Haberler

Yahudi çapulcular sürüsünde ruhî mağlubiyet: İntihar vakaları rekor kırıyor!

Gazze'de işlediği soykırım suçlarının altında ezilen terörist İsrail ordusu, kendi içinde tarihî bir ruhî bozgun yaşıyor: 2026'nın ilk aylarında intihar eden asker sayısı rekor seviyeye ulaşırken, terörist Yahudiler cephedeki çıkmazı artık kendi içinde "toplu tükenişle" ödüyor.

Abone Ol

Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımla insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen terörist İsrail ordusu, cephede kazanamadığı savaşı kendi içinde "ruhî bir bozgunla" kaybediyor. İsrail basınından gelen son bilgiler, katil sürüsünün içine düştüğü derin bunalımın ve manevî çöküşün boyutlarını gözler önüne serdi.

2026 başından bu yana büyük kırım

Haaretz gazetesinin verilerine göre, 2026 yılının henüz ilk aylarında olmamıza rağmen, işgal ordusuna mensup en az 10 asker ve 2 polis intihar ederek hayatına son verdi. Özellikle Nisan ayı, terörist Yahudiler için tam bir "kara ay" oldu; sadece bu ay içerisinde görev başındaki 6 askerin intihar ettiği bildirildi.

Gazze sendromu

Haberde yer alan analizler, intihar vakalarındaki bu korkunç artışın doğrudan Gazze’deki saldırılarla bağlantılı olduğunu teyit ediyor. Mazlumların kanını dökerek zafer kazanacağını sanan çapulcu Yahudiler, sahada karşılaştıkları direniş ve işledikleri cürümlerin ağırlığı altında eziliyor. Uzmanlar, katliamlara iştirak eden askerlerin yaşadığı psikolojik travmanın, ordu içindeki disiplini ve ruh sağlığını tamamen felç ettiğini belirtiyor.

Terörist İsrail ordusundaki "psikolojik destek" mekanizmalarının da tamamen çöktüğü ifade ediliyor. Saha personellerinin azaltılması, ruh sağlığı seanslarının iptal edilmesi ve komutanların askerlerdeki çöküş sinyallerini görmezden gelmesi, Siyonist rejimin kendi askerini dahi gözden çıkardığını gösteriyor.

Son 15 yılın en yüksek seviyesi

Rakamlar, çöküşün sadece bugüne mahsus olmadığını, sistematik bir çözülmeye işaret ettiğini de kanıtlıyor. 2025 yılında 22 askerin intihar etmesiyle son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşan bu eğilim, 2026’nın ilk çeyreğinde daha da ivme kazandı.

Manevî bir dayanaktan yoksun olan, teknolojik üstünlük ve zulümle ayakta durmaya çalışan terörist yapının, kendi içindeki bu "ruhî isyanla" sarsılması, Batı destekli Siyonist rüyanın nasıl bir kâbusa dönüştüğünün en somut göstergesi olarak kayıtlara geçiyor.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }