Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis ile gerçekleştirdiği üçlü zirvede, isim vermeden doğrudan Türkiye’yi ve Osmanlı mirasını hedef aldı. Netanyahu’nun; "Topraklarımız üzerinde yeniden imparatorluklar kurabileceklerini hayal edenlere söylüyorum: Unutun bunu. Böyle bir şey olmayacak, aklınızdan bile geçirmeyin" şeklindeki hezeyanları, Tel Aviv rejiminin bilinçaltındaki Türkiye korkusunu açığa çıkardı.
Bu açıklamalar, İsrail medyasında bir süredir pişirilen ve Türkiye’yi "aktif bir askeri tehdit" olarak konumlandıran "Sekizinci Cephe" tezinin siyasi çerçevesini çizdi.
Jerusalem Post: En büyük tehdit Türk Donanması
Rejimin propaganda aygıtlarından Jerusalem Post, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’i kuşatan yedi cepheye ek olarak, Türkiye’yi "sekizinci ve en tehlikeli cephe" olarak tanımlayan kapsamlı bir analiz yayımladı. Yazıda, Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde "dost bir ülkeden" İsrail’in varlığına kasteden "açık bir hasma" dönüştüğü belirtildi. Bu değişimin temelinde İslami hassasiyetlerin, milliyetçiliğin ve bölgedeki liderlik iddiasının yattığı vurgulandı.
Analizde siyonistleri en çok endişelendiren hususun Türk donanması olduğu şu ifadelerle dile getirildi: "Türkiye’nin büyük ve yüksek nitelikli bir donanması var. İsrail’e saldırmaya karar verirse, denizden tam bir abluka uygulama kapasitesine kesinlikle sahiptir."
Gazete ayrıca Türkiye’nin 1923 sınırlarına hapsedilmeyi reddettiğini, Misak-ı Milli sınırları çerçevesinde Ege, Kıbrıs ve güney sınırlarında "doğal genişleme" arayışında olduğunu iddia ederek, İsrail’in bu durumu "varoluşsal bir tehdit" olarak görmesi gerektiğini savundu.
"Suriye’de çatışma kaçınılmaz olabilir"
İsrail’in yüksek tirajlı gazetelerinden Israel Hayom ise Türkiye’yi "bir sonraki büyük stratejik tehdit" olarak manşete taşıdı. Gazete, Türkiye’nin Suriye sahasındaki askeri varlığının ve artan siyasi etkisinin, İsrail’in hareket alanını daralttığına dikkat çekti. Ankara’nın artık sadece sert söylemlerle yetinmediği, güç kullanmaya hazır bir bölgesel duruş sergilediği belirtildi.
Haberde, İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs hattındaki EastMed projesinin Türkiye’yi devre dışı bırakmayı amaçladığı, ancak Türkiye’nin bu kuşatmayı yarmak için Suriye üzerinden yeni bir strateji geliştirdiği ifade edildi. Gazze savaşı sonrası Türkiye’nin "zorlu bir rakipten potansiyel bir düşmana" evrildiği tespiti yapıldı.
Tel Aviv’den "Kırmızı Çizgi" tehdidi
İsrail televizyonu Keshet 12 ise güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, Tel Aviv yönetiminin Türkiye’nin Suriye’deki faaliyetlerini "kırmızı çizgiler" üzerinden izlediğini aktardı. İsrailli yetkililerin, Suriye’de belirli silahların transferinin veya stratejik konumlanmaların "askeri müdahaleyi" beraberinde getireceğini söylediği iddia edildi.
Netanyahu’nun siyasi mesajları ve İsrail medyasının analizleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; siyonist rejimin, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminin, Suriye sahasının ve askeri kapasitenin merkezinde duran "çok boyutlu bir düşman" olarak kodladığı görülüyor.