İsrail ordusunun, sivil altyapıyı, hastaneleri, okulları ve yerleşim yerlerini hedef alan sistematik saldırıları sonucu çok sayıda Lübnanlı hayatını kaybederken, yüz binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. İsrailli yetkililerin, Lübnan'ı Gazze'deki yıkıma maruz bırakma yönündeki tehditlerini ise sahada fiilen uygulanmaya başlandı.
"Beyrut'u Han Yunus'a Çevirme" Tehdidi ve Sistematik Katliam
İsrail'in saldırganlığının ardındaki asıl niyet, İsrail Maliye Bakanı'nın son açıklamasıyla bir kez daha gözler önüne serildi. İsrailli Bakan, tehdit savurarak, "Beyrut'un güney banliyöleri Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'a benzeyecek" ifadelerini kullandı. Bu açıklamanın hemen ardından İsrail savaş uçakları, Beyrut'un Dahiye bölgesi (güney banliyöleri) başta olmak üzere sivil alanlara "26 dalga halinde" yoğun bombardıman düzenledi.
İsrail ordusu, sözde "Hizbullah altyapısını hedef alma" bahanesiyle Burç el-Baracne, Haret Hreik, Hadath, Al-Jamous, Al-Kafaat, Chiyah ve Ghobeiri gibi sivil nüfusun yoğun olduğu mahalleleri adeta haritadan silmeye çalıştı. Bölgeden yükselen dumanlar Beyrut semalarını kaplarken, yıkımın boyutu dehşet verici seviyelere ulaştı.
Siviller, Çocuklar ve Sağlık Merkezleri Hedef Alındı
Son 24 saat içinde gerçekleşen İsrail saldırıları, Tel Aviv yönetiminin siviller arasında hiçbir ayrım gözetmediğini kanıtladı:
-
Bekaa ve Doğu Lübnan: Meşgara kasabasında sivil bir eve düzenlenen alçakça saldırıda, ikisi çocuk olmak üzere 4 sivil katledildi. Labaya kasabasında yerleşim yerine yapılan saldırıda ölü sayısı 3'e yükselirken, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı.
-
Güney Lübnan: Sur kenti kırsalı, Nebatiye, Bint Cibeyl, Hiyam ve Zahrani ilçelerinde evler bombalandı. Nebatiye'de eski Al-Sabah Lisesi'nin çevresi hedef alınırken, Al-Halousiya'da bir İslami Sağlık Kurumu (İlkyardım) merkezi doğrudan vuruldu.
-
Kafr Rumman, Kakaa el-Cisr ve Hanin gibi kasabalarda can kayıpları yaşandı. Al-Hani bölgesindeki saldırıda 3 Suriyeli mülteci yaralanarak hastanelere kaldırıldı.
Tehcir Politikası ve İnsani Kriz
İsrail ordusu, Gazze'de uyguladığı "zorla yerinden etme" (tehcir) politikasını Lübnan'a taşıdı. İsrail İç Cephe Komutanlığı, Beyrut'un güneyindeki ve Bekaa Vadisi'ndeki (Dours, Brital, Majdaloun) yüz binlerce sivile, "Hayatınızı kurtarmak için evlerinizi derhal boşaltın" tehdidiyle acil tahliye emirleri verdi.
İsrail ordusu, sivillerin güneye inmesini yasaklayarak, halkı sadece kuzeye ve doğuya (Cebel Lübnan ve Trablusşam yönüne) gitmeye zorladı. Bu tehditlerin ardından Beyrut ve Baalbek'te büyük bir panik ve kitlesel göç dalgası yaşandı. Yollara dökülen binlerce aile, barınak bulma umuduyla yollara düştü. Lübnan ordusu ve yerel polis güçleri, göç eden halkın güvenliğini sağlamak için Zahle gibi bölgelerin girişlerinde yoğun önlemler aldı.
Uluslararası Toplumun Çaresizliği ve İsrail'in İşgal Adımları
İsrail Savunma Bakanı'nın, Lübnan'a yönelik güçlerini takviye ettiklerini ve "yeni pozisyonlar ele geçirdiklerini" duyurması, İsrail'in işgal niyetini açıkça ortaya koydu. İsrail'in BM Temsilcisi ise uluslararası hukuku hiçe sayan bir tavırla "Cezalandıracağız ve yok edeceğiz" tehdidini savurdu.
Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Koordinatörü, durumun vahametini "Lübnan yeni bir kabus yaşıyor. Hiçbir taraf kalıcı bir çözümü zorla dayatamaz" sözleriyle özetledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da İsrail Başbakanına "Savaşı Lübnan'a genişletmeme" çağrısında bulundu. Fransız yetkililer, İsrail'in herhangi bir kara operasyonunun Lübnan'daki meşru hükümetin altını oyacağı uyarısında bulundu.
Direnişten Karşı Hamleler
İsrail'in devlet terörüne karşı Lübnan'dan da misillemeler gecikmedi. Hizbullah, İsrail'in Kuzey Taberiye'deki (Celile) Naftali üssünü füze yaylım ateşiyle hedef aldığını duyurdu. Ayrıca Hizbullah askeri medyası, İbranice bir uyarı yayınlayarak sınırın 5 kilometre derinliğindeki tüm yasa dışı İsrail yerleşim birimlerinin boşaltılmasını istedi. Açıklamada, "Ordunuzun Lübnan egemenliğine ve sivillere yönelik saldırganlığı, sivil altyapıyı tahrip etmesi ve zorla yerinden etme kampanyası cezasız kalmayacaktır" denildi.