Haberler

Suçlu arayan veli aynaya baksın!

Yıllardır kendisini “elit”, “modern”, “özgürlükçü” diye tanımlayan bir kesim var. Çocuğunu yetiştirirken sınır koymayı baskı sayan…

Abone Ol

İstanbul’da bir lisede, henüz 17 yaşındaki bir öğrencinin bıçaklı saldırısıyla bir öğretmenin hayatını kaybettiği haberini okuduk. Bir eğitim yuvasında, ders saatinde, bir öğretmenin öldürülmesi başlı başına sarsıcı bir tablo. Fakat olayın üzerinden daha saatler geçmeden, herkes hazır kalıplarla konuşmaya başladı: “Okullarda güvenlik yok”, “Bakan ne yapıyor?”…

Elbette güvenlik tartışılır. Elbette devletin sorumluluğu vardır. Ama mesele sadece kapıya bir güvenlik görevlisi koymakla açıklanabilecek kadar sathi mi?

Yıllardır kendisini “elit”, “modern”, “özgürlükçü” diye tanımlayan bir kesim var. Çocuğunu yetiştirirken sınır koymayı baskı sayan; “Çocuğum özgür, istediğini yapar, kimse karışamaz” anlayışını ilericilik zanneden; öğretmenin uyarısını otoriterlik, disiplinini travma, yaptırımını hak ihlali diye yaftalayan bir yaklaşım…

“Öğretmene saygısızlık yapılmaz” demek yerine, “Öğretmen sana bir şey yapamaz” diyerek çocuğunun arkasında durdular. Derste problem mi çıktı? Önce öğretmen sorgulandı. Çocuk hatalı mı? Olsun, önemli olan çocuğun özgüveni (!)… Gerekirse şikâyet edildi, gerekirse öğretmen itibarsızlaştırıldı. Bu tavır, sosyal medyadaki ne idüğü belirsiz yayınların da desteğiyle yavaş yavaş bir kültüre dönüştü.

Bugün gelinen noktada öğretmenin otoritesi yerle bir edilmişse, sınıf içinde sözünün ağırlığı kalmamışsa, her yaptırımı dava konusu oluyorsa; ortaya çıkan şiddeti yalnızca “yetersiz güvenlik” başlığına sıkıştırmak ne kadar dürüstçe?

Bir çocuğa yıllarca “kimse sana karışamaz” dersen, bir gün gerçekten kimseyi tanımayacak bir noktaya gelmesi sürpriz değildir. Otoritenin meşruiyetini evde aşındırıp, sonra okulda düzen beklemek çelişkidir.

Suçlu arayan veli aynaya baksın.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }