Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen, evlatlarımızı ve öğretmenlerimizi hayattan koparan saldırılar, Türkiye’nin eğitim yuvalarını birer yas evine çevirdi. Toplumun vicdanını derinden yaralayan bu hadiselerin ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "kapsamlı güvenlik önlemleri" vaadiyle kameraların karşısına geçti. Ancak bu açıklamalar, yanan canları dindirmekten ziyade, sistemin içine düştüğü acziyeti ve geç kalmışlığı bir kez daha tescil etti.
Polis hafiyesiyle eğitim düzelmez!
Bakan Tekin; İçişleri, Adalet ve Aile Bakanlıklarıyla iş birliği yaparak okulları birer kaleye çevirme niyetinde olduğunu ifade ediyor. Fiziksel tedbirlerin artırılması, dijital takiplerin sıkılaştırılması sadece birer pansuman tedbir hükmündedir. Şimdi yine soruyoruz: Şimdiye kadar neredeydiniz? Evlatlarımızın kanı okul koridorlarına akmadan, öğretmenlerimiz toprağa verilmeden önce bu "titiz süreç" neden hayata geçirilmedi?
Batıcı-Kemalist müfredatın tortuları başlıca sebep!
Mesele sadece okul kapısına bekçi dikmek, bahçe duvarlarını yükseltmekten ibaret değildir. Asıl tehlike, çocukların zihnini Batıcı-Kemalist zihniyetin tortularıyla bulandıran, onları kendi medeniyet köklerinden koparan bu eğitim sistemidir. Manevî bir boşluğun içine itilmiş, Batı’nın maddeci ve vahşi anlayışıyla yoğrulmuş nesillerin şiddete yönelmesi, beklenen bir neticedir. Millî Eğitim Bakanlığı, saldırıların asıl kaynağının bu yabancılaşmış eğitim modeli olduğunu kabul etmek yerine, suçu sadece "güvenlik açığına" indirgeme gafletine düşmektedir.
Sistem iflas etmiştir, radikal değişim kaçınılmazdır
Gençliğin kalbine mukaddesatı ve şahsiyeti nakşetmek yerine, onları pozitivist ve materyalist hezeyanlarla zehirleyen anlayış, bugün yaşanan toplum cinnetine sebep oldu. Sadece fiziksel güvenliği artırarak bu işin çözüleceğini sanmak, bataklığı kurutmak yerine sivrisinek kovalamaktan farksızdır.
Okullarda yaşanan bu şiddet sarmalı, Batı taklitçisi eğitim sisteminin iflas bayrağını çektiğinin kanıtıdır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha fazla kamera veya dijital takipten öte ruhunu mukaddesatın idealinden alan, nesli kendi öz değerleriyle inşa eden köklü bir eğitim devrimidir. Bu zihniyet değişimi gerçekleşmediği müddetçe, alınan her önlem sadece geçici bir göz boyamadan ibaret kalacaktır.