifade özgürlüğü" masalının Siyonizm’in çıkarları söz konusu olduğunda nasıl bir engizisyona dönüştüğünün ispatıdır. Bugün Gazze’de canlı yayında soykırım yapanlar, dünün uydurma mağduriyetleriyle bugünkü cürümlerini örtmeye çalışmaktadır. Zündel’in mücadelesi, bu örtüyü kaldırma mücadelelerindendir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/holokost-ve-gaz-odalari-yalani</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/holokost-yalani.jpg" type="image/jpeg" length="54230"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="40081"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="67634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="43617"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="70864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="41561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="57047"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="40698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="48097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="42431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="78402"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
