Haberler

İman ve İslâm Atlası’nda “İtikâf”

Ramazan ayının bu mübarek ikliminde, ferdin dünyevi bağlardan sıyrılıp Rabbine sığındığı itikâf, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in eserinde ruhun en yüce istihale durağı olarak vasıflandırılır. Müminin kendi ferdiyetinin zarı altında kalarak ilahi marifete kapı araladığı bu süreç, Kadir Gecesi’nin nuruyla yıkanan bir vuslat yolculuğudur

Abone Ol

İslam’ın ferdî ve içtimai hayatı tanzim eden mukaddes nizamı içinde itikâf, müminin kendi derununa yaptığı en esaslı hicretlerin başında gelir. Bu ibadet, ferdin dünyevi meşgalelerden sıyrılarak Allah’ın evleri olan mescitlerde O’na misafir olması halidir. Kelime manası itibarıyla bir mekânda sebat etmek ve oradan ayrılmamak üzere kendini ibadete adamak manasını taşıyan itikâf, fıkıh lisanında akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına erişmiş bir Müslümanın, beş vakit namaz kılınan bir mescitte yakınlık ve kulluk niyetiyle bir müddet ikamet etmesi şeklinde ifade edilir. Üstad Necip Fazıl Kısakürek, "İman ve İslam Atlası" isimli eserinde bu mübarek uygulamayı ruhun Allah dışındaki her şeyden arınarak asli kaynağına yönelmesi ve bir "istihale" (başkalaşım) süreci olarak tavsif eder.

İtikâfın fıkhî zemini ve mezhepler arasındaki uygulama farklılıkları

İtikâfın meşruiyeti Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye ile sabittir. Allah Resulü özellikle Ramazan ayının son on gününde Medine’deki mescidinde itikâfa hasrolunmuş ve vefat anına kadar bu hali sürdürmüştür. Üstad’ın eserinde de vurgulandığı üzere, itikâfın sıhhati için niyet, mekân ve belirli şartların mevcudiyeti esastır.

Mezhepler arasındaki uygulama farklılıkları, ibadetin mekân ve süre gibi teknik detaylarında tezahür eder:

Hanefî mezhebinde itikâfın cemaatle namaz kılınan bir mescitte ifası şarttır. Bu mezhepte vacip olan itikâf için oruçlu bulunmak mecburidir. Süre hususunda İmam Ebû Yûsuf bir günün yarısından fazlasını, İmam Muhammed ise bir saati yeterli görür. Kadınların itikâf mekânı ise evlerinin namaz kılmak için ayırdıkları hususi köşeleridir. Şâfiî mezhebinde her türlü mescit itikâf için kâfidir ve ibadet sırasında oruç tutma mecburiyeti hariç tutulmuştur. Bu mezhepte "Sübhanallah" diyecek kadar bir müddet dahi itikâf için makbuldür ve kadınlar kocalarının izniyle mescitte itikâf yapabilirler. Mâlikî mezhebinde ise cuma namazı kılınan mescitler tercih edilir; oruç her türlü itikâfta şarttır ve asgari süre bir gün bir gecedir. Hanbelî mezhebinde beş vakit namaz kılınan mescitler esas alınır ve sadece vacip olan itikâflarda oruç şartı aranır.

İman ve İslâm Atlası’nda itikâfın taksimatı ve şartları

Üstad Necip Fazıl, itikâfı oruç bahsinin bir cüzü olarak ele alırken, bu ibadetin ferdin cemiyetle olan münasebetini manevi bir zeminde yeniden kurduğunu belirtir. Üstad'a göre itikâfçı, "hem cemiyeti karşısında bulan hem de ferdiyetinin zarı içinde kalan" bir mizaç sergilemelidir.

İtikâfın Çeşitleri

Eserde itikâfın üç ana başlıkta toplandığı görülür:

Vacip İtikâf: Ferdin belirli bir adakta bulunmasıyla üzerine borç kıldığı itikâftır. Bu durumda oruç şarttır ve müddet en az bir tam gündür.

Sünnet-i Müekkede: Ramazan ayının son on gününde yapılan ve "sünnet-i kifâye" hükmünde olan itikâftır. Ferdin bu on günü Kadir Gecesi’ni ihya ümidiyle geçirmesi esastır.

Müstehap İtikâf: Herhangi bir zaman diliminde, bir mescide girerken niyet ederek yapılan kısa süreli ikamettir. Birkaç saatlik bir niyet dahi bu ibadetten bir nebze tadılmasını mümkün kılar.

Mekânların fazilet dereceleri

İtikâf yerleri kutsiyetlerine göre sıralanmıştır. En faziletli mekân Mekke'deki Mescid-i Haram’dır. Onu Medine’deki Mescid-i Nebevi ve Kudüs’teki Mescid-i Aksâ takip eder. Bunların ardından cuma namazı kılınan büyük camiler ve nihayetinde beş vakit namaz kılınan mahalle mescitleri gelir.

İtikâf adabı

Üstad Necip Fazıl Kısakürek, itikâfı "hakkiyle yerine getirilmek şartiyle Allah’a götüren batınî marifet yolunun çıkış noktası" olarak tanımlar. Bu ibadet ferdi lüzumsuz kelamlardan ve dünya dağdağasından ayırarak sükûtun derinliğine sevk eder.

İtikâf esnasında ferdin yoğunlaşması gereken meşgaleler şunlardır:

- Kaza ve nafile namazlarla vaktin ihyası.

- Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ayetler üzerinde derin tefekkür.

- Hadis-i Şeriflerin ve İslam büyüklerinin eserlerinin mütalaası.

- Zikir ve tesbihat ile kalbin mutmain kılınması.

Kadınların itikâfı hususunda "İmân ve İslam Atlası", zevcin iznini ve ev içindeki mescit hükmündeki mekânın muhafazasını şart koşar. Kadın ferd, bu süre zarfında ev işlerini bir kenara bırakarak tamamen ibadetle hemhal olur.

İtikâfı muhafaza eden ve iptal eden haller

İtikâfın sıhhatini korumak için belirli hudutlara riayet esastır. Ferdin çok zaruri bir ihtiyacı (abdest, tuvalet veya can güvenliği) mevcudiyetinde mescitten çıkması caizdir. Ancak bu gibi mecburi haller dışında mescit sınırlarının terk edilmesi ibadeti hükümsüz kılar . Kasdi olarak cünüplük hali yaşanması veya eşlerin birbirine yaklaşması da itikâfı sonlandırır. Uyku halindeyken yaşanan ihtilam durumu ise ibadetin sıhhatini korumaya devam eder; ferd süratle arınarak vazifesine döner.

Üstad, itikâfın ciddiyetini vurgularken onun bir "saklambaç oyunu" seviyesine düşürülmesinden kaçınılmasını ihtar eder. Ferdin bu mukaddes inzivayı vasiyet etmesi ve ömrü vefa etmediği takdirde her bir gün için fıtır sadakası verilmesi, ibadetin mesuliyet ağırlığını gösterir.

İtikâf, bir aylık Ramazan terbiyesinin zirve noktası ve ferdin kendi iç dünyasındaki mescidine çekilerek Rabbine vuslat arayışıdır. "İman ve İslâm Atlası"ndaki bu esaslar, ibadeti kuru bir şekilden çıkarıp ferdi ebedi hakikate taşıyan manevi bir köprü mahiyetine büründürür. Ferd, bu süreçte cemiyetin içindeyken bile kendi ferdiyetinin zarı altında kalarak ilahi marifete kapı aralar.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }