<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 18:28:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Makine bilmecesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-makine-bilmecesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-makine-bilmecesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-makine-bilmecesi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/makine-bilmecesi.webp" type="image/jpeg" length="72365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Terörsüz Türkiye' çerçeve yasası imzaya açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorsuz-turkiye-cerceve-yasasi-imzaya-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorsuz-turkiye-cerceve-yasasi-imzaya-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti TBMM grubu, 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlıkları süren 'çerçeve yasa' ile ilgili kanun teklifini imzaya açtı. İmza sürecinin tamamlanmasının ardından teklif, TBMM Başkanlığı'na sunulacak]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>AK Parti, 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlıkları süren 'çerçeve yasa' teklifini imzaya açtı. Milletvekillerine gönderilen duyuruda, 'Grup Başkanlığımızca 'Çerçeve Kanun Teklifi'ni tüm milletvekillerimizin eksiksiz imzalamaları kararı alınmıştır. Grup Yönetim Kurulu salonumuzda imzaya açılan teklifi 4 Ağustos 2026 Salı günü saat 17.00'e kadar imzalamanız gerekmektedir' denildi. İmza süreçlerinin tamamlanmasının ardından teklifin, TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorsuz-turkiye-cerceve-yasasi-imzaya-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/tbmm-7.webp" type="image/jpeg" length="66197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi 54. sayı çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-54-sayi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-54-sayi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca’nın katledilmesi, aradan geçen yıllara rağmen bütün yönleriyle aydınlatılamadı. Kayıp deliller, incelenmeyen HTS kayıtları, çelişkiler ve cevapsız sorular dosyanın yeniden açılmasını zaruri kılıyor. Biz de bu sayımızda, hakikatin ortaya çıkarılması ve faillerin hesap vermesi için meseleyi bütün yönleriyle ele aldık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Takdim</p>

<p>Bazı cinayetler yalnızca bir insanı hedef almaz; bir fikri, bir istikameti ve bir ümidi susturmayı amaçlar. Aradan geçen yıllar, hakikatin üzerini örtemediği gibi vicdanların yükünü de hafifletmez. Bilakis zaman, cevabını bekleyen soruları daha da büyütür.</p>

<p>Türkiye’nin yakın tarihindeki en karanlık hadiselerden biri olan Bayram Ali Öztürk Hoca’nın hunharca katledilmesi, uzun yıllar boyunca “faili meçhul” perdesi arkasında bırakılmak istendi. Oysa kamuoyunun hafızasında bu dosya hiçbir zaman sıradan bir adlî vakıa olmadı. İhmallerin, çelişkilerin ve cevapsız bırakılan hususların gölgesinde, adalet beklentisi her geçen gün daha da güçlendi.</p>

<hr />
<h2 style="text-align:center"><strong><a href="https://www.aylikbaran.com/product-page/ayl%C4%B1k-baran-dergisi-54-say%C4%B1-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ</span></a></strong></h2>

<hr />
<p style="text-align:center"></p>

<p>Şimdi dosyanın yeniden açılacak olması, hukukî sürecin yeniden işlemesi kadar, hakikatin üzerindeki sis perdesinin aralanması açısından da tarihî bir fırsattır. Gerçek adalet, dosyaların raflardan indirilmesinden ziyade, bütün yönleriyle aydınlatılmasıyla tecelli eder.</p>

<p>Biz, bu sayımızda meseleyi bütün boyutlarıyla yeniden ele alıyoruz. Hadisenin arka planını, bugüne kadar göz ardı edilen ayrıntıları ve cevap bekleyen soruları yeniden gündeme taşıyoruz. Çünkü kanaatimiz odur ki bu, faili meçhul değil, faili meşhur bir cinayettir. Hakikatin üzerini örten perdeler ne kadar kalın olursa olsun, adalet arayışı onları yırtacak kudrete sahiptir.</p>

<p>Bu dosya, geçmişle hesaplaşmanın yanı sıra, sürekli yeni olduğu vurgulanan Türkiye’nin geleceği adına verilecek bir vicdan imtihanıdır.</p>

<h2><strong>İÇİNDEKİLER</strong></h2>

<p>Bir âlimin portresi / Cihat Ruhu Şehitlik Şuuru – Kerim Kulu</p>

<p>Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca kimdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Av. Hamza Uçan: Bayram Hoca cinayetinin arkasında hücre tipi bir yapı bulunuyor</p>

<p>Av. Kerami Özdemir: Kayıp deliller, incelenmeyen HTS kayıtları... Bu dosya yeniden açılsın</p>

<p>Mehmet Metiner: Bayram Hoca soruşturması yeniden açılmalı</p>

<p>Bayram Ali Hoca'nın sohbetlerinden...</p>

<p>Cumali Hisar: Bayram Ali Öztürk Hoca'nın dosyasını gündemden düşürmeyeceğiz</p>

<p>Devlet 101 – Yavuz Arslan</p>

<p>MİM Kemal Öke mülakatının ardından bizde kalanlar... – Handan Özduygu</p>

<p>Seküler laik kesimin nasipsizliği ve AHBAP olayı – Murat Akdemir</p>

<p>Ömer Faruk Altay: İslâm ve hilafet merkezli Osmanlı düzeninin tasfiyesinde Sabataycı çevreler önemli rol oynadı</p>

<p>Kumar esareti ve açgözlülük – Taha İnci</p>

<p>İskilipli Atıf Hoca Anıt Mezarı ve Külliyesi – Mehmet Osmanoğlu</p>

<p>Eş-Şîrazî'nin Düstûrü'l-Vüzerâ eserine dair – Ömer Faruk Sakin</p>

<p>Salı̇h Mı̇rzabeyoğlu’nun hı̇kâyecı̇lı̇ğı̇ ve suda boğulan balık - Betül Deniz</p>

<p>Müfredatın Gölgesinde Kalan “Millî Ve Manevî Değerlerimiz” - Eda Topar</p>

<p><img alt="Aylık Baran 54. Sayı Çıktı" height="1415" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/aylik-baran-54-sayi-cikti.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Dergi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-54-sayi-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/aylik-baran-dergisi-54-sayi-cikti-s.webp" type="image/jpeg" length="74708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Batı'nın fonlu medyası +90'dan sinsi saldırı: Hedefte yine aile müessesesi var!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/batinin-fonlu-medyasi-90dan-sinsi-saldiri-hedefte-yine-aile-muessesesi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/batinin-fonlu-medyasi-90dan-sinsi-saldiri-hedefte-yine-aile-muessesesi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hedefte yine aile var! Batılı yayıncıların maşası +90 kanalı, cinsiyetsizleştirme ve 'eşitlik' yalanıyla evliliği hesapçı bir şirket ortaklığına dönüştürüyor. Kendi yuvasına hizmeti esaret, yabancı sermayeye hizmeti ise 'özgürlük' sayan bu ağır sömürü düzeni, toplumsal temellerimizi oymaya devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batılı devletlerin kamu yayıncıları eliyle Türkiye’ye yönelttiği +90 kanalı, aileyi kadın ile erkeğin sürekli hesaplaştığı bir şirket ortaklığına çevirmeye çalışan yayınlarına yenisini ekledi.</p>

<p>Kanalın “Ev işlerini kim yapacak?” başlığıyla yayımladığı içerikte “üretim mühendisi” Ezgi Kılınç Barın’ın, “Ben iş yerinde aynı titizlikle aynı işi bir erkekle yapabiliyorsam, o zaman o da evinde aynı titizliği gösterebilir” sözleri öne çıkarıldı.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><a href="https://www.barandergisi.net/bbc-turkce-simdi-de-anneligi-hedef-aldi">BBC şimdi de anneliği hedef aldı!</a></i></p>
 </li>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><a href="https://www.barandergisi.net/90in-yayin-cizgisi-uyusturucu-fuhus-lgbt">+90’ın yayın çizgisi: Uyuşturucu, fuhuş, LGBT</a></i></p>
 </li>
</ul>

<p>+90, 2019 yılında Almanya’nın Deutsche Welle’si, İngiltere’nin BBC’si, ABD’nin Voice of America’sı ve Fransa’nın France 24 kanalı tarafından Türkçe yayın yapmak üzere kuruldu. VOA’nın kuruluş duyurusunda kanalın özellikle “genç ve etkili” Türkçe konuşan kesimlere ulaşmayı hedeflediği açıkça belirtilmişti. Bugün aile, annelik, cinsiyet, fuhuş ve LGBT üzerinden yürütülen yayınlara bakıldığında hedef kitlenin niçin gençler olarak seçildiği daha berrak biçimde görülüyor.</p>

<h2><strong>Şimdi aile müessesine sardılar!</strong></h2>

<p>+90’ın kurduğu denklem ilk bakışta ev işlerinin paylaşılmasına yönelik masum bir çağrı gibi sunuluyor. Ancak kullanılan dil, eşlerin birbirine yardımcı olmasını aşarak kadın ve erkeğin bütün vazifelerini aynılaştırmayı amaçlıyor. Kadına, “Erkeğin dışarıdaki bütün işlerini yapabilirsin”, erkeğe ise “Kadının ev içindeki bütün vazifelerini aynı biçimde üstlenmelisin” deniliyor.</p>

<blockquote>
<p>+90, iş hayatı ile ev hayatını birbirine karıştırarak aileyi sürekli hesap ve görev paylaşımının yapıldığı bir alana indiriyor. Kadınla erkeği birbirini tamamlayan eşler olmaktan çıkarıp, kimin ne kadar iş yaptığını ölçen iki rakip gibi göstererek evliliğin dayanışma, fedakârlık ve muhabbet zeminini aşındırıyor.</p>
</blockquote>

<p>Erkeğin eşine yardım etmesi aile ahlâkının ve merhametin gereğidir. +90’ın propagandası ise yardımlaşmayı kullanarak kadın ve erkeğe mahsus aslî mesuliyetleri ortadan kaldırmaya yöneliyor. Böylece erkeğin ailesini geçindirme, koruma ve yük üstlenme vazifesi silikleştiriliyor, kadın da evin merkezi ve neslin mürebbiyesi olmaktan uzaklaştırılıyor.</p>

<h2><strong>Patrona hizmet etmenin adı özgürlük oldu</strong></h2>

<p>Kapitalist düzen kadının evindeki emeğini yıllarca “çalışmamak” şeklinde yaftaladı. Çocuk yetiştiren, hastaya bakan, yemek hazırlayan kadın üretimsiz sayıldı. Aynı kadın sabahın erken saatlerinde trafiğe çıkıp bütün gün bir şirketin kârı için çalıştığında “özgür”, “güçlü” ve “bağımsız” ilan edildi.</p>

<p>Böylece kocasına ve çocuklarına hizmet etmek esaret, patrona hizmet etmek hürriyet olarak pazarlandı. Kadının kendi yuvasında sevgi ve aidiyet içinde verdiği emek küçümsendi. Yabancı bir şirketin hedefleri için ömrünü tüketmesi kariyer adıyla kutsandı. Kadına evinden çıktığı anda hür olacağı söylendi, fakat onu işverenin mesaisine, bankanın borcuna, trafiğin keşmekeşine ve tüketim düzeninin bitmeyen ihtiyaçlarına bağladılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı’nın kadına sunduğu “özgürlük” tablosunun arkasında bu ağır sömürü düzeni bulunuyor. Kadın evinden koparılıyor, emeği ucuzlatılıyor, bedeni reklam malzemesi yapılıyor, tüketim alışkanlıkları yönlendiriliyor ve bütün bunlar ilerleme olarak sunuluyor. Neticede kadın, kapitalizmin elinde kolayca sevk edilebilen kullanışlı bir köleye dönüştürülüyor.</p>

<h2><strong>Önce kadını çıkardılar, şimdi erkeği eve çekiyorlar</strong></h2>

<p>Kadının iş gücü piyasasına dâhil edilmesiyle aile içindeki vazifeler ortadan kalkmadı. Kadın hem patronun mesaisini hem evin yükünü taşımaya başladı. Kapitalist düzen meydana getirdiği bu çelişkiyi aileyi yeniden tahkim ederek çözmek yerine erkeğin rolünü dönüştürmeye girişti.</p>

<p><i>“Ben dışarıda erkeğin yaptığı işi yapıyorsam, erkek de içeride benim yaptığım her işi yapmalıdır”</i> anlayışı tam olarak bu dönüşümün sloganıdır. Kadın erkeğin dış dünyadaki rolüne çekilirken erkek de evin içine kapatılmak, geçim mesuliyetinden ve koruyucu vasfından uzaklaştırılmak isteniyor.</p>

<blockquote>
<p>Dizilerde, reklamlarda ve sosyal medya içeriklerinde çalışmayan, hedefsiz, beceriksiz, karısının kazancına yaslanan erkek tipi giderek normalleştiriliyor. Ailesinin rızkını temin eden, irade gösteren, koruyan ve sorumluluk alan erkek ise “baskıcı” veya “eski kafalı” olarak gösteriliyor. Bu anlayış erkekliği kaba kuvvetle özdeşleştirip ardından bütünüyle tasfiye etmeye çalışıyor.</p>
</blockquote>

<p>Kadının aslî merkezi evi ve ailesidir. Zaruret, kabiliyet veya toplumun ihtiyaç duyduğu eğitim, sağlık ve ilim gibi sahalar ayrı bir çerçevede ele alınabilir. Her mesleğin kadınlara açılmasını medeniyet ölçüsü saymak, ağır sanayiden askerliğe kadar kadını her alana sürmek, kadına vurulan büyük bir darbedir.</p>

<p>Kadının erkekle aynılaştırılması, fıtratının bozulması ve kadınlığa mahsus hususiyetlerin ortadan kaldırılması demektir.</p>

<h2><strong>Anneliği “tuzak” diye gösteren yayın çizgisi</strong></h2>

<p>Aynı kültürel kuşatma BBC Türkçe üzerinden de yürütülüyor.</p>

<p>Baran Dergisi olarak Mart 2026 tarihli <strong><a href="https://www.barandergisi.net/bbc-turkce-simdi-de-anneligi-hedef-aldi">haberimizde</a></strong> BBC’nin annelik pişmanlığını merkeze alan haberde anneliğin “kaçılamayacak bir tuzak” şeklinde sunulduğu, söz konusu içeriğin BBC’nin Türkçe ve Arapça servislerinde yayımlandığına dikkat çekmiştik. Bu tercih, anneliğin ve ailenin hâlâ güçlü olduğu Türk ve Arap toplumlarına yönelen kültürel müdahalenin mahiyetini açığa çıkarıyor.</p>

<p>Önce kadınlara “Kocana muhtaç olma” deniliyor. Ardından evlilik, ferdî hürriyetin önündeki engel şeklinde sunuluyor. Kariyer hayatın en yüksek gayesi hâline getiriliyor; çocuk sahibi olmak fırsat kaybı, annelik tükenmişlik, ev hanımlığı ise başarısızlık olarak resmediliyor. Kadın evlenmekten, çocuk doğurmaktan ve ailesine bağlanmaktan korkar hâle getiriliyor. Reklamlar, filmler ve diziler aracılığıyla çocuk büyütmek ağır bir yük gibi gösterilirken, “kedi-köpek anneliği” adı altında sahte bir annelik biçimi teşvik ediliyor. Böylece kadının fıtrî annelik duygusu nesilden ve aileden koparılarak tüketim kültürünün zararsız ve kontrol edilebilir bir unsuruna dönüştürülüyor.</p>

<blockquote>
<p>Bu dilin hedefinde Müslüman ailenin temel ölçüleri bulunuyor. İslâm’ın kadına verdiği ulvî annelik makamı, erkeğe yüklediği nafaka ve himaye vazifesi, eşler arasındaki karşılıklı bağlılık Batılı ferdiyetçilik tarafından esaret olarak adlandırılıyor.</p>
</blockquote>

<p>Aile parçalandığında kadın ve erkek tek başına kalıyor. Yalnızlaşan fert ise şirkete, devlete, ekrana ve tüketim piyasasına bütünüyle bağımlı hâle geliyor.</p>

<p><img alt="90In Yayin Cizgisi Uyusturucu Fuhus Lgbt H19898 9463F" height="422" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/90in-yayin-cizgisi-uyusturucu-fuhus-lgbt-h19898-9463f.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<h2><strong>+90’ın sicili</strong></h2>

<p>+90, daha önce uyuşturucuyu, fuhşu “seks işçiliği” adı altında, LGBT ve cinsiyetsizlik propagandasını ise özgürlük söylemiyle normalleştirmeye çalışmıştı.</p>

<p>Bugün de ev hanımlığını küçümseyen, anneliği geri plana iten ve kadınla erkeğin fıtrî vazifelerini birbirine karıştıran yayınlarla aynı çizgiyi sürdürüyor.</p>

<p>Mesele birkaç ev işinin paylaşılması değil, kadını evinden ve annelik merkezinden, erkeği ise geçim, himaye ve mesuliyet makamından uzaklaştırarak Müslüman aileyi içeriden çözme teşebbüsüdür.</p>

<p><strong>Baran Dergisi</strong></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir, Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/batinin-fonlu-medyasi-90dan-sinsi-saldiri-hedefte-yine-aile-muessesesi-var</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/bati-fonlu-medyasi-90dan-sinsi-saldiri.png" type="image/jpeg" length="86974"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mezhepleri ve hadisleri inkar etmenin sonu mürtetliktir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mezhepleri-ve-hadisleri-inkar-etmenin-sonu-murtetliktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mezhepleri-ve-hadisleri-inkar-etmenin-sonu-murtetliktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salt İslâmî ilimleri tahsil etmek, kişiyi hakikate ulaştırmaya kâfi gelmiyor. İlim; selefe ve din büyüklerine gösterilen edep, haya ve haddini bilme şuuruyla yoğrulmadığında, kibrin karanlık dehlizlerine kapı aralıyor. İhsanı olmadıkları meselelere pervasızca dalarak büyük bir hadsizliğe düşen Dücane Cündioğlu, Talha Hakan Alp ve Mustafa Öztürk gibi isimlerin ibretlik durumu, edepten mahrum bir aklın ne denli tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslâmî müktesebatı kibrine kurban ederek inkâra sapan bu isimlerin sergilediği sapkınlığın arkasında, edep ve hayadan yoksun bir hadsizlik yatıyor. İmam-ı Azam, İmam Şâfiî, İmam Mâtürîdî, İmam Eş’arî gibi abideleri, Gazzali, Rabbani, Arabi gibi zatları ve asırlara sâri muhaddis ile müfessir ulemamızı bir celsede silip atma cüreti gösteren bu zihniyetin varacağı yer başından beri bellidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haddini bilmeden, ulemanın mirasına fütursuzca saldıran Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, İhsan Eliaçık ve Mustafa Öztürk çizgisinin, en nihayetinde geleceği yer Dücane Cündioğlu ve Talha Hakan Alp gibi mürtetliktir.</p>

<h2><strong>Kuru aklın putlaştırılması</strong></h2>

<p>Kelâma dalıp oradan felsefeye geçen, İslâm’ın hikmet, irfan ve ilham tarafını kaçıran insan, ayetleri kendi sığ idrakine göre yorumlamaya başlıyor. Anlamadığı yerde ise aynı Batılıların anlamadıklarını inkâr edip yok saymaları gibi, nassı bir kenara atıyor. Nefsânî hevaların ölçü hâline geldiği bu noktada ilim, hakikate götüren bir vasıta olmaktan çıkıp insanın kendi aklını putlaştırdığı bir gösteri alanına dönüşüyor.</p>

<p>Teoman Duralı’nın ifadesiyle:</p>

<blockquote>
<p>Kur'an'ı herkesin okuması şart... Ama anlamak maksadıyla okuyamazsın. Anlamazsın. Yani nasıl ki herkes oturup kalp cerrahı olamazsa, Kur'an'ı anlamak da bir iştir. "Herkes anlar efendim... Türkçeye tercüme edildi çünkü" diyorlar. Kur'an Türkçe'ye tercüme edildi de ne oldu? Bu iş öyle tercümeler, mealler üzerinden olmaz. Meallerden hareketle Kur'an'ı anladığını söyleyen kimse halt etmiştir. Okursun mühendis olursun, cerrah olursun vb... Ama Kur'an'ı anlamak bir ihsandır... Allah'ın ihsanıdır. Herkes o tahsili görerek ona vakıf olamaz.</p>
</blockquote>

<p>Osmanlı yıkılana kadar müfessirlik ve meal işi bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar büyük bir mesuliyet ve haşyetle yürütülürken, Cumhuriyet’le beraber adeta her sokağa bir mealci kampanyası başlatılmış gib mealcilik aldı başını yürüdü.</p>

<h2><strong>“Kur’ân’ı kendi aklımla tefsir ederim” cinayeti</strong></h2>

<p>Üstad Necip Fazıl bu meseleyi muhteşem biçimde izah ediyor:</p>

<p>“Bir insan, ‘Ben Kur’ân’ı kendi aklımla tefsir ederim!’ dese de neticede tefsiri noktası noktasına büyük tefsircininkine uygun çıksa, hareketi yine dinî cinayetlerin en büyüğü olur. Küfür... Kur’ân’ı öz aklı ve anlayışıyla tefsire kalkışmanın küfürde olduğu hadîs ile sabit...”</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu meseleyi biraz daha açık hale getiriyor:</p>

<p>Kur’ân’ın tefsiri belli başlı had ve derecelere kadar mümkündür. En büyük tefsirci, kendisine Kur’ân nazil olan Resûller Resûlü’dür. Ardından sahabilerin büyükleri, daha sonra büyük hâl, takva, ilim, ahlâk ve tahkik ehli gelir. İmam-ı Azam Ebu Hanife ve Kadı Beyzâvî Hazretleri, bu ölçünün iki büyük örneğidir.</p>

<p>Biri itikat ve amelde, diğeri hikmet ve inceliklerde muayyen merhalelere kadar ilerlemiş; ardından haşyetle durmuş ve gerisini Allah’ın namütenâhî esrarına bırakmıştır. Bu tavır, ulemanın acziyetinden kaynaklanmıyor. Hakikat karşısındaki edep, irfan ve haddini bilme şuurundan doğuyor.</p>

<p>Her fert, Kur’ân’ın zahirî mânâsındaki derinlik ve sonsuzluktan dilediği güzelliği devşirebilir. Fakat herkese mahsus, sabit, umumî ve teşhisî tefsir ortaya koymak; büyük ilim ve ahlâkla içtihat makamına erişmiş kahramanların kârıdır.</p>

<h2><strong>Hadis: Büyük ölçü</strong></h2>

<p>Salih Mirzabeyoğlu, hadis ve Sünnet etrafında kurulan büyük ölçü mimarisini şöyle anlatıyor:</p>

<p>“Hadis, O’nun her hareketi, her edası, her tavrı ve hususiyle bütün sözleri... Hattâ sükûtları.”</p>

<p>Allah Resûlü’nün geride bıraktığı aşk, vecd, cehd, hamle, ölçü, usûl, sistem ve titizlik öylesine büyüktür ki İslâm âlimleri, imkânlar âleminin semasında nispet ve kıyas hattı çekilmemiş hiçbir nokta bırakmamıştır. İnsaflı Batı âlimlerinin dahi hayranlık duyduğu bu ölçü mimarisi, Allah Resûlü’nün soluğundan doğmuştur.</p>

<p>Buharî Hazretleri’nin hadisleri toplarken gösterdiği muazzam ilim, ahlâk ve had düsturu bu işin hangi hassasiyetle yürütüldüğünü gösteriyor.</p>

<h2><strong>Meâl meselesi</strong></h2>

<p>Meâl meselesi tefsirden daha az tehlikeli görülmemelidir. Eskiden tefsir vardı; umumî din ilimleriyle meşgul ve irfan sahibi olanlar Kur’ân’ın zahirinden istifade edebiliyordu. Ayrıca meâl diye bir mesele bulunmamasının arkasında, Kur’ân karşısında duyulan büyük haşyet vardı.</p>

<p>İnsan iktidar ve itinasının son haddiyle, tam haşyet ve teslimiyet duygusu içinde hazırlanan meâl, tefsirden daha az tehlikeli olabilir. Haddini bilmeyen meâl ise tefsirden daha vahimdir.</p>

<p>Meâli de tefsir saymak, başıboş tefsire yanaşmamak, zahirî mânâya tam riayet etmek, haşyet ve teslimiyet içinde bulunmak gerekir. Yapılan işin ne olduğunu ve ne ifade ettiğini bilmek yegâne aziz ölçüdür.</p>

<p>Allah’ın ayetlerini ticaret metaı olarak kullananların son moda meâl ve tefsirlerinden her Müslüman, en vahşi çirkinlikten kaçarcasına uzak durmalıdır.</p>

<h2><strong>“Bu dinden ne istiyorsunuz?”</strong></h2>

<p>Gelinen noktada cevap bekleyen temel soru şudur:</p>

<blockquote>
<p>"Bu dinden tam olarak neyi değiştirmek istiyorsunuz? Nasıl bir din tasavvur ediyorsunuz? Sünneti, icmâyı, kıyası ve asırların ilmî birikimini tasfiye ettikten sonra geriye ne kalacak?"</p>
</blockquote>

<p>Ortaya çıkan tablo, dinin aslını muhafaza etmekten ziyade onu sürekli yeniden tanımlama ve dönüştürme arayışını yansıtıyor. Asırlar boyunca oluşan ilmî miras budanıyor, dinin temel kaynakları tartışmaya açılıyor ve İslâm, kişisel yorumlara göre yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.</p>

<h2><strong>Cumhuriyet’in reformcu din siyaseti</strong></h2>

<p>Kemalizmin Batı yanlısı devrimleriyle kurulan Cumhuriyet’in din düşmanlığı doğrudan sürdürülemeyince reformcu çevrelere alan açıldı. İslâm itikadını ifsad maksadıyla ilahiyatlar kuruldu. İmam Hatiplerdeki eğitimde de mezhepsiz-reformist çizgi hâkim hâle getirildi. Kemalist kadrolar, din eğitimini reformist çevrelere emanet etti. Diyanet Teşkilâtı’nda da benzer bir çizgi yürütüldü.</p>

<p>İlahiyat çevrelerinde mezhepsiz fikirler, laik Türkiye Cumhuriyeti tarafından palazlandırıldı. Daha sonra Amerika’nın “ılımlı İslâm” projesi olarak ortaya çıkan FETÖ, Diyanet ve ilahiyat çevrelerinin desteğiyle neşvünema buldu.</p>

<h2><strong>“Bu işin önü safsata, sonu zındıklıktır”</strong></h2>

<p>Müctehid mertebesinde bulunmayanların, müctehidlerin görüşleri arasından nefislerine uygun olanı tercih etmesi heva ve hevesin dine hâkim kılınmasıdır. Müctehid imamların sözlerinden ruhsata uygun olanı seçmenin dinde yeri yoktur.</p>

<p>İmam Ebu İshak el-İsferâyînî bu hususta şu hükmü verir:</p>

<blockquote>
<p>“Bu işin önü safsata, sonu zındıklıktır.”</p>
</blockquote>

<p>Said Ramazan el-Bûtî de mezhepsizliği, İslâm şeriatini tehdit eden en tehlikeli bid’at olarak tarif eder. Muhammed Zahid el-Kevserî’ ise "Mezhepsizlik dinsizliğe köprüdür” der.</p>

<p>İslâm’a karşı açıkça cephe alan bu sapık zihniyet, aslına bakılırsa Haçlı Seferleri'nden beri şekil değiştirerek sürüyor. Müslümanları dışarıdan yıkamayacağını anlayan Batı, içerideki İslâm anlayışını bozmak gayesiyle Oryantalizmi kurmuş ve zehrini içimize zerk etmiştir. Dün Batılıların bizzat icra ettiği bu yıkım projesinin hizmetkârlığını ise bugün kimisi aldıkları ücret karşılığında, kimisi de gönüllü kölelikle günümüzün sapık akımları yapmaktadır. Kendi dar akıllarına sığdıramadıklarını Allah’a, Peygamber’e ve dinimize yakıştıramayan bu zihniyet, İslâm’a sürekli bir inkâr malzemesi taşıyarak dini delik deşik etmeyi, onu soyulmuş, çıplak, kuru ve garip bir şeye dönüştürmeyi gaye ediniyor. Ancak kirli zihinlerinde kurguladıkları bu bozuk anlayışı 'gerçek din'miş gibi pazarlamaya kalkanların karşısında, asırlardır olduğu gibi bugün de Ehl-i Sünnet durmaktadır. Ve bunu da her yönüyle Büyük Doğu-İbda fikriyatı ayakta tutmaktadır.</p>

<p><i>Baran Dergisi</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir, Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mezhepleri-ve-hadisleri-inkar-etmenin-sonu-murtetliktir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/mezhep-hadis-inkar.png" type="image/jpeg" length="95183"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze'de katliam, Batı Şeria'da işgal]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gazzede-katliam-bati-seriada-isgal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gazzede-katliam-bati-seriada-isgal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump'ın duyurduğu yeni Gazze planına rağmen işgalci İsrail saldırılarını durdurmadı. Bombardımanlarda en az 19 Filistinli şehit edilirken, Batı Şeria'da çocukların da bulunduğu gözaltılar, işgal saldırıları ve zorla yıkımlar hız kazandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Donald Trump'ın Gazze'de yeni bir ateşkes ve güvenlik planı açıkladığı günlerde işgalci İsrail, saldırılarını daha da yoğunlaştırdı. Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde sivillerin yaşadığı evler, apartmanlar ve çadırlar hedef alınırken, gün içerisinde en az 19 Filistinli şehit edildi. Şehitler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor. Sağlık kaynakları, son saldırıların haftalardır görülen en yüksek günlük can kaybına yol açtığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze kentindeki El-Sousi Kulesi'ne düzenlenen hava saldırısında aynı aileden üç kişi şehit olurken, Han Yunus, Deyr el-Belah, Cebeliye ve El-Mevasi bölgeleri de bombardımanın hedefi oldu. Yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırlar ve sivil araçlar da vuruldu. Gazze Sağlık Bakanlığı, El-Aksa Şehitleri Hastanesi'ne bağlı ilaç depolarının bombalanmasıyla hayati tıbbi malzemelerin imha edildiğini, bunun sağlık sistemini tamamen çökertmeyi hedefleyen bir saldırı olduğunu açıkladı.</p>

<p>Bölgedeki gazeteciler, İsrail savaş uçaklarının son günlerde herhangi bir tahliye uyarısı yapmadan konutları hedef aldığını aktardı. Filistinliler ise sözde ateşkesin yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını, bombardıman ve ablukanın aralıksız sürdüğünü belirtiyor. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında en az 1.222 Filistinli şehit edildi, 4.053 kişi yaralandı.</p>

<p>Hamas, İsrail'in ateşkes sürecini kasıtlı olarak sabote ettiğini belirterek arabuluculara saldırıları durdurması için baskı yapılması çağrısında bulundu.</p>

<p>İşgal altındaki Batı Şeria'da da baskılar hız kesmedi. Gece baskınlarında aralarında iki çocuğun da bulunduğu en az yedi Filistinli gözaltına alınırken, çok sayıda ev basıldı ve bazı mahalleler geçici sorgu merkezlerine dönüştürüldü. Hebron'da Filistinli işçiler darbedilerek gözaltına alınırken, Ramallah ve Nablus çevresinde askeri operasyonlar yoğunlaştırıldı.</p>

<p>İşgalci Yahudi yerleşimcilerin saldırıları da aynı gün içerisinde birçok noktada devam etti. Filistinli çiftçiler darbedildi, araçlar ateşe verildi ve Filistinlilerin kullandığı yollarda saldırılar gerçekleştirildi. Beytüllahim'de ise üç Filistinli aile, yüksek para cezalarıyla karşı karşıya bırakılarak kendi evlerini kendi elleriyle yıkmaya zorlandı. Filistinli kaynaklara göre yılın ilk yarısında Batı Şeria'da İsrail güçleri ve terörist Yahudi yerleşimciler tarafından 11 binden fazla saldırı kaydedildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gazzede-katliam-bati-seriada-isgal</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/isgal-gazze.webp" type="image/jpeg" length="71584"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerli Siyonistlerden Filistin aktivistlerine saldırı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yerli-siyonistlerden-filistin-aktivistlerine-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yerli-siyonistlerden-filistin-aktivistlerine-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başakşehir'de İsrail'e yönelik boykot çağrısı yapan Filistin aktivistleri, Burger King şubesi önünde saldırıya uğradı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Başakşehir’de İsrail’e destek veren markalara yönelik boykot çalışması yürüten “Başakşehir Direniş” grubu, Burger King şubesi önünde saldırıya uğradı. Filistin gönüllülerinin taşıdığı “Yemezsen ölmezsin, yersen ölüler” ve “Bu yemekte çocuk kanı var” pankartlarından rahatsız olan bir grup Yahudi beslemesi kadın, eylemcilere sözlü ve fiziki saldırıda bulundu.</p>

<p>Gazze’deki soykırıma dikkat çekmek ve boykot çağrısında bulunmak amacıyla gerçekleştirilen protestoya tahammül edemeyen saldırganlar, Filistin aktivistlerinin üzerine yürüdü.</p>

<h2><strong>Soykırıma karşı çıkanlara saldıracak kadar mankurtlaştılar</strong></h2>

<p>Filistin’de devam eden soykırıma yönelik bir protestoya dahi tahammül edemeyen, zulme maruz kalan Müslümanların hakkını savunanlara saldıracak kadar mankurtlaşmış Yahudi'nin gönüllü köpekleri provokasyonlarına devam ediyor. Gazze’de kadınların, çocukların ve savunmasız insanların üzerine bombalar yağdırılırken boykot çağrısından rahatsız olan zihniyet, katliama karşı yükselen en küçük itirazı dahi susturmaya çalışıyor.</p>

<p>Saldırı esnasında polislerin tavrı da dikkat çekti. İşgalci İsrail’in konsolosluğuna yan bakılsa dahi biber gazıyla ve copla müdahale edecek kolluk kuvvetleri, Filistin gönüllülerine yönelik saldırı karşısında pasif davrandı. Soykırımı protesto edenlerin güvenliği sağlanmazken saldırganların rahatça hareket edebilmesi, Siyonizme karşı yürütülen içtimai mücadelenin kimleri ve hangi çevreleri rahatsız ettiğini bir kez daha ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yerli-siyonistlerden-filistin-aktivistlerine-saldiri</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistin-aktivist-saldiri-1.webp" type="image/jpeg" length="22499"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lena Salaymeh: Türkiye, yeni sömürgeciliğin ilk örneklerinden biriydi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/lena-salaymeh-turkiye-yeni-somurgeciligin-ilk-orneklerinden-biriydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/lena-salaymeh-turkiye-yeni-somurgeciligin-ilk-orneklerinden-biriydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukuk tarihçisi Prof. Lena Salaymeh, röportajda Türkiye’de laikliğin hukukî ve toplumsal yapıyı nasıl dönüştürdüğünü ele alıyor. Kapitülasyonlar ve Lozan’la Avrupa merkezli hukuk düzeninin yerleştiğini, İslâm anlayışının tasfiyesiyle geleneksel kurumların zayıflatıldığını belirtiyor. Diyanet’in kurulmasıyla dinin devlet denetimine alındığını anlatıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="color:#d35400">Hukuk tarihçisi Prof. Lena Salaymeh, bu röportajda Türkiye’de laikliğin meydana getirdiği siyasî, hukukî ve toplumsal dönüşümü yeni sömürgecilik kavramı üzerinden inceliyor. Salaymeh’e göre kapitülasyonlar ve Lozan’la kurulan düzen, ülkenin hukuk ve yönetim anlayışını Avrupa merkezli kalıplara bağladı; İsviçre Medeni Kanunu, İtalyan ceza kanunları ve Alman ticaret hukuku bu sürecin parçaları oldu. Medrese, tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla geleneksel eğitim ve irşad kurumları tasfiye edilirken, vakıfların zayıflatılması âlimlerin toplumsal gücünü kırdı. Diyanet’in Avrupa’daki din işleri kurumları örnek alınarak kurulmasıyla din, devletin denetlediği bir alana dönüştürüldü. <strong><a href="https://serbestiyet.com/haberler/roportaj-lena-salaymeh-turkiye-yeni-somurgeciligin-ilk-orneklerinden-biriydi-245438/" rel="nofollow">Röportajda</a></strong> ayrıca “laik-dindar” ayrımının yerleştirilmesi ve sekülerleşmenin kaçınılmaz bir süreç gibi sunulması ele alınıyor. (Baran Dergisi)</span></p>

<hr />
<p><u><i>İşte o röportaj:</i></u></p>

<p>1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını takip eden 2 yılda devlet medreseleri, tekke ve zaviyeleri kapattı. Aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Anayasası, İslam’ı “devletin dini” olarak ilan etmişti. Ancak 1928 yılında İslam’ı devletin dini olarak tanımlayan anayasa maddesi yürürlükten kaldırıldı.</p>

<p>Son olarak 1937 yılında laiklik ilkesi resmî olarak Anayasa’ya dâhil edildi ve Türkiye Cumhuriyeti “cumhuriyetçi, milliyetçi halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı” olarak tanımlandı. Böylece devlet, “din” alanını kendi otoritesi altında yeniden düzenledi ve kurumsallaştırdı. Kuruluşunun üzerinden bir asırdan fazla süre geçmiş olmasına rağmen Diyanet İşleri Başkanlığı bugün de devlete bağlı bir kurum olarak faaliyet göstermeyi sürdürmektedir.</p>

<p>Tunus ve Mısır gibi Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bazı ülkelerde din işleri birimlerinin başında geleneksel dinî eğitim almış âlimlerin bulunmasından farklı olarak, Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı batılı tarzda kurulmuş üniversitelerde ilahiyat eğitimi almış kişileri istihdam etmektedir.</p>

<p>Günümüzde laiklik etrafındaki tartışmalar, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yaşamında merkezi bir yer tutmaya devam etmektedir. Laikliğe ilişkin farklı yorumlar; dinin kamusal alandaki rolü, devlet kurumları, eğitim ve bireysel özgürlük meseleleri etrafındaki tartışmaları şekillendirmektedir.</p>

<p>Türkiye’de bazıları laikliği eşitliği ve çoğulculuğu korumak için gerekli bir ilke olarak değerlendirirken, diğerleri laik devlet yapılarının dinî alana müdahale ettiğini ve onu sınırlandırdığını savunmaktadır. Bu tartışmalar, laiklik, devlet iktidarı ve din arasındaki ilişki üzerine daha kapsamlı bir sorgulamayı gerekli kılmaktadır. Laiklik gerçekten tarafsızlığı ve eşitliği güvence altına alabilir mi?</p>

<p>Laiklik, Hristiyan ve Avrupalı tarihsel temellerinden gerçekten ayrıştırılabilir mi, yoksa bu temelleri devlet kurumları ve hukuk normları aracılığıyla kaçınılmaz olarak yeniden mi üretir?</p>

<p>Bu soruları tarihsel, karşılaştırmalı ve hukuki bir perspektiflerden ele almak üzere hukuk ve tarih (İslam ve Yahudi hukuku) alanlarında uzmanlaşmış Profesör LenaSalaymeh ile bir röportaj gerçekleştirdik. Salaymeh, Oxford Üniversitesi’ndeki görevinin ardından şimdi Paris Üniversitesine bağlı olan École Pratique des HautesÉtudes’de (EPHE) profesör olarak görev yapmakta; laiklik, hukuk ve “din” ile eleştirel teori üzerine çok sayıda çalışma yayınlamaktadır. Hukuk doktoru (JD) derecesini Harvard Üniversitesi’nden, hukuk ve İslam tarihi alanındaki doktora derecesini ise Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’den almıştır.</p>

<p>Bu röportajın amacı, laiklik hakkındaki kamusal tartışmalarda yaygın biçimde karşılaşılan yargıların ötesine geçmek ve Türkiye’de ve başka bağlamlarda laikliği anlamaya yönelik alternatif yaklaşımlara ışık tutabilecek bir araştırmacının uzmanlığından yararlanmaktır.<br />
<br />
<strong>Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu devletlerde laiklik ne anlama gelmektedir?</strong></p>

<p>Laiklik birden fazla olguyu ifade edebilir: insanların benimsediği bir ideolojiyi, bir yönetim ilkesini ve bir düşünme biçimini. Laik düşünme biçimi, erken modern Avrupa’da Protestan Hristiyan teolojisinin, Hristiyan mezhepleri arasındaki savaşların ve “dinî çatışmalara”(religious conflicts) son verme arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Avrupalılar, “dinî çatışmaları” çözmek amacıyla zamanla “dinî hoşgörü” anlayışını ve “din”(religion) ile “seküler alan” arasında bir ayrım geliştirmiştir. Hem “seküler alan” hem de “din” (religion), laik düşünme biçimini yansıtan modern ve Avrupa merkezli kavramlardır. Laik düşünme biçimleri, modern dönem sonrasında belirli bir yere ve tarihsel döneme göre farklılık göstermektedir. Avrupa, Kuzey Amerika ve Batı dışı toplumlardaki laik düşünce biçimleri arasında çeşitli ayrımlar bulunmaktadır. Bununla birlikte laik düşüncenin çok sayıdaki farklı biçimi, “seküleralan” ve “dini alan” olarak adlandırılan toplumsal bir ayrım inşa etme çabasını paylaşmaktadır. Bu ayrım doğal veya evrensel değildir; aksine laik bir düşünme biçimi tarafından üretilmiştir.</p>

<p>Laik düşünme biçimi, Avrupa’dan dünyanın diğer bölgelerine esas olarak sömürgecilik ve yeni sömürgecilik yoluyla yayılmıştır. Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu devletlerde laik düşünce, farklı demografik yapılara sahip devletlerde işlediği şekilde işler. “Religion (din)” kavramı Avrupa merkezli olduğu için, Avrupa dışındaki ve Hristiyan olmayan pratiklerden ziyade Avrupalı Hristiyan pratikleriyle daha uyumludur. Dolayısıyla dini özel alana hapsetmeye yönelik laik hedef, Avrupalı Hristiyanlara ve Hristiyanlık sonrası topluluklara avantaj sağlarken Hristiyan olmayan geleneklerin mensuplarını dezavantajlı hâle getirir. Nitekim laik düşünme biçimi, Yahudi karşıtlığına ve İslamofobi’ye yol açmaktadır. Bu nedenle, Yahudi nüfusun yoğun olduğu bir devlette —örneğin Siyonist yerleşimci kolonisinde— Yahudi karşıtlığına ya da Müslüman nüfusun yoğun olduğu bir devlette —örneğin Türkiye’de— İslamofobi’ye rastlamak mümkündür. Devletin demografik yapısı, laik düşünme biçiminin Hristiyan olmayan geleneklere karşı önyargılı olduğu gerçeğini değiştirmez.</p>

<p><strong>Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu devletlerin büyük bir kısmında laiklik Avrupa sömürge yönetiminin bir sonucu olarak gelişmişken, Türkiye laikliği kendi iradesiyle benimsemiş gibi görünmektedir. Sizce Türkiye’de laiklik, ülkenin kendi ihtiyaçlarına cevap vermek üzere bilinçli olarak benimsediği ve geliştirdiği bir ilke miydi? Öyleyse bu ihtiyaçlar nelerdi?</strong></p>

<p>Pek çok Türk’ün Türkiye’nin sömürgeleştirilmediğine inandığını biliyorum. Ancak bu, tarihin Avrupa merkezli ve hatalı bir yorumudur. Sömürgecilik, İspanyol ve Portekizlilerin Güney Amerika’yı işgal etmelerinin ardından, on altıncı yüzyılda ortaya çıkan modern bir emperyalizm biçimidir. Sömürgecilik, bir devletin sermaye elde etmek ve bu sermayeyi başka bir yere aktarmak amacıyla bir bölgeyi işgal etmesini ve o bölgenin hem doğal kaynaklarını hem de insan kaynağını sömürmesini içerir. Ancak sömürgeciliğin tek biçimi bu değildir. On dokuzuncu yüzyılda yeni bir sömürgecilik biçimi aşamalı olarak ortaya çıkmıştır. Yeni sömürgecilik, sömürgeciliğin kurumsallaştırılmış, hukukileştirilmiş ve gizlenmiş bir biçimidir. Yeni sömürgecilik koşullarında bir devlet özerkmiş gibi görünür, ancak gerçekte uluslararası yönetişim sistemi ve yeni sömürgeci devletlerin vekilleri aracılığıyla kontrol edilir.</p>

<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun pek çok bölgesi Avrupalılar tarafından doğrudan sömürgeleştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bugün Türkiye’yi oluşturan kısmı ise doğrudan sömürgeleştirilmemiş veya işgal edilmemiştir. Ancak on dokuzuncu yüzyılda, hatta belki de daha erken bir tarihte yeni sömürgeciliğe maruz kalmıştır. Çin ve Japonya gibi Türkiye de on dokuzuncu yüzyılda kapitülasyonlar aracılığıyla Avrupa devletlerinin denetimi altına alınmıştır. Avrupalılar, kendi vatandaşlarının Türkiye’de, Çin’de veya Japonya’da bulunsalar dahi Avrupa hukukuna tabi olmaya devam ettikleri bir yargısal dokunulmazlık sistemi oluşturmuşlardır. Bu durum, Türkiye’de Avrupalıların ve onların hukukunun Osmanlı hükûmetinden ve Osmanlı tebaasından daha güçlü olduğu anlamına gelir.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye, doğrudan sömürgeleştirilmekten ziyade yeni sömürgeciliğe maruz bırakılan dünyadaki ilk bölgelerden biriydi. Bu yeni sömürgeleştirme sürecinin unsurlarından biri de laik yönetimin dayatılmasıydı. Günümüzde Küresel Güney’deki devletlerin çoğu yeni sömürgecilik koşulları altındadır. Bu, devletin kendi vatandaşlarının çıkarlarına değil, yeni sömürgeci güçlerin çıkarlarına hizmet etmesi anlamına gelir. Genel olarak Küresel Güney toplumları laik yönetimi kendi iradeleriyle seçmemiş; laik yönetim onlara yeni sömürgeci sistem aracılığıyla dayatılmıştır.</p>

<p>Türkiye, bu genel kuralın bir istisnası değildir. 1923 tarihli Lozan Antlaşması, Türkiye’nin dört Avrupalı hukuk danışmanına başvurmasını şart koşmuştur. Bu danışma süreci, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanması ile İsviçre Medeni Kanunu’nun, İtalyan ceza kanunlarının ve Alman ticaret kanunlarının benimsenmesiyle sonuçlanmıştır. Lozan Antlaşması’nın 38 ila 43. maddeleri, Türk hükûmetini laik yönetim ilkelerine uymakla yükümlü kılmaktadır. Basitçe ifade etmek gerekirse Lozan Antlaşması, laik yönetimidayatmıştır. Türkiye tam egemenliğe kavuşmamış; bunun yerine uluslararası hukuk ve vekil aktörler aracılığıyla denetimi kolaylaştıran laik yönetime bağlı kalması karşılığında sınırlandırılmış ve kısmi bir özerklik elde etmiştir. Türkiye, laik yönetimi vatandaşlarının talep etmesi nedeniyle benimsememiştir. Aksine laik yönetim, yeni sömürgeci uluslararası hukuk sistemi ve yeni sömürgeci devletlerin vekilleri tarafından dayatılmıştır. Dolayısıyla Türkiye’deki laik yönetim, yeni sömürgeciliğin bir tezahürüdür.<br />
<br />
<strong>Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu birçok toplumda insanlar kendilerini “laik” veya “dindar” olarak tanımlamaktadır. Örneğin Türkiye ve Tunus gibi ülkelerde toplum çoğu zaman genel olarak bu ayrım üzerinden ele alınmaktadır. Tarihsel açıdan bakıldığında bu ayrım nasıl ortaya çıkmıştır?</strong></p>

<p>Dünyanın birçok bölgesinde insanların kendilerini “laik” veya “dindar” olarak tanımlaması yaygındır. Daha önce de belirtildiği üzere bu ayrım, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bir toplumda kullanıldığında dahi modern ve Avrupa merkezlidir. Genel olarak Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu toplumlarda kendilerini “laik” olarak tanımlayan kişiler Batılı toplumları referans alırken, kendilerini “dindar” olarak tanımlayanlar İslam geleneğini referans almaktadır. Bununla birlikte, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu toplumlarda kişinin kendisini “laik” veya “dindar” olarak tanımlaması siyasal bir nitelik taşır. “Batılı” veya “modern” olma siyaseti ile “İslami” veya “geleneksel” olma siyaseti birbiriyle rekabet etmektedir.</p>

<p>Ayrıca toplumsal ayrımlar, “laik” ve “dindar” şeklindeki aşırı basitleştirici ikili karşıtlıktan çok daha karmaşıktır. Modern öncesi dönemde bazı Müslümanlar diğerlerinden daha dindar veya dinî kurallara daha bağlı kabul edilmekteydi; ancak bu nitelendirme, günümüzdeki anlamıyla “dindar” olmakla örtüşmez. Nitekim modern öncesi dönemde, inançları veya pratikleri günümüzün laik Türklerininkine benzeyen Türkler muhtemelen vardı; fakat bu kişiler yine de kendilerini Müslüman veya Hristiyan olarak tanımlarlardı. Modern öncesi dünyada kişinin kendisini Müslüman veya Hristiyan olarak tanımlaması, daha geniş bir topluluğa aidiyeti ifade ediyor; bireyin kişisel inançlarının veya pratiklerinin tanımlanması anlamına gelmiyordu. Tarihsel açıdan bakıldığında “laik” ve “dindar” arasında toplumsal bir ayrım bulunduğu düşüncesi, sömürgecilik ve yeni sömürgeciliğin bir sonucudur.</p>

<p><strong>Türkiye bağlamında “dindar” ve “muhafazakâr” kavramları sıklıkla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Bu kavramları nasıl tanımlarsınız? Ne ölçüde örtüşmektedirler?</strong></p>

<p>Arapça dīn teriminin “religion” anlamına gelmediğini kabul etmek önemlidir. Nitekim dīn kelimesi Avrupalılar tarafından ancak on yedinci yüzyılın sonlarında “religion” olarak çevrilmeye başlanmıştır; çünkü Avrupa’da “religion” kavramı ancak bu tarihsel dönemde gelişmeye başlamıştır. Arapça dīnterimi, Arapçada birden fazla anlama sahip olduğu için farklı biçimlerde çevrilebilir ve çevrilmelidir. Benzer şekilde Arapça muhafazakâr kelimesinin karşılığı olan muhafız terimi, “koruyan veya muhafaza eden kişi” anlamına gelir. Bu terimin bir kişiyi “muhafazakâr” olarak tanımlamak üzere kullanılması, geleneği geçmişle ilişkilendiren laik bir düşünme biçimini yansıtır. Bu iki Türkçe terim Arapça kökenli olsa da onlara yüklenen anlamlar laik bir düşünme biçiminden kaynaklanmaktadır. Laik düşünme biçimi, “seküler alan” ile “din” arasında ayrım yapmanın özgürlük veya özgürleşmeyle sonuçlanacağı yönündeki yanlış varsayıma dayanır. Laik bir toplum; ilerici, demokratik veya kapsayıcı olabileceği gibi baskıcı, otoriter veya yabancı düşmanı da olabilir. Laik düşünme biçimi “seküler alanı” olumlu, “dini” ise olumsuz özelliklerle ilişkilendirir; ancak bu ilişkilendirme gerçeği yansıtmamaktadır.</p>

<p><strong>Son yıllarda çeşitli akademik çalışmalar, Türkiye’nin hızlı bir sekülerleşme sürecinden geçtiğini ve bu sürecin bir anlamda kaçınılmaz olduğunu ileri sürmektedir. Bu olguyu Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu diğer devletlerde de gözlemliyor muyuz? Sekülerleşme gerçekten kaçınılmaz mıdır?</strong></p>

<p>Türkiye’nin “sekülerleşmesi” nasıl ölçülmektedir? Sekülerleşmenin göstergeleri nelerdir? “Sekülerleşme” kavramının ne anlama geldiği konusunda bir görüş birliği bulunmadığı gibi, sekülerleşme süreci fikri üzerine araştırmacılar arasında önemli tartışmalar da vardır. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, sekülerleşme kaçınılmaz veya doğal bir süreç değildir. Aksine sekülerleşme, yeni sömürgeci iktidar aracılığıyla dayatılan bir süreçtir. Günümüzde hem uluslararası hukuk sistemi hem de yeni sömürgeci devletlerin vekilleri belirli bir sekülerleşme biçimini dayatmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Geç Osmanlı döneminde Şeriye ve Evkaf Vekâleti olarak faaliyet gösteren kurumun yeniden yapılandırılmış biçimi olarak değerlendirilebilecek Diyanet, Cumhuriyet’in din alanındaki tekel kurumu konumundadır. Din işlerini vakıfların elinden alarak tamamıyla devlete bağlı bir hale getirerek kurumsal bir işleyişe sokmuştur. Böyle bir sistemin kurulmasına hangi ihtiyaçlar veya kaygılar yol açmıştır?</strong></p>

<p>Avrupalı sömürgeciler modern dönemde Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere geldiklerinde, işgal ettikleri toprakların doğal kaynaklarına el koymayı ve bunları sömürmeyi amaçladılar. Kapitalist kaynak aktarımının önündeki engellerden biri vakıflardı. Bu nedenle sömürge yöneticileri, vakıf sistemini zayıflatmak amacıyla İslam üzerine çalışan Avrupalı araştırmacılarla iş birliği yaptılar.<br />
Daha geniş anlamda sömürge yöneticileri, sömürgecilik karşıtı direnişi zayıflatmak veya önlemek için yerel Müslüman liderlerin gücünü sınırlandırmaya çalıştılar. Örneğin sömürgeciler, sömürge görevlilerinin hâkim olarak görev yaptığı ve İslam hukukunun kanunlaştırılmış, sömürgeci bir versiyonunu uyguladığı “dinî mahkemeler” oluşturarak Müslüman âlimleri ve hukukçuları denetim altına aldılar. Basitçe ifade etmek gerekirse sömürgeci yönetim, yerel Müslüman yönetimin yerini aldı.</p>

<p>Resmî sömürge yönetimi ortadan kalkmadı; yalnızca yeni bir biçime büründü. Doğrudan işgalin bulunmaması nedeniyle birçok kişi, toplumlarının yeni yöntemlerle sömürgeleştirildiğinin farkına varmamaktadır. Yeni sömürgecilik döneminde sömürgeci uygulamalar devam etmekte; ancak artık kurumsallaştırılmış ve hukukileştirilmiş biçimlerde sürdürülmektedir.</p>

<p>Diyanet, Osmanlı’daki Şeriye ve Evkaf Vekâletinin devamı değildir. Aksine Diyanet, Avrupa’daki din işleri kurumları örnek alınarak oluşturulmuş bir kurumdur. Avrupa devletleri, kapitülasyonlar ve daha sonra Lozan Antlaşması aracılığıyla Avrupa merkezli düşünme biçimlerine dayanan bir dizi yönetim düzenlemesini dayatmıştır. Örneğin bu dönemde Avrupa konsolosları, Osmanlı tebaasının din değiştirme süreçlerine tanıklık etmekte ısrar etmiş ve Osmanlı nüfusunun çoğunluğunu oluşturduğu belirtilen Hristiyan tebaanın yaşamına müdahale etmiştir.</p>

<p>Bunun sonucunda Osmanlı İmparatorluğu, on dokuzuncu yüzyılda İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi geleneklerle ilişkilerini düzenlerken giderek Avrupa merkezli yöntemleri benimsemiştir. Osmanlılar, İslami yönetim geleneğinin yerine Avrupa merkezli bir yapı geçirmiştir. Dolayısıyla günümüzde İslam geleneğinin devlet tarafından denetlenmesi, Avrupa’ya özgü kavramları ve yönetim tekniklerini yansıtmaktadır. Bu da Diyanet’in, modern öncesi İslami yönetim biçimlerinden ziyade Avrupa ülkelerindeki benzer kurumlara daha yakın bir şekilde işlediği anlamına gelmektedir.</p>

<p><strong>Cumhuriyet’in kuruluş döneminde medreseler ve tekkeler gibi geleneksel İslami eğitim kurumları resmî olarak kapatılmış, eğitim bütünüyle Millî Eğitim Bakanlığı’nın yetkisi altına alınmıştır. Daha sonra bu İslami kurumların yerine İmam Hatip okulları ve İlahiyat Fakülteleri kurulmuştur. Bu kurumların müfredatları devlet tarafından hazırlanmış ve günümüzde de bu şekilde düzenlenmeye devam etmektedir. Laik bir devletin İslami eğitim vermesi ve bu eğitimi düzenlemesi sizce teorik bir çelişki teşkil etmekte midir?</strong></p>

<p>Birçok laik devlet “dinî” eğitim vermekte ve bu eğitimi düzenlemektedir. Örneğin Almanya, Hristiyanlık eğitimi vermekte ve bu eğitimi düzenlemektedir; daha yakın dönemde ise İslam eğitimini de benzer şekilde sağlamaya ve düzenlemeye başlamıştır. Bazı laik devletler kendilerini “din”den ayrı olarak tanımlasa da laiklik her zaman toplumu, “din” olarak adlandırılan alanı üretecek biçimde düzenlemeyi içerir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle burada “teorik bir çelişki” bulunmamaktadır. Asıl sorun, birçok kişinin laikliği devlet ile dinin birbirinden ayrılması olarak yanlış anlamasıdır. Gerçekte böyle bir ayrım mümkün değildir; çünkü devlet kendi sınırları içerisindeki her şeyi düzenler. Bu da toplumsal yaşamın “din” olarak adlandırılan yönlerinin kaçınılmaz biçimde devlet tarafından düzenlenmesi anlamına gelir.</p>

<p>Serbestiyet</p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/lena-salaymeh-turkiye-yeni-somurgeciligin-ilk-orneklerinden-biriydi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cumhuriyet-donemi-laiklik-islam-dusmanligi.webp" type="image/jpeg" length="50680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3 aydır tek başına İsrail'i protesto ediyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/3-aydir-tek-basina-israili-protesto-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/3-aydir-tek-basina-israili-protesto-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’da yaşayan Erkan Gülçiçek, Gazze’deki soykırıma ve Siyonistlere destek veren markalara karşı üç aydır tek başına nöbet tutuyor. Her hafta sonu McDonald’s önünde döviz açan Gülçiçek, vatandaşlara boykot çağrısında bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi'nde tekniker olarak çalışan Erkan Gülçiçek (50), 3 aydır İlkadım ilçesindeki Bulvar AVM'deki McDonald's'ın önüne gelerek tek kişilik eylem yapıyor. İzinli olduğu cumartesi ve pazar günleri eline aldığı "Bebek Katillerine Destek Olmayı Bırak" yazan dövizle McDonald's'ın önünde eylem yapan Gülçiçek, vatandaşları uyararak alışveriş yapmamalarını sağlamaya çalışıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail'in Filistin'de işlediği insanlık suçlarına bu şekilde tepki verdiğini ifade eden Erkan Gülçiçek, "3 aydır Samsun'da Bulvar AVM'deki McDonald's'ın önünde farkındalık eylemi yapıyorum. Siyonist ve soykırımcı İsrail'e karşı vatandaşlarımızı bilinçlendirmek adına bu protestoları yapıyorum. Her cumartesi ve pazar günü günde 1 saat burada eylem yapıyorum. Vatandaşlardan çok güzel tepkiler alıyorum. İnsanlarımız oldukça vicdanlı ve duyarlı. Beni gördükleri zaman buranın önünde durmuyorlar ve içeriye girmiyorlar. Teşekkür edenler de oluyor. Şimdiye kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Benimkisi içimdeki bir dert. Yüreğimdeki derdimi eylemimle insanlarla paylaşarak azaltmak istiyorum" dedi.</p>

<p>Her hafta sonu 1 saatlik eylemini sürdüren Gülçiçek'i çevreden geçen bazı vatandaşlar da tebrik ediyor.</p>

<p>Samsun Gazetesi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/3-aydir-tek-basina-israili-protesto-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/samsunda-israil-protesto1.png" type="image/jpeg" length="21469"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görüş: Necip Fazıl bir hikmet ve aksiyon adamıydı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-necip-fazil-bir-hikmet-ve-aksiyon-adamiydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-necip-fazil-bir-hikmet-ve-aksiyon-adamiydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-necip-fazil-bir-hikmet-ve-aksiyon-adamiydi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ustad-necip-fazil-in-pek-bilinmeyen-hatiralari-aydin-basar-yazilari-irfandunyamiz.jpg" type="image/jpeg" length="70203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin Konvoyu Sakarya'da]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/filistin-konvoyu-sakaryada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/filistin-konvoyu-sakaryada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek'ten Filistin'e uzanan Uluslararası Filistin Kara Konvoyu, Türkiye programı kapsamında Sakarya'da düzenlenen mitingde vatandaşlarla buluştu. Yaklaşık 50 ülkeden yüzlerce aktivistin yer aldığı konvoy, Gazze'de devam eden katliama dikkat çekmek ve Filistin halkıyla uluslararası dayanışmayı büyütmek amacıyla Sakarya Millet Parkı'nda geniş katılımlı bir program gerçekleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bosna Hersek'in Srebrenitsa şehrinden 25 Temmuz'da yola çıkan Uluslararası Filistin Kara Konvoyu, Arnavutluk ve Yunanistan'ın ardından Türkiye'ye giriş yaptı. Yaklaşık 50 ülkeden 800'e yakın sivil aktivistin katıldığı organizasyon, Türkiye etabındaki önemli duraklardan biri olan Sakarya'da vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı.</p>

<h2><strong>Millet Parkı'nda Filistin için tek ses</strong></h2>

<p>Sakarya programı kapsamında Demokrasi Meydanı'nda toplanan vatandaşlar, Filistin bayrakları eşliğinde Millet Parkı'na yürüdü. Burada düzenlenen mitingde Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekilirken, Filistin halkıyla dayanışma mesajları verildi. Konvoy üyeleri, farklı ülkelerden gelen katılımcılarla birlikte Filistin davasının uluslararası ölçekte sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miting öncesinde şehir merkezinde tur atan konvoy araçları, Filistin bayraklarıyla Sakarya caddelerinde ilerledi. Vatandaşlar güzergâh boyunca konvoyu selamlayarak destek verirken, şehir merkezinde Filistin lehine sloganlar atıldı.</p>

<h2><strong>Hedef Ramallah</strong></h2>

<p>Organizatörler, konvoyun temel gayesinin Filistin halkıyla dayanışmayı büyütmek, Gazze'de süren katliama karşı uluslararası kamuoyunun dikkatini canlı tutmak ve işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik vicdan çağrısını güçlendirmek olduğunu ifade ediyor. Konvoyun Türkiye'nin ardından Irak ve Ürdün üzerinden ilerleyerek Ramallah'a ulaşması hedefleniyor. Yol boyunca geçtiği ülkelerde mitingler, sivil toplum buluşmaları ve eğitim programları düzenleniyor.</p>

<h2><strong>Türkiye programı devam ediyor</strong></h2>

<p>Sakarya'daki programın ardından Uluslararası Filistin Kara Konvoyu, Ankara, Konya, Adana, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin'de de dayanışma mitingleri gerçekleştirecek. Organizasyonun, Türkiye etabını tamamladıktan sonra Habur Sınır Kapısı üzerinden Irak'a geçerek Filistin istikametine yolculuğunu sürdürmesi planlanıyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/filistin-konvoyu-sakaryada</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/sakarya-filistin.webp" type="image/jpeg" length="93391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bizdenmiş gibi görünen bu kanal(izasyon) pislik saçıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bizdenmis-gibi-gorunen-bu-kanalizasyon-pislik-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bizdenmis-gibi-gorunen-bu-kanalizasyon-pislik-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muhafazakâr ve iktidara yakın bir yayın çizgisinde bulunduğunu iddia eden atv, Temmuz 2026’da Türkiye’nin en çok izlenen televizyon kanalı oldu. Aile mahremiyetlerinin ekranlara döküldüğü, suçun, cinayetin ve her türlü rezilliğin seyirlik malzemeye çevrildiği yayınlarla elde edilen bu “başarı”, ahlâksızlığın mimarisinin nasıl inşa edildiğini bir kez daha gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>atv, Türkiye’nin en çok izlenen televizyon kanalı olma unvanını son 10 yıldır elinde tutmaya devam ediyor. Fifty5 Blue Temmuz 2026 verilerine göre kanal, “Tüm Gün-Tüm Kişiler” ile “Prime Time-Tüm Kişiler” kategorilerinde ayı birinci sırada tamamladı.</p>

<p>32 yıldır yayın hayatını sürdüren kanal; dizileri, yarışmaları, haber programları, yerli ve yabancı filmleriyle Temmuz ayında da izlenme oranlarında zirvede yer aldı.</p>

<h2><strong>Bütün pislik furyası bu kanallardan akıyor</strong></h2>

<p>atv’nin “reyting başarısı” olarak takdim ettiği tablo, Türkiye’de televizyon yayıncılığının ulaştığı ahlâkî çöküşü de açıkça ortaya koyuyor. Aile mahremiyetlerinin milyonların önüne döküldüğü, her türlü rezilliğin yayınlandığı, katillerin ve suçluların ekranlarda oturup itiraflarda bulunduğu, yalan söylediği ve ahlâksızlığın gırla gittiği bu kanal, Türkiye’nin en çok izlenen kanalı olmuş durumda.</p>

<p>Bütün pislik furyası bu kanaldan ve bunun gibi kanallardan akıyor. Suç, cinayet, ihanet, aile içi facialar ve türlü ahlâksızlıklar reyting uğruna saatlerce ekranda tutuluyor. İnsanların en mahrem meseleleri teşhir edilirken toplumun utanma duygusu aşındırılıyor, rezillik olağanlaştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte ahlâksızlığın mimarisi böyle böyle inşa ediliyor. Suçluların, yalancıların ve ahlâksızların ekranlarda görünür hâle getirilmesi, kötülüğü engellemek yerine onu seyirlik bir eğlenceye dönüştürüyor. Toplum da her gün maruz kaldığı bu çürümeyi zamanla kanıksamaya başlıyor.</p>

<h2><strong>Münafık yayıncılığın açık alameti</strong></h2>

<p>Günümüzde muhafazakâr-milliyetçi ve iktidar-hükümet çizgisine yakın bir yayın politikasına sahip olduğunu iddia eden atv, laik ve seküler medyanın karşısında duruyormuş görüntüsü veriyor. Mevcut iktidarın siyasi söylemleri ve toplumun değerleriyle paralel bir duruş sergilediğini ileri süren kanalın yayınları ise bunun tam aksini gösteriyor.</p>

<p>Bu münafık tayfa ne Müslüman olabilmiş ne de laik kimliğini açıkça ortaya koyabilmiştir. Her esen rüzgâra göre yön değiştiren bu yayın anlayışı, her şartta laikliği ve sekülerliği besliyor; alttan alta İslâm’a laf sokuyor, ahlâkî olan her şeyi kirletiyor ve aile müessesesini yerle bir ediyor.</p>

<p>Bir taraftan muhafazakâr kitleye seslenip dinî ve millî değerleri istismar eden, diğer taraftan aileyi, mahremiyeti ve ahlâkı reyting uğruna parçalayan bu kanalizasyon, ekranlardan topluma irin saçıyor.</p>

<p>Muhafazakârlığı ticari bir maske, İslâmî hassasiyetleri ise seyirci toplama vasıtası olarak kullanan bu kanalın yayın çizgisi tam bir münafıklık alametidir. Söyleminde değerlerden, ailesinden ve toplumdan bahsedenler; yayınlarında sekülerliği, ahlâksızlığı ve çürümeyi körüklüyor.</p>

<p>Türkiye’nin en çok izlenen televizyon kanalının bu hâle gelmesi, televizyonların toplumu nasıl zehirlediğini ve ahlâksızlığın ekranlar vasıtasıyla nasıl sistemli biçimde yayıldığını göstermektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bizdenmis-gibi-gorunen-bu-kanalizasyon-pislik-saciyor</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/atv-haber.webp" type="image/jpeg" length="14679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mürteci laiklerin "Filistinliler toprak sattı" yalanına Kudüslü Müfid Paşa'nın cevabı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/murteci-laiklerin-filistinliler-toprak-satti-yalanina-kuduslu-mufid-pasanin-cevabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/murteci-laiklerin-filistinliler-toprak-satti-yalanina-kuduslu-mufid-pasanin-cevabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2023 yılında katıldığı bir programda Kemalist ezberlere yaranmak adına tarihi gerçekleri büküp "Filistinliler toprak sattı" yaftasını tekrarlayan laik zihniyet, Mescid-i Aksa gölgesindeki hakiki direnişle bir kez daha duvara çarpıyor. 76 yaşındaki Müfid Paşa’nın "Beni hançerleseler bu evi kaybetmekten daha az acı verir" haykırışı, konforlu stüdyolardan savrulan aşağılayıcı ifadeleri ve cehaleti yerle bir ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgalci Siyonistlerin katliamlarını meşrulaştıran ve seküler kamuoyuna şirin görünmeyi tek gayesi haline getiren anlayışın yansımaları hafızalardaki tazeliğini koruyor. 2023 yılında Oğuzhan Uğur’un programında konuşan İlber Ortaylı’nın "Eskiden Filistinli demek arazi satıp yaşayan insan demekti..." şeklindeki sığ ifadeleri, Kemalist bağnazlığın hakikatin önüne nasıl geçtiğini açıkça gözler önüne sermişti.</p>

<p><img alt="Ilberortayllı" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/ilberortaylli.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Yahudilerin İngiliz desteğiyle, katliam, entrika ve gasp yöntemleriyle Filistin topraklarına yerleştiği tarihi bir gerçekken; faturayı mazlum Filistin halkına kesmek, nesnel bir tarihçilik değil, resmi ideolojinin amansız bir propagandasıdır. Lozan’da ve müteakip süreçte verilen tavizler karşısında sessizliğe bürünenlerin, mevzu Filistin olduğunda acımasızca "hainlik" suçlamasına sarılması tarihi bir çelişkidir.</p>

<p>Masa başında oturup Kemalist kitleyi şakşaklamak uğruna tarihi tahrif eden söylemlerin karşısında, canı ve malı pahasına toprağını terk etmeyen gerçek Filistin halkı duruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun en somut örneği, TRT Haber ekranlarına yansıyan 76 yaşındaki Kudüslü Müfid Paşa’nın yaşadıklarıdır. Mescid-i Aksa’ya komşu olan evi işgalci İsrailliler tarafından gasbedilen ve içerisinde ayin düzenlenen Müfid Paşa, evine olan sarsılmaz bağlılığını şu sözlerle dile getirmişti:</p>

<blockquote>
<p>"Beni hançerleseler, bu evi kaybetmekten daha az acı verir. Benim yaşadığım bu daire sadece 58 metrekare ama benim için değeri çok büyük. Çünkü Mescid-i Aksa'ya komşuyum. İki dakikada Mescid-i Aksa'ya gidebiliyorum."</p>
</blockquote>

<p>En ufak bir toplumsal veya ekonomik çalkantıda Avrupa’ya, ABD’ye kaçmanın yollarını arayan; kendi kültürüne, değerlerine ve medeniyetine yabancılaşmış hatta düşmanlaşmış çevrelerin, evini ve toprağını canından aziz bilen bu insanlara aşağılayıcı bir dille saldırması tam bir trajikomedidir.</p>

<p>Filistin meselesinde bu kadar hevesle ahkâm kesenler, madem tarih konuşmaya bu kadar meraklılar, evvela Birinci Dünya Savaşı’nda Filistin cephesinde yaşanan büyük hezimeti ve o cephede ordunun dağılmasına yol açan komutanın sorumluluğunu konuşmalıdır. Kendi yakın tarihindeki çekilme ve mağlubiyetlerin üzerini örtenlerin, bugün topraklarını canı pahasına savunan Filistin halkına "hain" yaftası vurmaya kalkışması büyük bir utançtır.</p>

<p>Netice itibarıyla, stüdyo ortamlarında şekillenen ve dönemin konjonktürel rüzgârına göre yön değiştiren analizler, sahada yaşanan yalın gerçekliği örtmeye yetmiyor. Ekranlarda üretilen iddialar çürümeye mahkûm olurken; Müfid Paşa ve onun şahsında tecessüm eden Filistin halkının fiili duruşu, o toprakların gerçek sahibi ve muhafızının kim olduğunu gösteren en somut vesika olarak kalmaya devam ediyor.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/murteci-laiklerin-filistinliler-toprak-satti-yalanina-kuduslu-mufid-pasanin-cevabi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/kudusli-amca.webp" type="image/jpeg" length="68487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist Yahudiler Türk vatandaşını Mescid-i Aksa'ya almadı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-yahudiler-turk-vatandasini-mescid-i-aksaya-almadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-yahudiler-turk-vatandasini-mescid-i-aksaya-almadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusunda görev yapan isimlerin Türkiye’de rahatça dolaşması tepki çekerken, işgalci İsrail polisi namaz kılmak isteyen bir Türk vatandaşını Mescid-i Aksa’ya almadı. Türk pasaportunu gören polis, “Türklere geçiş izni yok” diyerek vatandaşın ibadet etmesini engelledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgal altındaki Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya namaz kılmak için giden Türk vatandaşı, kapıda İsrail polisinin pasaport kontrolüne takıldı. Akıllı gözlük kamerasıyla kaydedilen görüntülerde, Türk pasaportunu inceleyen işgal polisinin tavrının değiştiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail polisi, Türk vatandaşına açıkça “Türklere geçiş izni yok” diyerek Mescid-i Aksa’ya girmesine müsaade etmedi. Başka bir kapıya yönlendirilen vatandaş burada da engellendi ve “Şimdi geri dön, sabah namazında tekrar gel” denilerek bölgeden uzaklaştırıldı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-yahudiler-turk-vatandasini-mescid-i-aksaya-almadi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-asker-turk.webp" type="image/jpeg" length="74998"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1 Ağustos 1960: Ali Haydar Efendi'nin vefatı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/1-agustos-1960-ali-haydar-efendinin-vefati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/1-agustos-1960-ali-haydar-efendinin-vefati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/1-agustos-1960-ali-haydar-efendinin-vefati</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ali-haydar-efendi-1.webp" type="image/jpeg" length="59203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbda Yayınları'nın 42. kuruluş yıldönümü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ibda-yayinlarinin-42-kurulus-yildonumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ibda-yayinlarinin-42-kurulus-yildonumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[42. sene-i devriyesi olan İbda Yayınları, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu tarafından 1 Ağustos 1984’te kuruldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, yayın hayatına 1975’te çıkardığı “Gölge” dergisiyle başlamış, daha sonra “Akıncı Güç” dergisi ve “Rapor” adlı yayınlarla yoluna devam etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <h3><strong><a href="https://www.barandergisi.net/biyografi/salih-mirzabeyoglu-kimdir"><span style="color:#e74c3c">Salih Mirzabeyoğlu Kimdir?</span></a></strong></h3>
 </li>
</ul>

<p>1 Ağustos 1984’te kurulan İBDA Yayınları, bu yayınların birikimi üzerine inşa edilerek Mirzabeyoğlu’nun eserlerini ve “İBDA Fikriyatı”nı yansıtan diğer çalışmalara ev sahipliği yaptı.</p>

<p>Mirzabeyoğlu, kaleme aldığı 70’e yakın eseriyle Müslümanlara büyük bir fikir mirası bıraktı. 1984 yılından vefatına kadar “İBDA Fikir ve Mücadelesi”ni kitaplarına ve İBDA Yayınları’na taşıyan Mütefekkir, eserlerinin bir kısmını da cezaevinde kaleme aldı. Zindan şartlarında, hatta son 15 yıllık hapis hayatında Telegram işkencesine maruz kaldığı halde fikir ve aksiyon çizgisini kesintiye uğratmadı.</p>

<p>Necip Fazıl Kısakürek’in “Büyük Doğu” fikriyatının 15. hicrî asırdaki mührü olarak İBDA, onun vasiyetvari muradına binaen kurulan bir fikir ve aksiyon hareketidir.</p>

<p>İBDA ismi, Salih Mirzabeyoğlu’nun örgüleştirdiği dünya görüşüne, hem yayınevi adı olarak mekân, hem de muhtevanın döküldüğü kalıp ve sembol ismi olarak mekânet teşkil etmiştir.</p>

<h2><strong>İBDA nedir?</strong></h2>

<p>İBDA, “İslam’a Muhatap Anlayış” davasını yüklenen, Büyük Doğu fikriyatını kendine has bir diyalektik içinde yorumlayan ve eyleme dönüştüren bir fikir sistemidir. Büyük Doğu’nun “nasıl” sorusuna cevap aradığı yerde, İBDA “niçin” sorusunu sorarak, “kendinden zuhur diyalektiği” ile harekete geçer. İBDA’nın temel ölçüleri arasında sır idraki, dışa bakış, şehadet şuuru ve iş ehline verilmesi yer alır.</p>

<p>Mirzabeyoğlu, siyasetten iktisada, felsefeden tasavvufa, şiir ve sanattan devlet nizamına kadar her meseleyi bir “bütün fikir” içinde ele aldı. Onun eserleri yalnızca birer kitap değil, İslam dünyasının yeniden dirilişine giden yolda atılmış adımlar, açılmış kapılar olarak kabul edildi.</p>

<h2><strong>Salih Mirzabeyoğlu’nun belli başlı eserleri:</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p>Bütün Fikrin Gerekliliği – İktidar Siyaset Hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>İstikbal İslamındır – Denenmemiş Tek Nizam</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tilki Günlüğü (6 cilt)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Başyücelik Devleti – Yeni Dünya Düzeni</p>
 </li>
 <li>
 <p>Telegram – Zihin Kontrolü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Parakuta – Para’nın Romanı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yağmurcu – Gerçekliğin Peşinde</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hukuk Edebiyatı – Nizam ve İdare Ruhu</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdeolocya ve İhtilal – Kavganın İçinden</p>
 </li>
 <li>
 <p>İslâm’a Muhatap Anlayış – Teorik Dil Alanı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Necip Fazıl’la Başbaşa – İntibâ ve İlhâm</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ölüm Odası – B-Yedi (I-II-III-VI)</p>
 </li>
</ul>

<p>İBDA Yayınları, 42 yıldır bu fikrî mirası yaşatıyor; Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleminden doğan fikir ve ruh, Müslümanların yolunu aydınlatmaya devam ediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ibda-yayinlarinin-42-kurulus-yildonumu</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ibda-yayinlari-kurulus.webp" type="image/jpeg" length="65440"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İrlanda'da terörist İsrail maçı protesto edildi: ''Bebek katilleriyle oynayamazsınız'']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irlandada-terorist-israil-maci-protesto-edildi-bebek-katilleriyle-oynayamazsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irlandada-terorist-israil-maci-protesto-edildi-bebek-katilleriyle-oynayamazsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İrlanda'nın İsrail ile oynayacağı maçların taraftarsız sahaya alınması kararının ardından protestolar büyüdü. Soykırım karşıtı aktivistler, Dublin'deki spor bakanlığı binasını bastı. Eylemciler, İsrail ile maç yapılmasının utanç verici olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İrlanda Spor Bakanlığı, sahasında 4 Ekim'de, İsrail ile oynanacak maçın Sırbistan'a alınmasını onayladı. 27 Eylül'deki ilk maçın da Macaristan'da yapılmasına karar verildi. Bunun üzerine ayaklanan İrlandalı soykırım karşıtı aktivistler, Dublin'deki Spor Bakanlığı genel merkezini işgal etti. İsrail'i, "Bebek katili ve soykırımcı olarak nitelendiren eylemciler, "Toprak gaspı projesine ve soykırıma devam eden, bebek katili İsrail'le maç yapılmasının utanç verici" olduğunu söylediler.</p>

<h2><strong>İNSANİ VE AHLAKİ BİR SORUMLULUK</strong></h2>

<p>League of Ireland Fans for Palestine, şu açıklamayı yaptı: "Bu eylem, bu iki utanç verici karşılaşma durdurulana kadar yoğunlaşarak sürecek. İrlanda, spor yoluyla soykırımı aklamaya çalışanların karışsındadır. Bu maçları oynayarak ülke olarak ahlaki, insani ve yasal yükümlülüklerimizi yerine getirmemiş oluyoruz." Eylemciler polisin 12 ay hapis cezası ve 1000 euro para cezası alabilecekleri uyarısına da aldırış etmeden eylemelerini sürdürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>EYLEME TAM DESTEK</strong></h2>

<p>İrlanda'nın 200 binden fazla üyesi bulunan en büyük sendikalarından SIPTU da eylemlere destek verdi. Sendikadan yaıplan açıklamada, "Hiçbir işçi, işiyle vicdanı arasında seçim yapmaya zorlanmamalıdır. Vicdani nedenlerle bu maçlarının düzenlenmesine, hizmet verilmesine veya kolaylaştırılmasına katılmayı reddeden herhangi bir üyeyi desteklemeye devam edeceğiz" denildi.</p>

<h2><strong>HER MAÇ PROTESTO</strong></h2>

<p>Aktivistler, İsrail ile oynanacak tartışmalı maçın planlandığı şekilde gerçekleşmesi halinde, 1 Ekim'de Dublin'deki Aviva Stadı'nda oynanacak İrlanda CumhuriyetiAvusturya UEFA Uluslar Ligi maçında protesto düzenlemeyi değerlendiriyor. Aktivistler protestoların diğer spor organizasyonlarında da devam edeceği uyarısı yaptı</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irlandada-terorist-israil-maci-protesto-edildi-bebek-katilleriyle-oynayamazsiniz</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/irlanbda-israil-protesto.webp" type="image/jpeg" length="84680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosna Hersek'ten hareket eden 'Filistin Konvoyu' Sakarya'ya ulaştı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bosna-hersekten-hareket-eden-filistin-konvoyu-sakaryaya-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bosna-hersekten-hareket-eden-filistin-konvoyu-sakaryaya-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentinden yola çıkan, Arnavutluk ve Yunanistan'ı geçerek Türkiye'ye giriş yapan 'Filistin Konvoyu', Sakarya'ya geldi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> Otobüs ve otomobillerden oluşan, 20 ülkeden 500'ü aşkın aktivistin yer aldığı konvoy, Kocaeli ile Sakarya sınırında ellerinde Türk ve Filistin bayrakları taşıyan grup tarafından karşılandı.</p>

<p>Serdivan Kültür Merkezi'nde eğitim aldıktan sonra Demokrasi Meydanı'nda yerel destekçilerle buluşan aktivistler, 'Sakarya'dan Gazze'ye, Direnişe Selam' sloganıyla Millet Bahçesi'ne yürüdü.</p>

<h2><strong>'Aktivistlerin hikayelerini dinleyebilirsiniz'</strong></h2>

<p>Buradaki mitingde Sakarya'daki sivil toplum kuruluşları adına konuşan İsmail Tiryaki, konvoyun Bosna Hersek'ten yola çıktığını belirterek, 72 milleti barındıran Sakarya'da misafirleri ağırladıklarını söyledi.</p>

<p>Misafirlerin akşamları alanda olacağını dile getiren Tiryaki, 'Gelip onların hikayelerini dinleyebilirsiniz. Küresel Sumud Filosu aktivistleri var, hepsinin ayrı hikayesi var. Allah merhamet etsin Gazze'ye, zalimlerin zulmünü yok etsin. İşkenceci, katil, iştirakçı, soykırımcı İsrail'i yerle bir etsin.' dedi.</p>

<p>Konvoyun sözcüsü Hüseyin Durmaz ise Gazze'de her gün şehit haberlerinin gelmeye devam ettiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Durmaz, konvoyun amacından bahsederek, 'Filistin konvoyu insani yardım derneği değil, bu aktivizm, hak savunuculuğu. Birçok sivil toplum örgütünün, aktivistin, zihni çalışan, vicdanı olan herkesin bir araya gelerek hareket ettiği kolektif yapı. Bu misyonda kendimize 3 temel hedef belirlerdik. Batı Şeria'nın Gazze olmasını engelleyeceğiz, yerle bir edilmesini istemiyoruz. Bu yüzden oraya doğru hareket ediyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ateşkesten bu yana Gazze'nin dünya gündeminden düştüğüne işaret eden Durmaz, 'Gazze'nin yeniden imarının beklendiği, ayağa kalkmasının beklendiği süreç yerine, Gazze işgalinin arttığı ve insanların yaşam koşullarının yaşanılmaz olduğunun devam ettiği çok kritik süreçteyiz. Gazze'deki bu durumun yeniden uluslararası gündeme gelmesini ve İsrail'in üzerindeki baskının artmasını hedefliyoruz.' diye konuştu.</p>

<p>Durmaz, üçüncü temel amaçlarının güzergah güzergah gezerek istişarelerde bulunmak olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<p>Katılımcılar tarafından kentte gerçekleştirilecek çeşitli eğitim ve etkinliklerin ardından konvoy, 3 Ağustos'ta Ankara'ya hareket edecek.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bosna-hersekten-hareket-eden-filistin-konvoyu-sakaryaya-ulasti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/sakarya.webp" type="image/jpeg" length="34491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/uskudar-belediye-baskani-sinem-dedetas-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/uskudar-belediye-baskani-sinem-dedetas-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üsküdar Belediyesi'nde yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Belediye Başkanı CHP'li Sinem Dedetaş, Özel Kalem Müdürü Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan çıkarıldığı mahkemece tutuklandı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ve iş takipçisi Adem Altıntaş ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üsküdar Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Özel Kalem Müdürü Alihan Koçoğlu, Mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı.</p>

<h2><strong>Masak raporu soruşturmaya dayanak oldu</strong></h2>

<p>Soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D., Başkan Danışmanı Ulaş Meydan, Özel Kalem Müdürü Alihan Koçoğlu, Kent AŞ Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu ile ilgili birim yöneticileri ve personelin yapı ruhsatı ile iskan ruhsatı süreçlerinde usulsüzlük yaptığı yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ve bazı şüpheli ifadeleri üzerine inceleme başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturmada, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" suçlamaları yöneltildi.</p>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda ise müteahhitlerle belediye iştiraki Kent AŞ arasında 1 milyar 78 milyon liralık paravan danışmanlık sözleşmeleri düzenlendiği ve bu kapsamda 361 milyon liradan fazla tahsilat yapıldığı tespit edildi.</p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/uskudar-belediye-baskani-sinem-dedetas-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 22:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/usk.webp" type="image/jpeg" length="35134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İtalya, İspanya ile Schengen'i askıya aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/italya-ispanya-ile-schengeni-askiya-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/italya-ispanya-ile-schengeni-askiya-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 50 bin düzensiz göçmenin İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Sebte (Ceuta) kentine geçmesi sebebiyle İtalya’nın İspanya ile serbest dolaşımı askıya aldığı belirtildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İtalyan ANSA ajansının haberine göre, İtalya İçişleri Bakanlığı, İspanya ile Schengen Anlaşması'nın askıya alınmasını kararlaştırdı.</p>

<p>Karar, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi'nin bu sabah Viminale'de başkanlık ettiği Göç ve Sınır Güvenliği Analiz Komitesi'nde en son edinilen bilgilerin ardından alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Piantedosi ile Fransız mevkidaşı Laurent Nunez arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinin ardından da Fransa ile İtalya arasında daha önce imzalanmış polis işbirliği anlaşmaları kapsamında iki ülke arasındaki kara sınırında kontrollerin güçlendirilmesinin uygun olacağı konusunda mutabakata varıldı.</p>

<p>İtalya'nın İspanya ile kara sınırı bulunmamasına rağmen alınan karar, iki ülke arasındaki hava ve deniz yoluyla seyahat edenleri etkileyecek ve yolcuların giriş için pasaport göstermesi gerekecek.</p>

<h2><strong>"Ülkelerin birlikte çalışması gerekiyor"</strong></h2>

<p>İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İspanya ile Schengen uygulamasının geçici olarak askıya alınmasının, vatandaşların güvenliğini korumak ve Avrupa sınırlarını savunmak için gerekli bir tedbir olduğunu belirtti.</p>

<p>Tajani, Sebte'deki göçmen krizinin, Avrupa Birliği sınırlarının yönetiminin üye ülkelerin ortak sorumluluğu olduğunu gösterdiğine işaret ederek, kontrolsüz göç akınlarının ve terör tehdidinin önlenmesi için ülkelerin birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<h2><strong>Ne olmuştu?</strong></h2>

<p>Fas'taki Fenidek kasabası kıyılarından İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Sebte'ye (Ceuta) yüzmeye çalışan 800'ü aşkın düzensiz göçmene 30 Temmuz Perşembe günü müdahalede bulunulmuştu.</p>

<p>İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, olaya ilişkin hükümetin mevcut tüm kaynaklarını seferber ettiğini bildirmişti.</p>

<p>İspanya hükümeti, Sebte'ye yönelik düzensiz göç girişimlerinin artması üzerine güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar vermişti.</p>

<p>İspanya hükümeti, son 24 saatte Sebte şehrine yüzerek veya yürüyerek geçen kişi sayısının 49 binden fazla olduğunun tahmin edildiğini açıklamıştı.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/italya-ispanya-ile-schengeni-askiya-aldi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/italyaispanya.webp" type="image/jpeg" length="19269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="58044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="93647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="10493"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="52118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="73377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="96169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="96117"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="20782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="23079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="46206"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="83366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="53764"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="24012"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="26471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="42533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="10260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="89012"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="27165"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="86843"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
