<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 03 Nov 2026 21:41:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan ABD'ye Hürmüz Boğazı için yeni şartlar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/irandan-abdye-hurmuz-bogazi-icin-yeni-sartlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/irandan-abdye-hurmuz-bogazi-icin-yeni-sartlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Hürmüz Boğazı üzerinden tırmanan gerilim yeni bir boyuta ulaştı. Tahran idaresi, Vaşington’un müzakereler kapsamında sunduğu önerileri yetersiz bularak reddetti ve stratejik suyolunun ulaşıma açılmasını 7 şarta bağladı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, paylaştığı değerlendirmede Beyaz Saray’ın sergilediği tutumu sert sözlerle eleştirdi. Vaşington yönetiminin sunduğu karşılıkların meşru talepleri karşılamaktan uzak kaldığını vurgulayan Rızai, mevcut yaklaşımın taraflar arasındaki krizin sürmesine sebep olduğunu kaydetti.</p>

<h2><strong>"Şartlar karşılanmadan geçiş izni yok"</strong></h2>

<p>Sürecin tıkandığı noktaya işaret eden Rızai, doğrudan Beyaz Saray'a seslenerek şu açıklamada bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"ABD'nin İran'ın meşru hak ve taleplerine verdiği karşılık ikna edici olmaktan uzaktır. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, yalnızca Tahran tarafından masaya konulan 7 şartın eksiksiz kabul edilmesi ve harfiyen uygulanmasıyla mümkündür. Boğaz ancak bu koşullar yerine getirildiğinde faaliyete geçecektir."</p>
</blockquote>

<p>Tahran yönetiminin çıkışı, enerji koridorunun geleceğine dair belirsizliği derinleştirirken gözleri Vaşington hattından gelecek yeni diplomatik hamleye çevirdi.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/irandan-abdye-hurmuz-bogazi-icin-yeni-sartlar</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 21:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/hurmuziran-1.webp" type="image/jpeg" length="53564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Londra'da İsrail standına suç mahalli protestosu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/londrada-israil-standina-suc-mahalli-protestosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/londrada-israil-standina-suc-mahalli-protestosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'nin başkenti Londra'da tertip edilen Dünya Seyahat Pazarı (WTM) Uluslararası Turizm Fuarı, terörist İsrail'e yönelik protestoya sahne oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin davasını savunan eylemciler, terörist İsrail'in işgalini aklamak gayesiyle kurulan turizm standını hedef aldı. Çalınan Filistin toprakları üzerine inşa edilen gayrimeşru yerleşimleri teşhir eden eylemciler, standın etrafını "Suç mahallidir girilmez" yazılı emniyet şeridiyle kuşattı. Stant önünde "Her yerleşim yeri savaş suçudur" yazılı pankart açan eylemciler, siyonist çetenin soykırım politikalarını yüzlerine vurdu.</p>

<h2><strong>Soykırımın turizmi olmaz</strong></h2>

<p>Stantta toplanan kalabalığa hitap eden bir eylemci, terörist İsrail'in üç yıldır Gazze'de aralıksız soykırım uyguladığına dikkat çekerek, katillerin Londra'nın göbeğinde gasbedilmiş Filistin mülkleri üzerinden turizm pazarlaması yapmasına sert tepki gösterdi.Bir başka eylemci ise siyonistlerin suç ortaklarına seslenerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Burası bir suç mahallidir! Terörist İsrail, işlediği soykırımın neticeleriyle yüzleşmek mecburiyetindedir. Burada bu arsızlığa göz yuman herkes utanç duymalıdır. Yüz binlerce masum Filistinli katledildi ve her gün yenileri şehit ediliyor. Filistin halkı gaspçıların zulmü altında değil, hak ettiği hürriyet içinde yaşamalıdır."</p>

<h2><strong>Siyonist ortaklığına sokakta da geçit yok</strong></h2>

<p>Fuar alanında paniğe sebebiyet veren konuşmaların ardından iki eylemci, güvenlik görevlilerinin sert müdahalesiyle yaka paça dışarı atıldı. Protesto dalgası içerideki eylemle sınırlı kalmadı; fuar merkezinin ana girişinde toplanan geniş bir kitle de eyleme destek verdi. Filistin lehine gür sesle sloganlar atan kalabalık, Londra hükümetine çağrıda bulunarak terörist İsrail'e ve Vaşington güdümlü emperyalist politikalara verilen suç ortaklığının derhal durdurulmasını talep etti.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/londrada-israil-standina-suc-mahalli-protestosu</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 20:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/filistinstand.webp" type="image/jpeg" length="65732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TEORİK DİL VE GAYE]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/teorik-dil-ve-gaye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/teorik-dil-ve-gaye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıl ve dil, karşılıklı olarak birbirlerine bağlıdırlar; bir yandan zekâ geliştikçe dil de gelişir, öbür yandan zengin, akıcı, herkesçe anlaşılır bir dil de zekânın gelişmesini sağlar... Toplumun genel fikir çerçevesine Büyük Doğu'nun yerleştirilmesi ve bunun pekişmesinin bir yönü, teorik dil alanı bahsi içinde budur]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslâmî ölçüler ve ruhla, şeyler hakkında düşüncelerimize biçim verir ve onların nasıl meydana geldikleri, değişme ve birbirine tesir öz kanunlarının neler olduğu hakkında teoriler kurarken, gayemiz, insan ve toplum gerçeğini, dünyayı, elimizden geldiği kadar kavramaya ulaşmaktır... Nisbetsiz «tümevarım»ı gösteren beşerî sisetmler bir yana, bizi bu «doğru yol» üzerinde tutmayı sağlayan ölçüler, İslâmın ve İslâma muhatap anlayışındır.</p>

<p>VAROLMA MÜŞKÜLÜ'müzün en zor düğümü KENDİNDEN ZUHUR DİLİ etrafındaki meselelerin halli, bu şuurun uyandırılmasında olduğuna göre, yeri geldikçe hecelenmesi gereken bir terkibî hükümle, teorik dilden ne kastettiğimizi işaretleyelim:</p>

<p>— «Dil, yerinde hâl ifadesi, yerinde sembol, yerinde mevzu, yerinde tefekkür, yerinde DÜŞÜNCE SİSTEMİ, yerinde araç, yerinde mahiyet, yerinde hareket vs. mânâlarda kullanıldığı gibi, DİYALEKTİK mânâsında da kullanılır; ancak bunların keyfiyetleri doldurulduktan, bilindikten, sistemleştirildikten sonradır ki, özel mânâda çeşitli mevzular dili kurulur ve atmasyoncu onbaşı tarzında, «ben şu mevzuu bir dil olarak görüyorum!» gibi orada başlayıp orada biten garibanlıklar yapılmaz... Bitişiklikteki uzaklığı görmek şeklinde, nasıl ve niçiniyle, incelikleriyle, bir tahlil ve terkib doğruluğuyla mesele örgüleştirilir.»</p>

<p>Her nefsin muhatap olduğu mesuliyetin inceliklerini «günah» bahsinden işaretlersek, BÜYÜK DOĞU-İBDA mihrakından devşirilen keyfiyetin verime döndürülerek faiziyle beraber ödenmesi, yani doğrudan doğruya bu şemsiye keyfiyetini temin edici bir duruma erilebilmesinin yolu gösterilmiş olur:</p>

<p>— «Günah, Allah'a giden dosdoğru yolun engelleri ve saptırıcı kollarıdır. Onun içindir ki, günahı, Allaha ermenin mânileri bilmek ve onlarla mücadele nefse ne kadar ağır gelirse gelsin, mukavemetten en derin disiplin zevkini almak lâzımdır. Günah bu gözle görülecek olursa, mukavemeti nefse acı gelen bir şey olmaktan çıkar ve onları tek tek bilmek düşman ordusunu unsur unsur tanımak gibi zevkli bir anlayışa döner... Günahı, nefsçe sevilen bir şeyden mahrumluk acısına tahammül cephesiyle değil de, Allah'ın emirlerine uyma tadına bağlayabilene ve bu tadın üstüne tad tanımayana ne mutlu!..»</p>

<p>İnsan varoluşu süresince kesiksiz muhasebe davası anlaşılıyorsa, bu çerçevede hâl izahının kendiliğinden görüneceği de anlaşılıyor demektir... Bundan kaçınmak ise, doğrudan doğruya yine «İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ DEVRİ» hükmümüzü delillendiren şu tesbite denk gelir:</p>

<p>— «Günümüzde müslümanların, sahilsiz bir derya gibi içinde çırpındığı en büyük günah fiilî olmaktan ziyade kalbîdir; ve belki her fiilî günahtan beter olarak İslâm ahlâkına bîgânelikte toplanmaktadır.»</p>

<p>İslama Muhatap Anlayış -Teorik Dil Alanı-, Salih Mirzabeyoğlu, İbda Yayınları, 1987, s 71, 72, 73.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Külliyat</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/teorik-dil-ve-gaye</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/teorikdil.png" type="image/jpeg" length="23492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'de hükümet krizi derinleşiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilde-hukumet-krizi-derinlesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilde-hukumet-krizi-derinlesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Knesset seçimlerinde ağır bir yara alarak 27 sandalyede çakılı kalan  Netanyahu, iktidarda kalabilmek için çırpınıyor. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesinin koalisyon teklifini kesin bir dille reddetmesiyle birlikte siyonist rejimde hükümet kurma süreci tıkandı; Tel Aviv sokaklarında erken seçim sesleri yükseliyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail'de 27 Ekim’de yapılan genel seçimlerin ardından başlayan siyasi belirsizlik, Netanyahu’nun hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamasıyla krize dönüştü . Likud Partisi’nin yalnızca 27 milletvekilinde kalması ve siyonist ortaklarıyla dahi parlamentodaki 61 barajını aşamaması, Tel Aviv’deki iktidar hesaplarını altüst etti.</p>

<p>Netanyahu’nun başbakanlık koltuğunu bırakmamak ve yargılandığı yolsuzluk davalarından kaçmak maksadıyla muhalefet kanadına sunduğu "geniş tabanlı milli birlik hükümeti" hamlesi duvara tosladı.</p>

<h2><strong>Eisenkot kapıyı yüzüne kapattı: "Netanyahu ile ortaklık imkânsız"</strong></h2>

<p>Seçimlerden 21 sandalye kazanarak parlamentonun ikinci büyük gücü haline gelen Yaşar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Netanyahu’dan gelen koalisyon davetine net bir dille "Hayır" cevabı verdi. Eisenkot, ülkeyi Gazze’de ve Lübnan’da askeri hezimetlere sürükleyen, uluslararası alanda derin bir tecride mahkum eden Netanyahu yönetimiyle hiçbir şart altında aynı çatı altında bulunmayacaklarını açıkladı.</p>

<p>Muhalefet blokunun tavizsiz tutumu, Netanyahu’nun hükümet kurma yetkisini alsa dahi güvenoyu bulma ihtimalini tamamen sıfırlamış vaziyette...</p>

<h2><strong>Sokaklar kaynıyor: "Yenilginin bedelini öde ve istifa et"</strong></h2>

<p>Siyasi kilitlenmenin akabinde Tel Aviv ve işgal altındaki Kudüs sokaklarında protesto gösterileri yeniden alevlendi. Netanyahu karşıtı sivil toplum örgütleri ve muhalif partiler, siyonist çetenin aylardır yürüttüğü soykırım politikasına rağmen hiçbir askeri gayesine ulaşamadığını haykırarak derhal istifa talep etti.</p>

<p>Arap partilerinin 19 milletvekiliyle tarihi bir temsil gücüne ulaşması ve sağ blokun parçalanmasıyla birlikte uzmanlar, mevcut meclis aritmetiğinden bir hükümet çıkmasının imkânsız olduğunu, siyonist rejimin birkaç ay içinde yeniden erken seçime gitmekten başka bir çıkış yolunun kalmadığını kaydediyor.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilde-hukumet-krizi-derinlesiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/israilsecim-1.webp" type="image/jpeg" length="87594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa'da uçaklarda bomba ihbarı paniği]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/avrupada-ucaklarda-bomba-ihbari-panigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/avrupada-ucaklarda-bomba-ihbari-panigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa genelinde yolcu uçaklarına yönelik art arda yapılan bomba ihbarları, kıta genelindeki havalimanlarında güvenlik seviyesini üst noktaya taşıdı. Polonya, İspanya, İtalya ve Bulgaristan'da farklı hatlarda sefer yapan uçaklar, güvenlik protokolleri gereği acil inişlere, tahliyelere ve kapsamlı aramalara sahne oldu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İhbarların hedefindeki uçaklarda yapılan kontrollerde herhangi bir patlayıcı madde izine rastlanmazken, yaşanan panik hava trafiğinde aksamalara sebep oldu.</p>

<h2><strong>İspanya'da 121 kişi tahliye edildi</strong></h2>

<p>İngiltere’nin Manchester kentinden İspanya’nın Murcia şehrine hareket eden Ryanair firmasına ait yolcu uçağı, inişinin ardından acil güvenlik çemberine alındı. Uçakta yer alan 114 yolcu ile 7 kabin görevlisi derhal tahliye edildi. İspanyol Sivil Muhafızlar (Guardia Civil) tarafından yürütülen detaylı aramalar sonucunda ihbarın asılsız olduğu belirlendi. İspanya hükümetinin Murcia temsilcisi Francisco Lucas, gerekli kontrollerin tamamlanmasıyla birlikte havalimanındaki operasyonların olağan seyrine döndüğünü açıkladı.</p>

<h2><strong>Sofya ve Varşova'da terör alarmı</strong></h2>

<p>Bulgaristan’da İsrail kalkışlı bir yolcu uçağı, gelen tehdit e-postası üzerine Sofya Havalimanı’na teyakkuza geçilerek indirildi. Bulgaristan İçişleri Bakanlığı’na bağlı terörle mücadele birimleri, uçağın kargo ve yolcu bölümlerinde patlayıcı düzenek ihtimaline karşı ayrıntılı inceleme yürüttü.</p>

<p>Polonya'da ise iki ayrı seferde benzer tehlike senaryosu yaşandı. Londra Heathrow'dan Varşova'ya gitmek üzere havalanan LOT Havayolları uçağı, gelen bomba ihbarı üzerine Modlin Havalimanı'na yönlendirildi. Uçaktaki 181 yolcu hızla tahliye edilirken, Modlin Havalimanı geçici bir süre uçuş trafiğine kapatıldı. Kontrollerin tamamlanması ve güvenliğin teyit edilmesinin ardından meydan yeniden faaliyete geçti. SAS Havayolları'nın Kopenhag-Varşova seferini yapan diğer bir uçağı da ihbar üzerine kontrol altına alındı; sorunsuz gerçekleşen inişin ardından yapılan aramalarda şüpheli bir bulguya rastlanmadı.</p>

<h2><strong>Roma'da savaş uçakları devreye girdi</strong></h2>

<p>İtalya’nın başkenti Roma’daki Fiumicino Havalimanı, Lizbon ve Dublin'den gelen iki ayrı Ryanair uçağına yönelik isimsiz ihbarlar sebebiyle yoğun güvenlik tedbirlerine sahne oldu. Dublin seferini yapan uçağa, İtalya hava sahasına girişinden iniş anına kadar İtalyan Hava Kuvvetleri’ne ait jetler refakat etti. Bomba imha uzmanlarının yolcular, bagajlar ve kabin genelinde yaptığı incelemelerin temiz çıkmasıyla hava üssündeki alarm durumu kaldırıldı.</p>

<h2><strong>Benzer tehdit Budapeşte'de yaşanmıştı</strong></h2>

<p>Avrupa hattındaki bu ihbar dalgasından bir gün önce Macaristan hava sahasında da benzer bir hareketlilik kayıtlara geçmişti. Londra Luton Havalimanı’ndan havalanan Wizz Air uçağı, seyir esnasında gelen tehdit üzerine Macar savaş uçakları eşliğinde Budapeşte’ye yönlendirilmiş, yapılan kontrollerde herhangi bir patlayıcı maddeye rastlanmamıştı.</p>

<p>Avrupa genelinde eş zamanlı yürütülen bu asılsız ihbarların kaynağını tespit etmek üzere ilgili ülkelerin güvenlik birimleri çok yönlü soruşturma yürütüyor.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/avrupada-ucaklarda-bomba-ihbari-panigi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/ucakihbar.webp" type="image/jpeg" length="54870"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in hayatı beyaz perdeye taşınıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazil-kisakurekin-hayati-beyaz-perdeye-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazil-kisakurekin-hayati-beyaz-perdeye-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek Vakfı Başkanı ve Üstad'ın torunu Emrah Kısakürek, proje için görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akşam gazetesi yazarı Gülcan Tezcan'a konuşan Necip Fazıl Kısakürek Vakfı Başkanı Emrah Kısakürek, Üstad Necip Fazıl'ın hayatını konu alan bir sinema projesi üzerinde çalışıldığını duyurdu. Kısakürek, yapımın hayata geçirilmesi için çeşitli görüşmeler yürütüldüğünü, yönetmen ve senarist arayışlarının sürdüğünü belirtti.</p>

<h2><strong>Hazırlıklar en az 6-7 ay sürecek</strong></h2>

<p>Emrah Kısakürek, projenin henüz ön hazırlık aşamasında olduğunu ve bu sürecin en iyi ihtimalle 6-7 ay süreceğini ifade etti. Necip Fazıl'ın hayatının hangi döneminin ele alınacağı konusunda henüz kesin bir karar verilmediğini belirten Kısakürek, Üstad'ın hayatının yalnızca bir döneminin dahi en az 10 bölümlük bir yapıma konu olabilecek zenginlikte olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Kısakürek, Necip Fazıl'ı ve onun fikir dünyasını hakkıyla tanıyan senaristler bulmakta güçlük çektiklerine de dikkat çekti. Hazırlanacak eserin Üstad'ın şahsiyetini doğru biçimde yansıtan bir yapım olması hedefleniyor.</p>

<p>Yönetmen, oyuncu kadrosu ve çekim takvimine ilişkin resmî bir açıklama yapılmazken, yapımın sinema filmi mi yoksa dizi formatında mı hazırlanacağı da kesinleşmiş değil.</p>

<p>Kaynak: Akşam – Gülcan Tezcan, 2 Kasım 2026</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ustad-necip-fazil-kisakurekin-hayati-beyaz-perdeye-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/necip-fazil-sinemaya-aktariliyor.webp" type="image/jpeg" length="54104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kendi medeniyetine yabancı Batızedelerin kimlik bunalımı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kendi-medeniyetine-yabanci-batizedelerin-kimlik-bunalimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kendi-medeniyetine-yabanci-batizedelerin-kimlik-bunalimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kendi-medeniyetine-yabanci-batizedelerin-kimlik-bunalimi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/batizedelerin-kimlik-bunalimi.png" type="image/jpeg" length="74771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terörist İsrail'in propagandası ifşa oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-propagandasi-ifsa-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-propagandasi-ifsa-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrailli eski bir kadın asker, İsrail Ordu Sözcülüğü biriminin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'daki askeri operasyonlara ilişkin kamuoyuna sunduğu bilgileri nasıl manipüle ettiğini ve Filistinlilere 'terörist' etiketi yapıştırdığını ifşa etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrailli sivil toplum kuruluşu "Breaking the Silence"ın (Sessizliği Bozmak) yeni sözcüsü olan Ayelet Kroizer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ordudaki görevi ve tanıklıklarına dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudi toplumunda büyüdüğünü ve 3 yıl önce muafiyetini iptal ettirerek savaş sırasında orduya katıldığını belirten Kroizer, "O dönemde devleti savunduğuma inanarak orduya katılmıştım. Askerlik hizmetimin sonunda 'Sessizliği Bozmak' örgütünde çalışacağımı hiç tahmin etmezdim." ifadelerini kullandı.</p>

<p>İsrail Ordu Sözcülüğü biriminde görev yaptığı süre boyunca sadece Batı Şeria ve Gazze'deki gerçeklerle değil, ordunun bu gerçekleri kamuoyuna sunma biçimiyle de tanıştığını vurgulayan Kroizer, "Ordu sözcüsünün kamuoyundaki gerçeklik algısını ne derece kontrol ettiğini ve gerçekleri sorunlu bir şekilde nasıl manipüle ettiğini gördüm. Kamuoyuna karşı sorumlu bir kurum gibi değil, adeta bir halkla ilişkiler şirketi gibi hareket ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kroizer, ordunun İsrail kamuoyuna yönelik çalışmasının ana hedefinin "halkın orduya olan güvenini artırmak" olarak belirlendiğini, halkın haber alma hakkının ise en iyi ihtimalle ikincil planda kaldığını kaydetti.</p>

<p>Uluslararası kamuoyuna yönelik çalışmaların amacının ise askeri operasyonların meşruiyetini genişletmek olduğunu belirten Kroizer, "Burada da ödenen bedel gerçekler oldu." dedi.</p>

<h2><strong>SOYKIRIMCININ İTİRAFLARI</strong></h2>

<p>Medyaya servis edilen bilgilerin hazırlanma sürecinde bizzat yer aldığını aktaran Kroizer, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Hizmetim sırasında medyada yayınlanan ayrıntıları manipüle ettim. 'Terörist' kelimesinin masum Filistinlilere de nasıl yapıştırıldığını, açıklamaların hedef kitleye ve belirlenen amaca göre nasıl şekillendirildiğini gördüm. Haksızlık karşısında hiçbir zaman sessiz kalmayı beceremedim ama burada kendimi haksızlığın halkla ilişkilerini yapmak zorunda buldum."</p>

<p>İsrail ordusunun Gazze'deki saldırılarda hayatını kaybedenlerle ilgili tutumuna da değinen Kroizer, "Tek bir saldırıda onlarca kişinin ölüm haberini tasarlamayı, ardından da otomatik olarak 'olaya karışmayan sivillerin zarar görmesinden üzüntü duyuyoruz' cümlesini eklemeyi öğrendim. Bu benim günlük rutinimin bir parçasıydı." şeklinde konuştu.</p>

<p>Kroizer açıklamasını, "Bu yüzden susmayacağım. Eğer siz de savaş sırasında görev yaptıysanız, siz de susmayın." çağrısıyla tamamladı.</p>

<p>"Sessizliği Bozmak" derneği de Kroizer'ın paylaşımını alıntılayarak, "Ayelet, bize katıldığın için bundan daha gururlu ve mutlu olamazdık. İşgal hakkındaki gerçekleri haykırma zamanı geldi." açıklamasını yaptı.</p>

<p>Kaynak: AA, Star Haber</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/terorist-israilin-propagandasi-ifsa-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/israil-propaganda-1.webp" type="image/jpeg" length="29973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi 57. sayı çıktı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-57-sayi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-57-sayi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu sayımızda, dijital dünyanın görünmez tahakkümünü, sosyal yönlendirmelerin insan iradesi üzerindeki tesirini ve konfor uğruna terk edilen şahsiyeti sorguluyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Takdim</strong></p>

<p>Bir parmağını hareket ettiriyorsun. Bir hayat geçiyor önünden. Sonra bir başkası… Biraz eğleniyor, biraz öfkeleniyor, biraz imreniyorsun. Kaydırıyorsun, izliyorsun, tüketiyorsun. Saatler, günler, aylar geçiyor. Peki, sen başkalarının hayatlarını seyrederken kendi hayatına ne oluyor?</p>

<p>Başkalarının fikirleriyle zihnini, beğenileriyle ölçülerini, tercihleriyle hayallerini şekillendiriyorsun. Ne düşüneceğini, neye kızacağını, neyi seveceğini sosyal rüzgârlar belirliyor. Kendi sesini duyamaz, kendi istikametini tayin edemez hâle geliyorsun. Dahası, bunu özgürlük zannediyorsun!</p>

<h2 style="text-align:center"><strong><a href="https://www.aylikbaran.com/product-page/ayl%C4%B1k-baran-dergisi-56-say%C4%B1-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1" rel="nofollow">SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></h2>

<p>Bir prensibin yok; eğilimlerin var. Bir istikametin yok; kalabalıkların peşinde sürüklenen tercihlerin var. Popüler olanı doğru, çok beğenileni değerli, çoğunluğun kabul ettiğini hakikat sanıyorsun. Düşünmenin zahmetinden, itiraz etmenin bedelinden, farklı olmanın yalnızlığından kaçıyorsun.</p>

<p>Konformizmin en tehlikeli biçimi de budur: İnsanın kendi esaretini özgürlük, savruluşunu tercih zannetmesi!</p>

<p>Oysa şahsiyet, kalabalıklarla aynı şeyi düşündüğünde değil, gerektiğinde kalabalıkların karşısında durabildiğinde ortaya çıkar. Peki, hangi fikrin gerçekten sana ait? Neyi kendi muhasebenden geçirerek benimsedin? Başkalarının hayatına özenirken kendi hayatından vazgeçtiğinin farkında mısın?</p>

<p>Belki de en büyük kaybın zaman değil; zamanın içinde kaybettiğin kendinsin!</p>

<p>Bu sayımızda, dijital dünyanın görünmez tahakkümünü, sosyal yönlendirmelerin insan iradesi üzerindeki tesirini ve konfor uğruna terk edilen şahsiyeti sorguluyoruz.</p>

<p>Şimdi parmağını durdur ve kendine sor:</p>

<p>Sen hayatını mı yaşıyorsun, yoksa başkalarının hayatını seyrederken kendi ömrünü mü tüketiyorsun?</p>

<p>Çünkü parmağının ucunda kayan yalnızca görüntüler değil; geri gelmeyecek olan senin hayatın!</p>

<p><strong>İÇİNDEKİLER</strong></p>

<p>– “Suçüstü Yakala Kendini” – Ömer Emre Akcebe</p>

<p>– Sakarya Üniversitesinde “Necip Fazıl ve Gençlik” Programı Yapıldı</p>

<p>– Krallık ve Saltanatın Yeri ve Raşit Halifelikle Mukayesesi – İbrahim Tatlı</p>

<p>– Batı’nın Hürriyet Anlayışı ve Hakiki Hürriyetin Ölçüsü</p>

<p>– “Ben Lafımı Esirgemem” Diyen “Samimi” Öküzlere... – Yavuz Arslan</p>

<p>– Esseyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri</p>

<p>– Necip Fazıl’ın Siyah Pelerinli Adam’ı ve Goethe’nin Faust’u – Betül Deniz</p>

<p>– Eş-Şîrâzî’nin Düstûrü’l-Vüzerâ Eserinin Tercümesi -III- – Ömer Faruk Sakin</p>

<p>– Salih Mirzabeyoğlu’nun Büyük Muztaribler -4- Eserine Dair -IV- – Mehmet Sami Pınar</p>

<p><strong>Röportajlar</strong></p>

<p>– Prof. Dr. Sami Şener: Medeniyet Anlayışımıza Uygun Yerli Sosyolojiye İhtiyaç Var</p>

<p>– İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık: Popüler Kültür Evliliği Yük, Çocuğu da Hayat Kalitesini Azaltan Bir Unsur Gibi Anlatıyor</p>

<p>– Prof. Dr. Ali Seyyar: İslâm Dünyasından Gelen Paralar, Afet İnan Gibi “Makbul Elit”lere Harcandı</p>

<p><img alt="Aylık Baran 57 Çıktı" height="1418" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/11/aylik-baran-57-cikti.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p>]]></turbo:content>
      <category>Dergi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/aylik-baran-dergisi-57-sayi-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/aylik-baran-cikti-57-sayi.webp" type="image/jpeg" length="28197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gözü günahta bir toplumdan gözü sevapta bir topluma dönmeliyiz!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gozu-gunahta-bir-toplumdan-gozu-sevapta-bir-topluma-donmeliyiz-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gozu-gunahta-bir-toplumdan-gozu-sevapta-bir-topluma-donmeliyiz-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şer’i cezalarda caydırıcılık esastır ve İslâm rejiminde sivrisineklerden ziyade bataklık kurutulur. Tabiî ki bu cezalar kötülüğe giden yollar kapatıldıktan ve gözü günahta değil, gözü sevapta ve hayırda bir nesil yetiştirildikten sonra hâlâ yapan olursa en büyük adalet olarak acımasızca uygulanır. Zira İslâm idaresi bilir ki mikroba merhamet hastaya (topluma) merhametsizlik demektir.]]></description>
      <category>Fikir</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gozu-gunahta-bir-toplumdan-gozu-sevapta-bir-topluma-donmeliyiz-1</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/insan-kalabalik-aa-2181915-roj5-1.webp" type="image/jpeg" length="80763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunus Emre Divanı'nın kayıp nüshası bulundu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yunus-emre-divaninin-kayip-nushasi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yunus-emre-divaninin-kayip-nushasi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu'da Türk şiirinin öncüsü, tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre'ye ait kayıp bir hazine daha gün yüzüne çıktı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunus Emre Divanı’nın dağınık yapraklar halinde günümüze ulaşan yeni bir nüshası, Prof. Dr. M. Fatih Köksal tarafından tespit edildi.</p>

<p>Bugüne kadar yeri bilinmeyen nüsha, Prof. Dr. Güler Doğan Averbek ve ekibinin titiz çalışmalarıyla kitaplaşarak ilim dünyasına kazandırılıyor.</p>

<p>Matbaa sırası bekleyen eser, sahipsiz ve dağınık haldeki kıymetli varakların yok olmaktan kurtarılıp koruma altına alınması bakımından büyük bir öneme sahip.</p>

<h2><strong>Edebiyat tarihine ışık tutacak 9 yeni Yunus şiiri</strong></h2>

<p>1966 yılında Türk Yurdu dergisinde yayımlanan kısa bir mülakattaki ipuçlarının peşinden giden Prof. Dr. Güler Doğan Averbek, Yunus Emre araştırmaları sırasında Prof. Dr. Fatih Köksal tarafından tespit edilen nüshanın Türk Yurdu dergisindeki yazma olduğunu fark etti.</p>

<p>İlk kez 1966'daki bu dergi yazısında anılması sebebiyle "Türk Yurdu Nüshası" olarak adlandırılması uygun görülen yazma, içeriğiyle dikkat çekiyor:</p>

<p>Nüshada 113’ü Yunus Emre’ye, kalanı ise Âşık Paşa, Said Emre ve Kaygusuz Abdal’a ait olmak üzere toplam 125 şiir yer alıyor.</p>

<p>Şiirlerin 9 tanesi, daha önceki erken veya geç hiçbir nüshada rastlanmamış Yunus şiirleri olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Diğer 104 Yunus şiiri ise mevcut kadim ve sahih nüshalarla diğer el yazmalarındaki metinlere tanıklık etmesi açısından araştırmacılara önemli bir zemin sunuyor.</p>

<h2><strong>Sahih nüshalar listesine yeni bir halka</strong></h2>

<p>Yunus Emre araştırmacılarının sınırlı sayıda metni "sahih veya kadim" olarak kabul ettiğini belirten Prof. Dr. Güler Doğan Averbek; daha önce Karaman Nüshası olarak ünlenen Eraslan Güzel Nüshası, Fatih Nüshası, Raif Yelkenci Nüshası, Ritter Nüshası ve Vahid Paşa Nüshası'nın yer aldığı bu seçkin listeye “Türk Yurdu Nüshası”nı eklemenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.</p>

<p>Bu önemli keşfin arka planında ise uzun soluklu bir entelektüel takip hikayesi yatıyor. 1966 senesinde Türk Yurdu dergisinde yayımlanan Raif Yelkenci mülakatında, varaklar halindeki dağınık Yunus şiirlerinden bahsedilmesi ve bir görselin sunulması edebiyat meraklılarının ilgisini çekmişti.</p>

<p>Yıllar sonra Yelkenci evrakını inceleyen Prof. Dr. Güler Doğan Averbek, sayfalarda sıkça geçen "Yunus Emre fermâyed" başlıklarının ipucunu takip etti. Eksik kataloglama sebebiyle gözden kaçan bu kıymetli nüshanın varlığı, Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın 2025 yılında bir bildiriyle konuyu ilim âlemine duyurmasıyla netlik kazandı.</p>

<p>Köksal, bu nüshayı yakın zamanda yayımlanacak Yunus Emre Divanı eleştirel metni için hazırladığı çalışmada diğer yedi nüshayla birlikte kullandı. Yazmanın Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’ne ulaşmasını sağlayan son dönem sahaflarından Mevlüt Ceylan’ın gayretleri de sürecin önemli bir halkasını oluşturdu.</p>

<p>Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın desteğiyle, Prof. Dr. Güler Doğan Averbek bu kıymetli yazmayı doktora öğrencileri ile birlikte yayına hazırladı. Eserin en kısa sürede okuyucuyla buluşması bekleniyor.</p>

<h2><strong>Yunus Emre’ye ait benzer keşifler</strong></h2>

<p>Yunus Emre metinlerinin gün yüzüne çıkarılması serüveninde, son yıllarda Türk akademi dünyasında pek çok önemli başarıya imza atıldı.</p>

<p>Berlin Devlet Kütüphanesi’nde İslâm yazmaları üzerine çalışan Prof. Dr. Güler Doğan Averbek’in dikkatini çeken bir başka Yunus Emre Divanı ise, yıllardır kayıp Raif Yelkenci Nüshası'nı arayan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya tarafından tespit edilmişti. Akkaya’nın hazırladığı bu önemli eser, daha sonra Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçuoğlu’nun editörlüğünde yürütülen Yunus Emre Külliyatı Yayın Projesi kapsamında neşredilerek edebiyat dünyasına kazandırılmıştı.</p>

<p>Bugün Türk Yurdu Nüshası ile zenginleşen bu halka, Yunus Emre'nin mirasının hâlâ yeni keşiflerle genişlemeye devam ettiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>

<p>trthaber</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yunus-emre-divaninin-kayip-nushasi-bulundu</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/yemre.png" type="image/jpeg" length="38737"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail zindanlarında Büşra Tevil'e tecrit ve işkence]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-zindanlarinda-busra-tevile-tecrit-ve-iskence</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-zindanlarinda-busra-tevile-tecrit-ve-iskence" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail, esir aldığı Filistinli gazeteci Büşra Tevil'i iki ayı aşkın süredir tek kişilik hücrede tutarak ağır işkenceye maruz bırakıyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Zulüm ve tecrit politikası</strong></h2>

<p>Hücre baskınları, kaba dayak, hakaret ve zehirli gaz... Terörist İsrail zindanlarında rehin tutulan Filistinli gazeteci Büşra Tevil, iki ayı aşkın bir zamandır vahşi bir baskı rejimiyle karşı karşıya bulunuyor. Filistin Halk Kongresi (PPC) tarafından paylaşılan bilgiler, gazetecinin tecrit hücresinde sistematik şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. Gardiyanların periyodik baskınları sırasında Tevil'e darp uygulandığı, üzerine göz yaşartıcı gaz sıkıldığı ve en temel insani ihtiyaçlarından dahi mahrum bırakıldığı ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>Ağır hastalıklar ve insanlık dışı şartlar</strong></h2>

<p>Filistinli Esirler Derneği (PPS) tarafından hazırlanan rapor, gazetecinin maruz bırakıldığı sefaleti açıkça aktarıyor. Hücreye atılmadan evvel uyuz illetine yakalanan Tevil'in cildinde, ellerinde ve gözlerinde aşırı kuruluk meydana geldi; kollarına sürekli takılan kelepçeler ise ellerinde his kaybına ve uyuşmaya sebebiyet verdi.</p>

<p>Beslenme imkânlarının kasıtlı olarak asgari seviyenin dahi altına çekildiği zindanda, gazeteciye içme suyu niyetine sarı renkli musluk suyu veriliyor. Temiz elbiseye erişimi engellenen ve çamaşırlarını yıkama imkânı elinden alınan Büşra Tevil, lekeli, kirli ve parçalanmış yatak takımları sebebiyle adeta çıplak taş zemin üzerinde yatmak mecburiyetinde kalıyor. Bu gayriinsani şartlar, esir gazetecinin sıhhatini her geçen gün daha ağır bir felakete sürüklüyor.</p>

<h2><strong>Hukuksuz alıkoyma ve sürgün uygulaması</strong></h2>

<p>Siyonistlerin Filistin halkını sindirmek maksadıyla hiçbir somut suçlama yöneltmeden insanları aylarca, hatta senelerce alıkoyduğu "idari gözaltı" mekanizması, Tevil dosyasında da devrede. PPC, terörist İsrail mercilerinin gazeteci hakkındaki esaret süresini dört ay daha uzattığını duyurdu. Keyfî gözaltı sürecinde aynı zamanda hücre hapsine mahkûm edilen gazeteci için Uluslararası Kızılhaç Teşkilatı (ICRC) başta olmak üzere muhtelif insan hakları kurumlarına acil müdahale çağrısı yapıldı.</p>

<p>Gaspçı rejimin hukuk tanımazlığı zindanlar arasındaki sevklerde de kendini gösteriyor. Damon Cezaevi'nde tutulan Tevil, hiçbir tebligat yapılmaksızın Ramla Cezaevi'ne nakledildi. 4 Ekim tarihinde Damon Cezaevi'ne gönderileceğine dair evrakı zorla imzalatılan Filistinli gazeteci, evraktaki bilginin aksine Bi'rüssebi'deki Ohaley Oz Zindanı'na götürülerek burada tecrit hücresine kapatıldı. </p>

<p>İsrail, Büşra Tevil'i halen bu zindanın tecrit hücresinde esir tutmaya devam ediyor.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-zindanlarinda-busra-tevile-tecrit-ve-iskence</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 22:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/busratevil.png" type="image/jpeg" length="12373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Moskova’dan Türk Devletleri Teşkilatı hamlesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/moskovadan-turk-devletleri-teskilati-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/moskovadan-turk-devletleri-teskilati-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in Rusya’yı Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci statüsüyle veya TDT+ formatıyla dahil etme önerisine Kremlin’den destek geldi. Rusya coğrafyasındaki Türk halklarının varlığına dikkat çeken Sözcü Dmitriy Peskov, resmi davet beklediklerini belirterek teşkilata katılımı "anlaşılabilir, uygun ve tabii bir adım" olarak nitelendirdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, Rusya’nın Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) gözlemci statüsüyle katılması ya da "TDT+" formatı içinde konumlandırılması yönündeki teklifi Moskova’da geniş yankı buldu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Astana’dan yükselen bu öneriyi değerlendirerek Rusya’nın yaklaşımlarını kamuoyuyla paylaştı.</p>

<h2><strong>"Astana ile görüşmelerde mutlaka ele alınacak"</strong></h2>

<p>Sözcü Peskov, henüz taraflarına intikal eden resmi bir davet belgesi bulunmadığını ifade ederken, konunun iki ülke arasındaki diplomatik temaslarda öncelikli başlıklardan biri olacağını aktardı. Sürecin diplomatik kanallarda istişare edileceğini kaydeden Peskov, "Resmi bir davet sürecinin henüz tamamlanmasını bekliyoruz. Ancak bu konu, Astana’daki dostlarımızla yürüteceğimiz temaslarda mutlaka ele alınacaktır" açıklamasında bulundu.</p>

<h2><strong>"Rusya Coğrafyasındaki Türk Toplulukları bu adımı tabii kılıyor"</strong></h2>

<p>Rusya’nın teşkilatla muhtemel birlikteliğinin tarihi ve demografik zeminine dikkat çeken Peskov, ülke sınırları içindeki Türk halklarının varlığını vurguladı. Rusya Federasyonu bünyesinde köklü Türk topluluklarının yaşadığı geniş bölgelerin yer aldığını hatırlatan Sözcü, bu ortak mirasın söz konusu iş birliğini güçlendirdiğini dile getirdi. Peskov, bu gerekçeyle Rusya’nın teşkilatta yer almasının "anlaşılabilir, uygun ve doğal" bir zemine oturduğunu kaydetti.</p>

<h2><strong>Teşkilat Avrasya'da genişleme eşiğinde</strong></h2>

<p>Halen Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan olmak üzere beş tam üye ülkenin omurgasını oluşturduğu Türk Devletleri Teşkilatı; Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) gözlemci statüsüyle dahil olduğu çok boyutlu bir diplomasi ağı sunuyor. Moskova yönetiminin gözlemci ya da özel bir iş birliği formatıyla teşkilata eklemlenmesi durumunda, bu hamlenin Avrasya genelindeki jeopolitik dengelerde köklü değişimlere sebep olması bekleniyor.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/moskovadan-turk-devletleri-teskilati-hamlesi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 20:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/tdt.jpg" type="image/jpeg" length="32711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Netanyahu Trump'ı İran'a nükleer vuruşa zorluyor']]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/netanyahu-trumpi-irana-nukleer-vurusa-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/netanyahu-trumpi-irana-nukleer-vurusa-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amerikalı bağımsız gazeteci Tucker Carlson, Netanyahu’nun siyasi geleceğini kurtarmak için dünyayı ateşe atmaya hazırlandığını açıkladı. Netanyahu’nun Trump’ı her gün arayarak İran’ın yer altı tesislerine nükleer saldırı düzenlemesi yönünde baskı kurduğunu belirten Carlson, Vaşington'un 7 Kasım’a kadar bu konuda bir karar vereceğini duyurdu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail’deki son parlamento seçimlerinde çoğunluğu kaybeden ve hükümet kuramayan Netanyahu çetesinin içine düştüğü çaresizlik, Vaşington kulislerini sarsan dev bir ifşayla gözler önüne serildi. X platformundaki bağımsız yayınında konuşan ünlü Amerikalı gazeteci Tucker Carlson, Netanyahu’nun iktidardan düşmesi halinde doğrudan soruşturmalar ve hapis cezasıyla yüzleşeceğini, bu sebeple siyasi bekasını ancak bölgeyi topyekûn bir savaşa sürükleyerek koruyabileceğine inandığını kaydetti.</p>

<p>Netanyahu’nun bu amaçla Trump’a her gün telefon açtığını aktaran Carlson, masadaki en vahşi planın İran’ın Kazma Dağı (Pickaxe Mountain) mevkiinde bulunan yer altı nükleer tesislerine taktik nükleer mühimmatla saldırılması olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>"100 metrelik graniti delemiyorlar, nükleer vuruş istiyorlar"</strong></h2>

<p>Amerikan ordusunun elindeki konvansiyonel sığınak delici bombaların yerin yaklaşık 100 metre altındaki yekpare granit tabakasını geçmeye yetmediğini vurgulayan Carlson, siyonistlerin nükleer silah kullanımını tek askeri seçenek olarak Beyaz Saray’a dayattığını belirtti. Netanyahu’nun sadece Trump’ı değil, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve CENTCOM Komutanı Brad Cooper’ı da muharebe operasyonlarını yeniden başlatmaları için ağır bir abluka altına aldığı kaydedildi.</p>

<p>Netanyahu’nun daha önce Birleşik Arap Emirlikleri’ni de İran’a yönelik nihai bir saldırı planına dahil etmek istediğini ancak Abu Dabi yönetiminin bu çılgınlığı kesin bir dille reddettiğini hatırlatan Carlson, siyonist liderin artık tamamen köşeye sıkışmış bir kumarbaz gibi hareket ettiğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>"Körfez zehirlenir, 100 milyon insan susuz kalır"</strong></h2>

<p>Olası bir nükleer saldırının doğuracağı felaketin sınır tanımayacağı uyarısında bulunan Amerikalı gazeteci, yer üstünde meydana gelecek radyoaktif serpintinin bütün Basra Körfezi’ni kirleteceğini ve bölgedeki yaklaşık 100 milyon insanın içme suyu kaynağını zehirleyeceğini söyledi.</p>

<p>Böylesi bir adımın Üçüncü Dünya Savaşı’nı kaçınılmaz hale getireceğinin altını çizen Carlson; buna karşılık Başkan Yardımcısı JD Vance ve özel temsilci Steve Witkoff’un nükleer cinnete şiddetle karşı çıktığını, Trump’ı Tahran ile diplomatik bir uzlaşma aramaya ikna etmeye çalıştıklarını bildirdi. Vaşington yönetiminin kararını 7 Kasım tarihine kadar netleştireceği ifade ediliyor...</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/netanyahu-trumpi-irana-nukleer-vurusa-zorluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/trumpnet-4.png" type="image/jpeg" length="61347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB'de valiz dolusu rüşvet pazarlığı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ibbde-valiz-dolusu-rusvet-pazarligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ibbde-valiz-dolusu-rusvet-pazarligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü'ne ilişkin 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 102. duruşmasında bir kısım tanıklar dinlendi. Duruşmada ortaya dökülen ifadeler, belediye imkânlarının menfaat ve rüşvet çarkına dönüştürüldüğünü açıkça belgeledi. Tek bir valizle el değiştiren 3,5 milyon dolarlık rüşvetten, 160 bin liralık haksız isnat sebebiyle intihar eden 23 yıllık veznedarın dramına kadar uzanan beyanlar, belediyedeki yozlaşmanın boyutlarını bir kez daha ortaya çıkardı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım müştekilerin ifadelerinin alınmasından sonra tanıkların dinlenmesine geçildi.</p>

<p>Tanık Arzu Uçar, Beylikdüzü Belediyesinde eşinin 23 sene görev yaptığını belirterek, 'Eşim, Ekrem İmamoğlu döneminde üzerine atılan bir suçlama nedeniyle intihar etmiştir. İntihar etmeden de Beylikdüzü Belediyesi'nde iptal edilen bir makbuz var. Yalnız iptal edilen makbuzun parası ortada yok. Eşim o belediyede veznedar olarak çalışıyordu.' dedi.</p>

<p>Eşinin ölümü sonrasında İmamoğlu ile görüştüğünü anlatan tanık Uçar, 'Dedim ki, 'Başkan'ım, siz ev diyorsunuz, bunlar öyle demiyor.' O zaman Ekrem İmamoğlu, 'İş adamları bir araya gelmiş ve almış gibi gösterilir.' dedi. Sonra bize daire bakmamız söylendi. Ben çok şaşırdım. Hani ben gerçekten birilerinden para toplayıp da bize bir daire tutulacak falan diye düşünüyordum.' diye konuştu.</p>

<p>Tanık Uçar, eşinin 160 bin lira yüzünden canından olduğunu, kendilerine evin tapusunun verilmediğini söyleyerek, 'Mehmet Murat Çalık benimle hiçbir zaman görüşmedi. 23 senelik çalışma hayatı olan bir insana mobbing uygulandı.' dedi.</p>

<p>Bir diğer tanık Aydın Şahin, iş insanı Adem Kameroğlu'nun kendisine yetki verdiğini ve bankadan 2 milyon lira çektiğini belirterek, 'Necati Özkan adında biri geldi, ben parayı ona teslim ettim. Necati Özkan da parayı tekrar bizim inşaata yatırdı. Necati Özkan 500 bin lira halinde parayı 4 seferde yatırdı.' dedi.</p>

<p>Tanıklardan Ekrem Reşat Tüzün, savcılıkta verdiği ifadeleri tekrar ettiğini söyleyerek, 'Bu reklamlarla ilgili izinleri Kentsel Tasarım Müdürlüğünden alıyorduk daha önce. Herhangi bir bedel vermeden sadece evrakı tamamlayarak alıyorduk. 2020 yılından sonra Kültür AŞ'ye yönlendirildik. Kültür AŞ'ye bir ödeme yaptıktan sonra Kentsel Tasarım Müdürlüğü bize gelip izin verirdi.' diye konuştu.</p>

<p>Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, 'İfadenizde bir sistemden bahsetmişsiniz. Nedir bu sistem? Bir anlatın.' demesi üzerine tanık Tüzün, şunları anlattı:</p>

<p>'Kültür AŞ'ye belli bir ödeme yapmadan izinlerimiz çıkmazdı. Ödeme yaptım. Kültür AŞ'nin kestiği fatura karşılığı EFT ile yaptım ödemeleri. Bütün reklam şirketlerini çağırıyorlardı, yeni bir düzene gidiyoruz diye. Bizi de davet ettiler ve izni alabilmenin yolunun Kültür AŞ'ye ödeme yapmaktan geçtiğini ifade ettiler. Yani izinlerin alınması için Kültür AŞ'ye bir ödeme yapılması istendi ve bu ödemeler yapıldıktan sonra izinler gelmeye başladı.'</p>

<p>Tanıklardan Cem Erdinç, olay tarihinde ilaç şirketinde idari işler müdürü olarak görev yaptığını, bu şirkette ayrıca bir de inşaat bölümünün olduğunu ifade ederek, 'İnşaat bölümünde genel müdürümüz İlker Aydın, Şişli Belediyesiyle ilgili bir sıkıntı olduğunu, buradaki iskanla ilgili bir problem olduğunu toplantı esnasında iletti.' dedi.</p>

<p>Daha sonrasında müdürleri İlker Aydın'la belediye başkan yardımcısının yanına gittiklerini söyleyen tanık Erdinç, 'Bu görüşmeden sonra süreci İlker Aydın takip etti ve bununla ilgili daha sonra dönüş yapacaklarını belirttiler. Aradan belli bir süre geçtikten sonra, İlker Bey görüşmeleri yaptıktan sonra Altan Bey'le (Danışman Altan Ertürk) buluşacağımı, Altan Bey'e bir emanet teslim edeceğimi söyledi. Daha sonra Altan Bey bana bir konum attı Sarıyer tarafından. Ben de ilgili meblağı verdiler ve o meblağı alıp götürüp Sarıyer'de Altan Bey'in bulunduğu yere teslim ettim. Olay bu şekilde gelişti.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Başkan Aylan'ın, 'Ne kadarlık bir paraydı teslim ettiğiniz?' sorusuna tanık Erdinç, '3,5 milyon dolar. Büyük tek bir valizin içinde teslim ettim.' diye cevap verdi.</p>

<p>Bir kısım tanıkların da dinlenmesinin ardından duruşma, yarına ertelendi.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ibbde-valiz-dolusu-rusvet-pazarligi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/ibb-3.webp" type="image/jpeg" length="41246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in gazeteci katliamına uluslararası ceza talebi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israilin-gazeteci-katliamina-uluslararasi-ceza-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israilin-gazeteci-katliamina-uluslararasi-ceza-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'deki soykırımı örtbas etmek isteyen siyonist çete, katliamı dünyaya duyuran basın mensuplarını doğrudan hedef alıyor.Terörist İsrail, gerçeklerin ortaya çıkma korkusuyla basını topyekûn susturmayı hedefliyor. Filistinli Gazeteciler Sendikası, sahada sergilenen vahşetin artık lafla kınanmasını değil, katillerin uluslararası mahkemelerde cezalandırılmasını istiyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistinli Gazeteciler Sendikası, 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Günü vesilesiyle neşrettiği bildiride, sahada vazifesini icra eden en az 260 Filistinli basın mensubunun terörist İsrail ordusunun suikast ve bombardımanlarıyla can verdiğini duyurdu. Yüzlerce haberci ise yaralanarak yahut esir kamplarında işkenceye maruz kalarak doğrudan hedef tahtasına oturtuldu. Vahşet sadece Gazze ile sınırlı kalmadı; Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de her gazeteci sokak ortasında baskı ve fiziki tasfiye siyasetiyle karşı karşıya bırakıldı.</p>

<h2><strong>Gerçekleri susturma gayreti</strong></h2>

<p>Siyonist rejimin medya kuruluşlarını hede alması, muhabirleri kurşunlaması ve haberleşme ağlarını kesintiye uğratması, organize bir devlet terörünün sahaya yansıyan neticesi olarak öne çıkıyor. İşgalcilerin işlediği cürümlerin hesabının sorulmaması, yeni katliamlara cesaret veren bir zemin oluşturdu. Sendika, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünü (UNESCO) vakit kaybetmeksizin özel bir takip komitesi teşkil etmeye ve katillerin yakasına yapışmaya davet etti. Dünyanın dört bir yanındaki hür basın birliklerine de kendi ülkelerindeki adli makamlara başvurarak terör rejiminin sorumluları aleyhinde davalar açması yönünde çağrıda bulunuldu.</p>

<h2><strong>Mahkeme kapıları katiller için açılmalı</strong></h2>

<p>BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese'nin "Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya" başlıklı raporu da siyonistlerin basını planlı biçimde yok etme siyasetini tescil etti. Sendika, gazetecileri hedef almanın tek başına bir insanlık suçu olduğunu, ancak asıl vehametin bu katliamların cezasız bırakılmasında yattığını vurguladı. Filistinli habercilerin can emniyetinin uluslararası muhafaza altına alınması, hürriyetinden mahrum bırakılan basın mensuplarının derhal salıverilmesi ve katillerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanması, adaletin tesisi adına tek çıkar yol olarak kayıtlara geçti.</p>

<p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israilin-gazeteci-katliamina-uluslararasi-ceza-talebi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/israilgazeteci-3.webp" type="image/jpeg" length="59081"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da Filistin Dayanışma Günleri]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/istanbulda-filistin-dayanisma-gunleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/istanbulda-filistin-dayanisma-gunleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Eminönü Meydanı'nda 20'yi aşkın sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen Filistin Dayanışma Günleri, beş gün süren etkinliklerin ardından sona erdi. Program boyunca Gazze'deki soykırıma dikkat çekildi, Filistin halkının mücadelesine destek çağrıları yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul'da Filistin halkıyla dayanışmayı güçlendirmek ve Gazze'deki soykırımı unutturmamak amacıyla düzenlenen Filistin Dayanışma Günleri tamamlandı. Eminönü Meydanı'nda beş gün boyunca devam eden programda söyleşiler, konserler, sergiler, çocuk atölyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Etkinliğe katılan 20'yi aşkın sivil toplum kuruluşu, kurdukları stantlarda Filistin'deki işgal ve soykırıma ilişkin çalışmalarını ziyaretçilerle paylaştı. Program boyunca Filistin halkının maruz kaldığı zulüm ve uluslararası kamuoyunun sorumluluğu gündeme getirildi.</p>

<h2><strong>Vicdan Gemisi'nden başlayan mücadele anlatıldı</strong></h2>

<p>Etkinlikte stant açan platformlardan biri de Vicdan Gemisi ile başlayan mücadelelerini ve yürüttükleri ifşa çalışmalarını ziyaretçilere anlattı. Platform, İsrail vatandaşlığı da bulunan çifte vatandaşların Türkiye'deki durumuna dikkat çekerek bu konudaki çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.</p>

<p>Beş günlük etkinliğin ardından yapılan açıklamada, "Çifte vatandaşların hâlâ elini kolunu sallayarak gezdiği bu ülkede, Müslümanların da dayanışması hiçbir zaman bitmeyecek!" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, programa katılan ve çalışmalara destek veren herkese teşekkür edildi.</p>

<h2><strong>Filistin dayanışması devam edecek</strong></h2>

<p>Programda Dünya Müslüman Âlimler Birliği Mütevelli Heyeti Üyesi Recep Songül, Mavi Marmara gazisi İbrahim Güleryüz ve Küresel Sumud Filosu aktivistleri de Filistin mücadelesine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.</p>

<p>Çocuklar için düzenlenen Kudüs Boyama Atölyesi ve Kudüs Hafıza Oyunları gibi faaliyetlerle Filistin meselesine yönelik farkındalığın küçük yaşlardan itibaren güçlendirilmesi hedeflendi.</p>

<p>Beş gün süren Filistin Dayanışma Günleri, katılımcılara yapılan teşekkürlerin ve dayanışmayı sürdürme mesajlarının ardından sona erdi. Organizatörler, Filistin halkına verilen desteğin devam edeceğini belirterek bir sonraki buluşmada yeniden bir araya gelme temennisinde bulundu.</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/istanbulda-filistin-dayanisma-gunleri</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/filistin-dayanisma-gunleri.jpeg" type="image/jpeg" length="57877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kısa bir reklam arası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kisa-bir-reklam-arasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kisa-bir-reklam-arasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bizler artık kontrolü kendi zihninde olmayan tüketicileriz. Çoğumuza uygun görülen ve bizim de teslim olduğumuz tek vasıf bu. Adeta reklamların bize gösterdiği ürünleri tüketmek üzere yaşıyoruz. Acıkmıyoruz, acıktırılıyoruz. O kadar acıktırılıyoruz ki, normal bir sofrayla doyamıyor, işi obezliğe kadar götürüyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Televizyonun ilk yıllarında izlediğiniz bir programdan mesela bir diziye geçerken ekranda ‘Reklamlar’ ibaresi belirir, birbiri ardına yayınlanan birkaç reklamdan sonra ekrana ‘Reklamları İzlediniz’ ibaresi düşer ve reklam faslı bir dahaki reklam kuşağına kadar kapatılırdı. Bugün durum o günlerdeki kadar masum görünüşlü değil; her yerden, her mecradan, irili ufaklı her ekrandan, bilboardlardan, telefon mesajlarından ve daha pek çok şeyden zırt pırt reklamlar çıkıyor ve bu akış herhangi bir yerde de bitmiyor.</p>

<p>Başlangıçta böyle yaparak reklamların başlayıp biten bir şey olduğu fikrini mi kafamıza kazıdılar diye düşünüyor insan ister istemez. ‘Reklamları İzlediniz’ ibaresi geçmiş zaman vurgusu taşıyor, sanki reklam olayı orada bitiyor ve hayatı rahat bırakıyor. Öyle değilmiş ama, arkası geldi bunların, hem de ne gelmek! Her yanımız reklam, her anımızda reklam bombardımanına tutuluyoruz ve işin kötüsü zihinlerimiz de bu reklam saldırılarından nasibini alıyor. Sadece cüzdanlarımızla değil, algılarımızla da bu muhteris reklam stratejilerinin kurbanı oluyoruz.</p>

<p color="dimmed">“Reklam, ele geçirme gücünden başka bir güç tanımaz. Bütün öbür insan yetileri ya da gereksinmeleri bu gücün buyruğuna verilmiştir. Tüm umutlar toplanmış, birbirine uydurulmuş, yalınlaştırılmıştır; sonunda yoğun ama belirsiz, büyülü ama yinelenebilir bir umut sunulur, her ürünle birlikte” diyor John Berger meşhur kitabı ‘Görme Biçimleri’nde.</p>

<p color="dimmed">Bir araba reklamında yeni satışa sunulan bir modelin ‘hayallerimizdeki araba’ olduğu kodlanıyor mesela izleyenlere. O ana kadar pek çoğumuzun hayallerinde belki bir araba bile yok. Varsa da reklamı yapılan bu araba o araba değil; belki çok daha mütevazı bir araba düşünüyoruz ihtiyaçlarımız doğrultusunda! Ancak o reklama birkaç kez maruz kalınca o araba hayallerimizdeki araba oluveriyor. Bu kodlamayı, bu güdülemeyi, bu hipnozu pazara sunulan yüzlerce ürünle benzer biçimde örnekleyebilirsiniz.</p>

<p color="dimmed">“Ben artık bu telefon olmadan yaşayamam!” dedi iki gençten biri. “Al o zaman!” dedi diğeri. “Daha piyasaya çıkmadı ki, altı ay sonra çıkacak!” diyerek yüzünü buruşturdu bunun üzerine iki gencin ilki.</p>

<p color="dimmed">Bizler artık kontrolü kendi zihninde olmayan tüketicileriz. Çoğumuza uygun görülen ve bizim de teslim olduğumuz tek vasıf bu. Adeta reklamların bize gösterdiği ürünleri tüketmek üzere yaşıyoruz. Acıkmıyoruz, acıktırılıyoruz. O kadar acıktırılıyoruz ki, normal bir sofrayla doyamıyor, işi obezliğe kadar götürüyoruz.</p>

<p color="dimmed">John Berger aynı kitabında reklam işinde kazın ayağının aslında nasıl olduğundan söz ediyor: “Kapitalizm sömürdüğü çoğunluğu, isteklerini çok sınırlı bir biçimde tanımlamaya zorlayarak sürdürür varlığını. Bir zamanlar bu sonuç çok yaygın yoksullukla sağlanıyordu. Bugünse gelişmiş ülkelerde halka istenecek, istenmeyecek şeylerin ne olduğunu, yanlış ölçütleri zorla kabul ettirerek yapılıyor.”</p>

<p color="dimmed">Küresel ve yerel pazara sunulmuş olan ve hepimizin sahip olmayı çok istediğimiz şeylerin neredeyse tamamı reklamların zihinlerimize kodladığı ürünler… Çoğu gerçekte ihtiyacımız da değil bu ürünlerin! Ama iki reklamdan sonra olmazsa olmazımız oluveriyorlar. Bir gün varlığından haberdar bile olmadığımız, bir sonraki gün onlarsız yaşayamayacağımız kâr tuzakları hepsi! Reklamlar bizi bir illüzyonun içine sokuyor, irademizi devre dışı bırakıyor ve güdülüyor. Şahsi bütçelerimiz yetmeyecek bile olsa hayatımızı kırdırarak o ürünlere sahip olmaya çalışıyoruz. Onları elde edebilmek için yıllarca mesai yapıyor, gerekirse hayatımıza insani güzellikler, yaşama kalitesi, her anlamda besleyecek takviyeler ve huzur katmaktan onlar için vazgeçiyoruz. Elde edemediğimiz her ürün için de mutsuz oluyor, isyan ediyor, karalar bağlıyoruz.</p>

<p color="dimmed">“Her gün almayı aklımızdan bile geçirmediğimiz bir sürü şeyle eve dönüyoruz” dedi beyaz saçlı adam, “Döndüğümüz ev bizim evimiz ama bu hayat gerçekten bizim hayatımız mı?”</p>

<p color="dimmed">Gökhan Özcan, Yeni Şafak</p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kisa-bir-reklam-arasi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/televizyonlar-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="85288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı'nın Şam'daki mührü yeniden ibadete açıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/osmanlinin-samdaki-muhru-yeniden-ibadete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/osmanlinin-samdaki-muhru-yeniden-ibadete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'nin başkenti Şam'daki Mimar Sinan eseri Süleymaniye Külliyesi, savaş döneminde aksayan restorasyonun tamamlanmasının ardından 15 yıl sonra yeniden ibadete açıldı. Külliyede kılınan ilk öğle namazına büyük ilgi gösterildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye'nin başkenti Şam'da Mimar Sinan'ın tarihi eseri Süleymaniye Külliyesi, savaş döneminde aksayan ve kurtuluşun ardından tamamlanan restorasyon çalışmalarının bitmesiyle yaklaşık 15 yıl sonra yeniden ibadete açıldı. Külliyede ilk öğle namazı kılındı.</p>

<p>Suriye'de 2011 yılında başlayan zulüm, ülkenin tarihi ve kültürel mirasında büyük hasara yol açtı. Yıllarca süren çatışmalar nedeniyle çok sayıda tarihi yapı zarar görürken, bazı eserlerde restorasyon çalışmaları da sekteye uğradı. Savaşın sona ermesinin ardından ülkenin tarihi mirasını yeniden ayağa kaldırmaya yönelik çalışmalar hız kazanırken, Şam'ın simge yapılarından Süleymaniye Külliyesi'nde de restorasyon süreci tamamlandı.</p>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/11/01/89e1c836523d4756a6e5-01112026fe1dde5f.jpg" /></p>

<p>Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1554-1559 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilen külliye, savaş sırasında aksayan onarım çalışmalarının tamamlanmasıyla yeniden ibadete açıldı. Yaklaşık 15 yıl aranın ardından külliyede ilk öğle namazı kılınırken, tarihi yapıda uzun yıllar sonra yeniden ezan sesleri yükseldi.</p>

<h2><strong>HAREM'E AÇILAN KAPIMIZ YENİDEN BULUŞTU</strong></h2>

<p>Cami İmamı Abdülrauf eş-Şeyh Necip, namazın ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Burası Suriyelilerin öteden beri Harem-i Şerif'e açılan kapısı, hac kervanlarının durağıydı. 15 yıllık kesintinin ardından kıldığımız bu ilk öğle namazına halkın gösterdiği büyük ilgi bizleri son derece mutlu etti."</p>

<p><img src="https://imgs.stargazete.com/imgsdisk/2026/11/01/6a8d7f98fff048b5b5be-011120260a0d00f8.jpg" /></p>

<h2><strong>15 YIL SONRA EZANLA VE İBADETLE KAVUŞTU</strong></h2>

<p>Açılışa katılmak için İstanbul Üsküdar'dan gelen Ahmet Muhsin Yurtsever, duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Önemli bir günde, tarihi bir günde Şam'dayız. 15 yıl aradan sonra Mimar Sinan'ın önemli bir eseri olan Şam Süleymaniye Camii'nin açılışı oldu. Biz de burada bulunduk. Gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş, güzel bir restorasyon olmuş. Mimar Sinan'ın eseri İstanbul'daki Yavuz Sultan Selim Camii'ne benziyor. Bahçe düzenlemesi, etrafındaki medreselerin restorasyonu, hepsi çok güzel olmuş. Çok memnun olduk. Burayla ilgili sorumlu olan bütün yetkililere çok teşekkür ediyoruz. Yine Türkiye'den de buraya ziyarete geliyorlar. Çok güzel bir gün. Memnunuz burada bulunmaktan. 15 yıl aradan sonra ezanla tekrar ibadetle kavuştu Süleymaniye Camii. Biz de bu güzel günde burada bulunduk."</p>

<p>Kaynak: İHA, Star Haber</p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/osmanlinin-samdaki-muhru-yeniden-ibadete-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/11/sam-suleymaniye.webp" type="image/jpeg" length="13977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milletin düşüncesine vurulan darbe: 1 Kasım 1928 Harf Devrimi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/milletin-dusuncesine-vurulan-darbe-1-kasim-harf-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/milletin-dusuncesine-vurulan-darbe-1-kasim-harf-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Kasım 1928'de gerçekleştirilen Harf Devrimi, bin yıllık kültürel ve tarihi bağı kesintiye uğratmıştır. Bu süreçte tarihi kitabeler kazınmış, kütüphaneler dolusu el yazması eser hurdaya çıkarılmış ve gizli Kur'an eğitimi verenler ağır baskılara maruz kalmıştır. Halk ise dini kitaplarını korumak için toprağa gömmüştür.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'de 24 Kasım 1928 tarihinde gerçekleştirilen harf devrimi ile birlikte, bin yıldan fazla bir süredir İslâm ülkelerinin ve Türk milletinin kullandığı Kur'an alfabesi yasaklanarak yerine Latin alfabesi getirilmiştir. Bu ani değişiklik neticesinde ülkedeki okur-yazar oranı bir gecede sıfıra inmiş ve toplumun geçmişle olan din, dil, kültür ve gelenek bağı tamamen kesilmiştir. Eğitim seviyesi büyük bir düşüş yaşamış ve Cumhuriyet, önceki dönemlerin eğitim seviyesine ancak yıllar sonra ulaşabilmiştir. Harf devriminin gerekçesi olarak Arap alfabesinin zorluğu öne sürülse de, asıl gaye bin yıllık bir kültür birikimini bir anda anlaşılamaz hale getirmektir. Geçmiş medeniyetlere ait kayıtların ve eserlerin yeni nesiller tarafından doğrudan okunamaması, kültürel bir kopuşa sebep olmuştur. Ayrıca, Türkçeye Latin alfabesinin uyarlanması fikrinin ilk defa 1918 yılında Lenin'in isteğiyle Azerbaycan'da uygulanmış olması, bu değişimin tamamen yerel bir ilk olmadığını göstermektedir.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Henüz harf değişikliği tam olarak gerçekleşmeden önce, 28 Mayıs 1927 tarihinde çıkarılan 1057 nolu kanunla resmi binalar üzerindeki tarihi kitabelerin ve tuğraların kaldırılması süreci başlatılmıştır. Bu kanun doğrultusunda, her biri usta sanatkarların elinden çıkmış, paha biçilemez tarihî ve kültürel değere sahip sayısız Osmanlı tuğrası ve kitabesi, taş ustalarının çekiç ve keskileriyle kazınarak yok edilmiştir. Kültür varlığı olarak korunması ve müzelerde sergilenmesi gereken bu eserler, Osmanlı'nın izlerini silmek adına acımasızca tahrip edilmiştir. İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt'taki meşhur kapısının üzerindeki Şevki Bey'e ait tuğra, Galatasaray Lisesi'nin kapısındaki muhteşem tuğra ve Eyüp Sultan semtindeki mekteplerin kitabeleri, bu kanun bahane edilerek sökülen veya üzeri kapatılan sayısız tarihî şaheserden sadece birkaçıdır.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Harf devriminin ardından eski yazılı eserlere karşı büyük bir düşmanlık baş göstermiş, kütüphaneler dolusu Osmanlıca ve Arapça el yazması kitaplar imha edilmiştir. Örneğin, Balat'taki bir kütüphaneden at arabalarına yüklenen eski kitaplar Haliç'e dökülmüş, Ayaş'taki Mustafa Bünyamin Veli Hazretlerinin türbesi yanındaki kütüphaneden çıkarılan yüzlerce cilt nadide eser ise Ayaş Çayı'na atılarak kültür tarihimizden silinmiştir. Sadece kitaplar değil, 600 yıllık tarihi birikimi barındıran devlet arşivleri de bu tahribattan nasibini almıştır. Milyonlarca kıymetli evrak, vakfiye ve tarihi belge, "kuru ot fiyatına" hurda kâğıt olarak Bulgaristan'a satılmış veya kâğıt hamuru yapılmak üzere SEKA fabrikalarına gönderilmiştir. Hatta Osmanlı matbaalarının depolarında bulunan tonlarca ağırlıktaki Kur'an-ı Kerim sayfalarının, kese kâğıdı yapılmak üzere esnafa satıldığı durumlar bile yaşanmıştır.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Devletin eski kitapları müsadere edip imha etmesi veya hurdaya ayırması karşısında halk, ellerindeki dini ve tarihi eserleri korumak için çareler aramıştır. Korku ve endişe içindeki Müslüman halk, evlerindeki Kur'an-ı Kerimleri, cönkleri ve el yazması kitapları sandıklara, çuvallara koyarak gece yarıları bahçelerine, kör kuyulara veya toprağa gömmek zorunda kalmış, bu eserlerin birçoğu yıllar sonra çıkarıldığında çürümüş veya fareler tarafından yenmiş halde bulunmuştur.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Harf İnkılabı ile birlikte dini eğitime ve Kur'an öğretimine de ağır yasaklar getirilmiş, eski harflerle eğitim vermek adeta terörist muamelesi görmüştür. Kur'an okutmak ve öğrenmek isteyen halk, jandarma ve polis baskınlarından kaçarak mağaralarda, dağlarda ve ormanlık alanlarda gizlice dini eğitim faaliyetlerini sürdürmeye çalışmış, evlerde kurulan gizli Kur'an kursları sık sık güvenlik güçleri tarafından basılmıştır. Bu baskınlar sırasında Kur'an öğreten hocalara ve din alimlerine son derece sert ve onur kırıcı muameleler yapılmıştır. Jandarma ve polislerin evlere postallarıyla girerek çocukların gözü önünde Kur'an'ları yere atıp çiğnediği, ders veren kadın veya erkek hocaları öğrencilerin önünde darp edip tutukladığı olaylar dönemin acı hatıraları olarak kayıtlara geçmiş; eski harflerle dini eğitim vermek ağır hapis ve sürgün cezalarıyla cezalandırılmıştır.</p>

<p class="is-editor-empty is-empty"></p>

<p class="is-editor-empty is-empty">Tek Parti devrindeki bu kültürel tasfiye süreci, kütüphanelerin boşaltılması ve tarihî evrakın imhasıyla sınırlı kalmamış, İslâmî içerikli yayınların sistematik olarak yasaklanmasıyla sürmüştür. Dönemin iktidarı, halkın dini bilgiye ulaşmasını sağlayan temel eserleri "irticai" kapsamına alarak toplatmış ve imha etmiştir. Özellikle Kur’an-ı Kerim eğitiminde kullanılan elifbalar, ilmihaller ve dua kitapları bu yasakların ana hedefi haline gelmiştir. Bu uygulamalar, İslâmî referansları toplumsal hayattan ve yeni nesillerin zihninden tamamen silmeyi amaçlayan resmî bir devlet politikası olarak yürütülmüştür. Arşiv belgeleri, Kur’an-ı Kerim’in basımı ve dağıtımının dahi fiilen engellendiğini kanıtlamaktadır. 1950'de Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle Kahire’den ithal edilen 250 bin Kur’an’ın çok kısa sürede tükenmesi, geçmişteki dini baskının ve oluşturulan yokluğun en açık kanıtıdır. Dönemin emniyet raporları ve resmî kararnameler, evinde dini kitap bulunduran vatandaşların takibata uğradığını ve bu eserlerin "yasak yayın" sıfatıyla müsadere edildiğini tevsik etmektedir. Bu baskı ve zulümler, dini yayıncılığı tamamen durdurma girişimi olarak da tarihe geçmiştir.</p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/milletin-dusuncesine-vurulan-darbe-1-kasim-harf-devrimi</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Nov 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/harf-inkilabiyla-halk-bir-gecede.webp" type="image/jpeg" length="41646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Sami Şener: Necip Fazıl, Türkiye’deki sosyal uyanışın öncüsüdür]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/prof-dr-sami-sener-necip-fazil-turkiyedeki-sosyal-uyanisin-oncusudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/prof-dr-sami-sener-necip-fazil-turkiyedeki-sosyal-uyanisin-oncusudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Öğrenci Kulübü tarafından 21 Ekim 2026, Çarşamba günü saat 13.00'te düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyası, gençlik ideali ve toplum üzerindeki tesirleri ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Sami Şener, konuşmasında Necip Fazıl Kısakürek’in Türkiye’deki sosyal uyanışın öncüsü olduğunu vurguladı. Üstad’ın toplumun fikrî ve manevi hayatına yaptığı katkılara dikkat çeken Şener, Necip Fazıl’ın gençliğe rehberlik etme noktasındaki çalışmalarından bahsetti. Büyük Doğu fikriyatı çerçevesinde ortaya koyduğu gençlik idealinin önemine değindi.</p>

<h3><strong>Sami Şener'in konuşmasının tamamı:</strong></h3>

<blockquote>
<p>Evet, kıymetli hocalarım, sevgili öğrenciler, Öncelikle bir zamanlar yuvam olarak bildiğim bölüme tekrar gelmiş olmaktan dolayı mutluluğumu ifade etmek istiyorum. Ve Sosyoloji Topluluğu'na da böyle bir programı hazırlayıp bizi davet etme nezaketinde bulunduğu için teşekkür ediyorum.</p>

<p>Evet, bugün aslında yaşanan bir hikâyeden bahsedeceğiz. Necip Fazıl; evet, bizim gençlik dönemimizde bize yol gösteren, bizim kendimizi fark etmemizi sağlayan ve toplumumuzun geçirmiş olduğu hikâyeyi bize anlatan, o hikâyenin doğru yönlerini bize aksettiren ve bizim dünyamızda, bizim ruhumuzda bir meşale yakan önemli, öncü fikir adamlarımızdan ve hareket adamlarımızdan birisidir.</p>

<p>Çünkü insan gerçekten içinde yaşadığı dünyayı her zaman tam olarak anlayamıyor. O dünyanın nasıl kurulduğunu, hangi etkiler altında şekillendiğini, hangi dinamikler tarafından belirlendiğini bilemiyor. Mutlaka hadisenin bir bölümünü yaşayan, bu olayları daha yakından gören birilerinin bilgisine ihtiyaç duyuyor, yönlendirmesine ihtiyaç duyuyor. Ve biz bu hikâyede hakikaten kendi tarihini, kendi kültürünü, kendi geçmişini tam olarak bilemeyen bir nesil olarak dünyaya geldik. Yani biz doğmadan önce Türkiye'de birçok olaylar, birçok değişimler meydana gelmiş ve toplum orada edilgen bir durumda kalmış. Yani toplum belirleyici olamamış, rol oynayamamış; küçük bir azınlık bir toplumun kaderini belirlemiş. Dolayısıyla normal bir durum değil.</p>

<p>Ben yakın zamanda hayatımı da içine alan bir kitap yayınladım; <i>"Türkiye'de Varoluş Mücadelesi"</i> ismini koydum. Burada aslında söylemek istediğim şey şuydu: Biz varoluşumuzu; yani hedeflerimizi, düşüncelerimizi, yapmak istediklerimizi ancak bir mücadele vererek gerçekleştirme durumuyla karşı karşıya kaldık. Yani imkânları hazır bulamadık veya bulduğumuz imkânlar bizim beklentilerimize, bizim ruh dünyamıza, bizim kültürel dünyamıza uygun değildi. Yani yabancılaşmış bir toplum, bir kurumlar silsilesi içerisinde yetiştik ve kendimizi bulabilmemiz bir zaman aldı. Bir insan kendini bulmadan kendinde oluşan birtakım özellikleri nasıl geliştirebilir? Yani önce kendisini tanımalı. Bu kültürel coğrafyada yerimiz neydi? Bu düşünceler sisteminde bizim alanımız neydi? Hani biz neler yaptık? Yani kendimizi yeniden tanımak ve anlamak gibi bir durumla karşı karşıyaydık.</p>

<p>İşte böyle bir dönemde yüksek bir ses duyduk. Öğrenci derneklerinde bulunduk ve bu öğrenci derneklerimiz hakikaten bizim kendi tarihimizi, kendi kültürümüzü canlandırmak üzere birtakım organizasyonlar yapıyordu. Yani sizin bu yaptığınızı daha geniş bir ortamda, platformda gerçekleştirmeye çalışıyordu. Onun için ben burada Millî Türk Talebe Birliği isimli gençlik kuruluşunun gerçekten benim ve benim gibi birçok insanın hayatında çok önemli bir rol oynadığını, bizi yeniden eğittiğini ve iki farklı üniversitede okumama rağmen asıl üniversitemin orası olduğunu burada gururla belirtmek istiyorum.</p>

<p>Yani biz orada bir konuyu sadece dinlemedik. bir konuyu hem yaşadık hem yaşatmaya çalıştık. Ve Millî Türk Talebe Birliği'nde de tanıdığımız evet, birçok insan vardı; şu anda çoğu yaşamıyor. Onlardan çok faydalandık. Ama onlar içerisinde müstesna birisi vardı: Necip Fazıl Kısakürek.</p>

<p>Necip Fazıl Kısakürek bize tarihimizde meydana gelen olayların değişik veçhelerini veya birtakım kültür ve ahlak dünyamızın asıl temel konularını anlatırken diğerlerinden farklı olarak bir mücadele içerisinde bunları bize sundu. Yani Necip Fazıl, biraz önce Mustafa Hoca'nın da söylediği gibi, öncelikle şair, sonra hareket adamı ve bir düşünce adamı olarak karşımıza çıktı. Yani birtakım olaylarda bazı insanlardan bilgi alabilirsiniz, bazı insanların ahlaki, manevi rehberliğine ihtiyaç duyabilirsiniz. Ama tabii ki bütün bu düşünceleri, duyguları bir hareket planına aktaramazsanız o toplumda bir dönüşüm ve değişimi gerçekleştiremezsiniz.</p>

<p>Zaten aslında bizim de mesleğimiz olan sosyoloji de bu değil midir? Yani sosyolojiyi sadece teorik bilgiler etrafında oluşturmaya çalıştığımızda toplumda, entelektüellerde beklenen hareketi ve bir anlamda dirilişi sağlayabilir miyiz? Sağlayamayız.</p>

<p>Zaten bir bilgi davranış planına geçmeden kendi varlığını tam olarak gösteremez. Yani insan hareket hâlinde de bir bilgiyi, bir kültürü yeniden anlama ve yeniden kavrama imkânına kavuşuyor. Kendini daha iyi anlayabiliyor, çevresini daha iyi anlayabiliyor ve toplumun beklentilerini daha derinden kavrama imkânı buluyor, çünkü toplumun içinde yaşıyor.</p>

<p>Şimdi tabii biz geçmiş tarihimizde bu şekilde topluma yön veren çok önemli insanlar gördük ama özellikle cumhuriyetten sonra, yani Tanzimat'la başlayan bu değişim dönemi ve onu takip eden cumhuriyet döneminde bu tür insanları çok az gördük.</p>

<p>Cemil Meriç'i bilirsiniz; gerçekten düşünce adamlarımızdan birisi. Bir gün evindeyiz rahmetli Sedat Yenigün'le beraber. Konu nereden geldiyse Necip Fazıl'a geldi. Cemil Meriç dedi ki: <i>"Biz o dönemde hepimiz” -</i>affedersiniz-<i> “namussuzduk"</i> dedi. Tabii bu namus kelimesi ahlaki bir şey olarak değil, bir davranış tipi olarak; <i>"Yani biz sustuk"</i> dedi, <i>"Ama bir tek bağıran, konuşan Necip Fazıl'dı"</i> dedi. Bakın, yani bu çok önemli bir bilgidir.</p>

<p>Biz o dönemi bilmiyorduk. O dönemin şartlarını, evet, daha sonraki yıllarda bazı şartlarını yaşadık ama öyle bir dönem ki Necip Fazıl'ın da söylediği gibi "Allah" demenin bile yasak olduğu bir dönemde Necip Fazıl bu mücadeleyi yapmaya başlıyor.</p>

<p>Yani bir öncü ve bir meşale tutuyor. Dolayısıyla Necip Fazıl'ı, tabii ki insanları şartları içerisinde, dönemleri içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Yani Necip Fazıl bizim bugün sahip olduğumuz imkânlara sahip değildi; o, kendi imkânları içerisinde bir meşale yaktı ve bu meşalede de gençlik onun hedefiydi.</p>

<p>Yani Necip Fazıl belli bir dünya görüşünü, belli bir anlayışı, belli bir kültürü bir neslin üzerine emanet etti: Gençlik. Ve her şeyde bu gençliği biz görüyoruz. Yani bir beklentiyi, bir arayışı, bir sorumluluğu, bir dinamizmi gençlikten bekledi. Çünkü gençlik gelecektir, yani bir toplumun geleceği gençliktir ve Necip Fazıl gençliğe bunu şey yaptı.</p>

<p>Şimdi diyor ki; ona göre ideal gençlik, bir defa bir dünya görüşüne sahip olmak. Şimdi dünya görüşü aslında bir yaşama felsefesi. Biz sosyolojide de anlatıyoruz, toplumların yaşama felsefeleri vardır. Eğer yaşama felsefeleri yoksa toplum niçin, neden, nereye gideceğini bilmez. O zaman bu yaşama felsefesini oluşturması lazım, gençliğin bulması lazım ve kendine bir hayat planı oluşturması lazım. Bu felsefe olmadan hayat planı olmaz. Sosyal bilimlerde de bir amacınız varsa ona uygun bir metodunuz olması lazım ve metodunuz sizi amacınıza götürmesi gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla bu dünya görüşü veya bir dava fikriyle hareket ediyor. Yani <i>"Benim bir problemim var ama bu problem sadece benim kişisel problemim değil, aslında toplumun problemi ve bu toplumun problemini ben kendi problemim olarak görüyorum"</i> bunu demek istiyor. Tabii bu önemli bir sorumluluk.</p>

<p>Erenköy'de, İstanbul Erenköy'de bir süre oturdum. Necip Fazıl Erenköy'de oturuyordu. Ve Erenköy'de istasyonun hemen dibinde bir çay bahçesi vardı, oraya gelirdi. Ben de Necip Fazıl oraya geliyor diye oraya giderdim. Necip Fazıl'ın yakın mesafesinde bir beraberliğimiz oldu, evine de gittik. Millî Türk Talebe Birliği zaten Necip Fazıl'ın sık sık uğradığı bir yerdi. Necip Fazıl'ı çoğu zaman karşılardım, çoğu zaman yanında otururdum; böyle bir şeyimiz oldu. Ve diyordum ki: <i>"Eğer Necip Fazıl İngiltere'de, Amerika'da olsaydı devlet ona özel bir villa tahsis ederdi, özel hizmetçiler tahsis ederdi; 'Gel sen bilginle, fikirlerinle, sanatınla bu topluma hizmet et' derdi"</i> diye düşünürdüm o zamanlar.</p>

<p>Necip Fazıl'a tabii yine sahip çıkıldı, Millî Türk Talebe Birliği ve onun çevresindeki... Ama Necip Fazıl'ın cumhuriyet döneminden itibaren sürekli kovuşturulmaya uğradığını biliyoruz. Yazılarından dolayı, konuşmalarından dolayı emniyete çağrıldığını ve hatta hapis hayatı yaşadığını biliyoruz. Ve Necip Fazıl aslında kendi mücadelesi için öyle bir hayat yaşadı ki aslında onun yaşadığı hayat bizim için önemli bir rehber oldu.</p>

<p>Şimdi diyor ki: <i>"Bir dünya görüşüne sahip olmak."</i> Bir dünya görüşü tabii belli bir inançla oluyor, belli bir sorumlulukla oluyor. Ve daha sonra bu sadece inanç olarak kalmayacak, aynı zamanda davranışa da dönüşecek. Bunun için ahlaki bir karakter olması gerektiğini düşünüyor. Ve tabii ki bir süreklilik var toplumlarda; toplumların tarihi geçmişine vakıf olmamız lazım.</p>

<p>Necip Fazıl bu konuda gerçekten önemli bir uyanışa vesile oldu. Tarihi yeniden ama genel hatlarıyla... O bir tarihçi değildi ama Necip Fazıl o kadar yalnızdı ki her konuyu halletmek mecburiyetinde kaldı.</p>

<p>Şiir yazdı, tiyatro yazdı, tarihçilik yaptı, konferanslar verdi, tasavvuf ve felsefe konularına girdi. Dolayısıyla biz Necip Fazıl'ı sanki yangın halindeki bir binayı kurtarmaya çalışan bir kişinin öyle çaresizce ama yılmadan bir o eşyayı kurtaran, bir o eşyayı kurtaran, yangını söndürmeye çalışan bir insan durumunda görüyoruz.</p>

<p>Yani Necip Fazıl bu toplumun kaderini, geleceğini belirlemeye çalışan bir konumda kendisini gördü. Çünkü insanlar susuyordu, insanlar korkuyordu, insanlar nasıl hareket edeceğini bilemiyorlardı. Bu dönemlerde Necip Fazıl artık kendini feda edercesine bir mücadelenin içine girdi.</p>

<p>İşte <i>Sahte Kahramanlar</i> konusunu ele aldı, <i>Para</i> kitabında ekonomiye el attı, diğer fikir alanlarına, tasavvufa, fikre, felsefeye temas etti. Yani biz Necip Fazıl'ı... Hani eski ilim adamlarının özelliği şöyleydi: Çok farklı ilim dallarıyla meşgul oluyorlardı; bir alanda derinleşen bir insan değildiler ama çok disiplinli bir çalışmanın içindeydiler. Aslında bugün de bilim dalları ve önemli üniversiteler bu alana doğru kayıyorlar. Biz Necip Fazıl'ı da her çiçekten bir çiçek tozu alıp bal üreten bir insan durumunda görüyoruz. Evet, belki çok büyük araştırmalar yapmadı, çok uzun akademik makaleler yazmadı ama her konuya hemen hemen temas etti.</p>

<p>Ve burada da gençlere söylediği şey şu: <i>"Evet, düşünceniz olacak ama bu düşünceyi harekete geçireceksiniz."</i> Yani düşünce zihinlerde kalmayacak, kitaplarda kalmayacak, bir nesil bunu üstlenecek.</p>

<p>Eğitim konusunda problemlerimiz var, bir tarih belli bir noktada kesilmiş, bilgi birikimi unutturulmuş. Dolayısıyla yeniden bu bilgi birikimini gündeme taşımak, tekrar üzerinde durmak... Ben Necip Fazıl'ın mesela Batı felsefesiyle ilgili <i>Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu</i> isimli kitabında çok enteresan tespitlerine şahit oldum. Geçen yıldı, bunu tekrar okudum.</p>

<p>Bugün Necip Fazıl'ı konuşuyoruz, elbette ki bizim kıymetli birçok insanımız var. Benim de çok faydalandığım insanlar var, ülkemizde yetişmiş insanlar var. Fakat Necip Fazıl bir öncü insan olarak karşımıza çıkıyor ve herkesin sustuğu bir anda: <i>"Bir yangın var!"</i> diyor.</p>

<p><i>"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!</i><br />
<i>Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:</i><br />
<i>Durun, bir dünya iniyor tepenizden</i><br />
<i>Ve çatırdılar geliyor karanlık gökkubbenizden."</i></p>

<p>Bakın, bu topluma bir mesajdır. Dolayısıyla Necip Fazıl bir çöküşün seslerini duyuyor ve bize bunu aktarıyor. Tabii devrin siyasi durumu veya işte Batılı ideolojinin bütün kurumlarda kendisini göstermesi, ifade etmesi ve dediği gibi "Allah" demenin yasak olduğu bir dönem...</p>

<p>Rahmetli babamdan bir şey anlatayım: Biz elifba okumak için bir evde toplanırdık. Bir arkadaşımız evin damına çıkardı ve bakardı acaba jandarma geliyor mu gelmiyor mu diye. Uzaktan geleceğini görünce hemen elifbalar saklanır ve başka bir etkinliğe girilirdi. Böyle bir dönemden bahsediyoruz.</p>

<p>Tabii buna yönelik başka araştırmacılarımızın bilgileri, değerlendirmeleri var ama burada önemli olan hareket, davranış ve tutum. Demin de dediğim gibi bir düşünceyi eğer hareketle besleyemezseniz ne kendiniz ondan bir fayda sağlarsınız ne de başkaları üzerinde etkili olabilirsiniz. Biz Necip Fazıl'da bunu gördük. Başka büyük liderlerimizde de bu tür özellikleri gördük.</p>

<p>Türkiye'nin sancılı günleri... Necip Fazıl bir defa gençliği hedef alıyor. Niye gençliği hedef alıyor? Çünkü gelecek dünyayı onlar kuracak ve onu anlayabilecek insanlar gençlik olacak.</p>

<p>Necip Fazıl'ın Millî Türk Talebe Birliği'nde en az 8-10 tane konferansını dinlemişimdir. Necip Fazıl bize çok uzun hikâyeler anlatmadı, ana, temel konulardan bahsetti.</p>

<p>Mesela Türkiye'de bir 27 Mayıs İnkılabı oldu. 27 Mayıs İnkılabı askerler tarafından yapıldı ve Demokrat Parti, yani halkın seçtiği hükümet görevden ihtilalle alındı. Genç arkadaşlarım 2000 yılına gelinceye kadar Türkiye'de her 10 yılda bir askeri ihtilaller yapıldığını acaba duydular mı veya okudular mı bilmiyorum. Böyle bir ülkede yaşıyoruz, canı sıkılan askerî şey hemen hükümeti görevden alıyor, sıkıyönetim ilan ediyor ve sıkıyönetim tabii kısıtlıyor. Belli düşünceleri, belli hareketleri, belli çalışmaları kısıtlıyor.</p>

<p>Ben 1974 yıllarında hatırlıyorum, evimize baskın yapılarak belli kitaplarımızdan dolayı bizi emniyete çekip hatta bir iki gün belki orada misafir edileceğimizi de her an bekliyorduk. Bir kitap okumanın yasak olduğu bir dönemden bugünlere geldik. O zaman kitap okumaya demek ki yeni neslin daha fazla ihtiyacı var, daha bir sorumluluğu var; çünkü eski nesil bu imkânları fazla bulamadı. Böyle toplantıları biz yapamadık, belli tarihlerden sonra yapabildik.</p>

<p>Şimdi tabii gençliğin sorumluluğu konusunda çok güzel şeyleri var: <i>"Zamanın sorumluluğunu taşımak"</i> diyor. Bu ne demek? Her dönemin belli özellikleri var, belli ihtiyaçları var ve sosyologlar olarak bu tamamen sizin alanınız. Zamanın sorumluluğu...</p>

<p>Bu, kendisini saygıyla andığım Suriyeli bir âlimin, Said Havva isimli bir âlimin "zamanın fıkhı" diye bir tabiri var. Ben ilk defa Necip Fazıl'da bu kavramı şey yaptım bu son günlerdeki bir araştırmamda. Gerçekten çok önemli bir şey, yani zamana göre konuşmak, zamanın ihtiyacına göre konuşmak.</p>

<p>İki: Manevi mirası korumak. Miras; evet eserlerimiz var. Camilerimiz, medreselerimiz, çeşmelerimiz, surlarımız var; ama manevi mirasın korunması...</p>

<p>Şimdi gençliğe birtakım miraslar kalıyor. Bu sadece annemizin babamızın mirası değil, bu, kültürümüzün mirası. Ve kültürümüzün mirasını biz korumak zorundayız. Birileri tarihi, vakaları, geçmiş dönemleri şöyle bir kalemde çiziyor. Çiziyor ama bizim bunu ortaya çıkarmamız lazım: Gerçekten onlar çizilecek şeyler mi yoksa onların üzerinde düşünmemiz mi gerekiyor?</p>

<p>Dönemimizin bu ızdırabından dolayı ben Profesör Cahit Tanyol'dan <i>"Osmanlı Devlet Yapısında Değişme"</i> diye doktora tezi aldım. En azından ben kendi tarihimi bileyim; benim tarihim nerede kırılmaya uğradı ve burada hangi etmenler rol oynadı? Yani "Osmanlı şöyleydi, Osmanlı böyleydi", bitti mi yani bu iş? Hayır, bu kadar basit değil. Kuruluştan Tanzimat'a kadar Osmanlı'da bu bozulma nerede başladı? Ben de onu araştırdım. İyi ki de araştırmışım, birçok toplumsal olayların da nereden kaynaklandığını öğrenmiş oldum.</p>

<p>Çünkü sosyologlar; tarih bizim laboratuvarımız. Ben de bir sosyolog olarak bunu kendime de söylüyorum. İyi ki tarih üzerine, sosyal tarih üzerinde çalışmışım. Çünkü birtakım basit ve toptancı araştırmaları artık rahatlıkla açıklama imkânına kavuşabiliyoruz. Eksiğimiz nerede, bunu da biliyoruz. Birilerinin tezlerine karşı çıkmak için değil, kendi tezimizi doğrulamak için kendi tarihimizi bilmek zorundayız. Ben kendi tarihime önce ben inanmalıyım. Başkaları benim tarihimi kötülüyor diye ben onun savunmasıyla meşgul olmamalıyım, önce kendim yüzleşmeliyim. Çok şükür yüzleştik; nerede aksaklıklar olduğunu, nerede yanlışlar, yalanlar olduğunu da öğrenme imkânı bulduk.</p>

<p>Dolayısıyla manevi miras o yüzden önemli. Doktora tezi yaparken ben bu konuya eğildiğim zaman Cahit Tanyol tarihe çok meraklıydı ama sosyalist düşünceler de taşıyordu; yani yerli bir sosyalistti hocamız. Bana diyordu ki: <i>"Sami, Necmettin Erbakan çok ileri gidiyor, Batı'ya çok karşı çıkıyor, 'sanayi hamlesi' falan diyor; bak onu yiyecekler"</i> diyordu bana beni muhatap alarak. Tabii hoca her şeye rağmen dürüst bir insandı, onu da rahmetle anabiliriz.</p>

<p>Şimdi taklitçilikten uzaklaşmak ve en önemlisi geleceği inşa etmek... O zaman gençliğin sorumluluğu çok önemli bir konu hâlinde karşımıza çıkıyor: Geleceği inşa etmek. Çünkü Hz. Ali'nin de bir sözü var: <i>"İnsanları yaşadıkları döneme göre eğitiniz"</i> diyor. Sadece geçmişin bilgileriyle değil, geleceğin problemleriyle de ilgili bir şekilde yetiştirin diyor. Ve Necip Fazıl da bize bunu söylüyor: <i>"Geleceği inşa etmek gençliğin görevidir"</i> diyor. O zaman gençliğin çok önemli konular üzerinde durması lazım, yani geleceğin rolünü üstlenmeleri lazım.</p>

<p>Arkadaşlar, ben gençlik kuruluşları içinde yetiştim, o dönemin ağabeylerinin, hocalarının çok büyük rolü var. Ve ben Sosyoloji programına "Gençlik Sosyolojisi" dersini koymuştum; o dersi de bu bölümde vermiştik. Çünkü herkes diyor ki: <i>"Gençlik geleceğimiz, şu, bu..."</i> Peki, tamam da bu gençliğe rol veriyor musunuz? Hayır, vermiyorsunuz.</p>

<p>Türkiye'de bir Gençlik Bakanlığı var, Spor Bakanlığı olarak çalışıyor. Açın bakın, gençlikle ilgili ciddi bir şey yok, kamplar yapıyor, kamplar da tatil beldesi şeklinde çalışıyor.</p>

<p>Ben <i>Gençlik</i> kitabımı yazdığımda -<i>Türkiye'de Gençlik</i> olarak basıldı- Devlet Planlama Teşkilatı'nın gençlikle ilgili politikasının olmadığını gördüm arkadaşlar. İnceledim; bir gençlik politikası yok. Gençlik ne yapar, hangi işleri yürütür, hangi dönemlerde hangi çalışmaları, eğitimleri alır şeklinde bir şey görmedim. Gençlik; adı var, kendi yok bir kitle ve gençliğe sorumluluk vermiyoruz.</p>

<p>Ben Sakarya Sosyoloji'de birinci sınıflarda ders yaparken onlara soru sorardım. Çocuklar bana derdi ki: <i>"Hocam, biz bir şey bilmiyoruz ki; bize niye soruyorsun, bize anlatın."</i> <i>"Hayır"</i> diyordum, <i>"siz biliyorsunuz"</i> diyordum ve onlardan çok güzel cevaplar alıyordum. Çünkü sosyal hayatın içindeler. Ama biz hâlâ gençlere önemli bir statü veremedik.</p>

<p>Necip Fazıl gençlerin önemini gördü ve gençliğin yetişmesinde eğitim ve düşüncenin çok önemli bir rol oynadığını söyledi. Ve diyor ki: <i>"Bilgi, hayat anlayışıyla ilişkilendirilmelidir."</i> Biz de bunu söylüyoruz sosyolojide. Bilginin hayatı kavrayabilmesi, anlayabilmesi, hayata yeni bir şekil, yeni bir renk katabilmesi gerekiyor; yoksa bilgi hafızamızda fonksiyonsuz bir şekilde kalmamalı.</p>

<p><i>"Eğitim, karakter ve ahlak gelişimini de kapsamalıdır"</i> diyor; hâlâ bunu yapamadık. Millî eğitimde sadece bilgi üretiyoruz, o bilgi de niçin üretiliyor, onun felsefesi de yok. Daha dün derslerimde anlattım; ailenin dışında insanı eğitme imkânımız yok. İlkokula başladığı, bitirdiği zaman mükemmel kabul ediyoruz ve ondan sonra da mesleğe hazırlıyoruz. Mesleğe hazırlıyoruz da hani sorumluluk nerede? Görev anlayışı nerede? Takım çalışması yapma yeteneği nerede? İnsanlarla birlikte grup çalışması yapma özelliği nerede? Biz bunları ahlakla, kültürle anlatmamız lazım ama anlatamıyoruz ve anlatmıyoruz. Ondan sonra da <i>"Gençlik niye böyle?"</i> diyoruz. Ben gençliğin bugünkü bu hâline doğrusu kızamıyorum, bir şey de söyleyemiyorum; <i>"Siz haklısınız, sizi biz yetiştiremedik"</i> diyorum.</p>

<p>Şimdi tabii Necip Fazıl'ın diğer ilim, fikir ve kültür adamlarından farkı; bir defa düşüncesini bir dünya görüşü hâline getirmiş olmasıdır. Evet, çok güzel araştırmacılarımız var ama bir düşünceyi bir dünya görüşü, bir yaşama tarzı hâline getiren <i>İdeolocya Örgüsü</i> isimli enteresan bir kitabı var. O dönemde böyle bir kitabın yazılmış olması bile Necip Fazıl'ın ufkunun büyüklüğünü, yüceliğini gösteriyor; yani bir devlet sistemi, bir toplum sistemi kuruyor. Tabii kendine göre birtakım kavramlar oluşturuyor, o günün dünyasında o kavramlarla başka türlü konuşamıyorsunuz.</p>

<p>Ben de Sosyoloji Bölümü'nü ilk kurduğumda -hocalarımız bilir- dedim ki: <i>"Arkadaşlar, biz yerli bir sosyoloji bölümü olacağız, yerli bir sosyoloji anlayışı."</i> Çünkü sosyoloji, bütün sosyal bilimler hep Batı'dan gelen bilgilerle oluşmuş durumda. Metot olarak da biz İstanbul Sosyoloji mezunuyuz; teorik yönü güçlü bir bölüm ama uygulamalı yönü yok. Ankara'nın teorik yönü zayıf fakat uygulamalı yönü kuvvetli. <i>"Biz Sakarya'da İstanbul Sosyolojisi'nin teorik yönüyle Ankara Sosyoloji'nin uygulamalı yönünü birleştireceğiz"</i> dedik ve ben kendim istatistik dersi almadığım hâlde Sosyal İstatistik dersi koydurdum bölüme. Sorumluluğumuz bunu gerektiriyordu;,sorumluluğumuz sosyolojiye yeni bir kapı açmaktı. Çok şükür, bölümümüz bu misyonunu yerine getirdi ve aynı misyonla da devam ediyor.</p>

<p>Necip Fazıl, nesil inşası içerisinde olmamızı söylüyor; bir nesil inşa etmemiz lazım. Bizi bir üretim mekanizmasının bir çıktısı olarak görerek derdi ki: <i>"Sizler yanlış imalat eserisiniz."</i> Yani toplum, sistem tek tip bir insan inşa ediyor, kendisine ne verilirse kabul eden, sürekli tekrarlayan ama üzerinde düşünmeyen bir insan. <i>"Ama sizler hatalı imalatsınız; siz artık düşünüyorsunuz, araştırma yapıyorsunuz, alternatifler üzerinde fikir yürütüyorsunuz"</i> derdi. Evet, biz maalesef kendi ülkemizde mahkûm durumdayız; bilgi, fikir ve kültür mahrumiyetindeyiz. Dolayısıyla bu hareketi başlatma görevini bizlere ve bizden sonrakilere verdi. Biz de bu mirası devam ettirmek istiyoruz.</p>

<p>Ben gençliğin üzerinde çok fazla durulması gerektiğini, gençlere mikrofondan hitap etmenin yetersiz olduğunu, gençlerin yanında bulunmamız ve gençlerin dertleriyle dertlenmemiz gerektiğini hep söylemeye çalıştım. Bunun için de Sosyologlar Derneği'ni biz burada kurduk, şu anda 13. yılını doldurdu ve hâlâ bu dernekle meşgul olmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Tekrar kıymetli hocalarımın ve Sosyoloji Topluluğu'nun daveti için, bize bu imkânı verdiği için kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Hepinize başarılar diliyorum.</p>
</blockquote>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/prof-dr-sami-sener-necip-fazil-turkiyedeki-sosyal-uyanisin-oncusudur</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/GAKV1dAV6_w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kâzım Albayrak: Necip Fazıl ve kendimizle hesaplaşma]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/kazim-albayrak-necip-fazil-ve-kendimizle-hesaplasma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/kazim-albayrak-necip-fazil-ve-kendimizle-hesaplasma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Öğrenci Kulübü tarafından 21 Ekim 2026, Çarşamba günü saat 13.00'te düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyası, gençlik ideali ve toplum üzerindeki tesirleri ele alındı.

Araştırmacı-yazar Dr. Kâzım Albayrak “Necip F...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Öğrenci Kulübü tarafından 21 Ekim 2026, Çarşamba günü saat 13.00'te düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in fikir dünyası, gençlik ideali ve toplum üzerindeki tesirleri ele alındı.</p>

<p>Araştırmacı-yazar Dr. Kâzım Albayrak “Necip Fazıl ve Kendimizle Hesaplaşma” başlığı altında yaptığı konuşmada, Üstad’ın her şeyden önce kendi nefsiyle ve varlığıyla derin bir muhasebeye giriştiğini ifade etti. Necip Fazıl’ın nefs ve varlık muhasebesinin onun fikir ve sanat hayatının temelinde yer aldığını belirten Albayrak, Üstad’ın bu yönüyle insanın kendisini sorgulaması ve hakikati araması bakımından örnek teşkil ettiğini vurguladı.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/kazim-albayrak-necip-fazil-ve-kendimizle-hesaplasma</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/VCkXuDYCk1M/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kassam Tugayları'ndan Yahya Sinvar için ezgi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/kassam-tugaylarindan-yahya-sinvar-icin-ezgi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/yahya-sinvar-4.jpg" type="image/jpeg" length="36686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yıldır yaptığı bastonları Allah rızası için dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir büyük bir emekle ürettiği bastonları hiçbir ücret talep etmeden insanlara hediye ediyor. Hayatını iyilik yapmaya adayan Mehmet Amca, “Para lazım değil, bana Allah razı olsun lazım.” sözleriyle takdir topluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>93 yaşındaki Mehmet Amca, 60 yılı aşkın süredir baston ustalığı yapıyor. Yıllardır el emeğiyle hazırladığı bastonların hiçbirini parayla satmayan Mehmet Amca, ürettiği bastonları Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine ve çevresindeki insanlara hediye ediyor.</p>

<p>Allah Resulü'nün hediyeleşmeye verdiği önemi hatırlatan Mehmet Amca, yaptığı işi bir kazanç kapısı olarak görmüyor. Onun için en büyük kazanç, hediye ettiği bastonları kullanan insanların hayır duasını almak.</p>

<p>Kendisiyle yapılan röportajda bugüne kadar ürettiği bastonlardan hiç para alıp almadığı sorulan Mehmet Amca, şu sözlerle cevap veriyor:</p>

<p>“Hiç kimseye parayla satmadım. Sen yapsan bana, bu bastonu bana versen, 'Allah razı olsun şu adamdan, şu bastonu bana verdi' dedim. Her gün... Onun için ben bu bastonları bedava veriyorum. 'Allah razı olsun' diyen olur belki. Bana o lazım. Para lazım değil. Bugün öleceğim, yarın öleceğim; bana 'Allah razı olsun' lazım.”</p>

<p>Ömrünün büyük bir bölümünü baston yaparak geçiren Mehmet Amca, karşılık beklemeden iyilik yapmanın ve hayır duası kazanmanın güzel bir örneğini sergiliyor.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/93-yasindaki-mehmet-amca-60-yildir-yaptigi-bastonlari-allah-rizasi-icin-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/10/usta-ve-ciragin-ahsap-hikayesi.webp" type="image/jpeg" length="73768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edirnekapı'da yüz binlerce Suriyelinin katili Nasrallah'ın posteri yansıtıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un tarihi Edirnekapı surları, Suriye’de yüz binlerce Müslümanı şehit eden, milyonlarca insanın yurdunu terk etmesine yol açan ve elleri masumların kanıyla bulanmış olan Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posterinin yansıtıldığı açık bir provokasyona sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p id="p-rc_f2d671d3903c916a-162">Ecdad yadigârı bu kadim surların, katliamların ve zulümlerin simgesi haline gelmiş bir şahsın propagandalık alanına çevrilmesi, içimizdeki Şia fitnesinin cüretinin ve gafletinin hangi boyutlara ulaştığını bize hatırlattı. Mazlumların ahını, Suriyeli yetimlerin gözyaşlarını ve Suriye zindanlarında zulüm çekenlerin feryatlarını hiçe sayarak gerçekleştirilen bu eylem, apaçık bir meydan okumadır.</p>

<h3><strong>Hasan Nasrallah'ın Müslümanlara yaptığı zulüm</strong></h3>

<p>Hasan Nasrallah, Suriye’de iç savaşın fitili ateşlendiği günden itibaren Esed rejiminin en sadık, en gaddar ve en kanlı vurucu gücü olarak sahaya sürülmüştür. Halep’ten Humus’a, Kusayr’dan Şam kırsalına kadar binlerce masum Suriyeli Müslümanın katledilmesinde, evlerinden barklarından sürülmesinde doğrudan imzası ve emri vardır. İran’ın emperyalist yayılmacılığının bölgedeki mezhepçi ayağı olarak en büyük taşeronluğunu yapan Nasrallah, Müslüman kanı akıtılması söz konusu olduğunda en zalim rejimlerle kol kola girmekten bir an olsun geri durmamıştır.</p>

<p>Daha da vahimi, bu eli kanlı çetelerin Suriye halkına uyguladığı sistematik şiddet sadece can almakla kalmamış; rejim unsurlarıyla birlikte hareket eden bu yapının mensupları, Suriyeli Müslüman kadınların iffetine ve namusuna uzanan alçaklıklarıyla tarihin en kara lekelerine imza atmıştır. Savaş hukukunu, insanlığı ve ahlaki tüm sınırları ayaklar altına alan bu aşağılık cürümlerin baş sorumlusu olan Nasrallah, dünyada işlediği bu kadar günah ve mazlum ahı ile birlikte cehenneme kavuşup gitmiştir. Şimdi kalkıp bu melun adamın posterini İstanbul’un surlarına yansıtmak, o katliamları ve namussuzlukları meşrulaştırmaya çalışmaktır.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/edirnekapida-yuz-binlerce-suriyelinin-katili-nasrallahin-posteri-yansitildi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/09/nasrusseytann.png" type="image/jpeg" length="68044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli kızdan Kemalist'e tokat gibi cevap]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de en ufak bir ses duysa soluğu Avrupa’da alacak manda rejimi zihniyetli Kemalist, aklınca Suriyeli ve Filistinlilere ders vermeye kalkıştı; ancak cevabını Filistinli kızdan aldı.</p>

<p>Sokak röportajında Suriyeliler üzerinden yürütülmeye çalışılan “savaştan kaçtılar” algısına Filistinli kız cevap verdi:</p>

<p>“Savaştan kaçmadılar. Onlar da cihat ettiler.”</p>

<p>“Biraz araştırın ve bakın, orada ne kadar soykırım yapmışlar.”</p>

<p>“Durumlar düşündüğünüzden daha zordu.”</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/filistinli-kizdan-kemaliste-tokat-gibi-cevap</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/filistinli-kiz.png" type="image/jpeg" length="70966"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="54127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="38638"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="13061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="51224"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="24330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="18549"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="20453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="59051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laikl...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="53016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="42228"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="69154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.

Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı....]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="68240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="83332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="94473"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
