Haberler

Meclis’te komisyon kuruldu: Batıcı-laik eğitim sisteminin iflası artık gizlenemez!

Türkiye, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’dan gelen acı haberlerle sarsılırken, eğitim yuvalarının birer infaz koridoruna dönüşmesi Meclis gündemine taşındı. Meclis Araştırma Komisyonu, eğer bu vahşetin faturasını yine sadece "ihmalkârlıklara" kesip sistemi aklamaya çalışırsa, yeni faciaların önünü açmış olacaktır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey polisiye tedbirler değil, ruhu olan yerli ve milli bir eğitim sistemidir

Abone Ol

Meclis Genel Kurulu, okullarda artış gösteren şiddet olaylarını ve çocukların dijital dünyada karşılaştığı tehditleri incelemek üzere bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına oy birliğiyle karar verdi.

Yaşanan bu kanlı süreçte; Kahramanmaraş Onikişubat’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 8. sınıf öğrencisi bir çocuğun gerçekleştirdiği katliamda, biri öğretmen 9 kişi ölmüş, 13 kişi ise yaralanmıştı. Hemen öncesinde Şanlıurfa Siverek’te yaşanan pompalı tüfekli saldırı ise 16 kişinin yaralanmasına sebep olmuştu. Bu vahşet tablosu, sistemin artık dikiş tutmadığını ve köklü bir değişim sürecinin zorunlu hale geldiğini ispatladı.

Komisyonun yapısı ve çalışma takvimi

Kurulan komisyon, tüm siyasi partilerin katılımıyla 22 üyeden oluşacak. Komisyon üyeleri, 3 ay boyunca okul saldırılarının arka planını, bireysel silahlanmanın etkilerini ve dijital platformların gençler üzerindeki yıkıcı sonuçlarını araştıracak. Ancak asıl mesele, bu araştırmanın sadece "güvenlik zafiyeti" parantezine sıkıştırılıp sıkıştırılmayacağı noktasında düğümleniyor.

Sadece polisiye tedbirler çözüm değil

Kurulacak bu komisyonun "dostlar alışverişte görsün" mantığından uzaklaşması ve kangrenleşmiş sorunun kökenine inmesi için şu hususları yerine getirmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz:

Pozitivist müfredat sorgulanmalıdır: Yıllardır nesilleri manevi değerlerinden kopararak ruhsuz birer makineye dönüştüren, Batı taklitçisi Kemalist eğitim tornası masaya yatırılmalıdır. Çocukları Allah korkusu ve kul hakkı şuurundan uzaklaştıran bu materyalist anlayış, yaşanan bu toplumsal cinnetin ana kaynağıdır.

"Dizi terörü" ve kültürel erozyon: Turizm Bakanlığı’nın övünerek ihraç ettiği, şiddeti ve gayrimeşru hayatı kutsayan yerli dizilerin toplumsal ahlakı nasıl çürüttüğü incelenmelidir. Ekranlardan akan bu zehir, gençlerin zihninde "silahlı kahraman" figürlerini meşrulaştırarak okul baskınlarına zemin hazırlamaktadır.

Maneviyat odaklı reform: Çözüm, okul kapılarına X-ray cihazı koymak veya koridorları kameralarla donatmak değildir. Komisyon; eğitimin merkezine İslâm ahlakını ve mukaddesat şuurunu yerleştirecek radikal bir devrimin gerekliliğini raporuna eklemelidir.

Aileyi koruyan sosyal politikalar: Sadece okuldaki güvenlik değil, evin içindeki manevi boşluk da incelenmelidir. İnternet ve oyun platformları üzerinden yürütülen Allahsızlık aşılamasına karşı aile yapısını koruyacak hukuki ve kültürel setler oluşturulmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın "güvenlik önlemleri" vaatleri, batan bir geminin suyunu bardakla boşaltmaya benzemektedir. Meclis Araştırma Komisyonu, eğer bu vahşetin faturasını yine sadece "ihmalkârlıklara" kesip sistemi aklamaya çalışırsa, yeni faciaların önünü açmış olacaktır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey polisiye tedbirler değil, ruhu olan yerli ve milli bir eğitim sistemidir.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }