<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 23:37:42 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CNN: ABD, İran'dan İsrail'e ateşlenen füzeleri engellemedi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cnn-abd-irandan-israile-ateslenen-fuzeleri-engellemedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cnn-abd-irandan-israile-ateslenen-fuzeleri-engellemedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CNN televizyonu, ABD'nin gece İran'dan İsrail'e doğru gönderilen füzelerin engellenmesine yardım etmediğini iddia etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CNN'in haberinde, 'ABD ordusunun, İran'dan gece saatlerinde dalgalar halinde İsrail'e fırlatılan füzeleri önlediğine yönelik' iddialar ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanala konuşan ABD'li bir yetkili, iddianın doğru olmadığını, ordunun 'gece İran'dan fırlatılan hiçbir füzeyi engellemediğini' savundu.</p>

<p>İsmi açıklanmayan yetkili, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Amiral Brad Cooper ile İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in telefon görüşmesi yaptığına ilişkin iddiayı ise yalanlamayarak, ikilinin 2 kez görüştüğünü öne sürdü.</p>

<h2><strong>Terörist İsrail, ateşkese rağmen hava saldırısı düzenlemişti</strong></h2>

<p>İsrail basınındaki haberlerde, İsrail ordusunun, ABD'nin İran'dan gelen füzelerinin önlenmesine yardımcı olduğuna ilişkin açıklamaları yer almıştı.</p>

<p>İsrail ordusu, dün, ateşkese rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş; İranlı yetkililer, İsrail'in bu saldırısına tepki göstererek karşılık vereceklerini açıklamıştı.</p>

<p>İran'dan gece saatlerinde 3 dalga halinde ateşlenen füzeler nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki birçok kentte sirenler çalmıştı.</p>

<p>İsrail ordusu, İran'ın batı ve orta kesimini hedef aldığını açıklamış, Tahran da bu saldırılara füzelerle yanıt vermişti.</p>

<p>İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı, İsrail'e yönelik askeri operasyonların durdurulduğunu duyurmuştu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cnn-abd-irandan-israile-ateslenen-fuzeleri-engellemedi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 22:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israiliran-1.webp" type="image/jpeg" length="93477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lgbt’li sapkının uyuşturucu testi pozitif çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/lgbtli-sapkinin-uyusturucu-testi-pozitif-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/lgbtli-sapkinin-uyusturucu-testi-pozitif-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması, kemalist vesayet rejiminin ve Batıcı modernleşme dayatmalarının toplumu sürüklediği ahlâkî uçurumu bir kez daha tescilledi. Söz konusu soruşturmanın işaret ettiği toplumsal çözülmenin odak noktasında küresel ifsat projelerinin yerli işbirlikçisi olan ve her fırsatta sapkın LGBT propagandası yürüterek gençliğin ahlâk yapısını bozmayı vazife edinen Mabel Matiz'in (Fatih Karaca) yer alması şaşırtmadı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin Beşiktaş, Sarıyer, Beyoğlu, Kağıthane, Üsküdar ve Muğla’da gerçekleştirdiği eş zamanlı operasyonlar, seküler sistemin baş tacı ettiği popüler figürlerin kokuşmuşluğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan biyolojik incelemeler neticesinde, kitlelerin önüne "rol model" diye konulan 20 şüphelinin büyük kısmında uyuşturucu madde bulundu.</p>

<p>İslâm fıtratına sırtını dönen, Batı'nın kokuşmuş kültürünü ilericilik diye pazarlayan kemalist sistem, mukaddesatından koparılmış, zehir batağına saplanmış böyle tiplerin türemesine zemin hazırladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut yapı, uzun yıllardır devam eden idaresine rağmen bu kokuşmuş çarkı kökünden kazımak yerine, statükoyu besleme yolunu seçti. Muhafazakâr söylemlerin arkasına sığınan siyasî irade, Batıcı kültür endüstrisine ve seküler hayat tarzına tavizler vererek bu ahlâkî çöküşün büyümesine ortak oldu. Operasyonlar sadece vitrindekileri hedeflerken, mevcut yapının Avrupa uyum yasalarıyla prangaya vurduğu adlî sistem, zehir müptelası azgın azınlığı koruma mekanizması gibi işlemektedir. Köklü bir nizam değişikliği yerine geçici polisiye tedbirlerle vakit kaybeden mevcut idare, toplumu oluşturan her bir ferdin manevî dünyasını tehlikeye atmaktadır.</p>

<p>Bu kokuşmuş tablonun en ön safında, küresel ifsat projelerinin yerli işbirlikçisi olan ve her fırsatta sapkın LGBT propagandası yürüterek gençliğin ahlâk yapısını bozmayı vazife edinen Mabel Matiz (Fatih Karaca) yer aldı. Kendisine sunulan ekranları ve sahneleri, sapkın akımların meşrulaştırılması için kullanan bu şahsın uyuşturucu müptelası olduğu adli raporlarla kanıtlandı. Kemalist kültür endüstrisinin parlatıp mevcut yapının da resmi kanallarla alan açtığı, muhafazakar belediyelerin konserlerle fonladığı bu nevi unsurların, toplumu zehirlediği yeniden gündeme geldi.</p>

<h2><strong>Yedi şahısta kokain maddesi tespit edildi</strong></h2>

<p>Adli Tıp Kurumu’nun tahlil raporları, Mabel Matiz ile birlikte Tarık Tunca Bakır, Aycan Yağcı, Eda Dora, Aslıhan Turanlı, Volkan Bahçekapılı ve Yasemin İkbal’in kan, saç ve idrar örneklerinde "kokain" maddesi bulunduğunu ortaya çıkardı.</p>

<p>Soruşturmanın ilerleyen safhalarında Onur Tuna ile sanal medya fenomeni Özgür Deniz Cellat’ın testlerinde esrar etken maddesi (THC) saptandı. Zehra Hanzade Gürkanlar’ın kan ve saçında kokain metabolitleri bulunurken, rapçi Hakan Aydın’ın (Blok3) saç örneğinde esrar etken maddesi yer aldı. Şarkıcı Niran Ünsal (Fatma Uludan Gugu)’nun kan, idrar ve saçında hem esrar hem de kokain maddesi bir arada tespit edildi.</p>

<p>Laboratuvar tetkikleri neticesinde testi pozitif çıkan şahıslar;</p>

<p>Onur Tuna, Özgür Deniz Cellat, Osman Haktan Canevi, Zehra Hanzade Gürkanlar, Fatma Uludan Gugu (Niran Ünsal), Hakan Aydın (Blok3), Mehmet Rahşan, Kübra İmren Siyahdemir, Feyza Civelek, Yaşar Özdaş.</p>

<p>Testleri temiz çıkan şahıslar; Tuğçe Postoğlu, Cansu Tekin, Berkay Şahin, Mirgün Cabas, Serenay Sarıkaya.</p>

<h2><strong>Operasyonun hukuki safhası</strong></h2>

<p>Yargı mekanizması, uyuşturucu imalat ve ticaretine yönelik bir operasyon başlattı. Yurt dışından deniz yoluyla ülkeye sokulmak istenen yüksek miktardaki kokainin ele geçirilmesi ve şehir içindeki imalathanelerin çökertilmesi, tehlikenin boyutunu gösteriyor. Bu zehir ağının sadece satıcılar üzerinden yürütülmesi, problemi çözmekte eksik kalmaktadır. Mevcut Batıcı hukuk sistemi ve serbest piyasa düzeni, uyuşturucu kullanımını kolaylaştıran lüks mekânların varlığını sürdürmesine imkân tanımaktadır.</p>

<p>Elde edilen deliller doğrultusunda jandarma ekipleri 25 zanlı hakkında gözaltı ve biyolojik inceleme kararı uyguladı. İstanbul’un lüks semtleri ile Muğla’daki adreslerde yapılan aramalarda Serenay Sarıkaya, Yağmur Ünal, Eren Kesimer ve Semiha Bezek gibi isimler de adli sürece dahil edildi. Adli Tıp işlemlerinin ardından Serenay Sarıkaya, Yağmur Ünal and Eren Kesimer serbest bırakıldı.</p>

<p>Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Mehmet Rahşan tutuklanırken; Aslıhan Turanlı, Berkay Şahin, Volkan Bahçekapılı, Kübra İmren Siyahdemir, Aycan Yağcı, Tuğçe Postoğlu, Eda Dora, Semiha Bezek ve Cansu Tekin hakkında yurt dışı çıkış yasağı konularak adli kontrol tedbiri getirildi. Evinde uyuşturucu madde bulunduğunu itiraf eden bir diğer şahısla birlikte şüpheli sayısı 26’ya ulaşırken; rapçi Hakan Aydın (Blok3) ve Yaşar Özdaş hakkında imza atma yükümlülüğü kararı verildi.</p>

<p>Mevcut yasaların zayıf yapısı, bu şahısların kısa sürede tekrar eski yaşantılarına dönmelerine zemin hazırlamaktadır. Gelinen noktada topyekûn bir zihniyet ve sistem inkılabının mutlak bir ihtiyaç olduğu ise gayet açıktır!</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/lgbtli-sapkinin-uyusturucu-testi-pozitif-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/mabelmatizlgbt.webp" type="image/jpeg" length="21446"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mayıs ayında Türk lirasının reel değeri geriledi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mayis-ayinda-turk-lirasinin-reel-degeri-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mayis-ayinda-turk-lirasinin-reel-degeri-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın açıkladığı mayıs ayı verileri, döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareketlerin ve kronikleşen yerel enflasyon baskısının Türk lirasının dış satın alma gücü üzerindeki dalgalı etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekonomi yönetiminin ve piyasaların yakından takip ettiği Mayıs 2026 dönemine ait "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri" raporunu yayımladı. Açıklanan resmi veriler, Türk lirasının uluslararası pazarlardaki gerçek değerini ve yerel fiyat artışlarının bu değer üzerindeki baskısını gösteriyor.</p>

<h2><strong>TÜFE bazlı endekste aşağı yönlü seyir</strong></h2>

<p>Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) esas alınarak hesaplanan reel efektif döviz kuru endeksi, mayıs ayında bir önceki aya kıyasla 0,44 puanlık bir düşüş kaydetti. Bu gerilemeyle birlikte nisan ayında 105,99 seviyesinde bulunan endeks, 105,55 seviyesine indi. Bu azalış, yerel fiyat hareketleri ile dış pazar dengeleri arasındaki makasın reel anlamda daraldığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>Üretici maliyetleri ve Yİ-ÜFE endeksindeki artış</strong></h2>

<p>Tüketici fiyatlarındaki gerilemenin aksine, maliyet endeksli göstergelerde daha farklı bir seyir gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, aynı dönemde 0,29 puanlık bir artışla 101,41 seviyesine ulaştı. Üretim maliyetlerinde yaşanan bu hareketlilik, sanayicinin uluslararası rekabet gücü üzerinde doğrudan etkili bir konumda bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yıllık kıyaslamada Türk Lirasının vaziyeti</strong></h2>

<p>Veriler uzun vadeli bir perspektifle incelendiğinde, Türk lirasının geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre daha yüksek bir seviyede tutunduğu görülüyor. Geçen yılın mayıs ayına kıyasla Türk lirası, TÜFE bazında 6,42 puan, Yİ-ÜFE bazında ise 2,36 puanlık bir değer kazancı sağladı.</p>

<h2><strong>Döviz Kurları ve enflasyon dengesi</strong></h2>

<p>Merkez Bankası'nın raporunda yer alan detaylar, endeksin seyrini belirleyen temel unsurları listeliyor:</p>

<p><strong>Döviz Kurlarındaki Değişim: </strong>Mayıs ayında Türk lirası karşısında ABD doları ortalama yüzde 1,49 oranında değer kazanırken, avro ortalama yüzde 1,59 oranında yükseldi.</p>

<p><strong>İç Piyasa Fiyat Hareketleri:</strong> Aynı dönemde yurt içi fiyat endekslerindeki yükseliş sürdü; aylık bazda TÜFE yüzde 1,71 artış gösterirken, Yİ-ÜFE yüzde 2,75 oranında yükseldi.</p>

<p>TCMB tarafından yapılan değerlendirmede, Türkiye'deki tüketici fiyatlarında yaşanan artışın endeksin yükselmesine katkıda bulunduğu belirtildi. Buna karşılık, dünya TÜFE sepetindeki değişimler ile nominal kur sepetinde meydana gelen yukarı yönlü hareketler ise endeksi aşağı yönlü baskılayan unsurlar oldu. Bu iki zıt dinamiğin eş zamanlı gerçekleşmesi, mayıs ayındaki nihai dengenin oluşmasına sebep oldu.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mayis-ayinda-turk-lirasinin-reel-degeri-geriledi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 20:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/tlreel.webp" type="image/jpeg" length="14074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'da savaş sebebiyle başlatılan uçuş kısıtlamaları kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iranda-savas-sebebiyle-baslatilan-ucus-kisitlamalari-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iranda-savas-sebebiyle-baslatilan-ucus-kisitlamalari-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Sivil Havacılık Kurumu, ülke hava sahasının yeniden normale döndüğünü ve yayımlanan notamlar doğrultusunda uçuş operasyonlarının yeniden başlatılacağını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran devlet televizyonuna göre, İran Sivil Havacılık Kurumu, ülkedeki uçuş kısıtlamalarıyla ilgili açıklama yayımladı.</p>

<p>Yapılan açıklamada, güvenli koşulların sağlanması ve ilgili kurumlarla gerekli işbirliğinin sağlanmasının ardından uçuşlara yönelik kısıtlamaların kaldırıldığı belirtildi.</p>

<p>İsrail'in gece saatlerinde başlayan saldırılarının ardından İran'da batı hava sahasının kapatılmasının ardından ülke genelinde tüm uçuşların iptal edildiği bildirilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iranda-savas-sebebiyle-baslatilan-ucus-kisitlamalari-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 20:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/iranair.webp" type="image/jpeg" length="39994"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİT Başkanı Kalın, Kahire’de ateşkes müzakerelerine katıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mit-baskani-kalin-kahirede-ateskes-muzakerelerine-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mit-baskani-kalin-kahirede-ateskes-muzakerelerine-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çalışmalar kapsamında Kahire’de düzenlenen görüşmelerde Filistinli gruplar ile garantör ülkelerin temsilcileri ile bir araya geldi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mısır Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre, Kahire'de görüşen taraflar ateşkes sürecinin ilerletilmesi ve sahadaki tıkanıklıkların giderilmesi amacıyla "yol haritası" niteliğinde bir taslak üzerinde çalıştı.</p>

<p>Görüşmelere Türkiye adına MİT Başkanı Kalın’ın yanı sıra Mısır ve Katar’dan üst düzey yetkililer ile Filistinli grupların temsilcileri katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarafların, sürecin ilerletilmesine yönelik değerlendirmeleri genel olarak "yapıcı bir atmosferde" ele aldığı belirtildi.</p>

<p>Görüşmelerde, ateşkesin ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerin tamamlanması, insani yardım girişinin artırılması ve sahada sükunetin korunmasına yönelik adımlar ele alındı.</p>

<p>Gazze’nin yönetimi, yeniden imar süreci, uluslararası güç konuşlandırılması ve ateşkesin uygulanmasına ilişkin mekanizmalar da toplantının gündeminde yer aldı.</p>

<p>Öte yandan güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Kalın, Kahire’deki toplantının marjında Mısır İstihbarat Bakanı Hasan Reşad ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile de bir araya geldi.</p>

<p>Görüşmelerde, ABD/İsrail – İran Savaşı, Somali, Sudan ve Libya konuları ele alındı.</p>

<p>Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmiş, ilk aşamada esir takası, insani yardım girişinin artırılması ve İsrail ordusunun bazı bölgelerden kısmi çekilmesi gibi adımlar uygulanmıştı. Filistinli kaynaklar ise İsrail’in anlaşma kapsamındaki yükümlülükleri tam yerine getirmediğini ve saldırıların sürdüğünü belirtiyor.</p>

<p>Anlaşmanın ikinci aşamasında Gazze’nin yönetimi, yeniden imar, uluslararası güç konuşlandırılması, İsrail’in çekilmesi ve bazı siyasi-güvenlik düzenlemelerinin ele alınması öngörülüyor.</p>

<p>Filistinli gruplar ile garantör ülkelerin temsilcileri, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin temaslara Kahire’de pazar günü başlamıştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mit-baskani-kalin-kahirede-ateskes-muzakerelerine-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ikalin-1.webp" type="image/jpeg" length="30755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya: Ukrayna'yla 'hilesiz' müzakerelere hazırız]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusya-ukraynayla-hilesiz-muzakerelere-haziriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusya-ukraynayla-hilesiz-muzakerelere-haziriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna ile krizin çözümüne yönelik 'dürüst' ve 'hilesiz' müzakerelere hazır olduklarını belirterek, 'Moskova, Alaska zirvesinde sağlanan uzlaşılar doğrultusunda hareket etmeye hazır.' dedi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lavrov, Rusya'yı ziyaret eden Bangladeş Dışişleri Bakanı Halilur Rahman ile başkent Moskova'da bir araya geldi. İki bakan, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e hitaben yazdığı mektubu yayımlamasını değerlendiren Lavrov, 'Bu mektup tüm dünyaya iletildi. Kibar insanlar, bu şekilde davranmaz. Putin, bu mektubu Ukrayna'nın müzakerelere ihtiyacı olmadığına dair bir işaret olarak değerlendirdi. Dürüst ve hilesiz müzakerelere hazırız.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Lavrov, Ukrayna ile daha önce yapılan müzakerelerde 'kötü' deneyime sahip olduklarına dile getirerek şunları söyledi:</p>

<p>'Batı'nın desteklediği anlaşmaları hayata geçirmeyi reddetmesinden kaynaklanan başarısızlık tecrübelerinin, Alaska'da sağlanan uzlaşılar konusunda tekrarlanmayacağını umuyoruz. Maalesef, Amerikalı ortaklarımız şimdilik bu konuya ilgi göstermiyor. Moskova, Alaska zirvesinde sağlanan uzlaşılar doğrultusunda hareket etmeye hazır.'</p>

<p>Sergey Lavrov, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun 'Washington'un Rusya-Ukrayna savaşında tarafsız arabulucu olmadığı ve Kiev'i desteklediği' yönündeki açıklamasından endişe duyduklarını söyledi.</p>

<p>İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Ukrayna'ya stratejik destek sağlanmasına ilişkin belge imzaladığını anımsatan Lavrov, bu durumda müzakere etmenin anlamı olmadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'BM Genel Sekreterliği, Batı tarafından yönetiliyor'</strong></h2>

<p>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliğini Ukrayna konusunda taraflı yaklaşım sergilemekle eleştiren Lavrov, 'Sekreterlik, şu anda Batı tarafından, daha doğrusu NATO tarafından yönetiliyor.' diye konuştu.</p>

<p>Bakan Lavrov, tüm ülkelerin BM Genel Sekreterliğinde orantılı şekilde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Bangladeş Dışişleri Bakanı Rahman da Rusya ile bölgesel ve küresel seviyede işbirliğini sürdürmek istediklerini dile getirdi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusya-ukraynayla-hilesiz-muzakerelere-haziriz</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/rusuk-2.png" type="image/jpeg" length="75176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Oytun Erbaş: Sağlıklı yaşamın esası İslami ölçülere göre yaşamaktır]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/prof-dr-oytun-erbas-saglikli-yasamin-esasi-islami-olculere-gore-yasamaktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/prof-dr-oytun-erbas-saglikli-yasamin-esasi-islami-olculere-gore-yasamaktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Oytun Erbaş, uzun ve sağlıklı yaşamın merkezinde huzurun bulunduğunu belirterek, kalbin sükûneti, duanın insan üzerindeki tesiri, erken kalkma ve gün ışığına göre yaşama düzeninin önemine dikkat çekti. Erbaş, “İslami kurallar, uzun yaşamın faktörleridir” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oytun Erbaş, uzun yaşam meselesine dair yaptığı değerlendirmede, insan ömrünü uzatan en temel unsurun huzur olduğunu söyledi. Uzun ve sağlıklı bir hayat için nabzın düşük seyretmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Erbaş, kalbi daha sakin çalışan insanların, yüksek nabızla yaşayanlara göre daha avantajlı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Erbaş, uzun yaşamın yalnızca biyolojik şartlarla açıklanamayacağını, insanın ruh dünyası, iç sesi ve hayat düzeninin de bu meselede belirleyici olduğunu vurguladı. Huzurlu bir hayat için insanın iç sesinin duayla yoğrulması gerektiğini belirten Erbaş, Allah’tan sağlık, sıhhat ve hayır dilemenin insanı içten düzenleyen bir istikamet sunduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanın fıtratına uygun yaşamasının önemine işaret eden Erbaş, uzun yaşamın esasının İslami kanunlara göre yaşamak olduğunu dile getirdi. Erken kalkmak, gün ağarırken uyanmak ve gün batınca uyku düzenine geçmek gibi alışkanlıkların, İslami hayat nizamıyla doğrudan irtibatlı olduğunu belirtti.</p>

<p>Sabah namazıyla birlikte gün ışığında kalkmanın ve yatsıdan sonra istirahate çekilmenin, beynin güneşle senkronizasyonunu sağladığını ifade eden Erbaş, bu düzenin insan bedenini ve zihnini tabii ritmine kavuşturduğunu söyledi.</p>

<p>Erbaş’ın sözleri, modern hayatın insanı bozduğu uyku, stres ve beden düzeni karşısında İslam’ın yalnızca ibadet hayatını değil, insanın bütün varlık düzenini kuşatan bir ölçü sunduğunu bir kez daha gösterdi. Modern dünyanın “sağlıklı yaşam” adı altında yeniden keşfetmeye çalıştığı birçok hakikat, İslam’ın asırlardır emrettiği hayat nizamında zaten yerini buluyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/prof-dr-oytun-erbas-saglikli-yasamin-esasi-islami-olculere-gore-yasamaktir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/oytun-erbas-1.jpg" type="image/jpeg" length="70219"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere'de 16 yaş altına sosyal medya yasağı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingilterede-16-yas-altina-sosyal-medya-yasagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingilterede-16-yas-altina-sosyal-medya-yasagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın, 16 yaşından küçüklerin sosyal medya kullanımına yönelik kapsamlı bir kısıtlama veya yasak planını açıklayacağı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere de çocuklara yönelik sosyal medya yasağı getirmeye hazırlanıyor.</p>

<p>İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer'ın, 16 yaşından küçüklere yönelik sosyal medya yasağını açıklayacağı öne sürüldü. İlerleyen saatlerde bir konuşma yapması beklenen Starmer'ın, vefat eden çocukların aileleriyle yaptığı görüşmeler ve Aralık ayında 16 yaş altı çocuklar için yasak getiren Avustralya'dan gözlemlenen kanıtları değerlendirdikten sonra kısıtlamalara devam etme kararı aldığı belirtiliyor.</p>

<p>Downing Streette görevli bir kaynak Başbakan Starmer'ın gençleri korumak için teknoloji şirketleri ve yöneticileriyle mücadele etmekten çekinmediğini söyledi. Bir diğer kaynak ise resmi yasağın bu hafta getirilebileceğini ifade ederken hükümetin çocukları zararlı içeriklerden korumak için alınması beklenen karara dair detayları paylaşabileceği aktarıldı.</p>

<p>Fransa, Danimarka ve Polonya da İngiltere gibi sosyal medya platformlarına yönelik kuralları sıkılaştırmaya hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yunanistan, Nisan ayında yaptığı açıklamada 2027 Ocak ayından itibaren 15 yaşından küçüklerin sosyal medyaya erişiminin yasaklanacağını duyurmuştu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingilterede-16-yas-altina-sosyal-medya-yasagi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/englanda.webp" type="image/jpeg" length="26219"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: İsrail ve İran savaşa son vermeli]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-israil-ve-iran-savasa-son-vermeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-israil-ve-iran-savasa-son-vermeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ve İran karşılıklı olarak birbirlerini hedef almayı sürdürürken ABD Başkanı Trump'tan “İsrail ve İran ateş etmeyi derhal durdurmalı.” açıklaması geldi. İsrail'in dün Lübnan'ın Başkenti Beyrut'u hedef almasına misilleme olarak İran İsrail'e füze saldırıları düzenlemiş, İsrail de yanıt olarak İran'daki hedefleri vurmuştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ile İran arasında nisan başında yürürlüğe giren kırılgan ateşkes son dönemde artan gerilim nedeniyle yeniden sınanırken ABD Başkanı Donald Trump Truth Social hesabından yeni bir paylaşımda bulundu. Donald Trump, “İsrail ve İran ateş etmeyi derhal durdurmalı.” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>İsrail ordusu, dün Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesinde Hizbullah'a ait altyapıyı hedef aldığını açıklarken, saldırıda en az iki kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı. Saldırının ardından İran'dan İsrail'e füze atışları yapıldı. Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump ise ilk açıklamasında hem İran'ın füze saldırılarından hem de İsrail'in Beyrut'u hedef almasından memnun olmadığını belirterek taraflara müzakere masasına dönme çağrısı yaptı. Hatta Axios, Trump'ın Netanyahu'yu aradığını ve misilleme saldırısını ertelemesini istediğini bildirmişti. Buna göre Netanyahu istemeden de olsa Trump'ın teklifini kabul etti.</p>

<h2><strong>TRUMP UYARISINA RAĞMEN İSRAİL'DEN MİSİLLEME</strong></h2>

<p>Ancak ABD Başkanı'nın uyarısına rağmen İsrail'den gece yarısı misilleme geldi. İsrail ordusu, İran'ın batısı ve merkezdeki bölgelerini vurduğunu bildirdi. İsrail savaş uçakları İran'ın 5 büyük kentini vurdu. Vurulan kentler, başkent Tahran, İsfahan, Kerec, Tebriz ve Kirmanşah.</p>

<h2><strong>"TÜM SENARYOLARA, GENİŞ ÇAPLI OPERASYONA HAZIRLIKLIYIZ”</strong></h2>

<p>İran'da radar tesislerinin vurulmasına misilleme olarak İsrail'de Nevatim ve Tel Nof Hava Üsleri'ni hedef aldıklarını bildiren İran Devrim Muhafızları, "Tüm senaryolara ve tüm cephelerde geniş çaplı operasyona hazırlıklıyız." mesajını verdi.</p>

<p>Bu mesajın ardından İsrail Ordusu, “İran'dan İsrail'e doğru yeni füzelerin fırlatıldığı tespit edildi.” açıklamasında bulundu.</p>

<h2><strong>İRAN ABD'Yİ SORUMLU TUTTU</strong></h2>

<p>İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, "İsrail'in saldırganlığındaki ABD'nin sorumluluğu açıktır ve gerilimin tırmanmasının sonuçlarından da ABD sorumludur." dedi.</p>

<h2><strong>“KIZILDENİZ'DE İSRAİL'İN DENİZCİLİK FAALİYETLERİNİ TAM VE KESİN BİR YASAK GETİRİYORUZ”</strong></h2>

<p>Öte yandan Yemen'deki İran destekli Husiler, İsrail'e füze saldırısı düzenlediklerini ve Kızıldeniz'de İsrail gemilerini hedef alacaklarını açıkladı. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada İsrail'in Yafa kentine füze saldırıları gerçekleştirdiklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kızıldeniz'de İsrail gemilerini hedef alacaklarını belirten Seri, "Kızıldeniz'de İsrail'in denizcilik faaliyetlerine tam ve kesin bir yasak getiriyoruz. Şu andan itibaren düşmanın tüm hareketliliğini meşru askeri hedef olarak kabul ediyoruz." dedi.</p>

<p>İsrail'in gerilimi tırmandıran adımlarına aynı şekilde karşılık vereceklerini söyleyen Seri, İsrail'e yönelik saldırılarını artıracaklarını ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-israil-ve-iran-savasa-son-vermeli</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/trump-atesske.jpg" type="image/jpeg" length="57867"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AB gözünü Balkanlara dikti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ab-gozunu-balkanlara-dikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ab-gozunu-balkanlara-dikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Washington’un giderek daha içe kapanan politikaları karşısında jeopolitik yalnızlığı derinleşen Avrupa Birliği, gözünü Batı Balkanlara çevirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karadağ’daki zirvede aday ülkelerin üyelik süreçlerini hızlandırma kararı alan Brüksel, Rusya ve Çin etkisine karşı bölgede yeni bir güvenlik hattı kurmayı hedeflerken, Türkiye’nin bu denklemde ortak mı yoksa rakip mi olarak görüldüğü sorusu ise yanıt bekliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’ya karşı ‘Önce Amerika’ stratejisi izlemesi sonrası yalnızlığı artan ve zayıflayan Avrupa Birliği (AB) gözünü Batı Balkanlara dikti. Karadağ’ın Adriyatik kıyısındaki Tivat kentinde düzenlenen zirvede, AB liderleri Balkan coğrafyasında genişlemeye dair arzularını dile getirirken zirvede verilen mesajlar, Batı Balkan ülkelerinin AB üyelik sürecinin önümüzdeki yıllarda hız kazanabileceğine işaret etti. Rusya ve Çin’in bölgede artan ekonomik ve güvenlik tehditlerine karşı jeopolitik bir set çekmek isteyen Brüksel, aday ülkelerin üyelik süreçlerini radikal bir biçimde hızlandıracak yeni bir eylem planı üzerinde mutabık kalırken Türkiye’nin Brüksel tarafından ortak mı yoksa rakip mi olarak görüldüğü ise hala belirsizliğini koruyor.</p>

<p><img alt="‘Türkiye ortak mı yoksa rakip mi’... AB gözünü Balkanlara dikti" height="100%" src="https://image.hurimg.com/i/hurriyet/90/770x0/6a25e15cbd0c561d1de23837.jpg" width="867" /></p>

<h2><strong>SÜREÇ HIZLANACAK</strong></h2>

<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da yer aldığı zirveye aday ülkelerin liderleri de katıldı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Fransa ve Almanya’nın ortak girişiminin aday ülkelerin üyelik yolunda daha hızlı ilerlemesine katkı sağlayacağını belirterek reform süreçlerini hızlandıran ülkelerin AB ile daha erken entegrasyon imkânlarından yararlanabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>FIRSAT DEĞİL ZORUNLULUK</strong></h2>

<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de genişleme sürecinin Avrupa’nın güvenliği ve istikrarı açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. Von der Leyen, mevcut jeopolitik gelişmeler ışığında AB’nin aday ülkelere yönelik yaklaşımını daha hızlı ve daha güvenilir hale getirmesi gerektiğini söyledi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa da Batı Balkanlar’daki genişlemenin AB’nin yaptığı en önemli jeopolitik yatırım olduğunu söylerken “Bu sadece bir fırsat değil; Avrupa için jeostratejik bir zorunluluk. Ve bunun için daha çok ve daha hızlı çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>KARADAĞ ÖNE ÇIKIYOR</strong></h2>

<p>Bu bölgede yer alan Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan uzun süredir üyelik için müzakereler yürütüyor. Öneri kapsamında aday ülkelere, üyelik sürecini tamamlamaları sırasında AB kurumlarında gözlemci statüsü verilmesi ve Birliğin Tek Pazarı’na sınırlı erişim sağlanması planlanıyor. Batı Balkanlar arasında üyelik sürecinde en ileri noktada bulunan Karadağ, 2028 yılına kadar AB’nin yeni üyesi olmayı hedefliyor. AB yetkilileri, reformların sürdürülmesi halinde Karadağ’ın üyelik yarışında önemli bir avantaja sahip olduğunu değerlendiriyor.</p>

<p><img alt="‘Türkiye ortak mı yoksa rakip mi’... AB gözünü Balkanlara dikti" height="100%" src="https://image.hurimg.com/i/hurriyet/90/770x0/6a25fadcbd0c561d1de2393f.jpg" width="867" /></p>

<h2><strong>BELGRAD’A UYARI</strong></h2>

<p>Zirvede dikkat çeken açıklamalardan biri de Sırbistan’a yönelik oldu. Almanya Başbakanı Merz, Belgrad yönetiminin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefi ile Rusya ve Çin’le yakın ilişkileri arasında net bir tercih yapması gerektiğini söyledi. Merz, Sırbistan’ın Avrupa yönünde karar vermesi halinde AB’nin de ülkeye kapılarını açık tutacağını ifade etti. Uzmanlara göre AB’nin genişleme konusundaki yeni yaklaşımında yalnızca ekonomik faktörler değil, güvenlik ve jeopolitik kaygılar da etkili oluyor. Özellikle Avrupa’nın doğusunda yaşanan gelişmeler, Birliğin Batı Balkanlar’ı daha hızlı şekilde Avrupa yapılarıyla bütünleştirme isteğini güçlendiriyor.</p>

<h2><strong>TÜRKİYE PLANIN NERESİNDE</strong></h2>

<p>Avrupa Birliği’ne aday ülkeler arasında bulunan Türkiye’nin ise Brüksel tarafından ortak mı yoksa mücadele edilen bir rakip mi olduğu belirsizliğini sürdürüyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, nisan ayında Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80’inci yıl etkinliğinde yaptığı konuşmada Avrupa Birliği’nin Batı Balkanlar’a yönelik genişlemesini “jeopolitik zorunluluk” diye savunurken, “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rusya, Türkiye ya da Çin etkisine bırakılmasın” ifadelerini kullanmış, Ankara’ya karşı yapılan bu açıklama hem AB’den hem de Türkiye’den büyük tepki çekmişti.</p>

<h2><strong>ATİNA HÂMİLİK PEŞİNDE</strong></h2>

<p>Yunanistan, Batı Balkanlarda hamiliğe soyunuyor. Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu dengelemek ve kendi etki alanını genişletmek isteyen Atina, son dönemde, Avrupa Birliği üyelik sürecini stratejik bir araç olarak kullanmaya başladı. Ankara’nın ticaret, TİKA ve kültürel bağlar üzerinden kurduğu etkiye karşılık Atina, daha çok yatırım ve AB fonları üzerinden hareket ediyor. AB üyelik perspektifi, eğitim programları ve ekonomik entegrasyon mekanizmaları Atina’nın bölgedeki nüfuz politikasının temel unsurları olarak öne çıkıyor. Yunan şirketleri, özellikle Sırbistan, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’daki yatırımlarını artırırken, Atina yönetimi de bölge ülkeleriyle temaslarını ve dışişleri bakanı ile başbakan düzeyinde üst düzey ziyaret trafiğini yoğunlaştırıyor.</p>

<p>Bu ziyaret trafiği, Yunanistan’ın bölgedeki siyasi ve ekonomik varlığını görünür kılma stratejisinin bir parçası. Atina’nın Batı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde daha etkin rol üstlenerek, “AB’nin Balkanlardaki kapısı” olmaya çalışıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ab-gozunu-balkanlara-dikti</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ab-balkan.webp" type="image/jpeg" length="95361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir dehanın portresi: Ennio Morricone]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bir-dehanin-portresi-ennio-morricone</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bir-dehanin-portresi-ennio-morricone" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ennio Morricone, sinema müziğini başlı başına bir sanat alanına dönüştüren büyük bestecilerden biri oldu. Trompetle başlayan zorlu eğitiminden Sergio Leone ile kurduğu unutulmaz ortaklığa uzanan kariyerinde 500’den fazla yapıma imza attı. Westernlerden politik sinemaya, duygusal dramalardan gangster filmlerine kadar pek çok eserde hafızalara kazınan besteler bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Belgesele dair</strong></h2>

<p><span style="color:#e74c3c">Ennio Morricone belgeseli, sinema tarihinin en etkili bestecilerinden birinin çocukluktan dünya çapındaki şöhrete uzanan hikâyesini anlatıyor. Trompetle başlayan zorlu eğitim, akademik müzik çevreleriyle yaşadığı gerilim, popüler müzikte yaptığı devrim, Sergio Leone ile kurduğu unutulmaz ortaklık ve film müziğinin çağdaş müzik içindeki yerini kabul ettirme mücadelesi bu anlatının merkezinde yer alıyor. Belgesel, Morricone’nin sadece film sahnelerine eşlik eden bir besteci olmadığını; sesi, sessizliği, gürültüyü ve melodiyi bir düşünce biçimine dönüştüren büyük bir müzik adamı olduğunu ortaya koyuyor.</span></p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/NVlKXm5wwAs?rel=0" width="640"></iframe></div>

<h2><strong>Gizli kalmış bir dehanın portresi</strong></h2>

<p>Ennio Morricone, dışarıdan bakıldığında sakin, ciddi ve mesafeli görünen fakat içine girildikçe çok daha karmaşık bir dünyaya sahip olduğu anlaşılan bir şahsiyetti. Onu tanıyanlar, Morricone’nin aynı anda hem bütünüyle kendisi kalabilen hem de her eserinde bambaşka bir insana dönüşebilen ender sanatçılardan biri olduğunu söylüyor. Onun için “kural dışı bir istisna”, “gizlenmiş ama her yazdığında yeniden patlayan büyük bir kabiliyet” ve “henüz bütünüyle keşfedilmemiş bir dünya” deniyor.</p>

<p>Morricone ile çalışmak, birçok yönetmen ve müzisyen için bir onur nişanı gibiydi. Sinemada onun adı, filmin üzerine yerleşen sıradan bir imza değil, eserin bütün duygusunu değiştiren güçlü bir mühür hâline geldi. Morricone, başarılı bir film müziği bestecisi olması yanında yirminci yüzyıl müziğinin en kendine mahsus dehalarından biridir.</p>

<h2><strong>Trompetle başlayan mecburi yol</strong></h2>

<p>Morricone, müziği hayatının doğal ve kaçınılmaz kaderi olarak görerek yola çıkmadığını söyler. Çocukluğunda niyeti doktor olmaktır. Fakat babası onun trompet öğrenmesine karar verir ve konservatuvara gönderir. Bu karar Ennio’nun değil, babasının kararıdır. Babası, geçimini trompetle sağlayan disiplinli, tutumlu ve sert bir müzisyendir. Elindeki enstrümanla ailesine ekmek kazandığını bilir ve oğlunun da aynı yoldan yürümesini ister.</p>

<p>Ennio daha küçük yaşta nota, sol anahtarı ve pentagramla tanışır. On bir yaşında trompet çalışmaya başlar, on altı yaşında diplomasını alır. Fakat bu süreç, romantik bir müzik hikâyesi gibi ilerlemez. Babası hastalandığında, genç Ennio gece kulüplerinde ve eğlence orkestralarında onun yerine çalmak zorunda kalır. Gece geç saatlere kadar trompet çalar, sabah erkenden konservatuvara gider, derslerine yetişmeye çalışır. Trompet sınavına dudağı yaralı ve bitkin hâlde girdiğini anlatır.</p>

<p>Bu tecrübe onda derin bir iz bırakır. Para kazanmak için trompet çalmak, onun gözünde ağır bir aşağılanma duygusu doğurur. Bu yüzden trompete karşı sevgisini kaybeder. Fakat hayatının temel malzemelerinden biri de yine bu enstrüman olur. Morricone’nin ileride sinemaya taşıyacağı sert, keskin, beklenmedik ses dünyasının gerisinde, çocuklukta mecbur kaldığı bu disiplinli ve yorucu çalışma vardır.</p>

<h2><strong>Petrassi, konservatuvar ve akademik disiplin</strong></h2>

<p>Trompet eğitimi sırasında Morricone, armoni ve kompozisyona yönelir. Kuralları olduğu gibi tekrarlamakla yetinmeyen, onları zenginleştiren bir öğrenci olarak dikkat çeker. Hocası Roberto Caggiano ona kompozisyon çalışması gerektiğini söyler. Böylece Morricone’nin yolu, yirminci yüzyıl İtalyan klasik müziğinin büyük isimlerinden Goffredo Petrassi’ye çıkar.</p>

<p>Petrassi, Morricone için çok büyük bir hocadır. Onun partisyonlarındaki grafik düzen, yazı güzelliği ve entelektüel disiplin Morricone’yi etkiler. Fakat bu ilişki kolay bir ilişki değildir. Konservatuvar elit bir çevredir; Morricone ise daha mütevazı bir aileden gelir. Üstelik bir trompetçinin kompozisyon sınıfına girmesi o dönem için alışılmış bir şey değildir. Bu yüzden kendisini zaman zaman küçük görülmüş ve dışlanmış hisseder.</p>

<p>Petrassi ilk dönemlerde ona dans formları, tarantella, bourrée, gigue, boogie-woogie ve samba gibi çalışmalar verir. Morricone bundan memnun olmaz; hocasının ilgisiz kaldığını düşünür. Fakat daha sonra ricercare formu üzerinde çalışır ve bu noktada kendisini bulur. Dört ve beş sesli kontrpuan, Palestrina ve Monteverdi disiplini, Frescobaldi ve Bach öncesi formlar, onun müzikal düşüncesinin temelini kurar. Morricone’nin filmler için yazdığı en sade melodilerde bile bu derin kontrpuan bilgisinin izleri vardır.</p>

<p><img alt="Morricone2" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/morricone2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p>Petrassi’nin Stravinsky’ye ilgisi de Morricone üzerinde etkili olur. Genç yaşta Stravinsky’nin “Mezmurlar Senfonisi”ni dinlemesi, onda unutulmaz bir iz bırakır. Morricone’nin ileride hem dinî bir ciddiyeti hem de modern bir ses arayışını birlikte taşıyabilmesinde bu eğitimin payı büyüktür.</p>

<h2><strong>Geçim sıkıntısı, gizli aranjmanlar ve ilk işler</strong></h2>

<p>Konservatuvardan sonra Morricone kendisini “zamanın karşısında çıplak kalmış bir besteci” gibi hisseder. Ailesi ondan daha anlaşılır, güzel melodiler yazmasını ister. Annesi sürekli “güzel bir şarkı yaz, melodi yaz, böyle başarı kazanırsın” der. O ise bir yandan akademik müzik dünyasının saf kompozisyon idealiyle, diğer yandan geçim mecburiyetiyle karşı karşıyadır.</p>

<p>Eşi Maria’nın desteğiyle RAI’de iş bulur, fakat ilk gün kendisine orada kariyer yapamayacağı ve bestelerinin çalınamayacağı söylenir. Morricone hemen istifa eder. Ardından çağdaş müzik çevrelerine, Darmstadt tecrübesine ve deneysel arayışlara yönelir. John Cage’in müzik anlayışı, geleneksel ses düzenini parçalama isteği ve çağdaş müziğin krizleri Morricone’nin zihninde yeni kapılar açar.</p>

<p>Bu dönemde Franco Evangelisti, Aldo Clementi, Giusto Macchi ve başka müzisyenlerle birlikte Nuova Consonanza grubunun doğuşuna katılır. Bu grup geleneksel ses üretme biçimlerini reddeden, enstrümanları tanınmayacak hâle getiren, “travmatik sesler” arayan bir topluluktur. Trompet, Morricone’nin elinde artık sadece trompet gibi duyulmaz; yarım basılan pistonlar, ağızlık oyunları, boğuk ve tuhaf sesler, ileride sinemada kuracağı dünyaya öncülük eder.</p>

<h2><strong>RCA yılları ve popüler müzikte devrim</strong></h2>

<p>Morricone’nin asıl büyük dönüşümlerinden biri aranjörlük alanında gerçekleşir. Başlangıçta perde arkasında, adı görünmeden başkaları için düzenlemeler yapar. Televizyon, sinema ve plak şirketleri için yoğun şekilde çalışır. RCA döneminde yaptığı işler, İtalyan popüler müziğinin sesini değiştirir. O güne kadar şarkılar çoğunlukla basit bir akor eşliğiyle taşınırken, Morricone aranjmanı şarkının içine ikinci bir kompozisyon gibi yerleştirir.</p>

<p>Onun düzenlemelerinde daktilo, teneke kutu, su sesi, kadın ve erkek korolarının sıra dışı kullanımı, trombonlar ve beklenmedik ritmik oyunlar duyulur. “Rotola, rotola” gibi parçalarda yuvarlanan bir tenekenin sesi dinleyici için şaşırtıcı bir unsur hâline gelir. Daktiloyu bir müzik aleti gibi kullanır; su sıçrama sesini elde etmek için stüdyoda kovalar, deterjanlar ve çeşitli malzemeler denenir. Her şarkıya küçük ama belirleyici bir zekâ müdahalesi ekler.</p>

<p>Gino Paoli’nin “Sapore di sale” şarkısında piyanoya yerleştirdiği dokunuş, Gianni Morandi için yaptığı düzenlemeler, “Non son degno di te” ve “In ginocchio da te” gibi popüler şarkılardaki kontrpuanlı yapı, onun popüler müziği ciddiye aldığını gösterir. Morricone, hocasından aldığı besteci haysiyetini en basit meslek alanına bile taşımak ister. Bu yüzden onun aranjmanları sadece eşlik değil, başlı başına müzikal fikirlerdir.</p>

<h2><strong>Sergio Leone ile karşılaşma ve western müziğinin değişmesi</strong></h2>

<p>Luciano Salce’nin “Il Federale” filmi, Morricone’nin kendi adıyla yaptığı ilk film çalışması olur. Ardından 1963’te “Duello nel Texas” ve “Le pistole non discutono” gibi ilk western işleri gelir. Başlangıçta bu filmlerde takma adlar kullanır; çünkü western türü o dönemde akademik müzik çevrelerinde itibarlı bir alan sayılmaz.</p>

<p><img alt="Bir Avuç Dolar" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/bir-avuc-dolar.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<p>Sergio Leone, Morricone’yi bu western müziklerinden duyar ve “Bir Avuç Dolar” için onun kapısını çalar. İkisi aslında çocuklukta aynı okula gitmiş eski arkadaşlardır. Leone, Kurosawa’nın “Yojimbo”sundan ilhamlanan filmini anlatır. Morricone daha önce bir western plağı için yazdığı düzenlemelerden birini dinletir. Bariton bir ses, gitar ve ıslıkla kurulan o dünya, Leone’nin aradığı sertliği taşır.</p>

<p>“Bir Avuç Dolar”ın müziği, sinema tarihinde bir kırılma oluşturur. Elektrik gitar, kırbaç sesleri, örs, ıslık, çan ve insan sesleri bir araya gelir. Bu, o dönem için kültürel bir şoktur. Western müziği artık geniş orkestraların romantik kahramanlık diliyle sınırlı değildir; çorak, keskin, ironik ve unutulmaz bir ses kimliği kazanmıştır.</p>

<p>Leone bir sahnede daha önce var olan bir trompet parçasını kullanmak ister. Morricone bunu kabul etmez; filmin ana damarına başkasının müziğinin yerleştirilmesini doğru bulmaz ve gerekirse işi bırakacağını söyler. Sonunda Leone vazgeçer. Morricone ise kendi geçmişinden bir fikri alır, dönüştürür ve Michele Lacerenza’nın trompetiyle unutulmaz bir tema kurar. Bu tavır, onun sinemada da besteci haysiyetinden taviz vermediğini gösterir.</p>

<h2><strong>Başarı, suçluluk duygusu ve film müziğinin meşruiyeti</strong></h2>

<p>Morricone’nin film müziğiyle kurduğu ilişki baştan itibaren rahat değildir. Petrassi ekolünden gelen besteciler, sinema için müzik yazmaya kuşkuyla bakar. Hatta bu alanı akademik müzik açısından ahlaki bir düşüş gibi görenler vardır. Morricone de ilk yıllarda kendisini suçlu hisseder. Sanki “saf bestecilik” idealinden vazgeçmiş gibidir.</p>

<p>Fakat zamanla bu suçluluk duygusunu aşar. Sinema için yazarken de besteci olduğunu, bu alanın çağdaş müziğin meşru bir parçası sayılması gerektiğini düşünmeye başlar. Onun asıl mücadelesi, popüler alanda çalışırken derinliği kaybetmemektir. Bu yüzden en ticari işte bile kontrpuan, modern tını, deneysel ses ve entelektüel yapı arar.</p>

<p>Petrassi’nin bir gün “Birkaç Dolar İçin” filmindeki müzikleri beğendiğini söylemesi Morricone’yi şaşırtır. Çünkü kendisi daha iyi işler yazdığını düşünmektedir. Hocası ona “telafi edeceksin” der. Bu cümle, film müziği ile akademik müzik arasındaki gerilimi özetler. Morricone bu gerilimi hayatı boyunca taşır fakat sonunda onu kendi lehine çevirir.</p>

<h2><strong>Pontecorvo, Pasolini ve politik sinemanın sesi</strong></h2>

<p>Gillo Pontecorvo ile karşılaşması, Morricone’nin sinema müziğinde başka bir damarı açar. “Cezayir Savaşı” gibi filmlerde müzik, sadece duygu yükselten bir unsur değil, tarihin ve siyasi gerilimin taşıyıcısı olur. Morricone burada Frescobaldi’den gelen varyasyon fikrini, trompetin birkaç seslik yalın yapısını ve modern ritmik dili birlikte kullanır. Öğrendiği bütün müzik tarihi, sinemanın sert gerçekliğiyle birleşir.</p>

<p>Pasolini ile çalışması da önemlidir. Pasolini başlangıçta filmde kullanılacak hazır müzikler listesiyle gelir. Morricone ise kendisinin müzik seçen biri değil, müzik yazan bir besteci olduğunu söyler. Pasolini sonunda ona serbestlik tanır. “Uccellacci e uccellini” için yazdığı yarı ciddi, yarı mizahi tekerleme, hem filmin halkçı tarafına hem de fikrî arka planına uygun bir ses üretir.</p>

<p>Bu örnekler, Morricone’nin tek bir türe hapsedilemeyeceğini gösterir. Western, politik sinema, şiirsel anlatı, mizah, dram ve deneysel sinema; hepsinde kendi dilini kurar. Onun için önemli olan filmin dışına müzik eklemek değil, filmin içine başka bir düşünce katmanı yerleştirmektir.</p>

<h2><strong>Az sesle büyük etki kurmak</strong></h2>

<p>Morricone bir dönem sesleri azaltarak dinleyicinin hafızasında kalacak yoğun bir ifade aradığını söyler. Az sayıda nota, kısa motifler, tekrar eden ama ağırlaşmayan yapılar onun alametlerinden biri hâline gelir. Mina için yazdığı “Se telefonando”da üç sesin dört dörtlük ölçü içinde her defasında farklı vurguya denk gelmesi, tonal müzik açısından önemli bir keşif olarak anlatılır. Aynı şey tekrar eder, ama hiçbir zaman aynı ağırlıkta duyulmaz.</p>

<p>Bu yaklaşım onun film temalarında da görülür. Bazen iki tema farkında olmadan iç içe geçer. Bir temanın içinde başka bir tema saklıdır. Yönetmen Peppino Patroni Griffi’ye dinlettiği ve başlangıçta kendisinin beğenmediği bir tema, yönetmen tarafından büyük bir fikir olarak görülür. Morricone bundan sonra yazdığı temaları önce eşi Maria’ya dinletmeye başlar. Maria’nın sade ve içten beğenisi, onun için ilk ölçü olur.</p>

<p>Maria, Morricone’nin hayatında sadece eş değil, dehasını koruyan bir çevre gibidir. Onun çalışma düzenini, sükûnetini ve iç dünyasını muhafaza eder. Belgeselde Maria için “ilk alkış” denmesi boşuna değildir. Morricone, halktan ve sade bir bakıştan gelen bu samimi hükme güvenir.</p>

<p><img alt="Morricone" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/morricone.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>

<h2><strong>Deneysel besteci ve sinema ustası aynı kişide birleşir</strong></h2>

<p>Morricone kendisini iki yüzlü bir besteci olarak tarif eder: Sinema için yazarken bir bestecidir; kendi fikirleri için yazarken başka bir besteci. Aslında bu iki taraf birbirini dışlamaz. Deneysel müzikten gelen arayışlarını sinemaya sokar; sinemadan gelen somutluk ve dramatik ihtiyacı da kendi bestecilik düşüncesine taşır.</p>

<p>Elio Petri ile çalışırken zorlu ve deneysel bir müzik yazar. Bir ressamın varoluş bunalımını anlatan filmde Nuova Consonanza grubunu kullanır; on bir keman için yazdığı önceki bir kompozisyona vurmalı ve kadın sesi ekler. Renklerin dökülmesi, eşyaların düşmesi, zihnin dağılması gibi görüntülerde müzik, neredeyse ses efektlerinin yerini alır.</p>

<p>“Bir Zamanlar Batı’da” için anlattığı sahne ise onun somut ses anlayışını gösterir. Floransa’daki bir konserde sahne görevlisinin bir merdiveni sahneye çıkarıp çıkardığı kuru tahta sesleri, onda iz bırakır. Bunu Leone’ye anlatır; Leone fikri anlar. Filmin ilk yirmi dakikasındaki ses örgüsü, adeta somut müzik gibi kurulur. Rüzgâr, tahta, kapı, tren, su ve bekleyiş; müziğin kendisi hâline gelir.</p>

<h2><strong>Melodi, hafıza ve gündelik hayatın parçası olan müzik</strong></h2>

<p>Morricone’nin müziği baştan çıkarıcı ve sarıcıdır. Dinleyicinin zihninde kalır; gündelik hayatın dokusuna karışır. Onun melodileri sadece güzel oldukları için değil, filmin ruhunu hafızaya kazıdıkları için unutulmazdır. Kısa cümleler, renk, tını, insan sesi, ıslık ve gürültü onun elinde birer tuğla gibidir. Herkes aynı notalara sahip olabilir; fakat Morricone bu notalarla başka türden katedraller kurar.</p>

<p>O, sadece western bestecisi olarak etiketlenmek istemez. “Sacco ve Vanzetti”, “Cennet Günleri”, “1900”, “Tatar Çölü” ve başka filmlerde sinfonik, lirik ve siyasi yönleri daha açık biçimde görünür. Joan Baez ile çalışırken onun ses aralığını, kendisini yakından tanımadan tam isabetle kavraması sanatçıyı şaşırtır. Çünkü Morricone için insan sesi de orkestranın sıradan bir parçası değil, karakterin ve kaderin taşıyıcısıdır.</p>

<p>Bernardo Bertolucci’nin “1900” filmi için yazdığı müzik, adeta filmin yanında yürüyen ikinci bir film gibidir. Yönetmen daha kurguyu izlerken Morricone’nin karanlıkta tema yazmaya başladığını anlatır. Valerio Zurlini ise Morricone’nin ağır eleştiriler aldığı dönemlerde onu savunmak ister. Bu ilişkilerde belirleyici olan şey güvendir: Yönetmen Morricone’ye güvendiğinde, müzik görüntünün arkasına eklenmez; görüntüyü yeniden kurar.</p>

<h2><strong>Amerika, De Palma ve yeni tanınırlık</strong></h2>

<p>Morricone’nin Amerika’daki karşılığı zamanla büyür. Brian De Palma ile çalışırken şiddet sahnelerine doğrudan eşlik eden müzik yerine, görüntüden ayrılan ve sahneye başka bir açı kazandıran bir yaklaşım kullanır. “Dokunulmazlar”da tren istasyonu sahnesi için kullandığı vals ve müzik kutusu etkisi, gerilimi tek boyutlu olmaktan çıkarır. De Palma başlangıçta tereddüt etse de daha sonra Morricone’nin seçiminin doğru olduğunu kabul eder.</p>

<p>Morricone defalarca Oscar’a aday olur, fakat uzun süre ödülü alamaz. Bu durum belgeselde hem ironik hem de hüzünlü biçimde anlatılır. O ise ödül beklentisini fazla büyütmez; hatta alıştığını söyler. Buna rağmen dünya çapında gördüğü ilgi çok büyüktür. Avrupa’dan Güney Amerika’ya, Asya’dan Amerika’ya kadar konserlerinde pop yıldızı gibi karşılanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zamanla kendi düşüncesi de değişir. Başlangıçta sinemaya bağlı müziği bir tür aşağılanma gibi görürken, olgunluk döneminde film müziğinin tam anlamıyla çağdaş müzik olduğunu kabul eder. Bu, Morricone’nin kendi içindeki büyük dönüşümdür. Hem akademik dünyanın ağırlığını hem de halkın hafızasına kazınan melodilerin gücünü bir arada taşır.</p>

<h2><strong>Bir Zamanlar Amerika ve geç gelen teslimiyet</strong></h2>

<p>“Bir Zamanlar Amerika”, Morricone’nin sadece popüler başarıya sahip bir besteci olmadığını; derin, büyük ve kalıcı bir müzisyen olduğunu birçok kişiye kabul ettiren eserlerden biri olur. Onun müziği burada yüzeyde akıp gitmez; karakterlerin geçmişine, pişmanlıklarına, zamanın kırılmasına ve hafızanın acısına işler. Müziğin sadece sahneyi süslemediği, sahnenin anlamını kurduğu açıkça görülür.</p>

<p>Akademik çevrelerden bazı isimler yıllar sonra Morricone’yi yeterince anlayamadıklarını kabul eder. Boris Porena’nın özür niteliğindeki mektubu, sadece Morricone’ye değil, bir dönemin körlüğüne yönelmiş bir yüzleşmedir. Morricone bu mektubu okuduğunda ayağa kalkıp ağlar. Çünkü bu, onun yıllarca taşıdığı “acaba yanlış yerde miyim?” sorusuna gecikmiş bir cevaptır.</p>

<p>Belgeselin bu kısmı, Morricone’nin asıl zaferinin ödüllerden daha derin olduğunu gösterir. O, sinema müziğini akademik küçümsemenin dışına çıkarmış; aynı anda hem halkın kulağına hem de çağdaş müzik tarihine hitap eden bir alan açmıştır.</p>

<h2><strong>Tarantino, son dönem ve intikam duygusu</strong></h2>

<p>Quentin Tarantino, Leone filmlerine hayran bir yönetmen olarak Morricone’den muhtemelen eski westernlerin izini taşıyan bir müzik bekler. Morricone ise aynı yolu tekrar etmek istemez. Daha önce yaptığı şeyi kopyalamak yerine Tarantino’yu kendi zeminine çeker. “The Hateful Eight” için yazdığı müzik, basit bir western eşliği değil, karanlık ve büyük bir senfonik yapıdır. Morricone bunu geçmiş western kalıplarına karşı bir tür hesaplaşma gibi görür.</p>

<p>Bu son dönem, onun yaşlılıkta bile sanatçı cesaretini kaybetmediğini gösterir. Morricone için beste, hazır bir formülü uygulamak değildir. Her defasında beyaz bir sayfanın karşısına geçmek, neyin aranacağını tam bilmeden düşünceyi ilerletmektir. Müziğin önce düşünülmesi, sonra yazılması gerektiğini söyler. Sayfanın üzerine konacak şey, sadece nota değil, gelişmesi gereken bir fikirdir.</p>

<h2><strong>Son söz: Müziğin aradığı şey</strong></h2>

<p>Belgeselin sonunda Morricone’nin müzik anlayışı yalın bir cümlede toplanır: Müzik yazılmadan önce düşünülmelidir. Besteci her defasında boş bir sayfanın karşısındadır. O sayfaya ne konulacaktır? Ses mi, melodi mi, sessizlik mi, gürültü mü, dua mı, isyan mı? Morricone’nin hayatı bu sorunun peşinde geçmiştir.</p>

<p>Onun müziği bazen bir ıslık, bazen bir trompet, bazen bir kadın sesi, bazen kuru bir tahta sesi, bazen de büyük bir orkestra olarak karşımıza çıkar. Fakat hangi biçime girerse girsin, Morricone’nin imzası tanınır: Az malzemeyle güçlü fikir kuran, popüler olanı basitleştirmeyen, akademik olanı hayattan koparmayan, sinemayı çağdaş müziğin büyük alanlarından biri hâline getiren bir besteci.</p>

<p>Ennio Morricone’nin dünyası tam olarak keşfedilmiş değildir. Belgeselin de söylediği gibi, o hâlâ açılmayı bekleyen geniş bir müzik kıtasıdır. Onu dinlemek, sadece bir filmin hatırasına dönmek değil; sesin, hafızanın ve insan kaderinin nasıl birleştiğini yeniden düşünmektir.</p>

<h2><strong>Ennio Morricone’in en iyi 10 film müziği</strong></h2>

<p>İtalyan sinema müziğinin büyük ustası Ennio Morricone, 6 Temmuz 2020’de Roma’da hayatını kaybetti. 500’den fazla film ve televizyon yapımına müzik besteleyen Morricone, sinemanın sesini değiştiren en önemli isimlerden biri oldu. İşte onun hafızalara kazınan 10 unutulmaz film müziği:</p>

<h3><strong>A Fistful of Dollars / Bir Avuç Dolar, 1964</strong></h3>

<p>Sergio Leone’nin öncü Spagetti Western filmi, Clint Eastwood’un “isimsiz adam” karakterini ilk kez seyirciyle buluşturdu. Morricone; erkek vokalleri, İspanyol gitarları, ıslıklar ve çan sesleriyle Western türüne bambaşka bir müzikal kimlik kazandırdı.</p>

<h3><strong>The Good, the Bad and the Ugly / İyi, Kötü ve Çirkin, 1966</strong></h3>

<p>“Dolar Üçlemesi”nin üçüncü filmi olan yapım, gömülü altın peşindeki üç silahşörü anlatır. Morricone’in en meşhur bestelerinden biri olan müzik, elektrik gitarlar ve çakal ulumasını andıran dramatik vokallerle sinema tarihine geçti.</p>

<h3><strong>Once Upon a Time in the West / Batıda Kan Var</strong></h3>

<p>Gizemli bir yabancı, tehlikedeki bir dul kadın, acımasız bir katil ve demiryolu etrafında gelişen sert bir hikâye... Morricone’in armonika merkezli lirik bestesi, Sergio Leone’nin bu sert Western filmini klasikler arasına taşıdı.</p>

<h3><strong>Maddalena, 1971</strong></h3>

<p>Film çok geniş kitlelerce bilinmese de Morricone burada iki önemli tema besteledi: “Come Maddalena” ve “Chi Mai”. “Chi Mai”, daha sonra BBC dizisi <i>The Life and Times of David Lloyd George</i> için de kullanıldı ve 1981’de İngiltere listelerinde ikinci sıraya yükseldi.</p>

<h3><strong>Once Upon a Time in America / Bir Zamanlar Amerika’da, 1984</strong></h3>

<p>New York’taki Yahudi gangsterlerin hikâyesini anlatan Sergio Leone klasiği, Morricone’in hüzünlü ve romantik müzikleriyle derinlik kazandı. Armonika, ıslık ve vokal kullanımıyla dikkat çeken beste BAFTA ödülü aldı.</p>

<h3><strong>The Mission / Görev, 1986</strong></h3>

<p>Morricone’in Oscar’a aday gösterilen müziği, barok koro düzenlemelerini yerli davullarla birleştirir. 18. yüzyılda İspanyol Cizvitler ile Amazon yerlileri arasındaki kültürel çatışmayı güçlü bir müzikal dille yansıtır.</p>

<h3><strong>The Untouchables / Dokunulmazlar, 1987</strong></h3>

<p>Eliot Ness’in Al Capone’a karşı mücadelesini anlatan Brian De Palma filmi, Morricone’in gerilim yüklü müzikleriyle güçlenir. Oscar’a aday gösterilen ve BAFTA kazanan beste, dönemin gangster atmosferini başarıyla taşır.</p>

<h3><strong>Cinema Paradiso / Cennet Sineması, 1989</strong></h3>

<p>Giuseppe Tornatore’nin bir çocuk ile sinema makinisti arasındaki dostluğu anlatan filmi, Morricone’in en duygusal ve melodik çalışmalarından birine sahiptir. Oğlu Andrea Morricone ile birlikte bestelediği müzik, 1990’da BAFTA kazandı.</p>

<h3><strong>Malèna, 2000</strong></h3>

<p>Tornatore’nin ergenlik, güzellik ve toplum baskısı etrafında şekillenen filminde Monica Bellucci başroldedir. Morricone’in buruk ve zarif müziği, besteciye beşinci Oscar adaylığını getirdi.</p>

<p>10 Kasım 1928’de Roma, İtalya’da doğan besteci ve orkestra şefi Ennio Morricone, 6 Temmuz 2020’de öldü.</p>

<p><strong>Not:</strong> Bu yazı Youtube’da yer alan “Morricone: The Glance Of Music” belgeselinden tercüme edilmiş ve Morricone’ye ait çeşitli çalışmalardan derlenmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tercüme</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bir-dehanin-portresi-ennio-morricone</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ennio-morricone.jpg" type="image/jpeg" length="88495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ramazan Kurtoğlu’ndan küresel para sistemi uyarısı: Kavga doların patronluğu üzerine]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ramazan-kurtoglundan-kuresel-para-sistemi-uyarisi-kavga-dolarin-patronlugu-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ramazan-kurtoglundan-kuresel-para-sistemi-uyarisi-kavga-dolarin-patronlugu-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekonomist Dr. Ramazan Kurtoğlu, Habertürk canlı yayınında küresel finans sisteminin büyük bir kırılma sürecine girdiğini söyledi. Altın, dolar, türev piyasalar, kripto paralar ve jeopolitik gerilimler üzerinden dünyada yeni bir para düzeni kavgası yaşandığını belirten Kurtoğlu, “Bu harbin temel unsuru küresel rezerv para sistemini kimin kontrol edeceği” değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Küresel finans düzeni kırılma hattında</strong></h2>

<p>Ekonomist Dr. Ramazan Kurtoğlu, dün akşam Habertürk canlı yayınında yaptığı değerlendirmede dünya ekonomisinin klasik kriz başlıklarıyla açıklanamayacak ölçekte büyük bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Kurtoğlu’na göre bugünkü finansal gerilimin merkezinde faiz, kaldıraç, türev ürünler, kâğıt altın, kripto paralar ve rezerv para sistemi bulunuyor. Dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu mesele, basit bir piyasa dalgalanmasından ziyade küresel para sisteminin kimin kontrolünde devam edeceğine dair büyük bir güç mücadelesi.</p>

<p>Kurtoğlu, konuşmasında 1998 yılına atıf yaparak Amerikan finans sisteminde yaşanan kritik kırılmalara dikkat çekti. Dönemin ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan’in küresel finans çevrelerini harekete geçirdiğini belirten Kurtoğlu, o dönemde sistemin çöküş tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Ona göre bu süreç, Pentagon’un Wall Street merkezli finans düzenine bakışını değiştirdi. Kurtoğlu, Amerikan devlet aklı içinde finans lobilerinin ülkeyi zayıflattığına dair kanaatin güçlendiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Pentagon ile Wall Street arasında güç savaşı</strong></h2>

<p>Kurtoğlu’nun konuşmasındaki temel tezlerden biri, Amerika içinde Pentagon ile Wall Street arasında büyük bir ayrışma yaşandığı yönünde oldu. Kurtoğlu, Pentagon ve Amerikan üniversitelerinin, 1998’den bu yana küresel finans düzeninin Amerikan halkını ve reel üretim yapısını zayıflattığı kanaatiyle hareket ettiğini belirtti ve, “Şu anda kavga Pentagon ile Wall Street arasında” diyerek bu çatışmanın sadece Amerikan iç politikasıyla sınırlı olmadığını, küresel para düzeninin geleceğini de doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.</p>

<p>Kurtoğlu, finansallaşmanın Amerika’yı reel üretimden kopardığını, özellikle türev ürünler ve kaldıraçlı işlemler üzerinden dünya ekonomisinin sahte bir bolluk görüntüsü içine sokulduğunu dile getirdi. Bu noktada “müesses nizamın iki zayıf tarafı vardır” diyerek kaldıraçlı faiz ve türev ürünleri hatırlattı. Kurtoğlu’na göre bu iki unsur, dünya ekonomisinin en kırılgan alanını oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türev piyasalar ve borç yükü büyük risk olarak görülüyor</strong></h2>

<p>Canlı yayında dünya ekonomisinin büyüklüğü ile finansal sistemde dolaşan para ve borç miktarı arasındaki uçuruma dikkat çeken Kurtoğlu, 2025 sonunda dünya milli gelirinin 110 trilyon dolar civarında olduğunu, buna karşılık sistemde dolaşan paranın 900 trilyon dolara ulaştığını söyledi. Hane halkı, şirketler ve devletlerin toplam borcunun 390 trilyon dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Kurtoğlu, bunun da üzerinde katrilyon dolarlık türev ürünler ve faiz swapları bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Borsa Borç" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/borsa-borc.webp" width="1280" />Kurtoğlu’na göre bu tablo, mevcut finans sisteminin kendi ağırlığını taşıyamaz hâle geldiğini gösteriyor. Borç veren büyük finans ailelerinin de sisteme büyük borçlarla bağlı olduğunu söyleyen Kurtoğlu, bu yapının sonunda “kimin elinde patlayacağı” belli olmayan bir finansal risk ürettiğini dile getirdi. Bu çerçevede konuşmasının en sert uyarılarından birini borsa, kâğıt altın, kâğıt gümüş ve kripto varlıklar için yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kâğıt altın uyarısı: Bir altına karşı kırk hesap var</strong></h2>

<p>Kurtoğlu’nun en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri altın piyasasına ilişkin oldu. Dünyada fiziki altına karşılık çok daha fazla “paper gold” yani kâğıt altın bulunduğunu belirten Kurtoğlu, “Dünyada bir onsluk altına mukabil kırk ons kâğıt altın var” sözleriyle sistemdeki karşılıksız varlık riskine dikkat çekti. Kurtoğlu’na göre altın hesabı bulunan çok sayıda kişiye karşılık piyasada aynı ölçekte fiziki altın bulunmuyor. Bu durum büyük bir kırılma anında kâğıt altın sahipleri için ciddi risk oluşturabilir.</p>

<p><img alt="Altıhnnn" class="detail-photo img-fluid" height="550" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/altihnnn.jpg" width="1000" /></p>

<p>Kurtoğlu, aynı mantığın türev ürünlerde ve emtia işlemlerinde de geçerli olduğunu belirtti. İnsanların çoğu zaman buğday, petrol, altın ya da başka bir mal üzerinden işlem yaptığını düşündüğünü, fakat gerçekte o varlığı hiçbir zaman görmediğini söyledi. Ona göre modern finans sisteminin problemi burada başlıyor: Gerçek varlıkla kâğıt üzerindeki hak birbirinden kopuyor.</p>

<h2><strong>Altın yeniden merkez bankalarının gündeminde</strong></h2>

<p>Kurtoğlu, dünya merkez bankalarının altına dönüş sürecine de dikkat çekti. 1950 yılında dünya ülkelerinin merkez bankalarındaki rezervlerin büyük kısmının altından oluştuğunu hatırlatan Kurtoğlu, bugün bu oranın çok daha düşük seviyede olduğunu söyledi. Ancak altının merkez bankası rezervlerindeki payının yeniden yükselmesi hâlinde fiyatların çok daha hızlı hareket edebileceğini belirtti.</p>

<p>Amerika’da altının ons fiyatına ilişkin 8 bin, 10 bin ve daha yüksek seviyeli tahminler yapıldığını aktaran Kurtoğlu, altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli metallerin bundan sonraki dönemde daha stratejik hâle geleceğini dile getirdi. Kurtoğlu’na göre güç sahipleri artık paralarını reel varlıklara, kıymetli metallere ve toprağa yönlendiriyor.</p>

<h2><strong>Doların rezerv para konumu sorgulanıyor</strong></h2>

<p>Yayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in rezerv paralarla ilgili sözlerine de yer verildi. Putin’in, Rusya’nın uluslararası rezervlerine el konulmasının dolar ve euronun konumu üzerinde geri döndürülemez etki oluşturduğunu söylediği aktarıldı. Bu değerlendirme üzerine konuşan Kurtoğlu, dolar merkezli sistemin güven meselesiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.</p>

<p>Kurtoğlu’na göre ülkeler, dolar ve euro cinsinden varlıklarının herhangi bir jeopolitik kriz anında erişilemez hâle gelebileceğini gördü. Bu durum, merkez bankalarının altına ve alternatif rezerv araçlarına yönelmesini hızlandırıyor. Kurtoğlu, özellikle Çin, Japonya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin dolar satıp altına veya başka para birimlerine yöneldiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Dolarr" class="detail-photo img-fluid" height="549" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/dolarr.jpg" width="976" /></p>

<h2><strong>“Amerika borcunu dünyaya ödetiyor”</strong></h2>

<p>Programda Mert Başaran da doların küresel ölçekte değer kaybettiğine dikkat çekerek, altın, gümüş, petrol ve emtia fiyatlarındaki yükselişin aslında doların alım gücündeki düşüşü gösterdiğini söyledi. Başaran’a göre dolar taşıyan kişiler kâğıt üzerinde aynı miktara sahip görünse de reel olarak ciddi bir değer kaybı yaşadı. Kurtoğlu da bu değerlendirmeye paralel biçimde Amerika’nın borcunu dünyaya ödettiğini aktardı.</p>

<p>Kurtoğlu’na göre Amerika, merkez bankalarını ve küresel para sistemini kullanarak son yıllarda yoğun biçimde para bastı. Enflasyona bilerek alan açıldığını söyleyen Kurtoğlu, bunun küresel borç yükünü eritmenin bir yöntemi olarak kullanıldığını belirtti. Ona göre enflasyon görünmeyen bir vergi gibi işliyor ve dolar üzerinden tasarruf eden herkes bu sürecin yükünü taşıyor.</p>

<h2><strong>Kripto paralar da küresel para kavgasının parçası</strong></h2>

<p>Kurtoğlu, kripto paralar konusunda da sert değerlendirmelerde bulundu. Bitcoin’in ortaya çıkışına dair yaygın anlatıyı ikna edici bulmadığını belirten Kurtoğlu, bu yapının arkasında istihbarat, iktisat ve askeri strateji gerektiren bir akıl bulunduğunu söyledi. Ona göre kripto para düzeni de Amerikan borçlarını dünyaya yayma mekanizmalarından biri olarak okunmalı.</p>

<p>Programda kripto, altın, dolar, silah ve petrol arasında kurulan ilişki de gündeme geldi. Bu çerçevede Amerika’nın farklı dönemlerde doları, kriptoyu, altını, petrolü ve silah piyasasını kullanarak küresel dengeleri yönlendirdiği ifade edildi. Kurtoğlu’nun konuşması, bu unsurların birbirinden bağımsız başlıklar olmadığını; para düzeni, savaş ekonomisi ve jeopolitik mücadele içinde birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.</p>

<p><img alt="Sanalparaa" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/sanalparaa.jpg" width="864" /></p>

<h2><strong>Çin, İngiltere ve City of London vurgusu</strong></h2>

<p>Ramazan Kurtoğlu’nun konuşmasında en dikkat çekici başlıklardan biri, Çin ile İngiltere arasında kurduğu tarihî ve finansal ilişki oldu. Kurtoğlu’na göre bugün küresel para sistemi etrafında yaşanan mücadeleyi anlayabilmek için Amerika, Çin ve İngiltere hattındaki uzun vadeli güç ilişkilerine bakmak gerekiyor. Bu çerçevede Kurtoğlu, 1970’lerde ABD’nin Çin açılımını sadece Washington-Pekin hattında gelişen diplomatik bir tercih olarak okumadı. Bu açılımın arkasında City of London merkezli finans çevrelerinin stratejik bir rol oynadığını ileri sürdü.</p>

<p>Kurtoğlu, Pentagon’un 1998 sonrasında bu tabloyu daha net gördüğünü belirterek, “Pentagon şunu gördü: 1970’lerde özellikle Kissinger’ın, Nixon ekibinin Çin açılımının arkasında dolanarak, İngiliz yani City of London bankerlerinin çok ciddi bir oyun kurduğunu gördüler. Çin-İngiltere. Tıpkı bugün olduğu gibi. Bugün Çin-İngiltere birliktedir, Amerika bir tarafta. İşte özetin özeti.” ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmeye göre Çin’in yükselişi sadece Çin’in iç dinamikleriyle veya Amerikan sanayi sermayesinin ucuz iş gücü arayışıyla açıklanmıyor. Kurtoğlu, bu sürecin arkasında City of London üzerinden işleyen daha eski bir finans aklının bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Kurtoğlu, İngiltere ile Çin arasındaki ilişkiyi 20. yüzyılla sınırlamadı. Bu hattın köklerini 19. yüzyıla, Doğu Hindistan Kumpanyası ve Hong Kong meselesine kadar götürdü. İngiltere’nin Çin’le tarihî ilişkisini “City of London bankerleri” üzerinden tarif eden Kurtoğlu, 1839 Afyon Savaşı sürecine atıf yaparak “Şimdi İngiltere ile, yani City of London bankerleri ile yani Musevi ve Kelt bankerler ile Çin; 1839 Doğu Kumpanyası yani eroin şirketi hikayesinden beri birlikte çalışırlar. Hong Kong boşuna mı diyet olarak verildi İngiltere’ye?” dedi. Ona göre Hong Kong’un İngiltere’ye bırakılması da bu uzun finansal ve jeopolitik ilişkinin sembolik kırılma noktalarından biridir.</p>

<p>Bu yorumda Hong Kong, sadece eski bir sömürge limanı olarak ele alınmıyor; Çin, İngiltere ve küresel finans çevreleri arasındaki tarihî temasın merkezlerinden biri olarak konumlandırılıyor. Kurtoğlu’nun yaklaşımına göre City of London, klasik anlamda İngiliz devletinin dış politikasından daha geniş bir finans ağına işaret ediyor. Bu ağ, kimi zaman devletlerin üstünde hareket eden, kimi zaman devletlerin stratejik kararlarını etkileyen, kimi zaman da küresel para sisteminin yönünü tayin eden bir merkez olarak anlatılıyor.</p>

<p>Kurtoğlu, bugünkü küresel kavganın da bu tarihî süreklilik içinde okunması gerektiğini belirtti. Ona göre mesele sadece doların zayıflaması, altının yükselmesi veya merkez bankalarının rezerv tercihleri değildir. Asıl mesele, yeni küresel para düzeninin kim tarafından kurulacağıdır. Bu noktada City of London’ın Çin’le birlikte hareket etmeye çalıştığını söyleyen Kurtoğlu, “Şu andaki kavganın en tepesi. Küresel para sistemi ne olacak, patronu kim olacak? City of London diyor ki; ‘Biz Çin’le tekno -eskiden demokratlarla, şimdi tekno- otokratlarla- gözetleyen adamlarla gideceğiz’ diyorlar.” sözleriyle bu hattı tarif etti.</p>

<p>Bu ifadelerde Kurtoğlu’nun dikkat çektiği temel nokta, Batı içindeki güç merkezlerinin yekpare olmadığıdır. Kurtoğlu’na göre Amerika bir tarafta, City of London merkezli İngiliz finans aklı ve Çin başka bir tarafta konumlanmaktadır. Bu ayrışma, klasik “Batı-Çin rekabeti” anlatısının ötesinde, daha karmaşık bir para ve iktidar mücadelesine işaret etmektedir. Kurtoğlu’nun okumasında Çin, sadece Amerika’nın rakibi olan üretim gücü değil; aynı zamanda City of London’ın yeni küresel düzen tasavvurunda birlikte yürümek istediği bir aktördür.</p>

<p>Kurtoğlu, bu gerilimin küçük çatışmalarla sınırlı kalmayacağı kanaatinde. Konuşmasında “ufak ufak savaşlar” ifadesini kullandıktan sonra daha büyük bir kırılmaya dikkat çekerek, “Ama bir şey söyleyeyim; 5 yıl içinde küresel baba bir savaş gelir.” değerlendirmesinde bulundu. Bu sözleriyle Kurtoğlu, küresel para sisteminin patronluğu üzerindeki kavganın jeopolitik ve askerî sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Reel üretim ile dijital finans arasındaki kavga büyüyor</strong></h2>

<p>Kurtoğlu, Amerika içindeki çatışmayı “pas kuşağı zenginleri” ile “dijital dünya zenginleri” arasındaki gerilim üzerinden de anlattı. Pas kuşağı ile kastettiği kesimin, reel üretime dayalı sanayi zenginleri olduğunu belirten Kurtoğlu, dijital dünya zenginlerinin ise finans, teknoloji ve sanal varlıklar üzerinden güç kazandığını ifade etti.</p>

<p>Kurtoğlu, Trump ve Pentagon çevresinin, Amerika’yı yeniden reel üretime döndürmek istediğini, finans oyunlarının Amerika’yı zayıflattığını düşünen bu çevrelerin, 1929 sonrasındaki gibi üretim merkezli bir dönüş hedeflediklerini, bu kavganın önümüzdeki dönemde daha da sertleşeceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Rezerv para savaşı üçüncü harp boyutuna ilerliyor</strong></h2>

<p>Kurtoğlu, konuşmasının ilerleyen bölümünde küresel riskin “üçüncü harp” boyutuna doğru gittiğini söyledi. Bu savaşın temel unsuru, küresel rezerv para sistemini kimin kontrol edeceği meselesidir. Doların dünya düzenindeki merkezi konumu Amerika için vazgeçilmezdir. Bu yüzden Amerika’nın dolar hâkimiyetinden kolayca vazgeçmeyeceği, gerekirse bunun için sert güç unsurlarını devreye sokacağı ifade edildi.</p>

<p>Programda Murat Ferman da hiçbir hegemon gücün sonsuza kadar kalmadığını, ancak hegemon yapıların kendi kurdukları düzeni değiştirmek gerektiğinde yine kendilerinin değiştirmek istediğini söyledi. Bu değerlendirme, Kurtoğlu’nun küresel para sistemi üzerinden yaptığı güç mücadelesi okumasıyla örtüştü. Ferman’a göre ABD’nin doları gönül rahatlığıyla bırakması beklenemez çünkü Amerikan gücünün temelinde dolar, askeri kapasite ve küresel ödeme altyapısı bulunuyor.</p>

<h2><strong>Türkiye’nin altın rezervleri ve Anadolu vurgusu</strong></h2>

<p>Kurtoğlu’nun konuşmasında Türkiye’ye ilişkin en dikkat çekici başlık altın rezervleri oldu. Dünyanın bilinen altın rezervinin 210 bin ton civarında olduğunu, yer altında da 66 bin ton altın bulunduğunu söyleyen Kurtoğlu, bu rezervlerin önemli bir kısmının Anadolu’da yer aldığını belirtti. Özellikle Ege bölgesine dikkat çeken Kurtoğlu, Türkiye’nin bu sebeple hedefte olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kurtoğlu, merkez bankalarının altın ve kıymetli metallerle ilgili hamlelerinin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Kurtoğlu, Çin’in resmî olarak açıkladığı altın rezervlerinin gerçek miktarı yansıtmayacağını, benzer şekilde Amerika’nın elinde bulunduğu söylenen altın miktarına dair de şüpheleri bulunduğunu belirtti. Bu tablo, altının önümüzdeki dönemde para sisteminin merkezî unsurlarından biri hâline gelebileceği yönündeki görüşünü güçlendiriyor.</p>

<h2><strong>Kurtoğlu’ndan yatırımcılara dikkat çağrısı</strong></h2>

<p>Borsa, kâğıt altın, kağıt gümüş ve kripto para yatırımcılarını uyaran Kurtoğlu, beklenmedik anlarda büyük kırılmalar yaşanabileceğini söyledi. Küresel sistemdeki kırılganlıkların parça parça değil, bir bütün olarak okunması gerektiğini vurguladı. Kurtoğlu’na göre altın, dolar, kripto, petrol, savaş ekonomisi ve merkez bankalarının hamleleri aynı büyük tablonun parçalarıdır.</p>

<h2><strong>Küresel sistem yeni bir eşikte</strong></h2>

<p>Habertürk canlı yayınındaki konuşma, dünya ekonomisinin görünenden daha derin bir dönüşüm sürecinde olduğu değerlendirmesiyle öne çıktı. Kurtoğlu’na göre mesele sadece faiz kararları, emtia fiyatları ya da borsa hareketleriyle sınırlı değil. Asıl mesele, 1944 sonrası kurulan dolar merkezli dünya düzeninin artık sürdürülebilir olup olmadığıdır.</p>

<p>Kurtoğlu, mevcut finans sisteminin türev ürünler, karşılıksız kâğıt varlıklar ve borç mekanizmaları üzerinden büyük bir risk biriktirdiğini savundu. Altına, toprağa ve reel varlıklara yönelişi de bu riskin sonucu olarak değerlendirdi. Kurtoğlu önümüzdeki dönemde para sistemi, askeri güç, enerji arzı ve kıymetli metaller arasındaki ilişkinin daha belirleyici hâle geleceğini söyledi.</p>

<p>Nitekim dünya, küresel rezerv para düzeninin yeniden tartışıldığı bir sürece girdi. Bu süreçte doların konumu, altının yükselişi, kripto paraların rolü, merkez bankalarının hamleleri ve büyük güçlerin jeopolitik hesapları aynı cephede birleşiyor. Kurtoğlu’na göre bugünkü kavganın merkezinde tek soru var: Yeni küresel para düzeninin patronu kim olacak?</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ramazan-kurtoglundan-kuresel-para-sistemi-uyarisi-kavga-dolarin-patronlugu-uzerine</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-08-at-104525.jpeg" type="image/jpeg" length="37910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sahne soytarısı ezandan rahatsız oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sahne-soytarisi-ezandan-rahatsiz-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sahne-soytarisi-ezandan-rahatsiz-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükçekmece’de bir düğünde sahne alan bir solist, düğün salonu işletmecisinin ezan nedeniyle müziğe ara verilmesi yönündeki talebine “böyle şeyler oluyor bu ülkede” diyerek tepki gösterdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milletin mukaddesatına yabancı bir şahıs, ezan okunurken çalan müziğe ara verilmesine tahammül edemeyerek "bu ülkede böyle şeyler oluyor" diyerek rahatsızlığını dile getirdi.</p>

<p>Gün geçtikçe çoğunluğun Müslüman olduğu bir ülkede şiar-ı İslâm'a kin kusan bu tip küfür temsilcilerinin nereden ve kimlerden cesaret aldığı da merak konusu.</p>

<p>Müslüman Anadolu'nun değerlerine saldırgan tutumu ile ağızlarından salya akıtan bu seküler farelerin kutsala hakaretin somut bir cezası olmadığı bir ortamda hoyratça dini aşağılama çabaları milletin sabrını taşırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ezan-ı Muhammediye’ye karşı gösterilen bu tahammülsüzlük, ferdi bir hadise olmaktan ziyade, senelerdir yürütülen manevi tahribatın ve kültürel işgalin bir tezahürüdür. Bu pislik zihniyet kazınmadıkça, Müslüman Türk milletinin ne istiklali ne de istikbali tam manasıyla güvence altında olabilecektir. Bu azgın azınlığa haddini bildirmek, hem hukukun hem de bu topraklara sadakatle bağlı her ferdin asli vazifesidir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sahne-soytarisi-ezandan-rahatsiz-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chatgpt-image-8-haz-2026-10-24-42.png" type="image/jpeg" length="83422"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail Gazze'ye yönelik yardımların önünü kesiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gazzeye-yonelik-yardimlarin-onunu-kesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gazzeye-yonelik-yardimlarin-onunu-kesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in, abluka altındaki Gazze Şeridi'ne sınırlı açtığı sınır kapılarını, İran'ın balistik füze saldırılarının ardından ikinci bir emre kadar kapatma kararı aldığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> İsrail Savunma Bakanlığına bağlı İşgal Altındaki Topraklarda Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü (COGAT), saldırıların ardından "bir dizi gerekli güvenlik tedbirinin devreye alındığını" açıkladı.</p>

<p>Açıklamada, Gazze Şeridi'ne açılan Kerem Ebu Salim ve Refah Sınır Kapısı dahil olmak üzere tüm geçiş noktalarının ikinci bir emre kadar kapalı olacağı belirtildi.</p>

<h2><strong>ATEŞKESE RAĞMEN SÜREN SALDIRILAR VE ABLUKA YAŞAM KOŞULLARINI AĞIRLAŞTIRIYOR</strong></h2>

<p>Gazze Şeridi'nde Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail'in devam eden saldırı ve ablukası nedeniyle yaşam ve sağlık koşulları kötüleşmeye devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli yetkililer, İsrail'in anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sınır kapılarının açılması ile üzerinde uzlaşılan miktarlardaki gıda, insani yardım, tıbbi malzeme, barınma ekipmanları ve altyapının yeniden inşası için gerekli malzemelerin Gazze'ye girişine izin verilmediğini belirtiyor.</p>

<p>Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 951 kişinin şehit olduğu, 2 bin 984 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 782 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığı açıklandı.</p>

<p>İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 961'e, yaralı sayısının da 173 bin 92'ye yükseldiği bildirildi.</p>

<p>Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-gazzeye-yonelik-yardimlarin-onunu-kesiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israilyardimgirisleri.webp" type="image/jpeg" length="64626"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD ile İsrail arasında casusluk gerilimi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-ile-israil-arasinda-casusluk-gerilimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-ile-israil-arasinda-casusluk-gerilimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[srail'in, Trump yönetiminin İran stratejisine dair bilgiler edinmek amacıyla ABD'li personeli ve gizli servis araçlarını dinleme girişimlerinde bulunduğuna dair raporlar Pentagon'u harekete geçirdi. Karşı istihbarat tehdit seviyesi en üst aşamaya çıkarılırken, iki ülke arasında savaşın hedeflerine yönelik görüş ayrılıklarının arttığı iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Savunma Bakanlığı, ABD’nin Orta Doğu’daki en yakın müttefiki İsrail’in ABD’li yetkililere yönelik casusluk faaliyetlerini artırması nedeniyle alarma geçti. ABD merkezli NBC News ve New York Times’ın adı açıklanmayan ABD’li yetkililere dayandırdığı haberlere göre Pentagon, İsrail’e ilişkin karşı istihbarat tehdit seviyesini en yüksek kategoriye yükseltti.</p>

<p>İddialara göre Pentagon, ABD’nin İran ile yürüttüğü barış müzakerelerinin İsrail tarafından dinlenmiş olabileceğine inanılması nedeniyle İsrail kaynaklı karşı istihbarat tehdidini en yüksek seviyeye yükseltti.</p>

<p>Son dönemde hazırlanan ABD istihbarat raporları da İsrail istihbarat teşkilatlarının İran ile barış anlaşması müzakere eden Amerikalı yetkilileri dinlediğine ilişkin endişeleri gündeme getirdi. Durum, İsrail’in oluşturduğu karşı istihbarat tehdidine ilişkin genel endişelerin arttığı bir dönemde ortaya çıktı.</p>

<h2><strong>"Witkoff dahil önemli isimlere yönelik dinleme girişimleri"</strong></h2>

<p>İstihbarat raporlarında İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Savunma Bakanlığı Müsteşarı Elbridge Andrew Colby ve onun yardımcılarından Michael DiMino dahil olmak üzere üst düzey ABD’li yetkilileri dinleme girişimlerini artırdığına ilişkin endişelere yer verildi.</p>

<h2><strong>"ABD’li yetkililer İsrail’in ‘çizgiyi aştığını’ düşünüyor"</strong></h2>

<p>Kaynaklara göre İsrail ve ABD, uzun zamandır birbirlerinin faaliyetlerini izliyor ve buna belirli ölçüde göz yumuyordu. Ancak bazı ABD’li yetkililer, İsrail’in İran ile yürütülen görüşmelerde ABD’nin pozisyonlarını öğrenmeye yönelik agresif çabalar göstermesini "çizginin aşılması" olarak değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savunma İstihbarat Teşkilatı (DIA) ve diğer askeri istihbarat birimleri tarafından hazırlanan ve birkaç yıl öncesine uzanan gelişmelere odaklanan başka bir raporda ise İsrail’in oluşturduğu karşı istihbarat tehdidi seviyesinin son haftalarda "yüksek" düzeyden en yüksek seviye olan "kritik" seviyesine yükseltildiği belirtildi.</p>

<p>Savunma Karşı İstihbarat ve Güvenlik Ajansı’nın (DCSA) da katkıda bulunduğu rapor, İsrail’in ABD askeri personeli ve hükümet yetkilileri hakkında casusluk yapmak için yürüttüğü faaliyetleri ayrıntılarıyla ortaya koydu.</p>

<h2><strong>"Yetkililerin telefonlarına gizli yazılımlar yüklendi"</strong></h2>

<p>Savunma İstihbarat Teşkilatı raporu, İsrail’de görev yapan ABD’li savunma personelinin görüşmelerini dinlemek amacıyla telefonlarına gizli yazılımlar yüklendiğinin tespit edilmesine ilişkin olayların ardından hazırlandı.</p>

<h2><strong>"Trump’ın ikinci döneminde agresiflik kontrolden çıktı"</strong></h2>

<p>Üst düzey yetkililerden biri, Trump yönetiminin ikinci döneminde İsrail’in üst düzey ABD’li yetkililere yönelik istihbarat toplama faaliyetlerindeki agresifliğin "kontrolden çıkmış" düzeyde olduğunu söyledi.</p>

<p>Yetkililer, Amerikan askeri personelinin, İsrail’in casusluk faaliyetlerinden korunmak için cep telefonları ve diğer elektronik cihazlarını korumak amacıyla çeşitli güvenlik prosedürleri ve protokoller uyguladıklarını açıkladı. Özellikle de İsrail’e seyahat ederken tedbirlerin sıkılaştırıldığını vurgulayan yetkililer, güvenlik gerekçesiyle alınan tedbirlere ilişkin ayrıntı vermedi.</p>

<p>Rapora göre karşı istihbarat olayları, ABD eski Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail’e Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını sınırlandırması yönünde baskı yaptığı 2024 yılının sonlarında artmaya başladı. Bu olaylar, Trump yönetiminin İran’a saldırı seçeneklerini değerlendirdiği 2025 yılı boyunca da devam etti.</p>

<h2><strong>"İsrailli istihbarat yetkililerinin faaliyetleri fark edilmişti"</strong></h2>

<p>Son yıllarda yaşanan olaylardan da bahsedilen raporda 2021 yılında İsrailli askeri istihbarat subaylarının Savunma İstihbarat Teşkilatı merkezine dinleme cihazları yerleştirirken yakalandığı, geçtiğimiz yıl İsrail iç istihbarat teşkilatı Shin Bet yetkililerinin bir Amerikan gizli servis aracına dinleme cihazı yerleştirmeye çalıştıklarının fark edildiği gibi olaylara yer verildi.</p>

<h2><strong>"İsrail’e ilişkin istihbarat uyarısı sürpriz olmadı"</strong></h2>

<p>Adları açıklanmayan birçok mevcut ve eski yetkiliye dayandırılan haberlerde, İsrail’e ilişkin karşı istihbarat uyarısının sürpriz olmadığı ve İsrail’in uzun zamandır hem düşmanlarına hem müttefiklerine karşı agresif istihbarat toplama faaliyetlerine giriştiği ifade edildi.</p>

<p>ABD ve İsrail’in İran’a karşı ortak saldırılar başlattığı ve taraflar arasındaki ortak askeri faaliyetlerin daha önce hiç olmadığı kadar koordineli yürütüldüğü bir dönemde ortaya çıkan durum, İsrail’in Trump’ın İran’a yönelik stratejisine ve barış görüşmelerindeki değişken tutumlarına ilişkin içgörüler elde etmeye çalışması olarak değerlendirildi.</p>

<h2><strong>"ABD-İsrail arasında görüş ayrılıkları arttı"</strong></h2>

<p>Haberde Trump, İran ile barış arayışını sürdürürken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’ın kabiliyetlerini daha da zayıflatma, Tahran yönetimini devirme ve Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik saldırıları sürdürmek istemesi nedeniyle ABD-İran arasında gerilim yaşandığı öne sürüldü.</p>

<p>İki ülkenin İran savaşının başında büyük ölçüde aynı çizgide olduğu fakat savaşın hedeflerinin farklılaşmasıyla birlikte görüş ayrılıklarının artmaya başladığı iddia edildi.</p>

<h2><strong>İsrail’in Washington Büyükelçiliği’nden iddialara ret</strong></h2>

<p>İsrail’in Washington Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada ise Tel Aviv’in ABD için bir karşı istihbarat tehdidi oluşturduğu iddialarına itiraz edildi. Açıklamada, İsrail’in ABD’li yetkililer ve kurumlar hakkında casusluk yapmadığı savunuldu.</p>

<h2><strong>Trump, Netanyahu’ya karşı küfürlü ifadeler kullanmıştı</strong></h2>

<p>ABD basını, Trump’ın bu hafta Netanyahu ile yaptığı görüşmede, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırı planları nedeniyle İsrail liderine ağır eleştiriler yönelttiğini ve küfürlü ifadeler kullandığını, ayrıca bu durum nedeniyle herkesin kendisinden ve İsrail’den nefret ettiğini söylediğini aktarmıştı.</p>

<p>Trump, daha sonra Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Netanyahu ile "gerçekten böyle konuşup konuşmadığı" sorusuna verdiği cevapta söz konusu iddiaları doğrulamış ve bunu İsrailli liderle arasındaki samimiyete bağlamıştı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-ile-israil-arasinda-casusluk-gerilimi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/casusabdisrail.webp" type="image/jpeg" length="23540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Haziran 1557: Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Camii açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/7-haziran-1557-mimar-sinan-tarafindan-yapilan-suleymaniye-camii-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/7-haziran-1557-mimar-sinan-tarafindan-yapilan-suleymaniye-camii-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimar Sinan, İslam-Türk mimarisini zirveye taşıyan “Koca Usta” kimliğiyle yalnızca bir mimar değil; mühendis, şehirci, hattat, musikişinas ve devlet erbabıdır. Süleymaniye Camii ise onun hem teknik dehasını hem de “taşı mânâya dönüştürme” sanatını en berrak biçimde gösteren abidevi eserdir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rivayete göre Kanûnî Sultan Süleyman, rüyasında Peygamber Efendimiz’i takip ederek İstanbul’un üçüncü tepesine çıkar; orada Efendimiz, mihrabın ve minberin yerini bizzat işaret eder. Sultanın sabah Sinan’la çıktığı aynı tepede, Sinan rüyanın ayrıntılarını anlatınca temele ilk taşı Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin koyduğu inşa süreci başlar (1550).</p>

<p>Sinan, Haliç’e hâkim kayalık zemini seçer; 108 bin m² alanda 6 m derinliğinde temel çukuru açtırır, 30 bine yakın kazık çakar ve iki yıl zemini 10–15 ton/m² basınç altında dinlendirir. Kazık-radye kombinasyonu ve Horasan harcı (kil-kireç-soğan-deve kuşu yumurtası karışımı) yapıya deprem karşısında “hacıyatmaz” esnekliği verir. Altına kurduğu drenaj tünelleri hâlen işlevini sürdürür.</p>

<p>Ayasofya’nın plan şemasını yorumlayan Sinan, kare tabana oturan 27,5 m çaplı, 53 m yüksekliğindeki ana kubbeyi iki yarım kubbe ve dört filayağı ile dengeler; 25 kubbeli örtü sistemi, 68 bin tonluk yükü filayağı-payanda düzenine dağıtır. 32 pencereli kasnak ve yan kubbeler, iç mekâna dengeli ışık taşır.</p>

<p>Dört minare—ikisi 56 m, ikisi 76 m—kubbe alemlerine ve avlu siluetine millimetrik hizada yerleştirilmiştir. Kurşun kenetli taş örgü sayesinde minareler çelik kullanmadan 45 cm’ye kadar esneyebilir; bu elastikiyet, 500 yıllık sismik mukavemeti açıklar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>60 dönümlük araziyi kuşatan medreseler, darüşşifa, imaret, hamam, bedesten ve türbeler, Sinan’ın “şehir planlaması”na dair vizyonunu ortaya koyar. Külliye, eğitim-sağlık-sosyal yardımı tek merkezde birleştirerek Osmanlı vakıf medeniyetinin numunesi olur.</p>

<p>Yedi yıllık çalışmanın ardından Süleymaniye Camii 7 Haziran 1557’de ibadete açılır. O günden beri ne kubbesinde ne temellerinde milimetrik çatlak oluşmamış; yapı, Sinan’ın “beşinci matematik işlemi” diye nitelenen statik zekâsını hâlâ çözülmemiş sır olarak saklamaktadır. Süleymaniye, altın oranıyla, ışık-ses akustiğiyle ve bütün-fikir estetiğiyle sadece İstanbul’un değil, dünya mimarlık tarihinin zirve noktalarından biridir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/7-haziran-1557-mimar-sinan-tarafindan-yapilan-suleymaniye-camii-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/mimarsinabbb.jpg" type="image/jpeg" length="83932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan İsrail'e yeni füze saldırısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irandan-israile-yeni-fuze-saldirisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irandan-israile-yeni-fuze-saldirisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, İsrail'e yönelik füze saldırısı başlattı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "İran'dan İsrail topraklarına yönelik füze fırlatılmasının ardından hava savunma sistemlerimiz devreye girdi" ifadelerine yer verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran ordusu, İsrail'in, Lübnan'a saldırılarını genişletmesi veya İran'ın eylemlerine karşılık vermesi durumunda daha yıkıcı saldırılarla karşılaşacağını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a seslenerek saldırıları durdurmasını ve masaya dönmesi çağrısında bulundu. Trump ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya İran'a karşılık vermemesi yönünde telkinde bulunacağını da ifade etmişti. Öte yandan İsrail ordusu, İran'ın çeşitli bölgelerine saldırılar düzenlediğini duyurdu.</p>

<p>İsrail'in Lübnan'ın başkenti Beyrut'a yönelik saldırısının ardından İran'dan İsrail'e fırlatılan füzeler nedeniyle ülkenin kuzeyindeki birçok bölgede sirenler çaldı.</p>

<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze fırlatıldığının tespit edildiği kaydedildi.</p>

<h2><strong>Ne olmuştu?</strong></h2>

<p>İran füzeleri nedeniyle ülkenin birçok bölgesinde sirenlerin çaldığı belirtilen açıklamada, hava savunma sistemlerinin füzeleri önlemek için harekete geçtiği aktarıldı.</p>

<p>İran'ın füze saldırıları nedeniyle İsrail genelinde yarın okulların tatil edildiği de bildirildi.</p>

<h2><strong>"Daha yıkıcı saldırılarla karşılaşırlar"</strong></h2>

<p>İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran’dan fırlatılan iki balistik füzenin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.</p>

<p>Öte yandan İran ordusu, İsrail'in, Lübnan'a saldırılarını genişletmesi veya İran'ın eylemlerine karşılık vermesi durumunda daha yıkıcı saldırılarla karşılaşacağını açıkladı.</p>

<p>Devrim Muhafızları Ordusu, yaptığı açıklamada bu saldırıların bir uyarı niteliğinde olduğunu belirterek, "Saldırıların tekrarlanması halinde yanıtlar daha kapsamlı olacak ve bölgedeki tüm Amerikan-Siyonist hedeflerini kapsayacaktır." dedi.</p>

<h2><strong>"İsrail bütün kırmızı çizgileri aştı"</strong></h2>

<p>İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’a saldırı düzenleyerek "bütün kırmızı çizgileri aştığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sonlandırması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>İran’dan İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısının ardından İsrail’e düzenlenen balistik füze saldırısına ilişkin açıklama geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in İran’ın yaptığı hiçbir uyarıyı dikkate almadığı ve Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyölerine saldırı düzenleyerek "bütün kırmızı çizgileri aştığı" belirtildi. Açıklamada, "Daha önce de Beyrut’un banliyölerindeki suçun durmaması halinde işgal altındaki topraklarda bulunan hedeflere saldıracağımızı söylemiştik" denildi.</p>

<p>İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki ve Beyrut banliyölerindeki saldırılarını sonlandırması gerektiği vurgulanan açıklamada, Tel Aviv yönetiminin saldırılarını yoğunlaştırması veya İran’ın faaliyetlerine karşılık vermesi durumunda "çok daha yıkıcı ve pişman edici" darbelerle karşı karşıya kalacağı belirtildi. Açıklamada, İsrail’in İran saldırılarına misilleme gerçekleştirmesi durumunda "siyonist rejime ve destekçilerine karşı yıkıcı saldırıların başlayacağı" kaydedildi.</p>

<h2><strong>ABD Başkanı Trump: Füzelerinizi fırlattınız yeter</strong></h2>

<p>Füze saldırıları sonrası ABD Başkanı Donald Trump da konuya ilişkin açıklamada bulundu.</p>

<p>İran'a seslenen Trump, "İran'a önerim şu; füzelerinizi fırlattınız, bu kadarı yeter. Masaya dönün ve anlaşma yapın." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Amerikan medyası Fox News'e konuşan Trump, "Anlaşma pazartesi, salı ya da çarşamba imzalanır derdim ama şimdi bunlar yaşanıyor. Ordumuz tetikte." dedi.</p>

<p>İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarından haberi olmadığını savunan Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu arayacağını ve ona İran'a karşılık vermemesini söyleyeceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>İran hava sahasını kapattı</strong></h2>

<p>İran Sivil Havacılık Kurumu, ülkenin batı hava sahasının ikinci duyuruya kadar kapatıldığını duyurdu.</p>

<h2><strong>"İran tahammül etmeyeceğini birçok kez ilan etmişti"</strong></h2>

<p>İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney'in danışmanı ve eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Muhsin Rızai, ülkesinin İsrail’e yönelik füze saldırısı hakkında, "İran, ateşkesin ihlaline ve Lübnan’a yönelik saldırılara tahammül etmeyeceğini birçok kez ilan etmişti." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rızai, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından, ülkesinin İsrail’e yönelik füze saldırısı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>“İran ateşkesin ihlaline ve Lübnan’a yönelik saldırılara tahammül etmeyeceğini birçok kez ilan etmişti.” diyen Rızai, “Saldırganlar bu akşam cevaplarını aldı. Bu cevap eylemlerini sonlandırmaları için bir uyarı niteliği taşıyor. Yeni bir adım daha ezici bir karşılık alacak.” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>İsrail, Beyrut'a saldırı düzenlemişti</strong></h2>

<p>İsrail ordusu, ateşkese rağmen bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş, ilk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetmiş, 11 kişi yaralanmıştı.</p>

<p>İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai, İsrail'in Dahiye'ye düzenlediği saldırılara, "Siyonist rejimin Dahiye saldırısına kesin bir karşılık vereceğiz." ifadeleriyle tepki göstermişti.</p>

<p>İran Meclisi ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İsrail'in, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine düzenlediği saldırılara ilişkin, "ABD'nin bugün Siyonist rejime yaktığı yeşil ışık bölgedeki üsleri meşru hedef haline getirmektedir." demişti.</p>

<h2><strong>Irak hava sahasını kapattı</strong></h2>

<p>Irak, ülkenin hava sahasının 72 saatliğine kapatıldığını duyurdu.</p>

<p>İran ile İsrail arasında gerilimin yeniden tırmanmasının ardından Irak Sivil Havacılık Kurumundan açıklama yapıldı.</p>

<p>Açıklamada, Irak hava sahasının 3 gün süreyle kapatılacağı belirtildi.</p>

<h2><strong>İran'da patlama sesleri duyuluyor</strong></h2>

<p>İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, "Kısa bir süre önce İsrail Hava Kuvvetleri, İran rejimine ait olan ve İran'ın batısı ile merkezinde bulunan askeri hedeflere saldırı düzenledi." ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Saldırılara ilişkin ayrıntıların daha sonra açıklanacağı belirtildi.</p>

<p>Öte yandan İran devlet televizyonu, başkent Tahran, İsfahan ve Tebriz kentlerinde patlama seslerinin duyulduğunu belirtti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irandan-israile-yeni-fuze-saldirisi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israiliran.jpg" type="image/jpeg" length="47703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çağ kapatıp çağ açmak mı, yoksa…]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cag-kapatip-cag-acmak-mi-yoksa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cag-kapatip-cag-acmak-mi-yoksa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dost bildiğimiz düşmanların değirmenine su taşımak mı?</p>

<p>İki yüz küsur yıldır baskısı altında yaşadığımız Kültür Emperyalizmini biraz daha benimsemek mi?</p>

<p>Unutmayalım ki, zihnimizdeki YANLIŞ olarak yerleşmiş kavramlardan kurtulmak için yapılan her düzeltme, 240 yıldan beri maruz kaldığımız -asker işgalinden daha vahim- Kültür istilasına karşı, bir meydan savaşı kazanmak gibidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihin, belli noktalar seçilerek o noktalara göre bölümlere ayrılması ne derece doğrudur, bu konu bir yana; günümüzde yaygın, Avrupa merkezli bölümlemede şu YANLIŞLAR göze çarpıyor:</p>

<p>1. İlk Çağ; Hz. İsa Aleyhisselam’ın (Avrupalı’ya göre ‘oğul Tanrı’nın) doğumu ile başlıyor: Milad: 1.</p>

<p>Daha önceki zamanlara, Miladdan Önce deniliyor ve olayları gösteren tarihler, rakamlar, büyükten küçüğe doğru veriliyor: İlkokuldaki çocuklar bunu kolayca anlıyorlar mı dersiniz? (Kendi yazdıklarına göre, Hz. İsa A.S.ın gerçek doğum tarihiyle Milad kabul edilen 1 arasında 8 yıla varan farklar da cabası.)</p>

<p>2. İlk Çağ 395 yılında, Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle sona eriyor ve Orta Çağ başlıyor. Bu yıl, Türkler için, Çinliler için, Kuzey Amerika, Güney Amerika halkları Kızılderililer için, Afrika Kıtasını dolduran halklar için, Avustralyada yaşayan halklar için ne ifade eder?</p>

<p>Dünya nüfusunun çoğu için hiçbir şey ifade etmez.</p>

<p>3. Orta Çağ, 1453 yılında Konstantinopolis’in (İstanbul’un) Avrupa’ya göre düşmesi, (Fall of Constantinopolis), BİZE göre fethi (İslam’a açılması, orada İslami değerlerin yerleştirilmesi) ile sona eriyor ve Yeni Çağ başlıyormuş. Çünkü, İstanbul’dan kaçan bilginler, Avrupa’da Rönesansa katkıda bulunmuşlarmış.</p>

<p>Kocaman bir yalan!</p>

<p>1453 yılında, Roma İmparatorluğu’nun son, doğu parçası İstanbul’da, her bakımdan gerilik, düzensizlik, başıbozukluk, çürümüşlük vardı: Doğu Roma İmparatorluğunda, Constantinopolis’te ise “fuhuş yaygındı, kölelerin durumu feci idi. (R.J.H. Jenkins, “Social Life in the Byzantine Empire” The Cambridge Medieval History, vol. IV, part II, p.88. Cambridge University Press, 1978.)</p>

<p>Halk, Osmanlı ordusu şehri kuşatırken, şimdi Sultanahmed Meydanı olan yerdeki hipodroma, maviler ile yeşiller arasındaki araba yarışlarını seyretmeğe koşuyordu.</p>

<p>İstanbul’daki bilginler, İncil’deki “zenginin Cennet’e girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zordur” cümlesini tartışıyorlar, devenin iğne deliğinden nasıl geçeceğini düşünüyorlardı. Bunun yanında, meleklerin erkek mi, dişi mi olduğu, kaç kanatları olduğu da hararetle tartışılıyordu. Doğu Roma her bakımdan çürümüştü. Böyle boş şeylerle uğraşan bilginlerin Avrupa’da Rönesans’a zemin hazırlamadığı bir gerçektir. O bilginler, İstanbul’dan değil, Mora’dan gitmişlerdir ama, Avrupa için İstanbul’un Türkler eline geçmesinin unutulmaması, unutturulmaması gereklidir. Bizim de hoşumuza gidiyor; Çağ kapatıp Çağ açmışız! diyoruz!</p>

<p>Halbuki, biraz düşünsek şu GERÇEK ortaya çıkar:</p>

<p>Yeni Çağ başlangıcı için 1517 tarihi, çok daha uygundur. Günümüzde normları yaygın ve hakim olan Protestanlık, o tarihte, Martin Luther’in Wittenberg katedralinin kapısına 95 maddelik tezini çivilemesiyle başlamıştır.</p>

<p>Bize yutturdukları, hoşumuza da giden, uzunca bir müddet kullanıp da uyandığımız (malumat deposu olmayı tarihçilik zannedenler devam edebilirler) ve terk ettiğimiz imparatorluk (sömürme aleti, üniformalı eşkıyalık) kelimesinden kurtulduğumuz gibi bu “Yeni Çağı başlattık” aldatmacasından da kurtuluşumuz inşallah gecikmez.</p>

<p>Fatih çağında Avrupa’nın görmek istemediği GERÇEK, Türk toplumunun durumu şöyle idi:</p>

<p>Türk cemiyeti, ilimde, teknolojide Avrupa’dan üstündü. Fatih’in hocası Akşemseddin, hastalığı yayan çok küçük varlıkların (mikropların) varlığını fark etmişti.</p>

<p>Fatih, görmediği hedefe, topla aşırtma ateşi bulmuştur (havan).</p>

<p>Fatih Sultan Mehemmed (o çağdaki söyleyiş böyledir) çağındaki Türk toplumu, asayiş, huzur bakımından, çağımızdaki toplumların hepsinden daha iyi durumdaydı: “zina suçu derhal ve şiddetle cezalandırılırdı. Yol kesicilik alemden silinmişdi. Öyle ki, bir kadın, yanında büyük mikdarda altınla, yalnız başına bir iki günlük yola gitse, hiçbir zarara uğramadan döneceğinden kimse şüphe etmezdi (Neşri, Cihan-Nüma, II, 838-840).</p>

<p>İkinci Hükümdar Orhan Gazi zamanından beri, Osmanlı cemiyeti öyle medeni, müreffeh durumda idi ki, Müslümanlar, zekat verecekleri yoksul bulmakta güçlük çekiyorlardı (Neşri, Cihan_Nüma, c.I, s. 186).</p>

<p>Avrupa ve onun uzantısı Batı alemi, dar kafalılıkta, yobazlıkta inadını sürdürmektedir. Batı Avrupa’da babası bilinmeyenlerin oranı -şimdilik- Yüzde 50 civarındadır ve “böyle” dünyaya gelenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. (İnterrnete girip ‘children born out of wedlock’ yazın, ürkütücü tablo karşınıza çıkar.)</p>

<p>Batı’nın ve bizlerin, eski Türklerden, atalarımızdan örnek alacağı değerler meydandadır, insanlığın kurtuluş reçetesi de ortadadır, ama, bunu sunacak liyakata sahip miyiz?</p>

<p>Yoksa, o liyakata giden yollara takozlar, manialar koymağa devam etmemiz mi isteniyor?</p>

<p>29 Mayıs 2026</p>

<p>Mehmet Maksudoğlu</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cag-kapatip-cag-acmak-mi-yoksa</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 08:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/fatih-sultan-mehmed.webp" type="image/jpeg" length="45198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TYB İstanbul Şubesi'nde Mim Kemal Öke ile kültür söyleşisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tyb-istanbul-subesinde-mim-kemal-oke-ile-kultur-soylesisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tyb-istanbul-subesinde-mim-kemal-oke-ile-kultur-soylesisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi, kültür ve düşünce dünyasının önemli isimlerini ağırlamaya devam ediyor. Şube, önümüzdeki günlerde Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin konuk olacağı kapsamlı bir söyleşiye ev sahipliği yapacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TYB İstanbul Şubesi'nin tarihi atmosferinde gerçekleştirilecek olan etkinliğin yönetimini Aylık Baran Dergisi yazarlarından <strong>Handan Özduygu</strong> üstlenecek.</p>

<p>Söyleşide, Mim Kemal Öke'nin akademik birikimi, entelektüel yolculuğu ve kültürel meselelere dair yaklaşımları ele alınacak.</p>

<h3><strong>Etkinlik Detayları</strong></h3>

<p>Kültür sanat dostlarını bir araya getirecek olan söyleşinin zaman ve mekan bilgileri ise şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Tarih:</strong> 11 Haziran</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Saat:</strong> 15.00</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yer:</strong> Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Adres:</strong> Kızlarağası Mehmed Ağa Medresesi, Hoca Rüstem Sk. No: 6 Divanyolu-Sultanahmet</p>
 </li>
</ul>

<p>Girişlerin serbest olduğu etkinliğe tüm edebiyat ve düşünce severler davetlidir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tyb-istanbul-subesinde-mim-kemal-oke-ile-kultur-soylesisi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 07:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/mim-kemal-koke.jpg" type="image/jpeg" length="15368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temel Prensipler: Müdahalecilik]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/temel-prensipler-mudahalecilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/temel-prensipler-mudahalecilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bizim müdahaleciliğimiz, iman borcunu, sopa, kasatura ve tokmakla ödenmeğe dâvet etmeyen Allahın şart koştuğu kalbî itikat, yâni gerçek hürriyet şartındaki sırrın dünyaya tatbiki işidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><ul>
 <li>Müdahalecilik, cemiyetimizin her unsuriyle fâni olduğu büyük topluluk mihrakında, cephe cephe bütün ferdî murakabe hakkını, fertleri aşan bir irade ve idare kutbuna bağlamak sistemidir.</li>
 <li>Müdahalecilik, cemiyetimizde, ferdin öz nefsi üzerindeki, nebatî, hayvanî ve insanî murakabe hakkını (tırnağın uzama şeklinden, su ve iman ihtiyacına kadar) kendisini kendisinden daha iyi koruyacağına emin bulunduğu bir topluluk cihazına, kendi iradesiyle teslim etmesi; ve o cihazın, bütün cemiyeti fert fert teslim alması keyfiyetidir.</li>
 <li>Müdahalecilik, şu bildiğimiz bayat devletçiliği, derinliğine, genişliğine ve yüksekliğine, çok daha zengin mikyasta plânlaştıran bir görüş içinde, çocuğu üstünde babadan, karısı üstünde kocadan, hastası üstünde doktordan, talebesi üstünde hocadan, borçlusu üstünde alacaklıdan ve nihayet fert üstünde, o ferde ait fotoğrafın sahibinden bir derece üstün, ictimaî bir murakabe ehliyetine inanmak, bu ehliyetin makamını ve iş cihazını kurmak ve bu cihazla fert arasında, bir vücüdun uzuvlariyle beyni arasındaki âhenk sırrına ermek dâvasıdır.</li>
 <li>Bende iki (ben) var; biri (ben) dediğim zaman işaret ettiğim irade ve hüviyet merkezi, öbürü de bu irade ve hüviyet merkezinin emri altındaki vücüt; işte bu ilk (ben), herkeste herkesi idareye memur olarak, ictimaî irade ve hüviyet merkezinin tayin ettiği bir mümessil olacaktır; yâni ben, benim başıboş sahibim olmayacağım, hakikî sahibim olan cemiyetin, kendi üzerime diktiği vekil olacağım ve her vekil gibi asîlin hüküm ve idaresi altında bulunacağım.</li>
 <li>Her ferdin, kendi ferdiyeti üzerinde, bölünmez bir bütün fikrinin ayrı ayrı vekâletini temsil etmesindeki mânayı anlayan, başta cemiyetçilik olarak, bütün ölçülerimizle içiçe müdahalecilik ölçümüzün de ruhunu anlar.</li>
 <li>Akîdeler -ki öpüştüğü her dâvanın aksi dâvası tarafından kurulmuş pusulara düşmek kaderine mahkümdur- zıt cephelerini emniyet altına almadıkça kuru ve haşin bir softalık zindanında mahpus kalırlar; bu bakımdan, mutlak ve pazarlıksız müdahaleciliğimiz, insanın bizzat sevdiği şeye ve inandığı gerçeğe esir olması gibi, kendi eliyle kendisine tahakküm edilecek bir sistem halinde billürlaştırılmak ihtiyacındadır; öyle bir sistem ki, tırnağımız nasıl gömülü olduğu eti acıtmazsa, o da bize, kendimize rağmen dışarıdan gelen bir tırnak gibi batmaz.</li>
 <li>Bizim müdahelciliğimiz, Demokrasyanın, fert hürriyetinden doğarak, binbir tezat içinde bunalan ruhunu, en üstün inkılâp plânında, hiç incitmeden, yeni zaman ve mekâna ulaştırmak ve bütün menfi kutuplarından temizlemek hamlesidir.</li>
 <li>Bizim müdahaleciliğimiz, iman borcunu, sopa, kasatura ve tokmakla ödenmeğe dâvet etmeyen Allahın şart koştuğu kalbî itikat, yâni gerçek hürriyet şartındaki sırrın dünyaya tatbiki işidir.</li>
 <li>Bizim müdahaleciliğimiz, başbuğumuzdan dümen neferimize kadar, cemiyet kadromuzun her uzvunu sımsıkı bağlayıcı, şahsın selâhiyetini yükselttikçe dâvaya esaretini derinleştirici, içinden hiçbir nefsanîlik kokusu sızdırmayıcı o hâkim ölçü ruhudur ki, evindeki taharet bezine kadar müdahale pençesine alacağı fert, eğer bu müdahalede dâva dışı en küçük nefsanîlik ve şahsî ve keyf edası bulursa, şehrin en yüksek noktasına çıkar, oradan, başka bir şahsın nefsanîliği uğrunda incitilen muazzez ferdiyeti adına avaz avaz haykırır ve anayasanın yıkıcısını, anayasanın intikam eline teslim etmek kefaletini bulur.</li>
 <li>Anlaşılıyor ki, bizim müdahaleciliğimizde iki mahküm vardır; biri hayvanî ve nebatî hürriyet; öbürü de ferdî ve nefsanî tasallutların her türlü zalim istibdadı!.. Ve yine bizim müdahaleciliğimizde iki hâkim vardır; biri hakikata esaretten başka birşey olmayan gerçek hürriyet; öbürü de her ferdi aşan ezelî ve ebedî kanunlar karşısında tam ve mutlak teslimiyetn Bizim müdahaleciliğimiz, başımızı ve ruhumuzu dayadığımız iman kökünün en mahrem lifidir.</li>
</ul>

<p><i><strong>İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2002, s. 407 - 409.</strong></i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/temel-prensipler-mudahalecilik</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/m-u-d-a-h-e-l-e-c-i-l-i-k.png" type="image/jpeg" length="62126"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="89300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="33127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="79896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="60700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="99788"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="73060"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="69162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="77686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="80735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="88546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="99582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="91270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="58275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="16511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="72513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="98701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="64374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="48087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="14561"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
