<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2026 23:29:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hitler’in Katlettiği Afrikalı Müslümanlar (1940–1943)]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hitlerin-katlettigi-afrikali-muslumanlar-1940-1943</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hitlerin-katlettigi-afrikali-muslumanlar-1940-1943" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[II. Dünya Savaşı, Avrupa merkezli bir çatışma olarak başlamış olsa da kısa sürede Afrika, Asya ve Orta Doğu'yu kapsayan küresel bir mücadeleye dönüşmüştü. Afrika kıtası, özellikle Akdeniz'in kontrolü, Süveyş Kanalı'nın güvenliği ve Orta Doğu petrol sahalarına erişim bakımından savaşın en önemli cephelerinden biri oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1941 yılında Alman Afrika Kolordusu'nun Libya'ya gönderilmesiyle birlikte Kuzey Afrika, Almanya ile İngiltere arasındaki mücadelede kritik bir savaş alanı hâline gelmişti. General Erwin Rommel komutasındaki birlikler başlangıçta önemli askerî başarılar elde etmiş olsalar da 1942 sonlarından itibaren Mihver kuvvetleri geri çekilmeye başlamıştı. Bu süreçte milyonlarca Kuzey Afrikalı Müslüman, savaşın doğrudan etkileriyle karşı karşıya kaldı. Bombardımanlar, zorunlu göçler, açlık, salgın hastalıklar ve ekonomik çöküş binlerce sivilin ölümüne neden oldu. Aynı zamanda Fransız ve İngiliz sömürge ordularında görev yapan on binlerce Müslüman Afrikalı asker de cephede savaşmış; bir kısmı Alman birliklerine esir düşmüş veya hayatını kaybetmişti.</p>

<h2><strong>Kuzey Afrika’nın stratejik önemi</strong></h2>

<p>Kuzey Afrika'nın II. Dünya Savaşı'ndaki önemi üç temel nedene dayanmaktadır: İlk olarak, Akdeniz'in kontrolü İngiltere açısından Hindistan ve Uzak Doğu ile bağlantının korunmasını sağlıyordu. Süveyş Kanalı'nın kaybedilmesi, İngiliz İmparatorluğu'nun lojistik sistemini ciddi biçimde zayıflatabilirdi.</p>

<p>İkinci olarak, Libya üzerinden Mısır'a ilerlemek, Almanya açısından Orta Doğu petrol sahalarına ulaşmanın önünü açabilecek stratejik bir hedef olarak görülüyordu. Üçüncü olarak ise Kuzey Afrika, İtalya'nın sömürge politikalarının merkezinde yer almaktaydı. Almanya başlangıçta bölgeye sınırlı ilgi göstermiş olsa da İtalyan ordusunun başarısızlıkları üzerine doğrudan askerî müdahalede bulunmuştur.</p>

<p>1941 yılında Afrika Korps'un bölgeye ulaşmasıyla birlikte savaşın ölçeği büyümüş; Libya, Mısır ve daha sonra Tunus büyük muharebelere sahne olmuştur. Savaş döneminde Libya, Tunus, Cezayir ve Fas nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman’dı. Bu toplumlar farklı sömürge yönetimleri altında yaşıyorlardı. Libya, İtalya'nın sömürgesiydi. Tunus, Fransız himayesi altındaydı. Cezayir doğrudan Fransa'nın bir parçası olarak yönetiliyordu. Fas ise Fransız ve İspanyol nüfuz alanlarına bölünmüştü. Bu nedenle bölgedeki Müslüman halk, yalnızca Almanya'nın değil, aynı zamanda İngiltere, Fransa ve İtalya arasındaki sömürge rekabetinin de etkisi altında bulunuyordu. Bir başka ifadeyle, Osmanlı Devleti’nin çekilmesiyle Kuzey Afrika halkı Batı dünyasının baskı ve zulmüne maruz kalmıştı.</p>

<p>Birçok Kuzey Afrikalı, zorla Fransız ordusunda asker olarak görev yaptı. Binlercesi İngiliz birliklerinde lojistik destek sağladı. Bazıları ise Mihver kuvvetleriyle iş birliği yapmayı, sömürge yönetimlerine karşı bağımsızlık mücadelesi açısından bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu durum, bölgedeki Müslüman toplumların savaş deneyiminin tek tip olmadığını göstermektedir.</p>

<h2><strong>Nazi ırk ideolojisi ve Afrikalılar</strong></h2>

<p>Nasyonal Sosyalist ideoloji, insan topluluklarını hiyerarşik bir ırk anlayışı çerçevesinde değerlendiriyordu. Nazi liderliği, "Aryan" olarak tanımladığı Alman halkını üstün görürken siyah Afrikalılar da dâhil olmak üzere birçok grubu alt ırklar arasında sınıflandırıyordu. Ancak bu ideolojik yaklaşım, Kuzey Afrika'da Yahudilere uygulanan türden bütün Müslüman nüfusu hedef alan bir imha planına dönüşmedi. Bunun başlıca nedenleri arasında askerî zorunluluklar, yerel halkın desteğini kazanma çabaları ve bölgedeki siyasi dengeler yer alıyordu.</p>

<p>Örneğin Alman propagandası zaman zaman İngiliz ve Fransız sömürgeciliğine karşı söylemler geliştirerek Müslüman toplumların desteğini kazanmaya çalıştı. Aynı dönemde Balkanlar ve Sovyetler Birliği'ndeki bazı Müslüman topluluklardan gönüllü birlikler de oluşturuldu. Bu durum, Nazi rejiminin ideolojik söylemi ile savaş sırasındaki pragmatik uygulamalarının her zaman örtüşmediğini göstermektedir.</p>

<p>Sonuç olarak, Nazi Almanyası'nın Kuzey Afrika'daki faaliyetleri Afrikalı Müslümanlar üzerinde önemli askerî, ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğurmuştur. Tarihsel kanıtlar, Afrikalı Müslümanların maruz kaldığı ölümlerin ve mağduriyetlerin esas olarak savaş operasyonları, işgal yönetimi, zorla çalıştırma uygulamaları, ayrımcı politikalar ve savaş suçları bağlamında incelenmesi gerektiğini göstermektedir.</p>

<h2><strong>Afrika kökenli çocukların eğitimden dışlanması</strong></h2>

<p>Nazi Almanyası döneminde Afrika kökenli çocuklar, ebeveynleri gibi sistematik ayrımcılık, dışlanma ve toplumsal yalnızlaştırmaya maruz kalmıştır. Kendilerini Alman toplumunun bir parçası olarak gören ve yaşıtlarıyla aynı aidiyet duygusunu paylaşan bu çocuklar, Nazi rejiminin ırkçı ideolojisi nedeniyle hiçbir zaman Alman ulusunun eşit bireyleri olarak kabul edilmemiştir.</p>

<p>Liberyalı bir baba ile Alman bir annenin oğlu olan Hans J. Massaquoi, çocukluk yıllarında sınıfıyla birlikte Adolf Hitler'in katıldığı bir geçit törenine götürüldüğünü anılarında şu sözlerle anlatmaktadır:</p>

<p><i>"Bu vesileyle Hitler'i canlı görme şansına sahip olacaktık. Kahverengi tenli ve kıvırcık saçlı sekiz yaşında bir çocuk olarak, sarışın ve mavi gözlü çocukların arasında duruyor, onlar gibi büyük bir coşkuyla tezahürat yapıyordum. Oysa alkışladığım kişi, benim gibi Aryan olmayan insanları yok etmeyi amaçlayan bir rejimin lideriydi." </i></p>

<p>Massaquoi'nin anıları, Nazi propagandasının çocuklar üzerindeki etkisini ve Afrika kökenli çocukların maruz kaldığı çelişkili kimlik deneyimini açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Okullar ise Afrika kökenli çocuklar için yalnızca eğitim verilen kurumlar değil, aynı zamanda ayrımcılığın en yoğun hissedildiği mekânlardan biri olmuştur. Özellikle biyoloji ve sözde ırk bilimi derslerinde, Nazi ideolojisini benimseyen öğretmenler tarafından aşağılanmış, sınıf arkadaşlarının önünde küçük düşürülmüş ve alay konusu hâline getirilmişlerdir. Bu uygulamalar, çocukların eğitim hakkını zedelediği gibi psikolojik ve sosyal gelişimleri üzerinde de kalıcı olumsuz etkiler bırakmıştır. Öte yandan Nazi rejimi, Afrika kökenli bireylere yönelik baskı politikalarının bir parçası olarak zorunlu kısırlaştırma uygulamalarını sistemli biçimde yürürlüğe koymuştur. Bu uygulamaların temel amacı, rejimin sözde ırksal saflık anlayışı doğrultusunda Afrika kökenli nüfusun gelecek kuşaklara aktarılmasını engellemekti.</p>

<p>Kısırlaştırma, bir kişinin biyolojik olarak çocuk sahibi olmasını engelleyen tıbbi bir müdahaledir. Günümüzde zorla uygulanan kısırlaştırma, uluslararası hukuk kapsamında insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmektedir. Nazi Almanyası'nda engelliler, Romanlar ve Afrika kökenli kişiler dâhil olmak üzere yüz binlerce insan bu uygulamaya maruz bırakılmıştır. Rejim, bu grupların sözde Aryan ırkının saflığını tehdit ettiğini ileri sürerek zorla kısırlaştırmayı meşrulaştırmaya çalışmıştır.</p>

<p>1933 yılında yürürlüğe giren Kalıtsal Hastalıklı Çocukların Doğumunun Engellenmesi Yasası, belirli fiziksel ve zihinsel rahatsızlıkları bulunan kişilerin mahkeme kararıyla kısırlaştırılmasına olanak tanımıştır. Bu yasa kapsamında yaklaşık 400.000 kişi zorla kısırlaştırılmıştır. Afrika kökenli bireylerin sayısı görece az olsa da bazıları bu yasa doğrultusunda hedef alınmıştır.</p>

<p>İngiliz asıllı Afrika kökenli bir baba ile Alman bir annenin oğlu olan Ferdinand Allen, epilepsi hastası olduğu gerekçesiyle 1935 yılında mahkeme kararıyla kısırlaştırılmış ve 1941 yılında ise Bernburg'da T4 Programı kapsamında öldürülmüştür.</p>

<p>Dönemin Alman hükûmeti, bu doğuştan rahatsızlığı olan çocuklara "utanç çocukları" adını vermişti.</p>

<p>Bununla birlikte, birçok Afrika kökenli kişi herhangi bir hukuki gerekçe olmaksızın yalnızca etnik kökeni nedeniyle de kısırlaştırılmıştır. Özellikle 1930'lu yıllarda Gestapo tarafından gizlice yürütülen program kapsamında Rhineland bölgesindeki çok ırklı çocuklar hedef alınmıştır. 1937 yılına kadar en az 385 çocuk ve genç zorla kısırlaştırılmış, aileler ise bu işlemleri kabul etmeleri için yoğun baskıya maruz bırakılmıştır. Savaş yıllarında da benzer uygulamalar devam etmiş; özellikle ergenlik çağına ulaşan Afrika kökenli gençler sistematik biçimde hedef alınmıştır.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Nazi rejiminin Afrika kökenli kişilere yönelik baskıları daha da sertleşmiştir. Irkçı yasaların genişletilmesi ve baskı politikalarının yoğunlaştırılması sonucunda birçok Afrika kökenli kişi bakım evlerine, hapishanelere, hastanelere, psikiyatri kurumlarına ve toplama kamplarına gönderilmiştir.</p>

<p>Arşiv belgeleri, çok sayıda Afrika kökenli kişinin Nazi toplama kamplarında tutulduğunu ortaya koymaktadır. Sachsenhausen Toplama Kampı'nda hapsedilip öldürülen Bayume Mohamed Husen, Buchenwald'da tutulan Gert Schramm ile Ravensbrück Toplama Kampı'nda hapsedilen Martha Ndumbe ve Erika Ngando bunlar arasında yer almaktadır. Bazıları kamplarda yaşamını yitirirken hayatta kalanlar yaşadıkları zulmü savaş sonrasında tanıklıkları ve anılarıyla belgeleyebilmiştir.</p>

<p>Son yıllarda Almanya'da, Nazi zulmünün Afrika kökenli kurbanlarını anmak amacıyla <i>Stolpersteine</i> (Tökezleme Taşları) adı verilen anıt taşları yerleştirilmektedir. Bu anıtlar, bireysel yaşam öykülerini görünür kılarak Nazi döneminin unutulmaması ve tarihsel hafızanın korunması açısından önemli bir işlev üstlenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde araştırmacılar, Nazi rejiminin Afrika kökenli kurbanlarına ilişkin çalışmaları sürdürmektedir. Ortaya çıkarılan her yeni yaşam öyküsü, yalnızca Afrika kökenli bireylerin maruz kaldığı ayrımcılığı belgelemekle kalmamakta, aynı zamanda Nazi ideolojisinin bireyler ve toplum üzerindeki yıkıcı sonuçlarını daha kapsamlı biçimde anlamaya katkı sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Kaynakça</strong></p>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Atkinson, Rick. <i>An Army at Dawn: The War in North Africa, 1942–1943</i>. Henry Holt, 2002.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Boog, Horst (ed.). <i>Germany and the Second World War, Volume III: The Mediterranean, South-East Europe, and North Africa</i>. Oxford University Press, 1995.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Browning, Christopher R. <i>The Origins of the Final Solution</i>. University of Nebraska Press, 2004.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Del Boca, Angelo. <i>Italiani, brava gente?</i> Neri Pozza, 2005.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Overy, Richard. <i>The Dictators: Hitler's Germany and Stalin's Russia</i>. W. W. Norton, 2004.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Paxton, Robert O. <i>Vichy France</i>. Columbia University Press, 2001.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Porch, Douglas. <i>The Path to Victory: The Mediterranean Theater in World War II</i>. Farrar, Straus and Giroux, 2004.</li>
</ul>

<ul style="list-style-type:square" type="square">
 <li>Steinberg, Jonathan. <i>All or Nothing: The Axis and the Holocaust 1941–1943</i>. Routledge, 1990.</li>
</ul>

<p>Halim Gençoğlu/fokusplus</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hitlerin-katlettigi-afrikali-muslumanlar-1940-1943</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/naziafr.png" type="image/jpeg" length="86192"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hamas'tan arabuluculara kritik çağrı: "Ateşkes çökebilir!"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/hamastan-arabuluculara-kritik-cagri-ateskes-cokebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/hamastan-arabuluculara-kritik-cagri-ateskes-cokebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, İsrail'in Gazze Şeridi'nde gerilimi tırmandırmasının ateşkes anlaşmasını tehlikeye atabileceği uyarısında bulunarak, saldırıların durdurulması ve anlaşmanın çökmesinin önlenmesinde arabulucu ve garantörlere sorumluluk düştüğünü belirtti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hayye, yaptığı açıklamada, 'İsrail'in salı gününden bu yana tırmandırdığı ve bugün Filistin polis teşkilatının üst düzey yöneticilerini hedef alarak sürdürdüğü saldırıları ve kasıtlı öldürmeleri' kınadı.</p>

<p>Bu saldırıların 'İsrail'in saldırı politikasını sürdürdüğünü ve arabuluculuk çabalarını dikkate almadığını' gösterdiğini belirten Hayye, saldırıların devam etmesinin arabulucu ve garantörlere 'büyük ve kritik bir sorumluluk' yüklediğini ifade etti.</p>

<p>Hamas lideri, arabulucu ve garantörlere İsrail'i saldırılarını durdurmaya zorlama ve ateşkes anlaşmasının çökmesini önlemek için harekete geçme çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail ordusunun, Gazze kentinde bir polis noktasına düzenlediği hava saldırısında 9 Filistinli hayatını kaybetmiş, 15 kişi yaralanmıştı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/hamastan-arabuluculara-kritik-cagri-ateskes-cokebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 22:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/hamashayye.webp" type="image/jpeg" length="65099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan'dan Gazze mesajı: Türkiye yardımlarını sürdürecek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/erdogandan-gazze-mesaji-turkiye-yardimlarini-surdurecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/erdogandan-gazze-mesaji-turkiye-yardimlarini-surdurecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya İnsani Yardım Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünyada 300 milyondan fazla insanın temel ihtiyaçlardan yoksun yaşadığını belirterek, Türkiye'nin Gazze başta olmak üzere farklı bölgelerdeki insani yardım çalışmalarını sürdüreceğini söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya İnsani Yardım Günü kapsamında yaptığı açıklamada Türkiye'nin insani yardım politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden insani krizlere dikkat çeken Erdoğan, ihtiyaç sahiplerine yönelik yardım çalışmalarının artırılacağını belirterek özellikle Gazze'deki mazlumlara yönelik desteğin devam edeceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Erdoğan'dan insani yardım mesajı</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye'nin insani yardım faaliyetlerine dikkat çekti.</p>

<p>Türkiye'nin tarihinden ve medeniyet değerlerinden aldığı anlayışla insani yardım alanındaki çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, ülkenin milli gelirine oranla dünyanın en fazla insani yardım yapan ülkelerinden biri olma konumunu koruduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Dünyada 300 milyondan fazla kişi krizle karşı karşıya</strong></h2>

<p>Erdoğan, dünyada 300 milyondan fazla insanın temel ihtiyaçlardan yoksun şekilde yaşam mücadelesi verdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, mazlumlara, yetimlere, çaresizlere ve mağdurlara yardım ulaştırmanın Türkiye'nin insani yardım anlayışının bir parçası olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Gazze başta olmak üzere yardımlar sürecek</strong></h2>

<p>Türkiye'nin ihtiyaç sahiplerine yönelik yardım faaliyetlerini artıracağını belirten Erdoğan, Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan mağdur ve mazlumlara destek vermeye devam edeceklerini söyledi.</p>

<p>Erdoğan, açıklamasında, "Gazze başta olmak üzere dünyanın pek çok yerindeki sahiplerinin elinden tutmayı, mazlum ve mağdurlara umut olmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Türkiye'nin nerede bir ihtiyaç sahibi varsa yardım çalışmalarını artırmaya devam edeceğini belirtti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/erdogandan-gazze-mesaji-turkiye-yardimlarini-surdurecek</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 22:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/erdofangazzeyardim.webp" type="image/jpeg" length="31687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'den direnişi karalama kampanyası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israildirenisi-karalama-kampanyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israildirenisi-karalama-kampanyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail, kiralık odaklar vasıtasıyla Filistindeki meşru direnişi hedef alan altı milyon dolarlık yeni bir psikolojik harp merkezi kurdu. Vaşington yönetiminin de desteğiyle devreye sokulan mekanizma, yapay zeka ve sahte hesaplar üzerinden halkın iradesini kırmaya çalışıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Direnişi hedef alan milyonluk fon</strong></h2>

<p>El-Malume kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, İsrail yetkilileri ile bazı Kürt figürler arasında gerçekleştirilen gizli görüşmeler neticesinde yeni bir fitne merkezi oluşturuldu. Toplantıya Likud Partisi mensupları Aşer Şakim ve Katharine Şitrit de katılım sağladı. Bu koalisyonun temel hedefi, bölgedeki meşru direniş unsurlarını hedef alarak halk nezdinde itibarsızlaştırma kampanyaları yürütmek. 2023 yılının sonlarında temelleri atılan  mekanizma, Vaşington yönetiminin de desteğiyle daha geniş bir kapsama yayılmak isteniyor.</p>

<h2><strong>Yapay zeka ile kara propaganda</strong></h2>

<p>Siyonist işgalcilerin finansman sağladığı operasyon odası için yaklaşık altı milyon dolar ayrıldı. Plan kapsamında, çok sayıda kişi ve yapay zeka destekli yazılımlar kullanılarak sahte hesaplar yönetilecek. Görsel içerikler, deepfake teknolojileri ve dijital pazarlama taktikleriyle zenginleştirilerek halkın algı operasyonlarına hizmet edecek.  </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>kaynak: ydh</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israildirenisi-karalama-kampanyasi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israilfon-1.webp" type="image/jpeg" length="44482"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“İsrail, Gazze Şeridi'nde kaos çıkarmak için polisi hedef alıyor”]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-gazze-seridinde-kaos-cikarmak-icin-polisi-hedef-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-gazze-seridinde-kaos-cikarmak-icin-polisi-hedef-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'deki İçişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze kentindeki bir polis merkezine düzenlediği saldırının, 'polis teşkilatını işlevsiz bırakma ve Gazze Şeridi'nde kaos çıkarma' girişimlerinin parçası olduğunu bildirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu saldırı 'vahşi katliam' şeklinde nitelendirilerek kınandı.</p>

<p>İsrail'in saldırısının, sivil polis teşkilatının liderleri ve memurlarına yönelik devam eden suikastların ve İsrail'in işlediği suçlar zincirinin parçası olduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, saldırının 'İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nde polis teşkilatını işlevsiz bırakma ve kaos çıkarma çabaları' kapsamında düzenlendiği vurgulandı.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'den Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları durdurmasını istemesine rağmen, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzey kesimindeki Gazze kentinde bir polis merkezine düzenlediği hava saldırısında 8 polis memuru ile yerinden edilmiş bir çocuk şehit olmuş, 15 kişi yaralanmıştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-gazze-seridinde-kaos-cikarmak-icin-polisi-hedef-aliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazzepolis.webp" type="image/jpeg" length="95251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye ve Suriye’den stratejik imzalar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiye-ve-suriyeden-stratejik-imzalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiye-ve-suriyeden-stratejik-imzalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın Şam ziyaretiyle Türkiye ve Suriye arasında enerji ve madencilik alanında kapsamlı bir ortaklık dönemi başladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir ile yapılan heyetler arası görüşmelerin ardından Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edilen Bakan Bayraktar, Suriye’nin yeniden imar ve kalkınma sürecine Türkiye’nin tam destek verdiğini açıkladı. Temaslarda elektrik iletiminden deniz sondajına, petrol ve doğal gazdan yer bilimlerine kadar geniş bir yelpazede iş birliği kararı alındı.</p>

<p>Ziyaretin en somut adımı olarak Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve MTAIC ile Suriye Jeoloji ve Maden Kaynakları Genel Müdürlüğü arasında Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı imzalandı. Çerçevesi çizilen bu büyük proje; fosfat sahalarının geliştirilmesini, endüstriyel tesislerin kurulmasını, çıkarılan madenin limana ulaştırılması adına demiryolu hattı inşasını ve ilerleyen dönemde gübre ile fosforik asit gibi katma değerli uç ürünlerin üretimini kapsıyor. Projenin kamu-özel sektör ortaklıkları ve ortak girişim modelleriyle ticari anlaşmalara dönüştürülmesi planlanıyor.</p>

<p>Suriye'nin acil enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla iletim hatlarına yönelik çalışmalar da hız kazandı. Önümüzdeki haftalarda devreye girecek olan Birecik-Halep elektrik iletim hattı, Türkiye’den yapılan ihracatı yaklaşık üç kat artırarak 800 ila 900 megavat seviyesine ulaştıracak. Bu kapasite artışı, ülkedeki günlük elektrik arzının yükselmesine ve şehirlerdeki aydınlatma sürelerinin uzamasına doğrudan sebep olacak. Türk firmaları ayrıca petrol ve gaz boru hatları, depolama tankları ve enerji nakil hatlarının inşasındaki tecrübesini hızla sahaya yansıtacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Petrol ve doğal gaz alanında ise Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) öncülüğündeki Türk şirketleri, Suriye’nin hem kara sahalarında hem de Doğu Akdeniz’deki açık deniz yetki alanlarında göreve hazırlanıyor. Karadeniz ve Somali tecrübesini bölgeye taşıyacak olan Türkiye; sismik araştırmalar ve sondaj faaliyetleriyle mevcut sahaların verimini artırmayı ve yeni rezervleri ekonomiye kazandırmayı hedefliyor. Dünyanın dördüncü büyük jeotermal kurulu gücüne sahip olan Türkiye, jeotermal enerji ve maden arama alanındaki teknik birikimini de Suriye'nin yer altı kaynaklarını ihya etmek üzere devreye sokacak.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiye-ve-suriyeden-stratejik-imzalar</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/suriyetr.webp" type="image/jpeg" length="58232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'nin enerji damarına sabotaj]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyenin-enerji-damarina-sabotaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyenin-enerji-damarina-sabotaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de Cebse Gaz Tesisi’nden gaz sevkiyatı sağlayan boru hattında dün meydana gelen patlamanın ilk incelemelere göre sabotaj sonucu gerçekleştiği değerlendirildi. Patlama nedeniyle gaz akışı dururken, onarım çalışmaları başlatıldı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Patlama sebebiyle gaz sevkiyatı dururken, elektrik üretim santrallerine yakıt temininde aksama baş gösterdi. Şam yönetimi hasarın giderilmesi ve faillerin tespiti için harekete geçerken, hadisenin arkasındaki şebekelerin izleri araştırılıyor.</p>

<h2><strong>Gaz akışı kesildi, vanalar kapatıldı</strong></h2>

<p>Suriye Petrol Şirketi (SPC), Cebse Gaz Tesisi üzerinden nakil gerçekleştiren boru hattında sabahın erken saatlerinde şiddetli bir patlama meydana geldiğini açıkladı. Patlamanın ardından emniyet amacıyla gaz akışı derhal kesildi; üretim kuyuları tecrit edilerek güvenlik vanaları kapatıldı. Olay mahallini kontrol altına alan teknik ekipler, hattın yeniden faaliyete geçmesi için tamirat çalışmalarına başladı.</p>

<p>Boru hattının devre dışı kalması, gaz yakıtıyla çalışan bazı elektrik üretim türbinlerinde enerji arzı kesintisine sebep oldu. İletim kesintisinin sebep olduğu açığı kapatabilmek ve halkın mağduriyet yaşamasını önlemek maksadıyla Suriye Elektrik Şirketi ile koordinasyon halinde alternatif kaynaklar devreye sokuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Geniş çaplı soruşturma başlatıldı</strong></h2>

<p>Sahadaki ekiplerin kesintisiz mesaiyle onarım faaliyetlerini sürdürdüğü ve patlamada hiçbir görevlinin yara almadığı bildirildi. Yapılan ilk teknik incelemeler hadisenin doğrudan bir sabotaj neticesinde gerçekleştiğini ortaya koyarken, güvenlik makamları saldırıyı tezgâhlayan faillerin yakalanması için geniş çaplı bir tahkikat yürütüyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyenin-enerji-damarina-sabotaj</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/suriyesabotaj.webp" type="image/jpeg" length="82134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nüfus eriyor, aile çözülüyor: Türkiye’nin ihmal edilen beka meselesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nufus-eriyor-aile-cozuluyor-turkiyenin-ihmal-edilen-beka-meselesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nufus-eriyor-aile-cozuluyor-turkiyenin-ihmal-edilen-beka-meselesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğurganlık 1,42’ye, doğum sayısı 895 bine gerilerken boşanmalar 194 bine yaklaştı; genç kuşakta evlenmeyi düşünmeyenlerin oranı ise yüzde 40’a dayandı. Türkiye’nin meselesi artık yalnız çocuk sayısı değil, aile kurma ve aileyi yaşatma kabiliyetinin zayıflamasıdır. Yıllardır tekrarlanan “3 çocuk” çağrısı afiş ve teşviklerle sınırlı kalmamalı; devlet bu içtimaî çözülmenin kök sebeplerine yönelmelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Türkiye artık kendisini yenileyemiyor</strong></h2>

<p>TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de canlı doğan bebek sayısı 895 bine geriledi. Toplam doğurganlık hızı ise kadın başına 1,42 çocuk seviyesine düştü. Oysa 2016 yılında Türkiye hâlâ nüfusun kendisini yenileme sınırı kabul edilen 2,10 seviyesindeydi. Dokuz yılda yaşanan gerileme, Türkiye’yi nüfusunu doğal yollarla yenileyemeyen ülkeler arasına hızla yaklaştırdı.</p>

<p>Daha çarpıcı olan ise düşüşün ülkenin belli bölgeleriyle sınırlı kalmaması. Toplam doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısı 2017’de yalnızca 4 iken 2025’te 59’a yükseldi. Türkiye’nin büyük bölümünde iki çocuklu aile dahi giderek istisnaî bir hâle geliyor.</p>

<p>Nüfus meselesindeki değişim hanelerin yapısında da görülüyor. Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008’de 4 kişi iken 2025’te 3,08 kişiye geriledi. Tek kişilik hanelerin toplam haneler içerisindeki oranı 2014’te yüzde 13,9 seviyesindeyken 2025’te yüzde 20’yi aştı. Tek başına yaşayan yaşlı sayısı ise 1 milyon 836 bine ulaştı.</p>

<p>Yani mesele gelecekte yaşanabilecek bir nüfus krizi değil. Türkiye’nin aile yapısı şu anda küçülüyor ve toplum yalnızlaşıyor.</p>

<h2><strong>Genç kuşağın yüzde 40’ı evliliği düşünmüyor</strong></h2>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, TÜİK ve Enstitü Sosyal iş birliğiyle 2026’da gerçekleştirilen araştırma bu değişimin genç kuşaktaki boyutunu da ortaya koydu.</p>

<p>12 ilde 6 bin 530 haneye girilerek 10 bin 408 kişiyle yüz yüze yapılan çalışmada, üçüncü kuşakta evlenmeyi düşünmeyenlerin oranının yüzde 40’a yaklaştığı tespit edildi. Aynı araştırmada ideal evlilik yaşının yükseldiği, tercih edilen çocuk sayısının ise kuşaklar ilerledikçe düştüğü belirlendi. Buna karşılık katılımcıların yüzde 90’dan fazlası çocuk sahibi olmanın aile olma duygusunu güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Ortada dikkatle okunması gereken bir çelişki var: Toplum çocuk ve aile kavramını bütünüyle reddetmiş değil. Fakat yeni kuşak, aile kurmayı giderek kendi hayat planının dışına çıkarıyor.</p>

<p>Dolayısıyla mesele gençlere “Niçin evlenmiyorsunuz?” diye çıkışmaktan ibaret görülemez. Genç insanı evlilikten uzaklaştıran iktisadî düzenin, kültürel atmosferin, eğitim sisteminin, kadın-erkek ilişkilerinin, çalışma hayatının ve ferdiyetçi dünya görüşünün tamamı birlikte ele alınmak zorunda.</p>

<h2><strong>“Üç çocuk” demek yetmedi</strong></h2>

<p>Türkiye yaklaşık yirmi yıldır nüfus meselesini “en az üç çocuk” çağrısı üzerinden tartışıyor. Bugün gelinen noktada devletin kendi resmî politika belgeleri dahi doğurganlıktaki gerilemeyi “varoluşsal” bir mesele olarak tarif ediyor. 2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’nde doğurganlığın düşmesi, evlenme yaşının yükselmesi, hiç evlenmeme oranının artması, hanelerin küçülmesi ve nüfusun yaşlanması aynı tehdidin parçaları olarak sıralanıyor.</p>

<p>Burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, devletin kendi belgesi bile meselenin yalnızca para olmadığını kabul ediyor.</p>

<p>Vizyon Belgesi’nde doğurganlıktaki gerilemenin ekonomik şartlarla tek başına açıklanamayacağı; iş-aile dengesindeki yapısal zorlukların yanı sıra “zihniyet, yaşam pratikleri ve toplumsal değerlerdeki dönüşümün” de doğumların azalmasında etkili olduğu açıkça ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>Evlilik artık “yuva”dan önce “yük” olarak görülüyor</strong></h2>

<p>Modern hayat insanın evlilikle kurduğu münasebeti değiştirdi. Evlilik, geçmişte yetişkinliğin tabii bir merhalesi, yuva kurmak ise hayatın merkezî gayelerinden biri olarak kabul edilirken bugün giderek ertelenebilen, hatta bütünüyle vazgeçilebilen bir tercih hâline geliyor.</p>

<p>Bu dönüşüm devletin 2026-2035 Vizyon Belgesi’nde de açıkça kabul ediliyor. Belgede Türkiye’de hiç evlenmeme oranlarının bütün yaş gruplarında arttığı, evliliği geciktiren yapısal şartların yanında ciddi bir zihniyet dönüşümü bulunduğu belirtiliyor. Evliliğin artan bir kesim tarafından bireysel özgürlükle çelişen bir kurum gibi algılandığı; bireyselleşme ve dijitalleşmenin de bu anlayışı beslediği kaydediliyor.</p>

<p>Aile üzerine yıllardır yapılan çalışmalar da aynı kırılmaya işaret ediyor. Modern hayatın merkezine “ben”i koyan anlayış, evliliğin tabiatında bulunan fedakârlık, sabır, paylaşma, sadakat ve sorumluluk gibi değerleri aşındırıyor. Aile üyeleri birbirini tamamlayan unsurlar olmaktan çıkarılıp hak ve menfaatlerini sürekli karşı karşıya getiren iki bağımsız fert gibi tasavvur ediliyor. Rekabet, sınırsız ferdî özgürlük ve tüketim kültürü; aile içerisindeki müşterek hayatın önüne geçiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böyle bir dünyada evlenmek “hayat kurmak” yerine “özgürlük kaybetmek”, çocuk sahibi olmak “nesil yetiştirmek” yerine “masrafa girmek”, fedakârlık ise fazilet yerine “kendinden vazgeçmek” olarak okunmaya başlıyor.</p>

<p>Demografik çöküş işte bu zihniyet zemininde büyüyor.</p>

<h2><strong>Erkekliğe erkek, kadınlığa kadın olmak zor geliyor</strong></h2>

<p>Meselenin üzerinde yeterince durulmayan diğer tarafı ise kadın ve erkeğin aile içerisindeki yerinin giderek belirsizleşmesi.</p>

<p>Modern dünyanın ürettiği hayat biçimi, kadın ile erkeği birbirini tamamlayan iki cins olmaktan çıkararak aynı hayat kalıbının içerisine sokmaya çalışıyor. Fıtrî farklılıkları kabul eden iş bölümü “eşitsizlik”, annelik kadının şahsî gelişiminin önündeki engel, babalık ise büyük ölçüde ekonomik yük üzerinden tarif ediliyor. Neticede erkekliğe erkek olmak, kadınlığa kadın olmak zor geliyor.</p>

<p>Erkeğin ailesine karşı himaye, geçim, rehberlik ve mesuliyet vazifesi aşınıyor. Erkek evden, evlilikten ve baba olmaktan kaçan; gençliğini mümkün olduğunca sorumluluksuz geçirmek isteyen bir tipe sürükleniyor.</p>

<p>Kadın tarafında ise annelik ve evin inşası giderek ikinci sınıf bir uğraş gibi gösteriliyor. Kadının kıymeti aile içerisinde yetiştirdiği nesille, kurduğu yuvayla ve topluma yaptığı çok yönlü katkıyla birlikte değerlendirilmek yerine yalnızca piyasa içerisindeki üretkenliği ve kariyeri üzerinden ölçülüyor.</p>

<p>Bunun neticesinde kadın da erkek de aynı piyasa düzeninin içerisine çekilirken çocuk, aile ve ev hayatının ihtiyaçlarını kimin karşılayacağı meselesi ortada kalıyor.</p>

<p>Aile üzerine yapılan sosyolojik ve dinî çalışmalarda yıllardır dikkat çekilen temel meselelerden biri de bu: Batılı modernleşmenin toplumu kendi tarihî ve ahlâkî gerçekliğinden koparması; kadınla erkeğin farklılıklarını bir çatışma alanı olarak kurması ve aile içerisindeki tamamlayıcılığı giderek zayıflatması.</p>

<p>Üstelik bugün devletin kendi politika belgesi de “cinsiyetsizleştirme” akımlarının kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılıkları anlamsızlaştırdığını, anne-babalık rollerini muğlaklaştırdığını ve aileyi aşındırdığını açık biçimde kayıt altına alıyor.</p>

<p>Madem teşhis budur, bunun eğitimde, medyada, hukukta, çalışma hayatında ve sosyal politikalarda bir karşılığı bulunmak zorunda.</p>

<h2><strong>Kadın da erkek de kapitalist çalışma düzeninin altında eziliyor</strong></h2>

<p>Bugünün şehir hayatı aile kurmayı fiilen pahalılaştırıyor. Konut meselesi, kiralar, düğün masrafları, güvencesiz çalışma, uzun mesailer, ulaşım süreleri ve çocuk bakımının maliyeti gençleri evlilikten ve çocuk sahibi olmaktan uzaklaştırıyor.</p>

<p>Devletin Aile ve Nüfus On Yılı belgesi dahi hızlı kentleşmenin barınma, beslenme, ulaşım ve çocuk bakımı üzerindeki yükü artırdığını; iş-aile dengesini zorlaştırarak aile yapısını zayıflattığını kabul ediyor.</p>

<p>Bugün birçok genç erkek, tek maaşla bir evi geçindiremeyeceğini düşündüğü için evliliği erteliyor. Kadın ise çocuk sahibi olduğunda çalışma hayatı ile annelik arasında ağır bir sıkışmaya mahkûm ediliyor. Çocuğun ilk yıllarında anne-babasıyla geçireceği zamanın yerine kreş, bakıcı ve kurumlar konuluyor; buna rağmen aileden “daha çok çocuk” bekleniyor. Bir tarafta insanı sabahın erken saatinden akşama kadar evinden koparan çalışma düzeni kurulurken diğer tarafta “Niçin çocuk yapmıyorsunuz?” diye sormak kendi içinde çelişkili bir politika ortaya çıkarıyor.</p>

<h2><strong>194 bin boşanma: Kurulan aile de korunamıyor</strong></h2>

<p>TÜİK verilerine göre 2025 yılında 552 bin 237 çift evlendi, 193 bin 793 çift boşandı. Boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk beş yılı içerisinde gerçekleşti. Aynı yıl kesinleşen boşanmalar sonucunda 191 bin 371 çocuk velayet kararına konu oldu. Bu rakamlar aile krizinin yalnız “evlenmeme” başlığından okunamayacağını gösteriyor. Türkiye gençleri evlendirebilse bile bu evlilikleri devam ettirecek kültürü, ahlâkı ve sosyal zemini yeniden inşa etmek zorunda.</p>

<p>Eşlerin birbirine karşı tahammülünün azalması, hayatın müşterek bir kader olarak görülmemesi, ekonomik sıkışmışlık, aile büyüklerinin desteğinin zayıflaması, dijital hayatın mahremiyeti aşındırması, sadakat ve mesuliyet anlayışındaki dönüşüm, aile içi çatışmaların büyümesinde birlikte rol oynuyor.</p>

<p>Geniş aileden çekirdek aileye, oradan da tek kişilik haneye doğru ilerleyen değişim; aynı zamanda insanı anneanne, babaanne, dede, amca, hala ve dayı gibi geçmişte ailenin tabii destek mekanizmasını meydana getiren çevreden de koparıyor. Aile küçüldükçe aileyi taşıyan sosyal ağ da küçülüyor.</p>

<h2><strong>Anne ortadan çekilirken “kedi annesi” ve “köpek annesi” türetiliyor</strong></h2>

<p>Ailedeki kavram değişiminin en dikkat çekici görüntülerinden biri de annelik ve babalık gibi insana, nesle ve akrabalığa ait kavramların giderek başka alanlara taşınması. “Kedi annesi”, “köpek annesi”, “patili çocuğum” gibi ifadeler artık reklamlara kadar girmiş durumda. Tam da Türkiye’nin doğurganlığın çöküşünü tartıştığı, gençlerin yüzde 40’ının evlenmeyi düşünmediğinin açıklandığı bir dönemde anneliğin çocuk ve nesilden koparılarak yeniden tarif edilmesi Batıcı ellerle aile kurumunun ne denli ifsad ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Dijital hayat aileyi aynı evin içinde parçalıyor</strong></h2>

<p>Aynı evin içerisinde yaşayan anne, baba ve çocukların her biri başka bir ekranın içerisine çekiliyor. Ortak sofra, aile sohbeti, komşuluk, akraba ziyareti ve birlikte geçirilen zaman azalırken ferdin zihnini artık evindeki insanlar kadar algoritmalar şekillendiriyor. Devletin Vizyon Belgesi’nde de algoritmik içerik yönlendirmeleri, dijital manipülasyon, bireyselleşme ve zararlı alışkanlıklar aile ve nesiller bakımından tehdit başlıkları arasında gösteriliyor.</p>

<h2><strong>Bakanlık istatistik kurumu mu?</strong></h2>

<p>Aile politikasını yöneten kurumun vazifesi, 1,42’nin neden ortaya çıktığını bulmak ve bu oranı meydana getiren hayat şartlarını değiştirmektir.</p>

<p>Türkiye’nin artık aile üzerine slogan üretmekten çok aile üzerine düşünmeye ihtiyacı var. Aile meselesi kısa süreli kampanyalardan çıkarılarak kurumsal, istikrarlı ve on yıllara yayılan bir devlet siyasetine dönüştürülmeli. Bu sahada yıllardır çalışan sosyologlar, tarihçiler, ilahiyatçılar, hukukçular, iktisatçılar, psikologlar, eğitimciler, hekimler ve şehircilik uzmanları aynı masada buluşturulmalı. Aileyi yalnız bir sosyal yardım başlığı olarak gören bürokratik yaklaşım terk edilmeli. Aile üzerine uzun yıllardır yapılan çalışmalarda da meselenin günübirlik organizasyonlarla değil, kendi tarihî ve ahlâkî değerlerimiz üzerinden ve bütüncül biçimde ele alınması gerektiği özellikle vurgulanıyor. Üstelik devletin kendi Vizyon Belgesi de politika üretiminde disiplinler arası ve çok paydaşlı yaklaşımı, mevzuatın aile ve nüfusa etkisinin incelenmesini, kök neden araştırmalarını ve aile odaklı veri üretimini öngörüyor.</p>

<h2><strong>Aileye göre bir hayat nizamı kurmak gerekiyor</strong></h2>

<p>Gerçek bir aile politikasının ilk adımı, gençlerin evlenebilmesini mümkün kılacak ekonomik zeminin kurulmasıdır. Gençlere bir defalık kredi vermenin yanında aile kuracak insan için erişilebilir konut, istikrarlı iş, düşük kira yükü ve evlilik sonrasında sürdürülebilir gelir mekanizmaları gerekiyor.</p>

<p>Çocuklu aile açık biçimde korunmalı. Vergi sistemi, konut politikası, ulaşım, çalışma saatleri, yıllık izinler ve sosyal destekler çocuklu aile lehine yeniden düzenlenmeli. Üç ve daha fazla çocuk yetiştiren aileler yalnız birkaç yıl süren nakdî ödemelerle bırakılmamalı; uzun vadeli ekonomik ve sosyal güvenceye kavuşturulmalı.</p>

<p>Medya politikaları da nüfus siyasetinden ayrı düşünülemez. Bir taraftan üç çocuk çağrısı yapıp diğer taraftan televizyonlarda, dizilerde, reklamlarda ve dijital platformlarda evliliği sıkıntı, bekârlığı sınırsız hürriyet, anneliği angarya, sadakatsizliği olağan hayat biçimi hâline getiren kültür üretiminin hiçbir toplumsal neticesi yokmuş gibi davranılamaz.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nufus-eriyor-aile-cozuluyor-turkiyenin-ihmal-edilen-beka-meselesi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/nufus.jpg" type="image/jpeg" length="99542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudi teröristler Batı Şeria’yı kuşatıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yahudi-teroristler-bati-seriayi-kusatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yahudi-teroristler-bati-seriayi-kusatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze için yürütülen müzakerelerde sürekli Hamas’ın silahsızlandırılması gündeme getirilirken, işgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi teröristlerin Filistin köylerine yönelik saldırıları giderek büyüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yaşananlar, bölgede giderek sistematik hale gelen Yahudi terörünün son örneklerinden biri oldu. 9 Ağustos’ta silahlı Yahudi teröristler köyün dış kesimindeki üç Filistinli ailenin evlerine ulaşan yolu kapatarak buraya bir kapı yerleştirdi. Yaklaşık 13 Filistinli evlerinde mahsur bırakılırken ailelerin gıda, su ve diğer temel ihtiyaçlara ulaşımı engellendi. Silahlı teröristler evlerin çevresine çadırlar kurarak bölgeyi fiilen kuşatmaya ve aileleri evlerinden çıkarmaya girişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuşatma bununla da kalmadı. Elektrik ve su hatları kesildi, evlere taşlar atıldı, ailelerin giriş çıkışı engellendi. 10 Ağustos gecesi hasta bir çocuğu tahliye etmek üzere önceden geçiş izni almış bir ambulans dahi silahlı Yahudi teröristler tarafından durduruldu. Ambulans ancak işgal güçlerinin bölgeye gelmesinin ardından hareket edebildi. Böylece silahlı terörist grupların fiilen bir Filistin köyündeki insanların suya, elektriğe, gıdaya ve sağlık hizmetine ulaşıp ulaşamayacağına karar verdiği bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Kusra’daki tablo, Yahudi terörünün İsrail ordusundan bağımsız hareket eden birkaç kişinin işi olmadığını da gözler önüne serdi. Reuters’ın aktardığına göre işgal güçleri bölgeye geldikten sonra Filistinli ailelere evlerinde kalmaları yönünde talimat verdi. Silahlı Yahudi teröristlerin kurduğu kuşatma günlerce devam ederken görüntülerde askerî kıyafetli bazı kişilerin saldırgan grupla beraber dua ettiği görüldü. İsrail ordusu daha sonra olaya karışan personel hakkında disiplin işlemi yürütüleceğini açıkladı.</p>

<p>Hadise öyle bir noktaya ulaştı ki ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee bile saldırganlardan “İsrailli teröristler” diye söz ederek yapılanların suç olduğunu açıkladı. Fakat Washington’dan gelen bu açıklama da kuşatmayı ve Batı Şeria’daki Yahudi terörünü sona erdirmedi.</p>

<h2><strong>Bir haftada 38 saldırı</strong></h2>

<p>Kusra, Batı Şeria genelindeki saldırı zincirinin bir halkası. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin 14 Ağustos 2026 tarihli raporuna göre, 4-10 Ağustos arasındaki tek bir haftada Filistinlilerin yaralanmasına, ev ve mallarının zarar görmesine yol açan 38 ayrı saldırı kaydedildi. Saldırılarda evler, araçlar, tarım arazileri, su ve elektrik altyapısı ile Filistinlilerin geçim kaynakları hedef alındı.</p>

<p>5 Ağustos’ta El Halil’in güneyindeki Masafer Yatta bölgesine bağlı Tuba’ya yaklaşık 30 silahlı Yahudi terörist saldırdı. Evler taşlandı, yanıcı maddeler atıldı ve köylüler darbedildi. Aralarında iki kız çocuğunun bulunduğu beş Filistinli yaralandı. Üç ev yakılarak kullanılamaz hale getirildi; üç aileden 23 kişi, bunların 14’ü çocuk olmak üzere, evlerinden edildi.</p>

<p>Yahudi teröristler burada evlerle de yetinmedi. Bir mutfak, depo çadırı, yaklaşık 10 ton hayvan yemi, seyyar tuvalet ve köyün güneş enerjisi sistemi tahrip edildi. Yaklaşık 100 kişi elektriksiz bırakıldı. 9 Ağustos’ta yine Masafer Yatta’daki Şib el-Butum’da Filistinli bir ailenin uyuduğu sırada evin içerisine yanıcı madde atıldı; evin içindeki eşyalar alev aldı.</p>

<p>Ortaya çıkan saldırı biçimi tesadüfî değil. Ev yakmak, suyu kesmek, elektrik altyapısını tahrip etmek, hayvan yemini imha etmek, sürülerin otlatılmasını engellemek ve tarım arazilerine erişimi kapatmak, Filistinlilerin o topraklarda hayatlarını sürdürebilmelerini imkânsızlaştırıyor.</p>

<h2><strong>Zeytin ağaçlarını dahi hedef alıyorlar</strong></h2>

<p>Yahudi terörünün başlıca hedeflerinden biri Filistinlilerin tarımsal varlığı. 6-8 Ağustos arasında Nablus’a bağlı Beyt Furik ve Beyt Dajan’da tarım arazilerine gitmeye veya arazilerinde çalışmaya çalışan Filistinlilere yönelik dört ayrı saldırıda yedi kişi yaralandı. BM kayıtlarına göre saldırıların üçünde Yahudi teröristler askerî veya askerî görünümlü kıyafetler giyiyordu.</p>

<p>7 Ağustos’ta Nablus yakınlarındaki Deyr Şeref’te 200’den fazla zeytin ağacının tahrip edildiği ortaya çıktı. Arazi sahipleri bundan iki gün önce silahlı Yahudi teröristler tarafından tehdit edilmiş ve topraklarına dönmemeleri konusunda uyarılmıştı. Ramallah yakınlarındaki Beytillu’da ise Filistinli çiftçiler arazilerinden çıkarıldı ve bir araç ateşe verildi.</p>

<p>Filistin’de zeytin ağacı, ailenin toprağa bağlılığının ve nesiller boyu devam eden geçimin temel unsurlarından biri. Bundan dolayı ağaçların yakılması veya sökülmesi, çiftçilerin araziye girmesinin engellenmesi ve hasat döneminde silahlı baskı kurulması doğrudan Filistinlilerin toprakla bağını koparmaya hizmet ediyor.</p>

<h2><strong>Sağlık görevlileri de saldırı altında</strong></h2>

<p>Silahlı Yahudi teröristler sağlık ekiplerinin çalışmalarını da hedef aldı. 7 Ağustos’ta Beytüllahim yakınlarındaki Ebu Nuceym bölgesinde yaralılara müdahale etmek üzere gelen Filistin Kızılayı ekibine saldırıldı. İki sağlık görevlisine biber gazı sıkıldı; toplam dört Filistinli yaralandı. Üç ambulans ve bir su tankeri de saldırıda zarar gördü.</p>

<p>Kusra’da hasta çocuğun bulunduğu ambulansın durdurulmasıyla beraber ele alındığında, sağlık hizmetlerini engellemenin de Yahudi terörünün baskı araçlarından biri haline geldiği görülüyor.</p>

<h2><strong>Ürdün Vadisi’nde köyler boşaltılıyor</strong></h2>

<p>Ocak 2026’da yoğunlaşan silahlı Yahudi teröristlerin saldırıları ve baskıları sonucunda 26 Filistinli aile evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yerlerinden edilen 124 kişinin 59’u çocuktu. Avrupa ülkelerinin Kudüs ve Ramallah’taki diplomatik temsilcilikleri de hadiseyi yerinde inceleyerek şartların “zorla nakil” kapsamına girebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Bölgedeki ailelerin hayatı; evlere giren silahlı Yahudi gruplar, kesilen elektrik kabloları, boşaltılan su depoları, yolların kapatılması ve gece baskınlarıyla sürdürülemez hale getirildi. Ailelerin bir bölümü yıllardır yaşadığı toprağı bırakıp göç etmek zorunda kaldı. Böylece bir askerî tahliye emrine ihtiyaç duyulmadan, yerleşimci terörü vasıtasıyla Filistinliler fiilen araziden uzaklaştırıldı.</p>

<p>Bu yöntem Batı Şeria’nın başka bölgelerinde de uygulanıyor. Çobanlık yapılan arazilerin yakınına Yahudi yerleşim noktaları kuruluyor, ardından silahlı terörist gruplar geniş arazilere yayılıyor. Filistinli çobanların otlaklara erişimi engelleniyor; su kaynakları ve yollar üzerinde kontrol kuruluyor. Zaman içerisinde geçim imkânı ortadan kalkan aileler bölgeden ayrılmaya zorlanıyor. OCHA verilerine göre Ocak 2023 ile 13 Temmuz 2026 arasında 122 Filistin topluluğu tamamen veya kısmen yerinden edildi; 6 bin 200’den fazla Filistinli, bunların 3 binden fazlası çocuk olmak üzere, yaşadığı bölgeden koparıldı.</p>

<h2><strong>Hamas’ın silahını soranlar Yahudi teröristlerin silahını görmüyor</strong></h2>

<p>Bütün bu tablo Gazze üzerine yürütülen uluslararası tartışmadaki çifte standardı daha görünür hale getiriyor. Washington ve Batılı başkentlerde kurulacak siyasi düzenin başlıca şartlarından biri olarak Hamas’ın silahsızlandırılması konuşuluyor. Fakat birkaç kilometre ötede, işgal altındaki Batı Şeria’da silahlı Yahudi teröristler köyleri basıyor, aileleri kuşatıyor, evleri yakıyor, zeytin ağaçlarını tahrip ediyor, ambulansları engelliyor ve Filistinlileri kendi topraklarından çıkarıyor.</p>

<p><i>Kaynak: Middle East Eye</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yahudi-teroristler-bati-seriayi-kusatiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-terorist-1.jpg" type="image/jpeg" length="75910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: Navarin Katliamı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-navarin-katliami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-navarin-katliami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[205 yıl önce bugün, 19 Ağustos 1821’de Mora’nın Navarin şehrinde aylar süren kuşatma ve açlığın ardından teslim olan Türk ve Müslüman ahali katledildi. Can güvenliği ve Afrika’ya geçiş sözü verilerek silahlarını bırakan 2 ila 3 bin kişi, şehrin kapıları açıldıktan sonra öldürüldü; kaynaklara göre yaklaşık 160 kişi kurtulabildi. Navarin, Mora’daki Türk-Müslüman varlığının tasfiyesine dönüşen 1821 isyanının en kanlı sahnelerinden biri olarak tarihe geçti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1821’de Mora’da başlayan Yunan İsyanı, kısa sürede bölgede yaşayan Türk ve Müslüman ahalinin hedef alındığı büyük bir kıyıma dönüştü. Köylerde ve yerleşimlerde yaşayan Müslüman aileler ilk hedefler arasındaydı. Evler basıldı, köyler yakıldı, savunmasız kafileler yollarda saldırıya uğradı. Hayatta kalabilenler ise Tripoliçe, Monemvasia, Navarin ve diğer tahkim edilmiş merkezlere sığınmaya başladı. Kırsaldaki Türk-Müslüman nüfusun büyük bölümünün birkaç hafta içerisinde ortadan kaldırıldığı, Mora genelinde 20 binden fazla Türk erkek, kadın ve çocuğun öldürüldüğü döneme ilişkin kaynaklarda yer aldı.</p>

<p>İsyanın hazırlıkları ise daha eskiye uzanıyordu. 1814’te Odessa’da kurulan Filiki Eteria, yıllar boyunca Osmanlı idaresindeki Rumlar arasında gizli bir teşkilatlanma yürüttü. 1821 baharında ayaklanmanın Mora’ya yayılmasıyla silahlı gruplar harekete geçti. İsyanın ilk safhalarında Türk nüfusun dağınık yaşadığı köy ve çiftlikler savunmasız durumda kaldı. Küçük yerleşimlerden kaçabilen Müslümanlar kalelere ve büyük şehirlere sığınırken, geride kalanların önemli bir bölümü öldürüldü.</p>

<p>Mora’daki hadiseler bu sebeple yalnızca Osmanlı askerî birlikleriyle isyancılar arasındaki çatışmalardan ibaret kalmadı. Sivil halk da doğrudan hedef hâline geldi. Silahlı grupların önünden kaçan aileler yollarda yakalandı; açlık sebebiyle teslim olan topluluklara verilen can güvenliği sözlerinin çeşitli yerlerde tutulmadığı kaydedildi. Navarin’de 19 Ağustos’ta yaşanacak katliam da bu kanlı sürecin içinde gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Navarin aylarca kuşatıldı</strong></h2>

<p>Mora Yarımadası’nın güneybatısında bulunan Navarin, doğal limanı ve kalesiyle Osmanlı için stratejik öneme sahipti. Bugünkü Pylos civarında bulunan Yeni Navarin Kalesi, yani Neokastro, isyanın başlamasının ardından Mart 1821’den itibaren kuşatma altına alındı. Kuşatma yaz boyunca devam etti.</p>

<p>Şehir ve kalede askerlerin yanı sıra çevredeki saldırılardan kaçarak buraya sığınmış Türk ve Müslüman siviller de bulunuyordu. Kuşatmanın uzamasıyla dışarıyla irtibat kesildi. Yiyecek stokları azaldı, temel ihtiyaç maddeleri tükendi ve şehirde ağır bir açlık başladı.</p>

<p>Kuşatma ilerledikçe durum dayanılmaz hâle geldi. Açlığın pençesindeki bazı aileler küçük gruplar hâlinde kaleden çıkarak çevredeki Yunanlara sığınmaya ve canlarını kurtarmaya çalıştı. Ancak kaleden çıkıp teslim olanların bir kısmı öldürüldü. Böylece şehirde kalanlar için iki yol vardı: açlıktan ölmek veya can güvenliği karşılığında topluca teslim olmak.</p>

<p>Navarin ahalisi aylar süren kuşatmanın ardından artık direnebilecek durumda değildi. Askerî imkânların tükenmesinden çok, şehirdeki sivillerin açlık ve mahrumiyet karşısında dayanacak gücünün kalmaması teslim sürecini hızlandırdı.</p>

<h2><strong>Can güvenliği sözü verildi</strong></h2>

<p>Türk ve Müslüman ahali ile Yunan tarafı arasında teslim görüşmeleri başladı. Varılan anlaşmaya göre Navarin’de bulunanların canlarına dokunulmayacak ve şehirden güvenli biçimde ayrılmaları sağlanacaktı. Müslüman ahalinin deniz yoluyla Mısır ve Kuzey Afrika tarafına nakledilmesi öngörülüyordu.</p>

<p>Bunun karşılığında Navarin Kalesi teslim edilecek; kamuya ait mallar, silahlar ve şehirde bulunan kıymetli eşyalar Yunan tarafına bırakılacaktı. Türk ahalisi elindeki para, gümüş eşya ve ziynetleri de teslim etti. Aylarca aç bırakılan insanlar, mallarını bırakarak hiç olmazsa canlarını ve ailelerini kurtarabileceklerini düşünüyordu.</p>

<p>Teslim şartları yazılı hâle getirildi. Fakat sonradan bu anlaşmanın Türk tarafında bulunan nüshasının ortadan kaldırıldığı da kayıtlara geçti. Böylece can güvenliğini teminat altına alan anlaşmanın delillerinden biri yok edildi. </p>

<p>Navarin halkı bütün servetini, silahlarını ve kaleyi bırakarak kendilerine verilen söze güvendi. Şehir savunmasız hâle geldi.</p>

<h2><strong>19 Ağustos’ta kapılar açıldı</strong></h2>

<p>19 Ağustos 1821’de Navarin’in kapıları açıldı.</p>

<p>Teslim anlaşmasına göre buradan sonra yapılması gereken, silahlarını bırakmış Türk ve Müslüman ahalinin güvenli biçimde gemilere bindirilmesi ve bölgeden çıkarılmasıydı. Ancak şehrin düşmesinin ardından anlaşma uygulanmadı.</p>

<p>Yunan silahlı grupları şehre girerek teslim olmuş halka saldırmaya başladı. Erkekler, kadınlar ve çocuklar arasında ayrım yapılmadı. Silahlarını teslim etmiş insanların büyük bölümü öldürüldü.</p>

<p>Navarin’de katledilenlerin sayısına ilişkin farklı rakamlar bulunmakla beraber, güvenilir tarih çalışmalarında 2 ila 3 bin kişinin öldürüldüğü kaydediliyor. Yalnızca yaklaşık 160 kişinin katliamdan kurtulabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Böylece aylarca kuşatma altında tutulan, açlığa mahkûm edilen ve sonunda can güvenliği sözü üzerine teslim olan Navarin’deki Türk-Müslüman ahali birkaç saat içerisinde büyük ölçüde ortadan kaldırıldı.</p>

<h2><strong>Kadın ve çocuklar da hedef alındı</strong></h2>

<p>Katliamın en ağır tarafı, saldırıların silahlı erkeklerle sınırlı kalmamasıydı. Kadınlar ve küçük çocuklar da öldürüldü.</p>

<p>Kadınların öldürülmeden önce üzerlerindeki para ve ziynet eşyalarının aranması için soyulduğu; canlarını kurtarmak maksadıyla denize girenlerin suyun içerisinde ateş edilerek vurulduğu kaydedildi. Kollarında çocuklarıyla sahile kaçmaya çalışan anneler de saldırıların hedefi oldu. </p>

<p>Bebeklerin annelerinin kollarından alındığı, küçük çocukların kayalıklara vurulduğu veya denize atıldığına dair tanıklıklar dönemin kayıtlarına geçti.</p>

<p>Katliamın dehşetini gösteren ifadelerden biri şöyleydi:</p>

<blockquote>
<p>“Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.”</p>
</blockquote>

<p>Şehirdeki kıyımın ardından çok sayıda ceset denize atıldı veya sahilde bırakıldı. Sıcak havada çürümeye başlayan cesetler sebebiyle ağır bir koku yayıldı; su kaynaklarının kirlenmesi ve salgın hastalık tehlikesi ortaya çıktı.</p>

<p>Öldürülmeyen bazı Müslüman kız ve erkek çocukları ise esir edildi. Kayıtlarda hayatta bırakılan çocuklardan bazılarının daha sonra satışa çıkarıldığı, ağır şartlar altında yaşamaya zorlandığı ve yaşadıkları dehşet sebebiyle aklî dengelerini kaybedenlerin bulunduğu aktarılıyor.</p>

<h2><strong>Katliamdan sonra Navarin</strong></h2>

<p>Navarin’de yaşananlar şehrin teslim alınmasıyla bitmedi. Sokaklarda, surların çevresinde ve sahilde cesetler bulunuyordu. Günler geçtikçe cesetlerin çürümesi şehirde ciddi bir sağlık tehdidi meydana getirdi.</p>

<p>Katliama şahit olan Avrupalı gönüllüler de karşılaştıkları manzara karşısında dehşete düştü. Avrupa’dan “Yunan davasına” yardım etmek amacıyla Mora’ya gelen bazı gönüllüler, bölgedeki Türk ve Müslüman sivillere yönelik uygulamalarla karşılaşınca başlangıçta kendilerine anlatılan romantik bağımsızlık mücadelesi tablosundan çok farklı bir manzarayla yüz yüze kaldı.</p>

<p>Navarin’in ardından Müslüman nüfustan geriye çok az kişi kaldı. Aylar boyunca kaleye sığınarak hayatta kalmaya çalışan bir topluluk, teslim şartlarına rağmen ortadan kaldırılmıştı.</p>

<h2><strong>Mora’da Türk varlığı tasfiye edildi</strong></h2>

<p>Navarin Katliamı, 1821’de Mora’da meydana gelen münferit bir hadise değildi. İsyanın ilk günlerinden itibaren Türk ve Müslüman ahaliyi hedef alan öldürmeler yarımadanın birçok bölgesine yayıldı.</p>

<p>Küçük köylerde ve çiftliklerde yaşayan ailelerin kendilerini savunma imkânı hemen hemen yoktu. Silahlı grupların saldırıları başladığında binlerce kişi evini terk ederek surlarla çevrili şehirlere doğru kaçtı. Fakat yollarda ilerleyen savunmasız kafileler de saldırıya uğradı. Küçük şehirlerde evlerini barikatlarla tahkim ederek direnmeye çalışan Türk topluluklarının önemli bir bölümü öldürüldü.</p>

<p>Kalamata, Patras, Livadya ve Mora’nın başka bölgelerinde Müslüman nüfusa yönelik saldırılar yaşandı. Ağustos ayında Monemvasia’daki Müslümanlar da kuşatma, hastalık ve açlığın ardından teslim olmak zorunda kaldı. Navarin ise birkaç gün sonra aynı kanlı sürecin en ağır safhalarından birine sahne oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Navarin’den yaklaşık bir buçuk ay sonra Mora’nın merkezi Tripoliçe’nin düşmesiyle daha büyük bir katliam meydana geldi. Böylece 1821 yılı boyunca Mora’daki birçok Türk-Müslüman yerleşimi ortadan kaldırıldı; hayatta kalabilenlerin önemli bir kısmı bölgeden kaçmak veya başka Osmanlı topraklarına sığınmak zorunda kaldı.</p>

<p>İsyanın ilk haftalarında Mora genelinde 20 binden fazla Türk erkek, kadın ve çocuğun öldürüldüğüne dair kayıtlar bulunuyor. Evleri yakılan, esir edilen veya bölgeyi terk etmek zorunda kalanlar da hesaba katıldığında Mora’daki Müslüman nüfus kısa zaman içerisinde büyük ölçüde tasfiye edildi.</p>

<p>Bu bakımdan 1821’de yaşanan hadiseler yalnızca askerî hâkimiyetin el değiştirmesi anlamına gelmedi. Asırlardır Mora’da yaşayan Türk-Müslüman topluluğun varlığı da ağır bir darbeye uğradı. İsyandan önce köyleri, mahalleleri, evleri, çiftlikleri ve şehir hayatıyla Mora’nın yerleşik unsurlarından biri olan Müslüman nüfus, katliamlar ve sürgünlerle bölgeden büyük ölçüde silindi.</p>

<h2><strong>Avrupa’nın romantikleştirdiği isyan</strong></h2>

<p>Mora’daki katliamlar yaşanırken Avrupa’da Yunan isyanına büyük bir siyasî ve kültürel destek veriliyordu. Antik Yunan hayranlığı etrafında gelişen filhelenizm, isyanı Avrupa kamuoyuna “hürriyet”, “medeniyet” ve “Hristiyanlığın kurtuluşu” gibi kavramlarla takdim etti.</p>

<p>Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gönüllüler Mora’ya giderken, yardım kampanyaları düzenlendi ve Yunan isyanı romantik bir bağımsızlık destanına dönüştürüldü. Buna karşılık Türk ve Müslüman köylerinin ortadan kaldırılması, teslim olan sivillerin öldürülmesi, kadın ve çocukların katledilmesi aynı kuvvetle Avrupa kamuoyunun hafızasına girmedi.</p>

<p>Navarin’deki kıyım bu çelişkinin en açık örneklerinden biriydi. Aylarca aç bırakılan halkın güvenli geçiş şartıyla teslim olması, bütün mallarını bırakması ve ardından büyük ölçüde öldürülmesi, isyanın sivil Türk ve Müslüman ahali bakımından ne anlama geldiğini bütün açıklığıyla ortaya koydu.</p>

<p>Bugün “Yunan bağımsızlık mücadelesi” başlığı altında anlatılan 1821 hadiselerinin öteki yüzünde, Mora’nın yerli Türk-Müslüman nüfusunun yaşadığı büyük felaket vardır.</p>

<h2><strong>Navarin unutulmadı</strong></h2>

<p>19 Ağustos 1821 Navarin Katliamı, Türk ve Müslüman ahalinin Mora’dan tasfiye edildiği kanlı sürecin sembol hadiselerinden biri olarak tarihe geçti.</p>

<p>Şehrin kapıları açıldıktan sonra erkeklerle birlikte kadınların, çocukların ve bebeklerin de öldürülmesi; denize kaçanların vurulması ve hayatta kalan bazı çocukların esir edilmesi, Navarin’in mahiyetini açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>19 Ağustos 1821’de Navarin’de yaşananlar, Mora İsyanı’nın romantikleştirilen anlatısının ardında kalan Türk-Müslüman kıyımının en ağır sahnelerinden biridir. Canlarını kurtarmak için bütün varlıklarını bırakarak teslim olan binlerce insan, kendilerine verilen güvenlik sözüne rağmen katledildi.</p>

<h3><strong>Kaynaklar</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>George Finlay</strong>, <i>History of the Greek Revolution</i>, Cilt I, 1861, özellikle s. 262-263.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>William St Clair</strong>, <i>That Greece Might Still Be Free: The Philhellenes in the War of Independence</i>, Oxford University Press, 1972; Open Book Publishers gözden geçirilmiş baskı, 2008.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Salâhi R. Sonyel</strong>, “How The Turks of the Peloponnese were Exterminated During the Greek Rebellion?”, <i>Belleten</i>, Cilt 62, Sayı 233, Türk Tarih Kurumu, 1998, s. 121-136.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>David Brewer</strong>, <i>The Greek War of Independence: The Struggle for Freedom from Ottoman Oppression and the Birth of the Modern Greek Nation</i>.</p>
 </li>
</ul></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-navarin-katliami</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/navarin.jpg" type="image/jpeg" length="50969"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli: Partiler ve seçim sisteminin düzenlenmesi gerek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceli-partiler-ve-secim-sisteminin-duzenlenmesi-gerek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceli-partiler-ve-secim-sisteminin-duzenlenmesi-gerek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli siyasetin geleceğine ilişkin yeni bir sistem mesajı verdi. Bahçeli, siyasi istikrar ve gelişimi esas alan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle uyumlu yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi'ne<i> verdiği röportajda </i>Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına yön verecek en önemli gücün gençler olduğunu belirterek, "Türk ve Türkiye Yüzyılı, onlarla inşa edilebilir. Türkiye'nin 2053 ve 2071 vizyonu ancak iyi yetişmiş, öz güveni yüksek, milli kimliğinin farkında ve evrensel rekabet gücüne sahip genç kuşaklarla mümkün. Bu nedenle 'terörsüz Türkiye', gençlerimize bırakılacak en büyük mirastır" dedi.</p>

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024 tarihindeki tarihi çağrısıyla başlayan, terör örgütü PKK'nın kendini feshetmesi ve silah bırakma kararı almasıyla devam eden 'terörsüz Türkiye' sürecinde tarihi nitelikte bir dönüm noktasına gelindi. Sürecin yasal altyapısını oluşturan yasa TBMM'de rekor bir oyla kabul edilerek, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinde önemli bir adım atıldı. MHP Lideri Bahçeli, gelinen bu önemli aşamayı MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir'e değerlendirdi.</p>

<h2><strong>CHP'DE 'MUTLAK BUTLAN' KARARIYLA BAŞLAYAN TARTIŞMALAR</strong></h2>

<p>Bölgemizde savaşların, kaos ve kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde Türkiye, milli birliğini güçlendirmek ve iç cepheyi kuvvetlendirmek için kritik adımları cesaretle attı. Bu süreçte CHP üzerinden iç siyasette de önemli gelişmeler yaşandı. Türk siyasetine ilke, seviye ve etik gibi değerleri kazandıran bir lider olarak bu gelişmeleri nasıl değerlendirirsiniz?</p>

<p>Türkiye'nin terör meselesini iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir. O sebeple siyaset yoluyla gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz. Bölgemizdeki hadiseleri nazar-ı dikkate aldığımızda Türk siyasetinde bölünmeye değil sağduyuya, çatışmaya değil iş birliği ve diyaloğa, kısır tartışma ve çekişmelere değil milli meseleler üzerinde uzlaşıya ihtiyacımız vardır. CHP'de 'mutlak butlan' kararıyla başlayan tartışmaların iç çatışmaya ve ardından ayrışmaya dönüşmesi belirttiğim nedenlerle tasvip ettiğimiz bir durum olmamıştır.</p>

<p>Biz Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki ayrışma ve bölünme girişimlerine hep temenni ile yaklaşılmasını salık verdik, birlik bozulmasın istedik, yer yer tecrübelerimizi paylaşıp tavsiyelerde bulunduk; ancak gelinen noktada Özgür Bey ve arkadaşları 'Yeni Parti'yi kurdular. Yargıtay kayıtlarına göre siyasi parti sayısını bir artırarak 190. parti oldular. CHP'nin bölünmesini tasvip etmesek de kendilerine ve partilerine başarılar diledik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyasette ahlaklı, ilkeli ve seviyeli, Türkiye ve Türk milleti için mücadele eden her Türkiye partisini şüphesiz ki kıymetli buluyoruz. Ayrıca CHP'ye siyasi patinaj yaptıran ve Türk kamuoyunu fazlasıyla meşgul eden yolsuzluk ve usulsüzlüklerin, parti içi çatışmanın da son bulmasını ve bu sürecin Türk siyasetinde ihtiyaç duyulan temiz siyasete ve arınmaya katkı sunmasını temenni ediyoruz.</p>

<p>İstikrarlı, köklü siyasi partilerin, Türk demokrasisinin ve siyasetinin kurumlaşmasına, Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınmasına katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Esas mesele; siyasette ilke, seviye ve etik değerlere bağlılık, siyasetin finansmanının, merkezi yahut yerel idarelerdeki yönetme sorumluluğunun şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir bir anlayışla, siyaset alanını genişleten katılımcı, kapsayıcı demokratik bir yaklaşımla şekillendirilmesi, siyasetin milli menfaatleri önceleyen ahlaki bir zeminde yapılması gereğidir.</p>

<h2><strong>"GÜÇLÜ SİYASİ KURUMSALLAŞMA YENİ PARTİ'DE HENÜZ TEMİN EDİLEMEDİ"</strong></h2>

<p>"Bu noktada şunu da ifade etmekte yarar vardır. 'Terörsüz Türkiye' gibi Türkiye'nin en önemli meselesine bakışta bir ilkenin, kararlı bir duruşun, çözüm iradesine yönelik parti kurumsallığında ortak bir iradenin ortaya konulamaması arzu ettiğimiz güçlü siyasi kurumsallaşmanın 'Yeni Parti' de henüz temin edilemediğini göstermiştir."</p>

<h2><strong>"SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM SİSTEMİNİN DE YENİDEN DÜZENLENMESİ GEREKMEKTEDİR"</strong></h2>

<p>Türkiye, 16 Nisan 2017'de gerçekleştirdiği anayasa değişikliği ile en önemli yönetim reformlarından birisine imza atarak Parlamenter Sistem'den, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmiştir. Önümüzdeki süreçte sistemin ruhuna uygun, siyasi istikrarı ve demokratik gelişimi esas alan bir anlayışla siyasi partiler ve seçim sisteminin de yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.</p>

<h2><strong>'TERÖRSÜZ TÜRKİYE YENİ KALKINMA PARADİGMAMIZIN ÖNEMLİ BİR KALDIRACIDIR</strong></h2>

<p>Terör yüzünden Türkiye'de kalkınma hamleleri akamete uğramıştır. 'Terörsüz Türkiye' kapsamında Türkiye'nin kalkınma vizyonunda nasıl bir değişim yaşanacaktır?</p>

<p>Günümüzde ekonomik kalkınma ile güvenlik birbirinden bağımsız değerlendirilemez. Nitekim 'terörsüz Türkiye', güvenlikten ekonomiye uzanan yeni bir jeopolitik avantaj sağlayacaktır. Şu tartışmasız bir gerçektir ki güvenliğin olmadığı yerde yatırım ortamı zayıflamakta, sermaye hareketliliği azalmakta ve kalkınma süreçleri sekteye uğramaktadır. Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye ise öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde yer alacaktır. Daha önce terörle anılan yerlerde doğal ve beşeri kaynak potansiyelimizin harekete geçmesiyle ekonomik ve sosyal hayat canlanacak, milletimizin refahı artarken ülkemizin kalkınması ivme kazanacaktır.</p>

<p>Bu nedenle 'terörsüz Türkiye' yeni kalkınma paradigmamızın önemli bir kaldıracıdır. Kalkınma, maddi ve statik sermaye unsurlarının amaç, ilke, vizyon ve nihai hedefler doğrultusunda maddi olmayan ve dinamik unsurlarla gerek millî gerekse de küresel düzeyde planlandığı, sevk ve idare edildiği bir sürece dayanmaktadır. Coğrafya, toprak, iklim, doğal zenginlikler, su kaynakları ve ekolojik sistem kalkınmanın maddî ve statik sermaye unsurlarını teşkil ederken; siyasi rejimler, iktisadî sistemler, diplomatik kapasite, milli karakter, milli moral ve kültür, nüfus ve eğitim gibi faktörler ise kalkınmanın maddi olmayan ve dinamik unsurlarını oluşturmaktadır. Bu bağlamda maddi ve statik sermaye unsurları ile maddi olmayan ve dinamik unsurlar arasındaki ilişki, süreklilik, tutarlılık, istikrar, verimlilik ve standartlaşma kapsamında güçlü kurumsallıklar vesilesiyle kurulur; kalkınmanın amaç, ilke, vizyon ve hedefleri istikametinde planlanır, organize edilir ve uygulanır. Dolayısıyla kalkınma, her bir unsurun birbirine bağlı olduğu ve birbirini müspet ya da menfi yönde müteselsilen etkilediği, ahlaki ve kültürel ilke ve misyon üzerine kurulur. Bu yönüyle kalkınma; siyasi, iktisadi, toplumsal, beşeri, hukuki ve diplomatik benzeri alanlarda kurumsal, stratejik, planlama ve tatbiki yönleri ile kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri ihtiva eden milli ve manevî yükseliş, maddi ve teknik ilerleyiş, siyasi ve toplumsal birlik hamlesidir.</p>

<p>Kaynak: STAR Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceli-partiler-ve-secim-sisteminin-duzenlenmesi-gerek</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bahceli-5.jpg" type="image/jpeg" length="92751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alparslan Kuytul gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/alparslan-kuytul-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/alparslan-kuytul-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana merkezli yürütülen soruşturma kapsamında Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul, eşi Semra Kuytul ve beraberindeki çok sayıda kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunda “Kuytulcular” olarak bilinen yapılanmaya yönelik soruşturmanın suç örgütü, kara para aklama, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik dahil çeşitli suçlamalar üzerinden yürütüldüğünü açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında sabah saatlerinde Alparslan Kuytul'un Adana'daki evine polis ekiplerince operasyon düzenlendi. Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un yanı sıra yapılanmayla bağlantılı çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Kuytul çifti, işlemler kapsamında sağlık kontrolü için Adana Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın Adana Cumhuriyet Başsavcılığı ile Adana İl Emniyet Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütüldüğünü belirterek, müşteki ve tanık beyanları, mali analizler, banka hareketleri, dijital materyaller ve diğer delillerin incelendiğini açıkladı.</p>

<p>Gürlek'in verdiği bilgilere göre 32 şüpheli hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme”, “örgüt üyeliği”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “nitelikli dolandırıcılık”, “resmî belgede sahtecilik” ve “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” suçlamaları kapsamında adli işlem başlatıldı.</p>

<h2><strong>6 ilde 49 adrese operasyon</strong></h2>

<p>Soruşturma kapsamında Adana merkezli 6 ilde toplam 49 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Bakan Gürlek, ayrıca yapılanmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 5 şirkete yönetim kayyımı atandığını, örgüt lehine faaliyet yürüttüğü tespit edildiği belirtilen 349 sosyal medya hesabı hakkında da erişimin engellenmesi kararı verildiğini duyurdu.</p>

<p>Gürlek, operasyonun herhangi bir dinî grubu, inancı veya düşünceyi hedef almadığını savunarak soruşturmanın dosyaya yansıyan somut suç eylemleri, mağdur ve tanık ifadeleri, örgütsel baskı iddiaları ve mali deliller üzerine yürütüldüğünü ifade etti.</p>

<h2><strong>Kuytul bir gün önce Süleymancılar operasyonuna tepki göstermişti</strong></h2>

<p>Operasyonun dikkat çeken bir diğer yönü ise zamanlaması oldu. Alparslan Kuytul, bir gün önce Süleymancılar yapılanmasına yönelik gerçekleştirilen ve Alihan Kuriş'in de tutuklandığı operasyon hakkında açıklamalarda bulunmuştu. Kuytul, devletin cemaatlere müdahale ettiğini ileri sürerek, “Her yere kayyum atayamayacağını öğrenmeli. Cemaatin başına kimin geçeceğine devlet mi karar verecek?” ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Kuytul'un sözlerine Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral karşılık vermiş ve “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!” demişti. Saral'ın açıklamasından kısa süre sonra Kuytul'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alparslan Kuytul daha önce de çeşitli soruşturmalar kapsamında gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. 2018'de Furkan Vakfı'na yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Kuytul, sonraki süreçte tahliye edilmiş; 2022 yılında ise iş insanı Koray Sarısaçlı'nın kaçırılması dosyası kapsamında yeniden gözaltına alınarak tutuklanmıştı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/alparslan-kuytul-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kuytul-gozalti.webp" type="image/jpeg" length="19152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Plajdaki tesettür düşmanlarına re'sen soruşturma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/plajdaki-tesettur-dusmanlarina-resen-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/plajdaki-tesettur-dusmanlarina-resen-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Müslüman kadınların giyim kuşamını ahlâksızca kaydedip İslâm'a kin kusan densizler hakkında adlî makamlar nihayet devreye girdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Serik Cumhuriyet Başsavcılığı, daha evvel haberleştirdiğimiz ve kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet veren plajdaki tesettür düşmanlığı rezaleti hakkında re'sen tahkikat başlattı. Müslümanların dinî hassasiyetlerini hedef alan ahlâksız provokatörlerin kimliklerinin tespiti ve cezalandırılması için adlî süreç devam ediyor.</p>

<h2><strong>Kin ve nefret saçanlara TCK 216'dan soruşturma</strong></h2>

<p>Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek bölgesindeki halka açık plajda, tesettürlü hanımların izinsiz şekilde görüntülerini kaydeden ve İslâmî kıyafetleri üzerinden aşağılık ifadeler savuran şahıslar hakkında yargı harekete geçti. Sosyal ağlarda paylaşılan çirkin görüntüler üzerine Serik Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinde düzenlenen "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçu kapsamında re'sen soruşturma açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Faillerin yakalanması için tahkikat sürüyor</strong></h2>

<p>Başsavcılık tarafından yürütülen incelemede; kayıtlarda yer alan ifadelerin tesettürlü fertlerin inanç ve giyim tarzlarını doğrudan hedef aldığı, cemiyetin dinî değerlerine bağlı kesimini alenen tahkir edici mahiyette olduğu belirlendi. Soruşturma çerçevesinde, gizlice kayıt yaparak nefret saçan ve bu görüntüleri yayarak provokasyona sebebiyet veren faillerin tespiti ile haklarında gerekli adlî muamelenin yapılması için tahkikat çok yönlü olarak sürdürülüyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/plajdaki-tesettur-dusmanlarina-resen-sorusturma</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/antalyasorusturma.webp" type="image/jpeg" length="45441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran, Hürmüz Boğazı konusunda şartlarını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/iran-hurmuz-bogazi-konusunda-sartlarini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/iran-hurmuz-bogazi-konusunda-sartlarini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı'nın açılması için ABD'nin mutabakat kapsamında belirlenen şartları yerine getirmesi gerektiğini belirterek, abluka ve petrol yaptırımları kaldırılmadan boğazın açılmayacağını söyledi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Meclis Başkanlığının Telegram hesabından yapılan paylaşıma göre Kalibaf, Mecliste yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Kalibaf, "Ablukanın kaldırılması, bloke edilmiş varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması, tüm cephelerde tehdit ve askeri operasyonların sona erdirilmesi ve mutabakatın diğer şartları yerine getirilmeden Hürmüz Boğazı açılmayacak." dedi.</p>

<p>Mutabakat kapsamında bir süre ablukanın kaldırılması ve ateşkes konusunda elde edilen fırsatın İran'ın ekonomik dayanıklılığını artırmasına ve savunma kapasitesini yeniden yapılandırmasına önemli katkı sağladığını ifade eden Kalibaf, İran'ın bu süreçten yararlandığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalibaf, "İran İslam Cumhuriyeti, düşmanın eylemleri ve müdahalelerinin boyutuna bağlı olarak ona öncekinden daha ağır bir yenilgi yaşatmaya hazırdır." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/iran-hurmuz-bogazi-konusunda-sartlarini-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/iranhurmuzg.webp" type="image/jpeg" length="93275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pentagon, İran savaşı bitince Körfez'deki gücünü azaltmayı değerlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pentagon-iran-savasi-bitince-korfezdeki-gucunu-azaltmayi-degerlendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pentagon-iran-savasi-bitince-korfezdeki-gucunu-azaltmayi-degerlendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), İran'la savaşın sona ermesinin ardından Körfez'deki ABD askeri varlığını azaltmayı değerlendirdiği iddia edildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong> </strong>Washington Post (WP) gazetesinin konuyla ilgili yetkililer ve diğer uzmanlar dahil 8 kaynağa dayandırdığı haberine göre, Pentagon, Körfez'deki askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor.</p>

<p>Pentagon'un politika ofisi, henüz resmi inceleme düzeyinde olmayan analizinde, İran'la savaşın sona ermesinin ardından farklı Körfez ülkelerine yayılmış olan askeri varlığın azaltılmasına yönelik projeksiyonları inceliyor.</p>

<p>Söz konusu incelemeyi Genelkurmay Başkanlığı ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da yakından takip ediyor ve CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper süreci bizzat izliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir ABD'li yetkili, görüşmelere katılan Cooper'ın, ABD birliklerinin Basra Körfezi'nden batıya kaydırılması olasılığı konusundaki tartışmaları desteklediğini söyledi.</p>

<p>Söz konusu analizin, Pentagon'un politikası haline gelebilmesi için öncelikle üst makamlardan onay alması gerektiğini belirten ABD'li yetkililer, şu aşamada bu analizin erken bir inceleme seviyesinde olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Basra Körfezi'ndeki askeri varlığın azaltılması değerlendiriliyor</strong></h2>

<p>Haberde, Pentagon'un değerlendirdiği kilit konulardan birinin, aylar süren İran saldırıları nedeniyle ABD'nin denizaşırı askeri üslerinin ağır hasar gördüğü Basra Körfezi'nden askerlerin çekilip çekilmeyeceği olduğu belirtildi.</p>

<p>Bir diğer önemli başlığın ise bölgede hasar gören ABD üslerinin yeniden inşa edilip edilmeyeceği konusu olduğu aktarıldı.</p>

<p>Orta Doğu'daki ABD askeri operasyonlarını yürüten CENTCOM komutasında, Ürdün'den Umman'a kadar uzanan bölgede yer alan yaklaşık 20 üssünde 40 bin ABD askeri görev yapıyor.</p>

<p>Bahreyn, ABD Beşinci Filo'nun karargahına ev sahipliği yaparken, Kuveyt gibi diğer ülkeler de Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri varlıklarını barındırıyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pentagon-iran-savasi-bitince-korfezdeki-gucunu-azaltmayi-degerlendiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/pentagon-8.webp" type="image/jpeg" length="25344"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'in Suriye saldırısına Ankara'dan tepki]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-suriye-saldirisina-ankaradan-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-suriye-saldirisina-ankaradan-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bölgeyi kana bulamaktan ve kriz üretmekten beslenen terörist İsrail, bu defa Suriye'nin İdlib kentinde yer alan Ebu Zuhur Hava Üssü'nü hedef aldı. İşgal rejiminin pervasız haydutluğuna Ankara'dan sert tepki gelirken, saldırganlığın bölge huzuruna açık bir suikast mahiyeti taşıdığı vurgulandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece yarısı saat 03.00 sularında Suriye hava sahasını ihlal eden terörist İsrail'e ait savaş uçakları, İdlib'in doğusunda bulunan ve metruk vaziyetteki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne 8 ayrı hava saldırısı gerçekleştirdi. Bölgedeki sivil ve askerî altyapıyı harabeye çevirerek kaos oluşturmayı hedefleyen korsan rejim, şer cephesinin desteğiyle yeni bir provokasyona imza attı.</p>

<h2><strong>Uluslararası topluma hesap sorma çağrısı</strong></h2>

<p>Söz konusu alçakça saldırıya Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı çok sert bir açıklamayla mukabele etti. Terörist İsrail'in hava saldırılarını telin eden Dışişleri, korsan yönetimin Suriye'nin altyapısını çökertmeyi ve toprak bütünlüğünü çiğnemeyi mutat bir terör siyaseti hâline getirdiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, uluslararası hukuku hiçe sayan terör şebekesinin dizginlenmesi gerektiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“İsrail’in Suriye’ye yönelik her geçen gün yeni bir boyut kazanan saldırganlığına son verilmesini teminen daha kararlı bir tutum sergilenmesi ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz.”</p>

<h2><strong>Bölge barışını hedef alan sorumsuz saldırganlık</strong></h2>

<p>İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada terör rejiminin haydutluğunu lanetledi. Terörist İsrail'in sergilediği kanunsuzluğun Suriye'nin egemenliğini çiğnediğini ve bölgedeki yangının büyümesine sebebiyet verdiğini kaydeden Duran, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye; bölgemizde barış ve istikrarı tehdit eden her türlü girişimin karşısında durmaya devam edecektir.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-suriye-saldirisina-ankaradan-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/disisleri-5.webp" type="image/jpeg" length="16559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Filistinli esirler için infaz tesisi kuruyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-filistinli-esirler-icin-infaz-tesisi-kuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-filistinli-esirler-icin-infaz-tesisi-kuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistinli esirlerin kanını dökmeye doymayan terörist İsrail rejimi, sözde meclisten geçirdiği idam yasasının ardından infazlar için hususi koğuş ve tesis inşasına başladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyonist çetenin sözde Milli Güvenlik Bakanı ırkçı Itamar Ben-Gvir, inşa edilecek vahşet merkezinde infazların canlı seyredileceği hususi localar bulunacağını ilan etti. Vaşington destekli işgal rejiminin adımı, Filistinli mazlumlara karşı yürütülen organize devlet terörünün yeni bir safhaya geçtiğini açıkça gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Siyonist rejimin kanlı infaz planı</strong></h2>

<p>İşgalci terörist İsrail, esir aldığı Filistinlilerin katledilmesine zemin hazırlayan sözde kanunun kabul edilmesinin ardından infazlar için hususi bir zindan koğuşu ve tesisi kurmaya girişti.</p>

<p>Siyonist İ24 televizyonunun aktardığı bilgilere göre, terörist İsrail’in sözde Milli Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, işgal altındaki topraklarda idam mahkûmlarına özel ilk koğuşun kurulması planını kamuoyuna açıkladı. Ben-Gvir, hükümetin Filistinli esirlerin zindan şartlarını ağırlaştırma taahhüdünü yerine getirdiğini ve infazların tatbiki için fiilî adımların atıldığını belirterek işgal rejiminin sözde "tarih yazdığını" iddia etti.</p>

<h2><strong>Cinayetleri canlı izleme locaları kurulacak</strong></h2>

<p>Filistinli esirlerin katledilmesini ve ilgili tesisin inşasını hedefleyen kanlı proje, Ben-Gvir elebaşılığındaki Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) partisi tarafından yürütülüyor.</p>

<p>Projenin basına sızan teferruatına göre inşa edilecek tesiste, çatışmalarda ölen işgalcilerin ailelerinin infaz ânını doğrudan izlemelerine imkân tanıyacak hususi gözlem salonları yer alacak. Terörist İsrail parlamentosu, Filistinlileri hedef alan idam cezasının tatbikine dair kanun tasarısını geçtiğimiz mart ayında onaylamıştı.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-filistinli-esirler-icin-infaz-tesisi-kuruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinesirler-1.webp" type="image/jpeg" length="72428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’den ‘Ortak Heyet’e görev çağrısı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzeden-ortak-heyete-gorev-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzeden-ortak-heyete-gorev-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’deki Filistin hükümeti, siyonist ablukanın ağır şartları altında halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak ve kamu düzenini sürdürmek üzere teşkil edilen idari heyete sahada fiilen görev alma çağrısında bulundu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Abluka ve aralıksız saldırılar altında varoluş mücadelesi veren Gazze Şeridi’nde, kamu hizmetlerinin idaresi ve halkın hayati ihtiyaçlarının karşılanması adına mühim bir adım atıldı. Gazze’deki Filistin hükümeti, geçiş süreci doğrultusunda teşkil edilen yönetim heyetine çağrıda bulunarak saha sorumluluklarını gecikmeksizin üstlenmesini talep etti.</p>

<p>Hükümet Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, siyonist işgal idaresinin Gazze’de insani yardımları engelleme, temel gıda ve su ikmal hatlarını tahrip etme gayretlerine dikkat çekildi. Sağlık, belediye hizmetleri, yardım dağıtımı ve sivil emniyetin aksamadan yürütülmesi için oluşturulan heyetin derhal fiiliyata geçmesinin elzem olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İşgalci dayatmalara karşı iç cephe tahkimi</strong></h2>

<p>Siyonist rejim, Gazze’de silahlı operasyonların yanı sıra sivil hayatı felç ederek halkı tehcire zorlamayı hedefliyor. Filistin hükümetinin yaptığı bu çağrı, işgalcinin oluşturmak istediği idarî boşluğu engellemek ve iç cephedeki dayanışmayı diri tutmak gayesini taşıyor. Teşkil edilen yapının görevi devralmasıyla birlikte; yıkılan su, elektrik ve kanalizasyon altyapısının acilen tamir edilmesi, yardım kuruluşlarıyla koordinasyonun tek elden yürütülmesi ve çadır kentlerdeki yüz binlerce mazlumun barınma ile gıda emniyetinin temin edilmesi amaçlanıyor.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzeden-ortak-heyete-gorev-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazzecagri.webp" type="image/jpeg" length="76374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Plajdaki p*çlerden tesettür düşmanlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/plajdaki-pclerden-tesettur-dusmanligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/plajdaki-pclerden-tesettur-dusmanligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Belek sahilinde tesettürlü kadınları gizlice kayda alarak alçakça küfürler savuran iki p*ç, ciğerlerlerindeki İslâm düşmanlığını sergiledi. Kendi öz yurdunda Müslümanlara tahammül edemeyen bu şuursuz provokatörler hakkında adlî makamların derhâl işlem başlatması bekleniyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Röntgencilikten beslenen kokuşmuş zihniyet</strong></h2>

<p>Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek sahilinde kaydedilen görüntüler, bu topraklara ve milletin mukaddesatına yabancılaşmış tiplerin ulaştığı çirkefliği bir kere daha ortaya çıkardı. Adının Emre Bozkurt olduğu öğrenilen şahıs ve yanındaki arkadaşı, plajda ailesiyle vakit geçiren tesettürlü kadınları gizlice videoya çekerek hakaretler yağdırdı. Kadınların giyinişine ve inancına saldıran hadsiz, kendi sefil ve pespaye zevklerini meşru bir hak gibi pazarlamaya kalkıştı. </p>

<p>Milletin değerlerinden bihaber olan şahıs, videoda "Suriye mi burası, Arabistan mı? Gidin evinizde namaz kılın, burası CHP belediyesi" diyerek hem cehaletini hem de sığındığı lümpen faşizmi ele verdi. Kamuya açık bir sahili kendi tapulu mülkü, milleti de oradan kovabileceği bir yabancı zanneden bu sığıntı ruh hali; Müslüman kadının varlığına dahi tahammül edemeyen müzmin bir İslâm düşmanlığının tezahürüdür. Kendi memleketinde milletin inancına sınır çizmeye kalkan bu zihniyet, Kemalist-Batı taklitçiliğinin getirdiği şuursuzluğun tipik bir numunesi olarak kayıtlara geçti.</p>

<h2><strong>Bu terbiyesizliğin hesabı sorulmalı</strong></h2>

<p>Hem gizlice görüntü çekerek kişilerin mahremiyet hakkını çiğneyen hem de halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek açıkça hakaret eden bu şahısların küstahlığı tepkilere sebep oldu. Milletin  mukaddesatına fütursuzca saldıran bu kişiler hakkında savcılıkların derhâl harekete geçerek gereken kanunî cezayı vermesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/plajdaki-pclerden-tesettur-dusmanligi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/antalyaplaj.webp" type="image/jpeg" length="32119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane futbolcu Roberto Carlos İslâm’la şereflendi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/efsane-futbolcu-roberto-carlos-islamla-sereflendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/efsane-futbolcu-roberto-carlos-islamla-sereflendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya futbolunun unutulmaz isimlerinden Roberto Carlos, hakikati bularak kelime-i şehadet getirdi ve İslâm ile şereflendi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fas asıllı Müslüman iş kadını Süheyla Tahiri ile evlenen efsane sol bek, hem aile hayatında hem de manevî dünyasında yeni bir sayfa açtı. </p>

<h2><strong>Kelime-i şehadet getirerek hakikate erdi</strong></h2>

<p>Real Madrid ve Brezilya Millî Takımı'nın unutulmaz yıldızı, bir dönem Türkiye'de Fenerbahçe formasını da terleten Roberto Carlos, İslâmiyet'i seçti. Efsanevi futbolcunun hidayete erdiği müjdesini, Brezilya'da temaslarda bulunan AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin kamuoyuna duyurdu.</p>

<p>São Paulo şehrinde İslâm dünyasının mühim isimlerinden Sheikh Jihad Hammadeh ve Brezilya İslâmî Hayırsever Gençlik Birliği temsilcileriyle bir araya gelen Şahin, Carlos'un hidayet sürecine dair detayları aktardı. Sheikh Jihad Hammadeh ile uzun süredir irtibat hâlinde olan Brezilyalı eski futbolcunun, dört hafta önce kendisini bizzat ziyaret ederek kelime-i şehadet getirdiği ve Müslüman olduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Müslüman temsilciler bir araya geldi</strong></h2>

<p>São Paulo'da gerçekleşen toplantıda Brezilya İslâm cemiyetinin önde gelen isimleri hazır bulundu. Görüşmeye Brezilya İslâm Hukukçuları Birliği Başkan Vekili ve Dinî Danışmanı Sheikh Jihad Hammadeh'in yanı sıra, Brezilya İslâmî Hayırsever Gençlik Birliği Başkanı Charif Neto, Pari Cami Vakfı Başkanı Omar Aref, Brezilya İslâm Okulu Yönetim Kurulu Başkanı Youssef Abbas ve Beş Şart İnsani Yardım Vakfı Yöneticisi Nadia Hussein iştirak etti. Toplantıda ayrıca cemiyet yöneticileri ve hayırsever iş insanları Aref Abdul Latif, Mostafa Adham, Aref Tarek, Meher Hamad, Mohamad Mouallem, Imad El Hassan, Mohamad Osman ile Dra. Hamdi Abu Arabi de yer aldı.</p>

<h2><strong>Fas asıllı Süheyla Tahiri ile evlendi</strong></h2>

<p>Manevî hayatında köklü bir inkılap yaşayan Roberto Carlos, aynı zamanda Fas asıllı İspanyol iş kadını Süheyla Tahiri ile dünyaevine girdi. Uluslararası spor yönetimi sahasında faaliyet gösteren ve dünya yıldızlarının idaresini üstlenen Tahiri ile Carlos'un iş vesilesiyle başlayan tanışıklığı evliliğe dönüştü. 2026 senesinin başlarında aile arasında akdedilen nikâh, 25 Temmuz 2026 tarihinde geniş katılımlı bir merasimle nihayete erdirildi. Tahiri'nin, geçtiğimiz aylarda kalp rahatsızlığı geçirerek acil ameliyata alınan Carlos'un nekahet devresinde refakat ettiği ve bu zorlu günlerde yanında durduğu öğrenildi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/efsane-futbolcu-roberto-carlos-islamla-sereflendi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/robertocarlosmuslumanwebpqqq.png" type="image/jpeg" length="67509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="55994"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="93835"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="99905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="46638"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="18445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="17667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="86727"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="38506"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="95050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="82114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="70877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="52571"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="72095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="93724"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="60299"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="66453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="41225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="49326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="70822"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
