Bakan Fidan, Vaşington ve Tahran yönetimleri arasındaki uzlaşıyı bölgedeki çatışma ortamını sona erdirecek tarihi bir adım ve kıymetli bir diplomatik eşik olarak nitelendirdi. Bu adımdan duyulan memnuniyeti dile getiren Fidan, sürecin geçici bir sükunetin ötesine geçmesini ve kalıcı bir bölgesel güvenlik sistemine dönüşmesini temenni ettiklerini aktardı.
Bakan Fidan, önümüzdeki 60 günlük teknik müzakere sürecinin başarıyla tamamlanması adına şu unsurları sıraladı:
- Provokasyonların Önlenmesi: Nihai imzalar atılana kadar geçecek hassas dönemde, barış zeminini sarsacak kışkırtıcı söylemleri engellemek ve süreci baltalayacak olası sabotaj girişimlerini boşa çıkarmak elzemdir.
- Hürmüz Boğazı'nın Güvenliği: Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaretin devamlılığı için Hürmüz Boğazı'nın tüm gemilerin geçişine açık, güvenli ve sürekli tutulması stratejik bir zorunluluktur.
- Küresel Sorumluluk ve Ortak Duruş: İsrail'in bölgedeki agresif tavırları tüm dünyayı ilgilendiren küresel bir meseledir. Dünya ülkelerinin yanlışlara karşı ortak, samimi ve net bir diplomatik duruş sergilemesi, bu saldırgan adımları sınırlandıracak yegane güçtür.
Türkiye'nin her zaman istikrarı ve barışı öncelikli tuttuğunu belirten Fidan, İran eksenli kriz sürecinde de bu yapıcı politikanın sürdüğünü ifade etti. Trump'ın İsrail'den gelen itirazları göz ardı ederek ortaya koyduğu güçlü irade ve İran'ın verdiği olumlu karşılık sayesinde bu neticeye ulaşıldığını aktaran Bakan Fidan, teknik müzakerelerin tam bir başarıyla sonuçlanmasını beklediklerini sözlerine ekledi.