Bu toprakların ruh köküne yabancı, Batıcı ve laikçi ezberlerin sözcülüğünü yapan İlber Ortaylı’nın vefatı sonrası patlak veren defin kararı skandalı, başta dedemiz Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere tüm mukaddesatımızın ruhlarını muzdarip edecek bir iştir. 16 Mart Pazartesi günü Galatasaray Üniversitesi’ndeki törenin ardından Fatih Camii Haziresi’ne defnedileceği açıklanan Ortaylı’nın, 2016’da aynı yere gömülen hocası Halil İnalcık’ın yanına konulacak olması, bu memleketin asıl sahibi olan Müslüman halka ve burayı fetheden ecdadımıza karşı onların koynunda büyük bir fecaat ve rezalettir.
Resmi tarihin prangalarını titizlikle enjekte edilmek için görevlendirilen biri
İlber Ortaylı, sıradan bir tarihçi değil, bilakis 28 Şubat karanlığının ardından piyasaya sürülen, kemalist rejimin prangalarını milletin ve çocuklarının boynuna daha masum ve sofistike bir şekilde dolamakla mükellef “görevli” bir isimdi. Yaşar Nuri Öztürk’ün ilahiyat sahasında yürüttüğü tahribatı, Ortaylı tarih kürsüsünden icra etti desek çok da yanılmayız. Osmanlı’nın insanlığa sunduğu yegâne medeniyet modelini anlatmak yerine, imparatorluğu “Üçüncü Roma” gibi primitif ve aşağılık kompleksi kokan kalıplara hapsederek, Batı karşısında diz çökmüş bir tarih telakkisini ambalajlayıp sundu.
Osmanlı’yı tarihe gömmeyi tercih eden bu zihniyet, vicdanlı Batılı tarihçiler bile “Nerde o eski Osmanlı!” diye haykırırken, içeriden yürüttüğü propaganda ile kökü mazide olan ati idealini baltaladı.
Kendi topraklarında veto edilen alimler ve iltifat gören monşerler
Fatih Camii ve Süleymaniye gibi sembol mekanların hazireleri, bu vatanın ruh mimarlarına aittir. Ancak tabloya bakıldığında ortaya çıkan çifte standart, bu kararın ne kadar siyasi ve ideolojik olduğunu gözler önüne seriyor:
-
Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan: Hayatını İslam’a ve Osmanlı ruhuna adayan bu mübarek zatın Süleymaniye Haziresi’ne defnedilmesi veto edildi.
-
Kadir Mısıroğlu: Ömrü Osmanlı’yı müdafaa ile geçen, Fatih Sultan Mehmed Han’a sadakatiyle bilinen isim Fatih Camii’ne gömülmedi.
-
Prof. Dr. Teoman Duralı: Osmanlı medeniyetini en iyi anlatan isimlerden, milli duruşuyla akademiye damga vuran mütefekkir hoca, hazireden mahrum bırakıldı.
Fatih'e içkici olabilir diyen şahıs Fatih'in yanına gömülüyor!
Hal böyleyken; Osmanlı hanedanını sürgün eden, "Kemalizm kutsaldır" diyerek resmi tarih dayatmalarını iman derecesinde savunan, Fatih Sultan Mehmet'e içki içiyor olabilir ithamına kalkan, Filistinlilerin topraklarını sattığı yalanıyla siyonist akla hizmet eden bir ismin bir Yahudi eliyle zehirlendiği söylenen Fatih Sultan Mehmed Han’ın dizinin dibine gömülmesi, tarih karşısında daha ne kadar büyük bir zillet olabilir?
Kendi vasiyetine bile ihanet: "Mezarım İstanbul'da olmayacak" demişti!
Mesele sadece bu boyutlardaki bir rezalet ve tenakuz olmanın yanı sıra aynı zamanda bizzat Ortaylı’nın şahsi iradesine de aykırı bir dayatmadır. Ortaylı vaktiyle, "Vasiyetimdir; mezarım İstanbul'da olmayacak. Herhalde Gelibolu'da olur çünkü kalabalık sevmem" ifadelerini kullanmıştı. Kendi vasiyetine dahi kulak asılmayan bu süreç, bu defin işlemini sanki bir "meydan okuma" haline getirdiğini sorgulatmaktadır.
Loading...
Müslümanların tepkisi büyüyor
Müslümanların sosyal medyada ve kamuoyunda infiale yol açan bu karar sonrası tepkileri çığ gibi büyüyor. Müslümanlar net bir soru soruyor: Ayağı camiye basmayan, aidiyeti Batı ve laiklik olan bir ismin, Osmanlı’nın kalbinde ne işi var? Ecdadın aziz ruhlarını rencide edecek, Fatih’in türbesinin manevi iklimini bozacak bu karardan derhal vazgeçilmelidir.
Anıtkabir'e gömülsün!
Kemalist tarih anlayışının bayraktarlığını yapanlar, kendi kutsallarına uygun yerlerde, Anıtkabir çevresinde layık oldukları mezarlıklarda defnedilmelidir. Fatih Camii Haziresi, monşerlerin ve görevli propagandistlerin değil, bu milletin imanlı evlatlarının ve hakiki tarih savunucularının ebedi istirahatgahıdır.