Berlin’in Dahlem semtindeki Rudolf-Steiner Okulu, fıtrata ve biyolojik gerçekliğe sahip çıkan bir aileyi hedefe koyarak, yaşları 9 ile 14 arasında değişen üç kardeşi okuldan ihraç etti.
Hiçbir disiplin suçu bulunmayan çocukların eğitim hakkı, ebeveynlerinin "sadece iki cinsiyet vardır" beyanı ve dayatılan sapkın sözleşmeyi imzalamayı reddetmesi sebebiyle ellerinden alındı. Bu karar, Almanya’da hürriyet maskesi altında yürütülen siyasi akıl tutulmasının ve inanç değerlerine karşı açılan savaşın somut bir göstergesi oldu.
Batı medeniyeti, dinden ve ahlaktan boşalttığı alanı modern birer dogma haline getirdiği sapkın akımlarla doldururken, bu yozlaşmayı eğitim kurumları eliyle yasalaştırmaya devam ediyor. Kendi nesillerini köksüz ve cinsiyetsiz bir yığın haline getirmek üzere kurgulanan bu sistem, insan gibi yaşamayı savunan aileleri tasfiye ederek toplumsal dokuyu yıkıma sürüklüyor. Okul yönetiminin "güven ilişkisi zedelendi" bahanesine sığınarak aldığı bu karar, Avrupa’da aile kurumuna yönelik sistemli saldırının ulaştığı boyutu ortaya koyuyor.
Bu küresel kuşatmanın arka planında ise dikkat çekici bir ikiyüzlülük sergileniyor. Siyonist Yahudi rejim, kendi toplumunda aile yapısını ve geleneksel değerleri muhafaza etmeyi "beka meselesi" olarak öğütleyip tahkim ederken; adeta ellerinde bir ip gibi oynattıkları Almanya gibi devletlere bu ahlaki çözülmeyi reva görüyor. Kendi iç sahasında muhafazakâr bir kale inşa eden üst akıl, Avrupa coğrafyasında ise nesilleri siyasi ve ahlaki bir köleliğe mahkûm etmek için aile kurumunun temeline dinamit koymaya devam ediyor.