Siyonist rejim ve ABD arasında "Gasp" protokolü
İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Siyonist rejimin Dışişleri Bakanı Gideon Saar ile ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Kudüs'teki kalıcı elçilik binasının inşası amacıyla bu arazi tahsis sözleşmesine imza attı.
İmza töreninde konuşan Saar, bu adımı sıradan bir gayrimenkul işlemi olarak görmek yerine iki ülke arasındaki stratejik ittifakın en net sembolü şeklinde tanımladı. Saar, İsrail’in ABD için Orta Doğu bölgesindeki en kritik stratejik varlık olduğunu iddia ederek iki rejimin birbirine olan ideolojik ve askeri bağımlılığını itiraf etti. Yapılan ortak açıklamada, bu adımın Trump’ın 2017 yılında Kudüs’ü işgalci yönetimin sözde başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliği taşıma yönündeki tek taraflı kararının bir devamı olduğu açıkça belirtildi.
Siyonist mitlerle meşrulaştırılan yağma
ABD Büyükelçisi Mike Huckabee ise bu hukuksuz adımı dini ve ideolojik argümanlarla savunma gayretine girişti. Sözleşmenin ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü arifesinde imzalanmasını anlamlı bulan Huckabee, Amerika'nın kurucu ilkelerinin Yahudi-Hristiyan değerlerine dayandığını ve bu değerlerin kökeninin Kudüs toprakları olduğunu öne sürdü. Kudüs’ü "İsrail’in ebedi başkenti" olarak nitelendiren büyükelçi, sembolik bir bedel olan 1 dolar karşılığında 99 yıllık bu mülk devrini büyük bir övgüyle ilan etti.
"Gaip Mülkleri Kanunu" ile hukuki kılıf
İsrail'deki "Adalah" (Adalet) Hukuk Merkezi’nin 2022 yılındaki arşiv çalışmalarına göre, söz konusu arazi 1950 tarihli "Gaip Mülkleri Kanunu" bahane edilerek Filistinlilerden zorla alındı. Tarihi belgeler, bu mülklerin 1948 yılından önce Filistinli Müslüman ailelere ait olduğunu ve o dönem İngiliz Mandası’na kiralandığını ispatlıyor.
Döneminde büyük bir infiale yol açan Trump'ın elçilik kararı, dünya genelinde protestolara ve diplomatik krizlere sebep oldu. Geçici büyükelçilik binası Mayıs 2018'de faaliyete geçmişken, kalıcı kompleksin bu gasbedilen toprak üzerinde yükselmesi küresel zorbalığın yeni bir vesikası olarak gündeme geldi.
Uluslararası hukuk nezdinde tamamen geçersiz
Hukukçular, özel mülkiyetin müsadere edilmesini kesin bir dille yasaklayan Lahey Sözleşmesi’nin 46. maddesini hatırlatarak bu işlemi uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak tescilledi. Birleşmiş Milletler normlarına göre Doğu Kudüs, 1967 yılından beri işgal altında tutulan Filistin topraklarının bir parçası Şehrin hukuki statüsünü ve demografik yapısını değiştirmeye matuf her türlü girişim uluslararası hukuk nezdinde tamamen geçersiz.
Kudüs’te elçilik açarak bu suça ortak olan ülkelerin sayısı; ABD, Guatemala, Honduras, Kosova, Paraguay, Papua Yeni Gine ve Fiji'nin ardından, yakın zamanda (15 Haziran 2026) korsan rejimi tanıyan Somaliland'in de illegal temsilcilik açmasıyla sekize yükseldi.