Cambridge, Mass., 29 Ekim
Nihayet Lin-Yutang ile tanışmayı başardım. Kitaplarından birkaçını büyük bir ilgi ile okumuştum. Ömrümde rastladığım bu en akıllı Çinliden vatanı üzerine son görüşlerini öğrenmek istiyordum.
Lin-Yutang açık ve samimi bir insan. Hiç de profesör, diplomat ve bilge hali yok. Sık sık, hatta ciddi konulardan bile bahsederken gülümsüyor. Sorularıma bir giriş, bir önsöz yapmadan karşılık verdi:
— Çin milleti, dedi, dünyanın en tehlikeli milletidir, onun için yeryüzüne hâkim olması kaçınılmazdır. Asırlar boyunca muazzam imparatorluğunun sınırlarına kapanıp kaldı, çünkü geri kalan yerlerin önemli olabileceğine inanmıyordu. Fakat Avrupalılar, sonra da Japonlar onun gözlerini, kulaklarını açtılar, aklını başına getirdiler. Bu meraklarının, oburluklarının cezasını çekeceklerdir. Bir asırdan beri Çinliler intikam saatini bekliyor ve intikamlarını alacaklar. 1900’de Bokser ayaklanması iyi idare edilememiş başarısız bir deneme oldu. 1910’da Çin cumhuriyetçi ve demokrat, 1948’de de komünist oldu. Gerçekte Çinliler ne muhafazakâr ne demokrat ne de komünisttirler. Sadece Çinlidirler, yani politik ideolojilerden çok biyolojik zorunluluklarla dünyada yaşamak ve kalmak isteyen, çoğalan, yayılan bir başka cins insanlardır. Çin milleti, başında kim olursa olsun kendi kendine eşit ve ölümsüzdür. Ne Tatarlar ne Japonlar ne Amerikalılar ne de Ruslar onu değiştirmeyi başarabilmişlerdir ve başaramayacaklar da. O, kalın, inatçı bir deve, ahtapot gibi yayılır, çoğalır, hiçbir yabancı kuvvet kendisine zarar veremez. Onu istilalar sindiremedi, kaybettiği savaşlardan yenik çıkmadı, kıtlıklar parçalayamadı, salgın hastalıklar eritemedi, afyon sersem edemedi, ayaklanmalar sarsamadı. Hiçbir millet onu boyunduruk altına almayı veya ona sınır çizmeyi düşünemez. Çin hileti amacına ulaşmak için zaman zaman yalan veya kuvvet kullanmasını bilen mahir ve gaddar, tüccar ve dolandırıcı, haydut ve cellat bir millettir. Onun için dünyanın hâkimi olacaktır. Çünkü öteki milletler saf ve ondan iyidirler. Çin amacına ulaşmak için gerektiği kadar bekleyecektir, gelecek onundur. Yarım asırdan fazla oluyor, İmparator II. Guillaume “sarı tehlike”den bahsettiği zaman ömründeki en büyük deha pırıltısını çaktırmıştı. O zaman bu şom ağızlı haşmetli kuşla alay etmişlerdi, ama tarih onu haklı çıkarmaya hazırlanıyor. Çinliler dünyanın her tarafına, Asya’nın hemen her köşesine, Malezya’ya, Endonezya’ya öncüler göndermekle işe başladılar. San Francisco’da, New York’ta, Londra ve Paris’te koskoca Çin mahalleleri vardır. İlk dünya savaşı sonraları Berlin, Roma, Madrid ve Kahire sokaklarında yalancı inci satmak bahanesiyle birçok Çinli göçebe belirdi. Bunlar büyük akının öncüleriydi. Çinliler eski Mançu imparatorluğunun asalaklarından kurtulmak için Sun-yatsen’in cumhuriyetini kullandılar. Burjuva Cumhuriyet asalaklardan kurtulmak içinde Bolşevizmi kullanıyorlar. Bir gün gelecek, işlerine gelen bayrak altına toplanmak için komünist asalakları da atacaklardır. Çinliler hiçbir fikre bağlanmazlar, onları kullanırlar, kaldırıp atarlar. Size söylüyorum, dünya, zamanla onların eline geçecektir. Çinlilerin muazzam kitleleri için tek düşünce çocuk yetiştirmek ve onları besleyecek kadar pirinç bulmaktır. Üst tarafı laf, safsatadır. Ülkeleri büyük, fakat fakirdir. Onun için yavaş yavaş başka ülkeleri işgal etmek durumundadırlar. Tibet, Kore, Hint Çin’i, Malaka Yarımadası ilk lokmaları olacak. Ama iştihâ yedikçe gelişir, en modern silahları ele geçirince bu kurnaz, zalim beş yüz milyon aç sürüsünü hiçbir şey, iki yüz milyonluk Slav sürüsü bile durduramayacaktır. Zamanında, ortaçağda, Moğollar Rusya’yı fethedip İtalya sınırlarına dayanmışlardı. Hazırlanmakta olan modern ortaçağda, Çinliler bütün Avrupa’ya taşacaklardır. Amerika kendini kurtarabilecek, ama sonuna kadar değil. “Sarı tehlike” birkaç kuşak sonra “Sarı İmparatorluk” olacaktır. Siz Batılılar için sarı, haset ve kin rengidir. Sarılar kendilerinden üstün bir ırk tanımazlar, hepsini boyunduruk altına alacaklardır. Bu, hiç de rahat ve dayanılması kolay olmayacak ve Doğan Güneş İmparatorluğu, her şeye rağmen ve ne kadar uzak olursa olsun bir gün, güneşin asla doğup batmadığı bir İmparatorluk haline gelecektir.
Lin-Yutang’a sordum:
— Ciddi mi söylüyorsunuz?
Dâhi Çinli:
— Tamamen ciddi, Mr. Gog, dedi ve öyle neşeli, bitip tükenmek bilmez bir kahkaha kopardı ki, korktum. Ben yanından ayrılırken hâlâ gülüyordu, tek kelime ekleyecek hâlde değildi.
Giovanni Papini, Gog, s. 53-55