İran’da demografik yapının hızla kan kaybetmesi, Tahran yönetimini harekete geçirdi. İçişleri Bakanı Mumini, mevcut eğilimin sürmesi halinde ülkenin bir asır dolmadan nüfusunun yarısından fazlasını kaybedeceğini ve bunun telafisi imkansız sorunlara sebep olacağını belirtti.
"Sorun sadece ekonomi değil, yaşam tarzı değişti"
Nüfus krizini tetikleyen unsurları değerlendiren Mumini, meselenin salt ekonomik gerekçelere indirgenmesinin hatalı olduğunu vurguladı. Bakan, az çocuk yapma eğiliminin toplumda bir "yaşam tarzı" haline geldiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
"Ekonomi, ailelerin çocuk sahibi olma kararında elbette büyük bir etken. Fakat kültürel meseleler ve değişen yaşam alışkanlıkları asıl belirleyici unsur haline geldi. Nüfus politikaları, sadece maddi teşvikleri değil, bu kültürel ve sosyolojik dönüşümü de kapsayacak şekilde yeniden ele alınmalı."
Mumini, çözüm için Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Kurumu ile üniversitelerin ortak bir akılla hareket etmesi ve doğru analizler ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Politika değişikliği ve Hamaney’in hedefi
İran, 1990-2010 yılları arasında uyguladığı sıkı nüfus kontrol politikalarıyla doğum oranlarını bilinçli olarak düşürmüştü. Ancak bu sürecin yarattığı tahribat fark edilince, 2012 yılında İran lideri Ali Hamaney’in talimatıyla stratejik bir dönüş yaşandı. Devlet, nüfus planlaması için ayırdığı fonları geri çekerek, kalabalık aileleri teşvik eden bir sisteme geçti. Hamaney, ideal nüfus hedefi olarak 150 ila 200 milyon bandını işaret etmişti.
Birleşmiş Milletler verilerine dayanan "Worldometer" istatistiklerine göre İran’ın mevcut nüfusu 92 milyon 400 bin seviyesinde bulunuyor. Ancak Mumini’nin açıklamaları, bu sayının korunmasının dahi mevcut kültürel atmosferde zorlaştığını gözler önüne seriyor.