<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 13:13:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosch reklamına feminist yaklaşım]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bosch-reklamina-feminist-yaklasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bosch-reklamina-feminist-yaklasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosch’un Anneler Günü reklamında annelik kavramı “köpek anneliği” üzerinden tahrif edilirken, Aile Bakanı Göktaş meseleyi “kadınlar neden ev işiyle gösteriliyor?” noktasından ele aldı. Aileyi savunması gereken makamın tartışmayı feminist kalıplara sıkıştırması, meselenin vahametini daha da artırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Geçtiğimiz günlerde Bosch’un Anneler Günü için hazırladığı reklam, Yahudi beslemelerinin aile ve annelik kavramına yönelik kültürel yozlaştırma çabalarının yeni örneklerinden biri olarak ortaya çıkmıştı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.barandergisi.net/vidyome/embed/72340" webkitallowfullscreen=""></iframe></p>

<h2><strong>Bakan meseleyi başka yere çekti</strong></h2>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bosch reklamını eleştirirken meseleyi “kadınlar neden temizlikle anılıyor?” başlığına taşıdı. Bakan, reklamı annelerin sadece ev temizliği yaptığı ve ev aletlerini kadınların kullandığı bir anlayışın ürünü olarak değerlendirdi.</p>

<p>Oysa toplumun tepki gösterdiği asıl nokta annelik kavramının içinin boşaltılmasıydı. Aileyi savunması gereken makamın bu noktayı öne çıkarmak yerine feminist ezberlere yaslanması, tartışmanın merkezini dağıttı.</p>

<h2><strong>Aile politikası feminist ezberlerle mi inşa edilecek?</strong></h2>

<p>Meseleye "neden illa anneye temizlik aleti alınmalı?" şeklinde tepki vermek Bosch reklamındaki asıl telkini sığca perdelemekten başka bir işe yaramıyor. Aile içi rolleri, kadının ve erkeğin ailedeki yerini, yuvanın manasını kavrayamayan bir anlayış hâkim oldukça, toplumun yapısını bozmaya çalışan bu tip reklamlarla daha çok karşılaşırız. Bir tarafta toplumun mayasıyla oynayan çıfıt Yahudi beslemeleri, diğer tarafta bizden gibi görünüp erkeğin ve kadının rolünü, vazifesini ve manasını ifsad eden feminist tipler var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aileyi korumak ve yeniden inşa etmekle mükellef kurumlar erkeğin ve kadının fıtratına aykırı roller biçerek ailenin yozlaşmasına hizmet ediyor.</p>

<p>“Aile yılı” ilan ediliyor; fakat aileyi temsil eden makamdan topluma aileyi tahkim eden bir dil yerine feminist propaganda pompalanıyor. Bosch reklamı bir taraftan anneliği köpek sahipliği seviyesine çekmeye çalışırken, diğer taraftan aileyi savunması gereken makam meseleyi “kadın ev işi yapar mı?” sığlığına indiriyor. Böyle bir dil, anneliği, yuvayı ve nesli müdafaa etmek yerine tartışmayı modern ideolojinin istediği zemine taşıyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bosch-reklamina-feminist-yaklasim</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/mahinur.jpg" type="image/jpeg" length="72395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'i Suriye korkusu bastı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israili-suriye-korkusu-basti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israili-suriye-korkusu-basti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrailli yetkililer, Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin orduyu modernize etme çabalarını "uzun vadeli ve ciddi bir güvenlik tehdidi" olarak değerlendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, İsrail güvenlik birimlerinin radarına girdi.</p>

<article>
<p>İsrail'in yüksek tirajlı gazetelerinden Maariv'e konuşan üst düzey yetkililer, Şam'ın orduyu yeniden yapılandırma hamlelerine güvenmediklerini ve bu durumu "stratejik bir tehdit" olarak gördüklerini açıkladı.</p>

<h3><strong>Türkiye’nin rolü İsrail’i endişelendiriyor</strong></h3>

<p>İsrail istihbaratına göre, Ankara'nın Şam yönetimine askeri kapasitenin yeniden inşası için sağladığı destek kritik bir seviyede. Yetkililer, Türkiye'nin eğitim ve organizasyonel yardımının, Suriye ordusunu kuzey sınırında çok daha düzenli, etkili ve tehlikeli bir güce dönüştürebileceği konusunda endişelerini dile getiriyor. İsrail istihbarat birimlerinin de özellikle komuta kademesi ve askeri teknoloji alanındaki bu dönüşümü anbean takip ettiği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>İşgal altındaki güney Suriye ve günlük ihlaller</strong></h3>

<p>Esed'in devrildiği 8 Aralık'tan sonraki süreçte İsrail, Suriye topraklarındaki askeri tesisleri yoğun olarak hedef almış ve 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın çöktüğünü açıklamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail ordusu bu süreçte Suriye sınırındaki tampon bölgeyi işgal etti, Suriye'nin güneyindeki yerleşim birimlerinde kalıcı kontrol noktaları kurdu ve bölge halkına (çobanlar ve siviller dahil) yönelik günlük gözaltı ve baskın operasyonlarını rutin hale getirdi.</p>

<h3><strong>Yeni güvenlik anlaşması beklentisi</strong></h3>

<p>Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara, geçtiğimiz ay (Nisan 2026) yaptığı açıklamada, İsrail ile 1974 sınırlarına geri dönüşü sağlayacak yeni bir güvenlik protokolü arayışında olduklarını belirtmişti. Ancak İsrail tarafı, bu süreci zamana yayarak sahada "oldu-bitti"ler oluşturmaya ve Suriye ordusunun güçlenmesini engellemeye çalışıyor.</p>

<p>İsrailli yetkililerin vurguladığı asıl tehlike, "Şam’ın Esed dönemindeki mezhepsel yapıdan ulusal ve profesyonel bir orduya geçiş yapması durumunda bunun İsrail’in bölgedeki askeri üstünlüğüne zarar verme riski" olarak öne çıkıyor.</p>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p>
</article></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israili-suriye-korkusu-basti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/israil-suriye-3.jpg" type="image/jpeg" length="30341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump’ın Hürmüz hamlesi Körfez’de duvara çarptı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trumpin-hurmuz-hamlesi-korfezde-duvara-carpti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trumpin-hurmuz-hamlesi-korfezde-duvara-carpti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump’ın “Özgürlük Projesi” adıyla duyurduğu Hürmüz Boğazı operasyonu, Suudi Arabistan’ın ABD’ye üs ve hava sahası kullanımını askıya almasının ardından durduruldu. Riyad’ın tepkisi, Washington’un Körfez’deki askerî planlarının bölge ülkelerinin onayı olmadan yürümeyeceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Trump’ın Hürmüz planı Suudi Arabistan’ın tepkisiyle durdu</strong></h2>

<p>Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere destek için duyurduğu “Özgürlük Projesi”, Suudi Arabistan’ın tepkisi üzerine askıya alındı. Riyad yönetimi, ABD’ye Prens Sultan Hava Üssü’nü ve Suudi hava sahasını kullandırmayacağını bildirdi.</p>

<h2><strong>Körfez ülkeleri hazırlıksız yakalandı</strong></h2>

<p>NBC’nin haberine göre Trump, projeyi sosyal medyadan duyurunca Körfez’deki bazı müttefikler hazırlıksız yakalandı. Suudi Arabistan da operasyonun kendisiyle yeterince koordine edilmemesinden rahatsız oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Görüşme krizi çözmedi</strong></h2>

<p>Trump ile Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında yapılan telefon görüşmesi de sonuç vermedi. Bunun üzerine ABD, gemilere havadan koruma sağlaması için gerekli olan kritik geçiş izinlerini alamayınca projeyi durdurdu.</p>

<h2><strong>ABD bölge ülkelerine bağımlı</strong></h2>

<p>ABD ordusunun Hürmüz’de gemileri koruyabilmesi için savaş uçakları, tanker uçakları ve destek unsurlarına ihtiyacı var. Bu da Suudi Arabistan, Ürdün, Kuveyt ve Umman gibi ülkelerin üs ve hava sahası iznine bağlı.</p>

<h2><strong>Bölgede askerî hareketlilik sürüyor</strong></h2>

<p>ABD Merkez Komutanlığı, proje kapsamında iki ABD bayraklı geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini açıkladı. Ancak operasyon genişlemeden durduruldu. Buna rağmen ABD’nin Körfez’deki askerî varlığı devam ediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trumpin-hurmuz-hamlesi-korfezde-duvara-carpti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hrumz.webp" type="image/jpeg" length="44570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşgalci İsrail ordusu çöküşte]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/isgalci-israil-ordusu-cokuste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/isgalci-israil-ordusu-cokuste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail ordusunun saklamaya çalıştığı "psikolojik çöküş" verilerle tescillendi. Gazze ve Lübnan’daki çatışmaların ordu bünyesinde oluşturduğu tahribat, binlerce askerin terhis edilmesi ve intihar vakalarıyla sarsıcı bir boyuta ulaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>7 Binden Fazla Asker Terhis Edildi</strong></h2>

<p>Açıklanan resmi veriler, son bir yıl içinde 7 bin 241 asker ve subayın ağır travma ve psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle ordudan ayrıldığını gösteriyor. Ordunun ağır çöküşünü ve moral bozukluğunu önlemek amacıyla bu rakamlar sistematik olarak gizlenirken hukuki baskılar sonucu ortaya çıkan tablo askeri kanatta büyük yankı uyandırdı.</p>

<h2><strong>İntihar Oranları Rekor Seviyede</strong></h2>

<p>Rakamlardaki en büyük artış intihar vakalarında yaşanıyor. Son 10 yılın ortalaması yıllık 12 vaka iken, 2024 ve 2025 yıllarında bu sayı 20’nin üzerine çıktı. 2026 yılının henüz ilk dört ayında ise 12 işgalci terörist inrihar etti.</p>

<h2><strong>Gerçek Tablo Verilerin Çok Üzerinde</strong></h2>

<p>İsrail basınında yer alan iddialara göre, ordudaki gerçek kayıp resmi verilerin çok daha ötesinde. Binlerce askerin istatistiklere girmemesi için resmi terhis yerine geri hizmete veya lojistik birimlere kaydırıldığı belirtiliyor. Gazeteye konuşan bir yedek subay, süreci şu sözlerle özetliyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ordu, kendisini kötü gösterecek bilgileri gizleme konusunda profesyonelleşmiş durumda. Halkın bu ruhsal yıkımın boyutlarını bilmesini istemiyorlar."</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/isgalci-israil-ordusu-cokuste</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/s-r-a-e-l.jpg" type="image/jpeg" length="52768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güney Kıbrıs'ta Yahudi İşgali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/guney-kibrista-yahudi-isgali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/guney-kibrista-yahudi-isgali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), son yıllarda hızla artan Yahudi nüfusu ve mülk alımlarıyla çalkalanıyor. Rum İçişleri Bakanlığı verilerine göre sayıları 25 bini aşan Yahudi yerleşimcilerin, sadece bireysel konut değil, terk edilmiş köyleri ve geniş tarım arazilerini "blok" halinde satın aldığı ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Güney Kıbrıs’ta bugünlerde mülkiyet üzerinden yükselen ve "sessiz işgal" olarak nitelendirilen ciddi bir tartışma yaşanıyor. Rum İçişleri Bakanlığı’nın son verilerine göre adaya akın eden Yahudi yerleşimci sayısı 25 bini geçerken, sızan bilgiler mülk edinimindeki stratejik değişimi gözler önüne serdi. Yahudi sermayesinin, özellikle mirasçılara tek tek ulaşarak Limasol ve Larnaka kırsalındaki geniş arazileri ve köyleri toplu halde bünyesine kattığı öğrenildi.</p>

<h2><strong>“Köyümüze Sokmuyorlar” İddiası</strong></h2>

<p>Tartışmalar, sosyal medyada yükselen “Yahudiler bizi kendi köyümüze sokmuyor, kilisemizi yıkacaklar” paylaşımlarıyla alevlendi. Yapılan incelemeler sonucunda, Limasol kırsalında bulunan ve 1980’li yıllardan bu yana terk edilmiş olan Trezena köyünün, bir Yahudi şirketi tarafından tarlaları, yolları ve tüm çevre arazileriyle birlikte blok halinde satın alındığı belgelendi. Bölgede yükselen tabelalar ve özel güvenlik personeli, yerel halkın köye girişini "inşaat sahası" gerekçesiyle engellemeye başladı.</p>

<h2><strong>Sadece Konut Değil, Sosyal Yapı da Değişiyor </strong></h2>

<p>Yahudi işgalcilerin beraberinde getirdiği özel korumalı siteler, güvenlik şirketleri ve "Siyonist okulları" Rum kamuoyunda demografik yapıya dair endişeleri artırıyor. Limasol Belediyesi, Yahudi şirketinin bölgede üç katlı binalar, dev çiftlikler ve şarap fabrikaları inşa edeceğini açıklarken; Rum muhalefet partileri hükümete, “Yakında kendi topraklarımızda mülksüz kalacağız, yabancılara satışa acil sınırlama getirilmeli” çağrısında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Restorasyon mu, Tasfiye mi? </strong></h2>

<p>Bölgedeki köylerin ortak muhtarı Yannakis Yanniki, Yahudi şirketini savunarak kilisenin yıkılmayacağını, aksine restore edileceğini iddia etse de halk ikna olmuş değil. Köy girişlerindeki “tehlike” uyarılarının ve bekçilerin abartıldığını savunan muhtarın açıklamaları, Yahudi sermayesinin terk edilmiş Rum köylerini birer birer toplama stratejisini engelleyemiyor. Ada basını, bu durumun Kıbrıs'ın güneyindeki mülkiyet dengelerini kalıcı olarak değiştireceğine dikkat çekiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/guney-kibrista-yahudi-isgali</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/gkryahudi.webp" type="image/jpeg" length="80091"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başıboş köpek terörü çocukları parçalıyor: Devlet güvenliği ne zaman sağlayacak?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/basibos-kopek-teroru-cocuklari-parcaliyor-devlet-guvenligi-ne-zaman-saglayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/basibos-kopek-teroru-cocuklari-parcaliyor-devlet-guvenligi-ne-zaman-saglayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’ın Saray ilçesinde başıboş köpeklerin saldırısında 5 yaşındaki Hamza Özsoy öldü. 10 yaşındaki kuzeni Ayaz Özsoy yaralı kurtarıldı. Ailenin feryadı, Türkiye’de yıllardır ertelenen başıboş köpek meselesinin artık beyanlarla değil, net ve bağlayıcı icraatla çözülmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van’ın Saray ilçesine bağlı Kazımpaşa Mahallesi’nde başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan 5 yaşındaki Hamza Özsoy hayatını kaybetti, kuzeni 10 yaşındaki Ayaz Özsoy ise yaralı olarak kurtarıldı. Hamza’nın cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edilerek ilçe mezarlığında toprağa verildi. Hadise, münferit bir “sokak olayı” değil, yıllardır büyüyen ve çocukların canına mal olan bir kamu güvenliği meselesi olarak Türkiye’nin önünde duruyor.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.barandergisi.net/vidyome/embed/72324" webkitallowfullscreen=""></iframe></p>

<h2><strong>Ailenin feryadı: Hamza öldürülmedi, parçalandı</strong></h2>

<p>Hamza Özsoy’un amcasının aktardığı sözler, yaşanan vahşetin ağırlığını bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. Amca, “Hamza’nın otopsisini yapan doktor ve savcı ağladı. Hamza öldürülmedi, Hamza köpekler tarafından vahşice parçalandı” ifadeleriyle hem ailenin acısını hem de olayın sıradanlaştırılamayacak boyutunu dile getirdi. Aynı aileden yaralı kurtulan Ayaz’ın ise psikolojisinin bozulduğu, sürekli “köpekler geliyor” diyerek korku içinde yaşadığı belirtildi. Bu tablo, bir çocuğun hayatını kaybetmesiyle sınırlı değildir; geride kalan çocukların zihninde de derin bir korku ve güvensizlik bırakmaktadır.</p>

<h2><strong>Kanun var, irade nerede?</strong></h2>

<p>Van Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili olarak 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında belediye yetkilileri hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de hadisenin kamu düzeni ve vatandaşların can güvenliği açısından mevcut kanuni düzenlemelerin tavizsiz uygulanmasının zaruretini gösterdiğini belirterek mülkiye müfettişi görevlendirildiğini duyurdu. Ancak artık mesele, her ölümden sonra soruşturma açılmasıyla geçiştirilemeyecek kadar büyümüştür. Çocuklar öldükten sonra müfettiş görevlendirmek, ailelerin yüreğine düşen ateşi söndürmüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kuru söylemler değil, net çözüm bekleniyor</strong></h2>

<p>Türkiye’de başıboş köpek meselesi uzun süredir ideolojik ezberlerin, sosyal medya baskısının ve belediyelerin ihmalkârlığının arasında sürüncemede bırakıldı. Oysa devletin asli vazifesi, vatandaşın can güvenliğini temin etmektir. Sokaklar çocukların, yaşlıların, kadınların ve okula giden öğrencilerin korkuyla yürüdüğü sahipsiz alanlara dönüşemez. Belediyeler barınak, toplama, sahiplendirme ve kanunun öngördüğü zorunlu uygulamalar konusunda mazeret üreten kurumlar olmaktan çıkarılmalı; denetlenen, hesap veren ve neticeden sorumlu yapılar hâline getirilmelidir.</p>

<p>Hamza Özsoy’un ölümü, “bir daha yaşanmasın” temennileriyle kapatılamaz. Başıboş köpekler ne zaman sokaklardan toplanacak? Tehlike arz eden hayvanlara ilişkin kanuni süreçler ne zaman tavizsiz işletilecek? Belediyelerin ihmali hangi somut yaptırımlarla karşılık bulacak? Devlet yetkilileri kuru açıklamalardan çözüm odaklı eyleme ne zaman geçecek? Bugün cevap bekleyen soru budur. Hamza’nın hesabı, sadece bir soruşturma dosyasına hapsedilemez; bu mesele, devlet ciddiyetiyle, kamu güvenliği merkezli ve insan hayatını esas alan bir iradeyle çözülmek zorundadır.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/basibos-kopek-teroru-cocuklari-parcaliyor-devlet-guvenligi-ne-zaman-saglayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hamzq.webp" type="image/jpeg" length="76025"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DNA labirentinde 'şahsiyet' izi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/arastirma-dna-labirentinde-sahsiyet-izi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/arastirma-dna-labirentinde-sahsiyet-izi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BBC'de yer alan yeni araştırmalar, kişiliğin ne yalnızca genetik mirasla ne de çevre faktörleriyle açıklanabileceğini gösteriyor. Bilim insanlarına göre insan davranışları “çok genli” ve “çok çevresel” bir yapının ürünü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Modern bilim, kişiliğin ne sadece genetik mirasla ne de sadece mahallî etkilerle açıklanamayacağı gerçeğine çarparak “bütüne tabi parça” zaruretine yaklaşıyor. Son araştırmalar, insan davranışlarını tek bir sebebe indirgeyen "kaba maddeci" anlayışın iflasını ilan ederken, kişiliğin binlerce küçük tesirin muazzam bir terkibi olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>"Savaşçı gen" yanılsaması</strong></h2>

<p>2009’da İtalya’da görülen ve DNA’sındaki "savaşçı gen" (MAOA) sebebiyle cezası indirilen sanık vakası, biyolojik bir zorunluluğun iradeyi yok saydığı "parçacı" bir mantığın ürünü olarak öne çıkıyor. Oysa genetik yapı ruhun üzerine çekilmiş bir "perde" veya aşılması gereken bir "zorunluluk" dairesidir. İnsan, bu genetik "çamur"dan ibaret değildir; şahsiyet, ruhun bu biyolojik veriler üzerindeki hâkimiyet savaşıdır. Genetik etkileri "suçun tek sebebi" görmek, insanı bir otomata indirgemek demektir ki bu, hakikatin sınırlandırılmasından başka bir şey değildir.</p>

<h2><strong>"Poligenik" yapı: Parçanın bütüne tâbiyeti</strong></h2>

<p>Bilimin artık kişiliği tek bir gen yerine binlerce genin küçük etkilerinin birleşimi (poligenik) olarak görmesi, "Bütüne hâkim olunmadan parçaya hâkim olunamaz" ilkesini teyid eder. Tek bir genin etkisi (yüzde 9-18) sanıldığından çok daha azdır. Bilim dünyasının "kayıp kalıtım" dediği büyük boşluk, aslında laboratuvarların ölçemediği "idrak" ve "ruhî keyfiyet" alanıdır. İrsiyet, sadece bir istidat (potansiyel) sunar; bu potansiyelin nasıl bir şahsiyete dönüşeceği ise iradenin o verileri nasıl "terkib" ettiğine bağlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ana rahminden şahsiyete</strong></h2>

<p>"Fetal programlama" ve çocukluk dönemi travmalarının etkisi, insanın "nefsleşme" ve "müşahhaslaşma" (somutlaşma) sürecinin anne karnında başladığını gösterir. Anne karnındaki stresin bebeği etkilemesi, ruh ve beden arasındaki kesintisiz irtibatın bir tezahürüdür. Ancak araştırmaların vurguladığı gibi, büyük travmaların bile kişiliği tamamen esir alamaması, insan ruhundaki "esneklik" ve "değişebilirlik" kabiliyetinden kaynaklanır.</p>

<h2><strong>İnsan mahkûm değil, memurdur</strong></h2>

<p>Genetik araştırmaların vardığı temel sonuç, "insan doğası değişkendir" hakikatiyle buluşmaktadır. İnsan, genlerinin mahkûmu değil, onları kendi varoluş gayesi doğrultusunda kullanmaya memur bir irade sahibidir. Şahsiyet, genetik mirasın pasif bir sonucundan öte irsiyet, çevre ve ruhun birleştiği o en mahrem noktada, her an yeniden kurulan ve sonsuzluğa kanat açan bir "idrak" davasıdır.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/arastirma-dna-labirentinde-sahsiyet-izi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/dnasahsiyet.webp" type="image/jpeg" length="84607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD ordusu, İran tankerini vurdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-ordusu-iran-tankerini-vurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-ordusu-iran-tankerini-vurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Umman Körfezi’nde İran’a yönelen İran bayraklı bir petrol tankerini uyarılara uymaması üzerine savaş uçağından açılan ateşle durdurulduğu öne sürüldü]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran'daki bir limana doğru giden, İran bayraklı ve yüksüz bir tanker gemisinin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.</p>

<p>Açıklamasında CENTCOM, M/T Hasna gemisi, tekrarlanan uyarılara rağmen ABD'nin uyguladığı ablukaya uymadığı ve USS Abraham Lincoln'den kalkan bir F/A-18 Super Hornet'in 20 milimetrelik topundan atılan birkaç mermiyle vurulduktan sonra kullanılamaz hale geldiği öne sürüldü.</p>

<p>CENTCOM'un sosyal medya aracılığıyla yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6 Mayıs günü saat 09.00’da (ET) (TSİ 16.00), Umman Körfezi’nde görev yapan ABD güçleri, bir İran limanına doğru ilerlemekte olan İran bayraklı boş bir petrol tankerini devre dışı bırakarak abluka tedbirlerini uyguladı.</p>

<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) unsurları, M/T Hasna adlı tankeri Umman Körfezi’ndeki uluslararası sularda bir İran limanına doğru seyir halindeyken tespit etti. ABD güçleri gemiye defalarca uyarıda bulunarak, ABD ablukasını ihlal ettiğini bildirdi.</p>

<p>Hasna’nın mürettebatı bu uyarılara uymayınca, USS Abraham Lincoln (CVN 72) gemisinden kalkan ABD Donanması’na ait bir F/A-18 Super Hornet savaş uçağı, 20 mm’lik topuyla birkaç atış yaparak tankerin dümenini kullanılamaz hale getirdi. Böylece Hasna’nın İran’a doğru ilerleyişi durduruldu.</p>

<p> </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-ordusu-iran-tankerini-vurdu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/abdirantanker.webp" type="image/jpeg" length="84249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni Dünya Düzeni’nin kanlı lobisi: Öde ve öldür!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yeni-dunya-duzeninin-kanli-lobisi-ode-ve-oldur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yeni-dunya-duzeninin-kanli-lobisi-ode-ve-oldur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Müslüman Boşnaklara karşı yürütülen soykırımın, Batılı "üst segment" sapkınlar için birer eğlence sektörüne dönüştürüldüğü belgelendi. Hırvat gazeteci Domagoj Margetic’in "Plati i Pucaj!" (Öde ve Ateş Et!) kitabında yer alan ifşaatlar, Batı’nın sapkın cinnetinin nerelere varabileceğini bir kez daha gösteriyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Habere göre; orta yaşlı kadınları vurmanın bedeli 80 bin Alman markı, genç kadınları hedef almanın bedeli 95 bin mark, hamile bir kadını katletmenin bedeli ise 110 bin mark olarak belirlenmiş!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstihbarat belgelerine dayanan iddialar, bu vahşete "Avrupalı Kraliyet ailesi mensuplarının" da katıldığını belgeliyor. Helikopterlerle bölgeye gelen bu sözde "soylu"lar, özellikle oyun parklarındaki çocuklara ateş etmek için birbiriyle yarışmışlardır.</p>

<p>Bosna Savaşı sırasında sivil halka karşı havadan bombardıman yapılırken kılını kıpırdatmayan BM Konseyi, bu "safari" organizasyonlarına da zemin hazırladı. ABD, İtalya, Rusya, İngiltere ve Fransa’dan gelen "turist"lerin gerçekleştirdiği bu eylemler, güvenli servisleri eliyle organize edildi.</p>

<p>Saraybosna’da 1.601’i çocuk olmak üzere katledilen 11.541 canın hesabı, insanları birer "av malzemesi" olarak gören "uygar" Batı’dan sorulmalıdır! Barbarlıklarını medeniyet makyajıyla örten bu zihniyet, bugün Gazze’de ve dünyanın diğer mazlum coğrafyalarında aynı "safari" ruhunu sürdürmektedir. Batı, insanlığın varlığına kastetmiş bir cinnet panayırıdır!</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yeni-dunya-duzeninin-kanli-lobisi-ode-ve-oldur</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 22:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/odeveoldur.webp" type="image/jpeg" length="94172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[WP: “İran, Orta Doğu’daki 228 ABD hedefini tam isabetle vurdu”]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/wp-iran-orta-dogudaki-228-abd-hedefini-tam-isabetle-vurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/wp-iran-orta-dogudaki-228-abd-hedefini-tam-isabetle-vurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Washington Post gazetesinin yayımladığı geniş çaplı analiz, Orta Doğu’daki çatışmalar süresince İran’ın ABD askeri tesislerine yönelik gerçekleştirdiği saldırıların gerçek bilançosunu ortaya çıkardı. Resmi makamların beyanlarıyla çelişen uydu verileri, İran’ın bölgedeki Amerikan askeri altyapısına ağır bir darbe vurduğunu ispatlıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Analiz sonuçlarına göre İran ordusu, savaşın başlangıcından bu yana bölgedeki ABD üslerinde yer alan en az 228 yapıyı veya askeri donanımı imha etti ya da ağır hasar almasına sebep oldu. Hedef alınan unsurlar arasında hangarlar, kışlalar, yakıt ikmal noktaları, savaş uçakları ile stratejik öneme sahip radar ve iletişim sistemleri yer alıyor. Ortaya çıkan yıkımın boyutu, ABD hükümetinin şimdiye kadar kamuoyuyla paylaştığı rakamların çok üzerinde bir seviyede seyrediyor.</p>

<p>İran devlet medyasının servis ettiği 109 yüksek çözünürlüklü uydu karesinin doğruluğu, Avrupa Birliği’ne ait Copernicus sistemi ve Planet platformundan alınan verilerle karşılaştırılarak kesinleşti. ABD yönetiminin, bölgedeki anlık görüntü paylaşımını engellemek adına uydu şirketlerine baskı yaptığı ancak bu girişimin İran’ın operasyonel başarısını saklama konusunda zayıf kaldığı görüldü.</p>

<p>Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde görev yapan emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, görüntüleri inceledikten sonra İran’ın teknolojik kapasitesine dair önemli tespitlerde bulundu. Cancian, İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının yüksek bir hassasiyetle hareket ettiğini, vuruşların tam isabetle gerçekleştiğini ve her saldırının doğrudan belirlenen hedefleri vurduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Operasyonların merkezinde Katar’daki El-Udeid Hava Üssü, Bahreyn’deki ABD 5. Filosu karargahı ve Kuveyt’teki Ali el-Salem Hava Üssü gibi kritik noktalar bulunuyor. Özellikle Patriot füze savunma bataryaları ve enerji santralleri İran’ın birincil hedefleri arasında yer aldı. ABD ordusu tarafından paylaşılan veriler, 28 Şubat tarihinden itibaren tırmanan bu saldırıların 7 Amerikan askerinin ölmesine ve 400’den fazla personelin yaralanmasına sebep olduğunu doğruluyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/wp-iran-orta-dogudaki-228-abd-hedefini-tam-isabetle-vurdu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/iranfuzeler-1.webp" type="image/jpeg" length="71522"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ateşkesin ardından Beyrut’ta ilk patlama]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ateskesin-ardindan-beyrutta-ilk-patlama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ateskesin-ardindan-beyrutta-ilk-patlama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusu, 17 Nisan tarihinde yürürlüğe giren ateşkes sürecinden bu yana Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yönelik ilk askeri operasyonunu gerçekleştirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Savunma Bakanı Israel Katz, saldırının ardından yaptığı açıklamada operasyonu doğrulayarak askeri müdahalelerin devam edeceği mesajını verdi. Saldırının asıl hedefinin, Hizbullah’ın özel birliği olan Rıdvan Güçleri’nin komutanı Malik Balut olduğu belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lübnan resmi haber kaynakları, harekatın deniz yoluyla icra edildiğini duyurdu. İsrail’e ait bir savaş gemisinden fırlatılan üç füze, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde bulunan Hureyk Mahallesi’ndeki bir konut apartmanını vurdu. İsabet alan dairede büyük çaplı maddi hasar meydana gelirken, bu durum bölgedeki tansiyonun hızla yükselmesine sebep oldu.</p>

<p>İsrail basınında yer alan haberlere göre, Rıdvan Güçleri komutanı Malik Balut’un bu füzeli saldırı neticesinde öldüğünü iddia ediliyor. Ateşkes döneminin başlamasından bu yana Beyrut semalarında duyulan ilk patlama sesleri, bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden hareketlendirdi. Savunma Bakanı Katz, stratejik hedeflere yönelik saldırıların süreceğini vurgulayarak askeri baskıyı artıracaklarını ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ateskesin-ardindan-beyrutta-ilk-patlama</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/beyrut-patlama.webp" type="image/jpeg" length="57402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İki saldırgan gücün nükleer tehdit stratejisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iki-saldirgan-gucun-nukleer-tehdit-stratejisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iki-saldirgan-gucun-nukleer-tehdit-stratejisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist rejimin elebaşı Netanyahu, İran’a karşı yürüttükleri  faaliyetlerde emperyalist ABD yönetimiyle tam bir suç ortaklığı içerisinde bulunduklarını ilan etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İkili arasındaki bu ittifak, her adımın büyük bir titizlikle kurgulandığı bir saldırı stratejisine dayanıyor. Terörist İsrail'in sözde güvenlik kabinesinde söz alan Netanyahu, Vaşington’daki savaş lobisiyle sürekli temas kurarak bölge huzurunu sabote etmeyi sürdürüyor.</p>

<p>Netanyahu, Beyaz Saray’daki hamisi Donald Trump ile her gün kirli pazarlıklar yaptıklarını ve gece yarısı seanslarıyla bu provokatif süreci pekiştirdiklerini kaydetti. İki şer odağı arasında tam bir fikir birliği mevcut olduğunu belirten Netanyahu, İran’ın nükleer çalışmalarına yönelik sabotaj niyetini gizlemedi. Bölgedeki direniş hattını kırmak amacıyla uranyum kapasitesinin tasfiyesini temel öncelik olarak sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump’ın siyonist gayelere hizmet edeceğine dair inancı tam olan Netanyahu, İsrail'e bölgeyi kana bulayacak her türlü senaryo için teyakkuz emri verdi.  </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iki-saldirgan-gucun-nukleer-tehdit-stratejisi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/netanyahutrump-1.webp" type="image/jpeg" length="78973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump yönetimine nükleer ihtarı: "İsrail’in gizli cephaneliğini açıklayın!"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-yonetimine-nukleer-ihtari-israilin-gizli-cephaneligini-aciklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-yonetimine-nukleer-ihtari-israilin-gizli-cephaneligini-aciklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Temsilciler Meclisi'ndeki bir grup Demokrat, Beyaz Saray’ın on yıllardır süregelen sessizliğini bozmasını bekliyor. Joaquin Castro önderliğindeki 30 milletvekili, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya ortak bir mektup göndererek İsrail’in 1950’li yılların sonundan bu yana gizli tuttuğu nükleer silah kapasitesinin resmen tanınmasını talep etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>28 Şubat tarihinde İran’a yönelik düzenlenen operasyonlarla başlayan savaş süreci, nükleer tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı. Milletvekilleri, Kongre’nin Orta Doğu'daki nükleer dengeler üzerinde tam denetim ve bilgi sahibi olma sorumluluğuna sahip olduğunu hatırlattı. Mevcut çatışma ikliminde bu gizlilik politikasının sürdürülmesi, Amerikan dış politikasının bölgedeki etkisini zayıflatan bir tercih olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mektupta özellikle, Vaşington'un İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin nükleer faaliyetlerini kısıtlama çabaları ile İsrail’in cephaneliğini görmezden gelmesi arasındaki çelişki vurgulandı. Bu durumun, ABD’nin küresel ölçekteki diplomatik güvenilirliğini sarsmaya sebep olduğu belirtildi. Demokrat vekiller; uranyum zenginleştirme kapasitesi, nükleer materyallerin menşei ve olası bir nükleer kullanım protokolünün Vaşington ile paylaşım durumu hakkında net ayrıntılar istiyor.</p>

<p>Hükümet koridorlarından yansıyan bilgiler ise, Trump yönetiminin krizin nükleer bir aşamaya tırmanması ihtimalinden ciddi şekilde endişe duyduğunu teyit ediyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-yonetimine-nukleer-ihtari-israilin-gizli-cephaneligini-aciklayin</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/abdmeclis.webp" type="image/jpeg" length="19933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa'daki 440 isimden İsrail'e karşı ortak bildiri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/avrupadaki-440-isimden-israile-karsi-ortak-bildiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/avrupadaki-440-isimden-israile-karsi-ortak-bildiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail'in Batı Şeria topraklarındaki yayılmacı adımları, Avrupa genelinde tepkilere sebep oluyor. Aralarında eski başbakanlar, bakanlar ve kıdemli diplomatların yer aldığı 440'tan fazla üst düzey yetkili, Avrupa Birliği yönetimine gönderdikleri açık mektup ile somut yaptırım talebinde bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Girişim, İsrail’in bölgedeki işgal faaliyetlerini derinleştiren yeni inşaat planlarını hedef alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu tepkinin odağında, "E1 projesi" olarak adlandırılan ve stratejik bir konuma sahip olan yerleşim planı bulunuyor. Yaklaşık 12 kilometrekarelik devasa bir alanı kapsayan bu proje, 3 bin 400 yeni konutun inşasını öngörüyor. Avrupalı yetkililer, bu adımın Filistin topraklarının bütünlüğünü bozduğunu ve uluslararası hukuk kurallarını ihlal ettiğini savunuyor. Hazırlanan açık mektup, Avrupa Birliği ve üye devletlerin bu ilhak sürecini engellemek adına ivedilikle harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>İmzacı listesinde AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve eski Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt gibi Avrupa siyasetinin önemli isimleri yer alıyor. Bu isimler, yasa dışı yerleşim faaliyetlerinde aktif rol alan tüm şahıslara yönelik vize engeli ve ticari kısıtlamalar gibi ağır yaptırımların hayata geçirilmesini istiyor. Ayrıca, E1 planına destek veren veya uygulanmasına katkı sağlayan taraflara karşı da caydırıcı önlemlerin alınması çağrısı yapılıyor. </p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/avrupadaki-440-isimden-israile-karsi-ortak-bildiri</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/batiseria-5.webp" type="image/jpeg" length="32781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Gelenekli Türk İslâm Sanatları Sergisi' açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gelenekli-turk-islam-sanatlari-sergisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gelenekli-turk-islam-sanatlari-sergisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Kadın Aile ve Gençlik Merkezince (KAGEM) düzenlenen Gelenekli Türk İslâm Sanatları Sergisi açıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Kızılay Renda Köşkü'nde gerçekleştirilen açılışa, çok sayıda sanatsever katıldı.</p>

<p>Açılışta konuşan TDV Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kayacan, sergide yer alan eserlerin büyük bir emek ve heyecanın ürünü olduğunu belirtti.</p>

<p>Sergide emeği geçenlere teşekkür eden Kayacan, 'Burada gördüğümüz her bir eser, büyük bir gayretin ve özverinin yansımasıdır.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Yaklaşık 150 eserin yer aldığı sergide, tezhip, minyatür, hüsn-i hat, ebru, kat'ı, çini, cilt ve kaligrafi gibi gelenekli sanat dallarından örneklerin bulunduğu eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.</p>

<p>Sergi, 10 Mayıs'a kadar sürecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gelenekli-turk-islam-sanatlari-sergisi-acildi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/tdv.webp" type="image/jpeg" length="85417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Bekleyen ihtimallerin ötesinde: Yönelmek, tanımak ve inşa etmek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-bekleyen-ihtimallerin-otesinde-yonelmek-tanimak-ve-insa-etmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-bekleyen-ihtimallerin-otesinde-yonelmek-tanimak-ve-insa-etmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-bekleyen-ihtimallerin-otesinde-yonelmek-tanimak-ve-insa-etmek</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kadin-erkek-barand-ergisi-s.webp" type="image/jpeg" length="39928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dubai'nin 'güvenli liman' illüzyonu yıklıdı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dubainin-guvenli-liman-illuzyonu-yiklidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dubainin-guvenli-liman-illuzyonu-yiklidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllarca Orta Doğu'nun "çatışmalardan izole edilmiş, lüks ve güvenli vitrini" olarak pazarlanan kukla devlet BAE, ABD ve İsrail'in İran'a açtığı savaşın sıcak gerçeğiyle yüzleşirken ağır bir sarsıntı geçiriyor. Yolcu ve ziyaretçi sayılarındaki keskin düşüş, kapanan oteller ve katlanarak artan işten çıkarmalar, ekonomisi tamamen yabancı sermayeye ve turizme bağımlı olan bu "küresel cazibe merkezini" varoluşsal bir krizin eşiğine getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dubai Havalimanları işletmesi tarafından açıklanan verilere göre, 2026'nın ilk çeyreğinde yolcu trafiği, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla en az 2,5 milyon kişi azaldı. Güvenlik balonunun patladığını hisseden ve Körfez bölgesinden uzak durmayı tercih eden uluslararası yolcuların etkisiyle, sadece mart ayında yolcu sayısında yüzde 66'lık devasa bir düşüş kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havalimanı yönetimi bu yılın geneline ilişkin net bir tahmin paylaşmaktan kaçınarak sessizliğe bürünürken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hükümeti adeta durma noktasına gelen turizmi suni teneffüsle canlandırmak amacıyla cumartesi günü alelacele bir adım attı. BAE, İran'ın, ABD güçlerine ev sahipliği yapan veya onlarla yakın işbirliği içinde olan Körfez ülkelerine yönelik misilleme saldırılarının ardından getirilen tüm hava yolu seyahat kısıtlamalarının kaldırıldığını duyurdu.</p>

<p>Sivil Havacılık Otoritesinin resmi X hesabından yapılan ve telaşlı bir normalleşme çabası olarak okunan açıklamada, "Bu karar, ilgili makamlarla koordinasyon halinde operasyonel ve güvenlik şartlarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesinin ardından alınmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Bu açıklamanın, özellikle çok sayıda Avrupa merkezli hava yolu şirketinin "güvenlik gerekçesiyle" Orta Doğu'ya yönelik uçuşları askıya aldığını duyurmasının ardından, paniğe kapılan uluslararası yolculara ve rotasını değiştiren yatırımcılara yeniden güven aşılama amacı taşıdığı değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>"Yabancıların dönmesine muhtacız"</strong></h3>

<p>Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) Tahran'ın saldırılarının bölgedeki etkilerine dair kamuoyuna açıklama yapılmasını yasaklayan katı sansür kuralları nedeniyle isimlerinin gizli kalması şartıyla konuşan Dubai'deki işletme sahipleri ve çalışanlar, sahadaki durumun resmi açıklamaların çizdiği pembe tablodan çok uzak olduğunu belirtiyor. Yatırımcılar, tek bir resmi duyurunun kırılan güveni tamir etmeye yetmeyeceği görüşünde.</p>

<p>Orta segment bir otelde çalışan Kenyalı Charity, mart ayının ilk iki haftasında BAE üzerinden seyahat eden 1,4 milyon yolcunun oluşturduğu trafikten kendi otellerinin de doğrudan etkilendiğini, ancak bunun bir "turizm başarısı" olmadığını anlattı.</p>

<p>Charity, İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının en yoğun olduğu Ramazan ayı boyunca, ABD merkezli lüks bir zincire ait olan otelin, lobide çaresizce Emirates Hava Yolları yetkilileriyle görüşmeyi bekleyen "mahsur kalmış" yolcularla dolup taştığını ifade etti.</p>

<p>Savaş gerçeğinin lüks otel koridorlarına nasıl sızdığını anlatan Charity, yönetimin bu süreçte önlem olarak havuzu kullanıma kapattığını ve yüksek katlarda kalan misafirleri füze tehdidine karşı güvenlik amacıyla alt katlara indirdiğini belirtti. Bu gergin günlerin ardından, oteldeki işlerin ve rezervasyonların haftalarca bıçak gibi kesildiğini kaydetti.</p>

<p>Uzun süredir otellerinde konaklayan ABD'li bir turiste yardımcı olurken süreci değerlendiren Charity, uçuş kısıtlamalarının kaldırılması kararının yolcuları ikna etmesini umduğunu vurgulayarak, acı bir gerçeği dile getirdi: "Önümüzdeki hafta insanların gerçekten geri dönmeye başlayıp başlamayacağını göreceğiz. Sizin insanlarınıza (yabancı turistlere) geri dönmeleri için muhtacız."</p>

<h3><strong>"Gösterişli terminaller hayalet şehre döndü"</strong></h3>

<p>Uluslararası yolcu trafiği bakımından 12 yıl üst üste dünyanın en yoğun havalimanı unvanıyla övünen Dubai Uluslararası Havalimanı'ndaki ışıltılı atmosferin de yerini derin bir sessizliğe bıraktığı gözlemleniyor.</p>

<p>Güney Asya, Körfez ve Kuzey Amerika arasında sürekli seyahat eden sivil toplum kuruluşu çalışanı Samina, son seyahatlerinde havalimanındaki ıssızlaşmanın gizlenemez bir boyuta ulaştığını söyledi.</p>

<p>Emirates Hava Yolları'nın vitrini olan Terminal 3'ün "bomboş" olduğunu aktaran Samina, diğer uluslararası şirketlere ve BAE'nin bütçe dostu hava yolu FlyDubai'ye ev sahipliği yapan Terminal 1 ve Terminal 2'nin ise adeta "hayalet bir şehre" dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Samina, uluslararası hava yolu şirketlerinin bölgeye uçuşları askıya almasının hava trafiğini felç ettiğine dikkati çekerek, "Havalimanına her girdiğinizde sadece mecburen orada olan aynı transit yolcuları görüyorsunuz." dedi.</p>

<p>Dubai Havalimanları verilerine göre, Avrupa ve ABD merkezli hava yollarının, hükümetlerinin yayımladığı seyahat uyarıları nedeniyle uçaklarına sigorta teminatı sağlamakta zorluk çekmesi sebebiyle, havalimanında operasyon yürüten 90 hava yolu şirketinden sadece 51'i uçuşlara yeniden başlayabildi.</p>

<h3><strong>Ekonomik kan kaybını örten "halkla ilişkiler" panoları</strong></h3>

<p>Turizmdeki çöküşe ve ekonomideki kan kaybına karşın Dubai yönetimi, şehirde kalanlara "her şeyin yolunda olduğu" hissini aşılamak için yoğun bir halkla ilişkiler ve propaganda kampanyası yürütüyor.</p>

<p>Şehrin gökdelenlerle dolu silüetinde, ev ve iş yerlerinin dış cephelerinde, otoyol kenarlarındaki devasa dijital tabelalarda aniden beliren BAE bayraklarının yoğunluğu dikkati çekiyor. Lüks tüketimin merkezlerinden City Walk alışveriş merkezindeki dev elektronik ekranlarda Arapça ve İngilizce olarak ülkede kalan yabancılara "teşekkür mesajları" yayımlanıyor.</p>

<p>Ana yollar boyunca BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın fotoğrafları, "Ulusumuz Allah'ın koruması altında kalsın" şeklindeki ifadelerle sergilenirken, diğer dev panoları bayrağı selamlayan Emirlik ailelerinin görüntüleri süslüyor.</p>

<p>Ancak uzun süredir Dubai'nin sunduğu izole yaşama alışmış yabancılar ve işletme sahipleri, havada imha edilen füzelerin yarattığı psikolojik yıkımın ve sarsılan güven duygusunun bu reklam panolarıyla örtülemeyecek kadar derin olduğunu belirtiyor.</p>

<h3><strong>Güvenlik balonu patlayınca sadakat de buharlaştı</strong></h3>

<p>Körfez bölgesinde iş kurmak isteyen şirketlere lojistik hizmeti sağlayan Rus vatandaşı Tatiana, güvenlik imajının zedelenmesiyle birlikte yatırımcıların bölgeye sadakatinin ne kadar hızlı buharlaştığını gördüğünde şoke olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Tatiana, "İlk iki hafta içinde insanlar birdenbire artık burada yaşamanın bir anlamı kalmadığını söylemeye başladı. Fiziksel olarak korktuklarından bile değil, sadece burada yaşamaya ödedikleri bedelin artık bu riske değmeyeceğini hissettiler. Şirketler alelacele varlıklarını tasfiye edip kaçmaya başladı." ifadelerini kullandı. Tatiana, kendi ailesinin de ışıltılı Dubai yaşamına bir alternatif olarak Avrupa'daki güvenli seçenekleri değerlendirmeye başladığını itiraf etti.</p>

<p>Amatör yazarlara eğitim veren editör Antoine ise, bir reklam ajansında çalışan müşterisinin, yaşanan bu ani panik ve tasfiye dalgasının faturasını nasıl ödediğini anlattı.</p>

<p>Müşterisinin, BAE genelinde "işine son verilecek 1.000 personeli" belirlemekle görevlendirildiğini aktaran Antoine, hizmet sektörünün ne kadar kırılgan olduğuna işaret ederek, "Reklamcılığın çatışmalardan en az etkilenecek, savaşa dayanıklı bir sektör olduğunu düşünürsünüz ancak onlar bile bu durumdan anında darbe aldı." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bölgenin zedelenen güvenliğine ilişkin endişelerin kendi şirketini de derinden sarstığını vurgulayan Tatiana, Dubai'nin temel vaadinin çöktüğünü şu sözlerle özetledi: "Bizim tüm iş modelimiz, insanlara BAE'nin iş yapmak için tamamen güvenli ve sorunsuz bir yer olduğu yalanını, pardon, güvencesini vermeye dayanıyordu."</p>

<p>Tatiana'nın bu sözleri, BAE'de yaşayan ve sayıları 4,3 milyonu bulan Hintli nüfusun bir ferdi olan Arjun'un söyledikleriyle büyük ölçüde örtüşüyor.</p>

<p>Geç saatlerde gittiği bir sinema filmi çıkışında konuşan Arjun, salonun neredeyse tamamen dolu olmasından mutluluk duyduğunu ve bunun Dubai'nin eski "izole" günlerine dönebileceğinin bir işareti olmasını umduğunu belirtti.</p>

<p>Ancak Arjun, mevcut tabloyu oldukça net bir tespitle özetledi: "Dubai'nin on yıllardır milyarlarca dolar harcayarak inşa ettiği 'çatışmalardan tamamen uzak, izole ve güvenli fanus' imajı ve bu şehrin üzerine kurulduğu o dokunulmazlık ruhu artık temelinden sarsıldı."</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dubainin-guvenli-liman-illuzyonu-yiklidi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/dubai-turizm.jpeg" type="image/jpeg" length="51010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD'den Libya'da "Dibeybe-Hafter" ittifakı hazırlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdden-libyada-dibeybe-hafter-ittifaki-hazirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdden-libyada-dibeybe-hafter-ittifaki-hazirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin, küresel enerji akışının daraldığı bir dönemde, petrol zengini Libya'yı ülkenin en güçlü iki siyasi ailesi etrafında birleştirmek amacıyla yeni bir güç paylaşımı anlaşması hazırladığı ileri sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere merkezli Middle East Eye (MEE) haber sitesine konuşan mevcut ve eski Batılı yetkililer ile konuya aşina Arap kaynaklara dayandırılan habere göre Washington yönetimi, Libya'nın batısındaki Dibeybe ailesi ile doğusundaki Hafter ailesi üzerinden ülkeyi tek çatı altında toplamayı hedefliyor. Planın, her iki ailenin mevcut liderlerini yeni nesil isimlerle değiştirmeyi öngördüğü belirtildi.</p>

<p>Bir süredir devam eden bu diplomatik çabaların, petrol fiyatlarının küresel jeopolitik krizler nedeniyle yükselmesi ve ABD'li enerji şirketlerinin Afrika'nın kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesine yeniden ilgi duymasıyla ivme kazandığı ifade ediliyor.</p>

<p>Libya Ulusal Petrol Kurumunun (NOC) gelirlerinin nisan ayında, yılın başındaki rakamların üç katına çıkarak 2,9 milyar dolara ulaştığı bildirilirken, Libya Petrol Bakanı'nın geçen hafta Washington'a gerçekleştirdiği ziyaretin de bu bağlamda dikkat çekici olduğu kaydedildi.</p>

<p>Uluslararası Kriz Grubu Kuzey Afrika Direktörü Riccardo Fabiani konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bu plan birkaç aydır hazırlanıyor. ABD, bu iki aile arasındaki büyük pakt için zemin hazırlamaya çalışıyor." ifadelerini kullandı. Fabiani, "Daha fazla petrol arama faaliyetinden elde edilecek çok büyük gelirler var. Amerikalıların tüm bunlara büyük bir ilgisi bulunuyor." dedi.</p>

<h3><strong>- Libya Başbakanının değiştirilmesi planı</strong></h3>

<p>Sürecin, ABD'nin Afrika Özel Temsilcisi Massad Boulos tarafından yürütüldüğü kaydedildi. Washington yönetiminin, sağlık sorunları yaşadığı belirtilen mevcut Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe'nin yerine, kuzeni ve önemli bir siyasi figür olan İbrahim Dibeybe'nin geçmesini istediği iddia edildi.</p>

<p>Eski üst düzey bir Batılı yetkili ve konuya aşina Arap kaynaklara göre Boulos, bu değişimi nisan ayında Libyalı bir heyetin de katıldığı Antalya Diplomasi Forumu'nda Türkiye ile birlikte gündeme getirdi. İbrahim Dibeybe'nin, milyarlarca dolarlık dondurulmuş Libya varlıklarının serbest bırakılması konusunu özel olarak görüştüğü Boulos ile yakın bir ilişki kurduğu, bu durumun ABD basınında da yer aldığı bildirildi.</p>

<p>Öte yandan, ülkenin doğusunu kontrol eden Halife Hafter'in 35 yaşındaki oğlu Saddam Hafter'in de devlet başkanı olarak atanmasının planlandığı belirtildi. Boulos'un çabaları kapsamında İbrahim Dibeybe ve Saddam Hafter'in bu yılın başlarında Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüşmeler gerçekleştirdiği kaydedildi.</p>

<p>Halife Hafter liderliğindeki silahlı güçlerin komutan yardımcısı olan Saddam Hafter'in, Türkiye gibi dış aktörlerle ilişkilerini çeşitlendirdiği ve 82 yaşındaki babasının yerine geçmek için ABD'nin tercih ettiği aday olarak öne çıktığı vurgulandı. Saddam Hafter'in geçen yıl Washington'a yaptığı ziyarette ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkan Yardımcısı ile de görüştüğü öne sürüldü.</p>

<h3><strong>- Libya'dan beklentiler değişti</strong></h3>

<p>Libya'da 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından başlayan ve ülkeyi Trablus ile doğu olarak ikiye bölen istikrarsızlık sürecine atıfta bulunulan haberde, ABD ve diğer dış güçlerin ülkede demokratik seçimlerden umudunu kestiği ifade edildi.</p>

<p>MEE'ye konuşan eski bir Batılı yetkili, "ABD dahil tüm dış güçler Libya'da demokratik seçimlerden temel olarak vazgeçti. Tercihleri yerleşik ailelerle çalışmak ve ülkedeki kazanımları paylaştırmak." değerlendirmesinde bulundu. Yetkili ayrıca, bu planın Libya halkını tamamen devre dışı bıraktığını ve ters tepebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Dibeybe ailesinin batıdaki bazı güçlü silahlı grupları yanına çekmesine rağmen diğer grupların muhalefetiyle karşılaştığı, Saddam Hafter ile güç paylaşımına yönelik herhangi bir çabanın ise özellikle Misurata'daki dinamik iş dünyası tarafından hoş karşılanmayabileceği belirtiliyor. Libya Başmüftüsü Sadık el-Gıryani'nin de geçen ayın sonlarında taraflar arasında herhangi bir güç paylaşımı anlaşmasına karşı çıktığı hatırlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>- Aile içi rekabet ve yeni bir süreç beklentisi</strong></h3>

<p>Hafter ailesinin doğuda sıkı bir kontrole sahip olmasına rağmen kendi içinde bölünmeler yaşadığı, Saddam Hafter'in askeri kontrolü sağlamlaştırırken özellikle Bingazi'deki kalkınma ve yeniden inşa fonunu yöneten kardeşi Belkasım ile rekabet içinde olduğu biliniyor.</p>

<p>Royal United Services Institute (RUSI) Libya Uzmanı Celal Harchaoui, "Şu an ne Dibeybe ailesi ne de Hafter ailesi bütünleşik bir birim. Bu durum aslında bir değişimi mümkün kılabilir. Mevcut statüko sürdürülebilir değil ve eğer yeni bir hükümet açıklanırsa bu yeni bir sürecin başlangıcı olur." şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>- ABD'li şirketlerin Libya'ya dönüşü ve petrol kapasitesi tartışmaları</strong></h3>

<p>Eski bir ABD'li yetkili, mevcut yönetimin iktidar aileleri arasındaki buzları eritme politikasını kademeli olarak sürdürdüğünü, dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığı serbest bırakma ve iş anlaşmaları yapma konusundaki çabaların diplomasi çarklarını hızlandırdığını dile getirdi. Yetkili, "Bu, Libya'yı ABD'li petrol şirketleri için erişilebilir kılma niyetini taşıyan hükümet çapında bir inisiyatif. Kabul edelim ki BM'nin seçim süreci işe yaramadı." dedi.</p>

<p>Sahada ise bazı somut adımların atıldığı görülüyor. Libya Merkez Bankasının nisan ayı başında on yılı aşkın bir süredir ilk kez birleştirilmiş bir bütçe açıklaması ve geçen ay ABD liderliğindeki Flintlock askeri tatbikatları kapsamında doğu ve batı Libya güçlerinin Sirte'de birlikte eğitim alması dikkat çekici gelişmeler olarak kaydedildi.</p>

<p>Bölgedeki gerilimlerden önce de ABD'li enerji şirketlerinin Libya'da fırsat arayışında olduğu, şubat ayında Chevron'un Sirte havzası için arama ruhsatı aldığı, ağustos ayında ise Exxon Mobil'in NOC ile Libya'ya yeniden giriş için mutabakat zaptı imzaladığı belirtildi.</p>

<p>Bununla birlikte, uzmanlar Libya'nın küresel pazarda kaybedilen enerji hacmini tek başına telafi edemeyeceği konusunda uyarıyor. "Libya ve Küresel Sürekli Düzensizlik" kitabının yazarı Jason Pack, "Libya'nın küresel anlamda kısa vadede büyük miktarlarda petrol tedarik edebileceği fikri gerçekçi değil. Libyalıların daha fazla petrol üretememesinin nedeni dış destek eksikliği değil, kendi içlerindeki organizasyon sorunlarıdır." ifadesini kullandı.</p>

<h3><strong>- Türkiye ve Mısır'ın tutumu ile Rusya'yı zayıflatma hedefi</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre, dış güçlerin sahadaki aktörlerle bağlarını çeşitlendirmesi, Libya'nın önde gelen iki ailesinin enerji gelirlerini paylaşmaya yaklaşmasını daha ulaşılabilir kılıyor. Saddam Hafter'in Türkiye ile ilişkilerini geliştirdiği ve Suudi Arabistan'ın himayesinde Pakistan'dan bazı askeri destekler almaya başladığı aktarıldı. Bir dönem Trablus hükümetine karşı çıkan Mısır'ın ise hükümetle bağlarını güçlendirdiği ve Ankara ile ilişkilerini yeni bir döneme taşıdığı ifade ediliyor.</p>

<p>Jason Pack konuya ilişkin, "Türkler ve Mısırlılar iki tarafın birlikte çalışmasına istekliler çünkü siyasi bağlam geçmiştekinden çok farklı." yorumunu yaptı.</p>

<p>Uzman Harchaoui ise Libya'da sahadaki en güçlü aktörlerden biri olan Türkiye'nin bu sürece desteğinin önemine işaret ederek, "Türkiye'nin muhtemelen hazırlanmakta olan bu yeni diplomatik süreçten memnun olduğuna dair bazı işaretler var ve bu çok önemli." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Ayrıca Washington'un, bu süreçte Hafter ailesi ile ülkenin doğusunda paralı askerler bulunduran Rusya arasına mesafe koymak için bir fırsat gördüğü ifade ediliyor. Harchaoui, "ABD'yi Libya'ya çeken şey sadece para değil. Rusya'nın Afrika'nın bazı bölgelerinde gerilediği bir dönemde, Libya'da da benzer bir durumun yaşanabileceğini düşünmek mantıksız değil." sözleriyle bölgesel jeopolitik rekabetin altını çizdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdden-libyada-dibeybe-hafter-ittifaki-hazirligi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/l-i-b-y-a.webp" type="image/jpeg" length="16876"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in 'nüfus' kabusu: Demografik yenilgi, işgalci gücü etnik temizlik ve soykırıma sürüklüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-nufus-kabusu-demografik-yenilgi-isgalci-gucu-etnik-temizlik-ve-soykirima-surukluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-nufus-kabusu-demografik-yenilgi-isgalci-gucu-etnik-temizlik-ve-soykirima-surukluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonizmin kurucu ideolojisinde "yok sayılan" Filistin halkının direnişi ve tarihi Filistin topraklarında nüfus olarak Yahudileri geride bırakması, işgalci İsrail'in bölgede yürüttüğü sistematik katliamların ve zorunlu göç planlarının temel nedeni olarak öne çıkıyor. Uluslararası tarihçiler ve demografi uzmanları, Tel Aviv yönetiminin içine düştüğü nüfus krizini, geç dönem sömürgeci güçlerin çöküş öncesi sergilediği vahşet, faşizm ve etnik temizlik politikalarıyla aşmaya çalıştığını vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in 19. yüzyılın sonunda kaleme aldığı "Yahudi Devleti" (Der Judenstaat) adlı manifestosunda, üzerinde devlet kurmayı planladığı toprakların asıl sahipleri olan Filistinlileri tamamen görmezden gelmesi, bugün İsrail'i varoluşsal bir açmaza sürüklemiş durumda. Kurucu ideolojinin bu "tarihi körlüğü", bugün Filistin topraklarında milyonlarca insanın en temel insan haklarından mahrum bırakılarak askeri işgal altında yaşamasına ve dünyanın en acımasız apartheid (ırksal ayrımcılık) rejimlerinden birinin inşa edilmesine zemin hazırladı.</p>

<p>Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden tarihçi Andrew Hammond'ın analizlerine ve demografik verilere yansıyan gerçekler, İsrail'in neden durmaksızın savaştığını ve Orta Doğu coğrafyasına neden sürekli olarak kan ve şiddet ihraç ettiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.</p>

<h3><strong>"Siyonizmin çöküşü: Tarihi topraklarda Filistinliler çoğunlukta"</strong></h3>

<p>İşgalci İsrail'in yıllardır yürüttüğü asimilasyon, katliam ve sürgün politikalarına rağmen Filistin halkının topraklarını terk etmemesi, Siyonist rejimin "Yahudi çoğunluklu devlet" hayalini yıkmış durumda.</p>

<p>Mevcut demografik verilere göre, İsrail'in yasal sınırları içinde, işgal altındaki Batı Şeria'da, abluka altındaki Gazze Şeridi'nde ve yakın coğrafyadaki mülteci kamplarında yaşayan toplam Filistinli nüfusu 8,55 milyona ulaşmış durumda. Buna karşılık, işgal altındaki Filistin topraklarına yasa dışı olarak yerleştirilen radikal Yahudi yerleşimciler dahil olmak üzere bölgedeki toplam Yahudi nüfusu 7,7 milyon civarında kaldı.</p>

<p>Filistin halkının, savaş ve katliam koşullarına rağmen sahip olduğu yüksek doğum oranı, işgalci yönetimde büyük bir paniğe yol açıyor. Uzmanlar, 2040-2050 yılları arasında Filistin nüfusu ile Yahudi nüfusu arasındaki makasın Filistinliler lehine çok daha dramatik bir şekilde açılacağına, bunun da İsrail'in sürgün ve soykırım planlarını hızlandırmasındaki ana motivasyon olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<h3><strong>Açık hava hapishanesinden "Apartheid" rejimine</strong></h3>

<p>Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve B'Tselem gibi saygın insan hakları kuruluşlarının tescillediği üzere İsrail, beyaz azınlık yönetimindeki Güney Afrika'nın uyguladığı "apartheid" sisteminin çok daha kanlı bir versiyonunu Filistin'de uyguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şu anda 5,5 milyondan fazla Filistinli, pasaport, seyahat özgürlüğü ve kendi hayatlarını yöneten İsrail meclisinde (Knesset) temsil edilme hakkı olmaksızın doğrudan İsrail'in askeri diktatoryası ve işgali altında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Geçmişte İsrail'in ilk başbakanı David Ben-Gurion'un, Arap nüfusunun yüzde 20 seviyelerinde kalmasıyla yaşadığı rahatlama, 1967 işgaliyle Filistin topraklarının gasp edilmesi sonucu yerini büyük bir demografik "kabusa" bıraktı.</p>

<h3><strong>Geç dönem sömürgeciliğinin kanlı can çekişmesi: İsrail vahşeti</strong></h3>

<p>Tarihçi Andrew Hammond'a göre İsrail'in artan saldırganlığı, çaresizliğe kapılan "geç dönem sömürgeci" devletlerin son çırpınışlarıyla birebir örtüşüyor.</p>

<p>Uzmanlar, İsrail'in bugün Gazze ve Batı Şeria'da uyguladığı vahşeti; Faşist İtalya'nın 100 bin Libyalıyı çöldeki toplama kamplarına sürmesi, Fransa'nın 1950'lerde Cezayirlileri Ulusal Kurtuluş Cephesi'nden koparmak için uyguladığı kitlesel işkence ve katliamlar, İngiltere'nin Kenya'daki gözaltı kampları ve Portekiz'in Angola ile Mozambik'te kimyasal silahlarla yaptığı katliamlara benzetiyor. Batılı sömürgecilerin tarihin karanlık sayfalarına gömülen bu insanlık suçları, bugün İsrail eliyle Filistin topraklarında güncellenerek uygulanıyor.</p>

<h3><strong>Faşist bakanların hedefi: Gazze ve Batı Şeria'nın tamamen insansızlaştırılması</strong></h3>

<p>Demografik savaşı kaybeden İsrail'in aşırı sağcı ve faşist hükümet üyeleri Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir gibi isimler, çözümü doğrudan "etnik temizlikte" arıyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da devlet destekli silahlı ve radikal Yahudi yerleşimci terörü aracılığıyla Filistinlilerin yaşam alanları, tarlaları ve su kaynakları yok edilerek halk kitlesel bir göçe zorlanıyor.</p>

<p>Aynı etnik temizlik senaryosu Gazze için de devrede. İsrail yönetimi, soykırıma uğrattığı Gazze halkını Sina Çölü'ne, Somali'ye veya diğer Afrika ülkelerine sürmenin planlarını yıllardır uluslararası kamuoyuna dikte etmeye çalışıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde dahi dillendirilen "Filistinlilerin başka bölgelere yollanması" fikri, Siyonizmin demografik çaresizliğinin ulaştığı vahşet boyutunu gözler önüne seriyor.</p>

<p>Gelinen noktada Siyonizm; topraklarını terk etmeyen, boyun eğmeyen ve nüfus olarak her geçen gün çoğalan Filistin gerçeği karşısında kurumsal olarak çöküş yaşıyor. Uzmanlar, İsrail'in bölgede kalıcı bir barış yerine, işgal altındaki halkı yok ederek "güçlü İsrail" ütopyasını kanla inşa etme çabasının tarihi bir yanılgı olduğunu vurguluyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-nufus-kabusu-demografik-yenilgi-isgalci-gucu-etnik-temizlik-ve-soykirima-surukluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/healthcare-for-palestinians.jpg" type="image/jpeg" length="58217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail ordusu Güney Lübnan'da "İHA bataklığına" saplandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-ordusu-guney-lubnanda-iha-batakligina-saplandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-ordusu-guney-lubnanda-iha-batakligina-saplandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in Güney Lübnan'da Hizbullah'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlarda, asimetrik savaşın en etkili unsuru haline gelen silahlı ve insansız hava araçları (SİHA/İHA) karşısında büyük bir zafiyet yaşadığı ve ordunun mevcut karşı tedbirlerinin yetersiz kaldığı bildirildi. Askeri uzmanlar ve İsrail basını, on yıllardır sahip olduğu hava üstünlüğüne güvenen Tel Aviv yönetiminin, gelişen drone teknolojilerini ve ortaya çıkaracağı tehdidi öngörmekte stratejik bir hata yaptığını vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Savaş konseptini kökünden değiştiren ve Ukrayna-Rusya savaşında devasa orduları durdurma kapasitesiyle dikkat çeken İHA'lar, şimdi de Güney Lübnan cephesinde İsrail ordusunun ilerleyişini kilitlemiş durumda. Elektronik harp sistemlerine (jamming) karşı dayanıklı, fiber optik kablolarla yönlendirilen ve birinci şahıs görüş (FPV) özelliği taşıyan kamikaze dronların, İsrail birlikleri üzerinde ölümcül bir etki yarattığı kaydediliyor.</p>

<h3><strong>İsrail basını itiraf etti: "Karşı önlemler açıkça yetersiz"</strong></h3>

<p>İsrail’in önde gelen medya organlarından Times of Israel’de yayımlanan kapsamlı bir güvenlik analizinde, Tel Aviv yönetiminin Lübnan'da karşı karşıya kaldığı krizin boyutları gözler önüne serildi. Analizde, "İsrail'in Lübnan'da büyük bir sorunu var. Hizbullah, son haftalarda insansız hava aracı yetenekleri ve taktiklerinde gözle görülür bir sıçrama yaptı." ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Hizbullah'ın, ucuz ve ticari olarak kolayca erişilebilen dronları modifiye ederek hibrit bir İHA filosu oluşturduğu belirtilen analizde, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) aldığı karşı önlemlerin bu yeni nesil tehdit karşısında "açıkça yetersiz kaldığı" itiraf edildi. Sadece son birkaç gün içinde düzenlenen saldırılarda İsrail mevzilerine tam isabet sağlandığı, sınır hattındaki operasyonlarda 1 askerin hayatını kaybettiği ve en az 15 askerin yaralandığı bildirildi.</p>

<h3><strong>Aşırı özgüven ve öngörüsüzlük İsrail'i hazırlıksız yakaladı</strong></h3>

<p>Güvenlik uzmanlarına göre İsrail ordusunun İHA'lar karşısında içine düştüğü durumun temelinde, geleneksel askeri kibir ve aşırı özgüven yatıyor. Yıllardır gerçekleştirdiği operasyonlarda gökyüzündeki hava araçlarının neredeyse yüzde 100'ünün kendisine ait olduğuna inanan İsrail komuta kademesi, bu alandaki teknolojik sıçramayı zamanında okuyamadı.</p>

<p>İsrail'deki Begin-Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden (BESA) askeri analist Ido Hecht'in henüz 2022 yılında kaleme aldığı ve bugün sahadaki gerçeği yansıtan raporu, ordunun hazırlıksızlığını ortaya koyuyor. Hecht'in söz konusu raporunda, "Ufukta taktiksel değil, stratejik bir devrim var. Bu devrim insansız hava araçlarının karmaşık yeteneklerinden değil; ucuzlukları, basitlikleri ve erişilebilirliklerinden kaynaklanıyor. İsrail ordusu, tepesinde uçan uçağın dost olduğunu bilerek savaşmaya alışmıştı. Artık düşmanca bir gökyüzü altında operasyon yapmaya hazırlanmalıdır." uyarısında bulunduğu, ancak bu uyarıların askeri yetkililerce dikkate alınmadığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Netanyahu zaman istedi</strong></h3>

<p>Artan İHA saldırıları ve art arda gelen askeri kayıpların ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da konuya ilişkin bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Netanyahu, ordunun bu asimetrik tehdide karşı teknolojik bir çözüm bulacağına inandığını, ancak sistemlerin geliştirilmesi ve sahaya sürülmesinin "zaman alacağını" ifade etti.</p>

<p>İsrail'in kısa vadede müttefiki ABD'den teknolojik destek arayışına girdiği bilinirken, uzmanlar ABD ve Rusya gibi dev orduların da İHA teknolojilerinin yarattığı asimetrik tehdit karşısında hala tam bir savunma mekanizması geliştiremediğine işaret ediyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-ordusu-guney-lubnanda-iha-batakligina-saplandi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hizbullah-drone.webp" type="image/jpeg" length="37730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="35039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="52000"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="30553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="38317"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="19609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="91399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="80212"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="42368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="60614"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="83231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="94236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="60680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="29866"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="57851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="94090"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="22145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="97065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="43965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="25442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="89247"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
