<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 18:50:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor!"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/nato-tarihi-bir-donemecten-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/nato-tarihi-bir-donemecten-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da gerçekleştirilen NATO Parlamenter Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya siyasetinin ve küresel sistemin kökten bir değişim sürecinden geçtiğini ifade etti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yakın dönemde yaşanan krizlerin küresel kurumların gücünü erittiğini belirten Erdoğan, Ankara’da düzenlenecek büyük liderler zirvesi öncesinde müttefik devletlere hitap etti.</p>

<h2><strong>"Uluslararası kurumların gücü ve inandırıcılığı eridi"</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze ve Lübnan’da süregelen katliamların insanlık vicdanında çok ağır yaralar açılmasına sebep olduğunu vurguladı. Bu yaşanan acı olayların, aynı zamanda mevcut uluslararası mekanizmaların ve küresel teorilerin inandırıcılığını tamamen bitirdiğini söyledi. Eski dünyanın kavramlarıyla bugünkü karmaşık yapıyı anlamaya çalışmanın geçersiz kalacağını ifade eden Erdoğan, yeni dönemin gerçeklerine uygun adımlar atılmasını zorunlu gördüğünü belirtti. Dünyanın büyük bir kaos ve karmaşa sarmalına girdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, düzenin yerini kargaşaya bıraktığı, yarının tahmin edilmesinin zorlaştığı meçhullerle dolu bir zaman diliminin yaşandığını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Türkiye’nin güvenlik halkasındaki vazgeçilmez yeri</strong></h2>

<p>Kriz bölgeleriyle bin sekiz yüz kilometreden fazla kara sınır hattı bulunan Türkiye’nin, yetmiş yılı aşkın süredir ittifakın en güçlü sütunlarından biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve yerli savunma sanayisinin küresel barış için taşıdığı hayati önemi anlattı. Avrupa genelindeki savunma ve güvenlik girişimlerinde Türkiye’nin uzak tutulmaya çalışılmasının ittifakın kendi bünyesine zarar vereceğini aktardı. Siyasi çıkarlar yerine ortak geleceğe odaklanılması gerektiğini belirten Erdoğan, Teksas’tan Ankara’ya kadar uzanan, şartsız ve duraksız bir güvenlik kalkanının kurulması çağrısında bulundu. Ayrıca savunma sanayisi ticaretinin önündeki kısıtlamaların kaldırılmasının ittifak dayanışmasını pekiştireceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Müstakil Filistin Devleti kalıcı barışın yegane şartıdır</strong></h2>

<p>Orta Doğu’daki kargaşanın ve çatışmaların temel kaynağının Filistin topraklarının zorla ele geçirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bölgedeki saldırganlığın durdurulması ve işgalin son bulması halinde kalıcı barışın geleceğini savundu. Bölgesel huzurun tesisi için bin dokuz yüz atmış yedi sınırlarına sadık kalınarak müstakil, egemen ve toprak bütünlüğü korunan bir Filistin Devleti’nin kurulmasının şart olduğunu dile getirdi. Bölgesel istikrarı baltalamaya çalışan çevrelere karşı parlamenter düzeyde güçlü bir duruş sergilenmesini talep etti. Aynı zamanda Rusya-Ukrayna savaşının da adil bir diyalog zeminiyle neticelenmesi adına Türkiye'nin her iki tarafla konuşabilen güvenilir duruşunu sürdüreceğini beyan etti.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/nato-tarihi-bir-donemecten-geciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/nato-7.webp" type="image/jpeg" length="83972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="31232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deviriciler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/deviriciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/deviriciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>"Kur'an'ı anlayarak okumak, Rabbimizin bize kesin emridir” diye başlıyor.</p>

<p>Doğru. Müslümanın, yapması gereken en mühim, en değerli, öncelikli iş, öyle yapmaktır; Kur’an'ı anlayarak okumaktır. Sonra da gereğince davranmaktır.</p>

<p>Bunun için de pek tabiî olarak, Arapçayı öğrenmektir. Böylece, Müslümanın, ana dilinden sonra öğrenmesi gereken dilin hangi dil olduğu, kendiliğinden ortaya çıkıyor: Arapça.</p>

<p>Serbetçe düşünen; Müslümanın, “Kur’an'ı, anlayarak okuması gerektiğini” bildirenin, Müslümanları, Kur’an'ın dili olan Arapçayı öğrenmeğe yönlendirmesi gerekmez mi?</p>

<p>Hayır!</p>

<p>Öyle yapacağına, Kur’an-i Kerîm meâli okumaya, yâni, bazı insanlar, aracılar Kur’an-i Kerîm’den ne anlamışlarsa, onların yazdıkları kitapları okumaya yönlendiriyor.</p>

<p>Niçin?</p>

<p>“Kafasına doldurulan ‘Arapça zordur, öğrenmek uzun zaman ister’ vehmi”nden kurtulamadığı için!</p>

<p>‘Arapça öğrenmek zordur’ balonunun patladığı çok oldu.</p>

<p>Arapçanın öğrenilmesi için kitaplar çıktı. Birisi şöyle:</p>

<p>74 ders veriliyor, ilk 6 derste harfler, harekeler, yazı öğretiliyor. Kalan 68 derste Arapçadaki kaideler, kısa hikâyeler, konuşmalar şeklinde veriliyor. Askerî okullarda İngilizce'nin (American language) öğretildiği gibi, gruptaki her öğrenciye, o dersteki her cümle, grup hâlinde 20 sefer tekrar ettirilerek, “dil kullandırılarak” eğlenceli bir havada öğretiliyor; orta zekâlı birinin öğrenmemesi imkânsız olarak benimsetiliyor. Yani, öğrenmeye niyetli olan, günde 1 ders yaparsa 74 günde, günde 2 ders yaparsa 37 günde Arapçayı öğrenebiliyor.</p>

<p>“Yok canım! Herhalde abartma var! Olacak şey mi?” der, kafası şartlanmış, ufuksuz olan.</p>

<p>Hodri meydan!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İspat etmeye hazırım.</p>

<p>İmdiiii…</p>

<p>Müslümanın, Kur’an-i Kerim'i anlayarak okuması, Rabbimizin kesin emrine uyması için, Müslümanı, Arapçayı öğrenmeye yönlendireceği yerde, meal okumaya niçin yönlendiriyor?</p>

<p>"Arapçayı öğrenmek zordur” vehminden, at gözlüğünden kurtulamadığı için değil mi?</p>

<p>Oryantalistlerin ustaca, bilim cilâsı sürerek salıverdiği oltayı yutan, aklını kullanarak, Kur’an-i Kerim’deki Fil Sûresi’nde bahsedilen “Tayran Ebâbil” (sürü sürü kuşlar) ayetini, “belki de yakındaki bir yanardağın püskürttüğü lâvlar” olarak yorumlayıp sunan hâfız, ciltlerle kitap yazmış olan tefsir profesörüne ne demeli?</p>

<p>Zeki, iyi niyetli, gayretli, bilgili… fakat “her şeyi” akılla halletmek koridorundan çıkamadığı için böyle tuhaf yorumlarda bulunabiliyor.</p>

<p>Bu fakîr-i pür-taksîr’in inancı, kanaati şöyledir: Kâbe’yi yıkmaya gelen Habeş ordusuna sürüler hâlinde kırlangıca benzer kuşlar gönderen, hangi kuşun gagasındaki ve pençesindeki hangi taşın, Ebrehe ordusundaki hangi askeri neresinden vuracağını bile kararlaştırmıştı.</p>

<p>O kuşları gönderen’in, kendisine lütfettiği akılla bilgisayar yapan insanın, o âleti kullanarak ne ince hesaplar yapabildiği hatırlanırsa, hangi kuşun attığı taşın hangi askeri vuracağının kararlaştırılmış olması, sıradan bir iş olarak görülür.</p>

<p>“Aklını kullanmak, her şeyi akıl çerçevesinde halletmek” koridorunda gitmek, o at gözlüğünün dışına çıkamamak, çok zeki, çok bilgili olanları bile böyle yapabiliyor.</p>

<p>Bu, oldukça ‘değişik’ tutum sergileyen nevzuhurlara mealciler mi dersiniz, Kur’an-i Kerimciler mi dersiniz, Selefîciler mi dersiniz, Vahhâbîler mi dersiniz, modernistler mi dersiniz, yeni ilâhiyatçılar mı dersiniz, zıpçıktılar mı dersiniz, size kalmış, bu fakîr-i pür-taksîr, “deviriciler<font face="Calibri">” </font>diyorum. Çünkü, 1000 yılda yaşanmışlıklarla oluşmuş kültürümüzü, halk vicdanında yerleşmiş değerlerimizi, hâk ile yeksan (yerle bir seviyede) ediyorlar, devirip yok ediyorlar, neleri devirdiklerinin farkında değiller.</p>

<p>Kılavuzu kâfir oryantalistler olan bazı deviriciler de, -icabet edeni ve etmeyeni ile- bütün insanlık için Kıyamete kadar rehber olan son ilahî mesajı, Kur’an-i Kerim'i, “tarihsel” (kelimedeki aşağılık duygusu ürünü gülünçlük de vicdan ve zevk tırmalayıcı) olarak anlama mukallitliğine, zavallılığına düşmüşler, taktıkları/kendilerine takılan at gözlüğünün farkında değiller.</p>

<p>“Mevlid bid‘attır” diye tutturmuş “bende kılmışam” sözünü, “kul yapmışım” diye anlayarak, yalnız Allah’a kul olunur, Peygambere kul olunmaz” diye tevhid kahramanlığı yapıyor; “bende” sözünün, “tâbi, bağlı, itaat eden” demek olduğunu atlıyor. 1944 yılında diktatör Stalin’in sürgün ettiği yüz binlerce Kırım Türkünün, Kur’an-i Kerim’in yasak olduğu Sovyetler Birliğinde, doğum, sünnet, evlilik, vefat gibi vesilelerle okutulan mevlid sâyesinde kimliklerini koruduğu gerçeğini, vâkıasını da görmezden geliyor</p>

<p>Süleyman Çelebinin, Yıldırım Bayezîd çağı Türkçesiyle yazdığı mevlidin, 1389'da Kosova’da ve 1396'da Niğbolu’da Birleşik Avrupa kâfir ordularını yenen Osmanlı’nın, fiilî (de facto) Hilâfet merkezi olan Bursa’daki Ulu Camii'de okunmasının mânâ ve ehemmiyetinden habersiz görünüyor.</p>

<p>Konulduğu koridordan çıkamayış, olayları 360 derece bakış açısıyla değerlendiremeyiş, böyle, çok zeki, çok bilgili, çok gayretli nevzuhurları, çok devirici, milletin mayası olan kültürü yok edicisi durumuna getirebiliyor.</p>

<p>Acı gerçek şudur ki:</p>

<p>Bu deviricilerin, sünnette, hadîs-i şerîflerde uyandığı şüphe, oldukça yaygın duruma gelmiştir. Hadîs-şerîfler, İslâm'ın ikinci kaynağı temelidir.</p>

<p>“Bir sözün hadîs-i şerîf olduğu anlaşılırsa, onu kabul ederim” diye U dönüşü yapmak, iyidir de, bu konuda, şimdiye kadar uyandırılan şüphe yüzünden ortada, şaşkınlık içinde kalanların durumu ne olacak? Kim düzeltecek?</p>

<p>Mehmet Maksudoğlu</p>

<p>28 Haziran 2026</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/deviriciler</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chatgpt-image-29-haz-2026-15-33-59.png" type="image/jpeg" length="38173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dijital egemenlik savaşı: siber kalkan mı, dijital tecrit mi?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dijital-egemenlik-savasi-siber-kalkan-mi-dijital-tecrit-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dijital-egemenlik-savasi-siber-kalkan-mi-dijital-tecrit-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, küresel rekabeti "siber güvenlik" kılıfıyla yeniden dizayn ediyor. Prof. Dr. Sefer Kalaman’ın analizine göre, OpenAI ve Anthropic'e getirilen kısıtlamalar, yapay zekanın bir ticari üründen ziyade, devlet denetimli bir "askeri ve jeostratejik silah" haline getirildiğinin itirafıdır. Washington artık "önce inovasyon" değil, "önce devlet kontrolü" diyerek, kendi teknolojisini siber kalkanla mühürlemeye ve rakiplerini dijital bir tecritle çevrelemeye çalışıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı medeniyetinin "serbest piyasa", "inovasyon" ve "açık internet" masallarıyla dünyaya dayattığı teknolojik düzen, kendi yarattığı "canavarın" gölgesinde can çekişiyor. ABD'nin Anthropic’in <i>Claude Mythos 5</i> ve OpenAI’ın <i>GPT-5.6</i> modellerine yönelik aldığı kısıtlayıcı kararlar, basit birer "idari düzenleme" değil, küresel efendilerin elinden kaçmakta olan dizginleri yeniden tutma paniğidir.</p>

<h3><strong>Yeni Doktrin "Kontrollü İzin"</strong></h3>

<p>Washington, uzun yıllardır "inovasyonun önünü açma" bahanesiyle yürüttüğü politikayı rafa kaldırdı. <strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/algoritmik-devletcilik-abd-nin-yapay-zeka-stratejisinde-yeni-guvenlik-modeli/3980895" rel="nofollow">Prof. Dr. Sefer Kalaman’ın Anadolu Ajansı'ndaki analizinde vurguladığı üzere</a></strong>, ABD artık "Önce geliştir, sonra düzenle" anlayışından, "Önce güvenliği değerlendir, sonra erişime izin ver" anlayışına geçmiştir.</p>

<p>Bu geçiş, liberalizmin sadece Batı’nın çıkarlarını koruduğu sürece kutsal kabul edilen bir "kullan-at" ideolojisi olduğunun somut kanıtıdır. Washington, kendi geliştirdiği teknolojinin rakip güçlerin, hatta kendi kontrolündeki "serbest" aktörlerin elinde bir silaha dönüşeceğini nihayet idrak etmiştir. Artık yapay zeka, bir "ticari ürün" değil, devletin doğrudan müdahil olduğu bir "stratejik varlık"tır.</p>

<h3><strong>Yapay Zeka Artık "Dijital Atom Bombası"</strong></h3>

<p>Analizin en can alıcı noktalarından biri, yapay zekanın "çift kullanımlı" (dual-use) bir teknoloji olarak tanımlanmasıdır. Nükleer teknolojinin Soğuk Savaş dönemindeki konumu neyse, bugün gelişmiş yapay zeka modelleri de odur.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kapasite:</strong> Bu modeller artık sadece metin yazmıyor; kritik altyapı zafiyetlerini analiz ediyor, karmaşık yazılımlar geliştiriyor, otonom siber silahlar üretiyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Risk:</strong> ABD, bu teknolojilerin Rusya veya Çin gibi stratejik rakiplerin, organize suç örgütlerinin veya devlet destekli hacker gruplarının eline geçmesini bir "varoluşsal risk" olarak tanımlıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sonuç:</strong> Anthropic’in <i>Mythos 5</i> ve <i>Fable 5</i> modellerine getirilen kısıtlamalar, "şartlı izin" mekanizmasıyla yalnızca "güvenilir" görülen Amerikan kurumlarına tahsis edilmiştir. Bu, devlet eliyle inşa edilen kapalı bir "dijital kaledir."</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>ABD İçin "Ticari Kayıp" mı, "Varoluşsal Güvenlik" mi?</strong></h3>

<p>Akıllara gelen "ABD neden kendi şirketlerini sınırlıyor?" sorusunun cevabı, küresel egemenlik hırsında gizlidir. Washington için kısa vadeli ticari kârlar, uzun vadeli stratejik risklerin yanında önemsizdir. Gelişmiş bir modelin kontrolsüz yayılması, ABD’nin "asimetrik bir çarpan" olarak gördüğü bu gücün, rakipler tarafından kendine karşı kullanılması demektir.</p>

<p>Beyaz Saray’ın GPT-5.6 hamlesi, OpenAI gibi şirketlerin kurumsal özerkliğini bitiren, teknolojiyi doğrudan devletin gözetimine hapseden bir "tekno-vesayet" sistemidir. Şirketlerin bu duruma duyduğu "sitemkâr" tepkiler, devlet bürokrasisinin inovasyonu boğacağı korkusunu yansıtsa da, devlet için "korku" (güvenlik), "özgürlükten" (inovasyon) her zaman daha üstündür.</p>

<h3><strong>ABD-Çin "Algoritma Savaşı"</strong></h3>

<p>Çip kriziyle başlayan süreç, şimdi "algoritma savaşı" ile bir üst boyuta taşındı. ABD, sadece donanımı değil, yazılımı ve zekayı da "kapalı kutu" haline getirmeye çalışıyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p>Washington’ın her kısıtlaması, Pekin’i kendi yerli ekosistemini kurmaya daha da zorluyor. Çin, artık sadece donanım değil, temel büyük dil modellerinde "bağımsızlık" için devasa yatırımlar yapıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dünyada bir tarafta "Amerikan devlet denetimli modeli", diğer tarafta "Çin devlet fonlu ve ideolojik kontrollü modeli" olmak üzere iki ayrı teknolojik kutup oluşmaktadır.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Herkes İçin "Sınırlandırılmış Akıl"</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Kalaman’ın öngörüsü, bu kısıtlamaların sadece süper güçlerle sınırlı kalmayacağını, AB, Körfez ülkeleri ve Asya-Pasifik aktörlerinin de benzer "güvenlik odaklı kısıtlamalar" getireceğini söylüyor. Artık devlet istihbaratlarının ve güvenlik bürokrasisinin yazılımı, algoritmayı ve veriyi denetlediği "dijital bir korumacılık" çağı gelmiştir.</p>

<h3><strong>Türkiye'nin çıkış yolu ne?</strong></h3>

<p>Dışa bağımlı bir teknoloji, sömürgeciliğin en rafine ve en tehlikeli halidir. ABD'nin kendi şirketlerine dahi güvenemediği, modelleri devlet gözetimi ile hapsettiği bir dünyada, bize düşen görev bellidir: Dijital egemenlik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkasının kurduğu yazılımın, başkasının belirlediği "güvenlik duvarı"nın arkasında kalarak egemenlik kurulamaz. Washington’ın attığı bu adımlar bir "son" değil; küresel dijital sömürgeciliğin kendi içinde çatıştığının, "liberal masalın" bittiğinin ve dünyanın yeni bir "kapanma" dönemine girdiğinin itirafıdır.</p>

<p>Bu küresel satranç tahtasında, kendi "aklımızı" ve "algoritmamızı" inşa etmek bir tercih değil, bir beka meselesidir. Ve bu da kendi medeniyet kodlarımıza dayanan bir dünya görüşü eliyle taçlanır.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dijital-egemenlik-savasi-siber-kalkan-mi-dijital-tecrit-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chatgpt-image-29-haz-2026-15-02-08.png" type="image/jpeg" length="52377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli yetkili: İsrail, Harem-i İbrahim Camisi'ni sinagoga dönüştürüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistinli-yetkili-israil-harem-i-ibrahim-camisini-sinagoga-donusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistinli-yetkili-israil-harem-i-ibrahim-camisini-sinagoga-donusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail yönetiminin, El Halil’deki Harem-i İbrahim Camisi’ni sinagoga dönüştürme planı kapsamında yeni adımlar attığı belirtilirken, Filistinli yetkililer caminin İslami kimliğinin sistematik şekilde hedef alındığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail yönetiminin, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyindeki El Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim Camisi'ni sinagoga dönüştürmeye çalıştığı uyarısı yapıldı.</p>

<p>İsrail yönetimi, 23 Haziran'da cami avlusundaki şemsiyeyi kaldırmaya başlamış; bu adım, Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı tarafından caminin İslami kimliğine ve bakanlığın yetki alanına yapılan bir saldırı olarak nitelendirilmişti.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'nde yer alan eski kentteki önemli bir tarihi ve ulusal simge olan camide değişiklik yapılmaması yönündeki kararına rağmen İsrail, Harem-i İbrahim Camisi'ndeki Yahudileştirme faaliyetlerini sürdürüyor.</p>

<p>Filistinli yetkililer, İsrail'in cami avlusundaki şemsiyesi kaldırarak avlunun üzerini kapatmayı ve camiyi bir sinagoga dönüştürmeyi planladığı uyarısında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Camiyi Yahudileştirme çalışmaları</strong></h3>

<p>Harem-i İbrahim Camisi Vakfı Müdürü Mutez Ebu Suneyne, cami ve çevresinde yaşananların, El Halil Belediyesi ve Vakıflar Bakanlığının yetkileriyle ilgili alınan kararlar göz önüne alındığında İsrail'in gerilimi tırmandırma politikasının bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p>Suneyne, 'İsrail, Harem-i İbrahim Camisi'nde yeni defakto durumlar dayatmak için siyasi şartları lehine kullanıyor. İsrailliler zamana karşı yarışıyor ve El Halil kentine ayak bastıklarından beri uğraştıkları camiyi Yahudileştirme planlarını hayat geçirmek için dünyanın içinde bulunduğu zor şartları istismar ediyor.' dedi.</p>

<p>'Artan saldırılar ve ihlaller göz önüne alındığında, durum şu ki İsrail, Harem-i İbrahim Camisi'ni bir sinagoga dönüştürmeye çalışıyor.' diyen Suneyne, dini ve tarihi bir yer olan bu cami üzerinde yasal yetki ve egemenliğe sahip tek yetkili merciinin Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>Caminin İslami kimliği silinmeye çalışılıyor</strong></h2>

<p>İsrail'in attığı adımların sadece siyasi boyutla sınırlı kalmadığını, cami ve çevresindeki günlük yaşamı da etkilediğini belirten Suneyne, İsrail ordusunun camide ezanı engellemeye devam ettiğini ve El Halil Belediyesi tarafından camiye sağlanan elektrik, su ve diğer hizmetleri kontrol ettiğini dile getirdi.</p>

<p>'İsrail tüm bu uygulamalarla caminin İslami kimliğini ve ihtiva ettiği dini sembolleri silmeye çalışıyor. İsrail bunu yaparken bir yandan da Filistinlileri sürerek bölgenin demografik yapısını değiştirmeye çalışıyor.' diyen Suneyne, İsrail'in bu çalışmaları dört koldan yürüttüğünü vurguladı.</p>

<h3><strong>El Halil ve Harem-i İbrahim Camisi'nin işgal edilmesi</strong></h3>

<p>İsrail, 1994 yılında bir Yahudi yerleşimcinin gerçekleştirdiği ve 29 Filistinli Müslüman'ın hayatını kaybettiği katliamın ardından Harem-i İbrahim Camisi'ni yüzde 63'ü Yahudilere, yüzde 37'si Müslümanlara ait olacak şekilde fiilen bölmüştü.</p>

<p>1997 tarihli El Halil Protokolü uyarınca Harem-i İbrahim Camisinin teknik ve hizmet alanlarındaki yönetimi El Halil Belediyesi, Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı ile El Halil İmar Komitesi tarafından yürütülüyordu.</p>

<p>Ancak İsrail ordusuna bağlı Sivil İdare Yüksek Planlama Konseyi, Ocak 2026'da Harem-i İbrahim Camisine ilişkin planlama yetkilerini El Halil Belediyesinden alma kararı vermişti. Kararın, belediyenin, cami avlusunun üstünün kapatılmasına yönelik İsrail taleplerini reddetmesinin ardından 'inşaat ruhsatı sürecini kolaylaştırma' gerekçesiyle alındığı belirtilmişti.</p>

<p>İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de, 16 Haziran 2026'ta El Halil kentinin idari ve güvenlik yapısına ilişkin 'El Halil Anlaşması'nı' feshettiklerini duyurmuştu.</p>

<p>Kentin ilhakına ilişkin attıkları adımın 'tarihi bir düzeltme' olduğunu savunan Smotrich, konuşmasında, 'Oslo Anlaşmaları'nın en saçma protokollerinden biri yıllardır yürürlükteydi. Bu protokol uyarınca Yahudi topluluğuna ve kutsal mekanlara ilişkin yetkiler El Halil Belediyesine bağlıydı. Dün buna bir son verdik.' ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1997'de imzalanan El Halil Anlaşması, kenti 'H1' ve 'H2' olmak üzere iki bölgeye ayırmıştı.</p>

<p>Buna göre H1 bölgesinde güvenlik ve idare Filistin yönetimine verilirken, H2 bölgesinde yaklaşık 500 İsrailli ve 30 binden fazla Filistinli yaşamasına rağmen güvenlik İsrail ordusunun sorumluluğuna bırakılmıştı.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistinli-yetkili-israil-harem-i-ibrahim-camisini-sinagoga-donusturuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/harem-i-ibrahim-camisi-aa-2285833.jpg" type="image/jpeg" length="56603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihte bugün: Şeyh Said idam edildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-seyh-said-idam-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-seyh-said-idam-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şeyh Said ve 46 yareni, dini ve kültürel değerlere yönelik baskılara karşı koyduğu için 29 Haziran 1925'te idam edildi. Şeyh Said, İslami kurumların kapatılması ve baskıcı politikalara karşı çıkmış, kıyamının bir tevhid mücadelesi olduğunu savunmuştur. Kemalist rejim, bu olayı ayaklanma bahanesiyle bastırarak Müslüman halka karşı şiddetli bir zulüm başlatmıştır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şeyh Said ve 46 yareninin, 29 Haziran 1925’te Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından Diyarbakır’da idam edilmelerinin üzerinden 101 yıl geçti.</p>

<ul>
 <li>
 <h3 itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/seyh-said-neye-isyan-etti">Şeyh Said neye isyan etti?</a></strong></i></h3>
 </li>
 <li>
 <h3><a href="https://www.barandergisi.net/gorus-seyh-sait-isyani-olmasa-ne-olurdu"><i><strong>Şeyh Said isyanı olmasa ne olurdu?</strong></i></a></h3>
 </li>
</ul>

<p>Müslüman halkın dini ve kültürel değerlerine karşı Kemalist zihniyetin başlattığı süreçte yaşanan zulümlere karşı durduğu için hedef alınan Şeyh Said ve beraberindekiler, darağacına çıkarıldı. Şeyh Said'in şehid edilmesinin ardından ise Müslüman Kürt halkı üzerinde büyük bir zulüm furyası başlatıldı. Sürgünler ve toplu katliamlarla beraber İslâmi değerlere karşı tasfiye süreci işletildi. Bu dönemde binlerce insan katledildi. Toplumun önderleri konumunda olan birçok âlim idam edildi.</p>

<h2><strong>Kıyamın başlangıcı</strong></h2>

<p>Tarihin unutulmaz hadiselerinden olan 1925 Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925 tarihinde, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Pîran (Dicle) köyünde başlamıştı. Osmanlı’nın çöküşünden sonra İslâm’a verilecek zararlardan endişe eden ve endişesini de gittiği her yerde dile getiren Şeyh Said, etrafında yüzlerce atlı süvariyle Pîran'da bir düğün merasimine katılır. Köye gelen jandarma kafilede kanun kaçaklarının olduğunu söyler, Şeyh Said'in yumuşak tavrına mukabil jandarma tekliflerini kabul etmez ve isyana giden süreç başlar. Halifeliğin kaldırılması ve “Türk Ulus Devleti”nin oluşturulmasıyla sistemin dayatmaları sonucu, İslâmi kurumlar kapatılmış, İslami eğitim sistemi lağvedilmişti. Zaten bu gidişatın zulüm olduğuna ve buna karşı durulması gerektiğine inanan Şeyh Said, kıyamının bir tevhid mücadelesi olduğunu dile getirir ve canı dahil sahip olduğu her şeyi bu mücadelede feda eder.</p>

<h2><strong>Mahkeme Savunması</strong></h2>

<p>Zulümleri ve katliamları meşrulaştıran dönemin Şark İstiklal Mahkemeleri’nde yargılandı. “Yargılama” sürecinde konuşan Şeyh Said, savunmasında, İslâm hukukundan hareketle kıyamın vacip olduğunu, sistemin halka zulmettiğini, küfrün yayılmaya başladığını, İslâm’a saldırı olduğunu belirterek hareketinin başlama sebeplerini anlatmıştı.</p>

<h2><strong>“Mücadelem Allah ve Dini İçindir”</strong></h2>

<p>İdam edilmeden önce varlık gerekçesini ortaya koyarak, “Benim bu değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.” şeklindeki ifadeleri haykırmış, kendinden sonra gelecek nesillere hem davasının mefhumunu anlatmış hem de zalimlerin yüzene hakkı vakur bir eda ile söylemiştir. İstiklal Mahkemelerinde göstermelik bir yargılamanın ardından 29 Haziran 1925 tarihinde idam edilmiştir. Onun idamının arkasındakiler, kabrinin varlığına da tahammül edemeyerek, defnedildiği yeri gizlemişlerdir.</p>

<h2><strong>Üstad'ın Kaleminden Şeyh Said'in İsyana İtilmesi</strong></h2>

<p>Üstad Necip Fazıl, “Son Devrin Din Mazlumları” eserinde Şeyh Said'in kıyam niyeti olmamasına mukabil Kemalist rejimin kendisini buna zorladığını ve esasında kendisinin bir kabahati olmadığını Kemalistlerin kendi ifadelerine de yer vermek sûretiyle ispatlıyor. Şimdi Şeyh Said'i idama götüren hâdisenin aslında nasıl vuku bulduğunu “Son Devrin Din Mazlumları”ndan takip edelim:</p>

<h2><strong>Piran Köyündeki Hadisenin Aslı:</strong></h2>

<p>O taraflarda, Şeyh Said isimli, bâtıni irşad ve tasarruf ehliyeti son derece şüpheli, Nakşî Şeyhi olduğu iddiasında, daha ziyade muhitini sevk ve idare siyaseti ve satıh üstü güdüm dehâsı bakımından hünerli, koyun sürülerini yüzlerce çobanın otlattığı, çok zengin ve büyük bir ağa vardır ve en büyük meziyeti olarak bu adam şeriat bağlılığında müstesna bir şiddet ve hiddet sahibidir. Fakat bu şiddet ve hiddetin kullanılacağı yeri ve dereceyi tâyin edebilme irfanından mahrum…</p>

<p>İşte bu adam, Allah ve Resulüne bağlı her ferdin hak vermesini gerektirici bir ruh haleti içinde, sonrasını görmeksizin, daha 1925’in ilk basamaklarında olup bitenlerden üzgün ve rejime o zamandan küskündür. Fakat bu duygusunu asla içtimaî bir fiile çıkartmamakta, belki hiçbir gerçek kanun anlayışının suç biçemeyeceği tarzda ruhlara aşılamakla yetinmekte ve kötülüklere karşı elle, olmazsa dille, o da olamazsa kalble karşı durmayı emreden Hadîsin ancak üçüncü basamağına yapışabilmekte, bazen de ikinci basamağa geçebilmektedir. Fakat bu ikinci basamakta da (Forum) dedikleri toplum meydanına sızabilmek imkânından mahrum bulunmakta ve sisli dağlar, buzlu ırmaklar arkasında, ancak tebeşir noktaları halinde basit insanlara hitap edebilmektedir. Bu düşünce tavrı ve tavır düşüncesi hiçbir demokrasi şekil ve nev’inde suç değildir. (s. 44)</p>

<h2><strong>Şeyh Said'i İsyana İten Sebep:</strong></h2>

<p>Jandarma kolunun başındaki subay gayet akıllı bir hareketle Şeyh Said’in karşısına çıkıyor ve mahkûmların kanuna teslimi için Şeyhin vasıta olmasını rica ediyor. Şeyhin karşılığı gayet ince, zarif ve anlayışlıdır:</p>

<p>-Hoş geldiniz, safa geldiniz! İsteğinizde haklısınız! Şu var ki, biz şimdi bir dünya saadetini kutlama töreni içindeyiz. Bu vaziyette bize katılanları teslim olmaya zorlayamayız. Şu gördüğünüz silahlı kalabalık da buna razı olmaz. Bir hâdise çıkabilir. Buyurun, siz ve askerleriniz de bize misafir olun, hep beraber yiyip içelim, size izzet ve ikram gösterelim, siz de mahkûmları kollamakta devam edin; düğün bitip biz de buradan ayrılmaya ve kalabalık dağılmaya başlayınca onları alıp götürün! Hattâ o zaman mahkûmları elimle teslim etmenin çarelerini düşüneyim!</p>

<p>Jandarma subayı, bu haklı teklifi kabul etmiyor, mahkûmların sığındığı evi kuşatıyor ve neticesi malûm… (s. 45)</p>

<h2><strong>İsyan:</strong></h2>

<p>Şeyh Said vak’a üzerine Vilâyet merkezine bizzat gidip durumu izah edeceği ve hadisede hiçbir dürtüklemesi olmadığını göstereceği yerde artık işi bir olup bitti kabul ediyor, yüksek bir dağ tepesindeki köyüne çekiliyor ve üzerine hükûmet kuvvetleri yüklenince, birden, beslediği ruh haleti yüzünden, kendisini karşı koyma ve isyana mecbur ve memur sayıyor ve gümbürtü kopuyor. (s. 45-46)</p>

<h2><strong>Kemalist Rejimin Ayaklanmayı Devrimlere Kılıf Olarak Kullanması:</strong></h2>

<p>Şeyh Said ayaklanışı bütün vatana şâmil gösterilecek, hadiseye dış düşman tahrikleriyle alâkalı mânalar verilecek, kısmî seferberlik ilânına kadar gidilip bütün o havalide omuz üstünde baş ve taş üstünde taş bırakılmayacak; ortalık sindirilince de neler yapılacağı, ne devrimlere yol açılacağı görülecekti. (s. 51)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İngiliz Desteği Palavrası ve Kürtçü Kalkışma Yalanı</strong></h2>

<p>Onun İngilizlerin adamı ve müstakil Kürtlük ideali peşinde olduğu şeni bir yalandır. Öyle olsaydı ilk başarılarının ardından cenup istikametinde sınıra doğru sarkar, Irak kürtleri ve İngilizlerle irtibat kurar ve dâvasına, gerilerini ve yardım kaynaklarını sağlamış olarak bellibaşlı bir çevre içinde girişirdi. Bu vaziyette, Türk hükûmetinin dine karşı tavrı da, kendi devletinin nizamını kurmak varken onu fazla alâkalandırmamak gerekirdi.</p>

<p>O, dini zedelenmeye doğru giden bir Türk gibi hareket etti ve neticelerini hiç düşünmeden kendi öz hükûmetini, Ankarayı toslamaya davrandı. Bu davranışın sakameti yanında samimiyeti açıktır ve Şeyh Said’e mahkemede vereceği cevaptan da anlaşılacağı gibi Kürtlük gayreti ve İngilizlerle irtibat zilleti isnat etmek vicdansızlıktır. Birinci Dünya Harbi sonlarında başlayarak, Mütareke yılları ve İstiklâl Savaşı içinde, hem de kahraman edasiyle kimlerin İngilizlerle emel birliği halinde bulunduğunu Türk milletinin gerçek aydınları bilir. (s. 53)</p>

<h2><strong>Kıymet Hükmü:</strong></h2>

<p>Şeyh Said zorla itilmiş olmasına rağmen din hikmetleri bakımından pekâlâ mukavemet edebileceği ve mukavemet etmekle mükellef bulunduğu hâdiselerin tek sorumlusu olmakla beraber, bilmeyerek uyandırdığı ve artık hep uyanık kalmasına sebep olduğu ejderhanın yine bizzat mazlumudur. O, kendisine düşen zulüm payının kefaretini ödedi; ya ödemelerine imkân olmayanların hâli ne olsa gerek?.. (s. 69)</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler, Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihte-bugun-seyh-said-idam-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/seyhsaid-1.webp" type="image/jpeg" length="80077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edinilmiş kaygılar çağı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/edinilmis-kaygilar-cagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/edinilmis-kaygilar-cagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günümüzün düşünürleri çağımızın bir ‘Kaygılar Çağı’ olduğunu söylüyor, zamanımızı böyle isimlendiriyor. Psikiyatri klinikleri, psikolojik destek üniteleri kaygı bozukluğundan muzdarip hastalarla dolup taşıyor. Bir önceki çağı adı konmamış bir sahip olma çağı olarak yaşadık, parlak ilerleme ideallerinin altında yatan asıl örtülü maksat, asıl itici güç insanların sahip olma ihtiraslarıydı. Bu ihtirasları besleyen yaşama kodları hayatın ezberi haline getirildi, bu ezber üzerinden hayat şekillendirildi. Öngörüldüğü gibi birçok şeye de gerçekten sahip olduk aslında bu süreçte. Ancak insan nefsini doyurmak, kontrolden çıkmış hevesleri bastırmak elbette mümkün değildi. Şimdilerde o sahip olduklarımızı kaybetme korkularından bir Kaygılar Çağı inşa ediyoruz. Korkuların, vehimlerin, ürküntülerin, vesveselerin, tedirginliklerin, dozu kaçmış gerilimlerin, başkalarına inanma zorluklarının, güvensizliklerin harcına karıştığı bir Kaygılar Çağı bu!</p>

<p>“Birbirimize dair o kadar az şey biliyoruz ki, insanların bu tuhaf dünyasında, birbirimize karşı hissettiğimiz nedensiz kaygılar, endişeler, acılı ve bencil önyargılar nedeniyle bizi birbirimize bağlayan sırrı çözebilmemiz neredeyse olanaksız” diyor ‘Csutora’ kitabında Sandor Marai.</p>

<p>Başa çıkamadığımız kaygılar arasında en tahripkâr olanı başkalarının iyiliğine inanamamak ve onların insanlığına güvenememek olsa gerek! Başka şeylere olduğu gibi duygulara da en konforlu halleriyle sahip olmayı arzuluyoruz biz. Sevdiğimiz şeyler bize bağlansın kalsın, hiçbir zaman hiçbir yere gidemesin istiyoruz. Sadece bir yere gidemesinler değil, bizim onları sevdiğimiz halden başkasına da dönüşmesinler istiyoruz. Her şeyi kendi arzuları doğrultusunda sabitlemek, kontrolüne almak isteyen arızalı bir düşünce yapısı bu. Ne insanın tabiatına ne hayatın tabii seyrine uygun! İnsan ve hayat birbirini etkileyerek ve dönüştürerek ilerleyen iki canlı ırmak, sürekli bir akışla bütünleniyorlar birbirlerinde. Yeryüzünde hayat süren her şey her an yeniden yaratılıyor ve yenileniyor. Her şeyi sabitleyerek kendinde tutma ihtirası, yani hayatın tabii seyri içinde kendini yenileyen şeylerin taşıdığı risklerden kaçma isteği, o şeylerin yaratılışına esastan aykırı… Dolayısıyla değişen şeyleri kaybedeceği endişesi zamanımızın insanını yaşamaktan dahi korkar hale getiriyor.</p>

<p>Bir de bunun tersi var; her şeyin sürekli değişmesini, olduğundan başka bir şeye dönüşmesini istemek… Bu da ayrı bir ihtiras! Hayatın seyri içinde her şey sürekli yenileniyor, ancak temel bir kaide o değişimin istikametine aynı süreklilikle ayar veriyor. Temel kavrayışımızı oluşturan şey bu akış içindeki sabiteler. Hayatın kadim kaideleri var, bu kaideleri her şeyin sahibi olan kudret, yani Allah (cc) koyuyor. İnsan yaşadıklarına rıza gösterebildiği ölçüde hayatın akışına uyum sağlayabiliyor. Her şeyin olduğundan farklı yürümesini istemek, değişimin kontrolünü kendi elinde tutmak hevesinden ortaya çıkıyor ve içinde hem isyan hem rızasızlık taşıyor.</p>

<p>Louis Ferdinand Celine, ‘Gecenin Sonuna Yolculuk’ta bize hiç de yabancı gelmeyecek bir insanlık manzarası çiziyor: “Önlerine geceyi gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. Kendi gürültülerinden hiçbir şey duymuyorlardı. Sallamıyorlardı. Üstelik kent ne kadar büyük ve ne kadar yüksekse o kadar çok pişkinliğe vuruyorlardı.”</p>

<p>Sahip olduğunda her şeyi olduğu şekliyle sabitlemek… Ve hayatın getirdiği tabii değişim içinde yerine razı olamayıp sürekli başka şeyleri arzulamak… Her ikisi de şu zamanın insanını mutsuzluk girdaplarına sürükleyen iki uç yönelim! Yazık ki bu iki uç hal arasında gidip geliyoruz pek çoğumuz. Fıtratımıza çok daha uygun bir orta yol da vardı oysa. Hayatın kendini sürekli yenileyen yüzüyle barışık yaşamak ve bir ayağımızı temel kaideye basarak kendi değişimlerimizle o akışın bir parçası olmak da mümkündü aslında. Ve hâlâ da mümkün!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Hayret ki her şey değişmez bir hakikat içinde mütemadiyen değişip duruyor!” diye not düştü defterine beyaz saçlı adam.</p>

<p><i>Gökhan Özcan, Yeni Şafak</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/edinilmis-kaygilar-cagi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/chat-g-p-t-image-29-haz-2026-12-41-11-1.webp" type="image/jpeg" length="28708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milletin değerlerine saldırarak İstanbul ve Kuşadası’nda organizasyon yapmaya kalkan sapkın LGBT gemisi, Müslüman Anadolu'nun dik duruşu ve büyük tepkisiyle karşılaştı. Tertibin Türkiye'de ağırlayıcısı olan "Tek Yön" adlı sapık işletme mühürlenirken, geminin limanlara giriş planları iptal edildi. Sokak provokasyonları ve İstanbul Barosu'nun büyük LGBT pankartı asması eliyle yürütülen karşı propagandaya rağmen, milletin teyakkuzu bu ahlaksızlık projesine geçit vermedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Taksim’in göbeğinde faaliyet gösteren ve "Tek Yön" isimli gay bar olarak bilinen mekân, 8 Temmuz tarihinde İstanbul Boğazı’na getirilmesi planlanan 5 bin kişilik sapkın LGBT kruvaziyer gemisinin Türkiye’de ağırlamayı planlıyordu. Ayasofya Camii'ni hedef alan videolarla toplumu tahkir etmeye cüret eden bu yapının skandal hazırlığı, Akıncı Güç Gençlik Hareketi başta olmak üzere tüm Müslüman Anadolu’yu karşısına koyarak büyük tepkiyle karşılandı. Milletin manevi hassasiyetini hiçe sayan bu tertibe karşı gösterilen dik duruş, bürokrasiyi harekete geçirdi. Beyoğlu Kaymakamlığı, mevzuata aykırı faaliyetleri tescillenen söz konusu işletmeyi mühürledi.</p>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
</ul>

<p><img height="257" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/image-43.png" width="579" /></p>

<p><img alt="Bir gemi dolusu gay yabancıyı İstanbul'a taşıyacak organizatör firma TEK YÖN  isimli bar işletmesi kapatıldı. Mevzuata aykırı uygulama ve işlemleri  nedeniyle bu kararı alan Beyoğlu Kaymakamlığı ile İstanbul Valiliğini  kutluyorum. Ayrıca, geminin" src="https://pbs.twimg.com/media/HL1sF5aXwAAYBpI.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul’da kapıları yüzüne kapanan "ifsad gemisi", rotasını Kuşadası’na çevirerek 7 Temmuz’da limana yanaşma girişiminde bulundu. Ancak duruşundan taviz vermeyen Müslüman Anadolu, vatanın hiçbir karışında bu sapkınların ayak basmasına müsaade etmeyeceğini bildirdi. Aydın Valiliği, bu irade ve "bu sapkın organizasyona geçit verilmeyeceği" yönündeki büyük baskı neticesinde, kruvaziyer gemisinin limana girişini ve organizasyonunu iptal ettiğini duyurdu. İfsad gemisi Türkiye'ye yönelik bütün programlarından vazgeçmek zorunda kaldı.</p>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HL6MrHKXIAAhrtG?format=jpg&amp;name=large" /></p>

<p>Yaşanan bu süreçte Müslüman Anadolu, meydanları sessiz bırakmadı. Büyük Aile Platformu ve Genç İHH öncülüğündeki sivil toplum kuruluşları, Beyazıt Meydanı’nda bir araya gelerek ifsad gemisine karşı bir protesto gerçekleştirdi. LGBT sapkınlığı için artık yasal bir düzenleme yapılmasının zaruri olduğunun altını çizen vatandaşlar, kanun yoluyla engellenmesi talebinde bulundu.</p>

<p><img alt="LGBT gemisi Türkiye'ye gelmiyor: 'Turizm' adı altında aile yapısı hedef  alındı - Son Dakika Haberler" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/b8d669/650/344/0/47/1961/1078?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2026/06/28/lgbt-gemisi-turkiyeye-gelmiyor-turizm-adi-altinda-aile-yapisi-hedef-alindi-1782674983670.jpeg" /></p>

<p>Bu yaşananlar, içerideki "Batı uşağı" çevreleri paniğe sevk etti. İstanbul Barosu, hukuki misyonunu bir kenara bırakarak binasına astığı LGBT paçavrası ile safını belli etti. Hukuku korumakla mükellef bir kurumun, aile yapısını ve toplumun dokusunu bozan bir ideolojinin sözcülüğüne soyunması, bu yapının gerçek yüzünü millete bir kez daha gösterdi.</p>

<p><img alt="İstanbul 1 Nolu Baro ifsadı savunmaya devam ediyor!" src="https://www.haksozhaber.net/d/news/209717.jpg" /></p>

<p>Sapkın güruh ise, son olarak İstanbul ve İzmir sokaklarında yasadışı "yürüyüş" denemelerine kalkıştı. Ancak polis ekipleri, kamu düzenini koruma adına bu provokasyonlara izin vermedi. Sokakları kirletmeye cüret edenler, gözaltına alınarak geldikleri karanlığa geri gönderildi.</p>

<p><img alt="İstanbul Onur Yürüyüşü'ne polis müdahale etti: 'En az 50 kişi gözaltına  alındı' - BBC News Türkçe" src="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/640/cpsprodpb/9849/live/32346330-7309-11f1-b1db-af71d47507d6.jpg.webp" /></p>

<p>Müslüman Anadolu, bir kez daha gösterdi ki; bu topraklar, küresel ifsad şebekelerinin "eğlence" diyerek servis ettiği zehirlere teslim olmayacak kadar şereflidir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/gemini-generated-image-ab62p5ab62p5ab62.png" type="image/jpeg" length="31236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosna'da Sırp zulmü ve soykırım]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bosnada-sirp-zulmu-ve-soykirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bosnada-sirp-zulmu-ve-soykirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı ve Sırp ittifakının göz yummasıyla on binlerce Müslüman Boşnak sivilin katledildiği, kadınların ve çocukların işkencelere maruz bırakıldığı Bosna Soykırımı, dönemin tanıkları ve uluslararası mahkeme belgeleriyle Sırp zulmünün boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1992-1995 yılları arasında Batı ve Sırp ittifakının göz yummasıyla Müslüman Boşnak halkına yönelik uygulanan sistematik etnik temizlik ve soykırım, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Slobodan Miloseviç komutasındaki Sırp ordusu ve çeteler, Bosna-Hersek topraklarında Müslüman varlığını tamamen yok etmeyi amaçlayan organize bir imha planını devreye sokmuştu.</p>

<p>Savaşın en çetin döneminde, ambargolar ve muhasara altındaki Boşnak Müslümanların kendilerini müdafaa edebilmesi adına yürütülen lojistik faaliyetler, bölgedeki çaresizliği ve imanî direnişi gözler önüne sermektedir. Sahadan aktarılan bilgilere göre; sivil kıyafetli unsurlar, Karadeniz ve Romanya hava sahası üzerinden geçerek, ışıklandırması ancak gaz varilleriyle sağlanan ormanlık alanlardaki derme çatma toprak pistlere zor şartlar altında iniş yapmıştır. Toprak piste inen uçaklardan yerel direnişçilere mühimmat ve savunma araçları taşınırken, Müslüman unsurların açlık, sefalet ve ağır kuşatma şartları altında verdiği varlık mücadelesi bu süreçte bizzat müşahede edilmiştir.</p>

<p><img alt="Bosna Hersek Zulmuü" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/bosna-hersek-zulmuu.webp" width="1000" /></p>

<h2><strong>Sistematik İşkence ve Tecavüz</strong></h2>

<p>Sırp çetelerinin Bosna’da uyguladığı strateji, yalnızca fizikî olarak imha etmekle sınırlı kalmamış; toplama kampları, oteller, okullar ve hastanelerde on binlerce Boşnak kadınına yönelik organize bir cinsel işkence haline getirilmiştir. Bu rezalet, bir halkın onurunu kırmak ve inancını tarumar etmek amacıyla sistematik bir savaş silahı olarak kullanılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuk olduğu <a href="https://youtu.be/ACCeQpwi0Xs" rel="nofollow">Youtube</a> programında Bosna'ya operasyona giden ve oradaki zulmün tanıklarından Emekli SAT Komandosu Namık Ekin de 17 yaşındaki Emine isimli genç kızın yaşadıklarını aktardı.</p>

<p>Sırp askerleri tarafından işkencelere uğrayan ve silah namlularıyla yapılan saldırılar neticesinde aylarca hastanede tedavi görmek zorunda kalan genç kızın yaşadığı kalıcı travma, muhtelif askeri personelleri tarafından tarihi birer vesika olarak aktarılmıştır. Sırp pilotlar, rütbeli subaylar ve çete mensupları eliyle yürütülen bu organize zorbalık, korumasız sivil halk üzerinde silinmez izler bırakmıştır.</p>

<p>Emekli SAT Komandosu Namık Ekin şunları aktardı</p>

<blockquote>
<p>Uçaktan indiğimizde bizi karşılayanlar arasında genç bir kız ve zayıf bir adam vardı. Silahları minibüslere taşırken o kızın bize çok sert ve gaddar gaddar baktığını fark ettim. Yanına oturdum, adını sordum; 'Emine' dedi. Abisi bana dönüp Emine’nin neden böyle olduğunu anlattı: Sırplar ona defalarca tecavüz etmişti. Hatta en sonunda bir tanesi silahın namlusunu vücuduna sokmuş, bu yüzden kızcağız 4-5 ay hastanede yatmıştı.</p>
</blockquote>

<p><img alt="Bpsnakatliam" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/bpsnakatliam.webp" width="1000" /></p>

<h2><strong>Srebrenitsa ve Toplu Katliamların Ağır Bilançosu</strong></h2>

<p>Soykırımın zirve noktası, Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletler’in "güvenli bölge" yalanıyla göz yumduğu Srebrenitsa’da yaşanmıştır. Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri, BM askerlerinin gözü önünde 8 bin 373 Boşnak erkeği ve çocuğu ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda başlarından vurarak katletmiştir. Toplu mezarlara gömülen ve izleri kaybettirilmeye çalışılan kurbanların kimlik tespit çalışmaları bugün bile devam etmektedir. Savaş boyunca toplamda 100 binden fazla Boşnak sivil Sırp güçleri tarafından hayattan koparılmış, milyonlarca insan hicret etmek zorunda kalmıştır.</p>

<p><img alt="Katliam" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/06/katliam.webp" width="1000" /></p>

<h2><strong>Uluslararası Mahkeme Belgeleri ve Adalet Arayışı</strong></h2>

<p>Bosna’da yaşanan katliam, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi belgelerinde hukuken de "soykırım" ve "insanlığa karşı işlenen suçlar" olarak tescillenmiştir. Yaşanan organize zulmün baş aktörü olan Slobodan Miloseviç, Boşnak halkına karşı etnik temizlik yapmaktan yargılanırken hücre evinde ölmüştür. Katliamların askeri sorumluları olan Ratko Mladiç ve Radovan Karaciç ise müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Yıllar sonra gün yüzüne çıkan tanık ifadeleri ve askeri anılar, bir askeri başarı güzellemesi olmaktan ziyade, Sırp çetelerinin korumasız sivil Müslüman halka uyguladığı işkencelerin ve Bosna’da yaşanan büyük insanlık dramının unutulmaması gereken tarihi birer kanıtı niteliğindedir.</p>

<p><i>Kaynak: Uluslararası Lahey Ceza Mahkemesi (ICTY) Bosna Savaşı Savaş Suçları Arşivi, Birleşmiş Milletler Srebrenitsa Raporları &amp; Dönemin Askeri Tanık Söyleşileri.</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bosnada-sirp-zulmu-ve-soykirim</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/bosnsa.jpg" type="image/jpeg" length="27444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Böyle bir NATO’ya ihtiyacımız yok]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/boyle-bir-natoya-ihtiyacimiz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/boyle-bir-natoya-ihtiyacimiz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>NATO Genel Sekreteri Rutte çıkmış, Orta Çağ şövalyeleri gibi, haykırıyor: “Ey Vladimir, çık karşımıza!” Hani şimdi gençlerin, absürt bir durum karşısında sordukları gibi sormak lazım NATO’cuya: “Mark, sen iyi misin?”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2017 Krizini çok ayrıntılı irdelemek istemiyorum; ama kısaca hatırlayalım. Rutte hükumeti, anayasa değişikliği referandumu öncesi, Türk bakanların ülkesinde propaganda yapmasına izin vermemişti. Almanya’dan karayoluyla Rotterdam’a gelen o zamanki Aile ve Sosyal İşler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Türkiye Başkonsolosluğu’na girmesine izin verilmemiş ve polis gözetiminde Almanya’ya geri gönderilmiş; dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Hollanda’ya uçuş izni iptal edilmişti. Erdoğan’ın, “Bunlar Nazi kalıntısı, bunlar faşist” sözleri de tarihe geçmişti.</p>

<p>Buna rağmen Türkiye, Rutte’nin NATO Genel Sekreteri olma girişimini destekledi; Rutte, ülkesiyle Türkiye arasındaki en bunalımlı zamanlarda dahi, NATO’nun savunma gücünü korumasında Türkiye’nin önemini vurgulamaktan çekinmemişti. Mesela, onun “Türkiye, bölgede çok etkisi olan jeopolitik bir oyuncu ve daha fazlası; bir NATO müttefiki ve birçok farklı alanda ortağımızdır” sözünü unutamayız. Rutte, kendi ülkesinin iç politikası için oynamadığı zaman, Türkiye’nin terörle mücadele, güvenlik, iklim, enerji, ekonomi ve göç gibi alanlardaki rolünü vurgulayarak ve bunları sosyal medyada paylaşarak, sadece ülkemizle ilgili değil ama tüm NATO için yeni rol ve imaj ihtiyacı olduğuna inandığını gösteriyordu.</p>

<p>Gerçekten de Rutte’nin, artık raf ömrünü çoktan doldurmuş “Sovyet yayılmacılığına karşı kalkan olan NATO” kavramını çöpe atacak Avrupalı görünümü umut vericiydi. Ama genel sekreter olduktan sonra Rutte’ye bir şeyler oldu; kraldan çok kraliyet yanlısı bir genel sekreter çıktı ortaya. Bu değişim, “Trump gibi, denge konusunda dünyaya örnek (!) bir ABD Başkanı ile çalışmanın zorunlu bir sonucu mu?” diye sorabilirsiniz. Ama benim cevabım, “hayır” olacaktır; çünkü Trump’ın “Amerika’nın Avrupa’dan çekilmesi” diye niteleyebileceğimiz “dengesizliği,” Biden gibi, adeta Avrupa’yı kulağından tutup; Rusya’ya karşı Ukrayna’da savaşa sokan NeoCon’lara, özellikle Orta Doğu’ya yeni bir harita biçmeye çalışan Derin ABD’nin küresel müdahaleciliğine karşı bir tavır olarak görülebilirdi. Nitekim Trump’ın Mayıs 2025 Riyad konuşması, sadece Rutte için değil ama uluslararası strateji alanında kendisine bir rol biçen herkes için ipuçları taşıyordu. Trump, bölge liderlerini “modern bir Orta Doğu’nun doğuşunu sağladıkları için” için tebrik etti; kendi ülkesinin “Anlamadıkları toplumlara müdahale eden ulus-kurucuları” dediği kişileri (hem de kürsüde taklitlerini yaparak) eleştirdi.</p>

<p>Bu çerçevede, Trump’ın Ukrayna’daki savaşın da Amerika’nın, dolayısıyla NATO’nun savaşı olmadığına ilişkin ifadeleri, mesela iki hafta önceki G7 zirvesindeki Avrupa’dan ABD birliklerini çekmeye devam edeceği açıklaması, NATO’yu da içine alan bir “küresel strateji değişikliği” olarak görülebilirdi.</p>

<p>Görülmeliydi de; çünkü küresel emperyalizmin, önce Moskova’ya, sonra Moskova üzerinden Pekin’e gitmek gibi, “Sovyet yayılmacılığına karşı Hür Dünya’yı savunma stratejileri tarihin çöp tenekesindeki azametli yerini alalı yıllar oldu. Ama korkarım, Hür Dünya bunun tam olarak idraki içinde değil. Demiyorum ki, NATO Muammer Kaddafi’yi öldürmek, Slobodan Milosoviç’i devirmek için eski Yugoslavya’yı bombalamak gibi misyonlara sahip olmalı. Hayır; çağımız bölgesel işbirlikleri çağı; ve savunma gibi çok pahalı bir alanda AB içinde, Atlantik Okyanusu’nun iki yakası arasında NATO’nun bir caydırıcı örgüt bir savunma işbirliği örgütü olarak yeri vardır. Ama bu yer, “Vladimir, biz kendimizi savunacağız; haberin olsun!” şeklinde ülkeler-arası haykırmalarla değil, masalara oturarak ve karşınızdakinin duyacağı bir ses tonuyla konuşarak korunur. Ve bunun adına diplomasi denir.</p>

<p>Türkiye’nin Rusya-Ukrayna meselesinde yaptığı ve değeri ancak iki yıl sonra anlaşılan girişiminde olduğu gibi.</p>

<p><i>Hakkı Öcal, Milliyet</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/boyle-bir-natoya-ihtiyacimiz-yok</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/natu.jpg" type="image/jpeg" length="69553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pakistan Afganistan'ı vurdu: 36 kişi katledildi, 163 kişi yaralandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pakistan-afganistani-vurdu-36-kisi-katledildi-163-kisi-yaralandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pakistan-afganistani-vurdu-36-kisi-katledildi-163-kisi-yaralandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan’ın Afganistan’a düzenlediği kara operasyonu ve hava saldırılarında sivillerin yanı sıra çok sayıda evin yıkıldığı, hayvanların telef olduğu bildirildi. Afgan kaynakları saldırılarda 36 kişinin hayatını kaybettiğini, 163 kişinin yaralandığını açıklarken, İslamabad yönetimi operasyonların “terör unsurlarını” hedef aldığını savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pakistan, Afganistan sınırı boyunca istihbarata dayalı bir kara operasyonu ve ardından hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. İslamabad yönetimi, operasyonlarda "Cemaatü'l-Ahrar" mensubu 29 silahlının katledildiğini öne sürerken, Afganistan İslam Emirliği ise saldırılarda sivillerin hedef alındığını bildirdi.</p>

<p>İslam Emirliği Sözcüsü Zebihullah Mücahid, X hesabından yaptığı açıklamada Pakistan savaş uçaklarının Paktika, Paktiya ve Kunar vilayetlerini bombaladığını belirtti. Mücahid, saldırılar sonucu çok sayıda sivilin şehit olduğunu ve yaralandığını ifade ederek, hedef alınan bölgelerin sivil yerleşim alanları olduğunu vurguladı.</p>

<p>Mücahid, Pakistan'ın saldırılarını "korkakça bir saldırganlık" olarak nitelendirirken, bunun Afganistan'ın egemenliğinin açık ihlali olduğunu belirtti. Açıklamada, sivillerin hedef alınmasının hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağı ifade edilerek uluslararası topluma da tepki çağrısı yapıldı.</p>

<p>Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar ise operasyonun, Karaçi'deki Pakistan Rangers karargâhına düzenlenen ve güvenlik güçlerinin hayatını kaybettiği saldırının ardından gerçekleştirildiğini savundu. Tarar, sınır hattındaki operasyonların ardından Paktiya, Paktika ve Kunar'da üç noktanın "nokta atışı" hava saldırılarıyla vurulduğunu ve toplam 29 kişinin öldürüldüğünü iddia etti.</p>

<p>Afgan kaynaklara göre ise saldırılarda şu ana kadar 36 kişinin hayatını kaybettiği, 163 kişininse yaralandığı bildiriliyor. Ayrıca Pakistan'ın Afganistan'a düzenlediği saldırılarda çok sayıda ev yıkılırken, birçok kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi yaralandı ve çok sayıda hayvan da telef oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırılar, Pakistan ile Afganistan arasında son aylarda giderek tırmanan sınır gerilimini daha da derinleştirirken, iki ülke arasında yeni bir askeri krizin yaşanabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.</p>

<p>Kaynak: El Hidayet, ILKHA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pakistan-afganistani-vurdu-36-kisi-katledildi-163-kisi-yaralandi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-101703.png" type="image/jpeg" length="99547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail ordusu Dera'ya girdi: Köylülerle çatışma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-deraya-girdi-koylulerle-catisma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-deraya-girdi-koylulerle-catisma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail’in Suriye’nin güneyinde işgal alanını genişletmesiyle bölgede tansiyon yeniden yükseldi. Dera kırsalında İsrail ordusu ile köylüler arasında çatışmalar yaşanırken, İsrail’e ait tank ve helikopterlerin sivillerin bulunduğu alanları hedef aldığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail ordusu Lübnan'ın ardından Suriye'yi hedef alarak 2 bölgeyi işgal etmesiyle yayılmacı politikasını sürdürüyor. İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, yaptığı açıklamada İsrail-Suriye savaşı çıkacağını açıkça belirtirken, Türkiye'nin İsrail için İran'dan 10 kat daha tehlikeli olduğunu vurguladı. Öte yandan Suriye'nin güneyinde halk ve İsrail ordusu arasındaki çatışma olası savaş senaryosunu yeniden gündeme getirdi.</p>

<p><strong>TERÖRİST İSRAİL STRATEJİK TEPEYE KONUŞLANDI</strong></p>

<p>Saldırıların merkez üssünü detaylandıran muhabir Muhammed Karabacak, "İsrail'in Suriye süreci aslında 8 Aralık 2024 tarihinde yani Esed rejiminin devrildiği tarihten itibaren başladı. O dönem İsrail, İsrail tarihinin en büyük hava saldırılarını düzenlemişti. 1000'e yakın hava saldırısı ve 400'e yakın kara baskını düzenlediğini açıkladı İsrail ordusu. Olayın gerçekleştiği yer Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde. Spesifik olmak gerekirse de Dera ilinin kuzeybatısı ve çatışmasızlık hattının yani 1974 silahsızlandırılmış bölgenin doğusundaki Abidin köyünde. Dün İsrail'e ait bir devriye bu Abidin köyünden geçerek stratejik tepe sayılan ve Yermük havzasına yüksek irtifadan bakan Mğayr tepesine (Tel El Mğayr) konuşlanmıştı." sözleriyle bölgedeki kritik hareketliliği aktardı.</p>

<p>AA Suriye muhabiri Muhammed Karabacak, İsrail'in Suriye'de 2 bölgeyi işgal ettiğini, Suriye halkının taş ve sopalarla siyonist orduya karşı mücadele ettiğini belirtti. </p>

<p><strong>KÖYLÜLER TAŞ BARİYERLERLE DİRENDİ</strong></p>

<p>Terörist İsrail güçlerinin köylerine girmesini engellemek isteyen halkın mücadelesine değinen Karabacak, "Yaklaşık bir 20 saat konuşlanmadan sonra bugün saat 22:30'da tam olarak bu noktadan çekilmeye başladı. Çekilirken Abidin köyünden geçmiş. Halk, İsrail'in sürekli düzenlediği baskınlara ve yıldırma politikasına karşılık vermek için Abidin köyünün bütün giriş ve çıkış yollarını taş bariyerler örerek kapatmaya çalıştı." şeklinde konuştu.</p>

<p>Çatışmanın fitilinin ateşlendiği anları anlatan Muhammed Karabacak, "Yaklaşık olarak tam olarak da 22:40'ta İsrail tarafından ateş açıldı. İsrail'e ait iki tane helikopter Dera ve Kuneytra semalarında keşif ve sorti uçuşu yapmaya başladı. Ondan sonra karadan İsrail'e ait tanklar Abidin köyünün içerisine 6 adet top atışı ve 4 adet aydınlatma fişeği attı. Ayrıyeten de İsrail'e ait iki tane helikopter köyden ağır makineli tüfeklerle köy içine ateş açmaya başladı." sözleriyle yaşanan dehşet anlarını aktardı.</p>

<p>Saldırıların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini paylaşan Muhammed Karabacak, "Bu olayların sonucunda köy halkının yüzde 60-70'i yaklaşık köyden çıkmak zorunda kaldı. Daha güvenli yerlere gitti, daha doğu kesimlere sığındı. Halihazırda İsrail'e ait o söz konusu iki helikopter Abidin, Kuneytra ve Dera semalarında sorti uçuşu yapmaya devam ediyor. Söz konusu saldırıların gerçekleştiği köylerde ölü veya yaralı olup olmadığı hala bilinmiyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>GOLAN'DA YENİ YERLEŞİM PLANLARI</strong></p>

<p>Suriye ve İsrail arasındaki gizli ve açık süreçleri değerlendiren Dr. Necmettin Mutlu, "Suriye ile İsrail arasında doğrudan bir müzakere mekanizması kuruldu. Birleşmiş Milletler oturumlarında Kuneytra ve Dera'daki tutuklamalar muhtemelen konu edilecek. Ayrıca Suriye'nin güneyinde artık dokuz tane askeri kontrol noktası var. Golan'dan Dera ve Kuneytra'ya kadar bir güvenlik bölgesi inşa ettiler. Golan'ı işgal ettiler ve çıkmıyorlar. Hatta Golan bölgesinde 'Katsin' adlı yeni bir yerleşim yeri kuruyorlar ve oraya 3 bin yerleşimciyi yerleştirmek üzere karar aldılar. Burada açık bir demografik mühendislik çalışması yürütülüyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>TARIM ARAZİLERİNE KİMYASAL ZEHİR: HERBİSİT SALDIRISI</strong></p>

<p>Terörist İsrail'in bölge halkını açlığa mahkûm etmek için başvurduğu dehşet verici yöntemi açıklayan Dr. Necmettin Mutlu, "Lübnan'da yaptıkları gibi Kuneytra ve Dera'da da 'Herbisit' denilen bir kimyasal maddeyi topraklara, tarım arazilerine sıkıyorlar. Çiftçiler bir daha ekim yapamasın diye 'Glifosat' denilen bu maddeyle orayı ekilemez ve biçilemez hale getiriyorlar. Bu mesele aslında bir yıldırma politikasıdır" sözleriyle yaşanan insani dramın altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Necmettin Mutlu, İsrail'in Suriye'de saldırılarını sürdürdüğü ve tarım arazilerine kimyasal madde atarak halkı zehirlemeye çalıştığını belirtti. </p>

<p><strong>TERÖRİST İSRAİL ORDUSUNDA ASKER KRİZİ VE ÇOKLU CEPHE ÇIKMAZI</strong></p>

<p>Terörist İsrail'in askeri kapasitesindeki zafiyetlere değinen Dr. Necmettin Mutlu, "İsrail şu an içeride yedek asker problemi yaşıyor ve askerlikten kaçan Haredileri tutuklamaya çalışıyorlar. Bu kadar geniş sahada, bu kadar az nüfuslu bir ülkenin aktif operasyon yürütmesinin asimetrik dezavantajları var. Lübnan sahasında da bunu yaşıyorlar; Hizbullah ile karada karşı karşıya gelmemeye çalışıyorlar çünkü avlanıyorlar. Hizbullah artık üçlü, dörtlü gruplara dönerek vur-kaç taktiğine geçti ve bu durum İsrail içerisinde ciddi ses getiriyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Terörist İsrail'in ve Yahudilerin mevcut psikolojik durumunu analiz eden Dr. Anar Ali, "İsrail toplumu, devleti ve medyası topyekûn hastalıklı bir ruh hali içerisinde. Sağlıklı düşünemiyorlar. 7 Ekim olayları zaten travmatik olan bu toplumun psikolojisini tamamen altüst etti. Siyasi yelpazeye baktığımızda Netanyahu'dan Yair Lapid'e, Naftali Bennett'ten aşırı radikal Ben-Gvir ve Smotrich'e kadar hepsi çok sert politikaları savunuyor. Güvenlik politikalarını destekliyor ve adeta katliam istiyor. Netanyahu'ya olan tepkileri yolsuzluk dosyalarından kaynaklanıyor, uyguladığı güvenlik politikalarından değil. Hatta onu daha sert önlemler almadığı için eleştiriyorlar" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Terörist İsrail'in bölgedeki ana stratejisini ve "Büyük İsrail" projesi olduğunu vurgulayan Dr. Anar Ali, "İsrail'in grand stratejisi Lübnan, Suriye ve Filistin sahasında kendisine operasyonel özgürlük alanı inşa etmektir. Şam hükümetiyle müzakere yürütürken bir yandan da işgali genişletiyorlar. Hedefleri Dera, Kuneytra ve Süveyda'nın askerden arındırılması. Böylece Golan ve Hermon Dağı'nın güvenliği için buraları istediği gibi kullanmak istiyorlar" dedi.</p>

<p><i>A Haber</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-ordusu-deraya-girdi-koylulerle-catisma</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/2fa9588a84893c99b65a3355eecbdfb3.jpg" type="image/jpeg" length="61286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi "Ensar" nutku atarken annelerinden koparılan çocuklar işkence altında!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-ensar-nutku-atarken-annelerinden-koparilan-cocuklar-iskence-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-ensar-nutku-atarken-annelerinden-koparilan-cocuklar-iskence-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova’da asılsız ihbarlarla yavruları ellerinden alınan muhacir anne, devlet kurumlarında sistemli bir işkence çarkına hapsedildi. "Oyuncak silah" bahanesiyle çocukları savaş suçuyla itham eden zihniyet, aileleri görüş yasakları ve tehditlerle sindirmeye çalışıyor. Bakan Çiftçi "Ensar" nutukları atarken, sahada Kemalist tortunun elinde kırılan çocuk kolları; "kardeşlik" edebiyatının gölgesinde devam eden bu vahşetin, kökten temizlenmesi gereken bir ihanet şebekesi olduğunu haykırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yalova’da 4 çocuğuyla tek başına geçimini sağlamaya çalışan Özbekistanlı bir anne (N.K.), çocuklarının Adnan Menderes Mahallesi’ndeki yatılı bir Kur’an kursuna devam etmesini sağlıyordu. Eşi emniyette çalışan bir komşu kadının "kursta darp edildikleri" yönündeki asılsız iftirasıyla olay fitillendi.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">📌 Bakan Çiftçi "Ensar" nutku atarken annelerinden koparılan çocuklar işkence altında!<br />
<br />
🚫 Yalova’da asılsız iftiralarla çocukları ellerinden alınan muhacir anne, devlet kurumlarında sistemli bir işkence çarkına hapsedildi; "oyuncak silah" bahanesiyle çocukları savaş suçuyla… <a href="https://t.co/X9OpNqdcKq" rel="nofollow">pic.twitter.com/X9OpNqdcKq</a></p>
— Baran Dergisi (@barandergisix) <a href="https://x.com/barandergisix/status/2071293399609545137?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 28, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p>İhbar üzerine polis, kursa baskın düzenledi. 12 çocuk ve kurs hocası gözaltına alındı. Çocuklar, sanki kimsesizlermiş gibi alelacele devlet yurduna kapatıldı.</p>

<p>Haberi alan anne N.K. emniyete koştu. 2 gün boyunca çocuklarını görmesine izin verilmedi. Polisin anneye muamelesi ise tam bir "Kemalist" kinin tezahürüydü: Kıyafetine bakılarak aşağılandı, "Senin çocuklarına kimlik verenin..." denilerek hakaret edildi ve "Seni deport etmek lazım" tehdidiyle psikolojik baskı altına alındı.</p>

<p>Evdeki plastik oyuncak silahlar ve kılıçlar, dosyaya "suç delili" olarak eklendi. Mahkemeye "Bu çocuklar savaşa hazırlanıyor" şeklinde sahte raporlar sunuldu.</p>

<p>Çocuklar yurda yerleştirildikten sonra kabus başladı. Anne N.K.’nin ifadelerine göre;</p>

<ul>
 <li>Çocuklar, yurttaki diğer büyük çocuklar ve güvenlik görevlileri tarafından sürekli darp ediliyor.</li>
 <li>Bir çocuğun kolu kırıldı, bazılarının kafasında ve kulaklarında kanamalı yaralar oluştu.</li>
 <li>Namaz kılmaları ve kendi dillerini konuşmaları engelleniyor.</li>
 <li>Kurum psikologları, çocukları "manipülasyon" teknikleriyle yalan beyana zorluyor.</li>
 <li>"Bizi savaşa hazırlıyorlar, bize şiddet uyguluyorlar de" diye baskı yapılıyor.</li>
</ul>

<p>Anneler, görevli avukatlar ve yetkililer tarafından açıkça tehdit ediliyor: "Eğer bu olayı basına verir, gündem yaparsanız çocuklarınızı bir daha asla göremezsiniz!"</p>

<p>Anne N.K. durumu öğrenmek için müdürle konuşmak istediğinde, müdür ve yardımcısının "o gün izinli" olduğu söylenerek oyalandı. Güvenlik kameralarının "bozuk olduğu" iddia edilerek deliller karartıldı.</p>

<p>Çocuk, annesine yalvarıyor: "Anne nolursun beni bırakma!" Korkudan titriyor, vücudundaki morlukları gösteremiyor, "Şu an söyleyemem, buradan çıkarsam kimin dövdüğünü söyleyeceğim" diye ağlıyor.</p>

<p>Başlangıçta "Kurum yetkilileri her defasında yeni bahaneler üreterek çocuklarıyla görüşmemesi için anneyi geri çevirdi. Bazen müdür izinliydi, bazen "çocuğun psikolojisi uygun değil" denilerek görüşmeler iptal edildi. Anne, kendi evladını görebilmek için kapı kapı dolaştırılıp süründürüldü.</p>

<p>Anneye hiçbir şekilde düzgün bilgilendirme yapılmadan, çocukların "korunmaya muhtaç" olduğu iddiasıyla alelacele mahkeme kararları çıkartıldı. Anne, yasal haklarını kullanamadan, adeta "kendi evladından tecrit edildi."</p>

<h3><strong>Bakan Çiftçi’nin "Ensar" nutukları ve sahadaki gerçek</strong></h3>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2 gün evvelki Göç İdaresi toplantısında şunları söylüyordu: <i>"Peygamber Efendimizin Ensar ile Muhacir arasında kurduğu kardeşlik hukuku, bugün de bizlere yol göstermektedir. Mazlumun hakkı asla göz ardı edilemez."</i></p>

<p>Yalova’daki yurtlarda, o "kardeşlik hukuku"nun yerini, Müslüman çocukların kolunu kıran bir "Kemalist nefret" almış durumda. Vaziyet bu durumdayken afili lafların kime ne faydası oluyor sormak isteriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Çiftçi göreve gelmeden önce GGM’lerde tam bir psikopatça zulüm dönemi yaşanıyordu. Mazlumlar, kendi zalim hükümetlerine gönderilip "celladına teslim ediliyordu." Bakan bu gaddarlığı gördü, müdahale etti, GGM’lerdeki zulmü nispeten azalttı, Göç İdaresi’nin tepesindeki isimleri değiştirdi. Muhacirler bir nebze rahatladı.</p>

<p>Ancak bu hadiseyle beraber de net şekilde görüyoruz ki, "baş" değişse de "gövde"nin aynı kaldığı görülmektedir. Göç İdaresi’nin hücrelerine kadar sinmiş o faşist Kemalist tortular, hâlâ nefes alıyor. Bakanın "Ensar" edebiyatı yaptığı masalarda, alt kademelerdeki bu zulüm makineleri tıkır tıkır işliyor.</p>

<p>Ya Bakan bu yapılanmanın farkında değil, ya da bilerek bu "kardeşlik" masalları bir vitrin süsü olarak kullanılıyor. Başka bir açıklaması yok.</p>

<h3><strong>Toplu temizlik hayati bir şart!</strong></h3>

<p>Eğer Bakan Çiftçi samimiyse, ilk vazifesi "Ensar" nutukları atmak değil, Göç İdaresi’ni bu Kemalist tortulardan kökten temizlemektir. Kendi elleriyle kurduğu sistemde, bir annenin çocuğunun çığlığını "devletin gücüyle" susturmaya çalışan o cellatları beslemek, yeryüzünü yerinden oynatacak cinste bir Müslüman anne ahı almaktır.</p>

<p>Bu zulüm bir "hata" değil, "sistemli bir ihanet"tir. İhanet, ancak kökten bir tasfiye ile son bulur. Artık yeter!</p>

<p>Kaynak: Dailyislamist, Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bakan-ciftci-ensar-nutku-atarken-annelerinden-koparilan-cocuklar-iskence-altinda</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/image-25.jpg" type="image/jpeg" length="81272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bangladeş'te "toplu tecavüz geleneği" iftirası çürütüldü! Yalanın arkasında kimler var?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bangladeste-toplu-tecavuz-gelenegi-iftirasi-curutuldu-yalanin-arkasinda-kimler-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bangladeste-toplu-tecavuz-gelenegi-iftirasi-curutuldu-yalanin-arkasinda-kimler-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslâm dünyasını "barbar", kendilerini ise "medeniyetin merkezi" olarak pazarlayan Batılı sömürgeci akıl, algı operasyonlarında sınır tanımıyor. Son dönemde sosyal medyada dolaşıma sokulan ve Bangladeş'te yaşandığı iddia edilen "toplu tecavüz geleneği" yalanı, bizzat Batılı fonlarla beslenen şebekelerin İslâm toplumlarını lekeleme projesinin yeni bir halkası olarak karşımıza çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Müslüman coğrafyayı kaosa sürüklemek, halkı inancından soğutmak ve "medenîleştirme" bahanesiyle müdahalelere zemin hazırlamak, Batı'nın tarih boyunca değişmeyen stratejisidir. Bugün bu strateji, "sosyal medya" denilen sanal meydanlarda, profesyonelce kurgulanmış yalanlarla sürdürülüyor.</p>

<p>Gazeteci Revaha Kaman, "Bangladeş’te köy meclisi kararıyla toplu tecavüz geleneği var" iddiasıyla Fatih Koparan isimli bir youtuber tarafından servis edilen haberi mercek altına aldı. Yapılan detaylı araştırmada, bu iddianın yerel gerçeklikle zerre kadar bağının olmadığı, tamamen kurgu olduğu ispatlandı. Ancak bu mesele; Batı'nın yüzyıllardır sürdürdüğü sömürgecilik siyasetinin, bugünkü "yeni nesil" tetikçiler eliyle nasıl diri tutulduğunu göstermektedir.</p>

<p>2,5 milyon izlenmeye ulaşan bu sahte haberin arkasındaki mekanizmanın, Batılı istihbarat ve "yardım" kuruluşlarının fonladığı şebekeler olması tesadüf değildir. İslâm'ı, İslâm toplumlarını ve onların hukukunu "vahşet" ile eş tutmaya çalışan bu odaklar, bizzat kendilerinin Suriye'de Esed rejimi eliyle işlediği sistematik tecavüz suçlarını gizlemek için bu tarz kirli senaryolar üretmektedir.</p>

<p>Bangladeş, sefalet ve kaos içerisindeyse, bunun müsebbibi İslâm veya o coğrafyanın "gelenekleri" değildir. Bunun müsebbibi; yüzyıllar boyunca İngiliz sömürgeciliği eliyle o toprakların kaynaklarını talan eden, toplumsal dokuyu parçalayan Batılı zalimlerdir. Ancak Batılı sömürgeci, kendi tarihini kanla yazarken, bugün o enkazın üzerinde "İşte İslâm bu!" diyerek Müslüman toplumları "barbar" diye yaftalamaktadır.</p>

<h3><strong>Maskeli "aktivistler" ve fonlanan "gerçekler"</strong></h3>

<p>Videoda görülen mağdurun yüzündeki maskenin, ABD merkezli "OutRight International"a ait olması, operasyonun mutfağını gözler önüne seriyor. Açık Toplum Vakıfları'ndan Ford Vakfı'na, Microsoft'tan Google'a kadar uzanan bu "hayırsever"(!) finansörler, hangi taşın altından çıksa oraya bir "İnsan Hakları" kılıfı giydiriyor. "Fuller Project" gibi, kadın hakları savunuculuğu adı altında gazetecileri fonlayıp yönlendiren yapılar, Batılı ajandayı "gerçek haber" olarak dünya kamuoyuna yutturuyor.</p>

<h3><strong>Toplu tecavüz yapan Esed rejimine ise güzellemeler...</strong></h3>

<p>İşin en çarpıcı tarafı, bu operasyonu yürütenlerin çifte standardıdır. Birleşmiş Milletler raporları, Suriye'de Esed rejimi tarafından kadınlara ve çocuklara karşı sistematik bir şekilde uygulanan tecavüzü "savaş suçu" olarak tescillemişken, aynı Batılı odaklar bu gerçeğe gözlerini kapatmaktadır.</p>

<p>Suriye sokaklarını "gülistanlık" olarak sunup, Esed rejimini güzellemeyi vazife edinen "gezgin" kılıklı manipülatörler, bir yandan da Bangladeş'te var olmayan vahşet gelenekleri icat ederek, Müslüman toplumların "medeniyetsiz" olduğu algısını güçlendirmeye çalışıyor. Bu, direkt olarak İslâm'a karşı yürütülen sistemli bir suikasttır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Batı'nın yerli ajandaları</strong></h3>

<p>Bu zihniyet; Türkiye’de Batı'nın sömürgeci aklını temsil eden, onun yerli ayakçısı olarak işlev görmektedir. Bunlar için gazetecilik, bir "hakikat arayışı" değil, Batı’nın sömürgeci yalanlarını "hakikat" diye pazarlayarak keselerini doldurdukları bir ticarettir. Kendi medeniyetine düşmanlık ederek Batı’nın o kanlı tarihini perdelemek için, aslında olmayan "gelenekler" icat etmektedirler.</p>

<p>Batı’nın Suriye’de Esed rejimi eliyle kadınlara uyguladığı sistematik işkencelere ve tecavüzlere kör, sağır ve dilsiz kalan bu tipler; iş Bangladeş’e, Suriye’ye, İslâm coğrafyasına gelince "medeni Batı" adına tetikçilik yapmaktadır. Keselerini doldurmak uğruna; izzetlerini, şereflerini ve haysiyetlerini Batılı efendilerinin dolarına kurban etmiş zavallılardır.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bangladeste-toplu-tecavuz-gelenegi-iftirasi-curutuldu-yalanin-arkasinda-kimler-var</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-180433.jpeg" type="image/jpeg" length="86285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Makyaja özendirilen kız çocukları fıtratlarını bozuyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/makyaja-ozendirilen-kiz-cocuklari-fitratlarini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/makyaja-ozendirilen-kiz-cocuklari-fitratlarini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya, çocukluk fıtratını sermayenin "kozmetik laboratuvarına" çevirdi. "Cosmeticorexia" yani mükemmel cilt takıntısı ile çocuklar, kimyasal boyaların altında kendi benliklerini kaybediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Modern dünya, insanı kendi fıtratından ve hakikatinden koparıp sadece bir "tüketim nesnesi" haline getirdi. Bu çark artık faaliyet sahasını genişletti. Şahsiyeti henüz gelişmemiş çocukları doğrudan hedef tahtasına oturttu. Sosyal medyada "Benimle hazırlanın" veya "Okul sonrası rutinim" başlığıyla yayınlanan makyaja özendirme videoları basit bir özentiden ibaret değildir. Bu, sermayenin çocuk zihnini daha yolun başında "meta"laştırma operasyonudur. Küçük kız çocuklarının yüzlerine retinol, kolajen artırıcı serumlar ve ağır kimyasallar sürdüğü bu düzen, bir neslin imha edilmesidir.</p>

<p>Guardian gazetesinin yürüttüğü kapsamlı araştırma, dijital mecralardaki tahribatın vahametini somut verilerle ortaya koyuyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>7 bin 600 içerik incelendi: TikTok platformunda paylaşılan cilt bakımı içeriklerinden 400 adedi doğrudan 13 yaşından küçük çocuklar tarafından üretildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>"Child Skincare" tuzağı: Arama motorlarına "çocuk cilt bakımı" yazıldığında, binlerce çocuğun kameralar önünde "favori" ürünlerini tanıttığı bir pazar yeri ile karşılaşılıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>"Kid-friendly" maskesi: Şirketler bu işgali meşrulaştırmak için "çocuk dostu" kılıfını kullanıyor. Bu yolla kozmetik tüketimi, "eğlenceli bir öz bakım" yalanıyla çocuklara şırınga ediliyor.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Fizyolojik ve psikolojik tahribat</strong></h3>

<p>Milano Üniversitesi’nden Dermatoloji uzmanı Doç. Dr. Giovanni Damiani, bu mükemmel cilt takıntısını "Cosmeticorexia" olarak tanımlıyor. Damiani'nin verileri ve uyarıları, meselenin hem bedensel hem de zihinsel boyutunu birer cinayet delili gibi ortaya sermektedir:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Doğal Savunmanın İptali:</strong> Çocuk cildi, henüz dış dünyaya karşı nasıl tepki vereceğini öğrenme sürecindedir. Cilde üst üste sürülen ürün katmanları, bu doğal öğrenme sürecini baltalamaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kortikosteroid Tehlikesi:</strong> Bazı ürünlerde bulunan düşük dozlu kortikosteroidler, cildin koruyucu bariyerini zayıflatmaktadır. Bu durum kılcal damarların belirginleşmesine ve lokal bağışıklık sisteminin çökmesine yol açmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Retinol Hasarı:</strong> Yetişkinlerin bile dikkatle kullanması gereken retinol, çocuk cildinin bariyerini yıkarak cildi alerjenlere karşı tamamen savunmasız bırakmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ruhsal Çöküş:</strong> Günde 10’dan fazla kozmetik ürün kullanan bireyler üzerinde yapılan çalışmada, bu kişilerde kaygı bozukluğu ve panik atak riskinin çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çocuk, makyajı sildiği an kendini "eksik" ve "çirkin" hissetmeye başlamaktadır. Çünkü "gerçek benlik", artık aynadaki o makyajlı yüz sanılmaktadır.</p>
 </li>
</ol>

<h3><strong>Aileler ve fonlanan içerik üreticileri sermayelerin kirli emellerine alet oluyor</strong></h3>

<p>Bu işgalin en vahim cephesi, aile kurumunun sürece dahil edilmesidir. Sosyal medyada yayınlanan bir videoda, yaklaşık 10 yaşındaki bir kız çocuğu "Benimle anaokuluna hazırlanın" başlığıyla makyaj adımlarını anlatıyor. Annesi ise bu sırada kızına yardımcı olup "Çok güzel görünüyorsun" diyerek onay veriyor.</p>

<p>Anne, çocuğu koruması gereken o şefkatli sığınağı terk ediyor. Evladını bizzat eliyle sermayenin pazarlama çarkına yem olarak sunuyor. 2020 yılından itibaren kozmetik markaları pazarlama stratejilerini tamamen çocuklara ve gençlere kaydırdı. Dijital platformlarda çocukların sorularına "kozmetik içerik üreticileri" cevap veriyor. Bu figürler, çocukların özgüven açlığını ve beğenilme arzularını kullanarak onları sömürüyor.</p>

<p>Kız çocuklarının, daha ergenlik dönemine dahi girmeden fıtratlarından koparılması sadece bir sağlık sorunu değildir. Bu, doğrudan bir insanlık meselesidir. Şahsiyetin, aynadaki yapay aksinden ibaret olmadığı gerçeği bu yaşlarda unutturulmaktadır. Netice itibarıyla, çocukların yüzündeki o kremler ve boyalar sadece kimyasal bir katman değildir. O boyalar, çocukların ruhlarını örten sahte bir perdedir. Bu perdeyi yırtıp atmak, sadece ebeveynlerin değil, bu insan fabrikasyonuna karşı duran her insanın vazifesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aileler bu tip kozmetik ürünlerin çocuklarının kullanmasına engel olup kendisiyle beraber evlatlarını da şuurlandırarak bu beladan uzak durmalıdır. Aynı şekilde bu tip zararlı kimyasal ürünlere çocukları özendirip onları teşvik eden içerik üreticilerine de işlem başlatılması lazım.</p>

<p>Baran Dergisi, AA</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/makyaja-ozendirilen-kiz-cocuklari-fitratlarini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/gemini-generated-image-xs9dnrxs9dnrxs9d.png" type="image/jpeg" length="71908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail, Suriye'nin güneyinde iki kişiyi katletti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-suriyenin-guneyinde-iki-kisiyi-katletti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israil-suriyenin-guneyinde-iki-kisiyi-katletti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail ordusu, Suriye’nin güneyinde oluşturduğu “güvenlik bölgesinde” sınır hattına yaklaştığını öne sürdüğü iki kişiyi katlettiğini açıkladı. Suriye makamlarından henüz açıklama gelmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail ordusu, Suriye'nin güneyinde 'güvenlik bölgesi' olarak nitelediği alanda, sınır hattına yaklaştığını iddia ettiği iki kişiyi katletti.</p>

<p>İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, 210. Tümen komutasındaki Etzioni Tugayı'na bağlı güçlerin, Suriye'nin güneyindeki 'güvenlik bölgesinde' sınıra yaklaşan silahlı kişilere müdahale ettiği öne sürüldü.</p>

<p>İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde ise İsrail güçlerinin dün akşam, Suriye'nin güneyindeki Hader köyü yakınlarında sınır hattına yaklaşık bir kilometre mesafede iki silahlı kişiyi tespit ettiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Esed rejiminin ardından İsrail tarafından Suriye topraklarında oluşturulan 'güvenlik bölgesi' içerisinde 'olağan dışı' hareket ettikleri öne sürülen bu iki kişinin İsrail güçlerince katledildiği kaydedildi.</p>

<p>Ayrıca, ölen kişilerin cenazelerinin İsrail ordusunun elinde bulunduğu, kimlik tespiti için çalışmaların sürdüğü ve şahısların yerel bir silahlı gruba mensup olduğunun tahmin edildiği öne sürüldü.</p>

<p>Suriye makamlarından ise konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israil-suriyenin-guneyinde-iki-kisiyi-katletti</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/1920097.jpg" type="image/jpeg" length="10731"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist rejimin beslemeleri teşhircilikte Batı'yı solladı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kemalist-rejimin-beslemeleri-teshircilikte-batiyi-solladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kemalist-rejimin-beslemeleri-teshircilikte-batiyi-solladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da toplu taşıma aracına yarı çıplak binen bir teşhirci kadın, etrafındaki erkekleri kendisine baktığını söylemesi sebebiyle sapıklıkla itham etti. Laik-Kemalist rejimin beslemesi bu sapık güruh, "özgürlük" kılıfı altında sokaklarımızı adeta bir et pazarına çevirmeye yelteniyor. Batı'yı bile geride bırakan, ar ve haya duygularını ayaklar altına alan bu ahlaki iflasa ve teşhirciliğe karşı acilen tavizsiz bir denetim mekanizması getirilmelidir!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa'da toplu taşıma aracında, çıplaklığını "özgürlük" sanan bir kadın ile bir vatandaş arasında tartışma çıktı. Yarı çıplak kıyafetle metroya binen kadın, kendisine baktığını iddia ettikleri insanları "sapıklıkla" suçlayarak bağırıp çağırdı.</p>

<p>Kemalist rejim, reklamlarda, televizyonlarda, sinemalarda ve daha birçok alanda yaptığı propagandalarla sokakları bir "et pazarı"na dönüştürdü. Hem vücudunu teşhir ediyorlar, hem de bu rezalete bakana "bana bakma" diyerek saldırıyorlar. Bu tam bir cinnet hali. Kendi değerlerinden kopmuş, çıplaklığı "medeniyet" sanan bir güruh, sokakları tam bir et pazarı haline çevirdi.</p>

<p>Bu zihniyetin kaynağı, Avrupa’nın çöpünü "modernlik" diye yutturan laik sistemin ta kendisidir. Sosyal medyada "Avrupa’da sokakta bikiniyle geziyorum, çok rahat" diyerek paylaşım yapan bir Beyaz Türk, Avrupa'nın ahlaki çukurunu bile geride bıraktı. Kemalist rejimin beslemesi bu teşhirci güruh, "özgürlük" ve "çağdaşlık" mavallarını soyunmak olarak görüyor. Avrupalı bile kendi kültürel yozlaşmasından kaçarken, bizim topraklarımızdaki Beyaz Türkler, bu iğrenç görüntüleri baş tacı ediyor.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">TEŞHİRCİLİKTE BATI'YI SOLLAYANLAR SOKAKTA BİKİNİLİ GEZMEKLE ÖVÜNÜYOR!!!<br />
<br />
📌Soyunmayı "çağdaşlık", çıplaklığı "özgürlük" sanan bir kadın Avrupa'da rahat rahat sokakta bikini ile gezebilmesiyle övündü.<br />
<br />
📌Kemalist rejimin beslemesi Beyaz Türkler, artık sekülerlerin ve Batılıların… <a href="https://t.co/r7LFR1S1OL" rel="nofollow">pic.twitter.com/r7LFR1S1OL</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
— Baran Dergisi (@barandergisix) <a href="https://x.com/barandergisix/status/2071180447934030278?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 28, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p>Sokak artık bir kamusal alan değil, bedenin mal gibi sergilendiği bir pazar yeri. Bu yozlaşmadan artık seküler kesim dahi rahatsız. Onlar da görüyor; sokağa adım attığında karşılaştığı bu manzara, medeniyet değil, düpedüz bir ahlaki iflas.</p>

<p>Bu teşhirciliğe, bu leşliğe karşı denetim bir tercih değil, toplumun sağlığı için zaruridir. Sokakları et pazarına çevirenler, kendi insanlıklarını da pazara çıkarmışlardır. Batı’nın leşliğini bile sollayan bu zihniyetin dayattığı bu çürüme, bu ülkenin ruhuna ait değildir.</p>

<p>Bu toplumsal çürümeye karşı "denetim" düzenlenmesi bir mecburiyettir. Sokakların, otobüslerin, metroların, vs. "et pazarı"na dönüştürülmesine kimsenin hakkı yok. Toplumun sağlığı, aile yapısının korunması, neslin ifsadının önüne geçilmesi için bu teşhirciliğe karşı kesin ve net bir denetim mekanizması şarttır.</p>

<p>Devlet, sokağı başıboş bırakarak bu ahlaki çöküşe zemin hazırlamayı terk etmeli, toplumsal dokuyu korumak adına gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Kimse "özgürlük" kılıfıyla, toplumun ar ve haya duygularını ayaklar altına alamaz. Sokağı, bu teşhirci güruhun insafına terk etmek, geleceğimizi de o pazarda satmak demektir. Bu gidişata dur demek, sadece bir ahlak meselesi değil, varlık meselesidir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kemalist-rejimin-beslemeleri-teshircilikte-batiyi-solladi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/media-1.jpg" type="image/jpeg" length="83788"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünya genelinde Filistin gösterileri sürüyor: Hükümetlere "İsrail" tepkisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/dunya-genelinde-filistin-gosterileri-suruyor-hukumetlere-israil-tepkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/dunya-genelinde-filistin-gosterileri-suruyor-hukumetlere-israil-tepkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’dan Tunus’a birçok ülkede düzenlenen Filistin gösterilerinde terörist İsrail’e destek veren hükümetler protesto edilirken, Gazze’deki saldırıların durdurulması çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>Berlin'deki Gazze eyleminde Almanya'nın terörist İsrail'e silah sağlaması protesto edildi</strong></h3>

<p>Almanya’nın başkenti Berlin’de Filistin’e destek gösterisi düzenlendi. Terörist İsrail’in Gazze ve Lübnan’a karşı saldırılarını protesto etmek için Kreuzberg semtinde bulunan Oranien Meydanı’nda toplanan çok sayıda kişi, daha sonra Neukölln ilçesindeki Sonnenallee Caddesine doğru yürüdü. İsrail’in Filistin topraklarını gasbetmesi ve Almanya’nın İsrail’e silah sağlamasına da tepki gösterilen eylemde, “Gazze’ye özgürlük”, “Filistin özgür olana kadar özgür Filistin”, “İşgale son verin”, “(Almanya Başbakanı Friedrich) Merz neredesin, çocuklar öldürülüyor”, “İsrail bombalıyor Almanya destekliyor”, “Bu savaş değil, bu bir soykırımdır” ve “Çocuk katili İsrail” sloganları atıldı.</p>

<p>Göstericiler Filistin bayraklarının yanı sıra üzerinde, “Soykırımı durdurun”, “Gazze ateş altında” ve “Soykırım” yazan dövizler ile İsrail hapishanelerinde bulunan bazı Filistinli esirlerin fotoğraflarını taşıdı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı gösteri, Pannier ve Sonnenallee caddelerinin kesiştiği bölgede sona erdi.</p>

<p>Terörist İsrail’in Gazze Şeridi ve Lübnan’a saldırılarını sürdürmesi, İsveç’in başkenti Stockholm’de de protesto edildi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun çağrısıyla Odenplan Meydanı’nda toplanan eylemciler, İsrail’in ateşkese rağmen Gazze ve Lübnan’ı hava saldırılarıyla hedef almasına tepki gösterdi. Eylemciler “Gazze’de siviller öldürülüyor”, “Okullar ve hastaneler bombalanıyor”, “Lübnan’a saldırılar durdurulsun”, “Gıda kıtlığına son verilsin” ve “Savaş istemiyoruz” yazılı pankartlar taşıdı.</p>

<p>Gösteriye destek veren İsveçli aktivist Anita Salven, Filistin’de yaşanan insanî dram ve Batı dünyasının buna karşı takındığı tutuma yönelik eleştirilerde bulundu. Salven, “Filistin meselesi şu an tamamen korkunç bir durumda ve kontrolden çıkmış vaziyette. İsveç hükümeti de (İsrail Başbakanı) Binyamin Netanyahu’nun söylediği her şeyi onaylayarak aslında bu duruma ortak oluyor. Bu gerçekten tam bir felaket” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Amsterdam'da şehit edilen Filistinli çocukların anısına gösteri</strong></h3>

<p>Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da Gazze'de terörist İsrail saldırılarında şehit edilen Filistinli çocuklar anısına protesto gösterisi düzenlendi.</p>

<p>Birleşmiş Milletler (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun İsrail'in Filistinli çocukları kasten hedef alarak soykırım ve diğer vahşet suçlarını işlemeye devam ettiğine dair raporunun ardından düzenlenen gösteri, Amsterdam Merkez Tren İstasyonu önünde yapıldı.</p>

<p>Hollanda'daki Filistin destekçisi kuruluşların organize ettiği gösterinin bulunduğu alana "Soykırımı Durdurun", "İsrail, Soykırım İşliyor", "İsrail, Bu Çocuğu Öldürdü", "İsrail, Bu Çocuğu Ailesinden Aldı" yazılı afişler asıldı.</p>

<p>Meydana, öldürülen çocukları simgeleyen kana bulanmış çocuk ayakkabıları, kanlı oyuncaklar ve kefene sarılmış bebek temsili konuldu. Oyuncaklar ve balonların arasında Gazze'de öldürülen çocukların isimlerinin yer aldığı büyük afişlerin yanı sıra Gazze'deki çocuklara karşı işlenen suçlar ve bu duruma ilişkin mesajlar da yer aldı.</p>

<p>Kalabalık meydanda Gazze'de hayatını kaybeden çocukların isimleri tek tek okunurken bazı Hollandalılar gözyaşlarını tutamadı. Gösteriye katılanlara karpuz dilimleri dağıtılırken "Özgür Filistin" sloganları atıldı.</p>

<p>Filistin İnisiyatifi'nde aktivist Tülay Gökçimen, hazırladığı konuşma metninde, sözde "ateşkes" yalanlarının arkasına gizlenen acı hakikati haykırmak için toplandıklarını belirterek "Sahada hiçbir şey değişmemiştir. Gazze'de katliamlar aynı şekilde devam etmektedir." dedi.</p>

<p>Gökçimen, Ekim 2025'te ateşkes ilan edildiğinden bu yana Gazze genelinde 265 Filistinli çocuğun öldürüldüğünü belirtti. Geçen hafta 2 yaşındaki bir bebeğin de saldırılarda hayatını kaybettiğini ifade eden Gökçimen, son iki yıl içerisinde İsrail saldırılarında hayatını kaybeden çocuk sayısının 20 bini aştığını söyledi.</p>

<p>Gökçimen, vahşetin boyutunun yalnızca bombalarla sınırlı olmadığını vurgulayarak "Gazze'de bugün çocuklar sadece işgalcinin füzeleriyle değil; açlıkla, susuzlukla, salgın hastalıklarla, farelerle ve böceklerle mücadele ederek can veriyor. Siyonist rejim, bilerek ve isteyerek insani yardımların girişini engellemekte, çadırları bombalamakta ve Gazze'yi açık bir çocuk mezarlığına dönüştürmektedir." diye konuştu.</p>

<p>Uluslararası kuruluşlara seslenen Gökçimen, "Nerede o her fırsatta basın hürriyetinden, çocuk haklarından, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden bahseden milyarlarca dolarlık kurumlar, örgütler? Nerede Birleşmiş Milletler? Çocuklar çadırlarda farelerin, böceklerin arasında enfeksiyon kapıp erirken, tepelerine bombalar yağarken bu sözde barış ortamındaki katliamları daha ne kadar seyredeceksiniz?" diye sordu. Yaklaşık 2,5 saat süren gösteri olaysız tamamlandı.</p>

<h3><strong>İsveç'te de hükümetin silah satışına tepki</strong></h3>

<p>İsveç'in başkenti Stockholm'de yüzlerce kişi, terörist İsrail'in ateşkesi ihlal ederek Gazze'ye düzenlediği hava saldırılarını ve bölgeye yönelik insani yardım girişlerini kısıtlamasını protesto etti. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun çağrısıyla Odenplan Meydanı'nda toplanan göstericiler, İsrail'in 10 Ekim 2025'te sağlanan ateşkesi ihlal ettiğini belirterek askeri operasyonlara tepki gösterdi.</p>

<p>Göstericiler, "Gazze'de çocuklar öldürülüyor", "Okullar ve hastaneler bombalanıyor", "Gazze'de saldırılar durdurulsun", "Gıda kısıtlamasına son verilsin" ve "İsrail barış anlaşmasına uysun" yazılı pankartlar taşıdı.</p>

<p>Eylemciler, Gazze'ye yönelik saldırıların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulunurken, İsveç hükümetinden de İsrail'e silah satışını durdurmasını talep etti. Göstericiler, Gazze'de yaşanan insani drama dikkati çekmek amacıyla meydanda sokak tiyatrosu gösterisi de düzenledi.</p>

<p>Gösteriye katılan İsveçli aktivist ve tiyatro sanatçısı Robin Nilsson, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistinlilerin yaşadığı zorlukları sanatsal bir anlatımla kamuoyuna aktarmayı amaçladıklarını kaydetti.</p>

<p>Nilsson, uluslararası diplomatik girişimleri eleştirerek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bugün burada arkadaşlarımla birlikte Filistinlilerin hayatını ve yaşadıklarını sokak tiyatrosuyla canlandırarak Gazze'de olup bitenlere dikkati çekmeye çalışıyoruz. Ne zaman ABD bir barış anlaşması başlatmak istese bu süreç başarısızlıkla sonuçlanıyor. Barışın tesis edilmesini adeta sabote ediyorlar, insan hayatından ziyade ticarete ve çıkarlara odaklanıyorlar.”</p>

<p>Hak aramaktan ve bu uğurda sanatın gücünü kullanmaktan korkulmaması gerektiğini vurgulayan Nilsson, "Tiyatro herkes içindir ve sanat yoluyla çok daha fazlası başarılabilir. Biz Stockholm'de bunu yapıyoruz. Toplumun ve hükümetlerin durumun ciddiyetini anlaması, harekete geçmesi için tiyatroyu bir araç olarak kullanıyoruz. Herkesi bir şekilde sesini duyurmaya davet ediyorum." şeklinde konuştu</p>

<h3><strong>Roma'da belediyenin terörist İsrail'le ilişkileri sonlandırması çağrısı</strong></h3>

<p>İtalya'nın başkenti Roma'da Filistin destekçileri, "Roma Belediyesinin İsrail ile olan işbirliğini sonlandırması" çağrısında bulundu.</p>

<p>Roma Belediyesinin bulunduğu Campidoglio Meydanı'nda sıcak havaya rağmen toplanan çok sayıda gösterici, Belediye yönetimini; Filistin ve Gazze'de soykırım yapan İsrail ile halihazırda yürürlükte olan işbirliklerini durdurmaya çağırdı. Ellerinde Filistin bayrakları bulunan göstericiler, sık sık "Nehirden denize özgür Filistin", "Roma, kimin tarafında yer alacağını bilir" ve "Özgür Filistin" şeklinde slogan atarak toplantı halindeki Belediye Meclisi ve yöneticilere seslerini duyurmaya çalıştı.</p>

<p>Gösteriye destek veren İtalya'daki Filistinli Öğrenciler Başkanı Maya Issa, "Bugün bir kez daha Roma Belediyesi önünde toplandık. Roma Belediye Başkanı Roberto Gualtieri ve yönetiminden, İsrail ile yürürlükte olan tüm anlaşmaların sona erdirilmesini talep ediyoruz." dedi. Issa, birkaç ayda 16 binden fazla Romalının, Belediyenin İsrail'le olan işbirliklerini durdurması için hazırlanan önerge için imza verdiği bilgisini paylaşarak "Dolayısıyla Roma halkının iradesi açıktır; İsrail ile ilişkilerin kesilmesini ve ülkenin tecrit edilmesini istemektedir." diye konuştu.</p>

<p>Bu önergenin 7'den fazla ilçe belediyesince de kabul edildiğini belirten Issa, "Bu nedenle artık Gualtieri'nin net bir tutum almasının ve önergenin görüşülmesinin zamanı gelmiştir. Önerge reddedilse bile bu en azından siyasi sorumluluğun üstlenilmesi anlamına gelecektir." ifadelerini kullandı. Issa, Gazze'de yaşananların soykırım olduğuna dair Birleşmiş Milletler'de bir raporun yayımlandığını hatırlatarak şunları kaydetti:</p>

<p>"Raporda, Gazze'de yaşananların bir soykırım olduğu, çocukların bilinçli şekilde hedef alındığı ve Filistin halkının yok edilmesine yönelik bir niyet bulunduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle Belediye yönetimi ve Belediye Başkanı Gualtieri'nin, Gazze'de yaşananlara ilişkin bu son değerlendirmeler karşısında harekete geçmesi, yaşananların durdurulması için İsrail'i tecrit edecek adımlar atması gerektiğini düşünüyoruz."</p>

<h3><strong>Bosna Hersek taraftarlarından Filistin yürüyüşü</strong></h3>

<p>2026 FIFA Dünya Kupası kapsamında ABD'nin Seattle kentinde bulunan Bosna-Hersek taraftarları, Filistin'e destek için yürüyüş gerçekleştirdi.</p>

<p>Ellerinde Filistin ve Bosna-Hersek bayrakları taşıyan taraftarlar, şehir merkezinde düzenlenen yürüyüş boyunca "Filistin, Filistin" sloganları attı.</p>

<p>Gösteri, çevredeki vatandaşların da dikkatini çekerken, sosyal medyada paylaşılan görüntüler kısa sürede geniş yankı uyandırdı.</p>

<h3><strong>Tunus'ta Gazze eylemi</strong></h3>

<p>Tunus'un başkentinde onlarca aktivist, terörist İsrail'in Gazze'ye saldırılarının durdurulması ve ablukanın kaldırılması talebiyle "Gazze'yi ve direnişi yalnız bırakmayın" sloganıyla gösteri düzenledi.</p>

<p>Başkent Tunus'un ana caddesi Habib Burgiba'da, Filistin'e Destek Derneğinin çağrısıyla bir araya gelen göstericiler, "Soykırımı durdurun, Gazze'yi kurtarın", "Gazze'yi ve direnişi yalnız bırakmayın" ve "Özgürlük, özgürlük, esirlerimize özgürlük" sloganları attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gösteride konuşan aktivist Cemal el-Bahrini, Filistin'e destek vermenin insanlığa sahip çıkmak anlamına geldiğini belirterek, Gazze üzerindeki kuşatmanın sona ermesi için kamuoyu baskısının artırılması ve meydanlardaki dayanışmanın sürdürülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bahrini, "Soykırımla normalleşmek, işlenen suça ortak olmaktır." ifadelerini kullanırken, Gazze'deki direnişin bin gündür sürdüğünü vurguladı.</p>

<p>Filistin direnişinin ümmet için onur ve haysiyet mücadelesi verdiğini dile getiren Bahrini, Gazze halkının ağır insani koşullar altında yaşamını sürdürdüğünü ve kuşatmanın giderek derinleştiğini ifade etti.</p>

<p>İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların durumuna da değinen Bahrini, burada ağır hak ihlalleri yaşandığına işaret ederek, Arap toplumlarını Filistin davasına daha güçlü destek vermeye çağırdı.</p>

<p>Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ihlalleri sonucu bugüne kadar 1038 Filistinli hayatını kaybetti, 3 bin 329 kişi yaralandı.</p>

<p>Bakanlık verilerine göre, İsrail'in 8 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında 73 binden fazla Filistinli şehit olurken, 173 binden fazla kişi yaralandı ve sivil altyapının büyük bölümü tahrip oldu.</p>

<p><i>AA, A Haber</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/dunya-genelinde-filistin-gosterileri-suruyor-hukumetlere-israil-tepkisi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/roma-belediyesinin-israil-ile-iliskilerini-sonlandirmasi-talebiyle-gosteri-duzenlendi-d2cfbaa4ba5b-1100x650.jpg" type="image/jpeg" length="82238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: Askeri yolla işi tamamlamak zorunda kalırsak İran artık var olmayacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-askeri-yolla-isi-tamamlamak-zorunda-kalirsak-iran-artik-var-olmayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-askeri-yolla-isi-tamamlamak-zorunda-kalirsak-iran-artik-var-olmayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında 22 Haziran’da varılan mutabakat sonrası çatışmalar yeniden başladı. İran, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerini hedef aldığını açıklarken, Trump, “Askeri yolla işi tamamlamak zorunda kalırsak İran artık var olmayacak” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında 22 Haziran'da İsviçre'de varılan mutabakatla artan barış umutları yeniden başlayan çatışmalarla zayıfladı. ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'ndaki sivil gemilere müdahaleyi gerekçe göstererek İran'da bazı hedeflere saldırı düzenlediklerini açıklamasının ardından İran ordusundan da karşılık geldi. ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Makul davranamayacağımız bir noktaya gelebiliriz" uyarısı yaptı.</p>

<h3><strong>Kuveyt'te hava savunma sistemi devreye girdi</strong></h3>

<p>Kuveyt'te füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.</p>

<p>Kuveyt ordusunun ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, ülkenin hava savunma sistemlerinin füze ve "düşman İHA saldırılarını" engellemek üzere devreye girdiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, vatandaşların duyabileceği patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin düşman hedeflerini etkisiz hale getirmesi sırasında meydana gelen önleme faaliyetlerinden kaynaklandığı kaydedildi.</p>

<p>Yetkililer, halktan ilgili kurumlar tarafından yayımlanan güvenlik ve emniyet talimatlarına uymalarını istedi.</p>

<h3><strong>Bahreyn'de siren sesleri</strong></h3>

<p>Öte yandan Bahreyn İçişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, sirenlerin çaldığı duyuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, vatandaşlar ve ülkede yaşayanlardan sakin olmaları, en yakın güvenli bölgeye gitmeleri ve gelişmeleri resmi kanallar üzerinden takip etmeleri istendi.</p>

<p>İlk duyurudan birkaç saat sonra Bahreyn İçişleri Bakanlığı'ndan yeni duyuru geldi.</p>

<p>Bahreyn İçişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, ülke genelinde sirenlerin çaldığı duyuruldu.</p>

<p>Açıklamada, vatandaşlar ve ülkede yaşayanlardan sakin olmaları, en yakın güvenli bölgeye gitmeleri ve gelişmeleri resmi kanallar üzerinden takip etmeleri istendi.</p>

<h3><strong>İran Devrim Muhafızları: ABD üslerine saldırı düzenledik</strong></h3>

<p>İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarına karşılık olarak Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD askeri üslerine füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediklerini duyurdu.</p>

<p>İran resmi haber ajansı IRNA'nın haberine göre, DMO tarafından yapılan açıklamada, ordunun deniz ve hava kuvvetlerinin, ABD'nin son saldırılarına "kararlı bir karşılık" verdiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, DMO Deniz Kuvvetleri ile Hava-Uzay Kuvvetlerinin koordineli şekilde gerçekleştirdiği operasyonda, Kuveyt'teki Ali es-Salim Hava Üssü ile Bahreyn'deki Selman Limanı'nda bulunan ABD Beşinci Filosu dahil toplam 8 önemli ABD askeri tesisinin vurulduğu ifade edildi.</p>

<p>Söz konusu operasyonun, Washington yönetiminin İran'a yönelik son askeri saldırılarına misilleme niteliğinde olduğu kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, ABD'nin, DMO Deniz Kuvvetlerinin kurallara uymayan bir gemiye yönelik müdahalesini gerekçe göstererek, İran'ın Hürmüz Boğazı kıyısındaki 5 noktasına saldırı düzenlediği aktarıldı.</p>

<p>İran'ın, İslamabad Mutabakat Zaptı uyarınca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin yönetiminden sorumlu olduğu savunulan açıklamada, kuralları ihlal eden gemilere yönelik müdahalelerin daha da sertleşeceği uyarısında bulunuldu.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, gelecekte İran'a yönelik herhangi bir saldırının, gerekçesi veya hedefinin niteliğine bakılmaksızın "ezici bir güçle" karşılık bulacağı ifade edildi.</p>

<p>DMO, ateşkesin ihlal edilmesinin İslamabad Mutabakat Zaptı'nın birinci maddesine aykırı olduğunu ve böyle bir durumun devam eden tüm süreçleri durduracağını da vurguladı.</p>

<h3><strong>"Eğer bu olursa, İran artık var olmayacak"</strong></h3>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’ın varılan ateşkesi bir kez daha ihlal ettiğini ileri sürdü. Trump, “Bu nedenle ABD uçakları İran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) depolama tesislerine ve kıyı radar üslerine saldırdı. Görünen o ki, asla ders almayacaklar. Artık makul davranamayacağımız ve çok başarılı bir şekilde başlattığımız işi askeri yolla tamamlamak zorunda kalacağımız bir noktaya gelebiliriz. Eğer bu olursa, İran artık var olmayacak” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>ABD saldırılarına İran'dan tepki</strong></p>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin, Keşm Adası ve Sirik kenti başta olmak üzere İran’ın güney sahillerinin çeşitli noktalarına düzenlediği saldırıları kınadı.<br />
<br />
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD saldırılarına ilişkin açıklama yayımladı.<br />
<br />
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:<br />
"İran, ABD ordusunun 28 Haziran 2026 Pazar Günü sabaha karşı İran’ın güney kıyılarındaki çeşitli noktalara düzenlediği hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır.<br />
<br />
İran’ın kıyı gözetleme tesislerini hedef alan bu vahşi saldırılar, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. Maddesi'nin 4. Fıkrası'nın açıkça ihlali olmasının yanı sıra 18 Haziran 2026 tarihli Dayatılan Savaşın Sona Erdirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’nın birinci maddesinin de açık bir ihlalidir."<br />
<br />
Açıklamada ayrıca bu durumun, ABD’nin yükümlülüklerine değer vermediğini gösterdiği vurgulandı.<br />
<br />
İran’ın ulusal egemenliği ile ulusal çıkarlarını koruma hakkı olduğu ve ABD unsurlarına yönelik karşı saldırıların meşru müdafaa hakkı doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.</p>

<p>Kaynak: Borsanın Gündemi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-askeri-yolla-isi-tamamlamak-zorunda-kalirsak-iran-artik-var-olmayacak</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/abd-trump-iran-2450891.jpg" type="image/jpeg" length="51257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya'yla yakınlaşan Burkina Faso, Fransa ile ilişkilerini kopardı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusyayla-yakinlasan-burkina-faso-fransa-ile-iliskilerini-kopardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusyayla-yakinlasan-burkina-faso-fransa-ile-iliskilerini-kopardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burkina Faso yönetimi, Fransa ile diplomatik ilişkilerini tamamen koparma kararı aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Burkina Faso, eski sömürgeci gücü Fransa ile diplomatik ilişkileri kesti.</p>

<p>Cuma günü ulusal televizyonda okunan açıklamada, "Burkina Faso hükümeti, ulusal ve uluslararası kamuoyuna, Fransa ile diplomatik ilişkileri bugünden, 26 Haziran 2026'dan itibaren kesme kararı aldığını bildirir." denildi.</p>

<p>Eylül 2022'deki darbeyle iktidara gelen Yüzbaşı İbrahim Traore liderliğindeki askeri hükümet Fransa'ya karşı bir politika izliyor. Bu doğrultuda cunta yönetimi Rusya ile yakın ilişkiler kuruyor.</p>

<p>Televizyonda yapılan açıklamada hükümet, Fransa'yı ülkenin çıkarlarına karşı hareket etmekle suçladı.</p>

<p>İletişim Bakanı Gilbert Ouedraogo, "Karşılıklı saygı, karşılıklı güven, içişlerine karışmama ilkesine ve ulusal egemenliğe saygı temelinde ilişkileri geliştirmek için gerekli temel şartlar mevcut değildir." dedi.</p>

<p>Ouedraogo, kararın Paris ile ilişkilerin gözden geçirilmesinin ardından alındığını söyledi. Fransa'yı, "yıkıcı ağlara ve ülkeyi ve Sahel'i yasa boğan teröristlere verdiği aktif destekle açıkça ortaya çıkan neo-sömürgeci emellere sahip olmakla" suçladı.</p>

<p>Ocak ayında Burkina Faso'daki siyasi partiler askeri hükümet tarafından resmen feshedilmişti. Hükümet ayrıca partilerin tüm varlıklarına el koymuştu.</p>

<p>Burkina Faso ordusu, sivillere yönelik etnik temizlik dahil savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebilecek ihlallerde bulunmakla suçlanıyor.</p>

<p>Burkina Faso'daki yönetim, 2022'deki darbe öncesinde Fransa ile yakın ilişkilere sahipti ve sivillere yönelik ihlaller Fransa ile iş birliği içerisinde gerçekleştiriliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Darbenin ardından Rusya ile yakınlaşan yeni yönetimin sivillere yönelik ihlalleri de devam etti. Sahadaki Fransız askerlerinin yerini de Rus güçleri aldı.</p>

<p><i>Kaynak: Mepa News</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusyayla-yakinlasan-burkina-faso-fransa-ile-iliskilerini-kopardi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/2-t-i-ov-s-ss-s-u-t-stx-lstp-rss-cxtza-rzx-xto-i-c-l-fau2z-1200jpg.webp" type="image/jpeg" length="64872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taziye! Turgut Köse Hakkın rahmetine kavuştu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/taziye-turgut-kose-hakkin-rahmetine-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/taziye-turgut-kose-hakkin-rahmetine-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gönüldaşlarımızdan Yakup Köse'nin abisi Turgut Köse 27 Haziran 2026 tarihinde Hakkın rahmetine kavuşmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah rahmet eylesin, ailesine, yakınlarına ve tüm gönüldaşlarımıza sabır ihsan eylesin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/taziye-turgut-kose-hakkin-rahmetine-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/taziye-1.webp" type="image/jpeg" length="81732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="15687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="46253"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="68776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="46080"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="66785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="23041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="24384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="89061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="99735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="95034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="64755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="95212"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="93944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="74753"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="15086"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="28022"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="96083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="49273"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="11355"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
