İsrail'in eski New York Başkonsolosu Alon Pinkas'ın uluslararası medyaya yansıyan açıklamaları, yaşanan krizin ciddi bir güven bunalımından kaynaklandığını ortaya koydu. Savaşın ilk günlerinden itibaren verilen vaatlerin boşa çıkması, iki lider arasındaki bağların kopmasına sebep oldu.

Trump’ın "yalnız kalırsın!" uyarısı

Eski Başkonsolos Alon Pinkas’ın analizlerine göre, liderler arasındaki çatışma sürecin henüz ilk haftalarında başladı. Trump’ın sertleşen üslubunun arkasında, Netanyahu’nun havada kalan sözleri bulunuyor. Netanyahu'nun Trump'a vadettiği askeri hedeflerin tamamı sonuçsuz kaldı ve sahadaki adımlar ardı ardına gelen başarısızlıklara dönüştü.

Trump, İsrail’in Kanal 12 televizyonuna verdiği demeçte bu gerilimi ifşa etti. İran'ın füze saldırılarına karşılık verilmesi hususunda Netanyahu’yu sert bir dille uyardığını belirten Trump, şu ifadeleri kullandı:

"Bibi'ye adımlarını çok dikkatli atması gerektiğini ilettim. Aksi takdirde, yakın bir gelecekte İran karşısında tamamen yalnız kalacağını açıkça söyledim."

"Her şeyi ben bilirim"

Mevcut kriz, askeri stratejilerin ötesinde yapısal bir sorunu barındırıyor. Netanyahu’nun Amerikan yönetimine karşı takındığı üstenci tavır, gerilimi besleyen en büyük unsur olarak yorumlanıyor. Pinkas, İsrail Başbakanı’nın kendisini Vaşington’daki karar alıcılardan daha yetkin gördüğünü belirtti.

Netanyahu, son otuz yıldır süper güç yönetimini, güç projeksiyonunu ve Orta Doğu dengelerini Amerikalı başkanlardan daha iyi anladığı iddiasıyla hareket ediyor. Bu kibirli yaklaşım, ABD-İsrail ilişkilerinde kronik bir sürtüşme kaynağı haline gelerek bir kırılmaya yol açtı.

Mayıs ayında Türk lirasının reel değeri geriledi
Mayıs ayında Türk lirasının reel değeri geriledi
İçeriği Görüntüle

Lübnan sahasındaki gerçek dışı hedefler

Sahadaki askeri planların gerçeklikten uzak oluşu, Trump ile Netanyahu arasındaki makası daha da açtı. İsrail’in Hizbullah tehdidini tamamen ortadan kaldırma iddiası, askeri açıdan imkansız bir hedef olarak görülüyor.

Pinkas, Hizbullah’ın tasfiyesi için Lübnan topraklarının topyekûn işgal edilmesinin şart olduğunu, ancak bu senaryonun pratiklikten, uygulanabilirlikten ve sürdürülebilirlikten tamamen mahrum kaldığını vurguladı. Sahadaki bu tıkanma, Trump yönetiminin sabrını taşıran bir diğer etken oldu.

Diplomatik krizi tırmandıran en net etken, Netanyahu’nun iç siyasetteki kişisel istikbal mücadelesi olarak öne çıkıyor. Netanyahu, askeri adımlarını kendi siyasi ömrünü uzatmak amacıyla kurguluyor.

Yaklaşan seçimler öncesinde koltuğunu korumak isteyen Netanyahu, sürekli bir savaş halini tek kurtuluş yolu olarak görüyor.