İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yaşananlar, bölgede giderek sistematik hale gelen Yahudi terörünün son örneklerinden biri oldu. 9 Ağustos’ta silahlı Yahudi teröristler köyün dış kesimindeki üç Filistinli ailenin evlerine ulaşan yolu kapatarak buraya bir kapı yerleştirdi. Yaklaşık 13 Filistinli evlerinde mahsur bırakılırken ailelerin gıda, su ve diğer temel ihtiyaçlara ulaşımı engellendi. Silahlı teröristler evlerin çevresine çadırlar kurarak bölgeyi fiilen kuşatmaya ve aileleri evlerinden çıkarmaya girişti.
Kuşatma bununla da kalmadı. Elektrik ve su hatları kesildi, evlere taşlar atıldı, ailelerin giriş çıkışı engellendi. 10 Ağustos gecesi hasta bir çocuğu tahliye etmek üzere önceden geçiş izni almış bir ambulans dahi silahlı Yahudi teröristler tarafından durduruldu. Ambulans ancak işgal güçlerinin bölgeye gelmesinin ardından hareket edebildi. Böylece silahlı terörist grupların fiilen bir Filistin köyündeki insanların suya, elektriğe, gıdaya ve sağlık hizmetine ulaşıp ulaşamayacağına karar verdiği bir tablo ortaya çıktı.
Kusra’daki tablo, Yahudi terörünün İsrail ordusundan bağımsız hareket eden birkaç kişinin işi olmadığını da gözler önüne serdi. Reuters’ın aktardığına göre işgal güçleri bölgeye geldikten sonra Filistinli ailelere evlerinde kalmaları yönünde talimat verdi. Silahlı Yahudi teröristlerin kurduğu kuşatma günlerce devam ederken görüntülerde askerî kıyafetli bazı kişilerin saldırgan grupla beraber dua ettiği görüldü. İsrail ordusu daha sonra olaya karışan personel hakkında disiplin işlemi yürütüleceğini açıkladı.
Hadise öyle bir noktaya ulaştı ki ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee bile saldırganlardan “İsrailli teröristler” diye söz ederek yapılanların suç olduğunu açıkladı. Fakat Washington’dan gelen bu açıklama da kuşatmayı ve Batı Şeria’daki Yahudi terörünü sona erdirmedi.
Bir haftada 38 saldırı
Kusra, Batı Şeria genelindeki saldırı zincirinin bir halkası. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin 14 Ağustos 2026 tarihli raporuna göre, 4-10 Ağustos arasındaki tek bir haftada Filistinlilerin yaralanmasına, ev ve mallarının zarar görmesine yol açan 38 ayrı saldırı kaydedildi. Saldırılarda evler, araçlar, tarım arazileri, su ve elektrik altyapısı ile Filistinlilerin geçim kaynakları hedef alındı.
5 Ağustos’ta El Halil’in güneyindeki Masafer Yatta bölgesine bağlı Tuba’ya yaklaşık 30 silahlı Yahudi terörist saldırdı. Evler taşlandı, yanıcı maddeler atıldı ve köylüler darbedildi. Aralarında iki kız çocuğunun bulunduğu beş Filistinli yaralandı. Üç ev yakılarak kullanılamaz hale getirildi; üç aileden 23 kişi, bunların 14’ü çocuk olmak üzere, evlerinden edildi.
Yahudi teröristler burada evlerle de yetinmedi. Bir mutfak, depo çadırı, yaklaşık 10 ton hayvan yemi, seyyar tuvalet ve köyün güneş enerjisi sistemi tahrip edildi. Yaklaşık 100 kişi elektriksiz bırakıldı. 9 Ağustos’ta yine Masafer Yatta’daki Şib el-Butum’da Filistinli bir ailenin uyuduğu sırada evin içerisine yanıcı madde atıldı; evin içindeki eşyalar alev aldı.
Ortaya çıkan saldırı biçimi tesadüfî değil. Ev yakmak, suyu kesmek, elektrik altyapısını tahrip etmek, hayvan yemini imha etmek, sürülerin otlatılmasını engellemek ve tarım arazilerine erişimi kapatmak, Filistinlilerin o topraklarda hayatlarını sürdürebilmelerini imkânsızlaştırıyor.
Zeytin ağaçlarını dahi hedef alıyorlar
Yahudi terörünün başlıca hedeflerinden biri Filistinlilerin tarımsal varlığı. 6-8 Ağustos arasında Nablus’a bağlı Beyt Furik ve Beyt Dajan’da tarım arazilerine gitmeye veya arazilerinde çalışmaya çalışan Filistinlilere yönelik dört ayrı saldırıda yedi kişi yaralandı. BM kayıtlarına göre saldırıların üçünde Yahudi teröristler askerî veya askerî görünümlü kıyafetler giyiyordu.
7 Ağustos’ta Nablus yakınlarındaki Deyr Şeref’te 200’den fazla zeytin ağacının tahrip edildiği ortaya çıktı. Arazi sahipleri bundan iki gün önce silahlı Yahudi teröristler tarafından tehdit edilmiş ve topraklarına dönmemeleri konusunda uyarılmıştı. Ramallah yakınlarındaki Beytillu’da ise Filistinli çiftçiler arazilerinden çıkarıldı ve bir araç ateşe verildi.
Filistin’de zeytin ağacı, ailenin toprağa bağlılığının ve nesiller boyu devam eden geçimin temel unsurlarından biri. Bundan dolayı ağaçların yakılması veya sökülmesi, çiftçilerin araziye girmesinin engellenmesi ve hasat döneminde silahlı baskı kurulması doğrudan Filistinlilerin toprakla bağını koparmaya hizmet ediyor.
Sağlık görevlileri de saldırı altında
Silahlı Yahudi teröristler sağlık ekiplerinin çalışmalarını da hedef aldı. 7 Ağustos’ta Beytüllahim yakınlarındaki Ebu Nuceym bölgesinde yaralılara müdahale etmek üzere gelen Filistin Kızılayı ekibine saldırıldı. İki sağlık görevlisine biber gazı sıkıldı; toplam dört Filistinli yaralandı. Üç ambulans ve bir su tankeri de saldırıda zarar gördü.
Kusra’da hasta çocuğun bulunduğu ambulansın durdurulmasıyla beraber ele alındığında, sağlık hizmetlerini engellemenin de Yahudi terörünün baskı araçlarından biri haline geldiği görülüyor.
Ürdün Vadisi’nde köyler boşaltılıyor
Ocak 2026’da yoğunlaşan silahlı Yahudi teröristlerin saldırıları ve baskıları sonucunda 26 Filistinli aile evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yerlerinden edilen 124 kişinin 59’u çocuktu. Avrupa ülkelerinin Kudüs ve Ramallah’taki diplomatik temsilcilikleri de hadiseyi yerinde inceleyerek şartların “zorla nakil” kapsamına girebileceği uyarısında bulundu.
Bölgedeki ailelerin hayatı; evlere giren silahlı Yahudi gruplar, kesilen elektrik kabloları, boşaltılan su depoları, yolların kapatılması ve gece baskınlarıyla sürdürülemez hale getirildi. Ailelerin bir bölümü yıllardır yaşadığı toprağı bırakıp göç etmek zorunda kaldı. Böylece bir askerî tahliye emrine ihtiyaç duyulmadan, yerleşimci terörü vasıtasıyla Filistinliler fiilen araziden uzaklaştırıldı.
Bu yöntem Batı Şeria’nın başka bölgelerinde de uygulanıyor. Çobanlık yapılan arazilerin yakınına Yahudi yerleşim noktaları kuruluyor, ardından silahlı terörist gruplar geniş arazilere yayılıyor. Filistinli çobanların otlaklara erişimi engelleniyor; su kaynakları ve yollar üzerinde kontrol kuruluyor. Zaman içerisinde geçim imkânı ortadan kalkan aileler bölgeden ayrılmaya zorlanıyor. OCHA verilerine göre Ocak 2023 ile 13 Temmuz 2026 arasında 122 Filistin topluluğu tamamen veya kısmen yerinden edildi; 6 bin 200’den fazla Filistinli, bunların 3 binden fazlası çocuk olmak üzere, yaşadığı bölgeden koparıldı.
Hamas’ın silahını soranlar Yahudi teröristlerin silahını görmüyor
Bütün bu tablo Gazze üzerine yürütülen uluslararası tartışmadaki çifte standardı daha görünür hale getiriyor. Washington ve Batılı başkentlerde kurulacak siyasi düzenin başlıca şartlarından biri olarak Hamas’ın silahsızlandırılması konuşuluyor. Fakat birkaç kilometre ötede, işgal altındaki Batı Şeria’da silahlı Yahudi teröristler köyleri basıyor, aileleri kuşatıyor, evleri yakıyor, zeytin ağaçlarını tahrip ediyor, ambulansları engelliyor ve Filistinlileri kendi topraklarından çıkarıyor.
Kaynak: Middle East Eye