<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 22:31:00 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başyücelik Emirleri: Fabrika]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/basyucelik-emirleri-fabrika</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/basyucelik-emirleri-fabrika" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Büyük Doğu idealinde minarelerle fabrika bacaları, tek ve çift hesabiyle aynı dizide ve yanyanadır.</p>

<p>Türkiye de 10 veya 1000 veya 10000 veya 100 bin câmi ve mescit ve bir o kadar da minare varsa, aynı miktar ve mikyasta fabrika bacası yükseltilmesi, câmi ve minarelerin başlıca ihtarıdır. Öyle ki, her minare bir fabrika bacasiyle nişanlı...</p>

<p>Büyük Doğu idealince eşya ve tabiatı teshir gayesinin remzi olan fabrika, hiçbir cihaz, âlet, yedek parça, akaryakıt ve muharrik unsurunu dışarın getirtemez. Bu imkânın doğacağı ve bir "devr-i daim" nizamına gireceği güne kadar da hiçbir makineleşme ve sınaî istihsale gerçek göziyle bakılamaz.</p>

<p>Makineyi yapacak makineyi yapabilme ehliyeti meydana gelinceye kadar, idealimiz madde hünerine malik ellerde esir bilinecek; ve o zâlim madde boyunduruğundan kurtulmak için, müspet bilgi fedâileri, gerekirse gece uykularını 1 saate indirecek ve millet kepekle toprağı karıştırıp yiyecektir.</p>

<p>Makineyi yapacak makineyi yapabilme ehliyeti başlar başlamaz da, eser ne kadar iptidaî olursa olsun, baş tâcı edilecek ve meselâ yabancı bir elçiliğin davetine, yerli yapı külüstür bir otomobille giden Başbakan, herhangi lüks bir Avrupa veya Amerike arabasiyle gitmekten çok üstün bir tesire ve ona göre kelâm hakkına sahip olacağını bilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı adamının, cihazını, âletini, parça parça her şeyini dışarıdan getirdikten sonra plânını, mühendisini, baş ustalarını, hattâ birçok dalda hammaddesini ve muharrik kuvvetini bile Batıddan devşirip, çocukların resimli takozları gibi burada düzene sokturduğu, ismine "montaj sanayi" denilen, bir de utanmadan firmasına "Türk" sıfatı eklenen fabrika soyu, Büyük Doğu ideolocyası gözünde (teknoloji) fahişeliğinin en sefil ve rezil şeklidir.</p>

<p>Büyük Doğu ideolocyasının vatanında fabrikaya hâkimiyet, mühendisinden işçisine kadar, Anadolu köylüsünün kerpiç yoğurur ve tezek kuruturken gösterdiği beceriklilik ve dış yardıma ihtiyaçsızlık nisbetinde olacaktır. Öküzünün kurutulmuş derisinden yaptığı kaytaniyle esterinin hamudunu tamir eden köylüdeki iptidaî iş hâkimiyeti, bütün vatanı kaplayacak fabrikalarda, alâkalılarca, ayniyle âli plânda tecelli etmek borcundadır.</p>

<p>Ziraî ve sınaî temellerin karşılıklı ve kâmil âhengi içinde yükselecek olan fabrika, vatan müdafaasından topyekün beşerî saha bırakmayacak ve bir zamanların İngiliz sanayii eşyası üzerindeki (Made in England-İngilterede yapılmıştır) kaydı yerine ve aynı iftihar uslübiyle "Türk malı" damgasını taşıyacaktır.</p>

<p>Büyük Doğu ideolocyası, minarelerden yükselen ezanlarla Batı ruh ve kültürünü yenmek dâvasını güderken, fabrika bacalarından yükselen duman kıvrımlarının göklerdeki nakşiyle de maddeye hâkimiyet hünerini Batıdan koparıp almak gayesini temsil eder.</p>

<p>Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/basyucelik-emirleri-fabrika</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/necip-fazil-ideolocya-orgusu-fabrikapy-2.webp" type="image/jpeg" length="12162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail, çöken itibarını İslâm düşmanlığıyla kurtarmaya çalışıyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-coken-itibarini-islam-dusmanligiyla-kurtarmaya-calisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-coken-itibarini-islam-dusmanligiyla-kurtarmaya-calisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’deki saldırıları sebebiyle Batı kamuoyundaki desteği eriyen İsrail, İslâm düşmanlığını yeni propaganda hattına dönüştürdü. Netanyahu hükümeti Avrupa’nın aşırı sağ partileriyle aynı cephede buluşurken Kanada’da Müslüman göçmenleri hedef alan faaliyetleri finanse etti. İsrail Dışişleri Bakanlığının basına sızan araştırması da kamuoyunu yönlendirmek için “radikal İslâm” ve “cihatçılık” kavramlarının korku malzemesi yapılmasını tavsiye etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>El Cezire’de Josh Paul imzasıyla yayımlanan <u><strong><a href="https://www.aljazeera.com/opinions/2026/8/20/israel-is-betting-on-islamophobia-to-save-its-standing-in-the-west" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">makalede</span></a></strong></u>, Gazze’deki icraatları sebebiyle Batı kamuoyunda ağır bir itibar kaybına uğrayan İsrail’in çıkış yolunu İslâm düşmanlığını körüklemekte aradığı belirtildi. Netanyahu hükümetinin Müslüman karşıtlığı üzerinden Batılı sağ partileri kendi etrafında toplamaya ve İsrail’e verilen desteğin erimesini durdurmaya çalıştığı kaydedildi.</p>

<p></p>

<p>İsrail hükümetinin ocak ayında Kudüs’te düzenlediği antisemitizm konferansına Polonya’daki PiS, İspanya’daki Vox, Macaristan’daki Fidesz ve Fransa’daki Ulusal Birlik partisinden temsilciler katıldı. Netanyahu burada aşırı sağcıları “radikal İslam istilasına” karşı İsrail’in müttefikleri olarak takdim etti. Daha sonra Britanya’yı “nükleer silahlara sahip ilk İslam cumhuriyeti” olmakla tehdit eden Netanyahu, seçim kampanyasında Hizbullah ve İranlı liderlerle birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin fotoğraflarını kullandı.</p>

<p></p>

<p>Makalede, İsrail Dışişleri Bakanlığının Amerikan halkla ilişkiler şirketi Stagwell Global’e hazırlattığı ve basına sızan araştırmaya da yer verildi. Araştırmada Batı kamuoyunu İsrail lehine yönlendirmenin en tesirli yolunun “radikal İslam” ve “cihatçılık” korkusunu yaymak olduğu ifade edildi. İsrail hükümetinin finanse ettiği “United Citizens for Canada” adlı yapı da 2024 yılında Müslüman göçmenlerin Kanada’ya İslam hukukunu dayatmaya çalıştığını öne süren sosyal medya kampanyaları yürüttü.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Josh Paul, İsrail’in Yahudi üstünlüğü ve demografik homojenlik anlayışını Batı’ya taşımaya çalıştığını belirterek bu faaliyetin Batı’nın çoğulculuğu için ciddi bir imtihan teşkil ettiğini yazdı. İslâm düşmanlığını körükleyen kampanyanın Müslümanlara yönelik daha ağır saldırıları besleyebileceği belirtilirken, İsrail’in Batılı aşırı sağ çevrelerdeki desteğini dahi muhafaza edip edemeyeceğinin belirsiz olduğu vurgulandı. Makalede yürütülen kampanya, “seçenekleri giderek tükenen bir devletin çaresiz dış etki faaliyeti” olarak nitelendirildi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-coken-itibarini-islam-dusmanligiyla-kurtarmaya-calisiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/netanyahu-israil-325.webp" type="image/jpeg" length="64217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1990’larda Balkanlar’da çocuk pazarı ve Batı’nın çocuk ticareti]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/1990larda-balkanlarda-cocuk-pazari-ve-batinin-cocuk-ticareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/1990larda-balkanlarda-cocuk-pazari-ve-batinin-cocuk-ticareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çavuşesku rejiminin zorlayıcı nüfus siyaseti Romanya’da 100 bini aşkın çocuğu kurumlara sürükledi. Rejimin çöküşüyle oluşan yoksulluk ve denetimsizlik Batılı alıcılar ile aracılar tarafından çocuk ticaretine çevrildi. Binlerce çocuk evlat edinme ve yardım görüntüsü altında ailesinden koparılarak ABD ve Avrupa’ya taşındı; para karşılığı aracılık, sahte evrak ve kaçakçılık Balkanlar boyunca büyüdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1990’ların başında Doğu Bloku’nun çözülmesi, Balkan ülkelerinde devlet kurumlarını ve sosyal koruma sistemlerini ağır bir çöküşe sürükledi. Yoksulluk derinleşti, çocuk yuvaları kalabalıklaştı, aileler temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle geldi. Batılı evlat edinme kuruluşları, aracılar ve insan kaçakçıları bu toplumsal yıkımı kısa sürede kazanç kapısına çevirdi. Çocukların geleceğini koruma iddiasıyla kurulan uluslararası evlat edinme ağı, denetimsizlik ve para ilişkileri içinde işleyen geniş bir pazara dönüştü.</p>

<p>1995 yılına gelindiğinde bu pazar Balkanlar’dan Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’ya uzanan yerleşik bir hatta sahipti. Mahkeme dosyaları, diplomatik yazışmalar, resmî hukuk raporları ve uluslararası kuruluşların incelemeleri; yasal evlat edinme işlemleriyle çocukların para karşılığı el değiştirdiği karanlık ticaretin aynı güzergâhlarda yürüdüğünü belgeliyordu. Romanya pazarın başlıca kaynağını oluştururken Arnavutluk ve Bulgaristan onu takip etti. Çocuklar ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve diğer Batı Avrupa ülkelerine götürüldü.</p>

<h2>Çavuşesku’nun nüfus siyaseti 100 bini aşkın çocuğu kurumlara sürükledi</h2>

<p>Romanya’daki felaketin zemini, Nicolae Çavuşesku yönetiminin zorlayıcı nüfus politikalarıyla hazırlandı. Human Rights Watch bünyesindeki Helsinki Watch’ın Mart 1991 tarihli raporuna göre kürtaj ve doğum kontrolüne getirilen neredeyse mutlak yasak, iş yerlerinde kadınlara uygulanan zorunlu jinekolojik muayenelerle beraber yürütüldü. Rejim, doğum oranını devlet zoruyla yükseltmeye çalıştı.</p>

<p>Ağır ekonomik kriz, yetersiz beslenme ve ailelere sosyal destek verilmemesi sonucunda çok sayıda çocuk bakım kurumlarına bırakıldı. Helsinki Watch, 1989 sonunda Romanya’daki kurumlarda 100 bini aşkın çocuğun bulunduğunu bildirdi. UNICEF’in Ağustos 1990’da yaptığı ilk inceleme de yaklaşık 100 bin kurumsallaştırılmış çocuk tahminine ulaştı.</p>

<p>Bu kurumların önemli bir bölümü bakımsız, personelsiz ve tıbbi imkânlardan yoksundu. Helsinki Watch, iğnelerin sterilize edilmeden tekrar kullanılmasının hepatit B ve HIV’in yayılmasına yol açtığını, engelli çocukların eğitim ve fizik tedavi hizmetlerinden mahrum bırakıldığını kaydetti.</p>

<p>Üstelik kurumlarda yaşayan çocukların tamamı hukuken veya fiilen öksüz değildi. ABD Kongre Kütüphanesi Hukuk Kütüphanesinin daha sonra hazırladığı Balkanlar raporu, birçok çocuğun ailesinin hayatta olduğunu; anne ve babaların çocuklarını geçindiremedikleri için kurumlara bırakmak zorunda kaldığını belirtiyordu. Yoksulluk sebebiyle geçici olarak kuruma verilen çocukların “sahipsiz” kabul edilmesi, yabancı evlat edinme talepleri karşısında büyük bir istismar alanı açtı.</p>

<h2>1990’da sınırlar açıldı, yabancı talebi patladı</h2>

<p>Çavuşesku’nun 22 Aralık 1989’da devrilmesinden sonra Romanya’daki çocuk kurumlarının görüntüleri dünya televizyonlarında yayımlandı. Ülkeye yardım kuruluşları ve sağlık çalışanları gelirken, Batı Avrupa, Kanada ve ABD’den çok sayıda evlat edinme adayı da Romanya’ya yöneldi.</p>

<p>The Washington Post’un 7 Ocak 1991 tarihli Bükreş haberine göre rejimin devrilmesinden sonraki ilk yıl içerisinde en az bin çocuk yabancılar tarafından evlat edinilmişti. Yabancı çiftler sağlıklı çocuk bulabilmek için kurumları dolaşıyor, mahkemelerde biyolojik aileler, avukatlar ve görevlilerle görüşüyordu. Gazete, kontrolsüz talebin fırsatçı avukatlara alan açtığını ve bebekler için karaborsa oluşturduğunu bildiriyordu. Haberde, doğumun hemen ardından bilinci tam olarak yerine gelmemiş bir anneye çocuğundan vazgeçme belgesi imzalatıldığı yönündeki şikâyete de yer verildi.</p>

<p>1 Ağustos 1990’da çıkarılan 11 sayılı kanun, evlat edinme düzenini değiştirdi. Önceki merkezî izin sistemi kaldırıldı ve karar yetkisi mahkemelere verildi. Yves Denéchère ile Béatrice Scutaru’nun Romanya’daki uluslararası evlat edinmeleri arşiv belgeleri üzerinden incelediği akademik çalışmaya göre bu değişiklikten sonra yabancı evlat edinmeler ciddi bir şart ve sınırlama olmadan yürütüldü. O tarihte Romanya Ceza Kanunu’nun evlat edinmeden mali kazanç sağlanmasını açıkça cezalandırmaması da aracılara geniş hareket alanı bıraktı.</p>

<h2>Bir buçuk yılda yaklaşık 10 bin çocuk yurt dışına çıktı</h2>

<p>Akademik çalışmada aktarılan UNICEF tahminine göre Ocak 1990 ile Temmuz 1991 arasında yaklaşık 10 bin Romanyalı çocuk yurt dışına çıkarıldı.</p>

<p>Çalışmada derlenen ülke kayıtlarına göre 1990 yılında Romanyalı çocuklar için Fransa 311, Yunanistan 200, Kanada 400, İtalya 520, İngiltere 600 ve ABD 914 giriş veya evlat edinme belgesi düzenledi. Almanya gibi güvenilir kayıt bulunmayan ülkeler bu sayılara dâhil değildi.</p>

<p>Hareketlilik 1991’in ilk yarısında daha da büyüdü. Ocak-Haziran 1991 döneminde Fransa’ya 688, İtalya’ya 1.009, ABD’ye ise 2.594 Romanyalı çocuk götürüldü. ABD’ye götürülen Romanyalı çocuklar, bu ülkede aynı dönemde yurt dışından evlat edinilen çocukların yüzde 28’ini oluşturdu.</p>

<p>Buradaki ayrım önemlidir: Yaklaşık 10 bin rakamı, tamamının “satıldığı” anlamına gelmiyor. Sayı, büyük ölçüde evlat edinme işlemleri kapsamında yurt dışına çıkarılan çocukları ifade ediyor. Bu işlemlerin arasında hukuka uygun evlat edinmeler de olduğu söylense de geneli ticaret içindi. Ayrıca aynı dönemin arşivleri; çocuk satın alma, ailelere para verme, sahte belge düzenleme ve kâr karşılığı aracılık vakalarının yasal işlemlerle iç içe geçtiğini gösteriyor.</p>

<h2>Arşiv belgesinde çocuk başına 10 bin dolara ulaşan para</h2>

<p>Denéchère ve Scutaru’nun çalışmasında aktarılan 27 Haziran 1991 tarihli bir Fransız diplomatik yazışması, Romanya Evlat Edinme Komisyonunun yabancı evlat edinmeleri geçici olarak durdurma kararını çocuk ticaretini önleme gerekçesiyle aldığını kaydediyordu.</p>

<p>Belgede, bazı çocukların aracılar tarafından alınarak Amerikalı ve Avrupalı yabancılara teslim edildiği, ödenen paranın çocuk başına 10 bin dolara kadar çıkabildiği belirtiliyordu. Bu rakam ülke genelinde uygulanmış sabit bir “fiyat” değil, belirli bir diplomatik belgede bildirilen üst tutardı. Buna rağmen çocukların parasal değer üzerinden pazarlık konusu yapıldığını gösteren önemli bir dönem kaydıydı.</p>

<h2>Beş aylık bebek, karton kutuda sınırdan çıkarılmak istendi</h2>

<p>Kaçakçılık vakaları ilk yıllarla sınırlı kalmadı. Los Angeles Times’ın 15 Eylül 1994 tarihli haberinde, beş aylık bir bebeği Romanya dışına kaçırmaya teşebbüs etmekle suçlanan İngiliz bir çiftin Bükreş’te yargılanmaya başladığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddianameye göre çift, bebeği temin eden aracılara 6 bin dolar ödemişti. Bebeğe yol boyunca sessiz kalması için sakinleştirici verildiği, karton kutunun içinde battaniye altına saklandığı ve sınırda başka bir çocuğa ait pasaport kaydıyla çıkarılmaya çalışıldığı ileri sürüldü. Haberin yayımlandığı tarihte yargılama devam ettiği için bu olay bir mahkûmiyet olarak değil, savcılığın yönelttiği suçlama olarak kayda geçti.</p>

<h2>Arnavutluk’ta 270 çocuk bir yılda yabancılara verildi</h2>

<p>Benzer bir denetim boşluğu komünist yönetimin 1991’de çöktüğü Arnavutluk’ta yaşandı. ABD Kongre Kütüphanesi Hukuk Kütüphanesinin Ocak 1994 tarihli raporuna göre yaklaşık 270 Arnavut çocuk, bir yıllık dönem içerisinde yabancılar tarafından evlat edinildi.</p>

<p>Bazı mahkeme ve idari işlemler yalnızca birkaç günde tamamlandı. Rapora göre çocukların bir bölümü, evlat edinme işlemlerinden haberdar edilmeyen veya görüşü alınmayan anne ve babalarını geride bıraktı. Çocukların çoğu Yunanistan, İtalya ve ABD’ye götürüldü.</p>

<p>Bir yetimhane müdürü ile eski bir hâkim, yabancıların gerçekleştirdiği usulsüz evlat edinmelere imkân sağlamakla suçlanarak yargılandı. Arnavutluk Başsavcılığı, aceleyle ve denetimsiz biçimde yürütülen işlemler üzerine Mart 1992’de bütün yabancı evlat edinmeleri durdurdu.</p>

<h2>Bulgaristan’dan ABD’ye 1.328 çocuk götürüldü</h2>

<p>Bulgaristan’a ilişkin güvenilir kayıtlarda ülke çapında uygulanmış sabit bir çocuk “fiyatı” bulunmuyor. Resmî istatistikler ise uluslararası evlat edinmenin boyutunu gösteriyor.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığının vize verilerini aktaran Kongre Kütüphanesi raporuna göre 1992-2000 yılları arasında Bulgaristan’dan 1.328 çocuk evlat edinilmek üzere ABD’ye götürüldü. Aynı dönemde Romanya’dan ABD’ye giden çocukların sayısı 7.144’tü. Batı Avrupa, Kanada ve Avustralya’ya götürülenler bu sayılara dâhil değildi.</p>

<p>Bulgaristan’da bir çocuğun yabancılara verilmesinden önce üç Bulgar ailenin evlat edinmeyi reddettiğinin bölgesel bir komite tarafından onaylanması gerekiyordu. Buna rağmen Avrupa Konseyi, 1999’da Bulgaristan’ı uluslararası evlat edinmelerde kaygı verici artış görülen eski Doğu Bloku ülkeleri arasında saydı.</p>

<h2>Avrupa Konseyi: Evlat edinme piyasa kurallarına bağlandı</h2>

<p>Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin 21 Aralık 1999 tarihli raporu, uluslararası evlat edinmenin giderek piyasa kurallarına göre işlediğini, büyük kazanç üreten bir faaliyete dönüştüğünü ve memurlar ile hâkimler arasında yolsuzluğa yol açtığını bildirdi.</p>

<p>Raporda Arnavutluk, Romanya, Bulgaristan ve Rusya’daki artışa dikkat çekildi. Usulsüzlüğün yöntemleri arasında annelere çocuklarının öldüğünü söylemek, biyolojik ailelere yanlış bilgi vermek, çocuk karşılığında para veya mal teklif etmek, sahte doğum belgesi düzenlemek, yalancı babalık beyanında bulunmak, memur ve hâkimlere rüşvet vermek ve çocukları üçüncü ülkeler üzerinden geçirmek sıralandı.</p>

<p>Bu yöntemler, Avrupa Konseyinin farklı ülkelerde tespit ettiği veya bildirimlerden derlediği genel suç biçimleriydi; listedeki her fiilin her ülkede işlendiği anlamına gelmiyordu. Raporun temel hükmü ise açıktı: Çöküş, yoksulluk ve zengin ülkelerden gelen yüksek çocuk talebi, evlat edinmeyi suç şebekelerinin kullanabileceği bir pazara dönüştürmüştü.</p>

<h2>Lahey Sözleşmesi çocuk satışına karşı hazırlandı</h2>

<p>Uluslararası toplum, büyüyen suistimaller üzerine 29 Mayıs 1993’te Uluslararası Evlat Edinmede Çocukların Korunması ve İş Birliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ni kabul etti. Sözleşme 1 Mayıs 1995’te yürürlüğe girdi.</p>

<p>Metin; çocuğun kaçırılmasını, satılmasını ve ticarete konu edilmesini önlemeyi temel amaçlar arasında saydı. Ailenin rızasının özgürce, yazılı olarak ve herhangi bir ödeme karşılığında alınmamış olması şart koşuldu. Annenin rızasının doğumdan sonra verilmesi, taraf ülkelerin merkezî makamlar kurması ve evlat edinmeden haksız kazanç sağlanmasının engellenmesi istendi.</p>

<p>Fakat Avrupa Konseyinin 1999’da hâlâ “pazar” uyarısı yapması, sözleşme ile sahadaki uygulama arasındaki mesafeyi gösteriyordu. Romanya 2001’de uluslararası evlat edinmeler için moratoryum ilan etti. 26 Haziran 2004’te kabul edilen 273/2004 sayılı kanun, 1 Ocak 2005’te yürürlüğe girdi ve yurt dışından evlat edinmeyi biyolojik büyükanne veya büyükbaba bağı bulunan istisnai durumlarla sınırlandırdı.</p>

<p>Aynı yıllarda kurum sisteminin dağıtılması hızlandı. UNICEF’in eski Romanya temsilcisi Karin Hulshof’un verdiği tahmine göre 2000-2003 arasında yaklaşık 80 bin çocuk biyolojik ailelerine, geniş ailelerine veya koruyucu ailelere yerleştirildi.</p>

<h2>Tarihin ortaya koyduğu tablo</h2>

<p>Batı, tarih sahnesine çıktığı günden beri barbarlığına medeniyet, yağmasına hukuk, çıkar düzenine insan hakları adını verdi. Güçsüz gördüğü her toplumun toprağını, servetini, emeğini ve neslini kendi menfaati için kullandı. Batı’nın çocuklar üzerindeki karanlık hesabı da tarihin hiçbir devrinde kapanmadı.</p>

<p>1990’larda Romanya, Arnavutluk ve Bulgaristan’da kurulan çocuk pazarı bu sicilin Balkanlar’daki halkasıydı. Komünist rejimlerin çöküşüyle meydana gelen yoksulluk ve devlet boşluğu, Batılı ülkelerdeki çocuk talebi için fırsata çevrildi. Binlerce çocuk yardım görüntüsü altında ailesinden ve doğduğu topraklardan koparıldı.</p>

<p>Batı’nın çocuklara uzanan karanlık yüzü, yakın dönemde Jeffrey Epstein ağıyla yeniden ortaya çıktı. ABD Adalet Bakanlığı, Epstein’ın 250’yi aşkın reşit olmayan kız çocuğunu istismar ettiğini açıkladı; suç ortağı Ghislaine Maxwell 20 yıl hapse mahkûm edildi. Buna rağmen dosya yıllarca gizli anlaşmalarla korundu, ardından birkaç sansasyonel başlığa sıkıştırılarak kasıtlı biçimde gündemden düşürülmeye çalışıldı.</p>

<p>Balkan çocuk pazarından Epstein ağına uzanan tablo aynı hakikati gösteriyor: Coğrafya, yöntem ve failler değişti; yoksulluğu ve savunmasızlığı menfaate çeviren vahşi Batı anlayışı değişmedi. Batı’nın çocuklarla karanlık hesabı Balkanlar’da başlamadı, Epstein ile de sona ermedi.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ol>
 <li>
 <p><a href="https://www.hrw.org/reports/ROMANIA913.PDF" rel="nofollow">Human Rights Watch/Helsinki Watch — “Since the Revolution: Human Rights in Romania”, Mart 1991</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://www.unicef.org/romania/30-years-unicef-romania" rel="nofollow">UNICEF Romanya — “30 Years of UNICEF in Romania”</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://www.researchgate.net/publication/45197827_International_adoption_of_Romanian_children_and_Romania%27s_admission_to_the_European_Union_1990-2007" rel="nofollow">Yves Denéchère ve Béatrice Scutaru — “International Adoption of Romanian Children and Romania’s Admission to the European Union (1990–2007)”, Eastern Journal of European Studies, Haziran 2010</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://www.washingtonpost.com/archive/politics/1991/01/07/despite-aid-romanian-children-face-bleak-lives/1208b2fa-570a-4219-a123-18c92ea7926f/" rel="nofollow">The Washington Post — “Despite Aid, Romanian Children Face Bleak Lives”, 7 Ocak 1991</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://www.latimes.com/archives/la-xpm-1994-09-15-mn-38746-story.html" rel="nofollow">Los Angeles Times — “Baby-Smuggling Trial Under Way in Romania”, 15 Eylül 1994</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://tile.loc.gov/storage-services/service/ll/llglrd/2019670469/2019670469.pdf" rel="nofollow">ABD Kongre Kütüphanesi Hukuk Kütüphanesi — “Adoption in Albania”, Ocak 1994</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://tile.loc.gov/storage-services/service/ll/llglrd/2019671140/2019671140.pdf" rel="nofollow">ABD Kongre Kütüphanesi Hukuk Kütüphanesi — “Domestic Constraints on Intercountry Adoption: Practice in Some Balkan Nations”, Temmuz 2001</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://assembly.coe.int/nw/xml/XRef/X2H-Xref-ViewHTML.asp?FileID=8811&amp;lang=EN" rel="nofollow">Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi — “International Adoption: Respecting Children’s Rights”, 21 Aralık 1999</a></p>
 </li>
 <li>
 <p><a href="https://www.hcch.net/en/instruments/conventions/full-text/?cid=69" rel="nofollow">Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı — 29 Mayıs 1993 tarihli Uluslararası Evlat Edinme Sözleşmesi</a></p>
 </li>
</ol>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/1990larda-balkanlarda-cocuk-pazari-ve-batinin-cocuk-ticareti</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/1990larda-balkanlarda-cocuk-pazari-ve-batinin-cocuk-ticareti.jpg" type="image/jpeg" length="34369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail, Türkiye ve yeniden şekillenen bölgesel düzen]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/israil-turkiye-ve-yeniden-sekillenen-bolgesel-duzen</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/israil-turkiye-ve-yeniden-sekillenen-bolgesel-duzen" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı bir araya getiren Mekke Paktı, İbrahim Anlaşmaları üzerine kurulan İsrail merkezli düzenin çözülüşüne de işaret ediyor. Al Jazeera yazarı Galip Dalay, Netanyahu hükümetinin saldırgan siyasetinin İsrail’i yalnızlaştırdığını ve bölgeyi yeni güvenlik arayışlarına yönelttiğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Al Jazeera yazarı Galip Dalay, İsrail’in Suriye’yi zayıf ve parçalanmış tutma siyasetinin Türkiye’nin güvenliğiyle beraber bölgesel ve uluslararası mutabakatı da hedef aldığını yazdı. Dalay’a göre Netanyahu hükümetinin saldırganlığı, İbrahim Anlaşmaları üzerine kurulan İsrail merkezli düzeni çöküşe sürüklüyor.</p>

<p></p>

<p>İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu el-Duhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, ABD, İngiltere, Birleşmiş Milletler ve bölge ülkeleri tarafından kınandı. İsrail hükümeti, üs çevresinde Türk askerî hareketliliği bulunduğunu savundu. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise söz konusu bilginin saldırıdan altı gün önce Washington’a iletildiğini, Amerikan istihbaratının yaptığı incelemede bu beyanı doğrulayacak bir dayanak bulamadığını açıkladı.</p>

<p></p>

<p>Dalay, Ankara’nın saldırıyı açık bir provokasyon olarak değerlendirdiğini, buna rağmen Netanyahu’nun tırmandırma siyasetine askerî karşılık vermediğini belirtti. İsrail’in Türkiye ile ABD’yi saldırıdan haberdar etmeden harekete geçmesi, çatışmayı önleme mekanizmasını da işlemez hâle getirdi. Suriye’deki İsrail saldırıları, Ankara’nın Tel Aviv’e bakışını değiştirdi. Türkiye artık İsrail’in bölgesel yayılmacılığını Filistin meselesiyle beraber doğrudan millî güvenliğini hedef alan bir tehdit olarak ele alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Türkiye, güney sınırında merkezi idaresi güçlü, istikrarlı ve askerî kabiliyete sahip bir Suriye istiyor. İsrail ise zayıf, parçalanmış ve askerî gücü kırılmış bir Suriye hedefliyor. Netanyahu hükümetinin bu siyaseti, ABD, İngiltere, Avrupa ve bölge devletlerinin Şam’da merkezi bir hükümet kurulması yönündeki mutabakatıyla çatışıyor. Dalay’a göre Suriye devletinin zayıflatılması, devlet dışı silahlı yapıların önünü açacak ve bütün bölgeyi uzun süreli savaşlara sürükleyecektir.</p>

<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bölgesel düzen arayışında yeni bir safhayı temsil ediyor. Dalay, anlaşmanın doğrudan İsrail karşıtı kurulmadığını, buna karşılık İsrail merkezli düzenin çözülüşünü gösterdiğini kaydetti. İbrahim Anlaşmalarıyla şekillendirilen yapı; ABD güvenlik şemsiyesi altında Arap-İsrail normalleşmesini, İran’ın kuşatılmasını, Türkiye’nin bölgesel tesirinin sınırlandırılmasını ve Filistin davasının önemsizleştirilmesini hedefliyordu. Arap devletlerinin ihtiyaçları, İsrail’in güvenliği ve bölgeye kabul ettirilmesi uğruna geri plana itiliyordu.</p>

<p></p>

<p>Netanyahu hükümetinin Gazze, Suriye ve Lübnan’daki saldırganlığı İsrail’in yalnızlığını derinleştirdi, normalleşmenin bölge ülkeleri açısından siyasî ve toplumsal maliyetini yükseltti. İsrail Mekke Paktı’na karşı çıkarken ABD Başkanı Donald Trump anlaşmayı bölgesel müttefiklerin güvenlik yükünü üstlenmesi bakımından olumlu karşıladı. Washington ile Tel Aviv arasındaki bu ayrışma, İsrail merkezli bölgesel tasavvurun sürdürülebilirliğini kaybettiğini ortaya koydu. Dalay’a göre düzenin çöküşünden başlıca sorumlu, saldırgan ve yayılmacı siyasetiyle İsrail’in kendisidir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/israil-turkiye-ve-yeniden-sekillenen-bolgesel-duzen</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-turkiyeyi-bahane-etti-su-xt2w-cover.webp" type="image/jpeg" length="77977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mekke Anlaşması genişliyor: Suriye ve Bangladeş de masada]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-genisliyor-suriye-ve-banglades-de-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-genisliyor-suriye-ve-banglades-de-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır’ın ardından Suriye ve Bangladeş’ten de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na yönelik dikkat çekici açıklamalar geldi. Şam anlaşmaya katılım ihtimalini resmen değerlendirdiğini bildirirken Dakka da üç ülkenin oluşturduğu ekonomik veya savunma çerçevesine katılmaya “olumlu” yaklaştığını açıkladı. Böylece üçlü olarak kurulan Mekke hattının daha geniş bir bölgesel güvenlik mimarisine dönüşme ihtimali kuvvetleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın genişleme ihtimali giderek daha somut bir hâl alıyor.</p>

<p>Anlaşmanın imzalanmasının ardından Mısır’ın üyeliği ciddi biçimde değerlendirdiğini açıklamasından sonra bu defa Suriye ve Bangladeş’ten benzer yönde mesajlar geldi. Baran daha önce Kahire’nin anlaşmayı kendi anayasal ve hukukî yükümlülükleri bakımından incelemeye aldığını aktarmıştı.</p>

<h2>Suriye: Katılıp katılmamaya henüz karar vermedik</h2>

<p>Resmî ziyaret kapsamında Pakistan’da bulunan Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’ye, Şam yönetiminin Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılıp katılmayacağı soruldu.</p>

<p>Şeybani, Suriye’nin konu üzerinde çalıştığını belirterek henüz nihai bir karar alınmadığını söyledi. Suriye Dışişleri Bakanı ayrıca Türkiye’yi ülkesinin yeniden inşasında <strong>“kilit ortak”</strong> olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki bin kilometreyi aşan sınıra ve tarihî ilişkilere dikkat çekti.</p>

<p>Şeybani’nin açıklaması, Mekke Anlaşması’nın Suriye bakımından artık yalnız dışarıdan takip edilen bir gelişme olmadığını, Şam’ın üyelik seçeneğini resmî düzeyde değerlendirmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p>Bu ihtimal özellikle Suriye’nin içinde bulunduğu güvenlik şartları sebebiyle önem taşıyor. İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının devam ettiği, Türkiye’nin ise yeni Suriye yönetiminin güvenlik ve yeniden inşa sürecindeki en önemli ortaklarından biri olduğu bir dönemde Şam’ın Mekke hattına katılması, anlaşmanın coğrafî ve askerî mahiyetini ciddi biçimde değiştirebilir.</p>

<h2>Bangladeş de kapıyı açık bıraktı</h2>

<p>Mekke Anlaşması’na yönelik ikinci dikkat çekici mesaj Güney Asya’dan geldi.</p>

<p>Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman’ın Dış İlişkiler Danışmanı Humayun Kabir, devlet haber ajansı Bangladesh Sangbad Sangstha’ya (BSS) yaptığı açıklamada, Dakka’nın Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin yer aldığı bir ekonomik veya savunma çerçevesine katılma ihtimaline <strong>olumlu yaklaştığını</strong> söyledi.</p>

<p>Kabir, bununla birlikte herhangi bir kararın Bangladeş’in millî çıkarları ile küresel ekonomi ve ticaretteki değişen şartlar dikkate alınarak verileceğini belirtti. Bangladeş yönetiminin dış politikasında “Bangladesh First/Bangladeş Önce” yaklaşımını benimsediğini ve uluslararası ilişkilerde denge aradığını da ifade etti.</p>

<p>Dolayısıyla Dakka’nın açıklaması henüz <strong>“Bangladeş Mekke Anlaşması’na katılıyor”</strong> anlamına gelmiyor. Fakat üçlü savunma yapılanmasının Bangladeş dış politikasında resmen değerlendirmeye alınmış olması başlı başına dikkat çekici bir gelişme.</p>

<p>Kabir ayrıca Bangladeş’in Pakistan’la ticaret ve halklar arası ilişkiler başta olmak üzere çalışma ilişkilerini kuvvetlendirdiğini, Başbakan Tarık Rahman’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın daveti üzerine gerçekleştirmesi beklenen Riyad ziyaretinin de yaz sonrasında kesinleşebileceğini söyledi.</p>

<h2>Hindistan gelişmeleri takip ediyor</h2>

<p>Bangladeş’ten gelen açıklama Yeni Delhi’de de karşılıksız kalmadı.</p>

<p>Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Randhir Jaiswal’a, Bangladeş’in Mekke Anlaşması’na katılma ihtimaline ilişkin haberler soruldu. Jaiswal, Hindistan’ın Batı Asya’da yaşanan gelişmeleri <strong>“yakından takip etmeyi sürdürdüğünü”</strong>söylemekle yetindi.</p>

<p>Bangladeş’in Pakistan’la beraber yer alacağı bir savunma yapılanmasına katılım ihtimali, anlaşmayı Ortadoğu güvenlik mimarisinin sınırlarından çıkarıp Güney Asya’nın güç dengelerini de doğrudan ilgilendiren bir mesele hâline getirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle Pakistan-Bangladeş ilişkilerindeki son yakınlaşma ve Dakka’nın Yeni Delhi ile münasebetlerini yeniden tanımlamaya çalıştığı bir dönemde verilen bu mesaj, Mekke Anlaşması’nın coğrafî tesir sahasının ne kadar genişleyebileceğine ilişkin ilk işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>Üçlü anlaşmadan daha geniş bir yapıya</h2>

<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı anlaşmanın en önemli hükümlerinden biri müşterek caydırıcılık esasına dayanıyor. Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış kabul edilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha anlaşmanın imzalandığı gün, yapının herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve bölgede barış, refah ve istikrarı amaçlayan diğer dost ve kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu açıklamıştı. Daha sonra yaptığı değerlendirmede ise vizyonlarının yalnız üç ülkeyle sınırlı olmadığını ve mümkün olması hâlinde bölge ülkelerinin tamamını zamanla bu çerçeve altında görmek istediklerini söyledi.</p>

<p>Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar da anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu ve temel prensiplerini kabul eden başka bölge ülkelerine açık bulunduğunu belirtmişti.</p>

<p>Bu bakımdan Mısır, Suriye ve Bangladeş’ten arka arkaya gelen açıklamalar, anlaşmanın kuruluş metninde açık bırakılan <strong>genişleme kapısının teoriden pratiğe geçmeye başladığını</strong> gösteriyor.</p>

<h2>Mısır, Suriye, Bangladeş: Harita değişiyor</h2>

<p>Mekke Anlaşması’nın mevcut üç üyesinin her biri farklı bir güç unsurunu temsil ediyor: Türkiye büyük askerî kapasitesi, savunma sanayii ve bölgesel operasyon tecrübesiyle; Pakistan nükleer caydırıcılığı ve askerî gücüyle; Suudi Arabistan ise ekonomik ve enerji kapasitesiyle yapının merkezinde yer alıyor.</p>

<p>Mısır’ın katılması durumunda Arap dünyasının en kalabalık ülkesi ve önemli askerî güçlerinden biri; Suriye’nin katılması durumunda Türkiye ile Doğu Akdeniz ve Levant arasında doğrudan coğrafî devamlılık; Bangladeş’in katılması hâlinde ise yaklaşık 170 milyonluk nüfusa sahip önemli bir Güney Asya ülkesi aynı güvenlik çatısı altında buluşmuş olacak.</p>

<p>Ancak burada henüz <strong>Mısır, Suriye veya Bangladeş’in üyeliğinin kesinleşmediğinin</strong> altını çizmek gerekiyor. Şimdilik görülen şey, üç farklı başkentin Mekke Anlaşması’nı ciddi bir dış politika seçeneği olarak değerlendirmeye başlamış olması.</p>

<p>Bununla beraber gelişmelerin arka arkaya gelmesi, 7 Ağustos’ta üç ülkeyle kurulan yapının yalnızca üçlü bir askerî mutabakat olarak kalmayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Baran’da Ömer Emre Akçebe, anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından kaleme aldığı değerlendirmede yapının değerinin yalnız hukukî metninden değil, <strong>fiilî ve kurumsal bir güvenlik mekanizmasına dönüşebilmesinden</strong>geleceğine dikkat çekmişti. Ardından Türkiye ve Pakistan’dan Suudi Arabistan’a yönelik askerî hareketlilik de Baran tarafından “Mekke Anlaşması sahaya indi” başlığıyla aktarılmıştı.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mekke-anlasmasi-genisliyor-suriye-ve-banglades-de-masada</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/mekke-anlasmasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="26227"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversitelerimiz baştan sona yenilenmeli]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/universitelerimiz-bastan-sona-yenilenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/universitelerimiz-bastan-sona-yenilenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Yusuf Kaplan, Türkiye’deki üniversitelerin kendi medeniyet birikimini dışlayarak Batı düşüncesini merkezine alan eğitim anlayışını eleştirdi. Kaplan’ın işaret ettiği tablo, bir asırdır devam eden eğitim krizinin üniversite ayağını bir kez daha gözler önüne seriyor: Kendi fikrini, tarihini ve medeniyetini öğretmeyen bir üniversite düzeninin Türkiye’ye istikamet kazandırması mümkün görünmüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Felsefe bölümlerindeki müfredata dikkat çeken Kaplan, öğrencilerin dört yıl boyunca neredeyse bütünüyle Batı felsefesi üzerinden yetiştirildiğini söyledi. Kant, Descartes, Nietzsche, Hegel ve Schopenhauer gibi Batılı düşünürlerin öğrenilmesi gerektiğini belirten Kaplan, buna karşılık bu toprakların yetiştirdiği büyük fikir ve irfan adamlarının eğitim hayatının merkezine yerleştirilmemesine tepki gösterdi.</p>

<p>“Ben çocuğumu üniversiteye gönderiyorum. Felsefe okuyor, baştan sona Batı felsefesi okuyor. Burası neresi? Patagonya mı?” sözleriyle mevcut tabloyu eleştiren gazeteci-yazar, meselenin Batı düşüncesini öğrenmekten ziyade öğrencinin kendi medeniyetinden kopartılması olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Pergelin sabit ayağı kendi medeniyetimize basmalı</strong></h2>

<p>Konuşmada Mevlânâ’nın “pergel” metaforu üzerinden eğitim sisteminin nasıl kurulması gerektiğine de işaret edildi. Pergelin sabit ayağının kişinin kendi inancına, kültürüne ve medeniyetine basması, hareket eden ayağının ise bütün dünyaya açılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Kaplan, “Pergelin sabit ayağını bu kültüre, kendi medeniyetine basacaksın. Hareket eden ayağıyla bütün dinlere, kültürlere, inançlara ve dünyalara açılacaksın” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mevcut eğitim düzeninde ise bunun tam tersi bir istikamet görülüyor. Çocuk, anaokulundan üniversiteye kadar kendi medeniyet dünyasını merkeze alan bir eğitimle yetiştirilmiyor; Batı’nın kavramları, ölçüleri ve düşünce kalıpları üzerinden dünyayı tanımaya zorlanıyor. Böyle bir sistem, kendi toprağına basarak dünyaya açılan insan yerine, kendi toprağına yabancılaşan nesiller üretiyor.</p>

<h2><strong>Üniversite, kendi toprağına yabancı insan yetiştiriyor</strong></h2>

<p>Türkiye’de yükseköğretimin temel meselesi tam da burada ortaya çıkıyor. Üniversiteler bugün Batı’da üretilmiş kavramları, teorileri ve düşünce sistemlerini büyük ölçüde hazır biçimde aktaran kurumlara dönüşmüş durumda. İslâm düşüncesi, Osmanlı ilim geleneği ve bu topraklarda asırlar boyunca teşekkül etmiş fikir mirası ise çoğu bölümde ya tali başlıklar altında ele alınıyor ya da bütünüyle müfredatın dışında bırakılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı düşüncesini bilmek bir zaruret olabilir; fakat onu tek ölçü hâline getirip kendi medeniyetini dipnota çevirmek eğitim değil, fikrî bağımlılık üretiyor. İbn Sînâ’yı, Farabî’yi, Gazâlî’yi, İbn Haldun’u, İbnü’l-Arabî’yi, Mevlânâ’yı ve İmam-ı Rabbânî’yi kendi düşünce tarihinin asli unsurları olarak öğrenmeyen bir genç yaşadığı toprağa fikrî bir mensubiyet geliştiremiyor.</p>

<h2><strong>Zihnî işgal eğitim eliyle sürdürülüyor</strong></h2>

<p>Konuşmasının sonunda Türkiye’nin askerî olarak işgal edilemediğini ancak zihnen ele geçirildiğini belirten Yusuf Kaplan, “Türkiye fiilen dışarıdan işgal edilemedi ama zihnen işgal edildi” dedi.</p>

<p>Bu tespit, üniversitelerin önündeki asıl meselenin bina, kontenjan veya diploma sayısından çok daha derinde olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Üniversitelerimizin müfredatından akademik zihniyetine, bölüm yapılanmalarından ilim anlayışına kadar baştan sona yeniden ele alınması gerekiyor. Kendi medeniyetine yabancı nesiller yetiştiren mevcut sistem devam ettiği müddetçe üniversite sayısının, bina büyüklüğünün veya diploma adedinin artması bir eğitim hamlesi anlamına gelmiyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/universitelerimiz-bastan-sona-yenilenmeli</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/universt.jpg" type="image/jpeg" length="94418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosna’da iki asırlık çivisiz cami hala ayakta]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bosnada-iki-asirlik-civisiz-cami-hala-ayakta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bosnada-iki-asirlik-civisiz-cami-hala-ayakta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek’in Buzim şehrinde 19. yüzyılda tek bir çivi kullanılmadan inşa edilen tarihî Ahşap Camii, yaklaşık iki asırdır ayakta duruyor. Ülkenin “çivisiz” tek camisi olarak bilinen yapı, bugün Buzim’in sembolleri arasında yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Şövalyeler Şehri” olarak anılan Buzim’de 1830’lu yıllarda inşa edilen cami, tamamen ahşap malzemeden ve çivi kullanılmadan yapılan mimarisiyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Bihaç’taki Fethiye Camisi’nin ardından Krajina bölgesinin en eski camilerinden biri olan Ahşap Camii, aynı zamanda bölgenin günümüze ulaşan en eski ahşap camisi olma özelliğini taşıyor.</p>

<h2><strong>Viyana Kuşatması sonrasında bölgeye yerleşen halk için yapıldı</strong></h2>

<p>Tarihçi Amir Sijamhodzic’in verdiği bilgilere göre, caminin bulunduğu yerde daha önce taştan yapılmış başka bir cami bulunuyordu. Bugünkü Ahşap Camii ise Viyana Kuşatması’nın ardından bölgeye yerleşen Müslüman halkın ibadet ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edildi.</p>

<p><img alt="Çivisizcami," class="detail-photo img-fluid" height="707" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/civisizcami.webp" width="1000" /></p>

<p>Caminin dönemin Bosna Valisi Mehmed Vecihi Paşa tarafından yeniden inşa ettirildiğini belirten Sijamhodzic, yapının inşa tarihi konusunda iki farklı kaydın bulunduğunu ifade etti. Vakıfnamede 1838 tarihi yer alırken, caminin önündeki taş kitabede 1835 tarihi bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ahşap Camii’ni asıl dikkat çekici kılan husus ise yapım tekniği. Yaklaşık iki asır önce inşa edilen yapıda tek bir çivi dahi kullanılmadı.</p>

<p><img alt="Çvsiz2" class="detail-photo img-fluid" height="707" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/cvsiz2.webp" width="1000" /></p>

<h2><strong>Çatısı kestane ağacıyla yenilendi</strong></h2>

<p>Bosna Hersek’te “Ulusal Anıt” ilan edilen camide yürütülen restorasyon çalışmalarında da yapının tarihî dokusunun korunmasına özen gösteriliyor. Çatının yenilenmesi sırasında orijinal yapıya uygun biçimde kestane ağacı kullanıldı.</p>

<p><img alt="Çvsiz3" class="detail-photo img-fluid" height="707" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/cvsiz3.webp" width="1000" /></p>

<h2><strong>Ahşap camileri halk kendi imkânlarıyla yaptı</strong></h2>

<p>Osmanlı döneminde Bosna’da görev yapan valiler daha çok büyük şehirler ve merkezî bölgelerde kalıcı camiler inşa ederken, Buzim gibi merkeze uzak bölgelerde yaşayan halk, ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayarak ahşap camiler yaptı.</p>

<p>Büyük şehirlerde inşa edilen taş camilerin önemli bir bölümü günümüze ulaşırken, kırsal bölgelerdeki ahşap camilerin büyük kısmı savaşlar ve zamanın tahribatı sebebiyle yok oldu. Buzim’deki Ahşap Camii ise yaklaşık iki asırdır ayakta kalarak bölgenin Osmanlı-İslâm mirasını yaşatmayı sürdürüyor.</p>

<p>Kaynak: GZT</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bosnada-iki-asirlik-civisiz-cami-hala-ayakta</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cicisiz.webp" type="image/jpeg" length="57071"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Faili meçhul dosyalar açıklığa kavuşuyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/faili-mechul-dosyalar-acikliga-kavusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/faili-mechul-dosyalar-acikliga-kavusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda cumhuriyet başsavcılıkları, emniyet ve jandarma teşkilatları ile yürütülen kapsamlı çalışmalar sonucunda bugüne kadar 36 dosyada, 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız kalmaması için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti.</p>

<p>Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki güçlü koordinasyonun cumhuriyet başsavcılıkları, emniyet ve jandarma teşkilatlarının etkin işbirliğiyle somut sonuçlara dönüştüğünü vurgulayan Gürlek, "Bu çerçevede, 24 Nisan 2026 tarihinde kurduğumuz Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda cumhuriyet başsavcılıklarımız, emniyet ve jandarma teşkilatlarımızla yürüttüğümüz kapsamlı çalışmalar sonucunda bugüne kadar 36 dosyada, 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayları aydınlattık" bilgisini paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Ankara'da aynı yöntemle gerçekleştirilen cinayetler yeniden mercek altına alındı"</strong></h2>

<p>Bu çalışmalar kapsamında yıllardır faili belirlenemeyen iki önemli dosyada daha kritik sonuçlara ulaştıklarını, Türkiye'nin yakın dönemindeki bir seri cinayet zincirinin failinin tespit edilerek dosyalardaki bulguların aynı şüpheli üzerinde birleştirildiğini ifade eden Gürlek, şöyle devam etti:</p>

<p color="dimmed">"Ankara'da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayı yeniden mercek altına alındı. Hasan Saygın, Muhsin Demirdirek ve Mustafa Çağmaoğlu'nun öldürüldüğü, 6 kişinin ise öldürülmeye teşebbüs edildiği olaylar arasındaki benzerlikler incelendi. Beyanlar, HTS ve baz kayıtları, şüphelinin olayların yaşandığı dönemdeki hareketleri ile Antalya'da işlenen benzer nitelikteki bir cinayet birlikte değerlendirildi. M.Ö.'nün 2015 yılı sonunda Ankara'dan ayrılmasının ardından benzer saldırıların sona ermesi de dosyadaki önemli bulgulardan biri oldu. Halen başka bir cinayet suçundan cezaevinde bulunan M.Ö.'nün Ankara'daki 3 cinayet ve 6 öldürmeye teşebbüs olayının şüphelisi olduğu tespit edildi. 7 Ağustos'ta ifadesi alınan M.Ö, 3 kez kasten öldürme ve 6 kez kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklandı."</p>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/faili-mechul-dosyalar-acikliga-kavusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/akin-gurlek.jpg" type="image/jpeg" length="30099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist rejimin İslâmî cemaatleri tasfiyesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kemalist-rejimin-islami-cemaatleri-tasfiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kemalist-rejimin-islami-cemaatleri-tasfiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet’in Batıcı-laik hukuk düzeni, bu topraklarda asırlar boyunca dinî hayatın, irfanın ve manevî terbiyenin taşıyıcısı olan tekke ve tarikatları kanunla tasfiye ederken, gayrimüslim cemaatlerin Cumhuriyet öncesinden gelen kurumsal varlığını hukuk içinde muhafaza etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte girişilen Batılılaştırma hamlesinin müdahalelerinden biri doğrudan Müslüman toplumun dinî ve içtimaî teşkilatlanmasına yöneldi. 30 Kasım 1925 tarihli 677 sayılı Kanun ile tekke ve zaviyeler kapatıldı; şeyhlik, dervişlik ve benzeri tarikat unvanları yasaklandı. Böylece Osmanlı cemiyetinde yalnız ibadet mahalli olarak değil, ilim, irfan, terbiye, yardımlaşma ve insan yetiştirme merkezleri olarak yaşayan müesseseler hukuk sahasının dışına itildi.</p>

<h2><strong>İSLÂMÎ CEMAAT HAYATINA VURULAN KİLİT HÂLÂ ANAYASADA</strong></h2>

<p>Aradan yüz yılı aşkın zaman geçmesine rağmen bu tasfiye kanunu sıradan bir tarihî düzenleme olarak kalmadı. 1982 Anayasası’nın 174. maddesi, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu “inkılâp kanunları” arasında sayıyor ve hükümlerinin Anayasa’ya aykırı şekilde yorumlanamayacağını hükme bağlıyor. Başka bir ifadeyle Kemalist rejimin İslâmî cemaat hayatına karşı 1925’te kurduğu hukukî bariyer, bugün anayasal koruma altında yaşamaya devam ediyor. </p>

<p>Bu tercihin hangi istikamete hizmet ettiği tarihî seyir içinde daha açık görülüyor. Müslüman milletin kendi inancı etrafında teşkilatlanarak nesilden nesile aktardığı tasavvuf, irfan ve terbiye ocakları dağıtıldı; dinin cemiyet üzerindeki kurucu ve terbiye edici tesiri mümkün mertebe özel hayata sıkıştırıldı. Batıcı rejimin hedeflediği yeni insan tipinin önündeki en güçlü manevî direnç merkezlerinden biri böylece parçalandı.</p>

<h2><strong>CEMAATİN TÜZEL KİŞİLİĞİ TÜRKİYE HUKUKUNA YABANCI DEĞİL</strong></h2>

<p>Türkiye hukukunda “cemaat” esasına dayanan bir tüzel kişilik modeli aslında mevcut. Vakıflar Genel Müdürlüğüne göre Cumhuriyet’ten önce gayrimüslim Türk vatandaşları tarafından oluşturulan hayır kurumları 1936 beyannameleriyle kayda geçirilerek cemaat vakfı statüsüne kavuştu. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu da bunları gayrimüslim cemaatlere ait özel hukuk tüzel kişileri olarak tanıyor.</p>

<p>Üstelik bu vakıfların yönetim kurulları kendi cemaat mensupları tarafından seçiliyor. Yani hukuk düzeni; belli bir dinî topluluğun mensubiyetini, kurumunu ve kendi içinden seçtiği yönetimi tanıyan bir modele yabancı değil. Bu yapı bugün de resmen varlığını sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BATILILAŞTIRMANIN HUKUKÎ AYAĞI</strong></h2>

<p>Kemalist modernleşme, İslâm’ı cemiyet kurucu bir kuvvet olmaktan çıkarmayı hedefleyen bir istikamet takip etti. Tekke ve zaviyelerin kapatılması da bu büyük tasfiyenin hukukî ayaklarından biri oldu. Milletin imanını, ahlâkını ve manevî terbiyesini muhafaza eden köklü müesseseler “çağdaşlaşma” adına ortadan kaldırılırken ortaya çıkan boşluk zamanla Batı merkezli kültür, eğitim ve hayat tarzıyla dolduruldu.</p>

<p>Bu milletin kendi inanç ve medeniyet köklerinden doğan cemaat hayatı niçin hâlâ 1925’in Batıcı hukuk anlayışının gölgesinde tutuluyor?</p>

<p>Türkiye, cemaat meselesini Cumhuriyet’in kuruluş devrinden kalan korkularla değil, kendi tarihî ve içtimaî hakikatiyle yeniden ele almak zorunda. Asırlar boyunca medreseyi, tekkeyi, vakfı, mahalleyi ve cemiyeti birbirine bağlayan İslâmî teşkilatlanma geleneğinin hukuk içinde açık, kayıtlı ve denetlenebilir bir zemine kavuşması artık ertelenmemesi gereken bir meseledir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kemalist-rejimin-islami-cemaatleri-tasfiyesi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/tekke-zaviye.jpg" type="image/jpeg" length="62440"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump, İsrail ve sandık]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/trump-israil-ve-sandik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/trump-israil-ve-sandik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir konferans vesilesiyle iki hafta geçirdiğim ABD’de, Pazartesi ifade etmeye çalıştığım “İki Trump” gözleminin devamı olarak, 75 gün sonra yapılacak ve bir anlamda Trump’ın, hatta ABD’nin siyasal kaderini belirleyecek ara seçimlere ait iki tahmini sunmak istiyorum.</p>

<p>“Ara seçim” deniyor ama 3 Kasım Salı günü yapılacak seçimlerde, 100 üyeli Senato’nun 35 üyesi ve Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı belirlenecek. Şu anda Trump’ı Epstein Seks Skandalı dosyasıyla ilgili iddialardan mahkeme önüne çıkmaktan koruyan ve onun açık şekilde yasamanın yetki alanına tecavüz eden uygulamalarına Kongre’nin seyirci kalmasını sağlayan Cumhuriyetçi çoğunluk, Temsilciler Meclisi’nde 7, Senato’da 2 üyeye dayanıyor.</p>

<p>“İki Trump” kuramını tekrarlarsak: Amerika’nın siyasetine hâkim olan, dünyaya yeniden şekil verme sevdasındaki NeoConlar ve Müdahaleci Muhafazakarların temeli İsrail yanlısı ve Amerika’nın çıkarlarını sadece İsrail bakış açısıyla tayin eden Siyonist tahakkümdür. Trump’ı buna baş kaldıran, adeta devrimci bir siyasetçi olarak gören bir kesim var. Bunların tam tersine, Trump’ı İsrail Lobisi’ne teslim olmuş, Amerika’yı İran karşısında hezimetle sonuçlanan siyasete sürükleyen kişi sayan kesim arasında derin bir kutuplaşma mevcut.</p>

<p>Bu kutuplaşma, Kasım’daki seçmen davranışına yansımayacak gibi görünüyor. Yani, Trump’ı Siyonizm’in kölesi olarak gören veya onu Siyonizm’e karşı direnen bir siyasetçi sayanlardan, Cumhuriyetçi adaylara da Demokrat adaylara da oy verecekler var. O kadar ki, siyasal eğilimlerden birini veya ötekini desteklemediği bilinen (tarafsızlığı garantili!) kurumların üzerinde anlaştıkları anket sonuçlarına (consensus forecast/üzerinde mutabakat olan tahmin) göre, Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar 208, Cumhuriyetçiler 207 sandalyeyi garantiliyor, sadece 20 sandalye henüz belirsizliğini koruyor. Eğilim analizleri, bu 20 sandalyenin 13’ünün Demokratlara, 7’sinin Cumhuriyetçilere gidebileceğini gösteriyor, ki bu durumda önümüzdeki yasama yılında Trump, hayatında üçüncü kez yüce divana sevk edilen ilk başkan olabilir.</p>

<p>Olmayabilir de. Çünkü şu geçtiğimiz iki hafta içinde dahi, Amerikan siyasal yelpazesinde son 30 yılda benim hiç tanık olmadığım iki “deprem” yaşandı. Birinci sarsıntı, öldürülen Başkan Kennedy’nin İsrail’e (kimine göre de hayatına mal olan) “ayrıcalığı olmayan ülke” statüsü uygulamaya başladığı 1963’ten bu yana ilk kez, Amerikan halkının, kayıtsız-şartsız İsrail yanlısı tutumu büyük ölçüde terk ettiği görülüyor. Elbette “büyük ölçüde” nitelemesinin ölçüsü niteleyene göre değişir. Ama en ciddi yazarlar ve hatta Musevi siyasetçiler bile (örnek: Senatör Bernie Sanders) “Anti-Siyonizm Anti-Semitizm değildir” diye yazılar yazıp konuşmalar yaptıklarına göre bu değişim çok ciddi boyutlara varmış demektir.</p>

<p>İkinci deprem ise, özellikle Demokrat Parti’de yer alan “ilerici” siyasetçilerin çok ilerisinde, kendisini “sosyalist” veya “demokratik sosyalist” olarak niteleyen siyasetçilerin araseçimler için yapılan yoklamaları kazandıklarını görüyoruz. New York kentinin Müslüman ilk belediye başkanı Zohran Mamdani, yıllarca Amerikan Demokratik Sosyalist Partisi’nden belediye meclisine seçilmiş, başkanlık için hem kendi partisi hem de Demokrat Parti tarafından aday gösterilmişti.</p>

<p>Kennedy, 1963’te İsrail’i, Amerika’dan çalınan ve İsrail’de Dimona reaktöründe zenginleştirilmiş gibi gösterilen nükleer malzemenin geri verilmemesi durumunda ilişkilerin tehlikeye girebileceği konusunda uyarmıştı. Şimdi bu sosyalistlerden biri olan ve Michigan eyaleti senatörlüğünü garantilemiş görünen Dr. Abdul El-Sayed,, Kennedy’nin yarım kalan soruşturmasını tamamlamak için kanun teklifi vereceğini çekinmeden söylüyor. Dr. El-Sayed’in bu girişimi geçen dönemlerde olsaydı, belki hiç ilgi çekmez ve sonuçsuz kalırdı. Ama şimdi birçok başka senatör adayından olumlu yanıtlar geliyor.</p>

<p>Bu iki beklenmedik gelişme Trump için karanlık bir dönem, Amerika için hiç olmadık bir gelişmenin habercisi olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Hakkı Öcal, Milliyet</i></p></p>]]></turbo:content>
      <category>İktibas</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/trump-israil-ve-sandik</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/trump-israil.jpg" type="image/jpeg" length="44129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kendi hazinemize kör edildik, Sinan’ın mirasına turist kaldık]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/kendi-hazinemize-kor-edildik-sinanin-mirasina-turist-kaldik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/kendi-hazinemize-kor-edildik-sinanin-mirasina-turist-kaldik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimar Sinan’ın ilmî ve mimarî dehası Batı’da araştırmalara konu olurken, Türkiye’de bir asırlık Batıcı eğitim düzeni kendi medeniyet mirasına yabancı nesiller yetiştirdi. Sinan’ın eserleri ruhu, imanı ve ilmiyle kavranmak yerine turistik yapılara indirgenirken millet, kendi hazinesini Batı’dan öğrenir hâle getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabah gazetesinin 9 Nisan 1997 tarihli nüshasında Zeynep Göğüş imzasıyla yayımlanan “Türk İmajında Sinan Yok” başlıklı yazıda, Bilkent İşletme Bölümünden Güliz Ger’in 110’u Amerikalı, 550’si Batı Avrupa ülkelerinden 660 işletme öğrencisi arasında yaptığı Türkiye imajı araştırmasında hiçbir öğrencinin Mimar Sinan’ı hatırlamadığı aktarıldı.</p>

<p>Yazıda ayrıca Sinan’ın büyük hacimlerdeki ses yansıması sorununu kubbelere yerleştirdiği boşluklarla çözdüğü, bu yöntemin üç buçuk asır sonra Alman fizikçi Hermann von Helmholtz tarafından “titreşim kütleleri teorisi” adıyla bilim dünyasına sunulduğu ve bugün Helmholtz’un adının bilim kitapları ile Almanya’daki okullarda yaşatıldığı ifade edildi.</p>

<h2><strong>Geçmişimize vurulan darbe</strong></h2>

<p>Cumhuriyet eliyle geçmişimize öylesine derin nefret tohumları ekildi ki Osmanlı-İslâm medeniyetinin eserleri yaşayan bir irfan ve teknik mirası olmaktan çıkarılarak geriliğin kalıntısı muamelesi gördü.</p>

<p>Kemalizm, eğitim adı altında yürüttüğü bir asırlık kültür mühendisliğiyle bu milleti kendi geçmişine, diline, irfanına ve medeniyet müktesebatına yabancılaştırdı. Osmanlı-İslâm geçmişi gerilik ve utanç kaynağı olarak sunulurken Batı, hakikatin ve medeniyetin yegâne ölçüsü hâline getirildi. Milletin zihni ve bakışı bütünüyle Batı’ya çevrildi; kendi değerlerine karşı körleştirildi. Adeta “ev zencisi” muamelesine tâbi tutularak kendi hanesinden utanması, efendisi kabul ettirilen Batı’nın hükümlerini tekrarlaması ve kendi hazinesini küçümsemesi istendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yabancılaştırma, Mimar Sinan’a ve eserlerine bakışı da kökünden değiştirdi. Süleymaniye ve Selimiye, bir medeniyetin imanını, ilmini ve dünya görüşünü taşıyan eserler olmaktan çıkarılıp turistik seyirliklere dönüştürüldü. Kubbe, taş ve minare görülüyor; bunları meydana getiren ruh, mâna, iman, matematik ve cemiyet nizamı idrak edilemiyor. Sinan kuru bir “ünlü mimar” bilgisine, eserleri de gezilip fotoğraflanacak tarihî yapılara indirgendi. Kemalist eğitim düzeni, kendi tarihine turist, kendi hazinesine kör ve kendi müktesebatını Batı’dan öğrenen bir toplum meydana getirdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/kendi-hazinemize-kor-edildik-sinanin-mirasina-turist-kaldik</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/mimar-sinantarih.webp" type="image/jpeg" length="82650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SDG’nin feshi ilan edildi: PKK Suriye’den çekildi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/sdgnin-feshi-ilan-edildi-pkk-suriyeden-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/sdgnin-feshi-ilan-edildi-pkk-suriyeden-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SDG'nin elebaşı Mazlum Abdi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki sözde 'Özerk Yönetim'e bağlı askeri, hizmet ve idari yapıların devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlandığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>PKK'nın Suriye uzantısı SDG'nin elebaşı Mazlum Abdi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki sözde 'Özerk Yönetim'e bağlı askeri, hizmet ve idari yapıların Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı.</p>

<h2><strong>"PKK mensupları Suriye'yi terk etti"</strong></h2>

<p color="dimmed">"SDG ve Asayiş güçlerinin Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegrasyonu tamamlandı." diyen Abdi, PKK mensuplarının Suriye’yi terk ettiğini ve bölge dışından SDG’ye destek için gelen güçlerin de anlaşma kapsamında geri çekildiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Abdi, sözde 'Özerk Yönetim' sınırları içinde bulunan bölgelerde Suriye devleti adına yeni kurumların oluşturulduğunu, mevcut kurumların ise faaliyetlerini sürdüreceğini belirtti. Söz konusu kurumların 'devrimin kazanımları' olduğunu savunan Abdi, korunmaları çağrısında bulundu.</p>

<h2><strong>"SDG’nin feshedildiğinin kabulü"</strong></h2>

<p color="dimmed">Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali ise Abdi’nin açıklamalarının, SDG’nin feshedildiğinin kabul edilmesi anlamına geldiğini söyledi.</p>

<p color="dimmed">Hilali, entegrasyon sürecinin yalnızca idari ve güvenlik alanlarıyla sınırlı olmadığını, kapsamlı bir ulusal proje olduğunu ifade etti.</p>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/sdgnin-feshi-ilan-edildi-pkk-suriyeden-cekildi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/01/mazlum-abdi.webp" type="image/jpeg" length="99846"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Tel Aviv'e: Türkiye'nin sabrını sınamayın]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bahceliden-tel-avive-turkiyenin-sabrini-sinamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bahceliden-tel-avive-turkiyenin-sabrini-sinamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in bölgedeki saldırganlığı ve Türkiye’nin güvenliğini hedef alan tutumuna tepki göstererek Tel Aviv yönetimini provokatif adımlardan kaçınması konusunda uyardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP liderinin mesajının merkezinde, Türkiye'nin hem sınır içinde hem de sınır ötesinde yürüttüğü başarılı operasyonların Orta Doğu'da kurulan bölgesel oyunları bozduğu tespiti yer alıyor. İsrail'in yayılmacı politikalarının artık tüm coğrafyanın geleceğini tehdit eden başlıca güvenlik krizlerinden biri haline geldiğine dikkat çeken Bahçeli, Ankara'nın millî güvenlik alanlarına yönelik hiçbir dolaylı veya doğrudan müdahaleye taviz verilmeyeceğinin altını çizdi.</p>

<h3><strong>MHP lideri Devlet Bahçeli, mesajında şu ifadelere yer verdi:</strong></h3>

<blockquote>
<p>(İsrail) Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan, ülkemizin millî güvenlik alanlarına dolaylı veya doğrudan müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden ve Türkiye karşıtı çevreleri cesaretlendiren söylemlerden vazgeçilmelidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’de alınan mesafe, terörsüz bölge yolunda yaşanan olumlu gelişmeler kaos ve çatışma ikliminden beslenen İsrail’in dengelerini sarsmış, oyunlarını bozmuştur. İsrail yönetiminin izlediği saldırgan ve yayılmacı siyaset, bütün bölgenin geleceğini tehdit eden başlıca güvenlik sorunlarından birine dönüşmüştür.</p>

<p color="dimmed">İsrail, mevcut yönetim eliyle yalnızca bölge için değil, bütün insanlık için bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir.</p>

<p color="dimmed">Dünya Barış Konseyinden mülhem geçici bir ABD, Rusya, Çin ve AB’den oluşan Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi oluşturulmalı, süratle bölgede istikrar sağlanması hedeflenmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Türkiye tarafından bölgesel güvenlik anlayışına yön veren ilkeleri ortaya koyan, barış ve huzur iklimini merkeze alan “Ankara Deklarasyonu" ilan edilmelidir.</p>
</blockquote>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bahceliden-tel-avive-turkiyenin-sabrini-sinamayin</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/09/bahceli-3.webp" type="image/jpeg" length="16186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'den Netanyahu için kırmızı bülten talebi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda düzenlenen saldırıya ilişkin yargı sürecinin kararlılıkla sürdüğünü açıkladı. Gürlek, soruşturma kapsamında, Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında kırmızı bülten çıkarılması için işlem başlatıldığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TÜRKİYE NETANYAHU İÇİN KIRMIZI BÜLTEN TALEP ETTİ</strong></h2>

<p>Bakan Gürlek'in açıklamaları şöyle;</p>

<p>"Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı süreci kararlılıkla devam etmektedir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütülmektedir.</p>

<p>Dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında “Soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde verilen yakalama emirleri doğrultusunda, Adalet Bakanlığımızca uluslararası seviyede aranmaları amacıyla kırmızı bülten yayımlanması İçişleri Bakanlığımızdan talep edilmiş, ilgili evrak Dışişleri Bakanlığımıza iletilmiştir.</p>

<p>Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch; Gazze’ye insani yardım ulaştıran sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında “İnsanlığa Karşı Suç”, “Soykırım”, “Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma”, “Kasten Yaralama”, “Eziyet”, “Mala Zarar Verme”, “Nitelikli Yağma” ve “Ulaşım Araçlarının Kaçırılması” suçlarından yargılanmaktadır.</p>

<p>Gazze’de soykırım politikası yürüten Netanyahu yönetiminin dokunulmaz ve hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı hiçbir suretle kabul etmiyoruz. Gazze’de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz. Ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkânlarını kararlılıkla kullanacağız.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Filistin halkının, mazlumların ve insanlık vicdanının yanında dimdik durmaya devam edeceğiz. İnsanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gereken bütün adımları kararlılıkla atacağız."</p>

<p>Kaynak: Milliyet</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-talebi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/israil-netenyahu.webp" type="image/jpeg" length="28470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyada Yahudi'ye öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yıllardır devam eden katliamlar, Yahudilere yönelik öfkeyi dünyanın dört bir yanında büyütüyor. Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan İsrailli kadın, sürücünün “Siz insanları öldürüyorsunuz” sözleriyle karşılaşarak araçtan indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araç çağırma uygulaması üzerinden yolculuk yapan kadın ile sürücü arasında tartışma çıktı. Kadının Yahudi olduğunu öğrenen sürücü, “Filistin’de insanları öldürüyorsunuz” diyerek yolcuyu araçtan indirdi.</section>

<section dir="auto">
<p>Sosyal medyada yayılan görüntüler, Gazze’deki katliamlar sebebiyle dünyaya pislik saçan Yahudilere karşı büyüyen öfkenin Avrupa’da günlük hayata da yansıdığını gösterdi.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dunyada-yahudiye-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-haber-1.webp" type="image/jpeg" length="11210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'den İsrail'e cevap: Kimse dostlarımızın huzurunu kaçıramaz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiyeden-israile-cevap-kimse-dostlarimizin-huzurunu-kaciramaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiyeden-israile-cevap-kimse-dostlarimizin-huzurunu-kaciramaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye’ye yönelik açıklamalarını “tehdit ve yalan” olarak niteleyerek bunların İsrail Başbakanı’nın artan yalnızlığının ve siyasi korkularının yansıması olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>TÜRK DÜŞMANLIĞINI CAN SİMİDİ GÖRÜYOR</strong></h2>

<p color="dimmed">ABD, İngiltere ve uluslararası toplumun, İsrail’in saldırgan politikalarına tepkisinin giderek arttığını kaydeden Duran, “İsrail Başbakanı, bu akıl dışı tutuma, yaklaşan seçimler, iç politik kaygı ve korkuları nedeniyle sarılmıştır. Türkiye düşmanlığını siyasi anlamda bir can simidi olarak görmektedir. Dahası diğer radikal partilerle aşırılık rekabeti içinde, Türkiye’ye ve bölge ülkelerine olan düşmanlığı körüklemektedir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>KİRİ PASI YAYMA ÇABASINDA</strong></h2>

<p color="dimmed">Netanyahu ve suç ortaklarının başta Türkiye olmak üzere, bölgedeki ülkeleri farklı ithamlarla suçlayıp üzerindeki bu kiri pası çevresine yayma çabası içinde olduğunu belirten Duran, “Suriye’de yaptığı saldırıdan sonra Türkiye’yi suçlama çabası bu durumun en açık göstergelerinden biridir. Türkiye’ye karşı olan tavrındaki temel dinamik de Türkiye’nin İsrail’e bir tehdit teşkil etmesi değil, mevcut gücü ve etkisiyle Türkiye’nin, İsrail’in bölgesel güvenlik ve istikrara verdiği zarara karşı çıkan isabetli politikalarıdır” değerlendirmesi yaptı.</p>

<h2><strong>MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ</strong></h2>

<p color="dimmed">İsrail’in birçok müttefikini tek tek kaybettiğini ve iyice itibarsızlaştığını kendi politikacılarının dahi itiraf ettiğini sözlerine ekleyen Duran, şöyle devam etti: “Dahası Türkiye ile oluşturulmaya çalışılan gerginlik politikasının bir getirisi ortaya konulamamıştır. Türkiye olarak, soykırımcı Netanyahu’nun istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele etmeye ve Suriye başta olmak üzere bölgemizde barışçı politika izleyen tüm devletlerin yanında durmaya devam edeceğiz.”</p>

<h2><strong>MİLLETİMİZ İÇİN YAPAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR ŞEY YOK</strong></h2>

<p color="dimmed">“Türkiye, bölgenin en tecrübeli ve köklü ülkelerinden biridir. Bizim devlet geleneğimiz derindir. Tedbirli, serinkanlı ve kudretli bir ülkeyiz. Tarih bizim kendi güvenliğimiz, devletimizin bekası ve milletimizin selameti için yapamayacağımız hiçbir şey olmadığını açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Bu anlayışımız bugün de değişmemiştir. Ancak Netanyahu gibi figüranların, bölgemizdeki barış ve istikrarı baltalama oyunlarına gelmeyecek kadar da tecrübe sahibiyiz.”</p>

<h2><strong>KİMSE DOSTLARIMIZIN HUZURUNU KAÇIRAMAZ</strong></h2>

<p color="dimmed">“Biz, bölgemizde ve dünyada barışı önceleyen, barış için gayret gösteren bu yaklaşımıyla, dünyada takdir gören bir ülkeyiz. Kendi politik geleceklerini garanti altına almak için, bölgeyi ateşe atmaktan çekinmeyecek Netanyahu gibi itibarsızların kanlı oyunlarını, Türkiye’nin basiretli ve barışçıl dış politikası bozacaktır. Kimse, milletimizin ve dostlarımızın huzurunu kaçıramaz. Türkiye buna asla müsaade etmez.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p color="dimmed">Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiyeden-israile-cevap-kimse-dostlarimizin-huzurunu-kaciramaz</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/turkisrtail.jpg" type="image/jpeg" length="14736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Organize suç örgütlerine operasyon]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/organize-suc-orgutlerine-operasyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/organize-suc-orgutlerine-operasyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un turistik bölgelerinde yabancı turistleri hedef aldığı belirtilen organize hırsızlık yapılanmasına yönelik 35 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Çoğunluğu yabancı uyruklu 32 şüpheli hakkında işlem başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul’da tramvaylar, duraklar ve yaya geçitleri gibi kalabalık noktalarda faaliyet gösteren bir hırsızlık yapılanmasının ortaya çıkarıldığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gürlek’in verdiği bilgilere göre şüpheliler, gruplar halinde hareket ederek özellikle yabancı turistleri hedef aldı. Kalabalık oluşturarak mağduru sıkıştıran şüphelilerin, “perdeleme” yöntemiyle çevrenin görüşünü kapattığı ve bu sırada turistlerin para, telefon ve değerli eşyalarını çaldığı belirlendi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında yapılanmanın faaliyetlerinin sonlandırılması ve şüphelilerin yakalanması amacıyla İstanbul’da 35 ayrı adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.</p>

<p>Çoğunluğu yabancı uyruklu olduğu belirtilen toplam 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürüldüğü bildirildi.</p>

<p>Bakan Gürlek, organize suç yapılanmaları ile vatandaşların ve Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin güvenliğini hedef alan suç gruplarına karşı mücadelenin devam edeceğini belirtti.</p>

<p>Kaynak: Yeni Şafak</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/organize-suc-orgutlerine-operasyon</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/ooepraason.webp" type="image/jpeg" length="19093"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD'den İran'a ekonomik baskı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abdden-irana-ekonomik-baski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abdden-irana-ekonomik-baski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, planlanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle İran'a karşı yeniden büyük çaplı askeri operasyonlar düzenlemesine gerek kalmayabileceğini belirterek, 'Tarihin en ağır yaptırımlarını uygulayacağız.' dedi. Bessent yaptırımların Pazartesi açıklanacağını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD merkezli televizyon kanalı CNBC'ye verdiği röportajda İran'a yönelik saldırılar ve ekonomik yaptırımlara ilişkin değerlendirmede bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bessent, Washington yönetiminin İran ekonomisine yönelik uygulamayı planladığı kapsamlı ekonomik baskının, ABD'nin İran'a karşı yeniden büyük çaplı askeri operasyonlar düzenlemesine gerek bırakmayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bessent, ABD'nin İran'a ekonomik baskıyı artıracağını belirterek, Trump yönetiminin Tahran'a "herhangi bir tür can simidi" sağlayan ülkelere ağır ekonomik yaptırımlar uygulayacağını ifade etti. Bessent, planlanan yaptırımların "dünya tarihindeki en büyük koordineli ekonomik izolasyon" olacağını savundu.</p>

<p>Bessent, ABD'nin müttefiklerine "ya bizimlesiniz ya da bize karşısınız" mesajı vereceğini belirterek, "İster para transferi yapın, İran petrolü satın alın, ister deniz yoluyla gemi transferleri gerçekleştirin, İran'la iş yapmaya devam etmekte ısrar ederseniz; ABD Hazine Bakanlığı ve ABD hükümeti size karşı yaptırım uygulamak için tüm gücünü ve imkanlarını kullanacaktır" dedi.</p>

<h2><strong>"TARİHİN EN AĞIR YAPTIRIMLARINI UYGULAYACAĞIZ"</strong></h2>

<p>İran'a yönelik ekonomik baskı politikasının, Basra Körfezi'ndeki İran limanlarına yönelik devam eden ABD deniz ablukasıyla birlikte uygulanacağını belirten Bessent, "Bu bir iki aşamalı darbe. Ablukamız var ve tarihin en ağır yaptırımlarını uygulayacağız" dedi.</p>

<p>Bessent, ekonomik baskının İran yönetimini zayıflatacağını savunarak, "Bu rejimi çökerteceğiz" ifadesini kullandı.</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abdden-irana-ekonomik-baski</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/iran-abd-3.webp" type="image/jpeg" length="70199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pasifik'te İsrail devri bitiyor]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/pasifikte-israil-devri-bitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/pasifikte-israil-devri-bitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pasifik'in 4 bin kilometrelik dev kıyı şeridini korumak isteyen bölge gücü, İsrail kıskacından kaçıp Türk teknolojisine sığındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AK Parti Gaziantep Milletvekili ve Latin Amerika ve Karayipler Parlamentosu (PARLATINO) Türk Delegasyonu Başkanı Ali Şahin, AA muhabirine heyetin temasları ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, TBMM PARLATİNO ve TBMM AND Grubu olarak Şili'de gerçekleştirdikleri resmi temaslar kapsamında, Şili Senato Başkan Vekili Ivan Moreira ile Şili Senatosu'nda bir araya gelerek önemli değerlendirme ve istişarelerde bulunduklarını belirtti.</p>

<p>Moreira ile iki önemli hususta görüş ve fikir birliğine vardıklarını belirten Şahin, Moreira'ya Şili'nin Türkiye'ye kendi gözleriyle bakması, kendi kulaklarıyla dinlemesi ve kendi kalbiyle yaklaşması gerektiğini, bölgede ve Şili'de aktif olan Ermeni diasporasının 100 yıllık kadim Türkiye-Şili dostluğunu zehirlemesine izin verilmemesi gerektiğine dikkati çektiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>ERMENİ DİASPORASININ ETKİSİNE KARŞI ORTAK DURUŞ</strong></h2>

<p>Diasporanın 1915 olaylarını istismar ederek bu konuyu Latin Amerika'daki varlık sebeplerinden biri haline getirdiğini, bu durumdan Ermenistan halkı ve yönetiminin de rahatsızlık duyduğunu aktaran Şahin, Latin Amerika ve Şili'deki Ermeni diasporasının son iki seçimde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan karşıtlarını finanse edip desteklemesine rağmen Paşinyan'ın seçimleri kazandığını belirtti.</p>

<p>Şahin, Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirme yönünde adımlar attığını, sınır kapılarının karşılıklı olarak açılması ve Türk hava sahasının Ermenistan uçuşlarına açılması gibi adımlar atıldığını hatırlattığını belirterek, 2005'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 1915 olaylarıyla ilgili iddia sahibi tüm tarafların katılımıyla, tarihçi ve bilim insanlarından oluşan uluslararası bağımsız bir araştırma komisyonu kurulmasını ve tüm tarafların konuya ilişkin arşivlerini açmasını önerdiğini ancak dönemin Ermenistan yönetiminin bu öneriye yanaşmadığını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>PASİFİK GÜVENLİĞİ</strong></h2>

<p>Şili-Türkiye ilişkilerinin üçüncü taraflarca istismar edilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini belirten Şahin, "Savunma sanayi alanında Şili ile eğitim, know-how transferi, ortak üretim ve satış konularında işbirliği yapabileceğimizi, Şili'nin Pasifik Okyanusu'na açılan yaklaşık 4 bin kilometrelik bir kıyı şeridine sahip olduğunu ve bunun Şili açısından kritik bir güvenlik, denetleme ve savunma ihtiyacı oluşturduğunu, Türkiye'nin insansız, silahlı ve silahsız hava araçlarının yanı sıra, insansız silahlı ve silahsız deniz araçları da ürettiğini; insansız deniz savunma ve denetleme sistemlerimiz konusunda da Şili ile işbirliği yapabileceğimizi ifade ettim." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şahin, Moreira'nın kendisine, 1915 olayları meselesinin artık Şili açısından kapandığını ve bu konunun bir daha gündeme gelmeyeceğini ve bu konunun bundan böyle Şili-Türkiye ilişkilerini zehirlemesine izin vermeyeceklerini söylediğini aktardı.</p>

<h2><strong>"İSRAİL BAĞIMLILIĞINI TÜRKİYE İLE KIRMAK İSTİYORUZ"</strong></h2>

<p>Şili'nin savunma sistemleri konusunda İsrail'e bağımlı olduğunu ve bu bağımlılığı Türkiye ile işbirliği yaparak azaltmak ve çeşitlendirmek istediğini Moreira'nın kendisine ifade ettiğini aktaran Şahin, Türkiye'nin, Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistin ve Gazze konusundaki duruşundan duydukları memnuniyeti dile getirdiğini aktardı.</p>

<h2><strong>Şahin, açıklamasında şunları kaydetti:</strong></h2>

<p>"Görüşmelerimizin sonunda Sayın Moreira, Türkiye'ye ve Türk halkına duydukları sevginin bir nişanesi olarak şahsıma Şili Senatosu'nun Dostluk Madalyası'nı takdim etti. Şili Senato Başkan Vekili Sayın Moreira'ya, Şili Senatosu'na ve kardeş Şili halkına, aziz milletimiz ve temsil ettiğimiz TBMM adına şükranlarımızı sunuyoruz."</p>

<p>Kaynak: Star Haber</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/pasifikte-israil-devri-bitiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/israil-pasifis.webp" type="image/jpeg" length="62435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Büyükelçiliği önünde Gazze protestosu: "Sözde barış, özde katliam"]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/abd-buyukelciligi-onunde-gazze-protestosu-sozde-baris-ozde-katliam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/abd-buyukelciligi-onunde-gazze-protestosu-sozde-baris-ozde-katliam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Filistin Dayanışma Platformu üyeleri, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önünde Yahudi terör devleti İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırıları protesto etti; ateşkes ihlallerinin sona ermesi ve silah desteğinin kesilmesi çağrısında bulunuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Filistin Dayanışma Platformu üyeleri, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önünde bir araya gelerek Yahudi terör devleti İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü katliamları protesto etti. Eylemciler, “Gazze’de soykırım devam ediyor” ve “Sözde barış, özde katliam” yazılı pankartlar taşıdı.</p>

<p>Protestoda kukla ustası Mehmet Tahir İkiler, Netanyahu’yu temsil eden kuklayla gösteri yaptı. Gösteride, Gazze’de devam eden saldırılara dikkat çekildi.</p>

<p>Platform adına konuşan Halis Çıtır, Yahudi terör devleti İsrail’in ateşkes görüşmeleri ve arabuluculuk girişimlerine rağmen Gazze’de sivilleri hedef almaya devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Çıtır, görüşmelerden bu yana 446’sı çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere 1265 Filistinlinin şehit olduğunu, 4 bin 193 Filistinlinin yaralandığını ve 173 Filistinlinin esir alındığını ifade etti. Hamas’ın kabul ettiği ateşkes şartlarını eksiksiz uyguladığını belirten Çıtır, İsrail’in anlaşmanın neredeyse bütün maddelerini ihlal ederek Gazze’nin büyük bölümündeki işgalini sürdürdüğünü kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki varlığı ve güvenliğini hedef alan saldırılar da gerçekleştirdiğini belirten Çıtır, arabulucu ülkelerin ateşkes çağrısıyla yetinmemesi gerektiğini vurguladı. Çıtır, uluslararası hukuka aykırı saldırılarda kullanılabilecek silah ve askerî desteğin kesilmesi için somut adım atılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Gazze’de üç yıldır insanlık dışı uygulamaların sürdüğünü söyleyen Çıtır, bugüne kadar 72 bin konutun yıkıldığını, yaklaşık 365 kilometrekarelik dar alanda yaşayan 2,5 milyona yakın Filistinlinin defalarca yerinden edildiğini hatırlattı.</p>

<p><img alt="Protesto Gazze Ankara" height="560" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2026/08/protesto-gazze-ankara.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1000" /></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/abd-buyukelciligi-onunde-gazze-protestosu-sozde-baris-ozde-katliam</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-protesto.png" type="image/jpeg" length="62800"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’nin nüfusu alarm veriyor: Aile için acil seferberlik şart]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/turkiyenin-nufusu-alarm-veriyor-aile-icin-acil-seferberlik-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/turkiyenin-nufusu-alarm-veriyor-aile-icin-acil-seferberlik-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de 2025 yılında doğurganlık hızı 1,42’ye, doğum sayısı 895 bin 374’e geriledi; 65 yaş üzerindeki nüfusun oranı yüzde 11,1’e yükseldi. Star yazarı Sibel Eraslan, yaklaşan nüfus krizinin yalnız ekonomik sebeplerle açıklanamayacağını belirterek Türkiye’nin yarım asrı aşan nüfus planlama politikalarının neticeleriyle karşı karşıya olduğunu yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin nüfus yapısındaki bozulma artık ertelenemeyecek bir millî meseleye dönüştü. Doğumlar azalırken genç nüfus daralıyor, yaşlı nüfus hızla büyüyor. Mevcut gidişat; üretimden sosyal güvenliğe, aile yapısından millî varlığın devamına kadar geniş bir sahayı tehdit ediyor.</p>

<p><a href="https://veriportali.tuik.gov.tr/Bulten/Index?dil=1&amp;p=Do%C4%9Fum-%C4%B0statistikleri-2025-58018" rel="nofollow">TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre</a> canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374’e düştü. Bir kadının hayatı boyunca dünyaya getirmesi beklenen ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı ise 1,42 olarak kaydedildi. Bu oran, nüfusun kendisini yenileyebilmesi için gereken 2,10 seviyesinin çok altında kaldı.</p>

<h2>76 il yenilenme sınırının altında</h2>

<p>Türkiye’de doğurganlık hızı dokuz yıldır nüfusun yenilenme seviyesine ulaşamıyor. 2025 yılında 76 ilin doğurganlık oranı 2,10’un altında kaldı. Doğurganlığın 1,50’nin altında seyrettiği il sayısı 2017’de 4 iken 2025’te 59’a yükseldi.</p>

<p>Yaşlı nüfus ise 9 milyon 583 bin kişiye ulaştı. Türkiye nüfusunun yüzde 11,1’ini artık 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlar oluşturuyor. Rakamlar, nüfus krizinin geleceğe ait bir tahmin olmaktan çıktığını ve bugünün meselesi hâline geldiğini açıkça gösteriyor.</p>

<h2>Eraslan: 50 yıllık ideolojinin sonuçlarını yaşıyoruz</h2>

<p><a href="https://www.star.com.tr/yazar/varolussal-tehdit-yazi-2034702/" rel="nofollow">Star yazarı Sibel Eraslan</a>, “Varoluşsal tehdit” başlıklı yazısında Türkiye’nin nasıl yaşlanan ve aile kurmaya mesafeli bir topluma dönüştüğünü tarihî seyri içinde ele aldı.</p>

<p>Eraslan, Osmanlı Devleti’nin son iki asrında yaşanan savaşlar, işgaller, salgınlar ve zorunlu göçler sebebiyle Cumhuriyet’in ağır bir nüfus kaybı devraldığını hatırlattı. Bu sebeple Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok çocuklu aileleri destekleyen, evliliği ve doğumu teşvik eden politikalar uygulandığını belirtti.</p>

<p>1950’lerden itibaren sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması, ekonomik şartların iyileşmesi, şehirleşme ve Osmanlı bakiyesi coğrafyalardan Anadolu’ya yönelen Müslüman-Türk göçleri nüfus artışını hızlandırdı. Cumhuriyet dönemindeki en yüksek nüfus artışının 1955-1960 yılları arasında yaşandığını kaydeden Eraslan, 1960 darbesinin ardından devletin nüfus siyasetinin kökten değiştirildiğini ifade etti.</p>

<h2>Darbeler nüfus siyasetini değiştirdi</h2>

<p>Eraslan, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’yla nüfus artışının azaltılmasının devlet hedefleri arasına girdiğini, ilerleyen yıllarda Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğünün kurulduğunu aktardı.</p>

<p>1980 darbesinin ardından çıkarılan 1983 tarihli Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ise gebeliği önleyici uygulamaları devlet politikasına dönüştürdü. Eraslan’a göre çocukların ve yaşlıların “tüketici”, çalışan nüfusa bağımlı birer ekonomik yük şeklinde tarif edilmesi de bu dönemde yerleşti.</p>

<p>Medyadan sinemaya, reklamdan akademiye kadar kültür hayatını kuşatan araçlar; evliliği ağır bir yük, çocuğu ise ferdî hayatı sınırlayan bir unsur olarak sundu. Eraslan bu tablonun neticesini, “Ülkemiz 50 yıllık bir ideolojinin sonuçlarını yaşıyor” sözleriyle özetledi.</p>

<h2>Ekonomik paketler yetmez</h2>

<p>Gençlere sunulan evlilik kredileri ve doğum yardımları önem taşısa da mesele ekonomik teşviklerin sınırlarını aşan bir mahiyet taşıyor. Aileye ve çocuğa karşı onlarca yıldır üretilen kültürel mesafe ortadan kaldırılmadan nüfus düşüşünü tersine çevirmek mümkün görünmüyor.</p>

<p>Türkiye’nin yıllara yayılacak neticeleri bekleyecek vakti kalmadı. Devlet; barınma maliyetleri, iş güvencesi, çalışma şartları, çocuk bakım masrafları ve eğitim yükü karşısında aileyi koruyan kalıcı bir sistem kurmalı. Medya ve eğitim hayatında aileyi değersizleştiren, çocuğu ekonomik yük sayan anlayış tasfiye edilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nüfus meselesi geçici kampanyalarla yönetilemeyecek kadar büyük, millî varlığın devamını ilgilendirecek kadar hayatîdir. Türkiye, aileyi yeniden toplumun merkezine yerleştirecek geniş çaplı ve acil bir seferberliği vakit kaybetmeden başlatmalıdır.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Haberler</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/turkiyenin-nufusu-alarm-veriyor-aile-icin-acil-seferberlik-sart</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/nufus-azaliyor-cocuk-ornai-dusuyor-turkoye-alrm-veriyor.png" type="image/jpeg" length="53858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yahudiler hiçbir yerde istenmiyor!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden katliamın ardından dünyada Yahudilere yönelik öfke büyüyor. Yunanistan’da Filistin’e destek gösterisi düzenleyen eylemciler, eylemi provoke etmeye çalışan Yahudi turistlere tepki göstererek alandan uzaklaştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan’da Filistin’e destek amacıyla düzenlenen protesto sırasında Yahudi turistlerle göstericiler arasında olay çıktı. Eylemin ortasına girerek protestocularla tartışan ve ortamı provoke etmeye çalışan Yahudi bir turist, göstericilerin tepkisiyle karşılaştı. Yaşanan arbedede turist itilerek protesto alanından uzaklaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de on binlerce Müslümanın katledilmesi, şehirlerin yerle bir edilmesi ve açlığın bir silah olarak kullanılması, Yahudi işgaline karşı dünya çapındaki öfkeyi büyütüyor. Yunanistan’da yaşanan hadise de Gazze’deki vahşetin ardından Yahudilere yönelik tepkinin Avrupa sokaklarına kadar yayıldığını bir kez daha gösterdi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/yahudiler-hicbir-yerde-istenmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/yahudi-istenmiyor.webp" type="image/jpeg" length="13096"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ekim vicdan sahiplerine hidayet vesilesi oldu]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan soykırımın ardından Filistin halkına destek için dünyanın dört bir yanından harekete geçen vicdan sahipleri, İslâm’la da tanışıyor. Filistin Konvoyu’nun Fransız gönüllüsü Sebastian, Adana’da kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batı Şeria’ya ulaşmak üzere yola çıkan “Filistin Konvoyu”nun Fransız gönüllüsü Sebastian, konvoyun Adana’daki durağında kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. İslâm’ı seçmesinin ardından “Yusuf” adını alan Fransız gönüllünün ihtidası, konvoydaki gönüllüler tarafından sevinçle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7 Ekim’in ardından Gazze’de yaşanan soykırım, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların Filistin meselesiyle beraber İslâm’a yönelmesine de vesile oluyor. Yusuf’un ihtidası da Filistin için çıkılan yolculuğun hidayetle neticelenen örneklerinden biri oldu.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/7-ekim-vicdan-sahiplerine-hidayet-vesilesi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/gazze-hidayet.webp" type="image/jpeg" length="93395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini kamp tanığı anlattı]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Tursunay Ziyawudun, kadınların geceleri hücrelerinden çıkarılarak darp edildiğini ve toplu tecavüze uğradığını anlattı. Yaşananları, “Kızlara toplu tecavüz ediyorlar. Bayılanları daha çok dövüyorlar” sözleriyle aktardı.</p>

<h2><strong>İki kez toplama kampına kapatıldı</strong></h2>

<p>1978 Künes doğumlu Ziyawudun, Kazakistan’da yaşarken Doğu Türkistan’a döndüğünde iki kez toplama kampına kapatıldı. İşkence ve ağır kötü muameleye maruz kaldığını belirten Ziyawudun, 2018’de serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sayragul Sauytbay: “Kadınlar zorla kısırlaştırılıyordu”</strong></h2>

<p>Bir başka kamp tanığı Sayragul Sauytbay da Doğu Türkistan’daki kamplarda kadınlara yönelik ağır cinsel şiddet ve zorla kısırlaştırma uygulamalarına şahit olduğunu anlattı. Sauytbay, “Birkaç Çinli erkeğin genç bir kadına tecavüz ettiğini gördüm. Kadınlar ilaç ve iğnelerle kendi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu tanıklıklar, yaşananların münferit kötü muamele vakalarıyla sınırlı kalmadığını; kadınların bedeni, aile yapısı ve neslin devamı üzerinden yürütülen sistematik bir baskı düzenine işaret ettiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>Kalbinur Sıdık: “Çığlık sesleri hâlâ aklımda”</strong></h2>

<p>Kamplarda yaşananlara ilişkin bir diğer ağır tanıklık ise Kalbinur Sıdık’tan geldi. Sıdık, tutuklulara elektroşokla işkence uygulandığını belirterek, “Elektro şok cihazlarıyla mahrem yerlerine zarar veriyorlar. Çığlık sesleri hâlâ aklımda” sözleriyle yaşananları aktardı.</p>

<p>Birden fazla kamp tanığının birbirini tamamlayan anlatımları, Doğu Türkistan’daki baskının mahiyetini daha da ağırlaştırıyor. Tecavüz, işkence, zorla kısırlaştırma ve insan onurunu hedef alan uygulamalar, kamplardaki düzenin en karanlık yüzünü oluşturuyor.</p>

<h2><strong>Türklere yönelik zulmün günümüzdeki halkası: Doğu Türkistan</strong></h2>

<p>Trablusgarp’tan Balkanlar’a, Kırım ve Ahıska sürgünlerinden Hocalı’ya kadar Türkler tarih boyunca büyük katliam ve sürgünlere maruz kaldı. Bugün Doğu Türkistan, Türk ve Müslüman kimliğine yönelik sistematik baskının sürdüğü başlıca coğrafyalardan biri.</p>

<h2><strong>Dünya sessiz</strong></h2>

<p>Kamplardan kurtulanların tanıklıkları ve yayımlanan raporlara rağmen birçok devlet, Çin’le ekonomik ve siyasî ilişkilerini önceleyerek Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalıyor.</p>

<p>Ziyawudun, Sauytbay ve Sıdık’ın anlattıkları, Doğu Türkistanlı Müslüman kadınların yaşadığı dehşeti bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu tanıklıkların unutulması ise zulmün üzerinin örtülmesine ve Pekin yönetiminin baskı düzeninin sürmesine hizmet ediyor.</p>
</section></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/cinin-dogu-turkistandaki-vahsetini-kamp-tanigi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/08/cin-zulium.jpg" type="image/jpeg" length="96368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Laik kokona krize girdi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Ürkmez İpekkum Plajı’nda, tatil yapan başörtülü bir anne ve çocukları, “Buralar bizim, yallah!” diye bağıran laik kokonanın saldırısına uğradı. Eşyaları fırlatarak Müslüman aileye hakaretler yağdıran kokonanın sergilediği histerik tablo, Müslüman Anadolu'nun sabrı sebebiyle yaşamasına rağmen cezasızlıktan aldığı cesaretle kinini kusmaya yeltenmiş azılı bir hastayı andırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinden bu yana Müslümanları tahkir etmeyi, ötekileştirmeyi ve sahnenin dışına itmeyi bir yaşam biçimi haline getiren bu kitle, rahat rahat Müslümanlara saldırdıkları düzenin yıkılmakta olduğunu görünce adeta bağımlı hastalar gibi krizlere girmektedir. “Sen kimsin lan, buralar bizim!” diye laik atak geçiren kokona, kendi içindeki boşluğu ve çaresizliği örtbas etmeye çalışan zavallı sürülerinden bir numunedir.</p>

<p>Bu azgın saldırganlık, İslam’ı bu topraklardan tamamen tasfiye etmeyi gaye edinen eski "seçkinler" zümresinin, elinden kayıp giden tahakkümün oluşturduğu bir hezeyandır. Yıllardır İslam’a yapılan saldırıların cezasız kalması, bu şımarık güruhu iyice azıtmış; Müslümanları kendi vatanlarında "yabancı" gibi gören bu kafa yapısının egosunu şişirmiştir.</p>

<h3><strong>Müslüman Anadolu’nun sabrı taşıyor</strong></h3>

<p>"Yallah" diye bağıran, eşyaları fırlatan, başörtülü annenin karşısında bir "histeri nöbeti"yle titreyen laik dinozor, İslam’ı tahkir etme geleneği kesintiye uğrayınca, tıpkı madde bağımlıları gibi yoksunluk krizi yaşamaktadır.</p>

<p>Ancak şunu bilmelidirler ki, Müslüman Anadolu’nun sabrı da artık tükenmiştir. Tesettürlülere karşı sergilenen bu aşağılık tutum, bu memleketin her karışında artık "karşılıksız" kalmayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Laik kokonaların histerik çığlıkları, aslında kendi sonlarının yaklaştığını duyuran birer siren sesidir. İslam’ın nurunu kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışanlar, en nihayetinde Müslüman Anadolu’nun ihtilalci öfkesinin altında ezilmeye mahkûmdur. </p>

<p>Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/laik-kokona-krize-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-6-tem-2026-12-00-25.png" type="image/jpeg" length="38303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsız ibn*ler zıvanadan çıktı! Çocuk parkında yaşlarından utanmadan öpüştüler!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bir çocuk parkı, sapkınlığın ve arsızlığın en dibine sahne oldu. Saçları ağarmış, yaşlarından utanmayan iki i.ne, en küçük bir haya duygusu beslemeden, çocukların gözü önünde sarmaş dolaş olup öpüşerek iğrençliklerini sergiledi. Parkları adeta bu sapkınlıklarıyla bir pislik yuvasına çevirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"UZATMA" DİYEREK BAĞIRACAK KADAR ARSIZLAR!</strong></p>

<p>Bu rezalete şahit olan bir kadının tepkisiyle, mesele bambaşka bir boyuta evrildi. "Burası çocuk parkı, yaşınızdan başınızdan utanın" diyen kadına karşı i.nelerden biri "uzatma" diyerek bağırması, bu sapıkların sadece ahlaksız değil, aynı zamanda ne kadar arsız olduklarını da gözler önüne serdi. Artık sadece edepsizliği sergilemekle kalmıyor, buna karşı çıkanları da sindirmeye, üste çıkmaya cüret ediyorlar.</p>

<p><strong>KEPAZE LAİK DÜZENİN ESERİ!</strong></p>

<p>Bu, devletin asli görevi olan ahlakı ve asayişi koruma yükümlülüğünü ayaklar altına almasının bir sonucudur. Parkları başıboş bırakan, yasayı, nizamı, caydırıcılığı rafa kaldıran bu kepaze düzen; sapkınlığa, ahlaksızlığa ve namussuzluğa yol vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletin "bana ne" diyerek duyarsızlaşması, bu pisliğin her yere sirayet etmesine zemin hazırladı. Sokaklar, meydanlar, parklar; hiçbir denetimin olmadığı, rezilliğin meşrulaştığı bir bataklığa dönüştü. Yaşlısından gencine kadar bu sapkınlığın yayılması, bünyemizi saran kanserin boyutunu gösteriyor.</p>

<p><strong>BU KADAR AHLAKSIZLIĞA YETER!</strong></p>

<p>Yeter artık! Bu hayasızlığın, bu ahlaksızlığın önünü kesecek kanunlar, yasaklar ve en sert tedbirler derhal devreye sokulmalıdır. Çocukların olduğu her yer, bu tür sapkınlar için yasaklı bölge ilan edilmeli; arsızlıklarına, namussuzluklarına en ağır müeyyide uygulanmalıdır. "Bana ne" diyerek seyirci kalmaya devam ettiğimiz her an, bu pislik daha da büyüyecek.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/arsiz-ibnler-zivanadan-cikti-cocuk-parkinda-yaslarindan-utanmadan-opustuler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-161534.png" type="image/jpeg" length="92082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sapıkların provokasyonu bitmiyor: Marmaray'da LGBT propagandası]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmaray'da sapkın LGBT örgütünün propagandasını yaparak bağıran bir kadın, sokakta provokatif pankart açtıkları için gözaltına alınan eşcinsel sapıkları savundu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong><a href="https://www.barandergisi.net/sapiklar-bogazda-boy-gostermeye-kalkiyor-ayasofya-da-guzergahta">Sapıklar, Boğaz'da boy göstermeye kalkıyor! Ayasofya da güzergahta!</a></strong></li>
 <li><a href="https://www.barandergisi.net/musluman-anadolu-sapkin-lgbt-gemisine-gecit-vermedi"><strong>Müslüman Anadolu, sapkın LGBT gemisine geçit vermedi</strong></a></li>
</ul>

<p>Çocukların da bulunduğu toplu taşıma aracında açık açık aile değerlerine, toplumsal ahlaka savaş açan sapkınlığın propagandasını yapan kadına etraftaki vatandaşların kayıtsız kalması tepki çekti.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/sapiklarin-provokasyonu-bitmiyor-marmarayda-lgbt-propagandasi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-161441.png" type="image/jpeg" length="62538"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiliz...]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/ingiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihçi Yazar İbrahim Tatlı, Youtube kanalımızda yayınlanan bu bölümde İngiliz milletinin tarihî kökenlerini, karakter yapısını ve dünya siyasetini şekillendiren stratejilerini mercek altına alıyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-23">Konuşmasında, adanın geçmişte uğradığı Roma, Anglo-Sakson ve Norman istilalarının İngiliz halkında nasıl bir savunma psikolojisi oluşturduğu anlatıyor. Bu ruh halinin zamanla dünyayı sömürgeleştirme fikrine nasıl dönüştüğü, Anglikan kilisesinin kuruluşu ve İspanyol donanmasına karşı kazanılan ilk ölüm kalım savaşı kronolojik bir akışla aktarılıyor.</p>

<p>Tarihçi Tatlı, İngilizlerin dünyayı yönetirken ve ittifaklar kurarken Osmanlı pragmatizminden nasıl faydalandığını çarpıcı örneklerle dile getiriyor.</p>

<p id="p-rc_a80d53ab626bccdb-24">Ayrıca günümüz küresel siyasetine de değinilerek sermayenin Amerika'dan Çin'e taşınması, dijital faşizm tehlikesi ve Amerika'nın geri çekilme süreci değerlendiriliyor.</p>

<p>İbrahim Tatlı, yapay zekanın gelişi ve bilginin tabana yayılmasıyla birlikte küresel dengelerin her an değişebileceğini ifade ediyor. Güçlü devletlerin tarihte nasıl aniden çöktüğünü Tunç Çağı örneğiyle açıklıyor ve bugünkü İngiliz planlarının da hiç beklenmedik bir kaosla sonuçlanabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/luiZvXH9xUw?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/ingiliz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/06/ingiliz-ibrahim-tatli.webp" type="image/jpeg" length="92701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efsane boksör Muhammed Ali]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm zamanların en iyisi olan efsanevi boksör Muhammed Ali’yi vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/efsane-boksor-muhammed-ali</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YeYigQWBXR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Özcan Hıdır: Necip Fazıl gençliğe zihin, vakit ve gönül boşluğu bırakmamayı öğütler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necip Fazıl ve Gençlik programında konuşan Özcan Hıdır, Büyük Doğu idealinin bugünün insanı ve gençliği için taşıdığı manaya dikkat çekti. Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın iman, aksiyon, ahlâk ve edep merkezli düşüncesinin gençlere güçlü bir mefkûre sunduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın sadece bir şair olarak ele alınamayacağını ifade eden Hıdır, onun aynı zamanda çile çekmiş, hapislerden ve baskılardan geçmiş, buna rağmen mücadelesinden geri durmamış bir mütefekkir olduğunu söyledi. Hıdır, Necip Fazıl’ın hayatının donuk bir fikir hayatı değil, aksiyonla bütünleşmiş dinamik bir tefekkür örneği sunduğunu dile getirdi.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LcZOBsP1j0I?rel=0" width="640"></iframe></div>

<p></p>

<p><strong>“Mütefekkir fikrini ve aksiyonunu diri tutan insandır”</strong></p>

<p>Konuşmasında “mütefekkir” kavramı üzerinde duran Dr. Hıdır, fikir ile tefekkür arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre mütefekkir, fikrini, zikrini ve aksiyonunu sürekli diri tutan; statükoya teslim olmayan insandır. Dr. Hıdır, Kur’an-ı Kerim’de tefekkür, tezekkür ve taakkul gibi kavramların fiil formunda kullanılmasının, insanın sürekli bir idrak ve hareket hâlinde olması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın “İman ve Aksiyon” eserine de değinen Hıdır, bu eserin Kur’an’daki “Ey iman edenler, iman edin” hitabıyla doğrudan irtibatlı okunabileceğini belirtti. Dr. Hıdır’a göre iman bir iddiadır ve bu iddia sosyal hayatta, ibadet hayatında, fikir hayatında amelle ve aksiyonla ispat edilmelidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><a href="https://www.barandergisi.net/necip-fazil-ve-genclik-programi-izude-yapildi">"Necip Fazıl ve Gençlik" programı İZÜ’de yapıldı</a></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>“Zor zamanlar, büyük mütefekkirleri ortaya çıkarır”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, İslâm tarihinde kriz dönemlerinin büyük âlimleri ortaya çıkardığını vurgulayarak İmam Gazali örneğini verdi. Moğol, Haçlı, Batınilik ve aşırı zahirilik gibi meydan okumaların bulunduğu bir dönemde İmam Gazali’nin büyük eserler verdiğini hatırlatan Hıdır, Necip Fazıl’ı da modern dönemde ölçü koyan şahsiyetler arasında değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl Büyük Doğu gençliğini idealize etti”</strong></p>

<p>Dr. Hıdır, Necip Fazıl’ın nesil yetiştiren bir mütefekkir olduğunu belirterek Büyük Doğu gençliği ve Nur Gençlik vurgusuna dikkat çekti. Tarihte Nabi’nin Hayriyye’si, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli, Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli gibi örneklerin bulunduğunu ifade eden Hıdır, büyük mütefekkirlerin daima bir nesil ideali ortaya koyduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlere mefkûre verilmesinin bugün daha da hayati hâle geldiğini belirten Dr. Hıdır, mefkûresiz, ideali olmayan ve istikamet duygusundan mahrum gençliğin ciddi savrulmalar yaşayabileceğini dile getirdi. Bu çerçevede Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. Peygamber’in genç sahabilerle kurduğu irtibatı ve Zeyd bin Sabit’in kısa sürede farklı bir dili öğrenerek devlet işlerinde vazife almasını örnek gösterdi.</p>

<p>Necip Fazıl’ın hayatında aksiyon ve tefekkürün her alana yayıldığını söyleyen Dr. Hıdır, gençlerin vakit disiplinini kuşanması gerektiğini, Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasının onun hayatında büyük bir kırılma meydana getirdiğini, “O ve Ben” eserinde anlatılan bu hadisenin onun perspektifini bütünüyle değiştirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Necip Fazıl bir tuz mesabesindedir”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda Necip Fazıl’ı “tuz” metaforuyla anlatan Dr. Hıdır, tuzun bozulmayı önleyen bir unsur olduğunu belirtti. Necip Fazıl gibi merkezî mütefekkirlerin toplumda bozulmaya karşı koruyucu bir rol üstlendiğini, Müslümanın da kendi hayatında bu manada “tuz” olması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Video haber</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/video/dr-ozcan-hidir-necip-fazil-genclige-zihin-vakit-ve-gonul-boslugu-birakmamayi-ogutler</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2026/05/hdr.webp" type="image/jpeg" length="10166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kitap köşesi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kitap köşemizde fikir, tarih, edebiyat, din ve cemiyet sahasında öne çıkan eserleri okurla buluşturuyoruz. Her sayıda seçilen kitaplar, muhtevası, temel meseleleri ve taşıdığı fikrî kıymet bakımından kısa değerlendirmelerle tanıtıyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kitap-kosesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 01:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/03/kitap-kosesi-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="63220"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Global Çöplük]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim Aksa Tufanı itibariyle Gazze aynasında izlenen dünya, son sürat savrulmaya devam ediyor. Global Çöplük diye attığımız başlık altında nerede durduklarının şuurunda olmayanların ve hiçbir din, ahlâk, kaide ve nizam tanımayanların batarken son çırpınışlarını sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/global-copluk</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/02/global-copluk-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="18244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslüman Anadolu'da geçen ay!]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslüman Anadolu’da kalbi ve gönlü pak milletimizin kendi mizacı, imanı ve duygusu ile meydanlara çıktığı ve yaptığı işleri sizler için derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/musluman-anadoluda-gecen-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/musluman-anadoluda-gecen-ay.webp" type="image/jpeg" length="88806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maşeri Vicdan]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze’de yaşanan katliam karşısında, Batı dünyasındaki insanların vicdanî olarak yaptığı küçük büyük aksiyonları “maşeri vicdan” başlığı altında topladık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/maseri-vicdan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2025/01/maseri-vicdan-baran-dergisi.webp" type="image/jpeg" length="34536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemalist Rejim Günlüğü]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kemalist rejimin kanunlarından ve iktidarın rejimi besleyici politikalarından cesaret bulan Kemalistlerin dinî değerleri aşağılaması son 10 yılda ciddi manada arttı. İslâmî değerleri ve kimliği sistematik bir şekilde hedef alan ve bununla varlık bulan Kemalistler, iktidarın pespaye politikası, laiklere yaranma çabası ve Müslümanların sorunun kaynağına bir türlü inemeyişi sebebiyle, kültürel ve siyasî atmosfer laiklerin elinde oyuncak olmaya ve diledikleri gibi at koşturma alanı olmaya devam ediyor. </i></p>

<p><i>Koruma kanunu dolayısıyla sorgulanamaz bir dogma haline gelen ve seküler bir dine dönüşen Kemalizm, tekno-paganizm adı altında, yeni, hazza dayalı bir putperestliği meydan yerine dikerek toplumu büyük bir felakete sürüklüyor. İktidar da bu felaketi önlemek yerine, eziklik psikolojisi dolayısıyla sırf yaranmak uğruna Kemalist putperestlerin dayattığı seküler kimliğe rızayı gösteriyor. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Milletin sırtına binerek 22 senedir iktidarda olan ve yine İslâmî değerleri ve kültürü yaşatmak sözüyle iktidarda kalan hükümet, ruhî imarı gerçekleştirmek yerine bilakis her türlü sapkınlığa kapı aralıyor ve bununla da övünüyor. “Kemalist rejim günlüğü” başlığı altında yorumladığımız haberlerde de görüleceği üzere bir yangın yerine dönüşen ve her an tutuşmaya hazır bir memleketi göreceksiniz.</i></p>

<p>İşte vaziyetimiz:</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/kemalist-rejim-gunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/11/kemalist-rejim-gunlugu.webp" type="image/jpeg" length="38135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi Arka Kapaklar]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-arka-kapaklar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/10/aylik-baran-arka-kapaklar-copy.webp" type="image/jpeg" length="80726"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Karar Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren Son Karar Dergisi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye'deki İslamcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TAKDİM</p>

<p>Son Karar, Türkiye’de 1988-1990 yılları arasında yayınlanmış ve Büyük Doğu-İbda fikriyatına nisbetle faaliyet göstermiş bir dergidir.</p>

<p>Dergi ilk sayısını Mayıs 1988 tarihinde ve “Aylık Siyasi Fikir ve Aksiyon Dergisi” olarak yayımlamıştır. İstanbul merkezli olarak yayın yapan derginin yazı işleri müdürlüğünü Serdar Yücel üstlenmiş, genel yayın yönetmenliğini ise Kaya Balaban yapmış ancak Şubat 1989 sayı 8’den itibaren Ali Hışıroğlu üstlenmiştir.</p>

<p>Dergide Abdullah Kiracı, Ali Hışıroğlu, Atilla Özdür, Enver Küçükgörür, Enes Duymaz, Harun Yüksel, Hayrettin Soykan, Kâzım Albayrak, Mehmet Tarakçı, Mevlüt Koç, Mustafa Saka, Saadettin Ustaosmanoğlu, Süleyman Dal, Şükrü Sak, Oktay Şener gibi birçok yazarın yazıları yayınlanmıştır.</p>

<p>Son Karar’ın 1988 tarihli 1. sayısının kapağında Salih Mirzabeyoğlu’na ait “Gençliğin Cevabı” başlıklı bir deklarasyon yayınlanmış ve yazıda, Batı’nın olumsuz etkilerine karşı durulması ve hakikat yolunda kararlı bir nesil yetiştirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve “Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...” denilmiştir.</p>

<p>Derginin ikinci sayısı Büyük Doğu ve Necip Fazıl özelinde çıkmıştır. Bu sayıda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu ideolojisi, bu ideolojinin modern dünyada nasıl uygulanması gerektiği ve İslâm’ın sosyal, siyasi ve kültürel hayatta yeniden nasıl yer alması gerektiği ele alınmıştır. İçerik olarak, gençliğe hitap eden yazılar, sosyal güvenlik açısından zekâtın önemi, Filistin meselesi, Ayasofya’nın durumu gibi konular ele alınmıştır. “Üstad’ı anmak” başlığı altında, onun ideolojik mirasının sadece anılmakla kalmayıp, aksiyoner bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1988 yılında yaptığı “Nasıl Birlik?” konferansı, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında; “İşkence ve Filistin Meselesi” konferansı, derginin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında; Cemaat ve Aksiyon” başlıklı konferansı ise Ağustos 1988 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.</p>

<p>Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı “M. Kemal hakkındaki Bir Gün” başlıklı yazı da ilk defa Son Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısının 31. sayfasında, daha sonra da Ekim-Kasım 1989 tarihli 14. sayısının 22. sayfasında yayımlanmıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısı, Bir Gün başlıklı yazıdan dolayı, “Mustafa Kemal’e hakaret” gerekçesiyle toplatılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son Karar Dergisi’nin önemli hususiyetlerinden biri, ilk defa Fetullah Gülen eleştirisi yapılan yayın organı olmasıdır. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayısının 17. sayfasında imzasız yayınlanan “Hem Gülen - Hem Güldüren” başlıklı bir sayfalık yazıda, türban gösterilerini provokatörlükle suçlayan Fetullah’ın “düzenist Müslüman” tipini yetiştirme görevini devralan “sinsi bir hain” olduğu ve ondan hesap sorulacağı söylenmektedir.</p>

<p>Derginin geneline baktığımızda Seyyit Ahmet Arvasi, Muhsin Yazıcıoğlu, Atilla Özdür gibi şahsiyetlerle mülakatlar yapıldığı görülmektedir. Bilhassa Seyyit Ahmet Arvasi’nin yayımlanan röportajı vefatından önceki son röportajıdır.</p>

<p>Dergi, Türkiye’nin siyasî ve içtimâî sorunlarına Büyük Doğu-İbda perspektifinden bakmaya çalışmış, Kemalist rejime ve Batı’ya karşı net bir duruş sergilemiş, sert bir üslupla eleştiride bulunmuş, iman şuurunu ve aksiyon ruhunu sürekli kamçılamayı hedeflemiştir. Sadece aktüel siyasetle ilgilenmemiş, aynı zamanda tarih, sanat, edebiyat ve felsefe gibi konularda da makaleler ve yorumlar yayınlamıştır.</p>

<p>Fikirle eylemi birleştirmede şu örnekleri sayabiliriz:</p>

<p>Flama Kültür Faaliyeti lokalinde yapılan ve cepheleşme yapılanmasının ilk örneği sayılabilecek, her cephenin bir bildiri sunduğu faaliyet, derginin Haziran 1988 tarihli 2. sayısında yer almıştır. Karar’ın Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Mahir Çakır’ın “Hakkını Vermek” başlıklı yazısı cepheleşme ve içtimaileşme açısından dikkat çekmektedir. Ayrıca Ayasofya için imza kampanyası da derginin Şubat 1990 tarihli 16. sayısında yer almıştır.</p>

<p>Tespitlerimize göre İbda’nın cepheleşmesine atıfla “İBDA-C” isminin ilk kullanıldığı yayın organı bu dergidir. Son Karar Dergisi’nin 15 Aralık 1989 tarihli 15. sayının arka kapağında aynen şöyle denmektedir:</p>

<p>“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim... Ve Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE! Akıncı Güç patlaması, Rapor talimi, Gönüldaş, çaba ve direnci, İBDA taarruzu! Hedef iktidardır!” İşte İBDA-C KARAR’ın nereden geldiğinin ve ne yapmak istediğinin hikâyesi...”</p>

<p>Karar Dergisi’nin Temmuz 1988 tarihli 3. sayısında yer alan Cahit Yeşilyurt’un “Gerçek Beraberlikler” yazısı Tilki Günlüğü 2. cilt s. 439’da iktibas edilmiştir. Aynı şekilde Haziran 1988 tarihli 2. sayıda yer alan Kâzım Albayrak’ın “Kayan Yıldız Sırrı Üzerine” başlıklı yazısı da Tilki Günlüğü eserinde, 3. cilt, s. 231’de iktibas edilmiştir.</p>

<p>Karar Dergisi Kasım 1988 tarihli 6. sayısında Salih Mirzabeyoğlu’nun “Suda Boğulan Balık” isimli bir hikayesi yayımlanmıştır. Ayrıca Mart 1989 sayı 9’dan itibaren aralıklı sayılarda Salih Mirzabeyoğlu’nun altı şiiri (Devri Daim, Altın Nazar, Perde, Kabarcık, Lügat ve Çehre) yayımlanmıştır. Karar Dergisi’nin bazı takdim yazıları ve çerçeve içerisindeki bazı arka kapak yazıları, İBDA Mimarı’nın telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda kaleme alınmıştır.</p>

<p>Özellikle genç neslin uyanışına ve mücadeleye katılımına büyük önem veren dergi, gençlerdeki idealizm, heyecan ve aksiyon ruhunu harekete geçirmek ve onları Büyük Doğu-İbda fikriyatına kazandırmak için çaba göstermiştir. Türkiye’deki İslâmcı düşünce ve hareket tarihinde önemli bir yere sahip olan Son Karar, 17 sayı çıkmış ve 1 Mart 1990 yılında yayın hayatına son vermiştir.</p>

<p></p>

<p>5 Eylül 2024&nbsp;</p>

<p>Aylık Baran Dergisi</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Büyük Doğu-İbda</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/son-karar-dergisi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/09/son-karar-dergisi-kapaklar.webp" type="image/jpeg" length="53330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi’den Gazze’ye Bir Nefes]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Gazi’den Gazze’ye: Bir Nefes” konferansında, Gazze'deki direniş ve bu direniş karşısında dünyanın vaziyeti ve Müslümanların neler yapabileceği konuşuldu.</p>

<p>Konferansta İsrail’e yönelik boykotun önemine dikkat çekildi. Filistin davasına daha aktif bir şekilde sahip çıkılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Said Ercan: Gündemimizde sürekli Gazze olmalı!</p>

<p>Dursun Ali Erzincanlı: Gazze’ye sahip çıkan insanlar aziz ve şereflidir</p>

<p>Ercan Çifci: Gazze bir fikirdir. Gazze Y*hudi’nin yerle bir edildiği yerdir.</p>

<p>Ayçin Kantoğlu: 21 bin çocuk kayıp Gazze’de. 21 bin. Bunun tercümesi şu: Bu dünyada 8 milyar insan kayıp!</p>

<p>Kâzım Albayrak: ABD-Y*hudi emperyalizminin tekerine çomak sokucu işler yapılmalı!</p>

<p>Yakup Köse: Uzak gördüğünüz şey aslında size çok yakın!</p>

<p>Tayyar Tercan: Türkiye'den İsrail'e katliam yapmaya gidenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasını istiyoruz.</p>

<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.barandergisi.net/gaziden-gazzeye-bir-nefes-konferansi-bursada-gerceklesti">TIKLAYINIZ</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/gaziden-gazzeye-bir-nefes</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/06/gaziden-gazzeye-bir-nefes-67y.webp" type="image/jpeg" length="25300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylık Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık Baran Dergimize online satış sitemiz www.aylikbaran.com'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergimize online satış sitemiz 'dan, seçkin kitapçılardan yahut abone olarak ulaşabilirsiniz!</p>

<p><span style="color:#d35400"><strong>Dergimizin olduğu kitabevleri:</strong></span></p>

<p><strong>Gölge Kitabevi:</strong> Ali Kuşçu, Büyük Karaman Cd. 4A, 34083 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Kökler Kitabevi:</strong> Hırka-i Şerif, Kadı Sk. No:14, 34091 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>Ağaç Kitabevi:</strong> Akşemsettin, Şehitkubilay Sk. No:6, 34010 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İnkılap Kitabevi:</strong> Fevzipaşa Caddesi, Şehitkubilay Sokak No: 6/A-B Fatih-İstanbul</p>

<p><strong>Ankara Birleşik Kitabevi:</strong> Tuna caddesi Bulvar Pasajı, D:no:3/3, Çankaya/Ankara</p>

<p><strong>Gaziantep Akyol Kitabevi:</strong> Şahinbey, 44002. Bedesten Sk. No:15, 27410 Şahinbey/Gaziantep</p>

<p><strong>Mephisto Kitabevi: </strong>Kuloğlu, İstiklal Cd. No:125, 34435 Beyoğlu/İstanbul</p>

<p><strong>Kitap Dünyası İlahiyat Şubesi: </strong>Aşkan Mah. Aşkan Cad. No: 22/1 Meram / Konya</p>

<p><strong><span style="color:#d35400">Nasıl abone olunur?</span></strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi’ne abone olmak için adres ve irtibat bilgilerinizi telefon yahut mail ile bize bildirdikten sonra abone bedelini yatırmanız yeterlidir.</p>

<p>Abone olmak için irtibat numaramız 0533 166 20 50</p>

<p>1 senelik abonelik ücreti (2026 itibariyle) kargo dahil 1900 TL'dir.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Aylık Baran</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/aylik-baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/aylik-baran-dergileri.webp" type="image/jpeg" length="51369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baran Dergisi]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "Aylık Baran" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haftalık çıkan Baran Dergisi, 783 sayıdan sonra kardeş yayın organı olan Aylık Dergisi ile birleşerek "<a href="https://www.barandergisi.net/aylik-baran-1-sayi-cikti">Aylık Baran</a>" adı altında aylık olarak yayınlanmaya devam etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></turbo:content>
      <category>Baran Dergisi</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/foto-galeri/baran-dergisi-kapaklari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/03/baran-dergisi-kapaklari.jpg" type="image/jpeg" length="85933"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
