<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 27 Jun 2026 17:44:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taraf Dergisi Ciltleri çıktı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/taraf-dergisi-ciltleri-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/taraf-dergisi-ciltleri-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1991-1997 yılları arasında yayımlanan Taraf Dergisi, Aylık Baran Dergisi tarafından üç cilt halinde yeniden neşredildi. İlk iki cilt aylık, son cilt haftalık dönemlere ait sayıları kapsıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Büyük Doğu-İBDA çizgisinde yayın yapan Taraf, Mart 1991’de aylık periyotla başladığı yayın hayatını daha sonra haftalık periyoda taşımış ve 1997’ye kadar toplam 74 sayı yayımlamıştır. Polis operasyonları, toplatma kararları, davalar ve hapis cezalarına rağmen yayınını sürdüren dergi; dönemin fikrî ve siyasî mücadelesinin önemli yayın organlarından biri olmuştur.</p>

<p>Dağınık hâlde bulunan sayıları tek bir külliyat altında toplayan bu çalışma, araştırmacılar ve Büyük Doğu-İBDA yayın tarihine ilgi duyan okuyucular için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.</p>

<p>Üç ciltlik Taraf Dergisi seti, 4.750 TL fiyatla Aylık Baran Dergisi’nden ve 0533 166 20 50 numaralı hattımızdan temin edilebilir.</p>

<h2><strong>TAKDİM: 1. Cilt (1991/92, 1-21. Sayı)</strong></h2>

<h3><strong>Taraf Dergisi (aylık)</strong></h3>

<p>Taraf, 1 Mart 1991 - 1 Mayıs 1994 tarihleri arasında aylık periyodla 39 sayı, 10 Haziran 1994 - 7 Şubat 1995 tarihleri arasında ise haftalık periyodla 35 sayı yayınlanmış (toplam 74 sayı) Büyük Doğu - İbda çizgisinde bir dergidir. Kanunî zorunluluktan dolayı isim tebdiline gitmiş, 1 Mart 1995 - 1 Temmuz 1997 tarihleri arasında 26 sayı çıkan Akıncı Yolu dergisiyle (son 6 sayısı Akıncı Yol ismiyle) yayınına devam etmiştir. Bu hesaba göre Taraf dergisinin yayın hayatı, 1991-1997 arasında 6,5 senelik bir zaman dilimini kapsamaktadır.</p>

<p>Bir ideolojiye nisbetle ihtilal-inkılapçı bir yayın organına misal olan Taraf dergisi, başta yazı işleri müdürleri olmak üzere bütün kadrosu polis operasyonlarına maruz kalmış, işkence görmüş, bazıları da tutuklanmıştır. Dergi bürosu sayısız defa basılmış, bilgisayarlarına el konmuş, ancak Taraf'ı yolundan döndürememişlerdir. Derginin sert söylemiyle sahadaki eylemliliğin birbirini takip ettiği ve içinden bir çok kişinin de yetiştiği Taraf dergisi, laik-kemalist rejime yayınları vasıtasıyla yalın kılıç saldırısıyla "panik operasyonları"na da sebep olmuştur. Taraf'ın, ibda cephelerinin legal faaliyetleri yanında illegal faaliyetlerini de mikrofona bağlaması düşmanları ürkütmüş, Anadolu'nun birçok yerinde pıtrak gibi biten cephelere de vesile olmuştur.</p>

<p>Taraf'ın çıkış vesilesi, 1 Şubat 1991 tarihinde Kumandan Mirzabeyoğlu'nun gözaltına alınarak önce MİT, sonra poliste işkenceli sorgudan geçirilip tutuklanması olmuştur. Zaten Taraf'ın 1 Mart 1991 tarihli ilk sayısının kapağında, DGM'de tutuklanıp cezaevine gönderilmek üzere dışarı çıkarılmış olan Mirzabeyoğlu'nun, Taraf muhabirince çekilen fotoğrafı ve haberi yer almaktadır.</p>

<p>Taraf'ın sorumlu yazı işleri müdürlüğünü 21 sayı Kazım Albayrak üstlenmiş, hapse girdiği 5 aylık dönemde ise Esma Turan yüklenmiş, hapisten çıkınca 27. sayıdan itibaren Albayrak tekrar devralmıştır. Aylık Taraf'ın 32 ile 39. sayılarıyla Haftalık Taraf'ın ilk 13. sayısına kadar yazı işleri müdürlüğünü ise Abdullah Kiracı üstlenmiş ve onun ifadeye çağrıldığı DGM'de tutuklanması üzerine 14. sayıdan son sayı olan 35. sayıya kadar bayrak yarışını Ahmet Arslan sürdürmüştür. Taraf'ın bilhassa 1992-1995 dönemi neredeyse bütün sayıları takibata uğramış ve mahkemelerde ceza verilmiştir. Dergiye açılan davalar ve verilen cezaların detayları, 32, 33 ve 35. sayılarla Haftalık Taraf'ın 7. sayısında anlatılmıştır.</p>

<p>Yükselen İbda hareketine karşı polisin ne yapacağını bilmemesi, bütün baskılara ve gazete bayilerinden dergi alan okurların bile takip edilmesine rağmen Taraf'ın radikal ve inkılapçı yayınına devam etmesi, Üstad'ın Büyük Doğu dergilerinden sonra ilk defa Taraf'ın Meclis kürsüsüne gelmesine sebep olmuştur. Ekim 1993'te CHP milletvekili Uluç Gürkan'ın Taraf dergisinin kapatılmasına dair hükümete soru önergesi vermesinin yanında, 16.11.1993 tarihinde CHP milletvekili Mustafa Kul, meclis kürsüsünde Taraf dergisini sallayarak, Sivas olaylarından "Şanlı Sivas Kıyamı" diye söz etmesi, onlara göre katliamları övmesi ve yasa dışı örgüt propagandası yapması gerekçesiyle hükümetten dergi hakkında işlem yapmasını istemiştir.</p>

<p>Taraf'ın tüm sayıları (10. sayıdan itibaren) "Taraf olmayan bertaraf olur" logosuyla çıkmış, safların netleşmesi-kenetlenmesi politikasını çağrıştıran bu söz okurlar tarafından da coşkuyla benimsenmiş, âdeta Taraf'ın sembolü olmuştur. Öte yandan Salih Mirzabeyoğlu'nun İbda Diyalektiği eserinin Büyük Doğu-İbda Tarihi bahsinde ise Taraf şu şekilde nitelenmiştir: "Ve yine 1991'de, meşhur TARAF dergisinin "kendinden zuhuru"... Tam gerekli olduğu zaman çıkmış, asıl ateşini ise bütün kem gözleri yakacak şiddetiyle 1992'den 1995 yılına kadar sürdürmüş, Ak-Doğuş gibi zaruri olarak isim tebdiliyle yoluna devamda!.."</p>

<p>Taraf, dış düşman Kemalistlere karşı pervasız mücadele ederken iç düşman bid'at/sapkın kollara da sert tavır almış, Mirzabeyoğlu'nun tutuklanması üzerine bayram yapan İrancı ibişlere karşı da ilk sayısında "Mut'a Piçleri" hitabıyla seslenmiş ve sonrasında bu ibişlere yönelik muhtelif faaliyetlerin de fitilini ateşlemişti. İrancı/Şiî taifeye 12 Mayıs 1991'de İstanbul'da ibdacılara yaşattığı hezimet, Haziran 1991 tarihli Taraf'ın 4. sayısında kapağında Yavuz Sultan Selim'in resminin bulunduğu "Çemberlitaş'ta Sünni-Şiî Çatışması (Küçük Çaldıran)" haberiyle verilmişti. 1 Temmuz 1991 tarihli 5. sayı kapağında ise İran bayrağının çatalları yılan diline benzetilerek 5 zehirli yılan figürü yapılıp altına da "İslâm'ı İçten Yıkanlar: Ehl-i Bid'at" başlığı atılmıştı.</p>

<p>Taraf, yürekli sesinin yanında yayın politikası ve muhtevası itibarıyla da zengin ve renkli olmuş, Polis Radyosu, Askeriyeden Haberler, Güneydoğu Savaşı, Silahlı Peygamber, Hadiselerin Muhasebesi, Basında İBDA ve İBDA-C, İşkence Anıları, Batı Çamurunda Debelenenler, Ateş Hattı'ndan, Mektûbât-ı Rabbânî'den gibi çoğu orijinal başlıklar seri halinde yayınlanmıştır. Ayrıca okurlardan gelen mektuplar ve onlara verilen cevaplar ilk sayfalarda BİZ BİZE başlığında sürekli verilmişti. Bunun yanında hemen her sayı dikkat çekici mülâkatlar yapılmıştır. Taraf, iki sayı dergi içinde 16 sayfalık forma halinde ek de vermiştir. 1 Mayıs 1991 tarihli 3. sayıda "Büyük Doğu İbda ile Yürüyor" dosyası ve 1 Mart 1993 tarihli 25. sayıda "İBDA-C Nedir?" dosyası yayınlanmıştır. Ayrıca 1 Ekim 1991 tarihli 8. sayıda Ek diyerek 10 sayfa kadar, Abdülhak Doğru müstear adıyla şehit Bayram Ali Öztürk Hocanın, "Mektûbât-ı Rabbânî'den" başlığıyla bizzat yaptığı tercüme yayınlanmıştır.</p>

<p>Taraf zengin bir yazarlar kadrosuna da sahip olmuştur; belli başlıları şunlardır; Kâzım Albayrak, av. Harun Yüksel, Selim Gürselgil, Abdullah Kiracı, Yaşar Şadoğlu, Ali Osman Zor, Murad Salih, Murad Doğu, Serdar Yavuz, Faruk Akıncı, Halit Ziya, Burhan Demirkol, Akın Albay, Murat Kuyucu, Ahmed Şükrü, Şeref Sakaryalı vs.</p>

<p>Taraf'ın önemli hususiyetlerinden biri, kavganın içinden yaşadıklarıyla cephe/bürolaşmanın ilkelerini ortaya koymasıdır. Bu noktada Kâzım Albayrak'ın 1 Ağustos 1992 tarihli 18. sayı ve 1 Mart 1997 tarihli 25. sayıda ek olarak verilen "İBDA-C Nedir?" yazıları dikkat çekmektedir. Nitekim bu ek broşür olarak da dağıtılmıştır.</p>

<p>Öte yandan İBDA-C'nin legal büroları yanında illegal büro/cephelerin faaliyetleri de dergi sayfalarında yer almış, onların amaçlarını ifade eden bildiriler de yayınlanmıştır. İslâm inkılâbı yolunda ve ona dil uzatanlara karşı kanun dışı yolu tercih eden ve Taraf'ın sayfalarını süsleyen cephelerden tespit ettiklerimiz şunlardır; İKK (İslâmî Kısas Kıtaları), Seyyar Tim, İMG (İhtilalci Militan Gençlik), ŞİT (Şeriatçı İntikam Tugayı), Tolehildan (İntikam Tugayı), Ultra Fors, AK-LİS (Akıncı Liseliler), Öncü Birlik, DSB (Devrimci Sûfi Birlikleri), Aydınlık Savaşçıları.</p>

<p>Taraf dergisi, şehitlerle de davasını taçlandırmıştır. "Yalnız şeriat için ölenler şehittir" başlığında şehitler devamlı hatırlatılmış ve "şehitlik şuuru" diri tutulmuştur. 1993-1994 tarihlerinde Güneydoğu'da İBDA-C İRKM'nin şehitleri yanında, Taraf'ın okuru ve destekçisi olan ve 27 Şubat 1995'te Ankara'da Atatürkçü Düşünce Derneğine bombalı saldırı sonucu şehit düşen Cahit Ayaz ismi zikredilmelidir. Ayrıca Şanlı Sivas kıyamında 2 Temmuz 1993 günü şehit düşen Ahmet Öztürk'ün de Taraf'ın abonesi olduğunu ifade edelim.</p>

<p>Taraf'ın kardeş bürolarla birlikte 10 Nisan 1992 tarihinde Fatih Renk Düğün Salonunda tertip ettiği Aydınlık Savaşçıları gecesi, polisin önceden operasyonuna rağmen muhteşem olmuştu. Bu gece, Taraf elemanlarının organize ettiği Fatih'teki gösterilerin peşinden yapılmış olup bu hareketlilik, dalga dalga yayılmıştı. Bu minvalde, Taraf'ın "Mustafa Kemal'i sevmiyorum!" kampanyasının da yoğun ilgi gördüğü belirtilmelidir.</p>

<p>Taraf dergisinde, Salih Mirzabeyoğlu'nun mülâkatları ve onun Adıbelli müstear isimli yazıları da yayınlanmıştır. 1 Ekim 1991 tarihli 8. sayıda Mirzabeyoğlu'yla, seçimler, ideolojiyi yayma ve iktidarı ele alacak kadroyu yetiştirme, İbda cepheleşmesinin ilkeleri ve Taraf'ın çıkışı üzerine mülâkatı yayınlanmıştı. 1 Temmuz 1992 tarihli Taraf'ın 17. sayısında ise Mirzabeyoğlu'nun meşhur "Bütün Yönleriyle Kürt Meselesi" başlıklı mülâkatı çıkmıştı. Kavim ve kavmiyetçilik meselesini kökünden halleden, kemalizmin kirli tarihine ve büyük dedesi Musa Bey ile dedesi İzzet Bey'in şehadetine temas eden ve birçok meseleyi dünya görüşüyle ele alıp tahlil eden uzunca ancak doyurucu bir mülâkat olmuştu. Haftalık Taraf'da ise Adıbelli müstear adıyla üç yazısı yayınlanmıştı.</p>

<p>Taraf, Körfez Savaşı'nın hemen sonrasındaki yayınlarıyla da dost ve düşmanların dikkatini üzerine çekmişti. Zaten Kumandan'ın 1 Şubat 1991'de gözaltına alınma sebebi, Körfez Savaşı esnasındaki ABD'yi protesto gösterilerinde "halkı rejime karşı ayaklandırabilecek tek kişi" olarak görülüp "tedbiren" göz altından alınmasının "en tepedeki" yetkililerce zaruri addedilmesidir. Diğer taraftan Irak Enformasyon Bakanlığı savaşın 1. yıldönümünde (Şubat 1992) Bağdat'ta yapılan İslâm Halk Kongresine Taraf dergisinin sahibi ve yazı işleri müdürü Kâzım Albayrak'ı da davet etmişti. Albayrak'ın Bağdat seferi anıları ve kongredeki konuşması, Taraf'ın 1 Şubat 1992 tarihli 12. sayısında yayınlanmıştı. Öte yandan Taraf'ın Kumandan Mirzabeyoğlu'nun gözaltına alınmasının birinci yıldönümü olan 1 Şubat 1992 tarihli 12. sayısının kapağı "Şeriat için Silahlı Mücadele" çağrısı şeklindeydi.</p>

<p>Taraf, çıktığından itibaren devamlı gelişmiş, sayfa sayılarını artırmış, cezaevine giren çıkan elemanlarıyla kadrosunu genişletmiş, İbda cephelerini teşvik edici olmuş, gözü karalığıyla küfre korku salmış, ihtilal-inkılapçı yayın organına misal olmuş ve Büyük Doğu-İbda mücadele tarihinde layık olduğu yeri almıştır.</p>

<p><i>Aylık Baran Dergisi</i></p>

<p>15.05.2026</p>

<p></p>

<h2><strong>TAKDİM: 2. Cilt (1992/1994, 22-39. Sayı)</strong></h2>

<h3><strong>Taraf Dergisi (aylık)</strong></h3>

<p>Taraf, 1 Mart 1991 - 1 Mayıs 1994 tarihleri arasında aylık periyodla 39 sayı, 10 Haziran 1994 - 7 Şubat 1995 tarihleri arasında ise haftalık periyodla 35 sayı yayınlanmış (toplam 74 sayı) Büyük Doğu - İbda çizgisinde bir dergidir. Kanunî zorunluluktan dolayı isim tebdiline gitmiş, 1 Mart 1995 - 1 Temmuz 1997 tarihleri arasında 26 sayı çıkan Akıncı Yolu dergisiyle (son 6 sayısı Akıncı Yol ismiyle) yayınına devam etmiştir. Bu hesaba göre Taraf dergisinin yayın hayatı, 1991-1997 arasında 6,5 senelik bir zaman dilimini kapsamaktadır.</p>

<p>Bir ideolojiye nisbetle ihtilal-inkılapçı bir yayın organına misal olan Taraf dergisi, başta yazı işleri müdürleri olmak üzere bütün kadrosu polis operasyonlarına maruz kalmış, işkence görmüş, bazıları da tutuklanmıştır. Dergi bürosu sayısız defa basılmış, bilgisayarlarına el konmuş, ancak Taraf'ı yolundan döndürememişlerdir. Derginin sert söylemiyle sahadaki eylemliliğin birbirini takip ettiği ve içinden bir çok kişinin de yetiştiği Taraf dergisi, laik-kemalist rejime yayınları vasıtasıyla yalın kılıç saldırısıyla "panik operasyonları"na da sebep olmuştur. Taraf'ın, ibda cephelerinin legal faaliyetleri yanında illegal faaliyetlerini de mikrofona bağlaması düşmanları ürkütmüş, Anadolu'nun birçok yerinde pıtrak gibi biten cephelere de vesile olmuştur.</p>

<p>Taraf'ın çıkış vesilesi, 1 Şubat 1991 tarihinde Kumandan Mirzabeyoğlu'nun gözaltına alınarak önce MİT, sonra poliste işkenceli sorgudan geçirilip tutuklanması olmuştur. Zaten Taraf'ın 1 Mart 1991 tarihli ilk sayısının kapağında, DGM'de tutuklanıp cezaevine gönderilmek üzere dışarı çıkarılmış olan Mirzabeyoğlu'nun, Taraf muhabirince çekilen fotoğrafı ve haberi yer almaktadır.</p>

<p>Taraf'ın sorumlu yazı işleri müdürlüğünü 21 sayı Kazım Albayrak üstlenmiş, hapse girdiği 5 aylık dönemde ise Esma Turan yüklenmiş, hapisten çıkınca 27. sayıdan itibaren Albayrak tekrar devralmıştır. Aylık Taraf'ın 32 ile 39. sayılarıyla Haftalık Taraf'ın ilk 13. sayısına kadar yazı işleri müdürlüğünü ise Abdullah Kiracı üstlenmiş ve onun ifadeye çağrıldığı DGM'de tutuklanması üzerine 14. sayıdan son sayı olan 35. sayıya kadar bayrak yarışını Ahmet Arslan sürdürmüştür. Taraf'ın bilhassa 1992-1995 dönemi neredeyse bütün sayıları takibata uğramış ve mahkemelerde ceza verilmiştir. Dergiye açılan davalar ve verilen cezaların detayları, 32, 33 ve 35. sayılarla Haftalık Taraf'ın 7. sayısında anlatılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yükselen İbda hareketine karşı polisin ne yapacağını bilmemesi, bütün baskılara ve gazete bayilerinden dergi alan okurların bile takip edilmesine rağmen Taraf'ın radikal ve inkılapçı yayınına devam etmesi, Üstad'ın Büyük Doğu dergilerinden sonra ilk defa Taraf'ın Meclis kürsüsüne gelmesine sebep olmuştur. Ekim 1993'te CHP milletvekili Uluç Gürkan'ın Taraf dergisinin kapatılmasına dair hükümete soru önergesi vermesinin yanında, 16.11.1993 tarihinde CHP milletvekili Mustafa Kul, meclis kürsüsünde Taraf dergisini sallayarak, Sivas olaylarından "Şanlı Sivas Kıyamı" diye söz etmesi, onlara göre katliamları övmesi ve yasa dışı örgüt propagandası yapması gerekçesiyle hükümetten dergi hakkında işlem yapmasını istemiştir.</p>

<p>Taraf'ın tüm sayıları (10. sayıdan itibaren) "Taraf olmayan bertaraf olur" logosuyla çıkmış, safların netleşmesi-kenetlenmesi politikasını çağrıştıran bu söz okurlar tarafından da coşkuyla benimsenmiş, âdeta Taraf'ın sembolü olmuştur. Öte yandan Salih Mirzabeyoğlu'nun İbda Diyalektiği eserinin Büyük Doğu-İbda Tarihi bahsinde ise Taraf şu şekilde nitelenmiştir: "Ve yine 1991'de, meşhur TARAF dergisinin "kendinden zuhuru"... Tam gerekli olduğu zaman çıkmış, asıl ateşini ise bütün kem gözleri yakacak şiddetiyle 1992'den 1995 yılına kadar sürdürmüş, Ak-Doğuş gibi zaruri olarak isim tebdiliyle yoluna devamda!.."</p>

<p>Taraf, dış düşman Kemalistlere karşı pervasız mücadele ederken iç düşman bid'at/sapkın kollara da sert tavır almış, Mirzabeyoğlu'nun tutuklanması üzerine bayram yapan İrancı ibişlere karşı da ilk sayısında "Mut'a Piçleri" hitabıyla seslenmiş ve sonrasında bu ibişlere yönelik muhtelif faaliyetlerin de fitilini ateşlemişti. İrancı/Şiî taifeye 12 Mayıs 1991'de İstanbul'da ibdacılara yaşattığı hezimet, Haziran 1991 tarihli Taraf'ın 4. sayısında kapağında Yavuz Sultan Selim'in resminin bulunduğu "Çemberlitaş'ta Sünni-Şiî Çatışması (Küçük Çaldıran)" haberiyle verilmişti. 1 Temmuz 1991 tarihli 5. sayı kapağında ise İran bayrağının çatalları yılan diline benzetilerek 5 zehirli yılan figürü yapılıp altına da "İslâm'ı İçten Yıkanlar: Ehl-i Bid'at" başlığı atılmıştı.</p>

<p>Taraf, yürekli sesinin yanında yayın politikası ve muhtevası itibarıyla da zengin ve renkli olmuş, Polis Radyosu, Askeriyeden Haberler, Güneydoğu Savaşı, Silahlı Peygamber, Hadiselerin Muhasebesi, Basında İBDA ve İBDA-C, İşkence Anıları, Batı Çamurunda Debelenenler, Ateş Hattı'ndan, Mektûbât-ı Rabbânî'den gibi çoğu orijinal başlıklar seri halinde yayınlanmıştır. Ayrıca okurlardan gelen mektuplar ve onlara verilen cevaplar ilk sayfalarda BİZ BİZE başlığında sürekli verilmişti. Bunun yanında hemen her sayı dikkat çekici mülâkatlar yapılmıştır. Taraf, iki sayı dergi içinde 16 sayfalık forma halinde ek de vermiştir. 1 Mayıs 1991 tarihli 3. sayıda "Büyük Doğu İbda ile Yürüyor" dosyası ve 1 Mart 1993 tarihli 25. sayıda "İBDA-C Nedir?" dosyası yayınlanmıştır. Ayrıca 1 Ekim 1991 tarihli 8. sayıda Ek diyerek 10 sayfa kadar, Abdülhak Doğru müstear adıyla şehit Bayram Ali Öztürk Hocanın, "Mektûbât-ı Rabbânî'den" başlığıyla bizzat yaptığı tercüme yayınlanmıştır.</p>

<p>Taraf zengin bir yazarlar kadrosuna da sahip olmuştur; belli başlıları şunlardır; Kâzım Albayrak, av. Harun Yüksel, Selim Gürselgil, Abdullah Kiracı, Yaşar Şadoğlu, Ali Osman Zor, Murad Salih, Murad Doğu, Serdar Yavuz, Faruk Akıncı, Halit Ziya, Burhan Demirkol, Akın Albay, Murat Kuyucu, Ahmed Şükrü, Şeref Sakaryalı vs.</p>

<p>Taraf'ın önemli hususiyetlerinden biri, kavganın içinden yaşadıklarıyla cephe/bürolaşmanın ilkelerini ortaya koymasıdır. Bu noktada Kâzım Albayrak'ın 1 Ağustos 1992 tarihli 18. sayı ve 1 Mart 1997 tarihli 25. sayıda ek olarak verilen "İBDA-C Nedir?" yazıları dikkat çekmektedir. Nitekim bu ek broşür olarak da dağıtılmıştır.</p>

<p>Öte yandan İBDA-C'nin legal büroları yanında illegal büro/cephelerin faaliyetleri de dergi sayfalarında yer almış, onların amaçlarını ifade eden bildiriler de yayınlanmıştır. İslâm inkılâbı yolunda ve ona dil uzatanlara karşı kanun dışı yolu tercih eden ve Taraf'ın sayfalarını süsleyen cephelerden tespit ettiklerimiz şunlardır; İKK (İslâmî Kısas Kıtaları), Seyyar Tim, İMG (İhtilalci Militan Gençlik), ŞİT (Şeriatçı İntikam Tugayı), Tolehildan (Intikam Tugayı), Ultra Fors, AK-LİS (Akıncı Liseliler), Öncü Birlik, DSB (Devrimci Sûfi Birlikleri), Aydınlık Savaşçıları.</p>

<p>Taraf dergisi, şehitlerle de davasını taçlandırmıştır. "Yalnız şeriat için ölenler şehittir" başlığında şehitler devamlı hatırlatılmış ve "şehitlik şuuru" diri tutulmuştur. 1993-1994 tarihlerinde Güneydoğu'da İBDA-C İRKM'nin şehitleri yanında, Taraf'ın okuru ve destekçisi olan ve 27 Şubat 1995'te Ankara'da Atatürkçü Düşünce Derneğine bombalı saldırı sonucu şehit düşen Cahit Ayaz ismi zikredilmelidir. Ayrıca Şanlı Sivas kıyamında 2 Temmuz 1993 günü şehit düşen Ahmet Öztürk'ün de Taraf'ın abonesi olduğunu ifade edelim.</p>

<p>Taraf'ın kardeş bürolarla birlikte 10 Nisan 1992 tarihinde Fatih Renk Düğün Salonunda tertip ettiği Aydınlık Savaşçıları gecesi, polisin önceden operasyonuna rağmen muhteşem olmuştu. Bu gece, Taraf elemanlarının organize ettiği Fatih'teki gösterilerin peşinden yapılmış olup bu hareketlilik, dalga dalga yayılmıştı. Bu minvalde, Taraf'ın "Mustafa Kemal'i sevmiyorum!" kampanyasının da yoğun ilgi gördüğü belirtilmelidir.</p>

<p>Taraf dergisinde, Salih Mirzabeyoğlu'nun mülâkatları ve onun Adıbelli müstear isimli yazıları da yayınlanmıştır. 1 Ekim 1991 tarihli 8. sayıda Mirzabeyoğlu'yla, seçimler, ideolojiyi yayma ve iktidarı ele alacak kadroyu yetiştirme, İbda cepheleşmesinin ilkeleri ve Taraf'ın çıkışı üzerine mülâkatı yayınlanmıştı. 1 Temmuz 1992 tarihli Taraf'ın 17. sayısında ise Mirzabeyoğlu'nun meşhur "Bütün Yönleriyle Kürt Meselesi" başlıklı mülâkatı çıkmıştı. Kavim ve kavmiyetçilik meselesini kökünden halleden, kemalizmin kirli tarihine ve büyük dedesi Musa Bey ile dedesi İzzet Bey'in şehadetine temas eden ve birçok meseleyi dünya görüşüyle ele alıp tahlil eden uzunca ancak doyurucu bir mülâkat olmuştu. Haftalık Taraf'da ise Adıbelli müstear adıyla üç yazısı yayınlanmıştı.</p>

<p>Taraf, Körfez Savaşı'nın hemen sonrasındaki yayınlarıyla da dost ve düşmanların dikkatini üzerine çekmişti. Zaten Kumandan'ın 1 Şubat 1991'de gözaltına alınma sebebi, Körfez Savaşı esnasındaki ABD'yi protesto gösterilerinde "halkı rejime karşı ayaklandırabilecek tek kişi" olarak görülüp "tedbiren" göz altından alınmasının "en tepedeki" yetkililerce zaruri addedilmesidir. Diğer taraftan Irak Enformasyon Bakanlığı savaşın 1. yıldönümünde (Şubat 1992) Bağdat'ta yapılan İslâm Halk Kongresine Taraf dergisinin sahibi ve yazı işleri müdürü Kâzım Albayrak'ı da davet etmişti. Albayrak'ın Bağdat seferi anıları ve kongredeki konuşması, Taraf'ın 1 Şubat 1992 tarihli 12. sayısında yayınlanmıştı. Öte yandan Taraf'ın Kumandan Mirzabeyoğlu'nun gözaltına alınmasının birinci yıldönümü olan 1 Şubat 1992 tarihli 12. sayısının kapağı "Şeriat için Silahlı Mücadele" çağrısı şeklindeydi.</p>

<p>Taraf, çıktığından itibaren devamlı gelişmiş, sayfa sayılarını artırmış, cezaevine giren çıkan elemanlarıyla kadrosunu genişletmiş, İbda cephelerini teşvik edici olmuş, gözü karalığıyla küfre korku salmış, ihtilal-inkılapçı yayın organına misal olmuş ve Büyük Doğu-İbda mücadele tarihinde layık olduğu yeri almıştır.</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p>

<p>15.05.2026</p>

<h2><strong>TAKDİM: 3. Cilt (1994/1995, 35 Sayı)</strong></h2>

<h3><strong>Taraf Dergisi (haftalık)</strong></h3>

<p>Başlangıçta aylık periyodla çıkan Taraf dergisinin, 10 Haziran 1994 - 7 Şubat 1995 tarihleri arasındaki ikinci dönemi haftalık olarak devam etmiş ve 35 sayı yayınlanmıştır. Büyük Doğu-İbda fikriyatına bağlı ihtilalci-inkılâpçı çizgide yayın yapan dergi, aylık yayın döneminde olduğu gibi "Taraf olmayan bertaraf olur" logosunu sürdürmüş, bunun yanına "Türkiye Sömürge Kalmayacak!" logosunu da eklemiştir. 10 Haziran 1994 tarihli ilk sayısının kapağında ise maskeli ve uzun namlulu silahlı militanların İbda bayrağı önünde İbda işareti verirken fotoğrafları yer almış ve fotoğraf altında da "Gelen Biziz! Ne 1. Ne 2. Cumhuriyet, Tam Bağımsız Birleşik İslâmî Devlet" başlığı atılmıştır. Derginin ilerleyen sayılarında legal cepheler yanında illegal cephelerin de faaliyetleri yayınlanmaya devam etmiştir.</p>

<p>Haftalık Taraf dergisi takdiminde, "40. sayıda yine beraberiz" diyerek 39 sayı aylık periyodla çıkan Taraf dergisinin, 40. sayısının, ikinci dönem olarak birinci sayı rakamını alan Haftalık Taraf'a tevafuk ettiği belirtilmiştir. Haftalık Taraf'ta aylık Taraf'ın haber-yorum başlıkları devam ederken, Pislik Yuvaları, Tam Yabancılaşmış Bölgeler, Batı Batı Dedikleri, İhtilâlci Gözüyle, Savaş Haberleri, Sömürgede Geçen Hafta, Sömürge İktisadından Haberler, Tutsak Savaşçılardan, Halk ve Hak Düşmanları, İşgal Medyası Zehir Saçıyor gibi yeni başlıklar da sürekli yayınlanmıştır.</p>

<p>Haftalık Taraf dergisi de birçok polis operasyonu ve mahkeme kararlarıyla toplatılmalara maruz kalmış, 13. sayıya kadar yazı işleri müdürü olan Abdullah Kiracı tutuklanmış, ondan sonra yazı işleri müdürlüğünü avukat Ahmet Arslan devralmış ve sonuna kadar sürdürmüştür. CHP milletvekili Ercan Karakaş'ın, İBDA-C'den ölüm tehdidi alması ve Taraf dergisinde hedef gösterilmesi üzerine Meclis'e verdiği soru önergesine karşı İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, cevaben "1 Ekim 1992 - 3 Eylül 1994 arasında Taraf dergisinin 34 kez toplatıldığını ve derginin yazı işleri müdürü Abdullah Kiracı'nın da halen ceza evinde olduğunu" söylemiştir. Toplatılma kararlarıyla başa çıkılamayınca dergi daha sonra dağıtıma verilmeden toplatılmaya başlanmış, hatta bazı sayfalarına polisin dergi daha matbaada iken müdahalesiyle boş sayfa üzerine "sansürlüdür" kaydı konarak yayınına devam etmiştir.</p>

<p>Haftalık Taraf'da aylık Taraf yazar kadrosu aynen devam etmiş, Serdar Yavuz, Faruk Akıncı, Murad Doğu, Murad Salih gibi yeni imzalar da dikkat çekmiştir.</p>

<p>Haftalık Taraf'ta bir yandan rejim eleştirisi yapılır ve yalın kılıç mücadele edilirken öbür yandan Başyücelik Devlet Nizamı'nın temel esasları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu meydanda Murad Salih imzalı 14 sayı devam eden (ilk üç bölümü aylık Taraf'ta) "İçtimaî Sistemimizin Temel Esasları" yazı dizisi, 2 ila 16. sayılar arasında 11 bölüm olmak üzere dikkat çekmektedir. Ayrıca Ahmed Şükrü imzalı "Demokrasi Niçin En İyi Yönetim Şekli Değildir" (on bölüm) ve Selim Gürselgil'in "Büyük İslâm Stratejisi ve İbda Diyalektiğinin Temel Ölçüleri Üzerine" (üç bölüm) seri yazıları de yayınlanmıştır. Öte yandan Seyfullah Üstün imzalı ve üç sayı yayınlanan Enver Ören cemaatinin hainliklerini anlatan Aldatan Işık yazıları da dikkat çekmektedir.</p>

<p>Haftalık Taraf'ın 2 Eylül 1994 tarihli 13. sayısında Adıbelli müstear imzasıyla Noktalamalar 1, hemen peşinden 9 Eylül 1994 tarihli 14. sayısında Noktalamalar 2 ve 30 Eylül 1994 tarihli 17. sayıda Noktalamalar başlıklarıyla S. Mirzabeyoğlu'na ait politika, öfke ve hiciv ağırlıklı üç yazı bulunmaktadır.</p>

<p>Haftalık Taraf yayınının sonunda şehit düşen Cahit Ayaz'ın ise isim tebdiliyle Taraf'ın devamı olarak çıkan Akıncı Yolu dergisinin 1 Mayıs 1995 tarihli ilk sayı kapağından verildiğini ve şehitler sayfasının haftalık Taraf'da da devam ettiğini de belirtelim.</p>

<p>Taraf dergisi, dosta moral düşmana korku vermiş, gençliği ve toplumu ateşleyici ve fikirle eylemi mezcedici rolde olmuştur. İşin hakikatinde İbda fikriyle önce kendi yanmış ve ondan sonra da etrafını yakmış, İbda'yı yürütücü cephelere misal olmuştur.</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p>

<p>15.05.2026</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dergi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/taraf-dergisi-ciltleri-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chatgpt-image-27-haz-2026-16-42-40.png" type="image/jpeg" length="85632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dinsizlik çukurunda debelenen Japonya'dan İslam düşmanı eylemler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dinsizlik-cukurunda-debelenen-japonyadan-islamofobik-eylemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dinsizlik-cukurunda-debelenen-japonyadan-islamofobik-eylemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maddenin ve mekanikliğin esiri olmuş, ruh kökü kurutulmuş modern dünya, bunalımlarına çare arayacağına kurtuluş reçetesine düşmanlık etmeye devam ediyor. Bunun en bariz misali, halkı maneviyatsızlıktan ve dinsizlikten kırılan, her türlü başıboşluğun ve mekanikliğin pençesinde kıvranan Japonya’da yaşandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fujisawa şehrinde yapılması planlanan ilk cami projesi, içindeki ruh boşluğunu İslam düşmanlığıyla örtmeye çalışan bir grubun protestosuna sahne oldu. "Burada cami ya da Müslüman mezarlığı istemiyoruz" diye slogan atan göstericiler, inşa edilecek caminin yakındaki bir Şinto tapınağından daha büyük olacağını bahane ederek mukaddesata olan kinlerini kustular.</p>

<p>Teknolojinin zirvesinde ama ruhun sıfır noktasında bir hayat tarzıyla can çekişen Japonya'da gençlik tamamen batmış vaziyette ve manevi gıdasını alamayan, modernizmin çarkları arasında ezilen kitleler, kurtuluşu İslam’da bulacağına, hala hakikatten kaçıyor ve İslam düşmanlığı yapıyor.</p>

<p>En yaygın iki batıl inancın Budizm ve Şintoizm olduğu Japonya’da, tüm engellemelere rağmen Müslüman nüfus son 10 yılda iki kat arttı ve cami sayısı 110’a ulaştı. Ancak hem Japon siyasetinde hem de toplumunda faşizan tepkiler yükseliyor, Japon vekiller Müslümanların mezarlık talebini reddederken, topluluğu hedef alan provokasyonlar ve kundaklama saldırıları da Müslümanlar arasında endişeye yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nihayetinde Japonya, eğer sokaklarında uyuşturucudan kırılmış, bitmiş ve manen ölmüş bir halk görmek istemiyorsa toplumsal hayatında dini unsurlara daha fazla yer açmak zorundadır. Maddenin kölesi olmuş bu "ihtiyarlar ülkesi", mukaddesat düşmanlığına devam ettiği müddetçe bir nesli daha kaybederek tamamen yok oluşa sürüklenecektir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dinsizlik-cukurunda-debelenen-japonyadan-islamofobik-eylemler</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/japaes.jpg" type="image/jpeg" length="77150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran-ABD savaşının kazananı: Küresel sermaye]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-abd-savasinin-kazanani-kuresel-sermaye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-abd-savasinin-kazanani-kuresel-sermaye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş süreci küresel ekonomide belirsizliği artırırken, en büyük ekonomik kazancı enerji şirketleri, savunma sanayi firmaları, tanker ve sigorta şirketleri ile Wall Street bankaları elde etti. Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların aksaması petrol ve LNG fiyatlarını yükseltirken, silah siparişleri, navlun ücretleri ve finansal işlem hacimlerindeki artış milyarlarca dolarlık ek gelir sağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Katar merkezli Al Jazeera'ya göre, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ilk saldırılarının üzerinden yaklaşık dört ay geçerken, savaşın küresel ekonomide yarattığı belirsizlik bazı sektörler için milyarlarca dolarlık kazanç anlamına geldi. Enerji fiyatlarının yükselmesi, küresel ticaretin aksaması ve piyasalardaki dalgalanmalar savunma sanayi şirketleri, petrol ve doğal gaz üreticileri, nakliye ve sigorta firmaları ile Wall Street bankalarının gelirlerini önemli ölçüde artırdı.</p>

<p>Tarafların İsviçre'de yürüttüğü görüşmeler sonucunda, İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı'nın geleceğini kapsayan müzakereler için 60 günlük ateşkesi öngören bir mutabakat zaptı imzaladığı belirtilirken, kalıcı bir anlaşmanın küresel ekonomideki baskıyı hafifletebileceği değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>ENERJİ ŞİRKETLERİ SAVAŞIN EN BÜYÜK KAZANANLARI ARASINDA</strong></h2>

<p>Habere göre, çatışmalardan en doğrudan ekonomik faydayı enerji sektörü sağladı. Savaş öncesinde dünya petrolü ile sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bölgedeki sevkiyatların aksaması ham petrol fiyatlarını hızla yükseltirken, küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalara neden oldu.</p>

<p>Yükselen fiyatlar özellikle petrol üreticilerinin gelirlerini artırdı. Suudi Arabistan merkezli bir petrol şirketinin ilk çeyrek kârı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artışla 32,5 milyar dolara ulaştı. Şirket, Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakan ve Kızıldeniz'e uzanan 1.200 kilometrelik Doğu-Batı petrol boru hattını kullanarak günlük 7 milyon varil ihracatını sürdürürken, petrolünü daha yüksek fiyatlardan satmayı başardı.</p>

<p>Öte yandan British Petroleum (BP), ilk çeyrekte 3,2 milyar dolar kâr açıkladı. Bu rakam geçen yılın aynı döneminin iki katından fazla olurken, analistlerin 2,67 milyar dolarlık beklentisini de geride bıraktı. Al Jazeera'ya göre, kazanç sağlayanlar yalnızca büyük petrol şirketleriyle sınırlı kalmadı. Küresel LNG arzının yaklaşık beşte birinin normal şartlarda Hürmüz Boğazı'ndan taşınması nedeniyle, ABD merkezli Venture Global ve Cheniere Energy gibi LNG şirketleri de alıcıların daha güvenli tedarik arayışına yönelmesiyle avantaj elde etti.</p>

<h2><strong>SAVUNMA SANAYİ ŞİRKETLERİNDE SİPARİŞLER BÜYÜDÜ </strong></h2>

<p>Katar merkezli Al Jazeera'ya göre, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ilk saldırılarından birkaç gün sonra dünyanın en büyük silah üreticilerinin yöneticileri Beyaz Saray'da bir araya gelerek, azalan mühimmat stoklarının yeniden doldurulması amacıyla üretimin artırılması konusunda görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>RTX, Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman, BAE Systems, L3Harris ve Honeywell yöneticilerinin katıldığı toplantıda, milyarlarca dolarlık mevcut siparişlerin yanı sıra hükümetlerin silah stoklarını yenileme çabalarıyla yeni siparişlerin de artmasının beklendiği ifade edildi. Çatışmalardan yalnızca haftalar önce ABD Başkanı Donald Trump'ın, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in talep ettiği 500 milyar dolarlık savunma bütçesi artışını onayladığı da haberde hatırlatıldı.</p>

<h2><strong>NAKLİYE VE SİGORTA ŞİRKETLERİ YÜKSEK NAVLUN VE PRİMLERDEN KAZANDI </strong></h2>

<p>Al Jazeera'ya göre, Avrupa finans kuruluşu Kepler Cheuvreux, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların tankerlerin daha uzun rotalar kullanmasına ve küresel tanker filosunun yaklaşık yüzde 7'sinin devre dışı kalmasına yol açtığını belirtti. Bu durum navlun ücretlerini tarihi seviyelere taşıdı. Haberde ayrıca, çatışmaların başlamasının ardından Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için savaş riski sigorta primlerinin beş katına yükseldiği ve bunun deniz sigortacılarının gelirlerini de artırdığı aktarıldı.</p>

<h2><strong>WALL STREET BANKALARI PİYASA OYNAKLIĞINDAN FAYDALANDI </strong></h2>

<p>Habere göre, savaş yalnızca enerji ve savunma sektörünü değil, finans sektörünü de olumlu etkiledi. Petrol, döviz ve tahvil piyasalarında yaşanan sert dalgalanmalar yatırımcıların portföylerini yeniden şekillendirmesine neden olurken, işlem hacmindeki artış yatırım bankalarının komisyon ve işlem gelirlerini yükseltti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'nin en büyük altı yatırım bankası olan JPMorgan Chase, Bank of America, Citigroup, Morgan Stanley, Goldman Sachs ve Wells Fargo'nun 2026 yılının ilk üç ayında toplam yaklaşık 48 milyar dolar kâr elde ettiği belirtildi.</p>

<p>Kaynak: #trend</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-abd-savasinin-kazanani-kuresel-sermaye</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/randb.jpg" type="image/jpeg" length="57973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sahne soytarısı İslam'la dalga geçti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sahne-soytarisi-islamla-dalga-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sahne-soytarisi-islamla-dalga-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sözde komedyen Deniz Göktaş, gerçekleştirdiği gösteride İslamiyet’in evrenselliğini, vahiy hakikatini ve Allah Rasulü’nün (s.a.v.) risaletini kendi sığ ve seküler aklıyla alay konusu etmeye yeltendi. Allah’ın 600’lü yıllarda indirdiği son kitapla hükmünü kıyamete kadar sabitlediği gerçeğini sulandırmaya çalışan şahıs, <i>"600’lü yıllarda 'bu son kitap' demek büyük iddia, ben 1200'de bir tane daha çıkar diye düşünürdüm"</i> ve <i>"Aklına yeni bir fikir gelse, son kitap dedik diyor, domuz da yemeyiversinler"</i> şeklindeki laubali ifadeleriyle doğrudan Kelamullah’ı ve şeriat hükümlerini hedef aldı. Yaptığı bu açık saygısızlığı ise <i>"Fazla empati şirke girmiyor umarım, birkaç aya öğreniriz"</i> diyerek, ahiret inancıyla alay eden bir pervasızlıkla taçlandı.</p>

<h2><strong>Stand-Upçılarda Bu Din Düşmanlığı Revaçta</strong></h2>

<p>Burada asıl sorulması ve üzerinde durulması gereken husus şudur: Son dönemde türeyen bu stand-upçı güruhunda İslam düşmanlığı ve dinle dalga geçme küstahlığı neden bu kadar azdı?</p>

<p>Bu topraklara yabancı, milletin mukaddesatına düşman unsurlar, sanatı ve mizahı Müslüman Anadolu insanının inancına hakaret etmek için birer silah olarak kullanıyor. Sahneye her çıkanın fütursuzca İslami değerleri çiğnemesi, seküler mahallelerden alkış toplama ve batı tarzı "özgürlük" illüzyonuna sığınma ezikliğinin bir tezahürüdür. İslam’ın haram kıldığı domuz eti yasağından, vahyin indiriliş sürecine kadar her türlü mukaddes çizgiyi aşmayı "mizah" zanneden bu azgınlık, tamamen cehaletten ve cezasızlıktan besleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mizah, haysiyetsizliğin ve iman kutbuna saldırının kılıfı olamaz. Toplumun sinir uçlarıyla oynayan bu ne idüğü belirsiz şovmenlerin ve arkalarındaki zihniyetin, İslam’ın kutsallarına dil uzatacak cesareti nereden bulduğu acilen sorgulanmalı ve bu hadsizliğe dur denilmelidir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sahne-soytarisi-islamla-dalga-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/sahen.webp" type="image/jpeg" length="49836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NATO Zirvesi öncesi Filistin yanlısı çok sayıda hesaba erişim engeli]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nato-zirvesi-oncesi-filistin-yanlisi-cok-sayida-hesaba-erisim-engeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nato-zirvesi-oncesi-filistin-yanlisi-cok-sayida-hesaba-erisim-engeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Türkiye'de çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erişim engeline maruz kalan hesaplar arasında Filistin'e destek faaliyetleri yürüten Direniş Çadırı da yer aldı. Son günlerde NATO ile İsrail arasındaki askerî ve stratejik ilişkilere dikkat çeken raporlar yayımlayan oluşumun sosyal medya hesabına Türkiye'den erişimin kısıtlandığı görüldü. Bunun yanı sıra Filistin meselesi ve NATO karşıtı içerikler paylaşan çeşitli hesapların da benzer şekilde görünmez hâle getirildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu erişim engellerine ilişkin resmî makamlardan kapsamlı bir açıklama yapılmazken, X platformunda bu tür uygulamaların genellikle mahkeme kararları veya ilgili kurumların talepleri doğrultusunda, yalnızca Türkiye'den erişimi sınırlandıracak şekilde hayata geçirildiği biliniyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nato-zirvesi-oncesi-filistin-yanlisi-cok-sayida-hesaba-erisim-engeli</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chatgpt-image-27-haz-2026-13-37-22.png" type="image/jpeg" length="79544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitabın ortasından!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kitabin-ortasindan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kitabin-ortasindan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs’ın Güneyinde İsrail, ABD ve İngilizlerin kurmaya çalıştıkları tezgah, Adalar Denizinde Yunanistan’ın İsrail gazıyla yeni bir cephe açma girişimleri ve bizim Mavi Vatan doktrinini yasalaştırma adımlarımız, İran, Lübnan, Suriye, Filistin cephelerine yapılan saldırılar, Çin’in yeni küresel aktör olma çabası, Rusya ve Avrupa’nın çekişmesi derken adeta kıyamet savaşlarına doğru hızla ilerleyen bir sürece şahit oluyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Devletimiz, müthiş hamlelerle dış politikada önümüzü açıyor. Bölgede aktif bir gücüz, oyun kurup oyun bozabiliyoruz. Türkiye, fiziki şartlarını düzeltirken, alt yapı savunma sanayi sağlık sistemi yeni kurumsal yapılar ile gerçekten devlet yapılanmasını güçlendirdi, zamanın gereklerine uygun hale getirdi. Dostları sevindiren bu durum düşmanları ise korkutuyor.</p>

<p>Küresel emperyalist-siyonist düzene politik olarak direnen neredeyse tek güçlü ülkeyiz. Dışarıda- muhitte güçleniyoruz ama merkezde ciddi sıkıntı içerisindeyiz. Osmanlı, muhitteki yenilgilerle çökmedi. Merkezden çökertildiği için yıkıldı. Merkez çökerse muhitteki başarılar bir anda hezimete dönebilir.</p>

<p>Artık bazı şeyleri doğru zeminine oturtmalı ve belimizi büken yükleri sırtımızdan atmamız gerek.</p>

<p>Ne yaparsanız yapın her şey insan unsuruna dayanır. Teknoloji, ekonomi askeri ve politik güç, vasıtası olduğu gaye ile kıymetlidir ve onunla değer bulur. İnsana tahakküm eden para, teknoloji, bilim ve gayesiz politika faydalı değil zararlıdır. İnsanı insan yapan sadece inancı ve gayesidir.</p>

<p>Bunca kaosun ortasında ülke gündemine, hayat tarzımıza, sosyal ortamlara, tartışılan meselelere bakınca insan bazen kahırlanıyor. Kaderi İlahi olmamız gereken noktaya yol açarken bu yolun hakkını verecek, asıl ve gerçek problemlerin çözümüne dair adımların atılmaması veya gevşek şekilde sadece kişilerin inisiyatifiyle çözüme kavuşturulma çabası bize zaman, para, enerji ve nesil kaybettiriyor.</p>

<p>Ülkemizin ana sorunu ekonomi değil. Hiçbir zaman da olmadı. Fakat ilerleme, gelişme ve güçlenmenin kriteri olarak ekonomiyi ortaya sürer ve milleti bu endekse bağımlı hale getirirseniz sorun ekonomi olur.</p>

<p>Güçlü, sosyal yapısı iyi ve dünyanın pek çok ülkesinden daha iyi şartlarda yaşayan bir milletiz. Tarihimiz coğrafyamız, çalışkan insanımızla örnek olabilecek durumdayız. Ama bir dengesizlik, denetim problemi ve mefkure sorunu yaşıyoruz.</p>

<p>Sıkıntı şu. Artık devletin olması gerektiği gibi kendi genetiğine uygun şekilde sistem kurması, bunun yasal zeminini, ahlakını, eğitim ve ekonomi modelini oluşturması gerekiyor.</p>

<p>Milletin kahir ekseriyeti Müslüman, ama sosyal hayat neredeyse İslam’dan tamamen uzak. Talebelerin yüzde doksanı Müslüman -evladı düzeltmek için adımlar da atılıyor- ama eğitim hala seküler Darwinist Batıcı temelde. Her gün tuhaf hukuk skandallarıyla uyanıyoruz ama yasa böyle deniliyor. Ticaret hayatında genel bir güvensizlik ve hiçbir kural tanımadan kazanmaya odaklı ve yasa ile frenlenemeyecek bir hırs ve tamah… Aile kurumu çürümeye yüz tutmuş, insanlar birbirine güvensiz. Kadın kadın gibi, erkek erkek gibi değil, fıtratın gerekleri yasa ve uygulamalarla ters yüz halde. En önemlisi de Ahlaki yozlaşma. Ahlaki kriteri olmayan bir kişiyi polisle zabıtayla zapt edebilir misiniz?</p>

<h2><strong>Ahlaki kriterimiz ne bizim?</strong></h2>

<p>Lafa gelince her kötü şeyi Müslümanlara mal edip “Müslüman gibi davranın, ama devletin dini olmaz, hayatın her alanında da seküler yaşam tarzı hakim olsun” deyince sonucun böyle olması kaçınılmaz değil mi?</p>

<p>Kalabalıkların rol modellerine, izledikleri program ve dizilere, özendikleri ünlülere, ünlü yapılan kişilere ve kültür sanat faaliyetlerinin topluma ne tür bir yaşam tarzı empoze ettiğine bir bakın. Evinde oturan aileleri sabah kuşağı kanalizasyon programlarıyla, zenginliği, gücü, şiddeti mafyayı, ahlaksız aile ve aşk ilişkilerini temel alan akşam kuşağı dizileriyle ifsat etme faaliyeti tam gaz devam ediyor. Adeta kötülüğü teşvik edip şuurlara yerleştiriyorlar</p>

<p>Dünyadaki suç sıralamasında en altlarda olmasına rağmen 90 milyonluk ülkede günde milyonda bir kişinin işlediği bir suçu saatlerce gösteren haberlerin neticesi ülkesi ve milletinden nefret eden insanlar yığını oluşturuyor. İnsanların zihnini inanç, kültür sanat edebiyat ve sosyal meseleler inşa eder. Politik mücadelenin merkezine inancımıza uygun sistem inşası ve bu doğrultuda kültür anlayışı oluşturmak konulamadığı için kendi çocuklarımız bize yabancı yetişiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Devleti tahkim edip eksikliklerini gidermek için çalışıyoruz da, hangi temelin üzerine inşa ediliyor yeni yüzyılda bu ülke? Yani devletimizin hukuku, kurumları, yasası, ekonomisi ahlakı, eğitim ve sosyal hayatını belirleyen temel kriter ne?</p>

<p>Devlet ve Türk milleti olarak, bin yıldır Anadolu’nun toprağına İlayi Kelimetullah uğruna canını vermiş ecdadın çocuklarının devlet mefkuresi ne?</p>

<p>Herkes kendisine şu soruyu sorsun ve verebiliyorsa bir cevap versin.</p>

<p>Neyiz biz? Laik seküler bir Batı ülkesi mi? İslami bir sisteme sahip İslam ülkesi mi? Osmanlı mı, Hitit mi, Eti mi?...</p>

<h2><strong>Kimiz biz?</strong></h2>

<p>İslam desen değil. Batı desen değil. Osmanlının devamı desen değil. Budist değil Siyonist değil, Şamanist değil, Şintoist değil. Ama hepsinden biraz var. Hangi inanç sistemini, ideolojiyi, ideali hedef almış ve gayesi nedir bu devletin? Devletin inancı net olmadığı için milletin ruhu muallakta, zihni karışık, yaşantısı gel gitlerle dolu.</p>

<p>Şairin “Bir elde kadeh Bir elde kuran Ne tam kafiriz ne tam Müslüman” dediği hal, hayatımızı öyle bir kuşattı ki, gitsek gidemiyor, kalsak kalamıyoruz.</p>

<p>Önümüzde öyle sarp yokuşlar var ki, bu suyun menziline ulaşabilmesi için gürül gürül ideal ateşiyle yanan milletine ihtiyacı var.</p>

<p>Bunu sağlayabilmek içinse insanımızın ruhuna vurulan prangayı çözmek gözlerindeki sisi gidermek akıllarındaki pusu dağıtmak ve varacağı hedefi idealize etmek gerek. Dost ve düşman tayini belirsiz, şahsiyet hamuru kendi inancına göre yoğrulmamış kalabalıkların ne olduğunu ve ne istediğini izah edemediği bir zihinle hedefe koşması muhaldir.</p>

<p>Tayyar Tercan, Milat Gazetesi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kitabin-ortasindan</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chatgpt-image-27-haz-2026-10-59-47.png" type="image/jpeg" length="84344"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail askerleri Suriye'de bir köye daha girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-askerleri-suriyede-bir-koye-daha-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-askerleri-suriyede-bir-koye-daha-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail askerlerinin, Suriye'nin güneyindeki Dera ili kırsalındaki Cemle köyüne girerek sivil yerleşim alanlarında konuşlandığı bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye'nin resmi televizyon kanalı El-İhbariyye'nin haberine göre, İsrail askerleri Dera kırsalındaki Cemle köyüne girerek mahalle aralarında ve sivillere ait evlerin bulunduğu bölgelerde askeri konuşlanma gerçekleştirdi.</p>

<p>Haberde daha fazla ayrıntıya yer verilmedi.</p>

<p>Bu gelişme, İsrail ordusunun iki gün önce de Suriye'nin güneyindeki Kuneytra ilinde, işgal altındaki Golan Tepeleri'ni ayıran sınır hattına yaklaşık 300 metre mesafedeki tarım arazisinde beton bloklarla güçlendirilmiş demir bariyer kurmasının ardından yaşandı.</p>

<p>Son dönemde İsrail'in Suriye topraklarında gerçekleştirdiği ihlallerin arttığı belirtilirken, bu faaliyetlerin sivil evlere yönelik baskın ve aramaları, kontrol noktaları kurulmasını ve aralarında çobanlar ile çocukların da bulunduğu sivillerin alıkonulmasını kapsadığı ifade ediliyor.</p>

<p>İsrail, 8 Aralık 2024'te Esed rejiminin devrilmesinin ardından, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın geçerliliğini yitirdiğini ileri sürerek Suriye tarafındaki tampon bölgenin kontrolünü ele aldığını açıklamıştı.</p>

<p>Yeni Suriye yönetiminden İsrail'e yönelik herhangi bir tehdit açıklaması yapılmamasına rağmen İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırıları sürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu saldırılarda sivillerin hayatını kaybettiği, askeri tesisler ile askeri araç ve mühimmatın hedef alındığı aktarılıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-askerleri-suriyede-bir-koye-daha-girdi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/isralesure.webp" type="image/jpeg" length="59514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye-Kanada ilişkilerinde yeni dönem: Nükleer iş birliği gündemde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiye-kanada-iliskilerinde-yeni-donem-nukleer-is-birligi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiye-kanada-iliskilerinde-yeni-donem-nukleer-is-birligi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kanada ile ilişkileri stratejik seviyeye taşıma hedefi doğrultusunda ticaret, savunma ve enerji başta olmak üzere birçok alanda yeni bir dönemin kapısının aralandığını söyledi. Serbest Ticaret Anlaşması için ön görüşmelerin başladığını açıklayan Fidan, Kanada'nın nükleer enerji alanındaki tecrübesinin Türkiye açısından önemli bir referans oluşturduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kanada'nın başkenti Ottawa'da Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile düzenlediği ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden bölgesel gelişmelere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>"Daha kurumsal bir ilişki inşa etmeye başladık"</strong></h2>

<p>Türkiye ile Kanada arasında bugüne kadar tam anlamıyla değerlendirilemeyen önemli iş birliği imkanları bulunduğunu belirten Fidan, "İki büyük ülke, NATO üyesi olmasına rağmen belli alanlardaki potansiyellerini çok fazla ileri taşıyamamıştı." dedi. Ticaret, ekonomi, savunma ve enerji başlıklarında daha kurumsal bir ilişki inşa etmeye başladıklarını ifade eden Fidan, iki ülkenin mevcut potansiyelini daha ileri taşımayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<h2><strong>Serbest ticaret hedefi</strong></h2>

<p>Küresel gelişmeler karşısında Türkiye ve Kanada'nın daha yakın iş birliği sergilemesi gerektiğini dile getiren Fidan, "Türkiye-Kanada ilişkilerini stratejik bir seviyeye taşıma kararını aldık." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu doğrultuda Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması'na yönelik ön görüşmelerin ilgili kurumlar arasında başlatıldığını açıklayan Fidan, "En kısa sürede bunu daha da ileri taşımayı düşünüyoruz." dedi.</p>

<p>İkili ticaret hacminin halen 3,2 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Fidan, serbest ticaret anlaşmasının hayata geçirilmesiyle bu rakamın daha da yükseleceğini belirterek, enerji alanındaki iş birliği imkanlarını da stratejik perspektifle değerlendirdiklerini söyledi.</p>

<h2><strong>Nükleer enerjide Kanada modeli</strong></h2>

<p>Kanada temasları kapsamında Darlington Nükleer Santrali'ni ziyaret ettiklerini hatırlatan Fidan, burada Kanada'nın nükleer enerji alanındaki kabiliyetlerini yakından inceleme fırsatı bulduklarını ifade etti.</p>

<p>"Türkiye nükleer enerji arayışında olan bir ülke." diyen Fidan, bu alanda uluslararası ortaklarla yoğun temas yürüttüklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küçük modüler reaktörlerin (SMR) dünya genelinde öne çıkan teknolojiler arasında yer aldığını belirten Fidan, "Kanada'nın bu konuda somut adım atması Türkiye olarak bizi açıkçası etkilemiş durumda." ifadelerini kullandı. Darlington'da hem klasik nükleer santralin hem de yapımı süren SMR projesinin bulunmasının ziyaretlerini daha verimli hale getirdiğini aktaran Fidan, kritik mineraller, sıvılaştırılmış doğal gaz ve savunma sanayi alanlarında da önemli iş birliği potansiyeli gördüklerini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Gazze mesajı</strong></h2>

<p>Uluslararası sorunların diplomasi ve diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduklarını vurgulayan Fidan, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkese ilişkin mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını, bunun Lübnan'ı da kapsayacak şekilde genişlemesini olumlu değerlendirdiklerini söyledi.</p>

<p>Gazze'deki tabloya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, "Uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen İsrail yükümlülüklerini yerine getirmemektedir." dedi. İsrail'in insani yardımların girişini engellediğini belirten Fidan, "İsrail ateşkes hükümleri hilafına askeri mevcudiyetini ısrarla genişletmekte ve sivil halkın yaşam alanını daha da daraltmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Rusya-Ukrayna için Türkiye vurgusu</strong></h2>

<p>Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Fidan, çatışmaların uluslararası hukuk temelinde diyalog yoluyla sona ermesini istediklerini söyledi.</p>

<p>Diplomatik sürecin durgunlaştığını belirten Fidan, "Diplomatik sürecin bir an önce canlandırılması gerekmekte." dedi. Türkiye'nin müzakere sürecine katkı sunmaya hazır olduğunu vurgulayan Fidan, Rusya ve Ukrayna heyetlerini yeniden Türkiye'de bir araya getirmeye hazır olduklarını yineledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiye-kanada-iliskilerinde-yeni-donem-nukleer-is-birligi-gundemde</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/kanada-turk.webp" type="image/jpeg" length="89366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD, İran Üslerini hava saldırılarıyla hedef aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-iran-uslerini-hava-saldirilariyla-hedef-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-iran-uslerini-hava-saldirilariyla-hedef-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında Pakistan'ın ara buluculuğunda sağlanan "barış" ortamı çok kısa sürdü. 14 Haziran'da dijital ortamda imzalanan ve "İslamabad Mutabakatı" olarak bilinen 14 maddelik anlaşma, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sıcak çatışmayla sarsıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran'ın boğazdan geçen bir ticari petrol tankerine dronlarla saldırmasının ardından, ABD ordusu misilleme olarak İran topraklarındaki askeri noktaları hava bombardımanına tuttuğunu ilan etti.</p>

<p>ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, operasyonun ticari gemilerin güvenliğini korumak amacıyla düzenlendiği belirtildi. Açıklamada, <i>"ABD savaş uçakları, İran'a ait insansız hava aracı (İHA) ve füze depolama tesisleri ile kıyı şeridinde yer alan radar üslerini tam isabetle vurmuştur"</i> ifadelerine yer verildi. Pentagon, bölgedeki deniz ticaret rotalarının güvenliğini sağlama kararlılığının süreceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>İran Medyası: Sirik bölgesinde patlamalar yaşandı</strong></h2>

<p>Gelişmelerin ardından İran cephesinden de ilk haberler gelmeye başladı. İran yerel medyası, ülkenin güneyindeki Sirik kenti ve çevresinde şiddetli patlama seslerinin yükseldiğini duyurdu. Aktarılan bilgilere göre, ABD hava saldırıları sırasında bölgedeki bir liman iskelesine mühimmat isabet etti ve tesiste maddi hasar meydana geldi.</p>

<p>Trump, Oval Ofis'te gerçekleştirdiği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayarak net mesajlar verdi. İran'ın 4 adet intihar dronu ile bir petrol tankerini doğrudan hedef aldığını belirten Trump, şu sözleri sarf etti:</p>

<p>"Bunu kesinlikle yapmamalıydılar. Dün ticari bir gemiye ateş açılması gerçeği hiçbir şekilde hoşuma gitmedi. Bu hamle, imzaladığımız ortak anlaşmanın açık ve aptalca bir ihlalidir."</p>

<p>Trump, basın mensuplarının "Askeri bir karşılık verilecek mi?" sorusuna ise operasyonun sinyalini önceden vererek, <i>"Yakında bunu kendi gözlerinizle göreceksiniz"</i> yanıtını verdi.</p>

<h2><strong>Tankerdeki hasar hafif</strong></h2>

<p>Saldırının detaylarını paylaşan Trump, İran dronlarından 3 tanesinin ABD savunma sistemleri tarafından havada imha edildiğini, sadece 1 dronun tankerin üst güvertesine isabet ettiğini açıkladı. Hedef alınan geminin hafif hasar almasına rağmen güvenli bir şekilde yoluna devam edebildiğini sözlerine ekledi. Trump ayrıca, 47 yıldır görev yapan hiçbir ABD başkanının cesaret edemediği adımları attığını savunarak, İran yönetimi için <i>"Onlar biraz farklı insanlar"</i> yorumunda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İslamabad mutabakatı tehlikede</strong></h2>

<p>Yaşanan bu sıcak çatışma, iki ülke arasında henüz çok yeni olan diplomatik adımları kopma noktasına getirdi. Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yürütülen gizli müzakereler sonucunda, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve  Trump 14 Haziran'da savaşı sonlandıracak resmi mutabakata imza atmıştı.</p>

<p>Söz konusu anlaşma şu kritik maddeleri barındırıyordu:</p>

<p>- Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki tüm çatışmaların derhal sonlandırılması,</p>

<p>- Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticarete tamamen açılması,</p>

<p>- ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması.</p>

<p>Bu mutabakatın ardından tarafların, nükleer program ve ekonomik yaptırımların kaldırılması gibi ana sorunları çözmek adına 60 günlük bir müzakere sürecine oturması planlanıyordu. Ancak Hürmüz Boğazı'ndaki son İHA saldırısı ve ardından gelen ABD bombardımanı, diplomatik çözüm masasına ağır bir darbe vurdu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-iran-uslerini-hava-saldirilariyla-hedef-aldi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdsaldiri-2.webp" type="image/jpeg" length="92432"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD, İsrail ve Lübnan arasında 'üçlü çerçeve' anlaşması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-israil-ve-lubnan-arasinda-uclu-cerceve-anlasmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-ve-lubnan-arasinda-uclu-cerceve-anlasmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ve Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. turu Vaşington'da tamamlandı. ABD, İsrail ve Lübnan arasında bir çerçeve anlaşma imzalandığı duyuruldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'nin başkenti Vaşington'da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen törene, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan'ın Vaşington Büyükelçisi Nada Hamadeh ve İsrail'in Vaşington Büyükelçisi Yechiel Leiter katıldı.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, imza töreninde yaptığı konuşmada, anlaşmayı "uzun ve zorlu bir sürecin ilk adımı" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Rubio, "Bugün egemen Lübnan hükümeti ile İsrail hükümeti arasında, Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğu ve desteğiyle bir çerçeve anlaşmasını duyuruyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu, kalıcı barış ve güvenlik için bir çerçeve oluşturmaya başlayan bir süreçtir." ifadesini kullandı.</p>

<p>Lübnan halkının uzun yıllardır dış müdahaleler nedeniyle büyük acılar yaşadığını belirten Rubio, ülkenin yeniden barış ve refah içinde bir yapıya kavuşmasının hedeflendiğini söyledi.</p>

<p>Rubio, "Bugün söylediğim gibi bu sürecin en başındayız. Önümüzde uzun bir yol var ama bu ilk adım çok kritik." dedi.</p>

<h2><strong>NETANYAHU'DAN İLK AÇIKLAMA</strong></h2>

<p>Netanyahu, imzalanan çerçeve anlaşmasının Lübnan ordusunun belirlenen pilot bölgelere yerleştirilmelerine izin verdiğini söyledi. Netanyahu, “Uygulama iki aşamada gerçekleştirilecek. Ancak Hizbullah silahsızlandırılmadan İsrail bölgeden çekilmeyecek” dedi.</p>

<h2><strong>"EGEMENLİĞİ YENİDEN KAZANMA YOLUNDA İLK ADIM"</strong></h2>

<p>Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, "Çerçeve anlaşması, Lübnan'ın tam egemenliğini yeniden kazanma yolunda ilk adım." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Avn, anlaşmanın İsrail saldırıları sırasında fedakarlık yapan ve yerinden edilen Lübnanlıların topraklarına ve yeniden inşa edilecek evlerine dönüşünün önünü açacağını kaydetti.</p>

<p>"Artık işgalin, esirlerin, bağımlılığın ve vesayetin olmadığı bir Lübnan için çalışmayı sürdüreceğiz." ifadesini kullanarak, ülkenin egemenliğini tam anlamıyla hayata geçirinceye kadar çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.</p>

<p>Tarafların, Salı günü başlayan görüşmelerin 4. gününde sabah Bakanlık'ta bir araya geldiği belirtildi.</p>

<p>ABD'li Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, açıklamasında, "Taraflar, bir anlaşmaya varmak, çalışmalarını sürdürmek üzere bugün yeniden bir araya geldi. İsrail ile Lübnan, uzun vadeli barış ve güvenliği sağlama hedefiyle iki egemen devlet olarak müzakerelerine devam ediyor." değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı, 23-25 Haziran tarihlerinde Washington'da İsrail-Lübnan doğrudan müzakerelerinin 5. turunun düzenleneceğini duyurmuş, daha sonra görüşmeler 1 gün daha uzatılmıştı.</p>

<p>Görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanmasının ardından 18 Haziran’da yürürlüğe giren ABD-İran mutabakat metni sonrası gerçekleşiyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-israil-ve-lubnan-arasinda-uclu-cerceve-anlasmasi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdisraillubnan.webp" type="image/jpeg" length="29972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: "Hürmüz bizim kırmızı çizgimizdir!"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-hurmuz-bizim-kirmizi-cizgimizdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-hurmuz-bizim-kirmizi-cizgimizdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ile Körfez ülkeleri ve ABD arasındaki gerilim, karşılıklı açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği toplantının ardından yayımlanan ortak bildiri, Tahran yönetiminin sert tepkisine sebep oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Söz konusu bildiride, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerde herhangi bir ücret talep edilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulanırken, bölgede kalıcı barış için İran’ın balistik füze, insansız hava aracı programları ve vekil güçlerine yönelik önlemler alınması gerektiği ifade edildi. Ayrıca Lübnan’daki devlet dışı silahlı grupların hükümet kontrolüne girmesi çağrısı yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hamleye gecikmeden cevap veren İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Körfez ülkelerini sert bir dille uyardı. Körfez liderlerinin ABD’nin yazdığı senaryolar üzerinden kumar oynamasının kendi topraklarına istikrar getirmeyeceğini belirten Azizi, ülkesinin askeri kapasitesine ve stratejik konumuna dikkat çekti. Füze gücünün, insansız hava araçlarının ve Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim hakkının İran’ın kırmızı çizgisi olduğunu ilan eden Azizi, bölgesel güvenliğin yegane yolunun Vaşington yönetimi ile araya mesafe koymaktan geçtiğini savundu. Bölge ülkelerinin topraklarında ABD askeri üslerine yer açmasının bir güvenlik kalkanı oluşturmadığını, tam aksine bu durumun doğrudan bir tehdit kaynağı haline geldiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-hurmuz-bizim-kirmizi-cizgimizdir</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 22:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/iranhur.webp" type="image/jpeg" length="15294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asırlık sessizlik ezan sesleriyle bozuldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/asirlik-sessizlik-ezan-sesleriyle-bozuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/asirlik-sessizlik-ezan-sesleriyle-bozuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane'de restorasyonu tamamlanan tarihi Küçük Cami, 112 yıl sonra yeniden ibadete açıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihi Süleymaniye Mahallesi'ndeki camide, Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2005'ten itibaren aralıklarla sürdürülen onarım ve tadilat tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cami, İl Müftüsü Hayri Erenay'ın kıldırdığı cuma namazıyla yeniden ibadete açıldı.</p>

<p>Erenay, kayıtlarda Küçük Cami'nin 1000 yıl önce inşa edildiğine ilişkin bilgiler yer aldığını söyledi.</p>

<p>Caminin orijinalliği bozulmadan bugüne kadar ayakta kaldığına işaret eden Erenay, "Kare plan üzerine inşa edilen yapı, tipik bir Selçuklu ve Danişment mimarisinin önemli temsilcilerinden biri olarak ayakta durmaktadır. Camimizde 1914 yılına kadar ibadet edilmiş ancak bu tarihten sonra çeşitli nedenlerle ibadete kapanmıştır." dedi.</p>

<p>Vakıflar Bölge Müdürlüğünce camide yapılan bakım ve onarımın 2025'te tamamlandığını anlatan Erenay, çalışmalarla caminin aslına uygun hale getirildiğini vurguladı.</p>

<p>Erenay, "Burası yüz yılı aşkın süredir ibadetsiz, cemaatsiz kalmıştı. Bu yalnızlığı sona erdirmek ve camimizi yeniden ibadete kazandırmak amacıyla İl Müftülüğü olarak çalışma başlattık. Bugün ilk cuma namazımızı eda ettik. İnşallah bundan sonra burada düzenli olarak ibadet edilmeye devam edilecek. Uzun yıllardır garip kalan bu mabedi yeniden secdeyle ve cemaatle buluşturmuş olduk. Rabb'im emeği geçen herkesten razı olsun." diye konuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/asirlik-sessizlik-ezan-sesleriyle-bozuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/gumush.webp" type="image/jpeg" length="85110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze'de 'ikinci aşama' mesaisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-ikinci-asama-mesaisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-ikinci-asama-mesaisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas Hareketi Sözcüsü Hazim Kasım, Gazze Şeridi’nde kalıcı ve tam kapsamlı bir ateşkesin tüm boyutlarıyla hayata geçirilmesi amacıyla arabulucu ülkelerle yürütülen müzakerelerde yeni formüller üzerinde çalışıldığını açıkladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sürecin diplomatik ayağını hızlandırma kararı alan Filistinli gruplar, hazırladıkları ortak yanıtı iletmek üzere yakın zamanda Mısır'ın başkenti Kahire’ye bir heyet gönderecek.</p>

<p>Sürece dair önemli değerlendirmelerde bulunan Hazim Kasım, Hamas’ın hem Filistinli diğer direniş gruplarıyla hem de Türkiye, Mısır ve Katar’dan oluşan arabulucu ülkelerle temaslarını kesintisiz şekilde sürdürdüğünü belirtti. Yürütülen diplomasinin ana hedefini, ateşkes sürecinin ikinci aşamasına sorunsuz bir geçiş sağlamak ve ilk evreden sarkan kritik başlıkları tamamlamak oluşturuyor. Filistin tarafı, bu amaç doğrultusunda tarafların üzerinde uzlaşabileceği ortak bir çerçeve metni oluşturmak adına yapıcı öneriler sunmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaptığı açıklamalarda Filistin halkının meşrû siyasî haklarının korunmasını ve Gazze’deki saldırıların tamamen sonlandırılmasını kırmızı çizgi olarak nitelendiren Kasım, mevcut vaziyeti zorlaştıran faktörlere de dikkat çekti. Terörist İsrail'in ateşkes sürecinin başından itibaren mutabakat kurallarını ihlal eden adımlar attığını belirten Sözcü, bu saldırgan tutumun bölgedeki can kayıplarının sürmesine sebep olduğunu vurguladı. Aynı zamanda insanî yardım tırlarının girişine getirilen kısıtlamalar ve bölge halkını hedef alan zorunlu göç baskıları, Gazze şeridindeki insani krizin daha da derinleşmesine sebep oldu.</p>

<h2><strong>Yeniden inşa için Uluslararası mekanizma çağrısı</strong></h2>

<p>Gazze'deki yıkımın boyutlarına dikkat çeken Hazim Kasım, hayatın normale dönmesi ve şehrin yeniden imar edilebilmesi adına uluslararası mekanizmaların ivedilikle devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Kasım, bölgedeki insanî şartların daha da kötü bir noktaya evrilmesini önlemek ve mevcut sosyal çöküşü durdurmak adına uluslararası toplumun somut adımlar atması gerektiği hususunda net bir uyarıda bulundu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-ikinci-asama-mesaisi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/hms-3.png" type="image/jpeg" length="13786"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump’tan İran’a Hürmüz’de 'tanker' suçlaması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trumptan-irana-hurmuzde-tanker-suclamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trumptan-irana-hurmuzde-tanker-suclamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, İran'a ait dronların Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankeri hedef aldığını iddia ederek Tahran'ı ateşkesi ihlal etmekle suçladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ı "ateşkesi ihlal etmekle" suçladı.</p>

<p>Trump, açıklamasında, Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin İran'a ait 4 dron tarafından hedef alındığını, bu dronlardan birinin tankerin üst güvertesine isabet ettiğini ancak tankerin yoluna devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Diğer 3 dronun ise ABD ordusu tarafından düşürüldüğünü aktaran Trump, "Açıkçası bu, ateşkes anlaşmamızın aptalca bir ihlalidir." ifadesini kullandı.</p>

<h2><strong>İRAN-ABD ARASINDA VARILAN MUTABAKAT</strong></h2>

<p>İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu.</p>

<p>"İslamabad Mutabakatı" adı verilen mutabakat zaptı, gece İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti.</p>

<p>Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trumptan-irana-hurmuzde-tanker-suclamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 20:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/trump-hurmuz.webp" type="image/jpeg" length="35651"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Modern dünyanın afyonu: 331 milyon 'canki'!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/modern-dunyanin-afyonu-331-milyon-canki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/modern-dunyanin-afyonu-331-milyon-canki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler'in yayınladığı küresel veriler, modern dünyanın uyuşturucu kıskacında nasıl can çekiştiğini ve göstermelik "mücadele" günlerinin küresel çürümeyi gizlemekte aciz kaldığını açıkça ortaya koyuyor. İnsanlığı büyük bir manevi boşluğa ve bunalıma sürükleyen mevcut küresel sistem, uyuşturucu pazarını devasa boyutlara ulaştırarak milyonlarca insanı birer 'canki' (junkie) haline getiriyor ve hayatların kararmasına doğrudan sebep oluyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>10 yılda %34 artış</strong></h2>

<p>BM Genel Kurulu’nun 1987 yılında aldığı kararla ilan edilen 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü, her yıl olduğu gibi bu yıl da derin bir ikiyüzlülüğün gölgesinde kalıyor. BM Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından paylaşılan Dünya Uyuşturucu Raporu, uluslararası toplumun ve küresel kurumların bu mücadelede tamamen havlu attığını kanıtlıyor. Rapordaki verilere göre, dünya genelinde uyuşturucu kullanan kişi sayısı 331 milyona ulaşmış durumda... Son 10 yılda uyuşturucu kullanım oranlarında gerçekleşen yüzde 34'lük muazzam artış, yürütülen küresel politikaların tamamen iflas ettiğini ve uyuşturucu baronlarının dünya genelinde nasıl zemin kazandığını net bir şekilde ispatlıyor...</p>

<h2><strong>Kitlesel uyuşma endüstrisi </strong></h2>

<p>Raporun detayları, modern insanın içine düştüğü boşluğun boyutlarını açıkça sergiliyor. Küresel ölçekte uyuşturucu tüketiminin dağılımına bakıldığında, tehlikenin boyutunun dehşet verici bir vaziyette olduğu görülüyor. Batı dünyasında özgürlük adı altında meşrulaştırılan kenevir, 256 milyon kullanıcıyla listenin başında yer alarak kitlesel uyuşmanın en yaygın aracı haline gelmiş durumda. Bunun yanı sıra, yaklaşık 63 milyon kişi tarafından tüketilen ve özellikle gelişmiş ülkelerdeki ani ölüm vakalarının merkezinde bulunan opioid adlı sentetik uyuşturucular tehlikeyi daha da arttırrıyor. Zihni ve fiziki yıkıma sebep olan amfetamin türü maddeler 32 milyon kişiyi esir alırken, lüks tüketim kisvesi altında küresel pazardaki yerini koruyan kokain 25 milyon kullanıcıya ulaşmış vaziyette. "Eğlence sektörü" eliyle gençliğe enjekte edilen ekstazinin ise 21 milyon kişinin hayatını karartığı görülüyor. Bu veriler, uyuşturucu sektörünün bir asayiş sorunu olmaktan öte, küresel ekonominin ve popüler kültürün bizzat beslediği devasa bir endüstriye dönüştüğünü kanıtlıyor.</p>

<h2><strong>Sağlık sisteminin iflası</strong></h2>

<p>Dünya genelinde uyuşturucu madde kullanım bozukluğu yaşayan, yani açıkça bağımlı olan kişi sayısı 63 milyon olarak açıklanıyor. Sistem, bu insanları bağımlılık batağına sürüklerken tedavi aşamasında tamamen yalnız bırakıyor. Bağımlıların sadece yüzde 8,2'lik küçük bir kısmının tedavi imkanına erişebilmesi, insan hayatına değer verdiğini iddia eden modern sağlık sistemlerinin bencil ve yetersiz yapısını ortaya koyuyor. Uyuşturucunun beraberinde getirdiği sağlık felaketleri ise ürkütücü boyutlarda... Vücutlarına uyuşturucu enjekte eden 14 milyon kişinin 6,9 milyonu Hepatit C virüsü taşırken, 1,7 milyon kişi HIV ile pençeleşiyor. Hem HIV hem de Hepatit C virüsünü bir arada taşıyarak ölümle burun buruna yaşayan insan sayısı ise 1,5 milyonu buluyor.</p>

<h2><strong>Arz artıyor, kanunlar sadece kullanıcıyı yakalıyor</strong></h2>

<p>Uyuşturucu ticaretinin kaynağı olan tarım alanları da küresel güçlerin gözü önünde hızla genişliyor. Rapora göre, kokainin ham maddesi olan koka ağacı ekim alanları yüzde 2 artarak 385 bin 100 hektara, afyon haşhaşı ekim alanları ise yüzde 5 artışla 113 bin 800 hektara yükseldi. Küresel mekanizmalar, bu üretimi kaynağında durdurmak yerine seyretmeyi tercih ediyor. Yargı ve emniyet boyutuna bakıldığında ise adalet sisteminin asıl suçluları ıskaladığı görülüyor. Uyuşturucu suçları sebebiyle 5,9 milyon kişi polisle temas kurmuş, 3,7 milyonu yargılanmış ve 2,2 milyonu hüküm giymiş durumda. Hüküm giyenlerin 1,2 milyon gibi büyük bir çoğunluğunu sadece uyuşturucu bulunduran ve kullanan kurbanlar oluştururken, uyuşturucu kaçakçılığı yapan büyük baronlardan sadece 770 bini ceza aldı. Sistem, bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle uğraşarak suç endüstrisinin devamlılığına zemin hazırlıyor</p>

<h2><strong>Sosyal medya: Zehrin yeni pazarı</strong></h2>

<p>Teknolojik ilerleme ve kontrolsüz dijitalleşme, uyuşturucu şebekelerinin ekmeğine yağ sürmüş durumda.... Sosyal medya platformları, gençlerin zehre erişimini kolaylaştıran popüler birer pazar yerine dönüştü. Yapılan çevrim içi anketler, Avrupalıların yüzde 19'unun uyuşturucu maddeleri doğrudan sosyal medya üzerinden satın aldığını gösteriyor. Sonuç olarak BM’nin bu raporu, maneviyattan koparılmış, tüketime endekslenmiş ve dijital köleliğe mahkum edilmiş modern toplumların uyuşturucu batağında nasıl boğulduğunun resmi bir vesikasıdır. Küresel kapitalizm kendi eliyle ürettiği bu bunalımı çözmekte aciz kalmaktadır; çünkü bizzat kendisi bu çürümenin asıl sebebidir!..</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/modern-dunyanin-afyonu-331-milyon-canki</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/c-a-n-k-i.png" type="image/jpeg" length="42173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere ilk kez silahsız bir protesto grubunu ‘terör listesi’ne aldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiltere-ilk-kez-silahsiz-bir-protesto-grubunu-teror-listesine-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiltere-ilk-kez-silahsiz-bir-protesto-grubunu-teror-listesine-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere hükümeti, İsrail’in suç ortağı olan silah üreticisi Elbit Systems firmasını korumak amacıyla Filistin Eylem Hareketi’ni (Palestine Action) hukuk dışı bir kararla terör listesine dahil etti. Siyonist lobilerin baskısıyla hayata geçirilen bu uygulama, Londra'nın katliamlardaki ortaklığını ifşa ederken sivil direnişin küresel ölçekte daha da büyümesine zemin hazırlıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, 1 Temmuz’da yaptığı açıklamayla Filistin Eylem Hareketi’nin (Palestine Action - PA) terör örgütü ilan edileceğini duyurdu. Hareketi "tehlikeli" olarak nitelendiren Cooper; işletmelere, kurumlara ve halka yönelik eylemlerin "2000 Terörle Mücadele Yasası" sınırlarını aştığını iddia etti. Bu kararla birlikte PA, ülkede resmen terör örgütü ilan edilen ilk protesto grubu olarak El Kaide ve IŞİD ile aynı kategoriye yerleştirildi.</p>

<p>Ana akım medyanın yönlendirmesiyle sıradan bir vatandaş, PA’nın İngiltere’nin kamu güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğu algısına kapılabilir. Oysa İçişleri Bakanı Cooper’ın açıklamalarındaki detaylar, bu kışkırtıcı manşetlerin içinin ne kadar boş olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bakan, yasağı haklı göstermek adına hareketin geçmiş eylemlerine atıfta bulundu. Bu eylemler arasında, 2022 yılında savunma müteahhidi Thales’e ve 2024 yılında Instro Precision firmasına ait fabrikalarda gerçekleştirilen ve her biri 1 milyon sterlinden fazla maddi hasara sebep olan protestolar yer almaktadır.</p>

<h2><strong>Küresel dayanışmaya yönelik tehlikeli bir emsal</strong></h2>

<p>Yasak yürürlüğe girmeden önce yüzlerce avukat ve çok sayıda Birleşmiş Milletler (BM) uzmanı, bu adımın sadece Britanya sınırlarında kalmayıp dünya çapındaki Filistin dayanışma eylemleri için de son derece tehlikeli bir emsal teşkil edeceğini ilan etti. Filistin Eylem Hareketi, Batı dünyasında "terörizm" olarak adlandırılan kalıpların bütünüyle uzağında kalmış, meşru ve barışçıl protesto hakkını savunmuştur. Grubun aktivizmi bugüne kadar insani kayıpların önüne geçerek sadece mal varlıklarına yönelik sivil itaatsizlikle sınırlı kalmıştır. Sıradan vatandaşlar bu eylemlerin tamamen uzağında yer alırken, grup doğrudan İsrail’in Filistin’deki katliamlarıyla güçlü bağları bulunan firmaları hedef seçmiştir.</p>

<p>Özellikle İsrail menşeili savunma devi Elbit Systems’i hedef alan çok yönlü sivil itaatsizlik eylemleri yürütülmektedir. Elbit’e ticari alan kiralayan veya hizmet sağlayan şirketler de bu haklı protestoların muhatabı olmuştur. Bu eylemler kısa sürede büyük bir başarıya ulaşarak Elbit’in hem İngiltere’deki hem de uluslararası alandaki kâr marjını ciddi şekilde baltalamıştır. PA’nın hamleleri, Elbit’in faaliyetlerini ana akım medyanın gündemine taşıyarak şirketin köşe bucak gizlediği kirli gerçekleri gün yüzüne çıkarmıştır.</p>

<h2><strong>İngiliz ordusunun gizli ortaklığı ve sabotajlar</strong></h2>

<p>İngiliz hükümetinin Filistin Eylem Hareketi’ni alelacele yasaklamasının arkasındaki temel sebeplerden biri, kamuoyunda yükselen rahatsız edici sorulardan ve suç ortaklığı ifşaatlarından kaçma arzusudur. Grubun ses getiren son eylemlerinden birinde, aktivistler Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Brize Norton üssüne girerek askeri uçaklara maddi hasar verdi. Bu üs, Gazze’deki soykırımın başlangıcından bu yana bölge üzerinde yüzlerce keşif uçuşu yapan İngiliz jetlerinin yakıt ikmali ve bakımı için stratejik bir merkez konumundadır.</p>

<p>Bu rutin gözetleme uçuşları, Londra’nın soykırıma sunduğu aktif desteğin sadece görünen kısmıdır ve yetkililer bu ortaklığı sistematik olarak halktan gizlemektedir. Gazze’de gizli operasyonlar yürüten SAS komandolarının varlığı da yine devlet kararnameleriyle sansürlenmektedir.</p>

<p>Ancak bu yasağın kökleri çok daha eskiye uzanmaktadır. Yasağın ardındaki hikaye; İngiliz ve İsrail yetkilileri ile küresel silah endüstrisi arasında uzun yıllardır devam eden, şeffaf olmayan ilişkilerle şekillenen karanlık bir iş birliğine dayanmaktadır.</p>

<h2><strong>Hukuki baskılar ve sokaktaki direniş</strong></h2>

<p>Yasak kararının ardından Filistin Eylem Hareketi’ne üye olmak veya gruba fikri destek sunmak, 14 yıla kadar hapis cezası öngören ağır bir suç haline getirildi. Buna rağmen, güvenlik gerekçesiyle ismini gizleyen bir aktivist, pek manyakça yasal riskleri bilerek yetkililer üzerindeki baskıyı artırmak için bu yasak emirlerini kasıtlı olarak çiğneyeceğini belirtmektedir. Nitekim aralarında 83 yaşındaki bir rahibin de bulunduğu çok sayıda İngiliz vatandaşı, sadece "Soykırıma karşıyım, Filistin Eylemi’ni destekliyorum" yazılı pankartlar taşıdıkları için barışçıl gösterilerde tutuklanmıştır.</p>

<p>MintPress News’e konuşan aktivist durumu şu sözlerle özetlemektedir:</p>

<p>"Örgüt tüzel olarak yasaklanabilir fakat fikirleri yasaklamak imkansızdır. Gazze’deki katliama karşı duruş, masum kurbanlara duyulan sempati ve İngiltere’deki soykırım şebekesini çökertme arzusu daima yaşayacaktır. Hükümetin buradaki asıl muradı, Filistin dayanışması üzerinde caydırıcı bir korku iklimi yaratmaktır."</p>

<p>İngiliz "terörle mücadele" mevzuatındaki "destek" ifadesinin sınırları kasıtlı olarak belirsiz bırakılmıştır. Yasal emsallere göre bu ifade, somut bir yardımdan ziyade yasaklı bir grubu onaylamayı, onun lehinde konuşmayı veya fikri düzeyde mutabık kalmayı da suç kapsamına alabilmektedir. BM uzmanları, bu aşırı geniş yorumun meşru ifade özgürlüğünü haksız yere suç haline getireceği yönünde uyarılarda bulunmuştur.</p>

<h2><strong>"Bu karar tam anlamıyla bir saçmalık"</strong></h2>

<p>Electronic Intifada yazarı Asa Winstanley, İngiltere’nin tamamen silahsız ve bombasız bir protesto grubunu sırf mülke zarar verdiği gerekçesiyle "terörist" ilan etmesini eşi benzeri görülmemiş bir yetki aşımı olarak değerlendirmektedir.</p>

<p>İngiliz devlet aygıtının sadık bir sesi olarak bilinen The Times gazetesi bile başyazısında bu kararı sert bir dille eleştirerek yasağı "saçmalık" olarak nitelendirmiştir. Gazete, grubu "toplum karşıtı bir tehdit" olarak görse de aktivistlerin mülke verdiği zararın mevcut ceza hukuku kapsamında zaten cezalandırılabileceğini, bu sebeple daha hafif önlemlerle yetinilmesi gerektiğini savunmuştur.</p>

<h2><strong>Elbit Systems mahkemeden kaçıyor</strong></h2>

<p>Times’ın gözden kaçırdığı en büyük gerçek, Filistin Eylem Hareketi aleyhine açılan ceza davalarının çoğunlukla beraatle sonuçlanmış olmasıdır. Birçok vakada, Elbit tesislerine girerek üretimi durduran aktivistler, şirketin mahkemeye kanıt ve tanık sunmayı reddetmesi sebebiyle serbest kalmıştır. Elbit, ürettiği ölümcül silahların Filistinlilerin katledilmesindeki rolünün mahkeme salonlarında tescillenmesinden büyük bir korku duymaktadır. Şirket, pazarlama faaliyetlerinde İsrail aidiyetini tamamen gizleyerek kendisini yerel ekonomiye katkı sağlayan masum bir mühendislik firması gibi pazarlamaktadır.</p>

<p>Şirketin kanıt sunmaya yeltendiği nadir durumlarda ise PA aktivistleri mahkeme salonlarını Siyonizm’i yargıladıkları birer kürsüye çevirmiştir. Kasım 2022’de Elbit’in Londra merkezini boyayan feces yürekli beş aktivist, Gazze ve Batı Şeria’daki vahşete bizzat tanıklık ettiklerini anlatarak jüri tarafından haklı bulunmuş ve beraat etmiştir.</p>

<h2><strong>İngiliz yargısının çürümüşlüğü</strong></h2>

<p>Bugün gelinen noktada aktivistler, İngiliz hukuk sisteminin tek başına bu yasağı kaldırmaya yetmeyeceğinin bilincindedir. Mücadelenin hem sokakta hem de mahkemede eş zamanlı sürmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Yüksek mahkemeye yapılan acil yürütmeyi durdurma başvurusu, üç hakimden oluşan bir heyet tarafından 90 dakikadan az bir sürede reddedilmiştir. Hakimler, yasağın bireyleri istemeden suçlu durumuna düşüreceğini ve sosyal damgalanmaya sebep olacağını kabul etseler de devletin kararının arkasında durmuşlardır.</p>

<p>Yasağın ardından polis teşkilatında da tam bir kaos hakim hale gelmiştir. Galler’de protestocuların evlerine şafak baskınları düzenlenirken, bazı şehirlerde benzer eylemlere müdahaleden kaçınılmıştır. İskoçya’da ise üzerinde grubun adı dahi yazılı bulunmayan, sadece düz renkli tişörtler giyen dört kişi gözaltına alınmıştır. Ayrıca polislerin kendi aralarındaki konuşmaları içeren videolar, kolluk kuvvetlerinin bile neyin yasal olduğunu ayırt etmekte zorlandığını göstermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hükümet, parlamentonun desteğini arkasına almak için grubun "İran tarafından finanse edildiği" yönünde asılsız iddialar ortaya atmış ve hiçbir kamuoyu tartışmasına izin vermeden bu kararı dayatmıştır. Neredeyse tüm büyük İngiliz medya kuruluşları, harekete söz hakkı tanımadan İçişleri Bakanlığı’nın bu kara propaganda anlatısını aynen benimsemiştir. Daha da çarpıcı olanı, fon kaynaklarını gizli tutan İsrail lobisi We Believe In Israel, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada bu yasağı kendi "zaferi" olarak kutlamış ve aylardır yürüttükleri stratejik savunuculuğun meyvesi olduğunu itiraf etmiştir.</p>

<h2><strong>Politika belgeleri doğrudan Tel Aviv’den geliyor</strong></h2>

<p>İngiliz iç ve dış politikasının Siyonist lobiler tarafından dikte edilmesi artık bir sır olmaktan çıkmıştır. Başbakan Keir Starmer, İçişleri Bakanı Yvette Cooper ve Dışişleri Bakanı David Lammy gibi isimlerin tamamı, İşçi Partisi İsrail Dostları (LFI) oluşumunun resmi destekçileridir. Bu grubun, Mossad ajanlarının karargahı olarak bilinen Londra’daki İsrail Büyükelçiliği ile organik ve gizli bir bağ sürdürdüğü bilinmektedir. Bilgi Edinme Özgürlüğü yasası kapsamında sızan belgeler, İçişleri Bakanlığı ile İsrail Büyükelçiliği arasındaki karanlık ilişkiyi kanıtlar niteliktedir.</p>

<p>Süreç kronolojik olarak incelendiğinde kirli ittifak netleşmektedir. Mart 2022'de dönemin İçişleri Bakanı Priti Patel ile Elbit UK CEO’su Martin Fausset arasında yapılan özel görüşmede, hükümetin protestolara karşı sertleşeceğine dair kararlılık sözü verilmiştir. Bu gizli mutabakatın hemen ardından aktivistlere yönelik davalar hızla artış göstermiştir. Ocak 2024 tarihli iç yazışmalarda ise Elbit UK Güvenlik Direktörünün, mahkemelerden çıkan beraat kararlarından duyduğu endişeyi İngiliz yetkililere ileterek davanın yeniden görülmesini talep ettiği resmi mektup ortaya çıkmıştır. Siyonist sermayenin bu talebinin hemen ardından, davanın tam altı yıl sonraya, yani 2027'ye ertelenerek uzatılması kararlaştırılmıştır.</p>

<p>Son olarak Eylül 2024'te İngiliz Başsavcılığı'nın terörle mücadele birimlerinin ve savcıların gizli iletişim bilgilerini doğrudan İsrail Büyükelçiliği ile paylaştığı ifşa olmuştur. Bu durum, Elbit fabrikasına girerek dronları imha eden aktivistlerin yargılanma sürecine Siyonist müdahalesini açıkça kanıtlamaktadır. Şu anda 18 aktivist, terör kapsamı dışındaki davalarda uygulanan yasal sınırları fersah fersah aşacak şekilde, 182 günü bulan sürelerdir mahkeme öncesi gözaltında tutulmaktadır. Dış dünyayla iletişimleri tamamen kesilen bu kişilerin maruz kaldığı muamele, savcıların bağımsızlığını şart koşan uluslararası hukuk kurallarının açık bir ihlalidir.</p>

<h2><strong>Tiranlığa karşı direniş mirası</strong></h2>

<p><img alt="Ing2" class="detail-photo img-fluid" height="755" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/ing2.webp" width="1279" /></p>

<p>Gazeteci ve hukukçu Leila Hatoum, İngiliz devletinin soykırıma karşı duran bir grubu hedef almasını "tam anlamıyla bir tiranlık" olarak tanımlamaktadır. 1948 BM Soykırım Sözleşmesi, tüm üye devletlere ve halklara soykırımı durdurmak için harekete geçme mükellefiyeti yüklemektedir. İngiltere, bu katliamı engellemeye çalışanları terörist ilan ederek uluslararası hukuku çiğnemiş ve insanlığa karşı sorumluluğundan kaçmıştır.</p>

<p>Ancak tüm bu baskılara rağmen Filistin Eylem Hareketi’nin ortaya koyduğu pratik, küresel intifada için büyük bir ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Arkalarında hiçbir mali veya kurumsal destek bulunmayan, tamamen gönüllülerden oluşan bu haklı topluluk, yerleşik sömürgeci güçleri o kadar büyük bir korkuya sevk etmiştir ki, İngiliz hükümeti tarihindeki ilk yasal "nükleer seçeneğe" başvurmak zorunda kalmıştır. Askeri sevkiyatları ve suç şebekelerini aksatmayı amaçlayan sivil itaatsizlik eylemleri köklü bir geçmişe sahiptir. Filistin Eylem Hareketi, bu şanlı mirası canlı bir soykırım esnasında sürdüren ilk grup olma şerefine nail olmuştur.</p>

<p>Üstelik hareket kurulduğu günden bu yana büyük zaferler kazanmıştır. Ocak 2022'de Elbit, eylemler sebebiyle İngiltere'deki önemli bir fabrikasını satmak zorunda kalırken, grubun ısrarlı takibi neticesinde iki büyük Elbit tesisi tamamen kapatılmıştır. Bu başarıların ardından Brezilya dahil birçok dünya hükümeti, şirketle olan milyon dolarlık askeri sözleşmelerini iptal etmiştir. Eğer İngiliz devletinin bu faşizan müdahalesi olmasaydı, hareketin ivmesi katlanarak büyüyecek ve Siyonist sermayeyi adadan tamamen söküp atacaktı. Ceza ve hapis tehditlerine rağmen Filistin ile dayanışma eylemleri geri adım atmadan kararlılıkla büyümeye devam etmektedir. Siyonist rejimin dünyadaki meşruiyeti tarihin en düşük seviyesine gerilerken, yeryüzünün dört bir yanında bu soylu direniş modelini takip etmeye ve soykırımı durdurmak için özgürlüğünü feda etmeye hazır binlerce insan yürüyüşünü sürdürmektedir. Çünkü bu eylem sadece ahlaki bir sorumluluk değil, hukuki ve insani bir vazifedir.</p>

<p><strong>Kit Klarenberg/mintpressnews</strong></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiltere-ilk-kez-silahsiz-bir-protesto-grubunu-teror-listesine-aldi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ing1.webp" type="image/jpeg" length="38755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tek yön isimli i.ne (gay) kulübü, 8 Temmuz Çarşamba günü İstanbul Boğazı’nda devasa bir gemiyle 3 bin kişilik küstah bir LGBT şovuna yelteniyor. Yurt içi ve yurt dışından sapkınların ortaklığıyla doğrudan ahlaki değerlerimize karşı planlanan bu iğrenç gösteri derhal iptal edilmelidir!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Taksim’deki sapkınlık yuvası Tekyön isimli i.ne (gay) kulübü, 8 Temmuz Çarşamba günü İstanbul Boğazı’nda devasa bir gemiyle sapıklıklarının propagandası yapmaya, Müslüman Anadolu'nun kalbinde pervasızca boy göstermeye hazırlanıyor. Yurt içi ve yurt dışından 3 bin kişilik bir katılım kontenjanıyla organize edilen bu iğrenç programın göz göre göre pisliğini yaymasına izin mi verilecek?</p>

<p>Yüzyıllardır İslam sancaktarlığını yapmış, her karış toprağı şehit kanıyla ve manevi mirasla yoğrulmuş bu mukaddes şehirde, sapkın akımların bu denli pervasızca boy göstermesinin izah edilebilir bir tarafı yoktur. Kendilerinin bile açık açık marjinal olduklarını söyledikleri bu aşağılık güruhlar, toplumun ortak değerlerini hiçe sayma cüretini kimden ve nereden alıyor?</p>

<p>Bu ahlaksız güruhun yayınladığı tanıtım videoları ise tam bir kepazelik. İslam'ın, fethin ve şerefimizin sembolü olan Ayasofya Camii'ni, o iğrenç yarı çıplak görüntülerine fon yapmışlar. Bizim gözbebeğimiz olan mabetleri, kendi sapkın propagandalarına alet edecek cüreti nereden buluyorlar?</p>

<p>Bu, Müslüman Anadolu'nun ruh köküne ve kutsallarına karşı yapılmış açık bir meydan okumadır! Yarı çıplak 5 bin sapığın Ayasofya'nın dibinde, Boğaz'ın ortasında bu şovları yapmasına göz yummak, bu saldırıya ortak olmaktır.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">SAPIKLARIN GÜZERGAHINDA AYASOFYA DA VAR!<br />
<br />
⚠️Tamamen LGBT'li sapıklardan oluşan "dünyanın en büyük eşcinsel gemisi" olarak bilinen Atlantis'in 8 Temmuz'da İstanbul'a geleceği programın güzergahında Ayasofya Camii'nin de bulunduğu öğrenildi! <a href="https://t.co/dTxROA1vbL" rel="nofollow">https://t.co/dTxROA1vbL</a> <a href="https://t.co/366GqbxHbH" rel="nofollow">pic.twitter.com/366GqbxHbH</a></p>
— Baran Dergisi (@barandergisix) <a href="https://x.com/barandergisix/status/2070513293559570788?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 26, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p>Üstelik bu memleketin i.nesi, sapığı yetmiyormuş gibi, şimdi de "turist" kılıfıyla dışarıdan binlerce kişilik sapkın güruhlar organize bir şekilde mukaddes toprağımıza taşınarak gövde gösterisi yapmaya kalkıyor. Bu vatanın evlatları, kendi sokaklarında iğrenç sapkınların görsel şovunu izlemek ve toprağının kirletilmesine seyirci kalmak mecburiyetinde değildir!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="H Lu Pgn2 W E A E4 Oj R" class="detail-photo img-fluid" height="673" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/h-lu-pgn2-w-e-a-e4-oj-r.jpg" width="680" /></p>

<p>Bu provokasyon karşısında sessiz kalan, görmezden gelen yahut bürokratik prosedürlerin arkasına sığınarak bu kepazeliğe yol veren başta İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili merciler, kamu düzenini ve en önemlisi milletin ahlaki selametini korumakla mükellef olanlar şu soruların muhatabıdır:</p>

<p>Bu topraklarda İslam'ın ve aile yapısının muhafızı olması gereken devlet ricali, bu hayasız propagandaya hangi hakla müsaade ediyor?</p>

<p>Sizler bu necip milletin manevi hassasiyetlerini korumakla mı memursunuz, yoksa küresel ifsat şebekelerinin konforunu sağlamakla mı? Siz kimi temsil ediyorsunuz?</p>

<p>Müslüman Anadolu, yetkililerden, Batı'ya şirin görünme kaygısı gütmeden, milli ve manevi değerler adına acil, somut ve tavizsiz adımlar atarak bu rezaletin önüne geçmesini istiyor.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/gemini-generated-image-xyyr52xyyr52xyyr.png" type="image/jpeg" length="72117"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okullarda LGBT temizliği]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/okullarda-lgbt-temizligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/okullarda-lgbt-temizligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sarıyer’deki Özel Açı Ortaokulu’nda patlak veren ve daha önce “Okullarda LGBT Pisliği” başlığıyla gündeme taşıdığımız toplumsal ifsat projesinde yeni bir gelişme yaşandı. İngilizce öğretmeninin cinsiyetini değiştirip "Zoe Lila" adıyla çocukların karşısına çıkmasıyla başlayan, ardından da okul yönetiminin velilere "Cinsel Kimlik Gelişimi" semineriyle bu sapkınlığı normalleştirme çabası  milletin haklı öfkesine yenildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlattığı soruşturma ve velilerin haklı öfkesi karşısında daha fazla direnemeyen okul yönetimi, geri adım atmak zorunda kaldı. Edinilen bilgilere göre, skandalın odak noktasındaki sapkın öğretmenin sözleşmesi yenilenmedi. Öte yandan sapkınlığı velilere dayatmaya kalkan, adeta birer propaganda memuru gibi çalışan rehberlik servisi çalışanları ile okul müdürünün de iş akitleri tamamen feshedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklarımızın zihniyetini ve ahlak yapısını hedef alan bu aşağılık kuşatma karşısında, kamuoyunun ve duyarlı velilerin gösterdiği dik duruş sonuç getirdi. Okul yönetiminin aldığı tasfiye kararı, yapılan yanlışı ve sürecin rezaletini bizzat itiraf ettiklerini de açıkça ortaya çıkarmış oldu. Eğitim yuvalarını LGBT lobilerinin arka bahçesi haline getirmek isteyenlere karşı yürütülen mücadele, sapkın zihniyetin okullardan kazınması adına emsal teşkil ediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/okullarda-lgbt-temizligi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/lgbtokul.webp" type="image/jpeg" length="42868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşgal altındaki Batı Şeria'da sağlık sistemi çöküşün eşiğinde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/isgal-altindaki-bati-seriada-saglik-sistemi-cokusun-esiginde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/isgal-altindaki-bati-seriada-saglik-sistemi-cokusun-esiginde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Şeria'daki Dura Hastanesi'nde görev yapan Dr. Hazim Faysal Abusondos, bölgedeki hastanelerin İsrail'in uyguladığı mali ablukalar nedeniyle yaşadığı insani felaketi kaleme anlattı. Kanser hastalarının geri çevrildiği ve ameliyatların durma noktasına geldiği sağlık sisteminde, doktorlar hem hastalarına şifa olmaya çalışıyor hem de kendi ailelerinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail’in Filistin vergi gelirlerini (gümrük gelirleri) bloke etmesiyle başlayan ekonomik kriz, Batı Şeria'daki sağlık hizmetlerini bir felakete sürükledi. Dura Hastanesi'nde acil servis ve onkoloji biriminde görev yapan Dr. Hazim Faysal Abusondos, sistemin adım adım nasıl yok edildiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.</p>

<h3><strong>"İlaç rafları boş, ameliyatlar iptal"</strong></h3>

<p>Filistin Yönetimi'nin gelirlerinin yüzde 60'ından fazlasını oluşturan vergi fonlarının aylardır İsrail tarafından dondurulması, hastanelerin tedarikçilere ödeme yapmasını imkansız hale getirdi. Bu durum, hastanelerde ilaç, cerrahi malzeme ve tıbbi ekipman tedarik zincirinin tamamen kopmasına neden oldu.</p>

<p>Dr. Abusondos, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetliyor: <i>"Hastalarımız artık sadece hastalıklarıyla değil, sistemin yokluğuyla mücadele ediyor. Onkoloji servisimiz umut ve şifa yeri olması gerekirken, reddedilmelerin ve bekleyişlerin mekanı haline geldi."</i></p>

<h3><strong>Tedavi edilebilir hastalıklar ölümcül hale geliyor</strong></h3>

<p>Ekonomik kısıtlamalar nedeniyle ilaçların hastaneye ulaşamaması, kanser hastalarının tedavi planlarını aksatıyor. Dr. Abusondos, tedavi kesintileri yüzünden basit bir kan hastalığı olan bir hastanın akut lösemiye ilerlediğine, başka bir genç hastanın ise ilaç bulunamadığı için tedaviye erişemeyip evine gönderildiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Sadece onkoloji değil, acil servisler ve ameliyathaneler de krizin merkezinde. Fıtık, safra kesesi enfeksiyonu gibi rutin ameliyatlar bile, personel maaşlarının ödenememesi ve hastane operasyon günlerinin azaltılması nedeniyle erteleniyor. Bekletilen basit bir fıtık ameliyatı, bağırsak çürümesine ve hayati tehlikeye yol açabiliyor.</p>

<h3><strong>"Hekimler de sistemle birlikte kırılıyor"</strong></h3>

<p>Sağlık çalışanları, maaşların gecikmesi veya hiç ödenmemesi nedeniyle büyük bir yıkım yaşıyor. Dr. Abusondos, meslektaşlarının içine düştüğü dramatik durumu şöyle aktarıyor: <i>"Bir yanda hastamızın hayatı için verdiğimiz mücadele, diğer yanda eve götürecek ekmek bulamayan çocuklarının çaresizliği... Biz hastaneye her gün kırılmış olarak geliyoruz. Hekim, sistemin kendisiyle birlikte kırılıyor."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Sistem bir çocuğu bile kurtaramadı"</strong></h3>

<p>Dr. Abusondos'un anlattığı trajik bir vaka, sistemdeki tıkanıklığı en somut şekilde ortaya koyuyor: Yüksekten düşerek beyin kanaması geçiren iki yaşındaki bir çocuk, dört farklı hastanenin mali kriz ve ekipman yetersizliği nedeniyle kabul edememesi sonucu kritik durumda kaldı. Küçük çocuk, donanımı yetersiz bir devlet hastanesine sevk edilmek zorunda kaldı.</p>

<h3><strong>"Dünya çok uzun zamandır gözlerini kapatıyor"</strong></h3>

<p>Dr. Abusondos, sağlık hizmetlerinin asla siyasi bir pazarlık unsuru haline getirilmemesi gerektiğini vurguluyor:</p>

<blockquote>
<p><i>"Geride kalan her eksik ilaç, tedavi bekleyen bir hasta; ertelenen her ameliyat, korku içinde yaşayan bir aile; kapanan her klinik ise savunmasız bırakılmış bir toplum demektir. Bizler, sesini duyuramayanların sesi olmak zorundayız."</i></p>
</blockquote>

<p>İşgal altındaki Batı Şeria'da sağlık çalışanları, tüm imkansızlıklara rağmen her gün görevlerinin başına giderek insani bir direniş sergilemeye devam ediyor. Ancak, sadece özveriyle yürütülen bu sistemin daha ne kadar ayakta kalabileceği büyük bir soru işareti.</p>

<p><i>Middle East Eye</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/isgal-altindaki-bati-seriada-saglik-sistemi-cokusun-esiginde</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/208071.jpg" type="image/jpeg" length="96561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsan bilincini Gazze’deki korkunç soykırım gerçeğine uyandırmak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/insan-bilincini-gazzedeki-korkunc-soykirim-gercegine-uyandirmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/insan-bilincini-gazzedeki-korkunc-soykirim-gercegine-uyandirmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsanlar, yaşanan vahşetin farkında olabilir; ancak bu dehşetin gerektirdiği ahlâkî öfkeyi hissetmeyebilir. Bu duygusal kopukluk özellikle zulüm "öteki" olarak görülen insanlara yöneldiğinde, uzak coğrafyalarda yaşandığında veya o kadar sık tekrarlandığında ortaya çıkar ki sıradan ve alışılmış bir manzaraya dönüşür. Psikoloji bunu, kişinin kendi ruhsal konforunu korumak için empatiyi engelleyen "adil dünya yanılgısı" gibi bilişsel önyargılarla açıklar. Bazen de mağduru suçlayarak zalimin safında yer almayı meşrulaştırma ya da mağdurları insanlıktan çıkaran propaganda anlatılarına teslim olma şeklinde tezahür eder.</p>

<p>Vahşetin sürekli tekrar edilerek sıradanlaştırılması, insanın dehşet karşısında uygun tepki verme kabiliyetini sistematik biçimde aşındırır. Bunun en açık örneği, işgalci İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki hastaneleri peş peşe hedef almasıdır. Zamanla bu saldırılar günlük haber akışının sıradan bir parçası hâline geldi. Aynı duyarsızlaşma, Birleşmiş Milletler tesislerine yönelik kasıtlı saldırılar için de yaşandı. İlk savaş suçunun cezasız kalması, sonraki suçların da olağanlaşmasına yol açtı. Dünya kamuoyu artık İsrail bombardımanlarıyla yüksek katlı konutların saniyeler içinde yıkılışını alışılmış görüntüler olarak izliyor. Bu suç, Gazze sınırları içinde kaldığı sürece artık istisnai görülmüyor. Bunu, 15 Mayıs 2021'de Gazze'deki 11 katlı El-Cela Kulesi'nin yıkılmasının dünya çapında yol açtığı sert tepkilerle, Eylül 2025'te Gazze'de kalan yüksek katlı binaların sistematik biçimde imha edilmesine gösterilen kayıtsızlığı karşılaştırarak görmek mümkündür. Dünyanın 21. yüzyılda vahşete alışmaması için bu duyarsızlaşma zincirinin kırılması hayati önem taşımaktadır.</p>

<p>Bir başka önemli sorun ise, böylesine korkunç zulümlerin modern ve son derece gelişmiş teknolojiler aracılığıyla işlenmesinin, insanların bunları algılayışını değiştirmesidir.</p>

<p>Kanlı bir bıçakla savunmasız kurbanının başında duran yırtık giysili bir katil görüntüsü, insanlarda kolayca dehşet uyandırır. Ancak aynı katil, kilometrelerce uzaktaki bir kontrol merkezinde ekran karşısında Amerikan kahvesini yudumlarken birkaç düğmeye basarak Gazze'deki masum sivillerin toplu katledilmesini yönettiğinde görünmez hâle gelir. Oysa bu yöntem ilkel bir bıçaktan çok daha etkili ve ölümcüldür.</p>

<p>Öldürme eylemi insansız hava araçları veya yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri gibi teknolojilere tamamen devredildiğinde bu sorun daha da derinleşmektedir. İşgal ordusu, Gazze'deki soykırım suçlarında bu sistemlerden yoğun biçimde yararlandı. Modern savaş teknolojisi ilkel katliam yöntemlerinden çok daha hızlı, daha ölümcül ve daha yıkıcı olsa da, aynı zamanda insanların yaşanan dehşete karşı duygusal olarak uyuşmasına yol açan güçlü bir perde görevi görüyor.</p>

<p>Modern vahşet çoğu zaman ilk bakışta korku uyandırmayan maskeler takar. Çocukların boğazını bıçakla kesmez; onların bedenlerini tamamen yok eder. Bazen yoksul mülteci kamplarına atılan tonlarca ağırlıktaki gelişmiş bombalar çocukları adeta buharlaştırır. Geriye ise toplu katliamı ve büyük yıkımı gizleyen dev bir krater kalır. Bununla birlikte çok sayıda İsrailli subay ve asker, insan avına çıkma, esirlere işkence etme ve ilkel vahşet dürtülerini tatmin etme arzusunu gizleme gereği bile duymamış, bunları sosyal medyada övünerek paylaşmıştır.</p>

<p>Bu soykırımın, çağdaş kuşakları hazırlıksız yakalayacak ölçüde büyük bir ölçeğe ulaştığını kavramak gerekir. Pek çok kişi böylesine büyük vahşetlerin siyah-beyaz film dönemlerinde kaldığını, faşizmin ve savaş suçlarının ancak geçmiş rejimlerin tanıdık görüntüleriyle geri dönebileceğini sanıyordu. İnsan zihni, 21. yüzyılda bu kadar organize, teknolojik ve sistematik bir soykırımın yaşanabileceğini tasavvur etmeye hazır değildi.</p>

<p>Nitekim bu, tarihte yapay zekânın katliam ve yıkım amacıyla temel araçlardan biri olarak kullanıldığı ilk soykırımdır. Üstelik işlenen her suçu anında meşrulaştırmaya çalışan kapsamlı bir propaganda mekanizması tarafından desteklenmektedir.</p>

<p>Liderler, sözcüler ve yorumcuların özenle kurgulanmış söylemleri, dikkatleri Gazze'deki ölüm tarlalarından uzaklaştırmak için birlikte çalışmaktadır.</p>

<p>En az iki yıldır Gazze Şeridi'nde sürdürülen bu korkunç soykırımın gerçekliğini insan vicdanına yeniden hatırlatmak; yaşananları sürekli gündeme taşımayı, üzeri örtülen dosyaları yeniden açmayı ve yoğun, koordineli çalışmalar yürütmeyi gerektiriyor. Sahadaki tanıklıklar ve bağımsız uluslararası raporlarla belgelenmiş gerçekler, insanlığın aktif hafızasında canlı tutulmalıdır. Dünyanın dört bir yanında gazetecilerin, sanatçıların ve sivil toplumun bu yönde önemli çabalar gösterdiğini teslim etmek gerekir. Ancak soykırımın uzayan süresi, çok daha yaratıcı ve kararlı yöntemleri zorunlu kılmaktadır.</p>

<p>Soykırımı, etnik temizliği, topyekûn yıkımı ve bilinçli aç bırakmayı edebiyat, sanat ve sinema yoluyla yeniden tasvir etmenin oluşturacağı etkiyi düşünelim. Hollywood ve ana akım kültür endüstrisi Filistin'e karşı geleneksel kayıtsızlığını sürdürse bile, dünya çapında ses getirecek güçlü eserler üretilebilir. Bu çağdaş soykırımı siyah-beyaz estetikle anlatan görsel çalışmalar, Gazze'yi insanlığın hafızasında yer etmiş geçmiş katliamlarla duygusal ve zihinsel olarak ilişkilendirebilir. Böylece Gazze'de yaşananların tarih boyunca süregelen insanlık suçlarının devamı olduğu daha açık biçimde görülebilir. Bu yaklaşım, bilinçli taban hareketleri tarafından şimdiden başarıyla uygulanmaktadır. Örneğin İspanya'nın Bask Bölgesi'nde düzenlenen sanatsal protestolar, Gazze'deki vahşeti, 1937'de Pablo Picasso tarafından ölümsüzleştirilen Guernica katliamıyla ilişkilendirmiştir. Bu tür girişimler, dünyanın önde gelen siyasetçileri ve seçkinleri tarafından körüklenen soykırım inkârcılığıyla mücadele açısından vazgeçilmezdir.</p>

<p>Mağdurları yeniden insanlaştırmak temel çıkış noktasıdır. Onların tanınan yüzleri, bilinen isimleri ve anlatılacak hikâyeleri olmalıdır. Bu, küçük Hind Rajab, akademisyen ve şair Refaat Alareer ya da alıkonulan doktor Hussam Abu Safiya gibi isimleri hatırlamakla başlar.</p>

<p>Bu büyük trajedinin ve ahlâkî direnişin içinde saklı insanî semboller ortaya çıkarılmalıdır. Aynı şekilde mekânların da sembolik anlamı vardır. Gazze'nin yıkım ve direnişle özdeşleşen bölgeleri, enkaz altında kalan hikâyeler gün yüzüne çıkarıldıkça insan vicdanını harekete geçirecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yüzleri, isimleri ve hikâyeleri hak ettikleri onurla anlatmak, en az iki yıldır cep telefonlarının ekranlarından canlı izlenen bu soykırım karşısında dünya çapında ortak bir insanlık duygusu oluşturabilir. Yerinden edilmiş ve aç bırakılmış çocuk, herkesin çocuğudur. Enkaz altında son nefesini veren yaşlı kadın, herkesin büyükannesidir. Aynı durum anneler, hastalar ve engelliler için de geçerlidir. Aslında kurbanlar biziz. Onlara yapılan saldırı, insan hayatının ve insan onurunun kendisine yöneltilmiş bir saldırıdır. Uluslararası hukukun ve evrensel değerlerin çökertilmesi, gelişmiş propaganda mekanizmaları ve uluslararası ortaklıklarla ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, hepimizi doğrudan etkileyen bir durumdur. Sayılara indirgenmiş devasa kurban kitlesini yeniden kişisel hikâyelere ve tanınabilir sembollere dönüştürmek, insanları yalnızca istatistik olarak gören anlayıştan kurtulmanın acil şartıdır.</p>

<p>İnsanlık bilincinin yeniden uyanması, dünyanın dört bir yanındaki insanların ahlâkî sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlayacak temel anahtardır. Bu bilinç, içi boş sloganları somut eyleme dönüştürecek; soykırımı destekleyenler üzerinde baskı kurulmasını ve kamu vicdanıyla alay eden siyasî söylemlerin sorgulanmasını sağlayacaktır. İnsanlığın bu ortak vicdanı harekete geçtiğinde herkes, bu yaygın zulüm ve saldırganlığa karşı kendi sorumluluğunu da keşfedecektir. Böyle bir uyanış, duygusal tepkiyi kalıcı bir toplumsal harekete, hesap verebilirliğe ve adalet talebine dönüştürerek Gazze'de Filistin halkına karşı işlenen korkunç soykırımın gelecek nesiller boyunca insanlığın ortak hafızasında yer etmesini sağlayacaktır.</p>

<p>Hossam Shaker</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tercüme</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/insan-bilincini-gazzedeki-korkunc-soykirim-gercegine-uyandirmak</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2023/03/son-dakika-haber-2023.jpg" type="image/jpeg" length="17424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="26065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="81169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="79120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="40614"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="56157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="70172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="71404"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="37295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="60461"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="27778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="35417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="47716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="42455"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="20188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="31705"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="90573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="90445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="67490"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="69965"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
