Zincir marketler ve evlere servis yapan alışveriş uygulamaları vatandaşı soyuyor
Türkiye'de zincir marketler, 2022'den bu yana yaşanan enflasyon dalgasını fırsata çevirerek fiyat artışlarını enflasyonun çok üzerinde tutmaktadır. Rekabet Kurumu verilerine göre gıda sektöründeki fiyat artışları zaman zaman TÜFE’nin (Tüketici Fiyat Endeksi) iki katına ulaşmıştır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve bağımsız enflasyon araştırmaları, gıda fiyatlarındaki artışın genel enflasyonun üzerinde seyrettiğini ortaya koymaktadır. Özellikle zincir marketlerin hâkim olduğu perakende sektöründe fiyat belirleme gücünün tüketici aleyhine kullanıldığına dair ciddi göstergeler mevcuttur. Hâl böyleyken, yetkili merciler sadece kurumlara ödül verircesine ceza kesmektedir. Nihayetinde olan yine vatandaşa olmaktadır.
Rakamlara göz atacak olursak:
Yıllık gıda enflasyonu (TÜİK):
2024 yılı ortalamasına göre yaklaşık %65–70.
Zincir market gıda fiyat artışı (bağımsız araştırma):
2023–2024 döneminde ürüne göre yaklaşık %80–120 aralığında.
Rekabet Kurumu’na gıda şikâyeti (yıllık):
3.200+ başvuru.
Türkiye’deki zincir market sayısı (büyük 5 zincir):
2024 itibarıyla yaklaşık 12.000+ şube.
Sektördeki 5 büyük zincirin pazar payı:
2024 itibarıyla perakende sektöründe yaklaşık %68
Bugün hâlihazırda bir kilogram domates büyük zincir marketlerde aşağı yukarı 55 liraya satılıyor. Bir kilogram domatesin maliyeti 14-21 lira civarında. (Kaynak Tekme.Org) Eve sipariş getiren uygulamalardan bakıldığında 500 gram domatesin fiyatı 45 lira ile 70 lira arasında değişiyor. Ticaret Bakanlığı yetkilileri uyuyor mu? Elinize “Trendyol”, “Getir” gibi uygulamaları indirerek fiyatlara bakabilirsiniz. Buradaki fiyatlara kurye getirme ücreti dahil değildir. Yanlış anlaşılmasın, kilosu değil, yarım kilosu 45-70 lira bandında!
Aynı tablo salatalık için de geçerli. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin açıklamasına göre, salatalık üretici fiyatı bir kilogram salatalığın üretim bedeli 26 lira seviyesine ulaşmıştır. Salatalığın kilosu Getir’de 100 lira. Yani düpedüz soygun yapılıyor. Kurye fiyatı bu ücrete dahil değildir.
Fahiş fiyatlar sadece uygulamalar üzerinden sipariş verdiğinizde karşınıza çıkmıyor.
Bir kilogram salatalık Şok Marketler’de yaklaşık 99 lira. (06–09 Mart 2026 haftası)
A101’de ise yaklaşık bir kilogram salatalık 120 lira. (5 Mart 2026 katalog fiyatı)
Domates ve salatalık üzerinden misal verdik. Temel gıdalardan sayılan patates ve soğanda da fiyatlar böyle.
Türkiye’de “3 harfli marketler” diye anılan büyük indirim zincirlerinin yıllık ciroları (satış gelirleri) yaklaşık olarak şöyle:
BİM Birleşik Mağazalar: 520 milyar TL (2024) (2025 rakamı bilinmiyor, kaynak Bloomberg)
ŞOK Marketler: 202 milyar TL (2024) (2025 rakamı bilinmiyor, kaynak Dünya Gazetesi)
A101: 200+ milyar TL civarı (tahmini)
Ticaret Bakanlığı, 1 Ocak 2025’ten 2026’nın başına kadar 577 bin 771 firma ve 41 milyon 265 bin ürün denetledi. Fahiş fiyat, haksız ticaret ve mevzuata aykırı uygulamalar nedeniyle toplamda 2 milyar 658 milyon TL idari para cezası kesildi. (Kaynak TradingView) Fahiş fiyat ve haksız ticari uygulamalar özelinde 121 bin 649 kişi ve firma incelendi; mevzuata aykırı 5 bin 793'üne 969,8 milyon TL ceza uygulandı. Anlaşılan o ki Ticaret Bakanlığı’nın kestiği cezalar yetersiz. Yani büyük resme baktığımızda, Ticaret Bakanlığı’nın kestiği cezaların hiçbir kıymeti yok!
Teklif
Yıllık 200 milyar TL’nin üzerinde olan bir zincir market için kesilen cezalar ödül çapında. AB rekabet hukukunda standart olan ciro bazlı yaptırım modeli Türkiye'ye uyarlanmalıdır: Fahiş fiyat ihlali yapan markete cirosunun yüzde 5'i oranında ceza uygulanmalı; tekrar ihlalde bu oran ikiye katlanmalıdır. Böylece büyük firmaların cezayı “maliyet kalemi” olarak planlaması fiilen imkânsız hale gelir. Yıllık 200 milyar lira ciro yapan marka 20 milyar ceza yediğinde bakalım fahiş fiyatlara başvurmaya devam edecek mi?
Tüm zincir marketler, temel gıda sepetindeki 200-300 ürünün günlük fiyat verilerini merkezi bir devlet API'sine iletmekle yükümlü kılınmalıdır. Bu veriler kamuya açık, karşılaştırılabilir bir platform üzerinden yayımlanmalıdır. Böylece hem tüketici bilinçli alışveriş yapabilir hem de Bakanlık denetçileri şube bazlı fiyat anomalilerini anlık olarak tespit edebilir. Etiket ile kasa arasındaki fark sistematik olarak kayıt altına alınır; gizli fiyat artışları görünür hale gelir.
Domates üreticiden tüketiciye geçerken fiyatı 3-5 kat artıyor. Bu makasın önemli kısmı gereksiz aracı katmanlarından ve market zincirlerinin tedarikçilere uyguladığı baskıdan kaynaklanıyor. Devlet; köy pazarları, üretici kooperatifleri ve e-ticaret kanalları aracılığıyla kısa tedarik zinciri altyapısını desteklemelidir. Belediyelerin 'halk market' ve 'üretici pazarı' programları merkezi bir koordinasyona kavuşturulmalı, vergi teşvikleriyle desteklenmelidir. Perakende Kanunu'nun tedarikçiyi koruyan hükümleri (6585 sayılı Kanun) etkin biçimde uygulanmalı; market zincirlerinin 'liste parası', 'vitrin bedeli' gibi haksız uygulamaları gerçek yaptırımla karşılık bulmalıdır.
Tüketici-gıda örgüt ve dernekleri için de bir teklif:
Her il ve ilçede gönüllü 'fiyat gözlemcisi' ağı oluşturulmalıdır. Bu gönüllüler; haftalık olarak temel ürün fiyatlarını denetlemeli. Dernek merkezi bu verileri derleyerek hem kamuoyuyla hem de Bakanlık'la paylaşır. Böylece resmi denetim takviminden bağımsız, sürekli ve geniş coğrafyaya yayılmış bir veri akışı sağlanır. Aynı zamanda marketler “her an izlenebilir olduğunu” bilir; bu başlı başına caydırıcı bir tesire sebep olur.
Fahiş fiyat uygulayan zincir marketlerin isimlerinin kamuoyuyla paylaşılması — Ticaret Bakanlığı kararlarında yer almasına rağmen medyaya yeterince yansımıyor. Tüketici örgütleri ve araştırmacı medya kuruluşları, kesilen cezaların firma bazlı dökümünü sistematik olarak yayımlamalıdır. Sosyal medyada “fahiş fiyat günlüğü” tarzı içerik kampanyaları, hem tüketici bilinçlenmesine hem de yasal süreçlere baskı unsuru oluşturmaya katkı sağlar. Kamuoyunda oluşan itibar riski, cezadan daha caydırıcı olabilir.