<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 21:43:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küresel Sumud Filosu eylemcilerinden Brüksel'de AB protestosu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kuresel-sumud-filosu-eylemcilerinden-brukselde-ab-protestosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kuresel-sumud-filosu-eylemcilerinden-brukselde-ab-protestosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail tarafından gözaltına alınan ve kötü muameleye maruz kalan Küresel Sumud Filosu eylemcileri, yarın başlayacak Avrupa Birliği (AB) Zirvesi öncesinde Birlik ile İsrail arasındaki ilişkileri protesto etmek amacıyla gösteri düzenledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylemciler, Belçika'nın başkenti Brüksel'de AB Konseyi binası yakınında toplandı.</p>

<p>'İşgale diz çökmeyeceğiz' yazılı büyük bir pankartın önünde sessiz eylem yapan eylemciler, 'Filistin'i unutma', 'AB suç ortağısın!' ve 'AB, İsrail'in çaldığını satın almaktan vazgeç' yazılı dövizler taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gösteriye İsrail güçleri tarafından kaburgaları kırılan Belçikalı denizci Arno Meyns, gözaltındayken fiziksel şiddete ve cinsel saldırıya maruz kaldığını kamuoyuna açıklayan Fransız eylemci ve hemşire Mariam Hadjal, İsrail'de gözaltındayken dayak ve tecavüz tehditlerine maruz kalan Arap-Yahudi gazeteci Noa Avishag Schnall, Gazze konusunda uluslararası toplumun yaklaşımını protesto amacıyla görevinden istifa eden eski BM çalışanı Chloe Fiona Ludden ve İsveçli aktivist Greta Thunberg ile yüzlerce vatandaş katıldı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kuresel-sumud-filosu-eylemcilerinden-brukselde-ab-protestosu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/2026-06-17-20-57-43.webp" type="image/jpeg" length="66122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas'tan ateşkes açıklaması: 'Geniş mutabakat sağlandı']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamastan-ateskes-aciklamasi-genis-mutabakat-saglandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamastan-ateskes-aciklamasi-genis-mutabakat-saglandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas, Gazze'deki ateşkesin uygulanması ve ikinci aşamaya geçmek amacıyla ilgili arabulucu ülkelerle yürütülen müzakerelerde 'geniş mutabakatlar' sağlandığını bildirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamas Sözcüsü Hazim Kasım, sosyal medya hesabından yayımladığı görüntülü açıklamada, Hamas heyetinin arabulucu ülkeler ve Gazze Barış Kurulu'yla yürüttüğü müzakerelere dikkati çekti.</p>

<p>Gazze Yönetimi Ulusal Komitesinin yanı sıra uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesi konusunun ele alındığını aktaran Kasım, görüşmelerde ayrıca Filistinli grupların silahlarının konuşulduğunu ifade etti.</p>

<p>Hamas Sözcüsü Kasım, Gazze'de ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik bir çerçeve oluşturmak amacıyla Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'un da aralarında bulunduğu Barış Kurulu temsilcileri ve arabulucu ülkelerle temaslarını sürdürdüklerinin altını çizdi.</p>

<p>Gazze'deki ateşkesin uygulanmasıyla ilgili dün gerçekleşen görüşmelerin 'geniş mutabakatlarla' sonuçlandığına vurgu yapan Kasım, görüşmelerde ateşkesin birinci aşamasını tamamlama ve ikinci aşamanın konularını ele alma yönünde 'önemli bir yakınlaşma' olduğunu ifade etti.</p>

<p>Hamas'ın Gazze Şeridi'nde Filistin halkının çıkarlarına öncelik verecek şekilde önerilen konulara esnek ve olumlu yaklaştığını dile getiren Kasım, 'Hamas olarak Gazze'deki soykırımı durdurmanın ardından insani yardımların gerçek anlamda ulaşması ve yeniden imarın başlamasını sağlamaya çalışıyoruz.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamas, 14 Haziran Pazar günü yaptığı açıklamayla Mısır, Katar ve Türkiye'nin arabuluculuğunda Kahire'de gerçekleştirilen görüşmelerde Filistinli grupların ortak bir ulusal tutum üzerinde uzlaştığını ve bu tutumun arabuluculara iletildiğini belirtmişti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamastan-ateskes-aciklamasi-genis-mutabakat-saglandi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/hamasaciklama-3.webp" type="image/jpeg" length="35210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yusuf Ziya Gümüşel hakkında adli kontrol kararı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yusuf-ziya-gumusel-hakkinda-adli-kontrol-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yusuf-ziya-gumusel-hakkinda-adli-kontrol-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hiranur Vakfı yöneticisi Yusuf Ziya Gümüşel’in, yargılandığı dava kapsamında adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hiranur Vakfı yöneticisi Yusuf Ziya Gümüşel hakkında yürütülen yargı sürecinde mahkeme tarafından adli kontrol kararı verildi.</p>

<p>Karar kapsamında Gümüşel’in tutukluluk halinin sona erdiği ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(ilkha)</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yusuf-ziya-gumusel-hakkinda-adli-kontrol-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 19:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/yusufziya.webp" type="image/jpeg" length="59008"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin'den Batı hegemonyasına karşı 'çok taraflılık' hamlesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cinden-bati-hegemonyasina-karsi-cok-taraflilik-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cinden-bati-hegemonyasina-karsi-cok-taraflilik-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pekin yönetimi yayımladığı yeni vizyon belgesiyle, Batı merkezli tek kutuplu dünya düzeninin ürettiği krizlere karşı mevcut uluslararası kurumların reforme edilmesini şart koşarak küresel güç dengesindeki ağırlığını artırmayı hedefliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin, küresel yönetim vizyonuna ilişkin ilke, öneri ve eylemlerini içeren kapsamlı bir siyaset belgesini kamuoyuna açıkladı. Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi tarafından paylaşılan "Daha Adil ve Eşit Küresel Yönetim: Çin'in İlkeleri, Önerileri ve Eylemleri" başlıklı belgede, Birleşmiş Milletlerin uluslararası sistemdeki merkezi rolünün korunması gerektiği belirtildi. Dünyanın bugün Ukrayna ve Orta Doğu'daki çatışmalarla birlikte derin jeopolitik gerilimler ve ekonomik ayrışmalar yaşadığı süreçte, çok taraflılığın yeniden canlandırılması talebi öne çıktı.</p>

<h2><strong>Küresel açıkları kapatacak reform ihtiyacı</strong></h2>

<p>Yayımlanan metinde, küresel yönetimin zamanın şartlarına uygun hale getirilmesi gerektiği savunuldu. Mevcut uluslararası sistemin tasfiyesi yerine var olan yapının iyileştirilmesine odaklanılması çağrısı yapıldı. Değişen dünya düzeninde özellikle denizlerin derinlikleri, kutup bölgeleri, uzay ve siber uzay gibi yeni alanlarda ciddi yönetim boşlukları oluştuğu, bu alanların insanlığın ortak mülkü sayılarak acilen uluslararası kurallara bağlanması gerektiği ifade edildi.</p>

<h2><strong>Batı merkezli kaba güce üstü kapalı eleştiri</strong></h2>

<p>Belgede doğrudan hedef göstermeden ABD ve müttefiklerinin yürüttüğü politikalara yönelik eleştiriler yer aldı. Bazı aktörlerin egemen devletlere karşı kaba güç kullanması, kendi ulusal çıkarlarını herkesin üzerinde görerek nüfuz alanları oluşturmaya çalışması, yeryüzündeki büyük kargaşaların temel kaynağı olarak gösterildi. Pekin'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen sistemin çoklu sınamalarla karşı karşıya kaldığını ve küresel yönetimin gerilediğini belirtti. Kargaşa döneminden çıkış için hukukun üstünlüğüne ve yönetim etkinliğine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.</p>

<h2><strong>Küresel güneyin sesini yükseltme zamanı</strong></h2>

<p>Dışişleri Bakanı Vang Yi, uluslararası toplumun geçmişteki büyük savaşların acılarından ders çıkararak çok taraflılığı benimsediğini hatırlattı. Günümüzdeki istikrarsızlığın temel sebebinin Birleşmiş Milletler Şartı'nın işlevsizliği değil, bu kuralların ihlal edilmesinden kaynaklandığını vurguladı. Kurallardan sapılmasının küresel çapta büyük krizlere sebep olduğunu belirten Vang; Ukrayna ve Gazze gibi bölgelerde siyasi çözümlerin teşvik edilmesini istedi. Çin'in önerisinde ayrıca Dünya Ticaret Örgütü merkezli serbest ticaretin korunması, IMF ve Dünya Bankası gibi finans kuruluşlarının reforme edilerek Küresel Güney olarak adlandırılan gelişmekte olan ülkelerin temsil gücünün artırılması gerektiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cinden-bati-hegemonyasina-karsi-cok-taraflilik-hamlesi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/cinqq.webp" type="image/jpeg" length="13967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in 'ateşkes' vahşeti: Şehit sayısı bini geçti!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-ateskes-vahseti-sehit-sayisi-bini-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-ateskes-vahseti-sehit-sayisi-bini-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren sözde ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ndeki katliamlarını sürdürüyor. Barış ve ateşkes tanımlarını kağıt üzerinde bırakan işgalci güçlerin barbarca saldırıları, bölgedeki insani felaketi her geçen gün daha da derinleştiriyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, Ekim 2023 döneminden bu yana süregelen soykırıma dair ağır bilançoyu yeni verilerle ortaya koydu.</p>

<h2><strong>Ateşkes dönemindeki kayıplar</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, terörist İsrail'in son 24 saatteki saldırıları neticesinde Gazze'deki hastanelere 2 şehit ve 5 yaralı ulaştırıldı. Bununla birlikte, daha önceki bombardımanlarda ağır yaralanan 6 kişinin daha şehit olmasıyla birlikte kayıplar artış gösterdi. Açıklanan resmi veriler, sözde ateşkesin ilan edildiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana yaşanan vahşetin boyutunu ortaya koyuyor. Bu tarihten itibaren terörist İsrail'in gerçekleştirdiği saldırılar sebebiyle şehit olanların sayısı 1005'e yükselirken, yaralananların sayısı 3 bin 157 oldu. Enkaz altından ise 784 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Toplam şehit sayısı 73 bini aştı</strong></h2>

<p>Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze Şeridi'ni abluka altında tutarak havadan ve karadan bombalayan terörist İsrail, bölgede muazzam bir yıkıma sebep oldu. Topyekün soykırım girişiminin başladığı günden bugüne kadar Gazze'deki toplam şehit sayısı 73 bin 16'ya yükseldi. Saldırılarda uzuvlarını kaybeden ve ağır şartlar altında hayatta kalmaya çalışan yaralıların sayısı ise 173 bin 265 olarak kayıtlara geçti. Siyonist rejimin yerle bir ettiği Gazze Şeridi'nde, tamamen yıkılan binaların enkazı altında hala binlerce cenazenin bulunduğu bildiriliyor. Altyapının çökmesi ve imkanların tükenmesi sebebiyle arama kurtarma çalışmaları büyük zorluklarla yürütülüyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-ateskes-vahseti-sehit-sayisi-bini-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/gazzesehitler-4.webp" type="image/jpeg" length="62608"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihin köleleri: Bilim ve felsefe]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihin-koleleri-bilim-ve-felsefe</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihin-koleleri-bilim-ve-felsefe" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimi ithal edebilirsin, felsefeyi en fazla taklid edersin, ama düşünceyi ne ithal ne de taklid edebilirsin. Nasıl cesaretin çakma hali olmuyorsa, düşüncenin taklit versiyonu olmuyor. Düşünceye nişan alan felsefeyi yan ürün olarak doğurur. Felsefeye nişan alan düşünceyi kaybeder, bilimi elde edebilir. Bilime nişan alan ne felsefeyi ne de düşünceyi garanti eder.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarih ve düşünce arasındaki ilişki düşünce tarihinin nirengi noktasını oluşturuyor. Bu tılsımın çözülmesi bir anlamda felsefenin hacklenmesi anlamına geliyor. Konu çok katmanlı olduğu için tarifi biraz sabır ve kahır gerektirebilir. Felsefeci değilim ama kenarından bakıp mahiyetini az buçuk kestiren biri olarak konuşuyorum. Hakkını veremeyebilirim ama hack’ini bir deneyelim.</p>

<p><strong>I.</strong><br />
Bilim, cahillerin ilmidir (“bu nice okumaktır”).<br />
Felsefe, gafillerin ilmidir (“kitapta yazıyor, kitaba sığıyor olmalı”).<br />
Düşünce, yaşayanların ilmi/ufkudur (“bir isim yaklaşıyor”).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihi dahil ederek felsefeyi patlatan bazı adamlar vardır. Hegel felsefenin olay mahalline hep bir gecikmeyle gelişini hatırlatıp düşünceye zamanı enjekte etti. Marx felsefeyi tarihle patlattı ama bu materyalizm ve sınıf gürültüsü içinde kaldı. Praxis tarihin tanınmasıydı.</p>

<p>Nietzsche felsefeyi kaderle patlattı. (Kaderin düşüncenin çarkına çomak sokma tarihinde Schopenhauer da zikredilmeli). Amor fati.</p>

<p>Heidegger felsefeyi tefekkürle patlattı. Düşünmek felsefe yapmak değil kaderi istikbal etmektir dedi.</p>

<p>Felsefe denen uzatmalı diyalogun saçmalanan ve saçmalanmayan kısımları ile bir bütün olarak tarihsel, keyfi (evet, keyfi) ve zamanın çocuğu bir sohbetten ibaret olduğu gerçeğini insanlar kabul edemiyor.</p>

<p>Bilimde hakikat veya irşad arayanlar, bilimin mahiyetini bilmeyen cahil insanlardır. Bilimde hikmet arayanlar akılcılığın ergen çocuklarıdır. Bugün ne Batıda ne de Doğuda aklı başında hiçkimse bilime kurtarıcılık veya hakikat değeri atfetmiyor.</p>

<p>Felsefede hakikat ve irşad arayanlar, felsefenin tarihsel bir kaza olduğunu (zorunlu bir kader olmadığını) anlamayan gafil insanlardır. Felsefe, insanoğlunun şiir-edebiyat gibi başkaca diyaloglarından sadece bir tanesidir. Evet, felsefe bir çeşit edebiyattır. (Bilim de öyledir ama buna şimdi girmeyelim).</p>

<p><strong>II.</strong><br />
Bilim çatal gibi bir alettir. Çatal işinizi kolaylaştırır ama her zaman bir elin kölesidir. Çatal, robot ve yapay zeka, farketmiyor, bunların hiçbirisinin kafası çalışmaz. Onlarda hikmet yoktur. Bilimin kafası çalışmaz. İşe yarayan araçlarda amaç ve anlam arayan düpedüz cahildir. Bilimin ne olduğunu bilmeyen halk, bilimin hakiki bir mürşid olduğunu veya bilimle hakikatin bulunduğunu zannedebilir. Bu masum bir cehalettir. Ama bilimi bilen insanlar (bilim adamları dahil) eğer bilim ile hakikatin bulunduğunu düşünüyorsa zırcahildir. Bilim sadece bir araç olarak değerlidir, bir amaç veya anlam olarak bilimin içi boştur.</p>

<p>Felsefe fotoğrafçılık gibi bir meslektir. Çektiği karelerle gerçeği zaptetmeye çalışır. Çok resim çekip sergi gezdikçe de felsefe gerçeği yakaladığı zehabına kapılır. Felsefeye röntgen teknolojisinin (metafizik) girip çıkması yahut ancak 20. yüzyılda insanın yani fotoğrafçının kendisinin (varoluşçuluk) ve yerin (fenomenoloji) dahil olması onun fotoğrafçı niteliğini değiştirmemiştir. Fotoğrafçı asla manzarayı yenememiş, çerçevenin dışına çıkamamıştır. Ayağında her zaman tutarlılık denilen bir zincirle bağlıdır. Nasıl fotoğrafçılık alt seviye bir sanat dalı ise, felsefe de alt seviye bir düşünce formudur. Hayat karşısında hep çaresiz kalmıştır.</p>

<p>Felsefe yapanlar içinde felsefeyi tefekkür niyetiyle yapan öncüler vardır. Bunlar aynı zamanda tefekkür insanlarıdır. Onlar özgürce düşünen insanlardır. Hepsi ibnüzzaman’dır (kendi zamanlarının çocukları). Onların yürüdüğü yol, onlardan önce varolan ve yürünmesi gereken bir yol değil, onlar oradan yürüdüğü için açılan bir yoldur. Açılan bir yol, sonrakiler için hepvarolan bir yol halini almaya başlar. Oradan geçmeden hakikate varılamayacağı veya felsefe yapılamayacağı zannı zihinleri esir alır. Felsefe yapıla yapıla (o yol yürüne yürüne) bir süre sonra kompleks bir uzmanlık biçimini alır. Caddeler, klasikler, literatürler oluşmuştur. Felsefe ancak ve sadece felsefe tarihinin ağırlığı altında icra edilebilir bir gavvaslık (dalgıçlık) olarak belirir. Teknikliği prestij sebebi sayılır. Halbuki felsefe düşüncede skolastisizm halini aldıkça düşünceye daha yaklaşmış değildir. Düşünce ve felsefe arasındaki ilişki baştan beri sınırlıdır.</p>

<p>Felsefeyi “yeri”nde yapanlar gafil olduklarında bile masum bir arayışın kahramanlarıdır. Ancak başka yerde o felsefeyi yeniden üretme çabası içine girenler masum olduklarında bile gafil bir arayışın mağdurlarıdır. Mesela çoğu kişi biraz daha okusam Kant’ı, Marx’ı anlayabilirim veya şu filozofu çözebilirim sanıyor. Bir epistemik imkansızlığı bir sosyo-ekonomik veya kültürel imkan yokluğu sanıyorlar. Halbuki felsefe çok okumakla künhüne vakıf olunacak birşey değildir. Felsefede çok okuyan onun mahiyetini anlamadığı için aramaya devam edendir. Felsefede kalan cahil olmadığında bile gafildir.</p>

<p>Felsefeye dönüşen bir düşünsel arayış ile hakikati arayan (bulup bulmadığı önemli değil) kişiler zamanlarının çocuğu oldukları halde tarihin kölesi olmayan insanlardır. Fakat felsefe kastıyla hakikati felsefede arayan kişiler zamanlarının çocuğu oldukları gerçeğinden gafil oldukları gibi tarihin de kölesi olan insanlardır. Çünkü onlar tüketilmiş bir iradeyi kendilerine kader olarak belleyip, mümkün olanı zorunlu sanırlar.</p>

<p>Bilim ve felsefe “düşünce”nin elinin kiridir. Çalışan herkes bilim yapabilir. Kuzey Kore’sinden bir zamanlar tembel sanılan Çin’ine. Bu kısımı tasavvur etmek kolay. Peki neden çalışan herkes felsefeyi yapamıyor? Çünkü bilim evrensel bir matematik iken felsefe tarihsel bir tecrübe. Felsefeyi yapabilmek iki şekilde mümkün oluyor: Ya Batıda zuhur eden ve sehven evrensel sayılan Avrupa tecrübesiyle diyalog (aşk, kavga, eleştiri, pislik atmak) suretiyle ona tutunarak felsefe etiketinin kapsamına dahil olmak. Bu yolda en fazla Avrupanın kenarında mahçup bir Orhan Pamuk olabilirsin. Ya da düşünce üretmek suretiyle kendi felsefesini yapmak ki zordur ve Avrupa tecrübesiyle pekala örtüşebilir, kesişebilir, sevişebilir veya kavga bile edebilir. Ama onu sürükleyen şey tamamen “yerli” olmak zorunda. Kendi felsefen sana felsefe olarak görünmeyecektir. Çünkü felsefe diye Avrupa’daki felsefe tecrübesini bildiğin için ona tutunup onu tekrar etmek her zaman daha doğruymuş gibi gelecektir. Bu kaybı üstlenmek cesaret ister.</p>

<p><strong>III.</strong><br />
Bugün Türkiye’de felsefe gibi görünen insan, metin ve akademik söylem malzemesinin pek çoğu tercümeden ibaret görünüyor. Felsefe bir batılılaşma kariyeri ve pratiği olarak tecelli ediyor. Bir düşünme ameliyesi değil. Sizi büyüleyen o Avrupalı isimleri onlara atfedilen metinlerin altından çektiğiniz an o hayranlıkla paylaşılan sözlerin gözünüze çok sıradan görüneceğine kalıbımı basarım. Bütün bir kariyeri şu veya bu filozofu çevirmiş olmak olan ve sosyal medyada Alman filozofların sözlerinin tercümesini paylaştığı için felsefeci sanılan insanlar var. Tercüme etmek ile anlamak karışmış gibi. Anlamadığı şeyi tercüme etmek bile mümkün. Nerede kaldı tercümeye ihtiyaç duymayan anlamak.</p>

<h2><strong>O halde Türkiye’de felsefe yapmak için ne yapmak gerekir?</strong></h2>

<p>Bence Türkiye’de felsefe yapabilmek için öncelikle felsefeden vazgeçmek gerekir. Evet, felsefeden vazgeçmek. İki seviyede yapılabilinir: Birincisi isimleri bırakıp sadece fikirleri konuşmak. Yani hiçbir Avrupalı düşünüre ismen atıf yapmadan sadece onların düşüncelerini konuşmak. Ama nasıl olacak? İsimlerle onları tarif etmiyor muyuz? Hayır, düşünceleri yeniden kurmak mecburiyeti isimlerin arkasına saklanma yapaylığını söküp atacaktır. Bu şekilde felsefe kabuğunu sıyırıp atmak mümkün olacak ve taze düşünceye cesaret bir zorunluluk halini alacak. Bunu yaptığınızda neyin çöp olduğu çok net görünmeye başlayacaktır. Felsefe sanılan isim galericiliği ve laf kalabalığının bir obskurantizm olduğu ortaya çıkacaktır. Bu hamleye mevcut felsefeyi yerli olarak yeniden doğurmak diyelim.</p>

<p>İkinci yol ise isimleri bırakmanın ötesinde fikirleri de bağlayıcı saymamak ve tamamen yerli düşünmek. Bu, Avurpa’yı inkar etmeyen ancak bir taşra seviyesine çekme cesareti gösteren bir taze düşünce konumudur. Kendi realitesini ve kendi zamanını esas alarak felsefeye değil düşünceye nişan almak. Burdan zamanla türeyen ve kabuk bağlayan “söz” nihayetinde yerli felsefe adını alacaktır. Avrupalının da yolunu gözlediği ve saygı duymasını sağlayacak düşüncede kendilik seçeneği budur. En zor olanı budur.</p>

<p>Bilimi ithal edebilirsin, felsefeyi en fazla taklid edersin, ama düşünceyi ne ithal ne de taklid edebilirsin. Nasıl cesaretin çakma hali olmuyorsa, düşüncenin taklit versiyonu olmuyor. Düşünceye nişan alan felsefeyi yan ürün olarak doğurur. Felsefeye nişan alan düşünceyi kaybeder, bilimi elde edebilir. Bilime nişan alan ne felsefeyi ne de düşünceyi garanti eder.</p>

<p>Bilimde hikmet yahut felsefe tarihinde aydınlanma reçetesi arayanlar tarihin köleleridir. Başkasının tecrübesini kendine kader belleyenler en fazla felsefe tarihinin öğrencileri ve başkalarının düşüncelerinin tüketicisi olurlar. Sadece düşüncenin hakkını verenler tarih yapmanın ne demek olduğunu bilebilirler.</p>

<p><i>Mücahit Bilici, Serbestiyet</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihin-koleleri-bilim-ve-felsefe</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/bilim-felsefee.jpg" type="image/jpeg" length="60316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taziye! Halil Elönü Hakkın rahmetine kavuştu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/taziye-halil-elonu-hakkin-rahmetine-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/taziye-halil-elonu-hakkin-rahmetine-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gönüldaşlarımızdan Ümit Elönü’nün muhterem babası Halil Elönü Hakkın rahmetine kavuşmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merhumun cenazesi bugün ikindi namazına müteakip Kuruçeşme Üstü Camii’nden kaldırılacaktır.</p>

<p>Allah rahmet eylesin, ailesine, yakınlarına ve tüm gönüldaşlarımıza sabır ihsan eylesin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/taziye-halil-elonu-hakkin-rahmetine-kavustu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/taziye-1.webp" type="image/jpeg" length="77473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: Muhammed Mursi'nin şehadeti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-muhammed-mursinin-sehadeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-muhammed-mursinin-sehadeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muhammed Mursi, 17 Haziran 2019'da darbeci Sisi rejiminin mahkeme salonunda şehit düştü. Arap Baharı'nın en önemli sembol isimlerinden biri hâline gelen Mursi'nin hayatı ve mücadelesi, İslâm dünyasının yakın tarihindeki en önemli kırılmalardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Şehadetinin yıl dönümünde Muhammed Mursi'yi rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-muhammed-mursinin-sehadeti</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/mirusii.jpg" type="image/jpeg" length="11235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapık İslamoğlu cehaletiyle yine rezil oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sapik-islamoglu-cehaletiyle-yine-rezil-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sapik-islamoglu-cehaletiyle-yine-rezil-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslâm’ı aşağılık nefsine uydurmaya çalışarak Ehl-i Sünnet itikadına yıllardır zehir kusan sapkın reformist Mustafa İslamoğlu, ifsad dolu söylemlerine bir yenisini daha ekledi. Daha önce sahabe-i kirama dil uzatan, hadisleri inkar eden açan, şefaati, kabir azabını, Hz. Mehdi'nin zuhuru ve Hz. İsa Aleyhisselâm'ın nüzulünü inkâr eden İslamoğlu, bu kez de Hanefi mezhebinin iki büyük imamını hedef aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslâm’ı habis nefsine uydurmaya kalkarak Ehl-i Sünnet'e musallat olan reformist, nefsanî tefsirci ve hadis inkarcısı Mustafa İslamoğlu sapkın söylemlerine devam ediyor.</p>

<p>Bir konuşmasında, “Bugünkü Hanefilik, İmam-ı Azam Hanefiliği değil, Ebu Yusuf Hanefiliğidir. Ebu Yusuf, hocasının yolundan gitmemiştir” diyen İslamoğlu, asırlardır ümmet tarafından kabul gören Hanefi mezhep geleneğini tartışmaya açmaya kalkıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <h3><a href="https://www.barandergisi.net/mustafa-islamoglunun-sapikliklari"><strong><span style="color:#e74c3c">Mustafa İslamoğlu’nun sapıklıkları</span></strong></a></h3>
 </li>
</ul>

<p>İslamoğlu bununla da yetinmeyerek, “Ebu Hanife demiyorum, İmam-ı Azam diyorum çünkü Hanife diye bir kızı yok” ifadelerini kullandı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.barandergisi.net/vidyome/embed/74068" webkitallowfullscreen=""></iframe></p>

<h2><strong>Katmerli Cahil</strong></h2>

<section dir="auto">
<p>Amerika’yı yeniden keşfetmiş gibi, İmam-ı Azam Hazretleri'nin “Hanife” isminde bir kızı olmadığını söyleyerek sanki kimsenin bilmediği bir bilgiyi ortaya koyduğunu zanneden bu cehl-i mürekkep, künye için çocuk sahibi olmanın şart olmadığını göz ardı ederek kendisini bir kez daha rezil duruma düşürdü. Zira çok sayıda sahabi, âlim ve devlet adamı çocuklarıyla ilgisi bulunmayan künyelerle tanınırken, İslamoğlu'nun bu basit hakikati bile bilmemesi ne kadar başarısız bir proje olduğunu ve derdinin mezhepsizliğe dayanan reformist akımların öncülüğü olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu.</p>

<p>İslamoğlu'nun meselesinin İmam-ı Azam olmadığı çok açık. Asıl derdi mezhepsizliktir. İran menşeli Şiî yayılmacılığının ve mezhepsizleştirme faaliyetlerinin gönüllü taşıyıcılığına soyunan bu zihniyet, bir yandan Ehl-i Sünnet'e düşmanlık ederken diğer yandan “Ehl-i Beyt” söylemi üzerinden Şia propagandası yapmaya ve Şiî kültürü empoze etmeye çalışmaktadır. İslamoğlu'nun son açıklamaları da bunun en yeni örneklerinden biridir.</p>

<p>Buradan bir kez daha açıkça ifade edelim: Bu anlayışın hedefi İmam-ı Azam'ı savunmak, ilmî bir tartışma yürütmek veya hakikati aramak değildir. Hedef, mezhepleri itibarsızlaştırmak, Ehl-i Sünnet'in asırlardır muhafaza ettiği itikad ve fıkıh mirasını aşındırmak, ümmeti köksüz ve referanssız hâle getirerek mezhepsizliği yaygınlaştırmaktır. Nitekim tarih boyunca mezhepsizlik propagandasının vardığı nokta daima Ehl-i Sünnet düşmanlığı ve Şiîleşme olmuştur. Bu son çıkış da aynı projenin bir devamından ibarettir.</p>

<h2><strong>Ebu Yusuf Hazretlerine Eski Husumet</strong></h2>

<p>İslamoğlu'nun İmam Ebu Yusuf Hazretleri'ne yönelik çıkışı da ilk değil. Daha önce kaleme aldığı eserlerde de Hanefi mezhebinin büyük imamlarından olan Ebu Yusuf Hazretleri hakkında yakışıksız ifadelerde bulunan İslamoğlu, şimdi de “hocasının yolundan gitmedi” diyerek mezhep imamlarını birbirine karşı konumlandırmaya çalıştı.</p>

<p>Ömrünü Ehl-i Sünnet'e düşmanlıkla geçiren İslamoğlu'nun son sözleri, sahip olduğu enaniyetin ve ümmetin asırlık ilim mirasına duyduğu husumetin yeni bir tezahürü olarak kayda geçti.</p>

<h2><strong>Ehl-i Sünnet'e Saldırı Cevapsız mı Kalacak?</strong></h2>

<p>Peygamber Efendimiz’i kendi aşağılık nefsinin hizasına çekmeye çalışan, Hz. Hatice Validemiz’e, Hz. Ebu Hureyre’ye ve Hz. Muaviye’ye dil uzatan; şiar-ı İslâm’a dair Hadis, Sünnet, Kader, Mirac, Kandil gibi ne kadar değerlerimiz varsa tahkir eden, 1400 yıllık inanç ve anlayış mirasıyla adeta alay eden, nifak ve küfür kokan sözlerinde haddi aşan Mustafa İslamoğlu gibi isimlere daha ne kadar müsamaha gösterilecek?</p>

<p>Müslüman Anadolu, küfrün bayraktarlığını yapan, içimizdeki mukaddesat düşmanlarına karşı her alanda gerekli cevabı vermeli, bünyesine sirayet eden bu fitne unsurlarını gerekirse cebren söküp atmalıdır.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sapik-islamoglu-cehaletiyle-yine-rezil-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/sapik-islamoglu-1.png" type="image/jpeg" length="13738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küfür rejiminin Türkçe ezan zulmüne direnenler “deli” diye yaftalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kufur-rejiminin-turkce-ezan-zulmune-direnenler-deli-diye-yaftalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kufur-rejiminin-turkce-ezan-zulmune-direnenler-deli-diye-yaftalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar Said Alpsoy, YouTube kanalında yaptığı yayında, tek parti döneminin dinî değerleri ayaklar altına alan uygulamalarına dair bir vesikayı paylaştı. Hasan Hüseyin Ceylan’ın “Cumhuriyet Dönemi Din Devlet İlişkileri” kitabının 3. cildinde yer alan ve bizzat hadisenin kahramanlarından dinlenen bu olay, 1946 yılında ezan-ı muhammedinin yasak olduğu karanlık günlerde yaşanan bir iman direnişini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1946 yılında, Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Gururveren köyünden İsmail ve Hüseyin adında iki köylü, Bursa Ulu Cami’ye gider. Amaçları, yaklaşık 900 senedir İslam yurdu olan bu topraklarda aslına pranga vurulan ezanı, olması gerektiği gibi, yani "Allahu Ekber" nidasıyla semalara ulaştırmaktır.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/K8PXXdxnhyY?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p>Camide kimseye haber vermeden minareye çıkan iki yiğit Müslüman, yasak dinlemeden Arapça ezan okumaya başlar. Ancak dönemin kolluk kuvvetleri hemen harekete geçer. Ezan henüz bitmeden şerefeye çıkan polis ve jandarmalar, İsmail ve Hüseyin Efendi’yi suçüstü yakaladıklarını ifade ederek daha minare basamaklarında dövmeye başlar. Dönemin baskıcı zihniyeti, halkın tepkisinden çekinmeden, Bursa gibi büyük bir şehrin merkezinde, güpegündüz bu iki Müslümanı darp ederek karakola götürür.</p>

<h2><strong>"Siz Allah'ın Adını Değiştirmekle Suç İşliyorsunuz!"</strong></h2>

<p>Ertesi gün çıkarıldıkları mahkemede hakim, sanıklara sorar: <i>"Siz niçin Arapça ezan okudunuz? Allahu Ekber diyerek ezan okumanın suç olduğunu bilmiyor musunuz?"</i></p>

<p>Hüseyin Efendi, hakimin bu sorusuna karşılık tarihe geçecek nitelikte, tavizsiz bir cevap verir: <i>"Nerede görülmüş Allahu Ekber demenin suç olduğu? Tam tersi, sizler Allah’ın adını ve ezanı değiştirmekle suç işliyorsunuz!"</i></p>

<p>Bu esnada yanındaki İsmail Efendi saatine bakar; ikindi ezanı vakti gelmiştir. Hakimin ve mahkeme heyetinin gözü önünde ellerini kulaklarına götürür ve mahkeme salonunu "Allahu Ekber" nidalarıyla inletmeye başlar.</p>

<h2><strong>Yasakçıların Oyunu Ters Tepti: Bakırköy'de 450 Vakit Ezan</strong></h2>

<p>Mahkeme salonunda yankılanan ezan sesi karşısında ne yapacağını şaşıran hakim, çareyi "Bunlar delidir, akıllarını Allahu Ekber ile bozmuşlar" diyerek işin içinden çıkmakta bulur. Mahkeme kararına <i>"cezai ehliyetleri yoktur ama halkın arasına salınmaması gereken tehlikeli delilerdir"</i> yazılarak iki Müslüman yaka paça İstanbul Bakırköy Akıl Hastanesi'ne sevk edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kitabın yazarı Hasan Hüseyin Ceylan’ın 1980'li yıllarda bizzat kendilerinden dinlediği üzere; İsmail ve Hüseyin Efendi, yaklaşık 3 ay kaldıkları akıl hastanesinde ezan okumaktan vazgeçmezler. Hastanede onları yargılayacak ya da "suç işliyorsunuz" diye başka bir yere sürecek bir merci kalmamıştır; zira zaten "deli" ilan edilmişlerdir.</p>

<p>İki yiğit, kaldıkları süre boyunca tam 450 vakit ezanı aslına uygun olarak özgürce okurlar. En sonunda akıl hastanesinin müdürü, dönemin bürokrasisine isyan ederek <i>"Bunlar deli falan değil"</i> der ve onları serbest bırakmak zorunda kalır.</p>

<p>Tarihçi Said Alpsoy, bugün camilerimizde özgürce okunan ezanların, geçmişte bu uğurda canını ve akıl sağlığı yaftasını hiçe sayarak bedel ödeyen Müslümanların sayesinde olduğunu ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kufur-rejiminin-turkce-ezan-zulmune-direnenler-deli-diye-yaftalandi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/tezan.jpg" type="image/jpeg" length="11879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 yıllık anlaşmayı iptal eden İsrail, El Halil kentini Yahudileştirmeye hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/30-yillik-anlasmayi-iptal-eden-israil-el-halil-kentini-yahudilestirmeye-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/30-yillik-anlasmayi-iptal-eden-israil-el-halil-kentini-yahudilestirmeye-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in 1997 yılında imzalanan El Halil Anlaşması'nı iptal ettiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, 1997 tarihli El Halil Anlaşması'nın, "kentin Filistinli belediye meclisine Yahudi yerleşiminin bulunduğu bölgedeki planlama, imar ve inşaat konularında yetki veren hükümlerini kaldırdığını" açıkladı.</p>

<p>Söz konusu bölge, İbrahim Camii'ni de kapsıyor.</p>

<p>Smotrich'e göre bu adım, kendisinin sunduğu ve birkaç ay önce onaylanan bir güvenlik kabinesi kararına dayanıyor.</p>

<p>Smotrich ayrıca dün, Savunma Bakanlığı'na bağlı olan ve Batı Şeria'daki sivil işleri denetleyen Sivil İdare'nin Yüksek Planlama Komitesi'nin bu kararı uyguladığını söyledi. Bu birim, Smotrich'in kontrolü altında bulunuyor.</p>

<p>Smotrich'in sözcüsü, "İsrail'in söz konusu bölgede planlama, imar ve inşaatı kontrol edeceğini" belirtti.</p>

<p>Smotrich, Batı Şeria'nın güneyindeki El Halil Dağı bölgesinde yeni bir yerleşimin kurulması için düzenlenen açılış töreninde, "Dün El Halil Anlaşmaları'nı iptal ettik" dedi ve "Uzun yıllar boyunca Oslo Anlaşmaları'nın en absürt maddelerinden biri yürürlükte kaldı. Buna göre El Halil'deki Yahudi yerleşimi ve kutsal mekanlarla ilgili yetkiler, El Halil'in terörist belediyesine bağlıydı. Dün buna son verdik." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Smotrich, bu kararın yerleşimleri yasallaştırmaya ve Batı Şeria'da İsrail egemenliğini derinleştirmeye yönelik daha geniş çabasının parçası olduğunu ekledi.</p>

<p>Resmi adıyla "El Halil'de Yeniden Konuşlanmaya İlişkin Protokol" olarak bilinen El Halil Anlaşması, 1995 tarihli Oslo II Anlaşması'nın ve 1993'te Oslo Anlaşmaları ile başlatılan İsrail-Filistin barış sürecinin devamı niteliğindeydi.</p>

<p>El Halil Anlaşması'nın şartlarına göre İsrail, kentin yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan ve H1 olarak belirlenen El Halil bölgesinden güvenlik güçlerini çekmişti. Filistin polisi de bu bölgede güvenlik konularında sorumluluğu üstlenmişti.</p>

<p>İsrail ise kentin diğer yüzde 20'sini oluşturan H2 bölgesinde güvenlik kontrolünü elinde tutmuştu. Ancak H2'deki planlama, imar ve inşaat dahil sivil yetkiler Filistin makamlarına devredilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nüfusu neredeyse tamamen Filistinlilerden oluşan El Halil, uzun süredir İsrail işgalinin merkezinde yer alıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/30-yillik-anlasmayi-iptal-eden-israil-el-halil-kentini-yahudilestirmeye-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/el-halil-israil.jpg" type="image/jpeg" length="90374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['İsrail olmasa ABD olmazdı!']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-olmasa-abd-olmazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-olmasa-abd-olmazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, 'Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı.' ifadelerini kullanan Trump'a 'İsrail olmasa ABD olmazdı.' diyerek meydan okudu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere yakınlığıyla bilinen Kanal 7 televizyonu, Huckabee'nin işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlenen bir konferansta konuştuğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Huckabee, görevinin yalnızca İsrail'de ABD'yi temsil etmek olmadığını, aynı zamanda ABD'lilere İsrail'in ülkeleri için ne kadar önemli olduğunu da anlatmak olduğunu savundu.</p>

<p>İsrail ve ABD'nin ortak mirasa sahip olduğunu ileri süren Huckabee, ABD Başkanı Trump'a meydan okuyarak 'İsrail olmasaydı, Amerika da olmazdı. Varlığımızı, bu topraklarda yaşananlara borçluyuz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Trump, Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 zirvesi marjında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmesinin ardından Orta Doğu gündemine ilişkin açıklamalarda bulunmuş, 'Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı. Ben olmasam İsrail olmazdı çünkü hiçbir başkan benim yaptıklarımı yapmaya istekli değildi. Bibi (Binyamin Netanyahu) ile harika ilişkim var ama artık Bibi, Lübnan konusunda daha sorumlu davranmak zorunda.' diye konuşmuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-olmasa-abd-olmazdi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israilbelci.webp" type="image/jpeg" length="10683"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail: "Anlaşma bizi bağlamaz, saldırılar sürecek!"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-anlasma-bizi-baglamaz-saldirilar-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-anlasma-bizi-baglamaz-saldirilar-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında bölgedeki çatışmaları bitirmeyi hedefleyen bir mutabakat sağlanmasına rağmen, terörist İsrail yayılmacı ve kanlı politikasından vazgeçmeyeceğini bir kez daha ilan etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist rejiminin sözde Eğitim Bakanı Yoav Kisch, bu anlaşmanın kendilerini bağlamadığını öne sürerek Lübnan’daki katliam ve saldırılarına devam edeceklerini duyurdu.</p>

<p>İsrail Ordu Radyosu'nun aktardığı bilgilere göre, işgalci bakan Kisch, Vaşington ile Tahran arasındaki uzlaşıyı tanımadıklarını belirterek, Lübnan topraklarına yönelik saldırıların süreceğini itiraf etti. Kisch, bölgedeki vahşeti savunarak terör devletinin çıkarlarını korumaya devam edeceklerini ileri sürdü.</p>

<h2><strong>Büyükelçiden işgal itirafı</strong></h2>

<p>Terör örgütü gibi hareket eden İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter da benzer  bir açıklamaya imza attı. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Leiter, Lübnan’ın güneyindeki hukuksuz askeri varlıklarını ve işgallerini sürdüreceklerini açıkça beyan etti.</p>

<p>ABD ile İran arasındaki mutabakat, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sonlandırılmasını şart koşuyordu.  Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz da daha önce yaptıkları açıklamalarda, Lübnan’da gasp ettikleri topraklardan çekilmeyeceklerini ve saldırganlığa devam edeceklerini ilan etmişlerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-anlasma-bizi-baglamaz-saldirilar-surecek</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/siyon.webp" type="image/jpeg" length="32555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump'ın katıldığı UFC gecesine saldırı planı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trumpin-katildigi-ufc-gecesine-saldiri-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trumpin-katildigi-ufc-gecesine-saldiri-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyaz Saray'da 14 Haziran'da ABD Başkanı Donald Trump'ın da katıldığı 'Ultimate Fighting Championship' (UFC) etkinliğine yönelik saldırı planladıkları iddia edilen 20'den fazla şüpheli tespit edildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'li yetkililerin açıklamalarına ve ABD medyasında yer alan bilgilere göre, Federal Soruşturma Bürosu (FBI), UFC etkinliğini hedef alan insansız hava araçları (İHA) ve keskin nişancı unsurlarıyla saldırı düzenlenmesini içeren bir "terör" planını engelledi.</p>

<p>Mahkemeye sunulan iddianame dosyasına göre, 'ülkenin gidişatından memnun olmayan' bir grubun, 4 binden fazla kişinin bulunduğu etkinlik alanı üzerinde patlayıcı yüklü İHA'ları uçurmayı ve kalabalığa ateş açmayı planladığı bilgisine yer verildi.</p>

<p>İddianame belgelerine göre, FBI, Beyaz Saray'ın güneyine bakan bahçede yapılan etkinlik alanına ilişkin ayrıntılı haritalar paylaşan ve saldırı sonrası kaçış planlarını tartışan yaklaşık 20 kişinin Signal uygulaması üzerinden yaptığı yazışmaları ele geçirdi.</p>

<p>Belgelerde, şüphelilerden bazılarının sorgulamalarında, 'reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile bağlantılı kişilerin ülkenin yönetiminde yer almaması gerektiğini' söylediği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medyada paylaşılan bazı belgelerin görsellerinde yer alan ifadelerde, California, Cincinnati, Missouri, Nebraska ve Ohio eyaletlerinde toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, bunlardan üçünün Tycen Proper, Bryan Omar Roa ve Michael Alan Thomas olduğu bilgisine yer verildi.</p>

<p>ABD medyasındaki iddiaya göre şüphelilerden biri, soruşturmacılara amacın 'kapitalist elitleri, milyarderleri veya Amerikan İsrail Kamu İlişkileri Komitesi'nden (AIPAC) bağış alan politikacıları hedef almak' olduğunu söyledi.</p>

<p>FBI Direktörü Kash Patel daha önce yaptığı açıklamada, söz konusu saldırı planından haberdar olduklarını ve 'çok sayıda kişinin gözaltına alındığını' duyurmuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trumpin-katildigi-ufc-gecesine-saldiri-plani</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/trumpufc.webp" type="image/jpeg" length="18073"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Analiz: “Türkiye İsrail’i kıskaca alıyor!”]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/analiz-turkiye-israili-kiskaca-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/analiz-turkiye-israili-kiskaca-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail’in stratejistleri, Türkiye’nin Suriye sahasında ve bölge genelinde her geçen gün artan etkisini endişeyle izliyor. Yahudi Ulusal Girişimi’nin kurucu kadrosunda yer alan Ariel Harkham, Jerusalem Post gazetesinde kaleme aldığı analizde, Ankara’nın adımlarını siyonist varlığın bekasına yönelik açık bir "stratejik tehdit" olarak tanımladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Siyonistlerin Güney Suriye’de kukla yapı arayışı</strong></h2>

<p>İran, Lübnan ve Gazze’deki direniş hatları karşısında sarsılan siyonist yazar, işgal yönetiminin acilen Suriye sahasına odaklanması gerektiği fikrini belirtti. Güney Suriye’de bulunan ve Siyonist rejim tarafından fonlanan ayrılıkçı Dürzi grupların Somaliland benzeri gayrimeşru bir yapıyla tanınmasını isteyen Harkham, bu unsurları Türkiye’nin ilerleyişini durdurabilmek adına bir barikat olarak kullanmayı teklif etti. Bölgedeki Dürzi nüfusu "Türk dalgasına karşı duvar örebilecek yegane kitle" şeklinde nitelendiren siyonist yazar, ittifak arayışlarını açıkça itiraf etti.</p>

<h2><strong>“Ankara bizi kıskaca alıyor”</strong></h2>

<p>Türkiye’nin kuzey Suriye’deki askerî gücünü tahkim ettiğini ve Şam üzerindeki siyasî nüfuzunu zirveye taşıdığını belirten Harkham, sahada kurulan bu köprünün siyonist rejimi çepeçevre saracağını iddia etti. Bu sürecin Tel Aviv açısından tam bir felaket barındırdığını dile getiren yazar, işgal yönetiminin süratle harekete geçmesi ve karşı hamleler yapmılmasının zorunlu olduğunu savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Karşımızda bir milis gücü yok…”</strong></h2>

<p>Siyonist yazar, Türkiye'nin gücünü sadece söylem düzeyinde bıraktığı günleri geride bıraktığını, yerli savunma sanayii yatırımları ve askeri hamleleriyle bölgeyi şekillendirdiğini kaydetti. Karşı karşıya kaldıkları gücün geçmişteki tehditlerden bütünüyle farklı bir boyutta olduğunu yazan Harkham, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Karşımızdaki yapı bir milis örgütü olmanın çok ötesindedir. NATO üyesi olan, güçlü bir ekonomiye sahip bulunan ve kuzey sınırımızda askeri hakimiyet kuran devasa bir küresel güçle karşı karşıyayız."</p>

<p>Türkiye’nin "Mavi Vatan" doktrinini, savunma sanayii projelerini ve Balkanlar’dan Afrika Boynuzu’na kadar uzanan geniş diplomatik ağını İsrail için uzun vadeli bir meydan okuma şeklinde gösteren yazar, Tel Aviv’i teyakkuza çağırdı. Somali’deki Türk etkisini kırmak adına Somaliland’ın tanınması gerektiğini söyleyen Harkham, siyonist çıkarlar için her alanda saldırganlığın artırılmasını talep etti.</p>

<h2><strong>"Vaşington’a körükörüne itaat dönemi bitmelidir"</strong></h2>

<p>İsrail’in Türkiye politikasında tamamen Vaşington’un adımlarını takip etmesi fikrine karşı çıkan Harkham, "Konu Türkiye olduğunda Tel Aviv tamamen kendi güvenlik hesaplarına göre hareket etmeli, Vaşington’a bağımlılıktan kaçınmalıdır" ifadesiyle ittifak ortaklarına karşı duyduğu kuşkuyu ortaya koydu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/analiz-turkiye-israili-kiskaca-aliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/turkiyeisrailharita.webp" type="image/jpeg" length="35282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran-ABD mutabakatının resmî imza töreni 19 Haziran’da İsviçre’de yapılacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-abd-mutabakatinin-resmi-imza-toreni-19-haziranda-isvicrede-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-abd-mutabakatinin-resmi-imza-toreni-19-haziranda-isvicrede-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninin, 19 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında düzenlenmesinin planlandığı bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsviçre'nin resmi haber ajansı Keystone-SDA'nın haberine göre, İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD-İran mutabakatının Bürgenstock kasabasında imzalanacağı doğrulandı.</p>

<p>Açıklamada, ABD ile İran arasında olası bir mutabakat zaptının imzalanmasına yönelik görüşmelerin sürdürülmesi ve taraf heyetlerinin İsviçre'ye gelişlerinin kolaylaştırılması amacıyla son birkaç gündür ABD, İran, Pakistan ve Katar ile yakın temas halinde olunduğu bildirildi.</p>

<p>Bürgenstock kasabasının Pakistan ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da önerildiği belirtilen açıklamada, İsviçre'nin arabulucu rolü üstlendiği ve görüşmenin kendi topraklarında yapılabilmesi için gerekli diplomatik ve pratik koşulları sağladığı ifade edildi.</p>

<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninde İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in hazır bulunacağını söylemişti.</p>

<h2><strong>ABD-İran mutabakatı</strong></h2>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran'ın mutabakata vardığını duyurmuştu.</p>

<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile mutabakata varıldığını doğrulayarak, mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıklamıştı.</p>

<p> Trump, İran ile yapılan barış anlaşmasının tamamlandığını, Hürmüz Boğazı'nın açılarak ABD'nin deniz ablukasının derhal kaldırılacağını belirtmişti.</p>

<p>ABD-İran mutabakatının özellikle Lübnan'ı da kapsayacağının açıklanması İsrail'de tartışmalara neden olmuş, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini ileri sürmüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-abd-mutabakatinin-resmi-imza-toreni-19-haziranda-isvicrede-yapilacak</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdisrailqqq.webp" type="image/jpeg" length="63271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Hürmüz küresel ticaret için sürekli açık kalmalıdır"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuz-kuresel-ticaret-icin-surekli-acik-kalmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuz-kuresel-ticaret-icin-surekli-acik-kalmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslar yürütmek amacıyla gittiği Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile kritik bir görüşme gerçekleştirdi. İki bakan, gerçekleştirdikleri  toplantının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında gündemi değerlendirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Fidan, Vaşington ve Tahran yönetimleri arasındaki uzlaşıyı bölgedeki çatışma ortamını sona erdirecek tarihi bir adım ve kıymetli bir diplomatik eşik olarak nitelendirdi. Bu adımdan duyulan memnuniyeti dile getiren Fidan, sürecin geçici bir sükunetin ötesine geçmesini ve kalıcı bir bölgesel güvenlik sistemine dönüşmesini temenni ettiklerini aktardı.</p>

<p>Bakan Fidan, önümüzdeki 60 günlük teknik müzakere sürecinin başarıyla tamamlanması adına şu unsurları sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Provokasyonların Önlenmesi:</strong> Nihai imzalar atılana kadar geçecek hassas dönemde, barış zeminini sarsacak kışkırtıcı söylemleri engellemek ve süreci baltalayacak olası sabotaj girişimlerini boşa çıkarmak elzemdir.</p>

<p><strong>- Hürmüz Boğazı'nın Güvenliği:</strong> Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaretin devamlılığı için Hürmüz Boğazı'nın tüm gemilerin geçişine açık, güvenli ve sürekli tutulması stratejik bir zorunluluktur.</p>

<p><strong>- Küresel Sorumluluk ve Ortak Duruş:</strong> İsrail'in bölgedeki agresif tavırları tüm dünyayı ilgilendiren küresel bir meseledir. Dünya ülkelerinin yanlışlara karşı ortak, samimi ve net bir diplomatik duruş sergilemesi, bu saldırgan adımları sınırlandıracak yegane güçtür.</p>

<p>Türkiye'nin her zaman istikrarı ve barışı öncelikli tuttuğunu belirten Fidan, İran eksenli kriz sürecinde de bu yapıcı politikanın sürdüğünü ifade etti. Trump'ın İsrail'den gelen itirazları göz ardı ederek ortaya koyduğu güçlü irade ve İran'ın verdiği olumlu karşılık sayesinde bu neticeye ulaşıldığını aktaran Bakan Fidan, teknik müzakerelerin tam bir başarıyla sonuçlanmasını beklediklerini sözlerine ekledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuz-kuresel-ticaret-icin-surekli-acik-kalmalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/fid.webp" type="image/jpeg" length="34815"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ezanı, CHP dışında sadece İsrail yasaklamıştır!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>16 Haziran "Ezan Bayramı" mübarek olsun, Allah bir daha "eksikliğini" göstermesin!</p>

<p>3 Şubat 1932 akşamı "Kadir Gecesi"nde başlatılan "Ezan yasağı" ilk yıllarda "kanunsuz" olarak uygulanmıştı! Reisicumhur Mustafa Kemal'in talimatıyla seferber edilen güvenlik güçleri, cami içlerine kadar girerek "Türkçe ezan" kontrolü yapıyor, yasağı çiğneyenler "tarifsiz" cezalara çarptırılıyordu.</p>

<ul>
 <li>
 <h2 itemprop="headline"><i><a href="https://www.barandergisi.net/29-ocak-1932-asli-dilinden-koparilan-ezan-turkce-okundu"><span style="color:#d35400">Aslî dilinden koparılan ezan Türkçe okundu</span></a></i></h2>
 </li>
</ul>

<p>Mustafa Kemal'in ölümünden sonra, "Aynı otoriteyi sağlayamam" endişesine kapılan İsmet İnönü, "ezan yasağı"nı kanun gücüyle sürdürmeye karar vermişti.</p>

<p>Bu sebeple TBMM, 23 Mayıs 1941 günü "Ezan okuyanlar kamu düzenini bozuyor" iftirasını kanunlaştırmak için toplanmıştı.</p>

<p>Tek partiden oluşan Meclis'te bazı CHP mebuslarının itirazına rağmen, Türk Ceza Kanunu'nun 526. Maddesi'ne "Ezan okuma cezası" da eklenmişti:</p>

<p>"Şapka iktisası hakkında 671 sayılı kanunla Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair 1553 sayılı kanunun koyduğu memnuiyet veya mecburiyete muhalif hareket edenler veya Arapça ezan ve kamet okuyanlar, 3 ay hapis veya 200 liraya kadar para cezası ile cezalandırılır."<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn1" rel="nofollow" name="_ftnref1" target="_blank" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a></p>

<p><strong>HALK, MENDERES'E HER GİTTİĞİ YERDE "VEBAL" VERDİ!</strong></p>

<p>18 yıldır "ezan" hasreti çeken Müslümanlar, 14 Mayıs 1950 seçimleri öncesinde Menderes'e, gittiği her yerde "Dinimizi geri ver" diyor; ezanın aslına döndürülmesini istiyorlardı!</p>

<p>Bu "ilk normal seçim"de 487 milletvekilinin 416'sını, "ezan" sözü veren Demokrat Parti kazanmıştı. Menderes, 22 Mayıs 1950 tarihindeki ilk Meclis toplantısında, "Ezan yasağını hemen kaldıracağız" demişti ama Cumhurbaşkanı Celal Bayar, "İlk icraatınız ezanı Arapça okutmak olursa, bu son icraatınız olabilir" diyerek resmen tehdit etmişti! Menderes ise, "Tek icraatım da olsa ezanı aslına döndüreceğim" cevabı vermişti.</p>

<p>Ezana özgürlük, DP grubunda görüşülmüş ve TCK 526. maddesinin değiştirilmesine karar verilmişti.</p>

<p>16 Haziran 1950 tarihli genel kurulun gündeminde "Ezan yasağının kaldırılması" diye bir madde yoktu. Başbakan Menderes, "DP Grubunda aldığımız karar gazetelerde ve radyoda yayınlandığı için vatandaşlarımız 'Yasak kalktı' zannederek Arapça ezan okuyabilir" hatırlatması yapmış ve "Hükümetçe Meclise sevk etmiş olduğumuz lâyihanın bugünkü ruznameye alınmasını ve acilen müzakere edilmesini yüksek tasvibinize arz ediyorum" demişti.</p>

<p>Bu teklif oya sunulmuş ve "İvedilik Teklifi" kabul edilmişti. Usul olarak "iki lehte, iki aleyhte" konuşmadan sonra oylama yapılması kararlaştırılmıştı.</p>

<p><strong>"ARTIK KİMSE ARAPÇA EZAN OKUMAZ!"</strong></p>

<p>İlk sözü alan CHP Trabzon Mebusu Cemal Reşit Eyüboğlu, "Milli Devlet politikası, Türk vatanında ibadeti de Türkçe yapmayı gerektirir" diyerek hâlâ aynı yerde olduklarını göstermişti.</p>

<p>Gerçi; millet ilk fırsatta CHP'yi çöpe attığı için sadece 71 mebus seçilebilmişti! Bu eziklikle zaten bu düzenlemeyi engellemeleri mümkün değildi.</p>

<p>Ancak bu mebusa göre DP'nin "Arapça ezan" yasağını kaldırması hiç önemli değildi! Zira "Millî şuur bu konuyu kendiliğinden halledeceği için Arapça ezana cezanın kaldırılmasına aleyhtar olmayacağız" demişti!<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn2" rel="nofollow" name="_ftnref2" target="_blank" title="">[2]</a></p>

<p>Yani, İttihatçı kodlarıyla kurulan "Batı" merkezli CHP, 30 yıldır yönettiği milletten o kadar uzaktı ki, "Siz yasağı kaldırsanız da bu millet bir daha asla Arapça ezan okumaz" diye düşünüyorlardı.</p>

<p><strong>"TANRI ULUDUR" EZAN DEĞİLDİR!</strong></p>

<p>1939, 1943 ve 1946 seçimlerinde CHP'den, 1950'de ise "bağımsız" olarak Meclis'e giren Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu, "Bu bir 'dil' meselesi değildir. 'Allahü Ekber' ile 'Tanrı uludur' aynı manaya gelmez" demişti.</p>

<p>Tekelioğlu, bu değişikliğin yeterli olmadığını belirterek "Dine ait birçok takyidatı (yasağı) sinesinde taşıyan antidemokratik kanunlar var. Bunlardan biri de seçim arifesinde kabul ettirildi. Bu kanunda 'Ben Müslümanım' demek dahi ceza sebebidir. Bunların da kaldırılmasını rica ediyorum" demişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn3" rel="nofollow" name="_ftnref3" target="_blank" title="">[3]</a></p>

<p>Tekelioğlu 1926 yılında çıkarılan ve 10 Haziran 1949 tarihindeki 5435 sayılı değişiklikle cezaları 5 kat artırılan "163. Madde"den bahsediyordu:</p>

<p>"Laikliğe aykırı olarak, Devletin içtimai, iktisadı, siyasi veya hukuki temel nizamlarını, kısmen de olsa dinî esas ve inancalara uydurmak amacıyla cemiyet tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare eden kimse iki yıldan yedi yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."</p>

<p><strong>CHP MEBUSLARI DA "EZAN ZULMÜ BİTSİN" DEDİ!</strong></p>

<p>Başlangıçta, CHP'den 2 mebusun konuşacağı ilan edilmişti ama kimse konuşmak istemiyor; ısrarla "Müzakere kâfidir, önergeyi oya sunun" talepleri geliyordu.</p>

<p>CHP'li gazeteci Bedii Faik'in iddiasına göre, aslında teklif aleyhine konuşacak inkılapçı mebuslar vardı. Ancak, konuşmaların hoparlörle dışarı aktarıldığını duyunca vazgeçmişlerdi!</p>

<p>Daha ilginci, Genel Başkan İsmet İnönü'nün katılmadığı oylamada, bütün CHP mebusları "Ezan zulmü bitsin" yönünde oy kullanmıştı!</p>

<p>Bu sıra dışı CHP davranışı çok tartışılmış; "İnkılaba ihanet, irticaya avdet" manşetleriyle yerden yere vurulmuştu.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn4" rel="nofollow" name="_ftnref4" target="_blank" title="">[4]</a></p>

<p>Gözlemciler, 14 Mayıs'ta yedikleri "sandık darbesi"ni 27 yıl boyunca uyguladıkları din düşmanlığına bağlayan CHP yöneticilerinin, sonraki seçimlerde de yine parsayı DP'ye kaptırmamak için bu tutumu sergilediğini ifade etmişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn5" rel="nofollow" name="_ftnref5" target="_blank" title="">[5]</a></p>

<p>Gerçekten CHP, ilerleyen yıllarda da oy almakta zorlanınca "muhafazakâr aday" ithal etmek gibi takıyelere başvurmuş; ama milletin değerlerini hiçbir zaman samimiyetle paylaşmamıştır.</p>

<p><strong>CHP "EVET" DEDİ AMA BAYAR ÇOK DİRENDİ!</strong></p>

<p>Düzenleme, aynı gün Çankaya'ya gönderilmişti ama Cumhurbaşkanı Celal Bayar onaylamak istemiyordu. Zaten Menderes'i "tehdit" kıvamında uyarmıştı!</p>

<p>Menderes, seçim meydanlarında verdiği sözü yerine getirmekte kararlıydı. Çankaya'ya karşı direnecek; hatta gerekirse istifa edecekti!</p>

<p>Cumhurbaşkanı Bayar da, tek parti inkılaplarından asla taviz vermek istemiyordu ama Menderes'in kararlılığı karşısında, 17 Haziran'da "kerhen" onaylamıştı.</p>

<p>Ancak Celal Bayar bunu bir "erken uyarı" olarak algılamış ve "gericilerden" gelebilecek benzer teşebbüsler konusunda teyakkuzda kalmıştı.</p>

<p>Ayasofya'nın açılması teşebbüslerini de engelleyen Bayar, "milletin temsilcisi" dedikleri Meclis'teki bir konuşmayı bahane ederek, muhafazakâr bir iktidara "5816 sayılı Atatürk'ü Koruma Kanunu" çıkartmayı bile başarmıştı!</p>

<p><strong>BİR KİŞİ BİLE "TÜRKÇE EZAN" OKUMAMIŞTI!</strong></p>

<p>TBMM'de bu yasağın kaldırıldığı 16 Haziran 1950 tarihi, Hicrî takvimde 29 Şaban 1369'a rastlıyordu. Yani o akşam ilk teravih kılınacak, gece ilk sahura kalkılacak ve ertesi gün de mübarek Ramazan ayı başlayacaktı.</p>

<p>Bu müjdeyi, aynı gün telgraf vasıtasıyla bütün valilere ileten Menderes, "Ezan serbest; halka duyurun" talimatı vermişti. Ramazan'ın ilk gününde manevî coşku yaşayan Müslümanlara bu haberi bir an evvel ulaştırmak için gece bekçileri bile seferber edilmişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn6" rel="nofollow" name="_ftnref6" target="_blank" title="">[6]</a></p>

<p>18 Temmuz 1932 tarihinde müftülere, "Ezan yasağına titizlikle uyulsun" talimatı gönderen Diyanet İşleri Başkanlığı bu sefer de, "Ezan, aslına uygun olarak okunmalıdır, en doğru tercüme bile olsa 'Türkçe ezan' okunamaz" genelgesi göndermek zorunda kalmıştı.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn7" rel="nofollow" name="_ftnref7" target="_blank" title="">[7]</a></p>

<p>Aslında sadece "Arapça ezan" yasağı kaldırılmıştı. 18 yıldır uygulanan "Türkçe ezan" hakkında herhangi bir yasak getirilmemişti. Bu yüzden CHP, "Türkler Türkçe ezan okumaya devam eder" diye düşünüyordu. Hatta Cumhuriyet gazetesi muhabirleri, müftülerle ve imamlarla röportaj yaparak "Ezanın Türkçe okunmasına taraftar mısınız" şeklinde sorular soruyordu.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn8" rel="nofollow" name="_ftnref8" target="_blank" title="">[8]</a></p>

<p>Bu milleti hiç tanımadıkları bir kere daha ortaya çıkmıştı. Zira, o günden sonra bir kişi bile "Türkçe ezan" saçmalığını tekrarlamamıştı.</p>

<p><strong>"EZANIMIZA KAVUŞTUK YA, BU BİZE YETER!"</strong></p>

<p>Çünkü onların, birkaç kelimeden ibaret zannettiği "ezan" sembolik bir öneme haizdir, "Burası İslâm beldesi" ilânıdır! Bir memlekette ezanın "ezan" gibi okunamaması ise, orada İslâm'ın olmadığı anlamına gelir!</p>

<p>Ezan ayrıca, "cihanşümul tevhid hakimiyeti"nin şifresidir.</p>

<p>Zira sürekli hareket halinde olan dünyadaki "vakit" devridaimi sebebiyle, her "an" yerkürenin bir yerinde "ezan" okunmaktadır.</p>

<p>Yani CHP'nin nasipsizleri "ezan"ın önemini bilmese de millet çok iyi bilmektedir.</p>

<p>Dönemin "muhalif" gazetecisi Emin Karakuş, "bir şoför"den dinlediği bu farkı şöyle aktarmıştır:</p>

<p>"1954 yılı seçim gezileri sırasında Başbakan Adnan Menderes'e üç gazeteci eşlik ediyorduk. Erzurum'da bir otomobilde giderken kendi aramızda konuşuyorduk. Tanımadığım şoför bana döndü: 'Beyim, sen sürekli bizim partinin aleyhinde konuşuyorsun' dedi. 'Söylediklerim yalan mı' diye karşılık verdiğim şoförün cevabı şu oldu: 'Doğru söylüyorsun, ama bir şeyi unutuyorsun. Değil mi ki, bu parti minarelerimizden Allahü ekber dedirtmiştir; bu bize yeter. Bizi dinimize kavuşturan bu parti olmuştur. DP artık ne yaparsa yapsın, hiçbir önemi yoktur."<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn9" rel="nofollow" name="_ftnref9" target="_blank" title="">[9]</a></p>

<p>Şu vahamete bakın ki ezanı, CHP dışında sadece İsrail yasaklamıştır!</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref1" rel="nofollow" name="_ftn1" target="_blank" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a> TBMM Zabıtları, 23 Mayıs 1941, s. 142-145.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref2" rel="nofollow" name="_ftn2" target="_blank" title="">[2]</a> TBMM Tutanakları, 16 Haziran 1950, s. 182.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref3" rel="nofollow" name="_ftn3" target="_blank" title="">[3]</a> TBMM Tutanakları, s. 183.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref4" rel="nofollow" name="_ftn4" target="_blank" title="">[4]</a> Son Posta, 17 Haziran 1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref5" rel="nofollow" name="_ftn5" target="_blank" title="">[5]</a> Sabahattin Nal, DP'nin 1950-1954 Dönemi Din Siyaseti, AÜ SBF Dergisi, C 60, S 3, 2005, s. 152.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref6" rel="nofollow" name="_ftn6" target="_blank" title="">[6]</a> Cumhuriyet, 18 Haziran 1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref7" rel="nofollow" name="_ftn7" target="_blank" title="">[7]</a> Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 051. 33/4.31.12, 25.06.1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref8" rel="nofollow" name="_ftn8" target="_blank" title="">[8]</a> Cumhuriyet, 18 Haziran 1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref9" rel="nofollow" name="_ftn9" target="_blank" title="">[9]</a> Emin Karakuş, 40 Yıllık Bir Gazeteci Gözü İle İşte Ankara, Hürriyet Yayınları, İstanbul 1977, s. 167.</p>

<p></p>

<p>Nuh Albayrak, Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamistir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/turkce-ezan-zulmu.webp" type="image/jpeg" length="29107"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli: BM’nin ikiyüzlülüğü bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı! BM sorguya çekilmeli!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceli-bmnin-ikiyuzlulugu-butun-ciplakligiyla-ortaya-cikti-bm-sorguya-cekilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceli-bmnin-ikiyuzlulugu-butun-ciplakligiyla-ortaya-cikti-bm-sorguya-cekilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahçeli: Dünyanın içinde bulunduğu bu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan biri Birleşmiş Milletlerdir. Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler üç maymunu oynamaktadır. Veto sopasıyla adaletin yolu okyanus ötesinden kesilmektedir. İşte küresel düzenin çelişkisi de, sözde barış yemini etmiş Birleşmiş Milletlerin ikiyüzlülüğü de burada bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndan Türkiye'nin iç ve dış gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Bahçeli'nin açıklamasından satırbaşları şöyle:</p>

<p>Değerli milletvekilleri, aziz dava arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, konuşmamın başında sizleri en kalbi duygularımla ve derin bir hürmetle selamlıyorum. Cenâb-ı Allah'tan gönüllerinize inşirah, ferahlık, yuvalarınıza bereket, vatan ve millet yolundaki kutlu çalışmalarınıza üstün başarılar ihsan etmesini niyaz ediyorum. Esenliklerle dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum. Bugünkü grup toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza kalbi şükranlarımı iletiyorum.</p>

<p>Tarihi ve kültürel bağlarla kenetlendiğimiz gönül coğrafyalarımızda, küresel dayatmaların ve asimilasyon kuşatmasının altında, her türlü imkânsızlığa ve çileye rağmen şahsiyetini çiğnetmeyen tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kutlu çatısı altında sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten kıvanç duyuyorum. Samimi gayretlerimizin ve niyetlerimizin, Türk Asrı'nın ufkunda parlayan lider ülke Türkiye mefkûresini adım adım inşa etmesini temenni ediyorum.</p>

<hr />
<h2><strong>"GÜÇ YARIŞLARININ DOZU HER GEÇEN GÜN ARTIYOR"</strong></h2>

<p>Değerli dava arkadaşlarım, dozu her geçen gün daha da artan sert güç yarışlarının, kaynağı asırlar öncesine uzanan çetin hesaplaşmaların, bugünü puslu ve yarını sisli bir dönemin içinden geçmekteyiz. Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur. Çünkü Gazze'de dökülen mazlum kanı, Lübnan'da ateşkese rağmen yükselen kıyım dumanı, Hürmüz hattında uzun süredir küresel ekonomi ve enerji arzını esir alan gerilim, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ı da çepeçevre kuşatan ve Körfez'e ulaşan sinsi hesaplar ve Güney Kafkasya'da yeniden şekillenen siyasi denge aynı zincirin halkalarıdır. Bu karanlık tablonun bir yanında uluslararası düzeni kendi çıkarına göre eğip bükenlerin, hukukla adeta bir oyuncak misali eğlenenlerin düzeni vardır. Diğer yanında ise evladının kefenine sarılan anaların, yurdundan sürülen masumların, açlığa sığınan, bomba sesleriyle güne uyanan zavallı çocukların yüreklerimizi dağlayan çığlıkları vardır.</p>

<hr />
<h2><strong>"NETANYAHU'NUN SİYASİ SERENCAMI AYAN BEYAN ORTADADIR"</strong></h2>

<p>1948'den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özlemi ötelenmiş, 1967'den bu yana işgal derinleşmiş, Kudüs'ün statüsü üzerinde pek çok tefrika denenmiş, yerleşim politikalarıyla Filistin toprağı adım adım daraltılmıştır. Gazze ise yıllardır abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınanmıştır. 7 Ekim sonrası İsrail yönetiminin izlediği yol, savaş hukukunun meşruiyet hudutlarını çoktan aşmış, vicdan sahibi milletlerin sabır taşlarını çatır çatır çatlatmıştır. İsrail, günahsız sivilleri defalarca hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş, kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail, ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatının karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs çerçevesinde taşkın hevesleri okşayan bir istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Netanyahu'nun siyasi serencamı ayan beyan ortadadır. Başrolünde olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşamaktadır. Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir. Yolunun ahıyla abat olunamayacağını hâlâ idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken, uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><strong>"BM SORGUYA ÇEKİLMELİ"</strong></h2>

<p>Değerli milletvekilleri, dünyanın içinde bulunduğu bu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan biri Birleşmiş Milletlerdir. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı'nın enkazı üzerinde "Bir daha asla" sözüyle kurulan, Güvenlik Konseyine uluslararası barış ve güvenliği koruma mesuliyeti verilen devletler üstü bir temsilcilik makamıdır. Fakat bugün görüyoruz ki Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler üç maymunu oynamaktadır. Veto sopasıyla adaletin yolu okyanus ötesinden kesilmektedir. Güvenlik Konseyinde beşeriyetin adalete duyduğu susuzluk, tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine çarparak yaralanmaktadır. Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebi, insani yardım yollarının açılması çağrısı ve sivillerin can emniyetini sağlama mecburiyeti, 14 üyenin desteğine rağmen bir kez daha Washington'un veto duvarına toslamıştır. Demek ki mesele karar alınamaması değildir. Mesele, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu muhafızların bizzat zulme zaman kazandırmasıdır.</p>

<hr />
<h2><strong>"BM’NİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ BÜTÜN ÇIPLAKLIĞIYLA ORTAYA ÇIKTI"</strong></h2>

<p>Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgalarına bırakılmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesinin kendi kolluk gücü yoktur. Netanyahu'yu kapısından çevirecek, yakalama kararını işletecek, sanığı mahkeme huzuruna çıkaracak olanlar yine devletlerdir. İşte küresel düzenin çelişkisi de, sözde barış yemini etmiş Birleşmiş Milletlerin ikiyüzlülüğü de burada bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafında bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ÇOCUKLAR AÇLIKTAN ÖLÜRKEN YAZILAN RAPORLAR KİMİ DOYURUYOR?"</strong></h2>

<p>Buradan sormak mecburiyetindeyiz. Güvenlik Konseyinde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Burada karşımızda yalnızca İsrail'in açtığı katliam ve kıyım düzeni değil, bu düzeni elleriyle besleyen, arkasını köşe bucak kollayan ve savaş hukukunu ayaklar altına alan her eylemde cesaretlendiren o küresel düzenin ahlaki iflası vardır. Birleşmiş Milletler de işte bu iflas tablosunun tam ortasında durmaktadır. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde barışı korumak, savaşları önlemek, insanlığı yeni felaketlerden muhafaza etmek iddiasıyla kurulan bu yapı, bugün Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getirememektedir. Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır? Sivillerin üzerine bomba yağarken, oturulan koltuklardan, ışıltılı ekranlardan endişe beyan etmek kimlerin ikbaline siper olmaktadır? İsrail'in menfaatleri uğrunda hizaya giren, esas duruşa geçen kurşun askerlerinin akıbeti hezimet ve hüsran olacaktır. Gazze'de ve Beyrut'ta işlenen insanlık suçları ne diplomatik kulislerde örtülecek ne de zamanın tozlu raflarına kaldırılacak bir dosyadır. Bu defter, mahkeme-i kübraya dek açık kalacaktır.</p>

<p>Değerli dava arkadaşlarım, bugün uluslararası sistemin çatlaklarından yeni bir ses yükselmektedir. Almanya'nın Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinde beklediği desteği bulamaması, Kırgızistan'ın ilk kez bu masaya oturması, küresel dengelerdeki büyük değişimlerin ayak sesleridir. Bu gelişme, Batı'nın üstü örtülemez çifte standardına, Gazze karşısındaki akla ziyan suskunluğuna ve Türk dünyasının yükselen görünürlüğüne tercüman olan, eski dünyanın ezberlerini bozan güçlü bir işaret fişeğidir. Güney Asya'dan Orta Afrika'ya, Doğu Türkistan'dan Anadolu'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Türkistan bozkırlarına kadar uzanan geniş hatta adalet, emniyet, hürriyet ve hakkaniyet talebi yükselmektedir. Bu geniş coğrafyada kimi yerde soydaşlarımız kimliklerini, dillerini ve kültürlerini muhafaza etmenin mücadelesini vermekte, kimi yerde Müslüman kardeşlerimiz savaşın, yoksulluğun, işgalin ve sömürünün ağır yükünü taşımakta, kimi yerde mazlum halklar kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmanın hasretiyle beklemektedir. Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat, soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve hassasiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir.</p>

<p>Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin ve Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatının kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan ve yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu'daki acıya lal kesilen şarkının garabeti gözlerimizin önündeyken, ateşkes çağrılarını ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze'de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım koridorları hâlâ güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail'in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kâğıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının, toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ABD-İRAN MUTABAKATI SEVİNDİRİCİ"</strong></h2>

<p>Değerli dava arkadaşlarım, böylesine karanlık ve karmaşık bir tablonun ortasında, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh ve sükûnun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir.</p>

<p>Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldu bittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır. Hürmüz Boğazı herhangi bir su yolu değildir. Hürmüz, enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu haftaki gerilim yalnızca Körfez'i değil, Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülans içine sürüklemiştir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki mutabakatın kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması ve nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir.</p>

<p>Önemle belirtmek isterim ki, Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki, İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza bu hassas süreci ülkemize yakışan bir hassasiyet ve sorumlulukla yönettikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu tablo, İslam coğrafyasının çözüm masalarının kurucu iradesi olabileceğini göstermesi bakımından oldukça kıymetlidir. Barış kapısı aralanmışsa, o kapı güneşli bir sabaha açılana dek sonuna kadar zorlanacaktır. Bu kapının eşiğinde taş olup barış arzularının önünde duranlar, milletlerin huzur yürüyüşüne diken olup batanlar iyi bilmelidir ki, kalıcı barış sağlandığında Orta Doğu'yu ateş çemberine çevirdikleri günlerin hesabından kaçamayacaklardır. İsrail içinden yükselen "Bu anlaşma bizi bağlamaz." feryatları, kan ve krizle beslenen siyasi vampirlerin hâlâ sahnede olduğunu göstermektedir.</p>

<hr />
<h2><strong>"TAVRIMIZ AÇIK, MEVKİİMİZ AYAN BEYAN ORTADADIR"</strong></h2>

<p>Netanyahu yönetimi, Orta Doğu'da sükûnet ihtimalini kendi siyasi gelecekleri için tehdit görmektedir. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan, barışın önünde aşılmaz duvarlar örmeye kalkan bu çıban başı, döktüğü her damla kanın, yıktığı her hanenin hesabını er ya da geç, ama mutlaka ve mutlaka tarihin ve milletlerin huzurunda teker teker verecektir. Tavrımız açık, mevkiimiz ayan beyan ortadadır. Cümle âlem bilsin ve duysun ki, Türk milleti barış düşmanlarının karşısında, mazlumların, masumların ve mağdurların ise ebediyen yanındadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak temennimiz odur ki, kanla beslenen Siyonist şer odaklarına inat, bu kadim coğrafyanın her bir köşesinde huzura, sükûnete ve adalete dayalı bir barış, Türk-İslam mührüyle ebediyen temin ve tesis edilecektir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ZENGEZUR HATTI TURAN KORİDORUDUR"</strong></h2>

<p>Güney Kafkasya'daki gelişmeleri de bu geniş tablodan ayrı okuyamayız. Ermenistan'da yaşanan siyasi hareketlilik, Karabağ savaşlarından sonra oluşan yeni gerçekleri, Rusya-Batı rekabetini, Türkiye-Azerbaycan hattını, Orta Koridor'u, Zengezur bağlantısını ve bölgesel barış ihtimalini doğrudan ilgilendirmektedir. Hatırlayalım. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Karabağ'da başlayan işgal süreci, 30 yıla yakın bir dönem boyunca Güney Kafkasya'yı kilitlemiştir. Azerbaycan toprakları işgal altında kalmış, yüz binlerce insan yurdundan koparılmış, bölgenin ulaşım ve ticaret damarları tıkanmış, harı bülbül çiçekleri hasretle Türk'ün zafer sabahını beklemiştir. Türk dünyasının kanayan yarası olan Karabağ, soydaşlarımızın sabırla büyüttüğü bir istiklal duası olarak dillerde yer etmişti. Hocalı'nın dinmeyen acısı, Şuşa'nın, Ağdere'nin ve Laçın'ın yakılıp yıkılmış toprakları, Türk milletinin yüreğine kazınmış birer hicran yarası olmuştu. Fakat hamdolsun, 2020 sonbaharında hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk'ün demir yumruğuyla doğrultulmuştur. Allah'a şükürler olsun ki Karabağ'ın esaret zincirlerinin kırıldığı günlere eriştik. Allah'a şükürler olsun ki Şuşa'nın dağlarında ay yıldızlı bayrağın yeniden yükseldiği sabahlara şahitlik ettik. Allah'a şükürler olsun ki harı bülbül, şehitlerimizin kanıyla sulanan Karabağ topraklarında artık mahzun bir bekleyişin değil, zaferin nişanesi olarak yeniden açmıştır. Bu noktada Türk dünyasının batıyla doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir. Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinde Türkistan'a ulaştıracak tarihî bir geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, iki devlet tek millet şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru, Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihî ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek, Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın ve daha kudretli hâle gelecektir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ANKARA'DAN TÜRKİSTAN'A UZANAN…"</strong></h2>

<p>Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, Kuzey Hattı'nın savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, Güney Deniz Yolları'nın Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye'nin ve bölgemizin ihracat güzergâhlarını şekillendirecek, ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır. Böylesine çetin bir dönemde, bölge devletlerinin ekonomik kıskanç içinde sıkıştığı şartlarda Turan Koridoru'nun açılması, Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Kars'tan Iğdır'a, Nahçıvan'dan Bakü'ye dek Türk yurtlarına ekonomik canlılık kazandıracak, yeni yüzyılın ana ulaşım ve ticaret güzergâhlarından birini teşkil edecektir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceli-bmnin-ikiyuzlulugu-butun-ciplakligiyla-ortaya-cikti-bm-sorguya-cekilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/bahceli-kurt-sorunu-yktur.webp" type="image/jpeg" length="82189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hicri Yılbaşımız mübarek olsun]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hicri-yilbasimiz-mubarek-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hicri-yilbasimiz-mubarek-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hicrî 1448’in tüm İslâm âlemine diriliş ve izzet getirmesini niyaz ediyoruz. Bu yeni yılın, Gazze başta olmak üzere bütün mazlum beldelerin kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>16 Haziran Salı günü İslâm âlemi Hicrî 1448 yılına girdi. Hazreti Peygamber Efendimiz’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlayan bu takvim, yeni bir yılı daha geride bıraktı.</p>

<p>Yılın ilk ayı olan Muharrem, haram aylardan biri olarak Kur’an’da zikredilmiş; zulümden uzak durulması, barışa riayet edilmesi emredilmiştir. Aynı zamanda pek çok peygambere ilâhî ikramların verildiği mübarek bir aydır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşure günüyle bereketin ve tevbenin simgesi olan bu ayı oruç ve ibadetle değerlendirmek, ümmet için büyük bir fırsattır.</p>

<p>Yeni hicrî yılın ümmet-i Muhammed’e izzet, ferahlık ve zafer; kâfirlere karşı ise kudret ve diriliş getirmesini niyaz ediyoruz. Âmin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hicri-yilbasimiz-mubarek-olsun</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/07/ayasofya-camii.webp" type="image/jpeg" length="91736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="99234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79090"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="33541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="79403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="98430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="59942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="42760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="24317"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="69023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="87839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="29353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="77686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="49573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="74838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="55409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="88187"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="27060"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="35516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="31401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="19874"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
