<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 19:34:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ucuz emek borsasında Afgan çoban dönemi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ucuz-emek-borsasinda-afgan-coban-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ucuz-emek-borsasinda-afgan-coban-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendi vatandaşının alın terini ve insanca yaşama talebini "maliyet" olarak gören anlayış, çözümü sınır ötesinden ucuz iş gücü devşirmekte buluyor. Asgari ücretle "ithal çoban" projesi, emeğin haysiyetini korumak yerine sermayenin kâr hırsına devlet eliyle kalkan olma girişimi olarak öne çıkıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de hayvancılık sektörü, son yıllarda artan maliyetler ve çoban bulma sıkıntısı ile boğuşurken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın attığı son adım büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yerli çobanların ağır çalışma şartları ve ekonomik kriz sebebiyle talep ettiği maaşları "fahiş" bulan çevrelerin baskısı, devlet katında karşılık buldu. Çözüm ise üretimi yerli iş gücüyle kalkındırmak yerine, Afganistan ile yapılan iş birliği sonucunda "ucuz çoban" ithal etmekte bulundu.</p>

<h2><strong>Asgari ücretle modern kölelik düzeni</strong></h2>

<p>Resmî makamlar aracılığıyla duyurulan bu gelişme, Türkiye’deki asgari ücret seviyesinde çalıştırılacak Afgan çobanların getirilmesini kapsıyor. Yerli çobanın ailesini geçindirebilmek, sosyal güvencesini sağlamak ve zorlu doğa şartlarında ayakta kalabilmek için istediği ücretler, bu hamle ile tamamen devre dışı bırakıldı. Devlet, üreticinin maliyetini düşürme bahanesiyle, piyasada oluşan doğal emek değerini aşağı çekmek için dışarıdan müdahalede bulundu. Yapılan uygulama, yerli işçinin emeğinin değersizleşmesine ve sektörden tamamen elini çekmesine sebep oldu.</p>

<h2><strong>Kendi vatandaşına "pahalı" diyen anlayış</strong></h2>

<p>Yerli üreticiler ve çobanlar, hayat pahalılığı karşısında ezilirken, devletin kendi vatandaşına insanca yaşam standartları sunmak yerine yabancı iş gücünü bir "kurtarıcı" gibi sunması tepkileri artırdı. 17 bin TL gibi komik rakamlarla dağ başında, sosyal hayattan kopuk şekilde çalıştırılacak olan Afgan göçmenler, bir nevi "modern kölelik" sisteminin öznesi haline getirildi</p>

<h2><strong>Ekonomik riskler kapıda</strong></h2>

<p>Ucuz iş gücü ithali, kısa vadede hayvancılık yapan büyük sermaye sahiplerinin kâr marjını koruyabilir. Ancak uzun vadede bu vaziyet, yerli halkın üretimden kopmasına, köylerin boşalmasına ve yabancı bağımlılığının artmasına sebep olacak bir süreci tetikleyecek nitelikte. Kendi insanının emeğini kıymet saymak yerine, onu dışarıdan gelen ucuz iş gücüyle ikame etmeye çalışmak, bir devletin kendi sosyal sözleşmesine ihanet etmesi anlamını taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hükümetin bu uygulaması, emeğe bakış açısını ortaya koyan siyasi bir tavırdır. Vatandaşını koruması beklenen mekanizmaların, yabancı iş gücü reklamı yapması, yerli üreticinin ve emekçinin geleceğine vurulan en büyük darbelerden biri olarak kayıtlara geçmiştir.</p>

<p>Kendi gencini işsizliğe ve yoksulluğa mahkûm edip, dışarıdan gelen mülteci emeği üzerinden piyasa düzenlemeye çalışmak, toplumsal dokuyu ve yerli üretimi uzun vadede felakete sürükleyecektir!</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ucuz-emek-borsasinda-afgan-coban-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/afgancoban.webp" type="image/jpeg" length="88254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Rusya-İslam Dünyası: KazanForum' kapsamında 118 anlaşma imzalanacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusya-islam-dunyasi-kazanforum-kapsaminda-118-anlasma-imzalanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusya-islam-dunyasi-kazanforum-kapsaminda-118-anlasma-imzalanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KazanForum, 103 ülkenin katılımıyla sağlanan tarihi temsil sayesinde Rusya ve İslam dünyası arasındaki ilişkilerin çok boyutlu bir stratejik ortaklığa evrilmesine zemin hazırlıyor. Forum kapsamında imzalanacak 118 anlaşma ile hayata geçirilen projeler, küresel düzlemde yeni bir ekonomik ve kültürel dayanışma ikliminin oluşmasına sebep oluyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu ve bu yıl 17'ncisi düzenlenen uluslararası forum öncesinde düzenlenen basın toplantısında, organizasyonun kapsamına ilişkin bilgiler paylaşıldı.</p>

<p>Minullina, burada yaptığı konuşmada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin kararıyla KazanForum'un federal statüye sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>Organizasyon komitesine Rusya Başbakan Yardımcısı Marat Khusnullin'in başkanlık ettiğini aktaran Minullina, Tataristan Cumhuriyeti Reisi Rüstem Minnihanov'un forumun hazırlanmasında önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Minullina, forum için yıl boyunca hazırlık yapıldığını vurgulayarak 'Kayıt sistemimize göre şu ana kadar 103 ülke katılım sağladı. Bu sayı, forum tarihinde ilk kez bu kadar geniş bir uluslararası temsil anlamına geliyor.' dedi.</p>

<p>Forum kapsamında 149 iş oturumunun düzenleneceğini aktaran Minullina, programın Kazan Expo Uluslararası Fuar Merkezi başta olmak üzere, çeşitli noktalarda gerçekleştirileceğini söyledi.</p>

<p>Minullina, etkinlikler çerçevesinde Agro-Endüstri Parkı'nda kurulan Uluslararası Kazan Helal Pazarı'nın resmi açılışının yarın yapılacağını, ayrıca sergiler, moda gösterileri, ödül törenleri ve dini etkinliklerin de programda yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Forumda, 368 VIP heyetin ağırlanacağını kaydeden Minullina, 118 anlaşmanın imzalanmasının beklendiğini ve yatırım projelerine yönelik özel bir sergide 152 projenin tanıtılacağını dile getirdi.</p>

<h2><strong>KazanForum'un kültürel iş birliklerini güçlendirmesi hedefleniyor</strong></h2>

<p>Tataristan Kültür Bakanı İrada Ayupova da Kazan'ın İslam dünyasının kültür başkenti olarak seçilmesinin önemli bir gelişme olduğunu söyledi.</p>

<p>Ayupova, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin kültür bakanlarının katılımıyla konferans düzenleneceğini ve etkinliklerin kültürel iş birliklerini güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayupova, forum kapsamında konserler, sergiler, tiyatro gösterileri ve İslam kültürüne yönelik etkinliklerin düzenleneceğini, 17 Mayıs'ta ise Bulgar Antik Kenti'nde İslam'ın kabulüne adanan geleneksel programın gerçekleştirileceğini ifade etti.</p>

<p>Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu Başkan Yardımcısı ve Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Danışmanı Marat Gatin ise grubun 20'nci yılını kutladığını belirterek forum kapsamında siyaset, ekonomi, eğitim ve kültür alanlarında iş birliğini ele alan oturumların düzenleneceğini kaydetti.</p>

<p>Gatin, medya forumunda yapay zeka ve dijitalleşmenin gazeteciliğe etkilerinin ele alınacağını, ayrıca genç diplomatlar ve genç aşçılar programlarıyla uluslararası etkileşimin artırılmasının hedeflendiğini söyledi.</p>

<p>Spor ve Sosyal Projeler Genel Müdürü Maxim Denisov da organizasyon kapsamında ulaşım, konaklama ve akreditasyon süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Denisov, etkinliklerde 600 gönüllünün görev alacağını ve katılımcılar için ulaşım ile lojistik desteğin sağlanacağını ifade etti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusya-islam-dunyasi-kazanforum-kapsaminda-118-anlasma-imzalanacak</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/rusyakazan.webp" type="image/jpeg" length="68153"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nijer’den Fransız medyasına yayın yasağı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nijerden-fransiz-medyasina-yayin-yasagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nijerden-fransiz-medyasina-yayin-yasagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nijer’in 9 Fransız medya kuruluşunun yayınlarını askıya alması, Fransa’nın Afrika’daki eski nüfuz düzeninin medya alanında da çözüldüğünü gösteren yeni bir eşik olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nijer yönetimi, “kamu düzeni, ulusal güvenlik, toplumsal uyum ve kurumların istikrarını tehdit eden yayınlar” yaptıkları gerekçesiyle 9 Fransız medya kuruluşunun ülkedeki yayınlarını askıya aldı.</p>

<p>Nijer Ulusal İletişim Gözlemevi tarafından alınan karar; France 24, Radio France Internationale, France Afrique Média, LSI Africa, AFP, TV5 Monde, TF1 Info, Jeune Afrique ve Mediapart’ı kapsıyor. Kararın uydu, kablo, dijital platform, internet sitesi ve mobil uygulamalar dahil tüm yayın mecralarına uygulanacağı bildirildi.</p>

<p>Söz konusu adım, Fransa’nın Afrika’daki eski sömürge alanlarında yaşadığı askerî ve diplomatik gerilemenin ardından, medya nüfuzu bakımından da ciddi bir kırılma yaşandığını ortaya koydu.</p>

<h2>Eski nüfuz düzeninin medya ayağı da hedefte</h2>

<p>Nijer’in kararı, yalnızca basın-yayın alanında alınmış idari bir tedbir olarak değil, Fransa’nın Afrika’daki geleneksel etki mekanizmalarına karşı daha geniş bir egemenlik refleksinin parçası olarak görülüyor.</p>

<p>Paris yönetimi uzun yıllar boyunca eski kolonilerinde siyasi, askerî, ekonomik ve kültürel bağlar üzerinden etkisini sürdürdü. “Françafrique” olarak adlandırılan bu yapı, Fransa’nın Afrika’daki varlığını resmî ilişkilerin ötesinde, güvenlik anlaşmaları, ekonomik bağımlılıklar, elit ilişkileri ve medya ağı üzerinden devam ettirmesine imkân sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak son yıllarda Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad gibi ülkelerde Fransa karşıtı eğilimlerin güçlenmesi, bu düzenin sürdürülebilirliğini zayıflattı. Fransa, 2022’den itibaren Mali, Nijer ve Çad dahil bazı ülkelerden askerî varlığını çekmek zorunda kaldı.</p>

<p>Nijer’in Fransız medya kuruluşlarına yönelik son kararı, bu çözülmenin artık yalnızca askerî üsler veya savunma anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, kamuoyu üretimi ve haber akışı alanına da taşındığını gösteriyor.</p>

<h2>Niamey yönetimi güvenlik gerekçesini öne çıkardı</h2>

<p>Nijer makamları, Fransız medya kuruluşlarının yayınlarının “savunma ve güvenlik güçlerinin moralini zayıflatabileceğini” ve “kamu düzenini ciddi biçimde tehlikeye sokabileceğini” savundu.</p>

<p>Kararda, ülkede güvenlik tehdidinin sürdüğü bir dönemde dış kaynaklı medya faaliyetlerinin “ulusal birlik, sosyal uyum ve kurumların istikrarı” açısından risk oluşturduğu belirtildi. Ancak düzenleyici kurum, askıya alma kararına dayanak yapılan yayınlara ilişkin ayrıntılı örnekler paylaşmadı.</p>

<p>Sınır Tanımayan Gazeteciler ise kararı “basın özgürlüğüne yönelik baskı” olarak nitelendirerek askıya alma işleminin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Kuruluş, Nijer’in ileri sürdüğü suçlamaların somut biçimde ortaya konmadığını savundu.</p>

<h2>Fransa’nın Afrika’daki zemini daralıyor</h2>

<p>Nijer’in kararı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Nairobi’de düzenlenen Afrika Forward Zirvesi’nde Afrika politikasını yeniden tanımlamaya çalıştığı bir döneme denk geldi.</p>

<p>Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlenen zirve, Fransa-Afrika ilişkileri açısından dikkat çekici bir sembol taşıyor. 1973’ten bu yana belirli aralıklarla yapılan Fransa-Afrika formatındaki zirve, ilk kez Fransızca konuşulmayan bir Afrika ülkesinde düzenlendi. Zirveye 30’dan fazla devlet ve hükümet başkanı katıldı.</p>

<p>Paris yönetimi, zirve üzerinden Afrika ile “eşit ortaklık”, “karşılıklı saygı” ve “somut sonuçlar” temelinde yeni bir ilişki kurmak istediği mesajını verdi. Ancak bu söylem, Fransa’nın özellikle Batı ve Orta Afrika’daki eski nüfuz alanlarında yaşadığı kayıpların gölgesinde gündeme geldi.</p>

<h2>Nairobi hamlesi yeni arayışın işareti</h2>

<p>Fransa’nın Nairobi’de zirve düzenlemesi, Paris’in eski Frankofon nüfuz kuşağında zemin kaybetmesi üzerine Afrika politikasını İngilizce konuşulan ülkeler üzerinden çeşitlendirme arayışı olarak yorumlanıyor.</p>

<p>Kenya, son dönemde kendisini Afrika’da diplomatik ve ekonomik bir merkez olarak konumlandırmaya çalışıyor. Nairobi yönetimi, Fransa ile savunma alanında da yakınlaşırken, bu işbirliği ülkedeki bazı muhalefet ve sivil toplum çevrelerince egemenlik tartışmaları nedeniyle eleştirildi.</p>

<p>Zirvede ayrıca enerji dönüşümü, barış ve güvenlik, uluslararası finans mimarisinin reformu ve Afrika’ya yatırım konuları ele alındı. Macron’un zirvede Afrika’ya yönelik milyarlarca avroluk yatırım paketini duyurduğu bildirildi.</p>

<h2>Nijer kararı sembolik ağırlık taşıyor</h2>

<p>Nijer’in Fransız medya kuruluşlarına yönelik askıya alma kararı, Fransa’nın Afrika’daki nüfuz kaybının yalnızca diplomatik temsil veya askerî varlık meselesi olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Fransa, eski kolonilerinde yıllarca haber ajansları, yayın kuruluşları ve Fransızca medya alanı üzerinden kamuoyu etkisini korudu. Bu nedenle AFP, France 24, RFI ve TV5 Monde gibi kuruluşlara yönelik karar, Paris’in bölgedeki anlatı kurma kapasitesine doğrudan temas eden bir hamle niteliği taşıyor.</p>

<p>Bu yönüyle Niamey yönetiminin adımı, Fransa’nın Afrika’daki eski nüfuz düzeninin çözülmesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor: askerî üslerden sonra medya kanalları da tartışmanın merkezine girmiş durumda.</p>

<h2>Egemenlik vurgusu ile basın özgürlüğü tartışması iç içe</h2>

<p>Nijer, Mali ve Burkina Faso’da askerî yönetimler, Fransa ve bazı Batılı aktörlerle ilişkileri sınırlarken kendi güvenlik ittifaklarını kurdu ve Rusya ile askerî işbirliğine yöneldi. Bu ülkelerde yönetimler, dış müdahale ve yeni sömürgecilik eleştirilerini öne çıkarıyor.</p>

<p>Buna karşılık insan hakları ve basın özgürlüğü kuruluşları, söz konusu ülkelerde gazeteciler ve muhalif çevreler üzerindeki baskıların arttığını belirtiyor. Bu nedenle Nijer’in kararı, bir yandan sömürge sonrası egemenlik arayışının parçası olarak okunurken, diğer yandan basın özgürlüğü açısından tartışmalı bir uygulama olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Son karar, Fransa’nın Afrika’daki eski nüfuz alanlarında artık yalnızca askerî ve diplomatik meşruiyetini değil, medya üzerinden kurduğu etki ağını da korumakta zorlandığını ortaya koyuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nijerden-fransiz-medyasina-yayin-yasagi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/nijer-rfranc.webp" type="image/jpeg" length="13966"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Resmen teyit edildi: İsrail, BAE'ye Demir Kubbe ve asker konuşlandırdı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/resmen-teyit-edildi-israil-baeye-demir-kubbe-ve-asker-konuslandirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/resmen-teyit-edildi-israil-baeye-demir-kubbe-ve-asker-konuslandirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Büyükelçisi Mike Huckabee, İran savaşı sırasında İsrail’in BAE’ye Demir Kubbe bataryaları ve operasyonel personel gönderdiğini doğruladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee açıklamaları, İsrail ordusunun aktif bir çatışma sırasında başka bir ülkeye Demir Kubbe bataryası ve bu sistemleri kullanacak askeri personel gönderdiğine dair ilk resmi teyit oldu.</p>

<p>Konuşlandırma operasyonunun, İsrail Başbakanı Netanyahu ile BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed arasındaki bir telefon görüşmesinin ardından kararlaştırıldığı belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Neden BAE?</strong></h3>

<p>İran ile 28 Şubat 2026’da başlayan ve şu an oldukça kırılgan olan ateşkesle devam eden süreçte, Birleşik Arap Emirlikleri en yoğun hedef alınan ülkelerden biri oldu.</p>

<p>BAE Savunma Bakanlığı verilerine göre, İran bu süreçte BAE’ye 550'den fazla balistik/seyir füzesi ve 2.200'den fazla drone fırlattı.</p>

<p>Huckabee, bu askeri desteğin 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları sayesinde kurulan "olağanüstü ilişkinin" bir meyvesi olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>Tarihte bir ilk</strong></h3>

<p>Bu sevkiyat, Demir Kubbe sisteminin İsrail ve ABD dışında ilk kez operasyonel olarak bir üçüncü ülkeye yerleştirilmesi anlamına geliyor. Daha önce Singapur ve Romanya gibi ülkelerin sistemi satın aldığı haberleri çıksa da, aktif bir savaş ortamında İsrail ordu personelinin sistemi başka bir ülkede bizzat komuta etmesi askeri strateji açısından yeni bir dönem başlattı.</p>

<p>Huckabee ayrıca BAE'nin sadakatine övgüde bulunarak, havayolu şirketlerinin (Emirates ve Etihad) savaşın en yoğun olduğu dönemde bile İsrail uçuşlarını kesmediğini hatırlattı.</p>

<p>Söz konusu askeri iş birliği, Trump yönetiminin bölgede İran'a karşı kurmaya çalıştığı "Bölgesel Hava Savunma Ağı"nın (MEAD) en somut adımı olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/resmen-teyit-edildi-israil-baeye-demir-kubbe-ve-asker-konuslandirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/80094.jpg" type="image/jpeg" length="50028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İsrail’in ‘ebedi savaş’ doktrini çöküyor"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-ebedi-savas-doktrini-cokuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-ebedi-savas-doktrini-cokuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in 7 Ekim sonrası benimsediği sürekli savaş stratejisi, yalnızca Gazze ve bölge siyasetini değil, modern Batı savaş mantığının da sınırlarını görünür hale getiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail’in 7 Ekim sonrası izlediği askerî hat, giderek klasik güvenlik doktrininden uzaklaşarak sürekli ve yayılmış bir savaş mantığına dönüşüyor. Eski İngiliz diplomat ve istihbarat uzmanı Alastair Crooke’a göre bu yeni yönelim, İsrail’in tarihsel olarak benimsediği sınırlı savaş, hızlı seferberlik ve caydırıcılığa dayalı modelin yerine “ebedi savaş” anlayışını yerleştiriyor.</p>

<p>Crooke’un değerlendirmesine göre İsrail’in kurucu döneminde güvenlik mantığı, nüfus ve kaynak sınırlılıklarını dikkate alan daha dar ölçekli bir askerî yapı üzerine kuruluydu. David Ben-Gurion döneminde İsrail’in büyük ve sürekli bir savaş makinesi gibi değil, gerektiğinde rezervleri hızla devreye sokan, savaşı kısa sürede bitirmeyi hedefleyen bir yapı olarak tasarlandığı hatırlatılıyor.</p>

<p>Ancak 7 Ekim sonrasında bu çizgi değişti. İsrail yönetimi, savaşı yalnızca Hamas’a karşı yürütülen sınırlı bir operasyon olarak değil, varoluşsal ve süresiz bir mücadele olarak çerçeveledi. Crooke’a göre bu durum, İsrail’in askerî hedeflerini genişlettiği kadar toplum içindeki fay hatlarını da derinleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Ebedi savaş” kapasite sorununu büyütüyor</h2>

<p>İsrail’in karşı karşıya olduğu temel meselelerden biri, savaşın coğrafi ve siyasî olarak genişlemesi. Gazze’de yürütülen operasyonlar, Lübnan sınırındaki Hizbullah tehdidi, Suriye sahası, Yemen merkezli saldırılar, İran’la doğrudan veya dolaylı gerilim ve iç güvenlik baskısı aynı anda yönetilmesi gereken cepheler haline geldi.</p>

<p>Crooke’un aktardığına göre İsrail askerî çevrelerinde de bu durum tartışılıyor. Bazı İsrailli subaylar, mevcut cephelerin tamamında uzun süreli savaş yürütebilmek için bugünkü İsrail ordusundan çok daha büyük bir kapasite gerektiğini savunuyor. Bu eleştiri, İsrail’in yalnızca askerî değil, toplumsal dayanıklılık bakımından da sınıra yaklaştığı iddiasını beraberinde getiriyor.</p>

<p>Bu bakımdan “ebedi savaş” doktrini, İsrail açısından iki temel sonuç doğuruyor: Birincisi, orduyu sürekli alarm halinde tutarak insan kaynağını ve ekonomik kapasiteyi tüketiyor. İkincisi, siyasî çözüm ihtimalini geri plana iterek güvenlik sorununu daha da kronik hale getiriyor.</p>

<h2>Askerî güç siyasetin yerine geçiyor</h2>

<p>Crooke’un İsrail eleştirisinin merkezinde, askerî gücün siyasî çözümün aracı olmaktan çıkıp kendi başına bir stratejiye dönüşmesi yer alıyor. Buna göre İsrail, tehdidi ortadan kaldırmak için yalnızca örgütleri değil, bu örgütlerin doğabileceği sosyal zeminleri de hedef alan bir güvenlik anlayışına yöneliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, nüfusların yerinden edilmesi, bölgelerin boşaltılması, düşmanın daha oluşmadan bertaraf edilmesi ve güvenliğin kalıcı askerî baskıyla sağlanması gibi yöntemleri öne çıkarıyor. Fakat Crooke’a göre bu yöntemler sahada beklenen sonucu üretmiyor. Aksine, İsrail’in daha fazla cephede daha uzun süre savaşmak zorunda kaldığı bir kısır döngü ortaya çıkarıyor.</p>

<p>Burada İsrail’in çıkmazı şudur: Savaş genişledikçe güvenlik sağlanmıyor; güvenlik sağlanmadıkça savaş daha da genişletiliyor. Böylece askerî güç, siyasî aklın yerine geçiyor.</p>

<h2>İran’ın asimetrik kapasitesi dengeyi değiştiriyor</h2>

<p>İsrail merkezli bu krizin arka planında İran’ın yükselen asimetrik caydırıcılığı bulunuyor. İran, doğrudan klasik savaş üstünlüğüne sahip olmasa da füze sistemleri, insansız hava araçları, bölgesel müttefik ağları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki jeostratejik konumuyla Batı-İsrail hattına karşı farklı bir baskı alanı kuruyor.</p>

<p>Crooke’a göre İran’ın gücü, pahalı ve merkezî askerî platformlara karşı düşük maliyetli fakat etkili yöntemler geliştirmesinden kaynaklanıyor. Bu durum yalnızca İsrail için değil, ABD’nin bölgedeki askerî varlığı için de ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor.</p>

<p>İran’ın stratejisinde esas unsur, rakibin en pahalı sistemlerini doğrudan simetrik biçimde karşılamak değil; bu sistemlerin zayıf noktalarını hedef alarak maliyet-fayda dengesini tersine çevirmek. Füze saldırıları, drone sürüleri, deniz trafiği üzerindeki baskı, bölgesel vekil güçler ve kritik altyapıya yönelik tehditler bu yeni savaş mantığının parçaları olarak öne çıkıyor.</p>

<h2>Uçak gemileri artık mutlak caydırıcılık sembolü değil</h2>

<p>Crooke’un en dikkat çekici eleştirilerinden biri, Amerikan uçak gemilerine ilişkin. Soğuk Savaş ve sonrasındaki dönemde ABD uçak gemileri, küresel askerî gücün sembolüydü. Bir uçak gemisinin kriz bölgesine gönderilmesi, Washington’un kararlılığını göstermeye yeten güçlü bir mesaj kabul ediliyordu.</p>

<p>Ancak modern savaş sahası bu sembolik üstünlüğü tartışmalı hale getirdi. Ucuz drone’lar, küçük insansız deniz araçları, hassas güdümlü füzeler ve doygun saldırı yöntemleri, milyarlarca dolarlık platformları savunulması zor hedeflere dönüştürüyor.</p>

<p>Crooke’a göre uçak gemileri artık yalnızca güç gösterisi değil, aynı zamanda korunması gereken devasa yükler haline geldi. Bu platformlar batırılmasa bile radar sistemleri, pistleri veya operasyon kabiliyetleri hedef alınarak işlevsiz bırakılabilir. Böylece savaşın mantığı değişiyor: En pahalı sistem her zaman en etkili sistem olmaktan çıkıyor.</p>

<h2>Batı savaş mantığının temel varsayımı sarsılıyor</h2>

<p>İsrail örneği, daha geniş ölçekte modern Batı savaş mantığındaki krizi de görünür hale getiriyor. ABD ve müttefikleri uzun süre askerî üstünlüğü teknoloji, yüksek bütçe, hava hâkimiyeti, istihbarat kapasitesi ve gelişmiş platformlar üzerinden tanımladı.</p>

<p>Bu anlayışın temel varsayımı şuydu: Daha fazla harcayan, daha gelişmiş silaha sahip olan ve daha karmaşık askerî sistemler kuran taraf üstün gelir. Soğuk Savaş sonrasında Sovyetler Birliği’nin çöküşü, bu paradigmanın doğrulandığı şeklinde yorumlandı.</p>

<p>Fakat bugünkü savaş sahası farklı bir tablo ortaya koyuyor. Düşük maliyetli drone’lar pahalı hava savunma sistemlerini yorabiliyor. Basit deniz araçları büyük savaş gemilerini tehdit edebiliyor. Bölgesel aktörler, küresel güçlerin askerî üslerini ve lojistik hatlarını baskı altına alabiliyor. Bu nedenle savaş artık yalnızca teknoloji üstünlüğüyle değil, dayanıklılık, maliyet yönetimi, coğrafi avantaj, toplumsal seferberlik ve asimetrik kabiliyetlerle belirleniyor.</p>

<h2>Pahalı savaş makinesi ucuz araçlarla yıpratılıyor</h2>

<p>Modern Batı ordularının karşı karşıya olduğu sorun, askerî teknolojilerinin yetersiz olması değil; bu teknolojilerin maliyet yapısının yeni savaş biçimleri karşısında kırılgan hale gelmesi. Birkaç bin dolarlık bir drone’u vurmak için milyon dolarlık füze kullanmak, uzun vadede sürdürülebilir bir savunma modeli oluşturmuyor.</p>

<p>Bu nedenle asimetrik savaşın asıl etkisi yalnızca fizikî hasar değil, ekonomik ve psikolojik yıpratma üzerinden ortaya çıkıyor. Rakip, Batı’nın pahalı sistemlerini sürekli alarma geçirerek, savunma maliyetini yükselterek ve karar alıcıları baskı altında tutarak stratejik sonuç elde etmeye çalışıyor.</p>

<p>İsrail’in yaşadığı sorun da burada Batı’nın genel sorunu haline geliyor. İsrail, üstün teknolojiye, gelişmiş istihbarata ve güçlü hava kuvvetlerine rağmen güvenliği kalıcı biçimde tesis etmekte zorlanıyor. Çünkü karşısındaki aktörler, savaşı İsrail’in güçlü olduğu alanda değil, zayıf olduğu uzun süreli yıpratma sahasında yürütüyor.</p>

<h2>Yeni güvenlik mimarisi arayışı</h2>

<p>Crooke’un değerlendirmelerinde Rusya, Çin ve İran hattına özel bir önem veriliyor. Ona göre bu üç aktör, Batı merkezli güvenlik düzeninin zayıflayan noktalarını görerek yeni bir bölgesel mimari inşa etmeye çalışıyor.</p>

<p>Bu mimaride İran, Orta Doğu’daki asimetrik caydırıcılık merkezi olarak öne çıkıyor. Rusya askerî ve stratejik tecrübesiyle, Çin ise ekonomik ağırlığı ve enerji bağımlılığı üzerinden bu yeni dengede rol oynuyor. Hürmüz Boğazı, enerji akışları, deniz güvenliği, füze teknolojileri ve bölgesel ittifaklar bu tablonun ana unsurları haline geliyor.</p>

<p>Bu süreç, Körfez ülkelerini de yeni tercihlerle karşı karşıya bırakıyor. Batı güvenlik şemsiyesinin mutlak koruma sağlamadığı düşüncesi güçlendikçe, bölge ülkeleri İran, Rusya ve Çin’le daha dengeli ilişkiler kurma arayışına girebilir.</p>

<h2>İsrail bölgesel yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya</h2>

<p>Crooke’a göre İsrail mevcut çizgisinde ısrar ederse, askerî olarak daha fazla cepheye yayılırken siyasî olarak daha fazla yalnızlaşabilir. Çünkü sürekli savaş stratejisi, kısa vadede caydırıcılık sağlıyor gibi görünse de uzun vadede İsrail’i bölgesel düzenin dışında kalan bir aktöre dönüştürebilir.</p>

<p>Bu noktada İsrail’in önündeki temel tercih, askerî kapasitesini sınırsız bir savaş hedefi için kullanmak ile siyasî çözüm arayışını merkeze alan daha sınırlı bir güvenlik anlayışına dönmek arasında şekilleniyor.</p>

<p>Crooke’un yaklaşımına göre mesele yalnızca İsrail’in Gazze veya İran politikası değil; modern savaş çağında yüksek teknolojiye dayalı Batı üstünlüğünün artık tek başına belirleyici olmaması. İsrail’in yaşadığı çıkmaz, Batı’nın genel askerî paradigmasının da krize girdiğini gösteriyor.</p>

<h2>Yeni dönemin özeti</h2>

<p>Ortaya çıkan yeni tabloda savaşın maliyet dengesi değişmiş durumda. Pahalı platformlar, düşük maliyetli saldırı araçları karşısında eskisi kadar dokunulmaz değil. Hava üstünlüğü, deniz hâkimiyeti ve teknolojik kapasite hâlâ önemli; ancak bunlar artık mutlak zafer garantisi sağlamıyor.</p>

<p>İsrail’in “ebedi savaş” stratejisi bu yeni şartlarda sürdürülebilirlik sorunuyla karşılaşıyor. ABD’nin uçak gemileri ve gelişmiş silah sistemleri ise caydırıcılık değerini tamamen kaybetmese de eski psikolojik etkisini korumakta zorlanıyor.</p>

<p>Bu nedenle modern savaşın yeni sorusu şudur: En gelişmiş silaha kim sahip? değil; uzun süreli yıpratma, düşük maliyetli saldırı ve çok cepheli baskı altında kim daha dayanıklı kalabilir?</p>

<p>Crooke’un değerlendirmeleri, İsrail’in askerî krizini Batı savaş mantığının genel kriziyle birleştiriyor. Buna göre savaşın geleceği, artık yalnızca teknolojik üstünlüğün değil, maliyet, coğrafya, toplumsal direnç, asimetrik kabiliyet ve siyasî çözüm kapasitesinin birlikte belirlediği daha karmaşık bir döneme girmiş bulunuyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-ebedi-savas-doktrini-cokuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/ebedi-savas.webp" type="image/jpeg" length="46616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müfredatta kavram hassasiyeti dönemi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mufredatta-kavram-hassasiyeti-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mufredatta-kavram-hassasiyeti-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Haçlı Seferleri” yerine “Haçlı Saldırıları” ifadesinin kullanılacağını açıklaması, eğitimde yalnızca bilgi aktarımının değil, kavramların da tarih şuurunu belirlediği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tekin, İstanbul’daki Büyük Çamlıca Camisi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Ramazanı Kutluyorum, Okulumu Süslüyorum” projesinin ödül töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında programlarda millî şuur, millet olma bilinci ve vatanseverlik gibi kavramların merkeze alındığını belirtti. </p>

<h3>Kavramlar düşünceyi kuruyor</h3>

<p>Bakan Tekin’in açıklamalarında öne çıkan başlık, tarihî olayların hangi kelimelerle anlatıldığı meselesi oldu. Tekin, uzun yıllardır ders kitaplarında kullanılan “Haçlı Seferleri” ifadesinin tarihî hakikati tam karşılamadığını belirterek bu kavram yerine “Haçlı Saldırıları” ifadesinin kullanılacağını söyledi.</p>

<p>Bu değişiklik, yalnızca bir kelime tercihi olarak değil, tarih anlatısının kurucu zemini bakımından dikkat çekiyor. Çünkü “sefer” kelimesi, Türk-İslam tarih ve kültür havzasında meşru, düzenli ve çoğu zaman dinî-siyasi bir anlam alanına sahipken; Haçlı hareketlerinin Anadolu, Kudüs ve İslam coğrafyası üzerindeki yıkıcı yönünü perdeleyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bakımdan yeni ifade, öğrencinin zihninde olayın mahiyetini daha doğrudan kurmayı hedefleyen bir kavramsal düzeltme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Tekin’in dikkat çektiği bir diğer kavram “coğrafi keşifler” oldu. Bakan Tekin, bu ifadenin masum bir keşif anlatısı sunduğunu, oysa söz konusu sürecin aynı zamanda sömürgeciliğin başlangıcı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bu yaklaşım, Batı Avrupa merkezli tarih yazımının uzun süre “keşif”, “ilerleme” ve “medeniyet götürme” gibi olumlu çağrışımlarla anlattığı sürecin, Afrika, Amerika ve Asya halkları açısından işgal, köleleştirme, kaynak gaspı ve kültürel yıkım anlamına geldiğini hatırlatıyor.</p>

<p>Dolayısıyla kavram değişikliği, yalnızca terminolojik bir tercih değil; öğrencinin tarihî hadiseyi failin diliyle değil, mağdur edilen coğrafyaların hakikatiyle kavramasına imkân veren bir bakış değişikliği niteliği taşıyor.</p>

<h3>“Orta Asya” yerine “Türkistan” vurgusu</h3>

<p>Bakan Tekin, “Orta Asya” kavramının da İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan iki kutuplu dünya düzeninin dayattığı kavramsallaştırmalardan biri olduğunu belirterek, tarihî ve kültürel karşılık bakımından “Türkistan” ifadesine işaret etti.</p>

<p>Bu vurgu, coğrafyanın yalnızca harita üzerindeki yerini değil, tarihî hafızasını da gündeme getiriyor. “Orta Asya” ifadesi bölgeyi merkezsiz, teknik ve jeopolitik bir konumlandırmaya indirgerken; “Türkistan” kavramı tarih, kültür, dil, kimlik ve medeniyet sürekliliğine işaret ediyor.</p>

<h3>Adlandırma, hafızayı da belirliyor</h3>

<p>Tekin’in konuşmasında “Ege Denizi” ve “Adalar Denizi” meselesine de değinmesi, coğrafi adlandırmaların tarihî hafıza üzerindeki etkisini bir kez daha gösterdi. Tekin, Lozan döneminde “Adalar Denizi” kullanımına işaret ederek “Ege Denizi” kavramının sonraki süreçte literatürde yaygınlaştığını söyledi. </p>

<p>Bu başlık, müfredatta yer alan coğrafi adların da yalnızca teknik bilgi olarak değil, tarihî aidiyet ve siyasi hafıza bağlamında ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<h3></h3></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mufredatta-kavram-hassasiyeti-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/meb-mufredat-degisikligi.webp" type="image/jpeg" length="94751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[New York Times: İsrail Eurovision’u devlet operasyonuna çevirdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/new-york-times-israil-eurovisionu-devlet-operasyonuna-cevirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/new-york-times-israil-eurovisionu-devlet-operasyonuna-cevirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[New York Times’ın kapsamlı soruşturmasına göre İsrail hükümeti Eurovision’da halk oylamaları için milyon dolarlar harcıyor: İsrail hükümeti Eurovision’u ele geçirdi”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eurovision Şarkı Yarışması hakkında yayımlanan kapsamlı New York Times soruşturması, İsrail hükümetinin yarışmayı yıllardır organize biçimde siyasi etki ve propaganda aracı olarak kullandığını ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazetenin 50’den fazla kişiyle yaptığı görüşmelere, gizli Eurovision belgelerine ve daha önce yayımlanmamış oylama verilerine dayandırdığı habere göre, Gazze savaşı sonrası İsrail hükümeti Eurovision’u yalnızca bir müzik yarışması olarak değil, ülkenin uluslararası imajını düzeltmek için stratejik bir alan olarak değerlendirdi.</p>

<p>Haberde, İsrail hükümetinin özellikle halk oylamalarını önemseyerek Avrupa kamuoyunda “İsrail hâlâ destek görüyor” algısı oluşturmaya çalıştığı belirtildi.</p>

<p>Soruşturmaya göre İsrail’in Eurovision’a devlet düzeyinde müdahalesi 2018’e kadar uzanıyor.</p>

<p>İsrail adına Eurovision şarkıları hazırlayan söz yazarı Doron Medalie, hükümetin 2018’de sosyal medya reklamları için 100 bin dolardan fazla harcama yaptığını ve İsrail’in yarışmayı kazanmasının ardından Eurovision’un hükümet tarafından “iyi bir yatırım” olarak görülmeye başlandığını söyledi.</p>

<p>Gazze savaşı sonrası düzenlenen 2024 Malmö yarışması öncesinde ise kampanyanın çok daha büyüdüğü belirtildi.</p>

<p>Avrupa’da İsrail’in yarışmadan çıkarılması çağrıları yükselirken, İsrail Devlet Reklam Ajansı kayıtlarına göre hükümet yalnızca Malmö yarışması için 800 bin dolardan fazla reklam harcaması yaptı.</p>

<p>Habere göre bütçenin büyük kısmı İsrail dışişleri bakanlığından gelirken, Başbakan Benjamin Netanyahu’nun “hasbara” olarak bilinen propaganda ofisi de “oy teşviki” için özel bütçe ayırdı.</p>

<p>İsrail devlet televizyonu Kan ise New York Times’a yaptığı açıklamada hükümetin reklam kampanyalarından haberdar olmadığını ve kendi bilgilerine göre kuralların ihlal edilmediğini savundu.</p>

<p>2024 yarışmasında İsrail temsilcisi Eden Golan halk oylamasında ikinci oldu ve İsrail karşıtı gösterilerin güçlü olduğu ülkelerde bile yüksek oy aldı.</p>

<p>Bu durum bazı yayın kuruluşlarında şüphe yarattı.</p>

<p>Özellikle Slovenya devlet yayıncısı ayrıntılı oylama verilerini talep etti ancak Eurovision yönetimi bu talebe yanıt vermedi.</p>

<p>2025 Basel yarışmasında ise İsrail’in kampanyasının daha organize hale geldiği belirtildi.</p>

<p>Finlandiya devlet yayıncısı Yle’nin ortaya çıkardığı reklamlarda insanlardan İsrail temsilcisi Yuval Raphael için “20 kez oy vermeleri” istendi.</p>

<p>Habere göre Eurovision sisteminde aynı kişi aynı şarkıya birden fazla kez oy verebildiği için organize kampanyalar sonucu etkileyebiliyor.</p>

<p>New York Times’ın incelediği veriler, bazı ülkelerde birkaç yüz kişinin organize biçimde tekrar tekrar oy kullanmasının bile halk oylamasını değiştirebileceğini ortaya koydu.</p>

<p>New York Times’ın ulaştığı 2025 Eurovision finaline ait İspanya halk oylaması verilerine göre İsrail temsilcisi İspanya’daki halk oylamasında oyların yüzde 33,34’ünü aldı. Bu oran yaklaşık 47 bin 570 oya karşılık geliyor.</p>

<p>İkinci sıradaki Ukrayna yüzde 6,74’te kalırken, Polonya yüzde 5,66 oy aldı.</p>

<p>İsrail ile ikinci sıradaki ülke arasındaki farkın çok büyük olması dikkat çekti.</p>

<p>New York Times, Eurovision’un oylama sisteminin organize dijital kampanyalara açık olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“İsrail’in zaferini garantilemek için birkaç yüz kişinin toplu halde oy kullanması yeterli olabilirdi.”</p>

<p>Haberde Eurovision sisteminde aynı kişinin aynı ülkeye birden fazla kez oy verebildiği, bu nedenle organize kampanyaların özellikle düşük katılımlı ülkelerde sonucu ciddi biçimde etkileyebildiği belirtildi.</p>

<p>Gazetenin soruşturmasına göre İsrail hükümeti 2024 ve 2025 yarışmaları sırasında:<br />
• çok dilli dijital reklam kampanyaları yürüttü,<br />
• insanlardan İsrail temsilcilerine 20 kez oy vermelerini istedi,<br />
• diaspora ağlarını harekete geçirdi,<br />
• diplomatları devreye soktu,<br />
• sosyal medya üzerinden koordineli oy çağrıları yaptı.</p>

<p>2025 yarışmasında İsrail temsilcisi Yuval Raphael için yayımlanan reklamlarda doğrudan “20 kez oy verin” çağrısı yer aldı.</p>

<p>Haberde, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun da sosyal medya hesabından aynı kampanyayı paylaştığı belirtildi.</p>

<p>New York Times, İsrail’in yasa dışı bot ağları kullandığına dair kanıt bulunmadığını vurguladı. Ancak devlet destekli yoğun reklam kampanyalarının ve organize oy mobilizasyonlarının sonuçları etkileyebilecek düzeye ulaştığını yazdı.</p>

<p>Soruşturmaya göre Eurovision organizatörü EBU ise ayrıntılı oylama verilerini yayın kuruluşlarından bile gizledi ve bağımsız soruşturma açmadı.</p>

<p>Krizin ardından İzlanda, İrlanda, Hollanda, İspanya ve Slovenya’daki yayın kuruluşları İsrail’in yarışmadan çıkarılmasını ya da boykotu tartışmaya başladı.</p>

<p>İsrail’in bot kullandığına ya da yasa dışı dijital manipülasyon yaptığına dair kanıt bulunamadı.</p>

<p>Ancak devlet destekli reklam kampanyaları, diaspora ağlarının mobilizasyonu ve yoğun sosyal medya yönlendirmeleriyle sonuçlar etkilendi.</p>

<p>Netanyahu da doğrudan kampanyaya katıldı.</p>

<p>Netanyahu’nun Instagram hesabından İsrail temsilcisine “20 kez oy verin” çağrısı yapan görseller paylaşıldı.</p>

<p>İsrail’in Avusturya Büyükelçi Yardımcısı Ilay Levi Judkovsky de gazeteye yaptığı açıklamada diaspora gruplarıyla iletişime geçerek destek organize ettiğini doğruladı.</p>

<p>Haberde diplomatların, diaspora kuruluşlarının, sosyal medya ağlarının ve devlet reklam bütçelerinin aynı kampanya içinde koordine edildiği ifade edildi.</p>

<p>Eurovision organizatörü European Broadcasting Union ise süreç boyunca şeffaf davranmamakla eleştirildi.</p>

<p>Habere göre organizasyon:<br />
• ayrıntılı oylama verilerini gizli tuttu,<br />
• bağımsız soruşturma açmadı,<br />
• yayın kuruluşlarını basına konuşmamaları konusunda uyardı.</p>

<p>Eurovision Direktörü Martin Green, İsrail’in kampanyasının “orantısız” olduğunu kabul etti ancak sonuçları değiştirdiğine inanmadığını söyledi.</p>

<p>Krizin ardından İzlanda, İrlanda, Hollanda, İspanya ve Slovenya’daki yayın kuruluşları İsrail’in yarışmadan çıkarılmasını ya da boykotu tartışmaya başladı.</p>

<p>Buna karşılık Almanya ve Estonya gibi ülkeler İsrail’in yarışmada kalmasını destekledi.</p>

<p>Habere göre Eurovision yönetimi İsrail’in yarışmadan çıkarılması konusunda doğrudan oylama yapmak yerine dolaylı bir yöntem izledi.</p>

<p>Üyelere kişi başına maksimum oy sayısını 20’den 10’a düşüren yeni kurallar sunuldu. Ancak perde arkasında bunun İsrail’in yarışmada kalmasını kabul etmek anlamına geldiği belirtildi.</p>

<p>Belçika devlet yayıncısı yöneticisi Frederik Delaplace, organizasyonu “insan hakları tartışmasından kaçıp prosedürlerin arkasına saklanmakla” suçladı.</p>

<p>İzlanda devlet yayın kuruluşunun yönetim kurulu başkanı Stefan Jon Hafstein ise gazeteye, “İsrail hükümeti Eurovision’u ele geçirdi” dedi.</p>

<p>Habere göre kriz 2026 yarışması öncesinde de devam ediyor.</p>

<p>Bu yıl İsrail temsilcisi Noam Bettan için sosyal medyada yeniden “10 kez oy verin” kampanyaları başlatıldı.</p>

<p>Eurovision yönetimi ilk kez resmi uyarı yayımlayarak bu çağrıların kaldırılmasını istedi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/new-york-times-israil-eurovisionu-devlet-operasyonuna-cevirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/35065a7ae249d750eea2d02726bf3aa9.webp" type="image/jpeg" length="56063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İspanya’dan Avrupa ordusu çıkışı: ABD’ye bağımlı savunma düzeni sürdürülemez]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ispanyadan-avrupa-ordusu-cikisi-abdye-bagimli-savunma-duzeni-surdurulemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ispanyadan-avrupa-ordusu-cikisi-abdye-bagimli-savunma-duzeni-surdurulemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Avrupa Birliği’nin savunma sahasında ABD’ye bağımlı kalamayacağını belirterek Avrupa’nın kendi askerî gücünü kurması gerektiğini söyledi. Albares, “Her sabah ABD’nin bir sonraki adımının ne olacağını merak ederek uyanamayız.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Avrupa Birliği’nin savunma sahasında ABD’ye bağımlı kalamayacağını belirterek Avrupa’nın kendi askerî gücünü kurması gerektiğini söyledi. Albares, “Her sabah ABD’nin bir sonraki adımının ne olacağını merak ederek uyanamayız.” dedi.</p>

<p>Brüksel'deki Dışişleri Konseyi öncesinde açıklamalarda bulunan Albares, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO ittifakına yönelik eleştirilerinin ardından, Avrupa ülkelerinin Rusya gibi aktörlerin Washington'ın yardımına gelip gelmeyeceğini test etmesine karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Albares, "Her sabah ABD'nin bir sonraki adımının ne olacağını merak ederek uyanamayız." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>NATO'yu zayıflatmayacak</strong></h2>

<p>Bağımsız bir savunma gücünün NATO'yu zayıflatmayacağını savunan İspanya Dışişleri Bakanı, ABD'nin kendi ordusunu güçlendirmesinin ittifaka zarar vermediğini hatırlattı. NATO'nun sunduğu caydırıcılığın yeniden tesis edilmesi gerektiğini kaydeden Albares, "Eğer NATO eskiden sağladığı güvenliği artık sağlayamıyorsa, Avrupalılar olarak daha fazlasını yapmalıyız." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Transatlantik ilişkilerde yeni dönem</strong></h2>

<p>Jose Manuel Albares, ABD'nin Avrupalıların tarihi ve doğal müttefiki olduğunu ancak Trump yönetiminin transatlantik ilişkilere dair yeni fikir ve vizyonlara sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ekledi.</p>

<p>Gerginlik, Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in İran ile yürütülen müzakerelere ilişkin açıklamalarının ardından Trump'ın bu ay başında Almanya'dan 5 bin askerini çekmesiyle daha da tırmandı. İspanya, Orta Doğu'daki gelişmelere ve Trump yönetiminin politikalarına karşı Avrupa içindeki en sert eleştirileri getiren ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Avrupa ordusu fikri, Trump'ın NATO'dan çekilme tehditleri ve Danimarka toprağı Grönland'ı ilhak etme girişimleri gibi tartışmalı çıkışlarının ardından Brüksel koridorlarında yeniden en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ispanyadan-avrupa-ordusu-cikisi-abdye-bagimli-savunma-duzeni-surdurulemez</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/avrupa-ordusu-icin-cagri-776-2-41.webp" type="image/jpeg" length="50792"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakan Fidan'dan Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye'ye taziye ziyareti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hakan-fidandan-hamas-siyasi-buro-uyesi-halil-el-hayyeye-taziye-ziyareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hakan-fidandan-hamas-siyasi-buro-uyesi-halil-el-hayyeye-taziye-ziyareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doha ziyareti kapsamında, İsrail saldırısında oğlunu kaybeden Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye'ye taziye ziyaretinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doha ziyareti kapsamında, İsrail saldırısında oğlu Azzam el-Hayye’yi kaybeden Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye’ye taziye ziyaretinde bulundu. Görüşme, Türkiye’nin Gazze meselesindeki diplomatik temaslarını sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Fidan Doha’da Halil el-Hayye ile görüştü</strong></h2>

<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar’ın başkenti Doha’ya gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından aktarılan bilgiye göre Fidan, İsrail saldırısında oğlunu kaybeden el-Hayye’ye taziyelerini iletti. Ziyaret, Doha’daki diplomatik temaslar çerçevesinde gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İsrail saldırısında oğlu şehit olmuştu</strong></h2>

<p>Halil el-Hayye’nin oğlu Azzam el-Hayye, İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybetti. Reuters’ın aktardığına göre saldırı, Gazze’de devam eden müzakere süreci ve bölgedeki diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Haberde, Halil el-Hayye’nin Hamas’ın önde gelen isimlerinden biri olduğu ve müzakere sürecinde yer aldığı bilgisi de yer aldı.</p>

<h2><strong>Ziyaret Türkiye’nin Gazze diplomasisiyle aynı çizgide</strong></h2>

<p>Fidan’ın taziye ziyareti, Türkiye’nin Gazze’deki insani kriz, ateşkes süreci ve bölgesel güvenlik başlıklarında yürüttüğü diplomatik temasların devamı niteliği taşıyor. Bakan Fidan’ın Katar temaslarında Türkiye-Katar ilişkileri, bölgesel güvenlik, Körfez’deki gerilim ve Gazze’deki durumun ele alınmasının beklendiği bildirildi.</p>

<h2><strong>Katar temaslarında bölgesel dosyalar da gündemdeydi</strong></h2>

<p>Fidan, Doha ziyareti kapsamında Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani ile de bir araya geldi. Görüşmede iki ülke ilişkileri ile küresel ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı aktarıldı</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hakan-fidandan-hamas-siyasi-buro-uyesi-halil-el-hayyeye-taziye-ziyareti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/fidanhayye.webp" type="image/jpeg" length="65827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AB'den işgalci Yahudilere yaptırım geldi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abden-isgalci-yahudilere-yaptirim-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abden-isgalci-yahudilere-yaptirim-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırılar düzenleyen işgalci Yahudilere yönelik yaptırım uygulanması konusunda uzlaşıya vardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Konuya dair dün bir açıklama yapan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB ülkeleri dışişleri bakanlarının Batı Şeria’da Filistinlilere saldırarak topraklarını ve mallarını gasbeden yasa dışı Yahudi yerleşimcilere yönelik yaptırım uygulama konusunda anlaştığını duyurdu. Kallas, sosyal medyadan yayınladığı açıklamasında, AB dışişleri bakanlarının, ayrıca Hamas’ın önde gelen isimlerine yönelik yeni yaptırımlar konusunda da anlaşmaya vardığını belirterek, "tıkanıklık döneminden somut adım dönemine geçilmesinin zamanının geldiğinin", aşırıcılık ve şiddetin sonuçlarının olduğunun altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>FRANSA: HALLEDİLDİ!</strong></h2>

<p>Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, sosyal medya platformu X’teki hesabından yaptığı paylaşımda, AB'nin Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden ve Filistinlilere şiddet uygulayan İsrailli kuruluş ve yöneticilerine yaptırım uygulama kararı aldığını "Halledildi!" ifadeleriyle duyurdu. Barrot, Batı Şeria’daki "Son derece ciddi ve kabul edilemez" eylemlerin acilen son bulmasını istedi. Hamas liderlerinin de yaptırım kapsamına alındığını belirten Barrot, Fransa’nın iki devletli çözüme desteğini yineleyerek Eylül 2025’te imzalanan New York Bildirgesi'ni hatırlattı. İşgalci İsrail ordusu, Gazze’de soykırım işlemeye başladığı 7 Ekim 2023’ten itibaren Batı Şeria’daki saldırılarını da yoğunlaştırmıştı. İsrail ordusu kontrolünde hareket eden yasa dışı Yahudi yerleşimciler de bu süreçte Filistinlilere ait evlere, tarım arazilerine ve iş yerlerine yönelik kundaklama eylemlerini artırmıştı. Filistin hükümetinin resmi verilerine göre, İsrail ordusu ve yerleşimcilerin bu süreçte artan saldırılarında 1155 Filistinli yaşamını yitirirken 11 bin 750 Filistinli yaralanmış, 22 bini aşkın Filistinli ise tutuklanmıştı. Bu süreçte Batı Şeria genelinde 192 yeni yasa dışı Yahudi yerleşimi kuran İsrail, 780 bin Yahudi'yi bölgeye yerleştirirken 40 bini aşkın Filistinliyi yerinden etmişti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abden-isgalci-yahudilere-yaptirim-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/bseria.webp" type="image/jpeg" length="78618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suçüstü yakalanan Microsoft, İsrail'den Fransa'ya firar etti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sucustu-yakalanan-microsoft-israilden-fransaya-firar-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sucustu-yakalanan-microsoft-israilden-fransaya-firar-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail’in Gazze Şeridi’nde sürdürdüğü soykırımın dijital ayağı ve küresel teknoloji şirketlerinin bu katliamdaki payı bir kez daha gün yüzüne çıktı. ABD merkezli teknoloji devi Microsoft’un, katil sürüsü İsrail ordusuna sağladığı sistemlerin ve yazılımların cinayetlerde bizzat kullanıldığının belgelenmesi, şirketin kirli yüzünü deşifre etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Skandalın patlak vermesinin ardından Microsoft, suçun ağırlığını hafifletmek adına İsrail ofisinin faaliyetlerini “geçici” olarak Fransa’ya kaydırma kararı aldı.</p>

<p>İsrail menşeli ekonomi gazetesi Globes’un aktardığı bilgilere göre, Microsoft genel merkezinin yürüttüğü sözde soruşturma neticesinde İsrail Genel Müdürü Alon Haimovich görevinden el çektirildi. Tel Aviv’i ziyaret eden Microsoft heyeti, işgal ordusuyla kurulan "kanlı iş birliğinin" boyutlarını incelediğinde, İsrail Savunma Bakanlığı’nın bu sistemleri kullanırken tam bir gizlilik ve karanlık yöntemlerle hareket ettiğini saptadı.</p>

<h2><strong>200 Milyon saatlik ses kaydıyla dijital takibat</strong></h2>

<p>Microsoft’un, Batı Şeria ve Gazze’deki Müslümanların telefon görüşmelerini depolamak için 'Azure' bulut platformunun özel bir sürümünü işgalcilerin hizmetine sunduğu tescillendi. Siyonist istihbarat birimi 8200 tarafından kullanılan bu platformda, Filistinlilere ait yaklaşık 200 milyon saatlik ses kaydı depolandı. Bu veri yığını, Siyonistlerin havadan ve karadan gerçekleştirdiği kalleş saldırılar için istihbarat kaynağı olarak kullanıldı. Yaklaşık 11 bin 500 terabaytlık bu verinin büyük kısmının Hollanda, İrlanda ve İsrail’deki sunucularda saklandığı sızdırılan belgelerle kesinleşti.</p>

<p>Geçtiğimiz Eylül ayında bulut hizmetlerinin sivilleri gözetlemek için kullanıldığına dair somut deliller ortaya çıkınca, Microsoft bazı hizmetleri durdurmak zorunda kalarak suçunu zımnen itiraf etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yapay zeka destekli katliam makinesi</strong></h2>

<p>Mesele sadece veri depolamakla sınırlı kalmıyor. 2025 başlarında yapılan araştırmalar, Microsoft ve OpenAI tarafından geliştirilen yapay zeka modellerinin, Gazze ve Lübnan’daki bombalama hedeflerini seçmek üzere Siyonist askeri programlara entegre edildiğini gösterdi. Müslümanların hayatını birer veri puanına indirgeyen bu teknolojik barbarlık, masum sivillerin katledilmesine doğrudan sebep oldu.</p>

<p>Batılı sermaye ve teknoloji odaklarının, Siyonist rejimin bekası için ahlak ve hukuk tanımaz tavrı, "medeni dünya" maskesinin altındaki vahşi emperyalizmi bir kez daha teyit etti. Microsoft’un elindeki kan, bir yönetim değişikliği veya ofis taşıma hamlesiyle temizlenemeyecek kadar derindir!</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sucustu-yakalanan-microsoft-israilden-fransaya-firar-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/micsiyon.webp" type="image/jpeg" length="85005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran’dan Trump’a cevap: “Şaşkına dönecekler”]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irandan-trumpa-cevap-saskina-donecekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irandan-trumpa-cevap-saskina-donecekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Vaşington yönetiminin son dönemdeki saldırgan tutumuna karşı ülkesinin askeri gücünü ve kararlılığını hatırlatan bir açıklama yaptı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump’ın İran tarafından sunulan teklifleri "aptalca" olarak nitelendirmesi ve müzakere sürecinin bittiğine dair imaları, iki ülke arasındaki tansiyonun yükselmesine sebep oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medya kanalları üzerinden mesaj yayımlayan Kalibaf, İran Silahlı Kuvvetleri'nin olası her türlü müdahaleye karşı hazırlıklı olduğunu belirtti. Trump’ın küçümseyici ifadelerine cevap niteliği taşıyan açıklamada, yanlış stratejilerin daima ağır bedellere yol açacağı vurgulandı. Kalibaf, Tahran’ın savunma planlarında tüm ihtimallerin değerlendirildiğini ve saldırganların alacakları karşılık karşısında büyük bir şaşkınlığa uğrayacağını ifade etti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irandan-trumpa-cevap-saskina-donecekler</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kalibaf.webp" type="image/jpeg" length="42803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze'de Nekbe ruhuyla vatan nöbeti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-nekbe-ruhuyla-vatan-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-nekbe-ruhuyla-vatan-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze Şeridi’nde ağır kuşatma ve saldırılar altında varlık mücadelesi veren Filistin halkı, Nekbe’nin (Büyük Felaket) 78’inci yıl dönümünde vatanlarına olan bağlılıklarını tüm dünyaya bir kez daha ilan etti. İsrail'in estirdiği teröre ve yıkıma rağmen Gazzeliler, Han Yunus ve Deyr el-Belah başta olmak üzere bölgenin dört bir yanında tertiplenen etkinliklerle geri dönüş iradesini tazeledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Han Yunus’ta geri dönüş festivali</strong></h2>

<p>Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kenti, Filistin Kurtuluş Örgütü Mülteci İşleri Dairesi’nin organizesiyle tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Nasır Hastanesi yakınlarında gerçekleştirilen 'Ulusal Geri Dönüş Festivali', her yaştan Filistinlinin katılımıyla devasa bir gövde gösterisine dönüştü. Ellerde dalgalanan Filistin bayrakları ve sürgün edilen atalarından kalan evlerin anahtarları, vatan toprağına duyulan özlemin ve mülkiyet hakkının sarsılmaz sembolleri olarak meydandaydı. Geleneksel debke dansları ve folklor gösterileri, Filistin kimliğinin kültürel bir direniş biçimi olarak dimdik ayakta olduğunu kanıtladı.</p>

<h2><strong>"Toprağımızda kök salmaya devam ediyoruz"</strong></h2>

<p>Deyr el-Belah’taki Halk Mülteci Komitesi temsilcisi Abdurrahman el-Kurdi, bu yılki anma faaliyetlerinin büyük bir savaş ve zorunlu yerinden edilme girişimlerinin gölgesinde yaşandığını vurguladı. El-Kurdi, yaşanan acıların halkın azmini pekiştirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Öldürme, yıkım ve açlık politikaları bizi topraklarımıza daha sıkı bağladı. Burada kalmaya ve haklarımızı savunmaya devam ediyoruz. Bağımsız Filistin devleti kurulana dek mücadelemiz sürecek."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazar Ahlam Ebu Suud ise Filistinlilerin ellerinde taşıdığı anahtarların ve tapuların, 1948’de terk edilmek zorunda bırakılan evlerin hukuki ve manevi mirası olduğunu hatırlattı. Ebu Suud, son saldırıların halkı köklerinden koparma amacı taşıdığını ancak Filistinlilerin bu topraklarda asırlık ağaçlar gibi kök saldığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Nekbe’nin kanayan yarası: Esirler</strong></h2>

<p>Nekbe’nin 78. yılındaki bir diğer önemli durak Gazze kentindeki Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) binasının önüydü. Onlarca Filistinli, İsrail zindanlarındaki esirlerin yaşadığı zulmü protesto etmek amacıyla bir araya geldi. Göstericiler, esir meselesini 1948’den bu yana devam eden işgalin ve büyük felaketin bir parçası olarak nitelendirdi.</p>

<p>'Esirler için Vaad Derneği' Direktörü Abdullah Kandil, Nekbe’nin sadece geçmişte kalan bir olay olduğunu kabul etmenin hata olacağını, bu sürecin bugün zindanlardaki işkencelerle devam ettiğini söyledi. Kandil, 1948’den bu yana 1,5 milyondan fazla Filistinlinin tutuklanmasının büyük bir trajediye sebep olduğunu aktardı. İsrail’in 'yavaş ölüm' olarak adlandırılan tıbbi ihmal ve baskı politikalarıyla esirlerin hayatını tehlikeye attığına dikkat çeken Kandil, uluslararası kurumları sorumluluk almaya çağırdı.</p>

<h2><strong>Uluslararası hukuk ve hesap verebilirlik</strong></h2>

<p>Filistin Sivil Toplum Kuruluşları İttifakı Başkanı Teysir Muhaysin ise işgalin ve yerinden edilme süreçlerinin 78 yıldır kesintisiz sürdüğünü ifade etti. Muhaysin, bugün itibarıyla 9 bin 600’den fazla Filistinlinin hapishanelerde ağır koşullarda tutulduğunu ve bu durumun uluslararası insani hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtti.</p>

<p>Filistinliler için 15 Mayıs, sadece bir anma günü değil; atalarının topraklarına kavuşma inancının her yıl yeniden filizlendiği bir milat olma özelliğini koruyor. Gazze halkı, yaşadığı tüm yıkıma rağmen "Ne kadar uzun sürerse sürsün, bir gün mutlaka evimize döneceğiz" haykırışıyla Nekbe’nin 78. yılında direnişin sancağını yükseltiyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-nekbe-ruhuyla-vatan-nobeti</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/nekbeflstn.webp" type="image/jpeg" length="28716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: Özgürlük Projesi'ni yeniden başlatmayı düşünüyorum]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-ozgurluk-projesini-yeniden-baslatmayi-dusunuyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-ozgurluk-projesini-yeniden-baslatmayi-dusunuyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump, Hürmüz Boğazı’nda tarafsız ülkelere ait ticari gemilere destek sağlanmasını hedefleyen "Özgürlük Projesi" operasyonunu yeniden başlatmayı değerlendirdiklerini duyurdu. Trump, “Bu daha büyük bir askeri operasyonun bir parçası olacak” ifadelerini kullandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini sağlamak için başlatıp kısa süre sonra askıya aldığı Özgürlük Projesi adlı operasyona yeniden dönmeyi düşündüğünü açıkladı.</p>

<p>Amerikan Fox News kanalına konuşan Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Trump, bir yandan İran'la görüşmeler sürerken, öte yandan Hürmüz Boğazı'nın petrol taşıyan ticari gemilere mümkün olduğunca açılması için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.</p>

<p>ABD Başkanı, röportajında, "Özgürlük Projesi operasyonunu genişleterek yeniden başlatmayı düşündüğünü" ifade etti.</p>

<p>Trump ayrıca, söz konusu operasyonun, bu kez "daha geniş çaplı bir askeri operasyonun sadece bir parçası olacağı" konusunda uyarıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'nin bu adımlarının ardından İran'ın ne yapacağı ile ilgili, "Pes edecekler" yorumunu yapan Trump, İran'ın mevcut liderleriyle görüşmelere devam edip etmeyeceği sorusuna ise, "Anlaşma yapana kadar onlarla muhatap olmaya devam edeceğim." cevabını verdi.</p>

<p>Trump ayrıca, İranlı müzakerecilerin kendisine Tahran'ın tahrip edilmiş nükleer tesislerindeki radyoaktif maddeleri temizleyecek teknolojiden yoksun olduğunu ve ABD'nin "nükleer tozu" geri alması gerekeceğini söylediklerini iddia etti.</p>

<p><strong>Özgürlük Projesi nedir?</strong></p>

<p>Trump, 4 Mayıs itibarıyla, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ve Orta Doğu'daki krizle ilgisi olmayan "tarafsız" ülkelere ait gemilerin, boğazdan geçişine yardım etmeye başlayacaklarını açıklamış ve buna "Özgürlük Projesi" adını vermişti.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da verdiği basın brifinginde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savunmuştu.</p>

<p>Trump, 6 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulmasına karar verdiklerini bildirmişti.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-ozgurluk-projesini-yeniden-baslatmayi-dusunuyorum</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/trumphurm.webp" type="image/jpeg" length="52138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AB'den Suriye kararı: Yaptırımlar kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abden-suriye-karari-yaptirimlar-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abden-suriye-karari-yaptirimlar-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği, Suriye’deki yeni idari yapıyla münasebetlerini tazelemek adına kritik bir eşiği geçti. Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, geçiş hükümetinde vazife alan bakanlara yönelik uygulanan kısıtlamaların nihayete erdiğini ilan etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları, Suriye ile olan ilişkilerde yeni bir sayfa açma kararı aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alınan bu kararla birlikte, geçiş hükümetinin İçişleri ve Savunma bakanları yaptırım listesinden muaf tutuldu. Aynı zamanda, uzun süredir atıl durumda bekleyen AB-Suriye İşbirliği Anlaşması tekrar tam teşekküllü olarak işlerlik kazandı. Kallas, bu hamleyi iki taraf arasındaki bağların tabii seyrine dönmesi yolunda atılan en büyük adım olarak tanımladı.</p>

<p>Diplomatik temasların sıklaşması adına Üst Düzey Siyasi Diyalog Toplantısı’nın icrasına karar verildi. Avrupa Birliği’nin attığı bu adımlar, bölge genelinde siyasi tansiyonun hafiflemesine ve yeni iş birliği alanlarının doğmasına sebep oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abden-suriye-karari-yaptirimlar-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/absuriye-2.webp" type="image/jpeg" length="13077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Havalimanı Amerikan askeri üssüne dönüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-havalimani-amerikan-askeri-ussune-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-havalimani-amerikan-askeri-ussune-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Sivil Havacılık  Direktörü Shmuel Zakai, Ben Gurion Havalimanı’nın içine düştüğü hali "Amerikan askeri üssü" olarak tavsif etti. Vaşington yönetiminin bölgeye sevk ettiği yoğun askeri unsurlar, sivil uçuş sahasının daralmasına yol açıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zakai, Ulaştırma Bakanı Miri Regev ve Bakanlık Genel Müdürü Moshe Ben Zaken ile kurduğu temasta, Amerikan uçaklarının mevcudiyetinin yerel havayolu şirketlerine ağır darbe vurduğunu ifade etti.</p>

<p>Havalimanındaki bu yoğun askeri trafik, yabancı şirketlerin bölgeden uzaklaşmasına sebep oldu. Sivil bir limanın askeri karargâha dönüşmesi, bilet fiyatlarının fahiş seviyelere yükselmesini tetikledi. Zakai, askeri uçakların sivil limandan tahliye edilmesinin şart olduğunu, mevcut tablonun yerel şirketleri yıkımın eşiğine getirdiğini belirtti. Ben Gurion'un ülkenin yegâne uluslararası kapısı olduğunu hatırlatan direktör, sivil hareketliliğin kısıtlı bir sahaya mahkûm edildiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vaşington, bir yandan Tahran ile ateşkes trafiğini yürütürken diğer yandan bölgeyi silahla kuşatmaya devam ediyor. Donald Trump, İran’ın 10 Mayıs’ta ilettiği cevabı kabul sınırlarının dışında gördüğünü açıkladı. İran tarafı ise Vaşington yönetimini mantık ölçülerini aşan taleplerde ısrarcı olmakla suçluyor. Sivil alanların askeri hedeflere amade kılınması, bölgedeki her bir ferd üzerindeki baskıyı artırıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-havalimani-amerikan-askeri-ussune-donustu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/2026-05-11-18-31-13.webp" type="image/jpeg" length="77700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'den Irak'a gizli üs]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilden-iraka-gizli-us</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilden-iraka-gizli-us" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in İran savaşının hemen öncesinde Irak'ın batısında çölde gizli üs kurduğu ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir çobanın fark ettiği üsse operasyon yapan Irak askerlerine hava saldırısı yapılmış. The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre İsrail, İran’a yönelik hava operasyonlarını desteklemek için Irak’ın batısındaki çölde gizli bir askeri üs kurdu. Haberde, üssün ABD’nin bilgisi dahilinde savaş başlamadan kısa süre önce inşa edildiği belirtildi. Habere göre üs, İsrail özel kuvvetlerine ev sahipliği yaptı ve İsrail Hava Kuvvetleri için lojistik merkez olarak kullanıldı. Bölgede ayrıca, İran üzerinde düşürülebilecek İsrailli pilotları kurtarmak için arama-kurtarma ekipleri konuşlandırıldı. Haberde, üssün Mart ayı başında bir çobanın “şüpheli helikopter hareketliliğini” fark edip Irak ordusuna haber vermesiyle ortaya çıkma tehlikesi yaşadığı aktarıldı. Irak askerlerinin Humvee araçlarla bölgeye ilerlediği, İsrail’in ise birlikleri hava saldırılarıyla durdurduğu öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ABD 'haberimiz yok' dedi Bağdat yalanladı</strong></h2>

<p>Saldırıda bir Irak askeri öldü, iki asker yaralandı. Irak Ortak Operasyonlar Komutan Yardımcısı Korgeneral Kays el-Muhammedavi olay sonrası yaptığı açıklamada, operasyonun “koordinasyonsuz ve izinsiz” gerçekleştirildiğini söylemişti. İsrail, bu olaydan sonra üssü hızla boşalttı. Irak daha sonra Birleşmiş Milletler’e yaptığı şikayette saldırının “yabancı güçler” tarafından düzenlendiğini belirterek ABD’yi suçladı. Ancak WSJ’ye konuşan kaynaklar ABD’nin saldırıya katılmadığını savundu. Habere göre İsrail Hava Kuvvetleri, İran’a karşı beş hafta süren savaş boyunca binlerce hava saldırısı gerçekleştirdi. Irak’taki gizli üs sayesinde İsrail’in operasyon bölgesine daha yakın hareket ettiği ve acil kurtarma ile özel operasyon kapasitesini artırdığı ifade edildi. İsrail ordusu habere ilişkin yorum yapmazken Irak tarafı ise yalanladı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilden-iraka-gizli-us</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/issrail.jpeg" type="image/jpeg" length="50180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Necip Fazıl ve Gençlik” programı İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde yapıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izmir-katip-celebi-universitesinde-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izmir-katip-celebi-universitesinde-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, fikir ve aksiyon anlayışı ele alındı. Programda Muzaffer Doğan ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde “Necip Fazıl ve Gençlik” başlıklı program yapıldı. Hacı Hekim Paşa Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı ve mücadelesine dair hazırlanan sinevizyon gösterimiyle başladı. Programda Necip Fazıl’ın “Gençliğe Hitabe”si ve “Sakarya Türküsü” üzerinden gençlik, dava, aksiyon ve Büyük Doğu fikriyatı ele alındı.</p>

<p><img height="1600" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/a10da3f9-2c31-4fa8-b295-256e53abcc38.jpg" width="1129" /></p>

<p>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Fikir ve Medeniyet Topluluğu tarafından düzenlenen programa İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda Muzaffer Doğan “Necip Fazıl Günümüze Ne Söyler?”, Dr. Kâzım Albayrak ise “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu Davası” başlıklı konuşmalarıyla yer aldı.</p>

<h2><strong>Hüseyin Dursun: Bu gençler “zaman bendedir” şuurunun talibidir</strong></h2>

<p>Programın açılış konuşmasını yapan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Dursun, Necip Fazıl’ın davasını anlatmanın büyük bir mesuliyet olduğunu belirterek asıl sözün, bu davanın çilesini çekmiş isimlere ait olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 11 At 14.09.08" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-11-at-140908.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Dursun, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Fikir ve Medeniyet Topluluğu’nun rıza-yı İlâhî ve i‘lâ-yı kelimetullah gayesiyle hareket ettiğini belirterek, topluluğun yalnızca bir öğrenci topluluğu olmadığını; Türkiye’nin farklı üniversitelerinde fikir ve medeniyet çizgisini taşıyan bir gençlik hareketi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Konuşmasında gençliğin mazlum coğrafyalarla dertlenmesi, güçlü ve büyük Türkiye’nin yeniden inşasında rol alması, ezanın semalardan dinmemesi ve al bayrağın dalgalanması için çalışması gerektiğini vurgulayan Dursun, karşısında Necip Fazıl’ın “zaman bendedir ve mekân bana emanettir” şuuruna talip bir gençlik gördüğünü dile getirdi.</p>

<p>Dursun, Üstad’ın “Sevinin Mehmedim” mısralarını okuyarak konuşmasını tamamladı ve programın düzenlenmesinde emeği geçen öğrencilere teşekkür etti.</p>

<h2><strong>Prof. Dr. Muhsin Akbaş: Necip Fazıl düşünceyi aksiyonla birleştiren büyük bir isimdir</strong></h2>

<p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, konuşmasında bir millet olmanın temel vasıflarından birinin kalıcı düşünce üretmek olduğunu söyledi. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide Türkiye’de bu mahiyette düşünce üreten en büyük isimlerden birinin Necip Fazıl Kısakürek olduğunu belirten Akbaş, Üstad’ın sadece eserleriyle değil, aksiyonuyla da tarihe mâl olmuş bir şahsiyet olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="M Akbaş" class="detail-photo img-fluid" height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/m-akbas.jpg" width="2000" /></p>

<p>Prof. Dr. Muhsin Akbaş, konuşmasında Muzaffer Doğan ve Dr. Kâzım Albayrak’ın Necip Fazıl’ın mesajını ve aksiyon düşüncesini devam ettiren kıymetli isimler olduğunu belirtti. Akbaş, Dr. Kâzım Albayrak’ın “İlm-i Kelâm’ın Özü” adlı çalışmasını fakülte öğrencisiyken okuduğunu ifade ederek, Albayrak’ın uzun yıllardır İslâmî ilimler, fikir ve aksiyon sahasında yürüttüğü çalışmalara dikkat çekti.</p>

<p>Akbaş, Necip Fazıl’ın İslâm inancından beslendiğini, bununla birlikte Batı düşüncesi ve felsefesiyle hesaplaşarak inanç merkezli ve aksiyon temelli bir düşünce ortaya koyduğunu söyledi. Sakarya Türküsü’nü bu çerçevede değerlendiren Akbaş, Necip Fazıl’ın modern insanın anlamsızlık telakkisine karşı Anadolu insanını imanıyla, yüküyle ve hedefiyle anlamlı bir hayatın merkezine yerleştirdiğini ifade etti.</p>

<p>Sakarya Türküsü’nün sadece bir şiir olarak değil, felsefî bir manifesto olarak da ele alınması gerektiğini belirten Akbaş, programda yer alan Muzaffer Doğan ve Dr. Kâzım Albayrak’ın Üstad’ın mesajını ve aksiyon düşüncesini nesillere aktaran kıymetli isimler olduğunu dile getirdi.</p>

<h2><strong>Muzaffer Doğan: Necip Fazıl bize Allah Resûlü’nü tanıttı</strong></h2>

<p>Programda konuşan Muzaffer Doğan, Necip Fazıl’ı kısa bir süre içinde anlatmanın güçlüğüne dikkat çekerek Üstad’ı büyük bir okyanusa benzetti. Doğan, Necip Fazıl’ı tanımanın hayatının en büyük bahtiyarlıklarından biri olduğunu belirtti.</p>

<p><img height="720" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/manset-2-copy-2-3.jpg" width="1280" /></p>

<p><i>Muzaffer Doğan'ın konuşmasının tamamı şu şekilde:</i></p>

<blockquote>
<p>Öncelikle hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.</p>

<p>Kâtip Çelebi Üniversitesinin kıymetli rektörü Saffet Bey ki şu anda şehrimizde değil, dışarıda; bizi aradı, görüştük, temas kurduk, özür beyan etti ama özür olarak düşünmüyoruz, onun da bir vazifesi vardır. Kendilerine ve burada bulunan rektör yardımcımıza, diğer üniversitemizin kıymetli yöneticilerine, bugün bizi dinlemeye gelen çok kıymetli öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. Biz İstanbul’dan geldik, İstanbul’dayız epey bir zamandan beri, buraya gelmemize değdi bu.</p>

<p>Sinevizyonu izledik, ben hiç konuşmasam da sadece sizlerle birlikte o sinevizyonu izleseydim, bu bile benim için kâfiydi. O sinevizyonu zaten biliyorum ama bu kısa sürede Üstad’ı anlatmak öyle zor ki. Niçin zor? Kendisi zor bir adam. Hayatı zor bir adam. Bir okyanus düşünün, orada sinevizyonda gördünüz, bir deniz manzarası, denizi seyrediyor. O herhalde Marmara Denizi’dir. Siz koca bir okyanusu hayal edin kafanızda, büyük okyanusu. Sayın ki Üstat Necip Fazıl büyük okyanus. Biz bu okyanusu bir maşrapaya doldurmak gibi bir iş peşindeyiz, olmayacak bir iş.</p>

<p>Bu kısa sürede Üstad’ı anlatmak zor. Çünkü ben Nevşehirliyim, aranızda Nevşehirli var mı bilmiyorum. Şahin kardeşim de, Muhsin Akbaşlı, o aynı yaştayız ama Nevşehir Lisesi’ni, ortaokulu-liseyi birlikte bitirdik. 1970 yılında. Zor yıllardı, kavga yıllarıydı, eli kalem tutması gereken, kitapla meşgul olması gereken öğrencilerin elinde silah vardı. Şartlar bizi zorluyordu. Kendimizi korumak için biz de zaman zaman isteye isteye o sokak kavgalarına, üniversitelerin arenalarında kavgaların içine giriyorduk. Üzüyordu bu bizi, şartlar öyleydi. Biz onun önüne geçemiyorduk. O yıllardan geçip gelen bir nesildeniz, kıymetli kardeşlerim.</p>

<p>Üstad’ı tanımak hayatımın en büyük bahtiyarlığıdır. Çünkü Üstat bize Allah Resûlü’nü tanıttı. Allah Resûlü’nü tanıyınca tabii İslâm dinini, insanlığı kurtarmak için gönderilen İslâm dünya görüşünü, İslâmî hayat tarzını öğrendik. Bu kuru bir bilgi yığınından ibaret değildi Üstad’ın bize öğrettiği İslâm. Sık sık o sinevizyonda da ifade edildiği gibi İdeolocya Örgüsü’ne atıfta bulunuyor. O yıllarda “İdeolocya Örgüsü”nü anlamam çok zordu. Üstad’ı tanıdığım yıllarda, lise son sınıftan itibaren tanıdım; o da hususi bir şey olsun diye nostalji diyorlar ya günümüzde. Tarihine baktım, 1969’da çıkmış kitap, 1970’te almışım; Toker Yayınları’ndan çıkmış. Çerçeve, Binbir Çerçeve. Üstat uzun yıllar gazetelerde de yazı yazdı, başyazılar yazdı. Başyazarlığını yaptı birtakım gazetelerin. Kendi Büyük Doğu’sunun dışında yazdığı gazetelerde de başyazarlık yaptı. O yazıları çerçevelemiş, bilmem kaç cilt. Zaten bütün kitapları yüz cildi geçiyor.</p>

<p>Çepeçevre Anadolu ve gençlik... Bir Anadolu çocuğu olarak Üstad’ı tanıyınca yere göğe sığmaz oldum, dünyam değişti. Geceler boyu Üstad’ı anlamaya çalıştım, “Çile”yi bir öğretmenimiz, yatılı kız öğretmen okulu vardı Nevşehir’de, bir de Şahin kardeşim de bilir, bizim de okuduğumuz ortaokul ve lisenin aynı binada olduğu lise. O okulda... birkaç, üç-beş tane ilkokul vardı. Niğde, zaten Nevşehir Niğde’den ayrılmış yeni bir il olmuştu. O bölge okulu, yatılı kız okulunda bir öğretmen, profesör oldu ileride. Necmettin Tozlu. Bizim elimizden tuttu, Üstad’ı anlattı; onu tanıyınca demin de ifade ettiğim gibi yere göğe sığmaz oldum. Çok enteresandır, babam köy adamı, namaz niyaz bilmez. Annem namaz niyaz bilmez. İlahiyat fakültesinin öğrencileri olduğumuz için rahat konuşuyorum, başkaları da olsa rahat konuşurum, gizlim saklım yok. Birden, namazla, niyazla tanışmaya başladım Üstad’ı tanıyınca. İslâm’la...</p>

<p>“Namazsız Müslüman olmaz.” dedi Necmettin Hoca bize. “Aaa...” dedim, benim babam Müslüman, annem Müslüman ama namaz kılmıyorlar. Yarım yamalak namaza başladık. Bir namaza başlayış hikâyem var, söz uzayacak belki bana ayrılan vakti tecavüz etmekten korkuyorum ama... Nevşehir’de Kurşunlu Cami diye bir cami var. Damat İbrahim Paşa’nın, Osmanlı Sarayı’nda padişahın damadı olmuş Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa. Onun adına yapılmış bir külliye var. O külliyenin merkezinde narin minaresiyle Kurşunlu Cami var.</p>

<p>Yarım yamalak gidiyoruz, geliyoruz, içimiz coşuyor... O hengâme, o heyecan ortamında bir gün, üniversitede okuyan birkaç abi dedi ki: Bizi topladılar bir yerde, gidip geldiğimiz dernekte, “Gençler” dediler, İzmir’de, İzmir olduğu için özellikle böyle bir hatıramı da anlatmak istiyorum sizlere. İzmir’de dediler bir camiyi komünistler bombalamış. Doğru mudur değil midir bilmiyorum, bizi motive etmek için mi dediler onu da bilmiyorum. Kurşunlu Cami’yi de dediler bombalayacaklarmış, “Aman” dediler, “bu camiyi koruyun.” Topladılar, “Sen, sen, sen” dediler, o “sen”lerin içinde ben de vardım. Çıktık, geceleri yaz günüydü o günler. Nevşehir küçük, Niğde’den ayrılmış bir ildi. Geceleri saat 3-3.30 gibi taş fırınlar açılır, işte ekmek yapmaya başlanır. O saatte bakkal açık olmaz, evden biz katık götüremeyiz. O ekmeği alıyorduk sıcak sıcak fırından, yiyorduk caminin etrafında, fır dönüyoruz. Aksaray, Niğde, Konya, Kırşehir gibi Nevşehir öyle bir yerde, ortasında. Bu cami de, Kurşunlu Cami dediğim cami de merkezi bir yerde.</p>

<p>Biz caminin etrafında işte gece dolaşıyoruz, sabah namazında cemaat çıkarken de hava aydınlanmış oluyor ve biz de evlerimize dağılacağız, gideceğiz. Yatacağız filan. O hengâmede 3-5 gün geçti, böylelikle. Cami cemaati tabii hava aydınlandığı için bize bakıyorlar böyle, yaşlı başlı adamlar, gençler gezer o zaman, camide gencin işi ne. Bana birisi baktı, gittik baktık, bende dikkat ettim, bana bakan tanıdığım birisi; Nevşehir’de taş madeni vardır, taş ocakları, taş ocağı işleten birisi.</p>

<p>Nevşehir şivesiyle “Lan Muzaffer!” dedi böyle bana. “Ne arıyorsunuz lan burada siz?” dedi. “Gel hele bakayım buraya.” dedi. Geldim, arkadaşlarımla, “Lan oğlum.” dedi, Nevşehir tabiriyle affınıza sığınarak söylüyorum, “Sizi üç-dört gündür burada bu saatlerde görüyorum, kimdir o arkadaşlarınız? Siz burada ne yapıyorsunuz?” dedi. Ben de dedim ki, “Neşet Abi” -adı Neşet’ti- “Komünistler cami bombalayacaklarmış, İzmir’de bir camiyi bombalamışlar, buraya da bize haber geldi.” dedim. Şöyle bana baktı keskin keskin, “Lan oğlum” dedi, “ne güzel iş yapıyorsunuz, sizi tebrik ederim.” dedi. Hoşuma gitti onun o tebriki falan. “Ama” dedi, “ya bak biz camiye giriyoruz. Siz caminin taşını, toprağını, minaresini bekliyorsunuz ama içine niye girmiyorsunuz?” dedi. “Niçin namaza gelmiyorsunuz?” dedi. Diyecek bir lafım yoktu, kem küm, müdafaa edilecek durumda da değildim. Başımız yerdeydi, o gitti. “Namazsız Müslüman olmaz.” dedi. “Aman namazınızı kılın.” dedi.</p>

<p>O gitti, gençlerden birisi dedi ki, benimle beraber olanlardan birisi, “Ya bunlar yobazın teki.” dedi, “yobaza bak.” dedi. Dedim “Ne yobazı? Nasıl yobaz? Dediği yüzde yüz doğru.” dedim.</p>

<p>Ben de tabii o günlerde de işte demin başta ifade ettiğim gibi, Üstad’ı da yavaş yavaş tanıyordum. “Çöle İnen Nur”u okuyorum, kâinatın efendisinin hayatını. O kitaptan sonra Resûlullah Efendimizle ilgili, onun hayatıyla ilgili ne kadar kitap çıkmışsa mümkün mertebe takip ettim. Bakalım “Çöle İnen Nur”u aşan bir eser var mıdır diye. Elbette ki ilmî manada yazılmış birçok kitap vardı. Dünyada da, Türkiye’de de. Benim ulaştığım, ulaşamadığım, bildiğim, bilemediğim...</p>

<p>Ama gördüm ki, sevgili gençler, çok kıymetli hazirun, “Çöle İnen Nur”u aşan bir esere daha rastlamadım. Yıllar geçti, öğretmen oldum İstanbul’da, edebiyat öğretmenliği yaptım, TÜGVA gibi, Millî Türk Talebe Birliği gibi yerlerde, Üstad’ı tanıtmak için, onu anlatmak için, onun eserleri hususunda bilgiler vermek için çok yerlere gittim, geldim. Çöle İnen Nur okuma grubu oluşturduk, 40 yıldır bu eseri ramazan ayında okuyorum. Ramazanın birinde başlıyorum, elbette ki Kur’ân-ı Kerîm de okuyoruz ama ramazanın sonunda bir de hatim etmiş oluyorum Çöle İnen Nur’dan. Birileri dedi ki, ya bu Çöle İnen Nur’u 40 yıl falan okuduğunu söylüyorsun, usanmadın mı? Dedim ki: “Resûlullah Efendimizin hayatını aşkla yazan bir kitaptan usanılmaz.” dedim. Onun hayatından usanılmaz.</p>

<p>Kıymetli gençler, Üstad bir okyanus demin dedim, onu maşrapaya sığdırmak gibi bir garabetle karşı karşıyayız. Böyle bir şey olmaz. Ben burada size ulaşan afişte, “Necip Fazıl Gençliğe Ne Diyor?” Necip Fazıl gençliğe ne demiyor ki! Ne dediğini anlamak için ben burada bunu kısaca, kısa bir vakitte anlatmam mümkün değil. O okyanusla mukayese ettim. Abartma falan şeklinde anlamayın, vallahi ve billahi ve tallahi abartma yok. İşte, Necip Fazıl dünya çapında bir fikir adamımızdır.</p>

<p>Biz onu dünyaya tanıtamadık, hayır olsun tanıtmasak da olur. Allâhuteâlâ’nın tanıdığı, sevdiği bir kişiyi kimse bilmese bile yeter. Ama o, Müslüman olmasaydı, Paris’e gitmeseydi, Sorbonne Üniversitesi’ne gitmeseydi -Cumhuriyet’in ilk nesli olarak 25 kişiden birisi olarak- orada Henri Bergson’un talebesi olmuş. Ama orada kumara başlamış. Esrara başlamış, onu da birileri bize çıkarırlar, “Ya bu esrarkeş adamın, bu kumarbazın peşinden mi gidiyorsunuz?” diye. Evet, biz onun peşinden gidiyoruz. Niye? O bizi Resûlullah’a çağırıyor. Kendisine değil. Öyle diyorum. Necip Fazıl’da bu var işte. “Ne var?” diyenlere cevap budur.</p>

<p>Bir müddet tabii o menhiyata bulaştığı ve gece hayatı olduğu için gündüz mektebe, fakültesine gidemiyor. Orada felsefe okuyor, Sorbonne Üniversitesi’nde. Sorbonne, hâlâ dünyanın meşhur üniversitelerinden birisidir.</p>

<p>Henri Bergson bir gün böyle arıyor, diyor ki: “Burada bir serseri Türk vardı. Nerede, onu göremiyorum.” Hemen kimi kastettiğini öğrenciler bildiği için birisi diyor ki: “Hocam Necip’i mi soruyorsunuz?” “Evet” diyor, “Necip miydi o, evet.” “O” diyorlar, “işte böyle böyle işlere bulaştı, oradaki Türkiye elçiliği onu memleketine gönderdi.” Diyor ki: “Necip burada dursaydı dünyanın sayılı filozoflarından birisi olurdu.” Bu bilgiyi ben Üstad’ın kendi kaleminden öğrendiğimde dedim ki: “Ya Rabbi, sana hamdü senâ olsun. O orada durmamış, durdurmadın onu. O bir filozof olsaydı elbette Türkiye’nin başına bela olurdu ama onu getirdin, bir Allah dostunun, Resûlullah Efendimizin neslinden büyük bir adamın, Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretlerinin önüne oturtturdun, diz çöktürdün ve o bize kılavuzluk etti. Ona öyle bir memuriyet yükledin. Rabbim sana hamdü senâlar olsun.” diyorum.</p>

<p>Şimdi Necip Fazıl bize neler söylüyor neler. Biz Kâzım Bey’le, dostumla kararlaştırdık; ben size Gençliğe Hitabe’yi okuyacağım. Onun kendi sesinden de Gençliğe Hitabe vardır ama oradan da okursunuz. Hem de bana verilen vazifeyi yerine getirmek bakımından, sabrınızı rica ederek onu okuyacağım.</p>

<p>Bu Gençliğe Hitabe, ben Millî Türk Talebe Birliği’ndeydim. Biraz daha önce dinlerken kardeşiniz, Millî Türk Talebe Birliği’nde birtakım kuruluşlarda da görev aldığımı söyledi. Doğrudur, o mübarek bir ocaktı. 1917’de, daha Cumhuriyet ilan edilmeden, meşrutiyet yıllarında, I. Dünya Savaşı içinde İstanbul Darülfünun gençleri Millî Türk Talebe Birliği diye bir dernek kurmuşlar. Cumhuriyet ilan edilince bir müddet kapalı kalmış. O günkü tek parti yönetiminin elinde kalmış. Sonra Menderes çok partili hayata geçince, Demokrat Parti zamanında millî çizgiye gelmiş filan. Yıllar sonra biz de orada, o güzel ocakta bir şeyler öğrendik. Yeri geldi, öğrettik. Şimdi hâlâ orayla da irtibatlıyım ama dar mekânların adamı değiliz. Dünyayı kuşatacak bir Büyük Doğu görüşünün mensubu olduğumu Üstad’dan öğrendim ve hiç unutmuyorum; son nefesime kadar da unutmayacağım.</p>

<p>Niye buraya girdim, MTTB’ye? Üstad, 1975’te Millî Türk Talebe Birliği’nin tertiplediği Millî Gençlik Gecesi’nde bizzat bunu okudu, sonra kayda geçti. İşte elimdeki kitap onun “Hitabeler”i. Üstad’ın hitabeleri de meşhurdur, konferansları meşhurdur. İşte “Sahte Kahramanlar”, televizyonda gördünüz, o afiş vardı; “Sahte Kahramanlar”ı İstanbul’da, Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde vermiş bir konferans o.</p>

<p>Anadolu’yu ayağa kaldıran adam, Necip Fazıl. Şu partinin, buranın, oranın adamı değil, İslâm’ın adamı. Hani aranızda Adanalı var mı bilmem ama Adanalı dostlarım da var. Bir Adanalı dostum var, mühendis. “Nasılsın?” dedim. “Adanalıyık, Allah’ın adamıyık, iyiyik.” dedi. Biz de Adanalı değilsek de İslâm’ın adamıyız arkadaşlar, İslâm’ın adamı olalım.</p>

<p>Bu hitabeyi size arz edeceğim.</p>

<p>"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... "Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! " şuurunda bir gençlik...</p>

<p>Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hâkimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını, Allah'ın Kur'an'ında "belhüm adal" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türk'ü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devirleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...</p>

<p>Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hâle getirecek bir nida kopararak "Mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...</p>

<p>Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...</p>

<p>Halka değil Hakk'a inanan, meclisinin duvarında "Hâkimiyet Hakk'ındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakk'a kölelikte bulan bir gençlik...</p>

<p>Emekçiye "Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın!", kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!", ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik...</p>

<p>Birbuçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan Batı adamının bulamadığını, Türk'ün de yine birbuçuk asırdır işte bu hasta Batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin İslâm'da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...</p>

<p>"Kim var!" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "Ben varım!" cevabını verici, her ferdi "Benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...</p>

<p>Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...</p>

<p>Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...</p>

<p>Bugün, komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tekbaşına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...</p>

<p>Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara "Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız bu hâllerden hiçbiri başımıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek Müslümanlığın "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını gösterecek bir gençlik...</p>

<p>Tek cümleyle, Allah'ın, kâinatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...</p>

<p>Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah'a hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.</p>

<p>Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!<br />
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..</p>

<p>Allah'ın selâmı üzerine olsun!"</p>

<p>Evet, vazifemi ifa ettim. Necip Fazıl gençliğe ne söylüyor? Necip Fazıl’ın ne söylediğini az çok siz anladınız. Ama burada hapishaneye vurgu yapıldığı için Üstad’ın hapishane hatıraları vardır. Sonra ismini “Yılanlı Kuyudan” diye koydu. İlk zamanlarda, ilk baskılarda da vardı; “Cinnet Mustatili” diye koydu. “Cinnet Mustatili” tabiri demek ki 1940’lı, 50’li yıllarda kullanılıyormuş. Mustatil nedir desem, çok affınıza sığınarak, belki bilenlerin sayısı, hocalarımızı tenzih ederek söylüyorum; “Cinnet Mustatili”ni bilen var mı? El kaldırabilir misiniz, göreyim. Yok. Cinnet, dikdörtgen demek. Üstad’ın yattığı İstanbul’daki hapishanelerden bir yer işte, voltası da dikdörtgen gibiymiş; ona “Cinnet Mustatili”, cinnet getirtici bir yer diyor. Sonra “Yılanlı Kuyudan” koydu. Orada kısa bir nükte de var, onu da okuyup bitirmek istiyorum müsaadenizle.</p>

<p>“Karpuz.” O kitaptan alınmış paragraflık bir yazı.</p>

<p>“Karpuz. Hayatımın en büyük hikâyesi. Ramazandı, oruçluydum. Tanıdığım bir tüccar, iftar yemeğini her gün evinden hususi arabasıyla, otomobiliyle gönderirdi. Ben de hapishane kapısının yanındaki iki tel örgüde yemeğimi beklerdim. Herkesin deliğine çekildiği o saatlerde, hücrelerine, o saatlerde yine böyle beklerken bir gün ihtiyar bir adam tel örgüye sokuldu. Üstü başı dökülen, amele kılıklı bir ihtiyar. Beni asla tanımadan, ‘Oğlum, içeride bir Necip Fazıl varmış. Şu karpuzu ona hediye getirdim. Allah rızası için ona götürüp verir misin evladım?’ dedi. Gözlerim, hücum eden yaşlardan yangın içinde, ‘Ver baba, ver hemen götüreyim.’ dedim ve aldım. İşte hasbî, her türlü nefs oyunundan uzak, Allah için verilen hediye! Bu meçhul Müslüman’dan tüten edayı ömrümce unutamadım. Keşke o karpuzu kesmeseydim. Keşke o karpuzu kesmeseydim. Hep ona bakıp düşünseydim. İslâm ahlakını fikretseydim. Ağlasaydım, ağlasaydım... "</p>

<p>Üstad Necip Fazıl 'ın ruhuna, lillâhi Teâlâ el-Fatiha.</p>
</blockquote>

<h2><strong>Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâm’ı hâkim kılmanın dünya görüşüdür</strong></h2>

<p>Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak, konuşmasında gençlik yıllarında Necip Fazıl’la yollarının nasıl kesiştiğini anlattı.</p>

<p><img alt="Photo 5766917992561184588 Y" class="detail-photo img-fluid" height="591" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/photo-5766917992561184588-y.jpg" width="1280" />Albayrak, Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak görülmesinin büyük bir eksiklik olduğunu belirterek onun mütefekkir, hikmet adamı ve dinî ilimlere de yol açıcı bir şahsiyet olduğunu ifade etti. Üstad’ın sahabe ölçüsüne dair ortaya koyduğu hassasiyetin, ilim ile irfan arasındaki farkı gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Kâzım Albayrak’ın konuşmasının tamamı:</p>

<blockquote>
<p>Kıymetli hocalarım, sevgili gençler. Şimdi Necip Fazıl ile yollarımız nasıl kesişti? Onu anlatayım hemen. Necip Fazıl diyor ki: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem, yollar ki Allah’a çıkar bendedir.” Şimdi biz bundan böyle o dönemde bir pay sahibiyiz. İnşallah ömrümüzün sonuna kadar da pay sahibi oluruz. Hepimiz için dileğim bu.</p>

<p>Burada hislerimi de katacağım. Sadece size bazı bilgileri anlatmakla kalmayacağım; hislerimi de katarak konuşacağım. O dönem biz bir arayış içerisindeyiz. Hakikat var, ölüm var. Bunlar gerçek. O zamanın ortamında daha siyasi bir hava var. Biz kimiz, nerede duracağız ve ne yapacağız? Amacımız ne? Hayatın amacı ne? Hayatın anlamı ne? Hayatın anlamını kaybedersek kendimizi kaybederiz. Hayatın anlamının nefsimizin üstünde olması lazım. Aşkın bir varlık olması lazım. Yani nefsimiz anlam olamaz, gaye olamaz. Gaye olsa bile ideal olamaz. Bunları biraz sonra söyleyeceğim.</p>

<p>Şimdi biz Necip Fazıl’ı duyuyoruz, biliyoruz. Necip Fazıl bir üstad, bir kahraman. Kahramanlığını biliyoruz. Bizim kendi inancımıza yakın bir siyasi yapılanma içerisinde olmamız lazım. Bu parti olabilir, teşkilat olabilir; kendimizi ifade etmemiz gerekiyor. Yani “Öz yurdunda garipsin, öz yurdunda parya.” Böyle bir devirdeyiz, hâlâ bu bitmiş de değil. Biz bunu kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz de. Sonuna kadar, ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun etmeyeceğiz.</p>

<p>Çünkü biz kıyamete kadar baki olan bir dinin mensuplarıyız ve ilâhî bir dinin Allah kelamına muhatabız. Bunun yanında hepsi çöp. Çıksın, söylesin, konuşsun; çöp. Hem mebde itibarıyla hem meâd itibarıyla çöp. Hocam, ilm-i kelamın özünden bahsederek bana bir gönderme yaptı. Muhsin hocama teşekkür ederim.</p>

<p><img height="924" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/programm.jpg" width="2000" /></p>

<p>Buraya bir edebiyat yapmak derdinde gelmedik. O niyetle buraya gelmedik. Necip Fazıl bu işte. Yani Necip Fazıl edebiyatçıdır ama edebiyat yapmak için hiçbir şey yazmamıştır. Edebî olarak üstün bir seviyesi, belagati vardır ama hiçbiri edebiyat olsun diye değildir arkadaşlar. Benim de zaman zaman bu hataya düştüğüm oldu. Hiçbiri edebiyat olsun diye değil.</p>

<p>Yüksek İslâm Enstitüsü’nde mezun olurken Necip Fazıl’la yolumuz kesişiyor. Fakat İslâmî ilimleri de okuyorum. Necip Fazıl’ın eserlerinde, İslâmî ilimlerde aldığım eğitimde almadığım şeyler var. Ne? Mesela Necip Fazıl diyor ki, “sahabenin en küçüğü dahi velilerin en büyüğünden üstündür. Velilerin en büyüğü, sahabinin atının burnundaki toz olamaz” diyor.</p>

<p>Şimdi ben bu ölçüyü İslâmî ilimler tedrisatında almıyorum. Yani ilim var, irfan farkı var. İlim var, irfan eksikliği ve ikinci planda gölgelenme var. Bakın, bunu ben Necip Fazıl’dan alıyorum.</p>

<p>Necip Fazıl sadece bir şair değildir, mütefekkirdir. Hikmet adamı Necip Fazıl. Hikmet adamı, dinî ilimlere de yol verici, önder. Bunu kaçırdığımız zaman çok şey kaçırırız. Mesela İslâm’a yönelik üç tehlike nedir? Modernizm, reformizm, tekfirci selefilik, İrancılık, Şiîlik. Necip Fazıl bunlara karşı da İslâmî bir dünya görüşü ortaya koyuyor. Şimdi yolumuz kesişiyor. MTTB var, Akıncılar var. Biraz bahsedildi. Biz bunların içine giriyoruz, Allah’a şükür. Salih Mirzabeyoğlu, “Gölge” ve “Akıncı Güç” ile tanışıyorum. Oraya giriyoruz.</p>

<p>Peki Salih Mirzabeyoğlu bize neyi söylüyor? Salih Mirzabeyoğlu bize “Necip Fazıl” diyor, “İdeolocya Örgüsü” diyor. Biz Necip Fazıl’ı ne biliyoruz? Kahraman, şiirini biliyoruz. Fakat Salih Mirzabeyoğlu diyor ki: “İdeolocya Örgüsü”nü, temel felsefe olarak düşünce yapısını merkeze alacağız. Bu, İslâmî düşüncenin kurucu eseridir ve ondan hareket edeceğiz diyor.</p>

<p>Biz bu sefer “İdeolocya Örgüsü”nü okumaya başlıyoruz. İlm-i kelamın özü demişken oradan da söyleyeyim: Mesela o kitabın orijinalini bana Salih Mirzabeyoğlu verdi; “Bunu al, çalış, sadeleştir.” dedi. Onu da bir not olarak geçeyim.</p>

<p>Gaye ile ideal farkından da hemen kısaca bahsedeyim arkadaşlar. Mesela bir orduda bir askerin mareşal olmak istemesi, Mareşal olması gaye olabilir. Ama Necip Fazıl diyor ki, bu ideal olmaz. Bunun ideal olması için ne lazım? “Altınordunun bir neferi olarak ben mareşal olacağım.” demesi lazım. Dolayısıyla ilim tedrisatında, üniversitede, eğitimimizde, akademisyende, şurada burada ne olursa olsun bu ideal tarafın olması gerekiyor. Olmazsa maalesef düşük olur, çok düşük olur.</p>

<p>Müslüman bir ideal adamıdır. Necip Fazıl bunun örneğidir. Ahlak adamıdır. Ahlak davası gütmüştür. Dolayısıyla Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu Davası”, dava burada ideal manasındadır. Üçü çok güzel bir araya geliyor arkadaşlar. Üçü bir araya geliyor. Biz de bu şekilde peşinden gidiyoruz.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu, “Akıncı Güç” dergisinde “İdeolocya Örgüsü”nü merkeze alıp sistemli bir fikir hareketi kuruyor ve Necip Fazıl’a ulaşıyor. Necip Fazıl dergiyi bağrına basıyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor. Necip Fazıl gibi övgüsünü kıt veren bir insan böyle yazıyor ve Salih Mirzabeyoğlu’nu “Akıncı Güç” kadrosuyla çağırıyor. Allah nasip ediyor, beraber gidiyoruz. Üstad’ın huzuruna gidiyoruz. Üstad, Erenköy’deki köşküne akşam yemeğine çağırıyor.</p>

<p>Üstad’ta gördüğüm; ihtiyar delikanlı derler ya, aynı o Üstad. Son nefesine kadar öyle. Bir de bunun tersi var: Delikanlı olmuş ama artık başını dünya telaşından, şundan bundan kaldıramıyor. Delikanlı ihtiyarlar da var. Bunu bir uyarı olarak not etmek zorundayız. Bizim herhangi bir kimseyle hesabımız yok, Allah’a şükür.</p>

<p>Akşam namazını Üstad’ın arkasında kılıyoruz. Şimdi aslında biz iç âlem düzenini arıyoruz, güzeli arıyoruz, mutlak güzeli arıyoruz. Bizi memnun edecek, huzur ve saadeti verecek olan o. Bir arayış içerisindeyiz. Aramadığı zaman zaten biter. Bunları Necip Fazıl’ın getirdiği sistemde buluyoruz. Necip Fazıl aslında bir dünya görüşü diyoruz ya, aslında Necip Fazıl da dünyamız.</p>

<p>Bu kopmuş arkadaşlar, Cumhuriyet ile beraber kopukluk olmuş. Burada bu halkayı bağlıyor, Ehl-i Sünnet halkasını Necip Fazıl bağlıyor ve bu sürekliliği sağlıyor. Bütün fikir olarak bağlıyor. “İdeolocya Örgüsü” o kadar önemli ki ancak bundan hareketle gidebiliriz. “İdeolocya Örgüsü”yle hareket edebiliriz. Öteki türlü ne olur? Bağımsız olur, Müslümanların çabaları dağılır, bir havuzda toplanmaz. Aslında günümüzde şikâyet ettiğimiz şey bu. Bütünlüklü fikir ve merkezi bir havuz olmadığı için dağınıklık var.</p>

<p>Burada Ehl-i Sünnet’in altını çiziyor. Bunun haricinde başka bir kurtuluş yolu olmaz zaten. kendisi bunu vurguluyor. Bunun haricinde bir şey olmaz. Necip Fazıl bunu çok güzel bir dünya görüşü olarak bağlıyor.</p>

<p>Şimdi bir yatay oluş var, bir de dikey oluş var. Hemen buna da temas edeyim. Dikey oluş, iç oluş manasında söyledim. Büyük Doğu’da bunu takip eden İBDA’da yatay ve dikey oluş birliktedir. Yani iç oluş, nefis terbiyesi, ahlak davası adamı dedik ya, temel o. Ama sosyal ve siyasi hadiselere çözüm veren, cevap veren bir sistem. “Ben akşam evimde namazımı kılacağım, tespihimi çekeceğim; gündüz de seküler hayata, faizci bir sisteme, gayrimeşru bir sisteme tabi olacağım.” Bunu benimsemem düşünülemez. İşte “İdeolocya Örgüsü” bir toplum projesidir. Yaşanmaya değer hayata dair bir toplum projesidir.</p>

<p>Bu mevzuları geçince geniş kısmında, “Büyük Doğu nedir?” sorusunu yedi maddede özetleyeceğim inşallah. Şimdi Necip Fazıl’ın estetik planı başa alması, ruh ihtiyarı olanlara karşılık genç olmasından bahsettik. Mesela Üstad’ın o zamanlar, şimdi bilmiyorum, Necip Fazıl için “ruh hamurkârı” deniliyordu. Duymuş muydunuz? Duyanlarınız vardır tabii de eskisi kadar kullanılmıyor. Değerimize sahip çıkma konusunda zaafımız da var topluluk olarak. Mesela “ruh hamurkârı” deniliyor. Niye? Necip Fazıl ruhumuzu doldurulduğu için.</p>

<p>Burada candan bir karşılamayla muhatap olduk. İnsan ne ister? Hani “Kahve bahane.” deniliyor ya, insan aslında bunu ister. Bir Müslümanla, gönüldaşla bunların olması gerekir. Bunları da bir İzmir hatırası olarak belirteyim.</p>

<p>Şimdi Necip Fazıl gençlikten neler bekliyor? Bu, dünya görüşü olarak alternatifi olmayan bir sistemdir arkadaşlar. Büyük Doğu’nun alternatifi yok, zaten gerek yok. Bunu kuşanmamız gerekiyor. Ben şimdi ilmî çalışmalar yapıyorum, 18 yaşından beri Büyük Doğu’yu okuyorum. İlmî çalışmalar yaptıkça daha çok Büyük Doğu’ya hayran kaldım. Necip Fazıl ne tespitler yapmış, neyi özleştirmiş.</p>

<p>Hadisle ilgili çalışma yaptım. Hadis hocalarının buradan alması lazım. Ama onlar neye bakıyorlar? “Necip Fazıl ilim adamı değil.” diye bakıyorlar. İlim nedir o zaman? İlim nedir? Asr-ı Saadet’te ilim neydi? Günümüzdeki ilim anlayışı mıydı? İrfan nerede, ahlak nerede, metafizik nerede? Biz ilmi, kendi literatürümüze göre tarif ederiz. Bakın insanı da öyle tarif ederiz, hakkı da öyle tarif ederiz, özgürlüğü de öyle tarif ederiz. Başkalarının çizdiği özgürlük sınırında kalamayız. Bunu kabul edemeyiz. Mutlak fikre bağlı olanların mukayyet felsefelere tabi olması düşünülemez.</p>

<p>Şimdi Necip Fazıl ne istiyor? Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansı var, “İmân ve Aksiyon” konferansının içinde. Necip Fazıl’ın orada istediği üç şeyi burada hemen kısaca söyleyeyim. Aşk diyor. Ne diyor Necip Fazıl?</p>

<p>“Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm. Kâinatın protoplazması aşk.”</p>

<p>Aslında biz irfan derken bunu kastediyoruz. Biraz önce bahsettiklerim; yaşanmışlık, samimiyet, ihlas, dava, aşk ve ahlak hepsi buraya bağlanıyor.</p>

<p>İkincisi, “üstün akıl ve sır idraki” diyor. Sır idraki olmadığı zaman edepsizlikler oluyor. Biraz önce bahsettiğim mesela Necip Fazıl’ın sahabe ile ilgili ölçüsü. Şimdi sahabiye dil uzatma hastalığı var.</p>

<p>“Sahabenin en küçüğü, velilerin en büyüğünden üstündür. Velilerin en büyüğü, sahabinin atının burnundaki toz olamaz” diyor.</p>

<p>Bu Abdullah bin Mübarek’ten gelme bu.Yani ne konuşuyoruz ki? Allâme olsan ne olur? Değeri ne? Değeri yok yani arkadaşlar. Değersiz şu kadar unvan sahibi olmaktansa değerli olmak daha tercih edilmez mi? Değerimizi kaybetmeyelim, onurumuzu kaybetmeyelim, çizgimizi kaybetmeyelim, istikametimizi kaybetmeyelim.</p>

<p>Üçüncüsü de nefis muhasebesi diyor Necip Fazıl. Büyük Doğu’nun İslâmiyet’in emir subaylığı olarak biliyoruz. Yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesi olarak biliyoruz. Büyük Doğu bize bunu veriyor.</p>

<p>Büyük Doğu-İBDA fikriyatı ilişkisi ise zaten Necip Fazıl’ın başa alındığı mesele. İBDA, Büyük Doğu’yu yürüten sistemdir. Biri nasıl ise, diğeri niçin davasıdır. Niçin nedir? Mesela namaz nasıl kılınır? Şu şekilde kılınıyor; tekbir, kıyam, kıraat, rükû. Peki namaz niçin kılınır? İşte “niçin” meselesi, onun gerekçelendirmesi, hikmeti, hikmet-i teşri deniyor buna. Bunu mesela Salih Mirzabeyoğlu yapıyor. Neden yapıyor? Nasılını Necip Fazıl koymuş. Tekrara gerek yok ki. Davayı yürütmek. Dolayısıyla birbirini tamamlayan iki kanat oluyor.</p>

<p>Demek ki iç ve dış oluşu aynı anda barındıran bir sistemdir Büyük Doğu-İBDA sistemi. İç ve dış oluşu bir arada barındırıyor. Bu fikir ve aksiyonun mezcetmesi Üstad’ın vasiyetiydi, onu yerine getirdi. İslâm’ın eşya ve hadiseler karşısında nasıl tavır alacağını temsil eden Büyük Doğu gövdesinin mukabili İBDA, onun taşıyıcı “niçin” kanatlarıdır, onun içindir, onun gayesidir ve gayesi odur.</p>

<p>Şimdi arkadaşlar, bu ideal mevzuu herhalde anlaşıldı. Aşkın bir varlık. Zaten Müslüman başka türlü olamaz aslında. Burada Büyük Doğu Marşı’nı sadece geçiyorum. Ne diyor Üstad?</p>

<p><i>“Şahit ol ey kılıç, kalem ve orak </i></p>

<p><i>Doğsun Büyük Doğu benden doğarak.”</i></p>

<p>Şimdi Büyük Doğu nedir? Hemen yedi maddede kısaca söyleyeceğim.</p>

<p>Büyük Doğu: Şeriatten zerre taviz vermeden İslâm’ı eşya ve hadiselere hâkim kılmanın dünya görüşüdür. Şeriatten zerre taviz vermeden... Necip Fazıl için basit basit eleştiriler yapılıyor basit insanlar tarafından. Şeriata muhalif bir harfi gösterilemiyor. Yok çünkü. Necip Fazıl şer’î ölçülerde çok hassastır. Başta tabii Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri olmak üzere Ömer Nasuhi Bilmen’den, Hacı Cemal Öğüt’ten en ufak bir ibareyi dahi gösterip ondan onay alarak gider. Ondaki hikmet ve estetik diliyle zaten doyulmaz ifadeleri var.</p>

<p>İkincisi, Necip Fazıl tarih muhasebesi yapıyor. Son beş asırdan alıyor; Tanzimat’a, günümüze getiriyor. Nereden geldiğini bilmeyen nereye gideceğini bilemez arkadaşlar. Sultan Vahdettin ve Abdülhamid Han anahtar şahsiyetler. Bunları koyuyor. Şimdi Üstadçılık oynayanlar çok. Bunlara da dikkat edin. Biz kimsenin hakkını yiyerek yükselmeyiz. Müslüman hak yiyerek yükselmez, aslını inkâr ederek yükselmez. Manevi babasını tanımayan insandan hayır gelmez. Ne ailesine gelir, ne vatana gelir, ne ilim müessesesine gelir. Bakın yine edep meselesine geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edep diye sadece kuru bir edebiyat yapmıyoruz. Burada fikir ve aksiyonda sınırlarını çizerek söylüyoruz. Farkı bu. “Edep iyidir, edepli olun, ayağınızı uzatmayın. Önünüzü ilikleyin…” Bu nasihatlar değil ki. Edep o değil ki. Fikirde edebi olmayanın hiçbir şeyde de edebi olmaz. Dinde edep, fıkıhtan, usulden daha üstündür mesela. Dinin bütünlüğünde usul, bir ilimdeki usulden daha üstündür, hepsini kapsıyor. Usûlüddin, temel mesele, temel bakış, İslâmî ölçülere temel bakış, muhatap anlayış diyoruz. Büyük Doğu bu işte. İslâmiyet’e yol açma geçidi var ya, bu. Aslında İslâmî ilimler Büyük Doğu’suz inşa edilemez diyorum. Bunu tartışmaya, ispata hazırım.</p>

<p>Üçüncüsü, tarih muhasebesinden sonra sistem fikriyle ortaya çıkmış olmasıdır. Arkadaşlar, küfür sistem fikriyle geliyor. Batı’da sistem kuruluyor. Bizde de dağınıklık, kopma var ve çağımız meseleleri çok dağınıklık arz ediyor. Sistem fikriyle gelmek lazım. Başka türlü olmaz. Necip Fazıl sistem kuruyor. İslâmî metinleri çağımızda sistem ve dünya görüşü olarak ortaya koymuş. Her çağın Müslümanı, her çağın münevveri o çağda İslâm için gerekeni yapması söz konusuysa, bir taklit mi yapıyoruz biz? Bağlıyız, geleneğe bağlıyız. Ama geleneği çağında yaşatmıyorsan gelenek ölür. O çağda yaşatacaksın. O kopukluğu gidereceksin. Ama biz geleneği inkâr etmeden, geleneğe bağlı olarak gidiyoruz.</p>

<p>Dördüncüsü arkadaşlar, Necip Fazıl’ın ideolocyasının temeli Allah Resulü’dür. “Çöle inen nur”, Muhammedî hakikat. Nedir o? Kısaca söyleyeyim: En evvel, en üstün. Oraya dayalı.</p>

<p>Hadislerle ilgili çalışmamda bunu gördüm. Yoğunlaşınca görüyorsunuz arkadaşlar. Mevzunuza yoğunlaşın, branş sahibi olun. Oraya yoğunlaşın. Allah’ın hikmetlerini daha çok göreceksiniz. Genel gitmekten ziyade mevzularınızda derinleşin. Biz ilmî keşifleri de sonuna kadar destekleriz. Bizim çekinecek bir şeyimiz yok ki. Allah’ın bir hikmeti, bir ayeti ortaya çıkıyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarının işaretlenmesidir. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Çağımızda baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu kim? Bunu bilmemiz lazım. “Benim hiç düşmanım yok.” falan. Ne demek düşmanın yok? Cennette miyiz yani? Dünyadasın, dünyada yaşıyoruz. Memuriyetini inkâr mı ediyorsun? Allah’ın ayetleri, hadisleri var. Allah bir tarafa, bir tarafa hitap ediyor. Ayırıyor: Küfredenler, iman edenler. İman edenlerin değeri nereden geliyor? Buradan geliyor işte.</p>

<p>Allah için sevgi, Allah için buğz. Ölçülerimizin bu olması lazım, her şeyden önce ölçümüzün bu olması lazım. Daha az kırılırız, birbirimize kırılmayız. Daha sağlıklı bir ilişki olur.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul, yeni bir tarz getirmiştir. O, geleneğe bağlıdır ancak onu yeni bir ideolojiyle, yeni bir tarzda sunmuştur. Aynı zamanda hem gelenekçi hem yenilikçidir Üstad.</p>

<p>Yedincisi, “İslâm İnkılâbı” diye çokça altını çizdiği, “Büyük Zuhur” diye işaretlediği bir aksiyon alanıdır. Aksiyon adamıdır Necip Fazıl. Bu minvalde “Başyücelik Devlet ve İdare Mefküresi”ni formüle etmiştir. Bunu cemiyete nakşetme davasını gütmüştür.</p>

<p>Üstad demiştir ki, gençliğe bir tavsiyedir; bununla bitireceğim inşallah:</p>

<p>“Dünya bir inkılap bekliyor. Dünyanın beklediği bu inkılap üç daire halinde. Dış daire dünya, içindeki daire İslâm âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye”<br />
diyor Üstad.</p>

<p>Bunun idrakinde miyiz? Türkiye kurtulmadan İslâm âlemi de kurtulmayacak. Bakın Üstad bunları işaretliyor. Ben bunu Bağdat’ta da söyledim. Oradakiler de sizin gibi alkışladılar. Ama biz buna layık olmadan olmayacak. Bizim layık olmamız lazım. Bizim Büyük Doğu’yu kuşanmamız lazım, şuurlaştırmamız lazım, içselleştirmemiz lazım.</p>

<p>Necip Fazıl bir anı, bir nostalji değil. Böyle birisi mi Necip Fazıl? Salih Mirzabeyoğlu böyle birisi mi? Bütün dava, Allah’a görünerek olmak arkadaşlar. Başkasına, şuna buna görünerek değil; Allah’a görünerek, şurada burada görünelim, şöhret olalım, değil. İslâm âlemine ve dünyaya bir teklif olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum."</p>
</blockquote>

<section dir="auto">
<p>Alaka ile izlenen program sonunda konuşmacılara plaket takdim edildi. Katılımcılara da Üstad Necip Fazıl ve Salih Mirzabeyoğlu’nun kitapları ile Aylık Baran Dergisi sayılarından hediye edildi.</p>
</section>

<p><img alt="63467218 55A4 427D B0B2 167B7C5Edfe6" class="detail-photo img-fluid" height="591" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/05/63467218-55a4-427d-b0b2-167b7c5edfe6.jpg" width="1280" /></p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izmir-katip-celebi-universitesinde-yapildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/d5a9a8b7-c8dd-4aad-80f7-4afc42094302-1.jpg" type="image/jpeg" length="66810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya’da şirketler iflasın eşiğinde]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/almanyada-sirketler-iflasin-esiginde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/almanyada-sirketler-iflasin-esiginde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da her 12 şirketten biri iflas riskiyle karşı karşıya. Ifo Anketler Merkezi Müdürü Klaus Wohlrabe, Almanya’da şirketlerin ciddi ekonomik baskılar altında olduğunu belirterek, “Jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde, iflas rakamlarının önümüzdeki aylarda da yüksek seviyelerde seyretmesi muhtemel görünüyor.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya’nın önemli ekonomi ve düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsünün (Ifo) Alman iş dünyası nisan anketine katılan şirketlerin yüzde 8,1’i mevcut ekonomik koşullarda hayatta kalmalarının risk altında olduğunu beyan etti.</p>

<p>Buna göre, Almanya’da yaklaşık her 12 şirketten biri sipariş eksikliğine bağlı talep yetersizliği, artan işletme ve enerji maliyetleri nedeniyle varlığını sürdürememe endişesi taşıyor.</p>

<p>Durumun en kritik olduğu alanların başında perakende sektörü geliyor. Sektördeki şirketlerin yüzde 17,4’ü varoluşsal bir tehdit hissettiklerini belirtirken Ifo bu oranı “yeni bir rekor seviye” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Tüketicilerin harcama iştahındaki azalmanın yanı sıra hızla büyüyen çevrim içi ticaret ve yurt dışı kaynaklı düşük maliyetli tedarikçilerin baskısı, geleneksel perakendecileri zorluyor. Toptan ve perakende dahil tüm ticari işletmelerin yüzde 1,6’sı ise tamamen kapanma korkusu yaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu olumsuz tablonun şirketleri ciddi bir likidite darboğazına sürüklediği ifade edilirken tüketicilerin tasarruf eğilimi ve müşteri portföyündeki iflasların nakit akı</p>

<article>
<p>İmalat sanayisinde ise varoluşsal tehdit hisseden şirketlerin oranı hafif bir düşüşle yüzde 7,5’e geriledi. Ancak Ifo, yüksek enerji ve hammadde maliyetlerinin yanı sıra Asyalı tedarikçiler karşısındaki küresel rekabet dezavantajının, özellikle ihracat odaklı sanayiler üzerinde ciddi baskı oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. İnşaat sektöründe iflas endişesi taşıyanların oranı yüzde 7,3’e yükseldi.</p>
</article>

<article>
<p>Ifo’nun açıklamasında, tüm sektörler genelinde işletmelerin üç temel sorunla mücadele ettiği vurgulandı. Sipariş eksikliğine bağlı talep yetersizliği, artan işletme ve enerji maliyetleri ile ağırlaşan bürokratik yüklerin şirketlerin üzerinde büyük bir baskı oluşturduğu belirtildi.</p>
</article>

<article>
<p>Ifo Anketler Merkezi Müdürü Klaus Wohlrabe, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ekonomik durumun gerginliğini koruduğuna dikkati çekerek, “Jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde, iflas rakamlarının önümüzdeki aylarda da yüksek seviyelerde seyretmesi muhtemel görünüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
</article>

<article>
<p>Krizin tedarik zinciri boyunca yayıldığı uyarısında bulunan Wohlrabe, “Müşteriler çekildiğinde veya siparişler iptal edildiğinde, bu durum tedarikçileri ve hizmet sağlayıcıları tüm gücüyle sarsıyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
</article>

<article></article></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/almanyada-sirketler-iflasin-esiginde</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/germany.webp" type="image/jpeg" length="14057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'den Lübnan'a fosfor bombasıyla saldırı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-lubnana-fosfor-bombasiyla-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-lubnana-fosfor-bombasiyla-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nebatiye kentine bağlı Yahmur Şakif bölgesine İsrail ordusu tarafından fosfor bombası atıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail ordusunun, Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabalara düzenlediği hava ve topçu saldırılarında 2 kişinin daha öldüğü bildirildi. Lübnan resmi ajansı NNA tarafından aktarılan bilgilere göre, İsrail 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ederek Lübnan'ın güneyindeki Sur, Bint Cubeyl, Mercayun ve Nebatiye bölgelerine yönelik yoğun saldırılarını sürdürdü.</p>

<p>Nebatiye ilçesindeki Katrani beldesi kırsalına düzenlenen silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısında 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.</p>

<p>Sur ilçesindeki saldırılarda ise 6'sı çocuk, 2'si kadın olmak üzere 13 kişi yaralandı, 1 kişi öldü. Nebatiye şehrinde ise bir kişinin dükkanının önünde hava saldırısına uğradığı aktarıldı.</p>

<h2><strong>FOSFOR BOMBASI VE YOĞUN TOPÇU ATEŞİ</strong></h2>

<p>İsrail ordusu Nebatiye kenti ve çevresine yönelik topçu atışlarının şiddetini artırırken, Kefr Rumman beldesi ve bölgeye enerji sağlayan bir elektrik istasyonunun çevresi saldırıya uğradı.</p>

<p>Sur, Bint Cubeyl ve Mercayun ilçelerine bağlı çok sayıda yerleşim bölgesi hava saldırıları ve topçu atışlarının hedefi olduğu aktarıldı.</p>

<p>İsrail ordusunun, Nebatiye'ye bağlı Yahmur Şakif beldesine fosfor bombasıyla saldırdığı anlar görüntülerle tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES</strong></h2>

<p>İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.</p>

<p>Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.</p>

<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan bu yana ateşkes ilanına rağmen devam eden İsrail saldırılarında 2 bin 846 kişinin öldüğü açıkladı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilden-lubnana-fosfor-bombasiyla-saldiri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/fsfor-bombasi.jpg" type="image/jpeg" length="90712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="99382"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="94269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="80368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="15698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="56531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="98409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="99477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="73417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="74739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="91078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="78553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="56213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="46827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="63579"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="92162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="17134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="19101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="32446"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="26356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="50873"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
