Haberler

"ABD Ordusu tükettiği füzeleri 2029’dan önce yerine koyamayacak"

ABD’deki araştırma merkezleri, yayımladıkları yeni raporlarla ülkenin azalan mühimmat stokunu ve eriyen stratejik petrol rezervlerini belgeliyor

Abone Ol

Yapılan analizlerden çıkan sonuçlara göre Trump’ın İran'a yönelik tehdit dolu açıklamalarının karşısında sahadaki gerçekler, yeni bir saldırı dalgası başlatmasının irrasyonel bir adım olduğunu gösteriyor. ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) yayınladığı rapor, 28 Şubat ile 8 Nisan tarihleri arasında ABD’nin stratejik mühimmatını büyük ölçüde tükettiğini ortaya koydu. ABD ordusu sadece birkaç hafta içinde, yıllık üretim kapasitesi 600 olan Tomahawk füzelerinden binden fazlasını harcadı ve bin 500’e yakın Patriot füzesi ateşledi. CSIS verilerine göre ABD’nin yıllık Patriot üretim kapasitesi 2 bin civarında bulunuyor ve bu füzelerin yerini doldurması 2029’un ortalarına uzayacak. Aynı tablonun THAAD ve SM3 füzeleri için de geçerli olduğu biliniyor.

CSIS raporuna atıfta bulunan ABD’nin önde gelen dış politika dergilerinden Foreign Affairs, konuyu “Ortadoğu’da Güç Paradoksu” isimli analizinde inceledi. Metinde, İran’ın düşük maliyetli füzeleri ve insansız hava araçları karşısında yaşanan tablo şu sözlerle ifade edildi:

“Destansı Öfke operasyonu, modern savaşın devasa malzeme taleplerini ve ABD’nin uzun süreli bir savaşa hazırlıksız olduğunu çarpıcı bir biçimde ispatladı. Savaş ekonomisinin kabuk değiştirdiği gerçeği, Rusya’nın Ukrayna’ya harekatı ve peşinden gelen uzun süreli çatışma ortamıyla zaten ortaya çıkmıştı. Yüksek teknoloji ürünü hava savunma sistemleri ile son teknoloji mühimmatlar, düşük maliyetli ve uzun süreli insansız hava saldırılarına karşı finansal ve operasyonel açıdan sürdürülebilirliğini kaybetti.”

Dünya petrolünün günü sayılı

ABD’nin İran’a yönelik muhtemel saldırısını zorlaştıran bir diğer büyük etken ise İran’ın Hürmüz Boğazı kartı olarak karşımıza çıkıyor. Dünya enerji sevkiyatının kabaca beşte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimali, dünya çapında çok daha büyük bir krize sebep olma potansiyeline sahip. Bu tehlikenin farkında olan Donald Trump, G7 Zirvesi sırasında yaptığı açıklamada dünyanın "dört haftalık" petrolü kaldığını söylemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da hafta içerisinde yaptığı değerlendirmede stratejik rezervlerin küresel piyasaların ihtiyaçlarını karşılama konusunda sınırlarına ulaştığını vurguladı. Savaşın başlamasının ardından ABD ve diğer IEA üyesi ülkeler, stratejik rezervlerinden petrolü piyasaya süreceklerini duyurmuş ve piyasaya toplam 400 milyon varil ek petrol arz edilmişti. Bu kapsamda Trump yönetimi, ABD Stratejik Petrol Rezervi’nden 172 milyon varil petrolü serbest bırakacağını ilan etmişti. Söz konusu satışların 120 günlük bir takvime yayılması planlanmıştı. O dönemde ABD’nin stratejik rezervlerinde yaklaşık 415 milyon varil petrol yer alıyordu. Bu hesaba göre ilave 172 milyon varillik satış, sisteme yeni girişlerin durması durumunda rezerv seviyesini yaklaşık 243 milyon varile kadar indirecekti.

Bu hafta yayımlanan güncel verilere göre ise ABD Stratejik Petrol Rezervi yaklaşık 340 milyon varil seviyesine inerek 1983’ten bu yana kaydedilen en düşük seviyeye geriledi.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }