<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 18 Oct 2026 19:48:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Transhümanizmde yeni aşama: İnsanı aşma projesi klinik deneylere taşındı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/transhumanizmde-yeni-asama-insani-asma-projesi-klinik-deneylere-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/transhumanizmde-yeni-asama-insani-asma-projesi-klinik-deneylere-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silikon Vadisi'nin insan ile makineyi birleştirme ve biyolojik sınırları aşma hedefi, yapay zekâ ve beyin çipi çalışmalarındaki ilerlemelerle yeniden gündemde. ABD Senatörü Bernie Sanders, teknoloji milyarderlerinin insanlığın geleceğini kendi elleriyle şekillendirmeye çalıştığını belirterek uyardı. Bir zamanlar bilim kurgu konusu olan transhümanizm, artık milyarlarca dolarlık yatırımların ve siyasi tartışmaların merkezinde bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Senatörü Bernie Sanders, 16 Ekim'de <i>The Atlantic</i> dergisinde yayımlanan makalesinde, Elon Musk, Sam Altman ve Peter Thiel gibi teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinin transhümanist hedeflerine dikkat çekti. Sanders'a göre insanın yerini alabilecek veya onunla birleşebilecek üstün zekâ sistemlerinin geliştirilmesi, yalnızca teknolojik ilerleme değil, insanlığın geleceğini kimin belirleyeceği meselesi.</p>

<p>Transhümanizm, insanın hastalık, yaşlanma, ölüm ve sınırlı zekâ gibi biyolojik özelliklerinin teknoloji yoluyla aşılabileceği düşüncesine dayanıyor. Hareketin nihai tasavvuru, mevcut insanın ötesine geçen, fiziksel ve zihinsel kabiliyetleri geliştirilmiş bir <i>posthuman</i> (insan-ötesi varlık) meydana getirmek. Bu yaklaşım, insanın mevcut kabiliyetlerini eğitim ve tedaviyle geliştirmekten farklı olarak, bizzat biyolojik yapısının değiştirilmesini gündeme getiriyor.</p>

<h3><strong>Beyin çiplerinde teoriden uygulamaya geçildi</strong></h3>

<p>Bu hedeflerle ilişkilendirilen en somut girişimlerden biri Elon Musk'ın Neuralink şirketi. 2019'da kamuoyuna geniş biçimde tanıtılan beyin-makine bağlantısı projesi, 2024'te ilk insan implantının uygulanmasıyla klinik deney aşamasına geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Neuralink, Ocak 2026'da dünya genelindeki klinik araştırmalarına 21 kişinin katıldığını açıkladı. Felçli bireylerin beyin sinyalleri aracılığıyla bilgisayarları ve robotik kolları kontrol etmesini sağlayan sistem üzerinde çalışmalar sürüyor.</p>

<p>Şirket, 1 Ekim'de duyurduğu son teknolojik ilerlemede, 50 bin saati aşan beyin sinyali verisiyle eğitilen yapay zekâ modellerinin cihaz kontrolünü geliştirdiğini bildirdi. Konuşma kabiliyetini kaybeden insanların yeniden iletişim kurmasını sağlayacak sistemler de geliştiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut uygulamalar henüz insanüstü zekâ meydana getirmiyor. Çalışmaların bugün doğrulanabilen yönü, kaybedilmiş bedensel işlevlerin telafi edilmesi. İnsan zihninin yapay zekâyla bütünleşmesi ise daha ileriye dönük bir hedef olarak duruyor.</p>

<h3><strong>Tedavinin ötesinde yeni bir insan tasavvuru</strong></h3>

<p>Transhümanist düşüncenin esas hedefi, teknolojiyi yalnızca hastalıkları tedavi etmek için kullanmakla sınırlı değil. Beynin dijital sistemlere bağlanması, genetik müdahalelerle insan yeteneklerinin artırılması ve yaşlanmanın geciktirilmesi gibi araştırma alanları, daha geniş bir insanı geliştirme tasavvuruyla ilişkilendiriliyor.</p>

<p>OpenAI CEO'su Sam Altman, 2017'de yayımladığı <i>The Merge</i> başlıklı yazısında, insan ile yapay zekânın birleşmesini geleceğin muhtemel yollarından biri olarak tarif etmişti. Altman'a göre insanlık, kendisinden daha üstün bir dijital zekânın ortaya çıkışı karşısında onunla birleşme seçeneğiyle karşı karşıya kalabilir.</p>

<p>Böylece tartışma, makinelerin insanın işlerini yapmasından daha ileriye uzanıyor: Geleceğin insanı biyolojik varlığını koruyarak mı yaşayacak, yoksa giderek teknolojiyle bütünleşen farklı bir varlık biçimine mi dönüşecek?</p>

<h3><strong>İnsanlığın geleceğine kim karar verecek?</strong></h3>

<p>Sanders, söz konusu teknolojilerin geliştirilmesinin birkaç büyük şirketin kararlarına bırakılamayacağını savunuyor. Eylül ayında Temsilciler Meclisi üyesi Greg Casar ile gündeme getirdiği yasa teklifi, insan kabiliyetlerini aşan yapay süper zekânın yasaklanmasını ve ileri yapay zekâ çalışmalarının sıkı denetim sağlanıncaya kadar durdurulmasını öngörüyor. Teklif henüz yasalaşmış değil.</p>

<p>Katolik dünyasının ruhani lideri Papa XIV. Leo da Mayıs 2026'da yayımladığı <i>Magnifica Humanitas</i> başlıklı genelgesinde, teknolojik ilerlemenin insanın yerine geçmesi veya insanı değersizleştirmesi tehlikesine karşı uyarıda bulundu.</p>

<p>Transhümanizmin önündeki teknik engeller henüz aşılmış değil. Beyin implantları sınırlı klinik araştırmalarda kullanılırken insan bilincinin makineye aktarılması, biyolojik ölümsüzlük ve insanüstü varlık meydana getirilmesi gibi hedefler kanıtlanmış başarılar olmaktan uzak.</p>

<p>Ancak tartışmanın mahiyeti değişiyor. Bir zamanlar geleceğe ilişkin felsefi bir ihtimal olarak ele alınan insan-makine birleşmesi, bugün klinik araştırmaların, büyük teknoloji yatırımlarının ve siyasi düzenleme girişimlerinin kesiştiği bir meseleye dönüşüyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/transhumanizmde-yeni-asama-insani-asma-projesi-klinik-deneylere-tasindi</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/insan-ile-yapay-zeka-arasinda.png" type="image/jpeg" length="77136"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Latin Amerika'ya el atıyor: Çin'e karşı nüfuz savaşı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-latin-amerikaya-el-atiyor-cine-karsi-nufuz-savasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-latin-amerikaya-el-atiyor-cine-karsi-nufuz-savasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin Latin Amerika’ya asker sevkiyatı, uyuşturucuyla mücadelenin ötesinde Çin’e karşı nüfuz mücadelesini gündeme getirdi. Washington’ın bölgedeki askerî varlığını genişletmesi, İran savaşı sürerken yeni bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD yönetimi, Latin Amerika'daki askerî varlığını genişletmeye hazırlanıyor. <i>New York Times</i> gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre, New York'taki Fort Drum üssünde bulunan 10. Dağ Tümeni'ne bağlı yaklaşık 600 kişilik bir taburun unsurları, Panama, Kolombiya ve Honduras'ta yürütülecek eğitim ve tatbikat faaliyetlerinde görevlendirilecek.</p>

<p>Ancak Washington'ın bölgedeki askerî hareketliliği yalnızca uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleden ibaret görünmüyor. ABD'nin resmî güvenlik belgeleri ve üst düzey komutanlarının açıklamaları, Latin Amerika'nın Çin ile yürütülen küresel nüfuz mücadelesinde yeniden öncelikli bir konuma yerleştirildiğini gösteriyor.</p>

<p>Sevkiyat haberinin ardından Panama'daki ABD Büyükelçiliği, ülkeye 600 asker gönderildiği iddiasını reddetti. Büyükelçilik, hâlihazırda 120 Amerikan askerinin iki haftalık orman eğitimine katıldığını, bunların 25 Ekim'de ülkelerine döneceğini açıkladı. Dolayısıyla 600 kişilik tabura ilişkin bölgesel plan ile Panama'da aynı anda bulunduğu doğrulanan asker sayısı arasında ayrım yapılması gerekiyor.</p>

<p>Buna karşılık ABD'nin bölgedeki askerî yapılanmasını genişletmesi, yalnızca söz konusu sevkiyat haberine dayanmıyor. Yeni komutanlık düzenlemeleri, çok uluslu askerî koalisyon ve ortak operasyon hazırlıkları, Washington'ın Latin Amerika'ya yönelik daha kapsamlı bir strateji izlediğini ortaya koyuyor.</p>

<h2>ABD'li general açıkça söyledi: Çin'e kaptırılan üstünlük geri alınacak</h2>

<p>Gelişmelerin stratejik boyutunu açığa çıkaran en önemli açıklamalardan biri, ABD Ordusu Batı Yarımküre Komutanı General Joseph A. Ryan'dan geldi.</p>

<p>Ryan, Washington'da düzenlenen ABD Ordusu Derneği konferansında, Çin'in son yirmi yılda Latin Amerika'daki ekonomik nüfuzunu artırdığını belirterek ABD'nin bölgesel üstünlüğünü yeniden kazanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>General, ABD'nin bölgedeki ekonomik hâkimiyetini Çin'e kaptırdığını savunurken, denizde, karada ve toplumsal alanlarda kaybedilen etkinliğin yeniden elde edilmeye çalışıldığını ifade etti.</p>

<p>Bu açıklama, uyuşturucuyla mücadele faaliyetlerinin daha geniş bir jeopolitik stratejinin parçası olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Nitekim Trump yönetiminin Aralık 2025'te yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde, 1823 tarihli Monroe Doktrini'nin yeniden uygulanacağı açıkça belirtiliyor. Belgede ABD'nin Batı Yarımküre'deki üstünlüğünü tesis etmesi, bölge dışı güçlerin stratejik varlıklar üzerindeki kontrolünün sınırlandırılması ve Amerikan askerî varlığının yeniden düzenlenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece kartellerle mücadele, yalnızca suç örgütlerini hedef alan bir güvenlik politikası değil; ABD'nin ekonomik, diplomatik ve askerî nüfuzunu aynı anda güçlendirebileceği bir faaliyet alanı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Çin'in liman yatırımları, altyapı projeleri ve ticari ilişkiler yoluyla genişlettiği etkinlik karşısında Washington'ın askerî işbirliğine ağırlık vermesi de bu çerçevede anlam kazanıyor. Bununla birlikte her askerî tatbikatın doğrudan Çin'i hedeflediğini söylemek mümkün değil. ABD'nin kendi strateji belgeleri ise ekonomik rekabet ile bölgesel güvenlik yapılanmasını birbirine bağladığını açıkça ortaya koyuyor.</p>

<h2>Panama Kanalı ve Pasifik hattı neden önemli?</h2>

<p>ABD askerlerinin eğitim faaliyetlerinin merkezinde Panama'nın bulunması, ülkenin stratejik konumunu yeniden gündeme getiriyor.</p>

<p>Atlas Okyanusu ile Pasifik'i birbirine bağlayan Panama Kanalı, küresel deniz ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri. Washington yönetimi, Çin'in bölgedeki liman ve lojistik yatırımlarını ulusal güvenlik açısından bir rekabet unsuru olarak değerlendiriyor.</p>

<p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Ağustos ayında Panama'da yaptığı açıklamada, Monroe Doktrini'nin Trump yönetimince yeniden yorumlandığını belirterek yabancı güçlerin Panama Kanalı gibi stratejik bölgelerde belirleyici nüfuz kazanmasına izin vermeyeceklerini ifade etmişti.</p>

<p>Bu bağlamda Panama'daki askerî eğitim faaliyetleri, ABD'nin kanal çevresindeki güvenlik işbirliğinin genişleyen kapsamı içinde değerlendiriliyor.</p>

<p>Öte yandan <i>New York Times</i>'ın aktardığına göre Pentagon, Afrika'daki bazı MQ-9 Reaper insansız hava araçlarını Kolombiya ve Ekvador'a kaydırdı. İstihbarat toplama, gözetleme ve keşif kabiliyetlerine sahip bu araçların silahlı operasyonlarda da kullanılabilmesi, bölgedeki Amerikan faaliyetlerinin kapsamına ilişkin tartışmaları artırıyor.</p>

<p>Ancak İHA sevkiyatı, tek başına Çin'e karşı askerî müdahale hazırlığı yapıldığını veya belirli hedeflere saldırı kararı alındığını kanıtlamıyor. Asıl dikkat çekici gelişme, istihbarat kapasitesinin, askerî eğitimlerin ve operasyonel komuta yapısının aynı dönemde güçlendirilmesi.</p>

<h2>Trump'a yakın yönetimler askerî işbirliğini kolaylaştırıyor</h2>

<p>ABD'nin Latin Amerika politikasında dikkat çeken bir diğer gelişme, Washington'a yakın yönetimlerin işbaşına geldiği ülkelerle askerî ilişkilerin hızlandırılması.</p>

<p>Kolombiya'da Haziran 2026 seçimlerini kazanarak devlet başkanlığına gelen Abelardo de la Espriella ile Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, Donald Trump'ın desteklediği siyasi isimler arasında bulunuyor.</p>

<p>Her iki ülkenin de ABD ile güvenlik alanındaki işbirliğine açık olması, Washington'ın bölgesel askerî yapılanmasını genişletmesi açısından siyasi imkânlar sunuyor.</p>

<p>Mart ayında oluşturulan ve Ağustos itibarıyla ABD dâhil 19 üyeye ulaşan Amerika Kartellerle Mücadele Koalisyonu da bu sürecin kurumsal ayağını oluşturuyor.</p>

<p>Pentagon, koalisyon kapsamında ortak harekât planları hazırlanmasını, ülkeler arasında görev dağılımı yapılmasını ve askerî kapasitelerin birlikte kullanılmasını hedefliyor.</p>

<p>Bu yapılanmanın önemi yalnızca bugünkü siyasi ittifaklarla sınırlı değil.</p>

<p>Ortak tatbikatların süreklilik kazanması; yerel orduların eğitim, istihbarat paylaşımı, haberleşme ve lojistik alanlarında ABD ile daha yoğun ilişki kurmasına yol açabilir. Böyle bir bütünleşme, gelecekte hükümetler değişse bile askerî işbirliğinin sürdürülmesini kolaylaştırabilir.</p>

<p>Bununla birlikte söz konusu ülkelerin ordularının doğrudan Pentagon'un komuta zincirine bağlandığına veya gelecekteki hükümetlerin bu ilişkileri değiştiremeyeceğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Üstelik askerî işbirliğinin genişlemesi, egemenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Kolombiya'da yabancı askerlerin eğitmen veya danışman olarak bulunmasıyla doğrudan operasyonlara katılması arasında hukuki ayrım yapılıyor. Ülkede Amerikan askerlerinin muhtemel operasyonlarına ilişkin yasama organının yetkisi de tartışma konusu.</p>

<p>Dolayısıyla Washington'ın yakın siyasi müttefiklere sahip olması, istediği her askerî faaliyeti sınırsız biçimde gerçekleştirebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Askerî eğitimden doğrudan çatışmaya geçiş riski</h2>

<p>ABD'nin yeni planlarının en kritik yönlerinden biri, görevlendirilecek askerlerin muhtemel operasyonel işlevleri.</p>

<p><i>New York Times</i>'a konuşan yetkililer, 10. Dağ Tümeni askerlerinin bölgedeki Amerikan helikopterlerinin güvenliğini sağlayabileceğini ve yerel güçlere danışmanlık yapan ABD Özel Harekât birliklerinin tehlikeye girmesi durumunda müdahale edebileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu görevler, doğrudan geniş çaplı bir kara harekâtının başladığını göstermiyor. Ancak askerî varlığın eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin ötesinde, çatışma ihtimaline karşı güvenlik ve müdahale kapasitesiyle desteklenmesinin planlandığına işaret ediyor.</p>

<p>ABD Güney Komutanlığı'nın uyuşturucu kaçakçılığıyla ilişkilendirilen deniz hedeflerine yönelik operasyonlarını kara hedeflerine genişletme ihtimali de aynı tartışmayı güçlendiriyor.</p>

<p>Böyle bir genişleme, Amerikan askerlerinin yerel silahlı gruplarla karşılaşma riskini artırabilir. ABD personelinin saldırıya uğraması veya esir alınması gibi bir gelişme ise başlangıçta sınırlı tutulan bir operasyonun kapsamını büyütme yönünde siyasi baskı oluşturabilir.</p>

<p>Askerî literatürde <i>mission creep</i> olarak adlandırılan bu durum, belirli ve sınırlı hedeflerle başlayan görevlerin zaman içinde genişleyerek başlangıçta öngörülmeyen askerî yükümlülüklere dönüşmesini ifade ediyor.</p>

<p>Latin Amerika'daki mevcut askerî hazırlıklar böyle bir sonucun kaçınılmaz olduğunu göstermese de operasyonların sınırlarının ve çıkış şartlarının açıklığa kavuşturulmasını önemli hâle getiriyor.</p>

<h2>İran savaşı sürerken yeni bir cephe tartışması</h2>

<p>ABD'nin Latin Amerika'daki askerî faaliyetlerini genişletmesi, İran'la devam eden savaşın Amerikan ordusunun kaynakları üzerindeki baskısının sürdüğü bir döneme denk geliyor.</p>

<p>ABD Kongresi Araştırma Servisi'nin Ekim 2026'da güncellediği değerlendirmede, İran'a yönelik operasyonlarda kullanılan mühimmatın tedarik zincirlerinde darboğazlar oluşturduğu ve bazı stratejik stoklarda eksilmelere yol açtığı belirtiliyor.</p>

<p>Pentagon'un kendi denetim mekanizmalarından aktarılan bu değerlendirmeler, mühimmatın yeniden temininin zaman alacağını gösterirken Trump yönetimi, mevcut askerî stokların yeterli olduğunu savunuyor.</p>

<p>İran'daki savaş, Avrupa ve Asya'daki askerî yükümlülükler devam ederken Latin Amerika'da yeni bir operasyon alanının genişletilmesi, Washington'ın kuvvet ve kaynaklarını birden fazla cepheye dağıtması riskini gündeme getiriyor.</p>

<p><i>New York Times</i>'a konuşan bazı üst düzey ABD'li yetkililer de Savunma Bakanı Hegseth ve Trump yönetiminin bölgedeki operasyonlar için yeterince açık bir hedef ortaya koymadığından endişe duyduklarını belirtti.</p>

<p>Yetkililer, Amerikan askerlerinin yeni bir çatışmaya sürüklenmesi durumunda, bu çatışmadan nasıl çıkılacağına dair belirsizliğin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Söz konusu eleştiriler, askerî planlamanın kapsamı konusunda yönetim içinde kaygılar bulunduğunu gösteriyor. Ancak isimsiz yetkililerin açıklamalarından hareketle Pentagon'da örgütlü bir kurumsal isyan yaşandığı veya bilgilerin yönetimi sabote etmek amacıyla basına aktarıldığı sonucuna varmak mümkün değil.</p>

<h2>Washington'ın yeni stratejisinde belirleyici mesele asker sayısı değil</h2>

<p>ABD'nin Latin Amerika'ya yönelik hamlesinde 600 kişilik tabur planı dikkat çekse de gelişmenin asıl önemi asker sayısının ötesinde bulunuyor.</p>

<p>Washington bir yandan Çin'in ekonomik nüfuzunu geriletmeyi stratejik hedef olarak açıklarken diğer yandan uyuşturucu kartelleriyle mücadele çerçevesinde bölge ülkeleriyle ortak askerî yapılanmalar oluşturuyor.</p>

<p>Bu iki hedefin aynı güvenlik politikasında birleştirilmesi, Latin Amerika'daki ekonomik rekabetin giderek daha fazla askerî ve stratejik araçlarla yürütülmesi ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<p>Bunun ne ölçüde kalıcı bir askerî varlığa dönüşeceği ise henüz kesinleşmiş değil. Özellikle Panama'daki geçici eğitim faaliyetlerinin ardından birliklerin nerelerde görevlendirileceği, Kolombiya ve Honduras'ta doğrudan operasyon yetkisinin nasıl uygulanacağı ve Amerikan askerlerinin olası çatışmalarda hangi sorumlulukları üstleneceği belirleyici olacak.</p>

<p>ABD'nin Çin karşısında bölgesel üstünlüğünü yeniden tesis etme hedefi artık örtülü bir varsayım değil, resmî strateji belgelerinde açıkça yer alan bir politika. Tartışılması gereken esas mesele ise bu hedef doğrultusunda genişletilen askerî faaliyetlerin, Latin Amerika'daki ülkelerin egemenliklerini ve bölgenin güvenliğini nasıl etkileyeceği.</p>

<p>Kaynak: Harici</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-latin-amerikaya-el-atiyor-cine-karsi-nufuz-savasi</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/6c34f4f751d854760b1ca81799276ea3f44059c8.png" type="image/jpeg" length="75032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon krizinde asıl soru: Hesap mı sorulacak, dosya mı kapanacak?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/fon-krizinde-asil-soru-hesap-mi-sorulacak-dosya-mi-kapanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/fon-krizinde-asil-soru-hesap-mi-sorulacak-dosya-mi-kapanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizine ilişkin soruşturmalar sürerken, meselenin zamanla gündemden düşürülerek üzerinin örtülebileceği endişesi dile getiriliyor. Siyasi ve sivil toplum çevrelerinden yükselen uyarılar, krizin yalnızca mali zararlarla sınırlı olmadığını, denetimsizlik ve kayırmacılık iddialarının da aydınlatılması gerektiğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fon krizinin ardından başlatılan adli soruşturmalar ve hazırlanan yasal düzenlemeler, mağduriyetlerin giderilmesi bakımından önemli adımlar olarak değerlendirilirken, tartışmaların merkezinde başka bir soru bulunuyor: Yaşananların sorumluları bütün yönleriyle ortaya çıkarılacak mı, yoksa mali kayıpların telafisiyle birlikte dosya da kapanmış mı sayılacak?</p>

<p>Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, TVNET'te yayımlanan <i>Siyaseten</i> programında, sürecin zamana yayılarak sonuçsuz kalabileceği endişesini dile getirdi. Ünal, tartışmanın toplumda derin bir yara açtığını, bu yara gerçekten iyileştirilmediği takdirde görünmez hâle gelse bile toplumsal bünyeyi içeriden etkilemeye devam edeceğini vurguladı.</p>

<p>Bu uyarının işaret ettiği mesele, yalnızca bir dosyanın kapanıp kapanmayacağı değil, ortaya çıkan güven bunalımının nasıl giderileceği. Çünkü bir skandalın kamuoyunun gündeminden düşmesi, o skandalı mümkün kılan şartların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.</p>

<h3><strong>Denetimsizlik ve kayırmacılık iddiaları aydınlatılmalı</strong></h3>

<p>Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın 13 Ekim'de yayımladığı <i>Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz</i> başlıklı açıklamada da fon krizinin denetimsizlik, göz yumma ve kayırmacılıkla ilişkili olduğu savunularak sorumluların kimliklerine ve konumlarına bakılmaksızın hesap vermesi istendi.</p>

<p>Bu çıkış, yaşananların yalnızca bireysel kazanç hırsıyla açıklanıp açıklanamayacağı sorusunu gündeme taşıyor. Zira böylesine geniş çaplı bir krizde usulsüz işlemleri gerçekleştirenler kadar, bunların hangi denetim boşluklarından yararlanarak faaliyetlerini sürdürebildiğinin de araştırılması gerekiyor.</p>

<p>Asıl mesele, suça karıştığı iddia edilen kişilerin kimliklerinden ibaret değil; bunlara imkân sağlayan ilişkilerin, ihmallerin ve varsa himaye mekanizmalarının da ortaya çıkarılması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Güçlü konumdaki isimler mi kayırılıyor? Siyasi veya ekonomik nüfuz sahibi bazı kişilerin korunması söz konusu mu? Yoksa soruşturmaların uzun sürmesi, dosyanın kapsamından ve hukuki güçlüklerden mi kaynaklanıyor?</strong></p>

<p>Bu soruların cevabı peşin hükümlerle değil, bütün iddiaların ayrım gözetilmeksizin soruşturulması ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasıyla verilebilir.</p>

<h3><strong>Mağduriyetlerin giderilmesi hesap verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz</strong></h3>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu, 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda toplam 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğu açıklandı.</p>

<p>AK Parti tarafından Meclis'e sunulan fon tasfiyesine ilişkin kanun teklifi ise 14 Ekim'de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Düzenleme, yatırımcıların birikimlerinin iadesini, fonlardan hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılmasını ve kayıpların sorumlulardan tahsilini amaçlıyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 16 Ekim'de yaptığı açıklamada, soruşturmaların yeni bilgiler doğrultusunda derinleştirildiğini ve haksız kazanç sağlayanlarla hukuk önünde hesaplaşılacağını belirtti.</p>

<p>Dolayısıyla krize ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığını söylemek mümkün değil. Ancak adli işlemlerin başlamış olması, denetim sorumluluğuna ve siyasi nüfuz iddialarına ilişkin bütün soruların cevaplandırıldığı anlamına da gelmiyor.</p>

<p>Bir başka ifadeyle, yatırımcıların zararlarının karşılanmasıyla krizin sebeplerinin ve bütün sorumlularının ortaya çıkarılması birbirinden ayrı meseleler. Birincisinin gerçekleştirilmesi, ikincisine ilişkin hesap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor.</p>

<h3><strong>Hastalıklı unsurlar ayıklanmadan bünye sağlıklı kalabilir mi?</strong></h3>

<p>Sermaye piyasalarının bütünüyle suçlanmaması, meşru faaliyet gösteren kurumların ve dürüst yatırımcıların korunması gerektiği açık. Ancak sağlam olanı koruma gayreti, yanlışın üzerini örtmeye veya sorumluluğu bulunan kişileri himaye etmeye dönüşmemeli.</p>

<p>Bir bünyeyi ayakta tutmanın yolu, hastalıklı uzuvlarını sağlammış gibi göstermeye çalışmak değil; hastalığın kaynağını teşhis etmek ve gerekli müdahaleyi gerçekleştirmektir. Aksi hâlde korunmak istenen sağlıklı yapı da zamanla zarar görür.</p>

<p>Kamu düzeninde bunun karşılığı, suçluluğu yargı kararıyla belirlenenlerin hesap vermesi, görevini ihmal edenlerin sorumluluğunun tespit edilmesi ve suistimallere imkân sağlayan kurumsal ilişkilerin ortadan kaldırılmasıdır.</p>

<p>Üstelik mesele yalnızca cezai sorumlulukla da sınırlı değil. Hukuken suç teşkil etmeyen fakat kamu yönetiminde güveni aşındıran himaye ve kayırmacılık ilişkilerinin de açıklığa kavuşturulması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye'nin son yıllarda elde ettiği kazanımların korunması, yanlışların görmezden gelinmesine değil, bunlarla kararlılıkla mücadele edilmesine bağlı.</p>

<p>Fon krizinin ardından ortaya çıkan güven bunalımı da ancak böyle aşılabilir. Aksi takdirde dosyanın kapanması, toplumun zihnindeki soruların da kapanacağı anlamına gelmeyecek.</p>

<p><strong>Bugün cevaplandırılması gereken asıl soru, krizin nasıl gündemden çıkarılacağı değil; bu krizi mümkün kılan şartların gerçekten ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağıdır. Çünkü üzeri örtülen yara iyileşmez; içeriden büyümeye devam eder.</strong></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/fon-krizinde-asil-soru-hesap-mi-sorulacak-dosya-mi-kapanacak</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/1536x864-cmsv2-96758b1e-0f53-5230-b6aa-09c7e3e4b4a3-9934629jpg.webp" type="image/jpeg" length="40910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa'da toplumsal öfke büyüyor: Gençler, işçiler ve Sarı Yelekliler aynı sokakta]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/avrupada-toplumsal-ofke-buyuyor-gencler-isciler-ve-sari-yelekliler-ayni-sokakta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/avrupada-toplumsal-ofke-buyuyor-gencler-isciler-ve-sari-yelekliler-ayni-sokakta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa, İtalya, Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinde hayat pahalılığına, eğitimdeki sorunlara ve kamu harcamalarındaki kesintilere karşı düzenlenen protestolarda Filistin dayanışması ve İsrail karşıtı tepkiler de öne çıktı. Filistin bayrakları ve kefiyelerle meydanlara çıkan öğrenciler, sendikalar ve farklı toplumsal kesimler, ekonomik şartların ağırlaşmasına ve hükümetlerin politikalarına karşı ortak talepler dile getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa'da son günlerde büyüyen protestolar, öğrenci hareketlerinden işçi sendikalarına, yıllardır ekonomik eşitsizliğe karşı mücadele eden gruplardan siyasi örgütlere kadar farklı toplumsal kesimleri yeniden sokakta buluşturdu. Fransa'da öğretmen eksikliğine ve bakımsız okullara karşı başlayan öğrenci eylemleri, 2018'de akaryakıt zamlarına karşı ortaya çıkan Sarı Yelekliler hareketinin mensuplarıyla birleşti. Sosyal medya üzerinden yayılan protesto çağrılarının arkasında ise ücretler, barınma, eğitim ve geçim şartlarına ilişkin giderek büyüyen rahatsızlıklar bulunuyor.</p>

<p>17 Ekim Cumartesi günü Fransa'da yüz binlerce kişi gösterilere katılırken İtalya, Belçika, Portekiz ve Arnavutluk'ta da kitlesel eylemler düzenlendi. Ülkelerdeki protestoların gerekçeleri ve siyasi hedefleri birbirinden farklı olsa da kamu harcamalarının kısılması, hayat pahalılığı, işsizlik ve yönetimlere yönelik güvensizlik birçok gösterinin ortak başlıklarını oluşturuyor.</p>

<h3><strong>Fransa'da 550 bin kişi sokağa çıktı</strong></h3>

<p>Protestoların en geniş çaplısı Fransa'da yaşandı. İçişleri Bakanlığının verilerine göre ülke genelindeki gösterilere yaklaşık 550 bin kişi katılırken organizatörler katılımın 800 bine ulaştığını açıkladı. Yalnızca Paris'te yaklaşık 110 bin kişi yürüdü.</p>

<p>Eylül ayında Paris'in işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı banliyölerinde başlayan öğrenci protestoları, kısa sürede başka şehirlere yayıldı. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve eğitim kurumlarının fiziki şartlarına yönelik itirazlar, polis müdahalelerinin ardından daha geniş bir siyasi ve toplumsal tepkiye dönüştü.</p>

<p><img height="768" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/6-1024x768.jpg" width="1024" /></p>

<p>17 Ekim gösterilerinde lise öğrencileri, sendikalar, çeşitli sol örgütler ve Sarı Yelekliler aynı meydanlarda bir araya geldi. Göstericiler daha yüksek ücretler, hayat pahalılığının hafifletilmesi, kamu hizmetlerinin korunması ve eğitim şartlarının iyileştirilmesini talep etti.</p>

<p>Gösterilerin büyük bölümü barışçıl gerçekleşmesine rağmen Paris, Marsilya, Lyon, Bordeaux ve Limoges başta olmak üzere birçok şehirde polisle çatışmalar, kundaklamalar ve yağmalar yaşandı. Limoges kentinde tarihî belediye binası çıkan yangında ağır hasar gördü.</p>

<p>Reuters'ın 18 Ekim'de aktardığı son resmî bilançoya göre Fransa genelinde yaklaşık 1.800 kişi gözaltına alındı, 500'den fazla güvenlik görevlisi yaralandı. Paris'te ise 855 kişi gözaltına alındı. Gösteriler sırasında kalbi duran bir kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron şiddet olaylarını kınayarak sorumluların cezalandırılacağını açıkladı. Başbakan Sébastien Lecornu ise şiddet olaylarından aşırı sol grupları ve yağmalara katılan kişileri sorumlu tuttu. Muhalefetin bir bölümü, protestoların yönetilme biçimini ve polis müdahalelerini eleştirdi.</p>

<h3><strong>Sarı Yelekliler ile öğrencileri buluşturan ekonomik şartlar</strong></h3>

<p>Fransa'daki hareketliliğin dikkat çekici tarafı, farklı dönemlerde ortaya çıkan toplumsal tepkilerin ortak taleplerde buluşması oldu.</p>

<p>2018 yılında akaryakıt vergilerine karşı başlayan Sarı Yelekliler hareketi, zamanla gelir eşitsizliğine ve Macron yönetimine karşı geniş çaplı protestolara dönüşmüştü. Aradan geçen sekiz yılın ardından benzer ekonomik şikâyetler, bu kez lise öğrencilerinin talepleriyle aynı zeminde karşılık buldu.</p>

<p>Gösterilerin örgütlenmesinde sosyal medya önemli rol oynadı. Le Monde'un araştırması, 17 Ekim çağrılarının başlangıçta TikTok üzerinden yayıldığını, bazı çağrı görsellerinin yapay zekâyla hazırlandığını ortaya koydu. Hareketin başlangıçtaki örgütleyicileri hakkında belirsizlikler bulunsa da ilerleyen süreçte sendikalar ve çeşitli siyasi oluşumlar protestolara destek verdi.</p>

<p>Fransa'da öğrenci hareketleriyle Sarı Yeleklilerin buluşması, protestoların yalnızca belirli bir yaş grubuna veya tek bir siyasi örgüte dayanmadığını gösterdi. Eğitim şartlarından yakınan öğrencilerle akaryakıt fiyatlarına itiraz eden çalışanların talepleri, hayatlarını doğrudan etkileyen ekonomik ve siyasi kararlar etrafında birleşti.</p>

<p>Bu toplumsal rahatsızlık, hükümetin bütçe politikalarıyla da bağlantılı. Fransa yönetimi, 2027 bütçe tasarısında yaklaşık 43 milyar avroluk tasarruf ve ek gelir tedbirleri öngörüyor. Emekli aylıkları, sağlık harcamaları ve kamu çalışanlarına ilişkin düzenlemeler tartışmaların merkezinde bulunuyor.</p>

<p>Hükümet bütçe açığını ve kamu borcunu kontrol altına almaya çalışırken sendikalar ile muhalif kesimler ekonomik yükün çalışanlara ve kamu hizmetlerinden yararlanan vatandaşlara aktarıldığını savunuyor.</p>

<h3><strong>İtalya'da savaş harcamalarına ve hayat pahalılığına tepki</strong></h3>

<p>İtalya'da da ekonomik talepler ile savaş karşıtı hareketler aynı dönemde sokağa çıktı.</p>

<p>Milano'da hayat pahalılığına ve savaşlara karşı düzenlenen gösteriler sırasında polisle çatışmalar yaşandı. Duomo Meydanı çevresinde barikatlar kuruldu, bazı iş yerleri yağmalandı ve yaklaşık 50 kişi gözaltına alındı. Bologna'da da benzer olaylar meydana geldi.</p>

<p>Başkent Roma'da ise CGIL sendikası ile çok sayıda sivil toplum kuruluşunun katıldığı geniş çaplı bir yürüyüş düzenlendi. Çalışma hayatı, ücretler, emeklilik, barış ve kamu hizmetleri gösterinin başlıca konuları arasında yer aldı.</p>

<p>CGIL Genel Sekreteri Maurizio Landini, gösteride 100 binden fazla kişinin bulunduğunu öne sürerek 20 Kasım'da genel grev düzenleyeceklerini açıkladı.</p>

<p>İtalya'daki gösterilerde savaş harcamalarına ayrılan kaynaklarla vatandaşların ekonomik ihtiyaçları arasındaki ilişki de öne çıktı. Sendikalar, silahlanmaya yönelik harcamalar yerine ücretlerin artırılmasını, sağlık ve eğitim hizmetlerinin güçlendirilmesini talep ediyor.</p>

<p>Başbakan Giorgia Meloni protesto hakkının meşru olduğunu belirtirken şiddet olaylarını kınadı.</p>

<h3><strong>Belçika'da eğitim, Portekiz'de barınma krizi</strong></h3>

<p>Belçika'daki gösterilerin odağında ise eğitim politikaları bulunuyor.</p>

<p>Valonya-Brüksel Federasyonunun eğitim harcamalarında tasarruf öngören reformları, öğrencilerin ve öğretmenlerin tepkisini çekti. Brüksel ve Liège'de düzenlenen protestolarda polisle çatışmalar yaşandı. Göstericiler, eğitim maliyetlerinin artmasına ve yükseköğretime erişimin zorlaşmasına karşı çıktı.</p>

<p>Reuters'ın görüştüğü göstericilerin bir bölümü Fransa'daki protestolardan etkilendiklerini belirtti. Bununla birlikte Belçika'daki öğrenci hareketinin kendi eğitim reformlarına dayanan daha eski bir geçmişi bulunuyor.</p>

<p>Portekiz'de ise barınma krizi öne çıktı. Lizbon'da on binlerce kişi konut fiyatlarına, yüksek kiralara ve hayat pahalılığına karşı yürüdü. Porto ve Coimbra'da da gösteriler düzenlendi.</p>

<p>Portekiz'de konut fiyatlarının 2017'den bu yana iki katına çıkması, özellikle büyük şehirlerde yaşayan çalışanların ve gençlerin geçim şartlarını ağırlaştırdı. Sendikalar ücretlerin artırılmasını ve vatandaşların konuta erişimini kolaylaştıracak tedbirler alınmasını istiyor.</p>

<h3><strong>Arnavutluk'ta protestolar iktidarın istifası talebine dönüştü</strong></h3>

<p>Arnavutluk'taki gösteriler ise diğer Avrupa ülkelerinden daha doğrudan bir siyasi hedef taşıyor.</p>

<p>Başkent Tiran'da öğrencilerin öncülük ettiği protestolarda yolsuzluk, işsizlik, ekonomik ayrıcalıklar ve eğitim sistemindeki sorunlar gündeme geldi. Göstericiler Başbakan Edi Rama'nın istifasını talep etti.</p>

<p>Güvenlik güçleriyle protestocular arasında şiddetli çatışmalar yaşanırken hükümet binaları ve bankalar hedef alındı.</p>

<p>Rama hükümeti protestoları değerlendirdiği açıklamalarında şiddeti kınarken istifa taleplerini reddetti.</p>

<h3><strong>Avrupa'daki ekonomik krizi ağırlaştıran savaş</strong></h3>

<p>Farklı ülkelerdeki protestoların aynı dönemde yoğunlaşmasında Avrupa'nın karşı karşıya bulunduğu enerji ve bütçe sorunları da etkili oluyor.</p>

<p>ABD ve İsrail'in İran'la savaşının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki enerji ticaretinde yaşanan aksaklıklar, Avrupa'daki enerji maliyetlerini yükseltti.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 6 Ekim'de Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada şubat sonundan itibaren doğal gaz fiyatlarının yüzde 140 arttığını, dizel fiyatlarının iki katına çıktığını ve ithal fosil yakıtların Avrupa'ya yaklaşık 100 milyar avroluk ilave maliyet getirdiğini açıkladı.</p>

<p>Artan enerji fiyatları ulaşım, üretim ve günlük tüketim giderlerini de etkiliyor. Buna karşılık Avrupa hükümetleri kamu borçları ve bütçe açıkları nedeniyle harcamalarını sınırlandırmaya çalışıyor.</p>

<p>Böylece ekonomik krizin yükünün kim tarafından karşılanacağı meselesi giderek büyüyor. Hükümetlerin mali disiplin gerekçesiyle aldığı tedbirler, vatandaşların alım gücünün korunması ve kamu hizmetlerine erişim talepleriyle karşı karşıya geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Gazze dayanışmasıyla kesişen toplumsal hareketler</strong></h3>

<p>Avrupa'daki protestoların dikkat çeken bir başka boyutu, Filistin'e destek gösterilerinde de faaliyet yürüten bazı örgütlerin ekonomik ve sosyal haklar mücadelesinde yer alması.</p>

<p>Fransa'da CGT sendikası ve Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) gibi oluşumlar hem Filistin dayanışma faaliyetlerinde hem de hayat pahalılığına yönelik protestolarda görünür durumda. İtalya'da ise sendikal hareket, sosyal hak taleplerini barış ve savaş harcamalarına yönelik itirazlarla birlikte gündeme getiriyor.</p>

<p>Bununla birlikte bu örgütsel kesişmelerin bütün göstericilerin aynı siyasi görüşe sahip olduğu anlamına gelmediği görülüyor. Gazze'deki sivillere yönelik saldırılara karşı çıkmak, İsrail hükümetinin politikalarını protesto etmek ve İsrail'e yönelik daha kapsamlı bir ideolojik karşıtlık benimsemek farklı siyasi tutumlar olarak varlığını sürdürüyor.</p>

<p>Dolayısıyla ekonomik talepler etrafında birleşen geniş protestocu kitlenin, Filistin meselesinde veya diğer uluslararası sorunlarda bütünüyle ortak bir siyasi programa sahip olduğu söylenemiyor.</p>

<h3><strong>Protestoların devam edip etmeyeceği belirsiz</strong></h3>

<p>Fransa'daki öğrenci hareketinin sendikalarla ve Sarı Yeleklilerle kurduğu birliktelik, Avrupa'da protestoların önümüzdeki haftalarda nasıl gelişeceği açısından önem taşıyor.</p>

<p>İtalya'da 20 Kasım için ilan edilen genel grev ve Belçika'daki eğitim reformlarına karşı süren itirazlar, toplumsal hareketliliğin yalnızca bir hafta sonuyla sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte Avrupa'da yaşananları tek merkezden yönetilen ortak bir ayaklanma olarak değerlendirmek için yeterli delil bulunmuyor. Protestolar farklı siyasi şartlarda ortaya çıkıyor ve ayrı hedefler taşıyor.</p>

<p>Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde yeniden görünür hâle gelen toplumsal hareketlilik, ekonomik şartlar ağırlaştığında farklı yaş gruplarının ve siyasi çevrelerin ortak talepler etrafında bir araya gelebildiğini ortaya koyuyor. Bundan sonraki süreçte belirleyici olan, bu birlikteliğin kalıcı bir örgütlenmeye dönüşüp dönüşmeyeceği ve hükümetlerin ekonomik taleplere nasıl karşılık vereceği olacak.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/avrupada-toplumsal-ofke-buyuyor-gencler-isciler-ve-sari-yelekliler-ayni-sokakta</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/tomas2-12-1.jpg" type="image/jpeg" length="72260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tel Aviv’in dağlarında çiçekler açacak mı?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tel-avivin-daglarinda-cicekler-acacak-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tel-avivin-daglarinda-cicekler-acacak-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Ünal, Bakü’yü kurtaran Kafkas İslam Ordusu’na yazılan marşların, siyasi rüzgâra göre nasıl değiştiğini anlatıyor. Halil Paşa’nın "güçlü bir hükümet görürlerse ilk bize dirsek çevirirler" uyarısından hareketle Azerbaycan’ın bugünkü eksenini sorguluyor. Tel Aviv’in dağlarında çiçekler açacak mı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“İzmir’in dağlarında çiçekler açar” sözleriyle başlayan ve İzmir Marşı olarak bilinen ezgi geçtiğimiz günlerde çokça tartışıldı. Güfte ve bestesinin kime ait olduğu bilinmiyor ama bu ezginin aslı “Kafkas Marşı”dır ve Merhum Enver Paşa’ya ithaf edilmiştir. Hikayesi hazindir.</p>

<p color="dimmed">1917 yılında Osmanlı Ordusu birçok cephede vatan savunması yapıyordu. O esnada Rusya’da ihtilal oldu, Moskova’da Bolşevikler idareyi ele aldılar. Rus Ordusu Kafkasya’da işgal ettiği topraklardan çekilmeye başladı. Rusların boşalttığı topraklarda, Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır’da Ermeniler katliama başladılar. Osmanlı Ordusu, mezalimi durdurmak için müdahale etti, Batum’dan Iğdır’a, Nahcivan’dan Muş’a kadar işgal edilmiş topraklar kurtarıldı.</p>

<p color="dimmed">Rus Ordusu’nun çekildiği güney Kafkasya’da Ermeniler, Gürcüler ve Azeriler Transkafkasya Konfederasyonunu kurmuşlardı. Ermeni ve Gürcüler örgütlü ve silahlıydılar. Ermeniler, 1918 yılının Mart ayında, 3 gün içinde, 50 bin Azeri Türkünü katlettiler. Bakü, Bolşevikler ve Ermenilerin işgali altındaydı.</p>

<p color="dimmed">Enver Paşa, Türkiye’nin doğu illerini Ermeni katliamından kurtardıktan sonra başta Azeriler olmak üzere Kafkasya Müslümanlarının imdadına koştu. Lakin Almanya, Osmanlı’nın Kafkasya’ya müdahalesine sert bir şekilde karşı çıkıyordu; müttefikler kendi içlerinde çatışmaya bile başlamıştı. Alman baskısıyla İstanbul’da saray da Kafkasya harekâtını onaylamadı.</p>

<p color="dimmed">Enver Paşa, Libya Cephesi’ndeki kardeşi Nuri (Killigil) Bey’e gayri resmi bir ordu kurma görevi verdi. Nuri Bey paşa yapıldı, ordusuna “Kafkas İslam Ordusu” adı konuldu, Enver Paşa’nın amcası, doğu orduları grup komutanı Halil (Kut) Paşa da bu ordudan sorumlu tutuldu.</p>

<p color="dimmed">Nuri Paşa, Libya’dan hızla Musul’a geldi, Tebriz üzerinden Nahcivan’a varıp Aras Nehri’ni geçti, Zengezur’u aşarak Gence şehrine ulaştı. Osmanlı ordusundan çok sayıda asker de Gence’ye kaydırıldı. Gence’de bayram havası vardı. Azeri gençler hızla eğitimden geçirildi. Nuri Paşa, ordusuyla doğuya, Bakü üzerine yürüdü. Bakü’yü savunmak için İngilizler de Ermenilerin yardımına koşmuştu. Nuri Paşa, ağır zayiat vererek ama kahramanca savaşarak 15 Eylül 1918 sabahı Bakü’yü Ermeni, Rus ve İngiliz işgalinden kurtardı. Azerbaycan Milli Şurası Başkanı Mehmet Emin Resulzade’ye zafer haberini bizzat Enver Paşa verdi.</p>

<p color="dimmed">Muhteşem bir zaferdi. Azerbaycan uçurumun kenarından dönmüş, umutların tamamen tükendiği bir noktada yeniden var olabilmişti.</p>

<p color="dimmed">Enver, Halil ve Nuri Paşalar Azerilerin gönlüne sarsılmaz taht kurmuşlardı. Adlarına marşlar yazıldı, “mahnılar” düzüldü. Enver Paşa için yazılan, “Kafkasya Dağları’nda çiçekler açar” diye başlayan “Kafkas Marşı” Azerbaycan göklerini inletti. “Hoş gelişler ola / Kahraman Enver Paşa” marşı dillere yerleşti. Kafkas Ordusu için yazılan “Çırpınırdı Karadeniz” marşı adeta milli marşa dönüştü. “Nuri Paşa at belinde, Türkiye’den Kars’tan gelir / Azerbaycan diye diye, yenilmeyen Arslan gelir” marşı kalpleri titretti. Gence’de toplanan Osmanlı askerlerinin kırmızı fesleri ve püsküllerini anlatan “Laleler” mahnısı, “Yazın evvelinde Gence Çölü’nde / Çıkıplar yine de dize laleler” sözleriyle dilden dile ulaştı.</p>

<p color="dimmed">1918 sonunda Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, Osmanlı Devleti yenilmişti. Enver Paşa Nuri Paşa’ya telgraf üstüne telgraf çekiyor, Azerbaycan’ın uluslararası tanınması için mücadele etmesini emrediyordu. Mondros Mütarekesi gereği Osmanlı askerlerinin Kafkasya’dan çekilmesi gerekiyordu; Enver Paşa Nuri Paşa’ya gerekirse Osmanlı vatandaşlığından çıkmasını, ordusuyla orada kalmasını söylüyordu.</p>

<p color="dimmed">İstanbul’daki son günlerinde Enver Paşa Nuri Paşa’ya “gayet mahrem ve zata mahsustur” notuyla bir telgraf çekerek şunları yazıyordu: “Burada çalışacağım mühim bir iş olmazsa, sıkılmamak için, Azerbaycan’a gelerek, hem orada, hem Şimali Kafkas’ta çalışmak hatırıma geliyor… Kanaatin nedir? Benim oraya gelip gelmemekliğim hakkında ne düşünürsün? Bir iş görülebilir mi?” Bu telgrafa amcası Halil Paşa cevap verir: “Zatıdevletlerinin Azerbaycan seyahati hakkındaki fikri devletlerine iştirak etmiyorum. Asırlardan beri tahakküm altında ezilmiş olan Azerbaycanlıları pek ….. buldum (boşluk şifreli yazılmış). Bu halk, hükümetimizin idaresi ve hatta içlerinde askerimiz olmadıkça bir iş görecek, kabiliyet gösterecek mevcudiyette olmadıklarına kanaat getirdim. Yarın burada, kuvvetli başka hükümetlerin tesiri görülünce, bugün bizim neslimizden olduklarını iddia ederek bize sarılan halk, en evvel, içlerine girmiş olan bizlere dirsek çevirecektir.”</p>

<p color="dimmed">Enver Paşa umutsuz, istikametini Berlin’e çevirir. Oradan Moskova. Sonra Anadolu’ya geçmek için Batum’a gelir. Anadolu’da hakkında tutuklama kararı çıkarılır. Sakarya Savaşı zaferle neticelenince, Enver Paşa’nın Anadolu hayali söner. Artık istikameti Türkistan’dır; gidecek, orada ordular kuracak, Müslümanları ayağa kaldıracaktır. Türkistan’ın giriş kapısı Bakü’dür.</p>

<p color="dimmed">Şevket Süreyya Aydemir, “Enver” adlı kitabında, İttahatçı Muhittin Bey’in hatıralarını aktarır. Enver Paşa Bakü’de Türkiye Sefarethanesi’nde Muhittin Bey’le karşılaşır, kucaklaşır, uzun uzun sohbet ederler. Sonra Enver Paşa, yine kucaklaşarak vedalaşır ve şehit olacağı Türkistan’a doğru yola çıkar. Muhittin Bey, birkaç saat sonra Bakü caddelerinde yürürken limandan Krasnovodsk’a giden bir geminin ayrıldığını görür. Güvertede gezinen birini de Enver Paşa’ya benzetir. Muhittin Bey şöyle anlatıyor: “Bu sırada ve bir tesadüf olarak, deniz kenarında, Bulvar denilen parkta, bir Azeri saz takımı defli tamburlu okuyucuları ile o sıralarda moda olan bir şarkıyı vuruyordu: “Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa”. Fakat gemi, artık uzaktaydı. Yolcu bunu duyamazdı.”</p>

<p color="dimmed">Enver Paşa için yazılan marş artık Mustafa Kemal için söyleniyordu. “Hoş gelişler ola / Kahraman Enver Paşa” marşı da “Hoş gelişler ola / Mustafa Kemal Paşa” halini almıştı. “Çırpınırdı Karadeniz” Marşı gah Ülkücülerin dilinde “Bütün dünya kurban olsun / Türk’ün Başbuğ Türkeş’ine”, gah İslamcıların dilinde “kuşların gözbebeğine ‘hak yol İslam’ yazacağız” şekline dönüşmüştü. Azerin’in dilinde ise sözler “Türk’ün şanlı bayrağını / Karabağ’a asacağız” şeklinde değiştirilmişti. Sovyet işgali de “Laleler” mahnısını değiştirmiş, “Bakü’nün gözü yoldadır” sözleri “Reşid’in gözü yoldadır” olmuştu.</p>

<p color="dimmed">Azerbaycan Sovyet işgalindeyken başka hangi marşların, mahnıların sözleri değişmiştir acaba? Mesela “hoş gelişler ola, Josef Stalin Paşa” denilmiş midir ki? Acaba şimdi de o meşhur marşın sözleri “Tel Aviv’in dağlarında çiçekler açar” olarak değiştirilir mi?</p>

<p color="dimmed">Bizimkisi merak. Sadece sanatsal, müzikal merak. Zaten bu yazı politik bir yazı da değil; bugün sanat tarihi, müzik tarihi üzerine karalayasım geldi sadece.</p>

<p>Kaynak: Yeni Şafak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tel-avivin-daglarinda-cicekler-acacak-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Oct 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/herzog-aliyev-2053450.jpg" type="image/jpeg" length="67232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı isimli eserin 4. baskısı çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sahabilerin-rolu-ve-manasi-isimli-eserin-4-baskisi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sahabilerin-rolu-ve-manasi-isimli-eserin-4-baskisi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salih Mirzabeyoğlu’nun, sahâbîlerin Allah Resûlü’ne nisbetle taşıdığı mânâyı, İslâm’ın sonraki nesillere intikalindeki yerlerini ve ümmet içindeki temel rollerini ele aldığı “Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı” isimli eseri, İbda Yayınları tarafından 4. baskısıyla yeniden okuyucuyla buluştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun, sahâbîlerin İslâm’daki yerini ve Allah Resûlü’ne nisbetle taşıdıkları mânâyı ele aldığı <strong>“Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı”</strong> isimli eseri, İBDA Yayınları tarafından 4. baskısıyla okuyucuyla buluştu.</p>

<p>Mirzabeyoğlu eserinde, bilindiği zannedilen “sahâbî” vasfını yeniden ele alıyor ve sahâbîlerin rolü ile mânâsının aslına uygun biçimde anlaşılmasını İslâm anlayışı bakımından temel bir mesele olarak ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eserde sahâbîler, yalnızca İslâm’ın ilk yıllarında yaşamış, büyük fedakârlıklar ve kahramanlıklar göstermiş tarihî şahsiyetler olarak ele alınmıyor. Mirzabeyoğlu, onları “ümmetin temel taşı ve temel yapısı” olarak değerlendirirken, sahâbî vasfını Allah Resûlü ile kurulan doğrudan nisbet içerisinde açıklıyor. Bu çerçevede sahâbîlerin Allah Resûlü etrafında meydana gelen “topluluk hakikati” içindeki yerini, birbirleriyle ve sonraki Müslüman nesillerle irtibatını inceliyor.</p>

<p>Kitabın merkezindeki meselelerden biri de Kur’an, hadis ve sünnetin sonraki nesillere sahâbîler vasıtasıyla ulaşmış olması. Vahyin ilk muhatapları olan sahâbîler, Allah Resûlü’nün sözlerini, fiillerini ve yaşayışını doğrudan görmüş, Kur’an’ın inişine şahit olmuş ve İslâm’ın hayata tatbikinin ilk örneklerini ortaya koymuş bir nesil olarak değerlendiriliyor. Kur’an ayetlerinin onların hayatı içerisinde nazil olması ve sahâbîlerin doğrudan Allah Resûlü’nün terbiyesinden geçmesi, eserde onların erişilmez mevkiinin başlıca dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Mirzabeyoğlu, sahâbî meselesini aynı zamanda Allah Resûlü’nü doğru tanımanın usûlü bakımından ele alıyor. Sahâbîlerin Allah Resûlü’nden bağımsız değerlendirilemeyeceğini, onların kıymetlerinin O’na olan nisbetlerinden geldiğini gösterirken, sahâbîlerin herhangi bir kısmını dışlayan veya onların İslâm’daki mevkiini sarsmaya yönelen anlayışların neticelerini de tahlil ediyor. Bu yönüyle eser, sahâbîleri anlatan klasik bir tarih veya menkıbe kitabının ötesinde, İslâm’ın nasıl anlaşılması gerektiğine dair temel bir fikir meselesini işliyor.</p>

<p>“Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı”, sahâbî vasfını hiç bilinmiyormuşçasına yeniden okumaya çağırırken, onların rolü ve mânâsının anlaşılmasını İslâm’ın bütünlüğü içerisinde konumlandırıyor. Eserin takdiminde ifade edildiği üzere mesele, sahâbîlerin gerçek mânâlarıyla anlaşılması üzerinden “İslâm’ın bütün haşmetiyle görünmesi dâvâsı”na bağlanıyor.</p>

<p>4. baskısıyla yeniden okuyucuya sunulan eser, İbda fikriyatının sahâbî, sünnet, hadis, ümmet ve Allah Resûlü’ne bağlılık meselelerini bir bütün halinde ele aldığı temel eserlerden biri olma vasfını taşıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler, Kitap</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sahabilerin-rolu-ve-manasi-isimli-eserin-4-baskisi-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/sahabilerin-rolu-ve-manasi-cikti.png" type="image/jpeg" length="32287"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kassam Tugayları'ndan Yahya Sinvar için ezgi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/yahya-sinvar-4.jpg" type="image/jpeg" length="57350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalçın Turgut Balaban’ı vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yalcin-turgut-balabani-vefatinin-yil-donumunde-rahmetle-aniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yalcin-turgut-balabani-vefatinin-yil-donumunde-rahmetle-aniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük Doğu-İbda çizgisinin mücadele, yayıncılık ve sanat sahasındaki önemli isimlerinden, Salih Mirzabeyoğlu’nun dava ve yol arkadaşı, ressam ve karikatürist Yalçın Turgut Balaban, 17 Ekim 2021’de Hakk’ın rahmetine kavuşmuştu. Vefatının 5. sene-i devriyesinde Yalçın Turgut Balaban’ı rahmetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Büyük Doğu-İbda hareketinin yakın tarihine bizzat şahitlik eden ve bu tarihin birçok safhasında doğrudan yer alan Yalçın Turgut Balaban, 17 Ekim 2021’de, Mevlid Kandili gecesi Hakk’ın rahmetine kavuştu. Hayatının önemli bir bölümünü fikir, sanat, yayıncılık ve mücadele içinde geçiren Balaban, Kandilli Mezarlığı’nda babasının yanına defnedildi. Ardında yalnızca çizgilerini ve sanat eserlerini değil, Büyük Doğu-İbda hareketinin yarım asra yaklaşan bir devresine dair canlı şahitlikler bıraktı.</p>

<p>Vefatının 5. sene-i devriyesinde Yalçın Turgut Balaban’ı rahmetle yâd ederken, hayatından, mücadelesinden ve hatıralarından bazı kesitleri okuyucularımız için hazırladık.</p>

<p><strong>Eskişehir’de başlayan yol arkadaşlığı</strong></p>

<p>1950 yılında dünyaya gelen Yalçın Turgut Balaban, çocukluk yıllarını İstanbul Erenköy’de geçirdi. Zihni Paşa İlkokulu’nun ardından Saint Joseph Fransız Lisesi’nde eğitim gördü. Devlet Demiryolları’nda müfettiş olan babasının Eskişehir’e tayini üzerine öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi’nde sürdürdü.</p>

<p>Eskişehir yılları, Balaban’ın hayatında yalnızca bir şehir değişikliği olmadı. Hayatının bundan sonraki istikametini belirleyecek Salih Mirzabeyoğlu ile de burada tanıştı. Genç yaşlarda başlayan bu tanışıklık, zamanla fikrî ve mücadele arkadaşlığına, oradan da yarım asra yaklaşan güçlü bir dostluğa dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balaban, sonraki yıllarda verdiği röportajlarda bu dönemi anlatırken Salih Mirzabeyoğlu’nun gençlik yıllarından itibaren çevresindeki insanlardan ayrılan taraflarına dikkat çekti. Fikirle hayat arasında kopukluk taşımayan, sözüyle yaşantısını birbirinden ayırmayan bir şahsiyet olarak Mirzabeyoğlu’nun kendisi üzerindeki tesirini birçok defa dile getirdi.</p>

<p>İstanbul’a dönüşlerinden sonra bu beraberlik yeni bir safhaya geçti. 1970’li yıllarda Türkiye’de siyasî kamplaşmanın, sokak çatışmalarının ve gençlik hareketlerinin yoğunlaştığı bir ortamda Balaban da fikrî ve siyasî mücadelenin içerisinde yer aldı. Mirzabeyoğlu'nun çıkardığı Gölge dergisinin birinci ve ikinci döneminde görev aldı, genel yayın yönetmenliği ve çizerlik yaptı. Daha sonra yine Mirzabeyoğlu'nun çıkardığı Akıncı Güç kadrosunda bulundu.</p>

<p><img alt="Yalçın Turgut Büroda" height="422" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/yalcin-turgut-buroda.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p><strong>Gölge ve Akıncı Güç yılları</strong></p>

<p>Yalçın Turgut Balaban’ın hayatında Gölge dergisi hususi bir yere sahipti. Gölge, gençlik hareketlerinin büyük ölçüde slogan, hamaset ve günlük siyasî çekişmeler etrafında şekillendiği bir dönemde Büyük Doğu fikriyatına bağlı, fikrî derinliği olan yeni bir mücadele çizgisi ortaya koymayı hedefliyordu.</p>

<p>Balaban, yıllar sonra Gölge’nin çıkış maksadını anlatırken bu anlayışı, “Gölge Dergisi’nin çıkış sebebi Büyük Doğu’ya layık olabilmekti” sözleriyle ifade etti.</p>

<p>Gölge çevresinde oluşan kadro, yalnızca bir dergi çalışması yürütmedi. Dönemin gençlik hareketlerinden üniversite faaliyetlerine, fikrî toplantılardan teşkilatlanma çalışmalarına kadar geniş bir saha içerisinde faaliyet gösterdi. Balaban da bu kadronun hem yayıncılık hem sanat hem de teşkilat tarafında bulunan isimlerinden biri oldu.</p>

<p>Ardından Akıncı Güç dönemi geldi. Balaban, Akıncı teşkilatlarının meydana gelmesi, üniversitelerdeki faaliyetler, Yüksek İslâm Enstitüsü boykotları ve dönemin İslâmcı gençlik hareketleri içerisinde yaşanan gelişmelerin önemli bir bölümüne yakından şahitlik etti.</p>

<p>Bu dönem aynı zamanda Büyük Doğu çizgisiyle yeni nesil arasında doğrudan bağ kurulan yıllardı. Salih Mirzabeyoğlu’nun fikrî ve siyasî istikametinin belirginleşmesi, çevresindeki genç kadronun teşkilatlanması ve Büyük Doğu’nun yeni bir nesil tarafından yeniden ele alınması bakımından Gölge ve Akıncı Güç yılları önemli bir zemin teşkil etti.</p>

<p><strong>Üstad Necip Fazıl’ın yakınında</strong></p>

<p>Yalçın Turgut Balaban, Akıncı Güç kadrosuyla birlikte Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in yakınında bulunan isimlerden biri oldu. Necip Fazıl’ın son dönemine şahitlik etti, sohbetlerinde bulundu ve onun genç kadrolarla münasebetini yakından takip etti.</p>

<p>Necip Fazıl, Raporlar’ında “Necip Fazıl ve Yeni Dostları” başlığı altında bu genç kadroya yer verirken, Balaban da bu çevrenin içerisinde bulunuyordu.</p>

<p>Balaban’ın anlattığı hatıralar, Necip Fazıl ile Salih Mirzabeyoğlu arasındaki münasebetin nasıl geliştiğini göstermesi bakımından da önemliydi. Akıncı Güç’ün Üstad’a ulaştırılması, karşılıklı görüşmeler ve sohbetler, daha sonraki yıllarda Büyük Doğu-İbda çizgisinin fikrî devamlılığı bakımından ehemmiyet taşıyan safhalar arasında yer aldı.</p>

<p>Balaban’ın hafızasında kalan en dikkat çekici hatıralardan biri de Necip Fazıl’ın genç dava arkadaşlarına hitaben söylediği sözlerdi. Üstad’ın kendi ailesini işaret ederek, “Onlar kanımdan evlatlarım, siz canımdan” dediğini aktaran Balaban, bu sözün kendilerinde bıraktığı tesiri yıllar sonra da anlatıyordu.</p>

<p><img alt="Yalçın Turgut Salih Mirzabeyoğlu-1" height="422" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/yalcin-turgut-salih-mirzabeyoglu-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu’nun kendi hayatındaki yerini ise Baran Dergisi’ne verdiği bir röportajda şu ifadelerle anlatmıştı:</p>

<p>“Benim içi boş hayatımı, mânâ ve ruhla dolduran iki muhteşem şahsiyet.”</p>

<p>Balaban için bu iki isim yalnızca fikrî rehberler değildi. Hayatının yönünü, sanat anlayışını, mücadele tarzını ve dünya görüşünü şekillendiren iki temel şahsiyetti.</p>

<p><strong>12 Eylül ve Samandıra’daki işkenceler</strong></p>

<p>12 Eylül 1980 askerî darbesi, Türkiye’deki birçok siyasî ve fikrî hareket gibi Büyük Doğu-İbda çizgisinde faaliyet gösteren kadroları da doğrudan hedef aldı.</p>

<p>Yalçın Turgut Balaban, kardeşi Kaya Balaban, Kâzım Albay ve beraberlerindeki isimlerle birlikte gözaltına alınarak Samandıra Askerî Kışlası’na götürüldü. Burada ağır sorgu ve işkencelere maruz kaldılar.</p>

<p>Kâzım Albay’ın aktardığına göre grup yaklaşık 20 gün boyunca Samandıra’da tutuldu. Sorgulamalarda bilhassa Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu ile münasebetlerinin üzerinde duruldu. Darbecilerin, Büyük Doğu çevresi ile genç kadrolar arasındaki münasebeti anlamaya ve çözmeye çalıştıkları, Balaban’ın sonraki yıllardaki anlatımlarında da açık biçimde görülüyordu.</p>

<p>Balaban, verdiği röportajlarda sorgucuların sürekli olarak Üstad Necip Fazıl, Salih Mirzabeyoğlu ve çevresindeki isimler hakkında sorular yönelttiğini, kendilerini bu münasebetler üzerinden sıkıştırmaya çalıştığını anlattı.</p>

<p>Buna rağmen darbe yılları Balaban’ın fikrî ve sanat faaliyetlerinden kopmasına yol açmadı. Sonraki yıllarda da çizgi, yayıncılık ve fikrî mücadele içerisinde bulunmaya devam etti.</p>

<p><strong>Çizgiyi fikrin hizmetine verdi</strong></p>

<p>Yalçın Turgut Balaban’ın mücadelesinde sanat ayrı bir yere sahipti. Ressam ve karikatürist kimliğiyle uzun yıllar boyunca gazete ve dergilerde eserler verdi. Fakat onun sanat anlayışı, estetik bir uğraşla sınırlı değildi.</p>

<p>Balaban, çizgiyi fikrin taşıyıcısı olarak görüyordu. Karikatürlerini ve resimlerini dünya görüşünden koparmadı. Üstad Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu başta olmak üzere Büyük Doğu-İBDA fikriyatına nispetli çok sayıda esere imza attı.</p>

<p><img alt="Yalçın Turgut Haydi Ayasofya'ya, Eller Semaya-1" height="511" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/yalcin-turgut-haydi-ayasofyaya-eller-semaya-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Üç kişisel sergi açtı. Eserleri Türkiye dışında Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde de sergilendi. Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1983 yılında düzenlediği yarışmada ödüle layık görüldü.</p>

<p>Basın hayatında Cuma ve Vakit gazetelerinde görev aldı. Daha sonra Yeni Akit’te çizer ve yayın kurulu üyesi olarak çalıştı. Baran Dergisi’ne de gerek çizgileri gerekse verdiği röportaj ve tarihî şahitliklerle katkıda bulundu.</p>

<p><img alt="715 Arap Rejimlerinin Ihaneti" height="422" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/715-arap-rejimlerinin-ihaneti.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Balaban’ın sanat anlayışında, sanatın insanı hakikate ulaştıran bir vasıta olması fikri öne çıkıyordu. Sanatı kendi başına ve kendi içine kapalı bir saha olarak ele almıyor, sanatkârın dünya görüşüyle ortaya koyduğu eser arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu düşünüyordu.</p>

<p><strong>İBDA işaretinin çizimini hazırladı</strong></p>

<p>Yalçın Turgut Balaban’ın Büyük Doğu-İBDA tarihi bakımından dikkat çeken çalışmalarından biri de bugün İBDA ile özdeşleşen el işaretinin çizimiydi.</p>

<p>Balaban’ın anlattığına göre Salih Mirzabeyoğlu kendisinden hareketi temsil edecek bir remz üzerinde çalışmasını istedi. Bunun üzerine günlerce çeşitli çizimler hazırlayan Balaban, sonunda bugün bilinen işaretin çizimini ortaya çıkardı.</p>

<p>Söz konusu işaret daha sonra Gölge’nin ikinci döneminde kullanılmaya başlandı ve zaman içerisinde İBDA hareketiyle özdeşleşen sembollerden biri hâline geldi.</p>

<p>Balaban’ın bu katkısı, onun yalnızca olayların şahidi olmadığını, Büyük Doğu-İBDA hareketinin görsel hafızasının oluşumunda da doğrudan rol aldığını gösteriyordu.</p>

<p><strong>“Salih’i tek kelimeyle anlatacak olsam: Can dostum”</strong></p>

<p>Yalçın Turgut Balaban’ın Baran Dergisi’ne verdiği röportajların önemli bir kısmı Salih Mirzabeyoğlu ile yarım asra yaklaşan dostluğuna ve mücadele arkadaşlığına dayanıyordu.</p>

<p>Balaban, Mirzabeyoğlu’nu anlatırken onun Büyük Doğu’yu kuru bir tekrar hâline getirmediğini özellikle vurguluyordu. Necip Fazıl’ın ortaya koyduğu dünya görüşünü kendi fikrî terkibi içerisinde ele aldığını, meseleleri çağın ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumladığını ve bunu bir aksiyon çizgisine dönüştürdüğünü ifade ediyordu.</p>

<p>Mirzabeyoğlu’nun şahsiyetinden bahsederken ise onun mücadeleci tarafı kadar merhametine, mazluma karşı hassasiyetine ve insan münasebetlerindeki inceliğine de dikkat çekiyordu.</p>

<p>Yıllarca birlikte yol yürüdüğü Salih Mirzabeyoğlu’nu tek kelimeyle anlatması istendiğinde verdiği cevap ise aralarındaki münasebetin mahiyetini ortaya koyuyordu:</p>

<p>“Salih’i tek kelimeyle anlatacak olsam: Can dostum, derim.”</p>

<p>Balaban’ın anlattıkları yalnızca şahsî hatıralardan ibaret kalmadı. Onun şahitlikleri, Salih Mirzabeyoğlu’nun gençlik yılları, Büyük Doğu ile münasebeti, Gölge’nin kuruluşu, Akıncı Güç dönemi ve daha sonraki mücadele yıllarına dair birinci elden kayıtlar olarak önem taşıdı.</p>

<p><strong>“Üstad ve Kumandan iki yüce ruh”</strong></p>

<p>Balaban, Baran Dergisi’ne verdiği bir diğer röportajda Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu arasındaki fikrî yakınlığı anlatırken her iki ismi de “ulvî varlık muhasebesini yapmış iki yüce ruh” olarak tarif etmişti.</p>

<p>Üstad’ın kendi nesli içerisindeki yerini, Büyük Doğu’nun meydana getirdiği fikrî kırılmayı ve Mirzabeyoğlu’nun bu çizgiyi yeni bir nesle taşımasını uzun uzun anlatıyordu.</p>

<p>Balaban açısından Büyük Doğu ile İBDA arasındaki münasebet tarihî bir hatıra veya fikrî yakınlık meselesinden ibaret değildi. Bir fikir ve dünya görüşünün nesiller boyunca devam eden canlı bir seyriydi.</p>

<p><img alt="Yalçın Turgut Röportaj-1" height="422" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/yalcin-turgut-roportaj-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Baran Dergisi’nin 686, 696 ve 736. sayıları başta olmak üzere farklı dönemlerde verdiği röportajlarda bu sürecin pek çok bilinmeyen veya az bilinen tarafını anlattı. Gölge’nin nasıl çıktığını, Akıncı Güç’ün hangi şartlarda meydana geldiğini, dönemin gençlik hareketlerini, Necip Fazıl ile görüşmeleri, 12 Eylül sürecini ve Salih Mirzabeyoğlu ile yıllara yayılan münasebetini kayda geçirdi.</p>

<p>Bu bakımdan Balaban’ın röportajları, Büyük Doğu-İBDA hareketinin yakın tarihine dair önemli sözlü tarih kayıtları arasında yerini aldı.</p>

<p><img alt="Yalçın Tugut Kazım Albay" height="422" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/10/yalcin-tugut-kazim-albay.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p><strong>Son günlerinde de metanetini korudu</strong></p>

<p>Hayatının son döneminde kansere yakalanan Yalçın Turgut Balaban, hastalığını öğrendikten sonra yakın çevresindeki dostlarını arayarak helallik istedi.</p>

<p>Kâzım Albay’ın aktardığı hatıralarda Balaban’ın hastalığı karşısında büyük bir sükûnet ve teslimiyet içerisinde olduğu görülüyordu. Ölümü bir korku ve telaş hâli içinde karşılamadı.</p>

<p>Kızının aktardığına göre hastalığını öğrendiğinde söylediği ilk sözlerden biri de şuydu:</p>

<p>“Vakti gelince gitmek lâzım.”</p>

<p>17 Ekim 2021’de Mevlid Kandili gecesi Hakk’ın rahmetine kavuşan Yalçın Turgut Balaban, geride Büyük Doğu-İbda mücadelesinin yaklaşık yarım asırlık devresine ait hatıralarını, çizgilerini, sanat eserlerini ve fikir hayatına dair şahitliklerini bıraktı.</p>

<p>Gölge’den Akıncı Güç’e, Üstad Necip Fazıl’ın yakınındaki yıllardan 12 Eylül’ün işkencehanelerine, gazete ve dergilerdeki çizgilerinden Salih Mirzabeyoğlu ile yarım asra yaklaşan yol arkadaşlığına kadar hayatının büyük bölümünü inandığı fikir doğrultusunda geçirdi.</p>

<p>Vefatının 5. sene-i devriyesinde Yalçın Turgut Balaban ağabeyi rahmetle yâd ediyor, Cenab-ı Allah’tan kendisine rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz. Mekânı cennet, makamı âli olsun.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yalcin-turgut-balabani-vefatinin-yil-donumunde-rahmetle-aniyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/yalcin-tugutu-aniyoruz.png" type="image/jpeg" length="68865"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avusturya'da İslam düşmanlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/avusturyada-islam-dusmanligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/avusturyada-islam-dusmanligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avusturya'da yayımlanan güncel raporlarda, Müslüman karşıtlığı eğitim, çalışma hayatı ve kamu kurumlarıyla ilişkilerde etkisini gösterirken, başörtülü kadınların ve kız öğrencilerin karşılaştığı ayrımcılık öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anadolu Ajansının (AA) "Avrupa'da ayrımcılık" başlıklı dosya haberinin on ikinci ve son bölümünde, resmi eşit muamele kurumu ve sivil toplum kuruluşlarının son değerlendirmeleri üzerinden ülkedeki Müslüman karşıtlığı ve ayrımcılık deneyimleri derlendi.</p>

<p>Avusturya Müslüman Karşıtı Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Belgeleme ve Danışma Merkezi Dokustelle'nin 11 Haziran'da yayımladığı 2025 raporunda, Müslümanları veya Müslüman olarak algılanan kişileri hedef alan 1684 olay kaydedildiğine dikkat çekildi.</p>

<p>Avusturya Müslüman Karşıtı Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Belgeleme ve Danışma Merkezi Dokustelle'nin 11 Haziran'da yayımladığı 2025 raporunda, Müslümanları veya Müslüman olarak algılanan kişileri hedef alan 1684 olay kaydedildiğine dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda, kuruluşun kayıtlarındaki en yüksek seviyeye ulaşan vaka sayısının toplumdaki bütün olayları kapsamadığı ve gerçek sayının daha yüksek olabileceği vurgulandı.</p>

<p>Vakaların yüzde 63,1'inin çevrim içi gerçekleştiği ifade edilen raporda, ırkçılığın bireysel davranışlarla sınırlı kalmadığı, siyasi söylemler ve kurumsal uygulamalarla da yeniden üretildiği kaydedildi.</p>

<p>Raporda, yılın son iki ayında bildirimlerin yoğunlaştığına işaret edilerek, bu gelişme başörtüsü yasağına ilişkin tartışmalar ve bazı siyasi kampanyalarla ilişkilendirildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/avusturyada-islam-dusmanligi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/thumbs-b-c-4671d7a8c3c8820a86ff91542626d912.jpg" type="image/jpeg" length="44142"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İtalya'dan İsrailli Bakanlara soruşturma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/italyadan-israilli-bakanlara-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/italyadan-israilli-bakanlara-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Roma Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail ordusunun Akdeniz'in uluslararası sularında Küresel Sumud Filosu'na düzenlediği saldırıya ilişkin yürüttüğü işkence, insan kaçırma ve alıkoyma soruşturmasına, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in yanı sıra Savunma Bakanı Israel Katz'ı da dahil etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'nun 2026 Bahar Misyonu'na ilki 29 Nisan, ikincisi de 18-19 Mayıs'ta olmak üzere gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin halihazırda Roma Cumhuriyet Başsavcılığının işkence, insan kaçırma, onur kırıcı muamele ve temel hakların ihlali ve alıkoyma suçlamalarıyla yürüttüğü soruşturma devam ediyor.</p>

<p>İtalyan ANSA ajansının, savcılık kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Küresel Sumud Filosu misyonuyla bağlantılı birçok kişi hakkında soruşturma yürütüldüğü ve soruşturmanın İsrail'in komuta kademesindeki isimlere yönelik olduğu belirtildi.</p>

<p>Haberde, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir'e ek olarak Savunma Bakanı Katz'ın da soruşturmada adı geçen isimler arasında yer aldığı ve iki bakanın da sorumlulukları dolayısıyla inceleme altında olduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diğer yandan, Küresel Sumud Filosu'nun İtalya'daki avukatları da yaptıkları açıklamada, filonun Eylül-Ekim 2025 ve Nisan-Mayıs 2026 dönemlerindeki misyonları sırasında işlenen ağır suçların tespitine yönelik soruşturmalardaki ilerlemenin, ağır suçlardan sorumlu komuta zincirinin cezasız kalacağı yönündeki anlayışa karşı güçlü bir işaret niteliği taşıdığını ve İsrail tarafından işlenen ağır suçların tespiti ve önlenmesi meselesini yeniden gündeme getirdiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>BEN-GVİR'İN PAYLAŞTIĞI GÖRÜNTÜLER</strong></h2>

<p>Ben-Gvir, X'teki hesabından 19 Mayıs'ta, aktivistlerin tutulduğu Aşdod Limanı'nda İsrail güvenlik güçlerinin aktivistlere kötü muamelede bulunduğu görüntüyü paylaşmıştı.</p>

<p>Görüntülerde, Ben-Gvir'in geçişi sırasında bir kadın aktivistin "Özgür Filistin" diye bağırdığı, İsrail polisinin ise kadına sert müdahalede bulunarak yere yatırdığı kameraya yansımıştı. Bu sırada aşırı sağcı Ben-Gvir'in "İşte böyle yapmak gerekiyor." dediği duyulmuştu.</p>

<p>Ben Gvir'in paylaştığı bu görüntüler dolayısıyla İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, tepki göstermişti.</p>

<p>Kaynak: AA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/italyadan-israilli-bakanlara-sorusturma</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/italya-israilli-bakanlari-855-2-41.jpg" type="image/jpeg" length="55198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa yeni nükleer eşiğe sürükleniyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/avrupa-yeni-nukleer-esige-surukleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/avrupa-yeni-nukleer-esige-surukleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da nükleer silahlara ilişkin hukukî ve askerî engeller birer birer gevşetiliyor. NATO’nun nükleer tatbikatları genişlerken Almanya, Finlandiya, Polonya ve Baltık ülkelerinde yeni adımlar gündeme geliyor. Süreç, Rusya’ya karşı daha sert bir caydırıcılık hattı kurma arayışının yanı sıra ABD’nin Avrupa’daki askerî ve siyasî ağırlığını koruma hesabıyla da örtüşüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya’da “Avrupalı nükleer silah” tartışmaları yeniden gündemin üst sıralarına çıkarken, Berlin’in NATO’nun nükleer yapılanması içindeki rolü de genişliyor. Alman Silahlı Kuvvetleri, NATO’nun yıllık Steadfast Noon nükleer savaş tatbikatına Büchel’deki 33. Taktik Hava Kuvvetleri Filosu’na ait Tornado uçaklarıyla katılıyor. İtalya’da düzenlenen tatbikatta ABD’ye ait nükleer bombaların konuşlandırılması, savaş uçaklarına yüklenmesi ve nükleer görevlerin icrası senaryoları üzerinde çalışılıyor. Türkiye, Romanya, İsveç ve Finlandiya’nın da yer aldığı tatbikata 17 NATO ülkesi iştirak ediyor.</p>

<p>Avrupa’nın farklı ülkelerinde nükleer silahların konuşlandırılmasına yönelik hukukî ve siyasî engeller de tartışmaya açılmış durumda.</p>

<p>Finlandiya, nükleer silahların ülkeye sokulması ve taşınmasına ilişkin eski yasakları kaldırırken, Litvanya’da kitle imha silahlarının ülke topraklarında bulundurulmasını yasaklayan anayasa hükmünün kaldırılması için süreç başlatıldı.</p>

<p>Polonya’da ABD nükleer silahlarının konuşlandırılması tartışılırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ortaya koyduğu “gelişmiş caydırıcılık” konsepti de Avrupa güvenlik mimarisinin yeni unsurlarından biri hâline geliyor. Bu çerçevede Fransız nükleer kapasitesinin diğer Avrupa ülkeleriyle daha yakın biçimde ilişkilendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Almanya’nın Fransa’nın nükleer tatbikatlarına da dâhil olmaya başlaması dikkat çekerken, Alman siyasetinde ülkenin veya Avrupa’nın kendi nükleer silahına sahip olması gerektiğini savunan görüşler daha açık şekilde dile getiriliyor. Alman Dış İlişkiler Konseyi üyesi Joachim Krause, ABD’ye güvenin zayıfladığı bir dönemde Almanya’nın kendi nükleer kapasitesini veya ortak bir Avrupa nükleer programını tartışması gerektiğini savunuyor. Krause, Almanya’nın tek başına atom bombası üretmesini bugün için gerçekçi görmese de İskandinav ülkeleri, Baltık devletleri, Almanya ve Polonya’nın ortak bir Avrupa nükleer programı geliştirmesi ihtimalinin konuşulduğunu belirtiyor.</p>

<p><strong>Avrupa kendi nükleer şemsiyesini kurmaya yöneliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yönelişi yalnızca Avrupa ülkelerinin kendi güvenlik kaygılarıyla açıklamak yeterli görünmüyor. Avrupa’nın nükleer silahlara daha açık hâle gelmesinde NATO’nun izlediği caydırıcılık siyaseti belirleyici bir rol oynuyor. Nükleer tatbikatların genişletilmesi, yeni ülkelerin bu tatbikatlara dâhil edilmesi, Doğu ve Kuzey Avrupa’da hukukî engellerin kaldırılması ve nükleer silahların konuşlandırılmasına ilişkin seçeneklerin gündemde tutulması, NATO’nun Avrupa’daki nükleer kapasiteyi genişletmeye yönelik bir çizgi izlediğini gösteriyor.</p>

<p>Bu çizginin ABD’nin stratejik hesaplarıyla da örtüşmesi mümkün. Washington açısından Rusya’nın Almanya, Polonya, Baltık ve Kuzey Avrupa ülkeleriyle daha sert bir askerî karşıtlık içine sürüklenmesi, Avrupa’nın güvenlik bakımından NATO’ya daha sıkı bağlanması sonucunu doğurabilir. Ukrayna savaşında görüldüğü gibi, Rusya ile Avrupa arasındaki gerilimin büyümesi ABD’nin kıtadaki askerî ve siyasî ağırlığını da artırabiliyor. Bu nedenle Avrupa’da nükleer silahların önünün açılması, ülkelerin kendi tercihlerinin yanı sıra NATO’nun ve dolaylı olarak ABD’nin Rusya’ya karşı daha ileri bir caydırıcılık hattı kurma arayışının parçası olarak da okunabilir. Özellikle Almanya gibi ABD’ye askerî, istihbarî ve NATO sistemi üzerinden derinden bağlı ülkelerin kısa vadede tamamen bağımsız bir nükleer çizgiye yönelmesi ise oldukça güç görünüyor.</p>

<p><strong>Nükleer silah sahibi ülkeler</strong></p>

<p>Dünyada nükleer silaha sahip dokuz ülke bulunuyor. 2026 yılı başına ilişkin FAS ve SIPRI tahminlerine göre toplam nükleer savaş başlığı envanteri Rusya’da 5.420, ABD’de 5.042, Çin’de 620, Fransa’da 370, İngiltere’de 225, Hindistan’da 190, Pakistan’da 170, İsrail’de 90 ve Kuzey Kore’de 60 seviyesinde bulunuyor. Fransa’nın toplam envanterindeki 370 başlığın yaklaşık 290’ı askerî stokta bulunurken, kalan kısmı hizmetten çekilmiş ve imha edilmeyi bekleyen başlıklardan oluşuyor.</p>

<p>2026 yılı başı itibarıyla dünyadaki toplam nükleer savaş başlığı sayısının yaklaşık 12.187 olduğu tahmin ediliyor. Bunların yaklaşık 9.745’i askerî stoklarda kullanılabilir durumda bulunuyor. ABD ile Rusya, dünya genelindeki toplam nükleer savaş başlığı envanterinin yaklaşık yüzde 86’sını, askerî stoklarda bulunan kullanılabilir nükleer başlıkların ise yaklaşık yüzde 83’ünü elinde tutuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/avrupa-yeni-nukleer-esige-surukleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/nukleer-silah-5.webp" type="image/jpeg" length="44348"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HÜMANİZM]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/humanizm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/humanizm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan “özsüz”lükten kırılıyor, bu özsüzlüğünü etrafındaki şeylerin içlerini boşaltarak telâfi ediyor. İnsanın kendisi böyle de, eserleri farklı mı? Sanat eserleri, objesizlikten bitâb. Kelimeler işaret ettikleri şeyleri bir köşesinden ısıtıp açacakları yerde, onların üzerini örtüyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Human: İnsana âit, beşerî, beşeriyete âit. İnsan.</p>

<p>Humane: İnsancı, merhametli, müşfik, insaniyetli; yükseltici, medenîleştirici.</p>

<p>Humanism: İnsanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebî tâlim ve terbiye.</p>

<p>Humanity: Beniâdem, insan, beşer, insanlık, insaniyetperverlik, merhamet.</p>

<ul>
 <li></li>
</ul>

<p>Derinliği tarih olarak tam kestirilememekle birlikte, Batı’da kendisini açıktan açığa 14. yüzyılda açığa vurmaya başlayan bu “hümanizm” neyin rahatsızlığıdır? Bu rahatsızlık böyle bir form içinde neyi karşısına almaktadır? Ve o, neden kendisini ortaya koymak için sahip olduklarından yola çıkmak yerine, sahip olduklarının kendisiyle arasına set çektiklerini diriltmeye çalışmaktadır?</p>

<p>Bu sorulardan ilkine ve giderek sonrakilere de “bu esas itibariyle bir Orta Doğu dini olan Hıristiyanlığın başka bir dünyaya mensup halklarca benimsenmesinin doğurduğu rahatsızlığın dışavurumudur” diye cevap verilebilir.</p>

<p>Fakat bu kadar kestirme bir cevap kaçınılmaz olarak kendi sorusunu da hazırlayacaktır: Öyleyse, insan kümeleri tarihî serüvenleri içinde benzer safhalardan geçerlerken, meselâ, M.Ö. 5. yüzyılın sonlarından itibaren Grek dünyasında kendisini hissettirmeye başlamış olan benzer temayül nasıl izah edilecektir?</p>

<p>Daha önce bir vesileyle şöyle bir kanaatte bulunulmuştu:</p>

<p>“Her ne kadar hümanizm gibi bir akımın, medeniyetlerin çözülme safhasında baş gösteren salgın hâlindeki “insanın iyiliğine inanmayan, hor gören, herkesin yalnız kendi menfaatine çalıştığına inanan, ahlâkı hor gören, bile bile ahlâkı ve cinsî kuralları çiğneyenleri takip eden ve her şeyin nîhaî ölçüsünün insanın kendisi, ahlâkî değerin biricik kriterinin insanın rahat ve mutluluğu olarak anlaşıldığı”, bir yönüyle yorgunluğun, bir yönüyle yozlaşmanın belirtilerini taşıyan bir akım olması hasebiyle, tarihte benzerlerine rastlanabileceği ileri sürülecek de, onu bu yönüyle değil, içinde bulunduğumuz dünyada yol açtığı şartlar bakımından değerlendirmek lâzımdır. Ve o sebeple bu olguyu, Batı tarihinin veya Orta Doğu tarihinin bünyesi içerisine değil, başlangıcından günümüze insanlık tarihi içerisine yerleştirerek değerlendirmek ve bu tarihi mütecanis bir tarih olarak görmemek gerekir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li></li>
</ul>

<p>Çok uzun zamandan beri, insanın, milletlerin en yüksek yoğunlukla ve büyük bir gevşeklik içinde mevcutla meşgul bulunması ve ne olduğunu bilme gayreti göstermeksizin çok uzun süredir Varlığın dışına düşmesi ve bu dışına düşmenin insanın ve milletlerin düşüşünün en derin ve güçlü sebebi hâline gelmiş olması-bütün bunlar nasıl olmuştur da olmuştur? Epeyce bir zamandır dünya dillerinde gerçeği karşılayan kelimelerin insanın hakikat karşısındaki susuzluğunu bir türlü gideremiyor olması, ne kadar yeni ve aşınmamış olursa olsun, zincirleme sıfatlarla ne kadar tahkik ve tahkim edilmiş olursa olsun, gerçeğin bir türlü sahteliğine tasallutundan kurtulamıyor olması neyin alâmetidir? Sahih olana, sahici olana duyduğumuz bu kuvvetli iştiyakı, insanlığın hiçbir zaman olmadığı kadar yakıcı ve kavurucu bir şekilde hissettiği bu muazzam hasreti –ömrü çok kısa olacak olsa da– nitelemekte kelimeler kifayetsiz kalıyorsa, bunu neye yormalıyız?</p>

<p>Sahtelik, tabiatının olanca arsızlığıyla çullanırken, hakikat her zamanki savunmasızlığıyla geri çekiliyor. Bu bir gerileme değil. O, her şeyden elini eteğini çekiyor. Sessizce geri çekiliyor. Suyun topraktan çekilmesi gibi. Onun tahtına kurulup her bir şeyin kendi hakikatini açmasını mümkün kıldığı o mutlu zamanlarda şâir, bu cihanşümul neş’enin şarkılarını terennüm ediyordu. Fakat şimdi onun bu sessiz hicranını kim dillendirecek?</p>

<p>Ve insan artık karışanı görüşeni olmayacağını, her şeyin ölçüsünün kendisi olacağını, böylelikle kendine kalıp rahatına bakacağını sanıyor. Peki ama, insanlığın tarihî tecrübesine bakıp da sormak gerekmez mi, insan ne zaman kendine kalmış da rahat ve huzur bulmuş? Yeryüzünde kargaşa ve düzensizlik ne ile vücud bulmuş?</p>

<p>İnsan “özsüz”lükten kırılıyor, bu özsüzlüğünü etrafındaki şeylerin içlerini boşaltarak telâfi ediyor. İnsanın kendisi böyle de, eserleri farklı mı? Sanat eserleri, objesizlikten bitâb. Kelimeler işaret ettikleri şeyleri bir köşesinden ısıtıp açacakları yerde, onların üzerini örtüyor. İnsanın dile emanet edilen dünya tecrübesi her gün ona biraz daha yabancılaşıyor. Dil, dertlerimizin ve yaralarımızın gerektiği gibi dile gelmesini engelliyor. Her biri isabet edenin içindeki karanlık dehlizlerde habis bir ur gibi büyüyor, büyüyor ve bir musibet olarak tecrübe edilemiyor.</p>

<p>Özünü kaybeden insan, bütün varolanların özüne tahakküme yelteniyor arsızca. Çok var ki, bir bitki karşısında bir ân durup da, onun “barışık hâline” bakarak sonu gelmez istekleriyle unutamıyor, ruhu tatlı bir “yeterlik duygusuyla” dolmuyor artık. İnsan vakarına yaraşır tarz-tavır kaygısı, insanın içinde dışarıya aksedecek bir şey kalmadığından, yansımasını ancak içi boş jestler, anlamsız mimiklerde buluyor. Sahte gülücükler, yapma ıstırap ifadeleri insan yüzünün coğrafyasına yerleşiyor ve yüz yüz olmaktan artık ebediyen çıkıyor. Bilgi artık sağaltmıyor. En küçük şaşkınlık belirtisi bile göstermeksizin, olup bitenlerin seyrini sağlıyor yalnızca.</p>

<p>İnsan, tarihini hiçbir vakit kaydetmediği kadar, zorbalaşıyor. Zorbalalaştıkça her şeye daha da fazla müdahale ediyor. Hiçbir şeyin kendi kendisi olmasına müsaade etmiyor. Her şeyi hevâ hevesine râm etmek istiyor. Kendi kendisi olmaktan çıkan her şeyden geriye sadece adı kalıyor. Böylece insan ne yaptığını bilmeden tabiî yaşama alanını hunharca imha ediyor. Toprak yoruluyor, kan fakirleşiyor ve insan tükeniyor.</p>

<p>DİLİN YAYGIN VE HIZLI BİR ŞEKİLDE TAHRİB EDİLMESİ SADECE DİLİN HER TÜRLÜ KULLANIMINDAKİ ESTETİK VE AHLÂK YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ ZAYIFLATMAKLA VEYA ÖZÜNÜ KEMİRMEKLE KALMIYOR; AYNI ZAMANDA İNSANIN ÖZÜNÜ KEMİRMEKLE KALMIYOR; AYNI ZAMANDA İNSANIN ÖZÜNÜN TEHLİKEYE DÜŞMESİNE YOL AÇIYORSA VE BU DURUM GÖZ GÖRE GÖRE OLUP BİTİYORSA, BİZE KALAN GÖZÜMÜZÜN GÖRDÜĞÜ, YÜREĞİMİZİN YANDIĞI HERŞEYE AĞIT YAKMAK DEĞİL DE NEDİR? SADECE AĞIT YAKMAK İÇİN OLSA BİLE, “BÜTÜN BUNLAR NASIL OLMUŞTUR DA OLMUŞTUR?” DİYE SORMAYACAK MIYIZ?</p>

<p>Her ne olursa olsun, tarihten sabit olduğu üzere, bir şeyin ismi sıkça dillerde dolaşır olmuşsa, bu bizzat o şeyin gaybubiyetine, artık kayıplara karıştığına delâlet etmez mi? Bir vakit ona olan iştiyakımızı böyle kelimeleri çoğaltarak dillendiririz. Fakat insan, değil mi ki nisyan ile mâlûldür, her şeye alışır, zirâ ardımızda ne değerli şeyleri bırakmadık ki! Unutmayalım diye bunların birkaçının hatırasını etimize derimize işlemedik mi? Böyleyken unutmaktan geri durduk mu? Bu “hümanizm” de sakın bir şeyin kaybının delili olmasın?</p>

<p><strong>İnsan "Erkek ve Kadın", Salih Mirzabeyoğlu, İbda Yayınları, 2008, s. 196-200.</strong></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Külliyat</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/humanizm</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/humanizm-salih-mirzabeyoglu.png" type="image/jpeg" length="53379"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye ile Kamboçya arasında askeri anlaşma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiye-ile-kambocya-arasinda-askeri-anlasma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiye-ile-kambocya-arasinda-askeri-anlasma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde Kamboçya Başbakanı Hun Manet'i kabul etti. Türkiye ile Kamboçya arasında "Askeri Çerçeve Anlaşması" imzalandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde ikili ve heyetler arası görüşmelerinin ardından Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Manet'i ve heyetini İstanbul'da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, "Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya'yı Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum." diye konuştu.</p>

<p>Başbakan Manet ile ikili ve heyetler arası görüşmelerinde iki ülke ilişkilerini etraflıca değerlendirdiklerini kaydeden Erdoğan,</p>

<p><i>"2018 yılında dönemin başbakanı olarak ülkemizi ziyaret eden Sayın Hun Sen ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmayı kararlaştırmıştık. Bu hedefe ulaşmak için çabalarımız halen devam ediyor. Bu sabah gerçekleştirilen Türkiye-Kamboçya İş Forumu'nun iş çevrelerimiz arasındaki temasların güçlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum." </i>ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Hun Manet'in huzurunda Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde Türkiye ile Kamboçya arasında "Askeri Çerçeve Anlaşması" imzalandı. Anlaşmaya, Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kamboçya adına Milli Savunma Bakan Yardımcısı Prak Sovanna imza koydu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiye-ile-kambocya-arasinda-askeri-anlasma</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/kambocyaturkiye-askeri.webp" type="image/jpeg" length="24899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD-Rusya arasında 'Ortak Veri Merkezi Projesi' gündemde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-rusya-arasinda-ortak-veri-merkezi-projesi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-rusya-arasinda-ortak-veri-merkezi-projesi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Putin'in Uluslararası Ekonomik İşbirliğinden Sorumlu Özel Temsilcisi Kirill Dmitriyev, ABD ile nükleer santrallerden yararlanılarak 'ortak veri merkezleri' kurulmasına yönelik projeleri görüştüklerini bildirdi. Vaşington ve Moskova arasındaki stratejik temaslar, yaptırımların gölgesinde dahi enerji ve teknoloji eksenli pragmatik işbirliği arayışlarının sürdüğünü gösteriyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dmitriyev, başkent Moskova'da düzenlenen 'Rusya Enerji Haftası' kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Rusya ile ABD arasında enerji alanında önemli işbirliği imkanları bulunduğunu belirten Dmitriyev, 'Arktik, LNG ve diğer enerji projelerinde, Rusya ile ABD arasında çok büyük bir sinerji olduğunu daha önce de söylemiştik. Veri merkezleri alanında da nükleer santrallerimizden yararlanılması dahil olmak üzere ABD ile ortak projeleri görüşüyoruz.' dedi.</p>

<p>Dmitriyev, tarafların üzerinde çalıştığı projelere ilişkin net liste oluşturulduğunu aktararak, bazı Rus şirketlerinin de söz konusu çalışmalara katıldığını söyledi.</p>

<p>ABD ile Arktik bölgesindeki çeşitli enerji projeleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alanındaki işbirliğinin de gündemde olduğunu kaydeden Dmitriyev, ABD Enerji Bakanlığının projelerde görev alacak bazı şirketleri belirlediğini ifade etti.</p>

<p>Dmitriyev, Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ve ekibinin de söz konusu projeler üzerinde aktif şekilde çalıştıklarını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarını da değerlendiren Dmitriyev, 'Amerikalılar, yaptırımların esas olarak ABD'ye zarar verdiğini giderek daha fazla anlıyor. Ayrıca kendilerini yaptırımları kaldırmanın yollarını aramak zorunda oldukları bir duruma soktular.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-rusya-arasinda-ortak-veri-merkezi-projesi-gundemde</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 21:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/trumpputin-3.webp" type="image/jpeg" length="30005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas'tan Barış Konseyi Temsilcisi Mladenov'a "Abluka" tepkisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamastan-baris-konseyi-temsilcisi-mladenova-abluka-tepkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamastan-baris-konseyi-temsilcisi-mladenova-abluka-tepkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas, Gazze Şeridi'ne özel sektör mallarının girişinin durdurulması konusunda terörist İsrail'in iddialarını benimsediği gerekçesiyle Barış Konseyi Temsilcisi Nickolay Mladenov'a tepki gösterdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, Mladenov'un sosyal medya hesabından yaptığı, özel sektörün Hamas'ın tehdit ve baskıları sebebiyle Gazze'ye mal girişinde işbirliğini durdurduğu yönündeki iddialarına tepki gösterildi.</p>

<p>Açıklamada, Mladenov'un Başbakan Netanyahu hükümetinin Gazze'ye ticari ürün girişini askıya alma kararında İsrail tarafının iddialarını meşrulaştıran bir tutum sergilediği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamas, 'Barış Konseyi Temsilcisi Nickolay Mladenov'un, terörist Netanyahu hükümetinin özel sektöre ait malların Gazze Şeridi'ne girişini askıya almasına dayanak kıldığı işgal (İsrail) iddialarını benimsemesini şiddetle reddediyoruz.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Açıklamada, Mladenov'un tutumunun, Gazze Şeridi'ne mal girişini engelleyerek abluka altındaki Filistinlilerin yaşadığı insani krizi derinleştirmeyi amaçlayan İsrail'in gerekçelerine açıkça destek vermek ve işgal güçleriyle işbirliği yapmak anlamına geldiği savunuldu.</p>

<p>İsrail'in, Hamas'ın Gazze'ye ticari mal sevkiyatına müdahale ettiği, tüccarlara vergi koyduğu ve tehditlerde bulunduğu yönündeki iddiaların 'asılsız' olduğu kaydedildi.</p>

<p>Mladenov, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Savunma Bakanlığına bağlı İşgal Altındaki Topraklarda Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğünden (COGAT) bir mektup aldığını duyurmuştu.</p>

<p>Temsilci Mladenov, mektupta Hamas'ın tüccarlara yönelik baskı ve tehditleri gerekçe gösterilerek Gazze'ye özel sektör aracılığıyla mal girişine ilişkin koordinasyonun askıya alındığının bildirildiğini aktarmıştı.</p>

<p>Hamas'ın bu tür uygulamalarının kabul edilemez olduğunu savunan Mladenov, 'Tüccarların sindirilmesi ve tedarik zincirlerine müdahale edilmesi, Gazze'deki sivillerin acılarını artırmaktadır.' iddiasını ileri sürmüştü.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamastan-baris-konseyi-temsilcisi-mladenova-abluka-tepkisi</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/hamasbayrakqq-2.webp" type="image/jpeg" length="97063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağdat'ta Türkmen iradesi kabinede]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bagdatta-turkmen-iradesi-kabinede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bagdatta-turkmen-iradesi-kabinede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağdat yönetiminde Türkmen varlığının güçlendirilmesi ve Kerkük dengelerinin korunması noktasında yeni bir sürece girildi. Irak Türkmen Cephesi (İTC) Başkanı Seman Ağa, merkezi hükümet kabinesine dahil edilerek bakanlık görevine seçildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaşanan gelişme, Irak siyasetinde Türkmenlerin temsil kabiliyetini artırırken, özellikle Kerkük merkezli denge siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bağdat'taki karar mekanizmalarında Türkmen iradesinin doğrudan yer alması, bölgedeki hak ve menfaatlerin savunulması adına stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>Kerkük dengesinde yeni sayfa</strong></h2>

<p>Merkezi hükümet kabinesinde üstlendiği bu yeni vazife ile Seman Ağa, sadece Türkmen toplumunun değil, aynı zamanda istikrar arifesindeki Kerkük'ün hak alâmetlerinin de merkezi yönetimdeki gür sesi olacak. Bağdat koridorlarında yıllardır yürütülen hak mücadelesinin en üst düzey idari makamlardan birine taşınması, bölgedeki tüm aktörler tarafından yakından takip ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, bu atamanın Irak'ın genel siyasi dengelerinde Türkmenlere katalizör etkisi yapacağını, özellikle idari ve hukuki hakların masada daha güçlü savunulmasına zemin hazırlayacağını belirtiyor</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bagdatta-turkmen-iradesi-kabinede</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 19:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/turkmenscd.png" type="image/jpeg" length="53821"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zihinleri esir alan dijital pranga]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/zihinleri-esir-alan-dijital-pranga</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/zihinleri-esir-alan-dijital-pranga" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı telefonlar ve internet mecraları üzerinden yürütülen algoritma kuşatması, insanın düşünme melekelerini felce uğratarak yeni bir kölelik düzeni oluşturdu. Batı güdümlü teknoloji tekellerinin kazanç hırsıyla tasarladığı bu sistem, insnları hakikatten koparıp sahte bir haz döngüsüne hapsediyor. Aile yapısını çökerten ve zihnî tahribata sebebiyet veren ekran esareti, çağımızın en ağır beka meselelerinden biri haline gelmiş durumda]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cebimize kadar giren parlak ekranlar, yirmi birinci yüzyıl insanının vaktini, dikkatini ve iradesini teslim aldı. Dünya dört bir yanında ve Türkiye'de 2026 yılı verileriyle zirveye ulaşan günlük ekran süreleri, insanlığın büyük bir şuur kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanan eller, gece uykuya dalana dek süren sonsuz kaydırma hareketleriyle mekanik birer robota dönüşüyor. İletişim ve bilgiye erişim vaadiyle hayatımıza dahil edilen bu cihazlar, zamanla insanın kendi iç dünyasına ve cemiyete yabancılaşmasına sebep oldu.</p>

<h2><strong>Silikon Vadisi mühendislerinin dopamin tuzağı</strong></h2>

<p>ABD merkezli teknoloji devlerinin laboratuvarlarında geliştirilen uygulamalar, doğrudan insan beyninin ödül mekanizmasını hedef alıyor. Kumarhane makinelerindeki çalışma mantığıyla kurgulanan bildirim sistemleri, her ekran yenilemesinde beyinde ani dopamin salgılanmasına sebebiyet veriyor. Kişi, ekranda gördüğü parlak görüntüler ve kısa videolar aracılığıyla geçici bir tatmin yaşarken gerçek hayattaki sorumluluklarından adım adım uzaklaşıyor. Dikkat süresinin saniyelere kadar düşmesi, derinlikli okuma, anlama ve tefekkür kabiliyetinin kaybolmasıyla sonuçlanıyor. Zihnî yorgunluk ve odaklanma bozukluğu, bilhassa genç nesillerde kalıcı hasarlar oluşturdu.</p>

<h2><strong>Algı kuşatması</strong></h2>

<p>Ekran bağımlılığının ferdî yıkımının ötesinde karanlık bir siyasî boyutu bulunuyor. Vaşington yönetiminin himayesindeki emperyalist iletişim tekelleri, milyonlarca insanı eğlence ve tüketim içerikleriyle uyuşturarak dünyadaki zulümlere karşı tepkisizleştiriyor. Gazze'de binlerce Müslümanın şehit olduğu soykırım sürecinde, terörist İsrail lehine sansür uygulayan bu mecralar, kitlelerin öfkesini sığ tartışmalarla soğuruyor. Algoritmalar eliyle yürütülen bu zihin kontrolü, mazlumların ve direniş cephesinin sesini boğarken batılı hegemonya adına gönüllü bir itaat zemini oluşturdu.</p>

<h2><strong>Aile ocağında büyüyen sessiz yabancılaşma</strong></h2>

<p>İçtimaî bünyemizin ana sütunu olan aile kurumu, ekran esaretinden en ağır darbeyi alan saha olarak öne çıkıyor. Aynı çatıyı paylaşan aile fertleri, akşam saatlerinde aynı odada bulunmalarına rağmen farklı ekranların içinde yapayalnız bir hayat sürüyor. Ebeveynlerin çocuklarını oyalamak maksadıyla ellerine tutuşturduğu tabletler, evlatlarımızın ruhî ve bedenî gelişimini baltalıyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve mavi ışığa maruz kalmak pek çok fizikî hastalığa sebep oldu; hatta Asya ülkelerinde ekran başında günlerce uykusuz kalarak oyun oynayan bazı gençler kalp krizi geçirerek öldü. Sohbetin, muhabbetin ve yüz yüze iletişimin yerini alan bu soğuk cam parçaları, nesiller arasındaki kültür ve ahlak aktarımını kopma noktasına getirdi.</p>

<h2><strong>İradeyi kuşanmak ve hakikate dönmek</strong></h2>

<p>İnsan şuurunu hedef alan bu kuşatmayı kırmak, sağlam bir irade terbiyesi ve ahlaki duruş gerektiriyor. Ferdî planda başlayacak şuurlu bir ekran sınırlaması, insanın kendi ruhuyla, ailesiyle ve hakikatle yeniden bağ kurmasını sağlayacaktır. Teknolojiyi kendi gayesi doğrultusunda kullanan, vaktini ilim, fikir ve salih amellerle bereketlendiren bir nesil inşa etmek mecburiyetindeyiz. Sahte görüntülerin esaretinden kurtulup gerçek hayatın sorumluluklarına dönmek, hem ferdin hem de cemiyetin yegâne kurtuluş reçetesidir.</p>

<p>Baran Dergisi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/zihinleri-esir-alan-dijital-pranga</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/dijitalpran.png" type="image/jpeg" length="36740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esad'ın köpeği Mihraç Ural tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/esadin-kopegi-mihrac-ural-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/esadin-kopegi-mihrac-ural-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörsüz Türkiye" sürecinin "Terörsüz bölge"ye evrildiği bugünlerde, Mihraç Ural adlı terör unsuru Türk ve Suriye istihbaratının ortak çalışmasıyla yakalanması büyük önem arz ediyor. "Terörsüz bölge" için mühim bir eşik aşılmış oldu.

Mihraç Ural, Türkiye'de sol hareketlerin içinde bulunmuş, 80 da...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye" sürecinin "Terörsüz bölge"ye evrildiği bugünlerde, Mihraç Ural adlı terör unsuru Türk ve Suriye istihbaratının ortak çalışmasıyla yakalanması büyük önem arz ediyor. "Terörsüz bölge" için mühim bir eşik aşılmış oldu.</p>

<p>Mihraç Ural, Türkiye'de sol hareketlerin içinde bulunmuş, 80 darbesinde tutuklanmış ve 82 senesinde cezaevinden kaçıp Suriye'ye yerleşmiş bir terör unsuru. Suriye'deki Esad ailesi döneminde Türkiye karşı kullanıldı. Türkiye'deki Nusayrileri örgütlemeye çalışan mezhepçi bir isim.</p>

<p>erör unsuru Mihraç Ural iç savaş sırasında verdiği bir röportajda, İskenderun Kurtuluş Ordusu kurduklarını, İskenderun'un Suriye ait olduğunu, Türkiye'nin İskenderun'da işgalci olduğunu, Türklerin İskenderun halkını topraklarında sürdüğünü söylemişti. Hedefi, Suriye'deki iç savaşı Türkiye'ye taşımaktı. Türkiye'den yanına gelenlere askeri eğitim verdiriyordu. Zamanında Türkiye'den Mihraç Ural'ın yanına gidip silahlarla pozlar verenler halen Türkiye'de elini kolunu sallayıp gezebiliyorlar. Miraç Ural'ın yakalanmasıyla birlikte bu şahısların da bilgisine başvurulacaktır. Fotoğraflar arşivlerde duruyor, silmek gibi beyhude çabalara kimse girmesin!</p>

<p>Mihraç Ural ve güruhu Suriye ve Türkiye'de büyük katliamlar yaptılar. Suriye'de özellikle Türkmen bölgesinde Türklere saldırdı. 2013 senesinde Suriye Tartus'taki Banyas şehrinde ve Bayda köyünde Sünnî halkı hedef aldılar ve yüzlerce Müslümanı katlettiler. Evler yakıldı, eşyalar yağma edildi. Bu katliamlar Mihraç Ural'ın yönetiminde gerçekleştirildi.</p>

<p>Türkiye'de ise, yine aynı yıl Hatay Reyhanlı'da bombalı saldırı yaptılar. Saldırıda 53 kişi öldü. Terör saldırısının failleri tek tek yakalandı ve hepsi azmettirici olarak Mihraç Ural'ın adını verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar, Esad'ın devrilmesiyle ortada kalan Mihraç Ural'ı Lübnan Hizbullah'ının himaye ettiğini söylüyor. Türk ve Suriye istihbaratının Mihraç Ural'ı Hizbullah'ın elinden aldığı da söylenenler arasında. Birkaç güne kadar nasıl yakalandığı, devrim sonrası kimlerin himayesine girdiği ortaya çıkar.</p>

<p>Mihraç Ural hakkında öldüğüne dair söylentiler yayınlandığında Türkiye'de üzülenler oluyordu. Hatta sosyal medyadan kendisine "Nasılsınız????" diye hali hatırı soruluyordu. Müjdeli haber bugün geldi! Elleri kelepçeli, gözleri kapalı fotoğrafta Mihraç Ural domuz gibi besili gözüküyor! Sahipleri iyi beslemiş. Sağlığı yerinde. Mihraç Ural gayet iyi, peki siz nasılsınız????</p>

<p>Üzülmeyin, ibret alın! Ne dersiniz, Mihraç Ural'ın Suriye halkına yaptıklarının aynısı kendisine yapılsın mı? Hukuk bunu gerektirmez mi? Evet, şimdi hesap vakti. İnşaallah idam gibi kolay bir ölümle cezalandırılmaz!..</p>

<p>Yakup Köse, Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/esadin-kopegi-mihrac-ural-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/mihrac-ural-1.jpg" type="image/jpeg" length="70079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tepeden tırnağa denetimsizlik: Balat'ta bir hafızın canına mal olan başıboşluk]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tepeden-tirnaga-denetimsizlik-balatta-bir-hafizin-canina-mal-olan-basibosluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tepeden-tirnaga-denetimsizlik-balatta-bir-hafizin-canina-mal-olan-basibosluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memlekette hat safhaya ulaşan liyakatsizlik, baştan savmacılık ve tepeden tırnağa her kuruma sirayet eden denetimsizlik vatandaşın canını almaya devam ediyor. Sorumsuzluğun, iş bilmezliğin ve kökleşen başıboşluğun son kurbanı henüz 14 yaşındaki bir hafız oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Fatih Balat'ta 14 yaşındaki hafız Mahmut Işıldak, yağmurlu havada ayakkabısı ıslanmasın diye girdiği su birikintisinde, bir otoparkın önünden geçerken açıkta bırakılan elektrik akımına kapılarak vefat etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Üç Kablonun Ucu Açık Bırakılmış!"</strong></h2>

<p>Göz göre göre gelen cinayet gibi facianın ardından merhumun cenazesi, İsmailağa Camii'nde kılınan namazın ardından toprağa verilmek üzere memleketi Düzce'ye gönderildi. Acılı ağabey Ahmet Işıldak, yapılan kazı çalışmasının ardından üç kablonun ucunun tamamen açık bırakıldığını vurgulayarak, bu felakette payı olan tüm sorumluların hesap vermesini istedi. İstanbul Valiliği olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tepeden-tirnaga-denetimsizlik-balatta-bir-hafizin-canina-mal-olan-basibosluk</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/hafiz-mahmut.webp" type="image/jpeg" length="34641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehadetinin yıldönümünde Yahya Sinvar’ı rahmetle anıyoruz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sehadetinin-yildonumunde-yahya-sinvari-rahmetle-aniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sehadetinin-yildonumunde-yahya-sinvari-rahmetle-aniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin’in bağımsızlığı için son ana kadar savaşarak 16 Ekim 2024'te şehit olan Yahya Sinvar'ı vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yahya Sinvar, Filistin direniş hareketinin öne çıkan kahramanlarından biridir. 1962 yılında, Gazze Şeridi'nin Han Yunus şehrinde bir mülteci kampında dünyaya gelen Sinvar, Filistin tarihinin en karışık dönemlerinde siyasi ve askeri bir lider olarak öne çıkmıştır. Ailesi, 1948 Nakba'sı sırasında Yahudiler tarafından işgal edilen Askalan'dan göç etmek zorunda kalmış, bu da Sinvar'ın siyasi ve kişisel kimliğinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur.</p>

<p><img height="1280" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2024/10/yahya-sinvar-sh.jpg" width="1800" /></p>

<h2><strong>Öğrenci kuruluşlarında aktif rol aldı</strong></h2>

<p>Eğitimine Gazze'de başlayan Sinvar, Gazze İslam Üniversitesi'nde Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuş, öğrenci yıllarında çeşitli topluluk ve öğrenci kuruluşlarında aktif rol almıştır. Üniversite yılları, Sinvar'ın siyasi bilincinin geliştiği ve İsrail'e karşı direniş faaliyetlerine katıldığı bir dönem olmuştur. 1982 ve 1985 yıllarında iki kez tutuklanan Sinvar, "Munezzemat el Cihad ve'd Dava" adlı askeri ve siyasi bir oluşumu kurmuş, bu hareket daha sonra 1987 yılında Hamas'ın kuruluşunda entegre olmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Yahya Sinvar" height="513" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2024/08/yahya-sinvar.webp" width="770" /></p>

<h2><strong>22 sene hapis yattı</strong></h2>

<p>1988 yılında iki Yahudi askerinin kaçırılıp öldürülmesi olayına karıştığı gerekçesiyle yeniden tutuklanan Sinvar, dört müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Hapis yılları onun için hem zorlu bir mücadele dönemi hem de ferdî ve ideolojik gelişim süreci olmuştur. 22 yıl boyunca hapis yatan Sinvar, bu süreçte İbranice öğrenmiş ve Yahudi toplumunu, kültürünü derinden anlama fırsatı bulmuştur.</p>

<p>2011 yılında, İsrail askeri Gilad Şalit'in serbest bırakılması karşılığında gerçekleşen esir takası anlaşmasıyla serbest kalmış, Hamas'ın siyasi bürosuna katılarak Hamas içindeki yükselişine devam etmiştir.</p>

<p><img height="513" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2024/10/yahya-sinvar-4.jpg" width="770" /></p>

<h2><strong>Hamas’ın askeri faaliyetlerini artırdı</strong></h2>

<p>Yahya Sinvar, 2017 yılında İsmail Heniye'den Hamas'ın Gazze Şeridi lideri görevini devraldı. Görevi devraldıktan sonra Sinvar, özellikle Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları ile koordinasyonu güçlendirerek Gazze Şeridi'nde örgütün etkinliğini artırmaya çalıştı. Soykırım destekçisi ABD tarafından terör listesine alınan Sinvar, Hamas içerisinde güvenlik ve askeri stratejiler üzerine odaklanarak, İsrail ile çatışmaları yönetme ve direniş stratejilerini şekillendirme görevlerinde bulundu. Ayrıca, Gazze Şeridi'ndeki sosyal ve ekonomik yapıların güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttü. Sinvar'ın liderliği sırasında Hamas, İsrail'e karşı birkaç askeri operasyon düzenledi ve Gazze Şeridi'nin iç işleyişinde önemli kararlar aldı.</p>

<h2><strong>Sinvar, çatışa çatışa şehit oldu</strong></h2>

<p>Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniye’nin 2024 yılında İran’ın başkenti Tahran’da İsrail tarafından düzenlenen suikast sonucu şehit olmasının ardından Sinvar, Hamas’ın siyasi ofisinin yeni lideri olarak seçilmiştir. İslam aleminin sessizliği ve Filistin’e desteğin olmamasından dolayı liderliği kısa sürdü fakat bu kısa mücadele içerisinde de İsrail’e kök söktürdü. İsrail tarafından düzenlenen bir operasyonda da çatışa çatışa şehit oldu.</p>

<h2><strong>Yahya Sinvar'ın Son Anları: Direnişin ve Kararlılığın Simgesi</strong></h2>

<p>Yahya Sinvar, Filistin direniş hareketinin öne çıkan figürlerinden biri olarak, İsrail tanklarının neredeyse yanı başında son nefesine kadar mücadele etti. Ağır yaralar almasına rağmen, özellikle kopmuş bir kol ile bile, direnişini sürdürdü. İsrail askerleri, Sinvar'ın bu direniş karşısında ona ekstra ateş açtıklarını ifade etti. Sinvar'ın, İsrail işgaline karşı ne kadar çok asker veya tank etkisiz hale getirdiği bilinmese de, onun cesareti ve direnci, Filistin direnişinin simgelerinden biri haline geldi.</p>

<p>Savaşın şiddetli anlarında, İsrail'in tank saldırısına maruz kalan Sinvar, yaralanmış olmasına rağmen, üzerine ilerleyen İsrail askerlerine karşı el bombası kullanmış ve bu sayede düşman askerlerini geri çekilmeye zorlamıştır. Bu çarpışma sırasında, yaralı olduğu eliyle son bir direniş gösterisi olarak, bir drone'a sopa atmıştır.</p>

<p>Yahya Sinvar'ın bu son anları, onun sadece fiziksel gücünü değil, aynı zamanda sarsılmaz iradesini, imanını ve Filistin davasına olan bağlılığını da gözler önüne sermektedir.</p>

<p><img height="899" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2024/10/sehit-yahya-sinvarin-ustunden-cikanlar-zikir-tesbihi.jpg" width="1200" /></p>

<h5><i><strong>Şehit Yahya Sinvar’ın üstünden çıkanlar. Zikir tesbihi…</strong></i></h5>

<p>Yahya Sinvar, hem askeri hem de siyasi arenada etkili bir lider olarak, Filistin direniş hareketinde önemli bir yer tutmaktadır. Onun mirası, İsrail-Filistin çatışmasının anlaşılmasında ve gelecekteki çözüm yollarının araştırılmasında kritik bir referans noktası olmaya devam edecektir.</p>

<h2><strong>"Kalp krizi geçirerek ölmektense suikastla ölmeyi tercih ederim"</strong></h2>

<p>Şehit Sinvar, 2 yıl kadar önceki konuşmasında, “Düşmanın bana verebileceği en büyük hediye suikast düzenlemektir. 59 yaşındayım, Kovid, felç veya kalp krizi geçirerek ölmektense suikastla ölmeyi tercih ederim. Kanımız ve canımız, kendini mukaddesatımız ve vatanımız için feda eden şehit çocukların kanından ve canından daha değerli değildir” demişti.</p>

<h2><strong>El-Hayye: Sinvar şehitler kervanına katıldı</strong></h2>

<p>Hamas'ın Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye tarafından da bir açıklama yapıldı ve Yahya Sinvar'ın İsrail saldırıları sırasında şehit olduğu, liderlerinin özverili bir şekilde ön saflarda mücadele ettiği ve savaş pozisyonları arasında aktif olarak hareket ettiği vurgulandı. Sinvar'ın, Filistin davasına olan sarsılmaz bağlılığı ve liderlik özellikleriyle tanındığı ifade edildi. Onun Filistin halkının bağımsızlığı ve özgürlüğü için verdiği mücadelenin unutulmayacağını belirtildi.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sehadetinin-yildonumunde-yahya-sinvari-rahmetle-aniyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/yahya-sinvar-sehit-4d.jpg" type="image/jpeg" length="58357"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail ordusu Suriye'ye girdi: Evlere baskın, tarım arazilerine ateş!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-suriyeye-girdi-evlere-baskin-tarim-arazilerine-ates</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-suriyeye-girdi-evlere-baskin-tarim-arazilerine-ates" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusu, Suriye'nin güneyindeki Dera iline bağlı Abidin köyüne 10 askerî araçla girdi. İsrail güçleri evlerde arama yaparken tarım arazilerine rastgele ateş açtı. Aynı saatlerde İsrail savaş uçakları bölge üzerinde alçak uçuş yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye'nin aktardığına göre, terörist İsrail ordusuna ait 10 askerî araç, işgal altındaki Golan Tepeleri'ne komşu Dera ilinin batısında bulunan Abidin Barajı yakınlarındaki köye girdi.</p>

<p>İsrail askerleri, Abidin köyünün doğu mahallesindeki evlerde arama-tarama faaliyetleri yürüttü. İşgal güçlerinin bölgedeki tarım arazilerine rastgele ateş açtığı bildirildi.</p>

<p>Kara birliklerinin köye girdiği sırada İsrail savaş uçakları da bölge semalarında alçak uçuş yaptı. Askerî hareketlilik nedeniyle bölgede gerginlik yaşandı.</p>

<h2><strong>İsrail, Suriye topraklarına yönelik ihlallerini sürdürüyor</strong></h2>

<p>İsrail ordusu, 1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na rağmen Suriye'nin güneyindeki askerî faaliyetlerine ve sınır ihlallerine devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şam yönetimi ise İsrail güçlerinin Suriye topraklarından tamamen çekilmesini ve ülkenin egemenliğine saygı gösterilmesini talep ediyor.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-suriyeye-girdi-evlere-baskin-tarim-arazilerine-ates</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/israil-suriye-ihlal.webp" type="image/jpeg" length="97868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yıldır yaptığı bastonları Allah rızası için dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir büyük bir emekle ürettiği bastonları hiçbir ücret talep etmeden insanlara hediye ediyor. Hayatını iyilik yapmaya adayan Mehmet Amca, “Para lazım değil, bana Allah razı olsun lazım.” sözleriyle takdir topluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir baston ustalığı yapıyor. Yıllardır el emeğiyle hazırladığı bastonların hiçbirini parayla satmayan Mehmet Amca, ürettiği bastonları Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine ve çevresindeki insanlara hediye ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah Resulü'nün hediyeleşmeye verdiği önemi hatırlatan Mehmet Amca, yaptığı işi bir kazanç kapısı olarak görmüyor. Onun için en büyük kazanç, hediye ettiği bastonları kullanan insanların hayır duasını almak.</p>

<p>Kendisiyle yapılan röportajda bugüne kadar ürettiği bastonlardan hiç para alıp almadığı sorulan Mehmet Amca, şu sözlerle cevap veriyor:</p>

<p>“Hiç kimseye parayla satmadım. Sen yapsan bana, bu bastonu bana versen, 'Allah razı olsun şu adamdan, şu bastonu bana verdi' dedim. Her gün... Onun için ben bu bastonları bedava veriyorum. 'Allah razı olsun' diyen olur belki. Bana o lazım. Para lazım değil. Bugün öleceğim, yarın öleceğim; bana 'Allah razı olsun' lazım.”</p>

<p>Ömrünün büyük bir bölümünü baston yaparak geçiren Mehmet Amca, karşılık beklemeden iyilik yapmanın ve hayır duası kazanmanın güzel bir örneğini sergiliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/usta-ve-ciragin-ahsap-hikayesi.webp" type="image/jpeg" length="11987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edirnekapı'da yüz binlerce Suriyelinin katili Nasrallah'ın posteri yansıtıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un tarihi Edirnekapı surları, Suriye’de yüz binlerce Müslümanı şehit eden, milyonlarca insanın yurdunu terk etmesine yol açan ve elleri masumların kanıyla bulanmış olan Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posterinin yansıtıldığı açık bir provokasyona sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_f2d671d3903c916a-162">Ecdad yadigârı bu kadim surların, katliamların ve zulümlerin simgesi haline gelmiş bir şahsın propagandalık alanına çevrilmesi, içimizdeki Şia fitnesinin cüretinin ve gafletinin hangi boyutlara ulaştığını bize hatırlattı. Mazlumların ahını, Suriyeli yetimlerin gözyaşlarını ve Suriye zindanlarında zulüm çekenlerin feryatlarını hiçe sayarak gerçekleştirilen bu eylem, apaçık bir meydan okumadır.</p>

<h3><strong>Hasan Nasrallah'ın Müslümanlara yaptığı zulüm</strong></h3>

<p>Hasan Nasrallah, Suriye’de iç savaşın fitili ateşlendiği günden itibaren Esed rejiminin en sadık, en gaddar ve en kanlı vurucu gücü olarak sahaya sürülmüştür. Halep’ten Humus’a, Kusayr’dan Şam kırsalına kadar binlerce masum Suriyeli Müslümanın katledilmesinde, evlerinden barklarından sürülmesinde doğrudan imzası ve emri vardır. İran’ın emperyalist yayılmacılığının bölgedeki mezhepçi ayağı olarak en büyük taşeronluğunu yapan Nasrallah, Müslüman kanı akıtılması söz konusu olduğunda en zalim rejimlerle kol kola girmekten bir an olsun geri durmamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha da vahimi, bu eli kanlı çetelerin Suriye halkına uyguladığı sistematik şiddet sadece can almakla kalmamış; rejim unsurlarıyla birlikte hareket eden bu yapının mensupları, Suriyeli Müslüman kadınların iffetine ve namusuna uzanan alçaklıklarıyla tarihin en kara lekelerine imza atmıştır. Savaş hukukunu, insanlığı ve ahlaki tüm sınırları ayaklar altına alan bu aşağılık cürümlerin baş sorumlusu olan Nasrallah, dünyada işlediği bu kadar günah ve mazlum ahı ile birlikte cehenneme kavuşup gitmiştir. Şimdi kalkıp bu melun adamın posterini İstanbul’un surlarına yansıtmak, o katliamları ve namussuzlukları meşrulaştırmaya çalışmaktır.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/nasrusseytann.png" type="image/jpeg" length="75783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="18251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="57769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="53819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="56078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="21336"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="27525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="33292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="94043"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="40195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="32423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="66159"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laikl...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="74563"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="91243"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="93319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.

Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı....]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="82031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="96208"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="19869"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
