Ramazan-ı Şerif’in gelişiyle gönüller huzur bulurken, maalesef içimizdeki Laik Kemalist zihniyet yine rahat durmuyor. Şeytanların bağlandığı bu mübarek ayda, dini değerlere olan alerjileri nükseden bu grup, milletin manevi sevincine ortak olmak yerine her fırsatta nefret kusmayı tercih ediyor. Sokakların ve gönüllerin süslenmesinden rahatsız olan bu tahammülsüz kesim, sergilediği tutumla adeta kendi milletinin ruh köküne ne kadar yabancılaştığını bir kez daha kanıtlıyor.
Özellikle okullarda Ramazan ruhunu yaşatmak adına başlatılan kültürel etkinlikler, bu güruh için yeni bir "saldırı alanı" haline gelmiş durumda. Yılbaşında okulların çam ağaçlarıyla donatılmasına "çağdaşlık" diyerek ses çıkarmayan yapıların, konu mahya veya Ramazan köşesi olunca "laiklik" maskesi ardına sığınması tam bir iki yüzlülük. Kendi değerlerine karşı kompleks duyan bu yapılar, Batı tandanslı her türlü kutlamayı baş tacı ederken, bu toprakların bin yıllık geleneğini, örfünü, adetini, dini değerlerini anayasa ihlali gibi sunmaya çalışıyorlar.
Nihayetinde bu tepkiler, kimin milletin değerleriyle barışık olduğunu gösteren bir turnusol kâğıdı vazifesi görüyor. Cumhuriyet’in ilk yarım asrından ve 28 Şubat karanlığından kalma yasakçı gavur zihniyetin kırıntıları şimdi de kendini göstermeye devam ediyor. Hala Müslüman Anadolu’nun mayasına pislik katmaya çalışıyor.
Madem bu ülkede İslami olan her sembol ve değer "anayasa ihlali" olarak yaftalanıyor, o halde artık bu çarpıklığı devlet de net bir şekilde görmeli. Eğer mevcut yorumlar milletin inancıyla kavga etmek için bir kalkan olarak kullanılıyorsa, İslam ile barışık, bu toprakların ruhuyla uyumlu bir anayasa ihtiyacı artık kaçınılmazdır. Milletin değerlerini dışlayan değil, o değerleri kucaklayan yeni bir anayasa artık bir seçenek değil, zorunluluktur.
Baran Dergisi