2004’ten beri Türkiye’de eğitimini tamamlayıp şirket kurarak Afrika’ya ihracat yapan Ali F.'nin ailesi, İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olacak sözde komşuları İlteriş Y. ve eşi Duygu Y.'nin 2025’in sonbaharından itibaren Kemalist ve İslam düşmanı zorbalık ve tacizlerine maruz kaldı.

İlteriş Y. İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalışıyor.

Çocuğuna domuz eti yediren "baba", haram denmesine köpürüyor

Hadisenin fitili, küçük çocukların oyununda ateşlendi. 7 yaşındaki M.E.F., komşu çocuğu B.Y.’nin "Domuz eti yedik" beyanına "Biz Müslümanız, haramdır" cevabını verince, bu "aydınlanmacı" doktor çift için kıyamet koptu. Baba İlteriş Y., küçük çocuğu kolundan çekiştirip "Geri zekalı" diye hakaret ederek, çocuğuna o yaşta tattırdığı pis haramlara utanacağı yerde sanki çocuğuna zulmeden kendisi değilmiş gibi iğrendirici seküler kodlarına uymayan her şeye tahammülsüzlüğünü tescilledi.

İlteriş Y., Cibutili ailenin evinin önünde sürekli olarak topla oynuyor. Bunu yapmaktaki amacı, aileyi rahatsız etmek ve iç huzuru bozmak.

"Allah var" denilmesini bile kaldıramayan alçaklığın mücessem abidesi

İlteriş Y., Ali F. ile girdiği tartışmada maskesini tamamen düşürdü. "Burası Atatürk’ün Türkiyesi, ona göre yaşayacaksınız!" diyerek, asırlık "vesayet" ezberini kusmaya başladı. Meselenin asıl zıvanadan çıkma noktası ise şu sözleriydi: "Senin çocukların benim çocuklarıma Allah var, cennet var, selamun aleyküm diyemez!"

İlteriş Y., Cibutili ailenin küçük çocuğu M.E.F.'yi futbol topuyla korkutuyor. Topu kafasına atacak gibi yapıyor.

Duygu Y. ise, eşinin yokluğunu fırsat bilip kapıya dayanarak, "Çocuklarınızı Türk kültürüyle yetiştirmiyorsunuz, defolup gideceksiniz" tehditlerini savurdu. "Çocuklarınızı sizden aldıracağız" diyerek aileyi ve çocuklarını açık açık tehdit eden bu çift, yüz yıl evvel bu memlekete sokulan, bu toprakların ruh köküne düşman sabetayist, dönme zihniyetinin tıpkısı gibi millete düşmanlık taslayıp tehditlere davranıyor. Aile, emniyete gidip uzaklaştırma kararı alsa da, bu "doktor" ünvanlı zorbaların tacizleri, bahçede oynayan çocukları korkutmaya kadar varan bir alçaklıkla sürmeye devam ediyor.

Son duruşmada alınan karar '1 aylık uzaklaştırmaydı'

Kemalist vesayetin şarlatanları

Başakşehir’de yaşanan hadise, 100 yıl evvel bu memlekete "soyadı kanunu" ve tepeden inmeci dayatmalarla musallat edilen, devletin makamlarını tapulu malı, bu toprakları ise kendi karanlık zihniyetlerine göre şekillenecek bir "laboratuvar" sanan o malum zihniyetin tezahürüdür.

İlteriş Y.'nin X hesabı incelenecek olursa, ağır şekilde 'ırkçı', 'aşağılayıcı', 'nefret' içerikli paylaşımlar yaptığı görülebilir.

Kemalist vesayet artığı bu şarlatanlar, doktorluk gibi kritik makamlara oturmuş olmalarından ve rahat rahat İslam düşmanlığı yapsalar da rejimin kendilerine dokundurtmayacağını bilmelerinden aldıkları güçle, İslam’dan ve Müslümanlıktan nefret etmeyi bir "aydınlanma" sanıyorlar. Bir çocuğun "Allah var" demesinden rahatsız olacak kadar İslam düşmanlığıyla zehirlenmiş bu köhne zihniyet, kendilerinden olmayanı, Allah’a inananı "yabancı" görüyor. 28 Şubat’tan bu yana devletin kılcal damarlarına yerleşen bu vesayetçi ruh, hâlâ Müslümanların inançlarını belirtmesinden nem kapıp tehditler savuracak kadar küstahça cüret buluyor.

Tekel bayisi dualarla açıldı: Siz dinle alay mı ediyorsunuz?
Tekel bayisi dualarla açıldı: Siz dinle alay mı ediyorsunuz?
İçeriği Görüntüle

Dağdan gelip bağdakini kovmaya kalkan dönmeler

Bu zihniyetteki insanlar, ne zaman ki İslam'ı yaşayan birilerini görse, 100 yıllık sömürgeci refleksleriyle "defolun gidin" naraları atıyorlar. "Atatürkçülük"ün arkasına sığınan bu mahluklar, bu vatanın asıl sahiplerinin İslam için bu vatanı savunan şehitler, gaziler ve Allah’a inanan Müslümanlar olduğunu unutmuş görünüyor.

Ey yetkililer! 28 Şubatçıların hala devlet makamlarında ne işi var?

"Ülke 28 Şubat’tan kurtulmadı mı?" sorusu boşuna değildir. Devletin en mahrem kurumlarında, en kritik noktalarında, beyaz önlükler giyip insan hayatına dokunması beklenen bu mahluklar, aldıkları maaşı ve mevkii millete hizmet etmek için değil, millete ve değerlerine düşmanlık etmek için kullanıyorlar.

Allah’ın adının geçtiği yerden, İslam’ın izzetinden rahatsız olmaya devam ettikçe; bu toprakların sahibi olan Müslümanların onlara vereceği cevap, nihayetinde tarihi bir hesaplaşma olacaktır.

Yetkililer, devletin içindeki bu irin yığınını temizlemek mecburiyetindedir. Doktorluk makamı taşımasına rağmen İslam düşmanı nefretlerini kusan, ırkçı tacizlerle milletin sabrını taşıran "doktor" kılıklı zorbalar, derhal görevlerinden el çektirilmeli ve haklarında en ağır yasal işlemler başlatılmalıdır. "Atatürkçülük" kisvesi altında İslam düşmanlığı yapmayı meslek edinen bu tiplerin, milletin vergisiyle maaş alıp yine o milleti tehdit etmeye kalkıştığı çalıştığı düzene son verilmek zorundadır.

Baran Dergisi, Haber 7