Haberler

"Sözde uluslararası düzen çöküyor, geriye kalan tek hakikat ulusal çıkarlar"

İsviçre Halk Partisi (SVP) üyesi, siyasetçi ve gazeteci Roger Köppel, kurallara dayalı uluslararası düzenin çöktüğünü belirterek, günümüz dünyasında modern ittifakların yerini tamamen ulusal çıkarlara bıraktığını vurguladı.

Abone Ol

Köppel, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında verdiği özel mülakatta, küresel nizamdaki sarsıntılara, çok kutuplu dünya arayışlarına ve Orta Doğu'daki krizlerde Türkiye'nin diplomatik rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasındaki ilişkilerde son dönemde yaşanan çatlakları, "sözde uluslararası düzenin çöküşünün bir emaresi" olarak nitelendiren Köppel, ittifakların büyük bir kırılganlık içinde olduğunu ifade etti.

Köppel, "Bu ittifakların günümüz dünyasında hiçbir ehemmiyet taşımadığını, NATO gibi askeri paktlar düzeyinde bile müşahede edebiliyorsunuz. Uluslararası kurallara dayalı sistemler ve NATO gibi ittifaklar bugün ne bir güvenlik ne de bir nizam sağlayabiliyor. Geriye kalan tek hakikat; ulusal çıkarlar ve liderlerin bir araya gelip çatışmalara çözüm üretme kabiliyetidir." diye konuştu.

- Avrupa'ya "Ahlak dersi vermeyi bırakın" çağrısı

Avrupa'nın dış politika vizyonunu da eleştiren İsviçreli siyasetçi, kıta ülkelerinin Çin ve Rusya gibi aktörlerle ilişkilerinde ideolojik saplantılardan kurtulması gerektiğini savundu.

Avrupa'nın sürekli "kimin iyi, kimin kötü olduğunu" dikte etmeye çalıştığını belirten Köppel, "Çok fazla ahlak dersi veriyoruz ancak diplomasi yoluyla ortak çözümler bulmak için yeterince çaba sarf etmiyoruz. İsviçre perspektifinden şunu ısrarla savunuyorum: Başkalarına ahlak dersi vermeyi, üstten bakıp himayeci bir tavır takınmayı bırakın. Güçlü ikili ilişkilere yatırım yapın." ifadelerini kullandı.

Köppel, her an yeni çatışmaların patlak verebileceği bir dünyada diplomasinin yeniden canlandırılması gerektiğinin altını çizerek, bu bağlamda birbiriyle savaşan ülkelerin yetkililerini dahi aynı masada buluşturan Antalya Diplomasi Forumu'nun küresel barış için "hayati bir önem" taşıdığını vurguladı.

- "ABD'nin tek taraflı tahakküm kurduğu dönem kapandı"

Eski ABD Başkanı Donald Trump ile mevcut Başkan Joe Biden'ın dış politika yaklaşımlarını karşılaştıran Köppel, Trump'ın pragmatist bir lider olarak ABD'nin gücünün sınırlarını kavradığını savundu.

Sovyetler Birliği'nin yıkılışının ardından oluşan ABD hegemonyasının artık bittiğini vurgulayan Köppel, şunları kaydetti:

"Şimdi bambaşka bir dünyadayız. Ekonomik olarak temelde bir numara olan bir Çin, çok hızlı büyüyen bir Hindistan ve toparlanmış bir Rusya var. Trump, ABD'nin dünyanın tek hakimi olacak kadar güçlü olmadığını idrak etmişti. Çok kutuplu bir dünyanın inşa edildiğine tanıklık ediyoruz; bu yüzden de bolca diplomasiye ve pragmatizme muhtacız. Kim gelirse gelsin; diplomasiyi terk eden, eski 'Batı üstünlüğü' taslayan tavırlara dönmeyen liderler göreceğimizi umuyorum."

- Dinin jeopolitik bir enstrüman olarak kullanımı

Siyasette din faktörünün giderek daha fazla kullanıldığına dikkati çeken Köppel, ABD popülist sağı ile Vatikan arasında yaşanan tartışmalara da değindi.

Papa'nın savaş çıkaran güçleri eleştirerek "Tanrı'yı siyasi emellere alet etmenin bir suç olduğunu" söylemekte haklı olduğunu belirten Köppel, "Bazı güçler siyaset yapmak için Tanrı'yı kullanıyor. Bu her daim tehlikelidir ve bence en büyük kutsala saygısızlıktır. Tanrı'dan bahsederken aslında kendinden bahseden o güruh çok tehlikeli bir türdür." değerlendirmesinde bulundu.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }