Uluslararası Hukuk ve Meşruiyet Krizi
Seksen yıl önce dönemin galip güçleri tarafından kurulan uluslararası sistemin bugün ağır bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya kaldığını belirten Erdoğan, hukukun bağlayıcılığının zayıfladığını ifade etti. Sağduyunun yerini gerginliğe, diplomasinin yerini ise füzelere bıraktığı bu süreçte, dünya üzerindeki her bireyin ve devletin ciddi bir tehdit altında olduğunu dile getirdi. Türk dış politikasının temel önceliğinin, tüm ihtilafları barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturmak olduğunu hatırlattı.
İsrail’in Tutumu
Dünyanın dikkati İran eksenli gelişmelere odaklanmışken, İsrail’in Filistin ve Lübnan topraklarında gerçekleştirdiği saldırıların yarattığı tahribata dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İsrail, bölgede kalıcı huzurun tesis edilmesini engelleyen temel aktör konumundadır.
Lübnan’da bir milyon insanın yerinden edilmesi ve binlerce sivilin hayatını kaybetmesi, bölgedeki insani krizin derinleşmesine sebep oldu.
Filistin meselesinde tek çıkış yolu olan iki devletli çözümün bir an evvel hayata geçirilmesi için tüm dünya parlamentoları ortak bir duruş sergilemelidir."
Kıbrıs ve Afrika
Cumhurbaşkanı, Kıbrıs meselesinde artık adil, kalıcı ve gerçekçi bir çözümün vaktinin geldiğini belirterek, Ada üzerindeki hukuksuz izolasyonların bir an önce bitirilmesi çağrısını yineledi. Türkiye’nin Afrika kıtasına yönelik politikasının "eşit ortaklık" ve "kardeşlik" temelinde yükseldiğini söyleyen Erdoğan, kıtanın müreffeh geleceği için her türlü desteği vermeye devam edeceklerini kaydetti. Sudan’daki iç karışıklıkların son bulması adına yürütülen diplomatik girişimlerin de Türkiye tarafından kararlılıkla desteklendiğini sözlerine ekledi.