Altın yükselmiyor, itibarî para ile beraber değer algısı çöküyor!

Altın, yüzlerce yıldır aynı altındır. Bir gramı bugün de aynıdır, elli yıl önce de aynıydı. Kimyası değişmedi, ağırlığı değişmedi, fizikî karşılığı değişmedi. Değişen şey, altının ölçüldüğü birimdir. Bugün bir gram altın daha fazla “para” ediyorsa, bu şunu gösterir: Paranın bir gram altın karşısındaki satın alma gücü düşmüştür...

Abone Ol

Bugün nereye bakılsa aynı cümleyle karşılaşıyoruz: “Altın yükseliyor.” Televizyon ekranlarında, haber sitelerinde, sosyal medyada grafikler yukarıyı gösteriyor; yorumcular peş peşe rekorlardan söz ediyor.

Oysa sorulması gereken asıl soru başka: Gerçekten yükselen altın mı, yoksa değerini kaybeden para mı?

Bu soruyu sormadan yapılan her yorum, meselenin yalnızca kabuğunda dolaşmaktan ibarettir.

Altın, yüzlerce yıldır aynı altındır. Bir gramı bugün de aynıdır, elli yıl önce de aynıydı. Kimyası değişmedi, ağırlığı değişmedi, fizikî karşılığı değişmedi. Değişen şey, altının ölçüldüğü birimdir.

Bugün bir gram altın daha fazla “para” ediyorsa, bu şunu gösterir: Paranın bir gram altın karşısındaki satın alma gücü düşmüştür.

Yani grafiklerde gördüğümüz yükseliş, aslında altının değil, paranın düşüş grafiğidir.

Bu küçük gibi görünen fark, bakış açısını kökten değiştirir.

Modern dünyada para, uzun süredir gerçek bir karşılığa dayanmıyor. Altın standardı terk edildiğinden beri para, büyük ölçüde bir “vaat”tir. Devletin vaadi. Merkez bankasının vaadi. Sistemin vaadi.

Fakat bugün bu vaatler giderek daha az inandırıcı hale geliyor.

Devletler tarihî ölçekte borçlu. Merkez bankaları karşılıksız para üretimini olağanlaştırmış durumda. Borç, üretimle değil, yeni borçla çevriliyor. Para, karşılıkla değil, güvenle ayakta duruyor. Güven azaldıkça, paranın içi boşalıyor.

Konu yalnızca zayıf ekonomilere sahip ülkelerin paralarıyla sınırlı değildir. Asıl dikkat çekici olan, dünya çapında rezerv para kabul edilen Amerikan dolarının da aynı erime sürecinin içinde olmasıdır.

Çünkü dolar sıradan bir millî para değildir. O, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan global düzenin temel taşıdır. Petrolün dolarla satılması, milletlerarası ticaretin dolarla yapılması, merkez bankalarının rezervlerini dolarda tutması sayesinde dolar, dünyanın fiilî ortak parası hâline gelmiştir.

Bu yapı ABD’ye benzersiz bir imtiyaz sağlamıştır: Karşılıksız bastığı parayı tüm dünyaya ihraç edebilme imtiyazı.

Fakat bu imtiyazın bir bedeli vardır.

ABD yıllardır üretimden çok tüketen, borçla yaşayan bir ekonomi hâline gelmiştir. Devasa bütçe açıkları, astronomik kamu borcu ve sürekli genişleyen para arzı, doların içini yavaş yavaş boşaltmaktadır.

Bugün birçok ülkenin dolardan uzaklaşmaya çalışması tesadüf değildir. Enerji ticaretinde alternatif para arayışları, ikili anlaşmalarla yerel para kullanımının artırılması, merkez bankalarının altın stoklarını yükseltmesi, aynı endişenin farklı tezahürleridir.

Bu endişe şudur: Doların bugünkü değeri, gelecekte korunamayabilir.

Bu yüzden altına yöneliş, sadece ferdî yatırımcıların tercihi değil, devletlerin de benimsediği stratejik bir davranıştır.

Altına yönelişin arkasındaki temel motivasyon, daha fazla kazanmak değil, daha az kaybetmektir.

Burada önemli bir yanılgı vardır.

Altın bir kurtuluş değildir.

Altın, bozulmuş bir para düzeni içinde sığınılan bir ölçü birimidir. Bir emniyet kemeridir. Fakat kazayı engellemez.

Asıl mesele şudur: İnsanlığın kurduğu finans düzeni, üretimden, daha doğrusu gerçeklikten kopmuş, borç üzerine inşa edilmiş, parayı amaç hâline getirmiş bir yapıya dönüşmüştür.

Para, eskiden bir değişim aracıydı. Bugün başlı başına bir iktidar aracıdır.

Bu dönüşümün tabiî sonucu da bugünkü tablodur.

Altının “yükselişi”, aslında modern uygarlığın para dilinin iflas ettiğini ilan eden sessiz bir işarettir.

Bu yüzden meseleyi “hangi yatırım aracı kazandırır?” seviyesinde tartışmak, fotoğrafın yalnızca küçük bir köşesine bakmaktır.

Daha derinde olan şudur:

Bugün adına ister liberal ister kapitalist deyin, günümüz iktisadî düzenlerinin kalıcı olduğu vehmi çökmektedir.

Bugün paraya güven azalıyor. Dün BM’ye olan güven azaldı, ondan önceki gün milletlerarası hukuka ve yarın başka müesseselere…

Altın grafikleri bu yüzden yalnızca bir fiyat hareketi değildir. Aynı zamanda bir medeniyet yorgunluğunun grafikleridir.

Gerçek soru artık şudur:

İnsan neyi değer olarak kabul edecek?

Çünkü değer algısı çöktüğünde, sadece para değil, anlam da çöker.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }