Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşini “terör” ve “uyuşturucu” suçlamalarıyla düzenlenen bir baskınla alıkoyması, uluslararası kamuoyunda sert tartışmalara yol açtı. Washington yönetimi operasyonu “hukukî bir adım” olarak sunarken, çok sayıda ülke ve hukuk çevresi yaşananları egemen bir devlete karşı gerçekleştirilen açık bir güç gösterisi ve fiilî bir kaçırma eylemi olarak değerlendiriyor.
Operasyonun herhangi bir Birleşmiş Milletler kararı ya da uluslararası yetkilendirmeye dayanmaması, tartışmaların merkezinde yer alıyor. Uluslararası hukukun temelini oluşturan devlet egemenliği ve toprak bütünlüğü ilkeleri, bu olayla birlikte fiilen askıya alınmış görünüyor. ABD’nin, kendi mahkemelerinde hazırladığı iddianameleri gerekçe göstererek başka bir ülkenin devlet başkanını askerî yöntemlerle alıkoyması, hukuk çevrelerinde “devlet pratiği değil, güç siyaseti” olarak tanımlanıyor.
Washington’un Maduro’ya yönelttiği “narko-terörizm” suçlamaları ise ayrı bir tartışma konusu. Eleştiriler, uyuşturucu ticaretinin küresel ölçekte bankacılık, istihbarat ve siyasetle iç içe geçtiği bir dünyada, bu suçlamaların seçici biçimde kullanıldığına dikkat çekiyor. Birçok yorumcuya göre, suç isnadı burada bir hukuk sürecinden ziyade müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılan bir araç işlevi görüyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tür müdahalelerin tehlikeli bir emsal oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bir devletin, başka bir devletin liderini askerî yöntemlerle alıkoymasının normalleşmesi hâlinde, küresel sistemin “düzen” iddiasını tamamen yitireceği belirtiliyor. Bu durumda uluslararası ilişkilerin hukukla değil, fiilen “orman kanunlarıyla” yürütüleceği uyarısı yapılıyor.
Olayın Venezuela’yla sınırlı kalmayacağı, benzer gerekçelerle başka ülkelere yönelik müdahalelerin de meşrulaştırılabileceği endişesi dile getiriliyor. Uzmanlara göre, adalet ve hukukla desteklenmeyen hiçbir küresel düzen kalıcı olamaz; korku ve güç üzerine inşa edilen yapıların ise uzun vadede istikrarsızlık üretmesi kaçınılmazdır.
ABD’nin Maduro operasyonu, bu yönüyle yalnızca bir güvenlik hamlesi değil; uluslararası sistemin gerçek işleyişini gözler önüne seren bir kırılma anı olarak değerlendiriliyor.