<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 14:31:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerli ve milli terör: Okulda dehşet]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin eğitim yuvaları, ekranlardan fışkıran şiddet dizileri ve denetimsiz toplum yapısı yüzünden adeta birer infaz koridoruna dönüştü. Şanlıurfa Siverek’te yaşanan son dehşet, "Yeni Türkiye" illüzyonunun altında yatan ahlaki enkazın en acı vesikası oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu mesleki ve teknik Anadolu lisesinde öğrenci olduğu belirtilen 19 yaşındaki Ömer Ket isimli öğrenci pompalı tüfekle okulda dehşet saçtı. Saldırgan etkisiz hale getirilirken, yaralı sayısı 16'ya yükseldi. Yaralıların 12'sinin öğrenci, 2'sinin öğretmen, 2'sinin ise sivil olduğu öğrenildi. Olay anının görüntüsü ortaya çıktı!</p>

<h3><strong>Reyting Uğruna Feda Edilen Bir Nesil</strong></h3>

<p>Bu olayın faili sadece o tetiği çeken 19 yaşındaki çocuk mu?</p>

<p>Asıl fail; her akşam televizyon ekranlarından evlerimize sızan, ellerinde silahlarla birbirini infaz eden sözde "kahramanların" boy gösterdiği aşk ve racon dizileri değil mi?</p>

<p>Türkiye’de onlarca dizi, şiddeti bir yaşam biçimi, adam öldürmeyi bir meziyet gibi pazarlıyor. Senaryolar sanki toplumu suça teşvik etmek için kaleme alınmış!</p>

<p>Sokaklardaki bu "Vahşi Batı" atmosferine özenen gençler, bugün kendi arkadaşlarını, kendi öğretmenlerini hedef alıyor. Bu kadar zehir içinde Meksika’ya, Brezilya’ya dönüşen bir toplum halini alıyor memleket!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Turizm Bakanı Bu Dizilerle Övünüyor!</strong></h3>

<p>Turizm Bakanı çıkmış, "700 binin üzerinde Türk dizimiz dışarıya ihraç ediliyor" diye göğsünü kabartarak övünüyor. Neyle övünüyoruz Bakan Ersoy?</p>

<p>Toplumu çürüten, ahlakı yerle yeksan eden, şiddeti normalleştiren bu "kültürel erozyon" paketlerini dünyaya satmakla mı?</p>

<p>Bu nasıl bir garabettir? Kendi evlatlarını okulda koruyamayan, zihinlerini ekran başındaki zehirle bulandıran bir devlet yapısı, hangi başarının reklamını yapıyor?</p>

<h3><strong>Hal-i Pürmelalimiz: Ahlaki İflas!</strong></h3>

<p>Bir yanda yerli ve milli silahlarla, Kızılelma projeleriyle dünyada devleşen bir vizyona sahipken, diğer yanda ahlakı bozulmuş, maneviyatı çökmüş, kendi içinde çürüyen bir millet.</p>

<p>Devletin bu hızla artan yozlaşmaya seyirci kalması, insanımızın ise artık bu fecaatleri kanıksayıp tepkisizleşmesi facianın asıl boyutu değil midir?</p>

<p>Neresinden tutsak elimizde kalıyor! Teknolojiyle göklere çıkmaya çalışırken, toplumun en temel yapı taşı olan ahlak ve güvenlik yerin dibine girmiş durumda.</p>

<p>Hayırlı olsun; artık bizim de "Yerli ve Milli Terörümüz" var! Okullarda pompalı tüfek sesleri, hastanelerde yaralı öğrenci feryatları...</p>

<p>"Yeni Türkiye"nin hali pürmelali işte budur! Bezdik artık bu vizyonsuzluktan, bu denetimsizlikten ve bu sahte övünç tablolarından!</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yerli-ve-milli-teror-okulda-dehset</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/urfa-da-liseye-silahli-saldiri-1.webp" type="image/jpeg" length="36738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Batı’nın “insan hakları” söylemi sömürünün meşruiyet aracına dönüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-batinin-insan-haklari-soylemi-somurunun-mesruiyet-aracina-donustu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/irak-katliami.webp" type="image/jpeg" length="34928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Marmaray’daki intiharlar neyin habercisi?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray’da 10 gün içinde dört ayrı vakanın yaşanması, münferit bir hadise ile karşı karşıya olmadığımızı açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Böyle vakalar arttıkça, meseleye birkaç resmî açıklama ve kısa haber diliyle yaklaşmak daha büyük bir körlüğe yol açıyor. Yani bugün medyanın yaptığı tam olarak bu.</p>

<p>Fakat ortada sıradan bir hadise yok. Bu yüzden mesele, bütün yönleriyle ele alınmalıdır. Sosyologlar toplum yapısındaki çözülmeyi, psikologlar gençliğin içine itildiği yalnızlaşmayı, eğitimciler okulun insan yetiştirme vasfını kaybedişini, ilahiyatçılar ve hocalar ise manevî boşluğun derinleşmesini konuşmalıdır.</p>

<p>Aile kurumunun zayıflaması, gençlerin aidiyet duygusunu kaybetmesi, başarı ve haz merkezli hayat telkinleri, insanı büyük bir anlamsızlığa sürüklüyor. İnsanın neden yaşadığına dair sağlam bir fikri kalmayınca, karşısına çıkan ilk buhran onu yutabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir başka ağır mesele de intihar ve suç hadiselerinin medya ve sosyal mecralarda işleniş biçimi.</p>

<p>DEVAMINI OKUMAK İÇİN <a href="https://www.barandergisi.net/marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-marmaraydaki-intiharlar-neyin-habercisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/marmaray-da-bir-kisi-intihar-etti.jpg" type="image/jpeg" length="98640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alçak Yahudi'lerden Filistinli esirlere işkence ve cinsel taciz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/alcak-yahudilerden-filistinli-esirlere-iskence-ve-cinsel-taciz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/alcak-yahudilerden-filistinli-esirlere-iskence-ve-cinsel-taciz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni rapor, alçak Yahudi'lerin, Filistinli tutuklulara uyguladığı cinsel şiddetin münferit değil, devlet politikası olduğunu ortaya koydu. Sde Teiman’da Yahudi askerlerin Filistinli esirlere köpek ve nesnelerle tecavüz ettiği tanıklıklarla belgelendi. Filistin toplumunu yok etmeyi amaçlayan bu sistematik işkencenin, İsrail’in en üst kademelerince onaylandığı ve yargı eliyle korunduğu vurgulanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni yayımlanan kapsamlı bir insan hakları raporu, İsrail hapishanelerinde ve özellikle Gazze’den getirilen Filistinli tutukluların tutulduğu gözaltı merkezlerinde uygulanan cinsel şiddetin münferit vakalar olmadığını, aksine en üst düzey askeri, siyasi ve yargı mercileri tarafından onaylanmış "örgütlü bir devlet politikası" olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Euro-Mediterranean Human Rights Monitor tarafından hazırlanan ve eski tutukluların ifadelerine dayanan rapor, tecavüz ve cinsel işkencenin sistematik bir savaş yöntemi olarak nasıl kullanıldığını tüm çıplaklığıyla belgeliyor.</p>

<p>Raporda yer alan en sarsıcı tanıklıklardan biri, Gazze’nin kuzeyinden kaçırılan 42 yaşındaki bir kadına ait. Kötü şöhretli Sde Teiman gözaltı merkezinde tutulan kadın, maskeli askerler tarafından metal bir masaya bağlanarak günlerce tecavüze uğradığını ve bu anların askerler tarafından kayda alındığını anlatıyor. Yaşadığı dehşeti "duvarlar ardındaki bir başka soykırım" olarak nitelendiren mağdur, bu görüntülerin daha sonra sorgu sırasında kendisine gösterilerek "işbirliği" yapması için şantaj amaçlı kullanıldığını ifade ediyor.</p>

<p>Benzer şekilde, 35 yaşındaki Amir ve 43 yaşındaki Wajdi gibi erkek tutukluların ifadeleri de şiddetin sistematik doğasını doğruluyor. Bu tanıklıklar, eğitimli askeri köpeklerin ve yangın söndürme tüpü gibi çeşitli nesnelerin cinsel saldırı ve işkence aracı olarak kullanıldığını, askerlerin ise bu anlarda kurbanlarla alay ederek süreci kameraya aldığını gösteriyor.</p>

<blockquote>
<h2>Saha araştırmacısı Khaled Ahmed, belgelenen bu vakaların sadece fizikî bir saldırı değil, kurbanın onurunu yok etmeyi amaçlayan kurumsal bir lojistik çerçeve içinde yürütüldüğünü vurguluyor.</h2>
</blockquote>

<p>Rapora göre, bu suç zinciri sadece doğrudan faillerle sınırlı kalmıyor; işkence izlerini gizleyen tıp personeli, mağdurların yasal haklarını kısıtlayan yargı mekanizması ve tutukluları her türlü korumadan mahrum bırakan "Yasadışı Savaşçılar Yasası" gibi düzenlemeler bu sistemi ayakta tutuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mart 2025'te bir tutukluya toplu tecavüzle suçlanan askerlerin davalarının sızdırılan kamera kayıtlarına rağmen düşürülmesi, cezasızlık politikasının en somut örneği olarak sunuluyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler soruşturmalarıyla da paralel nitelikteki bu bulgular, cinsel şiddetin Filistin toplumunu hem ferdî hem de toplumsal düzeyde çökertmek amacıyla kullanılan stratejik bir araç olduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p>Middle East Eye</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/alcak-yahudilerden-filistinli-esirlere-iskence-ve-cinsel-taciz</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/sde-teiman-israel-reutersjpeg.webp" type="image/jpeg" length="12475"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Devlet Bahçeli: İsrail savaşın tek sorumlusudur]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/devlet-bahceli-israil-savasin-tek-sorumlusudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/devlet-bahceli-israil-savasin-tek-sorumlusudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahçeli: İsrail savaşın tek sorumlusudur. Gazze'deki çığlıklar bugün Lübnan'da yankı bulmaktadır. İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada ABD güdümünde ve desteğinde emperyalist faaliyetlerin yoğunlaştığı görülmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Devlet Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle: "Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan'da iki haftalık ateşkese bağlandığının görülmesi krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır.</p>

<h2>"İSRAİL BU SAVAŞIN GERÇEK VE TEK SORUMLUSUDUR"</h2>

<p>Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İsrail bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. Lübnan'a saldırılar da derhal durdurulmalıdır. Su güvenliği de önem kazanmıştır. Ortadoğu'da su kaynakları yeni rekabet cephesidir.</p>

<h2>TERÖRSÜZ TÜRKİYE</h2>

<p>Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlığımız sanıyorum ki daha iyi anlaşılmaktadır. Süreç terörün kökünü kurutan bir hedeftir. Bu süreci bahane ederek MHP'nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ BEKA MESELESİDİR"</h2>

<p>Savaş sadece tankla tüfekle yürütülmez. Gıda güvenliği milli beka meselesidir. Tarım stratejik kudrettir. Bize düşen çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Fırsatçılar tek tek belirlenmeli ve kapatılmalıdır. Dışa bağımlı hale gelen millet diz çökmüş demektir. Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur. Güvenli gıdaya erişim önemlidir.</p>

<p>Çocukların sofrasını korumak geleceği korumaktır. Doğu Anadolu'nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir."</p>

<h2>ARA SEÇİM TARTIŞMASI</h2>

<p>Toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, ara seçim tartışmaları ile ilgili, "Cumhuriyet Halk Partisi kapısındaki sıkışıklığı Türkiye’yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir ve o iradeye şimdiden saygı duymak lazım." yanıtını verdi.</p>

<p>Habertürk</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/devlet-bahceli-israil-savasin-tek-sorumlusudur</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/bahceli-s.jpg" type="image/jpeg" length="13077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump önce Papa'ya sataştı sonra kendisini "İsa" gibi gösterdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-once-papaya-satasti-sonra-kendisini-isa-gibi-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-once-papaya-satasti-sonra-kendisini-isa-gibi-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, "İran'ı yok etme" tehditleri dolayısıyla kendisini eleştiren Papa'nın "barış" ve "uzlaşma" çağrılarına İsa suretinde gösterildiği yapay zeka ürünü kitsch posterle yanıt verdi. Trump, Papayı "suç karşısında zayıf" ve "dış politikada berbat" olarak niteledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın İsa suretine bürünerek Papa XIV. Leo’nun İran siyasetlerine karşı çıkışına verdiği hakarete varan yanıtın ardından Beyaz Saray ve Vatikan arasındaki tartışma sertleşmeye devam ediyor.</p>

<p>XIV. Leo'nun Trump’ın İran’a yönelttiği “bütün bir medeniyetin yok edileceği” tehdidine açıkça karşı çıkması ve bunu “hiçbir şekilde kabul edilemez” olarak nitelemesiyle başlayan uluslararası tartışma, pazartesi günü Trump'ın kendi sosyal medya platformu Truth Social’da tartışmayı kişiselleştirerek verdiği yanıtla alevlendi.</p>

<h3>İsa suretine bürünen Trump, Hristiyan alemini öfkelendirdi</h3>

<p>Trump "Papa Leo suç karşısında GÜÇSÜZ ve dış politika açısından berbat” diye yazdı ve tartışma İran savaşı ve göç politikaları konusunda bir fikir anlaşmazlığından uzaklaşarak, Beyaz Saray ve Vatikan arasında simgesel bir otorite mücadelesine dönüştü.</p>

<p>Pazartesi günkü tartışmayı büyüten bir başka öge de Trump’ın paylaştığı kendisinin İsa suretinde resmedildiği yapay zekâ görseli oldu.</p>

<p>Reuters’a göre Trump’ın, Papa’yı hedef alan mesajının hemen ardından yayımladığı kendisini İsa’ya benzettiği görsel, Hristiyan aleminde yeni bir öfke dalgası yarattı. Kriz “Papa savaşa karşı çıktı”, “Trump Papaya sert yanıt verdi” düzeyinin ötesine geçti.</p>

<h3>Papa: “Barış çağrısında bulunan bir ruhani otorite”</h3>

<p>Trump’ın kendisini dinsel simgeler düzleminde de merkeze koyan gösterisi, konuyu küfre, kutsal olanın siyasallaştırılması ve lider tapıncı tartışmasına taşıdı. Pazartesi günü verilen tepkiler, yalnız dış politika konusuyla sınırlı kalmadı: “Hristiyanlığın söylemine müracaat etmek kimin hakkı?” sorusuna da yanıt niteliği taşıdı.</p>

<p>Pazartesi günü Papa Trump’ın hakaretleriyle “bir tartışmaya girmeyeceğini” söyledi. “Barış kurucular anlar kutsanmıştır” diyen Papa kendi rolünü “politikacı” olarak değil, barış çağrısında bulunan ruhani bir otorite olarak tanımladı.</p>

<h3>Trump’ın göçmen siyaseti de eleştiri gündemde</h3>

<p>XIV. Leo ile Trump arasındaki tartışmanın arka planında Papa’nın Washington’ın göç politikalarına yönelik karşıtlığı da var. Papa ABD’de göçmen avı başladığında Trump’ın göçmenleri kitle halinde tutuklayarak ABD’den sınır dışı etme politikalarını “göçmenlere insanlık dışı muamele” olarak nitelemiş ve Trump’ın kürtaj karşıtlığını “yaşam yanlılığı” olarak nitlemesine kinayeyle “yaşam yanlısı muamele bu mu” diye sormuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump da Papa’ya yönelik son saldırısını bu yüzden yalnız dış politika ekseniyle sınırlamadı: Göç, Hristiyanlık, devlet şiddeti ve ahlaki meşruiyet konularında birikmiş bir hesaplaşmayı gündeme taşıdı. Devamında saldırılarını İran konusunun ötesine taşıyarak, XIV. Leo’ya “Yüce bir Papa olmaya odaklan, Politikacılığa değil,” diye meydan okudu.</p>

<p>Papa’nın bugünkü yanıtı, içeriği kadar tonu bakımından da önemliydi. Leo, Trump’a onun çektiği zeminde yanıt vermedi ama “Hristiyanlığın mesajının istismar edildiğini” söyledi. Trump ve çevresindekilerin İncil’in söylemini güç siyasetinin hizmetine soktuğunu ima etti.</p>

<p>AP haberinde Papa’nın Pazartesi günü “barış, uzlaşma ve çok yanlı çözümler”e yönelik tutumunu yinelediğini aktardı. Papa sonuçta Trump karşısında geri adım atmadı; daha soğuk bir üslupla eleştiri çerçevesini genişletti.</p>

<h3>Roma ve Katolik hiyerarşisi de tartışmaya katılıyor</h3>

<p>Tartışma Vatikan-Washington ekseninde kalmadı. Roma da devreye girdi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump’ın çıkışını “kabul edilemez” olarak niteledi. Meloni bugüne kadar Trump ile arasındaki yakın ilişkiye mesafe koydu. İtalya Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini de Papa’yı savundu ve “barış için çaba gösteren birisi varsa o da Papa Leo’dan başka kimse değil,“ dedi.</p>

<p>Papa Leo’nun ABD yurttaşı olduğu akılda tutulursa, ABD Katolik Piskoposlar Konferansı Başkanı Başpiskopos Paul S. Coakley’in Trump’a verdiği ilkesel yanıtın özel anlamı daha da açık hale geliyor. Oakley, “Papa Leo ne Trump’ın rakibi ne de politikacı“ dedi. İtalyan siyasetçiler Papa’nın ulusal-dinsel meşruiyet alanını korumaya yönelirken, Katolik hiyerarşisi papalığın siyasal rakip muamelesi görmesine karşı sesini yükseltti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-once-papaya-satasti-sonra-kendisini-isa-gibi-gosterdi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/7lrh-c-in-n.jpeg" type="image/jpeg" length="91532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İtalyan dergisi L'Espresso: Büyük İsrail katliam üzerine kuruldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/italyan-dergisi-lespresso-buyuk-israil-katliam-uzerine-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/italyan-dergisi-lespresso-buyuk-israil-katliam-uzerine-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[L’Espresso, son kapağında İsrail’in Batı Şeria, Gazze, Lübnan, Suriye ve İran hattındaki saldırgan siyasetini “istismar” ve “Büyük İsrail” projesi bağlamında teşhir etti. Dergi, etnik temizlik, katliam ve işgalin artık Avrupa basınında da açık biçimde dile getirildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İtalya’nın en köklü ve etkili dergilerinden biri olan L'Espresso, İsrail'in işgal politikalarını ve Batı Şeria’da estirilen terörü mercek altına aldığı son sayısıyla dünya gündemine oturdu.</p>

<p>Dergi, kapağına taşıdığı başlıkla "Büyük İsrail" hayalinin masum sivillerin kanı ve sistematik katliamlar üzerine inşa edildiğini açıkça ilan etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Batı Şeria’daki Eşkıyalar Deşifre Edildi</strong></p>

<p>L'Espresso, hazırladığı kapsamlı dosyada Batı Şeria’da Filistinli yerli halka zulmeden, evlerini başlarına yıkan ve topraklarını gasp eden işgalci yerleşimcileri "eşkıya" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Kapakta kullanılan ve büyük tepki çeken o "iğrenç" fotoğraf, bu grupların bölgedeki sivil halka yönelik sergilediği vahşi tutumu ve hukuk tanımaz saldırganlığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Dergi, bu yapıların sadece Filistin için değil, insanlık onuru için de en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kapakta şunlar yer aldı:</p>

<p>''Batı Şeria’nın ilhakı; yerleşimcilerle suç ortaklığı yapan askerler. Gazze yerle bir edildi. Lübnan’daki ilerleyiş. Suriye’de ihlal edilen sınır. İran’a karşı savaş. Etnik temizlik ve katliamlar. Siyonist sağ, Büyük İsrail’e işte böyle şekil veriyor.''</p>

<p><strong>Mağduriyet maskesi yok artık</strong></p>

<p>Her benzer makalede İsrail’in kuruluşundan bu yana izlediği şiddet sarmalının anatomisi incelenirken, sivil katliamların münferit olaylar değil, devlet politikasının bir parçası olduğu yer alıyor. İtalyan dergisi, "Büyük İsrail" projesinin altında yatan yıkımı ve bu uğurda feda edilen binlerce masum hayat olduğunu açıkça haykırdı. Kapaktaki o sert görsel ve "vahşi yüz" vurgusu, İsrail'in yıllardır sığındığı "mağduriyet" kalkanının artık Avrupa kamuoyunda bile dikiş tutmadığını ve gerçeklerin saklanamaz boyuta ulaştığını kanıtlıyor.</p>

<p>Filistin topraklarında devam eden soykırımın ve işgalci grupların estirdiği terörün "Büyük İsrail" idealinin karanlık yüzü olduğu gerçeği, artık en prestijli Avrupa dergilerinin kapaklarından dünyaya haykırılıyor.</p>

<p>Kaynak: L'Espresso Dergisi / İtalya / Uluslararası Medya Analizleri</p>

<p><img alt="20260414 100320" class="detail-photo img-fluid" height="1030" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/20260414-100320.jpg" width="740" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/italyan-dergisi-lespresso-buyuk-israil-katliam-uzerine-kuruldu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/grid-art-20260414-101130978.jpg" type="image/jpeg" length="72774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Reşid Paşa'dan CHP'ye: Filistin'de Yahudi devleti kurma çalışması]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/resid-pasadan-chpye-filistinde-yahudi-devleti-kurma-calismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/resid-pasadan-chpye-filistinde-yahudi-devleti-kurma-calismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p class="is-editor-empty is-empty">Bugün dünyanın başına bela olan İsrail'in 1948'de kurulduğunu zannetmek koyu bir gaflettir. Hatta Theodor Herzl'in 29 Ağustos 1897 Siyonist Kongresi'ndeki, "Ben bugün Basel'de Yahudi devletini kurdum" sözünü esas almak da "cambaza bakmak"tır!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Çünkü Filistin'de Yahudi devleti kurma çalışmaları çok önce başlamıştır!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Osmanlı/Hilafet olduğu müddetçe devlet kuramayacaklarını, kursalar bile yaşatamayacaklarını anlayan Yahudiler, "hedef"i belirlemiş ve yöneticilerinin çoğu Yahudi olan "sinsi" emperyalist İngiltere'ye ihale etmişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Önce Osmanlı yıkılmalıydı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Osmanlı'nın savaşarak yıkamayacağını iyi bilen İngilizler de, "Çayın taşıyla çayın kuşunu avlama" yöntemine dayanan ve "Paşa" denilen "Maşa"lar üzerinden yürüttükleri bir "proje" uygulamıştı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Yahudi aparatı Trump'ın da yaptığı gibi Osmanlı'yı "beyninden vurmak" için bir padişahı genç yaşta verem etmiş; sonrakini devirip bileklerini kesmiş; yerine getirdiklerini 3 ayda delirtmiş; geleni de devirip hapsetmişlerdi! Sonuncusunu ise, mülkünden kovup dünyayı dar etmişlerdi!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">O halde, şu soruları cevaplamadan "İsrail"in asıl mimarları" anlaşılamaz:</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">1- Osmanlı'da ilk büyük gediği açan Mason Reşid Paşa'yı kim niçin kullandı?</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">2- Mason Midhat Paşa, Sultan Abdülaziz Han'ı neden devirip katlettirdi?</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">3- İttihatçıların "31 Mart" operasyonu, kimleri hangi hedefe ulaştırdı?</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="is-editor-empty is-empty">4- İttihatçıların devamı olan CHP, Yahudilere nasıl hizmet verdi ve veriyor?</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">"İsrail", hâlâ devam eden bu "hıyanet zinciri"nin "zehirli meyvesi"dir!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Maalesef, ormanın; "Beni kesen baltanın sapı benden..." yakınmasına benzer bir "garabet" söz konusudur!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Türk paşaların eseri olan İsrail, bugün Türkiye'yi "finaldeki rakip" olarak görmektedir! Ve Türkiye, "askerî cephe"yi önemli ölçüde tahkim etmişse de, "iç cephe"de hâlâ büyük "zaaf" yaşamaktadır.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">İsrail'in Türkiye konusundaki asıl endişesi birlik ve beraberliğimizdir. Son günlerde yine tekrarladıkları Türkiye'nin iç cephesine yönelik saldırılar, bu meselenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu saldırılarına "etiketledikleri" CHP yöneticilerinden "destek" istemeleri ise çok manidardır.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Çünkü CHP zihniyeti, İsrail'i "tehlike" olarak görmemektedir ki, Siyonistler rakip ülkelere hep bu "gaflet kapısı"ndan girmektedir!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">4 YAZIDAN OLUŞAN DİZİ, BUGÜNÜN ŞİFRELERİ!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Abdülaziz Han ile Abdülhamid Han'a yapılan darbelerin ve Nuri Killigil defnedilirken "İsrail"i tanımanın sene-i devriyesine rastlayan şu günlerde...</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Reşid Paşa'nın (1), Midhat Paşa'nın (2), İttihatçılar'ın (3) ve CHP'nin (4) Yahudilere verdiği "devlet" hizmetini 4 yazıyla anlatarak, "iç tehlike"ye dikkat çekmek istiyoruz.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Bu araştırma, CHP ile mücadele eden herkes için çok önemlidir!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Osmanlı'dan bahsedenlere "gerici" damgası basan CHP zihniyeti, hâlâ "Biz 'Jön Türk'üz" diyecek kadar derin bir "vesayetçi hafıza" ile hareket etmektedir.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Hedefe ulaşmak için her şeyi "mubah" sayan bir CHP'yi, Mason paşalara kadar uzanan zehirli köklerini tanımadan anlamak mümkün değildir.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Bu araştırma dizimizi dikkatle takip edenler, Reşid Paşa'dan bugünkü CHP'ye uzanan "vesayet zinciri"nin çok ilginç bir "ortak payda"sına da şahit olacak; devlete (aslında millete) ait her şeyi, kendi "bostan tarlası" bildiklerini ve istedikleri gibi "derdiklerini" görecektir!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">İNGİLİZLER/YAHUDİLER, HIRSLI KİFAYETSİZLERİ ÇOK SEVER!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Mustafa Reşid Bey, medresenin "arka kapı mezunu" olduğu halde "Sadrazam" akrabası Seyyid Ali Paşa sayesinde "mühürdar" olmuş ve 24 yaşında da "Sadaret Kalemi" denilen önemli makama oturmuştu.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Kendisine çok iltifat eden isyancı Kavalalı'ya verdiği sarsıcı tavizler sebebiyle Sultan II. Mahmud Han'ın "idamı mucib" öfkesine muhatap olan Reşid Bey, saraydaki vesayet sayesinde Paris'e "Fevkalade Ortaelçi" olarak kaçırılmıştı! (1834)</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">1836'da başlayan Londra Büyükelçiliği ise tam bir "devşirilme" dönemi olmuştu. Mason Lord Stratford Canning, Reşid Bey'i kendi locasına götürüp bizzat kaydetmişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Mason olduktan sonra önü açılan Reşid Bey, 1937'de "Müşir"lik verilerek en "kritik" makam olan Hariciye Nâzırlığı'na getirilmiş ve 25 Ocak 1838'de ise "Paşa" olmuştu!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Artık bu nimetlerin "velisi" olan İngiltere'ye "teşekkür" zamanıydı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Büyükelçi John Ponsonby'nin hazırladığı "Baltalimanı Anlaşması"nı 16 Ağustos 1838'de imzalayarak Osmanlı'ya ilk "ekonomik işgal"i tattırmıştı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">FİLİSTİN İÇİN OSMANLI'YA İLK PENÇE!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Aslında çok daha derin bir hesap vardı.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">İngiltere, Yahudilere devlet kurma sözünü 2 Kasım 1917'de resmen açıklamışsa da, fiilî işbirliği çok önce başlamıştı.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Londra'daki borsa simsarlığından çok para kazanan İtalyan Yahudisi Moşe Montefiore, 1824'te Filistin'e gitmiş ve İngiliz Hükümeti işbirliğiyle "devlet" kurmak için yıllarca çaba sarf etmişti. Dünyadaki Yahudileri, Filistin'deki muazzam ziraat arazilerine çağıran Moşe; Londra'nın, İngiliz görevlilere "Yahudileri himaye edin" talimatı vermesini sağlamıştı.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Aynı yıllarda Londra'da "masonluk çipi" takılan Reşid Paşa'ya da "Osmanlı'nın devlet ve millet yapısını tahrip görevi" verilmişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">"Tanzimat"ı, buna göre yazmışlardı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">"Masonluk" ayrıntısı çok önemlidir. En azılı İslâm düşmanı olan İngilizlerin, Misyonerlerle asırlar boyu bir arpa boyu yol alamadıkları için "Masonluğu" kurduğu gerçeği hiç unutulmamalı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">YAHUDİ DEVLETİNE "TANZİMAT" OSMANLIYA "TAHRİBAT"</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Sultan II. Mahmud Han'ın 28 Haziran 1839 tarihindeki ölümü üzerine 16 yaşındaki Abdülmecid Efendi'nin tahta çıkmasını fırsat bilen Reşid Paşa, İngiltere Sefiri Lord Canning'in eline tutuşturduğu "Tanzimat Fermanı"nı, "İngilizlerin desteğini ve yardımını alırız" vadiyle onaylatmış ve 3 Kasım 1839'da ilân etmişti.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Gülhane'deki törende Rum ve Ermeni Patrikleri, Yahudi Hahambaşı ve Avrupalı sefirler de hazırdı. Ön sırada oturan James M. de Rothschild, yanındaki Hahambaşının kulağına "İmparatorluk bünyesindeki bütün Yahudi cemaatlerine, Tanzimat Fermanı'nın açtığı yolda atılması gereken adımları anlatan bir 'emirname' gönderin" diye fısıldamıştı![1]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Kimsenin üzerinde durmadığı bu "fısıltı", aslında Filistin'de Yahudi devleti kurma sürecini fiilen başlatan bir talimattı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">"Batılılaşma" diye yuttuğumuz Tanzimat Fermanı'nın bütün maddeleri de, uzun vadede bu hedefe matuftu!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Güya ahalinin bütünleşmesini sağlayacaktı! Oysa asıl hedef, "tanzim" değil, "tahrip" idi! Daha merasimde durum değişmişti! Bir paşazade, namaz kılan birine "Ferman okundu, duymadın mı" demişti![2]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Nitekim azınlıklara yönelik abartılı imtiyazlar, kamplaşmaya sebep olmuştu.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Fransa'nın İstanbul Sefiri Albin R. Roussin, Paris'e gönderdiği "Bu reformlardan maksadımız, Osmanlı'yı kalkındırmak değil; Ayasofya üzerinde parlamakta olan hilâli indirip, yerine tekrar haç koymaktır" raporuyla, Tanzimat'ın gerçek amacını ifade ediyordu![3]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">BÜROKRATİK OLİGARŞİ MİRASI!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Padişahlık yetkilerinin çoğunu nazırlara (paşalara) aktaran bu değişiklik, Batı vesayetinin yönetime tahakkümü anlamına geliyordu. Büyük zaafa sebep olmuştu. Yani hâlâ çektiğimiz "bürokratik oligarşi" belası da Tanzimat ile gelmişti.[4]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Tanzimat'ın hedeflerinden biri de, Müslümanları "cahil" bırakmaktı! İslâm âlimleri asırlardır, fen bilgilerini de öğrenirdi. Reşid Paşa, Fatih'ten beri medreselerde okutulan hesap, hendese, astronomi derslerini kaldırmıştı.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Önce "Din adamına fen bilgisi lâzım değil" aldatmacasıyla, din adamlarını fen cahili yapmışlardı. Sonra da, "Din adamları gericidir" diyerek gençleri İslâmiyet'ten uzaklaştırmışlardı.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Velhasıl Osmanlılar, Londra'da hazırlanan "ıslahat" programlarıyla oyalanırken, Avrupa'da büyük fabrikalar, modern harp sanayii kuruluyordu. Doğal olarak Müslümanlar gerilemiş; her şeyi bizden öğrenen Avrupa ise hızla ilerlemişti.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">TANZİMAT'IN ZEHİRLİ MEYVELERİ!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Büyük vaatlerle ilân edilen Tanzimat Fermanı'ndan sonra, Osmanlı coğrafyasındaki Misyoner faaliyetleri hızla artmıştı. Gayrimüslim tebaayı ayaklandırmak için çalışıyorlardı. Özellikle Doğu Anadolu'ya yoğunlaşıyorlardı. Sadece Harput Ovası'nda 62 merkez ve 21 kilise açılmıştı. 66 Ermeni köyünden 62'sinde Misyoner teşkilâtı kurulmuştu. "Millet-i Sadıka" diye anılan Ermeniler, Müslümanlara ve Osmanlıya düşman edilmişti. Meşhur Misyoner Maria A. West, "Romance of Mission" kitabında, "Ermenilerin damarlarına girdik" demişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Gaziantep'teki Antep Koleji, Merzifon'daki Anadolu Koleji ve İstanbul'daki Robert Kolej de bunlardandı. Meselâ Merzifon Koleji'ndeki 135 öğrenciden 108'i Ermeni, 27'si Rum idi! Avrupa'dan gelen Misyonerler, okullara "öğretmen" ve kiliselere "papaz" adı altında yerleştirilmişti. Hepsi de gittiği yere "fitne" götürmüştü!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Ermeni komitacılar, katliam hazırlıklarını da bu "okul" formatlı "üs"lerde yapıyordu. Çete reisleri Kayayan ve Tumayan da "öğretmen" görünüyordu. Bunlar tutuklanınca, Misyonerler dünyayı ayağa kaldırmıştı. Bu iki haini kurtarmak için İngiltere'de ve Amerika'da büyük gösteriler düzenlenmişti. Londra'daki yürüyüşe, Merzifon Anadolu Koleji Müdürü de katılmıştı.[5]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Yani Mason Reşid Paşa'nın "Tanzimat-ı Hayriyye" diye sunduğu uygulamalar hiç hayır getirmemişti! Tam aksine, koca Osmanlı Devleti'ni altüst etmişti! Avrupa, Hristiyan ve Yahudilere verilen haklara öyle sahiplenmişti ki, Müslümanlar "azınlık" muamelesi görüyordu!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Gidişata çok üzülen Abdülmecid Han, İngiliz sefiri gibi hareket eden Reşid Paşa'yı, "Payitahttan uzak olsun" diye 1843'te Paris Büyükelçiliği'ne göndermişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Ama her seferinde güçlenerek dönüyordu! Yine öyle olmuş; bir yıl sonra "Hariciye Nâzırı" olarak gelmişti.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Bu da yetmemişti... İstanbul'daki İngiliz operasyonlarını yöneten Lord Canning, Abdülmecid Han'a, "Münevver ve kültürlü Reşid Paşa'yı Sadrazam yaparsanız, İngiltere ile yaşadığınız bütün anlaşmazlıklar kalkar" şeklinde küstah bir telkinde bulunmuştu. Ne gariptir ki Reşid Paşa, 28 Eylül 1846 tarihinde "Sadrazam" yani Başbakan olmuştu.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">6 defa tekrarlanan Sadrazamlık dönemlerinde İngilizlere hizmet için seferber olan Reşid Paşa, yüzlerce Misyoner okulunda yetiştirilen binlerce devşirmeyi, en kritik noktalara yerleştirmişti. Bu "yeni tip Haçlı ordusu"nun yürüttüğü operasyonlar, millî birliği felç etmişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">FİLİSTİN'İ "ÇAKTIRMADAN" ROTHSCHİLD'LERE SATMIŞTI!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Bizim için felâkete ama Yahudiler için "devlet"e yönelik ikinci büyük adım da İngilizlerin "Büyük Reşid Paşa"sından gelmişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Sadrazamlık görevini 1848 yılındaki 5 aylık ara dışında 26 Ocak 1852 tarihine kadar sürdüren Reşid Paşa, tam da savaş tamtamları çalınırken 14 Mayıs 1853 tarihinde, İngilizler için en kritik görev olan Hariciye Nâzırlığına gelmişti.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Ne ilginçtir ki, ilk Hariciye Nâzırlığı sırasında imzaladığı Baltalimanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı'yı, İngiltere Krallığı'na ipotek eden Reşid Paşa, 15 yıl sonra yine Hariciye Nâzırı idi ve Osmanlı Devleti yine yapmaması gereken tek şeyi yaparak güçlü Ruslarla savaşa girmişti! Çünkü bu savaşı, İngiltere ve özellikle de "Küresel Tefeci" Rothschildler çok istiyordu!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">İngiliz patronlarının yoğun isteği üzerine Osmanlı'yı 1853 yılında Kırım Harbi'ne sokan Reşid Paşa, ilk defa dış borçlanmaya sebep olmuştu.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Peki, 5 Temmuz 1855'te Londra'da yapılan bir mukavele ile kimden 5 milyon sterlin borç alındı dersiniz?</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Tabii ki, Tanzimat ilânı sırasında "Tanzimat'tan istifade ederek Yahudi devleti çalışmaları başlatılması" talimatı veren ve "para"yı "atom bombası" gibi kullanan James Mayer de Rothschild'ten!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Filistin'de Yahudi devleti kurulması için Osmanlı adeta ipotek altına alınmıştı!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Nitekim "Filistin'de İsrail devleti kurulacağının dünyaya resmen ilanı" olarak bilinen meşhur "Balfour Deklarasyonu" da İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un, İngiltere'deki en etkili Siyonist (Londra 1. Baronu Rothschild Nathan Mayer Rothschild'in oğlu) olan Britanya Yahudi Temcilciler Kurulu Başkanı 2. Baron Lionel Walter Rothschild'e yazdığı "müjde" mektubudur![6]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">GENÇ SULTAN KAHRINDAN ÖLDÜ!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Sultan Abdülmecid Han, 1846-1858 arasında 6 defa Sadrazam tayin etmek zorunda kaldığı Reşid Paşa'nın verdiği zararlar sebebiyle üzüntüden "verem" olmuştu. Devlet malını israf konusunda da çok "hassas" olan Sultan, bu Londra züppesinin yolsuzluklarını da duyunca yatağa düşmüş ve 26 Haziran 1861'de daha 38 yaşında vefat etmişti.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Mesela Reşid Paşa, Abdülmecid Han'ın kızı Fatma Sultan'la oğlu Ali Galip Paşa'nın evliliği sırasında Baltalimanı'ndaki köşkünü 250 bin altın karşılığında Hazine-i Hassa'ya satmış; sonra da oğluna tahsis etmişti!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Daha neler vardı! Bir Rûznâmçe memurunun oğlu olan Reşid Paşa, özellikle sadrazamlık dönemlerinde, "boş" görünen binlerce dönüm araziyi kendine tapulamıştı! "En çok rüşvet yiyen devlet adamı" olarak nam salan Mason Sadrazam, 7 Ocak 1858 günü öldüğünde, İstanbul ve Anadolu'daki taşınmazları ve Avrupa borsalarındaki tahvilleriyle, "Padişahtan zengin Osmanlı" olarak tarihe geçmişti![7]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">63'ü Türk 73 varisinden biri olan Ürdün Prensi Zeyd bin Raad'ın 2006 yılında açtığı dava vesilesiyle gündeme gelen tapu kayıtlarına göre Kilyos Çatalca arasında 82 bin dönüm; Sarıyer, Beykoz ve Üsküdar sahillerinde 12 bin dönüm; Ambarlı'da 2 bin 440 dönüm arazinin sahibi olan Reşid Paşa; "Boğaz"ın Emirga-Baltalimanı bölümünü bile, "Voli (avlanma) Alanı" olarak üzerine geçirmişti.[8]</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Büyük Mason Reşid Paşa, Beyazıt Meydanı'ndaki şaşaalı mekânında bu yolsuzlukların hesabını bitirdi mi bilmiyoruz ama temelini attığı "İsrail" yüzünden ödeyeceği fatura, her gün daha da zorlaşmaktadır!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">DEVAMI GELECEK:</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">İsrail'in Türk mimarları-2: Filistin'i vermedi, bilekleri kesildi!</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[1] Mehmet Hasan Bulut, İngiliz Derviş, IQ Yayıncılık, İstanbul 2018, s. 68.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[2] Murat Bardakçı, Şahbaba, Pan Yayıncılık, İstanbul 1999, s. 29.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[3] Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivi, N.S. Turquie, 1976, s. 38.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[4] Koray Şerbetçi, Osmanlı'nın İngiliz'le İmtihanı, Nesil Yayınları, İstanbul 2017, s. 100-101.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[5] M. Sıddık Gümüş, İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları, Hakikat Kitabevi, İstanbul 2025, s. 98-106.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[6] Peter Hopkirk, Bitmeyen Oyun, Çev: Mehmet Harmancı, İş Bankası Kültür Yay., İstanbul 1995, s. 158.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[7] Ürdün Prensi İstanbul'un 4 ilçesinin ortağı oldu, Milliyet, 15 Haziran 2012.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">[8] Ürdün Prensi Raad'ın 20 bin metrekarelik bostan davası, Hürriyet, 31 Ocak 2008.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"><a href="https://m.star.com.tr/yazar/israilin-turk-mimarlari-1-ilk-adimi-mason-resid-pasa-atti-yazi-2008920/" rel="noopener noreferrer nofollow" target="_blank">Nuh Albayrak, Star</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/resid-pasadan-chpye-filistinde-yahudi-devleti-kurma-calismasi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/resid-pasadan-chpye.webp" type="image/jpeg" length="54419"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Londra'dan "Hürmüz" şerhi: Ablukayı desteklemiyoruz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/londradan-hurmuz-serhi-ablukayi-desteklemiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/londradan-hurmuz-serhi-ablukayi-desteklemiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başbakan Keir Starmer, Hürmüz Boğazı’ndaki önceliklerinin abluka uygulamak değil, ticari trafiği güvenli şekilde yeniden başlatmak olduğunu duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın durumuyla ilgili ülkesinin kararını birkez daha ilan etti. Starmer, İngiltere’nin İran ile yaşanabilecek bir savaşın parçası olmayacağını ve ABD’nin bölgeye yönelik planladığı deniz ablukasına destek vermeyi reddettiğini yeniden açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Öncelik abluka değil, açık deniz trafiği</strong></h2>

<p>BBC Radio 5 Live’a açıklamalarda bulunan Başbakan Starmer, Londra yönetiminin Hürmüz Boğazı’nda uygulanan bir ablukaya karşı mesafeli duruşunu net bir dille ifade etti. Stratejik geçiş noktasının kapalı kalmasının küresel riskler taşıdığını belirten Starmer, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Biz ablukayı desteklemiyoruz. Benim görüşüme göre Hürmüz Boğazı’nın tamamen açık hale gelmesi hayati önem taşıyor. Son günlerde tüm diplomatik ve askeri çabalarımızı bu yönde yoğunlaştırdık; bu tutumumuzu sürdürmeye kararlıyız.”</p>

<h2><strong>Bölgedeki İngiliz askeri varlığı ve görevi</strong></h2>

<p>Bölgede bulunan İngiliz askeri unsurlarının görev tanımına da açıklık getiren Starmer, İngiltere’nin bölgedeki mayın tarama gemilerinin varlığını doğruladı. Bu askeri kapasitenin bir engelleme veya kuşatma için değil, boğazın yeniden ulaşıma açılması amacıyla orada bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Operasyonel detayların gizliliğini koruyan Başbakan, İngiltere’nin yürüttüğü tüm askeri faaliyetlerin temel hedefinin, deniz trafiğinin güvenli ve istikrarlı şekilde yeniden başlamasını sağlamak olduğunu iddia etti. Bu açıklama, İngiltere’nin Vaşington yönetiminin bölgedeki  askeri stratejilerinden ayrıştığını gösteren kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/londradan-hurmuz-serhi-ablukayi-desteklemiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 23:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/ingbasbakan-2.webp" type="image/jpeg" length="62649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Ankara zirvesi NATO tarihinin en kritik dönüm noktası olacak"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ankara-zirvesi-nato-tarihinin-en-kritik-donum-noktasi-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ankara-zirvesi-nato-tarihinin-en-kritik-donum-noktasi-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Ajansı’nın (AA) Editör Masası’na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme dair gelişmeleri değerlendirdi. Dışişleri Bakanı Fidan, temmuzda düzenlenecek Ankara Zirvesi'ne dair "Belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak." ifadesini kullandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>ABD ve İran arasındaki müzakereler</strong></h2>

<p>Fidan, İran ile ABD arasında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da gerçekleşen görüşmeleri ele aldı. Tarafların aldıkları mesafeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Fidan, Türkiye'nin sürece sunabileceği katkıyı ve müzakerelerin tıkandığı noktaları tespit etmek amacıyla taraflarla iletişimde kaldıklarını ifade etti. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in açıklamalarının masaya bir teklif getirildiğine ve nükleer konuda bir tıkanma yaşandığına işaret ettiğini aktardı.</p>

<p>Fidan, tarafların başlangıç pozisyonlarının maksimalist olmasının doğal bir durum sayıldığını dile getirdi. Her iki tarafın da ateşkes konusunda samimi olduğu ve bu ihtiyacı hissettiği gözlemini paylaştı. Ancak İsrail'in "oyun bozanlık" ihtimalinin her zaman hesapta tutulması gerektiğini ve bu uyarının Amerikalı taraflara sürekli iletildiğini vurguladı. Müzakere edilen konu başlıklarının 15 gün içinde imzalanacak bir belgeye dönüşmesinin teknik olarak zor olabileceğini, bu sebeple 45 veya 60 günlük ilave ateşkeslerin gündeme gelebileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hürmüz Boğazı ve küresel etkileri</strong></h2>

<p>Hürmüz Boğazı'ndaki durumun savaşın bölgesel değil, küresel etkileri olan bir çatışma olduğunu kanıtladığını söyleyen Fidan, dünya doğal gaz ve petrol ihracatının yaklaşık yüzde 25'inin buradan yapıldığını hatırlattı. Boğazın kapanmasının büyük bir lojistik zincirini ve sanayi altyapısını aksattığına dikkat çekti.</p>

<p>Fidan, Türkiye'nin enerji arzı noktasında Hürmüz Boğazı'na doğrudan çok fazla bağlı olmadığını, yenilenebilir enerji payının arttığını ancak fiyatlar üzerindeki dolaylı etkinin ekonomiye yük bindirdiğini ifade etti. Boğazdaki tıkanıklığın devam etmesi halinde Afrika'daki bazı ülkelerde 45 milyon kişiyi etkileyecek bir kıtlık ve açlık meselesine sebep olabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Türkiye'nin duruşunun barış yoluyla boğazın açılması olduğunu belirten Fidan, uluslararası bir silahlı barış gücüyle müdahil olmanın zorluklarına değindi. Birçok ülkenin bu konuda gönüllü olmadığını ancak konunun tartışılmaya devam ettiğini ekledi.</p>

<h2><strong>İsrail'in politikaları ve Türkiye</strong></h2>

<p>Fidan, İsrail'in 7 Ekim sonrası izlediği yayılmacı politikanın bölgedeki fay hatlarını daha kırılgan hale getirdiğini savundu. İsrail'in retoriğini altüst eden en önemli unsurun Türkiye'nin sesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya ölçeğindeki liderliği olduğunu belirtti. İsrail yönetiminin ve bazı muhalif kesimlerin Türkiye'yi "yeni düşman" ilan etme arayışında olduklarını, bunun önce sokak siyaseti olarak başlayıp devlet stratejisine dönüştürülmeye çalışıldığını ifade etti.</p>

<h2><strong>NATO Ankara Zirvesi  </strong></h2>

<p>Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne değinen Fidan, transatlantik güvenlik mimarisinin son bir yıldır büyük bir testten geçtiğini söyledi. Bazı NATO ülkelerinin kendi savunma sanayilerini geliştirmek istemesi ve ABD'ye bütçe göndermeme eğilimlerinin gerilim yarattığını dile getirdi.</p>

<p>En büyük kırılmanın Ukrayna konusunda yaşandığını vurgulayan Fidan, Donald Trump'ın "oyundan çekiliyorum, bedava desteklemeyeceğim" yaklaşımının Avrupa ile ABD arasında ciddi bir güven bunalımına yol açtığını aktardı. Bu gelişmelerin ışığında Ankara Zirvesi'nin ittifak tarihi için kritik bir dönemeç olacağını belirtti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ankara-zirvesi-nato-tarihinin-en-kritik-donum-noktasi-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/hfidannato.webp" type="image/jpeg" length="76191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pekin'den Trump'ın Hürmüz kuşatmasına tepki]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pekinden-trumpin-hurmuz-kusatmasina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pekinden-trumpin-hurmuz-kusatmasina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Trump’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik abluka kararı ve İslamabad’daki diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması üzerine resmi bir açıklama yaptı. Hürmüz Boğazı’nın dünya genelindeki mal ve enerji sevkiyatı için hayati bir rota olduğunu hatırlatan Ciakun, bu güzergâhın serbest ve güvenli kalmasının tüm ülkelerin ortak yararına olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgedeki krizin ana kaynağını İran sınırları içindeki çatışmalara dayandıran sözcü, mevcut kaostan kurtulmanın yegane yolunun tarafların bir an önce silahları susturarak ateşkes sağlamasından geçtiğini savundu.</p>

<p>İslamabad’da yürütülen doğrudan görüşmeleri gerginliği azaltmak adına atılmış kıymetli bir adım olarak nitelendiren Ciakun, tarafları mevcut ateşkes kurallarına sadık kalmaya davet etti. Barışın tesisi için diplomatik çabaların sürekliliğinin şart olduğunu vurgulayan sözcü, Çin’in küresel tedarik zincirini korumak adına her türlü iş birliğine hazır olduğunu kaydetti. ABD’nin sert politikalarının bölgede belirsizliğe sebep olduğu uyarısında bulunan Ciakun, tüm tarafları sağduyu ve sükûnetle hareket etmeye çağırdı.</p>

<p>Trump’ın Çin’e yönelik ek gümrük tarifesi tehditlerini de yorumlayan sözcü, Pekin’in askeri ticaret politikasının daima uluslararası hukukla uyumlu ve denetlenebilir olduğunu aktardı. Savunma sanayii ihracatında sorumlu bir tavır takındıklarını dile getiren Ciakun, Çin’i hedef alan asılsız ithamları ve art niyetli yakıştırmaları kesin bir dille reddettiklerini açıkladı. Ciakun, enerji yollarının kapatılmasının küresel ekonomiye ağır bedeller ödeteceğini hatırlatarak çözümün baskı yerine diyalogda olduğunu teyit etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pekinden-trumpin-hurmuz-kusatmasina-tepki</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/cinabd-4.webp" type="image/jpeg" length="28812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[56 ilde DEAŞ operasyonu: 525 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/56-ilde-deas-operasyonu-525-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/56-ilde-deas-operasyonu-525-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 56 ilde "DEAŞ"a yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 525 şüphelinin gözaltına alındığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığı, MİT ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda, il emniyet müdürlüklerine bağlı TEM şube ekipleri tarafından DEAŞ'a yönelik 56 ilde operasyon gerçekleştirildi.</p>

<h2><strong>525 şüpheli yakalandı </strong></h2>

<p>Adana, Adıyaman, Ağrı, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yalova ve Yozgat’ta gerçekleştirilen operasyonlarda haklarında aranma kaydı bulunan şahısların da aralarında yer aldığı 525 şüpheli yakalandı.</p>

<p>Şüphelilerin; geçmiş dönemlerde DEAŞ içerisinde faaliyet yürüttükleri, finansal destek sağladıkları ve irtibatlı Yabancı Terörist Savaşçı (YTS) oldukları tespit edildi.</p>

<p>Yakalanan şüphelilerden 88’i YTS kapsamında sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine teslim edildi.</p>

<p>Operasyonlar sonucunda çok sayıda silah, mühimmat, finansal varlık ile doküman ve dijital materyal ele geçirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/56-ilde-deas-operasyonu-525-gozalti</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 21:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/deas-2.webp" type="image/jpeg" length="92816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan ABD'ye "abluka" cevabı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irandan-abdye-abluka-cevabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irandan-abdye-abluka-cevabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Trump’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik "deniz ablukası" tehditlerini sert sözlerle eleştirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump’ın bu girişimini küresel ekonomiye yönelik bir "tercihli intikam" olarak niteleyen Bekayi, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi,Trump’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik "deniz ablukası" tehditlerini sert sözlerle eleştirdi. Vaşington’ın bu hamleyle aslında bizzat kendi çıkarlarına darbe vuracağı uyarısında bulundu.</p>

<p>Bekayi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada oldukça "Kendi yüzüne inat olsun diye burnunu kesmek hiç mantıklı olur mu?" sorusunu yöneltti. Sözcü, hukuk dışı bir savaşın, dünya ticaretini hedef alan saldırgan politikalarla başarıya ulaşmasının imkansız olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Gerginliğin temelini, Pakistan’da yürütülen müzakerelerin tıkanması oluşturuyor. Trump, görüşmelerin sonuçsuz kalmasını sebep göstererek Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını ilan etmişti. Tahran yönetimi ise bu adımın sadece bölgeyi değil, tüm dünya piyasalarını sarsacak büyük bir stratejik hata olduğu görüşünde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irandan-abdye-abluka-cevabi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/abdabluka.webp" type="image/jpeg" length="92951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Netanyahu bir suç makinesidir!”]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/netanyahu-bir-suc-makinesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/netanyahu-bir-suc-makinesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli,  Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına karşılık verdi. Bahçeli, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun ifadelerini "siyasi bir hezeyan ve ahlaki bir çöküşün yansıması" olarak nitelendirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>"Netanyahu bir suç makinesidir"</strong></h2>

<p>MHP Lideri, İsrail Başbakanı’nın demokrasi düşmanı ve temel insan haklarından habersiz bir profil çizdiğini belirtti. Netanyahu’nun kullandığı küstah dili, dizginlerini kaybetmiş bir suçluluk psikolojisine ve kan üzerine kurulu alçak siyasetine bağladı. Bahçeli, hakikatle bağı kopmuş bu zihniyetin içine düştüğü derin meşruiyet krizinin, sarf edilen çürük sözlerle ayyuka çıktığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Bölgesel istikrarsızlığın kaynağı: Siyonist hesaplar</strong></h2>

<p>Bölgedeki huzur ve güvenlik ortamının siyonist planlarla bozulmak istendiğini vurgulayan Bahçeli, İsrail yönetimini "organize bir kriz odağı" olarak tanımladı. Gazze'de çocukları katleden, Lübnan ve Suriye’nin egemenliğini tehdit eden bu anlayışın, bölgeyi ateş çemberine çevirdiğini dile getirdi. Bahçeli’ye göre, Netanyahu’nun saldırgan politikaları insanlık vicdanında çoktan mahkûm oldu ve bugün yaşananlar dikkatleri başka yöne çekme çabasından ibaret.</p>

<h2><strong>"Cumhurbaşkanımıza yönelik dil Türk Milletini hedef almaktadır"</strong></h2>

<p>Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik her türlü hadsiz ifadenin doğrudan Türk devletinin hükümranlık haklarına ve milli iradeye yapılmış bir saldırı olduğunu belirtti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kirli senaryolarla sarsılacak bir devlet olmadığını hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız dil, doğrudan Türk milletinin itibarına yöneltilmiştir. Netanyahu’nun sözleri bizler için yok hükmündedir."</p>

<h2><strong>Diplomatik rahatsızlığın dışavurumu</strong></h2>

<p>Bu saldırgan üslubun temelinde Türkiye’nin artan diplomatik gücünün ve mazlumların sesi olmasının yattığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin milli birlik ekseninde güçlenmesinin siyonist odaklarda büyük bir rahatsızlığa sebep olduğunu açıkladı. MHP Lideri, her türlü sinsi operasyonun, tehdidin ve iftiranın karşısında devletin kudretiyle dimdik duracaklarını ve Cumhurbaşkanı’nın yanında olduklarını kararlılıkla vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Netanyahu ne demişti?</strong></h2>

<p>Netanyahu, sosyal medya paylaşımında, “Benim liderliğim altında İsrail, İran’ın terör rejimi ve onun vekil güçleriyle savaşmaya devam edecek; Erdoğan’ın aksine, o bu yapılarla uyum sağlıyor ve kendi Kürt vatandaşlarını katletti.” ifadelerine yer vermişti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/netanyahu-bir-suc-makinesidir</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 20:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/bahcelinetanyahu.webp" type="image/jpeg" length="60414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran’da nükleer alarm: Rusya personelin büyük kısmını geri çekti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iranda-nukleer-alarm-rusya-personelin-buyuk-kismini-geri-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iranda-nukleer-alarm-rusya-personelin-buyuk-kismini-geri-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya, ABD ve İsrail’in saldırı tehditleri üzerine İran’daki Buşehr Nükleer Santrali’nde görevli personelinin büyük kısmını tahliye etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rosatom Başkanı Likhachev, tesiste yalnızca 20 üst düzey yetkilinin kaldığını açıkladı.</p>

<p>Ortadoğu’da tırmanan askeri gerilim, nükleer tesislerin güvenliğine dair endişeleri en üst seviyeye taşıdı. Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom), İran’ın güneyinde bulunan ve Rusya tarafından inşa edilen Buşehr Nükleer Santrali’ndeki personelinin yüzde 84’ünü bölgeden tahliye ettiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tahliye operasyonu: Sadece 20 kişi kaldı</strong></h2>

<p>Rosatom Başkanı Alexey Likhachev, bugün Rus medyasına yaptığı açıklamada, tahliye sürecinin son aşamasına gelindiğini belirtti.</p>

<p>Likhachev, santralde görev yapan 108 personelin Rusya’ya geri döndüğünü, şu an tesiste sadece üst düzey yöneticiler ve kritik güvenlik sistemlerinden sorumlu 20 kişilik bir ekibin görevine devam ettiğini bildirdi.</p>

<h2><strong>"Çernobil’den daha yıkıcı olabilir" uyarısı</strong></h2>

<p>Moskova yönetimi, bu ani tahliye kararının gerekçesini, ABD ve İsrail’in İran nükleer tesislerine yönelik olası hava saldırılarında personelin can güvenliğini korumak olarak açıkladı.</p>

<p>Rus yetkililer, Buşehr Santrali’ne yapılacak herhangi bir doğrudan saldırının küresel bir felakete yol açabileceği konusunda sert uyarılarda bulundu.</p>

<p>Açıklamada, "Buşehr’e yönelik bir saldırı, Çernobil felaketinden daha yıkıcı bir nükleer radyasyon faciasına neden olabilir" ifadelerine yer verildi.</p>

<h2><strong>Tesis çevresi 5 kez hedef alındı</strong></h2>

<p>Savaş süreci boyunca Buşehr Santrali’nin çevresindeki bölgelerin en az beş kez saldırıya uğradığı bildirildi. Bu saldırıların birinde bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği bilinirken, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) tarafından yapılan teknik analizler, tesisin ana gövdesinde henüz doğrudan bir hasar oluşmadığını doğruladı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iranda-nukleer-alarm-rusya-personelin-buyuk-kismini-geri-cekti</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/irannukleer-3.webp" type="image/jpeg" length="86309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hürmüz'de ABD cenderesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuzde-abd-cenderesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuzde-abd-cenderesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD donanması Hürmüz'de ablukaya başladı. Trump, "Yaklaşan herhangi bir İran gemisi hemen vurulacaktır." dedi. Karar bütün ülkeler için geçerli.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM ve ABD Başkanı Donald Trump saatini vererek ablukayı duyurmuştu. ABD, İran Savaşı'nın en kritik noktası Hürmüz Boğazı'na abluka uygulamaya 13 Nisan 2026 tarihinde, saat 17.00 itibariyle başladı.</p>

<p>Ablukaya nasıl tepki vereceği merak edilen İran, bunu ateşkes ihlali sayabileceğini söyledi.</p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, abluka başlangıcından çok kısa bir süre önce konuştu. Şerif, ABD ve İran arasındaki ateşkesin sürdürüldüğünü, bazı çözüme kavuşturulması gereken sorunların giderilmesi için 'tüm çabaların gösterildiğini' söyledi.</p>

<h2><strong>Trump'tan abluka açıklaması</strong></h2>

<p>ABD Başkanı Trump, abluka başlangıcından kısa bir süre sonra Truth üzerinden bir mesaj paylaştı. Trump, İran donanmasının yok edildiğini öne sürdü. ABD'nin İran'ın hızlı saldırı gemilerini vuramadığını belirtti.</p>

<p>Trump mesajında ablukaya da değinerek, “Bu hızlı saldırı gemilerinden herhangi biri ablukamıza yaklaşırsa, denizde teknelerle uyuşturucu kaçakçılarına karşı kullandığımız aynı imha sistemiyle derhal ortadan kaldırılacaklardır.”</p>

<h2><strong>Ablukada ABD ne yapacak?</strong></h2>

<p>Basra Körfezi ve Umman Körfezi’ndeki tüm İran limanlarını kapsaması beklenen ablukada Hürmüz Boğazı üzerinden İran dışındaki limanlara giden gemilerin geçişleri engellenmeyecek.</p>

<p>Trump, uluslararası sularda İran’a geçiş ücreti ödeyen her geminin durdurulacağını ve Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların imha edilmeye başlanacağını 12 Nisan'da Truth üzerinden açıkladı.</p>

<p>Trump sosyal medyada, "Yasadışı geçiş ücreti ödeyen hiç kimse açık denizlerde güvenli geçiş yapamayacak" diye yazdı ve "Bize veya barışçıl gemilere ateş eden herhangi bir İranlı cehenneme gönderilecek!" dedi.</p>

<p>ABD ordusu ablukanın başlamasından kısa bir süre önce bölgedeki denizcilere bir not gönderdi.</p>

<p>Notta, "Abluka altındaki bölgeye izinsiz giren veya çıkan herhangi bir gemi, durdurulmaya, yönlendirilmeye ve ele geçirilmeye tabidir" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, Umman Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın doğusundaki Arap Denizi'nde abluka uygulanacağı, abluka altındaki bölgeye izinsiz giren veya bu bölgeden ayrılan her türlü gemi; durdurma, rota değiştirme ve alıkoyma işlemlerine tabi olacağı duyruldu.</p>

<p>Ablukanın bayrak ayrımı gözetmeksizin tüm gemi trafiği için geçerli olacağı açıklanırken Hürmüz Boğazı üzerinden İran dışındaki varış noktalarına giden veya bu noktalardan gelen tarafsız transit geçişlerin engellemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Tarafsız gemilerin, kaçak kargo bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla “ziyaret ve arama” yani denetlemeye tabi tutulabileceği, gıda, tıbbi malzeme ve diğer temel ihtiyaçları içeren insani yardımlara, denetime tabi tutulmak kaydıyla izin verileceği açıklandı.</p>

<p>NTV</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuzde-abd-cenderesi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/hurmuzabd.webp" type="image/jpeg" length="43980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nilüfer Belediye Başkanı Bozbey'in rüşvet çarkı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nilufer-belediye-baskani-bozbeyin-rusvet-carki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nilufer-belediye-baskani-bozbeyin-rusvet-carki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında ortaya çıkan ifadeler, kentsel dönüşüm projeleri üzerinden kurulduğu iddia edilen çarpıcı bir para trafiğini gözler önüne serdi. Soruşturma dosyasına giren beyanlarda, dönemin Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in “Büyük Adam” kod adıyla anıldığı ve süreçte talimatlarının aracı kişiler üzerinden iletildiği iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dosyada yer alan bilgilere göre, belediyeden imar kolaylığı sağlanması karşılığında firma yetkililerinden milyonlarca liralık rüşvet talep edildiği, pazarlıkların ise Bursa’daki bir kafede başlayıp avukatlık ofisinde sözleşmeye bağlandığı öne sürüldü.</p>

<h2>PROJE ÜZERİNDEN BAŞLAYAN SÜREÇ</h2>

<p>Soruşturma kapsamında ifadesi alınan müteahhit Deniz Bozkurt, 2019 yılında ortağı olduğu Kutlu Deniz İnşaat’ın Nilüfer ilçesi Ataevler Mahallesi’nde yürüttüğü kentsel dönüşüm projesi için belediyeye başvurduklarını anlattı. Bozkurt, projede normalde emsal artışı hakkı bulunmasına rağmen belediyenin bu talebi kabul etmediğini belirtti.</p>

<p>Bu süreçte belediye ile temaslarını sürdürdüklerini ifade eden Bozkurt, ortaklarıyla birlikte Mustafa Bozbey’in rüşvet işlerini yürüttüğü öne sürülen Hüseyin Gür ile irtibata geçtiklerini söyledi.</p>

<h2>MİLYONLUK PAZARLIK MASASI</h2>

<p>Bozkurt’un ifadesine göre, Bursa’daki Cafe Latada yapılan görüşmelerde ilk olarak 5 daire ve 20 milyon lira üzerinden başlayan pazarlık, daha sonra 3 daire ve 14 milyon lira karşılığında anlaşmayla sonuçlandı.</p>

<p>Anlaşmanın ardından belediye içindeki bağlantıların devreye girdiği, firma yetkililerinin İmar Bölüm Şefi Ayşegül Erkol ile görüştürüldüğü belirtildi. İddiaya göre Erkol’un “belediyeye bilgisayar ve telefon lazım” gibi taleplerle çeşitli zamanlarda para istediği, bu ödemelerin zaman zaman elden yapıldığı ifade edildi.</p>

<h2>BÜYÜK ADAMDAN MESAJ VAR</h2>

<p>İfadede yer alan bir diğer kritik detay ise “Büyük Adam” vurgusu oldu. Bozkurt, Hüseyin Gür’ün ortağı Tuğrul Kutluay’ı arayarak “Büyük adamın talimatı var, avukatın yanına gidin” dediğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun üzerine tarafların Bursa 10. Noter yakınındaki bir avukatlık ofisinde buluştuğu ve burada 3 taşınmaza ilişkin “satım vaadi sözleşmesi” imzalandığı öne sürüldü. Aynı görüşmede, 14 milyon liralık rüşvetin elden teslim edilmesi konusunda mutabakata varıldığı iddia edildi.</p>

<h2>ÇUVALLARLA PARA TESLİMATI İDDİASI</h2>

<p>Soruşturma dosyasındaki en dikkat çekici iddialardan biri de rüşvetin teslim şekli oldu. Bozkurt, firma olarak gerekli nakit parayı temin edebilmek için yabancı yatırımcı bulduklarını, proje üzerinden satış yaparak nakit akışı sağladıklarını anlattı.</p>

<p>Elde edilen paranın çuvallara konularak Bursa’daki Malatyalılar Derneği’ne götürüldüğü ve burada Nilüfer Belediyesi Zabıta Müdürü olduğu belirtilen Yılmaz Adıgüzel’e teslim edildiği iddia edildi. Bozkurt, bu ödemenin ardından projenin kısa süre içinde onaylandığını belirtti.</p>

<p>İddialara göre, başlangıçta 328 daire olarak planlanan proje, emsal artışı sonrası 428 daireye çıkarıldı.</p>

<h2>RUHSATLAR ARACI ÜZERİNE ALINDI</h2>

<p>Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, proje ruhsatlarının Hüseyin Gür adına düzenlendiği ve Gür’ün bu ruhsatları bir baskı unsuru olarak kullandığı ileri sürüldü. Gür’ün, kendisine vaat edilen dairelerin verilmemesi halinde ruhsatları iptal ettireceğini söylediği iddia edildi.</p>

<h2>RÜŞVET DAİRELERİ İCRA KONUSU OLDU</h2>

<p>Yaşanan süreçte firma ortakları arasında da anlaşmazlık çıktığı belirtildi. İddiaya göre, nakit olarak 14 milyon lira ödediğini belirten ortak Tuğrul Kutluay, rüşvet karşılığı verilmesi kararlaştırılan 3 daireyi devretmek istemedi. Bunun üzerine avukatlık ofisinde yapılan sözleşmeye dayanılarak Kutluay hakkında icra takibi başlatıldığı, Kutluay’ın da Emek 22 sitesindeki 3 taşınmazın tapusunu Hüseyin Gür adına devretmek zorunda kaldığı öne sürüldü.</p>

<h2>DERNEK BAĞLANTILARI DİKKAT ÇEKTİ</h2>

<p>Rüşvetin teslim edildiği iddia edilen Yılmaz Adıgüzel’in, Bursa’da çeşitli derneklerde aktif görev aldığı da dosyada yer aldı. Adıgüzel’in Alevi Kültür Dernekleri Bursa Şubesi, Malatyalılar Kültür ve Dayanışma Derneği ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarında kaydının bulunduğu belirtildi.</p>

<h2>ŞİRKET ORTAĞININ SABIKA KAYDI KABARIK</h2>

<p>Soruşturmada adı geçen Kutludeniz İnşaat ortaklarından Sırrı Aydın’ın ise çok sayıda suç kaydının bulunduğu ortaya çıktı. 44 yaşındaki Aydın’ın tehdit, hırsızlık, yaralama, yağma, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik gibi suçlar dahil toplam 49 ayrı kaydının olduğu bilgisi dosyaya yansıdı.</p>

<p>Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında birçok şüphelinin tutuklandığı belirtilirken, dosyadaki iddiaların yargı sürecinde netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nilufer-belediye-baskani-bozbeyin-rusvet-carki</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-gozaltina-alindi-100200-20260331.webp" type="image/jpeg" length="45725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye sınırındaki demiryolu hatları yeniden hizmete alındı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriye-sinirindaki-demiryolu-hatlari-yeniden-hizmete-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriye-sinirindaki-demiryolu-hatlari-yeniden-hizmete-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye sınırındaki Karkamış-Nusaybin ve Şenyurt-Mardin demiryolu hatlarında yürütülen rehabilitasyon çalışmaları tamamlandı. Toplam 350 kilometrelik hat yeniden tren trafiğine açılırken, yük taşımacılığı kapasitesinin artırılması ve bölgesel bağlantıların güçlendirilmesi hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye sınırındaki Karkamış-Nusaybin (325 km) ve Şenyurt-Mardin (25 km) demiryolu hatlarında yürütülen rehabilitasyon çalışmaları tamamlanarak hatlar yeniden tren trafiğine açıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, toplam 350 kilometrelik hattın 31 Mart itibarıyla devreye alındığını açıkladı.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, söz konusu çalışmaların yalnızca bakım değil, uzun yılların birikmiş ihtiyaçlarını karşılayan kapsamlı bir yenileme süreci olduğunu belirtti.</p>

<p>Hatların yeniden işletmeye alınmasıyla ekonomik hareketliliğin artması ve lojistik kapasitenin güçlenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında hat ve istasyon altyapısı baştan sona yenilenirken, zemin güçlendirme, drenaj ve platform iyileştirmeleri gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca köprü ve menfezlerde yapılan müdahalelerle hat genelinde 2 bin 500’ü aşkın köprü traversi yenilendi, kritik yapılarda dayanım artırıldı.</p>

<p>Yeniden hizmete alınan demiryolu hatlarının, yük taşımacılığı kapasitesini artırmasının yanı sıra Kalkınma Yolu Projesi kapsamında planlanan Ovaköy-Nusaybin demiryolu hattını desteklemesi bekleniyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriye-sinirindaki-demiryolu-hatlari-yeniden-hizmete-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/suriye-sinirindaki-demiryolu-hatlari-yeniden-hizmete-alindi.webp" type="image/jpeg" length="44508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Handan Akyiğit: Genç kuşaklara yaşanabilir bir anlam çerçevesi ve ikna edici bir değer seti sunulmalı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/doc-dr-handan-akyigit-genc-kusaklara-yasanabilir-bir-anlam-cercevesi-ve-ikna-edici-bir-deger-seti-sunulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/doc-dr-handan-akyigit-genc-kusaklara-yasanabilir-bir-anlam-cercevesi-ve-ikna-edici-bir-deger-seti-sunulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Handan Akyiğit ile yaptığımız bu kapsamlı röportajda, Türkiye’de kimlik, temsil ve anlam krizinin sosyolojik boyutlarını ele aldık. Modernleşme sürecinin doğurduğu kırılmalar, gençliğin değer arayışı ve kamusal alanın meşruiyet zeminini tartıştık. Çözümün ise mana ve istikamet eksenli bir yeniden inşada olduğuna işaret ettik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de uzun süredir seküler-Kemalist kimlik inşası ile Müslüman toplumsal kimlik arasında görünür ve görünmez bir gerilim var. Bu da bir asırlık kavganın tezahürü. Siz bu gerilimi siyaset sosyolojisi perspektifinden nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir kültürel çatışma mı, yoksa temsil krizine dönüşmüş bir kimlik sorunu mu?</strong></p>

<p>Bu soruyu yalnızca “sekülerlik - dindarlık” “Kemalist kimlik -Müslüman kimlik” ikiliğine irca etmek, meselenin sosyolojik derinliğini ıskalamak olur. Türkiye’de yaşanan gerilim, yüzeyde kültürel bir çatışma gibi görünse de esasta modernleşme tecrübesinin ürettiği bir kimlik ve temsil krizidir.</p>

<p>Öncelikle şunu tespit etmek gerekir: Cumhuriyet’in erken döneminde inşa edilen seküler-Kemalist kimlik, klasik anlamda toplumsal bir mutabakatın değil, devlet merkezli bir kurucu iradenin ürünüdür. Bu model, dini ve geleneksel referansları kamusal alandan dışlayarak homojen bir yurttaşlık kimliği üretmeyi hedefledi. Ancak sosyolojik gerçeklik, normatif projelerden daha dirençlidir. Müslüman toplumsal kimlik, kültürel bir kalıntı değil, canlı bir anlam evreni olarak varlığını sürdürdü.</p>

<p>Devletin normatif kimlik tasarımı ile toplumun hars temelli kimliği arasındaki örtüşmezlik, yalnızca siyasî ya da kültürel bir uyumsuzluk değildir; daha derinde bir varlık anlayışı ve bilgi telakkisi gerilimi<i> </i>üretir. Çünkü burada karşı karşıya gelen şey iki farklı hayat tarzı değil, iki farklı anlam ve hakikat dünyasıdır. Bir tarafta modernleşmeyi Batı’nın tarihî tecrübesinin evrenselleştirilmesi olarak okuyan seküler-pozitivist bir kurucu akıl; diğer tarafta sürekliliğini gelenekten, dinden ve tarihî hafızadan alan bir medeniyet idraki. Türkiye’nin sancısı, Doğu ile Batı arasında kalmış olmaktan ziyade, iki farklı hakikat ve varlık telakkisini aynı bünyede taşımaya çalışmasından kaynaklanır. Sorun sentez eksikliği değil; çoğu zaman sentezin imkanını zayıflatan zihnî ve idrakî parçalanmadır.</p>

<p>Bundan dolayı Türkiye’de yaşanan gerilimi “kültürel çatışma”dan ziyade bir medeniyet tasavvuru ihtilafı olarak okumanın daha doğru olacağına inanıyorum. Çünkü kültürel çatışma eşit meşruiyet iddiasına sahip aktörler varsayar. Oysa uzun süre boyunca kamusal meşruiyetin dili tekil kaldı: Seküler-Kemalist paradigma “üst norm”, Müslüman kimlik ise çoğu zaman tahammül edilen yahut terbiye edilmesi gereken bir toplumsal gerçeklik olarak kodlandı. Bu durum yalnızca siyasî temsil sorunu doğurmadı; aynı zamanda geniş kesimlerde itibar kaybı, anlam yarılması ve aidiyet sarsılması üretti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sorun, dinin kamusal alandaki görünürlüğünden çok, kamusal alanın hangi hakikat ve değer nizamı üzerine bina edileceğidir. Eskinin sorusu “din kamusal alanda var olabilir mi?” idi; bugünün sorusu ise “kamusal alanın meşruiyet zemini neye dayanacak?” oldu. Bu kayma basit bir politik tartışma değil, hakikat rejiminin ve değer hiyerarşisinin sorgulanmasıdır.</p>

<p>Çünkü bugün artık Müslüman kimlik görünürlük eşiğini büyük ölçüde aşmıştır; fakat görünürlük itibar ve kurucu öznelik ile eşanlamlı değildir. Görünür olmak, norm koyucu olmak anlamına gelmez. Bugün Türkiye’de mesele, “kimliğin sahneye çıkması”ndan “kimliğin mizanı ve istikameti tayin etmesi” aşamasına evrilmiştir.</p>

<p>Türkiye’de gözlemlenen gerilimi siyaset sosyolojisi açısından üç iç içe katman üzerinden okumak mümkündür: İlk olarak “kimlik katmanı”nda, modern ulus-devletin homojenleştirici kimlik siyaseti ile toplumun tarihî olarak çoğul ve farklılaşmış gerçekliği arasında süreğen bir uyumsuzluk belirmektedir. Bu uyumsuzluk yalnızca kültürel çeşitlilik meselesi değil, kamusal meşruiyetin hangi aidiyet biçimleri üzerinden kurulacağına dair daha derin bir tartışmayı içerir. İkinci olarak “temsil katmanı”nda, toplumsal çoğunlukların değer dünyasının siyasî ve kültürel elitler tarafından ne ölçüde görünür kılındığı ve ifade edildiği sorusu öne çıkar; burada mesele niceliğe dayanan temsilden ziyade, anlamların ve hassasiyetlerin kamusal dile ne ölçüde tercüme edilebildiğidir. Nihayet “anlam katmanı”nda ise seküler modernliğin teklif ettiği hayat tasavvuru ile dini-medenî referansların sunduğu varlık ve düzen anlayışı arasındaki fark belirleyici hale gelir. Bu fark, yüzeyde bir yaşam tarzı ayrışması gibi görünse de, gerçekte değerlerin kaynağı, hakikatin mahiyeti ve kamusal düzenin dayanakları hakkında farklılaşan iki idrak ufkuna işaret eder. Bu üç katman birlikte düşünüldüğünde, ortaya çıkan tablo kültürel bir çatışmadan çok, kimlik, temsil ve anlam eksenlerinde yoğunlaşan bir meşruiyet ve istikamet arayışı olarak kavranabilir. Bu üçüncü katmanı çoğu zaman gözden kaçırdığımızı düşünüyorum. Kriz dediğimiz şey yalnızca politik değil; aynı zamanda anlam ve medeniyet tasavvuru krizidir. Çünkü burada çatışan şey sadece yaşam tarzları değil, insan, toplum ve düzen anlayışlarıdır.</p>

<p>Bu asimetriyi göz önünde tutarak sorduğunuz soruyu değerlendirdiğimizde Türkiye’de “sekülerlik - dindarlık” “Kemalist kimlik -Müslüman kimlik” tartışması politik bir hiyerarşi üretmediğini; aynı zamanda bir gerçeklik rejimi tesis ettiğini ifade edebilmek mümkün. Yani hangi kimliğin “makbul”, hangisinin “aşılması gereken”, hangisinin “ilerleme önünde engel” sayılacağına dair görünmez bir çerçeve oluştuğudur. Bu çerçeve, başta Müslüman kimliğini, dindarlığı, modernleşme sürecinde çözülmesi gereken bir fazlalık gibi kodladı. Bu nedenle Türkiye’deki gerilim, klasik anlamda laiklik-dindarlık gerilimi değildir. Daha derinde, “hayatın anlamı nedir?”, “kamusal olanın normatif kaynağı nedir?”, “medeniyet dediğimiz şey teknik ilerleme mi yoksa değerler düzeni mi?” sorularının gerilimidir.</p>

<p>Uzun süre bu çatışma Türkiye’de bastırılmış bir denge içinde sürdü. Fakat bastırılan her sosyolojik gerçeklik gibi, bu da farklı biçimlerde geri döndü: Siyasî mobilizasyon, kültürel görünürlük talepleri, eğitim ve yaşam tarzı tartışmaları… Bugün ise tablo daha karmaşık bir görünümde. Bundan dolayı soruyu yanlış sorup sorunu indirgemeci bir mantıkla baktığımızdan geldiğimiz aşamada risk şu şekilde belirginleşerek devam edecek: Kimlikler arası gerilim, medeniyet içi bir muhasebeye dönüşmek yerine, karşılıklı psikolojik savunma mekanizmalarına sıkışabilir. Oysa asıl ihtiyaç, bir üstünlük mücadelesi değil, ortak bir anlam zemini inşasıdır. Çünkü siyaset sosyolojisinin bize gösterdiği temel gerçek şudur:<br />
Hiçbir siyasî düzen, toplumun derin değer kodlarıyla sürekli gerilim halinde kalarak kalıcı meşruiyet üretemez. Türkiye’nin meselesi bu yüzden kimliklerin varlığı değil;<br />
kimliklerin üzerinde uzlaşabileceği bir ortak mana dili üretip üretemeyeceğidir. Çünkü tahammül siyaseti gerilimi dondurur; ortak anlam üretimi ise onu dönüştürür.</p>

<p>DEVAMI İÇİN <strong><a href="https://www.barandergisi.net/roportaj/genc-kusaklara-yasanabilir-bir-anlam-cercevesi-ve-ikna-edici-bir-deger-seti-sunulmali">TIKLAYINIZ</a></strong></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/doc-dr-handan-akyigit-genc-kusaklara-yasanabilir-bir-anlam-cercevesi-ve-ikna-edici-bir-deger-seti-sunulmali</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/insan-kalabalik-1.webp" type="image/jpeg" length="12632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist Yahudiler Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-yahudiler-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-yahudiler-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Filistin topraklarını gasbeden bir grup İsrailli ile polis eşliğinde Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan habere göre, aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, sabah saatlerinde polis koruması altında Aksa'ya geldi.</p>

<p>Aşırı sağcı İsrailli Bakan, beraberinde bir grup terörist Yahudi ile İsrail'in İran'a saldırıları bahane ederek ibadete kapattığı ve 41 gün sonra tekrar açılan Mescid-i Aksa'ya provokatif bir baskın düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basına yansıyan görüntülerde, beraberindeki terörist Yahudilerle Aksa'nın avlusunda Talmudik dualar okuyan Ben-Gvir'in, Yahudilere has ritüeller yaptığı ve alkış tuttuğu görüldü.</p>

<p>Kudüs Valiliği, Mescid-i Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünmesi amacına yönelik bir adım niteliğindeki bu provokatif baskının, Kudüs'teki İslam ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik ihlallerin bir parçası olduğunu ifade etti.</p>

<h2>Filistin: Ben-Gvir'in baskını Mescid-i Aksa'nın kutsiyetinin ihlal edilmesidir</h2>

<p>Filistin Devlet Başkanlığının konuya ilişkin açıklaması, Filistin resmi ajansı WAFA'da yayımlandı.</p>

<p>Açıklamada, "İsraillilerin, Ben-Gvir liderliğinde Mescid-i Aksa'nın avlusuna baskın düzenlemesi, işgal güçlerinin koruması altında orada Talmud ayini yapılması, mevcut tarihi ve hukuki statünün açık bir ihlali, kutsiyetin çiğnenmesi, tehlikeli şekilde gerginliğin tırmandırılması ve kabul edilemez bir provokasyon." ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Bu baskınların ve eylemlerin, "zaman ve mekan açısından bölme" girişimleri de dahil Mescid-i Aksa'da yeni fiili durumlar dayatmayı amaçlayan bir politikanın parçası olduğu kaydedildi.</p>

<p>Kudüs'te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanları hedef alan ihlallerin, güvenlik ve istikrar üzerindeki yansımaları konusunda uyarı yapılan açıklamada, "İsrail'in Kudüs şehri ve oradaki kutsal mekanlar üzerinde egemenliğinin olmadığı; Mescid-i Aksa'nın 144 dönümlük alanıyla sadece Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğu" vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada, uluslararası toplumu "sorumluluklarını üstlenmeye; İsrail'i Kudüs'te ve işgal altındaki Filistin topraklarının geri kalanında gerçekleştirdiği ihlallere ve tek taraflı eylemlere son vermeye zorlayacak kararlı bir duruş sergilemeye" çağırdı.</p>

<h2>İsrail polisi Mescid-i Aksa'nın avlusunda 3 kişiyi gözaltına aldı</h2>

<p>Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail polisi, Aksa'da Filistinlilere yönelik ihlallerini sürdürüyor.</p>

<p>Haberde, İsrail polisinin, Aksa'da bulundukları sırada 2 kadını gözaltına alarak henüz bilinmeyen bir yere götürdüğü belirtildi.</p>

<p>Harem-i Şerif'in temizlik birimi sorumlusu Raid Zuğeyr'in de İsrail polisi tarafından gözaltına alındığı aktarıldı.</p>

<p>Gözaltıların gerekçesine ilişkin İsrail ya da Filistin makamlarından henüz bir açıklama yapılmadı.</p>

<h2>Yahudilerin Mescid-i Aksa baskınları statükoya aykırı</h2>

<p>Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994'te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.</p>

<p>Yahudiler, 2003'ten bu yana İdarenin izni olmadan İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabede giriyor. Bu girişleri "baskın" olarak nitelendiren Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini vurguluyor.</p>

<p>İsrail yönetimi, Mescid-i Aksa'da "sadece Müslümanların ibadet edebildiği diğer dinlerin mensuplarınınsa sadece ziyarette bulunabildiği" yönündeki tarihi statükonun korunduğunu savunuyor.</p>

<p>Ancak terörist Yahudilerin İsrail polisi korumasında Aksa'ya düzenledikleri baskınlarda dua etmeleri ve dini ritüelleri yerine getirmeleri sıkça kameralara yansıyor.</p>

<p>İsrail içindeki Ultra-Ortodoks Yahudi din adamlarının çoğunluğu ise Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girmesinin dinen yasak olduğunu vurguluyor.</p>

<h2>İİT, İsrailli Bakan Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesine tepki gösterdi</h2>

<p>İİT'den yapılan yazılı açıklamada, aşırı sağcı İsrailli Bakan'ın beraberinde bir grup terörist Yahudi ile Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskına tepki geldi.</p>

<p>Baskının şiddetle kınandığı açıklamada, bunun Mescid-i Aksa'nın kutsallığına yönelik açık saldırı ve dünya genelindeki Müslümanların duygularını kışkırtmaya yönelik kasıtlı ve tehlikeli provokasyon olduğu vurgulandı.</p>

<p>İsrail'in, işgal altındaki Kudüs'ün coğrafi statüsü ile demografik yapısını değiştirme, Kudüs'teki kutsal mekanların mevcut tarihi ve hukuki statüsünü zayıflatma ve Mescid-i Aksa'yı zaman ve mekan olarak bölme hedefi yolunda yaptığı bu ihlallerin, uluslararası hukuka aykırı olduğu kaydedildi.</p>

<p>Uluslararası toplumdan sorumluluğu üstlenerek, Filistin topraklarına ve kutsal mekanlara yönelik ihlallerini durdurması için İsrail üzerinde baskı oluşturması talep edildi.</p>

<h2>Ürdün, İsrailli Bakan Ben-Gvir'ın bir grup terörist Yahudi ile Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesini kınadı</h2>

<p>Ürdün, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Filistin topraklarını gasbeden bir grup İsrailli ile polis eşliğinde Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesine tepki gösterdi.</p>

<p>Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Aksa'nın tarihi ve yasal statükosunun ihlal edilmesi; kutsallığının kirletilmesi kınama gerektiren bir tırmanış ve kabul edilemez bir provokasyon" şeklinde nitelendirildi.</p>

<p>Açıklamada, Ürdün'ün "baskınların devam etmesini ve İsrail işgal polisinin bu baskınları kolaylaştırmasını kesin bir dille reddettiği" vurgulandı.</p>

<p>Baskınların, Mescid-i Aksa'yı zaman ve mekan açısından bölmeyi hedefleyerek yeni fiili durumlar dayatmayı amaçlayan provokatif bir eylem olduğu kaydedildi.</p>

<p>Bakanlık açıklamasında, Kudüs'te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanları hedef alan ihlallerin devam etmesinin sonuçları konusunda uyarıda bulunuldu.</p>

<p>İşgal altındaki Kudüs şehri ile orada Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanlar üzerinde İsrail'in hiçbir egemenliği bulunmadığı bir kez daha teyit edildi.</p>

<p>Uluslararası topluma, Kudüs'teki kutsal mekanlarda gerçekleştirdiği ihlalleri durdurması için "işgalci güç olan" İsrail karşısında kararlı bir tutum takınma çağrısı yapıldı.</p>

<p>İsrail hükümetinin bölgedeki gerginliği artırmayı hedefleyen politikasının bir uzantısı olan aşırılık yanlısı bakanın provokatif eylemleri ile Batı Şeria'daki tek taraflı uygulamaların önüne geçilmesi gerektiği aktarıldı.</p>

<h2>Filistinli direniş grupları: Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa baskını provokasyon ve Yahudileştirme girişimidir</h2>

<p>Filistinli direniş grupları, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in bu sabah Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskının provokatif bir eylem olduğunu belirterek, Aksa'nın statüsünü değiştirmeye yönelik girişimlerin sürdüğünü vurguladı.</p>

<p>Direniş gruplarının ortak yazılı açıklamasında, Ben-Gvir'in sabah saatlerinde polis koruması altında gerçekleştirdiği baskının, kutsal mekanın dokunulmazlığının ihlali ve Müslümanlara yönelik açık bir provokasyon olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu baskının, İsrail'in Mescid-i Aksa üzerinde "zaman ve mekan olarak bölme" ve "Yahudileştirme" politikalarını dayatma çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi.</p>

<p>Mescid-i Aksa'nın Filistin halkı ve İslam dünyası için merkezi bir öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamada, kutsal mekanın korunması için mücadeleye devam edileceği belirtildi.</p>

<p>Ayrıca, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallerinin sistematik ve daha geniş planların bir parçası olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Filistinlilere Mescid-i Aksa'yı koruma çağrısı yapılırken, uluslararası topluma da ihlallere karşı somut adım atma çağrısında bulunuldu.</p>

<p>AA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-yahudiler-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/terorist-yahudi-aksaya-baskin.jpg" type="image/jpeg" length="33308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="31451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="84138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="44078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="92929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="34366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="56509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="62324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="44719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Holokost ve gaz odaları yalanı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/holokost-ve-gaz-odalari-yalani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/holokost-ve-gaz-odalari-yalani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist propogandanın en büyük dayanağı olan "6 milyon Yahudi'nin öldürüldüğü" Holokost yalanı ve sözde gaz odaları efsanesi, Ernst Zündel’in teknik ifşaları ve delilleriyle açığa çıkarılıyor. Batı’nın kutsal saydığı Holokost anlatısının bir "mağduriyet endüstrisi" olduğunu belgeleriyle ortaya koyan Zündel, küresel nizamın kurduğu tarihi illüzyonu tüm çıplaklığıyla deşifre ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne, Batı dünyasının üzerinde yükseldiği en büyük ideolojik duvarlardan birisi hiç şüphesiz "Holokost" anlatısıdır. Kelime manasıyla "tamamen yanmış" anlamına gelen bu terim, Siyonist propaganda makinesi tarafından "6 milyon Yahudi’nin gaz odalarında sistemli şekilde yok edilmesi" şeklinde dünyaya dikte edilmiştir. Ancak bu efsane, savaşın galipleri tarafından kurulan yeni nizamın dokunulamaz "kutsalı" haline getirilmiştir.</p>

<h3><strong>Efsanenin perde arkası: Toplama kampları ve gaz odaları</strong></h3>

<p>Siyonist propogandayla dikte edilmiş resmî tarihin iddiasına göre, Nasyonal Sosyalist Almanya, işgal ettiği topraklarda Yahudileri imha etmek amacıyla Auschwitz, Treblinka ve Dachau gibi "ölüm kampları" kurmuştur. Bu kamplarda insanların Zyklon-B gazı basılan odalarda topluca katledildiği ve ardından krematoryumlarda yakıldığı öne sürülür.</p>

<p>Ancak meselenin teknik ve tarihî gerçekliği bambaşka bir tablo çizmektedir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Toplama kamplarının mahiyeti:</strong> Zündel'e göre bu kamplar, savaş döneminde düşman unsurların bir arada tutulduğu çalışma ve lojistik merkezleridir. Salgın hastalıkların (özellikle tifüs) yayılmasını önlemek amacıyla kıyafetlerin dezenfekte edilmesi için kullanılan fırınlar ve gazlar, bugün "insan yakma ve öldürme" düzenekleri olarak pazarlanmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gaz odası paradoksu:</strong> Kimyagerler ve yapı uzmanları, iddia edilen "gaz odalarının" sızdırmazlık ve havalandırma açısından teknik olarak kitle imhasına uygun olmadığını defalarca ispat etmiştir. Bugün Auschwitz’de turistlere gezdirilen odaların, savaş sonrası Sovyetler tarafından "mizansen" amacıyla inşa edildiği bizzat müze yetkilileri tarafından dahi (Dr. Piper örneğinde olduğu gibi) kısmen itiraf edilmiştir.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Küresel propagandanın sinir uçlarına dokunan yayıncı</strong></h3>

<p>Ernst Zündel, tam da bu noktada devreye girerek "kral çıplak" diyen isimlerin başında gelir. 1939 doğumlu Alman yayıncı, 1958'de gittiği Kanada'da Samisdat Yayınevi'ni kurarak Siyonist ezberleri sarsan gerçekleri dile getirmiştir:</p>

<p>Zündel, 6 milyon rakamının matematiksel bir imkansızlık olduğunu, kamplardaki toplam kaybın 20 bini geçmediğini söyler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamplardaki ölümlerin çoğunun iddia edilen gazlardan değil, savaşın son dönemindeki kıtlık, bombalamalar sonucu kesilen ikmal hatları ve tifüs salgınlarından kaynaklandığını belgeleriyle ortaya koyar.</p>

<h3><strong>Gerçeklerin bedeli: Hapis ve sürgün</strong></h3>

<p>Siyonist "mağduriyet endüstrisi" için ciddi tehditlerden biri, Zündel’in bu teknik ve tarihî ifşalarıydı. Bu yüzden Zündel; Kanada’da "yalan haber yaymak" suçlamasıyla taciz edilmiş, 2005’te Almanya’ya iade edilerek 5 yıl zindana atılmıştır. 2017'deki vefatına kadar da "Holokost inkârcısı" yaftasıyla küresel bir lince tabi tutulmuştur.</p>

<p>Netice itibariyle; Ernst Zündel’in ifadeleri, Batı’nın "ifade özgürlüğü" masalının Siyonizm’in çıkarları söz konusu olduğunda nasıl bir engizisyona dönüştüğünün ispatıdır. Bugün Gazze’de canlı yayında soykırım yapanlar, dünün uydurma mağduriyetleriyle bugünkü cürümlerini örtmeye çalışmaktadır. Zündel’in mücadelesi, bu örtüyü kaldırma mücadelelerindendir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/holokost-ve-gaz-odalari-yalani</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/holokost-yalani.jpg" type="image/jpeg" length="42880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'da Müslüman kadını taciz ederek kovalayan polis yere kapaklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/hollandada-musluman-kadini-taciz-ederek-kovalayan-polis-yere-kapaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/hollandada-musluman-kadini-taciz-ederek-kovalayan-polis-yere-kapaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'da tesettürlü bir Müslüman kadının polis tarafından metro istasyonunda taciz edilerek kovalandığı görüntülendi. Müslüman kadının akıllıca manevrasıyla polisi yere düşürerek kaçmayı başardığı görülse de Avrupa'nın Müslümanlara karşı baskısı tekrardan gün yüzüne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Avrupa’da İslam düşmanlığı artık münferit vakalarla izah edilemeyecek bir hız ve pervasızlıkla sürüyor. Hollanda’da başörtülü Müslüman bir kadının polis tarafından taciz edilerek kovalandığı, ve ardından Müslüman kadının akıllıca bir manevrayla polisi düşürerek metro istasyonunda kaçtığı görüldü. Batı’nın “hukuk” ve “özgürlük” söyleminin içinin boşaldığı artık ayan beyan ortadadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hadise, Avrupa’nın uzun süredir Müslüman kimliğe karşı yürüttüğü sistematik baskı örneklerinden sadece biri. Olayla ilgili soruşturma çağrıları yükselirken, Avrupa’nın İslamofobi sicili bir kez daha kabarıyor.</p>
</article></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/hollandada-musluman-kadini-taciz-ederek-kovalayan-polis-yere-kapaklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-09-165903.png" type="image/jpeg" length="19066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="50435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="80682"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="88693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="21181"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="37600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="26453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="16813"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="65802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="98582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="91765"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
