“Mezhepleri Yok Saymak, İslam’ı Yok Saymak Demektir!”

Ali Eren Hoca ile Ehli Sünnet üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Mezhepleri Yok Saymak, İslam’ı Yok Saymak Demektir!”

Diyanet İşleri Başkanlığı “hedef alınıyoruz” şeklinde bir açıklamada bulundu. İhsan Şenocak Hoca’nın görevden alınması sonrasında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ bir açıklama yaparak, “Diyanet’in 15 Temmuz’dan önce bir rapor hazırlaması gerekiyor” demişti.  Sonrasında ise “merdiven altı eğitim-öğretim kurumları, eğitim veren hocalar var” dedi. Siz bu hususlarda neler söylemek istersiniz?
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kim olduğuna dair birçok ifade sosyal medyada çıkmıştı. Prof. Ali Erbaş’ın çevirisini yaptığı bir kitap var. Michel Lelog adlı bir Fransız’a ait. O kitabın sunumunda diyor ki Ali Erbaş; “... dünyayı bir köy haline getirdiği günümüzde bu tür eserlere çok ihtiyaç vardır. Bu çeviriyle DİNLERARASI DİYALOGA BİR NEBZE OLSUN KATKIDA BULUNMUŞSAK KENDİMİZİ BAHTİYAR HİSSEDERİZ” “Diyanet’in hedef alınması” diye bir şey yok, Diyanet tabir-i caizse İslâm’ı hedef alıyor. FETÖ’cülerin kim olduğu ortada, millet biliyor. FETÖ’nün dinler arası diyalog projesinden de haberdar Anadolu insanı. Dinler arası diyalog davasını güdenler, FETÖ’cüdür. Bu faaliyetin içerisinde bulunanlardan birisi de Ali Erbaş’tır. Böyle olunca vatandaşımız Diyanet’i hedef almıyor, Diyanet bizzat İslâm’ı hedef alıyor!
 “İLAHİYATÇILARDA İNKÂRCILIK VAR”
Yani burada tartışılması gereken Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş oluyor?
Evet. Kızının ve damadının da diyalogcu olduğuna dair haberler ortaya çıktı. Bu da sosyal medyaya düştü. Gelelim asıl meseleye, “merdiven altı meselesi” derken, devletin organize ettiği dinî müesseseler değil, milletin dernekler ve vakıflar vasıtasıyla dinin öğretildiği yerler kastediliyor. Klasik usullerle, Osmanlı usulüyle öğretilenlere karşı çıkıyorlar. Devletin İslâmiyet’i öğrettiği müesseseler başka; imam hatipler ve ilahiyat fakülteleri… Burada eğitim veren profesörlerin de televizyonlara çıkıp söyledikleri şeylerden, ne tür insan olduklarını anlıyoruz! Biri beş vakit namazı inkâr ediyor, bazıları haşa hadisleri karşı karşıya getiriyor vesaire. Sanki 1400 senedir İslâmiyet doğru anlatılmamış, şimdi bunlar doğru anlatacaklar öyle mi! 1400 senedir İslâmiyet doğru anlatılmadıysa, “bildik” geçinenler nasıl oluyor da İslâmiyet’i anlatıyorlar? Eskiden yazılmış ehemmiyetli zatların kitaplarını saf dışı bırakırsak, ortada ilim diye bir şey kalır mı? İslâm’a “bu yanlış, şu yanlış” diye ortaya koyanlar, kendileri ortaya bir ilim koyarak mı İslâm’ı öğretiyorlar? Analarından doğar-doğmaz mı âlim oldu bunlar? Hem öğreniyorsun, hem de öğrendiğini inkâr ediyorsun... İlahiyat budur! İmam hatiplere gelirsek... İlahiyattan mezun olmuş, imam hatip hocaları da ayrı bir mevzu. İlahiyattakileri dinleyip, imam hatiplerde hoca olanların nasıl birisi olduğunu varın siz düşünün. Talebelerin hâlini düşünün hele. İmam hatipte namaz kılmayan çok.
“ÖĞRETMEN NAMAZ KILMAYINCA”
Bundan iki sene evvel Namaz Gönüllüleri Platformu olarak bir toplantı yaptık. Toplantının mevzuu; imam hatip talebelerine nasıl namaz şuuru aktarılır... Buna ihtiyaç duyduk, çünkü imam hatip talebelerinin çoğu namaz kılmıyor.  Kırk kişilik sınıfta, dört talebe namaz kılıyor. Bunun önüne geçmeliyiz diye düşündük. Bu söylediklerimin hepsine şahit getirebilirim, hepsi hayatta! Hâl böyle olursa, imam hatip okulunun ne faydası var? İmam hatip olmayan liselerde bile bir sınıfta dört beş kişi namaz kılıyor... Şu anda babası ve annesi hayatta olan bir çocuk, imam hatip lisesinde dördüncü sınıfta okuyor; çocuk hâlâ Kur’an okumasını öğrenemedi. Burada bağıra bağıra o çocuğu gösterebilirim. Bu çocuk hâlâ Kur’an okumasını bilmiyorsa, imam hatibin ve ilahiyatın hâlini yeniden düşünün! Öğretmenler namaz kılmayınca, öğrenciler de kılmıyor. İlim yok, ibadet yok, Kur’an okumayı bilmek yok. Devlet İslâmiyet’i öğretemeyince, “merdiven altı” denilen yerler öğretir.
 “MEZHEPLERİ YOK SAYMAK İSLÂM’I YOK SAYMAKTIR”
Bu durumda “Merdiven altı” tanılamasını kim için kullanabiliriz?
Mezhepleri yok sayanlara “merdiven altı” denilmeli. Mezhepleri bir kenara itersek, geriye ne kalır? Mezhep yoksa, nasıl ibadet edeceksin? İbadetsiz din olur mu? Platform olarak yaptığımız toplantıda, İstanbul-Anadolu Yakası’ndaki bir ilçenin Millî Eğitim Müdürü de bizimle beraberdi. “İmam hatip öğrencilerine nasıl namaz kıldırırız?” diye konuşurken, müdür “arkadaşlar bir şey söyleyeceğim. Oturmuşuz imam hatip öğrencilerine nasıl namaz kıldırırız diye konuşuyoruz. Eğri oturalım, doğru konuşalım; imam hatip hocaları namaz kılmıyor ki!” dedi. İslâm’ın şaşmaz ölçüsü Ehl-i Sünnet vel Cemaat’tir! Ehl-i Sünnet yolu, Resûlullah’ın yolundan gidenlerdir. Cemaat de, Ashab-ı Kiram; yani Sahabîlerin yolu demektir. Bu Ehl-i Sünnet vel Cemaat olarak oturmuş bir ifadedir. Peygamber’imiz, “benim Ümmet’im yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Yetmiş ikisi cehennemde, biri cennette” buyuruyor. Sahabî Efendilerimiz de, “ya Resûlullah hangi fırka cennette olacak” diye cevap veriyor. Peygamberler Peygamberi de diyor ki, “benim ve ashabımın yanında olanlar.” İşte Ehl-i Sünnet vel Cemaat budur. Mezhepleri yok saymak, İslâm’ı yok saymak demektir, haşa! Geçen gün bir bakanımız, “bu kadar ilahiyatçının huzurunda söylüyorum, yarın ahirette bize Hanefî mezhebini öğrendin mi diye sormayacaklar” dedi. Ne münasebet! Hanefîlik ayrı, İslâm ayrı mıdır?
Batıcı-Seküler kesimin, mezhepsizliği sahiplenmesi dikkat çekiyor. Bu hususta neler söylemek istersiniz?
Sorunun cevabı meselenin içerisinde. Batıcılar, Avrupa hayranları, mezhepleri kabul etmiyorsa, İslâm’ın hak mezheplerinin zarureti kendiliğinden ortaya çıkar! Hıristiyanlar hiçbir zaman bizim ekmeğimize yağ sürmemiştir, bunu beklemek ahmaklık olur zaten. İbadetsiz din olmaz, mezhepler olmayınca insanlar ibadet edemez, bunun altını çizelim. Kimse, “Kur’an’ı Kerim’den ve hadislerden hüküm çıkarırım, mezhepleri saf dışı bırakırım” diyebilir mi? Bunu iddia edenler bilmeli ki müçtehitler kalmamıştır. İçtihat kapısı açıktır, peki o kapıdan girebilecek babayiğit var mı? Böyle baba yiğit varsa, ibadetini ona göre yapsın. Olmadığına göre, ayetten, hadisten hüküm çıkaracak babayiğit olmadığına göre, mezhep imamlarının ölçülerine saygı duyacaksın, ona göre ibadet yapacaksın. Mezhepleri yok sayanlar, Allah korkusu çeken, gündüzleri oruç tutarak, geceleri ibadet yaparak, Kur’an okuyarak Müslümanlığı insanlara yayan Allah dostları kişiler değildir, olamazlar! Müslümanlığın icaplarını yerine getiremeyen adamların irabta yeri yoktur. Söylediklerinin değerleri yok, mezhebi küçük sayanların söyledikleri geçersizdir.
Bu hücuma dahil olmalarının sebebi nedir?
Bunu bilmeden söylüyorlar ve iddia ediyorlarsa, ki bunu düşünmüyorum, onların aklından zorları vardır, nasipsiz insanlardır. Bunu bilerek yapıyorlar, çoğunluk bilerek yapıyor. Hem mezhepleri bilip, hem de onlara “yok” demek. İslâm dinini ortadan kaldırmaya yönelik çabalardır.
Kâfire rahmet okumanın hükmü nedir?
Küfre kadar varır bunun neticesi. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Allah, “Allah kâfirlere lanet eder” buyuruyor. Allah lanet ederken, insan rahmet dileyebilir mi? Bu ayeti kelimeyi dolaylı olarak inkârdır.
Teşekkür ederiz.
Hayırlı çalışmalar.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.