Haberler

İsrail'den ekolojik terör: Topraklara kimyasal madde yağmuru

Terörist İsrail; Filistin’de yerleşimciler eliyle, Lübnan ve Suriye’de ise doğrudan devlet gücüyle kimyasal maddeler kullanarak toprağı, tarımı ve hayatı hedef alıyor. Gâye belli: yaşamı imkânsız kılmak, halkı geçiminden koparmak ve bölgeyi insansızlaştırmak. Bu açık insanlık suçuna karşı uluslararası düzenin sergilediği suskunluk ise İsrail'i kollayıp onu dokunulmaz kılan çürümüş bir yapının tescilidir.

Loading...

Abone Ol

Terörist İsrail’in yalnızca Filistin topraklarında değil, Lübnan ve Suriye sınırlarında da kimyasal maddeler kullanarak çevresel yıkıma yol açtığı gözleniyor. Son olarak İsrail uçaklarının Lübnan–Suriye sınır hattında kimyasal madde püskürttüğüne ilişkin görüntüler sosyal medyada gündem olurken, işgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere ait tarım arazilerini ağır kimyasallarla tahrip ettiği bildirildi.

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail ordusuna ait hava araçlarının Lübnan’ın güneyindeki “Mavi Hat” yakınlarına içeriği henüz belirlenemeyen maddeler bıraktığını açıkladı. UNIFIL, İsrail’in önceden bildirimde bulunması üzerine personelin bölgeden uzaklaştırıldığını, 10’dan fazla faaliyetin iptal edildiğini ve maddelerin toksik olup olmadığının tespiti için Lübnan ordusuyla birlikte numune toplandığını duyurdu. Lübnan Çevre Bakanlığı da bölgedeki iddialara ilişkin inceleme başlattı.

Terörist İsrail basını ise güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, söz konusu faaliyetlerin “yabani otlarla mücadele” gerekçesiyle yürütüldüğünü öne sürdü. Ancak daha önce Gazze sınırında uygulanan benzer ilaçlamalarda kullanılan glifosat gibi Dünya Sağlık Örgütü tarafından “muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırılan kimyasalları kullanması ekolojik terörüne uydurduğu kılıfı gösterdi.

Öte yandan işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde Yahudi yerleşimci grupların Filistinlilere ait tarım arazilerine kimyasal maddeler attığı bildirildi. Filistin resmi ajansı WAFA’ya göre, El Halil’in Yata bölgesinde Filistinli Ali Muhammed Şenaran’a ait 8 dönümden fazla buğday ve arpa ekili arazi tamamen telef oldu. Yerel kaynaklar, saldırıların yalnızca ekinlerle sınırlı kalmadığını, Filistinlilere ait hayvanların da zehirlenerek öldürüldüğünü aktardı.

Filistinli çiftçiler, kimyasal saldırıların tarım ve hayvancılığı hedef alarak halkın geçim yollarını sistematik biçimde ortadan kaldırmayı amaçladığını belirtiyor. Tarımsal üretim ve hayvancılığın engellenmesiyle Filistinlilerin tahsil, ticaret ve ekonomik yaşamdan dışlandığına dikkat çekiliyor.

Terörist İsrail, bölgesel ölçekte ve süreklilik arz eden bir imha siyaseti ile toprağı zehirleyerek halkı açlığa, açlığı göçe, göçü ilhaka bağlayan klasik sömürgeci yöntemi uyguluyor. Filistin’de yerleşimciler eliyle, Lübnan ve Suriye’de ise doğrudan devlet aygıtıyla yürütülen bu kimyasal saldırılar, bilinçli bir insansızlaştırma ve mülksüzleştirme operasyonudur. Daha da vahimi, bu suçlar dünyanın gözü önünde işlenirken uluslararası sistemin sergilediği suskunluk artık fiilî ortaklık manasına gelmektedir.

Normal şartlarda komşu ülke topraklarını kanserojen kimyasallarla yaşanmaz hâle getiren bir devletin, uluslararası toplumda alarm zillerini çaldırması gerekirdi. Ancak söz konusu İsrail olunca hukuk askıya alınmakta, insan hakları buharlaşmakta, çevre sözleşmeleri kâğıt parçasına dönmektedir. İsrail’in dokunulmazlığı, işlediği suçların ağırlığından değil; arkasına aldığı siyasi himayeden kaynaklanmaktadır. Bugün zehirlenen sadece Filistin toprağı değil, uluslararası hukukun kendisidir. Ve bu çürüme devam ettikçe, yarın hiçbir coğrafyada “hukuk”tan söz etmek mümkün olmayacaktır.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }