Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Birleşmiş Milletler’in büyük askeri güce sahip ülkelerin iradesi karşısında giderek etkisizleştiğini söyledi. Ulusal Saray’da düzenlenen günlük basın toplantısında konuşan Sheinbaum, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinerek, BM’nin küresel krizler karşısında caydırıcı bir rol üstlenemediğini ifade etti. Mevcut gidişatın sürmesi hâlinde kurumun her geçen gün daha fazla güç kaybedeceğini vurguladı.
Sheinbaum, Meksika’nın dış politikada halkların kendi kaderini tayin hakkına saygıyı esas aldığını belirterek, BM sözleşmesinde yer alan bu ilkenin fiilen uygulanmadığına işaret etti. Orta Doğu’da artan gerilim karşısında çok taraflı diplomatik zeminin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Sheinbaum, savaşların bedelini sivillerin ödediğini hatırlattı.
İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar, bölgede tansiyonu yükseltirken; İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu bazı bölge ülkelerine yönelik karşılık verdi. İran Kızılayı, bombardımanlarda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Karşılıklı saldırılar, bölgesel çatışmanın genişleme riskini artırdı.
BM'nin işlevsizliği
Meksika Devlet Başkanı’nın sözleri, yalnızca İran hattındaki gelişmelere dair bir değerlendirme değil; küresel sistemdeki yapısal kırılmanın ifadesi olarak okunuyor. Özellikle Gazze’de Ekim 2023’ten bu yana devam eden ve tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen soykırım sürecinde Birleşmiş Milletler’in etkisiz kalması, kurumun meşruiyetinin olmadığını gösterdi. Binlerce çocuğun şehit olduğu, şehirlerin yerle bir edildiği bir tabloda BM’nin bağlayıcı ve sonuç alıcı adımlar atamaması, uluslararası düzenin güç merkezleri tarafından şekillendirildiğini gösterdi.
Beş daimi üyenin (aslında bir daimi üyenin) veto ayrıcalığı, küresel adalet mekanizmasını kilitlerken; NATO’nun ABD eksenli güvenlik mimarisi içinde konumlanması, askeri operasyonlara diplomatik zemin hazırlayan bir yapı ortaya çıkardı. Bu tablo, BM’nin düzeni tesis eden bir üst otorite olmaktan ziyade kuruluşundan bu yana güçlü devletlerin politikalarını kayıt altına alan sembolik bir mekanizma olduğunu ortaya koyuyor. Gazze’den İran’a uzanan kriz hattı, uluslararası hukukun kağıt üzerindeki hükümlerle sınırlı kaldığı yeni bir döneme işaret ediyor.