<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 19:39:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran-ABD mutabakatının resmî imza töreni 19 Haziran’da İsviçre’de yapılacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-abd-mutabakatinin-resmi-imza-toreni-19-haziranda-isvicrede-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-abd-mutabakatinin-resmi-imza-toreni-19-haziranda-isvicrede-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninin, 19 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında düzenlenmesinin planlandığı bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsviçre'nin resmi haber ajansı Keystone-SDA'nın haberine göre, İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD-İran mutabakatının Bürgenstock kasabasında imzalanacağı doğrulandı.</p>

<p>Açıklamada, ABD ile İran arasında olası bir mutabakat zaptının imzalanmasına yönelik görüşmelerin sürdürülmesi ve taraf heyetlerinin İsviçre'ye gelişlerinin kolaylaştırılması amacıyla son birkaç gündür ABD, İran, Pakistan ve Katar ile yakın temas halinde olunduğu bildirildi.</p>

<p>Bürgenstock kasabasının Pakistan ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da önerildiği belirtilen açıklamada, İsviçre'nin arabulucu rolü üstlendiği ve görüşmenin kendi topraklarında yapılabilmesi için gerekli diplomatik ve pratik koşulları sağladığı ifade edildi.</p>

<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninde İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in hazır bulunacağını söylemişti.</p>

<h2><strong>ABD-İran mutabakatı</strong></h2>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran'ın mutabakata vardığını duyurmuştu.</p>

<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile mutabakata varıldığını doğrulayarak, mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıklamıştı.</p>

<p> Trump, İran ile yapılan barış anlaşmasının tamamlandığını, Hürmüz Boğazı'nın açılarak ABD'nin deniz ablukasının derhal kaldırılacağını belirtmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD-İran mutabakatının özellikle Lübnan'ı da kapsayacağının açıklanması İsrail'de tartışmalara neden olmuş, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini ileri sürmüştü.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-abd-mutabakatinin-resmi-imza-toreni-19-haziranda-isvicrede-yapilacak</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abdisrailqqq.webp" type="image/jpeg" length="30445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Hürmüz küresel ticaret için sürekli açık kalmalıdır"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hurmuz-kuresel-ticaret-icin-surekli-acik-kalmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hurmuz-kuresel-ticaret-icin-surekli-acik-kalmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslar yürütmek amacıyla gittiği Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile kritik bir görüşme gerçekleştirdi. İki bakan, gerçekleştirdikleri  toplantının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında gündemi değerlendirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Fidan, Vaşington ve Tahran yönetimleri arasındaki uzlaşıyı bölgedeki çatışma ortamını sona erdirecek tarihi bir adım ve kıymetli bir diplomatik eşik olarak nitelendirdi. Bu adımdan duyulan memnuniyeti dile getiren Fidan, sürecin geçici bir sükunetin ötesine geçmesini ve kalıcı bir bölgesel güvenlik sistemine dönüşmesini temenni ettiklerini aktardı.</p>

<p>Bakan Fidan, önümüzdeki 60 günlük teknik müzakere sürecinin başarıyla tamamlanması adına şu unsurları sıraladı:</p>

<p><strong>- Provokasyonların Önlenmesi:</strong> Nihai imzalar atılana kadar geçecek hassas dönemde, barış zeminini sarsacak kışkırtıcı söylemleri engellemek ve süreci baltalayacak olası sabotaj girişimlerini boşa çıkarmak elzemdir.</p>

<p><strong>- Hürmüz Boğazı'nın Güvenliği:</strong> Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaretin devamlılığı için Hürmüz Boğazı'nın tüm gemilerin geçişine açık, güvenli ve sürekli tutulması stratejik bir zorunluluktur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Küresel Sorumluluk ve Ortak Duruş:</strong> İsrail'in bölgedeki agresif tavırları tüm dünyayı ilgilendiren küresel bir meseledir. Dünya ülkelerinin yanlışlara karşı ortak, samimi ve net bir diplomatik duruş sergilemesi, bu saldırgan adımları sınırlandıracak yegane güçtür.</p>

<p>Türkiye'nin her zaman istikrarı ve barışı öncelikli tuttuğunu belirten Fidan, İran eksenli kriz sürecinde de bu yapıcı politikanın sürdüğünü ifade etti. Trump'ın İsrail'den gelen itirazları göz ardı ederek ortaya koyduğu güçlü irade ve İran'ın verdiği olumlu karşılık sayesinde bu neticeye ulaşıldığını aktaran Bakan Fidan, teknik müzakerelerin tam bir başarıyla sonuçlanmasını beklediklerini sözlerine ekledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hurmuz-kuresel-ticaret-icin-surekli-acik-kalmalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/fid.webp" type="image/jpeg" length="55688"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ezanı, CHP dışında sadece İsrail yasaklamıştır!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>16 Haziran "Ezan Bayramı" mübarek olsun, Allah bir daha "eksikliğini" göstermesin!</p>

<p>3 Şubat 1932 akşamı "Kadir Gecesi"nde başlatılan "Ezan yasağı" ilk yıllarda "kanunsuz" olarak uygulanmıştı! Reisicumhur Mustafa Kemal'in talimatıyla seferber edilen güvenlik güçleri, cami içlerine kadar girerek "Türkçe ezan" kontrolü yapıyor, yasağı çiğneyenler "tarifsiz" cezalara çarptırılıyordu.</p>

<ul>
 <li>
 <h2 itemprop="headline"><i><a href="https://www.barandergisi.net/29-ocak-1932-asli-dilinden-koparilan-ezan-turkce-okundu"><span style="color:#d35400">Aslî dilinden koparılan ezan Türkçe okundu</span></a></i></h2>
 </li>
</ul>

<p>Mustafa Kemal'in ölümünden sonra, "Aynı otoriteyi sağlayamam" endişesine kapılan İsmet İnönü, "ezan yasağı"nı kanun gücüyle sürdürmeye karar vermişti.</p>

<p>Bu sebeple TBMM, 23 Mayıs 1941 günü "Ezan okuyanlar kamu düzenini bozuyor" iftirasını kanunlaştırmak için toplanmıştı.</p>

<p>Tek partiden oluşan Meclis'te bazı CHP mebuslarının itirazına rağmen, Türk Ceza Kanunu'nun 526. Maddesi'ne "Ezan okuma cezası" da eklenmişti:</p>

<p>"Şapka iktisası hakkında 671 sayılı kanunla Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair 1553 sayılı kanunun koyduğu memnuiyet veya mecburiyete muhalif hareket edenler veya Arapça ezan ve kamet okuyanlar, 3 ay hapis veya 200 liraya kadar para cezası ile cezalandırılır."<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn1" rel="nofollow" name="_ftnref1" target="_blank" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a></p>

<p><strong>HALK, MENDERES'E HER GİTTİĞİ YERDE "VEBAL" VERDİ!</strong></p>

<p>18 yıldır "ezan" hasreti çeken Müslümanlar, 14 Mayıs 1950 seçimleri öncesinde Menderes'e, gittiği her yerde "Dinimizi geri ver" diyor; ezanın aslına döndürülmesini istiyorlardı!</p>

<p>Bu "ilk normal seçim"de 487 milletvekilinin 416'sını, "ezan" sözü veren Demokrat Parti kazanmıştı. Menderes, 22 Mayıs 1950 tarihindeki ilk Meclis toplantısında, "Ezan yasağını hemen kaldıracağız" demişti ama Cumhurbaşkanı Celal Bayar, "İlk icraatınız ezanı Arapça okutmak olursa, bu son icraatınız olabilir" diyerek resmen tehdit etmişti! Menderes ise, "Tek icraatım da olsa ezanı aslına döndüreceğim" cevabı vermişti.</p>

<p>Ezana özgürlük, DP grubunda görüşülmüş ve TCK 526. maddesinin değiştirilmesine karar verilmişti.</p>

<p>16 Haziran 1950 tarihli genel kurulun gündeminde "Ezan yasağının kaldırılması" diye bir madde yoktu. Başbakan Menderes, "DP Grubunda aldığımız karar gazetelerde ve radyoda yayınlandığı için vatandaşlarımız 'Yasak kalktı' zannederek Arapça ezan okuyabilir" hatırlatması yapmış ve "Hükümetçe Meclise sevk etmiş olduğumuz lâyihanın bugünkü ruznameye alınmasını ve acilen müzakere edilmesini yüksek tasvibinize arz ediyorum" demişti.</p>

<p>Bu teklif oya sunulmuş ve "İvedilik Teklifi" kabul edilmişti. Usul olarak "iki lehte, iki aleyhte" konuşmadan sonra oylama yapılması kararlaştırılmıştı.</p>

<p><strong>"ARTIK KİMSE ARAPÇA EZAN OKUMAZ!"</strong></p>

<p>İlk sözü alan CHP Trabzon Mebusu Cemal Reşit Eyüboğlu, "Milli Devlet politikası, Türk vatanında ibadeti de Türkçe yapmayı gerektirir" diyerek hâlâ aynı yerde olduklarını göstermişti.</p>

<p>Gerçi; millet ilk fırsatta CHP'yi çöpe attığı için sadece 71 mebus seçilebilmişti! Bu eziklikle zaten bu düzenlemeyi engellemeleri mümkün değildi.</p>

<p>Ancak bu mebusa göre DP'nin "Arapça ezan" yasağını kaldırması hiç önemli değildi! Zira "Millî şuur bu konuyu kendiliğinden halledeceği için Arapça ezana cezanın kaldırılmasına aleyhtar olmayacağız" demişti!<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn2" rel="nofollow" name="_ftnref2" target="_blank" title="">[2]</a></p>

<p>Yani, İttihatçı kodlarıyla kurulan "Batı" merkezli CHP, 30 yıldır yönettiği milletten o kadar uzaktı ki, "Siz yasağı kaldırsanız da bu millet bir daha asla Arapça ezan okumaz" diye düşünüyorlardı.</p>

<p><strong>"TANRI ULUDUR" EZAN DEĞİLDİR!</strong></p>

<p>1939, 1943 ve 1946 seçimlerinde CHP'den, 1950'de ise "bağımsız" olarak Meclis'e giren Seyhan Mebusu Sinan Tekelioğlu, "Bu bir 'dil' meselesi değildir. 'Allahü Ekber' ile 'Tanrı uludur' aynı manaya gelmez" demişti.</p>

<p>Tekelioğlu, bu değişikliğin yeterli olmadığını belirterek "Dine ait birçok takyidatı (yasağı) sinesinde taşıyan antidemokratik kanunlar var. Bunlardan biri de seçim arifesinde kabul ettirildi. Bu kanunda 'Ben Müslümanım' demek dahi ceza sebebidir. Bunların da kaldırılmasını rica ediyorum" demişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn3" rel="nofollow" name="_ftnref3" target="_blank" title="">[3]</a></p>

<p>Tekelioğlu 1926 yılında çıkarılan ve 10 Haziran 1949 tarihindeki 5435 sayılı değişiklikle cezaları 5 kat artırılan "163. Madde"den bahsediyordu:</p>

<p>"Laikliğe aykırı olarak, Devletin içtimai, iktisadı, siyasi veya hukuki temel nizamlarını, kısmen de olsa dinî esas ve inancalara uydurmak amacıyla cemiyet tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare eden kimse iki yıldan yedi yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."</p>

<p><strong>CHP MEBUSLARI DA "EZAN ZULMÜ BİTSİN" DEDİ!</strong></p>

<p>Başlangıçta, CHP'den 2 mebusun konuşacağı ilan edilmişti ama kimse konuşmak istemiyor; ısrarla "Müzakere kâfidir, önergeyi oya sunun" talepleri geliyordu.</p>

<p>CHP'li gazeteci Bedii Faik'in iddiasına göre, aslında teklif aleyhine konuşacak inkılapçı mebuslar vardı. Ancak, konuşmaların hoparlörle dışarı aktarıldığını duyunca vazgeçmişlerdi!</p>

<p>Daha ilginci, Genel Başkan İsmet İnönü'nün katılmadığı oylamada, bütün CHP mebusları "Ezan zulmü bitsin" yönünde oy kullanmıştı!</p>

<p>Bu sıra dışı CHP davranışı çok tartışılmış; "İnkılaba ihanet, irticaya avdet" manşetleriyle yerden yere vurulmuştu.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn4" rel="nofollow" name="_ftnref4" target="_blank" title="">[4]</a></p>

<p>Gözlemciler, 14 Mayıs'ta yedikleri "sandık darbesi"ni 27 yıl boyunca uyguladıkları din düşmanlığına bağlayan CHP yöneticilerinin, sonraki seçimlerde de yine parsayı DP'ye kaptırmamak için bu tutumu sergilediğini ifade etmişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn5" rel="nofollow" name="_ftnref5" target="_blank" title="">[5]</a></p>

<p>Gerçekten CHP, ilerleyen yıllarda da oy almakta zorlanınca "muhafazakâr aday" ithal etmek gibi takıyelere başvurmuş; ama milletin değerlerini hiçbir zaman samimiyetle paylaşmamıştır.</p>

<p><strong>CHP "EVET" DEDİ AMA BAYAR ÇOK DİRENDİ!</strong></p>

<p>Düzenleme, aynı gün Çankaya'ya gönderilmişti ama Cumhurbaşkanı Celal Bayar onaylamak istemiyordu. Zaten Menderes'i "tehdit" kıvamında uyarmıştı!</p>

<p>Menderes, seçim meydanlarında verdiği sözü yerine getirmekte kararlıydı. Çankaya'ya karşı direnecek; hatta gerekirse istifa edecekti!</p>

<p>Cumhurbaşkanı Bayar da, tek parti inkılaplarından asla taviz vermek istemiyordu ama Menderes'in kararlılığı karşısında, 17 Haziran'da "kerhen" onaylamıştı.</p>

<p>Ancak Celal Bayar bunu bir "erken uyarı" olarak algılamış ve "gericilerden" gelebilecek benzer teşebbüsler konusunda teyakkuzda kalmıştı.</p>

<p>Ayasofya'nın açılması teşebbüslerini de engelleyen Bayar, "milletin temsilcisi" dedikleri Meclis'teki bir konuşmayı bahane ederek, muhafazakâr bir iktidara "5816 sayılı Atatürk'ü Koruma Kanunu" çıkartmayı bile başarmıştı!</p>

<p><strong>BİR KİŞİ BİLE "TÜRKÇE EZAN" OKUMAMIŞTI!</strong></p>

<p>TBMM'de bu yasağın kaldırıldığı 16 Haziran 1950 tarihi, Hicrî takvimde 29 Şaban 1369'a rastlıyordu. Yani o akşam ilk teravih kılınacak, gece ilk sahura kalkılacak ve ertesi gün de mübarek Ramazan ayı başlayacaktı.</p>

<p>Bu müjdeyi, aynı gün telgraf vasıtasıyla bütün valilere ileten Menderes, "Ezan serbest; halka duyurun" talimatı vermişti. Ramazan'ın ilk gününde manevî coşku yaşayan Müslümanlara bu haberi bir an evvel ulaştırmak için gece bekçileri bile seferber edilmişti.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn6" rel="nofollow" name="_ftnref6" target="_blank" title="">[6]</a></p>

<p>18 Temmuz 1932 tarihinde müftülere, "Ezan yasağına titizlikle uyulsun" talimatı gönderen Diyanet İşleri Başkanlığı bu sefer de, "Ezan, aslına uygun olarak okunmalıdır, en doğru tercüme bile olsa 'Türkçe ezan' okunamaz" genelgesi göndermek zorunda kalmıştı.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn7" rel="nofollow" name="_ftnref7" target="_blank" title="">[7]</a></p>

<p>Aslında sadece "Arapça ezan" yasağı kaldırılmıştı. 18 yıldır uygulanan "Türkçe ezan" hakkında herhangi bir yasak getirilmemişti. Bu yüzden CHP, "Türkler Türkçe ezan okumaya devam eder" diye düşünüyordu. Hatta Cumhuriyet gazetesi muhabirleri, müftülerle ve imamlarla röportaj yaparak "Ezanın Türkçe okunmasına taraftar mısınız" şeklinde sorular soruyordu.<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn8" rel="nofollow" name="_ftnref8" target="_blank" title="">[8]</a></p>

<p>Bu milleti hiç tanımadıkları bir kere daha ortaya çıkmıştı. Zira, o günden sonra bir kişi bile "Türkçe ezan" saçmalığını tekrarlamamıştı.</p>

<p><strong>"EZANIMIZA KAVUŞTUK YA, BU BİZE YETER!"</strong></p>

<p>Çünkü onların, birkaç kelimeden ibaret zannettiği "ezan" sembolik bir öneme haizdir, "Burası İslâm beldesi" ilânıdır! Bir memlekette ezanın "ezan" gibi okunamaması ise, orada İslâm'ın olmadığı anlamına gelir!</p>

<p>Ezan ayrıca, "cihanşümul tevhid hakimiyeti"nin şifresidir.</p>

<p>Zira sürekli hareket halinde olan dünyadaki "vakit" devridaimi sebebiyle, her "an" yerkürenin bir yerinde "ezan" okunmaktadır.</p>

<p>Yani CHP'nin nasipsizleri "ezan"ın önemini bilmese de millet çok iyi bilmektedir.</p>

<p>Dönemin "muhalif" gazetecisi Emin Karakuş, "bir şoför"den dinlediği bu farkı şöyle aktarmıştır:</p>

<p>"1954 yılı seçim gezileri sırasında Başbakan Adnan Menderes'e üç gazeteci eşlik ediyorduk. Erzurum'da bir otomobilde giderken kendi aramızda konuşuyorduk. Tanımadığım şoför bana döndü: 'Beyim, sen sürekli bizim partinin aleyhinde konuşuyorsun' dedi. 'Söylediklerim yalan mı' diye karşılık verdiğim şoförün cevabı şu oldu: 'Doğru söylüyorsun, ama bir şeyi unutuyorsun. Değil mi ki, bu parti minarelerimizden Allahü ekber dedirtmiştir; bu bize yeter. Bizi dinimize kavuşturan bu parti olmuştur. DP artık ne yaparsa yapsın, hiçbir önemi yoktur."<a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftn9" rel="nofollow" name="_ftnref9" target="_blank" title="">[9]</a></p>

<p>Şu vahamete bakın ki ezanı, CHP dışında sadece İsrail yasaklamıştır!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref1" rel="nofollow" name="_ftn1" target="_blank" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a> TBMM Zabıtları, 23 Mayıs 1941, s. 142-145.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref2" rel="nofollow" name="_ftn2" target="_blank" title="">[2]</a> TBMM Tutanakları, 16 Haziran 1950, s. 182.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref3" rel="nofollow" name="_ftn3" target="_blank" title="">[3]</a> TBMM Tutanakları, s. 183.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref4" rel="nofollow" name="_ftn4" target="_blank" title="">[4]</a> Son Posta, 17 Haziran 1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref5" rel="nofollow" name="_ftn5" target="_blank" title="">[5]</a> Sabahattin Nal, DP'nin 1950-1954 Dönemi Din Siyaseti, AÜ SBF Dergisi, C 60, S 3, 2005, s. 152.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref6" rel="nofollow" name="_ftn6" target="_blank" title="">[6]</a> Cumhuriyet, 18 Haziran 1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref7" rel="nofollow" name="_ftn7" target="_blank" title="">[7]</a> Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 051. 33/4.31.12, 25.06.1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref8" rel="nofollow" name="_ftn8" target="_blank" title="">[8]</a> Cumhuriyet, 18 Haziran 1950.</p>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamaya-calisiyor-yazi-2022300/#_ftnref9" rel="nofollow" name="_ftn9" target="_blank" title="">[9]</a> Emin Karakuş, 40 Yıllık Bir Gazeteci Gözü İle İşte Ankara, Hürriyet Yayınları, İstanbul 1977, s. 167.</p>

<p></p>

<p>Nuh Albayrak, Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ezani-chp-disinda-sadece-israil-yasaklamistir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/turkce-ezan-zulmu.webp" type="image/jpeg" length="48762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli: BM’nin ikiyüzlülüğü bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı! BM sorguya çekilmeli!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceli-bmnin-ikiyuzlulugu-butun-ciplakligiyla-ortaya-cikti-bm-sorguya-cekilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceli-bmnin-ikiyuzlulugu-butun-ciplakligiyla-ortaya-cikti-bm-sorguya-cekilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahçeli: Dünyanın içinde bulunduğu bu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan biri Birleşmiş Milletlerdir. Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler üç maymunu oynamaktadır. Veto sopasıyla adaletin yolu okyanus ötesinden kesilmektedir. İşte küresel düzenin çelişkisi de, sözde barış yemini etmiş Birleşmiş Milletlerin ikiyüzlülüğü de burada bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndan Türkiye'nin iç ve dış gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Bahçeli'nin açıklamasından satırbaşları şöyle:</p>

<p>Değerli milletvekilleri, aziz dava arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, konuşmamın başında sizleri en kalbi duygularımla ve derin bir hürmetle selamlıyorum. Cenâb-ı Allah'tan gönüllerinize inşirah, ferahlık, yuvalarınıza bereket, vatan ve millet yolundaki kutlu çalışmalarınıza üstün başarılar ihsan etmesini niyaz ediyorum. Esenliklerle dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum. Bugünkü grup toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza kalbi şükranlarımı iletiyorum.</p>

<p>Tarihi ve kültürel bağlarla kenetlendiğimiz gönül coğrafyalarımızda, küresel dayatmaların ve asimilasyon kuşatmasının altında, her türlü imkânsızlığa ve çileye rağmen şahsiyetini çiğnetmeyen tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kutlu çatısı altında sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten kıvanç duyuyorum. Samimi gayretlerimizin ve niyetlerimizin, Türk Asrı'nın ufkunda parlayan lider ülke Türkiye mefkûresini adım adım inşa etmesini temenni ediyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><strong>"GÜÇ YARIŞLARININ DOZU HER GEÇEN GÜN ARTIYOR"</strong></h2>

<p>Değerli dava arkadaşlarım, dozu her geçen gün daha da artan sert güç yarışlarının, kaynağı asırlar öncesine uzanan çetin hesaplaşmaların, bugünü puslu ve yarını sisli bir dönemin içinden geçmekteyiz. Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur. Çünkü Gazze'de dökülen mazlum kanı, Lübnan'da ateşkese rağmen yükselen kıyım dumanı, Hürmüz hattında uzun süredir küresel ekonomi ve enerji arzını esir alan gerilim, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ı da çepeçevre kuşatan ve Körfez'e ulaşan sinsi hesaplar ve Güney Kafkasya'da yeniden şekillenen siyasi denge aynı zincirin halkalarıdır. Bu karanlık tablonun bir yanında uluslararası düzeni kendi çıkarına göre eğip bükenlerin, hukukla adeta bir oyuncak misali eğlenenlerin düzeni vardır. Diğer yanında ise evladının kefenine sarılan anaların, yurdundan sürülen masumların, açlığa sığınan, bomba sesleriyle güne uyanan zavallı çocukların yüreklerimizi dağlayan çığlıkları vardır.</p>

<hr />
<h2><strong>"NETANYAHU'NUN SİYASİ SERENCAMI AYAN BEYAN ORTADADIR"</strong></h2>

<p>1948'den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özlemi ötelenmiş, 1967'den bu yana işgal derinleşmiş, Kudüs'ün statüsü üzerinde pek çok tefrika denenmiş, yerleşim politikalarıyla Filistin toprağı adım adım daraltılmıştır. Gazze ise yıllardır abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınanmıştır. 7 Ekim sonrası İsrail yönetiminin izlediği yol, savaş hukukunun meşruiyet hudutlarını çoktan aşmış, vicdan sahibi milletlerin sabır taşlarını çatır çatır çatlatmıştır. İsrail, günahsız sivilleri defalarca hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş, kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail, ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatının karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs çerçevesinde taşkın hevesleri okşayan bir istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Netanyahu'nun siyasi serencamı ayan beyan ortadadır. Başrolünde olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşamaktadır. Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir. Yolunun ahıyla abat olunamayacağını hâlâ idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken, uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz.</p>

<hr />
<h2><strong>"BM SORGUYA ÇEKİLMELİ"</strong></h2>

<p>Değerli milletvekilleri, dünyanın içinde bulunduğu bu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan biri Birleşmiş Milletlerdir. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı'nın enkazı üzerinde "Bir daha asla" sözüyle kurulan, Güvenlik Konseyine uluslararası barış ve güvenliği koruma mesuliyeti verilen devletler üstü bir temsilcilik makamıdır. Fakat bugün görüyoruz ki Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler üç maymunu oynamaktadır. Veto sopasıyla adaletin yolu okyanus ötesinden kesilmektedir. Güvenlik Konseyinde beşeriyetin adalete duyduğu susuzluk, tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine çarparak yaralanmaktadır. Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebi, insani yardım yollarının açılması çağrısı ve sivillerin can emniyetini sağlama mecburiyeti, 14 üyenin desteğine rağmen bir kez daha Washington'un veto duvarına toslamıştır. Demek ki mesele karar alınamaması değildir. Mesele, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu muhafızların bizzat zulme zaman kazandırmasıdır.</p>

<hr />
<h2><strong>"BM’NİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ BÜTÜN ÇIPLAKLIĞIYLA ORTAYA ÇIKTI"</strong></h2>

<p>Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgalarına bırakılmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesinin kendi kolluk gücü yoktur. Netanyahu'yu kapısından çevirecek, yakalama kararını işletecek, sanığı mahkeme huzuruna çıkaracak olanlar yine devletlerdir. İşte küresel düzenin çelişkisi de, sözde barış yemini etmiş Birleşmiş Milletlerin ikiyüzlülüğü de burada bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafında bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ÇOCUKLAR AÇLIKTAN ÖLÜRKEN YAZILAN RAPORLAR KİMİ DOYURUYOR?"</strong></h2>

<p>Buradan sormak mecburiyetindeyiz. Güvenlik Konseyinde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Burada karşımızda yalnızca İsrail'in açtığı katliam ve kıyım düzeni değil, bu düzeni elleriyle besleyen, arkasını köşe bucak kollayan ve savaş hukukunu ayaklar altına alan her eylemde cesaretlendiren o küresel düzenin ahlaki iflası vardır. Birleşmiş Milletler de işte bu iflas tablosunun tam ortasında durmaktadır. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde barışı korumak, savaşları önlemek, insanlığı yeni felaketlerden muhafaza etmek iddiasıyla kurulan bu yapı, bugün Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getirememektedir. Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır? Sivillerin üzerine bomba yağarken, oturulan koltuklardan, ışıltılı ekranlardan endişe beyan etmek kimlerin ikbaline siper olmaktadır? İsrail'in menfaatleri uğrunda hizaya giren, esas duruşa geçen kurşun askerlerinin akıbeti hezimet ve hüsran olacaktır. Gazze'de ve Beyrut'ta işlenen insanlık suçları ne diplomatik kulislerde örtülecek ne de zamanın tozlu raflarına kaldırılacak bir dosyadır. Bu defter, mahkeme-i kübraya dek açık kalacaktır.</p>

<p>Değerli dava arkadaşlarım, bugün uluslararası sistemin çatlaklarından yeni bir ses yükselmektedir. Almanya'nın Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinde beklediği desteği bulamaması, Kırgızistan'ın ilk kez bu masaya oturması, küresel dengelerdeki büyük değişimlerin ayak sesleridir. Bu gelişme, Batı'nın üstü örtülemez çifte standardına, Gazze karşısındaki akla ziyan suskunluğuna ve Türk dünyasının yükselen görünürlüğüne tercüman olan, eski dünyanın ezberlerini bozan güçlü bir işaret fişeğidir. Güney Asya'dan Orta Afrika'ya, Doğu Türkistan'dan Anadolu'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Türkistan bozkırlarına kadar uzanan geniş hatta adalet, emniyet, hürriyet ve hakkaniyet talebi yükselmektedir. Bu geniş coğrafyada kimi yerde soydaşlarımız kimliklerini, dillerini ve kültürlerini muhafaza etmenin mücadelesini vermekte, kimi yerde Müslüman kardeşlerimiz savaşın, yoksulluğun, işgalin ve sömürünün ağır yükünü taşımakta, kimi yerde mazlum halklar kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmanın hasretiyle beklemektedir. Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat, soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve hassasiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir.</p>

<p>Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin ve Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatının kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan ve yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu'daki acıya lal kesilen şarkının garabeti gözlerimizin önündeyken, ateşkes çağrılarını ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze'de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım koridorları hâlâ güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail'in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kâğıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının, toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ABD-İRAN MUTABAKATI SEVİNDİRİCİ"</strong></h2>

<p>Değerli dava arkadaşlarım, böylesine karanlık ve karmaşık bir tablonun ortasında, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh ve sükûnun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir.</p>

<p>Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldu bittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır. Hürmüz Boğazı herhangi bir su yolu değildir. Hürmüz, enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu haftaki gerilim yalnızca Körfez'i değil, Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülans içine sürüklemiştir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki mutabakatın kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması ve nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir.</p>

<p>Önemle belirtmek isterim ki, Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki, İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza bu hassas süreci ülkemize yakışan bir hassasiyet ve sorumlulukla yönettikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu tablo, İslam coğrafyasının çözüm masalarının kurucu iradesi olabileceğini göstermesi bakımından oldukça kıymetlidir. Barış kapısı aralanmışsa, o kapı güneşli bir sabaha açılana dek sonuna kadar zorlanacaktır. Bu kapının eşiğinde taş olup barış arzularının önünde duranlar, milletlerin huzur yürüyüşüne diken olup batanlar iyi bilmelidir ki, kalıcı barış sağlandığında Orta Doğu'yu ateş çemberine çevirdikleri günlerin hesabından kaçamayacaklardır. İsrail içinden yükselen "Bu anlaşma bizi bağlamaz." feryatları, kan ve krizle beslenen siyasi vampirlerin hâlâ sahnede olduğunu göstermektedir.</p>

<hr />
<h2><strong>"TAVRIMIZ AÇIK, MEVKİİMİZ AYAN BEYAN ORTADADIR"</strong></h2>

<p>Netanyahu yönetimi, Orta Doğu'da sükûnet ihtimalini kendi siyasi gelecekleri için tehdit görmektedir. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan, barışın önünde aşılmaz duvarlar örmeye kalkan bu çıban başı, döktüğü her damla kanın, yıktığı her hanenin hesabını er ya da geç, ama mutlaka ve mutlaka tarihin ve milletlerin huzurunda teker teker verecektir. Tavrımız açık, mevkiimiz ayan beyan ortadadır. Cümle âlem bilsin ve duysun ki, Türk milleti barış düşmanlarının karşısında, mazlumların, masumların ve mağdurların ise ebediyen yanındadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak temennimiz odur ki, kanla beslenen Siyonist şer odaklarına inat, bu kadim coğrafyanın her bir köşesinde huzura, sükûnete ve adalete dayalı bir barış, Türk-İslam mührüyle ebediyen temin ve tesis edilecektir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ZENGEZUR HATTI TURAN KORİDORUDUR"</strong></h2>

<p>Güney Kafkasya'daki gelişmeleri de bu geniş tablodan ayrı okuyamayız. Ermenistan'da yaşanan siyasi hareketlilik, Karabağ savaşlarından sonra oluşan yeni gerçekleri, Rusya-Batı rekabetini, Türkiye-Azerbaycan hattını, Orta Koridor'u, Zengezur bağlantısını ve bölgesel barış ihtimalini doğrudan ilgilendirmektedir. Hatırlayalım. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Karabağ'da başlayan işgal süreci, 30 yıla yakın bir dönem boyunca Güney Kafkasya'yı kilitlemiştir. Azerbaycan toprakları işgal altında kalmış, yüz binlerce insan yurdundan koparılmış, bölgenin ulaşım ve ticaret damarları tıkanmış, harı bülbül çiçekleri hasretle Türk'ün zafer sabahını beklemiştir. Türk dünyasının kanayan yarası olan Karabağ, soydaşlarımızın sabırla büyüttüğü bir istiklal duası olarak dillerde yer etmişti. Hocalı'nın dinmeyen acısı, Şuşa'nın, Ağdere'nin ve Laçın'ın yakılıp yıkılmış toprakları, Türk milletinin yüreğine kazınmış birer hicran yarası olmuştu. Fakat hamdolsun, 2020 sonbaharında hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk'ün demir yumruğuyla doğrultulmuştur. Allah'a şükürler olsun ki Karabağ'ın esaret zincirlerinin kırıldığı günlere eriştik. Allah'a şükürler olsun ki Şuşa'nın dağlarında ay yıldızlı bayrağın yeniden yükseldiği sabahlara şahitlik ettik. Allah'a şükürler olsun ki harı bülbül, şehitlerimizin kanıyla sulanan Karabağ topraklarında artık mahzun bir bekleyişin değil, zaferin nişanesi olarak yeniden açmıştır. Bu noktada Türk dünyasının batıyla doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir. Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinde Türkistan'a ulaştıracak tarihî bir geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, iki devlet tek millet şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru, Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihî ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek, Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın ve daha kudretli hâle gelecektir.</p>

<hr />
<h2><strong>"ANKARA'DAN TÜRKİSTAN'A UZANAN…"</strong></h2>

<p>Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, Kuzey Hattı'nın savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, Güney Deniz Yolları'nın Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye'nin ve bölgemizin ihracat güzergâhlarını şekillendirecek, ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır. Böylesine çetin bir dönemde, bölge devletlerinin ekonomik kıskanç içinde sıkıştığı şartlarda Turan Koridoru'nun açılması, Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Kars'tan Iğdır'a, Nahçıvan'dan Bakü'ye dek Türk yurtlarına ekonomik canlılık kazandıracak, yeni yüzyılın ana ulaşım ve ticaret güzergâhlarından birini teşkil edecektir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceli-bmnin-ikiyuzlulugu-butun-ciplakligiyla-ortaya-cikti-bm-sorguya-cekilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/bahceli-kurt-sorunu-yktur.webp" type="image/jpeg" length="72894"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hicri Yılbaşımız mübarek olsun]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hicri-yilbasimiz-mubarek-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hicri-yilbasimiz-mubarek-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hicrî 1448’in tüm İslâm âlemine diriliş ve izzet getirmesini niyaz ediyoruz. Bu yeni yılın, Gazze başta olmak üzere bütün mazlum beldelerin kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>16 Haziran Salı günü İslâm âlemi Hicrî 1448 yılına girdi. Hazreti Peygamber Efendimiz’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlayan bu takvim, yeni bir yılı daha geride bıraktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yılın ilk ayı olan Muharrem, haram aylardan biri olarak Kur’an’da zikredilmiş; zulümden uzak durulması, barışa riayet edilmesi emredilmiştir. Aynı zamanda pek çok peygambere ilâhî ikramların verildiği mübarek bir aydır.</p>

<p>Aşure günüyle bereketin ve tevbenin simgesi olan bu ayı oruç ve ibadetle değerlendirmek, ümmet için büyük bir fırsattır.</p>

<p>Yeni hicrî yılın ümmet-i Muhammed’e izzet, ferahlık ve zafer; kâfirlere karşı ise kudret ve diriliş getirmesini niyaz ediyoruz. Âmin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hicri-yilbasimiz-mubarek-olsun</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/07/ayasofya-camii.webp" type="image/jpeg" length="88533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere 16 yaş altına sosyal medyayı yasaklıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiltere-16-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiltere-16-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere, 16 yaş altına TikTok ve Instagram gibi sosyal medyayı yasaklıyor. Avustralya, Kanada ve Brezilya gibi ülkeler de benzer adımlar atarken, çocukların sosyal zekasını ve odaklanmasını bitiren bu tehlikeye karşı Türkiye yavaş kalmamalı, gerekli önlemleri bir an önce devreye sokmalıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere hükümeti, çocukları zararlı içeriklerden ve aşırı ekran süresinden korumak amacıyla adım atıyor. Başbakan Keir Starmer, 16 yaşından küçüklerin TikTok, Instagram, Snapchat ve X gibi popüler sosyal medya platformlarını kullanmasının yasaklanacağını açıkladı. Mesajlaşma uygulamaları ve YouTube Kids ise bu yasağın dışında tutulacak.</p>

<p>Önlemlere uymayan teknoloji şirketlerine milyonlarca dolarlık cezalar kesilecek.</p>

<p><strong>Dünyada sosyal medya yasakları yayılıyor</strong></p>

<p>İngiltere, 16 yaş sınırını getirirken bu yasağı dünyada ilk uygulayan ülke olan Avustralya'nın modelini örnek alıyor. Avustralya'nın yanı sıra Kanada, Brezilya ve Endonezya da çocukların sosyal medyaya erişimine kısıtlamalar ve yaş şartları getiren yasaları devreye soktu. Benzer şekilde Fransa, İspanya, Danimarka, Tayland ve Güney Kore de reşit olmayanlar için benzer yasal düzenlemeler üzerinde çalışan ülkeler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Editör Yorumu: Türkiye bu konuda yavaş kalmamalı</strong></p>

<p>Dünyadan gelen bu kararlar, artık sosyal medya kısıtlamalarının bir lüks değil, kaçınılmaz bir mecburiyet olduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>

<p>Dijital dünyanın sunduğu kontrolsüz içerikler ve bitmek bilmeyen ekran süreleri, çocukların sosyal zekasını, odaklanma yeteneğini ve zihinsel adaptasyonunu ciddi şekilde baltalıyor. Akranlarıyla bağ kurmak yerine algoritmalara hapsolan bir nesil, gerçek hayattaki insani hasletlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.</p>

<p>Gelişmiş ülkeler bu tehlikeyi görerek milyon dolarlık dev teknoloji şirketlerine karşı sert yasalarla savaş açarken, Türkiye’nin bu konuda ağır kanlı davranıyor. Geleceğimizi korumak adına, sadece durum tespiti ya da tavsiye kararlarıyla yetinilmeyip, çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sağlayacak radikal ve kesin adımların bir an önce atılması gerekiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiltere-16-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingilterede-sosyal-medya-yasagi.webp" type="image/jpeg" length="84438"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz... İbrahim Tatlı anlatıyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingiliz-ibrahim-tatli-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingiliz-ibrahim-tatli-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingiliz-ibrahim-tatli-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 01:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="29931"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="81934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[M. Yazıcıoğlu soruşturmasında yeni gelişme]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/m-yazicioglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/m-yazicioglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin ölümüyle sonuçlanan helikopter kazasına dair yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya üzerindeki yetkisini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devrederek evrakları başkente gönderdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yıllar boyunca toplanan tüm delil ve belgeler, bundan sonra Ankara'da kurulacak adli mekanizma tarafından yeniden ele alınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>20 bez torba dolusu arşiv </strong></h2>

<p>Hazırlanan resmi teslim-tesellüm tutanağı doğrultusunda, soruşturmanın bütün dökümanları <strong>20 ayrı bez torba</strong> içerisinde Ankara’ya sevk edildi. Toplam <strong>190 klasör ve 1 adet karton kutudan</strong> meydana gelen devasa arşiv, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı personeli tarafından muhafaza altına alındı.</p>

<p>Dosyanın içeriğinde şu unsurlar yer alıyor:</p>

<p>- Bugüne kadar yapılan tüm şikayetler ve ihbar dilekçeleri,</p>

<p>- Tanık ve şüphelilere ait ifadeler ile sorgu adli tutanakları,</p>

<p>- Otopsi bulguları ve adli tıp kurum raporları,</p>

<p>- Bilirkişi incelemeleri ve olay yeri keşif tutanakları,</p>

<p>- HTS kayıtları ve telefon görüşme dökümleri,</p>

<p>- Banka hesap hareketleri, radar görüntüleri ve kamu kurumlarıyla gerçekleştirilen resmi yazışmalar.</p>

<p>Ankara’ya gönderilen klasörlerin içeriği, kazanın ve sonrasındaki sürecin aydınlatılması adına büyük öneme sahip belgeleri barındırıyor. Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından hazırlanan detaylı raporlar ve ekleri, TBMM Araştırma Komisyonu raporu, askeri radar kayıtları, sivil havacılık radar görüntüleri ile Jandarma Arama Kurtarma (JAK) faaliyetlerine dair operasyon belgeleri bu arşivin parçası durumunda. Aynı zamanda Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma evrakları ve geçmiş yıllarda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara yönelik yapılan itirazların dilekçeleri de dosya bünyesinde bulunuyor.</p>

<h2><strong>17 yıllık birikim tek merkezde toplandı</strong></h2>

<p>Olayın gerçekleştiği tarihten itibaren 17 yılı aşkın bir süredir farklı yönleriyle, teknik detaylarıyla araştırılan Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yapacağı değerlendirmelerle yeni bir yön kazanacak. Soruşturmanın bundan sonraki hukuki aşamaları tamamen başkent adliyesi tarafından sevk ve idare edilecek.</p>

<p>Adli kaynaklar, bu büyük dosyanın fiziki evraklarla birlikte yıllar boyunca en ince ayrıntısına kadar hazırlanan teknik analizleri, laboratuvar incelemelerini ve uzman raporlarını içeren bütüncül bir kurumsal hafıza niteliği taşıdığını belirtiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/m-yazicioglu-sorusturmasinda-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 22:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/myazici.webp" type="image/jpeg" length="92722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan 'mutabakat'a ilişkin ilk açıklama]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irandan-mutabakata-iliskin-ilk-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irandan-mutabakata-iliskin-ilk-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile savaşın sonlandırılmasına ilişkin varılan mutabakat hakkında, 'Mutabakatın tüm hükümleri doğru şekilde uygulanırsa, ülke için gurur verici bir belge olarak değerlendirilebilir.' açıklamasında bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pezeşkiyan, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, ABD ve İran arasında sağlanan mutabakata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Mutabakata ilişkin yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyelerinin büyük çoğunluğunun mutabakat zaptına destek verdiğini belirten Pezeşkiyan, 'Mutabakatın tüm hükümleri doğru şekilde uygulanırsa, ülke için gurur verici bir belge olarak değerlendirilebilir.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pezeşkiyan, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başta olmak üzere, mutabakatta emeği geçen tüm yetkililere teşekkür etti.</p>

<p>Mutabakatta varılan hususların savaşın durdurulması ve müzakere başlanılması noktasında önemli bir adım olduğunu dile getiren Pezeşkiyan, nihai anlaşmanın henüz şekillenmediğini kaydetti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irandan-mutabakata-iliskin-ilk-aciklama</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/iranpez.webp" type="image/jpeg" length="19611"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'de kabine ve muhalefet birbirine girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilde-kabine-ve-muhalefet-birbirine-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilde-kabine-ve-muhalefet-birbirine-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece yarısı duyurulan ABD-İran mutabakatı, İsrail siyasetinde büyük bir infiale ve sert tartışmalara sebep oldu. Amerikan yönetiminin Tahran ile vardığı anlaşma, Tel Aviv’deki karar alıcıları tamamen devre dışı bırakırken, Netanyahu hükümetine yönelik eleştirilerin fitilini ateşledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muhalefet kanadı, mevcut durumu "stratejik bir yıkım" olarak tanımlayarak başbakanın acizliğini sert sözlerle eleştirdi.</p>

<h2><strong>"Netanyahu İsrail için varoluşsal bir tehdit"</strong></h2>

<p>Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail halkının güne büyük bir şokla uyandığını belirtti. ABD ile İran arasındaki bu mutabakatın İsrail’i tamamen yalnızlaştırdığına dikkat çeken Golan, Netanyahu’nun güçsüz, iradesiz ve izole bir konumda kaldığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Golan, Trump’ın bu adımla İran yönetimine adeta bir can simidi sunduğunu iddia etti. Süreci uzun yıllara yayılan bir başarısızlığın zirvesi olarak gören Golan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Netanyahu; Hamas, İran ve Hizbullah’ın çıkarlarına hizmet etmektedir. Onun varlığı İsrail’e sadece zarar vermektedir. Dolayısıyla başbakanlık koltuğundaki bu değişimi, siyasi bir tercihten öte, varoluşsal bir güvenlik mecburiyeti olarak görmek gerekir."</p>

<h2><strong>İttifakların kopuşu ve güven bunalımı</strong></h2>

<p>Yashar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot da mutabakatın İsrail’in milli çıkarlarına tamamen aykırı düştüğünü belirtti. Netanyahu’nun hem kendi halkı nezdinde hem de uluslararası müttefikleri gözünde tüm inandırıcılığını yitirdiğini savunan Eisenkot, hükümetin bu tarihi gelişmeyi ancak yabancı liderlerin beyanatları üzerinden öğrendiğini, halkla doğrudan iletişim kurmaktan uzak durduğunu ifade etti.</p>

<p>Mavi-Beyaz Partisi lideri Benny Gantz ise konunun askeri boyutuna dikkat çekti. Gantz, İsrail ordusunun Lübnan’daki işgal faaliyetlerinin devamını ve geri çekilme baskılarına direnmeyi savundu. Bu mutabakatın, İsrail’i gelecek yıllarda çok ağır siyasi, askeri ve hukuki mücadelelerle karşı karşıya bırakacak bir başarısızlık olduğunu ekledi.</p>

<h2><strong>Kabine içi isyan: "Vaşington’un vesayetine karşı direneceğiz"</strong></h2>

<p>Anlaşmanın etkisisadece muhalefetle sınırlı kaldı; hükümet ortakları da Trump yönetimine adeta bayrak açtı. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Vaşington ile Tahran arasındaki bu ortaklığı İsrail için büyük bir yıkım olarak nitelendirdi.</p>

<p>Savunma Bakanı Yisrael Katz, bu mutabakata rağmen İsrail ordusunun Güney Lübnan, Suriye ve Gazze’deki işgal topraklarında ucu açık bir süre boyunca kalmaya devam edeceğini ilan etti.</p>

<p>Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Trump’ın hamlesine en sert tepkiyi gösteren isim oldu. Ben-Gvir, mutabakatın kendileri açısından hükümsüz olduğunu belirterek, İsrail’in bağımsız bir güç olduğunu ve Vaşingtoun’un vesayetine karşı direneceklerini dile getirdi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilde-kabine-ve-muhalefet-birbirine-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/israilmeclis-2.webp" type="image/jpeg" length="30114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["ABD-İran mutabakatı bölgeye rahat bir nefes aldırdı"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-iran-mutabakati-bolgeye-rahat-bir-nefes-aldirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-iran-mutabakati-bolgeye-rahat-bir-nefes-aldirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ve İran arasında yapılan mutabakat sayesinde bölgenin rahat bir nefes aldığını belirterek yaşanan gelişmeden büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde toplandı. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Erdoğan, iç ve dış politikadaki son gelişmelere dair ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Gündemin en önemli başlıklarından birini, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında elektronik imzaların atılmasıyla resmiyet kazanan mutabakat oluşturdu.</p>

<h2><strong>"İsrail barış sürecini baltalamak istiyor"</strong></h2>

<p>Varılan anlaşmanın bölgede kalıcı barışın ve istikrarın tesisi adına büyük bir kapı açmasını temenni eden Erdoğan, olası provokasyonlara karşı da açık bir uyarıda bulundu. İsrail yönetiminin barış arayışlarını sabote etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, bu süreçte sabotaj ihtimallerine karşı azami dikkat gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Binlerce sivilin ve masum çocuğun hayatını kaybetmesine sebep olan bu çatışma döneminin artık tamamen geride kaldığına inandıklarını söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin ilk günden itibaren sağduyulu ve diplomatik bir duruş sergilediğini aktardı.</p>

<h2><strong>Bölgesel çatışma senaryoları etkisiz kılındı</strong></h2>

<p>Kriz süresince Türkiye'nin hak ve hukukunun kararlı bir şekilde savunulduğunu ifade eden Erdoğan, küresel dalgalanmaların yaşandığı bu dönemde Türk vatandaşlarının güvenliğinin tam anlamıyla korunduğunu vurguladı. Bölge halklarını karşı karşıya getirmeyi amaçlayan fitne girişimlerinin boşa çıkarıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı; Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında ayrılık tohumları ekme çabalarının etkisiz kılındığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"NATO'nun ikinci büyük ordusunu idare ediyoruz"</strong></h2>

<p>Konuşmasında Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi hazırlıklarına da değinen Erdoğan, Türkiye'nin ittifak içerisindeki güçlü konumuna dikkat çekti. Türkiye'nin küresel barış misyonlarına en çok katkı sağlayan ülkelerin başında geldiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"NATO'nun ikinci büyük ordusunu idare ediyoruz ve küresel barışa güçlü destek veriyoruz. Savunma yeteneklerimizi geliştirirken ittifakın caydırıcılığına da büyük katkılarda bulunuyoruz. Türkiye; kapsamlı askeri kabiliyetleri, stratejik coğrafi konumu ve tarihi derinliğiyle ittifak içerisinde başat rol oynamaya devam edecektir."</p>
</blockquote>

<p>Ankara Zirvesine yönelik uluslararası ilginin ve beklentilerin yüksek olduğunu belirten Erdoğan, zirve vesilesiyle Türkiye'ye gelecek olan devlet ve hükümet başkanlarını en iyi şekilde ağırlamak adına kapsamlı bir hazırlık yürütüldüğünü bildirdi. Siyasi rakiplerinin iç çekişmelerle vakit harcadığı bir dönemde, mevcut iradenin Türkiye'yi küresel bir aktör haline getirme mücadelesi verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, ülkenin çıkarlarını her platformda cesaretle savunmaya devam edeceklerini ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-iran-mutabakati-bolgeye-rahat-bir-nefes-aldirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 20:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/erdq.webp" type="image/jpeg" length="27065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmzalar atıldı: Hürmüz Boğazı, gemilere açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/imzalar-atildi-hurmuz-bogazi-gemilere-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/imzalar-atildi-hurmuz-bogazi-gemilere-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vaşington ve Tahran arasında gerçekleşen 107 günlük askeri hareketlilik, tarafların mutabakat zaptına imza koymasıyla yeni bir safhaya taşındı. Trump, ticarî petrol tankerlerinin stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçişe başladığını duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Diplomatik trafik ve atılan imzalar</strong></h2>

<p>Üst düzey Amerikalı kaynaklar, iki ülke arasındaki mutabakat metninin resmiyete döküldüğünü doğruladı. Verilen bilgilere göre metne, Trump ve Yardımcısı JD Vance imza attı. İran tarafını ise Meclis Başkanı ve Başmüzakereci Muhammed Bakır Galibaf temsil etti.</p>

<p>Cuma günü İsviçre’de geniş katılımlı bir imza töreninin icra edilmesi planlanıyor. Bu törene İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de iştirak etmesi bekleniyor. Mutabakat, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın tamamen kaldırılmasını içeriyor. Anlaşmanın tüm ayrıntıları önümüzdeki günlerde netleşecek.</p>

<h2><strong>ABD kanadından ilk açıklamalar ve İsrail’in konumu</strong></h2>

<p>Amerikan CNBC televizyonuna konuşan Başkan Yardımcısı JD Vance, anlaşma metnini hafta içinde kamuoyuyla paylaşmayı hedeflediklerini belirtti. Hürmüz Boğazı’nın uzun vadede serbest ticarete açık kalmasını beklediklerini ifade eden Vance, Tahran yönetiminin vereceği tavizlerin yakında netleşeceğini vurguladı. Sürecin bölgesel etkilerine de değinen Vance, İsrail yönetiminin bu mutabakattan hoşnut olduğunu ve yeni Ortadoğu dengelerinde aktif bir rol üstleneceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>Hürmüz boğazı</strong></h2>

<p>Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı, jeopolitik açıdan küresel ekonominin merkezinde yer alıyor. En dar noktası 33 kilometre olan bu su yolu, dünya petrol ticaretinin beşte birine ev sahipliği yapıyor.</p>

<p><strong>İhracatçı ülkeler: </strong> Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak gibi OPEC üyeleri, Asya pazarına yönelik ham petrol sevkiyatını bu hat üzerinden gerçekleştiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG):</strong> Katar, küresel LNG ticaretinin neredeyse tamamını bu boğaz vasıtasıyla yürütüyor.</p>

<p><strong>Güvenlik unsuru:</strong> ABD’nin Bahreyn’de konuşlu Beşinci Filosu, bölgedeki ticari güvenliği sağlamak üzere görev icra ediyor.</p>

<h2><strong>Tarihî Arka Plan</strong></h2>

<p>İran, geçmiş dönemlerde boğazı kapatma yönünde söylemler geliştirse de bu kritik hattı her zaman ulaşıma açık tuttu. 1973 yılındaki Arap-İsrail Savaşı'nda Batılı destekçilere uygulanan petrol ambargoları küresel piyasalarda büyük dalgalanmalara sebep oldu. 1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı döneminde "Tanker Savaşı" olarak bilinen karşılıklı engelleme girişimlerine sahne olan bölge, günümüzde de stratejik değerini koruyor. O dönem Batı dünyasına yönelen Körfez petrolü, şimdilerde ağırlıklı olarak Asya ülkelerine ihraç ediliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/imzalar-atildi-hurmuz-bogazi-gemilere-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/hurmuz-4.webp" type="image/jpeg" length="24783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya'da "Baby Boomer" alarmı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/almanyada-baby-boomer-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/almanyada-baby-boomer-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) araştırmasına göre Almanya'da 'Baby Boomer' kuşağının emeklilik çağına gelmesiyle birlikte, 2036 yılına kadar iş gücü piyasasında 4,3 milyon kişilik açık yaşanacağı tahmin ediliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alman Ekonomi Enstitüsü (IW), 'Baby Boomer Kuşağı Emeklilik Yaşına Geliyor' başlıklı araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma, gelecek yıllarda istihdama katılacak genç nüfusun, emekli olacak yaşlı nüfusu karşılamaktan uzak olduğunu ve ülkeyi ciddi bir iş gücü kriziyle karşı karşıya bırakacağını ortaya koydu.</p>

<p>IW'nin güncel nüfus öngörülerine göre, yüksek doğum oranına sahip olan Baby Boomer (1946-1964) kuşağının son temsilcilerinin de emeklilik yaşına ulaşacağı 2036 yılına kadar, çalışma çağındaki nüfus yaklaşık 4,3 milyon kişi azalacak. Bu durum, Alman iş gücü piyasasının daha önce tahmin edilenden çok daha sert darbe alacağını gösterdi. IW, sadece iki yıl önce yaptığı tahminde bu açığı 3 milyon olarak öngörmüştü.</p>

<p>Öngörülerin daha karamsar bir hal almasının temel sebebi ise ülke nüfusunun beklenenden çok daha erken küçülmeye başlaması gösterildi.</p>

<p>Almanya'da 1946-1964 yıllarında doğan ve 'Baby Boomer' olarak adlandırılan nüfus yaklaşık 20 milyon kişiyi buluyor. Bu nüfusun yaklaşık 5 milyonu 67 yaş sınırını aşmış durumda. Geri kalan kısmın ise 2036 yılına kadar kademeli olarak emekli olması bekleniyor. Buna karşılık, her yıl iş gücü piyasasına sadece 800 bin civarında genç çalışan dahil oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu dengesizlik, piyasanın her yıl net yarım milyon potansiyel çalışanı kaybetmesi anlamına geliyor. Sonuç olarak, 2036 yılına gelindiğinde çalışma çağındaki nüfus potansiyeli yüzde 7 azalarak yaklaşık 51 milyona gerileyecek.</p>

<h2><strong>Nüfus beklenenden hızlı küçülüyor</strong></h2>

<p>IW, 2024 yılındaki raporunda Almanya nüfusunun 2040 yılına kadar artarak 85 milyona ulaşacağını öngörmüştü. Ancak mevcut veriler nüfusun halihazırda küçülme trendine girdiğini gösteriyor. Ülke nüfusu, uzun yıllar sonra ilk kez 2025 yılında 100 bin kişilik bir düşüş kaydetti. 2040 yılına kadar ise toplam nüfusun 82 milyonun altına düşeceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Bu düşüşün arkasındaki ana sebep, ölüm oranlarının doğum oranlarını açık ara geride bırakması ve yıllık doğal nüfus açığının son dönemde 350 bine ulaşması olarak gösteriliyor. Geçmiş yıllarda bu açığı kapatan göç dalgası da son dönemde önemli ölçüde hız kesmiş durumda bulunuyor.</p>

<h2><strong>'Refah devletini sürdürmek zorlaşacak'</strong></h2>

<p>Gelişmeleri değerlendiren IW istihdam piyasası uzmanı Holger Schafer, Almanya'nın demografik bir değişimin eşiğinde olmadığını, aksine bu sürecin tam ortasında yer aldığını vurguladı.</p>

<p>Schafer, "Sadece birkaç yıl içinde Alman ekonomisi, mevcut refah düzeyini sürdürmek ve sosyal devlet yapısını korumak için ihtiyaç duyduğu iş gücünden yoksun kalacak." uyarısında bulundu.</p>

<p>Söz konusu krizin aşılması için iki temel çözüm mekanizmasına dikkati çeken Schafer, "Bu süreçte atılması gereken adımların ilki, mevcut nüfusun istihdamda daha uzun süre kalmasını teşvik etmek; ikincisi ise yurt dışından nitelikli iş gücü teminini kolaylaştıracak yasal ve bürokratik reformları hızla hayata geçirmektir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Baby Boomer Kuşağı Nedir?</strong></h2>

<p>"Baby Boomer" terimi, İkinci Dünya Savaşı'nın bitişini takip eden 1946 ile 1964 yılları arasında dünyaya gelen nesli ifade eder. Savaş sonrasındaki barış ortamı, ekonomik canlanma ve refah artışı, bu dönemde tüm dünyada, özellikle de Batı ülkelerinde doğum oranlarında çok büyük bir patlamaya sebep oldu. Türkçe karşılığı "Bebek Patlaması" olan bu kavram, kitlesel bir nüfus artış dönemini temsil eder. Günümüzde bu kuşağın en genç üyeleri bile emeklilik sınırına yaklaşmış durumdadır; bu kalabalık nüfusun iş hayatından çekilmesi ise küresel iş gücü piyasalarında ve sosyal güvenlik sistemlerinde derin yapısal değişimleri beraberinde getirmektedir.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/almanyada-baby-boomer-alarmi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/almanyababy.webp" type="image/jpeg" length="84950"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'ye ait diplomatik yazışmalar ve kişisel veriler internete sızdırıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyeye-ait-diplomatik-yazismalar-ve-kisisel-veriler-internete-sizdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyeye-ait-diplomatik-yazismalar-ve-kisisel-veriler-internete-sizdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye Dışişleri Bakanlığı'na ait diplomatik yazışmalar, maaş kayıtları ve vatandaş bilgilerini içeren yaklaşık 19 GB boyutunda veri internete sızdırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli belgelerin internete sızdırılması ülkede geniş yankı uyandırırken, olay devlet kurumlarının dijital güvenliği ve bilgi yönetimi uygulamalarını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Telegram üzerinde oluşturulan bir kanalda yayımlanan yaklaşık 19 GB büyüklüğündeki veri paketinin, diplomatik yazışmalar, resmi belgeler, maaş kayıtları, mali evraklar ve Suriyeli vatandaşlar ile gurbetçilere ait kişisel bilgileri içerdiği belirtildi.</p>

<p>Sızdırılan belgelerin büyük bölümünün, Aralık 2024'te eski rejimin devrilmesinin ardından geçen döneme ait olduğu ifade edildi.</p>

<p>Yerel basında yer alan incelemelere göre belgeler arasında Suriye'nin yurt dışındaki büyükelçilikleri ve diplomatik misyonlarıyla yapılan yazışmalar, diplomatik telgraflar, vize ve göçmenlik evrakları, gayrimenkul kayıtları, maaş bordroları ve çeşitli mali harcamalara ilişkin kayıtlar bulunuyor.</p>

<h2><strong>Dışişleri Bakanlığı soruşturma başlattı</strong></h2>

<p>Suriye Dışişleri Bakanlığı, sızdırılan belgelerle ilgili inceleme başlatıldığını doğruladı.</p>

<p>Suriye resmi haber ajansı SANA'nın aktardığı açıklamada bakanlık, ilgili teknik birimler ve güvenlik kurumlarıyla koordinasyon içinde kapsamlı bir soruşturma yürütüldüğünü duyurdu.</p>

<p>Açıklamada, sızıntının kaynağının, yöntemin ve kapsamının belirlenmesinin ardından gerekli hukuki ve adli işlemlerin uygulanacağı belirtildi.</p>

<p>Bakanlık ayrıca konsolosluk ve diplomatik hizmetlerin normal şekilde sürdüğünü vurgulayarak bilgi güvenliğinin korunması için gerekli tüm önlemlerin alınacağını kaydetti.</p>

<p>Yetkililer, kamuoyunu yalnızca resmi kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmeye çağırırken, dolaşıma sokulan bazı belgelerin dijital olarak değiştirilmiş veya manipüle edilmiş olabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Siber saldırı değil, iç sızıntı"</strong></h2>

<p>Bakanlığa yakın bir kaynak ise yerel medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada olayın bir siber saldırı sonucu gerçekleşmediğini öne sürdü.</p>

<p>Kaynağa göre veri sızıntısı, bakanlığın idari birimlerinde görev yapan bir çalışan tarafından gerçekleştirildi ve sistemlere yönelik dışarıdan bir sızma yaşanmadı.</p>

<p>Bu iddia doğrulanırsa olay, dış kaynaklı bir siber saldırıdan çok kurum içi güvenlik zafiyeti olarak değerlendirilecek.</p>

<p>Veri yönetimi ve dijital güvenlik uzmanı Muhammed Tevfik Nahlavi, olayın kurumlarda veri yönetimi kültürünün eksikliğini ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Nahlavi, günümüzde verinin para veya silah kadar önemli bir egemenlik unsuru haline geldiğini belirterek, özellikle diplomatik yazışmalar ve kişisel bilgilerin sızdırılmasının uzun vadeli siyasi ve psikolojik sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzman, mevcut bulguların veri sızıntısının cihazlara fiziksel erişim yoluyla gerçekleşmiş olabileceğine işaret ettiğini ve bunun da yetki kontrol mekanizmalarındaki eksiklikleri ortaya koyduğunu kaydetti.</p>

<p>Nahlavi'ye göre bilgi güvenliği yalnızca bilişim departmanlarının değil, tüm kurumsal yapıların ortak sorumluluğu olarak ele alınmalı.</p>

<h2><strong>"Düşük maliyetli önlemlerle koruma mümkün"</strong></h2>

<p>Uzman, bilgi güvenliğinin sağlanması için yüksek bütçelerden çok kurumsal disiplin gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Nahlavi, belgelerin oluşturulduğu andan itibaren güvenlik sınıflandırmasına tabi tutulması ve hassas verilerin şifrelenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca harici depolama cihazlarının kullanımının sınırlandırılması, sunucuların korunması, veri erişim yetkilerinin kademelendirilmesi ve tüm erişim hareketlerinin kayıt altına alınmasının benzer olayların önüne geçebileceğini ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyeye-ait-diplomatik-yazismalar-ve-kisisel-veriler-internete-sizdirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/suriye-disisleri-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="48573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya'nın ''gölge filo''suna Avrupa kıskacı: 54 kuruluşa yaptırım]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusyanin-golge-filosuna-avrupa-kiskaci-54-kurulusa-yaptirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusyanin-golge-filosuna-avrupa-kiskaci-54-kurulusa-yaptirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği'nin (AB), Rusya'nın Ukrayna'daki savaş nedeniyle kendisine uygulanan petrol ambargosunu kırmak için kullandığı 'gölge filo'nun işletmesinden sorumlu 54 kuruluş için yaptırım kararı aldığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Lüksemburg'da yapılan Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrası basın mensuplarına gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında, Rusya'nın gece saatlerinde Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği saldırılarda UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki yapıların zarar gördüğünü aktaran Barrot, bu saldırılara tepki göstererek, "(Rusya Devlet Başkanı) Vladimir Putin sömürgeci savaşında ısrar ediyor ve barışın önünde bir engel teşkil ediyor." dedi.</p>

<p>Barrot, AB'nin Ukrayna'ya desteğinin devam ettiğini ve bu ülkenin Birliğe katılım müzakerelerinin bugün başlayacağını duyurdu.</p>

<p>Ayrıca Rusya üzerinde baskı uygulamayı da sürdürdüklerini vurgulayan Barrot, Rus "gölge filo"sunun işletmesinden sorumlu 54 kuruluşa yaptırım uygulayacaklarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Barrot, 2024'te Rusya'da cezaevinde öldüğü duyurulan Rus muhalif Aleksey Navalnıy'ın ölümünden sorumlulara ve Rus propagandası yapan kişi ve kuruluşlara da yaptırım uygulayacaklarını bildirdi.</p>

<h2><strong>"ABD-İRAN MUTABAKATINDAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ"</strong></h2>

<p>ABD-İran arasında varılan mutabakata da değinen Barrot, bu mutabakattan memnuniyet duyduklarını dile getirdi.</p>

<p>Barrot, ABD ile İran arasındaki mutabakatın İran'ın nükleer ve füze programını ve milis güçlere desteğini kapsayacak ve bölgesel güvenlik ve istikrarın yeniden inşasına izin verecek şekilde Fransa'nın ev sahipliğinde yapılan G7 Liderler Zirvesi'nde görüşüleceğini aktardı.</p>

<p>Öte yandan tüm bu gelişmelerin Gazze'de ve Batı Şeria'daki felaketi unutturmaması gerektiğini vurgulayan Barrot, 12 Haziran'da Paris'te Filistinli ve İsrailli sivil toplum kuruluşlarının bir araya geldiğini ve iki devletli çözüm çağrılarını yinelediklerini hatırlattı.</p>

<p>Barrot, "Avrupa, Batı Şeria'da şiddet patlamasını ve sömürgeleştirmenin dizginlenemez şekilde devam etmesini kabul edemez." diye konuştu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusyanin-golge-filosuna-avrupa-kiskaci-54-kurulusa-yaptirim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/rusya-yaptirim.webp" type="image/jpeg" length="52002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[135 haftadır Gazze için yürüyorlar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/135-haftadir-gazze-icin-yuruyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/135-haftadir-gazze-icin-yuruyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum’da hekimler, sağlık çalışanları ve tıp fakültesi öğrencileri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla düzenledikleri sessiz yürüyüşlerini 135’inci haftada da sürdürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lala Mustafa Paşa Camisi önünde bir araya gelen grup, Türk ve Filistin bayrakları ile pankartlar eşliğinde Yakutiye Medresesi’ne kadar yürüdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ORTAK VİCDAN MESELESİ</strong></h2>

<p>Yürüyüşün ardından grup adına açıklama yapan eczacılık fakültesi öğrencisi Ahmet Talha Yer, siyasi kaygılarla değil, insanlığın ortak vicdanını temsil etmek amacıyla bir araya geldiklerini söyledi. Yer, Gazze’de yaşanan acıların kendileri için de ortak bir vicdan meselesi olduğunu vurgulayarak, destek ve dayanışma çağrısını sürdüreceklerini dile getirdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/135-haftadir-gazze-icin-yuruyorlar</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/135-gazzze.webp" type="image/jpeg" length="96101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsanlığın ontolojik yok oluş felâketi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/insanligin-ontolojik-yok-olus-felaketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/insanligin-ontolojik-yok-olus-felaketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan ve sadece bütün dünya tarafından seyredilen televizyonlarda adeta canlı yayınlanan ürpertici soykırım ile 500 bin çocuğun çalınması, katledilmesi, kanlarının emilmesi, sonra da yenilmesi, bunun da, Batı uygarlığını kuran Noam Chomsky, Stephen Hawking, Richard Dawkins, Joe Biden, Bill Clinton, Obama gibi büyük düşünürler, bilim adamları, sanatçılar ve siyasetçiler tarafından gerçekleştirilmesi Batı uygarlığını bir çıkmaz sokağın eşiğine getirip kilitledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>O da şu: Batılıların insanlığa verebileceği bir şey yok: İnsana, hayata, hakikate dair dikkate değer söyleyebileceği bir şey yok.</p>

<p>Bunu iliklerine kadar hisseden belki de ilk kişi Nietzsche’ydi. Aynen şöyle diyor’du büyük çilekeş düşünür: Batı uygarlığı olarak “insanlığa söyleyebileceğimiz tek yeni şey, yeni bir şey söyleyemeyeceğimiz gerçeğidir.”</p>

<p>Neden böyle bir cümle kuruyordu büyük düşünür?</p>

<p>Nietzsche, gelen ontolojik yok oluş felâketini görüyordu çünkü.</p>

<p>Ontolojik yok oluş felâketi dediğim şey ne peki?</p>

<h2><strong>ONTOLOJİK YOK OLUŞ FELÂKETİ</strong></h2>

<p>Öncelikli olarak, sâbitelerin yitirilmesi, değişkenlerin sâbite katına yükseltilmesi. Bu, insanın hakikati, dolayısıyla kendini keşfetme konusunda sürgit bir Sisifos Efsanesi yaşamasına yol açıyor insanın. En iyi şekilde Camus’nün anlattığı ve üstelik de iliklerine kadar yaşayarak anlattığı üzere, kayayı en tepeye taşımaya çalışıyor modern yalnız insan ama her seferinde paldır küldür aşağıya yuvarlanıyor kaya.</p>

<p>Hakikat’in, iki cephesi var. İster ilâhî (=tenzîlî / “soyut” / örtük) hakikat olsun, ister beşerî (tekvînî / teşbîhî / “somut” / açık) hakikat olsun, fark etmez bu.</p>

<p>Hakikatin bir sâbit / görünmeyen yönü vardır. Bir de değişken / görünen yönü.</p>

<p>Tanrı fikrini yitiren toplumlar, hakikati bütün veçheleriyle, bütün cepheleriyle idrak etme imkânlarını da melekelerini de yitirirler.</p>

<p>Hakikatin dış cephesini, hakikatin kendisi olarak konumlandırırlar. Konum fikirleri olmadığı için. Konumlarını, yerlerini yitirdikleri için.</p>

<p>Nereye, nasıl konuşlandıklarını da bilemezler. Mevziniz, mevzunuzu belirler. Konuşlandığınız yer, konuşmanızın dilini, yerini ve yönünü tayin eder.</p>

<p>‘Değişken’e, dış cepheye konuşlanırsanız, hakikatin sadece görünen yüzünü, üstelik de size görünen yüzünü görebilirsiniz. Hakikatin iç yüzünü göremezsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sâbitelere konuşlanırsanız, hakikatin iç cephesini her şeyiyle idrak edersiniz, yaşarsınız, solursunuz iliklerinize kadar. O yüzden ne konuşacağınızı da; neyi, nasıl konuşacağınızı da iyi bilirsiniz.</p>

<h2><strong>KANT’IN</strong> <strong>AVRUPA’YI KURAN, HAKİKATİ YOK EDEN BÜYÜK YANILGISI</strong></h2>

<p>Ontolojik yok oluş felâketinin ikinci boyutu, epistemolojinin yani “kuru bilgilenme çabası”nın bizi hayatı ve hakikati kavramaya götürebileceği yanılgısıdır.</p>

<p>Sonuç: İnsanın yüzeylere mahkûm olmasıdır. Zihninin de hayatının da yüzeyselleşmesidir.</p>

<p>Araçların amaç katına yükseltilmesi, iradesini araçlara (bilim, teknoloji vesaire gibi güç üreten araçlara) kaptıran modern yalnız insanın özgürlüğünü yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklen-mesidir. Kant’ın gördüğü ama çözebileceği halde çözemediği sorunu bu, modern Avrupa’nın.</p>

<p>Avrupa kurulurken, Avrupa’yı yanlış temeller / değişkenler (numenleri atlayarak fenomenler) üzerinden kurmak bile olsa, dahası Avrupa’nın tarihe yanlış temeller üzerinden de olsa girişini sağlayacak yapı taşlarını alelacele de olsa döşemek varken, dâhî filozof Kant’ın, felsefenin derinliklerinde yüzmek yerine dünyanın yüzeylerine hükmetme güdüsüne yenik düştüğünü görüyoruz.</p>

<p>Niceliğin niteliği yutmasının önünü açtı Kant büyük yanılgısıyla.</p>

<h2><strong>HÂKİMİYET KURMA KAYGISI: BATI UYGARLIĞINI KURAN DİNAMİKLERİN YIKAN DİNAMİTLERE DÖNÜŞMESİ</strong></h2>

<p>Ontolojik yok oluş felâketinin üçüncü boyutu da, Batı uygarlığının olma kaygısı ile değil, sahip olma güdüsüyle hareket etmesi, hâkimiyet kurma kaygısını (Tanrı üzerinde, insan üzerinde, tabiat üzerinde, güçlülerin zayıflar üzerinde hâkimiyet kurması olarak tezâhür eden güçlü olanın haklı ve hâkim olduğu inancına dayanan “survival of the fittest” olarak tarif edilen sosyal darwinizm ilkesini ya da daha iyi bir ifadeyle, ilkesizliğini) hayata yön veren temel itici güç olarak belirlemesi.</p>

<p>Böylelikle manevî boyutu izafileşen, zamanla da devre dışı kalan, o yüzden de dindışı kutsallıklarda (cinsellikte, haz teknolojisinde, futbol, müzik gibi popüler kültür endüstrisinde ve ikonografisinde) patlama yaşanmasına yol açan maddî boyutun tek katmanı olması hayatın.</p>

<p>Hayatın ve hakikatin sadece madde derekesine indirgenmesi, yüzeyin her şeye hükmetmesi, onun için de estetiğe yani ayartıya başvurulması, baştan çıkarıcı bir hız, haz ve ayartı teknolojisi üretilerek insanların kitleler hatta kütleler hâlinde stadyumlara, müzik konserlerine adeta paketlenerek sürülmesi ve güdülmesi.</p>

<p>Modern yalnız insan, kendini merkeze alarak hayatı yüzeye, hız, haz ve ayartıya kilitledi, hakikati de sığlığa yem etti.</p>

<p>Dünya devâsâ bir çorak ülkeye dönüştü.</p>

<p>İnsan ruhunu yitirdi, hız, haz ve ayartının kölesi zavallı bir canlı cenaze olup çıkıverdi.</p>

<p>Hakikat, hakikatinden soyuldu, anlamsızlaştı ve buharlaştı.</p>

<p>İnsanlık büyük bir ontolojik yok oluş felâketinin eşiğine sürüklendi. Buradan sonrası yok.</p>

<p>Buradan sonrası cehennem.</p>

<p>Şunu söyleyeyim: Küresel ölçekte yaşanan bu gelişmeler, İslâm’ın önünü açtı ama Müslümanları yok İslâm’ın.</p>

<p>Henüz yok.</p>

<p>Ama yarın, bizim olacak: Biz varız sadece insanın acısını yüreğinde hisseden bütün soykırımlara direnen ve insanlığın yükünü omuzlarında taşıma yükümlülüğünü varoluş şartı bilen. “Önce ben, değil; önce sen,” diyen.</p>

<p>Vesselâm.</p>

<p><i>Yusuf Kaplan, Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/insanligin-ontolojik-yok-olus-felaketi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ontolojik-yikim.jpg" type="image/jpeg" length="94021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Somaliland İsrail'e köpeklik yapmaya devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/somaliland-israile-kopeklik-yapmaya-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/somaliland-israile-kopeklik-yapmaya-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin'de yüz binlerce insanın katledildiği, yaralandığı ve milyonlarca sivilin yerinden edildiği süreç devam ederken, Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullahi'nin İsrail yönetimiyle ilişkileri güçlendirmek adına attığı adımlar dünya kamuoyunda infial oluşturdu. Müslüman bebeklerin ve sivillerin bombalandığı bir süreçte, Abdullahi'nin İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile sergilediği samimi görüntüler ve sarf ettiği sözler büyük tepki topladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>"6 milyon Müslümanın selamını iletiyorum"</strong></h2>

<p>Uluslararası arenada büyük bir diplomatik skandal olarak yorumlanan görüşmede Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullahi, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile bir araya geldi. Görüşme sırasında İbranice "Şalom" (Barış/Selam) ifadesini kullanarak selamlaşan Abdullahi, kurulda yaptığı konuşmada, "Size 6 milyon Somalilandlı Müslümanın selamını iletiyorum" dedi. Milyonlarca Müslüman adına katliam suçlamalarının odağındaki bir yönetime selam iletilmesi, başta İslam dünyası olmak üzere küresel ölçekte çok sert eleştirilerin hedefi oldu.</p>

<h2><strong>Kürsüde kadeh tokuşturdu</strong></h2>

<p>Dünya basınında ve sosyal medyada infial oluşturan bir diğer an ise iki liderin resmi törendeki hitapları öncesinde yaşandı. Somaliland Cumhurbaşkanı Abdullahi, Herzog ile konuşma yapmadan hemen önce kürsüde kadeh tokuşturdu. Gazze'deki katliamların gölgesinde kaydedilen bu samimi kareler "pes" dedirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan Somaliland Cumhurbaşkanı Abdullahi'nin, Filistin'deki yıkıma ve katliamlara rağmen Siyonist yönetim ile ilişkileri en üst düzeye çıkarma çabasının arkasındaki jeopolitik planlar da deşifre oldu. İsrail'in, 1991 yılında Somali'den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden ancak uluslararası alanda tanınmayan Somaliland'ı resmi olarak tanıma hamlesi, stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu yakınlaşmayı İsrail'in, İran merkezli Direniş Ekseni'nin Yemen ayağını oluşturan Husilere karşı Kızıldeniz'de konuşlanabileceği askeri bir "üs" arayışı ve bölgedeki nüfuz ticareti olarak yorumluyor</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/somaliland-israile-kopeklik-yapmaya-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chat-g-p-t-image-15-haz-2026-09-59-33.webp" type="image/jpeg" length="54400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de gözlüğü kırılan çocuğun yardım çığlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-gozlugu-kirilan-cocugun-yardim-cigligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-gozlugu-kirilan-cocugun-yardim-cigligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'de yaşayan ve ağır görme bozukluğu bulunan 7 yaşındaki Filistinli çocuk Eyüp Cüneyd'in kırılan gözlüğü nedeniyle gözyaşlarına boğulduğu görüntüler, sosyal medya ve uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Söz konusu video Gazze'de görme sorunu yaşayan binlerce çocuğun karşı karşıya olduğu sağlık krizini de gözler önüne serdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Videoda, kırılan gözlüğünün parçalarını toplamaya çalışan Eyüp'ün çaresizliği milyonlarca kişiyi etkiledi. Görüntülerin dünya genelinde on milyonlarca kez izlenmesinin ardından Eyüp'e yeni bir gözlük temin edildi. Ancak ailesi, bunun yalnızca geçici bir çözüm olduğunu ve çocuğun acilen ameliyat olması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Gazze kentindeki liman bölgesine sığınan Eyüp'ün annesi 30 yaşındaki İman Cüneyd, oğlunun görme sorununun iki yaşındayken geçirdiği ve yüksek ateşe neden olan bir hastalığın ardından başladığını söyledi.</p>

<p>Doktorların başlangıçta görme yetisinin yaşla birlikte düzeleceğini ifade ettiğini belirten anne, durumun zamanla kötüleştiğini anlattı. Eyüp'ün ihtiyaç duyduğu yüksek dereceli lenslerin Gazze'de bulunamadığını söyleyen anne, "Tedavi için seyahat etmeye hazırlanıyorduk ancak savaş başladı ve tüm planlar durdu" dedi.</p>

<p>Ailesine göre Eyüp, gözlüğü olmadan neredeyse hiçbir şey göremiyor. Bu nedenle çoğu zaman çadırdan çıkmıyor, diğer çocuklarla oynarken son derece dikkatli davranıyor. Koşması, zıplaması ve serbestçe hareket etmesi doktorlar tarafından sakıncalı görülüyor. Uzmanlar, düşme veya çarpma sonucu göz retinasında daha fazla hasar oluşabileceği konusunda aileyi uyardı.</p>

<p>Eyüp'ün sık sık annesine, "Diğer çocuklar neden benim gibi gözlük takmıyor?", "Neden onlar gibi hareket edemiyorum?" ve "Neden okula gidemiyorum?" gibi sorular yönelttiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailenin aktardığına göre olay, nisan ayının sonlarında Eyüp'ün molozlarla kaplı bir yolda yürürken düşmesiyle yaşandı. Yüzüstü yere düşen çocuğun gözlüğü kırıldı. Bunun üzerine Eyüp büyük bir üzüntü yaşayarak gözyaşlarına boğuldu ve gözlüğünün parçalarını toplamaya çalıştı.</p>

<p>Annesi, "Onun için gözlüğü her şey demekti. Gözlükle bile net göremiyor, çoğu zaman nesneleri yüzüne birkaç santimetre yaklaştırmak zorunda kalıyordu. Gözlüksüz ise neredeyse hiç hareket edemiyordu" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aile üyeleri, gözlüğün kırılmasının ardından geçen üç ila dört gün boyunca Eyüp'ün çadırın bir köşesinde hareketsiz kaldığını, yardım almadan yürüyemediğini anlattı. Kendi başına hareket etmeye çalıştığında ise çevresini seçebilmek için yere doğru eğilip gözlerini zemine yaklaştırdığı belirtildi. Yakınları gözlüğü tamir etmeye çalışsa da hasar gören lenslerin onarılamadığı kaydedildi.</p>

<p>Anne İman Cüneyd, videonun çadıra döndükten sonra çekildiğini belirterek, "Sokakta sürekli ağlıyor, gözlüğünün tamir edilmesini istediğini söylüyordu çünkü onsuz hiçbir şey göremiyordu. Videonun yayılmasının ardından bazı bağışçılar yardım etti ve yeni bir gözlük aldık. Ancak bu gözlük de ihtiyaç duyduğu ölçülere tam olarak uygun değil" dedi.</p>

<p>Aile, son günlerde Eyüp'ün psikolojik durumunda kısmi bir iyileşme gözlemlediklerini ifade ediyor. Çocuğun ziyaretçiler ve yardım görevlileriyle daha fazla iletişim kurmaya başladığı, bunun da aileye umut verdiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Eyüp yeniden gözlüğüne kavuştu</strong></h2>

<p>Eyüp için yeni bir gözlük temin edilerek kendisine ulaştırıldı. Mısır Yardım Komitesi tarafından yapılan göz muayenesinin ardından hazırlanan yeni gözlüğünü teslim alan Eyüp, yeniden görebilmenin sevincini yaşadı. Ancak ailesi ve doktorlar, yeni gözlüğün sorunu tamamen çözmediğini, ağır görme bozukluğu bulunan çocuğun hâlâ acil ameliyat ve uzman tedavisine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.</p>

<h2><strong>Gazze'de sağlık krizi</strong></h2>

<p></p>

<p>Öte yandan Gazze'deki sağlık yetkilileri, savaşın göz sağlığı hizmetlerini büyük ölçüde çökerttiğini bildiriyor. İsrail ablukası ve savaşın yol açtığı yıkım nedeniyle binlerce görme engelli veya görme sorunu yaşayan kişinin tedaviye erişemediği belirtiliyor.</p>

<p>Hastanelerde cerrahi mikroskoplar ve katarakt ameliyatlarında kullanılan fako cihazları dahil olmak üzere temel ekipman eksikliği yaşanıyor. Yetkililere göre yalnızca katarakt ameliyatı bekleyen hasta sayısı 2 bin 800'ü aşarken, kornea nakli, glokom ve rekonstrüktif göz ameliyatları dahil toplam bekleyen vaka sayısı 4 binin üzerinde bulunuyor.</p>

<p>İsrail bombardımanının sağlık tesislerinin çevresini hedef alması nedeniyle Gazze kentindeki Devlet Göz Hastanesi de zaman zaman hizmet veremez hale geldi. Burası, Gazze Şeridi'ndeki tek kamu göz sağlığı merkezi olarak faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Hastane Müdürü ve kıdemli göz cerrahı Dr. Hüsam Davud, mevcut durumda tıbbi sarf malzemeleri ve cerrahi ekipmanlarda ciddi eksiklik yaşandığını belirterek, "Bugün savaş öncesinde sunduğumuz hizmetlerin yalnızca yaklaşık yüzde 60'ını verebiliyoruz. Bunun temel nedeni, İsrail'in tıbbi ekipman ve cerrahi malzeme girişini engellemesidir" dedi.</p>

<p>Doktorlar ayrıca kalabalık yaşam koşulları, yetersiz sanitasyon hizmetleri ve ilaç eksikliği nedeniyle ağır kornea enfeksiyonlarında ciddi artış yaşandığını, bazı hastaların bu nedenle kalıcı olarak görme yetisini kaybettiğini bildiriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre görme sorunu yaşayan çocukların durumu, Gazze'deki daha geniş çaplı insani krizin yalnızca bir parçası. Bölge, nüfusa oranla dünyadaki en yüksek çocuk amputasyon oranlarından birine sahip. On binlerce hasta ve yaralı çocuk acil tedavi beklerken, özel sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan çok sayıda kişinin Gazze dışına tahliyesi henüz gerçekleştirilemedi.</p>

<p>Gazze Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre yaklaşık 4 bin çocuk, hayati öneme sahip tıbbi tedaviye ulaşabilmek için acil olarak bölge dışına sevk edilmeyi bekliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-gozlugu-kirilan-cocugun-yardim-cigligi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/gozluk.webp" type="image/jpeg" length="88375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin yapay zeka modeli "Bilge" piyasaya sürüldü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiyenin-yapay-zeka-modeli-bilge-piyasaya-suruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiyenin-yapay-zeka-modeli-bilge-piyasaya-suruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin "düşünen yapay zekası" Bilge'yi tanıttı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanı <strong>Mehmet Fatih Kacır</strong>, Türkiye Yapay Zeka Zirvesi kapsamında ülkenin yerli yapay zeka modeli “Bilge”yi kamuoyuna tanıttı.</p>

<p>Ankara’da düzenlenen zirvede konuşan Kacır, “Bilge”nin <strong>Türkiye</strong>‘nin “düşünen yapay zekası” olduğunu belirterek, modelin milyarlarca sayfalık veriyle eğitildiğini söyledi.</p>

<p>Kacır, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda “Bilge” ile gerçekleştirdiği diyaloğa da yer verdi. Kendisini tanıtan model, “Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermek ve tüm kullanıcılara en doğru bilgiyi en gerçekçi şekilde sunmak amacıyla geliştirilen yerli ve milli bir yapay zeka asistanı” olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Kacır’ın, Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran fırsatlar ve güçlü yönlere ilişkin sorusunu yanıtlayan “<strong>Bilge</strong>”, ülkenin en önemli avantajlarının genç ve dinamik nüfusu ile stratejik coğrafi konumu olduğunu belirtti.</p>

<p>Model ayrıca, Türkiye’nin üretim kapasitesi ve dijital dönüşüme hızlı uyum sağlama yeteneğinin küresel ölçekte önemli avantajlar sunduğunu kaydetti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiyenin-yapay-zeka-modeli-bilge-piyasaya-suruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/bilge-aii.png" type="image/jpeg" length="96771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42954"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="42600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="49992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="71002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="58744"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="59217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="41141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="87275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="20909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="99284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="75671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="42025"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="71980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="11929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="99576"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="37125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="64358"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="99988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="76528"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
