<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 13 Jun 2026 00:44:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Putin'den Batı'ya müzakere çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/putinden-batiya-muzakere-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/putinden-batiya-muzakere-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'ya sorunları müzakere yoluyla çözme çağrısında bulunarak, 'Bunun ültimatom değil, gerçekten müzakere olması gerekiyor. Biz müzakere etmeye hazırız. Ancak bu ulusal çıkarlarımızın dikkate alınması doğrultusunda olmalı.' dedi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kremlin Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre, Putin, Rusya Günü vesilesiyle Ukrayna'da 'özel askeri operasyonda' yer alan askerlerle bir araya geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burada konuşan Putin, NATO ülkelerinin Rusya'ya karşı 'düşmanca' eylemlerde bulunduğunu belirterek 'Rusya tek başına Batı'yı temsil eden NATO'ya karşı koyuyor. Onlar, Rusya'yı stratejik yenilgiye uğratamadı ve uğratamayacak.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>NATO ülkelerinin teknoloji ve bilim alanlarındaki gelişim düzeyinin yüksek olduğuna işaret eden Putin, bu nedenle ülkesinin onlardan her zaman bir adım ileride olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Uydu internet ağı geliştiren 'Bureau 1440' Rus şirketinin Starlink uydu alıcısı benzeri sistemler geliştirdiği bilgisini paylaşan Putin, uzaya 16 uydunun fırlatıldığını ve bunların bazı özelliklerinin Starlink'ten üstün olduğunu söyledi.</p>

<p>Putin, hava savunma sistemlerini güçlendirdiklerini, FPV dronları ve yapay zekayla donanımlı dronların geliştirilmesine yönelik çalışmalar yaptıklarını aktardı.</p>

<p>Batı ile müzakerelere açık olduklarını dile getiren Putin, 'Düşmanlarımıza verebileceğimiz tek bir tavsiye var: Rusya ile savaşmayın, asla böyle bir girişimde bulunmayın. Gelin barış içinde yaşayalım ve tüm sorunları müzakereler yoluyla çözelim. Bunun ültimatom değil, gerçekten müzakere olması gerekiyor. Biz müzakere etmeye hazırız. Ancak bu ulusal çıkarlarımızın dikkate alınması doğrultusunda olmalı.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Rus ordusunun Ukrayna'da cephenin tüm yönlerinde ilerleme kaydettiğini belirten Putin, 'Topraklarımızı yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz. Bunu başaracağız. Kimsenin bundan şüphesi yok.' diye konuştu.</p>

<p>Putin, Ukrayna'da 700 bin Rus askerinin savaştığı bilgisini paylaştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/putinden-batiya-muzakere-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/putin-19.webp" type="image/jpeg" length="79536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD-İran anlaşmasının detayları]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-iran-anlasmasinin-detaylari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-iran-anlasmasinin-detaylari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'li üst düzey bir yetkili, ülkesi ile İran arasındaki anlaşmada sona gelindiğini belirterek anlaşma ile İran'ın nükleer programının tasfiye edileceğini ve elindeki zenginleştirilmiş uranyumun kendilerine iletileceğini açıkladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'li yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>

<p>İran'la anlaşmada artık son aşamaya gelindiğini vurgulayan yetkili, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu anlaşmayı önümüzdeki birkaç gün içinde imzalamayı bekliyoruz. Size kesin bir tarih veremem ancak bir tahminde bulunmam gerekirse bu sabah yüzde 75 derdim. Şu anda bu oran muhtemelen yüzde 80 ya da yüzde 85 civarında, ancak yüzde 100 değil çünkü sistemleri oldukça karmaşık.'</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la anlaşmaya ilişkin kamuoyuna verdiği sözlerin bu anlaşmayla yerine getirildiğini ve Amerikan halkının anlaşmadan mutlu olacağına inandıklarını belirten yetkili, bu yolla İran'ın nükleer silah sahibi olmayacağının altını çizdi.</p>

<h2><strong>Anlaşmayla sağlanacak 4 temel hedef</strong></h2>

<p>Söz konusu anlaşmayla ABD'nin temel önceliklerinin büyük oranda yerine getirildiğini vurgulayan yetkili, anlaşmayla öne çıkan dört başlığı şu şekilde özetledi:</p>

<p>'Bu anlaşmanın sağladığı sonuçlar şunlar: Birincisi, Hürmüz Boğazı yeniden açılıyor ve (ABD'nin İran'a yönelik) ablukayı kaldırıyor. İkincisi, İran'ın nükleer programının tasfiyesini sağlıyor. Üçüncüsü, ABD'nin (İran'daki) zenginleştirilmiş materyali (uranyum) almasına yol açıyor. Dördüncüsü, anlaşma bölgede uzun vadeli bir barışı garanti ediyor.'</p>

<p>Yetkili, anlaşma çerçevesinde İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun yerinde imha edilip daha sonra ülke dışına çıkarılmasının öngörüldüğünü belirtti.</p>

<h2><strong>İran üzerindeki yaptırımların kaldırılması öngörülüyor</strong></h2>

<p>Üst düzey yetkili, İran'ın anlaşmaya uyması halinde bu ülkeye yönelik ekonomik kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulacağını ifade ederek İran'ın bu yolla 'dünya ekonomisine yeniden entegre olabileceğini' belirtti.</p>

<p>'Terörizmin en büyük destekçisi olmak yerine normal bir ülke gibi davranmaları karşılığında bu şekilde ödüllendirilecekler.' diyen yetkili, anlaşmanın İran halkına fayda sağlayacağına inandıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran'daki bazı 'şahin' kesimlerin ABD ile anlaşmaya karşı çıktıklarını ancak yönetimdeki önemli kesimlerin anlaşmaya olumlu yaklaştıklarını ifade eden yetkili, günün sonunda bu anlaşmayla İran halkının ekonomik olarak daha iyi bir duruma gelmesini beklediklerini söyledi.</p>

<p>Anlaşma imzalanınca İran'a milyarlarca dolar nakit girişi sağlanacağı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını vurgulayan yetkili, anlaşmadaki ilgili süreçlerin tamamlanmasıyla zaman içinde yaptırımların kaldırılacağını kaydetti.</p>

<p>İran'ın ekonomik avantajlardan yararlanabilmesinin göstereceği performansa bağlı olduğunu söyleyen ABD'li yetkili, 'Varlıkların dondurulmasının kaldırılması, bankalar ve yaptırımların hafifletilmesi gibi konuları içeren avantajlara erişmeleri için, anlaşmanın kendilerine düşen kısmını tam anlamıyla yerine getirmeleri gerekiyor. Dolayısıyla İranlılar ne kadar çok yükümlülüklerini yerine getirirlerse, o kadar çok fayda elde ederler.' diye konuştu.</p>

<h2><strong>İsrail de anlaşma sürecinin parçası</strong></h2>

<p>Başta İsrail olmak üzere bölgedeki ilgili ülkelerin bu sürece katıldığını ve anlaşmaya uygun hareket etmelerini beklediklerini söyleyen yetkili, 'Tüm müttefiklerimizin, İsraillilerin ve Körfez ülkelerinin bu girişime katılacağından oldukça eminiz.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Söz konusu anlaşmanın 'Orta Doğu'da kapsamlı bir barış sürecinin' önünü açacağını düşündüklerini kaydeden yetkili, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının sürece zarar vermemesini arzu ettiklerini söyledi.</p>

<p>Yetkili, 'Bu (anlaşma), onların (İsrail'in) meşru müdafaa hakkından vazgeçecekleri anlamına gelmez. Eğer İranlılar yükümlülüklerini yerine getirmezlerse, İsraillilerin buna karşılık vermemesini beklerim. Dolayısıyla herkesin şu anki durumdan memnun olduğuna ve bunu tamamlayabileceğimize eminiz.' şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-iran-anlasmasinin-detaylari</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdiranq.webp" type="image/jpeg" length="41083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’nin kirli biyolojik laboratuvarları ifşa edildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdnin-kirli-biyolojik-laboratuvarlari-ifsa-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdnin-kirli-biyolojik-laboratuvarlari-ifsa-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vaşington yönetiminin küresel ölçekte yürüttüğü gizli faaliyetler, bizzat sistemin zirvesindeki isimler tarafından ifşa edilerek sürüyor. ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) görevinden ayrılacağını duyuran Tulsi Gabbard, Amerikan emperyalizminin dünya genelinde kurduğu kirli biyolojik laboratuvar ağını ifşa etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gabbard, Vaşington'un 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren 120’den fazla gizli biyoloji laboratuvarını doğrudan finanse ettiğini açıkça ilan etti. Bu tesislerin varlığına, tarihine ve devasa bütçelerine dair kritik verilerin güçlü odakların baskısıyla yıllardır dünya kamuoyundan saklandığı gerçeği kanıtlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amerikan hegemonyasının küresel biyolojik tehdit programına dair resmi belgeleri ODNI'nin internet sitesinden yayımlayan Gabbard, emperyalist sistemin iki yüzlülüğünü de deşifre etti. Vaşington'un bu laboratuvarların varlığını ısrarla inkâr ettiğini belirten eski direktör, gerçekleri dile getiren ferdlerin ise yabancı ajanlık ve Amerika'ya ihanet gibi ağır suçlamalarla susturulmaya çalışıldığını aktardı. İfşa edilen belgelere göre, ABD bütçesiyle fonlanan bu merkezlerin büyük kısmı, insanlık için büyük risk barındıran son derece bulaşıcı patojenler üzerinde çalışıyor. Üstelik bu karanlık faaliyetlerin içinde, biyolojik silah üretimiyle doğrudan ilişkili olan tehlikeli "Fonksiyon Kazanımı" araştırmaları da yer alıyor. Denetimden tamamen uzak, gizli kapılar ardında yürütülen ölümcül deneyler, tüm dünya halklarının yaşam hakkını açıkça tehdit ediyor.</p>

<p>Toplam 18 istihbarat kurumunu tek çatı altında toplayan ODNI bünyesinde yaşanan istifa dalgası, Vaşington merkezli şer odaklarının kendi içinde yaşadığı derin çatlağı da simgeliyor. Daha önce de Amerikan yönetiminin Venezuela ve İran coğrafyasına yönelik kanlı askeri işgal planlarına muhalefet etmesiyle bilinen Gabbard, sistemin baskılarına ortak olmaktan kaçındığını dolaylı olarak gösterdi. Küresel ölçekte biyolojik kaos üretmeye odaklanan laboratuvarların ifşası, emperyalist odakların uluslararası arenada yeni krizlere ve güvensizlik ortamlarına sebep oldu. Vaşington'un suç üstü yakalandığı skandalın ardından, Trump'ın bu çatlağı kapatmak amacıyla apar topar Jay Clayton'ı yeni aday olarak belirlemesi ise suçun örtbas edilmesi yönündeki panik adımları olarak yorumlanıyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdnin-kirli-biyolojik-laboratuvarlari-ifsa-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdlab.png" type="image/jpeg" length="25006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['ABD ve İran arasında anlaşma metni hazır']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-ve-iran-arasinda-anlasma-metni-hazir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-ve-iran-arasinda-anlasma-metni-hazir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Vaşingtonve Tahran yönetimlerinin nihai bir mutabakat metni hazırladığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sürecin yakın takipçisi ve arabulucusu olan Şerif, taraflarla sonraki adımları planlamak adına yoğun bir işbirliği yürüttüklerini belirtti. Ancak bu olumlu hava, İran medyasının sızdırdığı iddia edilen taslak maddeler sebebiyle yerini sert bir polemiğe bıraktı. Yaşanan sızıntı tartışması, iki başkent arasında yeni bir krizin patlak vermesine sebep oldu.</p>

<h2><strong>Trump'tan Tahran'a tepki: "Metin tümüyle asılsız"</strong></h2>

<p>Bir gün önce İran ile uzlaşı sağlandığını ve hafta sonu bir mutabakat zaptı imzalanabileceğini açıklayan Trump, sızıntı haberlerin ardından tavrını sertleştirdi. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşımlarda bulunan Trump, Tahran yönetimini manipülasyon yapmakla suçladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump, basına yansıyan maddelerin üzerinde uzlaşılan resmi metinden tamamen kopuk olduğunu savundu. Tahran'ın açıklamalarını zayıf bulan ABD Başkanı, muhataplarının tavrını onur kırıcı olarak niteledi ve taraflarla iyi niyetli bir anlaşma zemini bulmanın zorluğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>İran Cephesi: Spekülasyonlardan uzak durulmalı</strong></h2>

<p>Süreçle ilgili İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise daha dengeli bir ton tercih etti. İslamabad'da olgunlaşan Mutabakat Zaptı'nın imza aşamasına tarihin en yakın noktasında olduğunu doğrulayan Arakçi, nihai onay süreci tamamlanana dek medya üzerinden yürütülen tahmin ve iddialardan uzak durulmasını istedi. Amerikan basını ise varılacak uzlaşıyla birlikte bölgedeki ateşkesin 60 gün boyunca uzatılacağını, bu süreçte de nükleer müzakerelerin yürütüleceğini yazdı.</p>

<h2><strong>Sızdırılan 14 Maddelik taslakta öne çıkan şartlar</strong></h2>

<p>Yarı resmi Mehr Haber Ajansı'nın müzakere heyetine yakın kaynaklara dayandırdığı taslak metin, nükleer ve ekonomik temelli 60 günlük bir geçiş süreci öngörüyor. Bölgesel dengeleri kökten değiştirebilecek taslak metinde yer alan detaylar şunlar:</p>

<p><strong>- Deniz Ablukası ve Hürmüz Boğazı:</strong> ABD, İran'a yönelik uyguladığı deniz ablukasını 30 gün içinde sonlandıracak. Hürmüz Boğazı, Tahran'ın belirlediği yasal düzenlemeler çerçevesinde yeniden tam kapasiteyle gemi trafiğine açılacak.</p>

<p><strong>- Yaptırımların Askıya Alınması: </strong>Petrol, petrokimya ve yan ürünlerin satışına yönelik kısıtlamalar gevşetilecek. İran'ın uluslararası bankalarda bloke edilen varlıklarına tam erişim hakkı tanınacak.</p>

<p><strong>- Ekonomik Kaynakların Serbest Bırakılması: </strong>İki aylık müzakere takvimi boyunca İran'ın toplamda 24 milyar dolarlık fonu serbest kalacak. Bu tutarın 12 milyar dolarlık kısmı görüşmeler başlamadan önce serbest bırakılacak.</p>

<p><strong>- Füze Programı Kapsam Dışı:</strong> Kritik bir detay olarak, Tahran'ın balistik füze programı ve bölgesel vekil güçlere sağladığı destekler müzakere masasının tamamen dışında tutulacak. Görüşmeler sadece nükleer malzeme zenginleştirme sınırları, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın ekonomik yeniden yapılanma programı üzerinde yoğunlaşacak.</p>

<p><strong>- Müzakerelerin Ön Koşulu: </strong>Taslak metne göre, petrol yaptırımlarının kalkması ve deniz ablukasının son bulması, nihai müzakerelerin başlaması için ana şart kabul ediliyor. Ayrıca Lübnan'daki süreç de bu uzlaşmaya dahil edilecek. İran ise nükleer programını tamamen barışçıl sınırlar içinde tutma taahhüdünü yineleyecek.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-ve-iran-arasinda-anlasma-metni-hazir</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/pakis.webp" type="image/jpeg" length="83816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siyonist barbarlık sınır tanımıyor: Çekilmeyeceğiz!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/siyonist-barbarlik-sinir-tanimiyor-cekilmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/siyonist-barbarlik-sinir-tanimiyor-cekilmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazze Şeridi ile Lübnan ve Suriye'nin güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini iddia etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Savunma Bakanı Katz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi'nde işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini ileri sürerek Batı Şeria'da da işgalin süreceğini belirtti.</p>

<p>Katz, ihtiyaç duymaları halinde Batı Şeria'da saldırılarla hedef aldıkları mülteci kamplarının sayısının artabileceği tehdidinde bulundu.</p>

<h2><strong>'Trump'tan İran'a ilişkin ilkelerin arkasında durmasını bekliyoruz'</strong></h2>

<p>ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Bakan Katz, Trump'tan İran'ın nükleer ve balistik füze programının sona erdirilmesinin yanı sıra bölgedeki vekil güçlerine ilişkin 'diğer ilkelerin de arkasında durmasını beklediklerini' söyledi.</p>

<p>Katz,  Trump'ın 'İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek' için ABD ve İsrail'in ortak çıkarları çerçevesinde bir anlaşmaya öncülük ettiğini ileri sürdü.</p>

<p>Bakan Katz ayrıca, Netanyahu ile İsrail ordusuna İran'ın 'nükleer silah elde etmesini önlemek' için gelecekte bağımsız şekilde hareket etme konusunda hazırlık yapması talimatını verdiklerini de duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/siyonist-barbarlik-sinir-tanimiyor-cekilmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/katz-2.webp" type="image/jpeg" length="74473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Avrupa’daki askeri gücünü çekiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-avrupadaki-askeri-gucunu-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-avrupadaki-askeri-gucunu-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[New York Times'ın haberine göre ABD, Avrupa’daki NATO operasyonlarına tahsis ettiği askeri kapasiteyi azaltmayı planlıyor. Plan kapsamında F-16 ve F-15E savaş uçaklarının sayısının 150’den 100’e düşürülmesi, deniz devriye uçaklarının azaltılması ve Avrupa’ya tahsis edilen hava yakıt ikmal uçaklarının geri çekilmesi öngörülüyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Öte yandan Avrupa savunmasına ayrılan bombardıman filolarından birinin başka bölgelere kaydırılabileceği belirtiliyor. İddialarla ilgili NATO ve Pentagon'dan henüz resmi açıklama yapılmadı.</p>

<p>ABD’nin, Avrupa’daki NATO operasyonları için tahsis ettiği uçak ve savaş gemisi sayısını azaltma kararı aldığı öne sürüldü. New York Times'ın haberine göre plan, NATO’nun uzun menzilli saldırı ve gözetleme kapasitesini doğrudan etkileyebilecek nitelikte.</p>

<p>Gazetenin iki üst düzey Avrupalı yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD’nin hazırladığı plan kapsamında Avrupa’daki NATO görevlerine ayrılan F-16 ve F-15E savaş uçaklarının sayısının yaklaşık 150’den 100’e düşürülmesi hedefleniyor. Ayrıca deniz devriye uçaklarının sayısının da 26’dan 15’e indirileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberde, daha önce Avrupa’ya tahsis edilen sekiz hava yakıt ikmal uçağının tamamının geri çekilmesinin planlandığı ifade edildi. Bu kapsamda ABD’ye ait havadan yakıt ikmal uçaklarının artık Avrupa’daki NATO operasyonlarında kullanılmayacağı kaydedildi.</p>

<p>Planın yalnızca savaş uçaklarıyla sınırlı olmadığı belirtilirken, NATO misyonlarını desteklemek amacıyla konuşlandırılan deniz keşif uçaklarının sayısının da azaltılmasının öngörüldüğü aktarıldı. Yetkililer, bu değişikliklerin NATO’nun gözetleme, keşif ve uzun menzilli operasyon kabiliyetlerini etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>New York Times’ın haberinde, daha önce Avrupa savunmasına tahsis edilen iki bombardıman filosundan birinin başka bölgelere kaydırılabileceği de belirtildi. Bu adımın, ABD’nin küresel askeri önceliklerinde yaşanan değişimlerin bir parçası olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>ABD medyası, mayıs ayında yayımlanan haberlerde Washington yönetiminin büyük kriz dönemlerinde müttefiklerine sağladığı bazı askeri kapasite ve destek unsurlarını azaltmayı değerlendirdiğini öne sürmüştü. Söz konusu planın hayata geçirilmesi halinde, NATO’nun Avrupa’daki operasyonel kapasitesinde önemli değişiklikler yaşanabileceği ifade ediliyor.</p>

<p> </p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-avrupadaki-askeri-gucunu-cekiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdavrupanato.webp" type="image/jpeg" length="73269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Camide rezalet!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/camide-rezalet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/camide-rezalet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmit’teki bir camide sabah ezanı için gelen müezzin, içeriden gelen sesler üzerine şüphelendi. İlk başta hırsızlık olayı sanılan olayın, güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesiyle bambaşka bir boyuta ulaştığı ortaya çıktı. Camide ilişkiye giren 2 kişinin ifadelerinde fantezi olsun diye böyle bir şey yaptıklarını söyledikleri öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan bir camide yaşanan olay pes dedirtti. Özgür Kocaeli Gazetesi’nden Selda Hatun Tan’ın haberine göre; Sabah ezanı için camiye gelen müezzin, cami girişinden gelen sesler üzerine camiyi kontrol etti. Bu sırada camide bir kadın ve bir erkek olduğunu gören müezzin ile bazı cemaat üyeleri şahısların peşinden koştu.</p>

<h2><strong>GÖRÜNTÜLERİ İZLEDİ ŞOK OLDU</strong></h2>

<p>İlk etapta hırsızlık şüphesi üzerinde duran müezzin, daha sonra caminin güvenlik kameralarını inceleyince büyük şaşkınlık yaşadı. Kamera kayıtlarında kadın ve erkeğin cami içerisinde uygunsuz davranışlarda bulunduğunu gören müezzin, durumu polis ekiplerine bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>GÖZALTINA ALINDILAR</strong></h2>

<p>İhbar üzerine çalışma başlatan polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerinden şüphelilerin kimliklerini tespit etti. Kimlikleri belirlenen kadın ve erkek kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.</p>

<h3><strong>FARKLI DENEYİM OLSUN DİYE YAPMIŞLAR</strong></h3>

<p>Emniyetteki işlemleri tamamlanan iki şüpheli daha sonra adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin ifadelerinde, olayı fantezi olması ve farklı bir deneyim yaşamak amacıyla gerçekleştirdiklerini, yaptıklarından dolayı pişman olduklarını söyledikleri öğrenildi. 2 şüpheli çıkardıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<h2><strong>KUTSALA YAPILAN AHLAKSIZLIKLAR CEZASIZ KALIYOR!</strong></h2>

<p>Devlet hiç olmazsa kendi hukukuna uymalı; dini, dinî değerleri ve mukaddes mekânları aşağılayan söz, tavır ve fiillere karşı gereken cezayı vermelidir. Kanun kâğıt üzerinde duracaksa, Müslümanların mukaddeslerine saldıranlar hiçbir yaptırımla karşılaşmayacaksa bu hukuk kimin için vardır?</p>

<p>Stand-upçısı çıkar dinle alay eder, serbest bırakılır. Bir başka uğursuz çıkar İslâm’a ve Müslümanların mukaddeslerine saldırır, elini kolunu sallayarak gezer. Haini, ahlâksızı camiye girer, Allah’ın evini rezaletine sahne yapar; yine serbest bırakılır. Sonra da toplumdan hukuka ve adalete güvenmesi beklenir.</p>

<p>Üstelik camilerde yaşanan bu tür rezaletler ilk değildir. Benzer hadiseler defalarca gündeme gelmiş, her defasında birkaç günlük öfkenin ardından mesele kapatılmıştır. Cezasızlık sürdükçe kutsala saldıranların cüreti artmakta, milletin sabrı ve adalet duygusu ise aşınmaktadır.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/camide-rezalet</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/camiliski.webp" type="image/jpeg" length="61956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rejim karşıtlığına “IŞİD” yaftasıyla 5 ay ceza!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rejim-karsitligina-isid-yaftasiyla-5-ay-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rejim-karsitligina-isid-yaftasiyla-5-ay-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de rejim aleyhine fikir beyan eden Müslümanlar, mesnetsiz “IŞİD” suçlamalarıyla hedef alınıyor ve somut delil ortaya konulmadan aylarca cezaevinde tutuluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“IŞİD” suçlamasıyla yaklaşık beş ay cezaevinde tutulan Muhammed Beyaz, hâkim karşısına çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Ameliyatlı hâlde gözaltına alınan Beyaz, cezaevinde yarasına tıraş bıçağı ve plastik cımbızla müdahale etmek zorunda kaldığını açıkladı. Dosyada somut bir suç unsurunun bulunmadığını belirten Beyaz’ın tutukluluğu, kendisiyle birlikte bütün ailesini ağır bir mağduriyete sürükledi.</p>

<p>Davet ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla tanınan Muhammed Beyaz, “IŞİD üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Yaklaşık beş ay boyunca cezaevinde tutulan Beyaz, çıkarıldığı ilk duruşmada hakkında tahliye kararı verilmesi üzerine özgürlüğüne kavuştu.</p>

<p>Beyaz’ın aylar süren tutukluluk sırasında yaşadıkları ve ailesinin karşı karşıya kaldığı sağlık sorunları, delile dayanmayan terör soruşturmalarının geride bıraktığı ağır tahribatı bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<h2><strong>Ameliyatlı hâlde gözaltına alındı</strong></h2>

<p>Muhammed Beyaz, gözaltına alındığı sırada kısa süre önce geçirdiği ameliyatın etkilerinin devam ettiğini ve ağzında dikişlerin bulunduğunu açıkladı. Buna rağmen tedavi ve bakım sürecinin gerektiği şekilde yürütülmediğini belirten Beyaz, sağlık durumunun gözaltı ve tutukluluk şartlarında daha da ağırlaştığını ifade etti.</p>

<p>Beyaz, tedavisinin geciktirildiğini ve ihtiyaç duyduğu sağlık malzemelerine uzun süre ulaşamadığını söyledi. Tutukluluğu sırasında yaklaşık 10 kilo kaybettiğini aktaran Beyaz, cezaevi şartlarının ameliyat sonrası iyileşme sürecini ciddi biçimde etkilediğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Yarasına tıraş bıçağı ve cımbızla müdahale etti</strong></h2>

<p>Beyaz’ın açıklamasına göre, ameliyat bölgesine gerekli tıbbi müdahale zamanında yapılmadı. Sağlık ekipmanına ancak 20 günün sonunda ulaşabildiğini belirten Beyaz, temin edilen plastik bir cımbız ve tıraş bıçağı yardımıyla yarasına kendi imkânlarıyla müdahale etmek zorunda bırakıldığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyatlı bir tutuklunun profesyonel tıbbi destek yerine tıraş bıçağı ve cımbız kullanmak mecburiyetinde kalması, cezaevlerindeki sağlık hizmetlerine ve tutukluların temel haklarının korunmasına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.</p>

<h2><strong>Babası kalp krizi geçirdi</strong></h2>

<p>Muhammed Beyaz’ın tutuklanması yalnızca kendisini değil, bütün ailesini derinden etkiledi. Beyaz, babasının yaşanan ağır sürece dayanamayarak kalp krizi geçirdiğini açıkladı.</p>

<p>Eşi ve annesinin de tutukluluk dönemi boyunca ciddi sağlık sorunları yaşadığını belirten Beyaz, çocuklarının operasyondan sonra kapı seslerinden korkmaya başladığını söyledi. Tahliyesinin ardından dahi çocuklarının yanından ayrılmak istemediğini ifade eden Beyaz, yaşananların ailesinde derin izler bıraktığını anlattı.</p>

<p>Beyaz, kamuoyuna yansıyan açıklamasında, yaşadıklarının aktardığı bölümünün bütün mağduriyetin “yüzde biri bile olmadığını” dile getirdi.</p>

<h2><strong>Dosyada somut suç unsuru bulunmadı</strong></h2>

<p>Muhammed Beyaz, kendisine yöneltilen “IŞİD” suçlamasını destekleyecek somut bir delilin dosyada yer almadığını belirtti. Dosyanın içeriğinin açıklanabilir ve ispatlanabilir ticari faaliyetler ile banka hesaplarındaki para hareketlerinden ibaret olduğunu söyledi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında herhangi bir suç unsurunun ortaya konulamadığını ifade eden Beyaz’ın, buna rağmen aylarca özgürlüğünden mahrum bırakılması tepki çekti. Beyaz, yaklaşık beş aylık tutukluluğun ardından hâkim karşısına çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rejim-karsitligina-isid-yaftasiyla-5-ay-ceza</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chat-g-p-t-image-12-haz-2026-16-32-45.webp" type="image/jpeg" length="48735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas: Abbas yönetimi işgalci İsrail’le iş birliği yapıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamas-abbas-yonetimi-isgalci-israille-is-birligi-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamas-abbas-yonetimi-isgalci-israille-is-birligi-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas, Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik birimlerinin Batı Şeria’da direnişçileri gözaltına alarak işgalci İsrail’in hedefi hâline getirdiğini açıkladı. Hareket, Filistin Yönetimi ile İsrail arasındaki güvenlik koordinasyonunu “Filistin halkının sırtına saplanmış zehirli bir hançer” şeklinde nitelendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamas, işgal altındaki Batı Şeria’da direnişçilerin ve İsrail tarafından aranan Filistinlilerin, Mahmud Abbas yönetimine bağlı güvenlik güçlerince takip edilmesine sert tepki gösterdi.</p>

<p>Hareket tarafından yapılan resmî açıklamada, Filistin Yönetimi güçlerinin direnişçileri gözaltına almasının, işgalci İsrail ile yürütülen “açık bir rol paylaşımının” parçası olduğu belirtildi. Abbas yönetiminin uygulamalarının Batı Şeria’daki direnişi tasfiye etmeye ve direnişçileri İsrail’in hedefi hâline getirmeye hizmet ettiği ifade edildi.</p>

<p>Hamas, Gazze ve Batı Şeria’da İsrail saldırıları devam ederken Filistin Yönetimi’nin güvenlik koordinasyonunu sürdürmesini “utanç verici ve millî olmayan bir tutum” olarak değerlendirdi.</p>

<h2><strong>“Filistin Yönetimi’nin hapishanesinden çıkıp İsrail’in hapishanesine giriyorlar”</strong></h2>

<p>Açıklamanın ardından paylaşılan saha verilerine göre, 2026 yılının başından bu yana Filistin Yönetimi’ne bağlı güçlerin hapishanelerinden çıkan 25’ten fazla direnişçi ve eski esir, kısa süre içerisinde işgalci İsrail tarafından yeniden gözaltına alındı.</p>

<p>Bu uygulama Filistin kamuoyunda “döner kapı politikası” olarak isimlendiriliyor. Direnişçiler önce Filistin Yönetimi tarafından gözaltına alınıyor, serbest bırakılmalarının ardından ise İsrail güçleri tarafından yeniden tutuklanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son vakalardan birinde, esir takası kapsamında serbest bırakılan Musab Kuzah, Filistin Yönetimi’nin hapishanesinden çıktıktan yalnızca iki gün sonra İsrail askerleri tarafından yeniden gözaltına alındı.</p>

<p>Ahmed Yamin’in de Nablus’taki evinden, Filistin Yönetimi’nin hapishanesinden çıkmasından kısa süre sonra alındığı bildirildi. Şadi Cuma’nın Kalkilya’da serbest bırakılmasından dakikalar sonra, Serâ Raddad’ın ise 25 Mart’ta Filistin Yönetimi’nin hapishanesinden çıkmasından birkaç saat sonra İsrail tarafından tutuklandığı kaydedildi.</p>

<p>Hamas, bu vakaların münferit olmadığını, Filistin Yönetimi ile İsrail arasında sürdürülen güvenlik koordinasyonunun doğrudan neticesi olduğunu bildirdi.</p>

<h2><strong>Hamas’tan Abbas yönetimine çağrı</strong></h2>

<p>Hamas açıklamasında, işgalci İsrail’in onlarca direnişçiyi Filistin Yönetimi hapishanelerinden çıktıktan hemen sonra tutuklamasının “millî bir suç ve Filistin halkının sırtına saplanmış zehirli bir hançer” olduğu vurgulandı.</p>

<p>Hareket, Mahmud Abbas yönetimine şu çağrılarda bulundu:</p>

<p>Direnişçilerin ve İsrail tarafından aranan Filistinlilerin gözaltına alınmasına derhâl son verilmesi, bütün siyasi tutukluların serbest bırakılması, İsrail ile yürütülen güvenlik koordinasyonunun tamamen sona erdirilmesi ve Filistin Yönetimi güçlerinin işgale karşı mücadele eden Filistinlileri koruması istendi.</p>

<p>Hamas ayrıca Filistinli siyasi hareketlere, toplumsal kuruluşlara ve halkın bütün kesimlerine çağrıda bulunarak, İsrail’le güvenlik koordinasyonuna karşı ortak bir millî tavır benimsenmesini talep etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamas-abbas-yonetimi-isgalci-israille-is-birligi-yapiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/hams-abbas.jpg" type="image/jpeg" length="35451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TYB İstanbul Şubesi'nde Mim Kemal Öke ile kültür söyleşisi yapıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tyb-istanbul-subesinde-mim-kemal-oke-ile-kultur-soylesisi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tyb-istanbul-subesinde-mim-kemal-oke-ile-kultur-soylesisi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, Prof. Dr. Mim Kemal Öke’yi ağırladı. Kültür, tarih ve düşünce meselelerinin ele alındığı söyleşide Öke, Aylık Baran Dergisi yazarlarından Handan Özduygu’nun sorularını yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen kültür söyleşisine tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Mim Kemal Öke konuk oldu. Aylık Baran Dergisi yazarlarından Handan Özduygu’nun yönelttiği soruları cevaplandıran Öke; modern bilim anlayışından kapitalizme, dijital çağın insan üzerindeki tesirlerinden üniversitelerin durumuna, Filistin meselesinden tasavvufa kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Sohbet geleneğine atıfla başlayan programda Özduygu, içinde bulunulan dönemde teknolojik ilerlemeye rağmen derinleşen ahlâkî çözülmeye dikkat çekti. Modern akademi ile tasavvuf geleneği arasında bir bağ kuran Öke’ye, Muhammedî eğitim metodunun günümüz gençlerine nasıl aktarılabileceğini sordu.</p>

<h2><strong>“Makamın ve şöhretin değil, ilmin peşinden gittim”</strong></h2>

<p>Konuşmasına ilim yolculuğunu anlatarak başlayan Mim Kemal Öke, hayatı boyunca makam, servet veya şöhret elde etmek için çalışmadığını, esas arzusunun öğrenmek ve bilmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin en genç profesörü olmak gibi bir hedefle hareket etmediğini belirten Öke, beşerî ve sosyal bilimlere yönelmesinin arkasında da ilme duyduğu aşkın bulunduğunu ifade etti. Zaman içerisinde eserden müessire ulaşmak gerektiğini idrak ettiğini söyleyen Öke, bilginin insanı yalnızca dünyaya değil, varlığın hakikatine de götürmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Öke, ilmin yalnızca veri ve enformasyondan ibaret görülemeyeceğini belirterek, hakiki ilmin irfan ve hikmetle tamamlanması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><img alt="Ökse Konusma Iç" height="750" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/okse-konusma-ic.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<h2><strong>“Dijital bir tapınma hâline sürüklendik”</strong></h2>

<p>Öke, 21. yüzyılın teknoloji merkezli bilim ve hayat anlayışını “dijital tapınma” olarak nitelendirdi. İnsanların kullandıkları teknolojik araçlara giderek bağımlı hâle geldiğini belirten Öke, dijital sistemlerin yalnızca gündelik hayatı kolaylaştırmadığını, insanın zihnini ve manevî dünyasını da şekillendirdiğini söyledi.</p>

<p>Teknoloji, ekonomi ve küresel şirketler arasında karşılıklı bir ilişki bulunduğunu ifade eden Öke, modern insanın bu düzen içerisinde giderek tüketici bir varlığa dönüştürüldüğünü kaydetti.</p>

<p>Öke, postmodern ve neoliberal kapitalizmi çağımızdaki birçok toplumsal ve ahlâkî problemin temel kaynaklarından biri olarak gördüğünü belirterek, kapitalist sistemin insanı para, tüketim ve haz merkezli bir hayat anlayışına sevk ettiğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Çalışmanın yerini tüketmek aldı”</strong></h2>

<p>Kapitalizmin gelişmesinde pozitivizm ve sekülerleşmenin önemli bir rol oynadığını anlatan Öke, metafizikten koparılan insanın bütünüyle dünyevî hedeflere yöneltildiğini ifade etti.</p>

<p>Öke, geçmişte çalışmanın ve üretmenin kutsandığı bir anlayış varken günümüzde harcamanın ve tüketmenin kutsallaştırıldığını söyledi. İnsanların nasıl kazandığından ziyade ne kadar harcadığının önemsendiği bir düzene geçildiğini belirten Öke, modern bilim ve ekonomi anlayışının insanı yalnızca tüketici bir mahlûk olarak tanımladığını dile getirdi.</p>

<p>Yaklaşık yarım asırlık akademik hayatında kendi kendisine “Hangi bilimi ve kimin bilimini öğretiyorum?” sorusunu yönelttiğini aktaran Öke, bilimin bütünüyle tarafsız ve masum bir alan olarak kabul edilemeyeceğini savundu.</p>

<p>Batı kaynaklı bilimsel birikimin bilinmesi gerektiğini, fakat bunun yanında Türkiye’nin kendi kültürel ve fikrî kaynaklarından hareketle yeni bir bilim anlayışı geliştirmesinin şart olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="Öke Prog1" height="750" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/oke-prog1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<h2><strong>“Platon biliniyor, Farabî bilinmiyor”</strong></h2>

<p>Türkiye’deki sosyal bilimler eğitimini eleştiren Öke, üniversitelerde Batılı düşünürlerin ayrıntılı biçimde okutulmasına rağmen İslam düşünce geleneğinin büyük isimlerinin ihmal edildiğini söyledi.</p>

<p>Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanlarında insanın çoğunlukla kötü, çıkarcı ve iktidar peşinde koşan bir varlık olarak ele alındığını belirten Öke, İslam kültüründeki insan tasavvurunun bundan farklı olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Mümin müminin aynasıdır” ve “İnsan insanın dostudur” anlayışını hatırlatan Öke, kendi siyaset ve toplum düşüncesini üretmeyen bir akademik yapının Batı’daki teorileri tekrarlamaktan öteye geçemeyeceğini söyledi.</p>

<p>Doçentlik jürilerinde adaylara Farabî’yi sorduğunu ancak çoğu zaman yeterli cevap alamadığını anlatan Öke, “Platon’u biliyorlar, Aristo’yu biliyorlar fakat Farabî’yi bilmiyorlar” sözleriyle akademideki kültürel kopuşa dikkat çekti.</p>

<p>Öke, yapılması gerekenin Batılı düşünceyi bütünüyle reddetmek değil, Farabî başta olmak üzere kendi düşünürlerimizi bu birikimin karşısına koyarak mukayeseli ve özgün bir ilim anlayışı geliştirmek olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="Öke Prog2" height="750" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/oke-prog2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<h2><strong>İbn Sina, İbn Arabî ve Mevlâna üzerinden hikmet çağrısı</strong></h2>

<p>Beşerî ve sosyal bilimlerin yeniden kurulmasında varlık meselesinin merkeze alınması gerektiğini ifade eden Öke, İbn Sina, Muhyiddin İbn Arabî ve Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin oluşturduğu düşünce çizgisine dikkat çekti.</p>

<p>İbn Sina’nın varlık ve yaratılışa ilişkin büyük bir ilmî birikim ortaya koyduğunu belirten Öke, İbn Arabî’nin bu birikime metafizik derinlik kazandırdığını söyledi. Mevlâna’nın ise bu düşünceye aşkı ekleyerek yeni bir merhale oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Öke, metafiziğin bütün ilimlerin çıkış noktası olduğunu savunarak, tasavvuf hikmetinin yalnızca Müslümanların değil, çağdaş insanın yaşadığı anlam, yalnızlık ve ruh bunalımlarına da cevap verebilecek bir imkân taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>“Dijital cahiliye hiçbir şeye inanmıyor”</strong></h2>

<p>Söyleşide Necip Fazıl Kısakürek’in, din üzerindeki baskıların sona ermesinin ardından ortaya çıkan yozlaşmaya işaret eden “Buzları erittik, şimdi geçebilirsen çamurdan geç” sözü de gündeme geldi.</p>

<p>Bu değerlendirme üzerinden günümüz toplumundaki dünyevileşmeye temas eden Öke, 21. yüzyılı “dijital cahiliye” kavramıyla tarif etti.</p>

<p>Cahiliye dönemindeki insanların yanlış biçimde de olsa bir inanç dünyasına sahip olduklarını belirten Öke, bugünün dijital cahiliyesinde ise inançsızlığın ve anlamsızlığın öne çıktığını söyledi. Günümüz insanının bir dava arayışından önce mana arayışında olduğunu ifade eden Öke, bu arayışın yanlış mecralara yönlendirilmesinin gençleri büyük bir boşluğa sürüklediğini kaydetti.</p>

<p>Kapitalist düzenin kâr krizini aşmak için suç, haz ve sapkınlık endüstrilerini büyüttüğünü savunan Öke, gençlerin sembollerinden tüketim biçimlerine kadar geniş bir alanda karanlık kültürlerin etkisi altına girdiğini söyledi.</p>

<p>Öke’ye göre çağın en büyük tehlikelerinden biri değerlerin ortadan kaldırılması değil, değerlerin içinin boşaltılarak değersizleştirilmesi. Bu sürecin nihilizmi beslediğini belirten Öke, millî, dinî ve ahlâkî kavramların yozlaştırılarak toplumun savunmasız bırakıldığını dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Tebliğden önce temsil edebilmek gerekir”</strong></h2>

<p>Müslümanların içinde bulunduğu duruma ilişkin de özeleştirilerde bulunan Öke, dinin yalnızca sözle anlatılamayacağını, asıl olanın İslam’ı yaşayarak temsil etmek olduğunu söyledi.</p>

<p>İyi Müslümanlığın bazı ifadeleri ezberlemekten ibaret olmadığını belirten Öke, Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali’nin hâlleriyle İslam’ı temsil ettiklerini hatırlattı.</p>

<p>Öke, özellikle Gazze’de yaşananlar karşısında Müslüman toplumların sergilediği yetersiz tavrı eleştirdi. Yapılan bazı gösterilerin ve açıklamaların gerçek bir mücadeleye dönüşmediğini söyleyen Öke, Müslümanların önce kendi samimiyetlerini ve temsil güçlerini sorgulamaları gerektiğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Üniversite sistemi âlim ve bilge yetiştirmiyor”</strong></h2>

<p>Söyleşide Türkiye’deki üniversitelerin ve akademik yükselme ölçütlerinin durumu da ele alındı. Mevcut sistemin âlim, arif veya bilge yetiştirmeye elverişli olmadığını savunan Öke, üniversitelerde büyük ölçüde küresel düzenin ihtiyaç duyduğu uzman ve danışman tipinin üretildiğini ifade etti.</p>

<p>Akademik çalışmaların çoğu zaman toplumun, kültürün ve medeniyetin temel meselelerinden uzaklaştığını belirten Öke, “Kral çıplak” diyebilecek ilim insanlarının sayısının azaldığını söyledi.</p>

<p>Öke, bilgi üretmeyen, yalnızca yayın ve unvan ölçütlerine bağlanan bir sistemin Türkiye’yi fikrî bakımdan bağımlı hâle getirdiğini kaydetti. Bilgeliğin peşinde olduğunu vurgulayan Öke, bilginin insanı ve toplumu dönüştürmediği müddetçe kuru bir akademik faaliyetten ibaret kalacağını söyledi.</p>

<h2><strong>Filistin meselesinin geçirdiği dönüşümü anlattı</strong></h2>

<p>Birleşmiş Milletler’in Filistin’le ilgili biriminde görev yapan ve 1970’li yıllardan itibaren Filistin meselesi üzerine çalışan Öke, sorunun tarih içerisinde geçirdiği dönüşümü de anlattı.</p>

<p>Filistin meselesinin ilk dönemde büyük ölçüde mülteciler üzerinden ele alındığını belirten Öke, daha sonra Filistin halkının vatan edinme ve devlet kurma hakkının uluslararası gündeme taşındığını söyledi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu yönde kararlar alınmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri’nin Güvenlik Konseyi’ndeki vetolarının süreci engellediğini ifade etti.</p>

<p>Bağlantısızlar Hareketi ve Üçüncü Dünya ülkelerinin bir dönem Filistin’e güçlü şekilde sahip çıktığını hatırlatan Öke, bu ülkelerin Filistin’deki işgali aynı zamanda eski sömürgeci düzenin devamı olarak değerlendirdiklerini kaydetti.</p>

<p>Filistin Kurtuluş Örgütünün zaman içerisinde devrimci iddialarından uzaklaştırılarak etkisizleştirildiğini savunan Öke, daha sonra Filistin davasının Hamas tarafından sahiplenilmesinin bazı Arap rejimlerini tedirgin ettiğini söyledi.</p>

<p>Öke’ye göre bölgedeki yönetimler, Filistin’deki direnişin kendi ülkelerinde benzer hareketlere ilham vermesinden çekindiği için mesafeli bir politika izledi. Filistin içerisindeki siyasi ayrışmaların da işgalci İsrail’in elini güçlendirdiğini belirten Öke, parçalanmışlığın Filistin davasına zarar verdiğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Gazze için Birleşmiş Milletler barış gücü teklifi</strong></h2>

<p>Gazze’deki katliamlar karşısında Birleşmiş Milletler mekanizmalarının işletilemediğini belirten Öke, Güvenlik Konseyi’nin Amerikan vetoları sebebiyle işlevsiz bırakıldığını söyledi.</p>

<p>Meselenin Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna taşınabileceğini ifade eden Öke, burada sağlanacak çoğunlukla Genel Sekreterlik koordinasyonunda bir barış gücü oluşturulmasının mümkün olabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Türkiye’nin bu barış gücünün Gazze’ye gönderilmesi için öncü rol üstlenebileceğini belirten Öke, böyle bir girişimin savaşmak için değil, çatışan tarafları ayırmak ve sivilleri korumak amacıyla gerçekleştirilebileceğini söyledi.</p>

<p>Batılı ülkelerin Libya gibi örneklerde müdahale mekanizmalarını kullandıklarını hatırlatan Öke, aynı yöntemlerin Gazze halkı için devreye sokulmamasını eleştirdi.</p>

<p>İşgalci İsrail’in Gazze’de yürüttüğü politikaların dünyanın gözleri önünde cereyan ettiğini belirten Öke, İsrail yönetiminin İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere karşı işlenen soykırımı bugünkü saldırılarını meşrulaştıran bir kalkan olarak kullanmasının artık geniş kitleleri ikna etmediğini savundu.</p>

<p>Batılı ülkelerde düzenlenen Filistin yanlısı gösterilere dikkat çeken Öke, İsrail’in gerçek yüzünün Batı kamuoyunda da giderek daha fazla görüldüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>“İslam dünyasının Türk dünyasına ihtiyacı var”</strong></h2>

<p>Öke, Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, medeniyet bakımından da önemli bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Küresel güç merkezlerinin İslam’ın içi boşaltılmış ve parçalanmış biçimlerinden rahatsızlık duymadığını; asıl olarak Anadolu’da teşekkül eden İslam anlayışını hedef aldığını savundu.</p>

<p>Maturidî, İbn Sina, Mevlâna, Hacı Bektaş-ı Velî ve Bediüzzaman Said Nursî gibi isimlerle temsil edilen düşünce geleneğinin yeniden anlaşılması gerektiğini belirten Öke, Türkiye’nin kendi aslını ve hakikatini bulmasının zorunlu olduğunu söyledi.</p>

<p>Türk dünyası ile İslam âlemi arasında güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Öke, İslam dünyasının içinde bulunduğu dağınıklıktan çıkmasında Türkiye’nin önemli bir sorumluluk taşıdığını dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Popülizm ve avamlaşma toplumu bitirir”</strong></h2>

<p>Programın ilerleyen bölümünde toplumdaki popülizm, avamlaşma ve kültürel seviye kaybı ele alındı. Öke, bilenle bilmeyenin bir tutulmasının demokrasi veya halkçılık olarak sunulamayacağını söyledi.</p>

<p>Osmanlı’nın son döneminden yakın tarihe uzanan kültür ve düşünce hayatında İbnülemin Mahmut Kemal İnal ve Reşat Ekrem Koçu gibi güçlü isimlerin bulunduğunu hatırlatan Öke, geçmişte ilim ve irfan sahiplerine karşı ciddi bir hürmet ve edep bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Günümüzde ise avamlığın yüceltildiğini ve ne kadar avam bir dil kullanılırsa o kadar makbul görüldüğünü söyleyen Öke, bunun toplumu aşağıya çeken tehlikeli bir süreç olduğunu kaydetti.</p>

<p>Her insanın kendisini geliştirmek ve yaratılışındaki değeri yükseltmekle sorumlu olduğunu belirten Öke, popülizmin kaliteyi, liyakati ve fikrî derinliği tasfiye ettiğini söyledi.</p>

<h2><strong>“Süpermarket toplumuna dönüştük”</strong></h2>

<p>Modern toplumun kayıtsız ve yalnızca kendi mutluluğuyla ilgilenen bir yapıya dönüştüğünü belirten Öke, insanların başkalarının acılarından uzaklaşmayı bir kişisel gelişim ilkesi gibi benimsediğini söyledi.</p>

<p>İdeolojilerin kötülenmesiyle birlikte fikir, dava ve ideal sahibi olmanın da itibarsızlaştırıldığını savunan Öke, felsefeden ve idealizmden kopan toplumun popülizme teslim olduğunu ifade etti.</p>

<p>Öke, bu yeni toplumsal düzeni “süpermarket toplumu” olarak nitelendirdi. Her şeyin tüketilecek bir ürüne çevrildiğini söyleyen Öke, sağcı veya solcu olmasından önce insanın kaliteli, fikir sahibi ve konuşulabilir olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İdris Küçükömer, Sencer Divitçioğlu ve Toktamış Ateş gibi farklı düşünce çevrelerinden isimleri örnek gösteren Öke, eski dönemde karşıt fikir sahiplerinin birbirinden öğrenebildiğini, bugünkü fikrî çöküşün ise bunu da ortadan kaldırdığını söyledi.</p>

<h2><strong>“Mana olmadan dava olmaz”</strong></h2>

<p>Söyleşinin önemli başlıklarından biri de “mana adamı” ile “dava adamı” arasındaki ilişki oldu. Dava sahibi olmanın tek başına yeterli olmadığını belirten Öke, insanın önce mana ile olgunlaşması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kızı Nazlı ile yaşadığı tecrübelerin kendisine manayı öğrettiğini anlatan Öke, “Asıl davayı orada buldum” dedi. Gençlerin dünyanın her yerinde büyük bir anlam arayışı içerisinde olduğunu belirten Öke, İslam dünyasının bu arayışa kendi büyük irfan birikimiyle cevap vermekte yetersiz kaldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerin çeşitli mistik hareketlere, kişisel gelişim kamplarına ve sahte maneviyat biçimlerine yöneldiğini ifade eden Öke, bunun sebebinin gençlerin yalnızca yanlış tercihi değil, Müslümanların kendi değerlerini çağın dili ve yöntemleriyle sunamaması olduğunu kaydetti.</p>

<p>Sürekli gençlerden şikâyet etmek yerine, onların kalbine ve zihnine ulaşacak yeni vasıtaların geliştirilmesi gerektiğini belirten Öke, manevî atmosferin ancak samimiyet, aşk ve Allah’ın zikriyle temizlenebileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="Kemal Ökke" height="750" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/kemal-okke.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<h2><strong>Kur’an’ı anlamak için gönlün de açılması gerekiyor</strong></h2>

<p>Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamanın önemi üzerinde duran Öke, Arapça bilmenin ve farklı tefsirlerden yararlanmanın gerekli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kelime tercümelerinin Kur’an’daki aslî manayı her zaman tam olarak aktaramayabileceğini belirten Öke, tasavvufî tefsirlerin işaret ettiği derinliğin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Elmalılı Hamdi Yazır ve İsmail Hakkı İzmirli gibi isimlerin çalışmalarına değinen Öke, kendisinin tasavvufî tefsirlere özel bir ilgi duyduğunu ve Kuşeyrî tefsirini önemsediğini dile getirdi.</p>

<p>Kur’an’ı anlamak için yalnızca ilmî vasıtaların yeterli olmadığını söyleyen Öke, insanın Kur’an’ın manasını kabul edebilecek açık bir gönle de sahip olması gerektiğini belirtti. Kalbin kapalı olması durumunda ayetlerin insanın içine sirayet etmesinin zorlaşacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>“Dervişlik mertlik ve cömertliktir”</strong></h2>

<p>Kendisini “zamane dervişi” olarak tanımlayan Öke, 21. yüzyılda dervişliğin ne anlama geldiğini de anlattı. Tasavvufun yalnızca bir yere intisap etme arzusuyla elde edilemeyeceğini belirten Öke, hakiki aşkın insanı bulduğunu söyledi.</p>

<p>Dervişliğin ağır bir sorumluluk olduğunu ifade eden Öke, bunun dünyadan el etek çekmek veya miskinleşmek anlamına gelmediğini kaydetti. Zamane dervişliğinin iki temel vasfını “mertlik ve cömertlik” olarak tarif eden Öke, bu özelliklerin Hazreti Ali’nin ahlâkında toplandığını söyledi.</p>

<p>Makam, para ve şöhret peşinde koşmamanın; yetimlere, engellilere ve ihtiyaç sahiplerine hizmet etmenin dervişliğin ayrılmaz parçaları olduğunu belirten Öke, ibadetin sevabını dahi paylaşma şuuruyla hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Öke, öksüz, yetim ve engelli çocuklara yönelik yürüttükleri müzik terapi çalışmalarını da anlatarak, cennetin insanlara hizmet edilen yerde bulunduğunu söyledi.</p>

<h2><strong>Kültür ve sanat alanındaki samimiyet problemi</strong></h2>

<p>Müslümanların müzik, sinema ve dijital medya alanlarında yeterli bir üretim ortaya koyamamasına da değinen Öke, çocuklara yönelik üç boyutlu animasyon filmleri hazırlamak amacıyla geçmişte bir çalışma başlattığını anlattı.</p>

<p>Millî ve muhafazakâr olarak tanımlanan iş çevrelerinden bekledikleri desteği bulamadıklarını belirten Öke, kültürel faaliyetler konusunda samimiyet problemi bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Büyük konserlerin on binlerce genci bir araya getirebildiğini, buna karşılık düşünce ve kültür programlarının sınırlı bir ilgi gördüğünü ifade eden Öke, Müslümanların gençlere ulaşacak sanat ve iletişim dilini geliştirmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Konferans salonlarının boş kalmasına rağmen kültür ve medeniyet adına büyük sözler söylenmesini eleştiren Öke, bu çelişkinin ancak samimi, nitelikli ve çağın vasıtalarını kullanan çalışmalarla aşılabileceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Medeniyet süfliden letafete yükselmektir”</strong></h2>

<p>Medeniyet kavramını “süfliden letafete yükselme sanatı” şeklinde tarif eden Öke, tasavvufun da insanı kaba, nefsanî ve aşağı olandan ince, güzel ve ulvî olana taşıdığını söyledi.</p>

<p>Medeniyetin farklılıkları ortadan kaldırmak değil, onları bir bütün içerisinde buluşturmak olduğunu belirten Öke, vahdet-i vücut anlayışının birlikte yaşama ve barış fikri bakımından büyük bir imkân taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Down sendromlu kızı Nazlı’nın kendisine farklılıkların nasıl tevhid edileceğini öğrettiğini anlatan Öke, engelli bireyin topluma uymasını beklemek yerine toplumun ona göre hazırlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Öke, vahdet-i vücut düşüncesini barışın metafizik temeli olarak değerlendirdi. İnsanların farklılıklarına riayet ederek bir arada yaşamasının ancak insanı bütün varlıkla irtibatlı gören bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Beni adam eden Nazlı oldu”</strong></h2>

<p>Kızı Nazlı’nın hayatındaki yerine özel bir bölüm ayıran Öke, 1991 yılında baba olmasının aynı zamanda tasavvuf yolculuğunun da başlangıcı olduğunu anlattı.</p>

<p>Nazlı’nın kendisine “Baba, ben niçin böyleyim?” diye sorduğunu aktaran Öke, yıllar sonra bu sorunun cevabını “Benim adam olmam için” şeklinde verdiğini söyledi.</p>

<p>Akademik unvanların ve büyük okullarda alınan eğitimin insanı tek başına olgunlaştırmadığını belirten Öke, kızının kendisine insanı, merhameti, farklılığı ve tasavvufu öğrettiğini ifade etti.</p>

<p>Tasavvufun sağlam bir iman ve şeriat temeli üzerine kurulması gerektiğini vurgulayan Öke, bu temel bulunmadan ortaya çıkan maneviyat arayışlarının çeşitli sapmalara dönüşebileceğini kaydetti.</p>

<h2><strong>“Ümitsiz değilim, son ana kadar fidan dikeceğiz”</strong></h2>

<p>Bütün eleştirilerine rağmen gelecekten ümitli olduğunu belirten Mim Kemal Öke, şartlar ne kadar ağır olursa olsun çalışmaya ve hakikati anlatmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>İslam’ın korunmak için insanlara muhtaç olmadığını ifade eden Öke, asıl meselenin Müslümanların İslam’ı temsil etme şerefini kaybetmemesi olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Batı toplumlarında İslam’a karşı ciddi bir ilgi bulunduğunu belirten Öke, bazı Batılı araştırmacıların İslam düşüncesini Müslümanlardan daha derin biçimde inceleyebildiğini söyledi. Müslümanların kendi din ve medeniyetlerine layık bir temsil ortaya koyamamaları hâlinde büyük bir mahcubiyet yaşayabilecekleri uyarısında bulundu.</p>

<p>Program, ilmin insanı Allah’a ulaştırması, insanın kendi kalbinin derinliklerine yönelmesi ve manevî yolculuğunu sürdürmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerle sona erdi.</p>

<p>Öke, insanın ilmi Allah’a varmak için öğrenmesi gerektiğini belirterek, hakiki Müslümanlığın büyük bir şahitlik ve sorumluluk makamı olduğunu söyledi. Söyleşinin sonunda katılımcılara teşekkür eden Öke, hakikat yolunda istikamet, gönül genişliği ve manevî yükseliş temennisinde bulundu.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tyb-istanbul-subesinde-mim-kemal-oke-ile-kultur-soylesisi-yapildi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/okse-kapak-foto.png" type="image/jpeg" length="98643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medine’de Hazreti Ömer’e ait yazıtlar bulundu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/medinede-hazreti-omere-ait-yazitlar-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/medinede-hazreti-omere-ait-yazitlar-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan Miras Kurumu, Medine bölgesinde yürütülen arkeolojik çalışmalar kapsamında, Hazreti Osman öncesi döneme tarihlenen Kur’an ayetlerini içeren yazıtların da yer aldığı 1700’den fazla kaya yazıtı, kaya resmi ve arkeolojik buluntunun keşfedildiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suudi Arabistan merkezli El-Arabiya kanalının haberine göre, Miras Kurumu, Medine’ye bağlı Mehd bölgesinde yürütülen arkeolojik yüzey araştırmalarının ikinci sezonu tamamlandı.</p>

<p>Süveyrika, Muveyhiye ve Haze bölgelerinde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda toplam 1774 arkeolojik buluntu belgelendi.</p>

<p>Araştırmalarda 156 yeni arkeolojik alan kayıt altına alınırken; 461 İslami yazıt, 34 Semudi yazıtı, 1259 kaya resmi, 11 taş yapı, 3 tarihi saray ve yapı kalıntısı, 2 tarihi kervan yolu ile 4 kuyu tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miras Kurumu, söz konusu buluntuların İslam’ın erken dönemlerine, özellikle Hazreti Osman öncesi döneme uzanan tarihi sürece ışık tuttuğunu ve Arap Yarımadası’nın kültürel mirasının anlaşılmasına katkı sağladığını belirtti.</p>

<p><img alt="Medine’de tarihi keşif: Kur’an ayetleri ve Hazreti Ömer’e ait yazıtlar bulundu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20260612_41648809.jpg" /></p>

<h2><strong>Kur’an ayetleri ve Hazreti Ömer’e ait yazıtlar ortaya çıkarıldı</strong></h2>

<p>Araştırmalarda ortaya çıkarılan en dikkat çekici buluntular arasında Kur’an-ı Kerim’den ayetler içeren kaya yazıtları ve Hazreti Ömer’in adını taşıyan erken dönem yazıtlar yer aldı.</p>

<p>Buluntular arasında yer alan bir yazıtta, "Allah Ömer bin Hattab’ın bu dünyada ve ahirette dostudur. Allah’tan başka ilah yoktur." ifadelerinin bulunduğu aktarıldı.</p>

<p>Yazıtın Hicazi hatla yazıldığı ve "İbrahim" isimli kişi tarafından kaleme alındığı belirtildi.</p>

<p>Kurum tarafından paylaşılan görsellerde ayrıca, Nisa Suresi’nin 58. ayetine ait şu ifadelerin yer aldığı yazıtlar da tespit edildi:</p>

<p>"Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder."</p>

<p>Uzmanlar, bu tür yazıtların Kur’an ayetlerinin İslam’ın en erken dönemlerinde yazılı olarak kullanıldığını göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Medine’de tarihi keşif: Kur’an ayetleri ve Hazreti Ömer’e ait yazıtlar bulundu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20260612_41648810.jpg" /></p>

<h2><strong>Erken dönem İslami yazıtlar ve kaya resimleri</strong></h2>

<p>Keşifler arasında erken dönem İslami yazıtların yanı sıra çok sayıda kaya resmi ve farklı dönemlere ait izler de yer aldı.</p>

<p>Miras Kurumu, bu buluntuların İslam devletinin ilk yıllarına ilişkin dini, kültürel ve toplumsal hafızayı günümüze taşıyan önemli belgeler olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kurum açıklamasında, "Mehd bölgesindeki her taş bir hatıra taşımakta, her yazıt ise İslam devletinin ilk günlerine uzanan tarihten bir hikayeyi korumaktadır." ifadelerine yer verildi.</p>

<p><img alt="Medine’de tarihi keşif: Kur’an ayetleri ve Hazreti Ömer’e ait yazıtlar bulundu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20260612_41648811.jpg" /></p>

<p>Açıklamada ayrıca, "Bugün geçmişimizin sırlarını ortaya çıkarıyor ve onları gelecek nesillere aktarıyoruz." denildi.</p>

<p>Suudi yetkililer, keşiflerin erken İslam tarihi, Arap yazı geleneği ve bölgenin medeniyet mirasına önemli katkılar sunduğunu, arkeolojik çalışmaların ise sürdüğünü bildirdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/medinede-hazreti-omere-ait-yazitlar-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/yazimedine.webp" type="image/jpeg" length="23397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güney Suriye'de terörist İsrail hareketliliği]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/guney-suriyede-terorist-israil-hareketliligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/guney-suriyede-terorist-israil-hareketliligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuneytra'daki siviller, İsrail güçlerinin son aylarda yürüttüğü operasyonlarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve ailelerin yakınlarından haber alamadığını belirtiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye'nin Kuneytra ilinde yaşayan siviller, İsrail güçlerinin Aralık 2024'ten bu yana bölgede yürüttüğü operasyonlar kapsamında gözaltılar, baskınlar, arazi tahribatı ve hareket kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor.</p>

<p>Yerel kaynaklar ve insan hakları aktivistlerinin aktardığı bilgilere göre, İsrail güçlerinin son aylarda Kuneytra kırsalında düzenlediği operasyonlarda çok sayıda sivil gözaltına alındı, tarım arazileri zarar gördü ve bazı bölgelerde yeni askeri noktalar oluşturuldu.</p>

<p>15 yaşındaki Ömer el Acraf ve arkadaşı Sened el Musa'nın 19 Mayıs'ta sınav belgelerini almak için evlerinden ayrıldıktan sonra İsrail güçleri tarafından gözaltına alındıkları öne sürüldü. Ailelerinin kayıp başvurusu yaptığı iki genç, ertesi gün Kuneytra'nın Hamidiye bölgesi yakınlarında serbest bırakıldı.</p>

<p>Ömer el Acraf, gözaltı sırasında kendisine Hizbullah bağlantısı olup olmadığı ve silah taşıyıp taşımadığı yönünde sorular yöneltildiğini, daha sonra ise darbedildiğini belirtti.</p>

<p>Bölgedeki aileler, İsrail güçlerinin son aylarda gerçekleştirdiği operasyonlarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ancak tutulanların sayısına ilişkin resmi bir kayıt bulunmadığını belirtiyor.</p>

<p>Kuneytra'nın Gadir el Bustan bölgesinde yaşayan öğretmen Hayam el Aryan, Şubat ayında gece yarısı evine düzenlenen baskında İsrail askerlerinin kapıyı kırarak içeri girdiğini ve bir askeri köpeğin kendisine saldırdığını belirtiyor. Aryan, iki oğlunun da aynı operasyonda gözaltına alındığını ve o tarihten bu yana kendilerinden haber alamadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel araştırmacı ve yazar Ahmed el Hasan, bölgede gözaltına alınan kişilere ilişkin resmi bir veri bulunmadığını, ailelerin başvurabileceği herhangi bir kurumun olmadığını ifade etti.</p>

<p>İsrail'in Aralık 2024'te tampon bölgeyi işgal etmesinin ardından Kuneytra ve çevresinde askeri faaliyetlerin yoğunlaştığı belirtiliyor. İsrail yönetimi, bölgedeki faaliyetlerini güvenlik gerekçeleriyle açıklarken, Suriye hükümeti ise bunların 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın ihlali olduğunu savunuyor.</p>

<p>Suriye yönetimi son aylarda yaptığı çeşitli açıklamalarda İsrail'in Kuneytra ve Şam kırsalındaki faaliyetlerini kınadı. Ancak bölge sakinleri, bu açıklamaların sahadaki durumu değiştirmediğini ifade ediyor.</p>

<p>Yerel kaynaklara göre gözaltıların yanı sıra ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan olaylar da yaşandı. Nisan ayında 17 yaşındaki Usame Ahmed'in tarım arazisinde bulunduğu sırada aracına isabet eden topçu atışı sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi.</p>

<p>15 yaşındaki Bassel el Hatib'in ise Hamidiye yakınlarında çalışmaya giderken bulunduğu araca açılan ateş sonucu ağır yaralandığı ve bir gözünü kaybettiği belirtildi.</p>

<p>Kuneytra'da faaliyet gösteren insan hakları savunucuları, bu olaylarla ilgili herhangi bir soruşturma veya hesap verebilirlik mekanizmasının işletilmediğini savunuyor.</p>

<p>Bölgede yaşanan tartışmalı uygulamalardan biri de tarım arazilerine yönelik kimyasal ilaçlama iddiaları oldu. Kuneytra Tarım Müdürlüğü yetkilileri, sınır hattı boyunca yapılan ilaçlamalar sonrasında gerçekleştirilen toprak analizlerinde toksik pestisit kalıntılarına rastlandığını açıkladı.</p>

<p>Yetkililer, yaklaşık 4 bin dönüm meyve bahçesinin zarar gördüğünü, yüzlerce çiftçinin ekonomik kayıp yaşadığını ve mera alanlarının önemli ölçüde etkilendiğini belirtti.</p>

<p>Arıcılık sektörü temsilcileri de yabani bitki örtüsünün zarar görmesi nedeniyle bal üretiminin ciddi oranda azaldığını ifade etti.</p>

<p>Su uzmanları ise kullanılan kimyasalların yer altı sularına karışabileceği yönünde endişelerini dile getirirken, bazı yerel yetkililer mevcut su kaynaklarının halen güvenli olduğunu savunuyor.</p>

<p>Bölgedeki bir diğer tartışma konusu ise İsrail'in inşa ettiği askeri altyapı projeleri oldu. Yerel yetkililer, "Sofa 53" adı verilen ve askeri yollar, hendekler, toprak setler ile ileri karakollardan oluşan ağın Kuneytra'nın kuzeyinden güneyine kadar uzandığını belirtiyor.</p>

<p>İnsan hakları savunucuları, bu faaliyetlerin fiili bir toprak ilhakı sürecinin parçası olduğunu öne sürerken, İsrail tarafı projeyi güvenlik ihtiyaçları kapsamında değerlendiriyor.</p>

<p>Son aylarda bazı İsrailli grupların da bölgeye giriş girişimlerinde bulunduğu bildirildi. Yerel kaynaklar, "Başan Öncüleri" adlı bir Yahudi işgalci grubun Kuneytra çevresinde yerleşim kurmayı amaçladığını ve bu yönde çeşitli girişimlerde bulunduğunu öne sürüyor.</p>

<p>Bölge sakinleri ise artan askeri faaliyetler, gözaltılar, arazi kayıpları ve ekonomik sıkıntıların günlük yaşamı giderek daha fazla etkilediğini belirtiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/guney-suriyede-terorist-israil-hareketliligi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israil-guney-suriye.jpg" type="image/jpeg" length="74624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu dosyası yeniden açılıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasi-yeniden-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasi-yeniden-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterin düşmesi sonucu ölümüne ilişkin Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma, yetkisizlik kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haber, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Aykut Çelik'in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına atanmasının hemen ardından geldi.</p>

<p>Soruşturma dosyası Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülüyordu.</p>

<p>Yetkisizlik kararının ardından dosyada yer alan tüm belge, ifade, rapor ve deliller Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na ulaştırılacak. Başsavcılık dosya kapsamındaki mevcut soruşturma evraklarını inceleyecek ve bundan sonraki süreçte izlenecek yol haritasını belirleyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ne olmuştu?</strong></h2>

<p>Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişi, 25 Mart 2009 tarihinde yaşanan helikopter kazasıyla şehit oldu.</p>

<p>Kazayla ilgili açılan davada üç üst düzey kamu görevlisi "görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 2'şer ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Ancak 2021 yılında verilen kararın ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na giden dava dosyası 12 yıllık zaman aşımına takıldı ve sanıkların aldığı cezalar dosyanın zaman aşımına uğramasıyla düştü.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/muhsin-yazicioglu-dosyasi-yeniden-aciliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/muhsin-yazicioglu.webp" type="image/jpeg" length="84711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hafız Osman Düzenli anlatıyor! 1940’lı yıllarda Kur’an okuma ve jandarma zulmü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hafiz-osman-duzenli-anlatiyor-1940li-yillarda-kuran-okuma-ve-jandarma-zulmu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hafiz-osman-duzenli-anlatiyor-1940li-yillarda-kuran-okuma-ve-jandarma-zulmu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kur’an öğretiminin suç sayıldığı yıllarda Of ve Çaykara halkı, dinî eğitim geleneğini baskılara rağmen gizlice sürdürdü. Jandarma baskınları karşısında cüzler saklandı, çocuklar nöbet tuttu, hocalar takibata uğradı. Farklı şahitlikler, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde yaşanan dinî baskıları ve halkın inancını korumak için verdiği kararlı mücadeleyi gözler önüne seriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong><i>Hafız Osman Düzenli kimdir?</i></strong></p>

<p><i>1933 yılında Çaykara’nın Visir (Gülen Köyü) İfteriyon mahallesinde doğdu. 7 kardeşin (4 erkek 3 kız) 6ncısıdır. 6 yaşında babası Hamdi Düzenli’den hafızlık eğitimine başladı ve 8 yaşında hafızlığını tamamladı. Hafızlığını tahkim ederek sürekli Of, Çaykara ve Rize’deki camilerde özellikle Ramazan aylarında mukabele okumaya devam etti. 10 yıl süreyle Kars’ta Ramazan aylarında Evliya Camii’nde ve bazı eşraftan şahısların evlerinde mukabele okudu. Latin harfleriyle okuma yazmayı kendi kendine öğrendi. Askerliğini Kırklareli’nde tamamladı. 1958 yılında ağabeyleri Hasan, Hüseyin ve Ali Düzenli’nin çalıştığı Amasya/Suluova/Yeni Çeltek Kömür İşletmesinde Direk Katibi olarak işe başladı. İlkokul Diplomasını Suluova Merkez İlkokulu’nda hariçten imtihanlara girerek aldı. Daha sonra hanımı ve iki çocuğuyla birlikte Suluova Eski Çeltek Mahallesi’nde ağabeyi Hüseyin Düzenli’nin evinin arkasındaki küçük iki odaya yerleşti. Bilahare aynı mahallede kendi yaptığı kerpiç eve taşındı. O zamanlar küçük bir kasaba olan Suluova’ya 200 m<sup>2</sup>’lik bir arsa alıp üzerine kendi oturacağı evini yaptı. Uzun süre Kömür İşletmesinde çalıştıktan sonra Amasya/Suluova Şeker Fabrikası’na işçi olarak işe başladı. Ramazan aylarında yıllık iznini kullanarak Suluova’da 15 yıl süreyle Gurbetler Camii’nde hatimle teravih namazı kıldırdı. 12 Eylül 1980 Darbesi’nden sonra getirilen yönetmelikler gereği “sakalını kesmesi” yönündeki baskılardan dolayı emekli oldu. Emekli olduktan sonra doğduğu köy (Visir)’de babasından kendisine kalan arazi üzerinde ev yapıp yazları burada; kışları emekli ikramiyesiyle aldığı Trabzon/Pelitli’deki küçük apartman dairesinde geçirdi. Hayatının son 6 yılını Alzheimer ve Parkinson hastalığıyla geçirdi. 4 Şubat 2019 yılında Suluova’da vefat etti ve babası, ağabeyleri, üvey annesi ve yakın akrabalarının medfun bulunduğu Eski Çeltek kabristanına defnedildi.</i></p>

<hr />
<p><i> </i></p>

<p>Çok küçük çocuktum. İsmet Paşa zamanında yani Halk Partisi’nin iktidar olduğu 1940’lı yıllarda bütün memlekette Kur’an okumak, okutmak yasaktı. Biliyorsunuz CHP devrinde 18 sene ezanı aslından okumak yasaklandı. “<i>Tanrı uludur Tanrı uludur. Tanrıdan başka Tanrı yoktur”</i> şeklinde minarelerden Türkçe okuttular ezanı. Hatta bizim Çaykara ve Of’ta yasağın ilk zamanlarında ezanı aslı gibi okuyanlar elleri kelepçeli karakola alındı, hapse bile atıldı. Böyle olmasına rağmen Of ve Çaykara’nın bütün köylerinde insanlar din-i mübin-i İslâm’ı muhafaza ettiler, vazgeçmediler. Gizli gizli çocuklarını okuttular, hafızlar yetiştirdiler. 1940’lı yıllarda Trabzon’da özellikle de Of’ta (o zaman Çaykara Of’a bağlıydı, henüz kaza değildi) her aileden bir çocuk mutlaka hafız olarak yetiştirilirdi. Ayrıca İslâmî İlimler İtikad, Fıkıh, Arapça da öğretilirdi. Bunlar, bin bir türlü imkânsızlık, sıkıntı ve bir de hükümet korkusuyla gizli gizli evlerde yapılırdı. Bu millet az çekmedi Halk Partisi’nden.</p>

<p>Bizim köyde, yani Visir (Çaykara’nın Gülen Köyü)’de de aynı yasaklar şiddetli bir şekilde tatbik edildi. Kur’an kursunda, camide okumak yasaktı. Bizim bulunduğumuz İfteriyon Mahallesi’nde, bizim akrabalardan yaşlı bir zat olan Hacı Şerif’in eski bir evi vardı. Biz çocuktuk, orada okurduk. Köyün Mağaraş denen en alt kısmına bir nöbetçi koyardılar. Eğer jandarmalar ana yoldan köye doğru çıkmaya başlarlarsa, o nöbetçi koşarak gelir haber verirdi. Tabii o zaman köyde araba yolu yoktu. Jandarmalar yürüyerek çıkarlardı köye. Her tarafı ararlardı, köy camisini, eski Kur’an kursunu ve <i>“filan evde kuran okunuyor, çocuklar okutuluyor”</i> diye ihbar aldıkları evleri basarlardı. Rahmetli Molla Salih vardı, hoca idi. O da çocuk okuturdu. Halk Partisi iktidarda olduğu zamanda çok zulüm etti millete. Hem dinine hem de ocağına. Millet hala unutmadı o zulümleri. Onun için millet bu zulümlerden sonra Demokrat Partiyi iktidara getirdi. Bir daha da Halk Partisini doğrudan iktidara getirmedi. O ezanı eski haline getirdi.</p>

<p><i>(Kaynak: Yahya Düzenli’nin babası Hafız Osman Düzenli (1933-2019) ile Ağustos 2002 yılında Çaykara/Gülen Köyünde yaptığı mülakattan.)</i></p>

<p></p>

<p><strong>ESKİ MÜFTÜLERDEN ALİ KEMAL SARAN ANLATIYOR</strong></p>

<p><strong>JANDARMA BASKISI VE İBRETLİ BİR OLAY</strong></p>

<p><strong><i>Ali Kemal Saran Kimdir?</i></strong></p>

<p><i>1934 yılında Çaykara’da doğdu. İlk öğrenimini Çaykara İlkokulu’nda sürdürürken aynı zamanda köyünde hafızlığını tamamladı. İstanbul ve Bursa’da bir süre kıraat dersleri aldıktan sonra, 1952 yılında Haranikas Medresesi’nde başladığı Arapça ve ilim tedrisatını 1956 yılında tamamlayarak Hacı Hasan Rami Yavuz Efendi’den icazet aldı. 1957 yılında Diyanet İşleri Teşkilatı’nca açılan müftülük ve vaizlik imtihanını kazandı. 1958 yılında askerlik görevini ikmal ettikten sonra Cihanbeyli Müftülüğü’ne atanarak meslek hayatına başladı. Sırasıyla Orta, Çatalzeytin, Bartın, Arsin, Pasinler, Görele müftülükleri ve Maçka vaizliği görevlerinde bulundu. Resmî görevi esnasında, dışarıdan bitirme imtihanlarına girerek ortaokul ve liseyi tamamladı. Din Görevlileri Federasyonu’nun yönetiminde birkaç kez görev aldı. 1982 yılında emekli olduktan sonra kısa bir süre serbest ticari faaliyet yürüttü. 1984-2000 yılları arasında Türk derneklerinin davetlisi olarak gittiği Avrupa ülkeleri ABD ve Kanada’da aralıklı olarak dinî hizmetlerde bulundu. Meslek hayatı ve emeklilik dönemi boyunca, yürüttüğü hayır işleri ve dernekçilik çalışmalarıyla sosyal alanda aktif biçimde yer almanın yanında; çeşitli gazete ve dergilerde makale ve köşe yazıları yayımladı. Ali Kemal Saran, 78 yaşında, 2010 yılının Aralık ayında geçirdiği elim bir trafik kazasında vefat etti.</i></p>

<p>Hafızlığımı yaptığım sırada, Halk Partisi’nin son dönemleri olduğundan, her ne kadar Kur’an okutma yasağı biraz gevşese de, ortalığa yine Jandarma korkusu hakimdi. Bunun için hocamız, caminin önüne daima içimizden bir nöbetçi diker ve Çaykara yolundan jandarmaların gelip gelmediğini gözetlemelerini isterdi. Çaykara’nın köyleri genellikle Solaklı Deresinin iki yanında hayli eğilimli ve sarp yamaçlarda yer alır. Bu fiziki yapıda köy evlerinin ya da caminin bulunduğu noktadan bakıldığında, dere boyundan yukarıya doğru kıvrılarak ulaşan köy yolundan gelen herhangi bir kişinin kuş bakışı izlenmesi mümkündür. Bu sebeple yolu gözetleyen nöbetçinin ikazı ile jandarmaların gelmekte olduğu haberi bize ulaştığında, hemen Kur’an’larımızı caminin tavan arasındaki boşluğa gizler ve cami etrafından oynamaya koyulurduk. Her ciddi olaydan bile bir oyun çıkarmakta mahir olan talebeler, bu nöbet görevini hiç savsaklamazlar, şakaya alıp sahte alarm vermezlerdi.</p>

<p>Hatta, o sıralarda. Baltacılı köyünde, Bayramlı mahallesinin Hınıs Hoca lakaplı geçici sıbyan hocası, aynı zamanda boş zamanlarında kaval çalan bir kişiymiş. Camide çocuklara Kur’an öğretirken, ani bir baskına uğramışlar. Mutad olduğu üzere jandarmaların dere boyundan yukarı doğru gelmeleri beklenirken, o gün nöbetçilerin gözetlediği yoldan farklı bir güzergahtan gelmişler. Tabii nöbetçi çocuklar baskına gelenleri birdenbire karşılarında görünce anında içeriye haber vermişler ama çok geç olmuş. Hoca çocukların Kuranlarını gizli özel bölmelere zar zor saklayabilmiş. Vakit darlığı yüzünden dışarıya çıkmaya fırsat bulamayınca, belki gelenleri atlatabilirim diye yarı telaş, yarı el çabukluğuyla iç cebinden kavalını çıkararak hemen orada çalmaya başlamış. Durumu izleyen talebeler de cami içinde kaval sesine ayak uydurarak hoplayıp zıplamaya, horon oynamaya başlamışlar. Hışımla içeriye daldıklarında buradaki garipliği gören Jandarmalar da; <i>“Bu ne hal, camide hiç kaval çalınır mı?”</i> diyerek hocayı dipçikle iyi bir dövmüşler. Hoca dayaktan sonra kendine geldiğinde, <i>“Bu ne iştir? Kur’an okutursun suç; kaval çalarsın suç!”</i> diye serzenişte bulunmuş ve bu da halk arasında acı bir mizah olarak anlatılmaya başlanmış.</p>

<p><i>(Kaynak: Omuzumda Hemençe, Cumhuriyet Döneminde bir Medrese Talebesinin Hatıraları, Kurtuba Yay. Ocak 2009, Ankara) </i></p>

<p></p>

<p><strong>MEVLÜDE YILMAZ ANLATIYOR</strong></p>

<p><strong>JANDARMALAR GELİNCE KUR’AN’LARI SAKLARDIK</strong></p>

<p>1939 Karadeniz Çaykara Fotkene (Taşçılar) köyü doğumlu, 87 yaşındaki Mevlüde Yılmaz, çocukluk yıllarında Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde yaşanan baskıları şöyle anlatıyor:</p>

<p>“Çocukken anneannem ile annem beni camiye gönderirdi. Annem götürürdü. Kaçak gidiyorduk. Bir gün camideyken karşıdan iki jandarma geliyordu. Hoca hemen Kur’an cüzlerini alıp keçenin altına koyarak gizledi. Çocuklar caminin odunhanesinden hemen tarlalara kaçtılar. Ben de pencereden dışarı çıkamadım, orda kaldım ağladım. 3-4 yaşlarındaydım o zaman. Jandarmalar geldi, biri beni kucağına aldı biraz sevdi. Hocaya da “Ne yapıyorsun burada keçi sakallı?” dedi. Hoca bir şey demişti ama ne olduğunu hatırlayamıyorum. Keçenin altına bakmadıkları için cüzleri bulamadılar ve gittiler.”</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MICHAEL E. MEEKER ANLATIYOR</strong></p>

<p><strong>DİNİ EĞİTİM GELENEĞİNİN YERALTINA İNMESİ</strong></p>

<p>1970’te Michael E. Meeker, Chicago Üniversitesi’nde antropoloji profesörü oldu. 1966–1968 ve 1986–1988 yıllarında başta Trabzon, Antalya ve İstanbul olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerinde saha araştırmaları yürüttü. Türkiye üzerine çalışmaları <i>International Journal of Middle East Studies</i> ile Indiana University, Scandinavian University Press ve I.B. Tauris yayınevlerinde yayımlandı. Ayrıca <i>Literature and Violence in North Arabia</i> (1979) ve <i>The Pastoral Song and the Spirit of Patriarchy</i> (1989) adlı kitapların yazarıdır. Türkçesini sunduğumuz eser, 2002’de University of California Press tarafından yayımlanmıştır.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’in önderliğinde halifeliği kaldırmış (1922) ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilân etmişti (1923). Bundan hemen sonra, İslâm’ı yeni ulus devletin kamusal yaşamından uzaklaştırmak için çeşitli adımlar atılmıştı. Halifeliğin kaldırılması, İmparatorluğun dinî kurumlar hiyerarşisini oluşturan Şeyhülislâm, şeriat mahkemeleri, medrese ve mekteplerle birlikte Saltanat makamını da zora sokmuştu. Bunun ardından, İsviçre medeni kanunu ve İtalyan ceza hukuku benimsenerek, İslâm hukukunun yasal sistemdeki son izleri de silinmiş oldu. Kısa bir süreliğine, ulusalcılar din eğitimi sistemini yeniden yapılandırmayı düşündüler ve 1920’lerin sonlarında birkaç yeni medresenin yeniden açılmasına izin verdiler. Fakat, dinci muhafazakârların Kemalist reform programına başkaldırdığı bazı ciddi olaylardan sonra, bütün medreseler ve her türlü din eğitimi faaliyeti yasaklandı (1931). Dolayısıyla, Of ilçesinde verilen din eğitimi, devlet sisteminde resmî yoldan görev alabilmek açısından anlamsız bir faaliyet haline geldi. Mezunların dinî bilgilerinin resmî yasal sistem açısından bir önemi kalmamıştı. Buna rağmen, Of ilçesindeki din eğitimi faaliyeti son bulmadı. Neden böyle olmuştu?</p>

<p>İmparatorluğun yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte “Müslüman tebaa” “Türk vatandaş”ına dönüşmüştü. Böylelikle, kamu kurum ve kuruluşlarında yer alabilmek için ulusalcı yeni davranış standartlarını benimsemek zorundaydılar. Erkek giyiminin değişimi, Of ilçesinde 1960’larda, hâlâ güçlü bir şekilde hatırlanıyordu. Türban, şalvar ve takunyalar geçmişte kalmıştı. Onların yerine şapka, pantolon ve ayakkabılar gelmişti. Erkeklerin giyim kuşamıyla ilgili bu dönüşümün yüzeysel örnekleri, önemi küçümsenmemesi gereken derin bir değişime işaret ediyordu. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki, eski davranış standartları ve sosyal ilişkiler aile, akraba, ortak ve arkadaş çevresinde hâlâ geçerliydi. Bu, günlük yaşantının hâlâ İslâmî sosyalleşme temeline dayandığı anlamına geliyordu. Bu nedenle, İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e geçiş sonrasında da resmî İslâm’a yönelik din eğitimine olan talep devam etti. Böylece Of ilçesinin hocaları ve talebeleri dağlık alandaki kalelerinde bu piyasanın tekelini hâlâ ellerinde bulundurmayı sürdürdüler.</p>

<p>Alan çalışmamın ilk devresinin sonlarına doğru, Of ilçesinde beni iki yıldır tanıyan bazı arkadaşlar edinmiştim. Bu kişiler bana din eğitimi geleneğiyle ilgili bildiklerini anlatmışlardı. Bunlardan biri Türkiye’nin diğer bölgelerinde bulunan Oflular arasında yaşamış, onlarla birlikte çalışmıştı. Geniş bir arkadaş çevresi bulunuyordu ve yörenin tarihine ilgi duyuyordu. 1908 yılında doğmuştu, Arap alfabesiyle Türkçe yazabiliyordu ve İmparatorluğun son dönemlerindeki resmî kurumlara ve resmî uygulamalara aşinaydı.</p>

<p>(...) Yalnızca Of’ta değil, İstanbul’da da geçerli olan bu öğrenimin özgün niteliği düşünüldüğünde, Of ilçesindeki din öğretmenleri ve öğrencileri din ve devlet işleri birbirlerinden ayrıldıktan sonra tek başlarına kalmışlardı. İmparatorluk sisteminin din eğitimi kurumlarında yüksek rütbe sahibi olan görevliler İstanbul’da ikamet ettiklerinden, devlet görevlilerinin gözetimi altındaydılar. Dolayısıyla, Kemalist reformların bunların faaliyetlerini budama ve bastırma yönündeki çabaları başarılı oluyordu. Bunun tersine, Of ilçesindeki müderrisler, medreseler ve talebeler devlet sisteminin kolaylıkla ulaşamayacağı bir noktada bulunuyordu. Bu durumdan yararlanarak, resmî dinî sistemin uzantılarından sistemin içine sızabiliyorlardı. Oflu hocalar, marjinal konumları sayesinde, faaliyetlerini kendilerine ve müşterilerine uygun bir biçimde düzenleyebiliyorlardı. İmparatorluk döneminde de zaten ücret karşılığında ders veriyor, diploma veriyor ve izinsiz çalışıyorlardı.</p>

<p>(...) Devlet görevlileri 1930’larda, Kemalist reformlara karşı her türlü meydan okumaya daha etkin bir biçimde karşılık vermeye başlamışlardı; din eğitimiyle ilgili yasakları daha katı bir şekilde uyguluyorlardı. Bu koşullarda, Of ilçesindeki hocalar ve talebeler faaliyetlerine muhtemelen bir süre ara vermek zorunda kalmışlardı. 1940’lara gelindiğinde, geleneksel din eğitimi yeraltına inmiş ve burada yeniden yeşermeye başlamıştı. 1950’lerin sonunda, resmî din akademilerinin tekrar açılmasından birkaç yıl önce, Of’taki medreseler bu alandaki talebi karşılayan başlıca kurumlardan biri haline gelmişti.</p>

<p>Of kasabasında çalışmama rehberlik eden arkadaşlardan biri diğeri, benzer noktalara işaret eden kişisel bir deneyimini aktarmıştı. (...)Bu dönemde kasabalılar ve köylüler imam ve hatip bulmakta zorluk çekiyorlardı, çünkü devlet uzun yıllar bununla ilgili resmî eğitim vermemişti. Doğu Karadenizli aksanını duyunca, Havzalılar adamın Oflu olduğunu anlamış ve hoca olduğunu sanmışlardı. Adamı orada tutmaya kararlıydılar, çünkü evlilik, cenaze gibi dinî hizmetleri verecek kimseleri yoktu. Adamın müftülüğe bağlı olduğunu tahmin ediyorlar, fakat resmî yükümlülüklerinden vazgeçmesi için onu ikna edebileceklerine inanıyorlardı: İmamlıkla ilgili hiçbir şey bilmediğimi söyledim. Başka bir kasabada işim vardı ve oradan ayrılmak zorundaydım. Bana inanmadılar. Bunu müftüye ileteceğimden şüphelendiler. Yoluma devam etmemem için ısrar ettiler. Müftünün beni rahat edemeyeceğim fakir bir köye göndereceğini söylediler. Müftüyle hiçbir işim olmadığını söyledim. Bunu kabul etmeyeceklerini belirttiler. Daha çok para teklif eden bir başka köyde imam olarak çalışmaya gitmek için onlardan kurtulmaya çalıştığımı sanıyorlardı. Sonunda oradan kaçıp yoluma devam edebildim.</p>

<p>(...) Kemalistlerin İslâm’ı devletten ayırmak için sarf ettikleri çabalarla ilgili birkaç noktaya değinerek bitirmek istiyorum. (...) Eski din eğitimi geleneğinin temsilcileri arasında, ulusalcıları destekleyen ve hatta bu yöndeki faaliyetlere bizzat katılan pek çok kişi vardı. Diğer yandan, eski rejimin diğer temsilcileri, ki bunların sayıları göz ardı edilemeyecek kadar çoktu, Müslüman tebaadan laik vatandaş statüsüne geçmeyi isteksiz ve çekinceli bir şekilde kabul ediyordu. Emekli öğretmen, bu gerçeği kısa ve öz bir biçimde ifade etmeye yarayan şu anıyla sözlerine devam ediyordu:</p>

<p>1935 yılında orta okulda (Kadahor’da) öğretmenlik yapıyordum. Bu Atatürk’ün hayata geçirdiği laik reformların ulaştığı son noktaydı. Yöreye (Kadahor) eski yazılı (Arapça) bir kitaptan ders veren biriyle ilgili bir rapor gelmişti. Polis, jandarma ve ben adamı tutuklamak üzere yola koyulmuştuk. Menemen olaylarından hemen sonraydı. Köye vardığımızda, bir grup kadın sırtında sepetleriyle tarladan dönüyordu. İçlerinden biri bizi farkedince, sepetini bırakarak erkeklere haber vermek için koşmaya başladı. Polis ve jandarma (erkeklerin kaçmasına engel olmak için) iki ayrı koldan ilerliyordu. Adam kaçmaya çalıştı, fakat tutuklandı. Korkudan titriyordu. Tutuklama izni çıkarılmıştı, fakat adam doksan yaşındaydı. Kitaplarını aldılar fakat adamı tutuklamadılar. Yaşlı adamın siyasetle ilgisi yoktu, sadece öğretiyordu. Tutuklama iznini tamamıyla ortadan kaldırmasalar da sakladılar. Bu seferlik göz yummuşlardı.</p>

<p><i>(Kaynak: Michael E. Meeker, İmparatorluktan Gelen Bir Ulus kitabından. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay. s. 70-88)</i></p>

<p>Aylık Baran Dergisi 47. Sayı Ocak 2026</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler, Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hafiz-osman-duzenli-anlatiyor-1940li-yillarda-kuran-okuma-ve-jandarma-zulmu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/hafiz-osman-duzenli-jandarma-zulmu.webp" type="image/jpeg" length="26135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hasan Ersoy’la Kur’an yasağı üzerine]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hasan-ersoyla-kuran-yasagi-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hasan-ersoyla-kuran-yasagi-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hasan-ersoyla-kuran-yasagi-uzerine</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/hasan-ersoy-ile-kuran-yasagi-uzerine-roportaj-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="88757"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Mutabakat' iddiası asılsız çıktı: Tahran, Trump'ı yalanladı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mutabakat-iddiasi-asilsiz-cikti-tahran-trumpi-yalanladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mutabakat-iddiasi-asilsiz-cikti-tahran-trumpi-yalanladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran basını, Trump'ın iddiasının aksine ABD ile muhtemel anlaşma için hiçbir mutabakat metninin Tahran tarafından henüz onaylanmadığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fars Haber Ajansının ismi açıklanmayan üst düzey kaynağa dayandırdığı haberde, 'ABD ile mutabakat zaptı için hiçbir metin onaylanmadı.' ifadeleri kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump, anlaşmanın İran tarafından 'onaylanma' aşamasına geldiğini iddia ederek, bugün yapılması planlanan saldırıları iptal ettiğini söylemişti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mutabakat-iddiasi-asilsiz-cikti-tahran-trumpi-yalanladi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/iran-abd.webp" type="image/jpeg" length="47368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: "İran anlaşması onay aşamasında, planlanan saldırılar iptal edildi"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-iran-anlasmasi-onay-asamasinda-planlanan-saldirilar-iptal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-iran-anlasmasi-onay-asamasinda-planlanan-saldirilar-iptal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, anlaşmanın İran tarafından 'onaylanma' aşamasına geldiğini belirterek, bugün yapılması planlanan saldırıları iptal ettiğini bildirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'la anlaşmaya yönelik önemli duyuru yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump, 'İran İslam Cumhuriyeti ile yürütülen görüşmelerin İran liderliğinin en üst düzeyine taşınarak onaylanmış olması nedeniyle ABD Başkanı olarak bu akşam İran'a yönelik planlanan hava saldırılarını ve bombardımanları iptal ettim.' ifadesini kullandı.</p>

<h2><strong>İmza töreni zamanı yakında duyurulacak</strong></h2>

<p>Anlaşmanın son aşamasına ilişkin nihai detayların ABD ile birlikte İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Türkiye, Pakistan, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Mısır ve diğer ilgili ülkeler tarafından değerlendirilip onaylandığını ifade eden Trump, anlaşma imza töreninin zaman ve yerinin kısa süre içinde duyurulacağını belirtti.</p>

<p>Trump ayrıca, anlaşma kesinleşene kadar ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının yürürlükte kalmaya devam edeceğini vurguladı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-iran-anlasmasi-onay-asamasinda-planlanan-saldirilar-iptal-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/trumpiran-7.webp" type="image/jpeg" length="73497"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Londra'da istifa depremi: Savunma Bakanı görevini bıraktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/londrada-istifa-depremi-savunma-bakani-gorevini-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/londrada-istifa-depremi-savunma-bakani-gorevini-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Savunma Bakanı John Healey, hükümetin savunma yatırımlarını yetersiz bulduğunu belirterek görevinden istifa etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere Savunma Bakanı John Healey, hükümetin savunmaya yeterli kaynak ayırmadığını belirterek görevinden istifa etti.</p>

<p>Perşembe günü Başbakan Keir Starmer'a sunduğu istifa mektubunda Healey, hükümetin hazırladığı savunma yatırım planının ülkenin karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditleri karşısında yetersiz kaldığını ifade etti.</p>

<p>Healey, mektubunda savunma planının "bu tehlikeli dönemde ihtiyaç duyulan seviyenin çok altında" olduğunu belirterek, hükümetin ve Hazine'nin ülkenin savunma ihtiyaçlarını karşılayacak kaynakları sağlamaya yanaşmadığını savundu.</p>

<p>"Artan tehditler karşısında ülkenin savunulması için gerekli kaynakları sağlamayı başaramadınız ve Hazine de bunu yapmaya istekli olmadı" ifadelerini kullanan Healey, bu nedenle görevinden ayrılmaktan başka seçeneği kalmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savunma yatırım planının yayınlanmasının, Savunma Bakanlığı ile Hazine arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle geciktiği yönündeki haberler son dönemde İngiliz basınında yer almıştı.</p>

<p>Temmuz 2024'te İşçi Partisi'nin iktidara gelmesinden bu yana savunma bakanlığı görevini yürüten Healey, İngiliz siyasetinde deneyimli ve etkili isimlerden biri olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>Başbakan Starmer, savunma harcamalarını 2027 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2,5'ine, 2034 yılına kadar ise yüzde 3'üne çıkarma sözü vermişti. Ancak ordu çevrelerinde ve savunma uzmanları arasında bu artışın mevcut güvenlik ortamı karşısında yetersiz ve yavaş olduğu yönünde eleştiriler bulunuyor.</p>

<p>Healey'nin istifası, son dönemde parti içinden de istifa çağrılarıyla karşı karşıya kalan Başbakan Starmer üzerindeki siyasi baskıyı daha da artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/londrada-istifa-depremi-savunma-bakani-gorevini-birakti</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingsavunma.png" type="image/jpeg" length="60666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pentagon'da 'tehlikeli madde' alarmı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pentagonda-tehlikeli-madde-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pentagonda-tehlikeli-madde-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanlığındaki (Pentagon) 'tehlikeli madde alarmı' sebeiyle birçok kat ve koridorun kapatıldığı ve bazı katların tahliye edildiği bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arlington İtfaiye ve Acil Servisinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, itfaiyenin kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) ekibinin, Pentagon'daki 'tehlikeli madde alarmıyla' ilgili olayda görev aldığı duyuruldu.</p>

<p>Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, CNN'e yaptığı açıklamada, Pentagon'un içindeki sistemlerde 'hava kalitesi sorununun' tespit edildiğini ve bu nedenle binadaki durum belirlenene kadar önleyici tedbirlerin alındığını söyledi.</p>

<p>Parnell, 'Bakanlık, etkilenen katlar için sığınma emri de dahil olmak üzere standart koruma protokollerini uyguluyor. Müdahale ekipleri yerinde ve bina sakinlerine destek vermeye hazır.' dedi.</p>

<p>Pentagon Kuvvet Koruma Ajansına bağlı KBRN müdahale ekibinin, Arlington İlçe İtfaiyesinin yardımıyla olaya müdahale ettiği, binadaki 'hava kalitesi sorunu' için ek testlere ihtiyaç duyulduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CNN'e bilgi veren iki kaynak, testlerin bir ila iki saat sürebileceğini, bu süre zarfında binadaki polislerin gaz maskesi ve tam kimyasal koruyucu ekipman giydiklerini belirtti.</p>

<p>Görgü tanıkları, birçok kat ve koridorun kapatıldığı ve bazı katların tahliye edildiği bilgisini paylaştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pentagonda-tehlikeli-madde-alarmi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/pentagonqqq.webp" type="image/jpeg" length="83290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail’in ticari sahtekarlığı Avrupa’da deşifre oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-ticari-sahtekarligi-avrupada-desifre-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-ticari-sahtekarligi-avrupada-desifre-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası hukuk alanında faaliyet gösteren Global Echo Litigation Center'ın raporu, İsrail'in işgal altındaki Filistin ve Suriye topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerinde üretilen gıda ürünlerinin, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık yasalarını ihlal edecek şekilde Avrupa pazarlarına girdiğini ortaya koydu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Global Echo Litigation Center, dört yıllık araştırmaya dayanan 'İşgali İthal Etmek: Avrupa'nın yerleşim bölgeleri tarım ürünleri ticaretiyle Filistinlilerin mülksüzleştirilmesindeki suç ortaklığı' başlıklı raporunu yayımladı.</p>

<p>Raporda, 30 binden fazla ihracat belgesinin incelenmesi, tarım arazilerine ilişkin resmi verilerle yapılan çapraz kontroller, kapsamlı saha araştırmaları ve İsrailli ihracatçılar, paketleme tesisleri ile üreticiler ve üst düzey sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen bulgulara yer verildi.</p>

<p>İşgal altındaki Filistin ve Suriye topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen gıda ürünlerinin Avrupa pazarlarına ulaşmasını sağlayan karmaşık sistemin ele alındığı raporda, söz konusu ürünlerin İsrail mallarına tanınan tercihli vergi statüsünden yararlanıyormuş gibi beyan edildiği, 'İsrail ürünü' etiketiyle satıldığı ve geçersiz organik ile bitki sağlığı sertifikalarıyla dolaşıma sokulduğu, bunun da AB ve Birleşik Krallık yasalarını ihlal ettiği aktarıldı.</p>

<h2><strong>Avrupa'ya giden İsrail ürünlerinin yüzde 17'sinden fazlası yerleşim bölgeleri kaynaklı</strong></h2>

<p>Raporda, 2017-2026 döneminde Avrupa'ya ihraç edilen narenciye, hurma, tahin ve diğer tarım ürünlerini içeren 5 bin 900'den fazla İsrail sevkiyatının yüzde 17,2'sinin yasa dışı yerleşimlerden kaynaklandığı belirtildi.</p>

<p>AB üyesi ülkelere yapılan sevkiyatlarda bu oranın yüzde 19,2 olduğuna işaret edilen raporda, menşe bilgisinin yaygın şekilde gizlenmesi nedeniyle tarım ürünleri ihracatındaki gerçek boyutun daha yüksek olabileceği kaydedildi.</p>

<p>Raporda, ihracat belgelerine yönelik 2 binden fazla faturanın analizine göre, incelenen belgelerin yüzde 16,7'sinin tercihli tarife uygulamasından yararlanmak amacıyla yerleşim ürünlerini 'İsrail menşeli' olarak gösterdiği, bunun yaklaşık 13,1 milyon avro değerindeki yerleşim kaynaklı tarım ürününü kapsadığı bildirildi.</p>

<p>Yerleşim bölgelerinin ürünlerine yönelik tercihli tarife uygulaması reddedildiğinde bile İsrail hükümetinin ihracatçılara geri ödeme yaparak yerleşim ürünlerine uygulanan tarifeleri fiilen etkisiz hale getirdiğine işaret edilen raporda, 2005-2024 yılları arasında İsrail hükümeti tarafından yerleşim bölgeleri ihracatçılarına en az 63 milyon avro ödeme yapıldığı belirtildi.</p>

<h2><strong>Tüketiciler ürünlerin menşei konusunda sistematik olarak yanıltılıyor</strong></h2>

<p>Raporda, yerleşim bölgelerinin ürünlerine yönelik organik ve bitki sağlığı sertifikalarının da hukuka aykırı şekilde düzenlendiği, bu durumun AB düzenleyici sistemlerinin bütünlüğünü ve kamuoyunun bu sistemlere olan güvenini zedelediği ve kamu sağlığı açısından risk oluşturduğu aktarıldı.</p>

<p>Yerleşim bölgelerinin ürünlerinin Avrupa'ya İsrail ürünü olarak gizlenerek girmesine izin verildiği için tüketicilerin bu ürünlerin gerçek menşei konusunda sistematik olarak yanıltıldığı vurgulanan raporda, AB ve Birleşik Krallık yasalarının, tercihli tarife uygulaması, organik ve bitki sağlığı sertifikaları ile tüketicinin korunması alanlarında ihlal edildiği savunuldu.</p>

<p>Raporda, menşe gizlemek için kullanılan yöntemlere değinilerek, ihracatçıların işgal altındaki topraklardaki gerçek üretim yerini belirtirken ürünün menşe ülkesini 'İsrail' olarak gösterdiğinin, işgal altındaki topraklardaki gerçek yerleşim adresi yerine İsrail'in uluslararası olarak tanınan sınırları içindeki sahte bir adres kullandığının ve İsrailli paketleme tesislerinin yerleşim bölgelerinden gelen ürünleri İsrail'de üretilen ürünlerle karıştırarak ihraç ettiğinin tespit edildiği aktarıldı.</p>

<p>Öte yandan, Global Echo Litigation Center, söz konusu hukuki ihlallere karşı yetkililerin harekete geçmesi için Birleşik Krallık'ta hukuki süreç başlattığını ve yeni davalar açmayı planladığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-ticari-sahtekarligi-avrupada-desifre-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israilticaretab.webp" type="image/jpeg" length="10666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="25262"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="58184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="13908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="43069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="77584"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="51755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="49978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="40615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="50836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="53407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="36394"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="62038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="91362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="31222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="36997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="91057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="49831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="27271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="79597"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
