SGK’nın son verileri, Türkiye’deki toplumsal çürümenin ve "sistem" eliyle meşrulaştırılan ahlaki zafiyetin korkunç boyutlarını gösterdi. Yapılan denetimlerde, sadece 2024 yılı içerisinde 3 bin 936 hileli boşanma incelemesi yapılırken, 2 bin 606 kişinin yetim maaşı alabilmek adına kâğıt üzerinde eşinden boşandığı tespit edildi.
3 kuruşluk maaş için aile kurumunu metalaştırmak
Mesele sadece bir sistemin boşluğundan faydalanıp menfaat devşirmekten öte aile gibi mukaddes değeri olan bir kurumu 3 kuruşa oyuncak gibi kullanmaya kalkma pervasızlığıdır. Aile, ilahi bir emanet ve cemiyetin sarsılmaz kalesi olması gerekirken, bugün üç kuruşluk bir maaş için masaya yatırılan, pazarlık konusu edilen bir "meta" haline getirilmiştir.
Resmi boşanma, her ne kadar "evrak üzerinde" kalsa da, ruh planında evliliği her an kırılabilir, her an vazgeçilebilir bir pozisyona sokmaktadır. Eşlerin, sırf maddi bir getiri için nikah akdini hukuken feshetmesi, aile bağının mukaddesiyetine vurulmuş en ağır darbedir. Bu durum, paranın, ailenin ve sadakatin kıymet nezdinde önüne geçtiğinin tescilidir.
Kurumsallaşmış ahlak zafiyeti
Haberde geçen rakamlarla görülüyor ki bu iş topluma sirayet etmiş kurumsallaşmış bir ahlaki zafiyettir. İnsanlar, "sistemden ne koparırsam kârdır" mantığıyla, en mahrem ve en kutsal değerini (evliliğini) kağıt üzerinde feda etmekte beis görmemektedir.
Kendi öz değerlerine yabancılaşan insan, midesini doyurmak için ruhunu aç bırakmaya razı hale gelmiştir.
Para açgözlülüğünün tahakkümü altındaki yuvalar
SGK'nın 3 bin denetmenle sürdürdüğü bu "av", aslında bir medeniyet krizinin sonucudur. İnsanı sadece "ekonomik bir birim" olarak gören modern telakki, onu üç kuruşluk dünya menfaati için hileye, yalana ve kutsalını çiğnemeye itmektedir. Hileli boşanma, aile fertleri arasında sadakati değil, "stratejik birlikteliği" ön plana çıkarır.
Bir yandan aileyi koruma nutukları atıp duran devlet diğer yandan insanları böyle süfli yollara sevk eden bir iktisadi ve ahlaki boşluk üretmektedir.
Resmen boşanmış ama fiilen beraber olan bireylerin kurduğu o "eğreti" yuvalarda yetişen nesillerin ahlak ve dürüstlük tasavvuru nasıl inşa edilecektir?
Netice itibariyle; haksız ödenen aylıkların faiziyle geri alınması bir devlet prosedürüdür; ancak yıkılan ahlaki değerlerin ve haysiyetin geri alınması mümkün değildir. Bu manzara, Batı’nın kokuşmuş değer yargılarıyla şekillenen mevcut nizamın, aile kalemizde açtığı en derin gediklerden biridir.
AA, Baran Dergisi