Güvenlik uzmanları, Gazze savaşının başlamasının üzerinden geçen altı ayın ardından İsrail’in 76 yıllık tarihinde bugüne kadar hedeflerine ulaşması açısından daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir başarısızlığa uğradığını ve hayal kırıklığı yaşadığını söylediler.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısında Mısır’ın başkenti Kahire’deki müzakerelere katılan İsrail heyetinin yetkilerinin genişletilmesini kabul etmek zorunda kaldı. Ancak İsrail'in ‘zafere ulaşmasına bir adım kaldığını’ söyleyen Netanyahu, Hamas'ın taleplerinde aşırıya giderek anlaşmaya varılmasını engellediği şeklindeki sözlerini yineledi.

Ancak İsrailliler savaşın altı ay süreceğini ve hükümetin bu süre zarfında Gazze'deki 134 rehineyi geri alamayacağını düşünmemişti.

Güvenlik uzmanlarına ve eski askerlere göre bu durum, yalnızca Gazze'deki rehineler ve savaş sahasındaki askerler için savaşın devam etmesi tehlikesine dair bir uyarı olmakla kalmayıp aynı zamanda ‘İsrail ordusunun fena halde başarısızlığa uğradığını, Hamas'ın halen füzeleri olduğunu ve savaşçılarının halen savaşabildiğinin’ bir göstergesi oldu.

Menachem Lazar başkanlığındaki Lazar Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan ve Maariv gazetesi tarafından sonuçları aktarılan bir anket, İsraillilerin çoğunluğunun İsrail hükümetine güvenmediğini ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 62'si savaşın sonuçlarından ve iktidardan duydukları memnuniyetsizliği dile getirirken yüzde 29'u memnun olduğunu ifade etti. Ankete katılanların yüzde 9'u ise görüşünü belirtmekte kaçındı.

Hasarın boyutunun belirlenmesinde zorluk

İsrail ordusu, bugün, komuta kademesi de dahil olmak üzere karar vericilere yapılan eleştirilerin ardından ilk kez İsrail'in rehinelerle ilgili anlaşmaya varılması için yapılan müzakerelere katıldığını kabul ederken anlaşmaya varılması için her türlü çabayı gösterme çağrısında bulundu. Bununla yetinmeyen İsrail ordusu, savaşın altı aylık verilerini de yayınladı. Ancak güvenlik uzmanlarına göre verilerde birçok açıdan eksiklik vardı. Güvenlik uzmanları, ordunun İsrail'in bu savaştaki başarısızlığının yanı sıra her geçen gün artan çeşitli düzeylerdeki ağır hasara da değinmediğini vurguladılar.

İsrail’deki ekonomik veriler ve bunların İsraillilerin günlük hayatına yansımalarına gelince ekonomik kriz ve artan işsizlik oranlarıyla birlikte evlerinden uzaklaştırılan ve altı aydır 438 otelde ve geçici tesiste kalan yaklaşık 250 bin İsraillinin evlerine geri dönüşü için herhangi bir yetkilinin bir takvim belirleyememesi İsrail'de büyük bir öfke patlamasına yol açtı. Birçok ekonomiste ve askeri yetkiliye göre savaş iki ay daha sürerse maddi zararın miktarını belirlemek zorlaşacak.

Bu verilerden askerî açıdan öne çıkanları şöyle sıralayabiliriz:

1- Sadece Gazze cephesinde savaşmak haftada bir milyon dolara mal oluyor. Savaş uzadıkça maliyetin 55 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.

2- Uçuş saati başına maliyet Apache helikopteri için 4 bin doları, F-35 savaş uçağı için 30 bin doları buluyor.

3- Füze savunma sistemlerinin maliyeti de oldukça yüksek. İsrail’e fırlatılan füzelere karşı koruma sağlayan Demir Kubbe'den ateşlenen her füze 50 bin dolara mal olurken Eilat'a fırlatılan Husi füzelerin imha edilmesi için kullanılan her bir Hetz-3 füzesinin maliyeti 1 milyon doları buluyor.

4- İsrail'e son altı ayda Gazze'den 9 bin 100, Lübnan'dan 3 bin 100 ve Suriye'den 35 roket ateşlendi.

Bu istatistiklere başta Lübnan’dan ve Suriye'den olmak üzere İsrail’i hedef almak üzere havalanan insansız hava araçları (İHA) dahil değil.

Buna karşın İsrail ordusuna göre Gazze Şeridi’nde 32 bin, Lübnan sınır bölgesinde ve Lübnan’ın içlerinde 4 bin 340 nokta hedef alındı.

Psikolojik tedavi gören İsrail askeri sayısı 12 bini aşarken yaklaşık 4 bin asker çeşitli şekillerde yaralandı. Bunların yüzlercesi kalıcı olarak sakat kalırken bazıları görme yetisini kaybetti.

Ölen askerlerle ilgili olarak ordunun yayınladığı verilere göre dördü bugün açıklanan 604 asker Gazze’deki savaşta ölürken tamamının aileleriyle birlikte İsrail’de yaşayan askerler oldukları belirtildi.

Ancak 7 Ekim saldırısından sonra başlayan savaşa katılanların sayısına (yaklaşık 350 bin asker) bakıldığında, yurt dışında yaşayan, orduya katılmak üzere gelen ve onlardan da ölenlerin olduğu, bazı askerlerin ailelerinin İsrail ordusu tarafından çocuklarının savaşta öldüğünün kabul edilmesi için İsrail'de İsrail'e karşı hukuk savaşı verdikleri görülüyor. İsrail’de yaşayan, ailesi olmayan ve bu verilerde yer almayan ‘yalnız insanlar’ listesinde olanlar da var. Elde edilen bilgilere göre savaşta ölen onlarca kişi, çok az sayıda aile üyesinin katılımıyla sabaha karşı defnediliyor.

Savaş İsrail ekonomisine ağır darbe indirdi

Savaşın sürmesi nedeniyle ekonomini aldığı hasara dair hazırlanan bazı raporlar, İsrail'in boğucu bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu ve savaşın başlamasından bu yana zarar gören ekonomisini canlandırmasının birkaç yılı bulacağını gösterdi. Yüzbinlerce İsraillinin tahliyesinin yanı sıra yüzbinlerce yedek askerin de seferber edilmesi, ekonomide işlerin aksamasına, on binlerce kişinin işini kaybetmesine yol açarken daha birçok doğrudan sonucu oldu.

Turizm sektöründe ise savaşın başladığı 7 Ekim’den geçtiğimiz mart ayı sonuna kadar 38 bin 500'e düştü. Oysa 2022-2023 yılları arasında aynı dönemde bu sayı 70 bindi. Yolcu sayısı da Ekim 2022 ile Mart 2023 arasında 10,1 milyonken savaşın başlamasından geçtiğimiz ayın sonuna kadar olan dönemde 4,3 milyona geriledi.

Ya savaşı bitirin ya da istifa edin!

Savaş, geride altı ayını bırakırken yanmaları İsrail'de günlük hayatın her alanında hissediliyor. İsrail’de daha önce siyasi ve güvenlik kurumlarında üst düzey görevlerde bulunmuş olan isimler, iktidardaki yetkililere ya savaşın sona ermesini sağlayacak bir takas anlaşmasına varılmak ya da istifa edip sorumluluğu savaşı sonlandırabilecek yetkinliğe sahip kişilere devretmek arasında seçim yapmaları çağrısında bulundular.

İsrail’in Refah’a kara harekâtı başlatsa da İran’la doğrudan veya dolaylı olarak bir savaşa girse de bu savaşta ve hedeflerine ulaşmada başarısız olduğunun kabul edilmesi gerektiğini düşünen aynı isimler, her iki durumda da kaybın boyutunun ve İsrail'i neyin beklediğini tahmin etmenin zor olacağını vurguladılar.

“Kayıtsızlık”

İsrailli yazar ve askeri analist Yoav Limor, ‘Kara Cumartesi’ (7 Ekim) olaylarından sonra daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir uluslararası destekle bu savaşa giren İsrail’in altı ay sonra sahip olduğu tüm meşruiyeti kaybettiğini, her zamankinden daha izole hale geldiğini ve üst düzey yetkililerine ve subaylarına karşı yaptırım uygulanması ve haklarında adli işlem başlatılması tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Limor, bu durumun sebeplerinin başında ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle anlaşmazlığa neden olan birtakım kararlar alınmasının ve Gazze Şeridi'nde savaşın ertesi günü meselesini ele alma konusundaki isteksizliğin yanı sıra İsrail hükümetinin tutumunun ve uluslararası topluma verilen açık sözlerin aksine İsrailli bakanların ve milletvekillerinin Gazze sakinlerinin Gazze’den sınır dışı edilmesini ve Gazze’ye yeniden Yahudiler için yerleşim birimlerinin inşa edilmesini destekleyen açıklamalarının geldiğini söyledi.

Sonu zorlayanlar Sonu zorlayanlar

Sol görüşlü aktivist ve Haaretz gazetesi yazarı Gideon Levy ise savaş dönemini şu sözlerle özetledi:

Gazze'nin enkazların ve mezarların arasında son derece gelişmiş bir elektron mikroskobuyla bile araştırma yapılsa İsrail'in bu savaştaki tek bir başarışı dahi bulunamaz. Çıplak gözle bakıldığında da daha önce eşine benzerine rastlamanın mümkün olmadığı büyüklükte hasar dağları görülebilir. En tehlikelisi ise İsrail'in ahlaki yüzünü lekelemek ve dünyadaki itibarını zedelemektir.  Tüm bu zararlar neredeyse geri alınamaz durumda.

Savaşı devam ettirmenin risklerine karşı uyaran Levy, yılın ikinci yarısının bir öncekine göre daha kötü geçebileceğini, Refah'a kara harekatı düzenlenmesinin kuzey bölgesinde ateşin fitilini yakacağını ve İran’ı öfkelendireceğini, bu yüzden korku senaryolarına girmemenin en iyisi olacağını vurguladı.

Independent Arabia/ Emele Şehade