Günlerdir kamuoyunun vicdanını yaralayan, iki küçük evladın babasız, bir mazlumun ise Çin celladına iade edilme korkusuyla baş başa bırakıldığı Yakup Celil hadisesinde kulaklara serbest bırakılma müjdesi geldi. İstanbul’daki evinden hukuksuz bir şekilde derdest edilerek Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) kapatılan Uygur Türkü Yakup Celil, alınan bilgilere göre serbest bırakıldı.
Ancak bir kişinin hürriyetine kavuşması, bu kirli çarkın döndüğü gerçeğini değiştirmiyor. Bakanların değişmesine rağmen yaşanan bu vaka da devletin hassas kurumlarına sızmış veya buralarda yuvalanmış bir "klik" yapının, mazlum muhacirler üzerinden hangi kirli hesapları yaptığını bir kez daha ifşa etmiştir.
"Mazlum Avcıları" Derhal Tasfiye Edilmeli!
Bakanlar değişse de GGM koridorlarında hüküm süren bu "teslimatçı" ve "vicdan yoksunu" zihniyetin kökü kazınmadıkça, hiçbir mazlum tam anlamıyla güvende değildir. Yakup Celil’i haksız yere alıkoyan, ailesine "ülkene geri gönderileceksin" diyerek psikolojik işkence yapan ve bu süreci yöneten her kim varsa; bu zihniyetteki yapı derhal deşifre edilmeli ve tasfiye edilmelidir.
-
Soruşturma Şart: Bu hukuksuz iade girişiminin arkasındaki imza sahipleri hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmalıdır.
-
Kökten Temizlik: Göç İdaresi ve GGM bünyesinde, Uygur Türklerini veya diğer mazlum muhacirleri birer "pazarlık objesi" gibi gören, zalimlerle iş birliği yapmaya teşebbüs eden o odakların kökü kazınmalıdır.
-
Bir Daha Asla: Bir daha hiçbir mazlum-muhacir, hiçbir Müslüman, Türkiye’nin güvenli limanında "iade edilme" korkusuyla uykusuz gece geçirmemelidir.
Zilletin Hesabı Sorulmalıdır!
Vatanımızda ellerini kollarını sallayarak gezen Siyonist katillere dokunmayan, ancak bir mazluma aslan kesilen bu çarpık düzenin "bürokratik artıkları" temizlenmeden gerçek adalet tesis edilemez. Yakup Celil'in özgürlüğü bir son değil, bu zulüm mekanizmasının durdurulması için bir başlangıç olmalıdır.
Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye çağrımızdır, mazlumun ahını alan, Türkiye’nin haysiyetine leke süren bu operasyonel yapıları kurum içinden söküp atın! Bu sadece bir idari zorunluluk değil, bir iman ve haysiyet borcudur.