Haberler

Salih Mirzabeyoğlu’nun 'Damlaya Damlaya' eserinin 3. baskısı çıktı

Abone Ol

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun fikrî serüveninde hem geçiş hem de yoğunlaşma safhasını temsil eden ve ilk baskısı 1982’de yapılan, ikinci baskısıyla birlikte tertip ve içerik bakımından genişletilen “Damlaya Damlaya” eseri, alt başlığında da açıkça belirtildiği üzere “Yılanlı Kuyudan Notlar” çerçevesinde şekillenir.

Eser, belirli bir zaman sürecinde tutulmuş notların damla damla birikmesiyle oluşur. Bu notlar, kronolojik bir sıralamayla yerini alsa da bir araya geldiklerinde “önce ve sonra” ayrımını aşan bütünlüklü bir yapı ortaya koyar. En sade olandan en girift olana uzanan hayat ıstırabı, arayış ve tespitler; bir kapta toplanan damlalar gibi, okuyucuya tek tek anların ötesinde bir bütün sunar.

Eserin takdim bölümünden:

"Yılanlı Kuyudan", Üstadım’ın ismini sonradan "Cinnet Mustatili"ne çevirdiği, hapishâne hatıralarını çerçeveleyen bir eseri... O, "Cinnet Mustatili"ne çevirdi ve bir nevî çile çekilen dekorda insan yerine, doğrudan doğruya "çile çeken insan"ı vurgulamak üzere dekoru ona çerçeve gösterdi, pek de iyi yaptı ama, benim içimde "Yılanlı Kuyudan" ismi, eserin kendi keyfiyetinden ayrı olarak zengin tedailerle yüklü bir mısra gibi hep yaşadı, yaşıyor... Yılanlı kuyu; toprağa bağlanmakla ideali arama arasındaki bir berzahta kıvrandığımız bu dünya hayatının tâ kendisi... Lûgatta bile, "yılan" ve "canlılık, hayat" mânâlarının aynı kelime kökünde birleşmelerindeki derin sır da bu olsa gerek!..

"Yılanlı Kuyudan Notlar"... Bu eser, malûm soydan bir zindan edebiyatı değil, o zindanı "zindan içinde zindan" gören ve onun da içinde bulunduğu en geniş çerçevede hayat ıstırabımızı, çabamızı, en aleladeden en giriftine kadar başvurmalarımızı ve tesbitlerimizi, bir kabta toplanan damlalar hâlinde gösteriyor!..

Damla damla birikim... Belirli bir zaman sürecinde kronolojik şekilde tarih tesbitiyle yerini alan damlalar, bir kabta toplanışıyla "önce ve sonra" keyfiyeti altüst, "bir kab su" bütünlüğü ve formasyonuna kavuşuyor... Hayâller, gerçekler, tahliller, terkibler ve tabiî ki tesbitler harmanı bir bütün!..

Malum soydan zindan; bu eserde ondan pek bir şey yok... Ama "murakabeyi kuvvetlendiren bir imaj" gibi olmanın ötesinde, malûm soydan zindan, zindanda çile dolduran kardeşlerimle yaşayan, kinlenen ve öc alma peşinde koşan yanımla, benim ayrılmaz bir parçam... Söz konusu mânâyı, Üstadım’ın sonradan "Cinnet Mustatili"ne çevirdiği "Yılanlı Kuyudan" isimli eserinin hatırlanışına ve hatırasına katınız!..

"Damlayı Damlayı Göl Oldu"; eserin, günü değerlendirme ve ufak tefek polemik çizgilerini toplayan, hem keyfiyet ve hem de kemmiyet itibariyle zayıf bu ilk baskısına nisbetle elinizdeki ikinci baskısı, hem keyfiyet, hem kemmiyet ve hem de tertib açısından ondan farklı iken, onu bir kök hâlinde içinde barındıran ve temel birikim mantığına bağlılığı yönünden, külliyatımız içinde onun numarasını aldı ve ikinci baskısı oldu.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }