Adıyaman'da ısıtma sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin sahibi olan Vakkas Orhan, ticaret için 2011 yılında Suriye'ye gitti.

Suriye'de çıkan iç savaşın ardından Orhan, başta casusluk olmak üzere çeşitli suçlamalar yöneltilerek tutuklandı ve cezaevine konuldu. Bir süre tek kişilik hücrede de kalan Orhan, yaklaşık 10 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.

Şehidimiz Hasan Saklanan’ın kardeşinden açıklama Şehidimiz Hasan Saklanan’ın kardeşinden açıklama

Orhan, Suriye'de işkence ve kötü muamelelere tâbi tutuldu.

Geçtiğimiz sene Bana Göre TV YouTube kanalında “Suriye’de Casus İlan Edilip 10 Yıl Esir Tutulan Vakkas Orhan’ın Hikayesi” yayınlandı.

Yayınlanan videoda, Vakkas Orhan’ın Suriye'de yaşadığı 10 yıllık haksız esareti konu alıyor. Orhan, Suriye'de iç savaşın başladığı dönemde iş için bulunduğu ülkede casus ilan edilerek 10 yıl boyunca haksız yere esir tutuldu. Videoda, Orhan’ın yaşadığı işkenceler, haksızlıklar, adaletsizlikler ve zorbalıklar, tanık olduğu isyanlar, çatışmalar, ölümler ve insanlık dışı şartlar tüm çıplaklığıyla anlatılıyor.

Orhan, yaşadığı zorluklara rağmen vatan sevgisinden ve ailesine olan bağlılığından güç alarak hayata tutunmaya çalışmış. Orhan, yaşadıklarını tüm gerçekliğiyle anlatarak Suriye'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekiyor.

Gözaltına alındığı ilk günden itibaren sistematik işkence ve baskıya maruz kalan Orhan, defalarca dayak yedi, elektrik şokuna maruz kaldı ve psikolojik manipülasyonlara uğradı. Ancak tüm bu zulme rağmen dik duruşundan taviz vermedi, rejimin dayatmaya çalıştığı yalan itirafları asla kabul etmedi.

Orhan’ın tanıklığı, Suriye hapishanelerinde Müslümanlara uygulanan zulmün boyutunu gözler önüne seriyor. Açlık, hastalık, işkence ve ölümün kol gezdiği bu hapishanelerde insanlık ayaklar altına alınmış durumda. İsyanlar, çatışmalar, gaz bombaları ve roket saldırıları cezaevi hayatının bir parçası haline gelmiş.

Rejimin zulmü, Orhan’ın şahsında binlerce masum insana uzanıyor. Yıllarca ailelerinden haber alamayan, sevdiklerinin ölümlerine tanık olan, temel insan haklarından mahrum bırakılan binlerce Müslüman, Suriye hapishanelerinde Esed rejiminin acımasızlığının bedelini ödüyor.

10 yıllık esaret süreci boyunca çeşitli cezaevlerine nakledilen Orhan, buralarda açlık, hastalık, işkence ve ölümün kol gezdiği bir düzenle karşılaştı. İsyanlar, çatışmalar, gaz bombaları ve hatta cezaevine düzenlenen roket saldırıları Orhan’ın tanık olduğu dehşet verici hadiseler arasında yer alıyor.

Orhan, cezaevinde tanık olduğu bir olayı şu sözlerle anlatıyor: "Bir akşam roket saldırısı oldu. İbrahim Sadri adında bir arkadaşımın kafasını koparmış, Reşid'i ise tam belinden ikiye bölmüştü roket. O gece 9 arkadaşımız hayatını kaybetti."

Orhan’ın tanıklığı, Suriye hapishanelerinde Müslümanlara uygulanan zulmün sistematik ve yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Orhan, "Suriye'de karakola girip de işkence görmedim diyen bir Allah kulu varsa yalan söylüyordur," diyerek rejimin acımasızlığını vurguluyor.

Orhan, 4 kez beraat etmesine rağmen 10 yıl boyunca haksız yere esaret altında tutuldu. Sonunda, tutulduğu cezaevinin müdürü tarafından Suriye Muhaberatının başının talimatıyla orada tutulduğunu öğrendi. Büyük zorluklarla Türkiye'ye dönmeyi başaran Orhan, yaşadıklarını unutmanın imkânsız olduğunu ifade ediyor.