Afganistan İslam Emirliği, komünist Çin hükümetinin Uygur Müslüman muhacirlerin sınır dışı edilmesi ve Pekin’e teslim edilmesi yönündeki ısrarlı taleplerini açıkça reddetti. Çin’in büyük yatırımlar, kapsamlı insani yardım paketleri ve Birleşmiş Milletler nezdinde diplomatik destek vaatlerine rağmen, Taliban yönetimi inanç, tarihsel bağlar ve toplumsal gelenekler nedeniyle bu yönde adım atmayı kesinlikle kabul etmedi.
Şangay Enstitüsü’nün Güney Asya Çalışmaları Merkezi Direktörü Liu Zongyi’nin itiraflarına göre, Çin ile Afganistan arasındaki ilişkilerde bugüne kadar en önemli sorun başlığı ETIM olarak bilinen Doğu Türkistan İslami Hareketi ve bu harekete mensup olduğu iddia edilen Uygur sığınmacılar. Pekin, bu kişileri “militan” olarak tanımlayıp iade edilmesini talep ediyor; ancak Taliban yetkilileri bu isteği hiçbir görüşmede kabul etmedi. Liu, yapılan görüşmelerde Afgan tarafının “bu bireyleri dine, tarihe ve misafirperverlik geleneğine aykırı olduğu gerekçesiyle Çin’e teslim etme” niyetinde olmadığını defalarca açıkladığını belirtti.
Milyar Dolarlar Bir Müslümanın Kılına Feda Olsun!
Çin tarafı, güvenlik endişelerinin çözülmemesi halinde enerji, ulaşım ve madencilik alanlarındaki devasa yatırım stratejilerini hayata geçiremeyeceğini belirterek İslam Emirliği’ni ekonomiyle tehdit etme yoluna gitti. Ancak Şeriat kanunlarının esas alındığı bir yönetimde, hesabın sadece Allah’a verileceği bir kez daha dünya kamuoyuna ilan edildi. Açlıkla, ambargolarla ve uluslararası tecritle boğuşan Afganistan, Çin’in milyar dolarlık "rüşvetini" bir Müslümanın kılından değerli görmemiştir.
Bu duruş, gıpta ile bakılması gereken bir izzet tablosudur. İslam dışı batıl rejimlerin menfaat batağına saplandığı, "milli çıkarlar" uğruna kardeşin kardeşine kırdırıldığı bir çağda, bu tavır hepimize bir ihtardır: Allah’ın kanunlarına dönmeden adalet mümkün değildir!
Türkiye’deki "GGM" Zulmü: Kemalist-Laik Rejimin İhanet Çukuru
Afganistan’ın bu kahramanca tutumuna karşılık, Türkiye’deki tablo tam bir zillet vesikasıdır. Meydanlarda "Ensar-Muhacir" sloganları atanlar, "Boraltan Köprüsü" edebiyatıyla geçmiş zulümleri siyasi ikballer için kullananlar bugün kendi elleriyle yeni Boraltan Köprüleri inşa etmektedir. Türkiye, Batı taklitçisi Kemalist laik rejimin çarkları arasında Müslüman Uygur Türklerini öğüten bir "Geri Gönderme Merkezi" (GGM) cehennemine dönüşmüştür.
Bu ihanetin en sonki kan donduran örneği Ali Abdullah vakasıdır. Ali Abdullah, görme engelli bir Uygur Türküdür. Hiçbir suçu, hiçbir sabıkası olmamasına rağmen, sadece "muhacir" olduğu için aylardır GGM’de tutsak edilmektedir. Gözleri görmeyen, yardıma muhtaç bir Müslüman, bu "sözde Müslüman" yönetim altında Çin zulmüne iade edilme riskiyle, kör bir karanlığın içinde bekletilmektedir. Bu, sadece hukuki bir skandal değil, ahlaktan ve insanlıktan çıkmanın çöküşüdür.
GGM’lerde yaşananlar, Göç İdaresi bürokrasisinin zalimlikleri ve Uygur Türklerine reva görülen "idari gözetim" işkencesi, bu rejimin karakterini ele vermektedir. Kendi dininden, kendi ırkından olan bir engelliye dahi merhamet etmeyen, onu "güvenlik" bahanesiyle bir pazarlık nesnesi yapan yapı, bu topraklara olan aidiyetsizliğini kendi icraatleriyle, halkının değerlerine ters hamlelerle göstermektedir. Türkiye’deki tüm muhacirler artık bir panik ve korku sarmalı içindedir.
Adalet, Bu Köhnemiş Rejimin Tasfiyesi İle Sağlanır
Mesele, sadece birkaç bürokratın işgüzarlığı ya da münferit bir mahkeme kararı değildir. Mesele kökten bozuktur. Türk mahkemelerinin Uygur kardeşlerimize yönelik verdiği hukuksuz kararlar, emniyet birimlerinin GGM’lerdeki sert muameleleri ve hükümetin Pekin'e karşı yaptığı tavizler, mevcut rejimin genetiğindeki "Batı hayranlığı ve laiklik" illetinin bir sonucudur.
Bu zulmün bitmesi için pansuman tedbirler, cılız itirazlar yetmez. Müslümanları zalime yem eden, dini sadece bir seçim malzemesi olarak kullanan bu kemalist-laik, memleketin ruh köküne düşmanlık üzerine temelli rejimin tasfiye edilmesi şarttır.
İslam Emirliği Bir Aynadır
İslam Emirliği, imkansızlıklar içinde imanı kuşanarak Çin’e diz çökmeyerek bizlere bir ayna tutmaktadır. Bu aynada görünen şudur: Ya Allah’ın kanunlarına teslim olup muhaciri baş tacı edeceksiniz ya da laikliğin ve pragmatizmin kölesi olup Ali Abdullah gibi mazlumların feryadında boğulacaksınız.
Neye dönmemiz, neyi örnek almamız ve en önemlisi neyi tasfiye etmemiz gerektiğini şimdi daha iyi anlıyor musunuz? Afganistan’ın izzeti, Türkiye’nin zilletini deşifre etmiştir. Zulme rıza zulümdür; kardeşi zalime teslim etmek ise imansızlıktır! Zulüm baki kalmaz, elbet bir gün hesap sorulur!
Baran Dergisi