Gazze'de çoluk çocuk demeden soykırım yapan terörist İsrail ordusuna açıkça bedava yemek hizmeti sağlayan ve kanlı işgalin finansörleri arasında yer alan McDonald's firmasına karşı halkın meşru ve vicdani boykotu devam ediyor. Ancak, Batıcı Kemalist rejimin zombileştirdiği, vicdanı ve basireti bağlanmış maddeci-materyalist neslin temsilcileri, insanlığın ve vicdanın yanında durmak yerine Yahudilerin piyonluğuna soyunuyor.
Son olarak Mikail isimli Kemalist bir ergen, McDonald’s önünde Gazze’deki katliama dur demek için toplanan soykırım karşıtı Filistin destekçisi vatandaşlara sataştı. İnsanlıktan nasibini alamamış bu şahıs, İsrail’in vahşetine gözlerini kapatıp haysiyetsizce boykot alanını provoke etmeye çalıştı.
Uydurma Tarihle Zehirlenmiş Zihinler
Gittiği boykot alanında "Bu bayrakların burada işi yok!" diyerek bağıran ve Kelime-i Tevhid bayrağının DAEŞ’i temsil ettiğini ileri süren bu genç, uydurma tarih dogmalarıyla İslam’a ve Müslümanlara saldırdı. Filistinlilerin "Osmanlı’ya ihanet ettiği" yalanına sarılarak bir milletin maruz kaldığı çoluk çocuk katliamını meşrulaştırmaya çalışan bu ergen, cehaletiyle de alay konusu oldu.
Milli Mücadele döneminde Kelime-i Tevhid bayrağının bulunmadığını iddia eden şahıs, bahsettiği İstiklal Harbi sancaklarının ve Türk bayraklarının üzerindeki nakışlarda, işlemlerde Kelime-i Tevhid ibaresinin bizzat yer aldığından bihaber bir şekilde cehaletini sergiledi.
Sosyal Medya Çöplüğünde Sistematik Provokasyon
Mikail isimli şahsın hezeyanları sadece sokaktaki provokasyonla da sınırlı kalmıyor. Şahsın Instagram hesabı incelendiğinde; İslam’a, Müslümanlara ve mukaddesata karşı kışkırtıcı, aşağılayıcı videolar çektiği tespit edildi. Şahsi hesaplarını adeta bir İslam düşmanlığı propaganda aygıtına dönüştüren bu şahıs, Batıcı-materyalist eğitim sisteminin toplumun bünyesine saldığı zehrin somut bir örneğidir.
Devlet "Başıboş Kemalist" Sorununa Ne Zaman Dur Diyecek?
Uydurma tarihle yetiştirilen, milli ve manevi değerlere düşman edilen, vicdanı kurutulup zombileştirilen bu kontrolsüz gürûh, toplumun huzurunu ve kamu düzenini açıkça tehdit etmektedir. Soykırımcı İsrail’in yanında saf tutacak kadar insanlığını kaybetmiş, Kelime-i Tevhid’e ve İslam’ın sembollerine fütursuzca saldıran bu şahıslar karşısında yetkililerin sessiz kalması kabul edilemez.
Kamuoyu haklı olarak soruyor: Devlet, sokakları ve dijital mecraları terörize eden bu "başıboş Kemalist" sorunuyla ne zaman ilgilenecek? İslam'a ve Müslümanların kutsallarına saldırmayı özgürlük sanan bu zehirli zihniyete karşı ne zaman cezai ve hukuki adımlar atılacak?
Baran Dergisi





