Türk Deniz Kuvvetleri'nin 13 Temmuz'da Lazkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret, Doğu Akdeniz'deki güvenlik mimarisini Türkiye lehine yeniden yapılandırmayı hedefleyen rasyonel bir güç projeksiyonudur. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun TCG İstanbul fırkateyni ile gerçekleştirdiği bu ziyaret, Suriye ile askeri işbirliğinin teknik bir zemine oturtulduğunu göstermektedir.
Milli Savunma Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Alptekin'in analizinde anlattığı gibi Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiği, deniz güvenliğinin mutlak tesisi ile mümkündür. İsrail-Yunanistan-GKRY hattının Türkiye'yi dışlayan "East-Med" projesinin önüne böylece ket vurulması, bu tür yatırımların rekabetin yoğun olduğu bir denizde hiç kolay olamayacağını göstermiştir. Türkiye'nin Suriye donanmasına sunacağı teknik destek ve kıyı güvenliği işbirliği, tehdidi Türkiye kıyılarına ulaşmadan bertaraf edecek bir tampon bölge oluşturmaktadır.
Türkiye'nin Libya ile 2019'da attığı deniz yetki alanları adımı, Mısır ile derinleşen ilişkiler ve şimdi Suriye ile eklemlenen bu süreç; bölgede Türkiye merkezli bir güvenlik bloku inşa etmektedir. Bu bloku stratejik kılan, Doğu Akdeniz'deki enerji yollarının ve deniz ticaret hatlarının kontrolünü Türkiye'nin bölgesel müttefikleri ile birlikte "fiili" olarak domine etmesidir.
Ankara'daki NATO zirvesi sonrası gerçekleştirilen bu ziyaret, Suriye'nin uluslararası sistemden izole edilmesinin Türkiye'nin çıkarlarına aykırı olduğunu tescillemiştir. Türkiye, Esed sonrası oluşan boşluğu İsrail veya diğer küresel güçlerin doldurmasına izin vermek yerine, Suriye'nin askeri kapasitesini kendi yörüngesinde yeniden dizayn ederek, bölgedeki istikrarsızlaştırıcı unsurları (İsrail gibi) dengelemeyi seçmiştir.
Türkiye bu hamleyle, Doğu Akdeniz'de savunmacı bir pozisyondan, bölgesel güç dengelerini belirleyen proaktif bir aktöre dönüşmektedir. Lazkiye ziyareti, Suriye ile ilişkileri enerji güvenliği ve jeopolitik üstünlük üzerinden kurulan, akli ve soğukkanlı bir stratejik ortaklık girişimidir. Bölgedeki enerji yatırımlarının ve deniz ulaştırma hatlarının güvenliği artık Ankara'nın denetimindeki bu yeni hizalanma ile öngörülebilir hale getirilmektedir