Haberler

Hürmüz'de görünmeyen gizli savaş

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim sadece savaş gemileriyle açıklanabilecek bir tablo değil. Perde arkasında çok daha büyük, çok daha sessiz bir mücadele yürütülüyor. Bu mücadele, petrolü kimin taşıdığı değil, o petrolün geçişinden doğan parayı kimin yönettiğiyle ilgili.

Abone Ol

Bugün Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji trafiğinin yıllık değeri yaklaşık 600 milyar dolar seviyesinde. Yani dünya petrolünün önemli bir kısmı bu dar geçitten akıyor. Ancak ABD ile Birleşik Krallık arasındaki görünmeyen asıl çekişme bu dev ticaretin tamamı değil. Asıl kavga, bu trafiğin üzerindeki görünmeyen ekonomik hakimiyet.

Bu hakimiyet nerede başlıyor

Sigortada

Risk fiyatlamasında

Finans ve teminat sisteminde

Hukuki süreçlerde.

Yani petrolün kendisinde değil, onu değerli kılan para akışında.

LONDRA SİSTEMİ PARAYI YÖNETİYOR

İngiltere'nin gücü sahada değil, kurduğu sistemde. Londra merkezli sigorta ve finans yapıları sayesinde bir tanker Hürmüz'den geçse bile aslında Londra'nın kurallarına tabi oluyor.

Basit anlatımla

Bir gemi yola çıkmadan önce sigorta yaptırmak zorunda

Sigorta yoksa ticarette yok.

Ve işin en net cümlesi

Sigorta demek para demek, parayı ödemeden Hürmüz'den çıkış yok.

Bugün Hürmüz'de işleyen sigorta ve finans düzeni, Londra merkezli yaklaşık 120 yıllık bir İngiliz sisteminin ürünü.

Bu yüzden görünmeyen kontrol Londra'da.

Normal şartlarda bu sistemin yıllık büyüklüğü yaklaşık 30-60 milyar dolar arasında. Bu para doğrudan petrol değil, petrolün güvenli geçişinin bedeli.

Bu sistemden sadece sigorta şirketleri değil, aynı zamanda İngiliz enerji devleri de doğrudan faydalanıyor. BP ve Shell gibi küresel oyuncular, hem üretim hem taşıma hem de ticaret tarafında bu finansal düzenin sunduğu avantajlarla hareket ediyor.

Yani Londra sadece sigortayı kesmiyor,

Enerjiyi de yönetiyor.

Bu da İngiltere'ye çift katmanlı bir güç sağlıyor.

Hem sistemin sahibi,

Hem oyuncusu…

Bir tanker için ödenen ekstra risk bedeli bile milyon dolar seviyesine çıkabiliyor. Bu artık sadece bir maliyet değil, doğrudan bir mesaj. Daha çok risk demek, daha çok para demek.

Bu maliyet yüzlerce gemiyle birleştiğinde ortaya milyarlarca dolarlık ek yük çıkıyor.

Yani savaş sadece sahada değil, doğrudan ekonominin içinde yaşanıyor.

ABD CEPHESİNDEN SERT ÇIKIŞ

Amerika Birleşik Devletleri artık bu düzene açıkça itiraz ediyor.

Washington'a göre tablo net

"Sahada biz varız, riski biz alıyoruz, ama parayı Londra bedavadan kazanıyor"

ABD tarafı bu durumu adeta bir "ekonomik haksızlık" olarak görüyor: Körfez'de gemileri koruyan ben, askeri riskin yükünü taşıyan ben, her kriz anında müdahale eden yine ben olurken; milyarlarca dolarlık sigorta ve finans gelirinin büyük bölümünün Londra'ya akması neden!

ABD'nin yaklaşımı giderek daha sertleşiyor

"Güvenliği ben sağlıyorsam, faturayı da ben keserim"

Bu sert söylem artık açık bir politikaya dönüşmüş durumda. Nitekim ABD Hazine bakanından yapılan son açıklamalarda, Hürmüz'de kontrolün doğrudan Amerika Birleşik Devletleri tarafından sağlanacağı yönünde net mesajlar verildi.

Bu açıklama sadece askeri bir iddia değil

Ekonomik bir ilan!

Yani ABD artık sadece sahayı değil

Sistemi de yani kasa'yı devralmak istediğini açıkça söylüyor

LONDRA'DAN MESAJ NET AMA DİPLOMATİK

Bu tablo karşısında Birleşik Krallık cephesi ise daha farklı bir dil kullanıyor.

İngiliz yönetimi yaptığı açıklamalarda, bölgedeki çatışmanın tarafı olmadıklarını açıkça vurguluyor.

"Bu savaşın içinde değiliz"

"Gerilimin tırmanmasını istemiyoruz"

"Küresel ticaretin güvenliği korunmalı"

Ancak bu diplomatik açıklamalar, sistemden vazgeçildiği anlamına gelmiyor. Tam tersine İngiltere, askeri çatışmanın dışında kalırken yüzyıllık ekonomik düzenin devam etmesini istiyor.

Yani Londra'nın pozisyonu iki katmanlı,

Askeri sahada görünmüyor,

ama sistemin tam merkezinde.

Bu da aslında bilinçli bir strateji,

riskten uzak dur.

Ama sabit geliri kaybetme…

ASLINDA KAVGA BÜYÜK PASTA

Boğazdan kim geçiyor değil,

Bu geçişin kurallarını kim yazacak.

İngiltere sistemi kuran güç,

ABD sistemi değiştirmek isteyen güç.

İngiltere riskin fiyatını belirliyor

ABD o riski sahada yönetiyor.

Bu iki güç arasındaki gerilim derinleştikçe, Hürmüz artık sadece bir enerji hattı değil, küresel ekonomik hakimiyet mücadelesinin merkezi haline dönüşmüş durumda.

Hürmüz'de yaşananlar artık bir deniz güvenliği meselesi değil.

Bu, küresel ticaretin kalbinde müttefikler arasında yürüyen ekonomik bir güç savaşı…

ABD sahayı kontrol ediyor

İngiltere ise parayı kontrol ediyor.

Ve iki taraf da geri adım atmıyor. ABD aslında Hürmüz için şunu diyor ben yiyemiyorsam arkadaş kimseye de yedirmem…

Mesele çok net,

Hürmüz'ün parasını kim kazanacak?

Sabah, Abdurrahman Şimşek

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }