Haberler

İstanbul’da okullara güvenlik ağı: Nerede ahlak bilinci?

İstanbul’da 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okul ve çevrelerinde güvenlik tedbirleri artırıldı. Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin dersbaşı yapacağı kentte polis, jandarma, trafik ekipleri ve okul görevlileri sahada olacak. Okullarda bu yıl ayrıca dedektörler de kullanılabilecek.

Abone Ol

İstanbul Valiliği, 14 Eylül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılı öncesinde geniş güvenlik tedbirleri açıkladı. Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin dersbaşı yapacağı kentte polis, jandarma, mobil okul timleri, trafik ekipleri ve binlerce görevli okul çevrelerinde görev yapacak. Okullarda ayrıca valilik tarafından temin edilen dedektörler bulundurulacak.

Okullar güvenlik çemberine alınıyor

Okul çevrelerinde narkotik, asayiş ve trafik denetimleri artırılacak, servis araçları kontrol edilecek, uyuşturucu, alkol ve açık sigara satışına yönelik uygulamalar sıklaştırılacak. 3 bin 13 bahçe görevlisi ile 8 bin 500 temizlik personeli de yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte göreve başlayacak.

Bütün bu tedbirler, çocukların karşı karşıya kaldığı güvenlik ve ahlâk krizinin ulaştığı seviyeyi de gözler önüne seriyor. Okul kapılarına polis dikmek, bahçelere görevli koymak ve çocukları dedektörlerden geçirmek, ortaya çıkan tablonun sebebine dokunmadığı müddetçe geçici bir güvenlik tedbiri olmaktan öteye geçemiyor.

Tedbir artıyor, mesele büyüyor

Çocuğa ahlâk, edep, merhamet, inanç, mesuliyet ve millî-manevî şuur kazandıramayan bir eğitim düzeni, yetiştiremediği nesli daha sonra polisiye tedbirlerle kontrol etmeye çalışıyor. Şiddet, uyuşturucu, akran zorbalığı, aileden kopuş ve dijital yozlaşma yayılırken çözümün yalnızca daha fazla kamera, daha fazla güvenlik görevlisi ve daha fazla denetimde aranması temel problemi perdelemekten başka bir netice doğurmuyor.

Türkiye’de uzun yıllardır sürdürülen Batıcı-Kemalist eğitim modeli, insanı büyük ölçüde dünyevî başarı, diploma ve meslek ekseninde ele alan maddeci anlayışını koruyor. Maneviyatı, ahlâkı ve medeniyet şuurunu eğitim hayatının merkezinden uzaklaştıran bu yapı değişmedikçe, bugün tedbir alınmasına sebep olan hadiselerin farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkması kaçınılmaz hale geliyor.

Bir nesle hangi dünya görüşünün, hangi ahlâkın ve hangi medeniyet tasavvurunun verileceği konuşulmadan eğitim meselesinin çözülebileceğini düşünmek mümkün görünmüyor. Kendi tarihine, inancına ve milletine yabancılaşmış fertler yetiştiren bir sistemin sonunda daha fazla güvenlik tedbirine ihtiyaç duyması şaşırtıcı değil.

Asıl ihtiyaç, okulu bir güvenlik noktasına çevirmekten önce eğitimin istikametini değiştirmek. Çocuğun zihnini bilgiyle doldururken ruhunu boş bırakan maddeci eğitim anlayışından vazgeçilmedikçe dedektörler çoğalacak, polis sayısı artacak, fakat tedbir alınmasına sebep olan hadiseler yaşanmaya devam edecektir.

Baran Dergisi

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }