Haberler

ABD’nin mahkeme tiyatrosu: Maduro 3. kez Hâkim karşısında

Caracas'taki resmi konutundan ABD askerlerince alıkonulan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Nevyork’taki federal mahkemede üçüncü kez hâkim karşısına çıkıyor. Yargılamada savunmanın mahkemenin yetkisizliği yönündeki itirazı ve 1922 tarihli anlaşmadaki zorunlu tahkim maddesi öne çıkıyor

Abone Ol

Sömürgeci operasyonun yargı sahnesi

3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’nın başkenti Caracas’taki devlet konutundan Amerikan ordusuna bağlı güçlerce alıkonulan Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in yargılama sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Çift, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde üçüncü kez hâkim karşısında bulunuyor. Duruşmada dava takvimi ve savunma ekibinin hukuki itirazları karara bağlanacak.

Nevyork Güney Bölgesi Savcılığı, davanın asıl yargılama sürecinin Haziran 2027’de başlamasını talep etti. Savcılık, delil paylaşımının duruşma öncesinde tamamlanmasını hedefliyor. Savunmaya ise 2027 yılının başına kadar ek başvurularda bulunma imkânı tanınıyor. Yargılamayı yürüten federal yargıç Alvin Hellerstein’in 92 yaşında bulunması, sürecin uzunluğu sebebiyle davaya uygunluğu hususunda ciddi tartışmalara sebep olmaktadır. Altı aydan uzun süredir Brooklyn’deki federal cezaevinde tutulan Maduro ve Flores, haklarındaki tüm iddiaları reddederek masumiyetlerini koruyor.

Gaspın ardındaki kirli hesap

Trump, alıkoyma operasyonunun hemen ardından Venezuela yönetimini ABD’nin üstleneceğini ve ülke petrolünün Amerikan şirketlerince işletileceğini duyurmuştu. Bu açıklama, Vaşington'un esas hedefini açıkça ortaya koydu. Dünya üzerinde yaklaşık 303 milyar varil ile en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip Venezuela, uzun süredir Vaşington'un iştahını kabartıyordu.

Operasyon öncesinde Vaşington'un niyetini belirten bir diğer isim ABD Güney Komutanlığı eski Komutanı General Laura J. Richardson oldu. Richardson, 25 Kasım 2025 tarihindeki konuşmasında Latin Amerika’daki temel meselenin petrol, altın, lityum ve nadir toprak elementleri olduğunu açıkça belirtmişti. Vaşington yönetimi olayı bir "kolluk kuvveti operasyonu" şeklinde sunsa da, Maduro aylardır "savaş esiri" sıfatıyla zorla alıkonulduğunu vurguluyor.

Savunmanın ana kozu: Askeri haydutluk ve 1922 tahkim anlaşması

Maduro'nun avukatları Barry Pollack ve Mark Donnelly, duruşmada alıkoyma yönteminin hukuksuzluğunu mahkemeye sunacak. Savunma ekibi, Caracas'taki askeri operasyonun uluslararası hukuku çiğnediğini belirterek davanın derhal düşürülmesini istiyor.

Amerikan basınında yer alan analizler, davaya ilişkin ciddi bir hukuki kilitlenmeye işaret ediyor. ABD ile Venezuela arasında 1922 yılında imzalanan Suçluların İadesi Anlaşması, taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkların bağımsız tahkim yoluyla çözülmesini zorunlu kılıyor. Venezuela hükümetinin anlaşmanın ihlal edildiği yönündeki başvurusu doğrultusunda, federal mahkemenin davayı sürdürmek yerine uyuşmazlığı uluslararası tahkim kuruluna havale etme yükümlülüğü bulunuyor.

Uluslararası hukuk uzmanları David Sloss ve Steven Ratner, 1922 tarihli anlaşmadaki tahkim hükmünün bağlayıcı güce sahip olduğunu ifade ediyor. Tahkim heyetinin askeri operasyonu anlaşmaya aykırı bulması durumunda, ABD’nin Maduro’yu serbest bırakma mecburiyeti doğacak.

Uluslararası hukukun çöküşü

İlk duruşmada İspanyolca konuşarak masum olduğunu ve ülkesinin seçilmiş devlet başkanı sıfatını taşıdığını belirtmiş olan Maduro, cezaevinden ilettiği mesajlarda durumunu savaş esirliği olarak tanımlıyor. Uzmanlar, uyuşturucu iddialarının bir kılıf olduğunu, operasyonun Venezuela petrolünü gasp etme ve bölgedeki Çin-Rusya nüfuzunu kırma amacı taşıdığını belirtiyor.

Birleşik Devletler'in egemen bir ülkenin devlet başkanını askeri güç kullanarak kaçırması, Birleşmiş Milletler prensiplerinin, diplomatik dokunulmazlığın ve devlet egemenliğinin açık ihlali manasına geliyor.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }