<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 08 Jul 2026 13:41:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yemen'de hükümet ile Husiler arasında yeniden çatışma mı çıkacak?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yemende-hukumet-ile-husiler-arasinda-yeniden-catisma-mi-cikacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yemende-hukumet-ile-husiler-arasinda-yeniden-catisma-mi-cikacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemen'de hükümet ile İran destekli Husilerin peş peşe yaptığı askeri hazırlık açıklamaları, ülkede yeniden geniş çaplı çatışma ihtimalini gündeme taşıdı. Tarafların seferberlik ve alarm kararları bölgede tansiyonu yükseltti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yemen'de hükümet ile İran destekli Husilerin son 24 saatte peş peşe yaptığı askeri hazırlık açıklamaları, ülkede yeniden bir çatışmanın başlayabileceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p>Yemen Başkanlık Konseyi, ordu birliklerine en üst düzey hazırlık talimatı verirken, Husiler de kendilerine bağlı kabilelerin birçok vilayette seferberlik ilan ederek adeta 'savaş davullarını çaldığını' duyurdu.</p>

<p>Nisan 2022'den bu yana Yemen'de cephelerin büyük bölümünde göreceli sükunet devam etse de hükümet güçleri ile Husiler arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Taraflar henüz kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşamazken, son günlerde karşılıklı sert açıklamalar ve askeri hareketlilik de dikkati çekiyor.</p>

<p>Yemen'deki iç savaş, Husilerin 2014'te başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başladı. Çatışmalar, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hükümetin talebi üzerine müdahil olmasıyla daha geniş bir boyut kazandı.</p>

<p>Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da Konseye bağlı İstişare ve Uzlaşı Heyeti ile yaptığı toplantıda, mevcut gelişmeler karşısında ulusal uyumun güçlendirilmesini ele aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yemen resmi ajansı SABA'ya göre Alimi, devlet kurumları arasındaki koordinasyonun artırılması ve ulusal karar alma mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, 'devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi mücadelesi' kapsamında tüm imkanların seferber edilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Başkanlık Konseyi Üyesi ve Devler Tugayları Komutanı Abdurrahman el-Muharremi de tüm askeri ve güvenlik birimlerine azami hazırlık seviyesine geçmeleri talimatını vererek, Husilerin olası saldırılarına karşı önleyici tedbirlerin en üst düzeye çıkarılmasını istedi.</p>

<h3><strong>Çatışma hazırlığı</strong></h3>

<p>Yemen Bakanlar Kurulu da geçici başkent Aden'de düzenlediği toplantıda, Husileri askeri gerilimi tırmandırmak, barış çabalarını sekteye uğratmak ve savaşın uzamasına neden olmakla suçladı.</p>

<p>Kabine toplantısında, tüm cephelerde askeri hazırlık seviyesinin artırılması ve operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesi talimatı verilirken, uluslararası topluma da İran'ın Yemen'deki müdahalelerine karşı daha caydırıcı adımlar atması çağrısında bulunuldu.</p>

<h3><strong>Husilerden savaş hareketliliği</strong></h3>

<p>Husilere bağlı Savunma Bakanlığının yayın organı '26 Eylül' internet sitesi, birçok vilayette 'genel seferberlik, savaş hazırlığı ve cephelere insan ile mali destek sağlanması' amacıyla silahlı kabile toplantılarının sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>'Yemen Kabileleri Savaş Davullarını Çalıyor' başlığıyla yayımlanan haberde, söz konusu hareketliliğin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin çağrısına yanıt niteliğinde olduğu belirtildi.</p>

<p>Habere göre silahlı gösteriler Sana, Marib, El-Beyda, Hacce ve Saada başta olmak üzere birçok vilayette düzenlenirken, yayımlanan bildirilerde Yemen halkına 'ülkenin tamamı kurtarılıncaya kadar birlik içinde mücadele edilmesi' çağrısı yapıldı.</p>

<h3><strong>Uluslararası toplum gelişmeleri yakından izlemekte</strong></h3>

<p>İngiltere'nin Yemen Büyükelçiliği, Husilerin Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan'a yönelik söylemlerindeki sertleşmeyi kınayarak tüm taraflara gerilimi düşürmeleri çağrısında bulundu.</p>

<p>Rusya'nın Yemen Büyükelçisi Yevgeniy Kudrov ise Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi'nin siyasi sürece destek veren ülkelerin büyükelçileriyle yaptığı toplantıda Yemen'deki siyasi ve askeri gelişmeler ile Tahran-Sana uçuşunun ele alındığını açıkladı.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yemende-hukumet-ile-husiler-arasinda-yeniden-catisma-mi-cikacak</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/images-15-4.jpg" type="image/jpeg" length="15776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazprom: Türkiye'ye gaz taşıyan hattaki istasyona İHA saldırısı yapıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazprom-turkiyeye-gaz-tasiyan-hattaki-istasyona-iha-saldirisi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazprom-turkiyeye-gaz-tasiyan-hattaki-istasyona-iha-saldirisi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazprom, Mavi Akım doğal gaz boru hattına gaz sağlayan Krasnodarskaya Kompresör İstasyonu'nun İHA saldırısıyla hedef alındığını duyurdu. Şirket, saldırının Türkiye'ye doğal gaz sevkiyatını aksatmayı amaçladığını belirtirken, akışta herhangi bir kesinti yaşanmadığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rus enerji şirketi Gazprom, Mavi Akım doğal gaz boru hattı üzerinden gaz sevkiyatında kullanılan Krasnodarskaya Kompresör İstasyonu'na insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini bildirdi.</p>

<p>Gazprom'dan yapılan yazılı açıklamada, dün akşam Krasnodarskaya Kompresör İstasyonu'na gerçekleştirilen İHA saldırısına ilişkin bilgilere yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstasyonun Mavi Akım ile doğal gaz sevkiyatında kullanıldığına dikkati çekilen açıklamada, saldırı neticesinde oluşan hasarın giderilmesi için çalışmaların sürdüğü kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, alınan önlemler sayesinde gaz sevkiyatında kesinti yaşanmadığına işaret edilirken, saldırının Türkiye'ye Rus gazının kesintisiz sevkiyatını aksatmayı hedeflediğinin altı çizildi.</p>

<p>Gazprom, son olarak 2 Nisan'da yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın TürkAkım doğal gaz boru hattına sevkiyat yapılan tesise saldırı gerçekleştirdiğini bildirmişti.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazprom-turkiyeye-gaz-tasiyan-hattaki-istasyona-iha-saldirisi-yapildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/images-14-2.jpg" type="image/jpeg" length="29948"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'de muhalif Haaretz gazetesine saldırı düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilde-muhalif-haaretz-gazetesine-saldiri-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilde-muhalif-haaretz-gazetesine-saldiri-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'de hükümet karşıtı yayınlarıyla bilinen Haaretz gazetesinin Tel Aviv'deki merkez ofisi maskeli bir saldırganın hedefi oldu. Cam girişini kaldırım taşıyla kıran saldırgan kaçarken, gazeteciler sendikası saldırının hükümetin medyayı hedef gösteren söylemlerinin sonucu olduğunu savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'de hükümet karşıtı yayınlarıyla bilinen Haaretz gazetesinin Tel Aviv'deki merkez ofisi, gece saatlerinde maskeli bir saldırganın cam girişi, kaldırım taşı fırlatarak paramparça etmesiyle hedef alındı.</p>

<p>Times of Israel gazetesinin haberine göre, gece saatlerinde maskeli bir saldırgan hükümet karşıtı yayınlarıyla bilinen Haaretz gazetesinin Tel Aviv'deki merkez ofisine saldırdı.</p>

<p>Güvenlik kamerası görüntüleri, saldırganın, girişin hemen yakınındaki metal güvenlik kapısından kolunu uzatarak cam kapıya kaldırım taşı fırlattığını gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk denemesinde başarısız olan saldırgan, ikinci kez kaldırım taşı fırlatarak bu defa girişi paramparça ediyor ve ardından hızla olay yerinden kaçıyor.</p>

<p>İsrail'de 5 Temmuz'da da Kanal 12 televizyonuna saldırı düzenlenmişti.</p>

<p>İsrail Gazeteciler Sendikası, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, '(Başbakan Binyamin) Netanyahu ve temsilcileri tarafından yayılan mesajlar ile bu şiddet olaylarının silsilesi arasında doğrudan bir bağ vardır.' ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu mesajların gazetecileri düşman olarak sınıflandırdığı ve medya kuruluşlarını hedef tahtasına koyduğu vurgulanırken, koalisyonun İsrail'deki özgür medyayı bastırmayı amaçlayan sert bir kampanya yürüttüğü ve hükümetle ittifak kurmayı seçen medya organlarına teşvikler sağlandığı aktarıldı.</p>

<p>'Bu atmosfer, gazetecilere yönelik fiziksel saldırılara, internet üzerinden hakaret yağmuruna ve ölüm tehdidi mesajlarına dönüşüyor. Bir seçim kampanyasının ortasında bu durum, fiziksel yaralanmalarla sonuçlanabilir.' ifadelerine yer verilen açıklamada, aşırı sağın medyaya yönelik saldırılarına karşı uyarıda bulunuldu.</p>

<p>İsrail'de hükümetteki sağ partiler, medyaya ve muhalif gazetecilere yönelik saldırılarını sürdürüyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilde-muhalif-haaretz-gazetesine-saldiri-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/hukumet-karsiti-yayinlariyla-biliniyordu-israil-de-haaretz-gazetesine-saldiri.webp" type="image/jpeg" length="21376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Netanyahu, Türkiye'nin F-35 sahibi olmasından korkuyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/netanyahu-turkiyenin-f-35-sahibi-olmasindan-korkuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/netanyahu-turkiyenin-f-35-sahibi-olmasindan-korkuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD basınına verdiği peş peşe röportajlarda Türkiye'nin F-35 programına yeniden dönüş ihtimaline karşı çıktı. Netanyahu, Ankara'nın F-35 savaş uçaklarına sahip olmasının "bölgesel istikrarı bozacağını" iddia ederek Washington'a itirazını yineledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dönüş ihtimali güçlenirken ABD basınına art arda verdiği röportajlarla bu konudaki rahatsızlığını dile getirdi.</p>

<p>Netanyahu, Fox News ve CNN'in ardından Newsmax'e verdiği röportajda da Türkiye'nin F-35 programına dönüşünün yanlış bir karar olacağı iddiasına Amerikan kamuoyunu ikna etmeye çalıştı.</p>

<p>Türkiye'nin F-35 programına dönme ihtimalinin artmasına karşı bu konuda muhalefetini ortaya koyan İsrail'in Başbakanı, Newsmax röportajında da Fox News ve CNN'e verdiği röportajlardaki söylemlerine benzer ifadeler kullandı.</p>

<p>Netanyahu, Türkiye'ye F-35 sağlanmasına ilişkin endişesini 'Bunun bir hata olduğunu düşünüyorum.' sözleriyle ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'nin Yunanistan'ı tehdit ettiğini ve İsrail'in yok edilmesi gerektiğini savunduğunu ileri süren Netanyahu, '(Türkiye'nin) F-35 gibi silahlara sahip olması, bence bölgenin istikrarını büyük ölçüde bozacaktır.' iddiasında bulundu.</p>

<p>Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkisinin iyi olduğunu öne sürerek Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunun 'iki arkadaş arasındaki fikir ayrılığı' gibi olduğunu savundu.</p>

<p>Ankara'da 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'nin F-35 programına dönüşüne işaret eden açıklamaları, Tel Aviv yönetimi tarafından endişeyle karşılanmıştı.</p>

<p>İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD basınına verdiği röportajlarla bu endişesini dile getirirken Dışişleri Bakanı Gideon Saar da buna açıkça karşı olduklarını ve bölgede ABD'nin İsrail'in 'niteliksel askeri üstünlüğünü' koruması gerektiğini savunmuştu.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/netanyahu-turkiyenin-f-35-sahibi-olmasindan-korkuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/trumpin-cumhurbaskani-erdogana-f-35-sozu-ardindan-netanyahuyu-korku-saldi-ben-olsam-s-3346209.webp" type="image/jpeg" length="16330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: İran'la ateşkes bitti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-iranla-ateskes-bitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-iranla-ateskes-bitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, "İran'la ateşkes benim için bitti. Artık onlarla anlaşmak istemiyorum" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36.⁠ NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İran ile mutabakata değinen Trump, "(İran'la mutabakat) Benim için bitti. Artık onlarla anlaşmak istemiyorum." diye konuştu.</p>

<p>Trump, "Bence bu iş bitti. Zaten onlarla uğraşmak istemiyorum ama onlar aşağılık mahluklar. Aşağılık mahluk nedir bilirsin? Onlar aşağılık mahluklar. Onlar hasta insanlar. Hasta insanlar tarafından yönetiliyorlar ve acımasız, şiddet yanlısı insanlar. Ve eğer nükleer bir silahları olsaydı, bunu kullanırlardı. Bana kalırsa, bu iş bitti." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'li müzakerecilerle konuşacağını belirten Trump, "Bana kalırsa, onlarla uğraşmak sadece zaman kaybı, onlar yalancılar. Bir anlaşma yaparız ve eğer onunla bir anlaşma yaparsam, bir anlaşmamız olur." şeklinde konuştu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-iranla-ateskes-bitti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/trump-nato.jpg" type="image/jpeg" length="60895"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kutsala saldırıyı "özgürlük" kılıfına giydiren arsızların iki yüzlülüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kutsala-saldiriyi-ozgurluk-kilifina-giydiren-arsizlarin-iki-yuzlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kutsala-saldiriyi-ozgurluk-kilifina-giydiren-arsizlarin-iki-yuzlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yahudilerin Batı’yı ruhsuzlaştırarak açtığı her kutsala saldırma ortamından beslenen laik-kemalist yobazlık, İslam’ın şiarlarına saldırırken 'özgürlük' maskesine sığınıyor! Kendi sahte putlarına, Alevilik taassupçuları gibilerinin kutsallarına en ufak imada dahi linç ve tecavüz tehditleriyle kuduranların, sıra Allah’ın kitabına gelince takındığı o pişkin tavır, mukaddesat düşmanlığının tescilli birer vesikası olarak ortada duruyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de "ofansif mizah", "kara mizah" ve "ifade özgürlüğü" adı altında sahnelenen kepazelik, sanat-sepet mavallarıyla asla bahane edilemeyecek derecede bir alçaklıktır. Bu, doğrudan doğruya Müslüman Anadolu’nun mukaddesatına, ruh köküne ve bilcümle Müslümanlara yöneltilmiş sinsi ve planlı bir taarruzdur. Sahne arkasındaki küresel kuklacıların ve sahnedeki yerli şaklabanların "sınır tanımayan özgürlükçü" maskesi, ucu kendi putlarına, dokunulmazlarına ve ideolojik gettolarına dokunduğu anda yırtılmakta; arkasındaki ikiyüzlü Kemalist azgınlık tüm çıplaklığıyla ifşa olmaktadır.</p>

<h2><strong>Kutsal rasyonelleştirilemez, doğrudan namustur!</strong></h2>

<p>Yazar Altay Cem Meriç'in de bahsettiği üzere kutsal, laik-seküler aklın rasyonel kalıplarına döküp kendince meşruiyet biçeceği, "bize mantıklı bir açıklama yapın" diyeceği bir oyuncak değildir. Kutsal; insanın dünyasında büyük bir mana atfettiği, saygının nesnesi kıldığı ve canı pahasına koruduğu doğrudan "namus" hükmündeki dokunulmaz alandır.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/U_xiByJ2mOc?si=lfqzbO2f_Jtm6DNn" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Meriç'in verdiği bu örnek de kutsal hassasiyetinin boyutunu gösterir: Müslüman Anadolu insanının Peygamber Aleyhisselam’ın adı anılınca elini göğsüne koyması, ezan okunduğunda hemen doğrulup üstünü başını düzeltmesi, evladına "Muhammed" ismini tek başına koymaktan haya edip (sövülmesin, saygısızlık edilmesin diye) yanına bir isim daha eklemesi ya da ismini "Mehmet" diye hafifletmesi bundandır.</p>

<p>Yeryüzünde kendi kutsalının çiğnenmesine rıza gösterecek tek bir insan teki bile yoktur. Bu gerçek, felsefi ve fıtri bir kanundur. Meriç'in bu örneğinde olduğu gibi bir adama babasından yadigar bir köstekli saat kalsa, o saate gözü gibi bakar. Babanın hiç sevmediği birinin o saati eline alıp havaya atıp tutmasına, onunla alay etmesine müsaade etmez. O esnada birisi çıkıp seküler bir pişkinlikle, "Yahu ne var bunda? Babanın ruhu mu var bu saatte? Altı üstü bir metal parçası, rasyonel ol!" dese, o evladın bu hassasiyetini rasyonel olarak açıklama zorunluluğu var mıdır? Elbette yoktur! Kutsal, rasyonalitenin ötesinde bir duygu ve inanç birleşimidir. Fikir zamanla duyguya, duygu ise kutsala dönüşür.</p>

<p>İşte "her şeyle dalga geçilebilir" yalanını savuran nihilist görünümlü arsızlar, kendi kırmızı çizgilerine gelindiğinde anında en vahşi sansürcülere, en acımasız linç güruhuna dönüşmektedir. Kendi kutsalları Mustafa Kemal ile ve kendi ideolojik inançlarıyla dalga geçilmesine asla müsaade etmeyen bu güruh, iş İslam’ın şiarlarına geldiğinde "ofansif mizah" zırhının arkasına saklanmaktadır. Bu, tam manasıyla ahlaksız bir çakallıktır!</p>

<h2><strong>Leman örneği</strong></h2>

<p>Bu sinsi taarruzun en taze örneklerinden biri Leman dergisinin Peygamber Efendimizi tasvir etmeye cüret ettiği karikatürle patlak vermiştir. Gelen tepkiler üzerine derginin yaptığı ilk açıklama tam bir fiyaskodur; salavatlar eşliğinde adeta Müslümanların aklıyla alay eden upuzun bir savunma tweeti atmışlardır. Ardından sığındıkları ikinci açıklama ise ilkinden daha da saçmadır: Güya niyetleri Peygamber’i çizmek değilmiş; Gazze’de ölen Müslüman ve Yahudi çocukları temsil etmek için "Muhammed ve Musa" isimli iki figür tasvir etmişler!</p>

<p>Gazze’de siyonist bombalarla katledilen küçücük bir bebeği temsil etmek için sakallı ve sarıklı bir figür çizmek mi geldi aklınıza? Müslümanlığı sembolize etmek için başka hiçbir makul yol yok muydu? Elbette bu sinsi bir kıvırmadır. Leman’ın geçmiş sicili tarandığında, sistematik olarak peygamberlerle ve İslam’ın kutsallarıyla dalga geçen karikatürleri defalarca piyasaya sürdüğü ayan beyan ortadadır. Sınırları yavaş yavaş yoklayarak Müslümanların reflekslerini felç etmeyi amaçlamaktadırlar.</p>

<h2><strong>Kutsala gösterilen ince hassasiyet</strong></h2>

<p>Muhammed Yazıcı Hoca'nın da bahsettiği üzere İslam fıkhının bu konudaki hassasiyeti o kadar derindir ki; geçmişte bazı fukaha, Müslümanların azınlıkta olduğu veya zayıf düştüğü Darülharp topraklarına Kur'an-ı Kerim götürülmesini caiz görmemiştir. Gerekçe ise gayet açıktır: Müslümanlar orada aciz kalabilir, Kur'an gayrimüslimlerin eline geçip tahkir edilebilir! Mukaddesatın çiğnenme ihtimaline karşı gösterilen bu koruma refleksi, bugün "ne olacak canım, hoşgörülü olun" diyen imanını satmış, içeriden tahripçi zavallıların ne kadar büyük bir zihni sarsıntı yaşadığını göstermektedir.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/AOH2bTcsCgo?si=Pe30KGN2Cvmb_sMl" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Kutsalın hafife alınması, onunla şaka yollu da olsa oynaşılması doğrudan doğruya iman dairesinin dışına çıkıştır. Bir Müslüman, inancıyla dalga geçilen bir masada oturup buna sessiz kalıyor, hatta sırf ezikliğinden veya "ortamın parçası olma" hevesinden dolayı buna gülüyorsa, o masadaki kutsalı çoktan kaybetmiş demektir.</p>

<h2><strong>Batı'yı dinsizleştiren Yahudi aklı kendi kutsalına dokundurtmuyor!</strong></h2>

<p>"Batı’da Hz. İsa ile bile dalga geçiliyor, bu fikir özgürlüğüdür" argümanını diline dolayan yerli lejyonerlerin farkında olmadığı ya da görmezden geldiği gerçek şudur: Bugün Batı nizamının kurucu ve hakim unsuru Hristiyanlar değil, Siyonistlerdir. Batı dünyasında Hristiyanlığın içinin boşaltılması, dinsizleşme ve ruhsuzlaştırma operasyonunun başında bizzat Yahudi aklı yer almaktadır. Kendi inançlarını, soylarını ve varlıklarını çelikten bir zırhla koruyan Yahudiler; Batı’yı kendi ürettikleri seküler rüzgarlarla dinsizleştirerek, kendi tahakkümlerine boyun eğecek ruhsuz, köksüz ve hafızasız bir köleler yığını üretmektedir.</p>

<p>Bu küresel tezgahın en net ispatı, Batı'daki dokunulmazlık sınırlarında saklıdır. Meriç'in değindiği üzere, Almanya’da veya herhangi bir Batı merkezinde Hz. İsa ile dalga geçmek serbestken; Siyonizmle, Netanyahu ile ya da Holocaust (Yahudi Soykırımı) ile ilgili en ufak bir kara mizah denemesi yapan karikatüristler anında işinden kovulmakta, zindanla tehdit edilmektedir. Kimle dalga geçilemiyorsa, o sistemin gerçek sahibi odur!</p>

<p>Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de Meriç'in anlattığı üzere Türkiye’de de yaşanmıştır. 1980’li yıllarda Gırgır dergisi Yahudilerle ilgili tek bir karikatür yayınladığında, dergi ertesi gün kapatılmış ve çizen karikatürist hapse atılmıştır. Yine Nevşin Mengü, İncil’den bir pasaj okuyup Yahudi din adamları olan Ferisileri tenkit ettiğinde, siyonist yazar Karel Valensi anında tepki göstermiş ve Mengü panik içinde özgürlükçü pozlarını bir kenara bırakarak "Özür dilerim, kastımı aştım" diye diz çökmüştür. Güçlüysen kutsalını korursun; zayıfsan senin kutsalına saldırmayı "ifade özgürlüğü" diye yuttururlar!</p>

<p>İçerideki laik-kemalist güruh da Batı’daki bu "ruhi boşluğu" ve dinsizleştirme dalgasını fırsat bilerek, İslam’a olan tarihsel kinlerini "özgürlük" kılıfıyla piyasaya sürmektedir.</p>

<h2><strong>Laik-Kemalist azgınların iki yüzlülüğü</strong></h2>

<p>Türkiye'deki laik zevatların ve "sanat-sepet" tayfasının özgürlükçülüğü, Müslümanların mukaddes kitabı Kur'an-ı Kerim'i ve İslam'ı aşağılayana kadar sürmektedir. Yazıcı Hoca'nın verdiği şu örneklerle de bellidir ki kendi ideolojik gettolarında en ufak bir sarsıntıya tahammül edemeyen bu güruhun ikiyüzlülük sicili kapkaradır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>CHP’nin Tecavüz Tehditli Çifte Standardı:</strong> Sahnede Kur'an ile dalga geçilmesini "ofansif mizah" diye savunan ahlaksız stand-upçılar, Dersim katliamını ya da kendi mezhebi hassasiyetlerini mizah konusu yapmanın imasından dahi korkmaktadır. Nitekim geçmişte Alevilerle ilgili basit bir şaka yapan kadın bir stand-upçıyı, bizzat Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri kadınlığı üzerinden en adi ve ahlaksız ifadelerle hedef göstermiş, yorumlarda kadına yönelik açık tecavüz çağrıları yapılmıştır. O gün kadının insan haklarını savunmayan CHP ve yandaş sanatçılar, bugün Kur'an'a saldıran ahlaksız soytarıyı adliye kapılarında ziyaret edip ona hami olmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mehmet Ali Erbil Vakası:</strong> Mehmet Ali Erbil’in yıllar önce canlı yayında Alevilerle ilgili kurduğu tek bir dikkatsiz cümle yüzünden televizyon stüdyolarının nasıl basıldığı, adamın can korkusuyla Alevi dedesinin önünde adeta diz çökmek zorunda bırakıldığı hala hafızalardadır. Güçleri yettiğinde televizyon basıp insanları hayatından bezdirenler; Müslümanlara gelince "hoşgörülü olun, bu mizahtır" masalı anlatmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mustafa Kemal'e İma Bile Yasak:</strong> Mustafa Kemal hakkında küfür veya hakaret içermeyen, sadece tarihi bir gerçeği dile getiren en ufak bir cümlede insanların hayatı karartılmaktadır. 10 Kasım’da sosyal medyada "Kemal Paşa tatlısı" paylaştı diye insanlar gözünü cezaevinde açarken; Kur'an'a, sünnete, tesettüre saldıran soytarılar el üstünde taşınmaktadır.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Sosyal medya şaklabanları şöhreti İslam'a saldırmakta aramakta</strong></h2>

<p>Muhammed Yazıcı Hoca'nın dikkat çektiği gibi bugün Türkiye’de ilmiyle, irfanıyla ömrünü kütüphanelerde çürütmüş, makaleler yazmış hakiki ilim adamlarının sesi duyulmazken; sosyal medyanın yaka mikrofonlu, cerbezeli zibidileri tek bir algoritma oyunuyla milyonlara ulaşıp ahkam kesmektedir. Cümlelerinin arasına nokta virgül gibi "Ben Amerika'dayken..." yalanlarını serpiştiren bu "Mağrip görmüş mallar", arkalarına topladıkları sorgusuz sualsiz kurşun asker kitleleriyle itibar suikastçılığı yapmaktadır.</p>

<p>Sahnede Kur'an-ı Kerim'le alay eden o son stand-upçı da bu ucuz kahramanlık tezgahının bir parçasıdır. Yeteneksizliğini, berbat mizahını örtbas etmek ve hızlıca 5-10 milyon izlenme alıp parsa toplamak için Müslümanların kutsalına saldırmıştır. Üstelik bu işi o kadar sinsi ve planlı yapmıştır ki; babası dahi "Oğlum sen neden hiç gözaltına alınmıyorsun?" diye sorarken, tam da 2 Temmuz Sivas olaylarının yıl dönümünde Türkiye'ye giriş yaparak kendisini kelepçeletmiş, "mağdur Alevi sanatçı" tiyatrosuyla küresel foncularına selam çakmıştır. Yargıdaki kadrolaşmaları deşifre olan, devletin her kademesinde tuzu kuru yaşayan bu güruh, hala utanmadan "kelle koltukta" mağduriyet edebiyatı yapmaktadır.</p>

<h2><strong>Merhamet maraz doğurur!</strong></h2>

<p>Yazıcı Hoca, 28 Şubat sürecinde bu milletin evlatlarına kan kusturan, sokağa çıkacak yüzü olmaması gerekirken bugün hala en popüler mecralarda Müslüman Anadolu’ya, başörtülü kadınlarımıza "fahişe" deme cüreti gösteren ahlaksız, namussuz gazeteci artıkları hala en çok izlenenler arasındaysa; bu, Müslümanların marazi merhametinin ve pısırıklığının bir neticesi olduğunu belirtti. Bu azgın azınlığı hoşgörüyle ya da entelektüel münazaralarla yola getirme ihtimali yoktur. Bunların zihinleri düzelmemiş, sadece Müslümanların diş göstermesiyle sınırları kabullenmek zorunda kalmışlardır. Başörtüsünü hazmetmiş gibi görünmelerinin tek sebebi, kafalarına vura vura bu hakkın onlardan söküp alınmış olmasıdır.</p>

<p>Bu tıynete sahip olanları hizaya getirecek yegane lisan <strong>GÜÇ</strong>tür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Meydan sokak itlerine bırakılmayacak!</strong></h2>

<p>Yazıcı Hoca'nın da parmak bastığı, sınırını koruyabilmenin yegane yolu, gerektiğinde sınır ihlali yapmak olduğu gerçeğidir. Kendi mabedini, kutsalını dokunulmaz kılıp Müslümanların namusuna göz diken bu şaklabanlara, kendi dokunulmaz sandıkları fildişi kulelerinin ne kadar kırılgan olduğu aynen gösterilmelidir. Bu azgın tıynete gösterilecek marazi merhamet, yalnızca daha büyük küstahlıkları doğuracaktır. Mukaddesatımıza uzanan dilleri kökünden koparmak, namus borcumuzdur.</p>

<p>Bu ülkenin, bu vatanın yegane ve meşru sahibi Müslüman Anadolu insanıdır. Siyonist aklın ve onların yerli uşaklarının mukaddesatımıza yönelik bu sinsi beşinci kol faaliyetine karşı tek çözüm; tavizsiz, şedit, eğilmez ve çelikten bir iradeyle meydanı bu sokak itlerine bırakmamaktır!</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kutsala-saldiriyi-ozgurluk-kilifina-giydiren-arsizlarin-iki-yuzlulugu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/deniz-goktras.webp" type="image/jpeg" length="61393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Eselâm” ve Necip Fâzıl’da Peygamber aşkı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/eselam-ve-necip-fazilda-peygamber-aski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/eselam-ve-necip-fazilda-peygamber-aski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Peygamberimizin neslinden es-Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretleri ile tanıştıktan sonra, yeni bir yol ve istikâmet tutar. Bu, “pazarlıksız İslâm” diye ifade ettiği Allah ve peygamber aşkıdır. Bir ömür, bu uğurda mücadele etmiş, bu aşkla yaşamış ve bu aşkla öbür âleme göçmüştür.</p>

<p><i>Esselâm</i>”, Üstad Necip Fazıl’ın “<i>Kıyâmete kadar gelecek mukaddesatçı Türk Gençliğine ithaf ettiği</i>” şiir kitabıdır. Esselâm’ın alt başlığı, “Mukaddes Hayattan Levhalar” adını taşıyor. Üstad bu eserde, Kâinatın Efendisi’nin hayatından seçilmiş tabloları şiirleştiriyor. Kitapta, Mukaddes Hayatın, Hicrî takvime göre 63 sene oluşundan ilhamla, 63 şiir yer alıyor. Bu 63 şiirin 7 parçasını, 1950’li yıllarda broşür olarak da yayınlanan “<i>Manzum 101 Hadis</i>” teşkil ediyor. Kitabın başında, eserin “Takdim”i, sonunda da 11 maddelik oldukça dokunaklı “Vasiyet”i var. Üstad, “Takdim”inde, Allah ve Resûlüne bağlılığını dile getirdikten sonra, şöyle diyor: “Bu eser, hararet derecesini termometrelere ifâde ettirmekten âciz olduğum bir ruh çilesi içinde, 1960-1961 hapsimde yazılmaya başlandı ve ondan sonra, haşin hayatın zâlim çarkları arasında tekrar gaflet tüneline giren ruhumun kasvet ikliminde 11 yıl uyuyup 1972 Ramazan ayında ve ötesinde, belki daha yakıcı bir çile dürtüşüyle tamamlandı. Umulur ki, bir gün Türk edebiyatı, bu eseri, yeni zamanların İslâmî tahassüste ilk temel kitabı saysın... Ve destanlık çapta cehd sarfetmenin ne demek olduğu, bu vesileyle görülsün...”</p>

<p>Sezai Karakoç’un şöyle bir tesbiti var:</p>

<p>“<i>Na’t, Peygamberin şiirle yapılmak istenen portresidir. Peygamber nasıl insanın ufkuysa, na’t da şiirin ufkudur.</i>” Bu değerlendirmeden hareketle, “Esselâm” için de, Necip Fâzıl şiirinin ufku, Esselâm’dır” diyebiliriz.</p>

<p>Üstad, Esselâm için şöyle diyor:</p>

<p>“Binyediyüz küsur mısralık, kemmiyette küçük bir destan... Fakat keyfiyette, her kelimesi bir beyin törpülemesine mal olduğuna göre, bilmem ne?... Dâvâ, o nura yaklaşmak. ... O nur ise, insanı ve idrâki bir ân içinde yakıp kül edici kuvvette... O halde, eser hakkında verilecek hüküm, bu yanış ve kavruluş borcunda, hangi derecenin tutturulup tutturulamadığında... Keyfiyet hükmü, ancak böyle bir ölçüyle verilebilir...” Üstadın, “Esselâm”la, şiirin ufkunu kâmil mânâda yakaladığına şâhid oluyoruz.</p>

<p>Şeyhi Abdülhakîm Arvasî Hazretlerini tanıdıktan sonra yazdığı, kitabına da isim olan “Çile” şiirinde,</p>

<p><i>Ver cüceye, onun olsun şairlik,</i><br />
<i>Şimdi gözüm büyük sanatkârlıkta.</i></p>

<p>diyen şair, “Çile” kitabının başındaki “Şiirlerim ve Şairliğim” yazısında, “Biz şiiri iman için bilmişiz ve bu mihrak bilgiyi, her bilginin geçtiği binbir yol ağzı biliyoruz.” diyor. Ona göre, “Şair demek, gaye insan ve ufuk peygamberi, kâinatın efendisi’ni, Allah’ın Sevgilisini sezmeye doğru hususî ve ileri bir istidat. . . “</p>

<p>“Üstün idrâk müessesesi şiir, ilk borç olarak, elinde kâinat sırlarının anahtarı, O’nun hilkat sırrının ve Kâinat Efendiliği makamının eşiğinde dize gelecektir. Şiir, bu mukaddes eşiğin süpürgesi, şair de, boynundaki süpürgecilik borcuyla, insanoğlunun en yüksek rütbelilerinden birisi. . . Ben, bu rütbelerin en yükseği içinde, onun ümmetlik liyâkatinin en alçak ferdi olarak, o mukaddes eşiğin süpürücüsüyüm! Kendimi böylece takdim ederim!”</p>

<p>Şiire ve şaire böyle bir memuriyet ve mes’uliyet yükleyen bir şairin bu ifâdelerinden yola çıkarak, Esselâm’ın, yeni zamanlar Türk edebiyatının ve Türk şiirinin, İslâmî tahassüste önemli kitaplarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.</p>

<p>Çileli, fırtınalı bir ömür yaşadıktan sonra, arkasında 100 cildi aşan bir eser bütünüyle birlikte, unutulmaz ve silinmez izler bırakan Üstad Necip Fâzıl Kısakürek, aramızdan ayrılalı 34 yıl oldu. O, şimdi sonsuzluk âleminde. . . 1934 senesinde ve 30 yaşında iken, 20. asrın bu büyük dehâsının hayatında, destanî bir değişim ve dönüşüm gerçekleşir. . . “Mürşidim, kurtarıcım” dediği Seyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri ile tanışır. . . “Genç Şair”, “Kaldırımlar Şairi” gibi sıfatlarla anılırken, bu tanışmanın ve yaşadığı değişimin, tuttuğu yeni yolun ve istikâmetin farkına varılır varılmaz, sanat ve edebiyat çevrelerinde, “Mistik Şair, “Bay Mistik” gibi hafife alıcı, küçümseyici alaylı ifâdelerle anılmaya başlanır. . O, bunlara hiç aldırış etmeden yoluna devam eder. Bizim Yunus’un tabiriyle,</p>

<p>“Ballar balını”bulmuştur. O büyük zatla tanışmasını ve sonrasındaki istikâmet değişikliğini şöyle dile getirir:</p>

<p><i>Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum;</i><br />
<i>Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum. . .</i></p>

<p>Bu unutulmaz karşılaşmayı bir başka “Noktalama”sında da şöyle ifâde eder:</p>

<p><i>Bana, yakan gözlerle bir kerecik baktınız;</i><br />
<i>Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!</i></p>

<p>“Yakan gözlerle o bakış”, Necip Fâzıl’ı, altüst etmiştir. Artık, ruhuna “temel çivisi” çakılmış ve “gökyüzü”nün ne demek olduğunun farkına varmıştır.</p>

<p>“Gökyüzü”, Allah’ın, zerre fedâ edil(e)mez nizâmı; “Allah Resûlü’nün Yolu”dur.</p>

<p>Kemalist inkılâplarla rafa kaldırılan “Kurtarıcı Dünya Görüşü”müzdür.</p>

<p>“Şimdi gözüm büyük sanatkârlıkta” dediği şeyle kasdettiği de, Büyük Doğu mücâdelesi ile, bu “Kurtarıcı Dünya Görüşü”nün hayata nakşedilmesi dâvâsıdır.</p>

<p>Üstad’ın, Kâinatın Efendisi olan Peygamberimize bağlılığı, sıradan bir sevgi değil, destanlık bir aşktır. O’nun gelişini ve getirdiği ölçüleri, tebliğ ettiği İslâm Dinini, <i>“Çöle ve Bütün Zaman ve Mekâna İnen Nur”</i> olarak nitelemiştir. Bu isimle, şiirin, tefekkürün ve tahassüsün bütün imkânlarını kullanarak, sınırlarını zorlayarak “Allah’ın Sevgilisi”ne çağdaş bir aşk destanı yazar adeta. <i>“O ki, O Yüzden Varız”</i> der. . . Bununla da yetinmez. “Esselâm” isiminde, bu sefer şiir diliyle bir başka aşk destanı yazar. “Mukaddes Hayattan 63 Levha”dır bu...</p>

<p>1938’de yazdığı “Büyük Doğu Marşı”nda,</p>

<p><i>Nur yolu izinden git KILAVUZ’un!</i><br />
<i>Fethine çık, doğru, güzel, sonsuzun!</i></p>

<p>der. Meşhur “Sakarya Türküsü” şiirinde de,</p>

<p><i>Sen kıvrıl, ben gideyim Son Peygamber Kılavuz!</i></p>

<p>diyerek, “Kılavuz”un kim olduğunu vurgular. Onun, bu mısraları yazdığı Tek Parti (CHP) döneminde, topluma nelerin dayatıldığını ve toplumun nasıl bir “kılavuz”un peşine düşmeye zorlandığını hatırlarsak, Üstad Necip Fâzıl’ın şanlı Büyük Doğu mücâdelesini de, Kâinatın Efendisine olan bağlılığını da daha iyi anlamış oluruz. . .</p>

<p>Necip Fâzıl, soylu bir isyanla meydan yerine çıkar ve “Asıl Kılavuz”u gösterir. Çıkardığı Büyük Doğu Mecmuası’nın kapağına, <i>“Allah’a itaat etmeyene, itaat edilmez”</i> diye bir Hadis meâli koyar. Kitleleri, O Şanlı Kılavuz’un yoluna çağırır. “O’nun Ümmetinden Ol!” der.</p>

<p>Bu şiirin yazıldığı ve Büyük Doğu’un kapağında yayınlandığı sene, 1949’dur.</p>

<p><i>Beri gel, serseri yol!</i></p>

<p><i>O’nun ümmetinden ol!</i></p>

<p><i>Sel sel kümelerle dol!</i></p>

<p><i>O’nun ümmetinden ol!</i></p>

<p><i>Sen, hiçliğe bakan yön!</i></p>

<p><i>Hep sıfır, arka ve ön!</i></p>

<p><i>Dosdoğru Kâbe’ye dön!</i></p>

<p><i>O’nun ümmetinden ol!</i></p>

<p><i>Gel dünya, mundar kafes!</i></p>

<p><i>Gel, gırtlakta son nefes!</i></p>

<p><i>Gel, arşı arayan ses!</i></p>

<p><i>O’nun ümmetinden ol!</i></p>

<p><i>Solmaz, solmaz, bu bir renk. . .</i></p>

<p><i>Ölmez, ölmez;bir ahenk. . .</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>İnsanlık;hevenk hevenk,</i></p>

<p><i>O’nun ümmetinden ol!</i></p>

<p><i>Gökte çakıyor haber,</i></p>

<p><i>Geber çelik put, geber!</i></p>

<p><i>Doğrul yeni seferber,</i></p>

<p><i>O’nun ümmetinden ol!</i></p>

<p>Bu bir seferberliktir. Yeni seferberler yetişir. “İyinin, doğrunun, güzel”in, “solmaz renk ve pörsümez yeni”nin seferberliği...</p>

<p>21 Ekim 1949 tarihli (5. yıl, 2. sayı) Büyük Doğu’nun kapağında şu çağrıyı görüyoruz:</p>

<p>Genç Adam!</p>

<p>Parola: ALLAH</p>

<p>Mukaddes Dâvâyı elden ele TESLİM ET!</p>

<p>Allah Habercisinin habercileri olalım!</p>

<p>“Son Peygamber”, kurtuluşunu arayan insanlığın “son sığınağı”dır. Kapitalizmin, komünizmin, faşizmin, liberal demokrasinin ve bütün bâtıl ideolojilerin zulmü altında inleyen insanlık için “son sığınak”, Allah Resûlü’nün kurtarıcı yoludur. “Son Sığınak” isimli şiirinin şu mısraların okuyalım:</p>

<p><i>Batı, Batı der, çırpınırlar,</i></p>

<p><i>Batı, tükürük hokkasında.</i></p>

<p><i>Makine, dimdik demirden put,</i></p>

<p><i>İnsanoğlu ruh laçkasında.</i></p>

<p><i>Ey insan, sana son sığınak,</i></p>

<p><i>Son Peygamberin hırkasında.</i></p>

<p>Üstad Necip Fâzıl’ın yarım asırlık mücâdele hayatı ve şiiri, hikâyesi, romanı, tiyatro eserleri, senaryo romanları;edebî, tarihî, dinî incelemeleri, monografileri, dinî ve tasavvufî eserleri, diğer fikrî verimleri;çıkardığı mecmualar;hülâsa olarak Büyük Doğu külliyatı,</p>

<p><i>Efendim, Kurtarıcım, Müjdecim, Peygamberim;</i></p>

<p><i>Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim. . .</i></p>

<p>dediği ve aşkla bağlı olduğu Allah Resûlü’nün yoluna adanmıştır. Üstadın hayatı, adanmış bir hayattır. Sık sık, <i>“Dîvânelere muhtacız!”</i> derdi. Kendisi de, Allah ve Resûlünün ulvî dîvânelerinden birisiydi. . . “Vasiyet” inde şöyle der:</p>

<p>Beni de, Allah ve Resûl aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!” Onun gözünü diktiği <i>“Büyük sanatkârlık”</i>,</p>

<p>Allah ve Resûlüne olan aşkından dolayı, kendisine lütfedildi. . . O, bu aşkla yaşadı ve bu aşkla göç etti. . .</p>

<p>Bir “Noktalama”sında;</p>

<p><i>Oluş sırrı, o nurdan heykelin eteğinde;</i></p>

<p><i>Ve ölümsüzlük balı, şeriat peteğinde.</i></p>

<p>diyor.</p>

<p>Allahü Teâlâ, Necip Fâzil’ın yoluna, Sevgilisinin neslinden Abdülhakîm Arvasî Hazretlerini çıkardı. O’nun “yakan gözlerle bakışı”nı vesile kılarak, Necip Fâzıl’a “ölümsüzlük balı”nı tattırdı... Yunus Emre’nin <i>“bulduğu”</i> <i>“ballar balı”</i> da oydu... Necip Fâzıl da, bir ömür şiirle, fikirle;tuttuğu istikâmetten tek derece sapmadan, kahramanca duruşuyla, memleket gençliğine ve aydınlara bu “ölümsüzlük balını” tattırmak için, <i>“uykusuz, susuz, ekmeksiz”</i> bir ömür çırpındı durdu.</p>

<p>Necip Fâzıl demek, şiirin, çilenin, derin tefekkürün, dinde hassasiyetin mücessem timsali demektir, bizce. . . Üstad, bir tavır adamıdır. “Pazarlıksız Müslüman” duruşunun remz şahsiyetidir çağımızda.</p>

<p>Bir “Noktalama”sında şöyle diyordu:</p>

<p><i>Garip geldik, gideriz, rafa koy evi barkı!</i><br />
<i>Tek, dudaktan dudağa geçsin ölümsüz şarkı. . .</i></p>

<p>“Ölümsüz şarkı” dediği, Allah ve Resûlü’nün ölümsüz ölçülerinden başkası değildir. . .</p>

<p>“Çöle İnen Nur”un <i>“Başlangıç”</i> yazısı bir şaheserdir. Kırkbeş yıldır, Peygamberimiz hakkında yazılanları ve yazanları hususî bir alâka ile tâkip ettim. O’na yazılmış şiirleri, na’tları, kitapları okudum. Üstadın eserindeki aşkı, vecdi, heyecanı, hassasiyeti ve bilhassa eserin “başlangıç” yazısındaki tahassüs derinliğini ve tadını hiçbir kitapta bulamadım. Bu konuda yazılmış birçok kitabı, ya ismindeki yavanlığa ve kuruluğa bakarak, ya kabalığa, edeb hatalarına, itikâdî sapmalara bakarak, daha ilk ele alışta, okumaktan vazgeçmişimdir.</p>

<p>Üstad, 1973 senesinde Hacca gitti. Bu hacc ziyaretinden bir eser doğdu. Bu eserin ilk sayfalarında Üstad’ın şöyle bir ifâdesi var:</p>

<p><i>“Herkesin ayağıyla bastığı topraklara, dudağımı topuklarıma yapıştırmış olarak giderken, kendimi anneye muhtaç bir çocuk kadar zaif hissediyordum...“</i></p>

<p>Böylesine bir hassasiyetin sahibi olan Üstad Necip Fâzıl; “Çöle İnen Nur”da olsun, “Esselâm”da olsun, “İman ve İslâm Atlası”nda ve diğer eserlerinde olsun, hep bu hassasiyeti gözetmiş ve Efendimizin getirdiği ölçülerin, hayatın her alanına hâkim kılınması için bir ömür cihad etmiştir.</p>

<p><i>“Ellerime uzanan dudakları tepeyim;</i><br />
<i>Allah diyen, gel, seni ayağından öpeyim!”</i></p>

<p>diyen Üstadımız Necip Fâzıl Kısakürek’e, Allah’tan rahmet, aşkla bağlı olduğu, <i>“bal sensin, varlık petek”</i> diye vasfettiği Resûlullah Efendimizden de şefaat niyaz ediyorum.</p>

<p><i>Muzaffer Doğan, Kaldırımlar’dan Sakarya’ya - Necip Fazıl Sempozyumu, 02-05 Mart 2017  I. Cilt, s. 165-169</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/eselam-ve-necip-fazilda-peygamber-aski</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/necip-fazil-kisakurekkks.webp" type="image/jpeg" length="62874"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BAE'den Somaliland’da ABD ve İsrail için askeri üs inşası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/baeden-somalilandda-abd-ve-israil-icin-askeri-us-insasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/baeden-somalilandda-abd-ve-israil-icin-askeri-us-insasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransız gazetesi Le Monde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Somaliland’ın Berbera kentinde, ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek yeni bir askeri tesis inşa ettiğini yazdı. Uydu görüntülerine dayandırılan rapora göre Berbera Havalimanı çevresinde Ekim 2025’ten bu yana genişleme faaliyeti yürütülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Le Monde’un incelediği uydu görüntülerine göre Berbera şehir merkezinin yaklaşık 7 kilometre batısındaki havalimanı, sivil bir tesis görünümünden çıkarak askeri maksatlı kullanılabilecek bir altyapıya dönüştürülüyor. Gazete, pistin güneyinde en az üç bölgede büyük kazı çalışmaları yapıldığını, Ekim 2025 ile Mart 2026 arasında kumluk araziye en az 18 hendek açıldığını aktardı. Avrupa merkezli bir güvenlik kaynağına göre bu yeraltı yapıları mühimmat depoları ya da yakıt tanklarıyla uyumlu görünüyor.</p>

<h2><strong>Kızıldeniz’in kapısında stratejik mevzi</strong></h2>

<p>Berbera’nın önemi, Aden Körfezi kıyısında ve Bab el-Mandeb Boğazı’na yakın konumundan kaynaklanıyor. Asya ile Avrupa arasındaki enerji ve ticaret akışının kritik geçiş noktalarından biri olan bu hat, son yıllarda Kızıldeniz’de artan güvenlik gerilimleri sebebiyle daha da stratejik hale geldi. Le Monde’a göre Berbera’daki faaliyet, yalnızca Somaliland ölçeğinde bir altyapı yatırımı değil; Afrika Boynuzu, Yemen sahası ve Kızıldeniz eksenindeki nüfuz mücadelesinin yeni halkası olarak okunmalı.</p>

<h2><strong>BAE’nin Berbera’daki eski ağı</strong></h2>

<p>BAE’nin Berbera’daki varlığı yeni değil. Dubai merkezli DP World, yıllardır Berbera Limanı’nın geliştirilmesi ve işletilmesinde rol oynuyor. Şirket, Berbera ile Cebel Ali arasında Aden ve Cibuti duraklı düzenli bir deniz hattı kurduğunu, bu hattın Körfez ile Doğu Afrika arasındaki ticari bağlantıları güçlendirdiğini açıklıyor.</p>

<p>DP World’ün Berbera Limanı’ndaki yeni terminal kapasite hedefleri de bölgenin yalnızca askeri değil, lojistik bakımdan da büyütüldüğünü gösteriyor. Şirket verilerine göre limanda derin su erişimi, konteyner elleçleme, Ro-Ro imkânları ve genişletilmiş rıhtım kapasitesi öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Somali-BAE hattında egemenlik krizi</strong></h2>

<p>Berbera’daki faaliyetler, Somali hükümeti ile Somaliland ve diğer özerk bölgeler arasındaki siyasi gerilimlerin de merkezinde yer alıyor. Somali yönetimi, BAE’yi ülkenin egemenliğini zayıflatmakla suçlayarak güvenlik dahil birçok anlaşmayı iptal etmişti. Buna karşı Somaliland, Puntland ve Jubbaland gibi bölgeler, Mogadişu’nun kararını tanımayacaklarını duyurmuştu.</p>

<p>Ayrıca BAE’nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz hattında ekonomik, askeri ve diplomatik araçları birlikte kullanarak nüfuzunu genişlettiğini; kıyı hattındaki limanlara ve askeri altyapıya yüz milyonlarca dolarlık yatırımlar yaptığı aktarıldı.</p>

<h2><strong>İsrail ve ABD boyutu</strong></h2>

<p>Le Monde’un haberinde, Berbera’daki askeri dönüşümün BAE öncülüğünde yürütüldüğü, ancak nihai faydalanıcılar arasında ABD ve İsrail’in de bulunduğu öne sürüldü. Gazete, İsrail’in Aralık 2025’te Somaliland’ın bağımsızlığını tanımasıyla bu askeri hareketlilik arasında zamanlama bakımından dikkat çekici bir örtüşme bulunduğunu yazdı. Le Monde’a göre hedeflerden biri, Yemen kıyılarına ve Husilerin faaliyet gösterdiği deniz sahasına yakın bir ileri karakol oluşturmaktır.</p>

<p>Kaynak: Middle East Monitor</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/baeden-somalilandda-abd-ve-israil-icin-askeri-us-insasi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/somaliland-askeri-us.jpeg" type="image/jpeg" length="99341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danimarka'dan Trump'a ''Grönland'' cevabı: Satılık değil]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/danimarkadan-trumpa-gronland-cevabi-satilik-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/danimarkadan-trumpa-gronland-cevabi-satilik-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a yönelik ifadelerine ilişkin, 'Grönland, elbette satılık değildir. Müttefiklerimiz de dahil olmak üzere herkesin, Grönland halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına saygı duymasını umuyoruz' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Danimarka Başbakanı Frederiksen, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Frederiksen, daha güçlü bir NATO'ya ihtiyaç olduğunu belirterek, Avrupa'nın yeniden silahlandırılmasının önemine dikkati çekti ve Avrupa'da ile Atlantik ötesinde daha güçlü bir sanayi tabanına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p>

<p>Rusya karşısında Ukrayna'ya daha fazla yardım edilmesini çağrısında bulunan Frederiksen, Rusya üzerindeki baskının artırılması ve bu savaşın yegane haklı kazananının Ukrayna olması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Frederiksen açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.</p>

<h2><strong>"GRÖNLAND, ELBETTE SATILIK DEĞİLDİR"</strong></h2>

<p>Bir gazetecinin ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a yönelik ifadelerini sorması üzerine Başbakan Frederiksen, "Evet, ABD Başkanı'nı dinledim ve ne yazık ki ABD'nin bu konudaki tutumunun son derece net olduğunu düşünüyorum. Bizim tutumumuz da başından beri olduğu gibi son derece nettir. Grönland, elbette satılık değildir. Müttefiklerimiz de dahil olmak üzere herkesin, Grönland halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına saygı duymasını umuyoruz. Biz egemen bir devletiz ve herkesin toprak bütünlüğümüze ve egemenliğimize saygı duymasına ihtiyacımız var" cevabını verdi.</p>

<h2><strong>"KENDİ TOPRAKLARIMIZ DA DAHİL OLMAK ÜZERE NATO'NUN HER BİR KARIŞINI SAVUNMAYA HAZIRIZ"</strong></h2>

<p>Gerçekleştirilebilecek muhtemel bir askeri müdahale karşısında Grönland'ı savunmaya hazır olup olmadıklarının sorulması üzerine Frederiksen, "Kendi topraklarımız da dahil olmak üzere NATO'nun her bir karışını savunmaya hazırız. Zaten NATO'yu uzun yıllar önce kurmamızın nedenlerinden biri de budur; eğer birimizin başına bir şey gelirse, o zaman herkes birbiri için ayağa kalkmalıdır. Madde 5 bizim güvencemizdir. Bu, şu anda Rusya'dan gelen hibrit savaşla karşı karşıya olan doğu kanadı için de geçerlidir; 11 Eylül'de saldırıya uğrayan ABD için de geçerliydi. Aynı durum, bizim tarafımızda bir şey yaşanması halinde Grönland için de geçerlidir" değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak; Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/danimarkadan-trumpa-gronland-cevabi-satilik-degil</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/denmark.webp" type="image/jpeg" length="34057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Bahreyn ve Kuveyt'teki 85 ABD üssünü vurduk]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-bahreyn-ve-kuveytteki-85-abd-ussunu-vurduk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-bahreyn-ve-kuveytteki-85-abd-ussunu-vurduk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara, Trump'ın katıldığı NATO zirvesine ev sahipliği yaparken, Ortadoğu'da ABD ile İran arasında gerilim yeniden tırmandı. İran, ABD'nin hava saldırılarına, Kuveyt ve Bahreyn'i hedef alarak karşılık verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da NATO Liderler Zirvesi sürerken, Ortadoğu'da ABD ile İran arasında gerilim karşılıklı saldırılarla yeniden tırmandı. Petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti.</p>

<p>Taraflar birbirlerini, "askeri operasyonların kalıcı olarak sona erdirilmesini öngören" İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ihlal etmekle suçluyor. Gerilimin odağında ise yine Hürmüz Boğazı yer alıyor.</p>

<h2><strong>ABD'den İran'a "ateşkesi ihlal" suçlaması</strong></h2>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio eşliğinde katıldığı Ankara'daki NATO Zirvesi esnasında, İran'a hava saldırısı emrini verdiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran'a hava saldırılarını, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) duyurdu.</p>

<p>Açıklamasında, Tahran rejiminin Hürmüz Boğazı'ndan geçmekte olan üç ticari gemiyi hedef alarak saldırdığına dikkat çeken CENTCOM, Amerikan güçlerinin İran'a hava saldırılarını "uluslararası bir su yolunda, masum mürettebatı taşıyan ticari gemileri hedef almanın ve onlara saldırmanın ağır bedelini ödetmek amacıyla" başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>ABD'nin hava saldırılarının, Hürmüz Boğazı'ndan geçen üç ticari gemiye yönelik İran saldırılarına bir yanıt niteliğinde olduğuna vurgu yapılan açıklamada, "İran'ın sergilediği saldırganlık, haksız, tehlikeli ve ateşkesin açık bir ihlali niteliğindeydi" denildi.</p>

<p>Bu açıklamadan yaklaşık dört saat sonra CENTCOM ikinci bir açıklama yaptı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in de kendi sosyal medya hesabından paylaştığı bu açıklamada, İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgasının tamamlandığı, 80'i aşkın hedefin vurulduğunu belirtildi.</p>

<p>Harekatın, "İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılarını sürdürme yetkinliklerini zayıflatmak için gerçekleştirildiğine" dikkat çekilen açıklamada, "boğaz içinde ve çevresinde, İran'ın hava savunma sistemlerine, komuta ve kontrol ağlarına, kıyı radar istasyonlarına, gemi savar füze sistemlerine ve İslam Devrim Muhafızları'na ait 60'tan fazla küçük tekneye saldırı gerçekleştirildiği" aktarıldı.</p>

<p>İran'ın, geçtiğimiz günlerde boğazdan geçmekte olan Marshall Adaları bayraklı M/T Al Rekayyat, Suudi Arabistan bayraklı M/T Wedyan ve Liberya bayraklı M/T Cyprus Prosperity adlı gemilere saldırdığına dikkat çeken CENTCOM, "İran güçlerinin bu haksız saldırısı, ateşkesin açık ve tehlikeli bir ihlali niteliğinde olup, seyrüsefer özgürlüğünü zedeliyor" diyerek şu uyarıyı yaptı:</p>

<p>"CENTCOM güçleri, anlaşmaya uyulmadığı veya ihlal edildiği durumlarda İran'ı sorumlu tutmaya hazır ve tetikte beklemektedir."</p>

<p>Bu arada ABD Hazine Bakanlığı da, geçen ay taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı üzerine İran'a uygulanan petrol yaptırımlarını geçici olarak askıya alan muafiyeti de kaldırdı.</p>

<h2><strong>İran'dan misilleme: Kuveyt ve Bahreyn'i vurdu</strong></h2>

<p>ABD'nin İran'ı hedef alan hava bombardımanları üzerine Tahran rejimi de, Bahreyn ve Kuveyt'teki Amerikan hedeflerini vurarak karşılık verdi.</p>

<p>İran Meclis Başkanı ve ABD ile görüşmelerdeki baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf da sosyal medya paylaşımında ABD'yi İslamabad Mutabakat Zaptı'nı ihlal etmekle suçladı.</p>

<p>Daha önce de İran'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutma koşulundan taviz vermeyeceklerini duyuran Kalibaf, ABD'nin yeni saldırılarla ilgili ısrarlı tehditleri, petrol yaptırımlarının yeniden yürürlüğü konulması, İran'ın güneyine saldırıları ile ateşkesi ihlal ettiğini belirterek, İsrail'in Lübnan'a saldırılarını da sürdürdüğüne dikkat çekti.</p>

<p>Kalibaf, açıklamasını "Zorbalık ve şantaj dönemi sona erdi. Bu yol hiçbir yere varmaz. Biz pes etmeyeceğiz" sözleriyle tamamladı.</p>

<p>Gerilim, İran'ın ABD-İsrail saldırısında öldürülen eski dini lider Ali Hamaney'in cenaze töreni sırasında tırmandı. Hamaney için düzenlenen törenler için Irak'ta bulunan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın İran'a dönmek üzere yola çıktığı bildirildi.</p>

<p>Kaynak: DW</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-bahreyn-ve-kuveytteki-85-abd-ussunu-vurduk</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/iranbahreyn.jpg" type="image/jpeg" length="65595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[15 yaşındaki Gazzeli yiyecek aramak üzere yola çıktı ve bir daha geri dönmedi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/15-yasindaki-gazzeli-yiyecek-aramak-uzere-yola-cikti-ve-bir-daha-geri-donmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/15-yasindaki-gazzeli-yiyecek-aramak-uzere-yola-cikti-ve-bir-daha-geri-donmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[15 yaşındaki Ahmet Ebu Avvad, geçtiğimiz ağustosta Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta ailesine yiyecek aramak için yardım dağıtım bölgesine gitti ve bir daha geri dönmedi. Annesi, oğlunun hayatta mı, esir mi yoksa şehit mi olduğunu hâlâ bilmiyor. Al Majalla’ya konuşan anne, “Beklemek insanı öldürüyor. Ona ne olduğuna dair hiçbir bilgi yok” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muhammed Gabun (12), Gazze şehrinin merkezinin güneyindeki Rimmal semtinde ailesine ait evin enkazının önünde dururken artık bir mucize beklemiyor. Tek istediği Sivil Savunma ekiplerinin, o dönemde Hamas ile İsrail arasında ateşkesin ilan edileceği haberlerin geldiği geçtiğimiz yılın ekim ayında eve düşen bombanın altında kalan anne-babasının, kardeşlerinin ve yakınlarının cesetlerinin bulunması. Muhammed o gün evden sağ çıkan tek kişi olurken ailesinden yaklaşık kırk kişi halen enkaz altında. Kurtarılmaları ve defnedilmeleri için çıkarılmalarını sağlanmasını bekleniyor.</p>

<p>Muhammed artık hayatta kalan biri olup olmadığı arayışında değil; uzun bir bekleyişin ardından onları sadece yasını tutubilmeyi istiyor. Sivil Savunma ekipleri kısıtlı imkânlarla enkaz kaldırma çalışmalarını sürdürürken çocuk sessizce durup ailesini yutan yığınları seyrediyor. Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Bassal binlerce ailenin aynı tabloyu yaşadığını belirterek Sivil Savunma’nın tahminlerine göre İsrail ordusunun yıktığı evlerin enkazı altında yaklaşık 8 bin 500 vatandaşın bulunduğunu, bunlar arasında çok sayıda çocuğun yer aldığını aktardı.</p>

<p>Ne yazık ki Muhammed'in hikayesi bir istisna değil. Yaklaşık üç yıllık soykırım savaşının ardından Gazze Şeridi'ndeki toplumda yaşanan derin dönüşümü yansıtan binlerce hikâyeden yalnızca biri. Uluslararası kuruluşların yayımladığı rakamlar felaketin boyutunu ortaya koyuyor. Ancak bireysel hikâyeler istatistiklerin gösteremeyeceği bir gerçeği, çocukluğun nasıl değiştiğini, ailenin nasıl parçalandığını ve hayatta kalmanın başlı başına günlük bir çabaya dönüştüğünü açığa çıkarıyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Toprakları ve İsrail'e İlişkin Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından geçtiğimiz haziran ayında yayımlanan raporda, İsrailli yetkililerin sivillere yönelik ağır ihlaller işlemeyi sürdürdüğü sonucuna vardı. Çocukların sistematik bir hedef hâline getirildiğini ve yaşananların tüm Filistin toplumunun geleceğini tehdit ettiğini değerlendirdi. İsrail ise hem raporu hem de bulgularını reddetti. Ancak hukuki ve siyasi tartışmanın gölgesinde Gazze'deki gündelik yaşam ‘savaşının üçüncü yılına giren bir toplumda neler yaşanıyor?’ şeklindeki başka bir soruyu gündeme getiriyor.</p>

<h3><strong>Okuldan iş hayatına sürüklenen bir çocukluk şartları</strong></h3>

<p>Savaştan önce Muhammed Aşur (14) okula gidiyor, yaz tatilini mahallede arkadaşlarıyla ya da ailesiyle Akdeniz kıyısında geçiriyordu. Savaş onun hem okulunu hem de eğitimini elinden aldı. Babasının işini ve gelir kaynağını yitirmesinin ardından artık omzuna bir kahve ibriği asıp müşteri arayarak Gazze sokaklarında dolaşıyor.</p>

<p>Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Aşur, “Ailem için para kazanmak amacıyla kahve satıyorum. Eskiden güneş beni deniz kenarında yakardı; şimdi ise sokakta müşterilere kahve satarken yakıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gazze'nin başka bir sokağında Vasim Alivve (15) yayalara çikolata parçaları satıyordu. Alivve, Al Majalla’ya “Sokakta arkadaşlarımla top oynamak istiyorum ama bizi kim geçindirsin? Ailem tüm günlük harcamalarını sattıklarıma ve günde 15 ile 20 Şekel arasını geçmeyen çok az kazandığıma bağlı” dedi.</p>

<p>Bu tablolar artık birer istisnai olmaktan çıkmış durumda. Evlerin reislerinin büyük çoğunluğunun geçim kaynaklarını yitirdiği Gazze Şeridi’nin günlük ekonomisinin bir parçası hâline geldi. Okul çantasını taşıyan çocuk artık kahve ibriği ya da şeker kutusu taşıyor. Bunu da harçlık ya da lüks bir talep için değil, temel ihtiyaçların karşılanması için ailesinin geçimine katkı sağlamak amacıyla yapıyor.</p>

<p>Gazze Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı raporlara göre savaş 85 binden fazla çocuğu yetim bıraktı. Bunların 27 bini her iki ebeveynini de yitirdi. Bu tablo, binlerce çocuğun soykırım savaşı sonucunda geçimini sağlayacak ve koruyacak bir aile ağından yoksun biçimde yaşamak zorunda kaldığı yeni bir toplumsal gerçeklik yarattı.</p>

<blockquote>
<p>Uluslararası kuruluşların yayınladığı rakamlar felaketin boyutlarını ortaya koysa da bireysel hikâyeler istatistiklerin ötesindekileri gözler önüne seriyor.</p>
</blockquote>

<h3><strong>Gazze'de evin direği çocuklar oldu</strong></h3>

<p>Gazze Şeridi’nin ortasındaki Deyr el-Belah'taki bir çadırda yaşayan İyad Cerbua (12) sabahları çalar saate ihtiyaç duymuyor. Belin aşağısı felçli babasının yanı başında uyuyor ve geceleri babasının ihtiyaç duyduğu her an uyanıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan uzun gün, babasına tuvalet ihtiyacını gidermesinde yardım etmekle başlıyor. Ardından daha önce her iki bacağını da kaybeden annesine bakıyor. Ablası Rehef de (14) çadır içinde annesinin özel bakımını üstleniyor.</p>

<p>İyad sabahın erken saatlerinde su bidonlarını doldurmaya gidiyor ve, ardından ücretsiz yemek dağıtılan ‘tekye’ kuyruklarında bekliyor. Çadıra döndüğünde de ablasıyla birlikte anne-babasına bakmayı sürdürüyor. Al Majalla’ya konuşan Cerbua, “Annem ve babama yardım etmek için çocukluğumu, arkadaşlarımı ve eğitimimi feda ettim” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Savaşta evlerini yitiren aile bir çadıra yerleşti; Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın mali yardımlarının kesilmesiyle birlikte artık hiçbir gelir kaynağı kalmadı. İyad artık gününü anne-babasına bakarak, ücretsiz su ve yiyecek arayarak geçiriyor. Eğitime ve bir şeyler okumaya vakit yok, tüm zaman aileye ve onların ihtiyaçlarına ayrılmış durumda. Zaman zaman çadırlarının çevresindeki yaşıtlarıyla oturup sohbet etme ya da oynama fırsatı bulabiliyor yalnızca.</p>

<p>İyad'ın hikayesi savaşın Filistinli ailelerin üzerindeki etkisini yalnızca kayıp açısından değil, Gazzeli ailelerin içindeki rollerin nasıl yeniden dağıldığı açısından da gözler önüne seriyor. Çocuklar evin geçimini üstlenenlere, ergenler bakım verenlerle dönüştü. Kadınlar ve yaşlılar soykırımdan önce hayatlarının hiç olmadığı sorumlulukları omuzlamak zorunda kaldı. Artık çocukluk yaşla değil, üstlenilen sorumluluğun ağırlığıyla ölçülüyor.</p>

<h3><strong>Bitmeyen bir yokluk: Kayıplar</strong></h3>

<p>Olağan koşullarda ölüm ardında bir mezar bırakır. Sevdiklerinin ve dostlarının ziyaret edebileceği, nerede yattığına dair bir kesinlik sunan bir yer olur. Ancak kimliği belirsiz kayıp, ‘öldü mü, yoksa hayatta mı? Cesedi nerede? Defnedildi mi yoksa toprağa mı karıştı, yoksa köpekler mi yedi kuşlara mı yem oldu?’ gibi yanıtsız bir soruya yol açar.</p>

<p>Ahmet Ebu Avvad (15), geçtiğimiz yılın ağustos ayında Gazze Şeridi’nin güneyinde Han Yunus'un güneydoğusundaki Muraç Ekseni'ndeki yardım dağıtım bölgesine ailesi için yiyecek aramak üzere çıktı ve bir daha geri dönmedi.</p>

<p>Annesi bugüne kadar oğlunun hayatta mı, esir mi, yoksa ölü mü olduğunu bilmiyor. Onun tarif ettiği gibi ‘ince yapılı bedenine’ ne olduğundan habersiz. Al Majalla’ya konuşan Ebu Avvad, “Bazen sadece bu bekleyişin sona ermesi için şehit olduğu haberini almak istiyorum. Beklemek insanı öldürüyor. Ona ne olduğuna dair hiçbir bilgi yok” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vefa Belur'un (21) hikayesi de pek farklı değil. 14 yaşındaki kardeşi Eşref 2023'teki soykırım savaşının ilk aylarında çıkıp bir daha geri dönmedi. Ardından büyük kardeşi Adnan (23) kaybolan kardeşini aramak için yola çıktı ve o da yok oldu.</p>

<p>Vefa, savaşın başında İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki geniş kamp ve şehir bölgeleri için tahliye emirleri verdiğini, yoğun hava ve topçu bombardımanı altında ilk kardeşini yitirdiğini ve hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadığını anlatıyor. Bir yılı aşkın süre sonra bir arkadaşlarının onu Gazze’nin güneyinde gördüğünü bildirmesiyle büyük kardeşleri onu aramaya gitti ve o da bir daha dönmedi. Her ikisinin de İsrail ordusu tarafından esir alınıp alınmadığını, öldürülüp öldürülmediğini ya da cesetlerinin kimsesiz cenazeler arasında ya da başıboş köpeklere yahut kuşlara yem olarak bırakılıp bırakılmadığını bilmiyor.</p>

<p>Gazze Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın verilerine göre enkaz altında olmadığı düşünülen ancak akıbeti hâlâ bilinmeyen çocukların adı kayıplar listesinde yer alıyor. Aileleri ise yıllarca süren beklemeyi sona erdirecek her türlü bilginin peşinde. Çünkü savaşlarda acı yalnızca ölümle sınırlı değil. Kesinliğini yitiren ve izini takip etmenin artık imkânsız olduğu yoklukla devam eder.</p>

<h3><strong>Çadır vatana dönüşünce</strong></h3>

<p>Savaşın ilk aylarında Gazeliler yerinden edilmenin geçici olduğuna inansa da üç yılın ardından çadır binlerce aile için kalıcı bir ev hâline geldi. Barınma merkezlerinde dünyaya gelen çocuklar var. Çadırlarda doğup ilk günlerinden bu yana bir evin nasıl bir yer olduğunu hiç bilmeyenler de. Aileler tüm yaşamlarını birkaç metrekarelik bir alana sığdırmak zorunda kaldı. Yine de çadırların içinde hayat her şeye rağmen akıyor. Çocuklar dünyaya geliyor, mütevazı düğünler yapılıyor, aileler çocuklarına en azından geçici de olsa bir istikrar hissi yaşatacak günlük rutinler oluşturmaya çalışıyor.</p>

<p>Üç yıllık soykırım sürecinde anne babalarının ya da kardeşlerinin anlattıklarından ev ve mahalle kavramını öğrenen tam bir nesil büyüdü. Yitirilen yalnızca barınak değildi. Yatak odası, pencereler, kapılar, oyuncaklar ve karyolalarla kuşatılmış küçük güvenli köşeler de kayboldu. Bunların yerini bir çadır, kum, birkaç örtü ve yatak aldı.</p>

<p>Yezin Ebu Abid, 2024 yılının mart ayında bir sahra hastanesindeki çadırda dünyaya geldi. Ertesi gün annesi Nura ile birlikte Han Yunus'un batısındaki el-Mevasi bölgesindeki yerinden edilmiş ailesinin çadırına taşındı. Aile, kentin doğusundaki Zanna bölgesindeki evini tahliye emirlerinin ardından terk etmek zorunda kalmıştı. Bölge ardından gelen yoğun bombalamalarla tamamen yerle bir edildi. Yezin kum, kumaş parçaları ve ‘banyo’ olarak adlandırılan köşesiyle çadırın tüm ayrıntıları içinde büyüdü. Mutfak ise çadırın yanına yerleştirilmiş bulaşık yıkamak için kullanılan bir kap ile yanı başındaki yemek pişirmek için ateş yakılan bir ocaktan ibaret.</p>

<p>Al Majalla’ya konuşan annesi şunları söyledi:</p>

<p>“Yezin yalnızca çadırı ve açlığı biliyor. Yakın zamanda meyvelerin girişine izin verildiğinde ürktü ve yanına yaklaşmak istemedi; çünkü çocukluğundan bu yana onlara alışkın değil. Söz ettiğimiz pek çok şeyi garip karşılıyor. Büyüyünce, eğer hâlâ çadırlarda yaşıyorsak, nasıl uyum sağlayacağını bilmiyorum.”</p>

<p>Gazze Hükümeti Medya Ofisi'nin haziran ayında yayımladığı açıklamaya göre soykırım ve tahribat sonucunda Gazze Şeridi'ndeki zarar gören konut birimlerinin sayısı yaklaşık 510 bine ulaştı. 335 bin bina ve konut birimi tamamen yıkılırken 75 bin bina ve konut birimi oturulamaz hale getirecek düzeyde hasar gördü. Veriler ayrıca 350 binden fazla Filistinli ailenin barınmaya ihtiyaç duyduğuna, binlerce Gazzeli aile için ise çadırların tek seçenek hâline geldiğine işaret ediyor.</p>

<h3><strong>Eğitim: Okulların çok ötesindeki kayıp</strong></h3>

<p>İnsanın hayatındaki kayıpların belki de en ağırı gözle görülemeyendir. Kısmen ya da tamamen tahrip edilen okullar, yıllar alsa da yeniden inşa edilebilir. Ancak öğrencilerin hayatından silinen eğitim yılları bir daha geri getirilemez.</p>

<p>Sara Sa'da (15), savaş nedeniyle kapanan okulun yerine resmi koyduğunu anlatıyor. Yerinden edilmiş oldukları çadırda kendine küçük bir resim köşesi ayırdı ve tablolarını yaşadıklarını ve yaşamaya devam ettiklerini belgelemek için bir araca dönüştürdü. Yıkılmış evleri, su kuyruklarını, yerinden edilmiş insanları ve birkaç ay önce bir yardım dağıtım noktasında üzerine sıcak yemek dökülerek yanan çocuğu resimlerine taşıdı.</p>

<p>Al Majalla’ya konuşan Sara, “Halkımın sesini dünyaya ulaştırmaya çalışıyorum” dedi. Sara için resim artık bir hobi değil. Eğitimden ve istikrardan yoksun bırakılmış bir neslin belleğini koruma ve deneyimini aktarma yoluna dönüştü.</p>

<p>Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun raporu, yalnızca savaş sürecindeki ihlalleri tanımlamakla yetinmeyip çocuklar, aileler ve toplumsal yapı üzerindeki uzun vadeli etkilere dikkati çektiği için ayrı bir önem taşıyor.</p>

<p>Birkaç ay önce çadırlar içinde gençlerden oluşan bir grubun yürüttüğü eğitim girişimine katılmayı başardı. Burada kaçırdığı eğitim yıllarını telafi etmek ve uzaktan eğitim sistemine dahil olmak için ders görüyor, fakat “Mesele kolay değil, internete ve elektriğe ihtiyacımız var, bunlar her zaman mevcut değil, ama çabalıyoruz" diyor.</p>

<p>Yaklaşık on ay önce ateşkes ilan edilmesine karşın savaşın sürmesiyle birlikte sonuçları artık yalnızca bedensel değil, ruhsal sağlığı da derinden etkiliyor. Saha raporları Gazze Şeridi'nde psikolojik destek hizmetlerine başvuruların giderek arttığına işaret ederken çocuklar arasında kabuslar, ani seslerden ürküntü, konsantrasyon güçlükleri ve idrar kaçırma gibi belirtilerin yaygınlaştığı görülüyor.</p>

<p>Uzmanlar söz konusu raporlarda bu artışı travmaların birikmesinin doğal bir sonucu olarak tanımladı. Psikolojik sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın bu alanda çalışan kurumların karşılayabileceğinin çok üstüne çıktığını vurguladı. BM’nin geçtiğimiz mayıs ayında bir raporunda Gazze'deki çocukların süregelen yerinden edilme, eğitimin çöküşü ve temel hizmetlerin azalması karşısında dünyanın en ağır insani ve psikolojik krizlerinden biriyle yüzleştiği uyarısında bulundu. Savaşın psikolojik izlerinin çatışma dursa bile yıllarca sürebileceğinin de altını çizdi.</p>

<h3><strong>Savaştan önce ve sonra</strong></h3>

<p>Savaşlar çoğunlukla kayıp sayısıyla ya da yıkılan binaların büyüklüğüyle ölçülür. Ancak üç yıldır süregelen İsrail soykırımı göz önüne alındığında kayıp bunun çok daha ötesinde bir derinlik taşıyor. Çünkü iş hayatına erken sürüklenen Mahmud ve Vasim çocukluklarının yıllarını kolay kolay geri kazanamayacak. Anne-babalarına bakan İyad ile Rehef sanki hiçbir şey olmamış gibi okul sıralarına dönemeyecek. Ahmet'in annesi ve kayıplarından haber bekleyen tüm anneler, dünyanın geri kalanından farklı bir zamanda yaşıyor. Yokluğun başladığı an üzerinde donup kalmış bir zamanda. Bu nedenle beklenen yeniden yapılanma yalnızca enkaz kaldırma ve ev inşa etme süreci değil, insani dokusunun emsalsiz bir baskıya maruz kaldığı bir toplumu yeniden kurma girişimi olarak değerlendirilebilir. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu noktada Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun raporu, yalnızca savaş sürecindeki ihlalleri tanımlamakla kalmayıp çocuklar, aileler ve toplumsal yapı üzerindeki uzun vadeli etkilere dikkat çektiği için ayrı bir önem kazanıyor. Ancak Gazze'deki günlük hikayeler rapor ve kuru istatistiklerin çok ötesine geçen bir gerçeği gözler önüne seriyor: Savaşın artık hayatın kendisinin içinde inşa edildiği bir çerçeveye dönüştüğünü, sorumlulukların, hayallerin ve aile ilişkilerinin kayıp ile yerinden edilmenin ağırlığı altında nasıl köklü bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Muhammed Gabun ve enkaz altındaki aile bireylerinin bulunmasını bekleyen tüm insanlar için geriye kalan kemikler yarın, haftalar sonra ya da belki aylarca sonra ortaya çıkabilir. Ancak bu, savaş öncesi ve sonrası olarak hayatlarının ikiye bölündüğü zamanı geri getirmeyecek. İki zaman diliminin arasında değişen yalnızca mekânın şekli ve dokusu değil, insanın kendisi de değişti.</p>

<p><i>Salim er-Reyyis, Şark'ul Avsat</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/15-yasindaki-gazzeli-yiyecek-aramak-uzere-yola-cikti-ve-bir-daha-geri-donmedi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-08-095137.png" type="image/jpeg" length="17001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler dünyanın sessizliği eşliğinde Kudüs'teki işgalini genişletiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yahudiler-dunyanin-sessizligi-esliginde-kudusteki-isgalini-genisletiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yahudiler-dunyanin-sessizligi-esliginde-kudusteki-isgalini-genisletiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kudüs Valiliği'nin hazırladığı rapor, İsrail işgali altındaki bölgede gerçekleşen saldırılardan Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılara ve yıkılan evlere kadar çok yönlü işgalin bilançosunu ortaya koydu. Bu yılın ilk 6 ayında 25 bin 604 Yahudi işgalci Mescid-i Aksa'ya baskınlar düzenlerken İsrail saldırılarında da 11 Filistinli şehit oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgal altındaki Kudüs'te yılın ilk altı ayında haydut devlet İsrail güçleri ile Yahudi işgalcilerin Filistinlilere yönelik baskı ve şiddeti her alanda yoğunlaştı. Kudüs Valiliği tarafından yayınlanan altı aylık rapora göre şehirde saldırılar, kitlesel gözaltılar, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlar, işgal faaliyetleri, ev yıkımları ve arazi gaspları eş zamanlı olarak hız kazandı. Valilik, yaşananların Filistinlilerin şehirdeki varlığını azaltmayı ve Kudüs'ün dini ile demografik kimliğini değiştirmeyi amaçlayan sistematik bir politikanın parçası olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ÇOCUK VE KADINLARA GÖZALTI</strong></h2>

<p color="dimmed">Rapora göre yılın ilk yarısında İsrail güçleri ve işgalci Yahudilerin saldırılarında 11 Filistinli şehit oldu, 191 kişi yaralandı. 127’si çocuk, 32’si kadın olmak üzere toplam 866 Filistinli gözaltına alındı, bunlardan 140’ı tutuklandı. Baskınların büyük bölümü gece saatlerinde gerçekleşti, evlere zorla girilip aile fertleri darbedildi. Altı aylık süreçte 762 kişi hakkında Mescid-i Aksa, Eski Şehir veya Kudüs'e giriş yasağı kararı verildi.</p>

<h2><strong>E1 PROJESİ HIZ KAZANDI</strong></h2>

<p color="dimmed">Aynı dönemde 269 işgalci saldırısı belgelendi. Bunların 52'sini Filistinlilere yönelik doğrudan fiziksel saldırılar oluşturdu. Rapora göre işgalciler, Filistinlilere ait ev, araç ve tarım arazilerine saldırdı, zeytinlikleri tahrip etti, su altyapılarını hedef aldı, çobanları bölgeden uzaklaştırdı ve yeni yerleşim noktaları oluşturmak amacıyla Filistin topraklarını buldozerlerle dümdüz etti. İsrail makamları 288 yıkım gerçekleştirdi. Belediye tarafından kesilen yüksek para cezaları nedeniyle çok sayıda Filistinli aile evlerini kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı. Bu süreçte 352 yeni yıkım, tahliye ve araziye el koyma bildirimi yayınlandı. Boşaltılan alanların önemli bölümü yeni yerleşim projeleri için hazırlandı, Silvan, Şeyh Cerrah, Givat Hamatos, Atarot ve E1 koridorunda yerleşim faaliyetleri hız kazandı. Valilik, yıkımlar ile işgal projelerinin birbirini tamamlayan aynı politikanın parçaları olduğuna dikkat çekti.</p>

<p color="dimmed"><i>Kaynak: Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yahudiler-dunyanin-sessizligi-esliginde-kudusteki-isgalini-genisletiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/isrial-kudus.jpg" type="image/jpeg" length="48819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD, İran'da 80'den fazla hedefi vurduğunu bildirdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-iranda-80den-fazla-hedefi-vurdugunu-bildirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-iranda-80den-fazla-hedefi-vurdugunu-bildirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yönelik saldırıları gerekçe göstererek İran'da 80'den fazla askeri hedefi vurduğunu açıkladı. ABD, operasyonun hava savunma sistemleri, komuta merkezleri ve kıyı radarlarını hedef aldığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ordusu, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yönelik son saldırılara karşılık İran'a ait 80'den fazla askeri hedefin vurulduğunu duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan geçen 3 ticari gemiye yönelik saldırıları gerekçe gösterilerek dün İran'a karşı başlatılan misillemenin detayları aktarıldı.</p>

<p>'CENTCOM güçleri, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yönelik son saldırılarına anında karşılık vererek, hassas güdümlü mühimmatla İran'da 80'den fazla hedefi vurduğu yeni bir saldırı dalgası düzenledi.' ifadesi kullanılan açıklamada, İran'a ait hava savunma sistemleri, komuta kontrol ağları ve kıyı radar noktalarının vurulduğu belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, İran'ın düzenlediği saldırılarla ateşkesi ihlal ettiği ve seyrüsefer serbestisini zayıflattığı savunuldu.</p>

<p>ABD ordusu dün Hürmüz Boğazı'ndan geçen 3 ticari gemiye yönelik saldırıları gerekçe göstererek İran'a karşı 'bir dizi güçlü saldırı' başlattığını bildirmişti.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-iranda-80den-fazla-hedefi-vurdugunu-bildirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/abd-duyurdu-iranda-80i-askin-hedef-vuruldu-operasyon-tamamlandi-fkkh-cover.webp" type="image/jpeg" length="42002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara-Londra arasında askeri pakt: Maddeler gizli kalacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ankara-londra-arasinda-askeri-pakt-maddeler-gizli-kalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ankara-londra-arasinda-askeri-pakt-maddeler-gizli-kalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye ile Birleşik Krallık, askeri ve stratejik ortaklıklarını yeni bir safhaya taşıyacak kapsamlı bir güvenlik anlaşmasını hayata geçiriyor. Ankara'da gerçekleşen NATO zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer mutabakat metnine resmi imzaları atacak]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgesel kaynakların aktardığı bilgilere göre bu anlaşma, iki ülkenin değişen küresel jeopolitik risklere karşı ortak hareket etme kabiliyetini artırma amacı taşıyor. Anlaşma; savunma sanayisi yatırımları, siber güvenlik, terörle mücadele ve hibrit tehditlerle ortak mücadele gibi başlıkları içinde barındırıyor. Belirlenen maddeler doğrultusunda her iki devlet, savunma alanındaki tüm hususlarda birbirlerine geniş çaplı askeri destek sağlamayı taahhüt ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Stratejik ortaklığın en dikkat çekici yönünü ise metnin gizlilik derecesi oluşturuyor. Muhtevasındaki yüksek güvenlik hassasiyetleri taşıyan askeri hükümler sebebiyle anlaşma metni tamamen saklı tutuluyor ve kamuoyuyla paylaşılmıyor.</p>

<p>Uluslararası savunma analizlerinde bu ortaklık, 2021 senesinde Fransa ile Yunanistan arasında yürürlüğe giren askeri yardımlaşma ve fırkateyn tedarikini içeren stratejik savunma paktı ile benzerlik taşıyor. Ankara’nın küresel ittifak ağlarını kuvvetlendirme politikasının bir ürünü olan bu iş birliği, Türkiye’nin uluslararası alandaki askeri ve diplomatik konumunun daha da pekişmesine sebep olacak bir ağırlığa sahip bulunuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ankara-londra-arasinda-askeri-pakt-maddeler-gizli-kalacak</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 23:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/abdtr.webp" type="image/jpeg" length="86614"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Netanyahu, Trump'ın 'CAATSA' çıkışından tedirgin]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/netanyahu-trumpin-caatsa-cikisindan-tedirgin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/netanyahu-trumpin-caatsa-cikisindan-tedirgin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump'ın Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını sonlandırma eğilimi,  Netanyahu cephesinde endişeye sebep oldu. Netanyahu, Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının teslim edilmesinin Orta Doğu'daki mevcut güç dengesini tamamen bozacağını ileri sürdü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD merkezli CNN televizyonuna konuşan İsrail Başbakanı, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Trump ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini itiraf etti. Bu temasların temel amacının, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesini engellemek olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da basının karşısına çıkan Trump, dost ülkelere yaptırım uygulamaktan uzak durma niyetini paylaştı. Trump'ın CAATSA yaptırımlarını kaldırma ve F-35 tedarikini yeniden değerlendirme yönündeki bu adımları Netanyahu'yu rahatsız etti. İsrail Başbakanı, Türkiye'nin ABD açısından örnek müttefik tanımının dışında kalan bir çizgide durduğunu iddia etti.</p>

<p>Trump ile Erdoğan arasındaki yakın ilişkiyi değerlendiren Netanyahu, kişisel dostlukların devletler arası ittifakları her zaman kapsayıcı kılmakta yetersiz kalacağını savundu. Trump’ın makamında bulunması halinde F-35 uçaklarının Türkiye’ye verilmesi kararını kesinlikle askıya alacağını ifade eden Netanyahu, Washington yönetimine karşı duruşunu netleştirdi. İran ile ilişkiler konusunda ise Trump ile bazı fikir ayrılıkları yaşamalarına rağmen, büyük meselelerde tam bir uyum içinde hareket ettiklerini, ancak İran’ın gelecekteki pozisyonuna dair belirsizliğin sürdüğünü ekledi.</p>

<p> </p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/netanyahu-trumpin-caatsa-cikisindan-tedirgin</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/netanyahuq.webp" type="image/jpeg" length="34833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran Donanması Katar tankerini vurdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-donanmasi-katar-tankerini-vurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-donanmasi-katar-tankerini-vurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Katar Dışişleri Bakanlığı, ülkeye ait "Er-Rukeyyat" adlı petrol tankerinin Hürmüz Boğazı yakınlarında seyir halindeyken vurulduğunu açıkladı. Katar yönetimi, uluslararası seyrüsefer güvenliğini hedef alan bu sıcak gelişmenin ardından doğrudan İran'ı suçladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong> </strong>Saldırıya ilişkin resmi açıklamayı yapan Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Er-Rukeyyat tankerinin hedef alınmasını sert sözlerle kınadı. El-Ensari, "Bu hamle, uluslararası seyrüsefer ve küresel enerji arzı güvenliğine yönelik kabul edilemez bir saldırı olmasının yanı sıra, uluslararası hukukun da ağır ve açık bir ihlalidir" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katarlı sözcü, bölgedeki tansiyonu zirveye çıkaran saldırının faili olarak doğrudan Tahran yönetimini işaret etti. İran'ın dar hesaplar uğruna küresel piyasaları ve bölge istikrarını tehlikeye attığını belirten el-Ensari, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"İran İslam Cumhuriyeti'nden, bölge güvenliğini etkileyen veya uluslararası seyrüsefer güvenliğini tehdit eden tüm uygulamaları derhal durdurmasını; dar hesaplara hizmet etmek uğruna küresel enerji arzını ve bölge ülkelerinin kaynaklarını tehlikeye atmaktan vazgeçmesini talep ediyor ve bu saldırı ile bundan doğabilecek hukuki sonuçlardan İran'ı sorumlu tutuyoruz."</p>

<p>Katar'ın bu çıkışından önce, İran cephesinden operasyonu üstlenen nitelikte bir haber akışı sağlandı. İran devlet televizyonu, askeri kaynaklara dayandırdığı yayınında, İran donanmasının Hürmüz Boğazı yakınlarında "uyarıları dikkate almayan" bir petrol tankerine yönelik ateş açtığını duyurmuştu. </p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-donanmasi-katar-tankerini-vurdu</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/hurmuziranq.webp" type="image/jpeg" length="99188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Norveç'ten Ukrayna hava savunmasına maddi destek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/norvecten-ukrayna-hava-savunmasina-maddi-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/norvecten-ukrayna-hava-savunmasina-maddi-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, ülkesinin Ukrayna'nın hava savunma sistemine 306 milyon dolarlık maddi destek sağlayacağını söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>36.⁠ NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Ankara'da bulunan Store, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmesinin ardından Norveç basınına açıklamada bulundu.</p>

<p>Norveç hükümetinin bugün Ukrayna'nın hava savunma sistemine 306 milyon dolarlık maddi destek sağlama kararı aldığını belirterek, 'Ukrayna çoğu insansız hava aracı ve seyir füzesine karşı koyabiliyor ancak balistik füzelere karşı daha güçlü bir savunmaya ihtiyacı var.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Store, balistik füzelere karşı savunmanın Ukrayna'nın en önemli ihtiyaçlarından birisi olduğuna işaret ederek, bu kapsamda ülkesinin maddi destek sağlayacağını kaydetti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/norvecten-ukrayna-hava-savunmasina-maddi-destek</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/norvecs.webp" type="image/jpeg" length="69799"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küba: 'ABD ablukası, sessizce boğuyor ve öldürüyor']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kuba-disisleri-bakani-abd-ablukasi-sessizce-boguyor-ve-olduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kuba-disisleri-bakani-abd-ablukasi-sessizce-boguyor-ve-olduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla, ABD'nin Küba'ya uyguladığı ablukayı 'savaş eylemi' olarak nitelendirerek bunun, Küba halkını 'sessizce boğup öldürdüğü' değerlendirmesinde bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Parrilla, BM Genel Kurul Salonu'nda 'ABD'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ambargonun sona erdirilmesinin gerekliliği' başlığıyla düzenlenen toplantıda konuştu.</p>

<p>Parrilla'nın konuşması öncesinde, ABD'nin toplantıya itirazı üzerine Genel Kurul Salonu'nda oylama yapıldı.</p>

<p>Oylamada 136 ülke toplantıya devam edilmesi için 'evet' oyu kullanırken, 9 ülke 'hayır' oyu verdi, 30 ülke ise çekimser kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıya devam edilmesi kararı üzerine kürsüye çıkan Küba Dışişleri Bakanı Parrilla, ABD politikasını, yaklaşık 70 yıldır süren 'çok boyutlu, geleneksel olmayan bir savaş' olarak tanımlayarak, mevcut 'enerji kuşatmasını' ise bir 'savaş eylemi' olarak değerlendirdi.</p>

<p>Parrilla, ABD ablukasının Küba içindeki insani etkisine işaret ederek 'Ülkede her 1000 doğum başına 4 olan bebek ölüm oranı 9,9'a yükseldi. Bu, farklı koşullar altında önlenebilir ölümlerin olduğu anlamına gelir. 1780 yeni doğan kurtarılabilirdi.' diye konuştu.</p>

<p>Kanser ölümlerinin arttığını, çocuk ve gençlerin hayatta kalma oranlarının yüzde 85'ten yüzde 65'e düştüğünü belirten Parrilla, 'ABD ablukası, sessizce boğuyor ve öldürüyor.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Parrilla, 'ABD hükümeti, Gazze'de yaşanan soykırıma, üniversitelerde durumu protesto eden öğretmen ve öğrencilere yönelik baskıya ortak olan bir hükümettir. Bu hükümet, siyasi nedenlerle şehirlerin militarizasyonundan, göçmenlere yönelik acımasız baskıdan, küçük çocukların ebeveynlerinden ayrılmasından sorumludur.' diye konuştu.</p>

<p>ABD ablukasının ülkedeki ekonomik etkisinin toplamda 178,7 milyar dolar olduğunu aktaran Parrilla, ABD'nin uygulamaya koyduğu önlemlerin uluslararası hukuku, ticaret kurallarını ve seyrüsefer özgürlüğünü ihlal ettiğini vurguladı.</p>

<p>Parrilla, 'Küba'nın bugün karşı karşıya kaldığı düşmanlık ve tehditler, uluslararası hukukun endişe verici bir ihlaller dizisinin parçasıdır ve yarın herhangi bir başka ülkenin başına gelebileceklerin öncüsüdür.' ifadesini kullandı.</p>

<p>BM üyesi ülkelere 'Bu, yöneldiğimiz yeni dünya düzeni mi?' diye soran Parrilla, her şeye rağmen ABD'nin 'acımasız saldırganlığına' karşı mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kuba-disisleri-bakani-abd-ablukasi-sessizce-boguyor-ve-olduruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/kuba-1.webp" type="image/jpeg" length="13353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya’dan NATO Zirvesi açıklaması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusyadan-nato-zirvesi-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusyadan-nato-zirvesi-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nden çıkacak karar ve açıklamaları yakından izleyeceklerini belirterek, zirve öncesinde Rusya'ya yönelik söylemlerin yapıcı olmadığını savundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında alınacak kararların ve yapılacak açıklamaların Rusya tarafından yakından takip edileceğini açıkladı. Moskova'da gazetecilere konuşan Peskov, NATO'nun Ukrayna politikası ve Rusya'ya yönelik söylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2><strong>"Ankara'dan gelecek tüm haberleri izleyeceğiz"</strong></h2>

<p>Peskov, NATO Zirvesi'nin Rusya açısından önem taşıdığını belirterek, zirvede kabul edilecek belgeler, yapılacak açıklamalar ve liderler arasındaki ikili görüşmelerden çıkacak mesajların dikkatle takip edileceğini söyledi.</p>

<p>Kremlin Sözcüsü, zirvenin ardından ortaya çıkacak kararların bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından değerlendirileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Rusya'ya yönelik söylemleri eleştirdi</strong></h2>

<p>NATO Zirvesi öncesinde Rusya hakkında yapılan açıklamalara da değinen Peskov, ittifak üyelerinden gelen mesajların yapıcı olmadığını öne sürdü.</p>

<p>Peskov, zirve hazırlıkları sürecinde Rusya ile diyalog ve iş birliğini teşvik eden açıklamalar yerine, çatışmacı söylemlerin ön plana çıktığını savundu.</p>

<h2><strong>"Silah sevkiyatları hedeflerimizi değiştirmez"</strong></h2>

<p>Kremlin Sözcüsü, NATO ülkelerinin Ukrayna'ya yönelik askeri desteğine ilişkin değerlendirmesinde de, yeni silah sevkiyatlarının Rusya'nın Ukrayna'daki hedeflerini değiştirmeyeceğini iddia etti.</p>

<p>Ukrayna'nın yeni savunma ve saldırı sistemleri talep etmeyi sürdürdüğünü belirten Peskov, bunun Rusya'nın askeri hedeflerine ulaşmasını engelleyemeyeceğini öne sürdü.</p>

<h2><strong>Barış süreci ve ABD ile temaslar</strong></h2>

<p>Peskov, Ukrayna krizinin diplomatik yollarla çözülebileceğini savunarak, bunun Kiev yönetiminin siyasi tercihine bağlı olduğunu ileri sürdü.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusyadan-nato-zirvesi-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/rusyapeskov-1.webp" type="image/jpeg" length="77204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: "CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-caatsa-yaptirimlarini-kaldiracagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-caatsa-yaptirimlarini-kaldiracagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[36. NATO Liderler Zirvesi ve resmi ziyaret kapsamında Ankara’da bulunan Trump, resmi karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile açıklamalarda bulundu. Trump, sorulan soru üzerine “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız.” İfadesinde bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaptığı açıklamalarda Trump şöyle konuştu:</p>

<p>"(CAATSA yaptırımları) Bu müeyyideleri kaldıracağız. Bunu söyleyebilirim. Sayın Cumhurbaşkanı vaktini harcamasın bu soruyu cevaplamakla, ben doğrudan söylüyorum; çok yakın konuşuyoruz. Marco Rubio da burada, Dışişleri Bakanımız; Scott Bessent da burada, Pete de burada, herkes burada. Bu ambargoları, bu müeyyideleri kaldırıyoruz artık vakti geldi. Biz dostlarımızın müeyyideli (ambargolu) olmasını istemiyoruz, bu çok basit. Biz dostlarımıza müeyyide uygulamıyoruz."</p>

<h2><strong>CAATSA Yaptırımları Nedir?</strong></h2>

<p>CAATSA (Countering America's Adversaries Through Sanctions Act), Türkçe ismiyle "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası" olarak tanımlanmaktadır. ABD Kongresi tarafından 2017 yılında onaylanarak yürürlüğe giren bu yasa, küresel ölçekte belirli ülkelerle stratejik ve askeri ilişkiler kuran aktörleri hedef almaktadır. Mevzuatın temel amacı; Rusya, İran ve Kuzey Kore’nin savunma, istihbarat ve enerji sektörleri ile büyük çaplı ticaret veya iş birliği gerçekleştiren üçüncü taraf ülkeleri ekonomik ve siyasi yaptırımlarla sınırlandırmaktır. Kanun kapsamında belirlenen 12 farklı yaptırım maddesinden en az beşinin seçilerek uygulanması yasal bir zorunluluktur.</p>

<h2><strong>Türkiye’ye Yönelik Uygulanan CAATSA Yaptırımları Nelerdir?</strong></h2>

<p>Türkiye’nin Rusya’dan S-400 uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemini tedarik etmesi, bu yaptırım mekanizmasının devreye girmesine sebep oldu. Aralık 2020 tarihinde yürürlüğe konulan kararlar, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile kurumun üst düzey yöneticilerini hedef almıştır.</p>

<p>Bu çerçevede Türkiye'ye yönelik uygulanan başlıca kısıtlamalar şunlardır:</p>

<p><strong>İhracat Lisansı Kısıtlaması: </strong>Savunma Sanayii Başkanlığının ABD menşeli askeri ekipman, ileri teknoloji ve ürünler için ihracat lisansı ile izin alması durdurulmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Finansal Sınırlandırmalar:</strong> SSB'nin ABD mali kuruluşlarından, Dünya Bankası ile Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel finans kurumlarından kredi ve borç tedarik etmesi sınırlandırılmıştır.</p>

<p><strong>Kişisel Yaptırımlar ve Vize Kısıtlamaları:</strong> Dönemin Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Başkan Yardımcısı Faruk Yiğit, Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanı Serhat Gençoğlu ile Grup Müdürü Mustafa Alper Deniz yaptırım listesine dahil edilmiştir. Söz konusu bürokratların ABD sınırları içerisindeki olası mal varlıkları dondurulmuş ve kendilerine vize kısıtlaması getirilmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-caatsa-yaptirimlarini-kaldiracagiz</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 18:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/caatsa.webp" type="image/jpeg" length="68355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="38966"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="14453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="63146"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="66763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="74276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="68406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="93245"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="16231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="40133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="67719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="69034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="78429"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="96155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="39506"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="89959"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="93026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="86477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="18075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="23783"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
