İsrail düştü. İsrail ile beraber varlık sebebi, yani Batı’nın petrol sahasını kontrol iddiası ortadan kalktı. Petrol sahalarını kontrol edemeyince, şahsiyetini petrolden bulan Amerikan Doları paçavraya dönüştü. Dolar paçavraya dönüşünce ordu ve istihbaratını senelerdir dolar üzerinden bütün dünyaya finanse ettiren Amerika bu işi yapamadı ve askerî gücü dağıldı. Ne askerî, ne hukukî ne ekonomik, ne de siyasî bir düzen kalmadı, dağıldı, gitti.

Adına ister domino etkisi ister kelebek etkisi diyelim, dünya düzeni muazzam derecede hassaslaştığı için ilk bakışta belki küçük görülebilecek hadiseler çok büyük neticeler doğurabilecek potansiyel ihtiva ediyor. Gazze’de akıncılar tarafından gerçekleştirilen “Aksa Tufanı” sonrasında cereyan eden hadiselere de bu gözle bakmak icab ediyor.

Anglo-Yahudiler, İkinci Dünya Savaşından sonraki süreçte, hele ki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra tahmin bile edemeyecekleri kadar büyük bir güce ulaştılar; fakat gücün de bir zaafiyeti var. Hâkimiyet tesis edildiği ândan itibaren değişen dünyada ortaya çıkan her yeni soruna, dinamik bir şekilde, ihtiyaca ve beklentiye uygun, dünya çapında kabul görecek, adil, birbirini çelmeyecek, tutarlı cevablar verilmesi gerekiyordu. Düzenin banileri bunun yerine bir noktadan sonra tıkanık, donuk alışkanlıklarına sarılarak statükoyu muhafaza etmek üzere çabalamaya başladılar. Neticesinde ise tabiî olarak çözülme başladı. Eşya ve hadiselerde meydana gelen değişimi teshir edemeyip, ortaya çıkan sorunlara çözüm getirmek yerine sürekli olarak onarım ve tadilatla yapıyı ayakta tutabileceklerini zannettiler; fakat yaptıklarının düzenin statiğini de tahrip ettiğini, daha da hassaslaştırdığını idrak edemediler.

Denge noktasını geçtiler, “mükemmel” düzenleri bozuldu ve şimdi rastgele palyatif çözümlere bel bağlamış siyasetleri dolayısıyla dağılıyor, dağıtıyor ve parça ile bütün, bütün ile parça arasındaki ilişkiyi kuramadıklarından mihraksız tümevarımın zaafiyetini yaşıyor, şuurunda olmasalar bile ancak gelmesi mukadder yeni bir düzene ve o düzene geçişe hizmet ediyorlar.

Gazze’den devam edelim. Sayısıyla bir avuç diyebileceğimiz Gazze’deki Akıncı Milletin 7 Ekim 2023 tarihinde Yahudi Devleti’ne karşı başlattığı “Aksa Tufanı Operasyonu”nun bugün gelinen noktada dünya düzeni açısından çok büyük ve yıkıcı tesirleri oluyor.

Kızıldeniz’de Yükselen Enflasyon

Müşahhas planda misallendirecek olursak, Gazze’ye destek vermek üzere Yemen’in, global deniz taşımacılığının %12’sinin rotasının geçtiği Süveyş Kanalı’na açılan Kızıldeniz’de gerçekleştirdiği saldırılar, dünya çapında ekonomik anlamda büyük bir endişeye sebeb olmuş vaziyette.

Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de “İsrail'le bağlantılı” gemilere saldırıları, milletlerarası nakliye şirketlerinin Kızıldeniz'deki seferlerini askıya almasına ve Süveyş Kanalı'ndan geçişlerden kaçınmasına yol açıyor. Şirketlerin ticarî gemilerinin rotasını Kızıldeniz'e girmeden Ümit Burnu üzerinden Afrika'nın güney ucuna yönlendirmesiyle, Avrupa-Asya arasındaki eski ticaret rotası yeniden gündeme geliyor. Gemilerin rotasının Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'na yönlendirilmesi, sefer süresinin 10-14 gün üzerinde uzaması ve 4 bin deniz mili (6 bin 500 kilometre) daha fazla yol kat edilmesi anlamına geliyor. Bu şekilde daha uzun bir yolculuk, yaklaşık bir milyon dolarlık ekstra yakıt maliyeti oluştururken sigorta masrafları ve teslimat süresi de artıyor.

Global deniz ticaretinde meydana gelen bu bozulma dünya çapında bir maliyet artışına sebeb. Pandemi zamanında milleti evinde tutmak için açılan para musluklarının neden olduğu enflasyonla mücadelede tırmanış trendinin sonuna geldiklerini zannederlerken, maliyetlerde Gazze vesilesiyle meydana gelen bu yeni artış, global ekonomideki bütün dengeleri bir kez daha altüst edebilecek potansiyeli haiz bulunuyor. Husilerin saldırıları, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan ve global deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin yapıldığı Süveyş Kanalı'ndan geçişleri tehlikeye atarken, Kızıldeniz'de ticarî gemilerin uğradığı saldırılar ve şirketlerin peş peşe aldığı kararlar, global ekonomide enflasyonun yanı sıra yeni bir 'tedarik zinciri krizinin' başlayacağına ilişkin endişeleri arttırıyor.

Bu arada, ABD'den sonra Avrupa'nın en büyük LNG tedarikçisi olan Katar, geçen yıl Batı Avrupa tüketiminin yaklaşık yüzde 13'ünü karşılamıştı. Rusya-Ukrayna savaşı dolayısıyla Avrupa’nın tedarik kaynaklarını çeşitlendirme politikası da Kızıldeniz’de yaşanan bu hadise ile beraber ciddi yara almış bulunuyor.

Türkiye de dahil olmak üzere bütün dünya, Yahudi mezalimine karşı seyirci ve sessiz kalmanın bedelini enflasyon ve ekonomide meydana gelen belirsizliğin maliyeti üzerinden fiilen maddî olarak ödeyecek!

Husilerin Kızıldeniz’de gemilere saldırmasının neticesinde devrilen bilmem kaçıncı domino taşı global ekonomi. Global ekonomi adlı domino taşının sonrasında peşi sıra hangi taşları devireceği ise muamma.

Nükleer Kaza(!)

Biraz evvel hâli hazırda yaşanan bir hadiseyi paylaştık. Şimdi de yaşanması muhtemel başka bir senaryoya yer verelim.

Yahudi Devleti’nin elinde çok fazla nükleer silah var ve bunların yanında bilindiği kadarıyla milletlerarası denetime kapalı üç de nükleer santral-tesis var. Yarın Gazze, Yemen yahut belki de Lübnan’dan ateşlenecek bir füze bu depo yahut tesislerden birine isabet eder ve bir nükleer patlama yaşanacak olursa, ne olur? Böyle bir hadise cereyan edecek olursa, Filistin topraklarında senelerdir işgâlci olarak bulunan “korkak”lığıyla maruf lanetli Yahudilerden tek biri bile ortada kalmayacak ve pılını pırtısını toplayıp nereden gelmişlerse oraya geri gideceklerdir. Bakın şimdi, “iki devletli” çözüm falan konuşuyorlar ya, yaşanması son derece mümkün olan böyle bir hadiseden sonra orada Yahudi kalmayacak ki, iki devletli çözüm olsun. Yalnız Filistinliler kaldı. Yahudilerin kaçarken arkalarında bıraktıkları nükleer silahların da böyle bir vaziyetten sonra Hamas’ın eline geçtiğini düşünelim…

İsrail düştü. İsrail ile beraber varlık sebebi, yani Batı’nın petrol sahasını kontrol iddiası ortadan kalktı. Petrol sahalarını kontrol edemeyince, şahsiyetini petrolden bulan Amerikan Doları paçavraya dönüştü. Dolar paçavraya dönüşünce ordu ve istihbaratını senelerdir dolar üzerinden bütün dünyaya finanse ettiren Amerika bu işi yapamadı ve askerî gücü dağıldı. Ne askerî, ne hukukî ne ekonomik, ne de siyasî bir düzen kalmadı, dağıldı, gitti.

***

Başa dönelim, 7 Ekim 2023 günü bir avuç Gazzeli akıncı, işgâlci Yahudi’ye karşı huruç hareketi başlattı…

***

Şunu anlatmaya çalışıyoruz, ilk bakışta pek çoklarınca alelade görülen hadiseler, düzenin hassasiyet zaafiyeti dolayısıyla dünya düzeni üzerinde en az bir dünya savaşı kadar teshirli olabilme potansiyeli taşıyor.

 Neydi, Gazze’de kanat çırpan bir kelebek Atlas Okyanusunda fırtınaya sebebiyet verebilirdi, değil mi? Aman Pasifik’i, Hint Okyanusunu ve Akdeniz’i de Atlas Okyanusundan ayrı tutmayalım, global bir dünyada yaşıyoruz ne de olsa…