Haberler

Modern hayatın yasal zehri: Alkol

Modern sistemin insanlığın önüne "özgürlük" ve "çağdaşlık" maskesiyle sürdüğü en büyük zehirlerden biri olan alkol, toplumsal hayatı çürütmeye, insan doğasını bozmaya ve yuvaları yıkmaya devam ediyor. Dev alkol lobileri, her köşe başında açılan mekanlarla bu zehri adeta teşvik ederken; bu açık tehlikeye karşı gösterilen duyarsızlık ise tam bir akıl tutulmasını gösteriyor.

Abone Ol

Bugün sokaklarda, meydanlarda, ailelerin yaşam alanlarında ulu orta açılan alkollü mekanlar, adeta birer suç ve yozlaşma bataklığı gibi etrafa tehlike saçıyor. İşin en ikiyüzlü tarafı ise sigaraya karşı yetkin isimler tarafından gösterilen büyük tepkinin, konu alkol olunca birdenbire ortadan kalkmasıdır. Alkollü içkilerin cinayetlere, şiddete ve aile facialarına yol açması karşısında sessiz kalınıyor.

Oysa işin gerçeği; alkol sadece bedeni ve sağlığı çürütmekle kalmıyor, insanı insan yapan en büyük nimet olan aklı ve iradeyi doğrudan doğruya felç ediyor. İslam dini, aklı korumayı en temel esaslardan biri saymış ve alkolü net bir hükümle "kötülüklerin anası" ilan ederek kesin olarak haram kılmıştır. Ancak ne acıdır ki, ezanların günde beş vakit yankılandığı, halkının ezici çoğunluğu Müslüman olan bu topraklarda, bu mukaddes hassasiyet devlet kademelerinde ve yasal düzenlemelerde hiçbir şekilde karşılık bulmuyor.

Devletin vazifesinin nesli, aklı ve ruh sağlığını korumak olması gerekirken, ortadaki manzara tam tersini gösteriyor. Zira ruhsatlar, yasal güvenceler ve vergi gelirleriyle tescilli zehir rahatlıkla millete enjekte ediliyor.

Oyuncu Hakan Yılmaz da geçtiğimiz günlerde alkolün bugün icat edilmesi halinde, vücuda verdiği büyük zararlar sebebiyle derhal yasaklanacağını ve uyuşturucu muamelesi göreceğini söyleyerek bu gerçeği dile getirmişti.

Belli bir promile kadar sıkıntı yok!

Kaza ve cinayetlerin baş müsebbibi alkollü içkiler olduğu halde bu hususta da hala somut ve caydırıdıcı bir adım atılmış değil. Bir insanın alkol alıp direksiyon başına geçmesi, doğrudan doğruya toplumun canına kastetmek, adeta sokaklara yasal katiller salmakla eşdeğer iken "50 promili geçmediği sürece araba sürebilirsin" denilerek çizilen yasal sınır, insan aklıyla dalga geçmekten başka bir şey değildir.

Alkolün en ufak miktarının bile refleksleri körelttiği bilimsel bir gerçektir. Böyle bir saçmalık kabul edilemez! Kazaların, kavgaların ve sokak ortasındaki cinayetlerin baş sorumlusu olan alkollü araç kullanmaya karşı en ağır, en tavizsiz cezaların verilmesi gerekiyor.

Nitekim bu rezalete artık sadece dindar kesim değil, seküler vatandaşlar bile isyan ediyor; alkolün bu kadar yaygınlaşmasından ve yollardaki terörden ciddi şekilde rahatsızlık duyuluyor.

Toplumun can ve ruh güvenliği sağlanmalı

Toplumun can, akıl, aile ve ruh sağlığını korumak, devletin en temel görevi olmalıdır. Bugün Kadıköy Barlar Sokağı gibi adeta "kurtarılmış bölge" ilan edilen, sokağa taşan taşkınlıkların ve yozlaşmanın merkezi haline gelen yerler, bu tehlikenin en somut örnekleridir. Sadece bu büyük merkezler de değil; mahalle aralarına kadar sızan, parıl parıl parlayan neon tabelalarıyla gençlerin gözünü boyayan tekel bayileri de adeta birer zehir istasyonu gibi çalışmaktadır.

Sokak aralarına kadar giren bu alkollü mekanlara, her mahallede adeta bakkal gibi biten tekellere ve bu zehrin her adımda teşvik edilmesine karşı acilen yasal ve toplumsal bir barikat kurulmalıdır. Aklı devre dışı bırakan alkolün serbestçe satıldığı, sokakların barlar eliyle işgal edildiği ve özendirildiği bir ülkede, ne huzurdan ne de adaletten bahsetmek mümkündür.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }