ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan belgeler, Andrew’un Vietnam, Çin ve Hong Kong ziyaretlerine dair hazırlanan çok özel raporları Epstein’e ilettiğini gösteriyor. Ayrıca 2010 yılına ait e-postalarda, Afganistan’ın yeniden inşasındaki yatırım fırsatlarına dair gizli brifing notlarının da aynı adrese gönderildiği bilgisi yer alıyor. 1911 ve 1989 tarihli Resmi Sırlar Yasası, bu tür bilgilerin korunmasını zorunlu kılıyor ve bu yükümlülük görev süresi dolsa dahi devam ediyor.
Kardeşi hakkındaki iddialar, Kral 3. Charles’ın kamusal ziyaretlerini de gölgelemeye başladı. Lancashire bölgesindeki Clitheroe kasabasında halkı selamlayan Kral, beklemediği bir protestoyla yüzleşti. Kalabalığın arasından yükselen bir ses, Kral’a "Andrew’un Epstein bağlantıları hakkında ne zamandır bilginiz vardı?" sorusunu yöneltti.
Güvenlik güçleri protestocuyu bölgeden uzaklaştırırken, Kral Charles sessizliğini koruyarak temaslarına devam etti. Bu olay, geçtiğimiz hafta Essex’te yaşanan benzer bir protestonun ardından kraliyetin üzerindeki baskının giderek arttığını kanıtlıyor. Buckingham Sarayı her ne kadar mağdurların yanında olduklarına dair mesajlar yayımlasa da halkın daha şeffaf bir açıklama beklediği görülüyor.
Unvanlar gitti, malikaneden tahliye başladı
Epstein skandalı, Andrew Mountbatten-Windsor için fiziksel bir kopuşu da beraberinde getirdi. Virginia Giuffre’nin iddiaları ve artan baskılar sonucunda "Prens" dahil tüm unvanlarını kaybeden Andrew, yıllardır yaşadığı Royal Lodge malikanesini de boşaltmak zorunda kaldı.
Kraliyet mülklerinin kullanımı konusundaki harcamalar parlamentoda Başbakan Keir Starmer tarafından da eleştirilirken, Andrew’un yeni adresi Sandringham Sarayı arazisindeki bir çiftlik evi oldu. Skandalın etkileri sadece Andrew ile sınırlı kalmadı; eski eşi Sarah Ferguson’un da Epstein ile olan dostluğu sebebiyle onursal başkanlık yaptığı vakıflarla ilişiği kesildi. Ferguson’un kendi adına kurduğu vakıf ise faaliyetlerine son verme kararı aldı.