6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak adlandırılan büyük depremler, memlekette derin yaralar açarken, aynı zamanda bazı mahfillerin devletin otoritesini sarsmak, toplumsal direnci kırmak ve kaos çıkarmak için sahneye koyduğu "infial operasyonlarının" da turnusol kağıdı oldu. Gazeteci-yazar Hasret Yıldırım, bizzat şikayetçi ve müdahil olarak takip ettiği, YouTuber Oğuzhan Uğur’un "baraj patladı" yalanı üzerine kurulu dava dosyası başta olmak üzere deprem zamanında gösterilen fitne operasyonlarını, sürecin evvelini, mahkeme vetiresindeki skandalları ve bu dosyanın beraatle sonuçlanması sonrası yaşanan hukuk garabetinin tüm detaylarını anlattı.

Ankara'da fuhuş mekânına baskın: 7 kişi tutuklandı
Ankara'da fuhuş mekânına baskın: 7 kişi tutuklandı
İçeriği Görüntüle

Oğuzhan Uğur’un Ahbap Derneği soruşturması kapsamında tutuklanması, kamuoyunda "nihayet" dedirten bir gelişme olsa da, Hasret Yıldırım’ın dikkat çektiği nokta hukuk skandalını gözler önüne seriyor: Uğur, Ahbap dosyasında milyonların konuşulmasının yanı sıra Oğuzhan Uğur’un unun yanında çok da ciddi olmayan miktarda bir mali trafiğin (25 bin veya 250 bin TL gibi rakamlar telaffuz edilerek) odağında tutuklanırken; asıl felaket olan "baraj patladı" yalanıyla arama-kurtarma çalışmalarını 3,5 saat felç ederek, belki de binlerce Anadolu evladının şehadetine sebebiyet verdiği, toplumu kaosa sürüklediği o devasa davadan beraat ettirildi. Yıldırım yargılamadaki bu orantısızlığa ve vicdani boşluğa vurgu yaptı.

Provokasyonun Kronolojisi: Fitne Nasıl İlmek İlmek Örüldü?

Hasret Yıldırım’ın paylaştığı verilere göre, Oğuzhan Uğur ve ekibinin yaptığı paylaşımların planlı bir dezenformasyon faaliyeti. Söz konusu kronoloji şöyle:

  • 7 Şubat 2023, Saat 01:07: Kahramanmaraş Türkoğlu Nurdağı Kumçatı köyünde baraj patladığına dair ilk fitne tweeti atıldı. Bu yalan, kısa süre sonra silindi.
  • 7 Şubat 2023, Saat 05:40: Hatay Antakya Yarseli Barajı’nın çatladığı yalanı, "ekip yollansın" çağrısıyla servis edildi. Bu tweet bir süre sonra silindi.
  • 7 Şubat 2023, Saat 07:40: Aynı yalan, ufak bir kelime değişikliğiyle tekrar paylaşıldı. Bu paylaşım, Ekşi Sözlük ve benzeri mecralarda 3 gün boyunca tutuldu.
  • 10 Şubat 2023, Saat 23:30: 3 gün boyunca "giderek zihinlere zerk edilen" bu yalan, organize bir şekilde yeniden köpürtüldü. Hatay’daki arama-kurtarma ekipleri, "baraj patladı" şayiasıyla enkaz altındaki canları bırakıp şehri terk etmeye başladı.
  • 11 Şubat 2023, Saat 03:00: Yaklaşık 3,5 saat süren ve yardım faaliyetlerini felç eden bu kaos, ancak resmi açıklamalarla durdurulabildi.

Mahkeme Salonunda Komedi: 16 Milyonun "Hokkabazı"

Dava süreci, sanık Oğuzhan Uğur'un sanal dünyadaki kibrinin, gerçek hukuk karşısında nasıl bir çelişkiler yumağına dönüştüğünü gösterdi. Hasret Yıldırım, mahkemede yaşananları şu başlıklarla ifşa etti:

"Hayaletler Mi Tweeti Attı?: Oğuzhan Uğur, ilk savcılık ifadesinde tweetin 15 kişilik ekip tarafından kontrol edildiğini, tweeti atan şahsın ismini verdiğini ve ses kayıtlarının ellerinde olduğunu beyan etmişti. Ancak dava sürecinde bu ifadeyi reddederek, "tweeti atan da silen de belli değil, araştırıyoruz" diyerek mahkeme heyetini oyalamaya başladı. Yıldırım bu çelişkiyi şu ifadelerle anlattı: "Dünyayı Babala TV stüdyosu zanneden Uğur, atan da silen de hayalet dercesine bir tutumla adaleti alaya aldı."

HTS Kayıtları ile Yıkılan Kumpas: Uğur, mahkemeye bir telefon görüşmesi kaydı sunarak, "Kültür Bakanlığı'ndan birisi aradı, baraj patladı dedi, biz de o yüzden paylaştık" savunmasını yaptı. Ancak HTS kayıtları incelendiğinde, bu görüşmenin gerçekleştiği tarihin 11 Şubat 2023 saat 12:12 olduğu ortaya çıktı. Oysa tweet 7 Şubat'ta atılmıştı. Yıldırım, "Kendi sundukları yalan delil, tarihlerle kendi yalanlarını yalanlıyor" tespitini yaptı.

Yalancı Şahit Faciası: Sanıklar, mahkemeye bir "tanık" getirdiler. Bu şahıs, "Böyle bir tweet yok, bu Photoshop ile yapılmış" dedi. Ancak mahkeme heyetinin üç sanığa ayrı ayrı sorması üzerine, sanıkların hepsi "Tweeti biz attık" demek zorunda kaldı. Kendi tanıkları dahi sanıkları yalanlayan bir komedi sahnelendi.

Şikayetçilere Susturma Girişimi ve "Adalet" Terazisi

Oğuzhan Uğur’un avukatı, dava boyunca şikayetçi olanların "davaya katılma hakkı olmadığını" iddia ederek, Hasret Yıldırım ve diğer müdahilleri hedef gösterdi. Şikayetçi olan 8 kişi, deprem bölgesine bağlantılı, vatanını ve milletini düşünen insanlar olmalarına rağmen sanıklarca susturulmak istendi.

Sonuç: 4. duruşma sonunda, baraj yalanıyla yardım operasyonlarını 3,5 saat felç eden, binlerce insanın enkaz altındaki umudunu çalan Oğuzhan Uğur ve beraberindeki sanıklar beraat ettirildi. Dahası, mahkeme masrafları da hazineye yüklenerek milletin sırtına bindirildi. Kararı veren hâkimin kısa süre sonra Bölge Adliye Mahkemesi başkanlığına terfi etmesi ise hukuk sisteminin içindeki faciayı gösterdi.

İstinaf Süreci: Hak Yerini Bulacak mı?

Hasret Yıldırım, bu kararın vicdanları kanattığını belirterek, avukatı Emre Tekmen ile birlikte derhal istinaf dilekçesi verdi. Cumhuriyet savcısının da sanıkların cezalandırılmasını talep ederek dosyayı istinafa taşıması, meselenin bitmediğini gösteriyor.

Hasret Yıldırım’ın ifadesiyle; "Biz bu davayı şehitlerin kanının hesabı olarak görürüz. Eğer bu hesap sorulmazsa, yarın öbür gün başka mecralardan başka şarlatanlar bu vatanda devletçilik oynamaya kalkar. Bu vatanda kimseye devletçilik oynatmazlar." Şimdi gözler, İstinaf mahkemesinin bu organize provokasyon ve tescilli yalan karşısında vereceği karara çevrilmiş durumda.

Hasret Yıldırım, bu kararın vicdanları kanattığını belirterek, avukatı Emre Tekmen ile birlikte derhal istinaf dilekçesi verdi. Cumhuriyet savcısının da sanıkların cezalandırılmasını talep ederek dosyayı istinafa taşımasının umut verici olduğu belirtildi. Yıldırım, Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e çağrıda bulunarak şunları ifade etti: "Siz vazifeye geldiğiniz günden beri bu vatanın aleyhine çalışan her kim varsa kovanlarına çomak soktunuz. Bu dosyanın, Oğuzhan Uğur’un organize faaliyeti ve kendi ikrar ettiği hakikatler üzerinden incelenmesiyle adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. 6 Şubat depreminde, o yalan hokkabazlığı neticesinde şehit olanların kanı yerde kalırsa, ahirette bizim yakamıza yapışırlar. Bu hesabın sorulması için gereken hassasiyetin gösterilmesini bekliyoruz."

Baran Dergisi