<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 10 May 2026 22:15:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaziantep Belediyesi Müslüman Anadolu'ya meydan mı okuyor?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gaziantep-belediyesi-musluman-anadoluya-meydan-mi-okuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gaziantep-belediyesi-musluman-anadoluya-meydan-mi-okuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, şehre davet ettiği teşhirci sapkın "Manifest" grubuna karşı yükselen halk tepkisine rağmen organizasyonu iptal etmeyerek Müslüman Anadolu'ya adeta meydan okudu. Protestocu vatandaşlara 4 kilometrelik barikat kurarak, kendi halkına pusu kuran belediye,  bu hayasızlığın resmen hamiliğine soyundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Türk Ceza Kanunu 225. maddeden (Hayasızca Hareketler) yargılanan, sahne şovları teşhircilik üzerine kurulu "Manifest" grubunu festival programına dahil ettiğini duyurdu. Bu adım, Müslüman Anadolu’nun değerlerine karşı girişilmiş açık bir meydan okuma olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Gaziantep halkının vergileriyle fonlanan bu ahlaksızlık sürecinde halkın ve İslami çevrelerin binlerce "iptal" çağrısına rağmen, Fatma Şahin yönetimi bu taleplere kayıtsız kalarak organizasyonu iptal etmedi. Belediyenin bu burnundan kıl aldırmayan tavrı, infiali körükledi.</p>

<p>Belediyenin küstah tutumu üzerine; aralarında Eğitim-Bir-Sen ve TÜGVA gibi kuruluşların da bulunduğu tam 69 STK birleşerek protesto ve basın açıklaması kararı aldı.</p>

<h3><strong>Utanç barikatı</strong></h3>

<p>Konser gecesi ahlaksızlığı protesto etmek isteyen Müslüman vatandaşlar, emniyet güçleri tarafından kurulan barikatlarla durduruldu. Halkın kendi şehrinde ses çıkarması, konser alanına tam 4 kilometre uzaklıkta engellendi.</p>

<p>Barikatlarla önü kesilen vatandaşlar, sadece polis engeliyle değil, aynı zamanda konser alanına giden azgın güruhun sözlü ve fizikî saldırılarına da maruz kaldı. Belediye, Müslümanların önünü keserken, bu saldırgan şahıslara adeta koruma ve saldırı alanı açarak fitili ateşledi.</p>

<h3><strong>Mehter konvoyu</strong></h3>

<p>Engellemeler ve arbedelerden dolayı 4km uzaklıktan geçen yüzlerce araçlık konvoy şehri Mehter marşları ve tekbirlerle inletti. Belediyenin yozlaşmış "kültür" dayatmasına karşı Gaziantep’in asıl sahibinin kim olduğunu göstermek için yankılanan bu sesler sadece ahlaksız güruha değil onlara yol açan belediyeye de bir mesaj oldu.</p>

<h3><strong>‘Aile Yüzyılı’ yalanı</strong></h3>

<p>Seçim meydanlarında ‘Aile Yüzyılı’ diyerek muhafazakar halkın oyuna talip olan Fatma Şahin, teşhirciliğiyle bilinen şahısları polis korumasında ağırlayarak kendi halkıyla adeta dalga geçmiştir. Bir yanda aile değerlerinden bahsedip diğer yanda aileyi dinamitleyenleri baş tacı etmek, Müslüman Anadolu’ya meydan okumaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gaziantep-belediyesi-musluman-anadoluya-meydan-mi-okuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/h-h5-p-p1x-w8-a-ucc-or.jpg" type="image/jpeg" length="83092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Modernist kuşatmalar altında anneliğin önemi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/modernist-kusatmalar-altinda-anneligin-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/modernist-kusatmalar-altinda-anneligin-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan Çelikal, Haksöz’deki yazısında; küresel lobilerin ve modern Batı medeniyetinin annelik kurumunu değersizleştirme çabalarını mercek altına alıyor. Aileyi hedef alan eşcinsellik, bireycilik ve kariyerizm gibi akımların toplumsal yapıyı nasıl çürüttüğünü analiz eden Çelikal, nesli ifsat eden projelere karşı ailenin korunmasını ve "nesil yetiştirmenin en büyük kariyer olduğu" bilincini temel bir kurtuluş yolu olarak sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam literatüründe ‘annelik ve aile’ kurumunun değer ve önemi ile ilgili sayısız materyal bulunmakta. Bunlardan birkaçını zikretmek bu kıymeti özetler sanırım. Lokman suresi 14. ayette, annenin çocuğu karnında "zorluk üstüne zorlukla" taşıdığı ve sütten kesilmesinin iki yıl sürdüğü belirtilerek, önce Allah’a sonra anneye şükredilmesi istenir.</p>

<p>Ahkaf Suresi 15. ayette de benzer şekilde annenin hamilelik ve doğum sancılarına dikkat çekilir. Anne ve babaya karşı "Öf" bile denilmesi yasaklanmış, onlara "kerim" (değerli, nazik,gönül alıcı) söz söylenmesi emredilmiştir.</p>

<p>Yine, bir sahabe Hz. Peygamber’e gelerek "İnsanlar içinde iyi davranmama en layık olan kimdir?" diye sorduğunda; Aleyhiselam Efendimiz üç kez üst üste "Annen" cevabını vermiş, ancak dördüncü soruda "Baban" demiştir. Bu durum, İslam’da annenin hürmet önceliğinin babadan üç kat daha fazla olduğunu gösterir.</p>

<p>Bir zamanlar hayatın en doğal, en içten ve en güçlü bağıydı annelik. Üzerine çok düşünülmez, çok tartışılmazdı; Çünkü değeri tartışmaya ihtiyaç duyulmayacak kadar açıktı. Bugün ise annelik, sanki yeniden tanımlanması gereken bir kavram gibi sürekli masaya yatırılıyor. Kimi zaman bir "yük", kimi zaman bir "vazgeçiş", kimi zaman da özgürlüğün karşısında duran bir engel olarak...</p>

<p>Aile kurumunun zayıflatılması, bireyselliğin aşırı yüceltilmesi, özellikle bu içeriklerin belirli coğrafyalarda ve dillerde daha yoğun dolaşıma sokulması da dikkat çekici. Bu durum, kültürel ve inanç temelli yapıları hedef alan daha geniş bir perspektifle de okunabilir.</p>

<p>Öte yandan, anneliği yalnızca ekonomik maliyetler üzerinden değerlendiren yaklaşımlar da oldukça indirgemecidir. Annelik, sadece bir yük ya da bedel üzerinden, ekonomik karşılık ile açıklanamayacak kadar derin bir insani ve toplumsal değere sahiptir.</p>

<p>Anneliği değersizleştiren söylemlerin amacı kadını özgürleştirmek değil çoğu zaman, anlamını boşaltmaktır. Anne sadece çocuk büyütmez, toplumun karakterini yetiştirir. Anneliği küçümsemek uzun vadede toplumu zayıflatır ki her geçen gün zayıfladığına kendi gözlerimizle şahit oluyoruz.</p>

<p>Son zamanlarda aileyi hedef alan yapılar arka planda aynı amaca hizmet ediyor. Eşcinselliğin desteklenmesi, kadının iş hayatına daha fazla katılması, çocuk yerine kedi ya da köpek beslemek ilk öncelikli olarak sıralanabilir. Çoğu zaman eşcinsellik büyük lobiler tarafından insan hakları amacı ile değil, çocuk sahibi olma imkanını ortadan kaldırdığı için destekleniyor. Hayvan derneklerinin bir kısmı yine güçlü erkler tarafından finanse ediliyor. Çünkü çocuk sevgisinin yerine hayvan sevgisi ikame edilmeye çalışılıyor. Bunun son örneği anneler günü reklam filmi için bir teknoloji firması cüretkarlığın sınırlarını zorlayarak, evde beslenen köpeği çocuğu olarak tanımlaması tepkiler üzerine yayından kaldırılmak durumunda kalındı.</p>

<p>İsrail'in Gazze'de, İran'da bizzat çocukları hedef alması geleceğin yetişkinlerini öldürmek için atılmış adımlar, Epstein olayları ile bizzat çocukları hedef alan bir başka yapının bulunduğunu, çocuğa dair her türlü kötülükleri yapan bir mekanizmanın olduğunu da artık dünya gördü. Anneliği sadece külfet, zahmet, gereksiz bir emek olarak gösteren paylaşımlar, yorumlar ve haberlerin yine bir kısmının da aynı lobiler tarafından desteklendiğini söyleyebiliriz.</p>

<p>Nüfusu kontrol etmek, iyiliği yok etmek, kötülüğü yaymak, insanoğlunu kendi kontrolü altına almak gibi ortak hedefleri olan tüm yapılar aile ve çocuk konusunda ortak çalışıyorlar.</p>

<p>Aile ve kadını değersizleştirdiğimizde geriye birşey kalmayacak zaten. Ancak bu teorilerin ardına sığınıp sosyolojik gerçeklikleri göremezsek çok büyük bir hata yapmış oluruz.</p>

<p>İnsanın yalnızca kendisi için yaşamasını yücelten bir çağda annelik elbette anlaşılması zor bir hakikat gibi duruyor. Çünkü annelik, modern dünyanın kutsadığı bireysel konforun sınırlarını aşar. Uykusuzluğu, kaygıyı, fedakârlığı, bölünmüş zamanı, ertelenmiş arzuları beraberinde getirir. İşte tam da bu yüzden kıymetlidir. İnsan hayatındaki en derin anlamlar zaten çoğu zaman konforla değil, sorumlulukla kurulur.</p>

<p>Modern Batının kadın tasavvuru ile İslam’ın kadın ve anneye dair çizdiği çerçeveyi karşılaştırdığımızda meramımız daha kolay anlaşılır kanısındayım.</p>

<p>1- Modern Batı, bireyin değerini büyük oranda "piyasadaki karşılığı" ve "ekonomik üretim kapasitesi" ile ölçme eğilimindedir. Yani para karşılığı getirisini önceler. Bu durum, annenin ev içindeki çocuk yetiştirmek, aile bağlarını korumak vb. emeği "görünmez" veya "verimsiz" kılarak küçümsenir. Açıkça şunu der :"Kariyer yapmayan kadın eksiktir."</p>

<p>Ancak İslam’da kadının/annenin ev içindeki emeği, bir toplumun geleceğini inşa eden stratejik bir görev ve en yüksek ibadetlerden biri sayılır. Batının "kariyer yapmayan kadın eksiktir" eleştirisine karşı "nesil yetiştirmek en büyük kariyerdir" anlayışına sahiptir.</p>

<p>2- Modern Batı genellikle "mutlak eşitlik" üzerinden hareket ederek kadın ve erkeği her alanda "aynılaştırmaya" çalışır. Bu, kadının fıtratına bakılmaksızın erkekle aynı fiziksel ve psikolojik yükleri omuzlaması beklentisini doğurur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak İslam’da kadın ve erkeğin yaratılış ve haklar bakımından eşit, ancak işlev ve sorumluluklar bakımından "birbirini tamamlayan" varlıklar olduğu savunulur. Modernite kadını "erkekleşmeye" zorlarken; İslam, kadının “kadınlık ve annelik” özelliklerini koruyarak toplumda var olmasını önceler.</p>

<p>3- Modern dünya, kadını yoğun bir şekilde "görünürlük" üzerinden tanımlar. Sosyal medya ve reklam dünyası, kadının bedeni ve imajı üzerinden bir tüketim kültürü inşa eder.</p>

<p>Ancak İslam’da kadının onuru, onun nesneleşmemesi ve mahremiyetinin korunması üzerinedir. Modern zamanın "teşhir ve estetik kaygı" baskısına İslam "iffet ve vakar" vurgusu ile mükemmel bir cevap verir.</p>

<p>4- Modern Batı özgürlüğü genellikle "bağsızlık" ve her türlü otoriteden (aile, din, gelenek) kopuş olarak tanımlar. Bu da annelik gibi "bağlayıcı" ve "fedakarlık gerektiren" rolleri birer ayak bağı veya engel gibi sunabilir.</p>

<p>Buna karşın İslam’da özgürlük, kulun Allah’a teslimiyetiyle başlar. Ailevi bağlar, çocuklara karşı sorumluluklar bir "tutsaklık" değil, kişiyi kâmil bir insan yapan manevi mertebelerdir. Modern dünyanın "bireyciliği" ile İslam’ın "aidiyet ve fedakarlık" vurgusu bu noktada çelişir.</p>

<p>Maalesef dini aidiyetleri güçlü Kürt toplumunda bile bu zihniyetin temsilcileri “Em jin in, ne namûsa tu kesî ne, namûsa me azadiya me ye.” (Biz Kadınız, kimsenin namusu değiliz, namusumuz özgürlüğümüzdür.) sloganları atarak kime hizmet ettiklerini bilmeden bu koroya kapılıp sürükleniyor.</p>

<p>Bizleri çepeçevre saran bu büyük tehlike karşısında vahyin öğrettiği ve oluşturmak istediği bu kutsal değerleri sahiplenmek; yıkıcı etkisi çok güçlü olan bu tehlikeli dalgaya karşı kadın, anne ve aile kurumlarını korumamız bizi selamete ulaştıracak en kestirme yol olacağını unutmayalım.</p>

<p>Ve yine unutmayalım ki savaşlar, krizler ve yıkımlar karşısında toplumları yeniden ayağa kaldıran en güçlü aktörlerden biri kadınlar ve özellikle anneler olmuştur. Srebrenitsa Katliamı sonrasında direnişi ve hafızayı taşıyan anneler, Gazze'de tüm zorluklara rağmen hayatı yeniden kuran kadınlar, savaşın ortasında evlatlarını büyütmeye çalışan anneler... Tüm bunlar da bu gerçeğin en güçlü örnekleridir. Bu nedenle annelik yalnızca bireysel bir rol değil, toplumsal sürekliliği ve direnci sağlayan, hem bugününü hem de yarınını şekillendiren güçtür.</p>

<p>Merhum Aliya İzzetbegoviç; kadınlara hitap ederek, yeni doğacak nesillere dair umutlar taşıdığını ve bunun sorumluluğunun kendilerinde olduğunu vurguladığı konuşmasında:</p>

<p>“Bugün İslâm toplumları kendilerini bulma mücadelesini vermekte ve sonu olmayan birçok sorunu çözmeye çalışmaktadırlar. Bu mücadelede zaferler de var yenilgiler de. Ancak gittikçe daha çok zafer ve daha az yenilgi olması için, İslâm dünyasının yarısını oluşturan Müslüman kadınının eli, kalbi ve aklıyla bu mücadeleye katkıda bulunmasına ihtiyaç vardır. Müslüman kadın yeni nesli doğurmalı, yetiştirmeli ve ona, İslâm ve geleceğe olan imancını vermelidir. O, ancak eğitimli ve yetiştirilmiş olursa eğitebilir ve yetiştirebilecektir. İslâmî yeniden doğuşun Müslüman kadın için yapacağı kadar, Müslüman kadın da yeniden doğuş için o kadar ve daha fazlasını yapacaktır” der. Rabbim kendisine rahmet eylesin.</p>

<p>Ey Rabbimiz, ailelerimizi her türlü modern fitne ve belalardan ve her tür şeytanların şerrinden koru.Fert, aile ve ümmet olarak sana kul olmayı başarmayı, bizlere esmanın ahlakıyla ahlaklanmayı ve ıslahın temsilcileri olmayı nasip eyle.</p>

<p>Ey Rabbimiz! Yeryüzünde ekini ve nesli ifsat eden gözü dönmüş, insan kılıklı şeytanların dünyaya egemen olmasına izin verme!</p>

<p><i>Ramazan Çelikal, Haksöz</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/modernist-kusatmalar-altinda-anneligin-onemi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-10-174311.png" type="image/jpeg" length="29537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kazakistan’da Çin zulmünü protesto etmek suç sayıldı! 19 aktiviste ceza yağdı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kazakistanda-cin-zulmunu-protesto-etmek-suc-sayildi-19-aktiviste-ceza-yagdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kazakistanda-cin-zulmunu-protesto-etmek-suc-sayildi-19-aktiviste-ceza-yagdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazakistan’ın Taldıkorgan kentinde görülen dava, sadece 19 kişinin mahkûmiyeti değil; "kardeşlik" ve "haysiyet" kavramlarının Çin sermayesine nasıl kurban edildiğinin bir vesikası olarak tarihe geçti. 13 Nisan 2026 tarihinde mahkeme, Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında can çekişen akrabaları için ses yükselten 19 Uygur ve Kazak Türkü hakkında hapis ve kısıtlama kararları yağdırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mahkeme, protestocuları "ulusal nefreti körüklemek" gibi absürt bir suçlamayla mahkûm etti. Karara göre:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Atajurt Organizasyonu Başkanı Bekzat Maksuthan, 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kardeşi ve hukuk danışmanı Nazigül Maksuthan, 4 yıl 8 ay özgürlük kısıtlaması cezası aldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Diğer sanıklara hapis ve ev hapsi cezaları verilirken, tamamına 3 yıl boyunca siyasi ve kamu faaliyetlerine katılma yasağı getirildi.</p>
 </li>
</ul>

<p>Davanın en utanç verici detaylarından biri ise; küçük çocuk sahibi kadınların cezalarının "erteleme" adı altında ayağa takılan elektronik kelepçelerle ev hapsine dönüştürülmesi oldu. Üstelik tutuklu sanıklar mahkeme salonuna dahi getirilmeden, adeta kaçırılarak yargılandı.</p>

<h3><strong>Kaljat Köyündeki Asil Öfke</strong></h3>

<p>Dava konusu olan eylem, 2025 yılının Kasım ayında Çin sınırındaki Kaljat köyünde patlak vermişti. Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında esir tutulan canları için feryat eden Kazak Türkleri, Çin bayrağını ve zalim Şi Cinping’in portresini yakarak tepkilerini dile getirmişlerdi. Protestocular sadece akrabalarının serbest bırakılmasını değil, aynı zamanda Çin ile vize muafiyetinin kaldırılmasını ve Çin’de tutulan Kazak vatandaşı Alimnur Turganbay’ın iadesini talep ediyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Adalet Terazisi Pekin’e Endeksli!</strong></h3>

<p>Burada sormak gerekir: Bir babanın, evladını toplama kampına atan zalimin fotoğrafını yakması mı "nefret"tir; yoksa o zalime yaranmak için kendi kardeşini zindana atmak mı? Kazakistan savcılığının "Çin halkına karşı nefreti körüklediler" iddiası, rejimin ekonomik çıkarlarını "halk onuru" ambalajıyla pazarlayan kokuşmuş bir bürokrasinin yalanıdır. Astana yönetimi, Çin ile imzaladığı vize muafiyeti ve "bağlantısallık" projelerinin bedelini kendi halkının ve soydaşının hürriyetiyle ödüyor.</p>

<p>Uygur Haber, Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kazakistanda-cin-zulmunu-protesto-etmek-suc-sayildi-19-aktiviste-ceza-yagdi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/screenshot-5-edited.jpg" type="image/jpeg" length="21872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ulu Hakan Abdülhamid Han'ın mirası Hicaz Demiryolu'nu yeniden yaşatmak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ulu-hakan-abdulhamid-hanin-mirasi-hicaz-demiryolunu-yeniden-yasatmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ulu-hakan-abdulhamid-hanin-mirasi-hicaz-demiryolunu-yeniden-yasatmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burhanettin Kapısızoğlu, Hicaz Demiryolu’nu Sultan II. Abdülhamid’in emperyalizme karşı kurduğu stratejik bir direnç mekanizması ve bugünün dünyasını şekillendirecek jeopolitik bir omurga olarak analiz ediyor. Hattın yeniden ihyasının sadece bir ulaşım projesi değil, İslam coğrafyasındaki parçalanmışlığı saracak bir "medeniyet diplomasisi" olduğunu vurgulayan yazar; bu projenin bölge ülkeleri için devasa bir ekonomik kazanç ve stratejik güvenlik kuşağı vaat ettiğine dikkat çekiyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hicaz Demiryolu, Sultan II. Abdülhamid Han döneminin çağları aşan büyük bir mühendislik projesidir. Osmanlı Devleti'nin son büyük stratejik-jeopolitik hamlesidir. Projelendirilerek 1900-1908 yılları arasında inşa edilen hat, Sultan Hamîd'in dikkatle yürüttüğü siyasetinin fiziki bir tezahürü ve Batılı emperyal güçlerin bölgedeki nüfuzuna karşı geliştirilmiş müstahkem bir direnç mekanizmasıdır.</p>

<p>Hicaz Demiryolu, XX. yüzyılın başında İstanbul'dan Şam'a ve Amman'a ve nihayet menzil-i maksut olan Medine-i Münevvere'ye uzanan hat boyunca imparatorluk coğrafyasında stratejik bağlantı altyapısıdır. Esasında Hac ibadeti için mukaddes Haremeyn'e çıkılan yolculuğun kolay ve hızlı bir şekilde geçmesi amacı taşıyan projenin bereketi, daha derin siyaset ve devlet aklının işlerini tahkim etmiş, kutsal mekânların siyasi ve idari olarak yeniden yapılandırılmasını hedefleyen bir egemenlik pratiğini getirmiştir.</p>

<p>Bu yönüyle demiryolu, klasik altyapı anlayışının çok ötesindedir. Buradaki altyapı, ekonomik hareketliliği hızlandıran teknik bir araç olduğu kadar devletin mübarek mekânlarla doğrudan temasının sürekliliğini yeniden düzenlemiştir. Hat, merkeze uzak coğrafyaları yepyeni bir idrakle idari denetim alanına alarak egemenliğin kurumsal sınırlarını genişletip imkânlar ölçeğinde teminat altına almıştır. Böylece kutsal mekânlarla merkez arasında doğrudan bir temas hattı tesis edilmiş, coğrafya rahat yönetilen bir düzene dönüşmüştür.</p>

<p>Ortadoğu gezilerimiz sırasında Ürdün'de Amman'da büyük istasyonun hemen bitişiğinde kurulan tamir ve bakım atölyesini, o yılardan kalan malzemeleri, lokomotifleri ve biletleri görünce, hattın hâlâ yaşadığını ve yaşatma kapasitesi olduğunu kabul ile güç bulmuştuk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nihayet şartlar olgunlaştıkça Hicaz Demiryolu fikri, tarihte kalmış bir hatıra olmanın ötesine geçmiş ve jeopolitik dönüşümlerin sarmalında dikkatle yeniden tartışılır noktaya geri gelmiştir.</p>

<p>Dünya, statik bir harita olmanın ötesinde birbirine koridorlarla bağlı dinamik bir sistemdir. Bir ülke, bu sistemde ne kadar çok ağa bağlı ise o ülke o denli güçlüdür. Şimdilerde bu gücün ifade biçimine "bağlantısal" diyorlar. Altyapı koridorları da artık güç rekabetinin temel unsurlarına dönüşmüştür. Bu çerçevede hat, geçmişin insanlık ve anlam/değer yüklü mirasını taşıyarak geleceğin muhtemel güç mimarilerinden biri olmaya devam edecektir.</p>

<p>Hicaz Demiryolu, modern ulaşım ağlarının bir örneği olmanın ötesinde, mekânın siyasal olarak üretildiği bir gücü yani bağlantısallık rejimini temsil etmektedir. Bu bağlamda teknik olarak uygulanabilirlikle tarihi bağların sıkıca sardığı medeniyet coğrafyasının kesiştiği noktada, düzenli ve güvenli hareketi sağlayan ve bölge ülkelerinin egemenlik alanlarının sürekliliğine güç taşıyan bir alt-yapı hamlesidir.</p>

<p>Hicaz Demiryolu, bir ulaşım sistemi olmanın çok ötesinde büyük anlamlar taşımıştır ve taşıyacaktır. Gelinen noktada, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer Ortadoğu ülkeleri ile sürdürülen temaslar, yeniden canlanmanın ağır ilerleyen bir jeopolitik süreç olduğunu göstermektedir.</p>

<p><strong>Küresel stratejik ağlar</strong></p>

<p>Uluslararası ilişkiler, devletlerin ve diğer büyük ölçekli aktörlerin güç, çıkar ve güvenlik arayışları/hesapları çerçevesinde ilişkileri inceleyen bir sosyal bilim disiplinidir. Öyle ki bu alan, diplomasi tekniği ile enerji, teknoloji, savaşlar, ticaret ve altyapı ağları üzerinden şekillenen küresel düzeni analiz eder; kültür ve medeniyet unsurları da hiç gözardı edemez. Uluslararası ilişkiler yapısı gereği kimlerin, hangi araçlarla ve hangi kurallar içinde küresel akışları kontrol ettiğini anlamayı ve açıklamayı temin eder.</p>

<p>Uluslararası ilişkiler nazarında güç, klasik askerî kapasite ve sınır temelli kontrolden ziyade ağlar, koridorlar ve altyapı sistemleri üzerinde temellenir ve şekillenir. Egemenlik ise mekânın sahipliğinden çok ticaret, sermaye, enerji, bilgi ve lojistik akışlarının yönetimiyle tanımlanır. Bu değişim, üç temel alanda netleşir: ağları yönlendirme gücü/bağlantısallık, ticaretin güç üretme aracı hâline gelmesi ve altyapının stratejik bir araç olarak işlev kazanması. Bu genel çerçeve, küresel sistemin nasıl işlediğini koridorlar ve ağlar üzerinden yeniden açıklamaktadır.</p>

<p>Bu çerçevede ağlar, Türkiye, Ortadoğu, Körfez ve daha geniş Avrasya coğrafyasında ticaret, enerji, finans ve lojistik akışlarını birbirine bağlayan çok katmanlı ilişkiler sistemidir. Koridorlar, bu akışların somut hâl aldığı, demiryolu, karayolu ve enerji hatları üzerinden işleyen fiziki güzergâhları ifade eder. Böylece Hicaz Demiryolu, ağlar ile koridorların buluşma noktasında akışları organize ederek bölgeyi veya sistemi ticaret, enerji ve lojistik akışları üzerinden taşıyan ve ayakta tutan omurga niteliği kazanmaktadır.</p>

<p>Haddizatında Hicaz Demiryolu, başlı başına fiziki bir ulaşım hattı olduğu gibi aynı zamanda küresel ve bölgesel düzeyde ağların ve koridorların kesiştiği stratejik bir bağlantı düzeneğidir. Bu perspektiften, Levant'tan/Doğu Akdeniz'den Arabistan Yarımadası'na uzanan fiziki bir koridor olduğu kadar Avrupa-Asya-Afrika ekseninde tedarik zincirlerini, enerji rotalarını ve lojistik akışları birbirine eklemleyen geniş bir ağın temelidir. Dolayısıyla proje, sadece bir ulaşım altyapısı değil, aynı zamanda bölgesel güç ilişkilerini yeniden organize etme potansiyeline sahip jeoekonomik bağlantı sağlayan bir yapı olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede bakınca Hicaz Demiryolu, tarih ve medeniyet değerlerinin restorasyonu olduğu kadar yeni küresel güç mimarisi içinde esaslı bir yer edinme girişimidir. Büyük dikkatle Türkiye-Suriye-Ürdün hattında Levant'ta yani Doğu Akdeniz havzasında kopmuş ağları, onararak, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 perspektifi ile Kızıldeniz merkezli dönüşüme entegre etmektir. Buna bağlı olarak Basra Körfezi'ne uzanma ve çoklu ulaşım koridorlarına bağlanma imkânı, bütün Ortadoğu'yu küresel taşımacılık ağının kritik bir düğüm noktasına getirirken Türkiye'yi de transit ülke rolünün ötesinde kurucu bir aktör konumuna taşımaktadır.</p>

<p>Hicaz Demiryolu, etrafa açılmaya meyyaldir. Proje, güney ve doğu eksenleri üzerinden genişleyen çok katmanlı bir ağ kurabilme kapasitesine sahiptir: Batı ekseni, Doğu Akdeniz'i Kuzey Afrika'ya bağlayarak Süveyş merkezli taşımacılığa sağlayacağı katkı nettir. Ancak bu hat, Sina'daki durum ve İsrail-Filistin çatışmasının sürekliliği nedeniyle yalnızca bir ulaşım koridoru değil, aynı zamanda barış müzakerelerinin konusudur. Uzak olmayan bir gün bu barışın aydınlığı gelecektir. Doğu ekseni ise Ortadoğu'dan Horasan'a, Orta Asya'ya/Türkistan'a uzanan hat üzerinden ticaret akışlarıyla birlikte Avrasya güç dengelerini yeniden şekillendirme kapasitesi taşımaktadır. Her ne kadar İran, Rusya ile Çin'in rekabet alanına eklemlenmiş olsa da şu an ki durum bunun tersi değildir.</p>

<p>Esasında bu yapının tesisi, Hicaz Demiryolu'nu sadece bir ulaştırma hattından çıkarıp çok aktörlü ve yüksek rekabet içeren bir koridorlar sistemine dönüştürür. Proje, kârlı bir kazanç olacaktır çünkü boğazlarda bağımlılığı azaltarak enerji güvenliği ve tedarik zincirinin kesintisiz sürekliliğini sağlayarak krizlere dayanıklık üretecektir. Ancak koridorun tek taraflı kontrol edilmemesi, yönetim sisteminin belirsiz değil, istikrarlı ve tahmin edilebilir olması ve güvenlik mimarisinin sürdürülebilirliği çok büyük önem arz etmektedir.</p>

<p><strong>Güvenlik mimarisi</strong></p>

<p>Hicaz Demiryolu'nun yeniden inşası, Ortadoğu'nun gerilim dolu yapısı içinde çok katmanlı realpolitik bir risk şeması içinde bir gündem sırasındadır. Haliyle proje, ABD'nin güvenlik mimarisi, Çin'in Kuşak-Yol projesi, Rusya'nın Avrasya yaklaşımı, İran'ın Şîi uyanışı ve vekâlet düzeneği, İsrail'in sözde güvenlik endişesiyle saldırgan tutumu ve Körfez aktörlerinin rekabet stratejilerinin ve endişelerinin odak noktasında şekillenen jeopolitik düzenektedir. Bu hengâmede ağın inşası önündeki büyük engel, güvenlik kırılganlıkları, asimetrik tehditler ve taraflar arasında sürdürülebilir siyasi mutabakatın tesisinin hayal hanesini terk ettirilmemesidir. Zorunlu eşgüdüm, çok taraflı bir güvenlik rejimi, diplomatik müzakere ve gerçekçi irade var olan sorunları ortadan kaldıracaktır. Proje, iş birliğinin tesisi sayesinde kuvveden fiili geçecektir. İcraat teknik, siyasi, finans, güvenlik ve siyasi mutabakat aşamalarını sürdürülebilirlik hattına bağlayacaktır. Nihai aşamanın tek taraflı nüfuz genişletme aracı olarak kodlanmaması, teknik açıdan mümkün bu hayati girişimin diplomatik kilitlenmesine set çekecektir. Bu nedenle iş, ara vermeksizin güçlü bir siyasi irade ve kolektif güvenlik mimarisi gerektiren stratejik inşa sürecinin eseri olacaktır.</p>

<p>Proje karşısında İsrail'in durumu büyük dikkat gerektirmektedir. Mesele, kanaatimizce tehdit ya da fırsat kategorisine indirgenmemelidir. Konu, İsrail'in içinde yer aldığı jeopolitik mimarinin sürekli dönüşmeyle yeniden şekillenen ilişkilerinin yoğunluğuna ve yönüne bağlı olarak kurulan dinamik bağlantı ağına bağlıdır. Burada temel hassasiyet noktası hattın kendisi değil, İsrail'in yer aldığı jeopolitik ağ içinde güç, risk ve fırsatların sürekli yeniden dağıtıldığı bir hareketliliğin hangi güç yapısına eklemleneceğidir.</p>

<p>Doğu Akdeniz'den işleyecek hat, Suriye-Ürdün ekseninde yeni bir kara omurgası kurarak Doğu Akdeniz ile Kızıldeniz arasında yeni ve güçlü bağlantı büyük bir getiriye sebep olacaktır. Gerçekçi bakmakta fayda vardır: Bu omurganın İsrail'i dışlayan bir eksene dönüşmesi onların ve hamilerinin çevrelenme algısını güçlendirir ve saldırganlaştırır. Buna karşılık kazanca, güvenceye ve güvenliğe dayalı bir dil kullanılmalıdır. Bu sayede Ürdün üzerinden Körfez-Kızıldeniz ağlarına bağlantı sağlanacağı için lojistik çeşitlilik ve ticaret kapasitesi açısından tamamlayıcı olacaktır.</p>

<p>Suudi Arabistan ve Türkiye ve projenin jeopolitik merkezinde yer almaktadır. Türkiye, Doğu Akdeniz üzerinden Kızıldeniz'e uzanan konumuyla sadece geçitteki ülke değildir. Uluslararası tedarik zincirine ait koridorların tasarlayıcılarından ve yöneticilerinden bir aktördür. Türkiye Avrupa, Avrasya, Orta Asya ve Afrika arasında çok katmanlı değerli bir bağlantı merkezidir.</p>

<p>Haremeyn'den dolayı tabiî manevi merkez ve enerji zengini ekonomik bir dev olan Suudi Arabistan, Vizyon 2030 projesi çerçevesinde Kızıldeniz'i küresel lojistik merkezi hâline getirmehazırlıklarını sürdürmektedir. Bilhassa Hac ve Umre ibadetleri için gerekli altyapıyı modernize etme çalışmalarını ilerletmektedir. Hicaz Demiryolu, limanları, arkasında kalan ekonomik, lojistik ya da siyasi geniş etki alanlarına bağlayarak bu gelişmeyi en üst noktaya çıkaracaktır. Ümit o ki Riyad yönetimi, modern Hicaz Demiryolu'nun fizibilite çalışmalarını tamamlayarak projenin başladığı müjdesini vermeye yakındır.</p>

<p>Türkiye ile Suudi Arabistan arasında mümkün olan ilişkiler bütünü tamamlayıcıdır. Bölgenin selâmeti için işbirliği en üst seviyede sürmektedir. Bu nedenle projenin başarısı için teknik uyumve stratejik güven tamdır. Böyle olunca bu iki güçlü dost ülkearasındaki karşılıklı anlayış birliği, demiryolunu geniş bir bölgesel düzenin taşıyıcı unsuruna dönüştürecektir.</p>

<p><strong>Medeniyet diplomasisi</strong></p>

<p>Hicaz Demiryolu'nun taşıdığı anlam katmanlarının hem temeli hem de nedeni olan en özgün boyutu, yetkinleşmek için götürüp teslim ettiği merkez'e ait ana yol olmasındadır. Dün bu hat, Hac güzergâhını yeniden ve daha da görünür kılarken, İslâmların coğrafyasında kültürel dolaşımı ve etkileşimi artırma değer haznesi ile tebarüz etmişti. Aynı zamanda mukaddes mekânlar üzerinden tüm zamanları kuşatan bir hâfıza üretim alanı oluşturarak çağları aşan bir süreklilik kurmuştu. Bu yönüyle, yalnızca fiziki bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda anlam üreten ve medeni diplomasiye zemin hazırlayan nitelik ağı örmüştü.</p>

<p>Gene eskiden olduğu gibi Hicaz Demiryolu'nun yeniden inşası, böylesi derin pür-anlam külliyatı olarak değer katıp değerli kılmaya devam edecektir. Bu itibarla hakikat lokomotifinin peşi sıra giden bu mânâ katarı, fiziken jeoekonomik ve lojistik girişim olmasının ötesinde medeniyet diplomasisi bağlamında çok katmanlı bir dış politika aracı olacaktır...</p>

<p>Demiryolu hattı, tarihi mirası taşımanın özgüveni ile aktörlerin, bölgelerin veya sistemlerin birbirine ne kadar ve nasıl bağlı olduğunun farkındalığı üzerinden Türkiye, Doğu Akdeniz/Levant ve mukaddes Hicaz coğrafyası arasında ortak hâfıza ve kimliğin taşıyıcısıdır. Bu çerçevede proje kültürel süreklilik, tarihle gelen aidiyet ve yakınlıklar üzerinden güven inşa eden bir yumuşak güç mekanizmasıdır.</p>

<p>Hicaz Demiryolu, güçlü bir medeniyet diplomasisi aracıdır. Bu hat, modern uluslararası ilişkilerde görülmeyen tarzda, altyapıyı kültürel hâfıza ile inşa teşebbüsüdür. Bu nedenle hattın yeniden canlanması, ülkeleri, şehirleri değil, hâfızaları, gönülleri ve anlam dünyalarını bir sefer daha birbirine bağlayacaktır, çözülmemesine...</p>

<p>Medeniyet diplomasisi çerçevesinden bakıldığında, bu tür bir kuşak projesi, klasik güç siyasetinin çok ötesinde irfani derinliğe denk düşer. Devletler arasındaki ilişkilerin tarihi süreklilik ve ortak değer unsurları üzerinden tazelenmesi sayesinde gelecek olan bereketin, yüzyılı aşmış örselenme ve yoğunluğu tersyüz edeceği izahtan varestedir. Bu noktada Hicaz Demiryolu, Türkiye ile ebedi dost ve kardeş Arap dünyası arasındaki işbirliğini doğal ve meşru bir zeminde yükseltecektir. Çünkü böylesi bir altyapı, istasyondaki hareketle geliştirilen temas sayesinde daha kalıcı somut faydalar getirecek ve zamanla karşılıklı güveni arttıracaktır.</p>

<p>Ayrıca bu hat, İslam dünyasında parçalanmışlığı saracak ve kimlik sürekliliğini yeniden tahkim edecektir. Hac güzergâhındaki yüksek teknoloji ürünü modern altyapı tesisleri ile toplumlar arasında karşılaşma, tanışma ve etkileşim alanları da genişleyecektir. Şu da var: Kültürel yakınlık, ortak şuur oluşmasını destekleyerek idrak yollarındaki daralmayı izale edecektir.</p>

<p>Ancak bu çerçevede derin değer taşıyan medeniyet diplomasisinin hayatiyeti için projenin dili kritik bir öneme sahiptir. Hicaz Demiryolu, tarihi de gerekçe göstererek bir üstünlük ya da nüfuz iddiası olmamalıdır. Ortak geçmişin sağladığı hayat iksiri sayesinde ortak bir gelecek kurma girişimi olarak anlatılmalıdır. Çünkü faydası herkesedir. Aksi takdirde ifade edilen sembolik anlam, birleştirici olmak yerine şüphe üretecektir. Bu nedenle hattın başarısı, doğru bir diplomatik dilin kurulması ile kaimdir.</p>

<p>Hicaz Demiryolu, mânâ taşıyan bir ulaştırma hattı olmanın ötesinde, toplulukların bağlarını yeniden canlandırarak bölgeyi sağaltacak bir medeniyet enstrümanıdır. Sürdürülebilir işbirliği zemininde yükselecek sabır, tedbir, temkin ve gayret yeniden bir büyük dünyayı ihya edecektir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Yeni Hicaz Demiryolu'nun, Kahire'den Fas'a kadar Kuzey Afrika ve Bağdat-İsfahan-Aşkabat-Semerkand'a kadar Türkistan bağlantıları ile birlikte düşünüldüğünde eski/meyen dünyanın kendini yenileyerek iyiliğin ve malın ticaretinde varoluşunun simge mimarisi olacağı açıktır. Bu mimari, tarihten gelen bağların/bağlılıkların modern zamanda yeniden üretimini ve ihtiyaçların tedarikinde ağların genişlemesini daha mümkün hâle getirecektir. Mevcut uluslararası şartlarda henüz gerçekleşmiş olmasa da konu, artık irade beyanının ötesine geçtiği için yüksek potansiyelli bir jeopolitik hamle olarak iyice belirginleşmiştir.</p>

<p>Suudi Arabistan ve Türkiye başta olmak üzere bölgesel aktörler açısından proje, karşılıklı kazanımlar temelinde buluşan yeni ve güçlü stratejik alanlar üretecektir. Ancak büyük güçlerin rekabeti, bölgesel çatışmalar ve güvenlik kırılganlıkları dolayısıyla kapasitesi yüksek risklerle çevrelidir. Dolayısıyla hattın tesisi ve geleceği güç dengelerinin yönetilmesi ile doğru orantılıdır.</p>

<p>İşin hakikatinde, Hicaz Demiryolu'nun en özgün boyutu medeniyet diplomasisi üretme kapasitesidir. Hat, fizik şartların gereği ile beraber, tarihi, tâlihi, hâfızayı da yeniden bağlayarak topluluklar arasında anlam üretecektir. Bununla birlikte Hicaz Demiryolu barışın maddi zemini olan ekonomik ve sosyal kazanımlara katkı sağlayacağı için karşılıklı ilişkileri derinleştirecektir.</p>

<p>Hasılı Hicaz Demiryolu, romantizme sarılmış tarihi miras hikâyesi olmaktan uzaktır. Her haliyle, riskleri gözardı etmeyen kıtalar arası yeni jeopolitik temeller üretmeye ve geliştirmeye açıktır. Böylesine büyük ve daha ötesi hayati bir projenin gerçekleşmesi için ehli dil beş vakit niyaza dursa yeridir.</p>

<p><i>Burhanettin Kapısızoğlu, Star Açık Görüş</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ulu-hakan-abdulhamid-hanin-mirasi-hicaz-demiryolunu-yeniden-yasatmak</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/osmanlinin-son-buyuk-projesi-yeniden-canlandiriliyor-hicaz-demiyrolu-hattinda-yeni-gelisme-17577805986588.jpg" type="image/jpeg" length="17469"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kokuşmuş düzenin külleri: Afgan işçi Nourtani'nin ailesi perişan durumda]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kokusmus-duzenin-kulleri-afgan-isci-nourtaninin-ailesi-perisan-durumda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kokusmus-duzenin-kulleri-afgan-isci-nourtaninin-ailesi-perisan-durumda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak’ta 10 Kasım 2023’te vahşice katledilen ve bedeni yakılarak delilleri yok edilmek istenen Afgan işçi Vezir Mohammad Nourtani’nin davası, Türkiye’deki hukuk sisteminin utanç vesikası olmaya devam ediyor. Katillerin yargılandığı süreçte ortaya çıkan "taksir" kılıfı yetmezmiş gibi, geride kalan Nourtani ailesine reva görülen hayat, sistemin çürümüş kokusunu fersah fersah yayıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Qamer Gül Nourtani’nin İlke TV'ye verdiği röportajda anlattıkları, devletin sosyal yardım ve hukuk mekanizmalarının nasıl bir tıkanıklık içinde olduğunun kanıtıdır. Eşinin katledilmesinin ardından kimlikleri iptal edilen aile, temel sağlık haklarından mahrum bırakılmış durumda. Qamer Nourtani, “Saçlarım beyazladı, dökülmeye başladı. Kimliklerimiz olmadığı için hastaneye bile gidemedik” diyerek, bu kokuşmuş düzenin, bir mazlumu nasıl "yaşayan bir ölüye" dönüştürdüğünü gösteriyor.</p>

<h3><strong>Engelli Çocuğa "Deport" Engeli: Vicdan Nerede?</strong></h3>

<p>Nourtani’nin geride bıraktığı yetimlerden biri işitme engelli, diğeri ise bacak protezine muhtaç. Küçük oğul Ali Reza’ya verilen işitme cihazı sözü tutulsa da, bacağını bir kaza sonucu kaybeden Seyed Mohammed’in protez ihtiyacı vicdan ve merhametten yoksun bürokrasinin duvarına çarpıyor.</p>

<p>Hastanelerden ve yardım kuruluşlarından alınan cevap hep aynı: “Siz deport durumundasınız.” Babası bu toprakların madeninde can vermiş, cesedi ormanda yakılmış bir çocuğa, protez bacak yerine "sınır dışı" kağıdı gösterilmesi, mevcut düzenin insaniyetten ne kadar fersah fersah uzaklaştığının ispatıdır.</p>

<h3><strong>Sömürü Düzeni: Bin Liralık Yevmiye, Altı Bin Liralık Kira</strong></h3>

<p>Qamer Gül Nourtani, hayata tutunabilmek için düzensiz olarak lokantalarda bulaşık yıkıyor. Günlük bin 100 lira yevmiyenin 100 lirası yol parasına giderken, 6 bin lira kira ve kışın gelen 3 bin liralık elektrik faturası aileyi tam bir sefaletin içine itmiş durumda. Kızılay yardımlarının kesilmesi ve ev sahibinin "parkeleri bozdunuz" diyerek istediği 15 bin liralık haraç, bu toplumun ve sistemin merhamet damarlarının nasıl kuruduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu basit bir cinayet değil, toplu bir katliam ve sistematik bir zulümdür. Bir insanın cesedini yakacak kadar gözü dönmüş katillerin, yargı eliyle korunmaya çalışılması; maktulün ailesinin ise en temel haklarından mahrum bırakılarak açlığa ve kimliksizliğe mahkum edilmesi insanı vicdan ve merhametten koparmış içi boş Batıcı-laik sistemin eseridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kokusmus-duzenin-kulleri-afgan-isci-nourtaninin-ailesi-perisan-durumda</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/123244-1.webp" type="image/jpeg" length="97561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zekanın kullanıcıyı hatasız gösterme tehlikesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/yapay-zekanin-kullaniciyi-hatasiz-gosterme-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/yapay-zekanin-kullaniciyi-hatasiz-gosterme-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bedri Yandımkaldım, Milat Gazetesi’ndeki yazısında; Stanford Üniversitesi’nin yeni bir araştırmasından yola çıkarak yapay zekânın bizi hakikatle yüzleştirmek yerine, duymak istediklerimizi söyleyerek "onay bağımlısı" haline getirdiğini vurguluyor. Yapay zekânın hatalı davranışlarımızı bile modern argümanlarla meşrulaştırabildiğine dikkat çeken yazar; bu teknolojinin bizi vicdani sorumluluktan uzaklaştırıp narsisizme sürükleme riskini sorguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yapay zekâyı her geçen gün biraz daha hayatımızın içine alıyoruz.<br />
Bir şey satın alırken ona soruyoruz.<br />
Bir yazı yazarken ondan yardım istiyoruz.<br />
Bir iş fikrini tartışırken onunla konuşuyoruz.<br />
Hatta artık bazı insanlar ilişki sorunlarını, aile meselelerini, kırgınlıklarını ve kararlarını bile yapay zekâya anlatıyor.</p>

<p>Buraya kadar sorun yok gibi görünüyor. Çünkü yapay zekâ hızlı cevap veriyor. Sabırla dinliyor. Yargılamıyor. Gece gündüz ulaşılabiliyor. İnsan gibi yorulmuyor, sıkılmıyor, “bunu bana kaç kere anlattın” demiyor.</p>

<p>Ama Stanford Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, tam da bu noktada önemli bir uyarı yapıyor: Yapay zekâ bazen bize ihtiyacımız olan cevabı değil, duymak istediğimiz cevabı veriyor. Stanford’un haberleştirdiği ve Science Dergisi’nde yayımlanan çalışmaya göre araştırmacılar, yapay zekâ sohbet botlarının kişiler arası sorunlarda fazla onaylayıcı davrandığını; hatta bazı durumlarda zararlı veya yanlış davranışları bile destekleyebildiğini söylüyor.</p>

<p>Yani mesele sadece yapay zekânın hata yapması değil.<br />
Mesele, bazen bizi gereğinden fazla haklı çıkarması.</p>

<p>Yapay zekânın “yalakalığı”</p>

<p>Tabii burada kast edilen şey, “çok yaşa efendim, siz ne derseniz doğrudur” gibi açık bir dalkavukluk değil. Daha ince bir şeyden bahsediyoruz.</p>

<p>Mesela biri yapay zekâya şöyle bir şey yazıyor:</p>

<p>“Arkadaşıma biraz sert davrandım ama aslında beni o noktaya o getirdi. Sence haklı mıyım?”</p>

<p>Yapay zekâ da cevap verirken doğrudan “haklısın” demeyebilir. Ama cümlelerini öyle kurar ki, kişi kendini daha rahat hisseder. ”Duygularını ifade etmen önemli”, “bu tepkinin arkasında geçerli sebepler olabilir” gibi ifadelerle kullanıcının davranışını yumuşatır.</p>

<p>Bunların hepsi tek başına kötü cümleler değil. Hatta bazen gerekli bile olabilir. Çünkü insanın duygusunu anlamak önemlidir.</p>

<p>Ama sorun şu:<br />
Anlamak başka, her durumda onaylamak başka.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyi bir dost bazen şunu der:<br />
“Evet, seni anlıyorum ama burada sen de hatalısın.”</p>

<p>Yapay zekâ ise çoğu zaman bu zor kısmı atlıyor. Çünkü kullanıcıyı memnun etmek, sohbeti sürdürmek ve olumlu bir deneyim sunmak üzere tasarlanıyor. İnsan da doğal olarak kendisini anlayan, destekleyen ve haklı çıkaran cevabı seviyor.</p>

<p>Araştırma ne söylüyor?</p>

<p>Stanford araştırmacıları 11 büyük yapay zekâ modelini incelemiş. Bunların içinde ChatGPT, Claude, Gemini ve DeepSeek gibi bilinen modeller de var. Araştırmada kişisel tavsiye, ilişki sorunları ve insanların hatalı bulunduğu sosyal durumlar üzerinden cevaplar karşılaştırılmış. Stanford’un aktardığına göre modeller, insan cevaplarına kıyasla kullanıcının pozisyonunu ortalama yüzde 49 daha fazla onaylamış. Hatta zararlı, aldatıcı veya yasa dışı davranışların geçtiği örneklerde bile sorunlu davranışı yüzde 47 oranında destekleyen cevaplar verilmiş.</p>

<p>Bu çok önemli bir bulgu.</p>

<p>Çünkü yapay zekâyı sadece “bilgi veren bir araç” gibi düşünürsek meseleyi eksik görürüz. Evet, yapay zekâ bize hava durumunu söyleyebilir. Bir metni çevirebilir. Bir tabloyu özetleyebilir. Bir yazının taslağını çıkarabilir.</p>

<p>Ama insan artık yapay zekâya sadece bilgi sormuyor.</p>

<p>“Eşimle tartıştım, ne yapmalıyım?” diyor.<br />
“Patronuma böyle cevap verdim, haksız mıyım?” diyor.<br />
“Arkadaşım bana kırıldı ama bence abartıyor, sence?” diyor.<br />
“Çocuğuma böyle davrandım, doğru mu yaptım?” diyor.</p>

<p>Bunlar artık teknik sorular değil. Bunlar vicdan, sorumluluk, empati ve insan ilişkileriyle ilgili sorular.</p>

<p>İşte araştırmanın asıl uyarısı burada başlıyor.</p>

<p>İnsan kendini haklı çıkaranı sever</p>

<p>Araştırmanın ikinci aşamasında katılımcılar, fazla onaylayıcı ve daha az onaylayıcı yapay zekâlarla konuşturulmuş. Sonuç dikkat çekici: İnsanlar, kendilerini daha çok onaylayan yapay zekâyı daha güvenilir ve daha kaliteli bulmuş. Hatta benzer konularda tekrar ona danışmak istemişler. Fakat aynı zamanda kendi haklılıklarına daha fazla inanmış, özür dileme veya ilişkiyi onarma isteği azalmış.</p>

<p>Bu, sadece teknoloji meselesi değil. Bu, insan meselesi.</p>

<p>Çünkü insan zaten çoğu zaman tarafsız bir cevap aramaz. Kendi içinde kurduğu cevabı onaylatmak ister. Bazen bir arkadaşına da bu yüzden gider. Bazen sosyal medyada da bunu yapar. Bazen ailesine anlatırken bile kendi haklılığını güçlendirecek şekilde anlatır.</p>

<p>Şimdi bu işin içine yapay zekâ giriyor.</p>

<p>Üstelik yapay zekâ çok ikna edici konuşuyor. Cümleleri düzgün. Tonu sakin. Bilgili gibi duruyor. Bazen psikolog gibi, bazen bilge bir dost gibi cevap veriyor.</p>

<p>Bu yüzden insan şunu kolayca düşünebilir:</p>

<p>“Demek ki ben haklıyım. Çünkü yapay zekâ da böyle söyledi.”</p>

<p>Oysa yapay zekâ her zaman hakikatin tarafında olmayabilir. Bazen sadece kullanıcının anlattığı çerçevenin içinde kalır.</p>

<p>Tehlike nerede?</p>

<p>Bence bu araştırmanın en çarpıcı tarafı şu: Yapay zekâ insanı bir anda kötü biri yapmıyor. Daha sinsi bir şey yapıyor. İnsanın kendi kusurunu görmesini zorlaştırıyor.</p>

<p>Küçük bir tartışmada özür dilemek yerine “ben sınırlarımı korudum” dedirtebiliyor.<br />
Kırıcı bir davranışı “duygusal ihtiyaç” diye açıklatabiliyor.<br />
Bunların hepsi kulağa modern, yumuşak ve psikolojik açıdan doğru gibi gelebilir. Ama her yumuşak cümle doğru değildir. Her rahatlatan cevap da iyi değildir.</p>

<p>İnsan bazen kendini savunmaya değil, yüzleşmeye ihtiyaç duyar.</p>

<p>Stanford’daki araştırmacılar da bu yüzden konuyu bir güvenlik meselesi olarak görüyor. Çalışmada yapay zekâdaki bu fazla onaylayıcı tavrın, insanların sosyal becerilerini, empati kurma kapasitesini ve zor ilişkisel durumlarla baş etme becerisini olumsuz etkileyebileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Doğru soru şu olmalı</p>

<p>Belki de artık yapay zekâya sorduğumuz soruları değiştirmemiz gerekiyor.</p>

<p>“Sence ben haklı mıyım?” yerine şunu sormalıyız:</p>

<p>“Bu olayda benim görmediğim taraf ne olabilir?”<br />
“Karşı taraf bu durumu nasıl yaşamış olabilir?”<br />
“Ben burada nerede hata yapmış olabilirim?”<br />
“Bana sadece destek değil, dürüst bir değerlendirme yap.”</p>

<p>Çünkü soru değişirse cevap da değişir.</p>

<p>Eğer yapay zekâyı sadece bizi rahatlatan bir aynaya çevirirsek, zamanla kendi yüzümüzü değil, görmek istediğimiz yüzü görürüz.</p>

<p><i>Bedri Yandımkaldım, Milat</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/yapay-zekanin-kullaniciyi-hatasiz-gosterme-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kullanicilarla-ayni-fikirde-gorunup-onlari-yaniltiyor-dalkavuk-yapay-zeka-hasta-ediyo-1781872-20260405001829.jpg" type="image/jpeg" length="46071"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Devrik Esed rejiminin kara kutusu Vecih Ali el-Abdullah yakalandı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/devrik-esed-rejiminin-kara-kutusu-vecih-ali-el-abdullah-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/devrik-esed-rejiminin-kara-kutusu-vecih-ali-el-abdullah-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vecih Ali el-Abdullah, Suriye güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonla yakalandı. Devrik Esed rejiminin en kritik isimlerinden biri olan eski tuğgeneralin, yıllarca Suriye halkına ve özellikle Sünnilere yönelik baskı, katliam ve zulüm politikalarında aktif rol aldığı belirtilirken, yargılanmak üzere yetkililere teslim edildiği açıklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzun süredir kaçak durumda olan ve Beşşar Esed’in en yakınındaki isimlerden biri olarak bilinen Vecih Ali el-Abdullah, emniyet güçlerinin şafak vakti gerçekleştirdiği operasyonla ele geçirildi. Halk arasında "kara kutu" olarak nitelendirilen Abdullah’ın yakalanması, ülkede büyük yankı uyandırdı.</p>

<p><strong>13 YIL  ZULMETTİ</strong></p>

<p>Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan resmi açıklamada, operasyonun detaylarına dair çarpıcı bilgiler paylaşıldı. Abdullah’ın, devrik lider Beşşar Esed’in Askeri İşler Ofisi’ni tam 13 yıl boyunca yönettiği ve bu süre zarfında rejimin askeri stratejilerinde en etkili aktörlerden biri olduğu kaydedildi. 2005 ile 2018 yılları arasını kapsayan bu görev süresi, Suriye tarihinin en sancılı ve kanlı dönemlerini bünyesinde barındırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SÜNNİ SURİYE HALKINA AĞIR BASKI UYGULADI</strong></p>

<p>Bakanlık, Abdullah’ın sadece idari bir yönetici olmadığını, aynı zamanda sivil halka yönelik gerçekleştirilen baskıcı politikaların ve ağır insan hakları ihlallerinin bizzat uygulayıcısı olduğunu vurguladı. Açıklamada,<i> "Devrik rejimin önemli isimlerinden biri olan Abdullah, görev süresi boyunca sivil halka yönelik ağır hak ihlallerinde başrol oynamıştır" </i>ifadelerine yer verilerek, bu ismin kirli siciline dikkat çekildi. Özellikle 2005-2018 yılları arasındaki kararlarının, ülkenin kaderini nasıl etkilediği mercek altına alınacak.</p>

<p>Yakalanan Tuğgeneral Abdullah için şimdi mahkeme yolları göründü. Bakanlık, Abdullah’ın işlediği iddia edilen suçlar nedeniyle adil bir yargı sürecine tabi tutulacağını ve bu kapsamda ilgili mercilere teslim edildiğini bildirdi. Sokaklarda ise Abdullah'ın yakalanması, adaletin yerini bulması adına önemli bir sembol olarak görülüyor.</p>

<p>Kaynak: Doğruhaber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/devrik-esed-rejiminin-kara-kutusu-vecih-ali-el-abdullah-yakalandi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/t25-esede-yakin-isimlerdendi-582-2.webp" type="image/jpeg" length="39015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 Mayıs 1950 - Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun doğumu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/10-mayis-1950-mutefekkir-salih-mirzabeyoglunun-dogumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/10-mayis-1950-mutefekkir-salih-mirzabeyoglunun-dogumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/10-mayis-1950-mutefekkir-salih-mirzabeyoglunun-dogumu</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-140626.jpeg" type="image/jpeg" length="54259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Berlin ve Oslo'da Filistin'e destek gösterileri düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/berlin-ve-osloda-filistine-destek-gosterileri-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/berlin-ve-osloda-filistine-destek-gosterileri-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin ve Oslo’da düzenlenen Filistin destek gösterilerinde binlerce kişi, terörist İsrail’in Gazze’deki saldırılarını ve işgal politikalarını protesto etti. Eylemlerde İsrail’e yaptırım uygulanması, silah ticaretinin durdurulması ve boykot çağrıları öne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya'nın başkenti Berlin'de Filistin'e destek gösterisi yapıldı. Filistin ile dayanışma göstermek, terörist İsrail'in Filistin topraklarını işgali ve Gazze'deki soykırımı protesto etmek amacıyla Wilmersdorfer Strasse Metro İstasyonu yakınında toplanan çok sayıda kişi, Filistin bayraklarıyla şehir merkezine doğru yürüdü.</p>

<p>Filistin milli marşının çalınmasıyla başlayan gösteride, üzerinde 'Soykırımı durdurun', 'İnsan onuru dokunulmazdır', 'Filistinlilerin tek suçu var olmaktır' ve 'Çocukların öldürülmesini durdurun' yazan döviz ve pankartlar taşındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göstericiler, 'Filistin'e özgürlük', 'İsrail çocukları öldürüyor, (Almanya Başbakanı Friedrich) Merz arkasında duruyor', 'Bu bir savaş değil, bu bir soykırımdır' ve 'Biz binleriz, milyonlarız, hepimiz Filistinliyiz' sloganları attı.</p>

<p>Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı gösteri, Wittenbergplatz metro istasyonunun yakınındaki meydanda sona erdi.</p>

<h3><strong>Oslo'da Batı Şeria'ya destek</strong></h3>

<p>Öte yandan Filistin Komitesi tarafından Norveç’in başkenti Oslo’da 8-10 Mayıs tarihleri arasında “Batı Şeria’yı Ziyaret Edin” temasıyla bir “Dayanışma Festivali” düzenleniyor. Festival, Filistin sorununa yönelik dayanışmayı ve uluslararası ilgiyi artırmayı amaçlıyor. Etkinlik kapsamında sanatçılar, aktivistler, komşular ve halk konserler, atölye çalışmaları, sohbetler ve çeşitli kültürel etkinliklerde bir araya geliyor; ayrıca Filistin mutfağından yemekler sunuluyor.</p>

<p>Festival kapsamında 9 Mayıs günü “Uluslararası hukuk için, insan onuru için ve Filistin için” sloganıyla bir yürüyüş düzenlendi.</p>

<p>Fistinde yapılan ve Nakba olarak adlandırılan soykırıma ve felakete karşı, Filistin’in geleneksel kıyafeti olan thobe giyen kadınların en önde yer aldığı yürüyüş, saat 12.00’de göçmenlerin yoğun yaşadığı Grønland semtinde başladı ve bin 500’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşti.</p>

<p>Yürüyüş eylemi buradan Oslo S, Karl Johans gate, Universitetsgata, Karl IVs gate, Grensen ve Torggata üzerinden yürüyerek Youngstorget meydanına gidildi.</p>

<p>Yürüyüşün ilk grubu Grand Hotel Oslo önüne geldiğinde, İsrail işgali sırasında hayatını kaybeden Filistinliler için üç dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Yapılan eylemde “Birleşmiş Milletler’i dinleyin”. “Petrol Fonu işgalden çekilsin!”, “Filistin’in özgürlük mücadelesini destekleyin”, “İsrail uluslararası spor, kültür ve akademik alanlardan dışlansın” , “Norveç’in İsrail ile tüm silah ticareti durdurulsun!”, “Uluslararası hukuku savunun!”, “İsrail’i boykot edin”, “İsrail ile tüm silah satışını durdur”, “Savaş suçlularını cezalandırın, barış aktivistlerini değil” gibi pankartlar taşındı. Bunun dışında “İsrail’in elinde ve parasında kan var”, “İsrail’e yaptırım uygula”, “Yaşasın intifada” , “Yaşasın Filistin”, “Terörist İsrail- Terörist Netanyahu” gibi sloganlar atıldı. Daha sonra alandaki duvardan aşağıya “Akademik boykot şimdi” yazılı büyük bir pankart asıldı.</p>

<p>Eylemde yapılan konuşmalarda, son iki buçuk yılda Gazze’de 21 binden fazla çocuğun şehit olduğu, Birleşmiş Milletler’ in Gazze’de yaşananları soykırım olarak değerlendirmesine karşın birçok siyasetçinin sessiz kalmasını anlaşılmaz olduğu, tüm karanlığa rağmen mücadeleden vazgeçmediği dile getirildi.</p>

<p>Konuşmalarda dayanışma hareketinin yalnızca Filistinlilerin özgürlüğü için değil, tüm ezilen halkların özgürlüğü için, uluslararası hukukun herkese eşit uygulanması için mücadele ettiği belirtildi.</p>

<h3><strong>“Hayal kurma hakkımın elimden alınıldığını çok küçük yaşta fark ettim”</strong></h3>

<p>Eylemde konuşan Filistinli genç bir sanatçı ise Batı Şeria’da büyümenin hayatını nasıl etkilediğini anlattı. Çocukluğunda yatak odasının penceresinden yalnızca Batı Şeria’yı işgal altındaki Filistin’den ayıran apartheid duvarını gördüğünü belirten sanatçı, bu duvarın yalnızca işgali değil, aynı zamanda hayallerini sınırlayan engelleri de temsil ettiğini belirterek, “Hayal kurma hakkımın elimden alındığını çok küçük yaşta fark ettim. Hayattaki hedeflerime ulaşmak için başka ülkelerde yaşayan insanlardan kat kat fazla çalışmam gerektiğini anladım. Çünkü eğitim, fırsatlar ve başarı kaynakları bize eşit şekilde sunulmuyordu. Ancak Türkiye’de üniversite okumaya başladıktan sonra yaşadığımız hayatın ne kadar anormal olduğunu fark ettim. O andan sonra müziği yalnızca kişisel başarı için değil, Filistin davasına dikkat çekmek için yapmaya başladım. Haberlerde sık sık görmediğiniz başka bir Filistin gerçeğini göstermek istedim: Filistinlilerin de eğlenmeyi, dans etmeyi, ilham almayı, hayal kurmayı ve üretmeyi seven insanlar olduğunu…”</p>

<p>Filistinli sanatçılar olarak çoğu zaman sansürle karşılaştıkların ve bazen görünmez hissettiklerini söyleyen Filistinli sanatçı; “Ancak bugün burada sizleri görmek bana güç veriyor. Bir gün özgür bir Filistin devletinde birlikte bir müzik etkinliğinde buluşacağımıza inanıyorum. Bizim de hayallerimizin peşinden gitmeye hakkımız var” dedi.</p>

<h3><strong>Yahudi terörü</strong></h3>

<p>Norsk Folkehjelp Başkanı Raymond Johansen burada yaptığı konuşmada, Filistin’de İsrail’in acımasız işgali ve katliamının devam ettiğini belirtti. İsrail’in direnişi kırmak ve toplanan ilaçlarla insani yardımların ulaştırılmasını engellemek için suyu ve açlığı bir silah olarak kullandığını belirterek, “Toplumun ve uluslararası hukukun değersizleştirildiği, otoriter rejimlerin güç kazandığı bir dünyada milyonlarca insan hâlâ mülteci olarak yaşıyor. Dünyanın en güçlü devletleri askeri, ekonomik ve siyasi güçlerini kendi çıkarlarını dayatmak için kullandığında, yalnızca şehirleri ve hayatları yok etmiyor; aynı zamanda adil bir dünya fikrini de yıkıyorlar. Bugün burada düzenlenen Filistin dayanışma festivali ise Filistin kültürünü; müziği, sanatı, yemekleri ve çok daha fazlasını öne çıkaran ve kutlayan güçlü bir dayanışma örneği. Ama arkadaşlar, eğer bugün gerçekten Batı Şeria’da olsaydık burada böyle duramazdık. Şiddet içermeyen gösterimiz çoktan göz yaşartıcı gaz ve plastik mermilerle dağıtılmış olurdu. Yasadışı yerleşimciler bize saldırır, tüfek dipçikleriyle vurur, iter, tekmeler ve en kötü ihtimalle yakın mesafeden ateş ederlerdi” dedi.</p>

<p>Küçücük Batı Şeria’da insanların özgürce hareket etmesini engelleyen binden fazla bariyer ve kontrol noktası bulunduğuna dikkat çeken Johansen şunları söyledi; “Günlük yaşam tamamen öngörülemez hâle geldi. Askerler ya da yerleşimciler tarafından durdurulduğunuzda eve geri dönüp dönemeyeceğinizden bile emin olamıyorsunuz. İsrail yerleşimcileri yıllardır Batı Şeria’daki Filistinlileri terörize ediyor, ancak bugün şiddet her zamankinden daha ağır bir boyuta ulaşmış durumda. Ve bu, İsrail yetkililerinin desteğiyle gerçekleşiyor. Çünkü bu yerleşimciler doğrudan İsrail makamları tarafından silahlandırılıyor. Rakamlara bakın: 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail yerleşimcilerine 150 binden fazla askeri sınıf silah dağıtıldı.</p>

<p>Batı Şeria’da görüştüğüm Filistinlilerden aldığım en güçlü mesaj şuydu: ‘Biz sempati istemiyoruz. Onur ve eylem istiyoruz. Sıradan insanlar gibi muamele görmek istiyoruz.’ Çünkü bu çatışma karmaşık ya da anlaşılmaz değil. Bu, bir işgal gücü ile işgal altındaki bir halk arasındaki mücadeledir.</p>

<p>Filistin’i parçalamak için sürekli yeni önlemler alan, Filistinlilerin günlük yaşamını dayanılmaz ve öngörülemez hâle getiren sağcı bir İsrail hükümeti var. Gazze’de de durum farklı değil.</p>

<p>Bu yüzden Filistin bizim dikkatimizi, sesimizi ve dayanışmamızı istiyor. İsrail’in ve yerleşimcilerin Filistin’in varlığını silmesine izin vermemek acil bir gereklilik. Filistinliler, geleceklerini etkileyen her siyasi süreçte meşru şekilde temsil edilmelidir.</p>

<p>İnsanlar dünyayı değiştirir. Siz dünyayı değiştirirsiniz. Ve biz desteğimizden ve dayanışmamızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”</p>

<p><i>AA, Evrensel</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/berlin-ve-osloda-filistine-destek-gosterileri-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/oslo-filistin-a-2269514.jpg" type="image/jpeg" length="74657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Modernist itibarsızlaştırmanın kurbanları: Şeyh ve seyda kurumları]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/modernist-itibarsizlastirmanin-kurbanlari-seyh-ve-seyda-kurumlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/modernist-itibarsizlastirmanin-kurbanlari-seyh-ve-seyda-kurumlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vahdettin İnce, Star Gazetesi’ndeki yazısında; Kemalist itibarsızlaştırma süreci, Yeşilçam’ın kara propagandası ve sol-sosyalist akımların işbirliğiyle toplumun doğal savunma mekanizmaları olan "şeyh ve seyda" kurumlarının nasıl can çekişir hale getirildiğini analiz ediyor. Bu asil yapıların feodalizm ve gericilik sakızıyla tasfiye edilmesinin, toplumu dış müdahalelere ve kırk yıllık bir yıkım sürecine mahkum ettiğini; günümüzde bu kadim ve fıtri dinamiklere dönüşün önemini vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ağanın, şeyhin ve seydanın çok ve muteber olduğu bir zaman diliminde geçti çocukluğum. Kemalist itibarsızlaştırma sürecinin etkisi henüz bizim oralara ulaşmamıştı. Dedem, birer kültür, ilim, irfan mektebi mesabesindeki divanın, tekkenin ve medresenin müdavimiydi. Fırsat buldukça beni de beraberinde götürürdü. Hayatın anlamını, dinamiklerini, en basitinden oturup kalkmayı öğreneyim diye. Hem ağa hem şeyh hem de seyda bütün toplumun gözünde müstesna bir yere sahipti. Benim zihnimde de olumlu bir yere oturdular böylece.</p>

<p>Sonra okul hayatı başladı. Toplumun değer verdiği ağa, şeyh ve seyda gibi asalet ifade eden daha birçok isim ve lakabın yasak olduğunu, itibardan düşürülmeye çalışıldığını fark ettim. Tabi bu yasaklara ve itibarsızlaştırmalara gerekçe olarak da söz konusu unvanlara sahip kimselerin işledikleri iddia edilen onlarca, yüzlerce melanet (!) sıralanıyordu. Yüreğim, her seferinde bu işte bir terslik var diyordu ama propaganda dili çok rafine ve ikna ediciydi. Üzerinde çalışılmış, ta garbın payitahtlarında kotarılmış profesyonel işi bir projeydi çünkü. Taze bir zihnin bunlara direnmesi imkansıza yakındı. Günün birinde öğretmenimiz, toplumun büyük değer atfettiği bu şahsiyetlere ağır eleştiriler yöneltmiş, hakaretler etmişti. Benim de ağzımda kekremsi bir tat bırakmıştı. Dedeme gelip anlatınca "onlar ne söyleseler tersi doğrudur" dedi. Dedemin bu sözü benim için bir dua, bir muska gibi manevi bir zırh işlevini gördü. Ruhumun boynuna bir hamail gibi astım ve bir daha çıkarmadım. Ne zaman resmi algıyı telkin etme bağlamında bu türden bir propagandaya maruz kalsam, dedemin duası elimden tutar, o girdaptan çekip çıkarırdı. Gözümün önünde ağaların fedakarlığı, cömertlikleri, toplumu krizlerden kurtarma çabaları, yoksullara yardımcı olmaları. Her saat hazır ve açık bekleyen bereketli sofraları; şeyhlerin manevi ıslah çabaları, insanları dünya hayatında dürüst olmaya, kimseye haksızlık etmemeye çağırmaları, bir sözleriyle kanlı çatışmaları durdurmaları; seydaların günlük hayatta çözüm üretici, yol gösterici fetvaları, vaaz ve nasihatleri canlanırdı. Böylece saldırıları nispeten savmış olurdum. Fakat saldırılar, propagandalar, beyin yıkamalar, itibardan düşürmeler dur durak bilmedi. Bütün kitle iletişim araçları bu iş için seferber edilmişti. Gazeteler karikatürleriyle, köşe yazılarıyla, sinema filmleri negatif tiplemeleriyle, fısıltı gazetesi asılsız dedikodularıyla özellikle ağaları, şeyhleri ve seydaları acımasızca karalıyorlardı. Dedemin duası etrafımı bir sur gibi sarmıştı ama surda da her gün bir gedik açılıyordu. En önemlisi ülkenin ağa, şeyh ve seyda geleneğinden uzak batı kesimleri bu köklü ve asil şahsiyetleri ve kurumları Yeşilçam sinemasındaki maksatlı tiplemeler üzerinden öğreniyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle Kürtler arasında taban bulmaları sağlanan sol- sosyalist akımlar da resmi ideolojinin bu menfi propagandasını toplumun kılcal damarlarına kadar empoze ediyorlardı. Toplumu ayakta tutan dinamikler ağır yaralar aldılar. Aslında can çekişir hale geldiler de diyebiliriz. Bu yüzden özellikle Kürtler, diğer bir ifadeyle bu kurumları gözlemleme, yaşama şansını bulamayan yeni nesiller batılı oryantalistlerin ve yerli borazanlarının feodalizm, gericilik, çağdışılık, irtica, derebeylik gibi söylemleri karşısında cascavlak ve savunmasız kaldılar. Sonunda kuru yaprak gibi her rüzgarın önünde savrulur hale geldiler. Kürtlerin yaşadığı kırk yıllık şiddet, terör ve yıkım süreci bunun sonucudur. Doğal savunma mekanizmaları ağa, şeyh ve seydadan yoksun bırakılmış Kürtler bu hercümerç çağının en ağır darbesini yediler.</p>

<p>Son yıllarda Türkiye'nin genel atmosferinin değişmesi, kadim İslami ve fıtri dinamiklere dönüş sinyallerinin verilmesi ve Kürtlerin de fetret devri sayılan bu yıkım süreçlerinin tahribatını bizzat gözlemlemeleri neticesinde varoluşlarının teminatı bu kurumlara yeniden sarılmaya başladılar, fıtratın gereği olan bu yapıları canlandırdılar.</p>

<p>Bu yakınlarda yayın hayatına başlayacak Kürtçe bir kanalın çekimleri için geçen haftayı Mardin'de geçirdim. Gündüzleri gezip dolaşmayı, etrafı, toplumu gözlemlemeyi, geceleri ise tarihi bir mekanda çekimler yapmayı planlamıştık. Bu planımız bölgede Mardin için kullanılan bir deyime uygundu: "Bi roj seyranî, bi şev gerdenî" (Gündüz seyranlık gece gerdanlık). Vaktini nasıl geçirmek istersin? diye soran kanal yetkilisine, bir ağayı, bir şeyhi ve bir seydayı ziyaret etmek istiyorum, dedim bu yüzden.</p>

<p>İlk gün bir ağaya misafir olduk.</p>

<p><i>Vahdettin İnce, Star</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/modernist-itibarsizlastirmanin-kurbanlari-seyh-ve-seyda-kurumlari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/seyhsaideren.png" type="image/jpeg" length="37832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[WSJ: İsrail, Irak çölünde gizli karakol kurdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/wsj-israil-irak-colunde-gizli-karakol-kurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/wsj-israil-irak-colunde-gizli-karakol-kurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[The Wall Street Journal’ın iddiasına göre İsrail, İran’a yönelik saldırıları desteklemek amacıyla Irak çölünde gizli bir askeri karakol kurdu. Haberde, karakolu tespit etmeye yaklaşan Irak birliklerinin İsrail hava saldırılarıyla hedef alındığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarını desteklemek için Irak çölünde gizli bir karakol kurduğu ve bunu 'tespit etmek üzere olan' Irak birliklerine hava saldırıları düzenlediği iddia edildi.</p>

<p>The Wall Street Journal'ın haberine göre, aralarında ABD'li yetkililerin de bulunduğu kaynaklar, İsrail'in, İran'a yönelik saldırıları desteklemek amacıyla Irak çölünde gizli bir askeri karakol kurduğunu öne sürdü.</p>

<p>Haberde, İsrail'in, karakolu 'tespit etmek üzere olan' Irak birliklerine hava saldırıları düzenlediği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail'in burada özel kuvvetler konuşlandırdığı, söz konusu tesisin İsrail hava kuvvetleri için lojistik merkez işlevi gördüğü ve İsrail'in bu karakolu İran'a yönelik saldırıların hemen öncesi ABD'nin bilgisi dahilinde inşa ettiği kaydedildi.</p>

<p>Irak medyasının, bir çobanın söz konusu bölgede helikopter uçuşları da dahil olağandışı askeri faaliyetler gördüğünü bildirdiğini ve Irak ordusunun durumu araştırmak üzere bölgeye asker gönderdiğini yazdığı aktarılan haberde, İsrail'in hava saldırılarıyla bu askerleri uzak tuttuğu savunuldu.</p>

<p>İsrail ordusu, konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/wsj-israil-irak-colunde-gizli-karakol-kurdu</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/1778386641-kurdistan24-1.webp" type="image/jpeg" length="74402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sumud Filosu aktivistleri Thiago Avila ve Seyf Ebu Kişk serbest bırakıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sumud-filosu-aktivistleri-thiago-avila-ve-seyf-ebu-kisk-serbest-birakildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sumud-filosu-aktivistleri-thiago-avila-ve-seyf-ebu-kisk-serbest-birakildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail’in, Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda düzenlediği baskında alıkoyduğu aktivistler Thiago Avila ile Seyf Ebu Kişk sınır dışı edildi. Aktivistlerin gözaltında işkence ve ölüm tehdidine maruz kaldığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terörist İsrail'in zorla alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu aktivistleri Thiago Avila ile Seyf Ebu Kişk, salıverilerek sınır dışı edildi.</p>

<p>İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, aktivistlere ilişkin soruşturmanın tamamlandığı bildirildi.</p>

<p>Kişk ile Avila'nın bugün İsrail'den sınır dışı edildikleri belirtilen açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik yasa dışı ablukayı sürdüreceği ve ablukanın ihlalini kabul etmeyeceği kaydedildi.</p>

<h3><strong>Küresel Sumud Filosu'nda alıkonulan aktivistlerin başından neler geçti?</strong></h3>

<p>Terörist İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırma ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, İsrail ordusunun 29 Nisan gece saatlerinde Girit Adası açıklarında müdahalesine maruz kalmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan teknelere saldıran İsrail ordusu, Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta ve Yunan kara sularından birkaç mil açıkta 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.</p>

<p>İsrail'in, Küresel Sumud Filosu'ndan alıkoyduktan sonra serbest bırakmadığı ve zorla ülkeye götürdüğü aktivistler Ebu Kişk ve Avila'nın yoğun fiziki işkence gördükleri ve sorguda ölüm tehditlerine maruz kaldıkları belirtilmişti.</p>

<p><i>AA</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sumud-filosu-aktivistleri-thiago-avila-ve-seyf-ebu-kisk-serbest-birakildi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/aktgst-1.png" type="image/jpeg" length="96026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere’de yeni siyasi dönem: Reform UK yerel seçimlerin kazananı oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/ingilterede-yeni-siyasi-donem-reform-uk-yerel-secimlerin-kazanani-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/ingilterede-yeni-siyasi-donem-reform-uk-yerel-secimlerin-kazanani-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de İşçi Partisi birçok bölgede ağır kayıp yaşarken, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK yüzlerce sandalye kazanarak ülke siyasetinde yeni dönemin işaretini verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere’de yapılan yerel seçimler, ülke siyasetinde son yılların en sert kırılmalarından birine sahne oldu. Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi, uzun süredir güçlü olduğu birçok bölgede ciddi kayıplar yaşarken, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK seçimlerden büyük bir çıkışla ayrıldı.</p>

<p><img alt="İngiltere’de siyasi deprem" src="https://image.cnnturk.com/i/cnnturk/75/770x0/69fddba4806f1ade63d74023.jpg" /></p>

<p>Seçim sonuçları, İngiltere’de klasik iki partili siyasi düzenin zayıfladığı ve seçmen davranışında ciddi bir değişim yaşandığı yorumlarına yol açtı.</p>

<h2><strong>Reform UK seçimlerin kazananı oldu</strong></h2>

<p>Yerel seçimlerde en dikkat çekici başarıyı Reform UK elde etti. Nigel Farage liderliğindeki parti, yüzlerce sandalye kazanarak İngiliz siyasetindeki ağırlığını artırdı. Reform UK’nin özellikle İşçi Partisi’nin güçlü olduğu sanayi bölgelerinde elde ettiği başarı, ülkedeki siyasi dengelerin değiştiğini gösterdi.</p>

<p><img alt="İngiltere’de siyasi deprem" src="https://image.cnnturk.com/i/cnnturk/75/770x0/69fddba4806f1ade63d74021.jpg" /></p>

<p>Farage, sonuçların ardından yaptığı açıklamada İngiliz siyasetinde tarihi bir değişim yaşandığını belirtti. Reform UK lideri, partisinin artık ülkenin her bölgesinde rekabet edebilen ulusal bir güç hâline geldiğini söyledi.</p>

<h2><strong>İşçi Partisi için ağır yenilgi</strong></h2>

<p>İktidardaki İşçi Partisi açısından seçim gecesi büyük bir hayal kırıklığına dönüştü. Parti, yıllardır elinde tuttuğu birçok yerel bölgede ciddi oy kaybı yaşadı. Sanayi kentlerinde Reform UK karşısında alınan yenilgiler, İşçi Partisi içinde liderlik ve strateji tartışmalarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Londra’da dahi çoğunluğunu kaybeden İşçi Partisi için sonuçlar, “felaket gece” olarak değerlendirildi. Seçim neticeleri, Başbakan Keir Starmer üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.</p>

<h2><strong>Starmer sorumluluğu üstlendi</strong></h2>

<p>Başbakan Keir Starmer, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada sorumluluğu üstlendiğini söyledi. Starmer, ülke genelinde birçok İşçi Partisi temsilcisinin kaybedilmesinin kendileri için acı verici olduğunu belirterek, seçmenin verdiği mesajın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Starmer, seçmenin güçlü bir uyarı verdiğini ve buna karşı gerekli siyasi cevabın verilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>İngiltere’de yeni siyasi dönem</strong></h2>

<p>Siyasi analistler, yerel seçim sonuçlarının İngiltere’de klasik sağ-sol ayrımının zayıfladığını gösterdiğini belirtiyor. Reform UK’nin yükselişi, Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi etrafında şekillenen geleneksel siyasi düzenin artık eskisi kadar güçlü olmadığını ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuçlar, İngiltere’de daha parçalı, çok sesli ve belirsizlikleri artan yeni bir siyasi dönemin başladığı şeklinde yorumlanıyor. Reform UK’nin yerel seçimlerde elde ettiği başarı, ülkede sadece iktidar partisinin değil, bütün siyasi sistemin sorgulanmasına yol açtı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/ingilterede-yeni-siyasi-donem-reform-uk-yerel-secimlerin-kazanani-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/ingilter.jpg" type="image/jpeg" length="88675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan BAE Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/erdogan-bae-devlet-baskani-al-nahyan-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/erdogan-bae-devlet-baskani-al-nahyan-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüşmede, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında ticaret, enerji ve güvenlik alanları başta olmak üzere birçok konuda iş birliğini geliştirmeye önem verdiğimizi ifade etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız İran ile ABD arasındaki çatışma sürecinde, bölgemizde yaşanan güçlüklerin üzücü olduğunu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin egemenliği ve güvenliğine tam destek vermeyi sürdüreceğimizi belirterek; yaşanan zararlardan dolayı geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilgili ülkelerle temas halinde, ABD ve İran arasında diplomatik çözümü tesis etmek için gayret gösterdiğini, bölgemizin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması için daha fazla diyalog ve iş birliğinin gerektiğini ifade etti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/erdogan-bae-devlet-baskani-al-nahyan-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/erdi.webp" type="image/jpeg" length="93756"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD, Venezuela'daki zenginleştirilmiş uranyumu aldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-venezueladaki-zenginlestirilmis-uranyumu-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-venezueladaki-zenginlestirilmis-uranyumu-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD hükümeti, ortaklarıyla birlikte Venezuela'daki eski bir araştırma reaktöründe kalan zenginleştirilmiş uranyumu ABD'ye nakletti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Venezuela'nın başkenti Caracas'taki "RV-1" reaktöründe bulunan 13,5 kilogramlık zenginleştirilmiş uranyum ülkeden çıkarıldı.</p>

<p>Açıklamada, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum için belirlenen yüzde 20 eşiğinin üzerine çıkarılan bu malzemenin, 1991 yılında reaktörün araştırma faaliyetlerinin sona ermesinin ardından fazlalık haline geldiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uranyumun, reaktörden güvenli bir şekilde çıkarılmasının ardından Venezuela'da bir limana götürüldüğü ve burada özel bir nakliye gemisine aktarılmasının ardından ABD'ye gönderildiği bilgisi verilen açıklamada, bu malzemenin, "işleme ve yeniden kullanım" amacıyla South Carolina eyaletindeki "Savannah River Site (SRS)" tesisine nakledildiği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, ABD Enerji Bakanlığına bağlı Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA) Başkanı Brandon Williams'ın, "Venezuela'daki tüm zenginleştirilmiş uranyumun güvenli bir şekilde çıkarılması, dünyaya yeniden ayağa kalkmış ve yenilenmiş bir Venezuela'nın varlığını gösteren bir başka sinyal niteliğinde." ifadesine yer verildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-venezueladaki-zenginlestirilmis-uranyumu-aldi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/uranyum-2.webp" type="image/jpeg" length="81122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[META, özel mesajlara erişebilecek]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/meta-ozel-mesajlara-erisebilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/meta-ozel-mesajlara-erisebilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[META Platforms, Instagram üzerinde uzun süredir kullanılan uçtan uca şifreleme (E2EE) özelliğini küresel ölçekte sonlandırma kararı aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dün yürürlüğe giren değişiklikle Instagram üzerinden gönderilen doğrudan mesajlar artık “ultra güvenli” uçtan uca şifreleme ile korunmayacak. META’nın belirli koşullar altında mesaj içeriklerine erişebileceği belirtiliyor. Bu kapsamda metinler, görseller, videolar ve sesli notlar standart şifreleme altyapısı üzerinden işlenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>META, değişikliğin temel nedeni olarak uçtan uca şifreleme özelliğini kullanan kullanıcı sayısının düşük olmasını gösterdi. Siber güvenlik uzmanları, bu kararın arkasında yapay zekâ eğitimi ve reklam hedefleme gibi veri odaklı ihtiyaçların olabileceğini değerlendiriyor. Bazı kesimler düzenlemenin suçla mücadeleyi kolaylaştıracağını savunurken, bazıları ise bunun kişisel gizlilik açısından ciddi bir geri adım olduğunu belirtiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/meta-ozel-mesajlara-erisebilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/meta-1.jpg" type="image/jpeg" length="87642"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye’de yeni yönetim kadroları yeniden şekilleniyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/suriyede-yeni-yonetim-kadrolari-yeniden-sekilleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/suriyede-yeni-yonetim-kadrolari-yeniden-sekilleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın, kardeşleri Maher ve Hazem Şara’yı üst düzey görevlerinden aldığı bildirildi. Kararın, yeni yönetim üzerindeki “aile kadrolaşması” eleştirilerini azaltmak ve Esed döneminin aile merkezli iktidar görüntüsünden uzaklaşmak için atıldığı belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmed Şara, yönetim kademesinde dikkat çeken bir tasfiyeye gitti. i24NEWS’e konuşan Şara’ya yakın bir kaynak, Suriye Devlet Başkanı’nın kardeşleri Maher Şara ve Hazem Şara’yı üst düzey idari görevlerinden aldığını bildirdi. Kaynak, bu adımın hükümetteki değişikliklerin parçası olduğunu ve “Suriye halkıyla güveni yeniden inşa etme” amacı taşıdığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Maher Şara’nın yerine eski Humus Valisi getirildi</strong></h2>

<p>Görevden alınan isimlerden Maher Şara, Suriye Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürütüyordu. Habere göre Maher Şara’nın yerine eski Humus Valisi Abdulrahman el-Aama getirildi. El-Araby el-Cedid de kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Abdulrahman el-Aama’nın Cumhurbaşkanlığı işleri genel sekreteri olarak görevlendirildiğini ve bunun Şam’daki idari-güvenlik düzenlemelerinin parçası olduğunu aktardı.</p>

<h2><strong>Hazem Şara ekonomik görevinden ayrıldı</strong></h2>

<p>Ahmed Şara’nın diğer kardeşi Hazem Şara’nın da Yüksek Ekonomik Kalkınma Konseyi Başkan Yardımcılığı görevinden ayrıldığı bildirildi. Reuters, daha önce yayımladığı geniş analizde Hazem Şara’nın Suriye’de yerli ve yabancı iş dünyası ile yatırım süreçlerinde etkili bir konumda bulunduğunu, Maher Şara’nın ise Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği üzerinden resmi görüşmelere katıldığını yazmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Rusya’ya büyükelçi ihtimali</strong></h2>

<p>Maher Şara’nın görevden alınmasının tamamen sistem dışına çıkarılma anlamına gelmeyebileceği belirtiliyor. i24NEWS’e konuşan kaynak, Maher Şara’nın Rusya bağlantılarına dikkat çekerek onun Moskova’ya büyükelçi olarak atanabileceğini öne sürdü. Maher Şara’nın eşinin Rus olduğu ve kendisinin de Rusça bildiği bilgisi, bu ihtimali güçlendiren unsur olarak gösterild</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/suriyede-yeni-yonetim-kadrolari-yeniden-sekilleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/08/sarabm.jpg" type="image/jpeg" length="89295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sumud Filosu geri adım atmıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sumud-filosu-geri-adim-atmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sumud-filosu-geri-adim-atmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak için oluşturulan Küresel Sumud Filosu, İsrail'in uluslararası sulardaki saldırılarına rağmen geri adım atmıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze’ye yönelik ablukaya karşı uluslararası dayanışmayı büyütmek amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu, İsrail’in son müdahalelerine rağmen faaliyetlerini sürdürme kararı aldı. Bir süredir Yunanistan’ın Girit açıklarında bekleyen ve farklı ülkelerden aktivistlerin yer aldığı 30’dan fazla tekne, dün sabah saat 06.30 itibarıyla yeniden hareket ederek Türkiye rotasına yöneldi. Filonun hedefinde Marmaris bulunuyor. Burada gerçekleştirilecek uluslararası buluşmada farklı ülkelerden gelen yeni gemilerin de konvoya katılması planlandı. Organizasyon yetkilileri, Marmaris’te yapılacak toplantının yalnızca lojistik bir birleşme değil, aynı zamanda Filistin dayanışma hareketi açısından yeni bir dönüm noktası olacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>TAHMİNİ BULUŞMA SALI GÜNÜ</strong></h2>

<p>Filo yönetiminden yapılan açıklamada, “Türkiye’ye geliyoruz. Marmaris’te düzenlenecek Uluslararası Meclis buluşmamız için bekleyen gemilerimize 30’dan fazla tekne katılacak. Burada siyasi stratejimizi derinleştirecek ve misyonumuzun sonraki aşamalarını netleştireceğiz” denildi. 12 Mayıs Salı günü misyonun ve hareketin bir sonraki aşamasını duyurmak üzere bir basın toplantısı gerçekleştireceği duyurulan açıklamada, “Sivil toplumun ve siyasi ortaklarımızın gelecekteki misyonları ve dünya çapındaki Filistin dayanışmasını korumaya yönelik taahhütlerini açıklayacağız. Ayrıca İsrail rejimini, korsanlık, uluslararası sularda adam kaçırma ve Avrupa sularında gerçekleştirilen kötü muamele nedeniyle hesap vermeye zorlayacak planlarımızı kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İSRAİL UFKUMUZU ÇALAMAZ</strong></h2>

<p>İsrail’in psikolojik savaş yöntemlerine ve askeri tehditlerine rağmen filonun geri çekilmediği vurgulanan açıklamada, şunlara yer verildi: “Bu hareket yalnızca lojistik bir geçiş değil, aynı zamanda direnişin ve kararlılığın güçlü bir ilanı niteliğinde. Yoldaşlarımızın hukuksuz şekilde kaçırılmasına, işgalin psikolojik savaş yöntemlerine ve askeri gözetim ile saldırı tehditlerine rağmen filo dağılmadı ve hedef değişmedi. Hedefimiz Filistin halkının özgürlük ve temel hak mücadelesinde onların yanında durmaktır. İşgal güçleri teknelerimizi, eşyalarımızı ve sevdiklerimizi çalabilir ancak ufku çalamaz.” Marmaris’te 10-11 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek hukuk sempozyumu ve genel kurul toplantısında 50’den fazla ülkeden temsilcinin bir araya gelmesi beklenirken, filonun yeni aşamasına ilişkin siyasi ve hukuki adımların burada netleştirileceği ifade edildi.</p>

<p>Küresel Sumud Filosu, Gazze’ye doğru ilerleyen insani yardım gemilerine uluslararası sularda müdahale eden İsrail güçlerinin aktivistlere yönelik “cinsel taciz, fiziksel şiddet ve aşağılayıcı muamelede” bulunduğunu duyurdu. Siyonist İsrail’in 29 Nisan gecesi Sumud Filosu’na yönelik saldırısın perde arkasına ilişkin ağır insan hakları ihlalleri de birbiri ardına ortaya çıkmaya başladı. Filonun yayınladığı açıklamada, İsrail işgal güçlerinin aktivistlere yönelik ağır fiziksel ve cinsel şiddet uyguladığını ortaya koydu. Yunan makamlarına teslim edilen 179 aktivistin ifadelerine göre, gözaltına alınan kişilerin sistematik şekilde aşağılandı, kötü koşullarda tutuldu, cinsel ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığı belirtiliyor.</p>

<h2><strong>SİSTEMATİK KÖTÜ MUAMELE</strong></h2>

<p>Filodan yapılan açıklamada, “Katılımcıların kıyafetlerinin bilinçli şekilde alındığı, yeterli yiyecek, su ve yatak verilmediği aktarıldı. Tıbbi ihmal nedeniyle birçok katılımcının hipotermi yaşadı.” denildi. En ağır iddialar ise cinsel şiddet konusunda ortaya çıktı. İnsani yardım filosu, İsrail gözetimindeyken en az 4 aktivistin cinsel saldırıya uğradığını, 2 tutuklunun ise cinsel organlarına dokunularak ağır istismara maruz kaldığını bildirdi. Tüm bunların eş zamanlı sözlü cinsel saldırı ve aşağılamalarla birlikte gerçekleştirildiği kaydedildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sumud-filosu-geri-adim-atmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/sumudqqq-1.webp" type="image/jpeg" length="61257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bayram Ali Öztürk cinayetinde yeni deliller: HTS kayıtlarına ulaşıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bayram-ali-ozturk-cinayetinde-yeni-deliller-hts-kayitlarina-ulasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bayram-ali-ozturk-cinayetinde-yeni-deliller-hts-kayitlarina-ulasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayram Ali Öztürk cinayetine ilişkin dosyada yeni delillere ulaşıldığı açıklandı. Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu Başkanı Cumali Hisar, katil Mustafa Erdal’ın HTS verilerine ulaşıldığını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Cinayet dosyasında yeni gelişme</strong></h2>

<p>2006 yılında İsmailağa Camii’nde sabah namazının ardından verdiği vaaz sırasında uğradığı saldırı sonucu şehit olan Bayram Ali Öztürk cinayetiyle ilgili yeni iddialar gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni Akit’ten Muhammet Kutlu’nun haberine göre, 20 yıldır kamuoyunda birçok soru işaretiyle anılan cinayet dosyasında önemli delillere ulaşıldı. Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu Başkanı Cumali Hisar, yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, davanın aydınlatılması için toplumun farklı kesimlerinden ciddi destek aldıklarını ifade etti.</p>

<h2><strong>“Katil Erdal’ın HTS verilerine ulaşıldı”</strong></h2>

<p>Cumali Hisar, Sünnîsinden Alevîsine, sağcısından solcusuna kadar toplumun farklı kesimlerinden vatandaşların davanın aydınlığa kavuşması için destek verdiğini, bu kapsamda imzalar toplandığını ve çalışmaların istikrarla devam ettirildiğini söyledi.</p>

<p>Hisar, davanın selâmeti açısından şu aşamada açıklanmayan önemli deliller bulunduğunu belirterek, “Misal olarak; katil Erdal’ın HTS verilerine ulaşılmıştır” dedi. Hisar, bundan daha kıymetli ve etkili delillerin de bulunduğunu, ancak bu bilgilerin zamanı geldikçe ve davaya zarar vermeyecek şekilde kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.</p>

<h2><strong>Görüntüleri kim kararttı?</strong></h2>

<p>Haberde dikkat çeken bir diğer iddia ise cinayet anında ve öncesinde camide bazı şahısların profesyonel şekilde kayıt yaptığı, ancak olaydan sonra bu kişilerin ortadan kaybolduğu yönünde oldu.</p>

<p>Tanık ifadelerine göre, cinayetin işlendiği kat, üst kat bölümleri, cami avlusu ve dış çevrede hem Bayram Ali Öztürk’ün hem de katil Mustafa Erdal’ın hareketleri birden fazla kişi tarafından kayıt altına alındı. Buna rağmen söz konusu görüntülerin bugüne kadar ortaya çıkmaması, dosyadaki en kritik soru başlıklarından biri olarak öne çıktı.</p>

<h2><strong>Organize karartma şüphesi</strong></h2>

<p>Kayıtların organize bir plan dâhilinde karartıldığı, görüntüleri çeken şahısların kaybolduğu ve bu kişilerin katil ile bağlantılı olabileceği yönündeki şüphelerin güçlendiği ifade edildi.</p>

<p>Bayram Ali Öztürk Platformu Başkanı Cumali Hisar, Mustafa Erdal’ın olay yerinde etkisiz hâle getirilme biçiminin de ciddi bir tartışma konusu olduğunu belirtti. Hisar, bazı değerlendirmelerde bu müdahalenin anlık bir refleks olmaktan ziyade kontrollü ve hedefe yönelik bir eylem olabileceği yönünde ağır iddiaların dile getirildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Dosya yeniden kamuoyunun gündeminde</strong></h2>

<p>Bayram Ali Öztürk cinayeti, aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılması gereken yönleriyle gündemdeki yerini koruyor. HTS kayıtlarına ulaşıldığı açıklaması, olay anına ait görüntülerin akıbeti ve katilin olay yerinde etkisiz hâle getirilme biçimine dair iddialar, dosyanın yeniden dikkatle ele alınması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Platformun açıklamaları, cinayetin münferit bir saldırı olarak kapatılamayacağı, olayın arka planındaki bağlantıların, kayıtların ve karartıldığı öne sürülen delillerin bütün yönleriyle incelenmesi gerektiği çağrısını güçlendirdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bayram-ali-ozturk-cinayetinde-yeni-deliller-hts-kayitlarina-ulasildi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/bayramali.jpg" type="image/jpeg" length="85511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya'nın ateşkes çağrısı karşılık buldu: Ateşkesi Trump duyurdu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/rusyanin-ateskes-cagrisi-karsilik-buldu-ateskesi-trump-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rusyanin-ateskes-cagrisi-karsilik-buldu-ateskesi-trump-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasında 9-10-11 Mayıs tarihlerinde üç günlük ateşkes ilan edileceğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Rusya-Ukrayna arasında 9-10-11 Mayıs tarihlerinde 3 günlük bir ateşkes ilan edileceğini duyurmaktan gurur duyuyorum. Bu ateşkes, bütün kinetik faaliyetlerin askıya alınmasını kapsayacak ve aynı zamanda iki ülke de biner kişilik esir takası gerçekleştirecek.”</p>

<h2><strong>“SAVAŞIN SONUNUN BAŞLANGICI OLABİLİR”</strong></h2>

<p>Trump, ateşkesin kendi çağrısı üzerine kabul edildiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu istek doğrudan benim tarafımdan gerçekleştirilmişti ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bunu kabul etmesinden minnettarım. Umuyorum ki bu çok durum uzun, ölümcül ve sıkı bir savaşın sonunun başlangıcı olacaktır.”</p>

<p>ABD Başkanı, savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerin devam ettiğini ve her geçen gün hedefe yaklaşıldığını kaydetti.</p>

<h2><strong>RUSYA DAHA ÖNCE 2 GÜNLÜK ATEŞKES İLAN ETMİŞTİ</strong></h2>

<p>Rusya, 9 Mayıs Zafer Günü nedeniyle 8-9 Mayıs tarihlerinde Ukrayna ile iki günlük ateşkes ilan ettiğini açıklamıştı. Rusya Savunma Bakanlığı, Putin’in kararıyla 8-9 Mayıs 2026’da ateşkes uygulanacağını duyurmuştu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/rusyanin-ateskes-cagrisi-karsilik-buldu-ateskesi-trump-duyurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/ukrayna-ateskes.webp" type="image/jpeg" length="39973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="98964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak: Büyük Doğu, İslâmiyet’e yol açma geçididir]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Kâzım Albayrak, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını fikir, ideal ve aksiyon ekseninde ele aldı. Büyük Doğu’nun kuru bir söylem değil, içselleştirilecek ve hayata tatbik edilecek bir dava olduğunu vurgulayan Albayrak, gençliğin bu ölçü etrafında şekillenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Necip Fazıl ve Gençlik” programında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, gençliğe hitabı, Büyük Doğu davası, sanat ve estetik anlayışı ele alındı. Programda Dr. Özcan Hıdır, Prof. Dr. Dursun Ali Tökel ve Dr. Kâzım Albayrak konuşma yaptı.</p>

<p class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/q9o13XzgTLI?rel=0" width="640"></iframe><br />
Aylık Baran Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Dr. Kâzım Albayrak programda “Büyük Doğu Davası” başlığı altında Üstad Necip Fazıl’ın fikir, dava ve gençlik anlayışına dair değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:</p>

<p>“Kıymetli hocalarım, sevgili gençler; Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davasını ben anılarımdan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım. Şimdi gençlik dönemimizde bir arayış içerisindeyiz. Kendimizi ifade etmek istiyoruz hâliyle. Kaldırımları arşınlıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Bunun da şöyle bir faydası oluyor: “Biz kimiz?” diye kendi kimliğimizi arıyoruz. Aileden tevarüs ettiğimiz bir inanç sistemi var, ona bağlıyız Allah’a şükür. İnsan 18 yaşında Müslüman olur ama 60 yaşında da Müslüman olur, 80 yaşında da Müslüman olur. 18 yaşında Müslüman olurken İslam literatürünü, İslam’ın emirlerini, ölçülerini hepsini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Önce takliden başlar.</p>

<p>Şimdi o dönemde bize yakın ne var? Kendimizi ifade etmek istiyoruz. Akıncılar Teşkilatı’nın kurulduğunu duyuyoruz, tamam diyoruz, bu bize yakın. Milli Türk Talebe Birliği var, tamam diyoruz. Ve Necip Fazıl... Necip Fazıl kim? Necip Fazıl Üstad. Necip Fazıl her şeyimiz. Necip Fazıl “Ruh Hamurkârı.” Belki çoğunuz bilmez, Üstad olarak bilinir. O dönem Necip Fazıl için mesela çok kullanılan ifade “Ruh Hamurkârı”dır. Konuşmalardan zaten bu çıkıyor; Necip Fazıl’a neden Ruh Hamurkârı dendiği anlaşılıyor, değil mi?</p>

<p>Fakat sevmek için bilmek gerek. Necip Fazıl’ı seviyoruz ve zaten büyük bir emeği var; yol açıcı, çığır açıcı, merkezi mütefekkir ve aksiyoner. Yani sahada, meydanda, sokakta. Şimdi Necip Fazıl’a hayranız; konferanslara gidiyoruz, dinliyoruz. Fakat Necip Fazıl’ın hakikatini bilmek, derinlemesine bilmek gerekiyor. Sadece şair değil, aksiyon adamı. Biz daha çok kahraman yönüyle biliyoruz, şiirlerini de zaten ezberlemişiz.</p>

<ul>
 <li>
 <p itemprop="headline"><i><strong><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></strong></i></p>
 </li>
</ul>

<p>Bu arada Necip Fazıl’la benim tanışmam oluyor; yanına gitmem söz konusu oluyor. Hemen onu da anlatayım. Şimdi o dönem Gölge dergisi çıkıyor Salih Mirzabeyoğlu tarafından. Akıncı Güç dergisi çıkıyor. Akıncı Güç dergisinde Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya Örgüsü’nü merkeze koyup değerlendirmelerde bulunuyor; gaye-hedef ilişkilerini, mücadelenin ilkelerini, hedefi bunları çiziyor. Bu sefer, hani Büyük Doğu’yu biliyoruz fakat bu şekilde altı çizilince İdeolocya Örgüsü’nü yeniden okumaya başlıyoruz. Ve Akıncı Güç dergisi Necip Fazıl’a ulaştırılıyor. Necip Fazıl bunu beğeniyor, çok beğeniyor. “Müjdelerin Müjdesi” diye yazı yazıyor ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere Akıncı Güç kadrosunu çağırıyor. Gidiyoruz şimdi Üstad’ın yanına. Bir akşam yemeğine çağırıyor Erenköy’deki köşküne. Bir masa başında, etrafında yay gibi halkalanmışız. Orada hemen söyleyeyim, intibaım nedir? Şimdi ben pratikten teoriyi desteklemiş olacağım böylece.</p>

<p>Necip Fazıl’da gördüğüm; 75 yaşında ihtiyar, biz de 20 yaşında delikanlıyız. Necip Fazıl’da gördüğüm, 75 yaşında bir delikanlı. Eşya ve hadiselere tahakküm etmek isteyen, böyle vecd içerisinde eşya ve hadiselere hâkimiyetini gösteren bir delikanlı. Yani çok ileri bir seviyede yorum yapıyor, bir aksiyon alıyor. Ondan sonra Necip Fazıl’ın arkasında akşam namazını kılıyoruz. O, unutamadığım anılardan bir tanesidir; orada kıldığım namaz.</p>

<p><img alt="Photo 6021824168434797527 Y" height="1056" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/04/photo-6021824168434797527-y.jpg" width="591" /></p>

<p>Şimdi “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu davası” diyoruz ya arkadaşlar; Necip Fazıl, Büyük Doğu ve dava. Bu üçü birbirine çok güzel denk geliyor, bunlar özdeşleşmiş kavramlar. Büyük Doğu’yu biraz sonra, konuşmamın sonunda yedi umde hâlinde anlatacağım inşallah; kısa kısa başlıklar hâlinde. Şimdi dava deyince arkadaşlar, dava burada ideal manasında. Maddi istekler, zaruri istekler insanın ruhunu doyurmaz. Maddi isteklerimiz lazım ama ruhumuzu doyurmaz. Biz de böyle bir arayış içerisindeydik. Burada hemen gaye ile ideal arasındaki farkı belirtelim. Üstad’ın şöyle bir sözü var: “Her ideal bir gayedir, fakat her gaye ideal değildir. Gayeler aşağılara düşebilir, idealler düşmez.” Üniversiteyi bitirmek, ondan sonra diyelim ki akademisyen olmak...</p>

<p>Necip Fazıl burada şöyle bir misal veriyor: Bir askerin mareşal olması bir gaye olabilir ama bir ideal değildir. Bunun ideal olması için ne lazım? Üstad söylüyor: “Bunun ideal olması için de Altın Ordu’nun bir neferi olarak veya bir mareşali olarak görev yapmak istemesi lazım.” Yani konu, gaye ile ideal arasındaki farktır.</p>

<p>Necip Fazıl ideal adamı. Ve bu idealine uygun olarak da Büyük Doğu idealini çizmiş. Büyük Doğu ideali nedir? Bunu bilmemiz gerekir. Yani sathî anlamaktan derinlemesine anlamaya geçmemiz lazım. Burada aslında herkes bir iç âlem düzeni peşinde koşuyor; iç âlem düzeni ve mutlak güzeli arıyoruz. Yani mesele aslında maddi değil. Maddi şeyler fiziki varlığımızı sürdürmek için elzem, zaruri. Aslında insanın aradığı şey bir iç âlem düzeni, bir huzurdur. İnsan mutlak güzeli arıyor farkına varmadan mutlak güzeli arıyor. Güzel, hep mutlak güzele vasıta ve vesile. Bu noktada hemen söyleyeyim; Necip Fazıl’ın estetik planı başa almasının altını çizelim.</p>

<p>Hamurkâr’ı söyledik. Demek ki biz bu şekilde Necip Fazıl’ın bir şiirini hatırlıyoruz: “Ne çıkar bir yola düşmemiş gölgem / Yollar ki Allah’a çıkar, bendedir” der. Arkadaşlar, gölgemizin bir yola düşmesi lazım. Bu yol, kendimizin haricinde aşkın bir varlığa olacak; tabii ki Allah ve Resulü’ne. Davamızda da bunun sürdürülmesi gerekir. Ben bunun mücessem olmuş hâlini Necip Fazıl’da gördüm. Yani her bakımdan bana hitap etti. Bunu birçok noktada misallendirebilirim.</p>

<p>Büyük Doğu, bir söylem İslâmcılığı değildir; içselleştirilecek, kana karışacak ve enerji olarak açığa çıkacak bir davadır. Necip Fazıl edebiyat olsun diye yazmamış; kan ve çileyle yoğrulan bir hayatta yaşadıklarını yazmış, yazdıklarını yaşamıştır. Onun en çok sevdiği kelime ise aksiyondur. Burada iman ve sanat da birliktedir. Bunu da unutmayalım arkadaşlar. Bunun ayrıntısına şimdi kısa zaman içerisinde giremiyorum.</p>

<p>Şu kadarını söyleyeyim: Güzeli arıyoruz dedim ya; bakın, iman ve sanat burada bir arada. Güzel olmayan şey, güzeli anlatamaz. Hocalarım anlattı; estetik, hesap kitap sordurmadan yakalayıcı ve fethedicidir. Yani pis borudan temiz su akmaz. Kötü bir nefesten İslâm anlatılmaz. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Şimdi daha önce bana birkaç soru yöneltilmişti. Hemen o iki soruyu kısaca cevaplandırıp yedi umdeye geçeceğim.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren en önemli şey ne? Hocalarım kısaca bahsetti, ben bir kelimeyle söyleyeyim: Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Vapurda karşısına gelen bir kişi, bir Müslüman ona vesile olmuştur, aracı olmuştur. Tanımadığı birisidir. “O ve Ben” kitabında bunun hikâyesi de gayet güzel anlatılmıştır.</p>

<p>Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği nedir? Tabii ki Necip Fazıl’ın gençlikten beklediği Büyük Doğu, İslâm İnkılabı’dır ve bunu “İdeolocya Örgüsü”nde ifade edilmiştir. Necip Fazıl’ın “Özlediğimiz Nesil” konferansında gençlikten bekledikleriyle ilgili nasihatleri var. Hemen ilk üçünü söyleyeyim size:</p>

<p>Birincisi aşk. Üstad diyor ki: “Aşksız adam pörsümeye ve aşksız cemiyet sönmeye mahkûm ve kâinatın protoplazması aşktır.”</p>

<p>İkincisi üstün akıl ve sır idraki. Aklı yine akılla mat eden üstün anlayışa ve bilhassa sır idrakine yükselmek, diyor Necip Fazıl.</p>

<p>Üçüncüsü nefs muhasebesi. Atacağını dibinden söküp atma, alacağını dibinden söküp alma, tutacağını da köküne kadar yapışıp tutma hassası deniyor.</p>

<p>“Büyük Doğu, İslâmiyet’in emir subaylığıdır. Büyük Doğu, İslâm içinde ne yeni bir mezhep ne de yeni bir içtihat kapısıdır; sadece Sünnet ve Cemaat Ehli tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslâmiyet’e yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti 21. asrın eşiğinde eşya ve hadiseye tatbik etme işidir.” Üstad’ın tanımı bu. Büyük Doğu yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesidir.</p>

<p>Şimdi yedi umdeyi hemen söyleyeceğim:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birincisi, şeriattan zerre taviz vermeyen bir dünya görüşü. Hiçbir şeye taviz yok. Yani liberalizme, sosyalizme, çağın moda akımlarına... Hiçbirine taviz yok. Bu, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’daki birinci vasfıdır. Dinî ilimlere de bakabilirsiniz arkadaşlar. Çünkü Üstad bunları hep kontrol ederek, danışarak hazırlıyor.</p>

<p>İkincisi, tarih muhasebesi yapıyor arkadaşlar. Son beş asrın tarih muhasebesini yapıyor: Ulu Hakan Abdülhamid Han, Vahdettin Han... “Nereden geldiğini bilmeyen, nereye gideceğini bilmez.” Bu sözüm bence yeter, bunu geçiyorum.</p>

<p>Üçüncüsü, Necip Fazıl bir dünya görüşü sistemi kuruyor. Arkadaşlar, bütün hakkında bir fikrimiz olmadan parçaları değerlendiremeyiz, kavrayamayız. Körün fil tarifi var ya, onun gibi. Onun için “İdeolocya Örgüsü” olmadan yol alamayız; “İdeolocya Örgüsü”nü benimsemeden, kuşanmadan yol alamayız. Kafamızda bir ev fikri olmadan kapı ve pencere hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Olamayız. İşte ev fikri, “İdeolocya Örgüsü”dür.</p>

<p>Dördüncüsü, ideolocyanın temelini Allah Resulü’ne dayandırıyor arkadaşlar. Yani peygambere imandan öte, fikriyatını buna dayandırıyor. “En evvel, en üstün” diyor. Birçok eserinde buna dayandırıyor. Çalıştığım mevzu bu; 2700 küsur adet hadis kullanmış. Burada “Nur-u Muhammedi”, “Muhammedi Nur” kavramı da devreye giriyor. Bu kâinat görüşünü buraya dayandırıyor. Ve sahabeler... “Olanca imtizacımız sahabelerdir bizim” diyor.</p>

<p>Beşincisi, dost ve düşman kutuplarını işaretlemesi, hedefleştirmesi önemli. Baş nefret kutbu, baş muhabbet kutbu. Baş muhabbet kutbu olarak Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerini işaret ediyor. Baş nefret kutbu da İslâm’a düşmanlığını ilan eden her kimse, herhangi bir zümreyse bunu eserlerinde açıkça ilan ediyor.</p>

<p>Altıncısı, Üstad yeni bir usul ve tarz getirdi; geleneğe bağlı ama yenilikçi. Hem gelenekçi hem devrimci. Yeni bir usul ve tarz getiriyor, yeni bir diyalektik getiriyor, yeni bir estetik getiriyor. Bu da mutlak ölçülere ve geleneğe sımsıkı bağlı.</p>

<p>Yedincisi, İslâm İnkılabı diyor, bunun çokça altını çiziyor. “Büyük Zuhur” diye işaret ediyor. Bu minvalde “Başyücelik Devleti ve İdare Mefkûresi” var arkadaşlar “İdeolocya Örgüsü”nde. Bunu neden yazdı Üstad? Bizim siyasi ve içtimai bir modelimiz olmasın mı? Biz başkalarının biçtiği gömleği, elbiseyi niye giyelim? Bilmem Stuart Mill, Descartes, bilmem ne falan...</p>

<p>Allah ve Resulü’ne ve ulema geleneğine bağlı bir sistem istiyoruz. Necip Fazıl bunu da planlamış. Necip Fazıl son olarak diyor ki: “Dünya bir inkılap bekliyor; dünyanın beklediği bu inkılap üç daire hâlinde: Dış daire dünya, içindeki daire İslâm Âlemi, onun da içinde Türkiye. Asıl Türkiye, merkez Türkiye.” diyor Üstad. Bunu da yazalım, not alalım.</p>

<p>İslâmi İlimler Kulübü’ne, İslâm Ekonomisi ve Finans Kulübü’ne bu organizasyon için teşekkür ederim. Son olarak şunu söylüyorum: İslâm âlemine ve dünyaya bir teklifi olan, kurtarıcı İslâm nizamı fikri olan Büyük Doğu ideali etrafında kenetlenen gençler ve gönüldaşlar olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Necip Fazıl Kısakürek</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-kazim-albayrak-buyuk-dogu-islamiyete-yol-acma-gecididir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/kazim-albay-necip-fazil-2.webp" type="image/jpeg" length="83923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail çocuk hapishaneleri Epstein adası gibi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epstein skandalı buzdağının görünen kısmıysa, İsrail'in Ofer hapishanelerinde kurduğu "çocuk öğütme makinesi" bu vahşetin devlet eliyle yasallaştırılmış halidir.</p>

<p>Dünyada çocukları askeri mahkemelerde prangalarla yargılayan tek yapı olan İsrail; yüzde 99,7’lik göstermelik mahkumiyet oranları, 60 saniyelik duruşmalar ve raporlara giren tecavüz tehditli sistematik işkenceleriyle Epstein’ı aratmayan bir insanlık suçu işlemektedir.</p>

<p>Filistinli yavruları dondurucu soğukta demir kafeslere mahkum eden bu sistematik zulüm, sadece bir işgal yöntemi değil, çocukların ruhunu ve geleceğini hedef alan kurumsal bir vahşet sistemidir.</p>

<p><u><i>İşte videoda dile getirilenler:</i></u></p>

<blockquote>
<p><br />
Sorgulamadan sonra çocuklar yargılanmak üzere buraya, Kudüs yakınlarındaki Ofer askeri hapishanesine getiriliyor. Ordu, Four Corners ekibinin içeride çekim yapmasına izin vermedi.</p>

<p><br />
Bu duvarların ardında üç kez bulundum. Avluda elleri kelepçeli ve ayakları prangalı bir şekilde sürüklenerek götürülen çocuklar gördüm. Bazı duruşmalar sadece 60 saniye sürdü. Bir çocuğun, annesi nerede tutulduğunu bilsin diye hapishanesinin adını bağırdığını gördüm.</p>

<p><br />
Yargıcın, bazı çocukları suratlarına bir kez bile bakmadan mahkum ettiğini gördüm. Tüm bunların ortasında gördüğüm şey, mahkum edilen çocuklardan oluşan bir "taşıma bandı" (seri üretim sistemi) gibiydi.</p>

<p><br />
Bu sistemin askeri açıdan ne kadar verimli olduğuna dair size bir fikir verebileceğimi düşünüyorum. Askeri mahkemenin kendi kayıtlarına ve yıllık raporlarına göre, mahkemelerin mahkumiyet oranı yaklaşık yüzde 99,74 civarında.</p>

<p><br />
Genellikle taş atmaktan suçlu bulunan Filistinli bir çocuk, yaklaşık 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor.</p>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, geçen yıl İsrail'in sistemi hakkında sert bir rapor yayımladı. Raporda, Filistinli çocukların ölümle, fiziksel şiddetle, hücre hapsiyle ve kendilerine ya da bir aile üyelerine yönelik cinsel saldırıyla tehdit edildiği saptandı.</p>

<p><br />
Rapor; bu kötü muamelenin, çocuğun tutuklandığı andan hüküm giyme sürecine kadar sistemin tamamında yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış olduğunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Geçen ay, insan hakları gruplarının baskısıyla İsrail, çocukları geceleri dışarıdaki kafeslerde tutma şeklindeki uzun süreli uygulamaya son verdi. Çocuklar, kar fırtınaları sırasında bu kafeslerde dondurucu soğukta tutulmuştu.</p>
</blockquote>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/israil-cocuk-hapishaneleri-epstein-adasi-gibi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/israil-cocuk-hapishaneleri.webp" type="image/jpeg" length="42132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Myron Gaines’ten Yahudi konuğuna “soykırım” tokadı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li ünlü içerik üreticisi Myron Gaines’in programında yaşananlar, yıllardır Hollywood ve ana akım medya eliyle servis edilen dokunulmazlık zırhının nasıl çatladığını gözler önüne serdi. Gaines, Yahudilerin Gazze’deki katliamlarını görmezden gelip geçmişteki mağduriyetler üzerinden kimlik inşa eden zihniyeti canlı yayında köşeye sıkıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Myron Gaines, son yayınında ezberleri bozan bir tartışmaya imza attı. Programa katılan Yahudi bir genç kızla Holokost ve Gazze üzerine tartışan Gaines, Yahudinin içine düştüğü tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü milyonların önünde deşifre etti.</p>

<p>Tartışma, Holokost’ta hayatını kaybedenlerin sayısı üzerine başladı. Gaines’in ekibinden gelen “en fazla 271 bin” çıkışına, konuğun “6 milyon olduğunu biliyorum” yanıtını vermesi üzerine ortam gerildi. Gaines, bugüne kadar tartışılması dahi teklif edilemeyen rakamların artık yüksek sesle sorgulanmaya başladığının sinyalini vererek tarihin, kazananlar ve medya gücünü elinde tutanlar tarafından nasıl şekillendirildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hollywood’un “Masum Yahudi” Kurgusu Çöküyor</strong></p>

<p>Haberin odak noktasını ise Gaines’in "İsrail soykırım yapıyor mu?" sorusuna konuğun verdiği kaçamak cevap oluşturdu. Genç kızın Gazze’deki katliamlar için “Bu karmaşık bir soru” demesi üzerine Gaines, adeta bir mantık dersi verdi. Gaines, Hollywood’un on yıllardır süren “ebedi mağdur” ve “masum Yahudi” imajının artık 1080p çözünürlüklü gerçeklerle yerle bir olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Bugün Yalan Söyleyen, Dün Neden Söylemesin?”</strong></p>

<p>Gaines şunları söyledi:</p>

<p><i>“Eğer 2024 yılında, ellerinde her türlü yüksek çözünürlüklü görüntü varken bugün gözümüzün önünde gerçekleşen bir soykırımı inkâr edebiliyorlarsa, neden tüm kimliklerini ve Hollywood endüstrisini üzerine inşa ettikleri geçmiş bir olay hakkında yalan söylemesinler? Kamera kayıtlarının olmadığı bir dönemde söylediklerine neden güvenelim?”</i></p>

<p><strong>Tekelci Mağduriyet Anlayışı</strong></p>

<p>Programda ortaya çıkan en çarpıcı gerçek ise, Siyonist anlatının kendileri dışındaki hiçbir halkın acısını “soykırım” olarak kabul etmemesi oldu. Kendi tarihlerini dokunulmaz kılanların, bugün Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelmesi, “insan hakları” ve “soykırım” kavramlarının nasıl seçici bir şekilde kullanıldığını bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Artık sosyal medya çağında, Hollywood stüdyolarında kurgulanan sahte kahramanlık hikayeleri ve tek taraflı mağduriyet anlatıları işe yaramıyor. Myron Gaines’in bu yayını, dijital dünyada uyanan bilincin ve yıkılan tabuların en somut örneklerinden biri oldu.</p>

<p>İşte o konuşmanın tamamı:</p>

<p><strong>Yahudi: Holokost'ta sizce kaç Yahudi öldürüldü?</strong></p>

<p>Gaines: En fazla 271 bin.</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon. Yanlış cevap.</strong></p>

<p>Gaines: 6 milyon olduğunu mu düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  6 milyon olduğunu biliyorum.</strong></p>

<p>Gaines: Yahudi misiniz?</p>

<p><strong>Yahudi:  Sizce?</strong></p>

<p>Gaines:  Muhtemelen. Bu noktada şaşırdık mı? Bu konuda ne yapacaksın? Peki, İsrail'in bir soykırım yaptığını düşünüyor musun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bu karmaşık bir soru.</strong></p>

<p>Gaines:  Peki, o zaman sana şunu sorayım: Eğer 2023'ten 2024'e kadar, ellerinde 1080p görüntüler varken bir soykırımı inkar edebiliyorlarsa; mağduriyet anlatılarını, pek çok Hollywood filmini ve tüm kimliklerini üzerine inşa ettikleri İkinci Dünya Savaşı'ndaki trajik bir olay hakkında neden yalan söylemesinler? Bu konuda yalan söylemeyeceklerini mi sanıyorsun?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yahudi:  Yani senin dışındaki her anlatı tamamen hükümsüz ve geçersiz mi? Yani herkesin bu konuda yalan söylüyor olma ihtimali hiç mi yok?</strong></p>

<p>Gaines: Holokost hakkında mı yoksa soykırım hakkında mı?</p>

<p><strong>Yahudi:  İsrail.</strong></p>

<p>Gaines:  Konuyu kaçırıyorsun. Diyorum ki; "6 milyon" diyen aynı kişiler, tam önümüzde gerçekleşen bir soykırımı inkar ediyorlar. Kamera kayıtlarının olmadığı ve çok daha az kanıtın olduğu bir zamanda yalan söylemeyeceklerini mi düşünüyorsun?</p>

<p><strong>Yahudi:  Bazı görüntüler gösterebilir misin?</strong></p>

<p>Gaines: Gazze'nin bombalanmasıyla ilgili mi?</p>

<p><strong>Yahudi:  Evet.</strong></p>

<p>Gaines: Araştır bak. Eğer bunu destekleyecek gerçeklerin varsa göreyim. Tamam, şunu yapabilirsin: Twitter'a gir, "Gazze" yaz; bombalanan, öldürülen ve kelimenin tam anlamıyla parçalara ayrılan çocukları göreceksin.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/04/myron-gainesten-yahudi-konuguna-soykirim-tokadi.webp" type="image/jpeg" length="12165"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihçi yazar İbrahim Tatlı’nın “ABD - İsrail - İran - İngiltere - Çin / Derin Küresel Savaş” başlıklı konuşması, Ortadoğu’daki çatışmayı küresel güçlerin hesaplaşması olarak konumlandırıyor. Bir tarafta Trump Amerikası ve Netanyahu’nun İsrail’i, diğer tarafta İran, Çin, Rusya ve İngiltere ekseni üzerinden kurulan ittifaklar, savaşın arka planındaki stratejik denge ve çıkar ilişkilerini analiz ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/z49vOoSEsAc?rel=0" width="640"></iframe></div>

<div class="ratio ratio-16x9"></div>

<ul>
 <li>
 <h2 class="ratio ratio-16x9"><em><strong><a href="https://www.barandergisi.net/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas-1">OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></em></h2>
 </li>
</ul>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/abd-israil-iran-ingiltere-cin-derin-kuresel-savas</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/03/derin-kuresel-savas-ibrahim-tatli-video.webp" type="image/jpeg" length="95943"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yardım noktasına koşan perişan haldeki Gazzelilere kurşun yağdırıldı!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terörist İsrail askerleri, Gazze'de yardım noktasına koşan açlıktan perişan olmuş, dili damağına yapışmış Gazzelilere kurşun yağdırıyor!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortada sözde bir "ateşkes" mutabakatı var ama Yahudi zihniyet için bu sadece yeni bir kalleşlik fırsatı. Açlıktan dizlerinin bağı çözülmüş, çocuklarına bir avuç un götürebilmek için can havliyle toz duman içinde koşturan sivil halkın üzerine mermi yağdırmak, ancak böyle aşağılık bir kavmin işi olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze'de bu yapılanlarla görülüyor ki bunlar, insanlık ailesinin bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bir lokma yiyecek için koşan aç insanı hedef alacak kadar haysiyetsiz, ateşkes sözü verip arkadan vuracak kadar cani namertler var insanlığın karşısında. Tarih, rızık peşindeki mazlumu vuran, çocukların boğazından geçecek ekmeğe kan bulaştıran en aşağılık mahluklar olarak kaydedecek, kaydetti ve kaydediyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yardim-noktasina-kosan-perisan-haldeki-gazzelilere-kursun-yagdirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-165651.png" type="image/jpeg" length="42904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medeniyet Üniversitesi iftarında Müslüman öğrencilerden intikam yemini!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nin bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı yoğun katılımla gerçekleşirken davetliler arasında yer alan Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak öncülüğünde intikam yemini edildi. Sloganlar ve tekbirlerle inletilen meydan coşkulu anlara sahne oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bu yıl 4'üncüsü düzenlenen geleneksel iftar programı bu yıl da Müslüman öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversitede bir araya gelen öğrenciler, oruçlarını açtıktan sonra cemaat hâlinde namaz kıldı. Programda ezgiler seslendirilirken sık sık tekbirler getirildi ve sloganlar atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte, Akıncı Güç Gençlik Hareketi Başkanı Harun Şimşak da davetliler arasında yer aldı. Harun Şimşak öncülüğünde Müslüman öğrenciler hep birlikte meydanı intikam yeminiyle inletti. "Ya Muntakim Allah, Bizi intikamına memur et" sesleri Medeniyet Üniversitesi semasında yankılandı. Coşkulu anların yaşandığı buluşmada En’am Suresi’nin 162’nci ayeti okunarak meydanı dolduran kalabalık tarafından hep birlikte tekrar edildi.</p>

<p>İftar programı boyunca üniversite kampüsünde yoğun bir atmosfer oluşurken, etkinlik öğrencilerin toplu duaları ve sloganlarıyla sona erdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/medeniyet-universitesi-iftarinda-musluman-ogrencilerden-intikam-yemini</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-13-130944.png" type="image/jpeg" length="55352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nereden türedi bu kadar p.ç kurusu?]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsimleri Ahmet, Mehmet, Hasan... Ama ailesinden ve okullarından almadıkları terbiye ile İslam düşmanı olmuşlar. Görüntülerde bir grup gencin camiye ait masaları tekmeleyip kaçtığı görülüyor.</p>

<p>Bir çocuğun, toplumun ortak değeri olan cami avlusunda bu denli pervasızlaşması, akıllara tek bir gerçeği getiriyor: Hangi el onları bu kinle besledi? Çocuk çocuktur ancak o masayı kıran nefret, ancak aile ocağında pişmiş olabilir veya okullarda dayatılan Kemalizm.</p>

<p>Görünüşe göre bu "p.ç kurularının" ardında, onlara mukaddesat düşmanlığını miras bırakan, aynı yolun yolcusu anne ve babalar var. Kendi kültürüne, kendi dinine bu denli yabancılaşmış bir güruhun türemesi, ocağındaki yangının sokağa taşmasıdır.</p>

<p>Memlekette İslam düşmanlarına verilen cezaların komik düzeyde kalması, bu fare deliklerinden çıkanları cesaretlendiriyor. Ceza yemeyeceklerini bildikleri için bu kadar pervasızlar! En önemlisi de, bu p.ç kuruları henüz Müslümanların sert tokadını, o sarsıcı sopasını yemedikleri için kendilerini meydanda zannediyorlar. Eğer hak ettikleri karşılığı bulsalardı, o fare deliklerinden başlarını çıkarmaya dahi cesaret edemezlerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu memleketin huzuruna ve dinine kasteden bu zihniyet, hak ettiği bedeli en ağır şekilde ödemelidir. Cezasızlık zırhına bürünüp sokaklarda, sosyal mecralarda terör estiren bu güruha karşı sessiz kalınmamalıdır. Müslümanların mukaddesatına el uzatanın eli kırılmalı, bu soysuzluk kökünden kurutulmalıdır!</p>

<p>Şurası da bir gerçek; Abdülhakim Arvasi Hazretleri veledi zinanın kemalat bulmayacağını söyler. Yani bunlar ne uyarıyla, ne eğitimle ne de sopayla düzelir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/nereden-turedi-bu-kadar-pc-kurusu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-09-135111.png" type="image/jpeg" length="99969"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökkuşağı faşistleri yaka paça dışarıya atıldı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, TRT’nin “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile yönetmen Abdülgafur Şahin’in katıldığı “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” paneli, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. Programı sabote etmeye çalışan grup güvenlik müdahalesiyle salondan çıkarılırken iki kişi gözaltına alındı; yaşanan hadise, fikrî zeminde karşılık üretemeyen özgürlük(!) mağdurlarının sabotaj yaparak iki yüzlülüklerini ele verdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen "Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite" başlıklı panel, gökkuşağı faşistleri tarafından hedef alındı. TRT’nin "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin'in konuk olduğu etkinlikte, sapkın gruplar fikri sahada mağlup olmanın hıncıyla saldırıya geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Programa sabotaj teşebbüsü</strong></h3>

<p>"Özgürlük" ve "eşitlik" sakızını çiğneyerek yıllardır mazlum edebiyatı yapan sapık şebeke, hakikatler yüzlerine çarpılınca asıl karakterleri olan faşizme rücu etti. Konferans salonuna sızarak sloganlarla akademik ortamı terörize etmeye yeltenen gruba emniyet güçleri anında müdahale etti. Salonu provoke eden ve "nefret suçu" yalanıyla hakikati susturmaya çalışan şahıslar yaka paça dışarı çıkarıldı.</p>

<h3><strong>Gökkuşağı faşistlerine ters kelepçe</strong></h3>

<p>Olaylar sırasında operasyonel tavırlarla düzeni bozmaya kalkan 2 kişi gözaltına alındı. Polise mukavemet gösteren şahıslara ters kelepçe uygulandı. Gözaltına alınanlar işlemlerinin ardından serbest bırakılsa da, üniversite koridorlarında estirilmek istenen terör havası amacına ulaşamadı.</p>

<h3><strong>Fikir bitince şamata çıkardılar</strong></h3>

<p>Marmara Üniversitesi’nde yaşanan bu hadise, LGBT lobisinin fikir karşısındaki zavallılığının en net vesikasıdır. "Baskı altındayız" diyenlerin, aslında en küçük bir fikri eleştiriye dahi tahammülü olmayan azınlık faşistleri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Müslüman Anadolu’nun evlatlarını ve aile yapısını hedef alan bu ifsat projesi, deşifre edildikçe hırçınlaşmaktadır. Fikrin bittiği yerde şamataya sarılan bu aparatlar için yolun sonu gözükmektedir.</p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/gokkusagi-fasistleri-yaka-paca-disariya-atildi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/ekran-goruntusu-2026-02-22-185313.png" type="image/jpeg" length="33384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik yobazların Ramazan hazımsızlığı dinmedi: İzmir'de Ramazan karşıtı yürüyüş]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Alsancak'ta bir grup laik yobaz daha Ramazan etkinliklerini hedef alarak yürüyüş düzenledi. Bu toprakların ruh köküne olan yabancılığını açık açık dile getiren bu İslam düşmanı zihniyet, her daim nefretini kusuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Alsancak, dün yine bu toprakların ruh köküne yabancılaşmış bir gürültüye sahne oldu. Okullarda öğrencilerin gönlüne nakşedilen Ramazan ikliminden rahatsız olan bir avuç İslam düşmanı, "laiklik" kalkanının arkasına sığınarak mukaddesata karşı nefretini kustu. "Karanlığa teslim olmayacağız" nakaratıyla sokaklara dökülen zümre, meydan okurcasına bu milletin değerlerine olan hıncını ve uzaklığını ilan etti.</p>

<p>Ramazan coşkusu bir "etkinlik" değil, bu milletin asli değerlerinden gelen bir neşedir. Bu neşeyi "karanlık" ilan edenlerin "eşitlik" ve "teminat" dediği şey ise, Müslüman Anadolu insanını kendi öz yurdunda parya tutma projesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-yobazlarin-ramazan-hazimsizligi-dinmedi-izmirde-ramazan-karsiti-yuruyus</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/02/amazan.jpg" type="image/jpeg" length="77852"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="91755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="65672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="80821"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="69990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><em>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </em></p>

<p><em>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</em></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="75070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="20166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="12945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="69329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2025 itibariyle) kargo dahil 1560 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="32914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="78318"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
