Küba’da mevcut durum
Küba’da uzun süredir devam eden yakıt sıkıntısı, elektrik kesintilerini yaygınlaştırdı; çöp toplama, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi temel hizmetlerde ciddi aksamalar ortaya çıktı. Venezuela’dan gelen petrol akışının zayıflaması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’ya petrol sağlayan ülkelere yönelik yaptırımları, krizi daha da ağırlaştırdı. Ülkede çok sayıda çalışanın ücretsiz izne çıkarıldığı, bazı uçuşların iptal edildiği ve geceleri geniş çaplı karanlık yaşandığı aktarılıyor.
ABD’nin Küba’ya yönelik ısrarı, güncel siyasetin ötesinde tarihî bir stratejiye dayanıyor. Amiral Alfred Thayer Mahan’ın “Deniz Hâkimiyet Teorisi” çerçevesinde Karayipler bölgesi, ABD’nin küresel güç olma hedefinin merkezinde yer alıyor. Panama Kanalı’nın açılmasıyla birlikte bu bölgeyi kontrol etmek, Washington için bir güvenlik zorunluluğu haline geldi.
Kritik geçiş hattı: Florida-Küba arası
Küba’nın stratejik önemini belirleyen temel unsurlardan biri, ABD’nin en önemli ticaret ve askerî hatlarından birinin bu ada ile Florida arasından geçmesi. Özellikle New Orleans limanına ulaşım açısından bu hattın kontrolü, ABD için hayati kabul ediliyor. Soğuk Savaş’tan bu yana bu bölgedeki kontrol eksikliği, Washington açısından bir güvenlik açığı olarak görülüyor.
Çin faktörü ve yeni gerilim hattı
Küba’da Çin’in artan etkisi ve özellikle enerji yatırımları, ABD tarafından yeni bir tehdit olarak algılanıyor. Çin’in bölgede kurduğu altyapı ve enerji projeleri, Washington’da yeni bir “füze krizi” benzeri senaryo olarak değerlendiriliyor. Bu durum, ABD’nin Küba üzerindeki baskısını daha da artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Florida’daki Küba lobisi ve siyasî baskı
Küba meselesinin yalnızca jeopolitik değil, iç siyasî bir boyutu da bulunuyor. ABD’de özellikle Florida’da yaşayan Küba kökenli nüfusun güçlü bir siyasî etki alanı oluşturduğu, bu kesimin Küba’daki rejimin değişmesi yönünde yoğun baskı yaptığı ifade ediliyor. Bu çevrelerin Amerikan siyasetinde belirleyici rol oynadığı ve bazı üst düzey isimlerin bu çizgiyi temsil ettiği belirtiliyor.
Ambargo politikası ve uluslararası tepki
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda her yıl Küba’ya uygulanan ambargonun kaldırılması yönünde karar çıkmasına rağmen ABD’nin bu politikayı sürdürmesi dikkat çekiyor. Uluslararası toplumun büyük çoğunluğu ambargoya karşı çıkarken, Washington yönetimi bu talepleri dikkate almıyor.
Yeni “özel dönem” kapıda
Venezuela’dan gelen petrolün kesilmesi ve alternatif kaynakların ABD baskısı nedeniyle devreye girememesi, Küba’yı yeniden ağır bir ekonomik döneme sürüklüyor. Uzmanlara göre ülke, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yaşanan “özel dönem” benzeri bir sürecin eşiğinde bulunuyor. Bu tablo, Küba’nın sadece ekonomik değil, siyasî ve toplumsal olarak da yeni bir kırılma sürecine girdiğini gösteriyor.