İktibas

28 Şubat'ın karanlıkta kalan vakası: Hızır Hoca suikastı

28 Şubat cuntasının medya kolu suikastı cemaat içi hesaplaşma olarak göstererek dosyayı kapatmaya çalıştı. Bunda da başarılı oldular. Öyle ki İslâmî camia içerisinde bile Hızır Hoca suikastından bahsedilmez oldu.

Abone Ol

Faili meçhul kalan dosyaların tekrar ele alınmaya başlandığı bugünlerde Hızır Ali Muratoğlu Hoca'nın suikastını da yıldönümü.

28 Şubat darbesinin en şiddetli hissedildiği 1998 senesinin 17 Mayıs'ında, mûtad olarak her pazar günü gerçekleşen Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri'nin sohbetinin ardından Hızır Hoca İsmailağa Camii içerisinde sohbete gelenlerin suallerini cevaplayıp, derdi olanın derdini dinlerken vuruldu. Soru sorma bahanesiyle Hızır Hoca'ya yaklaşan tetikçi hoca efendiye kurşun yağdırdı.

28 Şubat cuntasının medya kolu suikastı cemaat içi hesaplaşma olarak göstererek dosyayı kapatmaya çalıştı. Bunda da başarılı oldular. Öyle ki İslâmî camia içerisinde bile Hızır Hoca suikastından bahsedilmez oldu.

Suikasten 3 yıl sonra polis faili yakaladığını açıkladı. Yakaladıkları şahsın bir deli olması bizleri şaşırtmadı!..

Güya Hızır Hoca faile 'cinlerini göndermiş', fail de buna kızıp Hızır Hoca'yı öldürmüş! O günün şartlarında, 28 Şubat medyasının topluma her gün onlarca 'irtica' haberini boca ettiği ortamda bu masal tuttu! Hatta yıllar sonra bir emekli polis memuru çektiği videoda, Hızır Hoca katilini nasıl yakaladıklarını ballandıra ballandıra anlattı; masalların özelliği üzerine eklene eklene yaşamasıdır!

Oysaki cevapsız kalan sorular vardı. İşte o sorular:

1- Katil diye sunulan şahsın, Adlî Tıp Kurumu'nun raporuna göre psikolojik rahatsızlığı var. Hızır Hocaya düzenlenen suikastın ardından polisin, "Profesyonelce işlenmiş bir cinayet" tespitiyle, ortaya sürülen aklî dengesi bozuk katil portresi nasıl örtüşüyor?

2- 17 şahitten hiçbiri, "Evet, katil bu" demedi. Nasıl oluyor da şahitlerin teşhis edemediği kişi hâdisenin fâili olabiliyor?

3- Yine şahitlerin ifadesiyle, suikastı gerçekleştiren kişi kaçarken beyaz bir servis aracında bulunan kişiye bir şey veriyor ve daha sonra Fener Rum Patrikhanesi'nin civarında izini kaybettiriyor! Bu da suikastçının tek kişi olmadığını, organize bir hareketin parçası olduğu yönündeki şüpheleri kuvvetlendirmekteyken, polis, savcı ve mahkeme niçin bu yönde bir araştırma yapmadı veya yapamadı? Polisi, savcıyı ve mahkemeyi engelleyen mi vardı?

4- Zanlı tatbikat için İsmailağa Camii'ne neden getirilmedi?

5- Medyada "Katil suçunu itiraf etti" şeklinde haber çıkarken, zanlının diğer suçlarıyla ilgili götürüldüğü tatbikat yerinde, "Hocayı niye öldürdünüz?" sorusuna karşılık gazetecilere "Yok öyle bir şey" şeklindeki cevabı neden dikkate alınmadı? Zanlı diğer tüm cinayetleri kabul etti halde Hızır Hoca'yı vurduğunu niye kabul etmedi? Bir anda akıllandı mı!..

Umuyorum ki bu yeni dönemde Hızır Hoca suikastı de masallardan arındırılmış bir şekilde ele alınıp kimlerin bu suikastı azmettirdiği ortaya çıkar. Yapay zeka çağında artık çocuklar bile masal dinlemiyor!..

Yakup Köse, Star Haber

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }