İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) bünyesinde faaliyet gösteren Sözcülük Birimi’nin, kamuoyunu yönlendirmek adına yürüttüğü sistematik dezenformasyon, psikolojik operasyonlar ve medya üzerindeki baskıcı kontrolü gün yüzüne çıktı. Eski askerlerin ve aktif görev yapan gazetecilerin tanıklıklarına dayanan raporlar, ordunun sadece bir bilgi kaynağı değil, sofistike bir "algı mühendisliği merkezi" olarak çalıştığını belgeliyor.
Soruşturmanın en dikkat çekici unsurlarından biri, ordunun uluslararası kamuoyunu etkilemek için kullandığı "hayalet" medya ağları. Ekim 2023'ten bu yana faaliyet gösteren "Fact Check" gibi bağımsız görünümlü YouTube ve Instagram hesaplarının aslında bizzat IDF Sözcülük Birimi tarafından yönetildiği anlaşıldı.
Bu platformlar üzerinden, tarafsız haber kuruluşu süsü verilerek İsrail’in askeri politikalarını meşrulaştıran içerikler milyonlarca kişiye ulaştırıldı. "Seferler birimi" adı verilen gizli departman aracılığıyla yürütülen bu faaliyetler, sivil görünümlü yapılar üzerinden küresel anlatıyı İsrail lehine bükmeyi hedefliyor.
Ordu ile yerel basın arasındaki ilişki, haberde tam bir "bağımlılık ve ceza" döngüsü olarak tanımlanıyor. IDF, kendisine yakın duran ve eleştirel sorular sormayan 16 seçkin gazeteciden oluşan bir "muhabirler hücresi" kurmuş durumda.
Bu hücreye üye gazetecilere özel brifingler, seçici sızıntılar ve "özel erişim" hakları tanınarak mesleki rekabette öne geçmeleri sağlanıyor.
Orduyu eleştiren veya operasyonlardaki etik ihlalleri sorgulayan muhabirler ise bilgi akışından mahrum bırakılıyor, toplantılara alınmıyor ve sistematik olarak boykot ediliyor.
Haberde yer alan asker tanıklıkları, ordunun kendi halkına karşı da bir "gerçeği saklama" stratejisi izlediğini gösteriyor. Savaşın başında kuzey cephesindeki zafiyetlerin gizlendiği, füze savunma sistemlerinin başarısı hakkında abartılı veriler paylaşıldığı ve halkta sahte bir güvenlik algısı oluşturulduğu ifade ediliyor.
Üst düzey bir askeri muhabirin aktardığına göre, "IDF Sözcüsü yalan söylüyor" algısı toplumda giderek yayılıyor. Halkın orduya olan güveni, sahadaki gerçekler ile ekranlara yansıtılan "ezici güç" anlatısı arasındaki uçurum nedeniyle giderek azalıyor.
IDF Sözcülük Birimi, sansür, psikolojik harp ve medya manipülasyonu kullanarak modern savaşın en kritik cephesini, yani zihinleri kontrol etmeyi hedefleyen bir güç mekanizması olarak tanımlanıyor.
Artık Holıvıd propagandası da tutmuyor
Gazze’deki katliamın başlangıcından bu yana İsrail, dijital dünyayı adeta bir dezenformasyon kalkanına dönüştürdü. Sosyal medya mecralarında uygulanan sistematik sansürle sahadaki gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışılırken, farklı ülkelerden devşirilen ücretli figürler aracılığıyla tek taraflı bir anlatı pazarlanıyor. Ancak milyarlarca dolarlık bu propaganda bütçesine ve Hollywood’un yıllardır süregelen aklama çabalarına rağmen, küresel vicdanda devasa bir kırılma yaşandı.
Artık dünyanın dört bir yanında Yahudilerin terörist olduğu, katil olduğu, soykırımcı olduğu gerçeğini kapatamıyor. Artık hiçbir parlatılmış prodüksiyon, bu gerçeği örtemiyor.
Eski dünya düzenindeki o "dokunulmazlık" imajı yerle bir olurken, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, gerçeğin saklanamadığı yeni bir dönemden geçiyoruz.
Kaynak: +972 Magazine