Doğu Türkistan’daki Müslüman halka yönelik soykırım, zorunlu asimilasyon ve toplama kampı vahşetini uluslararası kamuoyundan saklamak için milyarlarca dolar harcayan zalim Pekin rejiminin kurduğu propaganda çarkının içeriden sarsıldı. Uluslararası insan hakları kuruluşu Safeguard Defenders tarafından yayımlanan "CGTN: See the Difference. China’s Party-State Media in Focus" başlıklı yeni rapor, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) küresel yayın organı CGTN bünyesinde görev yapmış yabancı gazetecilerin tanıklıklarıyla Pekin’in dehşet verici sansür ve tahrifat mekanizmasını gözler önüne serdi.
Maske Düştü
Çin’in dış dünyaya "alternatif haber kanalı" maskesiyle pazarladığı CGTN’de görev yapan sunucu, editör ve yapımcı düzeyindeki sekiz eski yabancı çalışan, kurum içerisindeki haber akışının doğrudan ÇKP talimatları ve Xi Jinping odaklı ideolojik dayatmalarla şekillendiğini anlattı. Hazırlanan raporda, kanaldaki çalışma ortamının gerçek bir gazetecilik faaliyeti değil, Pekin’in çizdiği hayalî "Çin hikâyesini" dünyaya yutturma operasyonu olduğu vurgulandı. Siyasi içeriklerde yalnızca Komünist Parti’nin resmi diktalarının kabul gördüğü, Çin’e dair her türlü olumsuz gelişmenin sistematik olarak gizlendiği ve kamuoyunun dikkatini dağıtmak için "yumuşak güç" adı altında kültür-sanat veya sevimli içeriklerin ön plana çıkarıldığı kaydedildi.
Doğu Türkistan’daki Soykırıma "Eğitim" Kılıfı
Rapordaki en sarsıcı bölüm ise Çin’in Doğu Türkistan’daki toplama kamplarını ve Müslümanlara uyguladığı zulmü aklama çabaları oldu. 2018 yılından itibaren Doğu Türkistan’daki kitle imha ve gözaltı politikalarının belgelenmesi üzerine vites artıran CGTN, mazlum Müslümanların kapatıldığı zindanları dünyaya "mesleki eğitim merkezleri" olarak sunma alçaklığını sistemleştirdi. Kurumda görev yapan yabancı gazetecilerden bazılarının, Doğu Türkistan’a ilişkin bu yalan ve iftira bültenlerini hazırlamayı reddettiği, bu tahrifatın insanî ve vicdanî sınırları aşması sebebiyle istifa ederek kurumu terk ettikleri belgelendi. Kendi bünyesinde çalıştırdığı yabancı personelin dahi vicdanını sızlatan bu manzara, Pekin'in gaddarlıktan gözü dönmüş yüzünü bir kez daha gösterdi.
"Laoshi" Denetimi ve Baskı Altında "İtiraf" Rezaleti
CGTN haber merkezinde sansürün ilk kelimeden itibaren başladığını belirten tanıklar, hazırlanan metinlerin "laoshi" (öğretmen) adı verilen parti komiserleri ve denetçiler tarafından siyasi süzgeçten geçirildiğini aktardı. Sunucuların metin dışına çıkmasının kesinlikle yasaklandığı, röportaj yapılacak kişilere sorulacak soruların dahi partinin onayından geçtiği bir yapı inşa edildiği ifade edildi. Öte yandan rapor, CGTN ve bağlı bulunduğu CCTV ekranlarında zindandaki mazlumların, işkence ve tehdit altında önceden ezberletilmiş metinleri okutularak zorla "itirafçı" gibi gösterildiği insan hakları ihlallerini de tekrar gündeme taşıdı. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 178’inci sıraya demirleyen Çin, basın özgürlüğünü katleden bu çürük düzeniyle bir kez daha tescillendi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstiqlal TV Türkçe Yayın Koordinatörü Muhammed Ali Atayurt, yıllardır Doğu Türkistan’daki soykırıma "terörle mücadele" kılıfı uyduran Çin medyasının artık bizzat kendi çalışanları tarafından ifşa edildiğine dikkat çekti. Atayurt, "Yıllardır Doğu Türkistan’daki kamplara 'mesleki eğitim', baskıya 'terörle mücadele' denilerek bambaşka bir gerçeklik inşa edilmeye çalışıldı. Şimdi ise bu itirazlar o sistemin çarkları arasında çalışmış gazetecilerden geliyor. Eğer Çin yönetimi anlattığı yalan senaryolara güveniyorsa, neden tarafsız gazetecilerin Doğu Türkistan’a girip bağımsız araştırma yapmasına izin vermiyor?" diyerek Pekin’in korkusunu özetledi. Doğu Türkistan’daki zulüm ve dezenformasyon duvarı, içeriden yükselen bu çığlıklarla çatırdamaya devam ediyor.
Kaynak: Uygur Haber