Diplomaside birincil madde: Ateşkesin sürekliliği
Bölgesel huzurun korunması adına ateşkesin devam etmesi gerektiğini savunan Bakan Fidan, her iki başkentin de mevcut çatışma ortamını sonlandırma noktasında kararlı bir tutuma sahip olduğunu belirtti. Sürece dair iyimserliğini koruyan Fidan, "Şu aşamada en büyük önceliğimiz mevcut sükunetin korunmasıdır; odaklandığımız nokta budur. Kanaatimce her iki tarafta da savaşı durdurma yönünde yeterli bir irade mevcuttur," açıklamasında bulundu.
Muhtemel bir tırmanışın bölge sınırlarını aşan sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Fidan, bu durumun küresel ekonomi ve enerji yolları üzerinde kırılganlık yaratacağını dile getirdi. Şiddetin yeniden alevlenmesi ihtimalinin ağır insani sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Bakan, mevcut hassas dengenin büyük trajedilere sebep olabileceği uyarısını yaptı.
Deniz ticaretinde "savaş öncesi düzen" şartı
Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisinin önemine değinen Hakan Fidan, deniz trafiğinin savaş öncesindeki hukuki statüsüne dönmesinin gerekliliğini savundu. Uluslararası toplumun genel onayı bulunmayan yeni düzenlemelerin zorla kabul ettirilmeye çalışılmasının riskli olduğunu belirten Fidan, bu tür adımların yeni huzursuzluklara sebep olabileceğini işaret etti. Fidan, tüm gemilerin eskiden olduğu gibi güvenle ve özgürce geçiş yapabildiği bir ortamın herkesin çıkarına olduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin, Pakistan’ın öncülüğünde yürütülen ve Katar gibi bölge ülkeleriyle koordine edilen uzlaşı çabalarına tam destek verdiğini belirten Bakan Fidan, diplomatik metinlerin revize edilerek ortak bir zeminde buluşulabileceğine inandığını söyledi. Müzakere süreçlerindeki tıkanıklıkların aşılması için dışarıdan gelecek yapıcı önerilerin hayati önem taşıdığını kaydeden Fidan, "Arabuluculuk faaliyetlerinde en çetin anlar, yaratıcı çözümlere ihtiyaç duyulan anlardır. Bu noktada sürece katkı sunacak güvenilir ortakların varlığı büyük bir ihtiyaçtır," diyerek sözlerini tamamladı.